Etiket: direniş

  • ‘Zafer mücadele eden işçinin oldu’; maaşları ve mesai ücretleri ödendi

    ‘Zafer mücadele eden işçinin oldu’; maaşları ve mesai ücretleri ödendi

    PİRHA- İnşaat işçilerinin maaşlarını alamadıkları için başlattığı iş bırakma eyleminin 12’nci gününde kazanımla sonuçlandı.

    Aydın-Denizli otoyol şantiyesinde Farnas ve İnceoğulları inşaatında çalışan 51 işçi, maaşları ve fazla mesai ücretlerini alamadıkları için başlattıkları iş bırakma eyleminin 12’nci gününde kazanımla sonuçlandı. Barınma ve kötü beslenme koşullarına rağmen kararlılıkla mücadele eden işçilerin maaşları ve fazla mesai ücretleri dün hesaplarına yatırıldı.

    İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası (İYİ-SEN), sanal medya hesabından işçilerin kazanımla sonuçlanan eylemine dair şu açıklamayı yaptı:

    “Zafer mücadele eden işçinin oldu. Aydın – Denizli otoyol şantiyesinde Farnas ve İnceoğulları inşaat çalışanı 51 işçi arkadaşımızın verilmeyen hakları için başlattığımız eylem 12. gününde kazanımla sonuçlandı. Bu süreçte her türlü olumsuz barınma ve beslenme koşuluna rağmen sendikasına güvenerek kararlılıkla mücadele eden işçi arkadaşlarımızı kutluyoruz. Sendikamız memleketin neresinde olursa olsun inşaat işçisinin hak mücadelesinin içinde olacaktır. Kurulurken dediğimiz gibi sömürü düzeni yıkılacak işçiler eşit ve özgür yaşayacak.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Van’da direnişin güzel gülüşlü çocuğu tutuklandı

    Van’da direnişin güzel gülüşlü çocuğu tutuklandı

    PİRHA-Van’da halkın AKP’nin seçim darbesine karşı başlattığı direniş sırasında gözaltına alınan ve güler yüzlü fotoğrafıyla gündem olan Muhammed Orhan adlı çocuk tutuklandı.

    Van’da AKP’nin seçim darbesine karşı başlatılan direniş sırasında gözaltına alınan ve güler yüzlü fotoğrafıyla direnişin sembolü olan Muhammed Orhan (18) tutuklandı.

    Orhan, sabah saatlerinde emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık, “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla Orhan’ı Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti. Hakimlik, aynı gerekçeyle tutuklama kararı verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Van İl Seçim Kurulu’nun, mazbatanın Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan yerine AKP’nin adayı Abdulahat Arvas’a verilmesini kararlaştırması üzerine halk direnişe geçmişti.

    YSK ise AKP’li Arvas’a verilen mazbatayı DEM Partili Abdullah Zeydan’a iade edilmesine karar verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Van’da halk iradesine sahip çıktı: Direniş sokaklara yayıldı

    Van’da halk iradesine sahip çıktı: Direniş sokaklara yayıldı

    PİRHA- Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanlığını kazanan Abdullah Zeydan’a mazbata verilmemesi üzerine kentin her yerinde protestolar başladı. Tüm sokak ve caddelerde ateşler yakıldı, yollar trafiğe kapatıldı.

    Van’da halk, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) Büyükşehir Belediye Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu hakkının iadesinin AKP’nin “talimatıyla” geri alınmasını ve Van İl Seçim Kurulu’nun, mazbatanın seçimde yaklaşık 30 puan fark yiyen AKP’li Abdulahat Arvas’a verilmesini protesto ediyor.

    ESNAF KEPENK KAPATTI

    Kentte Cumhuriyet ve Maraş cadelerine çıkan binlerce kişi, ara sokaklarda çöp kovaları ve direklerle barikatlar kurdu. Bazı noktalarda ateşler yakıldı. Esnafların tümü kepenk kapattı.

    Polis, gaz bombaları ve tazyikli suyla protesto eylemindeki yurttaşlara saldırdı. Saldırılar nedeniyle çok sayıda kişi yaralandı. Polisin, DEM Parti Van İl Örgütü binasından içeri girdiği ve gaz bombaları attığı iddia edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 8 Mart Kadın Platformu’ndan Özak direnişine ziyaret – VİDEO

    8 Mart Kadın Platformu’ndan Özak direnişine ziyaret – VİDEO

    PİRHA – Özak Tekstil direnişinin 66. gününde 8 Mart Kadın Platformu işçileri ziyaret etti. Özak Tekstil işçisi kadınlar bu direnişin ruhunun kadın işçiler olduğunu vurguladı.

    Öz İplik-İş’ten istifa edip BİRTEK-SEN’e geçtikleri için işten atılan Özak Tekstil işçilerinin direnişi 66’ncı gününde İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde bulunan Özak Holding önünde sürüyor.

    8 Mart Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken Özak Tekstil işçilerine dayanışma ziyaretinde bulundu. “Özak Tekstil işçisi kadınlar yalnız değildir, yaşasın kadın dayanışması” pankartı açarak yürüyüş düzenleyen kadınlar “Özak işçisi yalnız değildir”, “Yaşasın 8 Mart, yaşasın kadın dayanışması” sloganları attı.

    “8 MART KADIN PLATFORMU OLARAK DİRENİŞİNİZİ SELAMLIYORUZ”

    Platform adına söz alan Şenay Kumuz, şunları söyledi:
    “Her yıl 8 Mart’ta biraraya gelip bunu sokaklarda bir eylem haline dönüştüren biz kadınlar olarak bugün 8 Mart çalışmamızı da buradan size aktarmak istedik. Bizim için direnişiniz çok değerli bizler kadın hareketinin bir parçası olan 8 Mart Kadın Platformu olarak direnişinizi selamlıyoruz. Sizleri desteklemek için de bugün burada yer alıyoruz. Direnişte yer alan bütün arkadaşları da selamlıyoruz.”

    “BU MÜCADELENİN RUHU BİZİZ”

    Özak Tekstil işçilerinden Funda Bakış ise şu ifadeleri kullandı:
    “Bu mücadelenin ruhu biziz. Bu direnişin simgesi asıl olarak kadınlar. Bu büyük mücadelede bizim yanımızda olan bütün kadın arkadaşlarımıza desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz. Biz kazanmak için birlikte yürümek zorundayız. Bizim gücümüzün farkına varacaklar. Bugün veya yarın farkına varacaklar. Biz birlikte var olacağız. Kazanacağız.”

    Ardından kadınlar direniş çadırına geçerek direniş sürecine dair sohbet etti. Kadınlar, direniş çadırında bir süre vakit geçirdikten sonra sloganlarla ziyareti sonlandırdı.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Sputnik Türkiye grevi 165. gününde: Herkesten destek bekliyoruz-VİDEO

    Sputnik Türkiye grevi 165. gününde: Herkesten destek bekliyoruz-VİDEO

    PİRHA-TGS ile Sputnik Türkiye arasında sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine başlatılan grev 165 gündür devam ediyor. Grevde olan gazetecilerden Arda Acaröz, “Biz hukuku çiğnemedik, biz sendikalaşmak istediğimiz için işimizden atıldık” dedi. Ali Isıyel de, “Bizim direnişimiz büyük oranda kazanmış bir direniş. Direnişimiz, yakın basın tarihinin en uzun grevi, bunun için de herkesi desteğe davet ediyoruz” diye konuştu.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Rossiya Segodnya Uluslararası Haber Ajansı (Sputnik) Türkiye işvereni ile sürdürdüğü Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine grev kararını ajansın İstanbul ve Ankara’daki bürolarına asmıştı. Bunun üzerine Sputnik Türkiye’de çalışan 24 TGS üyesi 7 Ağustos’ta işten çıkarılmıştı.

    Sputnik Türkiye’de başlayan grev, Sputnik Türkiye ofisinin bulunduğu Süzer Plazanın önünde 165. gününde devam ediyor. Grevde olan gazetecilerden Ali Isıyel ve Arda Acaröz, 165’inci gününde olan direnişi PİRHA’ya anlattı.

    “DİRENİŞLERİMİZİ VE GREVLERİMİZİ TOPLUMA YAYMAMIZ GEREKİYOR”

    Yakın zamanda görülen duruşmada iş yeri temsilcisi Necdet Eksilmez’in işe iadesinin kazandığını söyleyen Ali Isıyel, “Tabi ki işveren bu kararı üst mahkemeye taşıyacak ancak bu karar bizim için çok önemli bir gösterge oldu. Bizim işten çıkarılmamızın tamamen sendikal sebeplerle olduğu ortaya çıktı. 165 gündür direniyoruz ve aslında basına şunu gösterdik, biz basın çalışanları gazeteciler gerekirse 1 yılda direnebilirler, grev yapabilirler. Sputnik’te sendika haberleri yapıyorduk ama biz sendikalaşmak istediğimizde işveren bizi kapının önüne koydu. Direnişlerimizi ve grevlerimizi topluma yaymamız gerekiyor. Bizim direnişimiz büyük oranda kazanmış bir direniş. Ancak son zamanlarda bize gösterilen destekte bir düşüş görüyoruz. Direnişimiz, yakın basın tarihinin en uzun grevi, bunun için de herkesi desteğe davet ediyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE’DE GREVLERİN SAYISI DAHA DA ARTACAK”

    165 gündür grevde olduklarını ifade eden Arda Acaröz, “165 günü devirmiş bir grev var. Yazın başlamıştık ancak artık kış geldi. Zor şartlar altında grev yapıyoruz. Bizim de sayımız düştü, çünkü insanların bakmak zorunda oldukları aileleri var ancak bu grev sürdürülmek zorunda. Çünkü mahkeme tarafında eğer bir kazanın göstermek istiyorsak biz alan içerisinde de mevcut olmamız gerekiyor. Eğer böyle devam ederse Türkiye’de grevlerin sayısı daha da artacak. Bundan sonra medya sektöründe de grevler artacak. Biz hukuku çiğnemedik, biz sendikalaşmak istediğimiz için işimizden atıldık. O yüzden de hukuk yönünden kazanacağımızdan eminim, bize destek gittikçe azalmaya başladı o yüzden herkesten destek bekliyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Sputnik Türkiye grevi 53. gününde: Gerekirse 1 sene de devam ettiririz – VİDEO

  • Özak Tekstil işçileri, direnişlerini İstanbul’a taşıdı: Artık bizden daha fazla korksunlar-VİDEO

    Özak Tekstil işçileri, direnişlerini İstanbul’a taşıdı: Artık bizden daha fazla korksunlar-VİDEO

    PİRHA-Urfa’da 58 gündür işlerine geri dönmek için eylem yapan Özak Tekstil işçileri, eylemlerini İstanbul’a taşıdı. Özak Holding’in önünde açıklama yapan işçiler, “Gücümüzü patronlara gösterdik ve artık bizden daha fazla korksunlar. Biz yanımızda ve karşımızda kimlerin olduğunu 2 ay boyunca gördük. Urfa’da verdiğimiz mücadeleyi artık İstanbul’a taşıdık. Direnişimizi Özak Holding’in önünde sürdüreceğiz” dedi.

    Urfa Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) faaliyet gösteren Özak Tekstil’de çalışan işçiler, sendikal hakların tanınması ve fabrikadaki çalışma koşullarının iyileştirilmesi için 58 gün önce başlattıkları direnişi, holdingin merkezinin olduğu İstanbul’a taşıdı. Marmaray Zeytinburnu durağında buluşan işçiler, Kazlıçeşme’deki Özak Holding binası önünde basın açıklaması yaptı.

    İşçiler, Özak Holding önünde yaptıkları açıklamada “Sendika seçme hakkımız engellenemez” yazılı pankartı taşıyarak geldi. İşçiler, sık sık “Patrona köle olmayacağız”, “Özak işçisi yalnız değildir” sloganları attı.

    Açıklamaya Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, HDP’nin eski Milletvekili Musa Piroğlu, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sputnik direnişçileri, KESK İstanbul Şubeler Platformu ve çok sayıda sendika katıldı.

    “MÜCADELEMİZİ ARTIK İSTANBUL’A TAŞIDIK”

    Döktükleri alın terine karşılık insanca muamele görmek istediklerini söyleyen Özak Tekstil işçisi Funda Bakış, “Gücümüzü patronlara gösterdik ve artık bizden daha fazla korksunlar. Biz yanımızda ve karşımızda kimlerin olduğunu 2 ay boyunca gördük. Urfa’da verdiğimiz mücadeleyi artık İstanbul’a taşıdık. Direnişimizi Özak Holding’in önünde sürdüreceğiz. İstediğimiz sadece işimize geri dönmek ve insanca muamele görmek istiyoruz” dedi.

    BİRTEK-SEN BAŞKANI: İŞÇİLERİN TALEPLERİNİ KABUL EDİN

    Özak işçilerinin direnişinin ucuz emek ve kölelik düzenine karşı öfkesi birikmiş binlerce işçinin haykırışı ve isyanı olduğunu belirten BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen ise, “Özak işçilerinin isyanı ve direnişi aynı zamanda bölgede on binlerce işçiye dayatılan kölelik düzenine itirazın sesidir. Buradan Özak Holding’e yeniden çağrı yapıyoruz. İşçilerin haklı taleplerini kabul edin, işçileri işe geri alın, işçilerin sendika seçme haklarına saygı duyun ve yasadışı tavrınıza son verin” diye belirtti.

    “EMEKÇİLERİN SIRTINA ÇÖKENLER YİNE KAYBEDECEKLER”

    Türkiye’de karanlık bir sömürü düzeni olduğunu vurgulayan EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da şunları söyledi:

    “Ucuz emek sömürüsüne son vermek ve insanca yaşayabilmek için direnen Özak işçilerinin 2 aydır sürdürdükleri bir mücadele var. AKP iktidarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2 aydır orada yaşananları denetlemek için bir adım bile atmadı. Böyle karanlık sömürü çarklarının dişlerini kırmak için Özak işçileri mücadele etmeye devam ediyor. Emekçilerin sırtına çökenler geçmişte olduğu gibi günümüzde de kaybedecekler.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 2023 yılı, Alevilerin inkara, asimilasyona karşı direndiği yıl oldu

    2023 yılı, Alevilerin inkara, asimilasyona karşı direndiği yıl oldu

    PİRHA- Cumhuriyet’in yüz yaşına girdiği 2023 yılı da yüzyıllık inkar, imha ve asimilasyon politikalarının devam ettiği bir yıl oldu. AKP-MHP blokunun Alevileri ‘denetim’ altına alma planına karşı, Aleviler de daha örgütlü bir mücadele hattı örerek “Devletin Alevisi olmayacağız” mesajını güçlü bir şekilde verdi.

    Aleviler nezdinde 2023 yılı, AKP-MHP hükümetinin Alevilere karşı yürüttüğü kültürel ve inançsal asimilasyon saldırılarıyla devam etti.

    Cumhuriyetin ikinci yüzyılına dair yıl boyunca miting, panel, yürüyüş gibi eylem ve etkinlikler yapan Aleviler, ‘Demokratik Cumhuriyet’ talebini alanlarda daha gür seslendirerek, bir yüzyıl daha yok sayılmayı kabul etmeyeceklerini vurguladılar.
    Farklılıkları yok sayan Türkiye Cumhuriyeti, başta Alevileri olmak üzere, farklı inanç ve etnik kimlere dönük inkâr, imha ve asimilasyon politikalarını kesintiye uğratmadan yüz yıldır sürdürüyor. Topyekûn ortadan kaldıramadığı Alevileri kavim kırım politikaları ile kendi hak ve hakikatinden uzaklaştırmak isteyen devlete karşı Alevler de hakikatin izinden hiç ayrılmadılar.

    AKP-MHP hükümeti, Alevilere karşı yeni hamlesini Eylül 2022’de geliştirdi. Devlet ve iktidar sahipleri, Alevilerin meşru demokratik taleplerini karşılamak ve anayasal güvenceye almak yerine, inkarda ısrar ederek Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu.

    AKP/MHP iktidarı, uzun yıllardır dinselleştirmek için çabaladığı eğitim sistemine sonunda her okula imam atayacağı ÇEDES projesini ekledi.
    Aleviler ve örgütleri tüm bu hamlelere cevabını sokaklarda, meydanlarda, TBMM’nin önünde ve bulunduğu her yerde söyledi. 2023 yılını binlerin katıldığı mitingle uğurlayan Aleviler ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2024 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarının arttığı, zora, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    İşte Aleviler açısından 2023 yılında yaşananlar:

    ALEVİLERİN ASİMİLASYONU İÇİN ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKALIĞI KURULDU

    AKP-MHP iktidarı, Alevi inkarını sürdürürken, asimilasyon politikalarına hız verdi. Ulusal ve Uluslararası mahkemelerin Alevi inancı ve toplumu hakkında verdiği kararları bu yıl da uygulamazken, asimilasyon ve inkarı kurumsallaştırıp Kültür Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu.
    Alevi toplumunun yoğun tepki gösterdiği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Danışmanı Ali Arif Özzeybek getirildi. Kasım 2023’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gece yarısı kararnamesiyle Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.
    Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararnameyle Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlı dedelere maaş bağlanması yasalaştı. AKP hükümeti, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının çemberini genişletti. Kültür Bakanlığı tarafından görevlendirilen kişiler Alevi köylerine giderek, dedeleri maaşa bağlama teklifinde bulundu.

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ayrıca harem selamlık gençlik kampı düzenleyeceğini açıkladı. Alevi derneklerine gönderilen yazıda, Aydın ve Çanakkale’de iki ayrı tarihte yapılacak kampa katılmaları için 10 kız 10 erkek ismi istendi.

    Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın düzenlediği etkinlikte, Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylan kaldırıldı. Hükümet, yeni bir Hacı Bektaş Veli portresi yaparak “alternatif anma etkinliklerini” yeni bir boyuta taşıdı!

     

    ALEVİ TOPLUMU ÇEDESE KARŞI HEM MEYDANLARDA HEM DE HUKUKSAL ALANDA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRDÜ

    Aleviler; ÇEDES ve zorunlu din derslerine karşı İzmir’de 16 Eylül’de miting yaptı. Mitinge katılan on binler, hep bir ağızdan “İktidar elini çocuklardan çek” dedi. İzmir’den seslenen Aleviler, “Eşitlik, adalet, özgürlük istiyoruz. Bir arada yaşamı kurmak için laik demokratik bir hukuk devleti istiyoruz” dedi.
    Alevi örgütlerinin öncülüğünde ve yoğun çalışmaları sonrasında Kadıköy’de düzenlediği “Demokratik Türkiye” mitinginde ise “Karanlığa teslim olmayacağız, er ya da geç kazanacağız” mesajı verildi.  “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” şiarıyla yapılan mitinge binlerce yurttaş katıldı.

    PSAKD Gaziosmanpaşa Şubesi Karayolları Cemevi’nin, İstanbul Valiliği’nin “haksız işgal tazminatı” talebine karşı açtığı davada mahkeme cemevi lehine karar vermişti. İstinafa giden kararda yeniden cemevi haklı bulundu, “Ecrimisil talep edilemez” denildi.

    Aleviler, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü. Açıklamada, el konulan dergahların Alevi toplumuna iade edilmesi çağrısında bulunuldu.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği 4’üncü kongresini Almanya’da bulunan Dortmund ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Delegeler sırasıyla söz alarak Alevilere yönelik uygulanan asimilasyon politikaları ve Alevi kadınların örgütlenme sorunları hakkında konuştu.

    Alevi Pirleri ve din alimleri, Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Genel Merkezi’nde savaş ve tecride ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada barış vurgusu yapılarak “Yol birdir sürek bindir düşüncesi ile yolumuzu barışa çerağ olmalıyız” denildi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) önderliğinde oluşturulan Madımak Hafıza Merkezi ‘Sanal Müzesi’ açıldı. Sivas Katliamı ile ilgili bugüne kadar yapılan çalışmalar, doktora tezleri, kitaplar, incelemeler ve dokümanlar bir web portalı üzerinde toplandı

    Alevi çatı örgütleri İsrail’in Filistin’e dönük saldırılarını kınayarak, işgalci güçlerin dayatmaya çalıştıkları her türlü savaş politikalarına karşı halkların kardeşliğinde ısrarcı olmak, barışı savunmak, her türlü savaş politikasını teşhir etmek, savaşın değil barışın tarafı olmanın tarihi bir insanlık görevi olduğu çağrısında bulundu.

    ALEVİ KURUMLARI DEPREM BÖLGESİNDEYDİ

    6 Şubat 2023 depremlerinin ilk gününden itibaren Aleviler depremden etkilenen bölgelere ulaştı. Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği deprem bölgelerinde koordinasyon merkezleri oluşturarak çadırlar kurdu. Alevi kurum başkanları deprem bölgesinde ayrıca gözlemlerde bulundu.

    Alevi kurumları ve cemevleri, Maraş depreminde zarar gören yurttaşlara destek amaçlı başlattığı yardım kampanyasında topladığı gıda ve giyecek malzemelerini bölgeye ulaştırdı. Depremzedelerin, kişisel bakım malzemeleri, giyecek, battaniye, yatak ve çocuk bezi gibi ihtiyaçları karşılanırken, bölgede bulunan cemevleri ise depremzedeleri misafir ederek temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı.

    ALEVİ KADINLAR, 8 MART’TA DEPREMZEDE KADINLARLA BULUŞTU

    Türkiye ve Avrupa Alevi hareketi deprem bölgelerinde sürdürdükleri dayanışma ve yardım çalışmalarını birlikte yürüttüler. Bölgedeki cemevleri üzerinden yürütülen çalışmalara Alevi kadınlar da aktif olarak katıldılar.
    Depremlerin ilk gününde depremzedelerin yardımına koşan ve bulundukları yerlerde topladıkları yardımları bölgeye gönderen kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınlarla dayanışma amaçlı deprem bölgesine ulaşarak ihtiyaçları kadınlara ulaştırdı.

     

    ALEVİLER; MADIMAK, GAZİ, DERSİM, ÇORUM MARAŞ KATLİAMLARINDA YAŞAMINI YİTİRENLERİ ANDI

    GAZİ KATLİAMI YÜRÜYÜŞLE PROTESTO EDİLDİ

    İstanbul’da çoğunlukta Alevi yurttaşların yaşadığı Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 22 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı Gazi Katliamı’nın 28’inci yılında Alevi örgütleri yürüyüş sonrası basın açıklaması gerçekleştirdi. Binlerin katıldığı açıklamada, katliamın bir devlet organizasyonu olduğuna dikkat çekilerek, katliamın aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması çağrısında bulunuldu.

    DERSİM’DE YAPILAN SOYKIRIM 86. YILINDA LANETLENDİ 

    Dersim Soykırımı’nın 86’ıncı yılında başta Dersim olmak üzere çeşitli kentlerde katledilenler için yapılan eylemlerde, soykırımın tarihte kalan süreç olmadığı belirtilerek, katliamla yüzleşilmesi çağrısı yapıldı.

    MADIMAK KATLİAMI’NDA YAŞAMINI YİTİREN 33 CAN ANILDI

    33 aydın, yazar ve sanatçının gerici faşistler tarafından yakılarak katledildiği Sivas Katliamı2nın 30. yılında katledilenlerin yakınları Madımak Oteli’nin önüne karanfil bıraktı. Otel önünde konuşan Murat Gündüz’ün babası Mustafa Gündüz, Alevilere birlik çağrısında bulunurken, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Oteli’nin “Utanç Müzesi” oluncaya kadar otelin içine girmeyeceklerini ifade etti.

    ÇORUM KATLİAMI’NIN YILDÖNÜMÜNDE KİTLESEL ANMA

    Çorum Katliamı’nda yaşamını yitirenler 43. yılında anıldı. Yapılan açıklamalarda katliam dosyasının yeniden açılması gerektiği vurgulanırken, yaşamını yitirenlerin anısına heykel dikilmesi talebi de dile getirildi.

    MARAŞ’TA KATLEDİLENLER ANILDI, YÜZLEŞME ÇAĞRISI YAPILDI

    Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında katliamın yapıldığı Yörükselim Mahallesi’nde açıklama yaptı. Devletin Maraş Katliamıyla yüzleşmesi için çağrı yapan Aleviler, “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiştir. Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiştir” dedi.

    HACIBEKTAŞ’TA SAVAŞA KARŞI BARIŞ AÇIKLAMASI

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun Genişletilmiş Danışma Kurulu Hacıbektaş’ta yapıldı. Genişletilmiş Danışma Kurulu öncesi Alevi kurumları, Hacı Bektaş Dergahı önünde savaşa karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada “Orta Doğu bölgesinin barış ve huzurunu bozan her girişiminin karşısındayız. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’ni öne sürüp barış isteyenler daha yakın süreçte Sihalar ile bombalama, savaş tezkeresi çıkartanlar ve ülkeye yabancı asker daveti yapanlar bu konudaki çelişkilerini ve samimiyetsizliğini gösteriyor” denildi.

    ALEVİ KURUMLARINDAN TİP GENEL BAŞKANI ERKAN BAŞ’IN ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNE DESTEK

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş “Özgürlük Yürüyüşü”nün 20. gününde Ankara’da kendisini karşılayan Alevi kurum temsilcileriyle bir açıklama yaparak, “Bugün adımlarımızı Alevilerin özgürlük mücadelesi için atıyoruz” dedi. Alevi başkanlar ise özgürlük yürüyüşünü başından beri desteklediklerini vurguladılar.

    ALEVİLER; YIL BOYUNCA BASKI, TEHDİT, GÖZALTI VE TUTUKLAMAYLA KARŞI KARŞIYA KALDI

    PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ve Şube Sekreteri Şimal Deniz’in duruşması sonrasında Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin de arasında olduğu yöneticiler ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    İstanbul ve Kırklareli’nde polisin birçok eve eş zamanlı baskınlarda Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan gözaltına alındı. Doğan, gözaltı ve savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    İstanbul Sarıgazi’de Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren canlar için yapılmak istenen anma polis tarafından engellendi. Kitleye müdahale eden polis birçok kişiyi gözaltına aldı.

    İstanbul Armutlu’da bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’ne sabah saatlerinde polis operasyon başlattı. Cemevinin kapılarını kıran polis çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu bünyesinde yıllardır Alevi toplumuna hizmet eden Ali Rıza Yıldırım, İstanbul-Viyana uçuşu sırasında polis tarafından gözaltına alındı ancak bir süre sonra serbest bırakıldı.

    Cumartesi Annelerinin 955. hafta eylemini takip eden muhabirimiz Dilan Şimşek, polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Serbest bırakılan Şimşek, suç duyurusunda bulundu.

    Yazar Ayhan Aydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdi.

    10 Ocak Gazeteciler Günü’nde Karşımahalle muhabiri Sezgin Kartal, sabah saatlerinde evine yapılan operasyonla gözaltına alındı, tutuklanan Kartal 160 gün sonra özgürlüğüne kavuştu.

    PSAKD’nin önceki Genel Başkanı Gani Kaplan hakkında 18 Mayıs 2017 yılında İbrahim Kaypakkaya anmasında yaptığı konuşma ve sonrasında Ulaş Bardakçı ile KHK’li Nuriye Gülmen ve Semih Özakça paylaşımından dolayı dava açıldı.

    Sanatçı Ali Baran, Almanya’dan Türkiye’ye gelirken Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gözaltına alındı. Çağlayan Adliyesi’ne gidip savcılığa ifade veren Ali Baran hakkında “Terör” propagandası iddiasıyla dava açıldığı belirtildi.

    Alevi toplumu tarafından asimilasyonculukla suçlanan Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı Vakfı, özel bir sohbette Hz. Ali’ye yönelik sözleri nedeniyle Sanatçı Musa Eroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dava ileri bir tarihe ertelendi.

    İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında gözaltına alınan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Yöneticisi Ali Ender Cemgil, yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. Cemgil, yasağın kaldırılması sonrası İngiltere’ye döndü.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı görevini bir dönem yapan, Basel Cemevi 2. Başkanı İsmail Ataş, 5 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda polis tarafından gözaltına alındı. Ataş, savcılık ifadesi sonrasında serbest bırakıldı.

    Katıldıkları bir düğünde gözaltına alınıp işkence ve ırkçı söylemlere maruz kalan Bayır ailesinin sanık olarak yargılandıkları davanın ilk duruşması görüldü. Aile, polislerin kendilerine, Romansınız, Alevisiniz, Allah’ınız, vatanınız yok’ dediğini aktardı.

    ALEVİLERE YÖNELİK AYRIMCI POLİTİKALAR BU YIL DA DEVAM ETTİ

    MADIMAK KATLİAMI DAVASI

    Anayasa Mahkemesi Sivas Madımak Katliamı’nda çakmağı çakarak yangını çıkaran sanık Yunus Karataş’a tahliye yolunu açan bir karar verdi. AYM kararında Madımak Katliamı’nın bir ‘terör suçu’ olmasına rağmen suçu işleyenlerin herhangi bir örgütle bağı kanıtlanamadığı için ‘terör suçlusu’ sayılmayacaklarını öne sürdü. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sivas Madımak Oteli’nde 33 insanı yakarak katledenler arasında bulunan hükümlü Hayrettin Gül’ün cezasını hastalık gerekçesiyle kaldırdı.

    Sivas Madımak Katliamı zaman aşımına uğratıldı. 33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti. Firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetti.

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen, büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı. Ketlere günlerce yardım gitmemesi on binlerce insanın ölümüne, yüz binlercesinin de yaralanmasına neden oldu. Deprem felaketi birinci yılına yaklaşırken yurttaşların temel ihtiyaçları giderilmedi. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar kaldırılmaya devam ediliyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem felaketinin yaşandığı bölgede ayrımcı politikalar uygulanmaya devam ediyor.

    Okmeydanı Cemevi’nde polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un davası Çağlayan Adliyesi 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görüldü. 15 Aralık’a ertelenen ve bilirkişi inceleme talebinin reddedildiği duruşma sonrası Kurt’un eşi Narin Kurt, “Biz  dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyerek karara tepki gösterdi.

    HEDEP İstanbul Milletvekili Celal Fırat, İçişleri Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde Alevilere yönelik baskı, gözaltı ve ayrımcılık politikalarını dile getirdiği konuşmasında, İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’ın “Cemevini terör örgütüne teslim ettiniz” şeklindeki saldırısına maruz kaldı. Fırat ve Alevi toplumu Arslan’a sert tepki gösterdi.

    Didim Cemevi binasının bulunduğu arsanın hazineye (Milli Emlak) ait olması sebebiyle Didim Vergi Dairesi, işgaliye borcunu gerekçe göstererek cemevinin banka hesabında bulunan 100 bin TL’ye bloke koydu.

    Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Yazılıtaş Köyü’nün yol sorunu yüz yıldır devam ediyor. Alevi olmalarından kaynaklı hizmet alamadıklarını belirten köy sakinleri, yol sorunlarının hala devam etmesine isyan etti. Güncel hali ile sorun hala devam ediyor.

    Depremde yıkıma uğrayan yapıların arasında Alevilerin kutsal mekanları var. Adıyaman Bulam’da Üryan Hızır Ocağı’na ait 150 yıllık ev de valilik kararıyla yıkıldı. Üryan Hızır Ocağı evlatları yıkıma tepki göstererek, yapılanın saygısızlık olduğunu belirttiler.

    Malatya’da depremden sonra oluşan enkazların molozu Battalgazi İlçesine bağlı Mamurek mahallesinde üç Kürt-Alevi köyünün yanı başına döküldü. Söğüt, Elmalı ve Balıklıdere köylerinden oluşan Mamurek’te yaklaşık 300 hane ve bin 500 nüfusu etkileyen moloz dökümüne karşı köylüler, “Hepimiz kanserden öleceğiz. Molozları dökecek başka bir yer mi yok?” diyerek isyan etti.

    Konya’nın Yeni Mahalle semtindeki kentsel dönüşüm nedeniyle arazilerinin kamulaştırıldığını belirten Abdal toplumu, Karatay Belediyesi tarafından göçe zorlandıklarını söylediler. Mahalleliler, AKP’li belediye, mafya gibi arazilerimize çöküp alıyor. Bizler Alevi ve solcuyuz. Bundan dolayı bu bölgeden gitmemizi istiyor” diyerek yaşadıkları mağduriyeti anlattı.

    Malatya Pütürge Hüsükuşağı Köyü yaylalarında bulunan Hızır Ziyareti (Gönçi Hızır) kimliği belirsiz kişiler tarafından tahrip edildi.
    Ankara’da cemevlerine saldırı davasının karar duruşması 7 Temmuz’da görüldü. Mahkeme, tutuklu saldırgan Ahmet Ozan Karaca’nın tahliyesine, iki tutuksuz sanık Baver Gül ile Çağdaş Can Bardakçı’nın ise beraatine karar verdi.

    Ordu’nun Gölköy ilçesinin tek Alevi mahallesi olan Kozören sakinleri, uzun yıllardır yapılmayan yol sebebiyle belediye binası önünde eylem düzenledi. Eylemde açıklama yapan köylüler, ayrımcılığa uğradıklarını belirterek, insanların etnik kimliğine bakılmadan, adaletle, ötekileştirilmeden hizmet verilen bir anlayış beklediklerini ifade ettiler.

    ALEVİ TOPLUMU GAĞAND, NEWROZ, RAS EL-SENİ, HEFTEMAL, HIDIRELLEZ’İ KUTLADI XIZIR VE YAS-I KERBELA ORUCU TUTTU, YIL BOYUNCA FESTİVALLER VE ETKİNLİKLER YAPILDI

    60. Ulusal, 34. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapıldı. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Devletin ve hükümetin asimilasyon çabaları her geçen gün daha da artmaktadır. Bütün itirazlarımıza rağmen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Bu başkanlığı kuranlara sesleniyoruz: Hem Cemevi Başkanlığı diyeceksiniz hem de cemevlerimizi ibadethane olarak tanımayacaksınız. Siz kimsiniz? Duymadıysanız bir kez daha buradan söyleyelim: Cem ibadetimiz Cemevleri ibadethanemizdir! Aleviler vardır Alevilik haktır” dedi.

    60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında bu yıl 30’ncusu verilen Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü’nün sahibi Avukat Şenal Sarıhan oldu. 4. Hacı Bektaş Veli Onur Ödülü ise Prof. Dr. Sırrı Bektaş’a verildi.

    Aleviler için baharın gelişini müjdeleyen Newroz Bayramı, çeşitli cemevi ve derneklerin bahçesinde yakılan ateş etrafında söylenen deyişler eşliğinde semah dönülerek kutlandı. Kutlamalar için bir araya gelen yüzlerce kişi bir araya geldi.

    Arap Alevilerin yeni yıla merhaba dediği Ras el-Seni bayramı Antakya’da coşkuyla kutlandı.

    5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece Hıdırellez ateşi yakan Tahtacı Aleviler sazlı sözlü kutlamalar yaparak Hıdırellez’i karşıladı.

    Balkanlar’ın kırk ereninden birisi olarak kabul edilen, yaşadığı çağdan yüzyıllar sonra bile adına yapılan etkinlikle başta tüm Trakya bölgesi olmak üzere, insanları buluşturup, kaynaştırmayı başaran Topçu Baba, adına yapılan etkinlikle anıldı.

    39. Abdal Musa Anma Etkinlikleri kapsamında Antalya’ya gelen Alevi yurttaşlar dergahı ziyaret ederek lokmalarını paylaştı. Anmada, nefesler okundu, Alevi toplumu dergahına niyaz oldu.

    Sivas İmranlı’da 17’inci Cogi Baba Kültür Festivali, “Lokmanı Al Gel Bölüşelim, Bağlamanı Al Gel Söyleşelim” şiarıyla gerçekleşti. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından güvenlik gerekçesi bahane gösterilerek engellenen Cogi Baba Festivali ancak 2022 yılında yeniden yapılabildi.

    Samandağ Kalkındırma Derneği ve Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen 23’üncü geleneksel Evvel Temmuz Festivali büyük coşkuyla gerçekleşti.

    Erzincan Refahiye’ye bağlı Pusans köyünde 64 yıl sonra ilk kez cem tutuldu. 64 yıl aradan sonra bir araya gelen Aleviler, inançlarını, Yol’u gençlere, çocuklara aktarmak için gereken çabayı göstereceklerini kaydettiler.

    2-6 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali yoğun katılımla gerçekleşti. Festivalde, müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlik gerçekleşti.

    Muharrem orucunun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu birçok yerde aşure lokmalarını paylaştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Hızır Mekânı ve Doğa Koruma Derneği tarafından düzenlenen 2. Varto Doğa, İnanç ve Kültür Festivali yoğun katılımla gerçekleşti.

    Zini Gediği’nde katledilen 97 can, katliamın 84. Yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Ülkenin her tarafında katliamların yaşandığını vurgulayan Alevi kurum başkanları, katliamlar yaşanmasının nedenin tekçi, ırkçı anlayış olduğunu vurguladılar.

    Alevi Kültür Dernekleri’nin 9-13 Ağustos tarihleri arasında düzenlediği 2. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali yoğun katılımla gerçekleşti.

    Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümü nedeniyle Sivas Emlek Ortaköy’de anıldı. Aşık Veysel’in mezarı başında konuşmalar yapılıp, Kara Toprak türküsü söylendi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde geleneksel olarak yapılan Pir Sultan Abdal Anma Etkinliği’nin 11’ncisi yoğun katılımla gerçekleşti.

    7-8-9 Kasım’da Dersim’de gerçekleşen 3. Mehmet Çetin-Emirali Yağan Dersim Kültür ve Sanat Buluşması’na, Mehmet Çetin ile Emirali Yağan’ın ailesi, dostları, yazarlar, şairler, Dersim’deki siyasi parti, sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı.

    86 yıl önce idam edilen Dersim’in önde gelenleri Seyit Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê ülkenin birçok kentinde kitlesel olarak anılarak, katliamla yüzleşilmesi ve mezar yerlerinin açıklanması talebi bir kez daha dile getirildi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun her yıl düzenlediği 30. Abdal Musa Festivali yapıldı. Yoğun katılımın olduğu festivalde savaşların son bulması çağrısında bulunuldu.

    9 Mayıs 1993 yılında İngiltere’de kurulan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi (İAKM) 30’uncu yıl dönümünü Londra’nın kuzeyinde Wood Green’deki Dominion Center’da “30 Yıl Semaha Durduk” adlı müzikalle kutladı. Geceye İAKM yöneticileri, üyeleri ve çok sayıda Alevi yurttaşı katıldı.

    ALEVİ KURUMLARINDAN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNE DAİR TUTUM ALDI, “KILIÇDAROĞLU ADAYIMIZDIR” DEDİ

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Demokratik Alevi Denekleri (DAD) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 28 Mayıs günü yapılacak olan ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada Kemal Kılıçdaroğlu’nun desteklendiği kaydedildi.

    2023 YILINDA BİR ÇOK ALEVİ DEDESİ/ANASI VE AYDINI HAKK’A YÜRÜDÜ

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı pirlerinden Adıgüzel Erbaş, sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördüğü Çorum Erol Olçuk Eğitim ve Araştırması Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü. Adıgüzel Erbaş Dede, Çorum Alaca ilçesindeki Karatepe köyünde toprağa sırlandı.

    Alevi inanç sistemi, felsefesi ve öğretisi konusunda sayısız eser ve makalesi bulunan Araştırmacı-Yazar Esat Korkmaz, kanser hastalığı sebebiyle tedavi gördüğü hastanede 26 Temmuz’da Hakk’a yürüdü.

    Sivas Katliamı’nda kızı Nurcan Şahin’i yitiren Mahmut Şahin, Ankara’da Hakk’a yürüdü. Şahin, Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nden memleketi Sivas’a uğurlanarak toprağa sırlandı.

    Kırmancki’nin bülbülü sayılan Halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Hakk’a yürüdü. Vartolu (Gımgım) halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Kırmancki’nin (Zazaca) bülbülü kabul edilen, tüm kılamlarını Kırmancki söyleyen ve dile çok emeği geçen bir ozandı.

    ERSİN ÖZGÜL-Diren KESER/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    2022 yılı Alevilerin; nefret söylemlerine, hak gasplarına karşı direndiği bir yıl oldu

  • İBB-İsper işçisi Tülay Çal: Alevi olduğum için mobbinge uğradım, işten çıkarıldım- VİDEO

    İBB-İsper işçisi Tülay Çal: Alevi olduğum için mobbinge uğradım, işten çıkarıldım- VİDEO

    PİRHA-Raporluyken hakkında tutulan asılsız tutanak yüzünden dokuz ay önce işine son verildiğini söyleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi-İsper işçisi Tülay Çal, Alevi olduğu için işten çıkarıldığını kaydetti. Çal, “Hakkımı arıyorum, eylemime her gün farklı bir sosyal tesiste devam edeceğim. Aleviyim, biz hiç kimseye boyun eğememeyi öğrendik” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi-İsper işçisi Tülay Çal, 29 Eylül’de raporluyken hakkında tutulan asılsız tutanak yüzünden işten çıkarıldı. Çal, 40 gündür işini geri alabilmek için direniyor.

    Tülay Çal, yaşadığı mağduriyeti PİRHA‘ya anlattı.

    “BEN İŞİMİ GERİ İSTİYORUM”

    29 Eylül’de raporluyken hakkında tutulan asılsız tutanak yüzünden işine son verildiğini söyleyen Tülay Çal, “Dokuz ay önce Sultanbeyli sosyal Tesisleri’nde çalışırken bir anda hiçbir gerekçe gösterilmeden yerim değiştirildi ve Sancaktepe Sosyal Tesisleri’ne gönderildim. Dokuz ay mobbinge uğradım, istifa etmem için her şeyi yaptılar. Sol bacağında platin olan bir vatandaşım ve beni yapamayacağım bir işe verdiler. Bana bir hata yapın işten çıkaralım dediler. Ama iş kazası geçirmem benim hatam mıydı? Bugün 40. günüm direniyorum. Ben hakkımı arıyorum, eylemime her gün farklı bir sosyal tesiste devam edeceğim. İşimi geri istiyorum” dedi.

    Alevi olduğu için iş yerinde sürgün edildiğini de belirten Çal, şunları kaydetti:

    “İşten çıkarılmamın sebebi inancım ve boyun eğmememdi. Pir Sultan Abdal yolundan yürüyen Alevi bir ailenin kızıyım. Alevi olmayı doğuştan kendimiz seçemiyoruz. Dünyaya yeniden gelsem Aleviliği seçerdim. Çünkü biz hiç kimseye boyun eğememeyi öğrendik.”

    Cihan BERK – Zafer TAŞKIN/İSTANBUL

  • İHD Ankara Şubesi: IŞİD’e karşı Kürt halkının Kobani direnişini selamlıyoruz-VİDEO

    İHD Ankara Şubesi: IŞİD’e karşı Kürt halkının Kobani direnişini selamlıyoruz-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, ‘Dünya Kobani Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘1 Kasım tarihi, dünyada, barış ve insan haklarını savunan herkes için önemli bir gün. Bizler, insan hakları savunucuları olarak IŞİD’e karşı Kürt halkının, 134 günlük direnişini selamlıyoruz” denildi.

    1 Kasım, 2014 yılında Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) ve Peace Camping inisiyatifi tarafından IŞİD’e karşı yapılan “Kobani ve insanlık için küresel seferberlik” çağrısıyla “Dünya Kobani Günü” olarak ilan edilmişti.

    Dünya Kobani Günü çağrısını Nobel Barış Ödülü sahibi, insan hakları savunucusu Adolfo Perez Esquivel ve Amerikalı filozof ve dilbilimci Noam Chomsky’nin de aralarında olduğu dünyanın farklı ülkelerinden 130 akademisyen, yazar ve gazeteci yapmıştı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi “Dünya Kobani Günü” için basın açıklaması yaptı. Açıklama metnini Ankara İl Eş Başkanı Aslı Saraç okudu.

    “1 KASIM BARIŞ VE İNSAN HAKLARINI SAVUNAN HERKES İÇİN ÖNEMLİ BİR GÜN”

    1 Kasım Dünya Kobani Günü’nün önemine vurgu yapan Saraç, “1 Kasım tarihi, dünyada, barış ve insan haklarını savunan herkes için önemli bir gün. Çünkü bir grup akademisyen, Nobel Barış Ödüllü yazarlar, bir grup insan hakları savunucuları ve sivil toplum örgütleri, 1 Kasım tarihini Dünya Kobani Günü olarak ilan ettiler” dedi.

    “KÜRT HALKI 134 GÜN BOYUNCA DİRENDİ”

    IŞİD’e karşı Kürt halkının 134 günlük direnişini selamladıklarını söyleyen Aslı Saraç, açıklamada şunları ifade etti:

    “Hepimiz hatırlıyoruz, 15 Eylül 2014 tarihinde IŞİD isimli örgüt, Kobani kentini kuşattı, büyük insan hakları ihlalleri işledi, baskı ve zulüm uyguladı.

    Kürt halkı, IŞİD’in bu saldırısına karşı 134 gün direniş gösterdi ve 134. günün sonunda Kobani kenti saldırganlardan temizlendi. Bu 134 gün boyunca büyük acılar yaşandı. Kobani ve köylerine, araçlarla giren IŞİD üyeleri kadın ve çocuklara, tüm sivillere ateş açtı. Girdikleri her evde savunmasız birçok insanı acımasızca katlettiler. Bütün bunlar dünyanın gözleri önünde oldu.
    Bizler, insan hakları savunucuları olarak IŞİD’e karşı Kürt halkının, 134 günlük direnişini selamlıyoruz. Tüm dünyada barış ve demokrasi isteğimizi bir kez daha dile getiriyoruz. Dünya Kobani Günü kutlu olsun.”

    PİRHA/ANKARA

  • İşten çıkarılan Trendyol işçileri direnişte; 900’e yakın işçi mağduriyet yaşıyor -VİDEO

    İşten çıkarılan Trendyol işçileri direnişte; 900’e yakın işçi mağduriyet yaşıyor -VİDEO

    PİRHA – Trendyol depo tarafından “küçülme” iddiasıyla işten çıkarılan emekçilerin direnişi sürüyor. Haklarını alana dek çıkarıldıkları işyeri önünde direneceklerini belirten işçiler, “Ellerinde ‘kırmızı liste’ isimli bir liste var. O listedeki isimler bizdik. Şimdi sırada 50 kişilik ‘sarı liste’ mevcut” diye belirttiler.

    Trendyol depo çalışanıyken işten çıkarılan işçiler, 28 Ağustos itibari ile direnişe başladı. Çalıştıkları işyeri önünde “Atılan işçiler geri alınsın” talebiyle eyleme geçen işçilere, birçok kesimden de destek geliyor.

    Trendyol Esenyurt depo işçileri, şirketin hileli işkolu değişikliği ile haberleşme işkolunda gösterilerek sigorta girişleri yapıldı. İşçiler bunun üzerine PTT-Sen ve DGD-Sen’e üye olmaya başlayınca “küçülmeye gidiyoruz” denilerek işten çıkarmalar başladı. İlk işten çıkarılan isimlerden olan PTT-Sen temsilcisi Emre Özdek’in, şirket içerisindeki sendikal faaliyetleri nedeniyle hedef alındığı belirtildi.

    “TRENDYOL’DA YAKLAŞIK 900 İŞÇİ HAK MAĞDURİYETİ YAŞIYOR”

    İşçiler şimdi ise, PTT-Sen ve Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası’nın (DGD-Sen) öncülüğünde depo önünde direnişini sürdürüyor. İşten çıkarmaların ve mobbingin karşısında olduklarını belirten DİSK’e bağlı DEV YAPI-İŞ Genel Merkez Yöneticisi Osman Üney de Trendyol emekçilerine destek veren isimler arasındaydı.

    PİRHA’ya değerlendirme yapan Üney, Trendyol’da yaklaşık 900 işçinin hak mağduriyeti yaşadığını söyledi. 7 aya yakın süre boyunca maaşların ödenmediğini aktaran Üney, şu hususlara dikkat çekti:

    “Burada da yine sendikal örgütlenmeden kaynaklı, insanca bir ücret için bugün ülkenin dört bir tarafında aslında işçi direnişleri devam ediyor. Pespaye hükümetin getirdiği yoksulluktan kaynaklı, yaratılan ekonomik krizden kaynaklı bütün bir işçi sınıfında huzursuzluk var. Bunun için de işçiler sendikalarda örgütleniyor ve mücadele ediyorlar. Bundan kaynaklı da yine hükümetin sermayedarları tarafından çok rahat bir şekilde keyfi biçimde işten atılıyorlar. Aç oldukları için işçiler sendikalara üye oluyorlar. İşten kovularak daha fazla açlığa, yoksulluğa mahkum ediliyorlar. İşvereni koruyan yasalarla bu sömürü aslında bizim açımızdan daha da derinleşiyor. Bunun için de biz daha fazla direnip mücadele edip örgütleneceğiz.”

    “TRENDYOL KÜÇÜLÜYOR” DENİLİP AYNI GÜN İŞ İLANI AÇILDI!

    İşten çıkarılan Trendyol işçilerinden Muhammet Cengiz ise şirketin “Küçülüyoruz” gerekçesiyle işçi çıkardığını ancak aynı gün iş ilanı açtığını belirtti. Cengiz, “Bu beş buçuk aylık süreçte birçok arkadaşımla vedalaştık. Çok sayıda insan kovuldu. Kovulmalarındaki tek sebep olarak ‘Trendyol küçülüyor’ denildi. Ancak çalışanları işten atıp aynı gün içerisinde başka iş ilanları açılıyor ve yüz-yüz elli kişi iş başvurusuna gelebiliyor. Küçülme bahanesi söz konusu ama 100-150 elemanı nasıl alabiliyorsunuz? Ne kadar yalancı ve sahtekar bir şirketsiniz” diye konuştu

    Muhammet Cengiz, taleplerinin sadece işe geri alım olmadığının da altını çizerek “İşteki zorunlu mesailerin kaldırılması, mesaiye kalmadıkça hatalar aranıp tutulan tutanakların silinmesini de istiyoruz. Bununla birlikte prim olayının tamamen kaldırılmasını istiyoruz. Bunun yerine ücretin maaşa eklenmesini talep ediyoruz” dedi.

    ŞİRKET YÖNETİMİNDEN, İŞÇİLERE TEHDİT!

    Mehmet Ali isimli işçi ise sendikal faaliyetlerden dolayı işten çıkarıldığını vurguladı. Trendyol depoda 8 aylık bir çalışma sürecinin olduğunu belirten Mehmet Ali, “Sonuna kadar hakkımızı savunacağız” diyerek şunları söyledi:

    “Bir arkadaşımıza destek verdiğimiz için bizi işten çıkardılar. Bizler de bunun için eyleme başladık. Sendika ile beraber burada hakkımızı savunmaya çalışıyoruz. Umarım bir başarı gösterebiliriz. 32 yaşındayım ve 9 yaşından beri çalışıyorum. Normal mesleğim aşçılık. Aşçılığa biraz ara vermek istedim ve bu depo işine başladım. İlk başladığımda her şey çok güzel gidiyordu. En son ‘Emre’ isimli bir arkadaşımıza yapılan haksızlıktan sonra olanlara göz yummadık. Biz, arkadaşımızın arkasına durdukça onlar bizi tek tek işten çıkarmaya başladılar. Zaten tek seferde 90 kişilik bir ekibi çıkardılar. Ellerinde kırmızı liste isimli bir liste var. İlk kırmızı listedeki isimler bizdik. Şimdi sırada ellerinde sarı liste var. İçeride 50 kişilik bir grup daha varmış. Bu konuda bilgi de alıyoruz. Çok fazla derecede mobbing söz konusu. ‘Dışarıdakilerle görüşürseniz sizin de işlerinize son veririz, hakkınızda tutanaklar tutarız’ şeklinde tehditlerle arkadaşlarımızı yıldırmaya çalışıyorlar. Biz de hem kendi hem de arkadaşlarımızın haklarını savunmak için burada toplanmış bulunmaktayız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Akbelen direnişçisi Saraçoğlu kepçeyi tek başına engelledi: Kim bu vicdansızlar!-VİDEO

    Akbelen direnişçisi Saraçoğlu kepçeyi tek başına engelledi: Kim bu vicdansızlar!-VİDEO

    PİRHA- Limak ve IC Holding’in iştiraki olan YK Enerji’nin maden sahasını genişletmek için Akbelen Ormanı’nda ağaçları kesmesine karşı direniş sürerken, direnişin Şirin Babası Tuncer Saraçoğlu dün şirketin kepçesini tek başına engelledi. Zehirli gaz soluduklarını belirten Saraçoğlu, “Bu çukur bir zamanlar cennetti, şimdi cehennem oldu. Limak-İçtaş şirketi mutfağımızı öldürdü. Bunu düşman yapmaz” dedi. 

    Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’de, Akbelen Ormanı’ndaki ağaç kesimine karşı direniş devam ediyor. Limak ve IC Holding’in iştiraki olan YK Enerji, elektrik üretim ihtiyacı yüzünden maden sahasını genişletmek için ağaçları keserken, bölge halkı da ağaçların kesimiyle geri dönüşü mümkün olmayan bir ekolojik yıkım yaşanacağı sebebiyle, yaşam alanlarını koruma mücadelesi veriyor.

    Doğal güzellikleriyle Ege’nin incisi kabul edilen Akbelen Ormanı 740 hektarlık alanıyla çam, meşe, kızılağaç, kestane ve çınar gibi ağaç türlerine, yanısıra çeşitli kuş ve hayvan türlerine de ev sahipliği yapıyor. Bu zengin çeşitlilik bölgeyi hem ekolojik yaşam için hem İkizköy halkının geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılık açısından hem de bölgedeki su kaynaklarını beslediği için çevre açısından önemli kılıyor.

    “TEMİZ ORMAN HAVASI YERİNE BACALARDAN ZEHİRLİ GAZLAR SOLUYORUZ”

    Böyle hayati bir yerde çevreye büyük bir tahribat verme pahasına 2014 yılından beri Limak ve IC Holding tarafından işletilen Yeniköy Kemerköy Termik Santrallerinin maden sahasını genişletme ihtiyacı yüzünden ağaçların kesilmeye başlanması, yaşam alanları yok edilen bölge halkının tepkisine yol açtı ve uzun süredir devam eden direniş büyük bir dayanışma ile bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu.

    Zeytinlikleri, ceviz ve incir bahçelerini kaybettiklerini, çambalı üretiminin bittiğini, nohut ve mercimek tarlalarının yok olduğunu belirten köylüler, yıllardır gece sabahlara kadar kaya kırmak için dinamit patlatılarak uykularının kaçtığından, temiz orman havası yerine bacaların zehirli dumanını soluduklarından, evlerinin yıkılacak duruma geldiğinden ve sağlıklarının bozulduğundan şikayet ediyorlar.

    “AKBELEN’İN ORMAN OLARAK KALMASI BİZİM İÇİN HAYATİDİR”

    Direnişin sembol ismi ve kendisi de tarımla uğraşan Akbelen’in ‘Şirin Baba’sı 70 yaşındaki Tuncer Saraçoğlu, dün de maden şirketinin kepçesini tek başına engelledi.

    Kepçelerin önünde açıklama yapan Saraçoğlu, termik santral yapımı sonrası artan kanser vakalarına dikkat çekerek, akciğer, boğaz ve lenf kanserinden ölen komşularının adlarını tek tek sıraladıktan sonra şunları söyledi:

    “Akbelen’in Orman olarak kalması biz İkizköylüler için hayatidir. Biz İkizköylüler Anayasa’nın bize tanıdığı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunmaya sonuna kadar kararlıyız. Yaşam hakkımız gasp edilemez. Bu memleket bizim. Bizler toprağına, ağacına, havasına, suyuna, doğasına sahip çıkan yurtseverleriz. Ve bu yüzden Ağır Ceza’da yargılandık, dokuz celse sürdü. Cezamızı aldık. Suçumuz ormanımıza sahip çıkmak!”

    “BURASI BİR ZAMANLAR CENNETTİ, ŞİMDİ CEHENNEM OLDU”

    Yeniköy Kemerköy santrallerinin ömrünü doldurduğunu belirten Saraçoğlu, “Bu çukur bir zamanlar cennetti, şimdi cehennem oldu. Toprak kavruldu, çöl oldu. Limak-İçtaş şirketi mutfağımızı öldürdü. Bunu düşman yapmaz! Kimler müsaade ediyor, kimler izin veriyor bu vicdansızlara! Vatan topraklarını üç kuruşa satan bu vicdansızlar kim! Su ve vicdan nöbetindeyiz. Toprağın üstü altından da değerlidir. Kutsal topraklarımızı talan edecekler, yok edecekler. Bizler buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Mücadelemiz sadece kendimiz için değil, doğayı korumak içindir” dedi.

    Konuşmasının ardından “Katil Limak Akbelen’den defol”, “Her yer direniş, her yer Akbelen” sloganları atıldı.

    Eyüp HANOĞLU/MUĞLA

  • Turan Aktaş, 19 gündür CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda oturma eylemi yapıyor-VİDEO

    Turan Aktaş, 19 gündür CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda oturma eylemi yapıyor-VİDEO

    PİRHA-İşini geri alabilmek için 1373 gündür direnen Turan Aktaş, 19 gündür CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda oturma eylemi yapıyor. CHP’ye tepki gösteren Aktaş, “Sizler düzen partilerisiniz ama biz halk olarak size diz çökmeyeceğiz, işimizi geri alıncaya kadar direnmeye devam edeceğiz” dedi.

    Şişli Belediyesi’nden işten atılan ve işini geri alabilmek için 1373 gündür direnen Turan Aktaş, 19 gündür CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda oturma eylemi yapıyor.

    “İŞİMİZİ GERİ ALINCAYA KADAR DİRENMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Turan Aktaş, direnişinin 19. gününde konuşmasında şunları söyledi:

    “Canan Kaftancıoğlu halka AKP iktidarının insanları nasıl yoksullaştırdığını anlatıyor ama 1373 gündür kapınızdaki bu zulmü görmezden geliyor. Siz mi halkçısınız, sizin de faşist AKP iktidarından hiçbir farkınız yok. Sizler düzen partilerisiniz ama biz halk olarak size diz çökmeyeceğiz, işimizi geri alıncaya kadar direnmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Provokasyon yapılıyor’ diyen Valiye Dikmecelilerden tepki: Vali istifa- VİDEO

    ‘Provokasyon yapılıyor’ diyen Valiye Dikmecelilerden tepki: Vali istifa- VİDEO

    PİRHA- Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın Dikmece direnişi için sarfettiği “Dışarıdan gelip işi provoke edenler var” sözlerine köy halkı “Vali istifa” sloganlarıyla cevap verdi. Dikmeceliler topraklarını satmamakta kararlı olduklarını belirterek, “Direnişimiz sürecek” mesajı verdi.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü olan Dikmece’de depremden sonra konut yapımı için halkın tarım arazileri ve zeytinlikleri ‘acil kamulaştırma’ adı altında imara açıldı.

    Topraklarını satmak istemeyen yurttaşlar, direnişin 9’uncu gününde köy meydanında toplanarak protesto yürüyüşü gerçekleştirdi.

    Yürüyüş boyunca reyhan dalları ve bahur taşıyan köy halkı, sık sık “Dikmece halkı satılık değildir” ve “Gitmedik, buradayız” anlamına gelen “Ma rıhna nıhna hovn” sloganları attı.

    HATAY VALİSİ MASATLI’YA TEPKİ

    Hatay Valisi Mustafa Masatlı katıldığı bir programda konuya ilişkin, “Dikmece köyünde inşa ile ilgili kamulaştırma çalışması yapıldı. Bölge halkıyla konuşuldu, süreç anlatıldı. Orada toplanan vatandaşlarımızın büyük bir kısmı oralı değil. Dışarıdan gelip işi provoke ediyorlar” sözlerini kullandı. Köy halkı bu sözlere “Dikmece burada, Vali nerede” ve “Vali istifa” sözleriyle tepki gösterdi.

    Dikmeceliler topraklarını satmamakta kararlı olduklarını belirterek, “Direnişimiz sürecek” mesajı verdi.

    Fatoş SARIKAYA/ ANTAKYA

  • Dikmece’de kadınlar direnişte kararlı: Topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Dikmece’de kadınlar direnişte kararlı: Topraklarımızdan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Dikmece köyünde topraklarını ve ağaçlarını koruyan köylülerin direnişi beşinci gününde de sürüyor. Dikmeceli kadınlar, “Depremden sonra çok fazla kaybımız oldu, şimdi de yeni kaygılarımız var topraklarımıza dair. Ama hiçbir şekilde burayı bırakmayacağız” diyerek mücadele edeceklerini vurguladılar.

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Alevi köyü olan Dikmece’de halk, Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) zeytinlikler ve tarım arazilerine kalıcı konut yapma planına karşı direnmeye devam ediyor.

    Direnişin beşinci gününde dayanışma çadırı kuran köylülere çevre illerden, demokratik kitle örgütlerinden ve barolardan destek geliyor.

    “TOPRAKLARIMIZI SAVUNACAĞIZ”

    Çadırın önünde nöbet başlatan köylüler topraklarından vazgeçmemekte kararlı. PİRHA’ya konuşan Dikmeceli kadınlar, mücadelede ısrarcı olacaklarını belirterek şunları belirttiler:

    “Topraklarımızı rızamız olmadan bizden alıyorlar. Depremde kendi canımızı enkaz altında kendimiz çıkardık, devlet yoktu. Şimdi aynı şekilde kendi topraklarımızı savunacağız. Hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Dikmecenin gençleri olarak bizim topraklarımıza konut yapmalarına izin vermeyeceğiz. Bizim geleceğimiz bu zeytinliklerde, bu topraklarda. Biz kadınlar bu direnişin öncüleriyiz. Depremde göndermedikleri askerleri dün buraya karşımıza yığdılar. Çok öfkeliyiz ve asla topraklarımızı bırakmayacağız”

    Fatoş SARIKAYA/ANTAKYA

  • Hatimoğulları’ndan Dikmece’de TOKİ tepkisi: Zeytinlikleri talan etmeye hakkınız yok!-VİDEO

    Hatimoğulları’ndan Dikmece’de TOKİ tepkisi: Zeytinlikleri talan etmeye hakkınız yok!-VİDEO

    PİRHA- Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece’de zeytinlik alanlara TOKİ binaları yapılmak istenmesine direnen köylülere Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları destek verdi. TOKİ’ye tepki gösteren Hatimoğulları, Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılmak istenen kamulaştırmayı burada demografik yapının değiştirilmek istenmesi olarak görüyoruz” dedi. 

    Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Arap Alevi köyü Dikmece‘de zeytinlik alanlara TOKİ binaları yapılmak istenmesine karşı köylülerin direnişi sürüyor.

    Yeşil Sol Parti Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Antakya’da Dikmece köyünde halkla birlikte bir açıklama yaparak, günlerdir devam eden direnişin aslında uzun zamandır köylüler tarafından sürdürüldüğünü vurguladı.

    “AKP İKTİDARI YILLARDIR ZEYTİNLİKLERİ TALAN EDİYOR”

    Hatimoğulları, Dikmece köyünde deprem konutları adı altında yapılmak istenen TOKİ projesi nedeni ile kamulaştırılan arazileri için Dikmece köyünün mücadelesinin devam ettiğini ifade etti. Depremden mağdur olan kentin en yoksul köylerinden biri olan Dikmece’de zeytinliklerin köylülerin geçim kaynağı olduğunu ve bu nedenle en başından beri toprağına, zeytin ağacına sahip çıktıklarını söyleyen Hatimoğulları şunları kaydetti:

    “Akbelen’de ağacına sahip çıkan kadınlar, Cudi’de yanan/cayır cayır yakılan ormanlar ve bugün burada istimlak edilmek istenen arazi, zeytinlikler ülkenin ciğeridir, canıdır. Dünden beri TOMA’larla gelerek, etmedikleri zulmü bırakmayanlar canımıza kast etmek istiyorlar. Bu ağaçlar bizim canımızdır, geçim kaynağımızdır, kültürel değerimizdir!
    Meclisin kapandığı son hafta torba yasa içinde zeytinliklerin deprem bahanesi ile imara açabilmesinin önünü açmak için madde koyduklarını ve bu maddenin Dikmece halkı için özel olarak kanun çıkartıyorsunuz demelerine rağmen çoğunluk tarafından yasalaştırıldı. 84 yıl önce yasalaştırılan Zeytin Kanunu’na rağmen AKP iktidarı yıllardır zeytinlikleri talan ediyor. Buna karşı çıkan köylülere de işkence görüntüleri tüm kamuoyuna yansıdı. Tıpkı İsrail devletinin Filistin halkına uyguladığı şiddeti anımsatan görüntülerdi. Jandarmayı ve onlara emri verenleri kınıyorum.”

    “İŞGALCİ SİZSİNİZ; DİKMECE ARAZİLERİ PEŞKEŞ ÇEKİLDİ”

    Torba yasadaki 25. Madde ile depremzede yurttaşların, “işgalci” olarak tanımlandığını ve topraklarından çıkartılacağının ifade edildiğini dile getiren Hatimoğulları, “Burada gördüğümüz işgalci sizsiniz” dedi.

    Hatimoğlulları, alınan kararda Dikmece, Kesecik, Karaağaç köylerinin kamulaştırıldığını ve henüz kanun çıkmadan haftalar önce Dikmece arazilerinin 15 Mayıs tarihinde ihale sözleşmesi yapılarak peşkeş çekildiğinin altını çizdi.

    “DEMOGRAFİK YAPI DEĞİŞTİRİLMEK İSTENİYOR”

    Deprem konutu projesinin iki defa yıkıldığı için tekrar inşa eden Erzurum pistini yapan Sarıdağlar İnşaat’a verildiğini, yine yandaş firmaya sözde deprem konutlarının teslim edildiğini vurgulayan Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti:

    “Depremi Allahın lütfu olarak görüp talan için gerekçe yapıyorlar. Arap Alevilerin yoğun yaşadığı bölgelerde yapılmak istenen kamulaştırmayı burada demografik yapının değiştirilmek istenmesi olarak görüyoruz. Deprem olduğunda seferberlik ilan etmeyen, gelmeyen iş makinaları şimdi zeytinliklerimiz için sıraya girmiş. Arap Alevi halkı neden bizim topraklarımız, diye soruyor. Zeytinlikler, tarım arazileri bu köyün geçim kaynağıdır. Depremde her şeyini kaybetmiş yurttaşları bir de topraklarından etmeyin, ikinci bir travma yaşatmayın. Depremi gerekçe göstererek köylüleri buradan sürmeye, demografik yapıyı değiştirmeye ve zeytinlikleri talan etmeye kimsenin hakkı yoktur.”

    Hatimoğulları, henüz zemin etüdleri bile yapılmamış araziye proje yapılmak istenmesini eleştirerek, direnişin devam edeceğini ve takipçisi olacaklarını ifade etti.

    PİRHA/ANTAKYA

  • Akbelen’de direniş devam ediyor; CHP Lideri Kılıçdaroğlu’dan ziyaret

    Akbelen’de direniş devam ediyor; CHP Lideri Kılıçdaroğlu’dan ziyaret

    PİRHA- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet, direnişe destek olmak için Akbelen’e gitti. Burada açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, “Boşuna mı ‘Bu beşli çeteler milletin kanını emiyor’ diyordum. Bunun için söylüyordum” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca ağaç katliamının yaşandığı maden sahasına girdi.

    Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy (YK) Enerji tarafından açılmak istenen kömür ocağına karşı halkın direnişi 5’nci gününde sürüyor. Ağaç kesimini durdurmak için bölgeye gitmek isteyen kitleye bir kez daha biber gazı ve coplarla saldırı yapıldı.

    Asker saldırısında Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili Burgu Gül Çubuk’a yakın mesafeden biber gazı sıkıldı. Askerler, Çubuk’u gözaltına almaya çalıştı. Ayrıca direnen birçok kişi gözaltına alındı. İstanbul’dan Akbelen’e gelen ikinci grup da sabah erken saatlerinde alana ulaştı. Muğla ilçelerinden de yüzlerce kişi direnişe destek için Akbelen’e geldi.

    KILIÇDAROĞLU HALKIN TALEPELRİNİ DİNLEDİ

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dan da direnişçilere destek ziyareti gerçekleştirildi. Kılıçdaroğlu, halkın taleplerini dinledi.

    İkizköy Çevre Komitesi’nden Necla Işık, kesimin durdurulmasını istediklerini vurgulayarak, “Tarım Orman Bakanlığı bu ormanları kormakla mükellef değil mi? Aç gözlü şirketlere satmak zorunda mı? Akbelen giderse Kazdağları gidecek, İliç gidecek, vatan gidecek. Bu kesimi durdurun” dedi.

    Esra Işık, “Dört gündür bize ne yaşatıyorlar bilemezsiniz. 80 yaşındaki teyzelere biber gazı sıkan, coplayan insanlar var karşınızda. Yıllardır bu topraklarda üreten insanlara bunları reva görüyorlar. Toprağımızı savunmaktan başka ne suçumuz var? 4 senedir nasıl yılmadıysak, ayakta durmaya devam edeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar her türlü mücadeleyi vereceğiz. Biz ormanlarımızı terk etmeyeceğiz” diye konuştu.

    Başka bir köylü ise, “Biz parçalanıyoruz. Elimiz kolumuz koparılıyor. Elinizi bu ağaçlardan çekin. Bu kesimin hemen durdurulmasını istiyoruz” dedi.

    Çimento fabrikasına karşı direnen Deştin köyü sakinleri de bu sırada alana geldi. Kılıçdaroğlu’na seslenen köylüler, “30 yıldır çimento fabrikasına direniyoruz. Bunu görün artık. Bizim ruhsat iptal olmuyor. Bizi de duyun. Bizim yaşam alanlarımızı şirketlere yem etmeyin” ifadelerini kullandı.

    Konuşmalar sırasında bazı yurttaşlar duygusal anlar yaşarken, sık sık “Kesimi durdur” ve “Biz bitti demeden bu dava bitmez” sloganları atıldı.

    KILIÇDAROĞLU: YANINIZDAYIM

    Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Buraya geliş nedenim derdinizi anlatmanıza imkan sağlamak içindir. Benim Ankara’da konuşmamın önemi yok sizin anlatmanız önemli. bu ağaç sadece sizin değil, 85 milyonun ağacıdır. Bu ülkede ormanın ne olduğunu, ekosistemi bilen birisiyim. Bu orman sadece ağaç değil, ormanda binlerce canlı var. Her birisinin hakkını hukukunu korumazsak görevimizi yapmamış oluruz. Boşuna mı beşli çete diyordum. Bütün Türkiye’de bunlar var. Ama siz direniyorsunuz. Yanınızdayım. Sizin mücadeleniz sıradan bir mücadele değil, hak mücadelesidir. Hak mücadelesi bireysel değil, kolektif mücadeledir. Size sözüm söz; ben bu davayı sonuna kadar izleyeceğim. Ayrıca hukukçu milletvekillerini bu konuda görevlendireceğiz. Davanızı da çok iyi biliyorum, hangi mahkemelerde takıldığını da biliyorum” diye konuştu.

    ASKER BİR KEZ DAHA SALDIRDI

    Köylüler, Kılıçdaroğlu’na, “Bugün bir şeyler yapmamız lazım. Gelin beraber yukarıya çıkalım” dedi. Kılıçdaroğlu ise, “Ona da bakacağım” diye cevap verdi. Kılıçdaroğlu, ısrarlar üzerine beraberindeki heyet ile kesimin yapıldığı alana girdi. Halkın da alana girmek istemesi üzerine askerler bir kez daha saldırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Akbelen’de direnen kadınlar: Bizi sürmek istiyorlar, öldürseler de izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Akbelen’de direnen kadınlar: Bizi sürmek istiyorlar, öldürseler de izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı’nda ağaçların kesimiyle geri dönüşü olmaksızın bir ekolojik yıkımın yaşanacağına dikkat çeken ve 4 yıldır direnen kadınlar, “Zenginler güçlü geldi ve devletin güçlerini karşımıza diktiler. Güneşin altındayız ama güneş yarası geçiyor; bunların yaptıkları yüreğimizden asla geçmez. Ağaçlar kesildikten sonra kömür mü yiyeceğiz?” diyerek mücadele edeceklerini vurguladılar.

    Muğla’nın Milas İlçesinde bulunan Akbelen Orman’ında Limak Holding’e ait Yeniköy Kemerköy Termik santralleri için şimdiye kadar 10 bin civarında ağaç kesildi. Ormanda kesim işlemleri devam ederken yaşam savunucuları ve İkizköylülerin direnişi de devam ediyor. Jandarmanın Limak Holding’in yararına köylüleri, kendi topraklarına sokmadığını söyleyen kadınlar, eko-sistemin geri dönüşü olmaksızın yok olacağına dikkat çekti.

    “ZENGİNLER, DEVLETLE KARŞIMIZA DİKİLDİ”

    Milas Akbelen Ormanı’nın kesilmemesi için 2 yılı çadırlı nöbet olmak üzere 4 senedir mücadele ettiklerini söyleyen Ayşe Çoban, “Burada 40 yıldan beri termik santral var. Yerlerimizi satın almak istediler, vermedik. 2018 yılından beri mücadele ediyoruz ve 2 seneden beri nöbet tutuyoruz. Zenginler güçlü geldi ve devletin güçlerini karşımıza diktiler. Bizim taşımız, silahımız yok; köylüyüz. Ağaçlarımızı cayır cayır yakıyorlar. Bu çamlar bizim nefesimiz, suyumuz, ekmeğimiz gibi. Bütün köylülere mesaj atarak yüksek paralarla ağaç kesimi yaptırmak istiyorlar. Bizim içimiz yandı. Güneşin altındayız ama güneş yarası geçiyor; bunların yaptıkları yüreğimizden asla geçmez. Sizlerin vicdanınız yok mu?” diyerek tepki gösterdi.

    “TERMİK SANTRAL KANSER ETTİ”

    Yakın köylerden direniş alanına desteğe gelen Gülperi Türkmen de, termik santralden kaynaklı köylerinde kanser vakalarının arttığına işaret ederek, “Yakın köylerden destek için geldim. Orman kesimleri ileride bizim oralara da gelecek. Su kaynaklarımız gidiyor, hastalıklar çoğaldı. Kömür için çam ağaçlarını yok ediyorlar. Son senelerde köyümüzün derelerini kuruttular. Köylerimizde hastalık yokken artık kanserden her yıl 2 kişi ölüyor. Termik santral filtresiz çalışıyor. Zeytinlerimizin verimi azaldı” dedi.

    “ZEYTİNLER GİTSE KÖMÜR MÜ YİYECEĞİZ?”

    ‘Devlet arazilerimizi el koymak istiyor’ diyen Şengül Uslu ise, madeni çıkarmak için atılan dinamitlerin evlerinde deprem etkisiyle çatlaklar oluşturduğunu belirterek, şunları dile getirdi:

    “Yıllardır eşimle uğraştık tarlalarımıza zeytin diktik. Bunlar kesildikten sonra çocuklarım kömür mü yiyecek? Suyumuzu kestiler, bahçelerimiz kurudu. Tarlamı elimden almak istiyorlar nereye gideceğim? Herkes bir dönem kömür santralde çalıştı. Buralara kadar geleceğini bilemezdik. Madeni çıkarmak için dinamit atıyorlar, deprem olmuş gibi evlerimiz sallanıyor. Duvarlarımızda çatlak var. Birazcık rahata kavuştuk şimdi de devlet arazilerimize el koyuyor. Öldürseler de arazimizi vermeyeceğiz.”

    “BİZLERİ KÖYÜMÜZDEN SÜRMEK İSTİYORLAR”

    Son olarak konuşan Ayşe Özdemir de zorla köylerinden sürülmek istendiklerini dile getirerek, “2 oğlum var rahatsız. Buradan bizi sürmek istiyorlar. Köyümden çıkıp nereye gideceğim? Şehirlerde kiralar çok yüksek” diyerek yaşanan kıyıma tepki gösterdi.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Akbelen direnişçilerine biber gazı ve joplarla jandarma müdahalesi-VİDEO

    Akbelen direnişçilerine biber gazı ve joplarla jandarma müdahalesi-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı direnişçileri barikat önünde açıklama yapmak isterken jandarma biber gazı, gaz fişeği ve joplarla müdahale etti. Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ile milletvekili Perihan Koca da, biber gazı sıkılarak darp edildi. 

    Yeşil Sol Parti Eş Sözücüsü İbrahim Akın ile milletvekili Perihan Koca, direnişin sürdüğü Akbelen’de asker saldırısına maruz kaldı.

    MİLLETVEKİLLERİNE DE BİBER GAZLI SALDIRI

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili Perihan Koca, Milas Akbelen Ormanı’na Yeniköy-Kemerköy Enerji tarafından açılmak istenen kömür ocağına karşı bölge halkının direnişine destek vermek için Akbelen’e geldi. Akın ve beraberindekiler ile yurttaşlar, jandarmanın tazyikli su ve biber gazlı saldırısına maruz kaldı.

    Saldırıda, Akın ve Perihan Koca ile çok sayıda yurttaşın etkilenerek, fenalaştı. Askerlerin özelikle milletvekili Koca’nın yüzüne biber gazını sıktığı görüldü. Bölge halkı saldırıyı protesto ediyor.

    Kesim yapılan alanda incelemek yapmak isteyen heyete izin verilmiyor.

    Saldırıda, Akın ve Koca ile çok sayıda yurttaş etkilenerek, fenalaştı. Saldırı sonrası Akın ve Koca halkla birlikte asker barikatı önünde oturma eylemi başlattı. Oturma eylemine CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ile Cumhur Uzun da katıldı. Yaklaşık 2 saattir süren oturma eyleminin ardından kitlenin kesim alanına doğru yürüyüşe geçmesiyle jandarma 2’nci kez cop ve biber gazlarıyla saldırdı. Jandarma, aynı zamanda yakın mesafeden halkın gözüne gaz sıkarak, ormanlık alana gaz fişekleri attı.

    Müdahale sonrası Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, milletvekili Perihan Koca ve beraberindeki yurttaşlar oturma eylemi yaptı.

    Yapılan saldırıda HDP İzmir İl Eşbaşkanı Çınar Altan ile HDP Marmaris İlçe Eşbaşkanı Güven Göknar gözaltına alındı. MUÇEP Menteşe Meclisi Üyesi Ferah Gümüş ve fotoğrafçı Selahattin Kaya da gözaltına alındı.

     

     

  • Akbelen Ormanı için direnen köylülere biber gazlı saldırı: Gözaltılar var-VİDEO

    Akbelen Ormanı için direnen köylülere biber gazlı saldırı: Gözaltılar var-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı’nda asırlık ağaçların kesimine tepki gösteren köylülere biber gazı ile saldıran askerler birçok kişiyi gözaltına aldı.

    Muğla Milas’ta bulunan Akbelen Ormanı’nda Yeniköy-Kemerköy (YK) Enerji tarafından açılmak istenen kömür ocağı için başlayan ağaç kesimine tepki gösteren köylülere askerler müdahale etti.
    Sloganlarla ağaç kesiminin yapıldığı alana yürümek isteyen köylülerin önünü kesen askerler, köylülere biber gazı ile saldırdı. Gözaltına alınanlar arasında avukat İsmail Hakkı Atal ile İkizköy Çevre Komitesi’nden Hasan Yorulmaz da bulunuyor.

    Öte yandan Akbelen’de çok sayıda asırlık ağacın kesildiği görüldü.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimi sürüyor, direniş genişliyor-VİDEO

  • Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişi 53. yılında

    Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişi 53. yılında

    PİRHA- Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi direnişlerinden biri olan 15-16 Haziran Direnişi’nin üzerinden 53 yıl geçti.

    Türkiye işçi sınıfı açısından tarihi bir öneme sahip olan “15-16 Haziran İşçi Direnişi” 53. yılında.

    1967 yılında kurulan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve bazı bağımsız sendikalar işçi sınıfı içinde hızla örgütlenmeye ve ilgi odağı olmaya başlamıştı.

    1967 yılında sınıf sendikacılığını savundukları için Türk-İş’ten ihraç edilen sendikalıların Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) kurmasıyla direnişinin ilk kıvılcımı yakıldı. DİSK çatısı altında örgütlenen işçilerin eylemi o dönem gittikçe büyüdü.

    1970’te, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası’nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ortak imzasıyla kabul edilirken, yasa 11 Haziran 1970’te onaylandı.

    POLİS KURŞUNUYLA 200 KİŞİ YARALANDI, 3 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

    Örgütlenme özgürlüğünü sınırlayan yasanın onaylanması büyük tepkiyle karşılandı.

    15 Haziran 1970’de 115 işyeri ve yaklaşık 75 bin işçiyle başlayan işçi direnişi, bir gün sonrasında 168 fabrikayı ve 150 bine yakın işçiye ulaştı.

    İstanbul merkezli direniş kısa bir sürede Kocaeli’nin tamamına yayıldı. Türk-İş’in örgütlü olduğu birçok fabrikadan da direnişe katılım oldu. 15 Haziran’da İstanbul ve Kocaeli’nde fabrikalar durdu. Her tarafta işçiler çeşitli yürüyüşler ve mitingler düzenleyerek, kent merkezlerine doğru yürüyüşler gerçekleştirdi. 16 Haziran’da polis işçilere müdahale etti. Polisin açtığı ateş sonucunda 2 işçi ve bir esnaf yaşamını yitirdi, 200 kişi de yaralandı.

    Eylemler devam ettiği sırada ülkede sıkıyönetim ilan edildi ve DİSK Kurucu Başkanı Kemal Türkler başta olmak üzere birçok sendikacı tutuklandı.

    Meclis’ten geçen yasa Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. Bunun üzerine yasa 9 Şubat 1972 tarihinde iptal edildi.

    DİSK kapatılırken birçok yöneticisi ve birçok işçi önderi tutuklandı. Sendikal örgütlenmeyi daha da zorlaştıracak işyeri barajı, il barajı, bölge ve ülke barajları konuldu.

    (HABER MERKEZİ)