Etiket: emek

  • Mersin’de 10 Ekim anması: Katilleri tanıyoruz, unutturmayacağız! – VİDEO

    Mersin’de 10 Ekim anması: Katilleri tanıyoruz, unutturmayacağız! – VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 104 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Katliamının sekizinci yıl dönümünde anma etkinliği düzenledi. Anmada yapılan basın açıklamasında “Biz, bu bombaları patlatan katliamcıları da koruyup kollayanları da tanıyoruz. Bu katliamı yapanlardan hesap sorana kadar mücadelemiz devam edecek” denildi.

    10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda IŞİD tarafından yapılan katliamda yaşamını yitiren 104 kişi Mersin’de anıldı. Mersin Emek ve DemokrasiPlatformu tarafından Özgür Çocuk Parkında yapılan anmaya Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve demokratik kitle örgütleri katıldı.

    “Unutmadık, affetmiyoruz” yazılı pankartın açıldığı anmada, yaşamını yitirenlerin fotoğraflarına karanfiller bırakıldı.

    “SALDIRI NEDEN ÖNLENMEDİ?”

    Anmada yapılan basın açıklamasını Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Mustafa Özbay okudu. Özbay, aradan geçen 8 yıla rağmen acı ve öfkenin her gün büyüdüğünü söyledi.

    Özbay, katliamın göz göre göre yapıldığını belirterek, “10 Ekim’den 22 gün önce Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yazışmalarında Ankara’da canlı bomba eylemi yapılacağına dair bilgiler olmasına rağmen niye önlem alınmadı? Mitingin izinli olması ve 3 kere miting tertip komitesiyle toplantılar yapılmasına rağmen niye tertip komitesiyle saldırı olacağı paylaşılmadı? Herhangi bir güvenlik zafiyeti yoktur derken, bu katliam nasıl gerçekleşti?  Güvenlik zafiyeti yoksa emniyet müdürü niye görevden alındı?  Ankara katliamında adı geçenlerin Suruç katliamıyla bağlantılarının kesin olmasına rağmen niye en ufak bir önlem alınmadı?” sorularını sordu.

    Katliamı her ne pahasına olursa olsun unutturmayacaklarının altını çizen Özbay, “10 Ekim Ankara katliamının üzerinin örtülmesine, Ankara’nın kirli karanlık dehlizlerine hapsedilmesine izin vermeyeceğiz.  Bedeli ne olursa olsun emek, barış ve demokrasi mücadelemizden asla ve asla geri adım atmayacağız. Her zaman faşizme karşı omuz omuza olacağız. Bu katliamı yapanlardan hesap sorana kadar mücadelemiz devam edecek” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Avukat Ali Bozan, aradan geçen 8 yılda bir değişmediğinin altını çizerek, “Mahkeme tutanaklarına İŞİD olarak yazılsada katliamın arkasındaki güçler açığa çıkarılmadığı için katliam zihniyeti devam ediyor. İŞİD’e karşı mücadele edenler yargılanıyor. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin Ankara’da katledilen canlarımızın hesabını soracağız” dedi.

    Katliamda yaralılara ilk müdahaleyi yapan doktor Mehmet Antmen, polisin yaralılara ve sağlık çalışanlarına gaz sıktığını hatırlatarak, “Bu en az patlatılan bombalar kadar ağır ve acı vericiydi” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • İSİG: 2023 yılının ilk dokuz ayında en az 1409 işçi hayatını kaybetti

    İSİG: 2023 yılının ilk dokuz ayında en az 1409 işçi hayatını kaybetti

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, bu yılın ilk dokuz ayını kapsayan iş cinayetleri raporunu açıkladı. İSİG verilerine göre, 2023 yılının ilk dokuz ayında en az 1409 işçi hayatını kaybetti.

    İşçi Sağlık ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, 2023 yılının ilk dokuz ayında (Ocak’ta 116, Şubat’ta 195, Mart’ta 130, Nisan’da 124, Mayıs’ta 146, Haziran’da 161, Temmuz’da 183, Ağustos’ta 203 ve Eylül’de 151 olmak üzere) en az 1409 işçi hayatını kaybetti.

    İŞ CİNAYETLERİNİN İŞ KOLLARINA GÖRE DAĞILIMI

    İSİG verilerine göre, inşaat, yol işkolunda 261 işçi; tarım, orman işkolunda 259 emekçi (109 işçi ve 150 çiftçi); taşımacılık işkolunda 171 işçi; konaklama, eğlence işkolunda 111 işçi; ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 90 işçi; belediye, genel işler işkolunda 76 işçi; metal işkolunda 74 işçi; sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 51 işçi; gıda, şeker işkolunda 43 işçi; madencilik işkolunda 36 işçi; enerji işkolunda 36 işçi; petro-kimya, lastik işkolunda 33 işçi; tekstil, deri işkolunda 27 işçi; gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 27 işçi; savunma, güvenlik işkolunda 24 işçi; ağaç, kâğıt işkolunda 20 işçi; çimento, toprak, cam işkolunda 16 işçi; basın, gazetecilik işkolunda 7 işçi; iletişim işkolunda 1 işçi; banka, finans, sigorta işkolunda 1 işçi; veriler ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 45 işçi hayatını kaybetti.

    İŞ CİNAYETLERİNİN NEDENLERİNE GÖRE DAĞILIMI

    2023 yılının ilk dokuz ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle:

    Trafik, servis kazası nedeniyle 345 işçi; ezilme, göçük nedeniyle 213 işçi; yüksekten düşme nedeniyle 174 işçi; kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 160 işçi; deprem nedeniyle 92 işçi; elektrik çarpması nedeniyle 86 işçi; şiddet nedeniyle 68 işçi; patlama, yanma nedeniyle 63 işçi; zehirlenme, boğulma nedeniyle 45 işçi; intihar nedeniyle 44 işçi; nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 20 işçi; kesilme, kopma nedeniyle 16 işçi; diğer nedenlerden dolayı 83 işçi hayatını kaybetti.

    ÖLEN İŞÇİLERİN 60’I SENDİKALI

    2023 yılının ilk dokuz ayında 75 göçmen-mülteci işçinin hayatını kaybettiğini belirten verilere göre 136 kadın işçi, 1273 erkek işçi ve 44 çocuk işçi hayatını kaybetti.

    Raporda, iş cinayetlerinde ölenlerin 60’ı (yüzde 4,25) sendikalı işçi, 1349’u ise (yüzde 95,75) sendikasız. Sendikalı işçilerin 11’i kimya, 7’si sağlık, 6’sı enerji, 5’i metal, 4’ü belediye, 3’ü maden, 1’i tarım, 1’i gıda, 1’i ağaç, 1’i büro, 1’i eğitim ve 1’nin gemi işkolunda çalıştığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Milletvekilleri Ali Bozan ve Perihan Koca işçilerle buluştu- VİDEO

    Mersin Milletvekilleri Ali Bozan ve Perihan Koca işçilerle buluştu- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekilleri Av. Ali Bozan ve Perihan Koca, sabahın ilk ışıklarında narenciye ve taşımacılık sektöründe çalışan işçilerle bir araya geldi. İşçiler, ücret ve güvencesiz çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etti. Milletvekilleri güvencesiz işçi çalıştırmanın suç olduğunu ifade ederek, işçilerle birlikte hakları için her daim mücadele edeceklerini söylediler.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin Milletvekilleri Av. Ali Bozan ve Perihan Koca, narenciye ve evden eve taşımacılık sektöründe çalışan işçileri ziyaret etti. Sabahın ilk ışıklarında başlayan programa; HDP Mersin İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, Akdeniz İlçe Başkanı Nizar Esen ve Güvencesiz İşçiler Derneği Başkanı Nedim Aydınalp da katıldı.

    İŞÇİLERİN EN BÜYÜK SORUNU SİGORTASIZ ÇALIŞTIRILMAK

    İlk olarak narenciye işçileri ile bir araya gelen Yeşil Sol Parti Milletvekilleri, işçilerin sorun ve taleplerini dinledi. 427 lira olarak belirlenen yevmiye ücretlerinin geçimlerini sağlamadığını belirten işçiler, işverenlerden yevmiyelerin 600 liraya çıkarılması talebinde bulunacaklarını söyledi. Taleplerinin karşılanmaması durumunda ise işçiler, greve kararı alacaklarını vurguladı.

    Narenciye işçilerinin ardından evden eve taşımacılık sektöründe çalışan işçileri ziyaret eden milletvekilleri, ağır koşullarda güvencesiz çalışan işçilerin sorunlarını dinledi. Taşımacılık sektöründe son 2 ayda Türkiye genelinde 14 arkadaşlarının iş cinayetinde yaşamını yitirdiğini anlatan işçiler, en büyük sorunlarının sigortasız çalıştırılmak olduğunu belirttiler.

    BOZAN: HAKLARINIZ İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, işçilerle gerçekleştirilen buluşmalarda “Birlik olma” çağrısı yaptı. Her daim işçilerin haklı mücadelesinin yanında olacaklarını söyleyen Milletvekili Bozan, işçilerin güvencesiz şartlarda çalıştırılmasının suç olduğunu buna karşı gerekli çalışmalarını yürüteceklerini ifade etti. İşçilerin birlikte örgütlenmesi gerektiği vurgusunu yineleyen Bozan, “Hep birlikte hareket edin. Biz aldığınız tüm kararlarda yanınızdayız” dedi.

    KOCA: EMEĞİN HAKLARINI ALMAK İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ

    İşçilerin ekonomik kriz koşullarında hiçbir güvenceleri olmadan, kıt kanaat yevmiyelerle hanelerini geçindirmek zorunda bırakıldıklarını aktaran Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da, işçilerin kira, gıda ve fatura yüklerine de değindi. İşçilerin temel taleplerinin sigortalı ve insan onuruna yaraşır güvenceli koşullarda çalışmak olduğunu söyleyen Milletvekili Koca, “Emeğin haklarını almak için birlikte mücadele edeceğiz” diye belirtti.

    MERSİN/PİRHA

  • Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde zam isyanı: İşçiler iş bıraktı!

    Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde zam isyanı: İşçiler iş bıraktı!

    PİRHA-Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde aralarında İnşaat-sen üyelerinin de bulunduğu inşaat işçileri, düşük ücret zammı teklifine karşı iş bıraktı. İşçiler tüm ücretlere %75 zam yapılmasını istiyor.

    İstanbul Küçükçekmece’de Cengiz-Kolin-Kalyon ortaklığında yapımı devam eden Halkalı Havalimanı Metro şantiyesinde çalışan işçiler düşük zamlara karşı bugün eyleme geçti. Farklı birimlerde çalışan işçiler, %34 bile olmayan mevcut zamma karşı birliğini sağladı. İşçiler tüm ücretlere %75 oranında zam yapılması konusunda kendi aralarında mutabık kaldıklarını açıkladı.

    İşçiler, şantiyenin proje müdürüyle görüşme yaptı. Proje müdürü işçilere “Biz size zaten asgari ücretten fazla para verdik, istediğiniz oranı vermemiz mümkün değil” dedi. İşçiler istedikleri oranı vermedikleri takdirde iş bırakma hakkını kullanacaklarını söylediklerinde ise proje müdürü “Siz bizi tehdit mi ediyorsunuz? Ne yaparsanız yapın, biz bu maaşı size vermeyiz” yanıtını verdi.

    “TÜM ÇALIŞANLAR İÇİN %75 ZAM”

    İşçilerin kaleme aldığı ortak taleplerinin yer aldığı açıklama şu şekilde:

    “Biz HYH Metro İnş. Adi Ortaklığı çalışanları olarak maaş artış oranının adil olmadığı ve insanca yaşamaya yetecek miktarda olmadığı kanaatindeyiz.Talebimiz bu artış oranının tüm birimler ve ayrım yapılmaksızın tüm çalışanlar için %75 olmasıdır. Tüm birimler olarak bu talepte ortaklaşılmıştır.Ayrıca bilinmelidir ki talebimiz gerçekleşinceye kadar ve bu hak talebi süresince bir personelin dahi işten çıkarılması durumunda haklı iş bırakma eylemimiz devam edecektir.”

    (HABER KAYNAĞI)

  • Sağlık emekçileri Dersim’de iş bıraktı-VİDEO

    Sağlık emekçileri Dersim’de iş bıraktı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de sağlık emekçileri iş bırakarak, taleplerini dile getirdi. Performans, ek ödeme, taban, teşvik değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret istediklerini belirten sağlık emekçileri, grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasasının çıkarılmasını talep etti.

    SES, Türkiye genelinde grevli toplu iş sözleşmesi hakkı, gerçek toplu sözleşme, demokratik çalışma yaşamı için bir günlük iş bırakarak işyerleri önünde açıklama yaptı.

    Dersim’de de sağlık emekçileri, Tunceli Devlet Hastanesi önünde bir araya geldi. Sağlık emekçileri adına SES Dersim Şube Eş Başkanı Serap Kahraman, taleplerini içeren bir açıklama yaptı.

    SES’in kuruluş yıldönümü olan 1 Ağustos’ta alanlarda olduklarını belirten Kahraman, “Bugün sağlık emekçileri ve halkın sağlık alanı ile ilgili yaşadığı sorunların temelinde uygulamaya konulan “sağlıkta dönüşüm” programları yatmaktadır. Hizmeti üreten sağlık emekçileri açısından da kışkırtılan sağlık talebi ile birlikte eksik personel nedeniyle uzun çalışma süreleri, angarya çalışma dayatılmıştır” dedi.

    Sağlık emekçilerine dönük şiddetin artarak devam ettiğine dikkat çeken Kahraman, “Siyasilerin toplumda yarattığı kutuplaşma, gittikçe otoriterleşen yönetim biçimi nedeni ile kültür haline gelen şiddetinde etkisi var. Bu nedenle de biz şiddet üretmeyen bir sağlık sistemi inşa etmek zorundayız” diye konuştu.

    Serap Kahraman, temel taleplerini şu şekilde açıkladı:

    “*Performans, ek ödeme, taban, teşvik değil, tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz. Bunun üzerine yapılan işin niteliği ve riski, eğitim durumu, hizmet yılı gibi kriterler eklenerek giydirilmiş ücretler belirlensin.

    *Grevli toplu sözleşmeli, özgür pazarlık hakkı içeren sendika yasası çıkarılsın.

    *Sağlık hizmetleri ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Fiili hizmet süresi (yıpranma payı) yıllık 90 gün üzerinden tam olarak tüm emekçilere ödensin ve geçmiş yılları da kapsasın.

    *Nöbet, icap ve fazla çalışma ücretleri 2 kat arttırılsın.

    *Sağlık alanında çalışan tüm emekçiler “sağlık hizmetleri sınıfı”na alınsın.

    *Üniversite hastanelerinde de çalışanlara tayin hakkı verilsin.

    *Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin son bulması için “şiddet üreten sağlık sistemi” değişsin. Halk ve emekçiler yararına yeni bir sağlık sisteminin inşası için işkolu emekçileri ve halkın örgütlü yapılarının, hizmetin planlanmasından sunulmasına kadar karar alma mercilerinde yer alacağı mekanizmalar oluşturulsun.

    *Sağlık ve sosyal hizmetler alanında OECD ortalamasında kadrolu güvenceli personel istihdam edilerek, sözleşmeli tüm çalışanlar 657 4/a kapsamına alınsın.

    *Kamu sağlık hizmeti verilen ASM’lerde her türlü giderler devlet tarafından karşılansın.

    *Covid-19 gibi meslekle ilgili hastalıklar, illiyet bağı aranmadan sağlık kurumlarında çalışan tüm personel için meslek hastalığı sayılsın.

    *Haklarında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan ihraç sağlık ve sosyal hizmet emekçileri derhal göreve başlatılsın.

    *Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü personelinin özlük, mali ve sosyal haklarını, bir an önce Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğündeki emsali personellere eşitleyin, geçmiş hak kayıplarını acilen telafi edilsin. Sağlık Bakanlığı’nın diğer tüm personellerine sağlanan imkan ve haklardan aynı ve eşit derecede yararlandırılsın.

    *Muayene, tedavide ve ilaçta hiçbir ad altında;  katkı, katılım payı, ilave ücret alınmasın. Sağlık hizmetleri ücretsiz olsun.”

    PİRHA/DERSİM

  • TİS görüşmeleri yarın başlıyor; TÜM BEL-SEN’den 47 bin 500 TL talebi-VİDEO

    TİS görüşmeleri yarın başlıyor; TÜM BEL-SEN’den 47 bin 500 TL talebi-VİDEO

    PİRHA- TÜM BEL-SEN Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde kamu emekçilerinin yararının gözetilmesi gerektiğini belirterek, “Hiçbir ayrım yapılmadan, memuru ve emekliyi enflasyona, yoksulluğa mahkum etmeyecek bir ücret talep ediyoruz” dedi. Yıldırımcı, 4 kişilik ailenin harcamasının ve insanca yaşayabilecekleri bir ücretin 47 bin 500 TL olmasını talep ettiklerini belirtti.  

    Yaklaşık 4 milyon kamu emekçisini ve 2 buçuk milyon memur emeklisini ilgilendiren 2023 yılı 7’inci Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmeleri yarın başlayacak. Ağustos ayı boyunca sürecek olan görüşmelerde memuru ve memur emeklilerini Memur Sen temsil edecek.

    Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) Genel Sekreteri Yılmaz Yıldırımcı, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Yıldırımcı; sendika yasasının değiştirilmesi, büyük şehirlerde yaşayanlar için konut, sağlık, gıda hakkının sağlanması ve enflasyona karşı insanca bir ücret taleplerinin olduğunu belirtti.

    “AÇIKLANAN RAKAMLAR İLE GERÇEK ARASINDA UÇURUM VAR”

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Merkez Bankası’nın enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığına değinen Yılmaz Yıldırımcı, “Merkez Bankası yıl sonu itibariyle yüzde 58 enflasyon olacak, diyorsa bilinsin ki yaşamın her alanında enflasyon kesinlikle yüzde 90’ın aşağısında olmayacaktır. Bu da cebimize giren ücretlerin yüzde 58’inin alınacağı anlamına gelmektedir. Açıkladıkları rakamlarla pazarda, bakkalda, manavdaki rakamlar arasında uçurum var” diye konuştu.

    MEMUR SEN ELEŞTİRİSİ

    Yılmaz Yıldırımcı, Memur Sen’i kamu emekçisinin yararına olmayacak kararlara imza atmakla eleştirdi. Bu yıl da aynı şeyin olmaması için mücadele ettiklerini belirten Yıldırımcı, “Her toplu sözleşmeden sonra Memur Sen Konfederasyonu, hükümetle, kamu emekçilerini açlığa sefalete mahkum eden bir sözleşmeye imza atıyor. Yapılacak olan yedinci dönem görüşmeleri için kamu emekçilerinin talepleri var. Biz bu talepleri onlar adına dile getirip kabul ettirmeye çalışacağız” dedi.

    HERKES İÇİN EŞİT BİR ÜCRET TALEBİ

    Yıldırımcı, 3600 ek göstergenin bir seçim vaadi olduğunu ve eşitlikten uzak olduğunu söyledi. Hiçbir ayrım yapılmadan, tüm kamu emekçilerine insanca bir ücret verilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldırımcı, kamu emekçilerinin taleplerine ilişkin şunları söyledi:

    “En düşük emekli maaşın 15 bine liraya çıkartılmasını ve zamların üstüne eklenmesini talep ediyoruz. Enflasyonu ve zamları gören bir yerden 4 kişilik ailenin harcamasının ve insanca yaşayabilecekleri bir ücretin 47 bin 500 TL olacağını düşünüyoruz ve bu ücretin verilmesini talep ediyoruz. Büyük şehirlerde kirada yaşayan kamu emekçilerine 7 bin 500 TL kira yardımı yapılmasını talep ediyoruz. Diğer şehirlerde yaşayıp konutu olmayanlara da 5 bin lira kira yardımı yapılmasını istiyoruz.”

    Türkiye’de farklı bir çalışma rejiminin yaşandığına dikkat çeken Yıldırımcı, “Aynı masada çalışıp aynı işi yapan kamu emekçileri arasında hem özlük hakları anlamında hem de ekonomik haklar anlamında uçurum farkı var. Bu farkın kapatılmasını ve eşit iş yapanların eşit ücret almalarını istiyoruz” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Milletvekili Ali Bozan, Mersin’de ücretlerini alamayan TOKİ işçilerini Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Ali Bozan, Mersin’de ücretlerini alamayan TOKİ işçilerini Meclis’e taşıdı

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin’de aylardır maaşları ödenmediği için çalışmayı durduran TOKİ işçilerini Meclis gündemine taşıdı. Milletvekili Bozan, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye cevaplamak üzere verdiği soru önergesinde TOKİ işçilerine kesilen para cezası iddiasını da sordu.

    AKP’li Akdeniz Belediye Başkanı M. Mustafa Gültak’ın başlattığı kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapımına başlanan Toplu Konut İdaresi (TOKİ) inşaatında çalışan işçiler, aylardır maaşlarını alamıyor.  Maaşlarını alamadıkları gibi, iş bıraktıkları için ceza alan işçiler mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor. İşçileri ziyaret eden Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) taşıdı.

    Milletvekili Bozan, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye cevaplamak üzere verdiği soru önergesinde, “Seçim bölgem Mersin’de Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı tarafından Mersin ili Akdeniz ilçesi Bahçe ve Barış Mahalleleri Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında, ‘1 Etap 415 adet konut-50 adet dükkân-cami-kreş-Ticaret ve Kültür Merkezi İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenleme İşi’ olarak 27.08.2011 yılında ihale edilen inşaatta, çalışmaların büyük çoğunlukla durma aşamasına geldiğini gözlemledini söyledi. Mart ayından bu yana yüzü aşkın işçi, maaşlarını alamadıkları için iş durduklarını kendisine aktardığını söyleyen Bozan, “İşçiler, TOKİ’nin yükleniciliğini üstelenen Çalışkaner İnşaat+ Gen-Ka İnşaat + Aseltaş Yapı İş ortaklığı yöneticileriyle yaptıkları görüşmelerde de olumlu sonuç alamadıklarını ifade ettiler. Üstelik, mart ayından bu yana ücretlerini alamadıkları için iş bırakan işçilere yüklenici firma tarafından alacaklarından kesinti yapılması suretiyle ‘iş bırakma cezası’ verildiği iddia edilmiştir” açıklamasını yaptı.

    Milletvekili Ali Bozan, Bakan Özhaseki’ye şu soruları sordu;

    “ *Kentsel dönüşüm projesinde yüklenici firmaların iş ve işçi ile yürüttükleri süreç TOKİ tarafından nasıl denetlenmiştir?

    *İhalesi 27.08.2011 tarihinde, yer tesliminin ise 07.12.2021 tarihinde yapıldığı ve 600 gün içinde bitirilmesi planlandığı belirtilen inşaatın bazı temellerinin dahi atılmamış olduğuna ilişkin iddialar doğru mudur? Bahse konu olan iddialara ilişkin herhangi bir incelemede bulunulmuş mudur veya bulunulacak mı?

    *Yüzü aşkın işçinin Mart ayından bu yana ödenmemiş olan ücretleri ne zaman ödenecektir?

    *Yüklenici firmaya yönelik işi geciktirme ve işçilerin ücretlerini ödememesinden kaynaklı olarak ne gibi bir yaptırım uygulamayı düşünüyorsunuz?

    *Mart ayından bu yana ücretlerini alamadıkları için iş bırakan işçilere ‘iş bırakma cezası’ kesildiğine ilişkin olan iddialar doğru mudur?

    MERSİN/ PİRHA

     

     

  • Mersin Hali’nde işçiler iş bıraktı: Biz olmasak patronlar bir hiç- VİDEO

    Mersin Hali’nde işçiler iş bıraktı: Biz olmasak patronlar bir hiç- VİDEO

    PİRHA- Mersin Halinde çalışan işçiler istedikleri zammı alamayınca iş bıraktı. 50 liralık zammı işçiye çok gören patronlara seslenen işçiler “Biz olmasak patronlar bir hiç. Sefalet ücretlerine razı gelmemizi istiyorlarsa gidip kendileri çalışsın” dediler.

    Mersin Halinde meyve sebze ambalajı ve yüklemesinde çalışan işçiler günlük yevmilerine zam yapılmaması sebebiyle iş bıraktı. 450 TL olan yevmiyelerinin 500 TL olmasını isteyen işçiler, çalışma koşullarının da düzeltilmesini talep ediyor.

    “PATRONLAR BU PARAYA ÇALIŞSIN”

    Tek başına çalışıp ev geçindirdiğini söyleyen işçi Nesibe Paksoy, “Tek başıma yaşıyorum. Kiram yükseldi ve ödemekte zorlanıyorum. Her şey günden güne pahalılaşıyor. Doğru düzgün yemek, çay paydosumuz yok. İstediğimiz ücreti vermeye yanaşmayan patronlar kendileri çalışsın madem. Biz olmasak onlar bir hiç. Yevmiyemiz 330 TL’ydi, 450 yaptılar. Bu paraya bu koşullarda yaşamak çok zor” dedi.

    Bir başka işçi Fatma Doğan “Biz olmasak halin içindeki patronlar da olmaz. Bugün 450 TL’ye ne alınır? Çalıştığımız hiçbir şeye yetmiyor. İnsanca yaşamak istiyoruz, patronlar taleplerimizi duysun” diye konuştu.

    Mersin Güvencesiz İşçiler Derneği Başkanı Nedim Aydınalp ise “Normalde Tarsus, Adana, Ceyhan’da 500 TL kadınlara, 550 TL de erkeklere veriliyor. Mersin’deki işçilere 450’den fazla veremeyiz demişler. İş bırakan arkadaşların yanındayız” diyerek talepler yerine getiriline kadar direnişlerinin devam edeceğini belirtti.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • TOKİ işçilerinden iş bırakma eylemi: 3 aydır mağduruz- VİDEO

    TOKİ işçilerinden iş bırakma eylemi: 3 aydır mağduruz- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de TOKİ inşaatını üstelenen firma üç aydır işçilerin ücretini ödemiyor. 45 gündür iş bırakma eylemi yapan işçiler seslerinin duyulmasını ve mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor.

    Akdeniz Belediyesi’nin başlatmış olduğu kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapımına başlanan ve Çalışkaner İnşaat’ın yüklenici firma olduğu TOKİ inşaatında çalışan işçilere üç aydır ücret ödenmiyor.

    Söz konusu firma tarafından üç aydır hemen her gün oyalanan işçiler 45 gündür iş bırakma eylemi yapıyor. Çalışma koşullarının da çok kötü olduğunu belirten işçiler, birçok kişinin sigortasız çalıştırıldığını söyledi.

    PİRHA’ya konuşan inşaat işçisi İmam Özoğlu, Çalışkaner İnşaat’ın kendilerinden önce çalışan işçilere de paralarını vermediğini anlatarak şunları söyledi:

    “Burada yapılan işlerin geneli 3 aydan bu yana parasını alamıyor. Dün üç ayın sonunda sadece çok az bir miktar ödeme yaptılar. Bizi bu konuda sürekli geçiştiriyorlar. Dünya kadar malzeme alınıyor her gün. İnşaat için bu kadar malzeme alınıyorsa işçinin de parası verilmeli. İşçiye ödenmeyen parayı demire vermişler. Çalışkaner firması bizden önceki işçilere de paralarını vermemiş. Üçüncü işçi ekibiyiz, biz de aynı şeyleri yaşıyoruz. Çalışkaner firması yolsuzlukta çalışkan. Çoluk çocuğumuzun ekmeği için çalıştık ama şu anda mağduruz”

    Ücretleri ödense dahi bir daha çalışmayacaklarını ifade eden işçiler, emeklerinin karşılığını almayı talep ediyor.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • DİSK Emekli Sen: Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok!

    DİSK Emekli Sen: Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok!

    PİRHA-14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin tutumlarını bir basın açıklaması ile duyuran DİSK Emekli Sen üyeleri, “Demokrasi, eşitlik ve adalette dibe doğru yarışanlardan hesap soracağız! Susmuyoruz, helalleşmiyoruz; hem sokakta hem de sandıkta hesap soruyoruz! Mezarda emeklilik uygulamasına son verilmelidir” ifadelerini kullandı.

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Emekliler Sendikası Merkez Yönetim Kurulu, “Yoksullukta değil refahta eşitlik! Emeklilerden demokrasi düşmanlarına oy yok” diyerek 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin tavrını kamuoyu ile paylaştı.

    Ankara’da gerçekleştirilen basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “3 Nisan 2023 tarihinde, sarayın istatistik uydurma kurumu açıkladı: Yıllık enflasyon yüzde 50,51! Diğer yandan Konfederasyonumuz DİSK’in Araştırma Merkezi hesapladı: Emeklilerin ve dar gelirlilerin gıda enflasyonu yüzde 87-100 aralığında seyrediyor! Açıklanan ve gerçekleşen enflasyon arasındaki uçurumun yanında, 14 milyonu aşkın emekli ve hak sahibi yurttaş açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm ediliyor! Dahası açlık sınırı altında kalan emekli aylıklarına yapılan sözde iyileştirmeler de emeklileri açlık ve yoksulluk kıskacından kurtarmıyor: Emekli maaşlarının belirlenmesinde refahta eşitlik değil dibe doğru yarış ilkesi benimseniyor!

    Demokrasi, eşitlik ve adalette dibe doğru yarışanlardan hesap soracağız!

    Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklama ile en düşük emekli maaşının 5.500 liradan 7.500 liraya yükseltileceği duyuruldu. Bir müjde gibi verilen bu haberin ardından meclisten geçen bu düzenleme, milyonlarca emekli için hiçbir anlam ifade etmedi. Zira emekli maaşlarına oransal ya da seyyanen bir zam öngörülmedi; 7.500 liranın altında maaş alan emeklilerin maaşlarının Hazine yardımıyla 7.500 liraya tamamlanacağı karara bağlandı. Dolayısıyla emeklilerin kök maaşı aynı kaldı. Emekli maaşlarına ileride yapılacak zamların 7.500 lira üzerinden değil, bu kök maaşlar üzerinden gerçekleşeceği; diğer yandan 7.500 liradan bir lira fazla maaş alan emeklilere bu düzenlemenin hiçbir katkısı olmayacağı açıkken seçime yatırım umuduyla yapılan bu düzenlemeyi kabul etmiyoruz! Emekliler açlık sınırının altında maaşlarla yaşam mücadelesi vermeye bir kez daha mahkûm edilirken; en düşük emekli maaşı ortalama emekli maaşı haline getirilirken sessiz kalmamak boynumuzun borcudur!

    “SUSMUYORUZ, HELALLEŞMİYORUZ”

    Susmuyoruz, helalleşmiyoruz; hem sokakta hem de sandıkta hesap soruyoruz! Türkiye’de emeklilerin tek problemi açlık sınırın altındaki maaşları da değildir; emekliler özelleştirilen sağlık sisteminin, betonlaştırılan doğanın, yaşanılmaz hale gelen çevrenin bedelini fizyolojik ve psikolojik sağlıklarını kaybederek, toplumdan yalıtılarak, yalnızlaştırılarak, depremlerde ve tüm diğer afetlerde yaşamlarından olarak ödemektedir. Emeklileri enflasyona ezdirenler; emeklilerin sağlık hakkına, barınma hakkına, güvenli çevre hakkına ve en nihayet yaşam hakkına gasp etmekten de geri durmamaktadır. Öyleyse emekliler, devlete sosyal niteliğini yeniden kazandırmak için; insan onuruna yakışır bir yaşamı inşa etmek için, sendikal hak ve özgürlüklerini kazanmak için susmayacak; yaşamına kast edenlerle helalleşmeyecektir! Emekliler, dün olduğu gibi bugün de sokaklarda hesap sormaktadır; soracaktır. Emekliler hesabı mahşere bırakmayacak; utanmadan oylarına talip olan düzenbazlardan sandıkta da hesap sormaktan geri durmayacaktır!

    Bizler, sendikalı emekliler olarak; anti-demokratik, emek ve emekçi karşıtı, temel hak ve özgürlüklere karşı saldırgan tutum ve eylemlerde bulunan hiçbir siyasi partiyi desteklemeyeceğimizi bildiriyoruz. Bizler emeklilere yönelik somut çalışmalarda bulunmayan, varlığımız ve haklı mücadelemiz karşısında taleplerimize parti programları ve seçim çalışmalarında yer vermeyen hiçbir partiye emeklilerden oy çıkmayacağını bir kez daha bildiriyoruz!

    “MEZARDA EMEKLİLİK UYGULAMASINA SON VERİLMELİDİR”

    Hatırlatıyoruz: Emeklilikte insan onuruna yaraşır ücret alınmalıdır. Emekli ücretleri enflasyona değil milli gelire endeksli olmalıdır. Emekli aylığı bağlama oranları eski düzeye çekilmeli ve güncelleme katsayısında milli gelir artışının tümü dikkate alınmalıdır. En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Emekli ikramiyeleri asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır.
    Emekli ücretleri arasındaki farklılıkların giderilmesi için emeklilikte intibak yasası çıkarılmalıdır.

    Aynı koşullarda emekli olanların aylıkları arasındaki uçurum kapatılmalıdır. Mezarda emeklilik uygulamasına son verilmelidir. Emeklilikte yaş şartı adil bir biçimde ve kademeli olarak yeniden düzenlenmelidir. Emekli olmak için 2008 sonrası yükseltilen prim gün sayısı şartı makul bir düzeye çekilmelidir. Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payı koşulsuz şartsız kaldırılmalıdır. Emeklilikte güvenli çevre, yaşanabilir doğa için gerekenler yapılmalıdır.

    Emeklilerle ilgili politika yapılacağında emeklilere danışılmalıdır. Ve tüm bunların gerçek anlamda yaşama geçirilebilmesi için emeklilerin sendikal hak ve özgürlükleri ile toplu pazarlık hakları tanınmalıdır. Emeklilerin somut talepleri açıktır, nettir. Taleplerimizin yaşama geçirilmesi mümkündür; zaruridir! Yoksullukta değil refahta birleşmek hakkımızdır!”

    PİRHA/ANKARA

  • DİSK Emekli Sen’den hükümete tepki: Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak

    DİSK Emekli Sen’den hükümete tepki: Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak

    PİRHA-DİSK Emekli-Sen Merkez Yürütme Kurulu tarafından emekli maaşının 7 bin 500’TL’ye yükseltilmesiyle ilgili olarak yapılan açıklamada, “Emekli aylıkları yasayla artırılır. Yetki TBMM’dir. En düşük emekli aylığı 7.500 olmuyor. Eğer yasa çıkarsa 7.500 TL’den düşük aylıklar Hazine tarafından 7.500 TL’ye tamamlanacak. Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak” ifadeleri kullandı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, en düşük emekli maaşının 2 bin TL artırılarak 5 bin 500 TL’den, 7 bin 500 TL’ye yükseltildiğini duyurdu. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Emekli-Sen Merkez Yürütme Kurulu konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

    “EMEKLİ AYLIKLARI YASAYLA ARTIRILIR”

    Emekli aylıklarının yasayla artırıldığının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Emekli aylıkları yasayla artırılır. Yetki TBMM’dir. En düşük emekli aylığı 7.500 olmuyor. Eğer yasa çıkarsa 7.500 TL’den düşük aylıklar Hazine tarafından 7.500 TL’ye tamamlanacak. Emeklilerin kök aylıkları aynı kalacak. Gelecekteki zamları kök aylıkları üzerinden alacaklar 7.500 TL üzerinden değil.

    En düşük emekli aylığının 7.500 TL yükseltilmesinin 7.500 TL’den fazla emekli aylığı alanlara bir faydası olmaz. Yapılması gereken en düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesi ve bütün emekli aylıklarına seyyanen (aynı oranda) zamdır. Emekli aylıklarının sefalet düzeyine düşmesinin sebebi, AKP Hükümetinin 2008’de çıkardığı 5510 Sayılı Yasa’dır.

    TBMM’de düzenlenmesi gereken intibak (denkleştirme) yasasının bir an önce meclisten geçirilerek kanunlaşmasını sağlamak ve aylık bağlama oranlarının değiştirilerek en azından 2008 öncesi yüzdelere göre güncellenmelidir. Ayrıca güncelleme katsayısında milli gelir artışının tümü dikkate alınmalıdır.

    Emekli aylıklarının alt sınırı asgari ücretle eşitlenerek, en az asgari ücrete uyumlu bir biçimde artış sağlanmalıdır. Emekli aylıklarının belirlenmesine hükümet emekli sendikalarıyla müzakere etmeli ve emeklilere toplu pazarlık hakkı tanınmalıdır. Emeklilerin sendikal örgütlenmeleri önündeki engeller kaldırılmalıdır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • DİSK’ten 8 Mart açıklaması: Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz!-VİDEO

    DİSK’ten 8 Mart açıklaması: Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz!-VİDEO

    PİRHA-Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İstanbul’da yaptığı açıklamada “Dayanışmayla ayaktayız, örgütlenerek değiştireceğiz” dedi. Açıklamda ayrıca, “ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi onaylanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa etkin bir şekilde uygulanmalıdır” denildi. 

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin İstanbul Beşiktaş İskele Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da katılırken, “Pandemi gibi felaketler, deprem felaketi gibi her süreçte, kadınlar bunun faturasını çok daha ağır bir biçimde ödüyor. Kadınların çalışma hayatına ve istihdama katılımının önündeki tüm engellerin kaldırılması için, her alanda yaşadığımız şiddetin, tacizin, mobbingin ortadan kaldırılması ve bununla ilgili kadına yönelik şiddeti ortadan kaldıracak her türlü politikanın hayata geçirilmesi için bugün, bu 8 Mart’ta bir kez daha alanlardayız” dedi.

    “DEPREMDE DE KADINLAR KORUNMAMIŞTIR”

    DİSK adına açıklamayı Avrupa Yakası 2 No’lu şube yöneticisi Zuhal Kaynak okurken, şu ifadelere yer verildi:

    “Siyasi iktidar salgında olduğu gibi deprem felaketinde de toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik kadınları koruma ve destekleme mekanizmalarını hayata geçirmemiştir. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kamucu sosyal politikalar bölgedeki yaraların sarılmasında öncelikli olmalıdır. Bugün depremin açtığı yaraları sarmak için de ülkenin dört bir yanında kadınlar ekonomik kriz ve depremin getirmiş olduğu eşitsizlikleri, yoksunlukları, acıları gidermek için dayanışmayı ilmek ilmek örüyor. Kadın mücadelesi yaşamın her alanında değiştirmeye ve dönüştürmeye devam ediyor.

    Biz DİSK’li kadınlar olarak İran ve Afganistan’da “Kadın, yaşam, özgürlük” şiarını yükselten kız kardeşlerimizin mücadelesini selamlıyoruz. Bizler erkek egemenliğine, eşitsizliklere, ayrımcılığa, şiddete ve tacize, nefret söylemine, karar mekanizmalarından dışlanmaya ve yok sayılmaya karşı mücadeleyi yükselteceğiz.

    ILO 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi onaylanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çalışma yaşamı başta olmak üzere yaşamın her alanında hayata geçirilmeli, kadınların karar mekanizmalarında yer almasını sağlayacak politikalar uygulanmalıdır. Kamu hizmetleri başta kadınlar ve kız çocukları olmak üzere eşitsiz ve korunması gereken gruplar için yeniden organize edilmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Felaketin sorumluları derhal istifa etmelidir-VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu: Felaketin sorumluları derhal istifa etmelidir-VİDEO

    PİRHA-Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, deprem felaketine dair yaptığı açıklamada, kurtarma ve yardım ekiplerini geç gönderen iktidarın “kader”e sığınıp, “yüzyılın felaketi diyerek” sorumluluğu üstünden atmaya çalışmasına tepki gösterdi. “Sorumlu tek adam rejimidir” diyen platform, istifa çağrısında bulundu.

    10 ili etkileyen deprem felaketinin izleri sürerken, deprem bölgesinde çalışmalar devam ediyor. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, deprem felaketine dair Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklama öncesi yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapılırken, platform adına açıklamayı BES Şube Başkanı Murat Doğan okudu. Doğan, 10 ili vuran deprem felaketinin üzerinden bir haftadan daha fazla süre geçmesine rağmen tek bir sorumlu bile istifa etmediğine dikkat çekerek, “İnsanlar enkazların altında, yakınları ise enkazların başında yalnız kaldı. Çok övünülen yollar kullanılmaz hale geldi. Ulaşım sekteye uğradı. Yardım için bölgeye giden ekipler vasıta bulamadı, hiç kimse kimseyle iletişim kuramadı. Her afetten sonra para isteyen ve adeta bir holding haline gelen Kızılay’ın adı sadece makbuzların üzerinde isim olarak kaldı. İçişleri bakanlığına bağlı AFAD hantal yapısı ile krizin ve yıkımın büyüklüğünü idrak edememiş ve gerekli koordinasyonu sağlayamamıştır” dedi.

    “SORUMLU TEK ADAM REJİMİDİR”

    Afet yönetimini koordine edemeyen, kurtarma ve yardım ekiplerini geç gönderen iktidar her zamanki gibi “kader”e sığınıp, “yüzyılın felaketi diyerek” sorumluluğu üstünden atmaya çalıştığını vurgulayan Doğan, “Felaket mi evet “felaket” ama asıl yüzyılın felaketi, bilim insanların uyarılarını dikkate almayan, deprem öncesi planlama ve hazırlık yapmayan, deprem sonrasında ise üstüne düşen sorumluluğu anında yerine getirmeyen tek adam rejimidir” diye konuştu.

    “DEPREMİN SONUÇLARINI BİRLİKTE GÖĞÜSLEDİK”

    Depremin ardından hem hayatta kalan depremzedeler hem de ülkenin her yerinden gelen gönüllü kişi ve kurumlar depremin etkisini hafifletmek, depremzedelere destek olmak için canla başla çalıştığını belirten Doğan, Ülkenin her yerinden insanlar hızlıca koordine olarak afet bölgesine temel ihtiyaçları gönderdiğini, depremin sonuçlarını birlikte göğüslediğini ve dayanışmayı ördüğünü aktardı.

    “DEVLET GÖREVİNİ YERİNE GETİR!”

    “Devleti görevlerini en hızlı bir şekilde yerine getirmeye davet ediyoruz” diyen Doğan, şunları ifade etti:

    “Siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz, bilim insanlarına, meslek odalarına, sendikalara, sivil toplum örgütlerine kulak verilmeli, uyarıları dikkate alınmalıdır. Seçimlere giderken, OHAL’i halkların dayanışmasını engellemek, işkence ve kötü muamele gibi suçların üstünü örtmek, farklı kesim ve muhalifler üzerinde baskı aracı olarak kullanmamaya çağırıyoruz.

    Depremin yarattığı her türlü tahribatın, ancak ve ancak insan hayatını önceleyen, ayırım yapmadan eşitliği gözeten politika ve uygulamalarla üstesinden gelebiliriz. Depremin yarattığı yıkımı ve bu zor günleri birlikte dayanışma ile aşacağımıza olan inancımızla halkımıza bir kez daha geçmiş olsun diliyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu deprem bölgesine gıda yardımı yolladı-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu deprem bölgesine gıda yardımı yolladı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından deprem bölgesine gönderilmek üzere toplanan gıda yardımları yola çıktı.

    Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli dün 7,7 ve 7,6 şiddetinde gerçekleşen ve 10 ili etkileyen iki depremin ardından Türkiye’nin birçok noktasından deprem bölgesindeki insanlar için destek haberleri geliyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu da deprem bölgesine gönderilmek üzere gıda yardımı topluyor. Toplanan yardımlar Dersim Belediyesi’nden bölgeye gönderilmek üzere araçlara yüklendi.

    PAZARCIK’TA DERSİM BELEDİYESİ DAYANIŞMA MUTFAĞI OLUŞTURULDU

    Depremin ardından bölgeye giden Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Maraş Pazarcık’ta Dersim Belediyesi Dayanışma Mutfağı’nın oluşturulduğunu duyurdu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Schneider Enerji’deki grev AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından ertelendi

    Schneider Enerji’deki grev AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından ertelendi

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kocaeli’ndeki Schneider Enerji işçilerinin başlattığı grevi, “milli güvenliği bozduğu” gerekçesiyle 60 gün erteledi.

    Kocaeli’nde bulunan Schneider Enerji fabrikasında Birleşik Metal-İş Sendikası, toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması nedeniyle dün saat 10.00 itibariyle greve çıktığını duyurmuştu. Sendika, GE Grid Solutions ve Hitachi Energy ile greve saatler kala toplu sözleşme imzalarken Schneider Enerji’ye grev pankartını asmıştı.

    Erdoğan’ın imzasını taşıyan grev erteleme kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayında yayımlandı. Schneider Enerji işçilerinin grevi AKP iktidarında yasaklanan 20. grev oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da sağlık emekçilerinden açıklama: En az yüzde 54 zam istiyoruz-VİDEO

    İstanbul’da sağlık emekçilerinden açıklama: En az yüzde 54 zam istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Kamu emekçileri ile tüm emeklilerin maaşlarına en az yüzde 54 zam talebiyle Okmeydanı Ağız ve Diş Hastanesi önünde basın açıklaması yapan SES Şişli Şubesi ile Dev Sağlık İş İstanbul Şubesi, “Bizler sadaka değil insanca yaşayacak ücret istiyoruz. Ölümü gösterip sıtmaya razı edenlere karşı duracağız. En az asgari ücrete yapılan yüzde 54 oranında zam, taban ücret istiyoruz!” dedi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şişli Şubesi ile Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası İstanbul Şubesi, “Kamu emekçilerinin ve tüm emeklilerin maaşlarına en az yüzde 54 zam” talebiyle Okmeydanı Ağız ve Diş Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik de katıldı.

    “İNSANCA YAŞAMAYA YETECEK BİR ÜCRET İSTİYORUZ” 

    Sendikalar adına basın açıklamasını Okmeydanı Ağız ve Diş Hastanesi SES işyeri temsilcisi Doktor Tülin Çelik okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Öncelikle; insanca yaşamaya yetecek bir ücret için en düşük kamu emekçisinin maaşının; eş yardımı, çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı gibi sosyal ödemelerde yapılacak artışlarla yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, tüm vergi yükünü ücretlilerin omuzlarına yıkan, her yıl daha da büyüyen gelir vergisi adaletsizliğine derhal son verilmesini, gelir vergisi birinci dilim oranının %15 ten %10’a düşürülerek yoksulluk sınırına kadar olan maaşların-ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini talep ediyoruz.

    Bizler sadaka değil insanca yaşayacak ücret istiyoruz. Ölümü gösterip sıtmaya razı edenlere karşı duracağız. Sahte TÜİK rakamlarına göre yapılan zamma itiraz ediyoruz. Yoksullukta, asgari ücrette eşitlenmeye çalışılan eğitimli donanımlı bireyler olmak istemiyoruz! En az asgari ücrete yapılan yüzde 54 oranında zam, taban ücret istiyoruz!

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ OLARAK VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ”

    Sizler sağlıkta bu ücret-istihdam politikalarını değiştirmedikçe bizler yılmadan yanlışları dile getirmeye, hakkımız olanı istemeye devam edeceğiz! Yeter ki tüm halkımız, içinde olan bizler sağlıklı olana kadar. Her gün eksilmeyen sağlıkta şiddetinize, sahte rakamlarınızla enflasyona yedirdiğiniz maaşlarımıza rağmen biz toplumcu sağlığı hedefleyen sağlık emekçileri olarak vardık, varız, var olacağız!

    Toplu iş sözleşme masalarında, şölenlerde alkış tutanlarla değil emeğin hakkını her zaman iktidarlara karşı savunanlarla, susmayan SES’imizle birlikte mücadeleye devam.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • Çiftay maden işçileri aylardır promosyon haklarının ödenmesini bekliyor

    Çiftay maden işçileri aylardır promosyon haklarının ödenmesini bekliyor

    PİRHA-Aylardır banka promosyon haklarının ödenmesini bekleyen Erzincan’ın İliç ilçesinde faaliyet gösteren Kanada merkezli Anagold şirketine bağlı taşeron Çiftay Altın maden işçileri yaptıkları açıklamada “İşverenimiz Çiftay İliç Şantiyesi Müdürlüğü yönetimi ve üst işverenimiz Anagold’a sorunları daha da büyütmeden hakkaniyet ölçüleri içerisinde görüşerek çözümlemeye davet ediyoruz”  ifadelerini kullandı.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde altın madeni faaliyeti yürüten Kanada merkezli Anagold şirketine bağlı taşeron Çiftay Altın maden işçileri, yazılı bir açıklama yaparak banka promosyon haklarının ödenmesi için başlattıkları mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

    “NE KADAR, NE ZAMAN PROMOSYON ALACAĞIZ BELLİ DEĞİL”

    Bazı işçilerin, işten çıkarılma tehdidine maruz bırakıldığının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Erzincan İliç ilçesindeki Anagold Altın Madeni şirketinin alt işvereni olan Çiftay Madencilikte çalışan 900 işçiyiz. Aylardan bu yana sabırla banka promosyon hakkımızın ödenmesi için işveren yetkililerimizle görüşmeler yaptık. Ancak bugüne kadar net bir gelişme kaydedilmedi. Ne kadar, ne miktar promosyon alacağız ve ne zaman ödenecek hala belli değil. Başka kurum ve işletmelerle kıyaslandığında bize teklif edilen bedellerin çok düşük olduğuna ilişkin itirazlarımız sonucunda birkaç haftadan bu yana en son üç yıllığına toplam 6 bin 250 lira rakamları telaffuz edildi.

    Bu rakamın çok yetersiz olduğu ve kabul etmemekte kararlı oluşumuz üzerine bugünden başlayarak bazı arkadaşlarımız işten atılmaya kalkışıldı. Öncelikle hakkımızı her aradığımızda işten atılma tehdidini kabul etmeyeceğimizi, bu haksız ve orantısız dayatmalar karşısında işyerindeki tüm arkadaşlarımızla birlikte tüm yasal karşı koyma hakkımızı kullanacağımız konusunda kararlı olduğumuzun bilinmesini isteriz.

    Ayrıca hak ve nefaset ölçülerinde başta promosyon hakkımız olmak üzere tüm alacaklarımızın peşini bırakmamakta tüm işçiler, İliç halkı ve tüm emek dostlarıyla mücadele etmekte kararlıyız. İşverenimiz Çiftay İliç Şantiyesi Müdürlüğü yönetimi ve üst işverenimiz Anagold’a sorunları daha da büyütmeden hakkaniyet ölçüleri içerisinde görüşerek çözümlemeye davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Yönetmen Kader Çetintaş: Obanın Kadınları’nda kadınların görünmeyen emeği var-VİDEO

    Yönetmen Kader Çetintaş: Obanın Kadınları’nda kadınların görünmeyen emeği var-VİDEO

    PİRHA-Şavaklı kadınların anlatıldığı “Obanın Kadınları” belgeselinin yönetmeni Kader Çetintaş, PİRHA’ya konuştu. Kader Çetintaş, kadının sömürülen ve görünmeyen emeğini belgeselde anlatmaya çalıştığını belirterek, “Belgeseli bir çok yerde göstermek istiyorum” dedi.

    Yönetmen Kader Çetintaş, Dersim’in yaylalarında yaşayan kadınların görünmeyen emeğini el aldığı “Obanın Kadınları” adlı belgesel, izleyiciyle buluştu.

    Kader Çetintaş ile, belgesel sürecini konuştuk. Kader Çetintaş, Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde lisans ve yüksek lisans yaptığını belirterek, belgesele en yakınında olan annesinin ve komşularının derdini anlatmaya çalıştığını dile getirdi.

    Kadınların bir bütün mücadele içinde olduğunu aktaran Kader Çetintaş, “Obada hem işin kendisiyle, hem de erkeklerle bir mücadele söz konusu. Bende bunu göstermek istedim. Ama kendi doğallığından kopmadan yapmaya çalıştım. Gittim kapılarını çaldım, yanlarına oturdum ve konuşmaya başladık. Kadınlar sorunlarını o doğallık içinde aktardı” dedi.

    Kadınların sorunlarının bilinmeyen bir şey olmadığının altını çizen Kader Çetintaş, “Sinemada ‘Sinema verite’ (Cinéma vérité, Jean Rouch tarafından icat edilen, Dziga Vertov’un Kino-Pravda kuramından esinlenen ve Robert Flaherty’nin filmlerinden etkilenen bir belgesel film yapımı tarzıdır. Doğaçlamayı ve kamera kullanımını birleştirerek gerçeği meydana çıkarır veya kaba gerçekliğin arkasında gizlenmiş konuları vurgular.) diye bir tarz var. Bende bunu esas alarak belgeselimi yaptım ve izleyiciyi bilinmeyen ve görülmeyen bir yere götürmeye çalıştım” diye ifade etti.

    “KADINLARIN OBADA VERDİĞİ MÜCADELE BİLİNMİYOR, GÖRÜNMÜYOR

    Belgesel sinemacılığı bir aktivizm olarak gördüğünü vurgulayan Kader Çetintaş, şunları dile getirdi:

    “Bu belgeselle ne kadar kişiye ulaşırsam o kadar önemli olacak. Çünkü bulunduğumuz yerden (şehir) durup oraya bakıyoruz, oraya ilişkin bir tahahülde bulunuyoruz ve diyoruz ki, ‘Ordaki kadın eziktir, anlatamaz, zaten bilmez’ diyoruz. Hayır! En az şehirdeki kadın kadar mücadele ediyor ve bilinci yüksek. Ne yaşadığını biliyor, sadece burdakiler gibi cümleler kurmuyor. Büyük cümleler kurmuyorlar ama söylediği bir şey büyük bir anlama dönüşüyor. Sadece kadınların obada verdiği mücadele bilinmiyor, görünmüyor.

    “KADINLAR BU SÖMÜRÜ ÇARKININ FARKINDALAR VE BUNUN MÜCADELESİNİ VERİYORLAR

    Obada çoğu işi kadınlar yapıyor ama hiç biri görünmüyor. Erkek ‘peynir yapılacak’ diyor, kadın yapıyor ama satan erkek. Emeğinin karşılığı olan para kadına ulaşmıyor. Kadınlar bu sömürü çarkının farkındalar ve bunun mücadelesini veriyorlar.”

    “OBANIN KADINLARI”NI OLABİLDİĞİNCE BÜTÜN ŞEHİRLERE GÖTÜRMEK İSTİYORUM

    “Obanın Kadınları” belgesel, birçok yerde göstermek istediğinin altını çizen Kader Çetintaş, “Obanın Kadınları”nı olabildiğince bütün şehirlere götürmek istediğini ifade etti.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Amasra’da yaşanan kader değil; katliam!-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Amasra’da yaşanan kader değil; katliam!-VİDEO

    PİRHA- Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin açıklama yapan Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, yaşananın kaza, kader değil, bir katliam olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, “Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz” denildi. 

    Dersim Emek Ve Demokrasi Platformu, Bartın’da yaşanan ve 41 işçinin hayatını kaybettiği, onlarcasının da yaralandığı maden faciasına ilişkin Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı.

    “KİM BU SORUMLULAR?”

    Açıklamayı platform adına EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Tekin, yaşananın kaza, birilerinin ısrarla tekrar ettiği gibi kader değil, katliam olduğunun altını çizerek, “İşçilerin sağlığını ve hayatını hiçe sayan patronların ve onların emrinde olan iktidarın kâr hırsı, rant düzeni, denetimsizliği, kasti ihmalleri yüzünden göz göre göre yaşanan  iş cinayetlerinin, işçi katliamlarının hesabını soran, bu katliamlar bir daha yaşanmasın, sorumlular cezalandırılsın, işçilerin sağlığı ve güvenliği için gereken önlemler alınsın diyenler provokatörlükle suçlanıyor. Kim tarafından? Bu katliamın sorumluları tarafından! Peki kim bu sorumlular? Maden ocaklarını denetlemeyen, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini hiçe sayan, patronların sömürü çarkı dönsün diye yerin altını, üstünü işçilere mezar eden rejimin ta kendisidir!” dedi.

    Amasra’da meydana gelen patlama için iş kazası, facia, kader diyenler veya bu toplu katliamın kurbanı olan işçileri ‘maden şehidi’ gibi uyduruk ifadelerle ananlar, bu olayı basitleştirmeye çalışarak asıl sorumluları ve iktidarın iş sağlığı ve güvenliği politikasını, yani resmî kurumları aklama çabası içinde olanlar olduğuna dikkat çeken Tekin, yaşanan katliama kaza denilerek, asıl sorumluların cezasız bırakılmak istendiğini belirtti.

    İŞÇİ KATLİAMLARININ BAŞ SORUMLUSUAKP-MHP İKTİDARIDIR

    “İşçi ölümlerinin asıl sorumlusu AKP-MHP iktidarının yarattığı bu rant rejimidir!” diyen Tekin, şunları ifade ettti:

    “Bartın’da işçiler, en başta iktidarın denetimsizlik, ihmaller, daha önce yaşanan katliamlardaki cezasızlık ve sorumluları koruma politikası yüzünden ölmüştür. Soma’nın üzerinden 8 yıl geçti. Şu an tutuklu sanık bulunmuyor. Yargıtay “olası kast”tan patronlara yüzlerce yıl ceza verdi. Birileri devreye girdi. Patronları kurtarmak için yargıtay üyelerini değiştirdiler. Suçu “bilinçli taksir”e çevirip patron Can Gürkan’ı kurtardılar. Ama Soma’nın avukatları Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı cezaevinde.

    İşçi katliamlarının baş sorumlusu olan AKP-MHP iktidarı yargı sopasıyla gerçeklerin üstünü örtmek ve toplumu sessizliğe gömmek istese de, hakikatler açığa çıkmaya ve bizler tarafından dillendirilmeye devam edecektir.

    Başta maden işçileri olmak üzere, örgütlenmedikçe, sorumlulardan hesap sorma bilincini geliştirmedikçe, insanca yaşanabilir iş yerlerini sokaklarda talep etmedikçe, işçilerin öz örgütlenmeleri olan sendikalarda örgütlenip birlik olunmadıkça, başka bir Bartın Katliamı’nın yaşanması kaçınılmazdır. Çalışırken iş cinayetine kurban olmamak için, insana ve insan sağlığına yakışır iş yerleri için sınıf bilinciyle örgütlenmekten başka çaremiz yoktur.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak, Bartın’da hayatını kaybeden işçi kardeşlerimiz için bir kez daha Türkiye işçi sınıfına ve halklarımıza baş sağlığı diliyoruz. Bizler, maden ocaklarında ortaya çıkan denetimsizlik, dizginlenmeyen kar hırsı ve işçi sağlığı ile iş güvenliği hususlarındaki keyfiyet sonucunda ortaya çıkan Amasra’daki işçi katliamının sorumluları hesap verene kadar sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Mağaza Market Sen: A101 marketleri son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satıyor

    Mağaza Market Sen: A101 marketleri son kullanma tarihi geçmiş ürünleri satıyor

    PİRHA-Mağaza Market-Sen, yayımladığı açıklama ile A101 marketlerinin son kullanma tarihi geçmiş ürünleri sattığını iddia etti. 

    Mağaza Market-Sen, A101 mağazalarında son kullanma tarihi geçen ürünlerin çalışanlara zorla sattırıldığını iddia etti. Mağaza Market-Sen, bozuk sütlerin bölge sorumluları tarafından kasadan geçirildiği ve son kullanma tarihi geçen tavuk paketlerinin üzerindeki etiketlerin silinip ürünlerin şoklanarak satışa çıkarıldığını açıkladı.

    “İŞÇİLER, PATRONLARIN VE SUÇUN ORTAĞI OLMAYACAK”

    Mağaza Market-Sen A101 Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    A101’in bozuk ürün rezilliğini bakanlık seyrediyor, biz seyretmeyiz! A101’in son kullanma tarihi geçen ürünleri zorla sattırma politikası hala devam ediyor. Mağaza Market-Sen üyeleri, bu rezilliğe son vermek için çektiği görüntüleri sendikasına ulaştırdı.

    Gelen görüntülerde bir değil, üç skandal var. Birincisi; bozuk sütler bölge sorumlusu tarafından kasadan geçirtiliyor.
    Bu ürünler ‘çöpe gidiyor’ ama parasını A101 işçileri ödüyor. İkincisi; bozuk, patlamış, satılamayacak ürünler fire olarak yazdırılmadan çöpe attırılıyor. Envanter sayımında çıkan bu açıkları A101 işçileri ödüyor. Üçüncüsü; bozuk tavukların son kullanma tarihi siliniyor. Şoklanarak satışa sunuluyor.

    A101 patronları her zararını işçinin sırtına yüklüyor. Bozuk ürünleri sahtekarlıkla satma suçuna işçileri de ortak etmeye çalışıyor. İşçiler ne patronların, ne de bu suçun ortağı olmayacak. İşte Mağaza Market-Sen üyeleri bu rezilliği bir kez daha ortaya çıkarıyor. Çalışma Bakanlığı da Tarım ve Orman Bakanlığı da tüm bu rezilliği hala seyrediyor. Çalışma Bakanlığı, işçinin cebine göz diken A101 patronlarını seyrediyor. Tarım Bakanlığı, emekçi halkın bozuk ürünlere mahkum edilmesini seyrediyor. Biz seyretmeyiz. A101 işçileri seyretmeyecek.”

    PİRHA/ İSTANBUL