Etiket: çhd

  • ÇHD’li avukatlar süresiz açlık grevine başladı

    ÇHD’li avukatlar süresiz açlık grevine başladı

    PİRHA- ÇHD Genel Sekreteri Nergiz Tuba Aslan, tutuklu 4 avukatın 3 Şubat tarihinden beri devam ettirdikleri açlık grevini süresiz açlık grevine dönüştürdüğünü duyurdu.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), açlık grevindeki tutuklu üye ve yöneticilerinin taleplerini dile getirmek ve sağlık durumlarına dikkat çekmek amacıyla İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Merkezi’nde açıklama yaptı.

    ÇHD Genel Sekreteri Nergiz Tuba Aslan, açlık grevinde bulunan arkadaşlarının taleplerinin karşılanması çağrısında bulunarak şunları ifade etti:

    “Açlık grevi süreci daha da ağırlaşarak devam ediyor. 8 tutuklu arkadaşımızdan 4’ü süresiz açlık grevine başladıklarını duyurdular.

    Bugün itibari ile süresiz açlık grevine başlıyorlar. Diğer 4 avukat arkadaşımız da açlık grevlerine ara verdiler. Süresiz açlık grevine başlayan arkadaşlarımız Ebru Timtik, Barkın Timtik, Aytaç Ünsal ve Oya Aslan. Arkadaşlarımızın açlık grevlerinin bugün 37’nci günü. Ebru Timtik açlık grevine bir ay öncesinde, Grup Yorum üyeleriyle dayanışmak amacıyla başlamıştı. Avukat arkadaşlarımız başladığında da ara vermeden devam etti. Ebru Timtik yönünden açlık grevinin 67’nci günü.”

    Süresiz açlık grevine başlayan avukatların gönderdiği metni ise Halkın Hukuk Bürosu avukatı ve ÇHD Genel Merkez Yöneticisi Didem Baydar Ünsal okudu. Açlık grevi ve ölüm oruçlarındaki Grup yorum üyelerinin durumlarına dikkat çekilen mektupta şöyle denildi.

    “Ve onlar da gidecek olanlar da var yıldızlar ülkesine. Orada eşitlik, kardeşlik, adalet, vefa, umut, güven, sevgi, mertlik, insanlık varmış diyorlar. Bu değerleri taşıdıklarına emin olduklarımız bir bir gittiler kanatlanıp. Öyle bir ülke yoktuysa da artık var! Biliyoruz. Nedenlerimiz bu kadar ortakken birleşip suskunluğunun karanlığını dağıtamıyorsak yuh olsun bize. Açlık grevi eylemi bir itiraftır aynı zamanda. Hele tutsaklar yapıyorsa. Bu yüzden kolay kabul edilemez. Kitlelerin pasifliğini ve toplumsal mücadelelerin geri düştüğünü anlatır. Bu yüzden bu eylem ile zalimlere sesleniyoruz. Açlığımızla seslendiğimiz; ‘Bu adaletsizlik bitecek elbet’ diye bekleyen kitlelerdir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD Ankara Şubesi: Herkesi açlık grevlerine ses vermeye çağırıyoruz-VİDEO

    İHD Ankara Şubesi: Herkesi açlık grevlerine ses vermeye çağırıyoruz-VİDEO

    PİRHA – İHD Ankara Şubesi, ‘Grup yorum üyelerinin ve ÇHD avukatlarının açlık grevine ses ver’ şiarıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Talep ettikleri haklar bu ülkenin her bireyinin sahip olması gereken ve olmazsa olmaz haklardır. Ve talep edilen bu haklar hem ulusal hem de uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmıştır” denildi. 

    Haberin videosu

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Grup Yorum üyeleri ve Çağdaş Hukukçular Derneği’ne bağlı avukatların açlık grevleri ile örüm oruçlarına ilişkin basın açıklaması yaptı.  İHD Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamaya çok sayıda dernek üyesi katıldı.

    Açıklamayı okuyan Av. Ömer Faruk Yazmacı, “Grup Yorum üyelerinden İbrahim Gökçek ve Helin Bölek; adil yargılanma hakkı, İdil Kültür Merkezi’nin defalarca polislerce basılması, konserlerinin yasaklanması, üyelerine karşı süreklileşen gözaltı ve tutuklamalara karşı 240. güne varan bir süredir açlık grevindedirler. Müzik yapmaları engellenmiş, müzik aletleri kırılmış, İdil Kültür Merkezi defalarca basılmış, üyeleri şiddet kullanılarak gözaltına alınmıştır. Ayrıca tutukluluk süresi boyunca da hak ihlallerine maruz kalmışlardır. İddianamelerinin hazırlanması uzun sürelere yayılarak adil yargılanma hakları engellenmiştir. Tüm bu antidemokratik ve hukuksuz uygulamalara karşı uzun süredir açlık grevlerine devam etmektedirler. Ve bugün, 14 Şubat 2020’de, İbrahim Gökçek’in de aralarında bulunduğu 7 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecektir” dedi.

    “ADİL YARGILANMA HAKKI İHLAL EDİLİYOR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD üyeleri Av. Barkın Timtik, Av. Ebru Timtik, Av. Ayşegül Çağatay, Av. Aycan Çiçek, Av. Aytaç Ünsal, Av. Engin Gökoğlu ve  Av. Oya Aslan 3 Şubat 2020 tarihinde açlık grevine başlamıştır. Çağdaş Hukukçular Derneği avukatlarının yasal olarak yapmış oldukları avukatlık faaliyetleri suç olarak nitelendirilmiştir. Oysa herkesin savunma ve savunulma hakkı vardır. Ne yazık ki bugün her bir bireyin sahip olduğu en temel hakları ve özgürlükleri suç sayılarak cezalandırıldığı gibi bireyleri savunmakla yükümlü olan avukatların da mesleki faaliyetleri suç olarak kabul edilmekte, hukuk dışı uygulamalara maruz bırakılmakta ve fiziki şiddete uğramaktadırlar. Avukatların özgür olmadığı bir yerde hukukun bağımsızlığından ve adaletli olmasından bahsedilemez. Avukatlık faaliyetlerinin suç sayılması Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti olma ilkesinin ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlalidir.

    “TALEP EDİLEN HAKLAR, OLMAZSA OLMAZ HAKLARDIR”

    Türkiye’de halihazırda yaşanan baskı, şiddet, belirsizlik, ekonomik sorunlar, yasal hakların ortadan kaldırılması, her türlü yasal faaliyetin suç sayılması, kültürel faaliyetlerin yasaklanması, adil yargılanma haklarının ortadan kaldırılması, avukatlık faaliyetlerinin suç sayılması ve daha birçok antidemokratik uygulamaya karşı Grup Yorum üyeleri ve Çağdaş Hukukçular Derneği üyeleri açlık grevine girmişlerdir. Talep ettikleri haklar bu ülkenin her bireyinin sahip olması gereken ve olmazsa olmaz haklardır. Ve talep edilen bu haklar hem ulusal hem de uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmıştır.

    “HERKESİ AÇLIK GREVLERİNE SES VERMEYE DAVET EDİYORUZ”

    Biz insan hakları savunucuları olarak tartışılamayacak nitelikteki tüm bu haklı taleplerin kabul edilmesini, hukuksuzluğa son verilmesini, özgürlüklerinin ve tüm haklarının teslim edilmesini talep ediyoruz. Uzun süren açlık grevi neticesinde acı bir sonucun ortaya çıkmasını istemiyor ve kabul etmiyoruz. Yaşam hakkının, tüm taleplerin de kabul edilerek korunmasını istiyoruz.

    Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumları ve siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını ve hak savunucularını konuya karşı duyarlı olmaya ve açlık grevine ses vermeye davet ediyoruz.  Talepleri taleplerimizdir.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Tehlikedeki Avukatlar Günü’ açıklamasına polis müdahalesi-VİDEO

    ‘Tehlikedeki Avukatlar Günü’ açıklamasına polis müdahalesi-VİDEO

    PİRHA – Bu yıl Pakistanlı avukatlara ithaf edilen 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü nedeniyle Ankara Adliye önünde ÇHD ve ÖHD’nin çağrısıyla yapılmak istenen basın açıklamasına polis müdahalesi gerçekleşti. 

    Çağdaş Hukukçular Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nin 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü vesilesiyle Ankara Adliyesi önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahalesi gerçekleşti.

    Avukatlar, ‘Baskılar bizi yıldıramaz, avukatlar susmadı susmayacak’ sloganları ve alkışlarla durumu protesto etti.

    Ayrıntılar gelecek..

     

  • Alevi aileye Çağdaş Hukukçular Derneği’nden destek-VİDEO 

    Alevi aileye Çağdaş Hukukçular Derneği’nden destek-VİDEO 

    PİRHA – İzmir’de evi işaretlenen Alevi aile ile birlikte açıklama yapan ÇHD, “Hukuksal sisteminde özellikle Alevilere, kadınlara, Kürtlere veya çocuklara yönelik gerçekleşen saldırılar veya bu tür işlemlerde birincil sebep cezasızlık ve hukuksal işleyişin yetersizliğidir” dedi. 

    Haberin Videosu

    İzmir’in Gaziemir İlçesinde evleri işaretlenen Alevi aile ile birlikte Çağdaş Hukukçular Derneği basın toplantısı gerçekleştirdi. Açıklamaya Yol Erenler Derneği yöneticileri katılarak destek verdi.

    “GÜVENDE OLSAK BÖYLE BİR ŞEY BAŞIMIZA GELMEZDİ”

    Açıklamada ilk olarak evi işaretlenen Eren Şenal konuştu. Şenal daha önce böyle birşeyle karşılaşmadıklarını belirterek bu yazılımın Alevilere yönelik bir bir şey olduğunu söyledi.  “Türkiye’de güvende olsak zaten böyle birşey başımıza gelmezdi” diyen Şenal, konunun çarpıtılmaması gerektiğinin altını çizerek bu olayın faillerinin bulunmasını istediklerini kaydetti.

    “EŞİT YURTTAŞLIK BU COĞRAFYANIN TEMEL TAŞI”

    Çağdaş Hukukçular Derneği(ÇHD) İzmir Şube sekreteri Erdoğan Akdoğdu ÇHD’de olarak bu tür hukuksal olaylarda destekte bulunmaya çalıştıklarını aktardı. Alevilerin bu ülke için bir şans olduğunu söyleyen Akdoğdu, fakat Alevi toplumunun da diğer ezilen halklar gibi yok sayıldığını dönem dönem katliamlara uğradığını belirtti. Bu olayların her dönem olan münferit olaylar olduğunu, Alevilerin tek veya bağımsız olarak maruz kaldığı olaylar olduğunun altını çizdi. Akdoğdu, “Sivas’ın dumanı üstünde desek yerindedir aslında bunların temel nedeni devletin hukuksal olarak bu tür olaylara karşı cezasızlığı ve işleyişin yetersizliği.” Aslında bu durumun öğrenilmiş veya öğretilmiş çaresizliğinin bir sonucu ve bu şekilde gördüklerini aktardı.

    Konuşmasında bir başka konuya dikkat çeken Akdoğdu, “Aleviliğin ezilen inanç olarak devlet nezdinde hiçbir zaman kabul görmemesi veya görülmemesi eşit yurttaşlık, bu coğrafyanın temel taşı olduğu meselinde devletin esas yaklaşımı problemli olduğu için aleviler geçmişin yansıması ile kıyaslayıp ürkekleşebiliyorlar korkabiliyorlar ve endişe edebiliyorlar” diye belirti. Akdoğdu, burada birinci sorumluluğun kamuoyunun yani ‘devletin’ sorumluğu olduğunu belirti, devamında Akdoğdu, yurttaşlara yönelik her türlü saldırıyı devletin yargılaması gerekiyor. Akdoğdu, Bu bağlamda Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) olarak her türlü hukuksal destekte bulunacaklarına ve üstlerine düşen görevleri yerine getireceklerini tekrar etti.

    Yol Erenler Derneği adına konuşan Deniz Uslu da bu işin arkasında yatan sistematik bir işleyişin olduğunu belirterek aynı olayların daha önce Yamanlarda da yaşandığının altını çizdi. Uslu, Şenal ailesinin yanında olacaklarını gerekli desteği vereceklerini söyledi.

    “SİYASİLERİN YAPTIĞI AÇIKLAMALARI SAMİMİ BULUYORUZ”

    Öte yandan gerçekleşen saldırı sonrası aile ile iletişime geçen İzmir Barosu Yönetimi aile bireylerinden Eren Şenal’ı baro binasında ağırlayarak konu hakkında bir basın açıklaması yayınladı.

    Açıklamalarda bulunan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Deman Güler, saldırının bireysel bir eylemden ziyade uzun süredir sürdürülen ayrımcı bir siyasetin sonucu olduğuna dikkat çekti. Güler, “Bugün Aleviler AİHM kararlarına rağmen çocuklarını kendi dini inançları hilafında zorunlu din derslerine sokmak zorunda bırakılıyorlar. Köylerine rızaları dışında cami yaptırılıyor. Ödedikleri vergiler camilerde kullanılırken cemevlerine ibadethane statüsü verilmiyor. Devlet erkanı cemevlerinden kalkan şehit cenazelerine bile katılmaktan imtina ediyor. Bu anlayış sürdüğü sürece Alevilere yönelik saldırılara şaşırmak mümkün değil. Siyasilerin yaptığı kınama açıklamalarını samimi bulmuyoruz” dedi.

    “FAİLLERİN BULUNMASI İÇİN AİLEYE DESTEK VERECEĞİZ”

    İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hüseyin Yıldız da, “Söz konusu saldırı münferit bir olay olarak görülmemelidir. Daha yakın tarihte Manisa’da da benzeri nefret söylemleri Alevi yurttaşlarımızın duvarlarına yazılmıştı. Gaziemir’de yaşanan olayın faillerinin bulunması için aileye baro olarak her türlü desteği vereceğiz. Alevi toplumu temsilcileri ve Alevi dernekleri ile de hukuki alanda işbirliğine gideceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Mustafa Koçak’ın ailesi adil yargılama talebiyle açlık grevine başlıyor-VİDEO

    Mustafa Koçak’ın ailesi adil yargılama talebiyle açlık grevine başlıyor-VİDEO

    PİRHA-Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesi davasında müebbet hapis cezası alan Mustafa Koçak, adil yargılanma talebiyle 3 Temmuz’dan bu yana açlık grevinde. Koçak’ın ailesi de aynı taleple yarın açlık grevine başlayacak. 

    Haberin Videosu

    İtirafçı tanığın ‘Köftecide bana söyledi’ sözleriyle müebbet hapis cezası alan ve adil yargılanma talebiyle 3 Temmuz’dan bu yana açlık grevinde olan Mustafa Koçak’ın ailesi de açlık grevine başlıyor.

    Koçak’ın ailesi ve avukatları, Mustafa Koçak’ın asil yargılanma talebine ve açlık grevine dikkat çekmek için Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) TV Stüdyosu’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, “Adil yargılanma talebi ile 39 gündür açlık grevinde adalet istiyoruz” pankartı asıldı.

    “OĞLUMUZ SUÇSUZDUR”

    Oğlunun suçsuz olduğunu söyleyen Mustafa Koçak’ın annesi Zeynep Koçak, “Oğlum için her şeye katlanacağım. Oğlum bütün tutsaklar için açlık grevinde. Oğlum suçsuzdur” dedi.

    Koçak’ın babası Hasan Koçak ise yargılanma sürecinde adaletsizlik olduğu için burada olduklarını belirterek, oğlunun 39 gündür açlık grevinde olduğunu ve onunla birlikte mücadele edeceklerini söyledi. Koçak, “Oğlum gözaltındayken kafasına teneke geçirilerek işkence edildi. Hamile kardeşi polisler tarafından tecavüz tehdidine maruz bırakıldı. Biz oğlumuzun yanındayız” diye konuştu. Baba Koçak, kendilerinin de oğlunun talepleri için açlık grevine başlayacaklarını söyledi.

    “KOÇAK’IN ADİL YARGILANMA HAKKI İHLAL EDİLDİ”

    Mustafa Koçak’ın avukatı Ezgi Çakır da konuşmasına Fransız Anayasa Hukukçusu Maurice Duverger’in “Adaletin olmadığı yerde herkes suçludur” sözüyle başlayarak, adaleti kanun hükümlerine, maddelere ve sözleşmelere bağlı tutmadıklarını belirtti. “Ama en azından bu dosya kapsamında, kanunlara, sözleşmelere ve yasalara uyulmasını bekliyoruz” diyen Çakır, “Çünkü Mustafa Koçak’ın adil yargılama hakkı ihlal edildi. B. E.  diye bir tanık çıkıyor ve 200 kişinin üzerine ifade veriyor. Bu dosya kapsamında avukatlar 159 yıl ceza aldılar. Mustafa Koçak’ın dosyasında da aynı şekilde B. E.’nin ifadesi var. Dosya incelenmeden Mustafa Koçak üzerinden bir hüküm kuruluyor. Çok ağır hüküm. Delilsiz ve belgesiz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD’den Adalet Bakanlığı’na çağrı: Yargıya müdahaleden uzak durulsun

    İHD’den Adalet Bakanlığı’na çağrı: Yargıya müdahaleden uzak durulsun

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD), tahliye edildikten sonra haklarında yeniden yakalama kararı çıkarılarak tutuklanan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi avukatlara dair bir açıklama yaptı.

    İnsan Hakları Derneği tutuklanan ÇHD ve HHB üyesi avukatlara dair, “Savunma Yoksa Hukuk da Yok: Tutuklu Avukatlara Özgürlük!” başlığıyla yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “20 Kasım 2017 tarihli 696 sayılı KHK’nın 93. maddesiyle getirilen tahliye kararlarına itiraz yetkisi, kolluğun yargıya doğrudan müdahalesinin önünü açmıştır” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Türkiye’de yıllardır hak ve adalet mücadelesi veren Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı ile birlikte ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu’ndan 16 avukat, yaklaşık bir yıldır tutuklu yargılanmaktayken 10-14 Eylül 2018 tarihlerinde İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmaya çıktılar ve 14 Eylül günü duruşma sonunda tahliye edildiler. OHAL ortamında gittikçe artan yargı baskısının hak savunucusu avukatlar üzerindeki etkisinden 1 Haziran 2018 tarihli raporumuzda bahsetmiş ve mesleki, savunmanlık ve insan hakları faaliyetlerinden dolayı soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalan ve tutuklu yargılanan tüm avukatların serbest bırakılmasını talep etmiştik. 17 avukatın tutukluluğunun hukuka aykırılığı, tahliye gerekçesinde de yazılmıştı: Suçun vasıf ve mahiyetinin değişmesi ihtimali yani yargılananların suç işlemediği kanaati, AHİM’in tutukluluk kriterleri ve ihlal kararları ve sanıkların avukat olması. Bu gerekçeleri hukuk camiasından pek çok isim takdirle karşılamaktaydı ki savcılığın tahliye kararına itiraz etmesi ve bu itirazın aynı mahkemece kabul edilmesiyle 12 avukat hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Bu karar üzerine adliyeye kendisi giden Av. Selçuk Kozağaçlı ve 5 avukat tutuklandı.”

    “SİYASET YARGIYA MÜDAHALEDEN UZAK DURMALI”

    Görülmektedir ki 20 Kasım 2017 tarihli 696 sayılı KHK’nın 93. maddesiyle getirilen tahliye kararlarına itiraz yetkisi, kolluğun yargıya doğrudan müdahalesinin önünü açmıştır. Tahliye kararının ardından henüz 24 saat bile geçmeden aynı hakimler tarafından yeniden tutuklama kararı verilmesi, yargının nasıl bir baskı altında olduğunu, hatta baskıdan öte emir-talimat ilişkisi içerisinde çalıştığını, siyasetin yargıya tam anlamıyla hakim olduğunu ve yargıçların bağımsızlığını yitirdiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Yargıçlar, Türkiye’nin hızla değişen siyasetinde hukukun herkese bir gün lazım olacağını unutmamalıdır. Adalet Bakanlığı’nı yargıçların her türden baskıdan uzak tutulması için harekete geçmeye davet ediyoruz. Bu hukuksuzluğa karşı, tüm kamuoyunu daha duyarlı olmaya davet ediyor, tutuklu avukatların biran önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

    HABER MERKEZİ

  • ÇHD’li avukatlar tahliye edildi

    ÇHD’li avukatlar tahliye edildi

    ÇHD ve HHB’den 17 avukatın tutuklu yargılandığı davanın ilk kısım duruşmalarında mahkeme, tüm tutukluların adli kontrol uygulamasıyla tahliyesine hükmetti.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu’ndan (HHB) 17’si tutuklu 20 avukatın yargılandığı davanın ilk duruşmalarında, tüm tutuklu avukatlar tahliye edildi.

    10 Eylül’de Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde başlayan duruşmalar, ara karar öncesi “güvenlik gerekçesiyle” Silivri Kampusuna nakledilmişti.

    İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, dün görülen son duruşmada tutuklu avukatlar Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Ayşegül Çağatay, Aytaç Ünsal, Barkın Timtik, Behiç Aşçı, Didem Baydar Ünsal, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Naciye Demir, Özgür Yılmaz, Selçuk Kozağaçlı, Süleyman Gökten, Şükriye Erden, Yağmur Ererken, Yaprak Türkmen, Zehra Özdemir’in tahliyesine hükmetti.

    AVUKATLARI MESLEKTAŞLARI VE AİLELERİ KARŞILADI

    Sadece avukat Ezgi Çakır’ın tutuksuz yargılandığı davada, mahkeme, bu kararı, “suç vasfının değişmiş olması, tutuklamanın tedbir olması, sanıkların avukat olması, tutuklulukta geçen süre ve AİHM içtihatlarını” dikkate alarak verdi.

    Tahliye kararının ardından aileleri ve meslektaşları, tahliye edilen avukatları karşılamak için Silivri ve Bakırköy Cezaevi’nin önüne gitti.
    Bakırköy Cezaevi’nde tutuklu bulunan kadın avukatlar gece 03.00 gibi serbest bırakılırken, Silivri Cezaevi’ndeki erkek avukatlar ise ancak sabah 07.30 sıralarında tahliye edildi. Avukatları meslektaşları ve aileleri karşıladı.

    BİR SONRAKİ DURUŞMA 19-20 ŞUBAT’TA 

    Tahliye edilen avukatlara adli kontrol uygulanacak. Davada firari sanık olarak yer alan avukatlar Günay Dağ ve Oya Aslan hakkındaki yakalama kararı devam ediyor. Bir sonraki duruşma 19-20 Şubat’ta İstanbul Adliyesi’nde görülecek.

    Avukatların çoğu, 12 Eylül 2017’de bürolarına yapılan polis baskının ardından gözaltına alındı, 20 Eylül’de tutuklandı. Kozağaçlı da 13 Kasım 2017’de tutuklanmıştı. (HABER MERKEZİ)

  • ÇHD ve HHB üyesi avukatların yargılandığı duruşma 3. gününde

    ÇHD ve HHB üyesi avukatların yargılandığı duruşma 3. gününde

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 17’si tutuklu 18 avukatın yargılanmasına üçüncü gününde devam ediliyor.

    Tutuklu avukatlardan Barkın Timtik, Oya Aslan ve Özgür Yılmaz’ın “örgüt yöneticiliği” 17 avukatın ise “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bakırköy Adliyesi’ndeki Konferans Salonunda görülüyor.

    Tutuklu avukatlar, Ahmet Mandacı, Aycan Çiçek, Ayşegül Çağatay, Aytaç Ünsal, Barkın Timtik, Behiç Aşçı, Didem Baydar Ünsal, Ebru Timtik, Engin Gökoğlu, Naciye Demir, Özgür Yılmaz, Selçuk Kozağaçlı, Süleyman Gökten, Şükriye Erden, Yağmur Ererken, Yaprak Türkmen, Zehra Özdemir ve tutuksuz avukat Ezgi Çakır duruşmada hazır bulundu.

    Duruşmayı aralarında HDP Milletvekilleri Erkan Baş ve Barış Atay ile CHP Milletvekili Mahmut Tanal’ın da bulunduğu çok sayıda kişi izliyor.

    “SAVCI TARAFGİR, HIRSLI VE BİLGİSİZ”

    ÇHD ve HHB üyesi avukatların yargılandığı davanın üçüncü günü, tutuklu avukat Naciye Demir’in savunmasıyla başladı. Çocukluğundan beri haksızlığa karşı direndiğini söyleyen Demir, ilk tutuklandığında 15 yaşında olduğunu belirtti. 1 senedir tutuklu kalmasına sebep olan iddianameye ilişkin söyleyebileceği bir şey olmadığını ifade eden Demir, “İddianamede bana ilişkin hiçbir şey yok. Sadece bir tanık varmış. Neymiş, müvekkillerimi ziyarete gitmişim. Gideceğim tabii benim mesleğim bu. 1 yıldır hiçbir şey olmamasına rağmen tutukluyum. Buna üzüldüm mü, hayır. Tek üzüldüğüm şey evladımdan ayrı kalmak” dedi. Demir iddianameyi hazırlayan savcıyı ise, “tarafgir, hırslı ve bilgisiz” olarak tanımladı. Demir, “Bu belge, iddianameden başka her şey. Ağaç israfı. Hukuk fakültesi mezunu olan birinin hazırlayacağı bir şey değil bu iddianame. Bu kadar cahilce hazırlanmış. Örgüt üyesi olduğuma dair bir bilgi, belge, kanıt var mı? Yok. Tanık diyor ki ‘davalara giriyor, müvekkilleri ziyaret ediyor’. E doğru. Ben avukatım. Peki buradan benim örgüt üyesi olduğuma dair kanıt ne?” diye konuştu. Beraat ya da tahliye talebi olmadığını belirten Demir mahkemeye şöyle seslendi:

    “Devletin size dediğini mi yaparsınız vicdanınızı mı dinlersiniz o size kalmış.”

    “GARDİYANLARIN KIRDIĞI KOLUM SAKAT KALDI”

    Demir’in ardından tutuklu avukatlardan Engin Gökoğlu’nun savunmasına geçildi. 2008’den bu yana avukatlık yaptığını kaydeden Gökoğlu, mesleki faaliyetleri sebebiyle daha önce de birçok kez gözaltına alındığını, gözaltında işkenceye maruz bırakıldığını, işkence uygulayan polislerce kolunun kırıldığını anlattı:

    “12 Eylül’de gözaltına alınıp İstanbul’a getirildik. Gözaltındaki işkence sırasında kaburgam kırıldı, gözüm morardı. Aynı polisler muayeneye götürdüğünde, yılmadığımız için bize saygı duyduklarını söylediler. Arkadaşlarımız işkenceye dair suç duyurusunda bulundu ancak 1 senedir hâlâ açılan bir soruşturma yok.”

    Tutuklu bulunduğu Tekirdağ T Tipi Cezaevi’nde de gardiyanlar tarafından maruz bırakıldığı işkence sonucu kolunun kırıldığını anlatan Gökoğlu, “Hapishanede kolumu kırdılar, kolum kırıldıktan sonra yerlerde sürüklediler, çıplak soydular, tekmelediler, kafamdan kan iç çamaşırıma damlıyor. Saatler sonra hastaneye götürüldüm. Kolum alçıya alındı. 1 buçuk ay alçıda kaldı. Alçı açılmadığı için kolum sakat kaldı. İlla işkence yapan tekme atan değildir. İşkence, organize bir iştir. Adı faşizmdir. Bunu yapan sizlersiniz. Sizin gibi düşünmediğimiz için bize bunları yapıyorlar. Aylarca tedavim engellendi suçlular değil, ben ve arkadaşlarım suçlu ilan edildi.” dedi.

    “HALKIN AVUKATLARINA TERÖRİST DİYEMEZSİNİZ”

    Yargı sistemini eleştiren Gökoğlu, hukukun iktidardaki egemen sınıfın çıkarını koruduğunu söyledi. Gökoğlu, “Milletvekililerinin ve avukatların tutuklanması demokrasi değil kurumsallaşmış faşizm demektir. Bugün devlet muhalefet yapan herkese terörist gözüyle bakıyor. Çoluk çocuk katlettiniz, doğayı katlettiniz, halkı açlığa mahkum ettiniz. Asıl terörist bu tabloyu yaratanlardır. Bize, halkın avukatlarına terörist diyemezsiniz. Tarihsel ve siyasal olarak gerçek budur.” diye konuştu.

    Gökoğlu, mahkemede Tekirdağ T Tipi Cezaevi yönetimi hakkında da suç duyurusunda bulunarak, hapishaneye uyuşturucu girdiği bilgisini verdi. Gökoğlu şöyle konuştu:

    “Hapishaneye kitap girmiyor uyuşturucu giriyor, buradan ihbar ediyorum. Müdüre söyledim, ‘valla olmuştur’ dedi. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Ben Selçuk Bey’in stajyeriyim. Ayşegül benim stajyerim. İkimizi de yargılıyorsunuz şimdi. Ayşegül’ün görevi çıkıp devrimci avukatlar yetiştirmek. Neden? Bizim içimizde mecbur kurdu var. Nedir bu kurt? Biz İnce Memed’iz, haksızlığa dayanamayız.”

    Duruşma devam ediyor…

  • İzmir’de ÇHD’li avukatların evlerine baskın: 6 gözaltı

    İzmir’de ÇHD’li avukatların evlerine baskın: 6 gözaltı

    PİRHA – İzmir’de kapatılan ÇHD’li avukatların ev ve bürolarına yapılan baskın sonucu 6 kişi gözaltına alındı.

    İzmir’de sabah saatlerinde Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatların evlerine ve iş yerlerine operasyon düzenlendi. Baskınlarda avukat Dinçer Çalım, Nergis Tuba Aslan, Şule Arslan, Bahattin Özdemir, Emel Diril ve Yemen Cankan gözaltına alındı. 2 avukatın ise arandığı belirtildi.
    Avukatların ev ve işyerlerinde aramalar devam ederken, gözaltına alınan avukatların sağlık kontrollerinin

  • 122 gündür açlık grevinde olan Gülmen ve Özakça için endişeler artıyor

    122 gündür açlık grevinde olan Gülmen ve Özakça için endişeler artıyor

    PİRHA – KHK ile mesleklerinden ihraç edilen ve başlattıkları açlık grevi sürerken tutuklanan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi eylemi bugün 122’inci gününde.

    Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile mesleklerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam ettikleri açlık grevi eylemi 122. gününde.

    Eğitimcilerin gözaltına alınıp tutuklanmalarının ardından açlık grevine başlayan Semih Özkaça’nın eşi Esra Özakça’nın eylemi ise 47’inci gününe girdi.

    “İşimi geri istiyorum” sloganıyla başlattıkları açlık grevini cezaevinde sürdüren Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumu ise kötüye gidiyor.

    İki eğitimcinin sağlık durumuyla ilgili DW Türkçe’ye konuşan Avukat Selçuk Kozağaçlı, Gülmen ve Özakça’nın bütün hareketlerinin sınırlandığını, yürüyemediklerini ve ağrılarının çok fazla olduğunu, Gülmen ve Özakça’nın zihinleri ve bilinçlerinin ise halen açık olduğunu belirtmişti.

     “NURİYE VE SEMİH İÇİN ENDİŞELİYİZ”

    İHD İstanbul Şubesi, TİHV İstanbul Temsilciliği, TABİP ODASI İstanbul Şubesi, Çağdaş Hukukçular, ÖHP Özgürlükçü Hukukçular Platformu ve TOHAV konuya duyarlılık yaratmak için bu gün saat 18.00’de Beşiktaş  Küçük Kartal Heykeli        Barbaros yokuşu başında bir basın açıklaması yapacak. 

     Basın açıklamasına çağrı metninde “İhraç edilen akademisyen ve öğretmenlerden, Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA’nın  başlattıkları eylem ve açlık grevleri sonrasında  “ASL’OLAN YAŞAMDIR, YAŞAM HAKKINI SAVUNUYORUZ!” temasıyla, ilkini 15.05.2017  tarihinde başlattığımız basın açıklamalarımıza  devam ediyoruz. 

     Nuriye GÜLMEN ve  Semih ÖZAKÇA,  22.05.2017 tarihinde, açlık grevinin 75 inci gününde, evlerinin kapıları kırılarak gözaltına alındılar. Halen Sincan hapishanesinde tutulan Nuriye ve Semih için endişeliyiz. Onların taleplerinin karşılanması ve ölmelerine müsaade edilmemesi için biz İnsan Hakları Savunucuları olarak yine bir aradayız. 

     Kritik süreci çoktan aşan bu açlık grevlerine neden olan sorunların bir an önce çözülmesi ve taleplerinin karşılanması, acilen tahliye edilerek özgürlüklerine kavuşmaları için hep birlikte, daha gür sesle haykırmaya davet ediyoruz. 

     Dayanışmayı yükseltmek için gerekli katılımı göstermenizi bekliyoruz” denildi.