Yazar: Cihan Berk

  • 07 KASIM 2025 CUMA-GÜNDEM

    07 KASIM 2025 CUMA-GÜNDEM

    -Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Cuma Erçe, 2026 yılı bütçe taslağına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.GÖRÜNTÜLÜ  

    -AHAD-DER Adana Şubesi Kadın Komisyonu Üyesi Canser Dayanır, Suriye’de özellikle Alevi kadınlara yönelik katliamların ve kaçırılmaların tüm dünyanın gözü önünde sürdüğünü belirterek, Alevi köylerine yapılan baskınlarda onlarca kadının kaçırıldığını ve akıbeti hala bilinmediğine dikkat çekti.GÖRÜNTÜLÜ  

    -Dersim Ocak Evlatları, saat 12.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda Barış Süreci’ne ilişkin açıklama yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

    -Kamu Emekçileri Konfederasyonu (KESK) geçinemiyoruz şiarıyla gerçekleştirecekleri mitingin programını açıklamak için saat 11.00’de  Tarım Orkam Sen Genel Merkezinde basın toplantısı yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

     

  • Alevi kurum başkanları: Demirtaş ve tüm siyasi tutuklular bir an önce serbest bırakılsın!

    Alevi kurum başkanları: Demirtaş ve tüm siyasi tutuklular bir an önce serbest bırakılsın!

    PİRHA-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararını değerlendiren Alevi kurum başkanları, “Beklentimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararın bir an önce uygulanması ve ayaklar altında alınan hukukun bir an önce işlenmesidir” dedi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Paneli, Türkiye’nin Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş kararı hakkında AİHM Büyük Daire’de yeniden ele alınması talebiyle geçen ay yaptığı itirazını reddetti. AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete Selahattin Demirtaş hakkında verilen AİHM kararlarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AYAKLAR ALTINA ALINAN HUKUK BİR AN ÖNCE UYGULANSIN”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin doğru bir karar verdiğini belirten Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “İktidar, şimdiye kadar işine geldiğinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyarken işine gelmediğinde de kararlarını dikkate almıyor. Beklentimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği kararın bir an önce uygulanması ve ayaklar altında alınan hukukun bir an önce işlenmesidir. Ayrıca Selahattin Demirtaş ile birlikte bütün siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istiyoruz. İktidar Selahattin Demirtaş hakkındaki kararın uygulayarak Türkiye’de barışın sağlanması konusundaki samimiyetlerini de göstermiş olur” dedi.

    “AİHM’İN KARARLARI UYGULANSIN”

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise, şunları ifade etti:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, ülkemizin uluslararası yükümlülüklerine saygı göstermesi ve demokrasinin, temel insan haklarının güvence altına alınması açısından acilen gereklidir. Kişisel özgürlükler ve siyasal haklar konusunda yapılan ihlallerin sadece bireysel değil, toplumsal sonuçları vardır. AİHM kararlarının iç hukukta gecikmeden ve tam olarak uygulanması, hem mağdur açısından adaletin hem de toplum açısından huzurun sağlanması açısından elzemdir. Sayın Demirtaş’ın serbest bırakılması ve tüm hak ihlallerine yönelik kamusal sorumluluk mekanizmalarının işletilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu örnek, Türkiye’de demokrasi, çoğulculuk ve hak temelli güven ortamının inşası açısından kritik önemdedir. Bizler, Alevi yurttaşlar olarak; adaletin geciktirilmesinin adaletin reddi olduğunu; özgürlüklerin ertelenmesinin özgürlüğün ihlali anlamına geldiğini biliyoruz. Bu bağlamda, ilgili bütün kurumları, yargı süreçlerini, siyasi aktörleri ve sivil toplumu sorumluluklarını yerine getirmeye, AİHM kararlarının uygulanmasına yönelik gerekli tüm adımları atmaktan kaçınmamaya davet ediyoruz.”

    “SELAHATTİN DEMİRTAŞ VE TÜM SİYASİ TUTUKLULARIN SERBEST BIRAKILMASI GEREKİYOR”

    Türkiye’nin hukuk sistemine göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının kapsayıcı olduğunu ifade eden Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Sadece Selahattin Demirtaş için değil o dönemde demokratik hak talebinde bulunan herkesin haksız bir biçimde yıllarca cezaevinde olmaları insan hakkı ihlalidir. Demokratik Alevi Derneği olarak barış ikliminin olduğu bir dönemde kapsayıcı hukuk kuralları esas alınarak haksız bir şekilde cezaevlerinde olanların haklarının kendilerine geri verilmesi toplumda barışa yönelik duyguyu güçlendirir. Uluslararası hukuk ve mevcut yasaların bir an önce uygulanarak Selahattin Demirtaş ve tüm siyasi tutukluların bir an önce serbest bırakılması gerekmektedir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ormîkix’te kadınlar anlatıyor: Taşın, suyun ve emeğin hikâyesi-VİDEO

    Ormîkix’te kadınlar anlatıyor: Taşın, suyun ve emeğin hikâyesi-VİDEO

    PİRHA – Kış yaklaştıkça Dersim’in dağları sessizleşir, rüzgâr sertleşir, hayat köylerde daha çok evin içindedir artık. Ama Dersim’in Pertek ilçesine bağlı  Ormîkix (Dere) köyünde kadınlar, bu sessizliğin içinde yaşamı yeniden kuruyor. Ellerinde kepçeler, ocakta kaynayan kazanlar, doğanın son armağanı alıç ve kuşburnularla kışa hazırlanıyorlar.

    Ormîkix’te kış hazırlığı yalnızca geçim derdi değil; bir dayanışma, bir direniş biçimi. Kadınlar imeceyle toplanıyor, biri alıçları yıkıyor, diğeri kavanozların ağzını kapatıyor. Her kavanozun içinde doğanın kokusu, geçmişin emeği, geleceğe bir umut var.

    “BİZİM KIŞIMIZ SADECE SOĞUK DEĞİL EMEKLE GEÇİYOR”

    Senem Ak, elindeki tahta kaşıkla kaynayan alıç kazanını karıştırırken anlatıyor:

    “Bu işler kolay değil. Sabah erkenden dağa çıkarız, alıç toplarız. Eve getirip yıkarız, kaynatırız, süzeriz. Sonra şekerini koyarız. Her kavanozun içinde günlerce süren bir yorgunluk, ama aynı zamanda bir mutluluk var.” Senem Ak’ın sesi yorgun ama huzurlu. Her kelimesinde doğayla kurduğu dostluğun sıcaklığı hissediliyor.

    ŞİLAN KOKUSU DAYANIŞMANIN SESİ

    Sakine Denk ise Şilan (kuşburnu) marmelatını anlatırken sanki bir tarif değil, bir gelenek aktarıyor:

    “Şilanı toplarız, yıkarız, uçlarını keseriz. Kaynatıp süzgeçten geçiririz. Katılaşana kadar tekrar kaynatırız. Şekerini ekleyip kavanoza koyarız. Aynı şekilde domates, kabak, konserve, turşu da yapıyoruz. Kış gelince elimiz boş kalmaz.” Sakine Denk’in anlattıkları bir tarif değil aslında, köyde ayakta kalmanın, üretmenin, unutmamamın formülü. çünkü bu köylerde üretmek sadece karın doyurmak değil, kimliğini, kökünü, toprağını korumak anlamına geliyor. 

    “BİR ZAMANLAR ÇEŞMEDEN SU TAŞIRDIM”

    Köyün en yaşlılarından Almast Demirçelik ise artık kazan başında değil ama geçmiş günlerin hikâyeleriyle o imecenin bir parçası olmaya devam ediyor:

    “Eskiden odun kesip getirirdim, ahır temizlerdim, tarlaya giderdim. Ekmek yapardım, çeşmeden su taşırdım, tulumla ayran yapardım. Şimdi yaşlandım ama o günlerin kokusu hâlâ burnumda. Her şey imeceydi, herkes birbirine dayanırdı.”

    Almast nine’nin sözleri, bir kuşağın sessiz tanıklığını taşıyor. Zaman değişmiş, köyler boşalmış, gençler şehirlere göçmüş ama Ormîkix’te hâlâ bir avuç kadın doğayla birlikte üretmeye devam ediyor.

    BİR KAVANOZ MARMELAT BİR DİRENİŞ BİÇİMİ

    Ormîkix’in (Dere köyü) kadınları, kışa hazırlık yaparken aslında başka bir şey daha yapıyorlar: Kentte unutulan dayanışmayı yeniden hatırlatıyorlar. Her karıştırılan kazanda, her kavanozda; yoksulluğa, yalnızlığa, unutulmaya karşı bir direnç var.

    Köyün rüzgârı soğuk ama evlerin içi sıcacık. Çünkü o evlerde hâlâ kadın emeği, doğanın bereketi ve dayanışmanın kokusu var.

    PİRHA/DERSİM

  • Psikiyatrist Uzm. Dr. Azad Günderci: Madde bağımlılığı bir halk sağlığı sorunu-VİDEO

    Psikiyatrist Uzm. Dr. Azad Günderci: Madde bağımlılığı bir halk sağlığı sorunu-VİDEO

    PİRHA – Psikiyatrist Uzm. Dr. Azad Günderci, madde bağımlılığının göçle, savaşla ve ekonomik problemlerle çok fazla ilişkisi olduğunu vurgulayarak, ” Madde bağımlılığını artık bir halk sağlığı sorunu. Bu durumda damgalayıcı, cezalandırıcı bir yaklaşımdan öte daha bütüncül ve kapsayıcı bir yaklaşımı temel almamız gerekiyor. Bütün toplumun birlikte hareket ederek bu soruna yönelmesi ve yaklaşması gerekiyor” dedi.

    Dersim’de son zamanlarda uyuşturucu kullanımı ve çeteleşmenin artışı halk arasında endişe yaratıyor. Sorularımızı yanıtlayan Psikiyatrist Uzm. Dr. Azad Günderci, madde bağımlılığının yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, toplumu derinden etkileyen çok katmanlı bir kriz olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. Günderci, “Madde bağımlılığının göçle, savaşla ve ekonomik problemlerle çok fazla ilişkisi var. Dünya genelinde sürdürülen politikalarla gençleri apolitize etme ve uyuşturma politikalarını görmezden gelmemek gerekiyor” diyor.

    “MADDE BAĞIMLILIĞI BİREYSEL DEĞİL TOPLUMSAL BİR SORUN”

    Madde bağımlılığı hem bireysel hem de toplumsal bir sorun. Siz bir psikiyatrist olarak, bu sorunu özellikle Dersim özelinde nasıl tanımlarsınız?

    Azad GÜNDERCİ: Madde bağımlılığı sadece bireysel bir sorun değil. Aynı zamanda toplumsal boyutları olan bir sorun. Son dönemlerde istatistik oranlarının artması sebebiyle madde bağımlılığını artık bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendirebiliriz. Halk sağlığı sorunu dediğimizde toplumda çok sık görülen hastalıktan öte sosyal, ekonomik ve toplumsal boyutları da olan rahatsızlıktan bahsedebiliriz. Dersim özelinde baktığımızda özellikle pandemiden sonra ve dijitalleşmenin çok yaygınlaşmasından sonra bağımlılık oranlarında ciddi bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Ama Dersim özelinde özellikle uzun yıllar savaş ortamının olması, göçlerin, ekonomik sorunların olması nedeniyle Dersim’in Türkiye ortalamasının üstünde olduğuna dair veriler var. Bu açıdan Dersim açısından bağımlılık sorununun çok ciddi önem taşıdığı kanaatindeyim.

    “POSTTRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU BAĞIMLILIĞA EĞİLİMİ ARTIRIYOR”

    Özellikle gençler arasında bağımlılığın artmasının arkasında, umutsuzluk, işsizlik, kimlik baskısı gibi duygusal ve sosyal faktörler ne kadar etkili?

    Azad GÜNDERCİ: Gençlerin özgüven eksikliği, yetersizlik hissi, psikolojik olarak yalnız hissetme, umutsuzluk, gelecekle ilgili karamsar olmak bağımlılıkla ilgili psikolojik faktörler olarak sayılabilir. Bu sebepler psikiyatrik problemlere bir zemin yaratır ve bunun sonrasında da ortaya çıkan depresyon, kişilik problemleri, travmatik yaşantılardan sonra ortaya çıkan posttravmatik stres bozukluğu bağımlılığa eğilimi arttırıyor. Bu tür problemleri olan bireylerde bağımlılık çok daha fazla görülüyor. Son dönemlerde şöyle bir istatistik var. Posttravmatik stres bozukluğu olan bireylerde bağımlı olma, bağımlılık oranı yüzde 40 civarında ve bu oran toplum ortalamasının çok üzerinde. Bu istatistikler de bize bu faktörlerin bağımlılığın oluşumunda çok fazla etkili olduğunu gösteriyor.

    DERSİM KATLİAMININ TRAVMASI HALA AKTARILIYOR

    Dersim’in tarihsel travması ve kimlik baskısı, toplumsal dayanışmayı güçlendirirken bir yandan da gençler arasında bir “çıkışsızlık” duygusuna mı neden oluyor?

    Azad GÜNDERCİ: Yıllar önce bizim Dersim’de yaptığımız bir çalışmada 1938 Dersim Katliamı’nın toplum üzerinde çok ciddi travmatik etkileri olduğu ve bu travmatik etkilerin nesiller boyunca aktarıldığı, 2. ve 3. kuşakta bunların izlerinin halen devam ettiğine yönelik bazı bulgular ortaya çıkmıştı. Bu olay ekseninde değerlendirdiğimizde Dersim Katliamı’nın etkilerinin halen devam ettiğini söyleyebiliriz. Travma sonrası stres bozukluğu olduğunda gençler ızdırabı, acıyı, sıkıntıyı, üzüntüyü ve yalnızlığı kendi kendine baş etmeye çalışıyorlar. Bu noktada maalesef karşımıza bu tür sıkıntıları hızlı bir şekilde rahatlamasını sağlayan maddeler karşımıza çıkıyor. Bu durumun da bu madde bağımlılığını, madde kullanımını arttırıcı bir faktör olarak söyleyebiliriz.

    CEZALANDIRICI YAKLAŞIMDAN ÖTE KAPSAYICI BİR YAKLAŞIMI TEMEL ALMAMIZ GEREKİYOR

    Aileler genellikle “ayıp olur” veya “bizim çocuğumuz yapmaz” yaklaşımıyla bu durumu görmezden gelebiliyor. Bu sessizlik bağımlılığı nasıl besliyor?

    Azad GÜNDERCİ: Stigmatizasyonun toplumda çok yaygın olması ve bağımlı bireylerin bir suçlu olarak görülmesinden dolayı ötekileştirilebileceği için aileler de bu durumu kendi içerisinde halletmeye çalışıyorlar. Fakat bu sorunun tam bir kısır döngüye dönüşmesine neden oluyor. Bu durumda damgalayıcı, cezalandırıcı bir yaklaşımdan öte daha bütüncül ve kapsayıcı bir yaklaşımı temel almamız gerekiyor. Bütün toplumun birlikte hareket ederek bu soruna yönelmesi ve yaklaşması gerekiyor.

    “TOPLUMSAL TRAVMALAR ÇÖZÜLMEDEN İYİLEŞME ZOR”

    Toplumsal travmalarla yüzleşme, adalet duygusu ve kimlik onarımı olmadan bireysel iyileşmenin mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

    Azad GÜNDERCİ: Bireysel iyileşme mümkün olsa da istatistiksel olarak bunun çok az olduğunu söyleyebiliriz. Birey iyi bir toplum içerisinde kendini iyi hisseder ve daha rahat kendini anlatabilir, sıkıntılarıyla yüzleşebilir, paylaşabilir ve tedaviye ulaşım erişilebilirliği çok daha fazla artar. Bu noktada toplumsal travmaların çözülmesi, onarıcı adalet yaklaşımıyla bunun ele alınması ve kitleler üzerindeki bu travmatik etkilerin az da olsa ortadan kaldırılması bu noktada çok faydalı olur.

    CİHAN BERK/DERSİM

  • Taşın hafızasıyla yaşayan adam: Yusuf Öztürk Loğ ve Suqê ile kaybolan zamanı onarıyor- VİDEO

    Taşın hafızasıyla yaşayan adam: Yusuf Öztürk Loğ ve Suqê ile kaybolan zamanı onarıyor- VİDEO

    PİRHA- Beton duvarların yükseldiği, toprağın yerini asfaltın aldığı bir çağda, 75 yaşındaki Yusuf Öztürk hâlâ taşla, toprakla ve sabırla çalışıyor. Dersim’in Pertek ilçesine bağlı Ormîkix (Dere) Köyü’nde yaşayan Öztürk, artık neredeyse hiç kimsenin kullanmadığı “loğ” ve “sindir-suqê” yaparak kaybolan bir kültürü yaşatmaya devam ediyor. “İşim zor ama taşın sesini duyunca mutlu oluyorum” diyor.

    Hayatının büyük bölümünü duvar ustalığı yaparak geçiren Yusuf Öztürk artık ellerini sadece taşın diline bırakıyor. Gençliğinde baba mesleği olan berberliği de denemiş:
    “Babam ölünce onun izinden gitmek istedim. Köy köy dolaşır, tıraş ederdim. O zaman para geçmezdi, bir teneke buğday alırdım karşılığında. Ama berberlikte hayat kalmadı, ben de duvarcılığa döndüm,” diyor.

    40 yıl boyunca taş dizen Öztürk, şimdi yine taşla meşgul ama bu kez kültürel bir mirasın son temsilcisi olarak. “Loğ” ve “sindir-suqê”leri yaparken artık yanında ne bir çırak var ne de ondan öğrenmek isteyen bir genç.
    “Eskiden her evin damında bir loğ olurdu,” diyor ve ekliyor:
    “Şimdi toprak ev kalmadı. Her yer beton oldu. Loğ isteyen de yok ama ben yapmaya devam ediyorum. Çünkü bu benim geçmişim.”

    “TAŞLA KONUŞURUM BAZEN”

    Yusuf usta, loğ ve suqê yapımını anlatırken yüzündeki çizgiler daha da derinleşiyor.
    “Taş sert olmasın diye yerin altından çıkarırım. Güneş gören taş işlenmez. Taşı bulunca keskiyle, dorpiyle, muşla düzeltirim. Loğ büyük olduğu için el arabasıyla taşımam, iki ağaca delik açar öyle çekip getiririm. Her taşta loğ olmaz, taşın huyunu bilmek gerekir.”

    Bir loğu yapması bir buçuk gün, bir suqê’yi ise iki günü buluyor. “Zor ama taşın sabrını dinleyince insan kendi içini de dinliyor,” diyor sessizce.

    Artık 75 yaşında. İnşaat işlerini bırakmış ama elleri hâlâ nasırlı, sesi hâlâ genç bir ustanın gururunu taşıyor.
    “Her sabah kalkınca önce taşlara bakarım” diyor.
    “Bazen onlarla konuşurum. Onlar bana geçmişi hatırlatır. Babamın, köyümün, toprağın sesini.”

    Eskiden köylerde herkesin bir loğu olurdu; damlar loğla düzlenir, evler yağmura karşı dayanıklı hale getirilirdi. Şimdi ise loğlar sadece Yusuf ustanın avlusunda, güneşin altında sessizce bekliyor.

    BİR GELENEĞİN SON NEFESİ

    “İnşaatları terk ettim ama taşı terk etmedim” diyor Yusuf Öztürk. O, artık sadece bir taş ustası değil; bir belleğin bekçisi, toprağa bağlı bir direnişçinin sesi.

    Her taşında geçmişten bir iz, her vuruşunda bir hatıra saklı:

    “Kimse loğ istemiyor ama ben yine de yapıyorum. Çünkü bir gün biri çıkıp ‘Bunu kim yapardı?’ diye sorarsa, cevabı taşlarda bulsun istiyorum.”

    NURAY ATMACA/CİHAN BERK/DERSİM 

  • Dersim’de madde bağımlılığıyla mücadele paneli: Farkındalık artık eyleme dönmeli-VİDEO

    Dersim’de madde bağımlılığıyla mücadele paneli: Farkındalık artık eyleme dönmeli-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de “Madde Bağımlılığı ile Mücadele Toplumsal Sorumluluk ve Çözüm Arayışları” başlığıyla panel gerçekleştirildi. Bağımlılığın şu anda bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade eden Psikiyatrist Uzm. Dr. Azad Günderci, “Bütün hastalıklarda olduğu gibi bağımlılığa da biyopsikososyal modelle yaklaşmamız gerekiyor. Ben yıllardır kurullarda, komisyonlarda, panellerde, seminerlerde bağımlılığa ilişkin konuşmalar yapıyorum ancak bir süre sonra harekete geçilmediği zaman bu bilgileri vermenin bir anlamı kalmıyor” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Dersim Şubesi ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi tarafından düzenlenen panel, Hüseyin Güntaş Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, kentte bulunan siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Panelin moderatörlüğünü Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın yaptı. Panelde konuşmacı olarak Psikiyatrist Uzm. Dr. Azad Günderci ve Prof. Dr. Gülnaz Karatay yer aldı.

    “BAĞIMLILIKLA İLGİLİ ÇALIŞTAY YAPILMASI LAZIM

    Türkiye’de madde kullanım oranının Avrupa ülkeleri düzeyinde olmadığını belirten Prof. Dr. Gülnaz Karatay, “Fakat sorunumuz madde kullanım oranının giderek artıyor olması. 2019-2023 yıllarında madde kullanımı oranında yüzde 15’lik bir artıştan bahsediliyor. Eğer konuştuklarımız bugün burada kalırsa bu durum yarım konuşmadan öteye gitmeyecek ve hiçbir anlam ifade etmeyecek. Bu konuşmaların bize bir yol açması lazım. Kendimizi toplumsal olarak organize edecek bir sürece sokmamız lazım. Çünkü karşımızdaki problemi gündelik aksiyonlarımızla çözemeyiz. Muhakkak kentin bir risk haritasını çıkarmak ve sorunun boyutlarını verilerle ortaya koymamız gerekiyor. Bu konuda sendikalara büyük sorumluluklar düşüyor. Eğitim-Sen ve SES bünyesinde bilim ve araştırma komisyonu kurulmasını öneriyorum. Bağımlılıkla ilgili yol haritası çıkararak bir çalıştay yapılması lazım” dedi.

    “BAĞIMLILIK ARTIK BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU”

    Psikiyatrist Uzm. Dr. Azad Günderci, bağımlılığın sadece bireye değil topluma da zarar verdiğini belirterek şunları dile getirdi:

    “Bağımlılık şu anda sadece bağımlı olan kişiye zarar vermez. Aynı zamanda toplumun yapısını değiştiren ve toplumda suç oranlarının artmasına neden olan bir problem. Bütün hastalıklarda olduğu gibi bağımlılığa da biyopsikososyal modelle yaklaşmamız gerekiyor. Ben yıllardır kurullarda, komisyonlarda, panellerde, seminerlerde bağımlılığa ilişkin konuşmalar yapıyorum ancak bir süre sonra harekete geçilmediği zaman bu bilgileri vermenin bir anlamı kalmıyor. Bir şekilde farkındalık oluşturduktan sonra değişimi yaratabilmek için eylemin başlaması gerekiyor.”

    Panel, soru-cevap bölümüyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’den Kobane açıklaması: Kobane’yi savunmak insanlığı savunmaktır-VİDEO

    Dersim’den Kobane açıklaması: Kobane’yi savunmak insanlığı savunmaktır-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Kasım Dünya Kobane Günü’ne ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Suriye’de halen IŞİD zihniyetinin Aleviler ve Dürziler’i katlettiğini belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Biz Ortadoğu ve Türkiye’de demokratik toplum anlayışıyla mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Kasım Dünya Kobane Günü’ne ilişkin Dersim’de Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dersim İl Eş Başkanı Murat Polat’ın okuduğu açıklamada, ‘1 Kasım Dünya Kobane Günü tüm dünya halklarına kutlu olsun’ pankartı açıldı. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Nusaybin Belediye Eş Başkanı Gülbin Şahin Dağhan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “KOBANE DİRENİŞİ TÜM HALKLARIN UMUDU OLMAYA DEVAM EDİYOR”

    Rojava devriminin mayasını oluşturan Kobane direnişinin bugün de özgürlük ve eşitlik mücadelesi veren tüm halkların umudu olmaya devam ettiğini vurgulayan DBP Dersim İl Eş Başkanı Murat Polat, “IŞİD çeteleri tarafından Kobane’ye yönelik saldırılara karşı tüm dünya halkları seslerini yükseltirken bugün yaşadığımız coğrafyada da bu direnişi sahiplenen demokratik siyasetin öncü iradeleri cezaevlerinde hala rehin tutulmaktadır. IŞİD çeteleri tarafından Kobane’ye yönelik saldırılara karşı tüm dünya halkları seslerini yükseltirken bugün yaşadığımız coğrafyada bu direnişi sahiplenen demokratik siyasetin öncü iradeleri, cezaevlerinde hala rehin tutulmaya devam ediyor. Kobane’yi savunmak insanlığa karşı işlenen suçlara karşı durmaktır. Kobane’yi savunmak tekçi, cinsiyetçi, mezhepçi, militarist politikalara karşı farklılıkların bir arada yaşamını savunmaktır” dedi.

    “MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Suriye’de halen IŞİD zihniyetinin Aleviler ve Dürziler’i katlettiğini belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Biz Ortadoğu ve Türkiye’de demokratik toplum anlayışıyla mücadelemize devam edeceğiz ve yolumuzu aydınlatan Kobane Günü tüm halklara kutlu olsun. O çirkin ve zihni karanlık erkekleri yenen Kürt kadınların öncülüğünde gelişen mücadeleye selam olsun” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • 01 KASIM 2025 CUMARTESİ-GÜNDEM

    01 KASIM 2025 CUMARTESİ-GÜNDEM

    -Hükümetin 2026 yılı bütçesini “Emekçinin boğazına basan, daha da fazla sefalete sürükleyen” bir bütçe olarak değerlendiren yazar Ender İmrek, bütçeyi Saray’da hazırlayan sistemin değişmesi gerektiğini söyledi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Dersim’de saat 12.00’de Hüseyin Güntaş Kütüphanesi Konferans Salonu’nda madde bağımlılığına ilişkin panel düzenlenecek. GÖRÜNTÜLÜ

    -DEM Parti Dersim İl Örgütü, 1 Kasım Dünya Kobani Günü’ne ilişkin saat 14.30’da Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

  • Dersim’de yapılmak istenen baz istasyonuna öğrenci velilerinden tepki: Asla izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersim’de yapılmak istenen baz istasyonuna öğrenci velilerinden tepki: Asla izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonu yapılmasına Elif Güntaş İlkokulu öğrencilerinin velileri, basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. Veliler “Baz istasyonuna asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    Dersim’de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonun mahalle içinde hem okul alanına hem de pazar alanına yakın olması nedeniyle yurttaşlar tepki gösteriyor.

    Baz istasyonu yapılmak istenen yerin 50 metre yakınında bulunan Elif Güntaş İlkokulu öğrencilerinin velileri, basın açıklaması yaptı. Veliler adına açıklamayı Songül Karaboğa okudu. Açıklamada Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de katıldı.

    “HİÇBİR ŞEY MAHALLE HALKININ ONAYI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”

    Basın açıklamasından önce kısa bir konuşma yapan Emek Partisi Merkez Disiplin ve Denetleme Kurulu üyesi Mustafa Taşkale, ise şunları dile getirdi:

    “Tahsis edilen yer derhal kaldırılmalıdır, eğer kaldırılmazsa halkın iradesi geri geldiğinde sözleşmenin sonuçları ne olursa olsun baz istasyonunu buradan söküp atacağız. Hiçbir şey mahalle halkımızın onayı olmadan asla burada gerçekleştirilemez.”

    “YAŞAM ALANLARIMIZIN TAM ORTASINA YAPILAN BAZ İSTASYONUNU KABUL EDEMEYİZ”

    Güvenle yaşadığımız mahalleler elektromanyetik risk alanına dönüştüğünü belirten Songül Karaboğa, “Bizler iletişim teknolojisine karşı değiliz. Hepimiz konuşalım, haberleşelim istiyoruz. Ama yaşamın değeri, yaşamak ve geleceğe güvenle ulaşmak, sinyal gücünden çok daha yüksektir. Bilim insanları yıllardır uyarıyor. Uzun süreli elektromanyetik dalgaya maruz kalmak, baş ağrısı, uykusuzluk, kalp ritim bozuklukları ve bazı kanser türleri gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Böylesi sağlık sorunlarına neden olan bir şeyin mahallemizin, yaşam alanımızın tam ortasına yapılmasını kabul edemeyiz. Bu istasyonlar neden okulların, apartmanların, sağlık merkezlerinin, kısacası yaşadığımız çevrenin yanı başına kuruluyor. Kimin izniyle, kimin için? Burada kurulmak istenilen baz istasyonunun çevresinde 1000’in üzerinde öğrenci eğitim-öğretim görmektedir. Bu nedenle, yerleşim alanlarına, okulların, parkların ve hastanelerin yakınına kurulması planlanan baz istasyonları derhal iptal edilsin. Bu mahalle bizim, bu yaşam bizim, bu mücadele hepimizindir. Baz istasyonuna asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de mahallelinin tepkisi: Baz istasyonunu burnumuzun dibine kurmayın!-VİDEO

  • Dersim’de mahallelinin tepkisi: Baz istasyonunu burnumuzun dibine kurmayın!-VİDEO

    Dersim’de mahallelinin tepkisi: Baz istasyonunu burnumuzun dibine kurmayın!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonunun yerleşim yerlerine yakın bir yere yapılmak istenmesine tepki gösteren yurttaşlar, “İnsanların sağlığını tehlikeye atılmasını istemiyoruz. İnsanların yaşamadığı yerlere kurulabilir” dedi.

    Dersim’de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonun mahalle içinde hem okul alanına hem de pazar alanına yakın olması nedeniyle yurttaşlar tepki gösteriyor.

    “MAHALLEMİZDE BAZ İSTASYONU İSTEMİYORUZ”

    Yerleşim yerlerine yakın bir yere baz istasyonu yapılmasıyla insanların yaşam kalitesinin düşeceğini söyleyen İsmet Seçkin, “İnsanların sağlığının tehlikeye atılmasını istemiyoruz. Burada yapılmaması için dilekçemizi verdik. Herkesin duyarlı olup, tepki göstermeleri gerekiyor. Oysa baz istasyonu insanların yaşamadığı yerlere kurulabilir” dedi.

    Baz istasyonunun kurulmasını istemediğini belirten Elif Yıldız da, “Biz burnumuzun dibinde baz istasyonu kurulmasını istemiyoruz. Bütün mahallenin de buna karşı çıkması lazım” diye ifade etti.

    Baz istasyonunun yapılmasına karşı çıkacaklarını ifade eden Yıldız Gerçek ise, “Hayatın her alanında zulüm arttı. Biz baz istasyonunu mahallemizde istemiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim halk pazarı esnafı: Bizi Sihenk’e sürmeyin, ekmeğimizle oynamayın!-VİDEO

    Dersim halk pazarı esnafı: Bizi Sihenk’e sürmeyin, ekmeğimizle oynamayın!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nın karşısında yer alan halk pazarı esnafı, Tunceli Valiliği tarafından Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ndeki pazar alanına taşınmak istenmesine tepkili. Halk pazarının Sihenk’e taşınmasını istemediklerini vurgulayan halk pazarı esnafı, “Biz Atatürk Mahallesi’ne gitmek istemiyoruz. Buranın düzenlenip bize verilmesini istiyoruz” dedi.

    Dersim kent merkezinin en işlek yerinde, Seyit Rıza Meydanı’nın tam karşısında yer alan halk pazarı esnafı, Tunceli Valiliği tarafından Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ndeki pazar alanına taşınmak isteniyor.

    Halk pazarı esnafı ise taşınmak istemediklerini belirterek PİRHA’ya konuştu.

    Esnaf, kendi olanaklarıyla yaptığı derme çatma stant ve dükkanlarda hizmet veriyor. Bu durumdan hem pazar esnafı hem de halk şikayetçi. Seslerini belediye, valilik ve diğer resmi makamlara duyuramayan, sorunları ve çileleri bitmeyen esnaf sonunda isyan etti.

    “ATATÜRK MAHALLESİ’NE GİTMEK İSTEMİYORUZ”

    Tunceli Valiliği’nin kendilerini Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gönderirse orada iş yapamayacaklarını söyleyen Bülent Yüksel, “Biz yıllarca burada emek verdik, biz ayakta kalmaya çalışıyoruz. Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gidersek boşuna gidip, geliriz. Orada barınabileceğimizi zannetmiyorum” dedi.

    Halk pazarının Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne taşınmasını istemediğini ifade eden Fadime Naz, “Şuanki yerimiz iyi Seyit Rıza Meydanı’nın karşısındayız insanlar geliyor ama Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gittiğimizde bu kadar insan gelmeyecek. O yüzden Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmeyi istemiyoruz” diye belirtti.

    Halk pazarında 5 yıldır çalıştığını ve başka bir yere gitmek istemediğini belirten Zübeyde Döleç, “Burada ayaklarımın üzerinde durmak ve çocuklarımı okutmak için çalışıyorum. Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gittiğim zaman buradaki gibi satış yapamayacağım. Bizim isteğimiz çarşıda bize bir yer verilsin. Vali, “Hiçbir şekilde direnmeyeceksiniz” diyor. Neden direnmemize hiçbir şekilde izin verilmiyor? Neden hep boyun eğmek zorundayız. Boyun eğmek istemiyoruz” diye ifade etti.

    “SORUNLARIMIZ ÇÖZÜLSÜN”

    63 yaşında olduğunu ve romatizma hastası olmasına rağmen geçinemediği için pazarda çalıştığını vurgulayan Şükriye Altun, “Burada duruyorum ki ekmek kazanayım. Bizi Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne götürmek istiyorlar ama orada hiç kimse yok. Ben şimdi oraya niye gideyim? Bari o zaman kapatsın halk pazarını. Herkes gitsin, açlıktan ölsün” şeklinde konuştu.

    Dersim’in turizm kenti olmasından dolayı herkesin Seyit Rıza Meydanı’na geldiğini söyleyen Hülya Aydoğdu, “Bizim Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmemiz bizim sorunlarımız için bir çözüm değil. Geçici değil de kalıcı şeyler yapılması lazım. Ovacık’ta kalıcı yerler yapılıp sezonluk kira veriliyor. Bize de aynı şekilde sezonluk kira verilen yerler yapılsın. Biz de yazları açalım, kışları kapatalım. Biz kiramızı da vergimizi de vermeye hazırız. Ama ne burası bizim için bir çözüm, ne de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmemiz bizim için bir çözüm” dedi.

    Herkesin geldiği bir yerden işlevi olmayan bir yere gitmelerini istemelerine tepki gösteren Songül Yıldırım, “Biz herkesin gelebileceği uygun bir yerde olmak isteriz. Bizim burada olmamızla buranın düzeni bozulmuyor. Biz buraya renk katıyoruz. Bizi yerimizden oynatmak görsel olarak buraları kurtarmaz ama maddi olarak bizi çökertir. Buradan başka bir yere gitme taraftarı değilim. Eski günlerde olduğu gibi onun bunun cebine muhtaç olmak istemiyorum. Olduğumuz yerde bırakın bizi” diye belirtti.

    “PAZARI KALDIRIRLARSA OTURMA EYLEMİ YAPARIZ”

    Halk pazarının Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne taşınmasını istemediğini dile getiren Gülsüm Yıldırım, “Bizi niye kaldırıyorlar? Bizim ekmeğimiz burada çıkıyor. Bizi gönderecekleri yerde iş olmuyor ki zaten. Arkadaşlarımız biz orada 5-6 günde bir defa bir şalvar satıyoruz diyor. Eğer pazarı kaldırırlarsa biz de o zaman oturma eylemi yaparız” diye konuştu.

    Halk pazarının uzun zamandır çok ciddi problemlerinin olduğunu ifade eden Fatma Bul, “Problemlerimiz bugüne kadar hiç çözülmedi. Tunceli Valiliği, halk pazarını Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne taşımaya çalışıyor. Biz bunu kesinlikle istemiyoruz. Çünkü bizim ürünlerimiz turistlere yönelik ve ben bu ürünleri Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde satamam. Biz Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmek istemiyoruz. Buranın düzenlenip bize verilmesini istiyoruz” dedi.

    Hiç kimsenin pazar yerinden gitmek istemediğini vurgulayan Nadide Yallı, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Sihenk (Atatürk) Mahallesi koşullar olarak çok uygun bir yer değil, ulaşım sorunları var. Bizim talebimiz aslında bizi buradan götürmeleri değil burayı daha kullanılabilir bir hale getirmeleri. Çünkü yazın çok sıcak, kışın çok soğuk. Biz bunların çözümü noktasında başvurularımızı yaptık, görüşmeler istedik ama buradan kaldırılmayı da kesinlikle istemiyoruz. Seyit Rıza Meydanı’nın karşısında olmamız nedeniyle insanlar meydanı gezerken pazara da uğruyor. Kimse orada bir pazar var, pazarı da gezelim diye gelmiyor. O yüzden hiçbirimiz gitmek istemiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • 31 EKİM 2025 CUMA-GÜNDEM

    31 EKİM 2025 CUMA-GÜNDEM

    -AHAD DER Başkanı Hamit Karaoğullarından ile Akdeniz Eğitim Kültür Derneği Başkanı Kenan İskender, Alevilere yönelik saldırılar ve Adana-Mersin-Hatay ekseninde kurulması hedeflenen Alevi çatı örgütlenmesi üzerine ortak değerlendirmelerde bulundu. Hamit Karaoğullarından, çatı örgütün kurumsallaşmasının önemini vurgularken; Kenan İskender demografik tasfiye tehlikesine dikkat çekip kültürel koruma ve toplumsal dayanışmanın gerekliliğini öne çıkardı. GÖRÜNTÜLÜ

    -Dersim’de Atatürk Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonun mahalle içinde hem okul alanına hem de pazar alanına yakın olması nedeniyle yurttaşlar tepkili. GÖRÜNTÜLÜ

    -Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nın tam karşısında yer alan halk pazarı esnafı, Tunceli Valiliği tarafından bulundukları yerden Atatürk Mahallesi’ne taşınma kararına tepki gösterdi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Akdeniz Belediye Başkanları Nuriye Arslan ile Hoşyar Sarıyıldız, Başkan Yardımcısı Özgür Çağlar ve çok sayıda DEM Parti üyesinin tutuklu bulunduğu dosyanın ilk duruşması saat 10.00’da Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. FOTO

    -Tüm Emekliler Sendikası Ankara Şubeleri, emeklilerin sefalete mahkum edilmesine ve kayyumlara tepki göstermek için saat 13.00’te TÜİK önünde basın açıklaması yapacak. GÖRÜNTÜLÜ

  • İmralı Heyeti’nden Erdoğan ile görüşme sonrası açıklama: Karşılıklı anlayış ve fikir birliği içindeyiz

    İmralı Heyeti’nden Erdoğan ile görüşme sonrası açıklama: Karşılıklı anlayış ve fikir birliği içindeyiz

    PİRHA-Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan görüşmesine dair yazılı açıklama yapan İmralı Heyeti, “Karşılıklı anlayış ve fikir birliği içinde olduğumuzu memnuniyetle belirtmek isteriz” dedi.

    Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yaptıkları görüşme sonrasında yazılı açıklama yaptı.

    “KARŞILIKLI ANLAYIŞ İÇERİSİNDEYİZ”

    Erdoğan ile yapılan görüşmede Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve sürecin bulunduğu aşamayı konuştuklarını ifade eden heyetin açıklaması şöyle: “Sürecin daha hızlı ve sağlıklı ilerlemesini sağlayacak adımların atılması konusunda karşılıklı anlayış ve fikir birliği içinde olduğumuzu memnuniyetle belirtmek isteriz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gazete Patika muhabiri Hıdır Yıldız: Doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Gazete Patika muhabiri Hıdır Yıldız: Doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Dersim’deki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülerken gözaltına alınan Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, “Basın üzerindeki bütün engellerin kaldırılması için mücadele etmeye devam edeceğim. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa oradaki doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz” dedi.

    Dersim merkezdeki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülerken gözaltına alınan Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, haber yapma hakkının engellenmesi nedeniyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’ne başvuru yaptı.

    Yıldız, başvurusunda gözaltı sırasında maruz kaldığı kötü muameleyi anlattı. Açıklama öncesinde konuşan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Özgür Ateş, son yıllarda basın emekçilerine yönelik saldırıların sistematik hale geldiğini belirterek, “Gazeteciler üzerindeki baskı, ifade özgürlüğüne dönük açık bir saldırıdır” dedi.

    “GÖZALTINA ALINIRKEN HEDEF GÖSTERİLDİ”

    Gözaltı sırasında isminin polislerce yüksek sesle söylenerek hedef gösterildiğini aktaran Hıdır Yıldız, yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Basın kartımı göstermeme rağmen, ‘Biz senin kimlere hizmet ettiğini biliyoruz’ diyerek yaptığım gazeteciliği terörize etmeye çalıştılar. Yüzüstü yere yatırılıp ters kelepçeyle gözaltına alındım. Gazeteci olduğumu belirtmeme rağmen cebimden telefonumu alıp çektiğim tüm görüntüleri sildiler. Bunun hukuksuz olduğunu söylediğimde ise tehdit ve hakaretlerle karşılaştım.”

    “HABERLERİN KALDIRILMASINI İSTEDİLER”

    Yıldız, gözaltına alındığına dair yapılan haberlerin kaldırılmasının istendiğini belirterek, “Bunu asla kabul etmedim. Basın özgürdür ve biz bu özgürlüğü savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    “Gözaltına alındığıma dair yapılan haberlerin kaldırılmasını talep ettiler, ben de bunun olmayacağını ve basının özgür olduğunu ifade ettim.”

    Yaşadığı baskılara rağmen geri adım atmayacağını vurgulayan Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

    “Basın üzerindeki bütün engellerin kaldırılması için mücadele etmeye devam edeceğim. Nerede bir haksızlık, hukuksuzluk varsa oradaki doğruları halka ulaştırmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de polis şiddetini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız gözaltına alındı-VİDEO
    -Gazeteci Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı

  • Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO

    Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde, İlçe Müftülüğü köylülere ait özel bir mülkiyetin üzerine cami yapmak istiyor. Köylüler asıl ihtiyaçlarının cami değil su, yol ve sağlık ocağı olduğunu belirterek tepki gösterdi. Köylüler, “Burası bizim toprağımız, cami istemiyoruz” diyerek karara karşı dava açtı.

    90’lı yıllarda köy boşaltmalarının en yoğun yaşandığı kentlerin başında gelen Dersim’de, Hakis köyü de 1994 yılında tamamen boşaltılmıştı. OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna göre sadece o yıl içinde 183 köy, 823 mezra, 8 bin 439 hane boşaltılmış, 41 bin 939 kişi yerinden edilmişti.

    DEĞİRMEN YIKILDI CAMİ YAPILDI

    Hakis köyünde 130 yıllık bir değirmen, köy boşken 1985 yılında camiye çevrildi. Köylüler 2000’li yıllarda geri döndüklerinde, değirmenin yıkılarak yerine cami yapıldığını gördü. O günden bu yana da köylüler, tapulu mallarının “Allah’ın evi” denilerek ellerinden alınmasına karşı hukuk mücadelesi veriyor.

    Nazımiye İlçe Müftülüğü’nün girişimiyle yeniden cami yapılmak istenen alan için açılan dava, şu anda Erzurum İstinaf Mahkemesi’nde sürüyor.

    “BU KADAR SORUNUMUZ DURURKEN NEDEN CAMİ?” 

    Köylülerden Fatma Aksoylu, köyde yaşayan herkesin Alevi olduğunu hatırlatarak, “Hakis köyünde herkes Alevi. Cami yerine cemevi yapılması lazım. En büyük sorunumuz şu anda köy odası, sağlık ocağı, yol ve su. Öyle haneler var ki susuz. Bu kadar sorunumuz dururken neden cami? Biz buranın halkı olarak cami istemiyoruz” dedi.

    Değirmenin eski sahiplerinden Mine Sarıçiçek, tapusuz şekilde ellerinden alınan değirmenin hikâyesini şöyle anlattı:
    “1980’lerde 300 hane buğdayını, arpasını burada öğütürdü. 1994’te köyümüz boşaltıldı, geri döndüğümde değirmen yıkılıp cami yapılmıştı ama dış cephesi kalmıştı. Biz onardık, 8 yıl hayvancılık yaptık, sonra konuk evi yaptık. Müftülüğe gidip anahtarı istedim, ‘Burası Allah’ın evidir, sen orayı pisletirsin’ dediler. Dedim ki gelin beraber bakalım, orası değirmen mi cami mi? Eğer cami ise minaresi nerede? Ben malımı geri istiyorum, köyümde cami istemiyorum.”

    “HOPARLÖRDEN EZAN DAYATMASI”

    Bir başka köylü Düzali Akdağ ise “Ben camiye karşı değilim ama burada cami istemiyorum. Burası Sarıçiçek ailesinin mülkiyetidir. Cami isteyen vatandaşlar varsa kendi tapusunu versin, orada cami yapılsın” sözleriyle tepki gösterdi.

    Cami yapılmak istenen yerin kendi dedesinden kaldığını belirten Murat Sarıçiçek de, asimilasyon politikalarına dikkat çekti:
    “1980’lerde Kenan Güven döneminde her Alevi köyüne cami yapılırsa halk rahat eder denilmiş, yaşlılarımıza korkuyla imzalatılmış. Köy boşaltılınca yıllarca gelemedik. Şimdi döndük ama tapulu yerimize el koymak istiyorlar. Hoca gelemiyor, çünkü cemaat bulamıyor. Ama hoparlörle ezan dinletmek istiyorlar. Biz cami değil, huzur istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Gazeteci Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı

    Gazeteci Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı

    PİRHA-Dersim merkezdeki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülediği esnada gözaltına alınan Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, serbest bırakıldı. 

    Gazete Patika Dersim muhabiri Hıdır Yıldız, Dersim merkezdeki Cumhuriyet kutlamaları sırasında polis şiddetini görüntülediği esnada gözaltına alınmıştı.

    Hıdır Yıldız, Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de polis şiddetini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız gözaltına alındı-VİDEO

  • Dersim Kadın Platformu: 11. Yargı Paketi ile nefret meşrulaştırılamaz-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: 11. Yargı Paketi ile nefret meşrulaştırılamaz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, LGBTİ+’lar ve mücadelelerine dönük saldırının yanı sıra çocukları yetişkinler gibi cezalandırmanın önünü açacak 11. Yargı Paketi’ne karşı basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Mücadelelerimizle kazandığımız hiçbir hakkın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Halk düşmanı 11. Yargı Paketi’nin karşısında birlikte duralım” denildi. 

    AKP-MHP iktidarı, LGBTİ+’lar ve mücadelelerine dönük saldırının yanı sıra çocukları yetişkinler gibi cezalandırmanın önünü açacak 11. Yargı Paketi’ni Meclis’e getirmeye hazırlanırken, kadınların yargı paketine tepkileri sürüyor.

    Dersim Kadın Platformu11. Yargı Paketi’ne karşı Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. ’11. Yargı Paketi kabul edilemez, haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz’ pankartının açıldığı açıklamayı platform adına Elif Yıldız okudu.

    “11. YARGI PAKETİ’NE HAYIR DEMEK İÇİN BUGÜN ALANLARDAYIZ”

    İktidarın yeni yargı paketiyle kadınların, LGBTİ+’ların her gün daralan yaşamını daha da zorlaştırmak istediğini belirten Elif Yıldız, “11. Yargı Paketi’ne hayır demek için bugün sokaklardayız. Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesindeki “hayasızca hareketler” ifadesinin kapsamı genişletiliyor. “Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı teşvik eden, öven veya özendiren kişiler” ile “aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapması” şeklinde LGBTİ+’ların varoluşu açıkça hedef hâline getiriliyor. Bu düzenleme ile “genel ahlakı”, “övme”, “özendirme” ifadelerine karşı suçlu olmak için bir kadının saçını kısa kestirmesi dahi yeterli olabilir. Kadınların Aile Yılı ile ev içinde nasıl çalışacağını, kaç çocuk yapacağını söyleyen iktidar, sokakta ne giyeceğini, nereye gideceğini, nasıl davranacağını da bu yargı paketi taslağıyla belirlemek istiyor. Biz kadınlar ve lubunyalar buna izin vermeyeceğiz” dedi.

    “HİÇBİR HAKKIN ELİMİZDEN ALINMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Nefretin meşrulaştırılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Yıldız, “Taslaktan sadece kadınlar ve LGBTİ+’lar değil, çocuklar da nasibini almış. Kasten öldürme suçunun 15–18 yaş arasındaki çocuklara ceza indirimi uygulanması ifadesinin “uygulanabilir” olarak değiştirilmesi ile çocukların yetişkin gibi cezalandırılmasının önü açılıyor. Biz çocukları katil yapan karanlıkla hesaplaşmak istiyoruz. Güvenli alanlarda yaşamak hepimizin hakkı. Topyekûn halkın her kesimini etkileyecek bu yasa tasarısı meclise getirilemez. Çocukların 16 yaşında zorla evlendirilmesine de, yetişkin gibi yargılanmasına da, kölece çalıştırılmasına da; bir kişinin kendi bedeni hakkında karar verebilmesi için 25 yaşını beklemesinin dayatılmasına da itiraz ediyoruz. Bugün buradan herkese sesleniyoruz: Mücadelelerimizle kazandığımız hiçbir hakkın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Halk düşmanı 11. Yargı Paketi’nin karşısında birlikte duralım” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • TÜİK’e göre Türkiye’nin en uzun ömürlü ili Dersim: Dersimliler bu sırrı açıkladı-VİDEO

    TÜİK’e göre Türkiye’nin en uzun ömürlü ili Dersim: Dersimliler bu sırrı açıkladı-VİDEO

    PİRHA – TÜİK’in açıkladığı verilere göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il 80,8 yıl ile Dersim oldu. Dersimliler, uzun yaşamın sırrını doğanın temizliği, organik ürünler, Munzur Baba’nın suyu ve bol yürüyüşte buldu. Kimi “yoğurt ve tereyağı” diyor, kimi “çalışmak”, kimi de “maden projeleri olursa bu ömür kısalır” diye uyarıyor.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun “Hayat Tabloları, 2021-2023” verilerine göre, Türkiye genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi 77,3 yıl. Ama Dersim bu ortalamayı epey sollamış durumda: 80,8 yıl!

    Dersim sokaklarına “Uzun yaşamanın sırrı nedir?” diye sorduk. Cevaplar hem ciddi, hem gülümsetici, hem de bol yoğurtlu!

    Kamer Çatakçin, işin sırrını doğada buluyor:

    “Dersim’in doğasına hiç kimyasal karışmamıştı, dağlardaki otlar şifalıydı ama artık doğamızı kullanılan kimyasallarla mahvettiler. Eskiden insanlar 110-120 yaşına kadar yaşıyordu. Şimdi o kadar yaşayan yok, çünkü doğa da yoruldu.”

    Haydar Uluç kısaca özetliyor:

    “Burada insanlar Munzur Baba’nın suyuyla yaşıyor.”

    Mehmet Kaptagel de benzer bir tespitle ekliyor:

    “Burada en güzel hava olduğu için insanlar uzun yaşıyorlar.”

    UZUN YAŞAMIN SIRRI: YOĞURT, TEREYAĞI VE BİRAZ DA DAĞ HAVASI”

    Mehmet Mamuk formülü şöyle veriyor:

    “Dersim’in havası ve suyundan dolayı insanlar uzun yaşıyorlar. Köyler çok iyidir, dağlara çıkıyorlar o yüzden insanlar sağlıklı oluyor.”

    1930 doğumlu Ali Kızılboğa, asırlık ömrün tarifini sade anlatıyor:

    “İnsanlar sürekli çalışıyordu ve tereyağı ile yoğurt yiyordu. Fitness salonuna gitmeye gerek yok, tereyağı sür, tarlaya çık”

    Hüseyin Gül ise biraz hüzünlü ama gerçekçi:

    “Dersim’de insanlar doğal ürünler tükettiği için uzun ömürlüydü ama biz eskiler gibi uzun yaşayamıyoruz.”

    MADENE HAYIR UZUN ÖMRE EVET!

    Meryem Erdoğan, modern dünyanın hızına dikkat çekiyor:

    “Eskiler organik yiyorlardı, o yüzden uzun yaşıyorlardı. Bizim yediğimiz hep kimyasal olduğu için erken ölüyoruz.”

    Aynur Canerik ise bilimin, doğanın ve mizahın birleştiği noktada duruyor:

    “Dersim’in havası, suyu, komşuluk ilişkileri, organik ürünleri, insanların bilinçli tüketimi… Hepsi ömrü uzatıyor. Ama şu maden projeleri var ya, onlar can sıkıcı. Kimyasal maddelerle ekolojik denge bozulursa uzun ömür de biter. O yüzden maden projelerine izin verilmemesi gerekiyor. Doğamız temiz kalsın, insanlarımız uzun yaşasın.”

    Yani kısasa doğayı mahvedersen, “yaşam tablosu” da Excel’de çöküyor.

    FORMÜL BASİT: YOĞURDUNU YE, SUYUNU İÇ, DOĞANA SAHİP ÇIK”

    Dersim’de uzun yaşamanın reçetesi karmaşık değil:
    Munzur’un suyunu iç, tereyağını ye, bol yürü, komşuna selam ver, madene karşı çık.
    Gerisini doğa halleder.

    TÜİK verileri diyor ki, “en uzun ömür Dersim”de”, biz de diyoruz ki: Yaşam uzar, yeter ki doğa kısa kesilmesin”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kalanlar yorgun: Gençler gidiyor, şehir yaşlanıyor-VİDEO

    Dersim’de kalanlar yorgun: Gençler gidiyor, şehir yaşlanıyor-VİDEO

    PİRHA-Yönetmen Hüseyin Kete’nin yeni belgeseli “Kalanlar da giderse”, Dersim’den göç edenlerden çok geride kalanların duygularına odaklanıyor. Kete, “Şehir bir yaşlılar kentine dönüştü, köklerinden kopan bir gençlik var” diyor.

    Uzun yıllardır göçün eksik olmadığı Dersim, son yıllarda genç nüfusun hızla azaldığı bir dönemi yaşıyor. Resmî olmayan verilere göre, sadece son iki yılda yaklaşık 7 bin genç kenti terk etti. İşsizlik, gelecek kaygısı ve politik baskılar göçün başlıca nedenleri arasında.

    Bu tabloyu görünür kılmak isteyen Dersimli Yönetmen Hüseyin Kete, “Kalanlar da giderse” isimli yeni belgeselinde, gidenlerden çok kalanların hikâyesini anlatıyor. 1979 doğumlu Kete, kendi göç deneyiminden yola çıkarak Dersim’in Pülümür, Ovacık ve Pertek köylerinde çekim yaptı. Belgesel, son beş yılda yaşanan genç göçünün kente bıraktığı sessizliği belgeliyor.

    “BU ŞEHİR ARTIK YAŞLILARIN KENTİNE DÖNÜŞTÜ”

    Belgeselin yönetmeni Kete, göçün kentte yarattığı dönüşümü şu sözlerle anlatıyor:

    “Son beş yılda korkunç bir genç nüfus göçü oldu. Şehirde genç kalmadı, bir yaşlılar şehrine dönüştü. Köylerde yirmi gençten iki genç kalmış durumda. Bu iki genç de ‘Ben neden gitmedim?’ diyerek kendini suçluyor. Şehirde büyük bir umutsuzluk hâkim.”

    Kete’ye göre, göç sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir travma.

    “Köylerde düğünlerde yaşlılar halay çekiyor, cenazelerde tabutu yaşlılar taşıyor. Bu sadece gidenlerle ilgili değil; geride kalanların da büyük bir travması oluyor.”

    “ARTIK GERİ DÖNÜŞSÜZ BİR KOPUŞ YAŞANIYOR”

    Kete, bugünkü göçün geçmişten farklı olduğuna dikkat çekiyor:

    “60’larda, 70’lerdeki göçler geçiciydi; insanlar çalışıp dönüyordu. Şimdi ise kopuş hali var. Yirmili yaşlarda bir genç gidiyor ve bir daha dönmüyor. Artık köklerinden kopan bir göç yaşıyoruz.”

    Belgesel, yalnızca bir ağıt değil; aynı zamanda bir çağrı. Kete, “Sanatın gücüyle bir fark yaratabilir miyiz?” sorusunu soruyor ve umutlu bir notla bitiriyor:

    “Bizim insanımız, dilini unutsa da o dilin hissettirdiği duyguyu yaşatıyor. Göç edenlerin bir gün yeniden dönmesini sağlayacak olan şey de bu duygu olacak. ‘Kalanlar ve gidenler nerede buluşacak?’ sorusunu artık sormamız gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • İHD Dersim Şubesi: Kontrol noktalarındaki yoğun uygulamalar özgürlükleri ihlal ediyor -VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Kontrol noktalarındaki yoğun uygulamalar özgürlükleri ihlal ediyor -VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, kent genelinde artan kontrol noktaları ve güvenlik uygulamalarına tepki göstermek amacıyla basın açıklaması yaptı. Dersim-Ovacık yolu üzerindeki kontrol noktasına yakın bir noktada yapılan açıklamayı İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    Yeşil, Dersim’deki denetim ve kontrol noktalarının halkın temel haklarını ciddi şekilde kısıtladığını vurguladı:

    “Dersim’in dört bir yanına yayılan kontrol noktaları, neredeyse her dağa kurulan askeri karakollar, gözetleme kuleleri, köy ve mezra girişlerindeki kameralar ile ormanlık alanlardaki foto kapanlar şehir ve köy yaşamını olağanüstü hal koşullarını aratmayacak bir duruma dönüştürmüştür. Kent merkezinde, mahalle aralarında, ilçe giriş ve çıkışlarında, köy yollarında kolluk kuvvetlerinin sürekli varlığı, halkın özel yaşamının gizliliği ve seyahat etme özgürlüğünü ihlal etmektedir. Dersim’in ‘turizm kenti’ olarak tanıtılması bir yandan teşvik edilirken, diğer yandan giriş-çıkışlarda beton bariyerler ve yoğun güvenlik önlemleriyle karşılaşılması büyük bir çelişkidir. Bu durum hem şehrin doğal yapısına hem de toplumsal huzura zarar vermektedir.”

    Yeşil, uygulamaların yaygınlığının ülke genelinde örneğinin bulunmadığını belirterek, halkın sürekli denetim altında tutulmasının keyfi müdahalelere zemin hazırladığını kaydetti:

    “Araç ve kimlik kontrolleri, gözaltı riski ve fişleme uygulamaları özgürlük ve özel yaşam hakkının açık ihlali anlamına gelmektedir. Kolluk kuvvetlerinin ve kontrol noktalarının fazlalığı, güvenliği artırmak yerine halkın yaşam hakkını, özgürlük duygusunu ve toplumsal güvenini zedelemektedir. Ormanlık alanlardaki foto kapanlar, köy yollarındaki günübirlik kontroller ve şehir merkezindeki yoğun kolluk varlığı halkı sürekli gözetim altında tutmakta; korku ve endişe ortamı yaratmaktadır. Dersim halkının yaşam hakkı, seyahat özgürlüğü ve özel yaşamının gizliliği vazgeçilmezdir. Kontrol noktaları ve keyfi denetimlerle oluşturulan bu baskı ortamına derhal son verilmelidir.”

    PİRHA/DERSİM