Etiket: gazi katliamı

  • Gazi Katliamı’nın 30. yılı: Katliamı yapanlar hesap vermedi!

    Gazi Katliamı’nın 30. yılı: Katliamı yapanlar hesap vermedi!

    PİRHA-Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde çoğu polis kurşunuyla 22 kişinin öldürüldüğü katliamın üzerinden 30 yıl geçti. Gazi Katliamı’nın failleri ve sorumluları hala cezalandırılmadı. 

    İstanbul’da 12 Mart 1995 akşamı, saat 20:45 sıralarında kimliği belirlenemeyen kişiler, gasp ettikleri bir taksi ile Gazi Mahallesinde bulunan Öntaş, Yavuz ve Dostlar kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesini silahla taradı. Saldırı sonucu 76 yaşındaki Alevi dedesi Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır 25 kişi yaralandı. Sonrasında saldırganlar kaçırdıkları taksinin şoförünü de öldürerek kayıplara karıştı.

    Saldırının duyulmasının ardından Gazi Mahallesi halkı sokağa çıkarak saldırıyı protesto etti. Polis halkın üzerine ateş açtı ve Mehmet Gündüz’ü katletti. Ertesi gün cenaze töreni için cemevi önünde toplanan binlerce kişiye ateş açıldı. Öğleden önce üç kişi, öğlenden sonra 12 kişi daha yaşamını yitirdi. Hepsi de kurşun yarasıyla ölmüştü. Aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok kişi yaralandı. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi, Zübeyde Hanım ile Esentepe mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Mahallelerin giriş ve çıkışlarına polis barikatı kuruldu ve giriş, çıkış polis kontrolünde yapıldı. Sokağa çıkma yasağı Gazi Mahallesi direnişini engelleyemedi. Bunun üzerine bölgeye askeri birlikler gönderildi.

    Bu arada, Ankara’da Gazi Katliamı ve sokağa çıkma yasağı Kızılay’da protesto edildi; polis eyleme saldırdı, 36 kişi yaralandı.

    ÜMRANİYE’DE DE 5 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

    Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi halkı da, Gazi Mahallesi’ndeki katliamı protesto etmek için 15 Mart’ta sokağa çıktı. Polis burada da halka ateş açtı. O gün 1 Mayıs Mahallesi’nde de beş kişi öldürüldü.

    HASAN OCAK KAYBEDİLDİ

    Dört gün içerisinde Gazi Mahallesi’nde 17 ve 1 Mayıs Mahallesi’nde beş olmak üzere toplam 22 kişi öldürüldü, 300’den fazla kişi de yaralandı. Yapılan otopsi sonucu olaylarda öldürülenlerden 17 kişinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

    Gazi Mahallesi direnişinde bulunan Hasan Ocak 21 Mart günü gözaltına alındı ve kaybedildi. Ailesinin ve kamuoyunun mücadelesi sonucu Hasan Ocak’ın cansız bedeni bulundu.

    DÖNEMİN YETKİLİLERİ YARGILANMADI

    Gazi Katliamı yaşandığında; İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’di. Polise yetki veren Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, “Bin operasyon yaptık” diyerek katliamı savunmuştu. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayları bastırmak için sokağa çıkma yasağı ilan edip Gazi Mahallesi’ni polis ablukasına aldırmıştı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe “Polis silah kullanmadı” demişti. Başbakan Tansu Çiller, “Vatan için kurşun yiyen de, atan da şereflidir” demişti. Süleyman Demirel ise Cumhurbaşkanıydı. Hiçbiri yargılanmadı.

    Gazi Katliamı, aradan geçen 30 yıla rağmen asıl failleri karanlıkta bırakıldı. Katliam sonrası açılan davada sanık koltuğuna sadece 20 polis oturtuldu. Ancak bunlar arasında üst düzey yetkililer yoktu. Güvenlik gerekçesiyle 3 şehir gezdirilen dava, sadece iki polisin 4 yıl 32 ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Faşistlerin Gazi ve Ümraniye’de katlettiği canlar, 1 Mayıs Mahallesi’nde anıldı -VİDEO

    Faşistlerin Gazi ve Ümraniye’de katlettiği canlar, 1 Mayıs Mahallesi’nde anıldı -VİDEO

    PİRHA-12 Mart 1995 yılında faşistlerin Alevilere yönelik yaptığı katliamı Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto eden kitleye ateş açılması sonucu yaşamını yitiren 5 kişi için yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı. PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya, katliamların üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen hala ne acıların ne de öfkenin dindiği belirtti.  

    12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilen katliam, 15 Mart’ta Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi’nde (1 Mayıs Mahallesi) protesto edilirken polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi yaşamını yitirmişti, 14 kişi yaralanmıştı. Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen hala gerçek sorumlular ortaya çıkarılmadı, katliam aydınlatılmadı.

    Yüzlerce yurttaş, İstanbul 1 Mayıs Mahallesi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevinde bir araya gelerek, katliamda hayatını kaybedenleri andı.

    Anmaya PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, Baba Mansur Ocağı evladı Haşim Kızılveren, Karakoçan Dernekler Federasyonu, Anadolu Yakası Dersim Derneği, Mazgirt Derneği, Türkiye İşçi Partisi(TİP), Partizan, KÖZ, Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF), Ezilenlerin Sosyalist Partisi(ESP), HDP 27. Dönem Milletvekili Musa Piroğlu katıldı.

    Cemevinde lokmaların pay edilmesinden sonra kitle, “12-15 Mart Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız”, “Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi şehitleri ölümsüzdür” yazılı pankart ile katliamın yaşandığı 30 Ağustos İlköğretim Okuluna doğru yürüdü. Kitle sık sık “Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Halkımız saflara hesap sormaya”, “Katil devlet hesap verecek”, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “1 Mayıs’ta düşenler kavgamızda yaşıyor”, “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganlarını attı.

    “GERÇEKLERİN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ”

    30 Ağustos İlköğretim Okulu önüne gelen kitlenin ortak basın açıklamasını PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya okudu.

    Kaya, peş peşe yaşanan 12-15 Mart Gazi ve Ümraniye katliamlarının 29. yıldönümünde ne acıların dindiğini ne de öfkelerin yatıştığını söyleyerek, “Acımız ve öfkemiz katliamların hesabının sorulacağı güne kadar da dinmeyecektir. Bu süreç boyunca göstermelik yargılamaların yapıldığı ve katliamın üstünü örten kararların verildiği 12-15 Mart katliam davalarının bizlere gösterdiği tek şey hukuk sisteminin bir tiyatrodan ibaret olduğu ve gerçeklerin üzerinin örtüldüğüdür. Tıpkı Sivas Madımak’ta, Maraş’ta, Koçgiri’de, Suruç’ta, Ankara Gar Katliamı’nda, Soma’da, Roboski’de olduğu gibi 16 Mart 1978 Beyazıt Katliamı, Halepçede olduğu gibi. Gerçeklerin yok sayılmaya çalışıldığı tarihin her sayfası kan ve katliamlarla dolu. 1995 12 Mart Gazi Mahallesi’nde devletin kontrgerilla çetelerinin saldırısı sonucu Alevi dedesi Halil Kaya’nın hayatını kaybettiği saldırıları protesto eden Gazi halkının üzerine ateş açılmış 18 kişi sokak ortasında katledilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMA KARŞI BÜYÜYEN HALKIN ÖFKESİ KATLİAMLA BASTIRILDI”

    Kaya, halka yönelik bu katliama karşı İstanbul ve ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşlerden birinin de Ümraniye’nin 1 Mayıs Mahallesi’nde olduğuna, 15 Mart günü 1 Mayıs Mahallesi halkının üzerine ateş açıldığına ve 5 kişinin katledildiğine dikkat çekerek, “Devlet, katliama karşı büyüyen halkın öfkesini 1 Mayıs Mahallesi’nde de katliama başvurarak bastırmaya çalışmıştır. Böylece 12-15 Mart 1995 tarihinde devletin katliamcı sayfasına bir yenisi daha eklenmiştir” dedi.

    “TECAVÜZ, UYUŞTURUCU SUÇUNDAN YARGILANANLARA, HAYVAN DÜŞMANLARINA ÖDÜL GİBİ CEZALAR VERİLMEKTEDİR”

    Ülkenin yangın yerini aratmayacak durumda olduğunu dile getiren Kaya, halkın açlık, yoksulluk ve sefalet içinde yaşamaya zorlandığını kaydetti. Açıklanan işsizlik rakamlarıyla işsizler ordusunun daha da büyüdüğünü gösterdiğini belirten Kaya, şunları söyledi:

    “Egemen sınıflar siyasal ve ekonomik krizin faturasını yoksul emekçi halka ödetirken en demokratik hakları dahi baskı altında tutmaktadır. Hapishanelerde tecrit içinde tecrit dayatılırken, tutsaklarla dayanışmanın suç haline dönüştüğü, tutsaklara para yatıran tutsak yakınlarının tutuklandığı saldırılar devam etmektedir. Yeni açılan S ve Y tipi hapishanelere götürülen siyasi tutsakların üzerindeki tecrit ve hak gaspları daha da ağırlaştırılırken taciz, tecavüz, uyuşturucu suçundan yargılananlara, hayvan düşmanlarına ödül gibi cezalar verilmektedir.”

    “İLİÇ’TE YAŞANAN DOĞA VE İŞÇİ KATLİAMI BUGÜNE KADAR YAŞANAN KATLİAMLARDAN AYRI VE BAĞIMSIZ DEĞİLDİR”

    Kaya, İliç’te yaşanan doğa ve işçi katliamının bugüne kadar yaşanan katliamlardan farksız olduğuna da dikkat çekerek şöyle konuştu:

    “İşçiler hiçbir iş güvenliği önlemi alınmaksızın çalışmaya zorlanıyor, hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında eriyen ücretler işçileri sefalete ve açlık koşullarına mahkum ediyor. Asgari ücrete yapılan zammın birkaç ay geçmeden eriyip gitmesi işçilerin insanca yaşam koşullarından ne kadar uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Erzincan İliç’te siyanürlü altın madeninde meydana gelen birikmiş toprağın çökmesi ve kayması sonucunda 9 işçi 17 şubattan bu yana toprağın altından çıkarılmayı bekliyor. Doğayı ranta ve talana açarak hem doğa katliamını hem insan yaşamını hiçe sayan devlet toprak altında kalan işçileri arama kurtarma çalışmalarını ikinci gün durdurmuştur. Bölgeye gitmek isteyen çevre örgütlerini, milletvekillerini alana sokmamıştır. İliç’te yaşanan doğa ve işçi katliamı da bugüne kadar yaşanan katliamlardan ayrı ve bağımsız değildir.”

    “ÖRGÜTLENMEKTEN BAŞKA BİR SEÇENEĞE SAHİP OLMADIĞIMIZI BİLİYORUZ”

    Kaya, son olarak şunları dile getirdi:

    “Bizler yaşanan katliamları unutmayacağımız gibi direnişleri ve halkın dayanışma ruhunu yaşatmaktan, büyütmekten asla vazgeçmeyeceğiz. 12-15 Mart’ta olduğu gibi yaşadığımız hiç bir katliama sessiz ve seyirci kalmayacağız. Egemen sınıfların tüm saldırısı halka örgütsüzlüğü dayatmaya, her türlü örgütlenmesini ve mücadelesini bastırmaya yöneliktir. Bizler 1 Mayıs Mahallesi’nin devrimci, demokratik ve ilerici güçleri olarak saldırılara karşı örgütlenmekten başka bir seçeneğe sahip olmadığımızı biliyoruz. Bu sebepledir ki direniş tarihimizden öğrenerek, örgütlenerek saldırılara ve katliamlara karşı koyuş içerisinde olacağımızı buradan bir kez daha ilan ediyoruz. 12-15 Mart’ı katliama çevirenler bilsinler ki halkın örgütlü gücüyle baş edemeyecekler ve mutlaka halk kazanacak, biz kazanacağız! 12-15 Mart şehitleri ölümsüzdür! Gazi Ümraniye Katliamı’nı unutma unutturma!”
    Anma, katliamın yaşandığı 30 Ağustos İlkokulu önüne karanfillerin bırakılmasıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yurdakadim: Cemevi Başkanlığı’ndan bir mum ışığı dahi göremedik, umarım görmeyiz-VİDEO

    Yurdakadim: Cemevi Başkanlığı’ndan bir mum ışığı dahi göremedik, umarım görmeyiz-VİDEO

    PİRHA – Dede Hamdi Yurdakadim, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerini eleştirdi. Alevi Ansiklopedisi projesini değerlendiren Dede Yurdakadim, “İslam ve Arap kültürü altına Aleviliği de sokmak istiyorlar. Bugüne kadar kurulan o cemevi başkanlığından bir mum ışığı dahi göremedik. Bundan sonra da umarım görmeyiz” ifadelerini kullandı.

    Seyit Kalender Veli Ocağı‘ndan Dede Hamdi Yurdakadim, 2022 yılında kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışmalarını değerlendirdi. Yurdakadim, iki yıllık süreçte Cemevi Başkanlığı’nın, Alevilik adına yapmış olduğu faaliyetlerin samimi olmadığının altını çizdi.

    “ACILARI TEDAVİ ETMEDEN CEMEVİ BAŞKANLIĞI KURULDU”

    Hükümetin öncelikle Alevilere yönelik katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini söyleyen Dede Hamdi Yurdakadim, şu hususlara değindi:

    “Daha dün büyük bir acımızın yıldönümüydü. 29 yıldır halen Adalet gelmedi. Gazi Mahallesi’nde yapılan, Aleviliğin yok edilmesi çabasıydı. Yıllardır Alevilik yok edilmeye çalışıldı, halen daha devam ediyor.
    Aleviliğin olmadığı yerde sultanlıklar başlar, adalet ve insan sevgisi olmaz, menfaatler ön plana gelir. Bugüne kadar Alevilerin haklarının hiçbiri verilmedi. Üniversite bitiren çocuklarımıza bir bakın. Acılarımız bitmedi. Gençlerimize bakınca acılarım tazeleniyor. Katliam yıl dönümlerinde yine yeni acılarımız tazeleniyor. Çocuklarımız iş alanlarında köle gibi kullanılıyor. Artık bu acıları taşıyacak durumda değiliz. Bu nedenle acıları tedavi etmeden Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Ancak bu bizim için çözüm değil. Önce bizim okuyan çocuklarımızın hakkını verin, okullardan imamları çekin ve çocuklarımıza ilim verin.

    “YAPILANLAR BİR KAHVE FİNCANINI DOLDURMAZ”

    Cemevi Başkanlığı kurulduktan sonra neler yaşattılar gözlerimiz görüyor. Bugün okullara mezar maketi getirip çocukları başlarına dikiyor ve ağıt yakmayı öğretiyorlar. Zaten yıllardır bizi ağlatıyorsunuz, daha doymadınız mı? Diyanetten bir memur geliyor, onlar imam da değil hafız’dır; onları getiriyorlar çocuklara ağıt yakmayı, Arapça Kur’an okutmayı, dua ettirmeyi öğretiyorlar. Ama bunlarla bir yere varamazlar. Şimdi Cemevi Başkanlığı kuruldu bu sorunları çözdü mü? Çözemez. Süslü püslü cemevi yaptırmakla ne kazandınız? 2 yılda nereye geldiniz? Yaptıklarını yakından takip ediyorum. Yapılanlar bir kahve fincanını dahi doldurmaz. Yaptıkları boş işler. Çünkü orayı bir saltanat için kurdunuz. Gerçek Alevi dedesi saltanat peşinde gezmez. Onların yanında olan kişilerin dedeliklerinden de ocaklarından da şüpheleniyorum.”

    “ÖNCE MİLLİ EĞİTİMİN İÇERİSİNDEN DİNİ ÇIKARIN”

    Dede Hamdi Yurdakadim, devletin eğer Aleviliğe yönelik hizmet amacı varsa öncelikle Alevilere ait dergah ve türbelerden elini çekmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Dede Yurdakadim, “Öncelikle türbelerimizden camilerini çek ki ben bu başkanlığın bir görev yaptığını anlayıp bileyim. Üniversite bitirmiş bir gencimiz, verdiği emeğin karşılığını bulamıyor ve işe giremiyorsa ve ben dede olarak bakanlık davetiyle Kerbela’da geziyorsam nefsime gidiyorumdur. Nefsinde gezen tazının da avı yenmez kardeşim! Onun için diyorum ki önce acılarımıza bir çözüm bulun ondan sonra beraber olalım. Önce şu eğitimin içerisinden dini çekip çıkarın. Madem öyle neden Alevinin kültürüne yer vermiyorsun?” diye de sordu?

    “BİR MUM IŞIĞI DAHİ GÖREMEDİK”

    Dede Hamdi Yurdakadim, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından hazırlanan Alevi ansiklopedisi çalışmasını da eleştirdi. “Böyle bir çalışma ancak asimilasyon içerir” diyen Yurdakadim, sözlerinin şu cümlelerle sürdürdü:

    “Öncelikle onlar cemevlerinin içtihatını bilmeli. Alevi kültürüne böyle saldırmasınlar. Bir Sünni ve imam hatipli biri gelip de benim Aleviliğimi gündeme getirip bir çalışma yapıyorsa orada şüphe ararım. Çünkü siz ancak Allah’a kulluğu, peygamber ümmetliğini bilirsiniz. Bizim bugün ‘softa’ dediğimiz, menfaati peşinde gezen dedelerimiz de bunları bilmiyor. Bu ansiklopediyi hazırlayacaklar, eminim ki semahımızın dahi anlamını, bizim için kutsallığını bilmiyordur. İslam ve Arap kültürü altına Aleviliği de sokmak istiyorlar. Ancak ben buna karşıyım. Bugüne kadar kurulan o Cemevi Başkanlığı’ndan bir mum ışığı dahi göremedik, bundan sonra da umarım görmeyiz.

    “‘HADDİNİ BİL’ DEMEK İSTİYORUM”

    Hacı Bektaş Veli efendimizin bize bıraktığı en büyük eserlerden biri ‘Eline, diline, beline sahip ol’ sözüdür. Ben de buna ek olarak ‘haddini bil’ demek istiyorum. ‘El’ dediğimiz vatan toprağıdır ve buna sahip olacaksın. Ayrıca ana diline de sahip çıkacaksın. Bel ile de soyuna sahip çıkman gerektiğini bileceksin.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Gazi ve benzer nitelikteki katliamlardan siyasi irade doğrudan sorumludur’

    ‘Gazi ve benzer nitelikteki katliamlardan siyasi irade doğrudan sorumludur’

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Gazi Katliamı’nın 29. yıldönümü sebebiyle açıklama yaptı. Katliamın merkezinde Alevilerin olduğuna işaret edilen yazılı açıklamada Bu operasyon gayri nizami yapılarla başlatılmış, resmi kolluk güçlerinin katılımıyla sürdürülmüş ve dosya 18 Aralık 2023 de kapatılarak hukuk ayağıyla tamamlanmıştır.” denildi.

    Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995’te başlayan katliam, 15 Mart’a kadar birçok semte yayılarak devam etti. 23 Kişi yaşamını yitirirken, 408 kişi de yaralandı. Katliamın üzerinden 29 yıl geçti ancak yapılan yargılamalar halkta daha fazla öfkeye sebep oldu.

    “TÜM ÜLKEYE BİLEREK CANLI YAYIN SERVİS EDİLMİŞTİR”

    DAD Genel Merkezi de Gazi Katliamı’nın yıldönümü sebebiyle açıklama yaptı. 1995 yılında yapılan katliamın, TV kanallarında canlı verilmesinin bir amaç barındırdığını belirten DAD Genel Merkezi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu gün 12 Mart ve halklarımıza, tüm ötekileştirilenlere karşı işlenen sistematik suç zincirinin halkalarından biri olan Gazi katliamının 29. yıl dönümü. Bilmekte ve yaşamakta olduğumuz üzere bir takvim yılının tüm günleri artık bu toprakların ötekileştirilenlerine, emeği sömürülenlerine, kadınları ve gençliğine, devrimci-demokratlarına, doğasına karşı işlenen birden fazla suçla anılmaktadır.

    12 Mart 1995 Gazi katliamı bu toprakların kadim halklarından Alevileri merkeze koyan bir provakasyonla hak mücadelesi vermekte olan tüm ötekileştirilenleri hedefe koymuş; emekçilerin, kadınların, devrimci-demokratların, Alevi ve Kürt halklarının yükselen ve buluşma eğilimi gösteren mücadeleleri karşısında iktidarcı güçlerin pervasızca gerçekleştirdikleri bir saldırı olmuştur. Bu saldırı göstermiştir ki sistemin “ötekisi” olanların bir araya gelmesi, zulme karşı mücadele etmesi hegemonik güçleri korkutmaktadır.

    Yoğunlukla Alevilerin gittiği üç mekânın taranması, insanlarımızın katledilmesi ve yaralanmasıyla başlatılan bu planlı saldırı; cenazelerin kaldırılması ve katliamın protesto edilmesi eylemlerine resmi kolluk kuvvetlerinin hedef gözeterek müdahale etmesiyle devam etmiş, hayatını kaybeden insanlarımızın sayısı 22’ye yükselmiş, yüzlercesi yaralanmış, yaralanan ve katledilen insanlarımız hayasızca yerlerde sürüklenmiş, tüm ülkeye de bilerek, isteyerek canlı yayın servis edilmiştir. Canlı yayında katliamın verilmesi hakikat ve özgürlük arayışında olanları korkutmak, birlik içinde olunduğunda başlarına nelerin geleceğini göstermektir, mücadele edenlere geri adım attırmaktır.

    Bu operasyon gayri nizami yapılarla başlatılmış, resmi kolluk güçlerinin katılımıyla sürdürülmüş ve dosya 18 Aralık 2023 de kapatılarak hukuk ayağıyla tamamlanmıştır. Onlarca insanımızı katledip yüzlercesini yaralayan, binlercesine şiddet uygulayan katil ve suçlular neticede aklanarak beraat ettirilmiş, halkımıza karşı işlenen bu suç örtbas edilip unutturulmak istenmiştir.

    SİYASİ İRADE DOĞRUDAN SORUMLUDUR”

    Bu kanlı saldırıları planlayıp organize edenler, tetikçilik yapanlar açığa çıkarılıp yargılanmamış, devletin önemli makam ve mevkilerini işgal etmekte olan dönem yetkililerinden hiç biri netice itibarıyla sorumluluk üstlenmemiş, hesap vermemiş, adalet tecelli etmemiştir. Gazi ve benzer nitelikteki katliamlardan tek tipçi zihniyet ve siyasi irade doğrudan sorumludur. Bu fiillerin birkaç gözü dönmüş katilin işi olmadığını ve neyi hedeflediklerini bilmekteyiz.

    Biz Alevilerin ve tüm halklarımızın vicdanında ebediyen mahkum ve suçlusunuz. Yolumuza, toplumsal varlığımıza, insani haklarımıza karşı işlediğiniz sayısız suç bizi hak mücadelesinden alıkoyamamış, alıkoyamayacaktır.

    Acımız ve öfkemiz büyüktür, hak mücadelemiz ve direnişimiz bakidir. 29. yıldönümünde Gazi şehitlerimizi saygıyla anıyor, huzurlarında dara duruyor, mazlumların rızalı-ikrarlı birliğiyle demokratik cumhuriyeti inşa edene dek mücadeleyi sürdüreceğimize söz veriyoruz.

    12 Mart Gazi katliamını unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. Katledilen canların anılarının önünde dardayız.

    Mekân Rızasız, Zaman Sahipsiz, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazi Katliamı’nın 29. yılında kitlesel anma: Unutturmayacağız, hesap soracağız!-VİDEO

    Gazi Katliamı’nın 29. yılında kitlesel anma: Unutturmayacağız, hesap soracağız!-VİDEO

    PİRHA- 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde faşistlerin gerçekleştirdiği ve 22 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın 29. yıldönümünde katliam lanetlendi. Gazi Cemevi’nden eski karakola yüzlerce kişi yürüyüş yaparak, katliamın bir ‘devlet organizasyonu’ olduğuna dikkat çekti. Anmada, 23 yıl sonra yeniden açılan katliam davasında sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesine de tepki gösterildi.

    12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde üç kıraathane ve bir pastanenin faşistler çeteler tarafından taranması ve sonrasında Ümraniye’ye uzanan saldırıların ardından 22 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi yaralandı. Katliamın 29. yılında 12 Mart Platformu, Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi Mahallesi halkının çağrısıyla düzenlenen anma töreni için Gazi Cemevi önünde buluşuldu. Gazi Cemevi etrafı anma programı öncesinde polis tarafından ablukaya alındı. Gazi Cemevi önündeki toplanan kitle katliamın yapıldığı eski karakol önüne yürüdü.

    ÇOK SAYIDA KİŞİ KATILDI

    12 Mart Platformu’nun çağrısıyla yapılan anmaya Gazi ve Ümraniye katliamlarında hayatlarını kaybedenlerin yakınları, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, DEM Parti Milletvekilleri Celal Fırat, Kezban Konukçu, DEM Parti İBB Eş Başkan adayları Murat Çepni ve Meral Danış Bektaş, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Sözcüsü Özge Akman, Gezi Direnişi’nde hayatını kaybeden Berkin Elvan’ın ailesi, Alevi kurumları, siyasi parti ve yöre derneklerinin temsilcileri ile mahalle halkı katıldı.

    KATLEDİLENLERİN İSMİ OKUNDU

    Yürüyüş sırasında ayrıca sık sık “Gazi’yi unutma unutturma”, “Gazi’nin hesabı sorulacak”, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Anaların öfkesi katilleri boğacak”, “Katiller halka hesap verecek”, “Hükümet istifa”  sloganları atıldı. Katliamda hayatını kaybedenlerin isimleri okunarak ‘Yaşıyor’ denildi.

    KARANFİLLER BIRAKILDI

    Yürüyüşün ardından katliamın yaşandığı eski postane önünde bir araya gelen kitle yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Saldırıların yaşandığı noktalara kırmızı karanfiller bırakıldı, “Unutmayacağız” denildi.

    “SALDIRI ALEVİSİ, SÜNNİSİ TÜM HALKAYDI”

    Burada yapılan basın açıklamasını, katliamda hayatını kaybeden Dilek Şimşek’in kardeşi Erkan Şimşek okudu. Şimşek, “Gazi halkı provokasyonu yapanı da yaptıranı da nedenini de biliyordu. Amaç Gazi’de devrimci muhalefeti sindirmek ve tüm devrimci, demokrat halka gözdağı vermekti. Saldırı Alevisi, Sünnisiyle tüm halka idi” dedi.

    SORUMLULARIN CEZALANDIRILMASI ÇAĞRISI

    Şimşek, katillerin polislerin arasında rahatça kaybolması üzerine halkın karakola yürüdüğünü ve burada da polislerin halkı taradığını ifade etti. Şimşek, 22 kişinin katledildiği ve yüzlerce kişinin de yaralandığını anımsatarak, “Günlerce ülkenin gündemine oturan direnişte basında çok net görüldüğü üzere vuranların kim olduğu belli olmasına rağmen, açılan göstermelik davada yargılanan katiller cezalandırılmadı. Gazi’de yaşanan bu katliamdan dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü-istihbarat Daire Başkanı Hanife Avcı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve bunların tetikçileri sorumludur ve cezalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    GAZİ MEZARLIĞI’NDA ANMA

    Kitle, basın açıklamasının ardından şehitleri anmak için Gazi Mezarlığı’na yürüyüşe geçti. Mezarlıkta yapılan açıklamada katliamda hayatını kaybedenlerin ailesinden Cemal Poyraz ve Cumartesi Anneleri adına ise Hanife Yıldız kısa birer konuşma yaptı. Konuşmaların ardından Haşim Kızılveren Dede gülbeng okudu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • FEDA: Gazi Katliamı’nı unutmadık; Alevileri sindirmek için katliamcı saldırılar yapılıyor

    FEDA: Gazi Katliamı’nı unutmadık; Alevileri sindirmek için katliamcı saldırılar yapılıyor

    PİRHA- Alevilerin faşist güçler tarafından katledildiği Gazi Katliamı’nın 29. yılı nedeniyle yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), mahallede yaşama tutunmaya çalışan yoksul Alevilerin/Kürt Alevilerin katledildiğini ifade etti. Açıklamada Alevileri sindirmek, Kürtlerle buluşmasını önlemek için katliamcı saldırıların yapıldığı kaydedildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) yazılı bir açıklama yaparak, “Gazi Katliamını unutmadık” dedi. Gazi Mahallesinde yaşayan yoksul Alevilerin yaşadığını vurgulayan FEDA, mahalleye 12 Mart 1995 yılında katliamcı bir saldırı yapıldığını hatırlattı.

    Gazi Katliamı ile tarihsel Alevi düşmanlığının bitirilmediğinin bir kez daha görüldüğünü belirten FEDA açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Gazi Mahallesi sıvasız gecekonduları, çamurlu yollarıyla İstanbul’un kenar mahallelerinden birisiydi. Önce Dersim’den, Sivas’tan, Maraş’tan gelen Alevi halkın sonra da Kürdistan’ın boşaltılan köylülerinden gelen yoksul Kürt Alevilerinin yoğun olarak gecekondularında yaşama tutunmaya çalıştıkları bir mahalleydi. Bu mahalleye 12 Mart 1995 yılında katliamcı bir saldırı yapıldı.

    Bundan 26 yıl önce, Kürt iş insanları için ölüm listeleri hazırlayan Tansu Çiller başbakan, “bin operasyoncu” Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürüyken, Gazi Mahallesi’nde sözde kimliği belirsiz saldırganlar saat 20.30’da otomatik silahlarla taramışlardır.
    Bu alçakça saldırıya tepki gösteren Gazi halkı, yapılan saldırıyı kınamak için sokağa çıkmış, suçluların bulunmasını istemiştir. Türk devleti Gazi Mahallesi halkının bu meşru ve haklı tepkisine de saldırmıştır. Gazi Mahallesi, Ümraniye- 1 Mayıs Mahallesi ve Gülsuyu Mahallesi’ nde tepki göstere halka devlet 3 gün boyunca saldırılarını sürdürmüş ve 22. kişiyi katletmiştir.

    Bu günler boyunca Aleviler, Kürtler ve devrimciler hedef olarak belirlenmişti. Devlet, gördüğü her yerde mazlumların kanını akıtmaya çalışmıştır. Zulmün ve zorbalığın hükmü hakim kılınmak isteniyordu.
    Onlarca canımızın katledildiği bu katliamı Türk devletinin ilgili merkezleri planlamış, gerçekleştirmişlerdir. Gazi Katliamı, dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın yaptığını itiraf ettiği bin operasyondan birisidir.

    “YEŞİL GİBİ ONLARCA SERİ KATİL KOL GEZİYORDU”

    Türk devleti yaptığı bu katliamla, tarihsel Alevi düşmanlığı bitirmediğini bir kez daha göstermiştir.
    Ancak Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı geliştirilmiş olan bu tarihsel düşmanlık dışından güncel nedenleri de bulunmaktaydı. Türk devleti, bugün olduğu gibi o günde Kürt halkına karşı kanlı ve kirli bir savaş sürdürmektedir. Kürt halkının yaşadığı binlerce köy yakılmıştı. Kürt iş insanları kaçırılıyor ve kuytu köşelerde kalleşçe katlediliyordu. Topal Osman’ın torunlarından Yeşil gibi onlarca seri katil kol geziyordu.”

    Kürtlere karşı yapılan kirli savaşın tüm toplum kesimlerini derinden etkilediğinin belirtildiği açıklamada, Alevileri sindirmek, Kürtlerle buluşmasını önlemek için katliamcı saldırıların yapıldığı kaydedildi.

    “KATLİAMLARA KARŞI DOĞRU POZİSYONDA OLMALIYIZ”

    “FEDA olarak bizler bu katliamın hesabının sorulmasını dün de istedik, bugün de istemeye devam ediyoruz” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Demokrasi güçleri 31 Mart yerel seçimlerini hesap sorma mücadelesinin önemli bir kazancına dönüştürmeliyiz. Biz Aleviler, yaşatılan katliamların ve soykırımların hesabını sormak ve önümüzdeki günlerde daha büyük katliamlara ve soykırımlara karşı doğru pozisyon içinde olmak zorundayız. Bu yerel seçimlerde kim Alevilerin demokratik taleplerini kabul ediyorsa, kim Alevilerin asimilasyonuna karşı çıkıyorsa oyumuzu onlardan yana kullanacağız.
    Daha da önemlisi Türk devletini yöneten AKP/MHP faşist bloku, önümüzdeki günlerde Kürtlere ve Kürdistan’a yönelik daha kanlı bir savaşa hazırlandığı gerçeğidir. Bu kirli savaş, aynı zamanda biz Alevilere karşı bir savaşa da dönüşebilir. O nedenle bu seçimlerde, kirli savaşı önleyecek tek parti olan DEM Parti’ye oy vermenin, her Alevinin dönemin görevi olduğunu düşünüyoruz. Gazi Katliamı’nın hesabını sormak, demokrasi güçleri ile saf tutmaktan geçiyor.
    Gazi’nin ve tüm katliam ve soykırımların hesabı sorulacaktır! Katliamlara ve savaşa karşı demokratik cumhuriyet!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gazi Mahallesi’nde toplanan kitle yürüyor; polis ablukada-VİDEO

    Gazi Mahallesi’nde toplanan kitle yürüyor; polis ablukada-VİDEO

    PİRHA- Gazi Katliamı’nın 29. yılı dolayısıyla yapılacak anma için Gazi Cemevi önünde toplanan kitle yürüyüşe geçti.  

    29 yıl önce 22 kişinin katledildiği Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için bir araya gelen kitle Gazi Cemevi önünde toplanmaya başladı. Yüzlerce kişinin toplandığı Gazi Cemevi önünden yürümek isteyen kitleye polis barikat oluşturdu.

    Yürüyüşte çok sayıda yurttaşın yanı sıra DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ile DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayları Murat Çepni ve Meral Danış Beştaş da yerini aldı.

    Katliamda yaşamını yitirenleri anmak için bir araya gelen kitle, sloganlarla eski karakola doğru yürüyüşe geçti.

    29. yılında Gazi Mahallesi’nde polis mahalleyi ablukaya aldı.

    Kitle, “Gazi’den Ümraniye’ye Adalet İstiyoruz” pankartının arkasında “Gazi Şehitleri Ölümsüzdür” sloganlarıyla yürüyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi çatı örgütleri: Gazi Katliamı bir devlet organizasyonuydu; hesap soracağız!

    Alevi çatı örgütleri: Gazi Katliamı bir devlet organizasyonuydu; hesap soracağız!

    PİRHA- Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı kontrgerilla ve devlet güçlerinin işbirliğiyle gerçekleştirilen bir katliam olduğunu belirten Alevi çatı örgütleri, katliamın hesabını mutlaka sorulacağını, davanın üzerinin örtülerek unutturulmasına izin vermeyeceklerini kaydetti.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan ve Alevilerin gittiği kahvehanelere, bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te kontrgerilla elamanlarının saldırması sonucu resmi verilere göre 22 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi ise yaralandı.

    28. yılına giren Gazi Katliamı’na dair Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ortak açıklama yayınladı.

    Açıklamada, Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam olduğuna vurgu yaparak, tıpkı Madımak Katliamı’nda olduğu gibi Gazi Katliamı’nda da sorumluluğu bulunan devlet yetkililerinin milletvekili, hatta bakan yapılarak ödüllendirildiği ifade edildi.

    “29 YIL ÖNCE ALEVİLER KATLEDİLDİ”

    Alevi çatı kurumlarının açıklaması şöyle:

    “12 Mart 1995’te kontrgerilla çetelerinin saldırması sonucu Dede Halil Kaya katledilirken, 5’i ağır olmak üzere 25 kişi yaralandı. İstanbul Gazi Mahallesi ve Ümraniye’de, bundan tam 29 yıl önce Aleviler katledildi.

    Bu saldırının üzerine mahalle karakoluna doğru yürüyüşe geçen halkın üzerine polis hedef alarak ateş açtı ve bir yurttaş daha polis kurşunuyla hayatını kaybetti. Ertesi gün saldırıları protesto etmek için, çoğunluğu Alevi, binlerce yurttaş İstanbul’un her yerinden Gazi Mahallesi’ne geldi. Saldırılar bir türlü bitmiyordu, burada emniyet güçleri halkın üzerine ateş açtı ve 15 yurttaşımız daha katledildi. Karanlık güçler işbaşındaydı. Daha 2 Temmuz katliamının üzerinden iki yıl geçmişti ki bu sefer İstanbul’da Aleviler katliama maruz kalıyordu. İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde başta Aleviler olmak üzere, yüzbinlerce yurttaş, yaşanan bu katliamı protesto etmek için sokağa çıktı. 15 Mart’ta Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde polisin ateş açması sonucu 5 yurttaşımız daha katledildi. Sonuç dehşet vericiydi, 12-15 Mart tarihleri arasında yani üç günde devam eden saldırılarda onlarca canımız katledildi, yüzlercesi de yaralandı.

    “ALEVİLERE DÖNÜK KATLİAM POLİTİKASININ DEVAMI”

    Biz bu katliam pratiğini daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Ortaca ve Sivas’ta defalarca yaşadık. Ne gidenlerimizi ne de kalanlarımızı unutmadığımız gibi bu katliamı yapan ve yaptıranlara karşı verdiğimiz eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelemizden asla taviz vermeden yürümeye devam ettik ve ediyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden baskı ve katliam politikalarının bir devamıdır. Aynı zihniyet bu gün de, içimizdeki hain ve işbirlikçiler aracılığı ile iş başındadır. Tarih boyunca uğradığımız tüm saldırılara ve inkar politikalarına karşın, Aleviler dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacak.

    “KATİLLERİN KİM OLDUĞUNU BİLİYORUZ!”

    Dün olduğu gibi bugün de eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren tüm çevrelerle omuz omuza, zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam edeceğiz. Aradan geçen 29 yıla rağmen Gazi ve Ümraniye’de katledilen canlarımızı unutmadık. Katliamı başlatan, saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çete mensupları hiçbir zaman bulun(a)madı. Ama biz onların kimler olduğunu biliyoruz. Onlar korkaklığın, kahpeliğin, hainliğin mirasçıları, biz ise dostluğun, dayanışmanın, onurlu direnişin sembolü Şah Kalenderlerin, Pir Sultanların, Şey Bedreddinlerin mirasçılarıyız.

    “UNUTMAYACAĞIZ, HESAP SORACAĞIZ!”

    Gazi ve Ümraniye katliamlarında hedef gözeterek birçok canımızı katlettikleri görüntülerle ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan polislere göstermelik cezalar verildi. Katliam davası kaçırılarak şehir şehir gezdirildi. Daha önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi bu katliamda da sorumluluğu bulunan devlet yetkilileri milletvekili ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildi. Tıpkı Madımak katilleri gibi. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu katliamın hesabını mutlaka soracağız ve üzerinin örtülerek unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. 29. yılında Gazi ve Ümraniye’de katledilen tüm canlarımızı saygıyla anıyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız!”

     

  • CANLI / Gazi Katliamı’nın 29. Yılı

    CANLI / Gazi Katliamı’nın 29. Yılı

    12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde yaşanan Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenler anılıyor.

  • ‘Gazi Katliamı’nda sorumlu olan tüm yetkililer yargılanmalı’

    ‘Gazi Katliamı’nda sorumlu olan tüm yetkililer yargılanmalı’

    PİRHA – DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu, Gazi Katliamı’nın 29. yılında açıklama yaptı. 23 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın devlet desteğiyle yapıldığını belirten komisyon sözcüleri, “Katliam sonrası çeşitli makamlarla ödüllendirilen sorumluların hepsi yargılanmalıdır” dedi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu-Mahfuz Güleryüz, 12 Mart 1995’te faşistlerin yaptığı Gazi Katliamı’na dair açıklama yaptı.

    22 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin de yaralandığı katliama ilişkin yapılan yazılı açıklamada, sorumlu olan tüm yetkililerin milletvekili ve bakan yapılarak ödüllendirildiği ifade edildi.

    “SORUMLULAR MİLLETVEKİLİ VE BAKAN YAPILDI”

    Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu ile Mahfuz Güleryüz, katliamda sorumluluğu olanların yeniden yargılanması gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

    “Gazi’de katledilen canlarımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde Alevilerin gittiği 3 kahvehanenin taranmasıyla başlayan ve farklı mahallelere yayılarak dört gün süren saldırılarda Gazi Mahallesi ve Ümraniye’de 23 canımız katledildi, 653 canımız yaralandı. Devlet güçlerinin, Alevi canları aleni olarak hedef aldığı görüntülerle sabit olmasına rağmen bugüne kadar katiller korundu. Hedef gözeterek birçok insanımızı katlettikleri görüntüler ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan katil polislere göstermelik cezalar verildi. Daha önceki pek çok katliamda olduğu gibi Gazi Katliamı’nda da sorumlu olan tüm yetkililer milletvekili ve bakan yapılarak ödüllendirildi.

    Gazi ve Ümraniye’de yaşanan katliamı ne yazık ki bir hukuk katliamı izledi. İstanbul 12. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, mağdur avukatlarının belirttiği hiçbir iddiayı araştırmadan ve AİHM kararında işaret edilen hiçbir çelişkiyi gidermeden yargılanan 231 polisin beraatine karar verdi ve 29 yıllık dosyayı zamanaşımına 2 yıl kala 18 Aralık 2023’te kapattı. Gazi Mahallesi bugün de devlet destekli uyuşturucu ve fuhuş çetelerine teslim edilmeye çalışılıyor. Kimliksizleştirip yozlaştırma yöntemiyle başka çeşit katliam ve asimilasyon saldırıları sürdürülüyor.

    29 yıl önce gerçekleşen Gazi ve Ümraniye katliamlarıyla gerçek bir yüzleşme yapılması için öncelikle adalet sağlanmalıdır. Bunun için saldırının bütün kontrgerilla bağlantıları net bir şekilde ortaya konmalıdır. Dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul İl Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakanı Tansu Çiller, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ile Veli Küçük, Osman Gürbüz ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım başta olmak üzere katliam sonrası çeşitli makamlarla ödüllendirilen sorumluların hepsi yargılanmalıdır. Bu suçu devletin gücünü kullanarak işleyenleri açığa çıkaracak etkili yöntemler ile yeniden soruşturma ve yargılama yapılmalıdır.

    Ne yapılırsa yapılsın bizler bu katliamın hesabını soracağız ve üstünün kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Gazi ve Ümraniye’de yitirdiğimiz canlarımızı unutmadık, unutturmayacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Gazi Katliamı 29. yılında: Katliamın üstü örtüldü, failler yargılanmadı

    Gazi Katliamı 29. yılında: Katliamın üstü örtüldü, failler yargılanmadı

    PİRHA-Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde çoğu polis kurşunuyla 22 kişinin öldürüldüğü katliamın üzerinden 29 yıl geçti. Gazi Katliamı’nın failleri ve sorumluları hala cezalandırılmadı. 

    İstanbul’da 12 Mart 1995 akşamı, saat 20:45 sıralarında kimliği belirlenemeyen kişiler, gasp ettikleri bir taksi ile Gazi Mahallesinde bulunan Öntaş, Yavuz ve Dostlar kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesini silahla taradı. Saldırı sonucu 76 yaşındaki Alevi dedesi Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır 25 kişi yaralandı. Sonrasında saldırganlar kaçırdıkları taksinin şoförünü de öldürerek kayıplara karıştı.

    Saldırının duyulmasının ardından Gazi Mahallesi halkı sokağa çıkarak saldırıyı protesto etti. Polis halkın üzerine ateş açtı ve Mehmet Gündüz’ü katletti. Ertesi gün cenaze töreni için cemevi önünde toplanan binlerce kişiye ateş açıldı. Öğleden önce üç kişi, öğlenden sonra 12 kişi daha yaşamını yitirdi. Hepsi de kurşun yarasıyla ölmüştü. Aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok kişi yaralandı. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi, Zübeyde Hanım ile Esentepe mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Mahallelerin giriş ve çıkışlarına polis barikatı kuruldu ve giriş, çıkış polis kontrolünde yapıldı. Sokağa çıkma yasağı Gazi Mahallesi direnişini engelleyemedi. Bunun üzerine bölgeye askeri birlikler gönderildi.

    Bu arada, Ankara’da Gazi Katliamı ve sokağa çıkma yasağı Kızılay’da protesto edildi; polis eyleme saldırdı, 36 kişi yaralandı.

    ÜMRANİYE’DE DE 5 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

    Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi halkı da, Gazi Mahallesi’ndeki katliamı protesto etmek için 15 Mart’ta sokağa çıktı. Polis burada da halka ateş açtı. O gün 1 Mayıs Mahallesi’nde de beş kişi öldürüldü.

    HASAN OCAK KAYBEDİLDİ

    Dört gün içerisinde Gazi Mahallesi’nde 17 ve 1 Mayıs Mahallesi’nde beş olmak üzere toplam 22 kişi öldürüldü, 300’den fazla kişi de yaralandı. Yapılan otopsi sonucu olaylarda öldürülenlerden 17 kişinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

    Gazi Mahallesi direnişinde bulunan Hasan Ocak 21 Mart günü gözaltına alındı ve kaybedildi. Ailesinin ve kamuoyunun mücadelesi sonucu Hasan Ocak’ın cansız bedeni bulundu.

    DÖNEMİN YETKİLİLERİ YARGILANMADI

    Gazi Katliamı yaşandığında; İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’di. Polise yetki veren Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, “Bin operasyon yaptık” diyerek katliamı savunmuştu. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayları bastırmak için sokağa çıkma yasağı ilan edip Gazi Mahallesi’ni polis ablukasına aldırmıştı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe “Polis silah kullanmadı” demişti. Başbakan Tansu Çiller, “Vatan için kurşun yiyen de, atan da şereflidir” demişti. Süleyman Demirel ise Cumhurbaşkanıydı. Hiçbiri yargılanmadı.

    Gazi Katliamı, aradan geçen 28yıla rağmen asıl failleri karanlıkta bırakıldı. Katliam sonrası açılan davada sanık koltuğuna sadece 20 polis oturtuldu. Ancak bunlar arasında üst düzey yetkililer yoktu. Güvenlik gerekçesiyle 3 şehir gezdirilen dava, sadece iki polisin 4 yıl 32 ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • 12 Mart Gazi Şehitlerini anma paneli: Alevi katliamlarının hepsi planlıydı-VİDEO

    12 Mart Gazi Şehitlerini anma paneli: Alevi katliamlarının hepsi planlıydı-VİDEO

    PİRHA- AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi, 12 Mart Gazi Katliamı’nda yaşamını yitirenleri düzenlediği panelle andı. Gazi şehide Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz “Biz bu acıları hep yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz. Benim Zeynep’im gitti, senin Zeynep’in gitmesin. Bizim tüm çabamız bundan dolayı” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi ‘Gazi’den Ümraniye’ye Adalet istiyoruz’ şiarıyla panel düzenlendi. Panelde 12 Mart Gazi Katliamı’na giden süreç ve sonrasında Aleviler’in hak arama mücadelesinin konu edildiği panelde konuşmacı olarak Gazi Şehitleri Aileleri adına Cemal Poyraz ve Müşerref Bingöl, katliam davası avukatlarından Keleş Öztürk, dönemin Gazi Mahallesi muhtarı Nevzat Altun, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş yer alırken moderatörlüğü Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yönetim kurulu üyesi İmam Balsever yaptı.

    “İNANCIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    İlk konuşmayı yapan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş “Şehitlerimizi anmak için buradayız. Tarihimiz katliamlarla, sürgünlerle dolu. Bizler gerek Gazi’de Gezi’de, Maraş’ta, Koçgiri’de bu katliamları yaşadık. Şunu unutmasınlar bizler katledilerek ne düşüncemizden ne de inancımızdan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bugün burada bulunan siz değerli canları bir daha bu katliamlar olmasın diye zalimin zulmüne direnen canlarınızı anmak için her yıl olduğu orada görmek bizlere güç verecektir” diye konuştu.

    “MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”
    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş söz alarak, “Bütün canlarımızı, bütün şehitlerimizi anmak için hepinizi 12 Mart’ta Gazi Cemevi önüne bekliyoruz. Bu ülkedeki hukuk, adalet, demokrasi için gerek Alevi canlarımız gerek demokrat canlarımız bedel ödedi. Tek amaçları bu ülkedeki 86 milyonun kardeşçe yaşamasıydı. Bundan sonra da böyle devam edecektir. Demokratik alanda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Geçmişte bunun uğrunda bedel ödeyenlere borcumuzdur” dedi.

    “ALEVİ KATLİAMLARININ HEPSİ PLANLIYDI”
    Ardından söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz ise şunları dile getirdi: “Bugüne dek yaşanan Alevi katliamları ne tesadüftür ne de spontane gelişmiştir. Ben de o zamanın canlı tanığıydım. O gün orada bir beyaz Toros’la elinde uzun namlulu silahlarla bekliyorlardı. Biz isimlerini ve derin devleti sonradan öğrendik. Elinde kazma ile bizleri bekleyen Yeşil kod adlı kişiydi, emirleri veren kişi ise Abdullah Çatlı’ idi. Bu ülkede Alevilere yönelik katliamların hepsi planlı ve programlıydı.”

    “CENAZELERİMİZE PANZERLERLE SALDIRDILAR”
    Panelde ilk sözü alan dönemin Gazi Mahallesi Muhtarı Nevzat Altun o günlerde yaşananları şu ifadelerle aktardı: “Gazi, Türkiye’nin her yerinden Aleviler’in akın ettiği bir mahalle. Kuruluşu itibariyle Gazi Mahallesi antiemperyalist, antikapitalist bir yapıya sahipti. 1980 Darbesiyle bu mahallenin üzerinden silindirle geçilmek istendi. 90’larda mahallemizde o kadar gerginlik vardı ki akabinde 1993’te Sivas Katliamı yaşandı. Otomatik silahlarla dört tane kahve tarandı. İnsanlar yaralanırken, ölürken o gün polis yürüyüşe geçen insanları engellemeye çabalıyordu. Çıkış yollarını tutup katilleri yakalamak yerine insanların karakola yürümesini engellemeye çalıştılar. Cerrahpaşa’ya cenazelerimizi almaya gittiğimizde yedi sekiz tane daha gencimizi teşhis ettim. Devlet daha bizlerden hırsını alamamıştı. Polis, Kıbrıs Caddesi’ne gelen şehitlerimizin cenazelerine panzerlerle saldırdı. Gazi’de solcular, devrimciler, solcular, Aleviler, Kürtler var diye bizlerden hınç almak istediler.”

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKMAK İÇİN DESTEK BEKLİYROUM”
    Gazi Şehitleri Aileleri adına konuşan Müşerref Bingöl “Medya ve devlet ele ele vererek bu katliamı yapmıştır. Ben neden gün geçtikçe azalıyoruz diye sormak istiyorum. İlk Gazi anmalarında milyonlarca kişi sokağa dökülürken bugünlerde beş bin kişiyi geçemiyoruz. Gün geçtikçe Gazi anmalarında sayımız azalıyor. Sizden davamıza sahip çıkmak için destek bekliyorum” dedi.

    “BENİM ZEYNEP’İM GİTTİ, SENİN ZEYNEP’İN GİTMESİN”
    Gazi şehidi Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz, “Gaziosmanpaşa’da göstermelik bir dava açtılar. Güvenliği bahane ederek dosyamızı Trabzon’a gönderdiler, yaramıza tuz bastılar. Biz bu acıları hep yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz. Benim Zeynep’im gitti, senin Zeynep’in gitmesin. Bizim tüm çabamız bundan dolayı. Gücümüzü birleştirerek bu tür katliamların önüne geçmek için herkesin duyarlılık göstermesi gerekiyor. İnsanlar önde gitmese bir şey olmazdı diyorlar. Zeynep’im o gün yanıma gelip bana “Baba Gazi’de saldırı olmuş, Hasan amcamı kanlar içinde gördüm. Biz de gidelim” dedi. Olmaz kızım sen gelme dediğimde, “Ben de Sivas’ı yaşadım, ben de geleceğim” dedi. Zeynep’im ölmese başka birisi ölecekti” dedi.

    “DEVLET, MAHALLEMİZİN YAPISINI HEDEF ALMIŞTI”
    Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş konuşmasında şunlara değindi: “Gazi halkı 12 Mart günü saldırıya tepki göstermek için sokağa çıktı. 12 Mart’a gelene kadar Gazi Mahallesi’nde bazı kırılma noktaları yaşandı. Bir vatandaşımız Gazi Karakolu’nda gözaltına alınıp katledilmiş ve halkımız tepkisine neden olmuştu. Gazi Mahallesi doksanlı yılların gözaltı, baskı ve işkencelerinden payına düşeni fazlasıyla almıştı. Mahallemiz sistem muhalifi, sol-sosyalist dinamiklerin taban bulabildiği bir mahalle olma özelliğine sahipti. Alevi hareketi açısından önemli bir mahalleydi. Devlet, burada yükselen sosyal temelli mücadeleyi engellemek için operasyonlarla mahallemizin bu yapısını hedef almıştı.”

    “POLİSLER DEĞİL GAZİ MAHALLESİ HALKI YARGILANDI”
    Son konuşmayı yapan Gazi Katliamı davası avukatlarından Keleş Öztürk katliamın yargılanma sürecine ilişkin şunları aktardı: “Yargılama dediğimizde Trabzon’daki dava akla geliyor. Bunun bir öteki tarafı hepimiz biliriz Gaziosmanpaşa’da Gazi Mahallesi’ndeki halka açılmış bir dava var. Katliama tepki gösteren üç kişi ilk gece gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanıp mağduriyet yaşadı. Bunları konuşmayı genelde unutuyoruz. Savcılık ilk soruşturmayı 1 kişinin ölümü ve 30 kişinin yaralanması üzerine açmalıydı. Oysa Gaziosmanpaşa Savcılığı’nın numara verdiği ilk soruşturma Gazi’de yaşanan olaya tepki gösteren ve bu nedenle karakola yürüyen insanlara karşıydı. Bizim dosyada anladığımız kadarıyla olayın ortaya çıkarılması yerine buna tepki gösteren insanların bir daha tepki göstermesinin yolları arandı. Mehmet Gündüz’ün cemevi önünde öldürülmesinin ardında tanık ifadeleri ortaya çıkınca mecburen polislere dava açıldı. Çıkan kararla da polislere ceza verme niyetleri olmadığını da anlamış olduk. Devlet insanları birbirine düşman ederek kendi varlığını sürdürmek niyetindeydi”.

    Panelin son bulmasının ardından cemevinin yemekhanesinde lokmalar pay edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avukat Tuncer: Ümraniye Katliamı davasında, cezasızlık politikası uygulandı-VİDEO

    Avukat Tuncer: Ümraniye Katliamı davasında, cezasızlık politikası uygulandı-VİDEO

    PİRHA-Ümraniye Katliamı davasında yargılanan sanık polisler hakkında beraat kararı verilmesine tepki gösteren avukat Gülizar Tuncer, “Bu suçlar zaman aşımına tabi olmayan suçlar. Nürnberg Mahkemeleri’nde, nasıl ki Naziler yargılandıysa, yıllar geçse de bu suçların da muhakkak hesabı sorulacaktır” dedi.

    Ümraniye’de 12-15 Mart 1995 tarihlerinde 23 kişinin katledildiği, 408 kişinin de yaralandığı katliama ilişkin 200’ün üzerinde polis hakkında açılan davanın karar duruşması 18 Aralık’ta Kartal’da bulunan Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Ümraniye Katliamı davasında yargılanan sanık polisler hakkında beraat kararı verildi.

    Ümraniye Katliamı davasının avukatlarından Gülizar Tuncer, mahkeme kararını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “TÜRKİYE KATLİAMLARLA ANILAN BİR DEVLET”

    Türkiye’nin katliamlarla anılan bir devlet olduğunu vurgulayan Gülizar Tuncer, “Devlet açısından nasıl ki bir katliam geleneği söz konusu ise yargı açısından da katliamlarda cezasızlık politikasının işletilmesi bir gelenek. 1995 yılında yaşanan Ümraniye Katliamı ile ilgili ancak 2015 yılında dava açılabildi. 12 Mart’ta başlayan Gazi Katliamı 14 Mart’a kadar sürmüştü. Katliamın kontrgerilla eylemi olduğunu Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibinin gerçekleştirdiğini Hanefi Avcı açıklamıştı. Halk, Gazi Katliamı’nı protesto etmek için 15 Mart’ta Ümraniye’de bir araya geliyor ve Gazi Mahallesi’ne gidip cenaze törenlerine katılmak için bir ilkokulun önünde bekliyorlar. İlkokul önünde bekleyen halka, resmi ve sivil polisler tarafından ateş açılıyor. Gazi Katliamı’nda 17 insan yaşamını yitirmişti, yüzlercesi de ağır yaralanmıştı. Ümraniye’de ise 5 kişi yaşamını yitiriyor. Bu saldırının ardından onlarca insan da ağır biçimde yaralanıyor” dedi.

    “CEZASIZLIK POLİTİKASI UYGULANDI”

    Katliamın ardından avukatlar olarak aylarca Gazi Mahallesi’nde çalışma yürüttüklerini söyleyen Gülizar Tuncer, “Mermi kovanlarını ve çekirdekleri topladık. Hem olayı yaşayan hem de tanıklık yapabilecek insanları bir araya getirip savcılığa götürdük. Ancak savcılık ‘Sende mi olay yerindeydin, polise mukavemet mi ettin, olaylardan sorumlusunuz’ diyerek ilk davayı Gazi Mahallesi halkına açmışlardı. Savcılık hiçbir şey yapmıyordu biz olaylara ilişkin fotoğrafları ve kamera kayıtlarını götürdüğümüz için savcılık yüzleri net bir şekilde görünen 20 polis memuruna dava açmak zorunda kalmıştı” dedi.

    Tuncer, şöyle devam etti:

    “18 polis memuruna beraat verilmişti, 2 polis memuruna da çok kısa süreli cezalar verilmişti ancak sonraki dönemde çıkarılan yasalar ve Yargıtay’ın verdiği beraat kararı verilmişti. Sonuçta yine cezasızlık politikası uygulandı. Dava Trabzon’a nakledilmişti, yargılanan polislerin güvenliği gerekçe gösterilmişti ancak aslında güvenlik sorunu yaşayan bizdik. Trabzon özel olarak seçilmişti. Her davaya gidişimizde araçlarımız MHP veya ülkü ocaklarının olduğu yerlerde durduruluyordu ve taşlı, sopalı saldırılara maruz kalıyorduk. Kar maskeliler tarafından araçlarımız durduruluyor, insanlar bekletiliyor ve duruşmalara yetişemiyorduk. Duruşma salonunda da tehditler sürüyordu. Davalarda halka kurşun sıkanların avukatlığını yapanlar, ‘vatan hainlerine bugün olsa yine kurşun sıkarlar’ diye azgınca diyebileceğimiz bir savunma pratiği sergiliyordu” diye belirtti.

    “NASIL Kİ NAZİLER YARGILANDIYSA, BU SUÇLARIN DA MUHAKKAK HESABI SORULACAK”

    Davanın sonucunu bildiklerini ancak davayı sahipsiz bırakmama gibi bir yükümlülükleri olduğunu dile getiren Tuncer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ailelerle birlikte sürekli ısrarla vurguladığımız şey, bu insanlığa karşı işlenen bir suçtur ve zaman aşımına tabi değildir diyorduk. Türkiye cumhuriyeti devleti Diyarbakır, Suruç ve Ankara Katliamları dosyalarını adam öldürme, yaralama eğilimi biçiminde değerlendiriyor Gazi Katliamı’nda da böyle oldu. 20 yıllık zaman aşımı süresi adam öldürme suçunun karşılığı. Bu süre Yargıtay aşamasıyla beraber en fazla yarı yarıya artabiliyor. 30 yıllık süre bizim kabul ettiğimiz bir süre değil. Bu suçlar zaman aşımına tabi olmayan suçlar. Nürnberg Mahkemeleri’nde, nasıl ki Naziler yargılandıysa, yıllar geçse de bu suçların da muhakkak hesabı sorulacaktır. Gelecekte yargılamalar nasıl yapılır bilemiyoruz ama bu suçlar zaman aşımı işletilecek suçlardan değil.”

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’da Alevi yurttaşların çoğunlukta yaşadığı Gazi Mahallesi’ndeki 4 kahvehane ve 1 pastane, 12 Mart 1995’te pazar akşam saatlerinde aynı anda faşistler tarafından bir taksiden otomatik silahlarla açılan ateşle tarandı. Cenazelerin teslim edilmemesini protesto edenlere polisin yeniden müdahale etmesi üzerine başlayan olaylarda 17 kişi yaşamını yitirdi ve yüzlerce kişi yaralandı. Ümraniye’ye bağlı 1 Mayıs Mahallesi’ne uzanan protestolarda 5 kişi daha öldürüldü. Yaklaşık bir hafta süren saldırılarda toplam 23 kişi hayatını kaybetti. Katliam davası, 2018 yılında Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlandı.

    Cihan BERK-Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -Ümraniye Katliamı’nın sanık polisleri hakkında beraat kararı verildi

  • Ümraniye Katliamı davasında Hanefi Avcı’nın dinlenmesi talebi reddedildi

    Ümraniye Katliamı davasında Hanefi Avcı’nın dinlenmesi talebi reddedildi

    PİRHA-Yeniden açılan Ümraniye katliamı davasının bugün görülen duruşmasında mahkeme, dönemin İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı’nın dinlenmesi ile keşif yapılması yönündeki talebi reddetti. Bir sonraki duruşma 16 Ekim 2023’e ertelendi.

    12-15 Mart 1995 tarihinde gerçekleşen ve 23 kişinin hayatını kaybettiği Gazi ile Ümraniye katliamlarının üzerinden 28 yıl geçti. Bugüne kadar gerçek sorumlular açığa çıkarılıp, yargılanmazken, göstermelik cezalar ile katliamın üzeri örtülmeye çalışıldı.

    2018 yılında, Yargıtay tarafından bozulan ve 23 yıl sonra yeniden görülmeye başlanan Ümraniye Katliamı davasının duruşması bugün İstanbul Anadolu Adalet Sarayı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, keşif ve o dönemin İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı olan Hanefi Avcı’nın dinlenmesi yönündeki talebi reddetti. Bir sonraki duruşma ise 16 Ekim 2023 tarihine ertelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gazi ve Ümraniye Katliamı’nda katledilenler anıldı-VİDEO

    Gazi ve Ümraniye Katliamı’nda katledilenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın yıldönümünde yüzlerce yurttaş yürüyüş yaparken, yürüyüş sonrası yapılan açıklamada, Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen hala gerçek sorumluların ortaya çıkarılmadığı ve katliamın aydınlatılmadığı vurgulandı.

    15 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirilen katliam, Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi’nde (1 Mayıs Mahallesi) protesto edilirken polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi yaşamını yitirmiş, 14 kişi yaralanmıştı.

    Gazi ve Ümraniye Katliamı’nın üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen hala gerçek sorumlular ortaya çıkarılmadı, katliam aydınlatılmadı.

    Yüzlerce yurttaş, İstanbul 1 Mayıs Mahallesi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevinde bir araya gelirken, katliamda hayatını kaybedenler anıldı. Anmaya PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DAD Genel Sekreteri Bülnet Felekoğlu, DAD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Ali Şeker, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş, Gazi Cemevi dedesi Haşim Kızılveren, Habibler Cemevi Başkanı Orhan Satılmış ile demokratik kitle örgütlerinden de birçok kişi katıldı.

    “ACILARIMIZ DA, ÖFKEMİZDE DİNMEDİ

    Cemevinde lokmaların pay edilmesinden sonra kitle, “12-15 Mart Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız”, “Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi şehitleri ölümsüzdür” yazılı pankart ile katliamın yaşandığı 30 Ağustos İlköğretim Okuluna doğru yürüyüşe geçti.

    30 Ağustos İlköğretim Okulu önüne gelen kitlenin ortak basın açıklamasını PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Takvim yapraklarına, bu iki tarih katliam ve direniş tarihi olarak kazınmıştır. Geçen 28 yılın ardından devletin emekçi mahallere karşı bakışı değişmemiştir. Her türlü saldırı yöntemleriyle 1995’te teslim alamadığı emekçileri sindirmeye, teslim almaya çalışmaktadır. Bizler kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğine dayalı bu katliam pratiğini daha önce Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Sivas’ta ve daha bir çok yerde yaşadık, biliyoruz, tanıyoruz. 6 Mart 1988 Halepçe Katliamı neyse, Roboski Katliamı da o’dur. Bizler bu katliamların sorumlularını da bizleri sessizliğe mahkûm bırakmaya çalışanları da unutmadık, affetmedik.

    Dostlar; Bugün de içerisinden geçtiğimiz süreçte bu saldırı politikaları devlet eliyle en şiddetli şekliyle sürdürülmektedir. 12-15 Mart Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi direnişi bu saldırıların nasıl püskürtüleceğini bizlere göstermiştir. Devletin emekçilere yönelik saldırılarını sadece kolluk güçleriyle hapishaneleriyle ve mahkemeleriyle sürdürülmemektedir. Yoksul halkı her türlü doğal afet karşısında ölümle baş başa bırakarak emekçi düşmanı olduklarını teyit etmektedirler. 6 Şubat Maraş merkezli yaşanan deprem bunun en net göstergelerinden birisi olmuştur. On binlerce emekçinin öldüğü, yüz binlercesinin enkaz altında kaldığı bir deprem, devlet politikalarının ranttan, talandan, hırsızlıktan vazgeçmediğini göstermektedir. Emekçileri enkaz altında bırakmaya göz yuman bu devletten hesap sormak da biz demokrasi güçlerinin ve emekçi halkımızın boynunun borcudur, bizler biliyoruz ki toplumsal dayanışmayla yaralarımızı birlikte saracak, yeniyi birlikte inşa edeceğiz.

    Dostlar, ’95 Gazi ve Ümraniye 1 Mayıs katliamlarında yitirdiklerimizin anmak için bugün burada katledildikleri yerdeyiz. Üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen acılarımız da, öfkemizde dinmedi. Göstermelik davalar, göstermelik cezalar ile davalar açılıp kapanıyor. Ancak bizler 28 yıldır ortaya koyduğumuz bu mücadelemizle 12-15 Mart’ı Unutmadık, unutturmayacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Binler Gazi Katliamı’nı protesto etti: Katiller ve tetikçiler yargılansın!-VİDEO

    Binler Gazi Katliamı’nı protesto etti: Katiller ve tetikçiler yargılansın!-VİDEO

    PİRHA- Aydınlatılmayan ve üstü ‘zaman aşımı’ ile örtülen Gazi Katliamı 28. yılında yürüyüş basın açıklamasıyla protesto edildi. Binlerin katıldığı açıklamada, katliamın bir ‘devlet organizasyonu’ olduğuna dikkat çekilerek katliamların aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması çağrısında bulunuldu.

    İstanbul’da çoğunlukta Alevi yurttaşların yaşadığı Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 tarihinde 22 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı katliamın üzerinden 28 yıl geçti. Tarihe Gazi Katliamı olarak geçen olayın yaşandığı gün, çoğunlukta Alevilerin bulunduğu 5 kıraathane ve bir pastane aynı anda kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla tarandı. Mahallede üç gün boyunca devam eden olaylar daha sonra Ümraniye’ye bağlı Mustafa Kemal (1 Mayıs) Mahallesi’ne sıçradı. Buradaki protestolara yönelik gelişen polis saldırısında ise 5 kişi daha yaşamını yitirdi, 14 kişi ise yaralandı.

    12 Mart Platformu, 12 Mart 1995’te Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamın 28’inci yıldönümüne ilişkin Gazi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cemevi) önünde bir araya geldi. Cemevi önüne bayrak, flama ve dövizlerle gelen platform üyelerinin ellerindeki “Katil devlet” ve “devlet öldürdü” şeklindeki dövizlere polis tarafından el konuldu.

    Binlerin bir araya geldiği anmaya, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı.

    YÜRÜYÜŞE POLİS ENGELİ 

    Kitle, bir süre sonra çok sayıda kişinin katledildiği eski yere doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ile “Gazi’den Ümraniye’ye Adalet İstiyoruz” yazılı pankart taşındı. Yaşamını yitirenlerin isimleri tek tek okundu. Kitle, okunan isimler için hep bir ağızdan “yaşıyor” diye haykırdı. Yürüyüşte, ayrıca depremden etkilenen şehir isimleri de okundu. Bu sırada sık sık “hükümet istifa” sloganı yükseldi. Kitle ve katledilenlerin aileleri, Hüseyin Altın Parkı’na karanfil bıraktı.

    Eski Karakol önünde basın açıklaması okundu. Açıklamayı okuyan Erkan Şimşek kadın cinayetlerine, artan çocuk istismarına, Alevilere yönelik asimilasyona, Şenyaşar Ailesi’nin adalet arayışına, depremde yaşanan katliama ve Amedspor’a yönelik saldırıya dikkat çekti.

    “AMAÇ HALKA VE DEVRİMCİ MUHALEFETE GÖZDAĞI”

    Şimşek, saldırılar ile Gazi’de devrimci muhalefetin sindirilerek göz dağı verilmek istendiğine dikkat çekerek, “Bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te İsmet Paşa Caddesi’nde bagajında Şoför Mesut Efe’nin cesedi ile ilerleyen taksiden açılan ateşle Kahvehaneler kurşun yağmuruna tutulmuş bir kişi hayatını kaybetmiş 5’i ağır 25 kişi yaralanmıştı. Gazi halkı için bu saldırılar yeni değildi. Gazi halkı üzerinde baskı, terör hiçbir zaman eksik olmamıştı. Gazi halkı böyle saldırılara alışıktı. Alışık olmak kanıksamak anlamına gelmiyor tam aksine öfkeyi kabartıyordu. Kabaran öfkeyle halk bir anda sokakları doldurdu. Eli kanlı katillerin amacı halkı birbirine kırdı kırdırmak suretiyle Alevi-Sunni çatışması yaratmaktı. Amaç Gazi’de devrimci muhalefet sindirmek ve devrimci demokratik Gazi halkına gözdağı vermekti” diye konuştu.

    “KATİLLER ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK KAYBOLDU”

    ‘Katiller nasıl oldu da Gazi gibi polis devriyelerinin bu kadar yoğun olduğu bir yerde elini kolunu sallayarak bir anda ortadan kayboldu?’ diye soran Şimşek, “Bunun açıklamasını Gazi halkı biliyordu. Bu yüzden öfkesi sel oldu ve gazi karakoluna akmaya başladı. Katillerin yakalanmasını ve cezalandırılmasını isteyen halka bu sefer de halkı korumakla görevli Devlet güçleri tarafından dünya basının gözü önünde hedef gözetilerek otomatik silahlarla ateş edilmiş yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olunmuştur. Gazi halkının zalime ve zulme direnişi sokağa çıkma yasağına, katliamlara, polis şiddetine, 18 şehit ve 100’lerce yaralıya rağmen üç gün sürdü. Ümraniye’de Gazi halkına destek vermek isteyen kitleye bir okulda pusuya yatmış katiller tarafından ateş edilerek 4 canımız daha katledildi” dedi.

    “KATİLLER VE TETİKÇİLER CEZALANDIRILMALI”

    Şimşek, katillerin polislerin arasında rahatça kaybolması üzerine halkın karakola yürüdüğünü ve burada da polislerin halkı taradığını ifade etti. Şimşek, 18 kişinin katledildiği ve yüzlerce kişinin de yaralandığını anımsatarak, “Günlerce ülkenin gündemine oturan direnişte basında çok net görüldüğü üzere vuranların kim olduğu belli olmasına rağmen, açılan göstermelik davada yargılanan katiller cezalandırılmadı. Sadece katil polislerden Adem Albayrak’a dört kişiyi öldürmekten üç buçuk yıl, Mehmet Gündoğdu’ya iki kişiyi öldürmekten bir yıl sekiz ay ceza verildi. Gazi’de yaşanan bu katliamdan dönemin Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü-istihbarat Daire Başkanı Hanife Avci, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ve bunların tetikçileri sorumludur ve cezalandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    ALEVİ ASİMİLASYONU, KADIN CİNAYETLERİ, DEPREM

    Kadın cinayetleri ve çocuk istismarı oranlarındaki artışa dikkat çeken Şimşek, inanç diktasının ve asimilasyonun sürdüğünü, cemevlerine baskı politikası uygulandığını, basının cendereye alınarak halkın haber alma hakkının engellendiğini ve adalete duyulan açlığın arttığını kaydetti.

    Siyasi iktidarın Aleviler üzerindeki baskı ve inkar politikalarını sürdüğünü belirten Şimşek deprem bölgesinde yaşananları hatırlatarak, “Felaketler kaderimiz değil. Açığa çıkan tablo her açıdan acı verici ve düşündürücü. Binaları denetlemeyen ve deprem vergilerini amacı dışında kullanan siyasi iktidar yaşanan yıkımın birinci dereceden sorumlusudur. Depremin yarattığı yıkımı ek olarak coğrafyanın demografik yapısının değiştirilmeye çalışıldığını da görüyoruz.” şeklinde konuştu.

    GAZİ MEZARLIĞI’NDA ANMA

    Kitle, basın açıklamasının ardından şehitleri anmak için Gazi Mezarlığı’na yürüdü. Mezarlıkta yapılan açıklamanın ardından Haşim Kızılveren Dede gulbenk okudu.

    Anma sonrasında Gazi Cemevine geçen Alevi kurumları, Maraş merkezli iki depremde Hakk!a yürüyenler için çerağlar uyandırdı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • DAD Ankara Şube: Yakın tarihimizde yaşanan insanlık suçlarını lanetliyoruz

    DAD Ankara Şube: Yakın tarihimizde yaşanan insanlık suçlarını lanetliyoruz

    PİRHA- Ana Fatma Cemevi DAD Ankara Şubesi, Gazi Katliamı’na ilişkin yazılı bir açıklama yayınlayarak, “Bizler, Mart ayı içerisinde olan Koçgiri Katliamı’ndan Gaziye, Beyazıt Katliamı’ndan, Halepçe Katliamı’na, yakın tarihimizde yaşanan ve halen devam eden insanlık suçlarını lanetliyoruz, katledilen canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz” dedi.

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, Gazi Katliamı’na ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı.

    “İNSANLIK SUÇLARINI LANETLİYORUZ”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Koçgiri’de büyük bir kıyıma uğrayan biz Aleviler, on yılda bir yapılan darbelere ağır bedeller ödemişiz. Alevilerin tarihi adeta katliamlar tarihidir. Alevi toplumu için 93 madımak Katliamı’nın acıları henüz taze iken, 1995 yılı Gazi Katliamı’nda onlarca canımız katledildi.

    12 Mart 1995 günü, İstanbul’un Gazi Mahallesi’ndeki İsmet Paşa Caddesi üzerinde bulunan, çoğunlukla Alevilerin gittiği Doğu, Dostlar ve Yavuz Kardeşler isimli kahveler ile bir pastane devletin kontrgerilla güçlerince taranmıştır. Doğu Kahvesi’nde bulunan Halil Kaya adlı Alevi dedesi yaylım ateşinde hayatını kaybetmiştir. Bunun üzerine Gazi Mahallesi halkı sokağa dökülüp, eylemlerle karşılık vermişlerdir. Bir süre sonra, eylemlerin Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’ne de sıçramasıyla devletin resmi kolluk güçleri hedef gözeterek halkın üstüne ateş açmışlardır.  Yapılan saldırılar sonucu Gazi Mahallesi’nde on yedi, Ümraniye’de beş canımız olmak üzere toplam yirmi iki kişi katledilmiş, onlarca insan yine polis kurşunlarıyla yaralanmıştır.

    Dönemin siyasi aktörleri; İstanbul Valisi, Dönemin İçişleri Bakanı, emniyet müdürü ve Başbakan hakkında suç duyurusunda bulunulmasına rağmen, hepsinde takipsizlik kararı çıkmıştır. Hemen hemen her güne sığdırılmış bir katliam tarihimiz vardır. Ezilen ötelenen ve öteki olmanın bedelini ağır ödeyen halklardan biri de Alevilerdir.

    Bizler, Mart ayı içerisinde olan Koçgiri Katliamı’ndan Gaziye, Beyazıt Katliamı’ndan, Halepçe Katliamı’na, yakın tarihimizde yaşanan ve halen devam eden insanlık suçlarını lanetliyoruz, katledilen canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Gazi Mahallesinde toplanan kitle polis engeline rağmen yürüyor-VİDEO

    Gazi Mahallesinde toplanan kitle polis engeline rağmen yürüyor-VİDEO

    PİRHA- Gazi Katliamının 28. yılı dolayısıyla yapılacak anma için Gazi Cemevi önünde toplanan kitle, polisin tüm engellemesine rağmen yürüyüşe geçti.  

    28 yıl önce 22 kişinin katledildiği Gazi Katliamında yaşamını yitirenleri anmak için bir araya gelen kitle Gazi Cemevi önünde toplanmaya başladı. Yüzlerce kişinin toplandığı Gazi Cemevi önünden yürümek isteyen kitleye polis engel olmak istedi.

    Katliamda yaşamını yitirenleri anmak için bir araya gelen kitle sloganlarla bekleyişini sürdüren kitle Eski Karakola doğru yürüyüşe geçti.

    28.yılında Gazi Mahallesi’nde yapılacak yürüyüş öncesi polis mahalleyi ablukaya aldı. Anma için yürüyüşe geçenlere engel çıkaran polis yolu akrep ile kapatmış durumda.

    Kitle,  ‘Gazi’den Ümraniyeye Adalet İstiyoruz’ pankartının arkasında ‘Gazi Şehitleri Ölümsüzdür’ sloganları ve  ile yürüyüşe geçti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 22 insanın öldürüldüğü Gazi Katliamı 28 yıldır hala aydınlatılmadı

    22 insanın öldürüldüğü Gazi Katliamı 28 yıldır hala aydınlatılmadı

    PİRHA-Türkiye’de 90’lı yılların katliamlarından biri de Gazi Katliamı. 28 yıl önce 22 kişinin katledildiği Gazi Katliamı’nın failleri ve sorumluları hala cezalandırılmadı. Halkın adalet talebi sürüyor. 

    İstanbul’da 12 Mart 1995 akşamı, saat 20:45 sularında kimliği belirlenemeyen kişiler, gasp ettikleri bir taksi ile Gazi Mahallesinde bulunan Öntaş, Yavuz ve Dostlar kahvehaneleri ile Sarıoğlu Pastanesini silahla taradı. Saldırı sonucu 76 yaşındaki Alevi dedesi Halil Kaya öldürüldü, 5’i ağır 25 kişi yaralandı. Sonrasında saldırganlar kaçırdıkları taksinin şoförünü de öldürerek kayıplara karıştı.

    Saldırının duyulmasının ardından Gazi Mahallesi halkı sokağa çıkarak saldırıyı protesto etti. Polis halkın üzerine ateş açtı ve Mehmet Gündüz’ü katletti. Ertesi gün cenaze töreni için cemevi önünde toplanan binlerce kişiye ateş açıldı. Öğleden önce üç kişi, öğlenden sonra 12 kişi daha yaşamını yitirdi. Hepsi de kurşun yarasıyla ölmüştü. Aralarında gazetecilerin de bulunduğu birçok kişi yaralandı. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi, Zübeyde Hanım ile Esentepe mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Mahallelerin giriş ve çıkışlarına polis barikatı kuruldu ve giriş, çıkış polis kontrolünde yapıldı. Sokağa çıkma yasağı Gazi Mahallesi direnişini engelleyemedi. Bunun üzerine bölgeye askeri birlikler gönderildi.

    Bu arada, Ankara’da Gazi Katliamı ve sokağa çıkma yasağı Kızılay’da protesto edildi; polis gösteriye saldırdı, 36 kişi yaralandı.

    ÜMRANİYE’DE 5 KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

    Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi halkı da, Gazi Mahallesi’ndeki katliamı protesto etmek için 15 Mart’ta sokağa çıktı. Polis burada da halka ateş açtı. O gün 1 Mayıs Mahallesi’nde de beş kişi öldürüldü.

    HASAN OCAK KAYBEDİLMİŞTİ

    Dört gün içerisinde Gazi Mahallesi’nde 17 ve 1 Mayıs Mahallesi’nde beş olmak üzere toplam 22 kişi öldürüldü, 300’den fazla kişi de yaralandı. Yapılan otopsi sonucu olaylarda öldürülenlerden 17 kişinin polis mermisiyle hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

    Gazi Mahallesi direnişinde bulunan Hasan Ocak 21 Mart günü gözaltına alındı ve kaybedildi. Ailesinin ve kamuoyunun mücadelesi sonucu Hasan Ocak’ın cansız bedeni bulundu.

    İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRÜ NECDET MENZİRDİ

    Gazi katliamı yaşandığında; İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir’di. Polise yetki veren Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, “Bin operasyon yaptık” diyerek katliamı savunmuştu. İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu olayları bastırmak için sokağa çıkma yasağı ilan edip Gazi Mahallesi’ni polis ablukasına aldırmıştı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe “Polis silah kullanmadı” demişti. Başbakan Tansu Çiller, “Vatan için kurşun yiyen de, atan da şereflidir” demişti. Süleyman Demirel ise Cumhurbaşkanıydı. Hiçbiri yargılanmadı.

    Gazi Katliamı, aradan geçen 28yıla rağmen asıl failleri karanlıkta bırakıldı. Katliam sonrası açılan davada sanık koltuğuna sadece 20 polis oturtuldu. Ancak bunlar arasında üst düzey yetkililer yoktu. Güvenlik gerekçesiyle 3 şehir gezdirilen dava, sadece iki polisin 4 yıl 32 ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Özen: 13 Mart ‘Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilsin

    Özen: 13 Mart ‘Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü’ ilan edilsin

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 13 Mart’ın “Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü” ilan edilmesi hakkında meclise kanun teklifi sundu. Özen, “Bu kanun teklifi ile; 12-13 Mart tarihleri arasında Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen katliamda hayatlarını kaybedenlere yönelik duyarlılık ve farkındalık yaratmak amaçlanmıştır” dedi. 

    HDP  İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 13 Mart’ın “Gazi Mahallesi Katliamı’nda Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü” ilan edilmesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisİ Başkanlığı’na kanun teklifi sundu.

    Özen, kanun teklinin genel ve madde gerekçesinde şunları ifade etti:

    “12 Mart 1995 tarihinde Alevilerin çoğunlukta yaşadığı İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki üç kahvehane ve bir işyeri kimliği belirsiz kişilerce otomatik silahlarla tarandı. Buradaki saldırı sonucu Dede Halil kaya hayatını kaybetmiş ve 5’i ağır 25’de kişi yaralandı. Olayların ardından çok sayıda Alevi yurttaş, Gazi Mahallesi’nde toplandı, emniyet kuvvetlerinin olaya geç müdahale ettikleri için bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Polislerin yürüyüş yapan grubun üzerine ateş açması sonucu bir kişi yaşamını yitirdi, birçok kişi de yaralandı.

    13 Mart’ta yaklaşık 15 bin kişi olayı protesto etmek için gösteri yaptı. Emniyet güçleri kitlenin üzerine yine ateş açtı. Gösteriler sonunda 15 kişi hayatını kaybetti. Aynı gün İstanbul Valiliği Gazi Mahallesi ile iki mahallede daha sokağa çıkma yasağı ilan etti. 14 Mart’ta bölgeye askeri birlikler sevk edildi. 15 Mart’ta olaylar Ümraniye’ye sıçradı. Mustafa Kemal Mahallesi’nde beş kişinin ölmesi ve 20’den fazla kişinin yaralanması üzerine bu bölgede de sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

    Gazi ve Ümraniye katliamlarıyla ilgili gerçekleşen davada aralarında tetiği çektikleri görüntülerle kanıtlanan polisler dahil, 20 polis yargılandı fakat hiçbirine ceza verilmedi. Polis memurlarından Adem Albayrak 4 kişiyi öldürmekten 6 yıl 8 ay, Mehmet Gündoğan 2 kişiyi öldürmekten 3 yıl 9 ay hapse mahkûm edildi. Cezalar ertelendi. Diğer 18 sanık polisin ise beraatına karar verildi. Yargıtay, Albayrak ve Gündoğdu hakkında verilen kararı bozdu. Tekrar görülen dava sonunda Albayrak ve Gündoğdu toplam 4 yıl hapisle cezalandırıldı. Olayın perde arkasındaki karanlık güçler hiçbir zaman açığa çıkarılmadı. Katliamda yakınlarını kaybeden aileler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme Gazi Mahallesi’nde katledilen 12 yurttaşın ailelerine tazminat ödenmesine karar verdi.

    Gazi Mahallesi Katliamı’nın perde arkasındaki karanlık güçler hiçbir zaman tam olarak açığa çıkarılmadı. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir ile Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar daha sonra bakan olarak görev yaptılar.

    Türkiye’de toplumsal barışın kalıcı olarak sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası katliamların yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Böyle bir anma ve yas günü ilan edilerek; olası provokasyonlara karşı toplum içerisinde çıkabilecek her türlü linç ve katliam girişiminin önüne geçerek, Alevifobiyle mücadele edilebilmesi için gerekli toplumsal farkındalığın yaratılması ve bir kardeşlik bilincinin aşılanması amaçlanmaktadır.

    Bu kanun teklifi ile; 12-13 Mart tarihleri arasında Gazi Mahallesi’nde gerçekleşen katliamda hayatlarını kaybedenlere yönelik duyarlılık ve farkındalık yaratmak amaçlanmış ve katliamın en yoğun şekilde gerçekleştiği ve 15 yurttaşın katledildiği gün olan 13 Mart gününün Gazi Mahallesi Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.

    MADDE GEREKÇELERİ

    MADDE 1- 13 Mart’ın Gazi Mahallesi Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anma ve yas günü olarak ilan edilmesi amaçlanmıştır.
    MADDE 2- Yürürlük maddesidir.
    MADDE 3- Yürütme maddesidir.

    13 MART’IN GAZİ MAHALLESİ KATLİAMI’NDA HAYATINI KAYBEDENLERİ ANMA VE YAS GÜNÜ İLAN EDİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

    MADDE 1- 13 Mart’ın Gazi Mahallesi Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anma ve yas günü olarak ilan edilmesi kabul edilmiştir.
    MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
    MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.”

    PİRHA/ ANKARA