Etiket: çhd

  • Türkiye’ye adil yargılanma hakkının tesis edilmesi için çağrı-VİDEO

    Türkiye’ye adil yargılanma hakkının tesis edilmesi için çağrı-VİDEO

    PİRHA- İHD, ÇHD ve ÖHD bu yıl ilk defa düzenlenecek olan Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü ve Ebru Timtik Ödülü kapsamında gerçekleşecek etkinliklere ve Ebru Timtik ödülüne dair İHD İzmir Şube binasında basın toplantısı yaptı. Toplantıda, “Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak için gerekli yasal ve diğer önlemler alınmalı ve yargının işleyişine doğrudan müdahale, baskı veya etki oluşturan tüm uygulamalar sona erdirilmelidir” denildi. 

    Bu yıl ilk defa düzenlenecek olan Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı Günü (IFTD) ve Ebru Timtik Ödülü kapsamında gerçekleşecek etkinliklere dair İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Kurumlar adına açıklamaya okuyan Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Beste Salman avukatlara, yargıçlara, diğer hukukçulara, gazetecilere, insan hakları savunucularına, muhalif politikacılara, akademisyenlere yönelik uluslararası adil yargılanma standartları bağlamında yargılamalarda belirli ceza gerektiren fiillere ilişkin inandırıcı bir kanıt olmaksızın süregelen sistematik taciz, tutuklama ve yargılamalara derhal son verilmesi çağrısında bulundu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi’nde gerçekleşen ve ‘Ebru Timtik’i Unutmadık, Unutturmayacağız’, ‘Adil Yargılanma Haktır’, ‘Aytaç Ünsal Derhal Serbest Bırakılsın’ dövizlerinin açıldığı basın toplantısında kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan ÇHD üyesi Beste Salman, “Özellikle Temmuz 2016 darbe girişiminden bu yana avukatlara, gazetecilere, insan hakları savunucularına, muhalefetteki politikacılara, akademisyenlere ve mevcut durumu eleştiren diğer kişilere yönelik kötü muamele, ülkede başta adil yargılanma hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin korunmadığını ortaya koyan çok daha geniş bir uygulamalar bütününü yansıtıyor” diye belirtti.

    “YETKİLİLERİ ACİL ADIM ATMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Dünya çapında ilk kez gerçekleşecek olan Uluslararası Adil Yargılama Günü’nün bu yılki odak ülkesi olan Türkiye’nin sistemik insan hakları ihlalleri ve adil yargılanma standartlarının eksikliğinden yıllardır muzdarip olduğunu ifade eden Salman, “IFTD vesilesiyle, ülkedeki gün geçtikçe kötüleşen duruma dikkat çekerek, Türkiye’de adil yargılanma hakkının tesis edilmesi ve bu temel ilkelerin uygulanacağı bir ortamın yaratılması için Türkiye yetkililerini acilen gerekli adımları atmaya çağırmaktadır. İmzası bulunan kuruluşlar aynı zamanda uluslararası toplumu, özellikle adil yargılanma ilkeleri etrafındaki konulara odaklanarak, Türkiye’deki duruma dikkat çekmek için çabalarını artırmaya çağırmaktadır” dedi.

    “MUHALİFLER ANTİ-TERÖR YASALARI İLE SUSTURULMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Türkiye’deki yargı sisteminin adil yargılanma ilkelerini koruma ve saygı gösterme konusundaki ciddi başarısızlığına karşı olarak, avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın Ocak 2020’de açlık grevine başladığını ve Ebru Timtik’in ölüm orucunun 238. gününde yaşamını yitirdiğini hatırlatan Salman, “Dolayısıyla bu uygulamaları kınama, eleştirme ve bu uygulamalara dikkat çekme faaliyetleri yürütenler, bağımsızlığı ve tarafsızlığı ciddi şekilde sarsılmakta olan yargı da dahil olmak üzere devlet aygıtının sürekli baskısı altındadır. Bahsedilen bu uygulamalar karşısında seslerini yükselten avukatlar, insan hakları savunucuları, gazeteciler, muhalif politikacılar, akademisyenler ve daha pek çok kişi, kendilerine yönelik örneğin yargısal tacizin bir örneği olarak anti-terör yasaları altında mesnetsiz suçlamalarla susturulmaya çalışılıyor” şeklinde konuştu.

    “EBRU TİMTİK ÖDÜLÜ YARGI HAKKININ YENİDEN TESİSİNİ SAVUNMAK AMACIYLA KURULDU”

    Salman, Uluslararası Adil Yargılanma Günü ile birlikte ilan edilen Ebru Timtik Ödülü’nün adil yargılanma hakkının ciddi tehdit altında olduğu ülkelerde adil yargılanma hakkının yeniden tesis edilmesini savunmak amacıyla kurulduğuna işaret ederek, “Bugünün kendisi, uluslararası toplum tarafından her yıl odak ülke olarak seçilecek ülkedeki duruma odaklanmak ve orada karşılaşılan adil yargılanma sorunlarına dikkat çekmek için kullanılacaktır. Ayrıca, belirlenmiş odak ülkeden o ülkede adil yargılanma hakkını savunma ve/veya güçlendirmek konusunda aktif olan bir kişi ve/veya kuruluşa her yıl Ebru Timtik Ödülü verilecektir. Bu yıl odak ülke olarak, özellikle Uluslararası Adil Yargılanma Hakkı gününün arka planı ve ülkedeki durumun süregelen kötüleşmesi dikkate alınarak, odak ülke olarak Türkiye seçilmiştir. Gelecek yıllarda, yargı alanlarında yaşanan adil yargılanma hakkına yönelik zorlukları yansıtmak üzere başka ülkeler seçilecektir” ifadelerini kullandı.

    “SİSTEMATİK TACİZ, TUTUKLAMA VE YARGILAMALARA SON VERİLMELİ”

    Salman, imzası bulunan kuruluşlar olarak raporlarda tespit edilen sorunların bir yansıması olarak, ülkede adil yargılanma hakkının tam olarak korunmasını sağlamak ve bu hakkın altında yatan ilkelerin etkin bir şekilde hayata geçmesini sağlayacak bir ortam yaratmak için Türkiye yetkililerini aşağıdaki adımları uygulamaya çağırdı:

    * Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak için gerekli yasal ve diğer önlemler alınmalı ve yürütme de dahil olmak üzere yargının işleyişine doğrudan müdahale, baskı veya etki oluşturan tüm uygulamalar sona erdirilmelidir;

    * BM Evrensel Periyodik Gözden Geçirme kapsamındaki İnsan Hakları Konseyi[2] ve Venedik Komisyonu[3] da dahil olmak üzere çok sayıda insan hakları gözetim mekanizmalarının Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nu yürütmeden bağımsız kılmak ve kararlarının uygulanmasını sağlamaya yönelik tavsiyeleri uygulamaya konulmalıdır.

    * Türk Ceza Kanunu’nun ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun geniş, muğlak ve eleştirel seslere karşı keyfi olarak uygulandığı tespit edilen ilgili maddelerinin açıklık ve öngörülebilirlik gereklilikleri ile hukuki belirlilik ve kanunsuz ceza olmaz ilkelerini karşılayacak şekilde değiştirilmelidir;

    * Avukatlara, yargıçlara, diğer hukukçulara, gazetecilere, insan hakları savunucularına, muhalif politikacılara, akademisyenlere ve diğer kişilere yönelik, uluslararası adil yargılanma standartları bağlamında yargılamalarda belirli ceza gerektiren fiillere ilişkin inandırıcı bir kanıt olmaksızın süregelen sistematik taciz, tutuklama ve yargılamalara derhal son verilmelidir.

    * Tüm cezai soruşturma ve kovuşturmalarda masumiyet karinesi ilkesini garanti edilmeli ve bu ilke korunmalıdır,

    * İfade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlükleri gibi uluslararası insan hakları sözleşmelerinde korunan bu haklardan yararlanılmasını engelleyen her türlü uygulama, bu özgürlüklerin kullanımının keyfi kovuşturma ve uzun ve cezalandırmaya yönelik tutukluluk için gerekçe olarak kullanılması da dahil olmak üzere sona erdirilmelidir,

    * Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına, Türkiye’nin her düzeydeki ceza mahkemelerindeki tüm ceza kovuşturmalarında uyulması sağlanmalıdır;

    PİRHA/İZMİR

  • Açlık Grevlerini İzleme Heyeti: Hak ihlalleri son bulsun

    Açlık Grevlerini İzleme Heyeti: Hak ihlalleri son bulsun

    PİRHA-‘Açlık Grevlerini İzleme Heyeti İç Anadolu Bölgesi Hapishaneleri Açlık Grevi İzleme Raporu’ yapılan basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklama yapan heyet, “İşkence ve kötü muamele hem Anayasa’da hem Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yasaktır. Ulusal ve uluslararası mevzuatta suç olarak nitelendirilen bu uygulamalara derhal son verilmesi ve bu suçu işleyenler hakkında etkin bir soruşturma yürütülmesi gerekir” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi ve Özgürlükçü Hukuk Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi’nden temsilcilerin oluşturduğu Açlık Grevlerini İzleme Heyeti, hapishanelerde devam eden açlık grevleri ve yaşanan hak ihlalleriyle ilgili bir basın açıklaması yaptı.

    SES Genel Merkez’in de yapılan açıklamayı heyet adına İHD Ankara Şubesi üyesi Ömer Faruk Yazmacı okudu.

    “UYGULAMALAR YASALARA AYKIRI”

    Yazmacı 107 hapishanede devam eden açlık grevlerini hatırlatarak şunları dile getirdi:

    “Tecrit ve görüş yasakları 7 Ağustos 2019 tarihinden bu yana yine devreye girdi. Bu durum BM Mandela Kuralarına, CPT tavsiyelerine ve 5275 sayılı İnfaz Kanununa aykırıdır. Adalet Bakanlığı tarafından bir an önce yasal olmayan bu uygulamaya son verilmeli, gerek avukat gerekse aile görüşleri yaptırılmalıdır.”

    “PANDEMİ BAHANE EDİLEREK HAK İHLALLERİ YAPILIYOR”

    Komisyon olarak gerçekleştirdikleri ziyaretlerde tutuklulardan aldıkları bilgiler doğrultusunda hapishanelerde birçok hak ihlali yaşandığını tespit ettiklerini vurgulayan Yazmacı konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Pandemi gerekçe gösterilerek mahpuslar hapishane içerisinde tecrit koşullarında tutulmaktadır. Açlık grevine giren mahpuslar grev süresince tek kişilik hücrelerde tutularak tecrit edilmekte, mahpuslara açlık grevinde iken hayatta kalmaları için gerekli olan yaşamsal ihtiyaçları ilgili protokollere uygun, yeterli oranda verilmemekte, mahpusların kütüphane, spor, sosyal aktivite gibi hakları kullandırılmamaktadır. Bununla birlikte mahpusların revire çıkma, hastaneye sevk gibi talepleri Pandemi koşulları gerekçe gösterilerek karşılanmamakta, mahpusların sağlık hakkına erişimleri güçleştirilmektedir.”

    “SUÇ İŞLEYENLER ETKİN YARGILANSIN”

    Tutukluların en temel hijyen ve temizlik malzemelerine erişimlerinin dahi hapishane idareleri tarafından sağlanmadığını söyleyen Yazmacı şunları ifade etti:

    “Tüm bu hak ihlallerinin yanında ziyaret gerçekleştirilen hapishanelerde infaz koruma memurları tarafından mahpuslara yönelik işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamelelerde bulunulduğu bilgisi alınmıştır. İşkence ve kötü muamele hem Anayasa’da hem Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yasaktır. Ulusal ve uluslararası mevzuatta suç olarak nitelendirilen bu uygulamalara derhal son verilmesi ve bu suçu işleyenler hakkında etkin bir soruşturma yürütülmesi gerekir.”

    “TECRİT KALDIRILSIN, HAK İHLALLERİ SON BULSUN”

    ‘İşkence, kötü muamele ve insan onuruna aykırı davranış yasağı’ kapsamındaki muamelelerin ortadan kaldırılması gerektiğine vurgu yapan Yazmacı son olarak şunları aktardı:

    “Hasta mahpusların tedavilerinin aksatılmadan yapılması, hastane sevkleri sonrası karantina koşullarının tecrit işkencesi uygulamasına dönüştürülmesinin önlenmesi ve mahpusların kişi onuruna uygun koşullarda tutulması hususunda Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumları ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlar görevlerini yapmalıdır. Açlık grevi yapan mahpusların tutuldukları hapishanelerde bağımsız hekimlerce sağlık kontrollerinin yapılması, protokollere uygun şekilde yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması, tıbbi bakımlarının yapılması gerekmektedir. Daha önceki açlık grevi süreçlerinde de tıbbi olarak yapılacaklar ceza infaz kurumlara iletilmiş olup bu prosedürlere uyulması sağlanmalıdır. Cezaevlerinde süresiz ve dönüşümlü açlık grevi yapan mahpusların sağlıklarının tehlikeye girmemesi için Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumları hak ihlallerinin sonlandırılması ve tecridin kaldırılması için bir an önce adım atmaya bir kez daha davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tutuklu avukatlar Timtik ve Kozağaçlı’nın duruşması 7 Nisan’da yeniden görülecek

    Tutuklu avukatlar Timtik ve Kozağaçlı’nın duruşması 7 Nisan’da yeniden görülecek

    PİRHA-Halkın Hukuk Bürosu, tutuklu bulunan üyeleri avukat Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’nın yeniden görülecek olan duruşmasının 7 Nisan’da saat 10.30’da Çağlayan Adliyesi’nde İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceğini duyurdu. HHB, avukatları sahiplenme çağrısı yaparak, ‘’Bu süreçte duruşmaya katılım ve sahiplenme biraz daha önem kazanmıştır” dedi. 

    Halkın Hukuk Bürosu (HHB) tutuklu bulunan üyeleri avukat Barkın Timtik ve Selçuk Kozağaçlı’nın yeniden görülecek olan davaları için sahiplenme çağrısı yaptı.

    HHB’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “7 Nisan’da Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik’in tutuklu yargılandığı dosyanın duruşması görülecek. Yargıtay’ın 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını Kozağaçlı ve Timtik yönünden bozmasının ardından 2013 ÇHD dosyası ve 2017 dosyası birleşti. Böylece uzun tutukluluk nedeniyle tahliye edilme ihtimalleri doğdu. Bu nedenle katılım ve sahiplenme biraz daha önem kazandı’’ denildi.

    Tutuklu avukatlardan Barkın Timtik’in ablası Ebru Timtik aynı davada tutuklu yargılandığı süreçte ‘Adil yargılama istiyoruz’ talebiyle girdiği ölüm orucunda hayatını kaybetmişti.

    Duruşma tarihi: 07.04.2021
    Saat: 10.30
    Yer: İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi
    Çağlayan Adliyesi.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Avukatlara kapalı olan Ankara Adliyesi AKP’lilerin hizmetinde!

    Avukatlara kapalı olan Ankara Adliyesi AKP’lilerin hizmetinde!

    PİRHA-Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi’nin, 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü sebebiyle yapmak istediği basın açıklamasına polis izin vermedi.

    Bu yıl 11’ncisi düzenlenecek olan Tehlikedeki Avukatlar Günü, Azerbaycanlı avukatlar için gerçekleştiriliyor.

    Ankara Barosu’na bağlı avukatlar, tehlike altında görev yapan Azerbaycanlı meslektaşları için Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak polis, kalkanlarla avukatlara engel oldu.

    Polis, avukatların adliye binasından çıkmasına uzun bir süre izin vermezken, durumu protesto eden avukatlar, “Savunma susmadı susmayacak” sloganı atarak alkışlarla polis müdahalesini protesto etti.

    Yaşananların ardından ÇHD Ankara Şube, Twitter hesabından AKP Ankara İl Başkanlığı’nın 6 Ocak’ta Ankara Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasına ait fotoğrafı paylaşarak “Ankara öyle bir yer ki; avukatlar işyerleri olan adliyede basın açıklaması yapamazken, AKP il başkanı yapabiliyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Demokratik kitle örgütlerinden Sivas Katliamı duruşmasına çağrı!-VİDEO

    Demokratik kitle örgütlerinden Sivas Katliamı duruşmasına çağrı!-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki birçok kurum, 20 Ocak’ta görülecek Sivas Katliamı duruşması için katlım çağrısı yaparak “Tüm kamuoyunu duyarlılığa davet ediyoruz. Hakk ve hakikat için, na-hak zihniyete karşı birlik olalım” dedi.

    20 Ocak Çarşamba günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek Sivas Katliamı davasının duruşmasına  Ankara’daki dernek ve kurumlardan katılım çağrısı geldi.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında “Devlet, yaptığı tüm katliamlarla yüzleşmelidir” denildi.

    “YÜZLEŞMEK, HAK VE HAKİKATİN ORTAYA ÇIKMASIDIR”

    Basın metnini okuyan DAD Ankara Şubesi  Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “28 yıldır süren bu davada gerçekler ortaya çıkmadı, katliamın gerçek suçluları yakalanıp hesap vermedi” diyerek, şunları söyledi:

    “Sivas Katliamı ana davası 2012 yılında zaman aşımına uğratıldı, davada firari üç sanık Eren Ceylan, Murat Sonkur ve Murat Karataş yurtdışında olduğu için dosya kapatılmadı; davaya 20 Ocak 2021 tarihinde Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Yakın tarihe baktığımızda Maraş, Çorum, Malatya katliam davaları sürece yayılmış, karartılmış ve unutturulmuştur. Tarihin tozlu sayfalarının Madımak Katliamı’nın da üzerini örtmesini istemiyoruz. Sadece Madımak Katliamı değil; Roboski, Suruç, 10 Ekim Gar Katliamı, Hrant Dink ve diğer katliamlarla da yüzleşilsin istiyoruz. Bu sebeple, 20 Ocak’ta görülecek mahkemede olacağız. Devlet, bu katliamlarla yüzleşmediği sürece ülkede barış, demokrasi ve bir arada yaşama imkânı olmayacaktır. İnanç örgütleri, Sivil Toplum Kurumları, demokratik güçler olarak tabii ki sahiplenme anlamında eksik kaldık; bir bütün olarak davanın takibinde yeterli tepkiyi gösteremedik. Bu nedenle, 20 Ocak’ta görülecek davaya ilişkin çağrımızdır: Toplumun, hak arama mücadelesi veren davalara sahip çıkmasını istiyoruz. Ülkedeki demokratik mücadeleye katkısı olacağını düşünüyoruz.”

    “Yüzleşmek, hak ve hakikatin ortaya çıkmasıdır” diyen Karabudak, “Devlet, yaptığı tüm katliamlarla yüzleşmelidir; gerçek suçlular yakalanıp adalet önünde hesap vermelidir. Bu Katliamlar insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Bu suçlarda zaman aşımı olmaz. Üzeri kapatılamaz. Bizler, yarın (20 Ocak) saat 14.00’te Ankara Adliyesi, 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya katılıyoruz; tüm kamuoyunu da duyarlılığa davet ediyoruz. Hak ve hakikat için, na-hak zihniyete karşı birlik olalım. Hak ve hakikat için, zalime karşı duralım” ifadelerine yer verdi.

    “BU ÇIĞLIĞI SONUNA KADAR SÜRDÜRMELİYİZ”

    Açıklamanın ardından söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki ise “Yargı maalesef adalet üretmiyor” diyerek, insanlığa karşı suçların halen zamanaşımına uğratıldığını ifade etti.

    “Bu dava mahşere bırakılmayacak” diyen Tiryaki, şunları dile getirdi:

    “Bu katliamın hesabının sorulacağını göstermek açısından bir araya gelmemiz çok kıymetli. Bu çığlığı sonuna kadar sürdürmeliyiz. Gerçekten toplumsal bir barış istiyorsak bu tür davalara özel anlam atfetmek gerekir. Bir toplum, ancak geçmişiyle yüzleşebilir, katliamlara amasız fakatsız hesap sorabilirse gerçek barışı sağlayabilir. O açıdan bu davaya çok önem atfediyoruz.”

    “BU DAVA SAHİPSİZ DEĞİL”

    Basın toplantısında söz alan bir diğer isim ise 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci oldu. “Katliamın üzerinden 28 yıl geçti ama hiç şüphesiz bu katliam da 10 Ekim Katliamı kadar hala çok sıcak” diyen Sakinci, sözlerine şöyle devam etti:

    “Halen ateşin düştüğü yerden bizi yakmaya devam eden bir noktadayız. Bu ülke katliamlar ülkesi. Bu ülkede gerçekten demokrasiden, adaletten yana olmak istediğinizde ne yazık ki kayıplar veren, bu uğurda mücadele yürüten insanlara dönüşüyorsunuz. Bu dava süreçlerinin birlikte sürdürülmesi gerektiğini en iyi bilenlerden biri olarak biz de bu sürecin takipçisiyiz. Ne olursa olsun bu süreç sahipsiz değil.”

    “DERSİM, ÇORUM, SİVAS KATLİAMLARI SORUMLULARI YARGILANMADIĞI İÇİN KATLİAMLAR DEVAM EDİYOR”

    İnsan Hakları Derneği MYK üyesi İsmail Boyraz da, cezasızlık ve yargı bağımsızlığı konuları üzerinde durarak “1915 yılındaki Ermeni soykırımıyla başlayarak Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki katliamlar; Dersim, Çorum, Sivas katliamları sorumluları yargılanmadığı için katliamlar halen devam ediyor. Çünkü bunları devlet adına iş yapan insanlar olarak değerlendirdikleri için cezasızlık gündeme geliyor. Tabii bunun için de yargının bağımsız olması gerekiyor” diye belirtti.

    Çağrı metninde imzası bulunan kurumlar şöyle:

    Demokratik Alevi Dernekleri

    Çağdaş Hukukçular Derneği

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği

    İnsan Hakları Derneği

    10 Ekim Derneği

    Suruç Aileleri İnisiyatifi

    Ankara Dersimliler Derneği,

    Ankara Vartolular Derneği

    Alınteri

    Kürdistan Komünist Partisi

    Halkların Demokratik Partisi

    PİRHA/ANKARA

     

  • Hapishane İzleme Koordinasyonu: Açlık grevlerinde 49 gün geride kaldı-VİDEO

    Hapishane İzleme Koordinasyonu: Açlık grevlerinde 49 gün geride kaldı-VİDEO

    PİRHA-Hapishanelerde devam eden süresiz ve dönüşümlü açlık grevleri 49. gününe girerken TTB, TİHV, İHD, ÖHD ve ÇHD açıklama yaparak “Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumları hak ihlallerinin sonlandırılması ve tecridin kaldırılması için bir an önce adım atmaya davet ediyoruz” dedi.

    Türk Tabipler Birliği (TTB),  Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), , İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), hapishanelerde 27 Kasım 2020’de başlatılan süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemine dair ortak basın açıklaması yaptı.

    İnsan Hakları Derneği Genel Merkezinde yapılan açıklamayı İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan okudu. Açlık grevi eylemlerinin 107 hapishaneye yayıldığını belirten Türkdoğan, “Türkiye’deki hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlallerinin sonlandırılması, ağırlaşan infaz koşullarının düzeltilmesi ve İmralı Hapishanesi’nde uzun zamandır sürdürülen ağır tecrit ve izolasyona son verilerek aileler ve avukatları ile görüşmelerin sağlanması talepli olarak Türkiye hapishanelerinde uzun süredir hak ihlalleri yaşanmaktadır ve bu durum sürekli hale gelmiştir” dedi.

    Türkdoğan, “Tecrit ülkenin bütün hapishanelerine yayıldı” diyerek Adalet Bakanlığı ve AİHM’e de gereğinin yapılması konusunda çağrıda bulundu.

    “ADALET BAKANLIĞI TECRİDİN KALDIRILMASI İÇİN BİR AN ÖNCE ADIM ATMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Türkdoğan, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Biz imzası bulunan hak, hukuk ve sağlık örgütleri, sayısı 107’ye ulaşan hapishanelerde süresiz ve dönüşümlü açlık grevi yapan mahpusların sağlıklarının tehlikeye girmemesi için Adalet Bakanlığı ve ilgili kurumları hak ihlallerinin sonlandırılması ve tecridin kaldırılması için bir an önce adım atmaya davet ediyoruz. Açlık grevi sürecini yakından izlemek için oluşturduğumuz İzleme Koordinasyonu olarak merkezi ve yerel düzeyde gerekli girişimlerde bulunacak, bu durumu raporlayarak demokratik kamuoyunun oluşmasına katkı sunacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tahir Elçi Mersin’de anıldı

    Tahir Elçi Mersin’de anıldı

    PİRHA- Tahir Elçi’nin ölüm yıldönümü dolayısıyla ÖHD ve ÇHD Mersin Şubeleri ortak açıklama yaparak, “. Bizler Tahir Elçi’nin öğrencileri, meslektaşları, mücadele arkadaşları olarak anısına sahip çıkıyor, mücadelesinin ışığında ilerleyeceğimizin sözünü veriyoruz” denildi.

    Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Mersin Şubeleri, Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin ölüm yıl dönümü dolayısıyla açıklama yaptı. Mersin Adliyesi önünde yapılan açıklamaya ÖHD ve ÇHD üyesi avukatlar, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Açıklamayı okuyan ÖHD Mersin Şubesi Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, Tahir Elçi’nin öldürülmesinden 1,5 ay önce bir televizyon programında yaptığı konuşmanın ardından hedef gösterilmeye başlandığını ve ardından katledildiğini belirterek “26 Kasım 2015 günü, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki tarihi Dört Ayaklı Minare yaşanan bir çatışmada zarar gördü. Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 günü Diyarbakır Barosu adına meslektaşlarıyla birlikte bir basın açıklaması yapmak için Dört Ayaklı Minare önüne geldi. Yaptığı açıklamada Tahir Elçi ısrarla süregiden şiddetin sona ermesi çağrısında bulundu” diye konuştu.

    ‘CİNAYETİN CEZASIZ KALMAMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ’

    Tahir Elçi’nin katledilmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşmasında yaşananlar Tahir Elçi’nin muhtemel katillerinin 5 yıl önce olduğu gibi bugün de korunmakta olduğunu herkese bir kez daha gösterdiğine dikkat çeken Sarıyıldız, şunları ifade etti:

    “Tahir Elçi, hayatı boyunca faili meçhuller, işkence yaşam hakkı ihlalleri ve cezasızlığa karşı yaptığı çalışmalarla Türkiye’nin en değerli insan hakları savunucularından ve hukukçularındandı. Bizler Tahir Elçi’nin öğrencileri, meslektaşları, mücadele arkadaşları olarak anısına sahip çıkıyor, mücadelesinin ışığında ilerleyeceğimizin sözünü veriyoruz. Tahir Elçi cinayetinin tüm yönleriyle açığa çıkarılıp cinayette icrai ve ihmali eylemi olan tüm kamu görevlilerinin davaya dahil edilmesi ve cinayetin cezasız kalmaması için mücadele etmeye devam edeceğiz”

    Açıklama “Tahir Elçi ölümsüzdür” sloganıyla sonlandı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Ebru ve Aytaç için adalet nöbetleri devam ediyor

    Ebru ve Aytaç için adalet nöbetleri devam ediyor

    PİRHA- Adil yargılanma talebi ile aylar önce başladıkları ölüm orucunu sürdüren Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’in için adalet nöbetleri devam ediyor.

    ‘Adil yargılanma’ talebiyle avukat Ebru Timtik 231, Aytaç Ünsal ise 200 gündür ölüm orucunda. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen avukatlar 30 Temmuz’dan bu yana hastanede tutuluyor.

    Ebru ve Aytaç’a destek olmak için dün Av. Ebru Timtik’in 20 gündür zorla tutulmakta olduğu Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Avukatların zorla tutulmasına karşı çıkan sanatçılar da hastane önündeki eyleme destek vermek için oradaydı. Pınar Aydınlar, Ayla Yılmaz, Grup İsyan Ateşi, Serhad Raşa ve Abbas Şahin, Ebru ve Aytaç’ın dostlarını yalnız bırakmadı.

    ‘Aytaç ve Ebru’ya ses oluyoruz’ çağrısıyla TAYAD’lı aileler bugün saat 15.00’te 20 gündür hastanede zorla müdahale tehdidi altında olan Ebru ve Aytaç için hastane önünde bir destek eylemi gerçekleştirilecek.

    Aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), ‘Ebru ve Aytaç’ı yaşatmak bizlerin ellerinde’ çağrısıyla tüm avukatları, Ebru  ve Aytaç’ın dostlarını ve demokratik kamuoyunu bugün saat 19.00’da İstanbul Barosu önündeki eyleme davet etti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Timtik ve Ünsal için Mersin Adliyesi önündeki oturma eylemi 8. gününde

    Timtik ve Ünsal için Mersin Adliyesi önündeki oturma eylemi 8. gününde

    PİRHA- Ölüm orucuna devam eden avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Mersin Adliyesi önündeki oturma eyleminin 8. gününde eyleme destek veren İHD, Eğitim-Sen, Mersin Dersimliler Derneği temsilcileri ölümler yaşanmadan Timtik ve Ünsal’ın “adil yargılanma” talebinin karşılanmasını istedi.

    “Adil yargılanma” talebi ile ölüm orucu eylemi yapan Halkın Hukuk Bürosu (HHB) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar Ebru Timtik’in 224, avukat Aytaç Ünsal’ın ise 193. gününde eylemleri devam ediyor.

    Timtik ve Ünsal’ın eylemine dikkat çekmek ve “adil yargılanma” taleplerinin kabul edilmesini isteyen Özgürlükçü Hukukçular Dermeği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar Mersin Adliyesi önünde bir araya gelmeye devam ediyor.

    Bugünde eyleme aralarında İnsan Hakları Derneği (İHD), Eğitim-Sen Mersin Şubesi, MUAMMA LGBTİ+ Derneği ve Mersin Dersimliler Derneği temsilcilerinin de bulunduğu yurttaşlar ve avukatlar destek verdi.

    Yapılan konuşmalarda Timtik ve Ünsal’ın “adil yargılanma” taleplerinin yerine getirilmesini istendi.

    PİRHA/MERSİN

  • Timtik ve Ünsal için Mersin Adliyesi önündeki oturma eylemi 5. gününde-VİDEO

    Timtik ve Ünsal için Mersin Adliyesi önündeki oturma eylemi 5. gününde-VİDEO

    PİRHA- Ölüm orucuna devam eden avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Mersin Adliyesi önündeki oturma eyleminin 5. gününde eyleme destek veren Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşeni kurum temsilcileri ölümler yaşanmadan Timtik ve Ünsal’ın “adil yargılanma” talebinin karşılanmasını isterken, destek açlık grevi yapan avukatlar Sebahat Gençtarih ile Mehdi Zana Akkaya da “herkese bir gün adalet lazım olacak” dedi.

    Haberin videosu;

    “Adil yargılanma” talebi ile ölüm orucu eylemi yapan Halkın Hukuk Bürosu (HHB) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar Ebru Timtik’in 221, avukat Aytaç Ünsal’ın ise 190. gününde eylemleri devam ediyor.

    Timtik ve Ünsal’ın eylemine dikkat çekmek ve “adil yargılanma” taleplerinin kabul edilmesini isteyen Özgürlükçü Hukukçular Dermeği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar Mersin Adliyesi önünde bir araya gelmeye devam ediyor.

    Timtik ve Ünsal için Mersin’de adalet nöbetinin 5. gününde Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşeni kurumlar destek verirken, Timtik ve Ünsal’a, ÖHD üyesi avukatlar Mehdi Zana Akkaya ve Sabahat Gençtarih de bir günlük açlık greviyle destek oldu.

    “EBRU VE AYTAÇ İÇİN ADİL YARGILANMA TALEBİ DERHAL KARŞILANMALIDIR”

    Oturma eyleminde konuşan Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü ve Tüm Bel-Sen Şube Başkanı Mustafa Özbay, Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma talebi ile ilgili başlatmış oldukları ölüm orucunda kritik safhaya gelindiğini belirterek, şunları ifade etti:

    “Bu insanlar tek bir istedikleri var o da adil yargılanma hakkı. Demokratik ülkelerde olduğu gibi adil yargılanma hakkı her yurttaşın her vatandaşın hakkıdır. Bu vatandaşlarımızın da tek istedikleri bir şey var oda adil yargılanma. Türkiye’de hukuk devleti anlayışının son yıllarda giderek yok oldu. Anayasamızda Türkiye Cumhuriyeti bağımsız sosyal bir hukuk devletidir diyor. Son zamanlarda hukuk devletinin sadece kırıntılarının kaldığı bir dönemde son kalan hukuk kırıntıları da yok edilmeye çalışılıyor. Bizler biliyoruz ki hukuk olmazsa adalet, adalet olmazsa demokrasi, insan hakları, eşitlik, özgürlük, can-mal güvenliği, iş-aş kısacası hayat olmaz. Bir an önce hukuk devleti örülerek herkes için adalet sağlanmalıdır. Ebru ve Aytaç için adil yargılanma talebi derhal karşılanmalıdır. Bizler Mersin Emek ve Demokrasi Platformu olarak her türlü haksızlığa karşı meşru mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz.”

    Bir günlük açılık grevinde bulunan ÖHD üyesi Avukat Mehdi Zana Akkaya da Timtik ve Ünsal’ın taleplerinin sonuna kadar arkasında olduklarını belirtirken, Avukat Sabahat Gençtarih de iki avukatında ölümün eşiğine geldiğini ifade ederek, “Ebru ile en son 192. Günde cezaevinde görüştüğümde bu sorunun sadece kendisinin ve Aytaç’ın sorunu olmadığını bu ülkede yaşayan herkesin sorunu olduğunu söyledi. Bugün bizim dosyamızda sahte bir tanıkla karar çıkartıp, bize hapis cezaları verdirip hızla istinaftan çıkaran üst akıl yarın bir gün herkesin kapısını çalar. Bu sadece bizim başımıza gelmiyor bu sebeple dayanışmanızı talep ediyoruz demişti. Tam da bu noktadan dayanışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    PİRHA/MERSİN

  • Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Mersin Adliyesi’nde eylem-VİDEO

    Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Mersin Adliyesi’nde eylem-VİDEO

    PİRHA- Ölüm orucuna devam eden avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Mersin Adliyesi önünde oturma eylemi düzenleyip açıklama yapan ÖHD ve ÇHD üyesi avukatlar, Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınıp ivedi olarak Timtik ve Ünsal’ın tahliyesine karar verilmesini istedi.

    “Adil yargılanma” talebi ile ölüm orucuna başlayan Halkın Hukuk Bürosu (HHB) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar Ebru Timtik’in 215, avukat Aytaç Ünsal’ın ise 184. gününde eylemleri devam ediyor.

    Timtik ve Ünsal’ın eylemine dikkat çekmek ve “adil yargılanma” taleplerinin kabul edilmesini isteyen Özgürlükçü Hukukçular Dermeği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar Mersin Adliyesi önünde bir araya geldi.

    “HAKSIZLIK KARŞISINDA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Avukatlar adına açıklama yapan ÖHD Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Ebru Timtik ve Aytaç Unsal hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan “Sanıkların cezaevinde kalması sağlıkları açısından uygun değil” kararının bir önce uygulanması gerektiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Siyasal iktidarın hak savunucusu avukatlara açık ve bariz bir saldırı içerisinde olduğu kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bunu bir alışkanlığa dönüştürdüğü ve yargıyı, yargının bir parçası olan avukatlara bir saldırı aracı olarak kullandığı maalesef ortadadır. Meslektaşlarımız Ebru, Aytaç ve diğerlerine yapılan hukuka aykırı ve hukuka rahmet okutan uygulamalar bunun açık ve bariz bir örneğidir. Bu kapsamda ve bütün bunların farkında olarak, bu haksızlık karşısında durmayı bir görev ve aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olarak görüyoruz.

    “EBRU TİMTİK VE AYTAÇ ÜNSAL’IN YAŞAMLARI TEHLİKE ALTINDA”

    Bu kapsamda bizler Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği ve Mersin Barosu üyeleri olarak, meslektaşlarımız Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın yaşamlarının tehlike altında olduklarını ve adil yargılanma taleplerini bir kere daha hatırlatarak, Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınıp ivedi olarak meslektaşlarımızın tahliyesine karar verilmesini, aksi yöndeki her kararın takipçisi olacağımızı bugünden itibaren her gün saat 12:00’de Mersin Adalet Sarayı önünde Adalet nöbeti tutacağımızı ve adil yargılama hakkını ihlal eden, yaşam hakkına gereken değeri ve önemi vermeyen her kim olursa olsun hukuk nezdinde peşini bırakmayacağımızı belirtmek isteriz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Kadınlardan ortak mesaj: Ebru ve Aytaç’ın adalet talepleri karşılansın-VİDEO

    Kadınlardan ortak mesaj: Ebru ve Aytaç’ın adalet talepleri karşılansın-VİDEO

    PİRHA- DAD Kadın Meclisi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarından Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın taleplerinin kabul edilmesi için sosyal medya üzerinden #taleplerkarşılansın# hashtagiyle başlattığı kampanyaya kadınlar mesajlarıyla destek verdi.

    Haberin videosu;

     

    Avukatlarından Ebru Timtik’in 155. gününde ve 40 kiloya düştüğü, ağzında ve vücudunda yaralar oluştuğu, nefes almakta, konuşmakta zorluk yaşadığını bağışıklık sisteminin tamamen çöktüğünü, Aytaç Ünsal’ın da 132. gününde ve durumu kiritik bir hal almaya başladığına dikkat çeken Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi’nin #taleplerkarşılansın# hashtagiyle başlattığı kampanyaya kadınlardan destek geldi.

    Kadınlar sosyal medya üzerinden yayınladıkları mesajda, Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adalet taleplerinin karşılanmasını istedi.

     

  • ‘Kırşehir Cezaevi’nde mahpuslar açlık grevi başlattı, uygulamalar 12 Eylülü aratmıyor’-VİDEO

    ‘Kırşehir Cezaevi’nde mahpuslar açlık grevi başlattı, uygulamalar 12 Eylülü aratmıyor’-VİDEO

    PİRHA – Kırşehir Cezaevi’nde “askeri nizamda sayım” dayatmasını kabul etmeyen 8 tutuklunun süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladığını aktaran İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, tutukluların çıplak arama, darp ve kötü muameleye maruz kaldığını belirtti. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Kırşehir E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan mahpusların uğradığı hak ihlalleri ile açlık grevindeki tutukluların durumlarına dair hazırladıkları ortak raporu İHD Genel Merkezi’nde açıkladı.

    1 Haziran’da heyet olarak Kırşehir Cezaevi’ni ziyaret ettiklerini söyleyen İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, tutuklulardan Ç.Y.’nin 19 Mayıs’ta, Ö.H.’nin 21 Mayıs’ta, C.Y ile M.D’nin 22 Mayıs’ta, E.K.’nin 25 Mayıs’ta, M.Y, F.G. ve M.K.’nin ise 28 Mayıs’ta süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladığını belirtti.

    Çevirmen, tutuklulardan Ö.H.’nin 6 Mayıs’ta askeri nizamda ayakta sayımı reddettikleri için dilekçe verdiklerini, öncesinde her gün zorla avluya çıkarılarak hizalı askeri nizamda sayım yaptırıldığını, akabinde 7 Mayıs’ta koğuşların dağıtıldığını, bu sırada darp edildiklerini, kollarından sürüklenerek müşahedeye götürüldüklerini aktardığı söyledi.

    Nuray Çevirmen, Ö.H.’nin kameralar olmayan yerde sürüklenerek, kafalarına ve sırtlarına olacak şekilde darp edildiklerini de aktardığını belirtti.

    Çevirmen, tutuklu Ö.H.’nin anlatımlarını şöyle anlattı:

    “Kötü muameleye ilişkin HDP ve CHP grup başkanvekillerine mektup yazdık ancak bu mektuplar ‘sakıncalı’ bulunarak, cezaevi tarafından gönderilmedi. Birebir aynı içerikte olan Adalet Bakanlığı’na yazdığımız mektup ise cezaevi tarafından gönderildi.”

    Gardiyanların hijyen kurallarına riayet etmediğini ve maske/eldiven kullanımına özen göstermediğini belirten Ö.H.’nin “Bana slogan atmaktan 3 ay, sayım vermemekten 3 ay görüş cezası; açlık grevi sebebi ile de 3 ay etkinlik cezası verildi” dediği de aktarıldı.

    Çevirmen, tutuklulardan Ö.H.’nin 6 Mayıs’ta askeri nizamda ayakta sayımı reddettikleri için dilekçe verdiklerini, öncesinde her gün zorla avluya çıkarılarak hizalı askeri nizamda sayım yaptırıldığını, akabinde 07 Mayıs’ta koğuşların dağıtıldığını, bu sırada darp edildiklerini, kollarından sürüklenerek müşahedeye götürüldüklerini aktardığı söyledi. Çevirmen, Ö.H.’nin kameralar olmayan yerde sürüklenerek, kafalarına ve sırtlarına olacak şekilde darp edildiklerini de aktardığını belirtti.

    DARB EDİLENLER GARDİYANLARIN ELDİVEN VE MASKELRİ YOKTU”

    Çevirmen, tutuklu Ö.H.’nin anlatımlarını şöyle paylaştı: “Darp edildiğimizde gardiyanların eldiven ve maskeleri yoktu. Müşahedede çıplak aramaya maruz bırakıldık. 7 Mayıs’ta olay sonrası doktor kontrolüne götürüldük, darp olduğunu söyledik ama rapor yazıp, yazmadığı hakkında bilgimiz yok. Kötü muameleye ilişkin HDP ve CHP grup başkanvekillerine mektup yazdık ancak bu mektuplar ‘sakıncalı’ bulunarak, cezaevi tarafından gönderilmedi. Birebir aynı içerikte olan Adalet Bakanlığı’na yazdığımız mektup ise cezaevi tarafından gönderildi. 25 gündür müşahededeyiz. 21 Mayıs’tan bu yana açlık grevindeyim, günde bir tane B vitamini veriliyor, şeker ve tuz alıyoruz. Meyve suyu verilmesi için dilekçe verdik, 5 günde bir tane meyve suyu veriliyor. Hijyen sorunu var, odalar çok kirli ve tuvalet vs. iç içe olması sebebi ile çok kötü koku var. Gardiyanlar hijyen kurallarına riayet etmiyor, maske – eldiven kullanımına özen gösterilmiyor. Bana slogan atmaktan 3 ay, sayım vermemekten 3 ay görüş cezası; açlık grevi sebebi ile de 3 ay etkinlik cezası verildi.”

    “ÇIPLAK ARAMA VE  ‘ÇÖK-KALK’ MUAMELESİ UYGULANIYOR”

    Tutuklu S.Ö. ile yapılan görüşmeye de değinen Çevirmen, S.Ö.’nün 27 Mayıs’ta ayakta sayım vermeyeceklerini ifade eden bir dilekçe verdiklerini, bu dilekçe işlem görmeyince 28 Mayıs’ta tekrar dilekçe verdiklerini ve bu dilekçelerinin işleme alınmasıyla birlikte 29 Mayıs’ta baş memur ile birlikte 30-40 kadar kişinin sayıma geldiğini ve memurların ayakta sayım vermeye zorladığını anlattığını kaydetti.

    Çevirmen, şunları paylaştı:

    “S.Ö. sonrasında gardiyanların kendilerini sürükleyerek dışarı çıkardıklarını söyledi. Bu durumda dahi sayım vermeyeceklerini söylediklerinde ise sürükleyerek hücrelere götürülmeye çalışıldıklarını, baş ve bel bölgelerine kuvvet uygulanarak, kolları arkada ters kelepçeliymiş gibi bir duruma getirilerek darp edildiklerini, çok fazla memur olduğunu, kişi başı 5-6 memur düştüğünü ve darp edildiklerini, İ.B.’nin sırtına basıldığını, F.A.’nın da sırtına 5 kişinin ayakları ile bastığını, kendisine de kafasını kaldırmaması için elleri ile tazyik uyguladıklarını, hücreye getirildiklerinde; hücre kapısında zorla çıplak arama yapmaya çalıştıklarını, buna karşı sert çıktıklarında ise ‘soyunun’ dediklerini, soyunduktan sonra hücreye alındıklarını ve hücre içinde de kendilerine çök – kalk yaptırıldığını, bazı arkadaşlarına da çıplak aramadan sonra çoraplarının vs. verilmediğini ancak istediklerinde verildiğini, aynı gün saat 10.00 civarı doktorun geldiğini, hiçbir muayene yapmadığını, elleri, kolları ve bellerinin vs. ağrıdığını söylemelerine rağmen doktorun muayene etmeden gittiğini, aynı gün kendileri hakkında disiplin soruşturması açılmış olduğunu, şu an tek kişilik hücrede kaldıklarını aktardı.”

    “3 KİŞİ DAHA AÇLIK GREVİNE DAHİL OLACAK”

    Çevirmen, tutuklu S.Ö.’nün şeker hastası olduğu için açlık grevine başlamayacağını ancak kötü muameleye karşı arkadaşları F.A.’nın 2 Haziran’da, Ö.B.’nin 5 Haziran’da, İ.B.’nin ise 9 Haziran’da açlık grevine başlayacağını aktardığını söyledi.

    Çevirmen, E.K, C.Y., F.G., M.D., M.K. ve Ç.Y. ile yapılan görüşmelerdeki ortak anlatımlar maddeler halinde şöyle sıraladı:

    “* 7 Mayıs 2020 tarihinde yaşanan darp olayı sonrasında koğuşların dağıtılmasıyla birlikte 3 kişinin (E.K., Ö.H. ve Ç.Y.’nin) sağ tarafta bulunan 3 ayrı müşahede odasında, 2 kişinin (M.D., C.Y.’nin) ise sol tarafta bulunan 2 ayrı müşahede odasında tek başına kaldığını, görüşme günü itibariyle 25 gündür müşahede odasında tek başına bulundukları,

    * E.K. tarafından cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Milletvekili Özgür Özel ve Meral Danış Beştaş’a yazılan mektupların sakıncalı sayılarak gönderilmediğini ve idare tarafından mektubun yok edilmesine karar verildiği,

    * 25 gündür müşahede odasında kalan E.K., günde 20 dakika havalandırmaya çıkabildiği, C.Y. ise 25 gündür 4 kez havalandırmaya 15 dakika ile sınırlandırılarak ve tek başına çıkarıldığı ve çıkarıldığı saatlerin güneşi göremeyeceği saatler olduğunu, sadece son çıktığı havalandırmada güneşi görebildiği,

    * Müşahede odasında kalanların odalarının dışarıdan yeni gelen ya da dışarıyla temas etmiş mahpusların karantina odalarıyla aynı koridorda olduğu ve gardiyanların temizliğe, maske kullanımına vs. çok özen göstermedikleri,

    * Müşahede odalarının çok kirli ve pis olduğu, gerekli temizlik malzemelerinin idare tarafından verilmediği gibi kendilerinin almasına da izin verilmediği, battaniyelerinin kendilerine getirildiği; ancak nevresimlerinin verilmediği, müşahede odasının çok soğuk olduğu, hiç gün ışığı almadığı ve çok üşüdükleri,

    * 7 Mayıs 2020 tarihinde gerçekleşen cebir ve şiddet olayına ilişkin şikâyetlerine henüz bir sonuç alamadıkları ve şikâyetlerinin ulaşıp ulaşmadığını da bilmedikleri,

    * Açlık grevinde olan E.K tarafından; hemşirenin normalde günlük tansiyon ölçümlerini yaptığını; ancak 31 Mayıs’ta izne ayrıldığı için ya da başka bir sebepten cezaevinde olmadığından son gün sadece tartı ölçümü yapıldığı,

    * Açlık grevinde olan C.Y. tarafından; tartının bozuk olduğu, idare tarafından verilen iaşe içindeki meyve suyunun şekerli sudan farkı olmadığı, kendilerinin kantinden meyve suyu almalarına ya da meyve alıp suyunu sıkmalarına da izin verilmediği,

    * Açlık grevine giren mahpuslara kısıtlı miktarda iaşe verildiği, meyve suyunun 5 günde bir sadece 1 litre verildiği,

    * B vitamininin bazı mahpuslara günde bir tane, bazılarına 2 günde bir tane verildiği,

    * Açlık grevindeki mahpuslara sadece kilo kontrolü yapıldığını, başlangıçta yapılan kan ve tansiyon ölçümünün 3 gündür yapılmadığını, görüş yapıldığı gün Ç.Y’yle görüşen hapishane doktorunun provokatif yaklaşımları olduğu,

    * M.K.’nun açlık grevine başladığı gün darp edilerek hücreye alındığı, kendisine herhangi bir temizlik malzemesi verilmediği, hücrede lavabo taşının olmadığı ve musluğun da bozuk olduğu belirtilmiştir.”

    “SUÇ TEŞKİL EDEN UYGULAMALARA İLİŞKİN İYİ İZLENİM YOK”

    Çevirmen, cezaevi girişinde çevik kuvvet ve TOMA’nın bulunduğu ve yoğun güvenlik önlemleri alındığını belirterek, “Heyetle birlikte gelen İHD temsilcisi kurum idaresi ile görüşme talebinde bulunmuşsa da idarenin görüşme yapmayacağı fakat Kırşehir Cumhuriyet Başsavcısının görüşme yapacağı ifade edilmiş, bunun üzerine heyetimiz avukat eşliğinde adliyeye gitmiştir. Adliyeye giden heyeti Kırşehir Adliyesi’ne kadar emniyet ekiplerinin araçları takip etmiş, GBT yapmıştır. Adliyede ise Başsavcının değil infaz savcısının görüşmeyi kabul ettiği, kendisinin de avukatlar dışında kurum temsilcileri görüşme yapmayacağını beyan etmesi üzerine avukat görüşmeyi yapmışsa da hukuka aykırı ve suç teşkil eden uygulamalardan vazgeçilmesine dair olumlu bir izlenim alınamamıştır” şeklinde konuştu.

    “FİZİKSEL İŞKENCE VE KABA DAYAK VE UYGULAMLARI DEVAM EDİYOR”

    Çevirmen, askeri nizam da avluya çıkarılarak yapılmak istenen ayakta sayımın kabul edilmemesi halinde hücrelerde ve koğuşlarda, mahpuslara fiziksel şiddet uygulandığı, işkence yapıldığı, kaba dayak, hakaret, uygulamalarına başvurulduğu ifade edildiğine işaret ederek, bunun da ulusal ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu vurguladı.

     “MAHPSULARIN ŞİKAYET DİLEKÇELERİNİN AKIBETLERİNE İLİŞKİN BİLGİ VERİLMİYOR”

    Çevirmen, “Mahpusların hapishanede yapılan işkenceye ilişkin şikâyetler, başvurular olmasına rağmen bu hususta bir şey yapılmamış ve mahpusların şikâyet dilekçelerinin akıbetine ilişkin bilgi de verilmemiştir. Bu hususta adli ve idari soruşturma yürütüldüğüne ilişkin hiçbir gösterge yoktur. Mahpuslara hiçbir şekilde dönüş yapılmamış, ifadelerine başvurulmamıştır. Tam tersine işkenceye karşı slogan atan mahpuslara disiplin soruşturması açılmıştır. Mahpuslara işkence yapan kamu görevlisi olan gardiyanlar gibi bu olayın etkili soruşturmasının yürütülmesini engelleyen her türlü kademede görev yapan tüm kamu görevlilerin sorumluluğu mevcuttur. İşkence yasağı ve işkenceye karşı fiillere ilişkin etkili soruşturma yükümlülüğü ihlal edilmiştir” DEDİ.

    “DENETİM YETKİSİNİ YERİNE GETİRMEYEN İDARENİN SORUMLULUĞU AÇIK”

    Tespit edilen hak ihlallerinde idari yöneticilerin, personelin, denetim yetkisini yerine getirmeyen idari kurumların sorumluluğunun bulunduğunu dile getiren Çevirmen, şunları kaydetti:

    “İşkenceye maruz kalan kişilerin Adli Tıp Kurumu’na ya da tam teşekküllü bir hastaneye sevklerinin yapılması, mahpusların tedavisinin yapılması, ilgili görevliler hakkında idari soruşturma başlatılması ve İstanbul Protokolü’ne uygun cezai soruşturma süreci yürütülmesi gerekmektedir. Bu sebeple tüm idari yöneticilerin, personelin, denetim yetkisi bulunan idari kurumların ve ilgili bakanlıkların ulusal ve uluslararası mevzuattan doğan sorumluluklarını yerine getirmesini ve sorunları ivedilikle çözmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ölüm orucundaki avukatlar için imza kampanyası

    Ölüm orucundaki avukatlar için imza kampanyası

    PİRHA – Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar adil yargılanma talebi ile ölüm orucundalar. Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu yayınladığı bir açıklama ile ölüm orucu yaparak adalet arayan Av. Aytaç Ünsal ve Av. Ebru Timtik için yetkilileri göreve çağırdı.

    5 Şubat 2020 tarihinden bugüne adil yargılanma hakkı için başlattıkları açlık grevi eylemlerini 5 Nisan’da ölüm orucuna dönüştüren Av. Aytaç Ünsal ve Av. Ebru Timtik için Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu imza kampanyası başlattı.

    Koordinasyon, ölüm orucundaki avukatların yaşam haklarının tüm kamuoyunun sorumluluğu altında olduğunu belirterek herkesi destek olmaya davet etti.

    “ÇHD ÜYESİ AVUKATLARA 159 YIL HAPİS CEZASI İSTENDİ”

    Çağdaş Hukukçular Derneği Üyesi 18 Avukat hakkında yürütülen soruşturmalar ve yargılamalar sonrasında toplam 159 yıl hapis cezası istenmişti.

    Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu yayınladığı açıklamada, “ÇHD üyesi 18 avukata, adil yargılamaya ilişkin tüm usul güvenleri, savunma hakkı ihlal edilerek, toplamda 159 yıl hapis cezası verildi. Avukatlara tahliye kararını veren yargıçlar kararlarını geri almaya zorlandı ve ardından davadan alındılar. Sonra atanan yargıçlar tarafından hızlıca verilen ve bizatihi avukatlık faaliyetinin suç sayıldığı bu karar, bugün hala Yargıtay önünde beklemektedir. Bu metne imza atanlar olarak, mevcut durumda Türkiye’de hakim olan siyasallaşmış yargı pratiğinden endişe duyuyoruz” denildi.

    Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu tarafından açılan imza kampanyasına da Avukatların yaşatılması için verilen mücadeleye herkesin destek vermesi istendi. Yine Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, “Yargıtay ve Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkilileri derhal göreve çağırıyoruz” dedi. 

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Tutuklu Avukat Ebru Timtik’in ailesi de açlık grevinde-VİDEO

    Tutuklu Avukat Ebru Timtik’in ailesi de açlık grevinde-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu bulundukları cezaevlerinde 5 Şubat’ta başladıkları açlık grevi eylemini 5 Nisan’da ölüm orucuna çeviren Halkın Hukuk Bürosu (HHB) Üyeleri Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal için Timtik’in ailesi de 5 günlük açlık grevine başladılar.

    Haberin Videosu

    https://youtu.be/Z0u1OA4f0Jk

    5 Nisan Avukatlar Günü’nde adil yargılama taleplerinin karşılık bulması adına açlık grevlerini ölüm orucuna çeviren Av. Ebru Timtik ile Av. Aytaç Ünsal’a destek gelmeye devam ediyor. Av. Ebru Timtik’in teyzeleri de Av. Ebru Timtik’in serbest bırakılması ve adil yargılama talebinin kabul edilmesi için 5 günlük açlık grevine başladılar.

    “İÇİMİZ KAN AĞLASA DA HAKLI MÜCADELELERİNİ DESTEKLİYORUZ”

    Av. Ebru Timtik’in 4 teyzesi ve 4 kuzeni de verilen mücadeleye destek amaçlı 5 günlük açlık grevine başladılar. Açlık grevindeki teyzesi Nuray Deniz “İçimiz kan ağlasa da mücadelelerinin haklılığına olan inancımızla onların yanındayız ve talepleri bir an önce kabul edilsin. Çünkü adalete ve adil yargılanmaya bir gün herkesin ihtiyacı olacak. Talepleri talebimizdir” dedi.

    “PAYLAŞMAK İÇİN BİZ DE AÇLIK GREVİNDEYİZ”

    Av. Ebru Timtik’in teyzesi Yıldız Deniz, “Ölüm orucundaki Ebru Timtik, Aytaç Ünsal, İbrahim Gökçek ve Mustafa Koçak için onların açlığını paylaşmak için, onlara ses olmak için 5 günlük açlık grevindeyim” dedi.

    TUTSAK AVUKATLARA DESTEK HER YERDEN

    Avukatların adil yargılama taleplerine karşılık başlattıkları ölüm orucuna birçok kişiden destek gelmeye devam ediyor. Ailelerinin yanında Sivil toplum kuruluşları, barolar, meslek odaları ve avukat meslektaşları da süreli açlık grevlerine katılarak mücadeleyi destekliyorlar. (HABER MERKEZİ)

  • Demirer ve Özbudun: Avukatların adil yargılanma talebini herkes ciddiye almalı-VİDEO

    Demirer ve Özbudun: Avukatların adil yargılanma talebini herkes ciddiye almalı-VİDEO

    PİRHA- Yazar Temel Demirer ve Akademisyen Sibel Özbudun, avukatlar Ebru Timtik ile Aytaç Ünsal’ın açlık grevi eylemini ölüm orucuna çevirmesine ilişkin Twitter’da bir mesaj yayınladılar. Demirer ve Özbudun, “Onların bu kararlılığı, adil yargılanma talepleri ve kendilerini savunma ısrarı dost, düşman herkes tarafından ciddiye alınmalı ve geniş halk kitlelerine mal edilmelidir. Onurlu bir yaşam için mücadelelerine ses verelim” dediler. 

    Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal, 5 Şubat’ta başladıkları açlık grevini dün ölüm orucuna çevirdiler.

    Cezaevinde bulunan ve “gizli tanık aldatmacası, itirafçılık/iftiracılık, SEGBİS dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama oyunları son bulsun” talepleriyle açlık grevi başlatan 8 avukattan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal açlık grevini ölüm orucuna dönüştürdüler.

    “ÇHD’LİLER, HALKIN AVUKATLARI BU ONURLU MÜCADELENİN SÜRDÜRÜCÜLERİDİR”

    Konuya dair Twitter’da açıklama yapan Yazar Temel Demirer ve Akademisyen Sibel Özbudun, “ÇHD bir gelenektir” diyerek şunları belirttiler:

    “Zorbalar, despotlar ve tiranlar karşısında hakkı, hukuku ve adaleti savunan bir gelenek. ÇHD’liler, halkın avukatları da bu onurlu mücadelenin sürdürücüleridir. Biz bunun böyle olduğuna gündelik hayatımızdan ve tarihsel deneyimimizden tanık ve tarafız. Onlar bu mücadeleyi verir, halkın davasının savunurken hiçbir bedel ödemekten geri durmadılar, boyun eğmediler, teslim alınamadılar. Bugün Silivri’den Burhaniye’ye, oradan da tüm zindanlara uzanan özgürlük ve adalet mücadelesinde onlar bedenlerini bir barikat olarak despotların karşısına dikiyorlar.
    Bunun son örneği Ebru Timtik ile Aytaç Ünsal’ın aldıkları mücadeleyi yeni bir boyuta taşıma kararıdır. Onların bu kararlılığı adil yargılanma talepleri ve kendilerini savunma ısrarı dost düşman herkes tarafından ciddiye alınmalı ve geniş halk kitlelerine mal edilmelidir. Onlar yaşamı, ama onurlu bir yaşamı savundukları için bedenlerini öne sürüyorlar. Onurlu bir yaşam için mücadelelerine ses verelim.”

    Geçtiğimiz yıl açılan bir davada ÇHD ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi 20 avukat için toplamda 159 yıl hapis cezası verilmesi üzerine ÇHD ve HHB üyesi avukatlardan 8’i, “Gizli tanık aldatmacası, itirafçılık/iftiracılık, SEGBİS dayatması, delilsiz, varsayımlara, soyut iddialara dayalı hüküm kurma, ceza yargılama ilkelerinin yok sayılması ile görünüşte bile adil olmayan yargılama oyunları son bulsun” talepleriyle açlık grevine başlamıştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dört baro başkanı, ÇHD’li avukatların nasıl tutuklandığını videolarla anlattı-VİDEO

    Dört baro başkanı, ÇHD’li avukatların nasıl tutuklandığını videolarla anlattı-VİDEO

    PİRHA – İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır Baro Başkanları Twitter’da yayınladıkları videolar ile Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatların haksız yere tutuklandıklarını belirterek, kararın bozulmasını ve tutuklu avukatların serbest bırakılmasını istediler. 

    İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Ankara Barosu Başkanı Av. Erinç Sağkan, İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yüksel ve Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan Aydın #TürkiyedeAvukatOlmak etiketi ile paylaştıkları videoda uygulanan hukuksuzlukları ve adaletsizliği gözler önüne serdiler. 

    İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu  ve Ankara Barosu Başkanı Av. Erinç Sağkan’ın yayınladığı videoda, “Sözde bir yargılama ile haklarında 159 yıl hapis cezası verilen ÇHD üyesi 18 avukatın tamamının ilk duruşmada tahliye olduğunu, tahliye kararına rağmen hapishaneden çıkışlarının 8 saat boyunca engellendiğini, sabaha karşı otoyol kenarında ıssız bir tarlaya bırakıldıklarını 10 saat sonra savcılığın itirazı ile haklarında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldığını, 5  avukatın İstanbul Barosu önünden gözaltına alındığını “Karara uymak için değil korkularını yüzlerine vurmak için geldim” diyen ÇHD Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı’nın duruşma salonunda gözaltına alınıp başka bir heyet tarafından kaçma şüphesi gerekçesi ile tutuklandığını biliyor musunuz?” denildi.

    İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel’in yayınladığı videoda ise “İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 17 avukat hakkında tahliye kararı vermesi sonrasında dağıtıldığını yeni heyetin soruşturmaya dahil olan yargıçlarla oluşturulduğunu biliyor muydunuz?” diye soruldu. 

    Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Cihan Aydın‘ın paylaştığı videoda da, “ÇHD Üyesi 18 avukat hakkında görülen sözde yargılamada mahkeme başkanının gizli tanığı yönlendirmesi ile yaşanmamış bir olayın kurgulandığını, başta hiçbir şey hatırlamadığını söyleyen gizli tanığın mahkeme başkanına, ‘sizin sayenizde hatırladım’ diyerek teşekkür ettiğini biliyor muydunuz?” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Koronavirüs uyarısı: Cezaevlerini bir an önce boşaltılsın

    Koronavirüs uyarısı: Cezaevlerini bir an önce boşaltılsın

    PİRHA- İHD, TİHV, ÖHD, ÇHD, SES, CİSST, yayınladıkları ortak açıklamada, cezaevlerinin doluluk oranlarına dikkat çekerek, olası bir salgında acilen alınması gereken önlemleri sıraladı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği(CİSST), “Covid-19 Salgını Ve Hapishanelerde Acilen Alınması Gereken Önlemler” başlık açıklama yayımladı.

    Açıklamada, “Hapishaneler kişisel alan ve hijyenin en az bulunduğu kapalı kurumlardır. Yoğun ve hareketli nüfus, hapishanelerin özellikleri ve organizasyonu bu tür salgınların yayılması için oldukça elverişli ortamlardır” denilerek şu görüşlere yer verildi:

    “Adalet Bakanlığı açıklamalarına göre Ocak 2020 itibariyle 355 hapishanede 294 bin mahpus olduğu açıklanmıştır. Bu da cezaevlerinin fiziksel koşullarının daha da kötüleşmesine ve hak mahrumiyetlerinde ciddi bir artışa yol açmaktadır. Bugün Türkiye cezaevlerinde İHD verilerine göre 2019 yılında tespit edilebilen 457’si ağır hastalığı bulunan toplamda 1333 hasta mahpus bulunmaktadır. Böylesi bir ortamda koronavirüs salgınından korunmak pek mümkün gözükmemektedir. Bu gibi kapalı kurumlarda virüsün yayılmasının ne kadar ciddi problemler yaratabileceği hali hazırda İtalya ve İran hapishanelerinde görülmektedir. Hapishanelerdeki mahpusların ve hapishane personelinin, mahpus yakınlarının ve avukatların sağlığı sorununun bir halk sağlığı sorunu olduğu göz önünde bulundurularak ilgili kamu kurum ve kuruluşların buralarda da gerekli önlemleri almaları gerekmektedir.”

    Açıklamada Adalet Bakanlığı’nın hapishaneler ile ilgili açıkladığı önlemlerin yetersiz olduğu belirtilerek, şunlar belirtildi:

    “Ağır hasta mahpusların salgın hastalık durumunda ciddi risk grubunda bulunması nedeniyle serbest bırakılarak infazlarının ertelenmesini, tutuklu olanların serbest bırakılmasını, virüsün özellikle 60 yaş üstü kişilerde ölümcül etkisi göz önünde bulundurularak 60 yaş üstü mahpusların tedbiren serbest bırakılarak infazlarının ertelenmesini, tutuklu olanların serbest bırakılmasını, hamile ve çocuklu kadınların (780 çocuk anneleri ile birlikte kalıyor), çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek serbest bırakılmaları ve infazlarının ertelenmesini, çocuk tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kullanılarak suçlanan siyasi tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını, son dönemde kamuoyu gündeminde olan infaz düzenlenmesine ilişkin yasa teklifi çalışmalarının infazda eşitlik ilkesi, infaz sürelerinin kısaltılması ve dezavantajlı mahpus grupların mağduriyetleri göz önünde bulundurularak derhal yasalaştırılmasını, tutuklamanın istisna olduğu gerçeğinden hareketle tüm tutukluların durumlarının dosya üzerinde incelenerek bir an önce tahliyelerinin sağlanmasını, mahpusların hak mahrumiyetine sebep olacak (şartla infaz süresinin uygulanması, görüş hakkı, sevk hakkı gibi) disiplin cezalarının uygulanmasından vazgeçilmesini savunuyoruz.

    Hapishanelerde mahpusların sağlıklarının korunabilmesi, bulundukları alan ve kendi kişisel temizliklerini sağlayabilmeleri için, acilen temizlik malzemelerinin kendilerine ücretsiz verilmesi ve parası olmayan mahpusların da temizlik ürünlerine erişimi sağlanmalıdır” denilerek, hapishanelerde de çevresel ve kişisel hijyenin sağlanması için gerekli önlemleri almanın, hastalığın yaygınlaşmasını önlemek için azami özen göstermenin hapishane idarelerinin ve devletin temel sorumluğu olduğuna işaret edildi.

    “HAPİSHANELERDE CORONA VİRÜS SALGINI İLE İLGİLİ ALINAN/ALINACAK ÖNLEMLER KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALI”

    Yapılan ortak açıklamada son olarak şu talepler dile getirildi:

    “Hapishanelerdeki banyo, tuvalet gibi ortak alanların her gün dezenfekte edilmesi, mahpusların yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmesinin sağlanması, vitamin takviyesi yapılması, risk grubunda ve kişisel hijyenlerini sağlamakta yetersiz olan kronik hasta, engelli, yaşlı, çocuklu, hamile mahpusların adli kontrol yoluyla cezalarının ertelenmesi sağlanana kadar, kalabalık koğuşlar yerine kapasitesi ve hijyen koşulları uygun ortamlarda tutulması,

    *Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliği’nin önerileri ve uyarıları dikkate alınarak hapishanelerde görev yapan tüm personelin bilgilendirilmesi,

    *Atılması gerekli olan adımların ve uyulması gerekli olan kuralların belirlenmesi,

    *Mahpusların iletişim araçlarına erişimlerindeki kısıt dikkate alınarak ilgili personel tarafından bu bilgilerin paylaşılması,

    *Telefonla görüş hakkının her mahpusa haftada en az iki kere olacak şekilde uygulanması,

    *Hapishane içine girecek kişilerin salgını önlemek için uyması gereken hijyen kuralları ve alması gereken önlemler konusunda bilgilendirilmesi, mahpuslarla temasın söz konusu olduğu durumlarda bu önlemlerin yanı sıra uygun ortam ve koruyucu malzemeler sağlanması,

    *Sağlık çalışanları başta olmak üzere mahpuslarla temas eden tüm çalışanlara koruyucu giysi ve malzeme temin edilmesi, özellikle risk grubunda olan çalışanlar başta olmak üzere tüm hapishane çalışanları için çalışma koşullarını da kapsayacak şekilde gerekli önlemlerin alınması, kurumda düzenli ve yeterli sayıda sağlık personelinin bulunması (sayının arttırılması),

    *Tüm mahpus, hapishane çalışanı ve mahpus yakınlarından olası belirtiler gösteren kişilerin testlerinin hızlı ve güvenilir şekilde yapılabilmesi için gerekli önlemlerin alınması, görüşlerin yapıldığı alanlarda mahpusların görüş haklarını ihlal etmeyecek şekilde hızla önlemlerin artırılması ve alanların sıklıkla dezenfekte edilmesi, mahpusların yakınlarıyla haberleşebilmesi için imkanların arttırılması,

    *Hapishanelere yakın yerlerde bulunan hastanelerde ve mahpuslara sağlık hizmeti verilen sağlık kurumlarında uygun – yeterli sağlık hizmeti verilebilmesi için gerekli önlemlerin alınması, mahpusların sağlık kurumlarına ve hastanelere ring araçlarıyla değil; daha hijyenik ve sağlığa uygun araçlarla taşınması,

    *Sağlık gerekçesiyle alınacak önlemlerin mahpusların temel haklarını ihlal etmeyecek şekilde uygulanmasına  özen gösterilmesi, hapishanelerde corona virüs salgını ile ilgili alınan/alınacak önlemler, karantina uygulamaları ile mahpusların sağlık durumları konusunda başta mahpusların aile ve avukatları olmak üzere kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmesi zorunludur.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Avukatlardan gözaltılara tepki: Savunma susturulamaz

    Avukatlardan gözaltılara tepki: Savunma susturulamaz

    PİRHA – Hukukçular, gözaltıları protesto etmek amacıyla İstanbul, Ankara ve birçok kentte açıklama yaptı. Ankara Adliyesi önündeki açıklamaya polis izin vermeyerek avukatları darp etti.

    Urfa merkezli başlatılan operasyon kapsamında meslektaşlarının gözaltına alınması avukat örgütleri tarafından protesto edildi. Ankara’da avukatların eylemine polis müdahalesi gerçekleşti.

    Hukukçular, gözaltılara tepki göstermek amacıyla birçok yerde açıklama yaptı.

    Ankara Adliyesi önünde bir araya gelen hukukçular açıklama yapmak istedi, ancak polis müdahalesi gerçekleşti. ÖHD Ankara Şube Başkanı Şevin Kaya, ortak basın açıklamasını yapmaya başladığı sırada polis sert bir şekilde müdahale etti. Polis avukatları darp ederek adliyenin içerisine doğru itti.

    Darp edilen 6 avukat darp raporu almak için hastaneye gitti. Avukatlar darp raporunu aldıktan sonra suç duyurusunda bulunacaklarını belirttiler.

    “SAVUNMA SUSTURULAMAZ” 

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Demokrasi İçin Hukukçular, Çağdaş Avukatlar Grubu, Katılımcı Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu ve Sosyal Hukuk’tan avukatlar tepkilerini göstermek üzere İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde bir araya geldi.

    Avukatlar, açtıkları “Savunma susturulamaz” pankartı arkasında “Devrimci avukatlar onurumuzdur”, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları atarak adliyenin yanı başındaki meydana kadar yürüdükten sonra açıklama yaptı.

    Açıklama yapıldığı sırada avukatlar koronavirüs salgını nedeniyle birbirlerine birer metre uzaklıkta durdu.

    Açıklamayı okuyan ÖHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Arzu Kayaoğlu, başlatılan soruşturma kapsamında aralarında derneklerine üye avukatların da bulunduğu, haklarında gözaltı kararı verilen Urfa’da 7, Diyarbakır’da 5 ve Şırnak’ta ise 1 avukatın ev ve bürolarında arama yapıldığının bilgisini paylaştı.

    Son yıllarda hak savunucusu meslektaşlara, mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve davalar açıldığını söyleyen Kayaoğlu, söz konusu gözaltı furyasının iktidar yargısının pervasızlığının açık göstergesi olduğunu belirtti.

    Kayaoğlu, “18 ÇHD üyesi arkadaşımızın yıllardır tutuklu yargılanıp sadece mesleki faaliyetlerinden dolayı çok ağır cezalar aldıkları ve savunma mesleğine yönelik saldırılara karşı açlık grevlerinin 40’ıncı gününü geride bıraktıkları bu dönemde bu gözaltı furyasının gelmesi iktidar yargısının pervasızlığını açıkça ortaya koymaktadır” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hukukçular, gözaltıları protesto edecek

    Hukukçular, gözaltıları protesto edecek

    PİRHA – Hukukçular, 13 avukatın gözaltına alınmasına tepki göstermek amacıyla yarın Çağlayan Adliyesi’nde basın açıklaması yapacak.

    Sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında Diyarbakır’da 5, Urfa’da 7, Şırnak’ta ise 1 hukukçu gözaltına alındı.

    ÖHD İstanbul Şubesi, ÇHD İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Çağdaş Avukatlar Grubu, Katılımcı Avukatlar Grubu ve Sosyal Hukuk konuya ilişkin yarın saat 12.30’da Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapacak.

    Yapılan çağrıda, “Mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınan avukat arkadaşlarımıza dönük basķıları protesto etmek amacıyla tüm meslektaşlarımızı 13.03.2020 Cuma günü saat 12.30’da Çağlayan Adliyesi’nde yapacağımız basın açıklamasına davet ediyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)