Etiket: can tv

  • Sinemillioğlu: Maraş Katliamı dosyalarında devletin suçluluğunu ortaya koyan belgeler var-VİDEO

    Sinemillioğlu: Maraş Katliamı dosyalarında devletin suçluluğunu ortaya koyan belgeler var-VİDEO

    PİRHA – Maraş Katliamı’nın üzerinden 44 yıl geçti ancak gerçek failler ve sorumlular hala ortaya çıkarılmadı. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. Dava avukatlarından Av. İbrahim Sinemillioğlu katliama ilişkin CAN TV’de açıklamalarda bulundu. Sinemillioğlu, “Milli Savunma Bakanlığı’nın Maraş arşivleri için ‘devlet sırrı’ demesinin başka bir yanı var. Devletin suçluluğunu ortayan koyan belgeler var orada. O belgeleri göstermek istemiyorlar” dedi.

    Video eklenecek…

    Maraş’ta 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı. Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup faşist, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla kitleyi Cumhuriyet Halk Partisi ve TÖB-DER binalarına saldırttı. Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger, Ankara’ya ÜGD’ye telefon ederek yardım talebinde bulundu. Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı.

    21 Aralık’ta iki Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) üyesi öğretmenler öldürüldü.

    22 Aralık’ta bu iki öğretmenin cenazesini taşıyanlara, faşistler “Komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek saldırdı.

    Bağlarbaşı Camii İmamı Mustafa Yıldız, cuma vaazında şu cümleleri sarf etti:

    “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz.”

    Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kalabalık, kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Saldırılarda 3 kişi öldürüldü.

    22 Aralık gecesi faşistler, Sünni mahallelerinde Alevilerin silahlı saldırı yapacağı iddiasıyla propagandaya girişti.

    23 Aralık’ta Maraş’taki olaylar solculara ve Alevilere dönük bir kıyama dönüştü.

    Bu arada, Maraş Katliamı dosyası kapatıldı. Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddediliyor. Buna ilişkin açılan iptal davası, 7 Aralık 2022’de Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti gerekçeli kararı açıklayacak.

    “DEVLETİN SUÇLULUĞUNU ORTAYAN KOYAN BELGELER VAR”

    CAN TV’de Berfin Yıldız’ın sunduğu Can Aktüel/Bu Sabah programına katılan Av. İbrahim Sinemillioğlu, “Hiçbir dosya, hiçbir kurum mahkemede hesap vermez. Normal demokrasilerde yargı, yürütme, yasama ayrı güçtedir. Milli Savunma Bakanlığı’nın Maraş arşivleri için ‘devlet sırrı’ demesinin başka bir yanı var. Devletin suçluluğunu ortaya koyan belgeler var orada. O belgeleri göstermek istemiyorlar” dedi.

    “TÜYLERİM ÜRPERDİ”

    Av. Sinemillioğlu o zamanlar dönemin valisi ile görüştüğünü ve yaşananları validen dinlediğini şöyle aktardı:

    “Maraş’a gidip valiyle görüştük. Maraş Valisi Tahsin Soylu bana olayları tüm çıplaklığıyla anlattı. Anlattığı olaylar tüyler ürperticiydi. Vali beye “Buraya insan haklarından yana iki kuruluşun temsilcisi olarak geldik. Bazı sanıklar işkence gördüklerini söylüyorlar. İşkencenin önlenmesi konusunda gerekli tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz. Kızarak ‘Evin bütün fertlerini öldürüp; üst üste yığan, en sona evin kedisini koyan, adamın gözlerini çıkararak tasın içinde yüzdüren adamın mı insan hakları olur? 90 yaşındaki kadını baş aşağı çukura atanların mı insan hakları olur? Hamile kadının karnını yararak içindeki cenini çıkaranların mı insan hakları olur?’ dedi. Benim tüylerim ürperdi.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

     

  • Yönetmen Öz: Elif Ana filminde insanların Aleviliği nasıl yaşadıklarını işlemeye çalıştık-VİDEO

    Yönetmen Öz: Elif Ana filminde insanların Aleviliği nasıl yaşadıklarını işlemeye çalıştık-VİDEO

    PİRHA-Elif Ana filminin Semir Arslanyürek ile birlikte yönetmenliğini üstlenen Kazım Öz, filme ilişkin CAN TV’de açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 90 yıllık bir hikayeyi işlediklerini belirten Öz, “Kendi bölgesinde belli bir etki yaratan, iz bırakan, insanların hala onunla diyalog kurmaya çalıştığı, türbesinde dua ettiği, onun anılarıyla yaşadığı bir karakterden bahsediyoruz. Gerçekte insanlar Aleviliği nasıl yaşıyorlar? Film boyunca bunu işlemeye çalıştık” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Pulyan köyünde 1903 yılında dünyaya gelen ve “İyilik İyiliktir” mottosuyla beyaz perdeye aktarılan, Alevi inancı ve kültürü açısından önemli bir figür olan Elif Sugan’ın hayatını konu alan Elif Ana filmi, 9 Aralık günü Türkiye’de vizyona girdi. Filmin yönetmenlerinden Kazım Öz, CAN TV‘de yayımlanan Can’da Bu Sabah programına konuk olurken, filme dair açıklamalarda bulundu.

    “YAKLAŞIK 90 YILLIK BİR HİKAYEYİ İŞLEDİK”

    Elif Ana’nın bölgedeki etkisine değinen Öz, şunları kaydetti:

    “Dönem filmiydi bu. Yaklaşık 90 yıllık bir hikayeyi işledik. Kendi bölgesinde belli bir etki yaratan, iz bırakan, insanların hala onunla diyalog kurmaya çalıştığı, türbesinde dua ettiği, onun anılarıyla yaşadığı bir karakterden bahsediyoruz. Temel görevimiz burada güçlü, iyi, herkesin anlayabileceği, dünyanın izleyebileceği bir film çekmek.

    Alevi ve Kürt sorununun olduğu ve bu sorunların çözülmek istenmediği, siyasi olarak kullanıldığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Tabi ki buna karşı da sorumluluklarımız var. Bir inancın asimile edildiği bir coğrafyadayız. İktidarların oluşturduğu bir Alevilik var. Bir de doğal Alevilik var. Bizim filmimizde doğal olan Alevilik söz konusu. Doğa ile iç içe, belli bir felsefesi olan bir yaklaşımdan bahsediyoruz. Objektif olmaya çalıştık. Siyasi bakış açısıyla “Biz bunu nereye çekebiliriz?” meselesi değil. Gerçekte insanlar Aleviliği nasıl yaşıyorlar? Film boyunca bunu işlemeye çalıştık.”

    “ALEVİ KÜRT HİKAYESİ ÇEKİYORSANIZ DERSİM’E DEĞİNMEK GEREK”

    Öz, Elif Ana filminde Dersim Katliamı’na da değinildiğini belirtirken, “Eli Ana’nın hayatına paralel olarak Türkiye siyasi panoramasını görüyoruz. Alevi Kürt hikayesi çekiyorsanız eğer Dersim’e değinmemek bence eksiklik. Aslında Maraş Katliamı’na da giden bir hikayeyi örüyoruz filmde. Maraş Katliamı Dersim 38’in bir devamı” ifadelerini kullandı.

    “MARAŞ KATLİAMI ÜZERİNE YAPILMIŞ TEK FİLM YOK”

    “Maraş Katliamı’nın üzerinden 44 yıl geçti ama hala bunun üzerine ülkede yapılmış tek film yok” diyen Kazım Öz, bu konuda özeleştiride de bulundu. Maraş Katliamı ile ilgili belgeselin bile zor bulunduğunu vurgulayan Öz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Maraş’a dair bir kurmaca filmimiz yok. Maraş ile ilgili şu ana kadar yüzlerce yapılmalıydı. Neden yok? Sinemacılar olarak bizim de eksiliğimiz aslında. Burada bir yönlendirme, bazı konulara dokunulmaması gerektiği var. Zer’i çektiğimde de aynı şeyi fark ettim. Bu meseleyi anlatmak için aslında bir film yetmez. Elif Ana’nı hikayesini anlatırken de tüm Maraş’ı anlatamayız zaten.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kenanoğlu: ‘Devlete vergi veriyoruz, bize de yardım yapılsın’ dedik, şimdi bizi vuruyor-VİDEO

    Kenanoğlu: ‘Devlete vergi veriyoruz, bize de yardım yapılsın’ dedik, şimdi bizi vuruyor-VİDEO

    PİRHA- CAN TV’de yayınlanan CAN’DAN BAKIŞ programında konuşan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, öz eleştiride bulundu. Kenanoğlu, “Devlete vergi veriyoruz, bize de camiye nasıl yardım yapılıyorsa yapılsın gibi cümleleri kuruyorduk. Bu söylemler döndü geldi, şimdi bizi vuruyor. Niye bizi vuruyor? Yanlış argümanlarla siyaset yapmanın sonucudur” dedi. Gazeteci Çilem Küçükkeleş de, Alevi kurum başkanlarını Alevilerin coğrafyasında görmenin Alevi toplumunu daha da güçlendireceğini söyledi.

    CAN TV’de yayınlanan ve Veli Haydar Güleç’in hazırlayıp sunduğu CAN’DAN BAKIŞ‘ta bu hafta Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve gazeteci Çilem Küçükkeleş, Alevi kurumlarının bölgelerde yürüttüğü toplantılara ve meclisten geçen torba yasaya dair değerlendirmede bulundu.

    “SAVUNMAMIZ GEREKEN, DEVLETİN HİÇBİR DİNİ FİNANSE ETMEDİĞİ BİR DİN DEVLET İLİŞKİSİDİR”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, gelinen süreçte öz eleştiri verilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Devlete vergi veriyoruz, bize de camiye nasıl yardım yapılıyorsa yapılsın gibi cümleleri kuruyorduk. Bu söylemler döndü geldi, şimdi bizi vuruyor. Niye bizi vuruyor? Yanlış argümanlarla siyaset yapmanın sonucudur. Çünkü bizim savunmamız gereken, başından beri söylememiz gerekenin, devletin hiçbir dini finanse etmediği bir din devlet ilişkisidir. Dedelere maaş meselesi gündeme geldiği zaman hayır diyenlerdendik, ama cemevlerine para aktarılmasını, yardım edilmesini, elektriğinin, suyunun faturasının karşılanması konusunda da bu argümanları hep kullananlar olduk. Bütün Alevi kurumları ve Alevi kurumlarında yöneticilik yapan hepimiz açısından yapmış olduğum bir öz eleştiridir” dedi.

    “TOPLATILAR KÖYLERE KADAR GENİŞLETİLMELİ

    Alevilik kurumlarının bölge ziyaretlerini değerlendiren Kenanoğlu, “Alevi kurumları bölgeleri dolaşıyor, bölge toplantıları yapıyor. Bu yasa sonrasında bir dizi çalışma içerisine girmesi son derece önemli. Çünkü toplumda geçmişten gelen bir kafa karışıklığı mevcut. Alevi toplumu, halk ne olacağını bilmiyor. Peki diyor bu yasa çıktı. Şimdi ne olacak? diye soruyor. Alevi kurumlarının bunları cevaplandıracak şekilde ve bunun Alevi toplumu açısından nasıl bir tehlike arz edeceğini anlatacak şekilde bölge toplantıları yapmaları ve bölgelerde de görevlendirmeler yaparak köyleri dolaşmaları gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    Toplumu bilinçlendirmek ve bu yasayı işlevsiz hale getirecek mekanizmaları oluşturmanın gerekliliğine işaret eden Kenanoğlu, toplatıların köylere kadar genişletilmesi önerisinde bulundu.

    “BİRLİKTE OLMA DUYGUSU TOPLUMU GÜÇLÜ KILAR”

    Gazeteci ve Alevi aktivist Çilem Küçükkeleş de, Türkiye gündeminin sık sık değiştiğini, buna karşın Alevi kurumlarının gündemi sıcak tutmasının ve bölgelerde toplantılar yapmasının önemli olduğunun altını çizerek, “Birlikte olunduğu duygusunun bu toplatılar vesilesiyle topluma ulaşması çok önemli. Bu, toplumu güçlü kılar” diye belirtti.

    “BÜTÜN BAŞKANLARIN ALEVİLERİN COĞRAFYASINDA OLMASI TOPLUMA GÜÇ KATIYOR”

    Alevilerin gündemi var ve bu gündemin hala çok sıcak olduğunu vurgulayan Çilem Küçükkeleş, şunları dile getirdi:

    “Alevi kurumları en parlak dönemlerini yaşıyorlar. Alevilerin kurumlarımızı en çok gözlediği, eylediği ve dinlediği günlerden geçiyorlar. O yüzden de kendilerini en güçlendirebilecekleri de bir dönem yaşadıklarını ve bunu çok iyi bir fırsata dönüştürmeleri gerektiğini düşünüyorum. AKP’ye karşı toplumun çok net bir tutumu var. O yüzden  de toplum izliyor, eyliyor ve bir yerde durmak istiyor. O durmak istediği yeri de kurmak gerekiyor. Bu da kurumlara düşüyor. Ben bütün başkanları Dersim’de, Sivas’ta, Alevilerin coğrafyasında görmekten çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Çünkü coğrafyamıza sahip çıkılıyor. Bu hissi yaşadık. Sürmesi de bir o kadar önemlidir.”

    Diren KESER/PİRHA

  • Peruza Kenanoğlu, Yenidoğan Cemevi’nden Tokat’a uğurlandı-VİDEO

    Peruza Kenanoğlu, Yenidoğan Cemevi’nden Tokat’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Hakk’a yürüyen annesi Peruza Kenanoğlu, İstanbul Yenidoğan Cemevi’ndeki törenin ardından toprağa sırlanmak üzere Tokat Almus’un Hubyar Köyü’ne uğurlandı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu‘nun Hakk’a yürüyen annesi Peruza Kenanoğlu, İstanbul Sancaktepe’deki Yenidoğan Cemevi’nden Tokat’a uğurlandı. Peruza Kenanoğlu yarın Tokat ili Almus ilçesi Hubyar Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    Yenidoğan Cemevi’ndeki törene Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcıları İbrahim Karakaya, Hubyar Sultan Alevi kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Okmeydanı Cemevi Başkanı Zeynel Şahin, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Oya Ersoy, Garo Paylan, Rıdvan Turan, Musa Piroğlu, HDP il ve ilçe yöneticileri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Danışmanı Murat Kantekin ile Can TV ve PİRHA çalışanları da katıldı.

    “ANNEMİZİ DOĞDUĞU TOPRAKLARDA SONSUZLUĞA UĞURLAYACAĞIZ”

    Annesinin tabutu başında kısa bir konuşma yapan Ali Kenanoğlu, “Bize annelik etmiş, evlatlar, torunlar yetiştirmiş. Biz de ona evlatlık etmeye çalıştık. Biz ondan razıydık. Umarım ki Hak da bizden razı olur. Annemizi doğduğu, yaşadığı, büyüdüğü, dağlarında, taşlarında ekin biçtiği topraklara götüreceğiz. Orada sonsuzluğa uğurlayacağız” dedi.

    Törenin ardından Peruza Kenanoğlu, Almus’un Hubyar Köyü’nde toprağa sırlanmak üzere Tokat’a uğurlandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun annesi Peruza Ana Hakk’a yürüdü

  • Kenanoğlu’ndan Aydınlık’a tepki: Dezenformasyonla HDP’li siyasetçiler hedef gösteriliyor

    Kenanoğlu’ndan Aydınlık’a tepki: Dezenformasyonla HDP’li siyasetçiler hedef gösteriliyor

    PİRHA-Aydınlık Gazetesi’nin Kobane davasına ilişkin CAN TV’de katıldığı programdaki sözlerini hedef gösterdiği HDP Milletvekili Kenanoğlu, “Bu dava esasında IŞİD’e karşı tutum almayı da yargılayan bir duruma evrilmiş durumda. Şu anda IŞİD’e karşı protestolardan kaynaklı olarak bir dezenformasyonla HDP ve HDP’li siyasetçiler hedef gösteriliyor” dedi. Kenanoğlu, söz konusu gazeteye Aleviler adına konuşan şahısları da Alevi hassasiyetine inmeleri için çağrıda bulundu. 

    Aydınlık Gazetesi bugünkü “HDP’nin Kobani çağrısına Alevi önderlerinden yanıt: Mevzimiz Cumhuriyet ve Atatürk” başlıklı haberiyle geçtiğimiz gün CAN TV’de yayımlanan Can’dan Bakış programına konuk olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu‘nun açıklamalarını hedef gösterdi. Haberde, Ali Timurtaş Özmen adlı şahısla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şubesi’nin eski Başkanı Hasan Karasoy‘un açıklamalarına yer verilirken, isim verilmeden CAN TV de “Merkezi Almanya’da bulunan, PKK/HDP’ye yakın Alevi kurumlarının bir kanalı” ifadeleriyle hedef gösterildi.

    Kenanoğlu, habere konu olan programda, Kobane davasını takip etmeleri için Alevi kurumlarına çağrıda bulunarak, “Örneğin Alevi kurumlarının bir haftayı Kobane haftası yapıp, IŞİD’i lanetlemeleri, IŞİD’e karşı mücadele edenleri, IŞİD’i yenilgiye uğratanları desteklediği için yargılanan insanlara destek olmaları çok anlamlı olur” diye konuşmuştu.

    Aydınlık’ın haberine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulunan Kenanoğlu, “Şu anda IŞİD’e karşı protestolardan kaynaklı olarak bir dezenformasyonla HDP ve HDP’li siyasetçiler hedef gösteriliyor” dedi.

    “IŞİD’E KARŞI TUTUM ALMAK YARGILANIYOR”

    CAN TV‘deki programda IŞİD’e dair konuştuğunu belirten Kenanoğlu, şunları söyledi:

    “Buradaki konu IŞİD gibi cani bir örgütün, demokrasiyi, laikliği, inançların özgürlüğünü savunan Kobane halkına ve oradaki Kürt yönetimine karşı saldırısı üzerine oluşmuş protestolardı. Kobane protestoları ve IŞİD’e karşı duyarlılık geliştirilmesi konusunda yapılmıştı. Şimdi burada ilginç olan şu. Yaptıkları haberde şunu söylemiştik: Kobane protestolarından kaynaklı olarak şu anda HDP’li yöneticiler Sincan’da yargılanıyorlar. İki yıldır da arkadaşlarımız tutuklu durumda. Dolayısıyla bu dava bir taraftan da esasında IŞİD’e karşı tutum almayı da yargılayan bir duruma evrilmiş durumda. Davanın kendisi de bu halde.

    IŞİD’i protesto etmek, IŞİD’e karşı demokratik tepkilerini göstermek yargılanıyor bir taraftan da. Bunun karşısında IŞİD’in o dönemdeki açık tehdit ettiği yapılardan birisi de Alevi kurumlarıydı. Zaten IŞİD’in fikriyatının Alevi toplumuna tehdit olduğunu zaten biliyoruz. Demokrasiden, laiklikten ve IŞİD zihniyetine ters bir noktadan yaşam sürdüren ve farklı inanca sahip olan Alevilerin hem Suriye hem Türkiye hem de Irak’ta her tarafta hedef olduğunu biliyoruz. O dönemi hatırlarsak IŞİD, otobüsleri, kamyonları durdurup; onlara çeşitli İslami sorular sorar, bilmeyenlerin de kafasını keserdi. Ama Alevilere bu soruların hiçbirini sormazdı. Eğer Alevi iseniz doğrudan kafanız kesilirdi. Yani bu uygulamaları da hatırlatalım biz arkadaşlara burada.

    “DEZENFORMASYONLA HDP VE HDP’Lİ SİYASETÇİLER HEDEF GÖSTERİLİYOR”

    Aydınlık’ta yayımlanan haberin başlığına da değinen Kenanoğlu, “Mevzimiz Cumhuriyet ve Atatürk” diyor. Şimdi konunun Cumhuriyet ve Atatürk’le alakasını nereden ve nasıl oluşturmuşlar anlamadım. Çünkü biz burada cumhuriyete ve Atatürk’e herhangi bir söz etmiyoruz. Diyoruz ki şu anda IŞİD’e karşı protestolardan kaynaklı olarak bir dezenformasyonla HDP ve HDP’li siyasetçiler hedef gösteriliyor. Esasında tavrımız IŞİD’e karşıdır. Buradan kaynaklı olarak Alevi kurumlarının buraya destek vermesini arzu ederiz, dedik. İkinci olarak da buraya konuşan “Alevi önderi” diye ifade edilen kişilerle ilgili de şunu söyleyeyim. Yani hassasiyetleri Alevilik olsun. Alevi kanaat önderliği böyle bir şeydir. Alevi kanaat önderliği, Alevilik hassasiyeti üzerinden meseleye bakar” dedi.

    “HDP ALEVİLERİN HAKKINI SAVUNAN TEK PARTİDİR”

    Kenanoğlu, HDP’nin Alevilik sorununu dile getiren tek parti olduğunu belirterek şöyle konuştu:

    “Eğer HDP’ye tepkililerse şu anda parlamentoda Alevilerin hakkını savunan tek partidir HDP. Geçen sene bütçe görüşmelerinde Alevilerle ilgili bütçede kimlerin, nasıl konuştuklarının detaylı bir dökümünü de çıkarttım. Yani çok net bir şekilde de şunu söyledim: Mecliste HDP yoksa Alevilik de yok. Şimdi durum buyken, bu arkadaşlar eğer kendileri kanaat önderleriyseler meseleye Alevilik hassasiyetiyle bakıp, HDP’nin Alevi toplumu üzerinde yürütmüş olduğu hak mücadelesini parlamentoda dile getiren tek parti olduğunu görmeleri gerekiyor. Eğer bunu görmüyorlarsa demek ki bu arkadaşlarımızın Alevilik diye bir dertleri yok. Cumhuriyeti nereden ele alıyorlar? Atatürk’e nereden bakıyorlar? Onu ben bilemem tabii ki. Onların kendi dertleridir. Ancak biz de Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve laik bir ülke olması konusunda mücadele yürütüyoruz ve bu mücadelede de Aleviler cephesinden Alevilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini parlamentoda konuşuyoruz ve bunu konuşan da tek partiyiz. Arkadaşlara buradan bir hatırlatma yapalım: Kanaat önderleriyseler eğer ben bilmiyorum kendilerini; Alevi toplumu içerisinde yaşayan birisi olarak eğer böyle bir iddiaları varsa öncelikle Alevi hassasiyetine inmeleri gerekir.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Kenanoğlu’ndan CAN TV’de çağrı: Alevi kurumları Kobani davasını takip etmeli

  • Kenanoğlu’ndan CAN TV’de çağrı: Alevi kurumları Kobani davasını takip etmeli

    Kenanoğlu’ndan CAN TV’de çağrı: Alevi kurumları Kobani davasını takip etmeli

    PİRHA- Kürt siyasetçilerin yargılandığı Kobani davasının duruşması devam ederken, HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, CAN TV’de, Kobani davasını takip etmeleri için Alevi kurumlarına çağrıda bulundu. Kenanoğlu, “Örneğin Alevi kurumlarının bir haftayı Kobani haftası yapıp, IŞİD’i lanetlemeleri, IŞİD’e karşı mücadele edenleri, IŞİD’i yenilgiye uğratanları desteklediği için yargılanan insanlara destek olmaları çok anlamlı olur” dedi. 

    IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemleri gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski eş genel başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 20’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobani Davası’nın 17’nci duruşma periyodu, 5’inci oturumuyla Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü.

    Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı.

    Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davanın duruşmasına HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, parlamento grubunun tamamı ile katıldı.

    Gizli tanık Atlas’ın kendisi hakkında beyanlarda bulunduğunu hatırlatan siyasetçi Mesut Bağcık, “Diyarbakır’da 20 Ekim 2008’de gözaltında kaldım ve tutuklandım. Aralıksız 14 Aralık 2010 tarihine kadar tutukluydum. Aynı anda hem cezaevinde, hem de dışarıda olmak eşyanın tabiatına aykırı” dedi.

    Bağcık’ın savunmasının ardından duruşmaya yarın saat 10.00’da devam edilmek üzere ara verildi.

    Kobani duruşmasının da konuşulduğu CAN TV’de her hafta pazartesi günü Veli Haydar Güleç, Çilem Küçükkeleş ve Ali Kenanoğlu’nun katılımıyla yapılan ‘CAN’DAN BAKIŞ’  programında önemli mesajlar verildi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN DUYARLILIK GÖSTERMELERİNİ ARZU EDERİM”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi kurumlarının Kobani davasını takip etmeleri çağrısında bulundu.

    “IŞİD’in Türkiye’deki önemli hedeflerinden bir tanesi de Alevi kurumları olduğunu biliyoruz” diyen Kenanoğlu, “IŞİD’în listesinde Alevi inanç kurumlarına yönelik saldırı planları olduğunu daha önce kamuoyunda konuşmuştuk. Kobani davasına Alevi kurumlarının ilgisizliğini ifade etmek isterim. Avrupa’dan heyetler, uluslarası temsilcilikler, parlamenterler, büyükelçiliklerden katılımcılar oldu. Türkiye’den kısmen demokratik kitle örgütlerinin takibi zaman zaman oldu. Şöyle bir şeyi arzu ederim. Örneğin Alevi kurumlarının bir haftayı Kobani haftası yapıp, 4 gün süren dava (duruşma) var. IŞİD’i lanetlemeleri, IŞİD’e karşı mücadele edenleri, IŞİD’i yenilgiye uğratanları desteklediği için ya da buna karşı protesto oluşturduğu için yargılanan insanlara destek olmalarını, davayı izlemek açısından yapmalarını beklerim. Çok anlamlı olur. Çünkü IŞİD’in tehdit ettiği toplumların başında da hem yaşamsal hem de inançsal anlamda Alevi toplumu geliyor. Alevi örgütlerinin böyle bir duyarlılık göstermesini arzu ederim” dedi.

    GÜLEÇ: SINIRDA LOKMA DAĞITAN ALEVİLERE HATIRLATMAK LAZIM 

    Programda Veli Haydar Güleç de Kenanoğlu’nun Alevi kurumlarına yaptığı bu çağrının önemli olduğunu vurgulayarak, “Alevi kamuoyuna, kurumlarına önemli bir mesaj. Bugüne kadar sessiz kalındı. Dileriz duymuşlardır. Bugüne kadar sessiz kalmaları kabul edilebilir bir şey değil. Tabi demokratik kamuoyuna, Türkiye sol hareketine de aynı şeyi söylemek lazım. Kobani düşseydi IŞİD sizin komşunuz olacaktı. Bu ülkenin komşusu olacaktı. Belki de o coğrafyada çok geniş bir alanı tutmuş olacaktı. O alan belki de hala ellerinde kalmış olacaktı. IŞİD’in sınırdan elini kolunu sallayarak nasıl gelip geçtiklerine defalarca tanık olundu.
    Özellikle geçmişte sınırda lokma dağıtan Alevilere bir kez daha hatırlatmak lazım. Evet o gün doğru bir şey yaptınız. Gelip o sınırda insanlık için lokma dağıttınız. İnsanlığın kazanması içindi. Çünkü orada barbarlık olacaktı. Barbarlığa karşı insanlığın mücadelesiydi. Bugün de Alevilerin aynı şeyi yapmaları çok doğru olur.

    KÜÇÜKKELEŞ: KOBANİ DAVASINI SAHİPLENMEK GEREKİR

    Çilem Küçükkeleş ise “IŞİD’in yenilmesi halkların murat ettiği bir şeydi. Kobani davasını daha görünür kılmak, daha fazla cümlesini kurmak gerekir. Nasıl ki Gezi için nöbet tuttuysa halk, Kobani davası için de nöbet tutmak, daha yaygın sahiplenmek gerekir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

  • ‘Devletin Alevisi olmayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek?’-VİDEO

    ‘Devletin Alevisi olmayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek?’-VİDEO

    PİRHA-  Alevi kurumlarının Hacıbektaş’taki çalıştayında konuşan CAN TV çalışanı Rohat Emekçi, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Alevilere yönelik katliam, asimilasyon ve tehlikelerin devam ettiğine dikkat çekerek, Alevi kurumlarının çıkaracağı yol haritasının hayati önemde olduğunu vurguladı. Emekçi, “Devletin Alevisi olamayacağız, diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek” diye sordu.

    Yedi Alevi çatı kurumunun ortaklaşa düzenlediği ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı İçin Aleviler Bugünü ve Geleceği Tartışıyor’ çalıştayında çokça katılımcı fikir beyan etmiş ve sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşılmıştı.

    Çalıştaya katılan CAN TV çalışanı Rohat Emekçi, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında halen Alevileri asimilasyon ve tehlikeler beklediğine işaret ederek, Alevi kurumlarının bu yüzyıla dair çıkaracağı yol haritasının bu politikalara cevabı olacağını kaydetti.

    “DERGAHLAR HALEN YASAKLI VE KİRACI DURUMUNDA”

    Emekçi, Kadıncık Ana Türbesi ekseninde Alevi dergahlarının halen müze olarak kullanılmaya devam ettiğini ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kiracı durumunda olduğunu ifade ederek, “Kadıncık Ana hala bir müze ve kadınlar hala oraya giremiyor. Geçtiğimiz dönemlerde Alevi kurumları ‘dergahımızı geri istiyoruz’ diyerek Hacıbektaş’ta büyük bir miting yapmıştı. Hacı Bektaş Veli Dergahı’na akşam saat 10.00’dan sonra kilit vuruluyor. Kadınların hala Kadıncık Ana’ya girerek röportaj yapması yasak. Dergahların hala Kültür Bakanlığı’na bağlı kiracı durumunda olması burada ele alınması gerekiyor. Cemevlerinin elektrik faturaları birçok gündemi oluşturuyor. Dergahlarımız halen neden Kültür Bakanlığı’na bağlı, neden hala müze durumunda? Geleceğimizi tartışırken dergahlarımız ve cemevlerimiz konusunda bir adımın atılması gerekiyor” diye konuştu.

    “ARTIK ALEVİLERİN DİRENİŞİ, MÜCADELESİ YAZILMALI”

    Cumhuriyetin ikinci yüzyılında da Alevi coğrafyasının maden projeleri, barajlar, asimilasyon ve saldırılar ile karşı karşıya olduğunu belirten Rohat Emekçi, Alevilerin halen bir arşivi olmadığı eleştirisini yönelterek şöyle konuştu:

    “Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken maden projeleri ile büyük bir Alevi coğrafyası yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Bugün yol haritası çıkartılırken Alevilerin evleri halen işaretleniyor, nefret dili var. Hala bir yargılama yok. Alevilerde doğa da, yaşam da, çocuk da Alevidir. Doğa tahribatı ile bir asimilasyon söz konusu. Aleviler elbette devlet erkanı ile görüşüyor. Neden kapalı kapılar arkasında ve basına kapalı oluyor? Alevilerin halen bir arşivi yok. Katliamlar tarihimiz var. Bu katliamlar tarihi arasında neler yapılması gerekiyor, neler yapılacak sorusunu sormalıyız. Artık Alevilerin direnişi de, mücadelesi de yazılmalı. Sadece katliamlarla yol alamayız. Asimilasyona, katliamlara karşı Aleviler sesiniz nasıl duyuracak?

    “ALEVİ KURUMLARI ŞAHKULU’NA NELER GÖTÜRECEK?”

    Rohat Emekçi son olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde bir tesisin açılışı için gideceği Şahkulu Dergahı ziyareti için, “Devletin Alevisi olamayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek göreceğiz” dedi.

    Emekçi, “Alevi medyası nerede bir Alevi varsa sorunlarını ekranlara taşıyarak görünür kılıyor. CAN TV olarak görünürlüğü ekranlara taşımak istiyoruz. Alevi kurumlarının Şahkulu Dergahı’ nda yapılacak toplantıya götürecek neyi olacak? Alevi coğrafyası madenlerle yok ediliyor. Alevi coğrafyası kadınların rengi kesilerek yok ediliyor. Devletin Alevisi olmayacağız diyen Aleviler Şahkulu Dergahı’na giderken neler götürecek göreceğiz?” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/NEVŞEHİR

     

     

     

  • Alevi aktivist Sümbül Beltir’in kırk lokması paylaşıldı-VİDEO

    Alevi aktivist Sümbül Beltir’in kırk lokması paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA – Temmuz ayında Hakk’a yürüyen DAD geçmiş dönem yöneticisi ve Alevi aktivist Sümbül Beltir’in kırk lokması Tuzla Cemevi’nde pay edildi.

    İzmir’in Dikili İlçesinde 21 Temmuz’da Hakk’a yürüyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) geçmiş dönem genel merkez yöneticisi Sümbül Koçlu Beltir için İstanbul HAKEV Vakfı Tuzla Cemevi’nde kırk lokması verildi.

    Kırk lokmasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanları Dilber Aslan ile Ali Şeker, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, CAN TV ve PİRHA çalışanlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Beltir’in sevenleri, önce mezarı başında bir araya geldi. Ardından lokma paylaşımı için cemevine geçildi. Burada ilk olarak söz alan DAD Kadın Meclisi’nden Nebahat Çelik, Kirmançkî yaptığı konuşmasında, Beltir’i uzun süredir tanıdığını ve mücadeleci bir kadın olduğunu belirtti.

    Ardından konuşan DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu ise Alevi inancında kadının yeri ve önemine değindi. Felekoğlu, “Yol anadır. Ana, mürşid-i kamilullahtır” dedi.

    Baba Mansur Ocağı’ndan Mehmet Karabulut dedenin lokma gülbenginin ardından, lokmalar paylaştırıldı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Can TV’nin sosyal medya hesabına engel

    Can TV’nin sosyal medya hesabına engel

    PİRHA- Can TV’nin sosyal medya hesabı kapandı. Kanal konuya ilişkin paylaşım yaparak yeni hesabı duyurdu.

     

    Facebook platformu Can TV’nin hesabını kapattı. Kanalın hesabının kapatılma sebebi olarak yayınlarına gelen şikayet gösterildi.

    “Alevilerin Sesi Can TV Susturulamaz” başlıklı kanalın açıklaması şu şekilde;

    “5 yıldır sayısız program ve haberi sizlere ulaştırdığımız Facebook sayfamız haksız yere kapatıldığı için bu sayfadan yeniden devam ediyoruz.

    Baskılar ve troll şikayetleri bizi susturamaz. Hakk’ın ve hakikatin sesi Can TV’yi takip edin!”

     

    Can TV, Alevilerin gündemi ve kültürüne ilişkin yayın yapıyor.

    Kanalın yeni hesabı ise; https://www.facebook.com/cantvface

     

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cavit Murtezaoğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 2 yıl geçti

    Cavit Murtezaoğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 2 yıl geçti

    PİRHA-Sanatçı-Yazar Cavit Murtezaoğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün üzerinden 2 yıl geçti. Murtezaoğlu, yakalandığı Covid-19 hastalığı nedeniyle 6 Ağustos 2020’de Hakk’a yürümüştü.

    Siyasi yasaklı olmasından dolayı sürgünde yaşadığı İstanbul’da 2020 yılında koronavirüse yakalanan Ehl-i hak (Yaresan) Sanatçı -Yazar Cavit Murtezaoğlu’nun aramızdan ayrılmasının üzerinden 2 yıl geçti.

    Günlerce Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesinde yatan Murtezaoğlu kurtarılamayarak 6 Ağustos 2020 tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    İran’da siyasi yasaklı olmasından dolayı İstanbul’da sürgünde yaşayan Murtezaoğlu, Can TV‘de de ‘Cavidan Name’  programını yapıyordu.

    CAVİT MURTEZAOĞLU KİMDİR?

    Asıl adı Javid Fakhim Ghanbarzadeh olan sanatçı 1962’de Tebriz’de doğdu. Azerbaycan Bakü Konservatuarı’ndan mezun olan Cavit Murtezaoğlu, caz formatıyla buluşan ve makamsal yapıya dayanan müziğini “Caz-makam’ olarak tanımlıyor. 100’ün üzerinde bestenin yanında “O 3 (Leyla-Mecnun)” ve “Pir Sultan” adlı iki operete imza atan Murtezaoğlu, müzik yazımı, çalışmaları içinde, birçok yeni makam çeşnileri, ses dizimleri ve armoniler yarattı.

    Murtezoğlu bir röportajında kendisiyle ilgili şu bilgileri vermişti;

    “1962 Tebriz’in Serandib adlı mahallesinde Ehl-i Hak bir ailede doğdum. Müzik ve felsefeyle haşır neşir olduğum için tutucu insanlarla karşı- karşıya kalmam kaçınılmazdı. Bakü’de konservatuar okumaya karar verdim. Orada hocam İslam Rızayev’in desteğiyle Azerbaycan müziğinde ilk defa Neva Makamını trio şeklinde Azerbaycan’da milli radyonun altın arşivine kaydettik. Birçok çalışmadan ve yaratıcılıktan sonra İran’a dönmek zorunda kaldım. Ve İran’ın sanat ve siyasi ambiyansının daha baskıcı bir hale dönüştüğünü gördüm. Bıkmadan usanmadan çalışmalarıma devam edip ‘Senli Günler’ adlı albüm, ‘101 Nefes’ adlı kitap ve yine ‘Susmam’ adında bir albüm ve video kliplerini yayınladım. Tebriz’de müzisyenlerin sendika derneğinin kuruculuğunu ve başkanlığını yaptım. Fakat baskılar yüzünden bu derneğin işleri askıya alındı. Konser taleplerim peş peşe geri çevrildi, sanatıma değil sürgünüme destek verdiler. Hayatım maceralı olduğu için özgeçmişimi kısaltmam gerek. İlhamımın okları İstanbul’u gösteriyordu. Ve çok isabetli bir yönmüş. Türkiye’de “Virtüözler ve Cavit Murtezaoğlu”, “Tebriz’den Toros’a” adlı albüm, “Yarizm”, “Bayrek Kuşçuoğlu”, “Nefes Alma Teknikleri” adlı kitapları yayınladım. Konser ve seminerlere katıldım. Her şey güllük gülistanken birden bire yine sürgün olmak zorunda kaldık. Suçlu arasan bulamazsın ama sonuç olarak ben yine sürgünüm. Çok yakında yine maceralı bir seferim başlayacaktır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • HDP’li Koçyiğit: Alevilerin taleplerini görünür kılmak istiyoruz-VİDEO

    HDP’li Koçyiğit: Alevilerin taleplerini görünür kılmak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, partisinin Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun başlatmış olduğu ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık’ kampanyasına ilişkin konuştu. Koçyiğit, “Yaklaşık 25 milyon Alevi yurttaş var ülkemizde ve bu yurttaşların inançları yok sayılıyor. Biz bu durumun görünür olmasını istediğimiz için böyle bir kampanya başlattık” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası, ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık’ kampanyası başlattı. HDP’li milletvekilleri ve partililer kampanya kapsamında ülkenin dört bir yanında ziyaretler gerçekleştirerek kampanyanın içeriğini yurttaşlara anlatıyor.

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Can TV’de katıldığı ‘Canda Bu Sabah’ programında kampanyaya ilişkin konuştu.

    25 milyon Alevi yurttaşın taleplerini görünür kılmak için bu kampanyayı başlattıklarını söyleyen Koçyiğit, seçimler yaklaşırken Alevilerin gücünün farkına varmalarını istediklerini ifade etti. Alevilik inancının ve ritüellerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun da altını çizen Koçyiğit, HDP olarak asimilasyon politikalarına karşı net bir şekilde karşı olmaya devam edeceklerini aktardı.

    “25 MİLYON ALEVİNİN TALEPLERİNİ GÖRÜNÜR KILMAK İÇİN BU KAMPANYAYI BAŞLATTIK”

    Bütün ezilenlerin, sistem tarafından ötekileştirilenlerin yan yana gelmesi ve sistemin demokratikleşmesi için ortak mücadele yürütmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerine başlayan Koçyiğit, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizim özellikle Alevilik meselesini spesifik bir başlık olarak ele almamızın nedeni var. Ezelden beri bu coğrafyada Aleviler hiçbir zaman iktidarlaşmadı, hiçbir zaman iktidarla barışmadı. Aleviler her zaman dışlanmışlar, yok sayılmışlar ve katliamlara uğramışlar. 21. Yüzyıldayız ve Alevilik Avrupa’da tanınırken, Avrupa’da kendine özgü bir inanç olarak kabul edilirken, kendi coğrafyasında hala yok sayılıyor, hala asimile edilmeye çalışılıyor. Bu inancın mensupları kişi, 2 kişi, 3 kişi, 5 kişi değil. Milyonlardan bahsediyoruz. Yaklaşık 25 milyon Alevi yurttaş var ülkemizde ve bu yurttaşların inançları yok sayılıyor. Bu çok korkunç bir durum aslında. Bu anlamıyla biz bu durumun görünür olmasını istediğimiz için böyle bir kampanya başlattık.”

    “KİM ALEVİLİĞİN SORUNLARINI KENDİNE DERT EDİYOR?”

    Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin HDP’nin de talebi olduğunu söyleyen Koçyiğit, HDP’nin bu talebi dillendirmek ve bu talebin görünür olmasını sağlamak için çalıştığını kaydetti.

    Seçimlere doğru giderken Alevilere bir kez daha güçlerinin farkına varması çağrısında bulunduklarını söyleyen Koçyiğit, “Bu ülkede kim Alevilerin dertleriyle dertleniyor? Kim sizin inancınızın asimile edilmesini kendisi için bir sorun olarak görüyor? Hangi siyaset Aleviliğin dışlanmasını, cemevlerinin ibadethane olarak görülmemesini kendisi için dert ediyor? Biz halkımızın buna dair sorular sormasını istiyoruz. Bugün çocuklarımız okullarda zorunlu din dersleriyle asimile edilmeye çalışılıyorsa, Dersim gibi bir yerde kurslar eliyle asimilasyon politikaları hayata geçirilmeye çalışılıyorsa, dedeler Kerbela’ya götürülmeye çalışılıyorsa bunu herkesin oturup düşünmesi gerekiyor. Biz bunlara açık ve net bir şekilde karşıyız ve karşı olduğumuzu dile getiriyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLİK İNANCI VE RİTÜELLERİ YOK OLMAK ÜZERE”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebinin her zaman yanında olduklarını ve bu talebi sahiplendiklerini ifade eden HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, son olarak şunları dile getirdi:

    “Biz bu talebin görünür olması, Alevilerin siyasette sözünü söylemelerini istiyoruz. Bu anlamıyla bir aracılık rolü oynadığımızı da düşünüyorum. Bu talep Alevilerin talebi, HDP’lilerin değil. Biz Alevilerin taleplerini sahiplenen, bu taleplerin görünür olmasını sağlamaya çalışan bir partiyiz. Bu diğer sorunlara duyarsızız, diğer sorunları dışlıyoruz ya da diğer ezilen kesimlerin taleplerini görmezden geliyoruz anlamına gelmez. Aleviler yüzyıllardır bu topraklarda sorunlar yaşıyorlar. Alevi inancını Anadolu coğrafyasında, Mezopotamya’da bitirmeye dönük bir yaklaşım olduğunu açıkça görüyoruz. Bu kampanyayı bu yüzden de başlattık. Bu inanç için varlık yokluk aşamasına gelmiş kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu anlamda herkesin, her bir Alevinin bu meseleye daha özenli yaklaşması, daha duyarlı davranması gerektiğini düşünüyoruz. İnanç ve inancın ritüelleri yok olmakla yüz yüze.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler bu yıl kapalı alanda anılacak-VİDEO

    Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler bu yıl kapalı alanda anılacak-VİDEO

    PİRHA – Çorum Katliamı tanıklarından Avukat Sadık Eral, Can TV’de sabah programına konuk oldu. Eral, “Bu sene alanda bir anma yapılmıyor. Neden yapılmadığını bilmiyorum. Bu yıl ki program salgından sonra ve ekonomik sorunları da dikkate alarak, Çorum Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı merkezli yapıyoruz. Panel ve konuşmalar olacak” dedi.

    28 Mayıs 1980 günü faşist saldırılarla başlayan Çorum Katliamı 10 Temmuz 1980’e kadar devam etti. Saldırılarda 57 Alevi yurttaş yaşamını yitirirken 300’e yakın yurttaş da yaralandı. 300’e yakın ev ve işyeri ise tahrip edildi.

    27 Mayıs 1980 günü MHP’li bakanlardan Gün Sazak’ın öldürülmesinin ardından Çorum’da ırkçı saldırıların fitili ateşlendi. Ancak, Maraş Katliamı’nın etkisiyle halkın sokaklara barikatlar kurarak kendilerini savunmaları sonucunda o gün saldırganlar istedikleri sonucu alamadı.

    “ALEVİ KÜLTÜRÜNE UYGUN ANMALAR OLACAK”

    Katliamın tanığı Avukat Sadık Eral, Can TV’de Çorum Katliamı protestosu ve etkinliklere dair açıklamalarda bulundu. Eral, alan yerine sadece kapalı alanda anma yapılacağını söyledi. Alevi kurumlarının ortak açıklama yapıp yapmayacağına dair bilgi verilmediğini belirten Av. Eral, şunları söyledi: 

    “Bu yıl ki programı, salgından sonra ve ekonomik sorunları da dikkate alarak Çorum Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı merkezli yapıyoruz. Panel düzenlenip, konuşmalar yapılacak. Alevi kültürüne uygun anmalar olacak. Katliamda kaybettiğimiz şehitleri mezar yerlerine giderek ziyaret edeceğiz. Barış ve kardeşlik üreterek bir anma yapma planı içerisindeyiz. Demokratik kitle örgütleri de yer alacak.”

    Av. Sadık Eral, bu sene alanda neden anma yapılmadığını bilmediğini ifade ederek, “Şu anda hiçbir demokratik kitle örgütünde bir görevde değilim. Benden istedikleri katkıyı her zaman sunuyorum. Yapılacak olan panelde konuşmamı istediler. Elimden geldiğince o katkıyı sunacağım” dedi.

    Çorum’da yapılacak anma, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şubesi’nin bahçesinde saat 14.00’te başlayacak.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • HDP, yarın Aleviler ile İstanbul’da bir araya gelecek

    HDP, yarın Aleviler ile İstanbul’da bir araya gelecek

    PİRHA-HDP tarafından 5 Mayıs günü kamuoyuna duyurulan “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasına dair açıklamalarda bulunan HDP PM Üyesi ve Alevi Masası Eş Sözcüsü Nesimi Aday, “Bu yalnız Alevilerin değil bütün Türkiye’nin kampanyasıdır. Kampanya kapsamında bütün ülkeyi geziyoruz. Parti kimliği ve propagandası yapmadan çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Kampanya çerçevesinde HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın katılımıyla yarın İstanbul’da toplantı yapılacak. 

    CAN TV’de yayımlanan “CAN’da Bu Sabah” programına konuk olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi Üyesi ve Alevi Masası Eş Sözcüsü Nesimi Aday, yürütülen “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasına ilişkin açıklamalarda bulundu. HDP tarafından 5 Mayıs günü Dersim’de kamuoyuna duyurulan kampanya kapsamında Türkiye’nin birçok bölgesine giderek, Aleviler ile buluştuklarını belirten Aday, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan‘ın da katılımıyla yarın İstanbul’da bir toplantının da gerçekleştirileceğini söyledi. “İstanbul’da canlarla buluşuyoruz” denilerek duyurulan toplantı Taksim’de Hill otelde saat 15.00’te başlayacak.

    “BU YALNIZ ALEVİLERİN DEĞİL TÜM TÜRKİYE’NİN KAMPANYASIDIR”

    İlk olarak sürdürülen kampanyaya değinen Aday, “Bütün Türkiye’nin kampanyası bu. Yaklaşık 3 yıldır hazırlıyoruz. Bütün Alevi süreklerine, kanaat önderlerine gittik. Sorunlarını, taleplerini not alarak, kitapçığa dönüştürdük. Alevilik inanç olarak kabul edilmiyor. Alevilere yönelik sadaka yaklaşımı var. Cemevleri ibadethane olarak görülmüyor. Kültür merkezi olarak kabul ediliyor. İnanç merkezleri gasp edilmiş. Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Alevi ekolojik bir inançtır. Maden ocakları, HES’ler, doğa talanları yaşanıyor. Alevileri inkar eden yasalar var. Alevi katliamları ile hiç yüzleşilmedi. Madımak utanç müzesi yapılsın” ifadelerini kullandı.

    “PARTİ PROPAGANDASI YAPMADAN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

    Aday, kampanya kapsamında bütün ülkeyi gezdiklerini vurgularken, gözlemlerini şöyle aktardı:

    “İnsanlar önce bir çekinceli yaklaştılar. Sohbet ettikten sonra sıkıntılarını anlatmaya başlıyorlar. Öyle katmerleşmiş sorunları var ki, hiç ilgilenilmemiş. Parti kimliği ve propagandası yapmadan bölgelere giderek, çalışmamızı yapıyoruz.”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen Diyanet Akademisi ile ilgili olarak da sorulan soruya Aday, “Yol kazasıydı. Özeleştiri verildi. Tartışılarak verilmiş bir karar değildi. Net olarak yanlıştı. Bir daha bu yanlışa düşmeyeceğiz” yanıtını verdi.

    “İSTANBUL’DA ALEVİ KURUMLARI, PİRLERİ, CANLAR İLE BULUŞACAĞIZ”

    Aday, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da katılımıyla yarın gerçekleştirilecek olan toplantı hakkında da bilgi verdi. Aday, “İstanbul, Türkiye kadar büyük bir yer. Dersim’de startını verdik ama İstanbul’da lansmanını yapmadık. İstanbul’u eksik bırakmıştık. Yarın ki toplantı da biraz bunun için. Alevi kurumları, kanaat önderleri, pirler, canlar ile bir toplantı yapacağız. Pervin Buldan da katılacak. Aslında bu helallik ve rıza almaktır. Biz Alevilik, Sünnilik, Hıristiyanlık çalışması yapmıyoruz. Ama hemen her gün bir katliama, baskıya maruz bırakılmış 20 milyonluk Alevi nüfusu var. Demokratik İslam masamız da var” diye konuştu.

    “MUNZUR ÜNİVERSİTESİ VE TUNCELİ CEMEVİ ASİMİLASYON ÇALIŞMASI YÜRÜTÜYOR”

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Tunceli Cemevi ziyaretine de değinen Aday, “Dersim Alevilerin serçeşmesidir. Soykırım yapıldı. Yetmedi. 1990’larda yakılmadık köy bırakmadılar. Camiler açıldı. Çocuklar imam hatip okullarına gönderildi. Devletin özellikle iki kurumu olan üniversite ve Tunceli Cemevi, Dersim’de asimilasyon çalışması yürütüyor. Devlet oraya özel bir operasyon çekiyor. Dersim’in Kürt ve Alevi kimliği üzerine yönelik çalışmalar yürütüyor” dedi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Kenanoğlu: Aleviler, ‘Biz Alevilerin kanı elinde olanlara asla oy vermeyeceğiz’ demeli-VİDEO

    Kenanoğlu: Aleviler, ‘Biz Alevilerin kanı elinde olanlara asla oy vermeyeceğiz’ demeli-VİDEO

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun bir ihtimal cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin ‘Alevi’ kimliği üzerinden yaşanan tartışmalara değinen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi kamuoyunun konuyu yanlış bir yerden tartıştığını belirtti. Kenanoğlu, “Alevi kurumları seçimlerden önce nasıl bir cumhurbaşkanı adayı istediğini açıklasın. O zaman kimse “Aleviler aday olur mu olmaz mı?” tartışması değil; “Katilden aday olur mu?” tartışmasının içerisine bir şekilde sokmuş oluruz toplumu” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, CAN TV’de yayımlanan “CAN’dan Bakış” programında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun olası cumhurbaşkanı adaylığının Alevi kimliği dolayısıyla gelişen tartışmalarına değindi.

    Alevi cumhurbaşkanı tartışmalarında Alevi kamuoyunun yanlışı olduğunu savunan Kenanoğlu, “Alevi kurumları seçimlerden önce nasıl bir cumhurbaşkanı adayı istediğini açıklasın. Taleplerini kabul etmeyen cumhurbaşkanı adayına oy vermeyeceklerini belirtsin. O zaman kimse “Aleviler aday olur mu olmaz mı?” tartışması değil; “Katilden aday olur mu? Katliamı övenden aday olur mu? Alevileri yok sayandan, Alevilere nefret kusandan cumhurbaşkanı olur mu olmaz mı?” tartışmasının içerisine bir şekilde sokmuş oluruz toplumu. Bence yapılması gereken budur” diye konuştu.

    “ALEVİ KAMUOYU KONUYU YANLIŞ BİR YERDEN TARTIŞIYOR”

    “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisinin aday olup, olmayacağı ya da neye göre aday belirleneceği konusu kendi partisinin öncelikli meselesidir. Oluşturdukları ittifakın kararıdır” diyen Kenanoğlu, Alevi kamuoyunun konuyu yanlış bir noktadan tartıştığını kaydetti. Kenanoğlu şöyle konuştu:

    “Ama bir insanın Alevi kimliğinden kaynaklı olarak ya da Kürt veya cinsiyet kimliğinden kaynaklı olarak siyaset yapma, aday olma hakkını engellemek, olumsuz görüş belirtmek, bunun bir problem olduğunu ifade etmek o insanların siyasi haklarına karşı gasptır. Bu CHP’de çok yapılıyor. CHP’nin tabanı, oy verenlerinin büyük çoğunluğu Alevi olduğu halde listelerde seçilme mevzusuna gelindiğinde “Çok Alevi oldu. Alevi partisine döndü” deniliyor. Seçen Alevi, seçilen Alevi olduğunda sorun oluyor.

    Alevi kurumları İYİ Partili Halil İbrahim Oral ile TİP’li Ahmet Şık’ın açıklamasından sonra açıklamalar yaptı. Ama ben bunu beklerdim hala da bekliyorum. Şöyle bir açıklama yapsınlar: “Biz Alevilerin kanı elinde olanlara asla oy vermeyeceğiz. Böyle bir cumhurbaşkanı adayı görmek istemiyoruz. Cemevlerimizi ibadethane olarak kabul etmeyen, yasal statü vermeyi reddeden cumhurbaşkanı adayı görmek istemiyoruz. Asla da oy vermeyeceğiz. Zorunlu din derslerini kaldırmayı kabul etmeyen bir cumhurbaşkanı istemiyoruz. Aday gösterilirse de oy vermeyeceğiz.” Bunu demesi gerekir Alevi kurumlarının. Kemal Kılıçdaroğlu’na sahip çıkmak adına bir yerin payandası, bir tartışmanın malzemesi olmak yerine kendi sözünü söylemesi gerekir Alevi kamuoyunun. Yanlış bir yerden tartışılıyor. Bir kere de şöyle tartışılsın: “Çorum, Sivas, Madımak katliamlarını lanetlemeyenden cumhurbaşkanı adayı olur mu?” Tartışılabiliyor mu? Tartıştırmıyor çünkü Alevi kamuoyu bunu.”

    “KATİLDEN CUMHURBAŞKANI ADAYI OLUR MU?” 

    Kenanoğlu, Alevi kurumlarının nasıl bir cumhurbaşkanı adayı istediğini seçimlerden önce açıklaması gerektiğini vurgularken; “Alevi kurumlarının yıllardır oluşturduğu temel demokratik talepleri var. Bu talepleri sıralayıp, “Biz böyle bir cumhurbaşkanı istiyoruz” desinler. Cumhurbaşkanı adayı bütün bu talepleri kabul ettiğini beyan etsin. İmzalamıyor mu? O zaman çıkarsın Alevi kamuoyuna dersin ki; “3 tane cumhurbaşkanı adayı var. Üçüne de gittim ve demokratik taleplerimizi içeren beyannamemizi sundum. Bunlardan şu ikisi imzalamadı. Şu kişi imzaladı. Biz onu destekliyoruz.” Diyebiliyor mu Alevi kurumları? Söyleyebilecekler mi? Yok. Bunu diyemeyecekler. Çünkü ben bunu çok öncesinden önerdim ama bugüne kadar yapılmadı. Umarım ben yanılırım ve önümüzdeki seçimlerde böyle bir şey yapılır. O zaman kimse “Aleviler aday olur mu olmaz mı?” tartışması değil; “Katilden aday olur mu? Katliamı övenden aday olur mu? Alevileri yok sayandan, Alevilere nefret kusandan cumhurbaşkanı olur mu olmaz mı?” tartışmasının içerisine bir şekilde sokmuş oluruz toplumu. Bence yapılması gereken budur” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Alevilerin sesi CAN TV, 5. yılında

    Alevilerin sesi CAN TV, 5. yılında

    PİRHA- Almanya’da 1 Mayıs 2018 tarihinde açılan, 8 Haziran’da ise bir resepsiyonla kamuoyuna duyurulan CAN TV 5. yılında. CAN TV Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül, yazılı bir açıklama yaparak, TV10’un KHK ile kapatılmasından sonra susmadıklarını ve CAN TV’nin kurulduğunu belirtti. Gül, “Nice güzel yaşlara CAN TV… Sessizlerin, susturulmuşların, emekçilerin, toprağını, dağını, ovasını, deresini koruyanların sesi. Doğum günün kutlu olsun” dedi.  

    1 Mayıs 2018 tarihinde açılan, 8 Haziran’da ise bir resepsiyonla kamuoyuna duyurulan CAN TV 5. yaşında. Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül, yazılı bir açıklama yaparak, “Nice güzel yaşlara CAN TV… Sessizlerin, susturulmuşların, emekçilerin, toprağını, dağını, ovasını, deresini koruyanların sesi. Doğum günün kutlu olsun” dedi.

    29 Eylül 2016’da, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Kanun Hükmünde Kararname ile 12 televizyon 11 radyo kanalı ile birlikte kapatılan TV10’u hatırlatan Gül, “Susmadık…Almanya’da CAN TV’yi kurduk ve insanlarımıza verdiğimiz sözlerimizi yerine getirmeye devam ettik. Türksat’tan indirilmemiz elbette yayınlarımızı etkiledi, Hodbirt 13 uydusu ve sanal medya platformları ile insanlarımıza ulaşmaya çalıştık. 8 Haziran 2018 günü yaptığımız bir açılışla CAN TV olarak yayına başladık” diye belirtti.

    CAN TV Genel Yayın Yönetmeni Zeynel Gül, şu açıklamayı yaptı:

    TV10 SÜRECİ VE KHK İLE KAPATILMASI

    “Her başarı insanın insana güveninden geçiyor.

    Aslında 13 yaşındayız. Arkadaşlarımızın çoğu TV10 ile 2011 yılından bu yana emek veren canlarımız.

    29 Eylül 2016’da, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile 12 televizyon 11 radyo kanalı ile birlikte TV10 da kapatılmış, daha sonra mallarına el konulmuştu.

    KHK gerekçesinde “Milli güvenliği tehdit eden yapı, oluşum ve gruplar ile terör örgütlerine aidiyeti belirlenen kanallar” suçlaması yapılmıştı.

    İktidara yandaş kanal değildik, tek dileğimiz ülkemizde barış içinde yaşamak, ülkemizin yüzlerce yıllık birikimi olan kendi kültürel, ekolojik, demografik değerlerini korumaya yönelik programlar yaparak değerlerimize ve barışa sahip çıkmaktı.

    Farklı gelenekleri günümüze kadar taşıyan, özü bozulmamış Türkler, Kürtler, Araplar, Çepniler, Yörükler, Tahtacılar, Çerkezler, Lazlar gibi sesi bastırılmış insanlarımızı taşıdık ekranlara ve bu ülke zenginliğini görmeyen iktidar tarafından susturulmaya çalışıldık.

    Türkiye’deki arkadaşlarımız 82 hafta TV10 için eylemler yaptılar, seslerini duyan olmadı.

    “ALMANYA’DA CAN TV’Yİ KURDUK”

    Susmadık…

    Almanya’da CAN TV’yi kurduk ve insanlarımıza verdiğimiz sözlerimizi yerine getirmeye devam ettik. Türksat’tan indirilmemiz elbette yayınlarımızı etkiledi, Hodbirt 13 uydusu ve sanal medya platformları ile insanlarımıza ulaşmaya çalıştık.

    1 Mayıs 2018 günü yaptığımız bir açılışla CAN TV olarak yayına başladık, 8 Haziran 2018’de geniş katılımlı bir resepsiyon vermiştik.

    CAN TV bugün 5. yaşında.

    EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR 

    Yeni yaşın ülkemize, tüm dünyaya, yaşadığımız her toprağa güzellik, umut, barış getirsin CANTV. Emeği geçen tüm arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz.

    Bugüne kadar yayınlarımıza konuk olan, bizleri evlerinde, dağlarında konuk eden güzel insanlarımıza ayrıca teşekkür ederken bir cümle; katıldığınız her programda yaşadığımız dünyaya sevgi ektiniz, umut ektiniz, aydınlıklar ektiniz, iyi ki varsınız.

    Birlikte yola çıktığımız ve bugün aramızda olmayan arkadaşlarımız Mustafa Deprem, Şükrü Samsunlu, Hüseyin Narlı ve dedemiz Bektaş Piroğlu’nu saygıyla anıyorum.

    Nice güzel yaşlara CAN TV… Sessizlerin, susturulmuşların, emekçilerin, toprağını, dağını, ovasını, deresini koruyanların sesi. Doğum günün kutlu olsun….

    PİRHA/ ALMANYA

  • Buldan: HDP, Diyanet Akademisi oylamasında kesinlikle ‘hayır’ demeliydi-VİDEO

    Buldan: HDP, Diyanet Akademisi oylamasında kesinlikle ‘hayır’ demeliydi-VİDEO

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, CAN TV’de yayımlanan “Can’da Bu Sabah” programına konuk oldu. Buldan, TBMM’de kabul edilen Diyanet Akademisi oylamasıyla ilgili olarak “HDP o gün kesinlikle ‘Hayır’ oyu vermeliydi. Diyanet yalnız Alevilerin itiraz ettiği bir kurum değil. Bugün Sünniler de Diyanet’te çokça şikayet eden bir yerden duruyorlar” dedi. Buldan ayrıca kurumlardan ziyade daha çok Alevi yurttaşların sesini dinlemek zorunda olduklarını vurguladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, CAN TV’de yayımlanan Dilek Odabaş Bakır’ın sunduğu “Can’da Bu Sabah” programına konuk oldu.

    Geçtiğimiz günlerde TBMM’de oylamaya sunulan ve hiç hayır çıkmayan Diyanet Akademisi’ne değinen Buldan, parti olarak özeleştiri verdiklerini belirtirken, “HDP o gün kesinlikle ‘Hayır’ oyu vermeliydi” dedi.

    “KAPATMA DAVASI DEĞİL ‘KUMPAS’ DAVASI”

    HDP’ye açılan kapatma davası ile ilgili olarak ise Buldan şunları söyledi:

    “HDP’ye kapatma davası açılması son dönemde üzerinde durulması gereken önemli bir mevzudur. Biz buna “kapatma davası” değil de “kumpas davası” diyoruz. Aynı şekilde Kobane davası için de “kumpas” tanımlaması yapıyoruz. Her iki davanın iddianamesini incelediğiniz, delillerine baktığınız zaman içindeki belgelerin tamamıyla kes, kopyala, yapıştır şeklinde düzenlendiğini görüyoruz. Her iki davanın hukuki davalar olmadığını, siyasi davalar olduğunu ve HDP’yi kriminalize etmek için algı operasyonu olarak hedeflendiğini söyleyebiliriz.

    Her iki davanın da iddianamesi sarayda hazırlanmıştır. Küçük ortağı MHP’nin gündeme getirmesiyle davanın hayata geçirilmeye çalışıldığını gördük. Davanın nasıl sonuçlanacağına dair elimizde somut bir şey yok. Ama kararın yine saraydan çıkacağını biliyoruz. Şu an HDP’nin kapatılmaması üzerinden siyaset yapıyoruz. HDP’nin kapatılmasının Türkiye’nin demokrasisine, geleceğine hiçbir faydası yoktur.”

    “HEDEFİMİZ YÜZDE 15 VE 100 MİLLETVEKİLİ” 

    Buldan, seçimlere yaklaşırken HDP’nin de içinde yer aldığı üçüncü ittifak tartışmalarına da değinirken; “Üçüncü yola ihtiyaç var. Seçimle sınırlı kalmayan bir mücadele ortaklığından bahsediyoruz. Mecliste HDP’nin koltuk sayısını artırabilmenin, AKP’nin koltuk sayısını düşürebilmenin yol ve yöntemleri üzerinden düşünüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ne kadar önemliyse, milletvekilliği seçimleri de bir o kadar önemlidir. HDP olarak yüzde 15’in altına düşmeme hedefimiz var. Bu da milletvekili sayısı olarak 100’e tekabül ediyor” ifadelerini kullandı.

    “ÇÖZÜM AKP’NİN GİTMESİDİR”

    Ekonomiyle ilgili olarak sorulan soruya ise Buldan şu yanıtı verdi:

    “Alanlara çıktığımızda herkes aynı şeyi söylüyor: ‘Bizi bunlardan kurtarın.’ Başka söylenen hiçbir şey yok. Çünkü insanlar markete, pazara gitmiyor. Meyve, sebzeyi tek tek almak zorunda kalıyor. Sürekli değiştirilen Maliye Bakanları da çare olmuyor. Çözüm AKP’nin gitmesidir. Sarayın şatafatlı harcamaları, savaş politikaları Türkiye’de ekonomik krizin büyümesine neden oldu. 5’li çeteye verilen ihaleler, ayrılan kaynaklar Türkiye toplumuna hep zarar olarak döndü. Savaş politikalarına ayrılan kaynaklar barış politikalarına ayrılmış olsaydı Türkiye bugün bunları yaşamayacaktı.”

    “AYSEL TUĞLUK BİR AN ÖNCE DIŞARIDA TEDAVİ EDİLMELİ”

    Hasta tutukluların derhal tahliye edilmesi gerektiğini kaydeden Buldan, “Aysel Tuğluk’un da bir an önce dışarıda tedavisinin sağlanması gerekiyor. Bundan sonraki yaşamını ailesinin, sevdiklerini yanında geçirmesinin imkanını mutlaka sağlamamız gerekiyor. Yoksa Aysel elimizden kayıp gidecek. Bu da hepimizin vicdanında, yüreğinde telafisi mümkün olmayan bir gelişme olur” dedi.

    “HDP, DİYANET AKADEMİSİNE ‘HAYIR’ DEMELİYDİ”

    TBMM’de hiç ‘hayır’ oyu çıkmadan kabul edilen Diyanet Akademisi konusuna ilişkin ise özeleştiri verdiklerini hatırlatan Buldan, şöyle konuştu:

    “HDP o gün kesinlikle “hayır” oyu kullanmalıydı. Bu konuda bir özeleştiri verildi. Ama yeterli mi yetersiz mi bunu tartışmak gerekiyor. Fakat “evet” diyenlerin yanına da koymamak gerekiyor. Diyanet yalnız Alevilerin itiraz ettiği bir kurum değil. Bugün Sünniler de Diyanet’te çokça şikayet eden bir yerden duruyorlar. Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bütün sorunlar HDP’nin gündeminde olan ve HDP’nin sorunlarıdır. Kürt sorununa HDP nasıl kayıtsız kalmıyorsa, Alevi yurttaşlarımızın yaşadığı sorunlara da kayıtsız kalmıyor, kalmamalı.

    Alevi kurumlarıyla zaman zaman etkinliklerde bir araya gelen, Alevi sorunlarını sürekli gündeme getiren bir yerdeyiz. Çok sayıda Alevi milletvekilimiz var. Alevi arkadaşlarımız partinin her yerinde. Kurumlardan ziyade daha çok tabanın yani Alevi yurttaşlarımızın sesini dinlemek zorundayız. Birlikte tartışmak zorundayız. Bundan sonraki dönem böyle bir programımız olacak.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ali Doğan Gönültaş’ın ilk solo albümü “Kiğı” müzikseverler ile buluşuyor!

    Ali Doğan Gönültaş’ın ilk solo albümü “Kiğı” müzikseverler ile buluşuyor!

    PİRHA – Kiğı yöresine ait ezgiler, Ali Doğan Gönültaş’ın yorumuyla albümleşti. Yapılan çalışmayla birlikte Kiğı yöresine ait 150 yıllık müzikal geçmişi görmek mümkün.

    Müzisyen Ali Doğan Gönültaş, ilk solo albümünü hazırladı. “Kiğı” ismini verdiği albümle birlikte Gönültaş, kendi hikayesi ile yörede yaşam sürmüş kültürler arasındaki ilişkiye ışık tuttuğuna vurgu yaptı.

    Albümün ilk üç eserinin single olarak yayımlanacağı duyurulurken, tüm çalışmanın ise 2022 Mayıs ayında dinleyici ile buluşacağı bilgisi verildi.

    Ali Doğan Gönültaş, ilk olarak “Bostano” adlı çalışmasını klip eşliğinde dinleyicilere sundu. Albümdeki diğer eserlerden “Kütahya’nın Dağları/ Mira Naye” 8 Nisan’da, Entercîme 22 Nisan’da, albümün tamamının ise 6 Mayıs’ta paylaşılacağı açıklandı.

    Ali Doğan Gönültaş’a “Kiğı” albümünde birçok usta isim de eşlik etti. Fırat Çaklıcı klarnet ve vokalde, Emre Bakar bağlamada, Tarık Aslan perküsyonda, Erdi Arslan mey, duduk ve zurnası ile albümde yer alan isimler oldu.

    Ayfer Düzdaş, Gulan Kılıçgedik, Evin Gülün, Çağatay Gödek ise vokalde Gönültaş’a destek veren müzisyenler oldu.

    ALİ DOĞAN GÖNÜLTAŞ HAKKINDA…

    1985 yılında doğdu. Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji ve Radyo TV, Sinema bölümlerinden mezun olan müzisyen, profesyonel müzik yaşantısına kurucularından olduğu Ze Tijê müzik grubu ile başladı. Grubun yayımladığı “Yanlışımız Var!” (2015) ve “Ur” (2019) stüdyo albümlerinde besteci, aranjör ve icracı olarak yer aldı. 2018 yılından beri müzik üretimini “Xo Bi Xo” adlı solo konser çalışması ile devam ettiriyor.

    Müzisyenin Kürtçe ve Türkçe şarkılara yer verdiği “Kiğı” çalışmasında, geleneksel tür ve temaların yanında deneysel bir duyum da yer buluyor.

    Benim Kendi Hayatım/2014, Şeng/2021 gibi filmlerin müziklerine katkı sundu. “Somut Olmayan Kültürel Miras Örneği Olarak Kentin Sesi (Diyarbakır)” adlı projede besteci olarak yer aldı.

    Can TV için Sesler ve İzler (2020), Müzik Olayı (2022) adlı televizyon programlarını hazırlayıp sundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Aysel Tuğluk’un hafızası olmak’ dosyası bugün saat 18.00’de CAN TV’de-VİDEO

    ‘Aysel Tuğluk’un hafızası olmak’ dosyası bugün saat 18.00’de CAN TV’de-VİDEO

    PİRHA- Beş yılı aşkın süredir Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevinde tutulan ve ‘demans’ hastalığı teşhisi konulan HDP’nin Eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’ için hazırlanan ‘Aysel Tuğluk’un hafızası olmak’ dosyası bugün saat 18.00’de Can TV ekranlarında. 

    Cezaevlerinde hasta tutukluların cenazeleri birbiri ardına çıkarken, Adalet Bakanlığı sessizliğini koruyor. Türkiye hapishanelerinde İHD’nin tespit edebildiği kadarıyla 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Hasta tutuklulardan biri de Aysel Tuğluk. Beş yılı aşkın süredir Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutulan ve cezaevinde demans teşhisi konulan HDP’nin Eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un cezaevinden tahliyesi için ‘Aysel Tuğluk’a Özgürlük İçin 1000 Kadın’ın imzasıyla başlayan ve kısa sürede 54 ülkeden 6 bin kadının imzasına ulaşan kampanya devam ediyor.

    Aysel Tuğluk’la aynı koğuşta kalan ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı olduğu dönemde yerine kayyım atanıp cezaevine konulan Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk’un sağlık durumunun giderek ağırlaştığına işaret ederek, Aysel Tuğluk’un cezaevinde öz bakımı, kişisel temizliğini yapma, banyosu, kıyafetlerini giyinme, çamaşırlarını yıkama, çayını bardağa doldurma, yemeğini yeme, bulaşıklarını yıkama gibi aklınıza gelebilecek her türlü yaşamsal ihtiyacını karşılayamadığına dikkat çekti.

    Tuğluk’un, arkadaşlarının yardımıyla tüm ihtiyaçlarını gördüğünü ifade eden CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya da, “Hekimlerin bu duruma duyarsız kalmaması gerek. Aysel Tuğluk’un tahliye edilmesinden başka bir seçenek yoktur” açıklamasında bulunmuştu.

    CAN TV, hukukçu, sivil toplum temsilcisi, yazar, aydın, aktivist, milletvekili ve siyasi parti temsilcilerine mikrofon uzatarak, ‘Aysel Tuğluk’un hafızası olmak’ dosyasını hazırladı. Bugün saat 18.00’de yayınlanacak çalışmada ‘Aysel Tuğluk’a özgürlük istendi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • CAN TV Podcast yayınına başladı!

    CAN TV Podcast yayınına başladı!

    PİRHA-Hotbird uydusu üzerinden izleyiciye ulaşan CAN TV, Podcast yayın hayatına da başladı.

     

    Alevi televizyon kanalı CAN TV, Podcast yayını ile dinleyici karşısına çıktı. Haftanın öne çıkan haberlerinin derlendiği Podcast kayıtlarında gündeme dair gelişmeler dinlenebilirken haber metnine de ulaşma imkanı sağlanıyor.

    CAN TV podcast yayını için www.cantv.tv/podcast adresini ziyaret edebilirsiniz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hüseyin Narlı, Perşembe günü Hakk’a uğurlanacak

    Hüseyin Narlı, Perşembe günü Hakk’a uğurlanacak

    PİRHA-Yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle Hakk’a yürüyen CAN TV programcısı ve yorumcusu Gazeteci Hüseyin Narlı, 13 Ocak Perşembe günü saat 10.00’da Dortmund’daki Alevi Kültür Merkezi DAKME’de Hakk’a uğurlanacak.

    Almanya’nın Bochum şehrinde 9 Ocak akşamı yaşamını yitiren TV10 ve Can TV kurucularından gazeteci Hüseyin Narlı, Perşembe günü Hakk’a uğurlanacak. Narlı, üç yıldır kanser tedavisi görüyordu.

    Ünlübayır ailesi tarafından yapılan açıklamada, “Acımız büyük. Acımız paylaşan arayıp soran herkese teşekkür ediyoruz” denildi.
    Açıklamada Narlı’nın 13 Ocak Perşembe günü saat 10.00’da Dortmund’daki Alevi Kültür Merkezi DAKME’de Hakk’a uğurlanacağı duyuruldu.

    Uğrulamanın aynı gün saat 13:00’te Bochum kentindeki “Hauptfriedhof, Immanuel-Kant-Str. 52” adresinde yapılacağı belirtildi. Aile, “Çelenk ve çiçek göndermek isteyen dostlarımız, onun yerine HEYVA-SOR’a bağışta bulunabilirler” dedi.

    MÜCADELE DOLU BİR YAŞAM

    Hüseyin Narlı, 1955 yılında Maraş’ın Pazarcık ilçesi Çiğli köyünde dünyaya geldi. 1970’li yılların henüz başında Maraş’ta lise yıllarında devrimci mücadeleyle tanıştı. 1972 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kimya bölümünde üniversite eğitimine başladı. 1974’te üyesi olduğu Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nde (TSİP) yönetim kuruluna seçildi. 1975 yılında ise Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Elektronik Mühendisliği bölümünde eğitimine devam etti.

    Devrimci mücadelede öncülük rolü oynayan Narlı, 1977 yılında Sosyalist Gençlik Birliği’nin (SGB) kurucu kadrosunda yer aldı ve genel başkanlık görevini üstlendi. 12 Eylül faşist askeri darbe süreci sonrası 1981 yılında yoldaşlarıyla birlikte Suriye’ye geçti.

    Partisi’nin Bekaa’daki faaliyetlerine katılan Narlı, 1983 yılında Avrupa’ya geçtiğinde Türkiye Komünist Partisi (Birlik) Merkez Komitesi’nde yer aldı. Tüm yaşamı devrimci mücadeleyle geçen Hüseyin Narlı, 1990’lı yılların başında Zülfikar dergisinin kuruluşunda yer alarak Avrupa Alevi Hareketi’nin de ilk öncülerinden oldu.

    Avrupa’da kurulan Kürt televizyonlarına da sürekli olarak teknik destek vermiş olan Hüseyin Narlı, son 30 yılında Alevi toplumunun örgütlenme, kurumlaşma ve medya alanına adayan bir Alevi aydını ve mücadele öncüsü olarak öne çıktı. Alevi toplumuna önemli katkılar sağlayan TV10 ve Can TV’nin kurucularından olan Narlı, üç yıldır kanser tedavisi görüyordu.

    PİRHA/ALMANYA