Etiket: ihraç

  • İhraç edilen cemevi üyesi ceme alınmadı

    İhraç edilen cemevi üyesi ceme alınmadı

    PİRHA- AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Toroslar Cemevi üyesiyken üç ay önce dernekten ihraç edilen Bülent Öztürk, geçtiğimiz gün de Muharrem muhabbetini dinlemek için gittiği cemevine alınmadığını duyurdu. Toroslar Cemevi Başkanı Değerli ise, Bülent Öztürk’ün üyeleri olmadığını, cemin ahengini bozmak için ceme girmeye çalıştığını öne sürdü. 

    Toroslar Cemevi yönetimi, AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Toroslar Cemevi üyesi Bülent Öztürk’ü geçtiğimiz Haziran ayında ihraç etmişti. Öztürk, ihraç edilmesine yönelik yaptığı açıklamada, yerel seçimlerde MHP’den meclis üyesi adaylıklarına karşı çıktığı için ihraç edildiğini iddia etmişti.

    Öztürk, üç ay önce dernekten ihraç edilmesinin ardından, bu kez geçtiğimiz gün Muharrem muhabbetini dinlemek için gittiği cemevine alınmadığını duyurdu.

    Yaşadıklarına dair PİRHA’yı arayıp bilgi veren Bülent Öztürk, Muharrem ayında 10 gün Toroslar Cemevinde ceme katıldığını ancak 11. gün ceme alınmadığını ve polis çağrıldığını anlattı.

    “CEME GİRMEMİ YÖNETİM ENGELLEDİ”

    Öztürk, cem öncesi Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli’ye dara duralım teklifinde bulunduğunu, bunun üzerine kendisine tepki gösterilip ceme girmesinin yönetim tarafından engellendiğini şöyle ifade etti:

    “Başkan Hüseyin Değerli’ye ‘siz burada hatalar yaptınız, suçlar işlediniz. Cemde dara durmanızı istiyorum. Hakkımı arayacağım’ dedim. Ben ihanet etmedim. Ben de özümü dara çekeceğim. Suçluysam beni bu dergahtan kovarlar. Cemevine gittiğimde yönetim cemevinin önünde duvar örmüştü. İçeri girmek isteyince polis çağırdılar. Beni hırpaladılar.”

    Dedenin olaya müdahale etmediğini, ancak “dede girmemi istemeseydi cemevine girmezdim” diyen Öztürk hakkını arayacağını söyledi. Öztürk, cemevine gelen polisin de herhangi bir suçu olmadığı gerekçesiyle kendisini gözaltına almadığını sadece ceme girmesini engellediğini ifade etti.

    HÜSEYİN DEĞERLİ: GENEL KURULDA KENDİSİNİ AKLAYABİLİR

    Konuya ilişkin PİRHA’ya bilgi veren Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli de, “Bülent Öztürk ihraç edildi, şubemizin üyesi değil. Provokasyon yapmak, cemin ahengini bozmak için ceme girmeye çalıştı. Dara kaldırmak istiyor. Buranın üyesi değilsin, kimi dara kaldırıyorsun? Bu Görgü Cemi, Müsahiplik Cemi değil” diye konuştu.

    “Görgü Cemi olmasa da içeri girdiğinde Bülent Öztürk zaten dede tarafından uyarılacaktır, neden polis çağrıldı?” sorumuza ise Hüseyin Değerli, “Polisin gelmesi olayın büyümesini, arkadaşların birbirini itip kakmasını önlemiştir ama keşke olmasaydı” dedi.

    Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli, Bülent Öztürk’ün genel kurulda kendisini aklayabileceğini de sözlerine ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL   

     

     

     

  • Sosyolog Veli Saçılık’ın tek kolu kemerine kelepçelendi

    Sosyolog Veli Saçılık’ın tek kolu kemerine kelepçelendi

    Ankara’daki kayyım protestosunda gözaltına alınan KHK ile işinden atılan Sosyolog Veli Saçılık’ın tek kolu kemerine kelepçelendi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü’nün Sakarya Meydanı’nda yapmak istediği eyleme yapılan sert müdahalede 10 kişi gözaltına alınmıştı. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen sosyolog Veli Saçılık’ın da gözaltına alındığı müdahalede HDP’lilerin vücutlarında darp izleri oluştu.

    TEK KOLU KEMERİNE KELEPÇELENDİ

    Burdur Cezaevi’nde 2000 yılında yapılan operasyonda kolunu kaybeden Saçılık, gözaltına alınırken feci şekilde darp edildi. Saçılık’ın kıyafetleri üzerinde parçalanırken, tek kolu da kemerine kelepçelendi. Mezopotamya Ajansı’na (MA) bilgi veren Saçılık, ayrıca gözaltına alınmalarının ardından konuldukları araca biber gazı sıkıldığını ve aracın kapısının üzerlerine kapatıldığını söyledi.

    Öveçler Güvenlik Şube’ye götürülen Saçılık ve beraberindekiler, haklarında 2911 sayılı “Toplantı ve Gösteri Yürüyüş Hakkı” Kanunu’na muhalefetten işlem yapıldıktan sonra serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP MYK, Davutoğlu ve üç isim için ihraç kararı verdi

    AKP MYK, Davutoğlu ve üç isim için ihraç kararı verdi

    AKP Merkez Karar ve Yürütme Kurulu’nda, Ahmet Davutoğlu, Ayhan Sefer Üstün, Abdullah Başçı ve Selçuk Özdağ’ın partiden kesin ihracı istendi. İhraç istemi kararı, oybirliğiyle alındı.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında, Ahmet Davutoğlu, Ayhan Sefer Üstün, Abdullah Başcı ve Selçuk Özdağ’ın, ‘AK Parti İçtüzüğü’ne aykırı eylem söz ve davranışlarında bulundukları’ gerekçesiyle oy birliği ile partiden kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edildiği bildirildi.

    MYK’dan çıkan ihraç talebi AKP Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilecek. Ardından Disiplin Kurulu Başkanı Ahmet Aydın, kurulu toplayarak ihracı istenen kişilerden sözlü ve yazılı savunma isteyecek. Disiplin Kurulu’nun sözlü ve yazılı talebine belli bir süre içerisinde cevap gelmezse, ihracı istenen Davutoğlu, Özdağ, Başçı ve Üstün’ün, parti üyelikleri otomatik olarak düşecek.

    AKP’den ihracı istenen eski milletvekili Selçuk Özdağ, karara tepki göstererek “Halbuki ortada bir dava varsa; davaya ihanet edenler doğru bildiklerini söyleyenler ve bunu haykıranlar değil, yapılan her yanlışa alkış tutanlardır” dedi.

    DAVUTOĞLU ‘İHRAÇ BEKLEMİYORUM’ DEMİŞTİ

    Davutoğlu geçen günlerde televizyonda yaptığı açıklamalarda, “Beni ihraç etmelerini beklemiyorum, beni zaten tarihten ihraç ettiler. Bakın beni nasıl ihraç ettiler. Tebessüm ederek burayı açacağım çünkü ancak tebessüm edilebilecek bir şey. Kongre’de ben AK Parti delegesi yapılmadım” ifadelerini kullanmıştı.

    “SEN BAŞBAKANMIŞ GİBİ YAP AMA YETKİ KULLANMA”

    Davutoğlu, 18 Temmuz günü RS FM yayınında Türkiye’nin kritik dönemi olduğu varsayılan 2015’deki siyasi gelişmeler hakkında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında “Bana, ‘Sen başbakan gibi görün ama başbakan olma, başbakanmış gibi yap ama yetki kullanma’ dendi. Bunu benden Cumhurbaşkanı istiyordu. Ben kendimi bilirim; benden her şey olur da düşük profilli olmaz”demişti. RS FM, daha sonra Davutoğlu’nun konuk olduğu programı tümden yayından kaldırmıştı.

  • AKD, Konyaaltı Şube yönetimini görevden aldı

    AKD, Konyaaltı Şube yönetimini görevden aldı

    PİRHA-Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkezi tarafından AKD Konyaaltı Şube yönetimi görevden alındı.

    Genel merkeze çağırılan AKD Konyaaltı yönetimine görevden alındıkları sözlü olarak iletildi.

    Alınan bilgilere göre AKD Konyaaltı Şubesi’ne Salı günü atama yapılacağı iletilirken, Cemevi yönetiminin, konuya ilişkin olarak Pazartesi günü saat 17:00’de üyelerin katılımı ile basın açıklaması yapacakları öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Barış imzacısı akademisyenler: Haklarımızı geri verin

    Barış imzacısı akademisyenler: Haklarımızı geri verin

    AYM’nin, barış imzacısı akademisyenler hakkında ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermesinin ardından ihraç edilen akademisyenler “Haklarımızı geri verin” dedi.

    “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladıkları için “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan cezalandırılan, aralarında Prof. Dr. Füsun Üstel’in de bulunduğu 10 akademisye hakkında Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermesinin ardından gözler imzacı akademisyenlere çevrildi.

    AYM’nin haklarında ihlal kararı verdiği akademisyenler, imzacı oldukları için çok ağır bedeller ödediklerini, AYM kararının sevindirici olduğunu ancak akademisyenlerin yaşadığı hak ihlallerine karşın atılması gereken daha çok adım olduğunu vurguladılar.

    “AYM KARARINI ÖĞRENDİĞİMDE GÖZYAŞLARINA BOĞULDUM”

    Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ihraç edilen ve AYM’nin hak ihlali kararı verdiği isimler arasında yer alan imzacı akademisyen Canan Özbey, AYM kararını öğrendiğinde gözyaşlarına boğulduğunu belirterek, “Hiçbir suçumuz yokken, yasaya göre hiçbir kabahatimiz olmamasına rağmen, güzel bir şey istediğimiz için çok büyük bedeller ödedik. Maddi, manevi çok ağır bir süreçti. Çok yıprandık. Yaşanan bu ağır süreçte yaşamlarıyla bedel ödeyenler oldu. İntihar edenler oldu. Türkiye’nin geleceği için çok ağır bir tablo” dedi.

    “BİR YOL AÇILDI”

    Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden ihraç edilen ve AYM’nin hak ihlali kararı verdiği isimler arasında yer alan imzacı akademisyen Dr. Ece Öztan ise AYM’nin verdiği karara çok sevindiğini belirterek, adaletin bir zerresinin bile insanlara çok iyi geldiğini ifade etti. Öztan, şunları söyledi:

    “AYM’nin önünde bekleyen bir dosyam daha var. Doçentlik hakkımın elimden alınmasına dair. Şu an o dosyanın da yolunun açılacağını düşünüyorum. AYM 3.5 yıl süren hukuki ve fiili karamsar havayı açacak bir kilit gösterdi. Bunun arkasına hukuka uygun bir rejim kurulacaksa arkası gelecektir. Bu süreç zaman alacaktır. 3 yıllık süreçte ağır şeyler yaşandı. En azından şu an da ifade özgürlüğünün bir kez bile olsa mahkemelerde telaffuz edilmesi bana iyi geldi. Herkes kördü… Bir yol açıldığı için mutluyum. Umarım yerel mahkeme hukuka uygun davranır ve AYM kararını uygular. Yolumuz uzun. Daha büyük hukuk mücadelelerimiz olacak. Tüm gaspedilen haklarımızın hesabını soracağız.”

    “MESLEĞE İADE EDİLECEK MİYİZ?”

    Barış Bildirisi’ne imza attığı için Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden ihraç edilen Yrd. Doç. Dr. Ceren Akçabay ise AYM’nin kararına şaşırdığını belirtti. Akçabay, şunları söyledi:

    “Halihazırda AYM’nin karar verdiği dosya sayısı 10, ama yüzlerce kişiden bahsediyoruz. AYM’nin emsal kararı uygulanacak mı? Yerel mahkeme AYM kararı doğrultusunda beraat verecek mi? AYM önündeki dosyaları hızla karara bağlayacak mı? OHAL Komisyonu çok uzun zaman geçmesine rağmen başvurumuza cevap vermedi. Mesleğe iade edilecek miyiz? Bu hak ihlalleri ne kadar sürecek? Maddi manevi yaşadığımız zararlar tazmin edilecek mi?”

    “YEREL MAHKEMENİN AYM KARARINA NE KADAR RİAYET EDECEĞİ ÖNEMLİ”

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, Marmara Üniversitesİ İletişim Fakültesi’nden ihraç edilen Dr. Utku Uraz Aydın da AYM’nin verdiği kararın önemli bir gelişme olduğunu, ancak yaşanan hak kayıplarını ortadan kaldırmadığını söyledi. Verilen kararın iktidar blokunda yaşanan çözülmelerin emarelerinden biri olduğunu aktaran Aydın, yerel mahkemenin AYM’nin kararına ne kadar riayet edeceği konusunun önemli olduğunu söyledi.

  • İhraç edilen Kazım Açıktepe Dede: Mahkemeye gitmedim, gitmeyeceğim de

    İhraç edilen Kazım Açıktepe Dede: Mahkemeye gitmedim, gitmeyeceğim de

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç Kurulu’ndan ve dernekten ihraç edilen Kazım Açıktepe Dede, söylenilenin aksine derneği mahkemeye vermediğini ve bundan sonra da vermeyeceğini açıkladı. Alevi Yol’unun erkanlarının bütün kurallarını denediklerini ancak kabul görmediğini hatırlatan Açıktepe, Yol’un gereklerinin yerine getirilmesi için bir kez daha çağrı yaptı.  

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Kazım Açıktepe, ihraç edildikten sonra hala kurumlardan bir ses çıkmadığını PİRHA’ya gönderdiği yazılı bir açıklamayla gündeme getirdi.

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaptığını hatırlatan Açıktepe,  Temmuz 2018’den itibaren Efe Engin Dede ile birlikte İnanç Kurulu’nda hizmet vermesinin  engellendiğini ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edildiğini ifade etti.

    “Mevcut yönetime oy vermeyeceğimi söylediğim için 2018 Eylül’ünden 2019 Temmuz’una kadar ki geçen süre içerisinde bana hizmet yaptırmıyorlar” diyen Açıktepe açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Mersin Alevi Kültür Dernekleri İnanç Kurulu’ndan dört dede aracılığıyla defalarca dara durmayı talep ettim fakat kabul edilmedi, Kurum başkanları aracı olarak Mersin Cemevi Başkan’ı ve İnanç Kurulu Başkanıyla görüştüler bir çözüm bulunamadı.
    Mersin Cemevinde yaşanan birçok sorunu İnanç Kurul Başkanı’na anlatıp çözüm istememe rağmen talebime kayıtsız kalınınca, İnanç Kurulu kapalı Whatsapp grubuna yazdığım 5 Aralık 2018 tarihindeki yazımdan dolayı, Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi’nden 16 Nisan 2018 tarihinde ihraç edildim.”

    “40 GÜN GEÇTİ HALA GİRİŞİMLERİMİZ KARŞILIK BULMADI”

    Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı ve İnanç Kurulu Başkanı’nın Erzincan’da yapılan Alevi Bektaşi (ABF) İnanç Kurulu toplantısında dara durma talebini kabul etmediğini belirten Kazım Açıktepe Dede, “Haklı hiç bir gerekçeleri olmadığı için İnanç Kurulu’ndaki ana ve dedelere bizim Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesini mahkemeye verdiğimiz iftirasında bulundular. Toplantı da bulunan ABF Genel Başkan’ı ve 9 İnanç Kurulu üyesi bizi haklı bularak üyeliğimizin geri iade edilmesi konusunda tavsiye kararı aldılar. Bu kararın üzerinden 40 gün geçmesine rağmen yaptığımız tüm girişimler bir karşılık bulamadı” dedi.

    “MAHKEME HAKKIMI KULLANMAYACAĞIM”

    İhraç edildiğinden bu yana 8 ay geçtiğini ve Mersin Cemevinde, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezinde, Alevi Bektaşi Federasyonu’nda, Alevi Bektaşi İnanç Kurulu’nda adalet aradığını,  en son Erzincan’da ABF İnanç Kurul toplantısında anaların ve dedelerimin huzuruna çıktığını hatırlatan Kazım Açıktepe Dede, bu açıklamayı neden yaptığını da şöyle ifade etti:

    “Bu yazıyı mahkemeye gitmediğimi ve de gitmeyeceğimi siz duyarlı canlarla dostlarla paylaşmak için yazdım. Her ne kadar Dernekler Kanunu’nu kendilerine esas alsalar da inancımızın, yolumuzun kuralları işletilsin diye yola çıktım mahkeme hakkımı kullanmayacağım. Ben davamı ABF İnanç Kurulu’ndaki iki Ana ve yedi Dedenin Ocaklarına havale ediyorum. Alevi pirleri kadim inançlarını Ocaklarda, Dergahlarda pişirerek gönüllerinde mayalayıp Hak kelamı haline getirdiler. İnancımız ikrar, eşitlik, paylaşım, rızalık ve sevgi üzerine kurulmuştur.
    Yolumuzda kişi, kendi isteği ile Hakk ve Hakikat yolunda erenler meydanında Pir divanında Dar’a durarak yola girer, gelme – gelme, dönme – dönme, gelenin malı dönenin canı gider, öl ikrar verme, öl ikrarından dönme demiş pirlerimiz. (Bugün dedeler ve yöneticiler dara durmayız diyorlar.)
    Talip odur ki, Erenler meydanından dönmeye, tarikat hallerinden vazgeçmeye, Pir’inden Mürşid’inden, Rehber’inden, Müsahib’in den yüz çevirmeye, Hakikat sırrını ifşa etmeye, bu yola talip ola, Kemalete ermiş ola.

    “ALEVİ İNANCI ANCAK YAŞANIRSA GELECEK KUŞAKLARA AKTARILIR”

    Alevi inancı, yaşamın içinde yer alır. Ancak yaşanırsa gelecek kuşaklara aktarılabilir. ( Dernekler Kanunu değil.)
    Alevi Kızılbaş inancı Kamil İnsan olmanın; Dört Kapı ve her kapının oluşturduğu On Makam, yani Kırk evrede insanın kendisini geliştirip dönüştürmesi, aslına ermesiyle mümkün olduğunu söyler.
    Kadim Alevi Kızılbaş öğretisinin Pir’leri bu yolun etik kurallarını Dört Kapı Kırk makamda toplamışlardır. Canlı cansız tüm varlıkları Hakkın zerresi olarak görürler. (Dernekler Kanununu değil.)
    Dört Kapı Kırk Makam, ham olan canın nasıl pişeceğinin yol haritasıdır.
    Dört Kapı Kırk Makam Öğretisi: Kendine reva görmediğini başkasına reva görmemektir.
    Pir Hünkar Hace Bektaş’ı Veli: Can dediğimiz cevher, madende uyur (Görünmez), bitkide uyanır, hayvanlar aleminde hareket eder, insanda bilince gelir.
    Kamil insan olabilmek için bilinç, bilgi ile beslemelidir. Ruh (Vicdan, Gönül, Kalp) sevgi ile yoğurulmalıdır.
    Akıl ve sevgi içsel yolculukta en önemli rehberlerdir.
    Bunu kullanmak elimizdedir.

    “Kırklardaki gibi eşitliğe, Müsahiplikteki gibi yol kardeşliğine, Rıza Şehrindeki gibi özgürlük ve rızalığa dayalı, ikrarlı, kurumsal yapıyı isteyip onun için çaba sarf etmeliyiz” diyen Açıktepe, “Durumu kurtarmak değil, Yolumuzu ve inancımızı kurtarmak gerekiyor. Günün değil, Hakikatın peşinde olmak gerekiyor” ifadesini kullandı.

    “10 VE 12 YAŞINDAKİ İKİ ÇOCUĞA NEDEN SEMAH HİZMETİ YAPTIRILMIYOR?”

    Kazım Açıktepe Dede, ayrıca, “Gençliği olmayanın geleceği de olmaz, seçimleri değil, birbirimizi kazanalım. Bugün AKD Mersin Şubesi’nin gençliği yok. Cümle yöneticilere soruyorum 10 yaşındaki Sevin ile 12 yaşındaki Şilan’a hangi gerekçelerle semah hizmeti yaptırılmıyor” diye sordu.

    “ALEVİ YOL’UNUN ERKANLARININ BÜTÜN YOL’UNU DENEDİK AMA KABUL GÖRMEDİ”

    “Dernekler Kanunu’nun verdiği yetki ile değil yolumuzun öğretisiyle sorunlarımızı çözersek kendimiz oluruz.
    Zalimin kılıçla yapamadığını kendi ellerimizle yapıyoruz” şeklinde yazan Açıktepe, şu hatırlatmada da bulundu:

    “Alevi toplumunda sadece Pir’ler, Mürşitler Cem yapıp sorunları çözmedi. Bazen de var olan sorunların çözümü için yöredeki hatırı sayılır sözü dinlenen canlar tarafından cemaat yapılırdı. Sorunlara çare bulunurdu. Biz de Kazım Açıktepe, Efe Engin olarak Alevi Yol’unun erkanlarının bütün kurallarını denedik, fakat kabul görmedi.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • KHK’li öğretmenler, kırtasiye dükkanında çalışıyorlar-VİDEO

    KHK’li öğretmenler, kırtasiye dükkanında çalışıyorlar-VİDEO

    PİRHA- KHK ile öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen 4 öğretmen Erzincan merkezde yakınlarının açtığı kitap ve kırtasiye dükkanında çalışmaya başladılar. Öğretmenler, “Güçlükler, zorluklar içinde öğretmen olduk. Emeğimizin gasp edilmesini affetmeyeceğiz. Hukuki anlamda hakkımızı aramayı sürdüreceğiz” diyor.

    15 Temmuz 2016’da yapılan darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile binlerce emekçi mesleklerinden ihraç edilmişti.

    29 Ekim 2016 tarihinde yayınlanan 675 sayılı KHK ile öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen 4 öğretmen Erzincan merkezde yakınlarının açtığı kitap ve kırtasiye dükkanında çalışmaya başladılar.

    “MADDİ VE MANEVİ KAYIPLAR YAŞADIK”

    23 yıllık öğretmen olan Nuri Koç, geçmiş dönemlerde 2 dönem Erzincan Eğitim-Sen Şube Başkanlığı yapmış ve yönetim kurullarında yer almış. 23 yıllık öğretmenlik yaşamının 20 yıla yakınını Erzincan’da geçiren Koç, “Dilimizin eğitim ile ilgili sorunlarına müdahil oldum. Demokratik eğitim, eşit özgür bir ortam için çabaladık ve Erzincan’da takdir gördük. 23 yıllık öğretmenlik hayatımızda ortaya koyduğumuz hizmet, mücadele ve çabanın karşılığı olarak işimizden, ekmeğimizden olduk. Öğrencilerimizden uzaklaştırıldık, eğitim ortamlarımızdan, sendikal faaliyetlerden uzaklaştırıldık. Maddi ve manevi kayıplar yaşadık” dedi.

    “TÜCCAR VEYA TİCARET ERBABI DEĞİLİZ”

    Yaşamlarını sürdürmek için bahçede, tarlada çalıştıklarını, ekonomik sosyal sorunları olan insanlarla bir arada olma çabalarının olduğunu belirten Nuri Koç, “Bize ve mesleğimize yakın olan kitap-kırtasiye dükkanınında, bir yakınımızın açtığı yerde çalışmaya başladık. Erzincan Eğitim-Sen’li yaklaşık 11 öğretmen mesleğinden ihraç edildi. Demokratik eğitim mücadelesi içinde çaba sarf eden arkadaşlarımızdı. KHK ile ilgili komisyonda 2 yıldan fazla süredir dosyamız bekletiliyor, herhangi bir ret kararı gelmedi. Biz tüccar veya ticaret erbabı değiliz, bu işi alanımız ile ilgili yaptığımız mücadelenin devamı olarak görüyoruz. Daha güzel ve iyi imkanların olduğu zamanlara ulaşacağız” diye ifade etti.

    17 yıl lise öğretmenliği yapan Daimi Doğan‘ın ise hakkında açılmış bir soruşturma bile yok. Eğitim-Sen Erzincan Şubesi’nde iki dönem yöneticilik yapan ve sendikal faaliyetlerde buluna Doğan, Erzincan Dersimliler Derneği’nin de iki dönem yönetim kurulunda yer almış. Anadil ile ilgili çalışmalarının ve yazarlık deneyimi olan Doğan’ın Kırmancki ‘Huyayîş Karode Şorişgêrane yo’adıyla bir derleme fıkra (mesel) kitabı var. Ayrıca Doğan, Erzincan’da iki yıl Kırmancki kurs vermiş.

    “MESLEĞİMİZDEN İHRAÇ EDİLDİĞİMİZİ BİRBİRİMİZDEN DUYDUK”

    Sadece öğretmenlik görevini yerine getirmenin yetmediğini suya sabuna da dokunmak gerektiğini söyleyen Doğan, “Biz derdi olan insanlarız. Bir gece yarısı kamudan, öğretmenlik mesleğinden ihraç edildiğimizi birbirimizden duyduk. Bu şoku atlatmak kolay değil. Okulumuza dönünce öğrencilerimizde hüzün vardı, onlar da anlamlandıramadı. Bilinmeyen çevreler ile bir takım ön yargılarla karşılaşmak zorunda kaldık. Zaman geçtikçe taşlar yerine oturuyor. Çünkü Erzincan’da herkes bizim mağdur edildiğimizin farkına vardı ve bizi tanıyorlardı” dedi. Erzincan halkından ve sendika çevresinden büyük destek gördüğünü belirten Doğan, onların yanında olduğunu bilmenin kendilerine güç verdiğini söyledi.

    “ARILAR İLE ÇOCUKLAR BİRBİRİNE BENZEMİYOR”

    “Biz öğretmen olarak doğmadık” diyen Doğan, “Zaman geldi Ege ürünlerini, zeytin ve benzeri şeyler getirip dost çevreye sattık. Zaman geldi arıcılık yaptım, arıcılıkla hayatımı sürdürmeye çalıştım. Arılarla çocuklar birbirine benzemiyor, onu gördük. Emeğin olduğu yerde güzellikler de oluyor. Bizim yerimiz öğrencilerimizin yanı. Erzincan’da kırtasiye bakımından ciddi anlamda bir boşluk var. ‘Bu boşluğu neden biz doldurmayalım?’ dedik. Öğretmenlikten ihraç edilmemizden bu yana 2 yıl 8 ay gibi bir süre geçti. Yeni bir heyecanla insana hizmet etme iradesinin içerisindeyiz. Yüreğimizin bir tarafı öğrencilerimizin yanında olmak, onların duygularına ortak olmak istiyor” diye konuştu.

    “HAKLARIMIZ ELİMİZDEN ALINDI”

    Yokluklar içerisinde eğitim sürecini tamamladıklarını belirten Doğan, şunları kaydetti:

    “Güçlükler, zorluklar içinde öğretmen olduk. Emeğimizin gasp edilmesini affetmeyeceğiz. Hukuki anlamda hakkımızı aramayı sürdüreceğiz. İhraç edildiğimizden 2 gün sonra hukuksal arayışımızı sürdürdük. Mağdur edildik, sosyal güvenlik hakkımız elimizden alındı, seyahat hakkımız kısıtlandı. Tam olarak bizden ne istendiğini bilmiyoruz. Biz bu ülkenin yurttaşlarıyız, kazanılmış bir hakkımızın gaspı söz konusu ve bu hakkın tesliminden başka yol yok.”

    “‘CAN’ KAVRAMI DEĞERLİ BİR KAVRAM”

    Doğan, kırtasiye dükkanlarının adını neden Can koyduklarını da şöyle anlattı:

    “İşletmemizin adı Can kitap-kırtasiye. Can kavramı bizim için çok değerli kavram. Biz burada 4 canız. 4 can olarak öğretmenlik mesleğine dönene kadar bu dayanışmamızı sürdüreceğiz.”

    Ali ŞEKER/ERZİNCAN

  • Haber-Sen’den ihraç açıklaması: Cadı avı sürüyor-VİDEO

    Haber-Sen’den ihraç açıklaması: Cadı avı sürüyor-VİDEO

    PİRHA – Haber-Sen, üç yıldır açığa alınan iki şube başkanı ve bir sendika aktivistinin ulaştırma ve alt yapı bakanı onayı ile kamudan ihraç edilmesini kınadı. Yapılan basın açıklamasında “Hiçbir somut gerekçe ortaya koyulamamıştır. İdarenin ve ilgili bakanın kendilerini mahkeme yerine koymaları açıkça hukuk garabetidir” dedi.

    Haber-Sen, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde çıkarılan bir Başbakanlık genelgesine istinaden, gerekçe gösterilmeden ihraç edilen iki şube başkanı ve bir sendika aktivisti için basın açıklaması yaptı.

    Sendikanın genel merkezinde yapılan açıklamada, ihraçların Ramazan Bayramı arefesinde ve Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı onayı ile yapıldığına dikkat çekildi.

    Basın metnini okuyan Haber-Sen Genel Başkanı Musa Özdemir, “OHAL’in bittiğini ve KHK zulmünün son bulduğunu iddia edenler, kamu emekçilerini hukuksuzca ihraç ettiler” dedi.

    BASIN AÇIKLAMALARINA KATILIM SUÇ OLARAK GÖSTERİLMİŞ

    Özdemir, açıklamanın devamında şu konulara da değindi:

    “Üyelerimizin Anayasada ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler kapsamında gerçekleştirilen eylem etkinlik ve basın açıklamaları suç olarak gösterilmiş ve bunun sonucunda soruşturmalar açılmıştır. Ancak dava açılıp açılmayacağı dahi net değilken arkadaşlarımız hukuksuzca ve antidemokratik bir şekilde ihraç edilmişlerdir.

    Yaklaşık üç yıldır açıkta bulunan üyelerimiz ile ilgili soruşturma yürütenler tarafından hiçbir somut gerekçe ortaya koyulamamıştır. Ve cezai işlem başlatılamamasına rağmen ilgili bakanın onayı ile üyelerimizin ihraç edilmesi hukuken yok hükmündedir. İdarenin ve ilgili bakanın kendilerini mahkeme yerine koymaları açıkça hukuk garabetidir. Hukuk devletinde ve demokrasinin egemen olduğu ülkelerde olmayacak uygulamalardır.”

    “İKTİDAR CADI AVINI SÜRDÜRÜYOR”

    “İktidar uzunca bir süredir kendine muhalif olan kesimlere yönelik başlattığı cadı avına devam etmektedir. Emekçilerin anayasal ve demokratik bir hak olan çalışma hakkını elinden alarak, açlığa ve sefalete mahkum etmeye çalışmaktadır.

    Kamudan ihracı bir silah olarak gören AKP iktidarı, kendine biat etmeyen, barıştan, demokrasiden, insan haklarından, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesinden yana kesimleri susturmak, baskılamak amacıyla kullanmaktadır.

    Haksızlıklara karşı mücadele eden, biat etmeyen, emek, demokrasi, barış ve özgürlüklerden yana olan kamu emekçilerinin is güvencesi OHAL ve KHK rejimi ile fili olarak ortadan kaldırılması kabul edilir değildir. Üyelerimiz hala çeşitli yasal düzenlemeler ve düzmece soruşturmalarla çalışma hakkı elinden alınmaktadır.

    Hükümetin bu uygulamalarının anti demokratik olduğunu bir kez daha dile getiriyoruz. Devletin ve onun yürütücüsü iktidar partisinin kendi ideolojik referansları doğrultusunda hareket etmekten vazgeçmesini, tüm yurttaşlara eşit mesafede, tarafsız ve demokratik bir siyaset izlemesinin etik gereği olduğunu hatırlatıyoruz.

    Sonuç olarak, ihraç edilen tüm üyelerimiz işlerine iade edilene kadar mücadelemizin süreceğinin bilinmesini istiyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • AKD Üst Kurul Delegesi Bülent Öztürk ihraç edildiğini açıkladı

    AKD Üst Kurul Delegesi Bülent Öztürk ihraç edildiğini açıkladı

    PİRHA – AKD Yönetim Kurulu üyesi iki ismin ardından  ihraçlar sürüyor. Son olarak AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Toroslar Cemevi üyesi Bülent Öztürk de  ihraç edildi. PİRHA’ya bilgi veren Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli, Öztürk’ün ihraç edilmesindeki nedenin Mehmet Şahin’le ilgili olmadığını söyledi. 

    Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Efe ile Kazım Açıktepe’nin AKD’den ihraç edilmesinin ardından  tartışmalar sürerken, yönetim kurulu üyelerinin ihraçlarına bir yenisi daha eklendi.

    AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi ve aynı zamanda Mersin Toroslar Cemevi üyesi olan Bülent Öztürk de ihraç edilenler listesine katıldı.

    Öztürk, yaptığı açıklamada, “Türkiye’de cemevleri ve yönetim sistemi” başlıklı yazısında, AKD yönetimini eleştirerek “Eğer önlem alma çabasında bir çalışma yapılmazsa ileriki zamanlarda bırakacağı tahribat Yavuz’un zulmünden daha feci olacaktır” iddiasında bulundu.

    “ZORLA CUMHUR İTTİFAKI ADAYINI DESTEKLEMEMİZ İSTENDİ”   

    Öztürk, ihraçlara dair kaleme aldığı yazıda şunları öne sürdü:

    “AKD Mersin Toroslar Cemevi’nde yönetim ve üst kurul delegesi görevindeyken kurum başkanı, AKD genel merkez seçimleri öncesi delegelerle toplantı talebiyle bizleri cemevine çağırdı. Kurum kararıyla mevcut başkanı destekleme kararı alındı. Ama maksat başkaymış, daha sonra anladım. Kurum başkanı, ‘önümüzde yerel seçimler var, Mehmet Şahin’i Cumhur İttifakı belediye meclis üyesi olarak vermiş bulunmaktayız’. Önceden karar alınmış, meclis üyesi verilmiş haberimiz yok. Bize ‘Mehmet Şahin’in meclis üyesi seçilmesi için Cumhur İttifakının kazanması lazım’ denildi. Bunun için Cumhur İttifakına oy vermemiz ve bunun da yeterli olmayacağını, mahalle çalışmalarında aktif rol almamız teklif edildi. Ben bunu kesin bir şekilde ret ettim. Ama onlar destekleme kararı aldı. Ben de bunu kabul etmediğimi ve bunun karşısında olacağımı oradaki insanlara söyledim. Bunun üzerine AKD’nin aldığı kararı Toroslar Şubesi sayfasından sosyal medya üzerinden üye ve kamuoyuna duyurdum. Ardından savunmam alınmadan ihraç kararım alındı. Alınan karar inançsal verilmiş bir karar değildir. Tümüyle siyasi bir karardır. Bu kararı tanımıyorum ret ediyorum.”

    “YÖNETİMLER HAKK MEYDANINDA BELİRLENMELİDİR”

    Alevi canları ve inanç önderlerinin bir karar vererek cemevlerinin ibadet yeri mi yoksa siyaset yapılacak bir alan mıdır karar vermeleri gerekir. Bu yönetim sistemi, yol erkanı denetiminde değildir. Yapılan faaliyetler bunu gösteriyor.”

    Bu arada, konuya ilişkin bir değerlendirme de Mersin Toroslar Cemevi Başkanı Hüseyin Değerli’den geldi.

    TOROSLAR CEMEVİ BAŞKANI: ÖZTÜRK DİSİPLİN SUÇU İŞLEDİ

    PİRHA’ya bilgi veren Değerli, Bülent Öztürk’ün ihraç edilmesindeki nedenin Mehmet Şahin’le ilgili olmadığını savundu.

    Değerli, “Bülent Öztürk’ün Toroslar Cemevi AKD Genel Merkez Üst Kurul Delegesi olduğu halde bize hiç bir bilgi vermeden Mezitli Cemevi üyesiymiş gibi Mezitli Cemevi listesinden Genel Merkez Yönetim Kuruluna aday olmasıdır. Arkadaşımız, derneğimizin tüzüğüne aykırı hareket edip, disiplin suçu işlediği için ihraç edilmiştir” dedi.

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN

  • Öztürk: Sünni yöntemlere gerek yok; Alevilikte tasfiyeye hayır!

    Öztürk: Sünni yöntemlere gerek yok; Alevilikte tasfiyeye hayır!

    PİRHA- Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, “Alevilikte tasfiyeye hayır” dedi. Öztürk, “Paylaşımı kaldıramayanlar, kavramların içini boşaltarak tasfiyeciliği yola karşı silah olarak kullanmışlardır. Dolayısıyla görgü-sorgu, dar- tercüman işlevsiz hale getirilmiştir. Yol kuralı koymuş. Sünni yöntemlere gerek yok. Dar var, tercüman var” hatırlatmasında bulundu. 

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, bazı Alevi kurumlarındaki ihraçlara tepki gösterdi.

    Sosyal medya hesabından “Alevilikte tasfiye” başlıklı yazısında “Çağın bir yaşam tarzı haline gelmiştir tasfiyecilik. Kapitalizmin dayattığı dejenere (yoz) insan ilişkileri en belirgin bir şekilde kendisini tasfiye ile somutlaştırmıştır. Tasfiye sadece insan ilişkilerinde değil ekonomik , sosyal ve siyasal alanda iktidarlaşmıştır” dedi.

    “TASFİYENİN AMACI GÜVENİ YOK ETMEKTİR”

    Tasfiyenin bir amacının da güveni yok etmek olduğunu belirten Sefa Öztürk, “Duygusal alanda ortaklıklar dahil tasfiye yöntemiyle birbirini batırmıştır. Dostluk, yoldaşlık gibi kavramlar içeriği boşaltılarak tasfiyenin bir aracı durumuna getirilmiştir. Kimsenin kimseye güveni kalmamıştır; tasfiyenin bir diğer amacıda güveni yok etmektir. Güven olmayınca dayanışma da olmuyor. Havayı, suyu satanlar, insanı satmakta ve harcamakta zerre tereddüt etmemektedir. Bu durum insanı daha bir yalnızlığa ve umutsuzluğa sürüklemektedir” ifadelerini kullandı. 

    “Alevilik yarattığı değerlerle (Pir, mürşit, rayber, talip, müsahiplik) bir yere kadar kendini koruyabilmiştir” diyen Öztürk, şöyle devam etti:

    “Paylaşımı kaldıramayanlar, kavramların içini boşaltarak tasfiyeciliği yola karşı silah olarak kullanmışlardır. Dolayısıyla görgü-sorgu, dar- tercüman işlevsiz hale getirilmiştir. Bütün bunlar olurken, kendilerini iktidar olarak görenler yüzlerce canı tasfiye etmişlerdir. Tasfiyecilik bir ahlâksal sorundur. Takiyye kadar tehlikeli ve yakıcıdır. Bir çok sorunla boğuşan Alevilik kendi içine ihraç ettiği sorunlarla biraz daha hırpalanır. Can cana her zaman muhtaç, her zaman hasret. Yol kuralı koymuş, Sünni yöntemlere gerek yok. Dar var, tercüman var. Alevilikte tasfiyeye hayır!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Engin ve Açıktepe’den ihraç mesajı: Dara durmak istiyoruz

    Engin ve Açıktepe’den ihraç mesajı: Dara durmak istiyoruz

    PİRHA- Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi İnanç Kurulu’ndan ve dernekten ihraç edilen Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, ABF İnanç Kurulu’na bir mesaj göndererek, ihraç ile ilgili dara durup bu sorunun çözülmesini talep ettiler.  

    Alevi Kültür Derneği Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda yaklaşık 5 yıl görev yaparken Temmuz 2018’den itirbaren İnanç Kurulu’nda hizmet vermeleri engellenen ve 16 Nisan 2019 tarihinde ise dernekten ihraç edilen Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Kazım Açıktepe ve Efe Engin, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu’na bir  mesaj gönderdi.

    1-2 Haziran’da Erzincan’da toplantı yapacak olan ABF İnanç Kurulu’na toplantı öncesi gönderilen mesajda, Erzincan’da yapılacak toplantıda ihraç ile ilgili dara durup bu sorunun çözülmesi talep edildi.

    ABF İnanç Kurulu’na gönderilen mesaj şöyle:

    “Kıymetli analar, dedeler, babalar. AKD Mersin Şubesi İnanç Kurulu’nda 5 yıla yakın görev yapmaktayken, 2018’in 7. ayından itibaren İnanç Kurul toplantılarına katılmamız ve hizmet vermemiz sebep belirtilmeksizin engellendi. 3 dedenin İnanç Kurulu’nda dara durma ve müşkülü çözme isteğimizi iletmesine rağmen sessiz kalındı. 16 Nisan 2019 günü yönetim kurulu kararıyla ihraç edildiğimiz tebliğ edildi. Haksızlığa karşı ses olacağınız inancıyla Erzincan’da 1-2 Haziran’da yapılacak ABF İnanç Kurulu toplantısında dara durup bu müşkülün çözülmesini talep ediyoruz. Aşk ile.” (HABER MERKEZİ) 

  • ‘Yaşam hakkımızdan ellerinizi çekin’

    ‘Yaşam hakkımızdan ellerinizi çekin’

    PİRHA- KESK İzmir Şubeler Platformu, 102. hafta oturma eyleminde KHK’leri protesto ederek “Çalışma- seyahat- seçme/seçilme ve yaşam hakkımızdan ellerinizi çekin!” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu, OHAL sürecinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’leri 102. hafta eyleminde de protesto etti. Yüz binlerce kamu çalışanın ihraç edildiğine vurgu yapılan eylemde “31 Mart yerel seçimleri AKP’nin 15 Temmuz darbe girişimini bir gerekçe ve araç olarak kullanarak iktidarını süreklileştirmeye çalıştığının, kendi deyimleriyle ‘bir lütuf’ olarak görüp nimete dönüştürdüğünün son örneği olmuştur” denildi.

    “TUZUN KOKTUĞU NOKTA”

    Eğitim Sen 2 Numaralı Şube Başkanı Hasan Ali Kılınç’ın okudu basın açıklamasında şunlar dile getirildi:

    “Seçimlerden ağır yenilgiyle çıkan AKP, İstanbul’da bıkkınlık verircesine defalarca sayım işlemi yaptırmış, buna rağmen istediği sonucu elde edemeyince ‘14 bin oy farkla kazanılan seçimi kabul etmeyeceklerini’ açıkça ilan etmiştir. Ardı sıra ileri sürdükleri gerekçelerin içinde 14 bin 712 HKH’li seçmenin oy kullanmasını sunması akıllara durgunluk vermektedir. Hukuksuz bir şekilde yasaları hiçe sayarak ihraç ettikleri kamu emekçilerini bir an önce işe başlatıp mağduriyetlerini gidereceğine, vatandaşlık haklarıyla adeta alay edilmektedir ve tuzun koktuğu noktadır.

    Çalışma- seyahat- seçme/seçilme ve yaşam hakkımızdan ellerinizi çekin! Yurttaşlık haklarımızı ne elimizden almaya hakkınız var ne de bir lütuf olarak bizlere sunmaya. 32 aydır bizlere yaşattığınız hukuksuzluğu sonlandırın! Hukuku ve adaleti bir an önce uygulayın! Van’daki din görevlileri gibi pişmanlık dilekçelerinizi savcılıklara vererek bu günden işlediğiniz suçları ve yargılanmayı kabul edin. KESK’li ihraçlar bu ülkenin örnek yurttaşları ve bizlerin de onurlarıdırlar.”

    PİRHA / İZMİR

     

     

  • ‘Songül Tunçdemir onurumuzdur, onu oradan çekip alacağız’-VİDEO

    ‘Songül Tunçdemir onurumuzdur, onu oradan çekip alacağız’-VİDEO

    PİRHA- Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şubesi ve Cemevi başkanı ayrıca KHK ile işinden ihraç edilen Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor. Eski PSAKD yöneticisi Gülizar Tunçbilek Polat, “Songül Tunçdemir bizim onurumuzdur. Onun için Songül’ü oradan çekip alacağız.” dedi.

    KHK ile işinden ihraç edilen ve PSAKD yıllarca mücadele yürüten Songül Tunçdemir üç aya yakındır hapishanede tutuluyor. 22 Nisan Pazartesi günü Malatya 5.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşması vesilesiyle katılım çağrıları devam ediyor.

    Eski PSAKD yöneticilerinden Gülizar Taşbilek Polat, Songül Tunçdemir’in hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklanmasına tepki gösterdi.

    “SİSTEMİN PSAKD YÖNETİCİLERİ İLE BİR DERDİ VAR”

    Sistemin Pir Sultan Kültür Derneği yöneticileriyle mutlaka bir derdinin olduğunun altını çizen Polat, “Dönem dönem özellikle Pir Sultan yöneticileri gözaltına alınıyor. Songül yoldaşım 24 yıllık bir resim öğretmeni bir tane de kız çocuğu var. Çocuğunu okutuyor. Haksız hukuksuz KHK’larla görevinden edildi. İki senedir de Kadıköy’de eylem yapıyordu.” dedi.

    Songül Tunçdemir’in tutuklanmasının kendisinde derin bir üzüntü yarattığını söyleyen Polat, tutuklu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği çok sayıda yöneticinin olduğunu hatırlatarak, “bu bizi yıldıramaz” ifadesini kullandı.

    “SONGÜL GİBİ HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ YÜZLERCE KİŞİ CEZAEVİNDE”

    Songül Tunçdemir’in bir kadın olarak Aleviliğe katkısının büyük olduğuna dikkat çeken Polat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yüzlerce semahçı yetiştirmiş. Yıllarca Malatya’da PSAKD’nin kurucu yöneticiliğini ve üç dönem oranın başkanlığını yapmış. Genel merkez yöneticiliği ardından Kartal şube yöneticiliği yaptı. Pir Sultan’da çok fazla emeği var. ‘Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’ diyen Pir Sultan gibi Songül Tunçdemir de kendi ekmeğini geri almak için yaptığı mücadele ve eylemlerde böyle bir haksızlığa maruz kalmış. Biz biliyoruz ki Songül ve Songül gibi haksızlığa uğrayan yüzlerce kişi şu an cezaevlerinde. Ama bu durum ne Pir Sultan’ı ne Pir Sultan yöneticilerini ne Pir Sultan öğelerini yıldırır.”

    “SONGÜL TUNÇDEMİR BİZİM ONURUMUZDUR”

    “Songül Tunçdemir bizim onurumuzdur. Biz Songül Tunçdemir’i orada bırakmayız. Biz hiçbir zaman yarı yolda bırakmadık, bırakmayız da. Ölümüne yoldaşlık bizimki. Onun için Songül’ü oradan çekip alacağız. Songül’e yapılan haksızlık ortaya çıkacak” diye konuşan Polat şöyle devam etti:

    “Biz biliyoruz ki bu siyasi bir karardır. Yani serbest bırakılan arkadaşımızı savcının itirazıyla tutuklamaları kabul edilebilir bir şey değildir. Ama bunu biz her seferinde yaşıyoruz. Songül ilk değil son da olmayacak. Buradan tüm Songül’ün ve Pir Sultan’ın yoldaşlarına selamlıyorum.”

    “ALEVİ KURUMLARI BİRLİK OLMADIKÇA SİSTEM KENDİLERİ İLE OYNAYACAK”

    Alevi kurumlarında birliğin bir an önce sağlanması gerektiğine dikkat çeken Polat, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Biz bir olmalıyız. Çünkü biz aynı yolun yoldaşıyız. Aynı şey için mücadele ediyoruz. Birkaç tanesi kendi menfaati için senin adamın, onun adamı deyip aramıza nifak sokuyor. Şimdi de enimin ki Songüller içerideyken de kıs kıs gülüyorlardır. Ama bu hiç kimsenin yanına kalmayacak. ”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘FETÖ’den kapatılan derneğin başkanı AKP’den belediye başkanı oldu

    ‘FETÖ’den kapatılan derneğin başkanı AKP’den belediye başkanı oldu

    PİRHA- FETÖ’den kapatılan derneğin başkanı olan Mehmet Cüneyt Aksoy, Mardin Dargeçit’te belediye başkanı oldu ve mazbatasını hiçbir sorun yaşamadan aldı.

    31 Mart yerel seçimlerinin ardından bazı ilçelerde seçimi kazanan belediye başkan adaylarının KHK ile meslekten ihraç edilmeleri nedeniyle YSK’ye itirazda bulunulmuştu. Bu kişilere mazbata verilip verilmediğiyle ilgili il seçim kurullarına başvuran YSK, KHK ile ihraç edilen adaylara mazbata verilmemesini kararlaştırmış ve bu nedenle HDP’nin kazandığı bazı belediyelerin AKP’ye geçmesi bekleniyor.

    KHK ile ihraç edilen ve belediye başkanı olan HDP’lilere mazbataları verilmezken, Mardin Dargeçit Belediye Başkanı olan ve mazbatasını sorun yaşamadan alan AKP’li Mehmet Cüneyt Aksoy’un ‘FETÖ’den kapatılan bir derneğin başkanı olduğu ortaya çıktı. Aksoy aynı zamanda ‘FETÖ’den ihraç edilmiş daha sonra ise işine iade edilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim KESK ve DİSK: KHK listelerini oluşturanların peşini bırakmayacağız-VİDEO

    Dersim KESK ve DİSK: KHK listelerini oluşturanların peşini bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA – KESK ve DİSK Dersim Şubeleri ihraçlara ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, “KESK ve DİSK olarak, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanların ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini bırakmayacağımızı buradan belirtiyoruz” ifadeleri kullanıldı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Dersim Şubeleri, ihraç edilen emekçilere ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan açıklamaya sendika üyeleri, kurum temsilcileri katılım gösterdi.

    Açıklamayı okuyan Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Eylem Eslek, “Kamuoyunun da bilgisi olduğu üzere, kamuda gerçekleştirilen ihraçların hukukla hiçbir ilgisi yoktur. İhraçlar özellikle Dersim’de tamamen siyasi, kişisel hırs ve intikam güdüsüyle yapılmıştır. OHAL sürecini fırsata çevirenler hukuku ayaklar altına alarak yüzlercesi sendika üyelerimiz olan binlerce emekçiyi, hiçbir gerekçe gösterilmeden, savunma hakkı dahi tanınmadan, bir gecede çıkarılan KHK lar ile ihraç etmişlerdir. Bizler dün söyledik bugün de söylüyoruz; hangi siyasi görüşten olduğuna, hangi sendikaya üye olduğuna bakılmaksızın, emekçilere yönelik her türlü soruşturma, kovuşturma, açığa alma, ihraç süreçleri derhal son bulmalı; ihraç edilenler bir an önce görevlerine iade edilip tek bir kişi bile mağdur edilmemelidir” dedi.

    “YÜZLERCE EMEKÇİ NASIL VE KİMLER TARAFINDAN KHK LİSTELERİNE YAZILDI?”

    “15 Temmuzdan sonra başlatılan OHAL süreci ile birlikte, ihraç etme gerekçesi olarak gösterilen “darbecilerle mücadele” söylemi gerçeği yansıtmamaktadır. “FETÖ’nün örgütlenemediği tek il” olduğu söylemine karşılık oransal olarak en yüksek ihraç oranının ilimizde olması manidardır” diyen Eslek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “OHAL döneminde çıkarılan KHK’ler ile haklarında somut ve hukuki hiçbir delil olmadan Eğitim Sen’e bağlı 87, SES’e bağlı 82, BES’e bağlı 11, TÜM-BEL-SEN’e bağlı 12, TARIM-ORKAM-SEN’e bağlı 18, YAPI-YOL-SEN’e bağlı 6 ve DİSK’e bağlı 75 olmak üzere toplamda 291 üyemiz işsiz bırakılmış olup ve en temel haklarını kullanabilmeleri fiilen engellenmiştir. Kentte özellikle belirli odaklar tarafından yayılan bu ihraçların büyük ölçüde görevlerine iade edildikleri söylentisine karşın 291 ihraca karşılık sadece 55 üyemiz görevlerine iade edilmiştir. Hala KESK ve DİSK’e bağlı 236 üyemiz görevine iade edilmemiştir.
    Bu sürecin başından beri şunu sorduk: Herhangi bir suç ve soruşturma bulunmadığı halde yüzlerce emekçi nasıl ve kimler tarafından KHK listelerine yazıldı? Tam da bu noktada son günlerde “tuncelikuşu22” adlı twitter hesabından çeşitli açıklamalar yapılarak bazı iddialarda bulunulmaktadır. Twitte belirtilen AKP ve Memur-Sen üyesi ve yöneticisi olan bazı şahısların Milli Eğitim Müdürlüğü, Üniversite, Belediye, İl Özel İdaresi, Sağlık Müdürlüğü, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğünde görev dağılımı yaptıkları, masa başında siyasi ve kişisel intikam hırsıyla kendileriyle husumetli olan, sevmedikleri kişileri ihraç listelerine yazdıkları, iadeler için de para talep ettikleri iddia edilmektedir. Ayrıca iddialar arasında kurumlarda yapılan bazı yolsuzluklar da bulunmaktadır. İhraçlarda ve yolsuzluklarda AKP’ye yakınlığı ile bilinen Memur-Sen’e bağlı sendika yöneticilerinin adlarının geçiyor olması ise trajikomiktir. Bu şahısların bu güne kadar herhangi bir açıklama yapmamış olması da iddiaları güçlendirmektedir. Bir an önce bu şahıslar kamuoyuna açıklama yapmak zorundadır.”

    “KESK VE DİSK ÜYESİ EMEKÇİLER DERHAL GÖREVLERİNE İADE EDİLMELİDİR”

    “Hiç beklenmeden gerekli kurumlar tarafından bahsi geçen bu iddialar incelenmeli ve adı geçen şahıslar hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmalı; OHAL komisyonu lağvedilerek haksız hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KESK ve DİSK üyesi emekçiler derhal görevlerine iade edilmelidir” talebinde bulunan Eslek, şunları kaydetti:

    “KESK ve DİSK olarak, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanların ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini bırakmayacağımızı buradan belirtiyoruz.
    Masa başında siyasi ve kişisel intikam hırsıyla alınan kararlar ve idari tasarruflarla işimizi elimizden alanlara, geleceğimizi karartmaya çalışanlara karşı en güçlü yanıtı birlik ve dayanışmamızı büyüterek vereceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • KHK mağduru kadınlardan Tunçdemir’e destek: Songül’ün tutuklanması devlet şiddetidir – VİDEO

    KHK mağduru kadınlardan Tunçdemir’e destek: Songül’ün tutuklanması devlet şiddetidir – VİDEO

    PİRHA- KHK ile işinden ihraç edilen ve Alevi camiasında mücadele yürüten Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına işlerinden ihraç edilen kadınlardan tepki geldi. Tunçdemir’in önce işinden edilerek açlıkla terbiye edilmek istendiğini ardından da mücadelesinin durdurabilmek için tutuklandığını belirten kadınlar, Tunçdemir’in tutuklanmasını devlet şiddeti olarak yorumladı. 

    KHK ile işinden ihraç edilen Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Tunçdemir’e meslektaşları İzmir Eğitim Sen üyesi ve KHK ile işlerinden ihraç edilen Dilek Kanlıbaş Demir ve Ebru Dinçer’den destek geldi.

    Felsefe öğretmeni olan ve  671 Sayılı KHK ile işinden ihraç edilen Ebru Dinçer, 8 Mart’a doğru giderken Tunçdemir’e sevgilerini ve dayanışma duygularını iletti.

    “İKİMİZ DE ALEVİ KADINLARIZ VE KHK İLE İHRAÇ EDİLDİK”

    Tunçdemir ile ortak noktalarının olduğunu söyleyen Dinçer, “Songül ile ortak noktalarımız var ikimiz de Alevi kadınlarız, KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen’li kadınlarız, ikimiz de mücadelenin içinde olan, AKP’nin kadın düşmanı politikalarına, demokrasi ve barış mücadelesine koyduğu ketlere karşı mücadele ediyoruz. Emek sömürüsüne karşı, kadınların kurtuluşu için mücadele ediyoruz.” dedi.

    Songül Tunçdemir’in önce gözaltına alınıp serbest bırakılması ardından da tekrar itirazla tutuklanmasının şaşırtıcı olmadığını belirten Dinçer, AKP’nin kendisine muhalif olan tüm kesimlere bir saldırı politikası yürütürken bundan en ciddi payı da muhalif kadınların aldığına dikkat çekti.

    “TECRİT YAŞAMIN HER ALANINDA VAR”

    Kadınların yaşamın her alanında erkek şiddetiyle karşı karşıya olduklarının altını çizen Ebru Dinçer, “Songül’ün tutuklanması da bir devlet şiddetidir.”dedi.

    8 Mart’a yaklaşırken tüm tutsak kadınlara dayanışma duygularını ileten Ebru Dinçer, mücadelenin dışarıda da içeride de ortak olduğunu, aslında kendilerinin de çok özgür olmadığını belirtti. Tecridin yaşamın her alanında var olduğunu hatırlatan Dinçer, her şeye rağmen kadınlarla ve ezilenlerle omuz omuza mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.

    “YAŞAMIN HER ALANINDA NEFES ALMAMIZ ENGELLENİYOR”

    Sınıf Öğretmeni olan ve işinden KHK ile ihraç edilen Dilek Kanlıbaş Demir de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra özellikle muhalif olan tüm kesimlerin tek tek yaşam alanlarından tecrit edilmeye çalışıldığını belirtti.

    Songül Tunçdemir’in de kendileri gibi KHK mağduru olduğunu hatırlatan Demir, “Songül Tunçdemir muhalif duruşu ve Alevi kimliği ile tekçi otoriter rejimin aslında çok da hoşuna gitmeyen bir mücadele şekliydi. Ve yaşam alanlarımızın hepsinde nefes almamızı, mücadele etmemizi engellemek için bir takım baskılara başvurdular” dedi.

    “TEKÇİ SİSTEME KARŞI MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Songül Tunçdemir’in işinden edilip açlıkla terbiye edilmeye çalışılmasının ardından verdiği mücadeleyi durdurabilmek için tutuklanmasının kadınlar açısından üzücü bir durum olduğunu kaydeden Demir, “Biz kadınlar olarak yaşamın yarısını biz oluşturuyoruz ve yaşamın tüm alanlarında bulunmamız gerektiğini düşünüyoruz. Her alanda mücadelemizi sürdürmeye devam etmeye kararlıyız. Ne gözaltılar ne tutuklamalar ne de işten atmalar bizi hiçbir şekilde verdiğimiz mücadeleden alıkoyamayacak. Mücadelemize devam edeceğiz.” dedi.

    Demir, Tunçdemir’in tutuklanmasını kabul etmediğini ve tekçi sistemin her türlü uygulamalarına karşı tüm alanlarda mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Geçtiğimiz hafta eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in  tutuklanmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, “Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar” dedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen, PSAKD’nin eski yöneticisi Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor.

    İstanbul’da geçen hafta gözaltına alınan Tunçdemir’in Malatya’ya götürülerek çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmasını değerlendiren PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Her zaman olduğu gibi gündemi değiştirmek için tutuklamaların sık sık yaşandığını belirten Baba, “Yine birçok canımız sebepsiz yere gözaltına alındılar. Herhangi bir iddianame yok ve ortaya bir sebep koyamıyorlar. İşin garip tarafı hakim Songül canımızı bırakıyor ardından savcı tekrar itiraz ediyor ve yine aynı mahkeme tutuklama kararı alıyor. Ve bu daha da çelişkili bir durum. Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar. Biz kadimden bu yana çeşitli dönemlerde çeşitli zulümlere katlandık. Bizleri yıldıramadılar bu saatten sonra da yıldıramazlar. Bizler Songül canımızın her zaman yanındaydık, yanında olmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

    “EYLEMLERİ KALICI HALE GETİREREK SESİMİZİ DUYURMALIYIZ”

    Her an ne olacak diye ne bitecek diye beklediklerini dile getiren Erdal Baba, şunları kaydetti:

    “Seçim süreci yaklaşıyor. Yarın bizim de kapımızı çalabilirler. Hep beraber bekliyoruz. Yıldıramayacaklar, bıktıramayacaklar bizi. Biz canlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Ve Alevi kurumları olarak yapacağımız eylemsellikleri daha etkili hale getirmek için bir an önce sokaklara inmemiz, kalıcı hale getirerek sesimizi duyurmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘İşinden edilen ve hak mücadelesi veren Songül Tunçdemir derhal serbest bırakılmalı’

    ‘İşinden edilen ve hak mücadelesi veren Songül Tunçdemir derhal serbest bırakılmalı’

    PİRHA-  Eski PSAKD Kartal Cemevi Başkanı Songül Tunçdemir’in  bu sabah evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmasına tepki gösteren Dede Hasan Doğan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz  “Tek hedefleri bu direngenliği kırmaktır” dediler. 

    KHK ile ihraç edilen resim öğretmeni, eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçemir, bu sabah saatlerinde İstanbul Kartal’daki evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Gözaltına alınmasına PSAKD Kartal Cemevi ve Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz tepki gösterdi.

    Gözaltına alınan eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in Yakacık Karakoluna götürüldüğünü, neden gözaltına alındığına dair hiçbir bilgi vermediklerini sadece Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gözaltına alındığını kaydeden PSAKD Kartal Cemevi ve Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, “Türkiye’nin içinde olduğu konum belli. Amaçları  Songül Tunçdemir ve birçok Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri üye ve yöneticilerini gözaltına alıp yıldırmak, susturmak. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri bu konuda direngendir. Tek hedefleri bu direngenliği kırmaktır” diye konuştu.

    “PSAKD KADROLARINA OPERASYON YAPILIYOR”

    PSAKD’nin hem sınıf mücadelesi, hem inanç mücadelesi verdiğini dile getiren Doğan, “PSAKD sadece inanç örgütü değil. PSAKD aynı zamanda demokratik bir kitle örgütüdür. Alevi kurumları arasında en çok sokakta direnen, hak arayan bir örgüt olduğu için bu örgütün kadrolarına operasyon yapılıyor. Başka bir nedeni yok” dedi.

    PSAKD Kartal Cemevinde yapılacak olan basın açıklamasına çağrı yapan  PSAKD Kartal Cemevi ve Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan şunları kaydetti:

    “Bütün Alevi kurumlarına burada çağrıda bulunuyorum. Dar gün birlik olma günüdür. Herkesi birlik olmaya çağırıyorum. Bu akşam saat 18:00’de PSAKD Kartal Cemevi önünde basın açıklaması yapılacak. Duyarlı Alevi örgütlülüğünü bu basın açıklamasına çağırıyoruz ve birlik olma günü diyoruz.”

    “SONGÜL TUNÇDEMİR DERHAL SERBEST BIRAKILMALI”

    Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in gözaltına alınmasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de, “İki yıldır işini geri almak için mücadelesini yürütürken bir yandan da Alevi hak talep mücadelesinde ciddi enerji harcayan Songül cana yapılan baskıları kınıyoruz, her daim yanında olduğumuzu ve derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.” dedi.

    KHK ile ihraç edilen eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in bu sabah evinde gözaltına alınmasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Songül Tunçdemir gibi bir çok canımız KHK’larla işinden gücünden edilerek cezalandırıldı. İki yıldır işini geri almak için mücadelesini yürütürken bir yandan da Alevi hak talep mücadelesinde ciddi enerji harcayan Songül cana yapılan baskıları kınıyoruz, her daim yanında olduğumuzu ve derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • KESK’ten OHAL İnceleme Komisyonu’na tepki-VİDEO

    KESK’ten OHAL İnceleme Komisyonu’na tepki-VİDEO

    PİRHA- OHAL İnceleme Komisyonu’nun hukuku tanımayan kararlarına ilişkin KESK Genel Merkezi yaptığı açıklamayla komisyonun şu ana kadar başvuruların sadece yüzde 40’ını karara bağladığını ve yüzde 93’ünü reddettiğini söyledi.

    KESK, OHAL İnceleme Komisyonu’na yapılan başvuruların hukuksuz şekilde reddedilmesine, kararların geciktirilmesine tepki gösterdi.

    Basın toplantısında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, başvurusu hukuksuz şekilde reddedilen KESK üyelerinin suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. “Kararlar geciktirilerek ikinci bir cezalandırma yoluna başvuruluyor” diyen Bozgeyik komisyonun şu ana kadar başvuruların sadece yüzde 40’ını karara bağladığını ve yüzde 93’ünü reddettiğini söyledi.
    Önümüzdeki günlerden itibaren başvurusu hukuksuz şekilde reddedilen KESK üyelerinin, savcılıklara komisyon başkanı ve üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirten KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Üyelerimizin başvurularını yasaları hiçe sayarak reddeden komisyon üyeleri yargı önünde er ya da geç bunun hesabını verecek.” dedi.

    OHAL Komisyonu’nun Anayasa’ya aykırı bir şekilde yargısal yetkilerle donatıldığını belirten Bozgeyik, “Açık çağrıda bulunuyoruz; iktidar ihraç gerekçesinden emin ise ihraç işlemlerini iptal ederek ihraç edilenlerin tümü hakkında yargılama süreci başlatsın. Yargı sürecinde kurum idarecileri ve ihbarcılar gelip yargılamanın olmazsa olmaz ilkesi olan yüz yüze kanaatlerini ifade etsinler. Belge ve bilgilerini sunsunlar. Ve yargı kararını versin” diye konuştu.

    İNCELENENLERİN YÜZDE 93’Ü REDDEDİLDİ

    Bozgeyik, komisyonun açıklamasına göre OHAL kapsamında 125 bin 678’i kamu görevinden çıkarma olmak üzere tam 131 bin 922 tedbir işlemi gerçekleştirildiğini ve komisyona yapılan başvuru sayısının 125 bin 600 olduğunu belirtti. Bu başvurular sonucunda 46 bin 600’ü ret olmak üzere 50 bin 300 karar çıktığını ifade eden Bozgeyik, “Anlaşılacağı üzere karara bağlanan dosyalardan yüzde 93’ü reddedilmiştir” dedi. Bozgeyik, şu ana kadar başvuruların sadece yüzde 40’ının karara bağlandığına dikkat çekerek “Yapılan 125 bin 612 başvurudan 4 bin 617 başvuru KESK üyelerine ait. Karara bağlanan yüzde 40 içerisinde KESK’lilerin oranı ise yüzde 0,7” diye konuştu.

    KESK ÜYELERİ HAKKINDAKİ KARARLAR GECİKTİRİLİYOR

    Bozgeyik, “KESK’lilerin başvurularının karara bağlanması bilinçli olarak geciktiriliyor. Kararlar geciktirilerek ikinci bir cezalandırma yoluna başvuruluyor. Konfederasyonumuza yönelik sendikal ayrımcılığa Komisyon da alet olmaktadır” dedi. Bozgeyik, “Beraat etmeniz bile yetmiyor. Haklarında soruşturma yürütülen, savcılıklar tarafından takipsizlik ya da mahkemeler tarafından beraat kararı verilen kamu emekçilerinin görevlerine geri dönmeleri önünde herhangi bir yasal engel olmamasına rağmen, başvuruları reddedilmektedir. İhraç gerekçesi yargı kararı ile açıkça ortadan kalkmış olmasına rağmen başvuruların reddedilmesi komisyonun uluslararası sözleşmeleri, anayasayı ve yasaları hiçe saydığını ve suç işlediğini göstermektedir.” diye konuştu.

    EMİNSENİZ YARGI SÜRECİNİ BAŞLATIN

    OHAL Komisyonu’nun kendisini mahkemelerin yerine koyarak karar vermesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna da dikkat çeken Bozgeyik, komisyonun ihraç edilenlerin iadesine karar verme yetkisi ile esasen idari bir birim olarak yargısal inceleme yetkisi ile donatıldığını söyledi. Komisyonun yasal dayanaklar ve emsal kararlara riayet etmeden, tarafsızlık ve adil yargılanma haklarını gözetmeden başvuruları karara bağladığı söyleyen Bozgeyik, “Kamu emekçilerinin hukuka uygun olarak kazanılmış sosyal ve ekonomik hakları, idari tasarrufla hukuka aykırı olarak elinden alınmaktadır.” dedi.

    İktidarın ihraç gerekçesinden emin ise ihraç işlemlerini iptal ederek yargılama süreci başlatması çağrısında bulunan Bozgeyik, ‘Yargı sürecinde kurum idarecileri ve ihbarcılar gelip yargılamanın olmazsa olmaz ilkesi olan yüz yüze kanaatlerini ifade etsinler.” dedi. Komisyonun aldıkları kararlardan “sorumlu tutulmayacakları” hükmüne ya da iktidarın sağlayacağı “yargılanmama garantisine” güvenmemesi gerektiğini belirten Bozgeyik, “Anayasa iç hukukta en üst normdur ve anayasal suçlar eninde sonunda yargılama konusu olurlar” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim-Sen’den yarıyıl raporu: Özel okullar artıyor, sorunlar derinleşiyor

    Eğitim-Sen’den yarıyıl raporu: Özel okullar artıyor, sorunlar derinleşiyor

    Eğitim Sen’in 2018-2019 birinci yarıyıl değerlendirmesinde “AKP’nin eğitim politikalarının sonucunda özel okullar artıyor” deniliyor.  

    Eğitim Sen tarafından yayımlanan  “2018-2019 Eğitim ve Öğretim yılı I. Yarıyıl Değerlendirmesi” adlı rapor eğitimdeki sorunları ortaya koydu. AKP’nin eğitim politikaları sonucunda özel okul sayısı artarken, 4+4+4 sistemi sonrası ortalama eğitim 7,5 yılda kaldı.

    Eğitim Sen yayımladığı “2018-2019 Eğitim ve Öğretim yılı I. Yarıyıl Değerlendirmesi” adlı raporla eğitimdeki sıkıntılara dikkat çekti. Siyasi iktidarın temsilcileri ve MEB bürokratlarının “İşlerin iyi gittiği” yönünde bir algı yaratmaya çalışıldığının belirtildiği raporda; eğitimin özelleştirilmesi,karma eğitim karşıtı uygulamalar, okullarda öğrenciler arasında ve öğretmenlere yönelik şiddetin sürmesi ve ataması yapılmayan öğretmenler sorunu gibi çok sayıda sorunun bu eğitim ve öğretim yılında da öne çıktığı belirtildi.

    TEMEL SORUNLAR İKTİDAR TARAFINDAN DERİNLEŞTİRİLİYOR

    4+4+4 sistemi sonrasında ortalama eğitimin 7,5 yılda kaldığını vurgulayan rapor, MEB verilene göre her dört okuldan birinin ikili eğitim yaptığı, okulların yüzde 87’sinde spor salonu, yüzde 62’sinde çok amaçlı salon, yüzde 61’inde ise kütüphane olmadığını ortaya koydu. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunların iktidar tarafından derinleştirildiğini aktaran raporda “2018 yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilmesine karşın çocuk işçiliğini denetleme konusunda etkili bir politika yürütülmediği açıkça görülmektedir” denildi. OECD tarafından yayımlanan “Bir Bakışta Eğitim 2018 Raporu”na da değinen raporda, Türkiye’nin öğrenci başına ilkokuldan yükseköğretime kadar 4 bin 652 dolar ile eğitime yapılan harcama oranı olarak OECD’de eğitime en az harcama yapan ikinci ülke olduğu belirtildi.

    4+4+4 SONRASINDA ÖZEL OKUL SAYISI ARTTI

    Rapora göre, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının ilk yarısında resmi 2 bin 577 anaokuluna karşın özel anaokulu sayısı 3 bin 596, resmi 2 bin 582 Anadolu lisesine karşın 2 bin 606 özel genel lise var. Eğitimin özelleştirilmesi politikaları sonucunda organize sanayi bölgelerine yakın alanlarda açılan  ve her öğrenci için okullara 4 bin 630 TL’den başlayarak, alanlara göre 6 bin 420 TL’ye kadar eğitim ve öğretim desteği verilen 420 Özel Mesleki ve Teknik Anadolu lisesinde  53 bin 595 öğrenci okuyor. “2003 yılında özel okulların resmi okullara oranı yüzde 2 iken, bugün bu oran yüzde 25’e çıkarak tüm zamanların rekoru kırılmıştır” denilen raporda, 4+4+4 düzenlemesinden sonra özel okulöncesi eğitim kurumlarında öğrencisi sayısının yüzde 53 artışla 236 bin 355; özel ilkokullarda öğrenci sayısı yüzde 40 artışla 233 bin 740’a; özel ortaokulda öğrenci sayısı yüzde 96 artışla 321 bin 779’a ve özel liselerde okuyan öğrenci sayısı yüzde 305 artışla 559 bin 838 sayısına ulaştığı belirtildi.

    15 TEMMUZ’DAN DERS ALINMADI

    Milli Eğitim Bakanlığının okullaşma politikasını siyasi gereksimin ve hedeflere göre oluşturulduğuna vurgu yapılan raporda, “İmam hatip okullarında okuyan toplam öğrenci sayısı, Milli Eğitim Bakanlığının üstün gayretleri ve devletin bütün imkânlarını seferber etmesi sonucunda 2018 itibariyle 1 milyon 350 bin 611’e çıkarıldı” denildi. MEB’in Diyanet İşleri Başkanlığı, İl müftülükleri ve çeşitli dini cemaatlerin uzantısı olan vakıf ve derneklerle yapılan protokollerin her geçen gün arttığına dikkat çeken rapor,  MEB ile Server Gençlik ve Spor Kulübü arasında imzalanan protokol kapsamında  pedagojik olarak sakıncalı olmasına rağmen, 6-13 yaş arası çocukların beş vakit namaz kılmak için camiye götürüleceğini hatırlattı. Raporda, “15 Temmuz darbe girişiminden hiçbir ders çıkarmayan iktidar ve MEB, aynı yanlışı tekrarlamayı sürdürmekte, eğitim kurumları başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanları Diyanet’in, dini vakıf ve derneklerin faaliyet alanı haline getirilmektedir” denildi.

    ÖĞRETMENLERİN SORUNLARI BİTMEDİ AKSİNE DERİNLEŞTİ

    Raporda, Milli Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nin temel hedefleri arasında yer alan ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’ hazırlıkları geçtiğimiz aylarda başlanmasına rağmen Talim ve Terbiye Kurulu tarafından hazırlanan ön metinin özlük haklarını geriye götüren, iş güvencesini tartışmaya açan, performans ve rekabet üzerinden emeği değersizleştiren bir anlayışla hazırlandığı ifade edildi. 17 yıl içinde KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece 16’sı öğretmen olarak atandığını belirten rapor, ataması yapılmayan öğretmenler sorunun artarak devam ettiğini belirtti. Ayrıca raporda eğitim emekçilerinin satın alma gücünün de enflasyon artışı nedeniyle belirgin bir şekilde düştüğü kaydedildi.

    PİRHA/ANKARA