Etiket: ERMENİ

  • Sabuncu Mardin Derik’te tek başına Paskalya kutladı

    Sabuncu Mardin Derik’te tek başına Paskalya kutladı

    Mardin’in Derik ilçesinde yaşarken 37 yıl önce İstanbul’a göç eden, ancak 5 yıl önce memleketine dönerek tek başına yaşamaya devam eden Zekeriya Sabuncu, Paskalya Yortusu’nu 1 gün erken kutladı. Surp Kevork Ermeni Kilisesi’ne gelerek tek başına dua edip mum yakan Sabuncu, “Çocuklarım, ailem İstanbul’da. Oraya gideceğim için Paskalya Bayramı’nı erken kutladım” dedi.

    Zekeriya Sabuncu, Derik ilçesinde yaşayan 3 Ermeni’den biri. Sabuncu 1650 tarihinde inşa edilen Surp Kevork Ermeni Kilisesi’nde Paskalya Yortusu’nu bir gün erken kutladı. Naif (70) ve Yurşalin Demir (62) çifti ile birlikte Derik’te yaşayan üç Ermeniden biri olan Zekeriya Sabuncu, çeşitli nedenlerden dolayı 37 yıl önce terk ettiği Derik’e 5 yıl önce dönüp yerleşti.

    Burada ata mesleği olan sabun üretimine yeniden başlayan Sabuncu, çocukları ve ailesinden uzakta, tek başına Derik’te yaşamaya başlamış. Derik’te yaşayan Müslüman komşularının yakın ilgisini gördüğünü belirten Sabuncu, “Bu kilise 1650 yılında inşaa edildi. 1915’e kadar 7 kilisemiz, 3 okulumuz vardı. Bu okullarda Osmanlıca, Ermenice ve Fransızca dil eğitimi veriliyordu. Derik’te o dönemlerde yaklaşık 50 aile vardı, zaten ilçenin nüfusu da 1750 idi. Şimdi ben ve yaşlı bir çift yaşıyoruz. Ben de 37 yıl önce ailemle birlikte İstanbul’a göç etmiştim. Ama memleket hasretine dayanamadım ve 5 yıl önce geri döndüm. 130 yıllık baba mesleği sabun üretimine yeniden başladım. Paskalya Yortusu’nu bir gün önceden kutluyorum. Çünkü İstanbul’a gideceğim. Çocuklarım, ailemle birlikte Paskalya Bayramı’nı kutlamak istedim” dedi.

    Derik ilçesindeki 368 yıllık kiliseye tek başına gelen Zekeriya Sabuncu, önce kilise çanını çaldı, ardından mum yakıp dua ettikten sonra İstanbul’a gitmek üzere ilçeden ayrıldı. (T24)

  • TRT’den Kürtçe ve Türkçe şarkılara yasak

    TRT’den Kürtçe ve Türkçe şarkılara yasak

    PİRHA – TRT Yayın Denetleme ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı yaptığı denetimler sonucu 142 Türkçe, 66 Kürtçe şarkıyı sözleri nedeniyle yayınlamama kararı aldı.

    CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel TRT yönetimine yasaklanan program ve şarkıları sordu. Bunun üzerine TRT yönetimi tarafından KİT Komisyonu üyelerine verilen yanıtta Akıl Çıkmazı, Dört Duvar Özgürlük isimli programların ve 142 Türkçe, 66 Kürtçe şarkı sözünün, 6112 sayılı yasanın 8. maddesinin 1. fıkrası ilgili bentleri çerçevesinde yasaklandığı belirtildi.

    2016’nın yasaklı listesinde Sıla, Nazan Öncel, Demet Akalın gibi isimler de bulunuyor.

    “TRT HALA NEYİN PEŞİNDE”

    Sertel konuya dair şu açıklamayı yaptı:

    “Geçmişte bestecisi Ermeni olduğu, halkı isyana teşvik ettiği, devlet memurunu yerdiği, Yassıada’yı çağrıştırdığı, erotik bulduğu, sözlerinde ‘Deniz’ adı geçtiği, halkı içmeye ve intihara teşvik ettiği gibi gerekçeyle çok sayıda şarkı ve sanatçı TRT’de yasaklanmıştı. Darbe dönemi çok gerilerde kaldı ancak AKP iktidarında hemen her konuda darbe dönemini dahi aratan gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde insanların şarkılara ve sanatçılara ulaşması bu denli kolayken, internet üzerinden milyonlarca kez dinlenebiliyorken ‘TRT hala daha neyin peşindedir’ merak ediyorum. Bu ayıptan bir an önce dönülsün.”

    Atila Sertel’in paylaştıklarına göre 2016 yılında TRT tarafından yasaklanan şarkılar ve seslendiren sanatçılar şöyle:

     

  • Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat: Güvende değiliz-VİDEO

    Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat: Güvende değiliz-VİDEO

    PİRHA – İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nın kapısına güvenlik gerekçisi ile polis ekibinin yerleştirilmesini Garip dede Dergahı Başkanı Celal Fırat Pir Haber Ajansı’na değerlendirdi. Fırat, “Türkiye’de bugün sadece cemevlerinde değil hayatın her alanında tedirginiz. Bu ülkede düşüncelerinden ve inancından dolayı herkeste bir korku var” dedi.

    Haberin Videosu

    Mersin, Ankara ve İstanbul gibi birçok ilde cemevleri kapısına güvenlik adı altında polis ekipleri yerleştirildi. Bunlardan biri de Garip Dede Dergahı.

    İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı Başkanı, İmam Rıza Ocağı pirlerinden Celal Fırat, Garip Dede Dergahı’nın kapısına güvenlik gerekçesi ile polis ekibinin konulmasını Pir Haber Ajansı’na değerlendirdi.

    Türkiye’de inanç çerçevesinde ve Türk, Kürt, Alevi, Sünni olarak ciddi bir ayrışmanın olduğuna dikkat çeken Fırat, “Türkiye’de çok ciddi bir şekilde bağnaz bir yapı var. Bugün çeşitli kesimler neredeyse Özgür Suriye Ordusuna gazilik ve kahramanlık ünvanı verecek bir potansiyele gelmiş durumdalar. Bu çerçevede medyada ve basında El Kaide, İŞİD gibi örgütlerin Türkiye’de ciddi bir şekilde nasıl örgütlendiklerini görüyoruz ve duyuyoruz” diye konuştu.

    “DENETLENECEK BİR DURUMUMUZ YOK”

    “Alevi cemevlerini korumak için şu an polislerin verilmesi, bizim gizli saklı işler yaptığımız algısını yaratamaz” diyen Fırat, “Biz meydanlarda alanlarda gür bir şekilde tüm haksızlıkları haykırıyoruz,  söylüyoruz. Bizim denetlenecek bir durumuz yok. Her şeyimiz halkın huzurunda açık bir şekilde yer alıyor. Her perşembe Garip Dede Dergahı’nda cemler yapılır. Bu cemlerimizi ve muhabbetlerimizi sosyal medyada ve çeşitli basın kuruluşlarıyla korkmadan veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER  ÜVEY EVLAT MUAMELESİ GÖRÜYOR”

    “Alevileri bu toplumda illegal olarak gören bir zihniyet var” diyen Pir Celal Fırat, şunları kaydetti:

    “Bu düşünce karşısında Alevilerde bir tedirginlik var. Çünkü yaşadığımız mahallelerde, çalıştığımız iş yerlerinde bunu çok net bir şekilde hissediyoruz. Bir devlet kadrosunda veya Türk Hava Yollarında çalışmak için başvurduğunuzda CHP gibi resmi bir siyasi partiye üye olmanız bile işe alınmama sebebi oluyor. Ve Alevi örgütlerine de üye olmak potansiyel bir suç olarak görülüyor. Bugün Cumhurbaşkanı nasıl birilerini hedefe getiriyorsa birileri de biz Alevileri her zaman hedef haline getiriyor. Aleviler bu ülkede üvey evlat muamelesi görüyor” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE HİÇBİR VATANDAŞ KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMİYOR”

    Türkiye’de bugün sadece cemevlerinde değil, hayatın her alanında tedirgin olduklarını belirten Fırat, şöyle devam etti:

    “Bu ülkede düşüncelerinden ve inancından dolayı herkeste bir korku var. İnsanlar en ufak bir paylaşımından dolayı başına gelebileceklere ilişkin korku ve tedirginlik içindeler. Bugün sadece cemevlerinde değil, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yer alan hiçbir vatandaşın kendisini güvende ve huzurlu hissettiğini düşünmüyorum. Güvende olduğunu söyleyenler ise politik sebeplerden dolayı söylüyorlar, canı gönülde söyleyen yok.”

    “DERGAH ÖNÜNE POLİS BİLGİMİZ DAHİLİNDE KOYULDU”

    “Kimse zorla polis ekibi getirip Garip Dede Dergahının kapısına  koymadı” diyen Fırat şöyle devam etti:

    “Bizlere belli sorun ve sıkıntıların olduğunu söyleyerek görüşlerimizi ve iznimizi aldılar. Bu belli bir zaman diliminde gerçekleşti. Garip Dede Degahı önüne polis ekibi koyarak kimin gelip gittiğine bakıldığı algısı yaratmak doğru değil. Bu tüm kurumların bilgisi doğrultusunda oluşan bir şey. Ayrıca polis ekibi cemevi içerisine girmemekte, hiçbir işleyişine müdahale etmemekte ve sadece kapıda durmaktadır. Daha öncede çoğu cemevinde böyle bir süreç yaşanmıştı.”

    “TÜRKİYE’DE BİR OHAL SORUNU YAŞANMAKTADIR”

    Türkiye’de bir OHAL süreci sorunu yaşanmaktadır” diyen Garip Dede Dergahı Başkanı Pir Celal Fırat, “OHAL’in ne zaman kalkacağını kimse bilmiyor. Gönül ister ki Türkiye’de gelen bahar ile her yer yeşil olsun, çiçekler rengini alsın ve insanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilsin. Ve umuyoruz ki Türkiye üzerindeki bu karanlığı tez zamanda söküp atar. Ülkeye barışın, mutluluğun ve huzurun gelmesini umut ediyoruz. Ermeni, Kürt, Türk demeden herkes birbirinin elin tutsun ve birbirinin Hızır’ı olsun istiyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Hatun Tuğluk’un cenazesine saldırıya ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı-VİDEO

    Hatun Tuğluk’un cenazesine saldırıya ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı-VİDEO

    PİRHA – Tutuklu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik 13 Eylül günü Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan İncek Mezarlığı’nda yaşanan saldırıya dair yeni görüntüler ortaya çıktı. Olay sırasında saldırganlar cenaze sahibi Tuğluk Ailesi ve mezar başında bulunanlara “Ermeniler” diye bağırdığı duyuluyor.

    HABERİN VİDEOSU

    Mezopotamya Ajansı’ndan Barış Boyraz’ın ulaştığı görüntüler, “Karakolda görüntüleri izledim. ‘Buraya Ermeni gömdürmeyiz’ gibi cümleler edilmemiş” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu yalanlıyor. Ayrıca görüntülerde polisin saldırganlara müdahale etmediği görülüyor.

    Tutuklu HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik 13 Eylül günü Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan İncek Mezarlığı’nda yaşanan saldırıya dair olay yerinde çekim yapan polis kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Dava dosyasına giren görüntülerde, saldırganlar mezarlığın kapısından içeri girip kalabalık bir şekilde sloganlar atıyor. Ağır hakaret ve küfürler savuran saldırganlar, “O mezar bugün çıkacak” diye bağırıyor.

    “BURAYA  ALEVİ GÖMDÜRMEYİZ”

    Olay sırasında saldırganlar cenaze sahibi Tuğluk Ailesi ve mezar başında bulunanlara “Ermeniler” diye bağırdığı duyuluyor. Saldırının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Karakolda görüntüleri izledim. ‘Buraya Ermeni gömdürmeyiz, buraya Alevi gömdürmeyiz’ gibi cümleler edilmemiş” iddiasında bulunmuştu. Soruşturma dosyasındaki sanık ifadeleri de Soylu’yu yalanlamıştı. (HABER MERKEZİ)

  • Ermeni, Suryani ve Ezidilerden Müftüye nikah kıyma yetkisine tepki-VİDEO

    Ermeni, Suryani ve Ezidilerden Müftüye nikah kıyma yetkisine tepki-VİDEO

    PİRHA- İl ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi verecek olan Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı’nın TBMM’ye sunulmasından sonra Türkiye’de yaşayan halklar ve inançlardan tepkiler yükseliyor. PİRHA’ya yapılan açıklamalarda, kilisede gün alabilmek için resmi nikahın şart olduğu vurgulandı. Müftülüklere nikah yetkisinin tek mezhep dayatması olduğunun da altı çizildi. 

    Haberin Videosu

    AKP hükümeti, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılan tasarıyı Meclis’e sundu. Tasarının kabulü halinde il ve ilçe müftüleri nikah kıyabilecek. Meclise sunulan tasarıya bir çok kesimden tepki geldi.

    Müftülüklere verilecek nikah kıyma yetkisine tepki gösteren Süryani Derneği’nden Edip Aslan, Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış ve  Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı PİRHA‘ya konuştu.

    “KİLİSELER DE RESMİ NİKAH OLMADAN DİNİ NİKAH KIYMIYOR”

    Süryani Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Edip Aslan, müftülük olayında kiliseleri kullandıklarını belirterek, “Halbuki kilise de resmi nikah yapılmadan dini nikah yapmıyor. Bu kadar basit. Bizi öne sürüyorlar kiliselerde de nikah yapılıyor, diye doğrudur nikah yapıyorlar ama resmi nikah olmayana hiçbir zaman nikah yapmıyoruz. Bu tamamen yalandır” dedi.

    “BUNLAR İSLAMCIDIR HER ŞEYİ BEKLERİM”

    AKP’nin politikalarını değerlendiren Aslan, “Bunlar İslamcıdır her şeyi beklerim yarın şeriatı da getirebilirler. 15 senedir nasılsa aynıdır. Bozuk saat bile günde 2 kere doğruyu gösterir bunlarda o da yok” diye konuştu.

    Devletin resmi nikahının olması gerektiğini belirten Edip Aslan, resmi nikah sonrasında ister Papaz’a gider ister dedeye gidebileceğini söyledi.

    Orta Doğuda ki ülkelerde de müftülerin nikah kıydıklarını vurgulayan Aslan, Ama Orta Doğu’da bir erkek 4 kadın getirebiliyor” dedi. Aslan, laik bir ülkede bunun olmayacağının altını çizdi ve karşı olduğunu belirtti.

    “KADINLAR UYANIK OLMALI, AYAĞA KALKMALI”

    Müftülüğe devredilen nikah meselesinin aslında bir erkeğin dört kadın alma konusunda bir kapı araladığını ifade eden Ezidi Kültür Vakfı’ndan Azad Barış, bu tasarının meclisten geçmesi durumunda eşikten geçeceklerini ve özellikle kadınların uyanık olmaları, ayağa kalkmaları gerektiğini vurguladı.

    Azad Barış evliliği ise şöyle anlatıyor:

    “Evlilik insanlar arasında gönülden gönüle bir yoldur dolayısıyla tüm inançlarda bir kutsama var. Hristiyan, Ezidiler ve Alevilerde de var. Bunu düğün yaparsınız, Pir gelir aşklarının devamı için kutsar ve kalbinde dilek tutar. Ama medeni kanuna göre evlilik resmiyette olur. Bunlar tümüyle takiye yapıyorlar, kötüye kullanacaklar” dedi.

    “BU ORTAÇAĞ ANLAYIŞIDIR, ÇOK EŞLİLİĞİN ÖNÜNÜ AÇAR”

    Nikah kıyma yetkisinin müftülüklere verilmesine tamamen karşıyız diyen Azad Barış, bunun bir ortaçağ anlayışı olduğunu ifade diyerek şunları vurguladı:

    “Bu tamamen ortaçağ anlayışıdır. Çok eşliliğin önünü açan bir şeydir. Ve aslında onların bastırılmış olan fantezilerinin ortaya çıkışının dışa vurumudur. Eğer durduramazsak neredeyse herkes dört kadın alacak ve dinen caiz diyorlar zaten bunlar. Kadına mal muamelesi yapmaları bu devirde, hala bu ülkede, bunun tartışılmasının şaşkınlığını yaşıyorum” dedi.

    “KENDİ ÜLKESİNDE AZINLIKLARA NASIL BİR HAYAT YAŞATTIKLARINI BİLMİYOR”

    Nor Zortong Derneği’nden Murad Mışçı ise “Bu konunun Hıristiyanlar üzerinden değerlendirilmesini ve bunun üzerinden kendilerine bir pay çıkarılmasını ve konunun hiç araştırılmamış olmasını, özellikle sayın Burhan Kuzu’nun açıklamasından sonra şaşkınlıkla izliyoruz” dedi. Biraz Hıristiyanların durumuyla ilgili attığı o tweet cümleleri değerlendirmek isterim. Burhan Kuzu attığı tweette, “Papaz da Haham da, Patrik de evlendirme işlemlerini yıllardır yaparken, onların laiklik ilkesine bir şey olmuyor, Müftü olunca oluyor. Öyle mi?” sözlerini değerlendirmek isterim diyen Mışçı şöyle konuştu:

    “Bir kere Papaz ve Patrikliğin Hıristiyanlıkla eş değer bir açıklama olduğunu bilmeyip kendi ülkesindeki azınlıklara nasıl bir hayat yaşadığını bilmeden attığı tweet aslında tam da iktidarın bu konuya biz Ermenilere afedersin, Hıristiyanlara bakış açısının bir anlamda göstergesiydi.”

    “KİLİSEDEN GÜN ALMAK İÇİN RESMİ NİKAH ŞART”

    Kiliseden dini gün alabilmek için öncelikle devlet nikahının gerekli olduğunu belirten Mışçı, “Papazların yaptığı düğün sadece dini bir ritüeldir. İsteyen bu nikahı yapmayabiliyor. Bir Ermeni Hıristiyan olmak zorunda olmadığı gibi” dedi.

    Müftülük böyle bir yetkiyi alırsa, hocalar alırsa, bu noktada papazlar bu yetkiyi alacaklar mı? Hanlar alacaklar mı? Bilindiği gibi Ermeni toplumu azınlık toplumu birçok memuriyetten muaf, asker olamıyoruz, polis olamıyoruz, çöpçü olamıyoruz, subay olamıyoruz. Bu durumda kilisede bir papazın böyle bir yetkisi olduktan sonra Diyanet işinde de bir yetkisi olacak mı? Diyanetten sorumlu şu an için böyle bir konum var olabilecek mi bunun dışında Alevilerin de diğer mezheplerin olduğu gibi dedeleri ve dini önderleri var bir dede memur olabilecek mi, düğün yapabilecek mi? Bunlar hiç konuşulmadan tek mezhep odaklı bakışın tam da göstergesidir. Ben bu anlamda böyle bir şeyi desteklemiyorum ve şiddetle karşı çıkıyorum. Bunu şu anlamda söylüyorum gerçekten içinin boş olduğunu anlatmak adına. Olmamasının şöyle bir anlamı var azınlık Ermeni toplumu dinsel bir toplum olarak görülüyor içerisinde ateist, deist ve budisti bile olabilir. Ezidilik mezhebini kabul edenlerin var olduğunu biliyoruz. Böyle bir durumda Ermenilerin sadece bir dinle mezheple olması kabul edilemez, bu karşı çıktığımız bir durum.

    Semra ACAR-İSTANBUL