Etiket: anayasa değişikliği

  • ‘Alevi toplumunun eğitim modeli incelenmeli’

    ‘Alevi toplumunun eğitim modeli incelenmeli’

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi,  ‘Eğitim Sistemi ve Aleviler’ konulu muhabbet gerçekleştirdi.

    Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesinde ‘Eğitim Sistemi ve Aleviler’ konulu muhabbet gerçekleştirildi.

    12. Dönem Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı, Eğitimci Kemal Bülbül’ün konuşmacı olduğu muhabbete DAD yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Muhabbette son dönemde eğitimin giderek gericileştiği, Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı yeni müfredatı, Anaya ve Alevilerin gelecek dönemlerde buna karşı nasıl tutum almaları gerektiği anlatıldı.

    “YENİ BİR ERİL ANAYASA OLUŞTURULUYOR”

    Eğitimci Kemal Bülbül “Oluşturulmak istenen sistemde kadınlara hakaret ederek, eş cinselleri yok sayılarak, çocuklara tecavüz ederek yeni bir eril anayasa oluşturulmaya çalışılıyor” dedi.

    “ŞUANKİ SİSTEM IRKÇI, ERKEK EGEMEN, ASİMİLASYONCU”

    Türkiye’deki eğitim sistemine değinen Bülbül, “Şu anda eğitimde uygulanan program, kent soylu, orta üst sınıfa hitap eden bir sistemdir, ırkçıdır, asimilasyoncudur, erkek egemendir, din faktörü işin içine çok ustaca zerk edilmiştir ve farklılıkları inkar eden bir durum söz konusudur. Bundan kaynaklı olarak çocuklar  bu eğitim sistemiyle tekçi bir anlayışla yetiştiriliyor” diye belirti.

    “ZORUNLU DİN EĞİTİMİ, ZORUNLU ASİMİLASYONDUR”

    Alevi kurumları olarak  ‘Zorunlu din dersi kaldırılsın’ diye söylüyorduk, şimdi programın tamamı din dersi oldu” diyen Bülbül “Bundan sonra program kaldırılsın” demeliyiz. Zorunlu din eğitimi aslında zorunlu asimilasyon anlamına da geliyor.” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN EĞİTİM MODELİ İNCELENMELİ”

    “En önde gelen bir eğitim modeli olarak incelenmesi gereken Alevi toplumunun eğitim modelidir” diyen Bülbül “Alevi toplumunda da tıpkı bir devlet gibi hem örgün hem de yaygın eğitim vardı. Örgün eğitim tekke ve dergahlarda yapılır. Yaygın eğitim de ocaklarda yapılırdı. Örgün eğitim tekke ve dergahlarda yapılırken buradaki dersler, biyoloji, matematik, astronomi, felsefe ve okuma-yazma, dört kitapta ders kitabı olarak okutuluyordu. Dergahlara gelen canlara hitabet dersi okutulurdu” dedi.

    “CEM BİR YAYGIN EĞİTİMDİR”

    Yaygın eğitimin Alevi ocaklarında verildiğini söyleyen Kemal Bülbül, “Cem bir yaygın eğitimdir. Ceme katılan arifliği öğrenir. Pir talip ilişkisi, pir ana ilişkisi, talip talip ilişkisi, kirve ilişkisi, musahiplik ilişkisi bunlar yaygın eğitim sistemiydi” diye belirtti.

    “Bütün bunların karşısında kendimize alan açmalıyız” diyen eğitimci Kemal Bülbül, “Bizim alan açmamız lazım. Bu baskı ve zulüm altında her yerde,  her dakika, her an üstümüze yürüyen birşeylerle karşı karşıyayız. O sebeple sokakta, evde, komşumuzla okulda her yerde bunu tartışıp yeni alanlar açmamız gerekiyor” dedi. Muhabbet, karşılıklı tartışmaların yapılmasıyla son buldu.

    Semra Acar – İSTANBUL

  • Mahkeme: Din dersine katılmak isteğe bağlı olmalı

    Mahkeme: Din dersine katılmak isteğe bağlı olmalı

    İstanbul’da bir velinin çocuğunun din dersinden muaf tutulması istemiyle Eylül 2015’te açtığı dava sonuçlandı. İstanbul 9. İdare Mahkemesi, “Din dersine katılmamayı tercih edebilmek en tabii haktır” kararına vardı.

    Yargı, zorunlu din dersine katılımın zorunlu tutulamayacağı yönünde bir karar daha verdi. Dava kararında, ‘din derslerine katılmanın tamamen isteğe bağlı hale getirilmesi en tabii haktır’ değerlendirmesi yer aldı.

    İstanbul 9. İdare Mahkemesi, Özel Doğu Ataşehir Ortaokulu’nda okuyan 7. sınıf öğrencisinin velilerinin din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması istemiyle 22 Eylül 2015’te yaptıkları başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline yönelik taleplerini haklı buldu.

    Dava sonucu velilerin avukatı Özge Demir’e tebliğ edildi.

    MEB YANITSIZ BIRAKMIŞTI

    Veliler Cem Haktan ve Necla Karatekin, o dönem 5. sınıf öğrencisi olan kızlarının din dersinden muaf tutulması için okul ve Milli Eğitim Bakanlığı’na yaptıkları başvuru yanıtsız bırakılarak olumsuz sonuçlanmış ve bu durumun düzeltilmesi için İdare Mahkemesi’ne dava açmışlardı. Bir yılı aşkın süredir devam eden davada, yürütmeyi durdurma kararı çıkmış, öğrenci din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine katılmama hakkını kazanmıştı. 17 Ocak 2017’de davacıların avukatına davanın olumlu sonuçlandığını bildiren karar ulaştı.

    AİHS VE ÖNCEKİ KARARLAR

    İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin E.2016/95 ve K.2016/1521 numaralı kararında İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) ve sözleşmenin “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrası ile 1 No’lu protokolünün “Eğitim hakkı” başlıklı 2. maddesine, Anayasa Mahkemesi’nin 16.8.1998 gün ve E: 1997/62, K: 1998/52 sayılı kararına ve Danıştay 8. Dairesinin 15.05.2009 günlü E: 2007/8365, K: 2009/3238 sayılı kararına gönderme yapılarak “dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı” sonucuna varıldı.  (N.M)

  • HDP referandumu değerlendirdi: Umut içeren bir ‘Hayır’

    HDP referandumu değerlendirdi: Umut içeren bir ‘Hayır’

    Referandum sürecini değerlendirmek üzere toplanan HDP MYK ve Meclis grubu üyeleri, umut içeren bir hayır kampanyası yürüteceklerini açıkladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu ve Meclis Grubu, mecliste kabul edilen Anayasa değişikliğini ve referandum sürecini ele aldı. Eş Başkanları, milletvekilleri, parti üye ve yöneticileri tutuklu bulunan HDP, referandum öncesinde kitlesini dinamize etmenin ve yeniden harekete geçirmenin arayışlarını yoğunlaştırdı.

    Dün yapılan toplantı öncesinde HDP bileşenleri, insan hakları kurumları ile toplantılar yapılarak konuya ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

    HDP kaynaklarından alınan bilgilere göre, toplantıda MYK üyeleri ve milletvekilleri referandum sürecine ilişkin görüş ve önerilerini sundu. Ayrıca toplantıda yürütülecek olan kampanyada kullanılacak argümanlara ilişkin tartışmalar yürütüldü.

    Öneri ve değerlendirmeler bugün yapılacak olan Parti Meclisi toplantısında da ele alınacak. Ardından paylaşılan görüş ve öneriler bir bir kez daha MYK toplantısında ele alınarak karara bağlanacak.

    HALKA UMUT TAŞIYACAĞIZ

    Konuya ilişkin bilgi veren HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, özellikle kampanyada kullanılacak ortak dil üzerinde durduklarını ve farklı bölgelerin özgünlükleri dikkate alınarak bir kampanya yürütülmesi eğiliminin ağırlık kazandığını söyledi. Çalışmalarında daha çok ev ziyaretlerini ve yüz yüze görüşmeleri esas alacaklarını bu yöntemin benimsendiğini vurgulayan Bilgen, sadece ret üzerine kurulu değil, daha umut içeren bir ‘Hayır’ kampanyasının yürütüleceğini söyledi.

    MİLLİYETÇİ CEPHEYE KARŞI KÜRTLERİN TUTUMU

    Bilgen, OHAL koşullarında ‘Hayır’ cephesinin çalıştırılmayacağına yönelik ciddi kaygılar olduğunu ve bu yönlü ciddi şikayetler geldiğini belirterek, “Engelleme, seçim hilesi, baskı yoluyla ‘hayır’ oyu mümkün olduğu kadar düşürülmeye çalışılacak” dedi. Özellikle Kürt bölgesinde ‘hayır’ oyunun yüksek çıkmasının önemine dikkat çeken Bilgen, bunun “Milliyetçi Erdoğan ve Bahçeli ittifakına karşı bir cevap niteliği taşıyacağını” belirti.

  • ‘Suçları temize çıkaranlara karşı kavga sürecek’-VİDEO

    ‘Suçları temize çıkaranlara karşı kavga sürecek’-VİDEO

    PİRHA- Eski Emek Partisi Genel Başkanı, Levent Tüzel, Hrant Dink cinayetinin aydınlatılmasını istedi. Tüzel siyasi cinayetlere karşı mücadelenin süreceği mesajını verdi. 

    Eski Emek Partisi Genel Başkanı, 24. Dönem HDP Milletvekili Levent Tüzel,  Dink cinayeti ve Başkanlık sistemine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “10 yıldır Hrant’ı anıyoruz” diyen Tüzel devletin arkasında olduğu siyasi cinayetlerin hiç eksik olmadığına vurgu yaptı.

    “Yaşadığımız coğrafyadaki çatışmalara, kamplaşmalara bakıldığında yine bu şekilde düzenlenmiş tezgâhlar ne yazık ki halklarımızı bekliyor” diyen Tüzel, “O nedenle Hrant Dink gibi siyasi cinayetlerin aydınlatılması, Rakel Dink’in konuşmasında da geçtiği gibi bütün kademeleriyle sorumlu olan devletin bu sorumluluğunun açığa çıkması son derece önemli. Biz 10 yıl boyunca Agos gazetesinin önünde toplanan ve bu cinayeti lanetleyen halklar olarak cinayetin önlenmesi için açığa çıkmasını, aydınlatılmasını istiyoruz ve özgür, eşit, onurlu bir ortak yaşam mücadelesini veriyoruz” diye konuştu.

    “BAŞKANLIK SORUNLARI DERİNLEŞTİRİR”

    Başkanlık sistenin getirilmek istenmesine de tepki gösteren Levent Tüzel, tek adam rejiminin bütün bir topluma dayatıltığına işaret etti. Tüzel, “Bize sunulan ve kabul etmemiz istenen bu rejim, Türkiye’nin bu türden ortak yaşam sorunlarını değil çözmek, daha da derinleştirmek potansiyeli taşıyor” dedi.

    “KAVGAMIZ ONLARCA YIL SÜRECEK”

    Bu tür dayatmalara, çoğulcu, çok inançlı, çok kimlikli, çok uluslu yapıyı inkâr eden tekçi yaklaşımlar karşısında susmamak gerektiğinin altını çizen Tüzel, Dink cinayetine el birliğiyle göz yuman, cinayeti işleyen ve suçları temize çıkarmaya çalışanlara karşı izin sessiz kalınmayacağının gösterilmesi için mücadele verilmesinin önemine dikkat çekti. Tüzel “Belki de daha onlarca yıl bu kavga sürecek” vurgusunu yaptı.

    Nilgün Mete-İsmet Sefer/İSTANBUL

    Haberin videosu

    levent tüzel

     

  • CHP’li Erdoğdu’dan referandum uyarısı

    CHP’li Erdoğdu’dan referandum uyarısı

    CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, ‘partili cumhurbaşkanı’ sisteminin merkezde olduğu anayasa değişikliği teklifinin kabul edilmesiyle birlikte yürütülecek referandum kampanyasının bir parçası olarak suikastların ve saldırıların olabileceğini söyledi.

    Kişisel Twitter hesabından açıklama yapan Erdoğdu, referandum süreci boyunca saldırılarla yurttaşların dehşete düşürülmeye çalışılacağını iddia etti.

    “TÜRKİYE SAVAŞIN İÇİNE SOKULABİLİR”

    Erdoğdu, referandum süreci boyunca yaşanacağını düşündüğü şeyleri şöyle anlattı: “Referandum sürecinde taşeron terör örgütleri kanlı saldırılarla bizi dehşete düşürmeye çalışacaklar… Referandum kampanyasının bir parçası olarak Türkiye Suriye veya Irak’ta bir savaşın içine sokulabilir… Referandum kampanyasının bir parçası olarak suikastler olabilir… Referandum kampanyasının bir parçası olarak mezhep çatışması çıkarmak için Camilere veya Cemevlerine saldırı olabilir…”

    “SAKİN OLUN, SAKIN KORKMAYIN”

    Yurttaşların sokağa çıkmaktan bile korkar hale getirilmek istendiğini ve halka “Türkiye’nin bekası tehdit altında, tek çareniz güçlü liderlik. Başka şansınız yok, boyun eğin” deneceğini kaydeden Erdoğdu, şu mesajı verdi: “Bütün bu melanetler yaşanırken sakin olun… Bu yazdıklarımı hatırlayın… Aklınıza ve vicdanınıza pranga vurulmasın… Sakın korkmayın… Biz haklıyız… Gücümüz haklılığımızdan geliyor… Biz kazanacağız… Karanlığın üstüne güneş gibi doğacağız… Biz kazandığımızda Halkımız kazanacak… Kutuplaşma bitecek… Ekonomik kriz bitecek… Terör bitecek… Her şeye yeniden başlayacağız… Sizleri çok seviyoruz… Sizinle olmak sizin tarafta durmak herşeye değer… Biz kazanacağız… Türkiye kazanacak…”

    NE OLMUŞTU?

    ‘Başkanlık sistemi’ni de içeren anayasa değişikliği teklifine ilişkin maddeler, Meclis’te kurulan komisyondan AKP ve MHP’lilerin işbirliğiyle 29 Aralık 2016’da geçmişti. Komisyona 21 madde olarak gelen teklif, 18 maddeye düşerken, değişiklik teklifi 9 Ocak’ta Meclis’te görüşülmeye başlamıştı.

    Anayasa değişikliği teklifinin ilk turunda maddeler yedi gün içinde oylamaya sunulup kabul edilmişti.

    18 Ocak tarihinde başlayan ikinci tur görüşmelerde ise, maddeler ve teklifin tümü yeniden oylanmış, görüşme ve konuşma yapılmamış, sadece değişiklik önergeleri ele alınmıştı.

    Anayasa değişikliğinin ikinci turunda oylanan tüm maddeler yine AKP ve MHP’lilerin işbirliğiyle Meclis’ten geçmişti.

  • Oyuncu Haluk Bilginer: Cesur olmak zorundayız

    Oyuncu Haluk Bilginer: Cesur olmak zorundayız

    Oyuncu Haluk Bilginer, ‘partili cumhurbaşkanlığı’nı merkeze alan anayasa değişikliğiyle ilgili yurttaşların bilgi sahibi olmadığını belirterek, insanların korkmalarının normal olduğunu ancak herkesin cesur olmak zorunda olduğunu söyledi.

    Hürriyet’ten Hakan Gence’ye konuşan Bilginer, dizilerde şiddetin giderek ön plana çıkmasıyla ilgili “Artık patlayan her bombadan sonra istatistik konuşuyoruz sadece. İnsanları; ölenler ve ölenler yüzünden etkilenenleri çok az konu ediyoruz. Bu da çok tehlikeli…” dedi.

    “KORKUYORUM AMA KORKAK DEĞİLİM”

    Gazetecilerin tutuklanmasına, oyuncuların işsiz kalmasına rağmen her zaman cesur olmak zorunda olduklarını belirten Bilginer, “Korku çok insani bir duygudur. Korkmayan aptaldır zaten. Ben de korkuyorum ama korkak değilim. Cesaret korkuya rağmen bir şeyin üzerine gitmektir. O yüzden cesur olmak zorundayız…” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE KALIP DEVAM ETMEKTEN BAŞKA ÇARE YOK”

    Ülkede yaşanan gelişmelere ilişkin bazı yurttaşların ‘B planı’ olduğuna ilişkin yorumu sorulan Bilginer, “Bir tane Türkiye var. Türkiyeliyiz. Türkiye’de üretiyor ve yaşıyoruz. Onun için burada kalıp devam etmekten başka çare yok” dedi.

    “HİÇ KİMSENİN ANAYASA İLE İLGİLİ BİLGİSİ YOK”

    Partili cumhurbaşkanlığı ile ilgili yurttaşların bilgisinin olmadığının, hükümet ve Meclis kavramları arasındaki farktan da bihaber olduklarını dile getirdi: “İnternette sokak röportajlarında görüyorum. Ellerinde mikrofon, çeşitli şehirlerde dolaşıyor ve ‘Anayasanın 18’inci maddesi değişiyor, ne düşünüyorsunuz’ diye soruyorlar. Hiç kimsenin bir fikri yok. Bu insanlar yarın, öbür gün referandumda ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ diye oy verecek. ‘Hükümet yapıyorsa vardır bildiği’ diyorlar. Hükümetin tek başına yaptığını sanıyorlar. Bunu hükümetin değil, Meclis’in yaptığını, Meclis kavramını da bilmiyorlar.”

  • Anayasa değişikliği 339 oyla Meclis’ten geçti

    Anayasa değişikliği 339 oyla Meclis’ten geçti

    Anaysa değişikliği teklifi için 9 Ocak’ta başlayan maraton dün, genel oylamada 339 ‘evet’ oyuyla kabul edilmesiyle son buldu. Oylama sonucuna göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı sonrası referanduma gidilecek.

    Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi öngören ancak içeriğinde “Başkan” yerine “Cumhurbaşkanı” ifadesi kullanılan anayasa değişikliği teklifinin tüm maddeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yapılan oylamalarda kabul edildi.

    Tasarının tümü üzerine yapılan oylamada 488 oy kullanıldı. Teklifin tümü 339 oy ile meclisten geçti. Tasarının tümü için 142 red oyu kullanıldı. 5 boş 2 de geçersiz oy kullanıldı.

    Meclis Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı sonucu, “Egemenlik gerçekten kayıtsız şartsız milletindir” sözleriyle duyurdu ve “Bu teklifin maddelerinde ve tümünde oylar usülüne göre kullanılmıştır ve teklif kabul etmiştir” diye anons etti.

    BAŞBAKAN YILDIRIM’DAN AÇIKLAMA

    Anayasa tasarısının referandum aralığında mecliste kabul edilmesinin ardından konuşan AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, meclisin bir anayasa değişikliği yapmadığını, bunun için halka gitmenin yolunu açtıklarını dile getirdi. Yıldırım, “Biz milletvekilleri olarak işi millete tevdi ediyoruz, söz yetki karar milletindir. Yetki ve mühür milletin elindedir. Milletimiz bu konuda son sözü söyleyecek son kararı verecektir” dedi.

    KABUL EDİLEN TÜM MADDELER

    1. madde
    Yargı ile ilgili düzenlemeyi içeren birinci maddeye 347 kabul oyu geldi.

    2. madde
    Teklifin, milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkarılmasını öngören ikinci maddesi 343 oyla kabul edilmişti.

    3. madde
    Seçilme yaşının 25’ten 18’e düşürülmesini öngören 3. Madde 341 oyla kabul edilmişti.

    4. madde
    “TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 5 yılda bir, aynı gün yapılmasını” öngören 4. madde 343 oyla kabul edilmişti.

    5. madde
    Meclisin görev ve yetkilerinin sıralandığı 5. madde ise 343 oyla kabul edildi.

    6. madde
    Gensoruyu kaldıran 6. madde 343 oyla kabul edildi.

    7.madde
    Cumhurbaşkanlığı seçimini düzenleyen 7. madde de 340 oyla kabul edildi.

    8.madde
    Cumhurbaşkanı’na yürütme yetkisi veren ve ‘Devlet Başkanlığı’ sıfatı getiren 8. madde 340 oyla kabul edildi.

    9.madde
    Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğunu düzenleyen 9. madde 343 oyla kabul edildi.

    10.madde
    Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların cezai sorumluluğunu düzenleyen 10. madde 343 oyla kabul edildi.

    11. madde
    Cumhurbaşkanı’na TBMM’yi feshetme ve TBMM’nin beşte üç çoğunlukla erken seçim kararı alma yetkilerini düzenleyen 11. madde 341 oyla kabul edildi.

    12.madde
    Cumhurbaşkanı’na olağanüstü hal ilan etme yetkisi veren 12. madde 344 oyla kabul edildi.

    13.madde
    Askeri mahkemelerin hangi koşullar altında kurulabileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilen 13. madde 343 oyla kabul edildi

    14.madde
    Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun adını ‘Hakimler ve Savcılar Kurulu’ şeklinde değiştiren ve kurulun üye sayısını 13, daire sayısını 2 olarak belirleyen 14. madde 341 oyla kabul edildi.

    15. madde
    Cumhurbaşkanının bütçe kanun teklifini TBMM’ye sunmasını öngören 15. madde 341 oyla kabul edildi.
    16. madde
    Anayasa değişiklik teklifinde önerilen hükümet sistemine uyumluluk için anayasanın farklı maddelerinde değişiklikleri öneren 16. madde 341 oyla kabul edildi.

    17. madde
    17’inci Madde kabul edildi. Maddeye 342 kabul, 135 ret oyu verildi. TBMM’nin bir sonraki seçimi ve cumhurbaşkanı seçimi, 3 Kasım 2019 tarihinde yapılacak. Seçimin yapılacağı güne kadar milletvekillerinin ve cumhurbaşkanının görevi devam edecek.

    18. madde
    Son madde olan 18’inci maddenin oylama işlemi tamamlandı. 18’inci maddeye 344 kabul oyu, 131 ret oyu verildi. Maddeye “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesileceğini” içeriyor.

    SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK

    Anaysa değişikliği teklifi için 9 Ocak’ta başlayan maraton dün, genel oylamada 339 ‘evet’ oyuyla kabul edilmesiyle son buldu. Oylama sonucuna göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın onayı sonrası referanduma gidilecek.

    Cumhurbaşkanı’nın onaylaması için 15 günlük süre bulunuyor. Referandum tarihi de buna göre şekillenecek. Referandumun, Resmi Gazete’de yayımını takip eden 60’ncı günden sonraki ilk pazar günü yapılması gerekiyor. Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, referandum için 2-9 Nisan tarihlerini işaret etmişti.

  • TBMM’yi feshetme yetkisi 342 oy ile onaylandı

    TBMM’yi feshetme yetkisi 342 oy ile onaylandı

    CHP adına Cumhurbaşkanın TBMM’yi feshedebilme yetkisini düzenleyen 11’inci maddenin anayasa değişiklik teklifinden çıkarılması için verilen önerge üzerine konuşan Akın Üstündağ, Türkiye’nin diken üzerinde görüşmeleri takip ettiğini ve Türkiye’nin bütün kazanımlarını kaybetmek üzere olduğunu söyledi. Düzenlemeyi, “oligarşik yapı” olarak nitelendiren Üstündağ, “Bu düzenleme bugüne kadar ağzınıza sakız yaptığınız vesayetin kendisidir. Vesayet bu madde ile zirve yapacak” diye konuştu.

    “Padişah ve Abdulhamit’te olmayan fesih yetkisi bu madde ile veriliyor” diyen Üstündağ, Cumhurbaşkanın Meclis’i feshedeceğini, “Meclisin de Cumhurbaşkanını görevden alabileceği” yönündeki sözlerin de aldatmaca olduğunu söyledi.

    “Bu millete ihanettir, demokrasinin raydan çıkmasıdır, bu bir sivil darbedir” ifadelerini kullanan Üstündağ, AK Partililerin kendilerini kandırmaması gerektiğini söyledi.

    ‘TOPLUMDAN DESTEK ALMAK DÜZENLEMEYİ MEŞRU KILMAZ’

    HDP adına verilen önerge üzerine konuşan HDP Milletvekili Mizgin Irgat, meclisten topluma “şiddet dolu günlerin geldiği” mesajı verildiğini söyledi. Hak, hukuk ve özgürlük adına insanlığın sayısız bedel ödediğini ve bu konuda insanlığın önemli bir ivme yakaladığının altını çizen Irgat, buna rağmen hazırlanan düzenleme ile Türkiye’nin bu durumdan uzaklaştırıldığını söyledi. Darbe anayasasının da “toplumun desteğini” aldığını hatırlatan ancak bu desteğin, “söz konusu anayasayı meşru kılmadığının” ifadelerini kullanan Irgat, “rejim ve sistem değişikliğinin hangi ihtiyaçtan” getirildiğini sordu. AK Partinin istediği her türlü yasayı çıkarabildiğini belirterek, “Yapmak istediğiniz herşeyi yaptınız, başkanlığı fiilen hayata geçirdiniz. O zaman nedir bu ısrarınız” sorusunu yöneltti.

    “DEMOKRATİK YÖNTEMLERLE ALEVİLERİN VE KÜRTLERİN SORUNU ÇÖZÜLEBİLİR”

    Türkiye’nin en büyük sorunlarının başında “merkezileşme” sorununun geldiğini belirten Irgat, Kürtlerin geçmişte 330 yıl boyunca özerk bir biçimde yaşadığını belirterek, “Amasya tamiminde de belirtildiği gibi ademi merkeziyetçilikle hiç bir sorun yaşanmadı. Ancak ne zaman merkezileşme hayata geçirildi o zaman sorunlar baş gösterdi” diye konuştu. Irgat, demokratik ve katılımcı yöntemlerle kadınların, gençlerin, Alevilerin ve Kürtlerin sorunun çözülebileceğini söyledi ve madde ile meclisin işlevsiz hale getirildiğini söyledi.

    HDP önergesi de AK Parti ve MHP oyları ile reddedildi.

    Ardından oylamaya geçildi. 481 milletvekilinin katıldığı oylamada 11’inci madde 342 oy ile kabul edilirken, 135 red, 1 çekimser, 3 boş oy kullanıldı.

    8, 9, VE 10. MADDELER DE KABUL EDİLDİ

    Cumhurbaşkanına “devletin başı ve yürütme yetkisini veren” 8’inci madde 339, Cumhurbaşkanının yargılama şartlarını düzenleyen 9. madde de 341, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar kurulunun atanmasını içeren 10’uncu madde de 340 oyla kabul edilmişti.

  • AKP’li kadın vekillerin saldırdığı Buldan hastaneye kaldırıldı

    AKP’li kadın vekillerin saldırdığı Buldan hastaneye kaldırıldı

    Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka, TBMM Genel Kurulu’nda anayasa değişikliği teklifinin ikinci tur görüşmeleri yapılırken, kendisini Meclis kürsüsünde mikrofona kelepçeledi.Nazlıaka’nın protestosunun uzun bir süre devam etmesinin ardından AKP’li kadın milletvekilleri kürsüye gelerek Nazlıaka’nın etrafını sardı. Bu sırada tartışma büyüdü ve arbede yaşanmaya başladı. Çıkan arbededen dolayı Nazlıaka’nın kolundan yaralandığı öğrenildi.

    Öte yandan, AKP’li kadın vekillerin tekmeli saldırısına uğrayan HDP’li Meclis Başkanvekili Pervin Buldan’ın göğsüne aldığı darbe nedeniyle kalp ritminde sorun olmasından dolayı önce Meclis revirine daha sonra ise hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

     

  • Pavey: Gözleri dönmüş şekilde hepimize saldırdılar

    Pavey: Gözleri dönmüş şekilde hepimize saldırdılar

    Meclis’te Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın kelepçeli eyleminin ardından AKP vekillerinin saldırısı üzerine çıkan kavgada protezi çıkan CHP Milletvekili Şafak Pavey, yaşananları anlattı.

    Diken’de yer alan habere, “Gözleri dönmüş şekilde hepimize saldırdılar” ifadelerini kullanan Pavey,” Bu saldırı Anayasa geçtikten sonra bizlere yapacaklarının ayak izlerini gösteriyor. Ben kürsünün oradaydım. AKP Antalya Milletvekili Gökçen Özdoğan Enç önce vurmak istedi. Araya HDP vekili Burcu Çelik Özkan girdi. Onun saçlarını çektiler. Enç, beni itti, yere düştüm. Diğer vekili saçından sürüklediler. Gözleri dönmüş gibi hepimize saldırdılar. Zaten görüntülerde de bunları göreceksiniz” dedi.

    Öte yandan HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan’ın göğsüne aldığı darbe nedeniyle kalp ritminde sorun olduğu ve hastaneye kaldırıldığı belirtiliyor.

    AKP’li Enç’in de boyun ve belinden yaralanarak hastaneye kaldırıldığı belirtiliyor.

  • Nazlıaka’ya AKP’li kadın vekillerden saldırı

    Nazlıaka’ya AKP’li kadın vekillerden saldırı

    Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka, TBMM Genel Kurulu’nda anayasa değişikliği teklifinin ikinci tur görüşmeleri yapılırken, kendisini Meclis kürsüsünde mikrofona kelepçeledi.

    Anayasa görüşmelerinin 8. maddesi üzerinde görüşmeler başlarken bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka kürsüye doğru yürüdü.

    Meclis Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, Nazlıaka’nın kürsüye gelmesi üzerine “Sizi buraya çağırmadım. İçtüzüğü ihlal ediyorsunuz. Yerinize geçin” diye uyardı.

    Nazliaka bu sırada MHP sıralarına seslenerek, milletvekillerini vicdana davet etti ve hayır oyu vermelerini istedi.

    Nazlıaka’nın kelepçeli eyleminin ardından Meclis’te tartışma yaşandı.

    Aranın ardından oturumu açan Bahçekapılı, Nazlıaka’nın eyleminin devam etmesi üzerine oturuma tekrar ara verdi.

    Tansiyonun yükseldiği Meclis’te Nazlıaka, eylemini sonlandırmayınca müdahale edildi.

    Yaşanan arbede sonucu HDP’li Pervin Buldan yere düştü, CHP’li Şafak Pavey’in kol protezi çıktı.

    Bahçekapılı, kürsü mikrofonunun açılmaması talimatını verdi ve Meclis idare amirlerini, duruma müdahale etmesi için göreve çağırdı. Bazı AKP milletvekillerinin Nazlıaka’ya doğru yönelmesi üzerine Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, arkadaşlarını uzaklaştırdı.

    HDP’li kadın milletvekilleri de Nazlıaka’nın etrafında çember oluşturdu.

    TBMM Başkanvekili Bahçekapılı birleşime 10 dakika ara verdi.

    Ancak Nazlıaka’nın eyleminin sürmesi üzerine Bahçekapılı, birleşime bu kez 45 dakika ara verdi.

    Nazlıaka’nın yanına giden CHP’li İdare Amiri Tufan Köse ve bazı CHP’li milletvekilleri, Nazlıaka’yı kelepçeyi açması için ikna etmeye çalıştı.

    Bu sırada MHP milletvekilleri de Genel Kurul Salonunda olan Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin etrafında çember oluşturdu.

    MHP sıralarına yönelik olarak “Sizleri Atatürk cumhuriyetine sahip çıkmaya çağırıyorum” diyen Nazlıaka, Genel Kurul salonundan çıkan Bahçeli’nin arkasından da “Bırakın milletvekilleri serbestçe oy kullansın.” diye seslendi.

    Tüm bu olanların ardından Meclis kürsüsüne kendini kelepçeleyen Nazlıaka’ya AKP’li kadın vekiller saldırdı.

     

  • Milletvekili sayısını 600’e çıkaran madde kabul edildi

    Milletvekili sayısını 600’e çıkaran madde kabul edildi

    AKP‘nin hazırladığı ve MHP’nin destek verdiği 18 maddelik anayasa değişikliğinin ikinci tur görüşmeleri başladı.

    İkinci tur görüşmelerini Meclis Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı yönetiyor. Meclis’te grubu bulunan 4 siyasi parti de neredeyse tam kadro Genel Kurul’da.

    Birinci turda Meclis’ten ayrılmayan, grubunun başında görüşmeleri izleyen MHP lideri Devlet Bahçeli, ikinci turun başında da Genel Kurul’da hazır bulundu.

    Birinci tur görüşmelerini Genel Kurul’a kurduğu sistemle canlı yayınlayan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, ikinci turda da aynı şekilde yayına devam etti.

    VEKALETEN OY KULLANMA TARTIŞMASI

    Nergis Demirkaya’nın Gazete Duvar’da yer alan haberine göre, teklifin ilk maddesinin okunmasından sonra CHP, bakanların vekaletle oy kullanması nedeniyle usul tartışması açılmasını istedi. Özel, “Vekalet sırasında oyunu söylüyorsa, oyunu açık kullanmış oluyor ve gizli oy kuralını ihlal ediyor. Eğer oyunu söylemiyorsa bu durumda da oyu kullanan kişi iki kez oy kullanmış oluyor. Biz vekaletle oy kullanılamayacağını düşünüyoruz” dedi.

    Meclis Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, Meclis Genel Kurulu’na ara vererek grup başkanvekillerini talebi değerlendirmek üzere toplantıya çağırdı.

    Toplantının ardından Genel Kurulu açan Bahçekapılı, daha önceki oylamalarda vekaleten oy kullanıldığını, bu yöndeki yasaların da vekaleten oy kullanmaya engel olmadığını söyledi. Ancak CHP’nin itirazını sürdürmesi üzerine usul tartışması açıldı.

    Anayasa değişikliği teklifi ikinci tur görüşmelerinde paketin referanduma götürülebilmesi için en az 330 oy alması gerekiyor. Birinci turda, maddelere geçilmesi oylaması hariç diğer madde oylamalarında, “kabul” oyları 340’ın altına düşmedi.

    CHP’Lİ VEKİLLERDEN ‘AYAĞA KALK’ EYLEMİ

    CHP milletvekilleri, “ayağa kalkıyoruz” eylemleri kapsamında, saat 18.00’de, Meclis Genel Kurulu’nda ayağa kalktı. Milletvekilleri 1 dakika alkış protestosunda bulunduktan sonra Genel Kurul çalışmalarına devam edildi.

    TUTUKLU VEKİL TARTIŞMASI

    HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, tutuklu 11 milletvekilinin Meclis Başkanlığı’na verdiği yasama çalışmalarına katılma dilekçesini hatırlattı. Yıldırım, Genel Kurul’a ara verilip, Meclis Başkanvekili başkanlığında Adalet Bakanı ile grup başkanvekillerinin toplantısında tutuklu milletvekillerinin oy kullanmasının sağlanmasını talep etti.

    Meclis Başkanvekili Bahçekapılı, “Ben nasıl tutukluluğa itiraz edebilirim. Benden yetkim olmayan bir şeyi talep ediyorsunuz. Ben yargıya nasıl müdahale edeyim. Yargıya başvurun itiraz edin” dedi. Yıldırım’ın talep ettiği usul tartışması açılmadı.

    “TEKLİF YASALAŞIRSA PARTİ DEVLETİ OLUR”

    Tartışmaların ardından 1’inci madde üzerinde verilen önergeler hakkında konuşmalar başladı. AK Parti önergeleri geri çekilirken CHP ve HDP’nin önergeleri üzerine 5’er dakika konuşma yapıldı. HDP Milletvekili Osman Baydemir, “Teklif yasalaşırsa parti devleti olur. Yüzde 10 barajına yüzde 50 barajı eklenir. Eşitlik özgürlük için herkesi hayırda, barışta buluşmaya çağırıyorum. Biji azadi” dedi.

    KABİNLER BOŞ KALDI

    Konuşmaların ardından 1’inci maddenin oylamasına başlandı. HDP bu turda da oy kullanmama tavrını sürdürdü. CHP, bazı MHP milletvekilleri kabine girerek oy kullanırken AK Parti milletvekilleri ilk turda olduğu gibi kabine girmeden oy kullanmaya devam etti.

    Başbakan Binali Yıldırım da oyunu kabin dışında zarfa koyarak kullandı. CHP ve MHP liderleri ise kabine girerek oylarını kullandı. Meclis Başkanvekili Bahçekapılı, milletvekillerini “Kutuların önünde fotoğraf çektirmemeye özen gösterin. Oy kullanmayanlar yerine otursun ya da kulislere çıksınlar” diye uyardı.

    TÜRKEŞ’İN VEKALETİ ALBAYRAK’TA

    Bakanlar Mehmet Şimşek, Tuğrul Türkeş ve Mevlüt Çavuşoğlu adına sırasıyla Nurettin Canikli, Berat Albayrak ve Çağatay Kılıç vekaleten oy kullandı.

    Meclis Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, “Oy kullanmayan milletvekili var mı?” diye sordu. HDP milletvekilleri “Evet 11 milletvekili oy kullanmadı” diye bağırdı. Bahçekapılı, soruyu tekrarladığında bu kez HDP milletvekilleri “Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, İdris Baluken” diyerek tutuklu milletvekillerinin isimlerini saydı.

    İLK MADDE KABUL EDİLDİ

    Oylamanın ardından anayasada yargının bağımsızlığına tarafsızlığı ibaresinin eklenmesini öngören 1’inci madde kabul edildi. İlk turda 347 ile en yüksek oyu alan bu madde ikinci turda da 345 oyla kabul edildi. Ret oylarındaki 8 artış oldu.

    1’inci maddenin 2’inci Tur oylaması şu şekilde:

    Kabul: 345
    Ret: 140
    Çekimser: 0
    Geçersiz: 0
    Boş: 1
    Toplam: 486

    1’inci madde ilk turdaki oylaması ise şöyle sonuçlanmıştı:

    Kabul: 347
    Ret: 132
    Çekimser: 2
    Boş: 2
    Geçersiz: 1
    Toplam: 484

    MECLİS’TE KÖFTE ARASI

    1’inci maddenin oylanmasının ardından, görüşmelere yemek arası verildi.
    Milletvekilleri ve Meclis personeline inegöl köfte ikram edildi.

    MADDE MİLLETVEKİLİ SAYISI 600’E ÇIKARILIYOR

    Teklifin 2’nci maddesi üzerine de CHP ve HDP önerge verdi. 10 dakika süren 2 konuşmanın ardından oylamaya geçildi. Oylama sırasında tutuklu milletvekillerinin isimleri okunurken HDP milletvekilleri bu kez de “rehin” diye bağırdı.

    Milletvekili sayısını 550’den 600’e çıkaran 2’nci madde 342 oyla kabul edildi. Bu madde ilk turda 343 oyla kabul edilmişti. Maddenin ilk tur ve ikinci tur oylama sonuçları şu şekilde:

    2’nci Tur 2’nci Madde Oylama Sonuçları:

    Kabul: 342

    Ret: 139
    Çekimser: 0
    Boş: 4
    Geçersiz: 0
    Toplam: 485

    1’inci Tur 2’nci Madde Oylama Sonuçları:

    Kabul: 343
    Ret: 133
    Çekimser: 1
    Boş: 2
    Geçersiz: 1
    Toplam: 480

  • ‘AKP kendi seçmenine sonsuz özgürlük tanıyor’

    ‘AKP kendi seçmenine sonsuz özgürlük tanıyor’

    Sosyal medya paylaşımları sebebiyle hakkında soruşturma açılan ve laiklik çağrısında bulundukları gerekçesiyle gözaltına alınanlara ilişkin tepki gösteren Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit PİRHA’ya konuştu. Koçyiğit “AKP kendi kitlesine ‘siz sonsuz özgürlüğe sahipsiniz, Alevileri tehdit edebilir, laiklik çağrısı yapanları tehdit edebilirsiniz. Çünkü siz benim gözümde makbul vatandaşsınız’ diyor” açıklamasında bulundu.

    Koçyiğit, “Laiklik bu ülkenin mevcut yürürlükteki anayasasının en temel maddelerinden biridir. Yani laik bir ülkede yaşıyoruz ve bu anayasal bir madde. Anayasal bir maddeyi korumak, anayasal bir çağrıda bulunmak, bir suç olarak görülüyor, aynı zamanda bir tutuklanma gerekçesi oluyor” dedi.

    “AKP, SEÇMENİNE SONSUZ ÖZGÜRLÜK TANIYOR”

    AKP’nin kendi seçmenine sonsuz özgürlük tanıdığına vurgu yapan Koçyiğit, “AKP seçmenine ‘Sen vurabilirsin, kırabilirsin, bir Aleviyi linç edebilirsin, öldürebilirsin. Sarıklı, cübbeli bir insan isen, açık giyindiğini düşündüğün bir kadına laf atabilirsin, yaşam hakkına müdahale edebilirsin, çünkü seni makbul vatandaş olarak görüyorum’ diyor” diye ifade etti.

    “AKP, biz ve ötekiler üzerinden toplumu kutuplaştırdı” diyen Koçyiğit, “Bugün bir televizyon kanalına çok rahat bir şekilde birileri  Alevilere katliam çağrısı yapabilecek kadar,  Alevi dernek yöneticilerine “birileri gelir sizi vurur’ diyebilecek kadar hadsizleşebiliyor ve hiçbir Cumhuriyet savcısı da onun hakkında bir soruşturma açmıyor, açma gereği duymuyor” ifadesinde bulundu.

    “HÜKÜMETİN TOPLUMU KUTUPLAŞTIRAN AÇIKLAMALARI VAR”

    “Hükümetin ideolojik bakışı sorunlu; toplumu bölen, toplumu kutuplaştıran, toplumu sürekli hizaya çeken açıklamalarla karşı karşıyayız” diyen Koçyiğit, buna örnek olarak Suriye politikasını gösterdi.
    HDK Eş Sözcüsü Koçyiğit şunları kaydetti:

    “Numan Kurtulmuş açıklamasında ‘beş yıllık Suriye politikası için başından beri yanlıştı’ diyor. Bir hükümet politikasından bir devlet politikasından bahsediyoruz. Beş yıl boyunca bu ülkede herkes, tüm demokrasi güçleri, ‘Suriye politikanız yanlış, gelin bu politikadan geç olmadan dönün’ dediler. Ama hükümet bütün bunları hamasetle okudu, bütün bunları söyleyen bu ülkenin demokratlarının sözlerine kulaklarını tıkadı. Beş yıl sonra gelip dayandıkları yer ‘Suriye politikası yanlıştır’ oldu.”

    “Bu savaşın bu topluma getirdiği bir fatura var, bu faturanın ve ülkedeki kaos ortamının sorumlusu bu yanlış politikaları uygulayanlardır” değerlendirmesinde bulunan Koçyiğit, “Suriye savaşı sonrası ülkemize gelen göçmenlerin yaşadıkları trajediler, bütün bunların sorumluluğunu kim ödeyecek. Bunun yaşattığı bir fatura var. Toplumsal, siyasal, ekonomik, ekolojik gibi yüzlerce faturası var. Bir de bu faturaların hesabını vermesi gereken, bu politikaları yürütenler var” diye konuştu.

    “HÜKÜMET BU POLİTİKALARIN YANLIŞLIĞINDAN İSTİFA EDİYOR MU?”

    Bütün bu yaşananlar ortadayken, bu politikaların yanlışlığı sonucunda bu hükümet istifa ediyor mu? İlgili bakanları görevden alıyor mu? Ya da hükümet ‘istifa edelim, biz beş yıldır yanlış yaptık’ diyor mu? sorularını soran HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit “Bütün herşeyi yaptım oldu diyen, hiçbir ilkeyi gözetmeyen bir hükümet anlayışıyla karşı karşıyayız” dedi.

    Son olarak “Ülkeyi getirdikleri politik ve toplumsal atmosferin kendisi ülkeyi yaşanmaz hale getirdi. Bu yaşanmaz koşullar bize dayatılıyor” diyen Koçyiğit “Buradan çıkışın yolu bizim çoğulcu, demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bakış açımızı bir bütün olarak topluma yaymaktan geçiyor. Bu temelde gerçekten birbirimize el uzatarak, bu noktadaki birlik ve beraberliğimizi sağlayarak bu ülkenin emekçileri, yoksulları ve ezilenleri olarak, AKP’yi ve AKP’nin bu kirli politikalarını geriletebiliriz” şeklinde konuştu.

    Semra Acar – İSTANBUL

  • ‘Laik ve bilimsel eğitim’ davası ertelendi

    ‘Laik ve bilimsel eğitim’ davası ertelendi

    İzmir’de AKP’nin eğitim politikalarına karşı “Laik ve bilimsel eğitim” talebiyle Eğitim Sen, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADF), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin çağrısıyla 13 Şubat 2015 günü gerçekleştirilmek istenen yürüyüşe yönelik polis saldırısı sonucu çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alınmıştı.

    Gözaltına alınan 94 kişi hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme, bunların hareketlerine katılma” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması İzmir Adliyesi’nde görüldü.

    İzmir Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya sanıklar ile avukatları katılırken, mahkeme sanık sayısının fazla olması nedeniyle davayı üç güne böldü. Kimlik tespitinin ardından ifadelere geçilen duruşmada sanıklar, anadilde eğitim hakkı ve laik demokratik bir eğitimi savundukları için orada olduklarını söyledi. “Bu suçsa bu suçu işlemeye devam edeceğim. Hukuksal hakkımız engellenmiştir” diyen sanıklar, polis saldırısının planlı yapıldığını ve mağdurların yargılandığını söyledi. Ayrıca sanıklar o gün Türkiye genelinde aynı amaçlı eylemler yapıldığını ancak bir tek İzmir’de saldırı olduğuna da dikkat çekti. Sanıklar suçlamaları kabul etmeyerek, asıl yargılanması gerekenlerin demokratik haklarına müdahale eden kolluk kuvvetlerinin olduğunu söyleyerek berat kararı verilmesini talep etti.

    “LAİKLİĞİN YARGILANMASINA DEVAM EDİLMEMELİDİR”

    Sanık avukatlarından Hasan Hüseyin Evin müvekkillerin meşru haklarını kullandığını ve şu an cemaat soruşturması sebebiyle tutuklu olan dönemin İzmir Emniyet Güvenlik Şube amiri Yusuf Uysal’ın toplanan kişileri tahrik ederek müdahale ettiğini söyledi. AHİM’in gösterilerde müdahale edilenlerin “direnme hakkı” olduğuna karar verdiğini hatırlatan Evin, “Bir suç varsa sanıklar değil orada müdahale eden kolluk kuvvetleri suçludur. Bu tür eylem ve etkinliklerde polisin bir görevi demokratik hakkını kullanan kişilerin güvenliğini sağlamaktır. Ama ülkemizde demokratik talebini kullananlara önce polis müdahale etmektedir. Anayasada tanımlanan laik, sosyal, demokratik devlet gerçekten varsa yargılanması gerekenler dönemin valisi, emniyet amiri ve dosyayı hazırlayan savcıdır. Biz insanlara neden demokratik hakkınızı kullandınız diyemeyiz. Sanıkların demokratik haklarını kullanmışlardır. Derhal berat kararı verilmelidir” dedi.

    “SİZ BURADA LAİKLİĞİ YARGILIYORSUNUZ”

    Avukatlardan Nedim Değirmenci ise, müvekkillerinin toplantı özgürlüğünü ifade eden çağrı üzerine eyleme katıldıklarını belirterek, “Kolluk güçlerinin müdahalesine kadar hukuka aykırı herhangi bir eylemde bulunulmamıştır” dedi.

    Öte yandan sanıkların bir çoğuna polisin müdahalesi nedeniyle alanın trafiğe kapanmasından dolayı para cezası kesildiği de ortaya çıktı. Bugun sonuçlanan mahkeme 1 Haziran Perşembe gününe ertelendi.

     

  • Kılıçdaroğlu ile Bahçeli görüştü

    Kılıçdaroğlu ile Bahçeli görüştü

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Lider Devlet Bahçeli, anayasa değişiklik teklifinin ikinci turu öncesi Meclis’te bir araya geldi. 43 dakika süren görüşmeden sonra Kılıçdaroğlu, “Anayasa değişikliğine ilişkin kaygılarımı paylaştım” açıklamasında bulunurken, Bahçeli ise açıklama yapmayarak tek cümleyle “Sayın genel başkan gerekeni söyledi” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün Genel Kurul’da başlayacak anayasa değişikliği görüşmelerinin ikinci turu öncesi Meclis’te bir araya geldi. Bahçeli’nin makam odasına liderler içeri girerken, grup başkanvekilleri içeri girmedi. İki lider arasındaki görüşme 43 dakika sürdü.

    KILIÇDAROĞLU: KAYGILARIMI PAYLAŞTIM

    Görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu açıklama yaptı. Çok kısa bir açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, “MHP demokrasi tarihinin çok önemli bir partisidir. Bugünlerde benim şahsen görüşmeye ihtiyacım vardı. Sayın başkanı ziyaret ettim. Lütfedip kabul ettiler. Anayasa değişikliğiyle ilgili kaygılarımı kendisiyle paylaştım, kendisine teşekkür ederim” dedi.

    BAHÇELİ’DEN TEK CÜMLE

    Bahçeli ise, gazetecilerin “Sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?” sorusuna “Sayın Genel Başkan gerekeni söyledi” cevabını verdi.

  • Türkiye bugün de saat 18.00’de ayağa kalkıyor

    Türkiye bugün de saat 18.00’de ayağa kalkıyor

    AKP ve MHP tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan, ‘Partili Cumhurbaşkanlığı’nın da içerisinde yer aldığı anayasa değişiklik teklifine karşı kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor. Bu tepkilere bir yenisi daha eklendi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Birleşik Kamu İş, Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV), Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAGV) ve Yargıçlar Sendikası’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kitle örgütü ‘Diktaya karşı Ayağa Kalkıyoruz’ çağrısı yapmıştı.

    ‘Bugün değilse ne zaman?’ başlığı ile kamuoyuna yapılan açıklamada, “Nerede olursan ol; içeride, dışarıda, derste, fabrikada, sokakta. Tüm Türkiye’de, diktaya karşı hep birlikte kalkıyoruz ayağa!” denildi. Bu kapsamda, bugün saat 18.00’de sokağa çıkılacak. Önceki gün saat 16.00’da dün ise  saat 17.00’de sokağa çıkılarak eylem yapıldı.

  • 99 eski vekilden ‘endişe’ bildirisi

    99 eski vekilden ‘endişe’ bildirisi

    Geçmiş yasama dönemlerinde 13’ü MHP’den, 8’i AKP’den Meclis’e giren 99 eski milletvekili arasında CHP, DYP, DSP, ANAP, DP, Vatan ve Yurt partilerinden isimler yer alıyor.
    Hürriyet‘in aktardığına göre, Abdüllatif Şener, Ertuğrul Yalçınbayır, Hüsamettin Cindoruk, Haluk Özdalga, Erdal Kalkan, Hasan Korkmazcan, Altan Öymen, Ayfer Yılmaz, Berhan Şimşek, Binnaz Toprak, Emin Şirin, Ercan Karakaş, Hurşit Güneş, Kemal Anadol, Kurtcebe Alptemuçin, Miraç Akdoğan, Murat Karayalçın, Mustafa Gül, Namık Kemal Zeybek, Onur Öymen, Sadettin Tantan, Rıza Türmen, Zülfü Livaneli, Yaşar Yakış, Yaşar Okuyan’ın da imza attığı belirtilen açıklamada özetle şunlar kaydedildi:

    ÜYE SAYISININ ARTMASI YÜKTÜR

    “Cumhuriyetimizin kurucu iradesinin anayasamıza vazgeçilmez biçimde yerleştirdiği demokratik parlamenter sistemin güçlendirilerek sürdürülmesi gereğine inanıyoruz. Kuvvetler ayrımının yasama aleyhine bozulduğu, yasamanın etkinliğinin ve verimliliğinin azaltıldığı süreçte yasama meclisi üye sayısının arttırılması gereksiz yüktür.”

    “CUMHURBAŞKANI DA OLSA…”

    Yürütme içindeki cumhurbaşkanının nitelikleri ve tarafsızlığı ile görev ve yetkileri, sorumluluk ve sorumsuzluğu gibi hükümler açık seçik net olmalı ve tartışılır olmaktan çıkarılmalıdır. Cumhurbaşkanı da olsa, hesap veren, yargılanan, herhangi bir özel imtiyazın tanınmadığı, dokunulmazlık zırhı ile koruma kabul edilemez ve soruşturmanın zorlaştırılması düşünülemez. OHAL kararını almak, uzatmak temel hak ve özgürlükleri ve onların sınırlandırılmasını içerdiğinden, yürütmenin değil TBMM’nin işi olmalıdır. Bizler, TBMM’nin ‘Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, yansızlığı’ ilkeleri konusunda hiçbir tereddüt yaşanmaması gereğini önemle vurguluyoruz. HSK yapısı, hâkim ve savcıların atanması, özlük hakları gibi hususlar bağımsız kurullar tarafından düzenlenmelidir. Cumhurbaşkanının yargılanmasına veya cumhurbaşkanı tarafından açılacak iptal davalarına bakacak Anayasa Mahkemesi üyelerinin atanmasında cumhurbaşkanının tek başına karar vermesi endişe duyulacak ve tartışılacak bir husustur.”

  • ‘Ayağa Kalkıyoruz’ eylemlerinin 2. günü

    ‘Ayağa Kalkıyoruz’ eylemlerinin 2. günü

    AKP ve MHP tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan, ‘Partili Cumhurbaşkanlığı’nın da içerisinde yer aldığı anayasa değişiklik teklifine karşı kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor. Bu tepkilere bir yenisi daha eklendi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Birleşik Kamu İş, Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV), Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAGV) ve Yargıçlar Sendikası’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kitle örgütü ‘Diktaya karşı Ayağa Kalkıyoruz’ çağrısı yaptı.

    ‘Bugün değilse ne zaman?’ başlığı ile kamuoyuna yapılan açıklamada, “Nerede olursan ol; içeride, dışarıda, derste, fabrikada, sokakta. Tüm Türkiye’de, diktaya karşı hep birlikte kalkıyoruz ayağa!” denildi. Buna göre, dün saat 16’da sokağa çıkıldı. Bugün de saat 17’de, yarın ise saat 18’de sokağa çıkılacak.

  • ‘Aleviler ve diğer tüm inançlar temizlenmnek isteniyor’

    ‘Aleviler ve diğer tüm inançlar temizlenmnek isteniyor’

    Alevi yazar Aziz Tunç alevinet’te Anayasa değişikliği: RTE’nin fantezisi olarak Türk-İslam Devleti tesis edilirken…” bağlığıyla bir yazı kaleme aldı. Tunç yazısında, “Türk devleti yüz yıllık tarihinin en köklü değişikliğini yaşamaktadır” dedi.

    “Bu anayasa değişikliği ile Türkiye Cumhuriyeti adıyla kurulmuş olan mevcut devletin temel politik dayanakları ve tercihleri değişmekte, farklı bir devlet örgütlendirilmektedir” diyen Tunç “Mevcut toplumsal yapı, yeni devlet tarafından dönüştürülerek, dinsel ve ırkçı referanslara göre yaşamı biçimlendirecek olan bir toplumsal- kültürel yapı oluşturulacaktır” dedi.

    “BU PARADİGMAYLA  ALEVİLER VE TÜM SÜNNİ İSLAM DIŞI İNANÇLARI TEMİZLEMEK”

    Öncelikle  Kürtlerin ifadesizleştirileceğini belirten Tunç “Oluşturulacak olan ‘Türk İslam imparatorluğu’, başta Aleviler ve Yezidiler olmak üzere, tüm Sünni İslam dışı inançları, tüm Ortadoğu’da temizlemeyi  önemli paradigması olarak belirlemektedir” dedi.

    “İÇERDE FAŞİZM, DIŞARDA SAVAŞ”

    “Yeni devlette dış politika tamamen değiştirilerek, Türk devletinin bugüne kadar izlediği klasik dış politikanın yerine bölgeyi kontrol altına almayı amaçlayan emperyal, yayılmacı bir dış politika uygulamasına geçilecektir” diye ifade eden Tunç “Dış politikada yeniden yapılandırılacak olan ‘Türk-İslam devleti’, ekonomik ilişkilerin, uluslararası yükümlülüklerin yarattığı bağımlılıktan bu zorba, çeteci yaklaşımlarla kurtulabileceğini varsaymaktadır” dedi.

    Tunç, “Yeniden yapılandırılacak olan ‘Türk İslam Devleti’nin bundan sonra izlemeyi tasarladığı politikayı tek cümleyle ifade etmek gerekirse, “İçeride Faşizm, Dışarıda Savaş” demek yeterli olacaktır” dedi.

     

    “RTE’NİN FANTEZİYİ GERÇEKLEŞTİRMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    “Böylesine faşist politik programlar, “büyük” “ulu” ve ‘halifelik’ gibi kutsanmış, padişahlık gibi sınırsız yetkilerle donanmış tek adamlar gerektiren hesaplar, hedeflerdir” diyen Tunç  ” RTE “güçlü”, “dokunulmaz” ve tek adam haline getirilmiş ve herkesin kendisine biat etmesi sağlanmıştır. Şu an yapılan ise onu “halife” olarak kutsamak ve “padişah” olarak sınırsız yetkilerle donatmaktan ibarettir” dedi.

    “RTE`nin bu fanteziyi gerçekleştirmesi kesinlikle mümkün değildir” diyen Tunç “İçeride faşizme, dışarıda savaşa karsı sürdürülen direniş, RTE’nin kaybetmesini sağlayacak yegane gerçekliktir. Bu gerçekliği, yani ‘umut, direniş ve zafer’ gerçekliği, sadece başka bir yazının konusu değil, günlük hayatın değişmez olgusu olarak yaşanmaktadır” dedi.

    Yazının tamamını okumak için alevinet’ten “http://www.alevinet.com/anayasa-degisikligi-rtenin-fantezisi-olarak-turk-islam-devleti-tesis-edilirken/” adresinden  okuyabilirsiniz.

     

  • ‘Bu anayasa değişiklik paketine hayır demeliyiz’

    ‘Bu anayasa değişiklik paketine hayır demeliyiz’

    AKP tarafından sunulan ve MHP tarafından da desteklenen 18 maddelik Anayasa değişiklik teklifinin ilk tur oylaması sona erdi. 2. tur oylamada nasıl bir sonuç çıkacağı merakla beklenirken, 12 Eylül askeri yönetim döneminde yargıçlık yapmış Av. Mehmet Tural, değişiklik teklifini PİRHA’ya değerlendirdi.

    12 Eylül darbe döneminde bile hukuk bu kadar ayaklar altına alınmamıştı diyen Tural, “ Yargı bugünkünden kat be kat daha bağımsızdı. Özellikle sulh ceza mahkemeleri, özellikle seçilmiş, görevlendirilmiş ve siyasi gücün talimatlarını uygulayan bir mekanizmadır. Türkiye’nin bir an evvel bu durumdan çıkması lazım” dedi.

    Av. Tural “ Bu ülkede yaşayan sağcısı, solcusu, Kürdü, Türkü, Müslümanı, Alevi’si, inananı, inanmayanı eğer sahip oldukları hak ve özgürlükleri ileriki günlerde yaşamak istiyorsa, kendi çocuklarının yüzüne utanmadan bakabilecek bir yaşam istiyorsa, kesinlikle bu anayasa paketine karşı çıkıp hayır demek durumundadır. Aksi halde hiçbir kişinin, kurumun gelecekte güvencesi olmaz.” dedi.

    Av. Tural bir hukukçu olarak “İşin formel kısmının bu kadar gelişigüzel hazırlandığı bir taslak 82 anayasasında bile yoktu” diyerek, bu kadar acemice, yasa yapma tekniğine aykırı yasa metni hiçbir yerde göremezsiniz” ifadesini kullandı.

    “Anayasalar niçin yapılır?” diye soran Av. Tural “İnsanların huzurunu, hak ve adaletini sağlamak, toplumda barışın ve düzenin kurulması için yapılır. Belirli kişi ve zümreleri korumak, onlara zırh getirmek veya güvenliğini sağlamak için yapılmaz. Bu anayasa da toplumun huzuru ve barışını bulmak mümkün değildir” dedi.

    Evrensel hukuk kurallarının varlığına işaret eden Av. Tural “ Evrensel hukukta zulme karşı direniş hakkı vardır. Direniş toplumsal tüm katmanların bir arada olmasıyla olur. Aleviler  de bu direniş hattında yer almalıdır” dedi.

    Diren Keser/MERSİN
    mehmetturalbaşkanlıksistemihaberr