Etiket: cumhurbaşkanı

  • ‘Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak yasal çerçeve en geniş uzlaşıyla çıkmalı!’

    ‘Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak yasal çerçeve en geniş uzlaşıyla çıkmalı!’

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmelerine ilişkin açıklama yaparak, “Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak, yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi. Küresel ve bölgesel siyasette önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yapılan bu görüşmenin, Türkiye ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasına katkı sağlayacağına inancımızı yineliyoruz” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan ile yaptıkları görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Görüşmede Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve bölgedeki gelişmelerin değerlendirildiği aktarılan açıklamada şunlar dile getirildi:

    “DEM Parti İmralı Heyeti olarak, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bölgemizde yaşanan gelişmeler, bu gelişmelerin Türkiye’ye ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne etkileri üzerine istişarede bulunduk.

    Görüşmede, sürecin kararlılıkla sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi. Yürütülen süreçle ilgili somut ve güven verici adımların atılması için TBMM’nin, ilgili bakanlıkların ve kamu kurumlarının çalışmalarını yoğunlaştırmalarına ihtiyaç duyulduğu dile getirildi. Bu çerçevede, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunun kapsayıcı bir yaklaşımla hazırlanmasının, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda sağlam bir temel sunmasının gerekliliğine vurgu yapıldı. Toplumun tüm kesimlerini kapsayacak ve Türkiye’nin demokratik geleceğine dayanak oluşturacak, yasal çerçevenin gecikmeden ve en geniş uzlaşıyla çıkmasının önemli olduğu belirtildi.

    Küresel ve bölgesel siyasette önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde yapılan bu görüşmenin, Türkiye ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşamasına katkı sağlayacağına inancımızı yineliyor, Sayın Cumhurbaşkanı’na kabulü için teşekkür ediyoruz.

    Pervin Buldan ve Mithat Sancar

    DEM Parti İmralı Heyeti Üyeleri

    12 Şubat 2026”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek için yola çıktı!-VİDEO

    DEM Parti İmralı Heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek için yola çıktı!-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Mithat Sancar ve Pervin Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapacakları görüşme için Cumhurbaşkanlığı Küllisyesi’ne doğru yola çıktı.

    Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Mithat Sancar ve Pervin Buldan, yaklaşık dört ayın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacakları beşinci görüşme için Cumhurbaşkanlığı Küllisyesi’ne doğru yola çıktı.

    Görüşme öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Pervin Buldan, sürecin nasıl ilerleyeceğine dair bir görüşme olacağını belirterek, “Önemli bir görüşme olacağını biz de düşünüyoruz. En son 3 buçuk ay önce bir görüşme gerçekleştirmiştik. Tabii sürecin geldiği belli bir aşama var. Meclis komisyonunun yazım aşamasına, rapor yazım aşamasına geçtiği bir dönemde büyük bir beklenti de var kamuoyunda. Sürecin nasıl ilerleyeceğine dair de var. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile yapacağımız görüşmede önemli gündemlerimiz var. 4-5 gündemimiz var. Görüşme bittikten sonra yazılı bir açıklama yapacağız. Önemli bir görüşme olduğunu söyleyeyim” dedi.

    “UZLAŞMA ÖNEMLİ”

    Mithat Sancar ise, şunları ifade etti:

    “Son görüşmemizden bu yana önemli gelişmeler yaşandı. Hem burada hem Suriye’de ve ayrıca Meclis komisyonunun çalışmaları da son aşamaya gelmiş bulunuyor. Bunları Sayın Cumhurbaşkanı’yla ele alacağız. Karşılıklı tabii görüşlerimizi paylaşacağız. Bizim önerilerimiz var; onları sunacağız. Meclis komisyonunun ortak raporu ile ilgili şu an çalışma sürüyor ve bu konuda henüz son nokta konmuş değil. Partilere taslak gönderildi. Bu taslak üzerinden değerlendirmeler yapacak partiler. Mümkün ölçüde biz uzlaşmayla en geniş kesimleri kapsayacak ve onları rahatlatacak bir formülasyonla raporun çıkmasını istiyoruz. Böyle bir uzlaşma zemini var. Umarım bu zemini bütün partiler iyi bir şekilde değerlendirir. sürecin ruhuna ve gelecekte hepimizi rahatlatacak, her kesimi rahatlatacak noktalara varması önemli. Böyle bir uzlaşma için biz elimizden geleni yapacağız. Diğer partilerden de bu konuda aynı tutumun geleceğini düşünüyoruz, bekliyoruz.

    Önce ortak rapor üzerinde partilerin değerlendirmeleri olacak. Sonra yazım kurulu tekrar bir araya gelecek. Bu şartlarda bu ayın sonuna yetişmesi beklenebilir. Henüz karşılıklı görüşme ve değerlendirmeler alınmadı. Bence bir uzlaşma için herkes elinden geleni yapacaktır, yapmalıdır. Görüşmede süreçle ilgili bugüne kadar yaşanan gelişmeleri ve bundan sonra yapılması gerekenleri gündemde olan önemli konuları ele alacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmek için yola çıktı-VİDEO

    İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmek için yola çıktı-VİDEO

    PİRHA- İmralı Heyeti, Erdoğan ile görüşmek üzere yola çıktı. Pervin Buldan, sürece dair atılması gereken adımların konuşulacağını belirterek, görüşmede AKP Genel Başkanı Efkan Ala, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın da olacağını paylaştı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Beştepe’de bulunan Külliye’de yapacağı görüşme için DEM Parti Genel Merkezi’nden ayrıldı.

    Görüşme öncesi konuşan Pervin Buldan, tarihi bir dönemin içinde olduklarını vurgulayarak, “Bu görüşme çok anlamlı ve önemli. Sürecin geldiği aşamaları, süreçte yaşanan sıkıntıları ve atılması gereken adımları istişare etmek, görüş alışverişinde bulunmak üzere Sayın Cumhurbaşkanı ile bir araya geleceğiz. Görüşmede AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala, MİT Başkanı İbrahim Kalın da olacak” dedi.

    Mithat Sancar da sürecin bu güne kadarki seyrini konuşacaklarını ifade ederek, “Bu konularda fikirlerimizi, değerlendirmelerimizi paylaşacağız. Kendilerinin de değerlendirmelerini dinleyeceğiz. İyi bir görüşme ve hayırlı sonuçlar doğuracak bir görüşme olacağına inanıyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan’dan Madımak failinin serbest bırakılmasına tepki!-VİDEO

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan’dan Madımak failinin serbest bırakılmasına tepki!-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sivas Madımak Katliamı sanığı Adem Kozu’nun cezasını kaldırmasına tepki göstererek, “Binin üzerinde hasta tutsak varken ve bunların bulundukları ortamdan bir an önce normal yaşama dönmeleri gerektiği ortadayken, bütün bunlara kulağını tıklayan, gözlerini kapatan, üç maymunu oynayan iktidar Alevilere, Alevi toplumuna, demokrasiye, bakışını bir kez daha göstermiştir” diye konuştu.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Sivas Madımak katliamı hükümlüsü Adem Kozu’nun kalan cezası “sürekli hastalık hali” gerekçesiyle kaldırıldı.

    Adem Kozu, 33 kişinin yakılarak katledildiği Sivas Katliamı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı. Cumhurbaşkanı Kararı’yla, 8 kişinin daha cezasının hastalıkları nedeniyle kaldırıldığı açıklandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Madımak faillerinin serbest bırakılmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “MADIMAK KATLİAMI’NI PLANLAYANLAR MEVCUT ZİHNİYETİN KENDİSİDİR”

    İktidarın ve iktidar temsilcilerinin Alevilere dönük yaşatılan katliamlarla ilgili düşüncelerini her zaman dışa vurduklarını belirten Mustafa Aslan, “32 yıldır Sivas Madımak Katliamı’na, Alevi katliamlarına dair katliamı planlayanlar, katliamı organize edenler, asıl failler hukuk önünde, adalet önünde hesap vermedi” dedi.

    Sivas Madımak Katliamı’nı planlayan, organize edenlerin aslında mevcut zihniyetin kendisi olduğunu vurgulayan Aslan, “Sivas Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması, insanlığa karşı işlenen suçlar kategorisine alınmamasının göstergesi şu ki; Türkiye’yi yöneten iktidarın bu katliamdaki parmağı, bu katliamla olan ilişkileri, bu katliamı organize edenlerle organik bağlarının gerçekliğini ortaya çıkartıyor” diye ekledi.

    “CEZAEVLERİNDE BİNLERCE SİYASİ HASTA MAHPUS VARKEN KATİLLER VE TECAVÜZCÜLER SERBEST BIRAKILIYOR

    Cezaevinde bir an önce bırakılması gereken binlerce siyasi hasta mahpus olduğunu hatırlatan Mustafa Aslan, cezaevinde yaşamını sürdüremez raporları olmasına rağmen bırakılmadıklarına dikkat çekti. Aslan, “Binin üzerinde hasta tutsak varken ve bunların bulundukları ortamdan bir an önce normal yaşama dönmeleri gerektiği ortadayken bütün bunlara kulağını tıklayan, gözlerini kapatan, üç maymunu oynayan iktidar Alevilere, Alevi toplumuna, demokrasiye, bakışını bir kez daha göstermiştir” diye konuştu.

    “ALEVİ KATLİAMLARI İLE YÜZLEŞİLMELİ”

    Cumhurbaşkanı’nın Alevilere yönelik yaklaşımının samimiyetten uzak bir yaklaşım olduğunu dile getiren Aslan, başta Sivas Madımak Katliamı olmak üzere Alevilere yönelik yapılan katliamlarla yüzleşmesi gerektiğinin altını çizdi. Aslan, “Başta Alevilerden özür dilemeli, katliamların gerçek faillerini adaletin önüne çıkartmalı. Yoksa söylediği sözlerin de samimi olmadığını, samimiyetten uzak olduğunu gösterir” diye belirtti.

    “İKTİDAR VE İKTİDAR ORTAKLARI ALEVİLERİ HİÇBİR ZAMAN ANLAYAMADILAR”

    İktidarın ve iktidar ortaklarının Alevileri hiçbir zaman anlamadığını söyleyen Mustafa Aslan, “Alevi kurumlarının 35 yıla yakındır söylediği ve mücadele ettiği hak ihlalleri ve hak talepleriyle ilgili samimiyetten ne kadar uzak olduklarının göstergesidir. Alevi kurumları olarak biz 35 yıla yakındır eşit yurttaşlık talebi diyoruz. Bu eşit yurttaşlık talebini sadece iki süslü cümle ile karşılamak ya da öyle algılamak samimiyetten uzaktır. Cumhurbaşkanı’nın yardımcılarından biri Alevi biri Kürt olsun cümlesi dahi bu ülkede Alevilere ve Kürtlere yapılan ayrımcılığının bir göstergesidir” diyerek tepki gösterdi.

    “ALEVİLERE VE KÜRTLERE SİZDEN CUMHURBAŞKANI OLMAZ MESAJI VERİLMEK İSTENİYOR”

    Özellikle Aleviler ve Kürtlere bir mesaj verilmek istendiğinin altını çizen Aslan, “‘Siz bu ülkede cumhurbaşkanı olamazsınız. Olsanız, olsanız yardımcı olursunuz. Size yardımcılık veririz ama siz asil olamazsınız. Biz size ne kadar fırsat verirsek, sizi neye layık görürsek ancak o kadarsınız. Sizin başka bir talebiniz olamaz’ diyorlar. Ama biz de inadına bu ülkede bu ülkenin yurttaşları olarak eşit yurttaşlık hakkımızı talep ediyoruz” dedi.

    “BU ÜLKEDE YAŞAYAN TÜM HALKLAR ANAYASAL ÇERÇEVEDE EŞİT HAKLARA SAHİP OLMALI”

    Bu ülkede yaşayan tüm halkların, inançların anayasal çerçevede eşit haklara sahip olması gerektiğine işaret eden Aslan, “Herkesin yurttaş olarak elde ettiği hakları bizde talep ediyoruz. Yoksa cumhurbaşkanı yardımcılarından birisinin Alevi olması birisinin Kürt olmasının anlamı yok. Demokrasinin, eşitliğin, din ve vicdan özgürlüğünün, laikliğin olmadığı, Alevi kimliğinin yok sayıldığı bu ortamda bir Alevi cumhurbaşkanı yardımcısının olması sadece kendilerince makbul gördüğü bir Alevi olmasından başka bir şey değildir” şeklinde ifade etti.

    “BAHÇELİ’NİN SÖZLERİ ALEVİLERE YAPILAN EN BÜYÜK HAKARETTİR”

    Mustafa Aslan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Alevi inancına mensup, Kürt kimliğine mensup insanlar var. Ama hangi Alevi? Hangi Kürt? Bireysel menfaati çıkarı için uğraşan Aleviler mi? Yoksa toplumsal düşünen, bu ülkenin çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı olduğunu kendisinde içselleştiren, demokrasiden yana olan Aleviler mi?

    Bahçeli’nin söylediği cümle açıkçası Alevilere bir hakarettir. Bugün yürüyen bir müzakere süreci var. Tam da demokrasiden bahsedildiği ya da demokratikleşmeden bahsedildiği bir süreçte böyle bir söylem, bu topluma bakışının bir göstergesidir.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • CHP Genel Başkanı Özel: Hiçbir darbeye teslim olmadık, olmayacağız-VİDEO

    CHP Genel Başkanı Özel: Hiçbir darbeye teslim olmadık, olmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, belediyelere kayyım atamalarına tepki göstererek “11 ayda iki tanesi CHP belediyesi olan 11 belediyeye kayyum atandı. CHP bu hukuksuzluğa karşı çıkmaya devam ediyor. Türkiye’de yaşanan ve yaşatılan süreç bir sivil darbe girişimidir” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısında konuştu.

    “ESKİNİN ORTA DİREĞİ ARTIK YOKSUL”

    Memlekette geliri gerilemeyen, fakirleşmeyen kimse kalmadığının altını çizen Özel, “Eskinin orta direği artık yoksul, eskinin yoksulları ise derin yoksulluğun pençeleri arasında can çekişiyorlar. Bu ekonomik buhranda emekliler, asgari ücretliler kadar mağdur olan kesimlerin başında öğrenciler de geliyor. Yapılan bilimsel bir çalışmada Eylül 2024’te üniversite öğrencisinin aylık yaşam maliyetinin 22 bin 900 lira olduğunu gösteriyor. Eylül’den bugüne resmi enflasyon rakamı işlendiğinde bu rakam 25 bin liraya çıkıyor. Üç öğün beslenme ve barınma giderlerinin bir asgari ücreti geçtiği bir ülkede yaşıyoruz. Son yıl okulunu donduran üniversite öğrencilerinin sayısı pandemide donduranların üzerine çıkmış durumda. 2023’te 74 bin, 2024’te 56 bin üniversite öğrencisi okulunu dondurdu. Burada bir yoksulluk pandemisi ile karşı karşıyayız. Konu o kadar hazindir ki 2022 yılında evladını üniversitede okutacak kudreti kendisinde gören 74 bin aile evladına mahcup olmuş, evladının boynunu bükmüş ve memlekete geri dönmüştür. Aynı rakam 2024’te de 56 bin olarak gerçekleşmiştir” dedi.

    “EMEKLİYE 14 BİN 500 LİRA İLE GEÇİNİN DİYORLAR”

    CHP Lideri Özel, Diyanet’in yaptığı fitre açıklaması üzerinden şunları söyledi:

    “Bugün Cumhuriyet altını Anadolu’nun dört bir yanında 23 bin 470 lira, asgari ücret bunun altında. 74 yıldır ilk kez asgari ücreti bir altın alamaz hale getiren Erdoğan’ı ona oy veren ve altın hesabını herkesten iyi bilen Ayşe teyzemle Mehmet amcama şikayet ediyorum. Televizyonlarda izlerken çok üzüldüğüm görüntüler var. ‘Durumunuz nasıl’ diyorlar ‘geçinemiyorum’ diyorlar. Sonra dönüp ‘fitre, sadaka kabul ediyor musunuz’ diyorlar çoğunun da çok gururuna dokunuyor. Çok kötü görüntüler, buğulanan gözler görmeye dayanamıyoruz ama bu soru şu yüzden yöneltiliyor; Diyanet İşleri’nin geçen yıl 130 lira olan fitreyi 180 liraya yükseltmesi ve sorulan soru üzerine asgari ücretlinin ve emeklinin de fitre kabul edebileceklerinin söylenmesiydi. Bu maaşa emekliyi mahkum edene de bu soruyla emekliyi muhatap edene de yazıklar olsun.

    GAZETECİLER SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR

    Bugün aralarında dört gazetecinin de olduğu 52 kişi yeni bir şafak operasyonuyla sindirilmeye çalışılıyor. Bir yandan bakıyorsunuz çok farklı siyasi partilerin genel başkanları, yöneticileri bakıyorsunuz Erdoğan’ı defalarca yenmiş İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve belediye başkanları, meclis üyeleri, bir tarafta muhalif olan tüm gazeteciler bir tarafta sendikacılar, onun yanında TÜSİAD, onun yanında… Herkes birden bu iktidarın baskısının altında ve sopasının hedefinde. Şu kadarını özetleyeyim ya neler oluyor diye bakan ve bu olan bitene biraz uzaktan bakan vatandaşımıza şunu söylemek isterim. Bir Afrika atasözü var. Diyor ki ‘Eğer ormandan aslan, zebra, ceylan, sırtlan hep birlikte aynı yöne kaçıyorlarsa orman yanıyor demektir’. Ormanı yakıyorlar, memleketimizi yakıyorlar, hepimizi yakıyorlar, hep birlikte sahip çıkmak zorundayız

    REZERV SORUNU

    Hatay’ın rezerv alan sorunu bütün farklı illerde de yaşanmaya başladı, yaşanıyor. Bu sefer de Malatya Yeşilyurt ilçesinde bir rezerv alan kriziyle karşı karşıyayız. Bilimsel olarak değerlendirmelerin subjektif kriterlerle, hele hele değerli yerleri ‘Bu garibanların burada işi ne, onları alalım, şuralara taşıyalım, buraları farklı değerlendirelim’ yaklaşımının Hatay’da aldığı itiraz, çeşitli şehirlerden yükseliyor. Bu konudaki takibimizi ve dikkatimizi sürdürdüğümüzü ifade etmek isterim.

    11 AYDA İKİ TANESİ CHP BELEDİYESİ OLAN 11 BELEDİYEYE KAYYUM ATANDI

    Hukukun olmaması alarmla değil kötü haber telefonlarıyla uyanmak artık muhalefetin tümünün ana gündemi yaşantısının bir parçası. En son Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandı. Bugün sabahleyin EMEP’in çok sayıda mensubu bir gerekçeyle bugün kapılarına polis dayandı. Kayyum olarak atanan valiler halkın iradesini yok sayarken buna demokratik itirazlar şiddetle ve gözaltılarla cezalandırılıyor. 11 ayda iki tanesi CHP belediyesi olan 11 belediyeye kayyum atandı. CHP bu hukuksuzluğa karşı çıkmaya devam ediyor. Adı Zafer Partisi de olsa CHP de olsa taban tabana zıt siyasetler de olsa bu iktidarın karşısında muhalefete düşen şudur ki kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz. Herkes birden bu iktidarın baskının altında ve sopasının hedefinde.

    BİZ BU DARBEYE TESLİM OLMAYACAĞIZ

    O süreç hep birlikte cumhurbaşkanı adayımızı belirlemeye yönelik aldığımız karar. Onların istediği gündeme değil seçime ve iktidara odaklanacağız. Bugün sistematik bir şekilde yönettiğiniz bir darbe ittifakını görmüyor değiliz o darbe ittifakı bugünkü cumhurbaşkanına değil bir sonraki cumhurbaşkanına darbe yapmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanını darbe yoluyla ekarte etmeye çalışanlara karşı dimdik ayaktayız. Biz bu darbeye teslim olmayız. Ön seçim yapmayalım diye partimizin yönetimine göz dikenlere teslim olmayız. Bu partiyi böldürtmeyiz hep beraber yürüyoruz iktidarı alacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Yazar Ayhan Aydın: Mağdur Cumhurbaşkanı mı milyonlarca insan mı?- VİDEO

    Yazar Ayhan Aydın: Mağdur Cumhurbaşkanı mı milyonlarca insan mı?- VİDEO

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla açılan davanın bugün ilk duruşması görüldü ve duruşma 13 Aralık gününe ertelendi. Davayı PİRHA’ya değerlendiren Aydın, Cumhurbaşkanına hakaret etmediğini belirterek, “Ben düşünce, vicdan özgürlüğüyle bu ülkede yazı yazma hakkına sahibim. O yüzden benim bu hakkımı gasp edemezsiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, halka kulak verin, halkın doğrularını yazan gazetecilere aydınlara kulak verin. Onları hapse, zindanlara doldurarak bir yere varamazsınız” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ayhan Aydın’ın beraati talep edilirken, mahkeme heyeti duruşmayı 13 Aralık gününe erteledi.

    Alevi hak mücadelesi veren, yıllardır Alevi inancı ve kültürünün geleceğe aktarılması için arşiv çalışmaları yapan, çok sayıda Alevilikle ilgili araştırma kitapları bulunan Yazar Ayhan Aydın, mahkeme sonrası PİRHA‘ya konuştu.

    “BEN BİNLERCE AYDIN GİBİ KENDİSİNİ ELEŞTİRDİM”

    Ayhan Aydın, “Ülkemiz bugün ağır demokrasi ihlallerinin yaşandığı antidemokratik bir ülke olmuştur. Bunun da birinci sorumlusu ‘ben bu ülkenin yönetiminden, ekonomisinden, ahlakından, futbolundan, okullarından, üniversitelerinden sorumluyum’ diyen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben de kendisini eleştirdim. Kendisinin ülkeyi yönetme şeklinin vicdanlarda yaralar açtığını söyledim. Bu rejimin halkımıza dost olmadığını söyledim. Dolayısıyla hem şiirimle hem yazılarımla, görüş ve düşüncelerimle binlerce aydın gibi kendisini eleştirdim. Eleştirimi yazılı yaptığım için böyle bir suçlamayla karşı karşıya kaldım” dedi.

    “MAĞDUR CUMHURBAŞKANI MI MİLYONLARCA İNSAN MI?”

    “Ben ne Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ne de bir başkasına hakaret etmem. Ben bir insanım, ben bir devrimci demokrat insanım, ben bir Alevi-Bektaşiyim. Bizim özümüzde insanseverlik vardır” diyen Aydın şöyle devam etti:

    “İnsanlığa ve insanlara karşı olan tutumlara da hoşgörülü değiliz. İnsanca yaşamadan taraf olduğum, derin bir karamsarlıkla vicdanım sızladığı için, ülkemizin geleceği için başta bir vatandaş olarak milyonlarca insanın gelecekten umudunu kestiğini gördüğüm için yüreğimdeki acıyla ben bazı şeyleri yazdım. Tabii ki partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘milyonlarca insanın yöneticisiyim’ diyorsa bu eleştirilere kulak tıkamamalıydı. Biz de savunmamızı bu yönde yaptık. Bir hakaret kastı olmadan düşüncelerimi belirtmek istediğimi ifade ettim mahkemede de. Aynı şekilde bana gelen celple mağdur deniyor. Mağdur Recep Tayyip Erdoğan! Şimdi mağdur sayın Recep Tayyip Erdoğan mı milyonlarca insan mı? 13 Aralık’ta da söyleyeceğim. Biz özgürlükleri istiyoruz. Vicdan özgürlüğü istiyoruz. Hapishanelere insanların doldurulmamasını, çocukların da yataklara aç girmemesini istiyoruz. Bir avuç insanın daha da zenginleşmesi uğruna ülkenin mal varlıklarının yağmalanmasını istemiyoruz. Ülkemizin işgalciler altında ezilmesini istemiyoruz. Ve Türkiye’nin demokratik laik bir Cumhuriyet olarak gelişmesini yaşamasını istiyoruz. Okuyan, çalışan, zeki beyinlerin de yurtdışına kaçmasının engellenmesini istiyoruz. Bunları istemek suç mu bunları istemek hakaret mi? Eğer hakaret ise ben bunları hakaret olarak kabul etmiyorum.

    “KİM SUÇ İŞLİYORSA ERDOĞAN ÖDÜLLENDİRİYOR”

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bize teşekkür etmesi gerekir. Çünkü sarayına doldurduğu dalkavuklarla bu ülke yönetilemez. Sarayına yaptığı harcamalarla binlerce çocuğun karnı doyabilir. O yüzden ben bir vatandaşım, insanım, yazarım bu feryatlarım, cumhurbaşkanı duysun diyedir. Sayın Cumhurbaşkanına feryatlarımız vardır. Ülke yanıyor ormanlarıyla yanıyor. Sivas yanıyor. Sivas’ın katillerini affeden Cumhurbaşkanı sen benim cumhurbaşkanım olamazsın. Türkiye’de kim suç işliyorsa Sayın Recep Tayyip Erdoğan ödüllendiriyor. Bizim maksadımız ülkeyi yaşanabilir bir hale getirmektir. Ülkeyi kim yaşanmaz kılıyorsa onlardan da hesap sormak bir vatandaş olarak benim görevimdir. Benim yatağa yattığımda vicdanım rahat uyuyabilmem için Türkiye’de yapılan haksızlıkları haykırmam gerekiyor. Bizler vatandaş olarak yapmamız gerekenleri yapmamışsak bugünkü Recep Tayyip Erdoğan rejimi doğuyor. Milyonlarca insan bir olup Cumhurbaşkanına dava açmış olsalardı, cumhurbaşkanı böyle uydurma nedenlerle binlerce insana dava açamazdı.

    “BENİM SÖYLEDİKLERİMİ DİNLEMEK ZORUNDASIN!”

    Ben sana neden hakaret edeyim? Ben sana yaptığın hataları söylüyorum. O zaman siyasi erk olma, cumhurbaşkanı olma. Benim söylediklerimi dinlemek zorundasın. Ben düşünce, vicdan özgürlüğüyle bu ülkede yazı yazma hakkına sahibim. O yüzden benim bu hakkımı gasp edemezsiniz. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, halka kulak verin, halkın doğrularını yazan gazetecilere, aydınlara kulak verin. Onları hapse, zindanlara doldurarak bir yere varamazsınız. Saltanatınız sonsuz değilidir. Saltanatınız halkın vicdanıyla sınırlıdır. Halkın vicdanının sabır taşını taşırmayın. Nasıl ki ülkemiz hala demokrasiyle yönetiliyor diyorsanız seçimlerin de bir gün sizi değiştireceğine inancımız tamdır.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İlgili Haberler:

    Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması 13 Aralık’a ertelendi

     

     

  • Alirıza Özdemir, ret cevabı alınca ‘Kerbela’ panelini iptal etti

    Alirıza Özdemir, ret cevabı alınca ‘Kerbela’ panelini iptal etti

    PİRHA- Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir, Alevi Yol Erkân ve Eğitim Vakfı Zeynep Ana Cemevi ile İstanbul Ehlibeyte Gönül Verenler Derneği’nin Cumhurbaşkanının ziyaretini kabul etmemesi üzerine Başkanlıkta yapılması planlanan “Kerbela” adlı paneli iptal edip iletişimi kesti. 

    Ankara’da bulunan Alevi Yol Erkân ve Eğitim Vakfı Zeynep Ana Cemevi ile İstanbul Ehlibeyte Gönül Verenler Derneği Yönetim Kurulu, ortak yazılı bir açıklama yaparak, Alirıza Özdemir’in, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasının konferans salonunda 05 Temmuz Cuma günü yapacakları ‘Kerbela’ konulu paneli iptal ettiğini kamuoyuna açıkladı.

    Yapılan yazılı açıklamada, 2 Temmuz’da Alevi Yol Erkân ve Eğitim Vakfı Zeynep Ana Cemevi‘ni ziyaret eden Alirıza Özdemir’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 10 Muharrem’de cemevine ziyarete geleceğini söylediği ancak kendilerinin bunu kabul etmediği belirtildi.
    Bunun üzerine Alirıza Özdemir’in, 05 Temmuz Cuma günü yapılacak olan paneli iptal ettiğini ve görüşmeyi sonlandırdığı kaydedildi.

    “PANELİ İPTAL ETTİ, GÖRÜŞMEYİ SONLANDIRDI”

    Alevi Yol Erkân ve Eğitim Vakfı Zeynep Ana Cemevi ie İstanbul Ehlibeyte Gönül Verenler Derneği‘nin konuya dair ortak açıklaması şöyle:

    “05 Temmuz 2024 Cuma günü 14.00-17.00 saatleri arasında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasının konferans salonunda gerçekleştirmeyi planladığımız Kerbela konulu panelimiz, büyük bir üzüntü ile iptal edilmiştir.

    02 Temmuz 2024 tarihinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir, cemevimize yaptığı ziyarette, Cumhurbaşkanının 10 Muharrem İmam Hüseyin’in şehadet gününde cemevimize ziyarete geleceğini bildirmiştir. Ancak, bizim program yoğunluğumuz ve siyaset ile inancın bir arada olmayacağına olan inancımız nedeniyle, Pirimiz ve yönetim kurulumuz tarafından bu ziyaret kabul edilmemiştir. Bu durumu ilettiğimizde Başkan Ali Rıza Özdemir, 05 Temmuz Cuma günü yapılacak olan paneli iptal etmiş ve görüşmeyi sonlandırmıştır.

    “BİZLERİ DERİNDEN ÜZDÜ”

    Bu iptalle birlikte, hazırlıklarını büyük bir titizlikle yaptığımız ve emek verdiğimiz panelin gerçekleşememesi bizleri derinden üzmüştür. İnanç ve kültürümüze dair önemli konuların ele alınacağı bu panelin iptal edilmesi, Alevi toplumunun sesini duyurma çabalarına zarar vermektedir.

    Yaşanan bu durumun kamuoyuna duyurulması ve emeğimize sahip çıkılması adına bu açıklamayı yapıyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi olarak, her zaman inancımızın ve kültürümüzün korunması ve yaşatılması için çalışmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Destekliyorlardı; 16 Alevi örgütü ve 15 Alevi Ocağı’ndan Cemevi Başkanlığı’na Madımak tepkisi!

  • Yazar Ayhan Aydın ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret’ suçlamasıyla ifade verdi

    Yazar Ayhan Aydın ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret’ suçlamasıyla ifade verdi

    PİRHA- Yazar Ayhan Aydın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdi. Yazdıklarının arkasında olduğunu ifade eden Aydın, “Recep Tayyip Erdoğan’a söylediğim her şeyin arkasında olduğumu söylemenin büyük mutluluğunu yaşadım” dedi.

    Yazar Ayhan Aydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla emniyette ifade verdi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ifadeye çağırdığı Aydın, suçlamaya konu olan yazılarının eleştiri olduğunu belirterek, söylediklerinin arkasında olduğunu kaydetti.

    Ayhan Aydın şunları ifade etti:

    “Yaşam mücadeleden ibarettir. Yaşamın hakkını vererek hayat süreceksin. Gölgelerde gezinmek tutsaklıktan, korkaklıktan başka bir şey değildir. Aynı zamanda her şeyin bir bedeli vardır. Recep Tayyip Erdoğan için sosyal medya ortamında yaptığım yorumlar, yazdığım şiirlerle ilgili bugün, “Cumhurbaşkanına hakaretten” dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdim.
    Her daim dürüst bir insan olmaya çalışan, söyleyeceği her şeyi açıklıkla ifade eden birisi olarak, tüm dünyadaki, yurdumuzdaki yanlışları, haksızlıkları, zaman zaman da Recep Tayyip Erdoğan’ın ruh ikizleri olan sözde Alevi – Bektaşi önderlerine ve bu yolu yozlaştıralara karşın eleştirilerimiz sürecektir.
    Bugüne kadar her zaman aynı yolda, aynı çizgide bir yaşamım oldu. Yeryüzündeki hiçbir güç bunu değiştiremez. Tüm yazdıklarım, yorumlarım, eleştirilerin, deli dolu hallerim bana aittir. Böyle olmaktan çok mutluyum. Mutlu olmayanlar kendi yollarına gidebilirler. Bugün, Recep Tayyip Erdoğan’a söylediğim her şeyin arkasında olduğumu söylemenin büyük mutluluğunu yaşadım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kılıçdaroğlu TRT’den Erdoğan’a seslendi: Gel, çekinme, er meydanına çıkalım-VİDEO

    Kılıçdaroğlu TRT’den Erdoğan’a seslendi: Gel, çekinme, er meydanına çıkalım-VİDEO

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, TRT’de TRT’yi eleştirdi. Seçim propagandası çerçevesinde TRT’den yurttaşa seslenen Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, sana devletin televizyonu TRT’den sesleniyorum; gel, çekinme. İkimiz de er meydanına çıkalım, devletin televizyonu TRT’de, senin istediğin gazetecilerin sorularını yanıtlayalım” çağrısında bulundu.

    Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim propagandası çerçevesinde TRT’den halka seslendi.

    TRT’de TRT’yi eleştiren Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşma şöyle:

    “Sevgili halkım, bugün çok değerli bir davet için karşınızdayım. 14 Mayıs geride kaldı. Millet seçimini yaptı ve ben sandıkta Erdoğan ile baş başa kaldım. Artık yalnızca o ve ben varız. Sakın yanlış düşünmeyin, o parti bu parti yok. Artık sandıkta birbirine taban tabana zıt iki farklı anlayış var. Şimdi tarafsızlığı ile dünyaya ün salmış TRT ekranlarından yüksek cesareti ile gönüllere taht kurmuş, bir kişiye sesleneceğim.

    Erdoğan, sana devletin televizyonu TRT’den sesleniyorum; gel, çekinme. İkimiz de er meydanına çıkalım, devletin televizyonu TRT’de, senin istediğin gazetecilerin sorularını yanıtlayalım. İstersen halk da soru sorsun. Sen ki kendine reis dedirten, sen ki bir dünya lideri herhalde Bay Kemal’den çekinmezsin. E çık karşıma ve milletimiz, onun derdini bileni de o dertleri kimin çözebileceğini de bu vatanı kimin sevdiğini de görsün. Varsın, kararını versin.

    “ERDOĞAN BENİM KARŞIMA ÇIKMAYA CESARET EDEMEZ”

    Sevgili halkım, Erdoğan benim karşıma çıkmaya cesaret edemez. Çünkü o da çok iyi biliyor ki; PKK ile masaya oturan, gizli saklı müzakereler yürüten kendisidir. Kahraman ordumuza kumpas kuranlara yol veren kendisidir. Bir milletin namusu olan ordunun kozmik odasını teröristlere açan kendisidir.

    10 milyon düzensiz göçmeni, bile isteye vatanımıza sokan kendisidir. Yabancılara, el altından konut karşılığı vatandaşlık satan kendisidir. Milletin öz evladını, mülteciye çeviren bırak ev araba almayı, kira bile ödeyemeyecek duruma düşüren kendisidir. O biliyor da maalesef TRT’de bu gerçekleri sizlere göstermiyor. Bu konuşmayı, TRT istediği için değil; kanunen mecbur oldukları için yayınlıyorlar. Benim güzel halkım, görün, tanıyın, bu vatanı, bu milleti kimin sevdiğini bilin.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Doç. Dr. Veysel Dinler: Yeni hükümet sisteminde sistemin tek hakimi Cumhurbaşkanı

    Doç. Dr. Veysel Dinler: Yeni hükümet sisteminde sistemin tek hakimi Cumhurbaşkanı

    PİRHA- Anayasa ve Siyasal Kurumlar Uzmanı Doç. Dr. Veysel Dinler, “Cumhur İttifakı’nın parlamentoda çoğunluğu elde ettiği bir sistemde, yürütmenin Millet İttifakı’ndan olması daha dengeli bir sonuçtur. O yüzden daha yüksek bir enerjiyle cumhurbaşkanını seçme motivasyonu yaratılmalıdır” çağrısında bulundu. 

    28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı seçimi yaklaşırken, çeşitli spekülasyonlar da yapılıyor.

    Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi/Anayasa ve Siyasal Kurumlar Uzmanı Doç. Dr. Veysel Dinler, yeni hükümet sistemine ilişkin bir yazı kaleme aldı.

    “Yeni Hükümet Sisteminde Sistemin Tek Hakimi: Cumhurbaşkanı” başlığıyla yazan Doç Dr. Dinler, “TBMM’nin Cumhurbaşkanını by-pass etmesi daha zordur, oysa Cumhurbaşkanı TBMM olmaksızın da işlerini yürütebilir. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı isterse TBMM’ye kanun bile çıkarttırmaz. Veto ettiğinde 301 milletvekilinin oyuyla tekrar kabul edilmesi gerekir.” dedi.

    “İster istemez TBMM Cumhurbaşkanını bazı durumlarda frenleyebilir” diyen Dinler, “Cumhur İttifakı’nın parlamentoda çoğunluğu elde ettiği bir sistemde, yürütmenin Millet İttifakı’ndan olması daha dengeli bir sonuçtur. O yüzden daha yüksek bir enerjiyle cumhurbaşkanını seçme motivasyonu yaratılmalıdır” çağrısında bulundu.

    Anayasa ve Siyasal Kurumlar Uzmanı Doç. Dr. Veysel Dinler‘in yazsısının tamam şöyle:

    “28 Mayıs 2023 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ikinci turu yaklaşırken, hükümet sistemi üzerinde yerli yersiz spekülasyonlar da artmakta ve kafa karışıklığına neden olmaktadır. Özellikle Abdüllatif Şener’in 23 Mayıs 2023 tarihinde NTV kanalında vermiş olduğu beyanat hem açıklama sahibinin sistem hakkında yeterince bilgili olmadığını hem de kendisinin daha önceleri yaptığı mealen yeni sistemin TBMM’yi cumhurbaşkanı karşısında güçsüz kıldığı ve bu sebeple değişmesi gerektiği argümanı ile de çelişmektedir. Ötesi seçim öncesi kafa karışıklığına ve seçmende motivasyon kaybına sebep olabilecek talihsiz açıklamaları üzerine şunları söylemek mümkündür.

    “YENİ SİSTEMDE CUMHURBAŞKANI İSTERSE TBMM’YE KANUN BİLE ÇIKARTTIRMAZ”

    TBMM’nin Cumhurbaşkanını by-pass etmesi daha zordur, oysa Cumhurbaşkanı TBMM olmaksızın da işlerini yürütebilir.

    1- Başkanlık sisteminde parlamentonun başkana karşı en büyük gücü bütçenin reddidir. Bizim akıllılar cumhurbaşkanını denetimden çıkaracaklar ya güya.
    TBMM bütçeyi reddetse bile bir önceki senenin bütçesi değerlendirme oranlarına göre artırılarak yürürlüğe girer.

    Anayasa m. 161/4: Bütçe kanununun süresinde yürürlüğe konulamaması halinde, geçici bütçe kanunu çıkarılır. Geçici bütçe kanununun da çıkarılamaması durumunda, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanır.

    Hani bütçe yapılmazdı?
    TÜİK Cumhurbaşkanının kontrolündeyse oranlar ne kadar yüksek çıkarsa, bütçenin yenilenmesi bakımından yürütmenin (cumhurbaşkanının) de işine gelir zaten.

    2- Yeni sistemde Cumhurbaşkanı isterse TBMM’ye kanun bile çıkarttırmaz. Veto ettiğinde 301 milletvekilinin oyuyla tekrar kabul edilmesi gerekir.

    Anayasa m. 89/3: Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu üye tamsayısının salt çoğunluğuyla aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır; Meclis, geri gönderilen kanunda yeni bir değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar Meclise geri gönderebilir.

    Hepimiz biliyoruz ki Cumhur+Millet+HDP bile çoğu zaman 301’i mecliste bulamaz. İş inada binerse Cumhur İttifakı vekillerini 24 saat TBMM’de nöbete tutar. Çıkan kanunu da mümkün olduğunca geç onaylayıp Anayasa Mahkemesi’ne götürmek cabası.

    “GÖREVE ATAMA VE GÖREVDEN ALMA TAMAMAMEN CUMHURBAŞKANININ TASARRUFUNDADIR”

    3- Hiçbir bakanın veya cumhurbaşkanı yardımcısının atanması için bir güvenoyuna veya TBMM onayına ihtiyaç yoktur. Göreve atama ve görevden alma yetkisi tamamen Cumhurbaşkanının tasarrufundadır.

    4- Kamu görevlilerinin atanması için kanun çıkarılamaz. Çıkarılsa bile, konunun idari mesele olması sebebiyle Anayasa Mahkemesi iptal etmesi muhtemeldir. Hadi iptal etmedi diyelim, tüm yüksek unvanlı kamu görevlilerini TBMM atayacak değil ya! TBMM’nin doğrudan görev alanı olmayan (Sayıştay, Kamu Denetçiliği Kurumu, RTÜK vs) böyle bir şey mümkün değil.
    En fazla parlamenter sistemde olduğu gibi 3’lü kararname gibi bir sistem getirir. Başbakanlık makamı olmadığı için kararname 3’lü değil de yine cumhurbaşkanının kendi atadığı bakanla 2’li şekilde olur. Bu da çok saçma bir argüman.

    “YETKİLERİN KISITLANMASI TOPLUM YARARINA”

    5- Bakanların ihtiyaç duyacakları kanunlar ne olacak?
    Şu an eldeki geniş kanunlarla bakanların ekstra yetkiye ihtiyaçları yok zaten. Yetkilerinin kısıtlanması da toplumun yararına zaten. Yetki meselesi Türkiye’de hala iyi anlaşılamayan bir konu. Devlet adına kamu gücü kullanılanlara verilen her yetki yurttaşların (hatta yabancıların) hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması demek. Örneğin, İçişleri Bakanının belediyelere kayyım atayamaması, valilerin sudan sebeplerle konser veya festivalleri yasaklayamaması, Şehircilik Bakanlığının acil kamulaştırmalar yapamaması, hak ve özgürlükleri ihlal etmez, tersine vatandaşın yararına şeylerdir.
    Yani aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

    Kaldı ki, toplumun ihtiyaçlarına karşılık vermeyen bir TBMM’nin bir sonraki seçimde halka hesap vereceği de açıktır. Cumhurbaşkanının emrindeki TRT bu sefer halk düşmanlarının ifşası için uğraşabilir.
    İstanbul-Ankara büyükşehirlerinde uygulanmak istenen TOPAL ÖRDEK politikası cumhurbaşkanlığında bu kadar etkili olamaz.
    Çünkü iktidar Büyükşehir Belediye Meclisleri eliyle yapamadığını, kanun veya kararname çıkararak, belediye yetkilerini bakanlıklara devrederek yapmaktadır.
    Cumhurbaşkanlığında zaten en yetkili cumhurbaşkanıdır.

    6- İster istemez TBMM Cumhurbaşkanını bazı durumlarda frenleyebilir.
    Bu zaten bizim istediğimiz şey değil mi? Frensiz, hiçbir denetim mekanizması olmayan/olmayacak bir cumhurbaşkanı daha mı iyi?

    7- Birkaç yıl içinde Cumhurbaşkanı tarafından bazı AYM üyeleri de dahil olmak üzere pek çok yüksek denetim mekanizmalarına atama yapılacak. Bu bile değişim istemek için yeterli değil mi? Nitekim 2018’en bugüne gördüğümüz denetimsizlik halini bırakın, denetim sözcüğünü bile kullanmak yersiz olacaktır.

    “HALK İSTERSE GETİRİR”

    8- Millet İttifakının vaadi olan güçlendirilmiş parlamenter sistemi halk isterse getirir.
    Bu kampanya süreci vaatlerden çok montaj videoların, kara propagandanın tartışıldığı bir süreç oldu. Yine en kolay olana kaçıldı, milliyetçilik körüklendi.
    Eğer sistemin gerçekten de işin içinden çıkılmaz bir hal aldığı, tabela partilerinin bile kendi oy oranlarının çok üzerinde sisteme etki ettiği Cumhur İttifakı bileşenlerince de düşünülüyorsa, onları da rahatlatacak bir sisteme geçilmesi niçin imkansız olsun ki?
    Sistem sadece devlet mekanizmasını, bürokrasiyi yorup, sistemi hantallaştırmakla kalmamakta, aynı zamanda siyasal alanda da orantısız ve sürprizlere gebe bir durum ortaya çıkarmaktadır.
    Bugün Millet İttifakı bu anayasa teklifini sunacak milletvekili sayısına sahiptir. Bundan en çok zararı da sistemin hakim partileri AKP ve CHP görmektedir. Size garip veya imkansız gelebilir ama iki partinin bile anayasa değişikliğinde anlaşma ihtimali yüksektir.

    “YÜKSEK BİR ENERJİYLE CUMHURBAŞKANINI SEÇME MOTİVASYONU YARATILMALIDIR”

    Sonuç olarak, sistemi anlamadan boş argümanlar üretmeye gerek yok.
    Cumhur İttifakı’nın parlamentoda çoğunluğu elde ettiği bir sistemde, yürütmenin Millet İttifakı’ndan olması daha dengeli bir sonuçtur.
    O yüzden daha yüksek bir enerjiyle Cumhurbaşkanını seçme motivasyonu yaratılmalıdır.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER
    > Doç. Dr. Veysel Dinler: ‘Hile var’ algısı yaratmak iktidarın her zaman işine gelir
    > Doç. Dr. Veysel Dinler, seçim görevlilerini uyardı: 2 ila 10 yıla kadar hapis cezası var
    > Kaybetseler bile gitmezler mi? Doç. Dr. Dinler, Anayasayı ihlal suçunu hatırlattı

  • DAD’dan Kılıçdaroğlu’na destek

    DAD’dan Kılıçdaroğlu’na destek

    PİRHA-DAD, toplumu kutuplaştıran bir siyaset anlayışına “Dur” demek için; seçimin ikinci turunda Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine dair açıklama yayınladı.

    Üçüncü dünya savaşının yaşandığı koşullarda Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci turuna gittiğinin belirtildiği açıklamada, “Bu bakımdan mevcut seçimler uluslararası güç dengelerinden, çıkar ilişkilerinden bağımsız degildir. Zihniyet ve vicdan yapısının iktidar ve sermaye güçlerinin insafına göre inşa edildiği; emek, barış, demokrasi, insan haklarına, birey, toplum ve doğaya ait ne varsa yok hükmünde sayıldığı; adaletin güçü degil, muktedirin hukukunun esas alındığı, hakikati dile getirenlerin baskı ve zulüm altında olduğu, cezaevlerindeki hak ihlallerinin arş-ı âlaya ulaştığı bir ortamda seçimlere gitmek; demokratik siyaseti savunanlara büyük sorumluluklar yüklemektedir” denildi.

    “Siyasete katılmak, siyasetin öznesi olmak, varolan kötü gidişatı değiştirmek, yaşanılır ortam inşa etmek için YA XÎZÎR diyerek zülme karşı ikrarlı birliğe yol almak zamanıdır” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “TOPLUMU KUTUPLAŞTIRAN SİYASET ANLAYIŞINA DUR DEMEK İÇİN…”

    “Öz itibariyle devletin bütün zor ve ideolojik aygıtları mevcut iktidarın elindedir. İktidarı, baskıyı yönetim ile aynı manaya getiren; farklılıkların ikrarlı birliğini kabul etmeyen; kadının düşünsel, örgütsel, kültürel, sosyal, siyasal, ekonomik alanlarda öz dinamiklerine kavuşmasını istemeyen, ekonomik değerleri belli kesimde tekelleştiren, birikimleri yağmalayan, Kürt-Türk, Alevi-Sünni ayrılmasını derinleştirerek toplumu kutuplaştıran bir siyaset anlayışına “Dur” demek için; seçimin ikinci turunda sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediğimizin bilinmesini isteriz.
    Zamanın ve mekanın ruhuna demokrasi güçlerine tarihi sorumluluklar yüklemektedir. Bu sorumluluğun gereği olarak; cümle canların sandığa gitmesi bir sorumluluktur. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hozatlı yurttaşlar: Herkes oyunu kullansın -VİDEO

    Hozatlı yurttaşlar: Herkes oyunu kullansın -VİDEO

    PİRHA-28 Mayıs Cumhurbaşkanı seçimine sayılı günler kala Dersim’in Hozat ilçesindeki yurttaşların nabzını tuttuk. Herkesin 28 Mayıs’ta oy kullanması çağrısı yapan Hozatlı yurttaşlar, “Ülkenin geleceği için 28 Mayıs’ta yapılacak seçimler çok önemli. Ülkenin aydınlığa kavuşması için herkes oyunu Kemal Kılıçdaroğlu’na versin” dediler.

    Türkiye, 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimleri için sandığa gidecek. Dersim’in Hozat ilçesindeki yurttaşlara seçimden beklentilerini sorduk.

    “KEMAL KILIÇDAROĞLU KAZANIRSA ÜLKEYE BARIŞI VE KARDEŞLİĞİ GETİRECEK”

    Hozatlı yurttaşların verdiği cevaplar şu şekilde:

    -Bizim gönlümüz Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana umarım kazanır.

    -Gönlümüz Kemal Kılıçdaroğlu’ndan yana inşallah kazanır ve ülke biraz daha düzelir.

    -Herkes oyunu kullansın, ülkenin geleceği için 28 Mayıs’ta yapılacak seçimler çok önemli. Ülkenin aydınlığa kavuşması için herkes oyunu Kemal Kılıçdaroğlu’na versin.

    -Bu sistemin değişmesi lazım, parlamenter sistemin getirilmesinden yanayım. Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülkeye barışı, kardeşliği getirecek.

    -Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olursa ülke nefes alır.

    -Ülkenin durumu çok kötü iktidar ülkeyi uçuruma götürdü. Ülkeye huzur gelsin herkes düşüncesini özgürce yaşasın.

    -Kemal Kılıçdaroğlu emeklilere Kurban Bayramı’nda 15 bin TL vereceğim, 100 bin öğretmen ataması yapacağım, işi olmayan kadınlara para vereceğim diyor ama kimse oy vermiyor.

    -28 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın gitmesi lazım.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Kılıçdaroğlu: Ben karşımda daha mert ve daha yürekli bir aday görmek isterdim-VİDEO

    Kılıçdaroğlu: Ben karşımda daha mert ve daha yürekli bir aday görmek isterdim-VİDEO

    PİRHA-Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde açıklamalarda bulunurken, “Memleketimizde adalet, bereket ve huzuru getirmek için ulaşmamız gereken daha milyonlarca vatansever insanlarımız var. 10 günde tüm gayretimizi sarf edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle:

    “14 Mayıs geride kaldı. 28 Mayıs günü iki aday ve iki farklı anlayış sıfırdan milletimizin karşısına çıkacak. İlk turda sandıktan bu iktidara karşı memnuniyetsizlik ve değişim mesajı çıktı. Millerin oyunun yarısını bile alamadılar. İktidar partisini oyları 7 puan eridi. Benim görevlerimden birisi de gerçekleri söylemektir. İlk turda bize inanan 25 milyon seçmen olmak üzere oyunu kullanan tüm vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İlk turda sandıktan bu iktidara karşı değişim mesajı çıktı. Erdoğan iktidarının küstahlığına dur dedik.

    “SEÇİM SÜRECİ ERDOĞAN’IN İFTİRA KAMPANYALARI İÇİN GÖLGELENDİ”

    Milletimizin oyunun yarısını bile alamadılar. Oyları önemli ölçüde eridi. Neticede AK Parti yedi puan geriledi. Bunu bütün milletimin bilmesini isterim. Bir demokrasi şöleni ve huzur havası içinde geçmesi gereken bir seçim süreci Erdoğan’ın iftira kampanyaları içinde gölgelendi. Ben karşımda daha mert ve daha yürekli bir aday görmek isterdim. Vatandaşlar da montajlardan ve bundan medet ummayan adayları hak ediyordu. Yürekli, namuslu, doğruları söyleyen…

    Ancak; siyasi kültürümüz bir kez daha lekelendi. Milletimizi çaresizlik içinde iftira ve karalama kampanyası ile aldatmaya çalışanlar amaçlarına ulaşamadı. Milletimiz ilk turda yetkiyi iktidara vermeyerek bu sistemden ve bu zihniyetten memnuniyetsizliğini ortaya koydu. Milletimiz bize de etkili bir mesaj verdi: Kimi vatandaşlarımız sandığa gitmedi, kimi gidip tepkisel oy kullandı, kiminin de eli istemeyerek Erdoğan’a gitti. Çünkü mevcut yönetimin kara propagandasına maruz bırakıldı vatandaşlarımız. Biz de sizlerin mesajlarını aldık. Memleketimizde adalet, bereket ve huzuru getirmek için ulaşmamız gereken daha milyonlarca vatansever insanlarımız var. 10 günde tüm gayretimizi sarf edeceğiz.

    YSK meselesini açıklığa kavuşturmak isterim: Tüm tutanaklar elimizdedir. Tek bir oyun dahi hakkını yedirmeyeceğiz. Biz YSK’ya gerekli tüm itirazları yaptık. Bu seçim bir kez daha gösterdi ki, bunların usulsüzlük ve ahlaksızlıkları sınır tanımıyor. Her sandıkta 5 müşahite ihtiyacımız var. Bütün vatandaşlarıma ilan ediyorum. Ben terör örgütleriyle hiç masaya oturmadım, bundan sonra da oturmayacağım. Nokta. Erdoğan sen ülkenin sınırlarına ve namusuna sahip çıkmadın. Bu ülkeye bile bile 10 milyondan fazla mülteci getirdin. Haraç mezat vatandaşlık sattın. Ben iktidara gelir gelmez tüm mültecileri evlerine göndereceğim. Nokta.”

    *Ayrıntılar geliyor…

    (HABER MERKEZİ)

  • Prof. Dr. Güney: Sinan Oğan oylarının Kılıçdaroğlu’na gelmeyeceğini düşünüyorum-VİDEO

    Prof. Dr. Güney: Sinan Oğan oylarının Kılıçdaroğlu’na gelmeyeceğini düşünüyorum-VİDEO

    PİRHA- Siyaset Bilimci Prof. Dr. Atilla Güney, “2. turda Kılıçdaroğlu’nun velev ki Oğan’la ittifak yapması durumda bile tabanının bu ittifaka uymayacağını düşünüyorum. Milliyetçi taban çok farklı reflekslerle hareket ediyor. Ne türlü pazarlık yapılırsa yapılsın Sinan Oğan ve Zafer Parti’sinin oylarının Kılıçdaroğlu’na gelmeyeceğini düşünüyorum” dedi. 

    14 Mayıs seçimleri geride kalırken, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 28 Mayıs’ta ikinci turu yapılacak. 14 Mayıs’ta ortaya çıkan sonucu değerlendiren Barış Akademisyeni Prof. Dr. Atilla Güney, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İyi Parti seçmeninin büyük bir çoğunluğunun Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermediğini savundu.

    Güney, Türkiye’nin bir toplumsal faşizm sürecinden geçtiğine işaret ederek, yükselen milliyetçi oylar, seçim kampanyaları süreçlerinde özellikle iktidar blokunun hiçbir ekonomik, sosyolojik soruna değinmeden tamamen “terör” örgütleriyle Kılıçdaroğlu’nu ve muhalefeti ısrarla ilişkilendirmesi bugün gelinen noktayı gösterdiğini dile getirdi.

    Kurulu ittifakların, birer siyasal pazarlık meselesi olduğunu vurgulayan Güney, “Millet İttifakının aldığı oylara baktığımız zaman tabanlarının Kılıçdaroğlu’na oy vermediğini çok net bir şekilde görüyoruz. Özellikle Emek ve Demokrasi İttifakı’nın tabanını oluşturan Kürt illerinde yüzde 70’e yakın Kılıçdaroğlu’na oy oranı çıkarken, Batı’ya geldiğimizde bu oyların yarı yarıya düştüğünü görüyoruz. Buradan da görüyoruz ki, ortada bir ittifak yok. Kürt illerindeki seçmenin kahir ekseriyeti çok ciddi bir toplumsal taban refleksiyle hareket ederek Kılıçdaroğlu’na oy vermişler” dedi.

    “DİKKATLİ OLMAK GEREKİYOR”

    2 hafta sonra yapılacak seçimde toplumu sıkıntılı bir sürecin beklediğine vurgu yapan Güney, şunları söyledi:

    “Sinan Oğan şu an elindeki yüzde 5’lik oy oranıyla milliyetçi bir refleksle pazarlıklara girişmiş durumda. Seçimler kimin lehine sonuçlanırsa sonuçlansın Sinan Oğan’ın tabanının ilk turdaki gibi davranacağını düşünüyorum. 2’inci tur seçimlere çok dikkat etmek gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun tabanının çok ciddi bir sinizm ve umutsuzluk içerisinde olduğunu gözlemliyorum. Sandığa gitme oranlarında ciddi düşüşler yaşanabilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekiyor.

    2. turda Kılıçdaroğlu’nun velev ki Oğan’la ittifak yapması durumda bile tabanının bu ittifaka uymayacağını düşünüyorum. Milliyetçi taban çok farklı reflekslerle hareket ediyor. Ne türlü pazarlık yapılırsa yapılsın Sinan Oğan ve Zafer Parti’sinin oylarının Kılıçdaroğlu’na gelmeyeceğini düşünüyorum.”

    “YAŞAMA ÜMİDİ ÖLÜM KORKUSUNDAN DAHA BÜYÜK”

    Deprem bölgelerindeki seçim sonuçları değerlendiren Güney, “Özellikle Hatay’da yurttaşların neredeyse yüzde 60’nın kenti terk etmiş olması, seçim günü sandıklara ulaşmakta zorluk çekmesi, büyük bir kısmının farklı kentlerde oy kullanıyor olması bunların çok ciddi bir analize ihtiyacı var. Fakat yer yer kamuoyunda deprem bölgesindeki oy oranlarına bakılarak bir kızgınlık ve hamaset edebiyatı yürütülüyor. Bu da toplumsal faşizm meselesiyle çok alakalı bir şey. Deprem bölgesindeki seçim sonuçlarına baktığım zaman yaşama ümidinin ölüm korkusundan daha büyük bir travma haline geldiğini gözlemledim” diye belirtti.

    “BU BİR UYARIDIR

    Yeşil Sol Parti’nin oy kayıplarına ilişkin de konuşan Prof. Dr. Atilla Güney, “İttifaklar sendromunun olumsuz etkilerini Yeşil Sol Parti’nin oylarının düşüşünde görüyoruz. Özellikle seçime bir ay kala kurdukları ittifak, TİP’le yaşanan gerginlikler Kürt seçmen üzerinde çok etkili oldu. Tabii bunun partinin iç işleyişiyle de, seçim sürecini yürütme biçimi, adayların profilleri, adayların belirlenme sürecinde izlenen antidemokratik yöntemlerin de özellikle HDP’nin kahir ekseriyetini oluşturan Kürt seçmen üzerinde çok ciddi bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Bu bir uyarıdır. Umarım gerçekten bizim yıllardır yaptığımız eleştiriler, uyarılar bundan sonra dikkate alınır ve parti gerçekten kelimenin tam anlamıyla bir eleştiri ve öz eleştiri sürecine girer ve bu eleştiri ve öz eleştirinin özellikle genel merkezden başlaması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

    Diren KESER-Fatoş SARIKAYA/MERSİN

  • Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildiğini açıkladı

    Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildiğini açıkladı

    PİRHA-Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildi.

    Memleket Partisi Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, 14 Mayıs günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildiğini açıkladı.

    “Siyasi kariyerime 15 yaşında başladım.

    O günden bu yana afiş astım. 5 dönem milletvekilliği yaptım. 40 yılın üzerindedir siyasette mücadele ediyorum. Son 45 günde gördüklerimi on 45 senede görmedim. Sahte dekontlar, sahte jipler, olmayan bacanaklar, olmayan görüntüler. İsrailli bir porno sitesinden görüntüyü kesiyor. Benim kafayı kesiyor, oraya koyuyorlar. Böyle bir iftirayı cumhuriyet tarihi boyunca değinmedi. Bir tanesi çıkıp bu emniyet nerede. 45 gündür itibar suikastı yapılıyor saldırılıyor.

    Benim böyle bir görüntüm yok ki. Benim böyle bir ses kaydım yok. Bu özel hayat değil, bu iftira. Gazetecinin birisi gerçek ya da montaj yazıyor fark etmez diyor. Türkiye Cumhuriyet Devleti benim itibarımı koruyamamıştır. Bu ülkenin savcısı, bu ülkenin medyası, bu ülkenin emniyeti benim itibarımı koruyamamıştır. Bu itibar suikastı yapılırken bu ülkenin savcılarının ortaya çıkmamasını anlamış değilim. Kamyoncu şerifin oğlu fizik öğretmeni Muharrem İnce’yim. Benden başka mal varlığını açıklayan yok. Ne kadar kaçak FETÖ’cü varsa yurt dışından saldırıyor. Döne döne vuruştum bunlarla.

    Pazar günü sandığa gideceğiz. Memleket Partisi mutlaka o mecliste olmalıdır. HDP var, DEVA’lılar Gelecek Partililer var, Atatürk’ün sigortası Memleket Partisi’dir. Memleket Partisi’ne her evden bir oy istiyorum. Bu atılan iftiralara Saray’dan para aldı çekilemez diyenlere. Bu alçaklığı yapanlara sesleniyorum. Benim bu kumpaslardan korktuğum yok. Adaylıktan çekiliyorum.

    Bunu memleketim için yapıyorum. Bir kanal açmaya çalıştım. Bahaneleri kalmasın. Yoksa seçim sabahı bütün suçu bize atacaklar. Cumhurbaşkanlığı adaylığından çekiliyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu Mersin’den seslendi: İlk turda bitiriyoruz- VİDEO

    Kılıçdaroğlu Mersin’den seslendi: İlk turda bitiriyoruz- VİDEO

    PİRHA- Mersin mitinginde konuşan Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ülkenin kaderinin değişmesine sayılı günler kaldığına işaret ederek, “İlk turda bu işi bitirip, ülkeye baharları ve huzuru getireceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim mitinginde Mersin halkıyla bir araya geldi. On binlerce yurttaşın katıldığı mitinde Yeşil Sol Parti bayraklarının dalgalanması dikkatleri çekti.

    KILIÇDAROĞLU: GENÇLER SEÇİMDE TARİH YAZACAK

    “Hak, hukuk, adalet” sloganlarıyla kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Otoriter düzeni hep birlikte değiştireceğiz” sözleriyle Mersin halkını selamladı.

    İlk kez oy kullanacak gençlerin seçimdeki rollerinin önemine vurgu yapan Kılıçdaroğlu gençlere şöyle seslendi: “Gençler önünüzde büyük bir fırsat var. İlk kez otoriter yönetimi, kullanacağınız ilk oyla göndereceksiniz. Türkiye’nin kaderini gençler değiştirecek, bu ülke size teşekkür edecek.”

    Ekonomik krize, öğretmen atamalarına, depreme, toplumdaki ayrıştırma politikalarına dair de konuşan Kılıçdaroğlu, her şeyin çok güzel olacağı ve huzur içinde yaşama sözü verdi.

    MERSİN/ PİRHA

     

  • İlk oylar kullanıldı!

    İlk oylar kullanıldı!

    PİRHA- Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin ilk oyları havaalanı ve gümrük kapılarında kullanıldı.

    14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde ikametgahı yurt dışında olan yurttaşların oy kullanma işlemleri başladı.

    Seçmenler için gümrük kapılarında ve İstanbul Havaalanı’nda sandıklar kuruldu. Sınır kapılarındaki oy verecek yurttaşlar oylarını 24 saat esasıyla gerçekleştirecek. Oy verme süresi 14 Mayıs Pazar günü saat 17.00’da sona erecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu: Sarayın trolleri milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapıyor, utanç verici-VİDEO

    Kılıçdaroğlu: Sarayın trolleri milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapıyor, utanç verici-VİDEO

    PİRHA-Sosyal medya hesabından ‘Kürtler’ başlıklı bir video yayımlayan CHP lideri ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Saray ne zaman seçimi kaybedeceğini görse Kürtlere toplu bir yaftalama, terörist muamelesi yapma durumu başlıyor. Utanç verici. 3-5 oy için kardeşliğe kimsenin zarar vermesine asla ve asla izin vermeyeceğim” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından ‘Kürtler’ başlıklı bir video yayımladı. “Saray ne zaman seçimi kaybedeceğini görse Kürtlere toplu bir yaftalama, terörist muamelesi yapma durumu başlıyor. Utanç verici” dedi.

    “KARDEŞLİĞE KİMSENİN ZARAR VERMESİNE İZİN VERMEYECEĞİM”

    Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    “Sevgili halkım, son yıllarda ne zaman seçim konuşsak, saray ne zaman seçimi kaybedeceğini görse Kürtlere toplu bir yaftalama, terörist muamelesi yapma durumu başlıyor. Utanç verici. Gerçekten de utanç verici. Şu anda milyonlarca Kürt’e terörist muamelesi yapılıyor. Her gün durmadan. Her gün milyonlarca lirayı sosyal medya trollerine harcıyorlar. O troller bana hakaret edebilmek adına Kürtlere terörist muamelesi yapıyorlar. İnsanımızı, devlete yabancılaştırıyorlar. Ne için? Üç beş oy için. Utanmıyorlar. Gerçekten de utanmıyorlar. Bay Kemal’e iftira atacaklar diye milyonlarca insanın haysiyeti ile oynanır mı? Allah aşkına söyleyin bana milyonlarca insanın haysiyeti ile oynanır mı? Sevgili halkım siz bu yaptıkları propagandaya sakın ama sakın kanmayın. Kardeşlik hukukumuzu kesinlikle unutmayın. Türk ile Kürt’ü kardeş yapan kader var. Kader bizi bir araya getirdi. Kader bize kardeş olun dedi. Kader bizi Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da koyun koyuna yatırdı. Kardeş sevgisi gibi derin bir sevgi yoktur. Yüzyıllardır beraber kaldık, yaşadık. Hiç birimiz yolumuza yalnız gitmedik, gidemedik. 3-5 oy için kardeşliğe kimsenin zarar vermesine asla ve asla izin vermeyeceğim. Az kaldı.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

     

  • Eski İzmir Barosu Başkanı YSK’ye başvurdu: Erdoğan’ın 3. defa adaylığı Anayasa’ya aykırı

    Eski İzmir Barosu Başkanı YSK’ye başvurdu: Erdoğan’ın 3. defa adaylığı Anayasa’ya aykırı

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü kez aday olmasına itiraz eden eski İzmir Barosu başkanı Av. Özkan Yücel, dilekçesinde 2007 yılında yapılan değişikliğe vurgu yaparak bir kişinin iki defa seçilebileceğini söyledi.

    Recep Tayyip Erdoğan’ın 3’üncü kez Cumhurbaşkanı adayı olmasına bir itiraz da İzmir’den geldi. Yüksek Seçim Kurulu’na başvuran eski İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, başvuru dilekçesinde Anayasa’nın 101. maddesinde 2007 yılında yapılan değişikliğini hatırlatarak, “Değişikliğin tarihi dikkate alındığında -seçilme sayısına ilişkin sonradan yapılmış bir değişiklik de olmadığına göre- 2007 yılından sonra bir kişi, ancak iki defa cumhurbaşkanı seçilebilecektir”dedi.

    Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2007 yılından sonra ve değişiklik yürürlükte iken, 2014 ve 2018 yıllarında cumhurbaşkanı seçildiğini dile getiren Yücel, mevcut adaylığın üçüncü adaylık olmasıyla birlikte Anayasa’nın emredici hükmüne aykırı olduğunu söyledi.

    İki defa cumhurbaşkanlığına seçilebilme kuralının tek istisnasının da Anayasa’nın 116. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde, Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi” olduğunu dile getiren Yücel, bu kuralın, TBMM tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmiş olmaması nedeniyle uygulama alanı olmadığını kaydetti.

    YSK’ye verdiği dilekçede, Anayasa’nın 11. maddesi uyarınca Anayasa hükümlerinin bağlayıcılığını hatırlatan Yücel, YSK’ye seslenerek, “Anayasa’ya aykırı davranışların, her düzeydeki kamu görevlileri açısından suç oluşturacağını bildiğinizi varsayıyorum” dedi.

    Eski İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, dilekçesinin sonuç kısmında şu ifadelere yer verdi:

    – Üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilebilmek için başvuruda bulunan Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylık başvurusunun reddine karar verilmesini,

    – Kurulunuzun, adaylık başvurusunun kabulüne yönelik 2023/254 sayılı kararının itirazım üzerine R.T. Erdoğan yönünden kaldırılmasını,

    – Kesin listede bu isme yer verilmemesini,

    – Aksi davranışın, kamu görevlisi olan kurulunuz üyeleri açısından suç oluşturacağının bilinmesini talep ederim.

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacak-VİDEO

    Emek ve Özgürlük İttifakı, Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacak-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifakın deklarasyonunu açıklayarak aday çıkarmayacaklarını ifade etti.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, 14 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan açıklamayı Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları yaptı. Açıklamaya partilerin temsilcileri ve milletvekilleri de katıldı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, ittifak adına yaptığı konuşmada, ittifak bileşenleri olarak 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını açıkladı.

    “ADAY ÇIKARMAYACAĞIZ

    Açıklamanın satırbaşları şöyle:

    “Kendi adayımızı çıkaracaktık ancak depremle birlikte gündem değişti. Biz de tutumumuzu gözden geçirdik ve yeni bir karara vardık. Şimdi tutum belgemizi açıklayacağız. Toplumda çözümsüzlük ve ağır bir bunalım yaşanıyor. Tek adam yönetimi her alana yayılmış durumda. Toplum nefessiz bırakıldı. AKP-MHP iktidari kabus gibi halkın üzerine çöktü. Demokratik değişimi gerçekleştirmek için bir araya gelmeliyiz. yurttaşların eşit ve özgür yaşama talepleri vardır. Türkiye’nin geleceği demokrasiyle buluşmalı. Kadınlar, gençler ve tüm dezavantajlı gruplara hakları verilmelidir. Kadınlar haklarını almalıdır. Yıllardır ezilen yok sayılan sadece bir nesne olarak görülen kadınlara tüm hakları verilmelidir. Yolsuzluğa yoksulluğa ve talana dayalı bir sistem var. Bunun hesabını soracağız. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak aday çıkarmayacağımızı duyururuz. Hep birlikte aydınlık bir geleceğe yürümenin yolu cesaretle adımlar atmaktan geçiyor. Bu yüzden bu kararımız çok önemli.”

    HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ardından ittifak bileşenleri de kısa açıklamalarda bulundular.

    “YENİ BİR TARİH YAZACAĞIZ

    EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, “Anti demokratik bir süreç yaşıyoruz. Buna son verilmeli. Tek adam rejimini yıkmak için birlik olmalıyız. Demokrasiye ve özgürlüğe ulaşabilmemiz için aday çıkarmama kararı verdik” dedi.

    EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de, “Aday göstermeme konusunda tüm kesimlerle görüştük. Milyonların ortak kaderi bu. Tüm halkımıza seferberlik çağrısı yapıyoruz. Tek adamı hep birlikte göndereceğiz. Yeni bir tarih yazısında bizim ittifakımızin payı büyük olacak. AKP-MHP ye güle güle diyoruz. Yeni iktidarı biz inşa edeceğiz” diye konuştu.

    “GÜN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER İÇN BİR ARAYA GELME GÜNÜDÜR”

    Sosyalist Meclisler Federasyonu Genel Başkanı Barış Kayaoğlu ise, demokrasinin inşa edilmesinde üzerlerine düşeni yapacaklarını ifade etti.
    TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz Saray rejimine karşı en kararlı mücadeleyi veren tüm kesimlerle kurduk. Ülkeyi yeniden kuracağız.  Saray rejiminden kurtulmak isteyen tüm kesimleri bir araya gelmelidir. Gün demokrasi ve özgürlükler içn bir araya gelme günüdür” değerlendirmesinde bulundu.

    “14 MAYIS’TAN SONRA YENİ BİR TÜRKİYE İNŞA EDECEĞİZ”

    TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Juliyana Sözen, “Kritik bir yerdeyiz. Önemli bir seçime gidiyoruz. Asıl görev simdi başlıyor. Bu iktidarın ezdiği tüm kesimlerin bir araya gelmesi için çabalıyoruz. 14 Mayıs’tan sonra yeni bir Türkiye inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ, HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”

    Son olarak HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu. Sancar, “Seçimler çok kritik. Şeffaf bir süreç ilerlettik.  Deprem büyük bir yıkım yarattı. Her alanda yaşanan değişimle birlikte aday çıkarmama konusunda görüş birliğine vardık. Bu iktidarı gönderecek ve bu düzeni değiştireceğiz. Demokratik özgür ve barışın hakim olduğu bir düzen kurmak için aday çıkarmıyoruz. Türkiye deki demokrasiyi bizler inşa edeceğiz. Parlamento da güçlü olmak çok önemli. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA