PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi aşure lokmasını pay etti. Lokma paylaşımı öncesi konuşma yapan DAD Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak, “15 gün önce bir saldırıya maruz kaldık. Bu saldırlar da bize gösteriyor ki, Kerbela’dan bugüne Aleviler hala yok sayılıyor. Yezid zihniyet bugün hala yaşıyor. Yezit zihniyet var olduğu sürece bizler de direnişimize devam edeceğiz” dedi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi aşure lokmasını pay etti. 30 Temmuz’da saldırıya uğrayan cemevlerinden birisi olan Ana Fatma Cemevi’nde verilen aşure lokmasına yaklaşık 500 kişi katıldı.
Lokma paylaşımına çok sayıda yurttaşın yanı sıra HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Turgut Öker, HDP ve CHP Ankara il örgütü yöneticileri, Türk Tabipler Birliği (TTB), KESK, Yeşiller Sol parti, Halkevleri, Partizan, Alınteri, Ankara Dersimliler Derneği ve Tuzluçayır Mahallesi muhtarı katıldı.
“KERBELA’DAN BUGÜNE ALEVİLER HALA YOK SAYILIYOR”
Lokmalar pay edilmeden önce çerağ uyandırıldı ve DAD Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak kısa bir konuşma yaptı. Karabudak konuşmasında, “Kadimden bugüne Aleviler için kutsal olan aşuremizi paylaşıyoruz. Aşure lokmamızı hiç kimsenin desteği olmadan canlarımızla birlikte yaptık. 15 gün önce bir saldırıya maruz kaldık. Bu saldırlar da bize gösteriyor ki, Kerbela’dan bugüne Aleviler hala yok sayılıyor, hala kabul edilmiyorlar. Yezid zihniyet bugün hala yaşıyor. Yezit zihniyet var olduğu sürece bizler de direnişimize devam edeceğiz. Cemevlerimiz her zaman açıktır. Bundan sonra da açık kalmaya devam edecek. Hüseyni duruşumuzu her zaman sergileyeceğiz. Biz Alevilerde aşure lokması önce kurda kuşa, börtü böceğe verilir. Daha sonra hamile kadınlara, yaşlı hasta ve çocuklara verilir. En son tüm canlara verilir. Bugün de öyle yapacağız” dedi.
Karabudak’ın konuşmasının ardından İmam Rıza Ocağı’ndan Hatice Erdem lokma gülbengini okudu. Daha sonra bir kap aşure lokması hayvanların yemesi için cemevinin karşısında bulunan parka bırakıldı. Ardından tüm canlara dağıtıldı.
Lokma paylaşımı Zakir Hıdır Çelebi’nin deyişleriyle son buldu. PİRHA/ANKARA
PİRHA- DAD Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi Başkanı Mustafa Karabudak, aşure lokması paylaşımı için çağrıda bulundu. Karabudak, “Bizim için en kutsal ve hassas olan Muharrem ayının birinci gününde cemevimiz saldırıya uğradı. Günümüz Yezidleri, Kerbela’dan bugüne hala inancımızı yok saymakta. Tüm canları nehak zihniyete karşı gösterdiğimiz Hüseyni duruşta yanımızda olmaya çağırıyoruz” dedi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi, aşure lokmasını pay edecek.
Tuzluçayır’da bulunan Ana Fatma Cemevi’nde yapılacak lokma paylaşımı cumartesi günü (13.08.2022) saat 17:00’de olacak.
“CEMEVİMİZE YAPILAN SALDIRIYA KARŞI SESİMİZE SES OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
Tüm canları lokma paylaşımına davet eden DAD Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi Başkanı Mustafa Karabudak, yaptığı çağrıda şunları dile getirdi:
“Yas-ı Muharrem ayındayız. Bizim için en kutsal ve hassas olan Muharrem ayının birinci gününde cemevimiz saldırıya uğradı. Günümüz Yezidleri, Kerbela’dan bugüne hala inancımızı yok saymakta, bizi kendine düşman bilmektedir. Tüm saldırılara karşı başta Tuzluçayır halkı, demokratik güçler, siyasi partiler, üyelerimiz ilk günden beri cemevimizi sahiplenip sürekli ziyarete geldiler, dayanışma gösterdiler. Daha güçlü olmamız için üye oldular. Saldırıdan bugüne birçok üyemiz oldu.
Üyelerimiz ve mahalle halkının lokmalarıyla cumartesi günü saat 17.00’de cemevimizde yapacağımız aşuremizi paylaşacağız. Tüm canları sesimize ses olmaya, nehak zihniyete karşı gösterdiğimiz Hüseyni duruşta yanımızda olmaya çağırıyoruz.”
PİRHA- Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi vekili Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, saldırganın ‘Anayasayı ihlal’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi.
30 Temmuz tarihinde Ankara’daki Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik saldırıya ilişkin gözaltına alınan 3 kişiden, Ahmet Ozan Karaca mahkeme tarafından ‘Dini değerleri aşağılama suçundan’ tutuklanırken, 2 kişi ise ev hapsi verilerek serbest bırakılmıştı.
Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi vekili Avukat Coşkun Özgür Piroğlu, saldırganın ‘Anayasayı ihlal’ suçundan yargılanması gerektiğini belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçe verdi.
Saldırganın Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde yer alan ‘Anayasayı ihlal’ suçunu işlediğini ve bu maddeden yargılanması gerektiğini belirten Piroğlu, bu suçtan yargılanmadığı için saldırganın birkaç ay sonra serbest kalacağını söyledi.
“SALDIRGANIN CEBİR VE ŞİDDET KULLANDIĞI VE ANAYASAYI İHLAL SUÇU İŞLEDİĞİ SABİTTİR”
Avukat Piroğlu’nun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede şu ifadeler yer aldı:
“Aynı gün içerisinde çok kısa bir sürede 2 cemevine, 2 Alevi Derneği’ne ve Alevi şahıslara saldırılar gerçekleştiren saldırganın eylemlerini nasıl olur da ‘Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen bir suç’ kapsamına sokmazsınız? Bu eylemler Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde tanımlanan ‘Anayasayı ihlal’ suçunu oluşturur. Saldırgan şahıs cebir ve şiddet kullanarak anayasanın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmiştir. Saldırganın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması gerekmektedir. Saldırganın cebir ve şiddet kullandığı ve anayasayı ihlal suçu işlediği sabittir.
Siz bu saldırgana bu maddeden işlem yapmadınız. Bu saldırganın, Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde tanımlanan bu suçu işlediğini gerekçe göstererek tutuklamaya sevk etmediniz. Bu saldırganı ‘Halkı kin ve düşmanla alenen tahrik etme, inanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’ suçlarını işlediği gerekçesiyle tutuklamaya sevk ettiniz. Saldırgan şahıs sizin sevk ettiğiniz bu maddelerden tutuklandı. Bu maddelerin alt ve üst hadlerinde yer alan ceza miktarları çok düşüktür. Bu süreç böyle devam ederse bu saldırgan şahıs çok yakında tahliye olacaktır.
“SALDIRGAN ANAYASAL DÜZENİ VE ALEVİLİĞİ HEDEF ALMIŞTIR, AMACI KAOS YARATMAKTIR”
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasını gerektiren bir suçtan tutuklanması ve yargılanması gereken saldırgan şahıs, bu maddeden tutuklamaya sevk edilmemiştir. Cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ve Aleviliği hedef almıştır. Bu saldırılar milyonlarca Alevi vatandaşımızı hedef almıştır. Saldırganın amacı ülkede kaos yaratmaktır. Aleviler bu ülkede defalarca katliamlara uğramışlardır. Siz yaptığınız bu işlemle milyonlarca Alevi vatandaşımızı rencide ettiniz ve toplumsal vicdanı yaraladınız. Bu saldırıların ‘Anayasayı ihlal’ suçunu oluşturması için birilerinin ölmesi mi gerekiyordu? Alevilere ve Aleviliğe yapılan saldırılarda, saldırganlar toplum vicdanını rahatlatacak bir şekilde neden cezalandırılmazlar? Türk Ceza Kanunu, Alevilere ve Aleviliğe yapılan saldırılarda, saldırganları kurtaracak şekilde uygulanmak zorunda mı?
“BİZ ADALET ARIYORUZ VE ADALET ARAMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”
Sizi soruşturmayı hukuka uygun şekilde yürütmeye davet ediyorum. Saldırgan şahsı Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesinde tanımlanan ‘Anayasayı ihlal’ suçundan tutuklamaya sevk etmenizi ve bu soruşturmayı ‘Anayasayı ihlal’ suçundan da yürütmenizi talep ediyorum. Eğer bu taleplerimizi yerine getirmeyecekseniz, bu soruşturma dosyasından çekilmenizi talep ediyorum. Biz adalet arıyoruz ve adalet aramayı sürdüreceğiz.”
PİRHA-44 siyasi parti, dernek ve inisiyatif ortak bir açıklama yaparak 30 Temmuz günü Ankara’daki cemevi ve Alevi derneklerine yönelik gerçekleştirilen saldırılara tepki gösterdi.
30 Temmuz’da Ankara’daki cemevi ve Alevi derneklerine yapılan eş zamanlı saldırılarla ilgili 44 siyasi parti, dernek ve inisiyatif ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada “Bu saldırılara demokrasi mücadelesini daha çok ortaklaştırıp, daha çok güçlendirerek yanıt vereceğiz” denildi.
“ORGANİZE SALDIRI GELENEĞİNİN DEVAMIDIR”
Saldırılarla ilgili yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Alevi kurumlarına ve cemevlerine yapılan eş zamanlı saldırılar, muhaliflere, farklı inanç kimlik ve düşünce sahibi yurttaşlara yönelik, devletin açık-gizli desteği-teşviki ile gerçekleştirilen organize saldırı geleneğinin devamıdır.
Fail kim olursa olsun, bu saldırıların sorumlusu, Alevilere yönelik ayrımcılığı, nefret, aşağılama ve şiddet dilini hâkim kılan, devlet zoruyla yukarıdan aşağı dinci bir rejimi inşa etmeye çalışan iktidardır. Alevilere yönelik ötekileştirme, yok sayma, asimilasyon ve cezasızlık politikalarının yarattığı toplumsal ve siyasal iklim, bu saldırıları hem sıradanlaştırmakta hem de teşvik etmektedir.
“SALDIRI TÜM YÖNLERİYLE AYDINLATILMALIDIR”
Bu saldırı tüm yönleriyle aydınlatılmalı, failler bir an önce yakalanmalı, bu saldırıların yapılabilmesini sağlayan demokrasi ve laiklik karşıtı kurumlaşmalar ortadan kaldırılmalıdır.
Alevilerin, yok sayılan diğer halkların ve inançların eşit yurttaşlık hakkı tanınmalıdır.
Tüm tarihleri boyunca benzeri saldırılarla yok edilmeye çalışılan Alevilerden özür dilenmelidir.
Alevi kurum ve cem evlerine yapılan saldırının, demokratik, özgür, barış içinde bir arada yaşama umudumuza yapıldığını biliyoruz. Bu saldırılara demokrasi mücadelesini daha çok ortaklaştırıp, daha çok güçlendirerek yanıt vereceğiz.”
İmzacılar: 78’liler Girişimi, 2017 Bodrum Yurttaş İnisiyatifi, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Ankara 78’liler Meclisi, Antakya Yaşama Sevinci Spor Kulübü, Anti Kapitalist Müslümanlar Aka-Der, Akdeniz Engelliler Federasyonu, Alevi Düşünce Ocağı (ADO), Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği (Adam-Der), Birleşik Emekliler Platformu, Demokrasi için Birlik, Demokratik Emekliler Sendikası, Deniz Yıldızı, Devrimci Parti, Dicle Görme Engelliler Derneği, Divriği Kültür Derneği, Doğu-Güneydoğu Dernekleri Platformu, Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişim, Engelli Hakları ve Engelsiz Gelecek Derneği, Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emekliler Dayanışma Sendikası Emekliler Birleşiyor Platformu, Emekliler Postası Platformu, Güngören Demokrasi Platformu, Halkevleri, Hatay Down Sendromlular ve Engelliler Derneği, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Jineps Gazetesi, Kaldıraç, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Karşı Sanat Çalışmaları, Mersin Engelliler Gençlik Spor Kulübü Derneği, Mezitli Engelli Çocuk Anneleri ve Gönüllüler Derneği, Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi ( SYKP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Tüm Emekliler Sendikası, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Türkiye Almanya Kültür Forumu, Yeşil Sol Parti, Yol Erenleri, Yurttaş Girişimi.
PİRHA- Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi’nin avukatı Hüsniye Şimşek, “Biz avukatlar olarak yeterli ve detaylı bilgiye ulaşamazken, Yeni Şafak Gazetesi an be an gelişmeleri yazıyor. Yapılan açıklamaların hiçbirisi saldırıya uğrayan Alevileri ve kamuoyunu tatmin etmiyor” dedi.
Ankara’da Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi’ne, Ege Mahallesi Şah-ı Merdan Cemevi’ne, Gökçebel Köy Derneği’ne ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na 30 Temmuz’da eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırılarda bir kişi bıçakla yaralandı.
Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi’nin avukatı Hüsniye Şimşek, soruşturma sürecine dahil olamadıklarını ve şeffaf bilgiye ulaşamadıklarını belirtti.
“3 KİŞİ GÖZALTINDA, EMNİYET GÜNLER SONRA ‘ÖRGÜT BAĞLANTISI OLABİLİR’ DEDİ”
Avukat Şimşek şunları dile getirdi:
“Herkesin konuştuğu bilgileri biz de biliyoruz. Soruşturma tek şüpheli üzerinden yürütülüyordu ancak dün gece 2 kişi daha gözaltına alındı. Şu an 3 kişi gözaltında. Emniyet tarafından soruşturmanın başında herhangi bir örgüt şüphesi olmadığı söylenirken, şu anda bir örgütle bağlantısı olabileceği söyleniyor. Biz avukatlar olarak yeterli ve detaylı bilgiye ulaşamazken, Yeni Şafak Gazetesi an be an gelişmeleri yazıyor. Oradan öğrendik ki şüphelendikleri örgüt THKP-C imiş. Sonra yine basından öğrendik ki o örgüt de açıklama yapmış, ‘Bizimle ilgisi yok. Biz böyle bir şey kesinlikle yapmayız’ demiş.
“BİZ AVUKATLAR OLARAK BİLGİ ALAMAZSAK, YENİ ŞAFAK GAZETESİ HER ŞEYİ ÖNCEDEN YAZIYOR”
Yapılan açıklamaların hiçbirisi saldırıya uğrayan Alevileri ve kamuoyunu tatmin etmiyor. Aleviler bu işin altından sol bir örgütün çıkacağını düşünmüyorlar. Yeni Şafak Gazetesi’ne içeriden bilgi sızdırılıyor ancak biz olayın mağduru olan avukatlar hiçbir bilgi alamıyoruz. Gözaltı sürelerinin uzatıldığı söylendi ancak kaç gün uzatıldığına dair de bilgi alamadık. UYAP’a işlenmediği için bilgi veremezlermiş. İşlendiği takdirde bu konuyla ilgili bilgi vereceklerini söylediler.”
Bu arada, 3 Ağustos Çarşamba günü Alevi kurum başkanları ve avukatları Ankara Adliyesi’ne giderek, Cumhuriyet Başsavcısı ile veya vekili ile şeffaf bilgi alamadıkları ve sürecin işleyişinden rahatsızlıklarını dile getirmek için görüşme talep edecek.
PİRHA- Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak, “Soruşturma süreci boyunca sağlıklı bilgi elde edemedik. Bu kişi tek başına bu saldırıları yaptıysa da, siyasi iktidarın kullandığı ötekileştiren, yok sayan, nefret söyleminde bulunan dilinden kaynaklıdır. Bu olayın peşini bırakmayacağız” dedi.
Ankara’da 30 Temmuz’da Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi’ne, Ege Mahallesi Şah-ı Merdan Cemevi’ne, Gökçebel Köy Derneği’ne ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na eş zamanlı saldırı düzenlendi. Saldırılarda bir kişi bıçakla yaralandı.
Saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ana Fatma Cemevi Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Saldırıları tek kişinin yaptığına inanmadıklarını belirten Karabudak, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi. Duyarlı tüm kesimlerin bu tür saldırılara karşı birlikte hareket etmesi gerektiğini de kaydeden Karabudak, siyasal iktidarın seçim sürecine giderken kaos ortamı yaratarak bundan beslenmek isteyeceğini ve herkesin buna karşı uyanık olması gerektiğini vurguladı.
“CEMEVLERİNE YÖNELİK SALDIRI OLDUĞUNU DUYUNCA HEMEN GELDİK”
Saldırının olduğu günü anlatarak sözlerine başlayan Karabudak, şunları dile getirdi:
“Saat 14.00 gibi çıkmıştık cemevimizden, kapalıydı. Eve gittim, bir arkadaş aradı. ‘Bir duyum aldım Ankara’da cemevlerine saldırı olmuş’ dedi. ‘Siz de bir şey var mı?’ diye sordu. Ben de biraz önce cemevindeydik bir sorun yok dedim ama yine de bir gelip bakmak istedim. Geldiğimde baktım ki bizim cemevimize saldırı olmuş. Camlar kırılmış ve yerde banket taşları var. Yan taraftaki dükkanlara sordum. ‘Görmedik, içerideydik’ dediler. Hava çok sıcak olduğu için sokakta kimse yoktu. Daha sonra kapının önüne bir sivil polis ekibi geldi. Onlar da, ‘Biz de Ankara genelinde cemevlerine yönelik bir saldırı olduğunu duyduk, o yüzden geldik’ dediler. Daha sonra esnaftaki mobese kameralarına baktık.
Saldırı saat 15.40’da gerçekleştirilmiş. 20 – 25 yaşlarında bir erkek şahıs yapmış. Elinde banket taşları ile yaya olarak geliyor ve saldırıyı gerçekleştiriyor. Sonrasında elini kolunu sallayarak ters istikamete doğru devam ediyor. Daha sonra da ben üyelerimize, mahalledeki dostlarımıza haber verdim. Medyaya da haber verdik. Belli bir süre hiçbir yere dokunmadık. Daha sonrasında polisler geldi ifadeler alındı, parmak izi vesaireler alındı. Avukatımız geldi aynı zamanda, şikayetçi olduk. Saldırı olduğu günden bugüne de sürekli ziyaretçilerimiz oluyor. Siyasi partiler, demokratik kesim, sivil toplum örgütleri, dost kurumlar, çok sayıda yurttaşımız ziyaretimize geldi.”
“İZMİR’DEN GELMİŞ, İKİ SAAT İÇİNDE SALDIRILARI YAPMIŞ VE DÖNERKEN YAKALANMIŞ”
Soruşturma süreci boyunca sağlıklı bir bilgi elde edemediklerini söyleyen Karabudak, “Şu anda öğrendiğimiz kadarıyla bu saldırıları bir kişi yapmış. İsmini öğrenemedik, gizlilik var. Dün avukatımızı emniyete çağırdılar. Onunla da hiçbir bilgi paylaşımı yapmadılar. Sadece ‘Fazla büyütmeyin, münferit bir olay. Bir kişinin yaptığı bir olay. Hiçbir örgüt bağlantısı yok. Buna rağmen tekrardan araştırıyoruz. Aynı gün yakalandı zaten’ demişler. Ancak biz bunun böyle olmadığını biliyoruz. Bu kesinlikle örgütlü bir olaydır. Netleştiremedik ama aldığımız duyumlara göre bu şahıs İzmir’den gelmiş. 2 cemevi, bir vakıf ve bir köy derneğine saldırdıktan sonra İzmir’e geri dönerken Eskişehir yolunda yakalanmış. Ancak bunun hiç inandırıcılığı yok. İzmir’den gelip Kızılay’a gidip oradan Ege Mahallesi’ne geçip daha sonra Tuzluçayır’a gelmesi yaklaşık iki saatlik bir zamanını almış. Bölgeyi bilmeyen, mahalleyi bilmeyen birisinin yapabileceği bir şey değil bu. Ayrıca neden yapsın? Bunun arkasında muhakkak birileri var. Siyasi iktidar bu olayı aydınlatmalı ve tüm kamuoyuna hesabını vermelidir” diye konuştu.
“SİYASİ İKTİDAR BU TÜR KAOSLARLA ÖMRÜNÜ UZATMAK İSTİYOR OLABİLİR”
Bu tür saldırılara karşı Alevilerin, demokratların, duyarlı tüm yurttaşların birbirine sahip çıkması gerektiğini vurgulayan Karabudak, süreci iyi okumanın ve uyanık olmanın çok önemli olduğunu kaydetti.
Seçim sürecine doğru gidildiğini de anımsatan Karabudak, “Biz bunun sağlıklı bir seçim olacağını düşünmüyoruz. Siyasi iktidar şu an ekonomik olarak derin bir krizde. Bu tür kaoslarla ömrünü uzatmak gibi bir kaygısı da olabilir. Daha kötü şeyler de yaşayabiliriz. Siyasi iktidar sürekli nefret dili kullanıyor. Bu kişi tek başına bu saldırıları yaptıysa da, siyasi iktidarın kullandığı ötekileştiren, yok sayan, nefret söyleminde bulunan dilinden kaynaklıdır. Siyasi iktidar böyle bir dil kullanırsa, birileri de kendine vazife çıkartır ve gelip bu tür saldırılar gerçekleştirir. Veya siyasi iktidarın içinden bir kol bir kaos yaratmak istiyor. Bunu da bizim üzerimizden yapmak istiyor. Tüm bunlara karşı uyanık olmalıyız, örgütlü olmalıyız. Sadece Alevilere yönelik bir saldırı değildir bu. Tüm demokratik kesimlere, tüm ötekileştiren, yok sayılan kesimlere yöneliktir. Bu saldırı karşısına iyi bir refleks gösterildiğini de düşünüyorum çünkü çok sayıda kurum, parti ve kişi bize gerçekten destek oldu, yanımızda oldu. Birlik ve dayanışmayı sağladığımızı düşünüyorum. Bu tür oyunların artık Türkiye’de tutmadığını da görmüş olduk” dedi.
“DEVLET BİR YANDAN CEMEVLERİNİ TANIMAZKEN BİR YANDAN DA BİRLİKTE ORUÇ AÇIN DİYOR”
Geçmişten bugüne Alevilere yönelik kırım ve katliamlar silsilesinin yaşandığını ifade eden Karabudak, son olarak şunları aktardı:
“Siyasi iktidar kırarak, katlederek yok edemediği Alevileri, içten bir kesimi satın alarak, asimile etmeye çalışıyor. Belli dedeleri, kurumları, yönetimleri satın alarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunların hepsi asimilasyon politikalarının bir parçasıdır. Siyasi iktidar 1600’e yakın cemevini ziyaret ederek kırıntı diyebileceğimiz ufak tefek şeyler verdi. Bunu yaparak bazı kesimleri yanına çekmek, yanında tutmak istiyor. Devlet bir yandan cemevlerini tanımazken, yasal statüsünü vermezken, bir yandan da cemevlerini ziyaret edin, birlikte oruç açın, aşurelerine katılın diyor. Bu bir çelişkidir. Hem yok sayacaksın hem de görevlendirdiğin kişilerin oralara gitmesini isteyeceksin. Bu makul Alevi yaratma derdidir. Yanımızda olun size kırıntı verelim, ihtiyaçlarınızı giderelim diyorlar.
“BU OLAY MÜNFERİT DEĞİL; CEMEVLERİMİZE, DERNEKLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM”
Bu işin peşini bırakmamamız gerekir. Belki savcılığa çıkartacaklar bu saldırganı ve serbest bırakacaklar. Geçmişte de her zaman bu böyle oldu. Alevilerin kapıları işaretlendi, duvarları yazıldı, cemevi içinde canlarımız katledildi. Bir Uğur Kurt gerçeğimiz var ama hep bir kişi üzerinden yapılmış gibi gösterildi bu olaylar. Biz biliyoruz ki bunlar münferit değil, tek kişinin yaptığı işler değil. Her ne kadar tam anlamıyla inanmasak, güvenmesek de bir sistem hukuku var. Bunun işletilmesini istiyoruz. Bunun peşini bırakmamamız lazım. Alevilerin birlikte hareket ettiğini, dayanışma sağladığını göstermemiz gerekir. Bu saldırıların karşısına güçlü bir tavır, duruş sergilediğimizde bir daha kolay kolay bir saldırı gerçekleştiremeyeceklerdir. Tüm canlarımızı birlikte olmaya, birbirimize sahip çıkmaya çağırıyorum. Cemevlerimize, komşumuza, arkadaşımıza sahip çıkalım. Bir arada olalım, birbirimizin hızırı olalım.”
PİRHA- CHP, Deva Partisi ve Türkiye’nin Sesi Partisi, saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevini ziyaret etti. Ziyaret sırasında birlik ve dayanışma mesajları verildi.
Ankara’da önceki gün bulunan Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlendi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışlıoğlu ile Candan Yüceer, Deva Partisi ve Türkiye’nin Sesi Partisi parti yöneticileri, saldırıya uğrayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi’ni ziyaret etti.
Milletvekilleri ve parti yöneticileri, yaptıkları ziyaretlerde saldırıların provokasyon niteliğinde olduğunu vurguladı. Siyasi partiler olarak bu olayın aydınlatılması için bu olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını da belirten parti temsilcileri, her zaman Alevi yurttaşların yanında olduklarını ve bundan sonra da yanında olmaya devam edeceklerini söylediler.
Verilen birlik ve dayanışma mesajlarının ardından DAD yönetimi de ziyaretler için teşekkürlerini dile getirdi.
PİRHA-Alevi Federasyonları Hukuk Birimi üyeleri Av. Leyla Süren ile Av. Zeynel Öztürk, Ankara’da cemevlerine yapılan saldırılar ile ilgili olarak “Provokasyondur diye de sessiz kalmayacağız. Saldırının organize olduğunu düşünüyoruz. Yasal süreçleri takip edeceğiz. Sorumluların ortaya çıkarılması için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.
Ankara’da cemevlerine düzenlenen saldırılara ilişkin tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) tarafından oluşturulan Alevi Federasyonları Hukuk Birimi üyeleri Avukat Leyla Süren ile Avukat Zeynel Öztürk konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalar da bulundu. Yasal sürecin takipçisi olacaklarını belirten avukatlar, “Sorumluların ortaya çıkarılması için elimizden geleni yapacağız” dedi.
“SALDIRILARIN TÜM ALEVİLİĞİ HEDEF ALDIĞI GÖRÜLÜYOR”
Saldırılara karşı sessiz kalmayacaklarını belirten Av. Leyla Süren, “Belli bir kesimi değil tüm Aleviliği hedef aldığı görülüyor. Provokasyondur diye de sessiz kalmayacağız. Bizim üzerimizden bir şeyleri inşa etmenin tek düğmeden basılmış bir hareket olduğunu düşünüyorum” dedi.
“SALDILARIN ORGANİZE OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”
Av. Zeynel Öztürk ise saldırıların organize olduğunu söyledi. Öztürk şunları kaydetti:
“Saldırının organize olduğunu düşünüyorum. Tek bir kişinin yapabileceği bir şey değil. Matem ayında bunların yapılması bence bilinçli. Önümüzdeki sürece yönelik bir hazırlık olarak görüyorum. Yasal süreçleri takip edeceğiz. Gerekli başvuru ve şikayetleri yapacağız. Sorumluların ortaya çıkarılması için elimizden geleni yapacağız. Ekrem İmamoğlu’nun nerede nefes aldığını kontrol ediyorlarsa saldırganları da bulmaları çok kolay. Bu işin peşini bırakmayacağız.”
PİRHA-Hakk’a yürüyüşünün 15’inci yıldönümünde Derviş Cemal Ocağı pirlerinden Fırik Dedeyi yazılı bir açıklama ile anan DAD Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi, “Hakka yürüyen insan-ı kamillerimizin hatırası önünde özümüz dardadır” dedi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Ana Fatma Cemevi, 10 Temmuz 2007 tarihinde Dersim Ovacık’ta Hakk’a yürüyen Fırik Dede için yazılı bir açıklama yayımladı. Hakk’a yürüyüşünün 15’inci yılında yapılan açıklamada “Hakka yürüyen insan-ı kamillerimizin hatırası önünde özümüz dardadır” denildi.
“ACISI DA GÖZYAŞLARI DA HİÇ DİNMEDİ”
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Dersim Ovacık’ta yaşayan, sözlü geleneğin son temsilcilerinden, Derviş Cemal pirlerinden Fırik Dede, 10 Temmuz 2007 yılında, 106 yaşında hakka yürüdü.
1980 askeri darbe günlerinde; Ovacık’ta abisinin gözleri önünde ağaca bağlanıp, işkence yapılarak Kulaksız yüzbaşı tarafından diri diri yakılan Behzat Fırik’in de babasıdır. O günden beri, oğlunun acısıyla yas tutan Fırik Dede, sakallarını bir daha kesmedi, acısı da gözyaşları da hiç dinmedi ve bir daha hiç konuşmadı.
“BİL Kİ OĞUL BÜTÜN KARANLIKLAR KÖTÜDÜR”
“Bütün ziyaretler ve diyarlar bize küstüler…
Başımıza geleni sorma oğul, bir karanlık dönemdi. Yaşadığımız harami sofralarında yer kapma yarışına girdiğimiz gün zaten kaybetmiştik her şeyi. Cellâda kılavuz olma halimizi evliyalarımızda kabul etmemişti. Kabul etmediği içindir ki bize gidin ne haliniz varsa görün demişlerdi.
Bil ki oğul bütün karanlıklar kötüdür. Ömrüm boyunca şafağa secde etmem bu sebepledir. Çünkü seherin vakti ilk ışığın habercisidir ve bil ki ışıkta leke yoktur. Bilir misin oğul toprak evlerimizin kapısı neden hep güneşe açılır Sence bu bir tesadüf müdür?
“DERSİM’İN TILSIMINI BİZ BOZDUK OĞUL”
Unutma ki Dersimin bütün ulu ağaçları gövdelerinde bize yer açmıştı, dağlarımızsa mazlumun sığınma evleriydi. Onların kerametinden bir gün olsun şüpheye düşmedim. Ama gel gör ki her sabah kapımızın eşiğini ısıtan o yüce varlığa önce biz sırtımızı döndük sonrada yol ve erkânı kaybettik. Unutma ki harami sofralarındaki kan lokmasını biz hazmettik ama onlar asla hazmetmedi. Kendi gerçeğine hep sadık kaldılar kısacası. Dersimin tılsımını biz bozduk oğul ve bedelini de ağır ödedik şimdi anlıyor musun neden küstüğümü!”
Hakka yürüyen insan-ı kamillerimizin hatırası önünde özümüz dardadır. Aşk ile”
PİRHA-İstanbul Esenler’de yer alan ve Abdal Alevilerin ziyaret yeri olan Ana Meryem Türbesi’nin AKP’li Esenler Belediyesi tarafından yıkılmasına karşı tepkilerini dile getiren mahalle sakinleri, Alevilerden destek istedi. Ana Fatma Cemevi Gençlik Kolu Başkanı Umut Çataltaş, “Sabah erken saatlerde türbemizi yerle bir ettiler. Alevi kurumlarına sesleniyorum. O koltuğa oturmak ile Alevilik yürümez. Mücadele ederek yürür” diye konuştu.
Abdal Alevilerin İstanbul Esenler’de bulunan ziyaretgahı ‘Ana Meryem Türbesi’, AKP’li Esenler Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanı içerisinde kaldığı gerekçesiyle dün sabah yıkıldı. Yıkıma tepki gösteren mahalle sakinleri ise polisin biber gazlı müdahalesine maruz kalırken, darp edilenler de oldu. Türbeye çıkan yollar polis tarafından kesilirken, alana girişlere izin verilmedi. Mahalle sakinleri yaşananları PİRHA‘ya anlattı.
Bir mahalle sakini Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya seslenerek, “Bizim türbelerimizi yıkıyorlar. Belediye başkanı duy. Oy istemeye geldiğinde istiyorsun. İnanç yerimizi yıkmaya hakkın yok. Yapılan terbiyesizlik. Herkesin kendine göre bir inancı var” dedi.
“SABAH ERKENDEN TÜRBEMİZİ YERLE BİR ETTİLER”
Ana Fatma Cemevi Gençlik Kolu Başkanı Umut Çataltaş ise polis tarafından darp edildiğini söylerken; şöyle devam etti:
“Sabah erken saatlerinde polisler, zabıtalar, belediye ekipleri kaymakamlığın izniyle gelip, türbemizi yerle bir ettiler. Havada helikopterler uçuyordu. Türbeye çıkan yolların hepsini kapattılar. Polis müdahale etti. Bizi darp ettiler. Biber gazı sıktılar. Bizler Aleviyiz. Tüm canları buraya davet ediyoruz. Sosyal medyadan mesaj paylaşarak değil de direkt buraya gelmelerini temenni ediyoruz. Çünkü biz yüzyıllardan beri hep yakıldık, yıkıldık. 2022 yılında hala yıkılıyoruz ama ses çıkaran kimse yok. Burada Abdallar var. Abdallar ve cemevi olarak biz türbeye sahip çıkıyoruz. Daha dün kurbanımızı kestik. Lokmamızı pay ettik.”
“ALEVİLİK MÜCADELE DEMEKTİR”
“Devlet zaten yok sayıyor bizi” diyen Çataltaş, Alevi yurttaşlara da çağrıda bulunarak, “Bizler türbelerimize, cemevlerimize sahip çıkmazsak teker teker yıkılmaya devam edecek. Alevi kurumlarına sesleniyorum. O koltuğa oturmak ile Alevilik yürümez. Mücadele ederek yürür. Bütün cemevleri, türbeler, kurumlar bizim. Koltukta oturmak değil de gelip burada mücadele etmeliler. Darp raporu aldık. Darp eden polise ne kadar ceza verirler bilmiyorum ama zaten bizi ikinci sınıf vatandaş olarak görüyor. Alevi ziyareti olan yeri yıkıyorlar. Türbelerimizi ziyaret etmek istiyorum ama yasak geliyor. Bunlarla nasıl mücadele edeceğiz? Kimse arkamızda olmaz ise nasıl olacak? Kimse cemevlerine gelmiyor. Neden? Alevilik demek mücadele demektir. Mücadele etmeden bir şeyler kazanamazsın” ifadelerini kullandı.
Bir başka mahalle sakini ise şunları kaydetti:
“Türbemize sahip çıksınlar. Bizi yalnız bırakmasınlar. Biz bugün gerçekten yalnız kaldık. Polisin darbına maruz kaldık. Bunu bir daha yaşamak istemiyoruz. İstanbul gibi bir yerde milyonlarca Alevi var ama kimse ortada yok. Sivil toplum örgütlerine de çağrıda bulunuyoruz. Bugün sahip çıkmıyorlarsa ne zaman?”
PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevi, “Haklar ve inançlar, gelenekleri ve dilleriyle vardır” çağrısı ile muhabbet cemi yapacak.
DAD Ana Fatma Cemevi, “Haklar ve inançlar, gelenekleri ve dilleriyle vardır” çağrısı ile Ankara’daki yurttaşları, 30 Nisan Cumartesi saat 13:00’te yapılacak muhabbete davet etti.
Yol hizmetkarları Enver Cemal Şahin ve Seyfi Muxundî’nin de yer alacağı muhabbette “Alevilikte ocaklar, Yol, Erkan” başlıklarının ele alınacağı belirtildi.
DAD Ana Fatma Cemevi’nin düzenleyeceği muhabbet TÜMBEL-SEN Genel merkezinde yapılacak.
PİRHA- DAD Ankara şubesi, Malatya Katliamı’na ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, “Malatya Katliamı devletin yıllardır sistematik olarak uyguladığı, sürgün, yozlaştırma, inançsızlaştırma ve asimilasyon politikalarının devamıdır” denildi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi ve Ana Fatma Cemevi, Malatya Katliamı’nın 44. yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.
Yapılan açıklamada, katliamın etnik ve inançsal bir soykırım olduğu ifade edildi.
“MEZHEPSEL VE ETNİK AYRIŞMA VE SALDIRILAR MERKEZDE BAŞLAYIP YAYILMIŞTIR”
18 Nisan 1978 tarihinde yaşanan Malatya Katliamı’nı devletin Malatya’da sivil faşistlerle birlikte gerçekleştirdiğinin vurgulandığı açıklamada; “Diğer katliamlarda olduğu gibi Malatya, etnik ve inançsal bir arındırmaya tabi tutulmuştur. Malatya katliamının tarihçesine bakıldığında; kent merkezine yerleşen ve ekonomik anlamda birikim sağlayan Alevilerin varlığından rahatsız olan devlet ve işbirlikçi çeteler, Alevi toplumuna baskı yaparak göçe zorlanmışlardır. Katliamın zeminini, Alevi- Sünni, Türk-Kürt ayrımını koyarak; Kürtleri, Alevileri baskı altında tutup, gerici faşist güruhu güçlendirip kışkırtmıştır. Mezhepsel ve etnik ayrışma ve saldırılar merkezde başlayıp ilçe ve köylere de yavaş yavaş yayılmıştır” denildi.
“ALEVİ MAHALLELERİ VE EVLERİ TESPİT EDİLİP BAZI EVLER İŞARETLENMİŞTİ”
Bu saldırı ve baskıların 11 Aralık 1977’de belediye başkanı olan Hamit Fendoğlu’nun göreve gelmesiyle daha da yoğunlaştığının belirtildiği açıklamada, devletin Alevilere yönelik baskılarının yoğunlaştığı ifade edilerek, şunlar aktarıldı:
“Neredeyse her gün evleri işyerleri basılıp aramadan geçirilen bu insanlar keyfi olarak gözaltına alınıp işkencelere tutulan insanlar sonunda kendini güvende hissetmediği için yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalmışlardır. Böylece Malatya’nın etnik, inançsal, kültürel ve siyasal yapısı ciddi bir değişime uğramıştır. Malatya Katliamı devletin yıllardır sistematik olarak uyguladığı, sürgün, yozlaştırma, inançsızlaştırma ve asimilasyon politikalarının devamıdır. Malatya katliamının 44. Yılında katledilen canlarımızı saygıyla anıyoruz.”
PİRHA – ÖHD Ankara Şubesi Yöneticisi Av. Alişan Şahin, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dahilinde gözaltına alındı. Gözaltı kararına DAD ve çok sayıda hukuk örgütü tepki gösterdi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Yöneticisi Av. Alişan Şahin, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı kararı ile sabah saatlerinde gözaltına alındı.
Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, ÖHD Ankara Şubesi Yöneticisi Av. Alişan Şahin’in gözaltına alınmasını kınayarak konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. “Mesleki faaliyetlerin suçlama konusu olamayacağını” belirten DAD Ankara Şubesi, “Av. Alişan Şahin, üyemiz, avukatımızdır. Gözaltına alınmasını kınıyoruz. Yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Av. Alişan Şahin biran önce serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.
“HAK SAVUNUCULUĞUNU KRİMİNALİZE EDEMEZSİNİZ”
Ankara’daki hukuk örgütleri de Şahin için Ankara Adliyesi binasında basın açıklaması yapmak istedi ancak polis engeliyle karşılaşıldı.
ÖHD Ankara Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi, Demokrasi için Hukukçular, Toplumsal Hukuk, Adalet için Hukukçular ve Hukukçu Dayanışması’ndan avukatların katılımıyla adliye girişinde, gözaltı kararı protesto edildi.
ÖHD Üyesi Avukat Hülya Yıldırım, soruşturma kapsamında farklı illerden birçok kişinin gözaltına alındığı bilgisini vererek şunları söyledi:
“Ayrıca dosya hakkında kısıtlılık kararı verilmiş olup, Savcılık makamı tarafından savunmanın temsilcisi olan bunun için mücadele yürüten meslektaşımızın ve gözaltındaki diğer yurttaşların savunma hakkı ihlal edilmektedir.
Sizlerin de bildiği gibi avukatlık meslek pratiğimize karşı saldırılar her geçen gün artmaktadır. Daha önce de benzer hukuksuz gerekçeler ile gözaltına alınan, tutuklanan ve tutukluluğu devam eden meslektaşlarımız oldu. Bu saldırıların sistematikliği mesleğimiz ve meslek pratiğimiz üzerindeki baskıyı tüm gerçekliği ile ortaya koymaktadır. İktidar tarafından özgürlükçü avukat pratiği tehdit olarak algılanmakta ve hak mefhumunu kurucu bir yerden tartışan ve savunan avukatlar üzerinde yargı eliyle sindirme politikası uygulanmaktadır. Bu yöntemlerle biz avukatların mesleki faaliyetleri kriminalize edilmek istenmektedir.
Ancak bir kez de buradan belirtmek gerekirse;
Avukatlık mesleğini, hak savunuculuğunu kriminalize edemezsiniz. Meslektaşımız şahsında mesleki faaliyetlerinde bu pratiği sergileyen avukatlara gözdağı vermek istediğinizin farkındayız. Ancak hiçbir baskı ve saldırı toplumsal muhalefetin, işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, devrimcilerin ve Kürt halkının savunmanlığını yapmamızı engelleyemeyecektir.
Bizler geçmişten bugüne susmadık, susmayacağız. İnandığımız değerler ile savunmanlık yürütmeye devam ettik, etmeye de devam edeceğiz. Müvekkillerimizin haklarını bugüne dek nasıl savunduysak savunmayı da savunmaya cesaretle devam edeceğiz.
Bu hukuksuzluğun derhal sona erdirilerek meslektaşımızın serbest bırakılmasını bekliyoruz ve gözaltına alınan meslektaşımız serbest bırakılıncaya, hukukun gerekleri yerine getirilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi tekrar ederiz. Savunma susmadı, susmayacak.”
PİRHA- Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, yaptığı açıklama ile Arap Alevi kültürüne özgü bir gelenek olan Ras-El Seni Bayramını kutladı.
Ana Fatma Cemevi DAD Ankara Şubesi, Rumi takvimin başlangıcına denk gelen 14 Ocak dolayısı ile Arap Alevilerinin inanışı olan ‘Ras-el Seni’ yani; yeni yıl bayramını kutladı.
Yazılı yapılan açıklamada “Ras-El Seni bayramımız kutlu olsun” denilerek şu ifadelere yer verildi:
“Halkların kendine özgü kutsal değerleri ve günleri vardır. Arap halkı Alevileri için Ras-el Seni bayramı en kutsal gündür. İnançta kutsal olan, aynı zamanda toplumsal olandır, İktidar karşıtıdır.
Ras-El Seni, Hz. Musa’nın halkını, firavunun elinden kurtardığı gün olarak kabul edilir. Arap Alevilerinin kutladığı Ras-El Seni Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanır.
Yol bir sürek bin bir hakikatinde hareketle bizim için de kutsaldır. Hoşgörü, saygı, sevgi, kardeşlik ve savaşların olmadığı, barışa vesile olması dileğiyle Ras-El Seni bayramını kutlarız. Sonsuz çeşitlilik içinde birliktelik aşk-ı ile.”
PİRHA- Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Araştırmacı Yazar Yusuf Zeri Karadağ’ın Hakk’a yürüdüğü tarihte mesaj paylaşarak “Reya Heq Alevi inancının değerlerini açığa çıkarmakta önemli çabalar sarf eden Yusuf Zeri’yi Hak ile Hak oluşunun ikinci yılında saygıyla anıyoruz” denildi.
Ana Fatma Cemevi DAD Ankara Şubesi, 7 Ocak 2020 yılında Hakk’a yürüyen Yazar Yusuf Zeri Karadağ’ı paylaştığı mesaj ile andı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Değerli araştırmacı, yazar, Koçgiri sevdalısı, dergimiz ‘Zülfikar’ yazarlarından Yusuf Zeri Karadağ 07.01.2020 yılında Hakk’a yürüdü.
Yola, inanca ve Koçgiri tarihine büyük emek veren; Reya Heq Alevi komlarına ve özellikle Zerîgî aşiretine dikkat çeken çalışmaları olan; Reya Heq Alevi inancının inanç değerlerini açığa çıkarmakta önemli çabalar sarfeden, Zülfikar dergimizde de yazıları yayınlanan Yusuf Zeri’yi Hak ile Hak oluşunun ikinci yılında saygıyla anıyoruz.”
PİRHA-Kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılma tehdidi ile karşı karşıya olan İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Ziyareti’nin inanç ve ibadet mekanı olarak tahsis edilmesi için imza kampanyası başlatıldı.
Esenler Ana Fatma Cemevi Derneği, İstanbul Esenler’de bulunan ve kentsel dönüşüm gerekçesiyle yıkılmak istenen Ana Meryem Ziyareti için imza kampanyası başlatıldığını duyurdu. “Biz Alevi Bektaşiler temel inanç değerleri arasında olan Ziyaret makamları toplumumuz için sosyal ve toplumsal ikrarlaşma merkezleridir” denilen duyuruda Ana Meryem Ziyareti’nin inanç ve ibadet mekanı olarak tahsis edilmesi talep edildi.
“İNANÇ VE İBADET MEKANI OLARAK TAHSİS EDİLSİN”
İmza kampanyası için paylaşılan metin ise şöyle:
“Biz Alevi Bektaşiler temel inanç değerleri arasında olan Ziyaret Makamları toplumumuz için sosyal ve toplumsal ikrarlaşma merkezleridir. Esenler ilçesi sınırlarında bulunan Tuna Mahallesi 428 Nolu parseldeki meskun mekan Ana Meryem Ziyareti’ne Esenler Alevi-Bektaşi toplumu tarafından yıllardır ziyaret makamı olarak niyaz edilmektedir. Halkımız lokmalarını burada pay etmekte, kurbanlarını birlemektedir. İbadetlerini icra etmektedirler.
Kentsel dönüşüm çalışmaları süresinde alan istimlak edilmiştir. Tuna Mahallesi Alevi, Bektaşi Abdal Canlar, Ana Meryem Ziyareti etrafında kenetlenerek ziyaretin yıkımına müsaade etmemişlerdir. İnşaat çalışmalarına başlanan alanda Ana Meryem Ziyareti makamımız etrafı örülerek yıkılmak istenmektedir. Rızamız yoktur. Biz imzası olanlar Ana Meryem Ziyaret makamının korunmasını, inanç ve ibadet mekanı olarak tahsis edilmesini, 1.000 metre karelik alanın inanç imar alanı olarak tahsis edilmesini talep ediyoruz.”
PİRHA-İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Ziyareti kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Yıkım kararına karşı ziyaret önünde açıklama yapılırken; “Alevi toplumu ile dayanışmaya ve ziyaret Ana Meryem’i birlikte savunmaya çağrı yapıyoruz” denildi.
Esenler Ana Fatma Cemevi ve birçok Alevi kurumun katılımı ile İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Türbesi yıkım kararı protesto edildi. Abdal Alevilerin yoğun katıldığı basın açıklamasında, “Ana Meryem’in elleri siper olmuş, bu haksız asimilasyon heveslerini engellemiştir” denildi.
Esenler’in Tuna (Karabayır) Mahallesi’nde devam eden kentsel dönüşüm halkın tepkisine sebep oldu. Kentsel dönüşüm alanları içerisine Abdal Alevilerin ziyaret makamı olan Ana Meryem Türbesi de alındı. Türbenin etrafının neredeyse tamamı kazılmış durumda. Ana Meryem Türbesi’nin da yakın zamanda yıkılması bekleniyor. Ancak mahalleli de engel olmakta kararlı. Esenler Ana Fatma Cemevi’nin çağrısıyla bugün (5 Aralık) basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını mahalleli ve cemevi adına Cansu Alataş okudu.
“ANA MERYEM ZİYARETİ CÜMLEMİZİN NİYAZ MAKAMIDIR”
Öncelikle ziyaret makamının ne olduğunu ve Alevi inancındaki pozisyonunu açıklayan Alataş, alanları Hızır ve rızalık mekanları olarak tanımladı. “Cümle varlığın Hakk’ın emri rızası ile ikrar birlediği mekanlardır. Karabayır mahallesinde, Abdal canlarımızın pirleri ile niyaz oldukları Ana Meryem Ziyareti de cümlemiz için niyaz makamıdır” şeklinde konuştu. Ziyaretin defalarca yıkılmak istendiğini vurgulayan Alataş, Ana Meryem’in elinin göç ve zulüm ortamında toplumun üzerinde şifa eli olduğunu söyledi.
YETKİLİLER: ORADA BİR ŞEY YOK, UYDURUYORSUNUZ
Alataş yetkili makamlarla da görüşüldüğünü de aktardı. Ancak yetkililerin, Alevi inancına saygı göstermekten çok batıl yaklaşımların gördüğünü söyledi. Yetkililerin, “Orada bir şey yok, uyduruyorsunuz” dediğini hatırlatarak, “Sanki biz manaya mefta demişiz. Manaya mefta diyen yol bilmezler ile karşılaştık. Fakat, anlamama halinin de toplumu ve inancını hakir gören üstenci yaklaşımın da kurnaz politika olduğunu üzülerek gördük” dedi.
80 bin Alevinin yaşadığı mahallenin yerel yönetim tarafından hakir görüldüğünü söyleyen Alataş, türbeyi canları pahasına koruyacaklarını da belirtti. Ana Meryem Türbesi için bin metrekare alanın tahsis edilmesini ve konteynırların derhal kaldırılmasını talep etti. Alataş cümlelerini kadınlara, ekoloji, doğa ve kent savunucularına çağrı yaparak bitirdi:
“Alevi toplumu ile dayanışmaya ve ziyaret Ana Meryem’i birlikte savunmaya çağrı yapıyoruz.”
PİRHA- İstanbul Esenlerde devam eden istimlak çalışmaları sebebiyle Ana Meryem Türbesi yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, konuya ilişkin açıklama yaparak “İnancımızın yaşatılabilmesi için türbemizi yıktırmayacağız” dedi.
Esenler ilçesi Tuna Mahallesi’ndeki Ana Meryem Türbesi, yapımı süren okul inşaatı sebebiyle tehlike altında. Türbenin yıkılmak istendiğini söyleyen Ana Fatma Cemevi Başkanı Hüseyin Acaray, konuya dikkat çekerek yardım talebinde bulundu.
“TÜM CANLARIN MADDİ DESTEĞİNİ BEKLİYORUZ”
“İnancımıza sahip çıkıp türbemizi yıktırmayacağız” diyen Acaray, yıkım tehlikesine karşın ilgili tüm kamu kuruluşlarına dilekçe sunduklarını ancak herhangi bir cevap alamadıklarını da belirtti. Türbe çevresine kültür merkezi yapmak istediklerini aktaran Hüseyin Acaray, şu açıklamayı yaptı:
“Meryem Ana Türbemizin şu anda bakımını, onarımını ve çevre temizliğini yapabilmemiz için çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalarımıza, bizi duyan, bilen tüm canların maddi desteğini bekliyoruz. Burayı Alevilere yakışır şekilde dizayn etmek istiyoruz. Sizlerden ricamız; biran önce buraya maddi anlamda yardım ederseniz çok iyi olur. Çünkü buraya güzel bir aş evi ve kültür merkezi yapacağız.”
PİRHA- Alevi kurumları ve yöre dernekleri, Tuzluçayır Mahallesi’nde düzenledikleri etkinlikle halk ozanı Feyzullah Çınar’ı andı.
Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Ana Fatma Cemevi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği ve Yuva ve Külahlı Köyleri Derneği, düzenledikleri etkinlikle halk ozanı Feyzullah Çınar’ı andı.
Mamak Tuzluçayır Mahallesi’ndeki Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılan anmaya çok sayıda yurttaş katıldı.
‘Feyzullah Çınar Bin Yıldır Saz Çalan Ozandır’ sloganıyla düzenlenen etkinlik programı dara duruşla başladı. Anma programının açılış konuşmasını Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak yaptı. Karabudak sunumunda; “Bizde yol vardır. Yol süren ozanlarımız vardır. Şiir okuyan, deyiş söyleyen, Cem tutan… Yol bugüne kadar onların sayesinde gelmiştir. Feyzullah Çınar da bu yolun evlatlarından birisidir” dedi.
“DİK DURUŞU, HALKI TARAFINDAN ÖDÜLLENDİRİLDİ VE HALK OZANI KİMLİĞİNİ KAZANDI”
Ana Fatma Cemevi yöneticilerinden Melahat Teke, halk ozanı Feyzullah Çınar’ın biyografisini okudu. Teke şunları dile getirdi:
“Hak ve hakikat için dünden bugüne bedel ödeyen, işkence gören, bu yolda canını veren tüm canlarımız için özümüz dardadır. Feyzullah Çınar, 15 Kasım 1937 yılında Sivas’ın Divriği ilçesi Çamşıh yöresi Gürpınar (Çamoağa) köyünde doğdu. Küçük yaşta saza merak saran ozanımız dönemin aşıklık geleneğini sürdüren, Çamşıh’a gelen büyükIerini ilgiyle takip etti. Ayrıca Avrupa ülkelerinde Alevilik ve halk ozanlığı hakkında konferanslar verdi. Radyo ve televizyonlarda programlar yaptı, konserler düzenledi. Çınar örgütlenmenin gereğine inandığı için OZAN-DER kuruluşunda da yer aldı. Bu arada plak ve kaset çalışmaları, konserler, dergi ve gazetelerle söyleşiler ve çok kısıtlı da olsa TRT’de programları devam etti. Tiyatro çalışmalarında Pir Sultan Abdal’ı canlandırdı.
Toplumsal açıdan zor yıllardı. Devrimci ve emekçilerin üzerindeki baskılar Çınar’ı deyişlerin yanında bugün dahi söylenmeye cesaret edilemeyen ağıt ve türküleri söylemeye itti. Çınar’ın bu çıkışları, dik duruşu, halkı tarafından ödüllendirildi ve halk ozanı kimliğini hak ederek kazanan ender kişilerden oldu. Bu başkaldırısı, halkının sevgisi yanında Çınar’a yasaklar, işkence ve cezaevi kapılarını açtı. Türlü baskı ve yasaklara rağmen Çınar, kısa yaşamına 80 tane 45’lik plak, 4 adet Long Play, 20’ye yakın kaset 200 yakın eser, sayısız halk konseri ve turne sığdırdı.
Hakk’a yürümesinin ardından Feyzullah Çınar’a Tuzluçayır’da adını taşıyan bir park yapıldı ve içine de heybetini yansıtan heykeli dikildi. Yaşar Kemal ‘Feyzullah Çınar bin yıldır saz çalan bir ozandır’ demiştir. Alevi hakikatinin sırrına eren, hak ve hakikat yolunda emek veren bedel ödeyen, bin yıldır saz çalan büyük ozanımız Feyzullah Çınar’ı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”
“FRANSA’DA HALK OZANLIĞI KÜRSÜSÜ VARDI, BURADA ÇÖPÇÜLÜK YAPIYORDU”
Çınar’ın biyografisinin okunmasının ardından kendisini tanıyan yakınları ve arkadaşları söz alarak duygu ve düşüncelerini dile getirdiler.
Madımak Katliamı’nda kardeşini yitiren Hüseyin Karababa, şu aktarımda bulundu:
“Feyzullah amcayı yakından tanıyan birisiyim. Feyzullah amcanın heykelini bu parka koyduk anısını yaşatmak için ancak geçtiğimiz yıllarda bu heykelin sazını kırdılar. Uzun bir süre de yapılmadı. Uzun süre kırık saz yerde kaldı. Biz tekrardan sahip çıktık ve heykeli yeniden yaptırdık.
Feyzullah Çınar nerede ne konuşacağını bilen çok iyi bir adamdı. Saygıdeğer bir insandı. Üzülerek şunu söylemeliyim ki Feyzullah Çınar’ın Fransa’da kürsüsü var, halk ozanlığı kürsüsü… Bu kadar değer kazanmış bir adamdır. Ama maalesef sosyal demokratların belediye başkanlığını aldıkları Ankara’da Feyzullah Çınar’a çöp toplamayı layık gördüler. Feyzullah Çınar çöpçü olarak öldü. Elinde çöp süpürgesi vardı öldüğü zaman. Alevi Dede geleneğini bilinçli olarak ayaklar altına alan, itibarsızlaştıran bir mantıkla çok uzun zamandan bu yana uğraşıyoruz. İçinde bulunduğumuz durum da yol büyüklerimizin eline çöpçü süpürgesini vererek aşağılayarak, küçümseyerek, onu ozanlık geleneğinden kopartan bir mantıktır. O da bunu kaldıramadı ve kahrından öldü. Çünkü sistem onu o kadar çok sıkıştırmıştı ki ekmek yiyecek hali bile yoktu. Hiç kimsenin sahip çıkmadığı bir ortamdaydı. Gidebileceği her yer kesilmişti, izole edilmişti. Belediyede dedi ki, ‘Gel sana çöpçülük vereyim, sen buraları süpür. Ekmeğini de öyle kazan’. Böyle onurlandırdılar büyük ozanı. Saygı ile anıyorum kendisini.”
“BATIDA ÇOK SATANLAR LİSTESİNDE BİZDE ESAMESİ OKUNMUYOR”
Feyzullah Çınar’ın akrabası Şehriban Metin ise; “Buradaki bu sessizlik, kimsesizlik beni çok yaralıyor. Heykeli merak edip gelen bile yok. Feyzullah amca bizim yakın akrabamızdı. Çocukluğumuzda biz Divriği’de otururken evimize gelirdi. Babamın inanılmaz saygı duyduğu, saatlerce dinlediği, benim onların muhabbetlerine defalarca tanık olduğum büyük bir isim. Akrabamdan öte edebiyatın içerisinde halk ozanlığı geleneği olan birisidir. Çok güçlü bir ses biliyorum ama hepsinden önemlisi çok güzel bir yüreği vardı ve çok cesurdu. Feyzullah Çınar, yurtdışında 60’ların 70’lerin 80’lerin seslerinden çok satanlar listesine giriyor. Batı ile kendimizi sanat anlamında kıyaslarsak çok geriyiz ama bizde esamesi okunmuyor. Yaşadığı yerde de kimse merak edip de heykelin etrafında toplanıp bir şey yapmıyor. Bu çok üzüyor beni. Saygı ile anıyorum kendisini” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından yapılan anma etkinliğine Murat Yılmaz, Hüseyin Karababa ve Hıdır Çelebi’nin söylediği deyişlerle son verildi.
Alevi kurum ve yöre derneklerinin gerçekleştirdiği etkinliğe Mamak Halkevi, Alınteri, Divriği Kültür Derneği ve Türkiye İşçi Partisi de destek verdi.
PİRHA- Ankara’da bulunan Alevi kurumları ve yöre dernekleri 23 Ekim’de Tuzluçayır Mahallesi’nde düzenleyecekleri etkinlikle Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak.
Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Ana Fatma Cemevi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği Ve Yuva Ve Külahlı Köyleri Derneği yarın (23.10.2021) düzenleyecekleri bir etkinlikle halk ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak.
Tuzluçayır Mahallesi’nde bulunan Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılacak anma ekinliği saat 11:00’de başlayacak.
‘Feyzullah Çınar Bin Yıldır Saz Çalan Ozandır’ sloganıyla düzenlenecek etkinlik programı dara duruşla başlayacak. Ardından sunumlar ve konuşmalar yapılarak, deyişler söylenecek.