Etiket: iktidar

  • ‘Fikriyatını örgütleyemediği için meslek kuruluşlarını parçalamak istiyor’-VİDEO

    ‘Fikriyatını örgütleyemediği için meslek kuruluşlarını parçalamak istiyor’-VİDEO

    PİRHA- Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SKYP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidarın baskısına karşı dayanışmanın önemine işaret etti. Hatimoğulları, iktidarın baskısının toplumun vicdanını sızlattığını belirterek, “Bu karanlık sisteme karşı dayanışmamız, mücadelemiz sürecek” dedi. 

    Haberin Videosu gelecek…

    Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları son donemlerde iktidarın TTB, KESK ve muhalif kesimlere yönelik yürüttüğü operasyonları, gözaltıları ve tutuklamaları Pir Haber Ajansı’na değerlendirdi.

    “TOPLUMUN VİCDANINI SIZLATIYOR”

    Hatimoğulları, TTB’li yöneticilerin gözaltına alınıp serbest bırakılmasını hatırlatarak, “KESK Mali Sekreteri gözaltına alınmış durumda. Daha önce TMMOB dönük çeşitli baskılar söz konusuydu ve hala devam etmekte. Buradan bizler şu sonuca varıyoruz: Toplumun en geniş kesimine yayılmış olan baskı politikasının aslında ne kadar yaygınlaştığını ve derinleştiğini görüyoruz. Bu operasyonlar eğer Türkiye’de meslek odalarına, sendikalara kadar sirayet ediyor ise toplumun vicdanını daha fazla sızlatıyor anlamına gelmektedir” diye konuştu.

    “HAK TALEP ETMEK ASLA SUÇ DEĞİLDİR”

    “Hakikaten bugün hekimlerin savaş karşıtı bir açıklama yapmaları, barış talep etmeleri operasyon konusu olabiliyorsa bu Türkiye’nin şu an içinde mevcut olan faşist rejimin geldiği boyutu göstermektedir” diyen Hatimoğulları, şöyle konuştu:

    “Bugün elbette ki meslek odaları, sendikalar bir yanıyla kendi özlük hakları için mücadele yürütürken, mesleki örgütlenmeler için mücadele yürütürken aynı zamanda bu toplumun bir parçası olarak bu toplumun vicdanına da seslenmek durumundalar. Türkiye de yaşayan 80 milyon insanın konumu örgütü, örgütsüzlüğü, ne olursa olsun barış talep etmek, ekmek ve adalet talep etmek gibi doğal haklara herkes sahiptir. Bugün bu meslek odaları, sendikalar, bu haklarını kullanmaktadır. Bu haklar evrensel değerlere tekabül etmektedir. Bu değerleri savunmak asla ve asla suç değildir.”

    “FAŞİZMİN KARANLIĞINA KARŞI DAYANIŞMAMIZ SÜRECEK”

    Baskılara rağmen demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların ve meslek örgütlerinin biat etmediğini belirten Hatimoğulları, “Buradan da her fırsatta şu mesajı vermek isteriz. Bizler faşizmin bizim üzerimize bu kadar karanlık bir biçimde gelmesine karşı dayanışmayı daha fazla geliştirmek için elimizden gelen çabayı hep birlikte sarf ediyoruz, sarf etmeye devam edeceğiz” diyerek şunları vurguladı:

    “Çünkü bu toplumun aydınlık yüzleri, demokrasi mücadelesini veren insanlar olarak bu bizim olmazsa olmaz görevlerimiz arasındadır. Şayet biz bu en basit olan taleplerimizden bile vazgeçmeye kalkışırsak insanlığımızdan vazgeçtiğimiz anlamına gelir ki asla ve asla hiçbir meslek odası hiç bir sendika, hiçbir demokratik kitle örgütü böyle bir yönelime girmeyecektir.”

    “İKTİDARINI ÖRGÜTLEYEMEDİĞİ İÇİN MESLEK KURULUŞLARINI PARÇALAMAK İSTİYOR”

    “İktidar aynı zamanda Türk, Türkiye gibi kavramları meslek odasından, örgütünden çıkarmak istiyor. Tabii ki bizim buradaki talebimiz Türkiyelileşmek Türkiyelilik kavramıdır. Bizim için önemli bir kavramdır” diyen SYKP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Buradaki operasyonu söyle okumak gerekir: TTB’yi örnek verecek olursak bir türlü kendi fikriyatını iktidarı örgütleyemediği için TTB ve benzeri meslek kuruluşlarında kendi örgütlülüğünü yaratabilmek adına buraları yarmak, parçalamak paralize etmek istiyor. Ama  karşıda TTB dimdik ayakta. Bizler de bu dayanışmamızı sürdürerek ayakta durmaya direnmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Karanlığın en koyu olduğu noktada aydınlığa en yaklaştığımız andır” diyen Hatimoğulları, “Aydınlık ve özgürlüklerine kavuşmuş bir Türkiye’ye kavuşacağımıza dair inancımız sonsuzdur. Çünkü Türkiye’de yaşayan 80 milyon insanın tamamı bu gidişattan hoşnut değildir. Bizler de toplumun sesini çıkaran kesimler olarak bu hoşnutsuzluğu bu toplum adına ifade etmeye devam edeceğiz. Ve asla umudumuzu  yitirmiyoruz. Mutlaka kazanacağız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • CHP’li Şeker ve Yarkadaş: Gazeteciler, gazetecilik ve gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılanıyor-VİDEO

    CHP’li Şeker ve Yarkadaş: Gazeteciler, gazetecilik ve gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılanıyor-VİDEO

    PİRHA –İstanbul’da dün Çağlayan Adliyesi’nde görülen Cumhuriyet Gazetesi Davası duruşmasına gazetecilere destek için gelen CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Barış Yarkadaş Cumhuriyet Gazetesi Davasında sadece gazetecilerin değil gazeteciliğin de yargılandığını belirttiler.

    Haberin Videosu

     

    Çağlayan Adliyesi’nde dün görülen Cumhuriyet Gazetesi davasına birçok gazeteci, yazar, milletvekili destek için geldi. Adliyede olan CHP milletvekilleri Ali Şeker ve Barış Yarkadaş PİRHA’ya konuştu.

    “GAZETECİLİĞİN NASIL YAPILDIĞI YARGILANDI”

    Sadece gazetecilerin değil gazeteciliğin de yargılandığını söyleyen CHP’li Vekil Ali Şeker, “Geçen mahkemede bir manşet nasıl çıkar, bir gazetenin geliri gideri nasıl toparlanır, reklam gelirleri nasıl alınır? Bunlar sorgulandı. Yani gazeteciliğin nasıl yapıldığı da yargılandı” dedi.

    İddianamenin içinin bomboş olduğunu “Yargılayacaksınız, mahkum edeceksiniz” dendiği ve ortada bir suç olmadığı için bir kumpas kurulmaya çalışıldığını ifade eden Ali Şeker, ama önce atıp sonra kumpas kurmaya çalışınca yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarını vurguladı. Şeker, “Asıl yapmaları gereken adalet dağıtma görevine, sorumluluğuna uygun davransalardı ilk günden itibaren böyle bir davanın olamayacağını, böyle bir iddianamenin kabul edilemeyeceğini kabul edip gazetecilerin özgürlüklerini kendilerine teslim ederlerdi” diye konuştu.

    “GAZETECİLER SİYASİ OLARAK İÇERİDE”

    Türkiye’de gazetecilik yapmanın, halkı doğrulardan haberdar etmenin büyük bir suç olduğunu ifade eden Ali Şeker, halka gerçekleri anlatmak isteyen tüm gazetecilere ceza verildiğini ancak bunu kabul etmenin mümkün olmadığını belirtti. Cumhuriyet Gazetesi’nin gazetecilik yapma çabalarına sonuna kadar destek vereceklerini, halkın haber alma hakkını sonuna kadar savunacaklarını söyleyen Ali Şeker, gazetecilerin siyasi olarak içeride tutulduklarına şu sözlerle dikkat çekti:

    “Türkiye’de sanal bir rahatlama ortamı varmış durumunu pompalamak için bir kısım gazetecileri salma talimatı verdi Saray. Onlardan bazıları da bu davadakilerdir diye düşünüyorum. Maalesef yargılama adil olmayınca talimatlı olunca o talimatla ilgili de böyle bir sonuç alınabileceğini düşünüyorum.”

    “GERÇEK ANLAMDA GAZETECİLİK YAPTIKLARI İÇİN YARGILANIYORLAR”

    Cumhuriyet Gazetesi Davasının tamamen gazeteciliğin yargılandığı bir dava olduğunu söyleyen Barış Yarkadaş da, aylardır gazetecilerin hayatlarından bayatlamış ve çürümüş iddianamelerle günlerin çalındığını, içeride bulunan gazetecilerin tek suçlarının gazetecilik yapmaları ve gerçeğin peşinde koşmaları olduğunu kaydetti. Gazetecilerin eğer gerçeğin peşinde koşmayıp iktidarı desteklemiş olsalardı şu anda hem milyon dolarlar kazanacaklarını, hem şan şöhret sahibi olacaklarını hem de devletin imkanlarından sonsuza dek faydalanacaklarını belirten Yarkadaş, ancak onların bu yolu değil gerçek anlamda gazetecilik yapmayı seçtiklerini, hükumetin yanlışlarını, eksiklerini, antidemokratik uygulamalarını kamuoyuna taşımayı seçtiklerini ve bu yüzden de cezalandırıldıklarını vurguladı.

    “SÖYLEMLERİ BOMBOŞ BİR BALONDAN İBARET”

    Cumhuriyet Davası Koordinasyonunun adliye avlusunda uçurmayı planladıkları balonların tutuklanmasına değinen Barış Yarkadaş, “O balonlar aslında iktidarın tüm söylemlerinin nasıl içi boş olduğunu ve bir balondan ibaret olduklarını anlatacaktı. O balonlar bırakılarak gazetecilere bir mesaj verilecekti. Ama iktidar hem söylemlerinin içinin boş bir balondan ibaret olduğunun görülmemesi hem de özgürlük sembolünde hem de özgürlük sembolünden korktuğu için balonların alana girmesini yasaklamış” dedi.

    Özgürlüklerin düşmanı olan bir iktidarın balonlardan korkmasının da normal olduğunu söyleyen Barış Yarkadaş, “Gerçekten korkuyor, balondan korkuyor, gerçek haberden korkuyor, demokrasiden kokuyor, özgürlükten kokuyor. Korkak bir iktidarın yönettiği bir ülkede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP Eş Genel Başkanı Kemalbay: İktidar Ortadoğu’da savaş kışkırtıcılığı yapıyor

    HDP Eş Genel Başkanı Kemalbay: İktidar Ortadoğu’da savaş kışkırtıcılığı yapıyor

    HDP Adana’da Vicdan, Adalet ve Demokrasi Mitingi gerçekleştirdi. HDP’nin Adana’daki Vicdan, Adalet ve Demokrasi Mitingi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, “İktidar Ortadoğu’da savaş kışkırtıcılığı yapıyor, halkı tehdit ediyor. Bir halk kendi kendini yönetmek istiyor, sana ne” dedi. 

    Adana’da, halklar adalet ve demokrasi taleplerini Uğur Mumcu Meydanı’nda haykırdı.
    HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay’ın da katıldığı “Vicdan, Adalet ve Demokrasi Mitingi”ne HDK, DBP, KESK, CHP, TMMOB, Adana Tabip Odası, Adana Alevi Platformu, Halkevi, EMEP, Birleşik Haziran Hareketi temsilcileri de destek verdi.

    Mitinge gelenler iki farklı arama noktasından üç kez aranarak miting alanına giriş yaptı.

    Koma Pel, sanatçı Pınar Aydınlar’ın sahneye çıkmasının ardından konuşan HDP Adana İl Eş Başkanı Hüseyin  Beyaz, “Miting amacımız vicdan ve adaleti bu ülkeye getirmek” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, yasama, yürütme ve yargının AKP’nin elinde olmasına rağmen halktan korktuğunu söyledi. HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın sesinden korktuklarını ve bu korku ile saldırdığını aktaran Kemalbay, “HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan korktukları için tutuklayıp rehin aldılar. Buna rağmen Demirtaş’ın susturulamadı ve cezaevinde şiiri söyleyip ve kitap yazdı” dedi. Kemalbay, AKP’nin bu korkusu nedeniyle partilerine saldırdığını ve bu saldırılara rağmen halkın iradesinden vazgeçmediğini belirtti.

    TEZKEREYE TEPKİ 

    AKP’nin tüm kesimlerin başına bela olduğunu, Erdoğan-Bahçeli ittifakının ülkeyi kaosa sürüklediğini söyleyen Kemalbay, bu ittifakın kendine muhalif olan tüm kesimlere saldırdığını söyledi. Meclisten geçirilen tezkereye de tepki gösteren Kemalbay, “Savaşınızı Irak’taki Kürdistan’a Suriye’deki Rojava’ya sıçratmaya hakkınız yok. İktidar Ortadoğu’da savaş kışkırtıcılığı yapıyor, halkı tehdit ediyor. Bir halk kendi kendini yönetmek istiyor. Sana ne?” diye sordu.

    “MÜLTECİLER UCUZ İŞ GÜCÜ VE ÖLÜME TERK EDİLİYORLAR” 

    AKP’nin Suriyeli mülteci politikalarına da değinen Kemalbay, onları ucuz işçi olarak kullandığını ve ölüme terk ettiğini söyledi. Kemalbay, “İşçiler haklarını aramaya kalktıklarında büyük kol kuvvetlerini buluyorlar. Haklarını aramak istediklerinde OHAL ve KHK’lerle karşılaşıyorlar. Oysa AKP Genel Başkanı ‘Biz büyük bir ülkeyiz’ diyor. Oysa her 4 gençten biri işsiz. TÜİK verilerine göre, yüzde 10 üzerinde işsizlik var. Soruyorum Erdoğan’a büyük Türkiye bu mudur?” dedi.

    “SAYA İŞÇİLERİ BİRLEŞEREK KAZANDI”

    Adana’da Saya işçilerinin mücadelesine de değinen Kemalbay, “Saya işçileri bir ders verdi, sömürüye karşı Suriyeli işçileri de yanlarına alarak grev yaptı. Mücadeleleri hepimize örnek olsun” dedi. Hükümetin ‘yeni Türkiye’ söylemini eleştiren Kemalbay, “İktidar eskinin tekçiliğini başka bir kılıfla yeniden inşa ediyor. Biz Türkiye emekçileri Kürt halkı ile omuz omuza olmalıyız” dedi.

    “FAŞİZME KARŞI GÜLMEN VE ÖZAKÇA İLE BİRLİKTEYİZ”

    Kanun hükmünde kararnameyle işten atıldıkları açlık grevi yapan ve daha sonra tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumuna değinen Kemalbay, “Nuriye ve Semih 200 gündür açlık grevinde. ‘Büyük Türkiye’ne yapıyor? Onları tecrit altında tutuyor. Faşizme karşı onlarlayız!” diye konuştu.

     

    ERBİL, KERKÜK TÜRKİYE’NİN İLİ Mİ? 

    Mitingde konuşan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, İktidarın yeni adalet sarayları ve yeni cezaevleri yaparak faşizmi tekrar tekrar tahkim etmeye çalıştığını belirterek “Adalet diye söyledikleri o parlak sözlerin üzerine beton dökerek adaleti yok ediyorlar. İşte biz o betonu kaldırmaya aday bir partiyiz” dedi.

    Dün ülkede çözüm süreci olduğunu ifade eden Beştaş, iktidarın panolara “Analar ağlamasın” diye pankart astığını belirterek “Şimdi de ananızı gömemezsiniz diyorlar. Hatun Tuğluk’un cenazesinin Ankara’da gömülmesine izin vermedi. İçişleri bakanını daha kovmadılar. Ne yapıyordu orada? Onlara teşekkür mü ediyordu?” dedi.

    AKP’nin oyları düştüğü için savaş politikasına sarıldığını dile getiren Beştaş, şimdi de Irak ve Suriye’de savaşa sokmaya çalışıyorlar. Çünkü onların evladı değil, yoksulun çocuğu savaşa gidiyor” dedi. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetiminde referanduma Türkiye’nin karşı çıkmasına tepki gösteren Beştaş, “Erbil, Kerkük, Süleymaniye Türkiye’nin illeri mi?” diye sordu.

    Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın mesajını Meral Danış Beştaş okudu.

    DEMİRTAŞ: MÜCADELE BÜYÜTÜLMELİ

    Meclisten geçen savaş tezkeresine dikkat çeken Demirtaş şunları ifade etti:

    “Barış, demokrasi, özgürlük, adalet ve eşitlikten yana olanlar, yani bizler ise bir kez daha savaş tezkeresine hayır dedik. Hem farklı halkların ve inançların eşit, özgür ve birlikte yaşamına düşman olanlara hem de Kürt halkının kendi geleceğini tayin etme hakkına gayri meşru diyenlere onurlu ve kararlı bir cevap verdik. Türkiye’de faşizmin kurumsallaşması için her gün yeni bir adım atılıyor. Fütursuzca sürdürülen baskılara her gün bir yenisi ekleniyor. Siyasi ömrünü baskı, zulüm ve saldırı politikalarıyla uzatmaya çalışan AKP-MHP ittifakının önündeki en büyük engel faşizme karşı direnenlerdir.”

    Demokrasi güçlerinin rollerini iyi oynaması gerektiğini anlatan Demirtaş, “HDP başta olmak üzere bütün muhalif güçlerin bu mücadeleyi büyütmesi gerekir. Milyonlarca insanın kararlı ve umutlu duruşunu bilerek ve bunun hakkını vererek hareket etmeliyiz. En geniş toplumsal muhalefet cephesinin örülmesine yardımcı olmalıyız” dedi.

  • HDP Milletvekili Besime Konca: Müftülere nikah kıyma yetkisi ideolojik saldırıdır-VİDEO

    HDP Milletvekili Besime Konca: Müftülere nikah kıyma yetkisi ideolojik saldırıdır-VİDEO

    PİRHA- Müftülere nikah kıyma yetkisi veren tasarı geçtiğimiz haftalar Meclis’e sunulurken tepkiler de devam ediyor. HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesinin ideolojik bir saldırı olduğunu kaydetti.

    HABERİN VİDEOSU

    HDP Siirt Milletvekili Besime Konca müftülere nikah kıyma yetkisine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Nikah kıymayla ilgili düzenlemenin sadece nikah kıyma yetkisinin müftülere verilmesiyle ilgili olmadığını söyleyen Konca, bunun toplumsal değerlere ve kadının yaşam biçimine bir saldırı olduğunu vurguladı.

    “ALTINDA İDEOLOJİK SALDIRI YATIYOR”

    Bu uygulamanın sadece hukuki bir düzenleme olmadığını ideolojik bir saldırı olduğunu kaydeden Konca, “Çünkü AKP Genel Başkanı Erdoğan dedi ki ‘Biz 15 yıldır siyasi olarak iktidardayız, ama sosyal ve kültürel olarak iktidar olmadık.’ Aslında bu cümle çok önemli bir cümle. Bu söylemin altında çok ciddi bir ideolojik saldırı yatıyor.” dedi.

    “ARKA PLANINI YILLARDIR OLUŞTURUYORLAR”

    İktidarın bu tarz şeylerle topluma hükmetmeye çalıştığını belirten Konca, toplumun dezenformasyona uğratılmak istendiğini kaydetti. Kadına dönük saldırıların ve yaşam hakkına saldırıların sadece bununla sınırlı olmadığının altını çizen Konca, bunun arka planının yıllardır oluşturulmaya çalışıldığını ekledi.

    KADININ HER AKTİVİTESİNİ KISITLAYACAK

    Müftülere nikah kıyma yetkisi uygulamasının kadına dönük her türlü tecavüz, taciz, şiddetin meşrulaştırılma biçimi, buna karşı sessiz kalınma biçimi olduğunu söyleyen Konca şunları belirtti:

    “Dinci anlayışla, tekçi mezhep anlayışıyla toplumu dizayn etmeye çalışmaları yıllardır siyaseten söylem olarak geliştirdikleri bir şeydi. Fakat toplum bunun karşısında büyük bir tepki ortaya koydu. Özellikle kadınlar her türlü saldırıya, şiddete, ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe karşı büyük bir mücadele verdikleri için bununla aslında hukuki bir zemin oluşturulmak isteniyor. Çocuk yaşta evliliği meşrulaştıracaklar. Kadının birey olma, kişilik kazanma, toplumsal kamusal alanda yer alma, emeğiyle var olma, kadının yaşamı değiştirme demokrasiyi geliştirmeye dönük aktivitelerini kısıtlayan siyasi ve ideolojik saldırının yaklaşımı.”

    “SOSYAL VE KÜLTÜREL OLARAK TOPLUMA HÜKMETMEYİ AMAÇLIYORLAR”

    Eğitim sisteminin gericileştirilmesine de değinen Konca, hükümetin zorunlu din dersi konusunda AİHM’nin kararlarına uymamasını eleştirdi. Eğitimin tekçi bir anlayışla verilmesini toplumun kabul etmemesi gerektiğini söyleyen Konca, müfredatta yapılan değişiklikler ve müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesiyle birlikte iktidarın sosyal ve kültürel olarak da topluma hükmetmeyi amaçladığını kaydetti.

    “TOPYEKUN İNKAR VE YOK SAYMADIR”

    “Bu topyekun bir inkardır, topyekun bir yok saymadır” diyen Besime Konca, “Siyaseten söz söyleyebilirsin, siyaseten muhafazakar olabilirsin. Merkezi siyaset politikaları, sağ liberal eğilimleri benimseyebilirsin ve bunu seni benimseyen toplum kabul edebilir ya da etmeyebilir. Seçimlerde halk, tercihlerini değiştirebilir. Fakat ‘Topluma sosyal ve kültürel olarak hükmedeceğiz. Burada iktidar olacağız’ demek aslında insanları kişiliksizleştireceğiz, toplumu kişiliksizleştireceğiz, kültürsüzleştireceğiz demektir. İnsan sosyal bir varlık olmayla kendi farkını ortaya koyar. Eğitimini, dilini, kültürünü, inancını sosyal bir varlık olmanın gerekliliği üzerine geliştirir. Burada ‘Ben sosyal olarak da iktidar olacağım. Kültürel olarak da iktidar olacağım’ demek aslında insanı insan olmaktan çıkarmaktır, köleleştirmektir, kendine benzetmektir. Ama siz bir iktidarsınız, bugün varsınız yarın yoksunuz” şeklinde konuştu.

    “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK”

    İktidarın yıllardır başbakanından tutun da bakanlarına kadar kadına dönük aşağılayıcı, kadını hiçe sayan, şiddeti meşrulaştıran saldırılarının söz konusu olduğunu ifade eden Konca, bu yasal düzenlemeyle hukuku arkalarına alarak bunu meşrulaştırmak istediklerini kaydetti. Toplumun bunun bir sömürme, köleleştirme biçimi olduğunu bilerek tepki göstermesi gerektiğini vurgulayan Konca, bunun mücadelesini daha da büyüteceklerini söyledi.

    “FAŞİZM HER ALANDA KURUMSALLAŞMAK İSTİYOR”

    Faşizmin kendini kurumsallaştırmak istediğini belirten HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bunu siyaseten yapıyor, parlamentoda yapıyor. Parlamentodaki iç tüzük değişikliğiyle yaptı. Bizi hapsederek, rehin alarak yapmaya çalışıyor. Alevi inancına saldırarak, IŞİD zihniyetini Türkiye’de meşrulaştırarak, önünü açarak, yargılanmalarının önüne engel koyarak geliştirmeye çalışıyor. Kültürel yozlaşmayı derinleştirerek bizim de kendi kültürümüzü, kendi kimliğimizi kaybetmemize dönük bir saldırı söz konusu. Biz de bunları boşa çıkarmak için evde de olsak, sokakta da olsak, iş yerinde de olsak bu bilinçle kadınlar olarak faşizme karşı direnmek, demokrasi, özgürlük, hak, hukuk ve adalet mücadelesini büyütmek temel sorumluluğumuz ve görevimizdir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • OHAL destekçisi şahıstan tehdit: Sokağa silahla çıkıp hainleri öldüreceğiz-VİDEO

    OHAL destekçisi şahıstan tehdit: Sokağa silahla çıkıp hainleri öldüreceğiz-VİDEO

    PİRHA – 15 Temmuz Darbe Girişimi gerekçe gösterilerek ilan edilen OHAL 4. kez uzatıldı. 4. kez uzatılan OHAL’i İstanbul Eminönün’de yurttaşlara sorduk. Yurttaşların kimi OHAL’in uzatılması gerektiğini ifade ederken, kimi de bu OHAL ile hak, hukuk ve özgürlüğün kalmadığını belirtti. OHAL’i destekleyen bir kişi ise OHAL’e karşı olanları öldürmekle tehdit etti. 

    HABERİ VİDEOSU

    OHAL’in 4. kez uzatılmasına yönelik vatandaşlar Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “SOKAĞA SİLAHLA ÇIKIP İÇİMİZDEKİ HAİNLERİ ÖLDÜRECEĞİZ” TEHDİDİ

    OHAL’in uzatılmasını isteyen Rizeli Abdullah Çataklı, OHAL’in kaldırılmasını isteyenleri tehdit etti.

    “Bu ülkeyi sevmeyen OHAL’e karşı gelir. Bu devleti, milleti ve yüzde elli oy almış Cumhurbaşkanı’nı sevmeyen bu ülkeyi terk etsin. Bizim başımızı belaya sokmasınlar. Yoksa sokağa bu defa silahla çıkacağız ve onları öldürüp içimizdeki hainleri temizleyeceğiz.”

    “İKTİDARIN POLİTİKALARINI ÇOK DOĞRU BULMUYORUZ”

    OHAL’in uzatılmasından yana olan bazı yurttaşlar ise, “OHAL gerekliyse uzatılmalı ancak bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanacaklarsa uzatmasınlar. Ve iktidarın mevcut politikalarını artık çok doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandılar.

    “HAK, HUKUK, ADALET VE ÖZGÜRLÜK DİYE BİR ŞEY KALMADI”

    OHAL’in uzatılmasına karşı olan yurttaşlar ise, “Artık kimsenin bu ülkede bir güvencesi yok. Hak, hukuk, adalet ve özgürlük diye bir şey kalmadı bu memlekette. Bu işi beceremiyorlarsa çekip gitsinler artık. Siyaseti bilim insanlarına bıraksınlar. Artık acıdan, ölümden dolayı televizyon izlemiyor hale geldik. Bir emekliliğim var artık ondan bile olacağız diye korkuyoruz, her gün bu korkularla yaşıyoruz” diye konuştular.

    HABER MERKEZİ

  • KESK’li Devrim Kahraman: Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalı-VİDEO

    KESK’li Devrim Kahraman: Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalı-VİDEO

    PİRHA – KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, Adalet Yürüyüşü’nü ve Adalet Mitingi’ni değerlendirdi. Adalet Yürüyüşü’nün adalet ihtiyacını ortaya çıkaran bir eylemsellik süreci olduğunu belirten Kahraman, “Dar iktidar hesaplarına girmeden bu kavgalardan uzak bir şekilde toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yeni politikalar üretmek zorundayız.” dedi.

    Haberin Videosu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü ve onun finali olan Adalet Mitingi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. PİRHA’ya konuşan Devrim Kahraman Adalet Yürüyüşü’nün toplumda büyük bir adalet ihtiyacı olduğunu ortaya çıkaran bir eylemsellik olduğunu vurguladı.

    “YEŞEREN UMUDUN ÖRGÜTLÜ HALE GETİRİLMESİ GEREKİR”

    İktidardan bu süreçte iyileşme ya da normalleşme gibi şeylerin beklenmemesi gerektiğini dile getiren Kahraman, “İktidar kolay kolay mevcut olduğu kamu gücünü ve iktidar araçlarını terk etmek istemeyecektir. Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde iktidar belki de daha baskıcı bir role bürünebilir. Bunu tersine çevirmek için Adalet Mitingi’nin yaratmış olduğu umudu ve güveni iyi değerlendirmek zorundayız” şeklinde konuştu. Adalet Yürüyüşü sayesinde herkeste yeşeren umudun örgütlü hale getirilmesi gerektiğini belirten Kahraman “Sokak hiçbir zaman boş bırakılmamalıdır” dedi.

    “BÜTÜN EYLEMLERİMİZ ADALET ARAYIŞINA DÖNÜK”

    90’lı yıllardan bu yana adalet arayışı içerisinde olduklarını belirten Kahraman, yaptıkları bütün eylem ve etkinliklerin esasen bir adalet arayışı ile ilgili olduğunu vurguladı. Kahraman şunları ifade etti:

    “Eğitimde, sağlıkta adaleti savunurken de adil bölüşümü, barışı isterken de temel kaygımız adalettir. Biz bu ülkenin demokratikleşmesini istiyoruz. Bu ülkenin bütün sorunlarının demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyoruz. 9 Temmuz’un yarattığı umut iklimi bunun için bir fırsat olabilir.”

    “İKTİDAR HESAPLARINA GİRMEDEN YENİ POLİTİKALAR ÜRETİLMELİ”

    Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda baskıcı otoriteye karşı mücadele eden demokratik bütün kesimlerle birleşerek mücadeleye devam edilmesi gerektiğini söyleyen KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Devrim Kahraman, “Dar iktidar hesaplarına girmeden bu kavgalardan uzak bir şekilde toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yeni politikalar üretmek zorundayız.” dedi.

    Cebrail ARSLAN /ANKARA

  • Tokat Zile Dernekler Federasyonu: Adaletin olmadığı bir ülkede sevgi ve barış da olmaz – VİDEO

    Tokat Zile Dernekler Federasyonu: Adaletin olmadığı bir ülkede sevgi ve barış da olmaz – VİDEO

    PİRHA – Adalet Yürüyü’ne katılımlar ve destekler İstanbul’a yaklaştıkça artmaya devam ediyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu öncülüğünde başlatılan Adalet Yürüyüşü’ne Tokat Zile Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Düzgün, Tokat İli Dernekler Federasyonu Gençlik Kolları Başkanı (TOKDEF) Aziz İpekçi, Tokat Eğitim ve Kültür Derneği Üyesi Mustafa Arslan, Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyesi Turan Hançerli ve Cumhuriyet Halk Partisi Giresun Eski İl Başkanı Mehmet Karaosmanoğlu katıldı.

    HABERİN VİDEOSU

    Ankara’dan İstanbul’a başlatılan Adalet Yürüyüşü’ne ilişkin Tokat Zile Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Düzgün, Tokat İli Dernekler Federasyonu Gençlik Kolları Başkanı (TOKDEF) Aziz İpekçi, Tokat Eğitim ve Kültür Derneği Üyesi Mustafa Arslan, Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyesi Turan Hançerli ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun Eski İl Başkanı Mehmet Karaosmanoğlu Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “80 MİLYON ADINA ADALET İSTİYORUZ”

    Başlatılan Adalet Yürüyüşü’nün 80 milyon insana lazım olduğunu belirten Tokat Zile Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Düzgün şunları kaydetti:

    “Bu adaleti sadece siyasi partiler ya da kişiler adına istemiyoruz. Başlatılan bu yürüyüş ile 80 milyon adına adalet istiyoruz. Adaletin olmadığı bir ülkede dostluğun sevginin kardeşliğin barışın hiçbir şeyin olmadığı görüldü. Hukuk olursa, adalet olursa insanların kendi ülkesindeki yaşam tarzı birbirine olan sevgisi ve barışçıl yaşam isteği daha da artar. Bu adalet arayışı herhangi bir etnik kökenin, siyasi partinin bireysel bir meselesi değildir. Türkiye’de yaşayan 80 milyon insanın meselesidir. Çocuklarımızın geleceğinin meselesidir. Hukuk olmayan bir yerde devletin bile hükmü olamaz.”

    “HALKIMIZ DEVLETLEŞEN BİR İKTİDAR TARAFINDAN YÖNETİLİYOR”

    Tokat İli Dernekler Federasyonu Gençlik Kolları Başkanı (TOKDEF) Aziz İpekçi ise Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne ilk defa kutuplaşmanın ve faşizan anlayışın zirvede olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Halkımız devletleşen bir iktidar partisi tarafından yönetilmektedir” dedi.

    “BİZLER, KÖPEĞİ DAHİ HARAM YEMEYEN PİR SULTANLARIN ÇOCUKLARIYIZ”

    “Biz sınıf mücadelesinde hep ezilenden taraf olduk” diyen Tokat İli Dernekler Federasyonu Gençlik Kolları Başkanı (TOKDEF) Aziz İpekçi şunları belirtti:

    “Kerbela’dan bu yana ezilen sınıfların mücadelesini verdik. Bizler bu topraklarda köpekleri dahi haram yemeyen pir sultanların çocukları, haksızlıklara boyun eğmeyen ve direnişin sembolü olan Şeyh Bedrettinlerin de torunlarıyız. Bugün bizler cumhuriyetin sigortasıyız. her yerde adaleti bağıracağız. Onlar ne kadar inatla, kinle, nefretle üzerimize gelseler de bizler barışı özgürlüğü adaleti savunacağız. Çünkü bizler bütün yaşamımız boyunca ve geçmişten bugüne bu anlayışı savunduk, bundan sonra da bu mücadeleyi devam ettireceğiz.”

    “ADALET YÜRÜYÜŞÜ’NE ÇOCUKLARIMIZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN KATILDIM”

    Tokat Eğitim ve Kültür Derneği Üyesi Mustafa Arslan, “Bu yürüyüşe katılmamak yanlıştır. Ben bugün yürüyüşün haklı talepler doğrultusunda yapıldığını düşünüyorum. Tarihi süreçlerde özgürlüğü ve bağımsızlığı hep halklar kazanmıştır. Ben de bugün başlatılan bu adalet yürüyüşüne çocuklarımız için, laik eğitim sistemi için, adaletin sağlanması için ve hakların kazanması için katıldım” dedi.

    “BU YÜRÜYÜŞ İLK DEĞİL SON DA OLMAYACAKTIR”

    Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Üyesi Turan Hançerli ise, “Ülkede hukuk ile ilgili çok ciddi sorunlar var. Yurttaşların önemli bir kısmı da hukuktan ve yargıdan memnun olmadıklarını ifade ediyorlar. Tabii ki siyasilere de bu ülkede yaşanan sorunları ve yurttaşların taleplerini kamuoyu ile paylaşmak düşüyor. Bu paylaşımların etkili olabilmesi ve çözüm yolunda adımlar atılabilmesi için siyasi partilere büyük görevler düşüyor. Biz yurttaş olarak Cumhuriyet Halk Partisi olarak adalet arayışımızın bir parçası olarak bu yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bu yürüyüş çabası ilk değil ve son da olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

    “SONUNA KADAR MÜCADELEMİZİ VERECEĞİZ”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun Eski İl Başkanı Mehmet Karaosmanoğlu ise, “Bu ülke bizim ve bu ülkeyi biz çocuklarımıza torunlarımıza bırakmak istiyoruz. Bu devleti birilerine kaptırmak istemiyoruz. Bu nedenle sonuna kadar mücadelemiz devam edecek. Bu yürüyüş de bunların bir parçası. Her alanda her koşulda her ortamda bunlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Adalet olmadığında, hukuk olmadığında Ortadoğu’da nelerin olduğunu görüyoruz. Biz Ortadoğu bataklığına sürülmek istemiyoruz. Bu nedenle bunca insan burada bu sıcakta işini gücünü bırakıp yürüyor ise hala bu ülke için bir umut var demektir. Buradaki hiç kimsenin siyasetten bir beklentisi yok ve bir karşılık almadan buraya geliyor” diye konuştu.

    İsmet SEFER/Sevim KAHRAMAN

    KOCAELİ