Etiket: kadınlar

  • Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    Alamutlu kadınlar doğa talanına karşı meşaleli yürüyüş gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- Aydın Bozdoğan’a bağlı Alamut köyündeki kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş yaptı. Köylerinde yapılmak istenen JES projesine tepki gösteren kadınlar, bir an önce bu projeden vazgeçilmesi çağrısını yinelediler.

    Zorlu Jeotermal Enerji Elektrik Üretimi A.Ş., Bozdoğan’a bağlı Alamut Mahallesi, Boykesiği ve Bozdoğan-Aydın karayolu kenarındaki 48 dönümlük sahada 50 MWe kurulu gücünde Nazilli Diracık JES projesinin tesis edilmesi ve işletilmesi için çalışmalara başladı.

    Projeyle ilgili olarak firmanın başvurusu üzerine Aydın Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişik Müdürlüğü tarafından ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi’ (ÇED) süreci başlatıldı.

    48 dönüm üzerine kurulmak istenen JES santralinin tamamı ise Alamut köyündeki tarım arazileri, ekili tarlalar, yüzlerce yıllık zeytinlikler ve su havzalarını içerisine alıyor.

    KADINLAR DOĞA TALANINA KARŞI YÜRÜDÜ

    İktidarın özellikle hedef aldığı kadınlar, yaşamın her alanında mücadelesini en üst düzeyde yürütüyor. İktidarın kadınlara ve doğaya karşı açtığı savaş paralellik gösterirken, doğa talanına karşı kadınların öncülük etmesi de tesadüf olarak görülmüyor.

    Dünyanın dört bir yanında kimliği, bedeni ve emeği için yüzyıllardır mücadele veren kadınlar, doğa talanına karşı da mücadelesini yürütüyor. Alamut köyündeki kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, doğa ve yaşam alanları için yürüyüş gerçekleştirerek, doğa talanına karşı verilen mücadelenin öncüsü olacaklarını kaydettiler.

    ‘Kadın Hayattır, Doğa Hayattır, Su Hayattır. Kadına, Doğaya, Suya Dokunma’ pankartı ile yürüyen kadınlar doğalarını korumak içinde sokağa çıkmaktan çekinmeyeceklerini belirttiler.

    Meşaleli yürüyüş, ‘Ovama, Suyuma, Toprağıma Dokunma’ sloganları ile son buldu.

    PİRHA/AYDIN

  • Malatya’da kadınlar seslendi: Cezasızlık nedeniyle failler sokakta dolaşıyor!-VİDEO

    Malatya’da kadınlar seslendi: Cezasızlık nedeniyle failler sokakta dolaşıyor!-VİDEO

    PİRHAMalatya’da Emek ve Demokrasi Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Yeşilyurt ilçesinde bulunan Emeksiz Üst Kavşak’ta basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, platform bileşeni siyasi parti ve kurum temsilcilerinin yanı sıra bir çok kadın katıldı, “Eşit ve özgür bir yaşam için baharı da barışı da kadınlar getirecek” denildi. 

    Malatya’da Emek ve Demokrasi Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Yeşilyurt ilçesinde bulunan Emeksiz Kavşağı’nda  basın açıklaması yaptı.

    Kitle adına basın metnini okuyan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şubesi Eş Başkanı Cansu Kaplan okudu.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinden etkilenen Malatya’da barınma sorunun bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen çözülmediğini belirten Kaplan, “Türkiye’de de uzunca bir zamandır etkisi açıkça hissedilen neoliberal politikalardan en fazla kadınlar etkileniyor. Çalışma biçimlerinin esnekleştirilmesi, sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılandırılması, iktidarın ekonomik, siyasal ve sosyal politikaları kadınların ev içindeki ve emek piyasasındaki konumunu olumsuz etkiliyor. Esnek, kısmi ve evden çalışma yaygınlaştırılıyor. Kadınların hane içindeki bakım görevlerini aksatmadan istihdam edilebilmelerini sağlayacak bir yöntem olarak kadınlara ataerkil kapitalizmin çıkarlarını kesiştiren bir çalışma alanı yaratılıyor” dedi.

    “İKTİDAR KADIN HAKLARINI GASP EDİYOR”

    AKP – MHP iktidarının kadın haklarını gasp ettiğini vurgulayan Kaplan, şunları kaydetti:

    “AKP/MHP iktidarı ve yanına aldığı ittifaklar Kadına Karşı Şiddetin ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıktı. 6284 Sayılı Kanun’un yerli ve milli olmadığını her fırsatta dillendiren AKP-MHP iktidarı, gerici-milliyetçi yeni ittifakı ve medyasıyla kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını, nefret söylemini yaygınlaştırıyor. Medeni Yasa’da yer alan kadınların lehine maddeleri hedef alan iktidar, yanına tarikat ve cemaatleri de alarak, mücadele ederek elde ettiğimiz haklarımızı gasp ediyor. Her gün en az 3 kadın katlediliyor. Faillerse cezasızlık, korumasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle etrafta gezmeyi sürdürüyor. Ama iktidar ataerkil kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun biçimde, fiili kürtaj yasakları ve nüfus politikalarıyla kadın bedenleri üzerinden, kadın cinselliği ve doğurganlığını denetlemeyi sürdürüyor” şeklinde konuştu.

    Açıklama slogan ve alkışlar ile son buldu.

    PİRHA/MALATYA

     

     

  • Ankara’da yüzlerce kadından 8 Mart yürüyüşü: Emeğimize sahip çıkacağız -VİDEO

    Ankara’da yüzlerce kadından 8 Mart yürüyüşü: Emeğimize sahip çıkacağız -VİDEO

    PİRHA – Ankara’da yüzlerce kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle bir araya geldi. Kadınlar, “Yaşamın her alanını örgütlemeye, erkek-devlet şiddetinin saldırılarına direnmeye, dünyayı bize dar etmeye çalışan erkek egemen sistemin yakasına yapışmaya devam edeceğiz ” dedi.

    Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla; demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, kadın örgütleri ve çok sayıda kadın bir araya geldi. Kolej Meydanı’nda buluşan kadınlar, Sakarya Caddesi’ne yürüyüş düzenledi. Yapılan yürüyüşte, “Jin, jiyan, azadi”, “kadın cinayetleri politiktir “,”susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından Sakarya Caddesi’nde Kürtçe ve Türkçe olarak açıklama metni okundu. Ankara Kadın Platformu adına metni, İlke Kumartaşlıoğlu ve Nebahat Çalpan okudu.

    “KADINLARIN DİRENİŞİNE SELAM OLSUN”

    “Haklarımızı da hayatlarımıza da sahip çıkıyoruz” diyen Kumartaşlıoğlu, “Bugün 8 Mart , kadınların direnişinin, mücadelesinin ve dayanışmasının günü! Erkek-devlet şiddetine, sömürüye, ayrımcılığa karşı haklarımız ve hayatlarımız için itaatsizliğimizi büyüttüğümüz gün!
    Lilith’tin, Orta Çağın cadılarının, Clara’nın, Rosa’nın, Mahsa Amina’nın ve mücadelemize ilham olan tüm kadınların direnişine selam olsun!” dedi.

    “KAZANDIĞIMIZ HAKLARIMIZI TARTIŞMAYACAĞIZ”

    AKP-MHP ittifakı kadın düşmanı politikalarla en temel haklara saldırmaya devam ettiğini belirten açılama şu ifadeler ile devam etti:

    “Medeni Kanun’da yapılmak istenen değişiklik ile kadınların nafaka hakkına göz koyulurken, ”aile arabuluculuğu’ sistemi ile kadınların boşanması zorlaştırılarak ”kutsal aile’leri içerisinde yola getirilmeye çalışılıyor.
    Bizler biliyoruz ki kadınları öldürenler en yakınlarındaki erkekler. Sadece bir günde 8 kadın eski eşi yada boşanmaya çalıştığı erkekler tarafından öldürüldü. Devletin en temel sorumluluğu olan kadınların yaşam hakkını korumak, şiddeti önlemek, failleri cezalandırmak yerine kadınların kazanılmış haklarına saldırılıyor.
    İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesi sürecinde olduğu gibi, 6284 sayılı Kanun, aileleri dağıttığı gerekçesiyle tartışmaya açılıyor.
    Mücadele ederek bir bir kazandığımız haklarımızı tartıştırmayacağız.”

    “EMEK SÖMÜRÜSÜNE KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ”

    Rojava’da direnen kadınları selamlayan Kumartaşlıoğlu, “Yoksulluğun giderek derinleştiği, kadınların en güvencesiz, en esnek ve en ucuz işlere mahkum edildiği bu dönemde emeğimizin sömürüsüne karşı sesimizi yükseltiyoruz. Agrobay’dan, Özak Tekstil’e hakları ve emeği için direnen kadınların mücadelesini selamlıyor, direnişlerini dayanışmamız ile dört bir yanda büyütüyoruz. İşsizlikle, açlıkla sınanan kadınlar olarak ev içi bakım emeğimizin görünmemesini kabul etmiyoruz. Görünmeyen emeğimizin sesini yükseltmeye, emeğimize her alanda sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    Kumartaşlıoğlu, şunları kaydetti:

    “Dünyanın dört bir yanında emperyalist savaşlar ve işgaller devam ediyor. Savaş naraları atarak barışın sesini susturmaya çalışanlar iyi bilmeli ki, kadınlar barışta ısrarcı. Çünkü kadınlar olarak savaşlardan en çok bizler etkileniyoruz. Rojova’da direnen kadınları selamlıyoruz.
    Barışın egemen olduğu bir ülkeyi kurmak isteyenler olarak Filistin halkının direnişini selamlıyoruz. Nehirden denize özgür Filistin sözüne sahip çıkmaya devam edeceğiz!
    Afeti felakete çeviren AKP-MHP ittifakı hala deprem bölgesindeki halkın taleplerini yerine getirmiyor. Ölüme terk edilen binlerce insan en temel hakları için mücadele etmeye, hesap sormaya devam ediyor.
    Kadınlar olarak her felakette olduğu gibi yine en çok etkilenen bizler olduk. Deprem bölgesinde hala barınma, beslenme, hijyen gibi en temel ihtiyaçları karşılanmıyor kadınların. Kadınlar, erkek şiddetine karşı en temel hukuki haklarına bile ulaşmakta zorlanıyor. Depremden etkilenen kadınların taleplerini büyütmeye, yaşam hakkımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

    “DEVLET VAROLUŞLARIMIZA SALDIRIYOR”

    Devlet bugün kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı ile varoluşlarımıza saldırıyor. EsatEryaman’da yaşananlar hala aklımızdayken bugün Bayram Sokak’ın sahibi trans kadınların evlerine mühür vuruluyor. Barınma ve yaşam haklarına saldırılan trans kadınların mücadelesine sahip çıkmaya devam edeceğiz.
    Kadınlara yoksulluk, işsizlik ve kriz dışında bir şey vaat edemeyenler dişimizi biraz daha sıkmamız gerektiğini, fedakarlık yapmamız gerektiğini söylüyor.
    Bu ülkede milyonlarca çocuk okula aç gidiyor, tarikat yurtlarında istismar ediliyor.
    Üniversiteliler barınma haklarını talep ettiği için gözaltılar, soruşturmalar ile karşı karşıya kalıyor. Çaresizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik sonucu genç intiharlarının sayısı her geçen gün artıyor.
    Dayatılan bu karanlığa karşı Üniversiteli kadınlar örgütlenmeye, güvenli yurt ve kampüs talepleri için mücadele etmeye devam ediyor.

    “VARIZ VAR OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “Kentleri inşa etmeye kararlıyız” diyen kadınlar, “Yerel seçimlere gittiğimiz bu süreçte kamusal haklarımıza sahip çıkmaya kadınların ve LGBTİ+ların eşit, özgür yaşadığı kentleri inşa etmeye kararlıyız. Kadınlar olarak bu kentin her yerinde vardık, varız ve varolmaya devam edeceğiz!
    Yaşamın her alanını örgütlemeye, erkek-devlet şiddetinin saldırılarına direnmeye, dünyayı bize dar etmeye çalışan erkek egemen sistemin yakasına yapışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Yapılan açıklamanın ardından Gültan Kışanak’ın mektubu okundu.

    18. FEMİNİST GECE YÜRÜYÜŞÜ: YAKAMADIĞINIZ CADILARIN TORUNLARI BURADA

    Açıklamanın ardından, Ankara’da 18. Feminist Gece Yürüyüşü için “Feminizmin yaktığı ateş sokakta, karartamaz geceleri patriyarka” pankartıyla yürümek isteyen kadınların önüne polis barikat kurdu. Kadınların ve LGBTİ+’ların yürüme ısrarı sonucu polis barikatı açmak zorunda kaldı.

    Yürüyüşün ardından kadınlar Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi. Yapılan açıklama şu ifadeler yer verildi:

    “Biz neşesini mücadelesine katan, sesini öfkesinde ve kahkahasında yükselten kadınlarız. Yakamadığınız cadıların torunları burada!
    Bütün yüzlerini çok iyi bildiğimiz patriyarkadan beslenen, devletlerin, iktidarların, erkeklerin özgürlük mücadelemizi engelleyemediği kadınlarız!
    Evde, işte, sokakta, kampüste, fabrikada emeğimizi sömürenlere karşı isyanı ve direnişi yükseltenleriz!
    İnadından ve umudundan vazgeçmeyen, hayatı ilmek ilmek örenleriz! Patriyarkanın biçtiği rolleri reddeden kalıplara sığmayan feministleriz!

    Dilimize, etnik kimliğimize, cinsel yönelimimize, cinsiyet kimliğimize, inancımıza, inançsızlığımıza, varoluşumuza, bedenimize düşman olan patriyarkal kapitalizme karşı inatla yürüyenleriz evlerden sokaklara taşan sokaklardan caddelere isyanı taşıyan feministleriz!

    İkili cinsiyet rejimiyle yaşamlarımızı kuşatan Heteropatrarkaya karşı duran kadın+larız! İsyanımız da arzumuz da bizim!

    Örgütlenme hakkına saldırılan, dernekleri, örgütleri kapatılan, siyaset yapması engellenerek haksız yere hapishanelerde tutulan Kürt kadınlarız. jin jiyan azadi diye haykıranlarız!”

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul Sıraselviler’de kadınların ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ başladı – VİDEO

    İstanbul Sıraselviler’de kadınların ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ başladı – VİDEO

    PİRHA – Tüm yasaklamalara rağmen 22. 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü için Taksim Sıraselviler’de toplanan kadınlar sloganlarla Cihangir Otoparkı’na doğru yürümeye başladı. Yürüyüş sırasında ‘Yaşasın feminist mücadelemiz’, ‘Jin, Jiyan, Azadi’, ‘Rojavalı kadınlar yalnız değildir’, ‘Filistinli kadınlar yalnız değildir’ sloganları atıldı.

    İstanbul’da düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’ne binlerce kadının yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti)İstanbul Milletvekilleri Özgül Saki ve Kezban Konukçu, DEM Parti İstanbul Belediye Eş Başkan Adayı Meral Danış Beştaş da katıldı.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Feminist Gece Yürüyüşü yapmak isteyen kadınlar tüm yasaklamalara rağmen Taksim Sıraselviler’de bir araya gelmeye devam ediyor. Sıraselviler’de toplanan kadınlar sloganlarla Cihangir Otoparkı’na doğru yürümeye başladı.

    Renkli görüntülere sahne olan yürüyüşte kadınlar, bir binaya sinevizyonla ‘8 Mart” ve ‘Kurtuluşumuz feminist mücadele’ yazılarını yansıttı. Yürüyüş sırasında ‘Yaşasın feminist mücadelemiz’, ‘Jin, Jiyan, Azadi’, ‘Rojavalı kadınlar yalnız değildir’, ‘Filistinli kadınlar yalnız değildir’ sloganları atıldı.

    Taksim’in hemen hemen her noktası Feminist Gece Yürüyüşü dolayısıyla polis barikatlarıyla kapatılırken, Taksim’e çıkan metro girişlerinin ise İstanbul Valiliği kararıyla ikinci bir emre kadar kapatıldığı duyuruldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de kadınların 8 Mart coşkusu: İsyanımızla erkek sistemini yıkacağız- VİDEO

    Mersin’de kadınların 8 Mart coşkusu: İsyanımızla erkek sistemini yıkacağız- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Mersin Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kadın mitingi ile kutladı. Yapılan konuşmalarda, “İsyanımızla, öfkemizle bu erkek sistemini yıkacağız. Biz alanları doldurdukça erkek egemen sistemin temelleri sarsılıyor. Geliyoruz, gümbür gümbür geliyoruz” denildi. 

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi ve Tevgera Jinen Azad (TJA) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, Şevket Sümer Mahallesi’nde kadın mitingi gerçekleştirdi.

    Miting öncesinde DEM Parti Akdeniz İlçe Örgütü’nden Güneş Mahallesi’ne yürüyen kadınlar burada zılgıtlar ve erbaneler eşliğinde kadın seçim bürosu açılışını yaptı. Kadınlar daha sonra buradan miting alanına yürüdüler. Yürüyüşe DEM Parti milletvekilleri Perihan Koca ile Gülistan Kılıç Koçyiğit, DEM Parti Akdeniz Belediyesi Eş Başkan Adayı Nuriye Arslan, DEM Parti Mersin İl Örgütü, eski Akdeniz Belediyesi Eş Başkanı Yüksel Mutlu, DEM Parti ilçe örgütlerinden kadınlar, Barış Anneleri ve Akdeniz Mahallesi’nde yaşayan kadınlar yoğun katıldı.

    Kadınlar miting alanında, “Savaşa değil kadına bütçe”, “Eş başkanlık mor çizgimizdir”, “Kadın, yaşam, özgürlükle özgürlüğe” pankartları açıp, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Kadınların demmi” dövizleri taşıdı.

    “SALDIRILARIN SEBEBİ KADIN MÜCADELESİNDEN KORKMALARIDIR”

    Miting’de söz alan Nuriye Arslan, Dünya Kadınlar Günü’nün tarihçesine ve önemine dikkat çekerek, “Dün Tarsus’ta yine bir kadın bir polis tarafından katledildi. Eğer bir olursak bu zihniyet birimizi bile yok edemez. Kadın mücadelesinden korktukları için saldırılarını kadınların üzerinde yoğunlaştırıyorlar, Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel gibi yüzlerce kadın arkadaşımız cezaevlerinde tutuluyor. Onlar cezaevlerinde mücadelelerini sürdürüyor. Kadın mücadelesini sürdüren arkadaşlarımızla dünyanın rengini barışa büründüreceğiz” dedi.

    “KADIN YOKSULLUĞU ARTIYOR”

    Ardından söz alan DEM Parti Milletvekili Perihan Koca da Tarsus’ta katledilen Merve Bayer’i anarak sözlerine başladı. Öfke ve isyanda olduklarını söyleyerek, “İsyanımızla, öfkemizle bu erkek sistemini yıkacağız” sözlerini kullandı.

    DEM Parti Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise erkek-devlet şiddetine karşı alanlarda olduklarını belirterek şunları söyledi:

    “Biz alanları doldurdukça erkek egemen sistemin temelleri sarsılıyor. Geliyoruz, gümbür gümbür geliyoruz. Bu ülkede her şeye, herkese para var. Bir tek kadına yok. Kadın yoksulluğu her geçen gün artarken iktidar saraydan, şatafattan hiç tasarruf yapmıyor.”

    Miting, yapılan konuşmaların ardından canlı müzik eşliğinde çekilen çoşkulu halaylarla devam etti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Yalıncakoğlu: Yönetimde olmak erkekler için müthiş bir konfor alanı-VİDEO

    Yalıncakoğlu: Yönetimde olmak erkekler için müthiş bir konfor alanı-VİDEO

    PİRHA-Cemevlerinde her türlü hizmeti yürüten kadınlara Alevi kurumlarında yeterli temsiliyet verilmemesine tepki gösteren Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Ana Sevim Yalıncakoğlu, yönetimde olmanın erkekler için bir konfor alanı olduğunu söyledi. Yalıncakoğlu, “Üzerimizden bir çığ gibi geçen asimilasyon şiddetini, bu Muaviye zihniyetini bir atalım. Bu Yol’un bize öğrettiği zaten bizi doğru yolda götürür” dedi. 

    Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, cemevlerinde her türlü hizmeti yürüten kadınlara yönetimlerde yer verilmemesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    “HİÇBİR ERKEK KADINDAN DAHA AKILLI DEĞİL”

    Hiçbir erkeğin kadından daha akıllı olmadığına vurgu yapan Yalıncakoğlu, “Biz de sizden yüksek akıllı değiliz ama sizin kadar bizim de analiz gücümüz var. Siz politika konuşuyorsunuz, biz de konuşuyoruz. Ekonominin en babasını, en dibini biz biliyoruz. Bunun içinde yaşıyoruz, hayatı biz yaşıyoruz. Bırakın biraz da buraların nasıl yöneteceğine de azıcık biz karar verelim” dedi.

    Yalıncakoğlu, “Ait olduğunuz bir yerde eğer siz yoksanız bu, haklarınızın elinizden alındığı anlamına gelir” diyerek “Zamanın ruhu, zamanın baskısı nedeniyle bu haklar bizden alınmış demektir. Şimdi erkekler yönetmeyi, konforu, sahip olmayı sever. Eğer boşluk bırakırsanız, meydan verirsiniz, talep etmezseniz erkekler yayılmayı da sever. Erkeklerin karakteri yayılmacı bir karakterdir” diye ekledi.

    Kadınların cemevlerinin birçok hizmetinde olduğu gibi yönetimlerde de olmaları gerektiği noktasında kadınlara çağrıda bulunan Yalıncakoğlu, “Yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi gelip almayı bileceksin. Nasıl cemevlerinin temizliğinde varsınız, merdivenlerin temizliğinde, çay dağıtımında, kermeslerde, sosyal alanlarda, cemlerde, Hakk’a yürüme ekranlarında nasıl saf tutuyorsanız yönetim mekanizmasında da olacaksınız” diye belirtti.

    “BU TOPRAKLAR BACIYAN-İ RÛMİ’NİN OLDUĞU TOPRAKLARDIR”

    Bacıyan-i Rumi’nin bulunduğu bu topraklarda, onun ruhu ile kadınların birbiriyle dayanışması gerektiğini vurgulayan Sevim Yalıncakoğlu, “Tarihte toplumlar, topluluklar ileriye dönük yaşamlarını sürdürdükçe daha da çağdaşlaşır. Halklar özgürlüğünü genelde yaşayarak kazanır. Biz gerçekten ‘Kara Kazan’ı birlikte kaynatıp özgür çağdaş ve birbirine rızalık veren bir halk olacaksak, bizim geriye dönüp bakmamız lazım. Bizi oradan buraya getiren ve bizi biz yapan o değerlerin yaşam pratiklerine baktığımız zaman biz bu işi çözeriz” dedi.

    Eski kaynaklara bakıldığında Fatma Ana’nın, Kadıncık Ana’nın, Bacıyan-i Rûmi’nin karakterlerinin daha rahat görülebileceğini belirten Yalıncakoğlu, şunları kaydetti:

    “Hünkârın sözü olan ve tek başına ‘Eline, beline, diline sahip ol’ demekle bitmiyor. Biz genelde diğer 3 öğüdü söylemiyoruz. ‘Eline beline, diline, aşına, eşine, işine sahip ol’ Bu öğüt kadına ve erkeğe söylenir. Sanki bunu sadece erkeklere verilmiş bir öğüt olarak görülmesi doğru bir şey değil. Sonundaki o 3 öğüt nedense kesilmiş. ‘Aşına, eşine, işine sahip’ çık sözü hepsi bir arada kadına ve erkeğe birlikte verilmiş bir öğüttür” diye konuştu.

    “ALEVİLİK HER ŞEYE BİR MİSYON YÜKLER”

    Cemevlerinin Alevi inancını bugünden yarına taşıyacak olan yerler olduğunu belirten Yalıncakoğlu, “Buraları bina olarak düşünmemek lazım. Alevilik her şeye misyon yükler. Siz burayı Hakk’a ulaşmanın bir mekânı olarak görürseniz burası Hakk’a ulaşmanın bir mekânıdır artık. Mevcut taleplerin ya da hizmet bekleyen Alevi canlara ne yapılması gerektiğine de kadın ve erkek birlikte karar verecek. Çünkü o hizmeti alan, talep eden canlarda kadın erkek ayrımı yok” şeklinde ifade etti.

    “YÖNETİMLER ERKEKLER İÇİN MÜTHİŞ KONFOR ALANI”

    Erkeğe de kadına da Hakk’a yürüme erkanı yapıldığının altını çizen  Yalıcakoğlu, şöyle devam etti:

    “Nasıl her mertebede eşitsek, nasıl ki burada kadının da, erkeğin de lokmasını yediriyorsak, bu hizmetlerin nasıl yürüyeceği, bu politikaların nasıl yapılacağı, devlete karşı nasıl durulacağı ve başımıza bela çıkarılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı nasıl politikalar geliştirileceğine karşı kadın erkek aklıyla hep beraber çözmemiz lazım.”

    “KADINLARI ÇAĞIRMAYIN, KADINLARIN YERİNİ BOŞ BIRAKIN”

    Yönetimlerde 7 kişinin hepsinin de erkeklerden oluştuğunu, sorulduğunda ise’ kadınlar gelmiyor’ denilmesinin doğru olmadığını belirten Yalıncakoğlu, “Soruyorum, ‘hiç mi biri yoktu’ diyorum, ‘biz çağırdık ama kadın arkadaşlardan kimse gelmedi’ diyorlar. Çağırmayın, kadınların yerini boş bırakın. Siz bir boş bırakın, biriniz kalkın ki biz oturalım. Oradan biz mi kaldıralım sizi, bunu mu istiyorsunuz? Gelin alın yerinizi. Siz gelip almazsanız kimse yerinden yer açmıyor, onu bir kere söyleyeyim. Buralar erkekler için müthiş konfor alanı” diyerek tepki gösterdi.

    “ÜZERİMİZDEN ÇIĞ GİBİ GEÇEN ASİMİLASYON ŞİDDETİNİ ATALIM”

    Erkeklerin hiçbirisinin kadınlardan daha akıllı olmadıklarını vurgulayan Sevim Yalıncakoğlu, şunları ifade etti:

    “Biz de erkeklerden yüksek akıllı değiliz, ama erkekler kadar bizim de analiz yapma gücümüz var. Siz politika konuşuyorsunuz, biz de konuşuyoruz. Ekonominin en babasını, en dibini biz biliyoruz. Bunun için de hayatı biz yaşıyoruz. Bırakın biraz da buraları nasıl yöneteceğine de azıcık biz karar verelim.
    Kadınlar bir şeye canı gönülden bağlılarsa, onu bugünden yarına götürülmesi için canla başla çalışırlar. Kadınlar var olan işini sessiz sedasız ama düzenli yürütürler. Üzerimizden bir çığ gibi geçen asimilasyon şiddetini, bu Muaviye zihniyetini ve tarihten günümüze gelen siyasal İslam zihniyetini, üstümüzdeki o tortusunu bir atalım. İnanın biz baş başa kaldığımızda hiç kimsenin bir şeyi dizayn etmesine gerek yok. Bu Yol’un bize öğrettiği zaten bizi doğru yolda götürür. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Muhtar adayı Kalsen: Kadınlar yönetimde olunca sorunlar daha rahat çözülecek -VİDEO

    Muhtar adayı Kalsen: Kadınlar yönetimde olunca sorunlar daha rahat çözülecek -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in en büyük ve en çok adayın yarıştığı Atatürk (Sihenk) Mahallesi muhtar adaylarından Sema Kalsen, mahalleye hakim olduğunu, sorunları gördüğünü ve bunun için oy istediğini belirtiyor. Kalsen, “Kadınlar yönetimlerde olsunlar. Kadınlar yönetimde olduğu sürece sorunlar daha güzel, daha rahat, daha kolay çözülecek” dedi.

    İşsizliğin ve ekonomik sıkıntıların yoğun yaşandığı Dersim’de, 31 Mart Yerel Seçimleri için en büyük yarış muhtar adayları arasında geçiyor. Kent merkezi ve ilçelerdeki mahallelerden köylere kadar sirayet eden bu yarış, belediye başkanlığı seçimlerini geride bırakacak noktada. Çünkü işsizliğin, ekonomik darboğazların ve buna bağlı olarak artan göçlerin tam merkezinde yer alan Dersim’de, muhtarlık makamı da en önemli istihdam alanlarından biri olarak görülüyor.

    DERSİM’İN EN BÜYÜK MAHALLESİ’NDE ONLARCA ADAY YARIŞIYOR

    Atatürk Mahallesi (Sihenk), Dersim’in en büyük mahallesi, en çok seçmenin yaşadığı bir yer, aynı zamanda Dersimli olmayan nüfusun da en çok yaşadığı bu mahallede çok sayıda muhtar adayı yarışıyor. Adayların çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Kent genelinde kadın muhtar adaylarına ilgi de oldukça yoğun.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Atatürk Mahallesi (Sihenk) kadın muhtar adaylarından Sema Kalsen’e mikrofon uzattık.

    “MAHALLEMİZİN BİRÇOK SORUNU VAR”

    Uzun süredir Atatürk Mahallesi’nde yaşadığını belirten Kalsen, “Halkıma hizmet etmek için özellikle mahallemin temiz bir mahalle olması için, sorunlarını çözmek için muhtar olmak istiyorum. Projelerim var, düşüncelerim var. Bunları yapmak için heyecanla bekliyorum” dedi.

    Mahallesinin çok sorunu olduğunu vurgulayan Kalsen, bu sorunları şöyle dile getirdi:

    “Sokak hayvanları sorunumuz var. Bunları iyileştirmek, daha iyi koşullarda yaşatmak, çok başıboş canlarımız var. Bunlara sağlıklı koşullarda barınaklar sağlamak, mama sağlamak, bakımlarını sağlamak istiyorum.

    “TOPLU TAŞIMA GÜZERGAHLARINI ARTTIRMAK İSTİYORUM”

    Artı, trafik sorunumuz var, ulaşım sorunu var. Belli güzergahlar var. Bunları biraz daha fazlalaştırmak ve toplu taşıma güzergahlarını biraz daha mahalleye yaymak istiyorum. Afetle ilgili planlarım, projelerim var. Yerel yönetimle koordineli bir şekilde çalışmak, toplantılar yapmak, mahalle sakinlerini bilgilendirmek, onlarla beraber sorunlarımızı çözmek istiyorum. Halkın sorunlarını halkımızla beraber, onların fikirlerini de alarak hep beraber, koordineli bir şekilde belediyelerle, valilikle kısacası kurumlarla beraber çözmek istiyorum.
    Çevre sorunu, çevre temizliği çok önemli. Hijyen çok önemli. Ben her kapıyı çaldığımda, her binaya gittiğimde gerçekten de mahalleyi çok temiz görmüyorum ve bunun acilen çözülmesi lazım.”

    “DERSİM’DE KADININ KİMLİĞİ ÇOK DAHA ÖN PLANDA”

    Halktan çok sıcak ve çok olumlu destekler aldığını, halkın özellikle kadın adayları desteklediğini ve kadın muhtar görmek istediklerini ifade eden Kalsen, “Dersim’de kadın kimliği çok daha ön planda. Kadınlar daha çok işin içindeler, yönetimdeler ve gerçekten sorunların üzerine gidiyorlar. Bu konuda deneyimliler diye düşünüyorum. Her yerde kadınlarımızı görmek istiyorum” diye belirtti.

    Kadınları daha çok ön planda tutacağını söyleyen Kalsen, “Mesela kapısını çaldığım bir kadın seçmenimiz, ‘ben evde bunalıyorum’ dedi. Kadınlara yönelik bir yer olsun. Benim de gidip oturup vakit geçirebileceğim yerler olsun. Gerçekten de bu biraz eksik. Kadınlara yönelik çok güzel spor alanları olabilir. Beraber daha güzel aktiviteler yapabiliriz. Bunları sağlayabilirim ve bunların yapmak için sabırsızlanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    “KADINLARIMIZ YÖNETİMLERDE OLSUNLAR”

    Göreve hazır olduğunu, mahalleye hakim ve her tarafını çok iyi bildiğini, sorunları gördüğünü ve bunun için oy istediğini vurgulayan Atatürk Mahallesi (Sihenk) kadın muhtar adaylarından Sema Kalsen, son olarak şunları kaydetti:

    “Kadınlar daha ön planda olsunlar. Bunu çok istiyorum. Kadınlarımız yönetimlerde olsunlar. Kadınlar yönetimde olduğu sürece sorunlar daha güzel çözülecek, daha rahat çözülecek, daha kolay çözülecek diye düşünüyorum. Kadınlar her tarafta olsunlar. Buradan tüm kadınların, emekçi kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”

    Nuray ATMACA-Eyüp HANOĞLU/DERSİM

     

  • Esen: Adıyaman’da depremden sonra anne karnında bebek ölümleri arttı-VİDEO

    Esen: Adıyaman’da depremden sonra anne karnında bebek ölümleri arttı-VİDEO

    PİRHA-8 Mart Kadınlar günü yaklaşırken, SES Adıyaman Şube Eş Başkanı Emine Esen, deprem sonrası Adıyaman’da kadınların yaşadığı zorlukları anlattı. Esen, konteynerlerde yaşamak zorunda kalan kadınların ruhsal ve bedensel problemler yaşadığını belirterek, “Son dönemlerde anne karnında bebek ölümleri gerçekleşiyor. Bunu da deprem sonrası yaşanan ruhsal sorunlara bağlayabiliriz” dedi. 

    6 Şubat Maraş merkezli depremlerin olduğu illerde barınma sorunuyla birlikte kadınlar ve çocuklarda ruhsal ve bedensel hastalıklar baş gösterdi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Adıyaman Şube Eş Başkanı Emine Esen, son dönemlerde kadınların düşük yapmasında, anne karnında bebek ölümlerinde artış olduğunu söyledi.

    Esen, İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı tarafından tek taraflı feshedilmesini eleştirerek, “İstanbul Sözleşmesi’nin sürdürülememesi, kadın cinayetlerinin önünü açarak sorunun daha derinleşmesine neden olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesinin kararı verilirken kadınlara sorulmadı erkekler tarafından karar verildi” şeklinde konuştu.

    Konteyner kentlerde yaşam mücadelesi veren kadınların yaşadığı sorunlara da değinen Esen, “Depremin üzerinden bir yıl geçti ama sorunlar hala çözülemedi. Sağlıklı ısınamama, yetersiz beslenme, B12 vitamin eksikliği, yaz aylarında konteynerlerin fazla sıcak olması sorun” dedi.

    “BAZI SOSYAL HİZMETLER SAĞLANSA DA YETERLİ DEĞİL”

    Deprem bölgesinde yaşayan insanların psikolojik destek alması gerektiğini ifade eden Esen, “Hepimizin bir rehabilitasyona ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Belli alanlarda kısmen rehabilite alanları oluştu aslında. Dikiş nakış kursları, kuaförlük kursları açıldı ama bunlar da bir nebzeye kadar onların sosyal hayat içinde yaşamalarını sağlıyor” diye belirtti.

    “DEPREMDEN SONRA ANNE KARNINDA BEBEK ÖLÜMLERİ GERÇEKLEŞİYOR”

    Her şeyden önce bir barınma sorunu olduğunu, bunun kadınları etkilediğini dile getiren SES Eş Şube Başkanı Emine Esen şunları ifade etti:

    “Kadınların yaşadığı sorunlar arkasından doğal olarak çocukları etkiliyor. Kadınlarda uykusuzluk, baş ağrısı, strese bağlı olarak bir takım psikolojik sorunlar olduğunu görmeye başlıyoruz. İnsanlar gelecek konusunda kaygısızlık yaşıyor, bu da insanlarda uykusuzluk, stres hatta son dönemlerde anne karnında bebek ölümleri gerçekleştiriyor. Daha önce bebek ölümleri formu doldurmamıştım ama depremden sonra kendi çalıştığım birimde doldurdum. Bunu da deprem sonrası yaşanan ruhsal sorunlara bağlayabiliriz.”

    “KADINLAR GÜNÜ SADECE 8 MART’A SIĞDIRILMAMALI”

    Emine Esen, kadınlar gününün bir zaman dilimine sığdırılmaması gerektiğine vurgu yaparak, “Kadınların haklarının sadece billboardlarda ya da internetlerde paylaşarak basitleştirilmesi bu durumun içinin boşaltması anlamına geliyor. Ekranlarda bunun sevgililer günüymüş gibi yansıtılmasının anlamsız ve gerçeklerden uzaklaştırılması söz konusu. Kadın kesinlikle demokratik hayatı zorlayacak kesimdir. Bu kesim çocuklarına da o demokratik alanı sağlayacaktır. Kendi yaşadığı ortamla birlikte erkeğin de demokratikleşmesini sağlayacaktır” dedi.

    “KADIN MÜCADALESİNİ YANIMIZDAKİLERİ ÖZGÜRLEŞTİREREK BAŞARACAĞIZ”

    Kadın özgürlük hareketinin çevrelerindekilere benimseterek çözüleceğine değinen Esen, şöyle devam etti:

    “Sağlık veri açısından, sayısal veri açısından incelediğimizde kadınlar daha yoğun çalışıyor. Özellikle hemşire alanında baktığınız zaman sayısal verilerin çok olduğunu görüyorsunuz. Peki kadınlar ne yapabilirler? Bence kadınlar kendi sınırlarını zorlayabilirler. Kendileri farkına varmak zorundalar. Bunun için de o bilinç düzeyinin oluşması, o erkek hegemonyasının kırılması gerekiyor. Bunu nasıl başaracağız yanımızdakini özgürleştirerek başaracağız. Bütünsel olarak baktığımızda aslında bu bir Orta Doğu sorunu. Annelerimiz emektar, üretken insanlardır. Çocuklarımızı büyütürken davranış kalıplarını eşit şekilde göstermesi gerekiyor. Kız çocukları, kadınlar ülkede barışı sağlayacak. Savaşı kadınlar çıkarmıyor, erkekler çıkarıyor. Anaerkil toplumda da böyleydi.  Çocukların cinsiyet üzerinde etkinliği ne zamanki öğreniliyor, o zaman o ataerkil sistemle birlikte savaşlar ve kıyımlar başlıyor. Bunları her zaman göz önünde bulundurup, planlamamız lazım.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

     

  • ‘Yerel yönetim kademelerinde Alevilerin önü kesilmemeli’ -VİDEO

    ‘Yerel yönetim kademelerinde Alevilerin önü kesilmemeli’ -VİDEO

    PİRHA- 31 Mart Yerel Seçimlere ilişkin kadınların taleplerini dile getiren Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyesi Aysel Demir ile Mersin Cemevi üyesi Zeynep Kaya, kadınlar için güvenli kentler istediklerini ve yerel yönetim kademelerinde Alevilerin önünün inançtan dolayı kesilmemesi gerektiğini söylediler.

    31 Mart Yerel Seçimlere 37 gün kalmışken, partiler belirledikleri belediye başkan adaylarıyla seçim çalışmalarına devam ediyor. Adaylar, çeşitli vaatlerle kentteki her bir yurttaştan oy isterken, özellikle kadınlar, her seçim söz verilen ancak çoğu yerine getirilmeyen taleplerinde ısrarcılar. Kadınlar güvenli kentlerde, eşit bir şekilde yaşamak istediklerinin altını çiziyor.

    Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyesi Aysel Demir ve Mersin Cemevi üyesi Zeynep Kaya, kadınların yerel yönetimlerden neler talep ettiğini PİRHA’ya anlattılar.

    “ALEVİ KADINLAR ARTI YÜKLE MÜCADELE EDİYOR”

    Aysel Demir, toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle tüm kadınların yaşadığı sorunların ortak olduğunu ancak inanç noktasında yapılan baskıların Alevi kadınlara artı bir sorun yarattığına değindi. Demir, “Merkezi ve yerel düzeyde tüm kadınlara uygulanan sorunlarda ortaklaşan bir noktadayız ama inançtan kaynaklı Alevilere yapılan baskılar, asimilasyon politikaları artı bir yük olarak Alevi kadınların önünde duruyor. Alevi kadınlar, kadın odaklı sorunların yanında bir de bu tür baskılarla mücadele etmek zorundalar” dedi.

    Demir, “Kadınlar nasıl bir kent istiyor?” sorusuna “Demokrasi kültürünün yerleşik olduğu, ekolojik dengenin olduğu, kısıtlanmalardan uzak kentler istiyoruz” diye yanıt verdi.

    DEM Parti dışındaki partilerde kadınların eşit temsilden çok uzak olduğuna dikkat çeken Demir, “O partilerde hala bir denge yok ve kadınlar çok arkalardan yetişmeye çalışıyorlar. Genel tabloya baktığımız zaman eşitlik adına yürünecek çok yol var gibi görünüyor” sözlerini kullandı.

    “KADINLARIN ÖNÜNÜN KESİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Zeynep Kaya da genel merkez düzeyinde ve yerelde özellikle Alevi kadınların görünür olmasını; belediye başkanlıkları, meclis üyelikleri noktasında Alevi inancından dolayı önlerinin kesilmemesini istedi.

    Yerel yönetimlere aday olan kişilerin kullanacakları dilin eşitlikçi ve barışçıl olması gerektiğine vurgu yapan Kaya, kadınların taleplerine ilişkin şunları söyledi:

    “Adayların kadınlar için güvenli kentler yaratmak, bu konudaki projelerinin neler olduğunu yerele duyurmaları lazım. Kadın kotalarına dikkat ederek hareket etmeleri, pozitif ayrımcılık yapmaları ve her partinin fermuar sistemini hayata geçirmesi gerekir. Ancak şu an mevcut duruma baktığımızda kadınların önünün kesildiğini görüyoruz.

    “BÜTÜN VATANDAŞALRA EŞİT KOŞULLARDA HİZMET VERİLMELİ”

    Ekolojik hayatın sahiplenildiği, güvenlik noktalarının oluşturulduğu, kadın emeğinin görünür olduğu, kadınların ürünlerini satabildiği pazarların kurulduğu, ulaşımın güvenli olduğu kentler istiyoruz. Bu yerel seçimlerde hangi parti belediyeleri kazanırsa kazansın sosyal devlet anlayışıyla şehri sahiplenecek çalışmalar yapmalı ve bütün vatandaşlara eşit koşullarda hizmet verilmesi gerekir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Sosyalist Kadın Hareketi’nden üyelerinin polisler tarafından ısrarla aranmasına tepki -VİDEO

    Sosyalist Kadın Hareketi’nden üyelerinin polisler tarafından ısrarla aranmasına tepki -VİDEO

    PİRHA- Sosyalist Kadın Hareketi, deprem sebebiyle Antakya’dan göç etmek zorunda kalan bir kadının Ankara Terörle Şube Müdürlüğünce ısrarla aranması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Arkadaşımızın tehditvari bir şekilde ve sürekli aranması Ankara Emniyeti’nin bizden ve çalışmalarımızdan ne kadar korktuğunun açık kanıtıdır” dedi.

    Sosyalist Kadın Hareketi Ankara, bir yıla yakın zamandır, Sosyalist Kadın Hareketi çalışmalarına katılan, ayrıca deprem nedeniyle Antakya’dan göç etmek zorunda kalan iki çocuk annesi bir kadının, Ankara Terörle Şube Müdürlüğünce ısrarla aranması ile ilgili açıklama yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamada, açıklama metnini Sosyalist Kadın Hareketi üyesi Aliye Özkan okudu.

    “ERKEK EGEMEN KAPİTALİST SİSTEME KARŞI DİRENMEKTEN BİR AN GERİ DURMADIK”

    Kapitalist sistemden en çok etkilenenlerden birini de kadınlar olduğunun altını çizen Özkan, “Bugün içinden geçtiğimiz zaman, yaşadığımız coğrafyada ve tüm dünyada kapitalist sistemin ne kadar çürüdüğünün ve sürdürülemez olduğunun kanıtlarıyla dolu” dedi.

    Kapitalist sistemden en çok kadınların etkilendiğini vurugulayan Özkan, “Fakat tüm bu baskı ve saldırılara karşı bulunduğumuz her alanda erkek egemen kapitalist sisteme karşı direnmekten, taleplerimize ve istediğimiz yaşama ulaşmak için mücadele etmekten bir an geri durmadık, el birliği ile ortak mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz” diye konuştu.

    Kadınların yürürtüğü ortak mücadelenin kararalılığı ve sürekliliği egemenlerin her zaman korkulu rüyası olduğunu ifade eden Özkan, hissettikleri korku nedeni ile devletlerin ve devlete bağlı emniyet birimlerinin, zaman zaman saldırılarının şiddetini ve kapsamını genişlettiğini söyledi.

    “KORKULARINIZI GERÇEĞE ÇEVİRECEĞİZ”

    Sosyalist Kadın Hareketi‘nin kurulduğu günden beri devletin ve emniyetin eylem ve etkinliklerde, çalışma yürüttükleri her alanda saldırıları ile mücadele ettiğini belirteren Özkan, şunları ekledi:

    “Arkadaşımız ve ailesi 6 Şubat depreminde göçük altından çıkartılan ailelerden biridir. Depremden 1 hafta sonra ikinci çocuğunu zorluklarla doğurmak zorunda kalmış bir annedir. O süreçten itibaren Ankara’da ikamet etmekte ve çalışmalarımıza gönüllü olarak katılmaktadır. Arkadaşımızın tehditvari bir şekilde ve sürekli aranması Ankara Emniyeti’nin bizden ve çalışmalarımızdan ne kadar korktuğunun açık kanıtıdır.”

    “HİÇBİR KADINI TEHDİT EDEREK, KORKUTUP İFADE VERMEYE ÇAĞIRAMAZSINIZ”

    Kadınları sosyalist mücadeleye güç katmaya, sosyalist kadın hareketinde örgütlenmeye çağıran Aliye Özkan, “Biz yinede buradan bir kez daha uyaralım. Kendi yasalarınızı dahi tanımayarak suç işliyorsunuz. Hiç kimseyi ve hiçbir kadını bir pikniğe katıldığı, bir kurumda faaliyet yürüttüğü, bir eyleme katıldığı vb gerekçelerle suçlu ilan edemezsiniz.Hiç kimseyi ve hiçbir kadını tehdit ederek, korkutup ifade vermeye çağıramazsınız. Baskılarınız, tehditleriniz, korkularınızı bizlere bulaştırma çabalarınız, bizleri yıldırmaz, bilakis mücadele azmimizi kamçılar” diye ekledi.

    “DEPREMDE ÖLENLERİN SESİ OLMAK İSTEDİK”

    Depremlerden dolayı Hatay’dan Ankara’ya gelmek zorunda kalan Aysel Ertaş, polislerce ısrarla arandığını belirterek, “Sosyalis Kadın Hareketi’nden arkadaşlarla depremden dolayı tanıştım. Pikniğe katıldım, piknikten sonra beni Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nden aradılar. ‘Şu tarihte pikniğe katıldınız, bu insanlarla görüşmeseniz iyi olur’ dediler. Tekrar aranmak istemiyorum, pikniğe katıldığım için bir suç işlediğimi düşünmüyorum. Deprem bölgesinde ölen insanların sesi olmak istedik, orada yardıma ihtiyacı olan insanların sesi olmak istedik. Buna da devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de kadınlar, 6 Şubat depreminde ölenler için mum yakıp, açıklama yaptı- VİDEO

    İzmir’de kadınlar, 6 Şubat depreminde ölenler için mum yakıp, açıklama yaptı- VİDEO

    PİRHA- Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir, Maraş Merkezli 6 Şubat’ta gerçekleşen depremin 1. yılı nedeniyle yaşamını yitirenler için iskele önünde mumlar yaktı. Kadınlar yürüyüşleri sırasında, “Sadece hayatta kalmak değil, insanca bir yaşam istiyoruz. Unutmuyoruz, affetmiyoruz” dedi.

    Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir, “Kadınlar unutmadı, unutmayacak” sloganı ile İzmir Karşıyaka Vapur İskelesi’nin önünden Karşıyaka İzban Durağı önüne yürüyerek 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde hayatını kaybedenleri andı. Kadınlar ayrıca Konak Karşıyaka vapurunda eylemin duyurusunu yaptı, eylem alanında ise defne yaprakları bırakıldı, mumlar yakıldı.

    ‘6 Şubat Depreminin 1. yılında kadınlar unutmuyor, affetmiyor, hesap soruyor” yazılı pankartın taşındığı eylemde sık sık, “Unutmak yok affetmek yok helalleşmek yok”, “Katillerden hesabı kadınlar soracak”, “Yaşasın kadın dayanışması” , “Kızılay halka hesap verecek”, “Hükümet istifa”, “Deprem değil ihmal öldürdü”, “Depremzede kadınlar yalnız değildir” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına Emine Akbaba ve Sibel Örkmez okudu.

    “HALK DEVLET NEREDE DİYE SORDU”

    Açıklama hayatını kaybedenler anısına ses çıkarma eylemi ile başladı. Sermayeye açılan kentlerde, güvenli diye satılan evlerin mezar olduğunu, yaşanan yıkımın sorumlularını bildiklerini dile getirilen Örkmez, “6 Şubat depreminde bir ses yükseldi enkazın altından ‘Devlet nerede?’ Bu ülkenin en büyük kamu kuruluşu Kızılay, halka çadır satarken, insanlar sosyal medya üzerinden hayatta kalmaya çalıştığı zamanda internete kısıtlama getirirken, acil kamusal seferberlik yerine televizyonlarda şov yapıp para toplarken, Erdoğan televizyondan halkı tehdit ederken, bugüne kadar toplanan deprem vergilerine ne olduğunu açıklayamazken, birkaç ay sonra çadırlara “kaçak elektrik kullanıyorsunuz” diyerek elektrik sayacı bağlarken karşımıza çıktı” dedi.

    “HAYAT NORMALE DÖNMEDİ”

    Deprem bölgelerinde özellikle Hatay’da hayatın normale döndüğü açıklamaları yapıldığını oysa depremin bir yıl sonrasında Cumhurbaşkanı’nın çadırda kalanlar görünmesin diye çadırların kaymakamlık talimatı ile söküldüğünü dile getirilen Örkmez, “Açılan hastanede yeterli ekipman olmadığı için hastalar tedavi edilemiyor, ulaşım olmadığı için hastaneye ulaşım sağlanamıyor, yeterli sayıda personel olmadığı için sağlığa erişim mümkün olmuyor. Her yağmur yağdığında hastaneyi su basıyor. En temel ihtiyaçlar halkın dayanışması ile karşılanmaya devam ediyor. Barınma, beslenme, eğitim, sağlık, ulaşım gibi en temel kamu hizmetlerine erişim sağlanamıyor” diye belirtti.

    “KADINLARIN CAN GÜVENLİĞİ YOK”

    Kadınların can güvenliği olmadan, taciz ve istismar riski altında; failleri ile çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını dile getirilen Örkmez, “Şiddeti önleyen mekanizmalar işlemediği gibi konteynere kurulan ŞÖNİM’e rüzgarlı havada ağaç devriliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve yoksulluğun derinleştiği deprem bölgelerinde bakım emeği kadınların üzerinde artarak devam ediyor. Depremin ardından kayıp çocuklar cemaat ve tarikatlara teslim edildi” diye kaydetti.

    “KATLİAMIN SORUMLULARI AKP ADAYI”

    Dönemin Şehircilik ve Çevre Bakanı Murat Kurum’un depremdeki can kayıplarından sorulu olanlardan bir olduğunu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne AKP’nin adayı olarak gösterildiğini anımsatan Örkmez,  geçtiğimiz günlerde 130 bin yurttaşın hayatını kaybettiğini itiraf ettiğini aktardı. Örkmez, “Dönemin Hatay Belediye başkanı Lütfü Savaş’ın ise yeniden belediye başkanlığına adaylığı açıklandı. İmar affı çıkaranlar, binaları denetlemeyenler, izin verenler bu katliamın sorumlusudur. Aylardır halktan gerçekleri saklayanlardan bizi enkaz altında bırakanlardan hesap soracağız” diye vurguladı.

    TALEPLER

    Emine Akbaba ise deprem bölgesindeki kadınlara dair yapılması gerekenleri şöyle sıralandı:

    “*Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da barınma sorunu hala çözülmedi, büyük bir krize dönüştü. Afet sonrasında sağlanması gereken geçici konutlar ortada yok; hala konteynır bulamamış, çadırda, barakada, serada; yazın sıcaktan, kışın soğuktan hafif-orta hasarlı evlerde kalan aileler var. Sağlıklı, güvenli barınma temel bir haktır; devlet depremzedelere derhal planlı, güvenli, geçici konutlar sağlamalıdır.

    *Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da, kesintisiz temiz suya erişim hala büyük bir sorun. Derme çatma barınaklarda çamaşır yıkamak, yemek pişirmek, çocuklara düzenli banyo yaptırmak, genel temizlik büyük bir yük olarak kadınların sırtında. Şebeke suyu güvenli biçimde kullanılamıyor. Kesintisiz temiz su temel bir haktır; devlet deprem bölgelerine derhal kesintisiz temiz su sağlamalıdır.

    *Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da genel sağlık ve kadın sağlığı koşullarında büyük bir kriz yaşanıyor. Menstrual hijyen ürünlerine erişememek kadınların sağlığını tehdit ediyor; hastaneler yetersiz, uzman hekim yok. Toplu ulaşım olmadığı için hastanelere ulaşmak mümkün değil. Depremden bu yana büyük bir travma yaşanan kentlerde ne çocuklara ne yetişkinlere yaygın psiko-terapi desteği sağlanıyor. Sağlık temel bir haktır, devlet deprem bölgelerinde derhal genel sağlık ve kadın sağlığı hakkına ilişkin sorumluluklarını yerine getirmelidir.

    *Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da elektrik-internet şebekeleri hala sağlıklı, düzenli çalışmıyor. Elektrik sürekli ve günlerce kesiliyor; elektrik sobasıyla ısınan konteynırlar buz kesiyor; yağmur yağdığında elektrik çarpıyor, yangın çıkıyor. Kesintisiz internete ulaşmak büyük bir sorun. Eğitim hayatına yetersiz-eşitsiz koşullarda devam ederek sınavlara hazırlanan çocuklar internetten yararlanamıyor; yollar hala delik deşik. Devlet deprem bölgelerine derhal güvenli temel altyapı sağlamalıdır.

    *Deprem bölgesinde, nitelikli eğitim sağlanamıyor. Çocukların okula giderken kullandığı yollarda enkaz kaldırma çalışmaları sürerken çocuklar molozların olduğu yerlerden okula gitmek zorunda kalıyor, trafik ışıklarının ya da kurallarının olmadığı yerlerden okula ulaşmaya çalışıyor. Çocukların güvenli olarak okula gitmesi sağlanmalı, depremden etkilenen çocuklara takviye dersler yapılmalı, nitelikli-güvenli şartlarda eğitim sağlanmalıdır.

    *Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’a kadınların şiddete uğradığında başvuru yapabileceği yerler hala yok. Hatay’da konteynıra kurulan ŞÖNİM’in üzerine ağaç devrildi. Şiddete karşı kadınları önleyici hiçbir yasa uygulanamıyor. Kadınlar failleri ile çadırlarda, konteynırlar da yaşamaya mecbur bırakılıyor. Deprem bölgesinden 6824 sayılı yasa etkin biçimde uygulanmalıdır.

    *Deprem bölgesinde kayıp çocuklara ne oldu sorusu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından cevapsız bırakılıyor. Çocukların istismara açık olduğu bölgede çocukları şiddete karşı önleyici yasalar etkin olarak uygulamalı, refakatsiz 1912 çocuğa ne olduğu açıklanmalıdır.

    *Deprem bölgesinde, özellikle Hatay’da çıkarılan rezerv alanlar ile tarım alanları imara açılmakta, acil kamulaştırma ile imar planları oluşturulmakta ve talanın önü açılmaktadır. Yıkılan kentler, devletin ve sermayenin iştahını kabartırken kamusal alanlar yok edilmektedir. Bölgede acil kamusal alanlar oluşturulmalıdır.

    *Deprem bölgelerinde zeytinliklere, arazilere, tarlalara istimlak adı altında el konulmasına son verilmelidir. Yıkımın yoğun olduğu bölgede asbeste karşı önlem alınmadan yapılan yıkımlar ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına neden olmakta, ilerleyen zamanlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Asbeste karşı önlem almadan yıkımlar gerçekleştirilmemelidir. Molozlar yaşam alanlarına yakın bölgelere dökülmemelidir.

    *Deprem bölgelerinde özellikle Hatay’da halkın kendi imkanları ile kurduğu yaşam alanları zorla kaldırılarak “konteynır kentlerde” yaşamaya mecbur bırakılıyor. Şartları iyileştirilmeden bölge halkı zorla konteyner kentlere götürülmemeli, ortak yaşam alanları kaldırılmamalıdır.

    *Deprem bölgesinde, kadınların üzerindeki bakım emeği katlanarak arttı. Deprem bölgesinde kreş, yaşlı bakım evleri ve çamaşırhaneler kurulmalıdır.

    *Deprem bölgesinde özellikle Hatay’da işyerleri yıkılan kadınlara destek sağlanmalı, borçları ertelenmeli, işsiz kadınlara istihdam sağlanmalıdır.”

    Sibel, son olarak depremzede kadınlarla hesap soracaklarını ve yeni bir yaşamı inşa edeceklerini belirtilerek şunu söyledi:

    “Sadece hayatta kalmak değil, insanca bir yaşam istiyoruz. İzmir’den deprem bölgesine kız kardeşliğimiz ile ellerimizi birleştiriyor, unutmuyor, affetmiyoruz.”

    Anma, Hatay’da depremzede kadınların oluşturduğu koronun müzik dinletisinin ardından sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • 1. Alevi Kadın Kampı, Almanya’da devam ediyor-VİDEO

    1. Alevi Kadın Kampı, Almanya’da devam ediyor-VİDEO

    PİRHA-AABF, Kuzey Bölge Temsilciliği Bileşenleri üyesi kadınların düzenlediği 1. Alevi Kadın Kampı devam ediyor. Açılış konuşması yapan Nevin Sevük, “Yüzyıllardır kadınlar olarak, erk egemen asimilasyonuna maruz kaldığımız gerçeğini göz önünde tutmalıyız. Alevilerin ceme kadın ve erkek olarak değil de can olarak kabul edilmesi kolay olarak karşılanabilen bir durum değildir. O yüzden de Alevi inancı kadıncıl bir inançtır” dedi.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Kuzey Bölge Temsilciliği Bileşenleri üyesi kadınların düzenlediği ve 2-4 Şubat tarihleri arasında Almanya’nın Lüneburg kentinde düzenlenen 1. Alevi Kadın Kampı 2. gününde devam etti.

    “KADINLARIN OLDUĞU YERDE MÜCADELE VAR”

    1. Alevi Kadın Kampı, Baba Mansur Ocağı’ndan ana Cevahir Altınok’un Kırmancki çerağ uyandırmasıyla başladı. Çerağ uyandırdıktan sonra kısa bir konuşma yapan Cevahir Altınok, “Mücadelenizle gurur duyuyorum. Kadınların olduğu her yerde mücadelenin devam ettiğini görüyoruz” diye belirtti.

    “ALEVİ İNANCI KADINCIL BİR İNANÇTIR”

    Kadınların yüzyıllardır erk egemen asimilasyonuna maruz kaldıklarını belirterek açılış konuşması yapan Nevin Sevük, “40’lar ceminde bulunanların yarısından fazlası kadın olabilir mi? Binlerce yıllık süreç yarısını 17’ye dönüştürmüş olabilir mi? Alevilerin ceme kadın ve erkek olarak değil de can olarak kabul edilmesi kolay olarak karşılanabilen bir durum değildir. Feminist ve eşitlikçi bir anlayışla değerlendirdiğimizde inancımızla ve bu inancın bir bireyi olmakla ne kadar övünsek yeridir. Alevi inancı kadıncıl bir inançtır” dedi.

    1. Alevi Kadın Kampı’nda Prof. Dr. Fatmagül Berktay, ‘Kadın cins bilinci, feminist tarih’ , Esen Özdemir ‘Şiddetle mücadele’ , Çilem Küçükkeleş ‘Aleviler ve cinsiyet eşitsizliği’ ve Nevin Sevük de ‘Alevi örgütlenmesi ve kadının konumu’ konularında konuşmalar gerçekleştirdi.

    Konuşmaların ardından İpek Reçber ve Nilgün Aksoy müzik dinletisi verdi.

    PİRHA/ALMANYA

  • Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    Kadınlar adliye önünden seslendi: Cinsel saldırı faili doktor S.E. cezalandırılsın – VİDEO

    PİRHA – Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde hemşire H.Z’ye cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla asistan doktor S.E. hakkında açılan davanın karar duruşması öncesi Bakırköy Adliyesi önünde kadınlar açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız” denilerek, failin cezalandırılması istendi. 

    Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde Mart 2023’te bir asistan doktorun nöbetteki hemşireye cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin açılan davanın karar duruşması Bakırköy Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Duruşma öncesinde kadınlar Bakırköy Adliyesi önünde toplandı. KESK Kadın Meclisi üyeleri, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Gonca Yangöz, Kadın Zamanı Derneği, Yeni Demokrat Kadın, Sosyalist Kadın Meclisleri üyeleri ve çok sayıda kadın adliye önüne geldi.
    Açıklamada kadınlar sık sık “Erkek adalet değil, gerçek adalet” ve “Koruma, aklama, yargıla” sloganları attı.

    “ERKEĞİN DAYATMAYA ÇALIŞTIĞI BU REJİM BİÇİMİNİ REDDETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Açıklama öncesi söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça, cinsel saldırıya uğrayan hemşire H.Z.’nin yanında olduklarını belirterek şunları ifade etti:
    “Bugün bir kez daha Kadınlar, işyerlerinde, okullarda, evlerinde, yaşadıkları her alanda gördükleri şiddeti mahkemelerde tekrar kanıtlama mecburiyetinde bulunuyorlar. Biz burada kadınlar olarak bir kez daha şunu anlatmak istiyoruz. İstanbul Sözleşmesiyle bir şekilde tartışmaya açılan rıza beyan meselesinin hiçbir şekilde bir erkeğin konuşabileceği tartışabileceği bir mesele olmadığını söylüyoruz. 6284’ü tekrar tartışmaya açarak kadınları koruyan mekanizmaları tekrar ortadan kaldırmaya çalışanlara diyoruz ki Hiranur Vakfı’ndaki 6 yaşındaki çocuğun da rızası yoktu bugün iş yerinde çalışmaya çalışan kendisini var etmeye çalışan arkadaşımızın da rızası yoktu. Ve onların beyanı esastır, kadının beyanı esastır. Her iki elimizde, tacizcilerin, tecavüzcülerin ve onları koruyan siyasilerin yakasında olacak. Bu işin peşini bırakmayacağız. Arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Kadının beyanını koruyacağız. Kadın arkadaşlarımızla dayanışma içinde olacağız. Erkeğin dayatmaya çalıştığı bu itaatkar rejim biçimini de reddetmeye devam edeceğiz.”

    “YARGI, FAİLLERİ KOLLUYOR”

    Basın açıklamasını İstanbul SES Aksaray Şubesi Kadın Sekreteri Helin Göçmenoğlu okudu.

    Kadınların sistematik erkek şiddetine maruz bırakıldıklarını ifade eden Helin Göçmenoğlu, “Her yer kadınlar için şiddet ve suç mahalline dönüşmüş durumda. Yargı, failleri kolluyor, hatta cezasız bırakarak neredeyse ödüllendiriyor. Failin değil mağdurun cezalandırıldığı bu erkek devlet yargısı toplumsal yaşamın genelinde olduğu gibi iş yerlerimizde de erkeğin her türlü şiddetine açık hale gelmemize sebep oluyor” diye belirtti.

    “FAİLLERİN CEZALANDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Gerçek adaleti istedikleri için bir araya geldiklerini söyleyen Göçmenoğlu, şunları ifade etti:

    “Davanın görüldüğü Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı sanığa, arkadaşımızın kendisine karşı koyup koymadığını, bağırıp bağırmadığını ve sanıkla flört edip etmediğini sormuş. Sanık S.E. arkadaşımızın kendisine iftira attığını ve tüm yaşanan sürecin rızaya dayalı olduğunu bir süredir aralarında duygusal bir ilişki olduğunu ileri sürmüş ve beraat istemişti. Tüm iddiaları boşa çıkarılmasına rağmen son görülen celsede savcı mütalaasında sanığın beraatını istedi. Buradan kadına yönelik şiddet davalarında erkek yargının başvurduğu yargılamanın kendisini şiddete dönüştüren tutumunu kabul etmediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Bugün burada bir kez daha, bu ve bu gibi olaylarda işyerlerinin, ilgili kurumların ve adli makamların gereğini yerine getirerek failleri cezalandırmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi kadınlardan konferansa çağrı: Bu sefer biz konuşalım erkek canlar dinlesin-VİDEO

    Alevi kadınlardan konferansa çağrı: Bu sefer biz konuşalım erkek canlar dinlesin-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da 3 Şubat’ta yapılacak olan Alevi Bektaşi Federasyonu 1. Kadın Konferansı’na katılım çağrısı yapan kadınlar, “Erkeklerin bir de bizim dilimizle dinlemesi gerekiyor. Yaşamın her alanında haksızlığa uğruyoruz” dedi. Alevi kadınlar, önyargılardan kurtulmak adına her kesimden insanı da konferansa davet ettiler.

    Alevi Bektaşi Federasyonu 1. Kadın Konferansı, 3 Şubat’ta Ankara’da yapılacak. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi tarafından organize edilen konferansın duyurusunda “Yol’umuzda vardık, varız, hep var olacağız” vurgusu öne çıktı.

    Konferansta, Alevi inancında kadının varlığının yanı sıra “Cumhuriyetin 2. yüzyılında ne yapmalı ve nasıl bir mücadele tarzımız olmalı” gibi başlıklar da konuşulacak.

    Alanlarında yetkin çok sayıda ismin yer alacağı konferans, Ankara Yılmaz Güney Sahnesi’nde saat 10.00’da başlayacak.

    3 oturum şeklinde düzenlenecek konferansın detaylarını organizasyonda yer alan isimlerle konuştuk.

    “HAKSIZLIĞA UĞRADIĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Aktivist Emel Sungur Uzman, öncelikle bu konferansın hangi ihtiyaç doğrultusunda oluştuğunu şu sözlerle anlattı:

    “Türkiye’deki kadınlara yönelik binlerce saldırı, şiddet, toplumun dışında yaşamayan kadınlar olarak bize de yansıyor. İhtiyaç konusuna öncelikle bununla başlayayım. Özellikle Alevi örgütlenmesinde en fazla emek veren kadın canlarımız ama ne yazık ki görünürlüğü çok flu bir noktada. Bunu görünür hale getirmek için de kadınlar için birtakım ayrıcalıklar yapmak gerekiyor. Açıkçası Yol’un orijinali, Yol’un başlangıç ve çıkış noktası, hünkarın dediği gibi Eşitler Meydanı… Ancak biz, hem uygulamalarda hem kurumsal olarak bu eşitlik noktasında haksızlığa uğradığımızı ve mağdur olduğumuzu düşünüyoruz.

    Demek ki bizler arasında bir takım rahatsızlıklar var ki biz bu işe karar verdik. Çeşitli nedenler de sayabiliriz. Örneğin meydanda zaman zaman karşılaştığımız eşitsizlikler ve bu meydanın dışına çıktığımızda birtakım eksiklik ve kadına yönelik haksızlıklar noktasında böyle bir karar verip yola çıktık. ABF, bildiğiniz gibi bütün demokratik Alevi örgütlenmelerinin en üst kurulu ama öğrendim ki ne yazık ki 20 kişilik yönetim kurulunda kadınlar %10 ile temsil ediliyor. Demek ki ortada görünen bir ihtiyaç var.

    Şikayetlerimizi muhabbetlerde dile getiriyoruz. Tabii dedenin biraz esnekliği ile de ilgili diye düşüneceğim; kadının onun dünyasında kabul görmesi, veyahut diğer inançlardan etkilenmesiyle de ilgili; ancak bizim Yol’un gereği bu ‘eşitiz’ ifadesinin mutlaka yaşamımıza geçirilmesi gerekiyor. Burada eşitlik sağlanırsa muhtemelen toplumsal mücadelede de eşitlikte ilerlemiş olacağız.”

    “MÜCADELE ETMEDEN HAK ALMAK MÜMKÜN OLMUYOR”

    Emel Sungur Uzman konferansın özgünlüklerine de değindi. Yapılacak buluşmanın, yaşama yansımalarının olacağını da ifade eden Uzman, şöyle devam etti:

    “Anadolu’nun renkleri birbirini çok tanımıyor. Konferans bu anlamda bu tanımanın da önünü açacaktır. Konferansımıza ritüellerle başlayacağız. Ulusoy ailesinden Sema Ulusoy Anamız, başta gülbeng okuyacak. Çerağı uyarılacak, sonrasında hepimizin bildiği geleneksel bir ritüelimiz olan üç nefesle devam edeceğiz. Toplumun bu anlamda bizi anlamaya çalışıp, kulak vermesi ve ritüellerimizi öğrenmesinin değerli olduğunu düşünüyorum. Sadece Alevi-Sünni ya da Kürt, Türk, Gürcü, Çerkes meselesi değil, bu ülke çok renkli bir mozaik. Ne yazık ki birbirimizi tanıma noktasında sıkıntılarımız var. Ne yazık ki fabrika ayarlarında büyük düşmanlıklar da var. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça hem barışın önünü açıyor hem de bu ayarların doğru olmadığı, bize dayatılan ayarlar olduğu ortaya çıkıyor. Aslında resmi tarihin peşinden gitmektense herkes kendi tarihini doğru yazmalı. Evet inançsal, yaşama dair farklılıklarımız var. Bütün bunları o gün konuşmak istiyoruz. Muhtemeldir bu konferansın devamı gelecek. Hiçbir şeyin hakkını mücadele etmeden almak mümkün olmuyor. Konferans aslında bunun bir parçası. Biz de bütün bacılar olarak böyle bir mücadele yoluna karar verdik. Bir dedenin de ifade ettiği gibi gülbengi dedeler okuyor, mutfakta lokmayı bacılar pişiriyor. Evet hem mutfakta lokma pişirir, aşuremizi kaynatırız hem de burada gülbeng okumasını, muhabbet yürütmesini biliriz. O anlamda bir başlangıç diye düşünelim. Bu, ileriki yolculuğumuzun belki biraz önünü açacak bir çalışma olacak. Hem akademiden hem de örgütlü mücadele içinden gelen kadınlar var. Ben de Alevi örgütlenmesinde 35 senemi dolduruyorum. Ham iken giriyoruz usul usul pişmeye başlıyoruz, boş giriyoruz dolu çıkıyoruz. Konferansta elbette eksiklerimiz de olacaktır ama geleneğin bize öğrettiği bir dil var; eksikliklerimiz doluya yazıla…”

    “BU SEFER BİZ KONUŞALIM ERKEK CANLAR DİNLESİN”

    Emel Sungur Uzman, konferansa katılım çağrısı da yaparak “Ankara’daki siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, meslek odalarını, köy derneklerini tek tek ziyaret etmeye çalışıyoruz. Böyle bir çalışmanın ihtiyaç olduğunu aşağı yukarı her gittiğimiz yerde duyduk. Özellikle dile getiriyoruz, kurumların başkanları erkek olabilir, onları misafir olarak hanemize mihman edebiliriz ancak her kurumdan 3-5 dakikalık temsili konuşmacı istiyoruz. Onların da kadın olması noktasında hassasiyetlerimiz söz konusu. Bu sefer biz konuşalım erkek canlar dinlesin dedik. Tartışmaların olacağı, finalde bir de sonuç bildirgesinin oluşturulacağı bir konferans olacak. Farklı inançtan, farklı dilden, farklı kesimlerden gelen kadınlarla yolculuğumuza devam edeceğiz” dedi.

    “KADIN İBADETHANELERİMİZDE SÖYLEMDE VAR AMA EYLEMDE YOK!”

    Konferansın konuşmacılarından biri de Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Canan Seçkin olacak. Konferansta ‘Öğretiden pratiğe Alevi ve kadın olmak’ başlığını konuşacak olan Seçkin, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Yol’umuzda sürekli kadın ve erkeğin eşit olduğundan bahsediliyor ama günümüzde yansıması böyle değil. Hizmet yürüten bacılar olarak bunu sürekli duyuyoruz ama karşılığını göremiyoruz. Günümüzde bakıyoruz ki kadın hem ibadethanelerimizde hem demokratik kitle örgütlerinde söylemde var ama eylemde yok. Böyle bir çalışmanın da kadınların hak ettiği yere, özüne kavuşacağına faydası olacağını düşünüyoruz.”

    “YOL’UN ERKEKLEŞMEYE EVRİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Konferansın, egemen düzene karşı bir itiraz niteliğinde olduğunu da söyleyen Canan Seçkin, “Egemen erkek aklın, inancımıza yansımalarını, aslında Yol’un biraz da erkekleşmeye evrildiğini görüyoruz. Postta analarımız yok. Ana ocaklarımızı da geçtik, doğal olarak dedenin eşi olan anaları, yanlarında görmek artık neredeyse mümkün değil. Özellikle erkeklerimiz şunu söylüyorsa; ‘Bizde kadın erkek farkı yok. Kadın ve erkekler bir. Kırklar Ceminde dahi kadınlar vardı’ söylemini şöyle değiştirmemiz gerekiyor; ‘Kırklar ceminde dahi erkekler vardı.’ Ki biz kadınlar öyle demiyor, Kırklar ceminin bize söylediğini söylüyoruz. Biz canız. Bizde cins yok, can var. Yani biz ten gözüyle değil can gözüyle bakıyoruz.”

    “KARAR ALMA MEKANİZMALARINDA DA OLMAMIZ GEREKİYOR”

    Canan Seçkin, konferansa katılım yönünde Alevi kadınlara çağrı da yaparak sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Özümüze dönmemiz gerekiyor. Fatma Anayı, Hüsniye’yi rehber edindiysek eğer Kadıncık Ana’ya, Ayşe Bacı’ya, Güzide Ana’ya, onların yaşamlarına bakıp neler yapmamız gerektiğini tekrar hatırlatmamız gerekiyor.
    Bir de erkeklere çağrıda bulunmak istiyorum. Söylediklerini uygulamaları, özlerini dara çekmeleri gerekiyor. Gerçekten Yol böyle mi? ‘Kadın erkek eşit’ diyorlar ama yaşanan bu mu? ‘Yol’ derken sadece cemevinde yapılan ritüellerden bahsetmiyorum, bizlere ait olan Alevi örgütlerinden de bahsediyorum. Elbette ki ‘Zaman sana uymazsa sen zamana uyacaksın’ demiş Şah-ı Merdan Ali. Zamana uyacağız, daha önceki gibi olmayacak ama bugüne uyarlanması, eşit temsil edilmesi gerekiyor. Madem hizmette varız, söz ve karar alma mekanizmalarında da olmamız gerekiyor. Kadınlarımıza bunun için çağrıda bulunuyorum. Sadece Alevi örgütlerinden bahsetmiyorum, dünya genelinde de geçerli, bir konuşma olduğunda son sözü nedense hep erkekler söylüyor, onların dili ile teyit edilmiş oluyor. Tam tersine konferansta kadın dili ile konuşulacak, kadın dili ile anlatılacak. Bir de erkeklerin, bizim dilimizle dinlemeleri gerekiyor. Son sözü de biz söyleyeceğiz. Bizi tanımak isteyen bütün canları da konferansa davet ediyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Şişli’de kadınlar el emeği pazarında kendi ürettiklerini satıyor- VİDEO

    Şişli’de kadınlar el emeği pazarında kendi ürettiklerini satıyor- VİDEO

    PİRHA- Şişli’de kadınlar el emeği pazarında bir araya geldi. Pazarda kendi ördükleri el işlerini, takıları ve süs eşyalarını satan kadınlar pahalılıktan şikayetçi. Kadınlar, son bir yılda ip, boncuk ve el işi malzemelerine gelen yüksek zamlar nedeniyle satışlarının zorlaştığını ifade ettiler.

     Şişli Feriköy pazar alanında haftanın çeşitli günlerinde farklı ürünlerin satışı için pazarlar kuruluyor. Meyve sebzenin yanı sıra antika ve ikinci el ürünler bu alanda satışa sunuluyor. Salı günleri ise pazar alanı kadınların ‘el emeği göz nuru’ dedikleri ürünleriyle doluyor. Binbir emekle işlenen örgüler, çantalar, takılar ve süs eşyaları alıcılarla buluşuyor.

    Hobilerini gelire dönüştürmek isteyen kadınlar pahalılıktan dert yandı. İp, boncuk el işi malzemelerine gelen büyük zamlar hem maliyeti arttırdı, hem de satışları düşürdü.

    Mikrofon uzattığımız kadınlardan Bilgi Canbakış, “30 TL’ye aldığımız lif ipi 50 TL oldu. Bugün yaptığımız ürünün bir hafta sonra ipini almaya gittiğimizde aynı fiyata alamıyoruz. Malum markete de gittiğimizde pazara da gittiğimizde fiyatlar hep değişiyor” dedi.

    Canbakış, şöyle devam etti:

    “Kendimize, aslında bir nevi hem ev bütçesine katkıda bulunmak hem kendimizi böyle daha özgür, daha rahat hissetmek için. Bizim de bir şeyler yaptığımızı, ev kadınlarının da boş durmadığını göstermeye çalışıyoruz. Kendi emeklerimiz de burada satıldığı zaman mutlu oluyoruz. Biz insanların buraya gelmesini, biz ev hanımlarına destek olmalarını istiyoruz. Alışveriş yapmasalar bile en azından bir gelsinler, görsünler, fikir edinsinler, kendileri de bir şeyler yapsınlar. Boş durmak güzel değil. Evde iş yapmak da güzel ama gelip kendi ürününü yapıp burada satmak, kazancını, emeğinin karşılığını almak çok güzel. Onun için biz de herkesten bize destek olmalarını istiyoruz. Özellikle belediyelerden destek istiyoruz.”

    El emeği pazarı esnaflarından bir başka kadın ise fiyat artışlarını eleştirerek, “Ben başladığımda boncuklar 10 TL’ydi, şu anda 50 TL. Ancak gramını düşürerek alabiliyoruz. 50 gram alıyorduk şu anda 30 grama düşürüp alabiliyoruz. Eşim emekli ben değilim. Şu anda emekli maaşıyla hiçbir şey yapılmıyor. Çok zor günler yaşıyoruz. dedi.

    “ÇÖPE ATACAĞIMIZ ÜRÜNLERİN BİLE ÇOK GÜZEL HALE GELEBİLECEĞİNİ GÖSTERMEK İSTİYORUM”

    Emek pazarında yaptıklarının satış amaçlı ama daha çok sosyalleşmek amaçlı olduğunu söyleyen bir kadın esnaf ise, “Feriköy pazarındayız. Cam altları ve takılarla geri dönüşüm yapıyorum arkadaşımla. Eski olan ürünleri, eski takıları, eski çerçeveleri, eski olan her şeyi yeniye çeviriyorum para harcamadan, bütçemizi çok zorlamadan, çünkü sonuçta emekliyim. Bunları dönüştürerek satışa sunuyorum. Bunların hepsi 80’ler, 90’lardan kalma çerçeveler. Bunları değiştiriyoruz, boyuyoruz ve cam boyası gibi pahalı ürünleri de almadan boyuyoruz elimizde ne var ise. Takılarda da eski taşları, eski boncukları bozarak, kırarak ya da kırıkları da değiştirerek, bu hale getiriyoruz. Sonuçta bütçemizi zorlamadan bir değişim içindeyiz. Bütün arkadaşlarımız burada bir şeyler yapmaya çalışıyor. Herkesi Feriköy Emek Pazarı’na bekliyoruz. Emeklilerin sosyalleşmesini istiyorum ve bu şekilde zaten bütçelerine katkıda bulunurken, çöpe atacağımız ürünlerin bile çok güzel bir hale gelebileceğini de göstermek istiyorum. Param yok, ben bunu alamıyorum demek yerine elindekilerden bir şeyler çıkarabileceklerini herkese tavsiye ediyorum” diye konuştu.

    “İPLERE SÜREKLİ ZAM GELİYOR”

    İplere ayda dört-beş kere zam olduğunu belirten bir diğer esnaf ise, “Bu da bizi zorluyor. Alıcıyı da zorluyor. Otomatikman onlara da yansıyor. Hobi diye başladık ama gelire döndü. Her ikisi birden oldu şu anda. Maalesef fiyatlar böyle olduğu müddetçe alım gücü düşüyor. Düştüğü için de bizlere de yansıyor. Müşteriler gelsin diye bekliyoruz” dedi.

    “BİRBİRİMİZİN ELİNİ TUTARAK BU PAZARA ÇIKTIK”

    “Biz burada hem birbirimizi tanımak hem dost, hem arkadaş, hem kardeş, birbirimizin elini tutarak bu pazara çıktık” diyen kadın da, şunları kaydetti:

    “Kendi ürettiklerimiz, kendi emeklerimiz. Yani tek eksiğimiz müşteri olmaması ve tanıtım yapılmaması. Sizler bizi duydunuz, geldiniz, teşekkür ederim. Emeklerimizi sergiliyoruz. Amacımız onları sergileyip satış yapabilmek. Başka bir şeyimiz yok. Ben başladığımda boncuklar 10 liraydı. Şu anda 50 lira ve gramını düşürerek. Bu da biz 50 gram diye alıyorduk. Şu anda 30 grama düştü. Fiyatlarımız çok yüksek değil, piyasaya göre gerçekten ucuz ve biz zaten ucuz şeyleri, kendi emeğimiz olan ürünleri satıyoruz. Eşim emekli. Ben değilim. Şimdiki emekli maaşıyla ne yapılır? Hiçbir şey yapılmıyor. Hayat çünkü o kadar uçmuş gitmiş ki biz gerçekten zor günler yaşıyoruz. Çok zor günler. Hem yoksulluk hem yoksunluk ikisi de var. Bugünleri inşallah daha güzel ümitlerle atlatabiliriz. Tek dileğimiz bu.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Hendekçi: İktidara karşı sosyalist-feminist örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz – VİDEO

    Hendekçi: İktidara karşı sosyalist-feminist örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz – VİDEO

    PİRHA – Mecliste kadın kotasını dahi temsili düzeyde kullanan bir iktidarın olduğu Türkiye’de 31 Mart yerel seçimlerine gidildiğini söyleyen Mor Dayanışma’dan Hazal Hendekçi, “Bizler kadınlar olarak bulunduğumuz her alanda sosyalist-feminist mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Ciddi anlamda kadın düşmanı politikaları olan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Bunun temeli de örgütlü mücadeleden geçiyor” dedi. 

    31 Mart’ta yerel seçimler gerçekleştirilecek. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak yerel seçimlerde gösterilecek adayların belirleneceği ön seçim ve aday tanıtım toplantıları yapıyor. DEM Parti, ilk defa ön seçim çalışması yaparak atama olmadan adaylarını belirliyor.

    Yerel seçimlere doğru giderken partilerin meclisteki kadın temsiliyetleri, eş başkanlık ve belediyelere atanan kayyumlar üzerine Mor Dayanışma’dan Hazal Hendekçi ile konuştuk.

    Hazal Hendekçi, yerel seçimlere doğru giderken Türkiye’deki ortamı değerlendirdi.  Hendekçi, “Sadece kadın kotasını dahi temsili düzeyde kullanan, bundan yaklaşık birkaç ay önceki bir basın toplantısını bir kadın milletvekilini ‘gel sen de görün’ diyerek çağırmış bir iktidarın olduğu bir ülkede yerel seçime doğru gidiyoruz” dedi.

    “DEM PARTİ’NİN TABANI ÖNEMSEYEREK ÇALIŞMA YAPMASI ÇOK KIYMETLİ”

    Hendekçi, DEM Parti’nin yapmış olduğu ön seçim çalışmalarının Türkiye muhalefetine bir çağrı niteliği taşıması gerektiğinin altını çizerek, “Bu tamamen bir partinin yukarıdan ataması değil. Tabanı önemseyerek böyle bir çalışma yapmaları çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

    “DEM PARTİ YILLARDIR KENDİ İÇİNDE KADIN TEMSİLİYETİNİ ÖNEMSİYOR”

    Hendekçi, eski adıyla HDP şu anki adıyla DEM Parti’nin, yıllardır kendi içinde kadın temsiliyetini önemsediğini belirterek, “Bunu zaten eş başkanlık sisteminden de görebiliyoruz” dedi.

    Hendekçi, eş başkanlığa dair şu ifadelere yer verdi:

    “Buldukları her ilçede her kurumda eş başkanlığı getiriyorlar. Tabii ki bir partideki kadın temsili sadece bunun üzerinden olmaması gerekiyor. Çünkü eş başkanlığın da kendi içerisinde problemleri var. Sonuçta sadece bir kadın da başkan olabilirken yanına bir erkeği de koyma gereksinimi duyuyorlar. Yine de parlamentodaki muhalefete nazaran tabii ki öncü bir adımdır. Bu bizim için de çok kıymetli.”

    Türkiye’de hiçbir muhalefette gerçek anlamda bir kadın temsiliyetinin bulunmadığını söyleyen Hendekçi, “Aslında tamamen açık bir kadın bakış açısı, Feminist bir mücadele hiçbir partide yok. Bizim mücadelemiz bundan kaynaklıdır. Biz kadınlar olarak her alanda mücadelemizi sürdürebildiğimizi, her alanda varlığımızı devam ettirebildiğimizi söylüyoruz. Bunu gerek 25 Kasım’da sokaklarda gerek 8 Mart’ta görüyoruz” diye konuştu.

    “SES ÇIKARMAZSAK BİR GÜN O KAYYUM CHP’Lİ BELEDİYEYE DE BAŞKA BELEDİYELERE DE ATANIR”

    Kayyum hakkında konuşan Hendekçi, kayyumun tamamen halkın seçimine direkt müdahale etmek olduğunu söyleyerek, “Kayyum atanmış belediyelere baktığımızda bunlar maalesef Kürdistan’da olan belediyeler. Şu an DEM Parti’nin birçok eş başkanı hiçbir altyapısı olmadan, dosyalar açılmadan dahi içerideler. Biz sosyalist-feminist mücadelemizle her zaman kayyumlara karşı birlik çağrısında bulunduk. Her zaman Kürt kadınlarının yanındayız. Her zaman Kürt siyasetçilerle ortak mücadele etmek istiyoruz. Kayyum şu an bir CHP’li belediyeye atanmıyor ancak Kürdistan’a ses çıkarmazsak bir gün o kayyum CHP’li belediyeye de atanır başka belediyelere de atanır. Burada hiçbir ayrımcılığı gözetmeden totalde mücadele etmek gerekiyor” diye belirtti.

    “TÜM KIZ KARDEŞLERİMİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    Hendekçi, kadınlara şu çağrıyı yaptı:

    “Bizler kadınlar olarak bulunduğumuz her alanda sosyalist-feminist mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Çünkü ciddi anlamda kadın düşmanı politikaları olan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Bu mücadelenin temeli de örgütlü mücadeleden geçiyor. Buradan tüm kız kardeşlerimi de beraber örgütlü mücadele etmeye çağırıyorum.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    Kadınlar patriyarkayla 2023’te de mücadele etti

    PİRHA- 2023 yılı boyunca erkek iktidara ve patriyarkal sisteme karşı hayatın her alanında mücadele eden kadınlar, eşitlik sağlanana kadar mücadeleyi yürütme kararlılığıyla 2024 yılına girmeye hazırlanıyor. Öte yandan, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildi, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gerekli görüşmeler yapıldı. 

    Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık; eğitimden çalışma yaşamına, sağlıktan karar mekanizmalarına katılıma kadar kadınların yaşamını ciddi boyutlarda etkiliyor.

    Kadınlar bu yıl da erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine, ahlaki normlarla baskılanmaya, haklarına göz diken sistemle, gözaltı ve davalarla mücadele etti.

    2023’te kadınların gündeminde şu başlıklar öne çıktı:

    -Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde bu yıl bir ilk yaşandı ve bir gün boyunca yalnızca kadın etkinliklerine yer verildi. 3 oturumdan oluşan ‘Tarihten Günümüze Alevi Kadınının Yolculuğu’ paneli yapıldı. Panelde Kadıncık Ana’dan günümüze Alevi kadınının tarihsel yolculuğu, Alevi erkanlarında kadının yeri ve asimilasyonun etkileri, Alevi kurumlarında yönetici kadınların genel kararlara etkileri ve hak mücadelesine katkıları konuşuldu.

    Panelinin ardından sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin gerçekleştirilmesine karar verildi.

    SALDIRILARA KARŞI FEMİNİST MÜCADELE

    İstanbul Sözleşmesi’nden nafaka hakkının gasp edilmesine, 6284 sayılı Yasa’ya, saldırılardan kadınların başarılarının hedefe konulmasına kadar birçok alanda saldırıya maruz kalan kadınlar, tüm bunları kadın dayanışması ve feminist mücadeleyle geri püskürttü yıl boyunca.

    -Danıştay, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair son kararı verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesini “hukuka uygun” buldu. Danıştay’ın oy çokluğuyla onayladığı kararın ardından Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden resmen çıkmış oldu.

    -5 Ocak 2020’den bu yana akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Dersim’de Vali Bülent Tekbıyıkoğlu ve İl Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz ile görüştü. Görüşmede, Gülistan Doku’nun dosyasının yeniden baştan aşağı inceleneceği ifade edildi.

    -DİSK İzmir 2 No’lu Şube yöneticilerini cinsiyetçi söylem ve yalan haberlerle hedef gösteren Yeni Asır gazetesi önüne “Kadın Düşmanı Yeni Asır” yazılı siyah çelenk bırakıldı.

    -Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde KHK ile ihraç edilen Doç. Dr. Nilgün Erdem ve Araştırma Görevlisi Ekin Değirmenci görevlerine iade edildi.

    -EŞİK Platformu’nun çağrısıyla ‘Kadınlar Meclis’te’ sloganıyla TBMM’de basın açıklaması yapıldı. İktidarın kadına ve kadın haklarına karşı yapmayı planladığı yasal değişikliklere karşı toplumsal muhalefetin tüm kesimlerinin ve muhalefet partilerinin ortak bir karşı duruş sergilemesi gerektiği belirtildi.

    -A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın tarihi başarısı 2023’e damga vurdu. ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın internet sitesinde “Krizlerle boğuşan Türkiye, kahramanını buldu” manşetiyle takıma yer verdi. Bunun yanı sıra bir takım gerici kesimler, kadın voleybol takımını hedef aldı ve Ebrar Karakurt’a homofobik saldırılarda bulundu.

    -Nafaka hakkına karşı propaganda yapan Yeniden Refah Partisi, Meclis’in Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’na nafaka hakkının sınırlandırılması için kanun teklifi verdi.

    -Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 yılı için bütçe teklifi 334 milyar 349 milyon 925 bin lira oldu. 8 kalemden oluşan bütçede kadınların güçlendirilmesi 7’inci sırada yer aldı. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi programına 11 milyar 904 milyon lira ayrılırken, kadının güçlendirilmesine ise ayrılan bütçe 2 milyar 900 milyon lira oldu.

    -Türkiye’nin Rojava’ya ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar ayaklanarak, savaşa karşı barış taleplerini haykırdı.

    -Pınar Gültekin’in katledilmesine ilişkin süren davanın karar duruşmasında fail Cemal Metin Avcı’ya ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’ya ise 4 yıl hapis cezası verildi.

    Demans teşhisi konulan ve uzun bir süre cezaevinde tutulan Aysel Tuğluk için Alevi kadınlar yıl boyunca özgürlük çağrısı yaptı.

    -Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Aysel Tuğluk’un durumunu üçüncü kez inceleyen ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuna tepki göstererek, “Bu vicdansızlığa son verin” çağrısında bulundu.

    -Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB), Aysel Tuğluk nezdinde tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için eylem yaptı. AAKB, duyarlı kesimleri tüm siyasi ve hasta tutukluların serbest bırakılması için her ilde bulundukları yerlerdeki postanelerden Adalet Bakanlığı’na faks çekmeye ve mektup göndermeye çağırdı.

    -Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, hem yazılı bir açıklama yaparak hem de hazırladıkları videolarla, tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    -Paris Alevi Kültür Merkezi (PAK) cezaevi koşullarında sağlık durumunun kötüleştiği duyurulan Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi çağrısında bulundu.

    -Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Karma eğitim önemlidir. Ancak ihtiyaç duyulması halinde kız okulları kurulabilir” sözleri kadınlardan tarafından tepkiyle karşılandı.

    – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, süresiz nafakanın adil olmadığını söyleyerek, “Süresiz nafaka ödemek gibi uygulama kabul edilebilir olamaz. Mağdur olan erkeklerimiz varsa onun da yanındayız. Bunları da dinlememiz lazım” dedi.

    -AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yeni kabinede sadece bir kadın bakan yer aldı.

    -Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G.’nin 6 yaşında evlendirilmesi ve cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin davada H.K.G’nin zorla evlendirildiği Kadir İstekli 30 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel 20 yıl, anne Fatıma Gümüşel ise 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    -Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan KYK yurdunda arızalanan asansör düştü, Zeren Ertaş adlı öğrenci hayatını kaybetti. Ertaş’ın hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepkilere ve zincirleme protestolara sebep oldu.

    -Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği kuruluşunu ilan etti. Derneğin kurucu üyeleri, kadın gazetecilerin sesi olacaklarını belirterek, “Amacımız gazetecilerin direnişini büyütmek” dedi.

    -Ankara Valiliği, 64 ülkeden gelen kadınların katılımıyla Türkiye’de ilk kez yapılacak olan Dünya Kadın Yürüyüşü’nün gerçekleştirilmesi planlanan feminist yürüyüşü ve konserini yasakladı.

    -Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan bir kişinin Filistin eyleminde kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almasına karşı kadınlar sokağa çıkarak, “Savaşlar, çatışmalar üzerinden kadınların bedenini, hayatını hedef alanların karşısındayız” dedi. Mersin Barosu da bu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu.

    -Gabonlu üniversite öğrencisi Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nın katledilmesine lişkin tecavüz failinin yargılandığı davanın Karabük’te görülen ilk duruşmasında failin tutukluluk halinin devamına karar verilirken duruşma 24 Ocak 2024 tarihine ertelendi. Kadınlar Dina için adale sağlanana kadar olayın takipçisi olacaklarının altını çizdi.

    -Faillerin yargılanması, gözaltında kayıpların akıbeti araştırılması talebiyle her hafta Galatasaray Lisesi önünde açıklama yapan ancak polislerce engellenen Cumartesi Anneleri’nin “Galatasaray Meydanı’nda açıklama yapmak istiyoruz” mücadelesi sonuç verdi. Her hafta işkenceyle gözaltına alınan Cumartesi Anneleri, 5 buçuk yılın ardından Galatasaray Lisesi önünde kayıpların akıbetini sordu.

    8 MART VE 25 KASIM’DA KADINLAR SOKAKLARI DOLDURDU

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin başta olmak üzere birçok kentte kadınlar ve LGBTİ+’lar, eşitlik talebiyle alanlara çıktı.

    İstanbul’da Beyoğlu Kaymakamlığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü’nü yasakladı. Yasağa uymayan kadınlar “Hükümet istifa” ve “Korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla yürüyüşü gerçekleştirdi. Depremin gölgesinde ülkenin dört bir yanında gerçekleşen yürüyüşlerde hükümetin hesap vermesi istendi. 25 Kasım’da da sokakları dolduran kadınlar, erkek-devlet şiddetini bir kez daha alanlardan ifşa etti.

    ERKEK ŞİDDETİ 2023’TE DE HIZ KESMEDİ

    Kadınlar, 2023 yılının ilk ayını Danıştay’ın İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptaline yönelik davaları reddederek, kararını onaması haberiyle karşıladı. Sözleşmeden çekilme kararı, kadınları erkek şiddetine daha açık hale getirdi. Sözleşmeden çıkılmasının yanı sıra; 6284 Sayılı Yasa’nın etkili şekilde uygulanmaması, kadın örgütlerini kapatma girişimleri, Medeni Kanunu’nda ve anayasada gerici düzenlemelerin yapılması, cezasızlık politikaları ve iktidarın kadın düşmanı söylemleri kadın cinayetlerini daha da arttırdı.

    Medyaya yansıyan haberlere göre 2023 yılında 321 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 208 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

    DEPREM EN ÇOK KADINLARI ETKİLEDİ

    Maraş merkezli depremlerin ardından deprem bölgesinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle herkesten daha çok kadınlar olumsuz etkilendi. Kadınlar depremin ilk günlerinde koordinasyonsuzluk ve plansızlık nedeniyle barınma, ısınma ve hijyen sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Kadınlar için ayrı tuvaletlerin, hijyen ürünlerinin, yıkanma alanlarının ve anne sağlığı hizmetlerinin azlığı, kadın depremzedelerin karşılaştığı ilk zorluklar arasında. Depremden hemen sonra kadın hareketi ülkenin dört bir yanında dayanışma ağı örerek depremzede kadınlar için seferber oldu.

    – Mor Dayanışma, büyük bir hasar ve on binlerce enkazın olduğu Hatay Samandağ’da kadın dayanışma çadırı kurdu. “Birlikte yeniden kuracağız” şiarıyla da deprem bölgesindeki kadınlarla dayanışmak amacıyla mektup kampanyası başlattı.

    -Kadın Koalisyonu, Afet Koordinasyon Ağı kurdu.

    -Depremden hemen sonra kadınlar, Afetlere Karşı Feminist Dayanışma Grubu’nu kurdu. Grup, depremzede kadınların ihtiyaç duyduğu ürünleri taşıyan ‘Mor Tır’ı deprem bölgelerine ulaştırdı.

    -Depremden etkilenen kadın ve çocuklar için Ekmek ve Gül tarafından “Kız Kardeşlik Köprüsüyle Hayatı Yeniden Kuruyoruz” adıyla çalışma başlatıldı.

    -Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nin, “Yaşamı Yeniden Kuruyoruz: Afette Feminist ve LGBTI+ Dayanışması” başlığıyla gerçekleştirdiği Feminist Buluşma’da, depremzede kadınlar ile LGBTI+’ların maruz kaldığı şiddete karşı yeni yaşamın kurulmasında kadın dayanışmasının şart olduğunun altı çizildi.

    -Siyasi partilerin kadın meclisleri, kadın örgütleri, sendikalar, Alevi kadın dernekleri deprem bölgesindeki kadınlar için dayanışma çalışmaları gerçekleştirdi.

    KADINLARIN SEÇİM GÜNDEMİ

    2023 yılının en önemli gündemi depremden sonra 14 Mayıs Milletvekili Genel Seçimleri ve 28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri oldu hiç şüphesiz. Seçim sürecinde yine en çok kadınların yaşamları pazarlık haline getirildi ve kadınların hakları, kazanımları, mücadeleleri seçim malzemesi yapıldı. Bu süreçte Cumhur İttifakı ile bileşenleri tarafından çokça kadın düşmanı söylemler meydanlarda, basında dillendirildi.

    Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR ise kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    -Yeniden Refah Partisi, seçim aracında milletvekili adayı Çiğdem Kulalı Seçkin’in fotoğrafını gölgeledi. Seçim aracında sadece erkek adayların fotoğraflarının yer alması kamuoyunda büyük tepki çekti.

    -Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan seçim sürecinde kadınların ve kadın örgütlerinin karşı çıktığı “süresiz nafaka mağduriyetinin giderilmesi”, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun aile bütünlüğünü bozucu maddelerinin ayıklanması” sözü verdi.

    -Seçim sürecinde kadınları hedef alan partilerin başında gelen HÜDA-PAR, kadın ve LGBTİ+’ların haklarına karşı kısıtlayıcı ve nefret barındıran sözleriyle ön plana çıktı. “Bekar kadınların sahiplendirilmesi” sözleriyle büyük tepki çeken HÜDA-PAR’ın kadın hak ve özgürlüğünü geriletmeye dair çokça politikası bulunuyor. Bunlar; kadınların kamusal alandandan evin içine hapsetmekten, çocuk evliliklerinin meşrulaştırılmasına, boşanmaların engellenmesi için teşviklerin yaratılmasından, kadınları ‘ahlak’normları içerisine hapsetmeye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    Tüm bu saldırılara karşı kadınlar karşı söylem üreterek hareket geçti. Sol Feminist Hareket’in hazırladığı “Kadınları İkinci Turda Oy Vermeye, Sandıklara Sahip Çıkmaya ve Mücadeleye Çağırıyoruz!” başlıklı bildiriye aydınlar, akademisyenler, müzisyenler, oyuncular, hukukçular ve sanatçıların bulunduğu yüzlerce kadın imza attı. Gazeteci, yazar, akademisyen, şair, hukukçu, hak savuncusu, oyuncu, siyasetçi yüzlerce kadın, 28 Mayıs’ta yapılacak 2. Tur Cumhurbaşkanlığı seçimleri için “Buradayız, bu karanlığa teslim olmayacağız” başlığıyla başka bir bildiri daha yayımladı. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), ise HÜDA-PAR ve Yeniden Refah Partisi yetkilileri, AKP’den 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik Kanun’un kaldırılması isteklerine tepki gösterdi.

    Öte yandan seçime giren siyasi partilerin milletvekili listeleri yine eşit temsilden çok uzaktaydı. Seçim sürecinde kadınların en büyük talebi İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar yürürlüğe girmesi oldu.

    Meclis’e bu yasama döneminde toplam 121 kadın milletvekili seçildi. Yeşil Sol Parti’nin 61 milletvekilinden 30’unu kadınlar oluşturdu. Yeşil Sol Parti’de kadın temsil oranı yüzde 49 ile diğer partilere göre en yüksek düzeyde. AKP’den 50, CHP ve Yeşil Sol Parti’den 30’ar, İYİ Partiden 6, MHP’den 4, Türkiye İşçi Partisinden ise 1 kadın milletvekili TBMM’de yer aldı.

    İKTİDARIN SİNDİRME ARACI OLARAK YARGI SOPASI

    Hayatlarını eşit ve özgür bir şekilde yaşamak isteyen, hakları için mücadele eden kadınlara bir baskı da yargı kanadından geldi. Yıl boyunca kadınlar haklarında açılan çeşitli davalar ve gözaltılarla sindirilmeye çalışıldı. Her ne kadar iktidar korkutma aracı haline getirdiği ‘yargı sopası’nı kullansa da bu, kadınlar üzerinde etki etmedi. Kadınlar her koşulda dik durma dirayetini gösterdi.

    -Konserinde yaptığı şaka nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan yargılanan Gülşen’e 10 ay hapis cezası verildi.

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi’nin çağrısıyla, “ÇEDES’e Hayır” demek için, Mamak’ta faaliyet yürüten  Laik Bilimsel Eğitim Platformu’ndan kadınlar, bildiri dağıtırken gözaltına alındılar.

    -Batman’ın Beşiri ilçesinde 2020 yılında tecavüz ettiği İpek Er’i intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’a dönük cezasızlık politikasına karşı faile “hakaret ettiği” iddiasıyla yargılanan Ezgi Mola’ya destek olmak için paylaşım yapan Hazal Kaya hakkında da “hakaret davası” açıldı. Hazal, emniyete giderek ifade verdi.

    -Emine Şenyaşar hakkında 2 yeni dava açıldı. AKP’li İbrahim Halil Yıldız’a “hakaret” ettiği iddiasıyla açılan soruşturmalardan 2’sinin davaya dönüşmesiyle toplamda 10 dava açılmış oldu.

    -Kalıcı yaz saati uygulaması için belgesel çekimi görüntüleri gerekçe gösterilerek tutuklanan belgesel yönetmeni Sibel Tekin, tahliye oldu.

    -Şırnak’ın Cizre ilçesinde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde şiddete karşı yürüyen kadınlar hakkında soruşturma açıldı.

    -Musa Orhan’ın suç duyurusu üzerine hakkında dava açılan sanatçı Farah Zeynep Abdullah, bin 300 TL adli para cezasına çarptırıldı.

    -Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) hakkında ‘ahlaka aykırı faaliyet yürütmek’ iddiasıyla ve kapatılması talebiyle açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü. Dava reddedildi.

    -Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin Danıştay’a açtıkları davanın duruşması görüldü. Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    -Demans hastası olduğu gerekçesiyle 27 Ekim 2022’de Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tahliye edilen eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, 2012 tarihli bir soruşturma gerekçesiyle evinde gözaltına alındı. Tuğluk,  ifade işleminin ardından serbest bırakıldı.

    -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan HDP eski İstanbul Milletvekili Hüda Kaya tutuklandı.

    -Tutuklu Kürt siyasetçi Gültan Kışanak tutukluluk süresi dolmasına rağmen tahliye edilmedi. Kışanak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı konuşma nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 5 yıla kadar hapis istemiyle açılan bir başka dava daha bulunuyor.

    KADIN GAZETECİLER HEDEFTEYDİ

    Türkiye’de gazeteciler yazdıkları veya söyledikleri nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumun haber alma hakkı da engellenmiş oluyor. Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ), 2023 yılının raporuna göre Türkiye, özellikle Kürt kadın gazetecileri susturmak için yasayı silah olarak kullanan ülkelerin başında geliyor.

    Kadın gazeteciler yıl boyunca şunları yaşadı:

    -PİRHA muhabiri Dilan Şimşek, Cumartesi Anneleri eylemini takip ederken polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

    -JINNEWS muhabiri Elfazi Toral ile Demokratik Modernite çalışanı Sema Korkmaz, İstanbul’da haber takibi sırasında polis saldırısına maruz kalarak, gözaltına alındılar.

    -Jinnews muhabiri Nazlıcan Yıldız tutuklandı.

    -Gazeteci Beritan Canözer serbest bırakıldı.

    -MA muhabiri Yüsra Batıhan hakkında, depremde yapılan haberleri sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar gerekçesiyle soruşturma açıldı.

    -Beş gün gözaltında tutulan Yeni Yaşam gazetesi çalışanı Rojin Altay, savcılık ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    -HDP Milletvekili Remziye Tosun, Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan gazeteci Derya Ren’e yönelik çıplak arama dayatmasını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu.

    -Gazeteci ve akademisyen Nagihan Akarsel’in cenazesini takip ettiği sırada gözaltına alınan Jinnews muhabiri Dilan Babat hakkında “Türk devleti ve kurumları aleyhinde sözde haber yapma” iddiasıyla dava açıldı.

    -Gözaltına alınan gazeteci Dilan Akyol’un yaptığı haber gerekçe gösterilerek, “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla adliyeye sevk edildi. Ardından serbest bırakıldı.

    -Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı gazeteci Dicle Müftüoğlu tutuklandı.

    -Gazeteciler Sibel Yükler, Evrim Deniz, Evrim Kepenek gözaltına alındı. İfadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    -Mezopotamya Ajansı (MA) Muhabiri Ceylan Şahinli “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.

    -Ankara’daki bombalı eyleme dair yaptığı değerlendirmeler gerekçesiyle gözaltına alınan Gazeteci Ayşenur Arslan, ifade verme işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

    -Şırnak’ta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yapılmak istenen yürüyüşte gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut ve JINNEWS muhabiri Rozerin Gültekin serbest bırakıldı.

    -16 gazetecinin tutuklanmasını protesto ederken darp edilerek gözaltına alınan gazeteci Sibel Yükler’e Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açıldı.

    -Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 2022 yılında tutuklanan gazeteciler Remziye Temel, Safiye Alagaş, Elif Üngür ve Neşe Toprak’ın tahliyesine karar verildi.

    -29 Ekim 2022’de gazetecilik faaliyetleri ile suçlanarak tutuklanan Mezopotamya Ajansı ve JİNNEWS muhabirleri Berivan Altan, Habibe Eren, Diren Yurtsever, Öznur Değer ve Ceylan Şahinli tahliye edildi.

    -“Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek” suçlamasıyla Duvar Gazetesi’nden Evrim Deniz, Bianet’ten Evrim Kepenek ve T24 editörü Sibel Yükler gözaltına alındı. Gazeteciler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    KADINLARIN BAŞARILARI

    Kadınlar 2023 yılında sadece şiddet ve olumsuz olaylarla gündeme gelmedi. Hayatın her alanında var olma mücadelesi veren kadınların başarıları ödüllendirildi.

    -İsveç merkezli Olof Palme Uluslararası Anlayış ve Ortak Güvenlik için Anma Fonu’nun 1987’den bu yana her yıl verdiği Olof Palme Ödülü’ne bu sene, Ukrayna, İran ve Türkiye’den üç kadın insan hakları savunucusu layık görüldü. Ödül, İHD Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin, Ukraynalı Psikolog Marta Chumalo ve İranlı gazeteci, insan hakları savunucusu Narges Mohammadi’ye verildi.

    -Kars Barosu, 2022 Adalet Ödülü’nü Urfa Adliyesi önünde adalet arayan Emine Şenyaşar’a verdi.

    – Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Jina Mahsa Amini’nin katledilmesini ilk duyuran gazeteci Nilifer Hamediye Alman Gazeteciler Derneği tarafından ödül verildi.

    -Avrupa Parlamentosu, Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü, Mahsa Amini ve “Jin jiyan azadî” hareketine verdi.

    -2023 Nobel Barış Ödülü, cezaevindeki İranlı kadın aktivist Nergis Muhammedi’ye verildi. Ödülün, İran’da kadınlara yönelik baskılara karşı verdiği mücadele ve insan hakları mücadelesi nedeniyle verildiği açıklandı.

    – 2023 Nobel Tıp Ödülü’nü, MRNA aşısıyla ilgili çalışmaları nedeniyle, Covid aşısının bulunmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren çalışmalarından ötürü Katalin Kariko ve ABD’li Drew Weissman kazandı.

    -Nobel ödüllerinin sonuncusu olan Ekonomi Ödülü, kadınların işgücü piyasasındaki yeri üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı Harvard Üniversitesi Profesörü Claudia Goldin’e verildi.

    -Uluslararası İnsan Hakları Forum ve Film Festivali’nde, Diyarbakır’da erkek şiddeti sonucu ağır yaralanan Mutlu Kaya’nın hikayesini konu alan “My Name is Happy” (Benim Adım Mutlu) filmine iki ödül verildi.

    -Doğan Kitap’ın Duygu Asena’nın anısını ve fikirlerini yaşatmak için 2007’den bu yana her yıl düzenlediği Duygu Asena “Kadının Hala Adı Yok” Roman Ödülü Arlin Çiçekçi’nin “Servi Nine ve Üç Güzeller” adlı eserine verildi.

    -Don Ansim veya United Women of Italy’nin Renata Fonte Ödülü, 2023 yılında kadına yönelik şiddete karşı, cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü için mücadele yürüten dört Afganistanlı kadına verildi.

    -Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü “Kuru Otlar Üstüne”deki performansıyla Merve Dizdar’a verildi. Dizdar, konuşmasında ödülünü mücadele eden kadınlara adadığını ifade etti.

    -26’ncı Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali yapıldı. Törende ödül alan isimler, konuşmalarında mücadele ve umut vurgusu yaparken, ödüllerini Çiğdem Mater’e ithaf etti.

    -Free Press Unlimited’ın düzenlediği “En Dirençli Gazeteci Ödülü” DFG Derneği’nin tutuklu Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu’na verildi.

    -Kürt aktivist Hêro Wekîl’e, Cenevre İnsan Hakları Merkezi tarafından “2023 Doğa Hakları Kadın Kahramanları” ödülü verildi.

    DÜNYADA KADINLAR CEPHESİNDE NELER YAŞANDI?

    2023 yılında Türkiye’de olduğu gibi dünyanın birçok yerinde de kadınlar kazanımları ve hakları için mücadele etti. Kimi ülkelerde eşitlikçi kazanımlar elde edilirken Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle kadınlar için daha karanlık bir yıl oldu 2023.

    Aynı şekilde İran’da da kadınlar başörtüsü zorunluluğu başta olmak üzere birçok sorunla mücadele etmek zorunda kaldı.

    -İran’da Jina Mahsa Amini’nin katledilmesiyle başlayan “Jin jiyan azadî” isyanı hükümetin tüm saldırılarına rağmen 2023 yılında da sürdü. Amini’nin katledilmesinin ardından dünyanın hemen her yerinde süren kadın mücadelesinin yeni şiarı haline gelen “Jin Jiyan Azadi /Kadın Yaşam Özgürlük” sloganı kadın sokak hareketinin öznesi haline geldi. Ve tüm dünyada ülke ülke yayıldı. Amini’nin katledilmesine ilişkin ilk haberi yapan iki gazeteciye ise hapis cezası verildi. Amini’nin ardından zorunlu başörtüsüne uymadığı için işkence edilen Armita Geravand (16) hayatını kaybetti.

    -Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da bir grup kadın, yeni yönetimde haklarının geri alınmaması için eylem yaptı. Başkent Kabil’de ellerinde pankartla bir video çeken kadınlar, “Çalışmak, eğitim ve siyasi katılım her kadının hakkıdır” sloganını attı. Afganistan Ulusal Gazeteciler Birliği, Taliban’ın yönetime gelmesinin ardından kadınların medyadaki varlığının iki yıl öncesine göre yüzde 64 oranında azaldığını duyurdu. Taliban Enformasyon ve Kültür Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca müzik yayını yaptığı iddiasıyla, “Kadınların Sesi” isimli yerel radyo istasyonunu kapattı. 2 ay sonra radyo tekrar yayına başladı.

    -Suudi Arabistanlı öğrenci Salma el-Shehab, sosyal medyada ‘muhalif ve aktivistlerin paylaşımlarını retweet ettiği için’ 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Avrupa Suudi İnsan Hakları Örgütü (ESOHR) bunun, bir muhalife verilen en uzun hapis cezası olduğunu açıkladı.

    -Filistinli Yazar Adania Shibli’ye, “İsrail’deki savaş” gerekçesiyle Frankfurt Kitap Fuarı’nda verilecek olan ödül töreni iptal edildi.

    -Arjantin’de 14 yaşındaki bir kız çocuğun polisten yardım istenmesine rağmen öldürülmesi kadınlar arasında infial yarattı. Polisi kadın cinayetlerine kayıtsız kalmakla suçlayan yüzlerce kadın, Mendoza bölgesinde adalet sarayını ateşe verdi. Öte yandan Arjantin Ulusal Kongresinin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde birçok durumda kürtajı yasallaştıracak tasarı kabul edildi.

    -Meksika’da binlerce kadın, polis tarafından boynu kırılarak öldürülen göçmen Victoria Salazar için başkent Mexico City’de sokaklara döküldü. Protestocuların polisle çatışması sonucu 32 kişi yaralandı. Kadın hareketinin mücadelesinin sonucu olarak Meksika Yüksek Mahkemesi tecavüz sonucu hamile kalan 12-17 yaşları arasındaki çocukların, anne baba onayına gerek kalmadan kürtaj yapabilmesine karar verdi.

    -ABD’nin Teksas eyaletinde kadınların hamileliklerinin 6’ncı haftasından sonra kürtaj olmasını yasaklayan yasa yürürlüğe girdi.

    -Polonya’da aylardır tartışılan ve büyük tepkilere sebep olan kürtaj yasağı yürürlüğe girdi. Yasağın yürürlüğe girmesi ile birlikte ülke genelinde protestolar yeniden başladı.

    -Londra’da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla İngiliz feminist örgütlerin organize ettiği “Million Women Rise” yürüyüşü, binlerce kadının katılımıyla “Bir kadın, bir beden, bir şarkı, bir sevgi” şiarıyla gerçekleşti.

    -Avrupa Birliği (AB), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde kadına yönelik cinsel şiddet faillerine yaptırım uygulama kararı aldı. Hollanda’nın girişimiyle alınan karar, aynı zamanda kurumun bu bağlamda kabul ettiği ilk yaptırım paketi.

    -İspanyol milletvekilleri tarihi bir adım atarak, şiddetli regl ağrısı çeken kadınlara ücretli tıbbi izin verilmesini öngören yasal düzenlemeyi onayladı. Böylece İspanya, bu tür bir yasayı onaylayan ilk Avrupa ülkesi oldu. Ayrıca hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Japonya, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadelede çok önemli bir adım attı. Yeni kurallara göre; büyük şirketler erkekler ve kadınlar arasındaki ücret farklarını açıklamak zorunda kalacak.

    -İspanya’da cinsiyet eşitliği için kadınların mücadelesi sonucunda hükümet, cinsiyet eşitliğine yönelik yeni bir adım atma hazırlığında. Hükümet, şirket yönetim kurullarında en az yüzde 40 kadın temsilini zorunlu kılan yasayı çıkarmaya hazırlandığını duyurdu.

    -Yeni Zelanda’da yoksullukla mücadele çalışmaları kapsamında tüm okullarda ücretsiz regl ürünleri dağıtılmasına karar verildi.

    -Latin Amerika ülkesi Bolivya’da ‘Kültürler, Dekolonizasyon ve Depatriarkalizasyon Bakanlığı’ kuruldu. Bakan olarak ise Sabina Orellana atandı.

    -Güney Kıbrıs’ta oy birliğiyle onaylanan ve Ceza Yasası’nda değişikliğin yolunu açan yasaya göre bundan böyle tecavüz suçu işleyenler müebbet hapisle cezalandırılacak. Ceza, sadece kadınlara değil, erkeklere ve LGBTİ bireylere tecavüzü de kapsıyor.

    -İzlanda’da kadınlar 48 yıl sonra ilk kez eşit ücret talebiyle greve çıktı. Kadınlar başkent Reykjavik’te de eşit ücret talebiyle büyük bir miting yaptı.

    -Cinsiyete dayalı bir şiddet eylemi olarak ifade edilen feminiside karşı Belçika, bir yasa çıkardı. Yasa sadece feminisidleri değil, aynı zamanda bu tür suçlara öncülük edebilecek cinsel, psikolojik ve zorlayıcı kontrol gibi farklı şiddet biçimlerini de tanımlıyor.

    -İsviçre’de emeklilik yaşının yükseltilmesi, cinsiyetçi ve cinsel şiddet, feminisid (kadın cinayetleri), ücret eşitsizliği, yapısal ırkçılık, çocuk bakım tesislerinin finanse edilmemesi, homofobik ve transfobik ayrımcılık, kürtaj hakkına yönelik saldırılar sebebiyle feminist greve yüzbinlerce kadın katıldı.

    Fatoş SARIKAYA/PİRHA

  • 17+ Alevi Kadınlar: Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli, özür dilemeli, hesap vermeli

    17+ Alevi Kadınlar: Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli, özür dilemeli, hesap vermeli

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, Maraş Katliamı’nın 45. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, katliamla Alevi toplumunun ve Aleviliğin yok edilmek istendiği belirtilerek, devletin katliamlarla yüzmesi, Alevilerden özür deilemesi ve hesap vermesi için çağrı yapıldı. 

    Ülkücü faşistlerin Maraş’ta gerçekleştirdiği Alevi Katliamı 45. yılında lanetleniyor.

    Yazılı bir açıklama yapan 17+ Alevi Kadınlar, Maraş Katliamı’nın diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevi toplumunu ve Aleviliği yok etmeyi, yok edemezse kontrolü altına almak isteyen devlet geleneğinin izlerini taşıdığını vurguladı.

    Katliamın Türk İslamcı geleneğin yönettiği planlı organizasyon olduğunu belirten 17+ Alevi Kadınlar, devletin katliamlarla yüzleşmesi, Alevilerden özür dilemesi ve hesap vermesi gerektiğini kaydetti.

    17+ Alevi Kadınlar‘ın açıklamasının tamamı şöyle:

    “Maraş Katliamı’nın 45. Yılında sorumlular hâlâ üç maymunu oynamaya devam ediyor.
    Maraş Katliamı’nın diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevi toplumunu ve Aleviliği yok etmeyi, yok edemezse kontrolü altına almak isteyen devlet geleneğinin izlerini taşıdığını biliyoruz. Aleviler, tarihçiler, bilim insanları, siyasetçiler bunları açık açık her yerde dilendiriyor.
    Her katliam gibi Maraş Katliamı’nın etkileri de yaşandığı günlerle sınırlı değil. Katliamı yaşayanlar, katliamda yakınlarını yitirenler, manevi ve maddi olarak yaralananlar ve bir bütün olarak Alevi toplumu katliamın etkilerini 45 yıldır yaşamaya devam ediyor.

    “MARAŞ KATLİAMI, TÜRK İSLAMCI GELENEĞİN YÖNETTİĞİ PLANLI ORGANİZASYONDUR”

    Demografik yapının değiştirilmesini hedefleyen, Alevilerin ve Alevilik inancına sahip olan, seküler, devrimci bir topluma karşı organize edilmiş katliamın adıdır Maraş Katliamı. İslamcı ve Türkçü yapıların kullanılarak ülkeyi tekçileştirmek hedefiyle Türk İslamcı geleneğin yönettiği planlı organizasyondur.

    “ALEVİLERİN TOPRAKALRINA EL KONULARAK SERVET TRANSFERİ YAPILMIŞTIR”

    Maraş Katliamı’nda da diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevileri yaşadıkları yerlerden göç ettirip onların topraklarına, taşınır taşınmaz mülklerine el konarak servet transferi yapılmıştır. Aynı zamanda Aleviler yoksullaştırılmakla, yaşadıkları topraklardan uzaklaştırılmakla kalmamış ülkede Alevilerin çoğunlukta olduğu iller “Alevisizleştirilmeye” çalışılmıştır. Bu politika yıllarca sürdürülmüştür. Ortaca, Sivas, Malatya gibi diğer Alevi katliamları buna örnektir.

    “DEVLET YÜZLEŞMELİ, ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEMELİ, HESAP VERMELİDİR”

    Topumun hafızası kolay kolay silinemiyor, silinmiyor. Sessiz kalınsa da, susulsa da muhakkak bir gün bir yerden bir dal kıpırdamaya başlıyor. Aleviler yaşadıklarını konuşuyor, dillendiriyor, failleri ve esas sorumluları tanıyor, affetmiyor.
    Bilinmelidir ki katliam ile yüzleşmeyen toplum ve iktidarlar (katliamdan bu yana değişenler) suç eylemini sahiplenmektedir. Katliam ile arasına mesafe koymayanlar onu bir miras gibi sahipleniyor. Alevilere yönelik katliamlar ile yüzleşme ve etkin muhakeme edilmeden, bu toplumda ne sulh olur ne de toplumsal eşitlik sağlanır
    Yeni katliamlar olmaması için devlet katliamlarla gerçekten yüzleşmeyi hedeflemeli, Alevilerden özür dilemeli, yargı önünde HESAP vermelidir. Tekçilikten vazgeçip, çoğulcu ve birlikte yaşam koşullarının oluşması için sorumluluktan kaçmamalı, gerekli düzenlemeleri, üzerine düşenleri daha da gecikmeden yerine getirmelidir.

    BİR ARADA DURMA ÇAĞRISI

    Maraş’ta günlerce süren organize katliamı yaşayan ve katledilen canları saygıyla anıyoruz. Katliamdan yaralı kurtulan, manevi olarak yaralanan herkesle birlikteyiz, yalnız değiliz diyoruz. Maraş Katliamı’nı etinde, kemiğinde, ruhunda hisseden tüm canları daha güçlü ve daha örgütlü olmak için daha da bir arada durmaya çağırıyoruz.
    Maraş Katliamı’nın üzerinden geçen seneler, tüm insanlık suçları gibi, hafızamızda ve kalplerimizde dün gibi.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadın örgütleri: İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Kadın örgütleri: İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Danıştay’da görülen İstanbul Sözleşmesi duruşmasının ardından kadınlar, Danıştay önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamalarda, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı bir şekilde çıkıldığı hatırlatılarak, “Tarafsızlığı tartışılır hale gelen mahkeme üyelerinin bu davadan çekilmesini bekliyoruz” denildi. 

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı yürütmenin durdurulması ve kararın iptali talebiyle Danıştay 10. Dairesi’ndeki davanın duruşması görüldü.

    Kadınlar, Cumhurbaşkanlığı’nın İstanbul Sözleşmesi’nin iptali yönündeki kararının durdurulması için Danıştay’a başvurmuştu.

    Bugün Kadının İnsan Hakları Vakfı, Mor Çatı, Mardin Barosu, Muş Barosu, Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları Derneği’nin de aralarında olduğu en az 24  kurumun başvurusu sonucu dava açılmıştı.

    Mütalaasını açıklayan Danıştay Savcısı, fesih kararının iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    Duruşmanın ardından kadın örgütleri temsilcileri açıklama yaptılar.

    Eşik Gönüllüsü Av. Özlem Günel Tekşen, “Mart 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz, siyasi bir kararla çıkıldı” hatırlatmasında bulundu.

    Tekşen, şunları ekledi:

    “Açılan 220’den fazla davadan, duruşması yapılan 70 kadar’ı reddedildi. Kararın bağımsız ve tarafsız koşullarda verilmesi engellendi. Hala karar verilmeyen davalar mevcut. Bugün bu davaların duruşmaları için bir kez daha Danıştay’dayız. 20 Mart 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanan, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çıkış kararının ardından; kadınlar, kadın örgütleri, barolar, meslek örgütleri, sendikalar ve siyasi partiler tarafından Danıştay’da 220’den fazla iptal davası açıldı. Danıştay makul süreyi aşan bir yargılama yaptı ve halen süren davaları dikkate almadan, duruşmalar tamamlanmadan kararını açıkladı. Duruşması yapılmayan, çoğu kadın örgütleri tarafından açılmış olan davaların duruşması bugün yapılıyor. Duruşma gününün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü takiben belirlenmiş olması tesadüf olmasa gerek. Bir kez daha dile getiriyoruz; İstanbul Sözleşmesi, Anayasa’nın 90. maddesi ve 6251 sayılı Yasa gereğince yasa hükmündedir ve hala yürürlüktedir.”

    “MAHKEME ÜYELERİNİN BU DAVADAN ÇEKİLMESİNİ BEKLİYORUZ”

    EŞİK Gönüllüsü Nezahat Demiray ise “Bugün ve bundan sonra İstanbul Sözleşmesi’ne, Anayasal hukuk düzenine ve insan hakları hukukuna sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yukarıda sayılan ve buraya sığmayan nedenlerle tarafsızlığı tartışılır hale gelen, bu durumu hukuka uygun olmayan yorumlarıyla kararlara da geçiren mahkeme üyelerinin bu davadan çekilmesini bekliyoruz, artık bu davaya bakmamaları gerekir. Hayatlarımız, haklarımız ve hayallerimiz üzerinden siyaset yapılmasına izin vermeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “YARGI, ANAYASAYI TANIMIYOR”

    Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği’nden Avukat Nagihan Bulut, Yargının Anayasayı tanımadığını belirterek, “Bugün burada daha önce çok sayıda dosyada karar vermiş bir heyetin huzurundaydık. İstanbul Sözleşmesi’nin anayasal hiçbir dayanağı olmayan Cumhurbaşkanı kararnameleri ile ortadan kaldırılamayacağını açıkça ifade ettik” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    – Danıştay Savcısı’nın İstanbul Sözleşmesi mütalaası: Fesih kararı iptal edilmeli

    – Kadınlardan Danıştay önünde açıklama: Türkiye şiddete karşı mücadeleden uzaklaştı-VİDEO

  • Danıştay Savcısı’nın İstanbul Sözleşmesi mütalaası: Fesih kararı iptal edilmeli

    Danıştay Savcısı’nın İstanbul Sözleşmesi mütalaası: Fesih kararı iptal edilmeli

    PİRHA-Kadın örgütlerinin, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin Danıştay’a açtıkları davanın duruşması görüldü. Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi. Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    AKP hükümetinin İstanbul Sözleşmesi’nden 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile çekilmesinin ardından çok sayıda siyasi parti, dernek ve sendika karara itiraz ederek Danıştay’a başvurdu. Danıştay, bu itirazlara dair tüm davalarda yürütmenin durdurulması istemlerini reddetti. Danıştay, kararın iptali istemiyle açılan en az dört davada ise kararı hukuka uygun buldu.

    Antalya Kadın Dayanışma Derneği, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadının İnsan Hakları Derneği ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptaline ilişkin dava açılmıştı.

    Bugün görülen duruşmada İstanbul dışındaki şehirlerden gelen çok sayıda avukat hazır bulunurken, kadınların da duruşmaya katılımı yoğun oldu.

    Av. Ece Güner, 2 buçuk yıldır dilekçeler sunduklarını belirterek, “Cumhurbaşkanı kararı ile yarın uyandığımızda tüm sözleşmelerden çıkabiliriz. Anayasamızda bu tür bir öngörülemezlik kabul edilemez. İstanbul Sözleşmesi, Anayasamızın 15. ve 17. maddesi ile ilişkilidir. Kararnamenin kapsamını anayasamıza göre yorumlamalıyız. Temel haklara dayanan sözleşmeler, kanunlarımızdan da güçlüdür anayasamıza göre. Şiddet gören kadınlarımız için buradayız. Her gün kadınlarımızın hakları yok edilecek. Buna dur demeliyiz. Hukuk devleti için buna bugün dur demezsek, hukuk devletinden tamamen uzaklaşacağız” dedi.

    “HEPİNİZE TARİHİ BİR SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Adıyaman Barosu adına konuşan Av. Gülsen Taner ise, “İstanbul Sözleşmesi’nin insan hakları bağlamında bize kazandırdığı şeyler çok açıktır.
    İstanbul Sözleşmesi’nin bir hak ihlali yaratacağının düşünülmesi bize göre kabul edilemez. Hukuken bu kararın iptal edilmesi gerekir. Heyetinize tarihi bir sorumluluk düştüğüne inanıyorum” diye konuştu.

    Şanlıurfa Barosu‘ndan Av. Şirin Cemile Kızılkaya da, “İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması ile yaşadığımız bir çok boşluk söz konusu. Cumhurbaşkanlığı kararı, yankı odasında ve sadece kendi propagandası için sözleşmenin kaldırılması büyük bir açıklık yaratıyor” diye ekledi.

    Kadının İnsan Hakları Derneği’nden avukat Hülya Gülbahar, “Sözleşme iç hukuka dahil oldu, 6284 sayılı Kanun’da İstanbul Sözleşmesi’ne atıf var ve ona da saldırı var ama ondan dahi söz etmiyorsunuz. Biz burada bu sözleşmenin şiddeti önlemesi ve temel haklara ilişkin bir sözleşme olduğunu anlatmak zorunda kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Av. Ezel Buse Sönmezocak, “Şimdiye kadar dava dilekçemize dair değerlendirmelerde ortaya sunduğumuz argümanlar değerlendirmeye alınmamıştır. Çok açık bir hukuk problemi olduğunu düşünüyoruz. İstanbul Sözleşmesi bir ticari sözleşme değildir, bir insan hakları sözleşmesidir. LGBT-i yurttaşlar nefret söylemlerine maruz kalıyor, bunun nedeni İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıdır. Bir insan hakları sözleşmesinin bu şekilde kaldırılmasının dünyada örneği yok” dedi.

    Savunmaların ardından Danıştay savcısı mütalaasını açıkladı. Savcı, kararın iptali yönünde karar verilmesini istedi.

    Mütalaaya karşı söz alan avukatlar da savcılık görüşüne katıldıklarını belirterek kararın iptalini istedi.

    Davalı avukatları ise savcılığın görüşüne katılmadıklarını ve davanın reddedilmesini istedi.

    Mahkeme başkanı ise davaya dair kararını daha sonra yazılı olarak tebliğ edeceğini söyledi.

    PİRHA/ANKARA