Etiket: ana fatma cemevi

  • DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde aşure lokması pay edildi-VİDEO

    DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde aşure lokması pay edildi-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde cem evi yöneticileri ve üyeleri tarafından Yas-ı Muharrem bitimi ile birlikte aşure lokması verildi.

    Aleviler için kutsal olan Muharrem ayının bitimiyle birlikte DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde verilen aşure lokmasına HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Van Eski Van Milletvekili Nazmi Gür, Şırnak Milletvekili Nizamettin Tonguç , HDP Ankara İl eş Başkanı Nur Aytemur, HDP Mamak ilçe Yönetim Kurulu üyeleri, EMEP YK üyeleri ve EMEP Gençliği, İHD Ankara Şube YK üyeleri, DAD Ankara Şube YK üyeleri, HBVKD Genel Merkezi üyeleri, Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkanı Sultan Saygılı, Tuzluçayır Kadın Dayanışması Derneği, PSAKD Eski Başkanı Mustafa Demirtaş Sivas Divriği Köy  Dernekleri, Yuva Külahlı köy dernekleri  Başkanı Yusuf  Gölpınar, Karaağaç Köy Derneği başkanı Bilal Yalçın, ve çok sayıda mahalle halkı katılım gösterdi.

    Aşure lokmasında PSAKD Eski Mamak Şube Başkanı Mustafa Demirtaş yaptığı konuşmada  “Yas-ı matem ayındayız canlar. Orucumuzu tuttuk, lokmalarımızı paylaşacağız. Kerbela’da şehit olanları andık, gözyaşlarımızı döktük. Hz Hüseyin zalimin zulmüne karşı boyun eğmedi, biat etmedi. Çünkü yezit zalimdi iktidarı ve hükümdarlığı için halka zulmediliyor, halkı katlediyordu. Yani çağımızın deyimi ile diktatördü” dedi.

    “GÜNÜMÜZDE DE HÜSEYİN’İN DURUŞLARI DEVAM ETTİ”

    Demirtaş, “Hz.Hüseyin de diktatörün hükümdar olmasını istemedi” diyerek şunları kaydetti:

    “Onun için de yezide karşı koymak için canlarla bir olmak için hür meye gidiyordu Kerbela’da çevrildi. Orada 72 canla birlikte şehit oldu. Ama İmam Hüseyin tarihte bize şunu gösterdi. Zalimin zulmüne karşı boyun eğmeyeceğini, zalimlere karşı savaşılacağını gösterdi. Hz Hüseyin orada ölümü seçti, ölümsüzleşti,Direnişin simgesi oldu. Günümüzde Hüseyin duruşları devam ediyor canlar.

    Daha sonra zalimin zulmüne karşı Nesimiler, Pir Sultanlar kendilerini gösterdiler Zamanımızda ise Mahirler, Denizler bu zalimin düzenine karşı savaştı hepsi de İmam Hüseyin’in saadetinde.Bütün devrim şehitlerimizi saygı ile anıyoruz.”dedikten sonra gülneng okudu,sonrasında  lokmalar canlara pay edildi.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

  • DAD Ana Fatma Cemevi’nde lokmalar pay edildi- VİDEO

    DAD Ana Fatma Cemevi’nde lokmalar pay edildi- VİDEO

    PİRHA- Aleviler için kutsal olan Muharrem ayının başlaması ile birlikte Ankara’da bulunan DAD Ana Fatma Cemevi’nde oruç tutan canlar lokmalarını paylaştılar.

    Muharrem orucunun 5. gününde Alevi canlar tarafından DAD Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevinde lokma verildi, Ana Fatma Cemevi’nde bir araya gelen DAD Mamak şube, HBVKD Genel Merkezi, PSAKD ve  HDP üyesi yurttaşların katıldığı oruç açmada Yanyatır Ocağı Dedesi Hüseyin Öz’ün lokma duası ile gerçekleşti.

    “HZ HÜSEYİN BİAT ETMEYEREK ZALİME İSYAN EDİYOR”

    Oruç açma öncesi söz alan Yanyatır Ocağı Dedesi Hüseyin Öz, Kerbela’da Hz. Hüseyin’in biat etmeyerek Yezid zihniyete karşı direndiği belirterek şunları vurguladı:

    “Bugün toplanmamızın sebebi muharrem oruçlarıdır. Kerbela üzerinden 1338 sene geçti ve hala yas tutuyorsak bir anlamı vardır. Hz. Hüseyin’in biat etmesini bekleyerek su vermiyorlar. Yezid’e biat ederek istediği yerde istediği şekilde rahat bir yaşam sürebilirdi. Ama o ailesinin, çocuklarının yok olma pahasına biat etmiyor. O direnmeyi seçiyor. Zalime karşı isyan ediyor. Arkasından gelen Hallacı Mansurlar, Nesimiler, Pir Sultanlar, Kalender Çelebiler, üç fidan ve birçoğu Hüseyni duruşu esas alarak düşüncelerinden asla ödün vermeden ölümü seçiyorlar. Bugün oruç tutmak yastır. Oruç tutmak sevap yazdırmak veya günah affettirmek değildir. Yani bizim hesabımız, kitabımız öte dünyaya yönelik değildir.”

    Konuşmasının ardından Hüseyin Öz Dede’nin gülbangı  ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN / ANKARA

     

     

  • Ana Fatma cemevi: Muaviye zulmüne dur diyeceğiz – VİDEO

    Ana Fatma cemevi: Muaviye zulmüne dur diyeceğiz – VİDEO

    PİRHA- Ankara’da 1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma cemevi öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Yapılan basın açıklamasında konuşan Ana Fatma cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, “1 Eylül Dünya Barış Gününde, siyasal iktidarın, 16 yıldır uyguladığı politikalar ve son OHAL rejimi ile birlikte tekçi politikalarla farklı kimliklere, inançlara, kültürlere ve siyasal anlayışlara yani kısacası zulme biat etmeyen herkesi yok sayan, yaşam hakkı tanımayan, bu Muaviye zulmüne dur diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Ankara’da 1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma cemevi öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Ana Fatma cemevinde yapılan basın açıklamasına AKA-DER, BDSP Ankara Şube, DAD  Ankara Şube, Demokratik İslam Kongresi, Hacı Bektaş Kültür ve Dayanışma Derneği genel merkezi, HDK Mamak Meclisi, HDP/ DBP Mamak İlçe Örgütleri, Tüm Emekliler-Sen ve SYKP temsilcileri katıldı.

    “SAVAŞ DEĞİL KALICI BARIŞ SAĞLANSIN”

    Yapılan basın toplantısında ortak basın metnini okuyan Ana Fatma Cem Evi Eş Başkanı Hasan Altun, Hak ve hakikat aşkıyla cümle cana aşk olsun. Zulmet deryasına karşı nur deryasında buluşanlara aşk olsun ifadelerini kullandı.

    “1 Eylül Dünya Barış Gününde, siyasal iktidarın, 16 yıldır uyguladığı politikalar ve son OHAL rejimi ile birlikte tekçi politikalarla farklı kimliklere, inançlara, kültürlere ve siyasal anlayışlara yani kısacası zulme biat etmeyen herkesi yok sayan, yaşam hakkı tanımayan, bu Muaviye zulmüne dur demek için buradayız” diyen Altun şöyle devam etti:

    “Devletin tüm bu etnik ayrımcılığı ortadan kaldırmasını kadına yönelik şiddet ve tecavüz kültürü teşvik eden politikalardan vazgeçmesini, savaşın değil, kalıcı barışı sağlamasını. Her kesimi ve herkesi kucaklayan politikaları bir an önce hayata geçirilmelidir. Dolaysıyla biz aleviler, Sünniler, Süryaniler, ezildiler, Kürtler, Türkler, Ermeniler, Lazlar, sol, sosyalistleri emekçiler, aydınlar, kadınlar ve gençlerimiz bu ülkenin özgür, eşit bireyleri olarak bir arada yaşamak istiyoruz. İnancımızdan, kimliğimizden ve düşüncelerimizden dolayı işimizden, aşımızdan mahrum edilmek istemiyoruz” dedi.

    “RAHİM HÜSEYİN FENAHİ’NİN İDAMI DERHAL DURDURULSUN”

    Dersim dört dağ içinde dört dağ ateş içinde. Cem evlerimize, kutsal mekanlarımıza Dersim ve Bingöl’de savaş bahane edilerek ormanları ateşe verilen cümle canın katliamını, doğamıza, yönelik rant amaçlı saldırıları şiddetle kınıyoruz” ifadelerini kullanan Altun “1 Eylül Dünya barış günü dolayısıyla İran rejiminin açıkladığı Salı dünü idamı gerçekleştirilecek olan Ramin Hossein Panahi’nin  idamının derhal durdurulmasını talep ediyor ve ölümlerin son bulmasını istiyoruz. Tüm katılımcılara aşkı niyaz ederiz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Ana Fatma Cemevi üyelerinden Şıx Mamo Türbesi’ne ziyaret-VİDEO

    DAD Ana Fatma Cemevi üyelerinden Şıx Mamo Türbesi’ne ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi yöneticileri ve üyeleri Kayseri Kırkısrak Köyü’nde bulunan Şıx Mamo Türbesi’ni ziyaret etti. Ziyarette cem tutuldu, deyişler söylendi. 

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube Ana Fatma Cemevi, Kayseri Kırkısrak Köyü’nde bulunan Şıx Mamo Türbesi’ni ziyaret etti.

    6 saatlik yolculuktan sonra asfalt yolu bulunmayan, oldukça sarp kayalıkların ve  dağlık alanların hakim olduğu arazi yapısı ve yerleşim olarak Karadeniz’deki yerleşim alanlarını andıran Alevi köylerinden Darıdere Köyü’nde bulunan Sarı Saltuk Türbesi ziyaret edildi.

    Sarı Saltuk Türbesi içerisinde bulunan Pulu Dede Türbesi niyaz edilip, dilekler tutulduktan sonra hareket edildi. Yine güzergah üzerinde bulunan Çağşak Kültür Cemevi de ziyaret edilip orada bulunan canlarla sohbetler gerçekleştirildi.

    Daha sonra Kırkısrak Köyü’ne gidilip Şıh Mamo Türbesi’ne ziyaret gerçekleştirildi. Ziyaret sırasında Şıx Mamo’nun torunlarından Hasan Akyol, Şıx Mamo’nun yaşam biçimi, felsefesi hakkında, yaşadığı dönem içerisinde kominal yaşam biçimini nasıl hayata geçirdiği ile ilgili gelen konuklara bilgiler sundu.

    Sonrasında Şıx Mamo ile ilgili röportajların yapıldığı ziyaret sonrası kurban kesimi gerçekleşti. Ardından DAD Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nin üyeleri, Maraş Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem’in yürütüğü Muhabbet cemi gerçekleştirildi. Ceme Kırkısrak köylüleri katıldı.

    “ALEVİLİK ÖZ YÖNETİM BİÇİMİYLE KENDİNİ VAR EDEN BİR TOPLUMDUR”

    Muhabbet Cemi’nde Pir Süleyman Deprem, özellikle 1950-1960 yıllarında Alevice bir yaşamın baskı altına alınmaya başlandığını belirtti.

    Baskı altına alınmasının sebeplerinin olduğunu kaydeden Deprem, “Çünkü Alevilik inancı, devletsiz bir yaşam biçimini savunduğu için, felsefesi gereği devleti reddetmiş bir yaşam biçimidir. Devlette sınıf vardır, devlette sömürü vardır, devlette baskı, zulüm ve gasp vardır. Ama Alevilikte bunların hiçbirisi yoktur. Alevilik kadimden bu yana özerk ve öz yönetim biçimi ile kendini toplum olarak var eden bir anlayıştır” dedi.

    “MUSAHİPLİK KURUMUYLA BİRLİKTE YAŞAM TOPLUMU OLUŞTURULDU”

    Alevilikte hiyerarşinin olmadığının altını çizen Deprem, Aleviler toplumda musahipsiz hiç kimse kalmayacak bir şekilde musahiplik kurumunu oluşturmuş, musahiplik kurumu ile Aleviler barış ortamını  hayata geçiren, suçu reddeden, birlikte yaşam toplumunu oluşturmuşlardır” dedi.

    Yapılan konuşmalardan sonra DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nden canlar semah döndü. Ardından hazırlanan lokmalar canlara pay edildi.

    “ALEVİLİK, METROPOLLERDE YAŞANACAK BİR İNANÇ DEĞİL”

    Keklikoluk Köyü’ nden Dursun Sevgili, türbe hakkında şu bilgileri veriyor:

    “Puro dede sıradan senin benim gibi bir zattır. Ama Sarı Saltuk Ocağı’na mensup onların müritlerindendir kendisi, gerçekçi bir zat. Mucize sahibi biridir. Bunun mucizelerini öğrenmeleri için bazı evliyalar dedeler gelmiş yanına. Ey Pulo dede diyorlar senin mucizelerin nedir diyorlar? Bir mucize gösterebilir misin bize diyorlar? Erenler herkes bir mucize gösterdi ben size şunu diyebilirim diyor. Buyurun beraber bizim ahıra inelim eğer öküzlerim size karşı saygıda kusur ederse ben bu ocağı terk ederim diyor. Erenler hep beraber ahırın kapısını açıyorlar, girdilerinde öküzler yatıyorlar erenler içeri girince öküzler ayağa kalkıyorlar ve dile geliyorlar. Hoş geldiniz erenler diyorlar. Eyvallah Pulo Dede senin mucizen budur sana inandık diyorlar.”

    Sevgi Kişin ise ilk defa geldiğini söylüyor. Kişin, “Alevilik metropollere taşınabilecek ve oralarda yaşanabilecek bir inanç değil. Kendi yerinde kendi mekânında olur. Bugün de böyle bir yere geldik. Öncelikle terk edilmiş, yaşam çokta canlı değil. Ekonomik ve diğer baskılardan dolayı Alevi köylerin birçoğunda azalmalar oldu” dedi.

    “KÜRTLERİN YAŞADIĞI BİR YER”

    Aktivist Sibel Göktaş ise Şıx Mamo Türbesi’ne Kürt halkının Aleviliği nasıl yürüttüğüne ilişkin merakını gidermek için gittiğini söyledi.

    Göktaş, “Hangi türbeye girsek hangi inanç yerine girmiş olsak burada Kemalizmin, Mustafa Kemal Atatürk’ün büstü, söylevleri, ona yazılmış şiirler yazıyordu. Sonuçta burası herkesin Kürtçe konuştuğu, Kürtlerin yaşadığı bir yer. Buraya gelmemizdeki amaç nasıl yaşadıklarını ve kültürün buraya nasıl geldiğini görmekti, fakat asimilasyonun türbeye kadar girmiş halini gördük” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Alevilerin yaşam hakkı mücadelesini sosyalistler, devrimciler görmeli’-VİDEO

    ‘Alevilerin yaşam hakkı mücadelesini sosyalistler, devrimciler görmeli’-VİDEO

    PİRHA- DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi tarafından 3’ncüsü düzenlenen ‘Kuşatılmış Aleviliği kadınlar konuşuyor’ paneli düzenlendi. Panelde, Aleviliğin bir doğa inancı olduğu vurgulanarak, cemlerin erkek ağırlıklı yapılması da eleştirildi. Alevilerin yaşam hakkı için mücadele verdiği belirterek, özellikle sosyalistlerin, devrimcilerin bunu görmeleri istendi. Avrupa’da Alevilerin mücadelesinin sonuç verdiği ifade edilen panelde, Alevi inanç merkezlerinin, dergahlarının müze yapılmasına tepki gösterildi. 

    DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi tarafından 3’ncüsü düzenlenen ‘Kuşatılmış Aleviliği kadınlar konuşuyor’ paneli düzenlendi.

    Panele HDP Mamak İlçe Yönetim Kurulu üyeleri, Tuzluçayır Kadın Dayanışması, Kız kardeşim kadın derneği aktivistleri katıldılar.

    Panele, Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin Genel Başkanı aynı zamanda, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Yönetim Kurulu üyesi olan Nevin Kamilağaoğlu, Eğitimci-aktivist Sevgi Kişin’in konuşmacı olarak katıldı. Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hülya Türkmen ise panelin moderatörlüğünü yaptı.

    Türkmen panelin açılış konuşmasında şunları söyledi:

    “Kuşatılmış Alevilik üzerine düzenlemiş olduğumuz üçüncü panelimizi kadınlarımızın bakış açısıyla ele alacağız. Yolun sahibi, sır olan, nur olan Ana Fatma’nın eli her daim üzerimizde olsun. Yolumuzu yolsuza, uğursuza, pirsize uğratmasın. Hızır’ın aklı, kemaleti bize ışık olsun, yol göstersin.
    Yolumuz, erkanımız üzerinde sürdürülen inkar, ret ve asimilasyon politikalarının önüne geçmenin yolu, yolun gerçek sahipleri olan ana canlarımızın kadınlarımızın bu öğretinin özünü yani ikrarı, edebi, gelecek kuşaklara aktarmasından geçer. Hepimizin bildiği ve kabul edilen bir gerçeklik vardır. Her toplumu yaratan, o toplumun kadınlarıdır. Bir toplumun kadınları iyi, güzel ve doğru yaşıyorsa, o toplumun tamamı da iyi güzel ve doğru yaşar. Çünkü kadınlar toplumun doğurucu, yaratıcı ve yapıcı gücüdür. Alevi kadınlar öncelikle Alevi inancının güçlü köklerini bilmek kadar sistemin kadın ve erkekteki etkilerini çözümlemek durumundadır. Yaşanan özgürlükten uzaklığı bilince çıkararak köle kadın ve egemen erkek karakterlerine karşı verilecek mücadele, tam da Alevi inancının yaşam rengini yansıtacak bir gerçekliktir. Bunu yapamamak ise aslını inkâr etmek ve doğalında haramzade olmak anlamına gelir. İnançlarımıza, değerlerimize ve kimliklerimize en çok saldırının olduğu bir dönemde Alevi kadınlar olarak örgütlülüğümüzü geliştirerek aktif mücadeleye katılmamız kendisiyle birlikte birçok gelişmeyi yaratacaktır. Yaşam felsefesinde canlar arasında ayrım olmasa da bu gün erkek egemenlikle zihniyet yapılanmaları Alevilerin yaşamını da etkilemiştir.

    “CEMLERİMİZ ERKEK AĞIRLIKLI”

    Cemlerimiz erkek ağırlıklı olmaktadır. Ya da kadınların katılımı fazla olsa da etkin olamamaktadırlar. Bu Alevi kadınları açısından bir sorundur. Kadın özgürlüğü açısından da bir mücadele gerekçesidir. Yaşamın her alanında kadının etkin olması analık kültürünün tekrardan canlandırılmasıyla bağlantılıdır. Ocaklar Alevilikte kutsaldır, ziyaret yerleridir, geleneğin devam ettirilmesidir. Diğer yandan ateşin kutsallığını ocakla bütünleştirdiğimizde, ocağın sönmemesi ananın-kadının bu ateşi harlandırmasıyla bağlantılıdır. Ocağın anasız tütmeyeceğini, canlar arasında ayrımın hak yol’ da kabul edilemeyeceğinin bilinciyle alevi -kadın örgütlenmesini gerçekleştireceğiz. Hızır yardımcımız, Ana Fatma koruyucumuz, olsun diyoruz.”

    Avrupa Alevi Kadınlar Federasyonu Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, panel de yaptığı konuşmada, Alevi inancının kadın önderlerinin adının verildiği bir cemevinde olmanın sevincini yaşadığını belirterek,  “Türkiye’de bu bir ilk Ana Fatma cemevi. Diğer Alevi anaların adıyla anılan tek bir cemevi yok” dedi.

    “ALEVİLERİN MÜCADELESİNİ GÖRMEYENLER KENDİNİ DEVRİMCİ OLARAK GÖRMESİN”

    Avrupa’dan bilgi vermek istediğini belirten Kamilağaoğlu, şöyle konuştu:

    “Politik nedenlerle Avrupa’ya gittim. Yaşamımın son 15 yılında Alevi örgütlerinin içerisinde çok aktif olarak çalışıyorum. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyon Yönetim Kurulu üyesiyim. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin genel başkanlığını 8 senedir yapıyorum. Onun dışında aynı zamanda İsveç Alevi Federasyonu’nun Eş Başkanıyım. Çok fazla eleştirilere maruz kalmıştık. Bir sosyalist olarak Alevi örgütlerinin içerisinde mücadele etmek nasıl bir şey? Alevilikle dincilik mi yapıyorsun şeklindeki eleştirelere karşı ben herkesin her kesimden insanın Alevilere karşı çok büyük gönül borcunun olduğunu söylüyorum. Söylemeye de devam edeceğim. Çünkü Alevilerin yaşam hakkı mücadelesini görmeyen hiç kimse kendini sosyalist, devrimci olarak görmesin.”

    Türkiye’de, Türkiye’nin en büyük inan gurubunu oluşturan Alevilerin hiçbir hakkının olmadığını belirten Kamilağaoğlu, “Son dönemlerde yaşam hakkı tehlikeye girmiş durumda. Bu aslında Türkiye’nin ayıbı. Biz Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli milyonlarca insan, yaşadıkları ülkelerde o ülkelerin kendi insanlarına karşı nasıl inanç özgürlüğünü savunduğunu, nasıl camilerin yapıldığını, nasıl cemevlerinin açılmasına müsade edildiğini, nasıl diğer inanç topluluklarına karşı kendi inançlarını özgürce yaşamaları için her türlü olanağın nasıl sağlandığını, bizler bire bir yaşıyoruz” dedi.

    “AVRUPA’DA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ VAR”

    “Avrupa’nın ortasında inanç özgürlüğü var, diğer inanç grubuna mensup Aleviler de kendi inançlarını özgürce ifade ediyorlar” diyen Kamilağaoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’de çok büyük inanç grubu olan ve 25 milyon olan Aleviler kendi inançlarını özgürce yaşayamıyor. Bu gerçekten Türkiye’nin ayıbı. Bizler kendi inancımızı özgürce yaşamak istiyoruz. Hiç bir engelle karşılaşmadan. Çünkü inanç özgürlüğü bir insanın ana sütü gibi hakkı olan insan hakkıdır. Avrupa’da Alevi örgütlülüğü 80’lerde başlıyor, özellikle Almanya’da başlıyor örgütlenmeye. Aleviler çok korktukları için Almanya’da bile Alevi Derneği diyemiyorlar. Alevilerin üzerinde o kadar sindirilmişlik var ki 80’de Alevi adı koymuyorlar kültür evleri adıyla başlıyor Alevilerin örgütlenmesi. Arkasından süreç 93′ kadar devam ediyor. 93 Sivas Katliamı’ndan sonra Aleviler Avrupa’nın tüm ülkelerinde şaha kalkmış gibi her ülkede kendi adlarıyla, kendi kimlikleriyle, Alevi Kültür Merkezleri açılıyor. Çünkü artık susmanın kimseye bir faydası yok. Bir yanda genç insanlar, bir yandan Alevilik, katledilirken büyük bir katliam yaşanırken, Avrupa da insanların sessiz kalması mümkün değil. Avrupa’daki tüm Alevi Kültür Merkezleri, cemevleri açılmaya başlıyor. Şu anda 2018 yılında bizim bir konfederasyonumuz var. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu. Konfederasyonun altında 12 ülkede örgütlü Alevi federasyonlarımız var. Onlardan birisi de İsveç Alevi Federasyonu. Danimarka, Hollanda, Almanya. Avrupa’nın 12 ülkesinde federasyonlarımız var, federasyonların altında 267 tane Alevi Kültür Merkezi cemevimiz var. Ayrıca konfederasyonda örgütlenen Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Avrupa Alevi Gençler Birliği var. Avrupa inanç kurumumuz var. Bir de akademisyenler kurulu kültür sanat kurumumuz var. Alevilik üzerine araştırma yapacak bilim, kültür kurumumuz var. Yani üstte konfederasyon onun altında bileşenleri 4 bileşeni, onun altında da federasyonlara bağlı derneklerimiz var. Avrupa’da durum bu.”

    “AVRUPA’DA ALEVİLİĞİN AYRI BİR İNANÇ OLDUĞUNU SÖYLEDİK”

    Yine Avrupa da çok önemli özel bir durum var. 93 sonrası Avrupa’da Aleviler yaşadıkları ülkelerin hükümetlerine müracaat ettiler ve dediler ki; Alevilik bir inançtır. Tıpkı Müslümanlık gibi, tıpkı Hristiyanlık gibi, tıpkı Yahudilik gibi tıpkı diğer dinler ve inançlar gibi. Alevilikte kendine özgü bir inançtır. Bizi kabul edecekseniz bizim diğer hiçbir inançlarla ilgimiz yok. Bunlar sadece kâğıt üzerinde olmadı yazıp hükümetlerin ellerine bırakmadık. Bizim toprağımız burası, binlerce yıllık Alevilik burada yaşandı. Biz Anadolu’yu temel aldık. Biz dedik ki Anadolu’da yaşadığımız bir inanç var hiçbir diğer inanca benzemiyor.

    “İSVEÇLİ, FRANSIZ BİLİM İNSANLARI ALEVİLİĞİ İYİ BİLİYOR”

    Biz buradaki kimliklerimizi götürdük. Bizi bırakın binlerce yıldır Bizans ve Osmanlı, bu tarafa Avrupa’da bilim insanları Aleviliği araştırmış. Bir Alman Aleviliği, senden benden daha iyi biliyor. Bir İsveçli, bir Fransız bilim insanı Aleviliği çok iyi biliyor. Bizim bilmemize hiç gerek yok.

    Yârin İsveçli bir profesörle görüşeceğim. 6-7 ay farklı dergâhlarda araştırmalar yaptı. Biz bilim insanlarının verilerini aldıktan sonra götürdük dedik ki; bizim inancımız kendine özgü bir inançtır. Alevilik hiçbir inancın içinde dışında değil, yanında yöresinde değil, Alevilik kendine göre bir inanç Aleviliğin kendine özgü ritüelleri var.

    “ALEVİLİK, KADIN VE ERKEĞİN İNANÇSAL RİTÜELİNİ YERİNE GETİRDİĞİ TEK İNANÇ”

    Eğitimci Kadın Aktivist Sevgi Kişin de, “Cins ayrımın olmadığı kadın ve erkek yoktur. Cemlerimizde can vardır. Can cinsiyetin bittiği yerdir. Ortadoğuda Ezidileri çok iyi bilmiyorum ama kadın ve erkeğin inançsal ritüelini yerine getirdiği tek inançtır Alevilik” dedi.

    “Aleviliğin Türkiye, Anadolu coğrafyasında ritüeliyle yaşananlar arasında ciddi bir fark var. Herkes Aleviliği kendine göre bir formata çekme ve değerlendirmeye tabi tutmaktadır” diyen Kişin, şöyle konuştu:

    “Okuduklarımdan çıkardığım en doğru Aleviliğin, benim doğduğum köyümde ve şahit olduğum yaşadığım Alevilik olduğunu düşünüyorum. Alevilik İslamiyet’in dışında mıdır, içinde midir? Biz kendi köyümüzde böyle bir soru ile hiç muhatap olmuyorduk. Biz bu sorularla kendi köylerimizden, yaşadığımız, yaşam alanlarımızdan çıkıp farklı farklı yerlere gelince muhatap olduk.
    Alevilerin kutsal mekânları cemevleri değil, bizim ziyaretlerimizdir. Bizim kutsal mekânımız bazen bir Munzur’dur, bazen bir dağdır, bazen bir taştır. Maalesef ki Alevi inancı başka bir yere taşınabilen bir inanç değildir. Siz o kutsallarınızı başka bir yere götürme şansına sahip değilsiniz. Cemevleri daha ziyade örgütlenme açısından her yerde kuşatılmış bir Aleviliğin örgütlenme, birbirini tanıma, birlikte olma derdinin olduğu bir yer olarak görüyorum. Daha ziyade kültür dernekleri diyebiliriz. Alevi inancının kendi ritüel Bingöl’de Hevser baba, Varto’da Grov babadır. Onlardan kopuyorsan, inançtan bir şekilde kopmuş oluyorsun.”

    “BİZİM İNANÇ MERKEZİMİZ NEDEN MÜZE YAPILIYOR”

    Hacı Bektaş dergâhı müze haline getirilmiştir. Bütün dinlerde ve bütün anlayışlarda müze şudur: O inançtan kimsenin kalmaması demektir. Ankara’da Hititlerin heykeli vardır, Hititlerin vardır, kalmamışlardır. Biz Aleviler varız, niye müze yapılıyor ki bizim inanç merkezimiz neden müze yapılıyor. Müze olması başlı başına bir hatadır. Var olan yaşayan bir inancın müze haline getirilmesi zaten yok sayılmışsındır. Maalesef biz Aleviler bu anlamda Cumhuriyete müteşekkiriz. Ama orayı inanç haline getirmiş.
    Biz neden bu kadar susarak buralara kadar geldik? Cumhuriyetle birlikte tekke ve zaviyeler kapatıldı. Medreselerde Kürt âlimleri yetişiyordu, tekke ve zaviyeler Alevilerin inanç merkezleriydi. Onun dışından herhangi bir inanç merkezi kapatılmadı ama buna rağmen bütün Aleviler ömrü boyunca Cumhuriyete müteşekkiriz, sağ olsun diyoruz. Çünkü biz beyaz ölüm hiç görmedik. Osmanlı’da kılıçtan geçirildik, Osmanlıdan sonra ince ince beyaz ölüm bizi bu hale getirdi.”

    “ALEVİLİK BİR DOĞA İNANCIDIR”

    Kişin, “Alevilik bir doğa inancıdır. Canlı ve cansız tüm varlıkları kutsayan bir inançtır. Hakikaten de kapitalizmin, emperyalizmin bir tükenmişlik noktasına girdiği bir yerden yeni bir yaşam vaat ediyorsak bu yeni yaşamda tüm canlıları doğadaki her şeyi kutsayan bir Alevi inancı insanların birlikte yaşayabildikleri bir inançtır. Alevi referanslar böyledir. Uygulama maalesef birçok nedenle farklı farklı boyutlara taşınmıştır. Bunun birçok nedeni vardır” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Bir yeri kutsal kılan oranın duvarları değil, insanlarıdır’-VİDEO

    ‘Bir yeri kutsal kılan oranın duvarları değil, insanlarıdır’-VİDEO

    PİRHA- DAD Mamak Ana Fatma Cemevi’nin düzenlediği  ‘Sanatçılar kuşatılmış Aleviliği’  konuşuyor adlı panelde konuşan Tiyatrocu Yeşim Dorman ve Müzisyen Onur Kocaman önemli mesajlar verdi. Dorman, “Devletin çok ciddi bir çabası var. Dünyada olan en içiçe geçmiş ama insan sevgisini merkeze koymuş bir Aleviliği kuşatmaları mümkün değil” dedi. Kocaman ise, “Yıllardır cemlerin nerelerde yapıldığını biliriz. Bizi şatafata yönlendiren, özendiren bir kültür var. 3 katlı 5 katlı cemevleri yaptık. Ne oldu, daha mı kutsal bir yer” diye konuştu. 

    DAD Mamak Ana Fatma Cemevi, ‘Devletin Alevi ve Alevi kurumları üzerindeki kuşatılmışlığı’ndan sonra dün de ‘Sanatçılar Aleviler üzerindeki kuşatılmışlığı’ ele alan bir etkinlik gerçekleştirdi.

    Moderatörlüğünü Gülistan Aydoğan’ın yaptığı, Tiyatrocu Yeşim Dorman ve Müzisyen Onur Kocaman‘ın konuşmacı olarak katıldığı panele ilgi büyüktü.

    Mamak’ta örgütlü bulunan kurumlardan AKA-DER, PSAKD Mamak Şube, HDK Ankara il HDP, Kız Kardeşim Derneği, HDP 1. Bölge Alevi milletvekillerinden Cennet Avcı ve Ceyhun Akın da panele katılım gösterdi.

    Paneli yöneten Gülistan Aydoğan, Şeyh Bedrettin’in 15. yüzyılda  kaleme aldığı bir yazısıyla başladığı konuşmasında Bedrettin’in, “Tanrı dünyayı yaratmış insanlara da bahşetmiştir. Servet ve tarım ürünleri herkesin ortak malıdır. İnsanlar eşittir. Kiminin zengin ve servet sahibi olması, kiminin ekmeğe muhtaç olması tanrısal amaca aykırıdır. Nikâhlı eşten gayri dünyanın bütün malı ortaktır. Hıristiyan, Musevi, Müslüman tüm insanlar birdir. Ve kardeştir. Yöneticilerin saldırılarını anlayışla karşılamak tanrının amaçlarına, buyruklarına uymaz, doğru değildir. Yöneticiler yönetenler tarafından seçilmelidir. Herkes özgürlüğün gerektirdiği gibi yaşamı biçimlendirmeli, açıklayabilmeli ve saygılı olunmalıdır” dediğini aktardı.

    Aydoğan, “Günümüzde Şeyh Bedrettin’in felsefesine itiraz edebileceğimiz bir şey yok. Bizim taleplerimizle ne kadar örtüştüğünü görüyoruz. Bunu talep ettiği için de isyan ettiği gerekçesiyle öldürülen Şeyh Bedrettin, Torlak Kemal ve diğerlerini biliyoruz” hatırlatmasında bulundu.

    “ALEVİLİĞİ KUŞATMALARI MÜMKÜN DEĞİL”

    Tiyatrocu Yeşim Dorman, Dertli Divani ile bir köye gittikleri cemde, Fatma ananın dara çıktığını ve eşinin daha gençken kendisine şiddet uyguladığını, dolayısıyla şikayetçi olduğunu söylediğini anlattı. Alevi yoluna göre bir ceza verildiği örneğini aktaran Dorman, şöyle konuştu:

    “Böyle bir şey coğrafik olarak kuşatılmış gibi de gelse asla sistem tarafından kuşatılamaz. Neden kuşatılamaz? Bize sanat yasaklanmıyor, bize yazmak, resim yapmak, saz çalmak bunların hiçbir yasak değil.
    Biz Anadolunun Alevi ve Sunisinin dışında çok önemli pazar kültürünün de aynı zamanda temsilcileriyiz. Mesela biz Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Alevilerle Sunileri karşılaştırırız. Nüfus olarak düşünün biz azız diyelim. Ama Ankara Sanat Tiyatrosu’nda 10 kişiden 5-6’sı Alevdir. Bizi kuşatmaları o anlamda mümkün değil. Tabii ki devletin çok ciddi bir çabası var. Ama Aleviliği Bektaşiliği kuşatmaları mümkün değil. Dünyada olan en içiçe geçmiş ama insan sevgisini merkeze koymuş bir Aleviliği kuşatmaları mümkün değil.”

    Müzisyen Onur Kocamaz da, “Hangi Alevilik kuşatıldı ve bu Aleviliği kimler kuşattı” diye sordu.

    Kocamaz, “Devletin yıllardır sistematik bir şekilde Aleviler üzerinde yaptığı baskıyı kendini Alevi olarak tanımlamış kişiler  de yaptı. Sadece devlet yapmadı. Kendimiz de kuşattık. Sistematik bir şekilde Aleviler de Alevileri kuşattı. Hal böyle olunca hangi Alevilik? Aleviliğin tanımlanamamış bir tanımı var. Birileri gelecek Alevilik şudur diyecek, diğeri çıkacak hayır şu değildir, budur diyecek. Birileri elinde Kuran, dilinde bismillah rahmani rahim, gelecek bize Aleviliği anlatmaya çalışacak. Biz bilmemiz gerekeni ise geçiyoruz” diye konuştu.

    Kocamaz şöyle devam etti:

    “Aleviliğin ne olmadığını bilsek zaten bir problem kalmayacak. Biz Aleviliğin ne olmadığını bilmeliyiz. Aleviliğin ritüelleri bellidir. Namaz kılmaz nokta. Oruç tutmaz nokta. Zekât vermez, hacca gitmez. O zaman İslamiyet’in içerisine sokamayız. Ama bize siz İslam’ın özüsünüz deyip dikta eden ve bu 10 binlerce yıldır bizim bütün dinlere öz kaynak oluşumuzu inkâr eden bir mekanizma. Bu bir Alevi paradoksu. Dinin bize sürekli empoze ettiği bir kültür deformasyonu var. Biz buna karşı çıkamıyoruz. Neden? Çünkü içimizdeki suni Alevilerden, buna karşı çıkamadığımızdan dolayı kendi kurumlarımızı ve dinamiklerimizi sorgulayamıyoruz.

    “BİR YERİ KUTSAL KILAN ORANIN DUVARLARI DEĞİL, İNSANLARIDIR”

    Yıllardır cemlerin nerelerde yapıldığını biliriz. Bizi şatafata yönlendiren, özendiren bir kültür var. 3 katlı 5 katlı cemevleri yaptık. Ne oldu, daha mı kutsal bir yer. Burada toplandık cemevi işte. Bir yeri kutsal kılan oranın dokusu duvarları değil, insanları. Hal böyle olunca travmatik bir durum oluştu üzerimizde. Acaba biz mi yanlış yapıyoruz. Yol önderleri, uluları sırlamışlardı ve biz es geçtik Aleviliği nereden öğreneceğimizi.”

    “Sözüm gerçek anlamda yolu süren dedelere değildir” diyen Kocaman, “Biz düşkün dedelerin peşine düştük. Düşkün dedelerin peşine düşünce bizde bir arayış oldu. Topluma kendimizi kabullendireceğiz. Biz de Müslümanız, biz de Muhammedi seviyoruz, Ali’yi seviyoruz diyerek, bu ezikliğin verdiği aidiyet hissiyle ait hissedeceğiz. Bu milliyetçi hastalığını, bizlere ırkçılığı şırınga ettiler. 72 millete aynı nazarda bakan bir yol gitti, yerine Türkmenci, ırkçı bir yaklaşım dayatılıyor. Alevi Alevi’de Alevinin Türk’ü, Kürt’ü, Arabı olmaz Alevi Alevidir. Alevinin Kürtçe bileni, Rumca bileni, Türkçe bileni olur” şeklinde konuştu.

    Müzisyen Onur Kocamaz, “Aleviliği biz onlara kabul ettirmeye çalıştığımız bir tanımı aradığımız sürece deforme olmaya, bozulmaya müsait hale geliriz. Ben Aleviliğe din üstü bir inanış, dinler üstü din diyorum. Bir şeye ait olma zorunda değilim. Bir dine, bir duruma, bir topluma ait olma durumunda değiliz. Alevi’ye aitiz” dedi.

    Daha sonra soru cevap bölümüne geçilerek, etkinlik bitirildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Mamak Şube Ana Fatma  Cemevi’nde, 3 Mayıs’ta Birlik Cemi yapılacak

    DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde, 3 Mayıs’ta Birlik Cemi yapılacak

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube’ye bağlı Ana Fatma Cemevi, 3 Mayıs Perşembe günü saat 18.00’de Birlik Cemi düzenliyor. 

    Pir Ali Haydar Uçkaç’ın yürüteceği cemde Murat Yılmaz zakirlik yapacak. Lokmaların da paylaştırılacağı ceme ilişkin bir mesaj yayınlayan Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube’ye bağlı Ana Fatma Cemevi canlara şu çağrıyı yaptı:

    “Sırrı hakikat bilen nur cemalli mihmanlarımızı Birlik cemimizde oniki hizmeti yürütmeye ve kılı kırk yaran kamillerimizi aşk pazarında serden geçmeye bekleriz. Birlik cemimiz nehak zihniyetin karşısında değerlerimizi var etmeye katkı sunacaktır. Bu inançla gelin canlar bir olalım diyoruz. Lokmalarımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi paylaşmak ve ortaklaşmak insan-ı kamile varmada sevgi dilimiz, kılavuzumuz, Hızır yâr ve yardımcımız olsun.”   (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Aleviliğin içi sosyal pazarlama idolleriyle boşaltılıyor’-VİDEO

    ‘Aleviliğin içi sosyal pazarlama idolleriyle boşaltılıyor’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği’nin düzenlediği ‘Kuşatılmış Alevilik’ başlıklı panelde, Aleviliğin içinin sosyal pazarlama idolleri kullanılarak boşaltıldığı ifade edildi. AKP eliyle ülkenin Selefileştirildiği vurgulanan panelde, Suriye meselesi ile birlikte bu ülkenin meselesinin imam hatip haline geldiği ve eğitimin dinselleştirilmesinde ciddi yatırımlar yapıldığı ifade edildi.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Ana Fatma Cemevi’nde ‘Kuşatılmış Alevilik’ başlıklı panel düzenledi.

    Panelin moderatörlüğünü DAD Mamak Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hülya Türkmen yaptı. Konışmacı olarak Eğitimci, Araştırmacı Yazar Hamide Yiğit ve Araştırmacı Yazar Özcan Öğüt’ün katıldığı panele Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube Yönetim Kurulu üyeleri, Demokratik İslam Kongre üyesi Diyadin Fırat, HDP İl yönetiminden Mahmut Emin Avcı, HDP Mamak İlçe Yönetimi, DBP Mamak Eş Başkanı Sırrı Keleş, AKA-DER Mamak ilçe temsilcileri katıldı. Zakir Murat Yılmaz ise deyişler seslendirdi.

    Demokratik Alevi Derneği Cemevi Eş Başkanı Hülya Türkmen açılış konuşmasında, Alevilere yönelik baskılara değinerek, PSAKD üyelerinin tutuklanmasına tepki gösterdi.

    Türkmen, “Kadim tarihimizi ve coğrafyamızı talan etmenin, asimilasyon politikalarının ret ve inkarın sonucunu almak isteyenler ne yazık ki suç üreten işleyiş nizamlarını giderek kat be kat arttırarak hakkın emri rızasını çiğnemekten ve savaşlar çıkarmaktan başka bir sonuç elde edemediler. Özellikle son süreçte inancımıza musahip kurumumuz olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticilerine karşı yapılan baskılar, sindirmeler, gözaltı ve tutuklamalar gözönüne alındığında baskıların gittikçe artacağı sinyallerini vermektedir. PSAKD yöneticileri yalnız değildir. Gün Ali’ye yar, Mazluma Berdar, zalime Zülfikar olma günüdür. Gün inancımıza kurumlarımıza yola ikrar veren canlara sahip çıkma günüdür. Her zamankinden daha fazla bir olalım, iri olalım, diri olalım” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİĞİN İÇİ SOSYAL PAZARLAMA İDOLLERİ İLE BOŞALTILIYOR”

    Panelist Araştırmacı Yazar Özcan Öğüt yaptığı konuşmada, Aleviliğin içinin boşaltıldığını söyledi. Bunlar yaparken ise bunun için sosyal pazarlama idollerinin kullanıldığını ifade eden Öğüt sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Makbul olan, makbul olup da egemen güçlerden belli payeler alan, belli ödüller alan ünlü figürler var. Türkiye örneğinde sayacak olursak Yavuz Bingöl, isminin de hakkını vererek, müsait bir yapıda egemene eklemlenen bir misyon üstlendi. Şu anda TRT’den tutun da birçok yere kadar ihya ediliyor. Misyonerleri biliyorsunuz. Abdulkadir Selvi, Zerrin Özer, onlarca isim sayabilirim. Bunlar aynı zamanda ulemanın sosyal pazarlama idollerine dönüşüyor. Alevi içerisinde makbul olmaya daha müsait olan, proto-sünniliğine müsait zayıf halkalar artık zamanla sosyal dışlanmadan  bıkıyor. ‘Ben neden kayırılan toplumdan bir parça olmayayım’, ‘zaten ben de Müslüman değil miyim’ diyerek o pratikleri uygulamaya başlıyor. Bunlar sosyal pazarlama idolü olarak kullanılıyor.”

    ALİSİZ ALEVİLİK

    “Alisiz Alevilik” kavramına da değinen Öğüt şöyle konuştu:

    “Aleviliğin sadece Ali sevgisinden ibaret olduğunu anlatan ‘Alevilik Ali’yi sevmekse Alevi benim’ der örnekte olduğu gibi, bir Alevilik var. Aleviliğin içini boşaltan bir Alevilik. Sadece Ali’yi sevmekten ibaret biraz daha ilerisi ise namazlı, niyaz’lı, oruçlu, Ramazanlı bir Aleviliğe doğru giden bir kulvar açıyor size. Alevilik içerisinde kutsal mazlum figürleri sahiplenildiği önemli değerleri, Hz. Ali ve Ehlibeyt gibi hem Şia ve Sünnilikte nasıl işlevsel bir zaafa, bir koza dönüştüğünün enteresan örnekleri bunların Aleviler için önemli değerleri olduğu inkâr edilemez.

    Burada bir Müslümanlık kompleksi yaratılıyor. Dinsizlik damgası yememek için kraldan çok krala benzeşme. Bu kompleks tamamen bir zaafı bulduğunda, hadi kanıtla dediği an üzerine gidiyor ve bu kompleksin içerisine girenler proto-sünniliğe adım atıyorlar. Pratik anlamda baktığımızda Sünniler ne yapıyorsa onu yapıyor. Ama adı Alevi. Bunlarda Aleviliğin ideal modeli olarak bizlere sunuluyor. Bakın böyle Aleviler de var. Oysaki o senin el emeği göz nurun senin ürünün. Yıllardır ulemanın, senin yaratmaya çalıştığın eserin.

    Aleviler gerçekten benim proto-Sünniler dediğim makbul Aleviler gibi ise peki yüzyılardır biz niye katledildik. Niye katliam fetvalarında bize şunu söylediler: Ulemanın Şeyh İslam’ın yazdığı fetva ile ‘namaz kılmayan oruç tutmayan dinsizler yani Kızılbaşlar görüldükleri yerde katledilmeleri vaciptir.’ Bu fetvaları 300-400 yıl veren ulemanın atalarından bir yanlışlık var o zaman.”

    “AKP ELİYLE BU ÜLKE SELEFİLEŞTİRİLİYOR”

    Eğitimci, Araştırmacı Yazar Hamide Yiğit de, İslam’ın Selefileştirilmesi programının hayata geçirilmeye başladığını söyledi.

    Yiğit şöyle konuştu:

    “Selefilik anlayışında Alevilik tekfir edildi. ‘Hz. Ali ve taraftarları kafirdir, görüldükleri yerde katli vaciptir’ denildi. Selefilik tekfirci bir yöntem izliyor. Kendinden olmayanı teksir eder ve İslam peygamber içim öldürmeyi kutsal sayar. AKP eliyle bu ülke Selefileştiriliyor, gözümüzün önünde oluyor. Suriye meselesi ile birlikte bu ülkenin meselesi imam hatip meselesi haline geldi. Eğitimin dinselleştirilmesinde ciddi yatırımlar yapıldı. Selefi vakıflar ve cemaatler var. Fettullah cemaati bunlardan bir tanesi idi. Bu küresel projedir. Bunun yürütücüsü Fettulah Gülen olduğu için dış destekliydi onlar da çok güçlendi ve büyüdü. Bugün onun yerini AKP’ye devrettiği için vakıflar, cemaatler az güçlü değil. Çünkü tüm selefi cemaatler çok ciddi bir şekilde 12 Eylül faşist darbesinden bu yana besleniyor. Bu selefi vakıflara devlet, toplumun sosyal dokusunu değiştirecek dönüştürecek işler devretti.

    Sağlık alanında, özellikle eğitim alanında çoktan devredilmişti bu işler. Diyanetin işleri bellidir. Diyanet’e zamanı geldiğinde ‘sen bu işleri yapacaksın’ denilmiştir. Ulema denildikten sonra artık toplumu yöneten bütün kanun ve kuralların öncesini artık Diyanet duyurmaya başladı. Bu fetva geleneği Selefilikte vardır. Nerede sistemin karşısında toplumsal muhalefet varsa orayı tekfir eden bir saldırı gerekiyor. Tekfir etmek demek bütün Müslümanları bunlar İslam’ın düşmanlarıdır deyip üzerilerine saldıracaksınız, etkisiz hale getireceksiniz, hatta öldürülürlerse, katledilirler ise katilini alkışlar bir toplum haline getirileceksiniz. Bu hale getirmenin yolu ise fetvadır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Mamak Şubesi’nde 17 Şubat’ta Xızır Cemi yürütülecek

    DAD Mamak Şubesi’nde 17 Şubat’ta Xızır Cemi yürütülecek

    PİRHA- DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi, 17 Şubat Cumartesi günü saat 18:00’de Hızır Cemi erkanı yürütecek.

    Pir Süleyman Deprem ve Zakir Cihan Çelik’in katılacağı cem erkanına katılım çağrısı yapan DAD Mamak Şube Başkanı Hasan Altun, “Hak ve hakikat aşkıyla tüm canlarımızı zulme karşı direnişle Hızır Cemine lokmalarını pay etmeye bekliyoruz” dedi.

    Yapılan açıklamada, “Ana Fatma cemevimizin ilk Hızır cemini Mamaklı yereldeki canlarımızın lokmalarıyla gerçekleştirirken, ilk kez cemde deyişlerimizi, duazlarımızı ana dilde söyleyeceğiz. Hızır cemimizin Hak ve hakikat aşkıyla zulme karşı direnişe, sevgiye ve barışa vesile olmasını diliyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde Alevilik’te yol ve erkan eğitimi-VİDEO

    DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nde Alevilik’te yol ve erkan eğitimi-VİDEO

    PİRHA – DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Mamak bölgesinde evlerde yaptıkları cem programlarına devam ediyor. İkincisini gerçekleştirdikleri cemde Maraş Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem’in katılımı ile ‘Alevilik’te yol ve erkan’ konusu anlatıldı.

    Haberin videosu

    Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi, Mamak bölgesinde cemi sadece cemevinde yapılır anlayışından çıkartarak evlerde yapabilmenin ilk adımını geçen ay gerçekleştirmiş, aynı zamanda bu çalışmaya paralel olarak kendi binasında 3 aylık bir programla Alevilik’te yol ve erkan felsefesini gerek kendi üyelerine, gerekse de örgütlenmeye çalıştığı Mamak ilçesine bağlı mahalle halkına yönelik eğitim çalışmasının ilk pratik adımını atarak anlatıcılığını Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem’in üstlendiği çalışmanın 2. dersini gerçekleştirdi.

    Yapılan eğitim  çalışmasında varoluşçuluk, bilim, her şey birbirine dönüşür, yol, erkan, kadın, lokma, yönetim modeli başlıkları işlendi.

    Çalışmada “cemin toplumsal olarak bir araya gelme zorunluluğu olduğunu kendi felsefemiz doğrultusunda birlikte ibadet diyelim niyaz diyelim, cem diyelim, bizler kentlere veya ülkelere dağıtılmadan ve sürgün edilmeden önce evlerde bir araya gelip 3 can 1 cem derdik” diye konuşan Deprem şunları belirtti:

    “Biz Aleviler cem için yer tanımayız çünkü aleviler bütün yeryüzünü cem yapılacak yer olarak görürler. Rumi zemin bizim cem yapacağımız yerdir. İbadetin zamanı ve yeri olmaz. Bunun için ne camiye ne havraya ne sinagoga ne de kiliseye gerek vardır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Mamak Şubesi evlerde cem erkanı başlattı-VİDEO

    DAD Mamak Şubesi evlerde cem erkanı başlattı-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi, Mamak bölgesinde bulunan evlerde Cem erkanı başlattı. Bu kapsamda Mamak Ege Mahallesi’nde bir ailenin daveti üzerine evde cem yapıldı. 

    Haber Videosu

    Ankara Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi’nin evlerde cem erkanını yaymak için çalışmaları sürüyor. Mamak Ege Mahallesi’nde bir ailenin daveti üzerine evde cem yapıldı. Maraş Sinemilli Ocağı Piri Süleyman Deprem ve Mamak Ana Fatma Cem Evi Eş Başkanı Hasan Altun’un katılımı ile eve mihman olup ceme duruldu.

    Yapılan muhabbet ceminde Pir Süleyman Deprem sohbetler gerçekleştirdi. Yapılan muhabbette sorulan sorular üzerine, “Bizim en büyük haccımız dostun cemalini ziyaret etmektir. Biz de hac, namaz, zekât, sala, kelimeyi şehadet İslamın beş şartından bir tanesi bizde yoktur. Bir dostu ziyaret etmek dostun gül yüzünü ziyaret etmek bizim haccımızdır” dedi.

    “ALEVİLİK BİR MEZHEP DEĞİLDİR”

    Aleviliğin bir yaşam biçimi olduğunu belirten Süleyman Deprem, sözlerine şöyle devam etti:

    “Alevilerde kırkımız bir, birimiz kırkımızdır. Bu da iyilik de, kötülük de, acımız da, kahrımız da, sevincimiz de ortaktır. Eğer İslamın içinde isek mezhep olmamız lazım. Alevilik bir mezhep değildir. Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır. Alevilik bir yoldur bir yaşam biçimidir. Alevilik din değildir. İslam’ın mezhepleri, Şiilik, Şafilik, Hanbelilik, Hanefilik 4 tane mezhebi var. Hallacı Mansur’u araştırın, İslam’ı ret etti ve enel hak dedi. Hallac-ı Mansur eskiden bir İslam alimiydi, Bedreddin bir İslam alimiydi, Nesimi bir İslam alimiydi. Bunlar niye İslamı ret ettiler. Birisi hak bendedir dedi, birisi enel hak dedi, yüzdüler, kestiler, astılar.”

    Mahalleden 20 kişinin katıldığı muhabbet ceminde ülkenin içerisinde bulunduğu durum, genel anlamda Alevilik ve Aleviliğin geldiği nokta, Alevi toplumu üzerindeki etkileri, Aleviliğin yolu ritüelleri üzerine sohbetler yapıldı, tartışmalar yürütüldü.

    Muhabbet ceminde çerağ uyandırıldı, gülbengler okundu, lokma duası ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ana Fatma Cemevi’nde Maraş, Roboski ve Ulucanlar anması-VİDEO

    Ana Fatma Cemevi’nde Maraş, Roboski ve Ulucanlar anması-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi’nin Tuzluçayır’da bulunan  Ana Fatma Cemevi’nde Maraş, Ulucanlar ve Roboski Katliam’larında yaşamını yitirenler anıldı. 

    Haberin Videosu

    Ankara Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde anma gerçekleştirdi. Maraş, Ulucanlar ve Roboski Kstliamı’nda hayatını kaybedenlerin anıldığı anmaya PSAKD, HBVKD Cemevi Mamak Şubeleri, HDP Mamak İlçe Örgütü, HDK temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, katliamda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sonrası Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun kısa bir konuşma yaptı. Altun, zulmün sokaklara taştığı bir dönemde, biat kültürüne karşı herkesin demokratik bir yaşam için üzerine düşmesi gerekeni yapmasını istedi.

    “KATLİAMA MARUZ KALANLARIN MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMELİ”

    Yeni katliamların önüne geçmek için Koçqiri’den Maraş’a, Sivas’tan Roboski’ye Ulucanlar Cezaevi’nden Gazi’ye, Gazi’den Sura, Cizre’ye tüm katliamların tarihsel süreç değerlendirmelerinin dikkate alınması gerektiğini kaydeden Altun, şunları kaydetti:

    “Devletin Alevilere, Kürtlere ve devrimci demokratlara karşı izlediği politikalar tek dil tek din tek devlet zihniyetini ifade etmektedir. Kimliklerinden ve inançlarından dolayı katliama maruz kalan halkların mağduriyetlerini bir nebzede olsa giderilmesi açılan davaların zaman aşımına uğramadan sorumluların yargılanarak mahkûm edilmesinden geçer.”

    “ROBOSKİ KATLİAMI SORUMLULARI YARGILANMALI”

     Ana Fatma Cemevi Eş Başkan Hülya Türkmen de Roboski Katliamı’na ilişkin şunları kaydetti.

    “Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Köyü yakınlarında 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’ya ait savaş uçakları tarafından yapılan bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 yurttaş yaşamını yitirmiştir. Birçok kişi de yaralanmıştır. Cenazelerin katır sırtında taşındığı görüntüler hala hafızalarımızda.

    Bizler insanlık dışı bu uygulamaları yok saymak, unutturmak ya da üstünü kapatmak mümkün değildir. Sadece geçmişte değil, bugün yaşananlarla de yüzleşmek hakikatleri ortaya çıkarmak vazgeçemeyeceğimiz bir amaçtır. Roboski’de yaşanan katliamın unutturulmasına müsaade etmeyeceğiz.

    Türkiye hakları demokrasi ve barış güçleri bu hesabı sormak için kararlı bir şekilde mücadeleyi sürdürecektir. Aynen bugün devletin hiçbir yasa tanımadan uyguladığı saldırılar karşısında susmadığımız gibi o günden bu güne başta Roboski’li aileler olmak üzere toplumdaki tüm vicdanlı bireylerin ve demokratik kurumların talebi sorumluların yargı önüne çıkarılması oldu.

    “KERBELA’DA YAŞANAN KATLİAM GÜNÜMÜZDE DE DEVAM ETMEKTE”

    Anmaya katılan Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem yaptığı konuşmada, Halaç-ı Mansur’dan, Şeyh Bedrettin’den Pir Sultan’dan bu yana Emevi İslami’yle birlikte başlayan bu katliamların günümüze kadar devam etmekte olduğunu belirtti.

    Kerbela’da yaşanan katliamın günümüzde devam etmekte olduğunu söyleyen Deprem, “Biz geçmişteki katliamları anarken, günümüzde yaşananları es geçmek değil, hala canlı olarak yaşadığımız katliamlara karşı birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi ve direnişimizi örgütlemek zulmün karşısında dik durmaktır görevimiz” dedi.

    Deprem, “Ne kadar susarsak o kadar sömürülürüz, ne kadar susarsak o kadar öldürülürüz, ne kadar susarsak zulme maruz kalırız. Bunlara karşı tek yok direnmektir”ifadesini kullandı.

    Konuşmaların ardından, Yönetmen Murat Özçelik’in kendisinin de mahkûm olarak kaldığı Ulucanlar Cezaevi’nde yaşanan katliamları ve sonrasını kendi çektiği ve yönettiği ‘Ölü Canlar’ belgesel gösterimi yapıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Dad Mamak Şubesi Dayanışma etkinliği düzenledi-VİDEO

    Dad Mamak Şubesi Dayanışma etkinliği düzenledi-VİDEO

    PİRHA- DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi tarafından dayanışma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte konuşan DAD Mamak şube Eş Başkanı Hülya Türkmen, “Reya-Haq Alevileri, zulme, zalime, kine, savaşa, öldürmeye, biat kültürüne, karşı inançların ve kimliklerin sevgi birlik barış eşit ve özgürce bir arada yaşamasını ilke edinmiştir. Bu bilinçle bedenlerini ölüm orucuna yatıran, işini ve ekmeğini isteyen, hakkını arayan akademisyene, işçiye duyarsız tepkisiz kalamaz” dedi.

    Haberin Videosu

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak şubesi yüzlerce yurttaşın katılımıyla dayanışma yemeği düzenledi. Etkinliğe PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKD Genel Başkanı Tuncer Baş, PSAKD Ankara Şube başkanı Ali Üngörmüş, DAD Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık ve yönetim kurulu üyeleri, PSAKD Mamak Şube Başkanı Mustafa Demirtaş ve yönetim kurulu üyeleri, Misket HBV Cem Evi başkanı Ali Rıza Yıldırım, CHP Belediye Meclis Üyelerinden Necati Yıldırım ve Rıza Kaplan, HDK il eş sözcüsü, HDP İl örgütü, HDP Mamak İlçe örgütü, Emep Mamak İlçe örgütü, AKA Der Mamak İlçe Yönetimi, Kız Kardeşim Kadın Dayanışma Derneği, Demokrat Göleliler Platformu, İmam Rızalılar Derneği, Çorum Kuzkışla Köy derneği, Sanatçı Oğuz Baran, Sanatçı Yavuz Canpolat, Ozan Hüseyin Kaya, Yoldaşça Türküler Dile Munzur destek verdi.

    “ZULMÜN ALTINDAKİ HER MEKAN KERBELADIR, DERSİMDİR”

    Etkinliğin sunuculuğunu Gülistan Aydoğdu’nun yaptığı etkinlik İmam Rızalar Derneği Dedelerinden Pir Murtaza Aktaş’ın yemek duasıyla başlatıldı. Ardından DAD Mamak Şube Ana Fatma Cem Evi Eş Başkanı Hülya Türkmen kısa bir konuşma yaptı.

    Hülya Türkmen konuşmasında şunları ifade etti;

    “Reya-haq, yani hak yolu zulme, zalime, kine, savaşa, öldürmeye, biat kültürüne, karşı inançların ve kimliklerin sevgi birlik barış eşit ve özgürce bir arada yaşamasını ilke edinmiştir. Bu bilinçle bedenlerini ölüm orucuna yatıran, işini ve ekmeğini isteyen, hakkını arayan akademisyene, işçiye duyarsız tepkisiz kalamaz. Hasta tutsakları görmezden gelemeyiz. Bizler insanın yaşama hakkını savunurken elbette ki doğanın katline, ekolojik dengeyi bozanlara, seyirci kalamayız. Dünya kültür mirasımız Hasankeyf’in sular altında bırakılmasını Sur’un tarihi yapısının yağma ve talan edilmesine, rant için yıkımına, duyarsız kalamayız. Dersim’de Rize’de, İzmir’de ormanların yakılmasına börtü böceğin kurdun kuşun katline sessiz kalmak ikrar verdiğimiz ocaklarımızın. Pirlerin bize bıraktığı mirasa aykırıdır. Vicdanlarımıza aykırıdır. İnsanlığımıza aykırıdır. Bu coğrafyanın zulüm altındaki her mekanı Kerbeladır, Koçgiridir, Dersimdir, Çorumdur, Maraştır, Sivastır, Zilandır, Halepçedir, Roboskidir. Çünkü gözyaşının, acının kimliği ve inancı olmaz.”

    “DEMOKRATİK BİR TOPLUM İÇİN EL ELE EL HAKKA”

    İnancımızın üzerindeki ret ve inkâr sistemi gerici, yoz, şeriatçı zorunlu din derslerini dayatmakta, ana dilde eğitim taleplerimize ve cem evlerimize statü vermeyerek, tekçi ve ırkçı zihniyetini sürdürmektedir diyen Hülya Türkmen, son olarak şunları belirtti;

    “İş cinayetlerine kadınların köleleştirilmesine yönelik imam nikâhı, çocuk gelin gibi tecavüz kültürünü topluma dayatan sistemin, bu yasalarına razı değiliz. Kültürel ve inançsal değerlerimizin hiçleştirilmesinin önüne geçerek geleceğimiz olan gençlerimizin kadınlarımızın yarına güvenle bakmasını sağlayacak demokratik bir toplumu inşa için hep birlikte el ele el hakka düsturuyla hizmetindeyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDP heyeti Ana Fatma Cemevi’nde verilen muharrem lokmasına katıldı

    HDP heyeti Ana Fatma Cemevi’nde verilen muharrem lokmasına katıldı

    PİRHA-Ankara’da Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube, Ana Fatma Cemevi’nde Muharrem lokması verdi. Muharrem orucunun 5. gününde verilen lokmaya aralarında HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay’ın da bulunduğu bir heyet katıldı.

    DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde verilen Muharrem lokmasına HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, HDP milletvekilleri Besime Konca, Lezgin Botan, Himettullah Erdoğmuş, PSAKD 25. Dönem Genel Başkanı Kemal Bülbül,PSAKD Mamak Şube Başkanı Mustafa Demirtaş, EMEP Mamak İlçe Başkanı Rıza Ercan katıldı.

    Muharrem lokması Kemal Bülbül’ün duasıyla başladı. Ardından lokmalar pay edildi.

    Burada kısa bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Kemalbay, “Bugün savaş tamtamlarının çıkarıldığı, savaş tezkerelerinin çıkarıldığı bir dönemdeyiz. Umarım bu dönem barışa, adalet ve kardeşlikten yana bir döneme evrilir. Biz barıştan yana olan herkes bunun için mücadele ediyor. Burada verilen lokmaların hak katında kabul olmasını diliyorum” dedi.

    HDP heyeti saat 19.30 sularında Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube’nden ayrıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    [su_slider source=”media: 83022,83023,83024,83025,83026,83027,83028,83029,83030,83031,83032,83033,83034,83035,83036,83037,83038,83039,83040,83041″ link=”post” width=”960″ height=”540″]Ülkenin muhaliflerine karşı uygulanan bu düşman hukuku rejimine bir son verilmelidir[/su_slider]

     

     

  • DAD Ana Fatma Cemevi Muharrem lokması verdi-VİDEO

    DAD Ana Fatma Cemevi Muharrem lokması verdi-VİDEO

    PİRHA-DAD Mamak Şubesi’nin verdiği Muharrem lokmasında gulbanglar okundu, İmam Hüseyin için mersiyeler söylenerek birlik mesajları verildi.

    Haberin videosu

    Ankara’da Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube, Ana Fatma Cemevi’nde Muharrem lokması verdi.

    Cemevinde verilen lokmaya Dede Mansur Rızalar Derneği Başkanı Murtaza Aktaş, Zakir Murat Yılmaz, PSAKD 25. Dönem Genel Başkanı Eğitimci Yazar Kemal Bülbül, HDP Mamak ilçe Eş Başkanı Abuzer Kısa ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Yas-ı Muharrem lokmasını birlikte bölüşmek amacı ile Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma Cemevinde  verilen lokma Pir Murtaza  Aktaş’ın okuduğu gülbenglerle başlarken, lokma duasının ardından Cemevine gelen canlara lokmalar dağıtıldı. Lokmaların ardından Zakir Murat Yılmaz mersiyeler ve deyişler okudu.

    Muharrem lokmasına konuşmacı olarak katılan Kemal Bülbül , Kerbela olayının tarihsel gelişim sürecini ve günümüzle olan bağlantıları noktasında katliamcı, inkarcı Muaviye soyunun günümüzde de devam ettiğine” vurgu yaptı. Bülbül, “Ama buna karşılık olarak Hüseyin çizgisinde ciddi bir direniş var. Bu direnişi daha da boyutlandırmak ve Muaviye anlayışına karşı halkların hakları için örgütlenmesi gerekiyor. Herkesin bu direnişe ve mücadeleye katkı sunması gerekiyor” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA