Etiket: abd

  • ABD ile Brunson krizi: Kimse Türkiye’ye dayatmada bulunamaz

    ABD ile Brunson krizi: Kimse Türkiye’ye dayatmada bulunamaz

    ABD Başkanı Donald Trump, “Pastör Brunson’ın uzun süreli tutukluluğundan ötürü Türkiye’ye büyük yaptırımlar uygulayacağız” dedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Trump’a yanıtı, “Kimse Türkiye’ye dayatmada bulunamaz” oldu.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Twitter’dan yaptığı açıklamada ayrıca, “Kimden gelirse gelsin, tehditlere asla müsamaha göstermeyeceğiz. Hukukun üstünlüğü herkese uygulanır, istisnası yoktur” ifadelerini kullandı.

    Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da, “ABD yönetimini bir an önce bu yanlış söylemi bir kenara bırakarak bugüne kadar sürdürdüğümüz yapıcı diyalog çerçevesine dönmeye davet ediyoruz” denildi.

    Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin tam bağımsız ve egemen bir ülke olduğunu vurguladı.

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da, “ABD yönetiminin açıklamalarının, bir NATO müttefiki olan ülkemize yönelik kullanılan tehditkar dilin kabul edilmesi mümkün değildir” dedi.

    Reuters haber ajansı ise Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Çavuşoğlu’nun yaşanan gerilimin ardından bir telefon görüşmesi yaptıklarını bildirdi.

    TRUMP: MASUM DİN ADAMI HEMEN SERBEST BIRAKILMALI

    ABD Başkanı Trump, yardımcısı Mike Pence’in Pastör Brunson’ın serbest bırakılmaması halinde Türkiye’ye yaptırım uygulanacağına yönelik sözlerine destek vermişti.

    Mike Pence’in konuşmasının ardından Twitter üzerinden bir açıklama yapan Trump, “Amerika Birleşik Devletleri, çok iyi bir Hristiyan, aile adamı ve harika bir insan olan pastör Andrew Brunson’ın uzun süreli tutukluluğundan ötürü Türkiye’ye büyük yaptırımlar uygulayacak. (Pastör Brunson) Çok acı çekiyor. Bu masum din adamı hemen serbest bırakılmalı!” ifadelerini kullandı.

    Pence ise bu mesajdan hemen önce dini özgürlüklerle ilgili bir konferansta yaptığı açıklamada, Brunson’ın “masum” olduğunu ve Brunson’a yöneltilen suçlamalarda “inandırıcı bir delil” olmadığını söylemişti.

    Din ve inanç özgürlüğü ile ilgili yaptığı konuşma sırasında pastör Andrew Brunson’ın anılmadan geçilmemesi gerektiğini kaydeden Pence, Türk yetkililerin darbe girişiminin ardından on binlerce gazeteci, aktivist, hakim, ordu mensubu ve öğretmeni tutukladığını, Brunson’ın da bu çerçevede 2016 yılında tutuklandığını belirtmişti.

    Brunson’ın “kendisine yönelik bir suçlama yöneltilmeden bir yıldan uzun bir süre cezaevinde kaldığını” söyleyen Pence, “Türkiye hükümeti sonunda onunla ilgili iddianameyi açıkladığında, Hristiyanlık inancını yaydığı için onu ülkeyi bölmek ve ayrıştırmakla suçladı” diye konuşmuştu.

    PENCE: BRUNSON’UN EV HAPSİ ÖNEMLİ AMA YETERLİ DEĞİL

    Brunson’ın dün ev hapsine konulmasının önemli bir ilk adım olduğu ancak yeterli olmadığını söyleyen Mike Pence, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye hükümetine Amerika Birleşik Devletleri Başkanı adına bir mesajım var. Pastör Andrew Brunson’ı şimdi serbest bırakın ya da sonuçlarına katlanmaya hazırlanın” demiş ve sözlerini şöyle sürdürmüştü:

    “Eğer Türkiye bu masum din adamını serbest bırakıp, ülkesine göndermezse ABD, pastör Andrew Brunson özgür kalana kadar Türkiye’ye önemli yaptırımlar uygulayacak.”

    MAHKEMENİN EV HAPSİ AÇIKLAMASI

    Çarşamba günü İzmir’de yargılanan Amerikalı pastör Andrew Brunson’ın tutukluluğu ev hapsine çevrilmişti.

    Mahkeme, tutukluluğun ev hapsine çevrilmesi kararını şu gerekçelerle açıklamıştı:

    “Her ne kadar 18 Temmuz 2018 tarihli oturumda sanık ve müdafi tarafından yapılan tahliye talebi reddedilmişse de CMK 104 ve 105. maddeleri uyarınca mahkememizce dosya üzerinde yapılan yeniden değerlendirme neticesinde sanığın savunmasının alınmış oluşu, sanığa isnat olunan suçlar yönünden delillerin büyük oranda toplanmış oluşu, sanık ve müdafi tarafından iletilen sağlık mazereti, sanık her ne kadar yabancı ülke vatandaşı ise de tutukluluktan elde edilecek faydanın etkin adli kontrol hükümleriyle sağlanabilecek oluşu hususları nazara alınarak tahliyesine karar verildi.”

    ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Brunson’ın tutukluluğunun ev hapsine çevrilmesini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bu bu adımı yeterli bulmadıklarını açıklamıştı.

    Mike Pompeo, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Pastör Brunson’un cezaevinden çıkarılmasını uzun süredir beklediklerini belirtmişti.   (BBC TÜRKÇE)

  • Trump Putin görüşmesi sonrası basın açıklaması: İlişkilerimiz daha iyi olacak

    Trump Putin görüşmesi sonrası basın açıklaması: İlişkilerimiz daha iyi olacak

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump’la düzenlediği ortak basın toplantısında Soğuk Savaş’ın çok uzun süre önce sona erdiğini, ikili ilişkilerdeki zorluklar için objektif bir gerekçe bulunmadığını söyledi.

    Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de liderler arasında yapılan ilk kapsamlı görüşmenin ardından gerçekleştirilen ortak basın toplantısında konuşan Putin, ikili ilişkileri ve uluslararası gündemdeki konuları ele aldıklarını belirterek, “Soğuk Savaş çok uzun süre önce sona erdi. Dünyadaki durum ciddi biçimde değişti. İkili ilişkilerdeki zorluklar için objektif bir gerekçe bulunmuyor” dedi.

    “GOLAN TEPELERİ’NDEKİ DURUM 1974 TARİHLİ ANLAŞMAYA UYGUN HALE GETİRİLMELİ”

    Suriye’deki gelişmeleri istişare ettiklerini kaydeden Putin, Golan Tepeleri’ndeki durumun 1974’te İsrail ve Suriye arasında yapılan anlaşmaya uygun hale getirilmesi çağrısında bulundu.

    Putin, Rusya ve ABD’nin Suriye’de çözümün liderliğini üstlenebileceğini söyleyerek, “Suriye’de barış ve uzlaşının tesis edilmesi görevinin yerine getirilmesi iki ülke arasındaki ortak başarılı çalışmanın örneği olabilir” dedi.

    Rus liderin basın toplantısında üzerinde durduğu bir diğer konu, Rusya’nın 2016 başkanlık seçimlerine müdahale ettiği iddiaları oldu.

    Putin, Rusya’nın ABD’nin iç işlerine karışmadığının ve karışmayı planlamadığının altını çizdi ve şu ifadeleri kullandı: “Başkan Trump, ABD’deki seçim sürecine ilişkin sözde ‘Rus müdahalesi’ konusunda bir kez daha temas etti. Trump’la yaptığım bireysel görüşmeler de dahil daha önce birçok kez söylediğim şeyi tekrar etmek durumunda kaldım: Rusya devleti, seçim süreçleri de dahil olmak üzere ABD’nin iç işlerine hiçbir zaman müdahale etmedi ve etmeyi planlamıyor.”

    ABD’NİN NÜKLEER ANLAŞMADAN ÇEKİLMESİ

    Putin, görüşmesi sırasında ABD tarafına Washington’un Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak da bilinen, İran ve P5+1 ülkeleri arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çıkmasından duydukları rahatsızlığı doğrudan dile getirdiklerini kaydetti. Rus lider, “ABD tarafı tutumumuzu gayet iyi biliyor, tutumumuzda bir değişiklik olmadı. İran’ın nükleer anlaşma sayesinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından en fazla denetlenen ülke oldu” diye konuştu.
    Putin, Trump’a ikili ilişkilerdeki sorunlar için çözüm yolu bulunması amacıyla ortak uzmanlar komitesi kurulmasını önerdiğini de söyledi.

    TRUMP: DÖRT SAAT ÖNCE DURUM DEĞİŞTİ

    Putin’den sonra sözü alan Trump ise şunları söyledi: “Bir çok kritik konuda detaylı görüşmeler yaptık. Anlaşmazlık olan konuları detaylı olarak görüştük. Rusya ile yapıcı diyalog yeni yolları açacaktır. ABD seçimlerine müdahele konusunu doğrudan konuştum. Küresel terör belası konusunda işbirliği sürdürülmeli. Parlak bir gelecek için daha güçlü bir diyaloğun ilk adımlarını attık. İran’ın IŞİD ve terörle mücadeledeki başarımızdan fayda sağlamaması gerektiğini söyledim. Birlikte geçirdiğimiz saatler ülkelerimizin çıkarına oldu. Dünyamızın problemlerini ve bu problemlerle ortak çıkarlarımızı da göz ardı etmeden nasıl başa çıkabileceğimizi konuştuk. Soğuk savaş döneminde bile bu kadar kötü değildi ilişkilerimiz. Ancak dört saat önce bu toplantıyla durum değişti. Buna inanıyorum. Medyadan gelen tüm eleştirilere karşı barışcıl diplomasiye inanıyorum. Politik riskler almayı dünyadaki barışı tehlikeye atmaya yeğlerim. Bugün tartıştığımız bütün sorunları aşacağımızı düşünüyorum. Bu sadece daha parlak geleceğe doğru ilk adımdı. Şu anda umut doluyum. İşbirliği yapacağımız biliyorum. Sayın Putin bu açık diyaloğa katıldığından dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu toplantıları daha sık yapacağız diye düşünüyorum. Rusya ile diyaloğumuzu çok daha önce sağlamalıydık. Buradaki soruşturma ülkemizi için tam bir felaket oldu. Seçimde kara bulut yok, Hillary Clinton’ı çok kolay yendim. Halk ve insanlar bunu anlıyor. Bu soruşturma iki nükleer güç arasındaki ilişkileri bozuyor.”

    İSRAİL KONUSU

    İsrail’le çok uzun zamadır dostuz. Suriye konusunda birşeyler yapmamız gerektiği konusunda hem fikiriz. Suriye ve İsrail’in güvenliği için işbirliği arıyoruz. İsrail’in güvenliğini sağlamak hem benim hem de Putin’in görmek istediği bir konu. İsrail için güvenli ortamı Putin’de istiyor. Suriye’ye insani yardım konusunda ikimiz de istekliyiz. Ordularımız çok iyi anlaşıyorlar.”

     

  • ABD’de Trump’ın göçmen politikasına protesto

    ABD’de Trump’ın göçmen politikasına protesto

    ABD genelinde yüz binlerce kişi, mültecilerin çocuklarını ailelerinden ayıran göçmen politikası nedeniyle Trump yönetimini protesto etti.

    ABD genelinde, Başkan Donald Trump’ın çocukları ailelerinden ayıran göçmen politikasına karşı 600’ün üzerinde gösteri düzenlendi.

    Başkent Washington D.C.’de bir araya gelen ve Beyaz Saray’a yürüyen çok sayıda protestocu Trump karşıtı sloganlar attı.

    Adalet Bakanlığı önünde mültecilere destek veren sloganlar atıldı.

    Trump’ın doğum yeri ve Demokratlar’ın kalesi New York’ta binlerce protestocu Brooklyn Köprüsü’nde yürüdü.

    Kitle, ”Aileleri ayırmayın”, ” Donald Trump gitmeli”, ”Sayın Başkan, Meksika yemeğini severken neden Meksikalıları sevmiyorsunuz? Aileleri ayırmayın”,  ”Nefrete ve korkuya yer yok, mülteciler hoş geldiniz” yazılı dövizler taşıdı.

    Trump karşıtı sloganlar atanlara sürücüler de korna çalarak destek verdi.

    Washington’da da protestocular, Trump Otel’in önünden yürüyerek, “Utan”, ”Benim başkanım değil” sloganları attı.

  • New York’ta mahkeme Hakan Atilla’ya 32 ay hapis cezası verdi

    New York’ta mahkeme Hakan Atilla’ya 32 ay hapis cezası verdi

    ABD’deki İran yaptırımları davasında suçlu bulunan eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, davaya bakan Yargıç Richard Berman’ın açıkladığı karara göre 32 ay hapis cezası aldı.

    Davanın yargıcı Berman, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde yargılanan Attila hakkındaki kararını açıkladı.

    Sabah saatlerinde başlayan ceza duruşmasının sonunda açıklanan karara göre Atilla, 32 ay hapis cezası aldı. Yaklaşık 14 aydır hapiste bulunan Atilla’nın hapiste geçirdiği sürenin 32 aydan düşüleceği bildirildi.

    Atilla’nın avukatları kararı temyize götüreceklerini açıkladı.

    ABD’deki İran yaptırımları davasında 3 Ocak’taki duruşmadan suçlu bulunan Atilla’nın ceza duruşması son olarak 7 Mayıs’tan 16 Mayıs’a ertelenmişti.

    Savcılık ise davanın yargıcı Berman’dan Atilla için 188 aydan fazla (15,5 yıl) hapis ile 50 bin ila 500 bin dolar para cezası vermesini talep ediyordu.

    Atilla’nın avukatları ayrıca, bu davanın benzersiz bir dava olduğuna, İran’a yönelik yaptırımları ihlal eden birçok uluslararası bankaya sadece para cezası kesilip hiçbir çalışanına dava açılmazken ABD ile hiçbir bağlantısı bulunmayan Atilla’nın yargılandığına ve kanıtların Atilla’nın, ”aç gözlülüğünün peşinden giden, bu entrikanın mimarı Rıza Sarraf’ın komplosuna alet edilen bir devlet memuru olduğunu gösterdiğine” dikkati çekmişti.

    Jüri, Atilla’yı hakkındaki 6 suçlamanın 5’inden suçlu bulmuş, “kara para aklama” suçlamasında ise masum olduğuna karar vermişti.

    ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmekle suçlanan ve 19 Mart 2016’da ABD’de tutuklanan iş adamı Rıza Sarraf, yargılanmasına kısa bir süre kala 26 Ekim 2017’da hakkındaki suçlamaları kabul etmiş ve savcılıkla iş birliğine gitmişti.

    Eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Atilla ise 27 Mart 2017 New York’ta  gözaltına alınmış ve davanın tek sanığı olarak yargılanmıştı.

    ERDOĞAN, MASUM BULMUŞTU

    Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde Londra’da yaptığı açıklamalarında Atilla’nın masum olduğunu söyledi. Erdoğan, “Hakan Atilla kesinlikle suçsuzdur, beraatini bekliyoruz. Atilla’yı suçlu ilan etmek Türkiye’yi suçlu ilan etmek anlamına gelir. Türkiye-ABD ilişkilerini yer ile yeksan etmeyecek bir karar çıkmasını umuyorum.” demişti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim’de CHP, İsrail’in Filistinlileri katletmesini lanetledi-VİDEO

    Dersim’de CHP, İsrail’in Filistinlileri katletmesini lanetledi-VİDEO

    PİRHA – Cumhuriyet Halk Partisi, 81 ilde eş zamanlı olarak Filistin’de yaşanan katliama ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. CHP Tunceli İl Örgütü de, Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda katliamı lanetledi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli İl Örgütü, Dersim Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelerek Filistin’de yaşanan katliamları lanetledi. Basın açıklamasını okuyan CHP Tunceli İl Başkan Yardımcısı Handan Kahraman Şanlı, Filistin’de yaşananlar büyük bir katliam, insanlık dramıdır. Binlerce masum Filistinlinin yaralandığı, 60 kişinin hayatını kaybettiği insanlık dışı saldırıyı lanetliyoruz” dedi.

    “DRAMIN SEBEBİ; HESAPSIZ POLİTİKALAR VE İSRAİL’İN GADDAR TUTUMU”

    Bu dramın en önemli sebebinin Filistin sorununun çözümsüzlüğü, başta ABD olmak üzere büyük güçlerin hesapsız politikaları ve İsrail’in gaddar tutumu olduğunu ifade eden Şanlı, “ABD Büyükelçilik binasının, İsrail Devleti’nin yetmişinci kuruluş yıl dönümünde Kudüs’te açılmış olması büyük bir provokasyondur. ABD’yi bu yanlış politikasını terk etmeye; İsrail’i ise masum sivillere yönelik katliam politikalarına son vermeye çağırıyoruz. CHP olarak Filistin sorununun çözüm zemininin başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde 1967 sınırlarına göre kurulmuş egemen Filistin Devleti ile İsrail’in güvenlikli sınırlar içinde yan yana barış içinde yaşaması olduğunu vurguluyoruz” diye konuştu.

    “FİLİSTİN HALKIYLA DAYANIŞMAMIZI HAYATA GEÇİRMELİYİZ”

    Şanlı, “Bugün Türkiye olarak Filistin halkıyla dayanışmamızı en güçlü şekilde hayata geçirmeliyiz. İsrail, katliamcı politikalarını sürdürdüğü ve Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimleri genişlettiği müddetçe uluslararası planda tecrit edilmelidir. Bir kez daha ABD ve İsrail’i güçlü bir şekilde kınıyor, hayatını kaybeden Filistinli kardeşlerimize rahmet diliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    DERSİM/PİRHA

  • Gazze Şeridi’nde can kaybı 52’ye yükseldi

    Gazze Şeridi’nde can kaybı 52’ye yükseldi

    Gazze’de ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını protesto eden Filistinlilere İsrail askerlerince ateş açılması sonucu 52 kişinin öldüğü bildirildi. ABD’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınan büyükelçiliği ise törenle açıldı.

    ABD’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınan büyükelçiliğinin açılış töreni öncesinde Gazze sınırında düzenlenen protesto gösterilerinde çok sayıda can kaybı yaşandı. Gazze Sağlık Bakanlığı, sınırda İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu en az 52 Filistinli’nin hayatını kaybettiğini duyurdu. Bakanlık, olaylarda 2 bin 400’den fazla kişinin de yaralandığını belirtti.

    Reuters haber ajansı, yaşamını yitirenler arasında 14 yaşında bir çocuğun ve tekerlekli sandalyeli bir göstericinin de bulunduğunu bildirdi. 2014 yılında yaşanan Gazze Savaşı’ndan bu yana ilk kez ölü sayısının bu kadar yüksek olduğu belirtiliyor.

    Filistinli Sağlık Bakanı Cevad Avad, İsrail’i “silahsız göstericilere yönelik katliam” yapmakla suçladı. Uluslararası haber ajanslarına konuşan görgü tanıkları, İsrail ordusunun müdahalede gerçek mermi kullandığını ifade etti. Gazze Şeridi’nin yanı sıra Kudüs ve Beytüllahim yakınlarında da çatışmalar yaşandığı aktarıldı.

    İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre, Gazze sınırındaki 12 farklı yerde düzenlenen gösterilere yaklaşık 35 bin kişi katıldı. Açıklamada, Filistinli göstericilerin askerlerin üzerine patlayıcı ve yanıcı maddeler attığı belirtildi. Ordunun açıklamasında, askerlerin sadece acil durumlarda, göstericilerin bacaklarını hedef alarak ateş ettiği ifade edildi. İsrail hava kuvvetlerinin ise Gazze Şeridi’nin kuzeyinde Hamas’a ait noktaları hedef alan saldırılar düzenlediği kaydedildi.

    BÜYÜKELÇİLİK TÖRENLE AÇILDI

    Gazze sınırında gösteriler devam ederken, ABD’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınan büyükelçiliği törenle açıldı.

    ABD’nin İsrail’deki büyükelçisi David Friedmann, açılışta yaptığı konuşmada, “Bundan 70 yıl önce David Ben Gurion İsrail Devleti’nin bağımsızlığını ilan etmişti. Yetmiş yıl sonra ABD nihayet bir sonraki adımı attı” dedi. Büyükelçi Friedmann, tarihi bir an olarak tanımladığı bu olayın ABD Başkanı Donald Trump’ın “cesareti” sayesinde yaşandığını belirtti.

    ABD Başkanı Trump ise törende yayınlanan video mesajında İsrail’in kendi başkentini belirleme hakkına sahip olduğunu söyledi. Trump, 6 Aralık 2017 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail Büyükelçiliği’nin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınacağını duyurmuş ancak Trump’ın bu kararı uluslararası düzeyde tepkilere neden olmuştu.

    İsrail hükümetinden verilen bilgilere göre, törene ülkede diplomatik temsilciliği bulunan 86 ülkeden temsilcilerin davet edildiği, ancak sadece 33 ülkenin temsilcisinin törene katılacağını bildirdiği kaydedildi. Macaristan, Romanya ve Çekya gibi Avrupa ülkeleri törene temsilci gönderirken, aralarında Almanya’nın da bulunduğu ülkeler törene katılmadı.

    AÇILIŞA FİLİSTİN’DEN TEPKİ

    ABD Büyükelçiliği’nin açılışı İsrail’in kuruluşunun 70’inci yıldönümünde gerçekleşmesine Filistin tarafı tepki gösterdi. Filistin Başbakanı Rami Hamdallah, açılış öncesinde yaptığı açıklamada, büyükelçiliğin taşınma tarihinin, “uluslararası hukukun ihlali, eşitlik ve ahlak gibi değerlerin hiçe sayılması” anlamına geldiğini ifade etti. Hamdallah, “Filistin tarihindeki böylesi bir trajik günün seçilmesi barış sürecinin temel değerlerine yönelik hassasiyet ve saygı eksikliğine işaret ediyor” dedi.

    İsrail devletinin kurulduğu tarih olan 14 Mayıs’ı takip eden 15 Mayıs günü, Filistinliler için Nakba (Felaket) Günü olarak anılıyor. Bu nedenle Salı günü de gösterilerin devam etmesi bekleniyor. (DW Türkçe)

     

  • ABD İnsan Hakları Raporu açıklandı: Türkiye için dikkat çeken OHAL vurgusu

    ABD İnsan Hakları Raporu açıklandı: Türkiye için dikkat çeken OHAL vurgusu

    ABD İnsan Hakları Raporu açıklandı. Türkiye için hazırlanan raporda sürekli uzatılan OHAL’in temel özgürlükleri kısıtladığı vurgusu yapıldı.

    200 ülke için ayrı ayrı hazırlanan raporda Türkiye’ye 64 sayfa ayrıldı. Raporda, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra, “Sivil liderlerin, güvenlik güçleri üzerinde etkili bir kontrol sağladıkları ve darbe girişimine yanıt olarak Olağanüstü Hal ilan ederek, binlerce polis ve askeri personelin görevden alındığı” ifade edildi.

    Raporda, gözaltına alınan kişilerin işkence gördüğü iddiaları en önemli insan hakları sorunu olarak gösterildi.

    Ülkenin yıl boyunca önemli siyasi zorluklar yaşadığını belirten ABD Dış İşleri, Türkiye’deki OHAL’in sürekli uzatıldığına dikkat çekerek, “Bu durumun, toplum ve kurumlar üzerinde birçok temek özgürlüklerin kısıtlanmasına neden olduğunu” savundu. (HABER MERKEZİ)

  • ABD Dışişleri: Suriye’ye ilişkin Türk Rus anlaşmaları endişe verici

    ABD Dışişleri: Suriye’ye ilişkin Türk Rus anlaşmaları endişe verici

    ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Türkiye ve Rusya arasında Suriye kriziyle bağlantılı olarak yapılan askeri anlaşmaların endişe verici olduğunu açıkladı. Bakanlık, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri satın almaya hazırlanan Türkiye’ye yaptırım uygulanabileceğini belirtti.

    Sputnik’in haberine göre, haftasonu İngiltere ve Fransa ile birlikte Suriye’ye füze saldırısı düzenleyen ABD’den Suriye’de barışı tesis etmek için diplomatik çalışmalar yürüten Türkiye ve Rusya’nın işbirliği hakkında bir açıklama geldi.

    ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde konuşan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell, Türkiye ve Rusya arasında Suriye kriziyle bağlantılı olarak yapılan askeri anlaşmalardan endişe duyduklarını söyledi.

    Mitchell, “Ankara, Suriye’de taktik hedeflere ulaşmak adına Moskova’ya stratejik tavizler verilmesinin risklerini hatırlamalı. Türkiye, ABD’yle olan yakın ilişkilere rağmen Rusya ve İran’la işbirliğini artırdı. Türkiye’nin Batı’yla stratejik ve siyasi birliğini koruması, ABD’nin ulusal çıkarlarına uygun olur” ifadelerini kullandı.

    Mitchell, ABD’nin Türkiye’nin Suriye için Cenevre sürecine destek vermesini, IŞİD’le mücadele etmesini ve Rusya ile İran’ın Suriye’deki nüfuzunun artmasına karşı çıkmasını sağlamak istediğini belirtti.

  • PSAKD: Suriye’de gerçekleştirilen emperyalist saldırıyı lanetliyoruz

    PSAKD: Suriye’de gerçekleştirilen emperyalist saldırıyı lanetliyoruz

    PİRHA – ABD’nin Suriye’ye saldırmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, yapılan saldırıyı lanetlediğini belirterek, “Emperyalizmin korumaya çalıştığı cihatçı teröristler Suriye’de başta Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar ve Ezidiler olmak üzere birçok halka karşı acımasız katliamlar gerçekleştirmişlerdir” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, ABD’nin Suriye’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırıyı kınayan yazılı açıklama yaptı.

    ABD’nin dünyayı ve Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmek için provokasyonlara devam ettiği belirtilen açıklamada, bunun en son örneğinin Suriye’ye karşı gerçekleştirilen füze saldırısında görüldüğü belirtildi.

    “Meşru Suriye yönetiminin halkıyla ve ordusuyla birlikte katil selefi cihatçıları ağır yenilgilere uğrattığı bir dönemde böyle bir saldırının yaşanması oldukça manidardır” denildi.

    Siyasal İslamcılığın bir emperyalizm projesi olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu saldırı açıkça göstermektedir ki Siyasal İslamcı hareketle emperyalizm arasında son derece güçlü ve derin bağlar vardır. Dahası  Siyasal İslamcılık emperyalizmin dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirme çabasında her zaman kullanışlı bir araç olmuştur” denildi.

    “SOL HAREKETLERE KARŞI YEŞİL KUŞAK PROJESİ”

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “Emperyalizm soğuk savaş döneminden beri Müslüman nüfusun ağırlıkta olduğu ülkelerde yükselen ilerici, seküler ve sol hareketlere karşı yeşil kuşak projesi doğrultusunda Siyasal İslamcılığı ve gericiliği beslemiştir. Ilımlı ve radikal versiyonlarıyla Siyasal İslamcılığın bütün kolları emperyalizme hizmet noktasında birleşmişlerdir. Türkiye’de AKP hükümetinin Suriye’ye dönük emperyalist saldırıya destek vermesi bu açıdan anlamlıdır.

    Emperyalizm daha önce Afganistan, Libya, Pakistan, Irak gibi ülkelerde yaptığı gibi Suriye’ye de binlerce eli kanlı cihatçı teröristi saldırtarak ülkenin insani ve kültürel birikimlerine ağır zararlar vermiş, altyapısı ve ekonomisi üzerinde ciddi hasarlara neden olmuştur. Ancak meşru Suriye yönetimi ve halkı emperyalizm destekli bu cihatçı teröre büyük bedeller ödeyerek karşı koymuştur. Cihatçı teröre karşı sahada somut anlamda yaşanan her ilerlemeden sonra emperyalistler tarafından mutlaka bir saldırı ve provokasyon gerçekleştirilmiştir.

    “MİLYONLARCA İNSAN ÖLDÜRÜLDÜ”

    Doğu Guta’da cihatçı katiller yenilgiye uğrar uğramaz benzer bir provokasyon yaşanmış ve emperyalistler her zaman yaptıkları gibi kimyasal silah yalanına sarılmışlardır. Ellerindeki tek veri ise El-Kaide terör örgütü yanlısı Beyaz Baretliler adı verilen cihatçı grubun sosyal medyada yapmış oldukları yalan yanlış paylaşımlarıdır. Bu grup bugüne kadar birçok benzer yalan ve provokasyonla dünya çapında yeterince teşhir olmuş terörist bir yapıdır.

    Suriye hükümetinin bağımsız ve tarafsız kuruluşlara bu iddiaların araştırılması için topraklarını açtığını duyurması emperyalizm ve emperyalizmin kuklası batı medyası tarafından görmezden gelindi. Tam da kimyasal silahların yasaklanması örgütünün kimyasal silah kullanıldığı iddia edilen Doğu Guta’nın Duma bölgesinde araştırmalara başlayacağı gün bu saldırının yaşanması tabloyu daha da netleştirmiştir. Benzer bir senaryonun daha önce Irak’ta nasıl sergilendiğine ve bunun sonucunda milyonlarca insanın nasıl öldürüldüğüne bütün dünya şahittir.

    “CİHATÇI ÇETELER, ACIMASIZ KATLİAMLAR GERÇEKLEŞTİRDİ”

    Emperyalizmin korumaya çalıştığı cihatçı teröristler Suriye’de başta Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar ve Ezidiler olmak üzere birçok halka karşı acımasız katliamlar gerçekleştirmişlerdir. Kendilerinden olmayan herkese düşman olan kin ve nefret dolu bu cahil ve psikopat katillerin emperyalizmin Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmesine maşalık yapmaktan başka bir işlevleri bulunmamaktadır.

    Bu yüzden Suriye’ye dönük bu emperyalist saldırganlığı şiddetle kınıyoruz. Bu saldırıya karşı Suriye halkının yanında olduğumuzu ilan ediyoruz. Emperyalizm derhal Suriye’den elini çekmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Esad açıklama yaptı; halk sokaklara çıkarak saldırıyı kınadı

    Esad açıklama yaptı; halk sokaklara çıkarak saldırıyı kınadı

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, saldırıların terörle mücadelede kararlılıklarını arttırdığını söyledi. Bu arada, Suriye’nin çeşitli kentlerinde halk sokaklara çıkarak saldırıyı protesto etti. 

    Resmi Sana Haber Ajansı, adını açıklamayan bir yetkilinin “Teröristler başarısız olduğunda, ABD, Fransa ve İngiltere müdahale etti ve Suriye’ye karşı saldırıya girişti. Suriye’ye karşı Amerikan, Fransız ve İngiliz saldırısı başarısız olacak” dediğini belirtti.

    Sana ayrıca füzelerin başkent Şam’ın kuzeydoğusundaki bir araştırma merkezini ve başkentin etrafındaki diğer bazı askeri tesisleri vurduğunu bildirdi.

    Sana öte yandan Humus’taki askeri depoları hedef alan füzelerin düşürüldüğünü de açıkladı.

    Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, ABD liderliğindeki saldırıların, ‘Batı’nın iç savaşta kontrolünü ve inanılırlığını kaybetmesi sonrasında geldiğini’ söyledi.

    Esad, saldırıların ‘ulusun her bir santimetrekaresinde terörizmle savaşıp onu ezme yönündeki kararlılıklarını artırdığını’ belirtti.

    ATILAN FÜZELERİN ÜÇTE BİRİ İMHA EDİLDİ

    Suriye hükümeti, füze saldırısı öncesi tüm askeri üslerin tahliye edildiğini ve şu anda hasarın gözden geçirildiğini bildirdi.

    SURİYE HALKI SOKAKLARA ÇIKTI

    Bu arada Suriye’de halk sokağa çıktı.

    Tartus’ta, Dera’da, Halep’te, Lazkiye’de, Süveyda’da, halk, ABD, Fransa ve İngiltere’nin bugün erken saatlerde Şam ve Homs’ta sivil ve askeri kurumlara düzenledikleri saldırıyı kınadı.

     

  • ABD, Fransa ve İngiltere’den Suriye’ye saldırı

    ABD, Fransa ve İngiltere’den Suriye’ye saldırı

    ABD, İngiltere ve Fransa, Suriye’ye yönelik saldırılarına sabah saat 4.30 itibarıyla başladı. ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford ise ABD’nin Suriye’ye yönelik saldırıya ilişkin Rusya’ya önceden bilgi verilmediğini kaydetti. Dunford, “Operasyonun ilk dalgası sona erdi” dedi.

    ABD, İngiltere ve Fransa, Suriye’nin başkenti Şam ile Hama, Humus, Dera ve Süveyda kentlerine yönelik hava saldırısı düzenledi.

    ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’deki kimyasal saldırı iddialarına ilişkin “saldırı emri” verdiğini söyleyerek, ABD ile Fransa ve İngiltere’nin, Suriye’deki hedeflerini vurmaya başladığını duyurdu.

    Saldırıda, başkent Şam’daki askeri noktaların hedef alındığı belirtilirken, Mezze havaalanı, 41.Tugay ve araştırma merkezi vurulan noktalar arasında yer alıyor.

    ABD’nin saldırılarda Tomahawk füzelerini kullandığı ileri sürülürken Suriye devlet televiyonu da hava saldırılarına uçaksavarlarla karşılık verildiğini bildirdi.

    Şam’daki yerel kaynaklar başkentteki bilimsel araştırma tesisinin bombalandığını ileri sürdü. Suriye’den yapılan açıklamada 30 füzeyle yapılan saldırıda 10 füzenin imha edildiği belirtildi.

    VURULAN HEDEFLER

    Reuters Haber Ajansı, Suriye hükümeti yanlısı bir milis komutanın verdiği bilgiye göre Barzeh’teki araştırma merkezi ve Humus’taki askeri deponun dışında aşağıdaki hedeflerin vurulduğunu duyurdu.

    • Başkent Şam’ın batısında, Lübnan sınırı yakınlarındaki Dimas bölgesinde bulunan bir askeri üs. İsrail uçakları aynı bölgeyi 2014’te bombalamıştı.
    • Başkentin kuzeyindeki Masyaf’taki bir tesis. Masyaf Batılı istihbarat örgütlerinin geçen yıl kimyasal silah ürettiğini iddia ettiği Bilimsel Çalışmalar ve Araştırma Merkezi’nin bir şubesi bulunuyor.
    • Şam’ın kuzeydoğusundaki Kalamun bölgesinde bulunan askeri depolar.
    • Şam’ın güneyindeki Kiswah bölgesi. İran’ın Kiswah’ın dışında daimi bir askeri üs inşa ettiğine inanılıyor. İsrail’in geçen Aralık’ta tesise füze attığı ve bazı binaları imha ettiği belirtilmişti.

    RUSYA: FÜZELER SORUMLULUK ALANIMIZA GELMEDİ

    Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ABD ve müttefikleri tarafından ateşlenen hiçbir füzenin, Tartus ve Hmeymim’in de dahil olduğu Rusya hava savunmasının sorumlu olduğu alana girmediği bildirildi.

    Rusya Savunma Bakanlığı ABD, İngiltere ve Fransa birliklerinin Suriye’ye 100’den fazla roketli saldırı yaptığını duyurdu.

    Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye’ye ABD, İngiltere ve Fransa’nın 100’den fazla seyir füzesi ve hava füzeleri attığını açıkladı. Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan demeçte, “ABD, İngiltere, Fransa, 100’den fazla seyir füzesi ve hava-yüzey füzesi ile Suriye’nin askeri ve sivil objelerini vurdu” ifadeleri yer aldı.

    PENTAGON’DAN SALDIRI BİR DEFALIK AÇIKLAMASI

    ABD Savunma Bakanı Mattis, Suriye’ye yönelik saldırının ‘bir defalık’ olduğunu söyledi. Mattis, “Bu yıl geçen yılki saldırıya nazaran iki kat daha fazla silah kullandık. Hedefler daha titiz seçildi. Ağır bir saldırı olduğunu söyleyebilirim” dedi.

    ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford ise ABD’nin Suriye’ye yönelik saldırıya ilişkin Rusya’ya önceden bilgi verilmediğini kaydetti. Dunford, “Operasyonun ilk dalgası sona erdi” dedi.

  • Kuzey Kore liderinin Çin ziyareti resmi olarak duyuruldu

    Kuzey Kore liderinin Çin ziyareti resmi olarak duyuruldu

    Günler süren spekülasyonlardan sonra Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un 25 Mart ve 28 Mart tarihleri arasında Çin’i ziyaret ettiği resmi olarak duyuruldu.

    Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un’un Çin’e gittiği yönündeki spekülasyonlar açıklığa kavuştu. Kim’in  25 Mart ve 28 Mart tarihleri arasında Çin’i ziyaret ettiği resmi olarak duyuruldu.

    Çin’in resmi haber ajansı Şinhua ziyaretle ilgili haberinde Kim Jong-un ve Çin lideri Şi Jinping ile “başarılı görüşmeler” gerçekleştirdiğini aktardı ve görüşmeye ilişkin görüntüler paylaşıldı.

    Son haftalarda nükleer anlaşmazlıkta hareketlilik başlamış ve Kuzey Kore liderinin Nisan ayında Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae İn, muhtemelen Mayıs ayında da ABD Başkanı Donald Trump ile buluşacağı açıklanmıştı. Görüşmeler kapsamında Çin’in adının geçmemesi Pekin yönetimi dışlanıyor mu sorusuna yol açmıştı. Kim’in Pekin’i ziyaret etmesi Çin’e yeniden ağırlık kazandırmış oldu.

    Kim, Güney Kore ve ABD ile nisanda düzenlenmesi planlanan zirveler öncesi yapıldığı için önemi daha da artan ziyarette ‘nüklersizleşmeye olan bağlılığını’ teyit etti.

    Çin haber ajansı Kuzey Kore Lideri’nin “Güney Kore ve ABD çabalarımıza iyi niyetle yaklaşır, barış ve istikrar atmosferi yaratır ve aynı zamanda barışın hayata geçirilmesi için ilerlemeye yönelik senkronize önlemler alırsa Kore Yarımadası’ndaki nükleersizleşme meselesi çözülebilir” sözlerini de aktardı.

    İLK YURTDIŞI ZİYARETİ 

    Bu ziyaret, babası Kim Jong-il’in Mayıs 2011’de hayatını kaybetmesinin ardından liderlik koltuğuna oturan Kim’in bilinen ilk yurtdışı ziyareti olma özelliğini taşıyor. Ziyaretin, Kuzey Kore’nin Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Kore ile masaya oturmadan önce gerçekleşmiş olmasının önemine dikkat çekiliyor.

    ABD Başkanı Donald Trump geçen ay Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un görüşme davetini kabul etmiş

  • Almanya : Suriye’de ateşkes kararı Afrin’i de kapsıyor

    Almanya : Suriye’de ateşkes kararı Afrin’i de kapsıyor

    Alman Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler’in Suriye’de 30 günlük ateşkes kararının Afrin’i de kapsadığını açıkladı. Bakanlık adına açıklama yapan sözcü, Türkiye’yi ateşkese bağlı kalmaya çağırdı.

    Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü,  yaptığı açıklamada Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin hafta sonunda aldığı Suriye’nin tümü için 30 günlük ateşkes kararının Afrin’i de kapsadığını açıkladı.Sözcü, “BM Güvenlik Konseyi’nin kararı Suriye’nin bütününden bahsediyor ve Suriye’nin tamamı için 30 günlük bir ateşkes çağrısında bulunuyor” dedi.

    Bu kararın ‘bütün taraflar’ için geçerli olduğunu ifade eden sözcü, Almanya Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Walter Lindner’in Türkiye’nin Berlin’deki büyükelçisi ile konuyu görüşerek Türk tarafına ‘BM kararı ile ilgili Almanya’nın görüşünü ilettiğini’ belirtti.

    Türkiye, BM’nin Suriye’deki 30 günlük ateşkes kararını olumlu karşılarken, Afrin’de YPG’ye yönelik Zeytin Dalı Harekâtı’nın terörle mücadele operasyonu’ olduğunu, Türkiye’nin Suriye’de çatışan taraf olmadığını, dolayısıyla BM kararının bu operasyon için geçerli olmadığını savunuyor.

    ABD VE FRANSA’DAN ÇAĞRI

    Almanya’nın bu açıklaması ABD ile Fransa’nın aynı yönde yaptığı açıklamalarının ardından geldi.
    Fransa Cumhurbaşkanlığı’ndan pazartesi günü yapılan açıklamada da Türk mevkidaşı Tayyip Erdoğan ile telefonda görüşen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un BM kararının Afrin’i de kapsadığını belirttiği ifade edilmişti.

    ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, salı günü yaptığı açıklamada BM kararının bütün Suriye için geçerli olduğunu ve Türkiye’nin ‘bu mutabakatı iyice ve yeniden okuması’gerektiğini ifade etmişti.

    Türk Dışişleri Bakanlığı salı ve çarşamba günü yaptığı iki açıklama ile ABD ve Fransa’nın açıklamalarına yanıt verdi.

    Açıklamalardan ilkinde Fransa Cumhurbaşkanlığı’nın yaptığı açıklamanın ‘yalan bilgi’ verdiğini belirtilirken, Macron ile Erdoğan arasındaki görüşmede Macron’un Afrin’e atıf yapmadığı ifade edildi.

    Türk Dışişleri Bakanlığı ikinci açıklamasında ise Türkiye’nin Suriye’deki çatışmaların taraflarından biri olmadığına değinilerek Nauert’in sözleriyle ilgili Her türlü temelden yoksundur ve kararın odak noktasını anlayamadığını ya da bu odağı çarpıtmak istediğini göstermektedir” denildi.

  • Tillerson: Menbiç kontrolümüzde olmalı

    Tillerson: Menbiç kontrolümüzde olmalı

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda iki ülke arasında özellikle Menbiç konusunda bir çözüm için kurullar oluşturulacağı belirtildi. S-400’lerin satın alınması, Gülen’in durumu da görüşme başlıklarından biri oldu. İki ülkenin ilişkileri normalleştirme konusunda anlaşmaya vardığı belirtildi.

    ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ankara’da biraraya geldi. Çavuşoğlu, Tillerson’ı saat 09.45 sularında Ankara Palas’ın girişinde karşıladı. Türkiye ve ABD bayrağının önünde poz veren iki bakan daha sonra üst kata çıkarak baş başa görüşmeye geçti. Görüşmelerin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi.

    ÇAVUŞOĞLU: KAYGILARIMIZ ABD’YE İLETİLDİ

    Basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, dün akşam cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşmede ve bugünkü görüşmede Türkiye’nin kaygılarının ABD tarafına iletildiğini söyledi. Çavuşoğlu, “Elbette kaygılarımızın ciddiye alındığını düşünmek istiyoruz. Bugüne kadar verilen sözler oldu, tutulmayan sözler de oldu çözemediğimiz konular da oldu. Birlikte neler yapabiliriz bunları da konuştuk. Yeni bir mekanizma oluşturma kararı aldık”  şeklinde konuştu.

    TILLERSON’DAN SİVİL KAYIP VURGUSU!

    Çavuşoğlu’ndan sonra söz alan Tillerson da “sivil halka zarar gelmemesi için Türkiye’den bazı ricalarımız var. Suriye’de gerilimin artmamasına çalışıyoruz” dedi.

    TILLERSON: MENBİÇ ÖNCELİKLİ KONU OLACAK

    Tillerson gelen bir soru üzerine de “Suriye konusunda Türkiye ile aynı hedefleri paylaşıyoruz. Bizim aramızda sorun olanlar konusunda çalışmayı taahhüt ettik. Suriye’deki hedeflerimiz tamamen örtüşüyor. Hiçbir farklılık yok. Suriye’de bölünme olmadan çözüme ulaşmak istiyoruz” dedi. ABD Dışişleri Bakanı ayrıca “öncelikle Menbiç konusunun ele alınacağını” belirtti.

    TILLERSON: MENBİÇ KONTROLÜMÜZDE OLMALI

    “ABD’nin YPG’ye yaptığı yardımın sona erip ermeyeceği ve YPG’nin Menbiç’ten çekilip çekilmeyeceği” yönündeki bir soruya da Tillerson, “Savunma bakanlığının bütçesinde gereksinimin üzerinden kaynak ayrılmadı” şeklinde cevap verdi. ABD Dışişleri Bakanı, “Mennbiç’in kesinlikle bizim kontrolümüz altında olması gerektiğini değerlendiriyoruz. Menbiç stratejik olarak değerli bir kent” cevabını verdi.

    Tillerson şunları kaydetti:

    “Türkiye NATO’ya katılan ilk ülkelerden. Afganistan’da, Bosna’da birlikte çalıştık. Sivil halka zarar gelmemesi için Türkiye’den ricalarımız var. Her zaman SDG’ye sağladığımız desteğin kısıtlı olacağını, askeri hedeflerin ileriye taşınmasını engelleyecek bir destek olduğunu söyledik. Darbe girişimindeki suçluların yargılanması insan hakları ve özgürlüklere bağlı kalarak devam etmeli. Tutuklu büyükelçilik çalışanlarımız ve OHAL kapsamındaki tutuklamalar konusunda endişelerimizi dile getirdik.”

    ÇAVUŞOĞLU: YPG MENBİÇ’TEN ÇIKMALI

    Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ise Menbiç ile ilgili ABD’nin verdiği sözleri tutmadığını ileri sürdü. Çavuşoğlu, “Önce YPG’nin Menbiç’ten çıkması gerekiyor. Menbiç’i istikrara kavuşturmak için elimizden geleni yapacağız. Bu şehirleri kimin yöneteceği çok önemli” ” dedi.

    ÇAVUŞOĞLU: TUTUKLAMALARIN OHAL İLE İLGİSİ YOK

    Amerikalı bir gazetecinin “iki ülke arasındaki ilişkilerde Türkiye’den gelen açıklamalar ve OHAL’in etkisi” ile ilgili soruya Çavuşoğlu, “Türkiye’deki tutuklamaların OHAL ile ilgisi yok. Bağımsız yargı, yargılamalarla ilgili kararını veriyor. OHAL içinde bu yargılama süreçlerini belirleyecek bir kanun kabul edilmedi. Bağımsız mahkemeler, Avrupa ve evrensel kriterlerle yürür” yanıtını verdi.

  • ABD’de bir liseye silahlı saldırı: 17 ölü

    ABD’de bir liseye silahlı saldırı: 17 ölü

    Florida’daki bir liseyi basan silahlı kişi 17 kişiyi öldürdü, onlarcasını da yaraladı. Katil zanlısının disiplinsizlik yüzünden okuldan uzaklaştırıldığı öğrenildi.

    ABD’nin Florida eyaletindeki bir liseye yapılan silahlı saldırıda, aralarında öğrencilerin de bulunduğu en az 17 kişi öldü. Saldırının failli gözaltına alındı.

    Saldırının yaşandığı okul, Miami’nin yaklaşık 70 kilometre kuzeyindeki Parkland kentinde bulunuyor.

    Yarı otomatik tüfek ve bol miktarda mermiyle eski okuluna gelen katil zanlısı Nikolas Cruz’un disiplinsizlik nedeniyle okuldan uzaklaştırıldığı öğrenildi.

    Broward Şerifi Scott Israel zanlının internet ve sosyal medya hesaplarında yapılan taramada son derece endişe verici yazıya rastlandığını söyledi.

    Öldürülenler arasında öğrenci ve yetişkinlerin bulunduğunu belirten Scott, saldırganın panik yaratmak için yangın alarmı verdikten sonra ateş açtığına dair haberleri doğrulayacak durumda olmadıklarını açıkladı.

    ABD Başkanı Donald Trump Twitter hesabından yaptığı paylaşımda saldırıya uğrayanların ailelerine taziye ve geçmiş olsun dileklerini iletirken “Öğrenci, öğretmen ve her kimse kendini Amerikan okullarında tehlikede hissetmemelidir” cümlesine yer verdi.

    Son 25 yılın en kanlı silahlı saldırıları arasında yer alan Parkland’daki katliam ABD’de bu yıl düzenlenen silahlı saldırıların 18’incisi oluyor. Başkan Trump ve Cumhuriyetçi Parti silah yasalarının sertleştirilmesine karşı çıkıyor.

  • Afrin Operasyonu: AB ve ABD’den ‘kaygılıyız’ mesajı

    Afrin Operasyonu: AB ve ABD’den ‘kaygılıyız’ mesajı

    Afrin Operasyonu’na yönelik AB ve ABD kaygılarını dile getirdi. Operasyonda Alman tanklarının kullanıldığı iddialarına Berlin’den “bilgimiz yok” yanıtı geldi.

    Afrin operasyonuna yönelik bir açıklama yapan  AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, “Aşırı kaygılıyız ve bu ve diğer konuları Türk yetkilerle görüşeceğiz” dedi. Konunun AB Dışişleri Bakanları toplantısında gündeme geldiğini söyleyen Mogherini harekatın siviller üstündeki ve BM destekli Suriye barış sürecine sonuçlarından endişe duyduğunu kaydetti.

    ABD BİR TARAFTAN KAYGILI, DİĞER TARAFTAN TÜRKİYE’YE OLUMLU MESAJ VERDİ

    TSK’nin başlattığı Afrin harekatı ile ilgili ABD’den de yeni bir açıklama geldi. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, “Kuzey Suriye’deki Türk harekatından dolayı kaygılıyız” dedi. Harekatla ilgili tüm taraflara itidal ve sivil kayıpları en aza indirmeleri çağrısı yaptıklarını kaydeden ABD Dışişleri Bakanı, “Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini karşılamak için birlikte neler yapabileceğimize bakıyoruz” dedi.

    Harekattan dolayı kaygılı olduklarını söylese de Türkiye’ye de olumlu mesajlar veren Tillerson, “Türkiye’nin kendi vatandaşlarını terörist unsurlardan koruma konusundaki meşru hakkını tamamen tanıyor ve takdirle karşılıyoruz” şeklinde konuştu.

    AFRİN OPERASYONU’NDA ALMAN TANKI AÇIKLAMASI

    Öte yandan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’e yönelik harekâtında Alman Leopard tanklarının kullanıldığına ilişkin haberler bugün Alman Federal Hükümeti’nin Berlin’deki olağan basın toplantısında gündeme taşındı.

    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Adebahr, şimdiye kadar aldıkları bilgilere göre “Leopard tanklarının kullanıldığını doğrulayamayacağını” söyledi.

    Savunma Bakanlığı Sözcüsü Holger Neumann ise basın mensuplarının konuyla ilgili sorusunu “Medyada yer alan, sizin de bildiğiniz görüntülerin dışında, Leopard tanklarının kullanıldığına dair bilgimiz yok” şeklinde yanıtladı. Neumann fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiğine dair bilginin bulunmadığını da vurguladı.

    Alman medyasına yansıyan haberlerde, Leopard tanklarının Afrin Operasyonu’nda kullanıldığı öne sürülmüştü. Alman Haber Ajansı (dpa) Alman federal ordusundan bir uzmanın harekâtta Leopard 2 A4 panzerlerinin kullanıldığını doğruladığını duyurmuştu.

     

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Afrin açıklaması: Harekat her an başlayabilir

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Afrin açıklaması: Harekat her an başlayabilir

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Afrin konusunda “Harekat her an başlayabilir” açıklamasını yaptı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ankara’da Kazan Soda Elektrik Fabrikası açılışında konuştu.

    Erdoğan konuşmasında Suriye’deki gelişmelere değinerek “Kusura bakmasınlar. PYD’ymiş, YPG’ymiş, DEAŞ’mış, topunuz gelin, ne olursanız olun tepenize ineceğiz. Bunun başka çaresi yok. Şu anda zaten obüslerle vuruyoruz. Vurmaya da devam edeceğiz. Kabuğumuza çekilip de sizin vurmanızı mı bekleyeceğiz” dedi.

    Konuşmasında ABD öncülüğündeki IŞİD’le mücadele koalisyonunun Suriye’de “sınır güvenlik gücü” kuracağı haberlerine de değinen Erdoğan ABD’yi eleştirdi.

    Reuters haber ajansı, ABD liderliğinde IŞİD’e karşı kurulan uluslararası koalisyonun Suriye’deki ortaklarıyla 30 bin kişilik bir sınır koruma gücü kuracağını açıklamıştı.

    Erdoğan Afrin’e de değinerek “Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) en kısa sürede Afrin ve Münbiç meselesini Allah’ın izniyle halledecektir. Harekat her an başlayabilir” diye konuştu.

    LAVROV: SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ BAKIMINDAN CİDDİ SORUNLAR DOĞURUR

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrin’e ‘önümüzdeki günlerde’ operasyon yapılacağını duyurması sonrası ABD’nin, DSG ile birlikte Türkiye ve Irak sınırında “sınır koruma gücü” oluşturmasına Rusya’dan tepki geldi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, “Bu plan, Suriye’nin toprak bütünlüğü bakımından ciddi sorunlar doğuruyor. Afrin’deki durumun yatışmasına yardım etmeyecek. Afrin’deki amacımız tümüyle bir ateşkes sağlanmasıdır” dedi.

    ARAP BASINI NE DEDİ?

    Erdoğan’ın Afrin’e yönelik sözleri, Arap basınında da geniş yer buldu.

    Şark al Awsat gazetesi haberinde,“30 bin kişilik muhafız gücü ağırlıkla Türkiye ve Irak sınırlarında görev alırken, Suriye rejim güçleri ile sınır olunan bölgelerde de görev yapacak” denildi.

    Kuds al Arabi gazetesi de Erdoğan’ın Amerika ile karşı karşıya geldiği vurgusu yapılırken Erdoğan’ın “Birkaç gün içinde Afrin’e yönelik bir operasyon başlatılacak” sözlerine de yer verdi. Gazetedeki değerlendirme yazısında, bir saldırı olması durumunda Rusya’nın sessiz kalmayacağı ve Türkiye’ye yanıt vereceği de belirtildi.

    Kuds al Arabi gazetesi, bir diğer haberinde de Türkiye’nin gerçekleştirmek istediği ordu kurma girişimlerine dikkat çekildi. İstihbaratçılar üzerinden yaşama geçirilmek istenenin provokasyon olarak değerlendirildiği haberde, AKP’ye yakın Haber 7 internet sitesindeki konuyla ilgili bazı bilgiler veri olarak kullanıldı.

    Al Hayat gazetesi, Suriye’deki gelişmeleri ele aldığı haberinde Suriye rejiminin cihatçı gruplar karşısındaki ilerlemelerine yer verdi. Suriye ordusunun İdlib, Hama ve Halep civarında sürdürdüğü askeri operasyonlara dikkat çekilen haberde, “Rejim, Halep civarında birçok köyü ele geçirdi. Rejimin İdlib’deki ilerlemesi de sürüyor” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ABD: İran’daki tutuklamalardan endişeliyiz

    ABD: İran’daki tutuklamalardan endişeliyiz

    Beyaz Saray, bir açıklama yayınlayarak, İran’daki tutuklu reformistlerin işkence gördüğü ve öldürüldüğü iddialarından endişesini kamuoyuyla paylaştı.

    ABD yönetimi, İran’daki protestolar sırasında yaşanan tutuklamalara ilişkin, “Oldukça endişeliyiz” açıklaması yaptı.

    Sputnik’in haberine göre açıklamada, “Trump yönetimi, İran rejiminin barışçıl gösterilere katılan binlerce İran vatandaşını hapse attığı haberlerinden dolayı oldukça endişelidir” ifadelerine yer verildi.

    Protestoculardan bazılarının işkence gördüğü ve hatta bazılarının öldürüldüğü iddialarının ‘rahatsız edici’ olduğu kaydedildi.

    ‘DİKTATÖRLÜĞÜN BASKISINA SESSİZ KALMAYACAĞIZ’

    Açıklamada, “İran diktatörlüğü kendi vatandaşlarının temel haklarını baskı altına alırken sessiz kalmayacağız; İran liderlerini bu tür ihlallerden sorumlu tutacağız. ABD, son gösterilerin kurbanları da dahil İran’daki tüm siyasi mahkumların salıverilmesi çağrısında bulunuyor” denildi.

    ABD’nin açık desteğine karşın Tahran yönetimi de, sona erdiğini belirttiği protestolarda ‘dış güçler’in etkisi olduğunu belirtmiş ve ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’ı sorumlu tutmuştu.

  • ABD, BM Güvenlik Konseyi’ni İran için oturuma çağırdı, Rusya karşı çıktı

    ABD, BM Güvenlik Konseyi’ni İran için oturuma çağırdı, Rusya karşı çıktı

    PİRHA-Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İran’da devam eden protestolar üzerine Türkiye saati ile 23.00’te toplanma kararı aldı. 

    ABD İran’daki protesto gösterilerinin görüşülmesi için BM Güvenlik Konseyi’ni oturuma çağırdı. Rusya, BM’nin İran’ın içişlerine karışamayacağını duyurdu.

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi İran’daki gelişmeleri görüşmek üzere gece saatlerinde olağanüstü toplanacak. Güvenlik Konseyi dönem başkanı Kazakistan tarafından yapılan açıklamada Güvenlik Konseyi’nin ABD’nin talebi üzerine toplanacağı belirtildi. Amerikan yönetimi Güvenlik Konseyi’nden İran’daki rejim karşıtı eylemlere destek göstermesini istedi.

    ABD: PROTESTO EDEN İRAN HALKINA SAYGI DUYUYORUZ

    ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Nikki Haley “konunun İran halkının temel insan hakları kadar uluslararası barış ve güvenliği de ilgilendirdiğini” belirterek, “Başkan’ın mesajının şiddet ve yıkıcı eylem çağrısı içermediğini ve yolsuz İran yönetimine karşı ayaklanan İran halkına duyduğu saygıyı dile getirdiğini” söyledi. Haley, “özgürlüğü seven herkesin özgürlük için feryat edenlerin yanında olması gerekir” dedi.

    RUSYA: İRAN’IN İÇİŞLERİNE MÜDAHALE

    Rusya ise İran’daki durumun Güvenlik Konseyi’nde görüşülmesini bir ülkenin içişlerine müdahale olarak niteledi. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov ABD’yi “İran’ın iç işlerine müdahaleye yönelik herhangi bir girişimde bulunmaması” yönünde uyararak, teklifin ‘zararlı ve örseleyici’ bir adım olduğunu belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    İran’daki olaylar, 28 Aralık 2017’de Meşhed’de bir grup göstericinin, ülkedeki hayat pahalılığı, işsizlik, yolsuzluk gibi sorunları protesto etmesiyle başlamıştı. Kısa sürede rejim karşıtı gösterilere dönüşen protestolar, Tahran, Kirmanşah, Senendeç, Zencan, Şiraz, Kum, Ahvaz, Zahidan, Erak, Hurrem Abad gibi pek çok kente yayılmıştı.

    Ülke genelindeki olaylarda 20’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, binden fazla gösterici gözaltına alınmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hatay Emek ve Demokrasi Güçleri: Filistin’in kaderini Trump değil halkı belirleyecek

    Hatay Emek ve Demokrasi Güçleri: Filistin’in kaderini Trump değil halkı belirleyecek

    PİRHA- Hatay Emek ve Demokrasi Güçleri ortak bir açıklama yaparak “Filistin’in kaderini Trump değil yıllardır işgale direnen Filistin halkı belirleyecek” dedi.

    ABD başkanı Trump’ın Kudüs kararına tepkiler devam ediyor. Hatay Emek ve Demokrasi Güçleri, Antakya Köprübaşında bir araya gelerek Trump’ın kararını protesto etti.

    Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı okuyan Eylem Mansuroğlu, Ortadoğu halkları arasındaki yüzlerce yıllık gerilim kaynaklarının en hassas sinir uçlarından biri olan Kudüs’e ilişkin alınan bu karar, halkları bir kez de Müslüman, Yahudi, Hıristiyan eksenlerinde karşı karşıya getirmek, savaşı, yoksulluğu ve yıkımı sürdürmek dışında hiçbir anlam taşımamaktadır diyerek şunları belirtti:

    “Batı Şeria ve Gazze sınırında İsrail işgal güçleri ile Filistinliler arasında 20 noktada yaşanan çatışmalarda, iki Filistinli yaşamını yitirdi, onlarcası yaralandı. Gazze’de direniş güçlerinin mevzileri bombalandı. Filistin halkının maruz kaldığı bu saldırılar ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından gerçekleşti. Ortadoğu’da sıkışan ABD kendi açmazlarını yeni müdahalelerle aşma çabasında. Suriye’den Tunus’a; Yemen’den Lübnan’a Ortadoğu’nun bütününde toplumun sinir uçlarına saldırılarda bulunarak emperyalist emellerine ulaşma çabası son olarak karşımıza ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasıyla çıktı.

    Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasının Trump öncesine dayandığına dikkat çeken Eylem Mansuroğlu şunları ifade etti:

    “İsrail’in bölgede askeri ve ekonomik en büyük işbirlikçilerinden olan AKP 28 Haziran 2016 tarihinde İsrail ile yapılan “Mavi Marmara krizi sonrası Normalleşme” anlaşmasını Ankara ve Kudüs’te imzalayarak Kudüs’ü fiilen İsrail’in başkenti olarak tanımıştı. Mavi Marmara’da hayatını kaybedenleri siyasi malzeme olarak kullanıp ardından “Giderken bana mı sordunuz” demiş, İsrail ile milyarlarca dolarlık askeri ve ekonomik işbirliği anlaşmaları yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. Emperyalizmin ve Siyonizm’in saldırılarını iyice arttırdığı bugünlerde, Türkiye’de yolsuzluk ve rüşvet skandalları nedeniyle iyice köşeye sıkışmış olan Erdoğan ve AKP, “Mavi Marmara”da olduğu gibi bugün de Kudüs’ü kendilerini kurtaracak bir gündem haline getirmeye çalışmaktadır.”

    Eylem Mansuroğlu son olarak “Çözümün metro tabelalarından Trump’ın ismini çıkarmak değil, İsrail’le tüm askeri, ekonomik ve teknolojik ikili antlaşmaları iptal etmek, İsrail Büyükelçisini ülkemizden göndermek ve Filistin Devleti’ni resmen tanımaktır. Bunu yapacak olan da Ortadoğu halklarını birleşik mücadelesinden başka hiçbir güç olamaz” dedi.

    Diren KESER/MERSİN