Etiket: cumhurbaşkanı

  • Fuat Oktay: Depremlerde 49 bin 589 kişi yaşamını yitirdi

    Fuat Oktay: Depremlerde 49 bin 589 kişi yaşamını yitirdi

    PİRHA-Maraş ve Hatay merkezli depremlerde yaşamını yitiren kişilerin sayısı resmi verilere göre 49 bin 589’a yükseldi.  

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Maraş ve Hatay merkezli depremlerde hayatını kaybeden kişilerin 49 bin 589’a yükseldiğini açıkladı. AFAD Genel Merkezi’nde açıklamalarda bulunan Oktay, deprem bölgesinden şu ana kadar 345 bin 97 yurttaşın oy kullanmak için ikametgâh değişimi yaptığını da duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu Malatya’da: Deprem bölgesinde işçilerin ücretlerinden vergi alınmasın-VİDEO

    Kılıçdaroğlu Malatya’da: Deprem bölgesinde işçilerin ücretlerinden vergi alınmasın-VİDEO

    PİRHA-CHP lideri ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Malatya’daydı. Kılıçdaroğlu, “Kırsal kesimde ciddi sorunlar var. Elde kalan bazı ürünler var. Et ve Süt Kurumu yetkililerine de bir çağrı yapıyoruz. Toprak Mahsülleri Ofisi’ne çağrı yapıyoruz; kayısı var elde, onları satın alsınlar. Et ve Süt Kurum, üreticilerin elindeki sütleri satın alsın. Devlet, sosyal devletliğini şimdi yapmayacaksa ne zaman yapacak” dedi. 

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, depremin etkilendiği Malatya’yı ziyaret etti. Organize Sanayi Bölgesi’nde iş insanları ile birlikte bir araya gelen Kılıçdaroğlu, ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yaptı.

    Toplantıya ilişkin bilgi veren Kılıçdaroğlu, “Sorunlarını aktardılar. Birinci temel sorunları fabrikalarda çalışan işçilerin ve kalifiye elemanların Malatya’dan büyük ölçüde ayrılmış olmaları. Bunların bir an önce dönmeleri gerekiyor. Kendi düşüncelerimi aktardım saygıdeğer iş insanlarına. Vergi açısından bir pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor. Deprem bölgesine çıkan işçilerin, kalifiye elemanların dönmeleri için bir vergi avantajının sağlanması lazım. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bir çalışma yapmasında yarar var. Çünkü iş insanlarının fabrikalarını çalıştırmaları gerekiyor. Böyle bir endişeleri var” dedi.

    KONTEYNER, ÇADIR ÜRETİCİLERİNE ÇAĞRI: BİZE HABER VERİN!

    Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde deprem bölgesine yönelik atılacak adımlara da değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Buradan dillendiriyorum. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra Allah nasip eder kazandığımızda görecekler deprem bölgesinde, işçilerin ücretlerinden vergi alınmaması gerektiğini ifade ettim. İktidara çağrı yapmak da benim görevim. Biz bunu yapmayı taahhüt ediyoruz ama lütfeder kendileri daha erken yaparlarsa bundan memnun oluruz.

    İkinci önemli konu depremde yıkılan evler var. Kırsal kesimde ciddi sorunlar var. Elde kalan bazı ürünler var. Süt üreticileri ‘Sütümüzü yeteri kadar satamıyoruz, alıcı bulamıyoruz’ diye sitemleri oldu. Et ve Süt Kurumu yetkililerine de bir çağrı yapıyoruz. Toprak Mahsülleri Ofisi’ne çağrı yapıyoruz; kayısı var elde, onları satın alsınlar. Et ve Süt Kurum, üreticilerin elindeki sütleri satın alsın. Devlet, sosyal devletliğini şimdi yapmayacaksa ne zaman yapacak. Bunların yapılması lazım, yaraların bir an önce sarılması lazım.

    Konteyner sıkıntıları var, dile getirildi. Kendilerine söyledim, buradan da ifade ediyorum; kim konteyner üretiyorsa ve biz müşteri bulamıyoruz diyorsa, kim biz çadır üretiyoruz ama satmak için müşteri bulamıyoruz diyorsa bize haber versinler. Bana haber versinler, büyükşehir belediye başkanlarıma haber versinler. Derhal konteynerleri alacağız, çadırları alacağız ve deprem bölgesine getireceğiz. Esnaf da son derece sıkıntılı bir pozisyonda. Esnafın sorunlarının çözülmesi lazım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sancar: Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun kendisini bizimle görüşmeye bekliyoruz

    Sancar: Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun kendisini bizimle görüşmeye bekliyoruz

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili olarak “Adayımızı çıkarma ile ilgili yeniden bir değerlendirme yapacağız. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun. Kendisini genel merkezimizde bizimle görüşmeye bekliyoruz. Açıkça söylüyoruz bunu. Bir pazarlık veya bakanlık münazarası bizim gündemimizde değil” dedi.

    Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da katıldığı televizyon programında Emek ve Özgürlük İttifakı olarak cumhurbaşkanı adaylık sürecini yeniden değerlendireceklerini açıkladı.

    Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için “Hayırlı olsun” diyen Sancar, Kılıçdaroğlu’nu HDP genel merkezinde görüşmeye beklediklerini söyledi.

    “KILIÇDAROĞLU’NU GENEL MERKEZİMİZE BEKLİYORUZ”

    Sancar şöyle konuştu:

    “Adayımızı çıkarma ile ilgili yeniden bir değerlendirme yapacağız. Topluma karşı sorumluluğumuz gereği yeniden değerlendireceğiz. Sürecin sonunda aday çıkarıp, çıkarmayacağımız ittifakımız ile görüşmelerimiz sonunda belli olacak. Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun. Kendisini genel merkezimizde bizimle görüşmeye bekliyoruz. Açıkça söylüyoruz bunu. Bir pazarlık veya bakanlık münazarası bizim gündemimizde değil. Demokratik değişimi sağlayacak uzlaşmayı sağlamak istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD: Cumhurbaşkanı hırsızlığa, yolsuzluğa, arsızlığa bulaşmamış biri olmalıdır

    PSAKD: Cumhurbaşkanı hırsızlığa, yolsuzluğa, arsızlığa bulaşmamış biri olmalıdır

    PİRHA- İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Kılıçdaroğlu çıkışının ardından açıklama yapan PSAKD Genel Merkezi, Aleviler için esas olanın, ilkeler ve zihniyet olduğuna dikkat çekerek, “Tek adam rejimine karşı, merkezine demokrasiyi oturtan, yurtta ve dünyada barışı esas alan, adı hırsızlığa, yolsuzluğa, arsızlığa bulaşmamış biri olmalıdır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, son siyasal gelişmelere dair basın açıklaması yayınladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’ndan ayrılmasının ardından ortaya çıkan gelişmelere dair yapılan açıklamada, “Bugüne kadar AKP hükümetinin ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dilini ve siyasetini reddettik. Halkları ve inançları birbirine karşı kışkırtan, emekçileri kendi içinde bölüp parçalayan her türlü yaklaşımın karşısında halkların kardeşliğini ve eşitliğini savunmaya devam ettik. Israrla ve kararlılıkla eşit yurttaşlık talebimizi her platformda yüksek sesle haykırdık” denildi.

    Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “AKP hükümetinin halkları yoksullaştıran, ülkeyi krizden krize sürükleyen ve son depremde enkaz altında kalan tek adam rejimine karşı, laik ve demokratik cumhuriyeti esas alan yeni bir siyasal atmosfere ihtiyaç duyduğumuz bu süreçte de, tek adam rejiminin değirmenine su taşıyan ve adeta halkın birleşik muhalefetine içeriden darbe vurmak isteyen her türlü siyasal operasyonunun tam karşısında dimdik duracağımızın bilinmesini isteriz.

    Bugüne kadar hiçbir adayın kimliği üzerinden siyaset yürütmedik, bugünden sonra da bu tür bir ilkelliğe ortak olmayız. Ancak, bu niyetle halkın ayrışmasına hizmet eden her türlü ilkel, gerici ve şoven siyasal yaklaşımı da mahkum ederiz. Evet biz Aleviler için esas olan, ilkeler ve zihniyettir. İlkelerimiz bellidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı, laik olmalıdır, demokrat Olmalıdır. İnsan haklarından yana, evrensel hukuk normlarına saygılı olmalıdır. Toplumsal barış ve uzlaşı kültüründen yana olmalı, bilimin ve sanatın gücüne inanan, çağdaş bir insan olmalıdır. Cumhurbaşkanı, emekten, paylaşımdan ve sosyal adaletten yana olmalıdır. 13. Cumhurbaşkan1, kadın ve çocuk haklarından yana tavır alan, kendi halkı ile kavga etmek yerine, halkın iradesine teslim olan birisi olmalıdır. Cumhurbaşkanı, çevreci ve hayvan hakları savunucusu olmalıdır. Tek adam rejimine karşı, merkezine demokrasiyi oturtan, yurtta ve dünyada barışı esas alan, adı hırsızlığa, yolsuzluğa, arsızlığa bulaşmamış biri olmalıdır.

    Bu anlayış ve bilinçle, bir Alevi örgütü olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel örgütlülüğü olarak ayrışan ve ayrıştıran her türlü sakat anlayışa karşı birleştiren ve bütünleştiren bir çizgide durmayı, haramilerin safında olanlara ve zalimin ekmeğine yağ ve bal sürenlere inat, haramilerin iktidarına karşı halkımızla aynı sofrada oturmaya devam edeceğimizi demokratik kamuoyuna ilan ederiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Erdoğan, deprem bölgesinde 3 ay süreyle OHAL ilan etti

    Erdoğan, deprem bölgesinde 3 ay süreyle OHAL ilan etti

    PİRHA- Maraş’ta meydana gelen 7.7 ve 7.6’lık depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 3 bin 549’e yükseldiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anayasanın 119. maddesinin bize verdiği yetkiye dayanarak OHAL ilan etme kararı aldık” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen 7.7’lik depremin ardından Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Urfa, Adıyaman, Antep, Malatya ve Hatay’da büyük yıkım yaşandı.

    Dün öğle saatlerinde ise aynı bölgede bu kez 7.6’lık şiddetli bir deprem daha oldu. Şu ana kadar 250’nin üzerinde artçı sarsıntı yaşandı.

    10 İLDE 3 AY SÜREYLE OHAL İLAN EDİLDİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Maraş’ta gerçekleşen depremlerin ikinci gününde açıklamalarda bulundu.

    Deprem bölgesinde yer alan 10 ilde 3 ay süreyle OHAL ilan edildiğini açıklayan Erdoğan, ölü sayısının 3 bin 549’a, yaralı sayısının ise 22 bin 168‘e yükseldiğini belirtti.

    Erdoğan, yardım malzemelerinin ulaştırılmasında hâlâ sıkıntı yaşandığını da söyleyerek, “Sadece Cumhuriyet tarihimizin değil, coğrafyamızın ve dünyanın en büyük felaketlerinden biriyle karşı karşıyayız. Anayasanın 119. maddesinin bize verdiği yetkiye dayanarak OHAL ilan etme kararı aldık” dedi.

    Şu ana kadar 54 bin çadır, 102 bin yatak ve diğer ihtiyaç malzemelerinin bölgeye gönderildiğini ifade eden Erdoğan, “Devletimiz tüm kurumları, personeli, aracı, seferberlik ruhuyla felaket bölgelerinde çalışmaya başlamıştır” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 günlük milli yas ilan edildiğini açıkladı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan 7 günlük milli yas ilan edildiğini açıkladı

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maraş merkezli meydana gelen depremler nedeniyle 7 gün süreyle milli yas ilan edildiğini duyurdu.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen 7.7’lik depremin ardından Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Urfa, Adıyaman, Antep, Malatya ve Hatay’da büyük yıkım yaşandı. Bugün öğle saatlerinde ise aynı bölgede bu kez 7.6’lık şiddetli bir deprem daha meydana geldi.

    Yaşanan kayıpların ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 gün süreyle milli yas ilan edildiğini duyurdu.

    BAYRAKLAR YARIYA İNDİRİLECEK

    Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan genelgeyle 12 Şubat Pazar günü güneşin batışına kadar bayraklar yarıya indirilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na, Soylu’nun danışmanı Özzeybek’i atadı

    Erdoğan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na, Soylu’nun danışmanı Özzeybek’i atadı

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Arif Özzeybek atandı. Özzeybek’in atanmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” görevine, İçişleri Bakan Danışmanı Ali Arif Özzeybek’i getirdi. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Atama, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince yapıldı.

    9 Kasım 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin esaslar ile pozisyon unvanları ve asgari nitelikler de belirlenmişti. Buna göre, Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara uygun olarak ‘Alevi-Bektaşi Cemevi Önderi’ ile ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Uzmanı’ unvanlarında sözleşmeli personel istihdam edilebilecek.

    “Alevi-Bektaşi Cemevi Önderi”nin Alevi-Bektaşilik yolunda temayüz etmiş olması veya cemevlerinde erkan hizmeti yürütülmesinde bulunmuş olması gerekiyor.

    ÖZZEYBEK 2021’DE AKP MKYK YEDEK ÜYESİ SEÇİLMİŞTİ

    Özzeybek, 2011’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanı olarak görev almıştı.

    Özzeybek, 11 Temmuz 2018’de de görevinden istifa etmiş ve 24 Mart 2021’de yapılan AKP 7. Olağan Büyük Kongresi’ndeki MKYK yedek üyesi seçilmişti.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanlığı görevini yürüten Özzeybek, cemevlerine elektrik ve suyun ücretsiz olması, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması gibi düzenlemeler öncesinde yaklaşık 6-7 aylık sürede bazı cemevleri ve Alevi köylerinin muhtarlarını ziyaret ederek görüşmeler yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Demirtaş, Erdoğan’ın adaylığına karşı YSK’ya itiraz dilekçesi verecek

    Demirtaş, Erdoğan’ın adaylığına karşı YSK’ya itiraz dilekçesi verecek

    PİRHA- HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığının gayri meşru olduğunu belirterek, YSK’ya itiraz dilekçesi sunacağını söyledi.

    Yaklaşan seçim tarihiyle birlikte AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olması tartışmaları gündeme geldi.

    Edirne F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından konuya ilişkin bir paylaşım yaptı.

    Demirtaş, yaptığı paylaşımda Erdoğan’ın 3’ncü kez cumhurbaşkanı adayı olmasının gayrimeşru olduğunu belirterek, YSK’ya itiraz dilekçesi vereceğini söyledi.

    ‘YSK’YA İTİRAZ DİLEKÇESİ SUNACAĞIM’

    Erdoğan’ın yasadışı ve gayrı meşru bir şekilde aday olacağını kaydeden Demirtaş, şunları aktardı:

    “Erdoğan’ın adaylığına karşı Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) itiraz dilekçesi sunacağım. Erdoğan kral mı ki yasalar onu bağlamıyor? Kusura bakmayın ben kralı tanımam.  Erdoğan’ın hem diploması olmadığı için hem de olsa bile üçüncü kez cumhurbaşkanı olamayacağından adaylığı yasaya aykırı ve gayrimeşrudur. YSK’nın adaylığı kabul etmesi bu gerçeği değiştirmez. Sadece YSK bir suça daha ortak olur.”

    PİRHA/ANKARA

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlerin 14 Mayıs’ta olacağı mesajı verdi

    Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimlerin 14 Mayıs’ta olacağı mesajı verdi

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rahmetli Menderes 14 Mayıs’ta ‘Yeter söz milletin’ diyerek sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştır. Milletimiz aynı gün, bu darbe şakşakçılarına ‘yeter’ diyecektir” diyerek seçimlerin 14 Mayıs’ta olabileceğinin mesajını verdi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Erdoğan, Adnan Menderes’in 14 Mayıs’ta ‘Yeter söz milletin’ diyerek sandıktan zaferle çıktığını savunarak, “Milletimiz aynı gün, bu darbe şakşakçılarına ‘yeter’ diyecektir” dedi.

    14 MAYIS 1950’DE NE OLMUŞTU?

    14 Mayıs 1950’de düzenlenen seçimlerde oyların yaklaşık yüzde 55’ini alan Demokrat Parti kazandığı 416 milletvekilliğiyle Meclis ’teki sandalye sayısının yaklaşık yüzde 85’ini elde etti.

    Bu seçimlerle Cumhuriyet Halk Partisi’nin 27 yıllık iktidarı da sona ermişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK Eş Genel Başkanı Kablan Yeşil: Kamu emekçileri açlığa, yoksulluğa mahkum edildi

    KESK Eş Genel Başkanı Kablan Yeşil: Kamu emekçileri açlığa, yoksulluğa mahkum edildi

    PİRHA- KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gün arayla memur ve emekli maaşlarındaki artış oranını yüzde 30’a çıkardıklarını duyurmasını ve yapılan zam oranını değerlendirdi. Kablan Yeşil, “Bu koşullarda kamu emekçilerine yapılan bu zammın kendisi kamu emekçilerini açlığa, yoksulluğa mahkum etmektir” dedi.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aralık ayı itibarıyla 2022 enflasyonunu yüzde 64,27 olarak hesapladı. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise, 2022’de yıllık enflasyonun yüzde 137,55 olduğunu açıkladı.

    ‘Sözleşmeliye Kadro Şöleni’ töreninde konuşan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hesaplamalara karşın memur ve emeklilerin maaşlarının yüzde 25 artırılacağını söyledi. Cumhurbaşkanı, yüzde 25’lik oranı ‘Müjde’ diyerek duyurdu.

    Yüzde 25’lik zam oranı birçok kesim tarafından yetersiz bulunarak eleştirildi. Gelen tepkilerin ardından bir gün sonra partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, yüzde 25 olarak açıkladığı memur ve emekli maaşlarına yapılan zammın yüzde 30’a yükseltildiğini açıkladı.

    Erdoğan’ın zam oranını önce yüzde 25, daha sonra da yüzde 30 olarak düzeltmesi yine birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, yaşanan durumu ve yapılan zam oranını değerlendirdi.

    “YALAN MAKİNESİ OLAN TÜİK, ENFLASYON RAKAMLARINI AŞAĞI ÇEKİYOR”

    Kamu yararına hizmet vermesi gereken TÜİK’in son yıllarda siyasi iktidarın denetimi altına girdiğini ifade ederek sözlerine başlayan Kablan Yeşil, “TÜİK, hükümetin talimatları ile enflasyon rakamlarını açıklamaktadır. Son olarak % 64.27 olarak açıkladığı enflasyon oranını ENAG % 137 olarak açıkladı. Bizim açımızdan sürpriz olmayan bir durum söz konusuydu. Her yıl Aralık ayında memur ve emeklilerin zam oranının açıklandığı sıralarda yalan makinesine dönmüş olan TÜİK, enflasyon rakamlarını aşağıya doğru çekmektedir. Yine aynısını yaşadık” diye belirtti.

    “CUMHURBAŞKANI ZAM ORANINI YANDAŞ KONFEDERASYONLA BİRLİKTE AÇIKLADI”

    TÜİK’in gerçek olmayan enflasyonuna göre bile gıda enflasyonunun % 77’leri aştığını, konut kiralarının, satışlarının oranın % 80’leri aştığını söyleyen Kablan Yeşil, şöyle devam etti:

    “Böyle bir ortamda kamu emekçilerine ilk etapta % 25’lik bir zam yapıldı. Bu aslında bir zam değil, toplu sözleşme gereği % 8 artı enflasyon farkı ve iktidarın uygun gördüğü bir zam oranı. Cumhurbaşkanı bu zam oranını kendi iktidarları döneminde güvencesiz bir çalışma modeli olan sözleşmeli istihdamdan kadrolu duruma geçiş toplantısında açıkladı. Yanında da sözleşmede yetkili olan yandaş konfederasyon Memur – Sen vardı. Memur-Sen % 8 gibi sefalet zammına imza atmış bir sendikadır. Bu zam oranının orada açıklanmış olması manidar bir durumdur. Toplu sözleşme hukukuna uygun olmayan bir uygulamadır.”

    “EMEKÇİLER SES YÜKSELTİNCE ‘MÜJDE’ ÜZERİNE ‘MÜJDE’ EKLENDİ”

    Kaplan Yeşil, asgari ücrete % 54 oranında zam yapıldığını, açlık sınırının 10 Bin TL’yi geçtiğini, yoksulluk sınırının 26 Bin TL’yi geçtiğini kaydederek, “Bu koşullarda kamu emekçilerine yapılan bu zammın kendisi kamu emekçilerini açlığa, yoksulluğa mahkum etmektir. Bütün bu eleştiriler emekçiler cephesinden yüksek sesle dile getirilince bir gün sonra büyük bir müjdeye yeni bir müjde eklenmiştir. Cumhurbaşkanı dev bir müjde açıkladı ve % 25’in üzerine % 5’lik daha zam yaptıklarını söyledi. Şu çok açık ve net ki ücretlerdeki erime, alım gücündeki inanılmaz düşme, gıdaya, elektriğe, doğalgaza, akaryakıta sürekli yapılan zamlar ortadayken kamu emekçilerine ve emeklilere yapılan % 30’luk artışa alkış tutmak bir ihanettir. Kamu emekçilerini açlığa, yoksulluğa, sefalete razı gören, emek düşmanı politikaların yanında saf tutmaktır. Biz inanıyoruz ki kamu emekçileri bu durumu teşhir edecek ve bu durumun karşısında güçlü bir cevap verecektir” ifadelerini kullandı.

    “MEVCUT VERGİ SİSTEMİNDEN DOLAYI ZAM CÜZDANIMIZA GİRMEDEN GİDİYOR”

    KESK olarak tüm illerde yaptıkları eylemlerle itirazlarını dile getirdiklerini vurgulayan Kablan Yeşil, şunları kaydetti:

    “TÜİK önünde eylemdeydik. Taleplerimizi, eleştirilerimizi dile getirdik. Birkaç gün içerisinde de sendikalarla, emek örgütleri ile bir araya geleceğiz. Bu duruma dair tutumumuzu belirleyeceğiz. Devlet kendi alacakları konusunda, vergi yükü konusunda acımasızca davranıyor. Vergi harçlarının yeniden değerleme oranlarına % 100’ü aşkın zam yapıldı. Mevcut olan vergi sisteminin kendisi kamu emekçilerinin % 25’lik dilime çok çabuk girmelerine neden oluyor. Bu % 30’luk zam daha cüzdanımıza girmeden hızlı bir şekilde vergi dilimi oranıyla cüzdanımızdan çıkıyor. Siyasi iktidar maalesef bütçe döneminde de emekçileri, emeklileri, bu ülkedeki milyonları görmezden gelen bir bütçe oluşturdu. Bu zam oranını açıklarken de bir kez daha önümüzdeki sürecin ağır faturasını milyonlarca emekçinin sırtına yükleyeceğini gözler önüne koymuş oldu.”

    Melis CİDDOĞLU/ANKARA

  • PSAKD Ortaca Şube Başkanı: Alevilik torbaya sığmaz, cemevimiz ibadethanemizdir-VİDEO

    PSAKD Ortaca Şube Başkanı: Alevilik torbaya sığmaz, cemevimiz ibadethanemizdir-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin TBMM’den geçirdiği torba yasaya tepki gösteren PSAKD Ortaca Şubesi Başkanı Ülkü Aydoğan, “Bizi kimse bir torbaya koyamaz. Torba yasaya sığmayız. Cemevlerimiz ibadethane olarak görülmeli, ibadetlerimizi yapmak istiyoruz. Biz de vergimizi veriyoruz. Diğer vatandaşlardan ne farkımız var? Niye bizi kabul etmiyorlar?” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Muğla Ortaca Şubesi Başkanı Ülkü Aydoğan, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine gitmesi, Meclis’ten geçen torba yasa ile 25 Aralık’ta İstanbul Yenikapı’da yapılacak olan Alevi kurultayına ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu.

    “ERDOĞAN’IN SAMİMİ OLDUĞUNA İNANMIYORUM”

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı samimi bulmadıklarını belirten Aydoğan, şöyle konuştu:

    “Recep Tayyip Erdoğan samimi olsaydı, Alevileri benimseyerek gitmiş olsaydı arka platformdaki hiçbir şeyi değiştirmeden giderdi. Samimi olmadığı için Hüseyin Gazi Cemevi’nde cem salonu tamamen değiştirildi. Samimi olarak gitsin, otursun, ellerini sıksın insanların. Bir sürü koruma ordusuyla gitmesin oraya. O posta herkes oturamaz. “Önce ben sizinle uzlaşmak istiyorum ama nedir bu?” diye önce onların geleneklerini öğren. Ben samimi olduğuna inanmıyorum. O posta zaten rızalık alınmadan oturulmaz. Oraya girmenin üç kuralı var. Eline, beline, diline sahip olacaksın. Sen bunlardan hangi birine sahipsin? Sana rızalık verseler bile oraya oturmayı hak ediyor musun? Hak etmelisin ki oturabilirsin. Günümüzde en fazla çocuk tacizleri bu dönemde oldu, hırsızlıklar aldı başını gitti. Herkes birbirinin emeğini çalıyor, hırsızlık yapıyor. Taciz, tecavüz var. Bunlar ne zaman, hangi dönemde oldu?”

    “DİĞER VATANDAŞLARDAN NE FARKIMIZ VAR?”

    Ülkü Aydoğan, AKP’nin Meclis’ten geçirdiği torba yasaya da tepki gösterirken, “Bizi kimse bir torbaya koyamaz. Torba yasaya sığmayız. Cemevlerimiz ibadethane olarak görülmeli, ibadetlerimizi yapmak istiyoruz. Biz de vergimizi veriyoruz. Diğer vatandaşlardan ne farkımız var? Niye bizi kabul etmiyorlar?” dedi.

    Aydoğan 25 Aralık’taki İstanbul’da Alevi kurultayına da çağrı katılım çağrısı yaparken, şunları söyledi:

    “Üçüncü danışma kurulu toplantımızı İstanbul’da yaptık. Çok güzel kararlar çıktı ve sonuç bildirgemizi de yayınladık. 25 Aralık’ta İstanbul’da büyük kurultay yapma kararı verildi. Kurultaya katılmak için çok sayıda kişiden talep var. Umarım oradan da iyi bir sonuç çıkacak.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Karakaya: AKP, Alevilere yönelik hak ihlalini bir de anayasal güvence altına aldı-VİDEO

    Karakaya: AKP, Alevilere yönelik hak ihlalini bir de anayasal güvence altına aldı-VİDEO

    PİRHA-ABF Genel Başkan Yardımcısı ve PSAKD Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, İnsan Hakları Haftası kapsamında Alevilerin maruz bırakıldığı hak ihlallerini PİRHA’ya değerlendirdi. Karakaya, “Sistem bu hak ihlallerine karşı bir iyileştirme değil, mevcut hakları her döneminde de gasp etmeye yönelik bir çalışma içinde olmuştur. Son olarak açılım diye hak ihlallerini biraz daha katmerleştirdiler. Aynı zamanda hak ihlalini bir de anayasal güvence altına aldılar” dedi.

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca kabul edilmesi ile birlikte insan hakları bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla, 10 Aralık tarihi “Dünya İnsan Hakları Günü”, 10 Aralık ile başlayan hafta ise ülkemizde ve bütün dünyada “İnsan Hakları ve Demokrasi Haftası” olarak kutlanıyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi Başkanı İbrahim Karakaya, İnsan Hakları Haftası ile Alevilerin uğradığı hak ihlallerine ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Karakaya ayrıca 25 Aralık günü İstanbul Yenikapı’da düzenlenecek Alevi kurultayına da çağrı yaptı.

    “ALEVİLER EN BÜYÜK HAK İHLALİNE UĞRAYAN TOPLUMSAL KESİMLERDEN BİRİDİR”

    Karakaya, Alevilerin bu ülkede en çok hak ihlaline uğrayan toplumsal kesimlerden biri olduğunu kaydetti. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) sloganını da hatırlatan Karakaya, şöyle konuştu:

    “İnsan Hakları Derneği’nin, “İnsan, haklarıyla insandır” diye bir sloganı var. Bu çok doğru bir slogan aslında. İnsan olmaktan kaynaklı haklarınızı kullanamıyorsanız, hak ihlallerine uğramış sayılıyorsunuz. Grupsal anlamda yaşadığınız hak ihlallerinin bir toplumsal uzlaşısı vardır. Ama esas olan sistem, devletle olan ilişkilerinizdeki ihlal çok önemli. Devlet, yasalarla kendisini tanımlar. Dolayısıyla devletin yaptığı ihlallerdir aslında insan hakları ihlalleri noktasında bizim esas almamız gereken şey. Türkiye’de her toplumsal kesimin özellikle devletle kurduğu ilişki noktasında çok büyük mağduriyetler var.

    Osmanlı dönemine gitmemek gerekir. Çünkü orası farklı bir siyasal sistem ve oradaki mağduriyetler katliamlarla sonuçlanmış. Cumhuriyet kendisini yasayla biraz daha bağlı kılan bir rejimin adı oldu ama ne yazık ki cumhuriyetle birlikte zaten kuruluş felsefesi açısından bir hak ihlali var. Çünkü Alevilik yasaklı bir inanç haline getiriliyor ve dolayısıyla o günden bugüne kadar da Aleviler sistem, devlet açısından baktığınızda en büyük hak ihlallerine uğrayan toplumsal kesimlerden bir tanesidir. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, kiminle konuşursanız konuşun mutlaka anlatacağı bir hak ihlali hikayesi vardır. Alevi olduğunu gizlemekten tutun da kamuda kendisini saklamaktan, kendi köyüne hizmetin götürülmemesine varıncaya kadar birçok şeyi anlatır. Dolayısıyla bunlar üst üste geldiğinde Aleviler büyük hak ihlallerinin mağduru olan bir toplumsal kesim halindedir.”

    “HAK İHLALLERİNİ ANAYASAL GÜVENCE ALTINA ALDILAR”

    AKP’nin Alevilere yönelik attığı son adımları da değerlendiren Karakaya, “Şimdi yeni bir dönemde bir açılım yaptı ama bu açılım daha tehlikeli. Yani açılım diye kendilerinin ifade ettiği aslında hak ihlallerini biraz daha katmerleştirdiler” dedi.

    Meclis’ten geçen torba yasa ile çıkarılan cumhurbaşkanı kararnamesini tanımadıklarını belirten Karakaya, şunları söyledi:

    “Aleviler bu hak ihlallerine karşı sürekli mücadele ediyor. Özellikle 30-40 yıldır örgütleri üzerinde mücadele ediyor. Eşit haklar ve eşit yurttaşlık ile ilgili çalışma yürütüyorlar Ama sistem bu hak ihlallerine karşı bir iyileştirme değil, mevcut hakları her döneminde de gasp etmeye yönelik bir çalışma içinde olmuştur. 2009-2010 yılındaki açılıma baktığınızda da bunu görmek lazım. Çünkü orada aldığı hiçbir talebi yerine getirmeme üzerine kendisini konumlandırdı. Şimdi yeni bir dönemde bir açılım yaptı ama bu açılım daha tehlikeli. Yani açılım diye kendilerinin ifade ettiği aslında hak ihlallerini biraz daha katmerleştirdiler.

    “TORBA YASA ALEVİLER AÇISINDAN YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Aynı zamanda hak ihlalini bir de anayasal güvence altına aldılar işin doğrusu. Yani bu kadar tehlikeli bir durumdayız bu noktada. Bizim mücadeleyle kazandığımız haklarımızı aldılar. Onu devletin güdümünde farklı bir konuma soktular. Yani elektrik, su faturası, imardaki değişiklikler vs. bizim kazandığımız şeylerdi. Cemevlerimizi tanımlamayarak, tanımayarak bir hak ihlali daha yaşattı bize. Aleviler açısından geride bıraktığımız yüz yıl hak ihlalleriyle dolu. İkinci yüzyılda bunları yaşamamak için bütün Türkiye demokrasi güçleriyle birlikte elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz. Torba yasası ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne karşı olduğumuzu dile getirdik. Bu yasa Aleviler açısından yok hükmündedir. Bizim açımızdan meşru değildir. Dolayısıyla bu yasayı tanımıyoruz.”

    “25 ARALIK’TA ‘LAİK, DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE’ TALEBİMİZİ DİLE GETİRECEĞİZ”

    İbrahim Karakaya son olarak 25 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Alevi kurultayına da çağrıda bulundu.

    Karakaya, “Bütün bunları hem halkımızla paylaşmak, Türkiye’deki bütün kamuoyuna anlatmak adına öncelikle bölge toplantıları yapılıyor. Alevi örgütleri olarak 25 Aralık’ta da bu ülkedeki bütün vicdan sahipleriyle, siyasi partilerle, sanatçılarla, yazarlarla, akademisyenlerle, meslek odaları, sendikalarla, demokratik kitle örgütleriyle, yerel derneklerle bir araya gelip, laiklik ve demokrasi için buluşacağız. Yenikapı’da büyük Alevi kurultayı yapmış olacağız. Bütün canlarımızı da bekliyoruz. Burada hem sözümüzü söyleyeceğiz hem de ikinci bir yüz yıla girerken yalnız Aleviler için değil bir arada yaşamı savunan herkes için laik, demokratik bir Türkiye talebimizi dile getireceğiz” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • İktidarın Alevi ‘çözümü’: 53 kadro!

    İktidarın Alevi ‘çözümü’: 53 kadro!

    PİRHA-Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Başkan ve 11 üyeden oluşacak danışma kurulunun da kurulacağı belirtilen başkanlığa 53 kadro açıldı.

    Alevi toplumu ve kurumları AKP-MHP ittifakının ortaya koyduğu ‘Alevi açlımı’na karşı “Aleviler torbaya sığmaz”, “Eşit yurttaşlık istiyoruz” diyerek seslerini yükseltirken, polis Alevilerin taleplerini dile getirmek istediği yürüyüşe sert müdahalede bulundu.

    Meclis önünde Aleviler taleplerini bir kez daha dile getirirken, iktidar Alevilerin sesine kulak vermek yerine Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurularak, 53 kadro açtı.

    Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararnameyle Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görev ve yetkileri arasına “Alevi-Bektaşi kültürünün araştırılması ve cemevleriyle ilgili iş ve işlemleri yürütmek” eklendi.

    Bakanlık bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görev ve yetkileri şöyle sıralandı:

    “Cemevlerinin ve ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar yapmak, cemevlerindeki hizmetlerin etkin ve verimli yürütülmesini koordine etmek.

    Cemevlerinin başkanlıkça belirlenen hizmetlerinin gördürülmesi için yerel yönetimlere veya yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına ödenek aktarımına ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.

    Alevi-Bektaşilik hakkında tüm yönleriyle, sosyal ve beşeri bilimler bütünlüğü içinde bilimsel araştırmalar yapmak, yaptırmak ve bu konularda seminer, sempozyum, konferans ve benzeri ulusal ve uluslararası etkinlikler düzenlemek.

    Özgün bilgi üretimi için uygun ortamlar hazırlamak, yayınlar yapmak ve bu alandaki çalışmaları desteklemek.

    Alevi-Bektaşilikle ilgili akademik faaliyetleri desteklemek amacıyla üniversiteler ve ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak.

    Alevi-Bektaşiliği yurt içinde ve yurt dışında bilimsel yönüyle araştırmak, derlemek ve bu amaçla yapılan çalışmaları desteklemek.

    Görev alanı kapsamında ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların bilimsel çalışmalarını ve bu alandaki yayınlarını takip etmek, gerekli görülenleri tercüme ettirerek basılmasını ve yayımlanmasını sağlamak.

    Alevi-Bektaşilikle ilgili eğitim ve kültür faaliyetlerini yürütmek ve desteklemek. Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.”

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın görev alanındaki çalışmalarını değerlendirmek ve önerilerini Başkanlığa bildirmek üzere 11 üyeden oluşacak Danışma Kurulu kurulacak. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı, Danışma Kurulu’nun da başkanı olacak.

    ALEVİLERE REVA GÖRÜLEN 53 KADRO

    Kararnameyle Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı için 53 yeni kadro ihdas edildi. Bunlar 1 başkan, 2 başkan yardımcısı, 5 daire başkanı, 30 veri hazırlama ve kontrol işletmeni, 2 programcı, 2 çözümleyici, 1 sekreter, 1 şoför, 2 hizmetli, 2 mütercim, 2 sosyolog, 2 psikolog ve 1 grafikerden oluştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Turan: Bize maaş verip, kendi düşüncelerini lanse etmelerine izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dede Turan: Bize maaş verip, kendi düşüncelerini lanse etmelerine izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, Cemevlerinin bakanlığa bağlanması ve denetlenmesinin kabul edilmeyeceğini söyledi. Turan, “Alevilerin isteği ne bir yere bağlanmak ne de elektrik, su paralarının karşılanması. Alevilerin bir tek isteği vardı, Aleviliğin tanınması ve cemevlerimize ibadethane statüsünün verilmesidir” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 7 Ekim’de Şahkulu Sultan Dergahını ziyaret ederek 8 ilde bulunan cemevinin temel atma törenini ve açılışını gerçekleştirdi.

    Erdoğan’ın, törende ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasının ve kararname imzalamasının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda cemevleri ile ilgili düzenlemelerin de yer aldığı torba kanun teklifinin ilk 8 maddesi kabul edildi. Düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’ndan geçmesi durumunda belediyeler imar planlarken, bölgenin şartları ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak cemevleri için yer ayıracak. Ayrıca cemevi inşası için kaymakam veya validen de izin alınması gerekecek. İsteyen dedelere ise kadro verilerek, maaş bağlanacak.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, törende ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasını ve kararname imzalamasını değerlendiren Şah Ahmet Sultan Ocağı Yol Hizmetkârı Mehmet Turan Dede, “Alevilerin isteği ne bir yere bağlanmak ne de elektrik, su paralarının karşılanması. Alevilerin bir tek isteği vardı, Aleviliğin tanınmasıydı ve cemevlerimize ibadethane statüsünün verilmesidir. Böyle bir şey gündeme gelmedi” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan kararnamede, Alevi kurumlarının denetlemesi ibaresine ilişkin de konuşan Turan, “Sonunda öğrendik ki Kültür ve Turizm Bakanlığı içerisinde oluşturulacak olan başkanlığın 11 üyesi olacağını, bu üyeliklerin de yine Cumhurbaşkanı tarafından tayin edileceğini ve Alevi kurumlarının, federasyon konfederasyon yapılarının hepsinin bunlar tarafından denetleneceğini öğrendik. Bu Alevi kurumlarını zapturapt altına alma, kayyum atama ve Alevi kurumlarının yönetiminin hepsini denetime tabi tutmanın karşılığıdır” şeklinde konuştu.

    Mehmet Turan Dede, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz, bize dayatılan inancın ötesinde bir inancın sahibiyiz. Biz bütün insanların inancından dolayı hiçbirini dini, dili, ırkı, cinsiyeti, rengi ne olursa olsun birbirinden ayırmayacağız, mazlumların, emeğin yanında, zalimlerin ve sömürenin karşısında duracağız derlerse ve kendi istedikleri inancın düsturunu vermezlerse, Alevilere karşı her türlü yaptırımı yapacaklarını gündeme getiriyorlar. Bu da Alevilerin kabul etmeyeceği bir düsturdur. Onların hiçbir zaman benimsemeyeceği bir çizginin adını koymuşlardır. Biz Aleviler olarak böyle bir konuyu kabul etmeyeceğimizi, bizlere maaş verilip bizlere kendi düşüncelerini lanse etmelerine müsaade etmeyeceğimizi açık bir biçimde beyan ediyoruz. Ve diyoruz ki; eğer Alevilere bir şey yapacaksanız Aleviliği tanıyın. Alevilere deyin ki sizin bir yolunuz bir inancınız var ve sizlerin yaptığı hizmetin ve o güzel mekanın adı cemevidir, cemevleri de sizin ibadethanenizdir. Onu tanıyın. Bundan sonra kardeşçe yaşayacaksak bu şekilde yaşayalım. Yoksa kardeşçe yaşamanın adı iktidarın istediği gibi yaşamaksa bizler bunu kabul edilecek bir yaşam olarak görmüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    > Dede Turan: Avrupa’da ve Türkiye’de Alevilerin kazanımları egemenleri rahatsız etti – VİDEO
    >Erdoğan’dan Alevi inancıyla bağdaşmayan ‘müjde’ler; Alevi hakları yine yok!

    >Cemevlerinin imarını düzenleyen madde TBMM komisyonundan geçti

    >Cemevleri düzenlemesine HDP’den şerh: Bu ‘darbe ve kayyım atama’ kanunudur

  • ‘Hükümetin Alevilere yönelik adımları, inancımıza zarar verecektir’ -VİDEO

    ‘Hükümetin Alevilere yönelik adımları, inancımıza zarar verecektir’ -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Marmaris Şubesi Başkanı Mehmet Ali Akyol, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi ve Şah Kulu Dergâhına yaptığı ziyarete ilişkin konuşarak, “Dedeler oradan maaş aldığında, oranın enstrümanını çalmaya başlayacaklar ve bizim onlardan bir farkımız kalmayacak. Tamamen devlet dini olacağız. Oranın bütçesinden dedelere maaş veren kendi talimatlarını da verecektir. Dolayısıyla Alevilik inancı ve Aleviler burada zarar görecek” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Marmaris Şubesi Başkanı Mehmet Ali Akyol, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi ve Şah Kulu Dergâhına yaptığı ziyarete ve ardından yapılan açıklamalara ilişkin konuştu.

    Cumhurbaşkanının cemevlerini, dergahları ziyaret etmesinin doğal olduğunu ifade eden Akyol, bu ziyaretlerin asimilasyon amacıyla yapılmasının ise kabul edilemez olduğunu söyledi.

    “CEMEVİNİ DİZAYN ETMEK DEĞERLERİMİZİ YOK SAYMAKTIR”

    Alevilik inancında, cemevinde posta oturacak dedenin bile meydana çıkıp dara durduğunu, ibadeti başlatmadan önce ceme katılan canlardan rızalık aldığını kaydeden Akyol, “Eğer orada 5-10 yaşında herhangi bir can bile rızalık vermezse oturamaz. Cemevinde Hünkarın, kanaat önderimizin ya da 12 imamların, yedi ulu ozanlarımızın portreleri bulunur. Bunlar bizim değerlerimiz. Cumhurbaşkanı gelecek diye bu değerleri kaldırıp bir tarafa asıp, onun yerine bilmediğimiz Arapça birtakım görseller getirilip asılırsa bu bizim değerlerimize saygının olmadığı anlamına gelir. Bizim değerlerimizi, inancımızı kabul etmediği anlamına gelir”dedi.

    “ALEVİ KURUMLARINI KENDİ İSTEKLERİNE GÖRE ŞEKİLLLENDİRECEKLER”

    Cumhurbaşkanının Şah Kulu Dergahı’nı ziyaretini anımsatarak sözlerine devam eden Akyol, şunları aktardı:

    “Cumhurbaşkanının Şah Kulu Dergâh’nı ziyaretini samimi görmüyorum. Aleviler olarak yıllardan beri yaşadığımız sorunlara ve taleplerimize her zaman kulaklarını tıkadı bu hükümet. Bu zamana kadar en ufak bir adım atmadılar. Bundan sonra bir adım atacağını da zannetmiyorum. Diğer bir taraftan Alevi kurumlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanması söz konusu. Oluşturulacak dairenin başına da 11 üye getirilecek ve bunları Cumhurbaşkanı belirleyecek. Bunu asla doğru bulmuyorum. Bu adeta Alevi kurumlarına kayyum atamaktır. Alevi kurumlarını kendilerine göre şekillendireceklerine açık delalettir. Bu tür yapılanmanın biz Aleviler açısından da bir getirisi olacağına inanmıyorum. Tam tersine Aleviliği asimile etmeye yönelik bir çalışmadır bu.

    “BU POLİTİKADAN, ALEVİLİK İNANCI VE ALEVİLER ZARAR GÖRECEKTİR”

    Bütün bunlara rağmen Alevi kurumlarından böyle bir şeye ‘evet’ diyen veya ocaklardan dedelerin böyle bir şeye ‘evet’ demesi içler acısı bir durum yaratır. Dedeler oradan maaş aldığında, oranın enstrümanını çalmaya başlayacaklar ve bizim onlardan bir farkımız kalmayacak. Tamamen devlet dini olacağız. Oranın bütçesinden dedelere maaş veren kendi talimatlarını da verecektir. Dolayısıyla yine Alevilik inancı ve Aleviler burada zarar görecek. Bunun hayra delalet olduğuna inanmıyorum. Bunların bizleri sadece aldatmaktan ve seçim yatırımı yapmaktan öte gitmeyeceğini düşünüyorum. Umarım dedeler cephesinde rağbet görmez ve bizim yüzümüzü kara çıkarmazlar.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

     

     

  • Murtaza Demir’e ‘cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla hapis cezası-VİDEO

    Murtaza Demir’e ‘cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla hapis cezası-VİDEO

    PİRHA-Tokat’ta bulunan Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesine ilişkin yazdığı yazı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Başkanı ve Yazar Murtaza Demir, cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasıyla 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına çarptırıldı. Ceza ertelenirken, dosyanın istinaf yolu ise açık.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı/Yazar Murtaza Demir’in, Tokat’taki Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Demir hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasından beraat verirken, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasından 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına çarptırdı. Ertelenen cezanın istinaf yolu ise açık.

    “CUMHURBAŞKANINA MUHALİFİM AMA HAKARET ETMEDİM”

    Mütalaaya ilişkin savunma yapan Demir, “Dava uzun süredir devam ediyor. Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir durum söz konusu değildir. Cumhurbaşkanına muhalifim, çok eleştiririm doğru ama hakaret etmedim. Sosyal medya hesabımı ele geçirdiler. Asıl bana yapılan bir hakaret söz konusudur. Bunu yapanların ortaya çıkarılması gerekir. Alevilerin dergahlarına el koyuluyor ama bir yandan da cemevlerine yönelik düzenlemelere girişiliyor” dedi.

    “DEMİR’İN HESABI ELE GEÇİRİLDİ”

    Demir‘in avukatı Tugay Topbaş da sosyal medya hesabına ilişkin emniyetten gelen yazıya dikkat çekti. Topbaş, “Emniyetten gelen cevapta sosyal medya hesabının Murtaza Demir’e ait olabileceği gibi, Demir’e ait olmayabileceği de ifade edilmiştir. İhtimaller üzerinden ceza verilemez. Demir’in hesabı ele geçirilmiştir. Ele geçirenlerin açık paylaşımları vardır” ifadelerini kullandı.

    DEMİR HAKKINDA HAPİS CEZASI VERİLDİ

    Kararını açıklayan mahkeme Demir hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasından beraatine, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasından ise 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına hükmetti. Cezayı erteleyen mahkeme, istinaf yolunun ise açık olduğunu belirtti.

    “TOPLUMU SUSTURMAYA ÇALIŞIYOR”

    Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Demir, iki yıldır süren dava sürecini özetlerken, şunları kaydetti:

    “Mahkeme sanki ceza vermek zorundaymış gibi davrandı. Kendileri de ikna olmamasına karşın böyle bir ceza verdiler. Bana cezayı mahkeme değil cumhurbaşkanının kendisi vermiş oldu. Cumhurbaşkanı hiçbir şekilde eleştiriye tahammül etmiyor. Bu ülkenin her sorununa karşı söz söylemeye çalışan insanlara zaman zaman gözdağı vererek, toplumu susturmaya çalışıyor.”

    “KURULACAK BAŞKANLIĞI ALEVİLER OLARAK KABUL ETMİYORUZ”

    Murtaza Demir, AKP tarafından ‘Alevi açılımı’ adı altında kurulacağı duyurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na da tepki göstererek, “Bu başkanlık aslında Alevilere hiçbir şey vermediği gibi, Alevilerin meşru haklarını da bir anlamda gasp etmeye ve devletleştirmeye çalışıyor. Bir kere cemevinin ibadet hakkını, ibadethane olduğunu tanımıyor. Cemevini ve Aleviliği bir alt kültür olarak görüyor. Aslında bize bir şey veriyor değil, bizden bir şeyler alıyor. İtikadımızı bizden alıyor, bir alt kültür olarak ikame etmeye çalışıyor. Aleviliğin geleneksel inancını bozmaya, devletleştirmeye, Alevi toplumunu da biat etmeye zorluyor. Aleviler olarak bu başkanlığı kabul etmiyoruz” dedi.

    “DEVLET, CAMİ DE CEMEVİ DE YAPMASIN”

    Demir, “Devlet cami de, cemevi de yapmasın. Devlet imamın da, dedenin de maaşını vermesin. İnanç bireyin özelidir, kamusal bir alan değildir. Buna kamunun para ayırması ancak bizim gibi geri ülkelerde görülür. Devletten herhangi bir talebimiz yoktur. Bizi olduğumuz gibi kabul etmesini, özgürlüğümüzü istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Akpınar: Cemevinin bakanlığa bağlanması Alevi örgütlülüğünü parçalamaya dönük hamle-VİDEO

    Akpınar: Cemevinin bakanlığa bağlanması Alevi örgütlülüğünü parçalamaya dönük hamle-VİDEO

    PİRHA- Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasına tepki gösterdi. Akpınar, “Bizim istediğimiz cemevlerimizin yasallaşması. Cemevlerinin Kültür Bakanlığına da, Diyanete de bağlanmasını istemiyoruz. Diyanetin de fesh edilmesini istiyoruz” dedi.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmasına tepki gösterdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Sultan Dergahı’na gitmesinin nedenin seçimler olduğunu belirterek, “Kılıçdaroğlu’nun türbanla ilgili yasa teklifi kendi kitlesinin elinden gideceğini düşünerek Kılıçdaroğlu’na yakın olan bir kitleye yaktığı bir ışıktır. Bu siyasi bir eylemdir” dedi. 

    “ALEVİLERİ TANIMIŞ GİBİ YAPIYOR”

    Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanmasının cemevlerini bir kültür evi olarak görüldüğüne işaret eden Akpınar, şöyle devam etti:

    Cumhurbaşkanı aslında inançsal boyutunu bırakıp yeniden cemevlerini tanımadan Alevileri tanımış gibi yapıyor, bu doğru değil. Bizim istediğimiz cemevlerimizin yasallaşması. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na da, Diyanet’e de bağlanmasını istemiyoruz. Diyanet’in değil fes edilmesini istiyoruz. Diyanet’in feshedilerek yeniden Türkiye’deki tüm inançları temsil eden direkt cumhurbaşkanlığına bağlı bir kurulun hakemlik yapması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut Diyanet bir mezhebin elinde ve devletin dini olmuş ve belli bir siyasi partinin de reklam tabelası haline gelmiş bir kurum.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ BÖLÜP PARÇALAMAK DIŞINDA BİR KARŞILIĞI YOK”

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, cemevinin inanç yeri olduğunu belirterek, “Bizim de kültürümüz var ama cemevlerimiz inanç yeridir. Diyanet’in lağv edilmesiyle ve tüm dinlere eşit bir şekilde yeni bir kurum oluşması ve bunun da cumhurbaşkanına bağlanması. Talebimiz budur. Bunun dışında yapılanları doğru da bulmuyoruz. Cemevinin bakanlığa bağlanması Aleviler için atılan bir adım değil tam tersine Şahkulu ziyaretinin Alevi örgütlülüğünü parçalayıp ayrıştırmak dışında bir karşılığı yoktur.” diye konuştu. 

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Yazar Aksüt: Erdoğan ‘Sizi tanımıyorum, planlı asimilasyona devam edeceğim’ diyor-VİDEO

    Yazar Aksüt: Erdoğan ‘Sizi tanımıyorum, planlı asimilasyona devam edeceğim’ diyor-VİDEO

    PİRHA – Yazar Ali Aksüt, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Alevi inancına yönelik  açıklamış olduğu projeleri değerlendirerek “Cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamak ‘Ben, seni eşit yurttaş olarak tanımıyorum’ demektir. ‘Cemevlerini ibadet yeri olarak kabul etmiyorum. Zorunlu din derslerini sürdüreceğim, planlı asimilasyona da devam edeceğim’ demek istemiştir” dedi. 

    Araştırmacı yazar Ali Aksüt, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şahkulu Sultan Dergahı’nda açıkladığı projeleri değerlendirdi. Aksüt, Aleviler üzerindeki asimilasyonun cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardan beri planlı şekilde sürdüğünü vurguladı.

    Ali Aksüt, 1924 yılında diyanetin kurulmasıyla birlikte Alevi Bektaşi olmayan cemaatlerin devlet güvencesine alındığını belirterek şunları söyledi:

    “Özellikle cumhuriyet döneminden sonra 1900’lü yıllardan itibaren önemli bir değişiklik oldu. Cumhuriyetin kurulması bir toplum için hilafet rejiminden sonra iyi ve olumlu bir şeydi. Cumhuriyet kurulduktan sonra cumhuriyet kendi içerisinde bir arayışa girdi. Bu arayış da ya laik olacaktı yahut da yine eski kalıpları etkisinde bir şey belirleyecekti. O günkü İttihat ve Terakkicilerin kafasında çoğu batılı ülkelerde olmak üzere ‘dinsiz devlet’ olmaz kurgusu vardı. Bu arayış içerisinde ne yaptılar? Aradılar, taradılar kendilerince bir şeyler yaptılar. Cumhuriyet kurulmuştur kararı yukarıdan verildi. Verilen bu kararın ne kadar halkın iradesiyle verildiği tartışma bile götürmez. Halkın iradesi ile verilmedi.

    “HALKIN YARISININ HAKKI GASP EDİLMİŞTİR”

    1924 Mart ayında bir gece önce hilafet kaldırıldı, ertesi gün sabah da diyanet kuruldu. Bu Diyanet’in kurulması bende şunu çağrıştırıyor: İki gün önce ‘kaldırdım’ dediğin şeyin yerine bir ertesi gün yeni bir şey koyuyorsan bence bir şey yapmamışsın demektir. Sadece eskinin üzerine bir cila çekmiş, ona göre hareket ediyorsun demektir ki onun böyle olduğunu bu yaşadığımız 80-100 yıllık süreç içerisinde görüyoruz. Nasıl görüyoruz? Sürekli öteki sayılma, sürekli asimilasyon… 1826’daki tekke ve zaviyelerin kapatılması yetmezmiş gibi sanırım 6000’e yakın küçüklü, büyüklü Alevi Bektaşi tekke zaviyelerinin kapatılması, onun yerine mevcut olan diğer inançların, cemaatlerin inanç yapılarına dokunulmaması şunu gösteriyor: Aktif olarak kapatılan tekke ve zaviyeler Alevi Bektaşilerin tekke ve zaviyelerdir. Diğerlerine ne olmuştur? 1924’te Diyanet kurulmuş diğer Alevi Bektaşi olmayan cemaatler o çatının altında koruma altına alınmıştır. Bu arada güzel şeyler olmuştur. Medeni kanun çıkarılmıştır, harf inkılabı yapılmıştır, Latin harflerine geçilmiştir, kadınlara seçme seçilme hakkı gibi güzel şeyler yapılmıştır. Ancak neredeyse yarısına yakını diyebileceğimiz kitlenin de hakkı ne olmuştur? Sessizce gasp edilmiştir ve 1937 yılında laiklik kabul edilmiştir.”

    “LAİKLİK ZERRE KADAR İŞLETİLMEMİŞTİR”

    Yazar Ali Aksüt, gelinen süreçte laiklik kavramının ise özellikle üzerinde durdu. Her kesimin laikliği farklı okuduğuna vurgu yapan Aksüt, laikliğin güncel yaşamda karşılığı olmadığını belirterek şöyle devam etti:

    “Ülkemizde, hatta aydınlar arasında bile laiklik kavramının doğru algılanmadığını görüyorum. Sanki anayasaya bir madde olarak konulan laiklik ülkemizde sanki işlemiş de, her şey ona göre olmuş gibi basında, günlük hayatta her şeyde böyle bir şey görüyoruz. Gerçeklik şudur; anayasa maddesine ‘laiklik’ madde olarak konulmuştur, bu çok doğru, çok yerinde bir şeydir ama bu madde zerre kadar işletilmemiştir. Bu acı gerçekliktir.

    Aleviler o günden bugüne gelmiş her toplum gibi inançlarını yaşamak istemişler. Biz bu ülkenin savaşına da gittik, vergisini de veriyoruz, askeri de oluyoruz ancak bir türlü eşit yurttaş olamıyoruz, öyleyse eşit yurttaşlık hakkımızı istiyoruz. Eğer bu ülkede laiklik olsaydı bu cümleyi kurmayacaklardı. Cemevlerimiz ibadet yeri sayılmıyor. Eğer gerçek laiklik olsaydı şimdi ‘cemevlerimiz ibadet yeri sayılmıyor’ demeyecektik. Böyle bir problem olmayacaktı ve eğer gerçekten laiklik olsaydı çocuklarımıza istemediğimiz zorunlu din dersi altında bizim hiç de istemediğimiz bir inanç çocuklarımıza öğretilmeyecekti. Özellikle de devlet eliyle kurulmuş Diyanet eliyle sürekli, planlı programlı bir asimilasyon siyaseti olmayacaktı. Böyle olunca şimdi Cumhurbaşkanın İstanbul’da bir dergahımızı ziyaret etmesi; tamam gelmiştir hoş bir şey ama o ziyaretin sonunda verdiği asıl mesaj orada yatıyor. Yani doğru bir perspektiften bakarsak doğru bir şey yapılmıştır. Bir ziyaret yapılmıştır ama o doğru ziyaretin arkasından ‘Sizi Kültür Bakanlığı’na bağlayacağım’ demek, işte ‘1924’teki tanınmayışı aynen kabul ediyorum, ben devletin asli duruşunun devamıyım, yeni bir şey yapmıyorum’ demektir.”

    “ERDOĞAN, TABANINA ‘GÖRÜYOR MUSUNUZ BEN YİNE TANIMADIM’ MESAJI VERİYOR ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Alevi inancını tanımadığını vurgulayan Ali Aksüt, şu sözlerle değerlendirmesini sonlandırdı:

    “İşin başından beri hilafeti kaldırmış, yeni bir rejim çıtası yükselmiş cumhuriyet beklentisi içinde olan halkın çıtası yükselmemiş, bir yerde kalmış sadece. Bir topluluğu tanıyan, diğerlerini ötekileştiren bir gerçekliğin devamı ‘aynısını sürdürüyorum’ demektir. Bu bakımdan bugüne kadar gelmiş geçmiş yöneticilerin davranışlarından cumhurbaşkanının davranışı başka bir şey değildir. Aynı şeyi sürdürmüştür. ‘Ben, seni eşit yurttaş olarak tanımıyorum’ demektir bu. ‘Cemevlerini ibadet yeri olarak kabul etmiyorum. Zorunlu din derslerini sürdüreceğim, planlı asimilasyona da devam edeceğim’ demek istemiştir. Alevilerin talepleri bunun tam tersidir. Yani Aleviler bunu istemiyor. Yapılanlar ‘ben, sizi yine tanımıyorum’ demektir.
    Şahkulu Sultan Dergahı’nda verdiği mesaj, Alevilere yönelik bir şey değil. Kendi etrafındaki, tabanındaki belli bir cemaate ‘görüyor musunuz ben yine tanımadım’ demektir, başka bir şey değildir.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

  • Dede Moğultay: Mahkemeler bizim varlığımızı kabul etti, sen neden bizi yok sayıyorsun?-VİDEO

    Dede Moğultay: Mahkemeler bizim varlığımızı kabul etti, sen neden bizi yok sayıyorsun?-VİDEO

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahı’ndaki açıklamalarını samimi bulmadığını belirten Baba Mansur Ocağı evlatlarından Hüseyin Moğultay, “Eğer samimi olsaydı cemevine gitmeden önce bizim cemevlerimizi tanıması, eşit yurttaşlık haklarımızı tanıması lazımdı” dedi. Moğultay, Erdoğan’a, “AİHM, Anayasa Mahkemesi, alt mahkemeler biz Alevlerin var olduğunu kabul etti. Sen neden bizi yok sayıyorsun?” diye sordu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Altınova Cemevi Dedesi ve Baba Mansur Ocağı evlatlarından Hüseyin Moğultay, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahı’ndaki açıklamalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “BUNU BİR TUZAK OLARAK HİSSEDİYORUM”

    Cumhurbaşkanının Şahkulu Dergahı’na gitmesini ve açıklamalarını samimi bulmadığını belirten Moğultay, “Eğer samimi olsaydı cemevine gitmeden önce bizim cemevlerimizi tanıması, eşit yurttaşlık haklarımızı tanıması lazımdı. Bizim çocuklarımız okullarda zorla Sünnileştiriliyor. Bunu bir tuzak olarak hissediyorum” dedi.

    “CEMEVLERİ DEDELERİ TEMBELLEŞTİRDİ”

    Osmanlı döneminde Alevi dergahlarının kapatıldığı ve yerine Nakşibendi tarikatı üyelerinin atandığını hatırlatan Moğultay, “Buraya da aynı projeyi düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Biz durmayız, taliplerimizi tek tek, hane hane gezeriz. Aslında gezersek daha iyi olur. Açık konuşmak gerekirse cemevleri dedeleri tembelleştirdi. Burada oturuyorsun, talibin geliyor, lokmasına dua veriyorsun, cemini yapıyorsun. Ama eskiden öyle değildi. 10-15 hanelik bir yerde gidiyordun orada bütün canları topluyorsun, evin içerisinde bile cem yapıyor, yol yürütüyorduk” diye belirtti.

    “AİHM, BİZ ALEVLERİN VAR OLDUĞUNU KABUL ETTİ, SEN NEDEN BİZİ YOK SAYIYORSUN?”

    Hüseyin Moğultay, eşit yurttaşlık haklarının tanınmasını ve cemevlerinin yasal statüye kavuşması gerektiğini vurgulayarak, “Sayın cumhurbaşkanına şunu sormak isterim; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi biz Alevlerin var olduğunu kabul etti, burada Anayasa Mahkemesi bizim var olduğumuzu kabul etti, alt mahkemeler bizim var olduğumuzu kabul etti, sen neden bizi yok sayıyorsun?” sorusunu sordu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Irak Cumhurbaşkanı Latif Reşid oldu

    Irak Cumhurbaşkanı Latif Reşid oldu

    PİRHA- Irak Cumhurbaşkanlığı için yapılan seçim sonuçlandı. İkinci tur seçimlerde, üçte iki çoğunlukla Latif Reşid seçilerek, Irak’ın yeni cumhurbaşkanı oldu.

    Irak Parlamentosu’nda bugün 277 parlamenterin katılımıyla Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Başkanlık için 39 aday yarıştığı oylamanın ilk turunda, KDP’nin desteklediği bağımsız aday Abdullatif Muhammed Cemal Reşid 157, YNK’nin adayı Berhem Salih ise 99 oy aldı.  Üçte iki çoğunluk sağlamadığı için ikinci tur seçimler yapıldı. İkinci turda 162 oyla çoğunluğu elde eden Latif Reşid, Irak Cumhurbaşkanlığına seçildi.

    Reşid, hükümeti kurma görevini ise Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin Başbakan adayı olan Muhammed Şiya es-Sudani’ye verdi.

    (HABER MERKEZİ)