Etiket: anma

  • Aliağa’da Sivas’ta katledilen 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı- VİDEO

    Aliağa’da Sivas’ta katledilen 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı- VİDEO

    PİRHA – İzmir’in Aliağa ilçesinde Sivas Madımak Katliamı’nın 33.yılı vesilesiyle 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı.

    İzmir’in Aliağa ilçesinde, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi. Aliağa Alevi Kültür Derneği ile Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinin öncülüğünde gerçekleştirilen anmada, katliamda yaşamını yitiren 33 kişi denize bırakılan 33 karanfille anıldı.

    Anma programı kapsamında ilk olarak Aliağa Cemevi önünde toplanan yurttaşlar, sloganlar eşliğinde Demokrasi Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşe çok sayıda yurttaş ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    “KATLİAMI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasını gruplar adına Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal okudu. Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü gibi taze olduğunu vurgulayan Çiçekdal, insanlığa karşı işlenen bu suçun cezasız bırakılmasının toplumsal vicdanda derin yaralar açtığını söyledi.

    Çiçekdal, “33 canımızı yitirdiğimiz 2 Temmuz 1993 Sivas/Madımak Katliamı’nın 33. yılında içimizdeki ateş yanmaya devam ediyor. İnsanlık suçunun yargı tarafından cezasız bırakılması acımızı büyütüyor. Katliamı unutmadık, unutturmayacağız. Gerek ülke olarak gerekse küresel ölçekte zorlu bir süreçten geçiyoruz. Haklı taleplerimizi kazanıma dönüştürebilmek için eskisinden çok daha fazla çabaya ihtiyaç var” dedi.

    “MADIMAK UTANÇ MÜZESİ OLSUN”

    Madımak Katliamı’nın 33. yılında taleplerini bir kez daha dile getiren Çiçekdal, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesini, adaletin sağlanmasını, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve laik, bilimsel eğitim modelinin esas alınmasını istedi.

    33 CAN İÇİN 33 KARANFİL DENİZE BIRAKILDI

    Basın açıklamasının ardından katılımcılar deniz kenarına geçti. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 kişinin isimleri tek tek okunurken, her bir can için denize bir karanfil bırakıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Sivas için İzmir’den seslendiler: Acımız da mücadele ruhumuzda ilk günkü tazeliğini koruyor – VİDEO

    Sivas için İzmir’den seslendiler: Acımız da mücadele ruhumuzda ilk günkü tazeliğini koruyor – VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumları, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 can için 33’üncü yılında İzmir’den seslendi. Sivas davasında zaman aşımı kararına tepki gösteren Alevi kurumları, Madımak Oteli bir “Utanç Müzesi” olana dek, bu katliamın arkasındaki derin yapılar açığa çıkıp yargılanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında ‘Unutmadık, unutturmayacağız’ şiarıyla alanlarda basın açıklama yaptı. İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamaya çok sayda yurttaş katıldı. Saygı duruşuyla başlayan açıklamada sık sık “Sivas’ı unutma unutturma” “Madımak’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” “Sivas’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Sorumlusu Mehmet Bozkurt kısa bir değerlendirme yaptı. Bozkurt, Sivas davasında etkin bir soruşturmanın yapılmadığını belirterek, davada zaman aşımının kabul edilmediğini belirtti.

    Basın açıklamasını PSAKD Genel Merkez GYK Üyesi Kenan Yaşatürk okudu.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gerici güçler tarafından 33 aydının katledildiğini belirten Yaşatürk, aradan geçen 33 yıla rağmen o acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu söyledi.

    Madımak Oteli’nde işlenen insanlık suçuna verilen zaman aşımı kararını kabul etmediklerini söyleyen Yaşatürk “Madımak’ın eli kanlı katillerinin tek tek, sudan bahanelerle sırtları sıvazlanarak, cumhurbaşkanının iki dudağı arasından çıkan “affettim” sözüyle serbest bırakılmasını, tahliye edilmesini asla kabul etmiyoruz. Bizler biliyoruz ki bu katliamlar sadece gelip geçici iktidarların değil, faşist sistemlerin bir sorunudur” diye konuştu.

    “CEMEVLERİ DOĞRUDAN ANAYASADA İBADETHANE OLARAK TANIMLANMALI”

    Yaşatürk, AKP-MHP bloğunun ses çıkaran herkesi abluka altına almaya çalışan, milyonların iradesini, tek adam rejiminin anti demokratik uygulamaları ile “Mutlak Butlan” kararları ve kayyum darbeleriyle meşrulaştırmaya çalışan sisteme karşı mücadele çağrısı yaptı.

    Alevi inancını asimile etmenin çeşitli yollarını denediklerini belirten Yaşatürk,  Cemevlerinin imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki göstererek, “İbadetimizi yok saymaya, cami, kilise, havra gibi diğer ibadethaneler ile eşit statüye getirmekten kaçarak, anayasal haklarımızı ihlal etmeye yelteniyorlar. Cemevleri yönetmeliklerle geçiştirilemez, doğrudan Anayasa’da ibadethane olarak tanımlanmalıdır. Bizler asla devletin Alevisi olmayacağız!” ifadelerini kullandı. 

    “NATO’YU ANKARA’DA İSTEMİYORUZ”

    NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasının coğrafyanın yeni savaş senaryolarının merkezi haline getirme çabası olduğuna dikkat çeken Kenan Yaşatürk, bu savaş örgütünün ve zirvesini istemediklerini belirterek, Suriye’deki Alevilerin cihadist barbarlar eliyle katledilmesi de bu emperyalist projelerin bir sonucu olduğunu söyledi. Yaşatürk, başka Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta olmak üzere Alevilere yönelik katliamlarını sistematik bir soykırıma dönüştüğünü ifade etti.

    “MADIMAK OTELİ UTANÇ MÜZESİ OLUNCAYA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Madımak Katliamı’nın adalet mücadelesini ve eşit yurttaşlık talebini “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla yıl boyunca devam edeceklerini belirterek, Madımak Oteli bir “Utanç Müzesi” olana dek, bu katliamın arkasındaki derin yapılar açığa çıkıp yargılanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmayacağını belirten Yaşatürk, “Sivas davası bir insanlık davasıdır. Bu dava, biz bitti demeden bitmez. Hesabını soracağız…Unutmadık, Unutturmayacağız!” diyerek konuşmasını tamamladı.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Hozat’ta Madımak Katliamı’nın 33. yılında anma: Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız-VİDEO

    Hozat’ta Madımak Katliamı’nın 33. yılında anma: Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Hozat Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı ve ozanı Cumhuriyet Meydanı’nda düzenledikleri basın açıklamasıyla andı. Anmada, katliamın gerçek sorumlularının yargılanması ve Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi çağrısı yapıldı.

    Cumhuriyet Meydanı’nda saat 17.00’de bir araya gelen yurttaşlar, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak adalet taleplerini dile getirdi.

    Platform adına basın açıklamasını Hozat İttifakı İl Genel Meclisi Üyesi İnan Yılmaz okudu.

    “KATLİAMIN GERÇEK SORUMLULARI HESAP VERMELİ”

    Açıklamada, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan katliamın yalnızca geçmişte kalmış bir insanlık suçu olmadığı belirtilerek, aradan geçen 33 yıla rağmen gerçek sorumluların tam anlamıyla yargı önüne çıkarılmamasının toplumsal vicdanda derin bir yara olarak varlığını sürdürdüğü ifade edildi.

    Dönemin siyasi sorumluları başta olmak üzere katliamda ihmali ve sorumluluğu bulunan herkesin tarih ve toplum vicdanı önünde hesap vermesi gerektiği vurgulanan açıklamada, cezasızlık politikalarının benzer acıların yaşanmasının önünü açtığı kaydedildi.

    “MADIMAK UTANÇ MÜZESİ’NE DÖNÜŞTÜRÜLSÜN”

    Açıklamada, Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi‘ne dönüştürülmesi çağrısı yinelenirken, Alevilere yönelik ayrımcılığı, nefret söylemini ve baskıcı politikaları besleyen uygulamalara son verilmesi istendi.

    Platform, eşit yurttaşlık, laiklik, demokrasi ve özgürlük mücadelesini kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.

    Basın açıklamasının ardından Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına mumlar yakıldı. Anma, katılımcıların hep birlikte “Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız” sloganını atmasıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Hatimoğulları ve Beştaş: Madımak’la gerçek yüzleşme sağlanmadan adalet tesis edilemez-VİDEO

    Hatimoğulları ve Beştaş: Madımak’la gerçek yüzleşme sağlanmadan adalet tesis edilemez-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Madımak Katliamı’nın 33. yılında Sivas’ta yaptıkları açıklamada, Madımak’ın resmen “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmesi, TBMM’de Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu kurulması ve insanlığa karşı işlenen suçlarda cezasızlık politikasına son verilmesi çağrısında bulundu.

    Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Sivas’ta Madımak Oteli önünde yapılan anma programında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, katliamla yüzleşilmeden toplumsal barışın sağlanamayacağını vurguladı.

    “TBMM HAKİKAT VE YÜZLEŞME KOMİSYONU KURMALI”

    Tülay Hatimoğulları, aradan 33 yıl geçmesine rağmen katliamın acısının ilk günkü gibi canlı olduğunu belirterek, davanın zaman aşımıyla kapatılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin Sivas başta olmak üzere Koçgiri, Dersim, Çorum ve Gazi gibi katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, TBMM’nin resmi bir Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu kurmasını istedi.

    Hatimoğulları, “Sivas Katliamı başta olmak üzere Alevilere ve insanlığa karşı işlenmiş bütün suçlarla yüzleşilmeli, devlet resmi özrünü dilemelidir” dedi.

    “MADIMAK HALKIN VİCDANINDA ZATEN BİR UTANÇ MÜZESİ”

    Madımak Oteli’nin yıllardır “Utanç Müzesi” yapılması talebinin karşılanmadığını belirten Hatimoğulları, Alevi kurumlarının anma günü otelin duvarına “Madımak Utanç Müzesi” tabelası asmasının önemli bir irade beyanı olduğunu söyledi.

    Hatimoğulları, “Olması gereken bunun devlet eliyle yapılmasıydı. Ancak Alevi toplumunun vicdanında burası zaten bir Utanç Müzesi’dir” ifadelerini kullandı.

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, bu nedenle zaman aşımının uygulanamayacağını belirtti.

    Katliam hükümlülerinden bazılarının Cumhurbaşkanı affıyla tahliye edilmesini de eleştiren Hatimoğulları, bunun adalet duygusunu zedelediğini söyledi.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR SÜRÜYOR”

    Konuşmasında Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinen Hatimoğulları, Lazkiye, Hama, Humus ve diğer bölgelerde Alevilerin hedef alınmaya devam ettiğini ifade etti.

    Alevi kadınların kaçırıldığı ve inanç değiştirmeye zorlandığı yönündeki iddialara dikkat çeken Hatimoğulları, uluslararası insan hakları örgütleri ile Alevi kurumlarına dayanışma çağrısı yaptı.

    Hatimoğulları, bu coğrafyada en ağır bedelleri ödeyen toplumsal kesimlerden ikisinin Kürtler ve Aleviler olduğunu belirterek, barış ve demokratik toplumun inşasında ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Farklı halkların ve inançların eşit yurttaşlık temelinde yaşayacağı demokratik bir cumhuriyet hedefini savunduklarını söyleyen Hatimoğulları, “33 canımızı unutmadık, unutturmayacağız” dedi.

    BEŞTAŞ: CEZASIZLIK YENİ KATLİAMLARIN ÖNÜNÜ AÇIYOR

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş da Türkiye’de katliamlarla yüzleşilmediği sürece demokratik bir geleceğin kurulamayacağını söyledi.

    Madımak Katliamı’nın cezasız bırakılmasının yeni katliamların önünü açtığını belirten Beştaş, “Katilleri koruyan her karar, her cezasızlık politikası yeni katliamlara davetiye çıkarmaktadır” dedi.

    “MADIMAK HEPİMİZ İÇİN BİR UTANÇ SAYFASIDIR”

    Madımak’ın hala Utanç Müzesi yapılmamasını eleştiren Beştaş, “33 insan burada vahşice katledildi. Bunu unutturmamak hepimizin sorumluluğudur” diye konuştu.

    Alevilere yönelik ayrımcı politikaların sona ermesi gerektiğini belirten Beştaş, herkesin kendi inancını özgürce yaşayabilmesi gerektiğini ifade etti.

    Beştaş, Alevilere yönelik katliamların da Kürtlere yönelik katliamlar gibi Türkiye’nin yüzleşmesi gereken tarihsel gerçeklerinden biri olduğunu belirterek, bu mücadelede ortak dayanışmanın önemine dikkat çekti.

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda 2 kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar, Sivas davasına toplumun sahip çıktığını ancak devletin hiçbir zaman yüzleşmediğini söyledi. Çınar, “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepki gösterdi. Çınar, 2 Temmuz anmalarına “Unutmadık, unutturmayacağız” diyerek herkesi davet etti.

    Sivas Katliamı’nın bütün dünyayı derinden etkileyen bir süreç olduğunu belirten halk ozanı Hüsniye Çınar, katliamda yaşamını yitiren 33 kişiden üçünün yakın köylüsü, ikisinin ise kuzeni Handan Metin ve Gülsüm Karababa olduğunu belirterek, ailece zor günler yaşadıklarını anlattı.

    Dinmeyen bir acı yaşadıklarını ifade eden Çınar, Almanya’nın Solingen kentinde yaşanan ve 5 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının ardından Alman hükümetinin olayı kınadığını ve saldırının yaşandığı yeri müzeye dönüştürdüğünü hatırlattı. Çınar, “Bizim devletimiz bunu dahi kınamadı. Madımak ateşi hala dinmedi içimizde çünkü bir utanç müzesi istedik orada ama yapmadılar” diyerek tepki gösterdi.

    Sivas’ta katledilen aydınları, yazarları ve şairleri unutmanın mümkün olmadığını söyleyen Çınar, “Yani ben bir Behçet abiyi nasıl unutabilirim?” diyerek yaşananların büyük bir acı olduğunu dile getirdi.

    “DEVLET BAKA BAKA YAKTI, BAKA BAKA BULAMADI”

    Sivas davasına Alevi, Sünni, Kürt, Laz ve Çerkez olmak üzere tüm halkların sahip çıktığını vurgulayan Çınar, devletin ise hiçbir zaman Sivas Katliamı’yla yüzleşmediğini söyledi.

    Sanıkların avukatlığını yapan kişilerin daha sonra bakan ve milletvekili yapıldığını ifade eden Çınar, sanıklardan birinin ise karakola 100 metre uzaklıkta oturmasına rağmen 18 yıl boyunca bulunamadığını hatırlattı.

    “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepkisini dile getiren Çınar, toplumun davasına sahip çıktığını ve katliamın 33. yılında da sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

    Devletin Sivas dosyasının AİHM’e taşınmasına izin vermediğini kaydeden Çınar, dava sürecine sahip çıkan çok sayıda kişinin ve aile yakınının yaşamını yitirdiğini söyledi. O süreçte davadan yana tavır alan hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirildiğini ileri süren Çınar, davadaki başarısızlığın devlet eliyle yaratıldığını belirtti.

    “BİZ ÖLMEYE DEVAM ETSEK DE MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmemesine tepki gösteren Çınar, “Çünkü insanlığa düşmanlar bunlar, insana düşman, canlıya düşman, üreten, düşünen, aydın, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü, devrimci insana karşı bunlar” diyerek faşizan bir baskıyla egemenlik kurmaya çalıştıklarını söyledi.

    Sivas’ı unutturmayacaklarını ve mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Çınar, Gazi olayları sırasında Gülsüm Karababa’nın babası halk ozanı Mehmet Ali Karababa’nın, “Yine yavrularımızı mı yakacaklar, yine mi yakacaklar?” diyerek kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Çınar, “Yani biz ölmeye devam etsek de mücadelemiz sürecektir” dedi.

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKALIM, UNUTMUYORUZ DİYELİM”

    Her yıl 2 Temmuz Sivas anmalarına katıldığını belirten Çınar, şu çağrıyı yaptı:

    “Aydınlara, bütün devrimcilere seslenmek istiyorum. Dili, dini, rengi ne olursa olsun bir olursak, diri olursak bizi yıkmaya güçler yetmez. Sivas’ta yitirdiğimiz Muhlis Akarsu’nun bir sözüdür; ‘Bir olsaydık yer oynardı yerinden.’ O yüzden herkesi bir olmaya, birlik olmaya çağırıyorum. Davamıza sahip çıkmaya devam edelim dostlar. Biz bunu ülkemizin birçok yerinde yaşadık; Dersim’de yaşadık, Çorum’da yaşadık, Sivas’ta yaşadık, Ortaca’da yaşadık, Gazi’de yaşadık. Yaşadık, hem de çok yaşadık. Bugün sana, yarın bana. Hakikaten bir olmamız gerekiyor. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, dilimiz, dinimiz, ırkımız, cinsiyetimiz ne olursa olsun bir olmalıyız. Davamıza sahip çıkalım, bağıralım, diyelim ki susmuyoruz, unutmuyoruz.”

    Semra ACAR / İZMİR

  • Topçu Baba anmasında bin can buluştu: Birlik, dayanışma ve yol vurgusu-VİDEO

    Topçu Baba anmasında bin can buluştu: Birlik, dayanışma ve yol vurgusu-VİDEO

    PİRHA- Kırklareli’nin Kofçaz ilçesine bağlı Topçular Köyü’nde düzenlenen Topçu Baba Anma Programı, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Yaklaşık bin kişinin katıldığı etkinlikte Alevi-Bektaşi ve Bedreddini geleneğinin ortak hafızası, birlik ve dayanışma mesajlarıyla yaşatıldı.

    Kırklareli’nin Kofçaz ilçesine bağlı Topçular Köyü’nde bulunan Topçu Baba Türbesi’nde geleneksel olarak düzenlenen Topçu Baba Anma Programı bu yıl da geniş katılımla gerçekleştirildi. Trakya’nın farklı kentlerinden gelen canların buluştuğu etkinlikte, Topçu Baba şahsında Alevi-Bektaşi ve Bedreddini geleneğinin tarihsel mirası anıldı. Yaklaşık bin kişinin katıldığı program boyunca birlik, dayanışma ve ortak hafızanın korunması mesajları öne çıktı.

    TOPÇU BABA’NIN MİRASI YAŞATILIYOR

    Topçu Baba’yı Anma Kültür ve Sanat Derneği ile Alevi Bektaşi Federasyonu’nun katkılarıyla gerçekleştirilen etkinlikte konuşan kurum temsilcileri, Topçu Baba’nın Trakya ve Balkanlar’daki Alevi-Bektaşi ve Bedreddini geleneğinin önemli yol önderlerinden biri olduğunu vurguladı.

    Topçu Baba’yı Anma Kültür ve Sanat Derneği adına yapılan konuşmada, Alevilerin birlik içerisinde hareket etmesinin önemine dikkat çekildi. Topçu Baba’nın yalnızca bir ziyaretgahın adı olmadığı, aynı zamanda bölgedeki inanç ve kültür mirasının önemli taşıyıcılarından biri olduğu ifade edildi. Dernek yöneticileri, Topçu Baba’nın bıraktığı mirası gelecek kuşaklara aktarmak için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

    ALEVİ KURUMLARINDAN BİRLİK ÇAĞRISI

    Programda söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ali Çakır ve ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan da anmaların toplumsal hafızanın korunması açısından önemli olduğuna işaret etti. Yapılan konuşmalarda, Bedreddini ve Bektaşi geleneğinin Trakya’nın kültürel dokusunun ayrılmaz parçalarından biri olduğu belirtilerek, bu zenginliğin yaşatılmasının önemine vurgu yapıldı.

    Mustafa Aslan konuşmasında, her yıl büyüyen katılımın memnuniyet verici olduğunu ifade ederek, türbeye ulaşımı sağlayan yolların iyileştirilmesi ve etkinlik alanının daha uygun koşullara kavuşturulması yönündeki taleplerini de dile getirdi.

    SEMAHLAR VE DEYİŞLERLE ANILDI

    Gün boyu süren etkinliklerde halk ozanları ve semah ekipleri sahne aldı. Halk ozanı Ali Bali’nin seslendirdiği deyişler katılımcılar tarafından ilgiyle dinlenirken, Topçu Baba Cem Evi bağlama kursu öğrencileri Sare İnan ve Tuana Mercan da sahne aldı.

    Edirne Cem Evi Semah Ekibi, Silivri Cem Evi Semah Ekibi, Hubyar Semah Ekibi ve Topçu Baba Cem Evi Semah Ekibi’nin gösterileri etkinliğin en dikkat çekici bölümleri arasında yer aldı. Semahlar sırasında alanda duygusal ve coşkulu anlar yaşandı.

    Sanatçı Şenol Akdağ’ın seslendirdiği deyişler de katılımcılardan büyük ilgi gördü. Akdağ’ın Kırmancki seslendirdiği bir deyişin alanda coşkuyla karşılanması, etkinliğin dikkat çeken anlarından biri oldu.

    TRAKYA’NIN ORTAK HAFIZASI

    Katılımcılar, Topçu Baba’nın Trakya’daki Alevi-Bektaşi ve Bedreddini geleneğinin önemli simgelerinden biri olduğunu belirterek, bu tür buluşmaların yalnızca bir anma değil aynı zamanda kültürel hafızanın ve toplumsal dayanışmanın yeniden üretildiği alanlar olduğuna dikkat çekti.

    Program, lokma ve kurban paylaşımının ardından sona erdi. Yaklaşık bin kişinin katıldığı etkinlik boyunca birlik, kardeşlik ve dayanışma mesajları öne çıkarken, Topçu Baba Türbesi bir kez daha farklı kuşaklardan canları aynı meydanda buluşturdu. Katılımcılar, bu yılki anmanın önceki yıllara göre daha yoğun bir katılımla gerçekleştiğini belirterek, Topçu Baba geleneğinin gelecek yıllarda da aynı coşkuyla yaşatılacağını ifade etti.

    HABER MERKEZİ

  • Dersim’de Madımak anması: Acılar arasında köprü kurmak zorundayız-VİDEO

    Dersim’de Madımak anması: Acılar arasında köprü kurmak zorundayız-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD tarafından Dersim’de düzenlenen “33 Can 33 Bağlama” anmasında, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, toplumsal hafızanın canlı tutulmasının yanı sıra adalet mücadelesinin de büyütülmesi gerektiğini belirterek, “Unutmamak yetmez, hesap da sormak gerekir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılı dolayısıyla Seyîd Rıza Meydanı’nda “33 Can 33 Bağlama” şiarıyla anma programı gerçekleştirdi.

    Meydanda katliamda yaşamını yitiren 33 aydının ve sanatçının fotoğrafları sergilenirken, etkinliğe Madımak, Ankara Gar, Suruç ve Roboskî katliamlarında yakınlarını kaybeden ailelerin yanı sıra Alevi kurumları, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

    “HAKİKATİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Programın açılış konuşmasını yapan PSAKD Dersim Şube Başkanı Aynur Şengezer, Madımak Katliamı’nın üzerinden geçen yıllara rağmen adaletin sağlanmadığını vurguladı.

    Anmaların yalnızca geçmişi hatırlamak için değil, adalet talebini diri tutmak amacıyla gerçekleştirildiğini belirten Şengezer, katliamla birlikte insanların yanı sıra düşüncenin, inancın ve hakikatin de hedef alındığını söyledi. Şengezer, eşit yurttaşlık ve özgürlük mücadelesini sürdürmeye devam edeceklerini ifade ederek, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi taleplerini yineledi.

    “BÜTÜN ACILAR ARASINDA ORTAK BİR HAFIZA KURMALIYIZ”

    Daha sonra söz alan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise Dersim’den Madımak’a, Maraş’tan Roboskî’ye kadar yaşanan tüm toplumsal kırımların ortak bir hafızayla ele alınması gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de yaşanan acılar arasında yeterince bağ kurulamadığını dile getiren Erçe, farklı dönemlerde yaşanan katliamların aynı zihniyetin ürünü olduğunu belirtti. Dersim’de yaşananlarla Madımak’ta yaşananların birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade eden Erçe, toplumsal barışın ancak geçmişle yüzleşme ve ortak mücadeleyle mümkün olacağını kaydetti.

    Demokratik bir cumhuriyetin inşasının benzer acıların tekrar yaşanmaması için önemli olduğunu vurgulayan Erçe, “Maraş’tan Roboskî’ye, Sivas’tan Dersim’e uzanan bütün acılar arasında köprü kurmak zorundayız. Geçmişin yaralarını ancak ortak bir adalet mücadelesiyle sarabiliriz” dedi.

    21 Haziran’da birçok kentte eş zamanlı anma etkinlikleri düzenleyeceklerini belirten Erçe, “33 canı unutmayacağız, unutturmayacağız. Ancak hafızayı canlı tutmak tek başına yeterli değil. Aynı zamanda bu karanlıkla yüzleşilmeli ve hesap verilmelidir” diye konuştu.

    Program, deyişlerin seslendirilmesi ve semah dönülmesinin ardından kurulan adalet kürsüsünde yapılan konuşmalarla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Hüseyin Cevahir Dersim’de mezarı başında anıldı-VİDEO

    Hüseyin Cevahir Dersim’de mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- THKP-C kurucularından Hüseyin Cevahir, katledilişinin 55. yılında memleketi Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen (Şöbek) köyünde anıldı. Anmada, Cevahir’in devrimci mücadelesinin ve bıraktığı mirasın bugün de yaşamaya devam ettiği vurgulandı.

    Aradan 55 yıl geçti. İstanbul Maltepe’de 1 Haziran 1971’de yaşamını yitiren Hüseyin Cevahir doğduğu topraklarda, Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Yeldeğen (Şöbek) köyündeki mezarı başında anıldı.

    Türkiye devrimci hareketinin önder isimlerinden biri olarak kabul edilen Cevahir için düzenlenen anmaya DEM Parti Dersim İl Örgütü, Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC), Türkiye Komünist Hareketi (TKH), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Kızıl Parti, SOL Parti ve Emek Partisi Dersim İl Örgütü temsilcileri ile Dersim Belediyesi Eşbaşkanı Cevdet Konak ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anmada yapılan konuşmalarda genç yaşta yaşamını yitiren Cevahir’in yalnızca geçmişte kalan bir isim olmadığı, savunduğu eşitlik ve özgürlük ideallerinin bugün de toplumsal mücadelelere ilham verdiği ifade edildi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu yaptığı konuşmada, Mayıs ayında yaşamını yitiren devrimcileri de anarak, onların bıraktığı mirasın sahiplenilmesinin önemine dikkat çekti. Kordu, mücadele geleneğinin ancak örgütlü dayanışma ve ortak çabayla sürdürülebileceğini belirtti.

    Anmada kurumlar adına konuşan Kızıl Parti Dersim İl Başkanı Ali Avcıoğlu ise Hüseyin Cevahir’in bağımsız ve sosyalist bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele eden kuşağın önemli temsilcilerinden biri olduğunu söyledi. Avcıoğlu, günümüzde yaşanan toplumsal ve ekonomik sorunlar karşısında emekçilerin, gençlerin ve ezilen kesimlerin ortak mücadele zeminlerinde buluşmasının önemine vurgu yaptı.

    Konuşmalarda ayrıca, 31 Mayıs 1971’de Nurhak Dağları’nda yaşamını yitiren Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alparslan Özdoğan da anıldı. Katılımcılar, Türkiye devrimci hareketinin yaşamını yitiren isimlerini saygıyla andıklarını ifade etti.

    Mezar başına bırakılan karanfillerin ardından anma programı sona erdi. 1945 yılında Mazgirt’in Yeldeğen köyünde dünyaya gelen Hüseyin Cevahir, kısa yaşamına rağmen Türkiye’nin siyasal tarihinde derin iz bırakan isimlerden biri olarak anılmaya devam ediyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Aşık Mahzuni Şerif Edremit’te anıldı – VİDEO

    Aşık Mahzuni Şerif Edremit’te anıldı – VİDEO

    PİRHA – Büyük halk ozanı Âşık Mahzuni Şerif, Edremit’te düzenlenen özel bir konserle anıldı.  Etkinlik kapsamında Kozsad sanatçıları, usta ozanın unutulmaz eserlerini seslendirdi. 

    Çok değerli halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif ölümünün 24. yılında çeşitli etkinliklerle anılmaya devam ediliyor.  Balıkesir’in Edremit ilçesinde Körfez Halk Ozanları ve Sanatçılar Derneği tarafından yapılan anmaya çok sayıda sanat sever katıldı.

    Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan anmada Kozsad sanatçıları usta ozanın unutulmaz eserlerini seslendirdi. Anma söylenen türkülerin ardından sona erdi.

    HABER MERKEZİ

  • İskenderun’da devrimci dayanışma: Denizlerin mücadelesi karanlığa ışık tutuyor-VİDEO

    İskenderun’da devrimci dayanışma: Denizlerin mücadelesi karanlığa ışık tutuyor-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti, EMEP, SYKP, Sol Parti, TİP ve Yeşil Sol Parti, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin yıl dönümünde İskenderun Cemevi’nde ortak bir anma etkinliği düzenledi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, 68 kuşağının antiemperyalist mücadelesinin bugünün karanlığına ışık tuttuğu vurgulandı.

    İskenderun Cemevi’nde gerçekleştirilen anma etkinliği, devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesini, 68 gençlik hareketinin tarihsel sürecini anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Sinevizyonun ardından kurum temsilcileri söz alarak günün anlam ve önemine dair değerlendirmelerde bulundu.

    “ONLAR BİR ÇIĞIR AÇTI”

    DEM Parti Üyesi Mahmut Aydıncı, konuşmasında 68 kuşağının yarattığı uyanışa dikkat çekti. Aydıncı, “Onlar bir çığır açtılar. Başarmanın ve yol almanın ilk adımı uyanmaktır. Bugün emperyalizm sadece örgütlere değil, doğrudan devletlere ve halkların zenginliklerine saldırıyor. Bu saldırganlığa karşı tüm ezilenlerin ortak bir cephe oluşturması kaçınılmazdır” dedi.

    “68 BİTMİŞ BİR GEÇMİŞ DEĞİLDİR”

    Evrensel Gazetesi Yazarı Yusuf Ertaş, 68 hareketinin, Türkiye Devrimci Hareketinin köklerini oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “68 bitip gitmiş bir geçmiş değildir; aksine yaşanan anı ve geleceği simgeleyen bir tarihsel dönemeçtir. Avrupa’da hareket sönümlenirken Türkiye’de işçi ve halk hareketiyle zirveye ulaşmıştır. Bugün onların mirası, işçi sınıfı ve gençlik saflarında büyümeye devam ediyor.”

    “EN BÜYÜK MİRAS: BAĞIMSIZ DEVRİMCİ SİYASET”

    Sol Parti PM Üyesi Eyüp Civelek, Denizlerin ve Mahirlerin toplumsal bir uyanış dalgası yarattığını vurguladı. Civelek, “Bu hareketlerin bugüne bıraktığı en önemli miras, her türlü vesayeti reddeden ‘bağımsız devrimci siyaset zekâsıdır’. Onların o dönemde sergilediği dayanışma ruhu, bugün bizim için en büyük kurtuluş gücüdür” ifadelerini kullandı.

    “DENİZLERİ ANLAMAK SİYONİZME KARŞI DURMAKTIR”

    TİP Hatay İl Başkanı Hasan Yılmaz ise konuşmasında antiemperyalist mücadelenin güncel bağlarına değindi. Yılmaz, “Denizleri anlamak, bugün onların Filistin halkıyla dayanışan siyonizm karşıtı mücadeleyi kavramaktır. Onlar 6. Filo’yu denize dökerken, bugünkü iktidarın temsilcileri o filoya karşı namaz kılıyordu. Bizim için 6 Mayıs sadece bir anma değil, onların mücadelesini sürdürme iradesidir” dedi.

    “DAM SEHPELARINDA HAYKIRDIKLARI SÖZLER, BİZLERE BIRAKTIKLARI MİRASTIR”

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclisi (PM) İzzet Koldan da, emperyalizmin tarihsel gelişimi ve yarattığı yıkımların Denizlerin antiemperyalist mücadeledeki amaçlarını ve oynadıkları rolleri anlamak açısından önemli olduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “68 Kuşağı ve Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, ABD emperyalizminin somut tehdit olduğunu net bir biçimde görüp kavradıkları için verdikleri anti emperyalist mücadele somut talepler etrafında ihtilalci bir muhteva ile yürütülmüştür. Deniz GEZMİŞ’in hala değerini yitirmemiş olan bir öngörüsü o zamanın devrimcilerinin kulaklarındadır, “Biz bir geleneği başlatacağız. Sosyalist hareketin tarihinde devlete silah çeken olmamıştır. Biz şeytanın bacağını kıracağız.”

    İdam sehpelarında haykırdıkları sözler, bizlere bıraktıkları mirasın bu günün güncel ve yakıcı görevleri olan anti emperyalist, antikapitalist, antişoven, antisömürgeci mücadele çizgisidir. Buna ek olarak Mahir Çayan ve 9 arkadaşının Denizlerin idam edilmesine karşı Kızıldere’de can vermeleri bu mirasın temel ilkelerinden birinin de yoldaşları için gerekirse canlarını feda edebilecekleri devrimci dayanışmanın sorumluluğudur.

    İşçi sınıfı ve ezilen halk kesimleri. Kürt siyasal ve toplumsal dinamikler, Kadın hareketleri, çevre ve doğa mücadele dinamikleri LGBT +bireyler, gençlik hareketleri vb. hareketler, Denizlerin İdam sehpalarında söyledikleri Anti Emperyalist, Anti Kapitalist, Anti Şovenist, Anti Sömürgeci ve ihtilalci mücadelenin kurucu dinamikleri olduğu gerçeği önümüzde duruyor. Bizlere düşen onların çizdiği bu yolda onların devrimci mirasına uygun mücadeleler yürütmek, Türkiye ve Kürdistan dağlarında Oligarşinin burçlarına Sosyalizmin zafer sancaklarını dikmektir.”

    Konuşmaların ardından etkinlik devrim türkülerinin seslendirildiği bir müzik dinletisiyle sona erdi.

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

     

  • İzmir’de Denizler anıldı- VİDEO

    İzmir’de Denizler anıldı- VİDEO

    PİRHA – Emek Partisi İzmir İl Örgütü ve Emek Gençliği, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 54’üncü yılında İzmir’de düzenlenen etkinlikle andı. Anma konserinde Metin Kemal Kahraman, Levn-i Band ve Grup Yeldeğirmeni sahne aldı. 

    Emek Partisi İzmir İl Örgütü ve Emek Gençliği, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 54’üncü yılında İzmir’de düzenlenen etkinlikle andı. Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Merkezi Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen anma konserinde Metin Kemal Kahraman, Levn-i Band ve Grup Yeldeğirmeni sahne aldı.

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM”

    Anmada konuşan Emek Gençliği MYK Üyesi Deniz Gökmen, Denizlerin mücadelesinin bugün hâlâ güncel olduğunu vurgulayarak anti-emperyalist mücadelenin işçi sınıfı ve gençliğin birleşik mücadelesiyle büyütülmesi gerektiğini söyledi.

    Dünyada emperyalist paylaşım mücadeleleri ve savaş politikalarının sürdüğünü söyleyen Gökmen, “Bugün dünya yeni emperyalist paylaşım mücadelelerinin, savaş politikalarının ve silahlanma yarışının gölgesinde şekilleniyor. Ukrayna’dan Ortadoğu’ya kadar halklar emperyalist savaşların yıkımıyla karşı karşıya bırakılırken NATO başta olmak üzere emperyalist bloklar dünya halklarına yoksulluk, göç, ölüm ve geleceksizlik dayatıyor. Halkların kaynakları eğitime, sağlığa ve barınmaya değil; savaş bütçelerine ve silah tekellerine aktarılıyor” ifadelerini kullandı.

    “EMEKÇİLERİN ALIN TERİ EMPERYALİSTLER İÇİN HARCIYORLAR”

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, anmada yaptığı konuşmada anti-emperyalizm, bağımsızlık, işçi sınıfı mücadelesi ve siyasi baskılara karşı direniş vurgusu yaptı.

    Temmuz ayında yapılacak NATO zirvesine değinen Aslan, “Biliyorsunuz 7-8 Temmuz’da dünya halklarına, dünya işçi ve emekçilerine karşı yeni savaş planlarının, yeni programların yapıldığı bir zirve olacak. Türkiye’deki işbirlikçiler, saray rejimi bu zirvenin sorunsuz geçmesi için şimdiden canla başla çalışmaya devam ediyorlar. Yeni havalimanları yapılıyor, yeni yollar yapılıyor. O emperyalist, o barbar haydutları karşılamak için Türkiye’nin işçilerinin ve emekçilerinin alın terinden biriktirilen paraları bu emperyalist barbarlar için harcıyorlar” diye konuştu.

    “KÜRT HAKLININ BARIŞ TALEBİNE SESSİZ KALMAYIN”

    19 aydır devam eden sürece dair bir tek adım atılmadığını kaydeden Aslan, “Kürt halkının barış, eşitlik, demokrasi, eşit koşullarda bir arada yaşama talebine karşı adeta üç maymunu oynuyorlar; görmüyorlar, duymuyorlar, konuşmuyorlar. O yüzden buradan diyoruz ki Kürt halkının eşitlik, özgürlük talebi, demokrasi talebi karşısında artık sessiz kalmayın. Bir an önce başta Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ olmak üzere bütün siyasi tutukluları serbest bırakın. Halkın seçtiği belediye başkanlarının, halkın seçtiği meclis üyelerinin, belediye başkan yardımcılarının göreve dönmesini sağlayın bir an önce. Artık sabah operasyonları istemiyoruz. Artık gözaltılar istemiyoruz” diye konuştu.

    Son olarak mücadeleyi büyütme çağrısı yapan Aslan, “Bu ülkenin devrimcileri, sosyalistleri ve halkları olarak; işçilerin, emekçilerin olarak bu saray rejimini yıkmadan, bu saray rejimindekileri alaşağı etmeden bize rahat olmayacağını görmemiz gerekir. Mücadelemizi daha fazla büyütmemiz, daha fazla yükseltmemiz gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

    Aslan’ın konuşmasının ardından Metin Kemal Kahraman, Levn-i Band ve Grup Yeldeğirmeni sahne aldı. HABER MERKEZİ

  • Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul ve Dersim’de Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenler anıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevilerden Gola Çeto’da ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Bu toplantıya katılanlar düşkündür!-VİDEO

    Alevilerden Gola Çeto’da ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Bu toplantıya katılanlar düşkündür!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler Gola Çeto’da anıldı. Anmada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlarla yok edemedikleri Aleviliği, ‘Dedeler Zirvesi’ gibi toplantılarla yok edilmek istendiğine dikkat çekerken, DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de, Alevilikte rızalığın önemine işaret ederek, toplantının ‘Barış karşıtı’ bir organizasyon olduğunu vurguladı.

    Dersim Tertelesi’nin 89. yılında, Gola Çeto’da anma düzenlendi.Anma, Kuryeşan Ocağı evladı Hülya Bokurt’un çerağ uyandırması ve Şıx Delil Berxecan Ocağı evladı Ergün Haydaroğlu’un gulbang vermesi ile Gola Çeto ziyaretine niyaz olunmasıyla başladı.

    “Dedeler Zirvesi’ne karşı Gola Çeto’da yapılan anmaya DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu,  demokratik kitle örgütü temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    “TARİHLE YÜZLEŞMEKTEN KORKUYORLAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlarla yüzleşme olmadığı için demokrasi, özgürlük gelmediğini belirtererek, “Katliamlarda murad edilen Alevileri yok etmekti. Tarihle yüzleşmekten korkuyor. Demokrasinin olmamasından kaynaklı kötülükleri yaşamaya devam edeceğiz. Topluma bunu doğru anlatmalıyız. Gülistan Doku cinayetinin nedeni de bu yüzleşememedir. Bugün emekçilerin yaşadığı sıkıntıların, yoksulluğun nedeni de bu yüzleşememedir” diye konuştu.

    “BÜTÜN BU ÇABALARI BOŞA ÇIKARTACAĞIZ”

    “Katliamla yok edemediklerini Aleviliği yok ederek yapmak istiyorlar” diyen Erçe, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dedeler Zirvesi’yle Aleviliği nasıl öldürürürüzün toplantısını yapıyorlar. Sözüm ona kendilerini dede diye tarif edenler bu toplantıya gidiyorlar. Alevilere çağrımızdır; bunları meydanlarınıza almayın! Soykırımın her türlü yolunu deniyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Bütün bu çabaları boşa çıkartacağımızı ilan ediyoruz.”

    “BARIŞ KARŞITI BİR ANLAYIŞIN ÜRÜNÜDÜR”

    DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, katliamların süreklilik arz ettiğini ifade ederek, “Cemevinde toplantıda asimile edilenler katılıyor. Rızalık Aleviliğin esasıdır. Devlet memurluğu yaparak dedelik olmaz. Nehaqın ekmeğini yiyenden Pir olmaz. Bu hakikate ikrar verenlere sesleniyoruz: bunlar rızalık almamıştır. Bugün bu topraklarda toplantı yapanlar kutsal mekanlarımıza girerek bizi coğrafyamızdan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bunlara karşı durmak zorundayız. Bizim sorunumuz tüm halkların, inanç toplulukların ve emekçilerin yan yana gelmesiyle çözülür. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ve çalışmaların yürütüldüğü bir süreçte bu uygulama ‘Barış karşıtı’ bir anlayışın ürünüdür. Bu toplantıyı yapanlar düşkündür, bunların selamı alınmaz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

    Canlı yayını izlemek için tıklayınız…

  • Sırrı Süreyya Önder kabri başında anıldı-VİDEO

    Sırrı Süreyya Önder kabri başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da geçtiğimiz yıl geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan siyasetçi, sanatçı ve barış savunucusu Sırrı Süreyya Önder, vefatının birinci yıl dönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında yüzlerce kişinin katılımıyla anıldı. Duygusal anların yaşandığı törende, Önder’in barışa olan inancı ve ardında bıraktığı mücadele mirası vurgulandı.

    Törene Önder’in ailesinin yanı sıra DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İmralı Heyeti’ndeki çalışma arkadaşı Pervin Buldan, çok sayıda siyasetçi, sanatçı ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de törene çelenk göndererek anmaya ortak oldu. Özellikle Geri Dönüşüm İşçileri Derneği üyelerinin taşıdığı “Sana olan sevgimiz bir kağıtçının yokuşlarda aktığı ter kadar kutsaldır” pankartı, Önder’in toplumun her kesimiyle kurduğu derin bağı gözler önüne serdi.

    CEREN ÖNDER: KOCA DÜNYADA BARIŞIN İNADI DEVAM EDİYOR

    Törende ilk sözü alan Önder’in kızı Ceren Önder Kandemir, babasız geçen bir yılı özetlediği konuşmasında yürekleri burktu:

    “Babacığım, bugün buraya dostlarınla geldik. Koca dünyaya gelince; savaşlar çıktı, filler tepişti ama ülkemizde barışın inadı hala devam ediyor. Amedspor Süper Lig’e yükseldi, madenciler kazandı… Bugün sana yarım kalan şiirleri tamamlamaya, dostlarına senin sesini dinletmeye geldim.”

    “BARIŞ SANA ARMAĞANIMIZ OLACAK”

    Siyaset dünyasından yol arkadaşları da Önder’in ardından kararlılık mesajları verdi:

    Pervin Buldan: “Seni sadece gülüşünle değil, barışa olan emeğinle anıyoruz. Bize ‘Barış gelsin de ne zaman gelirse gelsin’ derdin. O barışı illaki getireceğiz ve sana armağan edeceğiz.”

    Tuncer Bakırhan: “Sırrı Süreyya, insanların barış kelimesini ağzına almaktan çekindiği dönemlerde bile bu fikri savundu. En zor zamanlarda umudu diri tutmayı ondan öğrendik. Barış sözümüzü yerine getirmek için 7/24 çalışacağız.”

    “ZIRHI DELECEK SİLAH İCAT EDİLMEDİ”

    Yakın dostu Ali Mendilioğlu ise Önder’in halkın sevgisini her türlü servetin üzerinde tuttuğunu belirterek, “Onun bıraktığı boşluğu ancak daha güçlü bir arada durarak doldurabiliriz. Ona duyulan sevgi öyle bir zırhtır ki, onu delebilecek bir silah henüz icat edilmedi,” dedi.

    Konuşmalar ve şiirlerle son bulan anma töreni, Sırrı Süreyya Önder’in barış ve demokrasi mücadelesinin takipçisi olunacağı sözleriyle noktalandı.

    HABER MERKEZİ

  • Ankara’da Dersim Katliamı anması: Dilsiz acıların torunlarıyız!-VİDEO

    Ankara’da Dersim Katliamı anması: Dilsiz acıların torunlarıyız!-VİDEO

    PİRHA-  Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim Katliamı’nın 89. yılında yaşamını yitirenleri Mamak’ta düzenlenen bir programla andı. Panelde, katliamın tarihsel kökenleri ve toplumsal hafızadaki derin yaraları masaya yatırıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, 1937-38 yıllarında yaşanan Dersim Katliamı’nın yıl dönümü vesilesiyle bir anma etkinliği gerçekleştirdi. Şube binasında düzenlenen program, katliamda hayatını kaybedenlerin anısına çıra yakılmasıyla başladı. Matem ve saygının hakim olduğu anma, moderatörlüğünü Fatma Sönmez Acarcan’ın üstlendiği bir panelle devam etti.

    “TEK DİNLİ POLİTİKALARIN KADİM İNANÇLARA SALDIRISI”

    Panelin konuşmacılarından Tarihçi Mehmet Bayrak, Alevi toplumuna yönelik baskıların tarihsel bir silsile izlediğini vurguladı. Kürdistan coğrafyasının inanç çeşitliliğine dikkat çeken Bayrak, tekçi politikaların bu zenginliği hedef aldığını belirtti. Bayrak, “Ermeniler, Süryaniler, Êzidîler ve Aleviler bu topraklarda kadim bir mirasın taşıyıcısıdır. Ancak yürütülen politikalar bu farklılıkları yok etmeyi amaçladı” dedi.

    50 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği süreci anlatan Bayrak, isim değişikliğinin sembolik anlamını şu sözlerle eleştirdi:

    “Dersim’e ‘Tunceli’ adının verilmesi, yaşanan acıların üzerine örtülen bir hakarettir. Hedef özellikle Seyit Rıza ve onun temsil ettiği Kürt kimliğiydi.”

    DERİN ACILAR DİLSİZDİR”

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eşsözcüsü Yüksel Mutlu ise konuşmasında katliamın insani ve vicdani boyutuna odaklandı. Özellikle Dêrsimli kadınların ve kayıp kız çocuklarının trajedisine değinen Mutlu, zulmün etkilerinin bugün de sürdüğünü ifade etti.

    Mutlu, konuşmasını şu çarpıcı ifadelerle sonlandırdı:

    “Masum bir insanın canını almanın utancını hiçbir bayrak örtemez. Bizler, kelimelere dökülemeyecek kadar ağır ve derin olan o ‘dilsiz acıların’ torunlarıyız. Bu hafızayı yaşatmak boynumuzun borcudur.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de 4 Mayıs anma programı açıklandı!

    Dersim’de 4 Mayıs anma programı açıklandı!

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 4 Mayıs anmalarına dair programı açıkladı. 3 Mayıs saat 13.00’de ‘Osmanlı’dan Cumhuriyete Dersim’ konulu panel, 4 Mayıs’ta ise gün boyu anma yapılacak.

    4 Mayıs 1937, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık olaylarından birisi olan Dersim 1938 Katliamı’nın yapılmasına karar verildiği gündür. 4 Mayıs, Dersimliler tarafından ‘Roce Şae’ – ‘Yas Günü’ olarak kabul edilmekte. 15 Kasım 1937’de Pir Seyit Rıza, oğlu ve tüm yol arkadaşları Elazığ’da kurulan bir mahkeme tarafından asıldı. Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü aktarılıyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, ‘Roce Şae’ – ‘Yas Günü’ne dair yapılacak programı açıkladı. 3 Mayıs’ta ‘Osmanlı’dan Cumhuriyete Dersim’ konulu panele konuşmacı olarak Prof.Dr. Gülnaz Karatay, Doç. Dr. Yalçın Çakmak, AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve yazar Nesimi Aday katılırken, panel saat 13.00’de Şaroğlu Otel’de yapılacak.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından organize edilen “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Dersim: Tarih, Siyaset, Yaşam” başlıklı panel, bölgenin köklü geçmişini ve toplumsal hafızasını uzman konukların katılımıyla tartışmaya açıyor. Etkinlik, 3 Mayıs 2026 Pazar günü, 13.00 – 15.00 saatleri arasında Grand Şaroğlu Hotel’de gerçekleştirilecek.

    Panelin akademik ve düşünsel çerçevesi, Dersim’in tarihsel deneyimini farklı pencerelerden ele alacak zengin bir içerik sunuyor. Programın akışı içerisinde Munzur Üniversitesi Tarih Bölümünden Doç. Dr. Yalçın Çakmak, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e evrilen süreçte uygulanan Dersim politikalarını ve özellikle 1937-1938 döneminin toplumsal-siyasal bilançosunu akademik bir perspektifle dile getirecek.

    Bu tarihsel zemini takip eden sunumunda Munzur Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gülnaz Karatay, yaşanan tarihsel travmaların halk sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanarak, kuşaklar arası aktarımın psikososyal sonuçlarını bilimsel veriler ışığında izleyicilerle paylaşacak.

    Toplumsal yapının inanç boyutunu ise Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ele alacak ve 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararının Alevi toplumu üzerindeki derin yansımalarını ve bu sürecin inanç tarihindeki yerini değerlendirecek.

    Panelin son bölümünde ise Nesimi Aday, tarihsel travmanın sanat ve edebiyat dünyasındaki iz düşümlerini inceleyerek, anlatı geleneği ile kolektif hafıza arasındaki ilişkiyi katılımcılarla paylaşacak.

    4 Mayıs programı ise şöyle:

    Saat 12.00’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş.

    Saat 12.30’da basın açıklaması.

    Saat 15.00’de ’38 Kayalıklarında anma.

    Saat 19.37’de Seyit Rıza Meydanı’nda anma.

    PİRHA/DERSİM

  • 4 Mayıs’ta ‘Roce Şae’ anmaları!

    4 Mayıs’ta ‘Roce Şae’ anmaları!

    PİRHA- Dersimliler ve kurumları, 4 Mayıs anmalarına katılım çağrısında bulundu. 4 Mayıs akşamı Datça’daki anma 19.37’de Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak. İstanbul’daki anma ise Kadıköy Rıhtı’mında 19.37’de olacak. İzmir’de Karşıyaka İskele’de yapılacak anmanın saati 18:30 iken Dersim’de Pirler Meclisi tarafından 3 Mayıs akşamı cem erkanı yürütülecek. 

    4 Mayıs 1937, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık olaylarından birisi olan Dersim 1938 Katliamı’nın yapılmasına karar verildiği gündür. 4 Mayıs, Dersimliler tarafından ‘Roce Şae’ – ‘Yas Günü’ olarak kabul edilmekte.

    Dersim’de 25 Aralık 1935 tarihinde 2884 Sayılı ‘Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun’ çıkarıp Tedip ve Tenkil Harekâtı için zemin hazırlanmıştı.

    4 Mayıs 1937’de alınan Bakanlar Kurulu kararıyla da tarihin en kanlı katliamlarından biri Dersim’de gerçekleştirildi. 15 Kasım 1937’de Pir Seyit Rıza, oğlu ve tüm yol arkadaşları Elazığ’da kurulan bir mahkeme tarafından asıldı. Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü aktarılıyor.

    Dersimliler ve kurumları bulundukları Türkiye’nin ve dünyanın bir çok merkezinde 4 Mayıs’ta açıklamalar ve anmalar düzenliyor.

    Datça’daki anma 4 Mayıs akşamı 19.37’de Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak.

    İstanbul’daki anma ise Kadıköy Rıhtı’mında 4 Mayıs akşamı 19.37’de olacak.

    Dersim’de Pirler Meclisi tarafından 3 Mayıs akşamı cem erkanı yürütülecek.

    İzmir’de Karşıyaka İskele’de 4 Mayıs günü yapılacak anmanın saati 18:30.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Aşık Daimi Datça’da anıldı!

    Aşık Daimi Datça’da anıldı!

    PİRHA- Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Cemevi tarafından Aşık Daimi anıldı. Anma programına yoğun katılım olurken, sahneye çıkan sanatçılar Aşık Daimi’nin eserlerini seslendirdi.

    Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi/Cemevi Aşık Daimi’yi unutmadı. Hakk’a yürümesinin üzerinden 43 yıl geçen Aşık Daimi’nin anmasında konuşan Datça Cemevi Başkanı Murat Yıldırım, “Aşık Daimi yalnızca bir ozan değil, gönüllerde yaşayan bir değerdir” dedi.

    Sanatçı Yusuf Taşdelen, Hüseyin Taşdelen, Kubilay Akman, Zeki Şimşek, Aydın Eroğlu ve Vedat Gülkanat, Aşık Daimi’nin eserlerini seslendirdi.

    Dinletinin ardından lokmalar paylaştırıldı.

    PİRHA/DATÇA

  • Aşık Veysel İzmir’de anıldı!- VİDEO

    Aşık Veysel İzmir’de anıldı!- VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi/Cemevi Aşık Veysel’i andı. Anmada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Aşık Veysel demek; toprağı sevmek demektir. Aşık Veysel demek; insanı ayırmadan sevmek demektir. Aşık Veysel demek; karanlığın içinden aydınlığı büyütmek demektir. Bizlere düşen görev ise bu mirası yaşatmak, gençlerimize aktarmak ve bu topraklarda kardeşliği büyütmektir” dedi.

    21 Mart 1973 yılında Hakk’a yürüyen ve yaşamı boyunca bir çok eser bırakan Aşık Veysel, anılıyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi/Cemevi ‘nde de anma etkinliği düzenlendi.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sora yoğun katılımın olduğu anmada, Hüseyin Koçak, Cem Cansız ve Seyrani Yıldız sahne aldı.

    “AŞIK VEYSEL DEMEK; İNSANI AYIRMADAN SEVMEK DEMEKTİR”

    Anmada konuşan  PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugün burada sadece bir ozanı anmak için değil; bir hakikat yolcusunu, bir gönül insanını, bir halk bilgesini anlamak ve anlatmak için bir aradayız. Aşık Veysel demek; toprağı sevmek demektir. Aşık Veysel demek; insanı ayırmadan sevmek demektir. Aşık Veysel demek; karanlığın içinden aydınlığı büyütmek demektir. O, gözleri görmeyen ama hakikati herkesten daha iyi gören bir bilgeydi. Onun dili nefreti değil sevgiyi, ayrılığı değil birliği anlatırdı” dedi.

    “AŞIK VEYSEL’İN YOLU, MAZLUMDAN YANA OLMANIN YOLUDUR”

    Cuma Erçe, Türkiye’de ayrımcılık, ötekileştirme ve inançlara yönelik baskılar devam ettiğini belirterek, “Sivas’ta yitirdiğimiz canlarımızın acısı hâlâ yüreğimizdedir. Madımak’ta yakılan aydınlarımızı. unutmadık, unutturmayacağız. Aynı şekilde bugün coğrafyamızda yaşanan zulümlere karşı da sessiz kalmayacağız. Çünkü Aşık Veysel’in yolu, mazlumdan yana olmanın yoludur. ‎Bizlere düşen görev ise bu mirası yaşatmak, gençlerimize aktarmak ve bu topraklarda kardeşliği büyütmektir” şeklinde ifade etti.

    “EŞİT YURTTAŞLIK HAKKI İSTİYORUZ”

    Cemevlerinin sadece ibadet edilen yerleri olmadığını vurgulayan Erçe, “Cemevileri aynı zamanda Veysel’in dilinin, sazının ve felsefesinin yaşatıldığı mekânlardır. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz. İnancımızın tanınmasını istiyoruz. Cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesini istiyoruz. Bu sadece bir hak talebi değil, aynı zamanda bir adalet çağrısıdır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İZMİR

  • Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenler mezarları başında anıldı- VİDEO

    Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenler mezarları başında anıldı- VİDEO

    PİRHA- 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamda yaşamını yitirenler için mezarları başında anma yapıldı. Anmada konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, cezasızlık politikalarının yeni katliamların önünü açtığını ifade ederek adalet, hakikat ve yüzleşme mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

    12 Mart 1995’te yaşanan Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenler için İstanbul Gazi Mahallesi’nden Postanhane Kavşağı’na kadar yürüdü.

    Adalet vurgusunun öne çıktığı yürüyüş boyunca katledilenlerin isimleri okunarak, “Yaşıyor” denildi.Yürüyüşün ardından katleledilenlerin anısına karranfil bırakıldı.

    Ardından kitle mezarlığa yürüdü.

    Mezarlıkta yapılan anmada ilk olarak şehit yakını Cemal Poyraz söz aldı. Poyraz konuşmasında, 12 Mart 1995’te yaşanan saldırının planlı bir katliam olduğunu belirterek, gece saatlerinde kahvehanelerin taranmasıyla halkın sokağa döküldüğünü söyledi. Katliamın sorumlularının belli olduğunu ifade eden Poyraz, dönemin başbakanı Tansu Çiller, emniyet müdürü Mehmet Ağar, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’i sorumlu tuttu. Poyraz, geçmişte Maraş ve Çorum gibi katliamlarda da benzer bir cezasızlık politikası izlendiğini belirterek birlik ve dayanışma çağrısı yaptı.

    Ardından Gazi Cemevi Pirler Meclisi’nden Haşim Kızılveren tarafından gülbeng okundu.

    Daha sonra Alevi kurumları adına konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Gazi Katliamı’nın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen katliamla yüzleşilmediğini ve sorumluların yargı önüne çıkarılmadığını söyledi. Aslan, Türkiye’de yaşanan diğer katliamlarda olduğu gibi Gazi Katliamı’nda da adaletin sağlanmadığını vurgulayarak adalet mücadelesinin süreceğini ifade etti.

    Aslan konuşmasında, bugün de inkâr ve asimilasyon politikalarının sürdüğünü belirterek, Alevilere ve farklı halklara yönelik ayrımcılığın devam ettiğini söyledi. Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinen Aslan, bölgede yaşanan katliamlara karşı dayanışma çağrısında bulundu.

    Anmada konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Türkiye’nin katliamlar tarihiyle yüzleşmediğini belirterek, Alevilere yönelik saldırıların Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi Katliamı ile sürdüğünü söyledi. Beştaş, cezasızlık politikalarının yeni katliamların önünü açtığını ifade ederek adalet, hakikat ve yüzleşme mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

    Konuşmaların ardından anma programı, Gazi Cemevi’nde verilen lokmanın ardından sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL