Etiket: emek

  • Dersim’den artan yoksulluğa tepki: Seçimleri bekleyecek gücümüz kalmadı-VİDEO

    Dersim’den artan yoksulluğa tepki: Seçimleri bekleyecek gücümüz kalmadı-VİDEO

    PİRHA- Art arda gelen zamlar ve dövizin TL karşısındaki yükselişine karşı basın açıklaması düzenleyen Dersim Emek Demokrasi Platformu, zamlar ve hayat pahalılığının halkın belini büktüğünü vurgulayarak, halkın seçimi bekleyecek gücünün kalmadığını, hükümetin istifa etmesi gerektiğini belirtti.

    Dersim Emek Demokrasi Platformu, art arda gelen zamlar ve dövizin TL karşısındaki yükselişine karşı basın açıklaması yaptı.

    Sanat Sokağı’nda yapılan açıklamayı platform adına EMEP İl yöneticisi Orhan Kurul okudu.

    Zam ve hayat pahalılığının tüm toplum için dayanılmaz hale geldiğine dikkat çeken Kurul, “Tek adam yönetimi “ekonomide kurtuluş savaşı yaşıyoruz” dese de bunun halk içinde ciddi bir karşılığı yok. Millet İttifakı “erken seçim” çağrılarının ötesine geçmiyor, hareketi frenlemekte çaba göstermeye devam ediyor” dedi.

    Eriyen her kuruş halkın sırtına binen milyarlarca borç yükü demek olduğunu belirten Kurul, “Halk için açlığın, yoksulluğun artması demek. Spekülatör ve finans baronlarının vurgun yapması demek. Hep birlikte bu gidişe; iş ekmek ve özgürlük için dur demeliyiz” diye konuştu.

    “GEÇİNEMİYORUZ!”

    Dün akşamdan itibaren yurdun farklı yerlerinde “hükümet istifa” sloganları ile yurttaşların sokaklara döküldüğüne işaret eden Kurul, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Semtlerde, mahallelerde gelişen eylemlere kitlesel katılımlar da oldu. Zamlar ve hayat pahalılığı halkın belini büktü. Yağ fiyatlarından, un fiyatlarına, ekmek fiyatlarına, akaryakıt, doğal gaz fiyatlarına kadar iğneden ipliğe her şey zamlanıyor. Geçinemiyoruz!

    SEÇİMLERİ BEKLEYECEK GÜCÜMÜZ KALMADI!

    Cebimizdeki para her geçen gün erirken, döviz kurları rekor üzerine rekor kırarken; bir avuç sermaye sınıfı, saraydakiler ve yandaşları daha çok semirsin diye biz her geçen gün daha çok yoksullaşıyoruz! Dolar yükseldikçe Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor, Erdoğan konuştukça dolar yükseliyor. Doların yükselmesiyle ardı arkası kesilmeyen zamlar bizi vuruyor.

    Hal böyleyken işsizliğin tavan yaptığı Dersim başta olmak üzere bölgede birçok şehirde gelen zamlar ile emekçi halk açlığa sürükleniyor. İş bulabilenlerin ise asgari ücret dahi alamadığı, kayıt dışı ve sigortasız çalıştığı, evine ekmek götürebilmek için günübirlik işlerde çalışmak zorunda bırakıldığını biliyoruz. Emekçi halkımızın artık seçimleri bekleyecek gücü kalmamıştır.”

    “ARTIK YETER, HÜKÜMET İSTİFA!”

    Halkı bu duruma mahkûm edenlere, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün hükümet yetkililerine derhal istifa etmesi çağrısında bulunan Kurul, “Zamlara, yoksulluğa, bu soygun ve yağma düzenine karşı tüm halkımızı, işçi ve emekçileri artık yeter demek için birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • Dersim’de Seyit Rıza’nın afişleri söküldü-VİDEO

    Dersim’de Seyit Rıza’nın afişleri söküldü-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun Seyit Rıza ve arkadaşlarını anacağı programın olduğu afişler savcılık tarafından kaldırıldı.

    84 yıl önce Dersim’in önde gelenleri, seyitleri, Seyd Rıza, Wusênê Seydi, Aliye Mirzê Sili, Hesen Ağa, Findik Ağa, Resik Uşen ve Hesenê Ivraimê, Ankara’dan özel görevle gönderilen İhsan Sabri Çağlayangil’in denetiminde yapılan yasadışı bir mahkeme neticesinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nun idam edilişlerinin 84. yılında Seyit Rıza ve arkadaşlarını anma programının duyurusunun olduğu afişler Tunceli Cumhuriyet Savcılığı tarafından kaldırma kararı alındı.

    Kaldırma gerekçesine dair bir açıklama yapılmazken, polisler tarafından bilboardlarda asılı olan afişler söküldü.

    PİRHA/DERSİM 

     

  • HDP’li vekillerden asgari ücret eylemi: Net 5 bin TL olsun-VİDEO

    HDP’li vekillerden asgari ücret eylemi: Net 5 bin TL olsun-VİDEO

    PİRHA- HDP’li milletvekilleri asgari ücrete ilişkin “Asgari ücret vergiden muaf net 5 bin olsun” talebinde bulunarak, iktidara seslendi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2022 yılı bütçesi görüşmeleri devam ediyor.

    Sık sık tartışmaların yaşandığı görüşmelerde HDP’li milletvekilleri asgari ücrete dair eylem yaptı.

    “Asgari ücret vergiden muaf, net 5 bin olsun” dövizleriyle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’i komisyon salonunda karşılayan HDP’li milletvekilleri, eylem yaptı.

    HDP Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan, dövizli eylem sırasında, “Asgari Ücret vergiden muaf net 5 bin TL olsun istiyoruz. Ama bu vicdansızlar yurttaşlarımızı açlık sınırının bile altında bir ücrete mahkûm ediyorlar” diyerek, AKP-MHP sıralarına seslendi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘KHK’liler olarak daha çok ses çıkarmalıyız’

    ‘KHK’liler olarak daha çok ses çıkarmalıyız’

    PİRHA-KHK’lerin 6. yılına ilişkin Mersin’de yapılan basın açıklamasında konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Belki bizim hesaplaşmamız yarına kalıyor, ama herkes bilsin ki kimsenin yanına kalmayacaktır” derken, KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Mahmut Sümbül, ‘Biz KHK’lılar daha çok ses çıkarmalıyız, daha aktif bir muhalefete, daha gür sesle taleplerini dillendirmeye ve daha dirençli bir mücadeleye doğru koşar adım gitmelidir” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Mersin Şubeler Platformu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) rejiminin 6. yılına ilişkin basın açıklaması düzenledi.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın yanı sıra siyasi parti, sendika temsilcileri ve KHK’lilerin katıldığı açıklama Özgür Çocuk Parkı’nda yapıldı.

    “ADALETSİZLİKLER KİMSENİN YANINA KALMAYACAK”

    Açıklamada konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, hukukun iktidarın sopası haline dönüştürülmesinin hiçbir dönemde bu kadar olmadığın ve AKP’nin artık bittiğini gördüğü noktada toplumu teslim almak için devletin tüm olanaklarıyla şiddete başvurduğunu ifade ederek, “Bunca haksızlıklara rağmen emekçilerin direnmesi her şeyden daha önemlidir. Uyduruk gerekçelerle arkadaşlarımız ihraç edildi. Halkın iktidarın arkasından çekilmesinin en büyük nedeni kurdukları bu adaletsiz düzendir. Belki bizim hesaplaşmamız yarına kalıyor, ama herkes bilsin ki kimsenin yanına kalmayacaktır. Kenan Evren’ler de bunlar gibiydi. Hiç hesap vermeyeceklerini düşünüyordu. Bugün darbeciler lanetliyor” diye konuştu.

    Baş’ın ardından KESK Mersin Şubeler Platformu adına açıklamayı Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül okudu.

    Sümbül, aradan on yıllar geçmesine rağmen demokratik bir yapıya kavuşturulamayan Cumhuriyet’in kuruluşunun 98. yılında 19 yıllık AKP iktidarında Meclis’in işlevsizleştiği, yargının adalet değil adaletsizlik dağıttığı, yürütmenin tek adamda toplandığı rejim krizinin iyice derinleştiği bir süreçten geçildiğini aktardı.

    Tek adam rejiminin kurumsallaşmasında en önemli dönemecin 15 Temmuz darbe girişimin fırsata çevrilmesi olduğuna işaret eden Sümbül, “OHAL döneminde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kamu görevlisi tasfiyesi yaşanmıştır. 12 Eylül döneminde 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu kapsamında yaklaşık beş bin kişi kamu görevinden çıkarılırken 20 Temmuz sivil darbesi sonrası 32 KHK ile 134207 kamu emekçisi ihraç edilmiştir. Bunlardan  4.284’ü KESK üyesidir” diye konuştu.

    “KHK’LILAR DAHA ÇOK SES ÇIKARMALIYIZ”

    Sümbül, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “23 Ocak 2017 günü 685 sayılı OHAL KHK’si ile iki yıllık süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla görevlendirilmiş olmasına rağmen aradan 4 yıl geçmiş, komisyon son açıklamasından 5 ay sonra 28 Ekim’de son açıklamasını yapmış ve bu sürede ancak yaklaşık üç bin dosya inceleyebilmiştir. Hala 8.343 dosyayı karara bağlamamıştır. Komisyonun bu hızla çalışması halinde dosyaların bitmesi için bir yılı aşkın bir süre daha gerekmektedir ki, bu da toplam altı yıllık çifte maaş almaya devam edecekleri bir oyalama demektir. Tüm bu nedenlerle biz KHK’lılar daha çok ses çıkarmalıyız, daha aktif bir muhalefete, daha gür sesle taleplerini dillendirmeye ve daha dirençli bir mücadeleye doğru koşar adım gitmelidir.”

    “OHAL KOMİSYONU DERHAL LAĞVEDİLMELİDİR”

    İktidar ortakları iktidarda kalma ve kendi iktidarlarını mutlaklaştırma amacıyla en temel insan hak ve özgürlüklerini yok sayarken en ufak bir vicdani sorumluluk dahi duymadığının altını çizen Sümbül, “Komisyon ve idare mahkemeleri eliyle süreci uzatma bir şeyi değiştirmeyecektir; Biz kamu emekçileri dün olduğu gibi bugün de iktidar politikalarına biat etmeyecek, boyun eğmeyecektir. Açlıkla terbiye etme politikaları karşılık bulmayacaktır. Faşizan politikalarda daha fazla ısrar edilmemelidir. Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin bir organı gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir” diye belirtti.

    “TÜM KAMU EMEKÇİLERİ GÖREVLERİNE İADE EDİLİNCEYE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Haksız hukuksuz yere ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmesi çağrısında bulunan Sümbül, “Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır. Bunlar gerçekleşinceye, ihraç kamu emekçilerinin mağduriyetleri giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN

  • HDP’nin ‘Bürokratların maaşı, asgari ücretin 3 katından fazla olmasın’ önergesine ret-VİDEO

    HDP’nin ‘Bürokratların maaşı, asgari ücretin 3 katından fazla olmasın’ önergesine ret-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “Cumhurbaşkanı, milletvekilleri ve bürokratlara; Asgari Ücretin 3 katından fazla maaş ödenmemesi” için Plan ve Bütçe Komisyonuna verdiği önerge, AKP-MHP oylarıyla reddedildi.

    Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2022 yılı TBMM bütçesi görüşülerek kabul edildi. HDP Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Milletvekilleri Garo Paylan, Necdet İpekyüz ve Erol Katırcıoğlu, cumhurbaşkanı, milletvekilleri ve bürokratlara asgari ücretin üç katından fazla maaş almamasını içeren önerge verdi.

    “MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI ASGARİ ÜCRETİN ÜÇ KATINDAN FAZLA OLMAMALI”

    Türkiye’de milyonlarca kişinin açlık sınırının altında kalan asgari ücretle hayatta kalmaya çalıştıkları koşullarda cumhurbaşkanının, milletvekillerinin ve kamuda görev yapan üst düzey bürokratların aldıkları maaşın kamu vicdanını yaraladığına dikkat çekilen önergede “Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı dahil, kamuda çalışan hiç kimseye asgari ücretin üç katından fazla maaş ödenmemesini öneriyoruz. Bu önergemizle Milletvekili maaşları asgari ücrete göre belirlenecek ve asgari ücretin üç katından fazla olmayacaktır” denildi.

    “MAAŞLARINIZIN DÜŞMESİNİ İSTEMİYORSANIZ ASGARİ ÜCRETİ HEP BERABER ARTIRALIM”

    Önergeye ilişkin komisyonda konuşan HDP Milletvekili Garo Paylan, toplumun ekonomik sıkıntı çektiği şartlarda cumhurbaşkanının 100 bin TL’nin üzerinde bir maaş almasının kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

    Paylan, konuşmasına şöyle devam etti:

    Demokratik ülkelerde milletvekillerinin ve Cumhurbaşkanının maaşının asgari ücretlilerin en fazla 3 katı, 4 katı veya 5 kat. Bu gelir eşitsizliğinin kamu vicdanını yaraladığını düşünüyoruz. Kamu vicdanını tekrar tesis etmek için milletvekillerinin maaşlarının düşmesini de bu arada önermiyoruz, tam tersine asgari ücretin yükselmesini öneriyoruz. Asgari ücret yükselsin ve milletvekili maaşları asgari ücrete bağımlı hâle gelsin. Milletvekilleri, Cumhurbaşkanı ve kamuda görev alan herkes asgari ücretin 3 katından daha fazla maaş alamasınlar. Eğer maaşlarınızın düşmesini istemiyorsanız asgari ücreti hep beraber artıralım diyorum.”

    HDP’li Milletvekillerinin önergesi komisyonun AKP ve MHP’li üyelerinin oylarıyla reddedildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Metin Yeğin imzalı ‘Grev’ filmi 29 Ekim’de vizyona girecek

    Metin Yeğin imzalı ‘Grev’ filmi 29 Ekim’de vizyona girecek

    PİRHA-Belgeselci- Yazar Metin Yeğin’in, Osmanlı İmparatorluğu’nda ipek işçiliği yapan kadınların direnişini anlatan ‘Grev’ isimli filmi 29 Ekim’de vizyona girecek.

    1910 yılının Osmanlı İmparatorluğu’nda, Bursa ilinde ipek işçiliği yapan kadın işçilerin kötü çalışma koşulları ve sömürüye karşı birlikte gösterdikleri direnişi işleyen filmde La Casa de Papel dizisinde Lizbon karakterini canlandıran Itziar Ituño Martínez de yer alıyor.

    Senaristliğini ve yönetmenliğini Metin Yeğin’in üstlendiği filmde ayrıca Pelin Batu, Tansel Öngel, Nihan Aker, Orhan Alkaya, Murat Çidamlı gibi isimler de bulunuyor. Filmin sanat yönetmeni ise ödüllü sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler.

    Çekimleri pandemiden önce Türkiye ve İspanya’da tamamlanan filmin konusu ise şöyle:

    “Yıl 1910 Bursa. Osmanlı imparatorluğu borç içinde kıvranırken, ipek işçileri kadınlar çok güç koşullarda çalışıyorlardı. Avrupa sermayesi sadece bu ipekleri kuşanmakla kalmıyor, aynı zamanda imparatorluktan alacaklarını da bu kadınların sırtından tahsil ediyordu. Bütün bunlara karşı, yaşanmış gerçek bir direnişin, kadınlarının direnişinin öyküsüdür ‘Grev’. Aynı zamanda, ne bu sömürü ne de bu karşı çıkış, sadece Bursa ile de sınırlı değildir, İngiltere’den Türkiye’ye, İspanya’ya kadar uzanır.

    Dünyanın en ünlü oyuncularıyla da bizi buluşturan, zamanın, aşkın ve hayatın gerçek sokaklarında bir seyahattir ‘Grev’.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İşten çıkarılan dört işçi CHP Genel Merkezi önünde açlık grevine başlayacak-VİDEO

    İşten çıkarılan dört işçi CHP Genel Merkezi önünde açlık grevine başlayacak-VİDEO

    PİRHA-Şişli Belediyesi tarafından işten çıkarılan dört işçi, işlerine dönüş talebiyle başlattıkları eylemlerinin 683’üncü gününde. CHP Genel Merkezi önünde 13 Ekim gününden itibaren açlık grevine başlayacaklarını ifade eden işçiler, “Bedeli ne olursa olsun bizler kararlıyız. Davamızda haklıyız. Haklı olan davamızdan asla geri adım atmayacak; taviz vermeyeceğiz” dedi.

    İstanbul Şişli Belediyesi’nin işten çıkardığı işçiler Ramazan Çelik, Kakil Yazar, Salih Bitner ile Turan Aktaş işe dönüş talebiyle 683 gündür eylemlerine devam ediyor. Şişli Belediyesi önünde basın açıklaması yapan işçiler, 13 Ekim Çarşamba günü Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ankara’daki Genel Merkezi önünde dönüşümlü olarak açlık grevine başlayacaklarını duyurdu.

    “BEDELİ NE OLURSA OLSUN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Hukuksuz şekilde işlerine son verildiğini ifade eden Ramazan Çelik, “Anayasal hakkımız olan direnme hakkımızı kullanıyoruz. Sesimizi kamuoyuna duyurmaya çalışıyoruz. 683 gündür yaz, kış demeden bütün zorluklara rağmen burada direndik. Ama maalesef Şişli Belediyesi yönetimi sorunu ötelemekten başka hiçbir şey yapmadı. Geçen ay Ankara’ya yürüyüş başlattık. Gözaltına da alındık.

    Bedeli ne olursa olsun bizler kararlıyız. Davamızda haklıyız. Haklı olan davamızdan asla geri adım atmayacak; taviz vermeyeceğiz. Eylemimizi Ankara’daki CHP Genel Merkezi önüne taşıyoruz. Dönüşümlü olarak bir hafta sürecek açlık grevine başlayacağız. Bu bir ikazdır. Dört ailenin çocuklarını açlığa mahkum ettiniz. Bir sonuç alamadığımız takdirde süresiz olarak açlık grevine başlayacağız” diye konuştu.

    “ÇÖZÜMÜN MASADA OLMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİK”

    İşçilerden Kakil Yazar ise 683 günlük eylem süreçlerinde çeşitli saldırılara maruz bırakıldıklarını belirtti. Yazar şunları söyledi:

    “Bu saldırıların en sonu ise Turan arkadaşımızın şu an ev hapsine mahkum edilmesi oldu. Ankara’ya gittiğimizde CHP’li yetkililer konuyla ilgileneceklerini söylemişti. Fakat bugüne kadar hiçbir girişimde bulunulmadı. Bu sorunun çözülmesi için Ankara’daki genel merkezleri önünde açlık grevine başlayacağız. Biz, çözümün her zaman masada olması gerektiğini söyledik. Ama ısrar ederlerse eylemimizin boyutunu daha da büyüterek devam ettireceğimizi ifade ettik.”

    ŞİŞLİ BELEDİYESİ DÖRT İŞÇİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI

    Şişli Belediyesi ise işten çıkarılan dört işçi ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. İşçilerin iddia edildiği gibi haksız yere işten çıkarılmadıklarını savunan belediye, açıklamasında “Şişli Belediyesi olarak, mahkeme kararlarının da belirttiği üzere bu işçilerimizin tüm hak ve alacakları kendilerine ödenmiştir. Yapılan eylemin hak ve alacakların tesliminden ziyade hukuksuz bir davranış olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Berfin YILDIZ – Barış KOP / İSTANBUL

  • PSAKD ile Hubyar Sultan AKD İstanbul’da nöbet tutan öğrencilerle lokmalarını paylaştı-VİDEO

    PSAKD ile Hubyar Sultan AKD İstanbul’da nöbet tutan öğrencilerle lokmalarını paylaştı-VİDEO

    PİRHA-Barınma sorunları için  Kadıköy’de nöbetlerine devam eden öğrencileri ziyaret ederek, lokmalarını paylaşan PSAKD İstanbul şubeleri ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, “Bütün kurumlarımızın ve cemevlerimizin kapıları sizlere açıktır. Her zaman mihmanımız olabilirsiniz” açıklamasında bulundular.

    Öğrencilerin yurt ve ev kiralarının pahalılığından dolayı başlatmış oldukları eylemler ülkenin birçok yerinde devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği de  Kadıköy’de öğrenciler ile bir araya gelerek, lokmalarını paylaştı.

    “ÜLKENİN DÖRT BİR YANINA SARAYLAR YAPILIYOR”

    Kadıköy Yoğurtçu Parkı ile Moda’daki nöbetlere dayanışma ziyaretinde bulunan Aleviler, öğrencilerin haklı taleplerinin yanında olduklarını ifade ettiler. Burada konuşan PSAKD‘den Sezgin Kartal, yüzbinlerce öğrencinin yurtsuz ve evsiz bir şekilde kaderlerine terk edildiklerini söyledi. Öğrencilerle yan yana olduklarını belirten Kartal şöyle konuştu:

    “Ülkenin dört bir yanına saraylar, gökdelenler yapılırken; her yer ranta teslim edilirken; doğa yandaşlara peşkeş çekilirken ülkenin geleceği dediğimiz gençlerin en doğal hakları olan barınma sorunun çözmeyen bir iktidarla karşı karşıyayız.

    “PİR SULTAN’IN YOLUNU SEÇENLER HER YERDE SOKAKTALAR”

    Ülke genelinde buna sessiz kalmayan, biat etmeyen gençler, Pir Sultan gibi tarihsel olarak da direnenlerin yolunu seçenler her yerde sokaktalar. Bizler Aleviler meşru talebinizin yanındayız. Bütün kurumlarımızın ve cemevlerimizin kapıları sizlere açıktır. Her zaman mihmanımız olabilirsiniz. Dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek, aşımızı, lokmamızı paylaşmak için geldik.”

    “AKP’NİN ÜLKEYİ GETİRDİĞİ NOKTA GELECEKSİZLİKTİR”

    PSAKD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal ise “Gençlerin sokaklarda kaldığı bir süreci yaşıyoruz. Bu bizim için utanç vesilesi. AKP iktidarının getirdiği nokta geleceksizlik. Gençlerin dışarıda kalması, yurt ve konaklama imkanı bulamaması iktidarın meseleye bakış açısını gösteriyor. İktidar her şeye rant olarak bakıyor. Bundan sonraki süreçte gençlerle dayanışmak için elimizden geleni yapacağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

    *Fotoğraflar: Sezgin Kartal

  • Dersim’de ESP ve SGDF’ye yönelik polis operasyonuna tepki-VİDEO

    Dersim’de ESP ve SGDF’ye yönelik polis operasyonuna tepki-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Eylül’de ESP ve SGDF’ye yönelik polis operasyonu ve gözaltılara ilişkin ESP il binasında basın açıklaması yaptı. Yapılanların faşizm olduğunun belirtildiği açıklamada, “Bu iktidarı el birliğiyle hak ettiği yere göndereceğimize inanıyoruz” denildi. 

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Eylül’de ESP ve SGDF’ye (Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu) yönelik operasyonlara ve gözaltılara ilişkin ESP il binasında basın açıklaması yaptı.

    Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Ekber Kaya okudu. 10 Eylül sabahı Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik yeni bir polis operasyonunun daha gerçekleştirdiğini belirten Kaya, “Emek sömürüsünün, sömürgeci savaşın, kadınların köleleştirilmesinin, gençliğin geleceksizleştirilmesinin sürgit devamını isteyen saray rejimi, çareyi işçi sınıfı ve ezilenlere baskıyı artırmakta, özgürlük ve devrim mücadelesi yürüten örgütlü güçlere devlet terörünü tırmandırmakta buluyor” dedi.

    “İKTİDAR MUHALİF OLAN TÜM GÜÇLERE SALDIRIYOR”

    AKP-MHP iktidarı işçi ve emekçilerin öfkesi devlete, sermaye düzenine yönelmesin, diye kendisine muhalif olan tüm güçlere saldırdığını vurgulayan Kaya, “Muhalefete ve örgütlü güçlere saldırarak yaşamış olduğu siyasi ve ekonomik krizi örtmeye çalışıyor. AKP-MHP iktidarı HDP belediyelerinden üniversitelere kadar yaymak istediği kayyum politikasına karşı Boğaziçi Üniversitesi’nde direnişi büyüten gençliğin özerk-demokratik üniversite talebini bastırmak için gençlere ve onların örgütlü gücü olan gençlik örgütlerine saldırıyor. AKP-MHP iktidarı halkların eşitliği ve kardeşliği mücadelesini engellemek için birleşik mücadele Cepheleri olan HDP ve HDK’ye saldırıyor” diye belirtti.

    “FAŞİZMİN SALDIRILARINI BİRLEŞİK MÜCADELEMiZLE AŞACAĞIZ”

    AKP-MHP iktidarının Kürt halkına yönelik kirli savaşa karşı onurlu bir duruş sergileyen Barış Akademisyenleri’ne saldırdığını belirten Kaya, şunları kaydetti:

    “Bu saldırılar yeni değildir. Saray rejimi 2015 yılında Suruç katliamıyla başlattığı çöktürme planıyla işçi ve emekçilere onlarca katliam, devrimci-demokratik güçleri teslim almak için sayısız gözaltı ve tutuklama saldırısı gerçekleştirmiştir. Hiçbiri başarıya ulaşamamıştır. Bilinmelidir ki, faşizme karşı özgürlük mücadelemiz her koşulda sürdürülecektir. Bu mücadeleyi özgürlüğe olan inancımızla, halklarımıza olan bağlılığımızla ve devrimci dayanışmaya olan güvenimizle büyüteceğiz. Faşizmin saldırılarını birleşik mücadelemizle aşacağımızı, bu iktidarı el birliğiyle hak ettiği yere göndereceğimize inanıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Hatimoğulları: Bizler barışı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Hatimoğulları: Bizler barışı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Demokratik kitle örgütlerinin İstanbul Taksim’de yasaklanan ve müdahale edilerek, gözaltına alınanların olduğu eyleminde konuşan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, “Barışı haykıran insanları ablukaya alan zihniyet, savaş konseptiyle siyaset yapan bu iktidar ve bu iktidarın İçişleri Bakanı’dır. Bilsinler ki bizler barışı savunmaktan hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Taksim’de yasaklanan eylemine yönelik polis müdahalesi yaşanırken; çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları da polis ablukasında yaptığı açıklama ile barış ve demokrasi taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

    “BARIŞI HAYKIRANLARI ABLUKAYA ALAN SAVAŞ KONSEPTİYLE SİYASET YAPANLARDIR”

    1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yapılması planlanan fakat İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklanan miting ile ilgili olarak konuşan Hatimoğulları, “Barışı haykıran insanları böyle ablukaya alan zihniyet, Türkiye’nin içini de, dışını da karıştıran; savaş konseptiyle siyaset yapan bu iktidar ve bu iktidarın İçişleri Bakanı’dır. Bugün bizlere bunları yaşatanlar, bu kadar polisi, memuru, bazıları istemediği halde zorla kelepçe taktıranlar; bilsinler ki burada her emekçinin hakkını yiyen bunlardır.

    Bilsinler ki bizler asla ve asla barışı savunmaktan, Kürt sorununun çözümünü savunmaktan, kadınların haklarını savunmaktan, insan haklarını savunmaktan ve demokrasiden hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Bu böyle bilinmelidir. Yaşasın barış, yaşasın mücadelemiz” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Taksim’deki eylemi kaymakamlık tarafından yasaklandı

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin Taksim’deki eylemi kaymakamlık tarafından yasaklandı

    PİRHA-İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından barış mitinginin yasaklanmasını protesto etmek üzere Taksim Tünel’de düzenlenmek istenen eylem de Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. HDP İstanbul İl Binası ile Tünel Meydanı polis tarafından ablukaya alındı. Alana gelen çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı. 

    1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginin İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklanmasını protesto etmek isteyen İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’ne bir yasak daha geldi. Taksim Tünel Meydanı’nda yapılmak istenen eylemin Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından yasaklandığı açıklandı.

    HDP İSTANBUL İL BİNASI POLİS ABLUKASINA ALINDI

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü de sosyal medya hesabından yayınladığı videoda, “Yirmi birinci yüzyılda, demokrasi çağında AKP’nin HDP korkusu! Barış mitinginin yasaklanmasına karşı gerçekleştirilecek olan basın açıklaması öncesi il binamız ablukaya alınarak, eş başkanlarımız, MYK-PM üyelerimiz ve yöneticilerimizin çıkışına izin verilmiyor” ifadelerine yer verdi. Videoda, polislerin il binasının önünde beklediği görüldü.

    GAZETECİLER VE MİLLETVEKİLLERİ ÇEMBERE ALINDI

    Ayrıca Tünel Meydanı’nda da polis ekiplerinin bulunduğu, yaptığı anonslarla eylemin yasaklandığı bildirildi. Alanda bulunan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ile eylemi takip etmek isteyen gazeteciler, polis çemberine alındı.

    Polis çemberinin içinde konuşan Piroğlu, “Bu gördüğünüz iktidarın acizliğidir. Kendisi batıyor. Ülkeyi de batırıyor. Sanıyorsunuz ki bu abluka ömür boyu devam edecek. Az kaldı yıkacağız. Hiç kimse sizi kurtaramayacak. Ne saraydaki, ne de İçişleri Bakanı kurtaracak” ifadelerini kullandı.

    ÇOK SAYIDA KİŞİ DARP EDİLEREK GÖZALTINA ALINDI

    Tünel Meydanı’nda önü kesilen kitleye polis tarafından müdahale de bulunuldu. Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü‘nün de aralarında olduğu çok sayıda kişi darp edilerek gözaltına alındı.

    HDP İstanbul örgütünün, gözaltına alındığını netleştirebildiği isimler ise şöyle; İbrahim Tuncel, Şahin Tümüklü (ESP Eş Genel Başkanı), Burcugül Çubuk, Nurgül Uci, Hakan Dilmeç , Fırat Çağlar Karabulut , Ezgi Çetinkaya ,Turhan Yıldırım, Şeref Özcanü, Suavi Bayrak, Ekim Veyisoğlu, Feyaz Çanak, Harun Turan, Cemalettin Yüksel (HDP İl yöneticisi, Ahmet Özbuğanlı (HDP İl yöneticisi, Umut Kahraman Ezber (HDP İl yöneticisi), Rıza Kaplan (HDP Esenler Eşbaşkanı), Nezir Duran, Fatih Ergün, Sedat Sönmez, Rojin Keskin, Serhat Sekendur, Hasan Kelekçi, Berzan Elüstü, Ramazan Dışarı, Orhan Özöner (HDP Beşiktaş Eşbaşkanı), Fırat Kaya, Muhammed Sağlam, Furkan Akıcı, Onur Şimşek, Abuzer Aslan, Doğan Özkan ve Gökhan Aslan.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi yasağı: Siyasi kararları protesto ediyoruz-VİDEO

    1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi yasağı: Siyasi kararları protesto ediyoruz-VİDEO

    PİRHA-İçişleri Bakanlığı’nın, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingini yasaklamasını protesto eden İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Bakırköy’de basın açıklaması düzenledi. “Bu antidemokratik uygulama bir siyasi karardır. Barışseverlere karşı alınmış karardır” denilen açıklamada, Taksim Tünel’de yapılacak buluşmaya çağrı yapıldı. 

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Bakırköy Pazar Alanı’nda 5 Eylül’de yapmayı planladıkları miting İçişleri Bakanlığı tarafından yasaklandı. Yasak kararını protesto etmek için Bakırköy İncirli’de bir araya gelen tertip komitesi, basın açıklaması düzenledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy, Züleyha Gülüm, Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz‘ün de yer aldığı açıklamayı tertip komitesi adına Cemalettin Yüksel yaptı.

    “BARIŞSEVERLERE KARŞI ALINMIŞ BİR KARARDIR”

    Pandemi koşullarını gözeterek, miting yapmayı planladıklarını ifade eden Yüksek, “5 Eylül’de Dünya Barış Günü’nü Bakırköy Pazar Alanında kutlamak istedik. Pazar gününü seçmemizin nedeni pandemi koşullarında İstanbul halkının yararına olan bir eylemi gözettik. Ancak İçişleri Bakanlığı yasağı ile karşı karşıya kaldık. Bu antidemokratik uygulama bir siyasi karardır. Barışseverlere karşı alınmış karardır. Bugünden itibaren alanda yapacağımız basın açıklaması ile ilgili yer tartışmasına tertip komitesi olarak girmiyoruz. Bu siyasi kararları kınıyor ve protesto ediyoruz. Barış güçlerinin bu akşam Taksim Tünel’de yapacağı basın açıklamasına katılım sağlayacağız” diye konuştu.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginin yasaklanmasını, Taksim Tünel Meydanı’nda saat 17.00’de kitlesel olarak protesto edecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakırköy Belediyesi işçileri toplu iş sözleşmesi talebiyle bugün de eylemdeydi

    Bakırköy Belediyesi işçileri toplu iş sözleşmesi talebiyle bugün de eylemdeydi

    PİRHA-Toplu iş sözleşmesi talebiyle aylardır eylemlerini sürdüren Bakırköy Belediyesi işçileri; esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma koşullarının dayatıldığını söyleyerek; sorunlar çözülene kadar mücadeleye devam edeceklerini belirttiler.

    Bakırköy Belediyesi işçileri, aylardır imzalanmayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin başlaması ve işten atılan işçinin işe iadesi talebiyle sürdürdükleri eyleme dair açıklama yaptı. Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya gelen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş) İstanbul Avrupa yakası 2 No’lu Şube üyeleri, taleplerini bir kez daha dile getirdi.

    “TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMAMAK İÇİN SÜRECİ UZATMAYA DEVAM EDİYORLAR”

    Kurallı, güvenceli ve toplu sözleşmeli çalışmak istediklerini kaydeden işçiler, “Kanunların ve yasaların işçilere tanıdığı anayasal haklarımız olan insani haklarımızı istiyoruz. Anayasal hakkını kullanarak sendikal faaliyet ile işçilerin haklarını savunan ve kanunsuzca işten atılan öncü işçi arkadaşlarımızın, işlerine iade edilmelerini istiyoruz.

    Bakırköy Belediye Yönetimi 2018 Nisan ayından bu yana, şirket değişikliğine gitmiş ve bu yapılan şirket değişikliğine karşı sendikamız DİSK Genel-İş, her durum da Çalışma Bakanlığı’ndan yetki tespiti almıştır. Alınan yetki tespitlerine her defasında itirazını sürdüren belediye yönetimi, geçen 3 yılda tüm girişimlerimize rağmen toplu sözleşme yapmamak için mahkeme eliyle süreci uzatmıştır ve süreci uzatmaya devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

    “İŞÇİLERE, YEMEK PARALARININ 5 LİRAYA İNDİRİLMESİ DAYATILIYOR”

    Bakırköy Belediyesi’nin işçiler ile çalışma koşullarına dair tutumuna değinilen açıklama şöyle devam etti:

    “Temmuz 2020 tarihinden itibaren zam alamayan Bakırköy Belediyesi şirket işçilerine, işten atılma ve ücretsiz izne gönderilme başta olmak üzere, maaşların düşürülmesi, yemek paralarının 5 liraya indirilmesi, esnek, kuralsız ve güvencesiz çalıştırılma dayatılmaktadır.

    Bu olumsuzluklarla birlikte, sendikal baskı yapılmış ve zorla baskı ile hak kaybına sebep olan bir çok farklı evraklar imzalatılmıştır. Gerekli iş güvenliği önlemlerini almayan Bakırköy belediye yönetimi, göreve geldiği 2014 yılından bugüne kadar 6 işçi arkadaşımız iş kazası ile iş cinayetinde hayatını kaybetmiştir. Açıkça 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği, 4857 sayılı iş kanunu, 6356 sayılı sendikalar ve toplu sözleşme kanunu yok sayılarak, kanunsuzluk, hukuksuzluk ve adaletsizlik Bakırköy Belediyesi’nde devam etmektedir.

    “EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI HAFTA İÇİ HER GÜN BAKIRKÖY ÖZGÜRLÜK MEYDANI’NDA OLACAĞIZ”

    Bakırköy Belediyesi faaliyet raporlarında milyonluk ihaleler, milyonluk temsil ve ağırlama giderleri başta olmak üzere 591 milyonluk devasa bütçede, her harcama kalemine para bulunurken, Bakırköy ün yükünü çeken şirket işçilerine sıra gelince paramız yok açıklaması yapılmaktadır. Faaliyet raporunu incelediğimizde çalışanına günlük brüt 5 lira yemek parası veren belediyemizin, temsil ve ağırlama giderlerine 1 milyon 173 bin 558 lira harcadığını ve ramazan kolisi için 2020 yılında 1 milyon bütçe ayrılmış olup, vatandaşa ve personele 2020 yılında ramazan kolisi dağıtılmadığını bizler görüyoruz, halkımızda görsün, duysun ve bilsin istiyoruz.”

    “Bakırköy Belediyesinde yaşanan emek sömürüsüne ve işçi düşmanlığına karşı her çarşamba basın açıklaması ile birlikte hafta içi her gün 11.00 – 17.00 saatleri arasında Bakırköy Özgürlük Meydan’ında direniş çadırımızda olacağız” diyen işçiler, sorun çözülene kadar mücadeleye devam edeceklerini kaydettiler.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

     

     

     

  • Peri’de ortak emekle ekimi yapılan nohutların hasadı yapıldı-VİDEO

    Peri’de ortak emekle ekimi yapılan nohutların hasadı yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Görevden alınan ve yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eş Başkanı Orhan Çelebi öncülüğünde Peri’de bulunan Elmalık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde ortak emekle ekimi yapılan nohutların hasadı yapıldı. 

    Görevden alınarak yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eş Başkanı Orhan Çelebi öncülüğünde Elmalık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde ortak emekle ekimi yapılan nohutların hasadı yapıldı.

    “BİZ HER ŞEYE RAĞMEN ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Çelebi, Nohut hasadına yönelik şunları söyledi:

    “Ortak emekle ekimini gerçekleştirdiğimiz ve kooperatifimiz olan Elmalık Tarımsal Kooperatifimiz için ektiğimiz nohutların bugün hasadını yaptık. Ortak emekle ektik, ortak emekle de bugün hasadını gerçekleştirdik. Çiftçilerimizin bu sene yaşadığı sorunları biliyoruz. Özellikle havanın kurak geçmesi verimi olabildiğince düşürdü ama biz her şeye rağmen üretmeye devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Gezide doğan bütün güzellikleri büyüteceğiz’ -VİDEO

    ‘Gezide doğan bütün güzellikleri büyüteceğiz’ -VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek Ve Demokrasi Platform, Gezi Direnişi’nin sekizinci yılına ilişkin açıklama yaparak, “Geziden ‘umut’ doğdu, ‘dayanışma’ doğdu, ‘bir arada yaşam arzusu’ doğdu, ‘kardeşlik’ doğdu, ‘paylaşmak’ doğdu. Aynı zamanda kararlılık doğdu; irade doğdu ve en önemlisi sevgi doğdu. Gezide doğan bütün bu güzelliklere gözümüz gibi bakacağız, büyüteceğiz” dedi. 

    Mersin Emek Ve Demokrasi Platform, Gezi Direnişi’nin sekizinci yılına dair Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Platform bileşenlerinin yanı sıra onlarca yurttaş açıklamada hazır bulundu. Gezi Direnişi eylemlerinde yaşamını yitirenlerin isimlerinin okunduğu açıklamayı DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy okudu.

    “OMUZ OMUZA VERDİK; DAYANIŞMA OLDUK, UMUT OLDUK, BARIŞ OLDUK”

    Göksoy, “Sekiz yıl önce bugünlerde Taksim Meydanı ve Gezi Parkı başta olmak üzere, yaşamımız ve yaşam alanlarımıza amansız bir şiddetle saldıranların karşısında; omuz omuza verdik. Dayanışma olduk, umut olduk, barış olduk” dedi.

    “HAYIR, BİTMEDİ MÜCADELE SÜRÜYOR”

    “Bu onurlu direniş ve evrensel dayanışma karşısında çaresizlerin ve korkakların günden güne daha da kirlenen politikalarına, günden güne tırmandırılan şiddetine, adaletsizliğine karşı;  bıkmadan usanmadan meydanlarımıza yaşam alanlarımıza sahip çıkacağımızı tekrar ettik” diyen Göksoy, sözlerine şöyle devam etti:

    “Milyonlarca yurttaşın güzel bir geleceğe dair umudunu yeşerten Gezi Direnişi, en zor zamanlarımızda dahi bizlere yaşam enerjisi olurken; iktidarlarının devamı uğruna bütün insani değerleri yok etmeye çalışan siyasi iktidarın bir türlü unutamadığı en büyük kâbusu olmayı sürdürüyor. Saray rejiminin iktidarını güçlendirme adına faşizmi kurumsallaştırma adımlarının atıldığı, demokrasiden, hukuktan, adaletten, insanlıktan, barıştan ve doğadan yana her türlü sesin giderek artan bir baskı ve şiddetle kısılmaya çalışıldığı bu günlerde; Her şeye rağmen yaşamın sesi gürleşmeye başlıyor ve bir umut iklimi ülkemizi sarıyorsa bu dayanışmamızın ve direnişimizin gücünden ve haklılığındandır.”

    Göksoy, “Gezi Direnişi,  hepimize öyle bir ruh üfledi ki; her yerimizden enerji ve yaratıcılık fışkırdı! Tüm dünyaya örnek olan bu barışçı ve yaratıcı direniş öylesine akıl almaz ve amansız şiddetle bastırılmaya çalışıldı ki;  36 canımız gözlerini yitirdi, binlercesi yaralandı, onlarca canımızı sonsuzluğa uğurladık” diye konuştu.

    “ONLAR BİZE GEZİ’Yİ EMANET ETTİLER”

    Gezi barışçıl ve hoşgörü eylemi olmasına rağmen, verilen emirleri yerine getirerek onlarca insanı katledenler; emir verenler tarafından kollanıp ve korunduğunu ifade eden Göksoy, “Geziden ‘umut’ doğdu, ‘dayanışma’ doğdu, ‘bir arada yaşam arzusu’ doğdu, ‘kardeşlik’ doğdu, ‘paylaşmak’ doğdu. Aynı zamanda kararlılık doğdu; irade doğdu ve en önemlisi sevgi doğdu. Gezide doğan bütün bu güzelliklere gözümüz gibi bakacağız, büyüteceğiz” diye aktardı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • Mersin’de sendikalardan açıklama: Baskılarınıza boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    Mersin’de sendikalardan açıklama: Baskılarınıza boyun eğmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- SES ve KESK bileşeni sendikalarla birlikte Mersin emek ve demokrasi güçleri, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’na (SES) yönelik gözaltılara tepki göstererek, “Baskılarınız, gözaltılarınız, mobinginiz, şiddetiniz karşısında boyun eğmeyeceğiz” dedi.

    Aralarında SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, önceki dönem Eş Genel Başkanlarından Gönül Erden ve Bedriye Yorgun, eski Merkez Yönetim Kurulu üyeleri Fikret Çalağan ve Belkıs Yurtsever ile SES Ankara Şube önceki dönem Eş Başkanı Rona Temelli, Ankara Şube Yöneticileri Erdal Turan ve Ramazan Taş’ın gözaltı süreci devam ederken, SES Mersin Şubesi gözaltılara ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Eş Başkan Özge Göncü tarafından okunan açıklamada, siyaset-mafya ilişkilerinin gün yüzüne çıktığına ve kirli ilişkilerin deşifre olduğuna işaret edilerek “Gündem saptırma amaçlı emek ve demokrasi güçlerine, toplumsal muhalefetin tüm bileşenlerine yönelik gözaltı operasyonları da artmaya başladı” denildi.

    Özge Göncü, iktidarın her sıkıştığında “yeni düşmanlar” yaratarak toplumu kutuplaştırdığının da altını çizdi.

    “GÖZ ALTILARINIZ KARŞISINDA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Özge Göncü, TRT haber gibi kaynakların, yalan haberler servis ettiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “1,5 yıldır süren salgın boyunca sağlık emekçileri başta olmak üzere halkımızın sağlığı için yeterli tedbirleri almayan iktidar daha önce de çok kez yaşadığımız gibi sağlık hakkı ve sağlık emekçilerinin haklı mücadelesinin öncülerine yöneliyor, onlara saldırıyor. Pandeminin başından itibaren sendikamız; sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hakları, gerekse de halkın yaşam ve sağlık hakkı mücadelesinde sürekli sözünü kurmuş eylemini gerçekleştirmiştir. Hazmedilmeyen tam da bu mücadelenin kendisidir. Bugüne kadar 417 sağlık emekçisi ve 46 bin 446 yurttaş Covid – 19 nedeniyle hayatını kaybetti ve salgının ekonomik ve sosyal sonuçları da inanılmaz boyutlara ulaştı. Yönetemedikleri salgının hesabını vermeyenler, ölümleri engellemeyenler, ölümler olmasın diye mücadele edenlere saldırmaktan çekinmiyor.

    Buradan bir kez daha ifade ediyoruz. Daha önce defalarca denendiği gibi, mücadele edecek kişileri korkutmayı sindirmeyi başaramayacaksınız, Sağlık emekçilerinin haklarının savunucusu olmaktan, halkın sağlık hakkı mücadelesinin neferi olmaktan bir adım geri atmayacağız. Baskılarınız, göz altılarınız, mobinginiz, şiddetiniz karşısında boyun eğmeyeceğiz.”

    “BU ÜLKEYİ KARANLIĞA SÜRÜKLEYENLERLE UĞRAŞIN”

    Gözaltındakilerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulunan Göncü, “Halkın sağlığı için mücadele edenlerle değil, soyguncularla, tehdit ve cinayetlerle bu ülkeyi karanlığa sürükleyenlerle uğraşın. Bizim mücadelemiz halkın sağlık hakkı mücadelesidir. Bizim mücadelemiz; parasız, nitelikli, anadilde ve ulaşılabilir sağlık hakkı mücadelesidir” diyerek sözlerini tamamladı.

    Göncü’nün ardından söz alan Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen de, SES’in toplum nezdinde artan itibarına saldırı olduğunu vurgularken, KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Murat Doğan ise, KESK’in eşitlik, özgürlük, emek ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini aktardı.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • ‘Devlet-mafya-siyaset üçgeni hesap vermelidir’-VİDEO

    ‘Devlet-mafya-siyaset üçgeni hesap vermelidir’-VİDEO

    PİRHA- Suç örgütü yöneticilerinden Sedat Peker’in “Devlet-Mafya-Siyaset” ilişkisi üzerine yaptığı itiraflar kamuoyunda yeni ‘Susurluk’ benzetmesine yol açarken, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, kirli ilişkilerin üzerinin örtülmemesi ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulması çağrısında bulundu.

    Suç örgütü yöneticilerinden Sedat Peker’in bugüne değin yayınladığı videoların yankısı devam ediyor.

    “Devlet-Mafya-Siyaset” ilişkisi üzerine yapılan itiraflar kamuoyunda yeni ‘Susurluk’ benzetmesine yol açarken, savcıların harekete geçmemesi muhalefet, emek ve demokrasi güçleri tarafından eleştiriliyor.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Peker’in açıklamalarını ve siyasete yansımalarına dair Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması düzenledi.

    DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy tarafından yapılan açıklamada, demokrasi güçleri tarafından yıllardır dillendirilen konuların yeniden gündeme geldiği belirtilerek, “Bu konuda gerek kamuoyunda, gerekse de mahkemelerde her türlü delili ortaya koyduk ve bunun karşılığında sadece hukukun işletilmesini ve adalet istedik. Ancak ne yürütme duydu sesimizi, ne yasama ve ne de yargı. Hepsi üç maymunu oynadılar ve bir anlamda ‘Devlet-Mafya-Siyaset’ üçgenine destek oldular, kan taşıdılar” dedi.

    “SAVCILAR İTİRAFLAR ÜZERİNDEN HAREKETE GEÇMELİDİR”

    Kemal Göksoy, Susurluk kazasında, “Devlet-Mafya-Siyaset” ilişkisinin ortaya çıktığını, ancak ne o zamanın hükümetleri, ne muhalefet ne de yargının gerekli girişimleri yapmadığını, aksine ortalığa saçılan ilişkileri toparlamakla uğraştığına dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Sedat Peker bir suç örgütü lideridir ve onun sözüyle infaz yapmak kadar anlamsız bir şey olmaz. Ancak bu iş bir mafya liderinin iddialarından ziyade bu suçların tümüne karışmış, tüm bu olaylarda parmağı olan ve Barış Akademisyenleri için ‘kanınızla banyo yapacağım’ diyen bir çete reisinin itirafları olarak ele alınmalıdır. Yıllardır, solcuların, sosyalistlerin, yurtseverlerin, savcıları harekete geçirmek için verdikleri uğraşa kulaklarını kapayanların en azından bu itiraflar üzerinden harekete geçmeleri gerekir.

    Bizler yıllardır işlenen yargısız infazlara, demokrasiye ve insan haklarına aykırı davranışlara, “devlet-mafya-siyaset” üçgeninde atılan adımlara karşı mücadele etmeye çalıştık. Uyuşturucu ve silah ticareti ile oluşturulan bütçenin emekçilere sömürü ilişkisi olarak nasıl yansıdığını, Kürt sorununun çözülmesini istemeyenlerin neler yapabileceğini tahmin ederek Kürt sorununun barışçıl bir şekilde çözülmesi gerektiğini anlatmaya çalıştık.  Tek adam rejiminin bu konulardaki hesap alıp verme ilişkisini ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu da ısrarla belirtmeye çalıştık.”

    “HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALIDIR”

    Kemal Göksoy, “Devlet-Mafya-Siyaset” üçgeninden ülkenin kurtuluşunun, “emekten, barıştan ve bir arada yaşamdan yana, özgür demokratik bir Türkiye’nin kurulması” olduğunun altını çizerek, “Son 40 yılın yargısız infazlarının, insan hakları ihlallerinin, antidemokratik uygulamalarının hesabı verilmelidir, yargı önüne çıkarılmalıdır ve tüm bunların insanlık suçu olması nedeniyle hiçbir suçun zaman aşımı olmamalıdır. Ayrıca bağımsız kişi ve kurumlardan oluşacak Hakikatleri Araştırma Komisyonu da kurulmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    “ÖZGÜR-DEMOKRATİK TÜRKİYE MÜCADELESİNİ MUTLAKA KAZANACAĞIZ”

    Emek ve Demokrasi platformu olarak emekten, barıştan, demokrasiden ve adaletten yana bir Türkiye mücadelesini çok daha kararlı bir şekilde sürdüreceklerini vurgulayan Göksoy, “Bu mücadele sırasında pek çoğumuzu cezaevleri, yargısız infazlar, sürgünler ve insan hakkı ihlalleri bekliyor olabilir ama biz bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz, ülkenin kurtuluşu için kirli ilişkiler yumağının çözülmesi, çeteler ve tek adam rejimini ortadan kaldırmanın zorunlu olduğunun bilinciyle, emekten, barıştan ve bir arada yaşamdan yana, Özgür-Demokratik Türkiye mücadelesini mutlaka kazanacağız” diyerek açıklamaya sona erdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • DAD’tan 1 Mayıs açıklaması: Hakk için hakikat, emek için mücadele!

    DAD’tan 1 Mayıs açıklaması: Hakk için hakikat, emek için mücadele!

    PİRHA- DAD, 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Hak ihlallerine karşı farklı coğrafyalarda farklı isimlerle var olan, mücadeleyi farklı dillerle anlatan bütün emekçilerin özgürlüğü bireysel haklarla değil, tüm emekçilerin el ele vererek mücadele etmeleri tarihi bir sorumluluktur” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 1 Mayıs’ta yaşamını yitirenleri anarak ve İşçi ve Emekçi Bayramı’n kutladı.

    Yapılan açıklamada, emek mücadelesinin aynı zamanda bir özgürlük mücadelesi olduğu ifade edilerek kapitalist sisteme karşı verilen mücadelenin de bir emek mücadelesi olduğunu vurgulandı.

    “TÜM EMEKÇİLER EL ELE VEREREK MÜCADELE ETMELİ”

    ‘Ne zamanki emek satın alındı, özgürlüğünden mahrum kaldı, üretilen emek metaya dönüştüyse insan da ürettiğine yabancılaşmaya başladı’ denilen açıklamada şunlar aktarıldı:

    “Devletçi zihniyete karşı iş yerlerinde, emek üretim alanlarında örgütlü bir bilinçle mücadele etmenin gerekliliği kendisini gösterdi. Yaşamın her alanında emek, barış, demokrasi, insan hakları mücadelesi verenlere karşı baskı, sindirme, katliamlarda eksik olmadı. Bu katliamları, hak ihlallerine karşı farklı coğrafyalarda farklı isimlerle var olan, mücadeleyi farklı dillerle anlatan bütün emekçilerin özgürlüğü bireysel haklarla değil, tüm emekçilerin el ele vererek mücadele etmeleri tarihi bir sorumluluktur.”

     “EMEK HAKTIR, HAKK OLAN KUTSALDIR”

    1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nın pandeminin gölgesinde geçtiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “Bütün emekçi kesimler, mazlum halklar, rıza toplumu sürekleri tam kuşatma altına alınmış bir durumdadır. Rıza toplumu süreklerinin ele ele vererek güç birliği oluşturmaları, bir olmaları, iri olmaları, demokratik siyasetin özneleri olmaları tarihi bir sorumluluktur. Emek haktır, Hakk olan kutsaldır. Hakk için mücadele etmek aynı zamanda ahlaki bir duruştur. Bu ahlaki duruşun direncinden, emekçilerin tarihsel mirasından güç alarak mücadele etmek, bu mücadelede katliama uğrayanların anılarına saygının gereğidir. Newroz’un direniş ateşinden almış olduğumuz dirençle, cesaretle, kadınların özgürlük haykırışlarından aldığımız umutla, Hak için hakikat, emek için mücadele diyoruz. Emekçilerin uluslararası birlik dayanışma ve mücadele günü kutlu olsun. Roja karkér u xebatkarén hemû cîhané pîroz be” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • ‘Lebalep kongrelerinize izin var, işçilerin bayram kutlamasına izin yok’-VİDEO

    ‘Lebalep kongrelerinize izin var, işçilerin bayram kutlamasına izin yok’-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Mayıs’ı temsili katılımla kutladı.

    1 Mayıs İşçi Bayramı, Mersin’de Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşeni kurum temsilcilerinin katılımıyla ‘temsili’ kutlandı.

    Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen kutlamada kurumlar adına konuşan DİSK Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, işçilerin katılmadığı bir kutlama yapmayı doğru bulmadıklarını belirterek “Sadece yitirdiklerimiz adına bir çelenk bıraktık. Türkiye’nin her yerinde 10 gündür sendika ve siyasi partiler olarak alanlarda 1 Mayıs’ı kutluyoruz” dedi.

    Göksoy, “lebalep doldurduğunuz kongrelere izin var, şu anda bile sokakları süpürene izin var, fabrikalarda çalışana izin var ama bu işçilerin gelip bir arada bir bayram kutlamasına izin yok” diyerek, Emek ve Demokrasi Platformu güçleri olarak bu durumu kabul etmediklerini ifade etti.

    Göksoy, son olarak “işyerlerimizde kutlama devam edeceğiz. Yasaklar varsa alanlar bizimdir” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

  • TMMOB: Kamu emekçileri üzerindeki siyasi baskı politikalarına derhal son verilsin!

    TMMOB: Kamu emekçileri üzerindeki siyasi baskı politikalarına derhal son verilsin!

    PİRHA-TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, KHK ile işinden atılan emekçilerin bir an önce işlerine geri dönmesi gerektiğini belirterek, “Özellikle kayyumlar tarafından yönetilen belediyelerde kamu emekçileri üzerindeki baskılar sona ermelidir” dedi.

    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından, OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri ile kamudaki görevinden haksız-hukuksuz biçimde ihraç edilenlerin işlerine geri dönmesi ve kayyımlar eliyle yönetilen belediyelerde kamu emekçileri üzerindeki baskıların sona ermesi için bir basın açıklaması yapıldı.

    OHAL KOMİSYONU ÇALIŞMIYOR

    2016 yılında ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamudaki görevlerinden haksız-hukuksuz biçimde ihraç edilen yurttaşların ve üyelerin yaşadıkları mağduriyetin devam ettiğini söyleyen Koramaz, “Haklarında hiçbir mahkeme kararı olmaksızın, herhangi bir idari soruşturmaya tabi tutulmaksızın bir gecede tüm yaşamları karartılan ihraçlar, aradan geçen bunca süre içinde kendilerini savunabilecekleri bir mahkeme önüne bile çıkamadılar. 2017 yılı başında kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu, süreci uzatmaktan, mağdurların hukuka erişimini engellemekten başka bir işe yaramamaktadır” dedi.

    “KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARILMA TEHDİDİYLE BASKIYA UĞRAMAKTADIR”

    Başlangıçta bir yıllık görev süresiyle kurulan OHAL komisyonun, 4 yılı aşkın zamandır kendisine yapılan 126 bin 300 dosya hakkındaki işlemlerini tamamlayamadığını vurgulayan Koramaz şöyle devam etti:

    “Çalışma hızı giderek düşen ve bazı dosyaların incelenmesini özellikle sona bırakan Komisyon, 2020 yılı içinde sadece 14 bin 10 dosya hakkında karar vermiştir. Komisyon’da halen 14 bin 320 dosya bekletilmektedir. 2021 yılının ilk 4 ayında yapılan işlemlere ilişkin herhangi bir duyuru ve rapor yayınlanmamıştır. 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 2018 yılından eklenen geçici 35. Madde ile kamu görevinden çıkarma yetkisi OHAL Dönemi sonrasında da idare tarafından hukuksuz biçimde kullanılmaya devam etmiştir. Bu madde nedeniyle kamu kurumlarında görev yapan tüm emekçiler, halen ihraç edilme korkusuyla yüz yüze bulunmaktadır. Özellikle kayyum atanan Belediyelerdeki kamu emekçileri, bu maddeyle sindirilmek istenmekte, kamu görevinden çıkarılma tehdidiyle baskıya uğramaktadır.”

    “SİYASİ NEDENLERLE CEZALAR VERİLİYOR”

    Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki belediyelerde birçok üye ve meslektaşlarının OHAL döneminde yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler ile hukuksuz bir şekilde görevlerinden ihraç edildiğini dile getiren Koramaz şunları kaydetti:

    “Daha sonrasında seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınmasıyla kayyumların atandığı bu belediyelerin hemen hepsindeki yönetici pozisyonlara liyakatsiz idareciler getirilmiştir. Üyelerimiz, bu liyakatsiz ve partizan idareciler tarafından hedef alınarak, meşruluğu tartışılan disiplin kurullarında, asılsız ve hukuk dışı soruşturmalara maruz bırakılmıştır. Belediyelerde çalışan pek çok personel tamamen siyasal nedenlerle kademe durdurma, maaş kesme, açığa alma ya da görevden ihraç gibi idari cezalara maruz kalmaktadır.”

    “EMEK DÜŞMANLIĞI YAPILIYOR”

    Başta kayyumla yönetilen belediyeler olmak üzere kamu kurumlarında çalışan emekçiler üzerindeki haksız ve hukuksuz baskılara derhal son verilmesi gerektiğini aktaran Koramaz,  “Halka hizmet etmek için görev yapan kamu emekçilerini siyasi gerekçelerle sindirmeye çalışmak, emek düşmanlığı olduğu kadar, halk düşmanlığı anlamına da gelmektedir. Emekçilerin haklarına sahip çıkmak, üyelerimizin çıkarlarını korumak için tüm demokratik ve hukuki yolları sonuna kadar kullanacağımızın bilinmesini isteriz. Yıllardır devam eden adaletsizliğin giderilmesi için OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kapatılmalı, haksız-hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edilen herkes işlerine geri dönmeli, kamu emekçileri üzerindeki siyasi baskı ve yıldırma politikalarına derhal son verilmelidir” dedi.

    PİRHA/ANKARA