Etiket: DAD

  • Aleviler Kobani sınırından seslendi: Zulmü durdurun!-VİDEO

    Aleviler Kobani sınırından seslendi: Zulmü durdurun!-VİDEO

    PİRHA- Kobani’de süren kuşatma ve ambargoya karşı Suruç’ta bir araya gelen Alevi kurumları, Hızır felsefesinin yol göstericiliğinde savaşa, kadın düşmanlığına karşı yaşamdan, eşitlikten ve barıştan yana olduklarını belirttiler. Aleviler sınır kapılarının açılması ve insani yardımların derhal ulaştırılması çağrısı yaptı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Kobani’de devam eden kuşatma ve ambargoya karşı Urfa’nın Suruç ilçesinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda açıklama yaptı.

    Adıyaman, Malatya, Antep başta olmak üzere bir çok kentte Pir, Ana ve Alevi kurum temsilcisinin katıldığı açıklama öncesi Axuçan Ocağı Piri İnanç Dolu ve Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Mehmet Seyitalioğlu gulbang okudu, ardından çerağ uyandırıldı.

    Alevi kurumları adına ortak açıklamanın Kürtçesini DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, Türkçesini DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete okudu.

    “BUGÜN HIZIR FELSEFESİNDEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE ROJAVA’DAKİ İNSANİ YIKIMA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ”

    Hızır; zulme karşı duruşun, dara düşene el uzatmanın, umutsuzluğa asla düşmemenin, en zor şartlarda bile umutlu olmanın, paylaşmanın ve barışın adı olduğunu vurgulayan Kete, “Bu günler; küskünlüklerin son bulduğu, lokmanın paylaşıldığı, insanın insana yoldaş olduğu günlerdir. Alevi yolu yalnızca insanı değil, doğadaki tüm canlıları da can bilerek korumayı esas alır. Soğuk kış günlerinde yaban hayvanları için doğaya lokma bırakmak bu anlayışın bir parçasıdır. İnancımızda birey, toplum ve doğa bir bütündür. Bugün Hızır felsefesinden aldığımız güçle, Urfa Suruç’ta bir araya gelerek Rojava’da ve Suriye genelinde süren savaşın yarattığı büyük insani yıkıma karşı sesimizi yükseltiyoruz” dedi.

    “ŞERİATÇI, DİNCİ, TEKÇİ VE KADIN DÜŞMANI ANLAYIŞLAR YAŞAMI VE ÖZGÜRLÜĞÜ HEDEF ALIYOR”

    En ağır bedeli ödeyen kadınların, soğukta donarak yaşamını yitiren çocukların, yerinden edilen Kürt, Alevi, Dürzi, Ermeni, Arap, Süryani ve bu bölgedeki mazlum halkların yanında olduklarının altını çizen Kete, “Bizler Alevi yolunun talipleri olarak şunu çok iyi biliyoruz: Savaş sadece bombalarla değil, karanlık ideolojilerle de yürütülür. Zulümat deryası el ele vererek insanlığın en kadim coğrafyasında mazlumlara zulmü reva görmektedir. Bugün Suriye coğrafyasında güçlenmeye çalışılan şeriatçı, dinci, tekçi, Selefi ve kadın düşmanı anlayışlar; yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü hedef almaktadır. Kadını yok sayan, iradesini bastıran, bedenini ve kimliğini denetim altına almak isteyen bu zihniyetin insanlıkla, inançla ve vicdanla, ahlakla ve kültürel İslamla hiçbir bağı yoktur” diye belirtti.

    “ROJAVA’DA KADINLARIN ÖNCÜLÜĞÜNDE FİLİZLENEN YAŞAM İRADESİ BÜTÜN HALKLARIN UMUDUDUR”

    Alevi inancının, kadını yaşamın öznesi kabul eder, eşitliği hak bilir, inancı baskı aracı değil, yol gösterici olarak gördüğünün altını çizen Kete, “Farklılıkları Hakkın tezahürü ve yaşam haklarını Hakkın emri olarak kabul eder. Bundan dolayıdır ki, yetmiş iki millete bir nazardan bakmak inancımız için ibadetten sayılır. Bu nedenle kadın düşmanı, şiddeti meşrulaştıran, farklı halkları ve inançları yok sayan hiçbir anlayış bu topraklarda meşru değildir ve olmayacaktır. Rojava’da kadınların öncülüğünde filizlenen yaşam iradesi, yalnızca bir bölgenin değil, bütün Ortadoğu’nun hatta ezilen halkların umududur. Bu umudu hedef alan her saldırı, barışa ve birlikte yaşama yönelmiş bir saldırıdır. Bizler bu saldırılara karşı susmayacağız. Susmak bu katliama ortak olmaktır” şeklinde ifade etti.

    “SAVAŞ POLİTİKALARINA SON VERİLSİN, SİLAHLAR SUSSUN, HALKLAR KONUŞSUN”

    Alevi Pirleri, Anaları ve yol erkanı bilincini taşıyan canlar olarak buradan açık bir barış çağrısı yaptıklarına dikkat çeken Kete, şunları ifade etti:

    “-Savaş politikalarına son verilsin.
    -Silahlar sussun, halklar konuşsun.
    -Kadınların ve çocukların yaşamı pazarlık konusu yapılmasın.
    -Barış; tek tipleştirme değil, çoğulculuktur.
    -Barış; korku değil, özgürlüktür.
    -Barış; kadınların karanlığa teslim edilmediği bir yaşamdır.”

    Barış bütün farklı toplumsal kesimlerin kendi inancını, kültürünü ve dilini yaşayabilmesidir. Toplumsal değerleri ile var olmasıdır. Barış toplumsallaşırsa bir anlam ifade eder. Bunun içinde toplumsal bir uzlaşıya ihtiyaç vardır.

    Ortak Vatan’da eşit ve Özgür Yurttaş olarak cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamamız için bir an önce toplumsal uzlaşının sağlanması barışın inşa edilmesi ve toplumsallaştırılması gerekiyor. Bunun içinde mutlaka somut adımların atılması gerekir

    “ŞERİATA, SAVAŞA VE KADIN DÜŞMANLIĞINA KARŞI YAŞAMDAN, EŞİTLİKTEN VE BARIŞTAN YANAYIZ”

    Hızır ayının anlamı bize şunu hatırlatır: Zulüm karşısında tarafsızlık yoktur. Yaşamdan yana olmak bir tercih değil, sorumluluktur. Bu sorumlulukla bir kez daha haykırıyoruz: Şeriata, savaşa ve kadın düşmanlığına karşı; Yaşamdan, eşitlikten ve barıştan yanayız. Lazkiye’den Rojava’ya yeni Kerbelalara hayır diyoruz.

    Günlerdir yaşanan kuşatma sonucunda ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi için kapılar açılmalı, insani yardımlar bir an önce yerine ulaştırılmalıdır.

    “ZALİM NEREDEYSE KARŞISINDA, MAZLUM NEREDEYSE YANINDA OLACAĞIZ”

    AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ise, “Hızır’ın bir kalıbı yoktur. Bizim canımıza her kim yetişirse Hızır oldur. Suriye’de oluk oluk kan akmaktadır. Suriye’de mazlum halklar, kadınlar, çocuklar zulme uğruyorlar. BM’ye sesleniyoruz: Bu zulme gözlerinizi, kulaklarınızı kapatmayın. Emperyalistler, faşistler mazlum halkların kanını akıtıyor. Bu faşist kuşatmaya karşı hep birlikte ses yükseltmek zorundayız. Zalim neredeyse karşısında, mazlum neredeyse yanında olacağız” dedi.

    Hızırı ayının barış mevsimi olduğunu vurgulayan Seher Şengüllü Yılmaz, “Hızır, dayanışmadır, birlikte olmaktır, el ele vermektir, zorda, darda olduğumuzda bir birimize yetişmektir. Dünyanın neresinde Kerbela yaşanıyorsa, o Yezitlerin karşısında durmaya devam edeceğiz. Tüm dünya kamuoyunu bu zulümlere sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Alevi kurumları olarak her türlü bedeli ödemeye ve mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “SOYKIRIM VAR, SINIR KAPILARI AÇILSIN”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan da, Suriye topraklarında tüm halklar ve inançlara uygulanan bir zulümün olduğunu belirterek, “Suriye’de Aleviler, Kürtler, Dürziler, Süryaniler, Hristiyanlar tehdit altında. Selefi çeteleri gibi düşünmeyenlerin tamamı saykırım altında. Egemen güçlerin donattığı, eğittiği katiller Suriye halklarını, inanç topluluklarını katlediyor. Bu topraklar tek kimlikli, dilli değil. Bu topraklarda kimliğimiz, inancımız inkar edildi. Bu vatanın her karışında eşit yaşamak zorundayız. Hükümetten talebimiz; Alevilere soykırım yaşandığı günden bu yana isteğimiz sınır kapılarının açılmasıdır. Bir birmizin Hızır’ı olalım. Kerbela’da Ali Ekber nasıl katledildiyse bugün Kürt, Alevi, Dürzi çocukta aynı şekilde katlediliyor. Kerbela’da Zeynep Ana nasıl zulüm gördüyse, bugün Suriye’de kadınlar aynı zulmü yaşıyor. Buna karşı bir olmalıyız” şeklinde ifade etti.

    “PİRLERİN, ANALARIN KOBANİ’YE SES OLMASI ÇOK ÖNEMLİ VE ANLAMLI”

    DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ise, halkların ve inançların bahçesi olan topraklarda halkları ve inançları birbirine düşmanlaştıran anlayışa karşı dayanışmanın önemli olduğunu vurgulayarak, “Pirlerin, Anaların Kobani’ye ses olması çok önemli ve anlamlıdır” dedi.

    Konuşmaların ardından nefesler ve deyişler okundu.

    PİRHA/SURUÇ

  • İmam Şenol’dan insanlığa çağrı: Rojava özgürlük ışığıdır, sönerse mahkûm oluruz!-VİDEO

    İmam Şenol’dan insanlığa çağrı: Rojava özgürlük ışığıdır, sönerse mahkûm oluruz!-VİDEO

    PİRHA – DAD Genel Merkez Yöneticisi İmam Şenol, Rojava’daki insanlık krizine dikkat çekerek dayanışma çağrısında bulundu. Alevi kurumlarının, Rojava için daha çok destek sunması gerektiğini belirten Şenol, “Adeta Kerbela yaşanıyor. Rojava, halklar için bir özgürlük ışığıdır. Bu ışık sönerse mahkûm olacağız” ifadelerini kullandı.

    Suriye Demokratik Güçleri ile Geçici Şam Hükümeti arasında anlaşmaya varıldığı duyurulsa da başta Kobanê olmak üzere Rojava’nın birçok bölgesinde insani dram yaşanıyor. Taraflar arasında ateşkes sağlandığı yönünde açıklamalar yapılsa da Kürtlerin yaşadığı bölgelerdeki kuşatma sürüyor.

    Elektrik ve içme suyunun kesildiği bölgede, altı çocuk soğuktan yaşamını yitirirken mevcut krizin günden güne arttığı ifade ediliyor.

    Rojava’daki insanlık dramına karşı dünyanın birçok bölgesinden de itirazlar sürüyor. Rojava’yla dayanışma gösteren Halklar Karavanı üyeleri, sınır dışı edilmek üzere göç idaresinde tutulurken (ülkelerine de gönderilmiş olabilirler!) Kobane’ye ulaştırılmak için çok sayı da tırın da Urfa’daki bekleyişi sürüyor. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması yönündeki talepler süre giderken konuya ilişkin bir tepki de Demokratik Alevi Dernekleri’nden (DAD) geldi.

    “İNSANLIK BUNU KABUL ETMEMELİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi İmam Şenol, SDG ile HTŞ arasındaki ateşkese rağmen “Toplumda bir güven kırılması” oluştuğunun altını çizdi. Şenol, iki taraf arasında geçmişte yapılan anlaşmalara işaret ederek “5 Ocak’ta yapılan anlaşmanın tam imzalanacağı noktada müdahale oldu. Bu durum, uluslararası bir komploydu” dedi.

    İmam Şenol, Rojava’daki halklara büyük acı yaşatıldığını söyleyerek Halep’te yapılanların insanlık suçu olduğunu ifade etti. Şenol, “Orada insanlarımız katliamla yüz yüze geldi. Savaşın da bir kuralı vardır ancak öylesine karanlık bir zihniyet ki kadınlara tecavüz edip, infaz ettiler. Ardından kadınların saçını kestiler! Kürt kadınını infaz edip balkondan attılar! İnsanlık bunu kabul etmemeli” diye konuştu.

    “SESSİZ KALINMAMALI!”

    HTŞ rejiminin, “zalim bir yönetim” olduğunu vurgulayan İmam Şenol, “Gayri ahlaki yaklaşımları söz konusu. Buna sessiz kalmamak için Alevi ya da Kürt olmaya gerek yok” sözlerini kullandı. Şenol, dünya genelinde Rojava’ya destek eylemlerine de değinerek şöyle devam etti:

    “Toplumlar, çok ciddi tepki gösterdi. Bu tepkiler, daima egemen güçlerin istediği şekilde hareket edecek manasına gelmez. Şöyle bir anlayış var; ‘kapitalizm, egemen güçler, ne isterse onu yapar’. Bu düşünce aslında bir nevi bunların, her şeyi yapabileceği propagandasını yapıyormuşuz gibi geliyor. Evet, egemen güçlerin tankı, topu vardır ama karşısında da halklar vardır. İnsanlıktan yana vicdanı olan, dünyanın her tarafında insanlık mücadelesi ve doğa mücadelesi veren bir toplum vardır. Bu baskı sonucunda 29’unda gerçekleşen bir anlaşma, en azından Rojava’daki halkların katliamdan geçirilmemesi için önemli oldu.”

    “TÜRKİYE İYİ BİR SINAV VERMEDİ”

    İmam Şenol, Rojava’ya destek konusunda bir bütün Alevi kurumlarının yeterince ses olamadıklarını da söyledi. “Adeta Kerbela yaşanıyor” diyen Şenol, Rojava için tehlikeli sürecin henüz son bulmadığını belirterek şöyle devam etti:

    “Rojava, halklar için bir özgürlük ışığıdır. Bu ışık sönerse mahkûm olacağız. Rojava, bütün ezilen halklarındır. Suriye’de Alevilere, Dürzilere, Kürtlere yapılanları sırayla gördük. Bu selefi düşüncenin, bütün halklara düşman olduğunu belirtebiliriz. Buna karşı sessiz kalmak da mümkün değildir. Kadınlar tecavüz ediliyor, binalardan atılıyor ama Alevi kurumlarından istenilen tepki gelmiyor. Çok tehlikeli bir dönemden geçiyoruz.

    Ayrıca bin yıllık kardeşlikten bahsediyoruz! Bu kardeşlik en son Rojava’da görüldü! Türkiye iyi bir sınav vermedi. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet olacaksa eğer bütün halkların barış içerisinde yaşaması gerekir. Böylelikle Orta Doğu’da model olur.”

    HIZIR AYI SEBEBİYLE DAYANIŞMA ÇAĞRISI!

    Hızır Ayı’nın başladığına da dikkat çeken İmam Şenol, Raya Heq Alevileri için çok önemli bir dönemde olduklarını söyledi. Hızır Ayı’nda küskünlüklerin son bulduğunu belirten Şenol, konuşmasına şu cümlelerle devam etti:

    “Hızır, kara kışta, zor günde, darda olan, umutsuz olan toplumlara umut vermektir. Bu ayda insanlığın kalbi, vicdanı daha da yumuşar. Topluma karşı sorumluluk hissetme ayıdır.  Onun için bizler darda kaldığımızda ‘Yetiş ya Hızır’ deriz. Ben sıkıştığımda komşum bana destek veriyorsa o Hızır’dır. Hızır ayında toplumlar aydınlığa, rahatlığa ulaşır. Hızır, toplumun umutsuz olmadığını hatırlatır bize. Bu ayda dayanışma biraz daha yükselir. Bu noktada da tüm canlarımıza Hızır, yar ve yardımcısı olsun, darda, zorda bırakmasın. Herkes lokmalarıyla yanındaki aç ve darda olan canlara yardım etsin.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Kobanî kuşatmasına ve Türkiye’deki polis müdahalesine Alevi kurumlarından kınama!

    Kobanî kuşatmasına ve Türkiye’deki polis müdahalesine Alevi kurumlarından kınama!

    PİRHA- İstanbul Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Avustralya Alevi Federasyonu Türkiye’de ve Suriye’de yaşanan katliamlar, kuşatma ve polis şiddetine ilişkin ayrı ayrı açıklamalar yaparak tepkilerini duyurdu.

    “YENİ ORTADOĞU PROJESİ SAVAŞI DERİNLEŞİYOR”

    DAD, Suriye’de HTŞ ve IŞİD bağlantılı çetelerin başta Ezidi, Dürzi, Alevi ve Kürt halkları olmak üzere bölge halklarına karşı işlediği suçlara dikkat çekti. Açıklamada, “Katliam, yağma, zorla yerinden etme, taciz ve tecavüz suçlarına her gün yenileri eklenmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    Direnişin sembolü olan Kobanî’nin günlerdir kuşatma altında olduğu belirtilerek, kentte elektrik ve suyun kesildiği, gıda stoklarının hızla tükendiği ve soğuktan donarak yaşamını yitiren çocukların haberlerinin geldiği aktarıldı. Rojava genelinde halkların temel ihtiyaçlara erişiminin engellendiği vurgulandı.

    İSTANBUL’DA DEMOKRATİK PROTESTOLARA MÜDAHALE

    DAD açıklamasında, DEM Parti’nin çağrısıyla İstanbul Aksaray’da bir araya gelen yurttaşların demokratik basın açıklaması ve yürüyüş hakkının engellendiği, kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sonucu yurttaşların darp edildiği, biber gazına maruz kaldığı ve çok sayıda gözaltının yaşandığı bildirildi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın darp edilerek hastaneye kaldırıldığı hatırlatıldı. Açıklamada, halka ve milletvekiline uygulanan polis şiddetinin demokratik hak ve özgürlüklerin ağır ihlali olduğu belirtildi.

    DAD, olaylara ilişkin derhal yasal soruşturma başlatılması, Celal Fırat’a ve halka saldıran polisler ile talimat verenlerin görevden alınması ve yargılanması gerektiğini ifade etti.

    TÜRKİYE’DEKİ MÜDAHALEYİ KINADILAR

    Avustralya Alevi Federasyonu da Türkiye’de düzenlenen basın açıklamasına güvenlik güçleri tarafından müdahale edildiğini belirtti. Müdahale sırasında DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın baygınlık geçirdiği hatırlatıldı. Federasyon, milletvekillerine ve halka yönelik şiddetin, kin ve saygısızlığın kabul edilemez olduğunu vurguladı.

    Federasyon açıklamasında, Suriye’de halkların eşitlik, barış ve birlikte yaşam taleplerine yönelik saldırılara dikkat çekilerek, HTŞ ve IŞİD bağlantılı çetelerin Ezidi, Dürzi, Alevi ve Kürt halklarına karşı işlediği katliam, yerinden etme ve diğer suçlar hatırlatıldı.

    HABER MERKEZİ

    İLGİLİ HABERLER

    Celal Fırat polis tarafından darp edildi, hastaneye kaldırıldı!-VİDEO

  • Aleviler, Suriye’de katledilen mazlumlar için çerağ uyandırdı!-VİDEO

    Aleviler, Suriye’de katledilen mazlumlar için çerağ uyandırdı!-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) çağrısıyla birçok kentte Aleviler, Suriye’de Aleviler, Kürtler ve Dürzilere yönelik soykırım saldırılarına karşı hanelerinde çerağ uyandırdı. Xızır ayının barış ve adalet getirmesi temennisinde bulunuldu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi’nin çağrısıyla, Suriye’de Aleviler, Kürtler ve Dürzilere yönelik devam eden soykırım saldırılarına karşı birçok kentte Aleviler hanelerinde çerağ uyandırdı.

    Aleviler, “Xızır ayını karşıladığımız bu dem û devranda çerağlarımızı nehak zulmüne karşı uyandırıyoruz” şiarıyla gerçekleştirdikleri çerağ uyandırma erkânıyla, katledilen mazlumları andı; saldırıların son bulması ve barışın tesis edilmesi çağrısında bulundu.

    Xızır ayına girilen bu süreçte çerağlar Kurmancî ve Kırmanckî dillerinde uyandırıldı. Yapılan dualarda, Suriye’de süren savaş ve katliam politikalarının son bulması, halkların bir arada, eşit ve özgür bir yaşam sürmesi temennisi dile getirildi.

    Aleviler, Xızır ayının barış, adalet ve hakikat getirmesini dileyerek, uluslararası kamuoyunu Suriye’de yaşanan soykırım saldırılarına karşı sessiz kalmamaya çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kadınlar Halep’teki katliama karşı sesini yükseltiyor- VİDEO

    Kadınlar Halep’teki katliama karşı sesini yükseltiyor- VİDEO

    PİRHA- Kadınlar, Halep kentinde bulunan ve yoğunlukta Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şex Maksud mahallelerine yönelik katliama ses yükseltti.

    Birçok kurum ve kuruluşta yer alan kadın aktivistler, yayınladıkları görüntülü mesajla Halep’te yaşanan katliama sessiz kalmayacaklarını belirttiler. Demokratik Alevi Dernekleri, Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, Partiya İnsan û Azadi gibi kurumlarda çalışma yürüten kadın aktivistler, yürütülen saldırıların soykırım niteliğinde olduğunu ve Kürt halkının kazanımlarını yok etmeye yönelik gerçekleştirildiğini savundu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • DAD İzmir Şubesi’nin Gağan kutlamasında barış vurgusu- VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nin Gağan kutlamasında barış vurgusu- VİDEO

    PİRHA- DAD İzmir Şubesi’nin Gağan etkinliğinde Suriye’deki Aleviler ile birlikte Halep’te Kürtlere yönelik soykırım saldırıları kınandı. Alevi toplumunun kültürünü unutmaması ve tarihsel hafızasının diri tutulması vurgulanan etkinlikte, Alevilerin barışın tarafı olduğu mesajı verildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Alevi inancında yeni yılın gelişini temsil eden Gağan vesilesiyle Bayraklı’da bulunan İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde kutlama gerçekleştirdi. Kutlamada DAD İzmir Şubesi Kadın Korosu ve Sanatçı Burhan Karakaş sahne aldı.

    Kutlamanın gerçekleştiği salona “Rojava ve Suriye’deki katliamlara dur”, “İnancımızla ikrarlaşarak demokratik topluma yürüyoru”, “Gaxané şima bimbarek bo, Gaxan é we piroz bé, Gağan’nınız kutlu olsun” pankartları asılırken, kutlamaya siyasi parti, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.  Etkinlikte demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için durulan saygı duruşunun ardından Kureyşan Ocağı’ndan Pir İsmail Alkan gülbengi ile Bamansûr (Babamansur) Ocağı’ndan Ana Elif Hurustan Çerağ uyandırdı.

    Çerağ uyandırılmasının ardından konuşmalar yapıldı. Buluşmanın amacının Alevilik inancındaki Gağan kültürünü hatırlatmanın olduğunu söyleyen DAD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Fadime Dapaklı, “Bir toplum kültüründen, ikrarından saparsa o toplum kaybolur. Biz de diyoruz ki biz yolumuzu kaybetmeyelim. Bu yolumuzu çocuklarımızı öğretelim. Çocuklarımız sürdürsün. Kamil insanlarımız çok doğru bir söz etmiş; ‘Her ot kökünde yeşerir, her kuş kendi dilinde öter. Kim aslını inkar ederse yoluna, izine toz atar.’ Yeni yıl bize barış getirsin. Biz kadınlar savaş değil, barış istiyoruz” dedi.

    “SİLAHLARIN YAKILMASI BİZİM İÇİN EN BÜYÜK ÇERAXDIR”

    Gağan’ın Alevilik inancında ki önemine vurgu yapan DAD İzmir Eşbaşkanı Fırat Dikmen de Gağan bir komün olduğunu hatırlattı. 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısına işaret eden Dikmen, “11 Temmuz’da silahların yakılmasıyla beraber barış ortamı için bir umut oluştu. Bu silahların yakılması biz Aleviler için uyandırılmış en büyük Çeraxlardan bir tanesidir. Bu barışı bozmak isteyenler, bugün Suriye’de, Rojava’da Kürtlere, Alevilere, Süryanilere ve bütün Hristiyan halklara saldırıyor. Bu katliamları burdan en sert şekilde kınıyoruz. Yanı başımızda katledilen canlar, kardeşimizdir, canımızdır. Suriye’de direnen Kürt halkını, İran’da haklarını arayan bütün halklara selamlıyorum. Xizir yoldaşları, yoldaşımız olsun” diye kaydetti.

    “ALEVİ KADINLAR ASİMİLASYONA BOYUN EĞMEYECEK”

    DAD Kadın Meclisi’nden Güler Karagöz, Alevilik inancında yaşamın kutsal olduğunu, Türkiye’de Alevi kadınların inançları ve kimliklerinden dolayı katledildiğini belirterek, Dersim’den Sivas’a uzanan katliamların asimlasyon politikasının parçası olduğunu söyledi. Güler Karagöz, “Biz kadınlar olarak yalnızca barışı değil, yaşamın her alanında söz hakkını savunuyoruz. İnancımıza, kimliğimize ve bedenimize yönelen her türlü şiddetin karşısındayız. Kadın kimliklerine, Alevi inancına ve insan onuruna yöneltilen her saldırıya karşı açık ve net bir yerde duruyoruz. Gaxan’ın bize öğrettiği gibi: Umut örgütlenir. Işık paylaşılır. Karanlık kader değildir. Bugün buradan bir kez daha söylüyoruz: Alevi kadınlar susmayacak. Asimilasyona boyun eğmeyecek. Katliamları unutmayacak, unutturmayacak” ifadelerini kullandı.

    Çatışmalı süreçlerde yaşamını yitiren oğlunu anarak konuşan Fadime Kocakaya, “Ben Aleviyim, ben Kürdüm, ben Hasret Gültekin’im, Dersim’de katliamlarda kara trene bindirilen kadınım. Ben gözümden sakındığım, birgün giden ve bir daha gelmeyen o gençlerin annesiyim. Ben Roboski’de bombalanan 14 yaşındaki çocuğum. Jin, jiyan, azadî” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından DAD İzmir Kadın Korosu sahne aldı. Gaxan’ın sembolük figürleri olan Kal û Veyvikê folklorik bir gösteri gerçekleştirdi, izleyiciler halaya durdu. Etkinlik son olarak sanatçı Burhan Karakaş’ın sahne almasıyla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Gazi halkından, Suriye’deki Alevi katliamı sebebiyle protesto: Saldırılar derhal durdurulsun!-VİDEO

    Gazi halkından, Suriye’deki Alevi katliamı sebebiyle protesto: Saldırılar derhal durdurulsun!-VİDEO

    PİRHA – Suriye’de devam eden Alevi soykırımı, Gazi Mahallesinde protesto edildi. Yapılan basın açıklamasında Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun sorumluluk alması gerektiği belirtilerek, “Savaşa, mezhepçi ve etnik nefret politikalarına derhal son verilmelidir. İnsanlık onuru için, barış için, eşitlik için, Suriye halklarının yanındayız” denildi.

    Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliam, zorla yerinden etme ve kaçırma politikalarına karşı İstanbul’daki yurttaşlar sokağa çıktı.

    Çok sayıda Alevi kurumunun yanı sıra yöre derneği,  “Sessiz kalmıyoruz! İnsanlığa karşı işlenen bu suçlara ‘dur’ demek, yaşamı ve insan onurunu savunmak için bir araya geliyoruz” çağrısıyla Gazi Cemevi önünde biraraya geldi.

    “Biji Berxwedana Rojava. Alevi halkı yanlız değildir” sloganlarının atıldığı eyleme katılım bir hayli yüksek oldu.

    DAD İstanbul Şube Başkanı Mevhibe Akdenizli, Suriye’de yapılanlara karşı “Susmuyoruz, görmezden gelmiyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Bugün Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi, Gazi Mahallesi’nde de alanlardayız, meydanlardayız. Çünkü Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliamlara karşı sessiz kalmıyoruz. Aynı zamanda Suriye’de son günlerde Kürtlere, Dürzilere, Êzidilere, Ermenilere ve tüm halklara yönelik gerçekleştirilen vahşeti de açıkça kınıyoruz. İtirazımızı haykırmak, insanlık onurunu savunmak ve bu zulme karşı ortak bir söz kurmak için buradayız.”

    Dede Haşim Kızılveren ise Alevi toplumunun, hiçbir zaman zalimin tarafında olmadığını vurgulayarak “Bugün barış, kardeşlik adına söz kurarken diğer tarafta bu kardeşliği bozmak için kini ve nefreti bu toplumların içerisine sokuşturmaya çalışıyorlar. Biz Hüseyniyiz, Yezid değiliz. Bu barbarlık, bu düşmanlık dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın karşısında duracağız” dedi.

    “IŞİD İLE YANYANA DURMAKTAN UTANMIYOR MUSUNUZ?”

    Eylemde DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da konuşma yaptı. Alevi toplumunun maruz kaldığı katliamlara değinen Fırat, şunları söyledi:

    “Bu coğrafyada çok acı yaşadık. Colani’nin, IŞİD’in o topraklarda ne yaptığını biliyoruz. Şu an Kürtlere Alevilere, Ezidilere, Dürzilere bir zulüm var. AKP grup başkanvekili Leyla Usta dahi, mecliste kardeşlikten bahsetmesi gerekirken, Alevilerin katledilmesini görmezden geliyor. Artık barış dilinin oluşması gerekiyor. Bu dil bu topraklara barış getirmez. Savaş dilinden vazgeçin. İktidarın artık taraf olmaktan çok demokrasiden, buradaki hakların kazanımlarını önceleyecek bir politika benimsemesini arzuluyoruz. IŞİD ile yan yana durmaktan utanmıyor musunuz? Kürtlere, Alevilere sıkılan her kurşunu kendimize sıkılmış olarak göreceğiz.”

    “İNADINA BARIŞ”

    Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Hıdır Karadaş ise konuşmasında birlik vurgusu yaparak, “Suriye’de yaşanan bu katliamı Türkiye’deki siyasetçiler izlememeli. Parlamentodakiler bir direnç göstermek zorunda. Suriye’deki katliama seyirci kalamayız. Türkler, Kürtler, Aleviler, Dürziler ve diğer halkların birarada olduğu, demokratik bir ülke yaratılması noktasında buradan da haykırıyoruz; inadına barış, inadına sevgi ve kardeşlik” dedi.

    Kurumlar adına basın açıklamasının Kürtçesini DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, Türkçesini ise DAD İstanbul Şube yönetiminden Şerefnaz Altunsoy okudu.

    “SURİYE’DE ALEVİ SOYKIRIMINI DURDURUN!”

    Suriye’deki insanların, kimlik ve inançları nedeniyle hedef alındığına değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün burada insan olmanın sınırındayız. Suriye’de insanlar yalnızca kimlikleri ve inançları nedeniyle hedef alınmakta, sürülmekte ve katledilmektedir. Arap Alevilerine yönelik yürütülen katliamlar, zorla yerinden etmeler ve inanç ile etnik temelli nefret politikaları açıkça insanlığa karşı suçtur. Bu suçlar ne tesadüftür ne de münferittir; bilinçli ve sistematik politikaların sonucudur.

    Suriye’de savaşın, inkârın ve ötekileştirmenin değil; barışın, rızanın ve eşitliğin esas alındığı bir yaşam mümkündür. Demokratik bir Suriye ancak Arapların, Kürtlerin, Türklerin, Ermenilerin, Çerkezlerin, Hristiyanların, Dürzilerin ve Alevilerin eşit ve kardeşçe yaşayabildiği bir düzenle kurulabilir.”

    “SURİYE HALKLARININ YANINDAYIZ”

    Okunan basın metninde, Suriye’deki saldırılara karşı Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumlara da çağrı yapıldı:

    “Alevi öğretisi; insanı, doğayı ve toplumu ikrarlı bir bütünlük içinde ele alan; köktenci, selefi ve dışlayıcı anlayışları reddeden; tüm farklılıkları zenginlik olarak gören, ‘eline, beline, diline sahip ol’ diyen ve ‘canı canla bir nazarda’ kabul eden bir felsefeye sahiptir.

    Hiç kimse dili, inancı, kültürü, kimliği ya da cinsiyeti nedeniyle dışlanmamalıdır. Kadın-erkek eşitliği, gençlerin ve yaşlıların sözü, farklı inanç ve kültürlerin varlığı bir toplumun zenginliğidir. Üstünlüğün değil eşitliğin, tahakkümün değil dayanışmanın, savaşın değil barışın hâkim olduğu bir yaşam esas alınmalıdır.

    Bugün Alevi toplumu başta olmak üzere Suriye’nin tüm halkları ve inançları; HTŞ, IŞİD ve benzeri gerici çeteci yapıların dayattığı savaşa, inkâra, mezhepçiliğe ve dış müdahalelere karşı direnmektedir. Mezhepçi örgütlenmeler karşısında halkların birleşik mücadelesi en büyük engeldir. Demokrasi ve özgürlük, ancak halkların kendi elleriyle kurduğu ortak gelecek ile mümkündür.

    Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır. Tüm halklar ve inançlar anayasal güvence altına alınmalıdır. Bölge ülkeleri mezhepçi ve emperyalist politikalardan vazgeçmelidir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum sorumluluk almalıdır. Savaşa, mezhepçi ve etnik nefret politikalarına derhal son verilmelidir. İnsanlık onuru için, barış için, eşitlik için, Suriye halklarının yanındayız.”

    Basın açıklamasında imzası bulunan kurumlar şöyle:

    DEMOKRATİK ALEVİ DERNEKLERİ İSTANBUL ŞUBESİ (DAD)

    GAZİ EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI (GAZİ CEMEVİ)

    GARİP DEDE CEMEVİ

    HABİBLER CEMEVİ

    HDK HALKLAR VE İNANÇLAR MECLİSİ

    SEVDİLLİ VE ÇEVRE KÖYLERİ  YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (SEV-DER)

    KÜRECİKLİLER DAYANIŞMA VE KÜLTÜR DERNEĞİ

    BİNGÖL KARER KÖYLERİ  YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

    DALÇEK YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

    MUŞ VARTO GÖRGÜ KÖYÜ YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

    İSTANBUL VARTOLULAR DERNEĞİ

    DERSİM ARAŞTIRMA MERKEZİ (DAM)

    YAŞAMI YENİDEN İNŞA HAREKETİ

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD’lı kadınlardan, 10 Ocak Kadın Mitingine katılım çağrısı- VİDEO

    DAD’lı kadınlardan, 10 Ocak Kadın Mitingine katılım çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Mercan Gül ve Genel Merkez Yöneticisi Nebat Çelik, 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan Meydanı’nda yapılacak ‘Kadın Mitingi’nde bir araya gelme çağrısında bulundu.

    Kadınlar, 10 Ocak Cumartesi günü Ankara Tandoğan Meydanı’nda Kadın Mitingi düzenleyecek. Saat 11’de Atatürk Kültür Merkezi(AKM) önünde toplanacak kadınlar, buradan Ankara Tandoğan Meydanı’na gidecek. Miting öncesi katılım çağrısında bulunan DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül ve Genel Merkez Yöneticisi Nebat Çelik, “Gelin 10 Ocak’ta Tandoğan Meydanı’nda olalım” mesajı verdiler.

    “GELİN, BİZ HEP BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül, verdiği mesajda kadınlar olarak birleştiklerinde güç olduklarını söyledi ve bir araya gelmenin önemini vurgulayarak, “Biz DAD’lı kadınlar olarak, diğer tüm kadınlar gibi 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan Meydanı’ndaki mitinge katılacağız. Özgürlüğümüz için, eşitliğimiz için, ‘İstanbul Sözleşmesi’ni yasakladıkları için, kadın katliamları için mitingde olacağız. Gelin biz hep birlikte güçlüyüz” dedi.

    “ZULME KARŞI BİRARAYA GELİP, ZULME SON VERELİM”

    Kadınlar üzerindeki zulme dikkat çeken DAD Genel Merkez Yöneticisi Nebat Çelik, şunları ifade etti:

    “Biz Demokratik Alevi Dernekleri kadınları olarak, 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan Meydanı’nda olacağız. Bütün kadınlar o mitingde buluşup sesimizi yükseltelim, gücümüzü birleştirelim. Yüzyıldır bizim üzerimizde bir baskı ve zulüm var. Bu zulümdan kaynaklı biraya gelip, zulme son diyelim artık. Kadınlar nerede bir araya gelirse orada güzellik yaratırlar. Umudumuz kadınlardır. O yüzden 10 Ocak’ta Ankara Tandoğan’da buluşalım” diyerek mitinge katılım çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DAD İzmir Şubesi’nden Elsa işçilerine ziyaret: İnsanca yaşamın direnişi!-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nden Elsa işçilerine ziyaret: İnsanca yaşamın direnişi!-VİDEO

    PİRHA- Yaklaşık 10 gündür Elsa Tekstil önünde eylem yapan işçilere Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi destek verdi. Ziyarette konuşan DAD Eş Başkanı Fadime Dapaklı, “Bu direniş sadece bir iş yeri direnişi degil, bu direniş emeğin, onurun, adaletin ve insanca yaşamın direnişidir” dedi.

    Tommy Hilfiger için İzmir Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan Yeşim Tekstil’in fason firması ELSA Tekstil, geçtiğimiz günlerde yeni iş alamadıkları gerekçesiyle bünyesinde çalıştırdığı onlarca işçinin işine son verdi. Yıllık izinleri, maaşları, kıdem ve ihbar tazminatlarının içeride kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan Elsa işçileri, haklarını almak için kapı önünde direnişe başladı.

    Yaklaşık 10 gündür Elsa Tekstil önünde eylem yapan işçilere Demokratik Alevi Derneği (DAD) İzmir Şubesi destek verdi. Alkış ve zılgıtlarla yapılan karşılaşmada ‘Elsa işçisi yanlız degildir’ sloganları atıldı.

    Ziyarette konuşan DAD Eş Başkanı Fadime Dapaklı, işçilerin eylemini selamlayarak her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Dapaklı, “Bu direniş sadece bir iş yeri direnisi degil, bu direnis emeğin, onurun, adaletin ve insanca yaşamın direnişidir” dedi. Patronlara seslenen Dapaklı, krizin faturasini işçilere cikaramazsiniz.  Bizler her zaman yaninizdayiz. Elsa işçisi yanlız degildir”dedi.

    Açıklamadan sonra getirdikleri lokmaları paylasan DAD üyeleri halay cekerek eyleme destek verdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevilere ibadet sırasında saldırıya DAD’dan sert tepki!

    Alevilere ibadet sırasında saldırıya DAD’dan sert tepki!

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Suriye’de Arap Alevilerine yönelik ibadet sırasında gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, saldırının insanlık suçları zincirinin yeni bir halkası olduğu vurgulanarak, sorumluların ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması çağrısında bulunuldu.

    Açıklamada, Suriye’de Arap Alevilerinin ibadet esnasında silahlı saldırıya uğradığı belirtilerek, onlarca sivilin yaşamını yitirdiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı ifade edildi. Demokratik Alevi Dernekleri, saldırının büyük bir üzüntü ve öfkeyle karşılandığını belirterek, bunun Suriye’de uzun süredir devam eden insanlık suçlarının devamı niteliğinde olduğunu kaydetti.

    “BU SALDIRI İNSANLIK SUÇLARI ZİNCİRİNİN YENİ BİR HALKASIDIR”

    Açıklamada, rızasızlığın ve zulmün tarih boyunca farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğü belirtilerek, Suriye’de yaşananların da bu sürecin güncel bir örneği olduğu vurgulandı. Saldırının yalnızca bir inanç grubunu değil, tüm insanlık değerlerini hedef aldığı ifade edildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri, küresel ve bölgesel güçlerin Suriye halklarını karşı karşıya getiren politikalar izlediğini belirterek, doğrudan ya da dolaylı biçimde örgütlenen silahlı yapıların halkların üzerine salındığını kaydetti. Bu güçlerin sessizliğinin, yaşanan katliamlar karşısında suç ortaklığı anlamına geldiği ifade edildi.

    AZINLIK HALKLARA YÖNELİK SİSTEMATİK SALDIRILAR

    Açıklamada, BAAS rejiminin düşürülmesinin ardından insanlık suçları sabit olan silahlı yapıların meşrulaştırılarak Şam’da iktidara taşındığı belirtildi. Bu yapıların ilk hedefinin Suriye’nin azınlık ve mazlum halkları olduğu vurgulanarak, yaşananların yeni bir baskı ve şiddet rejiminin inşası anlamına geldiği ifade edildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri, BAAS diktatörlüğünün ardından halkların ademi merkeziyetçi ve demokratik bir yönetim talep ettiğini ancak bunun yerine daha vahşi bir düzenin kurulduğunu belirtti. Açıklamada, küresel ve bölgesel hegemon güçlerin desteğini arkasına alan silahlı yapıların katliam ve soykırım saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi.

    SORUŞTURMA VE ADALET TALEBİ

    Açıklamada, kendisini Şam hükümeti olarak ilan eden yapıların ve onları destekleyen güçlerin yaşanan saldırılardan doğrudan sorumlu olduğu belirtildi. Demokratik Alevi Dernekleri, Şam’da konumlanan güçler ile onları destekleyen küresel aktörlere soykırım saldırılarına son verme çağrısında bulundu.

    Dernek, ademi merkeziyetçi ve demokratik bir Suriye’nin tüm halklar için tek çözüm yolu olduğunu vurguladı. Bu yönde atılacak adımların hem Suriye halklarının hem de bölgenin geleceği açısından hayati önemde olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, saldırının aydınlatılması, faillerin açığa çıkarılması ve adaletin sağlanmasının Suriye halklarının ortak talebi olduğu vurgulandı. Demokratik Alevi Dernekleri, saldırıyı kınadıklarını belirterek, yaşamını yitirenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

    Açıklama, “Zaman sahipsiz, mekân rızasız, mazlum çaresiz değildir” ifadeleriyle son buldu.

    HABER MERKEZİ

  • Mercan Gül ve Zeynel Kete: Aleviler eşit yurttaşlık ve barış için mücadeleye hazır-VİDEO

    Mercan Gül ve Zeynel Kete: Aleviler eşit yurttaşlık ve barış için mücadeleye hazır-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) 20 Aralık 2025 tarihinde Dersim’de gerçekleştirdiği 5. Olağan Genel Merkez Kongresi’nde Eş Genel Başkanlığa seçilen Mercan Gül ve Zeynel Kete, kongrenin sonuçlarını ve yeni dönemin yol haritasını PİRHA’ya değerlendirdi. Kongrede “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” vurgusu öne çıktı.

    “AMACIMIZ ALEVİLERİ HAK ETTİĞİ EŞİT YURTTAŞLIKLA BULUŞTURMAKTIR”

    Kongreye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eş Genel Başkan Mercan Gül, Demokratik Alevi Dernekleri’nin 5. Olağan Genel Merkez Kongresi’nin Aleviler açısından yeni bir mücadele dönemine işaret ettiğini söyledi.

    Gül, “Umudumuz odur ki yeni dönemde, Aleviler üzerinde geçmişten beri devam eden katliamı, soykırımı ve inkârı durdurarak, Alevileri hak ettiği eşit statüyle buluşturmaktır” dedi.

    Yeni dönemde çalışmalarını “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine uygun şekilde yürüteceklerini belirten Gül, bu sürecin kadınlar ve gençlerle birlikte yürütüleceğini vurguladı. Gül, kongrede ortaya çıkan iradenin bu perspektifi güçlendirdiğini ifade etti.

    “ÖNCELİĞİMİZ KÜLTÜRÜMÜZE DİLİMİZE VE İNANCIMIZA SAHİP ÇIKMAKTIR”

    Yeni dönemde Demokratik Alevi Dernekleri’nin öncelikli gündemlerine değinen Mercan Gül, amaçlarının kültüre, dile, inanca ve topluma sahip çıkmak olduğunu belirtti. Önümüzdeki dönem çalışmalarının bu temel üzerinden yürütüleceğini söyledi.

    Devletin Alevi inancına yaklaşımını da değerlendiren Gül, asimilasyon politikalarının iki temel başlıkta sürdüğünü ifade etti. Gül, “Birincisi dil üzerinde yürütülen asimilasyon politikaları, ikincisi ise inanç üzerinde yürütülen politikalardır. Bu iki politika birbirinden ayrı düşünülemez” dedi.

    Bu politikaların yalnızca Cumhuriyet dönemine değil, son 200 yıla yayıldığını vurgulayan Gül, Kürt Alevi toplumunun bu süreçten yoğun biçimde etkilendiğini belirtti. “Eskiden yaşamımızı ve ibadetlerimizi kendi anadilimizde yapıyorken, şimdi yapamıyoruz. Bunu durdurmanın yolu kültürümüze, dilimize ve inancımıza sahip çıkmaktır” diye konuştu.

    “KADIN VE GENÇLERLE BİRLİKTE YÜRÜYECEĞİZ”

    Kadınlar ve gençlere yönelik planlamalara da değinen Mercan Gül, Demokratik Alevi Dernekleri’nin bu iki kesimi merkeze alan bir anlayışla hareket ettiğini söyledi.

    Gençler üzerinde çeteleşme, uyuşturucu ve fuhuş gibi çok yönlü politikalar yürütüldüğüne dikkat çeken Gül, “Biz buna karşı gençlerimizi derneklerimize ve kurumlarımıza çekerek bu yozlaşma kampanyasını boşa çıkarmak istiyoruz” dedi.

    Yürütülecek çalışmalarla gençlerin sanata, kültüre ve inanca yönlendirilmesini hedeflediklerini ifade eden Gül, kadınların da bu sürecin öznesi olacağını, kadın bilincinin güçlendirilmesi ve kadının toplumda hak ettiği statüyü yeniden kazanmasının temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

    “BU KONGRE SADECE TEKNİK BİR KONGRE DEĞİLDİ”

    Eş Genel Başkan Zeynel Kete ise kongrenin anlamına ve siyasal-inançsal boyutuna dikkat çekti. Demokratik Alevi Dernekleri’nin, Alevi kurumları içerisinde genel merkezi Dersim’de olan tek kurum olduğunu hatırlatan Kete, kongrenin Reya Heq Kürt Alevi inancının ser çeşmesinde gerçekleştirildiğini vurguladı.

    Kete, “Biz bu kongreyi yaparken sadece teknik olarak bir kongre yapmadık. Aynı zamanda yaşadığımız bu mekânın ruhuna olan ikrarlığımızı bir kez daha yeniledik” dedi.

    Kongreye katılımın güçlü olduğunun altını çizen Kete, hem Dersim’den hem de Reya Heq coğrafyasından delegelerin ve kurumların kongreye katıldığını, bu yönüyle kongrenin güçlü bir sahiplenme yarattığını söyledi.

    “KONGREMİZ ZAMANIN RUHUNA CEVAP OLMALIYDI”

    Kongre öncesinde yapılan değerlendirmelerde temel beklentilerinin kongrenin zamanın ruhuna uygun olması olduğunu ifade eden Kete, Dersim’de son dönemde kadınlara ve gençlere yönelik yürütülen politikalara dikkat çekti.

    “Kadına ve gençliğe yönelik özel bir savaş söz konusu. Bir düşürme siyaseti yürütülüyor” diyen Kete, kongrenin hem kültürel soykırıma karşı hem de yeni sürece cevap olması hedefiyle gerçekleştirildiğini söyledi.

    “BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ALEVİ İNANCIYLA PARALELDİR”

    “Barış ve Demokratik Toplum” sürecini değerlendiren Zeynel Kete, Demokratik Alevi Dernekleri’ni bir talip topluluğu olarak tanımladı. Reya Heq inancının kadim hafızasının yeniden devriye edilmesi gerektiğini vurgulayan Kete, bu perspektifin devlet Aleviliğine alternatif bir inşa süreci olduğunu ifade etti.

    Kete, “Alevi inancı her dönemin hakikatine ikrar vermiştir. Barış ve Demokratik Toplum perspektifi de Alevi inanç dünyasıyla paraleldir” dedi.

    Bu sürecin Alevileri doğrudan ilgilendiren üç temel ayağı olduğunu belirten Kete, bunları kapsayıcı hukuk, pozitif entegrasyon ve komünal demokrasi olarak sıraladı.

    “DEVLETÇİ ALEVİLİK İLE KONÜNAL ALEVİLİK ARASINDA BİR ÇELİŞKİ VAR”

    Devletin Aleviliği tanıması gerektiğini vurgulayan Kete, “Bu tanıma ancak kapsayıcı hukukla mümkündür. Devlet, kendi kabul ve ret ölçüleriyle değil, bizim tarihsel hakikatimiz üzerinden tanımalıdır” dedi.

    Alevi kurumlarıyla ilişkileri değerlendiren Kete, bu kurumları müsahip kurumlar olarak gördüklerini ifade etti. Alevi inancının hakikatine ikrar veren tüm kurumlarla birlikte yol yürünmesi gerektiğini söyleyen Kete, önümüzdeki dönemde en temel mücadele alanının devletçi Alevilik ile komünal Alevilik arasındaki çelişki olacağını vurguladı.

    Son olarak Alevi kamuoyuna seslenen Zeynel Kete, Aleviliğin bugün tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığını ifade etti. Devletin kendi Aleviliğini inşa etmeye çalıştığını belirten Kete, buna karşı güçlü bir örgütlenme gerektiğini söyledi.

    Kete, Cem Evlerinin yalnızca sosyal tesisler olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, bu mekânların Alevi hakikatinin, barışın, demokratik toplum anlayışının ve komünal Aleviliğin yeniden üretildiği akademiler haline getirilmesi çağrısında bulundu.

    Aleviliğin olmazsa olmazı olan ocak sisteminin binlerce yıllık özel demokratik bir örgütlenme modeli olduğunu hatırlatan Kete, Alevi toplumunun ocaklar üzerinden yeniden ikrarlaşarak bir diriliş sürecine girmesi gerektiğini ifade etti.

    Cem EKİNCİ

  • DAD 5. Olağan Kongresi Dersim’de yapıldı: Barış ve Demokratik Toplum mücadelesi sürecek!-VİDEO

    DAD 5. Olağan Kongresi Dersim’de yapıldı: Barış ve Demokratik Toplum mücadelesi sürecek!-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 5. Olağan Genel Merkez Kongresi’ni Dersim’de gerçekleştirdi. Opa Restaurant’ta yapılan kongreye çok sayıda kurum temsilcisi, siyasi parti yöneticisi ve yurttaş katıldı. Kongrede barış, demokrasi ve Reya Hak inancı ekseninde yürütülen mücadele vurgusu öne çıktı.

    KONGRE MÜZİK DİNLETİSİ VE SAYGI DURUŞUYLA BAŞLADI

    DAD’ın 5. Olağan Genel Merkez Kongresi, Beser Develi ve Berk Şenlik’in müzik dinletisiyle başladı. Dinletinin ardından özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    Saygı duruşunun ardından yapılan öneriler doğrultusunda Mehmet Ali Bul, Aysel Öztürk ve Melek Ruşen divana seçildi. Divan seçiminin hemen ardından geleneksel çırağ yakma töreni gerçekleştirildi. Çırağların yakılmasının ardından Divan Başkanı Mehmet Ali Bul açılış konuşmasını yaptı.

    Bul, konuşmasında kongrenin tarihsel bir süreçte gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinde bu kongrenin önemli bir rol oynayacağını vurguladı.

    “UMUDUMUZ BARIŞIN GERÇEKLEŞMESİDİR”

    Divan Başkanı’nın ardından söz alan mevcut DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, bugüne kadar yürütülen mücadelenin barış eksenli olduğunu belirtti. Doğan, iki dönemdir yürüttüğü eş genel başkanlık görevini devredeceğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bugüne kadar mücadelemizi barış amacıyla yürüttük. Ülkemizin geleceği, umudumuz ve dileğimiz barışın gerçekleşmesidir. Bugün bu görevi başka canlara devredeceğim. Görev alacak canlara şimdiden başarılar diliyorum. Umarım onların dönemi, acıların dindiği ve geleceğin barışla kurulduğu bir mücadele dönemi olur. Bir Dersim–Arde Derwiş toprağının evladı olarak tüm DAD ailesini ve katılımcıları selamlıyorum.”

    “DERSİM BARIŞIN ÖNCÜSÜ OLMAK ZORUNDADIR”

    Kadriye Doğan’ın ardından söz alan mevcut DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete ise Dersim tarihinin direniş, varoluş ve insanlık tarihi olduğuna vurgu yaptı. Kete, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

    “Dersim, Seyit Rızaların, Alişerlerin, Zarifelerin, Sakinelerin yurdudur. Bizler Reya Hakk’ın yolcularıyız. Dersim bugüne kadar pir, mürşit, rayber ve Reya Hak inancıyla geldi. Bugün de Demokratik Barış Süreci’nin öncülüğünü yapmak durumundadır. Çünkü Reya Hak inancı tüm değerleriyle bu süreci ifade etmektedir.”

    Kete, konuşmasında Aralık ayında yaşanan Maraş ve Roboski katliamlarını da anarak, bu katliamların unutulmayacağını vurguladı. Konuşmasını salonda bulunan tüm canları selamlayarak sonlandırdı.

    Eş Genel Başkanların konuşmalarının ardından faaliyet ve mali raporlar okunarak delegelerin rızasına sunuldu. Yapılan oylama sonucunda her iki rapor da oy birliğiyle kabul edildi ve seçim sürecine geçildi.

    YENİ EŞ BAŞKANLAR SEÇİLDİ

    Gerçekleştirilen seçim sonucunda Zeynel Kete ve Mercan Gül, Demokratik Alevi Dernekleri’nin yeni eş genel başkanları olarak seçildi. Seçimin ardından yeni eş başkanlar ve yönetim kurulu üyeleri sahneye çıkarak katılımcıları selamladı.

    Yeni eş başkanların yaptıkları konuşmaların ardından DAD 5. Olağan Genel Merkez Kongresi sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin’de Suriye’deki Alevi katliamları protesto edildi- VİDEO

    Mersin’de Suriye’deki Alevi katliamları protesto edildi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’deki Alevi katliamlarını protesto etmek için yürüyüş yaptı. Platform, “Suriye’de başta Alevilere olmak üzere, Hristiyanlara, Dürzilere ve diğer tüm azınlıklara yönelik katliam, etnik temizlik ve soykırım riski taşıyan saldırılar derhal durdurulmalıdır” çağrısı yaptı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı tepkilerini dile getirmek için yürüyüş yaptı. “Suriye’de Alevi soykırımına son”pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık “Katil HTŞ Suriye’den defol”, “Alevi halkı yalnız değildir”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atıldı. Çok sayıda Alevi yurttaşın katıldığı yürüyüş, sahilden başlayarak Özgecan Aslan Barış Meydanında son buldu. Burada yapılan basın açıklamasını DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik okudu.

    Suriye’deki Alevi ve diğer inanç, etnik azınlıklara yönelik sistematik katliamının kınandığı açıklamada; Alevi soykırımına sessiz kalanların, zorla göç ettirme, yağma, işkence ve infazlara göz yumanların tüm bu suçların ortağı olduğuna dikkat çekildi.

    “SESSİZLİK KATİLLERİ CESARETLENDİRİYOR”

    Hüsniye Çelik, 2025 başından itibaren HTŞ ve bağlı grupların, özellikle Lazkiye ve Tartus gibi kıyı bölgelerinde Alevi topluluklara karşı toplu katliam, zorla yerinden etme, infaz ve sistematik şiddet eylemlerini artırdığına dikkat çekti. Mart ayındaki saldırılarda çoğu kadın ve çocuk binlerce sivilin hayatını kaybettiğini belirten Çelik, “Kadınlar kaçırılıp köle pazarlarında satıldı. Bağımsız insan hakları kuruluşları, bu durumu etnik-mezhepsel temelli sistematik şiddet ve soykırım riski olarak tanımlamaktadır. Uluslararası toplumun sessizliği, baskı ve soykırımcı katilleri cesaretlendirmektedir.  Yaşananlar insanlığa karşı işlenen suçlardır. Sessiz kalmak veya tarafsızlık iddiası, suçun devamına katkı sunar. En temel insan hakkı olan yaşam hakkının bu denli çiğnendiği bir ortamda uluslararası kurum, devlet ve kuruluşları sorumluluk almaya çağırıyoruz” diye konuştu.

    AB, BM VE DEVLETLERE ÇAĞRI

    Avrupa Birliği’ne, Birleşmiş Milletlere ve tüm devletlere katliamların durdurulması için çağrıda bulunan Çelik, şunları söyledi:

    “Katil Colani hükümetine verdiğiniz tüm desteği derhal sonlandırın. Bu gayrimeşru yapıyı tanımayı durdurun. Halkların ortak iradesi ile kurulacak eşit yurttaşlığa dayalı, birleşik, laik ve demokratik Suriye Cumhuriyeti’nin önünü açın. Başta Meclis olmak üzere, sendikaları, sivil toplumu, siyasi partileri ve demokratik kamuoyunu; Suriye’deki soykırım riskini görünür kılmaya, kınamaya ve uluslararası sorumluluk almaya çağırıyoruz.

    -Suriye’de başta Alevilere, Hristiyanlara, Dürzilere ve diğer tüm azınlıklara yönelik katliam, etnik temizlik ve soykırım riski taşıyan saldırılar derhal durdurulmalıdır.

    -Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşları acilen bağımsız soruşturma mekanizmalarını devreye sokmalı, suçlular tespit edilip yargılanmalıdır.

    -Baskı ve saldırı altındaki azınlıklar için insani yardım koridorları açılmalı, yerinden edilmiş siviller korunmalı, temel ihtiyaçları uluslararası denetim altında güvence altına alınmalıdır.

    -Etnik temizlik siyasetine hizmet eden iç ve dış aktörlerle kurulan her türlü meşruiyet ilişkisi reddedilmelidir.”

    Halkların kardeşliği, eşitliği ve barışı için mücadele çağrısını yineleyen Çelik, bu suçlardan ve soykırımcı politikalardan hesap sorulmasını talep etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • DAD, Malatya’da etkinlik düzenledi: Barış, toplumun içinde mayalanır-VİDEO

    DAD, Malatya’da etkinlik düzenledi: Barış, toplumun içinde mayalanır-VİDEO

    PİRHA- DAD Malatya Şubesinin düzenlediği etkinlikte konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Suriye’deki Alevi katliamına dikkat çekerek, insani yardım koridorunun acilen açılması gerektiğini belirtti. DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete de, Alevi toplumunun barışın toplumsal zeminde yeşermesinde önemli bir rol taşıdığını ifade eden Kete, “Barış, toplumun içinde mayalanır. Alevi toplumu bu konuda tarihsel misyon taşımaktadır” dedi.

    Malatya’da DAD, “İnancımıza Örgütleniyoruz, Demokratik Toplum İnşasına İkrar Veriyoruz” şiarıyla etkinlik düzenledi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Malatya Şubesi tarafından düzenlenen etkinliğe, katılım yoğun oldu. Program kapsamında düzenlenen konser ve buluşmaya Malatya DEM Parti, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Malatya, Ören ve Arguvan şubeleri, Atmalılar Derneği ile çok sayıda ilçe ve çevre mahalleden yurttaşlar katıldı.

    Etkinliğin ilk konuşmasını DAD Malatya Şube Başkanı Onur Öskul yaptı. Öskul, Alevi toplumunun ortak değerleri etrafında birleşmesinin önemine dikkat çekerek birlik ve beraberlik mesajı verdi.

    “KATLİAMLARIMIZI DURDURMANIN YOLU ÖRGÜTLÜ GÜÇ OLMAKTIR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadiriye Doğan, yaptığı konuşmada Alevi toplumunun kadim değerleri, ortak yaşam kültürü ve örgütlü duruşun önemini vurguladı. Doğan, Alevilerin tarihsel hafızasının canlandırılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Benim tarihim andır, anda başlar. Aleviler için tarih bugündür. Ama dönüp ‘Biz kimdik, nereden geldik, neler yaşadık?’ sorusunu kendimize yeniden sormalıyız. Analarımız nasıl yaşıyordu, babalarımız nasıl duruş gösteriyordu? Bunları çocuklarımıza aktaramadık. İnançsızlık da buradan doğdu. Aleviler, kadınlar, çocuklar yaşamdan koparılıyor. Mazlumiyetimiz derinleşti. Katliamlarımızı durdurmanın yolu örgütlü güç olmaktır. Tek seçeneğimiz budur.”

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırıları kınayan Doğan, insani yardım koridorunun acilen açılması gerektiğini belirtti: “Suriye’deki Alevi katliamını şiddetle kınıyorum. Yardım koridorunun açılması için tüm yetkilileri göreve çağırıyorum. Bu katliamların durması için ses çıkarmalı, örgütlenmeli ve sorumluluk almalıyız.”

    “TEKÇİ ANLAYIŞLARA KARŞI YÜZ YILDIR MÜCADELE EDİYORUZ”

    Etkinlikte konuşan bir diğer isim DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete oldu. Kete, inanç kültürü, tarihsel direniş ve demokratikleşme üzerine değerlendirmelerde bulundu.

    Kadim inançların tarih boyunca baskılarla karşılaştığını belirten Kete, Reya Haq inancının zorluklara rağmen özünü koruduğunu ifade etti: “Hakk’a uzaklaştıkça aslında O’na daha çok yaklaşılır. Bu inanç içsel bir yolculuktur.”

    Kete, farklı dönemlerde uygulanan devlet politikalarının inanç ve kültürler üzerinde baskı yarattığını söyleyerek, “Yüz yılı aşkın süredir tekçi anlayışlarla karşı karşıyayız. Farklı inançlar kendi özgün kimlikleriyle var olmaya çalıştı” dedi.

    Cumhuriyet dönemi politikalarının çoğu zaman tek tipleştirici olduğunu belirten Kete, buna rağmen demokratik toplum inşasının hâlâ mümkün olduğunu söyledi.

    Alevi toplumunun barışın toplumsal zeminde yeşermesinde önemli bir rol taşıdığını ifade eden Kete, “Barış, toplumun içinde mayalanır. Alevi toplumu bu konuda tarihsel misyon taşımaktadır” ifadelerine yer verdi.

    Etkinlik, sanatçı Ali Sizer’in sahne aldığı konserle sona erdi. Katılımcılar, birlik ve dayanışma mesajlarının verildiği programı coşkuyla tamamladı.

    PİRHA/MALATYA

  • DAD Mersin Şubesi dayanışma kahvaltısı düzenledi-VİDEO

    DAD Mersin Şubesi dayanışma kahvaltısı düzenledi-VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi, dayanışma kahvaltısı düzenledi. Kahvaltıda Suriye’deki Alevi katliamına dikkat çekilirken, Barış Sürecinin başarıya ulaşması için her türlü çabanın ortaya konulacağı vurgulandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi’nin düzenlediği dayanışma kahvaltısına demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    Lokma gulbangıyla başlayan etkinlikte DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik konuştu..

    BARIŞ SÜRECİ VURGUSU

    Hüsniye Çelik, Bin yıllardır inanca, kimliğe yapılan katliam ve asimilasyona karşı dim dik ayakta durduklarını belirterek şunları dile getirdi:

    “Her dönemde olduğu gibi zulmün nerden kime karşı yapıldığına bakmadan sesimizi yüksetliyoruz. Suriye’de  cihadist IŞİD zihniyendeki HTŞ’nin Alevi, Dürzi ve Ermenilere yaptığı katliamları kınıyor ve uluslararası kamuoyunu ve insan hakları kurumlarını harekete geçmeye davet ediyoruz. Suriye’de bir an önce barışın sağlanması, bütün halkların ve inançların özgürce yaşayacağı demokratik bir yönetimin hayata geçmesini talep ediyoruz.Bunun için de bizler bu halklarla dayanışma içerisinde olacağız.”

    Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin gerek ülkede gerek Ortadoğu’da barışın inşasında, farklı inanç, kültür ve halkların bir arada yaşayabilmesinde önemli bir şans olduğunu vurgulayan Çelik, “Barış sürecinin tarafı ve öznesi olmayı, toplumsal barışın ve demokratik toplumun inşasında Aleviler olarak söz kurmanın çok kıymetli olduğuna inanıyoruz” dedi.

    Etkinlik, sanatçılar Önder Dılbirin, Rıza Aydın ve Latife Akçay’ın seslendirdiği şarkılar ve deyişlerle son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz!’

    ‘Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz!’

    PİRHA- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin, DAD Kadın Meclisi’nin de içinde yer aldığı inanç kurumlarının kadın örgütleri, yazılı bir açıklama yaparak, “Binlerce yıldır süren ata-erkil düzenin toplumsal yaşamda kadın ve erkek arasında büyük haksızlıklar ve eşitsizliklere sebep oldu. Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz” denildi. 

    Demokrasi Partisi (DEM Parti), Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Halklar İnançlar Kadın Meclisleri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Demokratik İslam Kongresi (DİK), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, Amed Surp Giragos Kilisesi Kadın Kolları Kadın Meclisi, Mardin Süryani Kadın Derneği kadına yönelik şiddete karşı ortak açıklama yaptı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, binlerce yıldır süren ata-erkil düzenin toplumsal yaşamda kadın ve erkek arasında büyük haksızlıklar ve eşitsizliklere sebep olduğunun belirtildi. Gelenek ve kültür adı altında kadın cinsinin kırımına yol açacak züllüme, şiddete yol olduğu vurgulanan açıklamada, “Bu kadın kırımcı zihniyetin artık hükmünü kaybettiğini ilan ediyoruz” denildi.

    Açıklamada, kadının bedenine, aklına, iradesine biçilen rolleri; namus, din, devlet ve gelenek adı altında kutsallaştıran tüm baskı biçimlerini reddettikleri vurgulandı.

    İSLAMİYETTE KADIN 

    İdeolojik baskının, en görünür yüzlerinden birinin Diyanet İşleri Başkanlığının söylemlerinde ortaya çıktığının belirtildiği açıklamada, “Kadının sesini kısmayı görev sayan, şiddeti aile içi sorun diye küçülten, kadını erkeğin himayesine mecbur kılan, nasıl giyineceğimize karar veren söylemler bizim için meşru değildir. Kur’an-ı Kerim, ‘Sizi tek nefisten yaratan Rabbinizden sakının’ (Nisa 1.) der. Allah kadını ve erkeği aynı özden yaratmıştır. ‘Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayasızlığı kötülüğü ve zorbalığı yasaklar.’ (Nalh 90) Kur’an’da insana karşı şiddet, zülüm, zorbalık haram kılınmıştır. Kadına yönelik şiddet bireysel değil, sistematiktir. Erkek egemen akıl dinle, devletle, zor gücünü hakim kılan hukukun sessizliği ile toplumu bir bütünden ayrıştırmış, parçalara bölmüştür. Bu coğrafyada parçalanmayı yaratan bu gerçekliktir. Bu parçalanmaya karşı duran bir direniş damarı da hep olmuştur. Yahudilikte Hz. Asiye (Firavunun eşi)  Hıristiyanlıkta havarilerin havarisi olarak kabul edilen Maryem Magdelena, İslam ümmetinin anası kabul edilen Hz. Hatice, Alevilikte direnişin sembolü Besê ve Zarife kendi zamanlarının zalimlerine karşı çıkıp direnmişlerse, bugünlerde kadınlar da meydanlarda, cezaevlerinde, siyasette çalışma alanında evde özgür iradeyle var olma kavgasını veriyor” ifadelerine yer verildi.

    ALEVİLİKTE KADINLAR 

    Açıklamada, “Alevilik inancında şöyle der; ‘O inanç ki yolumuz vardır.’ ‘Yolun sahibi anadır. Sır ondadır. Nur candadır. Can ile canan ananın deryasında damladır’  der. Bu yol, ocak sistemi ile yaşam bulmuş, ocağın sahibi kadındır. Yolun sürdürücüsü kadındır. Pir kavramı cinsiyet içermez. Yoluna ikrar veren her kadın; özgürlüğe, eşitliğe, adalete, ortak yaşama ikrar vermiştir. Bugün ‘pir’ dediğimizde akla erkek cinsi gelir. Cemlerde pir makamında kadınlar uzaklaştırılmış, kadınların toplum önderliğinin önü kesilmiştir. Yol sürdüren, sözünü söyleyen erkekler olmuştur. Egemen inançlara benzeştiği için Alevi kadınları da bütün şiddet türlerine maruz kalmıştır. Alevi inancı cana kıymayı, şiddeti, zulmü, zindanı tümden reddeder” diye belirtildi.

    HİRİSTİYANLIKTA KADIN 

    Hristiyanlık dinin en temel öğretilerinden birinin sevgi ve adalet anlayışı olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Yeni Ahitte geçen ilke ‘Tanrı sevgidir’ (1. Yuhanna 4:18). Altın Kural: ‘Size nasıl davranılmasını istiyorsanız, siz de başkalarına öyle davranın’ (Matta 7:12) ayeti, her türlü kötü muameleye karşı ahlaki bir standart koyar. İncil’de kadına şiddet konusu doğrudan olmasa da İsa Mesih genel olarak ‘Her kim kardeşine ahmak derse o yargılanacaktır’ diyerek sözlü hakareti bile yasaklar. Ayrıca Hristiyanlık kutsal Anne Meryem ile kadın cinsini kutsallık mertebesine yükseltmiştir” diye kaydedildi.

    Açıklama şu ifadelerle son buldu: “Sonuç olarak biliyoruz ki kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir ahlaksızlık değil, toplumu çürüten, adaleti zedeleyen ve devletin sorumluluk alanını doğrudan ilgilendiren bir meseledir. Yukarda da verilen örneklerde görülüyor ki, kutsal kitap ve inançların kutsallar içerisinde kadın ve erkek farklılığı yoktur, muhatap olan insandır. Devletli sistemler, kadını erkeğin egemenliği altında adeta erkek için yaratılmış göstererek, hiçleştirerek kadını iradesiz ve benliksiz bırakarak sadece beden üzerinden varlığını meşru göstermeye çalışmıştır. Bu bakış açısını reddediyoruz. Eşrefi mahlukat içindeki yerimizin saygınlığını hiçbir anlayış ve yaklaşıma ezdirmeyeceğimizi bugüne kadarki mücadelemizle gösterdik, göstermeye devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD İst. Şube Eş Başkanı Akdeniz: Aleviler tanınmak ve barışla güçlenmek istiyor- VİDEO

    DAD İst. Şube Eş Başkanı Akdeniz: Aleviler tanınmak ve barışla güçlenmek istiyor- VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şube Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alevi toplumunun barışta ısrarcı olduğunu vurgulayan Akdeniz, “Demokratik cumhuriyetin inşasıyla birlikte dilimize, inancımıza, kültürel yaşantımıza ve daha aydın yarınlara ulaşacağımıza inancımız tamdır” dedi. Akdeniz, sürecin sağlıklı ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın “sağlıklı koşullarda çalışması gerektiğini” de açıkça ifade etti.

    27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından PKK’nin 26 Ekim’de “Kuzey Kürdistan’dan güçlerimizi çekiyoruz” açıklaması gelmiş, bu adım sürecin ikinci aşaması olarak duyurulmuştu. Şimdi gözler, devletin atacağı adımlara ve ‘Entegrasyon yasalarının’ nasıl işletileceğine çevrilmiş durumda.

    Bu kritik eşikte konuşan DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Mevhibe Akdeniz, hem barış sürecinin hem de Alevi toplumunun beklentilerinin altını çizdi.

    “40 YILLIK SAVAŞIN YIKIMINI BİZ YAŞADIK”

    Akdeniz, savaşın ağır bedellerine dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “Bu süreçte Alevi halkıyla birlikte Türkiye halkları da kazanacaktır. 40 yıllık savaşta hem maddi hem de manevi olarak büyük kayıplar yaşandı. İşçinin kaybettiği, kadın cinayetlerinin arttığı, gençlerin yozlaştığı, ekolojik dengenin bozulduğu bir dönemden geçiyoruz.”

    DAD olarak süreci yakından takip ettiklerini söyleyen Akdeniz, barışın yalnızca bir kesimi değil tüm toplumu ilgilendirdiğini belirtti.

    “ALEVİLER TANINMA BEKLİYOR ANAYASAL GÜVENCE ŞART”

    Alevilerin tarihsel olarak ağır bedeller ödediğini hatırlatan Akdeniz, şu ifadeleri kullandı:

    “Alevi halkı olarak tanınmayı bekliyoruz. Kürtler ve Aleviler olarak çok bedel ödedik. Süreçle birlikte anayasal haklarımızın tanınması, güvence altına alınması gibi bir derdimiz var. Evet çekincelerimiz var ama bu süreç başarıya ulaşırsa hem dilimizin hem inancımızın güvenceye kavuşacağına inanıyoruz.”

    Akdeniz, özellikle 12 Eylül sonrası Alevilerin kimliksizleştirilmesine vurgu yaparak, sürecin Alevilerde “daha gür bir sesin yükselmesine” yol açtığını söyledi.

    Barış sürecinin ilerleyebilmesi için devletin de sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Akdeniz, sürecin şu ana kadar tek taraflı ilerlediğini belirtti:

    “Örgüt kendini feshetti, Türkiye topraklarından çekildi. Barış iki tarafın da elini taşın altına koymasıyla sağlanır. Cezaevlerindeki tutsaklar bir an önce tahliye edilmeli. Barışın aktörlerinden Sayın Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşarak bu süreci daha sağlıklı yürütmesinin halklar açısından olumlu olacağına inanıyoruz.”

    DAD olarak hem barışı hem de Öcalan’ın “sağlıklı koşullarda çalışma” talebini desteklediklerini söyledi.

    “ALEVİLER ARASINDA DA BÖLÜNMELER VAR”

    Barış gündeminin Alevi toplumunda da tartışıldığını dile getiren Akdeniz, toplum içindeki bölünmelere işaret etti:

    “Aleviler arasında da bölünmeler var. Kürt realitesini kabul etmeme durumu var. Barış sanki sadece Kürtlerin meselesiymiş gibi yansıtılıyor. Bu ayrışmayı kaldırabilirsek ve birlikte mücadele edebilirsek sorun çözülür.”

    Akdeniz, siyasetçi Sırrı Süreyya Önder’in sözünü hatırlatarak, “Barışın kaybedeni olmaz” sözünün kendileri için yol gösterici olduğunu ifade etti.

    Akdeniz, Meclis Komisyonu’nda bir Barış Annesi’nin sözlerini hatırlatarak konuşmasını şu cümleyle noktaladı:

    “‘Gelin hep birlikte çocuklarımızı değil silahlarımızı gömelim. Barış kazansın.’ Bu söz bizim için belirleyici. Barış gerçekleştiğinde sadece bir taraf değil, Kürt’üyle Türk’üyle 72 milletin tamamı kazanacak. Demokratik cumhuriyetle birlikte daha aydın yarınlara kavuşacağımıza inancımız tamdır.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Seyit Rıza ile yoldaşları için İzmir’de anma ve yüzleşme çağrısı!-VİDEO

    Seyit Rıza ile yoldaşları için İzmir’de anma ve yüzleşme çağrısı!-VİDEO

    PİRHA- İdam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları İzmir’de anıldı. Samimi bir yüzleşmenin ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceği vurgulanan anmada, Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerlerinin açıklanması çağrısı yapıldı. 

    İzmir Dersim Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir bileşenleri ve Halkların Demokratik Kongresi İzmir Meclisleri idam edilen Dersim direniş önderi Seyit Rıza ve arkadaşlarını anmak için Karşıyaka’da basın açıklaması yaptı.

    Açıklama öncesi çerağlar uyandırıldıktan sonra Seyit Rıza ve arkadaşları için saygı duruşunda bulunuldu. Açıklamada “İkrarımız var var. Diz çökmediler, diz çökmeyeceğiz saygıyla anıyoruz” pankartı ve Seyid Rıza, Alişer ve Zarife Ana’ın fotoğraflarının bulunduğu pankartlar açılırken sık sık “Arşivler açılsın hesap verilsin”, “Tertela Dersim xo vira meke” ve “Dersim be wayir niyo” sloganları atıldı.

    Burada yapılan açıklamanın Kırmancki olan kısmını İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, Türkçesini ise  Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube Eş Başkanı Fadime Dapaklı okudu.

    “DERSİM’İN TOPLUMSAL VARLIĞI HEDEFE KONULARAK TASFİYE EDİLMEK İSTENMİŞTİR”

    Katliamlar ve soykırımlar silsilesinin son halkası olan Dersim Katliamı ile Kürt halk gerçekliğinin hedeflendiği vurgulanan açıklamada, “Dersimlinin o günden bu yana yaptığı şey ise elde kılıç üzerine gelen bu gücün karşısında yaşamını ve yaşam alanlarını savunmaktan ibarettir. Kurtuluş Savaşı sürecinde Dersim’e de heyetler gelmiş, gitmiş, birşeylerin değişeceği, Kürtlere vaad edilen özerklik temelinde ortak vatanda ortak yaşam olacağı söylenmiş fakat düze çıkar çıkmaz Müslüman Kürt kardeşin de diğer halkların akıbetine uğratıldığı görülmüştür. 1937-38 süreci öncesi çeşitli girişim ve görüşmelerle uzlaşmaya ve silah teslimine ikna edilen Dersim ise hem Kürt, hem Alevi kimliği nedeniyle, makro düzeyde planlanan, on binlerce insanımızın katli ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım saldırısına maruz bırakılmıştır” denildi.

    “BARIŞ SÜRECİNE DESTEĞİMİZ VE SAHİPLENME DÜZEYİMİZ TAMDIR”

    Yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ortak vatanda rızalaşma temelli ortak yaşamla, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetle aşılacağının belirtildiği açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır. Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ise ortak vatanda rızalaşma temelli ortak yaşamla, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetle aşılacağına olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz. Hali hazırda sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecinden beklentimiz ve umudumuz yüksek, desteğimiz ve sahiplenme düzeyimiz tamdır.  Bu sürecin başarıyla sonuçlanması her etnisite ve inançtan halklarımızı barışa taşıyacak ve sağalma sürecine sokacak, demokratik cumhuriyete taşıyacak, hepimize kazandıracaktır. Yaşanan tüm katliamlarla zaman geçirmeden yüzleşmenin gerekliliğine inanıyoruz.

    “SAMİMİ BİR YÜZLEŞME ANCAK DEMOKRATİK CUMHURİYET GERÇEKLİĞİNDE MÜMKÜNDÜR”

    Samimi bir yüzleşmenin ise ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceğini bilmekteyiz. Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli şahsında tüm Dersim mazlumlarının huzurunda dara duruyor, saygıyla anıyor ve çağrıda bulunuyor, diyoruz ki; Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerlerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersime nakli engellenmemelidir. Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir”

    Açıklama lokmaların pay edilmesi ile sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • DAD İstanbul Şube, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı-VİDEO

    DAD İstanbul Şube, Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı-VİDEO

    PİRHA – DAD İstanbul Şubesi, Seyit Rıza ve arkadaşlarını anarak lokma paylaştı. Dersim Soykırımının anlatıldığı panelde konuşan Tarihçi Namık Dinç, “Mustafa Kemal, idam edilmeden önce Seyit Rıza’yla da görüşüyor. İdam kararı alınmış biriyle neden görüşürsünüz? Katilin, suç mahalline kadar gitmesi gibi!” ifadelerini kullandı. Yazar Ergin Doğru ise jenosit yasalarının tamamının Dersim’de uygulandığının altını çizerek “Bugün Dersim, Teksas’a dönmüş, çetecilik gelişmişse bu, sistemin yol almasının göstergesidir. Kendi hakikatimize dönmenin zamanıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, idam edilişlerinin 88. Yıldönümünde Seyit Rıza ve yoldaşlarını andı. DAD İstanbul Şubesinde yapılan anmaya çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma programı, yaşamını yitirenler için saygı duruşuyla başlarken, Pir İbrahim Erdoğan ise çerağ uyandırdı.

    Anma programının devamında 1937-38’de yapılan Dersim Soykırımını konu alan bir de panel düzenlendi. Yazar Namık Dinç ile Ergin Doğru’nun konuşmacı olduğu programa DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti İstanbul il ve ilçe yöneticileri, HDK, DBP temsilcileri, Gazi Cemevi, Pir Sultan Abdal Cemevi yöneticileri ile çok sayıda yöre derneğinin temsilcisi de katıldı.

    “YEZİD ZİHNİYETİN DEVAMI”

    Programın açılış konuşmasını DAD İstanbul Şube Başkanı Mevhibe Akdeniz yaptı. “Dersim Katliamı, Yezid zihniyetin devamıdır” diyen Akdeniz, DAD olarak barış sürecine dair umutlu olduklarını da ifade etti. Akdeniz, “Bu topraklarda farklı haklar ve inançlar bir arada yaşamaktaydı. Cumhuriyet, bu toprakların zenginliğini yok edip çorak bir coğrafyaya çevirdi. Tekçi zihniyetin en büyük kurbanları ise Aleviler ile Kürtler oldu. Seyit Rıza ve idam edilen yoldaşlarının mezar yerleri açıklanmalı, cenazelerin Dersim’e nakli engellenmemelidir” diye konuştu.

    “TAMAMEN YOK ETME VE SOYKIRIM PLANI!”

    Tarihçi Namık Dinç, devletin Dersim’e yönelik politikasında daima “toplumsal yapıyı dağıtmak” gibi bir amacı olduğunu vurguladı. Dinç, Seyit Rıza’nın, Ankara’ya gönderdiği tüm mektupların, soykırımın önüne geçmek için bir çabanın kanıtı olduğunu da hatırlatarak, sunumunda şunları dile getirdi:

    “Dersim’in, Osmanlı’dan beri Alevilik ve Kürtlük mevzusu hep sorun olarak görülmüş. Alevilerin konumu hep tanımsız kalmış. Eskiden ‘katli vacip’ olarak tarifleniyordu. Türklük ve Sünni bir devlet inşa etmeye kalktığınızda bunların dışındaki tüm kesimler asimile edilmeli gözüyle bakıldı. Dersim, Türklük politikasıyla katiyen uyuşmayan bir coğrafya olarak görülmüş. Cumhuriyet kadrosunun kafasında Dersim hep var. Kimlik, bu reddedilmenin sebebi oluyor.

    1937 itibariyle birçok gazete, Dersim’i hep gerici bir coğrafya olarak anlatır. Yapılanlara meşruiyet aranır yani. 1937-38 yılı tamamen yok etme, soykırım planıdır. Sürgünler ile aileler parçalanıp, toplumsal imhaya gidiliyor. Bu uygulamalar BM sözleşmesinin soykırım tanımına birebir uyuyor.

    Seyit Rıza’nın idam edildiği gün Mustafa Kemal, Elazığ’dadır. Seyit Rıza’yla da görüşüyor. Düşünün, siz idam kararı alınmış biriyle neden görüşürsünüz? Mustafa Kemal’in o tarihlerde hasta olduğu gibi yalanlar da vardır. Katilin, suç mahalline kadar gitmesi gibi… Yalan mitler gerçeğin önüne geçiyor. 100 yıl geçti halen Dersim arşivlerini açmıyorlar. Seyit Rıza’ya dil uzatmak kabul edilebilir bir şey değil. Ölüsüne de dirisine de tahammül edemeyen bir anlayış vardır.”

    “SİYASETEN ÖRGÜTLENME VE MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Yazar Ergin Doğru da 1980 darbesine kadar ‘Dersim’ isminin kullanılmadığını hatırlatarak, bu değişimin Kürt hareketiyle birlikte yaşandığını söyledi. Doğru, “Hakikati gizleyemezsiniz. İşte siyasetin gücü bu” diyerek şunları söyledi:

    “Peki neden Dersim bu kadar önemli? Dersim, direnişin adıdır. Bundan kaynaklı Dersim ismi önemlidir.

    1937’ye kadar Dersim’in beli zaten kırılmıştı. Bir bütün coğrafyadan silmek istediler. Bu nedenle Dersim’in adını net koymalıyız. Jenosit yasaların tamamı Dersim’de uygulanmıştır. Dersimlilerin diliyle Terteledir.

    Siyasal boyutun kendisi bir bütün ele alınmalıdır. Dersim Alevi ve Kürttür. ‘Ortada bir isyan vardı ve haklı olarak kıyım gerçekleştirildi’ tümüyle bir yalandır. Bir cumhuriyet karşıtlığı yoktur. Biz isyan etmedik, yaşamımızı savunmak için direndik. Niyetleri, bizim feodal olmamızdan kaynaklı değildi. Ne yaparsan yap kurt, kuzuyu yiyecekti!

    Soykırımın hemen akabinde kışlalarda yetiştirdikleri çocuklar, bir süre sonra kendi olmaktan çıkıp Tuncelili olmuştu. Egemenler, Dersim’de kısmen sonuç aldı. İşte dil kırımının geldiği aşama… Bugün Dersim’deki cemevlerinin yüzde 90’ı devlete bağlanmışsa Reya Hakk inancından ne kadar uzaklaştığımızın göstergesidir. Bugün Dersim, Teksas’a dönmüş, çetecilik gelişmişse sistemin yol almasının göstergesidir. Artık silkelenme zamanıdır. Kendi hakikatimize dönmenin zamanıdır. Siyasi örgütlenme yaratılmadan bunu başarmak mümkün değildir. Dün dağlarımıza güveniyorduk, bugün o sorumluluk bütün ovalarındır. Yarın AKP, Dersim’de vekil çıkarırsa ah vah etmeyelim. Siyaseten örgütlenme ve mücadele etmek zorundayız. Bir emek, çaba var evet ama yetmiyor.”

    Yapılan konuşmalar ardından çerağlar söndürüldü, lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD: Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı

    DAD: Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı

    PİRHA- Katledilmelerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yoldaşlarını anarak yazılı açıklama yapan DAD Genel Merkezi, “Samimi bir yüzleşme ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabilir. Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli şahsında tüm Dersim mazlumlarının huzurunda dara duruyor ve saygıyla anıyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), 15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşlarını anarak yazılı açıklama yaptı.

    “MUKTEDİRLERİN ZİHİN DÜNYASI VE FİİLLERİ TAHAKKÜM VE ZULÜM ÜZERİNEDİR”

    Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilmelerinin 88. yılında bir kez daha alanlarda oldukları ifade edilen açıklamada, “Bilmekte ve yaşamaktayız ki muktedirlerin hem zihniyet dünyası hem de tüm fiilleri tahakküm ve zulüm üzerine kuruludur. Bu mana da işledikleri insanlık suçları nedeniyle vicdani ve insani kaygıları söz konusu olmadığı gibi kendilerini var edebilmek için tahakkümlerini daha da derinleştirmek ve yeni zulümler üretmek zorunluluğu duymaktadırlar. İşte bu manada muktedirlere değil halklarımızın vicdanına seslenmek istiyor, ortak vatanımızda rızalaşma temelli demokratik bir birliği ve geleceği inşa etmek için halklarımızı sorumluluk almaya davet ediyoruz.

    Bilindiği gibi, coğrafi konumları nedeniyle Mezopotamya ve Anadolu erken tarihlerden beri birçok kadim halkın yurdu olduğu gibi tarihsel süreç boyunca da göç alan coğrafyalar olmuştur. Bu nedenle bu topraklarda farklı halklar, kavimler ve inançlar bir arada yaşamaktaydı. Yine biliyoruz ki tahakküm ve gaspın, yani rızasızlık halinin hüküm sürdüğü hiçbir mekân ve zamanda rıza temelli, demokratik ilişkilenme biçimleri mümkün olamamışsa da geçmişte farklı halkların ve kültürlerin kendilerini yaşatmaları imkân dâhilinde olmuştur.

    Tahakküm ve gaspın daha da yoğunlaştığı, merkezileştiği kapitalizm koşullarında ise tarihin en ağır insanlık suçları işlendi. Tarihin hiçbir döneminde yaşanmamış yoğunlukta soykırımlar yaşandı, dünyanın dört bir yanında birçok mazlum halk hem fiziki hem kültürel soykırımlarla tasfiye edildi. Kapitalist vahşetin bu topraklarda ki tecellisi ise İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinden gerçekleşti. Kapitalist vahşetin en katı, en merkezi ve tekçi biçimi bu cemiyet tarafından halklarımıza dayatılmış, bu toprakların daha önce şahitlik etmediği boyutlarda insanlık suçlarına imza atılmıştır. Muktedirlerin öngördüğü tahakküm biçimi ise tarihsel toplumsal Türklüğü ve kültürel İslamı hakikatinden kopararak araçsallaştıran, adına Türk İslam sentezi denen ideolojik zemin üzerine inşa edilmişti. Bu gelişme ise Mezopotamya ve Anadolu halklarına yaşatılan soykırımlar zincirinin başlaması anlamına gelmekteydi” denildi.

    “DERSİM’İN İLERİ GELENLERİ DÜZMECE BİR MAHKEMEDE YARGILANARAK İDAM EDİLMİŞTİR”

    Dersim Soykırımı’nın daha önce yaşanan soykırımlar silsilesinin halkalarından biri olarak gerçekleştirildiği vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Yüz yıllara yayılan bir kuşatmaya, sayısız sefere maruz kalan Dersim’in yeni dönemde ki tasfiye süreci ise Koçgiri halk hareketiyle başlatılmış, 1937-38’lerde ise zirveleştirilmiştir. Toplumsal varlığı hedefe konulan, bir bütün olarak tasfiye edilmek istenen Kürt halk gerçekliğinin özgün bir rengi olan Dersim, Osmanlıyla 16’cı yüzyılın başlarında karşılaşmıştır. Dersimlinin o günden bu yana yaptığı şey ise, elde kılıç üzerine gelen bu gücün karşısında yaşamını ve yaşam alanlarını savunmaktan ibarettir. Kurtuluş Savaşı sürecinde Dersim’e de heyetler gelmiş, gitmiş, bir şeylerin değişeceği, Kürtlere vaat edilen özerklik temelinde ortak vatanda ortak yaşam olacağı söylenmiş fakat düze çıkar çıkmaz Kürt halkının da diğer halkların akıbetine uğratıldığı görülmüştür. 1937-38 süreci öncesi çeşitli girişim ve görüşmelerle uzlaşmaya ve silah teslimine ikna edilen Dersim ise hem Kürt, hem Alevi kimliği nedeniyle, makro düzeyde planlanan, on binlerce insanımızın katli ve kalanların sürgün edildiği bir soykırım saldırısına maruz bırakılmıştır.

    Uçak filolarının, zehirli gazların ve on binlerle ifade edilen askeri güçlerin kullanıldığı bu saldırıda, cenazelerimize çoğu zaman bir toplu mezar dahi nasip edilmeyerek ya nehirlere doldurulmuş ya da güneş altında bırakılarak kurda kuşa yem edilmiştir. Hayatta kalabilen ve sayısını bilemediğimiz özellikle kız çocuklarımız ise gasp edilerek bilinmeyen yerlere götürülmüş, bir daha da kendilerinden haber alınamamıştır. Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır.

    Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ise ortak vatanda rızalaşma temelli ortak yaşamla, demokratik toplum ve demokratik cumhuriyetle aşılacağına olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz. Hali hazırda sürdürülen barış ve demokratik toplum sürecinden beklentimiz ve umudumuz yüksek, desteğimiz ve sahiplenme düzeyimiz tamdır. Karşılıklı nitelikli adımların atılmasıyla beraber bu süreç her etnisite ve inançtan halklarımızı barışa taşıyacak ve sağalma sürecine sokacak, demokratik cumhuriyete taşıyacak, hepimize kazandıracaktır.”

    “DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENMELİ”

    Samimi bir yüzleşmenin ancak demokratik cumhuriyet gerçekliğinde mümkün olabileceği belirtilen açıklamada talepler şu şekilde sıralandı:

    -Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerin Dersim’e nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    -Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    -Asimilasyon, göçertme ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Dersim halkından özür dilenmeli, demokratik cumhuriyet temelinde toplumsal haklarımız tanınmalı, Anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır.

    PİRHA/DERSİM