Etiket: anayasa değişikliği

  • ‘Ezilenler, laiklik, emek ve özgürlükler için hayır diyeceğiz’

    ‘Ezilenler, laiklik, emek ve özgürlükler için hayır diyeceğiz’

    Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, “330’u bulur bu paketi Meclis’ten geçirip halka giderseniz açık çağrıda bulunuyoruz, cezaevindeki vekillerimizi bırakın; siz yüzde 65’siniz, biz yüzde 13’üz bakalım kim kimi yeniyor, millet kimin arkasında duruyor?” dedi.

    HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin grup toplantısında konuştu. Bilgen’in gündeminde, ekonomik kriz ve Anayasa değişikliği teklifi görüşmeleri vardı.

    Meclis’in tarihin en zor günlerinden birini yaşadığı belirten Bilgen, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Bu parlamento bu iç tüzükle yürümez” sözlerini hatırlattı. Bilgen, şunları söyledi: “Eğer gerçekten anayasa değişikliği güçler ayrılığı ilkesini taşısaydı bir cumhurbaşkanı yasama ve denetim işlevi gören halk adına bu görevi yapan organı kendisi için tehlikeli, rahatsız edici görmezdi. Cumhurbaşkanı parlamentonun neyinden rahatsız? Yasama faaliyetlerinden mi denetim faaliyetinden mi?

    “PAKET GEÇERSE İKİ PARTİ FAZLA, TEK OLSUN DİYECEK”

    Zaten soru önergelerine neredeyse dostlar alışverişte görsün gibi bakanlıkların tanıtım broşürlerini gönderiyorlar. Cumhurbaşkanı sadece parlamentodan mı rahatsız yoksa siyasi partilerden mi rahatsız merak ediyoruz. Grup toplantılarının da yapılması Cumhurbaşkanı’nı rahatsız ederse grup toplantıları da iptal edilebilir mi? Soru önergelerini kaldıranlar grup toplantılarını kaldırma inisiyatifi de verebilir. Dört parti fazla geliyor 2 olsun diyor. Paket onun istediği gibi geçerse 2 parti de fazla tek olsun diyecek. O zaman söylenecek söz ve zemin kalmayacak.”

    “VEKİLLERİMİZİ BIRAKIN KİM KİMİ YENİYOR GÖRELİM”

    Bilgen, sözlerini şöyle sürdürdü: “330 bulunur da bu paket geçerse zaten bir hak gaspı yapmış olacaksanız. 11 milletvekilimiz oy kullanamadığı için zaten bu paketin bu Anayasanın meşruiyeti tartışılmaya devam edecek. 330’u bulur bu paketi Meclis’ten geçirip halka giderseniz açık çağrıda bulunuyoruz, cezaevindeki vekillerimizi bırakın; siz yüzde 65’siniz, biz yüzde 13’üz bakalım kim kimi yeniyor, millet kimin arkasında duruyor?”

    “EZİLEN HALKIMIZ İÇİN HAYIR DİYECEĞİZ”

    Referandumda “Hayır” demek için çok sebepleri olduğunu söyleyen Bilgen, CHP’li vekilleri kastederek, şu eleştirilerde bulundu: “Birileri ‘Hayır’ demek için neden bulamıyor olacak ki bindikleri dalı değil kendi ayaklarını kesiyorlar. Dedikodu üretiyorlar. Biz gizli ‘Evet’ verecekmişiz. Bizim halkımız o kadar saf ki, şehirlerini kimin yakıp, yıktığını bilmiyorlar. Onun için Erdoğan yetkileri alınca onlara eyalet vadedeceklermiş. Onun için ‘Evet’ diyecekmişiz. Sizin ‘Hayır’ demek için başka nedeniniz yoksa, bulamıyorsanız söylenecek şey yok. Bizim için her şey çok açık. Onlar bizimle görünmekten korkarken aslında bizimle eşit onurlu yaşamaya dair vizyonlarının olmadığı görülüyor. Biz ezilen halkımız için ‘Hayır’ diyeceğiz. Yok edilmeye çalışılan, talan edilen yeraltı-üstü zenginliklerimiz için ‘Hayır’ diyeceğiz. Kadın özgürlüğü için ‘Hayır’ diyeceğiz. İnanç özgürlüğüne dayalı bir laiklik için, emek ve özgürlükler için ‘Hayır’ diyeceğiz…”

    “PARLAMENTO YENİDEN BİR DARBEYE MARUZ BIRAKILIYOR”

    Bilgen, 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren “Yurtta Sulh Konseyi”nin nasıl bir parlamento istiyorsa şu anda da onların hayal edeceği bir Anayasa yapıldığını söyledi. Bilgen, “Güya darbeyi püskürttük, engelledik. Ama parlamento darbecilerin hayal edeceği bir anayasayı bu topluma layık görüyor. Sonra da darbe ile mücadele etmekten bahsediyor. Bu başkan aşağıya bir oyundur, kandırmacadır. 15 Temmuz’un öncesi de sonrası darbenin bir parçasıdır. Bu Anayasal düzenlemelerle parlamento yeniden darbeye maruz bırakılıyor” diye konuştu. Bilgen, 12 Eylül ile bugün arasında rakamlarla karşılaştırma yaptı. 12 Eylül’de 30 bin kişinin işten çıkarıldığını hatırlatan Bilgen, “Bu gün 135 bin kişinin işine son verildi. Orada 3 bin 800 öğretmen işten atılmış şimdi 35 bin öğretmen işten atılmış. Yani 10 katı. O zaman 120 öğretim üyesinin görevine son verildi şimdi 7 bin akademisyenin işine son verildi. Yani darbe devam ediyor. Siyasete, topluma, ekonomiye yönelik saldırılar aslında tam da darbenin devam ettiğini çok net şekilde gösteriyor” ifadesin kullandı.

    TÜRKİYE, HİTLER, FRANCO

    Bilgen, Türkiye’deki mevcut yönetimi, Hitler ve Franco yönetiminde kullanılan yöntemlerle de karşılaştırdı. Nazi Almanyası’nda ne çok kullanılan sloganın “Tek millet, tek imparatorluk, tek millet” olduğunu söyledi ve Tanıdık geliyor demi bu ifadeler. Nazilerin en çok övündüğü şeyler geniş otobanlar. Yine çok tanıdık değil mi. Hitlerin propaganda bakanı Almanya’daki bütün medya organları üzerinde büyük bir baskı uygulandı. Bizden uzak olsun bizim ülkemizde böyle şeyler alsa olmuyor” dedi. Bilgen, diktatör Franco yönetiminde de örnekler vererek, “3 başlıkta buradan aktaralım. İktidarın tek elde toplanması, toplantı ve gösteri yürüyüşü yasadığı. O zamanlar sayıyı 20 ile sınırlı tutmuşlar. Ve üçüncü yine basın üzerinde kontrol kurmak siyasetin rutini olmuş” dedi.

    İŞSİZLİĞİN ARTMASI

    Bilgen, Türkiye’nin çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi ve ekonomik krizi gündemine aldı. TÜİK’in açıkladığı işsizlik verilerini dikkat çeken Bilgen, “2008’den bu yana en kötü rakamlar. Son bir yıl içinde 500 bin kişi işsiz kalmış durumda. İstihdam açığı neredeyse her yıl 900 bin kişiye iş imkanı oluşturulması sorumluluğu yüklüyor. Ülkeyi yönetenler her yıl 900 bin kişiye iş bulmak zorunda. Ama işsizlikle ilgili bu acı tabloyu parlamento kendine dert etmiyor” dedi.

    DÖVİZİN YÜKSELMESİ

    Bilgen, TL’nin değer kaybına da işaret etti ve “TL değer kaybediyor. Yükselen dolar olsaydı bütün dünyada bu yönlü bir seyir yaşanırdı. Değer kaybeden TL’nin bir biçimde özellikle satın alma gücü için emekçiye ödetilen yükü yaşıyoruz… Türkiye buğday ithal eden bir ülke haline geldi. İster simit ister emek ister hamburger hesabı yapın. Sonuç olarak ekonomi kötü durumdadır. Bunun bedelini küçük esnaf emekçi öder. Bu koşullar altında bu kadar ağır bir ekonomik tablo altında bu parlamento geçen haftayı bir kişi için yeni bir anayasa yapma çalışmasıyla geçerdi” diye konuştu.

    FABLLA CEVAP

    Anayasa görüşmelerinde “Köpekler giremez” şeklinde yazılı kağıt tutan AKP’li vekiller için de Bilgen, ünlü bir fablla şöyle cevap verdi: “Köpekler tarih boyunca insanlığın yol arkadaşıdır ve sadakati temsil ederler. İbretlik fabllar vardır. Tavşan ile tazının hikayesi. Tavşan avcının hedefidir. Tazı tavşanı kovalar, nefesi yetmez. Tavşan da durur tazıyı izler. Tavşana seslenir tazı, ‘Ey tavşan kardeş benim bacaklarım senden uzun, senden daha güçlüyüm ama sana yetişemiyorum.’ Tavşan ibretlik bir cevap verir: ‘Sen iki kemik için koşuyorsun bense yaşamak için koşuyorum.’ Siyaseti hangi değerler için yapıyorsanız gücünüz o kadar olur. Sadece parti başkanı için siyaset yapıyorsanız nefesiniz yetmez.”

    “SOYKIRIM VE KÜRDİSTAN” TARTIŞMALARI

    Bilgen, HDP’li vekil Garo Paylan’ın “soykırım” ifadesi üzerinden ceza alması ve 3 partinin anlaşmasına dair de şunları söyledi: “Bu çatı altında her türlü seviyesiz hakaret ve küfre ceza verilmezken arkadaşımız kullandığı kavramdan 3 birleşim ceza verildi. Bu kavram siyasidir, hukukidir. Kullanmak isterseniz kullanırsanız. Kullananı bu çatı altında görmeye cesaretiniz yoksa bu bir tahammülsüzlüğün ifadesidir. ‘Kürdistan’ tartışmasında partiler arası ittifak gerçekleşti. Tarihin 10 yılında kullanılmış bir ifade olduğu dillendiriliyor. Bunu söyleyenin de hiçbir önemi olmuyor. Hep birlikte alkışlıyorlar. Ulus’taki bina 1. Meclis hala ayakta. Zahmet edip 2 kilometre ileriye gitseler. Şimdi müze olan Meclis’in duvarlarında yazılan isimlerin yanındaki sıfatlara baksalar bu Meclis kurulduğunda 1920, vekillerin isimlerinin altında Laziztan, Kürdistan mebusu yazdığı görülür. Ama hiçbir şeyi anlamayı, öğrenmeye niyetleri de yok cesaretleri de yok.”

    SUR’DAKİ ÇOCUK GÖRÜNTÜSÜ

    Bilgen, Sur’da yaşanan çatışmalarda aralarında çocuklarında olduğu sivillerin tahliyesi sırasında ortaya çıkan görüntüler için de, “JÖH-PÖH kim kameraya aldıysa, kim talimat vermiş bilmiyoruz. O çocukların maruz kaldıkları muameleyi gören herkesin insanlığından utanması lazım. Kürt olmak Alevi olmak… Bütün bunlar insan olmakla ifade eder” dedi.

  • ‘Başkanlık sistemine karşı elimizden geleni yapacağız’

    ‘Başkanlık sistemine karşı elimizden geleni yapacağız’

    Şimdiye kadar 18 maddenin geçtiği Başkanlık sistemine ilişkin yarın 2. tur oylama başlayacak.

    AKP ve MHP’nin üzerinde anlaştığı başkanlık sistemini öngören anayasa değişikliği teklifine Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan sert tepki gösterdi. konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Gürkan, ”Evet oyu veren milletvekillerini sorumluluğa davet etmeye devam edeceğiz. ” açıklamasında bulundu.

    Partili Cumhurbaşkanlığı sistemini içeren anayasal düzenlemenin ikinci turda da geçmesi halinde halk oylamasından geçmemesi için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Gürkan, ”Kuşkusuz bu anayasanın içeriğine dair çok çeşitli tartışmalar yürütülüyor. Çeşitli görüşler ortaya atılıyor. Bu değişiklik bu ülkenin geleceğini oluşturuyor. Tek adam, tek parti diktatörlüğüne geçit veren düzenlemenin halk nezdinde geçmemesi için bir çalışmayı önümüze görev olarak koyacağız.” diye konuştu.

    Suay Abak – İSTANBUL

     

  • Adım adım şeriat hukukuna mı?

    Adım adım şeriat hukukuna mı?

    Anayasa Mahkemesi’nin boşanan eşler arasındaki mal paylaşımında “edinilmiş mallara katılma rejimine kişisel malların gelirlerinin de katılacağına” ilişkin kuralın iptal istemini reddeden kararında skandal bir ifade yer aldı. AYM üyesi Celal Mümtaz Akıncı, düzenlemenin iptal edilmesi gerektiğini savunurken dini bir kriter olan “kul hakkı” kavramını gerekçe gösterdi. Akıncı’nın karşı oy yazısında “Kişiye ait bir malı onun rızası olmaksızın elinden almak mülkiyet, kişi ve kul hakkına müdahale niteliğindedir” ifadesi yer aldı. Akıncı’nın karşı oy yazdığı karardaki yerel mahkeme başvurusunda da kadınlar lehine getirilen düzenlemeye “sosyalist” olduğu gerekçesiyle karşı çıkılmıştı.

    Kayseri 5. Aile Mahkemesi, kişisel malların gelirlerinin “katılma alacağına” konu edileceğine ilişkin Medeni Kanun’daki düzenlemenin mülkiyet hakkına makul bir gerekçe olmaksızın yapılan müdahale” olduğu gerekçesiyle AYM’ye başvurdu. Düzenlemeyi eleştirirken “eşler arasında mülkiyet yönüyle adeta özel mülkiyetin terk edilip sosyalist ülkelerde uygulanan ortak anlayış benimsenmiştir” ifadelerini kullanan mahkeme “Diğer eşe bu şekilde bir mali hak tanınması resmi evlilikleri engelleyecektir. Bu nedenlerle, makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın kişisel malların gelirlerinin de edinilmiş mallardan sayılması hakkındaki kural, Anayasa’ya aykırıdır” diyerek düzenlemenin iptalini istedi.

    AYM: KADINI KORUYOR

    AYM bu başvuruya ilişkin kararını geçen hafta tamamladı. Kararda, iptali istenen kuralın “ailenin ve özellikle kadınların korunmasını sağlamak için” kamu yararı amacıyla çıkarıldığı belirtildi. Kuralın ayrıca eşler tarafından beraberce yönetilen evlilik birliğinin giderlerine, eşlerin güçleri oranında emek ve mal varlıklarının katılması amacını gerçekleştirmeye yönelik olarak adil ve dengeli bir sistem öngördüğü ifade edilen kararda “Bu nedenle kuralla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez” denildi.

    “KUL HAKKI” ŞERHİ

    Üyeler Serruh Kaleli ve Celal Mümtaz Akıncı’nın karşı çıktığı karar, 2’ye karşı 15 oyla alındı. Düzenlemenin iptal edilmesini isteyen Akıncı, yazdığı karşı oy yazısında kişisel malların idaresi esnasında doğan zarardan diğer eş nasıl sorumlu tutulmuyor ise yararından da nemalanmaması gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:

    “Medeni Kanun’da kişisel bir malın geliri de kişisel kabul edilmiştir. Kişiye ait bir malı onun rızası olmaksızın elinden almak mülkiyet, kişi ve kul hakkına müdahale niteliğindedir. Kuralla yapılan müdahale sonucunda toplumsal olmaktan çok kişisel bir çıkar ve yarar korunmaktadır. Bir kişinin elinden rızası dışında malını alıp bir başka kişiye vermek ve bunun da ‘kamu yararı’ amacıyla yapıldığını söylemek ‘kamu yararı’ kavramını, amacı dışında aşırı bir şekilde genişletmek olur ki bu durum ‘hakkı olana hakkını vermek’ olarak tanımlanan ve anayasanın 2. maddesinde ifade olunan genel ‘adalet’ kavram ve tanımına uygun düşmez.”

    SİVAS’TA DA AVUKATI

    AYM kararına dini bir kavram sokan Akıncı, 26 yıldır avukatlık yaptığı Afyonkarahisar’da Baro Başkanı iken, TBMM’deki AKP çoğunluğu tarafından 2010’da Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçildi. Akıncı, Sivas katliamı davasında bazı sanıkların avukatlığını yaptığı için de gündeme gelmişti. CHP milletvekili ve Sivas katliamında mağdurların avukatı olan Şenal Sarıhan, Akıncı’nın özellikle oteldeki perdelerin yakılması, otelin yanması konularında çok aktif rolü olan Ali Kurt, Cafer Kaya Soykök, Tufan Caymaz gibi isimlerin avukatlığını yaptığını açıklamıştı.

    KİŞİSEL MALLAR

    Medeni Kanun’a göre eşler aralarında sözleşme yaparak başka bir mal rejimi kararlaştırmadıkları halde, boşanma sırasında malların paylaşımı “edinilmiş mallara katılma rejimine” tabi oluyor. Kanun, “eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan, bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerlerini, manevî tazminat alacaklarını” ifade eden “kişisel malları” edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamına almıyor. Yani kişisel mallar edinilmiş mallar arasında sayılmadığı için eşler birbirlerinin kişisel malları üzerinde hak ileri süremiyor. Ancak kanun, kişisel mallar üzerinden elde edilen gelirlerin ise edinilmiş mallar arasında sayılacağını yani boşanma sırasında eşlerden birinin bu gelirin yarısını talep edebileceğini düzenliyor. Örneğin eşlerden birinin evlenmeden önce aldığı veya evlendikten sonra kendisine miras kalan evden boşanma tarihine kadar elde edilen kira geliri üzerinde diğer eş hak talebinde bulunabiliyor.

  • AKP kurucularından anayasa teklifine ‘hayır’ çağrısı

    AKP kurucularından anayasa teklifine ‘hayır’ çağrısı

    AKP kurucularından eski başbakan yardımcıları Abdüllatif Şener ve Ertuğrul Yalçınbayır, milletvekillerine anayasa teklifini geri çekmeleri ya da ‘hayır’ oyu vermeleri konusunda çağrıda bulundu.

    ‘Türkiye’nin başta terör ve ekonomik kriz olmak üzere çok sayıda sorunla boğuştuğunu, buna bir de başkanlık tartışmasının eklenmesinin vahim sonuçlar doğuracağını’ savunan Şener ve Yalçınbayır, teklifi imzalayan AKP milletvekillerine, “Teklifi geri çekin, Türkiye rahatlasın dedi.

    T24’ün haberine göre, Türkiye’nin birçok alanda sıkıntı yaşadığını hatırlatan Şener, “Türkiye’nin sıkıntılarından kurtulabilmesi için yapılması gereken çok iş var. Başlangıç olarak Meclis’te görüşülmekte olan anayasa değişikliği teklifi geri çekilmelidir. Yapılmak istenen değişikliğin Türkiye’ye hiçbir hayrı yoktur. Ama zararı çoktur. İçinde bulunduğumuz ortamda halk içinde kamplaşma yaratacak girişimlerden uzak durmamız gerekiyor” diye konuştu.

    ‘TÜRKİYE’NİN ACİLEN NORMALLEŞMESİ LAZIM’

    Ekonomide ciddi sıkıntılar yaşandığını, yabancı yatırımcılarda hukuk endişesi ortaya çıktığını ve Meclis’te görüşülmekte olan teklifte bu kaygıları daha da arttıracak maddeler bulunduğunu savunan Şener, şöyle devam etti: “Türkiye’nin acilen normalleşmesi lazım. Ekonomik ve siyasi sıkıntının giderilmesi için teklif geri çekilmeli, çekilmeyecekse milletvekilleri sorumlu davranmalı, ülkeyi düşünmeli ve ‘hayır’ oyu vermeli.”

    ‘AKP İÇİNDEN YÖNETİCİ VE MİLLETVEKİLLERİ YAŞANANLARDAN RAHATSIZ’

    Meclis’te görüşülen anayasa değişikliği teklifinin ‘halk içinde birlik değil, bölünme yarattığını’ ileri süren Yalçınbayır da, AKP içinde birçok yönetici ve milletvekili ile görüşüyorum. Çoğu yaşananlardan rahatsız, bu işin nereye varacağından tedirgin. Geçmişte Türkiye’de üst düzey görev yapmış devlet ve siyaset adamları da kaygılı. AKP kuruluş felsefesi bu değildi. Anayasa değişikliği bu şekilde yapılmaz. Demokratik tartışma ortamında yapılır. Ayrıca anayasa değişikliğinin zamanı da değil. Türkiye’yi birleştirmiyor, ayrıştırıyor. Şu kısa dönemde bile bu açıkça görüldü” ifadelerini kullandı.

  • Kılıçdaroğlu, Bahçeli’den randevu istedi

    Kılıçdaroğlu, Bahçeli’den randevu istedi

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de ikinci kez ele alınacak olan Anayasa değişiklik paketi ile ilgili olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den randevu istedi.
    Kılıçdaroğlu görüşme gerçekleştiği taktirde Anayasa paketi ile getirilen maddelerin sakıncalarını dile getirecek ve Bahçeli’den bir kez daha düşünmesini isteyecek. Anayasa paketi için 2. turda da en az 330 oy gerekiyor. AKP’nin sandalye sayısı değişikliklerin yasalaşmasına yetmiyor ve MHP desteği olmadan paket hayata geçemiyor.
    İki lider çarşamba günü saat 12’de bir araya gelecek.

  • ‘Toplumun dokusuna tuz ekiliyor’

    ‘Toplumun dokusuna tuz ekiliyor’

    Başkanlık sistemi olarak da tabir edilen 18 maddelik anayasa değişiklik paketinin meclis genel kurulundaki ilk turu tamamlandı, ikinci tur görüşmelerine ise Çarşamba günü başlanacak. Başkanlık teklifine dönük yoğun tepkiler var.

    Adana’daki Alevi kurumlarından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Demokratik Alevi Derneği temsilcileri, anayasa değişiklik paketine dönük değerlendirmelerini PİRHA’ya yaptı.

    “MEVCUT SİSTEM YOK EDİLİYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adana Şube başkanı Şükrü Şahin, “Ülkemizde demokrasi adına bir şeyler varsa büyük bedeller ödenerek kazanılmıştır” diyerek, bugün karşı karşıya kaldığımız durum az da olsa mevcut demokrasinin tamamen ortadan kaldırılmasına dönük bir girişimdir” dedi.

    “KARANLIK BİR DÖNEM YAŞIYORUZ”

    Alevilerle ilgili değil adım atmak, değişiklik geçtiği taktirde daha artan bir baskıyı yaşayacaklarını belirten Şahin “İki cephe kaldı; ezen ve ezilenler cephesi. Aleviler ezilenler cephesinde yer alan bir inanç toplumu olarak demokrasiyi, özgürlükleri bu cephe kazanacaktır. Bugün daha karamsar ve daha karanlık bir dönem yaşıyoruz, ama inanıyoruz ki tarihin her döneminde direnenler kazanır” diye konuştu.

    “TOPLUM KUTUPLAŞTIRILARAK İKTİDAR TESİS EDİLİYOR”

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eş Başkanı Pir Zeynel Kete ise “Toplum kutuplaştırılarak, karşıtlaştırılarak iktidarlar tesis ediliyor” diyerek “Türkiye gibi homojen olmayan ülkelerde bir ulus yaratma projesi var. Ulus yaratılırken de sürekli bir karşı düşman var ediliyor ki kendi iktidarlarını yaşamın her alanında oturtsunlar” ifadesini kullandı.

    Pir Kete, toplumun dokusuna tuz ekildi mi çok kültürlük yeşermez, diyerek bugün yapılanın toplumun dokusuna tuz ekmek olduğunu kaydetti.
    Kete konuşmasında şunları ifade etti:

    “Alevi toplumunun rızalığı alınmadan yapılan hangi uygulama olursa olsun, bizim için haq anlayışı temsil etmiyor. Yol erkanımız ve cemûcıvat kültürümüz karşıtlık üzerine kendini var eden bir kültür değildir. Hakikat ve özgürlük arayışı olan tüm kesimlerin ortak paydaları vardır. Bundan dolayı karşıtlıktan ziyade bizi birbirimize  bağlayan ilişkilerimiz daha fazladır. Bu anlayışla hareket etmeliyiz.”

    Diren Keser/MERSİN

  • Türkiye bugün diktaya karşı ayağa kalkıyor

    Türkiye bugün diktaya karşı ayağa kalkıyor

    AKP ve MHP tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan, ‘Partili Cumhurbaşkanlığı’nın da içerisinde yer aldığı anayasa değişiklik teklifine karşı kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor. Bu tepkilere bir yenisi daha eklendi. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Birleşik Kamu İş, Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV), Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV), Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAGV) ve Yargıçlar Sendikası’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kitle örgütü ‘Diktaya karşı Ayağa Kalkıyoruz’ çağrısı yaptı.

    ‘Bugün değilse ne zaman?’ başlığı ile kamuoyuna yapılan açıklamada, “Nerede olursan ol; içeride, dışarıda, derste, fabrikada, sokakta. Tüm Türkiye’de, diktaya karşı hep birlikte kalkıyoruz ayağa!” denildi. Buna göre, 16 Ocak Pazartesi günü saat 16’da, 17 Ocak Salı günü saat 17’de ve 18 Ocak Çarşamba günü saat 18’de Türkiye’nin her yerinde ‘Ayağa Kalkıyoruz’ eylemleri düzenlenecek.

     

     

  • ‘Aleviler eşit yurttaşlık istiyor’

    ‘Aleviler eşit yurttaşlık istiyor’

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Meclis’te devam eden Anayasa değişiklik teklifi görüşmelerinde söz aldı.

    Halklar arasındaki kardeşlik hukukunun eşit ilişkiler düzeyine çıkartılmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Doğan, şöyle konuştu:

    “Halkın temel hak ve özgürlüklerini güvenceye almayan, sosyal hukuk devleti normlarından, hukukun üstünlüğünden ve kuvvetler ayrılığından yoksun, toplumsal, politik örgütlenmelerin hazırlanmasında öncü bir rol üstlenmediği, demokratik koşullarda özgürce tartışılmayan hiçbir anayasa değişikliği girişimi Türkiye’de demokrasinin de “istikrarın” da önünü açamaz. Bu değişikliğin gerçekleşmesi durumunda demokrasinin biçimsel unsurları da yok edilecek, toplum daha büyük yarılmalar yaşayacaktır.”

    ”KÜRTLER VE ALEVİLER KARDEŞLİK HUKUKU DIŞINDA TUTULMUŞTUR”

    Geçmişten bugüne sürdürülmek istenen tekçi zihniyete dikkat çeken Doğan, ortak vatan savunmasından sonra yayımlanan veraset ilanında Kürtlerin ve Alevilerin bazı haklardan mahrum bırakıldığını ve kardeşlik hukuku dışında tutulduğunu  ifade etti.

    ”DEMOKRATİK ULUS TANIMLAMASI SORUNLARIMIZI ÇÖZECEKTİR”

    Türk ve Kürt halkı kardeşlik hukukunun eşit ilişkiler düzeyine çıkarılması için bir anayasal düzenlemeye gerek olduğunu vurgulayan Doğan, ortak vatanda yaşayan tüm etnik yapıların birlikte, demokratik ulus olarak tanımlanmasının sorunların çözümünde etkili olacağını belirtti.

    ”ALEVİLER EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYOR”

    Cumhuriyet döneminden bu yana Alevilere uygulanan asimilasyon ve sünnileştirme politikalarının artık kabul edilemez boyutlara ulaştığına dikkat çeken Doğan, ”Alevi toplumu özgür ve demokratik laik bir toplumda özgün inancını yaşamak istiyor. Anayasal bir güvence istiyor. İnancının ve öğretisinin kurumlarını erkanını yaşamak istiyor. Kurumlarının iadesini istiyor. Sonuç olarak eşit yurttaşlık temelinde tanınmasını istemektedir.” dedi.

    ”BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ GÜÇLENDİRİLMELİDİR”

    Doğan, yaşadığımız koşullarda devlet politikaları nedeniyle ülkemizde başlayan aşırı kutuplaşma ve kimlikleşmeye vurgu yaptı. Yeni anayasanın kutuplaşma ve güven sorularına cevap verebilmesi ve birlikte yaşama kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

    ”REFERANDUM MEŞRU DEĞİLDİR”

    Doğan, OHAL koşullarında KHK’lerle yönetilen ülkede, basın özgürlüğünün olmadığı, muhalefetin medyaya erişiminin kısıtlandığı, 100 binin üzerinde insanın tutuklandığı ve özgürlüklerin askıya alındığı bir ülkede referandum yapılamayacağını, yapılırsa meşru olmayacağını vurguladı.

    Yapılacak anayasanın yeni bir sistem inşa etmekten başka bir şey olmadığını belirten Doğan, demokratik bir anayasanın olması için önce OHAL’in kaldırılması gerektiğini ve OHAL’in yol açtığı bütün hasarların giderilmesi gerektiğini dile getirdi.

     

  • 18. maddenin görüşmeleri başladı

    18. maddenin görüşmeleri başladı

    Meclis Genel Kurulu’nda son madde olan 18. maddenin görüşmelerine başlandı.
    Meclis genel kurulunda bugün oylanacak ve son madde olan 18. madde, cumhurbaşkanının partili olabilmesinin de aralarında bulunduğu bir dizi değişikliği getiriyor.

  • 17. madde kabul edildi

    17. madde kabul edildi

    Başkanlık sistemini öngören Anayasa değişikliği teklifinin birinci tur görüşmelerinde teklifin 17. Maddesi 342 oyla kabul edildi.
    Genel Kurul’da Anayasa değişiklik teklifinin 17. Maddesinin gizli oylaması yapıldı. 484 milletvekilinin katıldığı birinci tur oylamada 17. Madde 342 oyla kabul edildi. 135 ret oyu alan maddeye, iki çekimser, üç boş iki geçersiz oy çıktı.
    Anayasa değişiklik teklifinin 17. Maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin 3 Kasım 2019 tarihinde birlikte yapılmasını öngörüyor.
    Öte yandan teklifin yürürlüğe girmesi halinde seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam edecek, Meclis’in seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılacak

  • ‘Yalnız Alevilere değil, diğer halklara da yaşam hakkı tanınmayacak’ (videolu)

    ‘Yalnız Alevilere değil, diğer halklara da yaşam hakkı tanınmayacak’ (videolu)

    Meclis genel kurulunda görüşülmesi devam eden ve şu ana kadar 16 maddesi kabul edilen anayasa teklifine ilişkin Derviş Cemal Ocağı Piri Hasan Hayri Şanlı PİRHA’ya konuştu.

    Konuşmasında Tayyip Erdoğan’ın tek adam olarak çıkmaya çalıştığını vurgulayan Pir Şanlı: ‘’Bu anayasa Tayyip Erdoğan’ın can simidi ve bu anayasa geçerse yalnız Alevilere değil diğer halklara da yaşam hakkı tanınmayacak’’ dedi.

    “TEK YOL DİRENMEK”

    Partili Cumhurbaşkanlığı sistemini içeren anayasanın Suriye anayasasıyla çok benzer olduğunu belirten Pir Şanlı, tek kurtuluş yolunun Alevilerin de içinde olduğu demokratik kamuoyunun bir araya gelerek birlikte mücadele etmesinden, birlikte direnmesinden geçtiğini belirtiyor.

    Şanlı sözlerini şöyle bitiriyor: ‘’Terk yol bu zulme karşı direnmek. Başka kurtuluş yolu göremiyorum.’’

    Haberin videosu
    Suay ABAK – İSTANBUL

     

  • Anayasa değişikliği teklifinde 14. madde kabul edildi

    Anayasa değişikliği teklifinde 14. madde kabul edildi

    TBMM Genel Kurulunda, anayasa değişiklik teklifinin 1. turunda, 14. maddenin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından, maddenin gizli oylamasına geçildi.

    Meclis’te görüşülmeye devam eden anayasa değişiklik teklifinin 14. maddesi 341 oyla kabul edildi.

    Madde, HSYK’nin yapısında değişiklik öngörüyor. Maddeye göre Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’unun üye sayısı 22’den 13’e düşürülüyor. Üyelerin 4’ü Cumhurbaşkanınca seçiliyor.

  • ‘Seni başkan yaptırmayacağız’

    ‘Seni başkan yaptırmayacağız’

    Başkanlık denilen sistemi getirecek yeni anayasa teklifi Meclis genel kurulunda bir hafta boyunca görüşülmeye devam edecek. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis’te de, referandumda da ‘Evet’ oyu vereceğini söylediği, HDP ve CHP’nin rejim değişikliği getireceği için karşı çıktığı anayasa teklifinin maddeleri mecliste görüşülmeye devam ediyor. 18 maddelik Anayasa değişikliği teklifinin referanduma götürülebilmesi için en az 330 milletvekilinin kabul oyu vermesi gerekiyor.

    AKP ve MHP tarafından hazırlanan paketin toplumsal uzlaşmaya dayandırılmadığı ve demokrasiyi hedeflemediği için inkarcı anayasaların devamı olacağı endişesi tüm toplumsal kesimlere hakim. Geçmiş anayasal süreçlerin dışında tutulan ve bu nedenle en büyük hasarı gören Alevi toplumu bu kez de sürecin dışında tutuldu.

    Yeni anayasa çalışmasının ve başkanlık teklifinin meclise sunulmasına ilişkin PİRHA’ya konuşan Sanatçı Pınar Aydınlar, “Hiçbir şekilde başkanlık sistemini desteklemiyoruz ve her koşulda başkanlığa giden tüm politikaların, tüm kirli oyunların karşısında olduğumuzu belirtmek istiyorum,” dedi.

    “BASKILARIN NEDENİ BAŞKANLIĞA KONULAN TAVIR”

    Pınar Aydınlar, 7 Haziran seçimlerinden sonra ülkeyi kan gölüne çeviren, HDP’ye, Cumhuriyet gazetesi yazarlarına ve tüm muhalif kesimlere yönelik düzenlen  operasyonların, tutuklamaların altında getirilmek istenen başkanlık sistemine konulan tavrın yattığını vurguları. Aydınlar, “Tüm bu baskılara karşın buradan bir kez daha seni başkan yaptırmayacağız diyoruz” dedi.

  • HDP’den ‘erken seçim’ açıklaması

    HDP’den ‘erken seçim’ açıklaması

    Başkanlık teklifine ilişkin Meclis’te süren görüşmelerde art arda erken seçim açıklamaları geliyor. İlk olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, önceki gün yaptığı açıklamada “Değişim Meclis’ten geçmezse parlamento yenilenmeli” demişti.

    MHP ve CHP’den gelen açıklamaların ardından anayasa görüşmeleri sırasında kürsüye gelerek konuşma yapan HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen  şunları söyledi:

    “Kendi partisiyle ilgili sorunları çözemediği için bir ülkenin rejimini değiştirme, bir ülkenin geleceğini belirleme, yönetim modelini değiştirme riskini söz göze alıyorsanız, bunun bedelini bu topluma yaşatmaya niyet etmişseniz. Söylenecek çok bir şey yok. Bu şartlar altında burada erken seçim kararı çıkmaz kimse korkmasın. Biz varız. Biz hatta yüzde 15 seçim barajı istiyoruz. Zaten yüzde 10 barajını bizim için koymuştunuz buna rağmen buradayız. Yüzde 15 yapın, biz bunu göze almışız. Biz biliyoruz ki buradaki bazı milletvekilleri bir daha asla listeye giremeyeceği için 276’yla seçim kararı çıkartamazsınız. Siz varsanız biz de varız.”

  • Yürütme yetkisini Cumhurbaşkanına veren 8. madde kabul edildi

    Yürütme yetkisini Cumhurbaşkanına veren 8. madde kabul edildi

    Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasa değişiklik paketinin sekizinci maddesi 340 oyla kabul edildi.

    Oylamada 135 ret oyu verildi.

  • ‘Herkes kendi ‘Hayır’ını kendi cephesinden söylemeli’

    ‘Herkes kendi ‘Hayır’ını kendi cephesinden söylemeli’

    HDP‘li kadın milletvekilleri, dün Anayasa görüşmelerinin sürdüğü saatlerde kendilerine kapalı olan televizyon yayınlarına alternatif olarak kendi yayınlarını gerçekleştirdi.

    Kadın milletvekilleri, Anayasa değişiklik teklifini resmi HDP Kadın Periscope hesabından yayınladı.

    HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu: Yapılması gereken şey çok basit aslında, bir kabine girilecek ve gizlice oy kullanılacak. Anayasa’ya uygun oy kullanma biçimi budur. Mesele bu değil tabii, mesele çoğunluk tahakkümü, rejim değişikliği, başkanlık rejimini getirmek.

    Bugün bizim 11 milletvekilimizin tutuklu olması nedeniyle yerimizde oturup oy kullanmadığımız, protesto ettiğimiz teklif aslında tekçi, erkek, militarist başkanlık sistemini getirme rejiminin teklifidir. Meclis’te şöyle bir tutum hakim: “Biz çoğunluğuz göstere göstere oy kullanırız, anayasayı tanımayız, hiçbir şeyi tanımayız. İhlal edersek de Sağlık Bakanı’nın dediği gibi, ‘sana ne ulan’ deriz.” Meclis’in düzeyi maalesef bu ve biz bunu protesto ediyoruz.

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya: Cahiliye döneminde yaptıkları helvadan putları acıkınca yiyenler gibi AKP’li vekillerin kendi koydukları kuralları gizli oylama sözleriyle nasıl bir demogojiye dönüştürdüklerine, anayasayı, ilkeleri nasıl yerle bir ettiklerine birkaç gündür şahit oluyoruz.

    Halkımız barışa, özgürlüğe, vicdana, umuda ve adalete dair geleceğimizi belirleyecek olan bu gündemi çok yakından takip etmelidir. Halkımızın sağduyusuna kesinlikle güveniyorum. Geleceğimize, barışımıza ve özgürlüğümüze birlikte sahip çıkmalıyız ve bu rezalete birlikte son vermeliyiz.

    HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdemir: Burada bir anayasa yapımından söz etmek mümkün değil. Demokratik ülkelerdeki anayasa yapım süreçlerindeki çoğulculukla, bu parlamentoda yapılanların zerre kadar alakası yok.

    Burada yapılmak istenen gizlice ve hızlı bir şekilde rejim değişikliğini amaçlayan anayasa değişikliğini bu Meclis’ten geçirmek. AKP’li vekiller halkın iradesini yok sayarak ve en önemlisi de halkı maniple ederek bir yasa geçirmeye çalışıyor.

    AKP zamanın gerisinde kalmıştır ve zamanı doğru yerden okumuyor. Ama AKP şunu iyi bilmelidir, zaman diktatörlerin zamanı değildir ve halk da diktatör istemiyor. Biz inanıyoruz ki, bu teklif Meclis’ten geçse bile halk güçlü bir şekilde ‘Hayır’ diyecektir.

    Çünkü bu coğrafyanın kaderi değildir tek adam rejimi. Biz devrimcilerle, kadınlarla, gençlerle tek adam rejimi inşası anayasasına ‘Hayır’ diyeceğiz.

    HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik: 11 Milletvekili arkadaşımız şu anda tutuklu. Bu parlamentonun 11 üyesinin tutsak olduğu bir ortamda anayasa tartışmalarının konuşulamayacağını, konuşulsa dahi bunun meşruluğunun olmayacağını halkımızın bilmesi gerekir.

    Şunu çok iyi bilmek gerekir, elimizdeki anayasa taslağı içinde bulunduğumuz kaotik ortama, ekonomik, sosyal hiçbir kronikleşmiş toplumsal soruna derman olabilecek bir taslak değildir. İçerisinde barış, özgürlük, insan hakları geçmeyen bir anayasa değişiklik teklifi bu…

    Tüm Türkiye halkları şunu istemeli; “Biz çoğulcu, demokratik ve laik bir Anayasa’yı yeniden inşa edebiliriz.”

    HDP Urfa Milletvekili Dilek Öcalan: Meclis’te yanlış bir uygulama yürürlüğe konmaya çalışılıyor. AKP Türkiye’deki kadim halkları yok sayarak tek bir adamın rejimini inşa etmeye çalışıyor. Ama ne yazık ki tek tipleşen rejimin bir karşılığı yok ve kazanımları da olmayacaktır.

    İktidar kendisine rakip olarak gördüğü partimizi hedef alarak 11 milletvekilimizi rehin almıştır. AKP demokrasiden bahsediyorsa Eş Genel Başkanlarımızla birlikte tutuklu olan milletvekillerimizin de burada olup oy kullanması gerekirdi.

    Eş Genel Başkanlarımızın, milletvekillerimizin oy kullanamadığı, meşru olmayan bu anayasayı kabul etmiyoruz ve bu faşist anayasaya ‘Hayır’ diyoruz.

    HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat: Türkiye’nin sorunlarının çözüm yeri olması gereken Meclis tam tersine sorunların çözüldüğü yer değil, şiddetin uygulandığı bir yer haline gelmiştir.

    Türkiye halklarının sorunlarını çözecek şey önümüze anayasa olarak getirdikleri yasama, yürütme ve yargıyı tek elde toplayan bütün yetkileri cumhurbaşkanına devreden bir teklif.

    Vekillerin haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklandığı bir döneme şimdi bir isim aranıyor. Biz demokratik siyaseti esas alan ve yüzyıl önce inkar edilen, yok sayılan halkların tanınması ve daha demokratik bir siyasetle yetkilerin genişletilmesini savunuyoruz.

    HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan: Kadınlardan, çocuklardan, gençlerden, farklı kimliklerden, bu ülkeyi var eden herkesten, bütün farklılıklardan kaçırılarak yapılan iktidarın iktidarlığını sürdürmek ve kalıcılaştırmak için yapmak istediği bir rejim değişikliği ile karşı karşıyayız. Her maddesi ayrı ayrı yeni bir rejimin dizayn edildiği bir değişiklik teklifidir.

    Bu aslında Türkiye’nin tüm kodlarının devlet yapılanmasıyla, yargı kültürüyle, yasama kültürüyle taban tabana zıt; sadece bir kişinin etrafında şekillenecek bir yönetim şeklidir. Biz buna diktatörlük rejimi diyoruz. Yani bu itaat edip rahat edeceklerin hazırladığı anayasadır.

    Bir anayasa neden yapılır, ne zaman yapılır. Şimdi bu soruların cevabı yok. OHAL koşullarında bir değişiklik teklifi yapıyorlar ve bunu tamamen kendi iktidarlarına hizmet edecek şekilde yapıyorlar. İçinde hiç kimsenin olmadığı bu anayasayı ve diktatörlüğü hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz. Çünkü topluma vaadimiz barıştır ve sonuna kadar ‘barış’ diyeceğiz.

    HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca: Yeni bir anayasa oluşturulurken bu anayasanın ülkede yaşayan bütün halkları temsil etmesi beklenir. Ancak bugün baktığımızda üzerine tartışılan anayasa sadece diktatöryal bir sistemin yürürlüğe girmesi için oluşturulmak istenen bir anayasadır.

    Bu anayasada ne farklı inançlara ilişkin haklar var, ne de bu ülkede yaşayan farklı kesimlerin sorunlarının çözümüne ilişkin haklar. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan beri, 93 yıldır, “Tek dil, tek ırk, tek bayrak” zihniyeti ile yönetiliyor.

    Bugün de 93 yıldır Kürtlere karşı yürütülen inkâr ve imha politikası ile Mezopotamya ve Kürdistan’da yaşayan farklı halklara, dinlere inançlara diyorlar ki “Siz tek inanç, tek dil, tek bayrak ile tek parti çatısı altında yaşamaya mecbursunuz.”

    Şu an mecliste yaşanan bu kavga da esasında Türkiye siyasetinin bir fotoğrafıdır. Mecliste yaşanan bu kavga Türkiye’de yaşanan sorunların fotoğrafıdır. Yani bu hükümetin çözemediği toplumsal, siyasal ekonomik ve sosyal sorunların özetidir. Ben Ezidi bir kadın olarak kendimizi bu anayasada göremediğimizi belirtmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri bu ülkede biz inkâr ediliyoruz.

    Ezidilik bir inanç olarak bu ülkede kabul görmemiştir. Bir kez daha belirtmek isterim ki, bu anayasa farklı haklar için değil diktatöryal bir sistemdir. Bu nedenle sonuna kadar bu zihniyete karşı mücadelemizi yükselteceğiz! Biz içinde kadın renginin olmadığı, kadın ve gençlerin haklarının olmadığı, farklı halkların ve farklı inançların haklarının olmadığı; halkın kendini içerisinde bulmadığı bir anayasaya ‘Hayır’ diyoruz. Böyle bir anayasa olmaz.

    Dünya anayasa örneklerine baktığınızda bu anayasaların halkların hizmetinde olduğunu görürsünüz. Ancak burada anayasa sarayın hizmetine düşecektir.

    Saray iktidarını topluma bu anayasa ile kabul ettirmek, dayatmak istiyor. Bakın bu mecliste maddelere ilişkin en ufak bir değişiklik önerisine karşı büyük bir tahammülsüzlük var, AKP’liler buna direk saldırıyor.

    Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş: Burada olması gereken halkın iradesi cezaevine kapatılmış. Bu duruma HDP’den başka hiçbir muhalefet partisinden itiraz gelmiyor. 3 parti gerek sınır ötesi teskerede, parlamentoya darbe yapılması, halkın iradesinin kırılması konusunda uzlaştılar ve bugün o uzlaşının sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz.

    Halk şunu görsün ki, bu anayasa değişikliği kendilerinden gizleniyor ve sadece bir kişi için yapılıyor. Eğer bu değişiklik oylanırsa hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve var olan karanlık daha da koyulaşacak.

    İşsizlik, kadına yönelik şiddet, antidemokratik uygulamalar, demokratik siyaset hakkı, basın yayın özgürlüğü tümüyle yok edilecek. Tam anlamıyla bir padişahlık dönemine geçilecek. Biz HDP olarak ‘Hayır’ın en güçlü cephesini örmeye devam edeceğiz.

    Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran: Mayıs’ta dokunulmazlıklar kaldırıldı. Şimdi de Meclis ortadan kaldırılarak tüm yetkiler tek adama devrediliyor. Bizi cumhurbaşkanlığı, başkanlık rejimi kıskacında sıkıştırmaya çalışıyorlar. Ama tek adam rejimi tek alternatif değildir. Bunun alternatifini biz Dolmabahçe Mutabakatı’nda gördük.

    Müzakere sürecinde ülkenin özgür ve eşitlikçi koşullarda yönetilebileceğini gördük. Herkesin sesini söyleyebileceği bir anayasanın mümkün olabileceğini gördük. Bunun için biz diyoruz ki, “Başkanlık Türkiye için bir sistem ve alternatif değildir.” Tek bir alternatif var, herkes aynı cephede ‘Hayır’ demek zorunda değil. Herkes kendi ‘Hayır’ını kendi cephesinden söylemeli ve yükseltmeli.

  • Teklifinin en kritik maddesi görüşülüyor

    Teklifinin en kritik maddesi görüşülüyor

    Meclis’teki Anayasa değişikliği görüşmeleri dördüncü gününde devam ediyor. Görüşmeler 6. madde üzerine konuşmalarla başladı. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından 6. maddenin gizli oylamasına geçildi. Oylama sonrası yapılan sayımın ardından toplam 483 oy kullanıldığı; 137′ Hayır’ oyuna karşın; 343Evet‘ oyu ile maddenin kabul edildiği açıklandı. 6. maddenin ardından bugünün en kritik maddesi kabul edilen ve ‘partili cumhurbaşkanlığı’nı düzenleyen anayasa değişiklik teklifinin 7. maddesinin görüşmelerine geçildi.

    Öte yandan bugünkü oturum, önceki oturumda yaşanan kavgadan dolayı konuşmaların yapıldığı kürsünün tamamen değiştirilmesiyle başladı.

    6. madde üzerine ilk olarak söz alan CHP’li Muharrem İnce, “Bu yasa geçerse bunun bayram yapanı siz biz olmayacağız. Bunun bayram yapanı BOP’u yapanlar olacaktır. Bugün ihtiyacımız olan güçlü başkan değil, birlikteliğimizdir” dedi.

    İnce’nin ardından MHP adına Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan konuştu.

    ‘GÖRÜŞMELER TALİMATLA YÜRÜTÜLÜYOR’

    HDP adına ise Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, söz aldı. Irgat, HDP’nin tutuklu eş genel başkanları ve milletvekillerinin durumuna dikkat çekti. Irgat, değişiklikle Meclis’in denetim yetkisinin tamamen ortadan kaldırıldığını belirterek, “Yetkileri kaldırmışsınız ama bunun yerine neyi koyduğunuzu düzenleyememişsiniz. Hala milletin gündemine gitmediği halde halkın önüne götürüleceğinin söylenmesi bu görüşmelerin bir talimatla sürdürüldüğünün göstergesidir. Dolmabahçe’de bütün sorunların çözümüne odaklanan bir noktaya gelmiştik. Ne oldu da bugün bu kadar geri bir yasayı tartışmaya başladık” dedi.

    Görüşmelerin ilerleyen bölümünde konuşan CHP’li Şanal Sarıhan, kürsü işgaline değindi. Bu eylemin pasif direniş olduğunu söyleyen Sarıhan, Anayasa değişikliğine Can Yücel’in “Anayasası İnsanın” şiiriyle atıfta bulunarak, “Madde denetimle ilgili bir maddedir. Parlamentonun en önemli görevi yasa yapmadır, ikincisi de denetlemedir. Burada temsil yetkisini kullanır. Parlamenter sistemler denetlemeyi mümkün kılar. Ama getirilen sistem denetlemeyi gerekli kılmaz” dedi.

    ‘KÜRSÜ İŞGALİ PASİF DİRENİŞTİR’

    Sarıhan, dün akşam yaşanılanlara da değinerek, CHP’nin kürsü işgali tutumun “pasif direniş” olduğunu ve bu hakkın kullanıldığını söyledi. Sarıhan, “Bugün ne yazık ki parlamentomuzda sözün sahibi olması gereken milletvekilleri pasif direnişe durdular. Bu demokratik yoldur, yöntemdir. Ama bu aynı zamanda bir kötülüğün adıdır. Parlamento OHAL uygulamaları ile karşı karşıdır. Halkın Meclis önüne gelişi nasıl engellenmişse, burada da muhalefetin sesi kısılmak istenmektedir” diye konuştu.

    AKP’Lİ ELİTAŞ: KALDIR O KAMERAYI

    Öte yandan önceki birleşimde yaşanan kavganın ardından saat 14.00’te açılan birleşimde CHP’nin önergesinin görüşüldüğü sırada aleyhte söz alan AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın dün yaşananlardan dolayı CHP’lileri suçlaması karşısında yine karşılıklı sataşma yaşandı.

    AKP’li Elitaş, “Kavgada bir vekil ısırıldı. Milletvekili bacağından ısırılır mı?” derken, bu sırada AKP sıralarında “Buraya köpek giremez” şeklinde bir döviz açıldı. Bunun üzerine CHP’liler Elitaş’ın bu iddiasının ‘yalan’ olduğunu ve yaralanan milletvekilinin arbede sırasında ayağının masaya çarpması üzerine yaralandığını savundu. Elitaş, CHP’lilerin görüşmelerin kamuoyuna kapalı olmasından dolayı kendi imkanlarıyla yayın yapmasına “kaset sevdasında vazgeçin” diyerek tepki gösterdi. Elitaş, CHP’li Ali Şeker’in görüşmeleri internet üzerinden yayımlanmasına karşı çıktı. Elitaş’ın Şeker’e “Kaldır o kamerayı” diyerek çıkışması üzerine CHP sıralarından da tepki yükseldi.

    6. MADDE NE GETİRİYOR?

    6’ncı madde, Meclis’in denetim yetkilerini düzenliyor. Düzenlemeyle yasamanın yürütmeyi denetlemesi ile Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermesi yasamanın görev ve yetkileri arasından çıkarılıyor. Anayasanın TBMM’nin bilgi edinme ve denetim yollarına ilişkin maddesindeki değişiklik ile yasamanın belli bir konuda Meclis Araştırması yapması, Genel Görüşme açarak Genel Kurul’da görüşmesi ve milletvekillerinin, cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanların cevaplaması istemiyle yazılı soru sorması yeniden düzenleniyor. Buna göre, TBMM, Meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanacak. Meclis Araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibaret olacak. Genel görüşme, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi şeklinde gerçekleştirilecek.

    Değişiklik teklifi şöyle:
    “MADDE 6- 2709 sayılı Kanunun 98 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve kenar başlığı metinden çıkarılmıştır. “MADDE 98- Türkiye Büyük Millet Meclisi; meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme ve denetleme yetkisini kullanır. Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinmek için yapılan incelemeden ibarettir. Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir. Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında 106 ncı maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca yapılan soruşturmadan ibarettir. Yazılı soru; yazılı olarak en geç onbeş gün içinde cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir. Meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru önergelerinin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile araştırma usulleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.”

    Mevcut anayasadaki metin ise şöyleydi:
    “MADDE 98- Türkiye Büyük Millet Meclisi soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır.

    Soru, Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.

    Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir.

    Genel görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesidir.

    Soru, Meclis araştırması ve genel görüşme ile ilgili önergelerin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile cevaplandırılma, görüşme ve araştırma yöntemleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.”

    /Evrensel

  • ‘Alevileri dize getiremeyecekler’

    ‘Alevileri dize getiremeyecekler’

    AKP ve MHP’nin işbirliğiyle hazırlanan ve Türkiye’yi başkanlık sistemine götürecek olan Anayasa değişikliği teklifi mecliste görüşülürken, Alevilerin de tepkisi sürüyor.

    İstanbul’da Alibeyköy Cemevi Başkanı, Kureyşan Ocağı pirlerinden Hüseyin Güzelgül, anayasa değişikliği teklifini ve getirilmek istenen başkanlık sistemini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Şuan mecliste görüşülen teklifin AKP’nin tek adam rejimine geçişi öngördüğü anayasa değişikliği olduğunu söyleyen Güzelgül, “Bütün yetkiler sarayda oturan zatın elinde. Bunu yasalaştırmaya çalışıyor” dedi.

    “TEK PARTİ, TEK ADAM İKTİDARI”

    “Meclisin yetkilerinin saraya devredilmesi için anayasa değişikliği yapılıyor” diyen Pir Güzelgül, şunları dile getirdi:

    “Halkın iradesini tek bir kişiye devretmektir bu anayasa değişikliği. Diğer taraftan bunun OHAL’in getirdiği baskılar altında yapılması da demokrasiyi ne şekilde yok ettiklerinin yeni göstergesidir. OHAL ortadayken buna geçiş yapmak ne kadar hukuka bağlı olduklarını demokrasiye bağlı olduklarını anayasaya bağlı olduklarının da bir göstergesidir. Tek parti, tek adam iktidarı, parlamenter sistemden ayrılması rejim değişikliğidir.”

    AÇIK OY KULLANAN VEKİLLERE TEPKİ  

    Alevi Piri Hüseyin Güzelgül, mecliste gizli oy kullanmak yerine açık oy kullanan vekillere de tepkili. Güzelgül, “Anayasada gizli oylama zorunluyken diktatörlüğe giden yolu açmak için milletvekillerinin birbiriyle yarışır halde açık oy pusulalarını göstererek oy kullanmaları, demokrasi ve anayasaya ne derecede bağlı olduklarının göstergesidir” dedi.

    “LAİKLİĞİ SAVUNANLARI TUTUKLAMAK TEKÇİ ZİHNİYET”

    Laikliği savunanların tutuklanmasının da kabul edilemeyeceğini belirten Pir Güzelgül, laikliği savunanların tutuklanmasının tekçi zihniyetin bir ürünü olduğunu kaydetti.

    Türkiye’de dinin siyasete alet edildiğini vurgulayan Pir Hüseyin Güzelgül, Alevilerin her zaman karanlığa karşı durduklarını, Hüseyni duruştan, Pir Sultan mücadelesinden vazgeçmediğini ifade etti.

    “MUHALİF BASINI SUSTURMAK HAKARETTİR” 

    Alibeyköy Cemevi Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, Alevilerin inancının, emekçinin, işçinin, kadının, mazlumun sesi olan Tv10 ile Yol Tv’nin kapatılmasına da sert tepki gösterdi:

    “Alevi televizyonlarını kapatmaları bakış açılarının bir göstergesidir. Çok sesliliği istemiyorlar, sadece kendileri gibi düşünen yayınlara hak veriyorlar. Bu da düşünce ve inanç özgürlüğüne, temel insan haklarına karşı olduklarını gösteriyor. Muhalif basını susturma, özgür basına hakarettir. Kendi gibi düşünmeyen kesimin bilgi edinme hakkına hakarettir. Çifte standartın bir göstergesidir. Cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanların çıkıp mezhep çatışmasına doğru gidildiğini defalarca beyan etmeleri kendilerinin teşvik ettiğini gösteriyor.”

    “ALEVİLERİ DİZE GETİREMEZLER”   

    Alevilerin her türlü şiddete ve baskıya karşı örgütlenmesi gerektiğini dile getiren Pir Güzelgül, “Hassas bir dönemden geçiyoruz. Dönen dolapların hepsi Alevi toplumunu vuruyor. Alevilerin bunları görmesi gerekiyor. Alevileri dize getiremezler. Birlikte hareket etme zamanıdır” diye konuştu.

    Nilgün Mete/ İSTANBUL

  • İktidardan ‘erken seçim’ açıklaması

    İktidardan ‘erken seçim’ açıklaması

    TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, anayasa değişiklik teklifinin Meclis’te kabul edilmemesi durumunda Türkiye’nin seçime gidebileceğini söyledi. Reuters’in haberine göre, Şentop, “Bu durumda Türkiye’nin seçime gitmesini kimse engelleyemez” dedi.

    Bir maddenin düşmesi halinde teklifin geri çekilip çekilmeyeceğine yönelik soru üzerine Şentop, “Metin, Genel Kuruldan geçmezse, o zaman hiçkimse seçim istemiyor diyelim ama Türkiye seçime mecbur kalır” değerlendirmesinde bulundu.
    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de dün gece yarısından sonra TBMM’de yaptığı açıklamada paketin geçmemesi durumunda ‘millet iradesine başvurmak gerekeceğini’ söylemişti.

  • ‘En ciddi rakibinizin elini kolunu bağlıyorsunuz’

    ‘En ciddi rakibinizin elini kolunu bağlıyorsunuz’

    HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar, Meclis’te devam eden Anayasa değişiklik teklifi görüşmelerinde konuştu.

    Sancar, “Dyelim ki buradan geçti; meydana ineceğiz referandum için. Siz, en ciddi rakibinizin, “hayır” kampanyasının en etkili aktörünün elini kolunu bağlayarak bir “evet” kampanyası yürütmeyi içinize sindirebiliyor musunuz?” diye sordu.

    HDP’li Mithat Sancar, Anayasa değişikliğinin kabulü ve sistemin yerleşmesi halinde  sonucun “intikamcılık ve rövanşizm” olacağını ifade etti

    Sancar’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

    “AKP temsilcileri ve Hükümet adına konuşan bakanlar bu teklifi savunurken birkaç gerekçe ileri sürüyorlar. İleri sürdükleri gerekçelerden ilki “Başkanlık” ya da “Cumhurbaşkanlığı sistemi” adı verdikleri bu yeni sistemin Türkiye’ye istikrar getireceği iddiasıdır. Oysa istikrar açısından baktığımızda asıl büyük sorunun AKP’nin güçlendiği dönemlerde yaşandığını görürüz. AKP güçlendikçe ülkeye ne demokrasi açısından istikrar geliyor ne ekonomik açıdan istikrar geliyor ne de toplumsal barışı sağlayacak bir uzlaşma ortamı ortaya çıkıyor.

    BÜTÜN YETKİ CUMHURBAŞKANINDA TOPLANIYOR

    AKP sözcülerinin ileri sürdüğü ikinci gerekçe hukuk devletini güçlendirmek istediği şeklindedir. Hukuk devletinin iki temel kuralı var birbirine bağlı, biri kuvvetler ayrılığıdır diğeri de buna bağlı olarak yargı bağımsızlığıdır. Peki bu teklifte kuvvetler ayrılığı var mı? Hayır. Kesinlikle yok. Bütün yetki nihai olarak Cumhurbaşkanında toplanıyor. Bu sistemde bir fren ve denetleme organı olması gereken yargı yine Cumhurbaşkanının denetimi altına sokuluyor, doğrudan veya dolaylı olarak.

    Yargı bağımsızlığı kaldırılıyor. Üçüncü gerekçe içinse: “Bu teklifle biz demokrasiyi güçlendiriyoruz diyorlar.” Demokrasiden anladıkları görülüyor ki sadece seçimlerdir. Seçimlere dayalı bir sistem, cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi demokrasiyi güçlendirmek olarak sunuluyor.

    Seçim, demokrasinin vazgeçilmez şartıdır, varlık sebebidir; doğru fakat tek şartı değildir. Ayrıca, seçimin var olması tek başına bir sistemi demokrasi olarak nitelemeye yetmez.

    EN CİDDİ RAKİBİNİZİN ELİ KOLU BAĞLI

    Diyelim ki buradan geçti; meydana ineceğiz referandum için. Siz, en ciddi rakibinizin, “hayır” kampanyasının en etkili aktörünün elini kolunu bağlayarak bir “evet” kampanyası yürütmeyi içinize sindirebiliyor musunuz?

    Buna “demokrasi” diyebiliyor musunuz? Diyebiliyorsanız size söyleyecek bir söz bulamıyorum. Bu kadar çok yetki verdiğiniz bir Cumhurbaşkanı neredeyse hukukun tamamen denetimi dışında faaliyet gösterme imkânına sahiptir. Anayasa Komisyonu görüşmeleri sırasında söyledim. Bu kadar çok hukuksuzluk yaşanıyor bu ülkede, her gün yeni hukuksuzluklar yaşanıyor. Yarın öbür gün başkanlık seçimini AKP kaybederse, rakibi olan siyasi güç kazanırsa, gelip aynı yöntemleri AKP’lilere uygularsa itirazınız olacak mı?

    Eğer bu sistem yerleşirse sonu intikamcılıktır, rövanşizmdir. Bugün herkesi terörist ilan ediyorsunuz. Seçimi alan siyasi güç çıktı, dedi ki: “AKP terörist bir örgüttü zamanında. Oraya mensup olanlar, iltisak edenler, yardım edenler, çalışanlar teröristti.” O zaman biz sizi savunacağız, o haksızlıklara karşı çıkacağız ama sizin karşı çıkma hakkınız olmayacak.