Etiket: Dersim Kadın Platformu

  • Dersim’de 8 Mart’ta yapılacak mitinge katılım çağrısı! – VİDEO

    Dersim’de 8 Mart’ta yapılacak mitinge katılım çağrısı! – VİDEO

    PİRHA-8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Dersim’de miting yapılacak. 8 Mart saat 12.30’da Sanat Sokağı’nda bir araya gelecek kadınlar, Seyit Rıza Meydanı’na yürüyecek. Dersimli kadınlar sokak sokak gezerek mitinge katılım çağrısında bulundu.

    Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yapılacak miting için bildiri dağıttı.Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun da katıldığı eylemde, kadınlara mitinge katılmaları yönünde davette bulunuldu.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, barış, özgürlük ve haklar için mitinge katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: 6 yıl oldu Gülistan Doku nerede?- VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: 6 yıl oldu Gülistan Doku nerede?- VİDEO

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 6. yılı dolayısıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Doku ailesi de katıldı. Eylemde konuşan baba Halit Doku, “Benim kızım 5-6 kişi tarafından katledildi. Ele başı valinin oğludur” iddiasında bulundu.

    Gülistan Doku’nun kaybedilişinin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen yetkililerce hala bir adım atılmadı. Doku’nun kayboluşu hala aydınlatılmazken, ailesi çaresizce bekleyişini sürdürüyor.

    Dersim Kadın Platformu, Gülistan’ın kaybedilişinin 6.yılında Sanat Sokağı’nda toplanarak Yeraltı Çarşısı’na yürüdü. Karanlığa karşı telefonlarının fenerlerini açan kadınlar, “Koruma, aklama, failleri yargıla” sloganlarıyla açıklamanın yapılacağı alana yürüdü. “Unutmayacağız! Unutturmayacağız” diyen Dersimli kadınlar, “Munzur Üniversitesi çocuk gelişimi bölümü öğrencisi, kız kardeşimiz Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinden beridir, yani tam 6 yıldır kayıp. Gülistan Doku’nun ailesi 6 yıldır kızları belki bir yerlerden çıkıp gelir diye bekliyor” dedi.

    Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamaya Gülistan’ın annesi Bedriye Doku, babası Halit Doku ve ablası Aygül Doku’nun yanı sıra DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve yerlerine kayyum atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan katıldı. Açıklamayı Dersim Kadın Platformu adına Handan Kahraman Şanlı okudu.

    “KALDIĞI YURTTAN AYRILDIKTAN SONRA DAHA HABER ALINAMADI”

    Gülistan’ın kaldığı yurttan çıktıktan sonra bir daha haber alınamadığını söyleyen Şanlı, “Hatırlıyoruz; Gülistan Doku’dan, 2020 yılında kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra haber alınamadı. Diyarbakır’da yaşayan ailesi, Gülistan’ın kaybolduğu gün Dersim’e gelerek, güvenlik güçlerine ihbarda bulundu. Ailenin ihbarı üzerine arama çalışmaları başlatıldı. Yapılan araştırmalar sonunda, Gülistan Doku’nun kaybolmadan kısa bir süre önce eski erkek arkadaşı Zainal Abakarov ile bir kafenin önünde tartıştığı, cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Ve sonrasında dönemin valisi tarafından kesin bir dille Gülistan’ın intihar ettiği ve bedeninin bulunarak ailesine teslim edileceğine dair sözler verildi” dedi.

    Doku ailesinin Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, birçok bakan ve yetkiliyle görüşmeler yaptığını ve Gülistan’ın akıbetinin aydınlatılacağına dair sözler verildiğini vurgulayan Şanlı, “Uzunçayır baraj gölünde aylarca su altı arama çalışması yapıldı. Bu esnada Gülistan’ın ailesi Cumhurbaşkanı ve dönemin bakanlarının da içerisinde olduğu çok sayıda görüşme yaptı ,Gülistan’ın akıbetinin bulunması için sözler aldılar. Ancak gelinen noktada, 6 yılın sonunda soruşturma dosyası yeniden açılmasına ve verilen sözlere rağmen dosyada herhangi bir ilerleme olmadı” diye konuştu.

    Asıl faillerin ceza almadığını, bunun yerine abla Aygül Doku’ya ceza verildiğini hatırlatan Handan Kahraman Şanlı “Tüm bu süreçte, soruşturmanın baş şüphelisi olarak görülen Zainal Abakarov ve polis memuru olan üvey babası Engin Yüceer hakkındaki şaibeler de aydınlatılmamıştır. Hatta öyle ki Engin Yücer’in şikayeti üzerine abla Aygül Doku yargılandı” ifadelerini kullandı.

    “GÜLİSTAN NEREDE DİYE SORMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Dersim’de üst düzey güvenlik önlemlerinin alındığını ve yetkililerin ‘huzur şehri’ diye tabir ettiği bu kentte suç oranın gittikçe arttığını vurgulayan Şanlı“Dört bir tarafı güvenlik kameralarıyla çevrili, içinde yaşayanlara adeta bir açık cezaevi duygusu yaşatan Dersim’de ne gülistan Doku’nun akıbetine ışık tutacak tek bir kamera görüntüsü bulundu nede fuhuş çetelerinin bu kentte rahatça kolgezmeleri engellenebildi. Yetkililerin ‘’Huzur şehri’’ olarak tabir ettiği şehrimizde uyuşturucu yaşı gittikçe düşüyor, genç kadınlar gece yarıları yurtlardan zorla alınıyor. Kadınlar tehdit ve baskılarla fuhuşa sürükleniyor” dedi.

    Gülistan’ın kaybedilişinin üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen Dersim Kadın Platformu olarak hala meydanlarda olduklarını ve davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını kaydeden Handan Kahraman Şanlıson olarak şunları belirtti:

    “Gülistan Doku’nun kaybolmasının üzerinden 6 yıl geçmişken bizler yine bu şehrin meydanlarındayız. Son bir yıldır dosyanın sil baştan yeniden ele alındığı söylense de somut bir gelişme yaşanmış değil. Dosya üzerinde gizlilik kararı var. Bu karar neden alındı ve kimleri koruyor anlamış değiliz. Ayrıca geçtiğimiz günlerde doku ailesinin avukatının basına yapmış olduğu bir açıklama var. Avukat, faillerden birinin kendilerine ulaştığını ve üst düzey bir kamu görevlisinin örtbas sürecinde rol aldığını söylüyor. Daha öncede dosyada yer yer üst düzey bir kamu görevlisinin adı geçmekteydi. Aynı zamanda bu kişi dosyanın örtbas edilmesinde kendisinin de görev aldığını açıkça belirtmiş. Bizler bu alandan Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir an önce faillere yönelik olarak gerekli işlemleri yapmasını ve toplumu bir yönüyle de bilgilendirmesini talep ediyoruz.”

    KORDU: DELİLLERİN KARARTILMASINA GÖZ YUMULDU

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 6. yılında adalet talebini yineleyerek, olayın bir intihar değil, kadınlara yönelik sistematik bir kaybettirme politikası olduğunu vurguladı. Kadın katliamlarının siyasal iktidarın cezasızlık politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Kordu, dosyada bugüne kadar tek bir tutuklama olmamasını ve kamusal sorumluların yargılanmamasını eleştirdi. Delillerin yok edilmesine göz yumulduğunu ifade eden Kordu, özellikle Munzur Üniversitesi’ndeki kameraların çalışmamasına ilişkin soruların yanıtsız bırakıldığını söyledi. Ailenin her yıl adalet talebiyle mücadeleyi sürdürdüğünü hatırlatan Kordu, hem Gülistan hem de Rojin için, zorla kaybedilen tüm kadınlar adına sokaklarda olmaya ve “Gülistan Doku nerede?” demekten vazgeçmeyeceklerini dile getirdi.

    “BABA HALİT DOKU: ADALET İSTİYORUM”

    Ben gariban bir insan olmasaydım kızımın katliam olayı aydınlatılır diyen baba Halit Doku, kızının kaybettirilmesinde Tuncer Soner’in oğlu ve Zaynel Abarakov’un olduğunu iddia etti. Devamındaysa şunları dile getirdi: “Benim kızımı 5-6 kişi bir olup kaybettiler. Ele başı valinin ve adı geçen polisin oğludur. Vali bana iki kızının üzerine yemin ederek, ‘Senin kızını getireceğim’ dedi. Hiç oğlundan bahsetmedi. Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum, bize yardım et. Biz gariban, köylü insanlarız. Bu yüzden cenazemizi bile bulamıyoruz. Eğer suçlular cezalandırılmazsa suç işlemeye devam edecekler.”

    “ABLA AYGÜL DOKU: ELİMİZDE YENİ BİLGİ VE DELİLLER VAR”

    Dönemin valisinin olayın en başından beri Gülistan’ın intihar ettiğini söyleyen abla Doku, “Vali Tuncer Soner, bize kızınız intihar etti. Cenazesini bulup size getireceğim demişti. Ama bizi gidip o köprüde mahkum etti. Başka hiçbir yerde arama yapılmadı” dedi. Devamında ise şunlara dikkat çekti: “Bu cinayet organize olarak kişiler tarafından işlenmiştir. Yapan bir kişi değildir. Daha da üzücü olan ve bizi daha da yaralayan da ister baskıdan ya da korkudan olsun onlarca kişi delilerin yok edilmesine, cenazenin saklanmasında rol almasıdır. Nitekim bunların bazıları bize ulaştılar ve önemli deliller de sundular. Bu baştan beri organize cinayetin saklama olayıdır. İntihar izlenimi yaratmadan tutun ailenin yönlendirilmesine kadar cenazenin kendilerince daha uygun bir yere taşınmasına kadar hep bir organizasyon içinde hareket edilmiştir. Ve bugün bu bize ulaşan bilirkişilikler tarafından net bir şekilde artık ortadadır.” 

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Leyla Zana’ya yapılan cinsiyetçi saldırıyı kınıyoruz!- VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Leyla Zana’ya yapılan cinsiyetçi saldırıyı kınıyoruz!- VİDEO

    PİRHA- Bursaspor ile Somaspor arasında oynan futbol müsabakasında Kürt siyasetçi Leyla Zana’ya yapılan küfürlü tezahürata tepki gösteren Dersim Kadın Platformu, “Leyla Zana’ya yönelik kullanılan cinsiyetçi ve ırkçı küfürler sayın Zana şahsında kürt kimliğine ve kadınlara yönelmiş organize bir nefret saldırısıdır. Bu karanlık zihniyete boyun eğmeyecek; onurlu barış, eşitlik ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    16 Aralık 2025 tarihinde, Bursaspor ile Somaspor arasında oynan futbol müsabakasında Kürt siyasetçi Leyla Zana’ya yapılan küfürlü tezahürata yönelik tepkiler büyüyor. Bu tepkilerden biri de, Dersim Kadın Platformu’ndan geldi.

    Bursaspor-Somaspor arasında oynan futbol maçında başlayan ırkçı ve cinsiyetçi tezahüratlar, devamında Ankaragücü ve Rizespor tribünlerinden de tekrarlanarak, bu tezahüratların organize bir biçimde yapıldığını gösterdi. Dersim Kadın Platformu, Sanat Sokağı’nda yaptığı basın açıklamasında, “Leyla Zana şahsında kadınlara yönelik cinsiyetçi saldırıyı ve nefret söylemini en sert biçimde kınıyoruz” diyerek, olayların münferit değil organize bir durum olduğunu kaydetti.

    Yapılan açıklamayı Dersim Kadın Platformu adına Nurşat Yeşil okudu.

    “LEYLA ZANA ŞAHSINDA KÜRT KİMLİĞİNE VE KADINLARA YAPILMIŞ BİR SALDIRIDIR”

    Beyaz Toros ifadesi bu ülkede zorla kaybetmenin, işkencenin ,faili meçhul cinayetlerin, jitem yapılanmasının ve devlet şiddetinin simgesi olduğunu ifade eden Nurşat Yeşil, “Bu sembolün tribünlerde meşrulaştırılması geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlallerinin açıkça yüceltilmesi ve teşviki anlamına gelmektedir. Aynı şekilde Leyla Zana’ya yönelik kullanılan cinsiyetçi ve ırkçı küfürler sayın Zana şahsında kürt kimliğine ve kadınlara yönelmiş organize bir nefret saldırısıdır. Bu saldırı ile Leyla Zana şahsında hedef alınanın Kürt halkının kolektif hafızası, yıllardır süren haklı özgürlük mücadelesi ve özellikle kadınların direniş geleneğidir” dedi.

    “BU SALDIRILAR TOPLUMSAL BARIŞI YOK ETMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR”

    Organize edilen bu saldırıların ülkede yürütülen ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecini baltalamaya yönelik olduğunu ifade eden Nurşat Yeşil, “Barış ve Demokratik Toplum tartışmalarının yürütüldüğü bir dönemde, faşist grupların yeniden sahaya sürülmesi tesadüf değildir. Bu saldırılar; toplumsal barışı sabote etmeyi, halklar arasındaki demokratik birlik umudunu zayıflatmayı ve korku iklimini yeniden hâkim kılmayı amaçlamaktadır. Ancak bilinmelidir ki, bu karanlık zihniyete boyun eğmeyecek; onurlu barış, eşitlik ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz. Bu saldırıyı gerçekleştirenleri, buna zemin hazırlayanları ve sessiz kalan tüm kurumları açıkça sorumluluk almaya çağırıyoruz” diyerek, ırkçılığa, faşizme, kadın düşmanlığına ve örgütlü nefret saldırılarına karşı mücadelerini kararlılıkla sürdüreceklerinin mesajını verdi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • GÜNCELLENDİ/Dersim’de kadınlar, 25 Kasım’da alanlara çıktı: Hayatlarımız ve haklarımız için sokaklardayız-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Dersim’de kadınlar, 25 Kasım’da alanlara çıktı: Hayatlarımız ve haklarımız için sokaklardayız-VİDEO

    PİRHA-25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Dersim Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş düzenledi. Kadınlar yürüyüşte sık sık, ‘AKP Kadınlardan Elini Çek’, ‘Yaşasın Kadın Dayanışması’, ‘Jin Jiyan Azadi’, ‘Yaşasın Kadın Dayanışması’, ‘Koruma Failleri Yargıla’ sloganları attı.

    Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Sanat Sokağı’nda bir araya gelerek Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yaptı. Kadınlar yürüyüşte sık sık, ‘AKP Kadınlardan Elini Çek’, ‘Yaşasın Kadın Dayanışması’, ‘Jin Jiyan Azadi’, ‘Yaşasın Kadın Dayanışması’, ‘Koruma Failleri Yargıla’ sloganları attı.

    ‘Şiddetsiz ve özgür yaşam için tek güvencemiz mücadelemiz’ pankartının açıldığı açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan  Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ve yüzlerce kadın katıldı. Basın açıklamasını Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin okudu.

    “2025 YILI KADINLARI NEFESSİZ BIRAKACAK BİR DÜZENİN HIZLA ÖRGÜTLENDİĞİ BİR YIL OLDU”

    25 Kasım’da hayatları ve hakları için sokaklarda olduklarını belirten Hümeyra Tusun Yeğin, “2025 yılı, Türkiye’de bizler için hem mücadelenin yükseldiği hem de kadınları nefessiz bırakacak yeni bir düzenin hızla örgütlendiği bir yıl oldu. ‘Aile yılı’ ilanı ile başlayan 2025 yılında, kadınlar aileye bağımlı kılınmaya çalışılırken erken evlilik ve çok çocuk ısrarı da tüm yıl boyunca gündemdeydi. Yıl boyunca kadınlara “aile yaşamı ile uyumlu iş” tanımı yapıldı. Bu süslü sözlerin anlamı; esnek, sosyal güvenceden yoksun, emeklilik hakkı olmayan, düşük ücretli çalışma oldu. Haklarımıza yönelik saldırılara her gün bir yenisi ekleniyor. Boşanmayı önleyen politikalar, nafaka hakkımızın gasp edilmeye çalışılması, miras hakkımıza göz dikilmesi ve son olarak medeni kanundan doğan haklarımızın tartışmaya açılması bizleri erkek şiddeti karşısında savunmasız bırakıyor.

    İktidarın kadın düşmanı politikaları, devletin şiddeti önleyecek mekanizmaları harekete geçirmemesi, erkek egemen yargı kararları, kriz ve artan yoksulluk sonucu kadınlar evde, işte, sokakta, kampüste her yerde şiddetin türlü biçimlerine maruz kalıyor. Kadın katillerinin, şiddet faillerinin yargılamalarında iyi hal ve haksız tahrik indirimleri uygulanırken, hayatta kalmak için öz savunma uygulamak zorunda kalan kadınlara yüksek cezalar veriliyor. Ekonomik ve sosyal güvenceden yoksun bırakılmayı, yoksullaşmayı, güvencesiz- kayıt dışı çalıştırılarak sömürülmeyi, dünyanın bakımı da dahil tüm bakım yüklerini karşılıksız olarak yüklenmek zorunda görülmeyi, şiddet tehdidi altında yaşamayı reddediyoruz. Şiddetsiz, eşit, özgür, barış içinde; emeğimizin değer gördüğü demokratik ve laik bir ülkede yaşamak istiyoruz” dedi.

    “KADIN MÜCADELESİNİ DAHA FAZLA BÜYÜTECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Erkek egemen şiddetinin kendisi 2025 yılını aile yılı ilan ederek milliyetçi cinsiyeti politikalarını her tarafta hayata geçirdi. Elbette ki biz kadın cinayetlerini, katliamlarını sadece sayısal verilerle ele almıyoruz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki şüpheli ölümler intihar denerek kadınların erkekler tarafından katledilmesinin önü açılmakta ve cinayetlerin araştırılmasının önü engellenmektedir. Mutlaka bu ülkede kadınlar bakanlığını inşa edeceğiz. Kadınların bütçesini savaşa değil, kadınların bütçesini güvenlikçi sisteme değil, kadınların yaşamına, sağlığına, eğitimine, kadına yönelik şiddete ayırarak bu coğrafyada kadın mücadelesini daha fazla büyüteceğimizi buradan bir kere daha söylüyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım’da yapılacak yürüyüş için bildiri dağıttı-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım’da yapılacak yürüyüş için bildiri dağıttı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, PTT ‘den mahpus kadınlara kart gönderdikten sonra Moğultay Mahallesi’nde kadınlara bildiri dağıtarak 25 Kasım’da saat 17.30’da yapılacak yürüyüşe davet etti.

    Dersim’de kadınlar, 25 Kasım’da saat 17.30’da Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip basın açıklaması yapacak.

    Dersim Kadın Platformu, PTT ‘den mahpus kadınlara kart gönderdikten sonra Moğultay Mahallesi’nde kadınlara bildiri dağıtarak 25 Kasım’da saat 17.30’da yapılacak yürüyüşe davet etti. Kadınlar sık sık ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganı attı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: 11. Yargı Paketi ile nefret meşrulaştırılamaz-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: 11. Yargı Paketi ile nefret meşrulaştırılamaz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, LGBTİ+’lar ve mücadelelerine dönük saldırının yanı sıra çocukları yetişkinler gibi cezalandırmanın önünü açacak 11. Yargı Paketi’ne karşı basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Mücadelelerimizle kazandığımız hiçbir hakkın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Halk düşmanı 11. Yargı Paketi’nin karşısında birlikte duralım” denildi. 

    AKP-MHP iktidarı, LGBTİ+’lar ve mücadelelerine dönük saldırının yanı sıra çocukları yetişkinler gibi cezalandırmanın önünü açacak 11. Yargı Paketi’ni Meclis’e getirmeye hazırlanırken, kadınların yargı paketine tepkileri sürüyor.

    Dersim Kadın Platformu11. Yargı Paketi’ne karşı Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. ’11. Yargı Paketi kabul edilemez, haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz’ pankartının açıldığı açıklamayı platform adına Elif Yıldız okudu.

    “11. YARGI PAKETİ’NE HAYIR DEMEK İÇİN BUGÜN ALANLARDAYIZ”

    İktidarın yeni yargı paketiyle kadınların, LGBTİ+’ların her gün daralan yaşamını daha da zorlaştırmak istediğini belirten Elif Yıldız, “11. Yargı Paketi’ne hayır demek için bugün sokaklardayız. Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesindeki “hayasızca hareketler” ifadesinin kapsamı genişletiliyor. “Doğuştan gelen biyolojik cinsiyete ve genel ahlaka aykırı tutum ve davranışta bulunan ya da bulunmayı teşvik eden, öven veya özendiren kişiler” ile “aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlenme töreni yapması” şeklinde LGBTİ+’ların varoluşu açıkça hedef hâline getiriliyor. Bu düzenleme ile “genel ahlakı”, “övme”, “özendirme” ifadelerine karşı suçlu olmak için bir kadının saçını kısa kestirmesi dahi yeterli olabilir. Kadınların Aile Yılı ile ev içinde nasıl çalışacağını, kaç çocuk yapacağını söyleyen iktidar, sokakta ne giyeceğini, nereye gideceğini, nasıl davranacağını da bu yargı paketi taslağıyla belirlemek istiyor. Biz kadınlar ve lubunyalar buna izin vermeyeceğiz” dedi.

    “HİÇBİR HAKKIN ELİMİZDEN ALINMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Nefretin meşrulaştırılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Yıldız, “Taslaktan sadece kadınlar ve LGBTİ+’lar değil, çocuklar da nasibini almış. Kasten öldürme suçunun 15–18 yaş arasındaki çocuklara ceza indirimi uygulanması ifadesinin “uygulanabilir” olarak değiştirilmesi ile çocukların yetişkin gibi cezalandırılmasının önü açılıyor. Biz çocukları katil yapan karanlıkla hesaplaşmak istiyoruz. Güvenli alanlarda yaşamak hepimizin hakkı. Topyekûn halkın her kesimini etkileyecek bu yasa tasarısı meclise getirilemez. Çocukların 16 yaşında zorla evlendirilmesine de, yetişkin gibi yargılanmasına da, kölece çalıştırılmasına da; bir kişinin kendi bedeni hakkında karar verebilmesi için 25 yaşını beklemesinin dayatılmasına da itiraz ediyoruz. Bugün buradan herkese sesleniyoruz: Mücadelelerimizle kazandığımız hiçbir hakkın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Halk düşmanı 11. Yargı Paketi’nin karşısında birlikte duralım” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü-VİDEO

    Dersim’de kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar, Rojin Kabaiş için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Kitle yürüyüşte sık sık, ‘İntihar değil bu bir cinayet’ , ‘Kadın cinayetleri politiktir’ , ‘Rojin için adalet’ sloganları atıldı. 

    Dersim Kadın Platformu öncülüğünde yüzlerce kadın, Rojin Kabaiş için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. ‘Rojin Kabaiş’e ne oldu, Gülistan Doku nerede’ yazılı pankartın taşındığı yürüyüşte kadınlar tarafından sık sık ‘İntihar değil bu bir cinayet’ , ‘Kadın cinayetleri politiktir’ , ‘Rojin için adalet’ sloganları atıldı. Basın açıklamasını Dersim Kadın Platformu adına Eylül Yantemur okudu.

    “ROJİN İÇİN ADALET ARIYORUZ”

    Rojin Kabaiş’in cinsel saldırıya uğramış olduğuna dair kuvvetli bir şüphe söz konusuyken ATK tarafından 1 yıl buyunca delillerin saklandığını belirten Eylül Yantemur, “Kadınlar evlerinde, kaldıkları yurtların önünde, iş yerlerinde, sokakta öldürülüyor. Katiller cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Tıpkı Rojin’in ve Gülistan’ın ailesinde olduğu gibi acılı aileler adalet mücadelesi vermekten yas tutmaya zaman bulamıyor. Tüm bunlar olurken bilimsel bir kuruluş olan Adli Tıp Kurumu dahi cinsel saldırı ve cinayet şüphesinin olduğu ve toplum vicdanını böylesine derinden sarsmış bir hadisede bile delil saklayabiliyor. Yargı, bilim, siyaset el birliğiyle kadın cinayetlerinin üzerini örtmeye çalışıyor. Ailelerinin bin bir emekle yetiştirdiği, yetiştirirken gözünden sakındığı genç kadınların erkek şiddetine ve faili meçhul cinayetlere kurban gitmesine isyan ediyoruz. Kadına yönelik her türlü şiddet politiktir. Rojin Kabaiş dosyasında faillerin açığa çıkmaması için gösterilen bu çaba da münferit değil, sistematik fail koruyuculuktur. “Gülistan Doku Nerede” diyenler olarak Rojin için adalet arıyoruz. Katiller açığa çıkarılıp cezalandırılıncaya kadar susmayacağız” dedi.

    “SOKAKLARI TERK ETMEYECEĞİZ”

    ‘Toplumda her gün kadın cinayetleri işlenirken kadın böyle bir ülkede nasıl güvende olabilir’ diye sorarak sözlerine başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Kadınların bu ülkede güvende olmadığını her gün işlenen kadın cinayetlerinden biliyoruz. Ataerkil sistem, kadının mücadelesini evlere kapatmak istiyor. Erkek egemen ideolojinin aklı da ataerkil sistem de şunu bilsin ki kadınlar mücadelesini savunmaya devam edecek. Sokakları terk etmeyeceğiz, kadınlar olarak mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadın örgütleri birçok kentte Diyanet hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    Kadın örgütleri birçok kentte Diyanet hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    PİRHA- Birçok kentte kadın örgütleri, Diyanet’in Medeni Kanun’daki eşit miras hakkını hedef almasına dair eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirerek suç duyurusunda bulundu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, 15 Ağustos’taki hutbesinde Medeni Kanun’daki eşit miras hakkını hedef aldı. Hutbede, “Kız çocuklarının mirastan mahrum bırakılması ya da Allah’ın takdir ettiği hakka razı olmaması kul hakkıdır” ifadelerine yer verildi.

    Diyanetin miras hakkını hedef almasına dönük kadın örgütlerinden tepkiler verilirken, kadınlar Dersim, Mersin, Ankara, Kocaeli ve Antalya başta olmak üzere birçok kentte eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirerek, suç duyurusunda bulundu.

    DERSİM 

    Dersim Kadın Platformu, ‘Miras hakkımızı tartıştırmıyoruz!’ diyerek Diyanet’in kadınları hedef alan hutbesine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kadınların hak taleplerinin “kul hakkına aykırılık” olarak gösterilmesi, giyim tarzına göre kadınları aşağılayarak ve sessiz kalanların vebal altında olduğunun ifade edilmesi erkek şiddetinin kışkırtılmasıdır” denildi.

    Sanat Sokağı’nda gerçekleşen açıklamayı platform adına Serpil Argın yaptı. Argın, “Her gün kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülürken, İstanbul Sözleşmesi gibi kadını şiddetten koruyacak önemli mekanizmaların devre dışı bırakan siyasi iktidar şimdi de hutbeler aracılığıyla kadınların yaşam hakkına; ücretli bir işte çalışma koşulları olmayan, çalışsa bile güvencesiz, esnek çalıştırılarak derinleşen bir yoksullukla karşı karşıya olan kadınların eşit miras hakkına göz dikiyor” diye belirtti.

    “ERKEK ŞİDDETİNİN KIŞKIRTILMASIDIR”

    Argın, Diyanet’in kışkırtıcı tutumuna karşı sorumluluları görevlerine yerine getirmeye çağırdı.Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere söz konusu hutbeleri hazırlayan, yayınlayan tüm kamu görevlileri ve okuyan imamların suç işlediğini belirten Argın, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından anayasal ve yasal sınırları ihlal edecek biçimde tanzim edilen ve binlerce camide erkeklere hitaben eşzamanlı okutulan bu hutbelerde kadınların bütün hak ve özgürlüklerinin, İslam dini kurallarına göre yorumlanması ve kullanılması, laik hukuk düzenine aykırı hareket edilmesi anlayışının yansıtıldığı ve suç işlendiği açıktır. Kadınların hak taleplerinin “kul hakkına aykırılık” olarak gösterilmesi, giyim tarzına göre kadınları aşağılayarak ve sessiz kalanların vebal altında olduğunun ifade edilmesi erkek şiddetinin kışkırtılmasıdır. On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızdan, anayasal ve yasal haklarımızdan, eşitlik, özgür ve şiddetten uzak yaşama ısrarımızdan, haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz!” ifadelerini kullandı.

    MERSİN

    Mersin Kadın Platformu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son dönemde camilerde okuttuğu hutbelerde kadın haklarını hedef aldığını belirterek, anayasa ve yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

    Mersin Kadın Platformu, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayımladığı hutbelerde kadınlara yönelik ayrımcı, şiddeti meşrulaştırıcı ve anayasal eşitlik ilkesine aykırı ifadeler kullanıldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Mersin Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında “Medeni haklarımızdan vazgeçmiyoruz, miras hakkımızı tartıştırmıyoruz” yazılı pankart açıldı.

    Basın açıklamasında, Diyanet’in kadınların temel hak ve özgürlüklerini dini referanslarla hedef aldığına dikkat çekilerek, bu hutbelerin erkek şiddetini teşvik ettiği ve laik hukuk düzenine açıkça meydan okunduğu ifade edildi.

    Platform adına yapılan açıklamada, “Başta Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere, bu hutbeleri hazırlayan, yayımlayan ve camilerde okuyan tüm kamu görevlileri görevlerini kötüye kullanarak suç işlemiştir” denildi. Açıklamada, yetkililer Anayasa’nın eşitlik ve laiklik ilkelerine sahip çıkmaya, kadınların yaşam haklarını korumakla yükümlü olduklarını hatırlamaya çağrıldı.

    ANKARA

    Ankara’da ise kadınlar, “Medeni Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz, Diyanet Hakkında Suç Durusunda Bulunuyoruz. Miras Hakkımızdan Tartıştırmıyoruz” diyerek, Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde Diyanet hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Diyanet’in son süreçte kadınların giyim tarzına, miras hakkına ilişkin ve birçok cinsiyetçi söylem kullanmasına karşı kadınlar büyük tepki göstermişti. Buna karşı Diyanet’in hutbelerinde bunu sürdürmeye devam etmesiyle birlikte kadınlar Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Din Hizmetleri Genel Müdürü Şaban Kondi, Cuma hutbelerini hazırlayan ve yayınlayan tüm kamu görevlileri ve okuyan imamlar hakkında yasal yollara başvurdu.

    Hazırladıkları dilekçede kadınlar, “suç ve suçluyu övme, suç işlemeye tahrik, kanunlara uymama, halkı kin ve düşmanlığa sevk ve aşağılama, görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma” suçlarından soruşturma başlatılmasını ve kamu davası açılmasını talep etti.

    Yapılan başvuru sonrasında kadınlar adına açıklamayı okuyan Dilek Atik, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, siyasal iktidarın  kadın düşmanı kampanyanın yürütücülerinden biri olduğunu belirterek, erkeklere ‘kadınların haklarını gasp edin’ mesajı verdiğini ifade etti.

    İZMİR

    Diyanet’in kadınlara yönelik nefret dili ve cinsiyetçi söylemlerine karşı KESK İzmir Kadın Meclisi İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    ‘Beden Bizim, Yaşam Bizim, Karar Bizim’ yazılı pankartının açıldığı açıklamada, “Biz bugün burada İstanbul’dan fakat aynı zamanda Türkiye’nin dört bir yanında İzmir’den, Ankara’dan, Antalya’dan, Mersin’den, Kocaeli’den, Diyarbakır’dan, Eskişehir’den, Dersim’den de sesleniyoruz: On yıllar süren mücadelemizle elde ettiğimiz kazanımlarımızdan, anayasal ve yasal haklarımızdan, eşit, özgür ve şiddetten uzak yaşama ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Kadınlar, açıklamanın ardından adliyeye giderek suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de kadınlar, 8 Mart kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, 8 Mart kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi-VİDEO

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, 8 Mart kapsamında cezaevindeki kadınlara dayanışma kartı gönderdi. Kadınların her yerde mücadelesinin devam ettiğini vurgulayan DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, “8 Mart vesilesiyle bizlerde tutuklu kadın arkadaşlarımıza kart göndermek istedik, umut ediyoruz ki bir sonraki 8 Mart’ta arkadaşlarımızla birlikte halaylarımızı çekeriz” dedi.

    Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında cezaevlerinde bulunan kadınlarla dayanışmak amacıyla kart gönderdi. Etkinliğe Dersim Kadın Platformu üyeleri ile DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da katıldı.

    Yazılan kartları göndermeden önce postane önünde açıklama yapıldı. Kırmancki açıklamayı DEM Parti eski Dersim İl Eş Başkanı Esma Ataş okurken Türkçe açıklamayı ise DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin okudu.

    “8 MART VESİLESİYLE TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZA KART GÖNDERMEK İSTEDİK”

    Kadınların her yerde mücadelesinin devam ettiğini vurgulayan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eş Başkanı Hümeyra Tusun Yeğin, “8 Mart vesilesiyle bizlerde tutuklu kadın arkadaşlarımıza kart göndermek istedik çünkü zindanlarda çok sayıda arkadaşımız, yoldaşımız var. Onları mutlaka aramızda görmek istiyoruz umut ediyoruz ki bir sonraki 8 Mart’ta arkadaşlarımızla birlikte halaylarımızı çekeriz” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından postaneye giderek yazılan kartlar cezaevlerine gönderildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadın cinayetleri Dersim’de protesto edildi: Direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz-VİDEO

    Kadın cinayetleri Dersim’de protesto edildi: Direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, artan kadın cinayetlerini protesto etmek için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Yapılan basın açıklamasında, ” Mücadelemiz özgürce yaşadığımız, sokaklarda güvenle yürüyebildiğimiz, evlerden, iş yerlerinden, kampüslerden tacizcileri, katilleri yok edeceğimiz, erkek devletinizi alaşağı edeceğimiz güne kadar sürecek” denildi.

    Dersim Kadın Platformu, son günlerde yaşanan kadın cinayetlerini protesto etmek için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş düzenledi. Yüzlerce kadının katıldığı yürüyüşte sık sık ‘Kadın cinayetler, politiktir’ , ‘Jin, jiyan,azadi’ sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı platform adına Arzu Yıldız, okudu. Açıklamada, ‘Münferit değil sistematik, kadın cinayetleri politiktir’ pankartı açıldı.

    “KADIN KATİLLERİNİ ÖDÜLLENDİREN AKP-MHP İKTİDARINA KARŞI SOKAKTAYIZ”

    Katilleri, tecavüzcüleri, tacizcileri koruyan ve cezasızlık politikalarıyla ödüllendiren AKP-MHP iktidarına karşı sokakta olduklarını belirten Arzu Yıldız, “Haklarımızı geri almak için her gün her an direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dinci, gerici ve şeriatçı çetelerle sarmaladığınız her alanı sizden geri alacağız. Bugün acımız, öfkemiz taze. 4 Ekim tarihinde bu ülkenin karşılaştığı en korkunç günlerden biri daha yaşandı. İki kadın göz göre göre vahşice katledildi. Aynı gün bir kadın iki saldırgan tarafından sokak ortasında tecavüz saldırısına uğradı. Bu ülkede, katledilen Narin Güran için verilen araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Dört bir köşesi kameralarla izlenen bu kentte Gülistan Doku 5 yıldır bulunamadı. Bu kayıp filmleri bitmedi. Yine 11 gündür devletin tüm güçlerinin her sokağında olduğu bir kentte Rojin Kabaiş bulunamıyor. Bu ülkede erkek devlet şiddeti kadınlara, çocuklara, LGBTI+lara, kendinden olmayanlara nefes aldırmıyor. Kadınların yaşamlarını kıskaca alarak, yok ederek kurduğunuz katliamcı iktidarınız yıkılana dek vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “MÜCADELEMİZ ERKEK DEVLETİ ALAŞAĞI EDECEĞİMİZ GÜNE KADAR SÜRECEK”

    Katledilen kadınların adlarını dillerinden düşürmeden öfke ve isyanla mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan Yıldız, “Cinayet mahali haline gelmiş bu ülkede yaşamlarımız, özgürlüklerimiz, haklarımız için yakanızda olmaya devam edeceğiz. Uygulamadığınız yasalar yüzünden, istismarı aklayan, katilleri öven düzeniniz yüzünden, kana bulanmış ellerinizle tutunduğunuz koltuklarınız yüzünden hayatta olmayan her bir kadın, her bir çocuk, her bir LGBTI+ için karşınızda duracak bizleriz. Katlinde payınız olan kadınların yaşayamadığı her dakikası için düzeninize bir darbe daha vuracağız. Mücadelemiz özgürce yaşadığımız, sokaklarda güvenle yürüyebildiğimiz, evlerden, iş yerlerinden, kampüslerden tacizcileri, katilleri yok edeceğimiz, erkek devletinizi alaşağı edeceğimiz güne kadar sürecek” diye konuştu.

    Kadınlar, açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Festivali’nde kadınlar eşitlik ve özgürlük için yürüdü- VİDEO

    Munzur Festivali’nde kadınlar eşitlik ve özgürlük için yürüdü- VİDEO

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, 22’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında yürüyüş düzenledi. Yapılan yürüyüşte kadınlar özgür ve eşit bir yaşam taleplerini haykırdı. Yapılan etkinlikte Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri ve Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku’nun mesajı okundu.

    “Doğamızın ve irademizin gaspına izin vermeyeceğiz” şiarıyla düzenlenen 22’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 3’üncü gününde kadın etkinliği düzenlendi. Dersim Kadın Platformu’nun düzenlediği etkinliğe Kürt siyasetçi Sebahat Tuncel, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyya Boz, Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan, siyasi partiler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve çok sayıda kadın katıldı.
    Seyit Rıza Meydanında bir araya gelen kadınlar Cumartesi Anneleri’nin, Barış Anneleri’nin, Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku’nun, Emine Şenyaşar’ın adalet talepleri, hasta tutsak kadınlar için balon uçurdu.

    Ardından “Kadınların isyanı dünyayı sarsacak”, “Gülistan Doku nerede?” ve “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” dövizleriyle yürüyüş yapan kadınlar sık sık “Jin, jiyan,azadi”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları attı.

    Büyük bir coşkuyla Sanat Sokağı’na varan kadınlar, burada şarkılar söyleyip halay çektiler. Sonrasında Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ve Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku’nun kadın etkinliğine gönderdiği mesajlar okundu.

    “KAYIPLARIMIZI VE BARIŞI İSTİYORUZ”

    Cumartesi Anneleri’nin mesajında “Doğamızın, irademizin, hak ve özgürlüklerimizin gaspına izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin değişik yerlerinde güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra varlığı inkar edilen ve kendilerinden bir daha haber alınamayan insanların aileleri ve insan hakları savunucularıyız. Gözaltında kaybettirilen yakınlarımızın bulunması ve onların faillerinin yargılanması için adalet mücadelesi yürütüyoruz. Devlet şiddeti bir araç olarak kullandığı için bu arayışımızda baskıyla karşı karşıya kalıyoruz. Ama asla pes etmeden, mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz. 1009 haftadır haykırıyoruz, kayıplarımızı da istiyoruz, barışı da; kayıplarımızı da istiyoruz, hakikati de” denildi.

    “BARIŞ TALEBİMİZE KULAK VERİLSİN”

    Cumartesi Anneleri’nin ardından Barış Anneleri’nin mesajı okundu. Savaşların son bulması ve barış taleplerinin yer aldığı mesajda şu ifadelere yer verildi:

    “Biz barış annelerinin Türkiye’de ve Kürdistan’da gezmediği dağ, taş, yol kalmamıştır. Barış istemediğimiz bir yer kalmadı. Ankara’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Erbil’e. Bir ananın dünyadaki en değerli varlığı evladından başka bir şey değildir. Savaşın kaybedenleri analardır. Biz anaların gözyaşı akmasın diye dili, dini, ırkı ne olursa olsun bize yapılmış biliriz. O yüzden savaşa karşıyız, tepkiliyiz. Savaş ağır bir travmadır.  Eğer bir anne evladının parçalanmış bedenini toprağa veriyorsa ve hala barış istiyorsa, devlet yetkilileri, hükümetler kendilerinden utanmalıdır. Lakin kimseye sesimiz duyulmuyor ve bizi görmezden geliyorlar. Bizim kültürümüzde kavga da anneler baş örgülerini yere attı mı, orada barış olur. Biz Ankara’da Adalet Bakanlığı’nda, Meclis’te tülbentlerimizi barış için yere attık ama sesimizi, talebimizi duymazdan geldiler. Her ne olursa olsun biz var oldukça barışı haykıracağız, savunacağız. Son nefesimize kadar barışta, kardeşlikte, eşitlikte ısrar edeceğiz. Barış Anneleri olarak Dersim halkını, dağını, taşını, suyunu saygıyla selamlıyoruz.”

    “GÜLİSTAN DOKU NEREDE DEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku, gönderdiği mesajda 4 buçuk yıldır kızından haber alamadığına dikkat çekerek . Her geçen gün gücümü kaybediyorum. Kızımdan sonra çoğu yaşamsal fonksiyonlarımı kaybettim. Zeynel Abarakov denilen katili yargılayıp, sorgulasaydınız bugün hala ‘Kızım acaba nerede?’ sorusunu sormayacaktım. Ben ölmeden önce kızıma ne olduğunu bilmek istiyorum ve ilk defa bu kadar ölümden korkuyorum. Ben kızıma ne olduğunu bilmeden, bize bu karanlığı yaşatanlar adalet önünde hesap vermeden gözümü yummak istemiyorum. Vicdanınız Gülistan’ın bu şekilde yitip gitmesine, katillerin tatilde olmasına razı mı savcı bey? Dönemin valisi Tuncel Sonel bize, ‘Kızınız intihar etti’ değip, o katili arka kapıdan Rusya’ya gönderdi, neden? Kızımız bizi aradı, bana hediye ayakkabı almıştı. 2 gün sonra eve gelecekti. Kızımın aldığı ayakkabı tam 4 yıldır köşede bekliyor. Kızım nerede? Sorusunun cevabı o katilde. Savcılar da herkes de biliyor, 5 yaşındaki bir çocukta. Katil Abarakov elbet bir gün adaletin önüne gelecek ve o güne kadar biz ‘Gülistan Doku nerede?’ demekten vazgeçmeyeceğiz.”

    Mesajların ardından kadın hasta tutsakların isimleri okundu. Sonrasında kadın müzisyenlerin dinletisinin ardından program sona erdi.

    PİRHA/ DERSİM

  • Kadınlar Dersim’den haykırdı: 4 yıldır Gülistan karanlıkta, adalet nerede? -VİDEO

    Kadınlar Dersim’den haykırdı: 4 yıldır Gülistan karanlıkta, adalet nerede? -VİDEO

    PİRHA- Gülistan Doku’nun kaybedilişinin 4. yıl dönümü dolayısıyla Seyit Rıza Meydanı’na yürüyen Munzur Üniversitesi öğrencileri ve Dersim Kadın Platformu, “Alınan yoğun güvenlik önlemleri biz kadınları korumuyor. Güvenlikçi politikalar suçları örtmenin aracı oluyor” dediler. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “Özel güvenlik adı altında aldığınız tedbirler neden kadınlara uygulanmıyor” diye sordu.

    Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kayboluşunun ya da kaybettirilişinin üzerinden dört yıl geçti. Ailesi hala Gülistan’ı arıyor, Gülistan için adalet arıyor. Sadece ailesi değil, avukatları, arkadaşları, Dersim halkı ve kamuoyu da Gülistan’ın akıbetini soruyor.

    Dersim Yeraltı Çarşısı üstünde toplanan kadınlar, buradan ‘4 yıldır Gülistan karanlıkta, adalet nerede’ pankartıyla Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü ve burada bir basın açıklaması yaptılar. Dersim Kadın Platformu adına yapılan açıklamayı Munzur Üniversitesi öğrencisi Eylül Yantemur okudu.

    “ÖNCE GÜLİSTAN İNTİHAR ETTİ DEDİLER”

    Gülistan Doku’dan, 2020 yılında kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra haber alınamadığını hatırlatarak sözlerine başlayan Eylül Yantemuz, Diyarbakır’da yaşayan ailesinin, Gülistan’ın kaybolduğu gün Dersim’e gelerek güvenlik güçlerine ihbarda bulunduğunu ve bu ihbar üzerine arama çalışmalarının başlatıldığını belirterek şunları söyledi:

    “Yapılan araştırmalar sonunda, Gülistan Doku’nun kaybolmadan kısa bir süre önce eski erkek arkadaşı Zainal Abakarov ile bir kafenin önünde tartıştığı, cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Sonrasında dönemin valisi tarafından kesin bir dille Gülistan’ın intihar ettiği ve bedeninin bulunarak ailesine teslim edileceğine dair söz verildi. Uzunçayır baraj gölünde aylarca su altı arama çalışması yapıldı.”

    “ALINAN YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ BİZ KADINLARI KORUMUYOR”

    Tüm bu süreçte, soruşturmanın baş şüphelisi olarak görülen Zainal Abakarov ve polis memuru olan üvey babası Engin Yüceer hakkındaki şaibelerin aydınlatılmadığını vurgulayan Yantemur, “Hatta öyle ki Engin Yüceer’in şikayeti üzerine abla Aygül Doku yargılanmış ve ceza almıştır. Bu süreç bize bölge illerinde taciz, tecavüz, istismar gibi suçların arkasında hiçte azımsanmayacak oranda güvenlik güçlerinin çıkmasını anımsatıyor. İşlenen bu suçlar cezasızlık politikasıyla ya üzeri örtülüyor ya da dokunulamıyor. Bölge illerinde alınan yoğun güvenlik önlemleri biz kadınları korumuyor. Güvenlikçi politikalar suçları örtmenin aracı olarak kullanılıyor” dedi.

    “GÜLİSTAN AKİBETİ KARANLIKTA KALAN KADINLARIN SEMBOLÜ OLDU”

    Dört bir tarafı güvenlik kameralarıyla çevrili, içinde yaşayanlara adeta bir açık cezaevi duygusu yaşatan Dersim’de Gülistan Doku’nun akıbetine ışık tutacak tek bir kamera görüntüsünün bulunamadığını hatırlatan Yantemur, “Böylece Türkiye’de, Gülistan kaybolduktan sonra akıbeti karanlıkta kalan kadınların sembolü oldu” diye konuştu.

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Eylül Yantemur son olarak şunları not düştü:

    “Bu süreçte iktidar, kadınlar için hayati öneme sahip İstanbul Sözleşmesi’nden imzayı çekti. Yeni yasama dönemi başladığından beridir ise meclisin en öncelikli gündemlerinden birisi kadınların medeni haklarını yönelik saldırılar. Türkiye gündüz gözüyle kadınların kaybedildiği, kıyılarına kadın cesedi vuran ve kadınların barbarca cinayetlere kurban gittiği bir ülke durumuna gelmişken TBMM’de üç eşli biri milletvekili olarak koltuk işgal ediyor.”

    “ALDIĞINIZ TEDBİRLER NEDEN KADINLARA UYGULANMIYOR”

    Basın açıklamasının ardından söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Gülistan’ın kaybedildiğinin altını çizerek, “Kaybedildi diyoruz çünkü aradan 4 yıl geçmesine rağmen Gülistan Doku ile ilgili tek bir etkin soruşturma yürütülmedi” dedi.

    “4 OCAK’TA ÇALIŞAN KAMERALAR 5 OCAK’TA NEDEN ÇALIŞMIYOR”

    Kordu, “Özel güvenlik adı altında aldığınız tedbirler neden halkın kadınlarına uygulanmıyor” diye sorarak şunları belirtti:

    “Özel güvenlik diye girişlere koyduğunuz barikatlar, aranmadan geçmeyen araçlar, her gün insanları MOBESE’lerden tespit edip gözaltına aldığınız kameralar, Munzur Üniversite’sinde hak talebinde bulunan öğrencilere ilişkin ailelerini arayarak baskı uyguladığınız, üniversite öğrencilerine ajanlık teklif ettiğiniz politikalarınız, öğrencileri eğitimden ettiğiniz politikalarınızla, bir kentte bir kadın kayboluyor ve siz 4 Ocak’ta çalışan kameralara 5 Ocak’ta çalışmıyor diyorsunuz. Avukatlar tespit isterken DNA incelemesinde bulunmuyorsunuz. Araç başka bir araziden yol alıyor, aracın güzergahını ortaya çıkarmıyorsunuz. Buradan soruyoruz; bu ülkenin, bu kentin hakimlerine, savcılarına soruyoruz; Sizde vicdan var mı?”

    NEYİ SAKLIYORSUNUZ, NEYİ ÖRTBAS EDİYORSUNUZ”

    “Sizin bu konuda cesaretli, yürekli bir çıkışınız olacak mı?” diye soran Kordu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Olmayacak biliyoruz. Eğer bu çocuk sermayedarların çocuğu olsaydı, soruşturmayla 2-3 günde açığa çıkarmıştınız ama halkın yoksul kadınlarına, yoksul çocuklarına uygulamanız bu; kaybetmek, yok etmek, kentte kadınlara ve insanlara ilişkin umutsuzluk ve korku yaymaktır. Politikalarınız bunun üzerine kuruludur. Yoksa 4 yıldır bu kentte Gülistan Doku’ya ilişkin etkin bir soruşturma sürdürürdünüz. Bununla yetinmediniz. Bu hak arama mücadelesinde aileye idari para cezaları uyguladınız. Kentlerde ‘Gülistan Doku nerede’ diyen kadınlara gözaltı yaptınız, soruşturma uyguladınız. Burdan soruyoruz. Neyi saklıyorsunuz, neyi örtbas ediyorsunuz, neyi kamufle etmek istiyorsunuz? Çok açık ki kamuoyunun da bizim de kafamızda pek çok soru var. Kamuoyunu aydınlatmak zorundasınız.”

    “40 YIL GEÇSE DE GÜLİSTAN’I ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Seyit Rıza meydanındaki etkinlikte son sözü alan abla Aygül Doku ise, ‘Gülistan Doku nerede’ sorusunun ülkenin sınırların aştığını ama adaletin parmaklarına takılıp kaldığını belirterek şunları söyledi:

    “4 yıldır Gülistan yok diyoruz.  Başta Abarakov ve bu olayın arkasındaki tüm failler şunu iyi bilsin ki biz 4 yıldır hala buradaysak bu olayın üzerinden 40 yıl geçse de Gülistan’ı aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Biz bu süreçte 3 vali, emniyet müdürleri, savcılar değiştirdik.  Hangi olay olursa olsun hakikat en son varacağı yeri çok iyi bilir. Hakikat yanılmaz.  Bana verilen cezalar bir yana bana burada milyon tane kurşun sıkılsa bile Gülistan’ı bulmadan, bunu yaşatanları adalet önüne getirmeden ben ve ailem bu davadan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de 25 Kasım mitingi: Gülistan Doku bulunsun, failler cezalandırılsın-VİDEO

    Dersim’de 25 Kasım mitingi: Gülistan Doku bulunsun, failler cezalandırılsın-VİDEO

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de yürüyüş yaptı. Ekonomik ve siyasal belirsizlikten Dersim’de yaşayan kadınların da derinden etkilendiğini belirten kadınlar, “İstanbul Sözleşmesi’nden, nafakadan, haklarımızdan hukuklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. ‘Jin jiyan azadi’ felsefesiyle yürüyoruz” dediler. Kadınlar ayrıca Gülistan Doku’nun akıbetini de sordu.

    Dersim Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Dersim’de yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. “Yoksulluğa, Eşitsizliğe, Şiddete ve Savaşa Karşı Örgütlü Mücadeleye” başlıklı yürüyüş için Sanat Sokağı’nda buluşan kadınlar buradan slogan ve dövizlerle Seyit Rıza Meydanı’na yürüdüler.

    Yürüyüş boyunca alanda; “Jin, Jiyan, Azadi” , “Ciniye, Cuye, Azadi” ,”Kadın, Yaşam, Özgürlük” , “Şiddet ve hak ihlallerine karşı ortak mücadeleye” , “İstanbul sözleşmesi yaşatır” , “Kadına şiddet suçtur” , “Gülistan Doku Nerede” , “Mutfak senin olsun, serseri doğdum, serseri ölücem” , “Herkese anadilde sağlık hizmeti hakkı” ,” Nefrete inat yaşasın hayat” ve “Ekmekte istiyoruz, gül de” yazılı dövizler taşındı.

    Dersim Kadın Platformu’nun açıklamasını Seyit Rıza Meydanı’nda Fatoş Taşkale okudu.

    “SİYASAL İKTİDARA GERİ ADIMLAR ATIIRACAK KAZANIMLAR ELDE ETTİK”

    25 Kasım 1960’ta Dominik’te faşist Trojillo Hükümeti’ne karşı mücadelenin parçası olan Mirabel Kızkardeşler’in şiddetin her türlüsünü yaşayarak katledilmelerini hatırlatarak konuşmasına başlayan Dersim Kadın Platformu üyesi Fatoş Taşkale, “O günden bugüne tüm dünyada her yaştan kadınların yaşamında onca şey değişse de mücadele etme noktasında bir ortaklık kurma ve dayanışma gösterme ısrarı hala devam ediyor. Biz de bugün Dersim’de bu mücadelenin bir parçası olarak ‘Yoksulluğa, eşitsizliğe, şiddete ve savaşa karşı örgütlü mücadeleye’ şiarıyla alanlardayız” dedi.

    İktidarın, kadınların kazanımlarını hedefe koyan siyasi gericilikte ısrar ettiğini ama kadınların da bu saldırılara karşı durmaktan, mücadele etmekten asla vazgeçmediğine vurgu yapan Taşkale, “Bizler pek çok kez güçlü ve birleşik bir mücadele ortaya koymayı başararak siyasal iktidara geri adım attıracak, saldırıları püskürtecek kazanımlar elde ettik” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZIN ZİHİNLERİ CİNSİYETÇİ, GERİCİ ODAKLARCA TESLİM ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    “Evde, işte, okulda, sokakta, sosyal medyada, erkek şiddetine maruz bırakılıyoruz” diyen Fatoş Taşkale, şunları kaydetti:

    Erkek şiddetine dair veriler iktidarlar tarafından açıklanmıyor. Şiddet vakalarının üstü örtülmeye çalışılıyor. 2023 yılının ilk 10 ayında 353 kadın katledildi. LGBT+ örgütlerinden gelen raporlar nefret söyleminin de her geçen gün arttığını gösteriyor. Bu yaşananların hiçbirinin münferit olaylar olmadığını biliyoruz. Örneğin eğitimin her kademesinin dinci, gerici bir forma büründürmek isteyen iktidar, ÇEDES gibi uygulamalarla eğitimin bütün kademelerine dini görevli atanıyor. Genç yaşlarda gençlerimizin, çocuklarımızın zihinleri cinsiyetçi, gerici odaklarca teslim alınmaya çalışılıyor. Buna izin vermeyeceğiz.”

    İktidarın kadınlara yönelik baskı ve şiddetinin her alanda hız kesmeden devam ettiğini, Kürt kadınlarının bu baskı ve şiddetin en büyük mağdurları olduğunun altını çizen Taşkale, “AKP-MHP İktidarı bölgede uyguladığı politikalarla, kadına yönelik şiddeti ve yoksulluğu on kat daha artırmıştır. Çok sayıda Kürt kadın siyasetçi atanan kayyumlar nedeniyle halen cezaevinde iken, cezaevlerinde bulunana hasta tutsaklar için herhangi bir önlem alınmış değil. Kürt kadınları ağırlaşan ve derinleşen yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik ile mücadele etmeye devam ediyor” diye belirtti.

    “EKONOMİK VE SİYASAL BELİRSİZLİK DERSİM’DEKİ KADINLARI DA DERİNDEN ETKİLİYOR”

    Dersim’de yaşayan kadınların sorunlarına değinen ve Gülistan Doku’yu hatırlatan Dersim Kadın Platformu üyesi Fatoş Taşkale, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ülkenin içine girdiği ekonomik ve siyasal belirsizlik, Dersim’de yaşayan kadınları da derinden etkiliyor. Kadınlar her yerde olduğu gibi güvencesiz, kayıt dışı, düşük ücretle sendikasız, sigortasız çalıştırılıyor. Yine Üniversite öğrencileri başta olmak üzere, şehirde yaşayan kadınlara yönelik şiddet, taciz, istismar sistematik olarak belli güçler tarafında sürdürülüyor. Bu durum kadın platformumuz tarafından çokça teşhir edilmesine rağmen hiçbir önlem almayan yetkililer bu duruma sesiz kalarak bu suça ortak olmaktadırlar. 5 Ocak 2020 kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku bu kirli politikanın bir sonucu olduğunu çokça ifade ettik. Bugüne kadar Gülistan Doku’nun bulunmasına dair verilen sözler yerine getirilmedi. Gülistan Doku bulunana kadar bu davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

    “BU TOPRAKLARDA KADINLARIN MÜCADELESİYLE YOL ALIYORUZ”

    Daha sonra söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, “Yaşamını yitiren her kadını saygıyla anıyorum. Bizler örgütlü mücadele derken önemli bir şeye işaret ediyoruz. Yaşasın örgütlü mücadelemiz diyoruz, çünkü biz AKP-MHP rejiminin 21 yıldır faşizmi kurumsallaştırdığı, kadınlarının haklarını gasp ettiği anlayışına kadının özgürlük mücadelesiyle baş edeceğiz. Bu örgütlü mücadelemizle cevap vereceğiz” dedi.

    “Örgütlü mücadelemizle özgür kadınlar olarak toplumu inşa edeceğiz. Özgürleşmeden eşitliği sağlayamayız” diyen Kordu, şunları söyledi:

    “Özgürleşmenin öncüsü biz kadınlar olacağız. Dersim’in kadim bir direniş tarihi var. Bizim yolumuzu aydınlatanları biliyoruz, o direniş tarihidir ki, Zarifelerden, Sakinelerden, Aysel Doğanlardan, Arin Mirkanlardan geldik biz. Biz bu topraklarda kadınların bu mücadelesiyle yol alıyoruz. Güçlü tutan bu mücadeledir. Bugün katledilen kadınların çoğu alınmayan tedbirler yüzünden öldürüldü. Mahkemelerde haksız tahrik indirimleriyle erkekler serbest bırakılmıştır. Cezaevinde olan tüm kadınlara selam olsun. Yaşasın örgütlü mücadelemiz, her yerdeyiz. İstanbul Sözleşmesi’nden, nafakadan, haklarımızdan hukuklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. ‘Jin jiyan azadi’ felsefesiyle yürüyoruz.”

    Konuşmaların ardından sanatçı Songül Bulur kadınlar üzerine yaptığı şarkısını seslendirdi. Son olarak Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Kadın Meclisi Erbane Grubu’yla şarkılar söylendi, halaylar çekildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Tacizci doktor Dersim’de protesto edildi: Tacizi aklama, yargıla-VİDEO

    Tacizci doktor Dersim’de protesto edildi: Tacizi aklama, yargıla-VİDEO

    PİRHA-Çalıştığı her hastanede kadın hastaları taciz eden ve hakkında toplam 52 şikayet bulunan doktorun göreve başlamasına tepki gösteren Dersim Kadın Platformu ve SES Dersim Şubesi, Dersim’in Pertek ilçesinde ‘Tacizi aklama, yargıla’ diyerek yürüyüş gerçekleştirip açıklama yaptı.

    Çalıştığı her hastanede kadın hastaları taciz eden ve hakkında toplam 52 şikayet bulunan doktor İsmail Hakim, 2022 yılının Şubat ayında tutuklandı, geçtiğimiz günlerde ise beraat ederek Pertek İlçe Devlet Hastanesinde göreve başladı.

    Duruma tepki gösteren Dersim Kadın Platformu ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi üyeleri, Pertek İlçe Devlet Hastanesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya sendika ve platform üyelerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada, ‘Tacizi aklama, yargıla’ pankartı açıldı. Açıklamayı SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman okudu.

    “ÇALIŞTIĞI HER HASTANEDE KADINLARI TACİZ ETTİĞİ BİLİNMEKTEDİR”

    ‘2015 yılında Pertek 70’inci Yıl Cumhuriyet İlçe Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başlayan İ. Hakîm çalıştığı süre boyunca hastalarını taciz etmekle gündeme gelmiştir’ diyen Serap Kahraman, “Bu tacizler defalarca basın yolu ile kamuoyunda gündem olmuştur. En son olayda tacize uğrayan  İki kadın hastanın savcılığa başvuru yapması neticesinde şahıs Nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmıştır. 05. 06.2023 günü göreve başlatılan Hakim’in çalıştığı her hastanede kadın hastaları taciz ettiği bilinmektedir. Tacizci doktorun 2008 yılında görev yaptığı İzmir’de 37 kadın hasta tarafından şikayet edildiğini belirten Kahraman, “Ancak adli soruşturma başlatılmadan sadece idari soruşturma yapılmış ve maaş kesim cezası verilmiştir. 24 Nisan 2008 günü İzmir İl sağlık müdürlüğüne verilen ifadeler raporlastırılmıs ancak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmemiştir. İ.Hakîm’in o dönem ilişkisi olduğu FETÖ tarafından olayın üstünün kapatıldığı iddia edilmiştir” dedi.

    “DURUMUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    2009 yılında Tunceli Devlet Hastanesi’nde acil serviste çalıştığı esnada taciz ettiği kadın hastaların yakınları tarafından dövülüp Ovacık’a ardından da Hozat’a geçici görevle gönderildiğini belirten Kahraman, “Hozat’ta bir çok kadın hastayı taciz etmiş, verilen 3 şikayet dilekçesi ise işleme konulmamıştır. Kadın hastaların ve yakınlarının tepkisine sessiz kalınmış ve sadece ihtar ve puan silme cezası verilmiştir.  Son olarak Pertek’te çalıştığı sırada taciz ettiği kadın hastaların şikayeti ile tekrar gündeme gelen i.Hakim Asliye Ceza Mahkeme’sinin beraat kararı ve idarenin onayıyla görevine başlaması halkta tepki ve endişeye yol açmıştır. Çalıştığı her hastanede kadın hastaları taciz eden ve hakkında toplam 52 şikayet bulunan bu kişinin göreve başlaması hele ki ödül gibi aynı hastanede göreve başlaması insanlık onuruna, kadın ve çocuk sağlık hakkına erişimine, fiziksel ve ruhsal sağlığa dönük bir baskılama ve görmezden gelmedir. Kadın düşmanı politikalar bitene, haklarımızı kazanana kadar mücadeleye devam edecek, bu durumun takipçisi olacağız” diye konuştu.

    Açıklama, ‘Tacizi aklama, yargıla’, ‘Tacizci doktor istemiyoruz’ sloganları eşliğinde yapılan yürüyüşle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlar, kız çocuğuna yapılan cinsel istismarı protesto etti-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, kız çocuğuna yapılan cinsel istismarı protesto etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, geçen hafta Hozat’ta 9 yaşındaki kız çocuğunun cinsel istismara uğramasını yürüyüş yaparak tepki gösterdi.

    Geçtiğimiz haftalarda Hozat ilçe merkezinde 9 yaşındaki kız çocuğu annesine, 4 yıl önce aile dostları olan S.Y.’nin cinsel istismarına uğradığını anlattı.

    Dersim Kadın Platformu, geçen hafta Hozat’ta 9 yaşındaki kız çocuğunun cinsel istismara uğramasını yürüyüş yapıp daha sonra da açıklama yaparak tepki gösterdi. Açıklamayı platform adına Gönül Sonbahar okudu.

    “CİNSEL İSTİSMARLA İLGİLİ GEREKLİ DÜZENLEMELER ACİLEN YAPILMALI”

    Cinsel istismarın “kaza ve tatsız bir olay” şeklinde tanımlanmasının asla kabul edilemeyeceğini belirten Gönül Sonbahar, “Devlet yükümlülüğünü yerine getirerek çocuğa karşı istismar suçu işleyen tarikat, cemaat, bürokrat, her türlü kişi, kurum ve yapılarla ilgili cezasızlık politikasına derhal son vermeli cinsel istismarın yolunu açan yasal dayanakları ortadan kaldıracak gerekli düzenlemeleri acilen yapmalıdır. Çocuğa cinsel istismarın önlenebilmesi için öncelikle doğru tanımlanması, toplumsal, kültürel, psikolojik ve politik nedenlerinin ortadan kaldırılması, hak temelli yaklaşımlarla çocuğu koruyacak mekanizmaların yaratılması ve bu mekanizmaların sivil örgütler tarafından ve kamuoyunun denetimine olanak sağlanması, yasalardaki çocuk aleyhine yapılan düzenlemelerin kaldırılması, çocuk haklarına uygun olarak değiştirilmesi gerekmektedir” dedi.

    “KAMUOYU DENETİMİ OLMADAN CİNSEL İSTİSMAR ÖNLENEMEZ”

    Kamuoyu denetimi olmadan cinsel istismarın önlenemeyeceğini vurgulayan Sonbahar, “Bu yüzden Hozat halkı ve bizler gerçekleşen cinsel istismar suçu karşısında sessiz kalmayacağız, üstünü örtmeyeceğiz. Çocuklarımıza cinsel istismarda bulunan her kim olursa olsun teşhir edeceğiz, gerekli cezayı alması için bu davanın peşini bırakmayacağız. Çocuklara bedenen yahut psikolojik olarak zarar verecek her türlü eylemin önünde bariyer olacağız, çocuklarımızı korunmaya muhtaç olduğu gerçeğinden hareketle isyanımızı büyüteceğiz, her ne pahasına olursa olsun onları tacizci ve tecavüzcülerden koruyacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de binlerce kadın haykırdı: Hayatımızı enkaza çeviren bu düzeni değiştireceğiz-VİDEO

    Dersim’de binlerce kadın haykırdı: Hayatımızı enkaza çeviren bu düzeni değiştireceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de binlerce kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Hükümetin yaptığı ihmaller zinciriyle depremi felakete çevirdiğini vurgulayan Raife Yılmaz, “Bu depremin “asrın felaketine” dönüşmesinin sebebi depremden önce alınmayan önlemler, rant ve kar hırsı için göz yumulan usulsüzlükler, imar afları, deprem sonrasında uygulanabilir bir afet acil eylem planının olmayışı ve liyakatsız atamalardır. 

    Dersim’de binlerce kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşte, sık sık ‘Hükümet istifa’, ‘Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz’ sloganları atıldı. Yürüyüşte “Hayatımızı enkaza çeviren bu düzeni örgütlenerek değiştireceğiz” pankartı açıldı.

    Depremde hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Dersim Kadın Platformu adına Raife Yılmaz okudu.

    “İNSANLAR RANT UĞRUNA GÖZ GÖRE GÖRE KATLEDİLDİ”

    8 Mart’ı hüzünle karşıladıklarını belirten Raife Yılmaz, “Bugün acımız derin, içimiz buruk, yasımız, öfkemiz dinç ve büyük. Çünkü 6 Şubat tarihinde önce Pazarcık daha sonra ise Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler 11 ilimizde, Rojava ve Suriye de büyük yıkıma yol açtı. Resmi rakamlara göre 45.000’in üzerinde insanımızı kaybettik. On binlerce insanımız yaralı ve milyonlarca insanımız göç etmek zorunda kaldı. Bu depremlerden etkilenen on ilde insanlarımız açıkça rant uğruna, imar afları uğruna göz göre göre katledildi. Bu bir ihmal, bir sorumsuzluktan öte cinayettir. Çünkü bu depremler Türkiye açısından beklenmeyen depremler değildi. Bir deprem ülkesi olan ve yıkıcı depremlerin yaşandığı ülkemizde beklenen her depremin; riskli bölgelerde, kentlerde yıkıcı etkisi olabilme özelliği vardır. Hal böyle iken hükümet beklenen büyük deprem riskine karşı bölgede olabilecekleri her açıdan biliyorken; bu konuda kalıcı çözümler üretmek yerine; kendi politik çıkarları uğruna tüm uyarıları kulak ardı etti. Depremden etkilenen 10 ilin de bulunduğu bölgenin riskli bir bölge olduğu bilim insanları tarafından defalarca söylenmesine rağmen hiçbir bir önlem alınmadı” diye belirtti.

    “HÜKÜMET DEPREMİ FELAKAETE ÇEVİRDİ”

    Hükümetin yaptığı ihmaller zinciriyle depremi felakete çevirdiğini vurgulayan Raife Yılmaz, “Bu depremin “asrın felaketine” dönüşmesinin sebebi depremden önce alınmayan önlemler, rant ve kar hırsı için göz yumulan usulsüzlükler, imar afları, deprem sonrasında uygulanabilir bir afet acil eylem planının olmayışı ve liyakatsız atamalardır. Depremin bizlere gösterdiği en net sonuç Türkiye’de tek adam yönetimi ve mevcut siyaset anlayışının ne depremin sonuçlarını engelleyebildiği ne de ülkede yaşayan yurttaşlara yaşam hakkı sunabilen bir anlayışa sahip olduğudur. Son yıllarda pek çok şaibeli işle anılan Kızılay, halk soğukta çadır beklerken çadırları halkın bağışlarıyla çalışan bir derneğe sattı. AFAD depolarında tonlarca temel ihtiyaç malzemesi bekletilirken depremden etkilenen insanlarımız soğukta, aç ve susuz günlerce bekletildi. Hala dahi çadır ve su gibi en temel ihtiyacı bile giderilememiş binlerce insan olduğunu biliyoruz. Deprem sonrası Afet bölgesi ilan ederek yaraları sarmaya çalışması gereken devlet OHAL ilan ederek her zamanki gibi olayı güvenlikçi politikalar ile çözmeye çalışmıştır, eylem ve etkinliklere yasaklama kararları almıştır” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından kadınlar Seyit Rıza Meydanı’nda depremde hayatını kaybedenler için mumlar yaktı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu’ndan başörtüsü tepkisi: Referandum konusu yapılamaz-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu’ndan başörtüsü tepkisi: Referandum konusu yapılamaz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, TBMM Anayasa Komisyonu’nda, başörtüsüne ilişkin kanun teklifinin görüşmelerine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Temel hak ve özgürlükler referandum konusu yapılamaz, çoğunluk arkasına sığınılarak ortadan kaldırılamaz” denildi.

    Dersim Kadın Platformu, TBMM Anayasa Komisyonu’nda, başörtüsüne ilişkin kanun teklifinin görüşmelerine başlanmasına ilişkin açıklama yaptı. Platform adına açıklamayı Yeşil Sol Parti PM Üyesi Nurşat Yeşil okudu.

    “BAŞÖRTÜSÜ MESELESİNİN GÜNDEME TAŞINMASININ SİYASİ BİR ANLAMI OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Başörtüsü hakkını temel bir insan hakkı olarak gördüklerini ve herhangi bir anayasal güvenceye ihtiyaç duyulmaksızın korunmasının zorunlu olduğunu söyleyen Yeşil, “Türkiye’nin çoklu ve ağır bir krizle pençeleştiği, kadınların ve LGBTİ+ların hayatta kalma mücadelesi verdiği, kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın artarak devam ettiği, kadın cinayetlerinin katliama dönüştüğü bir süreçte, başörtüsü meselesinin gündeme taşınmasının siyasi bir anlam ve sonucu olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin ikinci yüz yılının nasıl şekilleneceğini belirleyecek olan seçim sürecinin başlamış olması ile eş zamanlı yapılan başörtü tartışmalarında meselenin haklar meselesi olmadığını da görmek gerekiyor.  İktidarıyla, muhalefetiyle kadın bedeni, giyimi, kuşamı kadınların taleplerinden bağımsız olarak seçim sürecinin malzemesi haline getirilerek manipüle ediliyor. Anayasa’nın bizzat iktidar bloku eliyle fiilen askıya alındığı, ülkenin anayasasızlık cenderesine sıkıştırıldığı, iktidar-hukuk ilişkisinin iç içe geçtiği bir dönemde, meclise sunulan anayasa değişikliğinin çok ciddi tehlikeler barındırdığının farkındayız” dedi.

    “KADINLARIN HAYATLARINA KASTEDENLERİN YAPACAKLARI ANAYASAYI KABUL ETMEYECEĞİZ”

    Bugün başını örten ya da örtmeyen milyonlarca kadının acil ihtiyacının meclisin ne giyeceği hakkında yapacağı anayasa değişikliği olmadığını belirten Yeşil şöyle devam etti:

    “Kadınların içine itildiği ekonomik çöküş ve yoksullaştırılmadan çıkış için somut ekonomik planlar, şiddetten etkin bir şekilde korunması için acil önlemler, bütünlüklü ve eşitlikçi politikalardır. Yasaları uygulamayan, failleri cezalandırmayan, başta Medeni Kanun ve Ceza Kanunu olmak üzere yasaların altını oyanlar, kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddeti ortadan kaldırmayı hedefleyen İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı şekilde çıkanlar, çocukları cinsel istismar ve sömürüden korumayı amaçlayan Lanzarote Sözleşmesi’ni hedef alanlar, kadınların kazanılmış haklarına ve hayatlarına kastedenler ve onların işbirlikçilerinin yapacakları anayasayı kabul etmeyeceğiz. Temel hak ve özgürlükler referandum konusu yapılamaz, çoğunluk arkasına sığınılarak ortadan kaldırılamaz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kadınlar Dersim’den seslendi: Gülistan Doku’nun akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Kadınlar Dersim’den seslendi: Gülistan Doku’nun akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Dersim’de kadınlar Gülistan Doku’nun akıbetini sormak için Palavra Meydanı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Kız kardeşimiz Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 gününden beri haber alamıyoruz. Gülistan Doku’nun akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, dört bir tarafı karakollarla çevrili olan ve kameralarla izlenen Dersim’de tam 3 yıldır yani 1097 gündür kayıp.

    Gülistan Doku’nun ailesi ve Dersim Kadın Platformu üyesi kadınlar açıklama öncesinde Tunceli Valiliği’nin önüne gelerek burada Gülistan Doku’nun akıbetini sordu. Ardından ise Palavra Meydanı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek açıklama yaptı.

    Yürüyüşte sık sık ‘Gülistan Doku nerede’ ve ‘Jin Jiyan Azadi’ sloganları atıldı.

    Açıklamayı Dersim Kadın Platformu adına Eylül Yantemur okudu. Açıklamada ‘Gülistansız 1097 gün geçti unutturmayacağız’ ve ‘3 yıl oldu Gülistan Doku nerede’ pankartları açıldı.

    “BİZ KADINLAR 3 YILDIR GÜLİSTAN DOKU NEREDE DİYE SORUYORUZ”

    Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 gününden beri haber alamadıklarını ifade eden Eylül Yantemur, “Gülistan hayatta mı, öldü mü, öldürüldü mü, hayattaysa nerede öldürüldüyse kim öldürdü bilmiyoruz. Biz kadınlar tam 3 yıldır Gülistan Doku nerede diye soruyoruz. Gülistan Doku bu ülkede kadınların hafızasına kazınan bir sembol oldu. Fakat ne Dersim’de de Türkiye’de de Gülistan gibi binlerce kadın akıbeti bilinmeyecek şekilde kayboldu, öldürüldü, tecavüze uğradı. Biz kadınlar Gülistan Doku’nun akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN EN GÜVENLİ KENTİNDE GÜLİSTAN 3 YILDIR BULUNAMIYOR”

    Türkiye’nin en güvenli denilen kentinde her köşesinde mobese ve her dağında kule olan bir yerde Gülistan Doku’nun 3 yıldır bulunmadığını belirten Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ise, “Bu ülkede hiç kimse bu olayın yaşanma ihtimalinden uzak değildir. 21 yaşındaki bir insanın 3 yıldır ortada olmaması sizin içinizi hiç mi ürkütmüyor. Bu ülke için utanç verici bir durum” şeklinde konuştu.

    “BENİM KIZIMI BULUN”

    21 yaşında bir öğrenciye gündüz ortasında ne oldu diye soran Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku, “Gülistan buhar olmadı uçmadı, kuş olmadı uçmadı. Akşam evde kafanızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız nasıl rahat olabiliyor, siz demiyor musunuz bizim de çocuklarımız var. Benim kızımı bulun olayın üstünü örtmeyin” ifadelerini kullandı.

    Açıklama adalet arayışını sembolize etmek amacıyla telefon ışıklarıyla aydınlatma eylemi yapılarak ‘Gülistan Doku nerede’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlar, tarikatta çocuğa tecavüze tepki gösterdi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, tarikatta çocuğa tecavüze tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar çocuk istismarına karşı Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek açıklama yaptı. Açıklamada, “6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, eril zihniyetinizi kabul etmiyoruz. Çocuklarımızı karanlığınıza teslim etmeyeceğiz” denildi.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının, babası tarafından 6 yaşındayken evlendirilmesi ve çocukluğu boyunca istismar ve tecavüze maruz bırakılmasına ilişkin Sanat Sokağı’nda bir araya gelen Dersim Kadın Platformu, Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada ‘İstismarı aklama, saklama yargıla’ yazılı pankart açılırken sık sık ‘Susma, suça ortak olma’, ‘Tarikatlar kapatılsın’ sloganları atıldı. ‘Karanlığa teslim olmayacağız’, ‘Çocuk istismarına hayır’ dövizleri taşıyan kadınlar adına açıklamayı Nurşat Yeşil okudu.

    “KADINI VE ÇOCUĞU KORUMAKLA YÜKÜMLÜ KURUMLAR GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTE”

    Eğitim sisteminin AKP iktidarı döneminde, siyasi iktidarın kendi dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun nesiller yetiştirme yönündeki politikalarının bir sonucu olarak, dini faaliyetlerin, MEB, Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve cemaatler eliyle örgütlenmeye çalışıldığı bir alan haline getirildiğini söyleyen Nurşat Yeşil, “Bu zihniyetin kadınlara ve özellikle kız çocuklarına reva gördüğü yaşam tarzı ise eğitim sisteminden ve toplumsal hayattan dışlayarak, kadını, yok sayıldığı bir yaşama hapsetmektir. Yaşadığı bu istismar ve travmalar karşısında kadını ve çocuğu korumakla yükümlü olan kurumlar görevini yerine getirmediği için şiddet vakaları artmakta ve ölümle sonuçlanmaktadır. Şiddete uğrayanı değil şiddet failini koruyan kurumlar kadın ve çocukların istismarında ve ölümünden sorumludur. AKP-MHP iktidar bloğu eliyle eğitimin dinselleştirildiği bu süreçte, dini tarikat ve cemaatlerin çocuklara ve topluma karşı işlediği suçlar ise siyasi iktidar ve yargı tarafından sürekli hasıraltı yapılmakta, bu suçların üstü örtülmeye çalışılmaktadır” dedi.

    “İSTİSMARI MEŞRULAŞTIRAN GERİCİ ZİHNİYETİNİZİ KABUL ETMİYORUZ”

    Çocukları karanlığa teslim etmemek için gerçeği ısrarla söylemeye devam edeceklerini belirten Yeşil, şunları ifade etti:

    “Çocuğu koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarında ısrar eden yargı, çocukları korumayan kolluk kuvvetleri, evlilik yaşının 12’ye düşürülmesini isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaatlerle iş birliği yapan Milli Eğitim Bakanlığı, tekçi, gerici ve cinsiyetçi temelde bir toplum inşasını hedefleyen siyasi iktidar çocuk yaşta evliliklerin ve istismarın suç ortağıdır. 6 yaşındaki çocukları evlendiren, istismarı meşrulaştıran gerici, eril zihniyetinizi kabul etmiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de kadınların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    Dersim’de kadınların yürüyüşüne polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu’nun, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Sanat Sokağıı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip açıklama yapmak istedi ancak polis ‘eylem ve etkinlik yasağı’ gerekçesiyle kadınların eylemine izin vermedi. Kadınlar tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye’de kadınların şiddete uğramadığı, vahşice katledilmediği, evde, işte, sokakta şiddet görmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı ya da iş cinayetlerinde katledilmediği bir gün geçmiyor” denildi.

    Dersim Kadın Platformu’nun, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Sanat Sokağıı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirip açıklama yapmak istedi ancak polis ‘eylem ve etkinlik yasağı’ gerekçesiyle kadınların eylemine izin vermedi.

    Yapılan görüşmeler sonucunda sadece Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yapılmasına izin verildi. Yapılan açıklamada, ‘Mirabel kardeşlerden Mahsa Amini’ye mücadelemiz sürüyor’ pankartı açıldı. Açıklamayı platform adına SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman okudu.

    “KADINLAR ARTAN ŞİDDET VE TACİZLE YAŞAMAYAY MAHKUM BIRAKILIYOR”

    İyi hal indirimleriyle şiddet cezasız bırakılırken, kadınların evde, işte, sokakta artan şiddet ve tacizle yaşamaya mahkum edildiğini belirten Kahraman, “Türkiye’de kadınların şiddete uğramadığı, vahşice katledilmediği, evde, işte, sokakta şiddet görmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı ya da iş cinayetlerinde katledilmediği bir gün geçmiyor. Çalışsak da yettiremiyor, eve gitsek de dinlenemiyor, sokakta güvenle yürüyemiyoruz. Artan enflasyon, temel tüketim maddelerinden ev kirasına ve ulaşıma kadar gelen zamlar en çok biz kadınları etkiliyor. Ülkenin bütün kaynakları zenginlere, patronlara, bankalara teşvik, kaynak, hazine garantili hayatlar sunarken, bize sadece açlık ve daha çok sömürü düşüyor. Yandaş patronlar başta olmak üzere sermayedarlara mevduat garantili fonlarla kamu bütçesinden milyonlara lira akıtılırken, 2023 bütçesinden bir kadına yalnızca 25 TL düşüyor. Her 4 çocuktan birinin okular aç gittiği Türkiye’de bütçe silahlanmaya savaşa, aktarılıyor” dedi.

    “GÜLİSTAN DOKU’NUN AKIBETİ HALA BELLİ DEĞİL”

    Dersim’de de kadınlara yönelik şiddet, eşitsizlik ve cezasızlık politikasının uygulandığını vurgulayan Kahraman, “İl merkezinden, ilçelerden ve köylerden şiddet haberleri arka arkaya geliyor. Dersimli kadınlar makbul aile ve makbul kadın kalıplarına sıkıştırılmak isteniyor. Üniversite öğrencileri hem yerelden erkekler tarafından hem de kamuda çalışan erkekler tarafından tacize uğruyor. Bu kimi zaman öğrencinin ev aramasından faydalanmaya çalışarak, kimi zaman çalıştığı iş yerinde, kimi zaman da yurt yolunda oluyor. Tüm memlekette kadınların kalbinde adeta bir yara açan Gülistan Doku’nun akıbetinden hala haber yok. Fakat 25 kasım yaklaştığında çeşitli bahanelerle verilen eylem ve etkinliklerin yasaklanması kararı jet hızıyla verilebiliyor. Kadınlara karşı bu kadar hızlı karar verilebiliyorsa kadınlar için de aynı hızla kararlar verilmesin istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM