Etiket: figen yüksekdağ

  • 133 Örgütten HDP’li Aydeniz’e destek: Dokunulmazlığın kaldırılması barış mücadelesine saldırıdır!

    133 Örgütten HDP’li Aydeniz’e destek: Dokunulmazlığın kaldırılması barış mücadelesine saldırıdır!

    PİRHA – Rosa Kadın Derneği ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Kadın Komisyonu’nun çağrıcısı olduğu 133 sivil toplum örgütü, Milletvekili Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılmasına dair başlatılan sürece ilişkin açıklama yaptı. Parlamenterlere çağrı yapan kurumlar, “Demokratik normlara sahip çıkmalarını ve ret oyu kullanmalarını talep ediyoruz” dedi.

    Rosa Kadın Derneği ile Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Kadın Komisyonu’nun çağrıcısı olduğu 133 sivil toplum örgütü, Milletvekili Salihe Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde başlatılan sürece karşı açıklama yaptı.

    Yazılı yapılan açıklamada “Toplumsal barış ve çözüm iradesini önceliyoruz” vurgusu yapan demokratik kitle örgütleri, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili şu açıklamayı paylaştı:

    “RET OYU KULLANMAYA DAVET EDİYORUZ”

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çağrıda bulunarak, demokratik değerlere, evrensel insan haklarına ve anayasal hukuk normlarına uygun bir şekilde görevlerini yapmalarını talep ediyoruz.

    Kadın milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde başlatılan tüm süreç hukuksuzca yürütülmektedir. Kadın milletvekillerinin, siyasi faaliyetleri, basın açıklamaları, muhalefet etmeleri, düşüncelerini açıklamaları, suç kapsamında değerlendirilmektedir. Yapılan tüm işlemler anayasal hukuk sistemine ve Yasama organının dokunulmazlığı ilkesine aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin en son Figen Yüksekdağ kararına atıfta bulunarak, şunu belirtmek istiyoruz; ‘Düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali söz konusudur.’

    Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini, bu suça ortak olmamaya ve Salihe Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması yönünde başlatılan hukuksuz sürece karşı RET oyu kullanmaya davet ediyoruz.”

    “SİYASET YAPMA HAKKINA DOKUNMA”

    128 örgütün imza attığı basın açıklamasında “Bütün muhalif kesimlerin susturulmaya ve sindirilmeye çalışıldığı bir şiddet sarmalından geçiyoruz” ifadesine de yer verildi. Kadınların özellikle hedef haline getirildiğine vurgu yapan kurumlar, açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Kürt ve kadın kimliğiyle hak mücadelesi veren, siyaset yapan kadınlar ise ‘tehlikeli’ olarak görülmekte ve itibarsızlaştırmaya çalışılmaktadır. Eril iktidar, Kürt kadınların sesine ve sözüne tahammül dahi edememektedirler. Ötekileştirilen bütün kimliklerin, hak taleplerine öncülük eden muhalif kadın vekillerin tamamı, özelde de Kürt kadın vekiller, militarist, eril zihniyetin bir tezahürü olarak sahada her gün kolluğun fütursuz şiddetine maruz kalmakta, taciz ve tahrik edilmektedir.

    Keza; Ayşe Acar Başaran’a ‘Seni çivilerim’, Saliha Aydeniz’e parmak sallayarak ‘Seni yürütmeyeceğim’ diyen kolluğun da tam olarak yaptığı bu sözel ve fiziksel şiddet, eril yönetme tarzının, şiddet dilinin militarist bir yansımasıdır. Eril sistemin, kadın öncülere olan kinini nefrete dönüştürme sebeplerini tarihsel olarak iyi biliyoruz, Bütün bu pervasızlığın ve saldırganlığın tek sebebi ise; adım adım ördükleri otoriter sistemin karşısındaki en büyük engelin Kürtler ve kadınlar olduğunun farkına varmış olmalarıdır.

    Unutmamalıdır ki; silahlı çatışmanın hala devam ettiği bir dönemde, siyasetçilerin dokunulmazlığının kaldırılması, çatışmayı derinleştirmekten ve Kürt sorununu çözümsüz bırakmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Türkiye’de cezasızlık olgusu devam ederken, suça karışmış kamu görevlileri yargı önüne çıkarılmazken ve özellikle sokağa çıkma yasakları boyunca işlenen insan haklan ve insancıl hukuk ihlalleri etkili bir şekilde soruşturulup kovuşturulmazken. HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılacak olması otoriter yönetimin otokrasiye gitme isteğini ifade etmektedir.

    Demokrasinin olmazsa olmazı olan seçme seçilme hakkı, özelde Kürt kadın parlamenterler üzerinden yıpratılmaya çalışılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kadınların TBMM’de temsil edilme ve katılma oranı, Kürt kadınlarının, siyaset yapma hakkı, toplumsal barış, kadın özgürlüğü ve cinsiyet eşitliği için verdikleri mücadele sonucunda %20 lere ulaşmıştır. Bu mücadeleye yönelik. siyasal iktidar tarafından başlatılan cadı avı, demokratik tüm evrensel insan haklarına saldırıdır. Daha da önemlisi kadınların ve yerel halkların siyaset yapma hakkına ve barış mücadelesine saldırıdır.

    Van Milletvekili Figen Yüksekdağ, Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, Hakkari Milletvekilleri Selma Irmak, Siirt Milletvekili Besime Konca, Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirel. Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, Muş Milletvekili Burcu Çelik Özkan, Şırnak Milletvekili Tuba Hezer ve onlarca kadın parlamenterin, farklı zamanlarda kürsü dokunulmazlığı kaldırılıp, çıkarılan yakalama kararları ile cezaevine gönderilmiş, yurt dışına çıkmak zorunda bırakılarak sürgün edilmişlerdir. Kadın siyasetçilere dönük meclis faaliyetlerinin suçlulaştırılması hız kazanarak devam etmiş, son iki yıl içerisinde de Hakkâri Milletvekili Leyla Güven de Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlıkları kaldırılarak aynı akıbeti yaşamışlardır. Yine yakın zamanda Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz hakkında da benzer bir süreç başlatılmış ve Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığı, Meclis alt komisyonundan geçerek ‘dokunulmazlığın kaldırılması’ görüşülmek üzere Karma Komisyona gönderilmiştir.

    Biz aşağıda İmzası bulunan kurumlar, demokratik normlara sahip çıkmaya dönük mücadelemizin gereği olarak tüm kamuoyunu, Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılmasına dair TBMM’de başlatılmış olan süreci sonlandırmak için açtığımız bu imza metnine destek olmaya çağırıyoruz. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere TBMM’de bulunan tüm parti ve parlamenterlere çağrı yapıyor, demokratik normlara sahip çıkmanın onların esas görevi olduğunu hatırlatarak ret oyu kullanmalarım talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AYM, Yüksekdağ’ın seçilme hakkının ihlal edildiğine karar verdi

    AYM, Yüksekdağ’ın seçilme hakkının ihlal edildiğine karar verdi

    PİRHA-Anayasaya Mahkemesi, HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın seçilme hakkının ihlal edildiğine karar verdi. AYM ayrıca ihlaller nedeniyle Yüksekdağ’a 30 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

    Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ‘ın seçilme hakkının ihlal edildiğine karar verdi.

    AYM, milletvekili seçilmeden önce 13 Şubat 2012 tarihinde Adana’da gerçekleşen bir mezar başı anmasına katılan Yüksekdağ‘ın, milletvekili seçildikten sonra yargılanmasının devam etmesi ve çıkan mahkumiyet kararı nedeniyle vekilliğinin düşürülmesinde ihlal kararı verdi. Yüksekdağ’ın milletvekili seçildikten sonra yargılanmasının sürmesinin yasama dokunulmazlığı ihlali olduğunu değerlendiren AYM, Yüksekdağ’ın seçilme ve siyasi faaliyetlerinin engellendiği hükmüne vardı.

    Yeniden yargılama talebini reddeden AYM, Yüksekdağ’ın düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine oy çokluğu ile karar verdi. AYM, ihlaller nedeniyle Yüksekdağ’a 30 bin TL manevi tazminat ödenmesine, Yüksekdağ’ın maddi kaybına dair belge sunmaması nedeniyle maddi tazminat talebinin ise reddine karar verdi.
    (HABER MERKEZİ)
  • Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ ve Gazel Bulut’tan ‘cezaevi orkestrası’ fotoğrafı

    Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ ve Gazel Bulut’tan ‘cezaevi orkestrası’ fotoğrafı

    PİRHA- Evin Jiyan Kışanak sosyal medya hesabından, tutuklu Kürt siyasetçiler Gültan Kışanak ve Figen Yüksekdağ ile gazeteci Gazel Bulut’un cezaevinden ortak bir fotoğrafını paylaştı.

    Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak’ın kızı Evin Jiyan Kışanak sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaştı.

    Fotoğrafta, Kışanak’la birlikte eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve gazeteci Gazel Bulut da bulunuyor.

    Evin Jiyan Kışanak cezaevi fotoğrafını, ‘Orkestra şefi Gültan Kışanak, keman Figen Yüksekdağ ve flüt Gazel Bulut, herkese çok sevgi ve selamları var’ notuyla paylaştı.

     (HABER MERKEZİ)

     

  • Figen Yüksekdağ: Zulüm yanıbaşımızda yaşıyoruz, Aysel Tuğluk’a dönük baskıya son verilmeli!

    Figen Yüksekdağ: Zulüm yanıbaşımızda yaşıyoruz, Aysel Tuğluk’a dönük baskıya son verilmeli!

    PİRHA-Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve HDP MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 21’i siyasetçi 108 kişi hakkında açılan Kobanî Davası’nın 8. duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görüldü. Önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ, yaptığı konuşmada Aysel Tuğluk’un durumuna dikkat çekerek “Ölüm burnumuzun ucunda, zulüm yanıbaşımızda yaşıyoruz. Bu kötü muamele ve işkence politikasının vebali çok ağırdır. Tuğluk üzerinde uygulanan zorla mahkemeye çıkarma, üzerinde baskı uygulama tavrına kesinlikle son verilmesi gerekiyor” dedi.

    Önceki dönem HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 21’i siyasetçi ile 108 kişi hakkında açılan Kobanî Davası’nın 8. duruşması Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.

    Duruşmada söz alan önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, mevcut  koşulların savunma yapmak için uygun olmadığını belirterek “Bizi tek sıra haline getiremezsiniz. Biz bu duruşmaya çıkıyorsak kendimize ve halkımıza olan saygımızı koruyabilmek, kendi sorumluluğumuzun gereği olduğu için çıkıyoruz” diye konuştu.

    “ÇOK AÇIK BİR CİNAYETTİR”

    Yüksekdağ, bulunduğu cezaevinde yaşamını yitiren Garibe Gezer’i de anarak şu konuşmayı yaptı:

    “Garibe Gezer’in ölümü Türkiye’deki yargı ve cezaevi sisteminin insanlık dışılığının çok somut çok açık ve güncel resmidir. Son bir hafta içerisinde cezaevlerinden çıkan 4 cenaze, biri intihar olmak üzere diğerleri hasta mahpuslardır. Türkiye’deki yargı sisteminin, cezaevi sisteminin geldiği insanlık dışı noktayı kelimelerle tarif etmekte zorlandığımızın kanıtıdır. Çok açık bir cinayettir, katliamdır bunu belirtmek istiyorum.”

    “BU DAVA ÖLDÜREMEDİKLERİNİ SÜRÜNDÜRME DAVASIDIR”

    “Bu dava öldüremediklerini süründürme davasıdır. Bu dava içerisinde yer alan insanları da öldürmeye çalışıyorlar. Daha 2 saat önce Ahmet Türk’ü getirdiniz. Hasta yatağından kaldırdınız, zorla mahkemeye getirildi Ahmet Türk. Savcı kendisine verilen talimatı çiğniyor, tehdit ediyor. Zorla getirilsin, tutuklama baskısı kuruluyor, hasta yatağından insanlar getiriliyor buraya. Aysel Tuğluk hakkında zorla getirme tehditi yolladınız bize. Aynı tehditi hala sürdürüyorsunuz. Bütün bu ölümlerin vebali ve sorumluluğu iktidardadır. Demek ki üstleniyorsunuz, ‘oldu eyvallah’ diyerek üstleniyorsunuz. Cezaevinde yaşanan ölümlerin sorumlusu iktidar ve onun gölgesinde olan sizlersiniz.

    Biz bu koşullarda nasıl savunma yapalım? ‘Susma hakkı’ diyorsunuz, tehdit üstüne tehdit, biz bu tehditlere pabuç bıraksaydık burada olmazdık. İsterseniz bu talimatları yerine getiririz ama bizi tek sıra haline getiremezsiniz. Biz bu duruşmaya çıkıyorsak kendimize ve halkımıza olan saygımızı koruyabilmek, kendi sorumluluğumuzun gereği olduğu için çıkıyoruz.”

    “GARİBİN AHI İNDİRİR ŞAHI”

    “Garibin ahı indirir şahı. Dikkat edin şahınız da inecek padişahınız da inecek. Bugünler geçecek, hepsi o tırmandıkları tepeden, saraylardan inecekler. Bu halkın ahı da vebali de bırakmayacak, asla unutmayacağız. HSK üyesi oğlu uyuşturucu dosyasında adı geçti diye istifa etti ve davayı kapattılar. IŞİD’liler elini kolunu sallaya sallaya geziyor, IŞİD’li sanıklar göstermelik olarak gözaltına alınıyor, ön kapıdan giriyor, arka kapıdan bırakılıyor. Kırmızı bültenle aranan biri mahkemeye çıkarıldı, adli kontrolle serbest bırakıldı. Uyuşturucu, kara para ticareti, mafya, derin siyaset içinde almış başını yürümüş ve bu siyasi iktidar yargıyı kullanarak saltanatını sürdürüyor ve kendini güçlendirmeye çalışıyor.

    Hala çözülemeyen onlarca  sorun var, çözüm bekliyor. Son duruşma yapıldı aradan bir hafta geçti bu bir haftalık duruşma içerisinde bize o duruşmanın tutanağı bile gelmedi, bir önceki duruşmanın tutanağı gelmedi, ciddiyet bunun neresinde?

    Bu dava öyle bir dava değil. Mahkeme salonunda gördüğünüz her bir insan, sadece vekiller değil, MYK üyeleri, siyasetçiler hepsi seçilmiştir. Bu dava da siyasi bir intikam davasıdır. Tarafınızın altını çizmişsiniz. IŞİD yargılamaları için Türkiye’de örnek veremiyorsunuz, çünkü Türkiye’de bir tane IŞİD ana davası yok. Teker teker alınıyorlar, gözden ırak duruşmalar görünüyor, ön kapıdan giriyorlar birkaç ay sonra arka kapıdan çıkıyorlar. Bir tane bile IŞİD davası yok. Olmadığı için Fransa’dan örnek veriyorsunuz.”

    “ÖLÜM BURNUMUZUN UCUNDA”

    “Gerçek dışı dayatmalara son vermeniz gerekiyor. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere sağlık sorunları olan duruşmaya çıkma koşulları olmayan arkadaşlarımız üzerindeki zorlamalara kötü muameleye son verilmesi gerekiyor. Ölüm burnumuzun ucunda, zulüm yanıbaşımızda yaşıyoruz ve yaşayacağız. Umudumuzu direncimizi asla eskitmeyeceğiz. Ama bu uygulamaların, kötü muamele ve işkence politikasının vebali çok ağırdır. Tuğluk üzerinde uygulanan zorla mahkemeye çıkarma, üzerinde baskı uygulama tavrına kesinlikle son verilmesi gerekiyor. Hep söyledik yine söylüyoruz, nasıl arkadan dolanma gibi bir tavrımız olmadı olmaz, arkadaşımızın sağlık sorunları hakkında eksik söyledik, çok eksik söyledik fazla söylemedik. Ama bu duruşumuzun asla zorlanmaması gerekiyor. Tahammülümüz yok buna.”

    “AYSEL’İN BAŞINA GELEBİLECEK HER ŞEYDEN SİZ SORUMLUSUNUZ”

    Figen Yüksekdağ’dan sonra söz alan, yerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak “Geçecek bunlar eninde sonunda geçecek. Mazlumun ahı kalmayacak bizler de burada onurlu mücadelede yürüyüşün bir parçası olmaya çalışıyoruz” dedi.

    Garibe Gezer’in kendileriyle aynı cezaevinde yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Kışanak “Biz bundan haberdar olamadık. Ta ki akşam saatlerinde Meclis’te arkadaşlarımız dile getirene kadar. Hepimiz sarsıldık. Garibe boyun eğmedi, zulme boyun eğmedi. Biz bu zulmün tanığıyız. Bir kadın böylesine geleneksel yöntemlerin bu kadar yüksek olduğu bir yerde çıkıp tacize, tecavüze uğradım dediyse ve bir şey yapılmamışsa başta iktidar, Adalet Bakanlığı, savcı, cezaevi idaresi herkes bundan sorumludur” dedi.

    Kışanak özetle şunları söyledi:

    “Kadınların çığlıkları duyulmadı. Kadın bunu söylemişse bir yerde bir şey vardır, bir saldırı vardır. Bizi koştur koştur bu duruşma salonlarına çağırıyorsunuz ya keşke Garibe’yi de çağırıp sorsaydınız. Ama bunu yapmadınız. Bir kere bile Garibe Gezer ifadeye çağrılmadı.

    Bu ülkede bir insan ‘dur’ ihtarına uymadığı için öldürülür mü? Biz hukuku, adaleti korumaya çalışıyoruz, kendimizi değil. Devletin can güvenliği altında olduğu söylenen bir kadın böylesine bir şey yaşamış ve beyanı bile alınmamış. Orası suç yeri. Süngerli oda suç yeri. Bana süngerli odada bunu yaptılar dedi ama Kandıra Cezaevinin süngerli odası gıcır gıcır yeniden yapıldı ve işlenmeye devam ediyor. Hasta tutsaklar cezaevlerinden tabutlarla çıkıyor bizler de birer tabutun içinde yaşamaya çalışıyoruz. Cezaevleri tabutluktur, bir işkence mekanıdır. Yanı başında bir insan ölüyor ve sen bundan haberdar olamıyorsan bu bir tecrittir ve cezaevlerinin suç mekanı olduğunun göstergesidir.

    Bu dava dosyasındaki her bir belge kumpastır, iftiradır. Bunları ifşa etmek de bizim görevimizdir ve yapacağız. Aysel’i hastaneye gittikten sonra tek başına bir hücrede karantinaya aldılar. Aysel’i tek başına bir odada karantinaya almak Aysel’i ölüme terk etmektir. Başına gelebilecek her şeyden siz sorumlusunuz. Demokrasinin, hukukun yeniden tesis edilmesi için gerçeklerin haykırıldığı bir yer haline getireceğiz. Hakikati haykıranlar olarak bu mahkemede sözümüzü söyleyeceğiz. Garibe’nin aramızdan ayrılıp sonsuzluğa yolculuğu hepimizin canını yaktı ama ben kadınların bu zulme direnişle cevap vereceğine gönülden inanıyorum.”

    Mahkeme heyeti duruşmaya yarına kadar ara verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Figen Yüksekdağ babasının cenazesine katıldı – VİDEO

    Figen Yüksekdağ babasının cenazesine katıldı – VİDEO

    PİRHA- HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Hakka yürüyen babası Mevlüt Yüksekdağ’ın cenazesine katılmak için Yumurtalık Gölovası köyündeki mezarlığa geldi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturması kapsamında, daha önce çağrılmasına rağmen ifadeye gitmediği gerekçesiyle 4 Kasım 2016’da Ankara’daki evinde gözaltına alınıp tutuklanan siyasetçi 5 yıl aradan sonra dışarıya babasının vefatı vesilesiyle çıktı. Adana Yumurtalık’a bağlı Gölovası köyündeki cenazeye HDP milletvekilleri, eski başkanı olduğu Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) eş başkanı Özlem Gümüştaş ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eş başkanı Keskin Bayındır katıldılar.
    (HABER MERKEZİ)

  • Kobanî Davası’nın 2. duruşması başladı!

    Kobanî Davası’nın 2. duruşması başladı!

    PİRHA- Kobanî Davası’nın ikinci duruşması, avukatların, “hakimin reddine” ilişkin taleplerini reddeden 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği 7 günlük itiraz süresi dolmadan başladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani Davası’nın 2’nci duruşması başladı. Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmayı Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delagasyonu’ndan uzmanların yanı sıra çok sayıda ülkelerin diplomatik temsilcilikleri de takip ediyor.

    Duruşmaya avukatlardan da yoğun destek söz konusu. Birçok ilden Ankara’ya gelen 200 civarında avukat, duruşmada taleplerini dile getirecek.

    DAVANIN İÇERİĞİ 

    IŞİD’in Kobani saldırısına karşı 6-8 Ekim 2014’teki protestolar sırasında HDP Genel Merkezi’nin Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek, 9 Ekim 2014 ve devamında dönemin HDP Eş Genel Başkanları ve MYK üyeleri hakkında açılan birden fazla soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 2 ana iddianamede birleştirildi. 19 Haziran 2018 yılında dosya genişletilerek çok sayıda siyasetçi hakkında soruşturma başlatıldı ve 20 Eylül 2019’da Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ da daha önce aynı “suçtan” tutuklanmış olmalarına rağmen Kobani Davası nedeniyle ikinci kez suçlu görüldü.

    24 Eylül 2020’de aralarında Sırrı Süreyya Önder, Ayla Akat Ata ve Emine Ayna’nın da bulunduğu dönemin MYK üyesi 20 siyasetçi, gözaltına alındı. 2 Ekim 2020’de Sırrı Süreyya Önder, Altan Tan ve Gülfer Akkaya, adli kontrolle serbest bırakılırken, 17 siyasetçi tutuklandı. Aysel Tuğluk, Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel hakkında da başka suçtan Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olmalarına rağmen Kobani dosyası kapsamında tekrar tutuklama kararı verildi. Yine başka suçtan Kandıra Cezaevi’nde tutuklu olan Gülser Yıldırım’a bu dosya kapsamında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildi. HDP’li eski milletvekili İbrahim Binici ve partinin çeşitli kademelerinde görev alan siyasetçiler, dosyaya sonradan eklenerek tutuklandı. Dosya kapsamında tutuklu yargılanan siyasetçi sayısı 28’e çıktı.

    6 YIL SONRA GELEN İDDİANAME 

    6-8 Ekim 2014’te yapılan protestolardan 6 yıl 3 ay sonra; 30 Aralık 2020 tarihinde düzenlenen 3 bin 530 sayfalık iddianame mahkemeye sunuldu. İddianame Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir hafta içinde 7 Ocak 2021 tarihinde kabul edildi. İddianamede, 108 kişi için “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma” ve 37 kez “insan öldürme” başta olmak üzere pek çok suçtan ceza isteniyor. İddianamenin ilk 241 sayfasında yaşamını yitiren 37 kişinin isimleri, mağdur müşteki olarak ise aralarında Adalet Bakanlığı, AKP, CHP, Hür Dava Partisi, MHP, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, MİT, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli Savunma Bakanlığı’nın da bulunduğu 2 bin 676 isim yer aldı. İddianameye tanık ve gizli tanık beyanları da eklendi.

    AİHM, TUTUKLAMA KARARINA KARŞI!

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 22 Aralık 2020’de HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verdiği “tahliye” kararında “Kobani için yapılan çağrılar şiddet çağrısı değil” ifadelerini kullandı. Kararda, ayrıca “HDP Genel Merkezi tarafından yapılan çağrılarla meydana gelen olaylar arasında nedensellik bağı bulunmadığı, söz konusu çağrıların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı” vurgulandı.

    Kaynak: MA

  • Kobanî Davası duruşmasında ‘128 milyar dolar nerede?’ sorusu!

    Kobanî Davası duruşmasında ‘128 milyar dolar nerede?’ sorusu!

    PİRHA-HDP’li 28’i tutuklu 108 kişi hakkında yürütülen Kobanî Davasının duruşması sürüyor. Avukatların reddi hakim talebinin karşılık bulmamasının ardından salondakiler mahkeme heyetini alkışlarla protesto etti. O esnada Selahattin Demirtaş “128 Milyar dolar nerede?” yazılı bir kağıdı SEGBİS kamerasına uzattı.

    HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile MYK Üyeleri başta olmak üzere 28’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanî Davasına verilen aranın ardından devam ediliyor.

    İddianamenin okunması aşamasına geçilen Kobanî Davasında söz alan Avukat Mesut Beştaş, “Bu dosyaya konu olayların ortaya çıkarılması için biz avukatları olarak çok istekliyiz. Ancak dosyanın kapsamında olan olayların gerçekliğinin ortaya çıkarılması karşısında birçok bariyerin olduğunu görüyoruz. Nitekim olayların açıklığa kavuşturulması yöntemleri ifade edilmiş ama bugüne kadar adım atılmamıştır” dedi.

    Beştaş, savunma hakkının engellendiğini dile getirerek, “Sizinle görüşmek için istekte bulunduk. Bu görüşmenin asıl amacı olayın açıklığa kavuşturulmasında müdafi, müdahil, iddia makamı ve mahkemenin hukuk temelinde iş birliği yapmasına yönelikti. Ancak sabahtan bu duruşmaya girerken, bir kısım avukatın içeriye bile girmelerine izin verilmedi. Bununla birlikte hiçbir müdafiye bu dosyaya dair fikrini söylemesine izin verilmedi. Bu çerçevede sayın mahkemenizin şu ana kadar ki yaklaşımlarının bizim arzuladığımız ölçekte olmadığını, adil yargılama hususundaki endişelerimizi artırdığını söylemek isterim” dedi.

    “ADİL YARGILAMA ORTADAN KALDIRILDI”

    İddianameye geçilmeden önce dosyaya ilişkin itirazları da dile getiren Avukat Mesut Beştaş, şöyle devam etti:

    “Bunlar da birinci derece sorumlu olarak sizin ve aynı zamanda usulün uygulanması hakkında ilgililerin söz hakkının tanınmamasıydı. Bir diğer şey bizim tarafımıza iddianamenin tebliğ edildiği tutanağa geçildi. Biz isterdik ki yapılan her işlem, hukuka hakkaniyete hizmet edecek her cümle tutanağa doğru geçsin. Ancak bunu da görmedik. Mevcut tebliğ edildiği söylenen 3 bin 600 küsur sayfada bu iddianameye konu edilemeyecek birçok husus mevcut.

    Bu olaylarla ilgili açılmış birçok dava var. Gerek soruşturma aşamasında gerekse şu an yürüttüğümüz kovuşturma aşamasında, adil yargılama koşullarını ortadan kaldıran uygulamalarla karşı karşıyayız. En fazla da müvekkillerimiz bu uygulamalarla karşı karşıya. Hiçbir müdafi, yargılananlardan daha fazla bu dosyayla ilgili bilgi sahibi olamaz. Bu uygulamaları ifade etmek için biz müvekkilimiz Selahattin Demirtaş’ın söz almak istediğini biliyoruz. Bu nedenle bir kısmı belki de hakimin reddini de kapsayacak şekilde gerekçelerini sunması için müvekkile söz verilmesini talep ediyoruz.”

    YÜKSEKDAĞ, DEMİRTAŞ VE TUNCEL’İN KONUŞMASI TALEP EDİLDİ

    Tutuklu siyasetçi Sebahat Tuncel’in avukatı Cemile Turnalı Balsak da müvekkilinin itiraz ve taleplerinin dinlenmesini istedi. Balsak, “Tutumunuza dair itirazlarımız var. Bunları tabii akış içerisinde ifade etmeye çalışacağız. Tutuk incelemesi yaptığınız zamanki tutumunuz ile şimdiki tutumunuz aynı değil. O günkü tutumunuzun dışında bir tutumla karşı karşıyayız. Bugün tanımadığımız, bilmediğimiz ve hakikaten nezaket sınırlarının eşiğini öngöremediğimiz bir tutumla karşı karşıyayız. Bu tutumun yargılamaya katkı sunması mümkün değil. Bu şekilde sizin başkan sıfatıyla bu heyete başkanlık etmenizin bir anlamı olmayacaktır. Müvekkilimiz Sebahat Tuncel’in de itirazları olacak; Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’dan sonra kendisi de bahsettiğim çerçevede itirazlarını mahkemede sunmak istiyor. Söz verilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Avukatların taleplerinden sonra iddia makamı mütalaa sundu. Savcılık, “Taleplerin reddine, gelinen aşamada iddianamelerin okunması ile usul hükümlerinin devamına” karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti de “Usule uygun olmadığından taleplerin reddine” karar vererek, “bir kısım sanık vekillerinin Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Sebahat Tuncel’e söz verilmesi talebini belirttikleri reddi hakim talebinin yazılı olarak yapılabileceğine” oy birliği ile karar verdi.

    Avukatlar reddi hakim talebinde bulunacaklarını ve bunun gerekçelerini de sıralayacaklarını ifade ederek söz istedi. Mahkeme bu yönlü talepleri oy birliği ile reddetti. Ardından iddianame okunmaya başlandı. Salondakiler iddianame okunurken sıralara vurarak ve alkışlayarak protesto etti. Bu esnada bazı avukatlar, salonu terk ederek yaşananları protesto etti. Bu esnada Selahattin Demirtaş “128 milyar dolar nerede” yazılı bir kağıdı SEGBİS kamerasına gösterdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Kobanê Davası’ndan tahliye çıkmadı

    Kobanê Davası’ndan tahliye çıkmadı

    PİRHA-Kobanê Davası’nda tahliye çıkmadı. Mahkeme, 28 HDP’linin tutukluluk halinin devamı yönünde karar verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 108 kişi hakkında açılan davada tutuklu olan 28 kişiye yönelik tutukluluk incelemesi için ara duruşma yapıldı.

    Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ara duruşmada, kararını açıklayan mahkeme başkanı, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamı yönünde karar verdi.

    Mahkeme başkanı, tutuklu yargılanan siyasetçiler Bülent Barmaksız, Can Memiş ve Zeki Çelik’in sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördükleri hastanelerden gelecek rapora göre tutukluluk hallerinin yeniden incelenmesine karar verdi.

    Kobanê Davası’nın duruşması 26 Nisan’da Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Yüksekdağ’ın kitabı ‘Yıkılacak Duvarlar’ın imza günü yapıldı-VİDEO

    Yüksekdağ’ın kitabı ‘Yıkılacak Duvarlar’ın imza günü yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Figen Yüksekdağ’ın ‘Yıkılacak Duvarlar’ kitabının imza günü Dersim Sanat Sokağı’nda yapıldı. 

    HDP’in eski Eş Genel Başkanı tutuklu Figen Yüksekdağ’ın yazdığı ‘Yıkılacak Duvarlar’ kitabının imza günü, HDP İl Eşbaşkanı Nurşat Yeşil, Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel ve ESP yöneticisi Satiye Ok’un katılımıyla Dersim Sanat Sokağı’nda gerçekleşti.

    “BULUNDUKLARI HER YERDE ÜRETMEYE DEVAM EDİYORLAR”

    İmza gününde konuşan HDP İl Eşbaşkanı Nurşat Yeşil “Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş bulundukları her yerde üretmeye devam ediyor. Figen Yüksekdağ’ın ‘Yıkılacak Duvarlar’ kitabı da bunlardan biri. Bugün bunun imza gününü yapacağız. Bir siyasi darbeyle tutuklandılar. Hukuk açısından, demokrasi açısından kabul edilmeyecek gerekçelerle hala tutuklu olarak cezaevinde bulunuyorlar” açıklamasında bulundu.

    Yeşil’in konuşmasının ardından kitaplar imzalandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Yüksekdağ serbest bırakılmadı; ‘Hukuk düzenine yapılan darbenin mağdurlarıyız’

    Yüksekdağ serbest bırakılmadı; ‘Hukuk düzenine yapılan darbenin mağdurlarıyız’

    Eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ bugün Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 19’uncu kez hakim karşısına çıktı. Yüksekdağ savunmasında, “Hukuk düzenine yapılan darbenin mağdurlarıyız” dedi. Yüksekdağ’ın tutukluluğuna devam kararı verilen duruşma, 28 Eylül’e ertelendi.

    Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın 19’uncu duruşması, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Yüksekdağ’ın, tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada avukatlar hazır bulundu. HDP milletvekilleri Semra Güzel, Kemal Peköz ve Mahmut Toğrul’da duruşmayı izledi. Savunmasında siyasi darbenin sürdüğünü söyleyerek “Hukuk düzenine yapılan darbenin mağdurlarıyız” diyen Yüksekdağ’ın tutukluluğuna devam kararı verildi. Dava, 28 Eylül’e ertelendi.

    Yüksekdağ, “terör örgütü yöneticiliği”, “Terör örgütü propagandası yapmak”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “suç işlemeye tahrik” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılamak” iddialarıyla yargılanıyor.

    7 ayrı fezlekenin birleştirilmesinden oluşan 92 sayfalık dosya kapsamında Yüksekdağ hakkında 30 yıldan 83 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Yüksekdağ’ın, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) içerisindeki faaliyetleri ve kimi siyasi faaliyetleri dosyadaki suçlamalar arasında yer alıyor.

    “DARBENİN MAĞDURLARIYIZ”

    Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre duruşmada söz alan Yüksekdağ, tutuklanmalarının bir “siyasi darbe ürünü” olduğunu söyledi. Siyasi darbenin devam ettiğini ifade eden Yüksekdağ, “Darbenin üzerinden 4 yıl geçti. Darbe 4 yıl boyunca başarıya ulaşamadı. Ekonomide, sosyal yaşamlarda bu darbenin etkilerini daha fazla görüyoruz. En çok hukuk düzenine yapıldığı ortaya çıktı, hukuk düzenine yapılan darbenin mağdurlarıyız. Başka bir olağanüstü koşulun sonucunu da yaşıyoruz. Pandemi ayrıca siyasi ve toplumsal bir vakaya dönüştü biz cezaevindekiler daha fazla deneyimledik. Bugünkü koşullarda siyaseten de fiziksel de olağan seyretmiyor” dedi.

    Yüksekdağ, şöyle devam etti.

    “Bizler hapishane koşullarında önümüzü göremiyoruz. Kural, toplumsal ve hukuksal düzenin olmazsa olmazıdır. Yargılama süreçlerinde çok daha katı ve ilkeli uygulanması gerekiyordu ama dört ay boyunca en temel hakkımız olan savunma hakkı elimizden alındı. Bana kalırsa avukatların o kapalı görüş beyanına görüş yapmayı bile reddetmesi gerekiyor. Bu zihniyeti artık çok iyi biliyoruz. Bu koşullar içinde avukatlarımla savunma hazırlamam. Daha sık benim davaların bütünüyle aleni olsa bile siyasi davalardır; ben de çıkarım siyasi savunma yaparım. Bu koşullarda avukatlarımla sağlıklı insan haklarına yakışır temas ve koşul sağlamadan her şey olağan koşulunda devam ediyormuş gibi savunma yapamam. Bu hukuka aykırıdır, siyaset anlayışına aykırıdır. Siyasi kimliği bir tarafa bırakarak, bunu yapmam, fezlekelerle ilgili mazeretim budur.”

    Gezi’de söylenen “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” sloganının bugün de güncelliğini sürdürdüğüne işaret eden Yüksekdağ, “Olağanüstü şatlarla karşı karşıyayız. Durmadan siyasi iktidar yargıya talimat veriyor. HDP’nin iki eşbaşkanı olarak iki defa tutuklanarak hapiste tutuluyoruz. Selahattin Demirtaş’ı 10 yıl hapiste tutmak için ikinci tutuklama kararı verildi. Bize operasyon yapıyorsunuz; kendi mahkemenize niye yapıyorsunuz? Kötülük icat etme yetenekleri bazen köreliyor demek ki, tekrara düşüyorlar. Kendi sistemlerini de katlederek bunu yaptılar. Bir tanesi çıkıp kral çıplak diyemiyor” dedi.

    DEMİRTAŞ KARARI YÜKSEKDAĞ’I BAĞLAR

    Yüksekdağ’ın savunması ardından avukatlar söz aldı.

    Avukat Ruken Gülağacı, Anayasa Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş kararına değinerek, Yüksekdağ’ın da aynı durumda olduğunu söyledi.

    Gülağacı, “AYM kararı başkası hakkında verilmiş diye yok sayılacak bir karar değil. Kararı inceleme fırsatınız olduysa karar birebir Figen Yüksekdağ’ı bağlar, kararın esasında Demirtaş’ın tutuklunun makul süreyi aştığını söylüyor. Bizim söylediğimiz her şeyi AYM gerekçeli kararına yerleştirilmiştir” dedi.

    Avukat Sezin Uçar, müvekkilinin ifadesinde hapishane koşulları hakkında beyanda bulunduğunu belirterek, “Müvekkilimiz dört yıla yaklaşan tutukluk süreci içerisinde hakları kısıtlanmış, savunmasını bu nedenle parça parça ifade etmiştir. Bu sürecin ne kadar süreceği ve müvekkilimizle ne zaman açık görüş yapabileceğimiz belirsizliğini sürdürüyor. Pandemi nedeniyle alınan kimi tedbirler suistimale dönüşmüş durumda. Savunma hakkımız kısıtlanmayacağı bir şekilde diğer dosya ilgili daha sonra beyanda bulunacağız” diye konuştu.

    Yüksekdağ ve Demirtaş hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında ikinci kez tutuklanma verildiğini anımsatan Uçar, “Türk yargı tarihi tarafından aynı fiil nedeniyle ikinci defa tutuklanmış olmaları bir istisna. Mevcut yasalarda hukuksal normlara dahi riayet edilmediğini görüyoruz. Tutukluğunun devamı kararı hukuki değil” dedi.

    DURUŞMA 28 EYLÜL’E ERTELENDİ

    Ardından söz alan iddia makamı, Yüksekdağ hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen soruşturma dosyasına ilişkin müzekkere yazılarak, dosyanın istenmesini ve incelenerek, dosyayla bağlantılı olup, olmadığının tespit edilmesini talep etti ve Yüksekdağ hakkında tutukluluğun devamını istedi.

    Mahkeme heyeti tarafından duruşmaya ara verildi. Aradan sonra kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme heyetinin bir üye hakimi, tutukluluk kararına şerh koydu. Bir sonraki duruşma 28 Eylül tarihine ertelendi. (HBAER MERKEZİ)

  • Avukatları, Figen Yüksekdağ’ın ve tüm siyasi mahpusların tahliyesini istedi

    Avukatları, Figen Yüksekdağ’ın ve tüm siyasi mahpusların tahliyesini istedi

    PİRHA- HDP’nin önceki Eş Genel Başkanlarından Figen Yüksekdağ’ın avukatları yazılı bir açıklama yaparak, Yüksekdağ ve tüm siyasi mahpusların tahliye edilmesini talep etti.

    Aralık 2019 itibari ile Çin Halk Cumhuriyeti tarafından Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) olarak bilinen vakalar açıklanmış, virüs sebebiyle bugün itibariyle dünya genelinde 30.000 üzerinde ölüm meydana geldi.

    Hükumetlerin virüse karşı alabildikleri en etkili yöntem halkı evde karantina altında tutabilmek. Virüsün tespit edildiği her ülkede yetkililer halkları sokağa çıkmamaya, sosyal izolasyona ve hijyenik olmaya teşvik etmekte, bunun için bir takım tedbirler alıyor. İran’da salgının daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla yaklaşık 70 bin tutuklu ve hükümlünün geçici olarak serbest bırakılacağı duyuruldu.

    HDP’nin önceki Eş Genel Başkanlarından Figen Yüksekdağ’ın avukatları yazılı bir açıklama yaparak, Yüksekdağ ve tüm siyasi mahpusların tahliye edilmesini talep etti.

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “Türkiye’deki cezaevleri şartlarının özellikle sosyal izolasyonun sağlanması ve hijyen açısından yetersiz olduğu açıktır. Cezaevleri kapasitelerinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlünün olduğu bilinmektedir. Tutuklu ve hükümlülerin dışarıdan daha korunaklı durumda olduğu algısı bu anlamda korkunç sonuçlar doğurabilecek bir yanılgıdır.

    Cezaevlerindeki büyük risk karşısında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet bir açıklama yaparak virüsün cezaevlerinde yayılmasının korkunç sonuçları olacağını, bu sebeple ivedilikle cezaevlerindeki insan sayısının azaltılması ve siyasi tutukluların derhal tahliye edilmesi çağrısında bulunmuştur.

    “3 YILI AŞKIN SÜREDİR FİGEN YÜKSEKDAĞ SİYASİ MAHPUSTUR”

    Müvekkil Figen Yüksekdağ Kasım 2016’da Halkların Demokratik Partisi Eş Başkanı iken tutuklanmış olup bu tarihten itibaren tutuklu olarak yargılanmaktadır. Ayrıca, 20 Eylül 2019 tarihinde aynı eylemler sebebiyle tekrar tutuklanmıştır. Bir başka ifade ile müvekkil hakkında aynı siyasi faaliyetler sebebiyle iki kere tutukluluk kararı verilmiş durumdadır. Müvekkil hakkında başlatılan tüm soruşturmalar siyasi süreç kaynaklı olup milletvekili olarak katıldığı eylem ve etkinliklerde yaptığı konuşmalardan ibaret dosyalarla yargılanmaktadır.

    Müvekkilin tutukluluk halinin devamı, bu aşamadan sonra kişi hürriyetini hukuka aykırı olarak sınırlandırma boyutunu aşmış ve yaşamsal bir hal almıştır. Müvekkilin de dahil olduğu tutukluların koronavirüsün yayılmasını engelleyebilecek imkanları olmadığı gibi cezaevi yönetimlerinin de var olan şartlarda yeterli ve gerekli önlemleri alması mümkün görünmemektedir.

    Yaşama Hakkı en temel haktır ve Hükümet cezaevinde bulunan kişilerin yaşama hakkını tüm tehditlerden korumakla yükümlüdür.

    “İNSAN HAKLARINA AYKIRI BİR CEZALANDIRMA YÖNTEMİ NİTELİĞİNDEDİR”

    Müvekkil Figen Yüksekdağ ‘ın siyasi kişiliği, temsil ettiği kitle ve bu kitle üzerindeki etkisi dikkate alındığında olası ve düşünmek istemediğimiz şekilde virüsün cezaevlerine yayılması halinde; bu durum sadece müvekkil nezdinde olumsuz sonuçlar doğurmayacak, eş başkanı bulunduğu ve siyasi olarak temsil ettiği kitleyi de etkileyecek ve başka bir toplumsal vahamet yaratacaktır.

    Biz Figen Yüksekdağ’ın avukatları olarak; virüsün cezaevlerine yayılması halinde ortaya çıkacak korkunç sonuçlara dikkat çekmek istiyor, bu sonuçların ortaya çıkması halinde yetkililer nezdinde doğacak sorumlulukları hatırlatarak; müvekkilimiz ve diğer tüm siyasi mahpusların herhangi bir olumsuz sonuca mahal vermeden acilen tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Figen Yüksekdağ’ın tahliye talebi reddedildi

    Figen Yüksekdağ’ın tahliye talebi reddedildi

    HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tahliye talebini reddeden mahkeme, tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

    HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın, ‘terör örgütü yöneticiliği’, ‘terör örgütü propagandası yapmak’, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamalarıyla tutuklu yargılanmasına devam edildi. Mahkeme, Yüksekdağ’ın tahliye talebini reddederek, tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Figen Yüksekdağ, tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’nden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Savunmasına devam eden Yüksekdağ, yargılamanın siyasi baskılar altında yürütüldüğünü belirterek, “Yargılamalar hastalıklı bir ortamda devam ediyor. Siyasi iktidar hukuku ve yargıyı kendisine alet ederek, toplumsal yapıya kendi hastalığını bulaştırmıştır. Bu hastalığın bulaşması sonucu çok ciddi toplumsal, sosyal travmalar yaşanıyor. Adalet ve eşitlik ilkeleri bakımından çok ciddi sorunlar yaşanıyor” dedi.

    “ADALET MÜCADELEMİ SÜRDÜRECEĞİM”

    Adaletsizliğin toplumda patlamaya neden olacağını belirten Yüksekdağ, suça konu konuşmaların içeriğinin kendisine ait olduğunu; ancak bu konuşmalarının çözümlerinin hukuka uygun şekilde yapılmadığını ifade etti. Güncel siyasi konulara ve kadın cinayetlerine de değinen Yüksekdağ, cezaevinde de olsa her koşulda adalet ve demokrasi mücadelesini sürdüreceğini dile getirdi.

    Avukatları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen Eylül ayında Yüksekdağ hakkında tekrar tutuklama kararı verilen soruşturmadaki gizlilik kararı nedeniyle, dosyaya ulaşamadıklarını belirterek, mahkemeden bu dosyanın istenmesini talep etti. Soruşturmanın mükerrer olduğunu savunan avukatlar, dosyanın, Selahattin Demirtaş hakkında verilen tahliye kararı sonrası jet hızıyla açılarak, Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında tekrar tutuklama kararı alındığını belirttiler. Mahkeme heyeti, söz konusu dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istenmesine, Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

     

  • Mahkemeden Yüksekdağ’ın tutukluluğuna devam kararı

    Mahkemeden Yüksekdağ’ın tutukluluğuna devam kararı

    PİRHA – Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 15’inci duruşmasında mahkeme heyeti ‘tutukluluğun devamı’ yönünde karar verdi.

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ hakkında hazırlanan 7 ayrı fezlekenin birleştirilmesiyle oluşturulan davanın duruşmasında mahkeme “tutukluluğa devam” kararı verdi.  Yüksekdağ hakkında açılan davanın 15’inci duruşması Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Avukat Hatice Ezgi Güngör, “Bu duruşmada savunmalar tamamlandıktan sonra tahliye fikri ile geldik. Ama yeni gelişmeler yaşandığı için hakim bey dosyayı direk mütalaaya gönderdi. Daha önceki duruşmalarda mahkeme heyeti savunma hakkının üzerinde durdu. Savunma hakkının üzerinde durmanıza rağmen yeni verilen tutukluluk öncesi dosyayı hemen mütalaaya gönderdiniz. Bunlardan çıkardığımız şeyde müvekkilimizin savunma hakkının kısıtlanması oldu. Savcı beye soruyoruz, bir haftada 50 klasörlük dosyadan nasıl mütalaa hazırladınız?” diye sordu. Tutukluluk halinin hukuka aykırı olduğunu savunan Güngör, tahliye talebinde bulundu.

    ‘TAHLİYE BEKLEMİYORUZ’

    Avukat Ruken Gülağacı ise siyasi atmosferden kaynaklı Yüksekdağ’ın tahliye edilmeyeceğini bildiklerini ve bu düşünceyle duruşmaya gelmediklerini kaydetti. Gülağacı, “Yaptığınız bütün duruşmalarda tarafsız ve bağımsız göründüğünüzden kaynaklı ilk defa tahliye yanlısı olduğunuzu düşündük. Bir buçuk yıldır sizinle konuşuyoruz. 20 Eylül’de biran da ikinci defa aynı mükerrer dosyadan müvekkilimiz tutuklandı” dedi.

    ‘AİHM DOLMABAHÇE MUTABAKATI’NI SORDU’

    AİHM’e katıldıklarını aktaran Gülağacı, “AİHM bize ‘Dolmabahçe Mutabakatı vardı. Devlet daha önce bu partiyle müzakere masasına oturdu. Ne oldu da aynı masada oturduğu kişiler şuan o dosyalardan örgüt üyeliğinden ve örgüt propagandasından yargılanıyor?’ diye sordu.  AİHM kararı öncesinde hem müvekkilimizin hem de Sayın Demirtaş’ın tutuklanması hukuken açıklanması mümkün değil. Yine Demirtaş duruşmasından hemen önce Barış Akademisyenlerine yönelik AİHM’de çıkan kararda akademisyenlerin Bese Hozat’tan talimat aldığı iddia ediliyordu. AİHM bu söylemlerin hepsine somut delil istedi. Sizler bunları kabul ediyor olabilirsiniz ama AİHM somut deliller istiyor. Söylediğimiz birçok şey dikkatsizce, özensizce dosyalara konulan soruşturmalardır” diye konuştu.

    ‘YÜKSEKDAĞ SİYASETTE ERKEK AKLINA BİR TOKAT ATTI’

    Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir, mahkeme heyetinden empati kurarak Demirtaş ve Yüksekdağ kararını yorumlamasını talep ederek “Demirtaş davası AİHM’de görüldükten sonra her iki eş genel başkanının yeniden tutuklamaya sevk edilmesi ve Yüksekdağ’ın dosyasının mütalaaya gönderilmiş olmasını nasıl değerlendirirdiniz” diye sordu. Yüksekdağ’ın tutuklu bulunduğu dosyaların ciddiyetsiz olduğunu söyleyen Yalçındağ, “Yüksekdağ, siyasette erkek aklına bir tokat attı. Yüksekdağ’ın duruşuna yapılan yargılama aslında Kürt kadınlarına yapılan yargılamadır” dedi.

    ‘TAHLİYE TALEP ETMİYORUM’

    Son olarak söz alan Figen Yüksekdağ şunları söyledi: “Avukatlarım sağ olsun ama ben tahliye talep etmiyorum. Başından beri yargılandığım dava tamamen siyasi ve iktidarın ele aldığı bir davadır. Bugün tahliye olup, olmamam benim nezdimde hükümsüz kılınmıştır. Tek bir şey istiyorum. Hakkımızdaki bu davaların ne olduğunu biliyoruz. Biz hakikat ve gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyoruz. Bu dosyada gerçeklerin, doğruların ortaya çıkması gerekir. Biz hüküm de yatarız, iki kez tutuklanma saldırısı ile karşı karşıya da geliriz. Biz bunlarla baş ederiz.

    Benim buradan siyasi iktidara çağrım var. Siyasi iktidar benim ve arkadaşlarımın yargılandığı mahkemelerden derhal elini çekmelidir. Mahkeme heyetleri üzerinden elini çekmelidir. Mahkeme heyeti olarak bizi bu utançtan kurtarmak için çok bir şey yapamayabilirsiniz ancak bazı önemli işler yapabilirsiniz. Biliyorum bu tür krizleri siyasi ortam çözer. Yargı paketinde çıka çıka avukatlara pasaport çıktı. Avukat arkadaşlarımız yanlış anlamasın gözümüz yok. O paketten adalet çıkmadı, adalet çıkmalıydı” diye sonlandırdı.

    İDDİA MAKAMI

    Mütalaa hazırlamadığını söyleyerek söz alan iddia makamı Yüksekdağ’ın yeniden tutuklandığı soruşturmaya dair Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılarak, bilgi alınmasını ve istenen ceza maddelerinin katalog suçlardan olmasından kaynaklı tutukluluğun devamını istedi.

    DURUŞMA 24 ARALIK’A ERTELENDİ

    Mahkeme heyeti, Yüksekdağ’ın  tutuklanmasına atılı suçun vasfı, mahiyeti ve istenen cezanın üst sınırı ele alındığı, ayrıca tutuklanma tedbirinin uzun tutukluluk süresinin isnat edilen suça oranlı olmasından kaynaklı tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme heyeti bir sonraki duruşmayı 24 Aralık tarihine erteledi.

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Figen’in haklı davasını, mücadele alanlarına çevireceğiz’

    ‘Figen’in haklı davasını, mücadele alanlarına çevireceğiz’

    PİRHA- HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın duruşması öncesi bir açıklama yapan HDP Kadın Meclisi, “Demokratik siyasette kadının temsilinin sembollerinden biri olan Figen Yüksekdağ ve tüm tutsak kadın siyasetçileri özgürleştirme mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın hakkında hazırlanan yedi ayrı fezlekenin birleştirilmesiyle oluşturulan davanın 15’inci duruşması yarın Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

    Yüksekdağ’ın, “Örgüt yöneticiliği”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Suç işlemeye tahrik” iddialarıyla yargılandığı dava saat 10.00’da başlayacak.

    83 yıla kadar hapsi istenen Yüksekdağ’ın, yarın Sincan Cezaevi Kampüsü’nde yapılacak duruşmaya bizzat katılacağı belirtildi.

    Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında “6-7-8 Ekim Kobani olayları”na dair yeniden soruşturma başlatılmış ve “Devletin Birliği ve bütünlüğünü bozma”, “Bir suçu gizlemek veya başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak amacıyla öldürmeye azmettirme”, “Birden fazla kişi ile birlikte gece vaktinde suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla yağmaya azmettirme”, “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya azmettirme” iddialarıyla tutuklu yargılanmalarına karar verilmişti.

    Yüksekdağ’ın yarın yapılacak duruşmada açılan bu soruşturma ve karara dair de beyanlarda bulunması bekleniyor.

    “ÖRGÜTLENEREK MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Halkların Demokratik Partisi Kadın Meclisleri eş zamanlı basın açıklaması yaparak kadınların siyasetine sahip çıkacaklarını vurguladı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Önceki Dönem Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ hakkında yargı eli ile bir kumpas gerçekleştirilerek tutuklama kararı çıkarıldı. Bu karar hiç şüphesiz 4 Kasım Siyasi Darbenin devamı niteliğindedir. Yargı paketinin içeriğinin açıklandığı gün alınan bu karar kadınlara, sosyalistlere, Kürt siyasetçilere, devrimcilere ve muhaliflere yapılacak saldırının genişletileceği yönünde verilen bir mesajdır. Kadınlar olarak erkek egemen iktidarın verdiği bu mesajı aldık. Yanıtımız, Direnmek ve Mücadeleyi Daha Da Büyütmek, kadın dayanışması ve ortak mücadele zeminini güçlendirmek olacaktır.
    Dört kadın milletvekili ve ülkenin parlamentodaki tek kadın Eş Genel Başkanı Sayın Figen Yüksekdağ’ın rehin alınması kadın kazanımlarına, haklarımıza, özgürlüğümüze, yaşamımıza, kamusal alandaki varlığımıza yönelik saldırıların bir parçasıdır. İktidar kadın mücadelesi veren her kesime görülmedik bir açıklıkla saldırıyor. Kadın özgürlük mücadelesinin önemli isimlerinden biri olan Figen Yüksekdağ bu nedenle cezaevinde rehin tutulmaktadır.
    Muhattabı olduğumuz erkek egemen zihniyet ve bunun politik temsili olan AKP-MHP bloğunun önündeki en büyük engellerden biri kadın özgürlük mücadelesidir. Kadın siyasetçilere yönelik öfkenin nedeni de budur. İktidarın ve erkek adaletin Yüksekdağ’a öfke duymasının nedeni kadın özgürlük mücadelesindeki ısrarı ve cesaretidir. İktidarın kadınlara duyduğu öfke ve kazanımlarımızı yok etme kötülüğüne karşı örgütlenerek mücadele edeceğimizin sözünü veriyoruz.”

    “KADINLARIN SİYASETİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Erkek egemen devlet, kadın kazanımlarımızı ve haklarımızı tüm hukuksuzluğuyla hedef almaktadır. Figen Yüksekdağ’ın 27 Eylül’de Sincan’da duruşması görülecektir. Boyun eğmeyen, erkek egemen zihniyete meydan okuyan, haklarımızın gaspına karşı duran, mücadele eden Figen’le beraberiz.
    Figen Yüksekdağ başta olmak üzere kadın vekillerimize, kadın belediye eş başkanlarımıza, yönetici ve aktivistlerimize karşı sürdürülen rehine politikasına, onların şahsında kadın mücadelesinin tasfiye edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Demokratik siyasette kadının temsilinin sembollerinden biri olan Figen Yüksekdağ ve tüm tutsak kadın siyasetçileri özgürleştirme mücadelemizi sürdüreceğiz. Figen’in haklı davasını, mücadele alanlarına çevireceğiz. Kadınların siyasetine, siyasetin kadınlarına sahip çıkacağız.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tunceli Barosu’ndan Yüksekdağ ve Demirtaş açıklaması

    Tunceli Barosu’ndan Yüksekdağ ve Demirtaş açıklaması

    PİRHA- Tunceli Barosu eski HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahaddin Demirtaş’ın tutukluluklarının devam etmesine ilişkin açıklama yaptı. 

    Tunceli Barosu eski HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahaddin Demirtaş’ın tutukluluklarının devam etmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Baro yönetim kurulu Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı dosyada tahliyesine karar verilmesinden sonra, kesinleşen cezası sonrası mahsup işlemlerinin yapılması ile tahliyesinin beklendiği gün yeniden tutuklama kararı verildiğini hatırlatarak, “yargılaşan siyasetin son hamlesi ile tahliyesine karar verilen dosyada yer alan suçlamalar tekrardan hukuksuzca gerekçe gösterilerek tutuklanmasına karar verilmiştir. Verilen karar, artık siyasallaşan yargıdan öte, yargılaşan, emir veren siyasi düşüncenin tezahürüdür. Bu durum siyasetin hukuku yok etmesidir, siyasetin longa manus’udur” denildi.

    YARGININ HUKUKSUZLUK HALİ

    Açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi:

    “Hukukun, demokrasinin lime lime edilmeye çalışıldığı bir dönemde tüm dünya, 18 Eylül 2019’da AİHM büyük dairesinde görülen davaya kilitlenmişken aradan 2 gün geçmeden, 5 yıldır devam eden üstelik tahliyesine karar verilen dosyada isnat edilen mükerrer suçlarla devam ettirilen bir soruşturma ile tam da tahliyenin gerçekleşeceği gün apar topar tutuklanmanın istenilerek bu yönde karar verilmesi yargının nasıl bir hukuksuzluk hali içinde olduğunu göstermektedir. Elbette bu hukuksuzluk bu ülkenin kaderi değildir; demokratik, eşitlikçi ve yargı bağımsızlığının evrensel hukuk kurallarıyla koruma altına alındığı bir hukuk sistemi ülkemizin temeli olacağı günler de gelecektir. Ancak bir ülkeyi ayakta tutması gereken ve ‘yıkılırsa her şey yıkılır’ dediğimiz hukukun, siyasetin oyuncağı haline getirilmesi ülkeyi geri dönülemez bir uçuruma çekmekte, yanı sıra toplumsal kutuplaşmaya zemin hazırlamaktadır.

    Hukukun üstünlüğü, geçmişten geleceğe birlikte yaşamın, demokratik ilkelerin, yargı bağımsızlığının ve de hukuki güvence hakkının en temel amacı ve aracıdır. Hukukun, siyasetin bir silahı haline dönüştürülmesi, vatandaşları hukuki güvenceden yoksun büyük bir tehlikeyle baş başa bırakmaktadır. Tüm hukuk kurumlarının da bu tehlikeye karşı demokratik tepkisini ortaya koyması tarihsel sorumluluk gereğidir. Unutulmamalıdır ki ‘İnsanların refah ve huzurunun temeli hukuktur’ (Marcus Tullius Cicero). Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında Ceza hukukunun en temel ilkeleri ihlal edilerek verilen tutuklama kararından derhal dönülmelidir. Bu, yok edilmek istenen bağımsız yargının tesisi için atılacak etkili ilk adım olacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Demirtaş ve Yüksekdağ kararına tepki: Sonlarının geldiğini bilmekteler-VİDEO

    Demirtaş ve Yüksekdağ kararına tepki: Sonlarının geldiğini bilmekteler-VİDEO

    PİRHA – Demirtaş hakkında Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye kararı verip, savcılığın ise aynı davada ayrı bir soruşturma başlatmasına HDP Ankara İl yönetiminde tepki geldi. Konuya dair açıklama yapan partililer “Dün gerçekleşen yargı operasyonu Türkiye’deki hukuk sisteminin ortadan kaldırıldığını ilan etme anlamına gelmektedir” denildi.

    Haberin videosu:

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, tutuklu yargılanan Selahattin Demirtaş hakkında tahliye kararı vermesine rağmen 20 Eylül’de savcılığın aynı davada ayrı bir soruşturma başlatmasına tepki gösterdi.

    Ankara İl binası önünde açıklama yapmak isteyen HDP’liler, polisi engeliyle karşı karşıya kaldı. Açıklamanın bina önündeki kaldırımda yapılmasına izin vermeyen polis ile partililer arasında uzun süreli arbede yaşandı.

    HDP Milletvekilleri Murat Çepni ve Ali Kenanoğlu’nun da katıldığı basın açıklamasını HDP İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher okudu.

    Gevher, “5 yıldır çalışmayan yargı, Kürtlere ve demokrasiye darbe yapmak için çalışıyor” diyerek şunları söyledi:

    “HUKUK BİR KEZ DAHA HİÇE SAYILMIŞTIR”

    “Bu ülke dün akşam saatlerinde izahı mümkün olmayan ve en teknik mühendislik hesaplamalarını geride bırakan bir yargı mühendisliği uygulamasının sonucu olan hukuksuzluğu yaşadı. Bu hukuk dünya yargı tarihinde düşmanlar arası bile uygulanmayan bir niteliğe sahiptir.

    Dün akşam önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında yargı eli ile bir kumpas gerçekleştirilerek tutuklama kararı çıkarıldı. Bu karar hiç şüphesiz 4 Kasım Siyasi Darbesinin devamı ve 19 Ağustos Kayyım Darbesinin bir parçasıdır. Özellikle Demirtaş’ın tahliye edilmesi gereken bir süreçte alınan bu karar ile hukuk bir kez daha hiçe sayılmıştır.

    4 Kasım Darbesi ve 19 Ağustos darbesini yapanlar, adına Yargı Reformu denen paketin içeriğini dün verilen kararla açıkladılar. Yargı paketinin içeriği Kürt siyasetçilere, sosyalistlere, devrimcilere ve muhaliflere yapılacak saldırının genişletilmesi ve yargı mühendislikleridir.”

    “VERİLEN TUTUKLAMA BİR YARGI OYUNU BİLE DEĞİLDİR”

    Bizler AKP-MHP iktidarının sahte demokrasi vaatlerine ve kendi koltuklarını sağlama almaya çalışanların korkularına boyun eğmeyeceğiz. Şimdi soruyoruz bir halk aynı oyunlarla kaç defa tutuklanabilir, tarihin tekerrürü olan bir oyun kaç defa oynanabilir. Artık sona gelinmiştir. Bu oyunu uygulamak isteyenler de sonlarının geldiğini bilmektedir. Ancak kendi çöküşünü tüm halklara yaymak istemektedir.

    3 gün önce Selahattin Demirtaş AİHM Büyük Daire’de davası görüldü. Siyasi iktidar bu dava öncesi bir yargı mühendisliği ile Demirtaş’a tahliye kararı vermişti. Ancak aynı yasadışı mühendisliğin sonucu olan başka bir davada verilen ceza nedeniyle serbest bırakılmadı. Siyasi iktidar bu yargı kararı ile demokrasiye darbeler yapma girişimleri olacağını ilan etmiş oldu.

    Bu darbe sadece Kürt halkına değil bir bütün Türkiye’nin geleceğine yapılmıştır. Darbeleri yapanların en büyük özelliği yetkilerini olabildiğince büyütmeye çalışmaktır. Sayın Demirtaş ve Yüksekdağ’a dün verilen tutuklama bir yargı oyunu bile değildir. Bir bütün olarak HDP’nin eş genel başkanlığını yapmış olan yüz akı insanlar üzerinden tüm demokrasiyi boğma girişimidir.

    Demokrasiyi boğma girişiminin muhatabı olan AKP-MHP bloğunu bir bütün olarak HDP’ye saldırmaktadır. Çünkü bu kumpası gerçekleştirenler biliyor ki Halkların Demokratik Partisi ve siyasetçileri ne olursa olsun özgürlük sevdasından ve demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyecektir.

    Bizler oynanmak istenen zalim tiyatronun oyuncusu değil, karanlık perdeleri yırtarak bu ülkeye aydınlığı getirecek bir düşünceye ve mücadele geleneğine sahibiz. Korku cumhuriyetini Demirtaş, Yüksekdağ ve HDP’liler üzerinden yaygınlaştırmak isteyenlere sesleniyoruz; Ne Demirtaş ne Yüksekdağ ne de HDP bir adım bile geri adım atmayacaktır.

    Bu anlamıyla dün gerçekleşen yargı operasyonu Türkiye’deki hukuk sisteminin ortadan kaldırıldığını ilan etme anlamına gelmektedir. Hukuk sisteminin cenazesi siyasi iktidar tarafından kaldırılmak istenmektedir. Bu darbeyi gerçekleştirenlerin dışındaki tüm çevreler, dün yapılan yargı operasyonunun aynı zamanda kendilerine yapıldığını görmeleri ve tepki göstermeleri gerekir. Bu bir dayanışma çağrısı değil, birlikte hareket etme zorunluluğunun dile getirilmesidir.

    Bu tarihten sonra hukuk sisteminden kim konuşabilir bilmiyoruz ama bizler bağımsız, tarafsız ve demokratik değerlere sahip bir yargı inşasını ve demokrasi mücadelesini vermeye devam edeceğiz.”

    “BU BİR TÜR HUKUK DARBESİDİR”

    Açıklama ardından söz alan HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise “Demirtaş ve Yüksekdağ, halklarımızın eşitlik, adalet ve özgürlük temsilcileridirler. Tutuklu olmaları bir tür rehin siyasetidir. Derhal serbest bırakılmaları gerekirken, mahkeme beraat ettirmişken bir darbe ile bu engellenmiştir. Bu bir hukuk darbesidir. Bu ülkeyi darbe ve kayyımlarla yönetmeye çalışan AKP-MHP faşist bloğunun oyunudur. Biz bu oyunu halklarımızın birleşik direnişi ile kıracağız” dedi.

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz’-VİDEO

    ‘Demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz’-VİDEO

    PİRHA – Önceki dönem HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın görülen mahkemesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklu yargılamaya karar verilmesine tepki gösteren HDP Adıyaman ve Dersim il örgütleri basın açıklaması yaptı.
    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6-8 Ekim tarihlerinde yaşananlarla ilgili olarak 2014/46757 sayılı soruşturma dosyasında HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında tutuklama talebiyle 1’inci Sulh Ceza Hakimliği’ne tutuklanma talebiyle sevk edilmesi ardından tutuklu yargılanmasına karar verildi.
    Mahkeme kararını protesto etmek amacı ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Türkiye genelinde her ilde ortak basın açıklaması yaptı. Bu vesile ile Adıyaman ve Dersim’de HDP İl Örgütleri basın açıklaması yaptı.
    ADIYAMAN
    Adıyaman’da önceki dönem HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında verilen mahkeme kararını protesto etmek için HDP Adıyaman il örgütü parti binası önünde basın açıklaması yaptı. Yapılan basın açıklamasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Derneği (HBVAKV) Adıyaman şube yöneticileri Kürdistan Kominist Partisi (KKP) yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
    Yapılan basın açıklamasında basın metnini HDP Adıyaman il eş başkanı Av. Selim Özbek Okudu.
    Beş yıldır çalışmayan yargı Kürtlere ve demokrasiye darbe yapmak için çalışıyor diyen Selim Özbek, “Bu darbe sadece Kürt halkına değil bir bütün Türkiyenin geleceğine yapılmıştır.Darbeleri yapanların en büyük özelliği yetkilerini olabildiğince büyütmeye çalışmaktır. Sayın Demirtaş ve Yüksekdağ’a dün verilen tutuklama kararı bir yargı oyunu bile değildir. Bir Bütün olarak HDP’nin eş genel başkanlığını yapmış olan yüz akı insanlar üzerinden tüm demokrasiyi boğma girişimidir” dedi.
    DERSİM
    Dersim’de önceki dönem HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında verilen mahkeme kararını protesto etmek için HDP il binasında basın açıklaması yaptı. Açıklamaya İHD Dersim şube başkanı Gürbüz Solmaz, Peri Belediye eş başkanı Orhan Çelebi katıldı.
    Basın açıklamasında basın metnini okuyan HDP Dersim il eş başkanı Hıdır Çiçek, “Bu tarihten sonra hukuk sisteminde kim konuşabilir bilmiyoruz ama bizler bağımsız, tarafsız ve demokratik değerlere sahip bir yargı inşasını ve demokrasi mücadelesini vermeye devam edeceğiz.
    PİRHA- ADIYAMAN/DERSİM
  • Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında yeniden tutuklama talebi

    Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında yeniden tutuklama talebi

    HDP önceki dönem Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın başka bir soruşturma kapsamında tutuklanmaları talep edildi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında Ankara’da başlatılan “6-7 Ekim Kobanê Olayları” soruşturmasında yeni gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı her iki Eş Genel Başkanın da soruşturmasını yeniden açtı.

    Eş Başkanlar hakkında jet hızıyla tutuklama talep edildi. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın avukatları ile HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran Sıhhiye Adliyesi’nde bekliyor. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı bekleniyor. Her iki Eş Başkan da Kobanê olaylarında yaşamını yitiren kişilerin ölümünden sorumlu tutulduğu bilgisine ulaşıldı.

    “DEMİRTAŞ’IN TAHLİYESİNİ ÖNLEMEK İÇİN ZORBALIK YAPILIYOR”

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “26. ACM mahsup kararı verdi. Bugün denetimli serbestlik başvurusu yapıldı. Olası tahliyesini engellemek için Ankara Savcılığı Demirtaş’ın yargılandığı davayla aynı konudan ayrı bir soruşturma başlatıp tutuklamaya sevkini istedi” ifadelerini kullandı.

    Tanrıkulu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e çağrı yaparak, “Yargılandığı davadan tahliye edildikten sonra olası tahliyesini önlemek için tutuklamaya sevk etmek düşman ceza hukukundan da öte bir zorbalık durumudur. Sizi, sorumluluğa davet ediyorum; HSK’yı toplayın gereğini yapın. Aksi halde bu sorumluluk size aittir” dedi.

    “YARGI YOK, ADALET YOK, KANUN YOK”

    Öte yandan Demirtaş Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Yargıda adalet ve reform mu? Alın size reform: 6-8 Ekim’den dolayı ben ve Figen Hanım zaten 3 yıldır tutuklu yargılanıyorduk. Bu sabah Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı suçlamaya dair, yasaya aykırı olarak ben ve Figen Hanım hakkında ayrı bir soruşturma üzerinden tutuklamaya sevk kararı çıkardı. Yani yargı yok, adalet yok, kanun yok, hakim yok. Sadece bize değil, hiçbirinize yok. Biz iyiyiz, moralliyiz, haklıyız, suçsuzuz ve güçlüyüz. Herkese selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDK yeni Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu

    HDK yeni Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 9’uncu Dönem Genel Kurulu, “Emek, barış, özgürlük ve faşizme karşı toplumsal direniş” şiarıyla  düzenlendi. Kurulda  HDK’nin Eşsözcülüğüne Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu seçildi. HDK’nin 120 kişilik Genel Meclis üyesi de yeniden belirlendi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 9’uncu Dönem Genel Kurulu, “Emek, barış, özgürlük ve faşizme karşı toplumsal direniş” şiarıyla başladı. Hotel Akar International’da düzenlenen Genel Kurula, HDK içerisinde yer alan çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, Genel Kurul’da bulunan isimler arasında.

    Divanın belirlenmesi ardından, saygı duruşuyla başlayan Genel Kurul’un açılış konuşmasını HDK Eş Sözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Onur Hamzaoğlu yaptı.

    “TECRİDİN SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE KIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Koçyiğit, “Yıllardır mücadele ediyoruz ama 7 Haziran 2015’den bu yana mücadelenin biçimi, rengi, kokusu değişti. Bugün bambaşka bir tarzda mücadele ediyoruz. En önde yürüyenler, yaktığı direniş meşalesinde önümüzü aydınlatan yoldaşlarımız var. Tıpkı sevgili yoldaşımızı sayın Leyla Güven’de olduğu gibi. Leyla arkadaşımız şu anda değişen direniş sürecinin öncülüğünü yapmaktadır. Eski tarzda yeni sürece cevap olamıyorduk. Bir yol bulmak gerekiyordu. Bin selam olsun o yola o yolda yürüyen yoldaşlara” dedi.
    “Şunu çok iyi biliyoruz ki bu tecrit sadece onlara yönelik değil. Bütün hayatımız kuşatmış durumda” diyen Koçyiğit, “Bu ses küçük bir görüşmeye vesile oldu. Sayın Mehmet Öcalan, İmralı Adası’na gitti ve Sayın Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdi.
    Bu kısa süreli görüşmeleri, 3 yıllık temel izolasyondan, mutlak tecritten sonra lütuf olarak gören aklı da yönetimi de reddediyoruz. Biz tecridin sistematik bir şekilde kırılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “SANDIKTAN İKTİDAR VE BİLEŞENLERİ KAYBEDEREK ÇIKACAKTIR”

    Koçyiğit’n ardından diğer Eşsöczü Onur Hamzaoğlu, konuştu. Hamzaoğlu, Türkiye’nin karanlık bir iktidarla yaşadığını belirterek, “Türkiye tarihinin en büyük çocuk katliamı bu iktidar döneminde gerçekleşti. 20 çocuğumuz 28 Aralık 2011 tarihinde savaş uçaklarından atılan bombalarla katledildiler. 2018 yılında İstanbul’un iki hastanesine başvuran çocuklarımızdan 506 tanesinin hamile olduğu anlaşıldı. 2018 yılında 3 bin çocuğumuz cezaevinde yaşıyor. 2018 yılında bin 923 iş cinayeti, 94 kadın iş cinayetlerin de katledildi. 2018’in ilk 11 ayında 411 kadın cinayetine tanık olduk maalesef” dedi.

    Konuşmasının devamında 31 Mart yerel seçimlerine değinen Hamzaoğlu, “Biz HDK tarihinde bu kadar sık periyotlu seçimler beklemiyorduk. Ama bunları bir şekilde kazanımlara dönüştürmek için neler yapmamızı da öğrendik. Ekimden beri de yerel yönetim seçimi konuşuyoruz. Bu seçimlerin bu kadar merkezi boyutta yapılmasının nedeni doğrudan doğruya Cumhurbaşkanlığı sisteminin güvenoyu oylamasıdır. Bu sandıktan iktidar ve bileşenleri kaybederek çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

    “FİGEN YÜKSEKDAĞ TELEFONLA BAĞLANDI”

    Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDK 9. Genel Kurulu’na telefon aracılığı ile bağlandı. Yüksekdağ’ın haftalık telefonla aile görüşmesi hakkı kapsamında aradığı Genel Kurul katılımcıları arasında bulunan eşi telefonu kürsüye getirdi.

    Yüksekdağ, Genel Kurul katılımcılarına şu sözlerle seslendi:

    “DİRENENLER KAZACAK”

    Size yoldaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmadık. Ruhumuzla ve emeğimizle bu mücadelenin tam merkezinde sizlerleyiz, kalbimiz sizlerle atıyor. Önemli olan bütünlüğü koruyabilmek. Mutlaka ve mutlaka başaracağız. Direnenler kazanacak, ‘Mutlaka kazanacağız’ diyenler hep kazandı.

    Ben tabi ki kongreyi sesleniyorum. Dün kongrelerini gerçekleştiren kadınlara ayrıca selamlarımı iletiyorum. Dün tabi ki sesimiz ulaştı. Bugün basından öğrendik, başarılı olmuş. Ben inanıyorum ki bugünkü Genel Kurul’da aynı başarıda olacaktır. Büyük bir moral ile halkımızın karşısına çıkacağız.

    “HDK BİZİM ÖZGÜVENİMİZ, ÖZGÜCÜMÜZDÜR”

    Nerede olursak olalım özgüven bizim en güçlü yanımızdır. Ben HDK’nin bizim özgücümüz olduğunu yeniden ifade etmek istiyorum. HDK bizim özgüvenimiz, özgücümüzdür. Bütün ezilenlerin tam bağrında büyüttüğümüz örgütlülüğümüzdür. Bu gücümüzü daha fazla sarılmalıyız. İçeride ve dışarıda oldukça engebeli yollar karşımıza çıkıyor.

    “LEYLA GÜVEN, KADIN ÖNCÜLÜĞÜNÜ SERGİLİYOR”

    Sayın Leyla Güven uzun süredir açlık grevinde. Barış ve demokrasinin tesis edilmesi talebiyle tecridin kaldırılması için çok güçlü bir direniş sergiliyor. Kadın öncülüğünü sergiliyor. Bütün zindanlarda özgürlük isteyenler, asla esir edilemeyenler, bu özgürlük kapısını açmak için ortak oldular. Çok daha zorlu ve meşakkatle bir yola gidiyorlar. Bu yolun sonu kazanım olacak. Şuna inanıyoruz. Türkiye halklarının tutsakları yalnız bırakmayacağının güçlü bir sesle soluk olacağını istiyoruz. Ve buna davet ediyoruz; İmralı’nın kapısını hep birlikte açarsak, Türkiye’de barışın ve özgürlüğünün yolunu açmış oluruz. Bu inançla hepinizi saygı ve selamlıyorum. Hepinizi seviniyorum, hepinizi seviyorum!”

    Kurul sonunda HDK’nin Eş Sözcülüğüne Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sedat Şenoğlu seçildi. HDK’nin 120 kişilik Genel Meclis üyesi de yeniden belirlendi.(MA)

  • Ferhat Tunç’un Merkel’e mektubu Bild gazetesinde

    Ferhat Tunç’un Merkel’e mektubu Bild gazetesinde

    Sanatçı Ferhat Tunç, Bild gazetesinde Alman Başbakan Angela Merkel’e mektup yazdı. Merkel’e Avrupa değerlerini hatırlatan Tunç, Erdoğan’ın uygulamalarına destek olunmamasını istedi.

    Almanya’nın en büyük gazetesi Bild, Sanatçı Ferhat Tunç’un Almanya Başbakanı Angela Merkel’e mektubunu yayımladı.

    “YÜZ YILLARIN DEĞERLERİNİ ÇİĞNEMEYİN”

    “Siyasetimizin yüz akı olan Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde olması size kadar herkesi rahatsız ve tedirgin etmeli” diyen Tunç, “Erdoğan’ın diktatoryal politikalarına destek vermeyin. Finansal çıkarlar için yüz yılların değerlerini çiğnemeyin. Faşizm de ileri demokrasiler de hepimize ders verebilir” çağrısında bulundu. Tunç mektubunda, “Tarihten çıkarımları, hesaplaşmaları yoğun bir ülkenin lideri olarak sizin, evrensel insan haklarını; Türkiye’deki güncel gelişmeleri unutmadan kararlar almanızı umuyorum” ifadesini de kullandı.

    “KENDİMİ BURAYA OLDUĞU KADAR ORAYA DA AİT HİSSEDİYORUM”

    Tunç’un mektubunun tamamı şöyle:

    “Henüz çocukken doğduğum toprakları terk etmek zorunda kalıp, ülkenize ailemin yanına yerleştim. Yani siz, yeryüzünün lanetli duvarıyla ve ailenizin gözyaşlarıyla karşılaştıktan bir süre sonra. Doğal olarak artık kendimi ‘yabancı’ hisseden bir yerdeydim ancak mümasil geçmişlerimiz, benzer duyguları da tetikliyor olmalıydı ki Avrupa değerlerini tanımam zor olmadı. İlk müzik eğitimimi aldığım ülkenizin bulunmadığım kenti kalmadı. Ailem kırk yıldır hala o topraklarda yaşıyor ve haliyle kendimi buraya olduğu kadar oraya da ait hissediyorum.

    Özgürlük, coğrafyanızın tanıdığım değerlerinden ilki oldu ve ne var ki bu değerin kabul görmediği Türkiye’de, sizin de vatandaşınız olan bir sanatçı olarak, hükümet tarafından hapisle cezalandırılmak üzereyim.

    “MESELE BEN DEĞİLİM”

    Türkiye’deki gelişmeleri takip ediyorsanız, bu karara şaşıracağınızı sanmam; sadece fikirlerimi gizlemediğim için, Avrupa için de tehdit içeren, tüm dünyanın bedduasını alan IŞİD’le mücadele edenleri andığım için bu ceza ile karşı karşıyayım. Burada mesele ben değilim. Mesele edinmemiz gereken, demokratik siyasete, basın özgürlüğüne dönük saldırılar ve açıkçası sizlerin bütün bunlara kayıtsızlığı.

    “HERKESİ RAHATSIZ ETMELİ”

    Türkiye’de 6 milyon vatandaşın oy verdiği ve Meclis’te 67 vekili bulunan Halkların Demokratik Partisi’nin binlerce çalışanının yeni yerleri cezaevleri. Siyasetimizin yüz akı olan Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde olması size kadar herkesi rahatsız ve tedirgin etmeli.

    Milletvekili olan Leyla Güven’in, Gültan Kışanak’ın, Sebahat Tuncel’in, Figen Yüksekdağ’ın özgürlüğünden alıkonulması, Ahmet Altan da dâhil olmak üzere, çoğu Kürt basınından yaklaşık iki yüz gazetecinin tutuklu, ya da bir kısmının ‘kaçak’ yaşamak zorunda olması da.

    Mevcut Türk hükûmeti yüzde 50’nin oyunu alsa da bu ona diğer yüzde 50 üzerinde hâkimiyet kurma, onları kriminalize etme hakkını vermiyor. Onca yıllık politika deneyiminizle, bunun diktatoryal bir hamle olduğuna katılmıyor olamazsınız!

    Şahsınız, bu anlaşılmaz hukuk düzeninin mimarı olan Erdoğan ile aynı masada olacakken, 35. sanat yılını kutlayan, 24 albümü, milyonlarca dinleyicisi ve vatandaşınız olan bir sanatçı olarak size seslenmeyi hak ediyor olmalıyım. Ve size milyonlarca dinleyenim adına da sesleniyorum.

    Masada olacağınız kişi Avrupa değerlerine mesafeli bir kişi olsa da bu bana görüşmenizin bir kusur olduğunu düşündürmüyor. Aksine, dünya nezdindeki önemli mevkiiniz sayesinde, kendisine bu değerleri, insan hak ve özgürlüklerini anımsatmayı, sizin de bu kazanımları koruduğunuzu göstermeyi neden istemeyesiniz ki? Yoksa sahiden istemiyor musunuz?

    Sayın Merkel, bundan emin olmak istiyorum.

    Ortadoğu ve dünyada olup bitenleri ‘doğal’ bulmamızı beklemeyin.

    “(…) Böyle denmesin ki her şeyin değişebileceğine inanılsın” diyen Brecht’e kulak vermemiz için sebebimiz git gide çoğalıyor. Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin sorumluluğunu almak zorunda değilsiniz; engel olmanız kaydıyla. Görüşmenizin meşruiyetini ancak bu somut çabanız belirleyebilir. Bu görüşmeye gözlerimizi dikip, savaş ve işgal politikalarına; sanatçıların, gazetecilerin, siyasetçilerin tutsak edilmesine itiraz etmenizi bekleyeceğiz. Finansal çıkarlar için yüz yılların değerlerini çiğnemeyin ve Türkiye’nin ekonomik krizindeki anti-demokratik uygulamaların payını görün.

    Faşizm de ileri demokrasiler de hepimize ders verebilir.

    Tarihten çıkarımları, hesaplaşmaları yoğun bir ülkenin lideri olarak sizin, evrensel insan haklarını; Türkiye’deki güncel gelişmeleri unutmadan kararlar almanızı umuyorum.”