Etiket: hacı bektaş veli

  • Gasp edilen dergahın Alevilere iadesi için ilk duruşma 26 Mart’ta!

    Gasp edilen dergahın Alevilere iadesi için ilk duruşma 26 Mart’ta!

    PİRHA – Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın iadesi veya tahsisi talebiyle hukuki süreç başlatıldığını duyurdu. İlk duruşmanın 26 Mart’ta görüleceği öğrenildi.

    Hacı Bektaş Veli Dergahı 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılması üzerine usulsüz biçimlerde kullanılmaya başlandı. Hali hazırda müze olarak kullanılan dergah için Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, 2025 yılında birtakım girişimlerde bulunarak dergahın, müvekkil vakfa iadesini istemişti.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapılan başvuru olumsuz cevaplanınca, redde karşı iptal davası açıldı. İdare Mahkemesi’ndeki sürecin tamamlanması ardından duruşma aşamasına gelindi.

    DERGAHIN İADESİ İÇİN DAVA SÜRECİ BAŞLIYOR!

    Avukat Burak Aydın, dergahın iadesi veya tahsisinin, toplumsal barışın sağlanması açısından önemli bir katkı sağlayacağını vurguladı. Av. Aydın, dergahın Alevilere iadesi talebiyle yapılan başvuru neticesinde 26 Mart 2026’da, saat 10:10’da Nevşehir İdare Mahkemesi’nde duruşma görüleceğini söyledi.

    EMSAL KARARLAR MEVCUT!

    Avukat Burak Aydın, dergahın tümünün Alevilere iade edilmesi gerektiğini belirterek, şu hususlara dikkat çekti:

    “Konuyla ilgili kamuoyu oluşturulmalı. Bizler bu konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götürüp, Strazburg gibi yerlerde davanın temsilini gerçekleştirmek istiyoruz. Bizler emsal olarak da Ayasofya kararını sunuyoruz. ‘Kariye Cami, Kariye Müzesi’ kararlarını da mahkemeye sunduk zaten. Onlara dayanak göstererek bu davayı açtık zaten. Ayasofya’nın camiye çevrilmesi, Kariye Müzesi’nin, Kariye Sarayı’nın camiye çevrilmesi de tamamen hukuka aykırıdır! Bizler de ‘Dergahımızı bize verin’ diyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Ataşehir Şube’den, eğitime destek için yapılacak dayanışma konserine çağrı!-VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şube’den, eğitime destek için yapılacak dayanışma konserine çağrı!-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şube, eğitim alanındaki desteği genişletmek amacıyla birçok sanatçının katılımıyla 1 Kasım’da dayanışma konseri düzenleyecek. Şube Başkanı Özgür Demircanlı, gelirlerin tümünün üniversite öğrencilerine burs olarak dağıtılacağını belirterek “Alevi inancında zaten imece usulü, can olma, yoksulun, mağdurun, ötekinin yanında bulunma hissiyatı her daim vardır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube ve Cemevi, üniversite öğrencilerine destek olmak amacıyla ‘Eğitime destek kampanyası’ başlattı.

    Hacı Bektaş Veli’nin “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözüyle kampanyanın duyurusunu yapan şube yönetimi, 1 Kasım’da  dayanışma konseri düzenleyecek.

    Sanatçılar Mikail Aslan, Erdoğan Emir, Zelişah ve Mustafa’nın da sahne alacağı konser, saat 18:30’da Ataşehir İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde yapılacak.

    “DAYANIŞMA KONSERİ İLE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS VERMEYİ DÜŞÜNDÜK”

    PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Özgür Demircanlı, yürüttükleri kampanyanın detaylarını PİRHA’ya anlattı. Demircanlı, “Alevi inancında zaten bu İMC usulü, içgüdü, can olma, yoksulun, mağdurun, ötekinin yanında bulunma hissiyatı her daim vardır” diye de ekledi. Demircanlı, Ataşehir Şube olarak devamlı dayanışma içerisinde olduklarını söyleyerek eğitime destek kampanyasına dair şu detayları paylaştı:

    “Yaklaşık 10 yıldır bir çalışma içerisindeyiz ve bir çizgi de yakaladık. İki tür kampanyamız vardı zaten. Birinci kampanyamız şu anda bahsettiğimiz olan eğitime destek ve dayanışma konserimiz ile 4 yıllık devlet üniversitesi okuyan öğrencilerimize burs vermek yönünde. Diğer çalışmamız ise ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimize de kırtasiye desteği vereceğiz. O kırtasiye destekleri için kermesler yaptık. Kadın meclisimiz, Eylül 2025’’te burada yaptığımız festivalde bir stand açtı, oradan gelen gelirle ilköğretim ve lise öğrencilerine kırtasiye desteği toplandı. Aslında çoklu bir program yapıyoruz burada. Mesela şubemizde 2-3 ve 4. sınıf çocuklarımıza İngilizce ders veriyoruz. Bu eğitimleri çeşitlendirmeye de çalışıyoruz. Ama 1 Kasım’da yapacağımız dayanışma konseri ile üniversite öğrencilerine burs desteği vermeyi düşündük.”

    BURS VERİLECEK KİŞİ SAYISI ARTTIRILACAK!

    Özgür Demircanlı, hali hazırda 20 öğrenciye burs verdiklerini de belirtti. Sayıyı arttırmayı planladıklarını söyleyen Demircanlı, “Dayanışma gecesinin sonunda, daha nitelikli ve sayısal anlamda nasıl çoğaltabiliriz diye hesaplıyoruz. 1 Kasım sonrasında da bu sayıyı deklare edeceğiz. Birkaç gün içerisinde de burs başvurularımız başlayacaktır” dedi.

    Özgür Demircanlı, cemevinin de yer aldığı 1 Mayıs Mahallesi’nin, 1977’de yaşanan barınma sorunu ardından devrimciler tarafından kurulan bir semt olduğunun altını çizdi. “Kamusal hizmetlerden mahrum olmuş ama toplumsal ayağını genişletmiş bir mahalle” tarifini yapan Demircanlı, şu cümlelerle devam etti:

    “Burası, mevcut dezavantajını avantaja da çevirmiştir. 1 Mayıs Mahallesi nereye giderseniz gidin politik hafızada var olan bir mahalle. Alevilerin de toplumsal olarak benimsediği mahallelerden bir tanesi burası. Aslında avantajlarımız çok fazla. Ama kamusal anlamda yararlanmamız dezavantaja sebep oluyor. Elbette bu avantaj ve dezavantajları bir kenara bırakıp ‘ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz’ diye çalışıyoruz.

    Çocukların eğitim alanlarında, sokaklarda çeteleşme, uyuşturucu, fuhuş ve bir sürü çürüme, yozlaşma mevcut. İnancımızın da böyle bir şeyi kabul etmeyeceği fikriyatımız var. Zaten hünkarımız şunu diyor; ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’. Bugünkü yaşadığımız hikaye böyle bir şeydir. Yani bilimi, ilmi bir tarafa atmışız. Kayırmacılık mevcut. Günün sonunda da bu çürüme olacaktır. Bu mahallelerde de böyle şeyler başlıyor. Biz bu hikayeyi yaşamımızda, inancımızda olan, hak diye gördüğümüz bir perspektifle de yapmaya çalışıyoruz.”

    “HER BİR CANIMIZIN, KATKI SUNMASINI İSTİYORUZ”

    1 Kasım akşamı yapılacak konser için destek çağrısı yapan Özgür Demircanlı, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:

    “Halkımıza şunu söylemek istiyoruz; sponsorluk konusunda canlarımıza ‘gelin, bu işe omuz verin, destek sunun’ diyoruz. Toplananları, her bir canımıza bir lokma niyetine dağıtmak istiyoruz. Her bir canımızın, katkı sunmasını istiyoruz. Şöyle düşünün, siz bir bilet alıyorsunuz, bir tane biletle bir çocuğun bir yıl okumasına sebep oluyorsunuz! Sizin çocuklarınız bizim çocuklarımız! Eğitimin, diplomaların bu kadar yok sayıldığı bir yerde bir olmaya çok ihtiyacımız var. Tüm canlarımızı omuz vermeye, katkı sunmaya çağırıyoruz. İş insanlarımızın da buna destek vermelerini rica ediyoruz.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde iktidara seslendi: Kutsallarımızı geri alacağız-VİDEO

    Aleviler, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde iktidara seslendi: Kutsallarımızı geri alacağız-VİDEO

    PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde yaptığı konuşmada, barış sürecine değinerek, “İnsanlar ‘bugünkü iktidarla ne işiniz var?’ diyebiliyorlar ama Meclis, bir siyasi partinin değil, milletindir. Eğer bir çözüm gelecekse bir siyasi partinin lütfuyla değil bu milletin barışa olan inancıyla gelecektir. Hiç şüphesiz cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu sorun bir an önce çözülmelidir” dedi. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise,  iktidara seslenerek “Toplumsal barış için önce hakikatle yüzleşmek gerekir” dedi. 

    62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri devam ediyor. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan akşam programına yurdun dört bir yanından binlerce kişi katıldı.

    Etkinlikler kapsamında ilk olarak Hacıbektaş Kültür ve Sanat Topluluğu Semah Ekibi, Adıyaman Yaşlılar Semah Ekibi ile Hacı Bektaş Abdallar ve Müzisyenler grubu sahne aldı.

    “HACI BEKTAŞ, YOLUMUZU AYDINLATTI”

    Programın ilerleyen saatlerinde protokol konuşmaları yapıldı. Gecenin ilk konuşmacısı Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim oldu.

    Hacı Bektaş Veli felsefesine dikkat çeken Kaim, “Barış içinde insanların birbirlerini sevmesine dikkat çekmiştir. Toplumsal hayatta kadının yerine önem verip yolumuzu aydınlatmıştır. Hacı Bektaş, milyonlarca insanın iman noktası olmasına rağmen gerekli önemi gösterilmiyor. Bu konuyu ilgili makamlara buradan birkez daha iletiyorum” diye konuştu.

    SİLİVRİ’DEN HACIBEKTAŞ’A MESAJ!

    Programın devamında tutuklu olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesajı okundu.

    İmamoğlu, şu mesajı gönderdi:

    “Bugün Aramızda olama yaşımın hüznü çok derinden yaşıyorum. Bu toprakların insanları, hak ettikleri insanca yaşama, kardeşçe bir yaşama, onurlu bir hayata, adil bir ülkeye kavuşsunlar diye çıktığımız yolda baskıyla, hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Zindanlar bizim için adaletin ve sabrın imtihan yeridir. Bu meydanda bulunan her can, zalime ‘Eyvallah’ dememeyi Alevi Bektaşi Yol’unun bir gereği sayar. Bizim Yol’umuz eşitliğin, uzlaşmanın yoludur. Camiler bizim olduğu kadar cemevleri de bizimdir. Bu ülkenin Sünnisi ile Alevisi ile Türkü ile Kürdü ile bu ülkenin evlatları adil ve eşitlik yurttaşlık temelinde kardeşçe yaşamalıdır.”

    “HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATTIK!”

    Avrupa Alevi Birlikleri Kınfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat da program kapsamında konuşma yaptı. “Birarada olmanın gururunu yaşıyoruz” diyerek halkı selamlayan Mat, şu konuşmayı yaptı:

    “Biz Aleviyiz, Bektaşiyiz, Kızılbaşız. Biz rızasız lokmaya el uzatmayan inancın mensuplarıyız. Alevilik hak yoludur. Köle olan bu yola sığmaz. Türk, Kürt, Ermeni, Sünni, inanan, inanmayan… Sorun, bunları ‘sorun’ olarak gören zihniyettedir.

    Size bir haberimiz var, Alevi kurumları olarak dergahlarımızın gerçek sahiplerine iade edilmesi için hukuki süreci başlatmış bulunmaktayız. Kutsallarımızı geri alacağız ve yolumuza, sırrımıza, hakikatimize uygun bir şekilde yeniden faaliyete sokacağız. Alevilerin rızalık vermediği Hacı Bektaş Veli’nin ortaya koyduğu değerlerle asla örtüşmeyen bir ucube kuruma, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından korsan etkinlik yapıldı. Alevilere don biçmekten vazgeçin. Bu başkanlığı derhal kaldırın. Tanımıyoruz, yok hükmündedir. Alevi toplumunu kutuplaştırmaktan vazgeçin.

    Cemevileri Avrupa’da inaç olarak kabul edildi. Kiliseler, havralar, camiler hangi haklara sahipse cemevleri de o haklara sahip oldu. Latin Amerika’da yaşayan Aleviler de haklarına kavuştu. Buradan soruyoruz, kim doğrusunu yapıyor? Avrupa mı siz mi? Artık Alevileri tanımak zorundadır. Bu ülke hepimizin. Bizi köklerimizden koparamazsınız. Laik ve demokratik bir cumhuriyet için mğcadelemizi büyüteceğiz.

    Yeni bir Alevi açılımından bahsediliyor. Alevilerin talepleri güvence altına almalıdır. Aleviler olarak, cumhurbaşkanı yardımcısı olmak gibi bir talebimiz de yok. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Alevilerle masaya oturmak istiyorsanız önce cemevlerini ibadet olarak kabul ettiğinizi açıklayın. Gerçek barış, sadece silahların susmasıyla değil, toplumsal barışla mümkündür. Barış sadece Diyarbakır’dan geçmez. Barış aynı zamanda Dersim’den, Hacıbektaş’tan da geçer. İnadına ‘onurlu barış’ diyoruz.

    “AÇILIN KAPILAR ŞAHA GİDELİM”

    Suriye’de Alevi katliamı barbarca devam ediyor. Peki Suriye’deki katliama kulak tıkayan bir anlayışla nasıl barışacağız. Derhal o bölgeye bir koridor açılmalı. Dünyanın neresinde Aleviler yaşıyorsa biraaraya gelmeli. Serimizi meydana, yüzümüzü pirin darına döndük.

    Amaçları, bize biat ettirmek, devletin Alevisi olmak. Bize dayatılan bu politikalar karşısında biat etmeyen bu örgütlerin yanında olmaya devam edecek misiniz? Duymayan iktidar bir kez daha duysun, Hakk aşkına açılın kapılar şaha gidelim.”

    “HERKESTEN YAPICI TAVIR BEKLİYORUZ”

    CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasına “Eğer bu ülke arınacaksa mazlumun yanında cesaretle duranlarla kurtulacaktır” diye başladı.

    Özel, Mecliste kurulan komisyon çalışmalarına da değinerek şu konuşmayı yaptı:

    “Madımak’taki acı hala devam ediyor. Ama Hünkarın yolundan gidenler asla zalim olmadı. Bugün Alevilerin çözüm bekleyen, ertelenmiş, bazen söz verip unutulmuş, bazen siyasete alet edilmiş sorunları halen gündemdedir. İnsanlar ‘bugünkü iktidarla ne işiniz var?’ diyebiliyorlar ama Meclis, bir siyasi partinin değil, milletindir. Eğer bir çözüm gelecekse bir siyasi partinin lütfuyla değil bu milletin barışa olan inancıyla gelecektir. Biz de 29 maddelik bir Demokratikleşme Paketi sunduk. O pakette hem Kürt sorunun çözülmesi ile ilgili hem de Alevi canların sorunlarının çözülmesi açısından önemli içerikler bulunuyor. Hiç şüphesiz cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu sorun bir an önce çözülmelidir. Herkesten yapıcı, destekleyici bir tavır bekliyoruz.

    Biz doğru olacağız dostluk kapısını açık tutacağız ama yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Dergahın önündeki karadutun gölgesinde durmaya söz veriyorum. Hiçbir gün zalim olmamaya söz veriyoruz. Kardeşliğe inanmaya ve barışı korumaya and olsun.”

    “BU ÖDÜLÜ KALBİMİN ORTA YERİNE KOYUYORUM”

    Program, Hacı Bektaş Veli Ödül Törenleri ile devam etti. Bu yılın ‘Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü’ Mustafa Özgün Dedeye verildi. Özgün, yaptığı konuşmada “92 yaşındayım. 68 yıldır bu Yol’un ehli olmaya çalışıyorum. Her sene sorgudan, görgüden arınmaya çalışıyorum. Hakk ile Hakk olmaya çalışıyorum. Cümle canlara aşkı niyazlarımı sunuyorum. Bana verilen bu kıymetli ödülü, dünyada Pir Hacı Bektaş Veli’yi Hakk gören cümle canlar adına alıp, kalbimin orta yerine koyuyorum” dedi.

    “BU ÖDÜLÜ, KALBİ İLE ÇALANLAR ADINA ALIYORUM”

    ‘Kültür Sanat Ödülü’ ise Sanatçı Erdal Erzincan’a verildi. Erzincan’a ödülünü İBB Başkanvekili Nuri Aslan iletti.
    Sanatçı Erzincan, konuşmasında “Ben bu ödülü en sadık dostum bağlamama kabul ediyorum. Bağlamayı kalbi ile çalan herkesin adına alıyorum. Siyaset bize müsaade ederse biz toplumun akordunu da yapalım. Seçici kurula çok teşekkürlerimi iletiyorum. Sizlerden aldığım sıcak duyguları Silivri’ye iletiyorum. Onlardan biri de kardeşim. Hepsine hepsine sevgilerimi iletiyorum.”

    Bu yılın ‘Akademik Araştırmalar Ödülü’ ise Şah Hüseyin Şahin’e verildi. Şahin’e ödülünü DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan takdim etti.

    ‘Dostluk ve Barış Ödülü’ ise Sanatçı Zülfü Livaneli’ye verildi. Livaneli’ye ödülünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel takdim etti.
    Özel “İyi ki dostluğun, barışın böyle bir temsilcisi var. Zülfü Livaneli’ye ödül vermek benim için ödüllerin en büyüğüdür” diye belirtti.

    Zülfü Livaneli ise konuşmasında “Ben 10 yaşında Aleviliğe aşık oldum. Türkiye’deki Alevi canlar, beni, müziğimi çok destekledi. Umarım daha aydınlık günlerde görüşeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Program, sanatçı Garip Kutlutürk, Dertli Divani, Türküler Sevdamız ile Mustafa Özarslan konserleriyle devam etti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

  • Alevi kadınlardan 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak Hacı Bektaş Veli töreni için çağrı!-VİDEO

    Alevi kadınlardan 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak Hacı Bektaş Veli töreni için çağrı!-VİDEO

    PİRHA – Alevi kadınlar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ne karşı yürüttüğü politikayı kınadı. Video mesaj paylaşan kadınlar, Alevi kurumlarının 16-17-18 Ağustos’ta yapacağı programa katılım çağrısı yaparak Kültür Bakanlığı’nın etkinliklerini “korsan” olarak nitelendirdi.

    Alevi kurumları tarafından 1963 yılından beri yapılan Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bir kez daha iktidarın baskısıyla karşı karşıya.

    Bu zamana dek Alevi kurumları tarafından yapılan etkinlikler, son iki yıldır Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla adeta sabote edilmekte.

    62.Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Ancak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da 12-13 Ağustos’ta Hacıbektaş İlçesinde program yapacak.

    “ELİNİZİ İNANCIMIZDAN ÇEKİN”

    Devletin, Alevi inancı üzerinde tahakküm kurmasına karşı Alevi kadınları da tepki gösterdi.

    16-17-18 Ağustos’ta yapılacak anmaya katılım çağrısı yapan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, şu mesajı paylaştı:

    “Sevgili canlar, biliyorsunuz Hacıbektaş Veli Dergahı Alevilerin kutsal mekanı, inanç merkezi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yine dergahta 16-17-18 Ağustos arasında Alevi kurumları, belediye ile birlikte çeşitli etkinlikler organize edecekler ve Türkiye’deki tüm Aleviler o tarihte yönünü dergaha dönüyor, dergahta inanç ritüellerini gerçekleştiriyor. Dergahta dileklerini diliyorlar ve seminerlere katılıyorlar. Ama devlet boş durmuyor. Devlet, asimilasyon merkezi olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla bu yıl 12-13 Ağustos tarihleri arasında alternatif bir etkinlik koymuş. Biz bunu şiddetle kınıyoruz. Açık bir şekilde Alevi kurumları olarak devlete sesleniyoruz; elinizi inancımızdan çekin. Şiddetle kınıyoruz bu davranışı. Alevilik vardır, Alevilik haktır.”

    “ANMAYA KATILMAMIZ ÇOK ÖNEMLİ”

    Gazeteci Nilgün Mete Muslu da 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak programın önemine dikkat çekerek şu çağrıda bulundu:

    “Kıymetli Aleviler, canlar, her zamankinden daha güçlü olmaya, birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. Hacıbektaş’ta Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16-17-18 Ağustos’ta hünkarımız Hacı Bektaş Veli anılacak. Alevi toplumu olarak bu anmaya katılmamız çok önemli. Öte yandan AKP-MHP ikilisi, Alevi örgütlerini hiçe sayarak karşı bir etkinlik yapacak. Alevileri bölen, Aleviliğin içini boşaltan bu etkinliğe kesinlikle bir Alevi canın dahi katılmasını istememeyiz. Canlar, birlikte hareket edersek çok güçlü olacağız. Öyleyse 16, 17, 18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta olalım.”

    “DEVLETİN, ELİNİ ÜZERİMİZDEN ÇEKMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

    Yazar Zeliha Altuntaş da Alevi inancı üzerindeki devlet baskısını kınayarak şunları söyledi:

    “Bildiğimiz üzere her sene 16, 17, 18 Ağustos tarihleri arasında geleneksel olarak Hacı Bektaş Veli anmaları düzenlenmekte. Hacı Bektaş Veli, Kadıncık Ana, bizim pirimiz, dergâhlar kutsalımız ve bu inancın belleğidir. Dolayısıyla Hacı Bektaş Veli’yi anmaları üzerine gerek tarihlerin belirlenmesi, gerekse içeriğinin belirlenmesi konusunda bu inanca mensup bireylerin ve bu bireyleri temsil eden kurumların söz kurması gerekmektedir. Devletin, görünen ve görünmeyen elinin bu inancın üzerinden çekmesini talep ediyoruz. 1826 tarihinde dergâhlara el konulmuş, kayyumlar atanmıştır. 1964 tarihinde de aslında müze statüsüne indirgenerek bir yerde bu inanca kilit vurulmak istenmiştir. Bizler ‘baş açık, yalın ayak’ şiarıyla dergâhlarımıza, inancımıza sahip çıkıyoruz. Devletin görünen ve görünmeyen elini üzerimizden çekmesini talep ediyoruz. Aşk ile.”

    “HER YIL OLDUĞU GİBİ…”

    Uzun yıllar boyunca Alevi kurumlarında hizmet yürüten Emel Uzman da 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak etkinlikler için çağrıda bulunarak “Her yıl heyecanla beklediğimiz, hünkarı niyaz edeceğimiz, dergâha gideceğimiz tarih yaklaşıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 16, 17, 18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta olacağız. Gönlünde Yol aşkı olanlar, hünkarı gönlünün en güzel yerine mihman edenler orada buluşmak üzere…” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş’a çağrı: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkar’ın huzurunda buluşalım-VİDEO

    Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş’a çağrı: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkar’ın huzurunda buluşalım-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısı yaptı. Başkanlar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinliği ise kınayarak yurttaşların bu etkinliğe katılmaması çağrısında bulundular.

    62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, herkes 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet edildi.

    “HACIBEKTAŞ’TA YAPILACAK ALTERNATİF ETKİNLİĞE KATILMAMAYA DAVET EDİYORUM”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Yıllardır Alevileri inkâr eden, yok sayan, her türlü asimilasyon politikası uygulayan AKP iktidarı bu yıl Hacıbektaş’ta 12-13 Ağustos’ta alternatif etkinlik yapmaktadır. Bu alternatif etkinliğe katılmamaya, reddetmeye, asıl olan 16-17-18 Ağustos’ta hep birlikte Hünkar’ın huzurunda buluşmaya davet ediyorum” dedi.

    “TALEPLERİMİZİ BİR KEZ DAHA EN YÜKSEK SESTEN DİLE GETİRECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da 16-17 ve 18 Ağustos tarihlerinde Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde bir araya geleceğiz. Gönüllerimizi birleyeceğiz ve taleplerimizi bir kez daha en yüksek sesten dile getireceğiz. Her yıl düzenlemiş olduğumuz bu etkinliğe yönelik iktidarın hazımsızlığı devam ediyor. Özellikle son birkaç yıldır alternatif etkinlikler koyarak, yapmış olduğumuz etkinliklerin altını boşaltarak kendi tahakkümlerini kurma noktasında büyük bir çaba harcıyorlar. Yapılan bu anti-demokratik uygulamalar ve yapılan bu haksızlıklar karşısında bizler her yıl serçeşmemizde, pirimizin huzurunda, kararlılığımızı bir kez daha dünyaya sesleneceğiz” diyerek herkesi Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurumlarının yapacağı ortak etkinliğe davet etti.

    “ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI KARŞISINDAKİ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, bütün yurttaşları Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerine çağırarak, “Alevileri asimile etmek için kurulmuş olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın 12-13 Ağustos Hacıbektaş’ta yapmış olduğu etkinliği kınıyoruz ve karşısındaki mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGÂHI SERÇEŞMEMİZDİR”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddettiklerini belirterek, şunları ifade etti:

    “Hacı Bektaş Veli Dergâhı serçeşmemizdir, mabedimizdir, ibadethanemizdir. Kültür Bakanlığı’na bağlı Cemevi Başkanlığı’nın alternatif olarak düzenlediği 12-13 Ağustos tarihinde yapılacak olan etkinliğe ilişkin tüm canlarımıza, tüm kurumlarımıza çağrımızdır; bu yapıyı reddediyoruz. Bu alternatif törenlere katılmıyoruz. 16, 17, 18 Ağustos’ta bir olmak, iri olmak, dergahımıza, inancımıza sahip çıkmak üzere herkesi Serçeşme’ye bekliyoruz. Gelin canlar, bir olalım.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI SİVAS KATİLLERİNİ SERBEST BIRAKAN ZİHNİYET TARAFINDAN OLUŞTURULMUŞTUR”

    Cemevi Başkanlığı’nın düzenleyeceği etkinliğe kimsenin katılmaması gerektiğinin altını çizen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, şunları kaydetti:

    “Sivas katillerini serbest bırakan bir zihniyet tarafından oluşturulmuş olan ve Aleviliğin bir anlamıyla asimilasyon üssü haline getirilmiş Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nın Hacıbektaş’ta yapmayı planladığı alternatif etkinliğe canlarımızı katılmamaya çağırıyorum. 16, 17, 18 Ağustos tarihlerinde Aleviler ve Alevi kurumları tarafından Hacıbektaş Belediyesi’nce ortak düzenlenecek olan anma etkinliğinde Hacıbektaş’ta bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hacıbektaş’ta düzenlenen ‘Ufka Yolculuk’ Yarışmasına Alevilerden tepki

    Hacıbektaş’ta düzenlenen ‘Ufka Yolculuk’ Yarışmasına Alevilerden tepki

    PİRHA- Türkiye Alevi Federasyonu, Hacıbektaş’ta yapılan ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’nı eleştirerek, “Bu organizasyonun, Türkiye Aleviliğinin kalbi olan Hacıbektaş’ta yapılması Alevi inancının görünmez kılınmasına ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirilmesine dönük sistematik bir asimilasyon politikasının parçasıdır” dedi.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bu yıl 12’ncisi düzenlenen ve “Hacı Bektaş-ı Veli ve Makalat” temasıyla gerçekleştirilen ‘Ufka Yolculuk Bilgi ve Kültür Yarışması’, Alevi toplumunun tepkisini çekti. Yarışmanın içeriği ve uygulama biçimi, Alevi-Bektaşi inancının temel değerleriyle çeliştiği gerekçesiyle eleştirildi.

    Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) tarafından yapılan yazılı açıklamada, yarışmanın Sünni-İslami bir çerçevede organize edildiği ve Aleviliğin merkezi kabul edilen Hacıbektaş’ta gerçekleştirilmesinin “bilinçli bir tercih” olduğu belirtildi. Açıklamada, bu tür etkinliklerin Alevi inancını görünmez kılmaya, yerel değerleri dönüştürmeye ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirmeye yönelik sistematik bir asimilasyon politikasının parçası olduğu vurgulandı.

    “İNANCA AYKIRI İÇERİK VE UYGULAMALAR”

    Etkinlik sırasında Arapça Kur’an okunması, küçük kız çocuklarının başörtüsüyle sahneye çıkarılması ve yarışma sürecinin Sünni ibadet anlayışıyla şekillendirilmesi gibi uygulamaların Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü ve laik değerleriyle bağdaşmadığı dile getirildi.

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ufka Yolculuk gibi uzun süredir Sünni-İslami bir çerçevede sürdürülen ve belirli bir inanç yorumunu merkeze alan bir organizasyonun, Türkiye Aleviliğinin kalbi olan Hacıbektaş’ta yapılması asla tesadüf değildir. Bu bilinçli tercih, Alevi inancını görünmez kılmaya, yerel değerleri dönüştürmeye ve Alevi genç kuşakları Sünnileştirmeye dönük sistematik bir asimilasyon politikasının parçasıdır. Etkinlikte Arapça Kur’an okunması, küçük kız çocuklarının başörtüsüyle sahneye çıkarılması ve yarışma sürecinin Sünni ibadet anlayışı çerçevesinde şekillendirilmesi; Aleviliğin eşitlikçi, özgürlükçü ve laik değerleriyle açıkça çelişmektedir. Bu içerik ve biçim, Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerini araçsallaştırarak, onları içi boş bir “hoşgörü” kavramına indirgemeye çalışan bir anlayışın yansımasıdır.

    Etkinliğe kamu kurumlarıyla birlikte Hacıbektaş Belediyesi’nin de destek vermiş olması ise ayrıca düşündürücüdür. Hacı Bektaş Veli’nin adını taşıyan bir yerleşim yerinde, onun inanç mirasıyla bağdaşmayan organizasyonlara destek verilmesi, Alevi toplumunun hafızasında kırılma yaratmakta ve inanç aidiyetine zarar vermektedir.

    Türkiye Alevi Federasyonu olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Alevilik, folklorik bir gelenek değil, köklü bir inanç sistemidir. Bu inancın kültürel ve düşünsel temelleri çarpıtılamaz, yozlaştırılamaz. Alevi halkının değerlerini hiçe sayan hiçbir uygulama bizim nezdimizde meşru değildir. Tüm kamuoyunu bu tür asimilasyon süreçlerine karşı uyanık olmaya, Alevi toplumunun kimliğine ve inancına sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Milletvekili Fırat: Bu ülkenin siyasi darbelere değil, iç barışa ihtiyacı var-VİDEO

    Milletvekili Fırat: Bu ülkenin siyasi darbelere değil, iç barışa ihtiyacı var-VİDEO

    PİRHA – DEM Partili Celal Fırat, AKP hükümetinin kayyım ve tutuklama politikalarını eleştirdi. Yapılan operasyonların ekonomik etkilerine işaret eden Fırat, “Türkiye her gün demokrasiden, hukuktan ve adaletten uzaklaşıyor. Bu ülkenin siyasi darbelere değil, daha fazla hukuka, daha fazla demokrasiye, daha fazla iç barışa ihtiyacı var” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Meclis Genel Kurulunda gündeme ilişkin söz aldı. Belediyelere yönelik operasyonlar ardından yapılan protestolara değinen Fırat, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’yla birlikte belediye başkanlarının, gazetecilerin, belediye meclis üyelerinin tutuklanması sonrasıyla başlayan Türkiye çapında birçok olaylarda umut ediyoruz ki üniversite öğrencileri ivedilikle serbest bırakılır. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyoruz. Milletin iradesine saygı gösterilmelidir” dedi.

    FIRAT: TÜRKİYE HER GÜN DEMOKRASİDEN UZAKLAŞIYOR

    Milletvekili Fırat, konuşmasında kayyım politikaları ve hasta tutsaklar sorununu da gündeme getirdi. Fırat, şunları söyledi:

    “Türkiye bir an önce bu kayyum politikalarından, bu yapılan operasyonlardan uzaklaşmalı, baharın başlangıcını yaşadığımız bugünlerde, bu mevsimde barışın, demokrasinin önünü açacak adımları hızlıca atmalıyız. Yapılan bu operasyonlar hem hukuk devletine hem de seçme seçilme hakkına saygı göstermemektir. Suçlamalar arasında yer alan CHP ve DEM PARTİ arasında yapılan “kent uzlaşısı” gibi demokratik bir kavramın suç sayılması abesle iştigaldir.

    Sevgili Mahir Polat hakkında ev hapsi kararı verildi biraz önce; bu çok sevindiricidir. Umut ediyoruz ki diğer hasta tutsaklar da olmak üzere tez zamanda özgürlüklerine kavuşurlar. “Adalet her işte Hakk’ı bilmektir.” der Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli. Türkiye her gün demokrasiden, hukuktan ve adaletten uzaklaşıyor. Bu ülkenin siyasi darbelere değil, daha fazla hukuka, daha fazla demokrasiye, daha fazla iç barışa ihtiyacı vardır. Biz demokratik siyasete yönelik her türlü baskıya karşı durmaya devam edeceğiz. İstanbul halkının ve Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren tüm kesimlerin yanında durmaya devam edeceğiz.”

    “VAHİM TABLO DAHA DA KÖTÜLEŞTİRECEKTİR”

    DEM Partili Fırat, ekonomi ile demokrasi arasındaki ilişkiyi de vurguladığı konuşmasında şu cümlelere yer verdi:

    “19 Mart siyasi darbe girişimi Türkiye ekonomisinde büyük bir tahribat yaratmıştır. Akaryakıt zamları, döviz yükselişleri, elektrik zamları Türkiye vatandaşlarını, emekliyi, asgari ücretliyi nefes alamaz duruma sürüklemiştir. Bakınız, ekonomi ile siyaset arasına ve dolayısıyla ekonomi ile demokrasi arasında doğrudan bir ilişki vardır. Türkiye’nin siyasal yapısında hayata geçirilen her antidemokratik uygulamalar ekonomik alanda da riskleri artırmaktadır. Halkın iradesini, demokratik taleplerini dikkate almamanın ekonomiye etkisi İstanbul Belediyesine yapılan operasyonla birlikte gittikçe katmerli hâle gelmiştir, gelmeye de devam edecektir. Sadece operasyonun yapıldığı sabahın ilk saatlerinde dolar 41 TL’yi aşarak rekor kırmıştır. Merkez Bankası doların yükselişini durdurmak için 30 milyar doları eritmek zorunda kalmıştır. Enflasyonun bir an önce ülkemizin gündeminden sorun olmaktan çıkarılması; asgari ücretli, emekli, geçim sorunu yaşayanlar için ayrıca önem taşımaktadır. Buna karşılık, iktidarın sene başında emekçilerin maaşlarına yaptığı zamlar üç ayda buhar olmuş, uçup gitmiştir. 19 Mart operasyonu gibi demokrasiye aykırı adımlar kronik hâle gelmiş enflasyon sorununu daha da büyütecektir, bu vahim tablo daha da kötüleştirecektir. Bu sebepten dolayı, bu yapılan operasyonların ekonomik etkilerinin araştırılması, oluşan tahribatın giderilmesi, vatandaşlarımızın oluşabilecek tüm risklere karşı korunmasına yönelik kalıcı politikaların oluşturulması büyük önem taşımaktadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kürt araştırmacı-yazar Mehmet Öncü: Adıyaman Alevi inancının yayılmasında önemli bir yer-VİDEO

    Kürt araştırmacı-yazar Mehmet Öncü: Adıyaman Alevi inancının yayılmasında önemli bir yer-VİDEO

    PİRHA-Alevilerin Türk olduğunu iddia etmenin Alevilere haksızlık ve iftara olduğunu söyleyen Kürt araştırmacı-yazar Mehmet Öncü, “Seyit Kekil Dersimli bir Pirdir, Reya Heq inancı üzerine bir kitap yazmıştır. Seyit Kekil’in anlatımına göre Ehlibeyt soyu, Arap Yarımadası’nda üzerinde baskı olunca zulümden kaçıp Fırat’ın doğusuna, Adıyaman’a yerleşmişlerdir. Adıyaman Alevi inancının yayılması açısından önemli bir yere sahip. Kureyşan Ocağı burada doğmuş ardından Moğol saldırılarından dolayı Dersim’e göç etmiş, saldırıların durmasıyla birlikte Antep’e ve Adıyaman’a geri dönmüşlerdir” dedi.

    40 yıldır Kürt sözlü edebiyatı alanında derleme çalışmaları yapan Kürt araştırmacı-yazar Mehmet Öncü, roman, hikaye, şiir, bilmece, atasözü ve araştırma alanında yazıları var.

    Ele aldığı yazılarda Alevilerin, farklı inançta yer alan kişilerin sosyal-politik yaşamlarını yazıya döken Kürt araştırmacı-yazar Mehmet Öncü, Adıyaman’da Selçuklular döneminde Baba İshak ayaklanmasını da yer vermiştir. Aleviler için önemli bir yere sahip olan Adıyaman’da Ehlibeyt soyunun buraya yerleştiği ve Alevi inancında önemli bir figürü olan Hacı Bektaş Veli’nin bu kentte eğitim aldığı, eğitiminin ardından Alevi inancını yaydığını ifade etti.

    Öncü, Alevilerin önemli ocaklarından olan Kureyşan Ocağı’nın Adıyaman’dan geldiğini Moğol saldırılarıyla birlikte Dersim’e yerleştiğini söyledi. Öncü, Moğol istilasının sona ermesiyle birlikte Kureyşan Ocağı’nın tekrardan Adıyaman’a ve Antep’e gelerek ikamet ettiğini belirtti.

    “19 KELİMEYİ 19 BİN KELİMEYE ÇIKARACAĞIMA SÖZ VERDİM, ŞİMDİ 50 BİN KELİME YAZDIM”

    Kürtçe derlediği kelimeler nedeniyle polisler tarafından şiddete maruz kaldığını söyleyen Mehmet Öncü, “Adıyaman’da eskiden sokağa çıktığınızda konuşulan tek dil Kürtçeydi. Konuşurken kibar bir dil kullanırlardı. Osmanlı döneminde toplumun yüzde 90’ı Kürtçe konuşurdu. Kalan yüzde 10’luk kesimini de Ermeniler, Süryaniler oluşturuyordu. 17 yaşındayken çevremdeki büyüklerimden öğrendiğim Kürtçe kelimeleri kağıda yazıyordum. Bir gün annemin yanında oturup konuştuğu kelimeleri kağıda aktarıyordum. O dönemde polisler sık sık aramalar yapıyordu. Benim yazdığım kelimeler polisin eline geçince beni karakola götürdüler. O süreçte insanları falakaya yatırıyorlardı. Karakol komutanı bana bu yazı nedir diye sordu? Ben de annemden öğrendiğim Kürtçe kelimeleri unutulmaması için kağıda yazdığımı söyledim. Bana büyük baskı uyguladılar. Ben de çıktığımda yazdığım 19 kelimeyi 19 bin sayıya çıkaracağım diye kendi kendime söz verdim. Zamanla yaptığım çalışmalarla birlikte bu sayı 50 bine ulaştı ve kitabımı yazdım” dedi.

    “RESMİ İDEOLOJİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

    Kürtlerin derin bir kültürünün olduğunu belirten Mehmet Öncü, “Sadece Diyarbakır’daki yemek kültürü İspanya ile eş değer. Ne yazık ki bu çalışmaları araştıracak, yazacak kişi sayısı az. Hem teknik yönden hem yetişecek insan olmadığı için her şey yerinde duruyor ve ilerletilemiyor. Eğer bu çalışmalar üzerine yoğunluk gösterilirse çok şey ortaya çıkar. Adıyaman hakkında yazılan tarih gerçeği yansıtmıyor. Adıyaman’ın tarihsel geçmişinde yer alan birçok inancın kültürün resmi ideoloji de yer almıyor. Adıyaman hakkında çok belge biriktirdim. Şimdiye kadar yazılanlar gerçeği yansıtmıyordu. Ben de ‘Başka bir gözden’ yazmaya karar verdim. Çünkü şimdiye kadar genelde sistemler kendilerine göre yazılar yazdı. Bende daha önce burada yaşayan sistemin karşısında duran Ermenilerin, Alevilerin, Süryanilerin ve Ezidilerin olduğu açıdan kaleme aldım” diye ifade etti.

    “ALEVİLERİN TÜRK OLDUĞUNU SÖYLEMEK HAKSIZLIK OLUR, İFTİRA OLUR”

    Alevilerin Türk olduğunu iddia etmenin Alevilere haksızlık ve iftara olduğunu söyleyen Öncü, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Yaresan Alevilerinin geçmişi Kürt’tür ve bu şekliyle Aleviler Kürtlerden oluşmaktadır. Daha sonradan başka aşiretler bu inancı kabul etmiştir. Alevilerin Piri Ebu Vefa’dır ve Kürt’tür. Dilin asimilasyonunun önüne geçmek zor. Çünkü bir dilin unutulmaması, asimilasyona uğramaması için ana dilde eğitim şarttır. Bir diğer husus da dilin toplumda yani sokakta konuşulması gerekiyor. Üçüncü olarak da dilin korunması ve korumaya alınması gerekiyor. Maalesef Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Kürtçe dili üzerinde çok baskı uygulandığı ve yasaklandığı için Kürtçenin konuşulması azaldı. Hala da dil üzerindeki baskılar devam ediyor ve hala bir çözüm üretilemiyor. Dil ne kadar evde konuşulursa da konuşulsun unutulmasının önüne geçemeyiz. Bunun önüne geçmenin koşulu eğitim dili olmasından geçiyor” dedi.

    “ADIYAMAN ALEVİ İNANCININ YAYILMASINDA ÖNEMLİ BİR YER”

    Kürtçe’nin unutulmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Öncü, “Kimse dilin yok olacağını düşünmesin, bu dilin geçmişi çok eskilere kadar dayanıyor. Öyle ki eski Kürtçe de belge olduğu kadar diğer dillerde bu o kadar değildir. Tarihe bakarsanız Kürtler taşların üzerine bile yazı yazmışlardır. Seyit Kekil Dersimli bir Pirdir, Reya Heq inancı üzerine bir kitap yazmıştır. Seyit Kekil’in anlatımına göre Ehlibeyt soyu, Arap Yarımadası’nda üzerinde baskı olunca zulümden kaçıp Fırat’ın doğusuna, Adıyaman’a yerleşmişlerdir. Bunların içinde yüzlerce alim bulunuyor. Bunların bir kısmı buradan İslahiye’ye geçiyor. Bunlardan Hacı Bektaş Veli’nin atası ise İslahiye’ye yerleşip tekke açıyor. Hacı Bektaş ve Menteşe Bey tekrardan Adıyaman’a yerleşip eğitim alıyorlar. Seyit Kekil’in anlatımına göre o zamanlarda Adıyaman’da çok önemli ve düzenli eğitim alıyorlarmış. Buradan aldıkları eğitimin ardından Elbistan’a yerleşip tekke açıyorlar. Bunu Baba İshak’ın tarihinde de bunu görebiliyoruz. Bu şekilde baktığımızda Adıyaman Alevi inancının yayılması açısından önemli bir yere sahip. Kureyşan Ocağı burada doğmuş ardından Moğol saldırılarından dolayı Dersim’e göç etmiş, saldırıların durmasıyla birlikte Antep’e ve Adıyaman’a geri dönmüşlerdir” diye konuştu.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali başladı; kadınlardan katılım çağrısı-VİDEO

    Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali başladı; kadınlardan katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA – 3. Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’nin açılışı yapıldı. Çok sayıda Alevi kurumunun ilgi gösterdiği festivalde kadınlar, el emeği ürünlerini satışa sundu. Festivale katılım çağrısı da yapan kadınlar, “Bir araya gelmek ve dayanışmamızı sürdürmek gerekir” diye belirttiler.

    11-12-13 Ekim günleri arasında yapılan Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali’nin açılışı yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yapılan festivalde Alevi kurumları için özel standlar da kuruldu.

    Üçüncüsü yapılan festivalde, çocuk etkinliklerinin yanı sıra, atölyeler, konserler, panel ve sergiler de düzenlenecek.

    Festivalin ilk gününde Yolcu Bilginç, Serpil Sarı, Erdoğan Emir, Dertli Divani, İlkay Akkaya ve Barabar konserleri olacak.

    “BİR ARADA OLDUĞUMUZU GÖSTERELİM”

    Geniş bir kadroyla festivalde yer alan Sarıgazi Cemevi’nin kadın çalışanları, üç günlük organizasyona dair görüşlerini paylaştı.

    Sarıgazi Cemevi Kadın Kolu Başkanı Özlem Önal, festival boyunca el emeği ürünlerin satışa sunulacağını belirtti. Önal, toplumun birbirine destek olması gerektiğini söyleyerek “Umarız canlarımız 3 gün boyunca buralara yoğun bir şekilde gelip bizlere destek olur. Umarım alanda bir arada olduğumuzu gösterebiliriz. Kadınlar her zaman her yerde var olmalı. Herkesin öncüsü kadın olmalı. Erkekler tabii ki desteklemeli ama kadınlar ön planda olmayı hak ediyor” dedi.

    Sarıgazi Cemevi Kadın Kolu Başkan Yardımcısı Aysel Akpınar ise “Alevilerin bir arada olup paylaşımlar yapması çok güzel” diyerek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına teşekkür etti. Akpınar, kadınlara festivale katılım çağrısı yaparak “Etkinliklere daha çok katılmak, bir araya gelmek ve dayanışmamızı sürdürmek gerekir” diye konuştu.

    Sarıgazi Cemevi Kadın Kolları Üyesi Muhsine Arslan da “Gelin canlar bir olalım. Bu organizasyon çok önemli. Hepimiz bir aradayız ve bundan ötürü memnunuz. İBB tarafından cemevleri artık ibadethane statüsüne alındı. Bu durum bizim için güzel bir gelişme oldu” diye belirtti.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Hasan Kılavuz: Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı doğru değil, çarpıtılıyor- VİDEO

    Hasan Kılavuz: Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı doğru değil, çarpıtılıyor- VİDEO

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın web sitesinde yer alan ‘Hacı Bektaş Velî’ başlıklı yazıda Hacı Bektaş Veli’nin hac vazifesini yerine getirdiği için ‘hacı’ olduğu iddiasının doğru olmadığına vurgu yapan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Bilgelik anlamına geldiği için hacı ifadesi Hünkar Hacı Bektaş Veli için kullanılmıştır. Bu ifade çarpıtılıyor. Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı bilgisi doğru değil” dedi.

    MHP’nin desteğiyle AKP tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı; Alevilikten uzak bakış açısı, dedelere maaş teklif edilmesi, Alevi ansiklopedisini hazırlamak için Sünni akademisyenlere başvurması gibi sebeplerden dolayı tepkiler alıyorken buna bir yenisini daha ekledi. Başkanlığın web sitesinde Hacı Bektaş Veli’nin hacca gittiği ve bu nedenle ‘Hacı’ ünvanını aldığı yazılarak, İslami ibadeti yerine getirdiğine işaret ediliyor.

    Söz konusu yazıda şu ifadelere yer veriliyor:

    “… Hacı şeklinde anılması ise Velâyetnâme‘de hac ile ilgili anlatılan kerâmeti dolayısıyladır. Ancak biz Makâlât’ta ve Velâyet-name‘de verilen canlı bilgiler sebebiyle Veli’nin gerçekten Hac vazifesini yerine getirdiği ve Hacı olduğu kanaatindeyiz (Duran 2007: 85)”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, söz konusu iddianın doğru olmadığını, tarihi kaynaklarda da bu iddiayı destekleyen herhangi bir bilginin yer almadığını ifade etti.

    “HACI İFADESİ ÇARPITILIYOR”

    Hacı kelimesinin bilgelik anlamında kullanıldığını, bu nedenle Hacı Bektaş Veli’ye ‘hacı’ dendiğinin altını çizen Hasan Kılavuz, bu nedenle hacı sıfatının çarpıtıldığını belirtti.

    Kılavuz, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Hacı Bektaş Veli, Anadolu topraklarından Kabe’ye giden Sünni cemaate diyor ki; ‘Bu kadar uzun yolu yürüyüp niye Kabe’ye gidip hacı oluyorsunuz? Kabe yönünü bize döndürmüş Kabe olmuş Hacı’ bunu diyen Hünkar Hacı Bektaş Veli, bin yıldır bu topraklardaki Alevi camiasının gönlünde bu sözlerle mekan tutmuş ulvi bir şahsiyettir. Zorla, ite ite camiye götürüp hacı yapmakla neyi kastediyorlar bunu anlamıyoruz. Bu doğru değildir, asla kabul etmiyoruz.

    Zaman zaman Hacı Bektaş Veli ile ilgili Sünni içtihatları, Sünni ibadetleri yerine getirdiğine dair iddialar ortaya atılıyor. Geçmişte bunu FETÖ’cüler de yaptı. Dedikleri gibi olsaydı, Hacı Bektaş Veli’nin davranışlarını kendine örnek alan milyonlarca Alevi neden oruç tutmuyor, namaz kılmıyor, hacca gitmiyor? Onun söyledikleri, yaptıkları bize kılavuzluk etmiştir. Hac ve Kabe yollarına düşmemiştir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Hacı Bektaş Veli hac yapmamıştır, çarpıtılıyor; amaç Aleviliği asimile etmek’

  • ‘Hacı Bektaş Veli hac yapmamıştır, çarpıtılıyor; amaç Aleviliği asimile etmek’

    ‘Hacı Bektaş Veli hac yapmamıştır, çarpıtılıyor; amaç Aleviliği asimile etmek’

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın web sitesinde yer alan ‘Hacı Bektaş Velî’ başlıklı yazıda Hacı Bektaş Veli’nin hac vazifesini yerine getirdiği için ‘hacı’ olduğu iddiası yer alıyor. Kazım Açıktepe Dede, “Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı yönünde tarihi kaynaklarda kesin bilgi yoktur. Alevilik inancını asimile etmek adına çarpıtılan bilgilerden biridir” dedi. Abbas Ulusoy Dede ise “Hacca bir ziyaret, gidiş ve Sünnilikteki gibi bir hac ibadeti söz konusu değildir. Hacı Bektaş Veli’nin inancında Kabe gönüldür, kıble insandır” diye belirtti. 

    MHP’nin desteğiyle AKP tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı; Alevilikten uzak bakış açısı, dedelere maaş teklif edilmesi, Alevi ansiklopedisini hazırlamak için Sünni akademisyenlere başvurması gibi sebeplerden dolayı tepkiler alıyorken buna bir yenisini daha ekledi.  Başkanlığın web sitesinde Hacı Bektaş Veli’nin hacca gittiği ve bu nedenle ‘Hacı’ ünvanını aldığı yazılarak, İslami ibadeti yerine getirdiğine işaret ediliyor.

    Sitede yer alan yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “… Hacı şeklinde anılması ise Velâyetnâme‘de hac ile ilgili anlatılan kerâmeti dolayısıyladır. Ancak biz Makâlât’ta ve Velâyet-name‘de verilen canlı bilgiler sebebiyle Veli’nin gerçekten Hac vazifesini yerine getirdiği ve Hacı olduğu kanaatindeyiz (Duran 2007: 85)”

    Sultan Hızır Samıt Ocağı dedelerinden Abbas Ulusoy ve Kureyşan Ocağı dedelerinden Kazım Açıktepe, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundular.

    “AMAÇ ALEVİLİĞİ ASİMİLE ETMEK”

    Kazım Açıktepe, bu tür iddiaların Aleviliği asimile etme politikalarının bir parçası olduğuna dikkat çekti. Tarihi kaynaklarda Hacı Bektaş Veli’nin hac ibadetini yaptığına dair kesin bir bilgiye rastlanmadığını kaydederek şu sözleri kullandı:

    “Hacı Bektaş’ın hacca gidip gitmediği Hacı Bektaş’ın söylediği sözlerden net bir şekilde anlaşılıyor. Hacı Bektaş ‘Hararet nardadır, sacda değil. Keramet baştadır taçta değil. Her ne arar isen kendinde ara. Kudüs’te Mekke’de Hac’da değil” demiştir. Bazı kaynaklarda Ahmet Yesevi’nin öğrencisi olduğu söyleniyor ancak Hacı Bektaş’ın doğumu ile Ahmet Yesevi’nin ölümü arasında 30 yıl vardır. Bu nedenle ikisi birbiriyle kesinlikle görüşmemiştir.

    Ahmet Yesevi’nin hacca gittiğini, canının helva istediğini, Hünkar’a da bunun ayan olduğunu, Hünkar’ın hacca gidip kendisine helva verdiğini ve bu nedenle Hacı ünvanını aldığını söylüyorlar ancak tarihi kaynaklarda bunun karşılığı yoktur. Tarih boyunca Alevileri asimile etmek için mutlaka bir şeyler uydurulmuştur. Bugün de bu asimilasyona dair yoğun bir çaba var. Bu konuda kesinlikle Hacı Bektaş Veli’nin hacca gittiği yönünde doğru bir bilgi yoktur.”

    “HACI BEKTAŞ VELİ GÖNLÜMÜZÜN HACISIDIR”

    Abbas Ulusoy da Velayetname’de yazan Lokman Perende’nin canının pişi çektiğini, Hacı Bektaş Veli’ye ayan olduğunu ve hacca giderek pişileri kendisine verdiğini, Lokman Perende’nin ‘Asıl hacı Bektaş’tır’ sözleri sebebiyle hacı olduğunun ileri sürüldüğünü belirtti.

    Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı inanışına katılmayan Ulusoy, “Hacca bir ziyaret, gidiş ve Sünnilikteki gibi bir hac ibadeti söz konusu değildir. Hacı Bektaş Veli’nin inancında Kabe gönüldür, kıble insandır. Hacı Bektaşi Veli bizim hacımızdır, yani bizim gönlümüzdedir. Biz onun etrafında, o bizim etrafımızda hacıyızdır. Bu anlamda hacıdır. Dolayısıyla bu düşünceye katılmıyorum” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Erdal Ahi: Hacıbektaş’ta Pir’in huzurunda rızasız cem yaptılar, inancımızla dalga geçiyorlar-VİDEO

    Erdal Ahi: Hacıbektaş’ta Pir’in huzurunda rızasız cem yaptılar, inancımızla dalga geçiyorlar-VİDEO

    PİRHA-Kazım Karabekir Cemevi Başkanı Erdal Ahi, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerine yönelik müdahale girişimini değerlendirdi. Ahi, “Devlet eliyle Aleviliği yok etmek isteyenlere asla müsaade etmedik, etmeyeceğiz” dedi. Ahi, hükümetin dediği gibi bir Alevilik yapmayacaklarını vurguladı.

    Devlet/AKP hükümeti protokolü tarafından, 61. Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne yönelik müdahalenin tartışmaları sürüyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından alternatif(korsan) anma programı geliştirilmesi, toplum nezdinde büyük tepkiye neden oldu.

    Kazım Karabekir Cemevi Başkanı Erdal Ahi, hükümet politikaları nedeniyle bu yılki Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinin ikilik içerisinde geçtiğini vurguladı. Erdal Ahi, Alevi kurumlarına karşı tavır alan kuruluşların, Alevi toplumuna ihanet ettiğini söyledi.

    “DEVLET ELİNİ DERGAHTAN ÇEKMELİ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın eylemlerini kabul etmediklerini belirten Erdal Ahi, “Devlet eliyle Aleviliği yok etmek isteyenlere karşı asla müsaade etmeyiz” dedi.

    Hacı Bektaş Veli Dergahı başta olmak üzere Alevilere ait tüm inanç merkezlerinin halka teslim edilmesi gerektiğini vurgulayan Ahi, şunları söyledi:

    “Dergahlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olduğu için ister istemez devlet orada bir baskı kuruyor. Kendi yeri gibi gösteriyor ama orası Alevi toplumunun Serçeşmesidir. Oranın sahipleri tabii ki Alevilerdir. Alevilerin, orada hiçbir baskı altında kalmadan ibadetini yapması gerekir. Yani devlet elini oradan çekmeli. Daha doğrusu bize ait olan bütün türbe ve dergahtan elini çekmeli. Devletin ve hükümetin Alevisi olmayacağız. Hükümetin dediği gibi bir Alevilik de yapmayacağız.

    Bir mazlum, zalime asla boyun eğmemeli. Yani sende güç var diye mazlumu ezmemelisin. Bir insan kendini nerede rahat ve huzurlu hissediyorsa orası onun evi, ibadethanesidir. İnsanlar özgürce ibadetini yapmalı, devlet de bu tür şeylere karışmamalı, elini çekmeli. Birilerini kullanıp, ön plana atarak Alevi toplumunu asimile etmelerini kabul etmiyoruz.”

    “İNSANLARIN İNANCIYLA DALGA GEÇİYORLAR”

    Erdal Ahi, Hacı Bektaş Veli anmasının 2. gününde Cemevi Başkanlığı tarafından yürütülen cemi de eleştirerek şöyle devam etti:

    “Zaten o meydanı oluşturan kişiler sıkıntılı insanlar. Alevi toplumu tarafından benimsenmeyen, kabul edilmeyen bir yapıdalar. Kültür Bakanlığı’nın ne kadar personeli varsa gerek inanan, gerek inanmayan, boyunlarına birer kart takarak oraya getirip cem yapmak Alevilere ihanettir, Alevileri yok saymaktır. Eminim ki bu ihanetin bedelini o insanlar ödeyecektir. Bu toplum o bedeli onlara ödetecektir.

    Orada pirin huzurunda, rızasız cem yapılması aslında bir cem değil, görsel bir şölen gibi gösterildi. Cem öyle olmaz. Cemde rızalık, paylaşmak, sevgi, saygı, hoşgörü vardır. ‘İncinsen de incitme’ diyen Hünkar Hacı Bektaş’ın huzurundasın, insanlar, pire ulaşmak, dergaha yüz sürmek için uzak yollardan geliyor ama o kişiler, dergahı baltalayıp insanların inancıyla dalga geçiyorlar.”

    “ASLA GERİ ADIM YOK”

    Erdal Ahi, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu yılki anma etkinliklerine müdahalesi nedeniyle çok fazla insanın Hacıbektaş’a gitmediğini de söyledi. Aynı zamanda Türkiye Alevi Federasyonu yönetiminde de yer alan Erdal Ahi, gelecek yıl yapılacak anma etkinliklerine dair alacakları tavrı ise şu sözlerle anlattı:

    “Seneye her cemevinden, her kurumumuzdan Türkiye Alevi Federasyonu olarak en az 5 otobüs kaldırarak orada daha büyük bir kitle ile var olacağız. O meydanda cemimizi yapacağız, pire yakışır hizmetimizle etkinliklerimizi yapıp döneceğiz. Asla geri adım yok, bizler bu yola baş koyduk.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Mat: Cemevi Başkanlığı’nın dergahı işgal girişimini boşa çıkardık, beraberliğimiz gücünü gösterdi

    Mat: Cemevi Başkanlığı’nın dergahı işgal girişimini boşa çıkardık, beraberliğimiz gücünü gösterdi

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat; hükümetin Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Hacıbektaş’ta Alevilere karşı etkinlikler yapmasını ‘dergahı işgal etme’ girişimi olarak değerlendirerek tepki gösterdi. Mat, “Dergahımızı işgal etme girişimlerine karşı mücadelemizi başarıyla sürdürdük ve bu oyunlarını boşa çıkardık. Bu süreçte, toplumsal dayanışma ve direniş ruhu ile birlik ve beraberliğimizin gücünü bir kez daha gösterdik” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yıllardır Alevi kurumlarının düzenlediği Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’ne AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ayrı etkinliklerle müdahale etme hamlesini değerlendirdi.

    Hacıbektaş’taki anma etkinliklerinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyoncu faaliyetlerine karşı direnen Alevi kurumlarının, Alevi kültürünün ruhunu korumak için çabalamaya devam edeceğini vurgulayarak, dayanışma gösteren ve dergaha sahip çıkanlara teşekkür etti.

    “İŞGAL GİRİŞİMİ OYUNUNU BOŞA ÇIKARDIK”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın değerlendirmesi şöyle:

    “Aleviler, kendi kurumları ve örgütlenmeleri aracılığıyla, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın işgal edilmesine engel oldular. Bu süreçte, inançlarının kutsal mekânlarına sahip çıkma bilinciyle hareket ederek, dergâhın korunması için toplumsal dayanışma sergilediler. Hacı Bektaş Veli Dergâhı, Alevi inancının önemli bir simgesi olarak, tarih boyunca Alevi toplumunun kültürel ve manevi mirasının merkezinde yer almış, bu yüzden Aleviler için kutsal ve özel bir anlam taşımaktadır.

    AKP/MHP zorbacı ve dayatmacı iktidarının, devletin tüm imkanlarını kullanarak kurduğu sözde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dergahımızı işgal etme girişimlerine karşı mücadelemizi başarıyla sürdürdük ve bu oyunlarını boşa çıkardık. Bu süreçte, toplumsal dayanışma ve direniş ruhu ile birlik ve beraberliğimizin gücünü bir kez daha gösterdik. Dergahımız, hakikati savunanların iradesiyle ayakta kalacak ve kültürümüzü, inancımızı koruma mücadelemiz sürecektir.

    “CEM ERKANIYLA İŞGALE EN ANLAMLI CEVABI VERDİK”

    Hacı Bektaş Veli Dergahımızda, kurumlarımızla birlikte son 3 gündür gece-gündüz demeden, aralıksız olarak sürdürdüğümüz eylemler, basın açıklamaları, yürüyüşler, paneller, kültürel etkinlikler ve yürütülen cem erkânı ile bu işgale en anlamlı cevabı hep birlikte verdik. Birlik ve dayanışma içerisinde, direncimizi, inancımızı ve kültürümüzü koruyarak bu süreçteki kararlılığımızı gösterdik. Bu süre zarfında emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz; inancımızdan ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

    “BOYNUNA MİSAFİR KARTI TAKANLAR GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER”

    Boynuna misafir kartı takarak gelenler ise geldikleri gibi gittiler. Biz, dergahımızın asıl unsurları olarak her zamanki gibi dergahımızdayız. Misafirler geçici, biz ise buradayız; dergahımızın ruhunu ve özünü yaşatmaya devam ediyoruz.

    CHP, DEM PARTİ, TİP VE HACIBEKTAŞ BELEDİYESİNE TEŞEKKÜR

    Özellikle resmi açılış töreninde konuşan CHP, DEM ve İşçi Partisi genel başkanlarının, Alevi kurumlarının yanında olduklarını ve çakma Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımadıklarını, bu kurumun asimilasyon amaçlı bir yapı olduğunu açıkça ifade etmeleri çok değerliydi. Bu tavır, Alevi toplumu için önemli bir destek ve dayanışma anlamına geliyor. Her üç genel başkana da bu duyarlılıklarından dolayı teşekkür ediyoruz.

    Ayrıca, iktidarın tüm dayatmalarına rağmen, Alevi kurumlarıyla birlikte uyumlu ve ortak hareket ettikleri için Hacıbektaş Belediye Başkanı ve Belediye Meclis Üyelerine teşekkür ediyoruz. Bu işbirliği, toplumsal uyum ve adalet açısından büyük önem taşımaktadır.

    “ELİNİZİ DERGAHIMIZDAN VE İNANCIMIZDAN ÇEKİN”

    En büyük teşekkürlerimizi Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliği’ne katılan ve inancına, kimliğine ve de verdiği ikrara sahip çıkan, dergahımızın işgaline geçit vermeyen canlarımıza canı gönülden sunuyoruz. Bu güçlü dayanışma ve kararlılık, hepimizin ortak değerlerine olan bağlılığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Hep birlikte, bu kutsal mirası ve toplumsal bütünlüğü korumak için gösterdiğiniz azim ve cesaretten dolayı sizlere teşekkür ediyoruz.

    Dergahlarımız bizimdir, işgale hayır! Elinizi inancımızdan, dergahlarımızdan ve değerlerimizden çekin. Alevilik vardır, Alevilik haktır. Tarih boyunca var olmuş ve bugün de yaşatacağız. Birliğimiz, dirliğimiz ve mücadelemiz daim olsun. Hep birlikte, kültürel ve inançsal değerlerimizi korumaya devam edeceğiz. Bir kez daha haykırıyoruz; haklıyız, hep birlikte vereceğimiz haklı ve onurlu mücadelemiz sonucunda kazanacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Avustralya Alevi Federasyonu: Cemevi Başkanlığı’nın etkinliğine katılanlar bizleri temsil etmiyor

    Avustralya Alevi Federasyonu: Cemevi Başkanlığı’nın etkinliğine katılanlar bizleri temsil etmiyor

    PİRHA – Avustralya Alevi Federasyonu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın korsan Hacı Bektaş Veli Anma Programı düzenlemesine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada Alevi kurumlarının anma törenlerine katılım çağrısı yapılarak “Cemevi Başkanlığı yıllardır kurumlarımızın organize ettiği Anma Etkinliklerini sabote ederek, inancımızı devletin tahakkümü altına almaya çalışıyor” denildi.

    Alevi çatı kurumlarının düzenlediği 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Programı 16-17-18 Ağustos’ta yapılacak.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da 15-16-17 Ağustos’ta anma etkinliğini yapacağını açıklamasının ardından toplumun tepkisi de sürüyor.

    “ALEVİLİĞİ TEMSİL EDEN BİZLERİZ!”

    Avustralya Alevi Federasyonu da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın girişimlerine karşı yazılı açıklama yaptı.

    “61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Programı’na katılımınız, yolumuza sahip çıkmanız açısından çok önemlidir” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Çünkü şu an Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bilinçli bir şekilde yıllardır kurumlarımızın organize ettiği anma etkinliklerini sabote ederek, kendi hazırladıkları programla yolumuzu, inancımızı devletin tahakkümü altına almaya çalışıyor. Bu etkinliğe katılan, konuşmacılar, sanatçılar, yazarlar, akademisyenler bizleri temsil etmiyorlar.

    “ALEVİ KURUMLARIMIZIN ETKİNLİĞİNE KATILALIM”

    Aleviliği temsil eden, tarif eden ancak ve ancak Alevi kurumlarımız ve bizleriz!

    Aleviliğin biricik bir inanç olduğunu unutmadan değerlerimize, pirlerimizin, ulularımızın inşa ettiği yol, erkan ve inancımıza sahip çıkma günüdür! Böylesi sinsi oyunlara paye vermeden, Alevi kurumlarımızın organize ettiği ve bundan sonra da edeceği Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’ne katılımınızı bekliyoruz.

    Alevilik vardır hep de var olacaktır!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi kurumlarından ortak açıklama: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkarın huzurundayız

    Alevi kurumlarından ortak açıklama: 16-17-18 Ağustos’ta Hünkarın huzurundayız

    PİRHA-Alevi örgütleri, Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri öncesinde ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “Alevi kurumları olarak tarihimizi ve bizi yok sayanlara karşı, karanlığın yarattığı cehalet çölünü kardeşlik ormanına dönüştürmek için Serçeşmenin gözesine can suyu olmaya gidiyoruz. Bu yıl 16-17-18 Ağustos’ta Hünkarın huzurunda olmak, tarihimize ve yolumuza kemalet ile sahip çıkmaktır” denildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri öncesinde ortak yazılı açıklama yaptı.

    Alevi kurumları açıklamada, “Alevi kurumları olarak tarihimizi ve bizi yok sayanlara karşı, karanlığın yarattığı cehalet çölünü kardeşlik ormanına dönüştürmek için Serçeşmenin gözesine can suyu olmaya gidiyoruz. Bu yıl 16-17-18 Ağustos’ta Hünkarın huzurunda olmak, tarihimize ve yolumuza kemalet ile sahip çıkmaktır. Bizi Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Madımak’ta katledenlere ve katliamlara sessiz kalanlara karşı ses olmaktır. Bu yıl Alevi kurumları ve Hacıbektaş Belediyesi’nin programları eşliğinde Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi anmak yola verdiğimiz ikrarın gereğidir” dedi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Değerli canlar; tarih boyunca hiçbir güç bizim Hünkarımızla olan bağımızı koparamadı. Dergahımıza kayyum atadılar, asimile etmek için başka bir inancın ibadethanesini yaptılar, kendi dergahımızda ibadet etmemizi yasakladılar, Hünkarın huzuruna çıkmamız için bizden para da istediler ama tüm bunlar ve daha fazlası bizi dergahımızdan koparamadı. Onların nafile çabaları hiç bitmedi. Bugün içimizden devşirdikleri bir grup biyolojik Alevi ile bu emellerini sürdürüyorlar. Nihai hedefi bizi köklerimizden koparıp, birbirimize yabancılaştırarak yolumuzdan koparmak olan “Cemevi Başkanlığı” ve onun yaptıklarına destek olan bir grup aynı hedefin yolcularıdır.
    Ama bilmedikleri bir şey var ki o da;
    Bizim pirlerimizden aldığımız gerçeğin nefesi ile dağları erittiğimiz, ama onların Pir Sultan’a atılan gül’den aldıkları yalancının ateş ile yağı bile eritemediği gerçeğidir. Çünkü Hünkarı anmak 72 millete bir nazar ile bakabilecek kemalet ister. Bizi katledenlere karşı Şah Kalender gibi durabilecek yürek ister. Çocuklarımıza katliamlarla özdeşmiş sembolleri değil, Canlı cansız cümlemiz bir nesneden var oluyor, bu bir hikmet sultanım bilgeliğinin ışığında yürümeyi öğreten yola bağlılık ister. Değerli canlar, Alevi kurumları olarak tarihimizi ve bizi yok sayanlara karşı, karanlığın yarattığı cehalet çölünü kardeşlik ormanına dönüştürmek için Serçeşmenin gözesine can suyu olmaya gidiyoruz.

    ALEVİ KURUMLARI VE HACIBEKTAŞ BELEDİYESİ’NİN PROGRAMLARI EŞLİĞİNDE ANMA

    Bu yıl 16-17-18 Ağustos’ta Hünkarın huzurunda olmak, tarihimize ve yolumuza kemalet ile sahip çıkmaktır. Bizi Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Madımak’ta katledenlere ve katliamlara sessiz kalanlara karşı ses olmaktır. Bu yıl Alevi kurumları ve Hacıbektaş Belediyesi’nin programları eşliğinde Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi anmak yola verdiğimiz ikrarın gereğidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin programı açıklandı!

    Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin programı açıklandı!

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şubesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin programı açıklandı. Festivalde paneller, konserler ve çocuklara yönelik etkinlikler olacak. 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şubesi’nin düzenlediği Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin üçüncüsü bu yıl 8-12 Ağustos tarihlerinde yapılacak.

    Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Altınoluk’ta yapılacak olan festivalin programı da açıklandı. AKD Altınoluk Şubesi’nde gerçekleştirilecek festivalin açılışı semah dönüldükten sonra konuşmalarla devam edecek.

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’ın yanı sıra AKD Altınoluk Şube Başkanı Veli Doğan ve Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin ile Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş da festivalde söz alacak.

    PANELLER, KONSERLER VE ÇOCUKLARA YÖNELİK AKTİVİTELER!  

    ‘Kızılbaşlığın gelişmesinde Şah İsmail’in rolü, 16. Yüzyılda Osmanlı-Safevi ilişkileri’ başlıklı panelde Şah Hüseyin Şahin konuşmacı olarak yer alırken, sanatçı Muharrem Temiz de Şah Hatayi türkülerini dillendirecek.

    Festivalin ikinci günü, çocuk şenliği ve sanatsal faaliyetler ile devam edecek.

    10 Ağustos’ta ise Edremit’e bağlı Doyran Köyü’nde, Kazdağları’ndaki Tahtacı Türkmen geleneğine ilişkin panel düzenlenecek. Panele, gazeteci Zeynel Gül ile araştırmacı Sinan Kahyaoğlu, konuşmacı olarak katılacak. Günün devamında müzik performansları da sahnelenecek.

    Festivalin dördüncü gününde ise iki oturumdan oluşan “Aleviler eşit yurttaşlık talep etmeli mi?” başlıklı panel yapılacak. İlk oturumda Yazar Orhan Gazi Ertekin; ‘Alevilerin sorunları ve çözüm yolları’ başlığını değerlendirecek.

    Panelin ikinci oturumunda ise Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Arslan, AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez konuşacak.

    Festivalin son gününde, Altınoluk Amfi’deki buluşmaya Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın katılırken, sanatçılar Özlem Taner, Özcan Türe ile Onur Türe sahneye çıkacak.

    PİRHA/ALTINOLUK

  • Cemevi Başkanlığı’nın bazı Alevi kurumlarıyla Hacıbektaş toplantısı sonrası açıklama

    Cemevi Başkanlığı’nın bazı Alevi kurumlarıyla Hacıbektaş toplantısı sonrası açıklama

    PİRHA – Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, “Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri’ne ilişkin bugün ikincisini yaptığı toplantıya bazı Alevi kurumları katıldı. Cemevi Başkanlığı’na yakınlığıya bilinen söz konusu kurumlar yaptıkları ortak açıklamada “Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinin bugüne kadar yapıldığı gibi Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurum ve kuruluşlarının ortaklaşması ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katılımı ve katkılarıyla uluslararası bir vizyon ile yapılmasını doğru bulmaktayız” dedi. 

    Bazı Alevi kurumları bugün Ankara’ya giderek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilileriyle görüştü.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yakın duran Cem Vakfı, Alevi Vakıfları Federasyonu, Alevi Ocakları Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Federasyonu, Sücaaddin Veli Dergâhı, Afyon Alevi Kültür Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Düşünce Derneği, Alevi İnanç Birliği Vakfı, Zeynep Ana Cemevi Derneği, Üniversiteli Alevi Gençler Derneği, Tahtacı Dernekleri Federasyonu, Karacaahmet Sultan Dergâhı Vakfı, Alevi Yol Erkân ve Eğitim Vakfı, Dede Garkın Ocağı Derneği, Babağanlar, Çelebiler ve Âbdal Derneklerinden yöneticiler, Cemevi Başkanlığı’nda Alirıza Özdemir ile bir araya geldiler.

    16-18 Ağustos 2024 tarihlerinde yapılması planlanan “Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri’nin ön hazırlığıyla ilgili yapılan bu ikinci toplantı sonrası söz konusu kurumlar ortak yazılı bir açıklama yaptı.

    Kurumlar, “Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurum ve kuruluşlarının ortaklaşması ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katılım ve katkılarıyla uluslararası bir vizyon ile yapılmasını doğru bulmaktayız” dedi.

    “KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NIN KATILIMIYLA ETKİNLİKLERİN YAPILMASINI DOĞRU BULMAKTAYIZ”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “16 Ağustos 1964 yılından itibaren 16-17-18 Ağustos tarihlerinde her yıl Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri düzenlenmektedir. Bu etkinlikler ulusal ve uluslararası kamuoyunda, Alevi-Bektaşi toplumundan canların en geniş kesimiyle dahil olduğu etkinlikler olarak gerçekleşmektedir. İlk günden bu yana Hacıbektaş Belediyesi ile Alevi-Bektaşi kurum ve kuruluşları bu etkinliklerin planlama ve gerçekleştirilme sürecinde doğal yürütücü olmuştur. Bu hususta belediyemizin ve Alevi-Bektaşi kurum ve kuruluşlarının üzerine düşen sorumluluğun farkındayız. Etkinliklerimizin son yıllarda planlama ve düzenleme süreçlerinde, Alevi-Bektaşi toplumunun geniş kesimlerin dahil edilmediği, dar bir alana sıkıştırıldığı ve giderek uluslararası olma özelliğinin kaybolmaya başladığını üzüntüyle görmekteyiz. Alevi-Bektaşi toplumunun piri Hünkar Hacı Bektaş Veli, yüzlerce yıldır toplumumuzun birlik ve beraberliğinin serçeşmesi olmuştur. Etkinliklerin bugüne kadar yapıldığı gibi Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurum ve kuruluşlarının ortaklaşması ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katılım ve katkılarıyla uluslararası bir vizyon ile yapılmasını doğru bulmaktayız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi örgütleri net: Cemevi Başkanlığı ile kim yürürse yol ayrımına gideceğiz

    Alevi örgütleri net: Cemevi Başkanlığı ile kim yürürse yol ayrımına gideceğiz

    PİRHA – Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Ağustos’ta yapılacak Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’ne dahil olma çabası Alevi örgütlerinin tepkisini çekti. Başkanlığa karşı duran Alevi örgüt temsilcileri, “Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile kim yürürse yürüsün yol ayrımına gideceğiz” diye konuştu.

    11 Alevi Kurumu, 16-18 Ağustos’ta yapılacak 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin planı için 25 Mayıs’ta bir araya geldi.

    Hacıbektaş Belediyesi öncülüğünde yapılan toplantıya Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yakınlığı ile bilinen Alevi Vakıflar Federasyonu, Cem Vakfı ve Karacaahmet Sultan Dergahı’nın temsilcileri de katıldı.

    Toplantı sonrasında kamuoyuna paylaşılan mutabakat metninde ise “Anma etkinlikleri 1984 yılından bu güne kadar yapıldığı gibi Hacıbektaş Belediye Başkanlığı ve bu mutabakatta imzası olan Alevi kurumları ile ortaklaşarak ve Kültür Bakanlığı katkıları ile yapılacak. Bu toplantıda alınan kararlar, 29 Mayıs 2024 Çarşamba günü Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile yapılacak toplantıya katılacak olan AVF, Cem Vakfı, Karacaahmet Sultan Dergahı ve Hacıbektaş Belediye Başkanlığı tarafından Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına bildirilecektir” ifadelerine yer verildi.

    YILMAZ: O METİN DE BİRAZ YANLIŞ YORUMLANMIŞ!

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Hacıbektaş’taki toplantı sonrasında yaşananlara ilişkin PİRHA’ya konuştu. Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan gelecek hiçbir dayatmayı kabul etmediklerini belirterek şunları söyledi:

    “Toplantı gününün sonunda mesele şuraya geldi; kesinlikle Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu etkinliklerde adının, sanının, parasının, hiçbir şeyinin olmasını istemiyoruz, dedik. Her yıl olduğu gibi Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla olabileceğini söyledik. Bu arkadaşlar da çoğunluğun kararına uyup fikri onayladılar.

    29 Mayıs’ta Cemevi Başkanlığı bir toplantı yapacakmış. Bizi de davet ettiler ve reddedip ‘Biz zaten belediyeyle görüşüyoruz, dolayısıyla sizi tanımadığımız için görüşme de yapmayız’ dedik. Bizim haricimizde 3 kurum bu toplantıya gideceklerini söyledi. Biz de ‘bu sizin bireysel tercihiniz’ deyip, ‘Bu masada konuşulanlara mutabakat sağlayıp tamamsanız, bizim açımızdan da sorun yok’ dedik. Sonrasında biz o toplantıda konuşulanları bir metin altında toplayalım istedik ancak o metin de biraz yanlış yorumlanmış. Aslında orada amaç şuydu; burada bir karar alındı ve bu kararda Cemevi Başkanlığı’nın kesinlikle bu süreçte olamayacağı, eğer bu konuda Kültür Bakanlığı ısrarcı olursa ‘Alevi kurumları ve Hacıbektaş Belediyesi olarak bu işi yaparız. Cemevi Başkanlığı istiyorsa gitsin alternatif etkinlik yapsın noktasına geliriz’ dedik.

    “BİZ ALEVİ KURUMLARI ÇOK NETİZ!”

    Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri konusundaki tutumunu eleştirerek şöyle devam etti:

    “Cemevi Başkanlığı, belediye ile bir araya geldiğinde ‘biz devletiz ve biz yaparız’ demiş. Belediye de ‘Tamam devlet olabilirsin, yapabilirsin de ama biz bunu Alevi kurumlarıyla yapacağız. Halk da kimi istiyorsa onu tercih etsin’ demiş. Bunun üzerine bu beyefendi geri adım atmış ve ‘Siz, söylediğiniz kurumlarla bir toplantı yapın, ben de bir toplantı yapayım, sonucunda bir araya gelip karar verelim’ demiş. 29’unda yapılacak o toplantıda belediye de olacak. Ama Cemevi Başkanlığı’nın bir alternatif anma programı yapma ihtimali de var diye düşünüyorum. Biz, ‘Cemevi Başkanlığı’nı asla kabul etmiyoruz’ dediğimiz için şimdi Kültür Bakanlığı da ‘ben bu daireyi kurdum, yapacaksa bu kurum yapacak’ diyecektir. Hatta aynı tarihte Hacıbektaş’ta başka bir program da yapabilirler. Biz Alevi kurumları ve Hacıbektaş Belediyesi çok netiz, her yıl olduğu gibi programımızı yapacağız dahil olmak isteyen gelir, olmak istemeyen de gider alternatif program yapar.”

    KOÇ: BAŞKANLIK İLE KİM YÜRÜRSE YOL AYRIMINA GİDECEĞİZ

    25 Mayıs’taki mutabakat metninde imzası olan Türkiye Alevi Federasyonu’nun Başkanı Zeynel Abidin Koç ise “Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile kim yürürse yürüsün yol ayrımına gideceğiz” dedi. Zeynel Abidin Koç,

    “Hacıbektaş Belediyesi her sene Alevi kurumlarıyla bu toplantıları yapıyor. Ancak şimdi öyle bir noktaya gelindi ki bu Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, önce bir şekilde kendisine yandaş federasyonlar kurdurdu, yıllardır faaliyet yürüten Alevi örgütleri içerisinde bir ayrışma gütmek için şimdi de çeşitli toplantılar yapıyor. Görünen o ki bazı arkadaşlarımız da buna meyil ediyor. Hacıbektaş’ta yapılan o toplantıya ben katılamadım. Toplantı sonrasında oluşturulan o yazım dilini de pek oluşturamamışlar. Ama şu çok açık, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile kim yürürse yürüsün biz yol ayrımına gideceğiz. Onların yaptığı, yapacağı hiçbir etkinlikte olmadık, bundan sonra da olmayız.

    Festival için eskiden Kültür Bakanlığı katkısı alınıyordu ama şimdi orada da bir hata oldu galiba. Çünkü artık Kültür Bakanlığı destek vermiyor, meşrulaştırmak için Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı üzerinden destek vermeye çalışılıyor. Zaten onların sağladığı finans da bir şey değildi. Kültür Bakanlığı’nın o finansına da zaten ihtiyaç yok. Paraları onların olsun, öyle bir talebimiz yok.”

    “BU SENEKİ ETKİNLİKLER SERT GEÇECEĞE BENZİYOR”

    Zeynel Abidin Koç, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın, toplum nezdinde meşruiyet kazanmak için politika yürüttüğünü ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “Alevi Bektaşi Cemevi Başkanı, ‘Biz devletiz’ diyerek kendisini var etme çabası içerisine girmiş. Asıl bir tehlike Hacı Bektaş Veli Türbesi’nin arka tarafında 20 dönüme yakın bir arazi üzerinde yapılmak istenenle ilgili. Burası ‘Hasbahçe’ olarak adlandırılıyor. O arazi bu zamana kadar hiçbir Alevi örgütü ve belediyeye verilmedi. Türbeye ait bu yer şimdi Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın kullanımına verilmiş. Bu konuda kendi açıklamaları da var. Şimdi orada kendilerine ait tesisler yapmayı planlıyorlar. Şimdi örnek veriyorum; oraya yapılacak bir aşevi ya da konuk evine dışarıdan giden Aleviler, oranın kime ait olduğuna bakmaz. Doğal olarak bu, asimilasyonu hızlandıracak bir proje olur. Kendi zihniyetlerini ancak bu şekilde yayabilirler. Bunların çok iyi takip edilmesi lazım. Yani bu seneki Hacı Bektaş etkinlikleri biraz sert geçeceğe benziyor. Ancak biz de elimizden gelen mücadeleyi sürdüreceğiz. Zihnimizde nokta kadar geri dönüş yok. İleriye doğru atabileceğimiz tüm adımları atacağız, haklarımız için mücadeleye devam.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER: Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri için 11 Alevi kurumu bir araya geldi!

  • Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri için 11 Alevi kurumu bir araya geldi!

    Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri için 11 Alevi kurumu bir araya geldi!

    PİRHA – Alevi Kurumları, 16-18 Ağustos’ta yapılacak 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin programlanması için bir araya geldi.

    Hacıbektaş Belediyesi ile 11 Alevi kurumu, 16-18 Ağustos 2024’te yapılacak olan 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri için bir araya geldi.

    Hacıbektaş Belediyesi’nde 25 Mayıs’ta yapılan toplantıyla birlikte 16-18 Ağustos’ta gerçekleşecek anma törenleri ve kültür sanat etkinliklerinin detayları konuşuldu.

    Toplantı, Hacıbektaş Belediye Başkan Vekili Leyla Kındış başkanlığında yapılırken, anma törenleri sürecinde izlenecek yol haritası da sonuç bildirgesiyle birlikte kamuoyuna duyuruldu.

    Bildirgede şu açıklamaya yer verildi:

    16-18 Ağustos 2024 tarihlerinde yapılacak olan 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin programlanması ve uygulanması için aşağıdaki Alevi Kurumları ve Hacıbektaş Belediyesi Başkanlığı inisiyatifi ile toplanmış ve aşağıdaki konularda mutabakat sağlanmıştır.

    1. Anma etkinlikleri 1984 yılından bu güne kadar yapıldığı gibi Hacıbektaş Belediye Başkanlığı ve bu mutabakatta imzası olan Alevi Kurumları ile ortaklaşarak ve Kültür Bakanlığı katkıları ile yapılacak.
    2. Bu mutabakatta imzası bulunan kurumların birer temsilcisi ile birlikte bir Danışma Kurulu oluşturulacak ve program bu danışma kurulu tarafından belirlenecektir.
    3. Anma etkinlikleri için Kültür Bakanlığı ile Bakanlık bünyesinde görüşmeler bu komite tarafından yapılacaktır.
    4. Bu toplantıda alınan kararlar, 29 Mayıs 2024 Çarşamba günü Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile yapılacak toplantıya katılacak olan AVF, Cem Vakfı, Karacaahmet Sultan Dergahı ve Hacıbektaş Belediye Başkanlığı tarafından Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına bildirilecektir.
    5. 30 Mayıs 2024 Perşembe günü bu mutabakatta imzası bulunan kurum temsilcileri ile Ankara’da toplantı yapılacaktır. Toplantı yeri ve saati daha sonra açıklanacaktır.

    Bildirgede imzası bulunan kurumlar şöyle:

    ALEVİ VAKIFLARI FEDERASYONU

    TÜRKIYE ALEVİ FEDERASYONU – ADFE

    ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

    PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ

    ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ

    HACI BEKTAS VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI

    CEM VAKFI

    ŞAHKULU SULTAN DERGAHI

    KARACAAHMET SULTAN DERGAHI

    ALEVİ İNANÇ BİRLİĞİ VAKFI

    AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU

    PİRHA/ANKARA

  • İbrahim Has: AKP hükümeti, Aleviliğin içini boşaltmak için politika üretiyor-VİDEO

    İbrahim Has: AKP hükümeti, Aleviliğin içini boşaltmak için politika üretiyor-VİDEO

    PİRHA- Devletin Alevilere ve Aleviliğe yaklaşımının iki yüzlü olduğunu ifade eden İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, “Dedeleri maaşa bağlamak Aleviliğin felsefesine, Alevi Yolunun temel düsturlarına aykırı bir olaydır” dedi. 

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, kamu kaynaklarının, kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor. İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

    “ALEVİLİK İSMİ OLACAK, TABELALAR OLACAK AMA ALEVİLİK OLMAYACAK”

    PİRHA: Britanya’da inanç olarak tanınan Alevilik, Türkiye’de resmi olarak tanınmamakta. Aynı zamanda iktidar Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında bir kurum açtı. Britanya’da Alevi örgütlülüğü olarak devletin bu çalışmaları konusunda neler söyleyeceksiniz?

    İBRAHİM HAS: Tek kelimeyle söylemek gerekirse devletin Alevilere, Aleviliğe yaklaşımı iki yüzlüdür. Sadece cumhuriyet değil, cumhuriyetten önceki devletler, Anadolu topraklarındaki devletler Aleviliğe üç aşamalı bir saldırı düzenliyorlar. Birinci saldırı cumhuriyet dönemine kadar olan dönemde Alevileri keserek, asarak, katlederek Aleviliği bitirileceklerini hesaplıyorlardı. Bunda başarılı olamadılar. Evet birçok katliamlara uğradık ama Alevilik kendisini bir şekilde yaşattı.

    İkinci olarak cumhuriyetle başlayan bir dönem, asimilasyon dönemidir. Asimilasyon döneminde de Alevileri başka bir inanca, İslamiyet’e devşirerek Aleviliği bitirmeye çalıştılar. Bunda da başarılı olamadılar. Bin yıllardır olduğu gibi Alevilik kendisini var etmeye devam etti. Son aşama ki bence üçüncü ve en tehlikeli olanı AKP hükümeti tarafından uygulanıyor. Buradaki amaç katlederek bitiremedikleri, asimilasyon ile devşiremedikleri Alevileri değil Aleviliği bitirmek, Aleviliğin içini boşaltmak için politika üretiyorlar.

    “DEDELERİ MAAŞA BAĞLAMAK ALEVİ YOLUNUN DÜSTURUNA AYKIRI”

    Kültür Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurarak, cemevlerine ücret vermek için uğraşıyor. Özellikle de kırsal kesimde olan, ekonomik gücü zayıf ve yalnız olan cemevlerine giderek buradaki cemevlerini vaatlerle kandırmaya çalışıyor. Buradaki en büyük tehlikede budur. Bu şöyle tehlikelidir: Dedeleri maaşa bağlamak Aleviliğin felsefesine, Alevi yolunun temel düsturlarına aykırı bir olaydır.

    Başkanlık bir emretme, hükmetme kurumudur. Bu Aleviliğin temeline aykırı bir olaydır. Çünkü Alevilikte dede pir, mürşit, rehber ve talip ilişkisi gönüllülük esasına dayanır. Her talip gönül verdiği birisini pir olarak kabul eder ve o ilişki özel bir ilişkidir. Dışarıda birisinin dayatacağı, emredeceği veya tayin edeceği bir şey değildir. Devletin tayin ettiği dedeyle Alevilerin herhangi bir  yol açısından bir ilişkisi olamaz. Bu Aleviliğin zaten kökünü bitirmek için yapılmış dezenformasyondur. Bu yol eğer devam edilirse bir süre sonra Alevilik ismi olacak, tabelalar olacak ama Alevilik olmayacak. İslamiyet’e bağlanmış bir tarikattan farkı olmayan bir duruma geleceğiz. Onun için buna kesinlikle karşıyız.
    Britanya’daki Alevi kurumları olarak Alevi kurum yöneticileri olarak Aleviler olarak asla böyle bir ilişkiyi kabul etmiyoruz. Bizim devletle ilişkimiz vatandaşlık ilişkisi olabilir. Eşit yurttaşlık temelinde bir ilişkiniz olabilir. Bizim inançsal olarak ne Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ne de başka bir devletle bir ilişkimiz olamaz. Bizler dedelerimizin ekonomik ihtiyaçlarını bin yıllardır talip-pir ilişkisi için de zaten karşılıyoruz. Hakullah olarak her talip dedesinin ihtiyacını karşılar.

    “DEDE KİMSEYE BAĞLI OLMAMASI GEREKİYOR”

    Dede bizim için hakimdir, rehberdir, akıl hocasıdır. Dolayısıyla dede hüküm verirken, cemini bağlarken, vicdanının rahat, bağımsız kimseye bağlı olmaması gerekiyor. Onun için toplumsal olarak ilişkimiz bu şekildedir. Bundan dolayı başkanlığı asla kabul etmiyoruz. Böyle bir ilişkinin içine girmiyoruz. Bu ilişkinin içine giren Alevi kurumlarının veya Alevilerin bizimle hiçbir ilişkisi olamaz. Bizim Yol gereği düşkündürler. Asla kabul edilemez!

    “ALEVİLER HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHINDA İBADET EDEMİYORLAR

    -Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki ceylan ve aslanı kaldırdı. Yukarıda bahsettiğiniz tehlikeye örnek midir? Nasıl yorumluyorsunuz?

    Bu yıl devletin Hacı Bektaş’daki etkinliklerle aldığı tutum söylediğim üçüncü aşamadaki dezenformasyonun açık bir örneğidir. Bakın bütün Alevilere mal olmuş herkes tarafından kabul edilmiş Hacı Bektaş’ın bir figürü var. Ceylan ve aslanı bir arada tutuyor ve hatta orada ceylanı kucaklayıp korurken aslanı da elini üstüne koyarak onun saldırısını önleyecek, beraber yaşamasını sağlayacak mıydı? Onları bile değiştirmiş. Hacı Bektaş’ın kendi figürü de yani sakalından tutun da bütün portre değiştirilmiş. Bu dezenformasyondur. Bu Alevi önderinden çok, daha çok İslami bir şeyhi andıran durumdur.

    İkinci olarak da Alevi Bektaşi ismini kullanıyorsunuz. Aleviliği inanç olarak kabul etmiyorsunuz. Bektaşiliği kabul etmiyorsunuz. Ama öbür tarafta 1826’dan bu yana bütün Alevi dergahlarına el konuldu. Şu anda Alevi dergahlarının hepsi devlet tarafından işgal edilmiş durumdadır. Aynı zamanda Alevi kurumları kendi dergahlarında, kendi mülkleri içinde kiracı durumdadırlar. Bunu Alevilere geri vermeyen devlet, öbür tarafta Alevilik ismini kullanıyor.

    Aleviler Hacı Bektaş Veli Dergahında ibadet edemiyorlar. Hatta yakın zamana kadar kendi dergahlarına biletle girmek durumundaydılar. Müze olarak kullanılıyor. Ama öbür tarafta dergahın avlusuna cami yapılarak başka bir inancın orada kendi inancını yaşatmasını, ibadet etmesini sağlıyor. Bu da devletin Alevilerle ve Alevilikle ilgili politikalarındaki samimiyetsizliğinin en basit örnekleridir.

    Elif TABAK-Diren KESER/BRİTANYA