Etiket: ana fatma cemevi

  • Yazar Nadir Sayın, Ana Fatma Cemevinde okurları ile buluştu!-VİDEO

    Yazar Nadir Sayın, Ana Fatma Cemevinde okurları ile buluştu!-VİDEO

    PİRHA- Yazar Nadir Sayın, Ana Fatma Cemevinde okurları ile bir araya geldi. Yeni kitabı “Zerreye Yolculuk” hakkında konuşan Sayın, “Aleviliğin nefeslerle, aşıklarla söz ile taşınma boyutu çağımızda artık yazılı olma boyutlarına geçiyor” dedi.

    Yazar Nadir Sayın’ın şiir türündeki son kitabı Zerreye Yolculuk’un tanıtımı için Mamak Ana Fatma Cemevinde program düzenlendi. Pandemi sebebiyle sınırlı katılımın olduğu sohbet öncesinde “Tüm Hakk’a yürüyen canlar aşkına” denilerek çerağ uyandırıldı.

    “BURADA KADIN ERKEK SIFATI OLMADAN CAN OLDUK”

    Nadir Sayın, Sınırsız Yayınevi imzası ile çıkan kitabının tüm gelirlerinin ORVAK Öğrenci Burs ve Kültürel Etkinliklerine, Alevi yaşam felsefesi ve inancı doğrultusunda tez yazacak öğrencilerin araştırma masraflarına, Alevi örgütlerine ve Ortaköy YEK gönüllülerinin masraflarına harcanacağını belirterek şu konuşmayı yaptı:

    “4-5 senedir uğraş içerisinde olduğumu belirterek, özellikle bütün şiirlerimin süzgeçten geçtiği boyutları ile Zerreye Yolculuk ortaya geldi. Zerreye Yolculuk, esnasında Alevi yaşam felsefesi ve inancı, bence eşittir insanlık. Yani esasında bizim derdimiz Alevi ya da farklı bir kimlik edinmek değil, Kamil-i insan olmaktır. Bizim derdimiz bu. Bunun için de bizim temel taşlarımız var. Diyelim ki tarihimizden gelen Hallacı Mansur’dan, Yunus Emre’den Nesimi’ye, Pir Sultan’lara kadar bedel ödenen ve Aşık Veysel’e sarkan boyutları var. Hace Bektaş Veli’den örneğin şu var; okunacak en büyük kitap insandır. Ya da ‘bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’.

    Burada birlikte can cana, kadın erkek sıfatı olmadan can olduk. Bir araya gelip muhabbetlerimizde insanlığın gerçekten de özünü yaşayabiliyoruz. Ancak yaşamış olduğumuz bu toplumda bu biraz zor geçmekte. Bunun için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Belli bir bedel ödemek; bu derneğe üye olmak bile bunun önemini ortaya getiriyor. Bizim her türlü görüşe saygımız var. 72 millete aynı nazarda bakıyoruz. 73. Millet de herhalde biziz. Bütün değerlerimizle ve edeple birliğe gitmemiz gerekiyor. Yani çekirdekten evrenselliğe insani değerlerimizi taşımamızın en önemli gerekçesinden bir tanesi Alevilik. Maalesef Osmanlı’dan günümüze kadar Alevilik asimile edilmiş. Bizi yok etmeye ya da kendilerine benzetmeye çalışmışlar. Hiç bir tanesi bizi bu yolumuzdan alıkoyamamış. O nedenle Zerreye Yolculuk’ta bizim görüşümüz; yaşama yönelik, hava, ateş, su, toprak. Hatta çok değer verdiğim bir abim der ki ‘ormanı da katacaksın’. Bu elementlerden ortaya geliş, varoluş boyutuyla ve onun getirdiği, bize vermiş olduğu eşitlik ölçüsünde, Aleviliği bu boyutlarıyla artık geleceğe taşımak bizim sorumluluğumuz diye düşünüyorum. Bunu şu sebeple söylüyorum; çünkü tarihe baktığımız zaman bir muamma… Yani tarihte nereye kadar gidebiliyoruz? Ve bizim son zamanlarda tarihimizi yazan isimler arasında 20-25 yıl içinde Hasan Harmancı, Esat Korkmaz, Erdoğan Aydın var. Daha doğrusu bizim Aleviliğin nefeslerle, aşıklarla söz ile taşınma boyutu şu anda çağımızda biraz yazılı olma boyutlarına geçiyor. Bundan sonraki dengeyi oluşturmamız açısından çekirdekten evrensele gidişte önemli bir boyut. Eğer böyle olursak insani gücü edinmemiz ölçüsünde ancak bizim kendi haklarımızı bulunduğumuz toplumlarda sağlayabiliriz. Fakat bu bulunduğumuz toplum da maalesef çok ağır bir toplum Örneğin Isparta’da yaşanan durum…

    Eğer Ben bir yazarsam bunun bedelini ödemek için cesur olmak, bir duruş sergilemek gerekiyor. Alevi camiasında olan Yol önderlerimizin, bunun tutarlılığını göstermeleri gerekiyor. Asimilasyon öyle ki gelmiş olduğum Sivas yöresinde bile zararsız boyutlara dönüşmüş durumda. Yani kişinin kendisinin herhangi bir inancı yok ve kendisine benzetmek isteyen inanç, onu boğar boyuta gelmiş. Bunun sonucunda ne oluyor? Can olma boyutu ortadan kalkıyor ve farklı kesimlerin insan tipleri ortaya geliyor.”

    “GELİN CANLAR BİR OLALIM”

    Yazar Nadir Sayın’ın konuşması ardından DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak teşekkür konuşması yaparak şunları söyledi:

    “Bu inanç şimdiye kadar sohbetlerle, deyişlerle, şiirlerle bugüne gelmiştir. Bizim yazılı kitabımız yoktur. Tüm katliamlara rağmen bu inanç hala sizin gibi canların sayesinde devam ediyor. Bize düşen ise bir arada olmak, yan yana durmak, Pirim Pir Sultan’ın dediği gibi ‘Gelin canlar bir olalım’ diyoruz.”

    Sohbet programı Zakir Hıdır Çelebi, Murat Yılmaz, Mustafa Toprak ve Pınar Altay’ın seslendirdiği deyişler sonrasında son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Yazar Nadir Sayın, Ankara’da Ana Fatma Cemevinde okuyucuları ile buluşacak!

    Yazar Nadir Sayın, Ankara’da Ana Fatma Cemevinde okuyucuları ile buluşacak!

    PİRHA- Yazar Nadir Sayın’ın yeni kitabı “Zerreye Yolculuk” okuyucuya ulaştı. Nadir Sayın, Alevi inancı üzerine yazdığı yeni kitabının tanıtımı için 2 Ekim Cumartesi günü Ana Fatma Cemevinde yapılacak imza ve söyleşi programına katılacak. 

    Yazar Nadir Sayın’ın son kitabı “Zerreye Yolculuk” Sınırsız Yayınevi imzası ile çıktı. Kitabın editörlüğünü ise Hatice Çevik yaptı.

    Nadir Sayın’ın son kitap çalışmasının tüm gelirleri ORVAK Öğrenci Burs ve Kültürel Etkinliklerine, Alevi yaşam felsefesi ve inancı doğrultusunda tez yazacak öğrencilerin araştırma masraflarına, Yol muhabbeti yapılan Alevi kültür merkezlerindeki kültürel etkinliklerine, Ortaköy YEK gönüllülerinin masraflarına katkı olarak kullanılacak.

    ANA FATMA CEMEVİNDE İLK MUHABBET!

    Yazar Nadir Sayın, yeni çıkan kitabına dair okuyucu ile ilk buluşmasını 2 Ekim Cumartesi günü Ana Fatma Cemevinde yapacak. Saat 15:00’te yapılacak muhabbettin ardından Sayın, okuyuculara yeni kitabını imzalayacak.

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Ankara Şube, 12 Eylül’de 3. olağan kongresini yapacak!

    DAD Ankara Şube, 12 Eylül’de 3. olağan kongresini yapacak!

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube, 3. olağan kongresine hazırlanıyor.

    DAD Ankara Şube, 3. olağan kongresi için hazırlıklarını tamamladı. 12 Eylül’de Tüm Bel Sen toplantı salonunda yapılacak kongre saat 13.00’te başlayacak.
    “Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir” çağrısı ile duyurusu yapılan kongreye tüm yurttaşlar davet edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Ankara Şubesi açılış yapıp aşure lokması paylaşacak

    DAD Ankara Şubesi açılış yapıp aşure lokması paylaşacak

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi 29 Ağustos Pazar günü derneklerinin yeni yerinin açılışını yaparak Aşure lokmalarını paylaşacak.

    Muharrem orucunun sona ermesinin ardından aşure lokmaları pay edilmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi’de 29 Ağustos Pazar günü derneklerinin yeni yerinin açılışını yaparak Aşure lokmalarını paylaşacak.

    DAD Ankara Şubesi yaptıkları çağrıda, “Aşure, hemen hemen birçok inançta ve kültürde binlerce yıldır devam eden, farklılıkların bir arada yaşayabilecekleri ikrarlı bir yaşamın sembolüdür. Tekçiliğe, farklılıkların inkar ve imha edilmesine karşı aşure, ortak bir mekanda birlik içinde, kendi hakikatleri ile yaşamanın ifadesidir. Canlarımızın lokmalarıyla yapacağımız aşuremizi pay ediyoruz” diyerek tüm canları aşure lokmasını paylaşmaya davet etti.

    29 Ağustos Pazar günü Ana Fatma Cemevi’nde gerçekleşecek açılış ve aşure lokması paylaşımı saat 13.00’de başlayacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Ana Fatma Cemevinde, aşure lokması paylaştırıldı-VİDEO

    Ana Fatma Cemevinde, aşure lokması paylaştırıldı-VİDEO

    PİRHA-Gebze’de bulunan Ana Fatma Cemevinde, Muharrem (Yası Kerbela) oruçlarının bitiminin ardından aşure lokması paylaşıldı.

     

    Muharrem (Yası Kerbela) orucunun sona ermesinin ardından Ana Fatma Cemevi’nde, aşure lokması paylaşıldı. Aşure lokmasının gülbengini Kureyşan Ocağı Pirlerinden İsmail Soyupak okuduktan sonra aşureler paylaştırıldı.

    Ana Fatma Cemevinde düzenlenen programa DAD Eş Başkanı Saime Topçu, DAD İstanbul Eş Başkanı Nergiz Güzel, Gebze Ana Fatma Cemevi yönetimi, Dewres Gewr Ocağından Pir Mahmut Günaydın, Kureyşan Ocağından Pir İsmail Karayel ve İsmail Soyupak katıldı.

    PİRHA/GEBZE

  • Mamak’ta DAD ve HDK’den Koçgiri anması: Tüm değerler yok edilmeye çalışıldı-VİDEO

    Mamak’ta DAD ve HDK’den Koçgiri anması: Tüm değerler yok edilmeye çalışıldı-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şube ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Mamak Meclisi, Koçgiri Katliamı’nın 100. yılı sebebiyle ortak basın toplantısı yaptı. Verilen mesajda, Koçgiri katliam sürecinin Alevi kurumlarınca bilince çıkarılması gerektiği vardı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Mamak Meclisi ve DAD Mamak Şube, Koçgiri Katliamı’nın 100. yılında Ana Fatma Cemevinde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Başkanı Hasan Altun okudu. Altun, “Cumhuriyetin belirleyici egemen aklı, Koçgiri’de yüzyıldır yüzleşmediği bir katliam yapmıştır” dedi.

    “TOPLUMUN KÜLTÜREL DEĞERLERİ ÇARMIHA GERİLDİ”

    Hasan Altun, Koçgiri Kürt Alevi liderlerinin Ankara hükümetine sunduğu taleplerin katliam ile karşılık bulduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Koçgiri; Rêya Hakk Alevî süreğinin, direnen inanç ve toplum damarını temsil ediyordu. Kürt ve Alevî ağırlıklı olması zaten öteki olmaya yetiyordu. Bu damar binlerce yıldır kültürel direniş hattını canlı tutmuş, ikrar ve rızalık esası üzerine, ocak örgütlemesi ile rıza toplumu yaşamını devam ettirmiştir.

    Mart ayında başlayan katliam üç buçuk ay sürdü. Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki merkezi ordu ile çete başı Topal Osman’ın çeteleri ki çoğu (katil, hırsız ve tecavüz suçundan) mahkumların cezaevlerinden salıverilerek günümüzdeki IŞİD vari bir yapılanmadan oluşturulmuştu.

    On binlerce insan öldürüldü, kurtulanlar sürgüne gönderildi. Reya Hakk kutsalları olan ocakları, ziyaretleri, kutsal mekanları yerle bir edildi. Pirler talipsiz, talipler de pirsiz kaldı. Köyler yağmalandı, yakıldı, canlı cansız varlıklara el konuldu. On binlercesi sürgün edildi, geride kalanlar açlığa, ölüme, sefalete mahkum edildi. Toplumun varlığı, birliği, kimliği, doğası tüm maddi ve manevî, kültürel değerleri yok edilmeye çalışıldı, çarmıha gerildi.

    Rêya Hakk ocak evlatları, analar gençler, rıza toplumu sürekleri, Alevi kurumları, Koçgiri katliam sürecini bilince çıkarmalı, iyi anlamalıdır. Bu katliamcı zihniyet geçmişten bugüne devam etmektedir. Bu zihniyetin devamı Zilan, Sason, Dersim’de devam etti. Çorum, Malatya, Maraş, Sivas ve Gazi’de kendini gösterdi. Mart ayı içinde olmamızdan dolayı 12 Mart Gazi katliamında yaşananlar hafızamızda hala canlıdır. Bu zihniyet Roboski’de, Şengal’de, Suruç ‘ta, Ankara gar katliamıyla devam etti.

    “ANILARI ÖNÜNDE DARDA DURDUĞUMUZU BELİRTİRİZ”

    Koçgiri Halk Hareketinin önderleri durumunda olan Alişer Efendi ve Zarife Ana Rêya Heq inancını yaşatmış, kemalet sahibi, aşiretler arası sorunları meydan kurarak, ikrar ve rızalıkla çözerek hakikat ve özgürlük mücadelesinde en önde yer aldılar. Alişer Efendi ile Zarife Ananın şahsında Koçgiri Katliamı’nda katledilen canlarımızı özlemle, saygıyla anıyoruz. Anılarının önünde darda durduğumuzu belirtiriz.

    Bugün üzerinde yaşadığımız toprağın halklarımızın binlerce evladının canıyla yoğrulduğunu unutmayacağız. Bütün bu acılarla dolu tarihin sonunu getirmek için her yerde demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği, barışı kurma mücadelesini yükselterek, bizlere bıraktıkları direniş ruhuyla mücadelemizde yaşatacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mamak Demokrasi Güçleri: Hesap vermekten kaçamayacaksınız-VİDEO

    Mamak Demokrasi Güçleri: Hesap vermekten kaçamayacaksınız-VİDEO

    PİRHA- Ankara Tuzluçayır’da 2 Temmuz anmasına dönük polis müdahalesine tepki gösterildi. Yapılan açıklamada, “Sınırların ve sınıfların olmadığı, bütün halkların eşitçe yaşadığı, baskı, zulüm, katliam ve soykırımların yaşanmadığı, özgür ve güneşli yeni ve bambaşka bir dünyayı, bir yaşamı yaratana kadar bu suçları işlemeye devam edeceğiz” denildi.

    AKA-DER, Alınteri, DAD, ESP, HDK, HDP, Kaldıraç, Partizan ve SODAP 2 Temmuz anmasına dönük polis müdahalesini protesto etmek için Demokratik Alevi Derneği ( DAD) Mamak Şube   Ana Fatma Cemevinde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını okuyan HDP Ankara Mamak İlçe Eş Başkanı Mustafa Uğur Akkaya, “Tarihleri inkar, tarihleri katliam. Katliamları aklayamazsınız bizleri yargılayamazsınız” diyerek şunları ifade etti:

    “1 Temmuz 2020 Çarşamba günü saat 19. 00’da Tuzlu çayır Meydanında düzenlemek istediğimiz 2 Temmuz Sivas-Madımak katliamının 27. Yıldönümü anma etkinliğimiz Ankara Valiliğinin pandemiyi bahane ederek yasaklaması üzerine yine aynı kurumlar ve Tuzluçayır halkının katılımıyla bir basın açıklaması yapmak istedik. Kurum temsilcileri ve halk düzensiz ve dağınık bir şekilde Tıp Fakültesi caddesinden Tuzluçayır meydanına giderken önümüz onlarca sivil ve çevik kuvvet polisleri tarafından kesildi. Burada polis Anayasanın 26.maddesi maddesini açıkça ve suç işleyerek ihlal etmiştir. Yapılan baskı ve hukuk dışılık yetmemiş olacak ki Mamak’ın cadde ve sokaklarını kaplayan ve katliamlardan hesap soran Suruç, 1915 Ermeni soykırımı, Maraş, Çorum, Lice, Dersim, Ankara Garı, Roboski, Sivas unutmadık unutturmayacağız, hesabını soracağız içerikli afişte yazan 1915 Ermeni soykırımı ifadesinden dolayı suç duyurusunda bulunacağını açıklamıştır.”

    “FAŞİST BASKI VE DAYATMALARA KARŞI DİRENMEK İÇİN BİRLEŞİK MÜCADELE ETMELİYİZ”

    “Dünyanın her yerinde hırsıza hırsız, katliama katliam, soykırıma soykırım denir” diyen Akkaya, açıklamanın devamında şunları söyledi:
    “Güneş balçıkla sıvanmaz katliamları aklayıp kirli ve kanlı geçmişinizden kurtulamazsınız. Tarih boyunca ortak vatanın tüm halklarına, tüm renklerine, inançlarına, işçilere emekçilere, gençlere, kadınlara yaşattığınız baskı, katliam, imha ve inkar politikalarınızla kokuşmuş ve çürümüş her tarafından irin ve pislik akan kahrolası barbarlık düzenini ayakta tutamazsınız. 1915 Ermeni Soykırımı dediğimiz için bizler hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyleyenler şunu bilsinler. Bu topraklar acı, gözyaşı ve kanla yoğrulmuş, tarih boyunca uygulanan baskı ve zulme boyun eğmeyerek yeniden yeniden doğmuştur. Barbarlık düzeninizin mezar kazıyıcıları olan Ermeni’si, Kürdü, Türkü, Lazı, Romanı, Arabı, Çerkez’i, Süryani’si ile tüm halklarımızın sesi, sözü, haykıran ağızları olmaya devam edeceğiz. Sınırların ve sınıfların olmadığı, bütün halkların eşitçe yaşadığı, baskı, zulüm, katliam ve soykırımların yaşanmadığı özgür ve güneşli yeni ve bambaşka bir dünyayı, bir yaşamı yaratana kadar bu suçları işlemeye devam edeceğiz. Sizleri katliamlardan ve soykırımlardan hesap sormak, yeni katliam ve soykırımların önüne geçmek faşist baskı ve dayatmalara karşı direnmek için birleşik mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    “BİZ TARAFIZ, EZİLEN ÖTEKİLEŞEN, KATLEDİLEN CÜMLE CANIN YANINDAYIZ”

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cem evi eş başkanı Hasan Altun da yaptığı açıklamada, “73 millete bir nazarla bakmayan devlet aklı; anti demokratik uygulamaları, ekolojiyi yağma ve talan ile rantı, tacizi, tecavüzü, kimlikleri ve inançları, işçi cinayetlerini, kıdem tazminatını, toplumun tüm muhalif kesimlerini yok sayarak, tüm faili belli katliam sanıklarını aklayarak, ret ve inkar politikalarıyla, hukuk normlarını çiğneyerek toplumsal barışı ve huzuru işgal etmiştir” dedi.

    “Bu devlet aklı 2 Temmuz anmamıza müdahale ederek 5 saat boyunca Cemevimizi kuşatmış, ablukaya almış, yetmemiş 4 canımızı zorla gözaltı yaparak anmamızı provoke etmiştir” diyen Altun, “biz tarafız, ezilen ötekileşen farklı inanç ve kimliğinden dolayı zulme uğrayan katledilen cümle canın yanındayız. Cem evimizin önüne sıkıştırılmaya çalışılan vicdanımız Anadolu’nun kadim halkları Ermenilere, Kürtlere ve diğer halklara bu zulmü reva görenlere sessiz kalamaz” değerlendirmesinde bulundu.

    “İKTİDAR TÜM HALKLARA İŞÇİ SINIFINA VE EZİLENLERE KARŞI DÜŞMANCA BİR POLİTİKA UYGULUYOR”

    Kurum temsilcileri polis müdahalesini ve sonrasına ilişkin açıklamalar yaparken, HDP İstanbul milletvekili Musa Piroğlu da, “Maraş’ta, Çorum’da Dersim’de devam eden katliam zihniyeti bugün de aynı şekilde devam ediyor” diyerek “bu iktidar tüm halklara işçi sınıfına ve ezilenlere karşı düşmanca bir politika uyguluyor. Ve bu düşmanlık siyasetinin geleceği yerler zaten bütün tarihten görüyoruz. Sivas yanarken Çorum’u, Maraş’ı anarken asıl bu çıplak gerçeği vurgulamak için sokağa çıkıyoruz. İki şeye vurgu yapıyoruz bir bu devletin bu katliamları unutmadık, yapanları unutmadık, neden yapıldığını da biliyoruz ve bunun bundan sonra bunlara izin vermemek için yan yana geliyoruz. İkincisi de bunların failleri ile gerçek failleri ile buna karar veren emir verenlerle hesaplaşacağımız için mücadelemizi büyütüyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ana Fatma Cemevinde kadınlar bir araya geldi: Direnerek güçleneceğiz

    Ana Fatma Cemevinde kadınlar bir araya geldi: Direnerek güçleneceğiz

    PİRHA – İstanbul’da Esenler Ana Fatma Cemevi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kahvaltı programı düzenledi. Etkinlikte, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün anlam ve önemi vurgulandı.

    Esenler Ana Fatma Cemevi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla kahvaltı programı düzenledi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul 2. Bölge Eş Başkanı Nergiz Güzel ile Gazi Cemevi Kadın Meclisi’nden Arzu Erdoğan katıldılar. Alevilik ve kadın kimliği üzerine konuşmalar yapıldı, 8 Mart’ın anlam ve önemi vurgulandı. Kadının varoluş mücadelesine atıfta bulunularak, “Güçlü kadın” vurgusu yapıldı.

    “KADIN DİRENİŞİN SEMBOLÜDÜR”

    Programda konuşan DAD İstanbul 2. Bölge Eş Başkanı Nergiz Güzel, “Kadın kimliği, insanlık tarihinin her aşamasında mücadele ve var olma direnişi ile sürmüştür. İnancımızın özü kadınken bugün kadınların inancımızın idaresinde ve temsiliyetinde yetersiz kaldığını görüyoruz. Bizim mücadelemiz kadının alanlarda güçlendiği gibi inancımızın idaresinde ve yönetiminde de güçlendirilmesidir. Analarımız, geçmişte bu yolun ileri gelenlerini kendimize rehber edinerek mücadelemizi her alanda her aşamada sürdüreceğiz” dedi.

    “DİRENEREK KAZANACAĞIZ”

    Kadınlara yönelik şiddet ve taciz ile ilgili konuşan Nergiz Güzel, “Direnmek zorundayız. Kimliğimizi ve kendimizi kabul ettirene kadar direnmek zorundayız. Direnerek kazanacağız. Direnerek güçleneceğiz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde Xızır cemi yürütüldü-VİDEO

    DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde Xızır cemi yürütüldü-VİDEO

     PİRHA – Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde yürütülen Xızır ceminde yapılan konuşmalarda, “Her inancı kendine göre kutsalları vardır. Bu kutsal değerleri yaşatmak inancın mensuplarına huzur ve mutluluk verir. Kadim bir inanç olan Aleviliğin de kendine göre kutsal değerleri vardır. Bu kutsal değerlerin en önemlilerinden birisi de Xızır’dır. Xızır, Alevilikte simgesel anlamda doğan doğanın doktoru, yenilenmenin, dönüşüm zamanının simgesidir”denildi. 

    Haberin Videosu

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde Xızır cemi yapıldı. Xızır cemine PSAKD Batıkent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin, Zakir Murat Yılmaz, Hıdır Çelebi katıldılar. Yapılan Xızır ceminde gülbeng okunduktan sonra dede Cemal Şahin Xızır’a ilişkin yaptığı konuşmada şunları belirtti:

    “Her inancı kendine göre kutsalları vardır. Bu kutsal değerleri yaşatmak, inancın mensuplarına huzur ve mutluluk verir. Kadim bir inanç olan Aleviliğin de kendine göre kutsal değerleri vardır. Bu kutsal değerleri en önemlilerinden birisi de Xızır’dır. Xızır, Alevilikte simgesel anlamda doğan doğanın doktorudur, yenilenmenin, dönüşüm zamanının simgesidir. Tabi kutsallıkların birbirinden farkı yok,  her inancın kutsalları vardır. Şu gün çok kutsaldır, şu gün kutsal değildir, bizlerde öyle bir inanç yok. Cemler geç vakitlere kadar yapılacaksa illaki perşembe gününe denk getirmek şart değil. Cuma günü, hafta sonu tatili, cuma olur, cumartesi olur. Cumartesi akşamı cem yapılması daha uygundur çünkü ertesi gün tatildir, onu pek fazla tartışmaya da gerek yoktur. İnsanlar nasıl biliyorsa, ister perşembe, ister cumartesi yaparlar. Bu geleneğimizi, öğretilerimizi çağın koşullarına göre uyarlayarak devam etmemiz lazım yoksa yok olur gideriz. Xızır demek, kim darda kaldıysa, ona yardım etmektir, komşu komşunun Xızır,ıdır. Bir öğrencimiz vardı yoksuldur ama çok ilim irfan sahibidir, okumayı çok istiyordur fakat yoksul olduğu için okuyamıyordur. Ona mümkün olduğu kadar aramızda yardımlaşarak okumasını sağlarsak o Xızırlıktır. O çocuğun geleceğini kurtarmak demek, bir ailesini kurtarmak demektir, ülkemizde, insanlığa ve topluma faydalı bireyler olur. Mümkün olduğu kadar darda olanların elinden tutalım, birbirimize yardımcı olalım” dedi.

    Konuşmaların ardından çerağlar yakıldı, 12 hizmet oluşturuldu. Zakir Murat Yılmaz ve Hıdır Çelebi’nin Türkçe ve Kürtçe söylediği deyişler ve nefeslerle birlikte DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Turna semahçıları semah döndü. Lokma gülbenginin okunmasından ardından lokmalar pay edildi ve yakılan çerağ sırlanarak Xızır cemi sonlandırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • ‘Kadın hakikatin kapısıdır’ programında güncel sorunlar tartışıldı-VİDEO

    ‘Kadın hakikatin kapısıdır’ programında güncel sorunlar tartışıldı-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube ve Ana Fatma Cemevi tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla ‘Kadın Hakikatin Kapısıdır” başlıklı söyleşi düzenledi. Yapılan sunumlarda “Sessiz kalmayalım. Alevi kadını olarak dayanışma ve mücadele içerisinde olalım ki bu çürümüş zihniyeti yenelim.” denildi.

    Haberin videosu

    DAD Ankara Şube ve Ana Fatma Cemevi ortaklığında ‘Kadın Hakikatin Kapısıdır” başlıklı program düzenlendi. Etkinliğe Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube üyeleri,AKA -DER Mamak Şube ve Alınteri  Temsilcisi katılım gösterdi.

    Mamak Ana Fatma Cemevi’nde yapılan etkinlikte ilk olarak söz cemevi eş başkanı Hülya Türkmen konuşma yaparak 25 Kasım’ın insanlık tarihinde kadınlara yönelik vahşi bir şiddet ve insanlık ayıbının yıl dönümü olduğunu söyledi. Türkmen ayrıca kadınların dünyanın her yerinde ulusal, sınıfsal, cinsel sömürü saldırılarına maruz kaldığına vurgu yaptı.

    “BİZ KADINLAR ARTIK SUSMAYACAĞIZ”

    “Nerede bir kadın eziliyorsa, nerede kadına ve çocuklarımıza yönelik cinsel istismar, katliam, savaş, taciz ve tecavüz varsa hesabını sormaya devam edeceğiz” diyen Türkmen, kadınların dayanışma ağları örerek mücadele edeceğini vurguladı.

    Türkmen, “25 Kasım, 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesini yükselten Mirabel kız kardeşlerin tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri utanç günü ve insanlık ayıbının yıl dönümüdür. Ama unuttukları bir şey var. Biz kadınlar artık susmayacağız. Artık kendi yazgımızı kendimiz çizmek üzere gücümüzü birleştirerek dayanışmamızı örüyoruz. Nerede bir kadın eziliyorsa, nerede kadına ve çocuklarımıza yönelik cinsel istismar, katliam, savaş, taciz ve tecavüz varsa hesabını sormaya devam edeceğiz. Biz kadınlar kelebeğiz. Unutmayalım ki kelebekler kanat çırparak yol alırlar. Yalnızca 25 Kasım’larda, 8 Mart’larda değil, her gün kanat çırptıkça özgürleşeceğiz. Dünyanın tüm ezilen, sömürülen kadınları adına direnen, karanlığa barikat olan, mücadelesinden ödün vermeyen kadınlara bin selam olsun. Bizim inancımızda cinsiyet farkı yoktur. Kadın kutsaldır. Anadır, yoldur, yarendir, yoldaştır” ifadelerini  kullandı.

    “BİRDE İNANÇ KİMLİĞİMİZDEN DOLAYI ZORLUK YAŞIYORUZ”

    Türkmen’in ardından konuşmacı Hatice Çevik söz aldı. Çevik, “Alevi kadınları olarak, diğer kadınların yaşadığı gibi bir çok sorunu yaşarken bir de inanç kimliğimizden dolayı zorluklar yaşıyoruz.” dedi.

    Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son yıllarda Alevilik inancında kadının yeri var mıdır, yok mudur tartışılıyor. Hep duyuyoruz ‘kadın kutsaldır, kamililullahtır, kadın baş tacıdır. Kadınsız yol olmaz’ gibi birçok söz duyuyoruz. Bunlar ne kadar doğru, gerçekten öyle mi? Öncelikle ben, size kadın nedir, bununla ilgili konuşmak istiyorum. Kadın bir cinstir, bir kimliktir. Kadın bilinci hepimizde var mıdır? ‘Ben kadınım’ demekle kadın olunmuyor. Fiziksel olarak bir kadın olabilirsiniz. Öncelikle bilincimizin de olması gerekir. Kadın bilinci dediğimizde kadın olmanın verdiği bazı imtiyazlar, dezavantajlar var. Yaşadığımız topluma ve yere göre, yaşadığımız topluluğun ideolojisine, inancına göre kadın bilinci, inancı başka yerlerde de olabiliyor.”

    “KADIN OLMADAN ALEVİLİK OLMAZ”

    “Bugün o kadını ne kadar görüyor, değer biçiyorsunuz?” sorusunu yönelten Çevik, “Bugün mücadele günü. Bu mücadele gününde Alevi kadınının yeri nedir? Biz diyoruz ki Alevi’lerde cins kimliği yok. Erkek, kadın yok. Her birey bir candır. Ne erkek vardır, ne kadın,  ne çocuk, ne de genç. Hepimiz canız ama toplumda birlikte olduğumuzda can olarak değil, kadın olarak problemler yaşıyoruz. İnancımızda eşitsiz ama yaşamda eşit değiliz. Oysa Alevi inancında kadın Aleviliğin taşıyıcısıdır. Kadın olmadan Alevilik olmaz. Ama biz geçmişte tanrılaştırıldığımız, kutsallaştırdığımız kadına ne kadar kutsallığın hakkını veriyoruz. Siz, kadının özelliklerini geri plana isterseniz, özel bir değer biçilecek bir durumunu bırakmazsanız sıradanlaşır. Sıradanlaştırdığımız zaman o kadın kısırlaşır. O kadın üretimden uzaklaşır ve sahip olduğu değerleri yaşatmaktan geri kalır” diye konuştu.

    “YOLUN SAHİBİ ANADIR”

    Programın devamında Erzincan Yalıncak Köyü Cemevi Gençlik Kolu Başkanı Cansel Özdemir, kadının gerek postta, gerek hizmette sürekli olarak kendi emeği ile var olduğuna dikkat çekti. Özdemir, şunları vurguladı:

    “Bizler çok güzel bir yola sahibiz. Bu güzel yolumuz mücadele yoludur. Kadınsa bu mücadelenin en başından sonuna kadar gerek posta, gerek hizmette, gerek Kerbela’da her anında olmak zorundadır. Çünkü mücadele birliktir ve birliğin cinsiyeti asla olmaz. Ama ne yazık ki çağımızın en büyük sorunlarından biri olan gerek iş, gerek toplum hayatında eşit koşullar sağlanmaması, kadına saygı ve değer verilmemesi gitgide ibadethanelerimizin de en büyük sorunu olmaya başlamıştır. Cemevlerimizin temizliğinden yemeğine kadar her işine koşan kadınlarımızın hak hizmetini kabul etsin lakin bilmek gerekir ki kadın mutfaktan ve temizlikten ibaret değildir. Kadının buralarda olduğu kadar yönetimde postta da yeri vardır.”

    “CEMLERDE BAŞI AÇIK KADINA HOŞ BAKILMAMAKTADIR”

    “Erkanlarımızda dahi birçok cinsel ayrıma maruz kalmaktayız. Bunun en önemli örneklerinden biri başörtü konusudur. Erkanımızda baş açık yalın ayak görüşü olmasına rağmen hala cemlerde başı açık kadınlara hoş bakılmamaktadır” diye konuşan Özdemir, cemevlerinde yemek düzeninden hakka yürüme erkanlarına kadar harem-selamlık bir anlayışının oluşturulmaya çalışılmasına eleştiriler yöneltti. Özdemir şunlara dikkat çekti:

    “Bir kadının giyimine en son müdahale edecek kişi bir erkektir. Ki bu görüş yüzünden “Eteği kısaydı.” “Şort giymişti.” Denilerek birçok kadın cinayet ve taciz davalarında haksız indirim uygulanılmaktadır. Bununla birlikte şu an kimi cemevlerinde yemek düzeninden cenaze erkanına kadar hemen hemen her alanda haremlik selamlık bir yapı oluşturulmaktadır. Günümüzde oldukça artan kadına şiddetin sebeplerinden biri de bu tip ayrıştırıcı politikalardır.”

    “Örneğin Emine Bulut davasında insanlar örgütlenmeseydi acaba o kişi hapis cezası alabilecek miydi? Şuan hala o kadar çok desteğimizi bekleyen kadın cinayeti davaları var ki. Şule Çet, Rabia Naz, Güleda Cankel, Merve Kotan ve daha medyaya dahi yansımamış birçok isim. Ve bu isimler ne yazık ki öldükten sonra dahi rahat bırakılmamış; giyiminden, gece çıktığı saate, psikolojik durumundan aile yapısına kadar her türlü eleştiriye maruz kalmışlardır. Biz bu ülkede cinsel tacize maruz kalmış, kızının sanığı tutuklansın diye otopsisini izlemek zorunda kalan babayı da gördük. Sevgilisi var diye kızının kırılmadık kemiğini bırakmayan babayı da. Biz sesini duyuramamış her kadın için bir olmak zorundayız. Çünkü sıradaki biz de olabiliriz. Üstelik biz Aleviler olarak gelmiş geçmiş toplumlar arasında en güzel kadın erkek felsefesine sahip olan toplum olarak bu konularda en çok duyarlı olması gereken de biziz. Çünkü bizler Ana Fatma, Hz. Zeynep gibi mücadeleci zatların yolunu sürüyoruz. Biz önce Alevi kadını olarak bir olup kendi toplumumuz içinde dik duracağız ki diğer geride kalan tüm kadınlara da destek olabilelim. Sessiz kalmayalım. Dayanışma ve mücadele içerisinde olalım ki bu çürümüş zihniyeti yenelim.”

    Programın sonraki aşamasında Yazar Ayten Kaya ile Opera Sanatçısı Ali Yılmaz, müzik eşliğinde kadın temalı hikaye anlatımı yaptı. Kaya ve Yılmaz, sunumlarında deyişler de seslendirdi.

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

  • Anayasa sürecinde ‘Alevilerin talepleri’ paneli yapılacak

    Anayasa sürecinde ‘Alevilerin talepleri’ paneli yapılacak

    PİRHA – Ankara Mamak Ana Fatma Cemevi’nde 25 Ağustos Pazar günü saat 14’te anayasa sürecinde Alevilerin talepleri tartışılacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Ana Fatma Cemevinde 25 Ağustos Pazar günü  saat 14’te “Demokratik anayasa sürecinde Alevilerin talepleri” adlı panel gerçekleştirilecek.

    Panele,  araştırmacı yazar Hamide Yiğit, eski CHP Ankara milletvekili, PM üyesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin eski genel başkanı Necati Yılmaz, HDK Eş Sözcüsü ve HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve araştırmacı-yazar Özcan Öğüt katılarak Alevilerin anayasa sürecinde taleplerini tartışacaklar.

  • Ana Fatma Cemevi, Sivas’ta yakılan canları andı

    Ana Fatma Cemevi, Sivas’ta yakılan canları andı

    PİRHA- İstanbul Esenler’de bulunan Ana Fatma Cemevi, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas’ta Madımak katliamında yaşamını yitiren 33 insanı andı. 

    Dörtyol Meydanı’nda toplanan Ana Fatma Cemevi yöneticileri ve üyeleri, bu akşam saat 20.00 sıralarında bir açıklama yaptılar.

    Açıklamada, “anadolunun halktan yana gür sesi Pir Sultan Abdal’ı anmak için bir araya gelen ve yine halkın mutluluğu, esenliği için yazan, çizen, tiyatro yapan , türkülerini yapan sanatçılar, aydınlar, şairler, yazarlar, gencecik fidanlar derin güçlerin tertibiyle yobazlarca tutuşturulan karanlık bir ateşte yaktılar” denildi.

    “Kutsal mekanlarımız yok ediliyor, cemevlerimiz tanınmıyor. Alevi çocuklara din dersi dayatılıyor. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi katliamlarının üzeri devlet tarafından ısrarla örtülüyor” denilen açıklamada, “Sivas Katliamı’nı unutmayacağız, unutturmayacağız. Sivas’ın ışığı hiç sönmeyecek” ifadeleri dile getirildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ana Fatma Cemevi 1. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    Ana Fatma Cemevi 1. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi

    PİRHA- 1’inci Genel Kurulu’nu gerçekleştiren Esenler Ana Fatma Cemevi’nde başkan yeniden Hıdır Balo seçildi. 

    İstanbul Esenler’de bulunan Ana Fatma Cemevi 1. Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Tek liste halinde gidilen genel kurulda eski başkan Hıdır Balo yine başkan seçilerek güven tazeledi.

    Cemevinin yönetiminde bulunan isimler şöyle:

    Hıdır Balo, Aygül Erdemir, Zeynep Erdemir, Orhan Firik, Hüseyin Boztepe, Hıdır Çare ve Hüseyin Acaray.

    Denetim kurulunda bulunan isimler ise Hasan Bazim, Kemal Kaş, Ayfer Balo. (HABER MERKEZİ)

  • Yazar Aksüt: İttihat ve Terakki yazdı Alevi aydınları da inandı-VİDEO

    Yazar Aksüt: İttihat ve Terakki yazdı Alevi aydınları da inandı-VİDEO

    PİRHA – DAD Ana Fatma Cemevi’nde yapılan panelde “Alevilik ve Statü” başlıkları ele alındı. Araştırmacı yazar Hamza Aksüt, Alevi tarihini ilk araştıranların Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinde ortaya çıkan İttihat-Terakki örgütünün olduğunu söyledi. Aksüğt, “Aleviliğin temel örgütü olan pir, şeyh, dede ve ocaklarına müdahaleyi amaçlıyorlardı. Ve bu amaçlarla birçok şey uydurdular. Alevi yazarların dahi hiç şüphelenmediği görüşler ortaya atıldı” dedi.

    Demokratik Alevi Derneği Ankara Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde “Alevilik ve Statü” başlıklı panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Ana Fatma Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Altay’ın yaptığı programda

    Eski Ankara Milletvekili, Hukukçu Kamil Ateşoğulları ve Araştırmacı Yazar Hamza Aksüt konuşmacı olarak yer aldı.

    Pınar Altay, gelinen süreçte Nehak anlayışının kriz ve kaos yaratarak hak-yol inancına saldırıp asimile etmeye çalıştığına dikkat çekti. Altay, Alevi inanç ve kurumlarının kuşatma altında olduğunu da ifade ederken, “Bugün rıza toplumunu dışlayıp bunun için hakikat ve özgürlük arayışında bulunmak, toplumu baskı zülüm ve hiyerarşi ile yönetmeye çalışan bu ne-hak zihniyetinin önünde en büyük engellerden biridir. Bu sebeple de toplumdaki statümüz yok sayılmaktadır” dedi.

    “TEK İNANÇ ÜZERİNE KURULMUŞ CUMHURİYETİ YAŞIYORUZ”

    Panelistlerden Eski Ankara Milletvekili, Hukukçu Kamil Ateşoğulları’nın dikkat çektiği nokta, hak ihlalleri oldu. Alevilere dönük hak ihlali konusunun devlet sorunu olduğunu ifade eden Ateşoğulları “Devlet nedir? Bunu aşağı yukarı hepimiz biliyoruz. Her devletin bir kuruluş paradigması ve modeli vardır. 1924 Anayasası ile Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Ardından her şey bitti ve kimseye ihtiyaç kalmadı. Büyük hukukçu diye lanse edilen Esat Mahmut Bozkurt diyor ki, ‘Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan herkes Türk’tür. İnanç bakımından herkes Sünni’dir. Sünnilikte de yalnızca Hanifi’dir. Şafiler de yok… Zaten Maliki ve Hanif’iler Türkiye’de yok. Yani tek bir etnik yapı, tek inanç, tek din üzerine kurulmuş bir cumhuriyeti yaşıyoruz” dedi.

    “ALEVİLİĞİN TEMEL GÖREVLERİ NELER?”

    Araştırmacı Yazar Hamza Aksüt ise konuşmasına Alevi toplumunun Türkiye haricinde İran, Irak, Suriye, Arnavutluk, Bulgaristan ve Avrupa’ya dağıldıklarını ifade ederek başladı.

    Alevi toplumunda sadece belli başlı görüşlerin dile getirildiğini belirten Aksüt, ‘Yıllardır cemevleri ibadethane olsun, Madımak Oteli müze olsun, din dersleri kaldırılsın ya da zorunlu olmaktan çıkarılsın, Diyanet kaldırılsın’ gibi söylemlerde bulunuluyor” dedi.

    Aksüt, Alevilerin temel görevlerinin olduğunu ifade ederek “Alevi topluluklar şu anda Türkiye’de ne halde? Türkiye’de eğer Alevilerin durumu iyi ise ki değil, bu duruma nasıl, niye gelindi? Bu durum sadece devletten mi kaynaklanıyor yoksa Alevi toplulukların özellikle de Alevi aydınlarının bu duruma gelinmesinde payı, eksikliği, artıları nedir? Bütün olarak bunların düşünülmesi gerekir” dedi.

    Aleviliği tarihsel boyutu ile ele alan Aksüt, Osmanlı devletinin kendi halkı ile mücadele eden bir anlayışa sahip olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bilindiği gibi Alevi topluluklar Devlet olarak Emevi, Abbasi, Selçuklu, Fatimi, Safevi, Osmanlı ve Akkoyunlular gibi devletlerde yaşadı. Alevi topluluklar şu andaki Türkiye topraklarına ise 1250’li yıllardan sonra geldi. Safevi Osmanlı Savaşları, Osmanlı Dul Kadir Savaşı, Osmanlı Memluk devleti savaşları gibi savaşlarda Aleviler tümüyle bulundular. Daha çok Osmanlı’nın karşısında tümüyle yer aldılar. Peki daha sonra ne oldu? Osmanlı devleti Sünni ve Hanif’i bir devlet olduğu için tamamiyle duruma hâkim oldu. Alevilerle Osmanlı devletinin mücadelesi devletlerarası bir mücadele olmaktan çıkıp kendi halkıyla mücadeleye dönüştü.”

    Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecinde ortaya çıkan İttihat-Terakki örgütüne de dikkat çeken Aksüt, “Bu örgüt ikinci Abdülhamit’i 1908’de tahttan indiren bir harekettir. Alevi tarihini, inancını ve kültürünü ilk araştıran kişiler de ittihat terakki mensuplarıdır” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu topraklarda Aleviliğin tarihini belli bir amaç doğrultusunda araştıran ve yazıya döken, İttihat ve Terakki ya da onun zihniyetinde olanlardır. Bunlardan biri Çerkez Bahat Sait’dir. Sait araştırmalarını Türk Yurdu dergisinde de yayınlıyor. İttihat ve Terakki’nin amacı; Osmanlı’dan kalan topraklarda tek tip, tek mezhepli, tek dilli aydın bir topluluk yaratmak. Bahat Sait de şunları amaçlıyor; Alevilerin tek etnik sitesi Türk, dili de Türkçedir. Deyişlerin tümü de Türkçedir gibi şeyler yazıyor. Aleviliğin temel örgütü olan pir, şeyh, dede ve ocaklarına da müdahaleyi amaçlıyor. Ve bu amaçlarla birçok şey uyduruyor. Alevi yazarların dahi hiç şüphelenmediği görüşler ortaya atıyor. Örnek olarak; ‘Manisa’da Valide Cami kütüphanesinde bir yazma eser gördüm. Bu yazmayı şerde Balım Sultan’ın, Sırp prensinin oğlu olduğu ve Osmanlı Padişahı ikinci Bayezid tarafından Hacı Bektaş tekkesine şeyh olarak tayin edildiğini okudum’ diyor. Kaynak ne? Belli değil.”

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN /ANKARA

     

  • Ana Fatma Cemevi’nde Abdal Musa Cemi yapıldı – VİDEO

    Ana Fatma Cemevi’nde Abdal Musa Cemi yapıldı – VİDEO

    PİRHA – Ana Fatma Cemevi’nde Abdal Musa Cemi yapıldı.

    Ankara’nın Mamak ilçesindeki (DAD) Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde Abdal Musa Cemi yapıldı. Ağuçan Ocağı’ndan Pir İsmail Şahin’in yürüttüğü cemde ilk olarak oniki hizmet görüldü ardından çerağlar yakılıp Zakir Sadık Kıyak’ın okuduğu deyişler eşliğinde semah dönüldü. Yakılan çerağlar sırlandıktan sonra lokma gülbengi okunduktan sonra gelen canlara lokmalar pay edildikten sonra cem son buldu.

    PİRHA / ANKARA

  • ‘AKP bilimsel eğitimi rejim değişikliğine giden yolda en büyük engel olarak görüyor’-VİDEO

    ‘AKP bilimsel eğitimi rejim değişikliğine giden yolda en büyük engel olarak görüyor’-VİDEO

    PİRHA-Okullarda zorunlu hale getirilen mescit projesine tepki gösteren Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube Başkanı Hasan Altun, “Bu gerici bağnaz ve asimilasyoncu eğitim sistemine dur denilmeli; parasız, bilimsel, ana dilde eğitimin ve diğer tüm anayasal hakları siyasi iktidarların kendilerine seçim malzemeleri yapmalarının önüne geçilmelidir” dedi. 

    MEB’in kurum açma, kapatma ve ad verme yönetmeliğinde yaptığı yeni düzenlemeye göre, yeni açılacak okullar için abdesthane ve mescit zorunluluğu getirilmişti. Kurumların açılabilmesi için her kurumda abdesthane ile doğal aydınlatmalı uygun mekanda kadın ve erkek için ayrı ayrı olmak üzere mescit bulunması zorunlu tutulmuştu. Konuya dair PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi Başkanı Hasan Altun, AKP iktidarının bilimsel eğitimi rejim değişikliğine giden yolda en büyük engel olarak gördüğünü kaydetti.

    “EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI”

    Bu tür uygulamalarla ülkenin tüm ötekilerinin yok sayılarak halklar ve inançlar arasında kutuplaştırmanın derinleştirildiğini ifade eden Altun, “‘Okumuşlar bu ülkeye daha çok zarar veriyor’ diyerek eğitimin seviyesinin düşürülmesi sağlanmıştır. En son Çankaya Üniversitesinde akademisyen Ceren Damar’ın odasında öldürülmesi kız çocuklarının okumasını engelleyen zihniyetin yansımasıdır” dedi. Okul açmak için getirilen mescit zorunluluğunun anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyleyen Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aynı zamanda Alevi çocuklarının özel okullarda eğitimini engelleyen bir uygulamadır. Ayrıca yaz tatili ve sömestr tatillerinde öğrencilere toplu namaz kıldırma uygulaması anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Sınıflarda haremlik selamlık uygulaması, Alevi çocuklarına namaz kıldırılması, okullarda mescit açılması mahalle baskısının yerini sınıf baskısına bırakmak olur ki eğitime emanet ettiğimiz çocuklarımız kültürel değerlerine düşman birer birey olarak karşımıza çıkar.”

    “ZULME SESSİZ KALAN BİR ALEVİLİK VAR”

    “İlkokul çağındaki kız çocuklarını cinsel obje olarak gören, bundan tahrik olan bir zihniyete karşı değerlerimize daha sıkı sarılarak dururuz.  At izinin it izine karıştığı bir anlayıştan uzaklaşıp net bir tutum gösterilmediği sürece kültürel yok oluş kaçınılmazdır” diyen Altun, günümüzde zulme sessiz kalan bir Aleviliğin olduğunu belirtti. Altun, “Devletin çıkarlarını gözeterek yol ve erkan yürüten bir Alevilikle karşı karşıyayız. Kendisini katleden faşistlere oy veren, plaket veren, fotoğraf çektiren, el veren, önlerinde semah dönen bir Alevilikle karşı karşıyayız. Tek din, tek devlet, tek millet düşüncesini ya benimseyecek biat edeceksiniz, kul olacaksınız, dindar nesil içinde yer alacaksınız ya da bedeli neyse ödeyeceksiniz dayatmasıyla karşı karşıyayız. Sorun da burada başlıyor. İzlenecek yol, sergilenecek tutum ne olmalı?” şeklinde konuştu.

    “AKP ÜLKEYİ KAOTİK ORTAMA SÜRÜKLEYEREK TOPLUMU REHİN ALDI”

    16 yıllık AKP iktidarının ülkeyi kaotik bir ortama sürükleyerek toplumu rehin aldığını vurgulayan Altun, “Baskı ve sindirme politikaları üzerinden beslenerek rejimini ayakta tutan AKP, sonucu şimdiden belli olan bir seçimi önümüze koyarak oyalama taktiği yürütmektedir. Dün yaptığı gibi bugün de polemikleriyle yani asıl en temel sorunlarımız olan siyasi ve ekonomik krizi, kirli savaş politikalarını bir yana bırakıp toplumu seçim tartışmaları içine sokarak asıl hedefine gidecek her türlü engeli ortadan kaldıran torba yasalar gibi pratiğini önümüze koyacaktır” diye belirtti.

    “BAĞNAZ EĞİTİM SİSTEMİNE DUR DENİLMELİ”

    DAD olarak Alevi inancının tahakküm altında alınmasının önüne geçmek için yolda birlik çalışmalarını önemsediklerini dile getiren Altun, “Bu gerici bağnaz ve asimilasyoncu eğitim sistemine dur denilmeli; parasız, bilimsel, ana dilde eğitimin ve diğer tüm anayasal hakları siyasi iktidarların kendilerine seçim malzemeleri yapmalarının önüne geçilmelidir. Eşit yurttaşlık hakları anayasal güvenceyle teminat altına alınmalıdır. Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Ana Fatma Cemevi’nde 20 Aralık’da Maraş anması yapılacak

    DAD Ana Fatma Cemevi’nde 20 Aralık’da Maraş anması yapılacak

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği Ankara Ana Fatma Cemevi’nde 20 Aralık’ta Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler anılacak. 

    Maraş Katliamı’nın 40. yılında Ankara’da bulunan Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler anılacak. Anmada katliamlar tarihinden kısa bir kesit, Maraş döneminin tanıkları ve değerlendirmeler yapılacak. Daha sonra ise kısa bir dinleti yapılacak. PİRHA/İSTANBUL

     

  • Esenler’de Ana Fatma Cemevi iki haftadır hizmette

    Esenler’de Ana Fatma Cemevi iki haftadır hizmette

    PİRHA- İstanbul Esenler’de 15 gün önce iki katlı dernek statüsünde faaliyete geçirilen Ana Fatma Cemevi, Alevilerin hizmetinde. Hüseyin Acaray Dede’nin önderliğinde burada cem erkanı yürütülüyor. 

    PİRHA‘ya bilgi veren Ana Fatma Cemevi Başkanı Hıdır Bal, “İki haftadır burada cem yapıyoruz. Alevilerin sesi olmaya çalışıyoruz” dedi.

    Bal, “Esenlerde Alevi toplumunun, cenaze hizmetlerinin, cem erkanının, pirler ocağının olduğu bir cemevi yok. Bunu oluşturmaya çalışıyoruz. Kaybolan yolumuzu yaşatmaya çalışıyoruz. Bu anlamda derneğimizi kurduk” ifadelerini kullandı.

    “BU YOLDA ANALARIN DA HAKKI VAR”

    Hıdır Bal, cemevinin isminin neden Ana Fatma olduğunu ise şöyle açıkladı:

    “Cemevlerimizin adı genelde Hz. Ali, Pir Sultan, Hacı Bektaş. Biz de Ana Fatma’nın da bu yolda hakkı olduğunu düşünerek bu ismi verdik cemevine. Bu yolda anaların da hakkı vardır.”

    Bal, iki haftadır perşembe günleri cem yaptıklarını belirterek, “Göreve başlamadan önce canlardan rızalık aldık. Şimdilik 12 yönetici var” dedi.

    Ana Fatma Cemevi yönetimine seçilen canlar ise şunlar:

    Cemevi Başkanı Hıdır Balo
    Sayman- Orhan Firik
    Sekreter-Nuray Kaş ve Erhan Ekinci
    Hasan Bazın, Kudret Pektaş, Kemal Kaş, Aygül Aydemir, Zeynep Erdemir, Tuncay Aydoğu, Cüneyt Yerlikaya, Hüseyin Acaray (Dede)

    PİRHA/İSTANBUL   

     

  • DAD Mamak Şube’de ‘Kuşatılmış Alevilik’ konuşuldu-VİDEO

    DAD Mamak Şube’de ‘Kuşatılmış Alevilik’ konuşuldu-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Derneği’nin düzenlediği “Kuşatılmış Alevilik” panelinde cemevlerinin asmilasyonun kıskacında olduğu, bu tekçi zihniyet karşısında direnişçi yapıya uygun bir örgütlenme modeli oluşturmak gerektiği vurgulandı.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi tarafından, “Kuşatılmış Alevilik” konulu panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Serpil Köksal’ın yaptığı panele konuşmacı olarak Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş katıldı.

    Panele DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Murat Işık, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube üyeleri,  HDP Mamak ilçe temsilcileri, HDK Mamak Yürütmesi ve Tuzluçayır halkı katıldı.

    Süleyman Deprem’in gülbangıyla birlikte çerağ uyandırılarak başlayan panelde açılış konuşmasını DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun yaptı.

    HÜSEYNİ DURUŞ VE DİRENİŞÇİ YAPIYA UYGUN BİR ÖRGÜTLENME MODELİ

    Alevi inancına ve değerlerine çok yoğun saldırıların olduğu bir dönemden geçildiğini vurgulayan Altun, “İnancımız üzerinde süre gelen inkar, red ve asimilasyon gibi tüm tahribatlara, yıkımlara karşı bireysel ve kurumsal olarak kendimizi dara çekmezsek, var olan sorunların çözümüne kalıcı, ileriye taşıyan bir çözüm üretemeyiz. Ancak doğru bir tarz, doğru bir üslup ve doğru bir temelde yaratacağımız örgütlülüklerle dost ve musahip kurumlarla koordinasyon içerisinde kolektif bir çalışmayla ifade ettiğimiz sorunları aşabiliriz. Öncelikle bütün kurumsal ilişkilerimizde birbirimize destek ve güç veren bir anlayışı oturtmalıyız. Bu zulümatın tekçi, katliamcı (fiziki ve kültürel), asimilasyon politikalarının önüne geçmenin yolu; bu öğretinin özüne, Hüseyni duruş ve direnişçi yapısına uygun bir örgütlenme modelini önümüze koymaktır” şeklinde konuştu.

    “HER İKTİDAR KENDİ ÖTEKİSİNİ YARATTI”

    Altun’dan sonra söz alan DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş, bu ülkede kadın olmanın başlı başına sorun olduğunu, Kürt Alevi kadın olmanın ise sorunun katmerleşerek devam etmesini beraberinde getirdiğini kaydetti. Her iktidarın kendisini var etmek için bir öteki yarattığını belirten Güneş, halklar arasındaki farklılıkların olmasının yaradılış esası olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Hepimiz doğduğumuz haneyi seçemeyiz, doğduğumuz hanenin dilini seçemeyiz, doğduğumuz hanenin inancını seçemeyiz. Bunların her bir tanesi bizim doğuştan getirdiğimiz haklardır. Bunlar tartışma konusu değildir aslında. Tıpkı ceylanın hakikati gibi, tıpkı tırtılın hakikati gibi, tıpkı bir çamın hakikati gibidir bu. İnsanın hakikati de insanın doğduğu coğrafyayla, doğduğu toprakla, bir hak yasası olma halidir. Ama ne yazık ki iktidarlar kimlik adı altında kendilerini var etmek adı altında da işte bu farklılıkları öteden beri kaşıyor, bir öteki kavramı üzerinden halkları birbirine kırdırıyor. Öngördükleri, kendilerinin belirledikleri anlayış çerçevesinde de yaratmak istedikleri toplum modeline uygun insan yetiştirmek istiyorlar.”

    “HANELERİMİZ PİR GÖRMEZ OLDU”

    Türkiye’de yaşayan Kürt Aleviler olarak bu coğrafyanın en ötekisi olduklarını kaydeden Güneş, “Defalarca katliamlardan geçirildik, defalarca toprağımızdan edildik, yaşadığımız coğrafyalardan sürüldük. Her şeye rağmen bugün Ankara’da Mamak’ta bir apartmanın giriş katında gene cem olmayı becerebiliyoruz” dedi. Kentleşme ve göçlerle birlikte yaşanılan asimilasyon sonucu Aleviliğin olmazsa olmazı olan talip-pir-rehber ilişkisinin ortadan kalktığına vurgu yapan Güneş, “Hanelerimiz rehber görmez oldu, hanelerimiz pir görmez oldu. Yolumuzu nasıl yaşayacağımıza dair rehbersiz kaldık” diye ifade etti.

    “KENTLER BİR HAFIZASIZLAŞTIRMA TOPLUMU”

    Kente geldikten sonra yolun yegane yürütücüsü olan kadının kent hayatı içerisinde kendisini var etme, hane kültürünü geçmişten getirdiği tarihsel birikimi aktarma konusunda bir hafıza kırılması yaşadığını belirten Güneş, kentleri bir hafızasızlaştırma toplumu olarak tanımladığını ekledi.

    “İKRARLAŞMA VE RIZALIĞA BAĞLI BİR İLİŞKİ”

    Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete de Alevi inancında her klan, kabile ve aşiretinin bir ocağa bağlı olduğun belirtti. İlişkilerde ikrarlaşma ve rızalığın olduğuna dikkat çeken Kete, şöyle devam etti:

    “İlk kavim dönemlerde insanoğlu sapiens olup ayakları üzerine kalkıp alet kullandı, doğayı tanımaya başladı, kendi kendine kemalete erdi, doğayı tanıdı, kendini tanımaya başladığından itibaren bireyle, evrenle ve doğayla ilişki geliştirdi. Bu ilişki tahakküme bağlı, zora bağlı, baskı altına almaya bağlı, bir ilişki tarzı değil, ikrarlaşmak ve rızalığa bağlı bir ilişki. Toprakla da rızalık ve ikrarlık vardı, bitki ile de ilişkiye geçerken tarzı buydu.”

    “HİYERARŞİ VE İKTİDAR YOK” 

    Bu örgütlenme tarzının ana kadın etrafında oluştuğunu söyleyen Kete, “Gelişen süreç içerisinde her aşiret mutlaka bir ocağa bağlıdır. Bazı aşiretler Alevi aşiretleridir ve bir ocağa bağlılar. Bir ocağa niyaz etmişler. O ocağın bir piri var, bir mürşidi var, bir rehberi var. Rehber Kızılbaş Alevi inancında babadan oğula devam ediyor. Ama bu değildir ki ne olursa olsun pirin oğlu da posta oturacak, böyle bir şey yok. Yol buna bir çare bulmuş ve yol demiş ki ‘Yol taliple başlar. Talip hak kapısıdır. Aynı zamanda talip odur ki pirini ateşin içinden alır.’ O ocak içerisinde herhangi bir aile erkan yürütüyorsa, pir postuna oturmuşsa yanlış yaptığında o ocaktan başka birine niyaz edilir. Bu yönüyle pirler dokunulmaz değildir. Yanlış yaptığında çok rahatlıkla talibi pirini dara kaldırabilir. Niye? Pirin de piri var, o da mürşittir. Pir de ona taliptir. Sonuç itibariyle bu üçü yola taliptir. Biz buna el ele el hakka diyoruz. Kimse kimseden üstün değildir. Bu ilişki tarzında bir hiyerarşi ve iktidar yoktur” şeklinde konuştu.

    Ocakların devlet ve iktidar dışı oluşumlar olduğunu kaydeden Kete, gelinen aşamada Alevi ocaklarının bitirilmeye çalışıldığını belirtti. Ayrıca Kete, Diyanet İşleri Başkanı’nın Dersim Cemevi’ne gitmesini de eleştirdi.

    “DÖRT DUVARA SIKIŞTIRILMIŞ BİR İBADET MEKANI YOK”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem ise 20-30 yıla yakındır ülkede yaşanan kaos ortamıyla birlikte talan, sürgün, imha ve inkar politikalarının dayatılması sonucu mülteci konumuna düşen Alevilerin ülkenin varoşlarına sığınarak yaşamlarını sürdürmeye başladıklarını ancak inançlarını yaşama noktasında sıkıntılar çektiklerini kaydetti. Alevilerin şehirlerde inançlarını sürdürebilmek için devletten ve yerel yönetimlerden cem yapabilecekleri alanlar istediklerini ifade eden Deprem, “Gerçek anlamda kadim Alevilikte statü olarak cemevi diye bir ev yoktur. Cami gibi, kilise gibi, havra gibi kutsanmış dört duvara sıkıştırılmış bir ibadet mekanı Alevilerde yoktur” dedi.

    “CEMEVLERİ ASİMİLASYONUN KISKACINDA”

    Alevilerin ibadet mekanının bütün yeryüzü olduğunu söyleyen Deprem, şöyle devam etti:

    “Günün 24 saati ve dünyanın her yeri bir Alevi’nin hakla hak olabilmesi, hakkın huzurunda ikrar verebilmesi, hakkın huzurunda özünü dara çekebilmesi için her yer ve her saat müsait. Bu anlamda statü olarak bir cemevine ihtiyacı yoktur. Ancak toplumsal olarak bir araya gelmek için bir alana ihtiyacı vardır. Buradan kaynaklı olarak devletin kendisine vermiş olduğu dünya insan haklarının da imza altına aldığı ilkeler doğrultusunda hakkı olan bir toplanma alanı talep etmiştir. Ancak bu talep resmi olarak verilmemiş son dönemde Alevlerin kendileri kendi paralarıyla  köylerinde ve kendi mahallelerinde yaptıkları cemevlerini cemevi olarak isimlendirmelerine müsaade edilmemiş, kültür evi adı altında bunlara izin de verilmemiş, ses çıkartılmamış. Ancak devlet boş durmamış cemevi dediğimiz yerlere el altından pir ya da dede kılığında imam göndermiştir. Şu anda bütün cemevleri bu anlamda bir asimilasyonun kıskacındadır.”

    Panelin ardından Yoldaşça Türküler grubunun katıldığı bir müzik dinletisi gerçekleştirildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • DAD Mamak Şubesi kuşatılmış Alevilik paneli yapacak

    DAD Mamak Şubesi kuşatılmış Alevilik paneli yapacak

    PİRHA-Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi, yarın Ana Fatma Cemevi’nde saat 15:00’te düzenleyeceği panelde Kuşatılmış Aleviliği tartışacak. 

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi, Aleviliğe ve Alevilere yönelik asimilasyon, baskı ve kuşatmayı teşhir etmeye devam ediyor. Yarın saat 15:00’te Ana Fatma Cemevi’nde yapılacak olan panelde pirler, ocak mensupları kuşatılmış Aleviliği tartışacaklar.

    Serpil Köksal’ın moderatörlüğünü yapacağı panele Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem, Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete ve DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş konuşmacı olarak katılacak.

    Panelin ardından Yoldaşça Türküler grubunun katılacağı bir müzik dinletisi gerçekleştirilecek. (HABER MERKEZİ)