Etiket: hasta mahpuslar

  • ‘Yaşamını zorlaştıran birçok hastalığı olan Ebubekir Yulu tahliye edilmelidir’ -VİDEO

    ‘Yaşamını zorlaştıran birçok hastalığı olan Ebubekir Yulu tahliye edilmelidir’ -VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 426. hafta açıklamalarında Maraş/Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutuklu bulunan Ebubekir Yulu’nun durumunu gündeme getirerek, derhal tahliye edilmesi çağrısı yaptı.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 426. hafta açıklamalarında Maraş/Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan hasta mahpus Ebubekir Yulu’nun durumunu gündeme getirdi.

    Ebubekir Yulu’nun yaşamını zorlaştıran birçok hastalığının olduğu belirtilen açıklamada, cezaevlerinde tutulan ağır hasta mahpusların tetkik ve tedavilerinin eksiksiz yapılması ve bunun yanı sıra tahliye edilmeleri yönündeki çalışmaların hızlandırılması çağrısı da yapıldı.

    Bu hafta yapılan açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK üyesi Nuray Çevirmen okudu.

    Hapishanelerde hasta mahpusların adeta ağır bir yaşam savaşı vermekte olduğunu belirten Çevirmen, İnsan Hakları Derneği (İHD) olarak hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunduğunu tespit ettiklerini söyledi.

    “SEVK KARARINA RAĞMEN HASTA MAHPUS HASTANEYE GÖTÜRÜLMEMİŞTİR”

    2022 yılı başından bu yana 25’i hastalıkları nedeniyle olmak üzere 49 mahpusun yaşamını kaybettiğini ifade eden Çevirmen, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu hafta Maraş/Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan hasta mahpus Ebubekir Yulu’nun durumunu aktarmak istiyoruz. Prostat hastalığından kaynaklı olarak Ocak 2022’de hastaneye sevk edilmiş, ultrason çekilmiş ve prostatının büyüdüğü tespit edilmiştir. Sağ böbreğinde kist bulunmakta ve böbrek ağrıları artınca 2022 Mayıs başında hastaneye sevki çıkarılmış ancak sevk kararına rağmen hala hastaneye götürülmemiştir. Böbreklerindeki rahatsızlıktan kaynaklı olarak ağrılar ve zorluk yaşamaktadır ve yapılamayan tetkiklerden kaynaklı kistlere dair belirsizlik devam etmektedir.

    HAZİRAN AYININ SONUNDA OLDUKÇA KÖTÜ ŞEKİLDE RAHATSIZLANMIŞ VE TEDAVİ EDİLMEMİŞTİR

    Bel fıtığı hastalığı bulunan mahpus, hastane sevklerinin geciktirildiğini ve fıtıktan kaynaklanan yoğun ağrıların bacaklarına kadar vurduğunu ifade etmiştir. Yürümekte zorlanıyor, bacaklarına kramp giriyor. Ayaklarında güçsüzleşme var. Ancak hastaneye neden sevk edilmediğine dair dilekçe yazmasına rağmen olumlu ya da olumsuz olarak dönüş yapılmamış ve sonuç olarak da hastane sevki sorunu çözülmemiştir. Bu yılın Haziran ayının sonunda oldukça kötü şekilde rahatsızlanmış, iki-üç gün boyunca hiçbir şey yiyememiş, kusma, ishal, halsizlik yaşamış, acile çıkma talepleri olmuş ancak rahatsızlıklarına ve taleplerine rağmen çıkarılmamış, herhangi bir tetkik veya tahlil yapılmamış ve yine herhangi bir tedavi uygulanmamıştır. Bu durumda birkaç arkadaşının daha olduğunu aktarmıştır.”

    “ORTOPEDİK YATAK TALEBİ BİLE KARŞILANMIYOR”

    Yulu’nun bel fıtığından kaynaklı olarak İstanbul Adli Tıp Kurumu ve Erzurum Bölge Araştırma Hastanesinden alınmış raporları bulunmasına rağmen yatak talebi karşılanmadığını kaydeden Çevirmen, “Bel fıtığından dolayı yatağının sert olması gerekmektedir. Ancak şu anda kullandığı yatağı çökmüş ve üzerinde yatılamayacak duruma gelmiştir. Diğer kaldığı cezaevlerinin bu konuya duyarlı olmasına rağmen şu anda kaldığı cezaevinde talep etmesine rağmen bu sorunu çözülmemiştir ve felç kalma riski bulunmaktadır. Ebubekir Yulu’nun yaşamını zorlaştıran prostat hastalığı ve böbreklerindeki kistleri içeren hastalıkları için gerekli olan hastane sevkleri bir an önce yapılmalı ve tedavisine devam edilmelidir. Ayrıca ağır bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle kullanması gereken sert ve ortopedik yatak ihtiyacı acil olarak karşılanmalıdır” diye konuştu.

    “HASTA MAHPUSLARIN TAHLİYE EDİLMESİ ÇALIŞMALARI HIZLANDIRILMALI”

    Cezaevlerinde tutulan ağır hasta mahpusların tetkik ve tedavileri eksiksiz yapılması ve bunun yanı sıra tahliye edilmeleri yönünde çalışmaların hızlandırılması konusunda çağrı yapan Çevirmen son olarak, “Adli Tıp Kurumu tek karar verici merci olmaktan çıkartılmalı, tam teşekküllü hastanelerin raporları kabul edilmelidir. Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 416. Haftada, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar ortadan kalkıncaya kadar kamuoyu ile paylaşmaya ve çözüm talep etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Kalbinde büyüme olan mahpus Görgin Oktar için acil tahliye çağrısı yapıldı!

    Kalbinde büyüme olan mahpus Görgin Oktar için acil tahliye çağrısı yapıldı!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 415. hafta basın açıklamasında ağır hasta mahpus Görgin Oktar’ın durumuna dikkat çekti. 5 Kez ameliyat olan ve akciğer hastalığının yanı sıra kalbinde büyüme olan Oktar’ın derhal tahliyesi talep edildi.

    Hasta mahpuslar sorununa ilişkin Ankara’da bir kez daha sorumlulara çağrı yapılarak sağlığa erişim haklarının önündeki engellerin kaldırılması istendi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 415. hafta basın açıklamasını İHD Ankara Şubesi önünde yaptı. İnisiyatif adına basın açıklamasını Hüseyin Demirtop okudu.

    İnsan Hakları Derneği’nin verileri doğrultusunda hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun bulunduğunu aktaran Hüseyin Demirtop, 2022 yılı başından bu yana 23’ü hastalıkları nedeniyle olmak üzere 47 mahpusun da yaşamını kaybettiğini aktardı.

    “GÖRGİN OKTAR’IN TEDAVİ OLMA HAKKI SAĞLANMIYOR”

    415. hafta basın açıklamasında Maltepe 1 Nolu L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalan ağır hasta mahpus Görgin Oktar’ın durumuna dikkat çekildi. Oktar’ın tedavisinin başlanmadığını aktaran Hüseyin Demirtop, şu açıklamayı yaptı:

    “28 yıldır cezaevinde tutulan Oktar’a 2008 yılında pnömotoraks yani akciğerdeki havanın çeşitli etkiler nedeniyle akciğer dışı doku katmanına kaçışı teşhisi konulmuş ve Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi’ne 28 Haziran 2008’de sevk edilmiş ancak burada ameliyat edilmemiştir. Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülmüş ve iki kez ameliyat edilmiştir. 7 Temmuz 2009’da Muş Devlet Hastanesi’nde tekrar ameliyat edilmiş ancak iyileşme olmamıştır. 14 Temmuz 2009 tarihinde Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aynı sorun nedeniyle açık ameliyat yapılmış ve akciğerinden parça alınmıştır.

    Bugüne kadar toplam 5 kez aynı hastalık nedeniyle ameliyat olmuştur. Yaşadığı rahatsızlıklar için 30 Aralık 2021 tarihinde sağlık raporu almak için Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne götürülmüştür. Sağlık Kurulu tarafından ceza ertelemesine gerek olmadığı belirtilerek hastalığına dair doğru bir tanı konulmadığını, sürekli olarak kan kusması, balgam atması nedeniyle 7 Mart 2022 tarihinde Süreyya Paşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiğini aktarmıştır. Burada filmleri çekilmiş, kan ve balgam örnekleri alınmış ve hapishaneye geri götürülmüştür. Bir hafta içerisinde hastaneye geri götürülmesi gerekirken ancak 31 Mart 2022 tarihinde hastaneye götürülmüş ve bu kez tomografi çekilmiştir. Yine bir hafta sonra götürülmesi gerekirken 3 ay sonra 27 Haziran 2022 tarihinde hastaneye götürülmüştür. Doktor ‘akciğerinde yeni belirtiler olduğunu, bunun yeni bir hastalığın belirtisi olabileceğini, akciğerinden parça alınması gerektiğini’ söyleyerek 04 Temmuz 2022 tarihine randevu vermiştir ve gitmeden iki gün önce de PCR testi yapılarak gitmesi gerektiğini söylemiştir. Randevudan önce PCR testi yapılmış ancak yine doktor randevusuna götürülmemiştir. 05 Temmuz 2022’de tekrar PCR testi yapılmış ve 7 Temmuz’da götürüleceği söylenmiş ve yine götürülmemiştir.

    Yaklaşık 10 aydır aktifleşen hastalık nedeniyle hastaneye gidip geliyor ve teşhis konulamadığı için ne olduğunu bilmeden sıkıntı çekmeye devam ediyor. Hastalığının bulaşıcı bir yanı olup olmadığını bilmeden kalabalık bir yerde kalmaktadır. Hastaneye verilen randevularına götürülmediği için konulamayan teşhis nedeniyle tedavisi de başlanamamış olan Görgin Oktar’ın tedavi olma hakkı da sağlanmıyor. Daha önce akciğerinden 5 kez ameliyat edilmiş ve durumu ağır olan mahpusun teşhis ve tedavisinin gecikmesinin geri dönülemeyecek sonuçlara yol açması kaçınılmazdır. Görgin Oktar’ın akciğer hastalığının yanı sıra kalbinde büyüme var. Bacaklarda varis, prostat hastalığı ve behçet hastalığı da bulunmaktadır. Ailesinin aktarımına göre de aşırı derecede zayıflamış, kendine bakamayacak duruma gelmiştir.

    Bu nedenle hastanın randevularına bir an önce götürülmesini, akciğerinde yeni gelişen hastalığın teşhisinin konulmasını ve gerekli tedavisinin bir an önce başlatılmasını ve bu süreç zarfında da heyet raporlarının aldırılarak ailesinin yanında sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılması için tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • DAD Genel Merkez Yöneticisi Hatice Erdem: Aysel Tuğluk için adalet istiyoruz-VİDEO

    DAD Genel Merkez Yöneticisi Hatice Erdem: Aysel Tuğluk için adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. Bütün hasta tutukluların tahliye edilmesi gerektiğini belirten DAD Genel Merkez Yöneticisi Hatice Erdem, “Demans hastası olduğu için Çevik Bir tahliye edildi, aynı adaleti Aysel Tuğluk içinde istiyoruz” dedi.

    Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Tuğluk‘un durumuna ilişkin çağrılar da sürüyor.

    Geçtiğimiz yıldan bu yana “demans” hastalığı teşhisiyle hastalığı ilerleyen Aysel Tuğluk hakkında “cezaevinde kalabilir” diyen Adli Tıp Kurumu (ATK), 28 Şubat Davası’ndaki Çevik Bir hakkında ilk başvuruda “cezaevinde kalamaz” dedi. ATK’nın verdiği bu karar ülkedeki adaletsizliği bir kez daha gösterdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Hatice Erdem, demans tanısı konulmasına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk‘un durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “AYSEL TUĞLUK SERBEST BIRAKILMALI”

    Aysel Tuğluk’un hasta olmasına rağmen cezaevinde tutsak olmasının çok üzücü olduğunu söyleyen DAD Genel Merkez Yöneticisi Hatice Erdem, “Bütün hasta tutuklular tahliye edilsin, hasta tutukluların cezaevinde tutulmasının hiç kimseye bir faydası olmaz. Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutuklular tutsak olmamalı, tedavileri için dışarıda olanak sağlanmalı. Demans hastası olduğu için Çevik Bir tahliye edildi aynı adaleti Aysel Tuğluk içinde istiyoruz. Hasta tutsak Çevik Bir’in tahliyesi hepimizi sevindirdi ancak bizi adaletsizlik üzdü, Aysel Tuğluk’ta serbest bırakılmalı” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu: Ağır hasta mahpuslar ve tüm siyasi mahpuslar serbest bırakılmalıdır

    Dersim Barosu: Ağır hasta mahpuslar ve tüm siyasi mahpuslar serbest bırakılmalıdır

    PİRHA-Ağır hasta mahpuslar cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor. Dersim Barosu yazılı açıklama yaparak, “Başta 650’den fazla ağır hasta mahpus olmak üzere tüm siyasi mahpusların serbest bırakılması gerekiyor” dedi.

    İnsan Hakları Derneği’nin açıkladığı son verilere göre, hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunuyor. Ağır hasta mahpusların, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ‘cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen hapishanelerde tutulmaya devam ediliyor.

    Dersim Barosu Yönetim Kurulu, cezaevlerinde ağır hasta mahpusların yaşadıkları sorunlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “BÜTÜN SİYASİ MAHPUSLAR SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Cezaevlerinde 650’den fazla ağır hasta mahpusun olduğu belirtilen açıklamada, “Binlerce hasta mahpusun da tedavileri yapılmalı ve Aysel Tuğluk şahsında başlanarak hepsi özgür olmalı. Sadece hastalığı da değil, özgür olabilmesi için. Adil yargılanma ilkeleri açısından da demokrasi açısından da ifade özgürlüğü açısından da önemlidir. Düşünce suçu, fikir suçu diye bir şey kabul edilemez. İnsanlar rejim muhalifi olabilir. Bu onların insan hakkıdır. Demokrasiler de ancak buna olanak sağladığı oranda demokrasi olarak nitelenebilir. Demokrasi demek çoğulculuk demektir. Dilde, dinde, felsefi inançta, siyasal düşüncede ve örgütlenmede çoğulculuk demektir. Kobani davası sanıklarının tümünün özgür kalması gerek. Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Selçuk Kozağaçlı, ÇHD ve Halkın Hukuk Bürosu avukatları, Diyarbakır’da tutuklanan 16 gazeteci olmak üzere bütün siyasi mahpuslar serbest bırakılmalıdır” denildi.

    “AĞIR HASTA MAHPUSLARA ÖZGÜRLÜK, DİYE HAYKIRIYORUZ”

    200 günü aşkın süredir ölüm orucunu sürdüren Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın ne istediklerinin duyulmasını istedikleri ifade edilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Cezaevinde bulunan ağır hasta, sonra hasta olan mahpuslar salt sağlık hakları, yaşam haklarına saygının gereği olarak serbest bırakılmaları elzemdir. Herkes için adil yargılanma ilkelerine uygun muamele beklentisi karşılanmalı, hiç kimse siyasal düşünceleri nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmamalı, hapsedilmemeli. Ağır hasta mahpuslara özgürlük diye haykırıyoruz ve diyoruz ki siyasal düşünceleri nedeniyle insanların hapsedilmelerine, yargılanmalarına, cezalandırılmalarına son verilmelidir. İçerideki tüm siyasi mahpuslar serbest bırakılmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ağır hasta mahpuslar yaşam savaşı veriyor-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ağır hasta mahpuslar yaşam savaşı veriyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, cezaevlerinde yaşanan ölümlere dikkat çekmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Ağır hasta mahpusların iyileşinceye kadar infazlarının ertelenerek serbest bırakılmaları gerekmektedir. Adli Tıp Kurumu, “Cezaevinde kalabilir” raporları ile toplum nezdinde güvenilirliğini yitirmiştir” denildi. 

    İnsan Hakları Derneği’nin açıkladığı son verilere göre, hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunuyor. Ağır hasta mahpusların, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ‘cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen hapishanelerde tutulmaya devam ediliyor.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, cezaevlerinde yaşanan ölümlere dikkat çekmek için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Platform adına basın açıklamasını EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu. Açıklamada, ‘Hasta mahpuslar serbest bırakılsın, ölümler son bulsun’ pankartı açıldı.

    “ADLİ TIP KURUMU, TOPLUM NEZDİNDE GÜVENİLİRLİĞİNİ YİTİRMİŞTİR”

    Ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmemesiyle hasta mahpusların ağır bir yaşam savaşı verdiğini vurgulayan Tekin, “Cezaevlerinde devrimci tutsaklara karşı ayrımcı politikaların en bariz örneklerinden biri de Aysel Tuğluk’un yaşadığı ağır hastalığa rağmen iktidar tarafından halen cezaevinde tutulmakta ısrar edilmesidir. Aysel Tuğluk ile aynı hastalığa yakalanmış bir hükümlü, hastalığından dolayı tahliye edilirken, Aysel Tuğluk halen ve bilinçli bir şekilde cezaevinde tutulup ölüme sürüklenmek istenmektedir. İHD’nin Merkezi Hapishane Komisyonu’nun tespit edebildiği kadarıyla Nisan 2022 itibari ile Türkiye hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunmaktadır. Ağır hasta mahpusların iyileşinceye kadar infazlarının ertelenerek serbest bırakılmaları gerekmektedir. Adli Tıp Kurumu tarafından verilen “Cezaevinde kalabilir” raporları ile bu kurum toplum nezdinde güvenilirliğini yitirmiştir. Mahpuslar için tam teşekküllü ve üniversite hastaneleri tarafından verilen raporlara rağmen Adli Tıp Kurumu bu raporların aksi yönünde rapor düzenleyerek yaşam hakkı ihlaline neden olmaktadır” dedi.

    “AĞIR HASTA MAHPUSLAR İYİLEŞMELERİ İÇİN SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Hayatını yalnız idame ettirme kriterine aykırı olarak Adli Tıp Kurumu’nun raporlar verdiğini belirten Tekin, şöyle devam etti:

    “Mehmet Emin Özkan’ı ve Aysel Tuğluk’u bu duruma örnek olarak gösterebiliriz. Kanundaki bu hüküm kaldırılmalı, ağır hasta mahpusların tümü iyileşmeleri için serbest bırakılmalıdır. Halen hapishanelerde bulunan ağır hasta mahpusların tümü tam teşekküllü herhangi bir hastane raporuna istinaden derhâl salıverilmeli, tedavileri ailelerinin yanında sürdürülmeli ve sağlık sigortası devlet tarafından karşılanmalıdır. Adli Tıp Kurumu sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi raporlarında son ve tek merci olmaktan çıkarılmalı ve tam teşekküllü hastaneler ve üniversite hastanelerinin raporları da kabul edilmelidir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Hasta tutukluydu tahliye oldu: Siyasi tutukluların tedavisi engelleniyor, yasalar uygulanmıyor

    Hasta tutukluydu tahliye oldu: Siyasi tutukluların tedavisi engelleniyor, yasalar uygulanmıyor

    PİRHA- Tutuklandıktan 5 ay sonra doktora çıkabilen ve iyi huylu olan hastalığının kötü huyluya döndüğünü öğrenen Hasan Karapınar, yaşadığı süreci anlattı. Karapınar, “Hapishanelerin koşulları çok kötü ve özellikle siyasi tutukluların tedavisi çeşitli bahanelerle engelleniyor. Bakanlığın bu konuda düzenleme yapacağını söylemesi seçimlere yönelik bir hamle. İnfaz kanunun 16. maddesi uygulansa sorun çözülür” dedi.

    Son dönemde Türkiye hapishanelerinde bulunan birçok hasta mahpustan ölüm haberleri gelirken, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, konuya ilişkin Ceza İnfaz Yasası’nda değişiklik öngören bir çalışma başlattıklarını açıkladı.

    İnsan Hakları Derneği’nin açıkladığı son verilere göre, hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunuyor. Dernek, ağır hasta mahpusların, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ‘cezaevinde kalamaz’ raporlarına rağmen hapishanelerde tutulmaya devam ettiğine işaret ediyor.

    43 yaşındaki Hasan Karapınar da, bundan birkaç ay öncesine kadar hasta tutuklulardan biriydi.

    Karapınar, lenfome kanseri tedavisi görürken tutuklandı. Tutuklanmadan önce düzenli şekilde tedavisine devam edebilen Karapınar, tutuklandıktan sonra tedavisine devam edemedi. Hapishanede uzun uğraşları sonucu 5 ay sonra doktora çıkabilen Karapınar, tutuklanmadan önce ‘iyi huylu’ olan hastalığının ‘kötü huylu’ya döndüğünü öğrendi.

    8 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan ve kemoterapi tedavisine devam eden Karapınar, yaşadığı süreci anlattı.

    “KANSER OLDUĞUMU GÖZALTINA ALINDIĞIMDA TESADÜFEN ÖĞRENDİM”

    Kanser hastası olduğunu tesadüfen öğrendiğini ifade eden Karapınar, girdiği ölüm orucu sonucu hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesine katıldığı için gözaltına alındığını ve orada kaburgalarının kırıldığını aktardı.

    Karapınar sözlerine şöyle devam etti:

    “Orada film çektiklerinde dalağımın büyük olduğu ortaya çıkmıştı. Sonrasında dalağın neden büyüdüğünü araştırdılar ve lenfoma (kan kanseri) teşhisi konuldu. Ancak kanser iyi huyluydu. 3 ayda bir gözleme tabii tutuluyordum. Doktorlar kan değerlerime bakıyorlar ve pet çekimi yapıyorlardı. Normal seyrinde ilerliyordu bu süreç. Sonrasında bir yalancı itirafçının ifadeleri üzerine tutuklandım ve hapishanedeyken tedavi sürecim engellendi. Tutuklandıktan 5 ay sonra hastaneye gidebildim. Bu 5 aylık süreçte, önce senin sağlık sorunun yok dediler, e-nabız sisteminde bir şey görünmüyor dediler. Sonrasında doktor yok, onun görmesi gerekiyor vs. dediler. Bu süreç böyle oyalamalarla geçti. 5 ayın sonunda hastaneye gidebildim ve doktorlar pet çekimi yaptılar. 18 Mayıs 2022’de de biyopsi yapmışlardı, onun sonucu belli oldu. Bu testlerin sonucunda kanser hastalığımın artık kötü huyluya dönüştüğünü öğrendim. Doktorlar hemen kemoterapi almamı söylediler. Hayati riskimin çok fazla olduğunu söylediler. Son yapılan tetkiklerde ise hastalığımın kemiklere kadar ilerlediği ve 3. evre ile 4. evre arasına kadar ilerlediği söylendi.”

    “BİRÇOK HASTA TUTUKLUNUN TEDAVİSİ ENGELLENİYOR”

    Hasta tutuklular olarak yaşadıkları sorunların ortak olduğunu kaydeden Karapınar, “Derdimizi anlatıp doktora gidene kadar çok uzun zaman geçiyor. Bu zaman zarfında birçok tutuklunun hastalığı geri dönülemez noktaya geliyor. Hastaneye gideceğimiz zaman ağız araması, ayakkabı araması, tabut gibi olan bir insanın zor sığdığı tekli ringlere binmeyi, çift kelepçe takmayı, doktor muayenesi sırasında kelepçeli muayene gibi dayatmalarda bulunuyorlar ya da tedavi sırasında üzerimizi çıkartmak durumunda kaldığımızda jandarmanın ve gardiyanların muayene odasından dışarısı çıkmasını istediğimizde bunu kabul etmiyorlar. Özellikle siyasi tutuklulara bu tür dayatmalarda bulunarak tedavilerini engelliyorlar. Örneğin, Ali Osman Köse isimli arkadaşımız böbrek kanseri ve ameliyat oldu. Pet çekiminin yapılıp kanser hastalığının ne evrede olduğunun öğrenilmesi gerekiyor ama bu tür dayatmalar nedeniyle tedavisinin ameliyattan sonraki kısmı yapılamıyor. Bunun gibi birçok hasta tutuklunun tedavisi çeşitli bahanelerle, dayatmalarla engelleniyor” diye konuştu.

    “HAPİSHANELERDE BESLENME VE TEMİZLİK BAŞLI BAŞINA BİR SORUN”

    Çeşitli dayatmalar ve bahanelerle tedavisi engellenen tutukluların bu süre zarfında hastalıklarının ilerlediğine ve bazılarının ölümle sonuçlandığına dikkat çeken Karapınar, konuşmasının devamında şunları aktardı:

    “Ayrıca hapishanelerde beslenme başlı başına bir sorun. Aynı şekilde temizlik de başlı başına bir sorun. Yemekler hiç sağlıklı değil. Kantinlerden alabileceğimiz ürünler çok sınırlı ve çok fahiş fiyatlara satılıyor. Gerekli hijyen ortamı da sağlanamıyor. Ben kemoterapi aldıktan sonra bağışıklık direncim çok düştüğü için hijyenik bir ortamda bulunmam, yaşamam gerekiyordu. Kaldığım hücredeki lavabonun altı delinmişti ve oradan pis su akıyordu. Defalarca burayı tamir etmelerini söyledik. Buradaki pisliğin her yere dağıldığını ve bizi olumsuz etkilediği de belirttik ancak hapishane yönetimi ödenek olmadığı gerekçesiyle bu tamiratı yapamayacaklarını söyledi. Bu yaşadığım küçük bir örnek sadece. Bunun gibi yüzlerce basit gibi görünen ama insan hayatını olumsuz etkileyen durum söz konusu. Adli tutuklular, 10 kişinin kalacağı yerlerde 20-30 kişi kalıyorlar. Bazıları açık yarayla gezmek durumunda kalıyorlar ve bu kadar kalabalık ortamlarda hastalık bulaşmaması imkansız.”

    “BAKANLIĞIN BU KONUDA DÜZENLEME YAPACAĞINI SÖYLEMESİ SEÇİMLERE YÖNELİK BİR HAMLE”

    Adalet Bakanlığı’nın hasta tutuklara ilişkin yapacağı düzenlemeye değinen Karapınar, “Böyle bir düzenleme yapacaklarını söylemesi tamamen seçimlere yönelik bir hamle. 3600 ek göstergeyi çıkardılar, EYT ile ilgili çalışma yapacaklarını söylüyorlar, öğrencilerin kredi faizlerini sildiler. Bir seçim sürecine girildiği için iktidar bu tür düzenlemelerle göz boyamaya çalışıyor. Hapishaneler şu an çok kötü durumda ve çok fazla hasta tutuklu var. Tedavileri ciddi anlamda engelleniyor. Bundan dolayı da ölümlere varan durumlar yaşanıyor. Bu da çok gündem oldu son süreçte” dedi.

    “YENİ BİR DÜZENLEMEYE GEREK YOK, MEVCUT YASALAR UYGULANSA SORUN ÇÖZÜLÜR”

    “Mevcut yasalar zaten uygulanmıyor. Uygulamada çok fazla sorunlar yaşanıyor” diyen Hasan Karapınar şöyle devam etti:

    “Tutuklulara insani açıdan yaklaşılmıyor. İnfaz kanunun 16. maddesi diyor ki; ‘Bir kişi hayatını tek başına idare ettiremiyorsa, temel gereksinimlerini karşılayamıyorsa bu kişinin cezası ertelenir.’ Bu yasa gerçek anlamda uygulanıyor olsa zaten sorun kalmaz. Onlarca kanser hastası, hafıza kaybı yaşayan, felçli, engelli, kalp hastası olan tutuklu var. Bunların hiçbirisi tek başına yaşamlarını idame ettiremiyor. Bu yasa gerçek anlamda uygulansa bu tür hastalığı olan bütün tutuklular tahliye edilir ve dışarıda gerekli tedavilerini olabilirler. Devlet bu konuda bilinçli olarak zaten içeride olan bir kişiyi ikinci kez cezalandırıyor.”

    “DEVLET HİÇBİR HAKKI KENDİLİĞİNDEN VERMEZ, DAHA FAZLA DAYANIŞMA GÖSTERMELİYİZ”

    200 günü aşkın süredir ölüm orucunda olan Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım’ın taleplerinden birinin de hasta tutukluların tedavilerinin sağlanması için serbest bırakılmaları olduğunu hatırlatan Karapınar, “Özellikle siyasi nedenlerle tutuklu olan hastaların tedavisi engelleniyor. Devlet bilinçli olarak tutukluları ölüme terk ediyor. Yeni yapılacak olan düzenlemenin de bu anlamda bir şey değiştireceğini, durumu iyileştireceğini düşünmüyorum. Devlet hiçbir hakkı kendiliğinden vermez. Şimdiye kadar alınan haklar da tutukluların direnişleriyle, sorunlarını gündeme getirmesiyle alınmıştır. Biz devletten merhamet beklemiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz. Bu anlamda hasta tutukluların sesini dışarıda daha fazla duyurmalıyız, daha fazla dayanışma göstermeliyiz. Sibel Balaç ve Gökhan Yıldırım ölüm orucundalar ve talepleri arasında hasta tutukluların serbest bırakılması da var. Bugün Gökhan’ın abisi görüşüne gitmiş ve Gökhan tekerlekli sandalyedeymiş. Yani artık yürüyemiyor demek bu. Sibel ve Gökhan’ı kaybetmek istemiyoruz. Onların direnişlerine, taleplerine herkes kulak vermeli. Onların sesine ses olmalı. Adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı duyarlı olan herkes bu tür direnişleri desteklemeli. Ancak birlik olursak, dayanışma sağlarsak haklarımızı alabiliriz ve adaleti sağlayabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • ‘Ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulması zulümdür; Tuğluk da aynı zulmün mağdurudur!’

    ‘Ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulması zulümdür; Tuğluk da aynı zulmün mağdurudur!’

    PİRHA- İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ağır hasta ve ileri derece engelli mahpusların cezaevinde tutulmasını gündeme getirerek “Yapılanlar zulümdür. Böylece, insanlık dışı ve kötü muamele yasağına aykırı şekilde kişiler cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor ve kimi hallerde insanların yaşam hakları dahi ellerinden alınıyor” dedi.

    DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, ağır hasta ve ileri derecede engelli mahpusların durumunu gündeme taşıdı. Emekli orgeneral Çevik Bir ile siyasetçi Aysel Tuğluk’un aynı zulmün mağduru olduğunu savunan Yeneroğlu, Adli Tıp Kurumu üzerindeki siyasi baskılara tepki gösterdi. Yeneroğlu, acilen infaz hukuku reformu yapılmasını istedi.

    “BİR BUÇUK YILDA EN AZ 46 KİŞİ HASTALIKTAN HAYATINI KAYBETTİ”

    Cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutuklu ya da hükümlünün bulunduğu bilgisini paylaşan Yeneroğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu kişiler arasında ağır hasta ve engellilik durumu olanlar ile yeme, içme gibi en temel kişisel ihtiyaçlarını dahi tek başlarına gideremeyenlerin olduğu biliniyor. Yalnızca 2021 yılının başından bu yana en az 46 kişi hastalıkları dolayısıyla hayatını kaybetti.

    Avrupa Konseyi tarafından yayımlanan 2021 Ceza İstatistikleri Raporu’nda en kalabalık cezaevlerinin Türkiye’de olduğu ve aynı zamanda yine Türkiye’nin tutuklu ve hükümlü mahpus sayısı bakımından da 47 ülke arasında ikinci sırada yer aldığı belirtiliyor. Ayrıca cezaevlerinin fiziksel koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim konularında ciddi zorlukların yaşanması pek çok hak ihlalini de beraberinde getirmektedir.

    Ülkemizde acil bir şekilde infaz hukuku alanında reformların yapılması ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesi yanında infaz erteleme konusunda insan haklarını temel alan bir yaklaşımın benimsenmesi hukuki ve vicdani bir yükümlülüktür. Her şeyden önce, tutuklu ve hükümlülerin hızlı ve etkili bir şekilde tedavi edilmelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.”

    “ATK ÜZERİNDEKİ SİYASİ BASKILARA SON VERİLMELİ”

    “Öte yandan ATK’nin yapısında iyileştirilmeye gidilerek hızlı karar alınmasının önü açılmalı ve ATK üzerindeki siyasi baskılara son verilmelidir. Keyfî uygulamaların önüne geçilebilmesi için ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen mahpuslar açısından ağır ve somut bir tehlike oluşturmama kriterinin kapsamı mevzuatta açık bir şekilde çizilmeli ve siyasi suçluların kapsam dışında tutulmasına son verilmelidir.

    İnfaz Kanununun 16. maddesinde, akıl hastalığı ile diğer hastalıklara maruz kalmış veya cezaevinde kalamayacak derecede ağır hasta ve engelli olan mahpuslar için infazın ertelenmesine ilişkin düzenlemeler yer alıyor. Ancak bu madde kapsamında infaz erteleme kararı verilebilmesi için diğer hastalıklara yakalanmış olan mahpuslar bakımından infazın mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ettiğine dair Adli Tıp Kurumunca (ATK) hazırlanmış ya da onaylanmış bir rapor alınması gerekiyor. Aynı zamanda akıl hastalığı ile maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek olup bunun yanında toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmaması gereken mahpuslar için de yine ATK’dan alınacak rapor aranıyor. Uygulamada, bu durumların siyasi saiklerle değerlendirildiği ve keyfi kararlar verildiği görülmektedir.”

    “ATK RAPORLARIYLA AĞIR HASTA MAHPUSLAR MAĞDUR EDİLİYOR”

    “Hasta mahpuslar için hastaneler tarafından ‘hapishanede kalamaz’ raporları verilmesine rağmen ATK tarafından verilen aksi yöndeki raporlarla ağır hastalığı olan mahpuslar mağdur ediliyor. Örneğin çeşitli hastanelerde ileri düzey demans teşhisi konulan ve hayatını sürdürmek için başkalarına ihtiyaç duyduğu açıkça ifade edilen hükümlüler Çevik Bir ve Aysel Tuğluk hakkında ATK, bu kişilerin hayatlarını cezaevinde sürdürebileceklerini belirtti. Çevik Bir de Aysel Tuğluk da aynı zulmün mağduru.”

    Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek mahpuslarla ilgili olarak ifade edilen ‘toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmama’ kriteri ise özellikle siyasi suçlular bakımından aleyhe yorumlanarak uygulamada keyfi kararlar alınıyor. Böylece, insanlık dışı ve kötü muamele yasağına aykırı şekilde bu kişiler cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor ve kimi hallerde insanların yaşam hakları dahi ellerinden alınıyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kolon kanseri olan mahpus Nail Demir’e tedavisi için yalnızca 1 hap verilmekte!

    Kolon kanseri olan mahpus Nail Demir’e tedavisi için yalnızca 1 hap verilmekte!

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 407. hafta basın açıklamasında ağır hasta mahpus Nail Demir’in durumuna dikkat çekilerek “Kolon kanseri nedeniyle kalın bağırsağından ameliyat geçirmiştir ve bu hastalığında dolayı kolostomi torbası ile yaşamak zorundadır. Şu anda da kolon kanseri tedavisi için yalnızca 1 hap almaktadır” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerinde sağlık hizmetine ulaşamayan tutsakların durumuna dikkat çekmek amacı ile bir kez daha sokağa çıktı.

    Yurttaşlar, 407. hafta basın açıklaması için Sakarya Caddesinde bir araya geldi. Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi adına basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği Ankara Şube Yöneticisi İhsan Seylan okudu. Hapishanelerde sağlığa erişim haklarının yok sayıldığını ifade eden Seylan, “Hasta haklarını yok sayan uygulamalarla birlikte mahpuslar adeta ağır bir yaşam savaşı vermektedirler” ifadelerini kullandı.

    KANSER TEDAVİSİ İÇİN YALNIZCA 1 HAP VERİLİYOR!

    İhsan Seylan, İnsan Hakları Derneği’nin tespit edebildiği kadarıyla hapishanelerde 651’ü ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun olduğunu belirterek, 2022 yılı başından bu yana hapishanelerde 35 mahpusun yaşamını yitirdiğini de vurguladı.

    407. Hafta basın açıklamasında Afyonkarahisar 1 Nolu Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpus Nail Demir’in durumuna dikkat çekildi.

    İhsan Seylan, mahpus Nail Demir’in, 29 yıllık uzun hapislik süresi boyunca yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

    “Nail Demir’in her iki böbreğinde iltihap olmasından kaynaklı olarak çok sorunlar yaşamaktadır. Prostat hastalığı bulunmaktadır ve bu hastalığından kaynaklı da sıkıntı çekiyor. Ağır hastalıklarından biri olarak 5 yıl önce kendisine kolon kanseri teşhisi konulmuştur. Kolon kanseri nedeniyle kalın bağırsağından ameliyat geçirmiştir ve bu hastalığında dolayı kolostomi torbası ile yaşamak zorundadır. Şu anda da kolon kanseri tedavisi için yalnızca 1 hap almaktadır.

    2 gözünde de mercek takılıdır ve görmekte çok büyük güçlük çekmektedir. Bel ve boyun fıtığı rahatsızlığı bulunmaktadır ve ayrıca sırt bölgesinden de ameliyat olduğunu ifade etmiştir. Vücudunun sol tarafında da komple kas zedelenmesi vardır.

    Hastalıklarının yanı sıra ailesinden uzak yerlerde tutulmasından dolayı da bu durum psikolojik olarak kendisini etkilemektedir. 26 yıl boyunca, ailesini yılda ancak bir kez görebiliyor. Bunlara rağmen şu anda bulunduğu Afyon Cezaevinde ailesine yakın yerlere 2 kez sevk talep etmesine rağmen bu talep kabul edilmiyor.

    Nail Demir’in ağırlaşan ve yaşamını zorlaştıran hastalıkları için tetkik ve tedavilerinin kesintisiz olarak yapılmasını, bu süre zarfında ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisinin yapılabilmesi için infazının ertelenmesini talep ediyoruz. Ayrıca mahpusların ailelerinden uzak olmalarının sağlıklarını ve psikolojilerini de olumsuz etkilemesi ve ailelerinin de zorluklar yaşaması, görüşlere gidememesi nedeniyle sevk taleplerinin kabul edilmesi gerekmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hasan Alkış, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve behçet hastalığına rağmen tahliye edilmiyor!

    Hasan Alkış, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve behçet hastalığına rağmen tahliye edilmiyor!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 404 Hafta basın açıklamasında Hasan Alkış’ın, kalp yetmezliği ve daha birçok hastalığı sebebiyle acilen tahliye edilmesi gerektiğini duyurdu.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi üyeleri, 404 Hafta basın açıklaması için İnsan Hakları Derneği Ankara Şube önünde bir araya geldi.

    “Tedavi haktır, engellenemez. Hasta Mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı açan inisiyatif üyeleri adına açıklamayı İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut okudu.

    İnsan Hakları Derneği’nin tespit edebildiği kadarıyla hapishanelerde 651’i ağır 1517 hasta mahpus olduğunu söyleyen Turgut, bu hafta Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpus Hasan Alkış’ın sağlık sorunlarına değindi. Alkış’ın, Hiper tansiyon hastası olup, sürekli olarak ilaç kullandığını aktaran Sevil Turgut, şu açıklamayı yaptı:

    “Ancak kullandığı ilaç dozajının yetersiz kalmasından dolayı dozaj miktarını arttırmak zorunda kalmakta ve diyet yemekleriyle beslenmek zorundadır. Gözlerinde kendini sürekli tekrarlayan enfeksiyon problemleri yaşıyor. Aynı zamanda kalp hastasıdır ve açık kalp ameliyatı olmasına rağmen kalp yetmezliği devam etmektedir.

    Yaklaşık 3 yıl kadar önce Behçet hastalığı teşhisi konulmuştur. Behçet hastalığının eklemlerine ve beynine atmasından dolayı iki farklı zamanda felç geçirmiştir. Uzun bir tedavi sürecinden sonra kol ve bacaklarda tutulma, hissizlik kısmen giderilse de sol tarafında güçsüzlük ve uyuşma devam ediyor.

    Hasan Alkış, tedavi için gittiği Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ramotoloji birim doktoru tarafından muayene edilmiş ve ‘Behçet hastalığından dolayı kalbinden akciğerlerine giden damarlarda genişleme olduğu, bu sebeple her an ölüm riski taşıdığı için kendisine cezaevinde kalamaz raporu verilmiş, ancak Adli Tıp Kurumuna sevk için ikinci bir hekim görüşü gerektiği belirtilerek Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma hastanesine sevk edilmiştir. Ancak buradaki doktor tarafından kendisine konulan ‘Behçet ve Anevrizma’ teşhisinin yanlış olduğunu ileri sürerek cezaevinde kalabilir raporu verilmiştir. Daha sonra tekrar kontrole gittiğinde anjiyo olmuş ve anjiyo sonucunda tekrar Behçet hastalığı teşhisi konularak İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi Ramotoloji bölümüne sevk edilmiştir. Burada da kendisine Behçet Hastalığı ve bu hastalıktan kaynaklı anevrizma teşhisi konulmuş ve ayrıca burada bulunan kalp doktoru tarafından kalp hastalığından kaynaklı anjiyo yapılmıştır.

    Hasan Alkış’a hastalıklarından kaynaklı olarak Ankara Numune Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 30 Haziran 2015 tarihinde %43 sürekli engelli raporu verilmiştir. Kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve Behçet hastalıkları kendisini zorlamaktadır. Düzenli ilaç kullanmasına rağmen yüksek tansiyonu kontrol altına alınamıyor ve Behçet hastalığı da atak yaptığından durumu ağırlaşıyor. Ağır hastalıklarından kaynaklı olarak yaşamını arkadaşlarının desteği ile devam ettirebiliyor.

    Hasan Alkış’ın uzun yıllardır devam eden ağır hastalıkları ve arkadaşlarının yardımı nedeniyle yaşamını devam ettirmesi göz önüne alınarak bir an önce tahliye edilmeli ve ailesinin yanında sağlıklı koşullarda tedavi edilmesi sağlanmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Astım, hemoroid, prostat ve daha birçok hastalığı olan mahpus, serbest bırakılmıyor!-VİDEO

    Astım, hemoroid, prostat ve daha birçok hastalığı olan mahpus, serbest bırakılmıyor!-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 401. Hafta basın açıklamasında İzmir F Tipi Hapishanesinde tutulan ve astım, hemoroid, prostat başta olmak üzere bir çok kronik rahatsızlığı olan Fırat Yağmakan’ın durumuna dikkat çekti.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hapishanelerde sağlığa erişim hakkı önündeki engellere bir kez daha dikkat çekti. Ankara Yüksel Caddesinde yapılan basın açıklamasına birçok kurum temsilcisi de destek verdi.

    401. Hafta basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Derneği Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut, mahpusların “adeta ağır bir yaşam savaşı verdiğini” söyledi. Turgut, İnsan Hakları Derneği olarak Nisan 2022 itibari ile hapishanelerde en az 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun olduğuna vurgu yaptı.

    ECE’NİN YAŞAM HAKKI GÖZ GÖRE GÖRE İHLAL EDİLMİŞTİR”

    Sevil Turgut, 14 Mayıs sabahı İzmir Buca/Kırıklar F Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan 73 yaşındaki Abdullah Ece’nin hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirterek “2 yıl 4 gün ceza kararı kesinleştikten sonra 9 Eylül 2020 tarihinde tutuklanarak Buca Kırıklar 2 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilmiştir. İlerlemiş yaşına ve hakkı olmasına rağmen denetimli serbestlik hakkı kullandırılmayarak tahliye edilmemiştir. Covid-19 nedeniyle Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakımında entübe olarak yatan Ece, bu sabah 05.30’da yaşamını yitirmiştir. Abdullah Ece’nin yaşam hakkı göz göre göre ihlal edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “HASTA HAKLARINA UYGUN BİR TEDAVİ SÜRECİ YÜRÜTÜLMELİDİR”

    1. Hafta basın açıklamasında İzmir/Kırıklar 2 Nolu F Tipinde tutulan hasta mahpus Fırat Yağmakan’ın durumuna dikkat çekildi.

    İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut, mahpus Fırat Yağmakan’ın uzun yıllardır cezaevinde olduğuna vurgu yaparak, gönderdiği mektupla hastalıklarını aktardığını söyledi. Turgut, Yağmakan’ın yaşamını zorlayan pek çok kronik hastalıklarının olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Sol kulakta kendini tekrarlayan işitme kaybı bulunmaktadır. Enfeksiyon hastalıkları, ileri derecede karaciğer yağlanması var. Hepatit B kronik hastası ve 13 yıldır tedavi görüyor, ilaç kullanıyor, bu süre zarfında iyileşme sağlanmadı. Kan değerleri zaman zaman 50 ve 60 üzerine çıkmakta, bazen testlerde kanda 1000’in üzerinde virüs veya mikrop tespit edilmektedir. Bel fıtığı ve boyun fıtığı hastasıdır.

    Prostat hastasıdır, ilaç kullanmasına rağmen iyileşme olmamıştır. Yumurtalıklarında varikosel teşhisi konulmuş, ağrıları devam ediyor. Yıllardır baş ağrısı çekiyor, özellikle nemli havalarda baş ağrıları gittikçe şiddetini artırıyor. Astım hastasıdır, nefes almada zorlanıyor, nemli havalarda göğsü sıkışıyor, nefes açıcı tüp kullanmasına rağmen iyileşme olmuyor. Uzun süredir yüksek tansiyon hastasıdır. Tansiyonu aşırı yükseldiğinde yarı felçli duruma gelmiş ve oda arkadaşı tarafından sırtına alınarak koşarak revire yetiştirilmiş ve müdahale yapılmıştır. Acil müdahale edilmese ölümcül olabilecek duruma gelmiştir. İlaç kullanmasına rağmen tansiyon yükseliyor, bu hastalığı raporludur. Mide reflüsü, gastrit, yanma ve bağırsaklarda tahriş rahatsızlıkları sürüyor.

    12 yıl önce Hemoroid teşhisi konuldu. Kabız, kanama, ağrılar, kaşıntılar vb. zorluyor ve ameliyat edilmiyor. Hemoroide bağlı anal fistül rahatsızlığı meydana geliyor ameliyat olması gerekmesine rağmen ‘tehlikeli’ denilerek yapılmıyor. Fistüller sık sık şişip patlamakta ve eziyet verici bir hal almaktadır. Cezaevinde iki kez burun ameliyatı oldu, şikayetleri devam ediyor. Sağ ve sol kasık fıtığı ameliyatı oldu ancak şikayetleri devam ediyor. Kalp damar tıkanıklığı nedeniyle anjiyo oldu, ağrılar ve sancıları devam ediyor. Sol omuz ve sol ayak bilekte ödemler mevcut, ağrıları devam ediyor.

    Fırat Yağmakan’ın tetkik ve tedavileri aksatılmamalı, hastane sevkleri hızlandırılmalı, ameliyatları geciktirilmeden yapılmalı ve insan onuruna, hasta haklarına uygun bir tedavi süreci yürütülmelidir. Hapishanelerde yaşam savaşı veren tüm ağır hasta mahpuslar, sağlıklı koşullarda tedavilerinin yapılması için infazları ertelenmelidir.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 401. Haftada, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar ortadan kalkıncaya kadar kamuoyu ile paylaşmaya ve çözüm talep etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Uyuşturucu baronları dahi tahliye edildi, 651 ağır hasta mahpus cezaevinde tutuluyor’-VİDEO

    ‘Uyuşturucu baronları dahi tahliye edildi, 651 ağır hasta mahpus cezaevinde tutuluyor’-VİDEO

    PİRHA – İHD Merkezi Hapishane Komisyonu, hasta mahpus listesini paylaştı. “Yaşam hakkı korunsun, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” denilen açıklamada Adli Tıp Kurumunun hukuk dışı kararlara imza attığı ifade edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishane Komisyonu, hasta mahpus listesini paylaştı. İHD Genel Merkezinde yapılan basın toplantısını İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan okudu.

    Öztürk Türkdoğan, 31 Mart 2022 tarihi itibari ile Ceza ve Tevkifevleri verilerine göre hapishanelerde 314.502 tutuklu ve hükümlünün olduğunu belirterek son yıllarda tecrit koşullarının ağırlaştığına vurgu yaptı. Mahpusların yaşamış olduğu hak ihlallerinin başında sağlığa erişim hakkının olduğunu söyleyen Türkdoğan, 2021 yılında en az 46 mahpusun hastalıklar sebebiyle yaşamını yitirdiği bilgisini paylaştı. Türkdoğan, “Maalesef bunların çoğu önlenebilirdi” diyerek şu bilgileri paylaştı:

    “Adli Tıp Kurumu, son dönemde hastalığı tespit edip ‘Hapishanede kalabilir’ yönünde görüş belirtiyor. ATK son dönemlerde kanunu bile uygulamıyor. Aysel Tuğluk arkadaşımızı örnek verecek olursak şu anda arkadaşları sayesinde yaşamını idame edebiliyor. Kanun, ‘Kişi yalnız kalamıyorsa tahliye edeceksiniz’ diyor.  Ayrımcı yasaların değişmesi gerekiyor. ATK, siyasi iktidarın yönlendirmesi doğrultusunda kararlar vermektedir. Bu süreçte uyuşturucu baronları dahi tahliye edildiler ama gelin görün ki terör suçlaması ile karşılaşan, ayakta dahi duramayacak kişiler tahliye edilmiyor.

    Hapishanelerde 2021 yılı başından bu yana tespit edebildiğimiz kadarıyla en az 46 mahpus hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. Bunların 15’i Covid-19 nedeniyle, 3 ağır hasta mahpus da infazlarının ertelenmesinden çok kısa bir süre yaşamını yitirmiştir. Unutulmamalı ki hapishanelerde meydana gelen ölümlerin çoğu önlenebilir ölümlerdir. Ancak hapishanelerin fiziki koşulları, yetersiz beslenme, revir ve hastane sevklerinin zamanında yapılmaması, mahpusların maruz bırakıldığı ayrımcı uygulamalar, tekli ring araçlarıyla sevkler ve kelepçeli muayene, ilaç temininde yaşanan sorunlar, ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmemesi ve buna benzer pek çok sorunun bir araya gelmesiyle hasta mahpuslar ağır bir yaşam savaşı vermektedir.”

    651’İ AĞIR OLMAK ÜZERE 1517 HASTA MAHPUS!

    Şu anda nüfusuna oranla en fazla mahpus barındıran ülkenin Türkiye olduğunu belirten Öztürk Türkdoğan, “Sürekli yeni hapishane yapmaya çalışırsanız bu demokratik bir anlayış değildir” dedi. Türkiye Hapishanelerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpusun olduğunu söyleyen Türkdoğan şöyle devam etti:

    “İnsan Hakları Derneği olarak ağır hasta mahpusların iyileşinceye kadar infazlarının ertelenerek serbest bırakılmalarını talep etmekteyiz. Adli Tıp Kurumu tarafından verilen ‘Cezaevinde Kalabilir’ raporları ile bu kurum toplum nezdinde güvenilirliğini yitirmiştir. Mahpuslar için tam teşekküllü ve üniversite hastaneleri tarafından verilen raporlara rağmen Adli Tıp Kurumu bu raporların aksi yönünde rapor düzenleyerek yaşam hakkı ihlaline neden olmaktadır.

    Kanundaki ‘Hayatını yalnız idame ettirme’ kriterine aykırı olarak Adli Tıp Kurumu raporlar vermektedir. Örnek olarak Mehmet Emin Özkan’ı ve Aysel Tuğluk’u örnek verebiliriz. Bize göre kanundaki bu hüküm kaldırılmalı, ağır hasta mahpusların tümü iyileşmeleri için serbest bırakılmalıdır.

    Halen hapishanelerde bulunan ağır hasta mahpusların tümü tam teşekkülü herhangi bir hastane raporuna istinaden derhâl salıverilmeli, tedavileri ailelerinin yanında sürdürülmeli ve sağlık sigortası devlet tarafından karşılanmalıdır;

    Adli Tıp Kurumu sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi raporlarında son ve tek merci olmaktan çıkarılmalı ve tam teşekküllü hastaneler ve Üniversite hastanelerinin raporları da kabul edilmelidir.

    Sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi kararlarında cumhuriyet savcılarının takdir yetkisi kaldırılmalı, hastanelerin verdiği raporlar esas alınarak cezaların infazları ertelenmeli, hasta mahpusların infaz ertelemesi önündeki ‘toplum güvenliği bakımından tehlike’ kriteri kanundan çıkarılmalıdır;

    AİHM’in Gurban/Türkiye grup kararları uyarınca mahpusların müddetnamelerinde yaşları ve sağlık durumları dikkate alınarak tahliye olabilecekleri uygun bir tarih yer almalıdır;

    AİHM’in Gülay Çetin – Türkiye kararında belirttiği hususlara uyulmalı, hasta mahpusların tahliye edilmemesinin AİHS’in 3. maddesinin ihlali olduğu hatırda tutulmalıdır;

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, hasta mahpusları durumunu yakından ilgilendiren Gülay Çetin/ Türkiye kararında, mahpusların hastalıklarının ilerlemesine yol açan uygulamalar içinde olan devletin AİHS’de işkence yasağını düzenleyen 3. ve ayrımcılık yasağını düzenleyen ve 14. maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye’yi mahkûm ettiği unutulmamalıdır.

    Cumhurbaşkanının sağlık sebebi ile mahpusları af yetkisini düzenleyen genelgesi değiştirilmeli, Cumhurbaşkanı ağır hasta mahpuslar ile ilgili yetkisini ayrım gözetmeksizin kullanmalıdır.

    Türkiye’nin mevcut infaz rejimi BM Mandela Kurallarına uyumlu hale getirilecek şekilde değiştirilmeli, TMK bakımından infazda ayrımcılığa son verilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • 70 Yaşındaki engelli hasta mahpus, ağır hastalıklarına rağmen serbest bırakılmıyor!

    70 Yaşındaki engelli hasta mahpus, ağır hastalıklarına rağmen serbest bırakılmıyor!

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 398. Hafta basın açıklamasında Erzurum H Tipi Kapalı hapishanesinde tutulan Abdulbaki Harmancı’nın durumuna dikkat çekti. Yapılan açıklamada “Harmancı, ilerlemiş yaşı ve ağır hastalıkları nedeni ile kendi yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumdadır ve özel bakım gerektirmektedir” denildi.

     

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 398. Hafta basın açıklaması için bir kez daha sorumlulara seslendi. Kızılay Adakale Sokakta yapılan basın açıklamasında, hasta mahpusların adeta ağır bir yaşam savaşı verdiğine vurgu yapıldı.

    Yapılan basın açıklamasında İnsan Hakları Derneği olarak tespit edilen 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpusun durumuna dikkat çekildi. 2022 yılı başından bugüne kadar 12 mahpusun ağır hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybettiği bilgisi de verilirken, ölümlerin önlenebilir olduğu vurgusu yapıldı.

    TETKİK YAPILMADAN ‘CEZAEVİNDE KALABİLİR’ RAPORU VERİLDİ!

    398. Hafta basın açıklamasında, Erzurum H Tipi Kapalı hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Abdulbaki Harmancı’nın durumuna dikkat çekildi. İHD yönetiminden Nuray Çevirmen’in okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “70 yaşındaki Abdulbaki Harmancı’ya, Bingöl’ün Karlıova ilçesinde 2014’te Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir. Daha sonra cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine 25 Nisan 2021’de tutuklanarak Muş E Tipi Kapalı Hapishanesine konulmuştur.

    Abdulbaki Harmancı 2018 yılında cezaevine girmeden önce kalp hastalığı nedeniyle Erzurum Eğitim ve Araştırma hastanesinde açık kalp ameliyatı geçirmiştir. Kalp kapakçığında çürüme olan mahpus, kalp hastalığı için sürekli olarak ilaç kullanıyor. Ayrıca bir diğer kendisini zorlayan hastalık olarak mide ülseridir ve midesinde yaralar bulunmaktadır. Dışarıda iken bu hastalığı nedeniyle kendisine özel yemekler hazırlanmaktaydı ancak hapishanede bu hastalığından kaynaklı olarak, verilen yemekleri hazmedemiyor ve sorun yaşıyor. Kullandığı ilaçlardan kaynaklı olarak nefes kesintileri yaşamakta ve bu ağır hastalığı nedeniyle sık sık düşüyor.

    Sağ gözü hiç görmüyor ve gözünden kaynaklı olarak engelli raporu bulunmaktadır. Ayrıca kulaklarındaki rahatsızlıklardan kaynaklı olarak duyma problemi de yaşamaktadır.

    Muş E Tipi Cezaevinde iken aniden yaşadığı baygınlıktan kaynaklı olarak hastaneye kaldırılmış ve Muş Devlet Hastanesi hekimleri tarafından hastalıkları nedeniyle 10 Mart 2022’de İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevki yapılmıştır. Burada gerekli olan tetkikler yapılmadan hapishaneye geri gönderilmiş ve ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilmiştir. Cezaevine getirildikten kısa bir süre sonra da 20 Mart 2022 tarihinde kendi isteği dışında Muş E Tipi Kapalı Hapishanesinden Erzurum H Tipi Kapalı Hapishanesine sevk edilmiştir.

    Abdulbaki Harmancı ilerlemiş yaşı ve ağır hastalıkları nedeni ile kendi yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumdadır ve özel bakım gerektirmektedir. Kalp hastalığı nedeniyle yaşamı risk altındadır ve diğer hastalıkları da yaşamını zorlamaktadır. Hapishanede kalamayacak durumda olan hastanın, tetkik ve kontrolleri tıp etiğine uygun olarak yapılmalı ve ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisinin devam ettirilmesi için serbest bırakılmalıdır.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 398. Haftada, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar ortadan kalkıncaya kadar bu sorunları kamuoyu ile paylaşmaya ve çözüm talep etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kürtçe şarkı söylediği için tutuklanan Nudem Durak, zehirli guatr hastalığına yakalandı!

    Kürtçe şarkı söylediği için tutuklanan Nudem Durak, zehirli guatr hastalığına yakalandı!

    PİRHA – Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Kürtçe şarkı söylediği için 2015 yılında tutuklanan ve ardından zehirli guatr hastalığına yakalanan Nudem Durak’ın durumuna dikkat çekti.

    HDP Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, 2015 yılında tutuklanan Kürt müzisyen Nudem Durak’ın yaşadığı sağlık sorunlarını Meclis gündemine taşıdı.

    Milletvekili Ayşe Sürücü, Kürtçe şarkı söylediği için tutuklanan Durak için ‘zehirli guatr’ teşhisi konulduğu bilgisini verdi. Sürücü, ayrıca Nudem Durak’ın annesi Hatice Durak’ın 2015’te tutuklanıp 19 yıl hapis cezası verilen kızı için kamuoyuna ve adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunduğunu da aktardı.

    Milletvekili Ayşe Sürücü, “Nudem Durak’ın tedavisi gereği öncelikle infaz erteleme ardından da yeniden yargılanma ihtiyacı mevcuttur. Bu hususta gereğinin yapılması elzemdir” ifadelerini kullandı.

    Konuya ilişkin soru önergesi hazırlayan Sürücü, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Nudem Durak’ın Kürtçe şarkı seslendirdiği için tutuklu bulunduğundan haberiniz var mıdır?

    *Nudem Durak’ın zehirli guatr teşhisi sonrasında tedavisi için infaz erteleme uygulanacak mıdır?

    *Kamuoyuna bu konuda bir açıklama da bulunacak mısınız?”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da 37 kadın hasta mahpusun durumuna dikkat çekildi!

    Ankara’da 37 kadın hasta mahpusun durumuna dikkat çekildi!

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi 391. Hafta basın açıklamasında kadın mahpusların durumuna dikkat çekerek “hapishanede tedavisi yapılamayan ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenerek acil tahliye edilmesi gerekmektedir” dedi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi 391. Hafta basın açıklamasında 8 Mart haftası nedeniyle Hapishanelerdeki Kadın Mahpusların durumlarına dikkat çekti.

    Sakarya Caddesinde yapılan basın açıklamasını Nuray Çevirmen ile Sevil Turgut okudu. Türkiye hapishanelerinde kadın mahpusların maruz kaldığı pek çok sorunun olduğuna dikkat çeken inisiyatif üyeleri, “Hasta mahpuslar sağlık hakkına yeterince erişemiyor. Kelepçeli muayene, sağlıksız tek kişilik ring araçlarıyla sevkler, yapılmayan ya da aksatılan hastane sevkleri ve daha birçok etkenin yanı sıra 24 saat acil tıp hizmeti zorunlu olan hapishanelerin bunlardan yoksun olması gibi nedenler sağlığa erişimin önündeki engellerdir” dedi.

    “İNFAZLARININ ERTELENMESİ GEREKMEKTE”

    Ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmediği için tahliye olamadıklarına da vurgu yapılarak Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde 17, Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde 18, Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesinde 1, Tokat T Tipi Kapalı Hapishanesinde olmak üzere tespit edebildikleri kadarıyla İç Anadolu Bölgesinde 37 Kadın hasta mahpus olduğunu bilgisini aktarıldı.

    Yapılan açıklamada hsta tutuklular ile ilgili şu bilgiler paylaşıldı:

    “Canan Utangaç, vücudunda 2. derecede yanıklar var. Beline ve bacağına kırıklar sebebiyle vidalar takılmış, enfeksiyon kapmaması gerekiyor. Koğuşta normal işlerini dahi yapamıyor.

    Dilber Tanrıkulu: Kalça protezi kullanıyor ve bundan kaynaklı sorunları var. Sağ kolunda parça var ancak tedavisi yeterli şekilde yapılmadığından kas ve doku kaybı oluşuyor. Ayrıca midede reflü, böbrekte taş ve kalp kapağında da basıklık var, bunun için herhangi bir tedavi görmüyor.

    Fadik Adıyaman: İki kere rahim ameliyatı oldu. Anal fistül ameliyatı olması gerekiyor. Tiroid hastası, midede polipler var.

    Pınar Tikit: Beyinde araknoid kist var. Kist şu an 8 cm, bayılma, kriz şeklinde ataklar yaşıyor. Kist 10 cm olduğunda risklere rağmen cerrahi müdahale zorunlu olacak.

    Rihan Kavak Özbek: Kas ve sinir erimesi var. Astım hastası. Zehirli gautr teşhisi konuldu, ameliyat oldu. Bel fıtığı var. Göğüslerinde kitle var, yılda bir kez momografi çektiriyor. Panik atak rahatsızlığı bulunmaktadır.

    Ayşe Topçu: Ciğerinde ve sırtında şarapnel parçaları var, tedavi olamıyor. Nefes alıp verme güçlüğü çekiyor. Sırtındaki parça sinirlere geldiği için kollarında uyuşma var.

    Bermal Birtek: Kalp Hastası.

    Bircan Yorulmaz: Çölyak hastası.

    Demet Resuloğlu: Hipertansiyon, kalp yetmezliği, şeker, troid, cilt rahatsızlığı, uyku apnesi, bel fıtığı ve romatizmal hastalıkları var. Ayrıca astım ve Koah hastalıkları başladı. Kapalı alan fobisi var ve raporlanmıştır, kapalı yerlerde panik atak başlıyor ve tansiyonu yükseliyor.

    Dilek Hatipoğlu: Kalça kemiği rahatsızlığı (Bursit) hastalığı var. Ayrıca Vertigo hastasıdır.

    Elif Çetinbaş: Rozasea (gül) hastalığı var. Guatr hastasıdır. Bel fıtığı hastasıdır ve 2020’de ameliyat oldu.

    Gülşan Adet: Kronik anklikozan spondolit (eklem iltihaplanması) ve ülser rahatsızlıkları bulunmaktadır.

    Nilüfer Şahin: Aşırı unutkanlık ve ellerde titreme var. Ayrıca hipertiroid hastasıdır ve tedavisi devam ediyor.

    Nedime Yaklav: Böbrek hastası. Ayrıca guatr, alerji ve yüksek tansiyonu hastalıkları var.

    Sabite Ekinci: Hepatit B taşıyıcısıdır. Karaciğerde yağlanma var. Eklem romatizması, kemik erimesi, kalpte ritim problemi (Taşikardi), migren, kronikleşmiş mide ve bağırsak problemleri var.

    Selver İspir: Kalp Hastası

    Zeynep Bingöl: Tansiyon Hastası.

    Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesi:

    Dicle Bozan: Bir bacağı kesik olup diğer bacağında şarapnel parçaları vardır. Bağırsakları parçalanmış olup dışarıda olan bağırsaklar için kolostomi torbası takılıdır.  Ayrıca migren atakları var ve epilepsi hastalığından ötürü sürekli bayılmalar yaşamaktadır.

    Dilşad Şengül: Bir böbreği yok, el parmakları yok, yaralı olarak tutuklanmış, vücudunun farklı yerlerinde şarapnel parçaları var.

    Gülazer Akın: Yumurtalıklarında kist var. Ayrıca mide ülseri sorunları da var. Son olarak boğaz kanseri teşhisi konuldu.

    Medya Aslan: Nefes darlığı, ileri derecede astım hastası ayrıca bel fıtığı var.

    Muhlise Karagüzel: Şeker hastası, yüksek tansiyon hastası, astım hastası ve bu hastalıklarına dair raporları bulunmaktadır. Bel fıtığı olduğundan yürüme ve hareket etmekte sorunlar yaşıyor ve böbreklerinden dolayı da sancılar çekmektedir. Yüksek şekerin gözüne vurmasından dolayı gözü iyi görmemektedir. Kalp hastası ve yakın zamanda kalp krizi geçirmiştir.

    Naime Encü: Bir gözünde katarakt var. Bir gözünde tümör çıkmış, ameliyat olacak. Diş tedavileri yapılmıyor. Bel ve boyun fıtığı var.

    Nazlı Soglin: Cezaevinde bulunduğu 11 yıllık süre zarfında midede ülser, beyninde iki damarı tıkalı ve lekeler oluşmuştur, Kalp kapakçığında kalınlaşma, eklem hastalığı, yumurtalıklarında kist, nefes darlığı vb. birçok hastalıkları mevcuttur.

    Dilan Çetiner: Beyninde kitle var. Kusma, baş ağrısı, titreme, kulak uğuldaması var. Ayrıca boyun kemiğinde çatlak var.

    Yazgül Şahin: Astım ve şeker hastası.

    Zerga Açar: 57 yaşında, iki gözünden ameliyat olmuş, sol elini kullanamıyor.

    Ahiret Turan: Epilepsi hastası.

    Gülgeş Tatlı: Her iki kol ve kalçasında ağır yaralar var ve tedavisinde aksaklıklar yaşıyor.

    Hacer Halil Yusuf: 24 yıldır hapishanede, bağışıklık sisteminde sorun var. Memesinde sorun var hastalık ilerliyor.

    Havva Bayram: Damar tıkanıklığı var, beyne doğru iltihap gidiyor ayrıca tansiyon hastası.

    Jiyan Ay: Bel fıtığı var, bacakları ise zaman zaman tutmuyor.

    Merve Aydoğan: Çölyak hastası.

    Nergiz Okan: Kolundan ameliyat edilip platin takılmış ancak yeniden ameliyat olması gerekiyor.

    Pakize Bilenci: 54 yaşında, panik atak hastası, düzenli günlük 2 öğün aldığı panik atak ilaçları alıyor. Karaciğer rahatsızlığı var, Hepatit-B hastası.

    Tokat T Tipi Kapalı Hapishanesi

    Ülkü Eyilcim: İleri derecede astım, kalp, şeker ve hipertansiyon hastalıkları var.

    Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi

    Mukadder Alakuş: Bel ve boyun fıtığı, iltihaplı eklem romatizması rahatsızlığı var. İltihaplı eklem romatizması gözüne sıçramış. Diş sorunlar var. Safra kesesinde taş var ameliyatı göze alamıyor.

    Kadın hasta mahpusların tüm sağlık kontrollerinin ve tedavilerinin aksatılmadan yapılması, hapishanede tedavisi yapılamayan ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenerek acil tahliye edilmesi gerekmektedir. İnsanlık onuruna aykırı kelepçeli muayene ve tekli ring araçlarıyla sevklere son verilmelidir. Hapishanelerde acil müdahalede bulunan sağlık ekipleri bulundurulmalı, revire çıkarılma ve hastane sevkleri hızlandırılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • 4. Evre Kanser hastasına ‘Hapishanede kalabilir’ raporu!-VİDEO

    4. Evre Kanser hastasına ‘Hapishanede kalabilir’ raporu!-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine bir kez daha dikkat çekerek kanser hastası Ahmet Zeki Özkan’ın durumunu gündeme getirdi.

    Hasta Mahpuslara ilişkin yapılan 390. Hafta basın açıklamasında Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Ahmet Zeki Özkan’ın durumuna dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube binası önünde yapılan basın açıklamasını Nuray Çevirmen okudu.

    Yapılan açıklamada, hapishanelerde tespit edilen 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpusun olduğuna vurgu yapıldı. Ağır hasta mahpusların tedavilerinin önündeki engellerin ve durumlarının ağırlaşmasına rağmen infazlarının ertelenmediğini belirten Nuray Çevirmen, bu sebeplerden ötürü can kayıplarının yaşandığını söyledi.

    KANSER HASTASINA ‘CEZAEVİNDE KALABİLİR’ RAPORU!

    Nuray Çevirmen, bu hafta Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Ahmet Zeki Özkan’ın durumuna dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

    “65 yaşında olan Ahmet Zeki Özkan, 15 Mart 2017 yılında gözaltına alınmış, yaklaşık bir hafta gözaltında kaldıktan sonra tutuklanmış ve Kırşehir E Tipi Kapalı Cezaevinde 10 ay kalmıştır. Antalya’da görülen dava sonunda 6 yıl 3 ay ceza verilip serbest bırakılmıştır.

    Dışarıda iken Ekim 2020’de 4. Evre akciğer kanseri teşhisi konulmuştur. Teşhis konulmadan önce Yargıtay tarafından da cezası onaylanmıştır. Cezasının onaylanması üzerine infaz erteleme talebinde bulunulmuş ve infazı 6 aylığına ertelenmiştir. 6 ay sonra tekrar infaz erteleme süreci başlatılmış ve yapılan kontroller sonucunda Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından ‘Cezaevinde kalamayacağına’ dair rapor düzenlenmiştir. Bununla birlikte Covid-19 riskine rağmen ağır durumda olan hasta İstanbul Adli Tıp Kurumuna çağırılmış ve ayakta olduğu için ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu çıkartılmıştır.

    Akabinde aile ve avukatları tekrar infaz erteleme talebinde bulunmuş fakat yeniden ret kararı verilmiştir ve Ahmet Zeki Özkan’ın hemen teslim olmasını istemişlerdir. 9 Şubat 2022 tarihinde ikinci kez tutuklanarak bu sefer Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesine konulmuştur.

    Ahmet Zeki Özkan’ın kullandığı, kanser hücrelerini hedef alan ve akıllı ilaç olarak tabir edilen ve yan etkileri çok fazla olan ilaçlardan kaynaklı olarak vücutta kaşıntı, yüzünde, sırt ve kafa bölgesinde kötü derecede yaralar oluşmakta ve bu yaraların da enfeksiyon kapma riski yüksek. Enfeksiyon kapmaması gereken hastanın durumu gittikçe kötüleşmektedir. Burnundan sürekli olarak sıvı geliyor ve bazen bu sıvı kanlı olmaktadır. Göğüs cerrahi bölümünde akciğerindeki suyun alınması için ameliyat geçirmiştir ve bu ameliyat ile 5 litre sıvı alınmıştır. Kalan sıvı sırtına takılan hortumla çıkarılmış ve toplamda 10-12 litre sıvı alınmıştır. 4. Evre Akciğer kanseri hastalığının yansıra kronik farklı hastalıkları da bulunmaktadır. Birkaç ya önce anjiyo olmuştur. İki kulağı duymuyor ve işitme cihazı kullanıyor. Ayrıca yüksek tansiyon hastasıdır ve prostat rahatsızlığı da bulunmaktadır.

    4. Evre Akciğer kanseri olan hastalar için doktorlar tarafından bir yıllık ömrünün kaldığı söylenmiş olmasına rağmen hapishanede tutulmaya devam edilmektedir. Avukatları cezaevine girmesinin hemen arkasından tekrar infaz erteleme başvurusunda bulunmuş ancak henüz bir yanıt gelmemiştir.

    Ahmet Zeki Özkan’nın akciğer 4. Evre kanser olmasından kaynaklı olarak hapishanede kalamayacağı açıktır. Antalya Adli Tıp Kurumu tarafından Cezaevinde kalamayacağına dair verilmiş olan raporun dikkate alınmayarak İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verilmesinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Doktorların ‘1 yılı kaldı’ dedikleri kadar ağır olan mahpusun derhal tahliye edilmesini ve ailesinin yanında daha sağlıklı koşullarda tedavisine devam edilmesini talep ediyoruz.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 390. Haftada, Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Mahpusların yaşamış olduğu sağlık ve sağlığı olumsuz etkileyen tüm sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar taleplerimizi dile getirmeye ve kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ana Fidan Yıldız: Devlet Aysel Tuğluk’u Kürt-Alevi olduğu için içeride tutuyor-VİDEO

    Ana Fidan Yıldız: Devlet Aysel Tuğluk’u Kürt-Alevi olduğu için içeride tutuyor-VİDEO

    PİRHA-Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız, “Aysel Tuğluk hakkında cezaevinde kalamaz raporu olmasına rağmen ATK ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verdi o yüzden daha çok mücadele etmemiz gerekiyor, Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların dışarıdaki sesi olmalıyız” diye belirtti. 

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinden ancak yaşamını yitirdiği zaman çıkabiliyor. Türkiye hapishanelerinde İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle tutukluluğuna itirazlar yükselmeye devam ediyor.

    Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız, Aysel Tuğluk’un bir an önce serbest bırakılması gerekiyor” dedi.

    “AYSEL TUĞLUK VE TÜM HASTA TUTSAKLARIN DIŞARIDAKİ SESİ OLMALIYIZ”

    Devletin Aysel Tuğluk’u Kürt-Alevi olduğu için içeride tuttuğunu belirten Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız, “Aysel Tuğluk hakkında cezaevinde kalamaz raporu olmasına rağmen ATK ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verdi o yüzden Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsaklar için daha çok mücadele edip dışarıdaki sesi olmalıyız. Daha güçlü bir ses çıkararak cezaevindeki hasta tutsakların yalnız olmadıklarını devlete duyurmamız gerekiyor. Devlet insanları korkutarak susun yoksa sizde onlar gibi içeriye atarız diyor. Biz kadınlar olarak her zaman Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların yanındayız ve bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Pir Deprem: Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren hapsediliyor-VİDEO

    Pir Deprem: Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren hapsediliyor-VİDEO

    PİRHA-Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Sinemillioğlu Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren insanlar içeride hapsediliyor” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle tutukluluğuna itirazlar yükselmeye devam ediyor.

    Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Sinemillioğlu Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, insan bedenini esir alabilirler ama düşünceyi asla esir alamazlar” dedi.

    “ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VEREN İNSANLAR İÇERİDE HAPSEDİLİYOR”

    Aysel Tuğluk’un hasta olmasına rağmen cezaevinde esir tutulduğunu söyleyen Pir Süleyman Deprem, “Aysel Tuğluk gibi özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren insanlar içeride hapsediliyor. AİHM ve Uluslararası Af Örgütü’ne rağmen içeride esir tutulmaktadır. Yapılanların ne vicdana, ne adalete, ne de insanlığa uyan bir tarafı yoktur. Aleviler, sosyalistler, devrimciler ve insan hakları savunucularının hepsi şu anda zulme maruz bırakılıp zindanlarda çürütülmektedirler. Özellikle ölüm derecesine yaklaşmış hasta tutsakların ısrarla cezaevlerinden cenazelerinin çıkmasını kâr sayan anlayışı asla kabul etmiyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pir Erdoğan: Aysel Tuğluk’u cezaevinde kendi kontrolünde tutmaya çalışıyorlar-VİDEO

    Pir Erdoğan: Aysel Tuğluk’u cezaevinde kendi kontrolünde tutmaya çalışıyorlar-VİDEO

    PİRHA-Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Ağuçan Ocağı piri İbrahim Erdoğan, “Devlet, Aysel Tuğluk’un cezaevinden çıkması halinde toplumun onu sahipleneceğinden korktuğu için cezaevinde kendi kontrolü altında tutmaya çalışıyor” dedi. 

    Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle tutukluluğuna itirazlar yükselmeye devam ediyor.

    Ağuçan Ocağı pirlerinden İbrahim Erdoğan, Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösterdi.

    “DEVLET AYSEL TUĞLUK’UN FİKRİNDEN KORKUYOR”

    Aysel Tuğluk’un kişiliğinden ve duruşundan, mazlumdan yana olmasından dolayı serbest bırakılmadığını söyleyen Ağuçan Ocağı piri İbrahim Erdoğan, “Aysel Tuğluk’un duruşu böyle olmasaydı çoktan hapishaneden çıkmıştı. Aysel Tuğluk hastalığından dolayı bir şey yapma gücü olmasa dahi devlet onun fikrinden korkuyor. Nasıl bizim şehit olan canlarımızın mezarlarına saldırıyorlarsa, Aysel Tuğluk’a yaptıkları da budur. Devlet, Aysel Tuğluk’un cezaevinden çıkması halinde toplumun onu sahipleneceğinden korktuğu için cezaevinde kendi kontrolü altında tutmaya çalışıyor. Aysel Tuğluk’u cezaevinde tutmakla ve orada şehit etmekle öldüremezler. Pir Sultanı nasıl öldüremedilerse Aysel Tuğluk’u da öldüremeyecekler çünkü onların duruşu, kişiliği, fikri nedeniyle toplum unutmayacaktır. Ankara’da 3 fidanımızı astılar ama onları halka unutturamadılar, Aysel Tuğluk’ta onlar gibi unutulmayacaktır” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • 23 yıldır cezaevinde tutulan görme engelli Selver Yıldırım tahliye edilmeyi bekliyor

    23 yıldır cezaevinde tutulan görme engelli Selver Yıldırım tahliye edilmeyi bekliyor

    PİRHA-23 yıldır cezaevinde olan müebbet hapis hükümlüsü Şair Selver Yıldırım, bir gözü görmeyip diğer gözünde de görme oranı her geçen gün azalmasına karşın tahliye edilmiyor.

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinden ancak yaşamını yitirdiği zaman çıkabiliyor. Türkiye hapishanelerinde İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Bu mahpuslardan biri de 51 yaşındaki Selver Yıldırım. 1 Ocak 1971 yılında Maraş’ın Pazarcık ilçesinin Bayramgazi köyünde doğan Yıldırım, 1999 yılında Gürcistan’da gözaltına alınıp Türkiye’ye gönderildikten sonra idam cezasıyla yargılandı ve müebbet hapis cezası verildi.

    23 yıldır birçok cezaevinde kalan Selver Yıldırım, Elbistan E Tipi Kapalı Kadın Cezaevi’nde yaşam mücadelesi veriyor.

    Cezaevine girmeden bir gözünü kaybeden Selver Yıldırım’ın, diğer gözü de tedavi süreci yaşanmadığı için görme oranı %20’ye düştü ve tek gözünde ödem olduğu için okuma yazma ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Selver Yıldırım aynı zamanda midesinde ağır reflü olmasına rağmen tahliye edilip tedavisine izin verilmiyor.

    Yıldırım 2007 yılında ‘Aşksız doğmasın çocuklar’ isimli şiir kitabı çıkardı ama gözündeki ödem ve görme kaybından kaynaklı yeni çalışmalar yapamıyor.

    Daha teşekküllü bir hastanede tedavi görmek için sevkinin istenmesine rağmen bu talebi karşılanmıyor. Daha iyi bir hastanede tedavi görmesi için yeniden kurulun toplanmasını bekleyen ve tek gözünde %20 görme görme oranı olan Selver Yıldırım, 6 ay daha cezaevinde zorlu şartlarda yaşamak zorunda bırakıldı.

    ŞİİR KİTABI YAZDI

    Selver Yıldırım’ın cezaevinde yaşadığı tüm zorluklara rağmen 2007 yılında çıkardığı ‘Aşksız doğmasın çocuklar’ isimli şiir kitabında yazdığı şiir şöyle:

    “Bir evet kadar yakınım sana
    Bir hayır kadar uzak.
    Kim bilecek oysa
    Giden bir ömrün toplamıdır iki hece
    Kalanın fermanı olsan da olmasan da.

    Yine de, suretleri yasamın
    Sokup alınır gibi duvardan
    Sokulup atılmıyor hafızadan
    Ya günlerime akacak cismin
    Ya benliğime resmin.
    Bir acıları unutma kadar yakınım sana
    Bir ihanet tanıklığı kadar uzak
    Ben tüm yaşamı doldurmak istiyordum seninle
    Sen içindeki canavarı doyurmak istiyordun benimle

    Ve sevda
    Hep yanlış adreslerden
    Hep buruk
    Suçlu
    Ayrılıyordu dünyamızdan

    Düşünsene, kaç milyarıncı versiyonuyuz bu filmin
    Şarkılar, şiirler, kitaplar
    Bizi anlatır da
    Bize öğretmez.
    Kırılınca anlıyoruz;
    Her insanın başı kendi taşına çarpar
    Çarpınca anlıyorum
    Aşk bağrında ihaneti saklar da
    Saklayacak bağrı yoktur ihanetin aşkı.

    Bir otobüs yolculuğu kadar yakınım sana.
    Biletsiz yolcu kadar uzak.
    Otuzunda kırılıyor fayım
    Yıkılıyor bir bir saflıklarım
    Bir ‘gerçek’ enkazında
    Can çekişiyor niyetlerim
    Ben can çekişiyorum.
    Çığlığıma yardım değil duyduğum
    Tozlu bir aksi seda.
    Otuz yaşım miladım oluyor
    Milattan önce
    Pembe-mavi bir saflık
    Tüm dünyayı kucaklıyorum.
    Milattan sonra
    Siyah-beyaz bir bilinç
    Kucağıma sığmıyor yalnızlığım.

    Yedi kapı açılması kadar yakınım sana.
    Bir gardiyan kilidi kadar uzak.
    Yine de kapılar değildir alıkoyan
    Kilitler değil
    Yüreğin kaç kilometre uzak bana
    Hangi tünel
    Hangi firar beni ulaştırır sana

    Sen politika ile kirlenmiştin
    Ben seninle
    Senin gözünü hırs köreltmişti
    Benimkini sen
    Erkil putların vardı
    Benim zincirlerim
    Köyümüzden, şehrimizden, genlerimizden kalan.

    Gözlerinin derinine bakıyordum
    Gözlerini kaçırıyordun
    Bir gazete yazısı geliyordu aklıma
    “Hoşlanmaz erkekler
    gözlerinin derinine bakan kadınlardan”
    Anlıyordum
    Aşksızlıktı çağımıza bakan
    Gizlendikçe gözlerinin derininde yalan
    Aşkta yalan.

    Bir firar kadar yakınım sana
    Dur ihtarsız bir ölüm kadar uzak
    Tehlike çemberleri örülüyor çevremde
    Bir cadıya dönüşüyorum
    Her bakış, her yürek bir avcı
    Avlanıyorum kansız.

    Kansız olmuyor sana gelişim
    En çokta kanarken özlüyorum
    Kimse görmüyor
    Ruhun kanaması renksiz
    Kimse duymuyor
    Ruhun çığlığı sessiz
    Ve şairlik güçsüzlükmüş aslında
    Onuru kalkan
    Giremediği kapılardan
    Kendine dönüş yapan

    Bir imza kadar yakınım sana
    Bir karar kadar uzak
    Hep tersini yaptığım kararlar alıyorum
    Kararı ebedi yasanın ne, bilmiyorum.
    Tanrısal iğfali ruhun diyorum
    İncir yapraklarını yetiştiremiyorum.

    Yenilgi kokuyor bu kibir, bu gurur
    Dervişleri kıskanıyorum.
    Yenilgilerden zaferler yüreklerinde
    Kederlerle örselenmez mutluluklar
    Ve ben artık düşü okyanus bir ırmak değilim
    Okyanusum, düşleri kıyılarla boğulan
    Sınırları vuruyor öfkelerim
    Kırıyorum
    Yıkıyorum
    Duruluyorum
    Bir sevda gömülüyor içime
    Ben gömülüyorum kendime.

    Barış kadar yakınım sana
    Müebbet kadar uzak
    Bir bomba patlayacak sanıyorum
    Bir uçak bombalar yağdıracak her an
    Hep çatışmadayım rüyalarımda
    Kolları, bacakları kopmuş insanları kurtarıyorum
    Hep tutukluk yapıyor silahım
    Ölecekken uyanıyorum.
    Bilgi, sanat, söz değil
    Son bir umutla rüya satmak istiyorum
    Biliyorum
    Doygunluk noktası savaşın
    Kana bulanmasıdır rüyaların.

    Bir an kadar yakınım sana
    Sonsuzluk kadar uzak
    Kendi düşlerimin tanrısıyım
    Savaşları kaldırıyorum önce
    Bilcümle eşitsizlikleri sonra
    Zıtlar gerçekten birlik oluyor
    Uzaylılara yenilmiyoruz.
    Varoluş bir muamma değil
    Saklanmıyor bizden ilahlar
    Bilen yok, masal ne, düş ne
    Ölüm, lisansüstü bir yaşam.

    Olmayacak düşleri dişliyorum
    Takılı kalıyor bir mayından arta kalan protezlerim
    Dişsiz, düşsüz olmuyor
    Bir dişçiye gidiyorum
    Bir düşçüye gidemiyorum.

    Özel bir fahişe kadar yakınım sana
    Bir azize kadar uzak.
    Bitmeyecek bu araf
    Bu mahşeri sorgu bitmeyecek
    Ne cennete yetecek sevaplarım
    Ne cehenneme günahlarım
    Hep seni isteyecek baştan çıkmış yanım
    Hep seni itecek vicdanım
    Duymayacak ne çağ, ne tanrı
    Kendime kalacak isyanım.
    İçimde yönsüz öfkeler
    İkilemsiz yaşamları özleyeceğim
    Savaşsız- barışsız
    Şeytansız- meleksiz
    Vicdansız,
    Namussuz,
    Tabusuz
    İhanete ihanet edilmiş
    Kehanete aşk ekilmiş.

    Kendim kadar yakınım sana
    Sen kadar uzak
    “Kavuşmak ölümüdür aşkın” diyorlar
    Yani aşksız doğuyor tüm çocuklar
    Düşün, bir yüzyıla kaç savaş sığar
    Kaş yüzyıla bir peygamber
    Kaç bin yıldır ihanette
    Doğuran rahme erkekler
    Ve kaç bin yıldır kadın
    Gayri resmi müebbetlik çeker
    Bilmezsin belki
    Maldan, mülkten, silahtan önce
    Çobansızda yaşadı sürüler
    Bir av kanıydı damarlardan akan
    Birde aybaşı kanı
    Belki de bu yüzden kadın
    bütün kanamalardan nefret eder
    belki de bu yüzden
    Ölümü değil, yaşamı besler
    Belki de bu yüzden
    Şimdilik HOŞÇA KAL
    Aşksız doğmasın çocuklar.” (Aralık 2001 Erzurum cezaevi)

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan: Devlet Aysel Tuğluk’tan intikam alıyor-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan: Devlet Aysel Tuğluk’tan intikam alıyor-VİDEO

    PİRHA-Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösteren Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “İktidar toplumsal eşitlik mücadelesi veren ve Alevi inancını kabul eden bir kadına tahammülü yok. Aysel bu kimliklerin hepsini taşıyor” ifadelerini kullandı.

    Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle tutukluluğuna itirazlar yükselmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Adli Tıp Kurumu’nun Aysel Tuğluk hakkında verdiği ‘cezaevinde kalabilir’ raporuna tepki gösterdi.

    “DEVLET ZULMETMEKTEN VAZGEÇSİN”

    İktidarın özgürlük ve eşitlik mücadelesi veren kadına tahammülü olmadığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “İktidar toplumsal eşitlik mücadelesi veren kadına tahammülü yok, Alevi inancını kabul eden bir kadına tahammülü yok Aysel bu kimliklerin hepsini taşıyor. Aysel Alevidir, Kürt’tür, kadındır, özgürlük mücadelesi veren bir bireydir bu sistem üç kimliğe de düşman Aysel hukuk kuralları çerçevesinde şuanda dışarıda olması gerekirken ATK tarafından cezaevinde kalabilir raporu verildi. Devlet bu mücadeleyi veren Aysel Tuğluk’tan intikam alıyor, devlet zulmetmekten vazgeçsin adalet terazisini iyi tartsın. Binlerce hasta tutsak var aileler adalet talebini adliye önlerinden dillendiriyorlar. İnsanların sesinin biran önce duyulması gerekiyor çünkü bu sessizlik sadece hasta tutsakların değil hepimizin geleceğini karartıyor. Darda, zorda olan insanlara elimizi uzatmamız gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM