Etiket: cezaevi

  • Yüksekdağ’dan mektup: “Tecavüzü kutsayanlar karşısında eşit bir yaşama inanmak suçsa, bu ‘suçu’ işlemeye devam…”

    Yüksekdağ’dan mektup: “Tecavüzü kutsayanlar karşısında eşit bir yaşama inanmak suçsa, bu ‘suçu’ işlemeye devam…”

    HDP Grup toplantısında, tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın cezaevinden yolladığı mektubu okundu. Yüksekdağ mektupta “Cinsel istismara af yasasına karşı gerçekleştirilen birleşik mücadeleyi selamlıyorum” dedi.

    Yüksekdağ’ın cezaevinden yolladığı mektubu şöyle:

    “Tecavüzü kutsayanlar karşısında eşit bir yaşama inanmak suçsa, bu ‘suçu’ işlemeye devam…”

    Şiddetin amacı korku salmak, teslim olmaktır. Bu şiddete en esaslı cevabı korkmayan, teslim olmayan kadınlar verebilir. Şiddetin, yoksulluğun, güvencesizliğin, eşitlik ve küçümsemenin duvarlarıyla hapsedilen tüm kadınlar için iyilik ve cesareti kuşanmanın ilham olmanın zamanıdır.

    “Her şey çok zor görülebilir. Kadına ve yaşama düşmanlık dört bir koladan hücuma geçmiş olabilir. Ama işimizin kolay hücuma geçmiş olabilir. Ama işimizin kolay olduğunu kim söyledi ki? Bizim işimiz zoru başarmak… Ve inanıyorum ki başaracağız!

    “Kadın dayanışması ve direnişiyle, her yerde ve her koşulda ölümden, zordan, nefretten beslenenlere karşı haykıracağız; kadın, yaşam, özgürlük! Bir kez daha siyasi irademizin teslim alınamayacağını, kadınların özgürlük aşkına ihanet etmeyeceğini görecekler… Umutla, inançla, sevgiyle…”

  • Aleviler, Demirtaş’a bağlama gönderdi

    Aleviler, Demirtaş’a bağlama gönderdi

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı aracılığıyla saz istemesi, Alevi derneklerini harekete geçirdi. HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, sazın aynı zamanda bir direniş sembolü olduğunu belirterek, “Demirtaş’a ulaştırılmak üzere Alevi dernekleri bağlamayı kargoya verdi” dedi.

    gazeteduvar.com.tr’den Hacı Bişkin’in haberine göre HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş’ın bağlama istemesinin, son derece anlamlı bir tavır olduğunu söyledi. Sazın, Aleviler açısından büyük değeri olduğunu anlatan Doğan, “Selahattin başkanın bağlama istemesi son derece önemlidir. Bu bir direnişin simgesidir aslında. Pir Sultan da, Nesimi de, bizim yedi ulu ozan dediğimiz ozanlar da bağlamayı kullanmışlardır ve direnç aracı haline getirmişlerdir” dedi.

    Demirtaş’ın, avukatı Metin Kılavuz aracılığıyla ‘Belli ki cezaevinde çok beste yapacağım. Bana bir bağlama ayarlayabilirsen sevinirim’ ricasında bulunması üzerine Alevi dernekleri sazları kargoya verdi. Duvar’a açıklamada bulunan Müslüm Doğan, Bağımsız Alevi Derneği’nden kendisini arayanların olduğunu, Demirtaş’a saz gönderme isteğinin iletildiğini söyledi.

    DOĞAN:DEMİRTAŞ’IN BAĞLAMA İSTEMESİ ÖNEMLİ

    Bağlamanın öneminden bahseden Doğan, “Alevi inancı ve öğretisinde saza telli Kuran diyoruz. Sazın Alevi inancında çok büyük bir değeri vardır. İfadelerimizi, sözlerimizi ve geleneklerimizi sazla ifade ettiğimiz için, biz de kutsal bir yönü de bulunuyor. Mesela cemlerde, erkan yürütmede saz niyaz edilir, başlar, bittikten sonra tekrar niyaz edilir ve bırakılır. Saz erkanın bir parçasıdır. Bağlama, bazen dedenin elinde olur bazen de Zakirin elinde olur” dedi ve ekledi: “Saz, aynı zamanda bir direnişin de sembolüdür. Selahattin başkanın da bağlama istemesi son derece önemli. Bu bir direnişin simgesi aslında. Pir Sultan da, Nesimi de, bizim yedi ulu ozan dediğimiz ozanlar da bağlamayı kullanmışlardır ve direnç aracı haline getirmişlerdir.”

    “KARGOLARLA BAĞLAMA GÖNDERİYORLAR”

    Doğan, Demirtaş’ın bağlama istemesinin birçok Alevi derneğini harekete geçirdiğini belirterek, şu bilgiyi verdi: “Alevi derneklerinin çoğu bağlamak göndermek için beni aradı. Şu an Selahattin başkana kargolarla bağlama gönderiyorlar. Bağımsız Alevi Derneği aradı, saz göndermek istediklerini ilettiler, ben de kendilerine bu düşüncenin son derece önemli olduğunu ilettim.”

  • HDP Vekili Sancar: Amacımız Meclisi  işlevli hale getirmek

    HDP Vekili Sancar: Amacımız Meclisi işlevli hale getirmek

    Halkların Demokratik Partisi Mardin milletvekili Mithat Sancar, mecliste yasama faaliyetlerine katılmayacaklarını ancak meclisin demokratik unsurlarını sonuna kadar kullanacaklarını söyledi.

    Sancar, milletvekilliklerinin düşürülmesi ve buna bağlı olarak ara seçim ihtimali için de  “AKP bu hesabı yapıyorsa vekilliklerin düşürmesine yönelik oyunlar yapabilir. İktidarın her aracına sahipler” diye konuştu.

    HDP Eş Genel Başkanları ile yedi milletvekilinin tutuklanmasının ardından HDP mecliste yasama organındaki çalışmalarını durdurma kararı aldığını açıklamıştı.

    “Grup ve basın toplantısı yapacağız”

    Bianet’e konuşan Sancar, neden böyle bir karar aldıklarını ve bunun somut olarak ne anlama geldiğini anlattı:

    “Meclisten bütünüyle çekilmiyoruz. Demokratik siyasetin her alanını sonuna kadar kullanmaya devam edeceğiz. Genel kurul çalışmalarına katılmayacağız. Komisyon çalışmalarında bulunmayacağız. Soru önergesi, araştırma önergesi gibi araçları kullanmayacağız.”

    “Mesela haftalık salı günkü grup toplantılarını yapacağız. Bu toplantıları halk platformu, istişare alanı, dayanışma mekanı haline getireceğiz. Öte yandan meclis grup binasında basın toplantıları yapacağız. Heyetleri, halk ziyaretlerini kabul edeceğiz.”

    “Milletvekilliğinden istifa etmek gibi bir durum bu kararımızda yok. Bundan sonra halkla buluşma çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız, ana gündem maddelerinin başında çalışmalarımızı nasıl sürdürmemiz gerektiği konusu yer alacak.”

    Sancar, vekilliğin düşürülmesi ve buna bağlı olarak ara seçim ihtimaliyle ilgili şöyle konuştu:”AKP bu hesabı yapıyorsa vekillikleri düşürebilir”

    “Bu bizi ilgilendirmiyor. AKP çoğunluğuna bağlı bir karardır, zaten meclisi AKP yönetiyor. Bize ‘niye kaçtınız’ diye suçlamalar yöneltiliyor. Meclisi siz işlemez hale getirdiniz. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra AKP ihtiyaç duyduğunda kullandığı noter dairesine dönüştürdü meclisi.”

    “Meclisinin işlevsizleştirilmesi politikasına karşı da bugüne kadar hep mücadele ettik. Ama AKP yüzde 11 oy almış partinin milletvekillerini tutuklayacak ve HDP hiçbir şey olmamış gibi AKP’nin istediği gibi çekip çevirdiği komisyona katılacak öyle mi, kusura bakmasınlar. Meclise darbe yapan AKP’dir. Amacımız meclisi yok saymak değil, tam tersine biz meclisi işlevli hale getirmek çabasındayız.”

    “Hiçbir HDP’li vekil rant için çıkar için vekil olmadı, barış, demokrasi mücadelesi için vekil oldu. Omzunda bir halkın sorumluluğu var. Milletvekilliklerinin düşürülmesi ve buna bağlı olarak ara seçim ihtimali bizim meselemiz değil. AKP bu hesabı yapıyorsa vekilliklerin düşürülmesine yönelik oyunlar yapabilir. İktidarın her aracına sahipler.”

    HDP milletvekilleri uzun süre Genel Kurula katılmazlar ve yoklamaya girmezlerse milletvekilliklerinin düşmesi, buna bağlı olarak ara seçim gündeme gelme ihtimali bulunuyor. Anayasa ve TBMM İçtüzüğüne göre Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak 1 ay içerisinde 5 birleşim günü katılmayan milletvekilinin TBMM üyeliği düşüyor. Bunun için durumun Meclis Başkanlık Divanınca tespit edilmesi gerekiyor.

  • Türkiye tutuklama ve mahpus sayısında rekor kırdı

    Türkiye tutuklama ve mahpus sayısında rekor kırdı

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan bu tutuklamalar niceliksel olarak Türkiye tarihinde bir rekor oluşturdu. Bu alandaki diğer rekor ise mahpus sayısının ilk defa 210 binleri görmesi oldu.

    Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) “Tutuklamalar ve Mahpus Sayısında Son Durum” adlı bir rapor yayınladı.

    Rapora göre Türkiye’nin mahpus sayısı tarihinde ilk defa 210 binleri gördü.

    CİSST verilerine göre mahpus sayısı Cumhuriyet tarihi boyunca 50 bin civarında seyretmişti. 2006 yılında hızlı ve “istikrarlı” bir tırmanışa başlayan mahpusların sayısı Ağustos 2016 tarihinde 214 binlere yükseldi.

    Mahpus sayısı

    1919 yılında mahpus sayısı 35 bin civarındaydı.

    Bu sayı, 1970-2005 yılları arasında 50 binlerde seyretti.

    12 Eylül 1980 darbesinin ardından 52 binden 79 bine çıktı ancak sonrasında yine 50 binlere geri döndü.

    2006 yılından sonra ise 10 sene içerisinde yaklaşık yüzde 300’lük bir artışla 210 binlere yükseldi.

    Raporda bu artış şöyle açıklandı:

    “Bu artışta 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan yoğun tutuklamaların etkisi olduğunu söylemek yanıltıcı olacaktır. Çünkü darbe girişiminin ardından kısmi (özel) bir af çıkarılmıştır. Bu durumu daha ayrıntılı açıklayalım:

    – Darbe girişiminin ardından ilk 30 gün içerisinde 27 bin kişi tutuklandı(1). Sonraki iki ay içerisinde, 34 bini darbe girişimi ile ilgili oldukları iddiasıyla olmak üzere tutuklanan kişi sayısı 40 bine çıktı(2). 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan bu tutuklamaların niceliksel olarak Türkiye tarihinde bir başka rekor oluşturduğunu söylemek mümkün (Diğer rekor mahpus sayısının ilk defa 210 binleri görmesiydi).

    15 Temmuz tutuklamaları 12 Eylül darbesinin ardından yaşanan tutuklamalardan bir buçuk kat fazladır.

    – 15 Temmuz’un ardından yaşanan tutuklamaların mahpus sayısının artışında önemli bir rolü olmadı çünkü 17 Ağustos 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kısmı (özel) bir af çıkarılmış ve ilk aşamada 38 bin mahpus tahliye edildi. Bu aftan yararlanacak kişi sayısı toplamda 93 bin civarındar. Geriye kalan 55 bin kişi de bir kaç yıl içinde tahliye olacak.

    Bu af dikkate alındığında tahliye edilen kişi sayısının (38 bin), darbe girişimiyle alakalı olduğu iddiasıyla tutuklanan kişi sayısından (34 bin) fazla olduğu görülüyor. Çıkarılan af nedeniyle mahpus sayısının darbe girişiminden etkilenmediğini aksine düştüğünü söylemek mümkündür.

    Af çıkarılmamış olsa mahpus sayısı 210 binleri değil 250 binleri görecekti (Ekim 2016 tarihli açıklamalara göre mahpus sayısı 195 bine gerilemiş durumda) (3).”

    Mahpus sayısının artışında Avrupa’da birinci dünyada onuncu

    Türkiye, Avrupa Konseyi’nin açıkladığı 2013 yılı verilerine göre, mahpus sayısındaki artış oranında (yüz bin kişi başına düşen mahpus sayısı) Avrupa Konseyi’ne üye 48 ülke içinde ilk sırada.

    2004-2013 yılları arasında Türkiye’nin mahpus sayısı yüzde 126.6 arttı(4). Bu artış Türkiye’yi açık ara diğer ülkelerin önüne yerleştiriyor. Türkiye’nin ardından yüzde 82.8 ile Ermenistan, yüzde 60.3 ile Makedonya, yüzde 59.4 ile Hırvatistan geliyor.

    2015 yılı verilerine göre Türkiye, dünyada en kalabalık mahpus nüfusuna sahip 9. ülke durumundaydı.

    CİSST’e göre bu artışın devam etmesi durumunda 2016 yılının sonunda Türkiye’nin bu listede daha da yukarılara çıkması muhtemel.

    CİSST raporun sonuç bölümünde Türkiye’nin cezaların infazı alanında, başta birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi hapsetmeye alternatif yöntemlere yönelmesi, mahpus sayısını arttırmayı değil düşürmeyi hedeflenmesi çağrısını yaptı. (HK)

    (1) Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın 17 Ağustos 2016 tarihinde basına yansıyan açıklamasından.

    (2) ve (3) Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın 10 Ekim 2016 tarihinde basına yansıyan açıklamasından.

    (4) Avrupa Konseyi’nin istatistiklerini oluştururken açıkladığı rakamlarla, Türkiye’nin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün (CTE) açıkladığı rakamlar karşılaştırıldığında, bu ikisi arasında farklılıklar olduğu görülüyor. Counsil of Europe Annual Penal Statistics’in Türkiye için duyurduğu 2004 ve 2013 rakamları sırasıyla 71.148 ve 136.147 iken CTE’nin, 2004 ve 2013 yılları için açıkladığı rakamlar ise sırasıyla 57.930 ve 145.478. Avrupa Konseyi’nin kendisine ulaştırılan rakamlara göre hesapladığı artış yüzde 91.3 iken CTE’nin rakamlarına göre ise artış yüzde 151.1. Yüzbin kişi başına düşen artış ise Avrupa Konseyi’ne göre yüzde 78.9, CTE’ye göre yüzde 126.6.

    Kaynak: Bianet