Etiket: doğan demir

  • Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda türkü söylenmesine ve halaya jandarma engeli-VİDEO

    Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda türkü söylenmesine ve halaya jandarma engeli-VİDEO

    PİRHA – Balıkesir Edremit Ilgaz Kamp alanında Alevi Kültür Dernekleri ve Garip Dede Dergahı’nın ortaklaşa düzenlediği Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda türkü söylenip, halay çekildiğinden dolayı Jandarma şikayet var diyerek müdahale etti. 

    Balıkesir Edremit Ilgaz Kampında Alevi Kültür Dernekleri ve Garip Dede Dergahı’nın ortaklaşa düzenlediği Alevi Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı’nda 5. gününde türkü söylenip halay çekilmesine Jandarma “şikayet var” diyerek engel oldu. Jandarmanın müdahalesi sonrası işletme sahibi kafeteryayı kapatarak satış yapmadığını belirtti. İşletme sahibinin bu tutumuna kamptakiler büyük tepki gösterdi. Duruma ilişkin Alevi Kültür Derneği (AKD) Başkanı Doğan Demir bir açıklama yaptı.

    “HEP BİRLİKTE KÜLTÜRÜMÜZÜ VE İNANCIMIZI DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    Geldikleri günden beri inançsal, kültürel ve siyasal anlamada işletme sahibinin hep bir zorluk çıkardığını belirten Demir,  “Biz burada yine kalmaya devam edeceğiz. Ben bugün tüm yaşananlara rağmen halay başını çektim. Çünkü biz yeri geldiğinde sivil insiyatifimizi kullanacağız. Bunu burada kimseye karşı direnmek için yapmıyoruz. Biz burayı iyi niyetimizle kiraladık ancak geldiğimizden beri sorun yaşıyoruz. Tüm bu zorluklara rağmen kampımızı devam ettireceğiz. Ve burada ayrılınca yine bağlarımızı koparmayacağız. Hep birlikte kültürümüzü, inancımızı birlikte devam ettireceğiz. Daha öncede böyle kamplar düzenledik ve hiçbir sorun yaşanmadı” diye konuştu.

    “ASLA BOYUN EĞMEZ BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIZ”

    “ Bize türkü söyletmeseler de biz türkülerimizi birlikte söyleyeceğiz” diyen Demir, “Burada birlikte hem eğleneceğiz hem yoldaşlık yapacağız hem de inancımızı yaşayacağız. Bize burada müzik yaptırmasalar da biz buradan türkülerimizi söyleyeceğiz ve halaylarımızı çekeceğiz. Biz sivil insiyatife, muhalefet etmeye ve ezilmeye ezilirken de dik durmaya alışık insanlarız. Asla boyun eğmeğiz ve bedel ödemeye hazırız” ifadelerini kullandı.

    Açıklamadan sonra kamptakiler türkü söylemeye halay çekmeye devam ettiler.

    (PİRHA / BALIKESİR)

  • Alevi kadın ve gençlik eğitim kampında Alevilikte örgütlülük tartışıldı-VİDEO

    Alevi kadın ve gençlik eğitim kampında Alevilikte örgütlülük tartışıldı-VİDEO

    PİRHA- Alevi kadın ve gençlik eğitim kampında Alevi kurum başkanlarının katıldığı Alevilikte örgütlenme başlıkla panelde birlikten bahsedildi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Garip Dede Dergahı 21-28 Temmuz tarihleri arasında düzenlediği 5. Kadın ve Gençlik Eğitim Kampı paneller, söyleşiler ve atölyeler ile devam ediyor. Bugün öğlen saatlerinde kadınlar toplumsal cinsiyet konusunu tartıştı. Akşam saatlerinde ise Alevilikte örgütlenmeye ilişkin panel gerçekleşti. Panele Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Hüseyin Güzelgül, Alevi Vakıflar Federasyonu Remzi Akbulut ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez katıldı.

    Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Bir Alevi Alevi gibi yaşamalı. 72 millete aynı gözle bakıyoruz. Birbirimizin Hızırı olmamız lazım. Kurumlarınıza sahip çıkın. Dost mekanlarından ancak bu sorunlarımızı çözebiliriz. Her birimiz birbirimizin aynası olması lazım” dedi.

    “Geleceğimiz olan gençlerle cemal cemale gelip cem olmaktan onur duyuyoruz” diyen Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, bu eğitim kampını düzenleyenlere teşekkür ederek konuşmasına başladı.

    Güzelgül Aleviliğin dünden bugüne tüm zorluklara rağmen geldiğini söyleyerek şunları belirtti:

    “Sözde ben Aleviyim demekle Alevilik olmaz. Hiçbir din, kültür, inanç var olmadan Alevilik vardır. Velilerin nebilerin geldiği bir koldur. Aynı ana babadan doğarak bir grupta değiliz. Köylerde hepsi Alevi. Her adım Aleviceydi. Aleviliğin ilk hukukunu çalıştırıyorduk. Mahkeme kapılarına gitmiyorduk. Kendi iç hukukumuza göre cem oluyorduk. Bizim pirimiz hakim oluyordu. Canlar taliplerde jüri oluyorlardı. Ama şimdi ondan bir eser bırakmadık. Kırsaldan kentten göç ettikten sonra o çırağı yere düşürmeden bu günlere getirdik. Şimdi sahip çıkmamız lazım.”

    Eskiden Alevilere yönelik yapılan ayrımcılıktan bahseden Güzelgül, “Cenazelerimiz yıkanmazdı. Çünkü insanın yaşaması Alevilikte kutsaldır. Ama onlara bakın Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiler. Bizi birbirimize düşürdüler ki. Kendilerine de benzettiler. Çünkü dil ayrıştırıcı bir dil. Kendinden başka hiçbir inancı kabul etmedi. Avrupa’nın her bölgesinde kabul görmüş Alevilik ama Türkiye’de kabul görmemekle karşı karşıya” dedi.

    Güzelgül, “Seçimler geldiği sırada cemevlerine yasal statü veriliyor. Bizim size güvencemiz kalmadı. 9 tane çalıştay yapıldı. Hepsi ortada. Böyle bir Ebu Sufyan zihniyeti var. Biz birlikteliği sağlarsak o zaman o zihniyete karşı varlığımızı ispatlayabiliriz” ifadelerini kullandı.

    GÜZELGÜL İÇİŞLERİ BAKANI’NIN ZİYARETİNİ ANLATTI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevini ziyaret eden İçişleri Bakanı’nı kabul ettiği için tepki toplayan Güzelgül bunlara açıklık getirdi.

    İçişleri Bakanı’na Alevilere yönelik ayrımcı anlayışlardan bahsettiklerin söyleyen Güzelgül,

    Hüseyin Güzelgül, “Bakan geldiğinde ilk önce iki genel yardımcımı bilgilendirdim. Erzincan’da tutuklu bulunan canlarımız için geliyorsa bir fırsat bilerek kabul ettim. Diyaneti dahi İçişleri Bakanı yanında rencide ettim. Ben tek başıma kimseyle de görüşmedim. ABF yöneticisi ile Eyüp şube yöneticisi vardı yanımda. Sivas ve Çorum’u konuştum. Bir Alevi dedesi olarak hakkımı size helal etmiyorum dedi. Dik duruşum bu. Ama boyun eğme yok. Kimseyi de şikayet etmem. Birliğe beraberliğe ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

    REMZİ AKBULUT: BİR OLMAMIZ ŞART

    Alevi Vakıflar Federasyonu Başkanı Remzi Akbulut da diğer Alevi kurumları ile inançları konusunda bir olduklarını söyledi. Akbulut, “Ortak noktamız olan inancımızda biriz. Ayrı ve değişik bir şey söylemiyoruz. Ama içimizde bir el karıştırıyor. Ona da izin vermemeliyiz. Bu kin, nefreti birbirimize karşı kullanmayalım. Birileri bizim yan yana olmamızı istemiyor. İnancımızın içerisine çok fazla siyaseti sokmayalım. Siyasetimizi yapalım ama kurumlarımızın içine sokmayalım. O zaman orada bölünmeler meydana geliyor” dedi.

    Alevilerin hak taleplerine ilişkin AİHM’in verdiği kararların hatırlatan Akbulut, “Ama hala mevcut hükümetler bir sonuca bağlamadılar. Şimdi de söylemlerinde yasal statü vereceğiz diyorlar. Siz veremezseniz Alevilerin ibadethanesidir. Zaten mahkemeler yasal statüsünü vermiştir. Sizin göreviniz bu kararları uygulamanız. Bununla oyalamaya çalışıyorlar. Bizim bir olmamız şart” ifadelerini kullandı.

    ERCAN GEÇMEZ: TOPLUMLA YÜZLEŞMEYENLER DEVLETLE YÜZLEŞEMEZLER

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, 25 yıla yakındır bir Alevi örgütlenmesinin olduğunu söyleyerek, “Tarihimizle yüzleşme gibi bir problemimiz olduğunu düşünüyorum. Toplumla yüzleşmeyenler devletle yüzleşemezler. Gerçeği bulabilmemiz için önce aynayı kendi yüzümüze tutmalıyız” dedi.

    Geçmez Alevilerin sorunlarına değinerek gençler, pirler ve kadınlara ilişkin şunları söyledi:

    “Aleviler olarak şu gerçeği görmeliyiz. Bize Aleviliği başkası öğretemez. Dedelerimiz, analarımız öğretir. İll a diyanetin peşinde koşanlarımız var. Mücadele etmek lazım. Geçmişteki isimlerin hepsi mücadele etmiştir. Asla yollarından dönmemişlerdir. Biz Alevilerin bir yanlışı vardır. Kentleştik ve bununla özümüzden uzaklaştık. Geleneğimizden uzaklaşmayalım.

    Alevilerin ibadethanesi cemevidir. Ne derlerse desinler. Aslolan bizim sözümüzdür. Israrla bir inanç merkezi sözü önümüze getiriyorlar. Biz ibadethanelerimizden vazgeçmemeliyiz. Pirlerimize maaş verenler Perşembe akşamları cemevlerimize hutbe göndereceklerdir.

    Gençlerle bir kopukluk yaşıyoruz. Bunun için yaz kamplarının yapılması doğaldır. İmkanlar sınırlı. Sorunlarımızın birlik içinde çözülmesi aşikardır. İkrardan dönmeyen bir birlikten bahsetmemiz lazım.

    Aslolan ikrarda durma meselesidir. İçi boş birliktelik gelecek kuşaklara zarar verecektir.

    En fazla cinsiyetçiliği kendi ellerimizle yapıyoruz. Cemlerde kadın erkek ayrı yerler var. O kapıdan içeri girdiğimizde can oluyorsak bunu hayatın her alanına sokmalıyız.

    Bu yol bize bir insanın nasıl durması gerektiğini çok iyi öğretiyor. Umutsuzluk bizim kapımızdaki varlık değildir. Özgürlüğü eşitliği kendimize şiar edinmeliyiz. Pirlerimize sesleniyorum. Taliplerin görgülerini görün. Onlarda pirleri olduğunun farkına varsınlar. Alevilik inancını bilsinler.”

    DOĞAN DEMİR: KENDİMİZE AYNAYI TUTMALIYIZ

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Alevilerin kafasının çok karışık olduğunu söyledi.

    Demir, “Bizim temel sorunumuzdan biri kendimize dönemememiz. İğneyi önce kendimize batıracağız. Biz mücadelemizi sürdürüyoruz ama siyasi hastalığı olan üye ve yöneticilerimizden dolayı sonuç alamıyoruz. Biz ne oy verdiğmiz partiye ne de iktidara karşı durabiliyoruz. Biz hak talep ediyoruz. İçimizdeki provakatörlere de izin vermeyeceğiz. Bizim gidecek başka yerimiz yok. Biz hiçbir zaman yola ihanet etmedik. Kurumsal kimliklerimiz ayrı olabilir. Biz hak mücadelesi vermek zorundayız” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • AKD GYK’sından 5 istifa: Tek adamlıkla kurum yönetiliyor

    AKD GYK’sından 5 istifa: Tek adamlıkla kurum yönetiliyor

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri’nin GYK üyeleri Canan Soykök, Serdar Altun, Yüksel Kapıkıran, Mehmet Şahin ve AKD Mersin Şube üyesi Abbas Tan, derneğin üst düzey yöneticilerini eleştirerek görevlerinden istifa ettiler. Derneğin Mersin Şubesi üyesi Tan, üyelikten de istifa etti. 5 AKD’li de yazdıkları istifa dilekçesinde dernekteki gidişatın iyi olmadığını belirterek, genel başkanı eleştirdiler. 

    Alevi Kültür Derneği’nin (AKD) GYK üyeleri Serdar Altun,  Mehmet Şahin, Canan Soykök, Yüksel Kapıkıran ve AKD Mersin Şube üyesi Abbas Tan, 16 Mayıs’ta yazdıkları dilekçelerle dernekteki görevlerinden istifa ettiklerini açıkladılar. Tan, ayrıca dernek üyeliğinden de istifa ettiğini belirtti.

    Bu arada istifa dilekçesi veren GYK üyeleri Ali Özveren ve Hasan Engin’in istifalarının kabul edilmediği öğrenildi.

    ABBAS TAN: YÖNETİCİLERİN TAVIRLARINA GÖZ YUMULMASI VİCDANIMI YARALIYOR

    Yazar Abbas Tan, Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube üyesi ve Bilim Kurulu Başkanı Tan, derneğin Mersin Şubesi Yönetim Kurulu’na sunulmak üzere yazdığı dilekçede, “Son dönemlerde Alevi kurumlarında görev alan, özellikle Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmının Alevilik diye bir kaygısının olmadığını gözlemledim. Amaç, yönetimlerde olmak, siyasilere şirin gözükmek, kariyer sahibi birisi olarak dolaşmak. Alevi kurumlarında görülen örgütlenme modeli tamamen yöneticilerin inisiyatiflerine bırakıldı. Ben ne dersem o olur mantığı ile tüzükler değiştirildi” ifadelerini kullandı.
    Tan, “Eline, diline, beline ilkesine uymayan üst düzey yöneticilerin bu tavırlarına göz yumulması vicdanımı yaralamaktadır” dedi.

     

    SERDAR ALTUN: DERNEK TEK ADAMLIKLA YÖNETİLMEYE ÇALIŞILIYOR

     

    AKD GYK Üyesi Serdar Altun da, istifa dilekçesinde, “Genel Başkan Doğan Demir’in, GYK’dan alınan kararları yok sayması, tek adamlılıkla kurumu yönetmeye çalışması ve güç sarhoşluğu içinde her şeyi ben bilirim tavırlarından dolayı GYK üyeliğinde istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

    MEHMET ŞAHİN: GYK ÜYELİĞİ KARTVİZİTİNİ ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN KULLANILIYOR

    Mehmet Şahin de Basın ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Yönetim Kurulu Üyeliği, Proje Koordinatörlüğü ve  SÜREK dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.

    Şahin’in, Alevi Kültür Dernekleri Genel Yönetim Kurulu’na yazdığı dilekçede, “Alevi Kültür Dernekleri Yönetim Kurulu’nda görev alıp sorumluluklar üstlenen kıt kaynakları doğru kullanan, yeni kaynaklar üreten, şeffaf, hesap verebilir, hataları ve eksiklikleri ile yüzleşebilen, vizyon sahibi kişiler olmamız gerekirken geldiğimiz noktada benlikten vazgeçip biz olamadığımız için, üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip GYK üyeliğini kartvizitini zenginleştirmek için kullanan, yarına dair proje üretemeyen günü kurtarmayı başarı sayan anlayışa ortak olmamak adına dernekteki görevlerimden istifa ediyorum” dedi.

    Şahin ayrıca, 2017 yılında “Haydi Canlar Birlikte Öğrenelim, Uygulayalım, Çalışalım” ismiyle yaptığı proje kapsamında İçişleri Bakanlığı Bütçesi’nden sağlanan 92.594,00 TL’lik maddi desteğin dernek hesabına 1 Mart 2018’de yatırıldığını ancak bu hesaptan 30 Nisan 2018’de 50.304,93 TL’nın dernek yetkilileri tarafından çekildiğini öne sürdü.
    Şahin bu nedenle de proje koordinatörlüğü görevinden istifa ettiğini kaydetti.

    CANAN SOYKÖK: KURUMSALLIK SORUNUMUZ VAR

    GYK Üyesi İzmir Bölge sorumlusu Canan Soykök de istifa ettiğini açıkladı. Soykök “Bizler iki yıldır bir cenaze erkânı ve dedeler kurulu konusunda somut hiçbir adım dahi atamazken, Kurumsallık sorunumuz varken. Genel Merkez olarak bir sürü borç ve maaşları dahi ödeyemezken. Anlayacağınız üzere kendi iç meselelerimize bile çözüm bulamazken GYK üyelerimizden herhangi birimiz ki ben de dahil, bırakın Büyük Millet Meclisinde Milletvekili olup derneğimize ve Milletimize yararlı iş yapmayı herhangi bir partide faydalı olabileceğine kim inanır?” ifadelerine yer vererek istifa gerekçelerini açıkladı.

    İşte 6 AKD yöneticinin istifa gerekçeleri ve dilekçeleri:

    ABBAS TAN:

    “Şubenizin  2458 nolu üyesiyim.
    Alevi hareketinin ülkemizde örgütlenmeye başladığı yıllardan (1992) bu yana Alevi örgütlülüğü içerisinde çeşitli görevlerde bulundum. Gerek siyasi ahlakım, gerekse Aile terbiyem ve Alevi öğretisi çerçevesinde hareket ederek hizmet vermeye çalıştım.
    Bu süre zarfında zaman zaman eksiklerim ve yanlışlarım olmuştur.
    Gördüğüm ya da uyarıldığım anda eksikleri ivedilikle tamamlamaya, yanlışlarımı düzeltmeye çalıştım. Aynı duyarlılığı kurumlarda hizmet veren gerek yöneticilerden gerekse inanç önderlerinden de bir Alevi olarak bekledim, bana yapılan uyarılar gibi ben de uyarılarda bulundum.
    Geldiğimiz noktada gerek şubelerde, gerekse Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmında bu duyarlılığı ne yazık ki göremedim.
    Yaptığımız uyarılar gayet masumane ve Alevilik adına kazanımlar elde edilebilmesi için yapılan uyarılardı.

    Son dönemlerde Alevi kurumlarında görev alan, özellikle Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmının Alevilik diye bir kaygısının olmadığını gözlemledim.

    Amaç, yönetimlerde olmak, siyasilere şirin gözükmek, kariyer sahibi birisi olarak dolaşmak temel ilke olmaktan öteye girmediğini görmekteyim.

    Alevi kurumlarında görülen örgütlenme modeli tamamen yöneticilerin inisiyatiflerine bırakıldı. Ben ne dersem o olur mantığı ile tüzükler değiştirildi.

    “TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİYLE ANTİDEMOKRATİK UYGULAMA BAŞLATILDI”

    Demokratik Alevi Hareketi olarak lanse ettiğimiz derneğimizin tüzüğünde yapılan değişiklikle antidemokratik uygulama başlatıldı. Bireysel seçilme hakkı üyelerin elinden alınarak çarşaf liste yerine Blok liste ile seçimlere gidilmesi esası getirildi.

    Elbette genel kurulda üyelerin talebi üzerine Blok liste ile de seçim yapılabilir ancak böyle bir talep gelmediği vakit normal seçimler çarşaf liste tabir edilen usulde seçim yapılır iken sadece Alevi Kültür Dernekleri tüzüğüne böyle bir madde yerleştirildi. Bu da yetmedi, delege olmayanın seçilme hakkının olmadığı da tüzüğe eklendi. Her şeyi çok iyi bildiğini iddia eden ve uzun yıllar yönetimlerde bulunan ya da postta oturan AKD üyelerinden bu antidemokratik uygulamaya karşı çıkan neredeyse olmadı (çok az insan hariç). Sade ve duyarlı üyelerin tepkileri de bu değişikliğe güçleri yetmedi.

    Alevi kurumlarına farklı düşüncelerle Alevi olmayan hatta Aleviliği yok etmeye çalışan düşünceden insanlar alınmaya başlandığı, bu da yetmiyormuş gibi Vakıf kurularak ve kurucular arasında bu tip insanlara yer verilirken ses çıkartanın kellesi alınır mantığı ile hareket edilmektedir.

    İstifa tek taraflı bir müessesedir, isteyen her yönetici şartlar uymadığı takdirde kuruma yararlı olamayacağı ya da daha fazla kalır ise zarar vereceği düşüncesi ile istifa edebilir ve buna da saygı duyulur.

    Ancak; beş (5) GYK üyesi (aynı ildeki şubelerin üyeleri) birden  topluca istifa etmesine rağmen bu olağanüstü durum nedir? Şayet olağanüstü bir durum ise nasıl çözülür diye kimsede bir kaygının olmadığını gözlemledim. Belli insanlar biraraya gelmişlerse de sorun en azından Danışma kurulu ya da Delegeler düzeyinde bilgilendirilip tartışılmadı.

    “ÖRGÜTLÜ ALEVİ HAREKETİ BİTME NOKTASINA GELDİ”

    Günümüzde Örgütlü Alevi Hareketi bitme noktasına gelmiştir.

    Halk tabiri ile “Dibe vurmuş” bir örgütlülük bu anlayışla ne Aleviliğe ne de Alevilere katkı sunabilir. Tam tersine geçmişten günümüze Devlet yöneticilerinin yapamadıklarını, siyasilerin ayak oyunları ile yapamadıkları asimilasyonu kurumlarımız kendi elleri ile yapmaktadırlar (istisnalar hariç).

    Cemevlerinde yapılan ritüellerde (cem ve Hakka yürüme erkanlarında salavat getirerek, kuranı Türkçe okuyarak).

    Şu an ABF, AKD’nin şubelerinin bir kısmı ve diğer Alevi kurumlarının büyük bir bölümü aynı noktada durmaktadır.

    Eline, diline, beline ilkesine uymayan üst düzey yöneticilerin bu tavırlarına göz yumulması vicdanımı yaralamaktadır.

    Sorumluluk bilinci ile hareket ettiğini iddia eden yöneticilerin yaşanan bu olumsuzluklar karşısında duyarsızlıklarının  hesabını bir gün mutlaka vicdanlarına vereceklerine olan inancımla, kendini bilmezlerin zorlaması ile değil  özgür irademle, Alevi adabından, inancımdan, onurumdan ödün vermemek için, Bilim Kurulu Başkanlığı’ndan ve Dernek üyeliğinden istifa ediyorum. Hızır herkesin yardımcısı olsun.”

    SERDAR ALTUN: 

    “Sevgili GYK üyesi arkadaşlarım
    Genel Başkan Doğan Demir’in, GYK’dan alınan kararları yok sayması, tek adamlılıkla kurumu yönetmeye çalışması ve güç sarhoşluğu içinde her şeyi ben bilirim tavırlarından dolayı GYK üyeliğinde istifa ediyorum.
    Yol cümleden uludur. Herkes hakkını helal etsin.
    Saygılarımla.

    MEHMET ŞAHİN: 

    “Yaşadığımız coğrafyada yıllardır Aleviler üzerinde yapılan baskı ve ötekileştirmelere karşı 25 yıldır mücadele eden Demokratik Alevi Hareketi örgütlülüğü içinde üzerime düşeni elimden geldiği kadarıyla her zaman yapma gayreti içinde oldum.
    Son olarak 12 Kasım 2016 tarihinde Genel Yönetim Kurulu’na seçildiğim ve bugüne kadar değişik zamanlarda değişik birimlerde görev almaktan onur duyduğum Alevi Kültür Dernekleri Yönetim Kurulu’nda görev alıp sorumluluklar üstlenen kıt kaynakları doğru kullanan, yeni kaynaklar üreten, şeffaf, hesap verebilir, hataları ve eksiklikleri ile yüzleşebilen, vizyon sahibi kişiler olmamız gerekirken geldiğimiz noktada benlikten vazgeçip biz olamadığımız için, üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip GYK üyeliğini kartvizitini zenginleştirmek için kullanan, yarına dair proje üretemeyen günü kurtarmayı başarı sayan, kolektif çalışma anlayışını benimsemeyen “yapılan işin değil edilen lafın” daha önemsendiği ve işin parmak hesabına bırakıldığı, kurumsal anlamda kötüye gidişi durdurmak, ilkesiz davranışlara daha fazla ortak olmamak adına “Yola yoldaş ile gidilir” diyerek üstlendiğim başta Basın ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Yönetim Kurulu üyeliği, Proje Koordinatörlüğü ve  SÜREK  dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerimden ‘Ya yol açacaksın, ya da yoldan çekileceksin’ düsturuyla yoldan çekilerek istifa ediyorum.
    Bilginize sunar, herkese  gidebildiği yolda  sağlık ve başarılar dilerim.”

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BÜTÇESİ’NDEN 92 BİN 594,00 TL’LİK YARDIM

    Mehmet Şahin, ayrıca Proje Koordinatörlüğü görevinden neden istifa ettiğini de yine AKD GYK’sına gönderdiği dilekçede belirtti:

    “Derneğimizin genel merkez ve şubelerimizde karşılaşılan ekonomik sorunlara çare bulmak, kaynak yaratmak üyelerimizin eğitim ve iş olanaklarını artırmak amacıyla projeler yapmanın önemine binaen 2017 yılında “Haydi Canlar Birlikte Öğrenelim, Uygulayalım, Çalışalım” ismiyle yaptığım proje, Dernekler Daire Başkanlığınca desteklenerek 15 Aralık 2017 tarihinde uygulamaya girmiştir.

    “50 BİN 304 TL PROJE AMACI DIŞINDA KULLANILMIŞTIR”

    Projeye derneğimizin katkısı yanında İçişleri Bakanlığı Bütçesi’nden sağlanan 92.594,00 TL’lik maddi destek derneğimiz hesabına 01.03.2018 tarihinde yatırılmıştır. Projemizin uygulama sürecinde yapılması gereken  sözleşme, protokol ve tanıtım, görünürlük faaliyetleri hiçbir bedel ödenmeksizin gerçekleştirilmiş olup, proje için gerekli makine ve ekipmanların alımı sürecine geçildiğinde derneğimiz proje hesabından 30.04.2018 tarihi itibariyle 50.304,93 TL para derneğimiz yetkilileri tarafından çekilmiş ve uyarılarıma rağmen üstlendiğim proje koordinatörlüğü bilgisi dışında, proje amaçları ve giderleri dışında harcanmıştır.
    Bugüne kadar bildirilen çalışma programının gerektirdiği harcamalar ve faaliyetler yapılamadığından, derneğimiz proje hesabında kalan 42.289,07 TL ile projenin yürütülmesi şartları ortadan kalktığından dolayı ücretsiz olarak üstlenmiş olduğum Proje Koordinatörlüğü görevinden istifa ediyorum.
    Bilginize sunarım.

    GYK ÜYESİ İZMİR BÖLGE SORUMLUSU CANAN SOYKöK: 

    “Sayın Başkanım ve GYK üyelerim,
    02.04.2016 ‘de önce Genel Sekreterlik ardından da İzmir Bölge Sorumluluğu makamına getirildim,
    Şahsım adına rahatsız olduğum birkaç konu var ki bunları arz etmek isterim. Bizler iki yıldır bir cenaze erkânı ve dedeler kurulu konusunda somut hiçbir adım dahi atamazken, Kurumsallık sorunumuz varken. Genel Merkez olarak bir sürü borç ve maaşları dahi ödeyemezken. Anlayacağınız üzere kendi iç meselelerimize bile çözüm bulamazken GYK üyelerimizden herhangi birimiz ki ben de dahil, bırakın Büyük Millet Meclisinde Milletvekili olup derneğimize ve Milletimize yararlı iş yapmayı herhangi bir partide faydalı olabileceğine kim inanır? Çünkü herkes bilir ki ‘iş kişinin aynasıdır’. Milletvekilli seçildiğinde kendi değerlerimizle beraber derneğimiz de yıpratmaktan başka hiçbir işe yaramaz ki yaramadı da. Son dönemlerde de buna bir zati şahit oldum.

    İki yıldır çok yetersiz iş yapıldığı kanaatindeyim. Bırakın iş yapmayı işler için bile bu kadar tartışmadık. Şahsen CHP’yi Alevi camiasında savunmak zorunda kalacağımı da asla düşünmezdim. Lakin eleştiriler gösterdi ki gerçekler dahi görmezden gelen arkadaşlarımız var. Geçen dönem CHP’nin 134 Milletvekilinin tam 36 tanesi Alevi kökenliydi. İstanbul da bulunan 186 delegenin 90’nı da Alevi kökenli mesela. Veriler bize şunu gösteriyor CHP çalışmadıysa Aleviler de çalışmadı. Hâl böyleyken ne diye kızıp küfreder arkadaşlarımız ve ne diye böyle bir ortama bu dernek çekilir anlamıyorum.

    Genel Merkez Parti işleri için dolup taşarken dernek sorunları ve faaliyetler için bir araya gelememek de ayrı bir tartışma konusu edilmeli. İsterdim ki bizler Başkanlarımızın destekleriyle, gençlerimiz ve kadınlarımızla her yıl aynı tarihte 101 şubemizle eşgüdümlü olarak alevi olmayanlara dahi bir kermes organizasyonuyla maddi sıkıntılarımızı giderelim görgü cemi yaparak inancımızı yayıp icra edelim. Ama başta ben bunu bile başaramadım, Böylece kitleler bizim birbirimize bağlılığımızı görüp saygı duysun istemiştim.

    İnancımızla alakalı etkinliklerimizi eşgüdümlü icra edebilseydik insanlar bizim parası ve gücü olan büyük ve güçlü bir dernek olduğumuzu görürlerdi ve tüm partiler Genel Merkezimizden icazet almadan Milletvekilli listesini açıklamaktan çekinir hale gelirlerdi. Bunlar olmadan ben imzamla ve ya varlığımla hiç kimsenin Milletvekilliği hayalinin bir parçası ve aracı olmam. Bunun için bu görevlere gelmedim, Bu sözlerim birilerini yerden yere vurmak değil. Bu sözlerim derneğimizin vizyon değiştirmesi gerektiğini vurgulamak ve gelecek arkadaşlara yön vermek içindir. İki yıllık çalışma dönemimde sizlere ve derneğime istediğim verimi veremediğim için özür dileyip çalışmak için sıra bekleyen arkadaşlarıma yol açmak istediğim için istifa ediyorum.

    Başta Başkanıma beni bu değerli makama getirdiği için teşekkürlerimi bir borç bilir onu yeterince çalışmalarımla destekleyemediğim için özür dilerim sonra da siz değerli çalışma arkadaşlarıma hoşgörüleriniz için ayriyeten teşekkür eder ve istifa ettiğimi böylelikle duyurup arz ediyorum.
    Saygılarıma/26.05.2018”


    AKD Genel Sekreteri ve Ankara Keçiören şubesi üyesi olan Canan Soykök.

    Yüksel Kapıkıran:


    Alevi Kültür Dernekleri GYK yedek listeden gelen Yüksel Kapıkıran aynı zamanda AKD Mersin şubesi üyesi. Kapıkıran’ın da katıldığı ilk GYK toplantısından çıktıktan sonra istifa ettiği kaydedildi. Kapıkıran’ın istifa dilekçesi elimize ulaşmadığı için yayınlayamıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Aleviler Pazar günü Kadıköy’de toplanıyor: Korkmuyoruz, sinmiyoruz

    Aleviler Pazar günü Kadıköy’de toplanıyor: Korkmuyoruz, sinmiyoruz

    PİRHA-ABF başta olmak üzere Alevi kurum başkanları, Pir sultan Abdal Kültür Derneği Erzincan Şube yöneticilerinin ve üyelerinin tutuklanmalarına karşı “Korkmuyoruz, sinmiyoruz! karanlığa karşı inancımıza ve kurumlarımıza sahip çıkıyoruz” şiarıyla yapılacak olan eyleme katılım çağrısı yaptı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Erzincan Şube Başkanı Erol Yeter’in de aralarından bulundu 16 PSAKD üyesinin tutuklanmasına tepkiler sürüyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve bağlı kurumlar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Erzincan şube yöneticileri ve üyelerinin tutuklanmasına tepki göstermek için 01 Nisan Pazar günü saat 13:00’te Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yapacak.

    Açıklamaya katılacak olan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD), Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE), Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği (HSAKD), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Garip Dede Dergahı başkanları eyleme çağrıda bulundu.

    “SUSMAK ONAYLAMAKTIR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) sosyal medyadan paylaştıkları afişle eyleme katılım çağrısı yaptı:

    “Alevi hareketine yönelik bur operasyona dur demek, önümüzdeki süreçte daha çok canımıza yönelimin önüne geçmek için sesimizi gür çıkartmak zorundayız. Sizin ve çevrenizdekilerin katılımı önemlidir. Susmak onaylamaktır.”

    SONGÜL TUNÇDEMİR: “ALEVİLERE YÖNELİK BASKIYI PROTESTO EDECEĞİZ

    PSAKD GYK Üyesi ve Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD İstanbul şubelerinin katılacağını belirterek; eylemin, özelinde Erzincan Şube üyeleri, yöneticileri ve PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Erol Yeter’in tutuklanmalarıyla ilgili genelinde ise Alevilere yönelik baskı, sindirme politikalarıyla ilgili olduğunu kaydetti. Tunçdemir “Tüm halkımızı desteğe bekliyoruz” diyerek eyleme katılım çağrısında bulundu.

    TUNCER BAŞ: EYLEME GÜÇLÜ KATILALIM

    HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş ise Alevilere yönelik baskıların ilk olmadığını ve güçlü bir tepki gösterilmediği sürece son da olmayacağını belirterek Pazar günü yapılacak olan eyleme güçlü katılım sağlamak gerektiğini vurguladı.

    DOĞAN DEMİR: TUTUKLANAN CANLAR BİR AN ÖNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMALI

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir, tutuklanan PSKAD üyelerinin onurları olduğunu ifade etti. Demir, bu haksızlığın en kısa sürede giderilmesini umarak tutuklanan canların özgürlüklerine kavuşmasını diledi.

    ZEYNEL ŞAHAN: TUTUKLANAN ARKADAŞLARIMIZ YALNIZ DEĞİL

    Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Şahan da eyleme katılımın önemine vurgu yaparak şunları belirtti:

    “Erzincan’daki arkadaşlarımızın haksızca herhangi bir soruşturma yapılmadan ön yargıyla gözaltına alınmalarını kınıyoruz. Bunun olmaması gerekiyor. Bu arkadaşlarımızın yalnız olmadıklarını her zaman haksızlığın karşısında olacağımızı dile getiriyoruz ve arkadaşlarımızın bir an evvel serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.”

    AYDIN DENİZ: ALEVİLERİ SİNDİRME POLİTİKALARINI PROTESTO EDECEĞİZ

     

    HSAKD Başkanı Aydın Deniz, Alevilere yönelik baskı ve sindirme politikalarına dur demek için gür bir şekilde ses çıkartmak gerektiğini söyleyerek eyleme katılacağını kaydetti.

    İMAM BALSEVER: ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR SİYASİDİR

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şube Eş Başkanı İmam Balsever ise Alevilere yönelik baskıların diğer toplumsal kesimlere yapılan baskıların farklı bir versiyonu olmadığını ve AKP iktidarının bütün toplumsal kesimlere yönelik sindirme politikaları olduğunu kaydetti. Tutuklamaların Alevi örgütlülüğünü kırmak, Alevi toplumuna gözdağı vermek ve sindirmek üzerine politik bir yaklaşım olduğunu ifaden eden Balsever, “Bizler Erzincan’da Alevi canlara yönelik geliştirilen bu saldırının siyasi ve politik olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda Erzincan’da köylere yönelik de çok ciddi baskılar söz konusu, köy boşaltmalar söz konusu. Oranın demografik yapısını değiştirmeye yönelik iktidarın net bir pozisyon aldığını görüyoruz. Bu manada vicdanlı olan bütün toplumsal kesimlerin bu tür saldırıların kendisine de yönelebileceğini düşünmesi ve tepkilerini vermesi gerekiyor. Dolayısıyla bu saldırgan, ırkçı ve faşizan saldırılara karşı Alevi toplumu, Alevi dostları sessiz kalmamalı ve bu manada Pazar günü yapılacak olan açıklamaya bütünlüklü olarak güçlü bir destek sunmalı.” dedi.

    CELAL FIRAT: HER BİREY BİRBİRİNİN HIZIRI OLMALI

    Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, zor koşullardan geçildiğine vurgu yaparak bu koşulların ancak birlik ve beraberlik içerisinde atlatılabileceğine işaret etti. Fırat, “Bizim inancımızda her birey birbirinin Hızırı olmalı. Bu çerçevede eleştirmekten çok, sağda solda kelamlar dillendirmekten çok el ele tutuşmamız lazım. Herkesin gür bir şekilde tepkisini dillendirmesi lazım. Eksik noksanlık hepimizin olabilir. Ama herkesin özünü dara çekip o gün o meydana gelmesi gerekir. Oradaki can dostları sahiplenmek lazım. Nasıl ki şu an 1980’e baktığında 12 Eylül darbesini herkes lanetliyorsa şu süreci de 10 sene sonra lanetleyeceklerdir.” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Cemevinde Newroz-Nevruz coşkuyla kutlandı

    Mersin Cemevinde Newroz-Nevruz coşkuyla kutlandı

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi Cemevinde Newroz-Nevruz bayramı kutlandı, deyişlerin okunduğu ve semahlar dönüldü. 

    Mersin Cemevi bahçesinde gerçekleşen Newroz-Nevruz etkinliğinde, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, AKD genel merkez yönetim kurulu üyeleri, Alevi kurumlarının şube başkanları, yönetim kurulu üyeleri, siyasi parti temsilcileri, Mersin milletvekilleri, sendikaların şube temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve inanç önderleri katıldı.

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dedenin okuduğu Gülbengin ardından Nevruz ateşi yakıldı.
    Mustafa ve Onur Talipoğlunun seslendirdiği deyişlerle gençler semah döndü.

    “BUGÜN BÜYÜK BİR BAYRAMDIR”

    Açılış konuşmasını yapan Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı pirlerinden Hasan Kılavuz Newroz-Nevruz bayramını kutlayarak şunları söyledi: “Şah-ı Merdan Ali’nin Kabe’nin içinde 21 Mart 598 yılında doğduğu gündür. Şii ve Alevi Kızılbaşlar için bugün büyük bir bayramdır. Geçmişte Alevi dergahlarında Nevruz günü meydan açılır, semah dönülür, nefesler okunur, nasip alınıp verilirdi.” dedi.

    “ALEVİ ÇOCUKLARI ASİMİLE EDİLİYOR”

    Alevilerin ibadet yerlerinin cemevi olduğunu bir kez daha hatırlatan Kılavuz, “Her kimliğe ve her inanca, her mezhebe kapımız ve gönlümüz açıktır. Alevilerin inançsal yöndeki mağduriyetlerinin giderilmesi için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları ve Danıştay’ın kararları uygulanmıyor. Cemevlerinin giderleri devlet tarafından karşılanmıyor. Okullarda, din dersiyle Alevi çocukları asimile ediliyor. Hazırlanan müfredatta Alevi kurum temsilcileri ve kanaat önderleri davet edilmiyor. Alevi köylerine cami yapılmasına devam ediliyor. Camilere tanınan olanakların Cemevlerine de tanınmasını istiyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığının yeniden yapılandırılması Alevilerin temel istemleridir. Aleviler nerede olursa olsun bütün istemlerini hiç çekinmeden demokratik yollarla aramaya devam edecektir”diye konuştu.

    “ALEVİLER EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYOR”

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir ise konuşmasında; “Aleviler bu ülkede eşit yurttaşlık istiyor. İnançta adalet istiyor. Aleviler bu ülkenin çağdaş, aydın ve demokrat yüzlü insanlarıdır.” dedi. Geçtiğimiz günlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yönetici ve üyelerinin tutuklanmasına değinen Demir, Aleviler olarak zulme karşı boyun eğmeyeceklerini vurguladı.

    Daha sonra Kardeş Türküler’in seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla Newroz-Nevruz kutlandı.

    MERSİN/PİRHA

     

  • AKD’den; ABF ve HBVAKV başkanlarına sert tepki

    AKD’den; ABF ve HBVAKV başkanlarına sert tepki

    PİRHA – ABF, AABK, HBVAKV, PSAKD’in Maraş anması sırasında ve sonrasında yaşananlar nedeniyle AKD’nin Başkanı Doğan Demir’i ve bazı yöneticilerini Alevilerden özür dilemeye çağırmasının ardından AKD Genel Merkezi çok sert bir açıklama yaptı. ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız’a ve HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş’a sert ifadelerle yüklenen AKD ise ABF Başkanını istifaya çağırdı. AKD’nin açıklamasında isim verilmeden bazı basın kuruluşları da hedef alındı. 

    39 yıl önce Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anıldığı 23 Aralık günü ve sonrasında Alevi kurum başkanlarıyla AKD’nin başkanı ve bazı şube başkanları arasında yaşanan gerginlik devam ediyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)  ile Alevi Kültür Dernekleri’nin (AKD) bazı yöneticileri arasında anma sırasında yaşanan gerginlikler ve sonrasında ABF Başkanı Muhittin Yıldız’ın ve HBVAKV Başkanı Tuncer Baş’ın yine AKD’li yöneticiler tarafından tehdit edildiği iddiaları kamuoyuna duyurulmuştu.

    Dört büyük Alevi kurumu tarafından yapılan ortak açıklamada, Maraş’ta canların anması sırasında ve sonrasında AKD Antep Şube Başkanı Yılmaz Demirdelen ile AKD Sultangazi Şube Başkanı Zeynal Odabaş’ın, AKD Genel Başkanı Doğan Demir’in bilgisi ve talimatıyla HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş’a fiili müdahale ve saldırıda bulundukları belirtilmişti.

    Açıklamada, saldırıya engel olmak isteyen ABF Genel Başkanına karşı da AKD Antep Şube Başkanı Yılmaz Demirdelen’in küfür ve hakaret içeren fiili saldırıda bulunduğu, buna tanık olan AKD Genel Başkanı Doğan Demir’in ise engel olmak yerine, ABF Genel Başkanına sözlü saldırı ve hakarette bulunduğu iddia edilmişti.

    Açıklamada bütün bu yaşanan olumsuz tutum ve davranışlar nedeniyle AKD’nin Başkanı ve bazı yöneticileri Alevilerden özür dilemeye davet edilmişti.

    ABF, AABK, HBVAKV, PSAKD’nin yaptığı ortak açıklamadaki istifa davetine ve iddialara Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi’nden karşı açıklama geldi.

    AKD, dört kurumun açıklamasının gerçekleri yansıtmadığını belirterek, ABF başkanının ve onu destekleyenlerin istifa etmesi gerektiğini savundu.

    ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız ve HBVAKV Genel Başkanı Dr. Tuncer Baş için çok sert ifadelerin kullanıldığı açıklamada, isim verilmeden sözkonusu dört kurumun açıklamasını yayınlayan haber siteleri de hedef alındı.

    AKD Genel Merkezi’nin; ABF ve HBVAKV başkanlarını ve açıklamayı yayınlayan basın kuruluşlarını hedef alan açıklamasının tamamı şöyle:

    “23 Aralık 2017 günü 39 yıl önce Maraş’ta katledilen canlarımızı anmak için engellemelere rağmen bir araya geldik. Biz ülkemiz aydınları ve Alevileri üzerine oyun oynayan karanlık güçleri ve yandaşlarını tanıdığımızı, Alevilerin birlik ve beraberliğinden korkan kargaşa, terör ve akan kandan, anaların göz yaşından beslenmeye çalışanların birleşip sorumlu davranış sergileyen AKD örgütlüğüne karşı nefretlerini kusmalarına rağmen halkımıza uygulanan baskı ve zulme karşı göğüs gererek provokatör kışkırtmalara karşı her daim sağ duyulu yaklaşıp birliğimizi, dirliğimizi daim eyleyeceğimizi açıkladık. Maraş katliamını anma etkinliğinde toplumda olmayan karşılıklarını sahte görüntü ve söylemlerle doldurmaya çalışanların gerçek yüzlerini bir kez daha gördük. Anma öncesi ve sonrasından kurumlarımızda mihman ettiklerimiz bölgedeki 25 şubemiz ve genel merkez yöneticilerimizi yok saymaya kalkanlara karşı duruş gösteren genel başkanımız, Gaziantep ve Sultangazi Şube başkanlarımızı tehdit etmeye kadar vardırdıkları davranışlarına örgütsel tepkimizi yalan yanlış haberlerle çarpıtarak tekrar kahramanlık yapmaya başladılar.
    AKD örgütlülüğü olarak Genel Başkanımız Doğan Demir ve Genel merkez yöneticilerimizle, bütün şubelerimiz ve üyelerimizle bu güne kadar sizin kirli oyunlarınıza alet olmadık ,bundan sonrada olmayacağız. Aleviler adına yapılan her anmayı kendi siyasi beklentilerine payanda yapmaya çalışanlara izin vermeyeceğimizi, bu ülkenin yöneticileri ile her zeminde görüşüp sorunlarımızı kavga ve sloganla değil özümüzden taviz vermeden sağduyu ve diyalog ile çözmeye devam edeceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.
    AKD yönetimi olarak İç İşleri Bakanı ve bazı valilerle, belediyelerle alenen yaptığımız görüşmeleri Aleviliğe ihanet sayıp, bize hain diyenlere soruyoruz. Bu güne kadar gizlice görüştüğünüz bakan, vali veya belediye başkanlarına neyi pazarladınız, belediyelerden ne alıp ne verdiniz, geçen yıl Maraş Valisi ile neyin pazarlığını yaptınız hadi açıklayın. Tuncer Baş bu gün malları ve parası üzerinde tepindiğiniz vakfın temelini atan ve inşaatın maliyetini devletin hazinesinden karşılayan Dönemin Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’i unutmuş olamazsınız. Alevi kurumları adına hak mücadelesinde devlet erkanı ile görüşen, hak talep eden herkes size göre hainse peki siz ne oluyorsunuz.? Hadi geçtik bu balık hafızalıları, yalan ve iftiraları dillerine dolayan ve bu çirkin girişime destek olan kurumlara ve bazı yayın organlarına zamanı geldiğinde elbette söyleyecek çok sözümüz vardır.
    Dün bazı haber sitelerinde yazdıkları haberin kaynağını ve açıklama yapanı yazma cesareti gösteremeyen cesur kalemşörler AKD genel başkanımızı ve ,şube başkanlarımızı hedef gösteren alevi diline yakışmayan edepten yoksun bir açıklama yayınladılar.

    “Anmaya katılan AABK ( Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu), ABF (Alevi Bektaşi Federasyonu),HBVAKV (Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı), ve PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Alevi Kültür Dernekleri’nin anma sırasında yaşanan gerginlikler ve sonrasından yaşananları eleştirerek AKD tabanıyla hiçbir sorunlarının olmadığını yalnızca AKD içerisinde bir grubun Alevi hareketini provoke etiğini öne sürdü. Açıklamada AKD yönetimi özür dilemeye davet edildi.”

    Devamla”Anmanın bitimine doğru AKD Antep şube başkanı Yılmaz Demirdelen ile AKD Sultangazi şube başkanı Zeynel ODABAŞ, AKD genel başkanı Doğan Demir’in bilgisi ve talimatıyla HBVAKV genel başkanına fiili müdahale ve saldırıda bulunmuşlardır. Buna engel olmak isteyen ABF Genel Başkanına karşı da AKD Antep şube başkanı Yılmaz Demirdelen küfür ve hakaret içeren fiili saldırıda bulunmuştur. Buna tanık olan AKD genel başkanı Doğan Demir engel olmak yerine, Abf genel başkanına sözlü saldırı ve hakarette bulunmuştur. “

    Burada yazılanları açıklamada yarar vardır. AKD Gaziantep Şube Başkanı Avukat Yılmaz Demirdelen ve AKD Sultangazi Şube Başkanı Zeynel Odabaşı mevcut ABF’nin Genel başkan yardımcılığını yapmış mücadeleleri ve duruşuyla her daim saygıyı hak etmiş kişilerdir. ABF nin başkanlık koltuğunu işgal eden Muhittin Yıldız rahat çalışsın bahane bulamasın diye karşı çıkmamıza rağmen mevcut görevlerinden istifa etme özverisini gösteren değerli canlarımızdır.
    Doğan Demir, AKD’nin genel başkanıdır. Ne mafya babası ,nede bizlerin şeyhi değildir. Bizim GYK üyelerimiz ve şube başkanlarımız da mürit değil yolun talibi, ayak türabıdır. Doğan Demir şube başkanlarımıza ve hiç kimseye saldırı talimatı vermez. Bu açıklamayı yapan kişiler kendi sıfatlarını genel başkanımıza yakıştırıyorlar.
    Bu çirkin iftiranın devamı açıklamada gizli.” Bir sonraki gün yani Pazar günü HBAKV başkanı ile Abf genel başkanı, eş zamanlı olarak değişik telefonlardan aranarak küfür, hakaret ve tehdide maruz kalmışlardır. Maraş’ta yaşanan bu olaydan sonra ve tehdit ve hakaret içeren bu aramalar tesadüf olamaz.”
    AKD örgütlülüğünü yok saymaya çalışan her zeminde ayar vermeye çalışanların yalanları bitmiyor. Maraş’ta AKD orada olduğu halde yok saymaya çalışanlara tepki gösteren yöneticilerimize parmak sallayıp, gözlerini belertenlere anladığı dilden cevap verilmiştir.
    Ancak ortalıkta hala ABF Genel başkanıyım sıfatıyla afra-tafra satan Muhittin Yıldız Genel Başkanımız Doğan Demir’i eşinin yanında telefonla arayarak” Gaziantep şube başkanı Yılmaz Demirdelen ve Sultangazi Şube Başkanı Zeynel Odabaşını kasderek” bağla şu köpeklerini tasmalarından, yoksa gider evlerinden aldırır, gerekeni yaparım, seni bitiririm “ diyen zattır.
    Daha önceki ABF başkanı Baki Düzgün’ün evini kimliği belirsiz çakallarına bastırıp öldürmekle tehdit eden, ABF yönetim kurulunda bulunan Kadınlar dahil bazı kişilere küfredip hakaretlerde bulunan kişi de aynı zattır. Kartal Mitinginde herkesle kavga eden yine bu zattır. Bu güne kadar şu veya bu şekilde bu zatın yaptıklarına sesini çıkarmayan, yapılan ahlak ve edep dışı davranışlarına göz yuman sorunu kişiler arası çekişme olarak gören kişilere soruyoruz? Bu zat bu küstahlığı yapma cesaretini kimlerden almaktadır? Sizce Alevilerin dili, davranışı hele de alevi kurumlarının çatı örgütü ABF’nin başkanı böylemi olmalıdır? Sizlerin üç maymun rolünü oynayarak yapılanları görmezden gelmelerinizle bu zat ABF başkanı olarak daha ne kadar o makamı işgal edip alevi kurumlarını ayrıştırmaya devam edecektir?
    Serseri bir mayın gibi nerde patlayacağı ve hangi kuruma zarar vereceği belli olmayan bu kendini bilmez kişinin davranışını hangi alevi canımız hoş görür anlamış değiliz. Mafyanın bile değerlerini alt üst eden bu zat ucuz mahalle kabadayılığı sergilerken bizi alevi hak mücadelesinde ihanetle suçlayabiliyor. Kendi pisliklerini bile eline yüzüne bulaştıranları Alevilerin vicdanlarına havale ediyoruz.
    Yaptığımız görüşmelerde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticilerinin böyle bir açıklamadan haberleri olmadığını ve böylesi bir açıklamayı da doğru bulmadıklarını öğrendik. AKD olarak “kem söz sahibine yakışır” diyerek yapılan çirkinlikleri açıklamayı yapanlara ve buna çanak tutanlara iade ediyoruz.
    Bu yolda mücadele eden herkes isimlerini ve kurumlarını açıklama cesaretini bile gösteremeyen kişileri çok iyi tanıyorlar.
    Bize atfedilmeye çalışılan ancak sırıtan “ ağacın kurdu kendi özünden olur “özdeyişine aynen katılıyoruz. Mafyavari davranışlarla bile yönetilemeyen ve her geçen gün borç batağına sürüklenen son bir yıldır örgütsel anlama aleviler arasında saygınlığı kalmayan ABF’nin kurucusu ve en büyük kitlesel bileşeni Alevi Kültür Derneğidir.. Aldıkları bağış ve yardımları, AB proje fonlarını çarçur edip hesabını veremeyen mevcut ABF yönetimini çok uyardık, hatta rahat kadro kursunlar diye yönetim ve diğer organların asıl ve yedek üyeliklerinden çekildik. Yönetimden AKD temsilcisi dışında olup istifa eden bir çalışma üretemeyen bir çok canımıza rağmen etiket uğruna mevcut yönetimde kalmaya çalışan enkaz haline getirdikleri ABF yi üstümüze yıkmaya ve kendi pisliklerini bize bulaştırmaya çabalayanların hezeyanlarını ve mafyavari tehditlerini dikkate almıyoruz.
    Bunun yanında varlık sebebinin AKD olduğu Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı başkanı Tuncer Baş ve ABF Başkanı Muhittin Yıldız yanına aldıkları bazı kurumların yöneticilerini yalan beyanlarla kandırarak alevi hak mücadelesine zarar vermektedirler. Tuncer Baş’ın benzer davranışı daha birkaç önce Çorumda yaptığımız anma toplantısında AABK Başkamı Sayın Hüseyin Mat ‘ada yalanlar söyleyerek zor durumda bıraktıklarını biliyoruz. Yine Maraş’ta aynı gün içimizden çıkmış HDP Milletvekili Sayın Müslüm Doğan’a hakaret edip tombala milletvekilisin diyen zat aynı kişidir. Hacı Bektaş dedeler kurulu toplantısından kovulan, bana ne Alevilikten ben holding yönetiyorum diyen, kendi kurduğu şubeyi kapatıp genel sekreterini ayrıştıran , öncelikle kendi ideolojik yapısına uymayan sadece vakıf senedine göre çalışmayı düşünen şube yöneticilerini sudan bahanelerle görev alan zat Tuncer Baş’tır.
    AKD yöneticileri olarak 5 yıldır görev yaptığımız dönemde her şey mükemmel olmamıştır ama ABF ve bileşeni kurumlarımızda bu denli ayrıştırma ve kargaşa yaşanmamıştır. Yaşanan olumsuzlukları gördüğümüzde Tuncer Baş ve Muhittin Yıldız’ın göreve geldikten sonra kurumlar arasını açmak ve ayrıştırmak için özel olarak görevlendirildiğini düşünmeden edemiyoruz. Kendi yaptıkları pislikleri başkalarının üstüne atmada sınır tanımayanlar, kurumunuza vakfedilen maddi ve manevi değerlerimiz üzerinde keyfinizce tepinmeniz karşılıksız kalmayacak, demokratik ortamlarda Alevilere yakışan şekilde hesap sorulacaktır. Güneşi balçıkla sıvayamayacağınızı ve mutlaka bir gün yaptıklarınızın hesabını vereceğinizi unutmayınız.
    Bozuk saatin bile günde iki defa doğruyu gösterdiği gibi açıklamada geçen “AKD Alevi hareketinde köklü geçmişi olan bir kurumdur. Bu nedenle Alevi Hareketi açısından anlamdır ve olmazsa olmazlarımızdandır. “ cümlesi doğruyu işaret etmektedir. Ancak bunca yalan ve iftiradan sonra acaba diye düşünürken arkasından gelen cümleler utanmazlıkta sınır tanınmayacağını göstermektedir.
    “Bizim sorununuz AKD kurumu ve tabanı ile değildir. AKD içinde Alevi Hareketini bölmeye ve farklı yerlere çekmeye çalışan, sisteme ve asimilasyon politikasına hizmet etmeye çalışan kişiler ve yöneticiler ile ilgilidir. Kurumlara çöreklenmiş bu tür kişilerin Alevi Hareketine daha fazla zarar vermemesi için söküp atmak ve teşhir etmek de bizim görevimizdir. Abf olarak Akd ile yol yürüdük ve yürümeye de devam edeceğiz. Yolumuza zarar veren kişilikleri de AKD’nin değerli yöneticileri ile birlikte kurumdan arındıracağız. Bu nedenle AKD’nin değerli canları elbirliğiyle bu ihanetçi kişilikleri görevden almalıdırlar”

    Bu açıklama ile kendi kurumlarını yönetmekten aciz malum kişiler, bu defa en büyük ve vazgeçilmez kurumuna yalakalıkta sınır tanımayarak AKD içine çomak sokmaya çalışmaktadır. Nasıl olsa AKD’nin şube yöneticilerini ve üyelerini yalanla kandırıp AKD yi karıştırır mevcut yönetimlerini devirir ve şakşakçı yöneticiler seçtirir koltuğumuzu koruruz sevdasına düşmüşlerdir. Tabi emriniz olur efendim ne demek. Derhâl AKD nin mevcut şeyhinin ve müritlerinin defterleri düreriz dememizi mi bekliyorsunuz ? Daha çok beklersiniz. Anlaşılan siz AKD örgütlerini tanıyamamışsınız. Bu entrikacı tavrın adını alevi hukuku ve yolumuz koymalıdır Edep yahu illa edep diyoruz.
    Değerli canlar, AKD içi boş bir kurum değildir. Bizim hiçbir kurum veya kişiden özür dileyecek bir davranışımız yoktur. Bu yolun ve örgütün sahipleri vardır. AKD nin mevcut yöneticileri atamayla veya sahte vaatlerle paraşütle yönetime gelmedik.Üyelerimizin özgür iradeleri ve demokratik seçimleriyle göreve getirildik ve bu güne kadar yolumuzun edep ve erkanından , derneğimizin ilkelerinden taviz vermedik, bundan sonra birkaç kendini bilmezin yalanları ve iftiralarıyla yolumuzdan dönecek değiliz.Başka Genel Başkanımız Doğan Demir ve GYK üyelerimiz, şube başkan ve üyelerimizin saçının bir teline dahi zarar getirilmesine asla izin vermeyiz, bunun düşünülmesine bile asla tahammül etmeyiz. Bize hiç kimse talimat veremez.
    Alevilerin hak mücadelesi tarihi ibretlik olaylarla doludur.8.İmam Rıza döneminde Abbasi Halifesi Harun Reşit oğlu El Memnu döneminde İmam Rızanın bilgi ve tecrübesini kabul eden ancak taraftarlarından çekinen Halife, İmam Rıza’ya “velayet hakkı sizindir, velayeti size veriyorum, size biat edeceğim, yalnız devleti ben yöneteceğim” diye teklif edince İmam Rıza “ Velayet Hak’tan verilir. Eğer size velayet haktan verilmişse sizin ne haddinize ki bana velayeti devretmeye kalkışırsınız. Yok velayet Hak’tan değil zorla gasp ettiğiniz biz makamsa bizim zorla gasp edilmiş bir makamda gözümüz yoktur” der. Tabiki sonuç bilindiği gibi zehirletilip katledilir.
    Yine ortaya çıkıp ABF inanç kurulunu toplayıp kurum başkanları olarak orada özümüzü dara çekip haklıyı haksızı tespit edeceğiz söyleminiz de fiilen biten başkanlığınızı ve koltuğunuzu korumak sevdasından başka bir şey değildir. Özünü dara çekmek sizin gibi riyakar ve kendi kurumları arasına nifak sokan ayrıştıran kendini beğenmiş kibirli kişilerin işi değildir. İnanç kurulunda vicdanı ile hareket eden bir avuç dedelerimizi de tarihimizdeki HAKEM OLAYI gibi kandırmaya mı çalışıyorsunuz. Biz sizlerin kurduğu tuzağa düşmeyeceğiz.
    ABF başkanı ve yandaşlarına son sözümüzdür. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz. Yalanla, sahte vaatlerle oturduğunuz ve entrikalarla işgal ettiğiniz o koltuktan derhal kalkıp onurluca istifa edin, sağa sola çamur atmaktan vazgeçin, emaneti sahibi olan kurumlara terk edin. Çünkü ABF bizim gözümüzde sizin gibilere terk edilemeyecek kadar değerlidir.
    Bazı gerçeklerin farkına varan duyarlı kurum yöneticilerini göreve çağırıyoruz. Bu bataklıktan ABF ‘yi kurtarıp ve doğru yolu bulacağımıza inancımız tamdır.
    AKD olarak bundan sonra şikayet ve sızlanma yerine YA YOLU AÇACAĞIZ yada YOLDAN ÇEKİLEĞİZ. DOĞRU YOLDA GİDEN KURUMLARLARLA YOLDAŞ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ.“
    Hak bizi doğru yoldan ayırmasın. Boz atlı Hızır hepimizin yardımcısı olsun. Muhabbet ehline ve yol için mücadele verenlere aşk ola.”

    ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ GENEL MERKEZİ

    İlgili Haberin Linki:

    ABF, AABK, HBVAKV, PSAKD; AKD yöneticilerini Alevilerden özür dilemeye çağırdı

     

  • AKD heyetinden Maraş Valisi’ne ziyaret

    AKD heyetinden Maraş Valisi’ne ziyaret

    PİRHA- Alevi kurumlarının yöneticileri Maraş Katliamı’nı Valiliğin yasaklamasına, çıkarılan çeşitli zorluklara rağmen lanetledi, katledilen canları andı. Anma öncesi yasakların kaldırılması için ABF heyetinin görüşme talebini reddeden Maraş Valisi, anma sonrası AKD Genel Başkanı Doğan Demir ve derneğin bazı şube başkanlarını makamında kabul etti.  

    Türkiye’den ve Avrupa’dan çok sayıda Alevi kurum yöneticisi, dedeler, pirler, Alevi yurttaşlar Alevi Bektaşi Federasyonu ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu öncülüğünde dün Maraş’ta, 39 yıl önce vahşice katledilen canları andılar, katliamı yapanları ve yaptıranları lanetlediler.

    Anma öncesinde Maraş Valiliği’nin anmaya yasaklama getirmesi dolayısıyla kurumlar öncülüğünde Maraşa’a gitmek üzere yola çıkan Alevi yurttaşlar da çeşitli engellemelerle karşılaştılar.

    Yollarda sık sık arama yapma gerekçesiyle otobüsler durduruldu. Katliamın yoğunlukla yapıldığı Maraş Yörükselim Mahallesi’ndeki anma sırasında da polis çeşitli engeller çıkardı. Ancak kurum başkanları ve yurttaşlar engelleri aşarak canları andılar.

    Anma öncesi PİRHA’ya açıklama yapan ABF, HBVAKV ve PSAKD Genel Başkanları Valiliğin yasağını tanımayacaklarını ve Maraş’ta anmayı gerçekleştireceklerini açıklamışlardı. Başkanlar Valiye yasağı kaldırması için çağrıda da bulunmuşlardı.

    VALİ ABF HEYETİNİN GÖRÜŞME TALEBİNİ REDDETTİ

    Anmadan bir gün önce ise ABF heyeti yasakların kaldırılması yönünde Valiyle görüşme talebinde bulundu ancak Valilik bu talebi reddetti.

    VALİ AKD’LİLERLE GÖRÜŞTÜ

    Dün katliamın lanetlenmesinin, öldürülen canların anmasının ardından Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir ve beraberindeki AKD’nin bazı şube başkanları ise Maraş Valisi’ni makamında ziyaret ettiler.

    Dün AKD heyetinin valiyle görüştüğü yönünde PİRHA’ya ulaşan bilgiler ve tepkiler üzerine Genel Başkan Doğan Demir’e ziyaretin amacını sorduk.

    PİRHA’ya, ziyarete ilişkin bilgi veren AKD Genel Başkanı Doğan Demir, “Yaşanan bütün olumsuzlukları emniyetin tavrını, girişlerde yaşanan zorlukları Valiye aktardık” dedi. Demir daha sonra konuya ilişkin basın açıklaması yapacaklarını da ekledi.

    AKD’nin anma sonrası Valilik ziyaretine bazı Alevi yöneticilerin tepki gösterdiği de gelen bilgiler arasında.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından Tv10, Yol TV ve Maraş anması açıklaması

    Alevi kurumlarından Tv10, Yol TV ve Maraş anması açıklaması

    PİRHA – Alevi kurumlarının yöneticileri, 20 Aralık Çarşamba günü Ankara’da görülecek olan Yol TV davasına ve 39. yılında Maraş Katliamı’na yönelik ortak bir açıklama yaptılar. Alevi kurumları yaptıkları ortak açıklmada, “Yol TV ve TV10’un Alevilerin sesi olduğunu” söylediler.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi kurumlarının yöneticileri, Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda bir araya gelerek 20 Aralık Çarşamba Günü Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görülecek Yol TV duruşmasına ve Maraş anmasına ilişkin ortak bir açıklama yaptılar.

    “TV10 VE YOL TV ALEVİLERİN SESİYDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, “Maraş’a gidişe yasak getirildi. Ama biz Maraş’a gideceğiz dolayısıyla bugün burada toplandık. Birlikte mücadele etmenin ne kadar doğru olduğunu görüyoruz. Yol TV ve TV10 Alevilerin sesiydi. Umarım hukuksal anlamda da çarşamba günü görülecek duruşmadan olumlu bir sonuç çıkarırız” dedi.

    “TV10 BİRİLERİNE PEŞKEŞ ÇEKİLMİŞTİR”

    Ülkemizde hukuk adına adalet adına neler yaşandığını, anti demokratik bir ülke ololduğunu çok iyi bildiklerini belirten Demir, “Ne olursa olsun Yol TV nin tekrar açılması için elimizden geleni yapacağız. Biliyorsunuz ki TV10’un da mal varlığı satışa çıkarıldı. Alevi kurumları olarak almak için müracaatta bulunmak istedik. Ancak aldığımız bilgilere göre TV10 birilerine peşkeş çekilmiştir. TV10 ve Yol TV gibi televizyon ve gazetelerimiz kapatıldı. Aleviler olarak yeni televizyonlar yeni gazeteler kurar ve birlikte de mücadele ederiz” dedi.

    “YOL TV AVRUPA VE TÜRKİYE’DEKİ ALEVİ LOKMALARI İLE KURULDU”

    Avrupa Alevi Birlikler Federasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker ise, “Bu ülkede Aleviler tüm demokrasi güçlerinin içinden geçtiği bir süreçte, bir araya gelme ve dayanışma noktasında önemli olduğunu gösteriyor. Yol TV Avrupa’da ve Türkiye’deki Alevilerin lokmalarıyla kurmuş oldukları bir televizyondu. Bu televizyon Alevilerin hem iç asimilasyon hem de dıştan dayatılan Alevi değerlerinden uzaklaşma ve Sünnileştirmeye yönelik baskılar karşısında Alevilerin kendi inancını yolunu, kültürünü ekranlara taşıyarak önemli bir işlev gördü” diye konuştu.

    Yol TV’nin kapatılma gerekçesinin anlamsız ve mantık dışı olduğuna vurgu yapan Öker, şunları kaydetti:

    “Attıkları adımda akıl, vicdan gibi değerler yok. Ezidi kadınlarının, çocuklarının İŞİD barbarları tarafından tecavüze uğramasını, YPG taraflarının insanlık adına ödedikleri bedeli ve kadınlara, çocuklara sahip çıkmasını Yol TV gündeme getirdiği için televizyonumuz kapatıldı. Ancak Almanya’da yayın yaptığı ve lisansı Türkiye’den olmadığından kapatamadılar. Sadece TÜRKSAT’tan bizi uzaklaştırdılar. Yol televizyonu TÜRKSAT’ta olmadığı için izleyemiyorsunuz ama Yol TV Avrupa’da yayınını sürdürüyor.”

    “TELEVİZYONLARIMIZ İLE KÖYLERİMİZE ULAŞTIK”  

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan ise, “Televizyonlarımız yayına başladıktan sonra biz köylerimize ulaştık. Ve Alevi kurumlarının sesi Alevilerin yaşadığı her bölgeye ulaşıyordu. Dolaysıyla bu televizyonlarımızın tekrar açılması tekrar bu haklarımızın elde edilmesi bizim için çok önemlidir. Bu davaya kitlesel ve örgütlü katılırsak mahkemenin olumlu bir karar vereceğini düşünüyorum” dedi.

    Maraş anmalarını yasaklayan Maraş Valiliği’ne de tepki gösteren Kaplan şunları ifade etti:

    “Maraş Valisi anmayı yasakladı. Geçen sene de ve ondan önceki sene de yasakladı. Daha önceki yıllarda yasaklamıştı. 20 Aralık’ta saat 13.00’te Yıldızeli mahallesinde cemevinin önünde olacağız. Valinin yasaklaması bizim orada olmamızı engelleyemeyecektir.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş da, “Maraş Katliamı yıldönümü ile ilgili Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde biz Alevi kurumları olarak oraya bir program yaptık. Ancak 20 Aralık Çarşamba günü Yol TV davasından olacağız. Sonra kurum başkanları ile birlikte Maraş’a gideceğiz. Ve özellikle yerelde, ilçelerinde sohbetler, söyleşiler, ziyaretler yapacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

  • Alevi başkanlar hak ihlallerini değerlendirdi: Hakim inanç Alevileri ötekileştirdi

    Alevi başkanlar hak ihlallerini değerlendirdi: Hakim inanç Alevileri ötekileştirdi

    PİRHA-Alevi kurum başkanları Türkiye’de OHAL yönetiminde Alevilerin yaşadığı sorunları ve hak ihlallerini PİRHA’ya değerlendirdiler. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, AKD Genel Başkanı Doğan Demir ve HSAKD Başkanı Aydın Deniz, Türkiye’de Alevilerin her türlü ayrımcılığa maruz kaldığının altını çizdiler. 

    10 Aralık İnsan Hakları Haftası yaklaşırken, insan hakları sorunları da tartışılıyor. 15 Temmuz Darbe Girişiminin ardından ilan edilen OHAL sonrası kanun hükmünde kararnamelerle yönetilen Türkiye’de insan hakları sorunları, hak ihlalleri de çığ gibi büyüyor.

    OHAL rejiminden emekçiler, Aleviler, azınlıklar, kadınlar, çocuklar başta olmak üzere her kesim olumsuz etkilendi.

    Alevi kurum başkanları OHAL yönetiminde Türkiye’de özelde Alevilerin yaşadığı sorunları, hak ihlallerini PİRHA’ya değerlendirdiler.

    “ALEVİLER İÇİN BARINMA, ÇALIŞMA HAKKI OLMAZSA OLMAZDIR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “10 Aralık İnsan Hakları Haftasına girerken bu günlerde biz Aleviler için öncelik insanın yaşama hakkını savunmaktır” dedi.

    “Ülkemizin bir bölgesinde onlarca yıldır devam eden düşük yoğunluklu savaş on binlerce insanın yaşamına mal olmuş, binlerce ailenin parçalanmasına neden olmuştur” diyen Kaplan, şunları kaydetti:

    “Aleviler için insanların barınma hakları, insan hakları açısından olmazsa olmazımızdır. Bugun Anadolunun bir çok bölgesinde insanların evleri başlarına yıkıldı. Evleri işaretlendi, mahalle baskıları sonucu yaşadığı kadim topraklardan göç etmek zorunda bırakıldılar.”

    “Aleviler için insanların çalışma hakları olmazsa olmazımızdır” ifadesini kullanan Kaplan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle on binlerce kamu emekçisinin işinden atıldığına dikkat çekti.

    “ZORUNLU DİN DERSİ İNSAN HAKKI İHLALİDİR”

    Aleviler için insanların özgürce ibadet etmelerinin de insan hakları arasında olduğunu belirten Gani Kaplan, şunları dile getirdi:

    “Devlet bizlerin ibadethanelerini yok saymaya, dergahlarımızı işgal altında tutmaya devam etmektedir. Zorunlu din dersleri ile Alevi çocuklarına işkenceye devam etmektedir. Ülkemiz insan hakları açısından dünden daha vahim bir durumdadır.”

    “TÜRKİYE’DE ALEVİLER ÖTEKİLEŞTİRİLDİ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir de, “Karşındaki kişinin düşmanın bile insan olduğunu unutma” ve “yetmiş iki millete bir nazarda bakmayan bizden değildir” “vatanını ve insanlarını savunmak dışında yapılan her savaş cinayettir” anlayışını hatırlattı.

    “İnsan hakları, kişiyi kendi özüyle yaşatacak kurallardır. İnsanın insana hükmetmesi, onu ezmesi insan onuruna yakışmayan ve kabul edilemeyecek bir davranıştır” diyen Doğan Demir, şu hatırlatmalarda bulundu:

    “Günümüz Türkiye’sine baktığımızda kasten veya ihmaller sonucu yüzlerce insanın öldürüldüğü, iş ve trafik kazalarında ölümlerin, doğum yapan kadınların, bebek ölümlerinin, töre cinayetlerinin, kadına şiddet uygulamalarının had safhada olduğu, terör ve şiddet olayları nedeniyle sivil masum yurttaş ile güvenlik güçleri yüzlerce kişinin yaşamını kaybettiği, yaralandığı, yaşam alanların daraldığı, göçlere maruz kaldığı, cezaevinde çocuk mahkumlarının arttığı, düşünce ve ifadelerinden dolayı suçlananların çoğaldığı, demokrasiye, temel insan haklarına yönelik hunharca saldırılar yaparak yargı, emniyet ve asker mensupları arasına sızarak devleti ele geçiren FETÖ örgütünü temizlemek amacıyla ilan edilen OHAL koşulları nedeniyle bir çok temel hak uygulamaları askıya alınmış olup, Türkiye’nin uluslararası demokrasi endeksine göre ifade ve basın, internet özgürlüğünde, cinsiyet eşitsizliğinde, kadınların işgücü katılımında, eğitim kalitesinde, çocuk yoksulluğunda OECD ülkeleri arasında, çocuk gelin, töre cinayetlerinde, insan hakları ihlalleri sıralamasında pek iyi bir konumda olmadığı acı bir gerçektir.”

    Türkiye’de Alevilerin ötekileştirildiğini belirten Demir,  “Alevilerin evleri işaretlenmekte, Diyanet İşleri Başkanlığı’nca ve eğitim müfredatı gereği inançları yok sayılmakta, Alevi köylerine cami yaptırma, zorunlu din dersleri uygulaması, cemevlerinin ibadethane sayılmaması gibi uygulamalarla uluslararası alanda ülkemiz insanının hak etmediği utanç verici bir duruma düşürülmektedir” ifadelerini kullandı.

    “ADALET İÇİN BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIZ”

    Demir, “Ülkemizde çatışmaların yaşanmadığı, terörün kol gezmediği, cezaevlerinin boşaldığı, sokaklarında yargısız infazların yapılmadığı, herkesin düşüncesini ve inancını özgürce ifade ettiği, hakkın, hukukun sağlandığı, barış, eşitlik, kardeşlik ve adalet için, yarin yanağından gayri her şeyi paylaşmak için biz bedel ödemeye hazırız” dedi.

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir bütün canları bir olmaya çağırarak şöyle dedi:

    “Her insanın bir gün insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya gelebileceğinin ve insan onuruna yakışır bir dünyanın ancak insan haklarının tam korunmasıyla olanaklı olacağının bilinciyle sadece kağıt üstünde kalmayan 2017 yılı 10 Aralık İnsan Hakları Gününde amasız, fakatsız bütün canları bir olmaya, diri ve iri olmaya çağıyoruz. ”

    “HAK İHLALLERİ HAKİM İNANCIN KENDİNİ DAYATMASINDAN KAYNAKLI”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ise “Alevilerin insan hakları ihlallerine uğramasının tek nedeni inançsal farklılığı değil hakim inancın kendini dayatması ve diğer inançları yok saymasından kaynaklıdır” dedi.

    Deniz, “Eşit yurttaş görmedikleri için çocukluktan başlayan eğitimden bir insanın ölümüne kadar hatta cenaze erkanına kadar ayrımcılığa maruz kalıyoruz” diyerek şunları kaydetti:

    “İnsanlar toplumsal olaylara duyarlılığından dolayı Alevi kimliği ve inancından dolayı işinden aşından ediliyor. Bu ihlallere maruz kalmamak için ülke yönetim anlayışını laik, demokratik, eşitlikçi, çoğulcu ve gerçek demokrasiden yana şekillenmesini sağlamaktan geçiyor. Demokrasi güçleriyle daha çok mücadeleyi güçlendirmezsek hak ihlallerine uğramaya, ihlalleri meşrulaştırma çabasına daha da maruz kalacağız anlamına geliyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Doğan Demir’den tepki: Aziz Kocaoğlu Alevi inanç merkezlerinden elini çekmeli

    Doğan Demir’den tepki: Aziz Kocaoğlu Alevi inanç merkezlerinden elini çekmeli

    PİRHA – İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan toplantı sonrası Yamanlar Cemevine kayyum atanacağı tartışmalarını değerlendiren AKD Genel Başkanı Doğan Demir, Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun Alevilerin inanç merkezlerinden elini çekmesi gerektiğini vurguladı. 

    24 Kasım günü İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’nden bir heyet İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile görüşmüştü. Yapılan toplantı sonrası Aziz Kocaoğlu bir hafta sonra cemevine el koyup kayyum atayacaklarını bildirmişti. Toplantı sonrası ise AKD Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Görer’e fiziksel şiddette bulunulmuştu.

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun cemevine kayyum atamasını Alevi Kültür Derneği Başkanı Doğan Demir Pir Haber Ajansına değerlendirdi.

    “BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN KAYYUM ATAMA HAKKI YOK”

    Kayyum diye bir şeyin olmadığını, bunu doğru tespit etmek  gerektiğini belirten Doğan, “Kayyumu ancak kurumlar atar. Büyükşehir Belediyesi’nin kayyum atama hakkı olmadığı gibi böyle bir yetkisi de yok. Biz bunu defalarca söyledik ama ne hikmetse kayyum atanıyor diye Türkiye kamuoyunda birileri bunu özellikle kullanıyor. Bir yıldır işgalci durumda olan arkadaşlarımızın orayı terk etmemesinden kaynaklı. Çünkü bizim orada şu an kurulu bir derneğimiz var, biz bir yıldır insanlar birbirlerine karşı durmasınlar diye uzak durmaya çalışıyoruz. Hiçbir şekilde bulaşmıyoruz, karışmıyoruz. Büyükşehir Belediyesinin oraya eleman atamasının doğru olmadığını her platformda söylüyoruz” dedi.

    “CEMEVİ SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA HUKUKSAL STATÜ ÖNE SÜRÜLÜYOR”

    Doğan Demir, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun Alevilerin inanç merkezlerinden elini çekmesi gerektiğini belirterek tepkisini şöyle dile getirdi:

    “AKD şubesi olan üç dört yerde kilitler belediyelerde. Ben bunu CHP Genel Başkanına anlattım. Sayın Genel başkanım eğer bu süreç böyle devam ederse, biz AKD olarak kültür merkezi adı altında tabelası olan her yeri söküp cemevi asacağız. Bu bir haksızlıktır, hukuksuzluktur. Yani İzmir gibi bir yerde 4 bin Alevi var, Alevilerden oy alacaksınız ama Alevilerin inanç merkezleri söz konusu olduğunda hukuksal statüyü öne sürüp, ‘biz buraya adam koymak zorundayız, yasa bize böyle bir hak tanımıyor’ diyeceksiniz. Şimdi AKP’li, MHP’li ve HDP’li belediyelerde böyle bir sorun yaşamıyoruz ama ne hikmetse özellikle İzmir özelinde biz bu sorunu yaklaşık dört beş yıldır yaşıyoruz. Aziz Kocağolu’nun artık şunu bırakması lazım. Alevilerin inanç merkezlerinden elini çekmesi lazım. İkide bir bizi çağırıp gelin kendi aranızda anlaşın deme hakkı yoktur. Sorun bizim sorunumuz, biz kendi aramızda anlaşabiliriz, kavga da edebiliriz, bir şekilde bunun yolunu bulabiliriz.
    Daha önce dört genel başkanla ve yönetimdeki arkadaşlarla birlikte CHP Genel Başkanı’na  bu meseleyi anlattıklarını söyleyen Doğan, “Anladığım kadarıyla genel başkanda Aziz Kocaoğlu’na bu konuda söz geçiremiyor. Yerel yönetimlerden dolayı Kemel beyi de dinlemiyorlar.”

    AKD VE ŞUBELERİ HEDEF GÖSTERİLİYOR

    AKD Yamanlar Şubesi’ni kapattıkları günden beri cemevine kurumsal olarak ne bulaştıklarını, ne gidip, geldiklerini söyleyen Doğan Demir, “Biz sabırla, inatla bekliyoruz ki oradaki arkadaşlarımız bu gerçeği görebilsinler, burayı AKD şubesine bıraksınlar, gelsinler onlar da ne yapmak istiyorsak birlikte yapalım. Ancak bu arkadaşlarımız ısrarla beni ve genel başkan yardımcımızı, AKD Genel Merkezi’ni ve Şubelerini hedef göstererek, orada bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “CHP’NİN BU İŞE MÜDAHALE ETMESİ GEREKİR”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu’nun ‘Yani burada mevcut kurum kimse ben ona buranın tahsisini yapıyorum ben bu işten çekiliyorum’ demesi gerektiğini söyleyen Doğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “O  arkadaşlarımıza da verebilir, bizim kurumumuza da verebilir. Bizim böyle bir derdimiz yok. Bizim derdimiz oradaki cemevi değil. Bizim derdimiz oradaki halkın rahat ibadet edebileceği bir cemevi varken insanların kavga, gürültü, dedikoduyla bu işi götürüyor olmaları. Aziz Kocaoğlu ve yönetimi haksız yere bir cemevine kayyum atamaya çalışırken, bizim arkadaşlarımızın yaptığı tavırlardan dolayı haklı duruma düşüyor. Yani o yüzden CHP’nin bu işe müdahale etmesi lazım. Yani bu terbiyesizliği artık hiçbir belediyenin yapmaması lazım.  Ne demek ‘siz kendi aranızda anlaşın, ona göre gelin yoksa ben buraya el koyacağım.’ Bu bir ahlaksızlıktır, bu ahlaksızlığı hiç kimse Alevi kurumlarına söyleyemez. Yer, tapu olarak belediyenin olabilir, ama sonuçta biz toplumuz, biz insanız, biz bu ülkenin vatandaşıyız. Bu bizim hakkımız. Siz orayı yapmışsınız Alevilere vermişsiniz, orada 20 yıldır Aleviler ibadet ediyor sonra gelip el koyacaksınız. Bu ne vicdana ve ahlaka sığar.”   (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevilerden Mevlüt Uysal tepkisi: AKP bunları ödüllendirdi; utanma duygularını yitirdiler

    Alevilerden Mevlüt Uysal tepkisi: AKP bunları ödüllendirdi; utanma duygularını yitirdiler

    PİRHA – Bir dönem Sivas Katliamı sanıklarının avukatlığını yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkanı Mevlüt Uysal, katliam nedeniyle hapis yatanları ‘mağdur’ olarak nitelendirdi. Alevi Kurum başkanları, Uysal’ın bu açıklamalarına tepki göstererek, Alevi Katliamı yapanların ve bunları savunanların AKP hükümeti tarafından bakanlık, milletvekilliği ve bürokratlık verilerek adeta ödüllendirildiğini ifade ettiler.  

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’a 24 yıl sonra Sivas Katliamı’nda sanıkların avukatı olduğu için pişman olup olmadığı soruldu. Uysal  Sivas davasının duruşmalarına girmekten pişman olmadığını belirterek, “Orada can verenler de, orada hapis yatıp bedel ödeyenler de mağdur diye bakıyorum” dedi. Uysal, “O süreçte baktığım pencereden yaptığım mücadele doğru mu derseniz, evet doğru” dedi.

    PİRHA’ya açıklamalar yapan Alevi kurum başkanları Mevlüt Uysal’ın bu açıklamalarına tepki gösterdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Muhittin Yıldız, bu açıklamaları yapanlarının zihniyetlerinin belli olduğunu belirterek, “Dönem dönem devlet kendi elleriyle yaptırmıştır. Dönem dönem de devlet kendi paramiliter güçlerini kullanarak bu katliamları yaptırmıştır” dedi.

    Mevlüt Uysal’ın açıklamasının da bunun bir benzeri olduğunu söyleyen Yıldız, “Devlet bu paramiliter güçleriyle yaptırdığı katliamı savunanlardan biri de Mevlüt Uysal’dır. Daha doğrusu bu intikamı ve kini tekrar kusmaya başladılar” ifadesini kullandı.

    “KATLİAM SANIKLARININ AVUKATLARINA BAKANLIKLAR VERİLİYOR”

    “Mevlut Uysal, dünkü açıklamalarıyla katliamı yapanların arkasında durduklarını aleni olarak belli etmiştir” diyen Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Geçmişteki emevi zihniyetinde olan bugünkü vahabi anlayışındaki 2023 projeleri dedikleri tek dil, tek din yani bir kalıba koyma açısından yani toplumu tamamen tekleştirme açısından koydukları kalıbın ürünleri. Geçmişte bu katil kalemleri olsun, katil paramiliter güçlerin arkasında duran avukatları olsun bugün onlara Belediye Başkanlıkları veriliyor, bürokratlık veriliyor, bakanlık veriliyor, daha doğrusu Alevilere yapılan bu katliamın öncülerine, baronlarına payeler veriyorlar” ifadesini kullandı.

    “DERSİM VE SİVAS’TA KARA BULUTLAR HALA KALKMADI”

    Alevileri sunni anlayışın içine koymak adına bir takım projelerin hazırlandığına dikkat çeken Yıldız, “Bu toplumda, Sivas’ta kara bulutlar hala kalkmadı, Dersim’de kalkmadığı gibi. Bugün iki bölgeye baktığınız zaman iki bölgede dönem dönem bu kara bulutların tütünleri tütüyor. Dersim’de olduğu gibi. Dersim’de bir takım travmalar yaşanıyor, orman yangınlarından tutun Dersim’deki pilot uygulama. Yani daha çok sunni anlayışın içine Alevileri koymak adına bir takım projeler hazırlanıyor” dedi.

    SİVAS DAVASI SANIKLARI, AVUKATLARI DEVLET TARAFINDAN ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Gani Kaplan, Mevlut Uysal ve onun gibilerinin Sivas davası sanıklarının, katillerin, avukatlarının devlet tarafından ödüllendirildiğini söyledi. Kaplan, “Birçoğu bakan, milletvekili, belediye başkanı oldular. Yine bir ödüllendirme daha yaşandı. Adı geçen şahıs Mevlüt Uysal İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına oturdu” dedi.

    İnsanların siyaset yapmasına veya demokratik alanda mücadele etmelerine karşı olmadıklarını belirten Kaplan, “Ancak 1993 yılında Madımak’ta Türkiye’ye bir travma yaşatıldı. Adeta bugünlerin temeli o günlerden atıldı. Sivas 1993 Madımak’ta yaşanan katliamla yüzleşilseydi arka yüzü aydınlatılsaydı ortada Sivas’tan sonra hiçbir katliam gerçekleşmezdi” şeklinde konuştu.

    “MEVLÜT UYSAL PERDE ARKASINDA KİM VARSA ONU AÇIKLASIN”

    “Mevlüt Uysal Sivas’ta katillerin de bir maşa olduğunu ve o içeride yatanların da maşa olduğunu çok iyi biliyor” diyen Kaplan, “Perde arkasını bize açıklarsa Mevlüt Uysal’ın bu konuda samimi olduğuna inanırız. Ama perde arkasında kimler olduğunu Mevlüt Uysal bizden daha iyi biliyor. Madımak katliamı Cumhuriyet tarihinde öyle sıradan bir katliam değil. Türk siyasi hayatının dönüm noktasıdır. Türkiye cumhuriyetinin yönetim şeklinin bu hale gelmesinin mihenk taşıdır, miladıdır. Bunun için Mevlüt Uysal önce perde arkasında kimler varsa bir avukat olarak onu açıklasın.”
    Kaplan ayrıca “Bu kompleksli suçluluk duygusunun dışa vurumudur” diye konuştu.

    “UTANMA DUYGULARINI DA YİTİRDİLER”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş da Mevlüt Uysal’ın açıklamalarına tepki gösterdi. “Gerçek yüzlerini göstermekten çekinmiyorlar” diyen Baş, “Ahlaki normları o kadar düştü ki utanma duygularını da yitirdiler. “Can verenlerin de hapis yatarak bedel ödeyenlerin de mağdur olduğunu ifade eden zihniyet mağduriyetle mağdur etme arasındaki etik çizgiyi de kaybetmiştir. Bu değersizleşmek, vicdansızlaşmak ve insani vasfını bile yitirmektir” ifadelerini kullandı.

    “KATLEDİLEN İNSANLAR ÜZERİNDEN SİYASET YAPILIYOR”

    Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir de Sivas Katliamı’ndan bu yana 8, 10 tane katliamı yapanların avukatlarından 8-10 kişiye AKP hükumeti tarafından bakanlık, milletvekilliği, belediye başkanlığı verildiğini söyledi.

    Mevlüt Uysal’ın açıklamalarını kınayan Doğan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Zihniyetle alakalı. Bunların zihniyeti bozuk. Ölmüş insanlar üzerinden nemalanıp hala 24 yıl önce diri diri insanları yakanları savunanlar herhalde biraz insani ve vicdani duyguları tekrar sorgulamaları lazım. Şiddetle kınıyorum lanet olsun diyorum onlara. Çünkü böyle bir durumda bile insalar üzerinden nemalanıp hala oradan rant sağlamaya çalışanları da zaten her platformda her yerde söylüyoruz. Bunlarla ilgili basında, kamuoyunda yargıda takip etmekten, sorgulamaktan ve dava açmaktan yorulduk ama bu adamlar bu davalarından bu duruşundan vazgeçmediler.”

    Alevilere her zaman olduğu gibi her koşulda ayrımcılık yapıldığını vurgulayan Demir, “Her koşulda Aleviler yok sayılıyor. Her koşulda katledilen insanlar üzerinden siyaset yapılıyor. Yani işin doğrusu biz bu zihniyeti biliyoruz. Bunları tanıyoruz. Bunlardan zaten farklı bir şey de beklemiyoruz”dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıyaman’da Birlik Cemi’nde önemli mesajlar: İmam Hüseyin bir özgürlük savaşçısıydı-VİDEO

    Adıyaman’da Birlik Cemi’nde önemli mesajlar: İmam Hüseyin bir özgürlük savaşçısıydı-VİDEO

    PİRHA-Muharrem ayı vesilesiyle AKD Adıyaman Şubesi yüzlerce kişinin katılımıyla Birlik Cemi yaparak, Aşure lokması dağıttı. Cemde yapılan konuşmalarda birlik, beraberlik ve sevgi mesajları verildi.

    VİDEO GELECEK….

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Şubesi, Karapınar Cemevinde Muharrem orucunun bitmesinin ardından Birlik Cemi yaparak Aşure lokması verdi. Ceme Alevi Pirleri, AKD Genel Başkanı Doğan Demir ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Kerbela’da şehit düşen tüm canların anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından konuşan, AKD Adıyaman Şube Başkanı Rıza Tanrıverdi Muharrem ayının önemine vurgu yaparak cemevine gelen canlara teşekkür etti.

    “İMAM HÜSEYİN BİR ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISIYDI”

    Muharrem ayının çok önemli bir gün olduğunu ifade eden Üryan Xızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin, “Çünkü biz bu ayda İmam Hüseyin’i anıyor ve onun yasını tutuyoruz. Bu vesile ile Aşure yapıyoruz. Bunda emeği geçen tüm canlara teşekkür ediyorum. İmam Hüseyin’i her gün anmalı ve onu içimizde yaşatmalıyız. Çünkü o insanlık için mücadele etti. Yezit’e biat etmeyerek 72 yakını ile direndi ve şehit düştüler. O bir özgürlük savaşçısıydı. İnsanlık âleminin değeriydi. Mazlum halklar için savaştı ve bu yüzden bugün yaşatılıyor ve yaşatılmaya da devam edecektir. Biz onu saygıyla anıyoruz” dedi.

    “ALEVİLERE YÖNELİK HAK İHLALLERİ DEVAM EDİYOR”

    Pir Büyükşahin’in ardından söz alan AKD Genel Başkanı Doğan Demir de, “Biz bugün burada sadece Kerbela’da şehit düşen 72 canımızı anmıyoruz. Biz Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, Gezi’de ve Dersim’de katledilen canlarımızı da anıyoruz” dedi. Demir, “Maalesef Türkiye’de Alevilere yönelik hak ihlalleri hala devam ediyor. Bunun örneğini son Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında da görüyoruz. Bunun için bir miting yaptık. Bunun mücadelesini her platformda vermeye devam edeceğiz” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Üryan Xızır Ocağı Piri Ali Büyükşahin’in verdiği lokma duasının ardından, canlara Aşure Lokması dağıtıldı.

    Mustafa YÜKSEL/ ADIYAMAN

  • AKD Başkanı Demir’den kayyum tepkisi: Belediyeler cemevlerinin iç işleyişine karışmamalı

    AKD Başkanı Demir’den kayyum tepkisi: Belediyeler cemevlerinin iç işleyişine karışmamalı

    PİRHA- İzmir Yamanlar Cemevi’ne kayyum atandı iddiasına ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, Belediyenin kayyum atama yetkisi olmadığını söyledi. Demir, “4-5 şubemizde de benzer bir uygulama var. Cemevi, kültür merkezi statüsünde olduğu için memur gönderme yetkileri var.  Buna karşı verdiğimiz mücadele devam edecek. Belediyeler cemevlerimizin iç işleyişlerine karışmamalıdır” dedi.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce Yamanlar Cemevi’ne atanan memur tartışma yarattı. “Yamanlar Cemevi’ne kayyum atandı” şeklindeki iddialara ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, yaşananların kayyum atanması olmadığını savunarak, şunları belirtti:

    “İzmir Büyükşehir Belediyesi cemevlerinin statüsünü kültür merkezi şeklinde tanımladığı için sorun yaşanıyor. 4-5 yıldır buna karşı hem genel merkez düzeyinde hem de yerel düzeyde mücadele yürütüyoruz. Başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyeler, cemevlerinden elini çekmelidir. İnanç merkezimiz olan cemevlerinin idaresini Alevilere bırakmalıdır. Bu olmadığı için, belediye cemevi statüsü sağlamadığı için, memurlarını oralarda görevlendiriyor. Buna kaşı uzun zamandır mücadele ediyoruz. Genel yönetim kurulumuzda aldığımız karar ile derneğimize ait olan cemevlerine tabelalarını asacağız. Bunun yanında Yamanlar Cemevi’nde hukuki olarak işgalci konumda olan arkadaşların da orayı boşaltmalarını sabırla bekliyoruz. Halkı karşı karşıya getirmeye kimsenin hakkı yoktur.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir Büyükşehir Belediyesi, Yamanlar Cemevi’ne kayyım atadı

    İzmir Büyükşehir Belediyesi, Yamanlar Cemevi’ne kayyım atadı

    İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’ne kayyım atadı.  

    Evrensel’in haberine göre: Yamanlar Cemevi Dernek Yönetimi bu kez de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin müdahalesine maruz kaldı. İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi’ne İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kayyım atandı.

    Dernek üyeleri, Cemevini kullananların rızasını almış olan Dernek yönetimi hakkında kayyım kararı alınmasını demokrasiye ve inançlarına karşı müdahale olarak değerlendirdi.  Daha önce Bayraklı Belediyesi yönetiminin müdahalesine maruz kalan derneğin düğün salonu Bayraklı Belediyesi Başkanı Hasan Karabağ tarafından yıktırılmıştı. Dernek daha önce Alevi Kültür Derneği’nin bir şubesi olarak çalışırken, genel merkez tarafından feshedildi. Yaklaşık bir yıl önce meydana gelen bu gelişme üzerine, yeni bir dernek oluşturularak bin dolayında üye kaydedildi.

    “KİMSE TEPEDEN YÖNETME HAKKINA SAHİP DEĞİL”

    Son olarak geçtiğimiz Pazartesi günü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden gelen görevliler, derneğe bir müdür atandığını bundan sonra yapılacak etkinlikler için izin alınması gerektiğini tebliğ etti.

    Dernek Yönetimi Cumartesi günü bölgedeki mahalle muhtarları, yöre dernekleri ile biraraya gelerek durumu değerlendirmek üzere toplantı düzenledi. Toplantıya CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Erdal Aksünger de katılarak sorunları ve talepleri dinledi. Toplantıda ilk sözü alan Yamanlar Cemevi İzmir Alevi Kültür Derneği Başkanı Mehmet Bozkurt yaşanan süreci özetleyerek, “İnancımızın hiç hak etmediği şekilde bu kuruma kayyım atayacaklarını hiç düşünmemiştik. Kimse bu inancı tepeden, kimsenin rızalığı olmadan yönetme hakkına sahip değil. Onur, Yamanlar, Doğançay, Emek mahallesi muhtarları ve bölgedeki yöre dernekleri bize desteklerini belirtiyorlar. Bir yanlışımız olsa idi bu kurumlar yanlışın tamamlayıcısı olmazlardı” dedi.

    Derneğe yönelik müdahalelerin, Bayraklı Belediye Başkanı’nın seçimlere müdahil olup derneği yönetmeye talip olması ile başladığını ifade eden Bozkurt, “Liste sundu ama halk buraya hizmet vermiş, içeriğini boşaltmayacak kişilere oy verdi. Bunun ardından, düğün salonumuz yıkıldı. Sonra ecri misil gönderdi. Amaçları maddi olarak ayakta kalmamızı engellemekti. Ardından geçen hafta Büyükşehir Belediyesinden geldiler, ‘Buraya müdür atadık, artık müdürün izniyle etkinliklerinizi yapabileceksiniz’ dediler. Alevi inancını yönetmekten ve kayyımdan vazgeçmelerini istiyoruz” diye konuştu.

    “3 BİN ÜYENİN İRADESİ NASIL SİLİNİR?”

    Toplantıda söz alan Çorumlular Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Rıza Öksüz de, mevcut yönetimin yanında olduklarını ifade ederken, Hüseyin Ozan da, “Buranın üyeleri, yönetim kurulu var. Bu ısrarlı müdahale bizde endişe ve kuşku yarattı. Derin bir el mi var, bu el her yere uzanabiliyor mu diye düşündük. Bu müdahaleyi kişisel hırslarla açıklamak yetersiz kalıyor” dedi. CHP’ye laik söylemleri nedeniyle oy verdiklerinin belirten Ozan, bir inanç merkezine kayyım atanmasının kendilerinde tepki yarattığını dile getirdi.

    Eskişehirliler Vakfı İkinci Başkanı ve Karşıyaka Belediye Meclis üyesi Avukat Yaşar Özcan da, dernekte iki kere olağanüstü genel kurul yapıldığını, ikisinde de mevcut yönetimin kazandığını dile getirerek, “Ben ikisinde de mevcut yönetime oy vermedim. Şubenin kapatıldığını öğrenince aradım ve ‘yanınızdayım’ dedim. 3 bin üyeyi nasıl silersiniz dedim” diye konuştu.

    Bu son müdahalenin Alevilik inancına yapılmış bir müdahale algısı yaratacağını ifade eden Özcan, “AKD Genel Merkezi’nin oyununa gelmemek gerekir. AKD ve Başkanı Doğan Demir’in AKP’ye yakın olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    ENDİŞELİYİZ

    Onur Mahallesi eski muhtarı Bektaş Tuğcu da, derneğin mevcut haliyle hizmetlerinden memnun olduklarını, dokunulmasını istemediklerini dile getirdi.

    Zübeyde Hanım Alevi Bektaşi Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Zihni Çabuk da, derneğe yapılan uygulamaları başından beri bildiklerini ve üzüntü duyduklarını belirterek, “Bu dernek Alevice dilin kullanıldığı tek yer. Bunu hazmedemeyenler var. Hiçbir caminin anahtarı belediyede değil. Bir inanç kurumu belediye tarafından yönetilebilir mi? Bir etkinlik yapacağız 15 gün önceden dilekçe ile başvuracağız. İzin verilmezse ne olacak? Biz inancımıza müdahale edileceğinden endişeliyiz” dedi.

    Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç da, Yamanlar Cemevi’nin İzmir’de işlevsel, üretken, halkla sıkı bağları olan, örnek çalışmalar yürüten bir cemevi olduğunu belirterek, “Sosyal demokrat bir partiye mensup belediye yönetiminin halkın inancına, iradesine ipotek koyması, kendi seçmeni olarak gördüğü bu kesime yönelik bu uygulamaları reva görmesi düşündürücü” dedi.

    Konuşmaların ardından söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Erdal Aksünger ise, bir inanç merkezine kayyım atamanın doğru olmadığını belirterek, “AKD Genel Merkezi buradaki şubeyi nasıl feshebiliyor? Bu Alevilerin sorunudur ve bunu kendi içlerinde tartışmalılar” dedi.

    Burasının bir inanç merkezi olduğunun, CHP’nin bir kurumu olmadığının altını çizen Aksünger, “Elbette farklı siyasi partilerden üyeleri olacak. Düğün salonunun yıkılması meselesinde de ‘herkes kendi işine baksın inanç kurumları ile uğraşmak kimsenin işi değil’ demiştim. Düğün salonunun yıkılmaması için de direnilmeliydi” dedi.

  • AKD Genel Başkanı Doğan Demir: Dersim’de yangınları söndürmemek acizliktir

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir: Dersim’de yangınları söndürmemek acizliktir

    PİRHA- AKD Genel Başkanı Doğan Demir, Dersim’de devam eden orman yangınlarına yönelik, “Orman yangınlarının devam etmesi buradaki yönecilerin acizliği.Devletin biran önce müdahale etmesi ve söndürmesi lazım. Dersim’in ciğeri yanıyor” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, AKD tarafından Dersim yangınları sonucu yanan ağaçların yerine fidan dikme kampanyaları çerçevesinde Dersim’e gittiklerini söyledi.

    Demir PİRHA’ya yaptığı açıklamada, Belediye ve Valiliğe bir ziyaret gerçekleştirdiklerini belirterek, yetkililerin kendilerine fidan dikme mevsimi olmadığından, fidanların heba olacağını ve bahar ayında dikebileceklerini söylediklerini kaydetti. Demir, hedef olarak 5 bin fidan belirlediklerini, fakat baharda hedeflerinin iki kat daha fazla fidan dikmek olduğunu dile getirdi.

    “DERSİM YANGINLARINA BİRAN ÖNCE MÜDAHALE EDİLMELİ”

    Dersim’de devam eden orman yangınlarına yönelik ise Demir şöyle konuştu:

    “Orman yangınlarının devam etmesi buradaki yönecilerin acizliği. Bilinçli mi söndürmüyorlar, yoksa müdahale etmek mi istemiyorlar. Dersimde bir aydır devam eden yangınları söndürmemek acizliktir, kasıt var. Yoksa burada bu kadar orman yanarken, devletin elinde bir sürü helikopter varken, itfaiye araçları varken çok rahat müdahale edilebilir. Devletin biran önce müdahale etmesi ve söndürmesi lazım. Dersim’in ciğeri yanıyor.”

    Demir konuyla ilgili Vali ile görüşmelerinin devam edeceğini söyledi.

    “MUNZUR VADİSİ’NDE HES VE BARAJLARA KARŞI YÜRÜDÜK”

     

    CHP Dersim İl Örgütü ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) tarafından organize edilen  “Munzur Özgür Aksın” yürüyüşüne de katıldıklarını ifade eden Demir, “Basın açıklaması yapıldı. Munzur vadisine kadar 3 km yolu yürüyerek Munzur’da HES ve baraj istemediğimizi söyledik” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Doğan Demir: Hükümet geri adım atmazsa kurumlarla yeni yol haritası belirleyeceğiz-VİDEEO

    Doğan Demir: Hükümet geri adım atmazsa kurumlarla yeni yol haritası belirleyeceğiz-VİDEEO

    PİRHA – Eğitim sisteminin laiklik ekseninden çıkarılarak dinselleştirilmesine karşı İstanbul Kartal Meydanı’nda 17 Eylül’de Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen tarafından miting düzenlenecek. AKD Genel Başkanı Doğan Demir tekçi zihniyete dayalı bu sistemi değiştirebilmek için bütün kurumlarla birlikte yeniden bir yol haritasının belirleneceğini belirterek, “Son yaptıkları müfredat da tamamen Sünni İslam anlayışına dayalı, biraz daha cihatçı buna biz sessiz kalamazdık” dedi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim-Sen) eğitimdeki gericileşmeye karşı 17 Eylül’de İstanbul Kartal Meydanı’nda düzenleyecekleri mitingin hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Konuya ilişkin Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “EĞER DÖNMEZLERSE MÜFREDAT DEĞİŞECEĞİ ANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    “Çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren bu mitinge yoğun bir katılımla hükümete sesimizi duyurmaya çalışacağız” diyen Demir şunları kaydetti:

    “17 Eylül bizim için önemli bir miting. Dolayısıyla AKP hükümetinin 15 yıldır özellikle eğitim alanında yarattığı tahribat her geçen gün artarak devam ediyor. Son yaptıkları müfredatta da tamamen Sünni-İslam anlayışına dayalı, biraz daha cihatçı biraz daha farklı bir noktaya taşıyan bir eğitim sistemi ve buna biz sessiz kalamazdık. Bu anlamda bütün Alevi kurumları, bütün dost kurumlar, STK’lar bu konuda Eğitim-Sen başta olmak üzere birçok kurumla ortaklaşa çocuklarımızın geleceğini ilgilendiren bu mitinge yoğun bir katılımla hükümete sesimizi duyurmaya çalışacağız. Arkasından bu mitingden sonra da Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bir gün sonra tekrar bütün okulların ve Milli Eğitim Müdürlüklerinin önünde basın açıklamaları yaparak bu müfredatın bir an önce değişmesi gerektiğini, en kötü haliyle eski haline dönmesi gerektiğini bu hükümete ilan edeceğiz. Eğer geri dönmezler ve devam ederlerse başka yol haritaları belirleyip hiçbir şekilde vazgeçmeden bu müfredatın değişeceği ana kadar bu mücadelemiz devam edecektir. Bu anlamda 17 Eylül mitingiyle alakalı bütün kurumlarımızda, 102 tane şubesi olan AKD şubelerinin tamamında şuan ciddi bir örgütlenme var. Bütün buradaki çağrımız herkesin mutlaka o gün 17 Eylül’de saat 13:00’de Kartal Meydanı’nda olmasını bekliyoruz.”

    “MÜFREDAT İLE ÖĞRETİLMEYENLERİ CEMEVLERİMİZ VERECEK”

    Son müfredat öğretilmeyen ve cemevlerinde verilen bazı derslerin artık gereklilik hali almaya başladığını beliren Demir şunları belirtti:

    “Alternatif bir program üretmek çok doğru değil. Ancak çocuklarımızın eksik kaldığı yanları tamamlayabiliriz biz cemevlerinde. Yoksa devletin milli eğitimin yaptığı müfredata dayalı alternatif bir okul yaratma imkanımız zaten yok bizim. Ama onun kararı alınmıştı daha önce. Sadece AKD’de değil bütün şubelerde aynı çalışmayı yapacağız. Bu müfredatın öğretemediği örneğin laiklik, Atatürk ilkeleri diğer çalışmalarla ilgili alanları da kendi bünyemizde, kendi cemevlerimizi eğitim alanına çevirerek orada çocuklarımıza eksik kalan yanları öğretmek amacıyla zaten biz uzun yıllardan beridir Türkiye’nin her bölgesinde cemevlerimizde bu tür eğitimleri veriyoruz. Ancak bu müfredattan sonra bu tam da bir gereklilik hali almaya başladı. Bu anlamda bunu bütün şubelerimizde bütün örgütlerimizle birlikte yapmaya devam edeceğiz.”

    “HÜKÜMET GERİ ADIM ATMAZSA KURUMLARLA YENİ YOL HARİTASI BELİRLEYECEĞİZ”

    Hükümet müfredatla ilgili geri adım atmazsa bütün kurumlarla tekrar oturup birlikte yeni bir yol haritası belirleyeceğiz” diyen Demir son olarak şunları vurguladı:

    “17 Eylül’de sonra hükümet eğer bu müfredatla ilgili geri adım atmazsa bütün kurumlarla tekrar oturup birlikte yeni bir yol haritası belirleyeceğiz. Cemevlerindeki okul sistemini farklı bir noktaya taşıyacağız. Uluslararası hukukla ilgili mücadelemizi devam ettireceğiz. AİHM’ne götüreceğiz. Bunun doğru olmadığını, burada tekçi bir zihniyetin olduğunu, burada sadece Sünni İslam anlayışına ait çocukların ve daha kötüsü içinde Sünni olup da demokrat olan gerçekten bu müfredata karşı çıkan bir dünya dostumuzun olduğunu belirteceğiz. Bu tamamen yozlaşan, tamamen tekçi bir zihniyete dayalı bir sistem, bu sistemi tersine çevirebilmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Hep birlikte yeni kararlar alıp yeni programlar uygulayacağız ve toplumun önüne öyle çıkacağız.”

    HABER MERKEZİ

  • Alevi kurum başkanları 17 Eylül mitingi öncesi Kılıçdaroğlu ve Kemalbay’la görüştü-VİDEO

    Alevi kurum başkanları 17 Eylül mitingi öncesi Kılıçdaroğlu ve Kemalbay’la görüştü-VİDEO

    PİRHA – ABF  bileşenleri, 17 Eylül’de İstanbul/Kartal’da yapılacak miting için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ile görüştü. Her iki genel başkan da gerici eğitim sistemine karşı yürütülen mücadeleye destek sözü verdi. 

    Haberin Videosu

     Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ve Eğitim-Sen’in öncülüğünü yaptığı 17 Eylül Kartal Mitingi için hazırlıklar sürüyor.

    Laik, bilimsel, kamusal, parasız ve anadilinde eğitim istemiyle 17 Eylül’de düzenlenecek miting sonrasında 18 Eylül’de ise Milli Eğitim Bakanlığı ve tüm illerde ve ilçelerde Milli Eğitim müdürlükleri önünde basın açıklamaları gerçekleştirilecek.

    Alevi kurumları miting için CHP ve HDP ile görüşmeler gerçekleştirdiler. Görüşmeye, ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, ABF Genel Sekreteri Müslüm Metin, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Genel Mali Sekreteri Onur Kaya, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir katıldı.

    İlk olarak CHP ile görüşen kurum temsilcileri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu mitinge davet ettiler. Kılıçdaroğlu, toplantıda laik, demokratik eğitim için yapılacak olan mitinge tüm belediyeleriyle her türlü katkıyı sunacağını belirtti.

    Alevi kurum başkanları CHP ziyaretinin ardından HDP ile de görüşerek destek sözü aldı.

    Görüşmede HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Fatma Kurtalan, milletvekilleri Müslüm Doğan ve Besime Konca katıldı. Toplantıda HDP’nin tüm parti teşkilatlarıyla eğitim müfredatına karşı Alevilerin yanında olduğu, mücadelelerine destek vermeye devam edecekleri belirtildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

    Fotoğraf: Ziya KÖSEOĞLU/CHP Genel Merkezi

     

  • Alevi Kültür Dernekleri’nden Muharrem ayında Dersim’de ağaç dikme kampanyası

    Alevi Kültür Dernekleri’nden Muharrem ayında Dersim’de ağaç dikme kampanyası

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir PİRHA’ya yaptığı açıklamada, geçen hafta yaptıkları GYK toplantısında Dersim’de yakılan ormanların yerine Muharrem ayında beş bin fidan dikmek için karar aldıklarını söyledi. Doğan, Muharrem ayını özel olarak seçtiklerini belirtti. 

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi geçen hafta yaptığı GYK toplantısında Dersim’de yanan ormanların yerine beş bin ağaç dikme kararı aldı.

    Alınan karara ilişkin PİRHA’ya konuşan AKD Genel Başkanı Doğan Demir, “Yaptığımız GYK toplantısı sonucu Muharrem ayının ikinci ve üçüncü günü hem Dersim’de yanan ormanlardan dolayı Dersim’i ziyaret edip hem de yanan ormanları yeniden yeşertmek için beş bin ağaç dikme kampanyası başlattık. Bütün örgütlerimizde bu planlamayı yapıp 22-23 Eylül’de Dersim’de fidan dikip, 23 Eylül akşamı da Düzgün Baba’yı ziyaret edip niyaz olup, lokmalarımızla birlikte orucumuzu açıp hep beraber döneceğiz” dedi.

    “DERSİM’İ YENİDEN YEŞİLLENDİRMEK İSTİYORUZ”

    Tüm kurumlara çağrıda bulunan Doğan Demir, “Çağrımız sadece Alevi kurumlarına değil, tüm demokratik kurumlaradır. Sadece öncülüğünü biz yapıyoruz. Bir kaç yerle daha konuşacağız. Bu sadece beş bin ağaçla olmaz. Dersim’i yeniden yeşillendirip tekrar canlıların yaşayabileceği bir alan oluşturmak istiyoruz” ifadesini kullandı.  (HABER MERKEZİ)

     

  • AKD Genel Başkanı Demir: ABF’den çekilmeyi hiç düşünmedik, sadece yönetimden istifa ettik

    AKD Genel Başkanı Demir: ABF’den çekilmeyi hiç düşünmedik, sadece yönetimden istifa ettik

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yönetiminden 24 AKD’linin istifa etmesine ve ABF ile ilişkilerine ilişkin PİRHA’nın sorularını yanıtladı. Demir ABF’den ayrılmayacaklarını, sadece ABF yönetiminden rahatsız oldukları için 24 arkadaşının istifa ettiğini söyledi. Demir’e göre, ABF’nin yönetimi değişmeli ve yeni kadroyla yola devam edilmeli. 

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir, ABF’den ayrılmayı düşünmediklerini sadece 24 kişinin ABF yönetiminden istifa ettiğini söyledi. ABF mevcut yönetiminin AKD’yi hiç bir koşulda temsil etmediğini savunan Demir, ‘Peki AKD’lilerin istifası ABF’nin bölünmesinin ön adımı olabilir mi?’ şeklindeki sorumuzu da “Hayır. Kimsenin böyle bir kanıya girmesine gerek yok. Alevi hareketinin yeniden toparlanıp yeniden bir kadrolaşmayla yola devam etmesini sağlayan bir çalışma” diye yanıtladı.

    “ABF bileşenlerinden neden sadece AKD rahatsız? ABF Başkanı Muhittin Yıldız ile kişisel bir meseleniz mi var” sorumuzu da Demir, Yıldız’ın kendisi hakkında yaptı açıklamalara tepki göstererek yanıtlıyor.

    İşte AKD Genel Başkanı Doğan Demir ile yaptığımız söyleşi:

    Alevi Kültür Dernekleri olarak (AKD) olarak Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yönetiminden neden çekildiniz? 

    Geçen yıl yapılan ABF genel kurulundan sonra Baki Düzgün’ün genel başkan olduğu dönemden itibaren ABF’de işler iyi gitmemeye başladı. Sonrasında Baki Düzgünün istifa etmesinden sonra ABF yönetiminde tam bir kaos yaşandı. Muhittin Yıldız genel başkan olduktan sonra bu sorumluluğu taşıyamadı, bu süreci doğru götüremedi. Yönetim içerisinde sürekli ayrışmalar oldu. Sürekli borç batağında olan bir kurum ve ayrışan bir kurum. İçinde Pir Sultancılar, AKD’ciler ya da bağımsızlar diye ikiye üçe ayrıldı. Kurumları bölmeye çalışan bir sistemi var. O anlamda AKD olarak birkaç aydır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel başkanıyla ve yönetimiyle yaptığımızı görüşmelerde bu ABF yönetiminin mutlaka değişmesi gerektiğini, olağanüstü kongreye götürmemiz gerektiğini en kötü ihtimal Muhittin Yıldız’ın genel başkanlığı bırakıp yönetimin kendi içerisinde başka bir arkadaşımızla devam etmesi gerektiğini defalarca konuştuk. Bunu defalarca da PSAKD genel başkanı ve yöneticileriyle de ortak karar alarak yürürlüğe koyacağımızı söylememize rağmen maalesef arkadaşlarımız bu işe çok yanaşmadılar.

    “ABF’DEN ÇEKİLMEYİ HİÇ DÜŞÜNMEDİK”

    Son süreçte de ABF başta genel başkanı olmak üzere özellikle AKD üzerinde benim ismim üzerinden AKD’yi yıpratarak her bölgede, her yerde çok farklı şeyler söylemeye başladı. Dolayısıyla bu bizi biraz derinden üzdü. Sayın Muhittin Yıldız genel başkanken ‘Ben çalışamıyorum, kendi kadromu kuramıyorum’ dediğinde de biz iki üç ay önce AKD yönetimi olarak komple MYK’yı boşaltmıştık. ‘Sayın başkan madem çalışamıyorsun biz arkadaşlarımızı çekiyoruz. Sen kendi kadronu kendin kur devam et. Biz sana sonuna kadar destek olacağız’ demiştik. Ancak aradan bir, bir buçuk ay geçmesine rağmen Muhittin Yıldız kendi MYK’sını oluşturamadığı gibi de her geçen gün kendi yönetimi içerisinde de ayrışmalar devam etti. Dolaysıyla böyle bir çıkmazın içine girince de mecburen bir genel kurulda aldığımız karar gereği Alevi hareketinin önünü tıkamamak, ABF’nin yeniden bir kadrolaşmaya giderek yeniden proje üreterek toplumu sürükleyen bir yapıya dönüşmesi adına böyle bir karar aldık. Kararımızın da çok doğru olduğunu biliyoruz. Şimdi kamuoyunda şöyle bir algı var ‘AKD, ABF’den çekiliyor mu?’ Biz bugüne kadar ABF’den çekilmeyi hiç tartışmadık. Zaman zaman örgütlerden böyle serzenişler oldu: ‘ABF tıkandı artık. İşi götüremiyor. O zaman çekilelim artık, ABF’nin bize faydası yok şeklinde. Ama biz genel merkez yöneticileri olarak mümkün olduğu kadar ABF ile bu sürecin devam etmesi gerektiğini, bunu götürebildiğimiz yere kadar götürmemiz gerektiğine inanıyoruz.

    AKD adına ABF’den kaç kişi istifa etti? 

    24 kişi. Yönetim  kurulu, denetim ve disiplinde yer alan AKD’deki 24 arkadaşımızın tamamı istifa dilekçelerini bir üst yazıyla ABF yönetimine bildirdi. Şuan ABF yönetimi bitmiş durumda. Boşalmış durumda ve normal koşullarda arkadaşlarımızın yönetimi de düşmüş durumda ve istifa etmeleri gerekiyor.

    Peki AKD’nin açıklamasında, mevcut başkan Muhittin Yıldız ve yönetiminin ABF’nin en büyük bileşeni olan AKD’yi temsil etmediğini ve bundan sonra da etmeyeceğini söylüyorsunuz. Bu ne anlama geliyor?

    Bu çok doğru bir tespit. Mevcut yapının içerisinde AKD olmadığı için, istifa ettiğimiz için hem genel başkanın hem mevcut yönetimin AKD’yi hiçbir koşulda, hiçbir şekilde temsil etmediğini, bir çatı olarak görevlerinde olduğu sürece de temsil etmeyeceğini çok açık bir şekilde beyaz ediyoruz.

    Peki bu, Alevi kurumlarının ya da ABF’nin bölünmesinin bir ön adımı olabilir mi? Böyle değerlendirilebilir mi?

    Hayır. Kimsenin böyle bir kanıya girmesine gerek yok. Çünkü ABF’yi kuran örgüt biziz. Dolayısıyla bu bir ayrışma değil tam tersine Alevi hareketinin yeniden toparlanıp yeniden bir kadrolaşmayla yola devam etmesini sağlayan bir çalışma. O anlamda ABF Genel Başkanı kurum hakkında, kurumun genel başkanı hakkında gazetelere demeç verirken çok dikkatli olması gerekiyor. Onu da maalesef birçok yerde küçük işlerle uğraşarak bireysel işlerin çok öne çıktığı bir moda haline getirdiler. O anlamda mevcut yapıda şimdi örgütsel olarak çekildiğiniz zaman sizi temsil etmiyorlar. Temsil etmemelerinin nedeni o.

    “KURUMSAL OLARAK ABF İLE BİR SORUNUMUZ YOK”

    Ne olacak bundan sonra? AKD nasıl bir tavır alacak, neler yapacak? ABF’nin yönetiminde yoksunuz. Mesele kişiselleşiyor mu? Muhittin Yıldız ile sizin meseleniz mi? Yoksa ABF ile mi bir sorununuz var?  Örneğin başkanlar değişebilir ama kurum kalıcıdır. Bu konuda ne diyeceksiniz?

    Kurumsal olarak ABF ile bir sıkıntımız uzaktan yakından yok. ABF’yi kuran biziz. ABF’nin en büyük bileşeni biziz. Mevcut genel başkandan dolayı sıkıntılı olduğumuz için, bu süreci götüremediği için, herkesi ayrıştırdığı için hareket olarak böyle bir karar almamız gerekiyordu ve bu kararın arkasında sonuna kadar duracağız. Dolayısıyla talebimiz şu ABF genel başkanı ve mevcut kalan yönetim bir an önce bu görevi getirip AKD, Pir Sultan ve diğer birleşenlere teslim edip gereğini yapması gerekiyor. Biz de bu geçiş sürecinde ya olağanüstü kongreye götürür ya da başka bir yöntemle yeniden ABF’yi yeni bir yönetimle, yeni bir anlayışla, insanları barıştıran, bir arada tutan, kaynaştıran, birlikte üreten, bütün Alevi kurumlarına eşit mesafede duran Alevi hak ihlallerini ortadan kaldırabilecek projeleri üreten, kör dövüş içerisinde insanları eleştirip masaya yatırmaktansa proje üreten bir yapı oluşturmak adına böyle bir kararımız var bizim.

    “AKD OLARAK HACIBEKTAŞ’A GİDECEĞİZ”

    Alevi kurumları 5-6 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta olacaklar. Siz AKD olarak katılacak mısınız?   

    Tabi 5 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta etkinliğin yapılması AKD’nin önerisiyle iki yıldır gerçekleşiyor. Dolayısıyla biz bu etkinliğin içerisindeyiz zaten. Toplumsal duyarlılık, toplumsal etkinliklerde ya da inanç merkezli çalışmalarda kimseyi ayrıştırmıyoruz. ABF’nin genel başkanıyla, yönetimiyle sorunlarımız olabilir ama sonuçta kurumsal anlamda baktığınızda toplumun bütün değer yargıları noktasında ala hiçbir zaman ayrı durmak ya da ayrıştırmak bizim işimiz değil tam tersi bu tür etkinlikleri Maraş’ı, Sivas’ı, Çorum’u ve Hacıbektaş anmalarını mutlaka bütün Alevi örgütlerinin ortaklaşa yapabileceği alanda, AKD üzerine düşen görevi her zaman fazlasıyla yapıyor zaten.

    Eğitim müfredatı değişti. Siz açıklama yapmıştınız haberini de yaptık. Cihat, selefilik bunlar öğretilecek. Yani eğitim sistemi tamamıyla değiştiriliyor, gericileştiriliyor. Laiklik karşıtı bir eğitim sistemi oturtuluyor. Müftülüğe nikah yetkisi veriliyor. Tüm bunların olduğu bir süreçte bunlara karşı mücadele edilmesi gerekirken AKD ve ABF arasındaki bu durum daha doğrusu başkanlar arasındaki bu tartışma, bu uyuşmazlık da eleştiriliyor Aleviler tarafından. Buna ne diyeceksiniz?

    Bu başkanlar arasındaki bir sorun değil. Bu kişisel olarak benim ya da Muhittin Yıldız’ın bir sorunu değil. Bu tamamen çalışma metoduyla, bakış açısıyla, inançsal duruşla alakalı bir yöntemdir. Ben Muhittin Yıldız bizi eleştiriyor ya da yanlış yapıyor diye bakmıyorum. bu benim bireysel tavrım değil. Bu örgütsel bir tavırdır. Dolayısıyla bu müfredat olsun, diğer hak ihlalleri olsun, nikah olsun bu tür işlere zaten biz tam da bu noktada birlikte mücadele edemediğimiz için, tam da bu noktada ABF üstüne düştüğü görevi yapamadığı için neşter vuruyoruz. Yoksa ABF genel başkanının görevi bu tür etkinliklerde sadece basın açıklaması yapıp sonra gidip bir yerlerde oturması falan değil. Biz AKD olarak iki sayfalık bir öneri hazırlamıştık ve bu önerimizi bizzat hem kamuoyuyla paylaşarak, hem milli eğitim bakanlığına da direk sunarak önümüzdeki günlerde de örgütsel anlamda bakan beyle görüşüp bunun bir an önce mutlaka tersine dönmesi gerektiğini, en azından laiklik, demokrasi ve cumhuriyet ilkelerinden vazgeçilmeyecek bir sisteme en kötü ihtimal eski sisteme dönmesi gerektiğini söyleyeceğiz.

    NEDEN SADECE AKD RAHATSIZ?

    ABF’ye bağlı birçok kurum var, bileşenleri var. Bu bileşenlerin içinden neden AKD bu kadar rahatsız? Diğer kurumların en azından seslerini duymuyoruz ya da eleştirilerini, tartışmalarını duymuyoruz. Diğer bileşenler ABF’den istifa etme gereği duymuyorlar da neden AKD duyuyor?

    Çok net bir şey söyleyeyim. PSAKD de en az bizim kadar rahatsız. Genel başkanlarıyla defalarca konuştum ben. O bizden daha fazla rahatsız. Pir Sultan örgütünün genel merkezi bizden daha fazla rahatsız. Birleşenleri, hepsi bu konuda rahatsız. Ben arkadaşlarımıza ‘Gelin bu işi toptan çözelim. Pir Sultan ve AKD’nin genel başkanının da içinde olacağı, bütün bileşenlerin şube başkanlarının da içinde olacağı yeni bir yönetim oluşturalım. Güçlü bir yönetim. Birlikte yol alalım’ dediğimde herkes buna evet demişti ama ne hikmetse Muhittin Yıldız’ı oradaki arkadaşlarımız aşamadılar. Bu onların sorunu. Onlar sesini çıkaramadılar ama biz çok yüksek sesle sesli düşünerek örgütsel tavrımızı çok net bir şekilde ortaya koyuyoruz. O onların sorunu bizim sorunumuz değil.

    Bir de şöyle bir şey var. ABF’nin Alevi değerlerine aykırı gelecek bir açıklamasını şu ana kadar Alevi toplumu gördü mü bilmiyorum. En azından ben rastlamadım. Nasıl düzelecek bu? Yani olağanüstü genel kurulu neden beklemediniz. Her kurum bağımsız olarak çalışmasını sürdürüyor sonuçta PSAKD, HBVAKV, AKD. Neden bu kadar mesele yapıldı? Neden bu kadar kamuoyuna yansıdı bu durum? Kamuoyuna, basına bu kadar yansıması gerekiyor muydu?

    Şimdi bu tür şeylerin kamuoyunda tartışılması çok doğru değil ama katılıyorum size bu konuda. Ancak farkındaysanız Pir Haber’e Muhittin Yıldız’ın verdiği demeç, bana attığı iftira yenilir yutulur bir şey değildi. Hem AKD örgütüne hem genel başkanına söylediği şey yenilir yutulur bir söylem değildi. Dolayısıyla örgütün zaten en çok karşı durduğu nokta burası. Bundan herkes rahatsız. Sonrasında defalarca bizi bir araya getirin diye arkadaşlarımızı devreye koymuştu ama ben hiçbir koşulda böyle ithamlarda, iftiralarda bulunan birisiyle hiçbir koşulda, hiçbir şekilde bir araya gelmem. Sorun Alevilik değil burada. Aleviliği kimse pazarlamıyor. Aleviliği kimse masaya yatırıp dizayn etmeye çalışmıyor. Herkes kendi örgütsel yapısı içerisinde topluma hizmet etmek adına çalışma yapıyor. Bunu AKD zaten 25 yıldır her platformda gösteriyor. Ancak burada bireysel takıntılar ya da farklı şeyler ortaya çıkıyor ama örgütsel anlamda biz bunu taşıyamıyoruz. Taşıyamadığımız için bu noktaya geldik. O yüzden böyle bir karar aldık.

    Nilgün METE/İSTANBUL

  • Doğan Demir’den, ‘ABF’de Olağanüstü Kongre yapılacak’ iddiası

    Doğan Demir’den, ‘ABF’de Olağanüstü Kongre yapılacak’ iddiası

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, AKD olarak ABF’den ayrılmak istediğine dair açıklamasının ardından bir yazılı açıklama daha yaptı. ABF Genel Başkanı Muhittin  Yıldız’a tepki gösteren Doğan, Yıldız’ın ABF başkanlığından istifa etmesi gerektiğini savundu. Yıldız’ın kendisine yönelik suçlamaları kanıtlamak zorunda olduğunu belirten Doğan, ABF’de kısa süre içerisinde olağanüstü kongre yapılacağını öne sürdü. 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir’in, Alevilerin çatı örgütü Alevi Bektaşi Federasyonundan ayrılmak istemesi Alevi toplumunda ve kurumlarda hem tepki hem de şaşkınlık yarattı.

    Önceki gün, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun, ABF’de görev alan yönetim, denetleme, disiplin kurulu asil ve yedek üyelerinin görevlerinden istifa etmelerine karar verdiklerini açıklamasının ardından, PİRHA’da “Alevi Bektaşi Federasyonu’nu parçalama girişimi” başlık haberin ardından ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız da PİRHA’ya AKD Başkanı Doğan Demir’in bu girişiminin, AKP’nin bir operasyonu olduğunu ve Doğan Demir’in Alevi kurumlarını yezit anlayışına teslim etmek istediğini belirtmişti.

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir ise Yıldız’ın bu açıklamasına karşı yazılı bir açıklama yaparak, ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız’ın istifa etmesi gerektiğini savundu.

    Muhittin Yıldız’ın iddialarını belgeleriyle ispat etmek zorunda olduğunu belirten Doğan, “Aksi halde kamuoyundan, Alevi hareketinden ve en başta benden özür dilemek ve ABF genel başkanlığından derhal istifa etmek zorundadır” ifadelerini kullandı.

    KONGRE YAPILACAK MI? 

    ABF’de kısa süre içerisinde olağanüstü kongre yapılacağını öne süren Demir, şunları kaydetti:

    “PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve ben, yeni oluşacak ABF yönetiminde görev alarak son bir yılını dönüşümlü genel başkanlık yaparak tamamlayabileceğimize, ayrıca bileşen derneklerimizin başkanlarının da içinde olacağı bir yönetimle daha güçlü bir ABF’ye Alevi hareketini yeniden canlandırabileceğimizi düşünüyorum”   (HABER MERKEZİ)