Etiket: Dersim Kadın Platformu

  • Dersim Kadın Platformu: Sözleşmeyi nasıl kazandıysak öyle savunacağız-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Sözleşmeyi nasıl kazandıysak öyle savunacağız-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasını protesto etti. Yapılan açıklamada, “İstanbul Sözleşmesinin çekilmesinin hukuken ve kadınlar açısından yok hükmünde olduğunu belirterek, sözleşmeyi nasıl kazandıysak öyle savunacağız” dedi.

    Dersim Kadın Platformu, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesinin çekilmesine ilişkin Sanat Sokağında basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “İstanbul sözleşmesinden vazgeçmeyeceğiz” pankartı açılırken “Kararı geri çek, sözleşmeyi uygula” dövizleri taşındı. “Yaşasın kadın mücadelesi”, “Asla yalnız yürümeyeceksin” sloganlarının atıldığı açıklamayı platform adına Çağla Yolaşan yaptı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇIKILMASINI KABUL ETMİYORUZ”

    İktidarın kadın katliamını seyretmekle kalmayıp alenen meşrulaştıran söylem ve tutumlarda bulunduğunu belirten Yolaşan, uzun zamandır İstanbul Sözleşmesinin uygulanması için meydanlarda mücadele ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesinden çıkılması hem hukuken hem de kadınlar açısından yok hükmünde olduğunu dile getiren Yolaşan, “Halkın iradesinin yansıtan meclisin kararıyla onaylanan sözleşmeden, tek adamın keyfiyle çıkılması olanaksızdır.  Buna ne bu ülkenin yasaları izin verir ne de kadınlar. Biz kadınlar eşitlik istiyoruz. Evde, işte, sokakta korkmadan yaşamak, çalışmak, yürümek istiyoruz. Şiddete uğramaktan, öldürülmekten korkmadan yaşamak istiyoruz. Her kadının kendini güvensiz hissettiği bu ülkede, şiddetle etkin bir mücadelenin, daha etkili önlemlerin, koruma mekanizmalarının konuşulması gerekirken, İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasını kabul etmiyoruz. Sözleşmeyi nasıl kazandıysak öyle savunacağız. İstanbul Sözleşmesi bizimdir, vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlar ‘Krize, şiddete, eşitsizliğe karşı örgütlü mücadele’ dedi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar ‘Krize, şiddete, eşitsizliğe karşı örgütlü mücadele’ dedi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya geldi. Yapılan açıklamada, kısa çalışma, ücretli izne çıkarılma, evden çalışma ve hatta işten atmada ilk akla gelenin kadın işçiler olduğuna dikkat çekildi. Bir yıldır kayıp Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku da söz alarak soruşturmada herhangi bir sonuç alınamamasına, kardeşinin bulunamamasına tepki gösterdi.

    Dersim’de kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Dersim Kadın Platformu’nun çağrısıyla Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde “Yaşasın kadın dayanışması”, “Aşağı bakmadık, bakmayacağız” ve “Jin, jiyan, azadi’ sloganları atıldı.

    “İŞTEN ATMADA İLK AKLA GELEN KADIN İŞÇİLERDİ”

    Platform adına açıklamayı okuyan Dilek Kurban, “8 Mart’ı ağır biçimde yaşadığımız pandeminin yıl dönümünde karşılıyoruz. Dünyanın her yerinde kadınların yaşamları, politik, ekonomik ve sosyal hakları aynı sömürü çarkının, kapitalizmin derinleştirdiği eşitsiz koşulların cenderesinde” diyen Kurban, güvencesiz, kuralsız hale getirilen çalışma koşullarına en çok kadınlar mahkûm edildiğine dikkat çekti.

    Kısa çalışma, ücretli izne çıkarılma, evden çalışma ve hatta işten atmada ilk akla gelen kadın işçiler olduğunu ifade eden Kurban, şunları kaydetti:

    “İlimizde bulunan, çeşitli devlet teşvikleri ile açılan ve kadınların istihdamını artırdıklarına dair epeyce reklamı yapılan fabrikaların hemen hepsi kapandı, kadın işçilere yine evlerinin yolu göründü. Esnaf yanında çalışan kadın işçiler ise pandemi dolayısıyla yaşanan kısıtlamalardan nasibini aldılar. Pandemiyle birlikte artan işsizlik ve ekonomik krizin faturası biz emekçi halklara kesilirken holdingler, patronlar kârlarını kâr katıp büyümeye devam ettiler ediyorlar.”

    “GÜLİSTAN’IN FOTOĞRAFI NEDEN BURADA YOK”

    Açıklamanın ardından Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku söz alarak soruşturmada herhangi bir sonuç alınamamasına, kardeşinin bulunamamasına tepki gösterdi.

    Aygül Doku elinde kardeşinin fotoğrafıyla Valiliğin 8 Mart dolayısıyla yer altı çarşısı üzerindeki fotoğraf sergisine giderek, “Gülistanın fotoğrafı neden burada yok? Fotoğrafı burada olması gerek” deyip kardeşinin fotoğrafını etkinlik alanına bıraktı.

    Doku ardından da annesi ve babası ile birlikte savcılık önüne kadar yürüdü ve orada bir açıklama yaptı. Tam 1,5 yıldır biz Gülistan’ı arıyoruz diyen Aygül Doku, “Tam bir buçuk yıldır Zaynal Abarakov 24 saat bile gözaltına alınmadı. Bugün Dünya Kadınlar Günü değil mi ben de bu karanfilleri Tunceli il savcılığına, Türkiye’nin adaletine hatta dünyanın adaletine bırakarak şunu diyorum siz bir buçuk yıldır Gülistan Doku’yu korumadınız, siz bir buçuk yıldır Gülistan’ı kaybedenleri koruyorsunuz. Karanfilleri size bırakıyorum bu da sizin utancınız olsun” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Gülistan Doku kaybettirildi ve bulunmak istenmiyor’-VİDEO

    ‘Gülistan Doku kaybettirildi ve bulunmak istenmiyor’-VİDEO

    PİRHA-Gülistan Doku’nun bir yıldır bulunamamasına ilişkin Dersim Kadın Platformu, Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kız kardeşimiz Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 gününden beri haber alamıyoruz. Gülistan hayatta mı, öldü mü, öldürüldü mü, hayattaysa nerede öldürüldüyse kim öldürdü bilmiyoruz. Biz kadınlar tam bir yıldır Gülistan Doku nerede? diye soruyoruz” denildi.

    Gülistan Doku’nun bir yıldır bulunamamasına ilişkin Dersim Kadın Platformu Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını Dersim Kadın Platformu adına Damla Çınar okudu. Çınar, “Kız kardeşimiz Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020 gününden beri haber alamıyoruz. Gülistan hayatta mı, öldü mü, öldürüldü mü, hayattaysa nerede öldürüldüyse kim öldürdü bilmiyoruz. Biz kadınlar tam bir yıldır Gülistan Doku nerede diye soruyoruz” dedi.

    “SORUŞTURMA GENİŞLETİLSİN VE ÇOK YÖNLÜ ARAŞTIRMA YAPILSIN”

    “Bir  yıldır yalnızca intihar ihtimalinin araştırıldığı soruşturma genişletilsin ve çok yönlü bir araştırma yapılsın” diyen Damla Çınar şunları söyledi:

    “Zaynal Abakarov şüpheli olarak soruşturmaya dahil edilsin diyoruz. Zaynal yargılansın istiyoruz çünkü kaybedildiği günden yalnızca bir gün önce Zaynal Abakarov Gülistanı zorla arabasına bindirmeye çalışmış, çevredekilerin çağırmasıyla gelen polisler ve Zaynal’ın polis babası bu kaçırma girişiminin üstünü kapatmıştı. 5 Ocak sabahı ise Zaynal’ın çalıştığı kafede Gülistan’a bağırdığı, üzerine yürüdüğü ve kafeden ayrılmasını engellediği kamera kayıtları ile sabit. Gülistan en son 12.25’te görüldü. Zaynal ise o gün geç bir saate kadar hiçbir telefona çıkmamış ve Gülistan’ın arkadaşına “O kendine bunu getirdi. Dün gece başıma bela oldu. Artistlik yapmaya başladı. Ondan insan gibi ayrılacaktım. Dün gece evde büyük kavga çıktı. Annemin bütün planları bozuluyordu. Babam çok sinirlendi” diye itiraf niteliğinde bir mesaj atmıştır. Tüm bunlar 4 ve 5 Ocak’ta yaşandığı bilinenlerin yalnızca bir kısmı. Peki Gülistan Doku’nun kaybedilmesinden sorumlu faillerin kimler olabileceği bu kadar açıkken Dersim’de valilik, kolluk ve savcılık ne yaptı?”

    “Bugüne gelindiğinde bizler Gülistan’ın ve kaybedilen, katledilen tüm kadınların esas failini iyi tanıyoruz” diyen Çınar, “Kentimizde yaşanan sayısız cinsel suçtan, katledilen ve kaybedilen kadınlardan, Şule’den Duygu’dan, İpek’ten, Pınar’dan, Aylin’den, Esma’dan tanıyoruz. Kadınları ikincil cins olarak gören, yaşamı erkek egemenliği üzerine inşa eden, yargıdan medyaya kadar, öldürülse bile hep kadınları suçlayan düzeniniz, bu düzeni hevesle sürdüren iktidar suçludur. Biz kadınlar bugün bu meydanda daha güçlü soruyoruz: Gülistan’a ne oldu? Zaynal Abakarov’u neden koruyorsunuz? Gülistan neden sadece suda arandı? Bugün birçok farklı şehirden kadınlar ile aynı soruyu soruyoruz. İlk günden beridir sormaktan vazgeçmediğimiz gibi, Gülistan bulunana kadar akıbeti sormaktan da vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “GÜLİSTAN DOKU KAYBOLMADI, KAYBETTİRİLDİ”

    Tam bir yıldır “Gülistan Doku nerede?” sorusunu sorarak her yerde alanlarda olduklarını söyleyen HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ da şunları kaydetti:

    “Şunu çok iyi biliyoruz ki Gülistan Doku kaybolmadı, kaybettirildi. Tam bir yıldır baş şüpheli Zainal olmasına rağmen doğru düzgün ifadesi dahi alınmadı. Soruşturma dosyaya dönüşmedi ve bir yargılama gerçekleşmedi. Bir yıldır Gülistan Doku soruşturmasında bir adım ileriye gidilmiş değil. Biz buradan bir kez daha sormak istiyoruz. Zainal baş şüphelidir, Gülistan Doku kaybettirildi ve bulunmak istenmiyor. Bu sorudan korkanlara bir kez daha bu soruyu soruyoruz Gülistan Doku nerede? Bunun hesabını verin. Gülistan’ın kaybettirilmesinden bu devlet sorumludur.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadın cinayetlerine tepki: Bu düzeni kabul etmiyoruz-VİDEO

    Dersim’de kadın cinayetlerine tepki: Bu düzeni kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, son 24 saatte 4 kadının öldürülmesine tepki göstererek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Bu ülkede kadınlar her geçen gün daha korkunç bir vahşetin hedefi haline geliyor! Bu ülkede kadınlar evlerinde yakılarak öldürülüyor” denilerek İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması istendi. 

    Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’ndan bir araya gelen Dersim Kadın Platformu üyeleri; Aylin Sözer Kemal Delbe isimli erkek tarafından, Selda Taş evli olduğu Mehmet Taş tarafından, Vesile Sönmez ise oğlu Uğur Dönmez tarafından, İzmir’de Betül Tuğluk oğlu olan erkekler tarafından vurularak öldürülmesine ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi.
    “ Yıkılmamak için, Yıkacağız” pankartının açıldığı açıklamayı Kadın Platformu adına Avukat Çağla Yolaşan okudu.

    “BU ÜLKEDE HER GÜN KADINLAR KATLEDİLİYOR!”

    Bir günde 4 kadının erkek şiddeti yüzünden hayattan koparıldığına değinen Yolaşan, şunları belirtti.

    “Bu ülkede kadınlar her geçen gün daha korkunç bir vahşetin hedefi haline geliyor! Bu ülkede kadınlar evlerinde yakılarak öldürülüyor. İstanbul’da özel bir üniversitede öğretim görevlisi olan Dr. Aylin Sözer, Kemal Delbe tarafından iki gün boyunca evinde alıkonularak, boğazı kesilerek ve yakılarak katledildi. Malatya’da Selda Taş evli olduğu Mehmet Taş tarafından, Gaziantep’te Vesile Dönmez ve İzmir’de Betül Tuğluk oğulları olan erkekler tarafından vurularak öldürüldü. Bir günde 4 kız kardeşimiz erkek şiddeti yüzünden hayattan koparıldı. İsyanımız çok büyük. Şiddet faillerinin iktidarın kadına yönelik şiddete göz yuman, failleri aklayarak, serbest bırakarak adeta teşvik eden tutumu her gün kadınların canına mal oldu, olmaya devam ediyor. İktidar sözcüleri ise kadınların şiddete karşı acil önlem taleplerine kulak verip harekete geçmek yerine, öfkenin büyüdüğü her cinayette “Şiddete karşı sıfır tolerans” lafazanlığıyla halkın karşısına çıkıyor. Şiddeti önlemekle yükümlü bakanlar sahte gözyaşları döküp “davanın takipçisiyiz” “en ağır cezayı almasını diliyoruz.” diyor. Ama gerçekte iktidar, tüm aygıtlarıyla hayatın her alanında erkek egemen zihniyeti pekiştirerek kadın katillerini kolluyor. Kadın cinayetlerine karşı acil önlem taleplerini görmezden gelen, imzaladığı uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyen, etkili ve acil önlemler almaktan imtina eden bu hükümet, yüzlerce kadının ölümünde olduğu gibi Aylin Sözer cinayetinde de olay yerindeydi.”

    “ARTIK YETER!”

    İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalara son verilmesi gerektiğini belirten Yolaşan, “Biliyoruz ki gizli kapılar arkasında hala sözleşmeden nasıl kurtuluruz hesapları yapıyorsunuz. 6284 Sayılı Yasanın tartışılmasına izin veriyorsunuz. Kadınlar ölürken, öldürülürken, bunu yapamazsınız. Kadınların öldürüldüğü, bunun artık vahşete dönüştüğü bu ülkede iktidarın görevi kadına yönelik şiddeti engellemeye ilişkin çalışma yapmaktır. Aksi her davranış her yeni gün bir kadın cinayeti anlamına geliyor” dedi.

    Yolaşan, “2015’te Özgecan Aslan, geçen Temmuz ayında Pınar Gültekin, daha bugün Aylin Sözer ve hayatı elinden alınan binlerce kadın” hatırlatmasında bulunarak şöyle devam etti:

    “Kadınların hayatı ateş hattındayken, bedenleri erkek egemenliğinin ve cezasızlığın alevleri arasında kül edilmeye çalışılırken bu yangını söndürecek olan kadın dayanışmasının gücü, kadınların örgütlü mücadelesidir. Yeniden hatırlatıyoruz; Eşit, özgür, şiddet ve ayrımcılığın olmadığı, kimsenin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin ayrımcılık gerekçesi haline getirilmediği, güvenli bir hayat yaşama hakkının sağlanması için mücadeleden geri adım atmayacağız. Yakılarak katledildiğimiz, her gün başka bir vahşetin öznesi olduğumuz bu düzeni kabul etmeyeceğiz. Yakılmamak için düzeninizi yıkacağız.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Gülistan Doku’nun kaybedilişinin yıl dönümünde alanlarda olacağız’-VİDEO

    ‘Gülistan Doku’nun kaybedilişinin yıl dönümünde alanlarda olacağız’-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku’nun kaybolmasının yıl dönümü olan 5 Ocak’ta alanlarda olacaklarını belirterek, herkesi “Gülistan’ın sesine ses katmaya” çağırdı.

    Dersim Kadın Platformu, 5 Ocak 2019’dan bu yana bulunamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku için basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı okuyan Dersim Kadın Platformu üyesi Nurşat Yeşil, kadına yönelik artan şiddet, taciz, tecavüz politikalarının sistematik bir şekilde sürdüğüne dikkat çekerek, kaybedilişinden bu yana bir yılı geçmesine rağmen akıbeti açığa çıkarılamayan Gülistan Doku’yu hatırlattı.

    “SORUŞTURMANIN GELİŞTİRİLEREK YÜRÜTÜLMESİ GEREKTİĞİNİ TALEP ETTİK”

    Gülistan ile ilgili gerçeğin gizlendiğini belirten Yeşil, “Biz Dersimli kadınlar Gülistan Doku’nun kaybolduğu ilk günden beri soruşturmanın geliştirilerek yürütülmesi gerektiğini ve şüpheli Zeynal Abarakov’un etkili bir şekilde soruşturulmasını talep ettik. Ama maalesef her olayda olduğu gibi burada da kendi bildiklerini yapmaya devam ettiler” dedi.

    “5 OCAK’TA GÜLİSTAN’IN SESİNE SES KATMAYA”

    Tüm dayatmalara karşı kadın mücadelesi etrafında takipçi olmaya devam edeceklerini belirten Nurşat Yeşil, “5 Ocak’ta Gülistan Doku’nun kaybedilişinin yıl dönümünde alanlarda olacağız” diyerek tüm kadınları, ‘5 Ocak’ta Gülistan’ın sesine ses katmaya’ çağırdı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada, “Kadınlar, dünyanın her yerinde fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kalmakta ve hatta yaşam hakları vahşice ellerinden alınmaktadır. Ülkemizde pandemi döneminde 220, 2020 yılının ilk 10 ayında ise 397 kadın erkekler tarafından katledildi” derken, Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ise, “Bir kadın cinayeti 47 yıl sonra ortaya çıktı. Engin Yücel şunu zannetmesin. Bana bu saatten sonra durmak, nefes almak yok. Onlara da olmayacak. Gülistan Doku’yu bulacağım ve bize bunları çektirenler cezalandırılacak” dedi.

    Dersim Kadın Platformu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Dersim Kadın Platformu adına Fatoş Taşkale okudu.

    “KADINLAR DÜNYANIN HER YERİNDE ŞİDDETE MARUZ KALMAKTA”

    Fatoş Taşkale, kadınların dünyanın her yerinde fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kaldığını ve yaşam haklarının vahşice ellerinden alındığını söyleyerek, “Ülkemizde pandemi döneminde 220, 2020 yılının ilk 10 ayında ise 397 kadın erkekler tarafından katledildi” dedi.

    Taşkale, her güne yeni bir ölüm, şiddet, taciz ya da tecavüz olayı ile uyanır olduklarını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Kadınlar lehine imzalanan ulusal ve uluslararası sözleşmelere uyulmadığı gibi, cezasızlık ve haksız tahrik indirimi gibi cezai uygulamalar, kadına yönelik her türlü şiddet taciz tecavüzde erkekleri güçlendiriyor, teşvik ediyor, koruyor. Bu koruma ve yasasızlık her gün karşımıza yeni bir taciz, tecavüz ve kadın katliamı olarak çıkıyor. Artan şiddet ve cezasızlık; “henüz” o şiddetin muhatabı olmamış tüm kadınlara da bir gözdağı olarak, çizilen sınırlara riayet etmediğinde başına neler gelebileceğinin bir tasviri olarak gözümüze sokula sokula tekrarlanıyor. Covid-19 salgını karşısında getirilen tedbir ve yasaklar ise bizleri korumaktan çok uzak durumda; öyle ki bu yasaklar çoğu zaman bizi evlerimize ve iş yerlerimize mahkum ederek oralarda yaşanan şiddettin ise kapalı kalmasına sebep oluyor. Bu yasaklar biz kadınların yaşamı için gün geçtikçe virüsten daha tehlikeli hale geliyor. Yılmadan yorulmadan bir kez daha sesleniyoruz, yeter artık failleri değil kadınları koruyun! Eşitlik mücadelemizin en önemli kazanımlarımızdan olan İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere imzalanan uluslararası ve ulusal sözleşmeleri kaldırmayı tartıştırmak yerine bu sözleşmelere uyun, uygulayın.”

    “İNSANCA ÇALIŞMAK VE İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ!”

    Bu sistem sadece bedenlerimiz üzerinde değil emeğimiz üzerinde de tahakküm kurmak istediğini söyleyen Taşkale, “Pandemiyi fırsata çevirmek isteyen sistem ve onun temsilcisi siyasi iktidar, her alanda olduğu gibi bu alanda da emeğimizi görünmez ve değersiz kılıyor. Pandemi ile birlikte ağırlaşan ekonomik krizin en ağır faturası biz kadınlara ödetiliyor, istihdam alanında ilk gözden çıkardıkları kadınlar oluyor. Artan yoksullaşma ile birlikte evin içinde giderek ağırlaşan geçim derdinin en ağır faturasını yine biz kadınlar ödüyoruz. İçerde gün geçtikçe ekonomik şiddete, psikolojik şiddete ve hatta bazen fiziksel şiddete dönüşen bu geçim derdi pandeminin de etkisi ile çoğu zaman evin içinde kalmaya devam ediyor. Bizler de bu 25 Kasımı pandemi ile mücadelede en ön safta yer alan, sağlıkta her geçen gün giderek artan şiddete ve kölece çalışma koşullarına göğüs geren sağlık emekçisi kadınlara atfediyoruz. Bizler, insanca çalışmak ve insanca yaşamak istiyoruz” dedi.

    “GÜLİSTAN DOKU’YU BULACAĞIM VE BİZE BUNLARI ÇEKTİRENLER CEZALANDIRILACAK”

    326 gündür kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ise, kardeşinin kayboluşundan sorumlu olan herkesin hesap vereceğini söyledi. İlk günden bu yana kardeşi için açıklama yapılmaması için yetkililerin baskı kurduklarını dile getiren Aygül Doku, “Bir kadın cinayeti 47 yıl sonra ortaya çıktı. Engin Yücel şunu zannetmesin. Bana bu saatten sonra durmak, nefes almak yok. Onlara da olmayacak. Gülistan Doku’yu bulacağım ve bize bunları çektirenler cezalandırılacak” diye konuştu.

    PİRHA/ DERSİM

  • Dersim’de taciz protestosuna polis engeli-VİDEO

    Dersim’de taciz protestosuna polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Dersim Kadın Platformu’nun, taciz olayının yaşandığı işyerinin önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis izin vermedi.

    Dersim’in Atatürk Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir kebap ve künefe salonunda bulaşıkçı olarak çalışan H.K. (19), 27 Ekim’de usta olarak çalışan ve işletme sahiplerinin yakını olan Hüseyin Polat tarafından cinsel tacize maruz kalmıştı.

    Dersim Kadın platformu, taciz olayına karşı Fıstıkçıoğlu künefe adlı işyerinin önünde toplanarak açıklama yapmak istedi. Ancak kadınların basın açıklamasına polis izin vermedi.

    Açıklama öncesi Fıstıkçıoğlu künefenin bulunduğu yeri ablukaya alan polis, basın açıklamasının yapılmasını engellemeye çalıştı.

    Basın açıklamasını okumak isteyen Dersim Kadın Platformu ‘Fıstıkçıoğlu’nda taciz var’ pankartını açtıktan sonra polis şiddetiyle karşılaştı. Polis şiddetine karşı “Tacizci işletme istemiyoruz” sloganları atıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Gülistan Dokuyu suda arama çalışması göz boyama-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Gülistan Dokuyu suda arama çalışması göz boyama-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de 5 Ocak’tan bu yana haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku için sonlandırılan arama çalışmaları yeniden başlatıldı. Dersim Kadın Platformu’ndan kadınlar, arama çalışmasının göz boyama olduğunu ve ısrarla intiharmış gibi gösterilmeye çalışıldığını belirterek tepki gösterdiler. 

    Dersim’de 5 Ocak’ta kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun bulunması için Uzunçayır Baraj Gölü’nde yeniden arama çalışması başlatıldı. Dersim Kadın Platformu yeniden başlatılan arama çalışması hakkında PİRHA’ya konuştu.

    “ARAMA ÇALIŞMALARININ GÖZ BOYAMA OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”

    HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Maalesef başından beri cinayet ve kaçırılma gibi farklı sebepler üzerinde durulmadan sadece intihar seçeneği üzerinde duruldu. İlk yedi ay sürekli suda arandı, baraj seviyesi belirli bir seviyeye kadar düşürüldü daha sonra orada olmadığına kanaat getirildi. Son bir hafta da yine barajda arama çalışmaları başlatıldı. Bu bize mantıklı gelmiyor ve diğer seçenekler üzerinde hala durulmuyor, bu bizim için aslında ciddi bir sıkıntı. Sonuçta bir erkek arkadaş ve babası var eğer bu insanlar suçlu değilse neden buradan apar topar gittiler ve neden bunlar uzaklaştırıldı. Suçlu kaçar bulunduğu bölgeden, suçlu olmayan bir insanın bulunduğu yerden kaçmasının bir anlamı yok. O yüzden biz suda arama çalışmalarının bir göz boyama olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    “ISRARLA İNTİHARMIŞ GİBİ YANSITIYORLAR”

    Dersim Eğitim-Sen Şube Sekreteri Raife Yılmaz ise şunları söyledi:

    “Biliyorsunuz Gülistan Doku 5 Ocaktan beri kayıp. Oldukça uzun bir süre geçti üzerinden. Çok iddia var hepimiz biliyoruz. Deliller ciddi anlamda karartıldı. Gülistan Doku’yla ilgili olan süreçte Zainal ve ailesi hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Hatta üzerine ödüllendirildi emniyet ve İçişleri Bakanlığı tarafından. Tatil gibi Alanya’ya tayini çıktı, hiçbir engellemeyle karşılaşmadı. Gülistan’ın ailesi bir oturma eylemi kararı almıştı, orada yaşananlarda gündeme geldi. Kızını arayan bir aileyi gözaltına aldılar. Ankara’ya gittiler İçişleri Bakanlığı tekrardan bir arama çalışması başlattı. Ama bence algı operasyonu devam ediyor ve hala suda aranıyor. Baraj boşaltıldı tamamen altını gördük ama Gülistan’a ait hiçbir ize rastlanmadı hala intiharmış gibi yansıtıyorlar. Ama ısrarla bu işin içinde olan kişileri korumaya mı çalışıyorlar yoksa farklı bir politika mı izliyorlar o konuda kafamızda çok soru işareti var.”

    “GÜLİSTAN’I UNUTTURMAMAK İÇİN ELİMİZDEN GELEN HER ŞEYİ YAPACAĞIZ”

    HDP PM üyesi Helin Yağmur Uci de, “Arama çalışması bizce aslında Gülistan için sokaklarda çıkardığımız sesleri susturmak, insanlara Gülistan’ı unutturmak için başlatılmış bir arama çalışması” dedi. Uci, “Aslında şöyle de söyleyebilirim biraz algı da değiştirmek istiyorlar. Fakat bu göstermelik arama çalışmalarında kamera önlerinde yandaş medyalarda bizlere duyurdukları yapmacık arama çalışmalarına biz göz yummayacağız. Sokaklarda Gülistan için mücadele etmeye, Gülistan’ı unutturmamak ve Zainalın yargılanması için elimizden gelen her şeyi kadınlar olarak yapacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Gülistan nerede? Zainal ve babasını neden koruyorsunuz?’

    ‘Gülistan nerede? Zainal ve babasını neden koruyorsunuz?’

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, 247 gündür haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku için Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemi başlatan anne Bedriye Doku ve abla Aygül Doku’nun polis tarafından gözaltına alınmasına tepki gösterdi. 

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 247 gündür haber alınamıyor. Akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun ailesi, bugün Seyit Rıza Meydanı’nda oturma eylemi başlattı.

    Ancak oturma eylemini sürdürürken polis tarafından Gülistan’ın ablası Aygül Doku ve Anne Bedriye Doku gözaltına alındı. Abla Doku, “Gülistan nerede, failleri niye aklıyorsunuz?” diye sordu.

    Yazılı bir açıklama yapan Dersim Kadın Platformu, “Zainal’a ve babasına dokunmayanlar Gülistan’ın kardeşine ve annesine saldırıyor” dedi.

    Platform, “247 gündür kayıp Gülistan. 247 gündür Dersim’de dağı taşı uçan kuşu izleyen, demokratik haklarını kullanan kent sakinlerini her yerde izleyerek onlara baskı ve zulmü maruz görenler genç bir üniversite öğrencisi kadının güpegündüz bir şehirde kaybolmasını açıklayamıyorlar. Önce Gülistan’ın intihar ettiği iddiasıyla oyaladılar aileyi. Sistematik bir ablukayla ailenin üzerinde baskı kurarak Gülistan’ın akıbetinin sorulmasının önüne geçmeye çalıştılar. İŞKUR müdürüne kadar bir kentin bürokratlarının hiç bir mantığa uymayacak bir şekilde içine girdiği Gülistan Doku davasında bugün artık Gülistan’ın suda olmadığı itirafıyla intihar iddiası çökertilmiş durumda” diyerek tepki gösterdi.

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “Aylarca aileyi Gülistan’ın intihar ettiği ve barajda olduğu iddiasıyla oyalayanların ellerindeki kozlar tükendi. Açıkça soruyoruz; intihar ettiğini iddia ettiğiniz Gülistan nerede? Dosyadaki tek şüpheliler olan Zainal ve babasını neden koruyorsunuz? Neden etkin bir soruşturma yürütmüyorsunuz?
    bütün bu soruların cevabını arayan Gülistan Doku’nun kardeşi Aygül ve annesi Bedriye bugün bir oturma eylemi yapmaya karar verdi. Çünkü söz hükmünü yitirmişti ve Gülistan’ın ailesinin yapacak başka bir şeyi kalmamıştı elinde. Ancak aylardır Zainal’ı ve babasını korumakta büyük bir ustalık sergileyen yargı ve kolluk sadece kızlarının akıbetini sormak için en demokratik hakkını kullanarak oturma eylemi yapan Aygül’e ve annesi Bedriye’ye acımasızca saldırmaktan geri durmadı. Gülistan’ın annesi Bedriye bayıltıldı, Aygül’e ise tekme atıldı ve darp edilerek gözaltına alındılar.

    “NEDEN YAKA PAÇA GÖZALTINA ALINDILAR”

    Soruyoruz ; Aygül’ün ve annesi Bedriye’nin suçu neydi? Neden yaka paça gözaltına alındılar? Bir devlet yalnızca kaybedilen kızının akıbetini soran bir anne ve abladan neden bu kadar korkuyor ve acımasızca saldırıyor?
    Sayısız kadın cinayetinin işlendiği, kadınlara yönelik erkek şiddetinin sistematik bir şekilde arttığı bir zamanda kolluğun ve yargının bu tutumu açıkça kadın katliamlarını ve kadınlara yönelik şiddeti teşvik edip erkekleri korumuyor mu?

    “KADINLARIN KADIN DAYANIŞMASINDAN VE MÜCADELESİNDEN BAŞKA YOLU YOK”

    Biz kadınlar bütün bu soruların cevaplarını çok iyi biliyoruz. Erkek yargı, erkek kolluk ve erkek devletin kadınlara reva gördüğü bu zulüm ancak ve ancak öfkemizi daha çok kabartmaya yetiyor ve biliyoruz ki kadınların kadın mücadelesinden ve dayanışmasından başka bir yolu yok.

    “GÜLİSTAN’I ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Dersim Kadın Platformu olarak Gülistan’ın ablası Aygül ve annesi Bedriye’ye yapılan saldırıyı kınıyoruz ve buradan ilan ediyoruz. Gülistan’ın akıbeti bulunana kadar onu sormaktan ve aramaktan vazgeçmeyeceğiz.
    Aygül Doku ve Bedriye Doku derhal serbest bırakılsın! Aygül ve annesi Bedriye’nin talepleri kadınların talepleridir.
    Zainal Abarakov yargılansın! Zainal’ın babası Engin şüpheli sıfatıyla dosyaya eklenerek ifadesi alınsın! Anne Bedriye Doku’nun Cumhurbaşkanıyla konuşarak etkin bir soruşturma yürütülmesi talebi yerine getirilsin! Yaşasın kadın mücadelesi! Yaşasın kadın dayanışması!”

    PİRHA/ DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Zaynal Abakarov hakkında neden etkili soruşturma yapılmadı?

    Dersim Kadın Platformu: Zaynal Abakarov hakkında neden etkili soruşturma yapılmadı?

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, 233 gündür bulunamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku için Seyit Rıza Meydanı’nda açıklama yaptı. Platform üyesi kadınlar, şüpheli Zaynal Abakarov hakkında neden etkili soruşturma yapılmadığını sordu. 

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku, 233 gündür hala bulunamadı.

    Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku için bugün Seyit Rıza Meydanı’nda saat 17.30’da basın açıklaması yaptı.

    Platform üyesi kadınlar, “Gülistan “Sen bağır ki şiddet sussun” demişti, ne vahim ki bugün 233 gündür akıbeti belli olmayan Gülistan için buradayız” dedi.

    233 gündür kayıp olan Gülistan Doku olayının kendilerini, toplumu derinden sarstığını belirten Dersim Kadın Platformu, şöyle devam etti.

    “Bölge özelinde biz kadınların tüm söylemlerine rağmen, Gülistan’ın intihar ettiğine ilişkin somut delil varmış gibi, 7 aydan uzun bir süre sadece suda aranmıştır. Bu süreçte toplum ve kadınların hafızası başka şeylere işaret ederken, eski Tunceli İl Valisi Tuncay Sonel ve bazı kurum amirleri Gülistan’ın intihar ettiği yönünde sürekli bir algı oluşturmaya çalışmışlardır. Bu süreçte aileyi de sürekli baskı ve denetim altında tutma çabası içinde olan Tuncay Sonel, Gülistan’ı suda çıkaracağı konusunda aileye sözler vererek oyalamış, Gülistan olayının belki de istediği yer/yerlere atanması önünde engel oluşturmasını önlemiş ve hiçbir şey olmamış gibi kentimizden ayrılıp gitmiştir.
    Bu süreç boyunca sadece suya odaklı yürütülen çalışmalar diğer kanıtların toplanmasını da önlemiştir.

    “ZAYNAL ABAKAROV HAKKINDA NEDEN ETKİLİ SORUŞTURMA YAPILMADI?”

    233 gündür kız kardeşimiz yok ve bizler sormaya devam ediyoruz;
    Bu kadar şüpheli durum varken Zaynal Abakarov hakkında neden etkili bir soruşturma yapılmamıştır? Zaynal Abakarov kimdir ve ne tür bağlantıları vardır?
    Gülistan’ın akıbetini soran kadınlar ve arkadaşlarına göz altına alma, burslarını kesme, yurttan çıkarma gibi baskılar uygulanırken, baş şüpheli Abakarov ve ailesinin taşınmasına neden göz yumulmuştur?
    Olay günü Abarakov’un üvey babasına ait aracın çamurlara bulanmış olması delil açısından neden değerlendirilmemiştir?
    Tanık ifadeleri ve telefonda alınan sinyal bilgisine göre Gülistan’ın 16.30 saatlerinde hala yaşadığı anlaşılmasına rağmen, Abakarov ve ailesinin 5 Ocak günü 16.00’ dan sonra nerede oldukları/ne yaptıklarına ilişkin veriler neden toplanmamıştır?
    İlimizde olayla ilgisi, en azından bilgisi olabilecek birçok kişinin tayin olup gittiği doğru mudur yoksa bu bir tesadüf müdür?
    Gülistan Doku olayı Abakarov ile bağlantılı değilse neden aydınlatılmamaktadır? Olayın bilmediğimiz başka bir yönü mü bulunmaktadır?

    “HESABINI KİM VERECEK?”

    233 gün ailenin acılar içinde çırpınmasının hesabını kim verecektir?
    Bölgede kadınlar üzerinden taciz, tecavüz, katledilme ve kaybedilme politikaları bugün erkek egemen sistem tarafından daha fazla üretilirken failler ve katiller korunup aklanıyor. Biz kadınlar bu izlenen politikalara karşı örgütlü kadın mücadelemizi büyütecek tüm bu olayların takipçisi olacak ve Gülistan Doku’nun akıbetini sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Failleri aklamanıza, korumanıza izin vermeyecek hesap soracağız! Yaşasın kadın mücadelemiz, yaşasın kadın dayanışması!”

    PİRHA/ DERSİM

  • Dersim’de kadınlar Gülistan Doku için sokağa çıkıyor

    Dersim’de kadınlar Gülistan Doku için sokağa çıkıyor

    PİRHA-Dersim’de 5 Ocak’ta kaybolan 21 yaşındaki Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 233 gündür haber alınamıyor. Gülistan Doku’nun nerede olduğunu soran kadınlar, Dersim Kadın Platformu öncülüğünde kentte Gülistan için sokağa çıkıyor. 

    233 gündür haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku için Dersim’de bugün eylem yapacak.

    Seyit Rıza Meydanı’nda saat 17.30’da gerçekleşecek eylem sonrası kadınlar Twitter’dan da saat 18.00’de “Sen bağır ki Gülistan bulunsun!” diyerek Gülistan Doku bulunana kadar vazgeçmeyeceklerini duyuracaklar.

    Gülistan için etkin bir soruşturma yürütülmesi, şüpheli Zainal Abakarov’un yargılanması gerektiğini ve 233 gündür Gülistan Doku’nun sesi olduklarını belirten kadınlar, “Kız kardeşimiz, sıra arkadaşımız bulunana kadar vazgeçmiyoruz! Herkesi 17.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda bir kez daha Gülistan’ın sesi olmaya çağırıyoruz.” dediler.

    PİRHA/ DERSİM

  • ‘İstanbul Sözleşmesi uygulansın; yeterli sayıda sığınak yapılsın’

    ‘İstanbul Sözleşmesi uygulansın; yeterli sayıda sığınak yapılsın’

    PİRHA- Dersim Kadın Platformu, bugüne kadar İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmamasından dolayı kadın katliamlarının yaşandığını belirterek, kadınların 7/24 ulaşabileceği danışma merkezleri ile yeterli sayıda sığınak açılmasını istedi. 

    Dersim Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada kadınlar, “İstanbul sözleşmesi yaşatır, haklarımızdan vazgeçmiyoruz” pankartlarını açıp, katledilen kadınların fotoğraflarını taşıyarak “Kadın yaşam özgürlük” sloganlarını attı.

    “KADINLARIN EN ÖNEMLİ DAYANAĞI İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE GÖZ DİKİLDİ”

    Platform adına konuşan HDP İl Eşbaşkanı Nurşat Yeşil, Türkiye’de her gün kadınların katledildiğini söyledi.

    Erkek şiddetiyle katledilen kadınların isimlerinin saymakla bitmediğini belirten Yeşil, “Sadece Temmuz ayında 36 kadın öldürüldü. Katledilen Şule Çet, Nadira Kadirova, Ceren Damar cinayetlerinde olduğu gibi daha adil bir yargılama yapılmadı” dedi. Yeşil, Gülistan Doku’nun 216 gündür bulunamadığını, kadınların hukuk önünde en önemli dayanağı olan İstanbul Sözleşmesi’ne göz dikildiğini vurguladı.

    “KADIN DANIŞMA MERKEZLERİ VE YETERLİ SAYIDA SIĞINAK AÇILSIN”

    Bugüne kadar İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmamasından dolayı kadın katliamlarının yaşandığını belirten Yeşil, şunları vurguladı:

    “Kaybettiklerimiz için daha adil bir yargılama yapılabilirdi. Haklarımız için İstanbul Sözleşmesi uygulansın diyoruz. Sözleşme uygulansaydı katledilenler şimdi hayattaydı. Kadına yönelik şiddet her gün arttığı halde İstanbul Sözleşmesi’nin etkin şekilde uygulanmasını değil kaldırılmasını gündeme getirenler bu cinayetlerin, karşı karşıya kaldığımız katledilme riskinin sorumlularıdırlar. İstanbul Sözleşmesi’nin de hükme bağladığı üzere, ülkemizde mülteci ve sığınmacı olarak yaşayan bütün kadın ve çocukların şiddete karşı korunmasında eşit haklara sahip olması için açık ve net düzenlemeler yapılsın. Kadınların rahatça, 7/24 ulaşabileceği kadın danışma merkezleri ve yeterli sayıda sığınak açılsın.”

    PİRHA/ DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Gözaltılar serbest bırakılsın, yaşasın kadın dayanışması

    Dersim Kadın Platformu: Gözaltılar serbest bırakılsın, yaşasın kadın dayanışması

    PİRHA – Dersim Kadın Platformu, sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli kadın derneklerine yapılan operasyonlara tepki gösterdi. Platform yaptığı yazılı açıklamada, “Bizler kadın mücadelesinden bildiğimiz arkadaşlarımızın gözaltına alınmalarını ve bu gözdağını kabul etmiyoruz. Haklarımız ve hayatlarımız için mücadele etmekten geri durmayacağız” denildi. 

    Dersim Kadın Platformu, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistlerine ve Rosa Kadın Derneği yöneticilerine ile HDP’lilere yönelik Diyarbakır merkezli gözaltı operasyonuna tepki gösterdi.

    Kadın Platformu’nun yazılı açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

    “Kayyum atamalarıyla belediyelerin kadın çalışmalarını yok eden, kadın seçilmişleri cezaevlerine atan, kadın kurumlarını kapatan, kadınların şiddet ve yoksullukla mücadelesinin önüne geçen iktidar, şimdi de içerisinden geçtiğimiz Pandemi günlerinde bu gözaltılarla hem kadınları mücadeleden alıkoymaya çalışıyor hem de kadınları şiddet karşısında iyiden iyiye yalnızlaştırmaya çalışıyor.

    Bizler kadın mücadelesinden bildiğimiz arkadaşlarımızın gözaltına alınmalarını ve bu gözdağını kabul etmiyoruz. Haklarımız ve hayatlarımız için mücadele etmekten geri durmayacağız.

    Gözaltına alınan kadınlar derhal serbest bırakılsın. Yaşasın kadın dayanışması.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Gülistan bulunana kadar sormaya devam edeceğiz-VİDEO

    Dersim Kadın Platformu: Gülistan bulunana kadar sormaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku bulunana, fail veya failleri cezalandırılana kadar ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sormaya devam edeceklerini belirtti. 

    Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 100 gündür haber alınamıyor.

    Dersim Kadın Platformu, videolu yaptığı açıklamada, “Her tarafı kameralarla izlenen Dersim’de, Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku 5 Ocak’tan bu yana kayıp. 11 Ocak’ta Dersim halkı ve Munzur Üniversitesi öğrencilerinin, Gülistan’ın akıbetini sormak için yaptığı eyleme polis saldırdı. Yurtlardan meydanlara Gülistan’ın akıbetini sorduk, soracağız. Gülistan’ın katillerinin kaçmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    “ABARAKOV ADETA KORUNDU VE SAKLANDI”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Huzur şehri Tunceli’de devletin güvenlik politikaları ile adım başı mobese ve kameralar yerleştirilmiştir. Herkes adım adım takip edilirken 5 Ocak’tan bu yana kayıp olan Gülistan Doku’dan 100 gündür haber alamıyoruz.

    Gülistan Doku soruşturmasında en başından beri deliller ciddiyetsizlikle toplandı, baş şüpheli olan Zainal Abarakov adeta korundu ve saklandı.

    “SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ: GÜLİSTAN DOKU NEREDE?”

    Gülistan’ın akıbetini sormak isteyen bizlere biber gazları ile müdahalelerde bulunuldu, akabinde gözaltılar yapılarak susturulmaya çalışıldık.

    Ama biz Dersim Kadın Platformu olarak Gülistan bulunana, fail veya failleri cezalandırılana kadar sormaya devam edeceğiz. Gülistan Doku nerede?”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli kadınlar haykırdı: Direniyoruz, tarih yazıyoruz-VİDEO

    Dersimli kadınlar haykırdı: Direniyoruz, tarih yazıyoruz-VİDEO

    PİRHA – Dersim Kadın Platformu’nun, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında yaptığı etkinliğe, kadınlar tüm renkleri, halay ve zılgıtlar eşliğinde bir araya geldi. Platform adına konuşan Çağla Yolaşan, kadınların yaşamlarına, emeğine, bedenine ve kimliğine sahip çıkarak meydanları doldurduğunu belirtti.

    Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında sanat sokağında yürüyüş gerçekleştirdi. Tüm renkleriyle Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelen kadınlar, “Krize, katliamlara ve şiddete karşı yaşam için direnişi, eşitlik için mücadeleyi büyütelim” pankartı arkasında toplandı.

    “Cinsiyet bedende değil beyanda”, “Fabrikalardan sokaklara zaferi kadınlar getirecek”, “Gülistan Doku nerede” yazılı dövizler taşınırken, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı. Şarkılar eşliğinde kısa bir halayın ardından basın açıklaması gerçekleşti.

    “YERYÜZÜNÜN HER YERİNDE DİRENİYORUZ, TARİH YAZIYORUZ”

    Açıklamayı okuyan Avukat Çağla Yolaşan, “Eşitsizlik, işsizlik, yoksulluk, açlık, savaş, göç ve ölümlerin akıl almaz boyutlarda olduğunu belirtti. Buna karşı, yoksul halkların, emekçilerin, kadınların, gençlerin, “Bu böyle gitmez” diyerek haykırdığını ifade etti.

    Yolaşan, şöyle devam etti:

    “Kadınlar baskılara boyun eğmiyor, yeryüzünün her yerinde direniyor, tarih yazıyor. Yaşamlarına, emeğine, bedenine, kimliğine sahip çıkıyor, meydanları dolduruyor. Şiddete, tacize, tecavüze, cinsiyetçiliğe, eşitsizliğe, ırkçılığa ve kadınların inkarına yönelik politikalara karşı özgün, yeni ve yaratıcı direnişlerini birbiriyle buluşturuyor. Şili’de başlayan ve dünyanın her yerinden milyonlarca kadının eşlik ettiği, asıl failin yüzüne ‘katil, tecavüzcü sensin’ diye haykıran Lastesis dansımızda olduğu gibi iktidarlarını sürdürmek isteyenlere büyük korku salıyor.”

    ‘GÜLİSTAN’ DOKU OLAYINDA BİRİLERİ KORUNUYOR MU?’

    Yolaşan, üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasıyla birlikte üniversitedeki genç kadınların şiddet, taciz, tecavüz, yoksulluk sarmalında sıkıştırılmak istendiğini vurguladı. Gülistan Doku olayının üniversitedeki genç kadınların çığlığı olduğunu söyleyen Yolaşan, “Gülistan tüm ülkede öldürülen, alıkonulan, intihara sürüklenen, öldürülüp de intihar süsü verilen kadınların sembolü oldu. Zainal Abakarov ve ailesi hakkında hiçbir kovuşturma yürütülmeden olayın hemen ardından ‘tatil’ amaçlı başka bir ile gönderilmesini doğru bulmazken, bir de aile dün evi taşımaya gelmiştir. Bu davada birileri korunuyor mu? sorusunu ortadan kaldırmak için daha geniş bir soruşturma yürütülmelidir. Karanlık çağın yasası olarak dayatılan eşitsizliğe karşı, yaşamın eşit ve özgür kurulacağı bir gelecek için tarihin çarkını mücadeleleri ile devindiren emekçi kadınlara selam olsun” şeklinde konuştu.

    Konuşmanın ardından kadınlar davul ve erbaneler eşliğinde halay çekti.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘8 Mart’ı Gülistan nezdinde kaybedilen kadınlara adıyoruz’-VİDEO

    ‘8 Mart’ı Gülistan nezdinde kaybedilen kadınlara adıyoruz’-VİDEO

    PİRHA – Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin yaptığı açıklamada, bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Gülistan Doku nezdinde kaybolan ve kaybedilen tüm kadınlara adadıklarını duyurdu. Açıklamada, “ Tüm kadınları sesimize ses katmaya, bu dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz” denildi. 

    Haberin videosu

    Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında yapılacak etkinliklere çağrı yaptı.

    KESK binasında yapılan açıklamaya Dersim Kadın Platformu bileşenleri, siyasi parti ve kurum temsilcileri katıldı.

    “8 MART’I GÜLİSTAN NEZDİNDE KAYBEDİLEN KADINLARA ADIYORUZ”

    Açıklamada konuşan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Bir 8 Mart’ı daha kadın cinayetleriyle, cinsel saldırı vakalarıyla karşılıyoruz. Bu 8 Mart’ı 51 gündür kayıp olan Gülistan Doku ile karşılıyoruz. Bizler Dersim Kadın Platformu olarak bu 8 Mart’ı Gülistan Doku nezdinde kaybolan ve kaybettirilen kadınlara adıyoruz” dedi.

    Dersim Kadın Platformu adına açıklamayı okuyan Dilek Kurban, “Kadınlara karşı topyekûn saldırıyı düstur edinmiş kapitalizm, kendi doğasını yansıtan yöntemlerle bugün Dersim’de kadınlara ve çocuklara karşı her türlü suçun işlenmesi için cesaret veriyor. Kadınlar katlediliyor, yokluğun yoksulluğun büyük cenderesine sıkıştırılıyor, bizlerin ve çocuklarımızın cinsel dokunulmazlığı saldırıya uğruyor, günlük hayatımız güvenlik politikalarının esareti altına alınırken, evler, sokaklar, işyerleri, okullar, yurtlar kadınlar için giderek daha güvensiz yerler haline getiriliyor” ifadelerini kullandı.

    “8 MART’IN STARTI 27 ŞUBAT’TA DERSİM’DE VERİLECEK”

    Dilek Kurban şöyle devam etti:

    “Bu katmerli şiddet kentimizde genç kadınların maruz kaldığı olaylar, ayyuka çıkan çocuk istismarları ve Gülistan’ın kaybolmasıyla simgeleşiyor. Biliyoruz ki bu karanlık tabloyu ancak birliğimizi güçlendirerek ve dayanışmayla aşabiliriz.
    Tam da bu nedenlerle tüm dünyada emekçi kadınlarının mücadele günü olan 8 Mart’ın startını Dersim’de 27 Şubat günü Gülistan için sesimizi yükselterek veriyoruz!
    Krizin, şiddetin, yoksulluğun ve eşitsizliğin cenderesinden kurtulmak için;
    Ucuz, esnek ve güvencesiz çalışma koşullarını yok etmek, emeğimizin hakkını savunmak için;
    Hayatı yaşanılmaz hale getiren savaş politikalarına karşı barış sesimizi yükseltmek, kadınların güvenliğini ve esenliğini güvenlik politikalarına feda etmemek için;
    Ulusal, sınıfsal ve cinsel sömürüye karşı durmak için;
    Bir arada olacağız, sesimizi yükselteceğiz, birlikte mücadele edeceğiz.

    “KADINLARI MÜCADELEMİZİ YÜKSELTMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Bizler Dersim Kadın Platformu olarak, bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü Gülistan Doku nezdinde kaybolan ve kaybedilen tüm kadınlara adıyoruz; Trabzon’dan Antakya’ya Edirne’den Kars’a tüm kadınları ve kadın örgütlerini sesimize ses katmaya, bu dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Hep birlikte kadın dayanışmasının gücünü gösterelim!
    Dersim Kadın Platformu olarak 27 Şubat günü, Gülistan için arama çalışmalarının sürdüğü Dinar Köprüsü’nde yapacağımız açıklama ile başlayacak olan eylem ve etkinlik programımızı sizlerle paylaşıyoruz. Tüm Dersimli kadınları sesimizi ve mücadelemizi yükseltmeye çağırıyoruz.”

    8 MART PROGRAMI ŞÖYLE: 

    27 Şubat Perşembe Gülistan Doku eylemi

    Saat 12.30 Üniversite önünden Dinar köprüsüne yürüyüp arama çalışmalarının sürdüğü yerde basın açıklaması yapılacak.

    28 Şubat Cuma tutsak kadınlara kart gönderimi

    Yer: PTT Önü / Saat:11.00

    5 Mart Perşembe köy kadınlarını ziyaret (saat 10:00 yer sanat sokağı)

    6 Mart Cuma Tekstil işçilerini ziyaret (saat 12:00 yer sanat sokağı)

    14:30 Gazik kadın buluşması

    7 Mart Cumartesi/Söyleşi

    Yer:Dad / Saat:14.00

    8 Mart Pazar – Kadın Buluşması

    YER: Sanat Sokağı / Saat:12.00

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Kadın Platformu: Gülistan Doku için etkili bir soruşturma yürütülmeli

    Dersim Kadın Platformu: Gülistan Doku için etkili bir soruşturma yürütülmeli

    PİRHA – 22 Gündür bulunamayan Gülistan Doku için açıklama yapan Dersim Kadın Platformu, Doku için arama ve kurtarma çalışmalarında samut bir ilerlemenin olmadığı belirtilerek, Gülistan’ın dilekçesinde yer alan öğretim görevlisine yönelik herhangi bir soruşturma yürütülmüş müdür yada yürütülmekte midir? diye sordu. 

    Dersim’de 22 gündür kayıp olan Gülistan Doku için Dersim Kadın Platformu açıklama yaptı. Doku için yürütülen arama kurtarma çalışmalarından henüz bir sonuç alınmadığı kaydedilen açıklamada, “Yetkili mercilerce arama kurtarma çalışmalarına yönelik kamuoyu ile yeterli bilgi paylaşımı sağlanmamakta bu da hem aileyi hem bizleri üzen ve kafa karıştıran haberlerin dolaşmasına sebebiyet vermektedir” denildi.

    Dersim’deki eylem ve etkinlik yasaklarına da değinilen açıklamada, arama ve kurtarma çalışmalarında henüz somut bir ilerlemenin olmadığı aktarıldı.

    Olay yerinden geçen araç sahiplerinin dinlendiği,  Cafe önü görüntülerinin dudak okuması ile çözümlenmesi için başvuruda bulunulduğu kaydedilen açıklamada, “Ablası ise Gülistan’a ait olan sudan da çıkan, bir öğretmenlerinin geç kalan öğrencilerden derse girebilmeleri karşılığında 5 Tl toplamasını şikayet eden dilekçeyi hatırlatarak bu durumun önemine ve intihar diye düşünecekse dahi bu gibi olumsuz şeylerin öğrencileri intihara sürükleyebileceğine dikkat çekti” denildi.

    “DERSİM’DE TACİZLER SON DERECE ARTTI”

    Aile ile ortak taleplerinin etkili bir soruşturmanın yürütülmesi gerektiği belirtilen açıklamada, “Gülistan’ın bulunması, kamuoyunun aydınlatılması ve intihar ettiyse dahi onu intihara neyin sürüklediğinin anlaşılması ve bununla hesaplaşmasıdır” ifadeleri kullanıldı.

    Dersim’de son dönemlerde taciz, istismar ve tecavüz olaylarının yaşanmasında ciddi artışın yaşandığı belirtilen açıklamada, şunlara dikkat çekildi;

    “Taciz, tecavüz, istismar olayları üzerine halkımızın ve biz kadın ve çocuk hakları örgütlerinin en yasal yolla tepkilerini dile getirmelerinin önünü kesen eylem ve etkinlik yasağını doğru bulmuyoruz. Bizler yaşanan ve maalesef bugün sistematik hale gelmiş bu olayların önünün alınabilmesi için bu davaların daha şeffaf ve adil yürütülmesini talep ediyoruz. Özellikle son dönemlerde bu olaylarda fazlaca kamu çalışanlarının(kolluk kuvvetlerinin) isimleri geçmektedir. Bunlar yokmuş gibi davranmak bunların üzerini örtmez maalesef ki sadece bu olayları çoğaltır. İlimizde güvenlik gerekçesiyle getirilmiş çok sayıda kolluk personeli yaşamaktadır. Bu durumu da gözetirsek özellikle kamu çalışanlarında şiddet, taciz ve tecavüz gibi suçlarda şikayete bakılmaksızın gerekli soruşturma yürütülmelidir. Ayrıca bizler bu davalara gizlilik yasağı getirilmesini ve böylelikle kamuoyuna kapatılmasını doğru bulmuyoruz. Bizler Dersim’de neler olduğunu ve bu olanlara karşı ne gibi önlemler alındığını merak ediyoruz.”

    “GÜLİSTAN DOKU NEREDE”

    Dersim Kadın Platformu Gülistan Doku’nun 22 gündür bulunmamasına dair şu soruları sordu;

    ● Gülistan olayındaki tek şüpheli olan Zeinal Abakarov ve ailesi gerçekten nerededir? Olaydan bir gün önce çocuğun babası Gülistan evlerinden ayrıldıktan sonra neden anneyi ve Zeinal’ı darp etmiştir? Ailenin çelişkili beyanlarını da gözüne alırsak aileye yönelik araştırmalar gerçekten bu olay için yeterli midir?

    ●Gülistan’ın dilekçesinde yer alan öğretim görevlisine yönelik herhangi bir soruşturma yürütülmüş müdür yada yürütülmekte midir?

    ●Dersim de neler olmaktadır? Tüm bu olaylarda kaç kamu çalışanı sorgulanmaktadır? Ve ne tür önlemler alınmıştır.

    ● Pertek’te yaşanan cinsel istismar vakasının soruşturması ne aşamadadır? Mağdur çocuklar korunmakta ve failler için gerekli tedbirler alınmakta mıdır? DERSİM/PİRHA    

     

     

  • Zainal Abarakov’dan mesaj: Çok kötü bir şey oldu

    Zainal Abarakov’dan mesaj: Çok kötü bir şey oldu

    PİRHA – Dersim’de 5 Ocak’tan bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya hala ulaşılamadı. Aramalar Gülistan’ın en son görüldüğü iddia edildiği Uzunçayır Barajı mevkinde aranıyor. Gülistan’ın arama çalışması 16 gündür bu noktada sürüyor. Dersim’de incelemelerde bulunan Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı heyeti, basın açıklaması yaptı.

    Gülistan Doku’nun arama çalışmaları sürerken Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve Rosa Kadın Derneği’nden oluşan Diyarbakır Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı,  Dersim’’de incelemelerde bulundu.

    Doku ailesi, Dersim Barosu, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı ve birçok kurumla görüşen heyet, olaya ilişkin hazırladığı rapora dair Diyarbakır’da Tahir Elçi Toplantı ve Konferans Salonu’nda açıklama yaptı.

    “ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİĞİNE DAİR ŞAİBELER”

    Rapor şöyle:

    “Heyetin izlenimleri ve tespitleri;

    1.  Soruşturma işlemlerinin, soruşturma dosyasının birincil şüphelilerinden Zainal Abarokov’un babasının görev yaptığı Asayiş Şube tarafından yürütülüyor olması, etkin bir soruşturma yürütülmediğine ilişkin şaibelere neden olmaktadır. bu nedenle soruşturmanın Asayiş Şube’ den alınarak tarafsız ve bağımsız bir birim veya kurum tarafından yürütülmesinin sağlanması gerekmektedir.
    2. Soruşturma dosyasında toplanması elzem olan bazı delillerin toplanmamış olması(örneğin Zainal ABAKAROV’ un anne ve babasının çelişkili beyanlarının aydınlatılmaması, ev-araç içlerinde parmak izi, kan, saç kılı, tırnak gibi biyolojik deliller ile şüphe arz edecek eşya ve tüm materyallerin araştırma-incelemesinin yapılmaması) soruşturmanın sıhhatli biçimde ilerlemesini engellemektedir.
    3. Zainal Abarokov’un telefonu ve teknik cihazlarında arama ve el koyma işlemi yapılmamış olması, aralarında geçen konuşmalara dair sadece kişinin kendi rızası ile vermiş olduğu WhatsApp yazışmalarının dosyada bulunması bu soruşturmanın esas olarak intihar ekseninde yoğunlaşmasının başat faktörüdür. Oysa intihara yönlendirme suçu açısından bir değerlendirmenin yapılabilmesi için telefon ve teknik cihazlardan elde edilebilecek deliller hayati bir öneme sahiptir.
    4. Soruşturma dosyasının içeriğine göre bir şahıs, sosyal medya üzerinden, Gülistan’ın zorla arabaya bindirilmeye çalıştığını gördüğünü ve emniyeti aradığını bildirmiştir. Dosya içeriğinde böyle bir emniyet kaydının olup olmadığına yönelik bilgi istenildiğine dair bir müzekkere bulunmamaktadır. Oysa böyle bir ihbar söz konusu ise vakit kaybetmeden 155 kayıtlarının istenilmesi ve belki de soruşturmanın başka bir minvalde sürdürülmesi gerekmektedir.
    5. Aramaların çoğunluğunun suda yapılıyor olması, olayın daha çok intihar ekseninde soruşturulduğunu göstermektedir. Kara aramalarının su aramalarına kıyasen sınırlı oluşu, her iki arama açısından da ekip ve teçhizatın eksikliği hatta bu sebeple suda aramanın sadece günde 4 saat yapılması yeterince etkili bir arama çalışmasının yapılamadığını göstermektedir.
    6. Munzur Üniversitesi’nin Sarısaltuk Viyadüğü(Dinar Köprüsü)’nü ve 1.900 metrelik kamerasız alanı gören bütün kameralarının ve kamera kayıt sisteminin TEKNİK BİR BİLİRKİŞİ HEYETİ aracılığı ile incelenmesi ve Gülistan DOKU ile Zainel ABAKAROV’un 05/01/2020 günü 11:00 sularında bir kafenin önünde konuştuğu görülen görüntülerinin iyileştirilip, dudak okuma yöntemi ile konuşmaların çözümünün yapılması gerekmektedir.
    7. Arama Kurtarma ekiplerinin insan gücü ve teknik teçhizat açısından artırılması ve arama çalışmalarının hem su hem karada paralel olarak devam etmesi gerekmektedir. 

    Heyet ayrıca, Gülistan açısından kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun da söz konusu olabileceğini ve Gülistan’ın yaşıyor olma ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtmiş ve soruşturmanın bu kapsamda genişletilmediğine dikkat çekti.

    Heyet buna ek olarak soruşturma işlemlerinin, şüphelinin babası olan kolluk görevlisinin çalıştığı Asayiş Şube tarafından yapılmasının şaibeli bir duruma sebebiyet verdiğini belirtti.

    Raporda şöyle devam edildi:

    “İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (bundan sonra İHAS olarak anılacaktır) madde 2 ve Anayasa madde 17’de düzenlenen yaşam hakkının usulü boyutunun ihlal edilmemesi için devletlerin etkili soruşturma yükümlülüğü altında olduğu ve kişinin kendisi doğrudan dâhil olmasa bile, yıllardır birlikte çalıştığı arkadaşları tarafından yürütülen soruşturma işlemlerinin etkili bir soruşturma olarak görülemeyeceği konusunda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin (bundan sonra İHAM olarak anılacaktır) içtihatlarının olduğu hatırlatılmıştır. Savcılık makamı tarafından, şüpheli odaklı yapılan HTS incelemesi ve kameralardan alınan görüntülerle, şüphelinin olayın yaşandığı gün boyunca herhangi bir kopukluk olmadan takibinin sağlandığı ve dolayısıyla şüphelinin tutuklu yargılanmasını gerektirir bir şüphe olmadığı heyete bildirilmiştir. Heyetin, soruşturmanın intihara yönlendirme ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçları açısından incelenmiyor oluşu, dosyada eksik olan soruşturma işlemleri ve soruşturma işlemlerinin Asayiş Şube tarafından yürütülmesinin şaibeli oluşu ile ilgili beyanlarına Savcılık tarafından cevap verilmemiştir.

    ÜNİVERSİTEDE MOBBİNG UYGULANMASI

    -Munzur Üniversitesi Rektörü Ubeyde İpek ile yapılan görüşmede; Heyetimiz tarafından Gülistan Doku’nun bir öğretim görevlisi tarafından maruz bırakıldığı mobbinge dair sorular sorulmuştur. Sınıfa geç gelen öğrencilerden 5 TL para toplayan öğretim görevlisini şikâyet eden Gülistan Doku’nun rektör ile görüşme talebinin neden reddedildiği, vermiş olduğu dilekçeye dair herhangi bir işlem başlatılıp başlatılmadığı, işlem başlatılmışsa soruşturmanın hangi aşamada olduğu ve Gülistan Doku’nun arkadaşları tarafından yurtta yapılan ışık açma kapama eyleminden sonra bu eyleme katılan öğrencilerin ailelerinin neden arandığı sorulmuştur.
    Rektör Ubeyde İpek, Gülistan Doku’nun vermiş olduğu dilekçenin işleme alındığını ve Cayize isimli öğretim görevlisi hakkında soruşturmanın devam ettiğini belirtmiştir. Yurttaki eylem neticesinde öğrencilerin ailelerinin aranmasının ise kendisiyle bir ilgisi olmadığını keza yurdun Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı olduğunu belirtmiştir. Basına yansıyan haberlerden ve durumun bizzat şahidi olanların tanıklığından da bilindiği kadarıyla, Munzur Üniversitesinde yaşanan ve yine bu Üniversitede çalışan kişiler tarafından gerçekleştiği iddia edilen cinsel taciz ve fuhuş iddiaları sorulmuştur. Rektör, bu konuda ön inceleme yapıldığını fakat herhangi bir şikâyet olmadığından soruşturma açılmadığını belirtmiştir.

    “DOSYANIN BİR KISMI KARANLIK”

    Dersim Barosu ile yapılan görüşmede; Baro Başkanı Av. Kenan Çetin, Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmaya dair heyetimize şu ifadelerde bulunmuştur:

    “Dosyada Gülistan’ın arkadaşlarının, 3 tane görgü tanığının, erkek arkadaşı ve ailesinin ifadeleri mevcut. Ayrıca HTS kayıtları var. Savcılık görüşmelerine göre evdeki tartışmalarının günü ve saati basında geçtiği şekilde. Tartışmanın yaşandığı akşam öğretmenine gittiği doğru. Ertesi sabah Zainal ile buluşuyor. Görüntüler en son görüntüler. Cumartesi ve pazar günü okulun aktif olmadığını unutmayalım. Tarafımızca Savcılığa Zainal’ın neden ayrıntılı beyanı yok diye soruldu. Bu soru aynı zamanda Savcılığa yazılı biçimde de sunuldu. Aile, üniversite kamerasının görüntülerini izlemiş. Arabalar falan oldukça küçük görünüyor. Kameranın açısı Gülistan’ın durduğu söylenen yeri net göstermiyor. Şoför ise beyanında bana sorulan kişiyi hatırlamıyorum, nerede indiğini yanında kimin olup olmadığını bilmiyorum, demiş. Bu aracın içinde olan kişilerin eşkâli varmış, bu kişilerle ilgili kimlik tespiti yapılmasını istedik. Bu inen kişiler kim? Dosyanın bu kısmı karanlık. Dinar Köprüsünde gördüğünü iddia eden kişiler, yeşil montlu, zayıf yapılı bir kadın olduğunu dile getirmiş. Aile, arabanın bir buçuk kilometreyi 3 dakikada geçtiğini söylüyor o yüzden bu beyanlara pek güvenmiyor, inanmıyor.

    ZAİNAL’IN BABASINDAN ANNESİNE ŞİDDET

    Arkadaşı Küba’nın ifadesinde Zainal’ın attığı mesajda geçen çok kötü bir şey çıktı cümlesinin bir açıklaması olmamış. Detayı nedir aile de merak ediyor.” Gülistan Doku’nun ailesi yürütülen soruşturmaya dair heyetimize şu ifadelerde bulunmuştur:

    “Çocuğun ailesi Gülistan’ı kabul etmiyor sonra işler bozuluyor. Tartışma akşamındaki konuşmalarda ailenin rolü olduğunu düşünüyoruz. Baba, anneye şiddet uygulamış. O sabah Gülistan bu yüzden Zainal’dan özür dilemeye gitmiş. Aile Gülistan’a yoğun biçimde psikolojik ve duygusal şiddet uygulamış. Gülistan bizlerle çok detaylı bir şey paylaşmadı ama evlenmeyi düşünüyorum falan dedi. Rusya’ya gideceğini ve bir Rus’la evleneceğini söylüyordu. Gülistan Zainal’ın annesini sevdiğini dile getirmişti annesine ve ablasına. Zainal’ın ailesiyle de iletişim halindeymiş. Bahsedilen barkodu ve notu biz dosyada görmedik. Diyarbakır Kriminal’a göndermişler.

    “GÜLİSTAN’IN İFADELERİ BASIN TARAFINDAN ÇARPITILIYOR”

    Ama 30.12.2019 tarihine ait ve soğuk algınlığı sebebiyle olduğunu biliyoruz. Gülistan Doku’nun arkadaşları yürütülen soruşturmaya dair heyetimize şu ifadelerde bulunmuştur:

    “İfadelerimizde söylediğimiz şeyler basın tarafından çarpıtılıyor. Örneğin “Munzur’a kendimi atmaya gidiyorum” ifadesi basın tarafından çarpıtıldı. Gülistan normalde de kafa dağıtmak için Munzur’un kenarına giderdi fakat bu farklı yansıtıldı ve intihar edeceğini arkadaşına söylemiş şeklinde basında yer aldı. Oysa gerçek bu değil. Makas mevzusunda da aynı durum oldu bir arkadaşımız kendisinin Gülistan’a verdiği makasa benzediğini ifade etti fakat bu makas o bölümde okuyan bir sürü kişide var. Zainal’ın Gülistan’a daha önce bir kere tokat attığını biliyoruz. Hatta neden ayrılmadığını sorduğum için sonrasında aralarında geçenlerden bana pek bahsetmedi. Gülistan ve Zainal daha önce de iki ay ayrı kalmışlardı. Bunun için intihar edebileceğini düşünmüyorum. Hatta en son ayrılıkta Zainal ara verelim demiş olmasına rağmen Gülistan hayır madem öyle bitsin demiş.

    “KORKUYORUM; ÇOK KÖTÜ BİR ŞEY OLDU”

    Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezinden hukukçular da soruşturmanın eksik yönlerine dikkat çekerek soruşturmanın sadece intihar olasılığı üzerinden yürütülmesine eleştirel yaklaştı.

    “Soruşturma tek yönlü gitmemeli. Zainal’ın çelişkili ifadesi var. Olaydan bir gün öce ‘Korkuyorum, çok kötü bir şey oldu…’ içerikli whatsapp yazışmaları var. Böyle bir mesaj atıyor arkadaşlarına. Bu konu irdelenmedi. Polis ifadesinde bunların hiçbirinin sorulmaması, sorgulanmaması çok ciddi eksikler barındırmaktadır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersimli Kadınlar, tacize ve tecavüze karşı sokaklara döküldü-VİDEO

    Dersimli Kadınlar, tacize ve tecavüze karşı sokaklara döküldü-VİDEO

    PİRHA -Dersim Kadın Platformu, cinsel şiddet olaylarına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların yargılamalarının mağduru koruyacak şekilde ve suçluları halktan ve kadınlardan kaçırmayacak, gizlemeyecek özellikte yapılmasını ve yargılamanın kadın ve çocuk hakları örgütlerine açılmasını talep ediyoruz” denildi. 

    Dersim Kadın Platformu, Dersim’de yaşanan cinsel şiddet olaylarına tepki göstermek için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri, kadın ve öğrenci örgütleri ile yüzlerce yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Özgür Genç Kadın’dan Dilar Aras, “Ovacık, Pertek ve Hozat ilçelerinde birbiri ardına çocuk istismarı vakaları açığa çıktı. Munzur Üniversitesi öğrencisi henüz 21 yaşındaki gencecik kız kardeşimiz Gülistan Doku’dan günlerdir haber alamıyoruz. Kadınlara yönelik şiddet vakalarında kent tarihimizde görülmemiş düzeyde bir artışla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Kadınlara, kız ve erkek çocuklarına yönelik özellikle cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen bu korkunç suçların bu derecede artmış olması tesadüf değildir. Çocuk istismarcılarına af niteliğinde olan ve meclis açılır açılmaz gündeme geleceği beklenen yasa tasarısının tartışıldığı ve kadınların “çocuk istismarının affı olmaz” deyip ülkenin dört bir yanında eylemler ile sokakları doldurduğu bu günlerde çocuk istismarı konusunda kara bir tablo karşımızda durmaktadır. Türkiye’de her geçen gün artan çocuklarımıza yönelik istismar vakaları, istismarcılara af getirme anlayışının ve cezasızlık politikalarının bir sonucudur.

    “CİNSEL İSTİSMAR OLAYLARINI ÖFKEYLE TAKİP EDİYORUZ”

    İlimizde ise son beş ayda açığa çıkan 4 ayrı istismar vakası da bu kara tablonun bir özetidir. Geçtiğimiz Ağustos ayında yaşanan istismar vakasının faili maalesef ki yine bu cezasızlık politikasının bir sonucu olarak ilk duruşmada tahliye edilmiştir. Ve bu sonuçlar, bu istismar vakalarını münferit olmaktan çıkarıp sistematik hale getirmekte, failleri cesaretlendirmektedir. Bu durumun en somut örneğini bugün yine Pertek’te yaşamaktayız. Geçtiğimiz günlerde Pertek’te açığa çıkan ve mağdur sayısının 15’i bulabileceği iddia edilen nitelikli cinsel istismar olayını öfkeyle takip ediyoruz. İstismar olayı ile ilgili iddialar maalesef yaşadığımız durumun vahametini göstermektedir.

    Çocukların cinsel ve fiziksel istismarı sadece kınama açıklamaları ile geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğu gibi münferit kabul edilerek ya da nedenlerini yok sayarak sadece sonuca odaklanan çağ dışı ceza teklifleri ile önlenemeyecek toplumsal bir soruna dönüşmüştür. Zira ülkemizde çocuklara yönelik istismar vakaları son 10 yılda %700 artmıştır. Ülkemizin dört bir yanındaki adliyelerde her yıl on binlerce çocuğa yönelik cinsel istismar davaları açılmaktadır. Üstelik bunlar sadece kayıtlara geçen rakamlar olup, sorunun gerçekte bundan çok daha büyük olduğu malumdur.

    Bu nedenle en kısa zamanda ve planlı olarak çocukların cinsel istismarını yaratan eril ve cinsiyetçi söylemin ortadan kaldırılması için çok yönlü ve yaygın bir eğitim programının uygulanması ve bunun bir devlet politikası haline getirilmesi, bundan daha önemlisi bu durumu besleyen eril söylemlerin ve cinsiyetçi dilin yaşamın her alanında mahkûm edilmesi gerekmektedir. Bu konuda başta devlet yetkilileri olmak üzere toplumun her kesimine büyük görevler düşmektedir.  Gün geçmiyor ki henüz bebek sayılacak yaşta olan ve cinsel bir kimliği dahi oluşmayan çocuklara yönelik bir söylem ile karşılaşmayalım. Son dönemlerde sıklıkla ülke gündemine geldiği üzere, çocuk yaştaki evliliklere gösterilen müsamaha, bebek yaştaki çocuklara cinsel kimlik yükleyen çeşitli gerici söylemler, bu söylemlerin cezasız bırakılışı ve hatta korunuyor oluşu ifade ettiğimiz bu bataklığın toplumsal nedenidir.

    Son yıllarda ülkemizde artış gösteren ahlaki erozyon her gün çeşitli şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Her cinayette, her taciz ve tecavüzde ;  İnsana, doğaya, hayvana değer vermeyen, insani değerlere savaş açan bu zihniyetin dışa vurumuna  tanık oluyoruz. Akıl ve vicdan gibi insani değerlerin ayaklar altına alınarak yok edildiği, bilimin, eğitimin, sanatın itibarsızlaştırılarak, yaşamı sadece dürtülere indirgeyen bu zihniyet yok edilmedikçe de bu vahim olaylara tanıklık etmeye devam edeceğiz.

    Sorumluluk mevkiinde olanların,  bütün bu yaşananları hasta ruhlu birkaç kişinin münferit olayı gibi gören ve kınama açıklamaları ile geçiştiren tavrının ya da kimyasal hadım gibi yöntemlerle çözeceğini sanma yaklaşımının sonuç vermeyeceğini görmesi gerekmektedir.

    Çocuklara yönelik her türlü istismarın önüne geçilmesinin bir devlet politikası olarak benimsenmesi ve toplumsal nedenler ile istismara zemin sunan tüm aktörlerin ortadan kaldırılması için toplumsal seferberlik ilan edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda öncelikle Mecliste Çocuk Bakanlığının kurulması, çocukların üstün yararının temel alındığı kanuni düzenlemelerin yapılması,  yetişkin ve çocuk eğitiminin gözden geçirilmesi, farkındalık yaratılması için projeler geliştirilmesi, çocuklara ve kadınlara yönelik her türlü cinsiyetçi söylemin terk edilmesi, bu konudaki her söylem ilgilisinin cezalandırılması, istismar davalarında istismarcı ile birlikte istismara zemin hazırlayan ve istismarı gizleyen kişilerin yargılanması, yargılamanın çocuğun beyanın esas alınarak ve verilecek cezalarda indirimler yapılmadan ve yine cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olarak yargılamanın kısa sürede sonuçlanması gerekmektedir.

    “DAVALAR KAPALI KAPILAR ARDINDA GÖRÜLMEMELİ”

    Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların yargılamalarının mağduru koruyacak şekilde ve suçluları halktan ve kadınlardan kaçırmayacak, gizlemeyecek özellikte yapılmasını ve yargılamanın kadın ve çocuk hakları örgütlerine açılmasını talep ediyoruz. Yargı mercilerini istismar olaylarını titizlikte araştırmaya ve en üst hadden cezalandırmaya davet ediyor ve takipçisi olacağımızı yineliyoruz. Pertek’te gizlilik kararı konunan istismar vakasının da kadın ve çocuk örgütlerine açılmasını talep ediyoruz. Bu davanın bizlerden habersiz kapalı kapılar ardında görülmesini kabul etmiyoruz. Tüm halkımızı, kadınlara ve çocuklara yönelik istismara karşı mücadele etmeye çağırıyoruz!

    Açıklama, ‘Kadın yaşam özgürlük, Jin jiyan azadi, çocuk susar sen susma’ sloganları eşliğinde sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlardan çocuk istismarına karşı cezasızlık politikasına tepki-VİDEO

    Dersim’de kadınlardan çocuk istismarına karşı cezasızlık politikasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Dersim ve Ovacık Kadın Platformu, çocuk istismarına karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “AKP 2016 yılından beri sistematik olarak çocuk yaşta, zorla ve erken evlendirmelerin önünü açacak, çocuk istismarını meşrulaştıracak bu af da dahil, birtakım yasa değişiklikleri ve uygulamaları gerçekleştirmeye çalışmaktadır” denildi. 

    Haberin videosu

    Birçok ilde çocuk istismarına karşı yapılan basın açıklamaları, Dersim merkez ve Ovacık’ta kadın platformları tarafından gerçekleştirildi.

    Dersim merkezde Sanat Sokağı’nda yapılan basın açıklamasına siyasi parti ve kurum temsilcileri, kadın örgütleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan KESK Temsilcisi Duygu Kurban, “İktidarın, küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenen erkeklerin istismar suçundan affedilmesine yönelik bir tasarı hazırladığıyla ilgili haberler bir süredir basına yansımaktadır. Son çıkan haberlere göre AKP tarafından 15 yaş farkının bir kriter olarak benimsenmiş olduğu ve çocuk istismarını meşrulaştıracak bu affın meclis açılır açılmaz gündeme getirileceği söylenmekte. AKP 2016 yılından beri sistematik olarak çocuk yaşta, zorla ve erken evlendirmelerin önünü açacak, çocuk istismarını meşrulaştıracak bu af da dahil, birtakım yasa değişiklikleri ve uygulamaları gerçekleştirmeye çalışmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARI KORUYACAK ÖNLEMLERİ HAYATA GEÇİRİN”

    Kurban konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İstismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile aklamak çocukların tekrar istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. AKP’nin “Affı bir defaya mahsus yapacağız” açıklaması, “Bir kereden bir şey olmaz” zihniyetinin devam ettiğini göstermektedir. Bu düzenlemeyi yapma gerekçesi olarak, küçük yaşta istismar edilmiş ve evlendirilmiş kız çocuklarının, suç olan bu eylemi gerçekleştiren erkeklerin hapse girmesi sonucunda çocuklarıyla birlikte ortada kalmaları ve mağdur olmaları gösterilmektedir. Çocukları korumakla yükümlü devletin veri dahi paylaşmadan böyle bir gerekçeyle çocukların cinsel istismarını meşrulaştırmaya çalışmasını akıl ve vicdan dışı buluyoruz. İktidara tekrar sesleniyoruz, amaç gerçekten kız çocuklarını korumak ve mağdur olmalarını engellemekse neler yapılabileceğini kadın ve çocuk örgütleri yıllardır haykırmakta! Faillerin değil, çocukların mağduriyetlerini öncelemek ve dahası önlemek elinizde! İstismarcıları affetmek yerine çocukları koruyacak önlemleri hayata geçirin.

    Evlenme ehliyeti olmayan çocuklara imam nikahını kıyan din görevlilerinin, kız çocuklarını çocuk yaşta evlendiren ailelerin ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek buna göz yuman kişi ve resmi otoritelerin cezalandırılması, Türk Ceza Kanunu’nda 15 yaş altı çocukların cinsel davranışa rızasının söz konusu olamayacağının açıkça belirtilmesi, erken yaşta ve zorla evlendirmenin suç olarak düzenlenmesi, evlilik yaşının her koşulda 18’e çıkartılması  ve bunların hiçbir boşluk ve yorum farkına yer bırakmayacak şekilde yasalara dahil edilmesi gerekmektedir.

    Aksi halde iktidarın bu ve benzeri girişimleri, cezasızlık politikaları, iyi hal indirimleri maalesef ki çocuklara yönelik cinsel istismarları arttırmakta, yaşam alanlarını çocuklarımız için güvensiz hale getirmektedir. İlimizde de çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarında artış görünmektedir. Önce Pertek ardından Hozat ve birkaç gün önce de Ovacık ilçemizde yaşanan cinsel istismar olayları kaygı vericidir. Ovacık’ta H.P adlı esnafın 12 yaşındaki bir çocuğu bir süreden beridir istismar ettiği ortaya çıkmıştır. H.P , ailenin şikâyetçi olması ile kamera görüntülerinden tespit edilerek tutuklanmıştır.”

    Pertek’te geçtiğimiz aylarda 17 yaşındaki çocuğun evine zorla girerek taciz eden A.Ç. maalesef ilk duruşmasında tahliye edilmiştir.”

    “BİR KEREDEN BİR ŞEY OLMAZ ZİHNİYETİ DEVAM EDİYOR”

    Öte yandan Ovacık Kadın Platformu da, belediye binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, siyasi parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan Belediye Meclis üyesi Senem Yerlikaya, şunları kaydetti:

    “İstismar suçunu evlenme koşullu bir düzenleme ile aklamak çocukların tekrar istismara maruz bırakılması ve şiddet dolu hayatlara mahkûm edilmesi anlamına gelmektedir. AKP’nin “Affı bir defaya mahsus yapacağız” açıklaması, “Bir kereden bir şey olmaz” zihniyetinin devam ettiğini göstermektedir. Bu düzenlemeyi yapma gerekçesi olarak, küçük yaşta istismar edilmiş ve evlendirilmiş kız çocuklarının, suç olan bu eylemi gerçekleştiren erkeklerin hapse girmesi sonucunda çocuklarıyla birlikte ortada kalmaları ve mağdur olmaları gösterilmektedir. Çocukları korumakla yükümlü devletin veri dahi paylaşmadan böyle bir gerekçeyle çocukların cinsel istismarını meşrulaştırmaya çalışmasını akıl ve vicdan dışı buluyoruz. İktidara tekrar sesleniyoruz, amaç gerçekten kız çocuklarını korumak ve mağdur olmalarını engellemekse neler yapılabileceğini kadın ve çocuk örgütleri yıllardır haykırmakta! Faillerin değil, çocukların mağduriyetlerini öncelemek ve dahası önlemek elinizde! İstismarcıları affetmek yerine çocukları koruyacak önlemleri hayata geçirin!”

    PİRHA/DERSİM