Etiket: hes

  • Doğu Karadeniz’de sel felaketi: Doğayla oynamayacaksın!-VİDEO

    Doğu Karadeniz’de sel felaketi: Doğayla oynamayacaksın!-VİDEO

    PİRHA- Rize ve Artvin’deki sağanak yağış sele neden oldu. Dereler taşıp, yollar kapanırken, sel felaketi sebebiyle tedbir amaçlı üniversite, Jandarma, hapishane binalarının ve Boğaziçi mahallesinde bulunan evlerin boşalttığını açıkladı. Yurttaşlar ise ““HES patladı, böyle oldu. Doğayla oynamayacaksın!” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

    Doğu Karadeniz’de sel felaketleri devam ediyor. Rize’nin Çamlıhemşin, Ardeşen ve Fındıklı ilçelerinde yağış dolayısıyla bazı dereler taştı, farklı bölgelerdeki yamaçlarda kopmalar oldu.

    Ardeşen’e bağlı Tunca beldesindeki derelerin su seviyesi yağış nedeniyle yükseldi, Fındıklı’dan geçen Arılı Deresi ise taştı. Bu nedenle tarım arazileri ve yollarda hasar oluştu.

    İlçelerde ulaşımı sağlayan bazı yollar da derelerin taşması sonucu trafiğe kapandı.

    METEOROLOJİYURTTAŞLARI TEDBİRLİ OLMALARI KONUSUNDA UYARDI

    Meteoroloji 11. Bölge Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada ise, sabah saatlerinden itibaren bölgede görülecek sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, Trabzon’un batı ve doğu kesimlerinde kuvvetli, Rize ve Artvin çevrelerinde çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olmasının beklendiği bildirildi.

    Kuvvetli yağışların aralıklı ve yerel olarak yarın sabah saatlerine kadar etkili olmasının beklendiğinin vurgulandığı açıklamada, sel, su baskını, yıldırım, heyelan, kuvvetli rüzgar, yerel dolu yağışı ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması çağrısında bulunuldu.

    “HES İŞTE GÖRDÜNÜZ MÜ HES’İ?”

    Geçen hafta da sele teslim olan Rize’de 6 yurttaş hayatını kaybetti, sele kapılan 2 kişinin arama çalışmaları da halen devam ediyor.

    Sel sularına teslim olan Arhavi ve Fındıklı ilçesinden yurttaşlar, “Doğayla oynamayacaksınız!” “HES patladı, böyle oldu. Doğayla oynamayacaksın! Parayla sattılar dereleri. HES işte gördünüz mü HES’i? Kaldık burada mahsur, nereye gideyim” diyerek tepkisini dile getirdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Nurhak HES istemiyor!’

    ‘Nurhak HES istemiyor!’

    PİRHA- Nurhak Umutlu Bölgesi’nde yapılmak istenen 2. HES’e karşı yapılan açıklamada, doğanın talan edilmesine izin verilmeyeceği vurgulanırken, Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan da, doğanın talan edilmesine karşı direneceklerini belirtti ve işçi ve emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutladı.

     

    Nurhak Çevre Derneği, Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan ve mahalle muhtarlarının da içinde bulunduğu yurttaşlar, 2. HES yapılmak istenen Barak Deresi’nde açıklama yaptı.

    Açıklamada konuşan Umutlu Mahalle Muhtarı Hami Vural, HES yapılmak istenen bölgenin tamamen orman arazisi içinde olduğunun altını çizerek, “Nurhak halkı olarak HES’lere ve doğa talanının sonuna kadar karşısındayız” dedi.

    Nurhak Çevre Derneği Başkanı Ali Eğilmez ise yapılmak istenen HES’e yönelik onay yazısı gelmeden boruların döşendiğine dikkat çekerek, projenin daha hayata geçmeden doğanın tahrip edildiğini vurguladı.

    “MAHALLENİN ORTASINA MADEN OCAĞI AÇILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    2.HES projesine dair PİRHA’ya konuşan Nurhak Belediye başkanı İlhami Bozan da, Nurhak’ın da ülkenin dört bir yanında olduğu gibi hukuksuzluklardan, çevre katliamlarından, talandan nasibini aldığını ifade ederek, “Mahkeme kararıyla yabani hayvanların ihale yoluyla öldürülmesi durduruldu. Fakat yeniden ihaleye çıkarak mahkemeyi tanımıyorlar. HES ile ilgili aynı bölge için mahkeme kararı var. Mahallenin ortasına maden ocağı açılmaya çalışılıyor durduruluyor; fakat aynı bölge ihale yoluyla birilerine peşkeş çekiliyor. Ve benzeri yığınla hukuksuzluk, halkı yok sayma yaşanıyor. Tüm bunlara rağmen bizler halkımızın bizden istediği görevleri yerine getirmeye hizmet etmeye çalışacağız” diye konuştu.

    “İŞÇİ, EMEKÇİ BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN”

    1 Mayıs’a ilişkinde konuşan Bozan, “Koronadan dolayı 1 Mayıs ‘ı alanlarda kutlayamasak da evlerimizde, işyerlerimizden, Belediye hoparlöründen kutlayacağız. Ve inanıyoruz 1 Mayıs herkesi, her kesimi, işçilerimizle yanana getirerek doğa talanına karşı güç birliği yapmamızı sağlayacaktır. Bu vesileyle 1 Mayıs’ımız, işçi, emekçi bayramımız kutlu olsun. Doğamız, çevremiz, yaşam sahalarımız var olsun” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/NURHAK

     

  • Sevenleri, ‘Perihan Abla’yı anlattı-VİDEO

    Sevenleri, ‘Perihan Abla’yı anlattı-VİDEO

    PİRHA-Devrimci mücadelesi ile tanınan emekli hakim Perihan Pulat, Ankara’da son yolculuğuna uğurlanacak. Veli Saçılık, Mahmut Konuk, Zarife Çamalan ve Alişan Şahin, her direnişte en önde yer alan Perihan Pulat’a dair anılarını anlattı.

    Ankara’nın ‘Perihan ablası’ uzunca bir dönem yaşadığı sağlık problemlerinin ardından önceki gün Hakk’a yürüdü. Ankara’da bugün toprağa sırlanacak olan Perihan Pulat, gerisinde nasıl bir yaşantı bıraktı dostlarından dinledik.

    “ANKARA, ABLASINI YİTİRDİ”

    Ankara’da yapılan her eylem ve etkinlikte en önde olan Perihan Pulat’a dair konuşan Zarife Çamalan, onu “Ankara’nın perisi” olarak tanımladı. Pulat’ın yaşamını yitirmesindeki asıl nedenin sağlık sorunları olmadığını belirten Çamalan, şunları söyledi:

    “1,5 sene önce Yüksel Caddesi’nde Mimarlar Odası önünde polisten aldığı darptan kaynaklı hayatının sonu hızla geldi. Perihan Pulat herkesin bildiği gibi Ankara’nın ablasıydı. Bütün direnişçilerin perisiydi, vazgeçilmez bir siması olarak yaşadı. Çünkü onun kendine özgü bir sosyalizm anlayışı, devrimci kimliği vardı. Kendisini devrimci, sosyalist mücadeleye adamış ve içselleştirmiş bir kişilikti. Ve hiçbir ayrım gözetmeden nerede hak arama eylemi varsa her zaman orada olurdu.”

    “HES’LERE KARŞI DURMAK İÇİN SİNOP’A GİDERDİ”

    Kanun Hükmünde Kararname ile işinden olan Mahmut Konuk da Perihan Pulat’ın en yakın yol arkadaşlarından birisiydi. Pulat’ıBütün direnişte olan insanların, emekleri için adalet talebinde bulunan herkesin ablasıydı” sözleriyle tanımlayan Mahmut Konuk, şu cümlelerle devam etti:

    “Perihan Pulat’ı savaş karşıtı platformda tanıdım. İlk gözüme çarptığında kocaman bir Behice Boran rozeti vardı ve ‘Savaşa hayır’ rozetleri takıyordu. Perihan abla, kim nerede eylem yapıyorsa, oradaydı. HES’lere karşı eylem için Ankara’dan Sinop’a gidiyordu. Emekçiler, hakları için sokağa çıktığında Perihan abla oradaydı. Hekimler, sağlık emekçileri, savaş karşıtı eylem yaptığında Perihan abla oradaydı. Perihan abla her yerdeydi.

    KHK’lılar olarak işten atıldıktan ve mücadeleye atıldığım ilk günden itibaren, önlüğümü üzerime giydiğim günden itibaren Perihan abla benim yanımdan hiç ayrılmadı.”

    “MUHALİF DURUŞUNU HİÇ SEKTEYE UĞRATMADI”

    Aynı zamanda Perihan Pulat’ın avukatı olan Alişan Şahin, “Sol, sosyalist çevre, devrimci, yiğit bir kadını kaybetti” diyerek Perihan Pulat’a dair şu anılarını anlattı:

    “Perihan abla, her hak ihlaline uğrayanın yanındaydı. Onurlu, muhalif duruşunu sekteye uğratmadan yaşadı.

    Perihan abla ile avukat olarak gözaltı takibine gittiğim gün tanıştık. Birbirimizin hayatına o şekilde girdik. Ama onun duruşuna çok hayran oldum. Ondan çok şeyler öğrendim. Behice Boran’ın çok eski ve çok iyi bir dostuydu. Onunla olan hikâyeleri sık sık anlatırdı. Önemli olan Perihan ablanın bu muhalif duruşundaki kesinlikle kararlı oluşuydu.

    Perihan ablaya çoğu, 2911 sayılı yasayı muhalefetten olmak üzere 5 tane dava açıldı. Bu davaların 3’ünden beraat etti. 2 dosyası da halen mevcut, ondan da beraat edecek bundan adım gibi eminim.”

    “KENDİSİNİ EŞİT BİR BİÇİMDE KONUMLANDIRAN BİR İNSANDI”

    Hak mücadelesi sebebiyle eylemleriyle tanıdığımız Veli Saçılık da Perihan Pulat’ı anlatan isimlerdendi. “Kutuplarda buzulların erimesini kendisine dert edinirdi” diyen Saçılık’ın aktarımı şöyle oldu:

    “Perihan anne öncelikle Behice Boran’ın hayranıydı ve Behice Boran’ın kendisinin öğretmeni olduğunu söylüyordu. ‘Behice Boran’ın kızıyım’ diyordu ve bize de annelik yapıyordu. Kendisi Behice Boran’ın kızı bizim de annemiz durumundaydı. Perihan ananın anılandan ziyade onun yaşam tarzı bizim hedeflediğimiz, aslında programlarımıza yazdığımız, konuştuğumuz kavramları kendi benliğinde birleştirmiş bir insandı.

    Kutuplarda buzulların erimesini kendisine dert eden, bunun için içerlenen, bunun için doğalgaz yakmayan bir insandı. Hayvanların canına asla kıymayan, Kürt’ün hakkını Kürt’e, Alevinin hakkını Aleviye, kadının hakkını kadına, emekçinin hakkını emekçiye ayrımsız ve gayrımsız bir biçimde ve mutlaka yanında olandı. Yani kafasında milliyetçi, ırkçı, cinsiyetçi, insan egemen bir fikir asla yoktu. Doğada kendisini eşit bir biçimde konumlandıran bir insandı.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Önlü: Dersim’in doğası talan edilirken itiraz edilmesin istiyorlar!

    Önlü: Dersim’in doğası talan edilirken itiraz edilmesin istiyorlar!

    PİRHA-Dersim Milletvekili Alican Önlü, kent genelinde tüm hak arayışlarının pandemi gerekçesiyle engellenmesini eleştirerek “Dersim halkı, kutsal yerlerine saldırılırken, dağ keçileri katledilirken, maden ocaklarıyla, HES’lerle, barajlarla doğası talan edilirken sessiz kalsın, itiraz etmesin istiyorlar” dedi.

    HDP Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Alican Önlü, Dersim’e Vali olarak atanan Mehmet Ali Özkan’ın 30 günlük yasaklama kararlarını eleştirdi.

    Önlü, Vali Özkan’ın AKP il başkanı gibi görev yaptığını söyleyerek kentte düzenlenmek istenen tüm hak arayışlarının pandemi gerekçesiyle engellenmesini eleştirdi. 

    “KÜRESEL PANDEMİYİ FIRSATA ÇEVİRDİLER”

    Alican Önlü, “En temel haklardan olan gösteri ve yürüyüş hakkı tamamen siyasi nedenlerle Dersim halkının elinden alınmak isteniyor” diyerek kaleme aldığı yazıda şunları söyledi:

    “Saray rejimi, küresel pandemiyi fırsata çevirerek her türlü yasaklama ve engellemelerle Türkiye halklarını siyasal yaşamdan kopartmakta ve büyük bir adaletsizliğin içerisine sürüklemektedir. Kürt halkının özgürlük mücadelesi, Alevilerin eşit yurttaş mücadelesi, işçi ve emekçilerin insanca yaşama talepleri, kadınların erkek şiddetine karşı mücadelesi, çevre ve ekolojistlerin doğa talanına itirazları ve ezilen kesimlerin ekonomik kriz ve yoksulluğa karşı bir araya gelmeleri, Saray rejimi tarafından engellenmektedir.
    Bu engellemeler nedeniyle işçi ve emekçiler haksız şekilde işten çıkarılmalarına ve zorunlu çalışmaya tabi tutulmalarına itiraz dahi edemiyor. Kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığı bir süreçte kadın mücadelesi yargılamalarla susturulmak isteniyor. Partimize ve partimizin bileşenlerine yönelik siyasi kırım operasyonlarıyla siyasi mücadele alanları hedef alınıyor. Cezaevlerinde tecrit koşulları giderek ağırlaşıyor ve tutsakların hukuki hakları elinden alınarak adeta ölüme terk ediliyorlar. Bugün itibariyle 107 cezaevinde 2 binden fazla siyasi tutsak tarafından süresiz-dönüşümlü olarak devam eden açlık grevi eylemleri, 65’inci gününe girdi.”

    “VALİLİK, ÇETELERİN PROTESTO EDİLMESİNİ ENGELLİYOR”
    Alican Önlü, yasaklama politikalarıyla Dersim halkının susturulmak istendiğine işaret ederek yazısını şu cümlelerle sürdürdü:

    “Valilik makamı uygun görmediği için 392 gündür kayıp olan Gülistan Doku nerede diyen kadınlar engelleniyor. Üniversite’de kadın öğrenciler taciz ediliyor, fuhuş çeteleri tarafından ilişkiye zorlanıyor. Valilik makamı bu iddiaların üzerine gitmek yerine kentte yapılmak istenen kadın eylemlerini yasaklıyor. Kentimize dışardan gelen esnaf görünümlü uyuşturucu ve fuhuş çetelerini ortaya çıkaracağına, konuşulmasını, protesto edilmesi engellemeye çalışıyor. Eyleme katılanlar para cezalarıyla sindirilmeye çalışılıyor.  Vali Mehmet Ali Özkan istiyor ki Dersim halkı kutsal yerlerine saldırılırken, dağ keçileri katledilirken, maden ocaklarıyla, HES’lerle, barajlarla doğası talan edilirken sessiz kalsın, itiraz etmesin. İstiyorlar ki cezaevlerinde yaşanan insanlık dışı muamelelere, tecride ve yaşam hakkına karşı yapılan işkencelere Dersim halkı kayıtsız kalsın, ses çıkarmasın.

    En temel haklardan olan gösteri ve yürüyüş hakkı tamamen siyasi nedenlerle Dersim halkının elinden alınmak isteniyor. Valilik ve kaymakamlık makamına etkinlik yapmak, gösteri düzenlemek, açılış yapmak serbest ama Dersim halkına yasak.

    Bizler AKP-MHP- Ergenekon saray iktidarının tekçi, inkarcı, doğa ve kadın düşmanı politikalarını, tüm baskı ve hukuksuz engellemelere rağmen dile getirmeye devam edeceğiz. Demokrasi güçlerini, emekçileri, kadınları ve gençleri gözaltılarla, soruşturmalarla, engellemelerle susturacağını düşünenler bilmelidirler ki bizler saray iktidarını yıkacağız ve yerine demokratik, eşitlikçi ve çoğulcu yeni yaşamı inşa edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • TÜM-KÖY-SEN: Çiftçilerin sesini duyun, borçlardan icralık oluyoruz

    TÜM-KÖY-SEN: Çiftçilerin sesini duyun, borçlardan icralık oluyoruz

    PİRHA- Tüm Üretici Köylüler Sendikası (TÜM-KÖY-SEN) Malatya Şube Başkanı Ali Gürel, Pandemiyle birlikte çiftçinin borç batağına saplandığını ifade ederek “Üreticiler, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası başta olmak üzere yüksek faizlerle çektikleri kredileri ödeyemez duruma geldi. Aldıkları tarımsal araç gereçlerinin parasını ödeyemedikleri için icralık oluyorlar” dedi.

    TÜM-KÖY- SEN üretici ve köylünün sesi olmak için Malatya’da yapılanmasını tamamlayarak açılışını gerçekleştirdi. Şube Başkanı Ali Gürel, sendikanın 2004 yılında kurularak, 41 ilde şube açtığını ancak “köylünün sendikası mı olur” denilerek, sendikanın kapatıldığını belirtti. Yoğun bir çaba sonucunda tekrar sendikanın açılarak, yasal statüye kavuştuğunu ifade eden Gürel, mahkeme kararıyla çalışma bakanlığından yetki alındığını, yeniden örgütlenme çalışmalarının başlamasıyla birlikte Malatya’da şube açtıklarını dile getirdi.

    “DOĞAMIZI YAŞANMAZ HALE GETİRİYORLAR”

    Ülkede tarım ve hayvancılık alanında sürekli geriye gidildiğini ve dışarıdan ürün ithal edildiğini belirten Gürel, açıklamasının başında maden ocaklarına değindi. Gürel, “Son yıllarda buna bir de çevre ve ekoloji sorunları eklendi. Özellikle son yıllarda tüm Türkiye’de verilen ÇED raporlarıyla neredeyse bütün dağlar, ovalar, meralar 49 yıllığına yerli ve yabancı şirketlere kiralanıyor. Bu şirketler siyanürle altın arama başta olmak üzere taş ocakları, maden ocakları, HES’ler ile doğamızı talan edip yaşanmaz hale getiriyorlar. Su kaynaklarını yok ediyor, tarım arazilerini, orman arazilerini adeta yok ediyorlar.” dedi.

    “ÇİFTÇİ KREDİLERİNİ ÖDEYEMİYOR”

    Çiftçinin çektiği kredileri ödeyemediğine dikkat çeken Gürel; “Üretici köylülerimiz Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası başta olmak üzere yüksek faizlerle çektikleri kredileri ödeyemez durumdalar. Aldıkları tarımsal araç gereçlerinin parasını ödeyemedikleri için icralık oluyorlar. Bir tarım ülkesi olan ülkemizin neredeyse ithal etmediği ürün kalmadı. Tarım politikaları sonucu üretime dayalı bir tarım yapılamaz hale geldi. Yani üretici köylü desteklenmediği gibi, bu borçlar yüzünden traktörlerini, hayvanlarını satmak zorunda kalıyorlar. Bizler tarımın ve çevrenin sorunlarını burada anlatmakla bitiremeyiz. Dolayısıyla sorunlarımızı örgütlü bir şekilde dile getirmek, mevcut hükümeti uyarmak, halkımızı duyarlı hale getirmek için sendikamız çatısı altında örgütlenmemiz gerekiyor. Nasıl ki işçilerin, memurların sendikaları varsa, bu sendikalar üyelerinin ekonomik özlük ve sosyal hakkını savunuyorsa, bizler de tüm üretici köylülerimizin haklarını aramak, sorunlarını tek elden dile getirmek, çözüm yolu bulmak için tüm üretici köylüleri Tüm Köy Sen çatısı altında birleşmeye, üye olmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/MALATYA

  • Nurhak’ta yapılması planlanan 2. HES projesinin ÇED toplantısı yapıldı-VİDEO

    Nurhak’ta yapılması planlanan 2. HES projesinin ÇED toplantısı yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Nurhak’ta yapılması planlanan 2. HES projesinin ÇED toplantısına katılan Nurhak Belediyesi başta olmak üzere bir çok çevre örgütü ve yurttaş projenin iptal edilmesini istedi.

    Nurhak’a yapılması planlanan 2. HES (Hidroelektrik Santrali) projesinin Çevre Etik Değerlendirme (ÇED) toplantısı, Mishak-ı Milli salonunda gerçekleştirildi.

    Nurhak Belediyesi başta olmak üzere bir çok çevre örgütü ve yurttaşın katıldığı toplantıda 2. HES projesinin doğaya vereceği zararlar nedeniyle iptal edilmesini istedi.

    Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, doğa tahribatına neden olacak projenin halka sorulmadan ve halka rağmen hazırlandığını belirterek, “Nurhak halkı olarak HES istemiyoruz. Tarımla, hayvancılıkla uğraşan yurttaşlar etkilenecek, çevre zarar görecek, derede yaşayan canlılar yok olacaktır. Nurhak halkı, muhtarları, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler bu projeye karşı çıkıyor” dedi.

    Avrupa’da faaliyet yürüten Nurhak ve Maraş dernekleri de projeyi kabul etmediklerini ifade ederek, projenin iptal edilmesini istedi.

    Yapılan konuşmaların ardından tutulan tutanak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gönderildi.

    PİRHA/NURHAK

     

  • Nurhaklılar HES istemiyor; 12 Ocak’ta halk toplantısı yapılacak

    Nurhaklılar HES istemiyor; 12 Ocak’ta halk toplantısı yapılacak

    PİRHA: Nurhak’a yapılması planlanan HES’lerin iptal edilmesi için 12 Ocak Salı günü saat 11.00’da yapılacak ÇED toplantısına katılım çağrısı yapıldı.

    Maraş’ın Nurhak ilçesine bağlı Umutlu Mahallesi sınırları içinde yapılması planlanan 2. Hidroelektrik Santrali (HES) projesinin doğaya vereceği zararlar nedeniyle iptal edilmesi için mücadele devam ediyor.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlecek Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısının 12 Ocak Salı günü Mishak-ı Milli salonunda gerçekleştirileceği ile ilgili bilgi verildi. 11.00’de başlayacak olan toplantıya katılım çağrısında bulanan Nurhak Belediyesi, Nurhak Çevre Derneği, siyasi partiler, muhtarlar ve Nurhak halkının katılım göstereceği belirtildi. 

    HES’İN VERDİĞİ ZARARLARIN İKİYE KATLANMASI ÖNLENMEYE ÇALIŞILIYOR

    PİRHA’ya konuşan Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, “Doğamızı korumak için 2. HES ÇED toplantısındayız” çağrısıyla Nurhak halkını toplantıya davet etti.

    1. HES’in hayvancılığa ve çevreye verdiği zararlar ortadayken, HES inşaatı sırasında doğaya verilen zararlar korkunç boyutlara ulaşmışken, 2. HES projesiyle verilen bu zararların ve felaketlerin ikiye katlanmasının önlenmesi amaçlanıyor.

    Bozan, 2. HES yapılması planlanan bölgede su kaynaklarının zaten yetersiz olduğuna, endemik bitkilerin yok olması yönünde ciddi tehdit oluşturduğuna değinirken, ilçede hayvancılık dışında hiçbir istihdam ve iş alanının bulunmaması ile birlikte projenin hayvancılığı da bitireceğine vurgu yaptı.

    “2. HES’İN KURULMAYACAĞINA İNANIYORUZ”

    İlhami Bozan, toplantı salonuna belirli sayıda kişilerin alınacağını fakat bina önünde Nurhak halkından kitlesel destek beklediklerini söyledi.

    Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, şunları kaydetti.

    “2. HES’in kurulmayacağına ve kurdurmayacağımıza inanıyoruz. Bu projenin gerçekleşmemesi için elimizden geleni yapacağız. Toplantımızda bu konu ile ilgili itirazlarımızı dile getireceğiz.”

    PİRHA/ NURHAK

  • Candan: Alevi köylerindeki maden faaliyetleri asimilasyonun bir parçası-VİDEO

    Candan: Alevi köylerindeki maden faaliyetleri asimilasyonun bir parçası-VİDEO

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Alevi köylerine yapılmak istenen maden ve HES faaliyetleri sonucu yurttaşların yaşam alanlarını terk edecekleri uyarısında bulundu. Candan, hem demografik yapının, hem de ekolojik dengenin bozulacağı  vurgusunda da bulundu.

    Sivas, Maraş, Hacıbektaş ve daha birçok il ve ilçede faaliyet gösteren maden ocakları ile hidroelektrik santrallerinin (HES) yarattığı tahribat tepkiyle karşılanıyor. Benzer faaliyetlerin Alevi köylerinde yoğunlaşması ise “demografik yapının değiştirilmesi” olarak yorumlanıyor.

    Alevi köylerine yapılmak istenen maden ve HES faaliyetlerine bir tepki de Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’dan geldi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, HES ve maden ocakları sonucu köylülerin yaşam alanlarını terk edeceklerini ifade etti. Böylelikle hem demografik hem de ekolojik dengenin bozulacağına vurgu yapan Karakuş Candan, verimli tarım arazilerinin de yok olacağı uyarısını yaptı.

    Candan şu bilgileri paylaştı:

    “İktidarlar, özellikle bazı projeler ile demografik altyapıyı her zaman dönüştürmek isterler. Bunu kimi zaman HES projeleriyle, kimi zaman maden aramayla, kimi zaman da göçmenleri yerleştirerek asimilasyon politikasının bir parçası olarak bunu yaptı. Tüm bu maden arama, hidroelektrik santralleri gibi durumların siyasal ve demografik dengeyi bozan bir yaklaşımı da var. Aynı zamanda da ekolojik denge de bozulmakta. Bunlara bütüncül baktığımızda tamamen bir yok etme politikasıyla karşı karşıya kalınıyor.”

    “DOĞA RANT VE SERMAYE İLİŞKİLEİRNE TERCİH EDİLİYOR”

    Türkiye’nin ekolojik bir felakete doğru sürüklendiğini ifade eden Tezcan Karakuş Candan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunu Kaz Dağları’nda, Hacıbektaş’ta, Maraş’ta gördük. Dolayısıyla hem tarım arazilerinin hem de arkeolojik alanların olduğu yerler; yani toprağın üzerindeki bütün değerleri yok edecek, ekolojik çeşitliliği parçalayacak, oradaki canlıların bütün yaşamlarını sonlandıracak bir felaketle karşı karşıyayız.

    Bugün Türkiye’nin her yanında verilen maden arama izinleri veya hidroelektrik santralleri gibi projelerin örneğin Giresun’daki sel felaketinde neye yol açtığını gördük. O hidroelektrik santralleri dere yataklarındaki bütün yapılaşmayı nasıl alıp götürdüğüne şahit olduk.

    Bütün bu doğal varlıklarımız rant ve sermaye ilişkilerine terhine tercih ediliyor. Bunu yapan iktidarlar hem rant üzerinden getiri hem de siyasal dengeleri parçalamış oluyor. Demografik yapının dengesini bozarak insanların, doğdukları yerlerde doyma hakkını ellerinden almış oluyor.”

    Candan, Mimarlar Odası olarak hukuka aykırı tüm projelere karşı duracaklarını belirterek “Bugün Dünya İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin yıldönümü. İnsanları doğdukları topraklardan, yerinden etmek de bir insan hakkı ihlalidir” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Kaya: Alevi köyleri madenlerle boşaltılmak isteniyor-VİDEO

    Kaya: Alevi köyleri madenlerle boşaltılmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi yerleşkelerinde sürdürülen maden ve HES faaliyetlerine sürüyor. CHP Milletvekili Yıldırım Kaya “Geçmişte Maraş’ta Alevileri katlederek göçe zorladılar. Bugün de aynı politika var” diyerek demografik bir değişim planlandığına işaret etti.

    Alevi yerleşkelerinde faaliyetleri yoğunlaşan maden ocakları ile Hidroelektrik Santrallerine (HES) yönelik tepkiler sürüyor. Yöre halkının itirazlarına siyaset camiasından da destek geldi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Maraş, Sivas, Hacıbektaş ve daha birçok il-ilçede süren yeraltı faaliyetleri ile HES projelerinin yarattığı felakete karşı çıktı.

    “KÖYLERİN BOŞALMASINI AMAÇLIYORLAR”

    Yıldırım Kaya, asıl amaçlananın; halkın köylerini terk etmesi olduğunu söyleyerek şunları aktardı:

    “Bir ağıt vardır ‘Nurhak sana güneş doğmaz, dökülen kan yerde kalmaz’ diye. Sinan Cemgil’ler kendi halkının kurtuluşu için orada halkla birlikte mücadele etti. Nurhak’ın o ‘maden olur’ dedikleri yerde onların kanı var. Onların kanı üzerinden ticaret yapmak isteyenler şunu unutmasın; bundan 40 yıl önce nasıl ki devrimci gençler direnmiş ve başarmışlarsa, bugüne kadar o emaneti bize teslim etmişlerse, bugünden sonra da oralar bize emanettir. O emaneti yaşatmak bizim boynumuzun borcudur.

    “NURHAK’A GÜNEŞ DOĞACAK, DÖKÜLEN KAN YERDE KALMAYACAK”

    19 Aralık’ta Kahramanmaraş Katliamının yıldönümü… Kahramanmaraş’taki Alevileri göç ettirmek için bir mücadele yürüttüler. Kısmen de başarılı oldular ama şimdi yeniden hem Kahramanmaraş halkı hem bölge insanları birbirine kenetlendi. Yeniden birbirine sahip çıkıyorlar. Eğer dağlarına, ovalarına, yaylalarına sahip çıkamazsa bu ülke, o zaman o ülke gerçek anlamdaki bağımsızlığını da kaybeder. Kahramanmaraş’ı işgal edenlere karşı Kurtuluş Savaşı’nın başladığı dönemi hiç kimse unutmasın. Eğer Maraş kahraman olmuşsa emperyalizme karşı direnişi sonrasındadır. Şimdi yeniden emperyalist emellere karşı yürütülecek bir mücadele ile yeniden kendi adına yakışanı yapacaktır. Ben, Nurhak’a güneş doğacak, dökülen kanda yerde kalmayacaktır diyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

     

  • Nurhak Belediye Başkanı’ndan maden ocağı tepkisi: Nurhak’ı yok ettirmeyelim!

    Nurhak Belediye Başkanı’ndan maden ocağı tepkisi: Nurhak’ı yok ettirmeyelim!

    PİRHA- Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, maden sahası 5 köyün ortasına maden ocağı ruhsatı verilmesine tepki göstererek, “Bu maden ocağı işletmeye açıldığı anda Nurhak’ı yok edecektir. Nurhak’ı sahiplenelim yok ettirmeyelim; Nurhak’ımız değerimiz kaybolmasın” dedi.

    Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Maraş’ın Nurhak ilçesinde 1 hidroelektrik santral, 3 maden işletmesi ve 1 taşocağı faaliyet gösterirken, 5 köyün ortasına maden ocağı ruhsatı verildi.

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, maden sahası olan Pınarbaşı ilçesi ile Barış mahallelerinin ormandan ve meralardan oluştuğunu belirterek, “Depremler, kalabalık şehirler, hava kirliliği, salgın hastalıklar, sağlıksız gıdalar, insan hayatını doğrudan etkileyen bu sorunlardan kaynaklanan zararı en aza indirmenin yolu kırsal hayatı canlandırmaktan geçti” dedi.

    “YAŞAM ALANLARIMIZ GÖZ GÖRE GÖRE YOK EDİLİYOR”

    Bozan, Nurhak Belediyesi olarak iki yıllık çalışma döneminin büyük bir bölümünü yayla yolları ile tarım arazisi yollarına ayırdıklarını, bunun sonucunda da il dışında yaşayan Nurhaklıların “Nurhak’a Dönüş Platformu” kurduğunu söyledi.

    Bozan, “Maalesef son günlerde tartışılmadan, yerelden görüşler alınmadan, ya da alınan görüşler dikkate alınmadan geliştirilen (geliştirilemeyen) enerji politikaları; vatandaşlarımıza yerleşecek alan bırakmayacağı gibi; oksijen deposu, can damarlarımız ormanlarımızı ulusal üretimin temel taşı olan hayvancılığımızı, tarımımızı göz göre göre yok ediyor; edecektir. Yaşamış olduğumuz koronavirüs salgını bizlere doğanın, kırsal yaşamın önemini ortaya koymasına rağmen masa başı verilen ruhsatlarla yıkım devam ediyor. Ulusal ölçekte yaşanan bu sorun Nurhak ölçeğinde de bir tarihi yok etme noktasına gelmiştir” diye konuştu.

    MADEN OCAĞI İŞLETMEYE AÇILDIĞI ANDA NURHAK’I YOK EDECEKTİR

    Bozan sözlerine şöyle devam etti:

    “Nurhak küçük bir ilçe olmasına rağmen hali hazırda 1 hidroelektrik santral ve 3 maden işletmesi 1 taş ocağı aktif durumdadır. Sadece bu 5 işletme yüzlerce hektarı kapsamaktadır. Diğer taraftan 2 hidroelektrik santrali için çalışmalar devam ediyor. Bizler bu durumla mücadele ederken şehrin göbeğinde yer alan ve Pınarbaşı Mahallesi ile Barış Mahallesi arasında kalan bölgede tespit edilen demir+alüminyum madenine ilişkin olarak özel bir firma tarafından Pınarbaşı, Alçiçek Mahalleleri, Bağlıca, Kuşluk, Bağırsağın Deresi, Körteşin Yazı Mevkii sınırları içerisinde ‘ÇED Gerekli Değildir’ belgesi alınmıştır. 1996 hektarlık bir alanda yeni bir maden sahası için ruhsat alan firma ruhsat alanının tamamına değil 24,99 hektarlık kısmına çalışma ruhsatı alarak (ÇED Gerekli Değildir ruhsatı için hukuka karşı hile yaparak) ÇED gerekli değildir raporu almıştır ve çalışmalarını hızlandırmıştır. Bu maden ocağı işletmeye açıldığı anda Nurhak’ı yok edecektir.”

    Bu bölge 5 yerleşim alanın ortasında konumlanmış olup yerleşim yerine yakın bir mesafede yer almaktadır ve bu mahallelerin hayvanları burada otlattığını, en az 100 yıllık çadırlar yer aldığını vurgulayan Bozan, “Yerleşim yerine bu kadar yakın olan bir alanda maden ocağı açılması durumunda o bölgede bulunan yeraltı sularının, tarımın, hayvancılığın ve yakın bölgede bulunan yerleşim alanlarının akıbeti ne olacaktır?” diye sordu.

    “NURHAK HEPİMİZİN ULUSAL ZENGİNLİĞİDİR, DEĞERİDİR”

    Nurhak Belediye Başkanı İlhami Bozan, “Bu, gözünü kar hırsı bürüyen anlayış çevreye zarar vermeden; ilk önce ÇED gereklidir kararı verilerek daha sonra da tamamen reddedilerek halkın isteğinin yerine getirilmiş olacağını ifade ederek, şu çağrıyı yaptı:

    “Bu ülke, bu topraklar, Nurhak hepimizin ulusal zenginliğidir, değeridir. Hiçbir analitik çalışmaya dayandırılmadan Nurhak bu kadar maden ocağını, HES’leri kaldıramaz, yok olur gider. Nurhak’ı sahiplenelim, yok ettirmeyelim; Nurhak’ımız değerimiz kaybolmasın.”

    PİRHA/NURHAK

  • ‘Neden Alevi yerleşkelerine yoğun maden ocağı ve HES yapılıyor?’

    ‘Neden Alevi yerleşkelerine yoğun maden ocağı ve HES yapılıyor?’

    PİRHA-Milletvekili Zeynel Özen, Maraş’ın Nurhak ilçesinde verimli arazilerin olduğu beş köyün ortasına kurulmak istenen maden ocağını Meclis gündemine taşıdı. Özen, “Alevilerin yaşadığı yerlere yoğun maden ocakları ve HES’ler yapılmasının amacı nedir?” diye sordu.

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, yakın zamanda Alevi yerleşkelerine yapılmak istenen maden ocakları konusunu Meclis gündemine getirdi.

    Özen, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanması talebiyle soru önergesi hazırladı.

    Zeynel Özel, Meclis’e sunduğu önergede Nurhak ilçesinde hâlihazırda 1 hidroelektrik santral, 3 maden işletmesi ve 1 taşocağının faaliyet gösterdiğini hatırlatarak, “Bu işletmelerin yanı sıra Nurhak’ta verimli arazilerin olduğu beş köyün ortasına bir maden ocağı daha kurulmak istenmektedir. Maden sahası olan Pınarbaşı ilçesi ile Barış mahallelerinin ormandan ve meralardan oluşan yaşam alanları tamamen maden sahalarına dönüşerek, bölgede doğanın dengesi bozulacak ve halk geçim sıkıntısı yaşayacaktır” uyarısında bulundu.

    “HAYVANSAL ÜRETİM SON BULACAK, SON ORMANLIK ALAN KESİLECEK”

    HDP’li Özen, söz konusu maden ocağının icraata geçmesi durumunda ilçede kalan son ormanlık alanın da kesileceğini belirterek, bölgenin en önemli geçim kaynağını olan hayvansal üretimin de yok olacağına vurgu yaptı.

    Özen, Nurhak’taki maden ocakları ve HES’lerin ilçeyi yaşanamaz hale getirdiğini de söyledi. ‘ÇED gerekli değildir’ kararı ile ruhsat alınmasını ise ‘başlı başına bir skandal’ sözleriyle yorumlayan Özen, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    “*Kahramanmaraş’ta Nurhak başta olmak üzere özellikle Alevilerin yaşadığı yerlere yoğun maden ocakları ve HES’ler yapılmasının amacı nedir?

    *Maden Ocaklarının kontrolsüz bir şekilde özellikle bir bölgede bu kadar yoğun oranlarda inşa edilmesinin doğaya vereceği zarar neden dikkate alınmamaktadır?

    *Bölgede hayvancılık yapan halkın temel geçim kaynakları için olmazsa olmaz olan meraların yok edilmesi ile ilçe halkının yaşayacağı geçim sıkıntısının telafisi olacak mıdır?

    *Maden ocağının inşası için gerekli ÇED raporlarının şaibelerine dair herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?

    *Yanlış bilgilendirmeler sonucu ‘ÇED raporu gerekli değildir’ kararının çıkmasını sağlayan yetkililer ve sorumlular kimlerdir? Ve bu kişiler hakkında bir soruşturma açılacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • HES şirketi 3’üncü kez engellendi ve kovuldu

    HES şirketi 3’üncü kez engellendi ve kovuldu

    PİRHA – Damla HES ve Regratörü projesine, yörede yaşayan Artvin Yusufeli’ne bağlı Demirdöven, Yaylalar ve Altıparmak köyleri yıllardır karşı çıkıyor.

    Artvin Yusufeli’nde Demirdöven, Yaylalar ve Altıparmak köylüleri, 6 yıl önce kovdukları Erarı HES firması 3. kez bölgede çalışma yapmak için gelince iş makinelerinin önün yatarak çalışmalarını engelleyip yeniden kovdu.

    Yurttaşlar kendilerine hakaret ettikleri gerekçesiyle HES firması yetkililerinden de şikâyetçi oldu.

    Artvin Yusufeli’nde Erarı Elektromekanik Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, köylülerin tepkisi nedeniyle 6 yıldır yapamadığı HES inşaatı için koronavirus salgınını fırsat bilerek yeniden harekete geçince köylülerin direnişiyle karşılaşmıştı.

    17 Ağustos Pazartesi günü sabah saatlerinde, Artvin Yusufeli Demirdöven Köyü’nde Erarı Elektromekanik Enerji Şirketi ve Taşeronu Nuryol İnşaat şirketi ÇED olumlu raporlarının iptal edilmesine aldırmadan 2. kez HES için çalışma yapmak isteyince köylü yurttaşlar tepki göstermişti.

    HES FİRMASINI 3. KEZ KOVDULAR

    Demirdöven, Yaylalar ve Altıparmak köylüleri, önceki gün yol betonlama ve demir direk dikeceklerini söyleyerek 3. kez yeniden gelen Erarı HES firması yetkilileriyle tartıştı.

    Evrensel’den Gençağa Karafazlı’nın haberine göre Yurttaşlar, firmanın çalışma yapmasına müsaade etmeyerek çalışma alanından uzaklaştırdı.

    Beton mikserlerinin demir direkler dikerek hazır beton dökmeye başlaması üzerine bölgede toplanan yurttaşlar, çalışmanın yasal olmadığını belirterek tepki gösterdi.

    Yurttaşlar yol kapatarak mikserlerin beton dökmesine engel oldu.

    “ŞİRKETİN GÖSTERDİĞİ İZİN BELGESİ BAŞKA FIRMAYA AİT”

    HES şirketine engel olan yurttaşlardan Saim Aydın, Nedim Köse, Bekir Varlık, Cevdet Şamlı, Muhlis Ekinci, Derya Maraba ve İbrahim Uzun, yaşananları aktardı.

    Yurttaşlar çalışma yapan firma yetkililerine, yapılan çalışmanın yasalara aykırı olduğunu söyleyip izin belgelerini istediklerinde firma yetkililerinin başka bir firmaya ait izin belgesini gösterdiğini belirtti: İzin belgesi başka firmanın ancak çalışma yapan firmanın Erarı olduğunu görünce ‘Siz kimi kandırıyorsunuz’ diyerek çalışma yapılan alanda oturduk, firmanın çalışmasını engelledik.

    “BİZİ DİRİ DİRİ Mİ GÖMECEKSİNİZ!”

    Firma yetkililerinin kendi kararlı tutumlarını görünce üzerlerine beton mikserlerden hazır beton dökmeye başladığını söyleyen köylüler, bazı arkadaşlarının üzerine beton döküldüğünü ve “Ne oluyor bizi diri diri mi gömeceksiniz” diye tepki gösterdiklerini belirtti.

    Yurttaşlar, firma yetkilileri ile yaşanan tartışma büyüyünce firmanın jandarmayı çağırdığını ve firma çalışmalarının köylülerin tepkisi üzerine alandan ayrıldığını söyledi. Köylüler, tartışma esnasında kendilerine hakaret eden firma yetkilileri hakkında şikayette bulunduklarını da belirtti.

    “YASA TANIMIYOR HER TÜRLÜ OYUNA BAŞVURUYORLAR”

    Erarı Elektromanyetik HES firmasının gün geçtikçe haddini aştığını ifade eden yurttaşlar şunları aktardı: Şirket yasa tanımaz, hukuk tanımaz, her türlü oyuna başvuruyor. HES projesi Danıştay tarafından iptal oldu ancak yeni oyunlarla projeyi hayata geçirmeye çalışıyorlar. Şimdi de demir direkleri dikerek ileride hayata geçirecekleri HES projesinin alt yapısını hazırlamaya çalışıyor ve bizleri de böylece yıldıracaklarını düşünüyorlar. Yalan, talan hızla devam ediyor. Biz köylüler doğamızın yok edilmesine, yaşam alanlarımızın, derelerimizin, doğup büyüdüğümüz bu toprakların üç beş kuruş uğruna yok olmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bizlere ‘provokatör’ diyorlar. Aslında provokatör kendileri. Para hırsı, kâr hırsı gözlerini döndürmüş. Arkalarına aldıkları bazı güçlerle birlikte doğayı, yaşamı kısacası insanlığı acımasızca yok ediyorlar. Yurdumuzu savunmaya kararlıyız, asla mücadeleden vaz geçmeyeceğiz.

    “MUHTAR, BAKAN’A ‘HES İSTEMİYORUZ’ DEMİŞTİ”

    İki hafta önce Artvin’in Yusufeli ilçesinde incelemede bulunmak üzere Yusufeli ilçesine gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, aracından iner inmez yanına gelen Demirdöven Köyü Muhtarı Hafız Aslan Peker’in HES tepkisiyle karşılaşmıştı.

    Peker, Bakan Adil Karaismailoğlu’nun yanına giderek “Sayın bakanım, Demirdöven Köyü ve Yaylalar Köyü sınırları içerisindeki Yamaç Tipi HES projesini köylülerimiz istemiyor. Şu an bölgeye konuşlandırılan şirketin şantiyesi yaşam alanlarını tahrip etti. Erarı firmasının hiçbir izni olmamasına rağmen bu alanda nasıl durabiliyor? Bu mera alanı bahse konu şirkete yani HES firmasına usulsüz tahsis edilmiştir. Yaşananlardan il başkanımız ve milletvekilimizin de haberi var. Biz köylüler olarak burada HES istemiyoruz. Bu projenin iptal edilmesini talep ediyoruz. Yaşananlardan il başkanımız ve milletvekilimizin de haberi var” demişti.

    KÖYLÜLER 2015 YILINDA HES’E ENGEL OLMUŞTU

    Artvin ili Yusufeli ilçesi Demirdöven Köyü sınırları içerisinde yapımı planlanan Damla HES ve Regratörü projesine, yörede yaşayan Demirdöven, Yaylalar ve Altıparmak köyleri yıllardır karşı çıkıyor.

    2014 yılında bölgeye gelen ve 2015 yılı Ocak ayında HES için şantiye kurma çalışmalarına başlayan Erarı Elektromekanik Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin çalışmaları köylülerin direnişi ile karşılaşmıştı. Şantiye alanında toplanan yaklaşık 500 köylü işletme binalarının yapımına engel olmuştu. Şirketin pasa sahası ile ilgili meraların kiralanmasına karşı köy muhtarlıkları tarafından davalar açılırken, pasaların dökümüne Yaylalar köylüleri kamyonları taşlayarak engel olmuşlardı.

    Köylülerin kararlı direnişi sonrası şirket yaz aylarında araç gereçlerini alarak bölgeyi terk etmişti. Yaylalar köyünün HES’e karşı açtığı dava, yerel mahkemece reddedilmesine karşı Danıştay’a taşındı ve halen sürüyor.

  • Giresun’daki felakete tepki: Sellerin nedeni HES’ler ve çarpık kentleşme

    Giresun’daki felakete tepki: Sellerin nedeni HES’ler ve çarpık kentleşme

    PİRHA- Giresun’da yoğun sağanak yağış sonrası yaşanan sel felaketinde kayıp olan yurttaşların arama çalışmaları devam ederken, siyasi partiler, STK’ler başta olmak üzere birçok kesim ve yurttaştan yaşananın doğal afet olmadığı, çarpık kentleşme ve HES’lerin ortaya çıkardığı sonuç olduğu ifade edildi.

    Giresun’da yoğun sağanak yağış sonrası yaşanan sel felaketinde 14 kişi sel sularına kapıldı. 5 kişinin cansız bedenine ulaşılırken, 9 yurttaş kayboldu. Konuya dair açıklama yapan yetkililer, arama çalışmalarının devam ettiğini söylerken, sel sularının etkili olduğu Dereli ilçesinde iş yerleri kullanılamaz hale geldi.

    Ortaya çıkan manzara selin boyutunu ortaya koyarken, siyasi partiler, STK’ler başta olmak üzere birçok kesim ve yurttaş Giresunlu yurttaşlara baş sağlığı ve geçmiş olsun mesajlarını paylaşırken, yaşananın doğal afet olmadığı, çarpık kentleşme ve HES’lerin ortaya çıkardığı sonuçlar olduğunu ifade edip tepkilerini sosyal medya aracılığıyla paylaştılar.

    “SORUMLULARI İSTİFAYA DEVAM ETİYORUZ”

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi Sel felaketi ile ilgili yayınladığı mesajda,”Sel felaketlerin sorumluları bilimi ve tekniği rehber almayan yöneticilerdir” denilerek, “Sel felaketinde yaşamlarını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine başsağlığı, selden zarar gören Karadeniz halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletirken, felaketlerin sorumlularını istifaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “DOĞANIN EKOLOJİK DENGESİNİ BOZDUK”

    İşte mesajlardan bazıları:

    Selçuk Ölmez: Ben Giresunluyum. Senelerdir HES’lere, Karadeniz sahil yoluna, yanlış dere ıslahlarına, yaylalarda yapılaşmalara canla başla itiraz ettiğimizde vatan haini olduk. Bugün o enkazın altında kalan köylü de çoğu yerde arkasına jandarmayı alıp köyünden kovaladı bizi. Gelmekte olanı anlamak için ne jeolog, ne mimar ne de mühendis olmaya gerek vardı ama biz yine de onları da yanımızda götürüp anlatmaya çalıştık, dinlemediler. Fındık bahçesini çalı kaplarken deresini yok eden HES’te 2 yıl işçilik yapıp asgari ücret almak için Sinan hocamın boğazına sarılan Köylü gördü bu gözler. 300 senedir yan gelip yattığı yayla arazisinden 150m2 tapu alabilmek için imar barışına başvurup arazisinin ger kalanını Arap turiste kaptıran hayvancı gördü bu gözler. Kimse masal anlatmasın; tarih ortadadır. Kimse “peki siz neredeydiniz” demesin. Biz oradaydık, jandarma da oradaydı, köylü de oradaydı. Bir avuç ‘okumuş ukala’ olduğumuz için bir olup dövdüler her seferinde. Geçmiş olsun Giresun ama bu son olmayacak. Sıradaki afetlerini saymaya bu sitenin satırları yetmez; yaşayacak ve göreceksin.

    HDP: #Giresun ve #Rize‘de yaşanan sel felaketinde hayatını kaybeden yurttaşlara rahmet, yakınlarına başsağlığı diyoruz. Temennimiz kayıpların bir an önce bulunması, zararın telafi edilmesidir. Bu acılı olaydan çıkarılacak ders doğru çevre ve şehir politikalarını uygulamak olmalıdır.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: #Giresun‘da meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyor; afetten etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Dualarımız, can kaybının artmaması için.

    Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat: Geçmiş olsun #Giresun, Karadeniz son zamanlarda niye bu felaketleri yaşıyor, bunun cevabını hepimizin samimi bir şekilde vermesi lazım. Derelerin buluşma noktasına bu yapılara nasıl müsaade edildi. Doğanın ekolojik dengesini bozduk…

    Sanatçı İlkay Akkaya: Şehrin silüetini sel değiştirmedi, siz şehrin silüetini değiştirdiğiniz için sel felakete yol açtı.

    Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Barış Atay: Bu doymak bilmez rant hırsının sonucu. Tam bugünlerde 776 noktada yapılacak maden sahası arama ihaleleri var. Bütün doğayı katletmeye and içmiş gibiler ve ne yazık ki her yer için gelecekteki olası sonuç #Giresun’un yaşadığı felaket…

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçılardan çağrı: Nurhak’ta yapılacak HES projeleri iptal edilsin – VİDEO

    Sanatçılardan çağrı: Nurhak’ta yapılacak HES projeleri iptal edilsin – VİDEO

    PİRHA – Aralarında Suavi, Erdal Erzincan, Cengiz Özkan ve Mazlum Çimen’in de bulunduğu birçok sanatçı, Maraş’ın Nurhak İlçesi’ne yapılmak istenen HES projesinin iptal edilmesi için çağrıda bulundu.

    Maraş’ın Nurhak İlçesinin sınırları içinde yer alan Göksu Çayı üzerine 3 adet daha hidroelektirik santrali (HES) yapılmak isteniyor.

    HES yapılması ile ilgili olarak girişimlerin olduğu Göksu çayında yeni planlanan HES’ler çevre açısından sorun ve tehlike oluşturuyor.

    Bölgede yaşayan yurttaşların da tepki gösterdiği HES’lerin hayvancılığı, balıkçılığı ve tarımı bitireceği belirtiliyor.

    Nurhak’ta yapılmak istenen 2’nci hidroelektrik santraline karşı #nurhaktaheslerehayir adlı bir kampanya başlatıldı. Kampanya kapsamında sanatçı ve oyuncular da çağrıda bulundu.

    “DOĞA YOK OLURSA İNSANLIK DA YOK OLUR”

    Sanatçılar, Nurhak’da yapılacak HES projesine tepki gösterdi. Cezmi Baskın, Suavi, Dertli Divani, Erdal Erzincan, Mercan Erzincan, Pınar Aydınlar, Haluk Tolga İlhan, Ozan Emekçi, Gülcihan Koç, Yener Bulut, Seyfi Yerlikaya, Cengiz Özkan ve Mazlum Çimen gibi çok sayıda isim Nurhak’da HES projesinin yapılmasını istemediklerini söyledi.

    Dünyanın neresinde olursa olsun insan sağlığına ve doğaya zarar veren her şeye rızalık vermeyeceklerini söyleyen sanatçılar, doğanın dengesini bozmaya kimsenin hakkının olmadığını belirttiler.

    “Doğa yok olursa insanlık da yok olacak” diyen sanatçılar, HES’lerin yapıldığı yerlerde doğanın talan olduğuna dikkat çektiler.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dersim’i yok etme politikasına karşı çıkmak her Dersimlinin görevidir’

    ‘Dersim’i yok etme politikasına karşı çıkmak her Dersimlinin görevidir’

    PİRHA- Dersim İnşa Kongresi’nin de aralarında olduğu 7 kurum, Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası dolayısıyla yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin her bölgesinde rant uğruna doğanın talan edildiği vurgulandı. Dersim doğasının, inancının yok edilmeye çalışıldığının vurgulandığı açıklamada, “Dersim’i yok etme politikasına karşı çıkmak her Dersimlinin görevidir. Dersimli işverenler doğayı, kutsalı, kültürü tahrip eden projelerde yer almamalıdır” denildi. 

    31 Mayıs-5 Haziran Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası dolayısıyla Dersim İnşa Kongresi(DİK), Dersim Soykırım Karşıtı Dernek(DSKD), Xınıs Derneği(Xınıs-Der), Kormeşliler Derneği(KD)
    Koçkiri Kültür Merkezi(KKM), Kürecikliler İnisiyatifi(Kİ), Karakoçan İnisiyatifi ortak yazılı bir açıklama yaparak, “Dünyada ekolojik yıkımın en üst seviyeye çıktığı, bütün canlıların yaşam alanlarının daraldığı, doğanın talan edildiği ve küresel ısınmanın arttığı bir dönemi yaşıyoruz” hatırlatmasında bulundular.

    Türkiye’nin “Çevre Performans İndeksinde (EPI)”180 ülke arasında 108’nci sırada yer aldığı belirtilen açıklamada, hükümetin Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz gibi bölgeleri rant alanı haline getirdiği kaydedildi.

    “KÜLTÜRÜMÜZ, TARİHİMİZ YOK EDİLMEK İSTENMEKTEDİR”

    Kürdistan bölgesinin de rant alanı haline getirildiği, Kürtlerin kimliği, Alevilerin inançlarından dolayı siyasi ve askeri bir saldırıyla da karşı karşıya kaldıkları belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Bu sistematik çok planlı saldırılara maruz kalan bölgelerimizden biri de Dersim’dir. Dersim coğrafyası Koçgiri’den Gımgım’a , Xınısa’a kadar ekolojik ve kültürel kırımla karşı karşıyadır. Özellikle son yirmi yıldır gerek devlet gerekse devlet destekli yerel işletmeciler eliyle Dersim coğrafyasına yönelik ‘yok et’ politikası yürütülmektedir. Bu politikalar Dersim’in insanına, coğrafyasına, diline, kültürüne, kutsalına yönelik kırımın günümüzde de devam ettiğini göstermektedir. Yalnızca yöntemler değişmiştir. Kimliksizleştirme politikası sistematik olarak devam etmektedir.
    Amaç; Dersim’i Dersim yapan temel değerleri ortadan kaldırıp; kimliğini, inancını, doğasını, kutsal mekanlarını, kültürünü ve toplumsal belleği yok etmektir. Dersim‘in tarihle, günümüzle ve gelecekle ilişkisini kesmek istiyorlar. Gelecek kuşakları belleksiz bırakmak asıl amaçlarıdır. Dersim; doğa, itikat, kültür, tarih ve dil demektir. Bunlardan birinin yok olması Dersim’in yok edildiği anlamına gelir. Bugün sürdürülen yok etme politikasının üstünü örtmek için, ‘ekonomik kalkınma’, ‘turizm şehri’ yalanıyla maniple edilmektir. Yapılan ve yapımı planlanan baraj-HES projeleriyle, orman yangınlarıyla, taş-kum-maden ocaklarıyla, kutsal alanlarımıza inşa edilen yapılarla inancımız, kültürümüz, tarihimiz yok edilmek istenmektedir.”

    Dersim’in yıkım ve talanında Dersim kimlikli insanların kullanıldığı belirtilen açıklamada, bunun devletin toplumu içerden böl, parçala, yönet politikasının bir gereği olduğu vurgulandı.

    “PARA VAADİYLE DERSİM DOĞASININ KİMLİĞİNE, İNANCINA SALDIRILAR ÖRGÜTLENİYOR”

    Para vaadiyle ihale vererek Dersim’in doğasına, kimliğine, inancına, diline yönelik saldırılar örgütlendiği dile getirilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi. Verilen ruhsatlardan bir kısmı Munzur Gözeleri, Munzur Suyu, Mercan Vadisi, Kırk Merdiven Şelaleleri, Tülin Tepe, Tepecik ve Pulur höyüklerini ve 43 bin hektarlık alanda ilan edilen Munzur Milli Parkı’nın bir bölümünü de içine alıyor. Munzur Gözelerinde devlet destekli “Munzur Gözeleri Koruma Öncelikli Rekreasyonel Peyzaj Projesi” adı altında yapılacak yapılarla yıkım tehdidi altındadır. Kutsal Munzur Gözeleri ihalesi yapılarak yağmalanıyor. Pirimiz Seyit Rıza, Dersim temsilcilerinin bir araya geldiği ve ‘birlik sözü’ verdikleri, soykırımda binlerce inanımızın katledildiği, direnen ve teslim olmayan kadınların kendilerini uçurumdan attığı Halvori gözelerinde otel inşa edilmek isteniyor. Dervişler mekanı, Silo Qiz’ın ağıtlarının, kemanın tınılarının yükseldiği Milli köyü ise taş ocağıyla talan ediliyor. 2006 yılında açılan taş ocağı köylülerin tüm tepkisine rağmen işletilmeye devam ediyor. Yine Pülümür Vadisi maden, kum-taş ocaklarının istilası altındadır. Dersim halkına ait olan ve asırlardır ortaklaşa kullandıkları meralar, tarım arazileri ve akar sulara el konulup halka parayla geri satılmaktadır. Pulur (Ovacık) ovası bunlardan biridir.”

    “DERSİM’İ YOK ETME POLİTİKASINA KARŞI ÇIKMAK HER DERSİMLİ’NİN GÖREVİDİR”

    Açıklamada, “Dersim’i yok etme politikasına karşı çıkmak her Dersimlinin görevidir. Dersimli işverenler doğayı, kutsalı, kültürü tahrip eden projelerde yer almamalıdır” denilen açıklamada,  doğayı, kutsalı, kültürü koruyarak ekonomiyi destekleyecek projeler yapılması gerektiği, Dersim İnşa Kongresi ile birlikte çalışma yürüten kurumlar olarak doğanın korunması için başlatacakları kampanyalara herkes destek sunmaya davet edildi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Zilan’da bir kez daha katliam yaşanacak’

    ‘Zilan’da bir kez daha katliam yaşanacak’

    Erciş’te bulunan Zilan Deresi üzerinde yapımına yeniden başlanan HES’lere dair açıklama yapan Mezopotamya Ekoloji Hareketi, 1930’da katliamın yaşandığı bölgede bu kez de ekolojik bir katliamın yaşanacağına dikkati çekti.

    Mezopotamya Ekoloji Hareketi (MEH), Van’ın Erciş ilçesinde bulunan Zilan Deresi üzerinde yapımına yeniden başlanan Hidroelektrik Santrallerine (HES) dair açıklama yaptı. Yapılan yazılı açıklamada, fizibilite ve ön çalışmaları 2010 yılında başlanan ve ikisi Zîlan Deresi’nde, ikisi ise Ilıca (Germav) Mahallesi’nde yapılmak istenen 4 HES için Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’nun (EPDK) 2012 yılında lisans verdiği hatırlatıldı. Van Valiliği ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen, “ÇED gerekli değildir” kararı sonrası, Gökakım Elektrik Üretim A.Ş. tarafından 2014 yılında bölgede çalışmanın başlatıldığı anımsatılan açıklamada, HES projesinin, bölge halkı ve birçok sivil toplum örgütünün itirazı üzerine yapılan başvuru sonucu Danıştay kararıyla durdurulduğu belirtildi.
    ‘ZİLAN ZORUNLU GÖÇE MARUZ KALACAK’ 
    Toplumun bir bütünen koronavirüs (Kovid-19) pandemisiyle mücadele içinde olduğu böylesi bir dönemde HES inşasına yeniden başlandığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu en hafif tabirle işgüzarlıktır, fırsatçılıktır. Diğer taraftan yapılan hukuksuzdur. Danıştay’ın kararı ortadayken bu yapılan suçtur. Geliyê Zîlan endemik bitki popülasyonunun en zengin olduğu bölgeler arasındadır.  Geniş tarım arazileri, otlak alanları ve meralarıyla tarım ve hayvancılığın en verimli şekilde yapıldığı bir bölgedir. Ayrıca Zilan Deresi Van gölüne dökülmektedir. Endemik Van İnci Kefali Balığı’nın yumurtladığı ve ürediği bir alandır. Yapılmak istenen HES projesi zengin endemik tür popülasyonlarına olduğu gibi, tarım ve mera alanları üzerinde yaratacağı yıkıcı etkiyle de halkın zorunlu göçe maruz kalması ve toplumsal yapının bozulmasıyla sonuçlanacaktır. Yapılmak istenen HES’in bölge halkı yararına enerji sağlayacağı iddiası da büyük bir çarpıtmadır. Alternatif olarak dört mevsim etkili ışık alan bir bölgeyken, söz konusu bölge bağlamında, görece çok daha az tahribata neden olabilecek GES (Güneş enerji sistemleri) yerine HES yapımında ısrar, apaçık bu iddianın çarpıtma olduğunun göstergesidir” denildi.
    DÜN HALKA, BUGÜN COĞRAFYASINA
    “1930’da Zilan Deresi’ni kan kırmızı akıtanlar, bugün Zilan’ı kendi suyunda boğmak, kapkara hale getirmek istiyor” ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Dün Gelîyê Zîlan’ın halkına yapılan, bugün coğrafyasına yapılmak istenmektedir. Yapılan bu hukuksuz ve gayri insani projeye tüm kamuoyunu karşı çıkmaya çağırıyoruz. Zilan’da ekolojik katliama izin vermeyeceğiz.” Kaynak: MA
  • ‘Mücadeleler sonucunda Munzur Vadisi’ndeki tüm baraj projeleri iptal edildi’ – VİDEO

    ‘Mücadeleler sonucunda Munzur Vadisi’ndeki tüm baraj projeleri iptal edildi’ – VİDEO

    PİRHA – Munzur Özgür Aksın Meclisi, Munzur Vadisi üzerindeki baraj ve HES projelerinin iptaline ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Munzur Vadisi üzerinde planlanan baraj projelerine karşı yürüttüğümüz meşru ve fiili mücadele günümüze kadar devam etmiş, geldiğimiz aşamada da hukuksal mücadele ile baraj projeleri iptal edilmiştir” denildi. 

    Munzur Özgür Aksın Meclisi, Munzur Vadisi üzerindeki baraj ve HES projelerinin iptaline ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Dersim Belediyesi’nde yapılan açıklamaya ilçe belediye başkanları, siyasi parti ve kurum temsilcileri, hukukçular ile meclis bileşenleri katılım gösterdi.

    Açıklamayı okuyan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Gelinen aşama itibariyle Ankara 10. İdare Mahkemesi, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I- Konaktepe HES II Projesine dair açılan başka bir davada Munzur Özgür Aksın Meclisinin açıklamalarını teyit eder mahiyette kararını vermiş ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projeleri için yeniden keşif yapılamayacağını ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projelerinin yeniden dava konusu edilemeyeceğini teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

    “HUKUKSAL MÜCADELE İLE BARAJ PROJELERİ İPTAL EDİLDİ”

    “Munzur vadisi üzerinde devlet kurumlarının öteden beri planladığı ve uygulamak istediği baraj projelerine karşı Dersim halkı ve Dersim Emek ve Demokrasi güçleri olarak yürüttüğümüz meşru ve fiili mücadele günümüze kadar devam etmiş, geldiğimiz aşamada da hukuksal mücadele ile baraj projeleri iptal edilmiştir” diye konuşan Sarıgül, şöyle devam etti:

    “Bilindiği üzere, 15.10.2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Kaletepe Barajı ve HES’in İdare Mahkemesi’nce İptal edildiği ve anılan kararın Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan diğer Baraj ve HES Projeleri için emsal teşkil edeceği şeklinde tespitlerde bulunulmuştu. Keza 23/10/2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi için Mahkemece Keşif kararı alındığı belirtilmişti.”

    “İPTAL EDİLMİŞ PROJELERDE KEŞİF İCRA EDİLEMEZ”

    Anılan haber ve açıklamalar üzerine Munzur Özgür Aksın Meclisi’nce 14.11.2019 tarihinde yazılı basın açıklaması yapılarak: Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 18.04.2011 tarihli Üstün Kamu Yararı kararının Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından açılan dava kapsamında Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 02.11.2018 tarihli ve 2018/1679 E. – 2018/2166 K. sayılı kararı ile İptal edildiğinden yeni bir hukuksal durumun bulunmadığı, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi’ne dair yapılan Keşif açıklaması için ise Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES yapımına onay veren Üstün Kamu Yararı Kararı Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş.’nin de bizzat müdahil olduğu davada Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından İptal edildiğinden anılan Proje için yeniden Keşif kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmişti.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’na yönelik Baraj ve HES Projeleri iptal edildiğinden anılan projeler için yeniden Keşif yapılamayacağına ve açılan davaların yeniden incelenemeyeceğine dair karar alındı.

    Ankara 10. İdare Mahkemesi, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Üstün Kamu Yararı kararı, Munzur Özgür Aksın Meclisi’nin 17/12/2018 tarihinde yaptığı Basın Açıklaması ile duyurduğu Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiğinden, İptal edilmiş Baraj Projeleri için yeniden Keşif yapılamayacağını ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projelerinin yeniden dava konusu edilemeyeceğine dair karar verdi.

    Gelinen aşama itibariyle Ankara 10. İdare Mahkemesi, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I- Konaktepe HES II Projesine dair açılan başka bir davada Munzur Özgür Aksın Meclisinin açıklamalarını teyit eder mahiyette kararını vermiş ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projeleri için yeniden Keşif yapılamayacağını ve İptal edilmiş Baraj ve HES Projelerinin yeniden dava konusu edilemeyeceğini teyit etmiştir.”

    “MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Sarıgül, Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Dersim doğası ve Munzur için çalışma yürütmeye devam edeceklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Dünya Kültür Mirası Listesi’ne yer alması gereken ve kültürel / doğal mirasımızın temellerinden Munzur’u Maden Projeleri’ne, insan baskısına ve atıklara karşı korumaya fiili ve meşru mücadeleye devam edeceğiz.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Dersim doğası ve Munzur için çalışma yürüten bütün arkadaşlarımıza kurumlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

    Dersim’de ekoloji mücadelesi yürüten ve Dersim’in tarihine, kültürüne ve inancına sahip çıkan tüm kurum ve aktivistleri ‘Munzur Özgür Aksın’ meclisi çatısı altında mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Erzincan Tercan’daki maden projesinin iptali istendi-VİDEO

    Erzincan Tercan’daki maden projesinin iptali istendi-VİDEO

    PİRHA – Erzincan Tercan ilçesinde yapılması istenen krom maden projesi için hazırlanan bilirkişi raporunda, çevre ve insan sağlığı üzerinde etki yaratabileceği ön görülerek projenin iptal edilmesi istendi.

    Haberin videosu

    Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Konarlı Köyü’nde yürütülmek istenen krom madeni projesine karşı açılan dava kapsamında bilirkişi heyeti tarafında keşif yapıldı. Keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda maden projesinin yer altı ve içme sularını olumsuz etkilerini sıralanarak projenin iptal edilmesi istendi.

    Avukat Barış Yıldırım iptal kararı istenilen bölge ve Dersim bölgesindeki maden ile HES projelerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI”

    Yıldırım, bilirkişi raporunda projenin yürütülmek istendiği Konarlı köyünde bilirkişi heyeti tarafından keşfi yapılan projenin iptalinin istendiğini belirtti.

    Yıldırım, “25 sayfalık raporun sonuç bölümünde çevre ve mevzuat uyarınca getirilen kriterleri taşımadığı, çevre ve insan sağlığı üzerinde etki yaratabileceği gerekçesiyle projenin iptal edilmesi gerektiğini bilirkişi kanat olarak bildirmiş” dedi.

    “KORUMA ALTINDA OLAN FLORA VE FAUNA TÜRLERİNİ BARINDIRIYOR”

    Konarlı bölgesinin doğa zenliğine ve endemik türlerine değinen Av. Yıldırım, “Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamının Korunması” sözleşmesinin ek bir ve ek iki listesinde tanımlanan ve kesin koruma altına da olan flora ve fauna türlerini barındırıyor. Akarsu havzasında yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak, su samuru gibi türler bulunduğu gibi florası çok güçlüdür. Zaten Tercan bölgesinin Munzur florasının bir parçası olarak değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “BÖLGE, ORTADOĞU’YU İLGİLENDİREN HAVZADIR”

    Erzincan’ın Kemah ve Kemaliye bölgelerinde de ekolojik yıkım son süreçte oldukça yoğunlaştı. Maden projeleri, köylülerin yaşamını bitirmeye yönelik politikalardan en büyüğü olarak görülüyor.

    Yıldırım, “Özelikle Erzincan bölgesi korunması gerekiyor. Fırat havzası sadece Erzincan Tunceli Elazığ hattında değil, Güneydoğu Anadolu hatta Ortadoğu’nun tamamını ilgilendiren bir havza. Bu havzanın su kaynaklarının kirlenmesi milyonlarca insanın ve sayısız miktarda canlının bundan zarar görmesi anlamına gelir” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas’ta önlem alınmayan HES patladı-VİDEO

    Sivas’ta önlem alınmayan HES patladı-VİDEO

    PİRHA – Sivas’da yaklaşık on yıl önce yapılan Bereket HES’in gece yarısı ana su borusu patladı. Patlama sonucu D-100 Karayolu trafiğe kapatılırken, çevrede bulunan tarlalarda büyük zarar meydana geldi.  

    Haberin Videosu

    Sivas’ın Koyulhisar ile Suşehri arasında bulunan, yaklaşık 10 yıl önce yapılan Bereket HES’in (Hidro Elektrik Santrali)  saat 24 sıralarında ana su borusu patladı. Patlama sonucu doğuyu batıya bağlayan D-100 Karayolu tamamen sel etkisine kapılarak trafiğe kapandı. Ağrı, Erzurum, Kars, Iğdır ve İran ile Ankara, İstanbul, İzmir’i birbirine bağlayan D-100 Karayolu sabah saatlerine kadar trafiğe kapatıldı, kontrollü geçişlere yer yer izin verildi.

    Bereket HES’in patlayan ana su isale hattının, önce D-100 Karayoluna, ardından da karayolu çevresinde bulunan domates ve karpuz tarlalarına çok büyük zarar verdiği bildirildi. Tehlikenin Koyulhisar Cumhuriyet Savcılığına ve Koyulhisar Kaymakamlığına önceden bildirildiği öğrenildi.

    ÖNLEM ALINMAMIŞ

    Yaklaşık 10 yıl önce yapılarak hizmete giren Koyulhisar HES, yapımından 3-4 yıl sonra su sızdırmaya başlamış. Sızan suyun Bereket HES’in Ana İsale Hattı çevresine yayıldığı tespit edilmiş. Dönemin CHP Koyulhisar Belediyesi Meclis Üyesi Yaşar Furtana tarafından hem Koyulhisar Cumhuriyet Savcılığına hem de Koyulhisar Kaymakamlığına durum bildirilmiş. Ancak gereken önlem alınmayıp, dilekçe işleme konmayarak geri çevrilmiş.

    Dönemin CHP Koyulhisar Belediye Meclisi Üyesi Yaşar Furtana’nın verdiği bilgilere göre, Bereket HES, yapımından hemen sonra ana su isale hatlarının bazı bölümlerinden su sızdırmaya başladı. Olası büyük bir kazanın önlem alınarak atlatılması için emniyet güçleri, isale hattına yakın Koyulhisar’a bağlı Şeyhler Köyü’nü tedbir amaçlı boşaltıldı.

    Haber ve Fotoğraflar: Divriği Gazetesi

  • ‘Munzur’dan Cerattepe’ye, Ovacık’tan Kaz Dağları’na mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    ‘Munzur’dan Cerattepe’ye, Ovacık’tan Kaz Dağları’na mücadelemiz sürecek’-VİDEO

    PİRHA – Munzur Dağları’nn tamamının maden sahası ilan edilmesi ve Munzur Vadisi Milli Parkı’nın bir bölümünde bir şirkete maden arama ruhsatı verilmesi üzerine PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, “Milli parklara, doğaya zarar verecek her projeye, Cerattepe’den Ovacık’a Kaz Dağları’na dayanışma içerisinde hukuksal mücadelemiz sürecek” ifadelerini kullandı.

    Dersim’in Ovacık ilçesi ve Erzincan sınırları arasında yer alan Munzur Dağları silsilesinin maden sahası ilan edilmesi ve şirketlere ruhsat verilmesine ilişkin Avukat Barış Yıldırım, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Munzur havzasının ekolojik açıdan çok güçlü bir havza olduğunu ifade eden Yıldırım, Dersim’de 145 maden arama ruhsatı verildiğini belirtti.

    43 BİN HEKTARLIK ALANDA RUHSAT

    Ruhsatların Munzur Gözeleri, Mercan Vadisi, Kırk Merdiven Şelaleleri, Tülin Tepe, Tepecik ve Pulur höyüklerinde 43 bin hektarlık alanda verildiğini belirten Yıldırım, Cevizlidere ve Geyiksuyu’ndaki Sin mezrasında madencilik projelerinin iptal edilmesi için hukuki girişimlerde bulunduklarını belirterek hazırlanan ÇED raporunda “Bölgede bitki çeşitliği örneğin Hollanda’dan fazladır. Munzur havzası tek başına bir ülkenin bitki çeşitliliğinden çok daha fazla çeşitlilik içeriyor. Raporda çok sayıda nadir hayvan türlerinin de bulunulduğu kaydediliyor” dedi.

    “ARTVİN’DEN İZMİR’E, DERSİM’E MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Basının bu konuda önemli rol oynadığını belirten Yıldırım, Dersim’deki kurumlara ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Yıldırım, “Artvin’den İzmir Bergama’ya, Dersim’den Kaz Dağları’na ekolojik hayatı tahribata uğratacak her türlü projeye karşı hukuksal mücadele içerisinde olacağız” diyerek çağrıda bulundu.

    “MUNZUR VADİSİ, DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINMALIDIR”

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yaban hayatı ekolojisinin tahribata uğramaması ve bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için çağrısını yineledi:

    “İnsanlığın evrensel, kültürel ve doğal mirası olan bu sahanın korunması çağrısı yapıyoruz. Çünkü Munzur Vadisi’ne yönelik etkileşim bu şekilde devam ederse buradaki ekosistem değerleri bozulacak. Bizim en büyük çağrımız şu; Munzur Vadisi Milli Parkı, Dünya Kültür Mirası listesine alınmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM