Yazar: sevim kahraman

  • Munzur Öğrenci Dayanışması’ndan ırkçı saldırılara tepki-VİDEO

    Munzur Öğrenci Dayanışması’ndan ırkçı saldırılara tepki-VİDEO

    PİRHA- Son dönemlerde Kürt öğrencilere yönelik saldırılara Munzur Öğrenci Dayanışması tepki gösterdi. Öğrencilerin eylemine müdahale eden polis pankart açılmasına izin vermedi.

    Haberin videosu

    Dersim’de bulunan Munzur Öğrenci Dayanışması son dönemlerde Kürt öğrencilere yönelik saldırılara ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada, “Kürt öğrencilere yönelik saldırıları kınıyoruz” pankartı açan öğrencilere polis müdahale etti. Öğrenciler tüm müdahaleye rağmen açıklamalarını gerçekleştirdi.

    Munzur Öğrenci Dayanışması yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Bu saldırılar birkaç kendini bilmez ırkçının saldırıları olmaktan ziyade iktidar odaklarının sistematik bir şekilde devreye koyduğu ve halklarımızın ortak yaşama iradesine yönelik bir saldırı olarak ele alınmalıdır biz bu saldırıları Antalya’da Kürt öğrencilere yönelik linç girişiminden biliyoruz. Sakarya’da baba ve oğulun Kürtçe konuşmalarından ötürü katledilmelerinden biliyoruz. Şerzan Kurtlar’dan, Medeni Yıldırımlar’dan, 12 yaşında 13 kurşun yiyen Uğur Kaymaz’dan biliyoruz.

    Biz bu coğrafyanın kadim halkları olarak binlerce yıldır buradayız, binlerce yıl sonra da burada olacağız. Bu coğrafyanın her alanında bizler varız.

    Öğrencilerin birlikte yaşama iradesini ve bunu somutlaşmış ifadesi olan demokratik üniversiteleri var edinceye dek her zaman her yerde olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Alevilerin Yunanistan’da Kasım Kurbanı etkinlikleri başlıyor

    Alevilerin Yunanistan’da Kasım Kurbanı etkinlikleri başlıyor

    PİRHA- Her yıl, Yunanistan’da geleneksel olarak yapılan, “Kasım Kurbanı Etkinliği” – Mürsel Bali Kurbanı- bu sene de; 9 Kasım Cumartesi günü Seyyid Ali Sultan Dergâhı sınırları içindeki “Mürsel Bali Sırtı”nda yapılacak.  

    Yunanistan’daki en önemli Alevi-Bektaşi etkinliği olan Kasım Kurbanı etkinliği, inançsal bir tarihi gün dönümünü simgelerken, aynı zamanda binlerce insanın katıldığı bir sosyal etkinlik özelliği gösteriyor.

    Yunanistan’da, Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli)’nin manevi varlığını yaşatmak ve onunla özdeş dergâhın (ocak-tekke) korunup onarılması vazifesini gönüllü olarak üstlenen insanlar tarafından kurulmuş Seyyid Ali Sultan Dergâhı Koruma Heyeti Kurumu tarafından düzenlenen etkinliğe, aynı zamanda yurt dışından da katılımlar oluyor. Etkinlikte; Rumeli’yi fetheden, Rumeli’nin Gözcüsü olarak kabul edilen, Seyyid Ali Sultan ve tüm eren-evliyalar aşkına kurbanlar kesilip lokmalar dağıtılıyor.

    Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli), Rumeli (Balkanlar)’da Sarı Saltuk’tan (Rumeli’ye geçişi 1263) sonra bu toprakların sevgiden, barıştan, dostluktan yana bir yurt yapmış, buraların Ehlibeyt’in ışığıyla nurlanmasını sağlamış, bu topraklara bolluk ve bereket, adalet ve barış getirmiş bir alp-eren olarak anılıyor.

    Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli düşünce dünyasının içerisinde yer alan ve 1354 tarihinde diğer eren ve alp-erenlerle bu topraklara gelmesinin üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen halen çok derin bir sevgi ve saygıyla anılıyor, onunla özdeş gelenekleri yaşatılıyor.

    O bir inanç önderi olmasının yanında, bir toplum önderi olarak kabul ediliyor, tüm dünyada aralıksız hizmet yürüten en önemli Alevi- Bektaşi inanç ve kültür merkezlerinden birinin kurucusu olarak kabul edilen bir seyyid olarak seviliyor. Gerçekten de bu ocak-tekke merkezi çerağların sönmeden yandığı, meydanevinde cemlerin yapıldığı, dünya Alevi- Bektaşi toplumunun en önemli inanç merkezlerinin başında yer alıyor.

    TÜRKİYE VE BULGARİSTAN’DAN DA KATILIM OLACAK

    Eski Türk takviminde kışın başlangıcı olarak kabul edilen 8 Kasım günü, inançlarını, kültürlerini her koşulda ve tüm boyutuyla sürdüren- yaşatan Yunanistan’daki Alevi Bektaşi toplumu için de ayrı bir öneme sahip. Önceki senelerde olduğu gibi bu seneki etkinliğe de, Türkiye ve Bulgaristan’dan birçok misafirin katılması bekleniyor.

    Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Türbesi, Ruşenler (Russo) Köyü sınırlarında. Ruşenler ise Dimetoka (Didmotiho) İlçesi, Evros (Meriç) İli’ne bağlı.

    Ayhan AYDIN

  • Özgür Gündem davası ertelendi

    Özgür Gündem davası ertelendi

    KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskında “polise mukavemet” iddiasıyla yargılanan 22 gazetecinin duruşması görüldü.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi’ne yönelik baskında “polise mukavemet” iddiasıyla gözaltına alınan 22 gazetecinin yargılandığı davanın duruşması İstanbul 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yargılanan gazetecilerin avukatları Özcan Kılıç, Sercan Korkmaz ve Hazal Pekşen Demirhan duruşmada hazır bulundu.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan müzekkereye bilgi mahiyetinde cevap verildiği dava kapsamında yargılanan gazeteciler Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin infaz edilemediği anlaşıldığı ifade edildi. Avukatlar, “Gelen yazı cevabı dikkate alınarak gerekli polis merkezinden ilgili hususların sorulmasını talep ediyoruz” dedi.

    Kararını açıklayan mahkeme, dava kapsamında yargılanan gazeteciler Amine Demirkıran, Günay Aksoy, Bayram Balcı ve Ersin Çaksu hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin infazının beklenmesine hüküm etti. Mahkemenin bir önceki celse verilen 1 nolu ara karar doğrultusunda yeniden Taksim Haşim Usta Polis Merkezi’ne müzekkere yazılarak; müzekkere ekine soruşturma aşamasında tutulan tüm tutanakların eklenmesine karar veren mahkeme, duruşmayı 25 Şubat 2020’ye erteledi. (HABER MERKEZİ)

  • Alevi gazetesi Bir Yol, yarın okuyucusuyla buluşuyor-VİDEO

    Alevi gazetesi Bir Yol, yarın okuyucusuyla buluşuyor-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol’un ilk sayısı yarın okuyucusuyla buluşuyor. Gazetenin kurucusu Vedat Kara, “Yapmak istediğimiz bir şey var o da bağımsız bir gazete çıkarmak. Olabildiği kadar farklı gruplara, muhalif ve demokrat bir çerçeve içerisinde bütün herkesi kapsayan çok sesli bir gazete olmak istiyoruz” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Türkiye’nin ilk günlük Alevi gazetesi Bir Yol yarın okuyucularıyla buluşuyor. Alevi öğretisinde önemli bir yere sahip olan “Yol bir sürek binbir’dir” şiarından adını alan ‘Bir Yol’ sadece inançsal değil bir bütün insan yaşamını merkeze alan bir yaklaşımla yayıncılık yapmayı planlıyor.

    6 Kasım’dan itibaren bayilerdeki yerini alacak olan Bir Yol gazetesinde yazılarıyla Ercan Karakaş, Necdet Saraç, Çilem Küçükkeleş, Gülsüm Kav, Ferhat Kentel, Bilge Seçkin Çetinkaya, Alaattin Dinçer gibi isimler yer alacak.

    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Vedat Kara ve editörlerin ilk toplantılarını görüntüledik. Yayın politikaları ve editöryal bağımsızlığa ilişkin yapılan toplantının ardından Vedat Kara ile yarın yayın hayatına başlayacak olan Bir Yol’a ilişkin konuştuk.

    “Aleviler zaten hayatın içerisinde her yerde varlar. Biz Alevilerin dünyayı kavradığı yerden modern yüzü olmayı düşünüyoruz” diye sözlerine başlayan Vedat Kara, 10 yıldır Alevi yayıncılığı yapan bir isim.

    Kara, Türkiye’de bağımsız bir gazeteye ihtiyaç olduğunu ve buna Bir Yol ile cevap olmak istediklerini söyledi.

    “ALEVİLERİ GÖRÜNÜR KILMAK İSTİYORUZ”

    Kara, Türkiye’deki ilk günlük gazete olarak çıkacak olan Bir Yol’da Aleviler açısından nerede durduklarını şu sözlerle anlattı:

    “Şimdi Alevi yayıncılığı üzerine ilk denemeleri yapanlardan birisi değilim. Pek çok arkadaşımızın bu konuda pek çok denemeleri oldu. Başarılanlardan ve başarılamayanlardan biz ders çıkardık. Buna dönükte farklı bir noktasını çözelim istiyoruz. Türkiye’de şu an birkaç tane Alevi televizyonu var. İyi de gidiyorlar. Alevilerin ihtiyaçlarını buradan çözüyorlar. Biz biraz daha gazetede bunların bir devamı ya da kopyası olmayacağız ama bir anlamda da belki bütün resmin bir parçasını tamamlamak istiyoruz. O parçası da şu: Türkiye’de yaşayan ve Türkiye’nin önemli omurgasını oluşturan Aleviler hep yok sayılan bir inançsal topluluk. Türkiye içerisinde baktığınızda modern, çağdaş yönü olan bir topluluktan bahsediyoruz. Bunların belki de bu varlığını bu kimliğini biraz bir yönüyle görünür hale dönüştürebiliriz diye düşünüyoruz. Alevileri buradan ifade edebiliriz diye düşünüyoruz. Ama sadece Alevilere dair de bir gazetecilik yapmayacağız. Aleviler yaşamın bütün alanında varlar. Alevilik kimliği ile bir olaydan etkilendiğinde bu bizim için haberdir. Biz aslında hayatın bütününe dair Alevilerin dünyaya bakışı üzerinden ortalama bir gazete çıkarmak istiyoruz. Bir basın bülteni gibi bir ansiklopedi gibi bir dergi gibi değil bir gazete çıkarmayı planlıyoruz.”

    PATRONLARIN ENSTRÜMANI: GAZETECİLİK

    Krizin bu kadar derinleştiği, basılı yayının değerinin giderek azaldığı bir dönemde gazete çıkarmanın nasıl zorlu bir yolculuk olduğuna da değinen Kara, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “1980’lerin ortalarından itibaren Türkiye’de bir ekonomik dönüşüm oluştu. Bu ekonomik dönüşümde bize patronlar bir şeyi dayattılar. Sen işçisin işçi kal, patronluk bize ait. Siz bizim istediklerimizi yapın. Bu, basını bitirdi mesela. Çok paran varsa gazete çıkartabilirsin. Ya da sen bir topluluksan küçük çaplı bir gazete çıkarabilirsin. Bunların hepsi kalıp bir yargı. Yani işi bilmeyen işi gazetecilik olmayan patronlar, işi gazetecilik olan insanları istedikleri gibi çalıştırıp istedikleri zaman susturup istedikleri haberi yaptırabilecekleri bir enstrüman yaratmaya çalıştı. Bu aynı zamanda basına olan güveni de zedeledi. 80 ya da 90’larda ben kendi fikrimle bir gazeteyi satın alıyordum. Bunun yanında da merkez medyadan bir gazete satın alıyordum. Şimdi bugün almıyorum. Çünkü gazetecilik yapmayan hiçbir gazetecilik değeri olmayan patronların yayın organı gibi çıktığı bir ortamda okurunda elbette o gazeteye dair güveni azaldı.”

    Bu güveni yeniden tazelemek istediklerini dile getiren Kara, “Okuru o bayiye götürüp o gazeteyi aldırabilir miyiz bir handikap. Ama bunun dışındakilerin tamamı aslında patronların bize dayattığı ve bu böyle olmaz dediği gerçekler üzerinden gidiyor. Biz iyi bir gazete yapıldığında iyi yöneltildiğinde bu işin okuruyla buluşabileceğini düşünüyoruz. Elbette internet medyası çok gelişti. Sosyal medya belki de bütün haberciliğin yerini alacak ama hala Türkiye’de ve dünyada bir 10 yıl daha biz o basılı yayıncılığı önemsiyor olacağız gündemi belirlemek için” ifadelerini kullandı.

    YOL BİR SÜREK BİNBİR’DEN ‘BİR YOL’A ULAŞTIK

    Alevilik öğretisinden yola çıkarak isimlerini oluşturduklarını söyleyen Kara ‘Bir Yol’ adının ise ortaya çıkışını şöyle anlattı:

    “Bir yanımızın Aleviliğe değmesini hep istiyor arzuluyoruz. Biz de ‘Yol bir sürek binbir’ den ‘Bir Yol’a ulaştık. Biraz Alevice olsun diye. Çok özel bir slogan belirlemedik. Çok büyük hamasi şeyler söylemek istemiyoruz. Daha basit daha sıradan şeyler yapmak istiyoruz. Ama yapmak istediğimiz bir şey var. Bağımsız bir gazete çıkarmak. Olabildiği kadar farklı gruplara muhalif demokrat bir çerçeve içerisinde bütün herkesi kapsayan çok sesli bir gazete olmak istiyoruz.”

    “OKURLARIMIZLA DERDİMİZ AYNI”

    Kara, 6 Kasım’da ilk sayısı çıkacak olan Bir Yol okuyucularına da destek çağrısında bulundu:

    “Okurlarımızla bizim derdimiz aynı. Biz demokratik bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Türkiye’de toplumsal barışın oluşturulabildiği, kurulabildiği bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Bunun için herkes kendine dair bir iş yapıyor. Örneğin bir öğretmen iyi bir öğretmenlik yapmaya çalışıyor. Bir doktor iyi bir doktorluk yapmaya çalışıyor. Biz de iyi bir gazetecilik yapmaya çalışacağız. Okurla buluşabilirsek sanırım bunu iyi bir şekilde yapabiliriz. Bu ülkede en azından çok itiraz ettiğimiz, yanlış bulduğumuz basının dışında da başka şeylerin yapılabildiğini gösterebiliriz. Bunun için de okurun desteğine ve gücüne ihtiyacımız var.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Ekim ayında en az 155 işçi hayatını kaybetti

    Ekim ayında en az 155 işçi hayatını kaybetti

    İSİG Meclisi’nin raporuna göre, geçen ay en az 155, bu yılın ilk 10 ayında ise en az bin 477 işçi hayatını kaybetti. Raporda işçi direnişlerine dikkat çekilerek, “Yaşamak ve yaşatmak için direniyoruz!” denildi.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), ekim ayı iş cinayetleri raporunu açıkladı. Buna göre, ekim ayında en az 155, bu yılın ilk 10 ayında ise en az bin 477 işçi hayatını kaybetti. Raporda ülkenin dört bir yanında işçi direnişlerinin sürdüğüne de dikkat çekilerek, “Soma’dan Eskişehir’e, Ataşehir’den Cargill’e, Koton’dan Saica Pack’e… Patronun kim olduğu fark etmez! Yaşamak ve yaşatmak için direniyoruz!” dendi.

    8 GÖÇMEN İŞÇİ ÖLDÜ

    Raporda şu bilgiler yer aldı:

    – Ekim ayında hayatını kaybeden 155 emekçinin 124’ü ücretli (işçi ve memur), 31’i ise kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluştu.

    – Ölenlerin 7’si kadın, 148’i erkek işçiydi. Kadın işçi cinayetleri tarım, tekstil, büro, ticaret ve taşımacılık işkollarında gerçekleşti.

    – Geçen ay, biri 14 yaş ve altında olmak üzere 2 çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım ve konaklama işkollarında yaşandı.

    – Emeklilik çağında (51 yaş ve üstünde) olduğu halde çalışırken hayatını kaybeden işçi sayısı ise 50 olarak saptandı.

    – Ekim ayında 8 göçmen/mülteci işçi hayatını kaybetti. Bu işçilerin 3’ü Suriyeli, 2’si Rusyalı, 1’i Afganistanlı, 1’i Özbekistanlı ve 1’i İranlıydı. Yılın ilk 10 ayında ise en az 99 göçmen/mülteci işçi çalışırken hayatını kaybetti.

    EN ÇOK GÜVENCESİZ İŞÇİLER CAN VERDİ

    – Geçen ay işçi ölümleri en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret/büro, belediye/genel işler, metal, madencilik, tekstil/deri, gıda ve konaklama/eğlence işkollarında gerçekleşti.

    – Tarımda çalışırken ölenlerin en az yüzde 45’i ücretli, yüzde 55’i ise çiftçiydi.

    – Tüm işkollarında en çok güvencesiz işçiler (mevsimlik, taşeron, yevmiyeli çalışanlar) can verdi.

    Raporda, geçen yıllara göre inşaat işkolundaki ölümlerde azalma görüldüğü belirtildi. Ancak rapora göre bunun nedeni alınan önlemler değil, ekonomik krize bağlı olarak sektördeki küçülme.

    TRAFİK KAZALARI İLK SIRADA

    Ekimde işçiler yine en çok trafik/servis kazaları nedeniyle hayatını kaybetti. Bunu sırasıyla; yüksekten düşme, ezilme/göçük, kalp krizi, şiddet, elektrik çarpması, zehirlenme/boğulma ve intihar takip etti.

    Raporda, kalp krizi ve beyin kanaması nedenli ölümlerin sürekli arttığı, ancak bu konuya dair yeterince araştırma bile yapılmadığı belirtildi.

    200 LİRAYA ÖNLENEBİLİR ÖLÜM!

    Ölüm nedenlerinde 6’ncı sırada yer alan elektrik çarpmalarının ise çok küçük maliyetlerle önlenebileceğine dikkat çekilen raporda, “Son aylarda sürekli artan ve neredeyse her 10 işçiden birinin ölüm sebebi olan elektrik çarpmaları 200-300 TL’lik bir maliyetle önlenebilir. Bu durum patronların niyetini ortaya koyuyor” dendi.

    Ekim’de Türkiye’nin 57 şehrinde ve yurt dışında 5 ülkede iş cinayeti gerçekleşti. En çok işçi ölümünün yaşandığı iller 11’er ölümle İstanbul ve Konya oldu. Bu illeri sırasıyla Antalya (10 ölüm), Bursa (8 ölüm), İzmir (7 ölüm) ve Sakarya (6 ölüm) izledi.

    İSİG Meclisi’nin raporuna göre, ekim ayında ölen işçilerin tamamı sendikasızdı. Raporda, “Sendikasız çalışmak ölüm demektir” ifadeleri kullanıldı.

    EYLEM SONUÇ VERDİ

    İstanbul Havalimanı şantiyesinde geçen hafta yaşanan iş cinayetinin ardından iş bırakan işçilerin talepleri karşılandı. İstanbul Havalimanı kargo binası şantiyesinde çalışırken asansör boşluğuna düşerek yaşamını yitiren 18 yaşındaki Mehmet Aydın’ın çalışma arkadaşları, iş güvenliği önlemlerinin alınması talebiyle 1 Kasım’da iş bırakmıştı. Eylemin 4’üncü gününde işçiler firma yetkilileriyle görüştü. Şantiye aydınlatmalarının yapılması, asansör ve şaft boşluklarının korkuluklarla kapatılması taleplerinin kabul edilmesi üzerine, işçiler yeniden iş başı yaptı.

  • 2 yaşındaki çocuğun ölümüne neden olan şoför serbest

    2 yaşındaki çocuğun ölümüne neden olan şoför serbest

    PİRHA- 15 Eylül’de Afyon yakınlarında aşırı hız yapan alkollü şoför Barış Gökçe’nin dikkatsizliği 2 yaşındaki Perisu Kanak’ın ölümüne neden olmuştu. Şoförün serbest bırakılmasına tepki gösteren Dersimli Baba Hıdır Kanak, “Adalet tamamen yerin dibine battı bizim için” dedi.

    Kaza, 15 Eylül Pazar günü sabah saatlerinde Afyon – Kütahya karayolunun 32’nci kilometresindeki Anıtkaya köyü yakınlarında meydana geldi.

    Barış Gökçe’nin kullandığı İstanbul Kalesi firmasına ait 34 HS 2100 plakalı yolcu otobüsü, bir anda yoldan çıktıktan sonra, şarampolden devrildi. Kaza yerine çok sayıda ambulans ve kurtarma ekibi sevk edildi.

    Gelen sağlık ekibi, yolculardan Perisu Kanak adlı kız çocuğunun yaşamını yitirdiğini belirledi. Kazada yaralanan 40 kişi ise ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere götürülerek tedaviye alındı.

    İstanbul- Antalya seferini yapan yolcu otobüsünün Gebze yakınlarında sol arka lastiklerinden birinin patladığı, lastiğin değiştirilmesinin ardından yola devam edildiği ifade edildi.

    “VİCDANLI BİR SAVCI YOK MU?”

    Pelisu Kanak’ın Babası Hıdır Kanak ise, şoför Barış Gökçe’nin polis tarafından aşırı hız yapma ve uyumaktan suçlu bulunduğunu söyledi. Şoförün serbest bırakıldığını söyleyen Hıdır Kanak, tekrar tutuklanmasını talep etti.

    Kanak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kazadan hemen sonra şoför tutuklandı. Ben ve eşim yaralı olarak hastanede ameliyat olduk.
    Daha bizim yaralarımız tazeyken devletin, kolluk görevlilerinin suçlu olduğunu tespit ettikleri şoförü neden salıverilir. Bizi adalet bir kez daha neden yaralasın. Adalet tamamen yerin dibine battı bizim için. Bu konuda merhametli ve vicdanlı bir savcı yok mu?” (HABER MERKEZİ)

     

  • 13 ilde operasyon

    13 ilde operasyon

    Hakkında gözaltı kararı verilenler arasında kamu çalışanları da var.

    Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “FETÖ” soruşturması kapsamında 13 ilde operasyon düzenlendi. 20 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken, 20 adrese eş zamanlı baskınlar yapıldı.

    Operasyon, Aksaray merkezli Adıyaman, Diyarbakır, Edirne, Antep, İstanbul, Maraş, Konya, Kütahya, Manisa, Mardin, Samsun ve Şırnak’ta düzenlendi.

    Askeri liselere, polis okullarına eleman temin edilmesi sürecinde öğrencilerle ilgilenen ve örgüt içerisinde faaliyet yürüttükleri iddia edilenlere yönelik düzenlenen operasyon kapsamında 20 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

    Hakkında gözaltı kararı verilenler arasında kamu çalışanlarının da olduğu belirtildi.

  • Çevre ve Tarım Kurultayı düzenlendi- VİDEO

    Çevre ve Tarım Kurultayı düzenlendi- VİDEO

    PİRHA- Malatya’da gerçekleştirilen Çevre ve Tarım Kurultayı’nda üreticilerin sorunları masaya yatırıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    Malatya Kongre ve Kültür Merkezinde Tüm-Köy-Sen’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen kurultay öncesi açıklama yapan Kurultay Koordinatörü ve Tüm-Köy-Sen’in Malatya’da şube açmak için girişimde bulunan Ali Gürer, amaçlarının köylülerin üretimde yaşadıkları sorun ve sıkıntıları ele almak olduğunu söyledi. Tarımda sorunların başında girdilerin yüksek olması olduğunu ifade eden Gürer, “Bundan dolayı üreticilerimiz ürünlerini satamıyor, satsalar bile değerinde veremiyor. Bugün bu sorunları tartışacağız ve bu konuda çözüm önerilerini ele alacağız. İyi ve modern bir tarım yapmak üretime daha çok katkı sunmak için ne gibi çalışmalar yaparız bunu da tartışacağız” dedi.

    “TAŞ OCAKLARI BÜYÜK SORUN”

    Kurultay’da çevre sorunlarının da ele alınacağına değinen Gürel; “Bir diğer konu ise çevre sorunu ile tarım iç içe geçti. Daha önceleri üreticiler ve köylüler ürünün para etmemesinden şikayetçi olurken, bugün ise çevre sorunu öne çıktı. Yani madenlerin, taş ocaklarının, mermer ocaklarının çok pervasızca doğayı talan etmesi, hayvancılığı yok etmesi, toz duman İçinde ağaçların kuruması, suların yatak değiştirmesine neden olmaktadır. Bu defa da üretici kendi ürününün para etmemesi sorununun yanında ikinci bir sorun ile karşı karşıya geldi. Toprağını ve suyunu koruma gibi bir sorun ile karşı karşıya geldi. Onun için bu talana dur demek için, bu taş ocakların ve maden ocaklarının insan hayatına ve yaşam alanından uzak kurulması açısında nasıl bir yol ve yöntem denenir nasıl bir yol çizilir bu konuları tartışacağız. Çözüm üretmek için bugün üretici ve köylülerle bir araya geldik” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

     

  • Hasta mahpus Tüzün’ün serbest bırakılması istendi- VİDEO

    Hasta mahpus Tüzün’ün serbest bırakılması istendi- VİDEO

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, F Oturması’nın 397’nci haftasında Antep H Tipi Cezaevi’nde kalan hasta mahpus İsmail Tüzün’ün serbest bırakılmasını istedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların  serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği “F Oturması”nın 397’inci haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” ve “Hasta mahpus İsmail Tüzün serbest bırakılsın” pankartları açıldı. Sık sık, “Susma suça ortak olma” ve “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarının atıldı. Açıklamaya HDP Milletvekili Oya Ersoy ve Sanatçı Nur Sürer katıldı.

    Bu hafta Antep H Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan hasta tutuklu İsmail Tüzün’ün durumuna dikkat çekilerek serbest bırakılması istendi.

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran basın açıklamasını okudu. Bu hafta Antep H Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan hasta tutuklu İsmail Tüzün’ün serbest bırakılmasını istediklerini söyleyen Onaran, 1972 doğumlu olan Tüzün’ün 2003 yılında Hakkari’de yaralı olarak gözaltına alındığını belirtti. Fiziki ve psikolojik anlamda bir ay boyunca işkenceye maruz kaldıktan sonra tutuklanıp Hakkari Kapalı cezaevine gönderildiğini vurgulayan Onaran, sonrasında Bitlis, Malatya, Elbistan, Diyarbakır, Antep L Tipi ve Antep H Tipi Cezaevine götürüldüğünü anlattı.

    AMELİYAT EDİLMİYOR

    Tüzün’ün Malatya E Tipi Cezaevinde kaldığı 6 ay boyunca vücudunun çeşitli bölgelerine saplanmış şarapnel parçaları nedeniyle hayati risk altında olmasına rağmen bu parçaların alınması için herhangi bir tedavi veya ameliyat yapılmadığını dile getiren Onaran, “Elbistan E Tipi ve Malatya E Tipi hapishanesinde kaldığı zamanlar, ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanırken sürekli disiplin cezaları nedeniyle tek kişilik hücrede tutulmuş ve aylarca ileşitim ve aile ziyareti engellenmiştir. 2015 yılında, Diyarbakır D Tipi Hapishanesi’nde kaldığı süreçte Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi işkenceden kaynaklı yumurtalıklarında oluşan kist nedeniyle ameliyat eder. Yine işkence sonrası ortaya çıkan ve gün geçtikçe artan uyku apnesi rahatsızlığı için gerekli tedavi belirlenir. Gün verilir. Ancak hastane randevu gününden önce Antep L Tipi’ne sevk edilir” dedi.

    “KOŞULSUZ SERBEST BIRAKILSIN”

    Diyarbakır’da oturan ailesi ile yaptıkları görüşmeyi anlatan Onaran şöyle devam etti: “İsmail Tüzün’ün kafa ve ayaklarındaki şarapnel parçaları nedeniyle ayakta durmakta, yürümekte zorluk çektiğini belirtiyor. Uyku apnesinde çok sıkıntı çektiğini, midesinde tümör tanısı konduğunu ancak teşhis edilmesi için gerekli işlemlerin yapılmadığın; 12 yıl boyunca abisine hiçbir tıbbı destek sağlanmadığını, yıllar sonra başlanan tedavinin de çok kısa sürdüğünü vurguladıktan sonra sistematik olarak müdüründen gardiyanına kadar tüm hapishane idarelerinin kin ve nefretle yaklaştıkları için mahpusların hastalıklarının görmezden gelindiğini ifade ediyor. Hapishanelerde sağlığa erimişin önündeki tüm engeller kaldırılsın. Hapishane revirleri her gün ve sürekli açık kalsın. Ve gerekli sağlık hizmetini yerine getirsin. Kelepçeli ağır hasta mahpuslar koşulsuz serbest bırakılsın” diye konuştu.

    Açıklama sloganlar eşliğinde sona erdi.

    Sabri MERAL/İSTANBUL

     

  • Van’ın Saray Belediyesi’ne kayyım atandı

    Van’ın Saray Belediyesi’ne kayyım atandı

    Gözaltında bulunan Saray Belediye Eşbaşkanı Caziye Duman görevinden alınarak yerine kayyum atandı. Saray Belediyesi ile birlikte kayyum atanan belediye sayısı 3’ü büyükşehir olmak üzere 14’e yükseldi.

    Van’da kadın siyasetçilere dönük başlatılan soruşturma kapsamında dün gözaltına alınan Saray Belediye Eşbaşkanı Caziye Duman, İçişleri Bakanlığı tarafından görevinden alınarak yerine kayyum atandı. Bakanlık, kayyım olarak İlçe Kaymakamı Mehmet Halis Aydın’ı atadı.

    Saray Belediyesi  ile birlikte HDP kayyım atanan belediye sayısı 3’ü büyükşehir olmak üzere 14’e yükseldi.

    Valilik tarfından yapılan açıklamada, Duman’ın “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasının devam ettiği belirtildi.

    Yapılan açıklamasının devamında şu ifadeler yer aldı:

    “Saray Belediye Başkanı Caziye Duman, hakkında devam eden adli işlem süreçleri ve Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2018/23839 sayılı soruşturma dosyası kapsamında gözaltına alınmış olması göz önünde bulundurularak Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddelerine istinaden Bakanlığımızın 1 Kasım 2019 tarihli onayı ile geçici bir tedbir olarak görevinden uzaklaştırıldı. Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesi uyarınca, yine Belediye Kanunu’nun 46’ncı maddesi kapsamında Saray Kaymakamı Mehmet Halis Aydın ‘Saray Belediye Başkan Vekili’ olarak görevlendirildi.” (HABER MERKEZİ)

  • BM’den Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısı

    BM’den Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısı

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları ofisi Suriye’deki askeri harekat nedeniyle Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısı yaptı.

    BM İnsan Hakları Ofisi, Türkiye’yi Kuzey Suriye’de sürdürdüğü askeri harekatla ilgili uyardı.

    Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik operasyon nedeniyle Türkiye’ye uluslararası hukuk uyarısında bulundu.

    Yapılan açıklamada, Türkiye’nin uluslararası hukuka göre, “Suriye’de Türkiye bağlantılı gruplar tarafından yapıldığı belirtilen infazlardan sorumlu tutulabileceği” kaydedildi.

    Ayrıca Kürt kadın siyasetçi Hewrîn Xelef ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) üyelerinin öldürülmesini örnek gösteren BM Ofisi, toplu infazlarla ilgili bilgi topladıklarını belirtti.

    BM, Türkiye’ye “Olası savaş suçları için bağımsız soruşturmalar yürütme” çağrısında bulundu.

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren İnci Türk’ün babası hakka yürüdü

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren İnci Türk’ün babası hakka yürüdü

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Festivali için gittiği Sivas’ta Madımak otelde yakılarak katledilen İnci Türk’ün babası Mehmet Türk kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

    Sivas’ta 26 yıl önce, 2 Temmuz’da ‘Pir Sultan Abdal’ı Anma Şenlikleri’nde semahçı, 33 aydınla birlikte Madımak Otel’de yanarak hayatını kaybeden İnci Türk’ün babası Mehmet Türk yaşamını yitirdi.

    Türk’ün hakka uğurlama erkanı bugün Balıkesir Balya’da yapılacak.

    26 yıldır evlat acısını bağrında hisseden İnci Türk’ün babası Mehmet Türk, bu yıl 2 Temmuz’da kızı İnci Türk’ün anmasında şöyle konuşmuştu:

    “Bu sorunların temelinde çok farklı şeyler var. Ben 26 yıldır bunu düşünüyorum. Karşımızda cumhuriyeti yıkmak isteyen yeminli bir grup var. Bir de cumhuriyeti yaşatmak için Sivas’a gidip canını verenler var. Ben son yıllarda ümitsizliğe kapılmıştım. Son İstanbul seçiminin ışığı beni yeniden ümitlendirdi. O ışığı parlatmamız gerekiyor. Birbirimize daha sıkı kenetlenmeliyiz, birlikte olmalıyız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li belediyelere baskın: Eşbaşkanlar da gözaltında

    HDP’li belediyelere baskın: Eşbaşkanlar da gözaltında

    Hakkari, Yüksekova, Nusaybin ve Erciş’te yapılan ev baskınlarında, aralarında belediye eşbaşkanlarının da olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye başlattığı işgalin ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetici ve üyeleri ile belediye eşbaşkanlarına yönelik gözaltı operasyonları sürüyor. Hakkari merkez ve Yüksekova (Gever) ilçe belediyesi, Mardin’in Nusaybin ilçe belediyesi ve Van’ın Erciş ilçe belediyesi polis tarafından basıldı. Belediye eşbaşkanları ise gözaltına alındı.

    HAKKARİ’DE EŞBAŞKANLARA GÖZALTI

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Hakkari belediye binasına özel hareket polislerince baskın yapıldı. Belediye binasında aramalar devam ederken, Belediye Eşbaşkanı Cihan Karaman’ın da evine baskın yapıldı. Karaman gözaltına alınırken, belediye binasında aramalar devam ediyor.

    Yükeskova Belediyesi Eşbaşkanları Remziye Yaşar ile İrfan Sarı da gözaltına alındı.

    BASKIN VE ARAMA

    Mardin’in Nusaybin İlçe Belediyesi Eşbaşkanı Semire Nergiz ve Ferhat Kut’un evlerine baskın yapıldı. Her iki eşbaşkan da gözaltına alındı.

    Nusaybin’de yaşanan mağduriyetleri gidermek amacıyla belediye tarafından kurulan “Kriz Merkezi” de baskın düzenlenen adresler arasında. Baskın sırasında polisler burada çalışan kişileri darp etti. Polislerin, bir belediye çalışanının burnunu kırdığı, bir diğer personeli ise çenesinden yaraladığı öğrenildi.

    Merkezin kapısını kırarak, maddi hasara neden olan polisler, merkezdeki diğer çalışanları ise yere yatırarak darp etti. Buradaki baskında, Nusaybin Belediye Meclis üyesi Mehmet Emin Alkan gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan eşbaşkanlar ve meclis üyesinin İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu bildirildi. 3 kişinin İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube’ye götürülmesi bekleniliyor.

    Kentteki gözaltı sayısının daha fazla olduğu aktarıldı.

    Polis sabah saatlerinde belediye binasında da arama yapmaya başladı.

    ERCİ BELEDİYE EŞBAŞKANI GÖZALTINDA

    Van’ın Erciş İlçe Belediyesi Eşbaşkanları Yıldız Çetin ve Bayram Çiçek’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    Eşbaşkanlar yanı sıra Meclis üyesi Erhan Akbaş, İlçe Eşbaşkanları Hicran Kandemir, Şakir Asıl ve Baran Karaca adında bir genç evlerine yapılan bakınla gözaltına alındı. (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’deki saldırıda 1 gazeteci daha yaşamını yitirdi

    Suriye’deki saldırıda 1 gazeteci daha yaşamını yitirdi

    Serekaniye’ye giden siviller ve gazetecilerin bulunduğu bir konvoy bombardımanda vuruldu. En az 11 kişinin öldüğü, 74 kişinin yaralandığı belirtildi.

    Kamışlı’dan Serekaniye’ye (Resulayn) ‘canlı kalkan’ eylemi için giden sivillerin ve gazetecilerin bulunduğu bir konvoy vuruldu. Mezopotamya Ajansı, ilk belirlemelere göre 11 kişinin öldüğünü, 74 kişinin yaralandığını duyurdu.

    Bombardımanda ANHA muhabiri gazeteci Seed Ehmed’in, hayatını kaybettiği açıklandı. Yaralılar arasında gazeteciler Ersin Çaksu, Mehmet Ekinci, Bircan Yıldız ve Rojbîn Akçin’in olduğu öğrenildi. Konvoyda Fransız ve Brezilyalı gazetecilerin de bulunduğu belirtildi.

    BABA SEED: GERÇEĞİ GÖREN GÖZLERİNİ ELLERİMLE KAPATTIM

    Seed Ehmed’in cenazesini Til Temir hastanesinden alan baba Şêxmûs Ehmed, “Birkaç dakika önce Seed’in gerçekleri gören gözlerini kendi ellerimle kapattım. Seed’in gözleri, bize yapılan katliamları, halkına bütün dünyanın gözü önünde yapılan saldırıları haykırıyordu. Seed’in gözleri, gerçeğin gözleriydi. Seed, gerçeğin yolunda şehit oldu. Bugün bizim için şeref ve onur günüdür. Babası olarak onun yolunda yürüyeceğimin sözünü veriyorum” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 13 EKİM 2019 PAZAR-GÜNDEM

    13 EKİM 2019 PAZAR-GÜNDEM

    -Geçmiş yıllarda Halk Eğitim Merkezleri tarafından cemevlerinde halk oyunları, semah ve bağlama kursları için görevlendirilen öğretmenler, bu yıl müfredat değiştiği gerekçesiyle görevlendirilmedi. Adını vermek istemeyen bir cemevi yöneticisi, cemevlerinin öğretmen tutacak gelirlerinin olmadığını, bu konunun çözülmesi için Alevi kurumlarının harekete geçmesi çağrısında bulundu.

    -Dersim’deki siyasi parti ve kurum temsilcileri, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye yönelik başlattığı operasyona ilişkin PİRHA’ya konuştu. Temsilciler,  “Kürt kantonlarına karşı yapılan saldırılar Türkiye içinde Kürt sorununun çözümünü de geriye götürecek çatışmalardan başka bir şey değildir. Halkların barış sesini yükseltmesi için çağrı yapıyoruz” ifadelerini kullandılar. GÖRÜNTÜLÜ

  • Hasta mahpus Kemal Zengin serbest bırakılsın- VİDEO

    Hasta mahpus Kemal Zengin serbest bırakılsın- VİDEO

    PİRHA- “F Oturması”nda 15 yıldır ülseratif kolit hastalığıyla mücadele eden Kemal Zengin’in durumuna dikkat çekilerek, tedavisinin sağlanması için serbest bırakılması istendi.

    HABERİN VİDEOSU

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği “F Oturması”, 394’üncü haftasında polis tarafından engellendi. Eylem, engelleme üzerine İHD İstanbul Şubesi binasında gerçekleştirildi. “Tecrit ölümdür, dayanışma yaşatır” ve “Hasta mahpus Kemal Zengin serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, sık sık “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tedavi haktır, engellenemez” sloganları atıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yönetim Kurulu üyesi Kanber Saygılı ve çok sayıda yurttaşın katıldığı eylemde, İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin açıklama yaptı.

    TEDAVİSİ ENGELLENDİ

    Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kinyas Gülcan’ın, kaldırıldığı hastanede 6 Ekim’de yaşamını yitirdiğini hatırlatan Acettin, “Pek çok rahatsızlığı bulunan Gülcan’ın tedavisi sürekli engellenmiş, ayağındaki proteze bakım yapılmamasından kaynaklı oluşan enfeksiyon tüm vücuduna yayılmış. Gülcan, ancak milletvekillerinin hapishane idaresine yaptığı basınçla hastaneye kaldırılmış ve 6 gün sonrada hastanede yaşamını yitirmiştir” diye belirtti.

    “GÜNLÜK İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMIYOR”

    Oturumun bu haftasında İzmir Şakran T Tipi Cezaevi’nde bulunan Kemal Zengin’in durumuna dikkat çekildi. Zengin’in Nisan 1994’de Urfa Ceylanpınar’da gözaltına alındığını ve maruz kaldığı ağır işkenceler ardından tutuklandığını ifade eden Acettin, Zengin’in 8 yıldır aynı cezaevinde tutulduğunu söyledi. Zengin’in 15 yıldır ülseratif kolit hastalığıyla mücadele ettiğini dile getiren Acettin, “Hastalığına özel diyet uygulaması gerekirken, Zengin’e asla yememesi gereken süt ve süt ürünleri, acılı, ekşili yiyecekler verilmektedir. Bu nedenle kantinde bulabildiği gıdalarla beslenmeye çalışmaktadır. Yetersiz ve uygun olmayan beslenme nedeniyle aşırı kilo kaybı ve beraberinde fiziksel güç kaybı yaşayan Kemal Zengin, günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekmektedir” şeklinde aktardı.

    “SERBEST BIRAKILSIN”

    Zengin’in, ameliyat olması gerektiği ancak cezaevi koşullarından kaynaklı kabul etmediğini söyleyen Acettin, “Ailesi de tedavisi için Zengin’in serbest bırakılmasını istiyor” dedi. Hasta tutukluların tedavi ve bakımlarının sağlanması gerektiğinin altını çizen Acettin, Zengin’in ve tüm hasta tutukluların serbest bırakılması talebini yineledi.
    Sabri MERAL/İSTANBUL
  • Kenanoğlu: Yezitin İslamı Diyanet’in İslamıdır- VİDEO

    Kenanoğlu: Yezitin İslamı Diyanet’in İslamıdır- VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Yezit, aynı zamanda, bir İslam halifesidir. Yani ‘Yezit’e lanet’ derken kimi lanetlediğimizi de bilelim. Diyanetin sahiplendiği, uyguladığı İslam Muaviye İslam’ıdır; bunun adını da çok net koyalım.” dedi.

    HABERİN VİDEOSU 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu meclisteki genel kurul konuşmasında, 10 Ekim Ankara Gar katliamına, Diyanete, Suriye’de başlatılan operasyona, Alevilere ve çevre sorunlarına ilişkin konuştu.

    10 Ekim Ankara Gar katliamı sırasında orada bulunduğunu söyleyen Kenanoğlu, “Nasıl acılar yaşandığını, neler yaşandığını yakından bilen ve iki gün boyunca da Adli Tıpta görev yapan birisiyim. Dolayısıyla orada yaşanılan ve poşetlerle gelen cesetlerin ve o ailelerin yaşadıklarının tarifi mümkün değil. Bütün acılı ailelerin acısını paylaştığımızı ve yaşamını yitiren canları da saygıyla andığımızı ifade ediyor ve katliamcıları da lanetliyorum.” dedi.

    MUAVİYE İSLAMI

    Konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bu katliamı IŞİD’in düzenlediği artık tartışılmaz bir gerçek ama netice itibarıyla IŞİD militanları, kilometrelerce uzaktan elini kolunu sallayarak hiçbir arama noktasına uğramadan -hani siz bir ilden başka bir ile giderken kaç kez aracınız durduruluyor ve arama noktalarında aranıyorsunuz gerek trafik polislerince gerekse asayiş güvenlik görevlilerince- Antep’ten yola çıkıyorlar Ankara’ya kadar geliyorlar hiçbir aramaya tabi tutulmadan ve Ankara’da da elini kolunu sallayarak garın orada kendileri patlatarak 103 canımızın katledilmesine, 500 insanımızın da yaralanmasına neden oluyorlar. Bunları gündeme getirdiğimizde de konu başka türlü tartışılıyor. 10 Ekim 680, aynı zamanda Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da katledildiği bir gün. Hazreti Hüseyin’i katleden zihniyet siyasal İslamcıların atası olan Muaviye ve Muaviye’nin sistemini yürüten oğlu Yezit’tir. Bir kere bunu çok net bir tanımlayalım, yani Yezit’in kim olduğunu bilelim. Yezit, aynı zamanda, bir İslam halifesidir; bunu da bilelim. Yani ‘Yezit’e lanet’ derken kimi lanetlediğimizi de bilelim. Hazreti Hüseyin Kerbela’da Muaviye İslamı’nı reddetmiş birisidir ve orada çok meşhur bir sözü vardır. Atasının İslam’ını, babasının, dedesinin İslam’ını değiştirenlere, onu siyasallaştırıp bir yönetim tarzı olarak ortaya koyanlara karşı o İslam’la vedalaşmak gerektiğini söyleyen, Muaviye İslam’ını o anlamıyla reddeden birisidir. Muaviye İslamı şu anda Diyanetin İslamıdır. Diyanetin sahiplendiği, uyguladığı İslam Muaviye İslam’ıdır; bunun adını da çok net koyalım.”

    “ROJAVA AYNI ZAMANDA ALEVİ BÖLGESİDİR”

    Suriye’ye yönelik operasyona da değinen Kenanoğlu, “Suriye’den, Rojava’dan, buradaki savaştan ve Kürtlere yönelik hedeften bahsediliyor, ben başka bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Evet, orada Kürtlerin siyasal statüsüne yönelik bir saldırı var ama Rojava bölgesi, aynı zamanda bir Alevi yerleşim bölgesidir.” dedi.

    Afrin’de Alevilerin yoğunluklu yaşadığına değinen Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de Aleviler okul müdürü bile olamazken bu meclisin 7 bin 800 tane personeli içerisinde bir elin parmakları, iki elin parmakları kadar Alevi çalışan kalmadığı bir yerde Afrin’de kantonun eş başkanı bir Alevi idi. Peki, ne oldu? Buraya gittiniz, burayı ÖSO çetelerine teslim ettiniz; o bölgede, Afrin bölgesinin dağlarında, köylerinde yaşayan Alevilerin dağlarını, taşlarını, ormanlarını talan ettiler onlar ve burada  İYİ PARTİ’nin ve CHP’nin Balıkesir milletvekili bu kürsüden söyledi. 50 bin ton zeytin türevi çalındı ve bunlar Türkiye üzerinden yurt dışına satıldı. Bir kısım zeytin ağaçları yakıldı. Bu insanların yurtları böyle talan edildi, oradaki Alevilerin yurtları böyle talan edildi. Şimdi, siz Türkiye’de Alevilere yaşam hakkı vermeyeceksiniz ama gidip Suriye’de Alevileri koruyacaksınız, öyle mi? Bırakın bu işleri ya kimse size inanmaz bu konuda. Şimdi, bu anlamıyla samimi olun.”

    “TOPRAĞIMIZI, SUYUMUZU YOK EDİYORLAR”

    Kenanoğlu ayrıca Türkiye’de yapılmak istenen enerji santrallerine değindi ve bunların getireceği zararların ortadan kaldırılmasını talep etti:

    “JES’ler konusunda şunu söyleyeyim: Jeotermal enerji santralleri, atom enerji santralleri, hidroelektrik santralleri bizim toprağımızı, suyumuzu, dağımızı, taşımızı, ormanımızı yok ediyor. Vatanseverlik sizin siyasi hedeflerinize evet demek değildir. Vatanseverlik bu vatanın dağına, taşına, toprağına, suyuna sahip çıkmak demektir ve biz de bu anlamıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin verdiği önergeyi gönlümüzün rahatlığıyla, içimiz yanmadan çok rahatlıkla evet diyoruz ve bunun araştırılmasını talep ediyoruz ve bunun neticesinde buranın getireceği, bu uygulamanın getireceği zararların da ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz, destekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • “Vicdan sahibi sanatçılara çağrımızdır; hiç olmazsa ‘Barış’ deyin”-VİDEO

    “Vicdan sahibi sanatçılara çağrımızdır; hiç olmazsa ‘Barış’ deyin”-VİDEO

    PİRHA- Sanatçılar Ferhat Tunç ve Pınar Aydınlar, Kuzey Suriye’ye yönelik başlatılan operasyona tepki gösterdi. 

    Haberin Videosu

    Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve içerisinde cihatçı grupların da yer aldığı ÖSO’nun Suriye’de Fırat’ın doğusuna gerçekleştirdiği operasyon 4. gününde devam ediyor. Öte yandan dünyada ve Türkiye’de operasyonun durdurulması çağrıları da yaygınlaşıyor.

    Sanatçılar Ferhat Tunç ve Pınar Aydınlar, Kuzey Suriye’ye yönelik başlatılan operasyona tepki gösterdi.

    Ferhat Tunç, “Duyarlı vicdan sahibi sanatçılara, aydınlaradır sözüm. Hiç olmazsa ‘savaşa hayır’ deyin” ifadelerini kullanırken Pınar Aydınlar, “Bugün halklar üzerine dayatılan ırkçılık, tekçilik anlayışıyla emperyalistlerin bu kirli oyununa karşı barışı daha da güçlü bir şekilde sahiplenmemiz gerekiyor” dedi.

    “HİÇ OLMAZSA ‘SAVAŞA HAYIR’ DEYİN”

    Sanatçı Ferhat Tunç şu ifadeleri kullandı:

    “Yaşanan bu durumu anlamak ve anlamlandırmak gerçekten mümkün değildir. Ben dünyanın gözleri önünde bir cinayet işlendiğini görüyorum. Çünkü savaşın bir cinayet hali olduğuna inanan insanlardanım. Asıl mesele burada dünyanın bu cinayet haline ne kadar tahammül edeceği meselesidir. Kürtlerin yaşam alanlarını, kazanımlarını kanlı bir savaşın hedefi haline getirmek hangi akla ve vicdana sığar sorarım buradan. Suriye’de Kürtlerin varlığı ve kazanımları Türkiye için asla bir tehdit olmadı, olmayacaktır da.

    AKP ve MHP iktidarı böyle bir tehdit yalanına sarılarak bugün başlattığı savaşa zemin hazırladı ve ne yazık ki kendisine muhalif olan ve başını CHP’nin çektiği Türkiye muhalefetini de bu yalanına bir şekilde inandırmış görünüyor. Türkiye’nin vicdan sahibi halkları olarak bugün tarihi bir görev ve sorumlukla karşı karşıya olduğumuzu unutmayalım. Tehdit ve yalan üzerinde oluşturulan bu savaşa, bu savaş politikalarına ‘hayır’ deme günüdür. Bütün dünyanın dehşet içinde izlediği bu kör gidişata dur diyecek akla, vicdana ve duyarlılığa ihtiyacı vardır bugün. Ve duyarlı vicdan sahibi sanatçılara, aydınlaradır sözüm. Hiç olmazsa savaşa hayır deyin.”

    “BARIŞI DAHA GÜÇLÜ SAHİPLENMEMİZ GEREKİYOR”

    Sanatçı Pınar Aydınlar da “Savaş zulüm, yoksulluk, açlık demektir. Bugün birbirinin ardından yakılan ağıtların bin misliyle kana bulunması demektir. Bizler onurlu mücadele için elbetteki yaşam boyunca kavgamızı veririz. Ancak bugün halklar üzerine dayatılan ırkçılık, tekçilik anlayışıyla emperyalistlerin bu kirli oyununa karşı barışı daha da güçlü bir şekilde sahiplenmemiz gerekiyor. Halklar arası barışı. Bunun için dayatılan savaşa hayır.” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • 11 EKİM 2019 CUMA- GÜNDEM

    11 EKİM 2019 CUMA- GÜNDEM

    -Demokratik Alevi Örgütü ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri, Suriye operasyonu konusunda “Alevilerin bu çatışmada rızası yoktur” diyerek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da camilerde sela okutma kararını “Bir asimilasyon kurumu olarak kendi görevini yapmaktadır” diye yorumladı. GÖRÜNTÜLÜ

    -Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı operasyonu değerlendiren Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, Suriye’ye yapılan operasyonla Kürtleri orada yok edip onların yerine IŞİD’i yerleştirmeyi hedeflediklerini belirterek, savaşın bir yıkım, ölüm, acı demek olduğunu bunun için bir an önce barışın olması gerektiğinin altını çizdi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Dersim Araştırmalar Merkezi’nin Cumartesi günü saat 15:00’te İstanbul Taksim Hill Otel’de ‘Munzur Dağları Madenlerle Yok Edilmesin’ şiarı ile yapacağı panele ilişkin DAM Yöneticilerinden Selman Yeşilgöz Pir Haber Ajansına konuştu. GÖRÜNTÜLÜ

    -Hükümetin Suriye’ye askeri operasyonunu değerlendiren AKD Genel Başkanı Doğan Demir, hiçbir ülkenin toprak bütünlüğüne karışmamak gerektiğini vurguladı. GÖRÜNTÜLÜ

    -Dersim’de Munzur Öğrenci Derneği, açılışını gerçekleştirecek. GÖRÜNTÜLÜ

  • Kenanoğlu: Rojava aynı zamanda Alevi bölgesidir-VİDEO

    Kenanoğlu: Rojava aynı zamanda Alevi bölgesidir-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Türkiye’de Aleviler okul müdürü bile olamazken Afrin’de kantonun eş başkanı bir Alevi idi. Peki, ne oldu?  Oradaki Alevilerin yurtları talan edildi. Şimdi, siz Türkiye’de Alevilere yaşam hakkı vermeyeceksiniz ama gidip Suriye’de Alevileri koruyacaksınız, öyle mi?” dedi.

    HABERİN VİDEOSU 

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu meclisteki genel kurul konuşmasında, 10 Ekim Ankara Gar katliamına, Diyanete, Suriye’de başlatılan operasyona, Alevilere ve çevre sorunlarına ilişkin konuştu.

    10 Ekim Ankara Gar katliamı sırasında orada bulunduğunu söyleyen Kenanoğlu, “Nasıl acılar yaşandığını, neler yaşandığını yakından bilen ve iki gün boyunca da Adli Tıpta görev yapan birisiyim. Dolayısıyla orada yaşanılan ve poşetlerle gelen cesetlerin ve o ailelerin yaşadıklarının tarifi mümkün değil. Bütün acılı ailelerin acısını paylaştığımızı ve yaşamını yitiren canları da saygıyla andığımızı ifade ediyor ve katliamcıları da lanetliyorum.” dedi.

    “MUAVİYE İSLAMI ŞU ANDA DİYANET’İN İSLAMIDIR”

    Konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bu katliamı IŞİD’in düzenlediği artık tartışılmaz bir gerçek ama netice itibarıyla IŞİD militanları, kilometrelerce uzaktan elini kolunu sallayarak hiçbir arama noktasına uğramadan -hani siz bir ilden başka bir ile giderken kaç kez aracınız durduruluyor ve arama noktalarında aranıyorsunuz gerek trafik polislerince gerekse asayiş güvenlik görevlilerince- Antep’ten yola çıkıyorlar Ankara’ya kadar geliyorlar hiçbir aramaya tabi tutulmadan ve Ankara’da da elini kolunu sallayarak garın orada kendileri patlatarak 103 canımızın katledilmesine, 500 insanımızın da yaralanmasına neden oluyorlar. Bunları gündeme getirdiğimizde de konu başka türlü tartışılıyor. 10 Ekim 680, aynı zamanda Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da katledildiği bir gün. Hazreti Hüseyin’i katleden zihniyet siyasal İslamcıların atası olan Muaviye ve Muaviye’nin sistemini yürüten oğlu Yezit’tir. Bir kere bunu çok net bir tanımlayalım, yani Yezit’in kim olduğunu bilelim. Yezit, aynı zamanda, bir İslam halifesidir; bunu da bilelim. Yani ‘Yezit’e lanet’ derken kimi lanetlediğimizi de bilelim. Hazreti Hüseyin Kerbela’da Muaviye İslamı’nı reddetmiş birisidir ve orada çok meşhur bir sözü vardır. Atasının İslam’ını, babasının, dedesinin İslam’ını değiştirenlere, onu siyasallaştırıp bir yönetim tarzı olarak ortaya koyanlara karşı o İslam’la vedalaşmak gerektiğini söyleyen, Muaviye İslam’ını o anlamıyla reddeden birisidir. Muaviye İslamı şu anda Diyanetin İslamıdır. Diyanetin sahiplendiği, uyguladığı İslam Muaviye İslam’ıdır; bunun adını da çok net koyalım.”

    Suriye’ye yönelik operasyona da değinen Kenanoğlu, “Suriye’den, Rojava’dan, buradaki savaştan ve Kürtlere yönelik hedeften bahsediliyor, ben başka bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum. Evet, orada Kürtlerin siyasal statüsüne yönelik bir saldırı var ama Rojava bölgesi, aynı zamanda bir Alevi yerleşim bölgesidir.” dedi.

    “TÜRKİYE’DE YAŞAM HAKKI VERMEDİĞİNİZ ALEVİLERİ SURİYE’DE Mİ KORUYACAKSINIZ?”

    Afrin’de Alevilerin yoğunluklu yaşadığına değinen Kenanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de Aleviler okul müdürü bile olamazken bu meclisin 7 bin 800 tane personeli içerisinde bir elin parmakları, iki elin parmakları kadar Alevi çalışan kalmadığı bir yerde Afrin’de kantonun eş başkanı bir Alevi idi. Peki, ne oldu? Buraya gittiniz, burayı ÖSO çetelerine teslim ettiniz; o bölgede, Afrin bölgesinin dağlarında, köylerinde yaşayan Alevilerin dağlarını, taşlarını, ormanlarını talan ettiler onlar ve burada  İYİ PARTİ’nin ve CHP’nin Balıkesir milletvekili bu kürsüden söyledi. 50 bin ton zeytin türevi çalındı ve bunlar Türkiye üzerinden yurt dışına satıldı. Bir kısım zeytin ağaçları yakıldı. Bu insanların yurtları böyle talan edildi, oradaki Alevilerin yurtları böyle talan edildi. Şimdi, siz Türkiye’de Alevilere yaşam hakkı vermeyeceksiniz ama gidip Suriye’de Alevileri koruyacaksınız, öyle mi? Bırakın bu işleri ya kimse size inanmaz bu konuda. Şimdi, bu anlamıyla samimi olun.”

    “TOPRAĞIMIZI, SUYUMUZU YOK EDİYORLAR”

    Kenanoğlu ayrıca Türkiye’de yapılmak istenen enerji santrallerine değindi ve bunların getireceği zararların ortadan kaldırılmasını talep etti:

    “JES’ler konusunda şunu söyleyeyim: Jeotermal enerji santralleri, atom enerji santralleri, hidroelektrik santralleri bizim toprağımızı, suyumuzu, dağımızı, taşımızı, ormanımızı yok ediyor. Vatanseverlik sizin siyasi hedeflerinize evet demek değildir. Vatanseverlik bu vatanın dağına, taşına, toprağına, suyuna sahip çıkmak demektir ve biz de bu anlamıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin verdiği önergeyi gönlümüzün rahatlığıyla, içimiz yanmadan çok rahatlıkla evet diyoruz ve bunun araştırılmasını talep ediyoruz ve bunun neticesinde buranın getireceği, bu uygulamanın getireceği zararların da ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz, destekliyoruz.” (HABER MERKEZİ)