Etiket: can tv

  • Zeynel Gül: CAN TV’ye, PİRHA’ya verilen plaket aslında özgün gazeteciliğe verildi

    Zeynel Gül: CAN TV’ye, PİRHA’ya verilen plaket aslında özgün gazeteciliğe verildi

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde PİRHA’ya CAN TV’ye plaket verildi. Her iki medya kurumuna plaket verilmesi sevinç yarattı. CAN TV Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül, bir yazı kaleme alarak plaket vermeyi düşünen, hazırlayan herkese teşekkür etti. TV10’un devamı olarak CAN TV’nin Alevi hafızasını oluşturmaya uğraştığını belirten Gül, kanalın çevrecilerden, işçilere her kesimin sesi olduğunu da vurguladı. 

    60. Ulusal, 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde PİRHA‘ya CAN TV‘ye plaket verildi. Alevi toplumunun sesi olan PİRHA’ya ve CAN TV’ye plaket verilmesi memnuniyet yarattı.

    CAN TV Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül, CAN TV’ye plaket verilmesi üzerine bir yazı kaleme aldı.

    “CAN TV’ye verilen plaket aslında özgün gazeteciliğe verildi” diyen Gül, “Çünkü Alevileri orijinal renkleri ile vermek kolay yayıncılık değildir, yürek ve emek isteyen bir iştir. Tarihler boyunca sindirilmiş, korkutulmuş, susturulmuş bir toplumu görünür kılmak sabır gerektirir. CAN TV’de çalışan arkadaşlarımız tüm bu zorlukları aşmaya çalıştılar yıllarca. Alevilerin en büyük gelenek hafızasını oluşturmaya uğraştılar” dedi.

    “CAN TV ÇALIŞANLARI, ALEVİLERİN EN BÜYÜK GELENEK HAFIZASINI OLUŞTURMAYA UĞRAŞTILAR”

    CAN TV’nin Alevilerin sesi olduğu kadar çevrecilerin, işçilerin de yanında olduğunu vurgulayarak, yazısında şu ifadeleri kullandı:

    “Ülkemizin her köşesinde yaşayan Alevileri köylerinde, mahallelerinde ziyaret ederek, kendi dil, gelenek, inanç ve renklerini 13 senedir arşivleyen aynı zamanda programlarında yayınlayan Can TV’ye verilen plaket aslında özgün gazeteciliğe verildi. Çünkü Alevileri orijinal renkleri ile vermek kolay yayıncılık değildir, yürek ve emek isteyen bir iştir. Tarihler boyunca sindirilmiş, korkutulmuş, susturulmuş bir toplumu görünür kılmak sabır gerektirir. CAN TV’de çalışan arkadaşlarımız tüm bu zorlukları aşmaya çalıştılar yıllarca. Alevilerin en büyük gelenek hafızasını oluşturmaya uğraştılar.
    (Umarım, bir gün bu zorlu günlerin nasıl yaşandığına yönelik bir belgesel yapılır.)

    “TV10 ALEVİLERİ TANIŞTIRMAK İÇİN YOLA ÇIKMIŞTI”

    TV10, ilk hedeflerinin Alevileri tanıştırmak olduğunu söyleyerek yola çıkmıştı. O günlerin teknik ve maddi ölçüsünde ülke baştan başa gezildi. Ziyaretler, festivaller duyurulurken, insanlarımızın kendilerini, gelenek ve inançlarını anlatabildikleri her şey arşivlendi.

    “TV10 KAPATILINCA CAN TV İLE YOLA DEVAM EDİLDİ”

    Alevi renklerinden rahatsız olan iktidar TV10’u kapatınca, yeni bir TV kanalı ile yola çıkmak zorunda kaldılar. Kanalda çalışan 60 kadar emekçisini işsiz bırakmadılar, CAN TV ile yola devam ettiler.
    CAN TV yola çıkarken “Nasıl yayıncılık izleyelim?” konusunda dedelerimize, akademisyenlerimize, usta gazetecilere, örgüt başkanlarımıza ve geleneği yaşatan insanlarımıza danışarak yayın hayatına başladı. Tüm köy, mahalle, dernek ve cemevlerine gitmeye, yapılan çalışmaları duyurmaya çalıştı.

    “SOMALI MADENCİLERİN HAKLI EYLEMLERİNİ TEK DUYURAN KANAL CAN TV OLDU”

    Çevre mücadelesinde çevrecilerin yanında, işçilerin mücadelesinde işçilerle beraberdi. Somalı Madencilerin haklı eylemlerini anında duyuran tek kanal CAN TV oldu.
    2020 yılına girdiğimiz yılbaşında yaşanan intihar olaylarına ilişkin Bergama Cemevi’nin, “Biz cemevimizin kapısını açtık, çorbamızı kaynattık, çayımızı demledik, dışarıda kimse kalmasın, insanlarımızı bekliyoruz” açıklamasının tüm cemevlerine, büyükşehir belediyelerine kadar yayılmasında ve intiharların durmasında en büyük emek CAN TV emeğiydi.
    Yine 24 Ocak 2020 günü Elazığ’da yaşadığımız depremde, Cemevi Başkanımız Zeki Yeşil’in “CAN TV’de altyazı geçer misiniz, dışarıda eksi 22 derece soğuk var, biz sobamızı yaktık, yatak, yorgan getirdik, yemeklerimizi hazırladık. Dışarı da kimse kalmasın” haberinin ardından camilerin dahi insanlara kapılarını açmasına büyük katkısı oldu.

    İkizdere’de, İkizköy’de, Erzincan Ilıç’da, Murat Dağlarında, Antakya’da kısaca ülkemizin her yanındaki doğa ve çevre mücadelesini, çevrecilerin kendilerinden aktardı.
    Yeni çıkan en güzel edebiyat kitaplarını yazarlarından duyurmaya çalıştı. Üniversitelerimizin büyük emekler harcayarak organize ettikleri sempozyum, panel ve söyleşileri, bazen canlı, bazen paket olarak yayınladı.
    6 Şubat depreminin hemen sonrasında ilk deprem haberlerini, Avrupa televizyonlarının çoğunluğu CAN TV logosuyla, CAN TV haberlerinden duyurdu. Bu sayılanlar küçük ama değeri çok büyük hatırlatmalar.

    “CAN TV, ALEVİLERİ BÖLME AMAÇLI TARTIŞMALARDA TARAF OLMADI”

    Alevileri kendi içlerinde bölme amaçlı tartışmalarda taraf olmadı. Birliğin, paylaşımın, dostluğun değerlerini sonuna kadar savundu.
    Açık söyleyelim; Hacıbektaş’ta verilen plaket dürüst yayıncılığa, kültürlerin, geleneklerin zenginliğine verildi. Bugüne kadar emek veren tüm CAN TV çalışanlarına, programlara konuk olan ülkemizin aydınlık yüzlerine, cesarete sahip çıkanlara verildi.

    “TEŞEKKÜRLER PİRHA”

    Bu ödül aynı zamanda PİR HABER AJANSI (PİRHA) çalışanlarına da verildi. Verilen bedelin ödülü de varmış dedirttiğiniz için teşekkürler PİRHA!

    “PLAKET VERMEYİ DÜŞÜNEN, HAZIRLAYAN, VEREN HERKESE TEŞEKKÜRLER”

    Plaket vermeyi düşünen, hazırlayan, veren herkese yürekten teşekkürler.
    Bu, başlangıç olsun. Örgütlerimiz, federasyonlarımız, cemevlerimiz bundan sonra emek veren tüm canlarımızı onore edecek böyle çalışmaların arkası gelsin.
    Dostluk ve sevgiyle!”

    PİRHA/İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABER

    > Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket -VİDEO

  • Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket -VİDEO

    Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket -VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli’yi Anma törenlerinde PİRHA ve CAN TV’ye plaket verildi.

    60. Ulusal 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Mikail Aslan Cem Dost İleri, Erdem Pancarcı gibi sanatçıların katılımıyla konser gerçekleştirildi.

    Sunuculuğunu Turhan Alıcı’nın yaptığı konserde Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) ve CAN TV’ye plaket verildi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Cumartesi Annelerinin eyleminde gazeteciler de darp edildi-VİDEO

    Cumartesi Annelerinin eyleminde gazeteciler de darp edildi-VİDEO

    PİRHA – Anayasa Mahkemesi’nin “ihlal” kararına rağmen Galatasaray Meydanı’nda toplanmaları engellenen Cumartesi Annelerine bir kez daha engellemelere rağmen yürüyüş düzenledi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle düzenlediği eylemin 954’üncüsü Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istendi.

    AYM’nin “ihlal” kararına rağmen polis ablukasında olan Galatasaray Meydanı’na yürüyen Cumartesi Anneleri ve hak savunucuları, tüm baskı ve engellemelere rağmen eylemlerini sürdürdü.

    AYM’nin “ihlal” kararı ardından 14’üncü haftada Galatasaray Meydanı’na yürüyen Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki eylemine Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık da katıldı.

    Ellerinde karanfillerle yürüyen Cumartesi Anneleri ve hak savunucularını engelleyen polis, eyleme katılanlara kelepçe takarak çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

    GAZETECİLERE İŞKENCE!

    Gözaltı sonrasında açıklama yapmak isteyen milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Ahmet Şık, polis tarafından engellendi. İki milletvekilini ablukaya alan polis, görüntü almak isteyen gazetecileri ise darp etti. Darp edilen PİRHA muhabiri Dilan Şimşek yere düşerken, bir polis Artı TV muhabiri Umut Taştan’ın ise boğazını sıktı. Polisler, Dokuzsekiz muhabiri Fatoş Erdoğan’ın ise çekim esnasında telefonunu yere atıp kırdı.

    Gazeteciler, darp raporu aldıktan sonra ilgili memurlar hakkında suç duyurusunda bulunacaklar.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Küçükkeleş: Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değildir-VİDEO

    Küçükkeleş: Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değildir-VİDEO

    PİRHA – Can Tv Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, seçim sürecindeki birlikteliklerin değerli olduğunu belirterek, bir motivasyona ihtiyaç olduğuna işaret etti. Herkesin aynı AKP’yi görmediğini, partinin devletleşmesine, devletin de partileşmesini hatırlatan Küçükkeleş, “Sandığın aslında bir demokratik çözüme doğru bu ülkeyi götüremeyeceğini gözden kaçırdık” dedi.

    28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turunda sonuçlar açıklandı. Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52,16’sını; Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,84’ünü aldı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da kesin sonuçlar neticesinde Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğini ilan etti.

    Can Tv Yayın Kurulu Üyesi Çilem Küçükkeleş, seçim sonuçlarına ilişkin ve bundan sonraki süreçte ne yapılması gerektiğine dair PİRHA‘ya bir değerlendirme yaptı.

    Bu ülkede son süreçte yaşananlar üzerinden bir seçim sonucu beklemenin büyük hatalardan biri olduğunu söyleyen Küçükkeleş, seçim sonuçlarının 4 yıldır siyaseti eyleyiş halinin bir sonucuyla karşı karşıya kalındığını söyledi.

    Türkiye’nin çok önemli bir kesiminin bir araya geldiğini, bunun değerli olduğunu belirten Küçükkeleş, “Bu kesimi artık bundan sonra bir arada tutmaya, güçlü tutmaya ve yeni döneme ilişkin bir moral ve motivasyona ihtiyaç var” dedi.

    “Başarmak, sandıkta yenmek, yenişmek meselesi değil. Başarmak, seçmek ve seçilmek meselesi de değil” diyen Küçükkeleş, Alevi kurumlarına bundan sonrası için büyük görev düştüğünü söyledi.

    “Aleviler olarak büyük bir deneyimimiz var” diye konuşan Küçükkeleş, “Biz gördük ki kaleler yıkıldı ama insanlık hep hayatta kaldı. Doğal olarak da kalmaya devam edecek” dedi.

    “HEPİMİZ AYNI AKP’yi GÖRMEDİK”

    Küçükkeleş, herkesin aynı AKP’yi görmediğini, partinin devletleşmesine, devletin de partileşmesine vurgu yaparak şunları dile getirdi:

    “Gördüğümüz şey, ortaya çıkan tablo, kuzeyi ve ortası sapsarı, doğusu ve kısmen güneyi kıpkırmızı bir Türkiye haritasına getirdi bizi. Belli ki hepimiz aynı şeyi hissetmedik, belli ki hepimiz aynı AKP’yi görmedik. Belli ki siyasete bakış ve eyleyiş tarzımızda büyük farklılıklar var ve gerçekten çok kutuplaşmış bir topluma doğru dönüşmüşüz. Şunu gözden kaçırdık. Aslında bu siyasi partiler arasında bir yarış değil, devletleşmiş AKP. Bunu tekrar söyleyeyim. Bu cümleyi çok kurduk ama anlamını yeterince ifade edemedik. Yani bir partinin devletleşmesi, devletin bir partileşme meselesinde sandığın aslında bir demokratik çözüme doğru bu ülkeyi götüremeyeceğini gözden kaçırdık. Ama ikinci tura giderken Türkiye toplumlarının temel ihtiyacının militarizm olduğu, en büyük rahatsızlığının göçmen politikaları olduğu üzerinden bir siyasetle ikinci tura gidildi ki belki buradan şaşmamak önemliydi. Ama sonuçta ne olursa olsun nasıl bir dil kurulursa kurulsun Türkiye’nin çok önemli bir kesimi bir araya geldi, bu değerli ve kıymetli. Bu kesimi artık bundan sonra bir arada tutmak, güçlü tutmak ve yeni döneme ilişkin bir moral ve motivasyon ihtiyacı var.”

    “ALEVİ KURUMLARINA BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”

    Sandıkla bir şey başarılamayacağını belirterek, örgütlü gücün önemine dikkat çeken Çilem Küçükkeleş, Alevi kurumlarına bu konuda büyük görev düştüğünü de söyleyerek, “Başarmak, sandıkta yenmek yenilmek meselesi değil. Başarmak, seçmek ve seçilmek meselesi de değil. Ki bunu mesela en iyi biz Aleviler biliriz. Hiçbir şey komple simsiyah değildir. Hiçbir şey sadece şer değildir. Her şerrin hayrı, her siyahın beyazı beraberindedir. Doğal olarak da şimdi tam da beyaz olandan hayır olandan doğru siyaset eyleme zamanıdır. Belli ki birlikte hareket etme, daha demokratik bir halk hareketine bugünlerde çok ihtiyaç var. Burada Alevi kurumlarına da büyük görev düşüyor. Bizim Aleviler olarak bundan sonrasına ilişkin bu ülkede yaşama gerekçemizi, birlikte durma gerekçemizi en güçlendirecek kurumlar Alevi kurumlardır. Bunlar bizim örgütlü gücümüzdür ve örgütlü gücümüzün bu sürece öncülük etmesine ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

    “BU MOTİVASYONU, BU BİRLİKTELİĞİMİZİ HİÇ UNUTMAYALIM”

    “Sistemin bütün kirliliğine rağmen bu dünyada temiz kalmayı başarabildik” diyen Küçükkeleş, şöyle devam etti:

    “Bu sistemin 20 yılıyla önemli derecede mücadele ettik. Bu sistemin bütün kirliliğine rağmen bu dünyada temiz kalmayı başarabildik. Bütün bu kaos ortamında insanlığı savunmaya devam ettik. Bu toplumda bu hala var ve bize en çok kendini depremde gösterdi. Bu iyilerin birliği diyelim. Belki hiçbir gücü olmayan, cebindeki üç kuruşuyla bile toplum birbirine yetişti ve derman olmaya çalıştı. Bu motivasyonu, bu birlikteliğimizi hiç unutmayalım.”

    “KALELER YIKILDI AMA İNSANLIK HEP HAYATTA KALDI”

    Aleviler olarak büyük bir deneyim yaşadıklarını belirten Küçükkeleş, “Belli ki hepimizin yenilenmesi gereken yeni bir süreç var. Bu yenilenme her şeyi bir kenara atan, deneyimden faydalanmayan değil tam tersi bu deneyimi güçlendiren, değiştiren, dönüştüren ve dünya döndüğü için bunun da dönüp kendini yenilemesi gerektiğini unutmadan bir yol katetmeye ihtiyaç var, diye düşünüyorum. Biz Aleviler bu dünya üzerinde Hızır’a inandığımız sürece yaşam devam eder biliriz. Hızır’ın ayağının değdiği her yer yeşilse hep hayat vardır biliriz. Hayat var, yeşermeye devam ediyor. Biz de yaşamaya devam ediyoruz. Aleviler olarak büyük bir deneyimimiz var. Biz gördük ki kaleler yıkıldı ama insanlık hep hayatta kaldı. Doğal olarak da kalmaya devam edecek. Bunun pozitifini tutmak, yakalamak, dil olarak çoğaltmak, bu yenilmişlik duygusundan toplumu çıkarmak gibi Aleviler olarak bir görevimiz olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Sanatçı Cihan Çelik’in anneannesi Cevahir Saygılı Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Sanatçı Cihan Çelik’in anneannesi Cevahir Saygılı Hakk’a yürüdü-VİDEO

    PİRHA-Can TV programcısı Sanatçı Cihan Çelik’in anneannesi Cevahir Saygılı İstanbul’da Hakk’a yürüdü.

    Can TV programcısı Sanatçı Cihan Çelik‘in anneannesi, Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Kahraman‘ın da halası Cevahir Saygılı İstanbul’da Hakk’a yürüdü.

    Maltepe Cemevi’nde düzenlenen Hakk’a yürüme erkanının ardından Saygılı, Sivas’ın İmranlı Kapıkaya Köyü’ne uğurlandı. Hakk’a yürüme erkanına Can TV ve PİRHA yöneticileri ve çalışanları da katıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Parlakçı: Antep’te halkımız mülteci ve kadın düşmanlarına gerekli cevabı verecek-VİDEO

    Parlakçı: Antep’te halkımız mülteci ve kadın düşmanlarına gerekli cevabı verecek-VİDEO

    PİRHA-Seçimlere ilişkin CAN TV’ye konuşan Eğitim Sen Antep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, “Antep kozmopolit bir şehir. Halkımızın seçimlerde bu mülteci düşmanı, kadın düşmanı, geçmişi karanlık olanlara gerekli cevabı vereceğini düşünüyoruz. Umarız ki tek adam rejiminin yerine parlamenter sistem, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa gelir” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, 14 Mayıs günü gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine ilişkin Can TV mikrofonuna değerlendirmelerde bulundu.

    “ANTEP KOZMOPOLİTİK BİR ŞEHİR”

    Antep’in kozmopolit bir şehir olduğunu belirten Parlakçı, “Kürtler, Türkler, Süryaniler, Araplar gibi birçok kültür birlikte yaşıyor. Seçime yansımasını göreceğiz. 14 Mayıs seçimlerinin önümüzdeki 100 yılı etkileyeceğini biliyoruz. Otokratik, emekçileri yoksullaştıran, anti demokratik adımlar atan tek adam rejiminin devam edip, etmemesi yönünde tarihi bir seçim” dedi.

    “HALK; MÜLTECİ VE KADIN DÜŞMANLARINA GEREKLİ CEVABI VERECEK”

    Parlakçı, Antep adaylarına da değinerek, “Mülteci düşmanlığı ile tanınan Ümit Özdağ Antep’ten aday. Kadın düşmanı ve geçmişi karanlık olan Hüda Par’ın da buradan adayı var. Kamu emekçileri olarak biz demokrasiden, özgürlükten, barıştan, eşitlikten, kadını, doğayı koruyan adımlar atacak siyasi partileri destekleyeceğimizi daha öncede kamuoyuna deklare ettik. Demokratik bir anayasa, herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği, cinsiyet ayrımının olmadığı, yurttaşlık haklarının verildiği bir ülke istiyoruz. Halkımızın seçimlerde bu mülteci düşmanı, kadın düşmanı, geçmişi karanlık olanlara gerekli cevabı vereceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

    “LAİK OLAMAYN EĞİTİMDEN KAYNAKLI CİDDİ SIKINTILAR VAR” 

    Demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasa istediklerini kaydeden Parlakçı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tutum belgesine baktığımızda emekçilerin talepleri ile örtüştüğünü görüyoruz. Birçok kesimin yer aldığı bir aday profili var. İlerici bir adım attılar. Kamu emekçileri olarak Yeşil Sol Parti’nin başarılı olmasını istiyoruz.

    Eğitim Sen olarak yıllardır laiklik, anadilde eğitim, kamusal, eşit, parasız eğitim mücadelesi veriyoruz. Anadilde eğitim talebimiz hala karşılanmadı. Niteliksiz, laiklik dışı eğitimden kaynaklı ciddi anlamda sıkıntılar var. Bu yönlü adımlar atacak partilerin seçilmesi bizim için iyi olacaktır.

    Bu ülkede bir Alevinin, bir Kürt’ün aidiyet duygusu yok. Hrant Dink’in dediği gibi ürkek yaşıyoruz. Herkesin kendisini rahatça ifade edebildiği bir anayasa istiyoruz. Umarız ki tek adam rejiminin yerine parlamenter sistem, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir anayasa gelir.”

    Rohat EMEKÇİ- Murat Kamil DEMİR / ANTEP

  • Avukatlardan uyarı: Oy sayımının her aşamasına sahip çıkılmalı-VİDEO

    Avukatlardan uyarı: Oy sayımının her aşamasına sahip çıkılmalı-VİDEO

    PİRHA-Seçim güvenliğine ilişkin konuşan CAN TV mikrofonuna konuşan avukatlar, oy kullanmanın ve sayımının her aşamasının denetim altında olması gerektiğini belirterek, özellikle deprem bölgesinde yoğun bir çalışmanın yapılmasının zorunlu olduğunu ifade ettiler.

    14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimi yaklaşırken, sandık ve seçim güvenliğine dair çalışmalarda devam ediyor. Siyasi partiler sandık görevlilerini YSK’ye bildirirken, müşahit yazım işlemleri de devam ediyor.

    Hukuk örgütleri ve avukatlar da seçim güvenliği konusunda meslektaşlarını ve yurttaşları bilgilendirmeyi sürdürüyor.

    CAN TV mikrofonuna konuşan avukatlar, seçmenin ve avukatların oylara sahip çıkması çağrısında bulundu.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Antep Şube Sekreteri Mehmet Erdem, her seçimin kendi içerisinde önemli olduğunu ancak bu seçimin gittikçe otoriterleşen siyasi iktidara karşı bir seçim olması hasebiyle zor şartlarda yapılacağını vurgulayarak, “Bundan dolayı da her seçimde olduğu gibi bu seçimde de yurttaşlarımızın seçime ilişkin endişeleri daha yüksek seviyede. 14 Mayıs seçim günü 100’e yakın avukat arkadaşımız ve yine gönüllü olan meslektaşlarımızla birlikte 300’ün üzerinde okulda ve üç bine yakın sandık çevresinde olacağız ve sandık kurullarının veya okul görevlilerinin yaptığı hukuka aykırılıkları gidermek adına inisiyatif alacağız” dedi.

    HDP’nin Yeşil Sol Parti adı altında seçime gireceği için mevzuat gereği sandık kurullarına üye veremediklerini belirten Erdem, yerelde ve genelde bu sürecin dayanışmayla aşılacağını ifade etti.

    “BÜYÜK PROBLEMLER VAR”

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Antep Şube Başkanı Hatice Kübra Korkmaz da, Antep’in deprem bölgesi içerisinde olması, Nurdağı ve İslahiye ilçesinin depremden en çok etkilenen yerlerden biri olmasının seçimin hangi şartlarda yapılacağı endişesi oluşturduğuna işaret ederek, “Bu ilçelerin tamamen yıkılması, bu nedenle de sandıkların ne şekilde güvenliğinin sağlanması noktasında büyük problemler söz konusu. Nitekim biz hala cenazesine ulaşılamamış insanların olduğunu da biliyoruz. Onların seçmen listesinin ne şekilde düzenleneceğini takip ediyoruz” diye konuştu.

    Aynı zamanda yerinden, yurdundan çıkmak zorunda kalmış insanların olduğunun altını çizen Avukat Hatice Kübra Korkmaz, “Onların adres kayıtlarının gerçekten hukuki anlamda düzenlenip düzenlenmediği noktasında birçok eksiklik var ne yazık ki. Yani bunların denetiminin nasıl yapılacağı noktasında kafamızda çok soru işareti var” diye belirtti.

    Seçimde ihlallerin üç yerde yaşandığını söyleyen Avukat Mesut Karaveloğlu ise şunları dile getirdi:

    “Birincisi, sandık açıldığı vakit sayımı, dökümü ve tutanakların oluşturulması esnasında okul bölümünde oluyor. Orada eğer her partinin kendi seçim kurulu üyesi görev alıyorsa, yanında müşahitler görev alıyorsa ve onun dışında da gönüllü ekipler oldu. Geçen seçimlerde de gördük bunu. Bu seçimde de göreceğiz. O ekipler de orada yer alıyorlarsa sayım dökümü esnasında ve devamında da tutanaklar eksiksiz bir şekilde elde edilip partilerin koordinasyon seçim koordinasyon merkezlerine ulaştırılıyorsa, aynen İstanbul seçimlerinde olduğu gibi orada bir ihlalin olması söz konusu değil.

    “İHLALİ ÖNLEMEK İÇİN İKİ PARTİ SEÇİM KURULU ÜYESİ YER ALMALI”

    İkincisi, sandık kapandıktan sonra seçim kanununa göre sandık başkanının orada kura çekmesi lazım. Minibüse sandığın götürülmesi esnasında yanında iki parti seçim kurulu üyesinin de yer alması lazım. Bu yapılıyor mu? Bu yapılmıyor genellikle. Bizim itirazlarımız sonucu önceki seçimde minibüs sayıları iki katına çıkarıldı. Orada da sandık başkanının yanında iki tane seçim kurulu üyesi adliyeye sandığı getirdiler. O ihlali de önlemiş olduk.

    “SEÇİMİN SONUCUNU BEKLEMEYİP GİDİYORSANIZ ORADA İHLAL OLUR”

    Üçüncüsü de adliyenin içerisinde sandıklar açılıp oylar tasnif edilip tutanağa işlenirken, birleştirme tutanağı esnasında olabiliyor. Orada mesela siz hukukçularınızla, parti görevlilerinizle seçim kurulunda yer almayıp da seçimin sonucunu beklemeden kaçıp gidiyorsanız ihlal orada olur. Yani orada da işte sizin oyunuz başka bir partiye yazılabilir. Onu da önlemek lazım. Nasıl olacak? Orada da her seçim kurulunda işte o oyların sayıldığı bilgisayarın başında oturan ekibi sağlam tutmanız lazım. Orda hukukçular olacak ve ne yazılıyor, ne çiziliyor, nasıl işleniyor oylar? Dikkat edilmesi lazım. Ne zamana kadar? Seçim bitene kadar. Birleştirme tutanağı hazırlandıktan sonra, birleştirme tutanağını, yine kendi partinizin koordinasyon merkezine götürüp orada seçimin tasnif edildiği, yazıldığı ekibe teslim etmeniz lazım. Bunları sağladığınız vakit oy hilesi gerçekleşmez.”

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/ANTEP

  • Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Celal Fırat, Can TV’yi ziyaret etti

    Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Adayı Celal Fırat, Can TV’yi ziyaret etti

    PİRHA-Yeşil Sol Parti’nin İstanbul 3. Bölge 4. sıra Milletvekili Adayı Celal Fırat, Can TV’yi ziyaret etti.

    14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine sayılı günler kaldı. Yeşil Sol Parti’den İstanbul 3. Bölge 4. sıra Milletvekili Adayı ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, seçim çalışmaları kapsamında CAN TV‘yi ziyaret etti.

    Ziyaretinde basın özgürlüğünün ve Alevi medyasının önemine dikkat çeken Celal Fırat yaptığı ziyareti “Uzun süre boyunca beraber çalıştığımız, kendi evimiz dediğimiz Can TV’yi ziyaret ettik. Önümüzde ki sürece dair muhabbet ettiğimiz görüşme için can dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bu ülke de basın özgürlüğün yaşanacağı günler yakındadır. Birlikte başaracağız !” şeklinde sosyal medya hesaplarından duyurdu.

    Celal Fırat TV 10 televizyonunda ve Can TV’de uzun yıllar boyunca program yapımcılığı ve sunuculuğu yaparak Alevi medyasına ciddi katkılarda bulunmuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Adayı Ferit Şenyaşar: Kılıçdaroğlu, ailemize söz verdi-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Urfa Milletvekili Adayı Ferit Şenyaşar: Kılıçdaroğlu, ailemize söz verdi-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti’den Urfa Milletvekili Adayı olarak gösterilen Ferit Şenyaşar, CAN TV’de ‘Bu Sabah’ programına konuk oldu. Şenyaşar, Urfa Adliyesi’ndeki adalet nöbetlerini bırakmayacaklarını, parti çalışmalarına da katılacaklarını belirterek adalet çağrısında bulundu. Şenyaşar, “Kılıçdaroğlu, ailemize söz verdi” dedi. 

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız, seçim çalışmaları sebebiyle iş yerlerini ziyaret etmiş ve taraflar arasında çıkan kavgada Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar kardeşler ağır yaralanarak Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. AKP’li Yıldız’ın yakınları, Şenyaşar ailesine kaldırıldıkları hastanede de saldırmış ve tekrar çıkan kavgada Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Celal Şenyaşar ve Adil Şenyaşar ile milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın kardeşi Mehmet Şah Yıldız hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştı.

    “ÜÇ İNSANIMIZ HASTANEDE KAMERALARIN ÖNÜNDE KATLEDİLDİ”

    Saldırılardan yaralı kurtulan Ferit Şenyaşar, CAN TV‘de ‘Bu Sabah’ programında davanın ne aşamada olduğuna dair konuştu.

    Şenyaşar, “En büyük adaletsizlik Şanlıurfa Adliyesi önünde meydana geldi. Olay başta hastane ve iş yeriyle bir bütünken gelen talimatla olay iki davaya dönüştürüldü. Bir dava iş yeri davası, diğeri de hastane davası olarak açıldı. İş yeri dava duruşmaları yapıldı. Yerel mahkemenin kararı İstinaf Mahkemesi’nde bozularak geri gönderildi. Ben bunu anlatmakta güçlük çekiyorum. Hastane içinde üç insanımız kameraların önünde yüzlerce devlet polisinin önünde katledildi. 4 yıl boyunca ne bir tutuklama oldu, ne olayla ilgili gizli karar kalktı” dedi.

    “BEŞİNCİ YILINA GİREN DAVA 12 MAYIS’TA SİL BAŞTAN GÖRÜLECEK”

    Haziran ayında 5. yılını dolduran davanın duruşmasının seçimden iki gün öne görüleceğini belirten Şenyaşar, “En son yaptığımız çağrıyla beraber zor durumda kalan savcılar hastane davası açtı. 2 kişiyi tutukladılar. Birisi milletvekilinin abisi, biri de yakın akrabası. Geldiğimiz son aşamada İstinaf Mahkemesi’nin bozduğu karar yerel mahkemeye gelince hastane davasıyla iş yeri davası birleştirildi. 5. yılına giren dava seçimden iki gün önce 12 Mayıs’ta sil baştan tekrar görülecek” diye konuştu.

    “KARDEŞİM HALA TEK KİŞİLİK BİR HÜCREDE KALIYOR”

    Ferit Şenyaşar, geçtiğimiz günlerde annesi Emine Şenyaşar ile adalet nöbetlerini Elazığ Kapalı Cezaevi önünde sürdürmüştü. Olaylar sonrası tutuklanan ve yıllardır cezaevinde bulunan kardeşi Fadıl Şenyaşar hakkında da şunları söyledi:

    “İş yerimizin güvenlik kameraları var. Kardeşimin yaptığı eylem tamamen meşru müdafaa kapsamındadır. İş yerinde yoğun silahlı bir saldırı vardı ve kardeşim de saldıranlara karşı bizi savunmak için iki kişiye ateş etmiştir. Ölen kişiyi kesinlikle öldürmemiştir. İş yerimizin kamera görüntüleri bilirkişi tarafından da raporlaştırılmıştır. Milletvekilinin bir abisi de iş yerimizde vefat ediyor. Kesinlikle kardeşim öldürmedi. Bilirkişi raporu da bunu resmi olarak açıklıyor. Mahkeme rapora ve kamera görüntülerine bakmadı; tanıklar dinlenmedi. Üstlerin talimatıyla kardeşime ağır bir ceza verildi. Hala tek kişilik bir hücrede kalıyor. Son görüşmemizde kardeşimin morali yerindeydi. ”

    “KILIÇDAROĞLU, BU ADALETSİZLİĞİ GİDERECEĞİNE DAİR BİZE SÖZ VERDİ”

    Ferit Şenyaşar, yaklaşan seçimlere ilişkin en güçlü adayın Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söyleyerek verilen sözü hatırlattı.

    Şenyaşar, “Önümüzde bir seçim var, bu ceberrut sistem değişecek. Şu an en güçlü aday olarak Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gözüküyor. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı olursa bu adaletsizliği gidereceğine dair ailemize söz verdi” dedi.

    “PARTİ ÇALIŞMALARINA KATILACAĞIM, ANCAK NÖBETİ BIRAKMAYACAĞIM”

    Yeşil Sol Parti’den Urfa 4’üncü sıra milletvekili adayı olarak gösterilen Ferit Şenyaşar, sürece dair şunları aktardı:

    “Geldiğimiz bu süreçte bizimle dayanışma içerisinde olan siyasi partiler kapılarının bize açık olduğunu söylediler. Aday gösterildim çalışmalara tabiki katılacağım ancak adliye önündeki nöbetimizi bırakmayacağız. Parti de bu konuda esneklik gösterdi. Nöbet saatlerimiz dışında parti çalışmalarına katılacağız. Ümidimiz Urfa’da birinci parti olarak çıkmaktır. ”

    “BEKİR BOZDAĞ, BİZLERE NÖBETİ BIRAKMA TEKLİFİNDE BULUNMUŞTU”

    Adalet mücadelelerini 14 Mayıs’ta Meclis’e taşıyacaklarını ifade eden Şenyaşar, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ‘ın AKP Urfa Milletvekili adayı olarak gösterilmesine ilişkin ise “Aday gösterilmesine biz de şaşırdık. Bütün Urfa halkı bu olayı biliyor. Bekir Bozdağ acaba seçim çalışmaları yaparken, Urfa Barosu’nu ziyaret edecek mi? Annemin adalet çığlığı Urfa’nın bütün sokaklarında yankılanıyor. Bozdağ, halk içine çıkamayacak. Bizlere nöbeti bırakma teklifinde de bulunmuştu” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Urfa’nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız, seçim çalışmaları sebebiyle iş yerlerini ziyaret etmiş ve taraflar arasında çıkan kavgada Celal, Adil, Mehmet, Fadıl ve Ferit Şenyaşar kardeşler ağır yaralanarak Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. AKP’li Yıldız’ın yakınları, Şenyaşar ailesine kaldırıldıkları hastanede de saldırmış ve tekrar çıkan kavgada Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Celal Şenyaşar ve Adil Şenyaşar ile milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın kardeşi Mehmet Şah Yıldız hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştı.

    Hastanede yaşanan linç ve ölümler esnasında dönemin Urfa Valisi Abdullah Erin, Suruç Kaymakamı Tarık Açıkgöz ve dönemin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba hastane bahçesinde bulunuyordu. Olay sonrası Fadıl Şenyaşar, tutuklanmıştı. Hastanede yaşanan katliama dair yürütülen soruşturma dosyasında ise gizlilik kararı devam ediyor.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Can TV ile dayanışma gecesi Köln’de gerçekleştirildi

    Can TV ile dayanışma gecesi Köln’de gerçekleştirildi

    PİRHA-Can TV ile dayanışma gecesi Almanya’nın Köln şehrinde gerçekleştirildi. Gecede konuşan Can TV Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül, “Yola çıkarken üzerimize aldığımız sorumluluğun bilincindeydik. Ötekileştirilmiş toplumlar var. Bu insanların sesi çıkmıyordu, bilinmiyordu. Seslerini duyurabilir miyiz diye düşündük ve onların sesi olmaya çalıştık” dedi.

    Demokratik Alevi Federasyonu’nun (FEDA) organizasyonu ile Almanya’nın Köln kentinde Can TV ile dayanışma gecesi düzenlendi. Etkinlikte ilk olarak konuşan FEDA Eş Başkanı Huri Kabayel dayanışmanın önemine değindi.

    Gecede söz alan Can TV Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül ise 6 Şubat günü Maraş merkezli yaşanan depremlere değinirken, şunları söyledi:

    “ALEVİLER ÖRGÜTLÜ OLDUKLARINI GÖSTERDİLER”

    “Aleviler tüm engellemelere rağmen ilk defa örgütlü olduklarını gösterdiler. İnsanları korumaya çalıştılar. Yürekten teşekkür etmek istiyorum. Bir yanımızın hala kanadığı bir süreçte, FEDA’nın böyle bir etkinlik düzenlediği için teşekkür ediyoruz.

    Yola çıkarken üzerimize aldığımız sorumluluğun bilincindeydik. Ötekileştirilmiş toplumlar var. Bu insanların sesi çıkmıyordu, bilinmiyordu. Seslerini duyurabilir miyiz diye düşündük ve onların sesi olmaya çalıştık. Anadolu’da hangi köye gitsek, kapılarını bizlere açtılar. Anadolu çok zengin bir kültür yapısına sahip. Aleviler birbirini çok fazla tanımıyordu. İkinci görevimiz Alevileri tanıtmak oldu. Bugün Alevilerin arşivi denince Can TV’nin arşivi akla geliyor. Aleviler ile işçileri, çevrecileri bir araya getirdik.

    Deprem bölgesinde sorunlar hala devam ediyor. Can TV ile dayanıştığınız gibi oradaki insanlar ile dayanışmayı sürdürelim.”

    “KILIÇDAROĞLU İLE EMEK VE ÖZGÜRLÜK İTTİFAKINI DESTEKLİYORUZ”

    Etkinlik sanatçı Ali Doğan Gönültaş kılamlarını seslendirirken, Gönültaş’ın ardından sahneye çıkan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 14 Mayıs günü gerçekleştirilecek seçimlere değinerek, şöyle konuştu:

    “TV10’u kapatarak sonuç alabildiler mi? Hayır. Can TV ile yola devam ediliyor. Biz bu diktatörlerin korkusu olmaya devam edeceğiz. Dayanışma ile bu televizyonları yaşatabiliyoruz. Deprem yaşadık ama asıl felaket kontrolsüzlüktü. AKP iktidarının enkazın altında kaldığını söyleyebiliriz. AKP/MHP son 20 yıldır ülkemizin üzerine çullanmış resmen. Depreme baktığımızda bir hırsızlık silsilesini görüyorsunuz. Aslında bir katliam yaşandı. Sorumlusu da bu hırsızlık silsilesidir. Bunun hesabını sormamız lazım. Başımızı dik tutup, yolumuza devam edeceğiz. Önümüzde bir fırsat var. 14 Mayıs son derece önemli bir seçim. Biz barıştan, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten yana tarafız. Tüm gerici unsurlardan kurtulmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Kemal Kılıçdaroğlu’nu seçimlerde destekleyeceğiz. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın parlamentoya güçlü şekilde girmesi için elimizden geleni yapacağız. Önce Erdoğan ve Cumhur İttifakı’ndan kurtulacağız. Asıl mücadele ondan sonra başlayacak.”

    “ÖLDÜREN DEPREM DEĞİL AKP’NİN ÇÜRÜMÜŞ ZİHNİYETİ”

    Program sanatçı Ayfer Düzdaş’ın kılamları ile sürdü. Düzdaş’tan sonra söz alan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul da şu ifadeleri kullandı:

    “Can TV ve geleneği sadece bir iletişim aracı değil aynı zamanda bir inancı ve kadim kültürü yayma, yaşatma görevi de görüyor.

    Afeti felakete dönüştüren iktidarın ahlaksızlaşmış, hırsızlaşmış zihniyetiydi. Beklenmeyen bir deprem değildi. Uyardılar ama maalesef iktidar hiçbir hazırlık yapmamış. Deprem için yıllardır toplanan vergilere rağmen hiçbir önlem almadılar. Birçok kez imar affı çıkardılar. Deprem öldürmüyor. Öldüren AKP’nin çürümüş zihniyeti. Depremin ilk üç gününde hiçbir arama kurtarma ekibi gelmedi. Öfkeliyiz, kızgınız ve bu iktidardan bunların hesabını mutlaka sormalıyız.”

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA / ALMANYA

  • Pazarcık Eğlen köylüleri: Devlet artık herkese el uzatsın, zor durumdayız-VİDEO

    Pazarcık Eğlen köylüleri: Devlet artık herkese el uzatsın, zor durumdayız-VİDEO

    PİRHA-Depremden etkilenen Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Eğlen köyünde insanlar zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Hava şartlarının da etkilediği Eğlen köylüleri, “Devlet artık bir ev yeri mi gösterir, konteyner mi getirir bilmiyoruz ama bir şeyler yapılsın artık. Yağmur yağıyor. Suyun içindeyiz. Çadırların önü göl oluyor. Yalnız bize değil herkese el uzatsınlar” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat günü yaşanan depremlerin ardından bölgede yaşayan insanların sorunları devam ediyor. Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Eğlen köyü sakinleri de zor koşullar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Can TV mikrofonuna konuşan Eğlen köylüleri kötü hava şartları nedeniyle çadırlarda yaşanan sorunları aktardı.

    57 haneli Eğlen köyünde insanların evleri yıkıldı, hayvanları öldü. Eşyalarını kaybeden insanlar, yağmur sularının etkilediği çadırlardan seslenirken, “Devletin el uzatmasını istiyoruz” dedi.

    “DEVLET HERKESE EL UZATMALI”

    Eğlen köyü sakinlerinden bir kadın yaşadığı sorunlara değinirken, şunları söyledi:

    “Devlet artık bir ev yeri mi gösterir, konteyner mi getirir bilmiyoruz ama bir şeyler yapılsın artık. Yağmur yağıyor. Suyun içindeyiz. Çadırların önü göl oluyor. Kendi çabalarımızla suyun içeri girmesini engellemeye çalışıyoruz. İnsanlar kendi imkanlarıyla konteyner aldı. Yardım edenler oldu. Her şeyimiz enkaz altında kaldı. Aylığımız yok. İnsanlar nasıl geçinecek? İki aydır beklemedeyiz. Küçük çocuklarımız var. Yalnız bize değil herkese el uzatsınlar.”

    “HÜKÜMETTEN BİR YARDIM GELMEDİ”

    Hükümetin herhangi bir yardımda bulunmadığını belirten bir başka depremzede ise, “Yağmur yağıyor. Çileye katlanmak durumdayız. Ev yok. Halkın desteğiyle idare ediyoruz. Deprem olduktan sonra arabası olan arabada kaldı. Arabası olmayan soğukta dışarıda kaldı. Çadırların altı nemli. Çocuklar, hastalar var. İnsanlar çok perişan durumda. Yardımlar da birçok yerden halk tarafından geliyor. Hükümet tarafından bir yardım gelmedi” dedi.

    Deprem öncesinde de Eğlen köyünden yurt dışına göçlerin yaşandığını söyleyen bir başka kişi de “Köyümüz tamamen yıkıldı. Devlet bize geçici de olsa bir yer göstersin. Bir barınağımız olsun istiyoruz. Yurt dışı, yurt içi olsun insanlar yardım etti” ifadelerini kullandı.

    TÜRBE DE HASARLI

    Köydeki tek katlı evlerden yalnızca dördünün ayakta kaldığı kaydedilirken, köyde bulunan Ali Baba Türbesi de hasar aldı. Türbenin misafirhane, yemek yerleri ve kurban kesme yerleri yıkıldı.

    Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/MARAŞ

  • TV10 davasında aleyhte karar: Erdoğan’ın avukatlarının ücretlerini de istiyorlar-VİDEO

    TV10 davasında aleyhte karar: Erdoğan’ın avukatlarının ücretlerini de istiyorlar-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen TV10’nun KHK ile kapatılmasına karşı açılan davada aleyhte karar verildi. Kapatılan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz yıl ilgili KHK’yı iptal etti. KHK’nın anayasaya aykırı olduğu, televizyonların bu şekilde kapatılamayacağını söyledi. Birkaç gün önce de bu dava Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen aleyhimize sonuçlandı. Sarayda oturan Cumhurbaşkanının avukatlarının parasını benden tahsil etme kararı da almışlar” dedi.

    15 Temmuz 2016’da darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte birçok televizyon, radyo, gazete, ajans ve dergi Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kapatıldı. Televizyon kanallarına yönelik 28 Eylül 2016 günü gerçekleşen ikinci dalga da Hayatın Sesi TV, Jiyan TV, Van TV ile TV10’un da aralarında bulunduğu 12 televizyonun da yayını herhangi bir bildirim yapılmadan kapatıldı.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Alevilerin sesi TV10, 28 Eylül 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 668 sayılı KHK ile kapatılmış, 04 Ekim 2016 tarihinde mühürlenmiş ve mal varlıkları TMSF tarafından satılmıştı.

    Yaşana sürece ilişkin açtıkları davanın geçtiğimiz günlerde aleyhleri yönünde sonuçlandığını açıklayan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Can TV’de yayımlanan “Can Aktüel Gün Ortası” programında kararı değerlendirdi. Hükmün, Anayasa Mahkemesi kararına aykırı olduğunu belirten Büyükşahin, “İlginç olan bir diğer yön ise sarayda oturan Cumhurbaşkanının avukatlarının parasını benden tahsil etme kararı da almışlar” dedi.

    “CUMHURBAŞKANI AVUKATLARININ VEKALET ÜCRETLERİNİ DE BENDEN İSTİYORLAR”

    Büyükşahin‘in açıklamaları şöyle:

    “Olağanüstü hallerden, bu sistemden en çok mağdur olan emekçiler, yoksullar, Aleviler, Kürtler gibi toplumsal kesimlerdir. TV10 Alevi toplumunun araçlarından bir tanesiydi. Görünür olma, ihtiyacını belirleme, asimilasyona dur deme araçlarından bir tanesiydi. Yeni sonuçlanan bir davamız var. Danıştay’a bir dava açmıştık. Anayasa Mahkemesi ilgili KHK’yı iptal etmişti. Bunun üzerine yeni davalar açtık. Yeni sonuçlandı ve reddedildi. İlginç olan bir diğer yön ise sarayda oturan Cumhurbaşkanının avukatlarının parasını benden tahsil etme kararı da almışlar. TV10 ile ilgili hiçbir mahkeme kararı olmadan, uyduruk bir KHK ile kapatıldı. Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz yıl ilgili KHK’yı iptal etti. KHK’nın anayasaya aykırı olduğu, televizyonların bu şekilde kapatılamayacağını söyledi.

    Bunun üzerine biz bunu gerekçe yaparak Danıştay’a bir kez daha dava açtık. Yürütmenin durdurulmasını talep ettik. Cumhurbaşkanlığı ve RTÜK’ün de aralarında olduğu belli kurumlara dava açtık. Birkaç gün önce de bu dava Anayasa Mahkemesi’nin kararına rağmen aleyhimize sonuçlandı. AYM kararına göre bütün haklarımızın olduğu gibi teslim edilmesi, süreç içerisindeki maddi, manevi kayıplarımızın giderilmesi gerekiyordu. Fakat mahkeme AYM’nin kararına karşı bir karar alıyor ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı ve RTÜK avukatlarının vekalet ücretlerinin de benden tahsil edilmesine hükmediyor.

    “ALEVİ TOPLUMU İLK DEFA BU KADAR GÖRÜNÜR OLDU”

    TV10 süreci Alevi ve Türkiye demokratik kamuoyu açısından çok önemli. Alevi toplumu belki de ilk defa bu kadar görünür oldu. Asimilasyonun önüne bir set çekti. Aynı zamanda Türkiye demokratik muhalefeti ile Alevileri bir araya getirdi. Ana akım medyanın, belli sermaye gruplarının beslediği, yönlendirdiğinin ötesinde daha katılımcı, demokratik, basın, yayın ilkelerine uyan, bunu kendine rehber edinen ve Alevi toplumunun lokmalarıyla ayakta duran bir televizyon oldu. Dolayısıyla bu toplumda çok büyük karşılık buldu. TV10’nun kapatılma sürecinde yalnızca Alevilere bir darbe vurulmadı. Kadın, çevre hareketi, demokratik muhalefet, Kürtler, gençlere vuruldu bu darbe.

    Soma katliamı olduğunda günlerce canlı yayın yaptık. Tek gündemimizdi bu. Çünkü Soma Alevidir. Yani inanç olarak demiyorum. Orayı Alevi olarak görürüz. Emekçiyi Alevi olarak görürüz. Kadın Alevidir. Çevre katliamlarına Alevi bakış açısı olarak baktığımızda sahipleniriz. Toplumun her kesimine yönelik bütün saldırılarda, katliamlarda TV10 sorumluluk alanı olarak gördü. Bunun için mücadele etti. Ekranlarına taşıdı. Ayrıca çok dilli bir televizyon. Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Arapça’yı ve farklı sürekleri ekrana taşıdı. Tam da devletin, sistemin rahatsız olduğu noktalar bunlardı.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Kadınlara biber gazı sıkan polisten CAN TV ve PİRHA çalışanlarına da müdahale-VİDEO

    Kadınlara biber gazı sıkan polisten CAN TV ve PİRHA çalışanlarına da müdahale-VİDEO

    PİRHA- Taksimde yapılması planlanan 21. Feminist Gece Yürüyüşü, kaymakamlık yasağı sebebiyle Cihangir’de gerçekleşti. Polis, kadınlara biber gazı sıkarken, çekim yapan CAN TV ve PİRHA çalışanlarına da fiziksel müdahalede bulundu.

    8 Mart nedeniyle Taksimde yapılması planlanan 21. Feminist Gece Yürüyüşü kaymakamlık yasağı sebebiyle Cihangir’de gerçekleşti. Kadınlar, “Hükümet İstifa” sloganları atarken,  depremzede kadınları unutmayarak, isyanlarını, “Enkaz Altında Ölmek de Kadın Cinayetleri de Kaderimiz Değil”, “Direnişimiz Kumdan Değil Evleriniz Gibi Yıkılmaz” “Erkek Devlet Şiddet İçin Burada, Kurtarma İçin Nerede?” “Afet Değil Katliam” yazılı dövizler ile dile getirdi.

    Polis kadınlara biber gazıyla müdahale ederken, bu sırada çok sayıda kadın gözaltına alındı. Basın mensupları da polisin sert müdahalesine maruz kaldı, görüntü almaları engellenmek istendi. Saldırıyı görüntülemek isteyen CAN TV ve PİRHA çalışanları Yusuf Eren Göktepe ve Dilan Şimşek de polis müdahalesine maruz kaldı. Yaşanan arbede de polisin “Eğlenceniz bitti dağılın” sözlerine tepki gösteren PİRHA muhabiri Dilan Şimşek, “Biz görevimizi yapıyoruz” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK /İSTANBUL

  • Yıkılan evinin önünden seslendi: Hataylılar mutlaka geri dönecektir-VİDEO

    Yıkılan evinin önünden seslendi: Hataylılar mutlaka geri dönecektir-VİDEO

    PİRHA-Maraş merkezli depremlerden etkilenen Hatay’da depremzede bir yurttaş, “Antakya yeniden kurulur ama kuru bina olarak kurulur. Hataylılar başka bir şehirde yaşayabilecek bir millet değil mutlaka geri dönecekler” dedi.

    Hatay’da yıkılan evinin önünden Can TV mikrofonuna konuşan bir yurttaş “Yaşayanlar mı kurtuldu tartışılır. Yani geriye bir hayat kaldı ama ne biçim bir hayat bilmiyorum. 50 yıllık emek, kültür, yaşayış şekli öldü. Kelimenin anlamını yitirdiği bir dönem” ifadelerini kullandı.

    “KÜLTÜR YOK OLMAK ÜZERE”

    Hatay’ın eski günlerine dönememesinden endişen duyduğunu söyleyen depremzede “Antakya’daki demografik yapı hiçbir yerde yok. O kültür gitti diye düşünüyorum. Antakya yeniden kurulur ama kuru bina olarak kurulur. Bu yaşam şeklinin, kültürün bir daha kurulacağını düşünmüyorum. Buradakiler burayı boşalttı tek bir Allah’ın kulu kalmadı. Ama ben her gün evimin önüne geliyorum. Sabahtan akşama kadar oturuyorum evimin önünde. Terk edemiyorum. Koca bir ömür geçti burada. Hataylılar başka bir şehirde yaşayabilecek bir millet değil mutlaka geri dönecekler” dedi.

    Rohat EMEKÇİ-Murat Kamil DEMİR/ HATAY

  • HDP’li Kenanoğlu depreme canlı yayında yakalandı -VİDEO

    HDP’li Kenanoğlu depreme canlı yayında yakalandı -VİDEO

    PİRHA- Can TV’deki canlı yayında Maraş merkezli depremlerden sonra yaşananları aktaran HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, yayın sırasındayken Hatay’daki depremler gerçekleşti.

    Hatay’ın Defne ve Samandağ ilçesinde üç dakika arayla 6,4 ve 5,8 büyüklüğünde iki deprem meydana geldi. Depremin etkisi çevre illerde de hissedildi.

    Partisinin oluşturduğu kriz masasındaki heyetle Hatay’da olan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, depreme canlı yayında yakalandı.

    Katıldığı Can TV’deki canlı yayında Maraş merkezli depremlerden sonra yaşananları aktaran Kenanoğlu, yayın sırasındayken Hatay’daki depremler gerçekleşti.

    Depremin şiddeti yayına yansıdı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Depremin vurduğu Elbistan’da yardımlar yetersiz, halk göç ediyor-VİDEO

    Depremin vurduğu Elbistan’da yardımlar yetersiz, halk göç ediyor-VİDEO

    PİRHA – Depremden ağır darbe alan Elbistan’da bulunan CAN TV ekibi, ilçedeki yoğun göçe dikkat çekerek kurtarma çalışmalarındaki son durumu aktardı. Can TV mikrofonuna konuşan gönüllü yurttaşlar, Elbistan’ın boşaltıldığını ifade ettiler.

    Maraş depreminden en çok etkilenen bölgelerden birisi de Elbistan ilçesi oldu. CAN TV ekibi, yaşanan afetin ardından bölgedeki gelişmeleri yerinde çekti.

    “HALKI GÖÇE ZORLUYORLAR”

    CAN TV ekibi, Mehmet Sait Boztaş isimli afet gönüllüsüne mikrofon uzatarak 10. güne kadar yaşanılanları dinledi. Boztaş, devletin ilçeyi boşaltmak adına politika yürüttüğünü belirterek şunları söyledi:

    “İlk günden beri deprem bölgesindeyiz. Elbistan’a 4 gün önce geldim. Öncesinde İskenderun, Hatay tarafındaydım. Burada depremzedelere yardım etmeye çalışıyoruz. Devletin, kenti boşaltmak gibi bir politika izlendiğini düşünüyoruz. Çünkü bazı yerlerden kamulaştırma haberleri gelmeye başladı. Biz geldiğimizden beri sürekli cemevinin önünden otobüsler kalkıyor. Yardımları yetersiz kılıp buradan bir şekilde insanları çıkartmak istiyorlar. Yani halkı göçe zorluyorlar. Gidebilenler köylerine gittiler ancak oralarda imkanlar daha da yetersiz. Bizler de şimdi oralara ulaşmaya çalışıyoruz geri kalanı da şehir dışına çıktı o nedenle Elbistan ve Maraş yavaş yavaş boşalıyor. Tahminimizce devlet buraların istimlak bedellerini ödeyip daha sonra buralara büyük inşaat şirketlerini sokup halka kendi evlerini tekrar satmak peşinde. İmkanlar maalesef burada yetersiz. Hava şartları zor. Sıcaklık akşamları -15’e kadar düşebiliyor. Zaten ilk günden beri yeterli yardımlar gelmediği için insanlar gitmeye mecbur kalıyor.”

    “DEVLET BURADA KAMULAŞTIRMA YOLUNA GİDECEK”

    Ahmet Özar isimli gönüllü bir yurttaş ise Didim’den geldiğini belirterek, halen enkaz altından cenaze çıkartma çalışmalarının sürdüğü bilgisini verdi. Özar, şunları kaydetti:

    “Canlı ihbarı son 3 gündür yok. Somalı madenci arkadaşlarımız da 2 gün önce burayı terk ettiler. Genel olarak Elbistan halkı akrabalarının olduğu şehirlere gittiler. Birkaç gün önce gittiğimiz bir köyün 650 olan nüfusu şu an 2500’e çıkmış durumda. Otogarlarda şu an büyükşehir belediyelerinin gönderdiği araçlarla tahliyeler var. Onun dışında bir seyahat imkanı yok. Aldığımız bir bilgiye göre acil kamulaştırma kararı alınmış büyük bir ihtimalle devlet burada kamulaştırma yoluna gidecek. Sonrasında enkaz kaldırma işlemleri yapıp yeniden planlama yapacaklarını düşünüyoruz. 1999 depreminde de Kocaeli ve Düzce’de deprem bölgesinde yer aldım. O dönem ile bugün arasında yaşanılanlar açısından pek bir fark yok ama sonrası açısından o dönemki planlama ile bu dönemki planlama nasıl olur, biz de tam kestiremiyoruz.”

    OTOGARLAR KALABALIK, ŞEHİR BOMBOŞ!

    Antalya Manavgat’tan gelen 3 yardımsever yurttaş da otobüsleri ile ulaşım hizmeti verdiklerini belirterek, “10 araçlık filomuzla depremzede vatandaşlarımızı buradan tahliye etmeye çalışıyoruz. En büyük desteği Almanya’da olan dostlarımız yaptı. Onların maddi desteği olmasa zaten biz bu kadar işi başaramazdık. Yaklaşık bir haftadır buraya gelip gidiyoruz ve bu süre içerisinde 33 otobüs seferi yaptık. Yaklaşık 1.500 kişi tahliye ettik. Umarım her şey tekrar yoluna girer” ifadelerini kullandılar.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ufuk Emre Bektaş: Deprem bölgesinde insanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi-VİDEO

    Ufuk Emre Bektaş: Deprem bölgesinde insanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi-VİDEO

    PİRHA-Deprem bölgesindeki izlenimlerini paylaşan Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, “Tamamen yok olmuş şehirler ile karşılaştık. İyi ki cemevlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz var. Bölgede cemevlerimizin yetkin olması büyük bir kazanım olmuş. Hemen komiteler kurulmuş. Oradaki mahalleleri gezdik. İnsanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi” dedi. 

    Maraş merkezli 10 ili etkileyen iki depremin ardından Türkiye’nin birçok yerinden deprem bölgesine giden Alevi kurum yöneticileri, insanların ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar yürütmeye devam ediyor. Depremin etkilediği her ilde kriz masaları oluşturan Alevi kurumları büyük bir dayanışma ile halkın yaralarını sarmaya çalışıyor.

    Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş da deprem bölgelerindeki izlenimlerini Can TV‘deki ‘Deprem Özel’ programında paylaştı.

    “GİTTİĞİMİZ HER YERDE ÇARESİZLİK VARDI”

    Depremin ikinci gününde Malatya’ya gittiklerini belirten Bektaş, bir haftalık bölge ziyaretlerini Antakya’da tamamlayarak İstanbul’a döndüklerini söyledi. Bektaş şöyle konuştu:

    “Korkunç bir felaketle karşı karşıyayız. Oradaki tablo iyi değil. Depremin ikinci günü bölgedeydik. Malatya ile başlayan, Antakya’da bitirdiğimiz bir haftalık bir süreçti. Malatya merkezde çok büyük bir yıkım ile karşılaştık. Şok olduk. Yeni yapılmış yapıların yıkıldığını gördük. Adıyaman’a geçtik Malatya’yı unuttuk. Acılar o kadar üst üste katlanmış durumdaydı ki. Her gittiğimiz yerde çaresizlik hakimdi. Ama insanlar büyük bir dayanışma içindeydi. Alevi kurum yöneticileri olarak bölgedeki kurumları ziyaret ettik. Kriz masalarının oluşturulması ve gerekli ihtiyaçların karşılanması için büyükşehir ile koordinasyon sağlamak amacıyla da gittik.

    “İYİ Kİ CEMEVLERİMİZ, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİMİZ VAR”

    Tamamen yok olmuş şehirler ile karşılaştık. Yüzbinlerce insan mağdur ve öksüz. O kadar sahipsiz bırakılmışlar ki, dönerken şunu söyledik: İyi ki cemevlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları var. İyi ki dayanışmayı sağlayan bunca gönüllü arkadaşımız var.

    “Devlet yok” diyenler hain ilan edilecekse, yargılanacaksa işte buradayız, gelsinler. Dördüncü ve beşinci günlerde de gittiğimiz birçok yerde ne bir AFAD yetkilisi ne bir çadır vardı. Tamamen sivil dayanışma ile bir mücadele hali vardı.

    Bu ülke bir fay hattı üzerine kurulu evet ama 20 yıllık iktidar süreci boyunca deprem öncesine yönelik gerekli çalışmalar tertip edilmedi. Kriz yönetimini de yapamadılar. O kadar güçlü gösterdiğiniz devlet bu muydu?”

    “BÖLGEDE İNSANLARIN TUTUNDUĞU YERLER CEMEVLERİMİZDİ”

    Bölgeye giden yardım malzemelerinin dağıtımı noktasında ayrımcılık yapıldığına ilişkin gözlemi olduğunu da belirten Bektaş, “Alevi örgütleri ve toplumun vicdanlı kesimleri çıkıp depremin ikinci, üçüncü gününde “Bakın ayrım yapıyorsunuz. Bırakın biz kendi yaralarımızı kendimiz sararız. Tırlarımıza dokunmayın. Bırakın yardım götürülmeyen yerlere götürelim” demeseydik bugün belki hala ulaşılmamış olunacaktı çoğu yere. Toplumsal baskıdan dolayı buralara gidildi. Bölgelerde ayrım da, acizlik de, iş bilmezlik de vardı.
    Bölgede cemevlerimizin yetkin olması büyük bir kazanım olmuş. Hemen komiteler kurulmuş. Maraş Pazarcık’ta Alevi Kültür Dernekleri’nin şubesi ile yine o bölgede Dersim Belediyesi’nin yaptığı çalışmalar, dayanışma hali, pozisyon alma, krizi yönetme, ihtiyaçlar dahilinde “Ne yapabiliriz?” hali biraz daha hızlı gelişmiş. Oradaki mahalleleri gezdik. İnsanların tutunduğu yerler cemevlerimizdi” ifadelerini kullandı.

    Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Av. Sarıhan: Mahkeme heyeti kadın duyarlılığı ile vicdanlarını daha da öne çıkarmalı

    Av. Sarıhan: Mahkeme heyeti kadın duyarlılığı ile vicdanlarını daha da öne çıkarmalı

    PİRHA-Sivas Katliamı davasının avukatlarından Şenal Sarıhan, Can TV’de katıldığı Can Aktüel Gün Ortası programında dünkü duruşmaya dair gözlemlerini anlattı. Mahkeme üyelerinin dört kadından oluştuğunu belirten Sarıhan, “İlk kez dört kadından oluşan bir mahkeme heyetiyle karşı karşıyayız. Kadın arkadaşların kadın duyarlılığıyla vicdanlarını daha yoğun olarak öne çıkarmaları gerekiyor. Bu dava tarihte anılmaya devam edecek” dedi.

    Sivas Katliamı davasının dün Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında PSAKD ve Ankara Barosu Toplumsal Davalar Merkezinin davaya katılma talebi kabul gördü. Dava avukatlarından Şenal Sarıhan, Can Tv’de yayımlanan Can Aktüel Gün Ortası programına katılırken, duruşmaya ilişkin gözlemlerini aktardı.

    “KADIN DUYARLILIĞI İLE VİCDANLARINI DAHA YOĞUN ÖNE ÇIKARMALILAR”

    Mahkeme heyetinin dört kadın üyeden oluştuğunu belirten Sarıhan, yargıçların kadın duyarlılığıyla vicdanlarını daha yoğun olarak öne çıkarmaları gerektiğini söyledi. Sarıhan şöyle konuştu:

    “Dünkü duruşmada PSAKD’nin davaya tekrardan katılma talebi oldu. Nihayet bu kabul edildi. İadeyle ilgili istemlerimiz geçmişte Alman makamları tarafından “Sanıkların herhangi bir insanlığa karşı suç niteliği taşıyacak eylemlerinin olmadığı” gibi ezbere bir ret ile karşılaşıyoruz. Daha sonrada birçok neden ile taleplerimiz reddedildi. Bu insanlığa karşı bir suçtur. Bir an önce karar verin. Yürekleri biraz olsun soğusun insanların.

    “BU DAVA TARİHTE ANILMAYA DEVAM EDECEK”

    İlk kez dört kadından oluşan bir mahkeme heyetiyle karşı karşıyayız. Kadın arkadaşların kadın duyarlılığıyla vicdanlarını daha yoğun olarak öne çıkarmaları gerekiyor. O gençlerin doğamamış çocukları var. Bunları düşünerek bir an önce sanıkların gelmesini beklemeden karar vermek durumundasınız, dedim. İnsanlar otelde yaşadığı travmayı her gün yaşamaya devam ediyor. Çürük, eksik yürüyen adalet sistemi var. Hepimizin ekmeği adalet. Hepimiz Sivas’ı yaşadık. Yaşamaya devam ediyoruz. Yenilerinin olmaması gerekiyor. Hala faili meçhuller, cinayetler devam ediyor. Çünkü adalet yerini bulmuyor. Ama adalet için mücadele sürüyor. Davaya bakan birçok avukat arkadaşımız hayatını kaybetti. Ama şu an genç avukatlar bizimle beraber. Bu dava tarihte anılmaya devam edecek.”

    “İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI YOKTUR”

    Sarıhan, dosyanın zaman aşımı tehlikesiyle ilgili soruya ise şu yanıtı verdi:

    “Bu davada zaman aşımının olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu eylemin son derece sistemli bir şekilde insanlığa karşı suç olduğu açık. Alevilerin çeşitli zamanlarda ve alanlarda yaşadığı katliamlar, mağduriyetler var. Hala devam ediyor. Sistemli bir yok ediş, işkence, kötü muameleye doğru yönelen eylemler var. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı yoktur. Kaçak olanlarda da zaman aşımı olmamalı. İade edilmeyen suçluların yurt dışında yargılanmaları yönünde talepte bulunabiliriz. Bu talebi mahkemede yapabilir.”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >30 yılın ardından PSAKD’nin Sivas Katliamı davasına katılma talebi kabul edildi

  • Prof. Dr. Şükrü Aslan: Aleviliği tanımayan geleneksel devlet politikası bir türlü değişmiyor

    Prof. Dr. Şükrü Aslan: Aleviliği tanımayan geleneksel devlet politikası bir türlü değişmiyor

    PİRHA-GADEV Alevi Akademisi “Sosyal Bilimler perspektifinden Aleviler/Alevilik (2)” eğitim programı yarın saat 15.00’te başlayacak. Programa ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Şükrü Aslan, Alevilere ve inancına geleneksel devlet politikası veya çeşitli politik saiklerden çok, sosyal bilimlerin perspektifinden bakmayı önererek, hem farklı Alevi geleneklerini hem de sistemin Alevilerle kurduğu tasfiyeci, asimilatif ilişkiyi anlamanın mümkün olacağını söyledi.

     

    Garip Dede Vakfı (GADEV) Alevi Akademisi “Sosyal Bilimler perspektifinden Aleviler/Alevilik (2)” eğitim programı 28 Ocak 2023 Cumartesi günü saat 15.00’te Prof. Dr. Şükrü Aslan’ın açılış dersiyle başlayacak. Can Tv’de yayımlanan ‘Can Aktüel Bu Sabah’ programına konuk olan Prof. Dr. Şükrü Aslan akademiye ilişkin bilgiler verdi. 2022 yılında ilk kez yapılan program “Sosyal Bilimler perspektifinden Aleviler/Alevilik (1)” ismiyle kitaplaştırıldı. Bu yıl ikinci olarak gerçekleştirilecek program yirmi yeni akademisyen tarafından yürütülecek.

    “ALEVİ DÜNYASI İÇİNDE EPEY GERİLİMLERİN OLDUĞU BİR DÜNYA”

    Sözlerine “Alevi dünyası içinde epey gerilimlerin olduğu bir dünya” diyerek başlayan Aslan, programı gerçekleştirme sürecine ilişkin şunları kaydetti:

    “Bu gerilimlerin bir kısmı Alevi geleneğinin kendi içinde. Bir kısmı da Alevi geleneğiyle sistem arasındaki ilişkilerle ilgili. Kendi içindeki gerilimler farklı Aleviliklerin, algılarının, pratiklerinin, geleneklerinin birbirinden kopması. Söylem düzlemindeki kopuş bazı Alevi geleneklerinin gözünde ötekileri adeta bir çeşit düşman haline bile getirmiş. Böyle örnekler ne yazık ki var. Bu algılara daha çok politik angajmanlar eşlik ediyor. Bir Alevi toplumunu politik bağlam içerisinde değerlendirdiğinizde ister istemez köşeli bir şey söylüyorsunuz.

    “SOSYAL BİLİMİN GÖZÜNDEN BAKILIRSA ALGILAR DEĞİŞEBİLİR”

    Sosyal bilimin gözünden bakarsak, insanları buradan bakmaya davet edersek bu olumsuz ve dışlayıcı algılar değişebilir mi? Şahsen değişeceğine eminim. Alevilik gibi bütün tarihi boyunca yasaklanmış, ezilmiş, kırılmış, katledilmiş, saklanmaya zorlanmış, görünmez kılınmış bir kimlik için zaten farklılıklar kaçınılmaz. Hele ki iletişim imkanlarının olmadığı bir zamanda Kars’taki bir Aleviyle, Aydın’daki Alevinin farklılaşması son derece normal. Bilim gözüyle bakarsak bütün bu farklılıklar normalleşebilir mi?

    “GELENEKSEK DEVLET POLİTİKASI DEĞİŞMİYOR”

    Bütün tarihte Alevilerin anavatanı olan coğrafyada devletlerin Aleviler ile kurduğu ilişki her zaman bu kimliği tasfiye etme politikası üzerine olmuş. Küreselleşen dünyada Aleviler dünyanın birçok yerine dağıldı ve oraların vatandaşı oldu. Artık oralarda ‘Alevi sorunu’ diye bir şey var ve bu çözülüyor. Böyle bir zamana geldik ama bu memlekette hala kimliğin adını koymakta tereddüt eden, kimliğin resmi olarak tanınmasını ötelemeye çalışan, kimliği olduğu gibi kabul etmek yerine onu tanımlayıp, kendisine bağlamaya çalışan geleneksel devlet politikası bir türlü değişmiyor. Değişiyormuş gibi yapıyor ama değişmiyor. Acaba sosyal bilimler gözünden bakıldığında bu gerilime de bir alan açabilir mi, ışık tutabilir mi, yeni bir tartışmaya imkan sağlayabilir mi?”

    “PROGRAMI İZLEYENLERİN PERSPEKTİFİ DEĞİŞEBİLİR”

    Aslan, programın hedef kitlesinin yalnızca Aleviler olmadığını belirtirken, “Programı izleyen herkesin perspektifi değişebilir. İnsan bir dilin ve kültürün içinde doğuyor. O dil ve kültür onun için kıymetlidir çünkü onun geleneğini oluşturuyor. Bu herkesin hakkıdır. Buna bir politikacının söyleyeceği yoktur. Arzu ediyoruz ki bu mesele böyle tartışılsın. Akademik perspektiften bakmak aslında böyle bir alan açıyor. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Bu sorunun temel insan haklarına uygun çözümü böyle olur. Bu sorunun çözümünü isteyen her kim varsa böyle bakmalı” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Londra’da CAN TV ile dayanışma gecesi düzenlendi

    Londra’da CAN TV ile dayanışma gecesi düzenlendi

    Londra’da gerçekleşen Can Tv ile Dayanışma Gecesi’nde sahne alan sanatçılar deyişlerini türkülerini Paris’teki katliamda yaşamını yitirenlere adadı.

    İngiltere’nin başkenti Londra’da, Alevi örgütleri ile yöresel derneklerin organizasyonu ile Alevilerin sesi olan Can Tv ile dayanışma amacıyla Londra Celby Centre’da bir gece düzenlendi.

    Geceye Kürt Toplum Merkezi yöneticilerinin yanı sıra, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanları Dilek İncedal, Müslüm Dalkılıç, İngiltere Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanları Filiz Koç ve İbrahim Has, Demokratik Güç Birliği bileşenleri, yöresel dernek temsilcileri ile yüzlerce kişi katıldı. Programa katılması beklenen HDP Milletvekili Kemal Bülbül ise İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında yurt dışı yasağı konulduğu için geceye katılamadı. Sahneye, Seyit Rıza, Pir Sultan Abdal ve Alevi ritüellerin yer aldığı resimler asıldı.

    Gece Pir Mehmet Yüksel verdiği gülbeng sonrasında sanatçı Ali Sizer’in çıra yakması ile başladı. Pir Yüksel, yakılan çıranın birliği beraberliği artırmasını ve sevgiye yol açmasını diledi. Yüksel’in ardından Can Tv adına bir konuşma yapan Britanya Temsilcisi Elif Can Tabak, Can Tv’ye destek olan Alevi ve yöresel örgütlere teşekkür ederek, tüm baskılara rağmen çok sayıda kurumun desteği ile büyük moral aldıklarını ifade etti. Tabak, hakkın ve hakikatin sesi olan Can Tv’nin halkın da desteği ile daha güçlü yoluna devam edeceğini belirtti.

    “YEZİDİ PARİS’TE GÖRDÜK”

    Gecede bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı Müslüm Dalkılıç, HDP’li belediyele kayyum atanması ve Kürt siyasetçilere yönelik baskı ve tutuklamaları hatırlatarak, “Bize diyorlar ‘Yezidi anlatın?’ Biz Yezidin ne olduğunu Kerbela’da, Maraş’ta Sivas’ta, Dersim’de, Roboskî’de, Gazi’de Gezi’de gördük. Hapishaneler de yoldaşlara yapılanları gördük. Bir hafta önce Paris’te 3 canımıza ne yaptıklarını gördük. Yani faşist her tarafta faşisttir. Bunu Fransa’da da yapsa faşist, bunu Türkiye’de de yapsa faşisttir. Bu nokta da bizler omuz omuza verip yan yana durmalıyız” dedi.

    “CAN TV HAKİKATİN SESİDİR”

    Britanya Demokratik Güç Birliği adına bir konuşma yapan Kırkısraklılar Dayanışma Derneği Başkanı Ali Belde ise muhalif basının tüm baskılara rağmen gerçeğin ve hakikatin sesi olduğunu ifade etti. AKP-MHP rejiminin muhalif basına adeta savaş açtığını ifade eden Belde, 2011 yılından bu yana onlarca basın kurumunun kapatıldığını ve onlarca gazetecinin tutuklandığına dikkat çekti. Devletin, Kürtlerin, Alevilerin ve emekçilerin sesini duymak istemediğini söyleyen Belde, “Ne yaparlarsa yapsınlar özgür basının sesini kısamazlar. İşte Can Tv, bizim gözümüz kulağımız olmayı sürdürüyor. Bizler tüm canlara Can Tv ile dayanışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz” diye kaydetti.

    TÜRKÜLER DEYİŞLER PARİS KATLİAMI’NA ADANDI

    Yapılan konuşmaların ardından, Zeynel Ali, Suna Alan, Cihan Çelik, Ali Sizer, Pınar Aydınlar ve Koma Zelal tek tek sahne aldı. Tüm sanatçılar, 27 Aralık ve 9 Ocak Paris katliamlarını kınayarak, türkülerin, klamlarını ve şarkılarını Paris’te katledilenlere adadı.

    Gece de sanatçı Ali Sizer tarafından deyişler okunurken, semaha duruldu.

    (HABER MERKEZİ)