Etiket: kesk

  • KESK oturma eyleminde NATO’ya tepki: Halklara savaş politikaları dayatmaktadır

    KESK oturma eyleminde NATO’ya tepki: Halklara savaş politikaları dayatmaktadır

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin KHK oturma eylemi 375. Haftasında devam etti. Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne karşı çıkan Danyeli, “NATO, halklara barış, demokrasi ve güvenlik değil; savaş, yıkım ve sömürü politikaları dayatmaktadır” dedi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her Çarşamba günü düzenlediği oturma eylemi 374’üncü haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. Açıklamada “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartı açıldı.

    “ÖĞRETENLERİN TALEPLERİ KARŞILANMALI”

    Basın metnini Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli okudu. Danyeli, OHAL sürecinin sona erdiğini ancak yaşanan mağduriyetlerin giderilmediğini söyledi.

    Taban maaş ve mülakat mağduriyetlerin giderilmesi için mücadele eden öğretmenlere yönelik gerçekleştirilen polis müdahalesine tepki gösteren Danyeli, “Sendika binalarının abluka altına alınması, öğretmenlere yönelik su, biber gazı ve kimyasal içerikli müdahaleler, yaralanan ve baygınlık geçirenlere sağlık desteğinin engellenmesi kabul edilemez. Demokratik haklarını kullanan eğitim emekçilerine yönelik bu tutumu kınıyor; sorumlular hesap vermelidir ve talepleri bir an önce karşılanmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “NATO ÜSLERİ KAPATILMALI”

    Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne karşı çıkan Danyeli, “NATO, halklara barış, demokrasi ve güvenlik değil; savaş, yıkım ve sömürü politikaları dayatmaktadır. Ülkemizin farklı bölgelerinde bulunan NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye saldırganlık, işgal, sömürü ve talan amacı güden NATO’dan derhal çıkmalıdır” diye konuştu.

    NATO’nun yapılacağı zirve öncesi Ankara’da yapılan gözaltılara tepki gösteren Danyeli, “Sıkıyönetim dönemlerinden aşina olduğumuz toplu gözaltı ve baskılar  anayasal hakların askıya alınmasıdır. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, hukuksuz uygulamalar, baskılar sona erdirilmelidir!” dedi.

    KESK oturma eylemine yaz ayı olması sebebiyle kısa bir ara verilecek. Eylem, KHK’lerle ihraç edilen emekçiler görevlerine iade edilinceye kadar sürecek.

    PİRHA – İZMİR

  • KESK eylemi 374’üncü haftasında: Açlık grevindeki eğitimcilerin talepleri karşılanmalı – VİDEO

    KESK eylemi 374’üncü haftasında: Açlık grevindeki eğitimcilerin talepleri karşılanmalı – VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin KHK oturma eyleminde konuşan Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Kadın Sekreteri Cansu Başer, eğitim emekçilerinin baskı ve şiddet politikalarının hedefi olmaya devam ettiğine dikkat çekerek, açlık grevine başlayan eğitim emekçilerinin taleplerinin karşılanması çağrısı yaptı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her Çarşamba günü düzenlediği oturma eylemi 374’üncü haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. Açıklamada “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartı açıldı.

    Açıklamada sık sık Açıklamada sık sık “KHK’ler gidecek biz kalacağız” ve “KHK’li ihraçlar onurumuzdur” sloganları atıldı. Basın metnini okuyan Metni okuyan Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Kadın Sekreteri Cansu Başer, OHAL döneminde KHK ile işinden edilen on binlerce kamu emekçisinin yıllar geçmesine rağmen hukuksuzluğun yarattığı mağduriyetlerin devam ettiğinin altını çizdi.

    “DENİZ POYRAZ’A BARIŞ SÖZÜ”

    OHAL KHK’lerinin  muhalif kesimlere yönelik bir tasfiye aracına dönüştürüldüğünü belirten Başer, “Sendikal faaliyet yürütenler, barışı savunanlar, düşünce ve ifade özgürlüğünü kullananlar, kadın hakları, demokrasi ve eşitlik mücadelesi verenler hedef haline getirilmiştir” dedi.

    Ülkede yaşanan kadın cinayetlerine dikkat çeken Başer, her gün en az 5 kadının katledildiğini belirterek, 5 yıl önce İzmir DEM Parti binasında özgürlük mücadelesi verirken katledilen Deniz Poyraz anarak, ona verilecek en büyük söz barıştır dedi.

    “HAK ARAMA MÜCADELESİ BASKI VE ŞİDDETLE BASTIRILIYOR”

    Eğitim emekçilerinin baskı ve şiddet politikalarının hedefi olmaya devam ettiğine dikkat çeken Cansu Başer, şunları söyledi:

    “Öğretmen sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler günlerdir Ankara’da haklı ve meşru taleplerini dile getirmek için bulunmaktadır. Ancak öğretmenlerin taleplerine yanıt vermesi gerekenler; diyalogu ve çözümü değil, polis barikatlarını, gözaltıları ve baskıyı karşılarına çıkarmıştır. Ankara’da gerçekleştirilen eylem sırasında çok sayıda öğretmen arkadaşımız gözaltına alınmıştır. Öğretmenler; darp, ters kelepçe, biber gazı ve polis ablukasıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine, mülakat adı altında yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmek suç değildir. Suç olan; anayasal ve demokratik haklarını kullanan öğretmenlerin karşısına polis gücüyle çıkmak, hak arama mücadelesini baskı ve şiddetle bastırmaya çalışmaktır.”

    Başer, açlık grevine başlayan eğitim emekçilerinin taleplerinin karşılanması çağrısı yaptı.

    Son olarak yerin metrelerce altında çalışan maden işçilerinin hak ara mücadelelerinin baskı ve şiddetle bastırılmak istendiğini kaydeden Cansu Başer, öğretmenlerin, madencilerin ve tüm emekçilerin mücadelesinin ortak olduğunu söyledi.

    PİRHA – İZMİR

     

     

  • ‘Emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel’-VİDEO

    ‘Emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel’-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de sanatseverlerle buluşan “Emek ve İnsan” sergisine dair konuşan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, emeğin mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel olduğunu belirtirken, Ressam Veli Mert, Türkiye’deki tüm sanatçıları, tüm sendika üyelerini eserleriyle sergiye katılmaya çağırdı.

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Eğitim -Sen Mersin Şubesi 3. Ulusal Resim Sergisi’ni “Emek ve İnsan” başlığıyla sanatseverlerle buluşturdu.

    Yenişehir Belediyesi Ahmet Yeşil Sanat Galerisi’nde 30 Eylül’e kadar açık kalacak sergiye dair Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül ve Barış Akademisyeni Ressam Veli Mert, ajansımıza konuştu.

    “ULUSAL BOYUTUNU ÖN PLANA ÇIKARDIK”

    “Emek ve İnsan” şiarıyla düzenledikleri serginin emeğin en yüce değer olduğunu göstermek için oluşturduklarını belirten Sümbül, “Üçüncüsünü düzenliyoruz. Birincisini sendikamızın terasında düzenlemiştik. İkincisini Denizcilik Müzesi’nde düzenlemiştik. Üçüncüsünü de böyle bir ortamda düzenleyerek ulusal boyutunu daha ön plana çıkarmaya çalıştık” dedi.

    “EMEK MÜCADELEYLE, DAYANIŞMAYLA, SANATLA VE HEP BİRLİKTE VAR OLMAYLA GÜZEL”

    Eğitim-Sen’in emek mücadelesi verirken, dayanışma örgütü olarak gücünü ortaya koyarken, baskılara, sürgünlere ve ihraçlara rağmen dimdik ayakta durduğunu vurgulayan Sümbül, “Emekle insanı buluşturan bu örgütün aynı zamanda üyelerimizin, meslektaşlarımızın, sanatçılarımızın eserlerini emekle ve sendikayla buluşturma, aynı zamanda da Mersin’le ve Türkiye’yle tüm sosyal medya üzerinden de tüm dünyayla buluşturma gibi bir çabamız vardı. Bu çabayı hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Gerçekten emek mücadeleyle, dayanışmayla, sanatla ve hep birlikte var olmayla güzel” diye belirtti.

    “SANATIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ ORTAYA KOYDUK”

    Ressam Veli Mert, sergiyi açmalarındaki amacın sanatın birleştirici gücünü sendikanın faaliyetleri içerisine koymak olduğunu ifade ederek, “Bu önemli bir etkinlik. Çünkü Türkiye’deki sanatçıların, Eğitim-Sen’in böyle bir projesinin olduğu vizyonunu ve perspektifini Türkiye’nin kültür sanat politikaları içinde bir yeri olduğuna dair bir alan açmaktı. Bunu başardığımızı düşünüyorum” şekline konuştu.

    “VAN’DAN İSTANBUL’A, KARS’TAN MUĞLA’YA ULAŞTIK”

    Sergide belli bir temayı koymadıklarının altını çizen Mert, “İnsan ve emek üst başlıklı kaldı. Ve dolayısıyla da sanatın kendi emeğini gösterimi için bir alan açmış olduk. Sergiyi farklı kentlerde de sanatseverlerle buluşturmak istiyoruz. Daha kesinleştirmemekle beraber Diyarbakır’da Çand Amed’te düşünüyoruz. Ankara’da Çankaya Kültür Merkezi’nde, İstanbul’da da İstanbul Eğitim Sen’in sahip çıkmasıyla bu sergiyi İstanbul’da da paylaşmak istiyoruz. Bu anlamda Edirne’den Hakkari’ye tam olarak olmasa da Van’dan İstanbul’a, Kars’tan Muğla’ya ulaştığımızı söyleyebilirim” ifadelerine yer verdi.

    “SENDİKA ÜYELERİNİ VE SANATÇILARI SERGİMİZE BEKLİYORUZ”

    Ressam Veli Mert, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Eğitim Sen üyesi olan görsel sanatlar ve resimle ilgilenen öğretmenlerin bu kadar büyük ses getiren etkinlik varken, artık boş durmaması gerekiyor. Özellikle sendikaya aidiyetleri açısından artık buna katılmalarının bir motivasyon aracı olduğunu, aidiyetlerini güçlendireceğini, bilmeyenler açısından da sendikamızın onlara bir vizyon koyduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Türkiye’deki tüm sanatçıları, tüm sendika üyesi dostlarımızı bu sergiye katılım için teşvik ediyorum. Onları bekliyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • KESK: İnsanca yaşam için ek ücret istiyoruz!-VİDEO

    KESK: İnsanca yaşam için ek ücret istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Temmuz ayında yüzde 35 ek zam istediklerini belirterek, “Gelin, yoksulluğu kader gibi gösterenlere karşı sesimizi, gücümüzü birleştirelim. Taleplerimizi hep beraber savunalım” dedi.

    KESK, genel merkez binasında ek zam talebiyle basın toplantısı düzenledi. Basın metnini KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak okudu.

    Bugün 4 milyon kamu emekçisinin maaşını ve 2,5 milyon emekli aylığını alacağını aktaran Koçak, “Gittikçe eriyen maaşları, aylıkları ile yine ayın sonunu getirme savaşı verecek. Evet, ayın sonunu getirmek bu ülkede emeği ile geçinen tüm kesimler için gerçekten de adeta bir savaşa dönüşmüş bulunuyor. Kamu emekçileri olarak bizler de yıllardır bu mücadeleyi veriyoruz” dedi.

    “MAAŞLARIMIZ HIZLA BUHARLAŞIYOR

    Yüksek enflasyon sırlamasında dünya beşincisi, gıdadan kiraya enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sırada olan bir ülkede yaşadıklarını belirten Koçak, şunları söyledi:

    “Dolayısıyla maaşlarımız hızla buharlaşıyor. Yaşamımız gittikçe zorlaşıyor. Barınma, beslenme, sağlık, eğitim gibi en temel ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz. Son beş ayda maaşlarda yaşanan erime tutarı maaştan maaşa değişmektedir. Ortalama kamu emekçisinin maaşı son beş ayda 11 bin 400 TL erimiştir. En düşük maaşta yaşanan erime bile 10 bin 273 TL’dir. Kendi enflasyon hedefini tutturamayanlar şimdi de “Hedefimizi %24 olarak revize ettik. Ama tahminimiz %26” diyerek bizimle dalga geçiyorlar.”

    “AÇLIK SINIRININ ALTINDA MAAŞ ALIYORUZ”

    “Yıllardır yaşadığımız bu tablo gayet bilinçli ve kasıtlı uygulanan ekonomi politikalarının sonucudur” diyen Koçak, iktidar tarafından belirlenen enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.

    Maaş artışlarında hedeflenen enflasyon rakamları temel alınırken özellikle toplu sözleşmelerin ikinci yılında maaşlarında ciddi bir erime yaşandığının altını çizen Koçak, “Son olarak haziran ayının başında sermayeye, patronlara, kara para aklayıcılara milyarlarca liralık “vergi barışı” içeren paket parlamentodan geçti.  Ama sıra çalışanlara, emekçilere gelince “TÜİK’in sahte rakamlarına göre yapacağımız maaş artışları için Temmuz’u bekleyin” diyorlar. Geldiğimiz noktada mevcut “Toplu Sözleşme” bırakalım yaşadığımız gerçek enflasyonu, hedeflenen enflasyonu aşan TÜİK rakamları karşısında bile çoktan kadük hale gelmiştir. Buna rağmen açlık sınırının altında kalan asgari ücreti, emekli aylığını gösterip “halinize şükredin” diyorlar. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek istiyorlar. Her seferinde önümüze konulan yoksulluk ve sefalete karşı “Bu faturayı ödemiyoruz” demenin zamanı geldi, geçiyor!” dedi.

    “TEMMUZ AYI MAAŞLARINA EK YÜZDE 35 ARTIŞ YAPILMASINI İSTİYORUZ”

    KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Temmuz ayı maaşlarına ek yüzde 35 artış yapılmasını, ilave seyyanen ödenek başta olmak üzere mevcut tüm ek ödemelerin taban aylığına yansıtılmasını, 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın derhal, ‘Grevli Toplu Pazarlık’ hakkının önündeki engellerin kaldırılmasını temel alan evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini istedi.

    İMZA KAMPANYASI!

    KESK olarak bu üç temel taleple, bugünden itibaren bir imza kampanyası başaltıklarını duyuran Koçak, “Kampanyamız iki hafta sürecek. İki haftada topladığımız imzaları enflasyonun açıklanacağı 3 Temmuz 2026 Cuma günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına teslim edeceğiz. Buradan tüm kamu emekçilerine seslenerek sözlerimize son veriyoruz. Değerli kamu emekçileri gelin, maaşlarımızın her ay biraz daha erimesine sessiz kalmayalım. Gelin, yoksulluğu kader gibi gösterenlere karşı sesimizi, gücümüzü birleştirelim. Taleplerimizi hep beraber savunalım” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • KHK eylemi 372’inci haftasında: Barışın önündeki engeller kaldırılsın – VİDEO

    KHK eylemi 372’inci haftasında: Barışın önündeki engeller kaldırılsın – VİDEO

    PİRHA – KESK İzmir Şubesi’nin başlattığı KHK eyleminin 372. haftasında yaptıkları açıklamada, KHK’lerin ağır bir hukuk ve demokrasi sorunu haline dönüştüğünü belirtilerek, “Barışın, demokrasinin ve eşit yurttaşlığın önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır” denildi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi’nin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her çarşamba düzenlediği oturma eylemi 372’inci haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. Açıklamada “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartı açıldı. Açıklamada sık sık “KHK’ler gidecek biz kalacağız” ve “KHK’li ihraçlar onurumuzdur” sloganları atıldı.

    “KHK’LERİN MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMEDİ”

    Basın metnini Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Mali Sekreteri Ali Türk okudu. KHK’lerle hukuksuz bir biçimde görevden ihraç edilen kamu emekçilerinin yürüttükleri adalet mücadelesini dile getiren Türk, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin geçen onlarca yıla rağmen mağduriyetlerinin giderilmediğini belirtti.

    Türk, KHK’lerin ağır bir hukuk ve demokrasi sorunu haline dönüştüğünü belirtti.

    Ülkede derinleşen ekonomik krize de değinen Türk, “Milyonlarca insan geçim mücadelesi verirken, kamu emekçileri ve emekliler yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanmaktadır. Gençler işsizlik ve geleceksizlikle karşı karşıya bırakılmakta, eğitim hakkı giderek piyasalaştırılmakta, kamusal hizmetler tasfiye edilmektedir” dedi.

    “BARIŞ MÜCADELESİ DEVAM EDECEK”

    Türk, demokratik hak ve özgürlükler üzerindeki baskıların arttığına dikkat çekerek, “Seçme ve seçilme hakkını zedeleyen, hukuku siyasi hesaplaşmaların aracı haline getiren uygulamalar toplumsal barışa zarar vermektedir” dedi.

    Gezi Direnişi’nin 13. yılını hatırlatan Ali Türk, Gezi ruhunun emek, demokrasi ve barış mücadelesiyle devam edeceğini söyledi. İktidarın baskıcı ve kutuplaştırıcı politikalarının toplumun farklı kesimlerini hedef haline getirdiğini kaydeden Türk, demokratik kitle örgütlerinin üzerindeki baskıların arttığını işaret etti.

    Türk, talepleri şöyle sıraladı: Tüm KHK’ler iptal edilmeli, ihraç edilen kamu emekçileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir.  Hukukun üstünlüğü ve demokratik işleyiş yeniden tesis edilmelidir. Emekçileri yoksulluğa mahkûm eden politikalardan vazgeçilmelidir.  Eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler kamusal bir hak olarak güvence altına alınmalıdır. Barışın, demokrasinin ve eşit yurttaşlığın önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.”

    PİRHA – İZMİR

     

     

     

     

  • KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz: Bu ülkenin şiddetle yüzleşmesi gerekiyor!-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz: Bu ülkenin şiddetle yüzleşmesi gerekiyor!-VİDEO

    PİRHA – Siverek ve Maraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen şiddet eylemleri üzerine konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, ülkenin şiddetle yüzleşmesi gerektiğini belirtti. Eğitim Sen’in yaşanan şiddet olayları konusunda çocuklarla iletişim rehberi hazırladığını vurgulayan Karagöz, “Güven veren ortamlarda çocuklarla konuşmayı hazırlamak gerekir. Yanlış bilgileri düzeltin. Ayrımcılığı önleyin. Umut verin” dedi.

    Siverek ve Maraş’ta okullara yönelik gerçekleştirilen saldırıların yankısı sürüyor. Eğitim emekçileri, iş bırakarak, Yusuf Tekin’i istifaya çağırırken, Milli Eğitim Bakanlığı da, okullarda tedbir alınacağını açıkladı. Okul yönetimleri WhatsApp gruplarından alınan tedbirleri öğretmenlerle paylaşırken, velilerin tedirginliği ise sürüyor.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfedarasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, okul saldırılarına dair ajansımıza konuştu.

    “SERMAYEYE, YANDAŞA VAR, OKULLARA DESTEK YOK”

    Şiddetin dünyada ve Türkiye’de arttığını belirten Karagöz, “Özelde ülkemizde sınıfsal ve toplumsal eşitsizlikler, gençlerin içerisine itildiği güvencesizlik, belirsizlik ve yaşanan derin yoksulluk bu şiddetin dalga dalga yayılmasına da neden olmaktadır” diye konuştu.

    Yaşanan şiddet vakalarının ilk olmadığını, son da olmayacağını vurgulayan Karagöz, “Başta sermayeye sonra yandaşlara, saraya, cemaate, savaşa kaynak bulanlar söz konusu okullar olduğunda kaynak yok diyor. Güvenli eğitim ortamları dediğimizde ise sadece güvenlikçi politikalar önümüze sürülüyor” dedi.

    “ÇOCUKLARLA SÜREKLİ KONUŞUN, UMUT VERİN”

    Ahmet Karagöz, güvenli eğitim ortamı istemedeki amaçlarının ne olduğunu şu şekilde açıkladı:

    “Özellikle KESK’e üye iş kolumuz Eğitim Sen yaşanan şiddet olayları konusunda çocuklarla iletişim rehberi hazırladı. Hazırladığı bu rehberde çocukların haberlerde ya da sosyal medyada gördükleri şeyler hakkında kaygılı olması doğaldır. Onlarla konuşmak, kendilerini güvenli hissetmelerine yardımcı olmak gerekiyor.

    Çocukların ne bildiği ve nasıl hissettiğini öğrenin. Çocukların ne duyduğunu, ne düşündüğünü anlamaya çalışarak başlayın. Açık uçlu sorular sorun ve onları konuşmaya teşvik edin. Örneğin ‘Bu konularda ne duydun ya da kendini nasıl hissediyorsun?’ gibi sorularla çocukların duygu ve düşünceleri öğrenilebilir. Sakin ve yaşa uygun bir dil kullanmak gerekir. Güven veren ortamlarda çocuklarla konuşmayı hazırlamak gerekir. Yanlış bilgileri düzeltin. Ayrımcılığı önleyin. Umut verin. Medyaya mümkün olduğunca az maruz bırakın. Konuşmayı süreklileştirin. Konuşan öğrenci ne talep ettiğini ve yaşadıklarını daha güvenli ortamlarda bizlerle kuşkusuz paylaşacaktır.”

    “OKUL, ŞİDDETİ ÖNLEME MERKEZİ HALİNE DÖNÜŞMELİ”

    Şiddetin altında yatan gerçek nedenlerin açığa çıkartılması gerektiğinin altını çizen Karagöz, “Geçmişte bugüne faili meçhul cinayetler aydınlatılmadığı takdirde benzer olaylarla sürekli karşılaşacağız. Dolayısıyla başta Maraş, Siverek ve İstanbul’daki şiddet vakalarının araştırılması ve bunun altında yatan gerçek nedenlerin toplum ve kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Sayın Vali Maraş katliamının gerçekleştiği okulu açmayacağını ifade etmiş. Destekliyoruz, doğru buluyoruz. Bu okul utanç müzesi veya şiddeti önleme merkezi haline getirilmeli ve şiddetle bu ülkenin yüzleşmesi gerekiyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’liler Mersin’de yürüdü: Şiddeti besleyen, cezasızlığı büyüten politikaları terk edin!-VİDEO

    KESK’liler Mersin’de yürüdü: Şiddeti besleyen, cezasızlığı büyüten politikaları terk edin!-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yürüyüş düzenleyen KESK üyeleri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırarak, “Şiddeti besleyen, cezasızlığı büyüten politikalar terk edilmelidir” dedi.

    KESK Mersin Şubeler Platformu,  “Eğitimde şiddete hayır” şiarıyla Maraş ve Siverek’teki okul saldırılarına dair Pozcu’dan İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürümek istedi.

    Polisin izin vermediği yürüyüş, yapılan görüşmeler sonucunda Özgecan Aslan Barış Meydanı’na yapıldı. Yürüyüş boyunca Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağıran kamu emekçileri, şiddetin son bulmasını istediler.

    “CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK”

    Yüyürüş sonunda açıklama yapan KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, çocukların ve eğitim emekçilerinin hayatının değersiz olmadığını söyledi: “Can güvenliğinin olmadığı bir eğitim ortamında ne pedagojiden ne de sağlıklı bir gelecekten söz edilebilir.”

    “ŞİDDETİ BESLEYEN, CEZASIZLIĞI BÜYÜTEN POLİTİKALAR TERK EDİLMELİDİR”

    Mahmut Sümbül, toplumun her alanına yayılan şiddet kültürü, cezasızlık politikaları, gençleri umutsuzluğa iten eşitsizlikler ve giderek derinleşen toplumsal çözülmenin okullara kadar ulaştığını vurgulayarak, şunları söyledi:

    “Artık yeter!

    * Eğitim kurumlarında güvenlik zafiyetleri derhal giderilmelidir.

    * Şiddeti besleyen, cezasızlığı büyüten politikalar terk edilmelidir.

    * Eğitim sistemi; kamusal, eşit, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim temelinde yeniden yapılandırılmalıdır.

    * Sağlıkta ve eğitimde şiddeti önleyecek etkin, caydırıcı ve bütüncül politikalar derhal uygulanmalı, yasal düzenlemeler caydırıcı olmalıdır.

    * Gençleri güvencesizlikten ve umutsuzluktan kurtaracak, dayanışmayı büyütecek politikalar hayata geçirilmelidir.”

    PİRHA/MERSİN

  • Dersim eğitim emekçileri: Okulda, hastanede, sokakta güvende değiliz-VİDEO

    Dersim eğitim emekçileri: Okulda, hastanede, sokakta güvende değiliz-VİDEO

    PİRHA- Urfa ve Maraş’ta eğitim emekçileri ile öğrencileri hedef alan saldırıların ardından, Dersim’de eğitim ve sağlık emekçileri sokağa çıktı. KESK Dersim Şubeler Platformu’nun çağrısıyla, “şiddet sarmalına” karşı kitlesel bir yürüyüş gerçekleştiren kamu emekçileri, tüm kamuoyunu bu şiddet sarmalına karşı birlikte mücadele etmeye çağırdı.

    ATATÜRK MAHALLESİ’NDEN MİLLİ EĞİTİM’E ÖFKE YÜRÜYÜŞÜ

    Atatürk Mahallesi’ndeki DSİ Yanı Parkı’nda toplanan çok sayıda eğitim ve sağlık emekçisi, ellerinde “Şiddete Hayır” dövizleriyle yürüyüşe geçti. Kitle, sloganlar eşliğinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne kadar yürüyerek burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “ŞİDDET OKULDA BAŞLAMAZ, SİYASAL DÜZLEMDE ÜRETİLİR”

    Açıklamayı kitle adına okuyan Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Mehmet Aşkın, okullarda yaşanan can kayıplarının geri dönüşü olmadığını vurgulayarak başladığı konuşmasında, şiddetin tesadüf olmadığını ifade etti.

    Aşkın, açıklamasında şu noktalara dikkat çekti:

    “Yaşanan bu şiddet ani bir olgu değildir; yıllardır biriken yapısal problemlerin, liyakatsiz atamaların ve pedagojiden uzak ideolojik müdahalelerin sonucudur.Cemaat ve tarikatlarla imzalanan protokoller, Ülkü Ocakları gibi yapıların okullara rahatça girmesi eğitim alanını siyasal bir zemine çekmiştir.İktidarın ‘kindar ve dindar nesil’ yetiştirme politikaları, farklı olana tahammülü olmayan çatışmacı bir insan tipi yaratmaktadır.”

    Açıklamada, şiddetin sadece okullarla sınırlı kalmadığına değinilerek, 17 Nisan 2012’de katledilen Dr. Ersin Arslan da anıldı. Aşkın, “Ekonomik kriz, yoksulluk ve geleceksizlik derinleştikçe; söylem düzeyinde şiddet meşrulaştırıldıkça saldırıların artması kaçınılmazdır” dedi.

    Eğitim emekçileri, yaşam hakkını savunmak ve şiddeti üreten düzene karşı çıkmak için iş bıraktıklarını belirterek; tüm kamuoyunu bu şiddet sarmalına karşı birlikte mücadele etmeye çağırdı. Açıklama, hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenler için yapılan saygı duruşu ile sona erdi.

    PİRHA / DERSİM

  • ‘Sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz!’-VİDEO

    ‘Sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz!’-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de sokağa çıkan KESK üyeleri, yaşananların baş sorumlusunun iktidar olduğuna dikkat çekerek, “Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür diyerek istifa etmelidir” dediler.

    KESK Mersin Şubeler Platformu,  “Eğitimde şiddete hayır” şiarıyla Maraş ve Siverek’teki okul saldırılarına dair Pozcu’da açıklama yaptı.

    Açıklamada basın metnini okuyan KESK Mersin Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, okullarda yaşanan şiddet olaylarının tesadüf olmadığının altını çizerek, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    “KAMUOYUNA YANSIMAYAN YÜZLERCE, BİNLERCE ŞİDDET VAKASI MEVCUT”

    Gerekli tedbirlerin alınması durumunda saldırıların engellenebileceğini vurgulayan Sümbül,  “Bugüne kadar her bir şiddet vakasında hep şunu söyledik: yaşananlar tek başına ele alınamaz, şiddet münferit değildir. Okullarda yalnızca son bir yılda can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan en az 5 vaka yaşandı. Kamuoyuna yansımayan yüzlerce, binlerce şiddet vakası mevcut. Bu açıdan yaşananların sistematik olduğunu, toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini hep ifade ettik” dedi.

    “14-16 YAŞINDA ÇOCUKLARDAN FAİLLER YARATAN BU SİSTEMİN KENDİSİDİR!”

    Toplumsal yapıdaki derin çelişkilerin, kutuplaştırıcı siyasetin, eşitsizliğin, yoksulluğun, geleceksizliğin, umutsuzluğun, dışlanma ve kenara itilme ortamında ortaya çıktığını ifade eden Sümbül, “İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir! Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasi iktidar ve eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrip eden Sarayın Eğitim Politikaları Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığıdır” diye konuştu.

    “SORUMLULAR HESAP VERMEDEN ALANLARI TERK ETMİYORUZ”

    Mahmut Sümbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün ne siyasi iktidar sorumluluk üstleniyor, ne de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çıkıp bir özür diliyor. Hayır, kimse hesap vermekten kaçamaz. Bugün eğitimciler, öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür diyerek istifa etmelidir.

    Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullar ve eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı ve bütünlüklü olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • KESK Dersim’den tepki: Gençleri katilleştiren bu düzeni kabul etmiyoruz-VİDEO

    KESK Dersim’den tepki: Gençleri katilleştiren bu düzeni kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Urfa Siverek’in ardından Maraş’taki bir ortaokulda 9 kişinin yaşamını yitirdiği silahlı saldırı, Dersim’de büyük bir protestoyla karşılandı. Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyen KESK bileşenleri, eğitimde can güvenliğinin kalmadığını vurgulayarak “Yaşam Nöbeti” ve iş bırakma eylemlerini 17 Nisan’a kadar uzattıklarını duyurdu.

    Şanlıurfa Siverek’teki okul saldırısının üzerinden henüz 24 saat geçmeden Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’ndan gelen katliam haberi, tüm ülkede olduğu gibi Dersim’de de kaygı yarattı. KESK Dersim Şubeler Platformu öncülüğünde bir araya gelen yüzlerce kişi, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na kadar sloganlarla yürüyerek eğitimde artan şiddet iklimine “Yeter artık!” dedi.

    “9 CANIMIZI KAYBETTİK, ÇOCUKLARIMIZIN HAYATI BU KADAR UCUZ DEĞİL”

    Yürüyüşün ardından Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan basın açıklamasını KESK Dersim Şubeler Platformu adına SES Şube Başkanı Serap Kahraman okudu. Maraş’taki saldırıda 1 öğretmen ve 8 öğrencinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Kahraman, “Artık yalnızca taziye dileme ve üzüntülerimizi paylaşmanın çok ötesindeyiz. Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar ucuz değildir! Can güvenliğinin olmadığı bir ortamda eğitim yapılamayacağı gün gibi ortadadır” ifadelerini kullandı.

    MESELE SADECE GÜVENLİK ZAFİYETİ DEĞİL, ŞİDDET İKLİMİDİR”

    Saldırganın okula çok sayıda silahla girebilmesinin büyük bir zafiyet olduğunu belirten Kahraman, şiddetin yapısal nedenlerine dikkat çekti: “Medyada, siyasette ve bürokraside meşrulaştırılan kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren ve itibarsızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, öğretmenleri açık hedef haline getirmiştir. Televizyonlardan sosyal hayata yayılan bu şiddet iklimi ve toplumsal çürüme hali, artık doğrudan çocuklarımızı hedef almaktadır.”

    “CEZASIZLIK DÜZENİ OKULLARA SİRAYET ETTİ”

    Toplumun her alanında şiddetin körüklendiğini ifade eden Kahraman, hukuk sistemindeki aksaklıkların okullara yansımasını şu sözlerle eleştirdi: “Üniversitelerde palalarla saldırı gerçekleştirenleri aynı gün serbest bırakan, cezasızlığı hakim kılan bu düzen; bugün okullarımıza kadar sirayet etmiştir. Okullar ideolojik yönlendirmelerin değil, bilimsel ve güvenli öğrenmenin alanı olmalıdır. Şiddeti besleyen politikalar derhal terk edilmelidir.”

    “İŞ BIRAKMA VE YAŞAM NÖBETİ 17 NİSAN’A UZATILDI

    KESK Dersim Şubeler Platformu, yaşanan katliamlar karşısında demokratik tepkilerini büyüteceklerini belirterek şu kararları açıkladı:

    Eğitim alanındaki güvenlik zafiyetleri derhal giderilmelidir.

    Kamusal, eşit, bilimsel, anadilinde ve laik eğitim hayata geçirilmelidir.

    Bağlı sendikamız EĞİTİM SEN’in başlattığı “Yaşam Nöbeti” ve iş bırakma eylemleri 17 Nisan’a kadar uzatılmıştır.

    Basın açıklamasının ardından kitle meydanda oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylem sırasında kurulan “Serbest Kürsü”de söz alan eğitimciler, veliler ve kurum temsilcileri, okullardaki savunmasızlığa ve gençliğin sürüklendiği umutsuzluğa dair konuşmalar yaptı. Konuşmalarda, kaybedilen canların hesabının sorulacağı ve okulların şiddetten arındırılması için mücadelenin süreceği vurgulandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri 8 Mart kahvaltı etkinlikleri düzenledi!- VİDEO

    Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri 8 Mart kahvaltı etkinlikleri düzenledi!- VİDEO

    PİRHA- Dersim SES ve Eğitim-Sen Kadın Meclisleri, ayrı ayrı düzenledikleri kahvaltı buluşmalarında sendikalı kadınlarla bir araya geldi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle yapılan buluşmalarda kadınlar, halaylar çekti, bilgi yarışmaları düzenledi resimler yaptı ve geleceğe mektuplar yazdı. 

    KESK bileşenlerinden Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası(SES) ve Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim-Sen), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla sendikalı kadınlarla birlikte kahvaltı etkinliğinde buluştu.

    “İSYANDA BİZ, DAYANIŞMADA BİZ”

    SES Kadın Meclisi buluşması, şubenin Kadın Sekreteri Sevgi Erol’un konuşmasıyla başladı. Erol, kadınların tarihsel mücadelesine dikkat çekerek, eşitlik ve özgürlük taleplerini yineledi:

    “Sevgili kadınlar, hoş geldiniz. Sizleri Dersim Ses Kadın Meclisi olarak selamlıyoruz. 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü, 1857’de ABD’de bir tekstil fabrikasında çalışan yaklaşık 40 bin emekçi kadının eşit işe eşit ücret ve insanca çalışma koşulları talebiyle greve gitmesi, polisin müdahalesi sonucu çıkan yangında 129 kadın işçinin hayatını kaybetmesiyle başladı”

    Erol, konuşmasına şöyle devam etti: “Kadınların katledildiği ve kadın kimliğinin yok sayıldığı bu süreçte, kadın mücadelesinin ruhunu yaşatmak ve büyütmek için bir arada olmalıyız. İsyanda biz, dayanışmada biz, gelecekte biz, alanlarda biz” diyerek, açıklamanın sonunda 8 Mart çalışmaları için emek veren tüm kadınlara teşekkür etti.

    Açıklamanın ardından kahvaltıya geçen kadınlar, daha sonra halaylar çekti, bilgi yarışması düzenledi ve en son geleceğe notlar bıraktılar.

    “YAŞASIN ÖRGÜTLÜ KADIN MÜCADELESİ”

    Eğitim-Sen’in kadın buluşması da Kadın Sekreteri Rojda Çiftçi’nin açılış konuşmasıyla başladı. Kadınların bir çok yönden baskı ve saldırılara maruz kaldığını hatırlatan Çiftçi, “Dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik krizlerin, otoriter politikaların ve savaşların bedelini en çok kadınlar çekiyor” dedi ve Neoliberal politikaların kadın emeğini ucuz ve güvencesiz hale getirdiğine dikkat çekerek, esnek çalışma modellerinin ve kamusal hizmetlerin tasfiyesinin kadınların yükünü artırdığı ifade etti.

    Kadınların hem ekonomik hem de şiddet kıskacında olduğunu söyleyen Çiftçi, “Türkiye’de kadınların yalnızca ekonomik eşitsizliklerle değil artan erkek şiddeti ve cezasızlık politikalarıyla da karşı karşıyadır. Her gün ortalama üç kadının öldürüldüğü, aynı gün içinde altı kadının hayatını kaybettiği günlerden geçiyoruz. Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü kurumların sorumluluklarını yerine getirmemesi, şiddeti önleyici politikaların uygulanmaması ve cezasızlık kültürü kadın cinayetlerini besliyor”  ifadelerini kullandı.

    Konuşmanın ardından kahvaltıya geçen kadınlar, kahvaltıdan sonra halaylar tuttu ve hep beraber resim atölyesi çalışması yaptılar.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim’de Dünya Anadili Günü’nde şairler, Kirmanckî şiirlerle seslendiler- VİDEO

    Dersim’de Dünya Anadili Günü’nde şairler, Kirmanckî şiirlerle seslendiler- VİDEO

    PİRHA Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu(KESK) Dersim Şubesi, Şahin Karabulut’un moderatörlüğünde Dünya Anadil Günü buluşması gerçekleştirdi. Tunceli Ticaret Odası Salonu’nda yapılan etkinlikte, anadilin anlam ve öneminin yanı sıra şiir dinletisi gerçekleştirildi.

    21 Şubat Dünya Anadili Günü, şiir ve sözle Dersim’de kutlandı. “Şiirimiz var, şairlerimiz var, ses ve renklerimiz var” diyerek bir araya gelen şairler, Kırmançki diliyle şiirlerini paylaştı. Etkinliğin moderatörlüğünü Şahin Karabulut üstlendi.

    Etkinlikte anadilin birey ve toplum açısından taşıdığı önem üzerine konuşmalar yapıldı. Katılımcılar, anadilin kültürel kimliğin temel taşı olduğuna dikkat çekerken, dilin korunması ve yaşatılması yönünde duyarlılık çağrısı yaptı.

    Şairler Bedriye Topaç, Akın Yanardağ ve İdris Yazar’ın katıldığı buluşmada, anadilin önemi ve korunması üzerine çarpıcı mesajlar verildi.

    “DİLİ KORUYUP, YAŞATACAK OLANLAR BİZLERİZ”

    Dersimli şair Bedriye Topaç, Kirmanckî yazdığı öykü ve şiirlerle anadil mücadelesini sürdürdüğünü vurguladı. Topaç, “Dersim’de kime sorsan ‘dilimizi unuttuk’ der. Oysa çözüm bizde. Günlük yaşamda konuşmalıyız. Ben Kirmanckî konuşuyorum ama benim gibi dili savunanlar öksüz kalıyor. Kaygım o ki, 10 yıl sonra evlerde konuşmazsak dilimiz yok olacak” dedi.

    “DİLİMİZ İKRARLIKTIR”

    Şair Akın Yanardağ ise, anadiliyle büyüdüğünü   ve Kirmanckî’nin evlerinde hep konuşulduğunu belirtti. “Dilimiz ikrarlıktır. Ben hem Türkçe hem Kirmanckî şiirler yazdım” diyerek dilin kültürel kimlikteki önemine vurgu yaptı.

    “HER BÖLGENİN AKSANI FARKLI”

    Şair İdris Yazar’da, Elazığ ve Dersim arasında Kirmanckî aksan farkına dikkat çekti. “Anadilimiz ticari dil olmadığı için ortak bir aksanı gelişmemiş, her bölge farklı. Uzun süre arşiv çalışması yaptım ve şiirlerimde bu seslenişe sadık kalmaya çalıştım” şeklinde konuştu.

    Etkinlik, şairlerin Kırmancki şiirlerini seslendirilmesinin ardından, etkinliğe katılan şairlerin kitaplarının imzalanmasıyla sona erdi. Katılımcılar, anadilin günlük yaşamda yaşatılmasının önemine bir kez daha dikkat çekti.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Tüm kamu binaları, okullar, hastaneler ve yurtlar bağımsız ve bilimsel ölçütlerle acilen denetlenmeli!’-VİDEO

    ‘Tüm kamu binaları, okullar, hastaneler ve yurtlar bağımsız ve bilimsel ölçütlerle acilen denetlenmeli!’-VİDEO

    PİRHA- KESK Dersim Şubeler Platformu, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yaşamını yitirenleri andı. Yapılan açıklamada, tüm kamu binalarının, okulların, hastaneler ve yurtların bağımsız ve bilimsel ölçütlerle acilen denetlenmesi çağrısında bulunuldu.

    6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yaşamını yitirenler, birçok kentte anıldı.

    Dersim’de bir araya gelen KESK bileşenleri, Sanat Sokağı’nda basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    KESK bileşenleri adına basın açıklamasını Eğitim Sen Şube Sekreteri İlhan Öner okudu.

    “YAŞANAN YIKIM, SİYASİ TERCİHLERİN VE BİLİNÇLİ POLİTİKALARIN DOĞRUDAN SONUCUDUR”

    İlhan Öner, “Bu büyük felaketin acısı hâlâ yüreklerimizde tazeliğini korumaktadır. Yaşanan acılar unutulmamış, adalet talebi ise hâlâ tam olarak karşılanmamıştır” dedi.

    Bu ağır tablonun ortaya çıkmasında depremin büyüklüğü kadar, yıllardır süregelen rant odaklı düzen, denetimsizlik, sistematik ihmaller ve cezasızlık politikalarının belirleyici olduğunu vurgulayan Öner, “Bu anlayış, yıkımın boyutlarını artırarak iktidar eliyle ağır kayıpların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Depremin doğal yıkıcılığını da göz ardı etmiyoruz; ancak yaşanan yıkım, siyasi tercihlerin ve bilinçli politikaların doğrudan sonucudur” diye belirtti.

    “DERSİM VE ÇEVRESİNDE DEPREME HAZIRLIK YETERLİ DEĞİL”

    Deprem bölgesinde yaşamın hâlâ tam anlamıyla normale dönmediğinin altını çizen Öner, şunları dile getirdi:

    “Pazarcık ve Elbistan depremleri öncesinde bilim insanlarının yaptığı uyarıların dikkate alınmaması, yaşanan büyük yıkımın en temel nedenlerinden biri olmuştur. Bugün benzer uyarılar Dersim ve çevresi için de yapılmakta; ancak yetkili kurumlar bu uyarılara gereken ciddiyet ve özeni göstermemektedir. Aynı anlayış Dersim’de de kendini göstermektedir. Dersim ve çevresi, birden fazla aktif fayın kesişim noktasında yer almakta olmasına rağmen, depreme hazırlık çalışmaları istenen düzeyde ve hızda ilerlememektedir. Deprem riskini azaltmaya yönelik yeterli ve sürdürülebilir bir bütçe ayrılmamakta, hazırlık çalışmaları ise çoğunlukla bazı kamu binalarının yıkılması ya da güçlendirilmesiyle sınırlı kalmaktadır. Oysa bütünlüklü bir afet yönetimi anlayışı; konutlardan altyapıya, ulaşım ağlarından sağlık ve eğitim hizmetlerine kadar tüm yaşam alanlarını kapsayan kamusal bir planlamayı zorunlu kılmaktadır. Ocak ayında yaşanan yoğun kar yağışı sırasında ortaya çıkan ulaşım ve altyapı sorunları da, yalnızca depreme değil, en temel krizlere karşı dahi yeterli bir hazırlığın bulunmadığını açıkça göstermiştir.”

    İKTİDARA ÇAĞRI!

    KESK Dersim Şubeler Platformu olarak, iktidarı uyardıklarını ifade eden Öner, güvenli kentler bir lütuf değil, vazgeçilmez bir haktır ve devletin anayasal sorumluluğunda olduğunu vurguladı.

    İlhan Öner, tüm kamu binalarının, okulların, hastaneler ve yurtların bağımsız ve bilimsel ölçütlerle acilen denetlenmesi, riskli yapılar kamusal bir planlama çerçevesinde kamucu, bilimsel ve demokratik biçimde yeniden inşa edilmesi, toplanan deprem vergileri ve kamu kaynakları şeffaf biçimde toplum yararına ve öncelikle risk azaltımına kullanılmalı, afet yönetimi meslek odalarının, sendikaların ve halkın katılımıyla demokratik biçimde yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu.

    “İKTİDAR HESABI VERMELİ”

    Açıklamada söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 6 Şubat depremlerinde iktidarın bu ülkeyi nasıl yönettiğinin açığa çıktığını söyleyerek, “Ama önemli bir şey daha açığa çıktı. Bu ülkede hala birçok kurum ve kuruluş; inanç, kimlik demeden herkesin büyük bir dayanışmayla kendi olanak ve imkanlarıyla bölgeye koşarak çok büyük bir dayanışma örneğini bu ülkede sergilediler” dedi.

    Merkeziyetçi politikaların hiçbir derde deva olmadığını dile getiren Kordu, “Dolayısıyla bu coğrafyada dayanışmanın demokratik kurumlarının kamusal gücün açığa çıkartarak olabilecek bu doğal afetlerde devreye girebilmesi organizeli çalışabilmesi ve bu fikriyata açık bir iktidarın ve bir fikriyatın oluşması gerekiyordu. İşte O fikriyat bugün halkın yanındaydı. Şimdi eğitimden sağlığa barınmaya kadar yaşanan çok ciddi sorunlarla deprem bölgesinde insanlarımız karşı karşıya. Nerede vergi paraları diyoruz? Bu halk vergi ödemesi yapıyor depremle ilgili. Ona ilişkin tatmin edici bir açıklama yapılmıyor. Onun hesabı verilmiyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • KESK Mersin Şube: İnsanca yaşam için 14 Ocak’ta iş bırakıyoruz- VİDEO

    KESK Mersin Şube: İnsanca yaşam için 14 Ocak’ta iş bırakıyoruz- VİDEO

    PİRHA- KESK’e bağlı sendikalar, artan yoksulluk, düşük ücretler ve hükümetin ekonomi politikalarına karşı 14 Ocak’ta iş bırakma eylemi yapacak. BES Mersin Şube Başkanı Doğan Yarlıgaş, uygulanan politikaların toplumsal çürümeye yol açtığını belirtirken, Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül ise enflasyon üzerinden yapılan zamları kabul etmediklerini ve kamu emekçileri için ek zam talep ettiklerini söyledi.

    KESK’e bağlı sendikalar, hükümetin ekonomi politikaları ve derinleşen yoksulluğa karşı 14 Ocak Çarşamba günü iş bırakma eylemi gerçekleştirecek. Mersin’de Büro Emekçileri Sendikası Başkanı Doğan Yarlıgaş ile Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, eylemin gerekçelerini PİRHA’ya anlattı.

    “AÇLIKLA TERBİYE EDEN ANLAYIŞI KABUL ETMİYORUZ”

    Büro Emekçiler Sendikası (BES) Mersin Şube Başkanı Doğan Yarlıgaş, toplumda bir çürümenin yaşandığını ve bunun kaynağında iktidarın ekonomi politikalarının yattığını ifade etti. Hükümetin bir an önce sorumluluklarını yerine getirerek, Meclis’i toplaması ve bu konuda bir eylem paketi açıklaması gerektiğinin altını çizen Yarlıgaş, “Açlık ve ekonomik krizle başlayan, bugün artık ahlaki bir çöküntüye dönüşen bu anlayışın sona ermesi için herkesin sorumluluğunu yerine getirmesini ve 14 Ocak’ta yapacağımız eyleme katılmasını istiyoruz. Hükümet insanları açlıkla terbiye etmeye çalışıyor. Bu yaklaşım yalnızca çürümeye yol açar. Bugün yaşadığımız her türlü çürümenin nedeni, hükümetin izlediği yanlış ekonomik politikalardır. Hükümetin bir an önce sorumluluklarını yerine getirerek Meclis’i toplamasını ve bu konuda bir eylem paketi açıklamasını bekliyoruz. Emeklilerin, asgari ücretlilerin ve memurların bu denli yoklukla sınandığı bir dönemde, kimsenin verimli ve sağlıklı bir iş yapamayacağı açıktır” dedi.

    Türkiye’nin kaynaklarını doğru kullanmadığını, bu kaynakların yanlış politikalara ve israf kalemlerine harcandığına vurgu yapan Yarlıgaş, “Bizim istediğimiz, fakirlik edebiyatının bir an önce bırakılması ve kaynakların doğru aktarılmasıdır. Emekçiler sadaka istemiyor, hakkını istiyor” diye konuştu.

    “EKONOMİK KRİZ TÜM TOPLUMU DERİNDEN ETKİLİYOR”

    Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül de, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirerek, “Enflasyon üzerinden yapılan zamları kabul etmiyoruz. Kamu emekçileri için ek zam talep ediyoruz. Ayrıca her iş kolumuzda artan şiddete, ölümlere, itibarsızlaştırmaya, liyakatsizliğe ve mülakat uygulamalarına karşı sesimizi yükseltmek için 14 Ocak Çarşamba günü iş bırakıyoruz” ifadelerini kullandı. Yaşanan ekonomik krizin yalnızca kamu emekçilerini değil, toplumun tüm kesimlerini derinden etkilediğini belirten Sümbül, ücretlerde yaşanan erimenin artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini söyledi. Taleplerinin yalnızca ücret artışıyla sınırlı olmadığına dikkat çeken Sümbül, şunları söyledi:

    “İş bırakırken aynı zamanda kreş hakkı, kira yardımı, yol ve benzeri sosyal hakların, anayasanın emrettiği sosyal devlet anlayışı gereği hayata geçirilmesini istiyoruz. Emekçiler, partizan ve antidemokratik yönetim anlayışı nedeniyle baskı ve mobbinge maruz kalmaktadır. Antidemokratik bir ortamda verilen zamların kalıcı olması mümkün değildir. Hukuksuz vergi dilimleri ve taban aylığa yansımayan zamlar nedeniyle emekliler yoksulluk sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edilirken, emekli olmak isteyen kamu çalışanları da emekli olamamaktadır. Asgari ücretliler ve kamu çalışanları da bugün yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalışmaktadır.”

    KESK’in bu eylemle kamu emekçilerinin sesi olmaya devam edeceğini ifade eden Sümbül, 14 Ocak’ta yapılacak iş bırakma eyleminin aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. Yetkilileri emekçilerin taleplerini görmezden gelmekten vazgeçmeye çağıran Sümbül, talepler karşılık bulana kadar mücadelenin süreceğini sözlerine ekledi.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • KESK’li kadınlardan 10 Ocak çağrısı: Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz!VİDEO

    KESK’li kadınlardan 10 Ocak çağrısı: Haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz!VİDEO

    PİRHA- KESK, Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde yaptığı basın açıklamasıyla kadınlara yönelik şiddet, yoksulluk ve hak gasplarına karşı 10 Ocak 2026’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenecek Kadın Mitingi’ne çağrı yaptı. Açıklamayı KESK bileşenlerinin en genç üyesi Sude Dorman okudu

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), üyesi kadınlar 10 Ocak 2026’da Ankara’da yapılacak Kadın Mitingi öncesi çağrısını yineledi. Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde yapılan basın açıklamasında, kadınlara yönelik şiddet, yoksulluk, güvencesizlik ve hak gasplarına karşı ortak mücadele vurgusu öne çıktı. Açıklamayı, KESK bileşenleri arasında yer alan sendikanın en genç üyesi Sude Dorman okudu.

    Açıklamada, kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde hedef alındığına dikkat çekilerek, “Katledilmeye, yok sayılmaya, hakkımızdaki kararların erkekler tarafından verilmesine, emeğimizin değersizleştirilmesine ve bizi yoksulluğa mahkûm eden politikalara karşı haklarımıza, hayatlarımıza ve özgürlüklerimize sahip çıkıyoruz” denildi.

    “KADIN DÜŞMANI POLİTİKALAR YAŞAM TARZIMIZI HEDEF ALIYOR”

    Sude Dorman tarafından okunan açıklamada, siyasi iktidarın kadınlara yönelik politikalarının doğrudan yaşam tarzlarını hedef aldığı vurgulandı. Anayasanın fiilen yok sayıldığı, uluslararası sözleşmelerden doğan hakların gasp edildiği ifade edilerek, özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiği belirtildi.

    Açıklamada, 6284 sayılı yasanın uygulanmasının kolluk kuvvetlerinin inisiyatifine bırakılmasının kadınları daha da savunmasız hale getirdiği ifade edilirken, infaz düzenlemeleriyle yaratılan cezasızlık ortamının kadınlar ve çocuklar açısından hayati riskler barındırdığına dikkat çekildi.

    “EVLER, SOKAKLAR, İŞYERLERİ GÜVENLİ DEĞİL”

    Basın açıklamasında, kadınların evde, sokakta, kampüste ve işyerlerinde güvende olmadığı vurgulandı. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini önlemeye dönük mekanizmaların sistemli biçimde devre dışı bırakıldığı belirtilirken, engelli çocuk annelerinin yaşadığı çaresizliğe ve engelli kadınlara yönelik artan istismar vakalarına da dikkat çekildi.

    YOKSULLUK, GÜVENCESİZLİK VE DIŞLANMA

    Ekonomik ve sosyal politikaların kadınları yoksulluğa ve güvencesizliğe ittiği belirtilen açıklamada, kadın işsizliğinin her dönem en yüksek seviyede olduğuna vurgu yapıldı. Üniversite mezunu kadınların dahi istihdama erişemediği, bakım emeğinin görünmez kılındığı ve kadınların kamusal alandan dışlandığı ifade edildi.

    Ayrıca kadınlara ve LGBTİ+’lara yönelik nefret söyleminin yasal düzenlemelerle yaygınlaştırıldığı, laiklik ilkesine aykırı hutbelerle yaşam biçimlerinin hedef alındığı kaydedildi.

    “ARTIK YETER”

    Savaş politikalarının toplumsal barışı zedelediğine dikkat çekilen açıklamada, kadınların eşit, özgür ve barış içinde yaşama talebinin yok sayıldığı ifade edildi. “Her güne kadın cinayeti haberiyle uyanmak istemiyoruz” denilen açıklama, güçlü bir miting çağrısıyla sona erdi.

    KESK, tüm kadınları 10 Ocak 2026’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda yapılacak Kadın Mitingi’ne çağırarak, “Haklarımıza, hayatlarımıza ve özgürlüklerimize birlikte sahip çıkalım” mesajı verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Emek hareketinden 10 Ocak kadın mitingi için çağrı!-VİDEO

    Emek hareketinden 10 Ocak kadın mitingi için çağrı!-VİDEO

    PİRHA – “Eşit, özgür, güvenceli bir yaşam” talebiyle 10 Ocak Cumartesi Ankara’da yapılacak kadın mitingi için çağrılar sürüyor. Emek hareketinden yapılan çağrılarda “Özgürlük ve güvenceli yaşam” vurgusu öne çıkarken tüm kadınların mitinge katılımı için davette bulunuldu.

    36 kurumun bir araya gelerek “Haklarımız, Hayatlarımız ve Özgürlüğümüz için Bir Aradayız!” şiarıyla 10 Ocak’ta yapacağı kadın mitingine çağrılar sürüyor.

    Ankara Tandoğan Meydanı’nda saat 11:00’de yapılacak miting için Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tüm kadınlara davette bulundu.

    “SESİMİZİ, SÖZÜMÜZÜ ÇOĞALTIP BÜYÜTMEK İÇİN!”

    KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher Koyun, adalet ve özgürlük talebiyle Tandoğan Meydanında olacaklarını söyleyerek şu çağrıyı yaptı:

    “Kimliğimize, bedenimize, emeğimize ve yaşam hakkımıza yönelen her türden saldırıya karşı kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve güvenceli biçimde var olabilmesini savunmak, erkek egemen sisteme karşı sesimizi, sözümüzü çoğaltıp büyütmek için; haklarımız, hayatlarımız ve özgürlüğümüz için 10 Ocak’ta saat 11’de Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda bir aradayız. Tüm kadınları Ankara mitingine davet ediyoruz.”

    “BARIŞ İÇİNDE BİR YAŞAM İÇİN”

    Kadın mitingine davette bulunan bir diğer isim ise Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım oldu.

    “Biz kadınlar yaşamın her alanında emeğinize, bedeninize, kimliğinize, haklarımıza ve yaşamlarımıza dönük saldırılarla karşı karşıya kalmaya devam ediyoruz. Savaş politikaları derinleşiyor, yoksulluk artıyor, emeğimiz her geçen gün daha fazla sömürülmeye devam ediyor ve kadın katliamları artık bugün bir kadın kırımına dönüşmüş durumda. Ancak tüm saldırılara karşı biz kadınlar mücadelemizden asla vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz. 10 Ocak’ta haklarımız, taleplerimiz, geleceğimiz ve özgürlüğümüz için Ankara’da Tandoğan Meydanı’ndayız. Tüm kadınları geleceğimize sahip çıkmak için, eşit ve özgür bir yaşam için, barış içinde bir yaşam için 10 Ocak’ta Ankara’da buluşmaya, birlikte mücadeleye çağırıyoruz.”

    Kadın Mitingi Bileşenleri:

    2021 Tüm Emekli Sen – 29 Ekim Kadınları Derneği – Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi – Alevi Kültür Dernekleri – Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi – Ankara Barosu LGBTİ+ Hakları Merkezi – ASMMMO Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık ve Mobbing Komisyonu – Ayrımcılık ile Mücadele ve Eşitlik Derneği – Başkent Gönüllüleri Derneği – Dokunma Derneği – Dünya Kadın Yürüyüşü – Eşit Yaşam Derneği – Ev Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu – Engelli Hakları Federasyonu – Hacı Bektaş Derneği – Hacı Bektaş Eğitim ve Kültür Derneği – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu – Kadın Çalışmaları Derneği – Kadın Dayanışma Vakfı – Kadın ve Mücadele Derneği – KAOS-GL -KASAİD, Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği – KESK Kadın Meclisi – Mühendis ve Mimar Kadınlar Derneği – Mülkiyeliler Birliği – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi – Seyranbağları Semt Meclisi – Sol Feminist Hareket – Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği – TJA – Türk Kadınlar Birliği – Türk Tabipler Birliği – Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği – Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu – Uçan Süpürge Vakfı – Yenimahalle Kent Konseyi Kadın Meclisi

    HABER MERKEZİ

  • KESK Dersim: TÜİK yalan, yoksulluk gerçek!-VİDEO

    KESK Dersim: TÜİK yalan, yoksulluk gerçek!-VİDEO

    PİRHA – KESK Dersim Şubeler Platformu, TÜİK’e tepki göstererek, ülkede uygulanan ekonomi politikalarının emekçileri giderek daha fazla yoksulluğa sürüklediğini vurgulayarak, “Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir” dedi.

    TÜİK, 2025 enflasyon oranını yüzde 30,89 olarak hesaplarken, ENAG ise bu oranı 56,14 olarak hesapladı. Açıklanan enflasyon verilerine göre memur, SSK, Bağ-Kur ve memur emeklilerinin maaşlarındaki artışta netleşti. SSK, Bağ-Kur ve memur emeklileri yüzde 12,19, memur ve memur emeklisinin toplam zam oranı ise yüzde 18,60 olarak belirlendi.

    TÜİK’in açıkladığı rakamlara emekçilerden tepki geldi. Bir çok kentte sokağa çıkan KESK üyeleri, açıklanan verilerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dersim Şubeler Platformu da, Yeraltı Çarşısı üzerinde yaptığı basın açıklamasıyla TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine tepki gösterdi.

    KESK adına yapılan açıklamayı, BES Şube Başkanı Sinan Ulu okudu.

    Sinan Ulu, iktidarın açıkladığı enflasyon rakamlarının yaşamın gerçekleriyle örtüşmediğini ifade etti. TÜİK verilerinin “gerçek enflasyonu gizlediği” belirten Ulu, ülkede bilinçli bir yoksullaştırma politikasının hayata geçirildiğine dikkat çekti.

    “2025 EMEKÇİLER İÇİN KÂBUS YILI OLDU”

    2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sinan Ulu, “Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınasıyla açtığımız 2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır süren yoksullaştırma politikalarının bedelini 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler ödedik. 2025, asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine kadar emeğiyle geçinen milyonlar için adeta bir kâbus yılı oldu” dedi.

    Maaşların her ay eridiği, yoksulluğun ise derinleştiği belirten Ulu, 2025 geride kalsa da sorunların artarak devam ettiğini vurguladı.

    “SAHTE ENFLASYONLA MAAŞLAR BASKILANIYOR”

    KESK, iktidarın çarşıda, pazarda ve mutfakta yaşanan gerçek enflasyonun çok altında kalan verileri “resmi enflasyon” olarak açıkladığını belirtti. Bu verilerin maaş artışlarını sınırlamak için kullanıldığına dikkat çekilerek, “Bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan emekçiler her geçen gün daha fazla yoksullaştırılıyor, sefalet koşullarına itiliyor” ifadelerine yer verildi.

    Toplu sözleşme süreçlerinin de eleştiren Ulu, iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulu’nun Merkez Bankası’nın tutmayan enflasyon tahminlerini esas aldığı, altı aylık maaş artışlarının daha ilk aylarda dahi TÜİK’in açıkladığı enflasyonun gerisinde kaldığını söyledi.

    “BÜYÜYEN SERMAYE, YOKSULLAŞAN HALK”

    BES Şube Başkanı Sinan Ulu, son yıllarda “büyüme” söylemlerinin öne çıkarıldığı ancak bu büyümeden emekçilerin pay almadığı vurgulayarak, “Büyüyen sermaye, patronlar ve yandaşlar oldu; bizlerin ise yoksulluğu büyüdü” dedi.

    2024’ün “emekli yılı”, 2025’in ise “aile yılı” ilan edildiği hatırlatan Ulu, emeklilerin ve ailelerin açlığa mahkûm edildiği ifade etti.

    BES Şube Başkanı Sinan Ulu, açıklamayı şu çağrıyla sonlandırdı:

    “Bu kölelik düzenine, bu sefalet dayatmasına alışmadık, alışmayacağız. İnsanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli istihdam, adil ve demokratik bir çalışma yaşamı, grev hakkının önündeki engellerin kaldırıldığı gerçek bir toplu pazarlık sistemi için tüm kamu emekçilerini ve bu sömürü düzeni altında ezilen herkesi birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • KESK’ten TÜİK’e sert tepki: Bu verilerle açlık dayatılıyor!-VİDEO

    KESK’ten TÜİK’e sert tepki: Bu verilerle açlık dayatılıyor!-VİDEO

    PİRHA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 2025 yılı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından TÜİK Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz okudu. Karagöz, açıklanan verilerin toplumun yaşadığı gerçek hayat pahalılığıyla örtüşmediğini belirterek, “Bu verilerle milyonlarca emekçi bilinçli olarak yoksullaştırılıyor” dedi.

    KESK, 2025’in asgari ücretliden emekliye, işçiden kamu emekçisine kadar emeğiyle geçinen tüm kesimler için “kâbus yılı” olduğunu vurguladı. Açıklamada, 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emekli­sinin yıllardır uygulanan yoksullaştırma politikalarından doğrudan etkilendiği belirtildi.

    “RESMİ ENFLASYON İLE MUTFAK ARASINDA UÇURUM VAR”

    TÜİK’in açıkladığı verilere göre Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89, yıllık enflasyon yüzde 30,89, son altı aylık enflasyon yüzde 12,2, kira artışlarında esas alınan 12 aylık ortalama enflasyon ise yüzde 34,88 oldu.

    KESK açıklamasında, bu rakamların halkın yaşadığı gerçek enflasyonu yansıtmadığına dikkat çekildi. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) yıllık enflasyonu yüzde 37,68 olarak açıkladığı, ENAG’a göre ise yıllık enflasyonun yüzde 56,14 olduğu hatırlatıldı.

    Karagöz, “TÜİK’in enflasyonu mu gerçek, yoksa sizin yaşadığınız hayat mı?” diye sordu.

    ZAMLAR MAAŞ ARTIŞINI SİLİP SÜPÜRÜYOR

    Açıklamada, asgari ücret artışının TÜİK’in kendi açıkladığı enflasyonun bile altında kaldığı vurgulandı. 2025 yılı için asgari ücretin yüzde 27 artırıldığı hatırlatılarak, bu artışın açlık sınırının altında kaldığı belirtildi.

    KESK’e göre, TÜİK verileri esas alınmış olsaydı asgari ücretin en az 32 bin 165 TL olması gerekiyordu. Bu farkla her asgari ücretlinin aylık yaklaşık 4 bin 100 TL, yıllık ise 49 bin 200 TL kayba uğratıldığı ifade edildi.

    SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıklarının ise sadece yüzde 12,2 oranında artırılacağı belirtilirken, kamu emekçileri ve emeklileri için oluşan enflasyon farkının yüzde 6,85’te kaldığı aktarıldı. Hakem Kurulu dayatmasıyla belirlenen toplu sözleşme artışıyla birlikte, kamu emekçilerinin maaş artışının ortalama yüzde 20 olduğu, ancak reel artışın yüzde 12,5’te kaldığı vurgulandı.

    KESK açıklamasında 2026 yılına girerken yapılan zamlar da sıralandı:

    • Toplu taşıma ücretlerine yüzde 35

    • Sağlıkta katılım paylarına ve muayene ücretlerine yüzde 30

    • Köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama yüzde 22

    • MTV ve damga vergisine yüzde 19 zam yapıldı.

    Kira artış oranının ise yüzde 34,88 olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, maaş artışlarının neredeyse tamamının kira ve temel giderlere gittiği ifade edildi.

    “EKMEK SOFRADAN EKSİLİYOR”

    KESK, alım gücündeki düşüşü somut bir örnekle anlattı. Buna göre, bir yıl önce en düşük memur maaşıyla 4 bin 370 ekmek alınabilirken, bugün bu sayının 4 bine düştüğü belirtildi. Böylece en düşük maaş alan bir memurun sofrasından ayda 370 ekmek eksildiği kaydedildi.

    Ayrıca gelir vergisi dilimlerinin adaletsizliği nedeniyle maaş artışlarının daha cebe girmeden eridiği ifade edildi.

    “BÜTÇE SERMAYEYE, YÜK EMEKÇİYE”

    KESK açıklamasında 2026 bütçesi de eleştirildi. Buna göre:

    • Her 1 dakikada 186 asgari ücret faiz ödemelerine,

    • 145 asgari ücret savunma ve güvenlik harcamalarına,

    • 50 asgari ücret sermaye teşviklerine,

    • 19 asgari ücret Hazine garantili projelere aktarılacak.

    Saray harcamalarının ise dakikada 1,5 asgari ücrete denk geldiği belirtildi.

    14 OCAK’TA İŞ BIRAKMA ÇAĞRISI

    KESK, Ağustos ayında Hakem Kurulu dayatmasıyla imzalanan toplu sözleşmenin, açıklanan enflasyon verileriyle fiilen hükümsüz kaldığını vurguladı. Açıklamada, maaşlara ek zam yapılmaması halinde kamu emekçilerinin açlık sınırına daha da yaklaşacağı uyarısı yapıldı.

    KESK, 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta iş bırakma eylemi yapacaklarını duyurarak, tüm konfederasyonları, sendikaları ve emekçileri insanca yaşamaya yetecek ücret, güvenceli istihdam ve gerçek bir toplu pazarlık sistemi için birlikte mücadeleye çağırdı.

    “Bu düzeni kabul etmiyoruz” denilen açıklama, “Hepimizi sefalette eşitlemek isteyenlere artık yeter deme zamanıdır” sözleriyle sona erdi.

    PİRHA-ANKARA

     

  • KESK Dersim: Belediye İşhanı’nın satışından derhal vazgeçilmeli!

    KESK Dersim: Belediye İşhanı’nın satışından derhal vazgeçilmeli!

    PİRHA- KESK Dersim Şubeler Platformu, Dersim Belediyesi’ne atanan kayyum yönetiminin Belediye İşhanı’nı satışa çıkarmasına tepki gösterdi. Platform, kararın halkın rızası ve katılımı olmadan alındığını belirterek, kamusal mülklerin satışına derhal son verilmesini istedi.

    KESK Dersim Şubeler Platformu tarafından yapılan açıklamada, belediye borçları gerekçe gösterilerek kente ait sınırlı sayıdaki kamusal mülklerden biri olan Belediye İşhanı’nın satışa çıkarılmasının, yerel demokrasi açısından ciddi bir sorun olduğu vurgulandı. Açıklamada, kentte yaşayanların sürece dahil edilmediği bu kararın, halkın ortak mülkü üzerinde tek taraflı bir tasarruf anlamına geldiği ifade edildi.

    Platform, bu durumun kayyum yönetiminin niteliğinden bağımsız değerlendirilemeyeceğine dikkat çekerek, kayyumların halkın oyuyla seçilmiş değil, atama yoluyla görevlendirilen yöneticiler olduğunu hatırlattı. Seçilmiş yerel yönetimlerin yerine atanan bir idarenin, kamusal mülkler hakkında halkın görüşünü almadan ve şeffaflıktan uzak biçimde karar almasının, yerel demokrasinin temel ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtildi.

    Açıklamada, Belediye İşhanı’nın yalnızca mali bir değer değil, kentin ekonomik ve toplumsal yaşamının parçası olan kamusal bir alan olduğu vurgulanarak, kamusal mülklerin yalnızca borç kapatma aracı olarak görülmesinin kamu yararı anlayışıyla örtüşmediği ifade edildi.

    KESK Dersim Şubeler Platformu, asıl tartışılması gereken meselenin hangi mülklerin satılacağı değil, deprem riski yüksek olan Dersim’in hâlâ yeterli ve güvence altına alınmış bir bütçeye sahip olmaması olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, 7 ve üzeri şiddette bir depremin öngörüldüğü bir kentte, kamusal kaynakların satış yerine kentin güvenliği ve yaşam hakkını esas alan politikalara yönlendirilmesi gerektiği belirtildi.

    Platform, kayyum yönetiminin yapması gerekenin kamusal mülkleri satışa çıkarmak değil, merkezi yönetimle görüşmeler yürüterek belediye borçlarının ertelenmesi ve yeniden yapılandırılması için girişimlerde bulunmak olduğunu kaydetti. Bu sürecin, depreme hazırlık çalışmalarını aksatmayacak biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı.

    KESK Dersim Şubeler Platformu, Belediye İşhanı’nın satış sürecinden derhal vazgeçilmesi çağrısında bulunarak, kamusal alanların tasfiyesi yerine, Dersim’in depreme hazırlanabilmesi için ayrı, yeterli ve güçlü bir bütçenin oluşturulmasının öncelik olması gerektiğini ifade etti. Açıklamada, yerel demokrasiyi, kamusal yararı ve yaşam hakkını esas alan bir yönetim anlayışının hayata geçirilmesi talep edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • KESK Dersim: Halktan alınıp sermayeye aktarılan 2026 bütçesini reddediyoruz-VİDEO

    KESK Dersim: Halktan alınıp sermayeye aktarılan 2026 bütçesini reddediyoruz-VİDEO

    PİRHA- KESK Dersim Şubeler Platformu, 2026 yılı bütçesine ilişkin yaptığı açıklamada, bütçe açığının her geçen gün arttığına dikkat çekerek, “Vergilerimizin eğitime, sağlığa, adalete,barışa ve demokrasiye harcandığı bir ülke istiyoruz” dedi.

    KESK Dersim Şubeler Platformu, 2026 yılı bütçesine ilişkin Yer Altı Çarşısı üstünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya platform bileşenleri, kentte bulunan sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileriyle çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada “Halktan alıp sermaye ve tekellerine aktardığınız bütçeyi reddediyoruz. Adil bütçe, güvenceli gelecek istiyoruz”pankartı açıldı. Basın metnini Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası Tüm Bel-Sen Dêrsim Şube Başkanı Mazlum Doğan okudu.

    ‘SERMAYE PATRONLARA YÜKÜ İSE BİZE’

    Bütçe açığının her geçen gün arttığını bunun bedelinin de halka ödetilmek istenildiğini ifade eden Mazlum Doğan, KESK olarak buna izin vermeyeceklerini söyledi. Doğan, “Yaptığımız bölge mitinglerinde emeğin kürsüsünü kurduk. Bu kürsüden hep birlikte halk için bütçe demokratik bir ülke istediğimizi haykırdık. Buradan birkez daha sesleniyoruz. Bu bütçe teklifinde kamu emekçileri yok, işçiler, emekliler, asgari ücretliler, kadınlar, öğrenciler, köylüler yok. Bu bütçe teklifinde istihdama kamu hizmetlerine kaynak yok. Ürettiğimiz kaynakları, ödediğimiz vergileri sermayeye patronlara, yükünü ise bize yıkılmasını kabul etmiyor ve ret ediyoruz. Sadece bizim için değil herkes için istemiyoruz” diye kondeği.

    Vergilerde ve gelirde adalet istediklerini vurgulayan Doğan,“ Vergilerimizin eğitime, sağlığa, adalete,barışa ve demokrasiye harcandığı bir ülke istiyoruz. TBMM Genel Kurulu emek karşıtı ve halk karşıtı bütçeyi oylamak üzere 21 Aralık’ta toplanacak. Ve biliyoruz ki daha öncekiler gibi bu bütçe teklifi de iktidar bloğunun oy çoğunluğu ile kabul edilecek. Yine biliyoruz ki her karanlığın aydınlığa varan bir sonu vardır. Herşeye rağmen 22 Aralık aydınlığa yaklaştığımız bir gün olacak” dedi.

    PİRHA/DERSİM