Yazar: sevim kahraman

  • Kaftancıoğlu: Başıma bir iş gelirse sorumlusu İçişleri Bakanlığıdır

    Kaftancıoğlu: Başıma bir iş gelirse sorumlusu İçişleri Bakanlığıdır

    Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gökhan Zeybek, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki “koruma kararı”nın kaldırılmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

    CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Zeybek, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki “koruma kararı”nın kaldırılmasını TBMM gündemine taşıdı.

    İki polisin, önceki gün elden yaptığı tebligatla Kaftancıoğlu’na koruma kararının kaldırıldığını tebliğ ettiğini ifade eden Zeybek, “Kaftancıoğlu tebligatın altına kendi el yazısı ile koyduğu şerh ’de; ‘Koruma kararının kaldırılma gerekçesi tarafıma tebellüğ edilmemiş olup, başıma gelebilecek her türlü olayla ilgili İçişleri Bakanlığının sorumlu olduğunu kayıt altına alırım’ notunu eklemiştir” diye belirtti.

    “SORUMLULUĞU ÜSTLENİYOR MUSUNUZ”

    “Koruma kararının kaldırıldığının tebliğ edildiği metinde herhangi bir gerekçe bulunmamaktadır” diyen Zeybek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Sayın Bakan; alınan bu karar ve yapılan bu gerekçesiz tebligat bilginiz dahilinde midir” diye sordu.

    Zeybek ayrıca, “Canan Kaftancıoğlu’nun güvenlik açısından karşılaşacağı olumsuz bir durumdan kim/kimler sorumlu olacaktır? Sorumluluğu üstleniyor musunuz” diye de ekledi.

    İşte Gökhan Zeybek’in TBMM Başkanlığı’na verdiği o soru önergesi:

    “Aşağıda yer alan sorularımın, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından Anayasa’nın 98 ve TBMM Tüzüğünün 96 ve 99. maddeleri gereğince, yazılı olarak cevaplanması için gereğinin yapılmasını arz ederim.

    9 Kasım 2019 cumartesi günü saat 12:00’de CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu İstanbul’da toplantı halindeyken koruma şubeye bağlı iki memur toplantıyı yarıda keserek elden yaptıkları tebligatla CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun koruma kararının kaldırıldığını kendisine tebliğ etmişlerdir.

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu tebligatın altına kendi el yazısı ile koyduğu şerh ’de; “Koruma kararının kaldırılma gerekçesi tarafıma tebellüğ edilmemiş olup, başıma gelebilecek her türlü olayla ilgili İçişleri Bakanlığının sorumlu olduğunu kayıt altına alırım” notunu eklemiştir. Tebligatı imzalamasının hemen ardından 10 dakika içinde CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun koruma polisleri, koruma şube tarafından geri çekilmiştir. Koruma kararının kaldırıldığının tebliğ edildiği metinde herhangi bir gerekçe bulunmamaktadır.

    Farklı kesimler tarafından aleni bir biçimde kendisi ve ailesi hedef gösterilen, hedef gösterilmesinin akabinde çok kez ölüm tehditleri alan CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, tehdit edilme ve hedef gösterilme gerekçeleri ile yaklaşık bir ay önce özel koruma statüsüne yükseltilmişti.

    Bu bağlamda;

    • 1) Farklı kesimler tarafından aleni bir biçimde kendisi ve ailesi hedef gösterilen, hedef gösterilmesinin akabinde çok kez ölüm tehditleri alan ve hatta yaklaşık bir ay önce özel koruma statüsüne yükseltilen CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun koruma kararının kaldırılmasının gerekçesi nedir?
    • 2) Sayın Bakan; alınan bu karar ve yapılan bu gerekçesiz tebligat bilginiz dahilinde midir?
    • 3) Bu gerekçesiz tebligat ve koruma polislerinin geri çekilmesi bilginiz dahilinde gerçekleşmiş ise; 9 Kasım 2019 cumartesi günü saat 12:00’den itibaren CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun güvenlik açısından karşılaşacağı olumsuz bir durumdan kim/kimler sorumlu olacaktır? Sorumluluğu üstleniyor musunuz?
    • 4) CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun koruma kararının kaldırıldığı bu kurulun toplanma tarihi nedir? Bu kurul sadece CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu için mi toplanmıştır?
    • 5) İstanbul’daki diğer siyasi parti il başkanlıklarındaki koruma statüsünde herhangi bir değişiklik bulunmakta mıdır?
    • 6) İstanbul’daki diğer siyasi parti il başkanlıklarındaki koruma statüsünde herhangi bir değişiklik bulunmuyorsa; CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun mevcut koruma statüsü ile diğer siyasi parti il başkanlıklarının mevcut koruma statüsü arasında fark yaratan değişken/değişkenler nelerdir?
    • 7) Bu zamana kadar koruma kararları ile ilgili bütün yazışmalar kişiye özel kapalı zarf usulü posta yoluyla iletilmişken, bu kararın 9 Kasım 2019 cumartesi günü saat 12:00’de CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun özel alanına müdahale edilerek, toplantı yarıda kesilecek kadar aciliyet içinde tebliğ edilmesinin sebebi nedir?” (HABER MERKEZİ)
  • ‘Alevi ile Sünni’nin arasındaki düşünsel çelişki endişe verici’-VİDEO

    ‘Alevi ile Sünni’nin arasındaki düşünsel çelişki endişe verici’-VİDEO

    PİRHA- Bir önceki dönem CHP Milletvekili Eren Erdem, “Türkiye’de barışın hakim olacağı yeni bir dile ihtiyaç var” dedi. Erdem, parlamentoya şu çağrıda bulundu: Barışı gerçekleştirmek siyasetin sorumluluğundadır. Türkiye’deki temel sorunların çözümü adına parlamento ivedi olarak harekete geçmelidir.

    Haberin videosu

    Yeni yargı paketi ile birlikte geçen haftalarda tahliye olan CHP Parti Meclisi (PM) üyesi ve eski İstanbul Milletvekili Eren Erdem, Alevilere yönelik baskılara ve gündeme dair açıklamalarda bulundu.

    “Suç işlediği için cezaevine girmiş biri değilim. İşlenen suçlarla mücadele ettiğim için cezaevine girmiş biriyim” diyen Eren Erdem, Türkiye’de siyasi faaliyetleri, düşüncelerinden dolayı çok sayıda insanın da bu minvalde içeride olduğunu hatırlattı.

    “KENDİ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDEN UTANIR NOKTADAYIZ” 

    Bu noktada tahliyesine sevinemediğini söyleyen Erdem sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizler tahliye olduğumuz zaman doğal olarak sevinemiyoruz. Bu ortam kendi özgürlüğünden utanır hale getiriyor. Maalesef kendi özgürlüğümüzden utanır noktadayız. Gönül dolusu kucaklaşamıyoruz. Çünkü onların ailelerinin buruk bir duygu yaşamaması için bunu yapamıyoruz. Çünkü bu duyguyu da içselleştirmiş durumdayız. Burada bir meselemiz var aslında. Meselemiz şu: Biz demokratik bir hukuk sisteminde bırakın tutuklanmayı yargılanması bile mümkün olmayan insanlarız. Çünkü biz siyasetçiyiz düşüncelerimizi ortaya koyduk. Çoğulculuk adına mücadele ettik. İçerideki arkadaşlarımız da böyledir. Ancak gelgelim ki hesaplarla, ayak oyunlarıyla, yargıya müdahalelerle insanlar kumpas kurularak içeri atıldılar.”

    “AYM DEMOKRATİK SÜREÇLERİN ÖNÜNÜ AÇMALI”

    Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi’nin yasal bir derneğe üyeliğin, terör örgütüne üye olmanın delili olamayacağına yönelik aldığı kararı değerlendiren Erdem, “Geçmişte o dernekte bu dernekte üye olduğu için terör örgütü üyesi sayılmış yüzlerce insan var. Bu emsal olumlu bir adım. En büyük temennim Anayasa Mahkemesi’nin asli görevine dönerek bu tür demokratik süreçlerin önünü açabilmesidir. En büyük dileğim de bir an önce içerideki siyasi tutukluların serbest kalmasıdır.” İfadelerini kullandı.

    31 Mart seçimlerinin Türkiye’nin normalleşmesi ve demokratikleşmesi açısından bir ivme kazandırıp yeni bir sürecin önünü açtığını düşünen Erdem, kimsenin düşüncesinden dolayı cezaevine girmemesi için bu sürece emek ve mücadele ile katkı sunacağını söyledi.

    “YENİDEN BARIŞMA İKLİMİNE İHTİYACIMIZ VAR”

    ‘Barış’tan bahsetmenin suç sayıldığını hatırlatan Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Barışın ne kadar değerli bir şey olduğunu ancak geçmişi savaşlarla dolu olan toplumlar bilebilir. Bunu zannediyorum en çok biz bilmeliyiz. Çünkü bir emperyalizmle mücadeleyle kurulmuş bir ülkeyiz. Çok ağır bedeller ödendi. Barışın ne kadar değerli bir şey olduğunu sadece bölgesel değil küresel ölçekte barışı savunmanın bir mücadele hattı olduğunu kavramak gerekir.

    Barışı gerçekleştirmek siyasetin sorumluluğundadır. Bugün de siyasetin yapılması gereken yer parlamentodur. Türkiye’deki temel sorunların çözümü adına parlamento ivedi olarak harekete geçmelidir. Kürt sorunu ve bütün demokratik hak ve hukuk sorunlarının çözümü adına parlamento toplumdan aldığı yetki ve iradeyi kullanmalı ve Türkiye’nin demokratik ve barışçıl bir gerçeklikle bütünleşmesinin önünü açmalıdır. Aksi takdirde bu parlamento olmaktan başka sürece evrilecektir. Bizim yeniden kucaklaşma barışma iklimine ihtiyacımız var.”

    Geleceği hep birlikte kuracak bir iklimin oluşması gerektiğine dikkat çeken Eren Erdem, bunun da yeni bir dil geliştirerek mümkün olacağının altını çizdi.

    “NEFRET, ÖFKE VE ŞİDDETTEN UZAK YENİ BİR DİL”

    Erdem sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün Kürt ile Türk’ün, Alevi ile Sünni’nin arasında bir takım ontolojik ve düşünsel çelişki ve ayrılıkların oluşmaya başladığını gözlemliyorum. Bu korkutucu endişe verici bir durumdur. Bunu aşabilmenin yolu yeni bir medeni ilişki geliştirmekten geçer. Bu ilişkiyi en aşağıdan başlatacak en yukarıya sirayet ettirecek yeni bir dil geliştirmemiz gerekiyor. Bu dilin nefretten öfkeden şiddetten uzak bir dil olması gerekiyor. Barış dili öncelikle siyasete akabinde Türkiye Cumhuriyetinin bütün siyasal kesimlerine ve toplumsal gerçekliklerine yansımadığı sürece bizim geleceği birlikte kurabileceğimiz bir iklimin oluşması çok zor.

    Herkesi kucaklamak zorundayız. Bu ülkede 81 yurttaşımız vardır. Ben geçmişte başörtüsü yasağına karşı çıkmış biriyim. Hayatımın her aşamasında başörtüsü yasağını eleştirmiş biriyim. Bugün de benzeri kısıtlamaları bu ülkenin iktidarındaki sosyolojinin eleştirmesi gerekiyor. Kardeşlik, birlikte yaşam ve barışı işte biz bu şekilde kurabiliriz. Yeni bir dile ihtiyacımız var. Yeni bir siyaset biçimine ihtiyacımız var.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • AİHM son 16 yılda Türkiye’yi 295 milyon TL tazminata mahkum etti

    AİHM son 16 yılda Türkiye’yi 295 milyon TL tazminata mahkum etti

    CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in soru önergesine yanıt veren Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından son 16 yılda Türkiye aleyhine 295 milyon TL’lik tazminat kararı verildiğini belirtti.
    BirGün gazetesinden Hüseyin Şimşek’in haberine göre, CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, Adalet Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan ‘hak ihlali’ başvurularını sordu.
    CHP’li Antmen’in önergesini Adalet Bakanlığı, İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı yanıtladı.
    AİHM’e Türkiye’den yapılan toplam başvuru sayısının 110 bin olduğu ifade edilen yanıtta, 3 bin 128 ihlal kararı verildi, bu sıralamada Türkiye’nin dünya birincisi olduğu ifade edildi.
    Yanıtta, 3 bin 128 ihlal kararının 2 bin 840 tanesinin 16 yılda verildiği ve bu davalar nedeniyle Türkiye’nin ödediği toplam tazminat miktarının ise 295 milyon 581 bin TL olduğu belirtildi.
  • Gar Katliamı’nın 49’uncu ayında yaşamını yitirenler anıldı

    Gar Katliamı’nın 49’uncu ayında yaşamını yitirenler anıldı

    10 Ekim Gar Katliamı’nın 49’uncu ayında düzenlenen anmada konuşan 10 Ekim- Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşkun, 21 Kasım’da görülecek dava dosyasına ilişkin bilgiler paylaştı. 

    10 Ekim 2015’te Emek ve Demokrasi mitingine yönelik DAİŞ saldırısında yaşamını yitirenler 103 kişi katliamın 49’uncu ayında anıldı. Ankara Gar Meydanı’nda düzenlenen anmada konuşan 10 Ekim- Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşkun, “Her ay buraya gelerek, yapılan katliamı teşhir etmek, katliam silsilesini açığa çıkarmak bizim alanlarda olduk olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇ TARTIŞMASI BAŞLATACAĞIZ”

    Katliama ilişkin açılan davanın 21 Kasım’da görülecek duruşmasına dikkat çeken Coşkun, firari sanıklar hakkında bilgiler vererek,“Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu’nda yapılacak olan ve yarım kalan bir ceza dosyası var. Bu ceza dosyasında yakın tarihte IŞİD katliamlarını aydınlatabilecek mahiyette olduğu gibi, ülke gündeminde de ülke tarihinde de damga vuracak mahiyette. 16 firari sanığı araştırmak bir yana, hala yargılanan sanıklar konusunda ilk defa firari sanıklar dosyası üzerinden Cumhuriyet tarihinde insanlığa karşı suç tartışması başlatacağız”

    “6 AY İÇİNDE ANITLA BULUŞACAĞIZ”

    Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısında yapılma kararı verilen ancak üzerinde dört yıl geçmesine rağmen hala yapılamayan anıtlaşma sürecine ilişkin de bilgi paylaşan Coşkun şunları dile getirdi: “Biz artık taleplerimizin ne kadar karşılık bulduğunu ya da ne kadar karşılık bulacağını bilen bir noktadayız.  Anıtlaşma sürecinden bahsetmek istiyoruz. Anıtlaşma sürecine dair bizim yıl dönüm aralarımda da yaptığımız gibi, KESK DİSK TTB VE TMMOB ile 10 Ekim Derneği’nin birlikte yürüttüğü uluslarası bir yarışma süreci başlatılmış bulunmaktayız. Teknik şartları ve bir takım teknik işlemleri hali hazırda bitmiş bir anıtlaşma sürecinde, önümüzdeki aylardan itibaren uluslararası bir anıt projesi ve bir alan projesi kapsamında altı ay içerisinde burada bir anıt ile buluşacağız.”

  • Sezai Temelli: Kürt’e mermi Türk’e siyanür düştü

    Sezai Temelli: Kürt’e mermi Türk’e siyanür düştü

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, iktidarın savaş politikalarının sonuçlarına dikkat çekerek, “Bugün görüyoruz ki Kürt’e mermi, Türk’e siyanür düştü. İntihar etme çözüm değil, mücadele ederek bu iktidarı göndereceğiz” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, iktidarın Suriye politikalarını eleştirirken Kürtlere düşmanlık yapıldığını söyledi. Son günlerde yaşanan siyanürle intiharlara da dikkat çeken Temelli, “En yakın zamanda kayyımlar ile birlikte bu iktidarı da süpürüp atacağız” dedi.

    HDP’nin Urfa İl Örgütü Kongresi’nde konuşan Sezai Temelli, kadim halkların bir arada yaşamasına izin vermeyen Kürt’e yaşam hakkı tanımayan bir iktidarın ülkeyi yönettiğini söyledi. Temelli özetle şunları söyledi:

    “ARTIK BU İKTİDARIN YOLU KALMADI”

    “Toprağımıza, kültürümüze ve tarihimize sahip çıkacağız. Bu soysuz siyasete hep birlikte cevap vereceğiz. Biz bu faşist iktidardan korkmuyoruz. Bugünden sonra zalimler bizden korksun. Bir ülkede tecrit varsa o ülkeden adaletten bahsedilmez. İmralı’ya 5 yıldır yoğun şekilde uygulanan tecrit ülkedeki durumu gözler önüne seriyor. Bu tecrit yıkılmalı, hukuk ve adalet adımları atılmalıdır. Bununda ilk adımı İmralı tecridini kaldırmak olmalıdır. Bu ülkenin en temel meselesi Kürt Sorunudur. Sayın Öcalan bu meselenin çözülmediği takdirde Kürt sorununun uluslararası bir soruna dönüşeceğini söylemişti. Ama iktidar sorunu çözmek yerine savaş politikalarını uygulamayı seçti. Artık bu iktidarın kat edebileceği yol kalmamıştır.”

    “BU HALK SAVAŞ İSTEMİYOR”

    “İlk olarak Efrîn’e girdiler. Kimin toprağını kimden alıp el koyuyorsunuz. Peşlerine taktıkları IŞİD artıklarıyla Suriye’de en huzurlu yerlere saldırıyorlar. O cennet gibi bölgeleri kıyamet alanına çevirip Suriye’deki çözümü çıkmaza sokuyorlar. 400 bine yakın insanı yerlerinden göç etmesine neden oldunuz. Neden? Çünkü bunlar Kürt düşmanı. Suriye de demokratik çözüm olması demek Türkiye’nin de demokratik çözüme kavuşması demektir. Bu iktidarın peşine takılanlara söylüyorum. Bu iktidar gidiyor. Gelin bu faşizmle birlikte mücadele edelim. Eğer bunu yapmayacaksanız, cesaretiniz yoksa gölge de etmeyin. Tezkereye ‘evet’ diyerek ülkeye demokrasi getiremezsiniz. Rojava’da yapılanlar ülkenin her yerinde farklı şekilde yaşanıyor. Bugün görüyoruz ki Kürde mermi, Türk’e siyanür düştü. İntihar etme çözüm değil intihar etmeyin. Mücadele edeceğiz ve bu iktidarı göndereceğiz. Biz top, tüfek ve mermi istemiyoruz. Bu halk savaş istemiyor. Bugün planlanan bütçe halkın bütçesi değil sarayın bütçesidir. O da savaş bütçesidir. Bu ülkenin kaynaklarını savaşa akıtarak iktidarlarını sürdürmeye çalışıyorlar.”

    “KAYYIM TALANDIR, ŞİDDETTİR”

    “Kaymakam ve Vali görevlendirerek halkın iradesini gasp edemezsiniz. Bu suçtur. Kayyum talandır, gasptır, şiddettir ve zulümdür. Biz kayyumlara karşı demokratik siyasetle mücadele edeceğiz. En yakın zamanda kayyumlar ile birlikte bu iktidarı da süpürüp atacağız.”

    Konuşmaların ardından tek listeyle gidilen seçimlerde HDP Urfa İl Eşbaşkanlığına Mikail Gözek ile Emine Çetiner seçildi.

    (Kaynak: MA)

  • Diyanet, ‘tepki çeken’ kamu spotlarına 295 bin lira ödemiş

    Diyanet, ‘tepki çeken’ kamu spotlarına 295 bin lira ödemiş

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından paylaştığı ve tartışmalara neden olan videolar için ihale yaptığı ortaya çıktı.

    İhaleyi “Mois İletişim Ve Etkinlik Yönetimi Reklam Tanıtım Organizasyon Danışmanlık Şirketi” kazandı ve toplam 295 bin TL ödendi. Aynı şirket bir ay önce de Diyanet’in “III. Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi Organizasyon İşi” başlığıyla yaptığı ihaleyi kazandı. Diyanet bu ihale için de şirkete 265 bin TL ödedi.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, Diyanet Mois İletişim Şirketi’nin Diyanet’in “gözde” şirketlerinden olduğu da öğrenildi. Şirket Diyanet’in Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nda düzenlediği “Yanımızda Olan Birileri Var” kampanyasını da hazırladı. Şirket Diyanetin Sıfır Atık Projesi ile Cumhurbaşkanlığı’nın “Zamanını Aşan Medeniyet Özbekistan Sergi ve Sempozyumu’nun” iletişim ve etkinliklerini hazırladı. Şirket aynı zamanda Diyanet Vakfı’nın reklam filmleri ile sosyal medya çalışmalarını yapıyor. HDP Milletvekili ve Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “Telefonuna değil, eşinin yüzüne bak” adıyla hazırladığı kamu spotuyla ilgili Meclis’e soru önergesi sundu.

  • Dersim’in Kayıp Kızları bulunur bulunmaz yakıldı

    Dersim’in Kayıp Kızları bulunur bulunmaz yakıldı

    Erzincan Refahiye’de yapılan bir baskında el konulan Dersim’in Kayıp Kızları ve İbrahim Kaypakkaya’nın hayatının anlatıldığı kitaplarla ilgili ‘imha’ kararı verildi.

    Erzincan’in Refahiye ilçesinde geçen sene jandarmalar tarafından bir eve baskın yapıldı. Ev baskını sırasında evdekilerin telefonlarına ve evde bulunan kitaplara el konuldu. Bu eserlerden biri belgeselci yazar Kazım Gündoğan ve Nezahat Gündoğan’ın İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Dersim’in Kayıp Kızları adlı kitabı, diğeri ise Kalipso Yayınları’ndan çıkan İbrahim Kaypakkaya’nın hayatının anlatıldığı kitap. Kitaplar ‘muhafaza’ altına alındıktan sonra geri isteyen kişiler bir daha kitaplarını alamadı. Kitapların akıbetiyle ilgili aylar sonra yeni bir gelişme ortaya çıktı. Refahiye Cumhuriyet Başsavcılığı kitapların ‘imha’ edilmesi için talimat verdi. Ancak mahkemeden kitaplarla ilgili bu yönde herhangi bir karar verilmedi.

    TALİMATLA KAZAN DAİRESİNDE YAKILDI

    Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre ilgili ev baskınına gerekçe olarak ‘örgüte yardım etmek’ iddiası gösterildi. Söz konusu soruşturmayla kitapların herhangi bir ilgisi bulunmamasına rağmen Refahiye Cumhuriyet Başsavcılığı kitapların ‘imha’ edilmesi talimatını verdi. ‘İmha tutanağında’ 3 jandarmanın imzası yer alırken, kitapların nasıl imha edildiğiyle ilgili, “Refahiye Cumhuriyet Başsavcısı’nın talimatıyla komutanlığımız kazan dairesinde video çekimi yapılarak imha edildiği…” bilgileri yer aldı.

  • 10 KASIM PAZAR 2019-GÜNDEM

    10 KASIM PAZAR 2019-GÜNDEM

    – CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle yarın Balıkesir Adliyesi’nde hakim karşısına çıkacak. Tüm,” Deniz Gezmişler ile ilgili gelecek her türlü ceza başım üstüne. Biz Denizleri her zaman sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Denizler dün bizim için kahramandı bugünde kahramandır” dedi. GÖRÜNTÜLÜ

  • Hasta mahpus Cemil İvrendi’nin serbest bırakılması talep edildi- VİDEO

    Hasta mahpus Cemil İvrendi’nin serbest bırakılması talep edildi- VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği Hapishane Komisyonu, Maraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cemi İvrendi’nin durumuna dikkat çekti.

    HABERİN VİDEOSU

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpusların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği “F Oturması”, 398’inci haftasında polis tarafından engellendi. Eylem, engelleme üzerine İHD İstanbul Şubesi binasında gerçekleştirildi. “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” ve “398. F oturması hasta mahpus Cemil İvrendi serbest bırakılsın” pankartları açıldı.

    İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine değinerek, 10 Şubat tarihinde açılan Maraş Türkoğlu Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşanan ihlalleri sıraldı.

    25 YILLIK SÜRGÜN HAPİSHANE HAYATI

    Maraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Cezaevinde olan ağır hasta tutuklu Cemil İvrendi’nin durumuna dikkat çeken Acettin, “Cemil İvrendi, 25 yıllık hapis süresinde Türkiye’nin pek çok hapishanesine sürgün edilmiştir. Cemil İvrendi birçok hastalıkla başa çıkmaya çalışmaktadır. İvrendi 2002 yılında açık kalp ameliyatı olmuş ve bundan sonra kendisine sürekli kullanması için verilen kan sulandırıcı ilaçlar ve yüksek tansiyon ilaçları nedeniyle ciddi sağlık sorunları yaşamaya başlamıştır. Bu ilaçlardan sonra makat bölgesinde yumurta büyüklüğünde yara çıkmış, sık sık kanaması olmaya başlamıştır. Dayanılmaz acılar ve ağrılarla 2008 yılında Erzurum Devlet Hastanesi’nde ameliyat edilir. Ameliyat sonrası hem yarası kapanmaz hem de kanaması devam eder” ifadelerini kullandı.

    “AYAKTA DURMAKTA ZORLANIYOR”

    “İvrendi, kanamaların artması yüzünden kadın pedi kullanmaya başlamıştır” diyen Acettin, “2015 yılında götürüldüğü Eskişehir Devlet Hastanesi tarafından anal fistül takılır. Yaklaşık 10 gün hastanede kalır ailesinden hiç kimsenin refakatçi olarak kalmasına izin verilmez. Yine 2017 yılında çok şiddetli kanamalar nedeniyle önce Eskişehir Devlet Hastanesi’ne sonra da Gazi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürülür ancak tedavi edilmez” diye belirtti. 26 Şubat 2018’de durumu ağırlaşınca Mersin Devlet hastanesine yatırılan İvren’dinin ameliyat edilmediğini söyleyen Acettin, “Ailesinin refakat etmesine yine izin verilmemiştir. Cemil İvrendi’nin kalp ilaçları nedeniyle yaşadığı sorunları sadece makat bölgesi ile sınırlı kalmamış, çürük dişlerin çekilmesi için tam on yıl beklemek zorunda bırakılmıştır. Kalp, yüksek tansiyon ve kolesterol, sağ böbreğinde taş, sol gözünde sürekli artan görme kaybı ve yaklaşık on yıldır sürekli kanayan yaralarla artık ayakta durmakta bile zorlanmaktadır” diye konuştu.

    BAŞVURULAR REDDEDİLDİ

    İvrendi’nin kızıyla yaptıkları görüşmeye ilişkin de bilgi veren Acettin, “Türkoğlu’na getirildiğinden bu yana babasının hastaneye hiç götürülmediğini, 2 aydır ilaçlarının bittiğini, ciddi oranda kilo (7-8) kaybı olduğunu, babasının yazdığı dilekçe ve suç duyurularına el konulduğunu, Ekim ayında gerçekleşen saldırıda babasının ağzı kapatılarak yere yatırılıp elleri arkadan bağlanarak darp edildiğini aktarmıştır. Cemil İvrendi’nin 2003, 2010 ve 2014 yıllarında Adli Tıp Kurumuna yaptığı başvurular ise reddedilmiştir”  ifadesinde bulundu.

    Sabri MERAL/İSTANBUL

  • Antalya’da dört kişilik aile ölü bulundu

    Antalya’da dört kişilik aile ölü bulundu

    Antayla’da sekiz katlı bir binanın en üst katında oturan dört kişi ölü bulundu. Evdeki cesetlerin Selim Şimşek (36) ve eşi Sultan Şimşek (38) ile çocukları Ceren Şimşek (9) ve Ali Çınar Şimşek’e (5) ait olduğu tespit edildi. Şimşek ailesinin siyanür nedeniyle öldükleri üzerine duruluyor.

    Olay bugün saat 02.00 sıralarında Konyaaltı ilçesi Siteler Mahallesi 1315 Sokak Talip Yörükoğlu Apartmanı’nda meydana geldi. Şimşek ailesinden haber alamayan bir yakını, dün saat 20.00 sıralarında eve geldi. Zile basan yakını, kapının açılmaması üzerine geri döndü. Gece yarısı yeniden eve gelen aynı kişi, yine kapının açılmaması üzerine durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, savcının talimatıyla kapıyı çilingir yardımıyla açtı.

    BABA VE ÇOCUKLAR EL ELE

    Eve giren polis ekipleri, salonda Selim Şimşek ve çocukları Ceren ile Ali Çınar’ın el ele cansız bedenlerini buldu. Evin diğer bölümlerini de kontrol eden polis, banyoda da anne Sultan Şimşek’in cesedini buldu.

    SİYANÜR ENDİŞESİ

    Polis ekipleri site çevresinde güvenlik önlemi alırken, gelen sağlık görevlileri yaptıkları incelemede Şimşek ailesinin siyanür zehirlenmesine bağlı ölmüş olabileceğini belirtti. Bunun üzerine polis ekipleri, diğer dairelerin kapısını çalarak binayı boşalttı. Evlerinden çıkan bina sakinlerinin bir kısmı yakınlarının evlerine giderken bazıları ise park ve otobüs duraklarında oturdu. Polis, ilaçlarını almak isteyen bina sakinlerinin tek tek evlerine girmesine izin verdi. Sokak ise araç ve yaya trafiğine kapatıldı.

    İNCELEME BAŞLATILDI

    İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü, Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekipleri özel kıyafetler giyerek binada ve çevresinde inceleme başlattı. Dairede siyanür bulunup bulunmadığının tespiti için Afyonkarahisar’dan Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) ekibi talep edildi.

    MEKTUP BULUNDU

    Eve sabah saatlerinde bir kargo geldiği belirtirken, polis evde yaptığı incelemede, Selim Şimşek’in bıraktığı bir mektup buldu.

    İLK EKİP HASTANEYE SEVK EDİLDİ

    Diğer yandan binaya ilk giren ekip güvenlik gerekçesiyle hastanede gözetim altına alındı. Polis ve sağlık görevlilerinin durumunun iyi olduğu, tedbiren gözetim altında tutuldukları kaydedildi.

  • Sokağa çıkma yasaklarının ardından 400 bin kişi göç etti

    Sokağa çıkma yasaklarının ardından 400 bin kişi göç etti

    Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ve aylarca çatışmaların yaşandığı Sur, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Şırnak, Silopi ve İdil’de yaşananlar TMMOB tarafından raporlaştırıldı: “400 bin kişi göç etmek zorunda kaldı, sürecin en büyük mağdurları yaşlı, çocuk ve kadınlar oldu.”

    Sur’da 11 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla birlikte başlayan, yüzlerce kişinin ölümüne neden olan operasyon ve çatışmalar 9 Mart 2016 tarihine kadar devam etti.

    Türk Mimar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK), sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği ve aylarca şiddetli çatışmaların yaşandığı Sur, Cizre, Nusaybin, Yüksekova, Şırnak, Silopi ve İdil’de yaşananları raporlaştırdı. Türkçe, Kürtçe ve İngilizce olarak basılan raporda, çatışmaların yaşandığı yerleşim yerlerinden yaklaşık 400 bin kişinin göç etmek zorunda kaldığı vurguladı.

    Çatışmaların yaşandığı kentlerde yapısal yıkımlarla birlikte psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunların da yaşandığı dile getirilen raporda, “Özelikle yaşlılar, çocuklar ve kadınlar bu sürecin en büyük mağduru olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum sonucunda kadın ve çocukların ciddi travmalar geçirdiği gözlenmiştir” denildi. Raporda şöyle devam edildi: “Bu bölgede göçlerin genelde Diyarbakır, Van, Batman gibi il ve komşu ilçe merkezlerine doğru gerçekleştiği görülmektedir. Göç sırasında vatandaşlar yaşanmışlıkları ve anılarının yanı sıra sahip oldukları en temel eşyalarını dahi alamamış olmaları travma ile birlikte yoksullaşma ve mülksüzleşmelerine de yol açmıştır. Göç edenlerin büyük bir bölümü toplu bir şekilde kiraladıkları evlerde çok zor koşullarda alt yapısı olmayan mekanlarda kaldığı görülmüştür. Yine göç bölgelerinde çocuklar uzun bir süre eğitimlerinden de mahrum kalmışlardır. Çatışmanın bir bütünen yaşamı etkilediği bir yıkım süreci olduğu tam anlamıyla görülmüştür.”

    DİYARBAKIR’DA YASAK DEVAM EDİYOR

    Raporda sokağa çıkma yasakları döneminde il ve ilçelerde yaşananlar tek tek başlıklandırılarak açıklandı.  Raporun Sur bölümünde, 2 Aralık 2015’te Sur’un altı mahallesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağının halen sürdüğüne dikkat çekildi. Altı mahallenin yüzde 72’sinin yıkıldığı tespit edilen raporda şu tespitler yapıldı:

    “Mart ayında operasyonların bittiği duyurulmasına rağmen yasağın ilan edildiği mahallelere iş makineleri ve müteahhitler dışında henüz kimse alınmamıştır. Yasağın ilan edildiği Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz, Savaş mahallelerinin 2015 adrese dayalı nüfus verilerine göre nüfusu 22 bin 323’tür. Yasakların ilan edilmesiyle birlikte bu nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi. Sur’a dönük yürütülen askeri operasyon, 9 Mart 2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı’nın resmi açıklamasıyla sona erdi. Toplamda 103 gün süren operasyon sırasında ağır tahribata uğrayan Suriçi her şeye rağmen, ciddi bir çalışmayla kurtarılabilecek durumdaydı. Fakat operasyonların bitmesinin hemen ardından 21.03.2016 tarih ve 2016/8659 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesine dayanılarak Suriçi’ndeki 7714 parselin 6292’si için Acele Kamulaştırma kararı alındı. Kalan parseller önceki kentsel dönüşüm sürecinde kamulaştırıldığı için bu karara dahil edilmemiştir. Acele kamulaştırma kararına dayanak olarak da 2012’de alınan ‘Riskli Alan’ kararı gösterildi fakat bu durumun kendisi de Kamulaştırma Kanunu’na aykırılık teşkil etmektedir. Bu görüntülerden tespit edebildiğimiz kadarıyla Kurşunlu Camii, Hacı Hamit Camii, Paşa Hamamı, Mehmet Uzun Evi, Ermeni Katolik Kilisesi, Dört Ayaklı Minare gibi kimi tescilli yapıların ağır hasarlı olduğu görüldü. Yapılan bütün açıklamalar, itirazlar, yazılı talepler, açılan davalara rağmen maalesef TMMOB Diyarbakır olarak alana girilemedi ve tahribatın artışının önüne geçilemedi.”

    Raporun uluslararası kurum ve kuruluşlara iletileceği ve hukuki süreç için ciddi bir delil niteliğinde olduğu belirtiliyor.

    (Kaynak: Duvar)

  • Tepkiler sonuç verdi: Alevi köyüne cami inşaatı durduruldu

    Tepkiler sonuç verdi: Alevi köyüne cami inşaatı durduruldu

    PİRHA- Kars’ın Sarıkamış ilçesine bağlı Alevi köyü Aşağısallıpınar’daki hizmet getirme karşılığında yapımına başlanan ve kamuoyunda tepki uyandıran cami inşaatının durdurulduğu iddia edildi.

    Konu ile ilgili PİRHA’ya konuşan Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, eski köy muhtarının aktardığı bilgilere dayanarak Aşağısallıpınar köyünde inşasına başlanan cami inşaatının 10 gündür durdurulduğunu ifade etti.

    38 Haneli Aşağısallıpınar Köyü’ne kaymakamın hizmet getirme sözü karşılığında cami yaptırılması iddiaları tepkilere neden olmuştu. Köylerine dayatma ile cami yapıldığını ve bu projeyi kabul etmediklerini söyleyen Aşağısallıpınar köylüleri, İzmir’de yaptıkları toplantı sonrası bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısında bulunmuş ve imza kampanyası başlatmıştı.

    “TOPLANAN İMZALARI VALİLİĞE VERECEĞİZ”

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) olarak konuyu yakından takip ettiklerini söyleyen Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, İstanbul ve İzmir’de bulanan Aşağısallıpınar köylülerinin topladığı imzaların Kars Valiliği ve Sarıkamış Kaymakamlığı’na vereceklerini ifade etti. Yapımına başlanan cami inşaatının cemevine dönüştürülmesi çabasında bulunacaklarını dile getiren Yılmaz, “İzmir’den toplanan imzalar geldi. İstanbul’daki imzalar devam ediyor ve bir kısmını aldık. Köyde de bu işe muhalif arkadaşlar bizim yanımızda. Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) olarak toplanan imzaları Kars Valiliği ve Sarıkamış Kaymakamlığı’na verecek bu inşaatın cemevine dönüştürülmesine dair çaba harcayacağız. Dün İstanbul Yenibosna’da bulunan Aşağısallıpınar köyünden canlarla bir aradaydık ve imzaları teslim aldık” diye konuştu.

    “10 GÜNDÜR ÇALIŞAN YOK”

    Aşağısallıpınar köyünün eski muhtarı olan Turgut Yalçınkaya’nın, “10 gündür inşaatta çalışan yok” dediğini aktaran Yılmaz inşaatın şu an durdurulduğunu açıkladı.

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) olarak bölgeye gideceklerini sözlerine ekleyen Yılmaz, sorunun Alevi kamuoyununda da yeterli karşılık bulmadığı eleştirisini yönetti. Yılmaz şunlara dikkat çekti:

    “Buda duruldu demektir. Şu an inşaatın kabası bitmiş durumda. Ardahan Damal ve Şenkaya’da aynı sıkıntılar var. Şenkaya’da bulunan 18 Alevi köyüne hizmet karşılığında cami yapma söylemlerinin de olduğunu biliyoruz. Alevi kurumlarının bu konuyla ilgili toplantısından sonra dedeler ve başkanlar eşliğinde periyodik olarak sorun olan bölgelere ADFE olarak gidip gezeceğiz ve oraları güçlendireceğiz. Oradaki vatandaşlar çaresiz kalıyor ve baskılara dayanamayarak asimile olma yoluna gidiyor. Aşağısallıpınar köyü asimile olmamış güçlü bir köy olduğu işin devlet de sarı öküz peşinde. Orayı teslim etmeyeceğiz. Bu mesele Alevi kamuoyunda maalesef duyarlılık bulmadı.”

    PİRHA/İZMİR

    AŞAĞISALLIPINAR KÖYÜNDEKİ CAMİ İNŞAATININ SON HALİ GÜN ( 24 EKİM 2019)
  • Okullarının imam hatibe dönüştürülmesine tepki gösteren velilerin talebi reddedildi

    Okullarının imam hatibe dönüştürülmesine tepki gösteren velilerin talebi reddedildi

    PİRHA- İzmir’in Bayraklı ilçesinde bulunan Milli İrade Ortaokulu’nun bir bölümünün imam hatibe dönüştürülmesine karşı çıkan öğrenci velilerinin İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdiği 722 dilekçe muhatap bulunamadığı gerekçesiyle kabul görmedi.

    İzmir’in Bayraklı ilçesine bağlı Onur Mahallesi’nde bulunan Milli İrade Ortaokulu kampüsü içerisinde imam hatip sınıflarının açılması ile ikili eğitime geçilmesine karşı olan veliler 722 dilekçeyi İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne verdi ve imza kampanyası başlattı.

    Velilere dönüş yapan İl Milli Eğitim Müdürlüğü verilen 722 dilekçede adres bulunmadığı gerekçesiyle dilekçelerin işleme sokulamayacağını söyledi.

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün öğrenci velilerine gönderdiği karar metninde, “Milli Eğitim Müdürlüğüne vermiş olduğunuz dilekçenizin 3071 Sayılı Dilekçe 4. maddesinde, dilekçe hakkını kullanmak için, yazılan dilekçede; dilekçe sahibinin adi-soyadi ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması gerektiği; “incelenemeyecek dilekçeler” başlıklı 6.maddesinin (c) bendinde ise, 4 maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayan dilekçelerin incelenemeyeceği, açıkça ortaya konduğu ve 772 adet adres yer almayan dilekçenin 3071 Sayılı Dilekçe ve 6. maddeleri kapsamında muhatap Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun Hakkinın Kullanılmasına Dair Kanunun 4 bulunamadığından işlem tesis edilemediği ilgi (b) yazı ile bildirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

    Öğrenci velileri ise 722 dilekçenin verildiği esnada kendilerine böyle bir ikazın yapılmadığı ifade ederek bu kararın oyalama taktiği olduğunu söyledi

    PİRHA/İZMİR

  • Çağlayan Adliyesi’nde intihar girişimi

    Çağlayan Adliyesi’nde intihar girişimi

    Çağlayan Adliyesi’nde bir yurttaş adliyenin 7. katından kendisini aşağı bıraktı. Sağlık görevlilerinin müdahalede bulunduğu yurttaş hastaneye kaldırıldı.

    35 yaşındaki İ.Ö. duruşmalar devam ederken 7. kattan atladı. Adliyenin atruim alanına düşen İ.Ö.’nün öldüğü sanılarak üzerine gazete örtüldü. Bir süre sonra gelen sağlık ekipleri, İ.Ö.’nün yaşadığını belirledi. Ağır yaralı İ.Ö. ambulansla hastaneye kaldırıldı. (HABER MERKEZİ)

  • Kenanoğlu Mecliste Bir Yol gazetesine ‘Hoşgeldin’ dedi- VİDEO

    Kenanoğlu Mecliste Bir Yol gazetesine ‘Hoşgeldin’ dedi- VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, dün yayın hayatına başlayan Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol’a meclis kürsüsünden başarılar diledi.

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol yarın okuyucularıyla dün buluştu. Alevi öğretisinde önemli bir yere sahip olan “Yol bir sürek binbir’dir” şiarından adını alan ‘Bir Yol’ sadece inançsal değil bir bütün insan yaşamını merkeze alan bir yaklaşımla yayıncılık yapmayı planlıyor.

    6 Kasım’dan itibaren bayilerdeki yerini alan Bir Yol gazetesinde yazılarıyla Ercan Karakaş, Necdet Saraç, Çilem Küçükkeleş, Gülsüm Kav, Ferhat Kentel, Bilge Seçkin Çetinkaya, Alaattin Dinçer gibi isimler yer alıyor.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’da mecliste yaptığı konuşmasında dün yayın hayatına başlayan Bir Yol gazetesini kutlayarak başarılar diledi.

    Kenanoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bugün Türkiye basın tarihinde bir ilk yaşandı ve günlük ve yazılı basında Bir Yol adında bir Alevi gazetesi yayın hayatına başladı. Bir Yol gazetesi sadece Alevilerin değil bütün muhaliflerin barış ve demokrasiden yana tavır alanların ezilenlerin, emekçilerin ve ötekilerin sesi olacaktır. Bütün dostları demokratları ve Alevileri bu gazeteyi desteklemeye davet ediyor ve gazete emekçilerine başarılar diliyorum.” (HABER MERKEZİ)

     

  • KPSS’de geçerlilik süresi 1 yıla indi

    KPSS’de geçerlilik süresi 1 yıla indi

    Öğretmenlerin KPSS puanı artık bir yıl geçerli olacak. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, öğretmenlerin Kamu Personeli Seçme Sınavı KPSS puanının geçerlilik süresi bir yıla indirildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), geçen yıl yaptığı değişiklikle bu süreyi iki yıla çıkarmıştı. Bugün yayımlanan yönetmelikle birlikte süre tekrar bir yıla inerken, öğretmen alımlarında 2018 ve 2019 KPSS puanlarının birlikte alınması sürecek. (HABER MERKEZİ)

  • Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol bayilerde

    Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol bayilerde

    PİRHA- Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol bugün okurlarıyla buluştu. Bir Yol gazetesi, ‘Basın susarsa toplum susar, SUSAMAM’ manşetiyle çıktı. 

    Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol bugün yayın hayatına başladı. Bugünden itibaren bayilerdeki yerini alan Bir Yol gazetesi, ‘Basın susarsa toplum susar, SUSAMAM’ manşetiyle çıktı.

    Gazetenin yazar kadrosunda Ercan Karakaş, Necdet Saraç, Çilem Küçükkeleş, Gülsüm Kav, Ferhat Kentel, Bilge Seçkin Çetinkaya, Alaattin Dinçer gibi isimler yer alıyor.

    BAĞIMSIZ BİR GAZETE

    Gazetenin kurucularından Vedat Kara PİRHA’ya yaptığı açıklamasında, Türkiye’de bağımsız bir gazeteye ihtiyaç olduğunu ve buna Bir Yol ile cevap olmak istediklerini söyledi.

    Kara, “Daha basit daha sıradan şeyler yapmak istiyoruz. Ama yapmak istediğimiz bir şey var. Bağımsız bir gazete çıkarmak. Olabildiği kadar farklı gruplara muhalif demokrat bir çerçeve içerisinde bütün herkesi kapsayan çok sesli bir gazete olmak istiyoruz. Okurlarımızla bizim derdimiz aynı. Biz demokratik bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Türkiye’de toplumsal barışın oluşturulabildiği, kurulabildiği bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Bunun için herkes kendine dair bir iş yapıyor. Örneğin bir öğretmen iyi bir öğretmenlik yapmaya çalışıyor. Bir doktor iyi bir doktorluk yapmaya çalışıyor. Biz de iyi bir gazetecilik yapmaya çalışacağız. Okurla buluşabilirsek sanırım bunu iyi bir şekilde yapabiliriz. Bu ülkede en azından çok itiraz ettiğimiz, yanlış bulduğumuz basının dışında da başka şeylerin yapılabildiğini gösterebiliriz. Bunun için de okurun desteğine ve gücüne ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.  (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABER

    TÜRKİYE’NİN İLK GÜNLÜK ALEVİ GAZETESİ BİR YOL

  • 6 KASIM 2019 ÇARŞAMBA-GÜNDEM

    6 KASIM 2019 ÇARŞAMBA-GÜNDEM

    – Alevi kurumları, ‘İnancımıza, yolumuza, davamıza sahip çıkmak için bir araya geliyoruz’  şiarıyla 16 Kasım’da İstanbul’da Garip Dede Dergahı’nda toplanıyor. Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, “Alevilere yönelik baskılara karşı birlik olmak; sorunları kurumlarımızla, halkımızla konuşmak istiyoruz” diyerek toplantıya katılım çağrısı yaptı.

    – 12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK kuruluş yıldönümü olan 6 Kasım’da Türkiye’nin pek çok yerinde protesto edilecek.

     

  • Irak’taki gösterilerde 254 kişi öldü

    Irak’taki gösterilerde 254 kişi öldü

    Birleşmiş Milletler, Irak’taki hükümet karşıtı gösterilerde şu ana kadar 254 göstericinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

    Birleşmiş Milletler (BM) Irak Misyonu, ülkede 1 Ekim’de başlayan hükümet karşıtı gösterilerde şu ana kadar 254 göstericinin hayatını kaybettiğini, binlerce eylemcinin yaralandığını açıkladı.

    BM tarafından yayımlanan “25 Ekim-4 Kasım Irak Gösterileri” raporunda, ülkenin başkenti Bağdat başta olmak üzere orta ve güney kesimlerinde devam eden gösterilerin ikinci dalgasında, 97 eylemcinin hayatını kaybettiği belirtildi.

    Binlerce eylemcinin de gösteriler sırasında yaralandığına dikkat çekilen raporda, 25 Ekim itibarıyla tekrar başlayan gösterilerde, BM’nin protestoculara yönelik birçok hak ihlalini gözlemlediğine yer verildi.

    Raporda, güvenlik güçlerince atılan gaz bombasının 16 göstericinin ölümüne neden olduğu kaydedildi.

    Raporda açıklamalarına yer verilen BM Irak İnsan Hakları Ofisi Sorumlusu Danielle Bell, “Güvenlik güçlerinin silahsız göstericileri gaz bombasıyla hedef almasının herhangi bir gerekçesi olamaz” ifadelerini kullandı.

    BM tarafından 22 Ekim’de yayımlanan “1-9 Ekim Irak Gösterileri” raporunda ise 157 göstericinin hayatını kaybettiği, 5 bin 494 göstericinin yaralandığı bildirilmişti.

    Iraklılar, işsizlik, yolsuzluk ve kamu hizmetlerinin yetersizliğini protesto etmek amacıyla ülkenin çeşitli bölgelerinde gösteriler düzenliyor. Ülkede 1 Ekim’de harekete geçen eylemciler, Erbain törenleri nedeniyle ara verdikleri gösterilere 25 Ekim’de tekrar başlamıştı.

  • Nuriye Gülmen gözaltına alındı

    Nuriye Gülmen gözaltına alındı

    KHK ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen’in Yüksel Caddesi’nde yapmak istediği eyleme izin vermeyen polisler Gülmen’i gözaltına aldı. Gülmen hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin savcının görüşme talebini kabul etmemesi nedeniyle bilgi alamadıklarını ifade eden avukatları Mülkiyeliler Birliği’nde açıklama yaptı.

    OHAL döneminde yayımlanan kanun kükmünde kararname (KHK) ile ihraç edilmesinin ardından Ankara’daki Yüksel Caddesi’nde eyleme başlayan ve 324 gün açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen bugün yeniden Yüksel Caddesi’nde eylem yapmak istedi. Ankara 5’inci Sulh Ceza Mahkemesi tarafından araması olduğu ifade edilen Gülmen, Konur Sokak’ta polis tarafından gözaltına alındı.

    Gülmen’in gözaltına alınmasının ardından HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ve Gülmen’in avukatlarının katılımıyla Mülkiyeliler Birliği’nde basın açıklaması yapıldı. Avukatları Gülmen’in gözaltı boyunca açlık grevinde olduğunu aktardı.

    SAVCI AVUKATLARLA GÖRÜŞMEYİ KABUL ETMEDİ

    Basın toplantısında konuşan KHK ile ihraç edilen öğretmen, Acun Karadağ, “Gülmen açlık grevinden sonra vücudunda ortaya çıkan aksaklıkları giderdikten sonra tekrar alanlara dönmek istedi ve mücadeleyi hiç bırakmadı. Benimle kalıyordu ve evimin polisler tarafından basıldığını, Merve Demirel ve Nuriye Gülmen’in sorulduğunu öğrendim. Gülmen o süreçten sonra dosyada olabileceğini düşündük ve Nuriye bir süre alanda değildi. Kendisine bir komplo hazırlandığını düşünerek tekrar İnsan Hakları Anıtı önüne çıkacağını söyledi ve bugün çıktığında gözaltına alındı” dedi.

    Gülmen’in Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde gözaltında olduğunu aktaran avukatı Derviş Emre Aydın, Gülmen hakkında yürütülen soruşturma hakkında savcının görüşmeyi kabul etmemesi nedeniyle bilgi edinemediklerini dile getirdi.

    Aydın, “Meslektaşlarımız soruşturma savcısıyla görüşme talep etti ama savcının kabul etmediğini öğrendik. Nuriye hanımla meslektaşlarımız görüştüler ve morali iyi. Savcıyla görüşemediğimiz için soruşturmanın ne olduğuna dair bilgi edinemedik. Bu da savunma hakkını ihlal eden bir durum” diye konuştu.

    “DEVLET KATINDAN KHK FACİADIR SESİ YÜKSELİYOR”

    Gülmen’in serbest bırakılmasını talep eden TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, “Hiçbir adil yargılama sürecine başvurulmadan Nuriye ve Nuriye gibi yüz binin üzerinde kişinin işine son verildi. Kimileri yaşamlarını yitirdiler, kimileri çok ciddi rahatsızlıklarla boğuşuyorlar. Gülmen ve Semih Özakça 324 gün açlık grevi yaptı. Biz neden bu açlık grevine engel olamadık? Nuriye ve Semih’e borcumuz var. Bu haksız uygulamaların son bulması için açlık grevine son vermişlerdi. Şimdi hepimizde bir sorumluluk var. Bırakın bu insanların soruşturma sürecini falan bu insanların uğradığı haksızlığın tazmini gerekir. Nuriye serbest bırakılmalıdır” diye konuştu.

    HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Hukuk yasa ortada yok. Her kesime yönelik ağır baskılar yaşanıyor. Anında polis saldırıyor, tekme tokat dövüyor. İnsanların kendini ifade etmesi yasaklanıyor. Tamamen susan bir toplum isteniyor. Soylu’nun düzeni isteniyor. Hem Nuriye hem Semih Özakça‘nın mücadeleleri sonuç alıcı olacaktır. Bir meşale yakılmıştır ve sonuç alınacaktır. Bıkmadan mücadele eden KHK’lılar başarıya ulaşacaktır. Biz ne zaman usanırsak o zaman kaybederiz. Aslında her gün yenileniyorlar. Devlet katından KHK bir faciadır sesi yükseliyor. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Nuriye Gülmen’in yanındayız. Onun direncini biliyoruz. Yüz binlerce KHK’lı onun yanında olamadı ama kalben onun yanındaydı” dedi.