Etiket: kadriye doğan

  • Kadriye Doğan: Kürtlerin hak mücadelesiyle Alevilerin hak mücadelesinin birleşmesi gerekiyor-VİDEO

    Kadriye Doğan: Kürtlerin hak mücadelesiyle Alevilerin hak mücadelesinin birleşmesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- DAD önceki dönem Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Türkiye toplumunun bir yüzyıl daha baskıyla, yoklukla, inkarla gidemeyeceğini, gitmek istemediğini ifade ederek, “Kürtlerin hak mücadelesiyle Alevilerin hak mücadelesinin birleşmesi gerekiyor. Bu demokrasinin de temel taşı olacağına inanıyorum” dedi.

    “HEPİMİZE SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) önceki dönem Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, toplumun barış sürecini sahiplendiği taktirde başarıya ulaşacağını belirterek, “Bu toplumda ciddi bir umutsuzluk ve bu süreci sadece Erdoğan’ın kendi geleceğini pekiştireceği bir oyalama süreci olarak algılanmasına yol açacak kadar bir savsamaya gittiği yönünde bir şey gözlemliyoruz. Ama bu gerçek olmamalı. Toplum buna izin vermemeli. Her birimize bu anlamda sorumluluk düşüyor” dedi.

    “KÜRTLERİN HAK MÜCADELESİYLE ALEVİLERİN HAK MÜCADELESİNİN BİRLEŞMESİ GEREKİYOR”

    Barış süreci örerken ve demokratik toplumun inşa ederken Alevi toplumunu bu sürecin öznesi haline getirmek gibi bir sorumluluğun olduğunu ifade eden Doğan, “Aleviler Kürtler kadar gelecekte kendilerini var etmek istiyorlarsa, demokrasi ve barışın inşasında aynı düzeyde sorumluluk almaktan da kaçınmaması gerekiyor. Bu sorumluluğu üzerimize alıp bizim de topluma çıkmamız gerekiyor. Kürtlerin hak mücadelesiyle Alevilerin hak mücadelesinin birleşmesi gerekiyor. Bu demokrasinin de temel taşı olacağına inanıyorum” diye belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-88 yıl önce katledilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapıldı. 1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli” dedi.

    Seyit Rıza ve arkadaşları, idam edilişlerinin 88.yılında Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapılarak anıldı. Yürüyüşte “Însanê Kamılî Xo Vîr Ra Meke!” pankartı açıldı.

    Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ile Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Basın açıklamasını Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “88 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN SEYİT RIZA VE YOL ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANMAMIŞTIR”

    15 Kasım 1937 tarihinin bir halkın, bir kültürün ve bir inanç dünyasının sistematik olarak hedef alındığı Dersim Katliamı’nın simgesel günlerinden biri olduğu belirten Ergin Tekin, “Bugün hâlâ yüzleşilmemiş bir tarih, kapanmamış yaralar ve adaleti bekleyen bir hafıza olarak karşımızda durmaktadır. Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli, savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır. İdamlardan bugüne 88 yıl geçti. Bugünün iktidarı AKP, yıllar boyunca Dersim’in acısını seçim malzemesi yapmış, sözde yüzleşme söylemlerini günübirlik, politik hesaplara kurban etmiştir. Bugün ortada ne açılmış arşiv vardır ne bulunmuş kayıp çocuklar ne de gerçek bir özür.

    Aksine; Dersim’in dağları maden şirketlerine, dereleri barajlara, halkı, baskıcı politikalara teslim edilmeye çalışılmaktadır. Halkın iradesi kayyımlarla gasp edilmekte, inanç değerleri yok sayılmakta, kimliği ve kültürü sistematik biçimde baskılanmaktadır. Seyit Rıza’nın sözleri hâlâ kulağımızdadır: “Ayıptır, zulümdür, cinayettir.” Bugün bu sözlerin muhatabı yalnızca tarihin karanlık sayfaları değil; yüzleşmekten kaçınan, hakikati erteleyen günümüz siyasal yaklaşımıdır. Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ancak nitelikli bir yüzleşme temelinde eşit yurttaşlık hukukunun tanınarak aşılabileceğine olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz” denildi.

    “SOYKIRIM TANINMALIDIR”

    Ergin Tekin, talepleri şu şekilde sıraladı:

    -Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerinin Dersime nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    – Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    – Asimilasyon, zorunlu göç, doğa katliamı ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Devlet tarafından açık ve resmi bir özür kamuoyu önünde ilan edilmelidir.

    -Soykırım tanınmalıdır.

    “DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK BUGÜN DE ZORLA MESCİT VE CAMİ DAYATILIYOR”

    1937-1938 Katliamı’nın Dersim’in bağrına saplanmış bir hançer olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “O gün idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarıyla birlikte Dersim’de on binlerce can katledildi. Bugün itibarıyla Dersim’de değişen nedir diye sorduğumuzda değişen hiçbir şey yok. Seyit Rıza ve yoldaşlarının boynundaki ilmik hala bizim boynumuzda durmaya devam ediyor. O gün bize medeniyet getiriyorlardı. Acaba bugün bundan vazgeçmişler mi? Bugün bunun adına ne koyuyorlar? Hala köylerimize, mezralarımıza, ilçelerimize nüfusunun %98’i Alevi olduğu halde mescitler ve camiler dayatılıyor” dedi.

    “DERSİM HALKI İLE YÜZLEŞMEK ZORUNDASINIZ”

    Siyasal iktidar ve kapitalist burjuva sisteminin geçmişten aldığı mirasla topraklarımız üzerinde inançları, kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle on binlerce insanı katlettiğini vurgulayan DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Geçmişte yaşanan acılar halen devam ediyor. Yıllardır Dersimliler olarak devlete yaptığımız çağrı devam ediyor. Ancak mevcut siyasal iktidar kulaklarını tıkayarak bunu görmezlikten geliyor. Elbette ki bizim devletle bu konuda hesaplaşma gibi bir niyetimiz yok. Ancak devlete açıktan çağrımız var ve diyoruz ki Dersim halkı ile yüzleşmek zorundasınız” diye belirtti.

    “SEYİT RIZA’DAN SONRA KÜRDİSTAN’IN EVLATLARI ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞTILAR”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının kimliği, varlığı, dili ve inancını savunduğunu belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Hükümet neyi düşünüyordu? Hükümet ‘Ben bir ulus devlet kurdum, bunun içinde yaşayan herkes Türk olmalı’ diyordu. İsmet İnönü’nün bir söylemi var: ‘Bizim birinci vazifemiz Türklüğe karşı gelen, Türkçülüğü kabul etmeyen bir kişi varsa onu bu vatandan atarız.” Dersim’de hem tertele hem katliam hem de soykırım vardı. Doğamız elimizden alındı, kız çocuklarımızı kendilerine hizmetkar yaptılar. Kim onları hizmetkar yaptı? Kazım Orbay, Celal Bayar yaptı. Kadınları, yaşlıları öldürdüler. Bu topraklar, bu derviş mekanı sadece bir kent değil, bizim hafızamızdır, inancızdır geleceğimizdir. Bundan sonra bizim bu toprakların diline sahip çıkmamız gerekiyor. Toprağın özgürlüğü için mücadele edenler bu hafızayı bize bıraktılar. Bu hafızayı bir miras olarak bıraktılar. O miras bitmedi, o yol kapanmadı. Seyit Rıza’dan sonra Kürdistan’ın evlatları özgürlük için savaştılar. Geçmişlerini, hafızalarını unutmadılar, özgürlük mücadelesinden taviz vermediler. Biz diyoruz ki; eğer bir toprakta insanlar yaşıyorsa özgür olmalılar. Bizim verdiğimiz mücadelenin özü budur. Bize devredilen mirası içselleştirmişiz. Onu mücadelemizde taşımışız” şeklinde konuştu.

    “DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENMELİ”

    1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli. Bugün Alevi canlarımıza tarih boyunca yaşatılan katliamlara ne yazık ki yenileri ekleniyor. Bakın 21. yüzyıldayız ve Suriye’de Alevi katliamları yaşandı. Bugün bu topraklar birçok Alevi katliamına ne yazık ki tanıklık etti. Koçgiri, Dersim, Sivas, Çorum ve Gazi. Bu katliamlarla hesaplaşılması gerekiyor. Bu acıların son bulması gerekiyor. Ama ne yazık ki  Alevi canlarımızı asimile etmek, inançlarını yok saymak, onları sünnileştirmek ve resmi ideolojiye adapte etmek için devletin oynadığı oyunlar bitmiyor. Yani Muaviye’nin oyunları bu topraklarda bitmiyor. Yenilerine yenileri ekleniyor.

    Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı tam da bu ülkede yaşanan bu kadar acının, bu kadar haksızlığın, tekçi, ırkçı, milliyetçi ve tek merkezci zihniyete karşı, bu topraklarda yaşayan 72 millete aynı nazardan bakan bir anlayışın, bir siyasi düzenin oluşması için yapılmış bir çağrıdır aynı zamanda. Bu çağrıda Alevi canlarımıza yer çoktur. Bu çağrımız Alevi canlarımızadır aynı zamanda. Bizler bu topraklarda eşit yurttaşlık hakkı temelinde her inançtan, her milletten insanın kendi ana diliyle konuşabilmesi ve eğitim görebilmesi ve kendi inancını bu topraklarda özgürce yaşayabilmesi için yeni bir düzen kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu çağrıyı aynı zamanda bu şekilde okuduğumuzu ve anladığımızı da sizlerle paylaşmak isteriz. Bizler bu topraklarda çok acı çektik. Bizler bu topraklarda dilimizden dolayı, inancımızdan dolayı çok acı çektik. Çok sayıda katliamlara maruz kaldık. Bunlara karşı bir olmak, beraber olmak ve mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yok değerli canlar. Ve bu nedenle özellikle demokratik toplum çağrısına hep beraber sahip çıkarak demokratik bir cumhuriyeti birlikte inşa etmek için elimizden gelen her türlü çaba içinde olmaya devam etmeliyiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD, cami yapılmak istenen Hakis köyünü ziyaret etti!-VİDEO

    DAD, cami yapılmak istenen Hakis köyünü ziyaret etti!-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, cami yapılmak istenen Dersim’in Nazımiye ilçesinin Hakis köyünü ziyaret etti. Yaşananlara tepki gösteren DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Alevi köyünde cami yaparak Alevilere o inancı dayatmak hiç kimsenin haddine değildir. DAD olarak bu davayı sonuna kadar takip edeceğiz” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis köyünde, İlçe Müftülüğü’nün köylülere ait tapulu araziye cami inşa etme girişimi, bölge sakinlerinin tepkisini çekmiş; cami yerine su, yol ve sağlık ocağı talep eden köylüler dava açmıştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, cami yapılmak istenen Dersim’in Nazımiye ilçesinin Hakis köyünü ziyaret etti.

    “CAMİ YERİNE CEMEVİ VE KİLİSE OLSUN”

    Cami yapılmak istenen yerin 1930’lu yıllarda 300 haneye değirmen olarak hizmet verdiğini belirten Hakis köylülerinden Mine Sarıçiçek, “Köyümüzün %99’u Alevidir, diğer kısmı da Ermenilerdir. Alevi olduğumuz için bize bir dayatmada bulunuyorlar. Bunu kabul etmiyoruz” diye belirtti.

    “DAVAYI SONUNA KADAR TAKİP EDECEĞİZ”

    Hakis köyünde yaşananlar ile Dersim’de soykırımın fiziksel olmasa da kültürel ve inançsal olarak devam ettiğine tanıklık ettiklerini ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Değirmene el koyarak cami yapılmak isteniyor. Burada inançlar arası bir dayatmayı görüyoruz. Hiç kimsenin haddine değildir Alevi köyünde cami yaparak Alevilere o inancı dayatmak. Demokratik Alevi Dernekleri olarak bu davayı sonuna kadar takip edeceğiz” dedi.

    “MEKÂNSIZ BIRAKMA ANLAYIŞI DEVAM EDİYOR”

    Dersim Katliamı öncesinde başlanan mekânsız ve tarihsiz bırakma anlayışının halen devam ettiğini vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Söz konusu devletin ötekileri olunca devlette devamlılık esastır mantığı halen fiili olarak hizmet görüyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Cami değil su istiyoruz: Dersim’in Hakis köyünde özel mülkiyete cami dayatması -VİDEO
    -İzmir Dersim Derneği’nden tepki: Hakis’te cami açmak kültürel gaspın adıdır!

  • Kurum başkanlarından Cem Vakfı’na tepki: Yol’umuzun devletle bağı yoktur, özgündür!

    Kurum başkanlarından Cem Vakfı’na tepki: Yol’umuzun devletle bağı yoktur, özgündür!

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, Cem Vakfı’ndan, Diyanet, MİT ve HÜDA PAR’a gönderilen dilekçe sebebiyle tepkilerini dile getirdi. Alevi kurum başkanları, “Cem Vakfı, yükselen Alevi hak mücadelesini her dönem engellemek için bir aparat görevi görüyor. Bu hamle ile tam da barış sürecinde Alevilerin barış taraftarı olup Kürt hareketiyle ortaklanmasının önüne geçmek istemekteler” diye ifade etti.

    Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Vakfı (Cem Vakfı), Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Diyanet İşleri Başkanlığı ve HÜDA PAR’a geçtiğimiz Haziran ayında dilekçe yazdığı ortaya çıktı.

    Söz konusu dilekçede, Aleviliğin Cumhurbaşkanlığı makamına bağlı bir biçimde inanç olarak tanınması istendi. Vakıf, Alevi dedelerinin (Dede-Baba) devlet nezdinde “inanç önderi” olarak kabul edilmesi, cemevlerinde görev yapan personelin kamu görevlisi statüsüne geçirilmesi ve zorunlu din derslerinin seçmeli hale getirilmesi taleplerini de açıkladı.

    Cem Vakfı’nın, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Diyanet İşleri Başkanlığı ve HÜDA PAR’a mektup gönderdiğinin ortaya çıkması tepkileri de beraberinde getirdi.

    Alevi inancının rızalık üzerine kurulduğunu vurgulayan Aleviler, Aleviliğin, ne saraya, ne de istihbarata kapı çalarak var olmadığının altını çizdi.

    Aleviliğin, devletten “izin” değil, insandan “rızalık” isteyen bir inanç olduğu yorumları öne çıkarken, mektuplarının gönderildiği kurumların her birinin, Alevi toplumunun hafızasında yara açmış kurumlar olduğu belirtildi.

    “ALEVİLİK, TANIMA SIĞMAZ!”

    Bu kurumlara Aleviliği “tanıyın” demek ile, ‘kurdu koyunlara bekçi yapma’nın aynı olduğunu dile getiren Aleviler, Aleviliği İslam ile daraltmanın, Diyanet’in söylemini meşrulaştırmak olduğunun altını çizdiler.

    Aleviliğin halkın adalet, paylaşım ve eşitlik arayışının Yol’u olduğunu dile getiren Aleviler, “Devletin tanımladığı her inanç, bir gün o tanımın sınırlarına mahkûm olur. Alevilik, tanıma sığmaz; çünkü onun harfleri dille değil, direnişle yazılmıştır. Alevilik, iktidardan onay alarak değil, zulme baş kaldırarak var oldu” dedi.

    “ALEVİLİĞİN TALEBİ ‘TANINMAK’ DEĞİL, EŞİT YAŞAMAKTIR”

    Aleviler, yorumlarını şöyle sürdürdü:

    “Alevi toplumunun inanç merkezlerinin hâlâ ibadethane sayılmadığı, zorunlu din derslerinin hâlâ dayatılıyor, Alevi köylerine hâlâ imam atanmaya çalışıldığı bir dönemde Diyanet’e “bizi tanıyın” demek, yangını söndürmek için benzine dilekçe dökmektir. Aleviliğin talebi “tanınmak” değil, “eşit yaşamak”tır. Laik bir ülkede hiçbir inanç devletten onay almak zorunda kalmamalıdır. Devletin görevi inançları tanımlamak değil, hepsine eşit mesafede durmaktır. Alevilik devletin sofrasında yer açmak için değil, halkın vicdanında adalet sofrasını büyütmek için vardır. Cem Vakfı’nın gönderdiği mektuplar, bir inancın bürokrasiye sığdırılmasının sembolü oldu. Oysa Alevilik, dilekçeyle değil, deyişle konuşur. Hakikat, devlet kapılarında değil; cem meydanında, niyazda, lokmada, rızalıkta bulunur. Alevilik, devletin tanımını değil, halkın vicdanını bekler.”

    ALEVİ KURUM BAŞKANLARINDAN TEPKİ!

    Cem Vakfı’nın dilekçesine Alevi kurum temsilcileri de tepki gösterdi. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Aleviliğin, Cem Vakfı’nın tanımladığı gibi bir inanç olmadığının altını çizerek şu sözlerle tepki gösterdi:

    “Halk nasıl inanıyorsa o şekilde ibadetini yapar, ocağını, Yol’unu sürdürür. Bizimki bir din değildir, Yol’dur. Yol’umuzun da devletle bağı yoktur, özgündür. Cem Vakfı’nın, devlet tarafından, Demirel’in talimatıyla kurulduğu tescillenmiş bir durumdur. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı da Süleyman Soylu döneminde kurulup cemevleri ziyaret edilip yardımlarla, baskılarla kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. İnsanların kendi öz gücüyle yaptığı kurumlar, bu şekilde baskıyla ele geçirilmiş vaziyette.

    Alevilik, bu şekilde kabul edilirse Alevilik olmaktan; yani Reya Hakk olmaktan, halkın gönlündeki, nezdindeki inanç olmaktan uzaklaşacak. Bu yapılanlar, devletin Aleviliği İslam inancı içinde eritmeye çalıştığı politikalarının zirve yapmış halidir. Yani devlet, kendi kurduğu kurumuyla tekrar Alevilik adına, kendi kurumlarına; Diyanet’ine ve Alevilerin en çok mesafeli durduğu Hüda Par gibi bir kuruma dilekçe vererek inancın ‘din’ olarak tanınmasını istiyor. Bunu bir ‘inanç’ ve ‘yol’ olarak da zaten tarif etmiyor. Yapılanların bizim nezdimizde hiçbir geçerliliği, kıymeti yoktur. Şimdi bu hamle ile tam da barış sürecinde Alevilerin barış taraftarı olup Kürt hareketiyle ortaklanmasının önüne geçmek istemekteler. İyi niyetli bir adım olarak görmüyoruz.”

    “KURULUŞ AMACINI SÜRDÜRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Cem Vakfı’na tepki gösteren bir diğer isim de Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan oldu. Üç farklı adrese gönderilen söz konusu dilekçeye işaret eden Aslan “Cem Vakfı’nın kuruluşundan bugüne kadarki misyonunun aynısı. Demokratik Alevi kurumlarının taleplerini sulandıran, iktidar yanlılarına şirin gözükmeye çalışan bir misyon üstleniyor” eleştirisini yaptı.

    “Alevi toplumunun talepleri ne Milli İstihbaratın, ne Diyanet’in ne İçişleri Bakanlığı’nın, ne de gerici, ırkçı bir partinin konusu değildir” diyen Aslan, şu görüşleri paylaştı:

    “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmasını talep eden Alevi örgütlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’na bir talepte bulunup inancımızın ne olduğunu ya da kabulüne dair bir söz kurmak ancak ve ancak Cem Vakfı gibi bir kuruma yakışır. Bu sadece Alevi kurumların taleplerini sulandırmaktır. Cem Vakfı hangi amaçla kuruldu? Bugün de o amacını sürdürmeye çalışıyor.

    Son dönemlerde moda oldu. Alevi Güç Platformu gibi milliyetçi, ırkçı, tekçi anlayışlar devrede. Yeni yeni Alevi kurumları oluşturuyorlar. Alevilerin taleplerini, gündemi değiştirmeye çalışan, suni gündem yaratmaya çalışan anlayışlar arttı. Cem Vakfı’nın da amacı aynı. Sadece mevcut demokratik Alevi kurumlarının eşit yurttaşlık mücadelesini sekteye vurmak, gündem değiştirmekten başka bir şey değil.”

    “DEVLETE ‘KIYMETİMİZİ BİLİN’ MESAJINI VERMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de Cem Vakfı’nın söz konusu dilekçeyle “devletin kendisine yüklediği misyonu yerine getirdiğini” söyledi. Erçe, eleştirilerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Cem Vakfı, bir truva atı görevi de görüyor. Maalesef yükselen Alevi hak mücadelesini her dönem engellemek, kendi içinde kırmak için bir aparat görevi görüyor. Ne zaman Aleviler ayağa kalksalar, ne zaman toplu hareket etme eğilimi içerisinde olsalar var olan hareketi mücadeleyi kırmaya çalışıyorlar. Şimdi de kafa karıştıran, Alevilik inancıyla asla örtüşmeyen, uzaktan yakından ilgisi olmayacak ifadelerle Hüda Par gibi Sivas Katliamı’nda rol oynamış bir anlayışa, MİT ve devletin birimleriyle yazışarak, Alevi dünyasının üzerinde uzlaştığı bütün talepleri bir anlamıyla kıvırıp, sulandırarak yeni bir hat çizmeye çalışıyor. Ve aslında bir anlamda da devlete bir mesaj daha veriyor. ‘Kurulduğu günde bize hangi misyonu yüklediyseniz aynı yerdeyiz, aynı yerde size hizmet ediyoruz. Kıymetimizi de bilin’ mesajını vermeye çalışıyor.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Cem Vakfı’ndan MİT’e, Diyanet’e ve HÜDA-PAR’a Aleviliğin tanınması için dilekçe!

  • Kadriye Doğan: Aleviler barışın aktif destekçisi olmalı

    Kadriye Doğan: Aleviler barışın aktif destekçisi olmalı

    PİRHA- DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan, Alevi toplumunun Barış ve Demokratik Toplum sürecine en güçlü desteği vermesi gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye demokratikleşirse hem Aleviler hem tüm halklar özgürleşir. Bu süreçte Alevilerin barışın öznesi olması gerekiyor” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, PKK’nin tüm güçlerini sınır dışına çekmesini değerlendirdi.

    Barış sürecinin yalnızca Kürt sorununun çözümüyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Alevilerin inanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve kimlik mücadelesi açısından da tarihsel bir fırsat olduğunu belirten Doğan, “Aleviler her zaman mazlumdan yana oldu; bugün de barıştan, eşitlikten, özgürlükten yana olma sorumluluğumuz var” ifadelerini kullandı.

    “İNKAR POLİTİKALARIYLA YÜZLEŞMENİN İŞARETİ”

    Kadriye Doğan, geri çekilmeyi tarihi bir gelişme olarak yorumlayarak, “Yüz yıllık Kürt inkarı, Alevi inkarı ve farklılıkların yok sayılması hem toplumu çürüttü hem de devleti zayıflattı. Bu yük artık taşınamaz durumda” dedi.

    Alevi toplumunun tarih boyunca maruz kaldığı baskı ve asimilasyon politikalarına dikkat çeken Doğan, bu sürecin aynı zamanda Alevilerin kimlik ve inanç özgürlüğü mücadelesi olduğunu ifade ederek, “Çocuklarımız zorunlu din dersleriyle ve ÇEDES programlarıyla Sünnileştirilmeye çalışılıyor. Cemevlerimiz, Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı üzerinden devletin kontrolüne alınmak isteniyor. Bu, inancımızın özüne müdahaledir. Biz kendi inancımızı özgünlüğünde yaşamak ve yeniden inşa etmek istiyoruz” dedi.

    “BARIŞ İÇİN SOMUT ADIMLAR ŞART”

    Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yayımladığı Demokratik Toplum ve Barış Deklarasyonunu, sürecin toplumsal barış açısından önemli bir adımı olarak nitelendiren Doğan, “Sayın Öcalan, sekiz maddelik deklarasyonuyla haklar ve özgürlükler temelinde demokratik bir toplum perspektifi sundu. PKK’nin feshedilmesi, gerilla güçlerinin silah bırakması ve demokratik siyasete yönelmesi Kürt tarafının samimiyetini gösterdi. Şimdi devletin ve Meclis’in aynı samimiyetle adım atması gerekiyor. Devletin de yasal hazırlıklarını yapıp sorunun çözümüne zemin hazırlamasını beklemekteyiz. Umut hakkının uygulanması bu süreçte çok çok önemli Sayın Öcalan’ın müzakere taraftarı olarak sorumluluğunu yerine getirebilmesi için toplumsal kesimlerde diyaloğu kurabilecek müzakere yürütebilecek şartlarının oluşması gerekmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin barış aralığının olumluya evrilmesi için üzerine düşen bu sorumluluğu yerine getirmelidir” diye konuştu.

    Alevi toplumunun bu sürece dahil edilmemesini eleştiren Doğan, “Komisyon şu ana kadar 50 yıllık çatışma süreçlerinde ortaya çıkan mağduriyetlerden etkilenen kesimleri dinledi. Alevilerin komisyon tarafından dinlenme talepleri henüz karşılanmadı. Talebimiz geçerliliğini koruyor” dedi.

    ALEVİLERİN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN BARIŞA DESTEK ÇAĞRISI

    Kadriye Doğan, açıklamasını Alevi toplumunun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki rolünü öne çıkararak tamamladı:

    “Biz Aleviler inancımız gereği her zaman zalimin karşısında mazlumun yanında olmayı bildik. Ayrıca Aleviler de Kürtlerle birlikte 100 yıldır katliam ve asimilasyon mağdurudur. Şunu çok iyi bilmekteyiz ki; Türkiye toplumu demokratikleşirse birlikte özgürleşiriz. Türkiye toplumu demokratikleşirse inancımızı kendi özgünlüğünde yaşayabiliriz ve kendi inancımızı yeniden kendi özgünlüğünde inşa edebiliriz aksi halde asimilasyon kıskacında kurtulamayacağımızın farkındayız. Tutsakların özgürlüğü, Sayın Abdullah Öcalan’ın umut hakkı, demokratik siyasetin önünün açılması temel beklentilerimizdir. Savaşsız, sözün hükmünün geçerli olduğu, eşit ve özgür bir Türkiye mümkün. Eğitimde bilimin, toplumsal yaşamda ahlakın, doğada sömürüsüz üretimin, kadının eşitliğinin ve ana dil hakkının egemen olduğu bir demokratik toplum istiyoruz. Barış süreci sadece Kürtlerin değil, tüm halkların ve inançların özgürleşme sürecidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Barış süreci, kadının kendini cins olarak yeniden inşasının da zeminini yaratıyor’-VİDEO

    ‘Barış süreci, kadının kendini cins olarak yeniden inşasının da zeminini yaratıyor’-VİDEO

    PİRHA – DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Demokratik Toplum ve Barış Çağrısı’nın Alevi kadınlar için çok değerli olduğunun altını çizdi. Doğan, Alevi kadınlarının, 40 yıllık mücadelenin içinde kendini bulduğunu ifade ederek “Demokratik toplum inşası, kadının kendini yeniden toplumsallaştırması ve kendini cins olarak yeniden inşasının da zeminini yaratıyor” dedi.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından taraflar arasındaki görüşmeler devam ediyor.

    PKK’nin 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleyi sonlandırma kararını açıklaması ardından, demokratikleşme yolunda kamuoyunda bir beklenti oluşsa da hükümetten henüz bir adım gelmedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumun farklı kesimlerini dinlemeye devam etse de henüz demokratikleşme adına bir adım atılmadı.

    40 yıllık çatışmalı süreç ardından taraflar bir araya geldi ancak, sekiz aylık istişare döneminde ne Kürt sorunu ne de Alevi sorununa dair hükümetten bir yol haritası belirmedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ile kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne bakışını ve etkisini konuştuk.

    “MAĞDURİYETİN EN AĞIRINI ALEVİ KADINLARININ KATLEDİLMESİNDE GÖRDÜK”

    PİRHA – Savaşın etkisinin kadına yansıması nedir?

    Kadriye Doğan: Kürt hareketinin, uzun yıllardır yürüttüğü varlık mücadelesinin artık bir barışa evrilme süreci geldi. Elbette ki yola çıkışta yaşadıkları mağduriyetler açısından kimliğin tanınması, dilin, inançların kabulü noktasındaki son noktayı tabii ki hukuksal zeminde gerçekleştirmek, bu zemine taşımak ve bunun için de demokratik mücadeleyi yükseltmek, işte Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nda son noktaya geldi.

    Bu hareketin zaten çıkışından itibaren kadın özgürlükçü bir paradigması var. Temel dayanaklarından bir tanesi o. Bu gerçeklik üzerinden bugün kadınlar, barış ve demokratik toplumu bu anlamıyla en çok ve en güçlü sahiplenen kesim olarak öne çıkıyorlar. Elbette ki bununla birlikte bu mücadelenin verildiği coğrafyada uzun zamandır savaşların da deneyimlendiği bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Savaşların da en büyük mağduru kadınlardır. Onun için savaş istemiyoruz, barış istiyoruz, barış sesini yükseltiyoruz.

    Fakat şundan da asla vazgeçmiyoruz; onurlu bir barış talebi var. Yani bugüne kadarki inkar üzerinden, kadının cinsinin görülmeyişi ve bu katliamların meşrulaştırıldığı bir zeminde kendilerini görmek istemiyorlar. Gerçekten kadının özgür, eşit ve toplumsal alanda kendini var ettiği bir zemini yaratmak istiyorlar. Alevi kadınlarının, bu mücadelede gerçekten sorumluluk almış bir yerde olduklarını kabul etmek lazım. Kürt hareketinin gelişmesinde ve şimdiki zemininde Alevi kadınlar vardır, var olmaya da devam ediyorlar. Gün itibariyle de biz, özellikle bu zeminin; Demokratik Toplum ve Barış Çağrısının Alevi kadınlar için de çok değerli, çok önemli olduğunu bulunduğumuz her alanda vurguluyoruz. Durmamız gereken yerin, Demokratik Toplum ve Barış Çağrısının güçleneceği ve tamamına erdirileceği bir zeminde olmamız gerektiğini vurguluyoruz.

    Neden böyle düşünüyoruz? Savaş mağduriyetinin en ağırını yaşayanların kadınlar olduğunu, özellikle Suriye’de Arap Alevi kadınlarının kaçırılmasında, katledilmesinde gördük. En mağdur olan kesim olarak savaş sonuçlarını deneyimleyen bir kesimden; yani o sesi yakından duyduk, hissettik. O mağduriyetin acısını çok yaşadık. Hatta güç vermeye, onlara ses olmak için de alanlara çıktık, sesimizi çıkarmaya çalıştık. Onun için bu savaş zemininin durağan olmadığını, yani Suriye ile sınırlı kalmayabileceğini, Türkiye’ye de sıçrayabileceğini; barış olmadığı takdirde Alevi kadınlarının da IŞİD zihniyetinin kölesi olarak pazarlandığına tanık olduk. Gelecekte bunun Türkiye’de olmayacağı riskini düşünemeyiz. Yani bu zemini çok iyi algılamak lazım. Alevi kadınlarının, önümüzdeki süreci sahiplenmeleri ve bulunmaları gereken zemini çok iyi tespit etmeleri gerekiyor.

    “ALEVİ KADINLAR, 40 YILLIK MÜCADELENİN İÇİNDE KENDİLERİNİ BULDU”

    -Yıllardır süren çatışmalı ortam, kadın mücadelesini nasıl etkiledi? Özelde Alevi kadınlar bu süreçte ne yaşadı?

    Alevi kadınlar bu 40 yıllık mücadelenin içinde kendilerini buldular. Bu mücadelenin varlığında emek ve mücadelenin sahipleneni oldular. Ama bunu Alevilik anlamında örgütleyip, inanç temelinde oraya bir güç veren olarak ne yazık ki aktarmada eksik kaldık. Gün itibariyle bunun eksiklerini hissediyor, yaşıyoruz. Alevi örgütlülüğünde kadının, kendini bir Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri gibi bir zeminde demokratikleşme ve hak temelli bir mücadelede öncü rolü olmada gerekli misyonu üstlenmediğinin de farkındayız. Evet tek tek veyahut da bazı yapılar içerisinde bu düşünce, mücadele var. Fakat genel Alevi mücadelesinde, örgütlülüğünde bu zeminin güçlü olmadığını biliyoruz. Onun için önümüzdeki süreçte hem demokratikleşme, hem de inanç özgürlüğü temelinde görevimizi yerine getirmemiz gerekiyor. ‘Yol kadındır. Yol anadır.’ diyoruz. O misyonu üstlenip de topluma öncü olma, o Yol’u sürdürme temelinde yeterli bir örgütlenme, yeterli bir güç olma zeminini oluşturamadık. Genel anlamda her türlü sol mücadelede var olmakla birlikte inanç temelli bir vurguda eksik kaldığımızı vurgulamam gerekiyor.

    “TOPLUMLARIN ÖZGÜRLEŞMESİ KADININ ÖZGÜRLEŞMESİYLE BAŞLAYACAK”

    -Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kadınlara etkisi nasıl olacaktır?

    Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nden en çok yararlanacak kesimlerden biri kadınlardır. Egemen eril sistem, kadını, aile kavramı içerisinde hapsediyor. Türkiye ve Suriye’yi de göz önüne alacak olursak, IŞİD zihniyetinin ağır bastığı, kadınları sosyal alanda görmek istemeyen, kapı arkasına hapseden, sadece erkeğin hizmetinde görmek isteyen bir zihniyetin karşısında kadınların, özgür, eşit bir yaşama ulaşma durumu var. Hani ‘Eş yaşam’ diyoruz ya, işte özgür eş yaşamın inşa edilebileceği bir süreç olarak bakıyorum açıkçası. Demokratik toplum inşası, bu anlamıyla kadının kendini yeniden toplumsallaştırması ve kendini cins olarak yeniden inşasının da zeminini yaratıyor. Sayın Abdullah Öcalan da Demokratik Toplum ve Barış Çağrısı’nda en çok güvendiği ve en çok beklentide olduğu kesim olarak kadınları vurguluyor. Bu vurgusunun altında yatan neden, toplumların köleleştirilmesinin başlangıç noktası kadının köleleştirilmesiyle başlıyor. Toplumların özgürleşmesinin de temeli kadının özgürleşmesiyle başlayacak ve Kürt kadını, yani bugün özgür kadın hareketi, bunun fazlasıyla farkında. O misyonunu da yerine getirmek için mücadelesini yükseltiyor, yollara çıkmakta da tereddüt etmiyor.

    “ALEVİ KADIN AĞININ OLUŞMASINA İHTİYACI VAR”

    -Alevi kadınlar bu sürece ne tür katkılar sağlayabilir, neler önerirsiniz?

    Alevi kadınlarının, bir an evvel kendi yollarına, inançlarına sahiplenen temelde yeni bir örgütlülüğe, bir araya gelmeye, yeniden tartışmaya ve Türkiye’de bir Alevi kadın ağının oluşmasına ihtiyacı var. Bunu aslında bu yaz nispeten başlattık ve bunun başka versiyonlarının da yavaş yavaş oluşmaya başladığını da görüyoruz. Yani bir kadın kampı, kadın çalıştayı, işte ocakzade anaların buluşması ve bu temelde inanç sahiplerinin kendi yollarına, inançlarına sahip çıkan ve bu temelde de bir örgütlülüğün ihtiyaç olduğu kesinlikle çok açık. Alevi kadınları, ‘demokratik, özgür eş yaşam’ denildiğinde; hani Alevi inancında ‘can hukuku’ dediğimizde tam da günümüzdeki özgür eş yaşamın kendi inançlarında var olduğunu ve bunu inşa ettiklerinde de toplumun demokratikleşmesine ve kadının özgürleşmesine çok ciddi katkı sunabilecekleri bir yerde duruyorlar. Bu bilinçle hareket etmemiz gerekiyor. Bunu yeniden örgütlememiz, hayata geçirmemiz gerekiyor.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ DOSYA

    ‘Alevi kadınlar barışın kurucu öznesi olmalıdır’
    ‘Kadınlar savaş sürecinden en çok etkilenen kesim, o yüzden barış sürecini kadınlar sahiplenmeli’
    Gazeteci Esra Çiftçi: Alevi kadınların hafızası ve sözü bu sürecin asli unsuru olmalı
    ‘Alevi kadınlar, Barış Süreci’ne çok güçlü bir şekilde destek olmalı’
    Ana Narin Gülçiçeği: Neden barış olmasın?
    ‘Demokratik toplum inşa edilirse devletin küçüldüğü, toplumun büyüdüğü bir süreç olacak’
    Nilgün Mete: Hepimizin ihtiyacı barış; bu nedenle herkese görev düşüyor
    Ana Yalıncakoğlu: Bu ülkede insanların haklarını gasp eden bir devlet sorunu var!
    Gülten Kaya: İyileşmenin yolunu açacak olan kadınlardır!

     

  • DAD İstanbul Şubesi, 5. Olağan kongresini yaptı-VİDEO

    DAD İstanbul Şubesi, 5. Olağan kongresini yaptı-VİDEO

    PİRHA-DAD İstanbul Şubesi, 5. Olağan kongresini tamamladı. Tek liste sunulan kongrede, DAD İstanbul Şubesi’nin yeni eş başkanları Veli Er ile Mevhibe Akdeniz oldu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, “Erkanı rızalık, edebi ikrar olan toplum; demokratik toplumdur” şiarıyla 5. Olağan kongresini yaptı. Gazi Cemevi’nde düzenlenen kongreye, Halkların Demokratik Kongresi, Demokratik Bölgeler Partisi, DEM Parti, TİP, Alevi kurum temsilcileri ile yöre derneklerinin yöneticileri katıldı.

    Kongrenin yapıldığı salona “İkrar verenler elmaya, ikrarınız, ikrarımızdır” yazılı pankartın yanı sıra Pir Seyit Rıza ile Koçgiri direnişinin simge isimleri Alişer ve Zarife’nin fotoğrafları da asıldı. Kongrenin açılışında Zakirler Bedirhan Rakip ile Ali Demir, nefesler seslendirdi. Saygı duruşu ardından Pir İbrahim Erdoğan’ın okuduğu gülbeng ile çerağlar uyandırıldı.

    Kongre başkanlığını Ergin Doğru yaparken, Mevlüt Aydoğan, Sevda Güneş ve Türkan Kaplan da divan üyeleri olarak seçildi.

    Ergin Doğru, yaptığı konuşmada hassas bir süreçten geçildiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Barış ve Demokratik toplum sürecinden geçilirken bir yandan da Yol’a ikrar verenlerle yürütmüş olduğumuz mücadelenin yanında, asimilasyonalist, tekçi kafayla da sık sık karşılaştık. Hakikat mücadelesinin zorlu bir mücadele olduğunu bir kez daha yaşayarak görüyoruz. Bu mücadelenin daha büyütülerek geliştirilmesi gerektiği de aşikardır. Bu noktada DAD Kongresi’nin de buna hizmet edeceğine inanıyorum.

    “KENDİMİZİ DARA TUTMAKTAN VAZGEÇMEMELİYİZ”

    Bu yaşanan süreçte Alevilerin de söz kurabilmesi, yer alabilmesinin yegane yolu güçlü örgütlülükten geçiyor. Bu anlamda DAD önemli bir renktir. Alevi hareketinin içerisinde DAD’ın güçlenmesi, Alevi hareketinin de güçlenmesi anlamına gelir. Temel düsturumuzun şu olması gerekiyor; her bireyin önce kendini dara çekip sonrasında pir-talip ilişkisinin bir benzerini bu demokratik kurumlarda göreceğimizi; üye-yönetici ilişkisinin güçlendirilmesi gerekiyor. Artık dönün kırılmaları üstünden söz kurmak yerine önümüze bakmamız, geleceği kurmamız gerekiyor. Bu süreç hassas bir süreç. Güçlü olup el ele vermek gerekir. Kendimizi dara tutmaktan da vazgeçmemeliyiz. Bunu yapmazsak arınamaz, doğru yol yürüyemeyiz.
    Moralimizi güçlü tutmalıyız.”

    “İNCELTİLMİŞ BİR ASİMİLASYON POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise konuşmasında, derneklerinin büyüdüğüne değinerek şunları söyledi:

    “Demokratik Toplum ve Barış Süreci içerisinden geçiyoruz. Elbette ki Türkiye’nin demokratikleşmesi, halkların özgürleşmesi, kadınların özgür eş yaşam mücadelesine ortaklaşması, ekoloji mücadelesinde ortaklanması, Türkiye’nin demokratikleşmesine verilen mücadeleye ortaklanarak DAD da Alevi toplumunda böyle bir hat oluşturarak, bu mücadeleyi büyütme görevini üstleniyor.

    İkinci bir sorumluluk ise uzun yıllardır Cumhuriyetten önce ve cumhuriyet tarihi boyunca Aleviler, yok sayılmış ve elbette ki eğer yok sayılıyorsan zulmün en büyüğünü yaşıyorsun demektir. Bunca zamandır katliamlara uğramış ve kendi özünden epeyce uzaklaşmış bir hal var. Çok inceltilmiş bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıyayız. Devlet, Alevi toplumunu Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesinden uzak tutmak için Aleviliği ya İslam içerisinde ya da Türklük üzerinden tanıtma politikaları yürütüyor. Bunların son aşaması da Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve zorunlu din derslerindeki ÇEDES programlarını örnek verebiliriz.”

    “BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    27 Şubat çağrısından bu yana Aleviler her alanda bulunmuştur. Yarınki TJA’nın yapacağı yürüyüşe de cevap olacağımızı buradan beyan ediyoruz. Evet, birlikte güçlenelim ve mücadeleyi büyütelim. Alevi toplumu olarak her ne kadar örgütlü olsak da belki de örgütlülüğü geliştirme noktasında en zayıf olan noktada olduğumuzu da kabul etmek lazım. Hepinizi birlikte yol yürümeye çağırıyorum.”

    “BUGÜNLERDE DAD’I DAHA İYİ ANLIYORUZ”

    HDK EŞ Sözcüsü Ali Kenanoğlu da Alevi örgütlülüğü içerisinde DAD’ın özgünlüğüne değindi. Kenanoğlu, şunları dile getirdi:

    “DAD’ın varlığını bugünlerde daha iyi anlayabiliyoruz. Çünkü DAD, bir toplumun bakış açısını, inançsal değerlerini savunarak, yok sayılan bir toplumun kendi varlığını ortaya koyarak ‘Biz hem Kürdüz hem de Aleviyiz’ diyerek bu meseleden yaptı. Cemevlerinde ‘Kürt’ten Alevi olmaz’ politikası çok yapılıyordu. Esasında ‘Bunlar Türklerdir ama sonradan Kürtleşmişlerdir’ diye çok yoğun politikalar yapılıyordu. O süreçte Demokratik Alevi Dernekleri ortaya çıkarak ‘Hayır biz hem Kürdüz hem de Aleviyiz’ dedi. Bugün DAD’ın varlığını daha iyi anlıyoruz. O anlamda emeği geçen bütün arkadaşlara minnet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Bir dile, kimliğe, cinsiyete bağlı yol almak Aleviliği yok etmektir. ‘Yol bir sürek bin bir’ halini korumak zorundayız.

    “SÜRECİN TAM ORTASINDA OLMAK İSTİYORUZ”

    İçerisinde dahil olmadığımız bir cumhuriyette 100 yıl boyunca eşit yurttaş olmak için mücadele ettik. Şimdi gelinen noktada eşit yurttaşlık talebi geri bir taleptir. Artık bizim talebimiz kurucu toplum olmaktır. Biz bundan sonra cumhuriyetin 2. yüzyılında cumhuriyetin kurucusu olmak istemeliyiz ve talepleri buradan yükseltmeliyiz. Biz bu topraklarda yaşayan halkız ve bu topraklarda yaşamaya devam edeceğiz. O halde buradaki kuralların belirlenmesinde bizim de söz hakkımız olacak. Bundan sonra bunun mücadelesini yürütmek zorundayız. Dünya Ortadoğu yeniden kuruluyor. Türkiye’de de aynı şekilde yeniden kurulacak birçok şey olacak. Biz de bu sürecin tam ortasında olmak zorundayız. Sürecin seyircisi olamayız. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Aleviler açısından kıymetlidir. Alevi toplumu bu meseleye kamuoyunda yaratılan algıda olduğu gibi bakmıyor. Aleviler, eşit yaşamın oluşması için dikkatli bir şekilde süreci takip ediyorlar. Bizler de bu dostlarımızı, süreci sadece takip etmenin dışında sürece bizzat içerisinde yer alarak koşullarını oluşturmaları gerektiğini ifade ettik.
    Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir Alevi Diyaneti ile karşı karşıyayız. Diyanet İşleri Başkanlığı, Sünnileri kontrol etmek, devletin bir Sünni Müslüman inancını oluşturmak için kuruldu. Şu anda Türkiye’nin siyasetini belirten, aynı zamanda holding gibi bir ekonomik gücüyle de eğitim hayatına da müdahale ediyor. Şimdi cumhuriyetin 2. yüzyılında bu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına da karşı durmalıyız. Öbür türlü sürecin arkasından sürüklenmekle meşgul oluruz.”

    “BİRLİKTE YOL YÜRÜMELİYİZ”

    DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Arife Çınar ise devletin, tekçi dayatması sonucu inançları karşı karşıya getirdiğini söyledi. Çınar, “Buna rağmen Alevi toplumu, devlet politikasından etkilenmeyerek kendi inancıyla duygusunu bütünleştirerek hep barıştan, demokrasiden, kadın mücadelesinden yana olmuştur. Aleviler, Kürt halkı, ısrarla bu topraklarda inançların yaşaması gerektiğini en zorlu koşullarda dahi savundu. Var olan sistemin kendisi, çoklu bir kriz yaşamakta. Bunun en büyük nedeni ise dünden bugüne tarihsel olarak tekçi bir zihniyetin varlığında ısrar ederek devletin varlığını sürdürmek istemeleridir. Yok etmeye çalışsanız da Alevilerin mücadelesi bu topraklarda sürecektir. Halklar, kendi iradelerini ortaya koyamadıkları sürece demokrasiden bahsedemeyiz. İşte demokratik toplum tam da bu nedenle önemli; Alevi kurumları söz sahibi olmalı, karar verebilmeli. Hepimizin birlikte yol yürümesi gerekiyor. Hepimiz barış için mücadele etmeliyiz.”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş da konuşma yapan isimler arasındaydı. “Ne yazık ki kendi içimizdeki birliği, dayanışmayı kuramıyoruz” diyen Karataş şöyle devam etti:
    “Buralar birileri, bizi tarif edip duruyor. Alevileri ancak Aleviler tarifleyebilir. Bizim adımıza gidip masa kuruyor, adımıza konuşuyorlar. İnancımızdan taviz vermeden herkesle müzakere edebiliriz. Şimdi tutup Yaresanlara, Araplara Türkçe’yi mi dayatacağız? Bugün Mecliste Barış ve Demokrasi çalışması var. Mecliste Aleviler de olmalıydı. Kurucu anayasa oluşturulmalı. Çünkü Anayasa dediğimiz toplumsal mutabakattır.”

    “İSLAM’IN BASKISINDAN KURTULAMIYORUZ”

    Pir İbrahim Erdoğan ise konuşmasında dar kültürünün önemine değinerek şunları söyledi:
    “Aleviler olarak İslamiyetin baskısını halen yaşıyoruz. Bu baskı sebebiyle Alevilik kendi gerçeğini bir türlü yaşayamadı. Devletin Anayasasında da Türk-İslam sistemi içerisindesin. Bu madde kaldırılmalıdır. Reya Hakk üzerindeki sis kalkmadığı sürece barış olmaz. Gerçek Alevi inancını hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Bugün cemevlerinde dahi İslam’ın baskısından kurtulamıyoruz. Cemevlerindeki pirler, maaş için cemevi yönetimi ne diyorsa onu yapıyor. Bugüne kadar hangi yöneticimiz dara kaldırılıp hesap sorulmuş? Başkanlar pir olmuş, pirler talip olmuş!”

    DAD İstanbul Şube Eş Başkanı Berna Güzel de yaptığı konuşmada Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin önemine değinerek “Barış, hiç kimseye altın tepside sunulmaz. Süreç, her canlının özünü dara alma sürecidir. Başta Demokratik Alevi Dernekleri olarak bizler, diğer müsahip kurumlarımızla güçlü ilişkiler geliştirip kendi aramızda birliği sağlamamız tarihsel sorumluluğumuzun gereğidir” diye belirtti.

    Konuşmalar ardından kongre, faaliyet raporunun okunmasıyla devam etti.

    Yeni dönem için oluşturulan tek liste, oybirliği ile kabul edildi.
    DAD İstanbul Şubenin yeni eşbaşkanları Veli Er ile Mevhibe Akdeniz olurken, Safiye Doğan Ergin, Gülsüm Özer, Veysel Doğan, Fırat İnan Sarıçiçek, Şerefnaz Altınsoy da yönetim kurulunda yer alan diğer isimler oldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD İzmir Şube Kongresinde ‘barış ve demokratik toplum’ vurgusu-VİDEO

    DAD İzmir Şube Kongresinde ‘barış ve demokratik toplum’ vurgusu-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi 5. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede, ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin yükseltilmesi gerektiğine vurgu yapılarak, ‘Barış, mücadele ve demokratik cumhuriyet ile mümkündür’ mesajı verildi.

    ‘Erkanı Rızalık, Edebi İkrar Olan Toplum; Demokratik Toplumdur!’ şiarıyla Yamanlar Cemevinde gerçekleşen kongrede salona, “Kamî Vato Bınê Asmenî Dê Aştîyê Çîna!, Hardê Dewreşî Rê Wad Bo Peyser Yênê”, “Dersim Ana’nın Yaralı Var, Kapamalı, İyileşmemeli. Dil, Kültür, Ve İnanç; Toprağı Gibi Geliyor. Say Ki Avuç Toprak Üstüne Serp, Korusun!” pankartlarının yanı sıra Seyit Rıza, Alişer Koçgiri, Zarife Ana, Nuri Dersimi gibi Dersim önderlerinin fotoğraflarının olduğu afişleri asıldı.

    Kongreye Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Karlıova Yedisu İlçeleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi, Barış Anneleri, DEM Parti İzmir İl yöneticileri, Eğitim Sen 2 Nolu Şube, İzmir Vartolular Derneği yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı.

    ÇERAĞLAR UYANDIRILDI

    Nefeslerin seslendirilmesi sonrasında divan kurulu üyeliğine Serpil Deniz Çakmak, Ethem Dikmen ve Aynur Çelik seçildi.

    Kongrede Baba Mansur Ocağından Fidan Yıldız’ın verdiği gülbengler sonrasında çerağlar uyandırıldı. Kongrede hakikat yolunda mücadele edenler ve Hakk’a yürüyenler için1 dakikalık saygı duruşuyla dara duruldu.

    BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ

    Kongrede söz alan mevcut eş başkanlardan Nebat Çelik, dil ve kültürün inanç ve yol ile olan ilişkisine değinerek yolun bu değerlerle var olacağını vurgularken, bir diğer eş başkan Fırat Dikmen ise 27 Şubat’ta yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne atıfta bulunarak Alevilerin eşit yurttaşlık talebiyle bu sürece dahil olmaları gerektiğini ifade etti.

    “İNCELTİLMİŞ ALEVİLİK İLE ALEVİLER KUŞATILIYOR”

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın ‘inceltilmiş Alevilik’ ile toplumu kuşatma altına almak istediğini ifade ederek, “27 Şubat’ta ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı yapıldı. Bu çağrı varlığı inkâr edilen toplumların varlığını tescil eden ve finalinin demokrasi ve eşitlikle sonlanmasını ortaya koyan bir çağrıydı. Bizim hakikatimiz, demokratik mücadelemizin sayılı günlerinin son bulması. Kendi kimliğimiz ve gerçekliğimizle yaşayabilmenin mücadelesini yükselteceğiz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı inceltilmiş bir Alevilikle yokluğumuzu tescil edecek bir kuşatma yaşatıyor. Buna karşı uyanık olmalıyız. Örgütlenerek, kenetlenerek mücadeleyi finale götüreceğiz” diye konuştu.

    YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ

    Kurum temsilcilerinin dilek ve temenni konuşmalarının ardından tek liste ile gidilen kongrede yeni yönetime Fadime Dapaklı, Fırat Dikmen, Baykal Öztürk, Sakine Koğu, Murat Seven, Güler İpin Karagöz ve Nebat Çelik seçildi..

    PİRHA/İZMİR

     

  • DAD İzmir Şube Kongresi’nde ‘barış ve demokratik toplum’ vurgusu-VİDEO

    DAD İzmir Şube Kongresi’nde ‘barış ve demokratik toplum’ vurgusu-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi 5. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede, ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin yükseltilmesi gerektiğine vurgu yapılarak, ‘Barış, mücadele ve demokratik cumhuriyet ile mümkündür’ mesajı verildi.

    ‘Erkanı Rızalık, Edebi İkrar Olan Toplum; Demokratik Toplumdur!’ şiarıyla Yamanlar Cemevinde gerçekleşen kongrede salona, “Kamî Vato Bınê Asmenî Aştîyê Çîna!, Hardê Dewreşî Wad Bo Peyser Yênê“, “Dersim Ana’nın Yaralı Var, Kapamalı, İyileşmemeli. Dil, Kültür, Ve İnanç; Toprağı Gibi Geliyor. Say Ki Avuç Toprak Üstüne Serp, Korusun!” pankartlarının yanı sıra Seyit Rıza, Alişer Koçgiri, Zarife Ana, Nuri Dersimi gibi Dersim önderlerinin fotoğraflarının olduğu afişleri asıldı.

    Kongreye Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Karlıova Yedisu İlçeleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi, Barış Anneleri, DEM Parti İzmir İl yöneticileri, Eğitim Sen 2 Nolu Şube, İzmir Vartolular Derneği yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı.

    ÇERAĞLAR UYANDIRILDI

    Nefeslerin seslendirilmesi sonrasında divan kurulu üyeliğine Serpil Deniz Şahin, Ethem Dikmen ve Aynur Çelik seçildi.

    Kongrede Baba Mansur Ocağından Fidan Yıldız’ın verdiği gülbengler sonrasında çerağlar uyandırıldı. Kongrede hakikat yolunda mücadele edenler ve Hakk’a yürüyenler için1 dakikalık saygı duruşuyla dara duruldu.

    BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ

    Kongrede söz alan mevcut eş başkanlardan Nebat Çelik, dil ve kültürün inanç ve yol ile olan ilişkisine değinerek yolun bu değerlerle var olacağını vurgularken, bir diğer eş başkan Fırat Dikmen ise 27 Şubat’ta yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne atıfta bulunarak Alevilerin eşit yurttaşlık talebiyle bu sürece dahil olmaları gerektiğini ifade etti.

    “İNCELTİLMİŞ ALEVİLİK İLE ALEVİLER KUŞATILIYOR”

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın ‘inceltilmiş Alevilik’ ile toplumu kuşatma altına almak istediğini ifade ederek, “27 Şubat’ta ‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı yapıldı. Bu çağrı varlığı inkâr edilen toplumların varlığını tescil eden ve finalinin demokrasi ve eşitlikle sonlanmasını ortaya koyan bir çağrıydı. Bizim hakikatimiz, demokratik mücadelemizin sayılı günlerinin son bulması. Kendi kimliğimiz ve gerçekliğimizle yaşayabilmenin mücadelesini yükselteceğiz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı inceltilmiş bir Alevilikle yokluğumuzu tescil edecek bir kuşatma yaşatıyor. Buna karşı uyanık olmalıyız. Örgütlenerek, kenetlenerek mücadeleyi finale götüreceğiz” diye konuştu.

    YENİ YÖNETİM BELİRLENDİ

    Kurum temsilcilerinin dilek ve temenni konuşmalarının ardından tek liste ile gidilen kongrede yeni yönetime Fadime Dapaklı, Fırat Dikmen, Baykal Öztürk, Sakine Koğu, Murat Seven, Güler İpin Karagöz ve Nebat Çelik seçildi.

    PİRHA/İZMİR

  • Analar Çalıştayı’nın 2. gününde, Haskar Ziyareti’nde barış için çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    Analar Çalıştayı’nın 2. gününde, Haskar Ziyareti’nde barış için çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA-DAD Kadın Meclisi’nin düzenlediği Analar Çalıştayı 2. gününde, barışın gelmesi temennisiyle Haskar Ziyareti’nde çerağlar uyandırıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi’nin düzenlediği Analar Çalıştayı 2. gününde Haskar Ziyareti’ne gidilip, çerağlar uyandırıldıktan sonra sona erdi.

    “ÇALIŞTAYDA, BARIŞA OLAN İHTİYAÇ AÇIĞA ÇIKTI”

    Demokratik Alevi Dernekleri Kadın Meclisi olarak barışa vesile olması temennisiyle Analar Çalıştayı düzenlediklerini belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Çalıştayda dünyanın her yerinde barışa ihtiyaç olduğu gerçeği açığa çıktı. Bizim ülkemizde içinde bulunduğumuz şu günlerde barış kapısının ciddi anlamda aralanmış durumda. Barışın hepimiz için önemli olduğunu ve bunun için emek vermemiz gereken bir süreçteyiz. Bu topraklarda ezilen bütün halkların ve inançların barışa ihtiyacı var. Barışın talebini dile getirmek için beyaz leçeğimizle Düzgün Baba dağlarına niyaz ediyoruz” dedi.

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan’ın konuşmasının ardından Derviş Cemal Ocağı evladı Firaz Yalvaç’ın verdiği gülbengin ardından çerağlar uyandırıldı.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Analar Çalıştayı’ sonuç bildirgesi: Analar yoluna sahip çıkıyor-VİDEO

    ‘Analar Çalıştayı’ sonuç bildirgesi: Analar yoluna sahip çıkıyor-VİDEO

    PİRHA-DAD Kadın Meclisi öncülüğünde Dersim’de düzenlenen “Analar Çalıştayı” sonuç bildirgesi açıklandı. Ataerkiye karşı Rêya Heq inancının Ana-Kadın merkezli yapısının yeniden inşasının vurgulandığı bildirgede, “Yolumuz ana yoludur, analar yola sahip çıkacaktır” denildi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, Dêrsim’de “Hakikat Ana Yoludur” şiarıyla iki gün süren “Analar Çalıştayı”n sonuç bildirgesi kent merkezine bağlı Marçik Sinan köyünde açıklandı. Açıklamaya Alevi analar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile çok sayıda kurum ve kuruluş yer aldı.

    “ANA- KADIN ÖNCÜLÜĞÜNÜN KENDİSİNİ İNŞA ETMESİ TESPİT OLMUŞTUR”

    Sonuç bildirgesi DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan tarafından okundu.

    Sonuç bildirgesi şöyle:

    “Raa/Rêya Heq Alevi toplumsallığında 19-20 Temmuz tarihlerinde Dersim’de kadimden bu yana süre gelen inançsal, toplumsal ve kültürel değerlerin yaratıcıları ve taşıyıcıları olan Baba Mansur, Sinemili, Dewreş Cemal, Şıxçoban, Ağuçan, Kureyşan, Sultan Hıdır, Dewreş Gevr, Şıx Hasan Ocakzade Anaların öncülüğünde, Ana-Kadın eksenli rıza toplumsallığının yeniden inşası için bir araya geldik. İki günlük çalıştayımıza katılım gösteren çeşitli Ocak mensubu Analar, Yol meydanından edindikleri bilgelik ile oldukça kıymetli deneyimler aktardılar. Bu deneyimlerin rehberliğinde bir kez daha ‘Hakikatin Ana Yolu’ olduğu gerçeğini hep birlikte bilince çıkardık.

    İnancımızın felsefesi ile kendini güncelde bu inanca mensup talipler olarak adlandıran toplumumuz arasındaki mesafe gün geçtikçe açılmıştır ve erkek egemen sistem de ciddi bir biçimde birçok değerimizi dejenere etmektedir. Çalıştayımız bu sorunu tarihsel boyutu ve güncel yansımaları ışığında ele alıp çözüm odaklı tartışmıştır. Rêya Heq inanç sahipleri tüm yaşam ve inanç alanlarında siyasal İslam’ın ve eril iktidarın kuşatması altında kalmıştır, yoğun asimilasyon ve çeşitli yönelim politikaları sonucunda Analık makamı da varlık sorunu yaşamaktadır. Rêya Heq inancının özünü teşkil eden Analık makamının eril zihniyet karşısında güçlendirilmesi, Ana-kadın öncülüğünün kendisini inşa etmesi temel tespit olmuştur.

    “ÇALIŞTAY HER BİRİMİZ İÇİN VERİMLİ GEÇTİ”

    Dolayısıyla hem inancımız içerisine dışsal bir faktör olarak sızdırılan ataerkil anlayışlarla, hem de genel anlamda erkek egemenlikli sistemle mücadele etme ve kendi alternatifimizi Raa/Rêya Heq Alevi felsefesinden aldığımız güçle özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik ilkelerle yeniden inşa etme gibi bir görev önümüzde durmaktadır.

    Bu ve benzeri konuları konuşmak ve çözüm önerilerini somutlaştırmak adına cem olma bilinci ile meydan açtık. Meydanımız dert edindiğimiz konularda sözü olan canların da katılımıyla bu çalıştay her birimiz için verimli geçti.”

    ÇALIŞTAYDAN ÇIKAN SONUÇ VE KARARLAR

    Kadriye Doğan, çalıştayda çıkan sonuç ve kararları şöyle sıraladı:

    “1- Varoluşu doğuş ve Hakk ispatı gerçeği temelinde kabul eden inancımız ‘Hakikat Ana Yoludur’ yaklaşımını ortaya koyar. Bu yaklaşım Ana Kadın gerçeğini mürşidlerin mürşidi olarak tanımlar.
    2- ‘Alevilikte Kadın-Erkek eşitti’ söylemini doğru bulmakla beraber, mevcut gerçekliğimizin bunu yansıtmadığını yürütülen tartışmalar sonucunda çalıştayımız kabul eder. Özellikle kurumlarda, sosyal yaşamda ve inanç merkezlerinde son 60 yıldır hızlı bir şekilde yaşanan ataerkinin, Alevilikten alınan felsefik güçle alaşağı edilmesi gerektiğini vurgular. İnancımızın en temel ilişkilenme hali olan Can hukuku; toplumsal gerçeğimizde cinsler arası ilişkilerin eşitliğini ahlaki ve politik açıdan garantiye alır ve bununla da yetinmeyerek cinsiyetler üstü doğal toplumsal bir düzey yaratır.
    3- Ana-Kadın’ın öncülüğünde yaratılan, yayılan ve sistematik hale getirilen anadilin önemi, inançla kurduğu bağda göz önünde tutularak daha fazla sahiplenilmesi gereken vazgeçilemez bir kültürel değerdir. Kürtçe, yani Kirmanckî ve Kurmancî’nin yaşamın her alanında yeniden ve daha fazla kullanılır hale gelmesini Raa/Rêya Heq Alevi toplumsallığının kendi hakikatini güçlü yaşayabilmesinin olmazsa olmazı olarak görülür. Asimilasyon politikalarının yaratmaya çalıştığı dile yönelik geliştirilen yok etme politikalarına karşı anadilin geliştirilmesi için yaşamın tüm alanlarında mücadele eder.
    4- Meydan kurup sorunlarımızı tartışmayı anlamlı bulmakla beraber, yeni sürecin artık bizden eleştiriyle ve muhabbetle kalmamayı ve öne çıkarak kurucu ve inşa eden bir bakış açısıyla toplumsal sorunlara yaklaşmamız gerektiğini bir ikrar olayı olarak önümüze koyar. Yolumuz Ana yoluysa, Analar yola sahip çıkmalı ve Yolumuza arsızın, hırsızın, ikrarsızın ve nursuzun girmesine karşılık örgütlenmelidir
    5- Analar bir arada olup gelecekte erkan yürütme ve yola sahip çıkıp sürdürme iradesini beyan ederler
    6- Erkân yürüten Ana’ların bilgeliği ile kendilerinden sonra gelen kuşaklara bilgi aktarmalarının inancımızın temel değerlerinin yaşaması adına ertelenemeyecek derecede önemli olduğu bir kez daha açığa çıktı.
    7- Bir araya gelişimizi yolumuzun hakikat gerçeği ışığında sürekli kılmak amacıyla Ocakzade Anaların ve Yol Evlatlarının düzenli aralıklarla çalıştaylar, muhabbet meydanları, toplantılar vb gerçekleştirme ihtiyacı görüldü. Bu nedenle örgütlü ifade olarak var olma ve alınan kararları uygulamak adına iletişim ağları kurulması öncelikli hedefimiz olarak öne çıktı.
    8- Rêya Heq zihin dünyasının kodları demokratik toplum perspektifiyle uyumlu haldedir. Rıza toplumu, toplumun birlik ve yaşam iradesi gösterdiği yapı ancak kadınlarla şekillenecektir. Bu, ocakların yeniden yaşamsal kılınması ile mümkün olacaktır. Pirler taliplerini, talipler de pirlerini bulmakla yükümlüdür.
    9- Başta Suriye’deki Arap Alevileri olmak üzere tüm farklı inançlara yönelik geliştirilen katliam ve asimilasyon politikalarını kabul etmeyeceğiz ve mücadele edeceğiz.
    Zaman Sahipsiz, Mekân Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de Analar Çalıştayı başladı: Alevi inancı bugüne kadar anaların direnciyle taşındı-VİDEO

    Dersim’de Analar Çalıştayı başladı: Alevi inancı bugüne kadar anaların direnciyle taşındı-VİDEO

    PİRHA-DAD Kadın Meclisi’nin düzenlediği ‘Hakikat Ana Yoludur’ şiarıyla iki gün sürecek Analar Çalıştayı başladı. Açılış konuşması yapan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Alevi inancı bugüne kadar anaların direnciyle taşındı. Alevi kadınların artık kendi sözlerini kurabilecek” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, Dersim Merkez’e bağlı Marçik Sinan köyünde 2 gün sürecek Analar Çalıştayı başladı. Çalıştayın yapılacağı alana ‘Yolun sahibi anadır, sır ondadır’ , ‘Analar Çalıştayı’na hoşgeldiniz’ pankartları açıldı.

    Derviş Cemal Ocağı’ndan Ana Firaz Yalvaç’ın gülbengiyle çerağ uyandırıldıktan sonra başlayan çalıştay DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan açılış konuşması yaptı.

    “ALEVİ ANALARI HAKİKAT TAŞIYICISIDIR”

    Uzun süredir Alevi kadınların ve anaların sözünün geri planda bırakıldığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Başlarken ciddi bir tedirginlikle başladık. Bunca zaman sözümüz üzerine çok söz kuruldu. Genelde egemenler bizim adımıza söz söyledi. Ama ocağın sözü anadır o yüzden Alevi anaları hakikat taşıyıcısıdır. Anaların sözü vardır ve bize aktaracakları kıymetli sözleri vardır. Belki yerinize erkekler konuştu, ama siz ne yaşadınız, sizden duymak istedik. Bugün o kadimden gelen ar, duru ve pîr û pak sözlerini buraya taşıyacaklar. Alevi inancı bugüne kadar anaların direnciyle taşındı. Alevi kadınların artık kendi sözlerini kurabilecek” dedi.

    Çalıştay konuşmalarla devam ediyor.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Kadın Meclisi, 19-20 Temmuz’da Dersim’de Analar Çalıştayı düzenleyecek-VİDEO

    DAD Kadın Meclisi, 19-20 Temmuz’da Dersim’de Analar Çalıştayı düzenleyecek-VİDEO

    PİRHA-DAD Kadın Meclisi, 19-20 Temmuz’da Dersim’de Analar Çalıştayı düzenleyecek. Ana kadınların yolunun kaybolmaması için Analar Çalıştayı’nı yapmayı düşündüklerini vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Alevilik yeniden sözünü söyleyip, kendini inşa edecekse tam da kadınların sözleriyle, inancıyla, bugüne kadar getirdikleriyle ve geleceğe de taşıyacak kapasitelerinin olduğunu gören bir bilinçle bu çalıştayı gerçekleştireceğiz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, 19-20 Temmuz’da Dersim’de Analar Çalıştayı düzenleyecek. Çalıştayda Alevi inancında kadın, ocak örgütlenmesi ve ana mürşitliği, kadın bilimi perspektifi ile Aleviliğe bakmak, kadın kemâleti ile ocak kültürünü yeniden inşa ve görevlerimiz konuları işlenecek.

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Analar Çalıştayı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “REA HAQ İNANCINDA YOLUN SAHİBİ KADINLARDIR DİYORUZ AMA KADINLARIN SÖZ HAKKI YOK”

    Devletin ve çeşitli siyasi yapıların Alevilere ilgi duymaya başladığını belirten Kadriye Doğan, “Devlete baktığımızda Alevi inancını asimile etmek için ilgi duyuyor, sistem içerisindeki bazı farklı yapılara baktığımızda ise Alevi inancını erilleştirdiğini hissediyorsun. Ama Rea Haq inancında yolun sahibi kadınlardır diyoruz ama kadınların söz sahibi olmadığı ve görünür kılınmadığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Analar Çalıştayı, çalışmasını başlattıktan sonra davet etmek istediğimiz kadınlara yaklaştığımızda işin vahametinin çok daha ciddi boyutlarda olduğunu gördük. Ocağın sahibi ve inancı bugüne kadar taşıyan kadınların hem ocakta hem de Alevi kurumları ve cemevlerinde sözlerinin olmadığı ve inancımızın eril sistemin eline düştüğünü gözlemledik.

    Bunun için dedik ki acaba analar bugünü nasıl yorumluyorlar? Bugüne nasıl geldiler? Gelecekle ilgili söyleyecek sözleri var mıdır? Kadınlar gelecekte de toplumu en ahlaki, en düzgün, en paylaşımcı ve kadının öncülüğünde o yaşamı yeniden inşa edebilecek güçte de bir inanç olduğunu da çok net vurguluyorlar. Biz anaların sesini, söyleyeceklerini duymak ve toplumla buluşturmak adına bu çalıştayı gerçekleştirmeye çalışacağız. Çalıştay sonucunda da anaların söyleyeceği sözün toplumda gelecekle ilgili özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve ortak yaşam inşasında iddialı olan bizlerin onların sözlerinin hayat bulması ve hayatta karşılığının nasıl yerine getirileceği konusunda da üzerimizde bir sorumluluk almayı, onlarla birlikte bu sorumluluğu almayı düşündük. Acaba bugüne kadar bizler neleri eksik yaptık, nasıl eksikliklere düştük ve Alevilik kendi içinde nasıl bir handikap yaşadı, bunu nasıl aşabiliriz? Bunun çabasındayız” dedi.

    “ALEVİ İNANCINA İLİŞKİN HERKES SÖZ SÖYLÜYOR AMA KADINLARIN SÖZÜ DUYULMUYOR”

    Ana kadınların yolunun kaybolmaması için Analar Çalıştayı’nı yapmayı düşündüklerini vurgulayan Doğan, “Kadınların inancımızdaki bulunduğu durumu yakıcı bir sorun olarak gördük. Devlet, siyasiler, dernekler ve erkekler Alevi inancına ilişkin söz söylüyor ama kadınların sözü duyulmuyor. Oysa Alevilik yeniden sözünü söyleyip, kendini inşa edecekse tam da kadınların sözleriyle, inancıyla, bugüne kadar getirdikleriyle ve geleceğe de taşıyacak kapasitelerinin olduğunu gören bir bilinçle bu çalıştayı gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • DAD, Sekasur’daki nöbet eylemini ziyaret etti-VİDEO

    DAD, Sekasur’daki nöbet eylemini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde, Sekasur’da yapılmak istenen pomza kum ocağına karşı başlattığı nöbet eyleminin 13. gününde Demokratik Alevi Dernekleri nöbet tutan yurttaşları ziyaret etti.

    Dersim’in Pertek ilçesinde Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin mera alanlarına Arven Doğu Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, pomza kum ocağı yapılmak isteniyor. Projenin yapılacağı alanın Alevi inancında önemli bir yere sahip olan Ağuçan ve Üryan Xızır Ocağı’nın tam ortasında yer alması sebebiyle köylüler tepki gösteriyor.

    Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde, Sekasur’da yapılmak istenen pomza kum ocağına karşı çadır kurarak başlattığı nöbet eyleminin 13. gününde Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) nöbet tutan yurttaşları ziyaret etti.

    “DİRENİŞİNİZİN YANINDAYIZ”

    ‘Herhangi bir kişi bir yere kutsal diyorsa orası kutsaldır ve oraya dokunulmaması gerekiyor’ diyen Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Köylünün kendi yaşam alanlarına sahip çıkması gerecekten çok önemli. Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki kadınları, gençleri, inancı, doğayı kendimiz korumak zorunda kalıyoruz.  Devlet tarafından doğamıza yaşam alanı olarak değil bir sermaye, rant olarak bakılıyor. Direnişinizi saygıyla karşılıyoruz ve yanınızdayız” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ağuçan Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi-VİDEO

    Ağuçan Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde aşure lokmaları pay edildi.

    Aleviler, Kerbela’da katledilen İmam Hüseyin ve ailesi şahsında bütün mazlumlar için 12 gün boyunca tuttukları Muharrem (Yas-ı Kerbela) Orucu’nu tamamladı.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde aşure lokmaları pay edildi.

    Lokma paylaşımına DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BİZ BİR ARADA YAŞAMASINI BİLEN BİR TOPLUMUZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, konuşmasında şunları söyledi:

    “Biz ikrar ve rızalıkla bir arada yaşamasını bilen, bilmek zorunda olan ve bu şuurla bugüne gelmiş olan Alevi toplumuyuz. Hem kutsallarımıza sahip olmak hem de kutsallarımızın içerisinde birliğimizin beraberliğimizi, birliğimizi barışı ve bir arada yaşamanın gerekliliğinin zorunluluğunun fark ettiren bu güzel aşure pay edilen bu ortamda bulunmak bizim için de çok değerli.”

    “ÖZGÜRCE YAŞAYACAĞIMIZ BİR YAŞAMI BİRLİKTE TESİS EDECEĞİZ”

    Kerbela’da Yezid anlayışına karşı Hüseyin’i direniş gösterenleri anarak sözlerine başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Cemlerimizde lokmalarınızı paylaşırken hep birlikte bulunduğumuz kom yerlerimizde birlik yerlerimizde kendi bulunduğumuz yerde de birliği sağlamamız gerekir. Biz Alevi halkı, Kürt halkı bu ülkede insanca, onurlu yaşamı isteyen hakikati savunan bütün halklar hep birlikte bu ülkede her kimlikten ve inançtan insanın anayasal eşitlik içerisinde hukukunun sağlandığı, kendi inancını da özgürce istediği gibi yaşayabileceği bir yaşamı hep beraber tesis edeceğimize inanıyoruz” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından aşure lokmaları pay edilip, deyişler okundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadınlar Barış Duvarı eyleminde haykırdı: Suriyeli Alevi kadınlar yalnız değildir- VİDEO

    Kadınlar Barış Duvarı eyleminde haykırdı: Suriyeli Alevi kadınlar yalnız değildir- VİDEO

    PİRHA- Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’nin çağrısıyla Samandağ’da buluşan kadınlar, “Suriye’de Alevi kadınlara yaşatılan, Alevi kimliğinin ve Alevi inancının inkârıdır. Katledilen, kaçırılan, cinsel şiddete uğrayan Suriyeli Alevi kadınlar yalnız değildir” dedi.

    Suriye’deki Alevi kadınlara yönelik sistematikleştirilen katliam, kaçırma ve cinsel şiddete karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ Hatay’ın Samandağ ilçesinde ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştirdi.

    İnisiyatifin yaptığı çağrı üzerine ülkenin dört bir yanından kadınlar, beyaz tülbentleriyle yola çıkarak Samandağ’da buluştu.

    PTT Şubesi önünde bir araya gelen kadınlar sık sık “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Yaşasın kadın dayanışması”, “Katil HTŞ işbirlikçi AKP”, “Jin, Jîyan, Azadî” sloganlarını attı.

    Hızır Türbesi’ne kadar yürüyüş yapan kadınlar, yaşamını yitiren kadınlar için denize reyhanları bıraktı. Ardından basın açıklaması okundu.

    “ALEVİLERE KARŞI SİSTEMLİ SOYKIRIM VAR”

    Suriye Kadın İnisiyatifi adına basın açıklamasını Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleşo okudu. Keleşo, sözlerine Ermeni Soykırımının yıldönümü olması sebebiyle “katliamla yüzleşilsin” çağrısını yaptı.

    Suriye’de insanlığın yeni bir katliamla karşı karşıya olduğunu belirten Elif Keleşo, “8 Aralık’ta El Kaide ve IŞİD gibi cihatçı örgütlerin devamı olan HTŞ, yönetimi ele geçirir geçirmez Suriye halklarına, özellikle de Alevilere karşı sistemli bir soykırım uygulamaktadır. Bu şeriatçı yapı sadece Alevileri değil; Dürzilere, Kürtlere, Türkmenlere ve Hristiyanlara da saldırmaktadır. Suriye’de yaşanan Alevi katliamı; Koçgiri, Zilan, Dersim, Maraş, Sivas Madımak, Suruç ve Gazi katliamlarının devamından başka bir şey değildir” diye konuştu.

    “ALEVİ KADINLARA YAŞATILAN ALEVİ İNANCININ İNKARIDIR”

    Tüm savaş ortamında en çok kadınların mağdur edildiğini vurgulayan Keleşo, “Suriye’de Alevi kadınlara yaşatılan; Alevi kimliğinin ve Alevi inancının inkârıdır. Alevilerin mal ve mülklerinin talan edilmesidir. Yeni yobaz Suriye yönetiminin, yetmiş iki millete aynı nazardan bakan Alevilere tahammülü yok. Özgür, güçlü kadınlara ise hiç tahammülü yok! Alevi inancına, varlığına ve kadınlara yönelik bu organize yok ediş; yalnızca bir inancı değil, yüzyıllardır bu topraklarda yaşamış bir halkın belleğini, kültürünü ve kutsallarını da yok etmeye yöneliktir. Kadınlar kaçırılmakta, tecavüze uğramakta, işkenceyle öldürülmekte, bedenleri paramparça edilmektedir. Üstelik nasıl bir zulüm yaşadıklarını bilmiyoruz. Evlerinde diri diri yakılan hamile kadınlardan, doğmamış bebeklere uzanan bu zulüm zinciri; Maraş’ta, Dersim’de, Sivas’ta tanık olduğumuz vahşetin devamıdır” dedi.

    Keleşo, uluslararası insani kurumların, devletlerin suskun kalmasını eleştirerek, “Mevcut AKP-MHP eril zihniyeti, Colani’yi en üst düzey protokolle ağırladı. Bizim nazarımızda bu katliamın açık ortaklarıdır. Bu zulüm sadece Suriye’deki Alevi kadınlarla sınırlı değildir; Êzidî, Süryani, Hristiyan, Kürt ve Ermeni kadınlar da aynı zulmü yaşamaktadır” sözlerini kullandı.

    “ALEVİ KATLİAMINA DUR DENİLSİN”

    Hayatı çalınan ve katledilen tüm kadınlar için isyanda olduklarını söyleyen Keleşo, şu ifadeleri kullandı:
    “Suriye’de tüm halkların ve inançların eşitliğini ve özgürlüğünü esas alan demokratik bir anayasal düzenden başka çıkar yol yoktur. Birleşmiş Milletler’i ve uluslararası insan hakları örgütlerini Ortadoğu’da yaşanan bu katliama ‘dur’ demeye çağırıyoruz.

    Suriyeli Alevilerin korunması ve yardımların bölgeye ulaşması için insani yardım koridoru açılmalıdır.
    Tekrarlıyoruz; Ortadoğu’daki diğer çatışmalarda anında insani yardım koridoru açmakla övünen siyasi iktidar, bir an önce Aleviler için de aynı şeyi yapmalıdır! Siz sadece koridoru açın, biz kardeşlerimize gerekli her türlü yardımı ulaştırmaya hazırız. Bugün Suriye’de yakılan ateş söndürülmezse, o ateş yarın hepimizin yurduna düşecektir. Bunun farkındayız.”

    “GELECEK BİZ KADINLARIN ELİNDE”

    Ardından konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Ortadoğu’da kadınlar katlediliyor, buna karşı isyandayız. Bizi ayrıştırarak batı, bütün zenginliklerimizi elimizden alıyor. Suriye’de kadınların katledilmesine, kaçırılmasına rızalığımız yok. Bugünkü mücadele bütün kadınlar için onurdur. Bu mücadelemizle özgür eş yaşamı, demokrasiyi, barışı bizler tesis edeceğiz. Suriye’deki katliamın hesabı sorulmalı ve son bulmalı. Gelecek biz kadınların elinde, bizler yaşamı var edeceğiz” dedi.

    “COLANİ’Yİ BU ÜLKEDE AĞIRLAYANLARI LANETLİYORUM”

    Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Bugün Suriye’deki kız kardeşlerimiz için buradayız. Kerbela’lar hala devam ediyor. Suriye’de kadınlar Kerbela yaşıyor. Bu yüzyılda maalesef dünyanın gözünün önünde kadınlar büyük bir zulmü yaşıyor. Biz görüyoruz da bu zulmü, devlet yetkilileri görmüyor mu? Katil Colani’yi bu ülkede ağırlayanları lanetliyorum. Suriye’de 2011’den bu yana savaş sürüyor ama bedelini kadınlar ve çocuklar ödüyor. Suriye’ye demokrasi getireceğini söyleyenler kan gölüne çevirdi. Suriye’de yapılan Alevi soykırımıdır. Gönlünü barışa vermiş herkese sesleniyorum birleşe birleşe faşizm duvarını yıkacağız. Suriye’de katledilen kız kardeşlerimiz için yardım koridoru açılsın istiyoruz.”

    “HERYERDE SESİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ”

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu da yaptığı konuşmada Alevi kadınlara dönük saldırılan bir soykırım olduğunu vurguladı. Türkoğlu “Bizler her yerde sesimizi yükselteceğiz. Birbirimizle dayanışmak zorundayız. Biz kadınların kaderi eşit, özgür bir model olmak zorunda. Bize kölevari bir yaşam dayatmak istiyorlar. Bu soykırım politikalarını biz kadınlar boşa çıkaracağız” diye kaydetti.

    “ÇETELER ELİYLE ALEVİ SOYKIRIMI YAŞANIYOR”

    DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ise “Bugün sınırın öte yanında yaşanan Alevi soykırımına dur demek için buradayız. Başta Türkiye olmak üzere dünyada oynanan üç maymuna karşı ‘Aleviler katlediliyor’ demek için buraya geldik. 8 Aralık’tan bu yana çeteler eliyle Alevi soykırımı yaşanıyor. ‘Esad kırıntısı’ denilerek çocuklar kaçırılıp katlediliyor. Yanı başımızdaki Suriye’de Alevi katliamı durana kadar ortak mücadelemizi büyüteceğiz. Suriye’deki halkları hep birlikte yaşatacağız” diye konuştu.

    PİRHA/ HATAY

  • Hakk’a yürüyen Araştırmacı-Yazar İrfan Dayıoğlu, Malatya’da toprağa sırlandı-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Araştırmacı-Yazar İrfan Dayıoğlu, Malatya’da toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA-16 Nisan’da Fransa’da Hakk’a yürüyen Araştırmacı-Yazar İrfan Dayıoğlu, Malatya’da deyişlerle toprağa sırlandı.

    Uzun yıllar Avrupa’da sürgün yaşamı süren siyasetçi, yazar ve Alevi aktivist İrfan Dayıoğlu, kanser hastalığından dolayı 3 yıldır kemoterapi görüyordu.

    16 Nisan’da Fransa’da Hakk’a yürüyen Araştırmacı-Yazar İrfan Dayıoğlu, Hacı Özgür Doğan Kültür Evi’nde yapılan Hakk’a uğurlama erkânının ardından Malatya’nın Akçadağ ilçesi, Kürecik Harunan (Harunuşağı) köyünde toprağa sırlandı.

    Hakk’a uğurlama erkânını Şıx Çoban Ocağı Piri Zeynel Kete, yürütürken erkâna İrfan Dayıoğlu’nun ailesi, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Malatya’daki siyasi parti, demokratik kitle örgütleri, inanç kurumları ve derneklerin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “HERKESİN BİRLİKTE YAŞAMALARINI SAVUNDUK”

    İrfan Dayıoğlu’nun eşi Nuray Dayıoğlu, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Herkesin inanç ve kimlik ayrımı olmadan birlikte yaşamalarını savunduk. Yurtdışına gittiğimiz günlerde de halkımızla bütünleşerek demokrasi, sosyalizm ve hak mücadelesi hep sürdü.”

    “KENDİ TOPRAKLARINA 43 YIL HASRET KALMIŞ AMA UZAK DİYARLARDA MÜCADELESİNİ DEVAM ETTİRMİŞ”

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Kendi topraklarına 43 yıl hasret kalmış ama uzak diyarlarda mücadelesini devam ettirmiş. Bu mücadele kolay bir mücadele değildir, gerektiğinde sevdiklerinden uzak kalarak verilen zorlu bir mücadeledir. Mücadele bugün de devam ediyor ve bugün de mücadelenin sorumlulukları omuzlarımızda” dedi.

    “İRFAN DAYIOĞLU, BİZE BİRÇOK MİRAS BIRAKTI”

    İrfan Dayıoğlu’nun gençlik yıllarında hak ve hakikat mücadelesinde yer almasının sebebi Kürecikli Kürt-Alevi olması olduğunu belirten DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, “Bu coğrafyada Kürtlerin dili yasak, Alevilerin ise inancı yasak. Bu nedenle yurtdışında da olsa hak, hakikat ve özgürlük mücadelesine devam etmiştir. İrfan Dayıoğlu, kendisini uğurlarken bile birçok şey öğreten ve miras bırakan birisiydi” diye konuştu.

    Hakk’a uğurlama erkânında yapılan konuşmaların ardından Zakir Abuzer Aydın’ın okuduğu deyişlerle uğurlandı.

    PİRHA/MALATYA

  • DAD’tan Malatya Katliamı’nın 47. yılında anma: Unutmadık, affetmeyeceğiz-VİDEO

    DAD’tan Malatya Katliamı’nın 47. yılında anma: Unutmadık, affetmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi Malatya Katliamı’nın 47. yılında yaşamını yitirenleri anarak katliam zihniyetinin günümüzde de devam ettiğini vurguladı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Malatya Şubesi, Malatya Katliamı’nın 47. yılında basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını DAD Malatya Şube Eş Başkanı Gökan İmer okudu. Açıklamada ‘Malatya Katliamı’nı unutmadık’ pankartı açıldı. Açıklamaya DAD Eş Genel Başkanları Zeynel Kete ve Kadriye Doğan ile Malatya’daki siyasi parti ve Demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de destek verdi.

    Basın açıklamasından önce Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu’nun okuduğu gülbeng ile çerağlar uyandırıldı.

    “UNUTMADIK, AFFETMEYECEĞİZ”

    Malatya Katliamı ile Maraş Katliamı’nın provasının yapıldığını belirten Gökan İmer, “Malatya’da yaşananlar farklı halkların, inançların ve kültürlerin beşiği Rea Haq topraklarında görülen ve dinmeyen acılardan sadece biridir. Koçgiri, Dersim, Ortaca, Malatya, Sivas, Elbistan, Kırıkhan, Maraş, Çorum, Madımak ve Gazi katliamları da aynı zihniyetin sonuçlarıdır. Zihniyet değişmemiştir ancak bizler bir daha benzer acıların yaşanmaması için mücadele etmeye kararlıyız. Unutmadık, affetmeyeceğiz” dedi.

    “DEMOKRATİK TOPLUMU İNŞA EDEBİLİRİZ”

    Katliamlar coğrafyası Türkiye’de geçmişten bugüne kadar birçok katliam yaşadığını ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Artık demokratik toplumu inşa edebiliriz ve tüm halklar, inançlar bir arada yaşayabilir. Geçmişi unutmayalım, gelecek güzel günleri beraber kuralım” diye belirtti.

    “GEÇMİŞTE BİZİM COĞRAFYAMIZDA YAŞANAN KATLİAM BUGÜN SURİYE’DE YAŞANIYOR”

    Halkların demokratik zeminde talepkâr olmaya başlayınca birçok katliam yaşadığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Ortak vatanda eşit ve özgür bir şekilde yaşamanın bir imkânı vardır. Dünya bu sorunu çözmüştür ve yaşanan katliamlarla ilgili özürler dilenmiştir. Madem Esad Suriye’de yaşananlardan sorumluysa Esad gittikten sonra neden katliam devam ediyor? Zamanında bu coğrafyada yaşanan katliamın aynısı bugün Suriye’de yaşanıyor. 47 yıl önce Malatya’da yaşanan katliamın zihniyetin bugün de halen devam ediyor.

    PİRHA/MALATYA

  • Dersim’de kadınlar, Suriye’deki Alevi katliamı için çerağ uyandırdı-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, Suriye’deki Alevi katliamı için çerağ uyandırdı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar, Suriye’deki Alevi Katliamı için Ana Fatma Ziyaretgâhı’nda çerağ uyandırdı. Suriye’de Alevi kadınların kaçırıldığını ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Suriye’deki Alevi kadınlar için Ana Fatma’da çerağ uyandırıyoruz” diye belirtti.

    Dersim’de kadınlar, Suriye’deki Alevi Katliamı ve kadınların kaçırılmasına tepki göstermek için Ana Fatma Ziyaretgâhı’nda çerağ uyandırdı. Çerağ uyandırılmadan önce Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, konuşma yaptı.

    “SURİYE’DE ALEVİ KADINLAR KAÇIRILIP, SAVAŞ GANİMETİ OLARAK SATILIYOR”

    Suriye’de Alevi kadınların kaçırıldığını ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Suriye’deki Alevi katliamı devam ediyor ve Suriye için Alevi kadınlar öncülüğünde kadın inisiyatifi oluşturuldu, Hatay’da 24 Nisan’da eylem gerçekleştirilecek. Biz de Suriye’deki Alevi kadınlar için Ana Fatma’da çerağ uyandırıyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlar, ‘Barış ve demokratik toplum inşası’ buluşmasında bir araya geldi-VİDEO

    Dersim’de kadınlar, ‘Barış ve demokratik toplum inşası’ buluşmasında bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar, ‘Alevi kadınlar, barış ve demokratik toplum inşasını konuşuyor’ şiarıyla bir araya geldi. Barış ile demokratik toplumun iç içe geçmesi gerektiğini belirten DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Yaşanan gelişmeleri bir de kadınlar cephesinden değerlendirmek gerekiyor, kadınlar bu değişim ve dönüşümün neresinde yer alacak, kadınlar bu süreç içerisinde nasıl rol alacak” dedi.

    DEM Parti Kadın Meclisi, Dersim’de ‘Alevi kadınlar, barış ve demokratik toplum inşasını konuşuyor’ şiarıyla kadınlarla bir araya geldi. Buluşmaya DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ile DEM Parti Halklar ve İnançlar Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu konuşmacı olarak katıldı.

    “BARIŞA EN ÇOK İHTİYAÇ DUYAN TOPLUMSAL KESİM ALEVİLERDİR”

    Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, barışın önemline vurgu yaparak “Uzun zamandır kendi halkıyla kavgalı olan devletin savaş halinin bitme olasılığının yaşandığı bir dönemi yaşıyoruz. Geçmişte Dersim’in yaşadığını bugün Suriye yaşıyor. O yüzden barış çok önemlidir ve barışa en çok ihtiyaç duyan toplumların başında da Aleviler geliyor. Yalnızca barışla Rıza Şehri hayalimizi gerçekleştireceğimizin bilincindeyiz” dedi.

    “BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUMUN İÇ İÇE GEÇMESİ GEREKİYOR”

    DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    Barış derken demokratik toplum diyoruz. Barış ile demokratik toplumun iç içe geçmesi gerekiyor. Bir anda her şey değişecek diyemiyoruz ama bunun bir mücadele olduğunu biliyoruz. Yaşanan gelişmeleri bir de kadınlar cephesinden değerlendirmek gerekiyor, kadınlar bu değişim ve dönüşümün neresinde yer alacak, kadınlar bu süreç içerisinde nasıl rol alacak. Biz herkese demokrasi gerekiyor diyoruz” diye konuştu.

    Açılış konuşmalarının ardından buluşma basına kapalı bir şekilde gerçekleştirildi.

    PİRHA/DERSİM