Etiket: hasta mahpuslar

  • 614. F Oturması: Ağır hasta mahpus Ergin Aktaş serbest bırakılsın

    614. F Oturması: Ağır hasta mahpus Ergin Aktaş serbest bırakılsın

    PİRHA – 614. F Oturmasında Metris T Tipi Hapishanesi’nde tutulan Ergin Altaş’ın durumu paylaşıldı. Altaş’ın sağlık ve yaşam hakkının korunması için serbest bırakılması talep edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması eylemi 614’ncü haftasında devam etti. “Tedavi haktır engellenemez” pankartının açıldığı eylemde, “İnsan haklarıyla insandır”, “Tedavi haktır engellenemez” sloganları atıldı.
    Açıklamayı İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi adına Meryem Bars okudu.

    HAPİSHANEDE KOAH VE MANTAR HASTALIĞINA YAKALANDI! 

    Açıklamanın öne çıkan başlıklar şöyle:

    “2011 yılından bu yana tutuklu bulunan ve halen Metris R Tipi hapishanesinde tutulan Ergin Aktaş; sol eli dirsekten, sağ eli ise bilekten itibaren olmayan, tek başına öz bakımını ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda, engelli bir mahpustur. Bu engelinin yanında KOAH hastasıdır ve bu hastalıklara bağlı sorunları ve rahatsızlıkları devam etmektedir. Tutuklanmasından itibaren hapishane hapishane gezdirilen Ergin Aktaş, İzmir Menemen R Tipi Hapishanesi’nde sıcak su, hijyen ve havalandırma problemleri olan, penceresi açılmayan tek kişilik bir hücrede uzun süre tutulmuş, bu sürede KOAH ve mantar hastalığına yakalanmıştır.

    “HAPİSTE TUTULMASI YAŞAMINA AĞIR RİSK OLUŞTURMAKTADIR”

    Ergin Aktaş, Metris R Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğinde de tek kişilik odada tutulmuş, üç kişilik odaya geçebilmek için açlık grevi yapmak durumunda kalmıştır. Uzun süre biri felçli, diğeri neredeyse yatalak durumdaki hasta iki mahpusla beraber, birbirlerine bakarak hayatta kalmaya çalışmışlardır. Halen tekerlekli sandalyede olan Serdal Yıldırım’la aynı hücrede tutulmakta, Ergin Serdal’ın ayağı olarak, Serdal’da Ergin’in eli olarak yaşamaya çabalamaktadırlar.
    Tedavisinin dışarıda gerçekleştirilmesi ve engeli nedeniyle yapılan infaz erteleme başvurularına bağlı olarak 2013 yılından bu yana Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından ayrı ayrı altı defa ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verilmesine karşın; emniyetten gelen ve Aktaş’ın “tehlikeli” olduğunu iddia eden “güvenlik” raporu nedeniyle serbest bırakılmıyor. Avukatı Gülizar Tuncer Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapıldığını, gelen ret kararı üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne tedbir talebinde bulunulduğunu belirtmiştir.
    Sol eli dirsekten sağ eli ise bilekten itibaren olmayan ve engeli nedeni ile öz bakımını tek başına yapamayacak durumda olan KOAH hastası Ergin Aktaş’ın, hapiste tutulması, sağlık ve yaşamına ağır risk oluşturmaktadır.”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • Mahpus Abdulalim Kaya, Yüzde 93 engelli olmasına rağmen tahliye edilmiyor!

    Mahpus Abdulalim Kaya, Yüzde 93 engelli olmasına rağmen tahliye edilmiyor!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Batman M Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ve durumu kritik evrede olan Abdulalim Kaya’nın tahliye edilmesi için çağrı yaptı. Kaya için yapılan basın açıklamasında “İlerlemiş yaşı, yüzde 93 engelli olması, ağır hastalıklarının bulunması ve tek başına hayatı devam ettirememesi nedeniyle hapishanede kalamayacağı açıktır” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 486. hafta basın açıklamasında bir kez daha cezaevindeki hak ihlallerine dikkat çekti. İHD Ankara Şube binası önünde yapılan eylemde, hapishanelerdeki hasta mahpusların, sağlığa erişim haklarının önündeki engeller dile getirildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Nuray Çevirmen, uzun süren hapislik koşulları, temiz su ve gıdaya erişimlerdeki sıkıntılar, tek kişilik ring araçlarıyla sevkler ve kelepçeli muayene gibi hasta haklarını yok sayan uygulamalar nedeniyle mahpusların “ağır bir yaşam savaşı verdiğini” söyledi. Çevirmen, İHD olarak tespit edebildikleri 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun bulunduğunu da vurguladı.

    “BİR KEZ DAHA YETKİLİLERE SESLENİYORUZ!”

    Nuray Çevirmen, hapishanelerdeki hasta mahpusların ısrarla tutulmaya devam edildiğini söyleyerek, 2023 yılında en az 41 mahpusun yaşamını yitirdiğini de belirtti. Çevirmen, hapishanelerde yaşanan tüm ölümlerin “önlenebilir ölümler” olduğunu vurgulayarak Batman M Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpus Abdulalim Kaya’nın durumuna dikkat çekti. Nuray Çevirmen, şu bilgileri paylaştı:

    “2023 yılı içinde daha önce 2 kez basın açıklamasını yaparak tahliyesini ve tedavilerini talep ettiğimiz mahpus için bugün bir kez daha yetkililere seslenerek “Abdulhalim Kaya’yı ve tüm hasta mahpusları acil olarak tahliye edin!” diyoruz.

    1943 doğumlu olan Abdulalim Kaya’ya, 2008 yılında katılmış olduğu bir basın açıklaması nedeniyle 5 yıl hapis cezası verilmiş ve verilen bu hapis cezası 2011 yılında onanmıştır. Bursa’da iken 2021 yılının Ekim ayında prostat hastalığı nedeniyle ameliyat edilmiş, henüz dikişleri dahi alınmadan 14 Ekim 2021 tarihinde, gözaltına alınarak Bursa H Tipi Kapalı Hapishanesine konulmuştur. İlk tutuklandığında hasta haliyle 60 gün boyunca tek başına tutulmuştur. Yapılan başvurular sonucunda, 3 ay sonra 4 Ocak 2021 tarihinde cezası 6 aylığına ertelenmiştir. Cezasının ertelemesinden sonra Siirt’e dönerek tedavisine burada devam etmeye başlamıştır.

    Abdulalim Kaya’ya 28.10.2021 tarihinde %91 engelli raporu verilmiştir. Prostat hastalığının yanı sıra; kulakta işitme kaybı var ve bir kulağı %80 oranında duymuyor. Sol gözünde de %50 görme kaybı var ve katarakt rahatsızlığı da bulunuyor. Bir böbreği iflas etmiş ve tek böbrekle yaşamak zorundadır. Ayrıca hastaya demans teşhisi de konulmuştur. Kalp hastasıdır ve yaklaşık 1 yıl önce anjiyo olmuştur. 12.10.2022’te tekrar yapılan kontrollerle Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından %93 engellilik raporu verilmiştir. Bu raporda “Hayatını yalnız devam ettiremeyeceği, cezasının infazı sırasında sürekli bakım ve tedaviye ihtiyaç duyacağı, infazına cezaevi koşullarında devam edemeyeceği, hükümlünün hastalığı kesin bir şekilde hayati tehlike arz etmekte olup, hayatını yalnız idame ettirmemesi mümkün görünmemekte olup, bu durumun düzelip düzelmediği ile ilgili kontrol muayenesinin 2 yıl sonra yapılması sağlık kurulumuzca uygun” denilmiştir.

    %93 ENGELLİ OLMASINA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMİYOR!

    Abdulalim Kaya, ağır hastalıklarına rağmen 31 Mart 2023 tarihinde tekrar tutuklanarak ve Batman M Tipi Kapalı Hapishanesine konulmuştur. Hastalıklarından dolayı Elazığ R Tipi Hapishanesine götürülmüş burada 1,5 ay boyunca tek başına tutulmuş ve durumu daha da kötüleşmiştir. Tek başına tutulması ve durumunun kötüleşmesi üzerine ailesi Batman’a tekrar getirilmesi konusunda başvuruda bulunmuş ve yaklaşık 5 ay önce Batman M Tipine getirilmiştir. 31 Ağustos 2023’te Adli Tıp Kurumu “Cezaevinde kalabilir raporu vermiştir. Cezaevi idaresi de kocama hali nedeniyle de Cumhurbaşkanlığı Genelgesi çerçevesinde tahliye edilmesi için yazışmalarını yapmıştır. Ayrıca ailesi ve İHD tarafından da tahliye talepli başvuruları yapılmıştır ancak herhangi bir olumlu gelişme olmamıştır.

    Abdulalim Kaya’nın ilerlemiş yaşı, %93 engelli olması, ağır hastalıklarının bulunması ve tek başına hayatı devam ettirememesi nedeniyle hapishanede kalamayacağı açıktır. Abdulalim Kaya’nın bir an önce ailesinin yanında, daha sağlıklı koşullarda tedavisine devam edebilmesi için tahliyesinin sağlanmasını talep ediyoruz.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 486. Haftada, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde ortadan kalkıncaya kadar kamuoyu ile paylaşmaya ve çözüm talep etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 612. F Oturması: Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri sona erdirilmeli-VİDEO

    612. F Oturması: Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri sona erdirilmeli-VİDEO

    PİRHA- F Oturması’nın 612. haftasında 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası nedeniyle tüm hasta mahpusların durumuna dikkat çekilmek için açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Devlet sorumluluklarına uygun davranarak hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini sona erdirmeli, mahpuslar arasında ayrım gözetilmeksizin başta ağır hasta mahpuslar olmak üzere bütün hasta mahpusların tedavi ve sağlığa erişimleri önündeki engeller kaldırılmalı, gerekli tedavi ve bakımın yapılabilmesi maksadı ile serbest bırakılmaları sağlanmalıdır” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu’nun hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması eylemi 612’nci haftasında devam etti. “Tedavi haktır engellenemez” pankartının açıldığı eylemde, “İnsan haklarıyla insandır”, “Tedavi haktır engellenemez” sloganları atıldı. F Oturması’nın 612. haftasında 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası nedeniyle tüm hasta mahpusların durumuna dikkat çekilmek için açıklama yapıldı.

    F Oturması’nın 612. haftasının basın açıklamasını insan hakları savunucusu Taylan Bekin okudu.

    “HASTA MAHPUSLARIN TEDAVİLERİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI”

    612. F Oturması eyleminde şu ifadelere yer verildi:

    “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve sonrasında Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerine göre; bütün insanlar eşit doğarlar ve eşit muameleyi hak ederler. Nitekim bu eşitlik mahpuslara da uygulanmak zorunda olup, doğası gereği bir ceza olan kapatılmaya dayalı infaz sistemi, infaz uygulamaları ile daha büyük bir cezalandırmaya dönüştürülmemelidir. Mahpuslara insan onuruna yaraşır muamele edilmeli, ceza infazına dair kural ve koşullar insan hakları ve uluslararası sözleşmelerle uyumlu olmalıdır. Hasta hakları bağlamında her insanın ayrımcılığa uğramaksızın yeterli tıbbi bakım hakkına sahip olduğunu vurgulayan ve Dünya Tabipler Birliği’nce 1981 yılında yayınlanan Lizbon Bildirisi’yle, sağlık hakkının çerçevesi net olarak ortaya konmuştur.

    “BİNLERCE MAHPUS BEDEN VE RUH SAĞLIĞINI KAYBETMEKTE”

    Nitekim Türkiye’de de 1998 yılında 26 Ekim günü Dünya Hasta Hakları Günü olarak kabul edilmiş, ancak mahpuslar söz konusu olunca, bildiri hükümleri adeta göz ardı edilmiştir. Nitekim, ülkemizde mahpuslar çok açık bir eşitsizliğe maruz kalmakta, adalete, sağlığa, beslenmeye, iletişime, temiz suya ve daha birçok hakka ulaşma noktasında ağır hak ihlalleri yaşamaktadırlar. Hapishanelerin olumsuz fiziki koşulları ve insan haklarına aykırı infaz uygulamalarının yarattığı ağır stres nedeniyle binlerce mahpus beden ve ruh sağlığını kaybetmektedir. Özellikle sağlık ve tedaviye erişim noktasında yaşanan sorunlar mahpusların yaşam haklarına ağır tehdit oluşturmakta, tedavi edilebilir hastalıklar bile mahpusların ölümü ile sonlanabilmektedir.

    SORUMLULUK ALMA ÇAĞRISI

    Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin sağlık ve yaşam haklarını korumak devletlerin pozitif yükümlülüklerinden olup, Ceza İnfaz Kanunu 6/f maddesinde ”Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur” denilerek bu sorumluluk iç hukukta da tanımlanmıştır. Devlet bu sorumluluklarına uygun davranarak hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini sona erdirmeli, mahpuslar arasında ayrım gözetilmeksizin başta ağır hasta mahpuslar olmak üzere bütün hasta mahpusların tedavi ve sağlığa erişimleri önündeki engeller kaldırılmalı, gerekli tedavi ve bakımın yapılabilmesi maksadı ile serbest bırakılmaları sağlanmalıdır. 612. F Oturması kapsamında ve İnsan Hakları Haftası vesilesi ile hasta mahpusların sağlık ve yaşam haklarının korunması için kamuoyunu duyarlılığa, yetkilileri sorumluluğa çağırıyoruz.”

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Milletvekili Çiçek, 79 yaşındaki hasta mahpusun neden tahliye edilmediğini sordu!

    Milletvekili Çiçek, 79 yaşındaki hasta mahpusun neden tahliye edilmediğini sordu!

    PİRHA – 79 Yaşındaki Hanife Arslan, tansiyon, kemik erimesi, KOAH ve daha pek çok hastalığına rağmen cezaevinde tutuluyor. Milletvekili Cengiz Çiçek, yaşamını tek başına idame edemeyen Arslan’ın durumunu gündeme getirerek Adalet Bakanına “Hasta mahpuslara karşı uygulanan düşman infaz hukukunu daha ne zamana kadar sürdüreceksiniz?” sorusunu yöneltti.

    Türkiye hapishanelerinde yaşanan hak ihlalleri günden güne artıyor. Temel insan haklarının yok sayıldığı, yaşamlarını tek başına idame edemeyecek çok sayıda mahpus, hapishanelerde tutulmaya devam ediyor. Ağır hasta mahpuslar tahliye edilmemekte ve sağlığa erişim hakları hapishane yönetimlerinin keyfi uygulamaları veya Adli Tıp Kurumu kararlarıyla engelleniyor.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre; Türkiye hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere toplam 1517 hasta mahpus bulunuyor.

    79 YAŞINDAKİ HASTA MAHPUSA KEYFİ TAHLİYE ENGELİ!

    Sağlık sorunlarına ve ileri yaşına rağmen hapishanelerde tutulan mahpuslardan biri de Hanife Arslan. Van T Tipi Hapishanesi’nde tutulan 79 yaşındaki hasta mahpusun sağlık durumunun giderek ağırlaştığı ifade ediliyor. Arslan’ın tansiyon, kemik erimesi, KOAH ve daha pek çok hastalığının olduğuna vurgu yapılıyor. Hanife Arslan’ın ayrıca Bilateral dizde 4. seviye artrozu olduğu, en ileri seviye “kireçlenmeden” dolayı yataktan kalkmak, hastaneye gitme durumlarında dahi son derece şiddetli ağrılara maruz kaldığı belirtiliyor.

    Arslan’ın, ortopedi muayenesinde tespit edildiği üzere eklem sertliği ve hareket kısıtlılığı mevcut olup desteksiz yürümesi de mümkün değil. İki dizinden ameliyat olması gereken Hanife Arslan, dizlerindeki ağrılar nedeniyle yere düşerek dişlerinin kırıldığı ve aylarca diş tedavisi gerçekleştirilmediği bilgisi paylaşıldı.

    “DÜŞMAN İNFAZ HUKUKU!”

    Dem Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek de Arslan’ın durumuna dikkat çekti. Arslan’ın hapishane koşullarında tutulmasının yaşam hakkına, sağlık hakkına ve insan onurunun korunmasına aykırı olduğu vurgulayan Çiçek, konuyu Meclis gündemine de getirdi.

    Cengiz Çiçek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları da yöneltti:

    “Hanife Arslan, en son hangi tarihte revire/hastaneye götürülmüştür? Hangi tahlil ve tetkikler yapılmıştır? Şu anki sağlık durumu nasıldır?

    Birçok kronik hastalığı bulunan 79 yaşındaki Hanife Arslan’ın infaz ertelemesinin koşulları mevcutken halen hapishanede tutulmasının sebebi nedir?

    Hapishanede yaşamını idame ettirmekte zorlanan, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamayan hasta mahpus Hanife Arslan’ın serbest bırakılması ve tedaviye erişiminin sağlanması için bir girişiminiz olacak mıdır?

    Hasta mahpuslara karşı uygulanan düşman infaz hukukunu daha ne zamana kadar sürdüreceksiniz? Hapishane koşulları ve uygulamaları dolayısıyla yaşamı tehdit altında olan hasta mahpuslardan kim sorumlu tutulacaktır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Sincan Hapishanesindeki kadın hasta mahpusların tahliyesi için çağrıda bulunuldu!

    Sincan Hapishanesindeki kadın hasta mahpusların tahliyesi için çağrıda bulunuldu!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan mahpusların durumuna dikkat çekerek acil tahliye edilmeleri için çağrı yaptı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 461. Hafta eylemi için Ankara’da İnsan Hakları Derneği önünde basın açıklaması yaptı.

    “Tedavi haktır engellenemez. Hasta Mahpuslar serbest bırakılsın” pankartının açıldığı eylemde basın açıklamasını İHD yöneticilerinden Nuray Çevirmen okudu.

    Hasta mahpusların “ağır bir yaşam savaşı” verdiğini ifade eden Çevirmen, İnsan Hakları Derneği’nin tespitine göre hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun yer aldığını söyledi.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARI GÖZARDI EDİLDİ!

    461. Hafta eyleminde Sincan Kadın Kapalı Hapishanesindeki kadın mahpusların durumuna dikkat çekildi. Mahpuslardan Özge Özbek’in beynindeki tümör sebebiyle 27.10.2020 tarihinde İstanbul Acıbadem Hastanesinde açık beyin ameliyatı geçirdiğini belirten Nuray Çevirmen, şu aktarımda bulundu:

    “Ameliyatının hemen ardından hastanede tutuklanmış ve Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürülmüştür. Durumunun ağır ve yeni ameliyat olması nedeniyle yapılan başvurular sonucunda, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından 3 ay infaz erteleme kararı verilmiştir. 3 Ay bittikten sonra kararı yeniden uzatılmamış ve tekrar tutuklanarak Gebze Kadın Kapalı Cezaevine götürülmüştür. Darıca Eğitim ve Araştırma hastanesinin 24.12.2021 tarihli Sağlık Kurulunun vermiş olduğu kararda “Hapishane şartlarında kalması uygun değildir” raporuna rağmen, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından bu rapor kabul edilmemiş ve “Hapishanede kalabilir” rapor verilmiştir. Beyninde birden fazla tümör bulunmakta ve tedavisi de devam etmektedir, ayrıca sonraki süreçlerde de tekrar ameliyat edilmesi gerekmektedir. Ayrıca Epilepsi tanısı da konulmuştur. 09 Haziran 2022’de tekrar Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde cezaevinde kalabilir raporu verilmiştir. Cezaevinde sürekli şiddetli baş ağrıları çekmekte, denge kaybı yaşamakta ve tümörlerin duyu organlarına baskı yaptığından kaynaklı işitme kaybı problemleri yaşamaktadır. Tekli ring araçları, atakları tetiklemektedir. Jandarma ve de cezaevi yönetimiyle yapılan yazışmalarda ambulans veya kuruma ait sivil araçlarla hastaneye götürülme talebi “üç ayrı doktordan rapor alınması gerekir” denilerek reddedilmiştir.”

    “ACİL TAHLİYELERİ GERÇEKLEŞTİRİLMELİDİR”

    Okunan basın açıklamasında Sincan Cezaevinde tutulan çok sayıda kadın mahpusun, gerekli sağlık hizmeti alamadığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

    “Rihan Kavak Özbek yılda bir kez momografi çektirmek zorundadır. Zehirli hipertriod (Guatr) hastasıdır, bu hastalıkla ilgili tedavi görüyor. Bel ve boyun kısmında fıtık bulunuyor. Kemik erimesi ve kireçlenme var ve ayrıca astım hastasıdır. Böbreklerinde şekil bozukluğu bulunmaktadır. Doktora muayeneye gittiği sırada panik atağı olduğunu öğrenmiştir.

    Selver Yıldırım, 24 yıldır hapishanededir. Sağ gözünü tamamen kaybetmiş ve sol gözünde %70 görme kaybı bulunmaktadır. Ayrıca el ve kollarında da kısmi şikayetleri var. Sol gözündeki görme kaybının önlenmesi için ışıktan korunması yani güneş gözlüğü kullanması gerekmekte, buna dair doktor tarafından reçeteye yazılmışsa da cezaevi yönetimi kabul etmediğinde, rahatsızlığı daha da ilerlemektedir.

    Pınar Tikit; Beyninde araknoid kist bulunmaktadır, 10 cm olunca, tüm risklerine rağmen cerrahi zorunlu hale gelecektir. MR sonuçlarına bakan beyin cerrahı, beyindeki kistin oldukça büyük olduğunu belirtmiştir. Kist, beyinde bulunduğu alana baskı yapıp, beynin çalışmasını etkileyerek kişide inme benzeri sorunlara, baş ağrısına ve nadiren sara nöbetleri geçirmesini yol açabiliyor. Kist şu an 8 cm. Bayılma, kriz şeklinde ataklar yaşıyor. Doktorlar hapishane koşullarında ameliyat etmek istemiyorlar. Kist 10 cm olduğunda ameliyat, olmazsa kistin sinir damarlarına zarar verecektir.

    Hastaların tekli ring araçları ile değil ambulans tipi araçlar ile sevkleri yapılmalıdır. Durumlarını dile getirdiğimiz kadın hasta mahpusların tamamının tekli ring araçları ile sevk edilmemesi, yaşamsal riskler içermektedir. Hastaların tetkik ve tedavileri eksiksiz olarak yapılmalı, sağlık hakları korunmalıdır. Hapishanede kalamayacak durumda olanların acil olarak tahliyeleri gerçekleştirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Mahpus Habil Emen için ameliyat kararı var ancak tedavi edilmiyor’

    ‘Mahpus Habil Emen için ameliyat kararı var ancak tedavi edilmiyor’

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, ameliyat kararı alınan ancak ağız için arama uygulamasını kabul etmediği için tedavi edilmeyen Habil Emen’in durumuna dikkat çekti.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 456’ıncı hafta eyleminde bir kez daha durumu kritik evreye gelen tutuklular için çağrıda bulundu.

    Her hafta sokakta yapılan eylem, yoğun yağış nedeniyle İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde gerçekleşti. Yapılan basın açıklamasında Yeşil Sol Parti Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun Parlak’ın yanı sıra, HDP Ankara İl yönetimi ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Tedavi haktır engellenemez, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartının açıldığı açıklamada İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen, cezaevlerinde yaşanan sorunlara dikkat çekti.

    Ağız içi aramalar nedeniyle tutukluların hastanelere gidemediklerini belirten Çevirmen, Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Habil Emen’in durumuna dikkat çekti. Çevirmen, “Uzun yıllardır cezaevinde olması nedeniyle birçok hastalıkla mücadele eden Emen, 3 yılı aşkın bir süredir Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor. Belinde platinler bulunmakta ve belinde ağrıların devam etmesi, rahatsızlığının tekrar nüks etmesi sebebiyle kontrollerinin yapılması gerekmektedir. Uzun bir süre pandemi nedeniyle hastaneye gidememiştir. Hastane sevkleri başladığında ise bazen hiçbir gerekçe gösterilmeden revirden yapılan hastane sevkleri iptal edilmiştir” diye konuştu.

    “HASTANE SEVKİ ENGELLENİYOR”

    Emen’in çabalar üzerine 17 Ekim 2022’de hastaneye gittiğini ve burada ameliyat kararı verildiğini aktaran Çevirmen, hastane kararı olmasına rağmen 19 Mayıs 2023’te hastane sevkinde ağız içi arama nedeniyle sevkin gerçekleşmediğini kaydetti. Çevirmen, “Yine idrar yollarındaki tıkanıklık nedeniyle 11 Mayıs 2022 tarihinde üroloji uzmanı doktor tarafından ameliyat önerilmiş ancak belirttiği nedenlerden dolayı bir yıl önce olması gereken ameliyatı yapılamamıştır. Bu hapishanede hastaneye sevklerin keyfi iptal edilmesi, hastaneye sevklerin uzun zamana yayılması ve rencide edici arama nedeniyle hastalıkları ağırlaşarak devam etmektedir” diye belirtti.

    “TEDAVİ HAKKI SAĞLANSIN”

    Emen’in acil olarak tedavi edilmesi gerektiğine vurgu yapan Çevirmen, “Neredeyse tüm hapishanelerde sağlık hakkını engelleyen, insanlık onurunu rencide eden ağız içi aramaların iptal edilmesini, kelepçeli muayene dayatmalarının ortadan kaldırılmasını ve tüm hasta mahpusların tedavi haklarının kesintisiz bir şekilde sağlanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: MA

     

  • 29 yıllık hasta tutuklu için ‘acil tahliye’ çağrısı

    29 yıllık hasta tutuklu için ‘acil tahliye’ çağrısı

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 455. hafta eyleminde 29 yıldır tutuklu olan Selma Esmer’in durumuna dikkat çekti. Ağır hastalıkları olan Eser’in birçok ameliyata rağmen iyileşme göstermediği ifade edilirken, acil tahliye çağrısı yapıldı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 455. hafta eylemlerini İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde yaptı. Yapılan açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Tedavi haktır engellenemez. Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” yazılı pankartın açıldığı eylemde, Afyon 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Selman Esmer’in durumuna dikkat çekildi.

    Basın açıklamasını İHD Ankara Şubesi Eşbaşkanı Sevil Turgut okudu. Selma Esmer’in 29 yıldır tutuklu olduğunu ve mesane ile prostat hastalıklarının bulunduğunu söyleyen Sevil Turgut, şu açıklamayı yaptı:

    “Selma Esmer, 7 Eylül 2022 tarihinde durumunun ağırlaşması ile Afyon Devlet Hastanesine acilen kaldırılmıştır. Yapılan tetkiklerde prostatının aşırı büyüdüğü tespit edilmiş, sonda takılarak ileriki günlerde üroloji bölümüne götürülmek üzere sevkinin yapılarak cezaevine getirilmiştir. 10 gün sonra üroloji bölümüne götürülmüş, yapılan tetkikler sonucunda ‘ameliyat olması gerektiği’ söylenmiştir. Kabul etmesi üzerine Afyon Araştırma Hastanesi’ne sevki yapılmış, burada da kan ve idrar tahlilleri yeniden yapılmış, ultrason çekilmiş, ameliyat olması gerektiği söylenmiş, ameliyata uygun olup olmadığının belirlenmesi için anesteziye girmiş ve ameliyat olabileceğine dair evrak imzalamıştır. Bunun üzerine ‘biyopsi yapılması gerektiği’ söylenmiş, yapılan biyopsi sonuçlarında ‘kanser belirtisi olmadığı, prostatın iyi huylu olduğu bu nedenle bir aylık ilaç tedavisi sonrası durumun tekrar değerlendirileceği’ söylenmiş ve bir ay boyunca kendisine verilen ilacı kullanmıştır. Bir aylık ilaç kullanma süresi dolunca 31 Ocak’ta hastaneye gitmiş, sondası çıkartılmış, bir saat gözlem altında tutulmuş, bu süre içinde idrarını yapabilmiş ancak cezaevine geldikten sonra durumu ağırlaşmıştır. Tekrar hastaneye götürülmüş, acil bir biçimde yapılan tahliller sonucunda ‘aşırı enfeksiyon kaptığı’ söylenerek, tekrar sonda takılarak hapishaneye geri gönderilmiştir. Ancak yine ameliyat edilmemiştir.

    AMELİYAT ESNASINDA MAKİNA BOZULMUŞ!

    Kendisini ameliyat eden ya da bilgi verecek başka bir doktorla görüşme talepleri de tüm ısrarlarına rağmen kabul edilmemiştir. Bağlı bulunduğu sondanın 2 gün sonra çıkarılacağı söylenmiş ve 2 gün sonra sondanın çıkarılması için hastaneye gitmiş, hapishaneye geri götürülmüştür. Sondanın çıkarıldığı gün acılar içinde kalmış, idrarını yapmamış ve böbreklerinin şiştiğini hissetmiştir. O gece acile gitmek zorunda kalmış ve sonra tekrar sonda takılmıştır. Sevki yapılıp hastaneye götürüldüğünde ameliyatı yapan doktor tarafından ‘Biz ameliyatı tam yapamadık, ancak yüzde 60’ını yapabildik. Makine bozulduğundan ameliyatta hedeflediğimiz yüzde 75’i yapamadık’ denilmiştir. Bu durumu ancak ameliyatından bir hafta sonra öğrenebilmiştir. İkinci kez ameliyat olması gerektiğinden tekrar 13 Nisan tarihinde ameliyat edilmiştir. Ameliyat sonrasında takılan sonda çıkarılmış ve yaklaşık 2 haftadır da hala durumu belirsizliğini korumaktadır ve gözlem altındadır.

    Selman Esmer’in tedavileri tam ve eksiksiz olarak yapılmalıdır. Ağır hastalıklarından kaynaklı olarak da ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılabilmesi için tahliyesi sağlanmalıdır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • 30 Yıllık mahpus Süsin için çağrı: Hapishanede yaşamını devam ettiremeyeceği açıktır!

    30 Yıllık mahpus Süsin için çağrı: Hapishanede yaşamını devam ettiremeyeceği açıktır!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 30 yıldır tutuklu olan hasta mahpus Mehmet Emin Süsin’in durumuna işaret ederek tahliyesini talep etti.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 449’uncu hafta eyleminde bir kez daha hasta tutukluların durumuna dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde yapılan basın açıklamasında “Tedavi haktır engellenemez, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı açıldı.

    Yapılan basın açıklamasına Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Ankara 1’inci bölge milletvekili adayları Ali Özkan, Ercan Sadık İpekçi, Sıla Altun, Çağdaş Sinan Küpeli, Zişan Kürüm Yılmaz, Mehmet Akın Atauz, Hatice Gözen, Bülent Kaya, Erol Akkuş Ve Ufuk Özel’de katıldı.

    449’ncu hafta eyleminde Giresun Espiye L Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan Mehmet Emin Süsin’in durumuna dikkat çekildi.

    İHD Merkezi Hapishaneler Komisyonu Eş sözcüsü Nuray Çevirmen, 30 yıldır mahpus olan Mehmet Emin Süsin’in, uzun hapislik süresi boyunca kötü koşullardan kaynaklı pek çok hastalık yaşadığına dikkat çekti.

    TEK BAŞINA İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMIYOR”

    Çok sayıda cezaevinde tutulan Süsin’in son olarak Giresun/Espiye L Tipi Hapishanesine getirildiğini belirten Çevirmen, şu açıklamayı yaptı:

    “Mehmet Emin Süsin, hipertansiyon hastasıdır. Ayrıca şeker hastasıdır ve bu hastalığından dolayı fiziksel engeller meydana gelmiştir. Hastalıklarına bağlı olarak neredeyse tüm dişleri dökülmüş durumda ve bundan kaynaklı olarak beslenmede sorun yaşıyor. Şeker hastası olmasına rağmen sıvı gıdalarla beslenmek zorunda kalmıştır. Bu hastalıklarının yanı sıra kalp hastasıdır.

    Mehmet Emin Süsin, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamıyor ve arkadaşlarının desteği ile yaşamını devam ettirebiliyor. Aile görüşüne ve telefona ancak koluna girilerek ve yürüteç desteği ile çıkabilecek duruma gelmiştir. Daha önce hastalıkları nedeni ile 2017-18 yılları arası Giresun Devlet Hastanesinde sağlık kuruluna çıkarılmış ancak heyet oy çoğunluğuyla cezaevinde kalabilir raporu verdiği için tahliye edilmemiş ve durumu her gün daha da kötüleşmiştir. 2020 yılında yapılan avukat görüşünde de sonraki süreçlerde de Adli Tıp Kurumuna sevk için başvuru yaptığını, hastaneye gidişlerde dar ve havasız ring araçlarında saatlerce elleri kelepçeli bir şekilde yolculuk ettiğini, yolculuk sırasında nefes dahi alamadığını bu sebeple rapor almak için ATK kurumuna gitmek istemediğini aktarmıştır.

    Ayrıca ailesinden çok uzak olan hapishanede tutulmasından kaynaklı olarak aile ziyaretleri gerçekleştirilemiyor ve bu durum da ayrıca hem aile bireyleri hem de hasta mahpus üzerinden olumsuz bir duruma ve tahribata neden olmaktadır. 30 yılını doldurmasına 6 ay kalan Mehmet Emin Süsin’in hapishanede yaşamını devam ettiremeyeceği açıktır.

    Mehmet Emin Süsin’in hastalıklarından kaynaklı olarak acil olarak tahliyesinin gerçekleştirilmesi ve tedavisine ailesinin yanında sağlıklı koşullarda devam edilmesi gerekmektedir. 30 yılını tamamlamasına zaten 6 ay kalmış olan mahpusun, hapishanede kaldığı her gün durumunun geri dönülemeyecek duruma gelmesi demektir. Yaşam hakkının korunması için Mehmet Emin Süsin acil olarak tahliye edilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hasta mahpus İmdat Bingöl, iklimi kuru yerde kalması gerekirken Trabzon’da tutuluyor!

    Hasta mahpus İmdat Bingöl, iklimi kuru yerde kalması gerekirken Trabzon’da tutuluyor!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Trabzon’da tutuklu olan İmdat Bingöl’ün durumuna dikkat çekti. Yapılan açıklamada, Bingöl’ün hastalıkları nedeniyle iklimi kuru illere sevk edilmesi gerekirken 3 yıldır Trabzon’da tutulduğu bilgisi paylaşıldı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla 448. Hafta eylemini gerçekleştirdi.

    İHD Ankara Şube önünde yapılan basın açıklamasında “Tedavi haktır engellenemez, Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” yazılı pankart açıldı.

    Basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eş Başkanı Sevil Turgut okudu. İHD’nin tespit edebildiği kadarıyla hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun olduğunu söyleyen Turgut, bu hafta Trabzon/Beşikdüzü T Tipi cezaevinde tutulan İmdat Bingöl’ün durumuna dikkat çekti.

    “SAATLERCE RİNG ARACININ İÇİNDE BEKLETİLDİ”

    Sevil Turgut, Bingöl’ün yaklaşık 27 yıldır hapishanede tutulduğunu belirterek yaşadığı ihlalleri şu sözlerle anlattı:

    “Akciğer, mide, kalp, tansiyon, alerji, kansızlık ve böbrek hastalıkları var ve daha önce böbreklerinden 4 kez ameliyat olmuştur. Bronşit ve KOAH hastasıdır. Midesinden kaynaklı ciddi sorunlar olmasına rağmen tedavi olamıyor, zaman zaman verilen ilaçları kullansa da iyileşme sağlanamıyor. Çok fazla ilaç kullandığından mide ve böbrekleri de zarar görmüş, mide sorunundan kaynaklı olarak ring aracıyla yolculuk yapamıyor, bu durum 2 yıldır ağırlaştığından bünyesi de uzun yolculukları kaldırmıyor, sürekli kusuyor ve baş dönmesi meydana geliyor.

    15 ay önce mide ve akciğer hastalıklarından dolayı hastaneye sevk edilmiş ancak 1,5 saatlik ringle yapılan yolculukla durumu daha da kötüleşmiş ve bu durumdan kaynaklı olarak günlerce kendine gelememiştir. Hastaneye gittiğinde Genel Cerrahiden bir doktorla konuştuğunu, kan alınıp, röntgen ve endoskopi için bir hafta sonrasına gün verildiğini, doktorun “Midesinde bir kitlenin olduğunu ve bunu ancak endoskopi ve diğer sonuçları gördükten sonra netleştirebileceğini” söylediğini, o gün sabahtan akşama kadar hastanenin önünde arabanın içinde tutulduğunu, hastanede bir bekleme odası olmadığı için hasta mahpusların ring araçlarının içinde bekletildiğini, bu sırada defalarca kustuğunu ve baş dönmesi yaşadığını aktarmıştır. Akşam tekrar hapishaneye getirildiğinde durumun kötü olmasından kaynaklı olarak 112 aranmış ancak sadece bir mide ilacı verilmiştir.

    Kronik olarak akciğer hastalığı mevcut ve daha önce Tekirdağ Devlet Hastanesi doktoru tarafından “İklimi kuru olan yerlerde kalması gerektiği” belirtilmiştir. Bunun üzerine havası kuru olan bir yere sevk talebini yazmış, sevki sağlanmış ancak birkaç ay sonra iklimi nemli olan Trabzon’daki Beşikdüzü T Tipi hapishanesine sevk edilmiş ve 3 yıldır da burada tutulmaktadır.

    Hastane ile bulunduğu hapishane arasındaki mesafenin uzun olmasından kaynaklı olarak yaşadığı sağlık sorunlarını kısmen çözmek ve tedavi olabilmek için şehir merkezine yakın olan Trabzon E Tipine geçici sevk talep etmesine rağmen bu talebi de karşılık görmemiştir. Uzun yola çıkamadığı için şu anda tedavi olamıyor ve durumu da gittikçe kötüleşiyor. İmdat Bingöl’ün öncelikle hapishane ile hastane arasındaki mesafenin kısa olduğu bir yerde tutulması ve mutlaka iklimi kuru olan bir yerde bulunma talebi karşılanmalıdır. Tetkik ve tedavi süreçlerindeki sorunlar sağlığa erişiminin önündeki engeller acil olarak kaldırılmalıdır.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 448. Haftada, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar ortadan kalkıncaya kadar sorunları kamuoyu ile paylaşmaya ve çözüm talep etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hasta mahpus Turan Çelik’e elleri kelepçeli halde bypass ameliyatı yapıldı!

    Hasta mahpus Turan Çelik’e elleri kelepçeli halde bypass ameliyatı yapıldı!

    PİRHA – İHD Ankara Şubesi Eşbaşkanı Sevil Turgut, hasta tutuklu Turan Çelik’in elleri kelepçeli şekilde ameliyat edildiği bilgisini paylaştı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 444. Hafta basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde gerçekleştirdi.

    “Tedavi haktır engellenemez, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartının açıldığı eylemde, İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut, Türkoğlu 2 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nden Samsun/Kavas S Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Turan Çelik’in durumunu anlattı.

    Deprem bölgesindeki cezaevlerinde tutulanların başka illere sevk edildiklerini aktaran Sevil Turgut, tutukluların ailelerine ulaşmakta sorunlar yaşadığını söyledi. Turgut, “Sevkler esnasında verilmeyen eşyalarının hala gönderilmediği öğrenilmiştir. Yeni açılan hapishanelerde revir sorunu bulunmakta ve bu hapishanelerde tutulan hasta mahpusların durumları, tedaviye erişimde yaşanacak sorunlardan kaynaklı olarak daha da riskli hale gelmiştir. Ayrıca depremden etkilenen illerde bulunan ailelerin depremzede olması, evlerinin yıkılması yoksulluğu daha da derinleştirmiş ve mahpusların ihtiyaçlarını karşılama olanağından da yoksun hale gelmişlerdir. Bu mahpusların tüm ihtiyaçları mutlak surette idare tarafından karşılanmalıdır” dedi.

    AMELİYAT ANINDA DAHİ KELEPÇELER ÇIKARTILMADI!

    Turan Çelik’in Türkoğlu 2 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi’nden, Samsun/Kavak S Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiğini aktaran Turgut şu açıklamayı yaptı:

    “Turan Çelik 2007’den beridir tansiyon hastasıdır. Ayrıca hemoroid, bel-boyun fıtığı, böbrek yetmezliği gibi hastalıkları da bulunmaktadır bunların yanı sıra 2011 de kalp krizi geçirmiştir. Maraş/Türkoğlu L 2 Hapishanesindeyken; Pandemi süresince hastaneye gidememiş ve pandemi sürecinin bitmesine yakın bir dönemde vücudunun sol kısmının uyuştuğunu, hastaneye sevk edildiğini doktorun kendisine anjiyo olması gerektiğini söylediğini ve anjiyo için sevkinin yapıldığını ancak anjiyo yapılmadığını aktarmıştır. Sonraki dönemlerde diş hastalıklarından ve dişlerinde sürekli kanama olmasından kaynaklı diş hekimine sevk edilmiş, diş hekiminin kendisine ‘böbrek yetmezliği ve kalp hastalıkları olduğunu, diş hastalıklarının bu hastalıklardan kaynaklanmış olabileceğini’ söyleyerek tahlillerin yapılması için hastaneye sevk etmiş ancak yapılan tahliller ve röntgen sonuçları kendisine verilmemiştir. Bu işlemlerden 3 ay sonra hastaneye tekrar gitmiş ve burada doktorlar tarafından ‘3 ay önceki tahlillerine göre, 4 damarının kapalı olduğunu ve acil olarak anjiyo olması için sevk edilmesi gerektiği’ söylenmiştir. 4 gün sonra anjiyo olmuş ve burada ‘bypass ameliyatı olması gerektiğini ve acil olarak ailesine haber vermesini’ söylemişler ve 12 Ocak 2023’te anjiyo olmuş ve ardından 16 Ocak 2023 tarihinde de bypass ameliyatı olmuştur.

    Hastaneye götürülüp getirilirken ve bypass ameliyatında ellerinin kelepçeli halde tutulduğunu, ameliyatın ardından vücuduna birçok tüp ve kablo bağlandığını, boğazında bir tüp ile solunum cihazına bağlandığını, göğüs tüpleri ve kalp monitörü, idrar çıkısı için de bir sonda takılı olduğunu, bu tüp ve bağlantılara rağmen kelepçeli halde tutulduğunu, kollarındaki tüplerin yana ve kenara çekilmesi sırasında bile kelepçelerin açılmadığını ve bu halde kelepçeli işkencenin 12 gün boyunca devam ettiğini aktarmıştır. Bypass ameliyatından sonra beklenilmesi gereken süreden önce tekerlekli sandalye ile hapishaneye geri götürülmüştür.

    06 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremden 4 gün sonra, 10 Şubat Cuma günü saat 20:00- 21.00 arasında Kavak’a sevk edilmek için hapishaneden çıkarılmış ve yanlarına bir şey almamaları, üzerlerindeki kıyafetlerle çıkmaları söylenmiştir. Ring aracıyla Kavak’a getirilirken yolda 1 kere mola verildiğini o molada da jandarma yemek yediğini, mahpuslara su dahi verilmediğini ve kumanya dağıtılmadığını, mahpusları hiçbir şekilde ring aracından çıkarmadıklarını, bypass ameliyatı nedeniyle çok büyük ağrılar ve acılar çektiğini hatta yolun son kısmında dayanamadığını ve hayati riskinin oluştuğunu aktarmıştır.

    Turan Çelik’in geçirmiş olduğu ağır ameliyatlardan kaynaklı olarak hastane sevklerinin önündeki engeller kaldırılmalı ve yaşam hakkı korunmalıdır. Hapishanede kalamayacak kadar ağır olan hastalıkları nedeniyle de ailesinin yanında tedavi olabilmesi için tahliyesi sağlanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Bakanlığın ‘Hasta tutuklular genelgesi’ neden uygulanmıyor?

    Bakanlığın ‘Hasta tutuklular genelgesi’ neden uygulanmıyor?

    PİRHA- Adalet Bakanlığı’nın, hasta tutuklulara dair yayınladığı genelge pratikte uygulanmıyor. ‘Cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen onlarca ağır mahpusun hala tahliye edilmemesi genelgenin uygulanmadığı kanısını oluşturdu. Hak savunucuları ve mahpusların yakınları, genelgenin uygulanmasını ve tüm hasta tutukluların tahliye edilmesi gerektiğini söylüyor.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 28 Şubat davasından ceza alan Vural Avar’ın cezaevinde yaşamını yitirmesinin ardından ‘Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler’ maddesine dair bir genelge yayınlamıştı.

    Bakan Bozdağ, bu durumdaki kişilerin hastalıkları nedeniyle başvurularının tahliye işlemi mahiyetinde kabul edilmesini istemiş ve 8 maddelik genelge bütün Ceza İşleri Genel Müdürlüğü kurumlarına gönderilmişti.

    Ancak genelgeye rağmen onlarca ağır hasta tutuklu tahliye edilmiyor. Yıllardır tutuklu olan ve tek başına günlük yaşamını dahi idame ettiremeyen mahpusların ‘cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen tahliye edilmemesi tepkilere neden oluyor.

    Yaşanan durumun insan haklarına aykırı olduğunu vurgulayan hak savunucuları, genelgenin gerekliliklerinin yerine getirilmesini ve hasta mahpusların bir an önce tahliye edilmesini istiyor.

    84 YAŞINDAKİ AĞIR HASTA MAHPUS MEHMET EMİN ÖZKAN, 27 YILDIR TUTUKLU YARGILANIYOR

    Bu durumun sembol ismi haline gelen 84 yaşındaki hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan, hala cezaevinde. 27 yıldır tutuklu olan Özkan’ın ileri derecede kalp, hipertansiyon, troid, böbrek,  alzheimer ve demans hastası olduğu ve yapılan tetkiklerde beyninde kist tespit edildiği açıklandı. Hapishanede kaldığı süre içinde bugüne kadar 5 kez kalp krizi geçiren Özkan, tedavisini yürüten hastanelerin verdiği ‘Cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen tahliye edilmiyor. Özkan, serbest bırakılırsa tedavisi ve bakımı iyi koşullarda sürdürülecek. Bu durumda da, daha uzun yaşayabilme ihtimali artacak ve son günlerini de ailesiyle geçirebilecek.

    “‘CEZAEVİNDE KALAMAZ’ RAPORUNA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMİYOR”

    Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki ağır hasta tutuklu Gıyasettin Sevmiş’in eşi Sultan Sevmiş, eşinin durumuna ilişkin şunları dile getirdi:

    “Eşim 16 yıldır tutuklu. 11 yıl önce Wilson hastalığına (karaciğer, beyin ve diğer hayati organlarda bakır birikmesi sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir hastalık) yakalandı. Sevmiş’in ayrıca siroz, şeker, migren, görme bozukluğu, beyninde küçülme, damar tıkanıklığı, Hapatit B gibi hastalıkları da bulunuyor. Ayrıca Haziran 2017’de geçirdiği ameliyat sonucu Sevmiş’in kalbine pil takıldı.  Sevmiş, 11 Mart 2014’te Amed’de bulunan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi oldu ve sağlık durumuna dair “cezaevinde kalamaz” raporu verildi. Ancak rapora rağmen tahliye engelleniyor.

    “‘TEK BAŞINA KALAMAZ’ RAPORUNA RAĞMEN HÜCRE CEZASI VERİLDİ”

    Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde bulunan 71 yaşındaki 28 yıllık tutuklu Mehmet Sait Yıldırım, 6 Eylül 2018’den bu yana tekli hücrede kalıyor. İHD yaptığı açıklamada Yıldırım’ın şu anki durumuna ilişkin şu bilgileri verdi:

    “Müebbet hükümlü olmasına rağmen hukuk ve infaz mevzuatına uymayan bir şekilde Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla, ağırlaştırılmış müebbet uygulaması yapılarak tek kişilik odaya alınmış ve tecrit edilmiş durumdadır. M. Sait Yıldırım’ın hipertansiyon, arteriosklerotik kalp hastalığı, KOAH ve damar sertliği hastalıkları mevcut. 2015’te Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde verilen heyet raporunda kalp rahatsızlığı nedeniyle tek başına kalmasının uygun olmadığı belirtilmiştir. 2017 yılında İzmir Ödemiş İlçe Devlet Hastanesinden aldığı heyet raporunda, ‘Hücre cezası çekmesi sağlığı açısından sakıncalıdır’ kararı verilmiş.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Tek başına yürüyemeyen ağır hasta mahpus Yahya Güneş için tahliye talebi!

    Tek başına yürüyemeyen ağır hasta mahpus Yahya Güneş için tahliye talebi!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Akciğer, eklem ve romatizma hastalıkları olan Yahya Güneş’in durumuna dikkat çekerek “Daha önce ring aracı ile yaptığı bir hastane sevki esnasında boğulacak duruma geldiğinden dolayı 2 yıldan bu yana hastaneye gidemiyor ve son durumun da ne olduğunu bilemiyor” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 437. Hafta basın açıklaması için İHD Ankara Şube önünde bir araya geldi. İnisiyatif adına basın açıklamasını okuyan Sevil Turgut, İnsan Hakları Derneği’nin tespitlerine göre hapishanelerde 651’ü ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus olduğunu söyledi.

    Sevil Turgut, 2022 yılı başından bu yana hapishanelerde 77 mahpusun yaşamını yitirdiğini, bu kayıplar içerisinden 36’sının hastalıklar nedeniyle vefat ettiğini belirtti.

    “UZUN RİNG YOLCULUĞUNDAN DOLAYI HASTANEYE GİDEMİYOR”

    Sevil Turgut, hapishanelerde yaşanan ölümlerin önlenebilir ölümler olduğunu vurgulayarak Giresun/Espiye L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpus Yahya Güneş’in durumunu aktardı.

    1972 doğumlu olan Yahya Güneş’in, Kasım 1995 yılından bu yana hapishanede olduğunu belirten Turgut, şu açıklamayı yaptı:

    “Akciğerinde çeşitli büyüklükte lekeler mevcuttur. En son Şubat 2020’de Akciğer tomogrofisi çekilmiş ve bu lekelerin 2 kat büyüklüğüne ulaşarak 10 mm’ye ulaştığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine muayene olduğu Giresun Hastanesinden Samsun Tıp Fakültesine pet çekimi için sevki çıkarılmıştır. Fakat cezaevi ring aracı ile sevke bünyesi dayanamadığı için Samsun’a gidememiştir. Ring aracına sabah 08.00’da kelepçeli bir şekilde bindirilerek yolculuk yaptırılıyor ve aynı gün geri getirildiğinden dolayı 12 saat boyunca bu araçta bekletiliyor, kimi zaman ihtiyaçları karşılanmıyor. Daha önce ring aracı ile yaptığı bir hastane sevki esnasında boğulacak duruma geldiğinden dolayı 2 yıldan bu yana hastaneye gidemiyor ve son durumun da ne olduğunu bilemiyor.

    Eklem ve romatizma hastalıkları bulunmaktadır. 2021 yılında eklem ve romatizma hastalıklarından dolayı Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesine muayene olmuştur. MR ve röntgen işlemleri sonucunda çifte iltihaplanma teşhisi konulmuştur. Fizik tedavi bölümünde ilaçla tedavisine başlanmıştır. 1 yıldan fazla bir süredir yarım yamalak bir tedavi görmektedir ancak bu ilaçla tedaviden dolayı bir iyileşme sağlanamadığını belirtmiştir. Eklem ve romatizma hastalığı nedeniyle tek başına ihtiyaçlarını karşılayamıyor ve arkadaşlarının desteği ile yaşamını devam ettiriyor. Tek başına yürüyemiyor ve merdivenlerde aşağı inip çıkamıyor. El ve ayaklarının balon gibi şişkin olduğunu, dayanılamaz ağrılar çektiğini ancak kötü koşullardan kaynaklı tedavi olamadığını aktarmıştır. Hastane sevklerinde önce hapishane doktoruna görünmesi ardından Giresun’da hastaneye gitmesi ve sonrasında sevkinin Samsun’a çıkarılması ayları bulmakta ve uzun ring yolculuğundan dolayı hastaneye gidememesi de eklenince ciddi bir ihlal yaşadığı açıktır. Bütün bunlara rağmen kolaylıkla ulaşacağı tam donanımlı bir hastanenin bulunduğu ve ailesine yakın bir hapishaneye sevk talebi de kabul edilmiyor. Ailesinin uzakta olmasından kaynaklı olarak 3 yıldır aile görüşü de yapamayan mahpusun durumu her geçen gün ağırlaşıyor.

    Yahya Güneş’in akciğerindeki sorunun tam olarak tespit ve tedavisinin yapılması, eklem ve romatizma hastalıklarının kalıcı tedavilerinin yapılabilmesi için tam donanımlı bir hastanenin bulunduğu ve ailesine yakın bir ile sevk edilmesini, bu süreç devam ederken de infazının ertelenerek ailesinin yanında kalıcı tedavisine devam edebilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sivil toplum örgütlerinden yeni yıl mesajı: Umutla bakacağımız bir yıl olsun!-VİDEO

    Sivil toplum örgütlerinden yeni yıl mesajı: Umutla bakacağımız bir yıl olsun!-VİDEO

    PİRHA – Yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaşan sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten yurttaşlar, “2023 yılı hepimize özgürlük, mutluluk adalet getirsin” dediler.

    2022 yılı insan hakları ihlalleri açısından bir hayli karanlık bir yıl oldu. Toplumun bütün dezavantajlıları, ezilenleri, önceki yıllara kıyasla daha da haklarından uzak bir sene yaşadı. Sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten yurttaşlar, yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    İnsan Hakları Derneği Merkez Yürütme Kurulu üyesi Nuray Çevirmen, 2022 yılı içerisinde cezaevlerinde yaşanan ihlallerin daha da arttığını vurguladı. Çevirmen, yeni yıla dair şu mesajı verdi:
    “Önceki yıllara oranla daha fazla hak ihlallerinin yaşandığı bir süreç oldu. Pek çok hasta mahpusun ölümüne tanıklık ettik. İnsanlık onurunu hiçe sayan uygulamalar maalesef devam ediyor. 2023 yılı hepimize özgürlük, mutluluk adalet getirsin. İnsanların kötü muameleye uğramadığı, eşitliğin sağlandığı, ötekileştirilmediği, çocukların istismara maruz kalmadığı, kadın cinayetlerinin işlenmediği bir yaşam sürülmesi şeklinde dileğimiz, umudumuz ve aynı zamanda mücadelemiz devam edecek.”

    Kanun Hükmünde Kararname ile işinden uzaklaştırılıp hukuk mücadelesi ardından tekrardan işine iade edilen Mithat Tokur da şu sözlerle yeni yıla dair düşüncelerini paylaştı:

    “2017 yılında KHK ile kamu kuruluşundan ihraç edildim. Aynı dönem Türkiye Sakatlar Derneği Ankara Şube Başkanlığı görevini yürütmekteydim. Son 7 yıl sıkıntılı bir süreç geçirdik. Mahkeme kararı sonucu işimize iade edildik. Ama baskılar aynı şekilde devam etti. Bu kez başka yerlere sürgüne gönderildim. Dilerim önümüzdeki süreç özellikle engellilerin, diğer dezavantajlı grupların umutla bakacağı bir yıl olur.”

    Sivil toplum örgütlerinde mücadele yürüten Sait Tosun da yeni yıla dair “Gelecekle ilgili umutlarım; tüm muhalif, devrimci güçlerin birleşerek yeni yılları en güzel kutlanacağı yıllar olarak yaşatması adına tüm devrimci ve sosyalistlerin gelecek yıl kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Hayati risk taşıyan mahpus Emin Gurban’ı kelepçeli halde sürgün ettiler!

    Hayati risk taşıyan mahpus Emin Gurban’ı kelepçeli halde sürgün ettiler!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, yaptığı basın açıklamasında hayati tehlikesi olan Emin Gurban’ın, kelepçeli halde başka bir hapishaneye sürgün edildiğini ve kronik rahatsızlıklarına karşın cezaevi yönetiminin duyarsız kaldığını ifade etti. 

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerindeki hasta tutukluların durumuna dikkat çekmeye devam ediyor. 433 haftadır konuya ilişkin basın açıklaması yapan inisiyatif üyeleri, bu hafta da Ankara’da sokaktaydı.

    Yüksel Caddesi’nde yapılan basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticilerinden Nuray Çevirmen okudu. İHD’nin tespiti doğrultusunda hapishanelerde 651’ü ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunduğunu aktaran Çevirmen, 2022 yılı başından bu yana hapishanelerde 76 kişinin yaşamını kaybettiğini de söyledi. Cezaevlerindeki bu kayıpların 35’inin hastalıklar nedeniyle olduğunun altını çizen Çevirmen, devletin, yaşam hakkını korumak zorunda olduğuna da vurgu yaptı.

    “ELİ KELEPÇELİ ŞEKİLDE 8 SAAT YOLCULUK”

    1. Hafta eyleminde Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpus Emin Gurban’ın durumu aktarıldı.

    Nuray Çevirmen, Gurban’ın 26 yıldan fazla bir süredir hapishanede olduğu bilgisini vererek “Uzun süreli hapislik koşullarından kaynaklı olarak birçok hastalık meydana gelmiştir. Mide kanseri taşıma riski bulunmakta ve alerjik bir bünyeye sahiptir. 2018 yılında safra kesesi ameliyatı geçirmiştir ve ailesine zamanında haber verilmemiştir. Bu yıl Eylül ayında İzmit Seka Devlet Hastanesinde göz muayenesi sonucu presbiyopi teşhisi konulmuştur. Tansiyon hastasıdır ve diyetle beslenmesi gerekmektedir” dedi.

    Nuray Çevirmen, Gurban’ın yapılan tetkikler sonucunda boyundan beyine giden ana damarlarında tıkanıklık olduğu, beyincik bölümünde %60 oranında hasar oluştuğu tespitini de aktardı. Çevirmen, Gurban için verilen raporda, hastanın kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğu, sürekli ve yakın bakım gerektirmesinden dolayı refakatçiye ihtiyacı olduğu bilgisini paylaşarak şu açıklamayı yaptı:

    “Hastaneye yatışı yapıldıktan bir gün sonra ailesine haber verilmiştir. Ailesi refakatçi talebinde bulunmuş, bu talep reddedilmiş, yoğun çabalar sonucu izin verilmiş ancak güvenlik tarafından ailesinin bazı zamanlar girmesine izin verilmiş bazı zamanlarda ise refakatçi izni olmasına rağmen hastanın yanına alınmamıştır.

    Hastanede ilaç tedavisi yapılmış ve ileri bir tarihte tekrar kontrole gelmesi gerektiği ve düzelmenin olmaması durumunda Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edileceği söylenmiş ve 12 Aralık 2022 tarihinde yeniden Kocaeli Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir. 16 Aralık 2022 tarihinde ailesine ve avukatlarına haber verilmeden, ağır hasta olmasına rağmen ve tedavisi yarım bıraktırılarak Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesine sürgün edilmiştir. Ereğli’ye askeri ambulans ile sedyeye yatırılmış vaziyette ve bir eli kelepçeli bu şekilde yaklaşık 8 saat yolculuk yaptırılarak getirilmiştir.

    Ereğli Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde avukatla yapılan görüşünde; Ereğli’ye sevk edileceği zaman idareye sözlü olarak, ‘hayati tehlikesinin bulunduğunu, kendi ihtiyaçlarını gideremeyecek derecede sağlık sorunları olduğunu, tedavi tamamlandıktan sonra sevk işlemlerinin yapılmasını’ ifade ettiğini ancak yönetimin kabul etmediğini aktarmıştır. Ereğli’de 19 Aralık 2022 tarihinde hastaneye sevk edildiğini ancak hastalığı ile ilgili herhangi bir tedavi yapılmadığını, yalnızca darp-cebir raporu düzenlendiğini ve geri getirildiğini, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğunu, ayakta durmakta zorlandığını, temizlik ve gıda gibi temel ihtiyaçlarını gideremediğini bu nedenle 3 kişilik koğuşa alınması ve mutlaka koğuş arkadaşı olması gerektiğini, bu husus ile ilgili cezaevi yönetimine sözlü başvuru yaptığını, 22.12.2022 tarihinde cezaevi doktoru ile görüştürüleceğini, cezaevi doktoru tarafından hastaneye sevki sağlandıktan sonra alınacak olan hastane raporu doğrultusunda bu talep ile ilgili değerlendirmenin yapılacağının kendisine söylendiğini aktarmıştır.

    Emin Gurban’ın hayati tehlikesi olan hastalıkların kaynaklı olarak diyet yemekleri verilmeli ve hızlıca tekli odadan alınıp daha kalabalık bir odada kalması sağlanmalıdır. Bu süreç devam ederken Adli Tıp Kurumuna sevki sağlanmalı ve ailesinin yanında daha iyi koşullarda tedavisinin yapılabilmesi için bir an önce infazı ertelenmedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Hapishanede kalamayacak durumda olanların tahliyesi sağlanmalı’

    ‘Hapishanede kalamayacak durumda olanların tahliyesi sağlanmalı’

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 432. Hafta basın açıklamasında Yozgat 1 Nolu T Tipinde tutulan hasta mahpusların durumuna dikkat çekti.

    Cezaevlerinde tutulmaya devam eden hasta mahpusların durumu ciddiyetini koruyor.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 432. Hafta basın açıklamasında bir kez daha cezaevlerindeki ihlallere dikkat çekti. Sakarya Caddesinde yapılan basın açıklamasında Yozgat 1 Nolu T Tipinde tutulan hasta mahpusların durumu aktarıldı.

    “MAHPUSLARIN, AİLELERİNDEN UZAK YERLERE SEVK EDİLMELERİNDEN VAZGEÇİLMELİ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Yöneticisi İhsan Seylan’ın okuduğu basın açıklamasında İHD olarak hapishanelerde 651’İ ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun tespit edildiği bilgisi verildi. Ağır hasta mahpusların infazları ertelenmediği için yaşamlarını yitirdiğini söyleyen Seylan şu açıklamayı yaptı:

    “Bu hafta yeni açılan hapishanelerden biri olan Yozgat 1 Nolu T Tipinde tutulan hasta mahpusların durumunu aktarmak istiyoruz. Durumu ağır olan mahpuslar hem sağlık imkanlarından mahrum kalıyorlar hem de ailelerinde uzak yerlerde tutuluyorlar.

    Mahpuslar tarafından verilen bilgilere göre;

    Feyzi Ayzit, 56 yaşında ve hapishanelerde 30 yılını doldurdu. Cezası bir yılın altına düşmüştür. Uzun yıllar cezaevlerinde kalmasından dolayı kimi sağlık problemleri yaşamaktadır. Karaciğer hastalığı bulunmaktadır. Hepatit-B Hastasıdır. Hastalıklarına dair raporları mevcuttur.

    Selim Acar, 47 yaşındadır ve yaklaşık 27 yıldır cezaevindedir. Selim Acar’ın da uzun yıllar hapislik koşullarından kaynaklı meydana gelen hastalıkları bulunmaktadır. Öne çıkan hastalıklarından, mide ülseri ve diyabet hastalığı ileri derecededir. Ayrıca bel fıtığı, eklem romatizması rahatsızlığı, tansiyon ve faranjit gibi hastalıkları bulunmaktadır. Hastalıklarına dair raporları mevcuttur.

    Mehmet Nuri Tiryaki, 60 yaşındadır ve yaklaşık 28 yıldır cezaevindedir. İleri derecede tansiyon ve şeker hastalıkları bulunmaktadır. Hastalıklarına dair raporları mevcuttur.

    Hakan Abi, 34 yaşındadır. Yüz felci geçirdi ve sağ kolunda da tümör bulunuyor. Hastalıklarına dair raporları mevcuttur.

    Kaya Şenel 16.05.2022 tarihinde Samsun T Tipi cezaevinden tam ameliyat olacağı hafta Yozgat t Tipi cezaevine gönderilmiştir. Bu nedenle tedavisi yarım kalmıştır. İki defa Samsun’da mesane ameliyatı olmuş, 3. ameliyatını olacağı hafta bu kuruma gönderilmiştir. Buradan Samsun Fakülte Hastanesine gidip gelmektedir. Mesane pili takılmıştır. Tedavinin sayılı yerlerde olduğunu ancak bulunduğu yerde durumunun zorlaştığını aktarmıştır.

    Hasta mahpusların tedavileri sağlanmalı, ailelerinden uzak yerlere sevk edilmelerinden vazgeçilmelidir. Tedavisi gördükleri yerlerden başka cezaevlerine sevk edilerek tedavileri aksatılan mahpusların, tam teşekküllü olan yerlerde tutulmaları sağlanmalı ve hapishanede kalamayacak durumda olanların da tahliyesi sağlanmalıdır.

    Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 432. Haftada, Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Mahpusların yaşamış olduğu tüm sorunlar, kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar taleplerimizi dile getirmeye ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.

    PİRHA/ANKARA

  • Özge Özbek ‘Hapishane şartlarında kalması uygun değildir’ raporuna rağmen serbest bırakılmıyor!

    Özge Özbek ‘Hapishane şartlarında kalması uygun değildir’ raporuna rağmen serbest bırakılmıyor!

    PİRHA – Gebze Kadın Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Özge Özbek, hastanenin “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen ATK tarafından tahliyesi engelleniyor. İhtiyaçlarını karşılayamayan Özbek için Ankara’da tahliye çağrısı yapıldı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla 427’nci hafta basın açıklaması için İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde bir araya geldi.
    “Tedavi haktır engellenemez ve hasta mahpuslar serbest bırakılsın” yazılı pankartın açıldığı eylemde, İHD Ankara Şubesi Eşbaşkanı Sevil Turgut, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Özge Özbek’in durumuna dikkat çekti.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARINA RAĞMEN HAPİSHANEDE TUTULUYOR 

    Özbek’in üniversite öğrencisiyken hakkında açılan dava sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiği bilgisini paylaşan Turgut, “Tutuklanmadan önce de Diyarbakır Valiliği’ne memur olarak atanıp sosyal hizmetler uzmanı olarak çalışmaktaydı. Beyninde tümör olması sebebiyle 27 Ekim 2020 tarihinde İstanbul Acıbadem Hastanesi’nde açık beyin ameliyatı geçirmiş, hakkında yakalama kararı olması nedeniyle ameliyatının hemen ardından hastanede tutuklanmış ve Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürülmüştür. Durumunun ağır ve yeni ameliyat olması nedeniyle yapılan başvurular sonucunda, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından 3 ay infaz erteleme kararı verilmiştir. 3 ay bittikten sonra infaz erteleme kararı yeniden uzatılmamış ve tekrar tutuklanarak Kocaeli Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülmüştür. Sağlık Bakanlığı Darıca Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 24 Aralık 2021 tarihli Sağlık Kurulu’nun ‘Hapishane şartlarında kalması uygun değildir’ raporuna rağmen, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından bu rapor kabul edilmemiş ve ‘Hapishanede kalabilir’ raporu verilerek, sağlık hakkı ihlal edilmiştir” diye anlattı.

    Özbek’in açık beyin ameliyatı geçirdiği sebebiyle temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirten Turgut, “Geçirmiş olduğu ameliyatın ağırlığı ve riski de dikkat alındığında ayrıca hijyen bir ortamda bulunması gerekmektedir. Beyninde birden fazla tümör bulunmakta ve tedavisi de devam etmekte,  ayrıca sonraki süreçlerde de tekrar ameliyat edilmesi gerekmektedir. Tüm bu durumlar raporlarında da yer almaktadır. Ayrıca epilepsi tanısı da konulmuştur” diye belirtti.

    “SÜREKLİ DOKTOR KONTROLÜ ALTINDA OLMASI GEREKİYOR”
    9 Haziran’da Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuru yapıldığını ancak “cezaevinde kalabilir” raporu verildiğini aktaran Turgut, “Oysa Özge Özbek, cezaevinde sürekli şiddetli baş ağrıları çekmekte, denge kaybı yaşamakta ve tümörlerin duyu organlarına baskı yaptığından kaynaklı işitme kaybı problemleri yaşadığını ifade etmiştir. Hastane MR raporlarında beyninde birden fazla tümör bulunduğu için sürekli kontrol altında olması gerektiği ameliyatını gerçekleştiren doktoru tarafından ailesine söylenmiştir. Ancak ne yazık ki sağlıklı bir kontrol ve tedavi gerçekleştirilemiyor. Tedavisi de rutin bir hastane kontrolünden öteye geçemiyor. Daha önce Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi 24 Aralık 2021 tarihinde heyet raporunda, ‘cezaevinde kalamaz’ kararı verilmiş ve bu raporun 2 yıl geçerlilik süreci bulunmaktadır” dedi.

    Turgut, hastalıkları devam eden ve hastane tarafından da cezaevinde kalamayacağı raporlanan Özbek için tahliye talebinde bulunarak, şunları söyledi: “Hapishanede yaşamını tek başına devam ettiremeyen hastanın hijyenik ve daha sağlıklı koşullarda tedavi edilmesi elzemdir. Hapishane koşullarında tedavisinin yapılamayacağı, iyileşmenin sağlanamayacağı ve riskin de devam edeceği açıktır. Yaşam hakkının korunması için bir an önce infazının ertelenmesini ve tedavisine ailesinin yanında devam etmesini talep ediyoruz.”

    Kaynak: MA

  • Abdul Halim Kırtay, hastanenin ‘cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen tahliye edilmiyor!

    Abdul Halim Kırtay, hastanenin ‘cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen tahliye edilmiyor!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, ileri derecede prostat, diyabet, yüksek tansiyon, fıtık, hemeroid hastalıkları olan Abdul Halim Kırtay’ın derhal serbest bırakılması için çağrı yaptı.

    Hasta Mahpuslar için Ankara’da yapılan 425. hafta basın açıklamasında bir kez daha hapishanelerdeki yaşam hakkı ihlallerine dikkat çekildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi tarafından yapılan açıklamada, hapishanelerde 651’ü ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun olduğuna vurgu yapıldı. Ağır hasta mahpusların tedavi ve tahliyeleri sağlanmayarak adeta ölüme mahkum edildiğini söyleyen Nuray Çevirmen, “Hapishanelerde bir yandan da şüpheli ölüm haberleri gelmeye devam etmekte ancak hiçbir tedbir alınmamakta, sorumlular hakkında cezasızlık politikası yürütülmektedir” ifadelerini kullandı.

    “TEK BAŞINA YAŞAMINI DEVAM ETTİREMEYECEK DURUMA GELMİŞTİR”

    425. hafta basın açıklamasında Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Abdul Halim Kırtay’ın durumuna dikkat çekildi. 1955 Diyarbakır/Silvan doğumlu olan Abdul Halim Kırtay’ın 14 Mayıs 1993 yılında tutuklanarak cezaevine girdiğini aktaran Nuray Çevirmen şu açıklamayı okudu:

    “29 yıllık hapislik süresi boyunca da Yozgat, Siirt, Mardin, Van, Rize ve daha birçok cezaevinde tutulduktan sonra Balıkesir Burhaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilmiştir. Burhaniye’de kişisel bakımını dahi yapamayacak kadar ağır hastalıkları olan Abdul Halim Kırtay tedavi amacıyla İzmir Aliağa/Şakran Cezaevi’ne götürülmüş, burada yaklaşık 4 yıl tutulmuş, ancak gerekli tedavileri yapılmamış, iyileşme sağlanamamış ve durumu daha da ağırlaşmıştır. 2022 yılı Eylül ayında Burhaniye T Tipine götürülmüştür.

    İleri derecede prostat, diyabet, yüksek tansiyon, fıtık, hemeroid gibi çeşitli ve ağır hastalıkları bulunmakta ve hastalıklara bağlı olarak vücudunda çeşitli semptomlar meydana gelmekte ve bunun yanı sıra sürekli devam eden ağrılar da oluşmaktadır. Aynı zamanda geçirdiği bir kazadan dolayı da 3 parmağı yoktur. Hapishanede iken birkaç defa kasık fıtığı patlamış ve sürekli olarak kanama ve iltihap meydana gelmektedir.

    Abdul Halim Kırtay ile aynı yerde kalan arkadaşları tarafından verilen bilgiye göre de tek başına yaşamını devam ettiremeyecek duruma gelmiştir. Ailesi tarafından verilen bilgiye göre de ‘telefon görüşmelerinde hastanede diye görüşe çıkarılmayan Abdul Halim Kırtay’ın aslında hastaneye götürülmediği, personelin keyfiyetçi tavırlarla görüşe çıkarılmadığını’ ifade etmektedirler.

    Hastalıkları nedeniyle birçok ameliyat geçiren Abdul Halim Kırtay’a tedavi gördüğü hastane tarafından ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verilmiş ancak bu rapor ATK tarafından dikkate alınmadığı için serbest bırakılmamaktadır.

    Abdul Halim Kırtay’ın ağır seyreden hastalıkları, yaşamını tek başına devam ettiremeyecek durumda olması nedeni ile tetkik ve tedavilerinin eksiksiz olarak yapılmasını ve bu süreç devam ederken de sağlıklı koşullarda, ailesinin yanında tedavisine devam edebilmesi için gerekli girişimlerde bulunularak tahliye edilmesini talep ediyoruz.

    Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 425. haftada, Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye taleplerimizi dile getirmeye ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Yıldırım Demir’in ameliyat sevki çıktı ancak cezaevi yönetimi hastaneye götürmüyor’

    ‘Yıldırım Demir’in ameliyat sevki çıktı ancak cezaevi yönetimi hastaneye götürmüyor’

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Bolu Cezaevinde tutulan Yıldırım Demir’in acil yapılması gereken ameliyatına dikkat çekti. “Sağ gözü %95 seviyesinde görmüyor. Acil ameliyat olması için sevki çıktı ancak hastaneye götürülmüyor” uyarısı yapılarak, ameliyat edilmezse Demir’in gözünü kaybedebileceği belirtildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyeleri, eylemlerinin 422’nci haftasında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi önünde bir araya geldi. “Tedavi Haktır Engellenemez ve Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın” pankartını açan inisiyatif üyeleri, bu hafta Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Yıldırım Demir’in durumuna dikkat çekti.

    AMELİYAT İÇİN HASTANEYE GÖTÜRÜLMÜYOR!

    422. Hafta basın açıklamasını okuyan İHD Ankara Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Av. Ümit Can Akbulut, Demir’in 1996 yılından beri cezaevinde olduğunu ve birçok sağlık sorunu yaşadığını aktardı. Akbulut, mahpus Yıldırım Demir’in gözlerindeki hastalığın ciddi boyutta olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:

    “Sağ gözü %95 seviyesinde görmüyor ve tedavinin olmadığı söylenmiş. Sol gözden 3 yıl önce katarakt ameliyatı olmuş, sol göz merceğinde kirlenme olduğu için doktor tarafından lazerle temizlenmesi gerektiğini belirtmiş, daha sonra kontrole gittiğinde başka bir doktor tarafından ‘gerek yoktur’ denilerek geri gönderilmiştir. Her kontrole gittiğinde suni gözyaşı damlası verilerek hapishaneye geri gönderilmektedir. Bugüne kadar göz için toplam 6 kez anjiyo olmuştur. Son olarak ailesinin vermiş olduğu bilgiye göre; kendi yaşamını idame ettirmekte güçlük çektiği, Ankara’ya acil ameliyat olması için sevkinin çıktığı, ameliyat edilmezse gözünü kaybedebileceği, ilaçlarının ücretli olduğu, kabul etmesine rağmen ameliyat için götürülmediği aktarılmıştır.

    Göz hastalıklarının dışında; kronik bronşit hastalığı, midesinde reflü, gastrit ve ülser var. İki kez mide kanaması geçirmiş, bu hastalığı için diyet yazılmış ancak kendisine verilen yiyeceklerin besin değeri çok düşük ve yenilemeyecek durumdadır. İrritabl bağırsak sendromu hastalığıyla iç hemoroid rahatsızlığı bulunmaktadır. Her iki dizinde menüsküs yırtığı var. Prostat hastasıdır ve genelde PSA testlerinde değerleri yüksek çıkıyor. Şimdiye kadar üç kez biyopsi yapılmış, 6-7 yıldır günlük ilaç kullanıyor. Kulaklarda vertigo, çınlama ve işitme kaybı var. Boyun fıtığı var ve ameliyat için Bolu’dan Ankara Numune hastanesine sevk edildiğinde, Numune Hastanesindeki doktor tarafından “ameliyattan sonra felç kalırsın” denildiği için ameliyat olmadan hapishaneye tekrar geri dönmüştür. Boyun fıtığı nedeniyle sürekli olarak kolları uyuşuyor, şiddetli sırt ağrıları çekiyor. Ayrıca sinüzit ve kronik baş ağrıları da devam ediyor. 3 yıl önce uyku apnesi için hastaneye yatırılarak test randevusu ve yine aynı şekilde diş eti doku nakli içinde randevu verilmiş ancak tedavileri yapılmadan geçici ilaçlar verilip geri gönderiliyor. 2016 yılında Nevşehir Devlet Hastanesi, %41 engelli raporu vererek İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk etmiş ve ATK tarafından tarafından “Cezaevinde kalabilir” raporu verilmiştir. Şu anda yaşadığı sorunlara dair tekrar gönderilmemiştir.

    Yıldırım Demir’in acil yapılması gereken ameliyatı için sevki gerçekleştirilmeli ve bu süreçte hapishanede yaşamını devam ettiremeyecek düzeyde hastalıkları için Adli Tıp Kurumuna tekrar sevki yapılmalı ve daha sağlıklı koşullarda tedavilerinin yapılması için tahliyesi sağlanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutuklu Rıdvan Yusufoğlu için tahliye talebinde bulundu

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutuklu Rıdvan Yusufoğlu için tahliye talebinde bulundu

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 420. Hafta basın açıklamasında Ülseratif Kolit hastalığı dışında varis, bel fıtığı, mide rahatsızlığı ile uyku apnesi hastalıkları olan Rıdvan Yusufoğlu’nun durumuna dikkat çekerek tahliye talebinde bulundu.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun durumuna dikkat çekmek için bir kez daha sokağa çıktı.

    Ankara’da yapılan 420. Hafta basın açıklamasında hasta mahpusların yaşamış olduğu sorunlar dile getirildi. Mahpusların, sağlığa erişim hakları önündeki engellerin günden güne arttığına vurgu yapan Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevinde tutulanların adeta ağır bir yaşam savaşı verdiğini söyledi.

    “YAŞAM HAKKINI KORUMAK, DEVLETİN SORUMLULUĞUNDADIR”

    420. Hafta basın açıklamasını okuyan İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Seylan, 2022 yılı başından bu yana 27’si hastalıkları nedeniyle olmak üzere 55 mahpusun yaşamını kaybettiği bilgisini paylaştı. Seylan, “Unutulmamalıdır ki hapishanelerde yaşanan tüm ölümler önlenebilir ölümlerdir ve yaşam hakkını korumak, devletin sorumluluğundadır” diye de ekledi.

    “GEREKLİ TEDAVİLERİ YAPILAMIYOR”

    Bu hafta Patnos L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan hasta mahpuslardan Rıdvan Yusufoğlu’nun durumunu aktaran İhsan Seylan, şu bilgileri paylaştı:

    “İlk olarak Nisan 1992 yılında, henüz 16 yaşındayken gözaltına alındı. İki yıl sonra 1994’te tekrar gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak müebbet cezası verildi. 46 Yaşında olan Rıdvan Yusufoğlu bu 28 yıllık süre zarfında Şırnak, Tokat, Adana, Mardin ve Diyarbakır’daki cezaevlerinde tutulmuş ve şu anda da Patnos L Tipi Kapalı Cezaevinde bulunuyor.

    Rıdvan Yusufoğlu’na yaklaşık 17 yıl önce Ülseratif Kolit tanısı konulmuştur. Hastalığı için zaruri olan iltihap önleyici Salofalk ilacı alımında zorluk yaşıyor. Mevcut durumdan kaynaklı olan tedavisinin yapılabilmesi için Gastroenteroloji bölümü bulunan Diyarbakır ve Van’a sevk edilmesi için defalarca ilgili kurumlara başvuru yapılmasına rağmen bu talebe olumlu yanıt verilmemiştir.

    Avukatı tarafından 23 Ağustos 2022’de kurumumuza yapılan başvuruda; Patnos’ta Gastroenteroloji bölümü olmadığından tedavi için Van’a götürülmesi gerektiği ancak sevk talebinin karşılanmadığını, geçen hafta da Patnos’ta Hastaneye Göğüs Polikliniğinde uyku testi yaptırması için götürüldüğünü ancak bu test için de Van’a sevk edilmesinin gerektiğini ancak iki hastalık için de Van’a sevklerinin yapılmadığını aktarmıştır. 5 Eylül 2022’de de mide ve bağırsak sorunları nedeniyle Patnos Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı, yalnızca serum verildikten sonra yeniden cezaevine götürüldüğü ve tedavisinin tam olarak yapılabilmesi için Van’a sevkinin yapılmadığı öğrenilmiştir.

    Rıdvan Yusufoğlu’nun Ülseratif Kolit hastalığı dışında varis, bel fıtığı, mide rahatsızlığı ile uyku apnesi (uyku esnasında solunumun durması ve boğulma) gibi hastalıkları bulunuyor ve bu hastalıkları ile ilgili olarak gerekli tedavileri yapılamıyor.

    Rıdvan Yusufoğlu’nun tetkik ve tedavileri için geciken sevkleri bir an önce yapılmalı. Sürekli olarak yaşamını zorlaştıran ve risk teşkil eden hastalığı için Gastroenteroloji Bölümün bulunduğu büyükşehirlerdeki hastanelerin olduğu bir cezaevine sevk talebinin acilen karşılanmasını ve bu süre içinde heyet raporlarının aldırılarak ailesinin yanında tedavisinin yapılabilmesi için tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aysel Tuğluk’a ve hasta mahpuslara dayanışma kartı gönderildi

    Aysel Tuğluk’a ve hasta mahpuslara dayanışma kartı gönderildi

    Aysel Tuğluk ve Hasta Mahpuslara Özgürlük Platformu, hasta tutuklularla dayanışmak için Türkiye’nin farklı cezaevlerine dayanışma kartı gönderdi. Platforma adına açıklama yapan Leyla Kaygısız, “Vicdanı körelmemiş kamuoyunu dayanışmaya davet ediyoruz” dedi. 

    Aysel Tuğluk ve Hasta Mahpuslara Özgürlük Platformu, hasta tutuklularla dayanışmak amacıyla hazırladıkları kartları Karşıyaka PTT’den Türkiye’nin farklı cezaevlerine gönderdi.

    Kartları göndermeden önce PTT binası önünde yapılan basın açıklamasına siyasi parti temsilcileri de destek verdi. Açıklamada, “Hasta mahpusların sesi gözü kulağıyız“ pankartı taşındı. Açıklamada sık sık, “Aysel Tuğluk onurumuzdur“, “Bijî berxwedana Zindana” ve “Hasta mahpuslara özgürlük” sloganları atıldı.

    Platforma adına açıklamayı platform üyesi Leyla Kaygısız okudu.

    “ÖLÜMLERİ DURDURUN” 

    Yurttaşlar olarak içeride ve dışarıda nefes almakta zorlandıklarını ifade eden Kaygısız, insanlıktan utanılacak derece ki uygulamalara karşı direnmekten başka şanslarının olmadığını söyledi. Kaygısız, şöyle devam etti:

    “Her an yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık, şiddet ölüm haberleri geliyorken, tüm bunlara sesini çıkarmayan siyasi iktidar ve onun denetimindeki yargı, hasta mahpusları ölüme terk etmekte kararlı görünüyor. Aysel Tuğluk örneğinde en bariz şekilde görüldüğü gibi, bağımsız örgütlerin verdikleri raporlara rağmen iktidarın bir noteri gibi davranan Adli Tıp Kurumu ve mahkemeler tedavi hakkını engellemektedirler. Gün geçtikçe sağlık durumu kötüleşen Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların ivedilikle tahliye edilmeleri için siyasi iktidara bir kez daha sesleniyoruz; İnsanlık suçu işlemekten vaz geçin! Tedavi hakkını tanıyın! Ölümleri durdurun.”

    HERKES MÜCADELEYE ORTAK OLMALI”

    Cezaevlerinde ölümler olduğunu belirten Leyla Kaygısız, “Katliamı durdurmak için mücadele ediyor ve herkesi bu mücadeleye ortak olmaya çağırıyoruz. Kırıklar cezaevinde 3 hasta mahpusun açlık grevi ile içeride başlayan mücadelenin dışarıda sesi oluyoruz, olmaya devam edeceğiz. Bizler yaşam hakkını savunan mahpusların sesini duyuyoruz! Mücadelelerinin tanığı ve ortağıyız! Dayanışma duygularımızı iletmek için onlara bu kartları gönderiyoruz. Vicdanı körelmemiş kamuoyunu dayanışmaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)