Etiket: abd

  • ‘Suriye’de koalisyon için tek hedef IŞİD’dir’

    ‘Suriye’de koalisyon için tek hedef IŞİD’dir’

    ABD Savunma Bakanlığının Uluslararası Güvenlik İşlerinden sorumlu bakan yardımcısı Elissa Slotkin, Washington’daki gazetecilere verdiği demeçte, koalisyon güçlerinin IŞİD’in var olmadığı alanları hedef almayacağını dile getirdi.

    IBTimes‘ta yer alan habere göre Slotkin, ”IŞİD’in olduğu yerde IŞİD’i hedef alıyoruz, IŞİD yoksa bu bizim görevimiz değil.” ifadelerini kullandı.

    Buna ek olarak yetkili, ABD’nin Bab’da Türkiye’ye destek vermeyi reddettiği iddialarını yalanlayarak, konuyla ilgili görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

    Slotkin sözlerine “Bab hakkında Türkiye’ye istihbarat, gözetim ve keşif desteği ve orada kuzeydeki alanlarda kara ve hava desteği sağladık.” ifadeleriyle devam etti.

    ARA News‘e konuşan Washington merkezli Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’ne bağlı araştırmacı Nicholas Heras, Menbic’in Rakka’ya yönelik IŞİD karşıtı askeri kampanya için stratejik bir önem arzettiğini belirterek Türkiye destekli grupların Menbic’i ele geçirmesi durumunun Suriye Demokratik Güçleri’nin Rakka’ya düzenleyeceği operasyonu baltalayacağını ifade etti.

    Heras, “Türk askeri güçleri, danışmanları ve Suriyeli müttefikleri, Suriye Demokratik Güçleri’yle aynı seviyede ABD ordusuyla koordinasyona sahip olmadığı için ciddi zorluklar yaşıyor.” ifadelerini sözlerine ekledi.

    Bunun yanı sıra Suriye Demokratik Güçleri’nin Rakka’ya yönelik askeri operasyonları devam ederken TSK ve ÖSO’nun Bab’a yönelik 10. büyük saldırısının da IŞİD tarafından durdurulduğu iddia ediliyor.

  • Davutoğlu: Gülen’le görüşmemi Erdoğan istedi

    Davutoğlu: Gülen’le görüşmemi Erdoğan istedi

    Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun darbe girişimiyle ilgili Meclis Araştırma Komisyonu’nun kendisine gönderdiği sorulara yanıt verdi. Duvatoğlu, Fethullah Gülen’le neden görüştüğü sorusuna şu yanıtı verdi: “Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığımız değerlendirmede, bu yapının gittikçe artan bir şekilde Türkiye karşıtı çevrelerce kullanılmaya müsait hale gelmesi hasebiyle, Gülen’in daha önce yapılan çağrılar çerçevesinde Türkiye’ye getirilerek kontrol altına alınmasının gerekli olduğu kanaatine vardık.”

    NTV’den Deniz Kilislioğlu’nun Davutoğlu’nun Darbe Araştırma Komisyonu’na gönderdiği metne dayandırdığı haberine göre eski Başbakan Gülen’le ABD’de yaptığı görüşmenin gerekçesini şöyle anlattı:
    “2013 BM Genel Kurulu toplantısına seyahatim öncesinde Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığımız değerlendirmede, bu yapının gittikçe artan bir şekilde Türkiye karşıtı çevrelerce kullanılmaya müsait hale gelmesi hasebiyle, Gülen’in daha önce yapılan çağrılar çerçevesinde Türkiye’ye getirilerek kontrol altına alınmasının gerekli olduğu kanaatine vardık.”

    FİDAN’IN İFADEYE ÇAĞRILMASI

    MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasıyla FETÖ’yle ilgili kanaatinin somut şüpheye dönüştüğünü vurgulayan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
    “Bu olay, o döneme kadar daha çok dini cemaat ve sivil toplum hareketi olma nitelikleriyle öne çıkan bu yapının gerçek niteliği ve hedefleri konusundaki soru işaretlerini pekiştirdi.”

    “RUS UÇAĞINI DÜŞÜREN PİLOT FETÖ ÜYESİ DEĞİL”

    Rus uçağının düşürülmesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, uçağı düşüren pilotun FETÖ üyesi olmadığının belirlendiğini dile getirdi.
    Davutoğlu, şöyle konuştu:
    “Talimatını verdiğim angajman kuralları Rusya dahil hiçbir ülkeyi hedef almamıştır, ancak aynı angajman kuralları hangi ülkeden olursa olsun savaş şartlarındaki bir ülkeden hava sahamızı ihlal eden bütün hava araçlarını kapsamıştır.

    Bu olayda uçağı düşüren pilotun FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığı hususuna gelince, angajman kuralları konusunda talimat veren bir Başbakanın, Genelkurmay Başkanı ya da Hava Kuvvetleri Komutanı’nın, bu angajman kurallarının hangi askerimiz tarafından nerede ve ne zaman uygulanacağı konusunu öngörmesi mümkün değildir.
    Pilot ya da TSK mensubunun örgüt bağlantısı varsa tetkik edilmesi gerektiğini söyledim. Genelkurmay Başkanımız daha sonraki görüşmemizde pilotun geçmişini ve ilişkilerini araştırdıklarını ve somut bir irtibat tespit edilemediğini bildirmiştir.”

    Davutoğlu, Başbakanlık görevinden ayrılmadan önce Genelkurmay Başkanı ile yaptığı görüşmede cuntalaşma faaliyetlerinin doğurabileceği riskleri anlattığını aktardı.

    Davutoğlu, açıklamasında şunları söyledi:

    “2015 Bahar ayı başlarında girdiğimizde Genelkurmay Başkanımıza 2016 YAŞ’ı için yürütülen çalışmaların hızlandırılması talimatını vermiştim. Başbakanlık görevinden ayrılmadan önceki son görüşmemizde de Genelkurmay Başkanımızla devletimizin bekası ve ülkemizin güvenliği konusundaki kanaatlerimi ve etrafımızdaki ateş çemberi ile ilgili kaygılarımı paylaşmıştım. Bu ateş çemberi içinde TSK’nın etkin ve milli kurum niteliği ile mevcudiyetinin en önemli teminatlarımızdan biri olduğunu, ordumuzun içinde paralel yapı ya da başka niteliklerle ortaya çıkacak her türlü cuntalaşma faaliyetinin doğurabileceği riskleri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yaşanan İttihat Terakki ve Halaskaran-ı Zabıtan kutuplaşmasının Balkanları kaybetmemizdeki etkisine de atıfta bulunarak paylaştım.”

    AHMET DAVUTOĞLU’NA YÖNELTİLEN 25 SORU

    1) Bakanlık ve Başbakanlık yaptığınız süre içerisinde FETÖ örgütlenmesi hakkında resmi veya gayri resmi herhangi bir istihbarî bilgi aldınız mı? Aldıysanız bu bilgilerin niteliği, içeriği ve kapsamı ile bu bilgiler çerçevesindeki girişim ve çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

    2) Bakan ya da Başbakan olarak görev yaptığınız süre zarfında FETÖ yapılanmasına karşı, çalıştığınız Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ya da Genelkurmay Başkanlarıyla herhangi bir değerlendirmeniz oldu mu? Bu değerlendirmeler kapsamında FETÖ’yle yürütülen mücadeleler hakkında bilgi verebilir misiniz?

    3) 15 Temmuz 2016 gecesi neredeydiniz, darbe girişiminden nasıl haberiniz oldu, darbe girişimi ile ilgili neler yaptınız? Darbecilerden size yönelik bir tehdit ya da saldırı oldu mu?

    4) Örgütün henüz bir cemaat, hizmet vb. isimlere anıldığı legal faaliyetler döneminde söz konusu örgütle herhangi bir ilişkiniz oldu mu? Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi ve izni dahilinde Fetullah Gülen ile bir görüşme yaptığınızdan bahsedilmektedir. Bu konuya açıklık getirebilir misiniz?

    5) Örgütün Türkiye ve dünya çapındaki nihai gayesi hakkındaki kanaatiniz nedir?

    6) Örgütün diğer ülkelerdeki faaliyetlerinin sınırlandırılabilmesi ve Türkiye aleyhine çalışmalarının etkisiz kılınabilmesi için alınabilecek tedbirler hakkındaki önerileriniz nelerdir?

    7) Rus uçağının düşürülmesi hadisesinin Türkiye-Rusya ilişkilerini sabote etmek üzere FETÖ bağlantılı kadrolarca düzenlenmiş manipülatif bir vaka olduğu yönündeki iddialar hakkındaki kanaatiniz nedir?

    8) Darbe girişimi öncesinde örgütün bu veya buna benzer bir teşebbüste bulunabileceğine dair bir kanaat, duyum, bilgi veya şüpheniz var mıydı? 17-25 Aralık öncesi FETÖ tehlikesinin bu boyutlara varabileceğini değerlendirmiş miydiniz?

    9) Darbe girişimini tam olarak nerede ve nasıl öğrendiniz? Girişim hakkında bilgi almak ya da telkinde bulunmak için kimleri aradınız ve neler konuştunuz?

    10) Darbe girişiminin arkasındaki dış güç ve aktörler ile darbe girişiminin asıl hedef ve gayesi hakkındaki kanaatleriniz nelerdir?

    11) Dışişleri Bakanı olduğunuz dönemde makamınızın dinlenmesine ilişkin değerlendirmeniz nedir?

    12) Darbe öncesi tehlike konusunda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile görüştünüz mü? Başbakanlığınız süresince bürokratları FETÖ konusunda uyardığınız ve yapı hakkında detaylı bilgi istediğiniz basına yansıdı. Uyardığınız bürokratlardan yapı hakkında tatmin edici kapsam ve nitelikte bilgiler geldi mi?

    13) Başbakanlığınız döneminde FETÖ ile mücadele konusunda bir özeleştiriniz var mı?

    14) Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapmış bir devlet adamı olarak, 15 Temmuz darbe girişimini anlatmak için yurtdışında temaslarda bulundunuz mu? Ne tür girişimlerde bulundunuz?

    15) FETÖ/PDY’nin 40 yıla dayanan bir geçmişi var. Bu örgütün kurumsallaşması ve finansal olarak süratle büyümesi ise 90’lı yıllarda gerçekleşmiştir. 1979 yılında kurulan Kaynak Holding ve 1996 yılında kurulan Bank Asya, 90’lı ve 2000’li yıllarda örgüt sermayesi ile hızla büyümüştür. Sonuç itibariyle; küçük şirketler, devasa holdingler haline gelmiştir. Devlet aklı, himmet paraları ile örgüte böyle devasa finansal güç oluşturulmasını nasıl tespit edememiştir? Tespit edebildiyse, gereğinin yapılması konusunda nerede sorun yaşanmıştır?

    16) Akademisyen ve devlet adamı niteliklerinizle FETÖ yapılanmasını nasıl değerlendirirsiniz? FETÖ’yü, siyasi tarihimiz ve dini geleneğimiz açısından nasıl bir çerçeveye oturtursunuz?

    17) FETÖ’nün elebaşı Fetullah GÜLEN’in, “fert” olarak kişilerin ve “gruplar” olarak toplumun dinî duygularına hitap ederek onları ikna ettiği, bir müddet sonra, bu samimi duyguları, şahsının veya cemaatin / örgütün menfaatleri doğrultusunda kullandığı müşahade edilmiştir. Din eğitimi ve dinin topluma anlatımında eksiklik ve/veya yetersizlikler olduğu, bu eksiklik ve/veya yetersizliklerin ortaya çıkardığı boşluğun, cemaat ve/veya tarikatlar tarafından doldurulduğu iddia edilmektedir. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

    18) FETÖ’nün elebaşı Fetullah GÜLEN’in, 1970’li yılların başından itibaren örgütlenmeye başladığı bilinmektedir. Örgütün ortaya çıkışı ve özellikle 1970’li yılardaki niyeti ve kuruluş maksadı sizce farklı mıydı? Kanaatinize göre örgüt, devleti ele geçirme hedefini ve darbeci kimliğini sonradan mı edinmiştir?

    19) Komisyonumuz tarafından dinlenen Genelkurmay Başkanlarının tamamı, bu yapıya ilişkin uyarılarda bulunduklarını, ancak hükümetlerden destek alamadıkları anlamına gelen ifadeler kullandılar. Siyasetin bu yapıya göz yumduğunu iddia değilse de ima eden bu görüşe yönelik düşünceleriniz nedir?

    20) Türkiye’deki güvenlik ve istihbarat hizmetlerinin MİT, Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı arasında bölüşülmüş olması ve dağınık bir görünüm arz etmesinin muhtelif hizmet aksaklıklarına sebep olduğu iddia edilmektedir.

    – Genelkurmay Başkanlığı, MİT’ten istihbarat alamadığını,

    – MİT, asker kişiler hakkında istihbarat toplanmasının kendi mevzuatı açısından mümkün olmadığını,

    – Genelkurmay Başkanlığı ise Emniyet ve Jandarma’dan istihbarat temin etmenin güçlüklerini gündeme getirmektedir.

    – Ayrıca bazı üst düzey bürokratlarca Komisyonumuza verilen beyanlarda kurumsal taassup ya da yetersiz eşgüdüm ve işbirliği sebebiyle kurumların ellerindeki istihbarî bilgileri zaman zaman başka kurumlarla paylaşmaktan imtina ettikleri ifade edilmiştir.

    – Tecrübeleriniz ışığında güvenlik ve istihbarat alanındaki cari kurumsal düzenin eksiklik ve zafiyetleri nelerdir? Bu zafiyetler nasıl giderilebilir? Kurumsal yeniden yapılanma kapsamında güvenlik ve istihbarat kurum ve kuruluşlarının görev ve teşkilatları ile bu kurumlar arasındaki ilişkiler hakkındaki tavsiyeleriniz nelerdir?

    21) FETÖ mensuplarının, başta emniyet teşkilatı, yargı ve orduya ait kadrolar olmak üzere, bütün kamu kurumlarına sinsice sızdığı ve 15 Temmuz öncesinde bazı birimlerde söz sahibi olduğu değerlendirilmektedir. İnanç, ibadet ve vicdan özgürlüğü önündeki bazı engeller sebebiyle, insanların dinî inançlarının icaplarını yerine getiremedikleri, kendilerini gizledikleri, bu sebeple kamu kurumlarına ancak takiyye yaparak girebildikleri ve halk nazarında da bu tür bir usulün takip edilmesinin belli ölçülerde kabul gördüğü, bu durumun FETÖ’nün devlete sızmasını kolaylaştırdığı ileri sürülmektedir. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

    22) MİT’in 1990’lı yılların başından itibaren sivilleştirilmesinin özellikle askerî istihbaratın toplanmasında zafiyete sebep olduğu yönünde iddialar ileri sürülmektedir. Komisyonumuza beyanda bulunan bazı eski genelkurmay başkanları MİT’in askerî yönetici ve personelden tamamen arındırılmasının sakıncalarından söz etmiştir. MİT’te tekrar askerî yönetici istihdam edilmesi, örneğin MİT Müsteşar Yardımcısının bir asker olması önerisi hakkındaki kanaatiniz nedir?

    23) Yetkili makamlarda bulunduğunuz süre boyunca FETÖ’nün kayıt dışı para kaynakları ve transferleri hakkında şüpheleriniz oldu mu? Bu konunun araştırılması talimatı verdiniz mi? Ne tür bilgiler elde ettiniz?

    24) Darbe girişimleri, bürokratik makamların siyasi veya ideolojik gayelerle sistematik olarak ele geçirilmesine yönelik faaliyetler, kamu yetki ve otoritesinin usulsüz ve hukuksuz bir şekilde gasp edilmesi ve siyaset ile kamu hayatına yönelik diğer gayrimeşru müdahale teşebbüslerinin tekerrür etmesini önlemek bakımından, bilgi, gözlem ve tecrübeleriniz ışığında; hukuk, eğitim, din-devlet ilişkileri, güvenlik ve istihbarat gibi alanlarda alınması gereken tedbirler ile kurumsal yeniden yapılanma önerileriniz nelerdir?

    25) Komisyonumuzun çalışma alanı ile ilgili başkaca tespit ve önerileriniz var mıdır?
    ABDULLAH GÜL’E SORULAN 27 SORU

    1) Bakanlık, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığınız süresi içerisinde FETÖ örgütlenmesi hakkında resmi veya gayri resmi herhangi bir istihbarî bilgi aldınız mı? Aldıysanız bu bilgilerin niteliği, içeriği ve kapsamı hakkında bilgi verebilir misiniz?

    2) Görevde olduğunuz süre içerisindeki Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına, özellikle 17-25 Aralık öncesinde, asker veya sivil üyeler tarafından “Fetullah” ön adıyla başlayan illegal bir yapıya dair herhangi bir husus (takibat, soruşturma veya bu yönde bir izin talebi vs.) gündeme getirildi mi? Getirildiyse sizin ve diğer üyelerin tavrı ne oldu?

    3) Gazeteci Fehmi Koru, 17 Aralık darbe girişiminin hemen sonrasında sizinle ve dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşerek, konuyla ilgili olarak Fetullah Gülen’le görüşmek üzere Amerika’ya gitti. Bu yönde bir talep sizden mi geldi, yoksa kendisi mi size teklifte bulundu?

    4) FETÖ ile Türkiye’ye karşı terör faaliyetleri yürüten örgütler hakkındaki ilişki hakkında bilginiz var mı, işbirliği iddiaları hakkındaki kanaatiniz nedir?

    5) Müttefiklerle ilişkiler bağlamında ABD ve AB’nin FETÖ hakkındaki tutumlarını değerlendirebilir misiniz? Bu darbe girişiminin dış ayağına yönelik bir bilginiz ve değerlendirmeniz var mı?

    6) Bakanlık, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı görevleriniz sırasında daha sonra Fetullah Gülen cemaatine / FETÖ’ye mensup olduğunu anladığınız kişilerle çalıştınız mı?

    7) 2004 yılında zamanın Dışişleri Bakanı olarak dönemin ABD Büyükelçisi Faruk Loğoğlu eliyle Amerikalı yetkililere bir mektup gönderdiğiniz ve mektupta Fetullah Gülen’i eğitimci sıfatıyla methettiğiniz şeklindeki iddialara açıklık getirir misiniz?

    8) 7 Şubat 2012 tarihli MİT Müsteşarı’nın ifade vermeye çağrılması hadisesinde MİT Müsteşarına ifade vermeye gitmesinde bir sakınca olmadığını telkin ettiğiniz şeklindeki iddialara açıklık getirir misiniz? 7 Şubat hadisesinde söz konusu yapının niyeti hakkında bir kanaat edinmiş miydiniz, söz konusu hadiseyi o tarihte nasıl değerlendirdiniz, bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?

    9) İptal edilen 2010 KPSS sınavının araştırılması için Devlet Denetleme Kurumunu görevlendirdiniz. Bu çalışma neticesinde FETÖ’yü gösteren işaretler gördünüz mü?

    10) 29 Eylül 2015 tarihli NTV Canlı Yayınında paralel yapıya karşı önlem alınması için uyarılarda bulunduğunuzu söylediniz. Hangi sebeple bu uyarıda bulunma ihtiyacı hissettiniz, siz görevdeyken örgüte karşı hangi önlemleri aldınız? Aynı programda “Öyle şeyler vardır ki devlet idaresinde her düşündüğünüzü aleni de konuşamazsınız. Demin de söylediğim gibi bunların neticeleri vardır” şeklindeki açıklamalarınızda “konuşamadığınız” hususlar nelerdi, bugün içinde bulunduğumuz sürecin işaretlerini almış mıydınız?

    11) Darbe girişimini ilk kez nerede ve nasıl duydunuz? Darbe girişimi ile ilgili olarak kimlerle hangi temaslarda bulundunuz?

    12) Darbe girişimi hakkında ön duyum, bilgi, kanaat, sezgi veya şüpheniz var mıydı?

    13) 17-25 Aralık sonrası örgütle mücadelede gerekli hassasiyet ve gayretin gösterildiğini düşünüyor musunuz?

    14) FETÖ/PDY’nin 40 yıla dayanan bir geçmişi var. Bu örgütün kurumsallaşması ve finansal olarak süratle büyümesi ise 90’lı yıllarda gerçekleşmiştir. 1979 yılında kurulan Kaynak Holding ve 1996 yılında kurulan Bank Asya, 90’lı ve 2000’li yıllarda örgüt sermayesi ile hızla büyümüştür. Sonuç itibariyle; küçük şirketler, devasa holdingler haline gelmiştir. Devlet aklı, himmet paraları ile örgüte böyle devasa finansal güç oluşturulmasını nasıl tespit edememiştir? Tespit edebildiyse, gereğinin yapılması konusunda nerede sorun yaşanmıştır?

    15) Görev süreniz içerisinde, FETÖ/PDY örgütünü güvenlik açısından tehdit olarak gören herhangi bir rapor ya da bilgi size sunuldu mu? Olduysa, bu örgütle mücadele kapsamında herhangi bir girişiminiz oldu mu?

    16) Refahyol ve AK Parti hükümetleri döneminde MGK toplantılarındaki bilgilendirme sunumları FETÖ ile mi yoksa genel irticai faaliyetlerle mi ilgiliydi?

    17) 15 Temmuz FETÖ darbe ve işgal girişiminin sizce en önemli hedefi neydi?

    18) Görev yaptığınız dönemlerde YAŞ’ta askerler gündemle ilgili önceden bilgilendirme ve onay alıyorlar mıydı? İrticai sebeplerle disiplinsizlik adı altında TSK’dan uzaklaştırılan subay ve astsubayların dosyalarını önceden inceleme imkânınız oluyor muydu? Dosyaların içeriğine hâkim olabiliyor muydunuz? Atılanlar içerisinde o zamanki adıyla “Fetullah Gülen Cemaati mensupları” var mıydı?

    19) FETÖ’nün elebaşı Fetullah GÜLEN’in, “fert” olarak kişilerin ve “gruplar” olarak toplumun dinî duygularına hitap ederek onları ikna ettiği, bir müddet sonra bu samimi duyguları, şahsının veya cemaatin / örgütün menfaatleri doğrultusunda kullandığı müşahade edilmiştir. Din eğitimi ve dinin topluma anlatımında eksiklik ve/veya yetersizlikler olduğu, bu eksiklik ve/veya yetersizliklerin ortaya çıkardığı boşluğun, cemaat ve/veya tarikatlar tarafından doldurulduğu iddia edilmektedir. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

    20) FETÖ’nün elebaşı Fetullah GÜLEN’in, 1970’li yılların başından itibaren örgütlenmeye başladığı bilinmektedir. Örgütün ortaya çıkışı ve özellikle 1970’li yılardaki niyeti ve kuruluş maksadı sizce farklı mıydı? Kanaatinize göre örgüt, devleti ele geçirme hedefini ve darbeci kimliğini sonradan mı edinmiştir?

    21) Türkiye’deki güvenlik ve istihbarat hizmetlerinin MİT, Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığı arasında bölüşülmüş olması ve dağınık bir görünüm arz etmesinin muhtelif hizmet aksaklıklarına sebep olduğu iddia edilmektedir.

    – Genelkurmay Başkanlığı, MİT’ten istihbarat alamadığını,

    – MİT, asker kişiler hakkında istihbarat toplanmasının kendi mevzuatı açısından mümkün olmadığını,

    – Genelkurmay Başkanlığı ise Emniyet ve Jandarma’dan istihbarat temin etmenin güçlüklerini gündeme getirmektedir.

    – Ayrıca bazı üst düzey bürokratlarca Komisyonumuza verilen beyanlarda kurumsal taassup ya da yetersiz eşgüdüm ve işbirliği sebebiyle kurumların ellerindeki istihbarî bilgileri zaman zaman başka kurumlarla paylaşmaktan imtina ettikleri ifade edilmiştir. Tecrübeleriniz ışığında güvenlik ve istihbarat alanındaki cari kurumsal düzenin eksiklik ve zafiyetleri nelerdir? Bu zafiyetler nasıl giderilebilir? Kurumsal yeniden yapılanma kapsamında güvenlik ve istihbarat kurum ve kuruluşlarının görev ve teşkilatları ile bu kurumlar arasındaki ilişkiler hakkındaki tavsiyeleriniz nelerdir?

    22) FETÖ mensuplarının, başta emniyet teşkilatı, yargı ve orduya ait kadrolar olmak üzere,

    bütün kamu kurumlarına sinsice sızdığı ve 15 Temmuz öncesinde bazı birimlerde söz sahibi olduğu değerlendirilmektedir. İnanç, ibadet ve vicdan özgürlüğü önündeki bazı engeller sebebiyle, insanların dinî inançlarının icaplarını yerine getiremedikleri, kendilerini

    gizledikleri, bu sebeple kamu kurumlarına ancak takiyye yaparak girebildikleri ve halk nazarında da bu tür bir usulün takip edilmesinin belli ölçülerde kabul gördüğü, bu durumun FETÖ’nün devlete sızmasını kolaylaştırdığı ileri sürülmektedir. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

    23) MİT’in 1990’lı yılların başından itibaren sivilleştirilmesinin özellikle askerî istihbaratın toplanmasında zafiyete sebep olduğu yönünde iddialar ileri sürülmektedir. Komisyonumuza beyanda bulunan bazı eski Genelkurmay Başkanları MİT’in askerî yönetici ve personelden tamamen arındırılmasının sakıncalarından söz etmiştir. MİT’te tekrar askerî yönetici istihdam edilmesi, örneğin MİT Müsteşar Yardımcısının bir asker olması önerisi hakkındaki kanaatiniz nedir?

    24) Yetkili makamlarda bulunduğunuz süre boyunca FETÖ’nün kayıt dışı para kaynakları ve transferleri hakkında şüpheleriniz oldu mu? Bu konunun araştırılması talimatı verdiniz mi? Ne tür bilgiler elde ettiniz?

    25) Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığınız süre zarfında FETÖ yapılanmasına karşı, birlikte çalıştığınız Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ya da Genelkurmay Başkanlarıyla herhangi bir değerlendirmeniz oldu mu?

    26) Darbe girişimleri, bürokratik makamların siyasi veya ideolojik gayelerle sistematik olarak ele geçirilmesine yönelik faaliyetler, kamu yetki ve otoritesinin usulsüz ve hukuksuz bir şekilde gasp edilmesi ve siyaset ile kamu hayatına yönelik diğer gayrimeşru müdahale teşebbüslerinin tekerrür etmesini önlemek bakımından, bilgi, gözlem ve tecrübeleriniz ışığında; hukuk, eğitim, din-devlet ilişkileri, güvenlik ve istihbarat gibi alanlarda alınması gereken tedbirler ile kurumsal yeniden yapılanma önerileriniz nelerdir?

    27) Komisyonumuzun çalışma alanıyla ilgili başkaca tespit ve önerileriniz var mıdır?

  • Sözcü Kalın’dan PKK tepkisi: Bu bir şaka mı?

    Sözcü Kalın’dan PKK tepkisi: Bu bir şaka mı?

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Suriye Demokratik Güçlerinin, “PKK ile ilişkimiz yok” iddiasını Twitter hesabından paylaşmasına Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, tepki gösterdi.

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın bu paylaşımının ‘terör örgütünü durdurmak yerine meşrulaştırdığını’ savundu.

    Kalın’ın paylaşımında şu ifadeleri kullandı: Bu bir şaka mı yoksa CENTOM aklını mı yitirdi? Kimsenin buna inanacağını düşünüyor musunuz? ABD, terör gurubunu meşrulaştırmaya çalışmayı bırakmalı.

    SGD NE DEMİŞTİ?  

    SDG açıklamasında şu ifadeler kullanılıyor:

    “Suriye Demokratik Güçleri’nin çatısı altındaki biz Kürt, Arap, Türkmen, Süryani ve Suriyeli gruplar, gücümüzün, bazı bölgesel hükümetlerin iddia ettiği gibi PKK’nin bir parçası olmadığını teyit ederiz. Biz kendimizi Suriye ulusunun ve toprağının bir parçası olarak görüyoruz. Ve topraklarımızı IŞİD teröristlerinden kurtarmak için diğer Suriyeli gruplarla birlikte kanımızı verdik, fedakarlıkta bulunduk. Ve, bütün Suriye topraklarını IŞİD’den temizlemek için sonuna kadar savaşacağız.”

  • ABD: Suriye görüşmelerinde YPG’de masada olsun

    ABD: Suriye görüşmelerinde YPG’de masada olsun

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Suriye’deki uzun vadeli politik çözüm arayışlarında PYD’nin de masada yer alması gerektiğini söyledi.

    Bakanlık Sözcüsü Mark Toner, günlük basın toplantısında Suriye’de siyasi geçiş dönemine ilişkin soruları yanıtladı.

    Toner, Suriye’deki iç savaşın sona ermesi için Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğündeki çözüm arayışlarının “tek çözüm” yolu olduğunu düşündüklerini belirterek, “(Barış görüşmelerinde) Kimin yer alacağı, ilgili gruplara ve Suriye halkına kalmış.” değerlendirmesinde bulundu.

    Toner, PYD’yi işaret ederek, “Suriyeli Kürtler de bu sürece dahil olmalıdır.” diye konuştu.

    “YPG TEMSİLİYETİ OLAN BİR GÜÇ, SESLERİNİN DUYULMASI LAZIM”

    PYD’nin görüşmelere katılımının diğer Uluslararası Suriye Destek Grubu (ISSG) üyeleriyle de görüşüldüğünü kaydeden Toner, şöyle devam etti:

    “Verilerin gerçekçi bir değerlendirmesini yaparsak, YPG sahada bulunan bir güç, temsiliyeti olan bir grup ve Suriye’deki soruna bulunacak uzun vadeli bir çözümde seslerinin duyulması lazım. Bu, Suriye’de daha demokratik ve tüm Suriyeliler tarafından kabul edilecek politik bir geçişin yolunu açacak sürecin ruhuna uygun.”

    ABD’nin PYD’ye silah desteğinde bulunduğu yönündeki iddialara dair de konuşan sözcü, “Kürt gruplar YPG ve PYD’ye destek sağlayıp sağlamadığımız konusunda şunu söyleyebilirim; bir miktar yardım ediyoruz ancak bu Suriye Demokratik Güçleri’ne yapılan taktiksel bir yardım ve IŞİD’in yenilmesine odaklanıyor” ifadelerini kullandı.

    ABD’nin sahada danışmanları bulunduğunu kaydeden Toner, bir diğer bakanlık sözcüsü John Kirby’nin dün yaptığı açıklamaları hatırlatarak, “PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul ediyoruz ve Türkiye’yi bu örgütle mücadelesinde destekliyoruz. Ve PKK’nın Türk güvenlik güçlerini hedef alan saldırılarını kınıyoruz” diye konuştu.

    Toner, ABD’nin YPG’ye silah vermediği yönündeki sözlerini de tekrar etti.

    “SÜRECİN NE OLACAĞINA TÜRK HALKI VE TBMM KARAR VERECEK”

    Öte yandan Toner, Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, NATO müttefiki olan Türkiye’de demokratik bir sürecin işlediğini söyledi. Toner, “Sürecin ne olacağına Türk halkı ve TBMM karar verecektir” diye konuştu. ABD Dışişleri Bakanı, “Umarız Türkiye demokratik yapısını korur” ifadelerini kullandı.

  • ‘ABD’de bunun bilgisini vermişti’

    ‘ABD’de bunun bilgisini vermişti’

    Silahlı saldırıya uğrayan Reina’nın sahibi Mehmet Koçarslan, ABD istihbaratının saldırı uyarısı yaptığını söyledi.

    Hürriyet’ten Toygun Atilla’nın haberine göre Koçarslan şunları söyledi:

    “İçeri giren şerefsizler Kalaşnikoflarla taramışlar. Amerikan istihbaratı bunun bilgisini vermişti. 1 hafta 10 gün süreyle buralarda deniz dahil güvenlik önlemleri alındı. Sonra ne oldu? Göz göre göre bu saldırı meydana geldi.”

  • ABD’den 35 Rus diplomata sınır dışı

    ABD’den 35 Rus diplomata sınır dışı

    Rusya’nın başkanlık seçimlerine müdahale ettiği yönündeki iddialar nedeniyle Beyaz Saray’ın 35 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı aldığı bildirildi.

    Öte yandan, aralarında Rus istihbarat direktörünün de bulunduğu 6 kişiye de yaptırım uygulanacağını açıklandı.

    Rusya’nın Maryland ve New York’taki diplomatik temsilciliklerin, istihbarat amacıyla kullanıldıkları iddiasıyla kapatıldığı kaydedilirken, Washington ve San Francisco’da bulunan 35 Rus diplomatın önümüzdeki 72 saatte ülkeden ayrılmasının gerektiği ifade edildi.

    ​ABD Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, yeni kısıtlamalar Rusya’nın 6 vatandaşı ile Federal Güvenli Servisi (FSB) dahil 5 kurumu kapsadığı belirtildi.

    Yaptırım listesine dahil edilen Rus vatandaşlar arasında Dış İstihbarat İdaresi (GRU) Başkanı İgor Korobov ve 3 yardımcısı yer alıyor.

    OBAMA: RUSYA’YA YÖNELİK DAHA FAZLA ÖNLEM ALINACAK

    ABD Başkanı Barack Obama, yaptırımların ardından yaptığı açıklamada, Rusya’ya yönelik daha fazla önlem alınacağını ancak bazılarının kamuoyuna duyurulmadığını söyledi.

    Öte yandan, ABD Başkanı Barack Obama, Rusya’nın başkanlık seçimlerine müdahale ettiği iddialarına dair önümüzdeki günlerde ABD Kongresi’ne detaylı bir rapor sunacaklarını söyledi.

  • ABD’den FETÖ şüphesi’ iddialarına tepki

    ABD’den FETÖ şüphesi’ iddialarına tepki

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a düzenlenen suikastın ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla yaptığı telefon görüşmesine dair açıklamalarda bulundu. Kirby, Türkiye’de, ABD ve Fethullah Gülen bağlantılı suçlamaların ortaya atılmasından duyduğu rahatsızlığı Türk tarafına ilettiğini açıkladı.

    Kirby, Fethullah Gülen iddialarına ilişkin, “Sayın Bakan (Kerry), Fethullah Gülen Amerika’da yaşıyor diye, Amerika’nın gizli ya da açıktan, dünkü, kelimelerle ifade edilemeyecek suikasta karıştığı ya da destek verdiği yönünde Türkiye’de kullanılan söylemlerle ilgili kaygıları, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla görüşmesinde kendisine iletti.”

    “GERÇEKLERİN NE OLDUĞUNU ANLAYALIM”

    ABD’nin suikastla ilintilendirilmesini ‘komik ve saçma’ olarak nitelendiren Kirby, olayla ilgili olarak aktif bir soruşturma sürdüğünü ifade ederek, “Bu kişinin arkasındaki motivasyonların ne olduğunu ben bilmiyorum, sizin de bildiğinizi sanmıyorum Demek istediğim, büyükelçiyi vurduktan sonra bağırarak konuştuğunu sizler gibi ben de gördüm. Ancak araştırmacıların işlerini yapmalarına izin vermeliyiz. Onlara izin vermemiz gerekiyor ki bir takım çıkarımlar yapmadan önce gerçeklerin ne olduğunu kanıtların ne olduğunu anlayalım. Fakat Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir şekilde bu suikastı desteklediği ya da bunun arkasında ya da dolaylı olarak dahil edildiği fikri kesinlikle komik” dedi.

    Rus Büyükelçi Andrey Karlov’un bir polis memuru tarafından öldürülmesi Kerry ve Çavuşoğlu arasındaki telefon görüşmesinde gündeme gelmiş, Dışişleri kaynaklarına dayandırılan haberlerde Çavuşoğlu’nun Kerry’e, “Hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın saldırının arkasında FETÖ’nün olduğunu bildiği” belirtilmişti.

  • ‘Rus Büyükelçi suikastinin arkasında ‘FETÖ’ var’

    ‘Rus Büyükelçi suikastinin arkasında ‘FETÖ’ var’

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un Çevik Kuvvet Polisi Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürülmesine ilişkin açıklama yaptı.

    Çavuşoğlu’nun, ABDli mevkidaşı John Kerry’e, “Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a yönelik saldırının arkasında FETÖ’nün olduğunu hem Türkiye’nin hem de Rusya’nın bildiğini” söyledi.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile telefonda görüştü.

    Habertürk’ün aktardığına göre, ABD tarafının talep ettiği görüşmenin başında Kerry, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un silahlı saldırı sonucu öldürülmesi nedeniyle büyük üzüntü duyduklarını, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ifade ettiği ve başsağlığı dileklerini ilettiği bildirildi.

    Bakan Çavuşoğlu, görüşmede, dün yaşanan elim olaydan Türkiye’nin de büyük üzüntü duyduğunu ve Lavrov ile merhum Büyükelçi Karlov’un cenazesinin Moskova’ya varışını beklemekte olduğunu ifade etti.

    Görüşmede daha sonra, Moskova’da gerçekleştirilen Suriye konulu üçlü toplantı gündeme geldi ve Çavuşoğlu toplantı sonunda yapılan ortak açıklamanın toplantıda ele alınan temel hususları yansıtmakta olduğunu ifade etti.

    Kerry’nin sorusu üzerine Çavuşoğlu Kıbrıs bağlamındaki son gelişmeler hakkında da muhatabına bilgi verdi.

  • Lavrov’dan ABD’ye sert Nusra tepkisi

    Lavrov’dan ABD’ye sert Nusra tepkisi

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye müzakereleri konusunda ABD’ye sert sözlerle yüklendi.

    Sputnik‘teki habere göre Lavrov, ABD ile Suriye konusunda yaptıkları görüşmeleri “yararsız toplanmalar” olarak nitelendirdi.

    Lavrov, ABD’nin Nusra Cephesi’ne saldırmaktan mümkün olan her şekilde kaçındığını belirtirken, “ABD’nin Suriye görüşmelerindeki pozisyonu, Washington’un Nusra Cephesi’ni koruma arzusuyla açıklanabilir” dedi.

    Lavrov, Suriye sahasında IŞİD ve Nusra dışındaki tüm silahlı gruplarla iletişim hâlinde olduklarını da vurguladı.

    Rus diplomat, “ateşkes” çağrılarının da militanların dinlenip yeniden silahlanması için yapıldığını belirtti.

  • ABD seçimlerinde oylar tekrar sayılıyor

    ABD seçimlerinde oylar tekrar sayılıyor

    ABD Michigan’da federal bir yargıç, oyların tekrar sayılması için talimat verdi. Oyların tekrar sayıldıktan sonra sonuç açıklanması için son tarih  13 Aralık olarak belirlendi. ABD bölge yargıcı Mark Goldsmith’in yazılı kararnamesinde mahkemenin bir sonraki emrine kadar oyların tekrar sayılması ve mali gerekçelerin 5 milyon oyun yok farz edilmesi için bahane olamayacağı söyleniyor.

    Michigan’la beraber  pas kuşağı (rust belt) adıyla bilinen ve mavi yakalı işçi sınıfının yoğun yaşadığı Pennsylvania ve  Wisconsin gibi eyaletlerde de dava dosyaları sırada bekliyor. Pas eyaletlerinde Clinton az sayıda farkla seçimleri kaybetmişti. Michigan’da Clinton, 10 bin 700 oy farkıyla kaybetmişti.  Michigan’ın Cumhuriyetçi başsavcısı Bill Schuette yeniden sayım başvurusunun reddedilmesi için dilekçe doldurmuş ama reddedilmişti.

    Üç eyalette oyların tekrar sayılması çağrısına Yeşiller Partisi’nin adayı Jill Stein da destek verdi. Stein “amaç burada değiştirmek değil Amerikan seçim sisteminin güvenilirliğini garanti altına almaktır” demişti. Yeşiller Partisi, Pennsylvania’da da yeniden sayımların yapılması için mücadele edeceklerini duyurdu. Stein daha sonra bu konuyla ilgili Manhattan’da bir açıklama yapacak.

    Wisconsin eyaletinde yeniden sayım geçen hafta başladı.

    Sonuçların değişmesi için üç eyalette birden sayımların Hillary Clinton lehine sonuçlanması gerekiyor. Hillary Clinton, Trump’tan 2,5 milyon daha fazla oy almış olmasına rağmen seçimleri kaybetmişti. Oyların tekrar sayılmasına destek veren Jill  Stein ise sadece yüzde 1 oranında destek toplayabilmişti. Donald Trump, eyaletlerden 276 delege toplaması gerekirken 306 delege toplamayı başarmıştı.

     

  • Lavrov: Esad’ın gitmesi çağrıları süreci bloke ediyor

    Lavrov: Esad’ın gitmesi çağrıları süreci bloke ediyor

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Esad’ın gitmesi çağrıları ile ilgili açıklamalarda bulundu. İtalya’nın başkenti Roma’yı ziyaret eden Lavrov, Suriye krizinin çözümü için Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevden ayrılması şartını koşanları “müzakereleri bloke etmekle” suçladı.

    İtalya’nın başkenti Roma’yı ziyaret eden Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, Suriye krizinin çözümü için Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevden ayrılması şartını koşanları “müzakereleri bloke etmekle” suçladı.

    Lavrov, İtalyan Dışişleri Bakanı Paolo Gentiloni ile görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında, Esad’ın gitmesi çağrılarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 no’lu kararı, herhangi bir ön koşul olmaksızın Suriye’de siyasi süreç başlatılması gerektiğini söylüyor. Fakat ne yazık ki müzakereler, 6 aydan uzun bir süredir, kabul edilemez ön koşullarda ısrar eden belli taraflar tarafından bloke ediliyor.

    “HİÇBİR ZAMAN SURİYELİ MUHALİFLERLE GÖRÜŞMEYE KAPILARI KAPAMADIK”

    Lavrov, Türkiye’de muhalif grupların temsilcileriyle ateşkes konusunda görüştükleri haberleriyle ilgili olarak da şunları söyledi: “Rusya’nın Suriyeli muhaliflerle birlikte çalışmasında sansasyon yaratacak bir durum yok.

    “Suriye krizinin ilk günlerinden beri tüm taraflarla her zaman kontakta olduk. “Biz hiçbir zaman Suriyeli muhaliflerle görüşmeye kapıları kapamadık”.

    HALEP ORDUSU, EL NUSRA’YI AKLAMA ADI 

    Lavrov’a sorulan Doğu Halep’te muhalif grupların “Halep Ordusu” adı altında birleştiği haberleri şöyle yanıt buldu:

    “Rusya’nın sahip olduğu güvenilir bilgilere göre, Doğu Halep’teki neredeyse tüm muhalif gruplar El Nusra Cehpesi’ne hesap veriyor. Yeni bir “Halep Ordusu” kurulduğu açıklamasının, El Nusra Cephesi’ne yeni bir ad verip, yaptıkları için cezalandırılmaktan kaçınma çabası olabileceğine inanıyorum.”
    Lavrov ayrıca, “BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın tüm teröristlere Doğu Halep’i terk etme şansı verme girişimine biz baştan şüpheyle yaklaşıyorduk ama sonra kabul ettik. Fakat sonunda bu girişim, Doğu Halep’i teröristlerin eline bırakmak isteyenler tarafından engellendi” dedi.

    “ABD TERÖRİZMLE SAVAŞMAK İSTERSE BİRLİKTE ÇALIŞMAYA HAZIRIZ”
    Sergei Lavrov, daha sonra katıldığı “Akdeniz Diyalogları” forumunda da ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesinin ardından Suriye konusunda yeni bir gelişme yaşanmasını bekleyip beklemediği sorusuna şöyle yanıt verdi:

    “Önceden bir tahminde bulunamam ancak Trump, kampanyası süresince Suriye’de IŞİD ile savaşacağını söylüyordu. ABD terörizmle savaşmak isterse biz birlikte çalışmaya hazır olacağız.”

  • ABD’de üniversiteye saldırı: Yaralılar var

    ABD’de üniversiteye saldırı: Yaralılar var

    ABD’de Ohio Devlet Üniversitesi kampüsünde yangın alarmı verilmesinden sonra dışarı çıkan öğrencilerin üzerine araç süren saldırgan gençlerin üzerine ateş açtı.

    Hürriyet’te yer alan habere göre olay yerine çok sayıda güvenlik gücü sevk edilirken, yetkililer olayda en az 8 kişinin yaralandığı açıklandı.

    Emniyet yetkilileri saldırganın vurularak etkisiz hale getirildiğini açıklarken, 8 yaralıdan birinin hayati tehlikesi olduğu belirtildi.

    Üniversitenin Columbus’ta bulunan kampüsünde silah sesleri gelmesi üzerine kampüs yönetimi sesli bir anons yayınlayarak yerleşke içindeki tüm öğrenci ve yöneticilerin güvenli bir yere sığınmaları için uyarıda bulundu.
    ABD’deki Ohio Eyalet Üniversitesi’nin kampüsünde silahlı bir saldırgan bulunduğu ve birkaç el silah sesi geldiğine dair uyarı anonsu yapıldı.

    ÖĞRENCİLERE ‘KAÇ, SAKLAN, KARŞI KOY’ TWEETİ

    Üniversitenin resmi Twitter hesabından da kampüste silahlı bir saldırganın bulunduğu belirtilirken öğrencilere “Kaç, saklan, karşı koy” şeklinde talimat verildi.

    1 KİŞ ÖLDÜ, 7 KİŞİ HASTANEYE KALDIRILDI

    Kentin itfaiye departmanı, 7 kişinin yaralı olarak hastaneye kaldırıldığını açıkladı. 2’sinin durumunun şu anda stabil olduğu ancak diğer 5’inin ise belirsiz olduğu kaydedildi. Yerel haber kanalı channel1iba’nın muhabiri Amichai Stein ise bir kişinin öldüğü ve 7 kişinin hastaneye kaldırıldığı bilgisini paylaştı.

    2 SALDIRGAN PANİĞİ

    Kampüste başka bir saldırganın da bulunuyor olabileceğine dair tweetler de atılıyor. Bölgeye çok sayıda polis ve ambulans araçları sevk edildi. Columbus kentindeki Woodruff semtinde bulunan Watts Hall kampüsünün içindeki Koffultt Labrotuvarları önünde şüpheli bir çanta bulunduğu ve bölgede potansiyel bir ikinci saldırganın da var olabileceğine dair şüphelerin olduğu belirtildi.

    Üniversitenin resmi sitesinde yapılan açıklamada ise öğrencilerin bulundukları yerde kalmaya devam etmeleri, polisten gelecek olan talimatlara uymaları ve önemli bir bilgiye sahip olmaları durumunda hemen 911 Acil Servis hattını arayarak bilgilendirme yapmaları talep edildi.

  • ABD sokağa döküldü: Benim başkanım değilsin

    ABD sokağa döküldü: Benim başkanım değilsin

    ABD’deki başkanlık yarışını Cumhuriyetçi Donald Trump’ın kazanmasının ardından ülke çapında bir dizi Trump karşıtı eylem düzenlendi.

    BBC Türkçe’nin haberine göre New York’tan California’ya kadar birçok eyalette düzenlenen protestolarda “Bizim başkanımız değil” sloganları atıldı, pankartı taşındı.

    New York’ta binlerce kişi Trump Tower’ın önünde buluştu. Polisin gösteriye izin vermemesi nedeniyle eylemciler, bu kez Trump’ın sahibi olduğu otelin önüne yürüdü. Güvenlik güçlerinin burada dört kişiyi gözaltına aldığı bilgisi geçildi.

    “BU SOYTARIYI SEÇEREK 1950’LERE GERİ DÖNDÜK”

    California’daki eylemlerin en büyüklerinden biri Berkeley Lisesi bahçesinde 1500 öğrenci ve öğretmenin katılımıyla gerçekleşti. İlerici politikalarıyla tanınan kentteki eylemciler, buradan Kaliforniya Üniversitesi’ne doğru yürüdü. Eyleme katılan kadın öğrencilerden biri, “Bu soytarıyı seçerek 1950’lere geri döndük. Trump bize ne kadar fazla nefret ve cehalet olduğunu gösteriyor” dedi.

    “ÖRGÜTLÜ BİR HALKI HİÇ BİR GÜÇ YENEMEZ” SLOGANLARI 

    Los Angeles’taki gösterilerde çoğu Latin kökenli yüzlerce öğrenci belediye konağına yürüdü. İspanyolca “Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez” sloganı atan öğrenciler “Irkçılığı desteklemiyorum”, “Göçmenler Amerika’yı yeniden yüceltecek” ve “Benim başkanım değil” pankartları açtı.

    Okul yetkilileri, öğrencilerin önemli bir kısmının ailesinin ABD’ye yasal yollarla girmediğini ve sınırdışı edilme endişesi yaşadıklarını söyledi.

    “ÇOCUKLAR SINIRDIŞI EDİLME KORKUSU YAŞAYAMAZ”

    Eyleme örgütleyen öğrencilerden Stephanie Hipolito, “Çocuklar sınırdışı edilme korkusuyla yaşayamaz. Bizler suçlu değiliz, uyuşturucu kaçakçısı değiliz. Bizler Amerikan rüyasını herkes kadar arzulayan çalışkan insanlarız” dedi.

    New York, Los Angeles, California’nın yanı sıra Boston, Philadelphia, San Francisco, Oakland, Seattle ve Washington DC’de de Trump karşıtı gösteriler düzenlendi.

  • ABD seçim etkisi: TL çöktü… Dolar, Euro ve altın rekor kırdı

    ABD seçim etkisi: TL çöktü… Dolar, Euro ve altın rekor kırdı

    ABD Başkanlık seçimleri başa baş devam ederken Türkiye’de piyasalarda büyük dalgalanma yaşanıyor.

    ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın önde gitmesi piyasaları etkiledi. TL büyük değer kaybederken, dolar 3.23’le rekor kırdı. Euro 3.63’le başka bir rekor kırarken, altının gramı da 137 lira oldu.

  • Trump ABD’nin yeni başkanı oldu!

    Trump ABD’nin yeni başkanı oldu!

    ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump, kritik eyaletlerde Hillary Clinton’a üstünlük sağlayarak yeni başkan seçildi.

    ABD, yeni başkanını belirlemek için sandık başına gitti. Öne çıkan iki aday Demokrat Parti’den Hillary Clinton ile Cumhuriyetçi Parti’den Donald Trump arasında kıyasıya bir rekabet yaşandı. Seçim öncesi favori gösterilen Clinton için sonuçlar beklenenden kötü oldu. Kritik eyaletleri kazanan Donald Trump, ABD’nin 45. başkanı oldu.

    Trump, zafer konuşması yapıyor.