Etiket: figen yüksekdağ

  • Yüksekdağ: Barış, demokrasi, özgürlük mücadelesi tasfiye edilemez

    Yüksekdağ: Barış, demokrasi, özgürlük mücadelesi tasfiye edilemez

    PİRHA -HDP’nin tutuklu bulunan eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) faaliyetlerinin suç unsuru yapıldığı birinci fezlekeye dair savunmasını yaptı. Yüksekdağ, “DTK, bu ülkede her eve cenaze gitmesin, alanlarda savaş naraları değil barış talepleri yankılansın diye çalışmıştır. Çalışmalarında yer aldığım için de onur duyuruyorum” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın yedinci duruşması Ankara’da Sincan Ceza İnfaz Kurumu’nda görülmeye başlandı.

    HDP Milletvekilleri ve Avrupa Parlamentosu’ndan bir heyetin izlediği duruşmaya, sarı basın kartı olmayan gazeteciler alınmadı.

    Konuşmasına, yaşamını yitiren HDP eski milletvekili İbrahim Ayhan’ı anarak başlayan Yüksekdağ, “Ayhan’ın vefatı bu ülkenin Meclis’indeki, memleketteki siyaset durumunu çok açık özetliyor. Onun anısı ve mücadelesi önünde minnetle eğiliyorum. Ruhu şad olsun” dedi.

    “ÇÖZÜM SÜRECİ BİTİNCE DTK TERÖR ÖRGÜTÜ İLAN EDİLDİ”

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) faaliyetlerinin suç unsuru yapıldığı birinci fezlekesine dair savunma yapan Yüksekdağ, şunları söyledi:

    “Bir ülkede doğrular öldürülüyorsa, birileri de bu doğrulara her şeye rağmen sahip çıkmaya devam edecektir. DTK, Kürt sorununa dair çözümde her zaman ilk muhatap olmuştur. DTK daimi meclisi, geçici birleşenleri, özerk komisyonları ile çalışan bir yapıdan fezlekeler ile terör örgütü uzantısı ilan etmek mantıksızdır.”

    Yüksekdağ, siyasi iktidarın çözüm sürecinden döndüğünde ise DTK’yi ‘terör örgütü’ ilan ettiğine dikkat çekerek, “İktidar partisi, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı DTK ile defalarca mesai yaptı. Bu siyasi iktidarın ikiyüzlü tavırlarından biridir” diye konuştu.

    ‘DTK’NİN KURULUŞUNDA AKP’Lİ VEKİLLER DE YER ALMIŞTI”

    DTK’nin kuruluş sürecinde bazı AKP’li vekillerin de delege olarak yer aldığını hatırlatan Yüksekdağ, şöyle devam etti:

    “DTK, bu ülkede her eve cenaze gitmesin, alanlarda savaş naraları değil barış talepleri yankılansın diye çalışmıştır, her çalışmasına saygı duyarak katılmışımdır. Çalışmalarında yer aldığım için de onur duyuruyorum. DTK ile ilişkili soruşturma yürütmek istiyorsanız bu mahkeme salonları yetmez. Yüzbinlerce insanı yargılayacak bir mahkeme salonu var mı?”

    “BERBEROĞLU BIRAKILDI AMA LEYLA GÜVEN HALA TUTUKLU, NEDEN?”

    Cezaevinde tutuklu bulunan iki milletvekilinden CHP’li Enis Berberoğlu’nun tahliye edildiğine ancak HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in hala tutuklu bulunduğuna dikkat çeken Yüksekdağ, şu ifadeleri kullandı:

    “Siyasi iktidar baştan beri bize rehine muamelesi yaptı. Berberoğlu bırakıldı ama Leyla Güven hala tutuklu, neden? Çünkü o HDP’li. Berberoğlu’nun tutuklanması münferit bir hadiseydi, dokunulmazlıkların kaldırılması HDP’ye yönelikti.”

    “İKTİDAR KENDİ SORUMLULUĞUNU PARTİMİZE ATTI”

    Mahkemeye verilen aranın ardından savunmasına devam eden Yüksekdağ, 6-8 Ekim Kobani protestoları hakkında hazırlanan fezlekeye ilişkin, “Siyasi iktidar, kendi sorumluluğunu partimizin, Selahattin Demirtaş’ın ve bizim üzerimize atmıştır. Siyasi iktidar sorumluluğu muhalefete atamaz. 6-8 Ekim sürecinin gelişini siyasi iktidar görememiş, görmezlikten gelmiştir. Yanı başında süren savaşa karşı kışkırtıcı bir tavır almıştır” değerlendirmesinde bulundu.

    “ADALET TALEP ETMİYORUM”

    Ben HDP Eş Başkanı olduğum için DTK’nin doğal delegesiymişim, eş genel başkan olduğum için de yöneticiymişim. İçler acısı bir iddia. Ben HDP’nin eş genel başkanlığını yapmış birisi olarak başka bir kurumun eş genel başkanı olacağım ve göğsümü gere gere onun arkasında durmayacağım! Her şeyden önce akla aykırı. Adalet talep etmiyorum, en azından gerçeğe biraz saygı duyulabilir. DTK benim yöneticisi olmaktan onur duyacağım bir şeydir ama bir hukuk insanı iddianamede yalan uyduramaz. Bizler yaptığımız çalışmaların sonuna kadar arkasında durduk ve durmaya devam edeceğiz. Türkiye’deki barış, demokrasi, özgürlük mücadelesi tasfiye edilemez.“

    Figen Yüksekdağ, “Örgüt yöneticiliği”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Suç işlemeye tahrik” iddialarıyla tutuklu yargılanıyor. Dosya kapsamında Yüksekdağ hakkında 30 yıldan 83 yıla kadar hapis cezası istenirken, 92 sayfalık iddianamede, Yüksekdağ’ın Demokratik Toplum Kongresi (DTK) içerisindeki faaliyetleri ve diğer eylemleri nedeniyle “örgüt yöneticisi” sıfatıyla cezalandırılması da talep ediliyor. (HABER MERKEZİ)

  • Bülbül: Yüksekdağ, halkların dayanışma talebinden dolayı tutuklandı-VİDEO

    Bülbül: Yüksekdağ, halkların dayanışma talebinden dolayı tutuklandı-VİDEO

    PİRHA – HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Yüksekdağ’ın tutukluluğuna ilişkin, “Bu esaret devam ediyor. İddianame hazırlayamıyorlar, suçlayacak şey bulamıyorlar, polis fezlekeleriyle suçlamaya çalışıyorlar. Mecliste yaptıkları konuşmaların hiçbir tanesi suç unsuru içermiyor” dedi. 

    HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın 7. duruşması bugün görülüyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Gülten Kışanak, Sebahat Tunçel, Tuncer Bakırhan  gibi arkadaşlarımızı belediye başkanı ve vekillerimiz aslında AKP iktidarının tekçi politikası, ırkçı, gerici politikası gereği esir edildiler. Bu hukuki bir tutuklama değil, hukukla açıklanacak bir durum değildir” dedi.

    “POLİS FEZLEKELERİYLE SUÇLAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    “Bu esaret devam ediyor. İddianame hazırlayamıyorlar, suçlayacak şey bulamıyorlar, polis fezlekeleriyle suçlamaya çalışıyorlar. Mecliste yaptıkları konuşmaların hiçbir tanesi suç unsuru içermiyor. Türkiye’deki sorunların çözümünü amaçlayan halkı temsil etme iradesi ile yapılmış konuşmalardır bunlar” diye konuşan Bülbül, şöyle devam etti:

    “Figen Yüksekdağ arkadaşımız bir kaç sebep ile birden tutuklanmıştır.

    1-Sahiden Türkiye’de eşitliğe, özgürlüğe, adalete hizmet eden, bu mücadeleyi yürüten bir onurlu kadın olması vesilesiyle.

    2-Bir Türk olarak Kürt halkıyla Türkiye’deki devrimci, demokratlarla dayanışma talebinden dolayı.

    3-Bu her iki kimliği ile tutarlı, duyarlı, temsil kabiliyeti son derece yüksek bir mücadele yürütmesinden dolayı tutuklanmış.

    Figen Yüksekdağ arkadaşımız tutuklanmasıyla kamuoyununa, bize ve Türkiye’ye şöyle bir mesaj verilmek istenmiştir: Türkler Kürtlerden uzak durmalı, bu dayanışma sağlanmamalı ve bir kadın Türkiye halklarının Kürt halkının sorununa sahip çıkmamalı, bir kadın devrimci sosyalist kimliğe sahip çıkmamalı. Figen Yüksekdağ şahsında aslında kadınların devrimci, demokrat tutumu, sosyalist tutumu ve bu 3 kimliğin Kürt halkıyla dayanışması aşağılanmak ve rencide edilmek istenmiştir.

    Bu anlamda Figen Yüksekdağ arkadaşımıza sahip çıkmak bu toplam değerlere sahip çıkmaktır ki ayrıca HDP’nin de bir değer olması hasebiyle zaten Türkiye halkları 6 milyonu aşkın oy vererek sahip çıkmışlardır. Şu anda Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve diğer arkadaşlarımızın tutuklu bulunmasının adı esarettir. Biz bu davaya bu bağlamda yaklaşıyoruz. Katılımımız da bu bağlamda olacak.”

    “ÖZGÜRLÜK İÇİN MÜCADELEYİ YÜRÜTECEĞİZ”

    Bülbül, “Leyla güven arkadaşımızın seçilmesine rağmen hala serbest bırakılmaması da aynı tutumun bir türevidir. Biz bu arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını bunun ötesinde de Kürt sorununa demokratik çözümüne kapının aralanması, toplumsal barışın kapısının aralanması ve Kürt halk temsilcilerine dönük tutuklama, esir etme, baskı, işkence gibi uygulamalara son verilmesini istiyoruz” dedi.

    Bülbül, “Bu istemekle de olmuyor tabii. Meşru demokratik mücadeleyi yükseltmemiz ve bunun için gerici sisteme karşı eşitlik, özgürlük davasını bu arkadaşlar şahsında da yürütmemiz gerekiyor. Figen Yüksekdağ ve diğer arkadaşlarımızı da buradan sevgiyle saygıyı ile selamlıyoruz. Özgürlükleri için gereken mücadeleyi de yürüteceğimizi belirtmek istiyoruz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Gültan Kışanak hazırladı; ‘Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ okurlarla buluşuyor

    Gültan Kışanak hazırladı; ‘Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ okurlarla buluşuyor

    Gültan Kışanak, tutuklu siyasetçi kadınların deneyimlerini derleyip kitap haline getirdiği ‘Kürt Siyasetinin Mor Rengi’ isimli kitabı, 21 Eylül’de raflarda yerini alacak. 

    Gültan Kışanak, cezaevinde tutuklu bulunan siyasetçi kadınların deneyimlerini aktardıkları “Kürt Siyasetinin Mor Rengi” isimli kitabı yayına hazırladı. Dipnot Yayınları etiketiyle 21 Eylül’de okurlarla buluşacak olan kitabın geliri ise kadın okuma evlerine gidecek.

    KÜRT KADININ SİYASAL ALANINDAKİ MÜCADELESİ 

    Yerine kayyum atanan ve 31 Ekim 2016’dan beri Kandıra Cezaevi’nde tutuklu bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin eski Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın yazdığı kitaba, cezaevinde kalan siyasetçi kadınlar da yazılarıyla destek verdi. Kitapta yer alan metinlerde, Kürt kadınlarının siyasal alandaki mücadelelerinin erkek egemen sistemi nasıl gerilettiği, onun karmaşık ve kimi zaman da örtük çizgilerini nasıl görünür kıldığı, okura yaşanmışlıklar üzerinden aktarılıyor.

    KİTAPTA BİRÇOK SİYASETÇİ KADININ YAZILARI VAR

    Kitapta yazılarıyla yer alan isimler ise şöyle: Aysel Tuğluk, Burcu Çelik Özkan, Çağlar Demirel, Diba Keskin, Dilek Hatipoğlu, Edibe Şahin, Evin Keve, Fatma Doğan, Figen Yüksekdağ, Gülser Yıldırım, Leyla Güven, Nurhayat Altun, Sara Kaya, Sadiye Süer Baran, Sebahat Tuncel, Selma Irmak, Servin Karakoç, Yıldız Çetin, Zeynep Han Bingöl, Zeynep Sipçik, Mukaddes Kubilay.

    Editörlüğünü Hülya Osmanağaoğlu’nun üstlendiği kitabın telif hakkından gelecek gelir ise Kadın Okuma Evleri’ne aktarılacak. (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Yüksekdağ’a yine tahliye çıkmadı

    HDP’li Yüksekdağ’a yine tahliye çıkmadı

    20 aydır tutuklu yargılanan eski HDP eş genel başkanı Figen Yüksedağ’ın tutukluluğunun devamına karar verildi.

    Yüksekdağ’ın Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılandığı davanın bugün duruşması görüldü. Yüksekdağ mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı.

    HDP’li siyasetçi, dosyadaki delillerin bir önceki duruşmada kendisine tebliğ edildiğini ve fezlekeleri bilgisayar ortamında inceleyebildiğini dile getirdi. Yüksekdağ, cezaevinde haftada birkaç saat bilgisayar kullanabildiği için savunmasını hazırlayamadığını kaydetti.

    “FEZLEKELERLE DOSYA KABARDI”

    Yüksekdağ’ın avukatı Ruken Gülağacı, tahliye ve ek süre talep etti: “Müvekkilim duruşmaya katılmamasını açıklamış. Savunma hakkı kısıtlanmış durumda. Dosyadaki 8’inci fezleke oldukça kabarık. Hepsi Kobane eylemlerinde yer alanlar ve farklı kentlerdeki eylemlere açılan davalardan oluşan bir fezleke. Müvekkilin savunmasını zorlaştırıyor. Bizim de savunmamızı zorlaştırıyor. Müvekkilinin tutukluluk hali sürüyor. Müvekkilim 20 aydır tutuklu. Uzun tutukluluk süresi tartışmaları başlamalı. Uzun süre tutuklu kalması kendisiyle ilgisi olmayan bu kadar kabarık bir dosyada yargılanmasından kaynaklıdır. Müvekkil hakkında tahliye edilmesi ve sağlıklı savunma yapmasına izin verilmelidir. Savunma hakkı ihlali olmaması için tahliye edilmelidir.”

    Mahkeme heyeti ek süre talebini kabul etti. Ancak tahliye talebi, isnat edilen suçun katalog suçlardan olduğu ve adli kontrolün yetersiz kalacağı gerekçesiyle reddedildi.

    Duruşma 24 Eylül’e ertelendi.

  • Yüksekdağ, üçüncü duruşmada da tahliye edilmedi

    Yüksekdağ, üçüncü duruşmada da tahliye edilmedi

    HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında da tahliye edilmedi.

    Yargıtay tarafından parti üyeliği ve milletvekilliği düşürülen HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşması Sincan Cezaevi Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma öncesi çok sayıda partili otobüslerle cezaevi önüne geldi. Duruşmayı izlemek için gelen yabancı heyetler “Talimat var” denilerek salona alınmadı.

    Öte yandan gazetecilerin duruşmaya girmesi engellenmek istenirken avukat ve milletvekillerinin mahkeme heyetiyle görüşmesinin ardından gazeteciler duruşma salonuna girebildi.

    Duruşmaya, HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ile çok sayıda HDP milletvekili de katıldı.

    AKP’Lİ VEKİLLER YANLIŞLIKLA SALONA GİRDİ

    Duruşmada ilginç anlar yaşandı. Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki FETÖ davasını izlemek için gelen AKP milletvekilleri, salonları karıştırarak Figen Yüksekdağ’ın duruşmasına girdi. Milletvekilleri, sanık kürsüsünde Yüksekdağ’ı, izleyici sıralarında da HDP milletvekillerini görünce alelacele salondan çıktı.

    ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCIVEKİLİ İZLEMEYE GELDİ

    Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili izleyici sırasında oturuyordu. Yüksekdağ’ın avukatlarının sorması üzerine mahkeme başkanı “Yabancı heyetin katılmasını istiyorsunuz, devletin yetkili savcısının katılmasına itiraz ediyorsunuz” dedi. Avukatlar böyle bir durumla ilk kez karşılaştıkları için sorduklarını söylediler.

    “ÇOK AÇIK BİR EL BU DAVANIN ÜZERİNDE BASINÇ OLUŞTURUYOR”

    Hakim karşısına çıkan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, çok açık bir elin bu davanın üzerinde basınç oluşturduğunu söyledi. Bu eli davalar yargılamalar başlamadan önce de gördüğünü ve artık kendisini saklama ihtiyacı bile hissetmediğini belirten Yüksekdağ, “Uluslararası kurum temsilcileri, siyasetçiler ‘yabancı’ diye salona alınmıyor. Bu Türkiye’nin dünyaya ne kadar yabancılaştığını, insani ve hukuki değerlere ne kadar yabancılaştığını gösterir. Yabancı olan onlar değil, yabancı olan burası. Benim duruşmamı izlemek için bu salona giremeyen basın emekçileri hapishaneye sınırsızca girebiliyor. İşte demokrasinin olmadığı memleketlerde denklemler böyle tersine kurulur” dedi.

    “SİNCAN DARBELERLE ANILIYOR”

    Adaletin her yerde olduğu zaman adalet olacağını belirten Yüksekdağ, adaletin sadece mahkeme salonlarında aranmayacağını söyledi. Adalet olmayan yerde çürümenin başlayacağını ifade eden Yüksekdağ, Türkiye’de hukuki ve ekonomik adaletsizliğin geldiği noktayla bir siyasi iktidarın sorumsuzluğu üzerinden dağılma çürüme noktasına gelindiğini söyledi. Yüksekdağ, “Buraya getirilirken aklıma şu geldi: Sincan’da bir tanklar yürümüştü darbe süreci yaşanmıştı. Başka ne oldu diye düşündüm. Sincan’da darbeye teşebbüs edenler yargılanmaya başlandı. Üçüncüsü de HDP Eş Genel Başkanı yargılanıyor. Bu siyasete darbedir. Sincan mıntıkası darbelerle eş değer bir hale getirildi” dedi.

    “HDP’LİLER HAPİSTE, KUTSAL KOALİSYONUNUZU KURDUNUZ”

    Yargının iktidara gelenin silahına dönüştürülürse o memleketin geleceği olmayacağını belirten Yüksekdağ, bunun bir iktidar yapmamaya başladığında değişeceğini söyledi. Yüksekdağ, “Bizim hakkımızda zaten karar verilmiş kılıf lazım” dedi. Halkın 7 Haziran’da “Artık değişin, özgürlükçü, adil bir siyaset alanı istiyoruz” dediğini kaydeden Yüksekdağ, bu ültimatoma siyasi iktidarın demokratik siyaset zemininin ortadan kaldırılması için düğmeye basarak yanıt verdiğini ifade etti. Yüksekdağ, “Medyayı, bütün devlet kurumlarını baştan sona düzenlediniz, HDP’liler de hapiste, kutsal koalisyonunuzu da kurdunuz. Ne engel kaldı? Türkiye siyaseti de toplumsal ve ekonomik yaşamı da 1 yıl öncesinden çok daha kötü durumda” diye konuştu.

    VALİLİK’TEN YÜKSEKDAĞ, DEMİRTAŞ VE BALUKEN YASAĞI

    Ankara Valiliği ise Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve İdris Baluken’in duruşmalarına destek amacıyla yapılacak eylem ve etkinlikleri yasaklandı. Valilik tarafından yapılan açıklamada, sosyal medya aracılığıyla yapılan paylaşımlarda 6-7 Aralık tarihlerinde Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve İdris Baluken hakkında görülecek olan dava duruşmalara ilişkin destek eylemleri yasaklandı.

    Sincan Cezaevi/ Adliyesi Kampüsü ile Ankara Adliyesi önü ve çevresinde oluşturulacak topluluğun terör örgütleri tarafından suistimal edilebileceği, terör örgütleri tarafından vatandaşlara yönelik eylem yapılabileceği iddia edilen açıklamada, 6-7-8 Aralık tarihlerinde başta Sincan Cezaevi/Adliyesi Kampüsü ile Ankara Adliyesi önü ve çevresi olmak üzere Ankara genelinde umuma açık alanlarda “kanuna aykırı her türlü toplanma, yürüyüş, oturma eylemi, anma toplantısı ve bu gibi eylem/etkinliklerin” yasaklandığı açıklandı.

    DURUŞMAYA GİRMESİNE İZİN VERİLMEYEN HEYETLER

    Yüksekdağ’ın duruşmasına girmesine izin verilmeyen yabancı heyetler ise şöyle; Fransa Sol Parti, Fransa Kominist Partisi, İtalyan İlericiler ve Demokratlar Hareketi, İsveç Sosyal Demokrat Parti, Norveç Kızıl Parti, Norveç Sosyal Demokrat Partisi, Yunanistan SRİZA, İngiltere’den İnsan Hakları aktivistleri ve avukutlar, Alman Sosyal Demokrat Partisi, Avrupa Parlamentosu Sol Grubu, İrlanda Sinn Fein, İngiltere İşçi Partisi, Britanya Genel Sendikası, Danimarka Kırmızı-Yeşil Birlik Grubu ile Danimarka Liberal Parti temsilcileri.

  • Cumartesi Anneleri: Güzel Annenin emanet ettiği mücadeleden vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Güzel Annenin emanet ettiği mücadeleden vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – 652. haftada 1994 yılında gözaltında kaybedilen Kenan Bilgin dosyasını gündeme getiren Cumartesi Anneleri geçtiğimiz günlerde Hakk’a yürüyen Güzel Şahin Anayı da unutmadı. Eylemde konuşan Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, 22 yıldır bu meydanda birçok anneyi kaybettiklerini belirterek, “Adaletin olmadığı adalet saraylarından adalet bekledik.” dedi. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi anneleri eyleminin 652. haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen kayıp yakınları 1994 yılında Ankara/Dikmen’de gözaltına alınarak kaybedilen Kenan Bilgin dosyasında adalet talebinde bulundular.

    “ON BİNLERCE ANANIN SESİ OLDUN”

    Eylemde ilk olarak Barış Annelerinin Güzel Şahin için gönderdikleri mesaj okundu. “Yaşamı boyunca adı gibi güzel ve kocaman yüreğiyle hiç kimseyi ayırmadan, kayırmadan, ötekileştirmeden Türk’ün, Laz’ın, Çerkes’in, Arap’ın, Roman’ın, Kürt’ün, Ermeni’nin, Alevinin, Sünninin acısını yüreğinde hissederek on binlerce ananın sesi oldun. Zalimlerin öncelikle biz kadınlara ve analara mutlaka hesap vereceklerine insanlığın bu zihniyet sahiplerini tarih sahnesinden sileceğine olan inancı hep diri tutarak mücadeleni sürdürdün… Mücadele mirasını öncelikle öncelikle biz kadınlar ve analara devrederek aramızdan ayrıldın. Sana söz veriyoruz; barış, adalet ve özgürlük tüm dünyada hakim oluncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

    “YOL GÖSTERİCİ OLDU”

    Ardından Güzle Şahin için Kandıra F Tipi Hapishanesinde tutuklu bulunan kadın siyasetçiler Sebahat Tuncel ve Figen Yüksekdağ’ın mesajları okundu. Sabahat Tuncel mesajında Hatun Tuğluk’un cenazesine yapılan ırkçı saldırıya da değinerek şunları belirtti: “Hatun annenin cenazesine yapılan ırkçı saldırı nedeniyle büyük bir öfke yaşarken, acımız tazeyken Güzel Annenin vefatını öğrendik. Güzel Anne haksızlığa, zulme ve faşizme karşı mücadelenin en ön saflarında yüreği özgürlük sevdasıyla olan anne yol gösterici oldu. Hatun Anneye ve Güzel Anneye sözümüz özgürlük ve demokrasi olacaktır.”

    “EMANET ETTİĞİ MÜCADELE BAYRAĞINI ZAFERE TAŞIYACAĞIZ”

    Figen Yüksekdağ ise mesajında Güzel Annenin bütün hak savunucularının annesi olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: “Bütün hak savunucularının, devrimcilerin, yurtseverlerin eylem arkadaşı olan o güzel kadını selamlıyorum. Kadın siyasi tutsaklar olarak O’nun direnişini büyütecek bizlere emanet ettiği mücadele bayrağını zafere taşıyacağız.”

    “O BU MEYDANIN ANNESİ”

    Kayıp yakınları adına konuşan Ahmet Cihan, bugün bu meydanın Güzel Annesiz hüzünlü olduğunu belirterek “Bu meydan öksüz değil ama Güzel Annesiz öksüz. Güzel Anneyi devrimci, demokrat herkes bilir. Hereksin annesi Güzel Annesiz bu meydan hakikaten hüzünlü.” dedi. o 30 yaşındaki Süleyman’ın annesi. Güzel Anne bu meydanın annesi. Ben annemi kaybettim ve onu bir daha göremeyeceğim. Güzel Annesiz bu meydan öksüz kalacak” diyen Cihan, Güzel Anneden önce de bu meydanda birçok anneyi kaybettiklerini belirterek hükumete şöyle seslendi: “Vicdanınız kurusun. Daha kaç anneyi kaybedeceğiz.”

    “ADALETİN OLMADIĞI ADALET SARAYLARINDAN ADALET BEKLEDİK”

    Cihan’ın ardından konuşan Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin, bu meydanda oturdukları 22 yıl boyunca birçok anneyi, babayı kaybettiklerini belirterek Güzel Annenin onlara çok şey öğrettiğini kaydetti. 22 yıldır gözaltında kayıpların son bulması için bu meydanda oturduklarını söyleyen Bilgin, “Adaletin olmadığı adalet saraylarından adalet bekledik.” dedi.

    “NE ARIYORDUNUZ DA BULAMADINIZ”

    Kenan Bilgin’in dosyasına ilişkin bilgi veren İrfan Bilgin, tanık ifadelerine rağmen iç hukukta dava bile açılmadığını, dosyayı AİHM’e taşıdıklarını ve AİHM’in Türkiye’yi mahkum ettiğini kaydetti. Adalet Bakanlığının dosyada dava açmaya yetecek herhangi bir delil bulamadıklarını söylediğini belirten Bilgin, “Adalet Bakanına soruyorum. Ne arıyordunuz da bulamadınız. 12 tane insanın tanıklığı var orada. Kaybedilen insanlar kendini bilmeyen memurların kaybettiği insanlar değil. Devlet emriyle katledildiler. Alttan yukarıya doğru çıkan olaylardır bu olaylar. Gün gelecek gün yüzüne çıkarılacak bunlar. Bu insanları unutturmayacağız. Bu insanlar bizim gururumuz. Mücadelelerini devam ettireceğiz.” şeklinde konuştu.

    “O HALKIN ANASIYDI”

    Bilgin’in ardından konuşan gözaltı kayıplarından Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, “Adıyla güzel, kendi güzel, yüreği güzel ananın şahsında tüm annelerimizi anıyorum.” dedi. Güzel Annenin sadece kendi çocuklarının annesi olmadığını söyleyen Yıldız, “O anaların da anası oldu. O benim de anam, o halkın anasıydı. Ben anadan yetim kaldım, babadan yetim kaldım, evlattan yetim kaldım ama arkadaştan yetim kalacağımı hiç düşünmedim. Ana sen merak etme. Senin o havada olan yumruğunu hiç indirmeyeceğim.” şeklinde ifade etti.

    Basın  metnini cumartesi insanlarından Meryem Göktepe okudu. Göktepe, herkesin davasının sadece hukuki esaslar gözetilerek hiçbir etki altında kalmaksızın karara bağlanması hakkına sahip olduğunu vurgulayarak Kenan Bilgin dosyasına ilişkin şu bilgileri verdi:

    “KENAN BİLGİN DOSYASINDA ETKİN BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ”

    “35 yaşındaki Kenan Bilgin, 12 Eylül 1994 tarihinde Ankara Dikmen’deki bir otobüs durağından gözaltına alındı. Aynı operasyon kapsamında 10 kişi daha gözaltına alınmıştı. Toplamda 11 kişi gözaltında olmasına rağmen Ankara Emniyeti Kenan Bilgin’in gözaltına alınanlar arasında olduğunu inkâr etti. Mahkemeye çıkarılan 10 kişinin “Kenan Bilgin de bizimleydi, Kenan Bilgin’e ne yaptınız?’’ sorusuna Savcı “o sizi ilgilendirmez” cevabını verdi.

    Kenan Bilgin’le birlikte gözaltına alınan kişiler yazılı bir açıklama yaparak, Kenan’ı Ankara Terörle Mücadele Şubesi’nde gördüklerini söyledi. Aynı dönem Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulan Avukat Murat Demir’de Kenan Bilgin’i emniyette gördüğünü kamuoyuna açıkladı. Bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran Bilgin Ailesi, Kenan’ın bulunmasını istedi. Kenan’ı bulmak, faillere ulaşmak için girişimlerde bulunan Ankara Cumhuriyet Savcısı Selahattin Kemaloğlu’nun görevini yapması engellendi ve Ankara’dan sürüldü. Dosyayı devralan savcı Özden Tönük, Kenan Bilgin’e işkence yapan polisleri teşhis edebileceklerini söyleyen tanıkların ifadelerinin, “polisi ve devleti küçük düşürmeye yönelik gerçek dışı iddialar olduğunu” içeren 3 sayfalık bir rapor yazarak dosyayı kapattı.

    İç hukukta sonuç alınamayınca dava AİHM’e taşındı. AİHM yargıçları Ankara’ya gelerek araştırma ve incelemelerde bulundu. Bilgin soruşturmasında polisin sahte tutanak, savcının ise gerçek dışı rapor düzenlediği açığa çıktı. Türkiye AİHM’de oy birliğiyle Kenan Bilgin’i kaybetmekten mahkum oldu. Buna rağmen etkin bir soruşturma yürütmeyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 31 Mart 2017 tarihinde Kenan Bilgin’in “Ankara Emniyeti’ne bağlı nezarethanelerden birine alındığına dair hiçbir veriye ulaşılamamıştır” diyerek zaman aşımı gerekçesiyle “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” verdi. 15 Mayıs 2017 tarihinde Bilgin ailesi Ankara Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak karar itirazda bulundu. Geçtiğimiz ay Ankara Sulh Ceza Hakimliği bu itirazı reddetti ve dava Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Bugüne kadar iç hukukta Kenan Bilgin dosyasında gerçeği açığa çıkartacak etkin bir soruşturma yürütülmedi.” (HABER MERKEZİ)   

  • Yüksekdağ’dan Güzel ana için taziye mesajı: Direnişçiliğini, sevgisini hep yanımızda hissettik

    Yüksekdağ’dan Güzel ana için taziye mesajı: Direnişçiliğini, sevgisini hep yanımızda hissettik

     20 Eylül günü geçirdiği beyin kanaması sonucu Hakka yürüyen Güzel Şahin ana için tutuklu HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ bir taziye mesajı yayımladı. Etkin Haber Ajansının geçtiği habere göre, Yüksekdağ mesajında “Son nefesini vermeden önce dimdik ayakta ve eylemdeydi” dedi. 

    Kandıra F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Yüksekdağ’ın mesajı şu şekilde:

    “Sevgili Güzel anneyi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bizim için hem bir anne hem de en zor mücadele yollarının yoldaşı oldu hep. Direnişçiliğini, sevgisini ve hiç bitmeyen enerjisini bütün eylem alanlarında daima yanımızda gördük, hissettik.

    Son nefesini vermeden önce dimdik ayakta ve eylemdeydi. Bütün hak savunucularının, devrimcilerin, yurtseverlerin eylem annesi, mücadele yoldaşı olan o soylu kadını minnetle selamlıyorum. Güzel annenin tüm evlatlarına, mücadele yoldaşlarına, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

    Kadın siyasi tutsaklar olarak, onun direnişçiliğini büyütecek, bizlere emanet ettiği mücadele bayrağını zafere taşıyacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Osman Baydemir: Yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz

    Osman Baydemir: Yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz

    PİRHA-HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti Diyarbakır ve İstanbul’un ardından Van’da 3. gününde devam ediyor. Nöbetin 3. günüde kameraların karşısına geçen HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir, iktidarın muhalefetin hiçbir yerde konuşmasını istemediğini, gerçeği haykıranların ötekileştirildikleri ve izole edildiklerini vurguladı. 

    HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti Van’da 3. gününde sürüyor. Nöbet’te konuşan HDP Eş Sözcüsü Osman Baydemir gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baydemir şunları ifade etti:

    Hiçbir demokrasi anlayışı yoktur ki iktidarlar eleştirilmez olsun. Tam tersi, iktidara sahip olan her hareket, her lider peşinen eleştiri hedefi olmayı kabul etmelidir. Eğer bir lider kendisine yapılacak eleştiriyi vatana ihanetle özdeşleştirirse onun adı diktatörlük olur. Dünyanın neresinde olursa olsun mutlak iktidar kirletir. Ve siz AKP Genel Başkanı, bu ülkede 15 yıldır iktidarsınız. Ve iktidar kirletir. Size gelecek her türlü eleştiri vatana ihanet olarak kodlayamazsınız. Bunun demokrasiyle ilgisi yoktur.

    Bugün muhalefete ‘muhalefet etme’ tehdidi savruluyor. Ne sokakta ne mecliste muhalefet konuşmayacak. Medya gerçekleri yazmayacak, yazanlar cezaevine konacak. Gerçeği haykıranlar ötekileştirilecek, izole edilecek.

    ERDOĞAN DOĞRU SÖYLÜYOR: AYDER’İ REZİL ETTİNİZ

    Bizim yapmamız gereken bir çıkış yolu bulmaktır. Muhalefetin görevi her zaman muhalefet etmek de değildir. Aynı zamanda yol yöntem önermektir. Alternatif sunmaktır. Bir diğer görev de doğruya ‘doğru’ demektir. Mesela AKP Genel Başkanı Erdoğan, bundan 2 gün önce Rize’de çok doğru bir söz söyledi. Partim adına da doğruluyorum. Ne demişti: Allah’ın bize verdiği Ayder bambaşka ama biz Ayder’i kirlettik, rezil ettik. Doğru, siz kirlettiniz, rezil ettiniz. Bu sadece Ayder’le sınırlı değil.

    Ayder, sizin 15 yıllık iktidarınızın çevre politikasının özetidir. Sadece Ayder mi? Hasankeyf, Allianoi, Van Gölü. Bakın Van Gölü ile Van halkı arasına utanç duvarı örülüyor. Bendamasi mıntıkasında 2 derenin yönünü değiştirdiniz. 40 mahallenin nüfusu ekmeğinden oldu. Van’ın kimliği haline gelmiş bir pencereyi kapattınız. HES’lerle ters göçün önüne geçtiniz, milyonlarca İnci Kefali telef oldu. Nasıl ki Ayder’i kirlettiniz, şimdi aynı uygulama Van’da yaşanıyor.

    Bu kirlenme sadece çevre politikalarıyla mı sınırlı? Hayır, yaşamın her alanında mevcut. 14 yıl önce iddia olarak ortaya koyduğunuz değerlere baktığımızda sadece kirlettiniz. Yoksullukla mücadele dediniz, nan’a (ekmeğe) muhtaç hale getirdiniz. Rızkı veren Allah dediniz evet doğru. Ama siz şu anda şirk koşuyorsunuz. 130 bin insanın ekmeğine el koydunuz. Yetmedi, eşini, annesini, babasını nan’a muhtaç etiniz. Nasıl bir akıldır, nasıl bir kindir nasıl bir hırstır bu? Kuruluş iddianızdan tümüyle vazgeçtiniz.

    “SİZ KAYBETTİNİZ”

    Aslında sen 4 yıldır kaybetmişsin. Çünkü insanlar yola çıktığında bir değerleri olur. Şu anda o bütün değerleri siz iktidarda kalmak uğruna heba ettiniz. Hani OHAL’i kaldırmakla övünüyordunuz. OHAL en son 6 şehirde uygulanıyordu. Şimdi 81 ilde OHAL, Kürt coğrafyasında sıkıyönetim var. Hani seçilmişler atanmışların önünde el pençe durmayacaktı. Siz seçilmiş milletvekilini, belediye başkanını, seçilmiş rakibiniz olan lideri cezaevine koyuyorsunuz. Bütün bunları yaparak zaten kaybettiğinizi gösteriyorsunuz. Hani askeri vesayete mücadele verecektiniz. Askeri vesayet bitti, demokrasi güçlerinin ortak mücadelesiyle bitti. Ama siz yepyeni bir faşizan vesayet getirdiniz.

    Oysa muhalefetin, Demirtaş’ın sesine kulak vermiş olsaydın, yazarların, çizerlerin, aydınların sesine kulak vermiş olsaydın ne Ayder kirlenecekti ne de sen kirlenecektin. Muhalefetsiz bir demokrasi, demokrasi değildir. Tek adam rejimidir ve tek adam rejiminin sonu hüsrandır.

    Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken, yiğit bir siyasetçi, halkının evladı, cunta kalkışmasından hemen sonra 4 siyasi partinin imzaladığı deklarasyonda imzası var. Ortak bir duruş sergilendi. Sen Baluken’i cezaevine gönderdin. Baluken’e yönelik suçlamalar sadece yaptığı konuşmalardır. AKP Genel Başkanını eleştirmek benim görevimdir, ödevimdir. Ben bunu yapmazsam halkım karşı sorumlu olur. Baluken ne yaptı, tam da şu anda yaptığımı yaptı. Ama şimdi cezaevinde.

    “SÖZDE ŞİKAYETLE BALUKEN YENİDEN TUTUKLANDI”

    30 Ocak 2017’de mahkeme Baluken hakkında tahliye kararı verdi. Kararı verirken de AYM içtihadını gösterdi. Doğru bir karardı. Bu kararı veren mahkeme heyeti başka yerlere sürgün edildi. Bu sadece İdris Baluken’i yargılayan heyete verilen bir ceza değildi. Bütün mahkemelere verilen bir gözdağı idi. 3 Şubat 2017 tarihinde CİMER sistemi üzerinden sözüm ona Cumhurbaşkanına bir şikayet gelmiş . O mektupta denmiş ki “Baluken niye tahliye edilmiş”. O dilekçe Adalet Bakanlığına gönderilmiş, hemen sonra Adalet Bakanlığı ilgili mahkemeye talimat vermiş. Ve sadece 2 hafta tedavi gördüğü hastanede yeniden gözaltına alındı. Yargının neresi bağımsız? Bu ülkede adalet yok. Adaleti bitirdiniz.

    Saray’da bir birim var, HDP milletvekillerinden kimin tutuklanacağı, kimin tutuksuz yargılanacağı, kimin alınıp bırakılacağı, hangi gazetecinin ceza alacağını belirleyen bir birim var. Bu birim kimlerden oluşuyor? Hangi yasal dayanaktan hareketle görev ifa ediyor?

    “Yargı bağımsız” diyorsunuz değil mi, yalan söylüyorsunuz. Yalanla bu gemi yürümez. Öyle bir noktaya geldi ki artık mahkemelerde siz Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ı yargılamıyorsunuz, Figen Yüksekdağ sizi yargılıyor. Siz Ahmet Şık’ı yargılamıyorsunuz, Ahmet Şık sizi yargılıyor. Sizin rehin aldıklarınız hem demokrasi dersi veriyor hem sizi yargılıyor. Tek bir fark var onlar sizi tutuksuz yargılıyor.

    “SENİN KIRMIZI ÇİZGİN VAR DA BAŞKASININ YOK MU?”

    Kirlilik yaşamın her alanına, siyasetin her alanına dış siyasete de sirayet etmiş. Suriye politikanız başından beri kirli bir politikadır. Kürt düşmanlığı politikanız size kazandırmayacak. Bu ülkenin en büyük kaybı Kürt karşıtlığı politikasından gelecek. Baas rejiminin sonunu getiren 2 temel siyasetten biri Kürt karşıtlığıydı. Bardağı taşıran da Saddam’ın Kuveyt’i işgaliydi.

    Kuveyt’in işgali hangi sonucu çıkardıysa Afrin’in işgali de aynı sonucu çıkarma riskini taşır. Daha büyük felaketler yaşansın istemiyorsanız bu politikadan vazgeçin. Dönüp dolaşıp kırmızı çizgimiz var diyorsun. Senin kırmızı çizgin var da başkasının kırmızı çizgisi yok mu? Bu kırmızı çizgilerden dolayı bu halk sana kırmızı kart gösterdi. Van halkı 16 Nisan’da sana kırmızı kart gösterdi. Kayyum politikalarına, Rojava politikana kırmızı kart gösterdi. Sen halen kırmızı çizgi diyorsun.

    Bu ülkeyi bu yanlıştan çıkaracak yegane güç demokrasinin vicdanin çizgisine geri dönmektir. Vicdan ve Adalet Nöbetimiz bütün bu kirlenmişliklere karşı aydınlık geleceğin kapısını aralamak, kirlilikten arınmak içindir.

    “SEÇİMLE GİTMEMEK İÇİN SAVAŞ ÇIKARDIN”

    Seçimle geldiysen seçimle gitmeyi göze alacaksın. Biz seçimle geldik, seçimle gitmeyi başımız üstüne göze alıyoruz. Sen seçimle gitmemek için savaş çıkardın, savaş. Müzakere masasını devirdin. Eğer 7 Haziran iradesini tanısaydın, koalisyona fırsat verseydin, yeni bir iktidarı kanla inşa etmemiş olsaydın Suriye politikası böyle olmazdı. Şırnak, Nusaybin yakılmazdı. Binlerce insan toprağa düşmezdi. Bu ülke 30 yıldır kazandığı bütün demokratik değerleri kaybetmiş olmazdı. Şu anda Türkiye AB’ye tam üyelik masasında olacaktı. Bu ülkenin yurttaşları pasaportlarıyla özgürce seyahat edebilecekti.

    150 bin kamu emekçisi işinden olmazdı. Çünkü darbe mekaniği harekete geçmezdi. Bütün bunlar senin yanlış politikalarının sonucudur. Bu ülke acı çekmesin, faşizm urumsallaşmasın diye Vicdan ve Adalet Nöbeti. Faşizm rica ve minnetle gitmez. Faşizmin panzehiri cesarettir. Faşizmin panzehiri vicdan ve adalettir.

    Savaş kirletir. Tepeden tırnağa kirletir. Dün Şemdinli Şapatan’dan fotoğraf gösterdim. 77 yaşındaki kadına işkence yapmak kirlenmek değil de nedir? Kürdü meydan dayağından geçirmek kirlenmek değil de nedir? O görüntüler Gazze’de yaşansaydı Müslüman kardeşlerim diye feryat koparacaktın. O 77 yaşındaki anne Rabbim de biliyor sen de biliyorsun senden daha çok iman sahibidir. Neden sessiz kalıyorsun? Kürt annesi olduğu için. O işkence ben insanım diyen herkese yapıldı. O işkence karşısında sessiz duran da dilsiz iblistir.

    Bu savaş sürdükçe bu suçlar devam edecek. Eğer kirlenmekten vazgeçeceksen savaştan, Kürt karşıtlığından, tecritten, tasfiye politikasından vazgeçmelisin. AKP-MHP koalisyonundan vazgeçmelisin.

    “ÖZÜR DİLE YENİ KAPI ARALANSIN”

    Bir başlangıca ihtiyaç var. O başlangıç da şu: Selahattin Demirtaş ve onun şahsında bütün HDP seçmeninden ve halktan özür dilemendir. O özür yeni bir kapı aralayabilir.

    Bak sen 2-3 gün önce Guantanamo modelinden ilham aldığını, tek tip elbiseye geçeceğini söyledin. O günden bugüne 7 cezaevinde gardiyanlar mahkumlara saldırıyor. Hemen yanı başımızda Van T Tipinde de benzer bir olay yaşandı.

    10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçiminin aynı zamanda yıl dönümü. Demirtaş bu seçimde aday olarak AKP Genel Başkanı Erdoğan’la yarıştı. Peki şu anda Erdoğan Külliye’de, Demirtaş nerede? Cezaevinde. Bu demokrasinin vicdanın ahlakın adaletin neresine sığıyor. Diyorsun ki: 80 milletvekili ile parlamentoya gittiler 6-7 Ekim Kobani olaylarını çıkarttılar. Bak bunu da 1 kere de demedin. Hiç Allah’tan korkmuyor musun? Bu yalan ha yalan! 6-7 Ekim olayları 2014’te gerçekleştirdi. HDP barajı 80 milletvekili ile 2015’te aştı. Neden yalan söylüyorsun?

    Diyorsun ki Demirtaş’ın tutuklanmasının sebebi 6-7 Ekim olayları. Demirtaş hakkındaki fezleke 2014 Ekim’inde hazırlanmadı. 2016’da hazırlandı. Savcılar niye 2 yıl bekledi biliyor musun? Senin talimatını beklediler. Ayrıca sen TCK’da olmayan bir suçla isnat ediyorsun. AKP’yi eleştirme suçu, Erdoğan’ı eleştirme suçu. Kılıçdaroğlu tutuklanırsa hiç şaşırmayın. Ama eğer sessiz kalırsak faşizm zorbalığını dayatmaya devam edecek. Ama bugün burada sesimizi ortaklaştırırsak emin olun faşizmin gerilemekten başka şansı yok.

    Mahkeme diyor ki ‘Demirtaş 6-7 Ekim olaylarından dolayı yargılanamaz çünkü böyle bir suç yok. Demirtaş böyle bir çağrı yapsa bile ‘toplantı gösteri yasasına muhalefettir’ diyor. E sen 15 Temmuz’da milleti sokağa çağırdın, 200’ün üzerinde insan öldü. Senin de bundan dolayı yargılanman gerekir. Sen ne yaptığının farkında değilsin.

    Bütün bu kirlenmeler ortadan kalksın diye daha fazla kirlenmemeniz için, bu ülkeyi rezil etmemeniz için durmayacağız, faşizmi durduracağız.

  • Demirtaş ve Yüksekdağ’dan ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne mesaj: Kazanacağız

    Demirtaş ve Yüksekdağ’dan ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne mesaj: Kazanacağız

    PİRHA-Tutuklu HDP Eş Genel Başkanları Yüksekdağ ve Demirtaş, HDP’nin Diyarbakır’da başlattığı ve beşinci gününe giren Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne mesaj gönderdi.

    Edirne Cezaevi’nde bulunan Halkların Demokratik Partisi’nin tutuklu (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığı ile gönderdiği mesajda, nöbetlerin yaygınlaşması gerektiğini belirtti. Demirtaş’ın mesajında şu ifadeler yer aldı; “Vicdan ve Adalet Nöbetindeki bütün arkadaşlara başarılar diliyorum. Hepinizi içtenlikle kutluyorum. Anlamlı ve önemli bir duruş olarak gördüğümü ifade etmek isterim. Halkımızın da her yerde bu nöbeti sahiplenmesi gerekir. Sadece Diyarbakır halkının değil, İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Mersin başta olmak üzere tüm halkımızın zulme karşı direniş ortaya koyan bu nöbetle güçlü bir dayanışma ortaya koyması faşizmin geriletilmesi açısından belirleyici olacak” dedi.

    Demirtaş mesajının sonunda, “mutlaka kazanacağız” sözlerini de kullandı: “Bu vesileyle içeride ve dışarıda direnen bütün arkadaşlarıma ve halkımıza selam ve sevgilerimi iletiyor, mutlaka kazanacağız şiarını paylaşmak istiyorum.”

    ‘BİZ İÇERİDE SİZ DIŞARIDA’

    Kandıra F Tipi Cezaevi’nde bulunan mahkeme kararı ile parti üyeliği düşürülen eski eş genel başkan Figen Yüksekdağ da vicdan ve adalet nöbetini destekledi. Mücadele etmekten vazgeçmeyenlerin faşizmi yeneceğini vurgulayan Yüksekdağ, avukatları aracılığı ile paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi: “Tüm seçilmişler, siyasetçiler olarak, başlattığınız Vicdan ve Adalet hareketini selamlıyoruz. Toplumsal vicdanın ve adaletin ayaklar altına alındığı bu zulüm düzeninde, toplumsal değerler uğruna mücadele görevi bizlerin omuzlarındadır. Biz içeride, siz dışarıda, zulme ve darbeye karşı bu onur direnişini kararlılıkla sürdüreceğiz. Milyonların siyasi iradesine saldıranlar ve onu esir alabileceğini sananlar, bir kez daha akamete uğrayacaklar. Adaletten, vicdandan ve siyasi ahlaktan yoksun siyasetin sonunu, direnişimizin sürekliliği getirecek. Mücadelede geri çekilmeyenler, durmayanlar faşizmi durduracak.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Adalet duygusunun tahrip olduğu bir ortamdayız’-VİDEO

    ‘Adalet duygusunun tahrip olduğu bir ortamdayız’-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de Adalet arayışları devam ederken, dün HDP’nin eski eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın duruşması görüldü. Hem ülkedeki adaletsizliği hem de Yüksekdağ’ın davasını  Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ve İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan PİRHA’ya değerlendirdi. Bakkalcı’ya ve Türkdoğan’a göre, adalet için herkes birlikte mücadele etmeli ve HDP eş başkanları ve vekiller hakkındaki davalar derhal sonlandırılmalı. 

    Haberin Videosu

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, adaletin toplumun en önemli talebi olduğunu belirterek, HDP Eş Genel Başkanlarının ve milletvekillerinin cezaevinde tutuklu kalmalarına tepki gösterdi.

    Ankara Adliyesi’nde dün (04 Haziran) HDP’nin eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın duruşmasını izleyen Metin Bakkalcı, “Ne yazık ki ülkemizin büyük bir çoğunluğu, ezici bir çoğunluğunun adalet duygularının önemli ölçüde tahrip olduğu, güvenini yitirdiği bir ortamdayız.” dedi.

    “DAVA SONLANDIRILMALI”

    “Türkiye açısından önemli bir kavşaktayız” diyen Bakkalcı, “6 milyonun oyunu verdiği bir siyasi partinin eş başkanı yargılanıyor. Bunu zaten düşünebilmek mümkün değil. Bunu herhangi bir şekilde kabul edebilmek mümkün değil. Dolayısıyla böyle bir süreç zaten yaşanmamalıydı. Gerek, Figen Yüksekdağ, gerek diğer parlamenterler yaşamamalıydı. Derhal bu dava sonlanmalıdır” dedi.

    Bakkalcı, bunun neden gerekli olduğunu ise şöyle açıklıyor: Türkiye’de birlikte yaşayabilmek için, adalet ortamının tesisinin önünü açabilmek için, eşit, özgür olarak birlikte yaşayabilmek için, ifade özgürlüğünün tesis edilmesi için zaten bir gerekliliktir. Bütün haklar, siyasi haklar, medeni halklar bir gerekliliktir. Olmazsa olmazıdır.

     “EŞİT, ÖZGÜR YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR ORTAM İÇİN ÇABALAMALIYIZ”

    “Toplum olma vasfını yitirirsek acılar yaşarız” diyen Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Sorunun çözümü de son derece basittir. Dolayısıyla bir adalet sarayı diye nitelenen binanın önünde bu görüşmeyi birlikte yapıyoruz. Adalet bugün itibariyle ülkenin büyük çoğunluğunun, bir insan olarak, birlikte yaşayacak bir toplumun unsurları olarak en temel talebidir. Adalet yürüyüşü dediğinizde zaten bugün eğer Türkiye’de büyük bir yankı buldu ise bu nedenledir. Mesele bu 80 milyonun birlikte eşit, özgür yaşayabileceği ortam için hepimizin daha çok çaba vermesi gerekmektedir.”

    ÖZTÜRK TÜRKDOĞAN: SİYASİ YANI AĞIR BASAN BİR DAVA

    İnsan Hakları Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da, Figen Yüksekdağ’ın davasına ilişkin, “Baştan beri hep eleştirdiğimiz bir soruşturma ve dava süreci oldu. Tutuksuz olması gerekiyordu. Maalesef tutuklu yargılanıyor, siyasi yanı ağır basan bir dava” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

  • İlk duruşması yapılan Yüksekdağ: Haram oy haram para yemedik

    İlk duruşması yapılan Yüksekdağ: Haram oy haram para yemedik

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı iken AKP, CHP ve MHP’nin ittifakıyla geçen ‘dokunulmazlığın kaldırılması’ yasası üzerine tutuklanan Figen Yüksekdağ 242 gün sonra ilk kez mahkeme karşısına çıkarıldı. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya 1200 avukat Yüksekdağ’ı savunmak için başvuruda bulundu. Savcı Emre Giray Keskin ise OHAL kanununu gerekçe göstererek 3 avukat sınırlaması getirilmesini istedi. Mahkeme bu isteği kabul etmeyerek avukatlara sınırlama getirmeyi reddetmesine karşın, Yüksekdağ’ı 125 avukatın savunmasına izin verdi.

    BİRÇOK PARTİ VE SENDİKA BAŞKANLARI MAHKEMEYİ İZLEDİ

    Saat 14’de başlaması gereken dava yaklaşık 2,5 saat sonra ancak başlayabildi. Mahkemeyi izleyenler arasında HDP Milletvekilleri, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş,  HTKP Genel Başkanı Erkan Baş, KESK Eşbaşkanı Şaziye Köse ve çok sayıda Sivil Toplum Örgütü ve Sendika temsilcileri vardı.

    KEMALBAY: BU TUTUKLAMA KADINLARA SALDIRIDIR

    Mahkeme öncesi HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve Osman Baydemir birer açıklama yaptı. Kemalbay açıklamasında, Yüksekdağ’ın konuşmalarından dolayı tutuklandığını belirterek, “Figen Yüksekdağ ne yapacaktı peki, konuşmayacak mıydı?” dedi.

    Yüksekdağ’ın  partisinin genel çizgisi olan barışı savunduğunu, belirten Kemalbay, “bu tutuklama kadına, kadının siyaset yapma hakkına bir saldırıdır” dedi. Baydemir ise mahkemeyi izlemeye gelenlerin engellenmesine tepki gösterdi.

    YÜKSEKDAĞ SAVUNMA YAPIYOR

    Figen Yüksekdağ savunmasına, “Bütün engelleri aşıp buraya gelen başta kadınlar olmak üzere tüm katılımcıları avukatlarımızı selamlıyorum” diyerek başladı. Yüksekdağ savunmasında şunları söyledi:

    “Bu dava siyasal bir taarruzdur. Benim temsil ettiğim partime, dünya görüşüme bir taarruz, bir hücum vardır. Türkiye’de bu faciayı sadece ben yaşamıyorum. Ülke sınırları içinde soluk alan çabalayan herkese bu acılar yaşatılıyor. Kriz yaratıp o krizi, o sorunu başka birilerinin önüne atma konusunda bu iktidar kadar mahir başa bir iktidar yoktur.

    “BU YARGILAMANIN HUKUKLA İLGİSİ YOKTUR”

    Benim, bizim yargılanmamızın hukukla hiçbir alakası olmadığını herkes biliyor. 100 yıl ceza isteniyor. Birkaç ömrüm daha olsa aynı şeyleri yeniden yaparım, yeter ki bir asra değecek davamız olsun. Bizim bir asra değecek davamız var o da barış ve demokrasi davası. Biz HDP olarak Türkiye için bir çıkış projesi önerdik. HDP, siyaset sahnesine Türkiye’de çözümün demokratik yaşamın partisi olmak için çıktı. Bu mahkeme salonlarına geleceğimizi çok önceden biliyorduk. Barışı kazanabileceğimizi göstermenin sonucunun bu olduğunu biliyorduk. Figen Yüksekdağ’ı da HDP’yi de kimse unutmayacak. Zulüm ne kadar pervasız ise direniş de o kadar güçlüdür ve bunların mutlaka hesabı sorulacak.

    HARAM OY, HARAM PARA YEMEDİK

    Beni bu mahkeme salonlarına zorla getirenler de beni bugün yargılamaya çalışanlar da bir gün mutlaka yargılanacaktır. Bizi buralarda yargılamak isteyenler; çok iyi biliyoruz ki yine bu salonlarda yargılanacaklar ve verecek hesap bulamayacaklar. Bizim saklayacağımız, gizleyeceğimiz bir şey yok. Haram oy haram para yemedik. Bir o tarafa bir bu tarafa dönmemişiz. Biz gayet rahat mahkemede bulunuruz ama onlar rahat edemeyeceklerdir”

    Yüksekdağ’ın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 18 Eylül’e erteledi

    HABER MERKEZİ

  • Cezaevinde bulunan Figen Yüksekdağ’dan Adalet Yürüyüşü mesajı

    Cezaevinde bulunan Figen Yüksekdağ’dan Adalet Yürüyüşü mesajı

    PİRHA- Ankara’dan başlayan Adalet Yürüyüşü 19. gününe girerken farklı kesimlerden destek ve katılımlar da sürüyor. Bu süreçte bütün gözler HDP’deyken, dün partinin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bir mesaj göndererek, asıl meselenin ülkeyi adaletle buluşturmak olduğuna vurgu yaptı. Demirtaş’ın ardından bugün de Figen Yüksekdağ’dan destek mesajı geldi.

    Eş Başkanlığı düşürülen Figen Yüksekdağ, Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nden bir mesaj gönderdi.

    “Sayın Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ve her kesimden hak ve adalet gönüllülerinin büyüttüğü yürüyüşün bu kavşağında yolunuzun açık olmasını diliyorum.

    “Biz kadınlar için adalet, demokrasi, özgürlük yolunda atılan her adım değerlidir. Bu vesileyle tutuklu HDP ve DBP’liler, tutuklu milletvekilleri, belediye başkanları ve siyasetçiler olarak adalet yürüyüşü ve yürüyüşçülerine başarı dileklerimizi iletiyoruz.

    “ADALET İÇİN ORTAK MÜCADELE VERMELİYİZ”

    “Şüphesiz ülkemizin ve halklarımızın adalet ihtiyacı her tür siyasi aidiyetin ötesindedir. Hangi partiden, görüşten, aidiyetten olursak olalım, adalet herkes için yaşamsal bir ihtiyaçtır. Bu nedenle farklılıklarımızı bir kenara koyarak, parçalanan adalet terazisini yeniden kurmayı ve bunun için ortak mücadele vermeyi öncelemeliyiz.

    “100’e yakın belediye eşbaşkanı tutuklanmış, halen 11 milletvekili ve eşbaşkanları hapiste olan, binlerce üye ve yöneticisi rehin alınmış bir hareket olarak hukuk ve adaletin nasıl dibe çekildiğini yaşadık ve yakından biliyoruz.

    “Şimdi yaşanan dibe vuruşun, yeniden yükselişe dönüştürülmesi için ortak vatan bilinci ve eşit yurttaşlık hukukuna sarılmak, herkes için adalet sözünü güçlü ve tutarlı söylemek, adalet yolunun demokrasi ve özgürlük duraklarından geçtiğini unutmamak gerekiyor.

    “GAZETECİLER, SİYASİLER, AKADEMİSYENLER HAPİSTE”

    “Gazetecilerin, siyasetçilerin, akademisyenlerin, canı pahasına işini, ekmeğini savunanların ve Saray gibi düşünmeyen herkesin hapishanelere doldurulduğu koşullarda, ayrışmayı değil amaçta ortaklaşmayı, durmayı değil her yaşam alanında yürümeyi başarmalıyız.

    “YÜZDE 49’DAN FAZLAYIZ”

    “Yüzde 49’dan fazlasıyız; adaleti, barışı ve özgürlüğü kazanabiliriz. Diyelim ki, bu yürüyüş yeni yollarda buluşsun, Maltepe’den fazlasına kapı açsın. Bu dileklerle adalet yürüyüşçülerine tutuklu siyasetçi arkadaşlarım adına kolaylıklar diliyorum. Adil, özgür ve demokratik bir Türkiye’de buluşmak üzere.

    HDP KANDIRA’DAN YÜRÜYÜŞE DAHİL OLACAK

    HDP Eşbaşkanlarının Adalet Yürüyüşü’ne destekleriyle birlikte ayrıca, Halkların Demokratik Partisi’nden bir heyet bugün Adalet Yürüyüşü’ne destek ziyaretine bulunacak. Heyet saat 14.00’te Figen Yüksekdağ’ın tutuklu bulunduğu Kandıra Cezaevi önünde açıklama yapacak.

    YÜKSEKDAĞ’IN MAHKEMESİ YARIN ANKARA ADLİYESİ’NDE

    Öte yandan, Figen Yüksekdağ’ın yarın Ankara Adliyesi’nde yargılanmasına devam edilecek. HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, bazı HDP’li kadın milletvekilleriyle birlikte TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, tutuklu yargılanan eski HDP Van Milletvekili Figen Yüksekdağ’ın yarın Ankara’daki duruşmasına katılım çağrısında bulundu.

    HABER MERKEZİ

     

  • Gülizar Taşbilek’ten, Yüksekdağ’ın duruşması için kadınlara katılım çağrısı

    Gülizar Taşbilek’ten, Yüksekdağ’ın duruşması için kadınlara katılım çağrısı

    PİRHA – PSAKD Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek Kocaeli Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın getirileceği Ankara’daki duruşması için tüm kadınlara katılım çağrısı yaptı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Demokratik Kitle Örgütleri Sekreteri Gülizar Taşbilek, HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın 4 Temmuz günü Ankara’da yapılacak duruşması için tüm kadınlara duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    Taşbilek bu dönemde Türkiye’de kadınların uğradığı haksızlıkların her alanda olduğuna vurgu yaparak cezaevinde olan siyasetçi kadınlara dikkat çekti.

    Figen Yüsekdağ, Gülten Kışanak, Sebahat Tuncel ve 115 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen’i örnek veren Taşbilek, “Kadınların bu süreçte dayanışma içerisinde olmaları gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    “ÇAĞRIM TÜM KADINLARA”

    Sivas ve Çorum katliamlarının yıl dönümü nedeniyle kendilerinin Sivas, Çorum ve 4 Temmuz’da da Nevşehir’de olacakları için duruşmaya katılamayacaklarını ifade eden Taşbilek, Pir Sultan örgütlülüğünün özellikle Ankara’da olan kadın canlarına duruşmaya katılma çağrısı yaptı. Katılım çağrısının yalnızca Pir Sultan örgütlülüğündeki kadınlara olamadığını belirten Taşbilek, sivil toplum örgütlerinde yer alan, almayan bütün kadınlara olduğunu vurguladı.

    “Demokratım diyen bütün kadınların bu duruşmaya katılıp destek vermelerini bekliyorum” diyen Taşbilek, devletin kadınlara nasıl baktığının ortada olduğunu bunun için kadınların dayanışma içerisinde olmaları gerektiğinin altını çizdi.

    “KADININ GÜCÜNÜ GÖSTERMELİLER”

    Kadınların daha önce güçlerini Hayır Platformunda birleşerek gösterdiklerini belirten Taşbilek ayrıca şunları ifade etti:

    “Bu ülkede erkek zihniyeti kadını korumuyor. İstiyoruz ki kadınların güç birliği sürekliliğini korusun. Kadınlar bir araya gelerek çeşitli alanlarda projeler geliştirmek zorundalar. Kadınların güçlerini birleştirdikleri takdirde siyasette de, kamuda da, sivil toplum örgütlerinde de yapabileceklerinin örnekleri çoktur. Kadınlar yapılan haksızlık ve hukuksuzluklara karşı adaletin yanında olmalıdır. Ankara Adalet sarayında da kadının gücünü göstermeliler.”

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Ahmet Türk: Adalet Yürüyüşüne Kandıra’dan dahil olacağız

    Ahmet Türk: Adalet Yürüyüşüne Kandıra’dan dahil olacağız

    PİRHA- Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı iken görevinden alınarak tutuklanan, ancak 3 ay  sonra serbest bırakılan Ahmet Türk, Ankara’dan başlayan Adalet yürüyüşüne, Kandıra’dan katılacaklarını belirtti.

    Türk Kandıra’dan katılmalarının nedeni olarak HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın bu ilçede tutuklu olduğunu ifade etti.

    KILICDAROĞLU İLE GÖRÜŞECEK

    Türk, Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edip bir süre yürüyeceğini belirterek, “Sağlığım uzun yürüyüşe el vermiyor ama arkadaşlarla görüşüp yürüyüşe Kandıra’dan itibaren destek vermeyi planlıyoruz” dedi.

    Türk, “Partideki arkadaşlarla görüştük. Günü kararlaştırıp ona göre hareket edeceğiz. Yürüyüşü yapan CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edeceğiz. Sağlığımın el verdiği kadar yürüyüşe eşlik edeceğim” dedi.

    “ALEVİ, KÜRT, HERKES İÇİN ADALET”

    Ahmet Türk, adaletin herkes için gerekli olduğunu, ömrünün bunu savunmak ile geçtiğini, bu ülkede Kürtler, Aleviler, toplumun çeşitli kesimlerinin mağdur edildiğini de ifade ederek, “Yürüyüş desteklenmelidir. Otoriter rejim karşısında ortak bir birlik oluşturmamız gerekir” diye konuştu.

    HABER MERKEZİ

  • HDP Adalet Yürüyüşü’ne Kandıra’dan katılacak

    HDP Adalet Yürüyüşü’ne Kandıra’dan katılacak

    PİRHA- HDP’nin, Adalet Yürüyüşü değerlendirmesi katılım yönünde kararla son buldu. Parti, yürüyüşü eski eşbaşkanları Figen Yüksekdağ’ın tutuklu bulunduğu Kandıra’da karşılayacak.

    FİGEN YÜKSEKDAĞ VE BİRÇOK MİLLETVEKİLİ KANDIRA’DA TUTUKLU 

    Karşılama için belirlenen yer Kandıra F Tipi Kapalı Cezaevi’ne 20 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Eski Eş Genel Başkan Figen Yüksekdağ ile birlikte milletvekilleri Ferhat Encü, Çağlar Demirel, Gülser Yıldırım ve Besime Konca da bu cezaevinde tutuklu.

    Alınan haberlere göre, HDP’nin bu yürüyüşün, Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne’ye kadar devam etmesini istediği, ancak CHP’nin yöneticilerinin buna sıcak bakmadığı öğrenildi.  Bunun üzerine HDP de yürüyüşe Kandıra kavşağında desteklemeyi uygun bulduğu bildirildi.

    HDP İSTANBUL’DA KİTLESEL KATILIM SAĞLAYACAK

    HDP, yürüyüşe Kandıra’da katılmasının yanı sıra, İstanbul’da yapılacak olan buluşmaya da kitlesel katılma kararı aldı. Parti aynı zamanda yerellerde Adalet Yürüyüşü kapsamında yapılan etkinliklere de katılım çağrısında bulundu

    HABER MERKEZİ

  • Mersin’de Yüksekdağ ve Mutlu’nun davası görüldü

    Mersin’de Yüksekdağ ve Mutlu’nun davası görüldü

    PİRHA-Mersin Adliyesi’nde HDP’nin tutuklu Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın ve Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu’nun davası görüldü. Kocaeli F tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eşgenel Başkanı Figen Yüksekdağ SEGBİS aracılığıyla katıldığı mahkemede “Ne ceza verirseniz verin. Bu davalarda bana ceza verilmesi için talimat verildiğini biliyorum” dediği esnada mahkeme başkanı savunmayı yarıda kesti. Duruşmada mütaalasını veren savcı Yüksekdağ hakkında 9 yıl hapis cezası istedi. Akdeniz Belediyesi Eş başkanı Yüksel Mutlu’nun “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığı iki ayrı dava ise ertelendi.

    HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, katıldığı iki ayrı etkinlikte yaptığı konuşma nedeniyle açılan davada Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi aracılığı ile mahkemeye katıldı. Duruşmayı HDP Milletvekilleri Ayşe Acar Başaran ve Sibel Yiğitalp ile Yüksekdağ’ın babası Mevlüt Yüksekdağ da izledi.

    “Örgüt Propagandası Yapmak” ve “Türk Milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisini Alanen Aşağılama” suçlaması ile 9 yıla kadar hapis istemiyle açılan davada yapılan kimlik tespitinin ardından savunma yapan Yüksekdağ, talep ettikleri konuşma çözümlerinin eksik olan kısımlarının kendisine iletilmesini isteyerek, savunma yapmayacağını belirtti. Savcılığın 9 yıla varan hapis cezası ile cezalandırılmasını istediği mütalaasına karşılık Yüksekdağ, şunları belirtti;

    “Burada herhangi bir dava görülmüyor. Bana istediğiniz cezayı verin. Ne ceza verirseniz verin. Bu davalarda bana ceza verilmesi için talimat verildiğini biliyorum. Siyasi kimliğim nedeniyle yaptığım  konuşmalardan dolayı yargılanıyorum. Hiçbir mahkemenin bize baskı yapma hakkı yoktur. Türkiye’nin 3. büyük partisinin Eş Genel Başkanıyım. Burada söylenecek bir söz varsa o da bu mahkemelerin talimatla hareket ettiğidir.”

    Yüksekdağ’ın savunmasını yarıda kesen mahkeme başkanı kimseden talimat almadığını öne sürerek, eksiklerin giderilmesine karar verip mahkemeyi 20 Nisan tarihine erteledi. Ardından salonu boşaltan mahkeme Başkanı, Yüksekdağ’ın konuşmak istmesine karşı SEGBİS’i kapattı.

    BABA YÜKSEKDAĞ: DÜŞÜNCELERE KELEPÇE VURAMAZLAR

    Adliye önünde açıklama yapan Yüksekdağ’ın babası Mevlüt Yüksekdağ, insanlara kelepçe takabilirler ancak düşüncelere kelepçe vuramazlar derken, ardından söz alan HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp de yargılamanın hukuksuz olduğunu belirterek, HDP milletvekillerinin yargılanması tutuklu olmasının Türkiye için utanç verici olduğunu ifade etti.

    Açıklama sırasında polis açıklama yapılamayacağını belirterek, kitleden dağılmalarını istedi, kitle ise zılgıt çekerek açıklamaya son verdi.

    Bir diğer seçilmişin davası ise dün görüldü. Geçtiğimiz yıl aralık ayında yapılan operasyonla gözaltına alınıp tutuklanan Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu hakkında, katıldığı Mersin Kadın Platformu açıklaması ve Paris’te katledilen kadınlardan biri olan Leyla Şaylemez’in mezarını ziyaret etmesi ile ilgili Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesince açılan davada savunma yaptı. Savunmasında BM’ce hazırlanan Sur, Cizre, Nusaybin raporuna vurgu yaparak yaşanan ölümleri protesto ettiklerini, her vicdanlı insanında bu refleksi göstereceğini belirterek beraatini talep etti. Benzer yönde mütalaasını veren savcının ardından mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    Diren Keser/MERSİN

      

  • Yüksekdağ’ın vekiliğinin düşürülmesi başbakana soruldu

    Yüksekdağ’ın vekiliğinin düşürülmesi başbakana soruldu

    PİRHA- Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliği düşürülmesini Başbakan Binali Yıldırım’a sordu.

    “HDP Eş Genel Başkanı Sayın Figen Yüksekdağ’ın katıldığı bir cenaze töreninde örgüt propagandası yaptığı suçlamasıyla Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27 Kasım 2013 tarihli kararıyla 10 ay hapis cezasına mahkum edildiği ve bu kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 22 Eylül 2016 tarihinde onanmıştır” denilen açıklamada, “Ancak Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli Başbakanlık adına milletvekilliğinin düşürülmesi” talebiyle ilgili yazıyı TBMM Başkanlığına 8 Şubat 2017 tarihinde yani Yargıtay kararından 5 ay sonra gönderildiği belirtildi.

    Dersim Milletvekili Alican Önlü, Başkakan Binali Yıldırım yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Soru önergesinde “Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesi siyasi bir karar olup, anayasa, meclis iç tüzüğü ve uluslararası mevzuata aykırılıklarla doludur” denildi.

    “SEÇMEN İRADESİ HİÇE SAYILMAMIŞ MIDIR?”

    Önlü, Başbakan Binalı Yıldırım’a şu soruları yöneltti:

    1. HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Sayın Figen Yüksekdağ hakkında Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onaylanan 10 ay hapis cezasının TBMM Başkanlığına 8 Şubat 2017 tarihinde yani cezanın onaylanmasından 5 ay sonra gelmesinin sebebi nedir?
    2. Sayın Figen Yüksekdağ’ın Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından onaylanan 10 aylık hapis cezasının Yargıtay kararından 5 ay sonra referandumdan hemen önce getirilmesi tesadüf müdür?
    3. Sayın Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesi seçmen iradesinin hiçe sayılması değil midir?
    4. TBMM’nin cezası kesinleşen ve milletvekilliği devam eden milletvekillerine ilişkin kararın okunması dönem sonuna bırakıla gelmiştir. Sayın Figen Yüksekdağ’a ilişkin alınan bu haksız ve hukuksuz karar TBMM’nin kendi teamüllerine uygun mudur?
    5. Hükümet bu tasarrufu ve OHAL’le birlikte bütün gücü kendi lehine kullanarak, siyasetten kendisine  tehdit olarak gördüğü, HDP’nin Eş Başkanını cezalandırarak seçmen iradesini hiçe saymış değil midir?
    6. Sayın Figen Yüksekdağ’ın referandum öncesi anayasaya ve hukuka aykırı bir şekilde milletvekilliğinin düşürülmesinin nedeni yürütmüş olduğu etkin muhalefetten dolayı mıdır?
    7. HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Sayın Figen Yüksekdağ’ın anayasaya ve hukuka aykırı bir şekilde milletvekilliğinin düşürülmesiyle amaçlanan HDP’nin işlevsizleştirilmesi midir?
    8. Zamanlama manidar değil midir?
    9. Eş başkanlarını, milletvekillerini, OHAL ilanıyla birlikte binlerce çalışanını tutuklayarak Meclis’in 3.cü büyük partisini ve iktidara muhalif olan kesimleri terörize etmiş olmuyor musunuz?

     

  • ‘Bardağı taşıran son damla’

    ‘Bardağı taşıran son damla’

    Barış Bloku, Demokrasi İçin Birlik, Yurttaş Girişimi ve Diyalog Grubu, tutuklu HDP Eş Genel başkanı Figen Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesine ortak tepki gösterdi. Ortak tavrı açıklayan sanatçı Zülfü Livaneli, HDP’nin Meclis’te saf dışı bırakılmak istendiğini söyleyerek, “Sesinizi yükseltin” çağrısında bulundu. 

    Barış Bloku, Demokrasi İçin Birlik, Yurttaş Girişimi ve Diyalog Grubu, referandum süreciyle birlikte yaşanan hak ihlalleri ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin Point Otel’de ortak basın toplantısı düzenledi.

    “Açık açık söyleyelim… Tek kişinin egemenliğine dayalı, yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanacağı, meclisin devre dışı bırakılmasına, hukuk devletinin ortadan kaldırılmasına, fren, denge ve denetimim olmaksızın halk iradesinin ve tüm erkin tek kişi bırakılacağı, tek adam rejimine Hayır” ve “Türkiye geleceğini oyluyor” flamaları salonun çeşitli yerlerine konuldu.

    “YÜKSEKDAĞ’IN DURUMU BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA” 

    Toplantının açılış konuşmasını yapan yazar Oya Baydar, “Biz de hukuk hiç kimse için, ama bazıları için daha çok, bu durum daha ağır. Referanduma giderken meşruiyeti zedeleyen çok şey var. Ama meclisin üçüncü partisi HDP bir baskı altında. Meclis çalışmaları engelleniyor. Vekiller bir alınıp bir bırakılıyor. Seçilmiş bütün vekiller belediye başkanları eş başkanları tutuklu. Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesi bardağı taşıran son damla oldu. Ahlaki ve vicdanı olarak buradayız. HDP şahsında demokrasiyi savunmayanlar, bunun bedelini ödeyecektir” dedi.

    “HDP KAMPANYA YÜRÜTEMEZ HALE GETİRİLDİ”

    Ortak basın metnini Diyalog Grubu’ndan sanatçı Zülfü Livaneli okudu. Livaneli, “Herkesin içinde bir kuşku var. Biz çok kötü günler gören kuşağız, ama şu an daha ağırını görüyoruz. Halkın bir kısmının diğer kısmı üzerinde kışkırtması var. Toplumsal barış istiyoruz. Türkiye bu bedelleri ödemeden herkesi duyarlılığa, kanunlara sahip çıkmaya çağırıyor” dedi.

    Olağanüstü Hal (OHAL) koşullarında referanduma doğru gidildiğini söyleyen Livaneli, “Muhalefetin ifade özgürlüğü ve propaganda olanakları Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kısıtlanıyor. Muhalif sesler çeşitli bahanelerle, hatta çoğunlukla gerekçe bile gösterilmeksizin susturulmaya çalışılıyor. Medya üzerindeki sansür, otosansür ve baskılar yoğunlaşıyor. Onbinlerce kişi tutuklanıyor, yüz binler işlerinden, mesleklerinden atılıyor. İçeride ve dışarıda savaş ve çatışma ikliminin sürdüğü bu ortamda yapılacak referandumun meşruiyetini gölgeleyecek adımlara her gün bir yenisi ekleniyor” diye konuştu.

    HDP’nin hukuksuz uygulamalara en çok hedef olan siyasal kuruluş olduğunu kaydeden Livaneli, HDP’nin tutuklama, yaygın baskı ve engellemeyle kampanya yürütemez hale getirildiğini söyledi.

    “ANAYASAYA AYKIRIDIR”

    Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesine dikkat çeken Livaneli, “Milyonlarca seçmene sahip olan, Meclis’in üçüncü partisinin fiilen kapatılacağı izlenimini doğuruyor. Cumhuriyet tarihinde, 1920’den bu yana ilk kez bir siyasal parti genel başkanının milletvekilliği düşürülüyor. Bu işlem, bir benzeri olmadığı gibi yürürlükteki Anayasa’ya da aykırıdır” dedi.

    Seçilmeye engel “zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik” gibi yüz kızartıcı suçlar sayıldığını ve “bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezası” ile cezalandırma öngördüğünü aktaran Livaneli, Yüksekdağ’ın kesinleşmiş hapis cezası 10 ay ve “ağır hapis cezası” olmadığını ve ayrıca, hüküm giydiği suç da propaganda olduğunu söyledi.

    “HDP VE CHP VEKİLLERE GÖZDAĞI”

    Yüksekdağ kararında işlemin hukuksal olmaktan çok siyasal nedenlerle gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını ifade eden Livaneli, HDP’nin Meclis’te saf dışı bırakılmak ve HDP ile CHP’li vekillere gözdağı verilmek istendiğini söyledi.

    Livaneli, şu çağrıda bulundu:

    “Hangi partiden, hangi siyasal çizgiden olursa olsun, demokratik hukuk devletini savunan her kişi ve örgütün; yasal bir parti olan HDP’nin çalışmalarını özgürce sürdürebilmesi, referandum çalışmalarını eşit koşullarda yürütebilmesi, tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılması için sesini yükseltmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

    “TEHLİKELİ POLİTİKALAR YÜRÜTÜLÜYOR”

    Demokrasi İçin Birlik adına konuşan Emek Partisi (EMEP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Levent Tüzel de, siyaset, medya gibi alanların baskı altında olduğunu söyledi. Bunu HDP şahsında çok acımasızca gördüklerini belirten Tüzel, “Yüksekdağ hakkındaki karar ise Meclis teamüllerini, hukuku kenara bırakarak Genel Kurul’da okunarak devreye sokulmuş olması bunu gösteriyor. Bugün bağımsız olmayan yargı kararının ne ölçüde adil olduğu zaten tartışma konusu. Referandum sürecinde HDP’yi etkisizleştirmek, demokratik muhalefete bunun üzerinden tehdit mesajı göndermek tehlikeli siyaset tarzı” dedi.

    Kürt sorunu üzerinden halkı kutuplaştırmaya dönük bir siyasetin yürütüldüğünü dile getiren Tüzel, “Referandumda ‘Evet’ çıkartmaya dönük son derece tehlikeli politikalar yürütülüyor” diyerek muhalefetin susturulmak istendiğini belirtti. Tüzel, “Bu yol çıkmaz bir yol. Barıştan vazgeçmeyeceğiz, ‘Hayır’ demek isteyen, farklı düşünceleri olan, referandumda demokratik meşruiyetin oluşturacak güçlerin devre dışına bırakılmasına sessiz kalmayacağız” diye konuştu.

    “XERABÊ BAVA’YA GİRMEMİZE İZİN VERİLSİN” 

    Çok zor günlerden geçildiğini belirten Barış Bloku Eş sözcüsü Ayşe Erzan, Barış Bloku Eş sözcüsü Bahadir Altan’ın Nusaybin Xerabê Bava (Koruköy) köyünde yaşananlara ilişkin izlenimlerini aktardı. Erzan, Altan’ın şu sözlerini aktardı:

    “Koruköy’e ulaşmamıza izin verilmedi. Birlikte gittiğimiz heyete izin verilmezken, ortaya çıktı ki başka iki köyde daha benzer uygulamalar yaşanıyor. 13 gündür abluka ve sokağa çıkma yasağı olan Koruköy’ün 15 kilometre ötesinde jandarma tarafından durdurulduk. Bugün iki gazeteye yansıdığına göre durumun çok vahim olduğunu görüyoruz. Bu yaşananlara ilişkin somut delil ve belgeler var. Türkiye’nin büyük bir kısmı bu olaylardan haberdar değil. ‘Teröristlere’ yönelik olduğunu söylüyorlar. Madem öyle o zaman basın mensuplarının içeri girmesine izin versinler.”

    “YÜKSEKDAĞ’IN VEKİLLİĞİNİN DÜŞMESİ KADIN DÜŞMANLIĞI” 

    Temel sorunun partilerinin isminde de yer aldığı gibi halkların demokratik mücadelesini vermek olduğunu ifade eden HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu da, “İnançların, gençlerin, kadınların özgürlük tutkusunun ses bulması önemliydi. Bunu 7 Haziran’da gördük. Bu ülke de insanlar bir arada yaşamasın diye neler yaptıklarını da gördük” dedi. Son süreçte yaşanan insan ölümleri ve katliamlarına değinen Kerestecioğlu, “Bu ülkede onlarca patlama, katliam oldu, şiddet nereden gelirse gelsin binlerce kişiyi kaybettik. Bakan olarak oturan kişinin hesap vermesi gerek. Hesap veremedikleri için bize bunları yaşatıyorlar. Hayatın her alanında mağdur olmayı başarıyorlar ve neredeyse ölülerden hesap soracaklar, biz buna teslim olmayacağız” dedi. Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesine ilişkin de konuşan Kerestecioğlu, bunun kadın düşmanlığı olduğunu söyledi.

     

  • Figen Yüksekdağ’ın vekilliği düşürüldü

    Figen Yüksekdağ’ın vekilliği düşürüldü

    HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın hakkındaki kesinleşmiş hapis cezası gerekçe gösterilerek vekilliği düşürüldü. Yüksekdağ hakkındaki karar Meclis’te okundu.

    HDP Eş Genel Başkanı ve Van Milletvekili Figen Yüksekdağ hakkında verilen ceza Yargıtay tarafından onaylandı. Meclis Genel Kurulu’nda Meclis Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı tarafından kararın okunması sonucunda Yüksekdağ’ın vekilliği düşürüldü.

    Ayrıntılar geliyor…

  • ‘Davutoğlu ve Erdoğan’la birlikte yargılanmalıyım’

    ‘Davutoğlu ve Erdoğan’la birlikte yargılanmalıyım’

    HDP’nin tutuklu Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Urfa’nın Suruç ilçesinde yaptığı bir konuşmadan dolayı açılan davada, “O dönemde söylediğim sözlerimi hala savunuyor ve doğruluğunu düşünüyorum” dedi.

    Yüksekdağ, 20 Temmuz 2015 tarihili konuşmada, HDP için ‘sırtını terör örgütüne dayayan parti’ diyenlere, “Anlamayanlara tekrardan buradan cevap veriyoruz. Biz sırtımızı Rojava’ya, Kobani’ye, IŞİD vahşetine karşı direnen halklara, insanlık mücadelesi yürüten YPG-YPJ’ye, PYD’ye dayıyoruz. Bunu söylemekte hiçbir sakınca görmüyoruz” karşılığını vermişti.

    Urfa Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede Yüksekdağ ‘terör örgütü propagandası’ ve ‘silahlı terör örgütü üyeliği’yle suçlanmıştı.

    “CUMHURBAŞKANIYLA BİRLİKTE YARGILANMALIYIM”

    Urfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada SEGBİS üzerinden savunmasını veren Yüksekdağ, hükümetin PYD’yle ‘tutarsız’ ilişkisine dikkat çekti.

    Konuşma yaptığı dönemde PYD ve YPG’nin ‘terörist’ kabul edilmediğini belirten Yüksekdağ, PYD Eş Başkanı Salih Müslim’in İstanbul ziyaretini hatırlattı:

    “PYD ile hükümet arasında pazarlıklar yapıldı. ‘Terör örgütü’ dedikleri siyasi gücün başkanı Salih Müslim İstanbul’da ağırlandı. Bu durumda benim yaptığım konuşma ne ki? ‘Terör örgütü’ lideriyle görüşüldü. İstanbul’da ona protokol uygulandı. 19-20 Temmuz’da ben o konuşmayı yaptığımda ne olmuştu?

    7 Haziran’da HDP seçimlerde başarı elde etmişti. Bundan dolayı bizi terörize etmek istediler. Benin hakkımda bu iddianameyi hazırlayan savcı bu suçun yüz mislini konuşan kişilere de hazırlayacak mı? Eğer bu suçtan yargılanıyorsam dönemin başbakanı Davutoğlu, müsteşarlar ve cumhurbaşkanıyla birlikte yargılanmam lazım. Burada iktidarın tutarsızlığı vardır. Burada alınacak en doğru karar beraattır.”

    Kürtlerle sağlıklı bir ittifak kurulması halinde ülkenin bu noktaya sürüklenmeyeceğini söyleyen HDP lideri, “O dönemde söylediğim sözlerimi hala savunuyor ve doğruluğunu düşünüyorum. Hakkımda terör örgütünü desteklediğim iddiasıyla dava açanlar bunun hesabını verecektir” dedi.

    ‘YPG VE  PYD NE ZAMAN TERÖR ÖRGÜTÜ SAYILDI?  

    Yüksekdağ’ın avukatlarından Sevda Çelik Özbingöl de “İddianameler kes kopyala yapıştır sistemiyle hazırlanıyor. Müvekkilimin suçlandığı suç dosyasında tek somut görsel kürsüde çekilmiş bir fotoğrafıdır. Biz YPG ve PYD’nin hangi tarihten itibaren terör örgütü olarak kabul edildiğini öğrenmek istiyoruz” diyerek beraat istedi.

    Talebi reddeden mahkeme, duruşmayı 16 Mart 2017 tarihine erteledi.