Etiket: DAD

  • DAD’tan Newroz mesajı: Newroz, direniş ve yeniden doğuşun hakikatidir

    DAD’tan Newroz mesajı: Newroz, direniş ve yeniden doğuşun hakikatidir

    PİRHA – “Newroz, halkların bilincinde yaşam döngüsünün yenilendiği kadim bir bilgi olarak yer etmiştir” diyerek çağrı yapan Demokratik Alevi Dernekleri, 2026 Newroz’unda birlik, direniş ve demokratik toplum etrafında kenetlenme vurgusu yaptı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) , Newroz vesilesiyle yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Newroz’un yalnızca mevsimsel bir dönüş değil, aynı zamanda halkların hafızasında yer eden bir direniş ve yeniden doğuş hakikati olduğu vurgulandı.

    “TAHAKKÜMCÜ SİSTEMLERE KARŞI BİR DİRENİŞ GÜNÜ”

    Açıklamada, Raa/Reya Heqi Alevi inancında doğuşun hakikatin ispatı olduğu belirtilerek, rıza ve ikrar temelinde kurulan yaşamın özgürlükle anlam bulduğu dile getirildi. Yer ile göğün buluştuğu, çar anasırın ikrarla bir araya geldiği bu döngünün yaşamın kendisini mümkün kıldığı vurgulandı.

    Newroz’un, Hawtemal/Heftemal olarak inanç dünyasında özel bir anlam taşıdığı ifade edilirken, bu günün aynı zamanda tahakkümcü sistemlere karşı bir direniş günü olarak da toplumsal hafızada yer ettiği belirtildi.

    “DEMİRCİ KAWA’NIN YAKTIĞI ATEŞ MAZLUMLARIN DİRENİŞİNDE YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR”

    Açıklamada, Demirci Kawa efsanesi üzerinden zulme karşı direnişin tarihsel köklerine işaret edildi. Dehak’ın zulmüne karşı halkların birliğiyle elde edilen zaferin, bugün de özgürlük mücadelesine ilham verdiği kaydedildi.

    Açıklamada ayrıca, Ortadoğu’da süren savaş ve yıkım politikalarına dikkat çekilerek, “Ortadoğu bir kez daha zamanın Dehak zihniyetini temsil eden küresel ve bölgesel güçler tarafından yıkıma uğratılmakta, halkların kanı akıtılmaktadır. Savaş ve yıkımın tüm bedelini ağır bir şekilde yaşayan mazlumların tarafı ise küresel ya da bölgesel muktedirlerin safı olamayacağından, halklar açısından birlik ve ittifak düzeyini geliştirmek bu savaş politikalarına karşı direniş için tek çıkış yolu olacaktır” diye belirtildi.

    Açıklamada son olarak, “ Halklarımız yakılan Newroz ateşleri etrafında kenetlenmeli, rızalı ve ikrarlı yaşamın ifadesi olan “Barış ve Demokratik Toplum” manasına ermeli, yaşanabilir yarınları hep birlikte inşa etmeyi başarabilmelidir” ifadelerine yer verildi.

    HABER MERKEZİ

     

     

     

     

     

     

     

  • DAD’lı kadınlardan Newroz çağrısı: Onurlu barış ve demokratik yaşam için Yenikapı’dayız-VİDEO

    DAD’lı kadınlardan Newroz çağrısı: Onurlu barış ve demokratik yaşam için Yenikapı’dayız-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) bünyesindeki kadınlar, Newroz’a ilişkin yaptıkları açıklamada inanç özgürlüğü, anayasal eşitlik ve demokratik bir yaşam talebiyle Yenikapı’daki alanda buluşma çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) üyesi kadınlar, yaklaşan Newroz kutlamaları kapsamında açıklama yaparak, pazar günü Yenikapı’da gerçekleştirilecek alanda bir araya gelme çağrısı yaptı. Yapılan çağrıda, inanç özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması, onurlu bir barışın tesis edilmesi ve gerçek bir demokrasi talebi vurgulandı. DAD’lı kadınlar, Newroz’u “Nevroz Pîroz be” mesajıyla kutlayarak tüm yurttaşları alana davet etti.

    HABER MERKEZİ

  • ‘İran’da tek çözüm halkların dayanışması ve ortak mücadelesi’-VİDEO

    ‘İran’da tek çözüm halkların dayanışması ve ortak mücadelesi’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi Gökhan İmer ve Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul, İran’daki savaşı ve Ortadoğu’daki savaşı PİRHA için değerlendirerek, emperyalist müdahalelerle halkların kurtuluşunun gerçekleşemeyeceğini, özgürlük ve demokrasinin halkların direnişiyle mümkün olduğunu belirttiler.

    ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırılar 18. gününde sürerken, İran’da sivil kayıplar ağırlaşıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre binlerce kişi yaşamını yitirirken, çocuklar ve kadınlar da saldırıların hedefi olmaya devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Gökhan İmer ve Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul, son dönemde İran ve Orta Doğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin konuştu. İmer ve Özkul, Orta Doğu’daki sorunların temelinde emperyalist güçlerin olduğunu vurgulayarak, bölgedeki hakların ve inançların kurtuluşunun ancak halkların kendi ortak mücadelesiyle mümkün olacağını ifade etti.

    “EMPERYALİST MÜDAHALELER ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ GETİRMEZ”

    Gökhan İmer, “Bu son süreçte gelişen İran-İsrail-ABD savaşı için şunları söyleyebiliriz; Ortadoğu’daki devletlerin hemen hemen hepsi emperyalist ülkelerin, yani Avrupa ve ABD’nin desteğiyle kurulan ve ayakta kalan devletlerdir. Yani Ortadoğu’daki bugüne kadar yaşanan sorunların ana kaynağı emperyalist güçlerdir” dedi

    İmer, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biz bu savaşla ilgili emperyal güçlerin Ortadoğu’ya ve İran’a müdahalesine karşı olmakla birlikte, İran’daki faşist molla rejimini de desteklemiyoruz. Emperyalistlerin daha önce getirdiği rejimler nasıl halkların başına bela olmuşsa, getirecekleri yeni rejimler de halkların sorunlarını çözmeyecek. Biz, Ortadoğu’daki sorunların çözümünü, hakların özgürlüğe ve barışa kavuşmasını, inançlar ve halklar nezninde halkların kendi mücadelesiyle mümkün olduğunu söylüyoruz. Kürtlerin, Arapların, Farsların, Alevilerin, Sünnilerin, Şiaların hep birlikte vereceği bu mücadeleyle halkların gerçek demokrasisi inşa edilecektir. Amerika’nın müdahalesiyle ya da İran’ın savaşı kazanmasıyla Ortadoğu’ya ne barış gelir ne demokrasi” diyerek, emperyalist müdahalelerin sorunu çözmeyeceğini, tek çözümün bölgedeki halkların dayanışması ve ortak mücadelesi olduğunu vurguladı.

    “ZULÜM GÖREN, HAKSIZLIĞA UĞRAYAN CÜMLE CANIN YANINDAYIZ”

    Demokratik Alevi Dernekleri Malatya Şube Eş Başkanı Onur Özkul ise Ortadoğu ve İran’daki mevcut duruma ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “İran’daki mevcut koşullar bakımından Amerika ve İsrail’in geliştirdiği savaşı doğru bulmuyoruz. Buradaki molla rejiminin de tutumlarının yanlış olduğunu biliyoruz. Ama molla rejiminin bu durumunun İran halkının yok sayılarak, Amerika ve İsrail çıkarları doğrultusunda yeni bir rejim dayatılması kabul edilemez. İran halkı kendi öz yönetimlerini güçlendirip, kendi kararlarını alabilecek bir düzeye gelmeli. Biz İran halklarının bu gücüne inanıyoruz” dedi.

    Newroz’un barış mesajını hatırlatan Özkul, savaşın en çok kadınlar ve çocukların zarar gördüğünü belirterek, “Newroz barışın çağrısıdır. Bu barış çağrısı sürecinde bir an önce savaşların bitmesini, orada mazlum insanların, kadınların, çocukların ölmemesini istiyoruz. Savaş ortamında en çok acıyı onlar yaşıyor. Hiçbir can buna duyarsız kalmamalı” şeklinde ifade etti.

    İran’daki halkların öz yönetimlerini güçlendirip kendi yollarını çizmelerinin çözümü getireceğine dikkat çeken Özkul, savaşın sona ermesi ve halkların kendi iradeleriyle barış ve huzura ulaşmasının en büyük dilekleri olduğunu ifade etti.

    PİRHA/MALATYA

  • DAD: Acımız ilk günkü gibi taze; direnç, irade ve mücadele azmimiz çok daha güçlüdür!

    DAD: Acımız ilk günkü gibi taze; direnç, irade ve mücadele azmimiz çok daha güçlüdür!

    PİRHA- Saddam Hüseyin tarafından Enfal adı verilen soykırım saldırıları kapsamında gerçekleştirilen Halepçe Soykırımı’nın 38. yıldönümüne dair açıklama yapan DAD, 16 Mart 1988’de, tüm insanlığın gözleri önünde küresel ve bölgesel güçlerin bizzat onay ve desteği ile mazlum bir halkın kimyasal silahlarla soykırıma uğratıldığına dikkat çekerek, “Bugün acımız ilk günkü gibi taze; direnç, irade ve mücadele azmimiz çok daha güçlüdür” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Halepçe Katliamı’nın yıldönümüne dair açıklama yaptı.

    “SOYKIRIM SALDIRILARINA MARUZ KALDI”

    Halepçe Katliamı’nın, emperyalist ve bölgesel hegomon güçlerin işbirliği ve suç ortaklığıyla gerçekleştirilen bir insanlık suçu olduğu vurgulanan açıklamada, “Bilindiği gibi, Ortadoğu’nun kadim halklarından biri olan Kürt halkı emperyalist güçler ve bölgesel işbirlikçileri tarafından yok sayılmış, tarihsel yaşam alanları, kadim yurtları gasp edilmiş, tüm insani değerleri ayaklar altına alınarak tüm parçalarda yok edilmek istenmiş, dünden bugüne Hakk ve halk düşmanlarının sayısız soykırım saldırılarına maruz bırakılmıştır” denildi.

    “ACIMIZ İLK GÜNKÜ GİBİ TAZE; DİRENÇ, İRADE VE MÜCADELE AZMİMİZ ÇOK DAHA GÜÇLÜDÜR”

    Saddam Hüseyin’in 38 yıl önce Enfal adı verilen bir soykırım saldırısı başlattığına işaret edilen açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Başurê Kurdistan halkı soykırımcı Saddam rejimine karşı toplumsal varoluş mücadelesi vermekteyken, Enfal adı verilen bir soykırım saldırısıyla yüzbinlerce Kürt katledilmiş, binlerce yerleşim yeri yakılmış, milyonlara varan bir nüfus ise göç yollarına düşürülmüştü. Halepçe soykırımı, Enfal adı verilen soykırım saldırıları kapsamında gerçekleştirilmişti. 16 Mart 1988’de, tüm insanlığın gözleri önünde, daha trajik olanı küresel ve bölgesel güçlerin bizzat onay ve desteği ile mazlum bir halk kimyasal silahlarla bir kez daha soykırıma uğratılmıştı.

    Bugün acımız ilk günkü gibi taze; direnç, irade ve mücadele azmimiz çok daha güçlüdür. Bilmekteyiz ki mazlumlar cenahında gerçekleşen her direniş, düşen her can karanlıkları yaran birer çerax olmakta, her biri Aşk olup; direnç, irade, direniş ve ışık olarak tecelli etmeye hep devam ederler… 38. yıldönümünde katilleri lanetliyor, Halepçe Şehitleri, mazlum ve mağdurları şahsında tüm Enfal şehitlerini saygıyla anıyor, anıları huzurunda dara duruyoruz. Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DAD Malatya Şubesi’nden Birlik Cemi:  Kutsal mekânlara yapılan baskılara dikkat çekildi!-VİDEO

    DAD Malatya Şubesi’nden Birlik Cemi: Kutsal mekânlara yapılan baskılara dikkat çekildi!-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Şubesi tarafından düzenlenen Birlik Cemi’nde çok sayıda Alevi yurttaş bir araya geldi. Cemde zakir Ali Çelik deyişler okurken Bulam Alevi gençliği semah döndü. Dedeler, Alevi inancına ve kutsal mekânlara yönelik baskılara dikkat çekti.

    Malatya’da Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Şubesi öncülüğünde, Yeşilyurt ilçesinde bulunan Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezinde Birlik Cemi yürütüldü. Çok sayıda Alevi yurttaşın katıldığı cem, birlik ve dayanışma vurgusuyla gerçekleştirildi.

    DEYİŞLER SÖYLENDİ, SEMAH DÖNÜLDÜ

    Cem erkânı, Şex Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, Ağuçan Ocağı pirlerinden İnanç Dolu, Abidin Güzel ve Mehmet Ali Güzel tarafından yürütüldü. Alevi inancının temel ritüellerinden biri olan cem sırasında 12 hizmet yerine getirildi.

    Cemde zakirlik görevini Ali Çelik üstlenirken, okunan deyişler eşliğinde Bulam Alevi gençliği semah döndü. Katılımcılar cem boyunca dualar ve deyişlerle birlik mesajı verdi.

    Cemde konuşan Şex Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, Alevi coğrafyasında kutsal mekânlara yönelik baskı ve saldırılara dikkat çekti. Kete, Alevi inancının ve kutsal mekânların korunmasının önemine vurgu yaptı.

    Cem erkânının tamamlanmasının ardından yürütülen 12 hizmet sonrası lokmalar pay edilerek cem sona erdi. Katılımcılar birlik ve dayanışma mesajlarıyla programı tamamladı.

    PİRHA/MALATYA

  • DAD Gazi Katliamı’nın 31. yılında dair açıklama yaptı: Huzurlarında dardayız!

    DAD Gazi Katliamı’nın 31. yılında dair açıklama yaptı: Huzurlarında dardayız!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Gazi Katliamı’nın 31. yılına dair yaptığı açıklamada, ” Bu insanlık suçunun otuz birinci yıldönümü vesilesiyle katilleri ve efendilerini bir kez daha lanetliyor, şehitlerimizi saygıyla anıyor, huzurlarında dara duruyor, demokratik mücadelemizi daha da büyütme sözümüzü yineliyoruz” dedi.

    Türkiye’de 90’lı yılların katliamlarından biri de Gazi Katliamı. 31 yıl önce 22 kişinin katledildiği Gazi Katliamı’nın failleri ve sorumluları hala cezalandırılmadı. Halkın adalet talebi ise sürüyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Gazi Katliamı’nın 31. yılına dair yazılı açıklama yaptı.

    “KATİLLER CEZASIZ BIRAKILDI”

    Yapılan açıklamda, “Gazi katliamı tarihsel acılarımızdan biri olsa da direniş tarihimizin ve toplumsal hafızamızın önemli sacayaklarından birini de teşkil etmektedir” denilerek şunlar ifade edildi:

    “Karanlık fakat adresi bilinmekte olan güçler tarafından planlı, organize biçimde gerçekleştirilen bu saldırılar Gazi Mahallesindeki dört kahvehane ve bir pastanenin silahlı saldırıya uğraması, bir canımızın katli ve onlarcasının yaralanmasıyla başlamıştı.

    Halkımızın bu saldırı ve katliamı protesto hakkını kullanmasıyla provokasyonun ikinci safhası devreye konulmuş ve resmi kolluk güçleriyle sürdürülmüştür. Halkımızın Gazi ve 1 Mayıs Mahallesinde, Ankara’da, pek çok il ve yerleşim biriminde süren protestolarına vahşet boyutunda ve ekranlardan canlı yayın izletilen saldırılar gerçekleştirilmiş, hedef gözeterek, planlı ve organize biçimde gerçekleştirilen bu saldırılarda yirmi iki canımız katledilmiş, yüzlercesi yaralanmış ve gözaltına alınmıştır.

    ZAMANAŞIMINA UĞRATILDI

    Faili meçhul ilan edilen fakat halkımızın nazarında faili hep belli olup bilinen katliamlar silsilesinin bu halkasında da hukuki süreç tiyatral biçimde işletilmiş, failler açığa çıkarılmamış, adalet tecelli etmemiş, birkaç kişi hakkında göstermelik hükümler verilmiş, sözde ceza verilen iki polisin cezaları önce ertelenmiş, sonra ise affa uğratılmıştır. Yapılan suç duyurularıyla açılan dava ise beraatle sonuçlandırılmış, sonraki süreçlerde ise zaman aşımına uğratılarak dosya kapatılmıştır.”

    “HUZURLARINDA DARA DURUYORUZ”

    Katiller ve organize edenlerin cezasız bırakıldığına işaret edilen açıklamada, “Aleviler ve vicdan sahibi tüm halklarımızdan insanlarımızın nazarında ebediyen mahkûm olmuştur. Dahası bu insanlık suçu da halkımızın demokratik mücadele ve direnişine güçlü bir gerekçe olmuştur. Bu insanlık suçunun otuz birinci yıldönümü vesilesiyle katilleri ve efendilerini bir kez daha lanetliyor, şehitlerimizi saygıyla anıyor, huzurlarında dara duruyor, ikrarımıza sadık kalma ve demokratik mücadelemizi daha da büyütme sözümüzü yineliyoruz” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    Gazi Katliamı’nda katledilenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- Gazi Katliamı’nın 31. yıl dönümünde katledilenler mezarları başında anıldı. Anmalarda yapılan konuşmalarda, adaletin sağlanamadığı vurgulanarak, adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin sürdürüleceği ifade edildi.

    İstanbul’da 12 Mart 1995’te başlayan ve Gazi ile Ümraniye’de yaşanan katliamlarda yaşamını yitirenler, katliamın 31. yıl dönümünde mezarları başında anıldı.

    Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi halkının katılımıyla Alibeyköy ve Okmeydanı Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anmalarda katledilenler için gülbenk okunup çerağ uyandırıldı, saygı duruşunda bulunuldu.

    Anmaya, ABF Örgütlenme Sekreteri ve Sultangazi Pir Sultan Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, Habibler Cemevi Başkanı Gökay Önay ile Gazi ve Ümraniye Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları katıldı.

    İlk anma Alibeyköy Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Katliamda yaşamını yitiren Feyzi Tunç’un mezarı başında yapılan anmada, Gazi Cemevi Pirler Meclisi’nden Haşim Kızılveren Dede gülbenk okuyarak çerağ uyandırdı. Ardından Gazi ve Ümraniye’de yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “KATLİAMLARIN FAİLLERİ YARGILANMALI”

    Burada konuşan ABF Örgütlenme Sekreteri ve Sultangazi Pir Sultan Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını vurgulayarak, “Bu ülkede herkesin arzusu laik ve demokratik bir anayasa önünde tüm yurttaşların kardeşçe yaşayabilmesidir. Ancak bu faili meçhul cinayetleri ve katliamları işleyenlerin bir gün mutlaka yargılanması ve hesap vermesi gerekir” dedi.

    Konuşmasında Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere de değinen Odabaş, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara dikkat çekerek, “Bir yıldır Suriye’de Aleviler başta olmak üzere Kürtler, Süryaniler ve Ezidiler gibi birçok halk katliamlarla karşı karşıya. Oradaki mazlum halkların da yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Tüm şehitlerimizi saygıyla anıyoruz. Devirleri daim olsun” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMLARIN TEKRARI OLMAMASI İÇİN MÜCADELE SÜRECEK”

    DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz ise konuşmasında Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi’de yaşanan katliamları hatırlatarak, “Bugün yanı başımızda Suriye’de de öteki görülen halklara yönelik saldırılar yaşanıyor. Bu katliamları şiddetle kınıyoruz. Bir daha yaşanmaması için mücadelemizi büyüteceğiz ve her yıl olduğu gibi bir araya gelmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    OKMEYDANI’NDA ALİ YILDIRIM ANILDI

    Anmanın ikinci bölümü Okmeydanı Çıksalın Mezarlığı’nda gerçekleştirildi. Gazi Katliamı’nda yaşamını yitiren Ali Yıldırım’ın mezarı başında yapılan anmada yine Gazi Cemevi Pirler Meclisi’nden Haşim Kızılveren Dede gülbenk okuyarak çerağ uyandırdı, bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Habibler Cemevi Başkanı Gökay Önay yaptığı konuşmada Türkiye’de adalet ve demokrasinin eksikliğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Bu ülkede adaletin, hukukun ve demokrasinin olmadığı gerçeğini yaşıyoruz. Halkımıza yapılan bu zulmü bulunduğumuz her yerde haykırmaya devam edeceğiz. Adalet gelene kadar şehitlerimizi her yıl anmaya ve mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

    “BU DAVA DEMOKRASİ VE ADALET DAVASIDIR”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da konuşmasında katliamın faillerinin bilindiğini ancak adaletin hâlâ sağlanmadığını vurguladı.

    Karataş, “Sevgili canlar, yine 31. yılında Alican’ın mezarı başındayız. Ali can, öncelikle sizden özür diliyoruz. Onurlu mücadelenize rağmen failleri bilinen bu katliam hâlâ meçhul durumda. Ama şunu çok iyi biliyoruz; bu katliamı yapanları ve bu zihniyeti tanıyoruz” dedi.

    Karataş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Senin şahsında tüm Gazi ve Ümraniye şehitlerimiz bilsin ki bu dava demokrasi, hukuk ve adalet davasıdır. Türkiye demokratikleşene kadar bu mücadele devam edecektir. Tüm halkların birleşerek bu zulme karşı duracağına ve bu ülkenin demokratikleşmesi için mücadeleyi sürdüreceğine inanıyoruz.”

    Anma, katledilenlerin anısına yapılan duaların ardından sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD, Munzur Üniversitesi yönetimine tepki gösterdi: Dayatmacı anlayıştan vazgeçin!

    DAD, Munzur Üniversitesi yönetimine tepki gösterdi: Dayatmacı anlayıştan vazgeçin!

    PİRHA- DAD, Munzur Üniversitesi’ndeki uygulamalara tepki göstererek, “Bu uygulamalar; bilimsel, laik, demokratik ve özerk üniversite anlayışıyla kesinlikle bağdaşmamaktadır. Başta Alevi kamuoyu olmak üzere, Dersim halkının kurumlarını; emek, barış ve demokrasi mücadelesi yürüten tüm demokratik kurum ve örgütleri yaşanan bu asimilasyon politikalarını yakından takip etmeye, mağdur edilenlerin yanında yer almaya ve bu anlayışa karşı birlik içinde mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Munzur Üniversitesi’ndeki uygulamalara dair açıklama yaptı.

    Munzur Üniversitesi’nde uzun süredir devam eden asimilasyon ve ayrıştırma politikaları son dönemde daha da belirgin hale geldiğine dikkat çekilen açıklamada, “Üniversite yönetimi, kuruluşundan bu yana başta rektörlük olmak üzere resmi ideolojinin sınırlarını aşamayan cinsiyetçi, milliyetçi ve Türk-İslamcı kadrolarla; Alevi inancına ve Dersim’in tarihsel hafızasına yönelik saldırı ve çarpıtmaları sürdürmektedir” denildi.

    “TARİHSEL HAFIZA ÇARPITILIYOR”

    DAD, açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Bilimsel kriterlerden uzak, liyakatten yoksun siyasi atamalarla görev alan bazı yöneticilerin ve akademisyenlerin uygulamaları, üniversite öğrencileri, aileleri ve Dersim halkı tarafından bilinmektedir. Öğrencilerle kurulan ilişkilerin kimi zaman etik dışı ve gayri ahlaki boyutlara ulaşması iddiası da kamuoyunun dikkatinden kaçmamaktadır. Bu kadrolar içinde bazı kişilerin Alevi kimliğine sahip olmalarına rağmen baskı, yıldırma ve tehdit içeren uygulamalara ortak olmaları ise ayrıca düşündürücüdür.

    Üniversitedeki baskı politikaları ve öğrencileri sindirmeye yönelik uygulamalar artık kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Özellikle bazı Alevi akademisyenlerin, Kürt Aleviliğinin inanç sistemi olan Réya Heq öğretisini ve Dersim’in tarihsel hafızasını çarpıtan bir anlayışı benimsemeleri; bu kültürel mirası inkâr eden ve dönüştürmeye çalışan politikaların aracı haline gelmeleri Dersim halkı ve demokratik kamuoyu tarafından kabul edilmemektedir.”

    “ÖZERK ÜNİVERSİTE ANLAYIŞIYLA KESİNLİKLE BAĞDAŞMAMAKTADIR”

    Réya Heq inancının önemli merkezlerinden biri olan Dersim’de; Alevi, Kürt, demokrat, sol ve sosyalist öğrenciler ile akademisyenlere yönelik baskılar, açılan soruşturmalar ve yıldırma girişimleri, üniversitenin hangi anlayışla ve hangi ideolojik çizgi doğrultusunda yönetildiğinin açık göstergesi olduğu belirtilen açıklamada, “Bu uygulamalar; bilimsel, laik, demokratik ve özerk üniversite anlayışıyla kesinlikle bağdaşmamaktadır” ifadelerine yer verildi.

    “İNANÇLARIN VE KİMLİKLERİN ÇOKLUĞU AYRIŞTIRMANIN DEĞİL, BİRLİKTE YAŞAMIN ZENGİNLİĞİDİR”

    Ajansımız tarafından duyrulan rektörlük binasında bulunan çay ocaklarının kapatılmasına tepki gösterilen açıklamada, “Bizler demokratik Alevi Dernekleri olarak; bu ülkede yaşayan tüm inanç topluluklarının kendi inançlarını özgürce yaşayabilmelerini, ritüellerini demokratik bir çerçevede yerine getirebilmelerini çok kültürlü bir toplumun doğal ve meşru hakkı olarak görüyoruz. Akademisyenler ve öğrenciler; farklı kimlikleri ve kültürleriyle barış içinde, demokratik ve çoğulcu bir üniversite ortamında yaşayabilmelidir. İnançların ve kimliklerin çokluğu ayrıştırmanın değil, birlikte yaşamın zenginliğidir” şeklinde ifade edildi.

    “BİRLİK İÇİNDE MÜCADELE EDELİM”

    Açıklamanın devamında şunlar vurgulandı:

    “Munzur Üniversitesi yönetimi ile bazı çevrelerin, cemevleri üzerinden yürütülen kimi çalışmalarla birlikte asimilasyon politikalarına hizmet eden bir çizgide hareket etmesi kabul edilemez. Üniversitenin bu baskıcı uygulamalarının; barış ve demokratik toplum tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde artarak sürdürülmesi son derece kaygı vericidir.

    Bu nedenle başta Alevi kamuoyu olmak üzere, Dersim halkının kurumlarını; emek, barış ve demokrasi mücadelesi yürüten tüm demokratik kurum ve örgütleri yaşanan bu asimilasyon politikalarını yakından takip etmeye, mağdur edilenlerin yanında yer almaya ve bu anlayışa karşı birlik içinde mücadele etmeye çağırıyoruz.

    Başta üniversite rektörü olmak üzere, tekçi ve dayatmacı anlayışta ısrar eden sorumlu akademisyenlerin bir an önce soruşturma süreçlerine tabi tutulması gerekmektedir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi kadınlar: Tüm toplumu kadınların yaşam hakkını savunmaya davet ediyoruz!-VİDEO

    Alevi kadınlar: Tüm toplumu kadınların yaşam hakkını savunmaya davet ediyoruz!-VİDEO

    PİRHA- AFA Genel Başkanı Suzan Saka, DAD Kadın Meclisi Üyesi Şerefnaz Altınsoy, kadınların her gün katledildiğine dikkat çekerek, tüm toplumu kadınların yaşam hakkını savunmaya çağırdı.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) Genel Başkanı Suzan Saka ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi Üyesi Şerefnaz Altınsoy, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dair değerlendirmede bulundu.

    “YASAL DÜZENLEMELER BİR AN ÖNCE YAPILMADIR”

    AFA Genel Başkanı Suzan Saka, Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde 8 Mart dolayısıyla eylemler, protestolar, yürüyüşler düzenleneceğini aktararak, “Günümüzde en fazla kadın cinayetlerinin yaşandığı ülkeler arasında Türkiye yer almakta. Türkiye 6284’ün kaldırılma girişimleri ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra kadın cinayetlerinin arttığını görüyoruz. Günde neredeyse üç dört kadın öldürülüyor. Avustralya’da da her hafta bir kadın öldürülüyor. Bunlara karşı yasal düzenlemeler bir an önce yapılmadır” dedi.

    “KADINLAR YİNE HAKLARINI ALMAK İÇİN SONUNA KADAR MÜCADELE ETMEK ZORUNDALAR”

    Yaşananlar karşısında kadınlara büyük görev düştüğünün altını çizen Suzan Saka, “Kadınlar yine haklarını almak için sonuna kadar mücadele etmek zorundalar. Bu mücadelenin içerisinde de erkeklerin de yer alması gerekiyor. Çünkü kurtuluşumuz birlikte olacak. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğinden tutun da iş yaşamına, akademide, sanatta, edebiyatta, aile içindeki şiddetin de bitmesi için birlikte yürümenin yollarını arayarak, kadın mücadelesini yükseltmek için elimizden gelen her şeyi yapmak zorundayız” diye belirterek, 8 Mart Dünya Kadın Günü’nü kutladı.

    “KADININ YAŞAM HAKKINI, EMEĞİNİ, KİMLİĞİNİ SAVUNMAK TÜM TOPLUMUN SORUMLULUĞUDUR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi Üyesi Şerefnaz Altınsoy, kadın mücadelesinin tarihsel sürecine değnerek, “1857 yılında tekstil işçisi kadınların yakılan bedeninde yükselen çığlık bugün hala dünyanın dört bir yanında ve kadınların adalet talebinde yankılanmaktadır. Günümüzde kadın cinayetlerinin arttığı, emek sömürüsünün derinleştiği, yoksulluğun en çok kadınları vurduğu, savaş politikalarının yaşamı parçaladığını, kadın yaşam hakkını, emeğini, kimliğini savunmak yalnızca kadınların değil tüm toplumun sorumluluğudur. Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde herkesi alanlara davet ediyoruz” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Gazi Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenlendi!

    Gazi Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenlendi!

    PİRHA- Gazi Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yüzlerce kadın bir araya geldi, dayanışma ve birlik mesajı verdi.

    Gazi Cemevi Kadın Meclisi ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Kadın Meclisi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği düzenlendi.

    Federasyonların, yöre derneklerinin, siyasi partilerin kadın örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin ve çok sayıda üyenin yoğun katılım gösterdiği buluşmada; kadın dayanışması, eşitlik, adalet, kadına yönelik şiddet ve kadın emeğinin sömürülmesi konuları öne çıktı.

    Programda, Gazi Cemevi adına Arzu Erdoğan bir konuşma yaptı. Erdoğan konuşmasında Alevi inancında kadın ve erkeğin eşit olduğuna vurgu yaptı.

    Demokratik Alevi Dernekleri adına konuşan Şerefnaz Altınsoy ise kadın emeğinin sömürülmesine ve kadınların yaşadığı eşitsizliklere dikkat çekti.

    Songül Ağdoğan, konuşmasında 8 Mart’ın tarihçesine değinerek kadın mücadelesinin önemine vurgu yaptı.

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş ve DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz de katılımcıları selamladı.

    Etkinlikte şiirler okundu, türküler söylendi ve kadınlar halaylar çekti. Program, lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadınlar İzmir’de buluştu: Gültan Kışanak’tan örgütlenme vurgusu!- VİDEO

    Kadınlar İzmir’de buluştu: Gültan Kışanak’tan örgütlenme vurgusu!- VİDEO

    PİRHA- İzmir’de DAD, HDK ve Karlıova Dernekleri’nin ortak düzenlediği bir kadın buluşması gerçekleştirildi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleşen buluşmaya, Kürt Kadın Siyasetçi Gültan Kışanak da katıldı. Etkinlik türkülerle son buldu.

    “KADINLAR OLARAK CEMAL CEMALE OLMAK ÇOK DEĞERLİDİR”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadınlar etkinlik, yürüyüş ve buluşmalarını devam ettiriyor. Bu etkinliklerden biri de Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve Karlıova Dernekleri’nin İzmir’de düzenlediği kadın toplantısıydı.

    “HEGEMONYA KAVGASINDA HALKLAR KURBAN OLUYOR”

    Toplantıya çeşitli kurum ve derneklerden katılım sağlanırken, kadınların da ilgisi yüksekti. Ayrıca buluşmada Kürt Kadın Siyasetçi Gültan Kışanak da katıldı. Kışanak, burada yaptığı konuşmada kadın mücadelesinin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Yüz yüze olmak, cemal cemale olmak, yan yana olmak, beraber sohbet etmek, beraber sorunlarımızı, sıkıntılarımızı konuşmak, aynı zamanda da beraber bir çıkış yolu bulmak, daha iyi bir geleceği kurabilmek için birlikte yapabileceklerimizi konuşmak son derece kıymetlidir.”

    Konuşmasında Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere de değinen Kışanak, “Suriye’de yaşananlar, Rojava’da yaşananlar bir tesadüf değildi. Bugün İran’da yaşananların bir habercisiydi aslında. HTŞ’yi Şam’da iktidara oturtarak, Ortadoğu’da aslında bir Şii-Sünni çatışması yaratmak isteyenler, dünyadaki bu hegemonya kavgasında maalesef halkları kurban olarak görüyorlar. Onların ne istediği, nasıl yaşamak istediği konusunda saygı gösteren bir yerden değil, halkların kaderi üzerinde kendilerini yaşatıyorlar” dedi.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİNİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUNDA ERKEKLERİN YÖNETİMLERDE!”

    Kışanak, konuşmasını kadınlara çağrıda bulunarak, şu sözlerle sonlandırdı: “Ne yazık ki şehirlerde kurduğumuz bu kurumlarda, derneklerde, yapılarda, Alevi kadınlar, bu kurumlarda kendilerine yer bulamıyorlar. Alevi örgütlerinin büyük çoğunluğunda erkeklerin yönetimlerde olduğunu görüyoruz. Bu yönüyle kadınlar bir adım geride kalmışlar. Onun için ben burada bütün kadın arkadaşlarıma, canlara, bu kurumlarımıza daha fazla gitmeleri gerektiğini, daha fazla sahip çıkmak, örgütlenmek ve kadını eşit olarak orada da yönetimlere katmak için çalışmalarının kıymetli ve önemli olduğunu hatırlatmak isterim.”

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim’de kadınlar 8 Mart için Ana Fatma’da buluştu: Kadın kırımına karşı barışı ve yaşamı savunalım!- VİDEO

    Dersim’de kadınlar 8 Mart için Ana Fatma’da buluştu: Kadın kırımına karşı barışı ve yaşamı savunalım!- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Dersim’deki Ana Fatma ziyaretinde çerağ uyandırdı, gulbang verdi ve lokma pay etti. Yapılan açıklamada kadınlara birlik ve örgütlülük çağrısı yapılırken, katledilen kadınlar anısına Munzur’a karanfiller bırakıldı.

    Dersim’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne doğru gidilirken etkinliklerin başlangıcı Ana Fatma ziyaretinde gerçekleştirildi. “Hakikat Ana Yoludur” anlayışıyla yola çıktıklarını belirten kadınlar, ziyaret alanında çerağ uyandırarak lokma pay etti ve gulbang verdi. Ardından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı DAD Kadın Meclisi üyesi Beser Develi okudu.

    “HAKİKAT ANA YOLUDUR”

    “Bizler ‘Hakikat Ana Yoludur’ belirlemesini esas alan kadim Reya Haq inancının talipleriyiz” diyen Develi, bu anlayışın asırlar boyunca inancın temel ilkesi olduğunu vurguladı. Develi, bu ilke doğrultusunda Ana Kadın öncülüğünde rıza toplumsallıklarının kurulduğunu ifade etti.

    Dersim’in “jar û diyar”, yani ziyaretler diyarı olduğunu belirten Develi, kentin aynı zamanda ana kadın felsefesinin inanç içerisinde hayat bulduğu bir serçeşme mekânı olduğunu söyledi. Toplumsal yaşamın sürdürülmesinde ve ortaya çıkan sorunların çözümünde birçok Ana kadının öncülük rolü üstlendiğini dile getiren Develi, “Yola sahiplik eden, zulme karşı direnen, teslim olmayan ve topluma öncülük eden nice kadın var. 8 Mart vesilesiyle bu direniş mirasına ikrar vermek ve tüm ziyaretlerimizi temsilen Jiara Ana Fatma’ya niyaz olmaya geldik. Ana Fatma’nın ışığı ve koruyuculuğu tüm kadınların yanında olsun” dedi.

    SURİYE’DEKİ KATLİAM VE KADINLARA YÖNELİK SALDIRILAR

    Açıklamada Suriye’deki Alevi katliamının birinci yıl dönümüne de dikkat çekildi. 7 Mart tarihinin Suriye’de gerçekleştirilen Alevi katliamının başlangıcı olduğu hatırlatılarak, “Bu büyük katliamın yıldönümü vesilesiyle Alevi kadınlar şahsında Suriye’de katledilmiş her halk ve inançtan tüm canları saygıyla anıyoruz. Uyandırılan çerağlarımız mazlumların anısınadır. Anıları önünde dardayız” denildi.

    “ERKEK EGEMEN SİSTEM KADINLARI HEDEF ALIYOR”

    Açıklamanın devamında erkek egemen sistemin kadınlara yönelik şiddeti sürekli yeniden ürettiği ifade edildi. Develi, “Erkek egemenlikli  sistem her gün ve her saat bir kadın katliamı ve taciz-tecavüz olayı yaratmaktadır. Bu sistem kendi krizlerini aşmak için özellikle Ortadoğu merkezli olmak üzere dünyanın birçok yerinde savaşlar üretmektedir” dedi.

    Bu savaşların karar vericilerinin erkek egemen ideolojiler olduğunu belirten Develi, bu ideolojilerin ilk hedefinin kadınlar olduğunu söyledi. Develi, “Suriye’de Alevi, Kürt ve diğer halk ve inançlardan kadınların son dönemde maruz kaldıkları saldırılar bunun en büyük kanıtıdır. Alevi kadınlarını kaçıran, Kürt kadınlarının saç örgülerinden dahi korkan ve tepeden tırnağa kadın düşmanlığı ile donanmış bir nefret açığa çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

    “BARIŞ KADIN İDEOLOJİSİDİR”

    Reya Haq talibi kadınlar olarak eşitlikçi ve özgürlükçü inanç felsefesinden güç aldıklarını belirten Develi, erkek egemen politikalara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. Develi, “Jin-Jiyan-Azadî sloganını bayraklaştıran kadınların, Ortadoğu’da yürütülen savaş politikaları başta olmak üzere tüm erkek egemen saldırıları boşa çıkarabilecek güce sahip olduğuna inanıyoruz” dedi.

    KADINLARA BİRLİK VE ÖRGÜTLÜLÜK ÇAĞRISI

    Açıklamanın sonunda tüm kadınlara birlik ve örgütlülük çağrısı yapıldı. Kadınların barışın kurulmasında önemli bir rol üstlendiği vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bu topraklar çok acılar çekti, büyük haksızlıklara uğradı. Tüm bunları unutmadan eşitlik temelinde inşa edilmesi gereken barışın biz kadınlara yüklediği vicdani, insani ve toplumsal görevler var. Ana Fatma ziyaretinden aldığımız kemaletle tüm kadın canlara sesleniyoruz; kadın kırım politikalarına karşı birliğimizi ve örgütlülüğümüzü arttıralım, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunalım. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü tüm kadın canlara kutlu olsun.”

    Kadınlar açıklamanın ardından katledilen kadınların anısına Munzur’a karanfil bıraktı.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD İstanbul İl Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz: Okullar propaganda yeri olmamalıdır!-VİDEO

    DAD İstanbul İl Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz: Okullar propaganda yeri olmamalıdır!-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığının son dönem uygulamalarıyla, siyasal İslam’ın geldiği aşamayı gösterdiğini vurgulayan DAD İstanbul İl Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, “Okullar propaganda yeri olmamalıdır. Bu genelge öğrenciler arasında uyumu değil ayrışmayı getirmektedir. Bu da çocuklar arasında toplumsal kutuplaşmaya neden olur” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ve kamuoyuna “Ramazan Ayı Genelgesi” olarak yansıyan düzenleme birçok yerden tepki toplamaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda ‘Selefi Andı’ başta olmak üzere yapılan etkinliklere sahip çıkarken, tepki gösterenleri de hedef gösterdi.

    Dersim’de de İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 3–6 Mart tarihleri arasında Atatürk Anadolu Lisesi Kapalı Spor Salonu’nda düzenlediği Ramazan etkinlikleri kapsamında davul ve manilerle karşılama, Ramazan anlatıları, şarkılar, rozet ve hediye takdimi yer aldı. Eğitim Sen başta olmak üzere kamuoyu tarafından etkinliğin yalnızca kültürel değil, belirli bir dini döneme dayalı kurumsal bir etkinlik niteliğinde olduğu belirtilerek, tepki gösterildi.

    Özellikle okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki öğrencilerin Ramazan etkinlikleri adı altında belirli bir dini içerikle yönlendirilmesinin pedagojik ve hukuki sakıncaları olduğu da uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

    “ASİMİLASYON VE DİZAYN HEDEFİYLE BAĞLANTILIDIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul İl Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz MEB’in Ramazan Genelgesi’ne tepki gösterdi.

    Milli Eğitim Bakanlığının son dönem uygulaması siyasal İslam’ın geldiği aşamayı gösterdiğini vurgulayan Akdeniz, “Öncelikli olarak çocuklarımızın geleceği açısından, gerekse de bu yeni genelge tamamen asimilasyon ve dizayn hedefiyle bağlantılıdır” dedi.

    “DEMOKRATİK VE ANAYASAL AÇIDAN KABUL EDİLEMEZ”

    Etkinliklerin pedogojik ve ruhsal açıdan da problemli olduğunu vurgulayan Akdeniz, “Öte yandan demokratik ve anayasal açıdan da kabul edililemez. Eşitlik ilkesine de tamamen aykırıdır. Okullar propaganda yeri olmamalıdır. Bu genelge öğrenciler arasında uyumu değil ayrışmayı getirmektedir. Bu da çocuklar arasında toplumsal kutuplaşmaya neden olur” diye belirtti.

    “BU GENELGEYİ KABUL ETMİYORUZ”

    Çocukların farklılıklarıyla bir arada olmasının önemine dikkat çeken Akdeniz, “Eğitim alanları, bilimsel, demokratik ve laik alanlar olmalıdır. Bu genelgeyi kabul etmiyoruz. Tüm canlılara tepki göstermeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DAD Eş Genel Başkanı Kete: Katliamcılara geri adım arttırmak için Samandağ’da bir araya gelelim! -VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kete: Katliamcılara geri adım arttırmak için Samandağ’da bir araya gelelim! -VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılında 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, katliamcılara geri adım arttırmak için hem bu coğrafyada hem de dünyanın birçok yerinde demokratik kamuoyunun, Alevilerin, emek ve barış mücadelesi veren bütün güçlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde birçok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.

    “ALEVİ SOYKIRIMI YAŞANIYOR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılına dair değerlendirmede bulunarak, 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Bir yıl önce Suriye’de uluslararası hemonlik güçlerin de desteklediği cinsiyetçi, milliyetçi, dinci ve çok kültürlülüğü kabul etmeyen selefi bir anlayışı temsil eden HTŞ’nin herkese, özellikle de Arap Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgede bir katliam başlattığına dikkat çekerek, “Nihayetinde savaşlardan en fazla mağdur olanlar kadınlar, çocuklar ve yaşlılardır” dedi.

    Suriye’de Alevilere dönük katliamı ‘Alevi soykırımı’ olarak tanımlayan Kete, “Bunun adını koymak lazım. Bu soykırım başladığı zaman aklımıza Dersim Soykırımı geldi. Benden özellikleri çok fazlaydı” diye belirtti.

    “DEMOKRATİK ULUSU İNŞA ETMELİYİZ”

    Kendi coğrafyasından alıp uzaklaştırılan, pazarlarda adeta bir meta gibi satılan, taciz ve tecavüze uğrayan kadınların varlığına işaret eden Kete, “Bu ve benzeri anlayışların hakim olmaması için, Orta Doğu’da tek tip anlayış üzerine kendisini inşa eden ulus devletlerin kendi iç dinamiklerine dayalı olarak demokratik bir zeminde yeniden kendilerini inşa etmeleri gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    “KATLİAMLARI KABUL ETMİYORUZ”

    Bölgenin yoğun bir şekilde Selefi anlayışının etkisi altına alındığının altını çizen Kete, “Önce Arap Alevilerine yönelik bir soykırıma başlayınca peşinde Rojava’da Kürt halkına, Süveyde’de Dürzilere karşı, bir bütün rıza toplumuna karşı bir katliama girişti. Bu katliamlar kabul edilecek bir şey değildir” diye konuştu.

    “SOYKIRIMA HAYIR DEMEK İÇİN SAMANDAĞ’DA BİR ARADAYIZ”

    Katliamcılara geri adım arttırmak için hem bu coğrafyada hem de dünyanın birçok yerinde demokratik kamuoyunun, Alevilerin, emek ve barış mücadelesi veren bütün güçlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Kete, şunları söyledi:

    “7 Mart’ta  soykırımın yıl dönümünde soykırıma hayır demek için Samandağ’da bir aradayız. Cümle canlara çağrımızdır; gelin soykırıma hayır diyelim.”

    PİRHA/ADANA

     

  • DAD: Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmelidir!

    DAD: Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmelidir!

    PİRHA- DAD, yaptığı açıklamayla, Pertek Cemevi’nde yapılmak istenen iftar programına tepki göstererek, “Alevi toplumunun inancı ve ibadet mekanları, siyasi ya da idari müdahalelerin araçsallaştırabileceği alanlar değildir. Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmeli, inancımıza yönelik asimilasyon hamleleri derhal durdurulmalıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim’de Valilik, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın faliyetlerine tepki gösterdi.

    DAD, Dersim’de inanç-kırım politikalarının Xızır ayıyla birlikte yeni bir boyut kazandığına dikkat çekerek, “Bizzat resmi devlet kurumlarının gerçekleştirdiği “organizasyonlar” eşliğinde yeni bir asimilasyon konsepti dahilinde işleyen hamleler, inancımızı tümden bir kuşatma altına almayı hedeflemektedir. Xızır ayı bilindiği üzere Raa/Rêya Heq Alevileri için kutsal bir aydır. İnanç takvimimizin özgünlüğüne göre, kendi erkân ve ritüellerimizle karşılarız Xızır ayını” dedi.

    “DEVLETİN İNKARCI AKLI DEVREDE”

    Bu sene yine aynı itikat ve ikrar ile Dersim halkı birçok mekanda Xızır Cemi yürüttüklerini belirten DAD yaptığı açıklamada, “Fakat yine birçok mekanda bu cemler “modern gri pasaportlu dedeler” eliyle engellenmek istendi. Köylerde gezdirilen sözkonusu “dedeler”, cem çağrısı yapan demokratik inanç kurumlarını hedefleyerek çeşitli anti propagandalar geliştirdi. Tüm bunlar yaşanırken Dersim merkez ve tüm ilçelerinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Valilik öncülüğünde “Xızır lokması ve Cemleri” adı altında organizasyonlar yapıldı. Alevilerin eşit yurttaşlık talebini yok sayan ve Aleviliği Türk-İslam sentezi ön kabulleri ile yeniden tarif etmeye yeltenen inkarcı akıl adeta, “bu ülkede Alevilik yaşanacaksa, tarif ettiğimiz doğrultuda yanlızca biz yaşatırız” edasıyla alternatifler oluşturmak istedi” ifadelerine yer verdi.

    “DEVLET ALEVİ İNANCINDAN VE CEMEVLERİNDEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi;

    “Öte yandan ülke genelinde olduğu gibi Dersim’de de, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi dahilinde ki etkinlikler okullarda devreye girmiş durumdadır. Nüfusunun büyük çoğunluğu Alevi olan Dersim’de ilkokul çağında ki çocuklar çeşitli “Ramazan” etkinliklerine fiili veya zorunlu olarak dahil edilmektedir.

    Son olarak yöre derneklerinin yaptığı açıklamalar ve yerelden edindiğimiz bilgilere göre 24 Şubat Salı günü Cem Vakfı yönetimindeki Pertek Cemevi’nde Ramazan ayı vesilesiyle iftar açma programı tertiplendiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Pertek özgün bir sosyolojiye sahiptir ve kozmopolitik bir yapısı vardır. Pertek’te ramazan ayında oruç tutan tüm Sünni canların inançlarına sonsuz saygı ve hoşgörü içindeyiz. Tuttukları oruçlar Hakk katında kabul olsun.

    Bu hoşgörüden bağımsız olarak; asimilasyon politikaları ekseninde Alevilerin inanç mekanlarını kimliksizleştirme ve cemevlerini ibadethane olarak tanımayıp Alevilikte var olmayan ritüelleri bu mekanlarda var etme çabası açıkça geçmişte ki “Camii-Cemevi” projelerini üreten akılla aynı akıldır ve kabul edilmesi mümkün değildir. Cemevlerinde iftar programları düzenlenmesi, Alevi inanç önderlerinin Aleviliğin ritüellerine aykırı bir şekilde protokollere dahil edilmesi ve bu uygulamaların devlet destekli organizasyonlarla meşrulaştırılmaya çalışılması, kadim inancımıza yönelik açık bir müdahaledir.

    Alevi toplumunun inancı ve ibadet mekanları, siyasi ya da idari müdahalelerin araçsallaştırabileceği alanlar değildir. Cemevleri resmi protokol şovlarının mekânı olamaz. Yolumuzun ve inancımızın kurucu mitolojilerden biri olan Kırklar Meclisi bu konuda ilkelerimizi net olarak ortaya koymaktadır. Açıklamamız aracılığıyla bir kez daha sesleniyoruz; devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmeli, inancımıza yönelik asimilasyon hamleleri derhal durdurulmalı ve Raa/Rêya Heq Alevi toplumunun eşit ve özgür yurttaşlık temelinde toplumsal varlığı tanınmalıdır. Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Demokratik Alevi Dernekleri: Anadilde eğitim ve ibadet haktır, gasp edilemez!

    Demokratik Alevi Dernekleri: Anadilde eğitim ve ibadet haktır, gasp edilemez!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri, yaptığı yazılı açıklamayla 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü kutladı. Açıklama Kurmancî, Kirmanckî ve Türkçe olarak yapıldı ve anadilin önemine dikkat çekildi.

    1999’da Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla 21 Şubat günü, Uluslararası Anadili Günü olarak kabul edilmiş, anadili ve anadilinde eğitim hakkı güvence altına alınmıştır.

    Dünyanın birçok yerinde diller bir bir yok olurken, UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre, Türkiye’de 18 yok olmuş veya yok olma tehlikesi altında olan dil var.

    Birleşmiş Milletler tarafından 21 Şubat günü ilan edilen Dünya Anadili Günü dolayısıyla Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, anadilde eğitim ve ibadetin gasp edilemez bir hak olduğu vurgulanarak, tekçi politikalara son verilmesi çağrısı yapıldı.

    Açıklamada, insanlık kavramının tüm halkları ve onların kültürel, dilsel çeşitliliğini kapsadığı belirtilerek, 21 Şubat’ın asimilasyon ve soykırım kıskacındaki mazlum halklar açısından önemli bir farkındalık ve mücadele günü olduğuna dikkat çekildi.

    “ANADİLDE CEM YÜRÜTÜLMELİ”

    Kürt Aleviler olarak dilsel manada asimilasyon kıskacında eritilmekte, dilsel yitimle birlikte inanç dünyamızdaki pek çok manevi anlam da kaybolmaktadır. Anlam dünyamız çoraklaşmaktadır” ifadelerine yer verilen açıklamada, Raa/Rêya Heq-Alevi süreklerinin asimilasyonu reddetmesi gerektiği, cem ve ritüellerin anadilde yapılmasında ısrarcı olunması gerektiği belirtildi.

    “ANADİLİMİZDE İBADET BİR HAKTIR, GASP EDİLEMEZ”

    DAD açıklamasında şu çağrıya yer verildi:

    “Anadilinde eğitim ve anadilimizde ibadet bir haktır, gasp edilemez! Tek tipçi zihniyet ve politikalar terk edilmeli, halklarımızın ortak yaşam alanı olan bu topraklarda rızalı-ikrarlı yaşamın kapıları açılmalıdır.”

    Son olarak, “Zaman Sahipsiz, Mekân Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir” sözleriyle biten açıklama, Dünya Anadili Günü’nde halkların dayanışmasını ve demokratik mücadeleyi yükseltme çağrısı olarak paylaşıldı.

    HABER MERKEZİ 

  • DAD: “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı uygulamayı derhal geri çekin!

    DAD: “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı uygulamayı derhal geri çekin!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Ramazan Ayı Genelgesi”ne tepki göstererek, “Bu tür uygulamalar, Alevi toplumunun ve farklı inanç aidiyetlerine sahip toplulukların çocuklarının asimilasyonuna ve eğitim ortamında kendilerini dışlanmış, baskı altında ve ötekileştirilmiş hissetmesine neden olmaktadır. Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığı’nı, “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı uygulamayı derhal geri çekmeye, eğitim alanını bilim, evrensel pedagojik ilkeler ve eşit yurttaşlığı gözeten anayasal laiklik ilkesi temelinde sürdürmeye davet ediyoruz” dedi.

     

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın 11 Şubat’ta valiliklere gönderdiği ve okul öncesi, ilkokul, ortaokul öğrencilerinin katılması istendiği “Ramazan Ayı Genelgesi” tepkilere yol açtı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla yürürlüğe konulan proje kapsamında eğitimin dinselleştirilme süreci derinleştirdiğini belirtti.

    “KABUL EDİLEMEZ!”

    ÇEDES projesi gibi birçok proje ile paralel yürütülen politikalar gün geçtikçe eğitimi tümden tesiri altına aldığına dikkat çekilen açıklamada, “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı uygulama, bilimsel eğitim metoduna, tarafsızlığa ve toplumun inanç çeşitliliğine açıkça aykırıdır. Her toplum kendi gelenek ve göreneklerini ve her inanç kendi erkân, ibadet ve ritüellerini özgürce yaşamakta muhakkaki özgürdür ve bizler bu konuda saygı ve hoşgörü sınırlarının asla dışında değiliz. Fakat söz konusu etkinliklerin zorunlu veya fiilen dayatılan bir çerçeve içerisinde okullara uygulanmasını kabul edilemez buluyoruz. Bu tür uygulamalar, Alevi toplumunun ve farklı inanç aidiyetlerine sahip toplulukların çocuklarının asimilasyonuna ve eğitim ortamında kendilerini dışlanmış, baskı altında ve ötekileştirilmiş hissetmesine neden olmaktadır” denildi.

    “EĞİTİM SİSTEMİ BÜTÜN İNANÇLARA EŞİT MESAFEDE OLMAK ZORUNDADIR”

    “Kamusal eğitim alanı hiçbir inancın propaganda sahası olamaz” denilen açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Ramazan ayı milyonlarca insan için değerli olabilir; ancak kamusal okullarda tek bir inanç eksenli etkinlik takviminin öğretmenlere ve öğrencilere dayatılması, anayasal eşitlik ilkesine ve pedagojik tarafsızlığa aykırıdır. Çocukların okul ortamında herhangi bir ibadet pratiğine yönlendirilmesi ya da dini ritüellerin eğitim faaliyetlerinin parçası haline getirilmesi kabul edilemezdir. Hiçbir zaman uygulanmış olmasada, kendini “laik bir devlet” olarak anayasasında tanımlayan bir devlet ve onun eğitim sistemi bütün inançlara eşit mesafede olmak zorundadır.”

    “KAMUSAL EĞİTİM HİÇBİR İNANÇ GRUBUNUN TEKELİNE BIRAKILAMAZ”

    Eğitim alanının dinselleştirilmesine karşı çıkmanın, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan DAD, “Öğrencilerin inanç özgürlüğü, herhangi bir cemaat, tarikat veya inanç pratiği dayatılmaksızın korunmalıdır. Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığı’nı, “Maarifin Kalbinde Ramazan” adlı uygulamayı derhal geri çekmeye, eğitim alanını bilim, evrensel pedagojik ilkeler ve eşit yurttaşlığı gözeten anayasal laiklik ilkesi temelinde sürdürmeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

    Toplumsal barışın, farklılıkların eşit yurttaşlık hukuku içerisinde bir arada yaşamasıyla mümkün olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Kamusal eğitim hiçbir inanç grubunun tekeline bırakılamaz; bırakılmamalıdır. Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!” sözlerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Mersin Şubesi Xizir Cemi yürüttü- VİDEO

    DAD Mersin Şubesi Xizir Cemi yürüttü- VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi, Xizir ayı sebebiyle lokma yapıp, Xizir Cemi yürüttü. Şıx Çoban Ocağı evladı Zeynel Kete, “Xizir, toplumsal varlığımızı buralara kadar getiren en önemli günlerden biridir. Ana kaynağına inersek, genç kuşaklara daha iyi aktarır ve bizler de bunun önemini daha iyi kavrarız” dedi.

    Aleviler, Hızır ayı dolayısıyla dünyanın bir çok yerinde lokmalarını pay etmeye ve Xizir Cemi (Hızır Cemi) tutmaya devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mersin Şubesi Toroslar Cemevi’nde Xizir Cemi yürüttü. Şıx Çoban Ocağı evladı ve DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete’nin yürüttüğü cemde Zakir Ali Sizer deyiş ve nefesler okudu.

    Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli, Xızır orucunun yalnızca bir inanç pratiği olarak değil, ne söylediği üzerinden yeniden ele almak gerektiğini ifade etti.

    Cem erkanını yürüten Şıx Çoban Ocağı evladı Zeynel Kete, Hızır’ın en önemli toplumsal değerlerden biri olduğunu söyleyerek, “Xizir, toplumsal varlığımızı buralara kadar getiren en önemli günlerden biridir. Ana kaynağına inersek, genç kuşaklara daha iyi aktarır ve bizler de bunun önemini daha iyi kavrarız” diye konuştu. Alevilerin kutsal mekanlarına dönük saldırılara da dikkat çeken Kete, “Bugün, kutsal mekanlarımıza kazma vurulmamış bir yer kalmamıştır. Özellikle Dersim coğrafyası başta olmak üzere Alevi inanç mekanlarının yoğun olduğu bölgelerde HES’lerle, madenlerle kutsal mekanlarımız yok edilmek isteniyor. Ancak kazmayı neremize vuruyorlarsa oradan dirileceğiz. Bunu yapmazsak bizi var eden, bugüne kadar getiren toplumsal hafızamız yok olur. Tekçi, cinsiyetçi, iktidarcı anlayışa karşı durmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Ardından Zakir Ali Sizer’in seslendirdiği deyiş ve nefeslerle birlikte hizmetler yerine getirildi, semah dönüldü.

    PİRHA/ MERSİN

  • Xızır ceminde çerağlar Suriye’deki mazlumlar için uyandırıldı!-VİDEO

    Xızır ceminde çerağlar Suriye’deki mazlumlar için uyandırıldı!-VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi’nin Xızır Cemi’nde, Xızır’ın haneden köye, toplumdan kâinata kadar iç barış olduğuna vurgu yapıldı. Suriye’de Aleviler, Kürtler, Dürziler ve ve etnisitelere yönelik soykırım saldırılarının durdurulması çağrısının yapıldığı cem meydanında, Xızır kültünün yaşatılmasının toplumsal dayanışma ile güçleneceği belirtildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Xızır ayı vesilesiyle Yamanlar Cemevi’nde Xızır Cemi tuttu.
    Kureyşan Ocağı’ndan Pir İsmail Alkan, Üryan Hızır Ocağından Ana Sevim Savunmaz ve Yanyatır Ocağından Ana Fatma Kılıç yürüttü.

    “ÇERAĞLARIMIZI SURİYE’DEKİ MAZLUMLAR İCİN UYANDIRIYORUZ”

    Erkanın yürütülmesi öncesinde Kırmancki (Zazaca) kısa bir konuşma yapan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fadime Dapaklı, “Suriye’de büyük bir savaş var. Oradaki halklar üzerinde baskı var. Xızır halklarımızın yardımcısı olsun. Xızır darda olanlara yetişsin. Xızır darda olan kadınlara, çocuklara, halklarımıza yardımcı olsun. Biz bugün çerağlarımızı oradaki halklar için yakıyoruz, lokmalarımızı oradaki halklar için dağıtıyoruz” dedi.

    “LOKMALARIMIZ ROJAVA’DAKİ CANLARA ULAŞSIN”

    DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen ise, “Rojava’da hergün halklar katlediliyor. Rojava ablukaya alınmış, yardımların gitmesi engelleniyor. Sınır kapıları açılsın yardımlar oraya ulaşsın. Xızır buraya getirilen lokmaları oraya ulaştırsın. Biz Aleviler bu süreçte kendimizi tekrardan örgütlemeli ve mücadeleyi büyütmeliyiz” çağrısında bulundu.

    ÇERAĞLAR UYANDIRILARAK MEYDAN AÇILDI

    Gelen canlardan rızalık alınması, gülbenk verilmesi ve delil uyandırmayla başlayan cemde, ana ve pirler Kırmancki (Zazaki), Kurmanci ve Türkçe Xızır üzerine muhabbet gerçekleştirdi.
    Pir İsmail Alkan’ın gülbengi ile açılan cem meydanında, çerağlar uyandırıldı.

    “HIZIR BARIŞTIR, BİR OLMAKTIR”

    Üryan Hızır Ocağından Ana Sevim Savunmaz, Alevilikte Hızır’ın barış olduğuna değinerek, “Hızır bizim için bilgeliktir. Hızır darda kalanın yanındadır. O barıştır, sevgidir, birleşmektir. Rojava’da çok kötü bir durum var. Birbirimizin Hızır’ı olmak zorundayız. Bizler Hızır olmaya var mıyız. Hızır birbirine el uzakltmaktır. Bunlar bittiği noktada bizler de biteriz. Bu meydanlar bizi var eden yerlerdir. Kadın olmadan yok, inanç olmaz. Analar kendi güçlerince bu meydanlarda kendilerine yer açıyorlar” diye belirtti.

    “SEVGİ, BARIŞ DİLİYORUZ”

    Yanyatır Ocağından Ana Fatma Kılıç ise, “Hızır ölümsüzlük suyunda yıkanır, yeryüzüne iner denirdi. Bizde lokmalar yapılırdı. Sevgi, barış isterdik. Hıdırellez’e kadar devam eder, evler temizlenirdi. Yola girilmeden yol yürünmez” dedi.

    “BİRLİĞİMİZİ VAR EDERSEK HIZIR’I VAR EDERİZ”

    Maraş merkezli depremlerin yıldönümünde Hakk’a yürüyen canları anan Pir İsmail Alkan,”Hızır kainatın, doğanın kendisidir. Birliğimizi bir eylersek Hızır’ı var ederiz. Komünal bir yaşamdan geliyoruz. Hak, bitkiye canlılığı, hayvana hareketi, insana aklı yani düşünebilmeyi verdi. Hızır düşüncesi bizde kainatın kendisidir. Bu kültü yaşatmamız lazım” diye konuştu.
    Semahların tutulması ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Depremin 3. yılında Adıyaman’da yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Depremin 3. yılında Adıyaman’da yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılında yaşamını yitirenler Adıyaman’da anıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Yaşamı hiçe sayan sistemin, bu enkaz altında kaldığını biliyoruz ama yeni sistemi bizler oluşturmalıyız” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerinin 3’üncü yıl dönümü dolayısıyla Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde anma etkinliği düzenlendi.

    Kitle, eski devlet hastanesinden saat kulesine meşaleli yürüyüş yaptı. Yürüyüşe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ile çok sayıda milletvekili, siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaşlar katıldı.

    “Yastayız, unutturmayacağız” yazılı pankartın taşındığını anmada “Sesimi duyan var mı” ve “Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok” sloganları atıldı.

    “YAŞAMI HİÇE SAYAN SİSTEM ENKAZ ALTINDA KALDI”

    Saat kulesi önünde açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yaşanan deprem felaketini unutmamanın gelecek için bir uyarı olduğuna dikkat çekti. Devletin deprem sürecinde sorumluluklarını yerine getirmediğine dikkat çeken Hatimoğulları, “Ne yazık ki birçok kentimiz deprem için uygun değil ve gerekli önlemler alınmıyor. Geçmişten ders almamız lazım. Üşüyoruz, sesimizi duyan var çığlıkları hala kulağımızda. Yaşamı hiçe sayan sistemin, bu enkaz altında kaldığını biliyoruz ama yeni sistemi bizler oluşturmalıyız. Devlet sesimizi duymadı, aileler hala adalet peşinde. Yakınlarını kaybeden ailelerle bir araya geldik, kayıplarının çoğu çocuktu. Bütün kaybettiğimiz canlarımız yüreğimiz yanıyor. Depremde yitirdiğimiz bütün canlarımız için adalet mücadelemiz sürecek” diye konuştu.

    Adıyamanlı yurttaşlar, saat kulesinin önünde depremin olduğu saat 04.17’de ‘Katiller halka hesap verecek’ sloganları attı.

    PİRHA/ADIYAMAN