Etiket: maraş katliamı

  • Maraş Katliamının 46. yılında İzmir’de açıklama: Katliamla yüzleşilmeli!-VİDEO

    Maraş Katliamının 46. yılında İzmir’de açıklama: Katliamla yüzleşilmeli!-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamının 46. yıldönümünde İzmir’de yapılan açıklamada, devletin Maraş’ta Alevilere karşı suç işlediği belirtildi. 12 Eylül askeri darbesine giden yolda Maraş Katliamıyla Alevilerin hedef alındığına vurgu yapılarak, katliamla yüzleşme çağrısı yapıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İzmir Bileşenleri, Maraş’ta Alevilere yönelik yapılan katliamın yıldönümü dolayısıyla Türkan Saylan Kültür merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

    Açıklamada “Maraş katliamını unutmadık, unutturmayacağız” pankartı açılırken sık sık “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek”, “Maraş’ı unutma, unutturma”, “Aleviler vardır Alevilik haktır” sloganları atıldı. Açıklamaya birçok siyasi parti temsilcisi ve sivil toplum örgütü katıldı. Açıklamada, katledilen Alevilerin mezar yerlerinin açıklanmadığı vurgulandı.

    Açıklamayı  Alevi Bektaşi Federasyonu Adına Zeynel Abidin Yıldız yaptı.

    “DEVLET KATLİAMI SEYRETTİ”

    Yıldız, 7 gün süren katliamda 111 kişinin katledildiğini anımsatarak, “12 Eylül faşist darbesine sebep olan katliamlardan biri olarak kabul edilen Maraş’ta ki bu Alevi katliamını devlet günlerce sadece seyretti. Tıpkı, Çorum’da, Gazi’de ve Madımak’ta seyrettiği gibi. Üzerinden neredeyse yarım asır geçmesine rağmen, gerçek suçlular asla cezalandırılmadığı gibi Aleviler hala kurbanlarının mezarlarını bulamadı. Alevi hukukçular tarafından mezar yerlerinin açıklanması için Genel Kurmaya yazılan sayısız dilekçeler cevapsız bırakıldı. Aradan 46 yıl geçmesine rağmen Maraş’ta tam olarak gerçekte kaç kişinin yaşamını yitirdiğini hala bilmiyoruz” dedi.

    “KATLİAMLARI UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Suriye’deki halklar ve inançlara yönelik katliam tehdidinin devam ettiğini vurgulayan Yıldız, “Dün bu topraklarda yaşanan bu katliamların aynısı bugün de yaşatılmak istenmektedir.  Suriye’de başta Aleviler olmak üzere halklar ve inançlar, selefi-cihatçı terör gurupları tarafından katliama uğramakta ve soykırım tehdidi ile biat etmeye zorlanmaktadır. AKP  hükümetinin Emevi Camiinde namaz kılma sevdası İçeride ve dışarıda Alevilere yönelik en açık katliam tehdididir. Çünkü; Emevi Camii İmam Hüseyin’i Kerbela’da kesilen başını getirdikleri Camiidir. Bu akıl 12 Eylül aklıdır. Çünkü biz bunu 46 yıl önce burada, Maraş’ta da gördük. Alevileri tanıyanlar iyi bilirler ki, biz ne bir cana zarar veririz ne de herhangi ibadethaneye saygısızca yaklaşırız. Kandan ve gözyaşından beslenenlerin, inançların ve kimliklerin ayrıştırılmasından siyasi rant devşirenlerin demokrasiden anladığı tek ölçüt, Müslümanların ibadethanesi olan Camilerin hoparlöründen atılan iftiralardan medet ummak, Emevi camiinde namaz kılmaktır. Asıl bölücülük budur. Asıl demokrasi ve eşitlik karşıtlığı budur. İnsanlığın varlığı boyunca bir arada yaşayan halkları ve inançları birbirine düşman etmek Muaviye aklıdır” ifadelerini kullanarak, yaşanan hiçbir katliamı unutturmayacaklarını belirtti.

    Açıklama, sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • 1030. haftada karanfiller, İsmail Bahçeci ve katledilen gazeteciler için!-VİDEO

    1030. haftada karanfiller, İsmail Bahçeci ve katledilen gazeteciler için!-VİDEO

    PİRHA – 1030. hafta eyleminde, 30 yıl önce gözaltında kaybedilen İsmail Bahçeci’nin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, İsmail Bahçeci ve katledilen bütün gazeteciler için karanfilleri Galatasaray Meydanı’na bıraktı.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle başlattıkları ve Türkiye’nin en uzun soluklu eylemi olan Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, 1030. haftada devam etti.

    1030. hafta eyleminde, 30 yıl önce gözaltında kaybedilen İsmail Bahçeci için adalet istendi. Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak okudu.

    “İSMAİL, DEFALARCA GÖZALTINA ALINIP İŞKENCE GÖRDÜ”

    Maside Ocak, 1030. haftada 30 yıldır varlığı inkar edilen, fail ve sorumluları cezasızlıkla korunan İsmail Bahçeci’yi  unutmadıklarını belirterek devamında şunlara yer verdi:

    “İsmail Bahçeci, Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda öğrenciydi. Türkiye Öğrenci Dernekleri Federasyonu başkanıydı. Politik kimliği nedeniyle  defalarca gözaltına alındı, ağır işkence gördü. 1993 yılından itibaren de polis tarafından aranmaya başlanan İsmail’i yakalamak için, polis   ailesinin Avcılar’daki evine baskınlar düzenledi. Bu nedenle İsmail evden ayrılmak zorunda kaldı. Kardeşi İsmail’e acil durumlarda ailesine haber ulaştırması için bir arkadaşının işyeri telefonunu verdi.

    GÖZALTINA ALINDIĞI REDDEDİLDİ

    24 Aralık 1994 tarihinde  Bahçeci Ailesi’ni telefonla arayan ve kendisini  İsmail’in arkadaşı olarak tanıtan biri “Oğlunuz siyasi şube polisleri tarafından gözaltına alındı” bilgisini verdi. Baba Şehmus Bahçeci, hemen Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü ve Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu, ancak İsmail’in gözaltına alındığı reddedildi.

    24 Aralık 1994 tarihinden sonra Bahçeci ailesinin evine bir daha polis baskını yapılmadı. Ama kardeşinin İsmail’e telefonunu verdiği arkadaşının işyeri polis tarafından basıldı.“Yakalanan bir örgüt mensubunun üzerinde telefon numaranız çıktı” denilerek işyeri sahibi gözaltına alındı. Bazı kişiler de emniyette sorgulanırken “Sonun İsmail Bahçeci gibi olur” diye tehdit edildiklerini söyledi.

    30 YIL BOYUNCA GÖZALTINA ALINDIĞI İNKAR EDİLDİ

    Fatma ve Şehmus Bahçeci, ilgili tüm  adli ve idari kurumlara başvurdu. Hükümet yetkilileri ile görüştü. İsmail’in ailesi, arkadaşları, İnsan Hakları Derneği ve Af Örgütü  tarafından düzenlenen  kampanyalarla konu, ülke ve dünya kamuoyuna taşıdı. Ancak, 30 yıl boyunca İsmail’in gözaltına alındığı inkar edildi.30 yıldır ailesine İsmail’in akıbeti hakkında hiçbir bilgi verilmedi. Ailesi’nin tüm başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Bugüne kadar İsmail’in akıbetini açığa çıkartacak, ceza adaletini sağlayacak etkin bir soruşturma ve kovuşturma faaliyeti yürütülmedi.

    İLGİLİLER HAREKETE GEÇMEDİ

    30 yıldır söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz:

    Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakanı Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü Reşat Altay, DGM İstanbul Başsavcısı Ahmet Köksal ve İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu İsmail Bahçeci’nin gözaltında kaybedilmesini engellemek için harekete geçmediler. Tüm başvurulara rağmen hareketsiz kalarak bu suçun işlenmesine ve üstünün örtülmesine olanak sağladılar.

    Kaç yıl geçerse geçsin; İsmail Bahçeci için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “MARAŞ’TA KATLEDİLENLERİN HESABI SORULMADI”

    Daha sonra Cumartesi Anneleri’nden Hanife Yıldız söz aldı. Yıldız, Maraş Katliamı’nın 46. yılına girdiğini belirterek “Maraş’ta olur Gazi’de olur nerede olursa olsun. Bu katliamları hatırlatacağız. Maraş’ta katledilenlerin hesabı hala sorulmadı failleri hala yargılanmadı. Onlar bizim ailelerimiz biz de onların ailesiyiz. Onların kayıpları bizim kayıplarımız. Buradan orada bulunan tüm ailelere selam gönderiyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • FEDA: Maraş’ta 46 yıl önce Alevilere, Kürtlere ve demokrasi güçlerine soykırım yaşatıldı

    FEDA: Maraş’ta 46 yıl önce Alevilere, Kürtlere ve demokrasi güçlerine soykırım yaşatıldı

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Maraş Katliamı’nın 46. yıldönümünde yazılı açıklama yaparak, “Alevilere, kürtlere soykırım yaşatıldı” dedi. Açıklamada, “Kürt Alevilerin yok edilmesi ve toplumsal mücadelenin bastırılması amacıyla yapılan bu saldırı, devlet eliyle örgütlenip organize edilmiştir. Bu soykırım saldırısının sonunda Maraş ve çevresinde yaşayan Kürt- Türk Alevileri topraklarını hızla terk etmek zorunda kalırlar” denildi.

    Maraş’ta 19-25 Aralık 1978’de faşistler tarafından Alevilerin katledilmesinin üzerinden 46 yıl geçti. 6 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 Alevi katledildi, 1000’den fazla Alevi de yaralandı. Alevilere ait 270 ev ve 270 işyeri faşistler tarafından yakıldı, tahrip edildi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Maraş Katliamı’nın 46. yıldönümünde yazılı bir açıklama yaptı.

    “46 YIL ÖNCE SOYKIRIMCI POLİTİKALAR GEREĞİ ALEVİLERE, KÜRTLERE SOYKIRIM YAŞATILDI”

    46 yıl önce soykırımcı politikaların gereği ve sonucu olarak Alevilere, Kürtlere ve demokrasi güçlerine soykırım yaşatıldığı belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Dersim soykırımından sonra Alevileri ve Kürtleri bastırdığını düşünen devlet, 1966- 1971 yıllarında istediği sonucun gerçekleşmediğini görmüş ve yeniden katliam ve soykırımlar uygulaması içinde olur. Muğla/Ortaca, Elbistan ve Kırıkhan’daki saldırılarıyla bir kez daha Alevi ve Kürt Alevi kıyımına soyunur. O dönemde Türkiye ve Kürdistan’da gelişen toplumsal mücadeleyi bastırmak için devlet, Türkiye’nin iki temel dinamiği olan Alevi ve Kürt katliam ve soykırımını gündemine alır.

    Türkiye’nin batı yakasında 1 Mayıs 1977’de Taksim’de ve 16 Mart 1978 İstanbul Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik gerçekleştirilen katliamlar toplumu sindirme ve baskılamaya dönük olduğu açıktır. 4 Nisan 1978’ de Maraş Yörükselim Mahallesi’nde ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu) çeteler tarafından Alevilerin gittiği kahve taranmış ve Gıjık Dede Sabri Özkan katledilmiştir. Soykırımcı siyasal güç kitlesel yok etme amaçlı olarak komando kamplarında yetiştirilen ve devlet kurumlarına yerleştirilen katiller çeşitli merkezlere bombalı mektuplar göndererek soykırımcı saldırılar dört bir koldan organize edilir. 17 Nisan’da Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, gelini ve iki torunuyla birlikte öldürülür, sonrasında da Malatya Katliamı yaşanır.

    1978 Kasım ayında faşist çete yapılanması ÜGD’nin kurdurulmasıyla Maraş soykırımının paramiliter gücü devreye konulmuş olunuyordu. Sonrası haftalarda Çiçek sinemasında provokasyon amacıyla ırkçı bir filmin oynatılmasıyla ırkçı beyin yıkama uygulaması yapılır. Soykırım uygulaması için Alevilerin evleri işaretlenir, milli piyangocu, seyyar satıcı adıyla paramiliter katiller Maraş’ta konumlandırılır. Irkçı filmin oynatıldığı sinemaya atılan ses bombası sonrasında; “Komünistler, Aleviler, Kürtler sinemaya bomba attılar” diye propaganda edilerek soykırıma gerekçe üretirler.

    “MARAŞ KATLİAMI, TOPLUMSAL MÜCADELENİN BASTIRILMASI İÇİN DEVLET ELİYLE ÖRGÜTLENİP ORGANİZE EDİLDİ”

    Kürt Alevilerin yok edilmesi ve toplumsal mücadelenin bastırılması amacıyla yapılan bu saldırı, devlet eliyle örgütlenip organize edilmiştir. Bu soykırım saldırısının sonunda Maraş ve çevresinde yaşayan Kürt- Türk Alevileri topraklarını hızla terk etmek zorunda kalırlar. Yüzlerce canımız hayatını kaybeder. Yüzlerce ev ve iş yeri yakılır, yıkılır, on binlerce insan zoraki göçertilir.

    Bu katliamcı zihniyet 19 Aralık 2000’de mahpushanelerde bulunan tutsaklara, “Hayata Dönüş Operasyonu” adıyla saldırmış, 20 mahpushanede vahşi ve kanlı bir katliam gerçekleştirmiş, bu saldırıda 30 tutsak katledilmiş, yüzlercesi yaralanmıştır. Kürtlere karşı ‘Bitmeyen Suç Pratiği’ ile hareket eden devlet, 2011 yılının 28 Aralık’ın da Roboski’de 34 Kürt çocuk yaşlı olmasına bakılmaksızın üstünlerine savaş uçaklarından bomba yağdırmıştır.

    “YENİ KATLİAMLARA İZİN VERMEMENİN TEK YOLU BİRLİKTE MÜCADELE ETMEKTEN GEÇMEKTEDİR”

    Hem Türkiye ve Kürdistan’da, hem Suriye’de Alevi canlarımıza yönelik asimilasyon uygulamaları ve soykırım saldırıları da devam ediyor. Bugünde Lazkiye, Tartus başta olmak üzere Suriye’de Arap Aleviler, Türkiye’de başta Kürt Aleviler olmak üzere her sürekten Aleviler büyük tehlike ve soykırımla karşı karşıyadırlar. Suriye’de yaşanan savaşı, Alevilere yönelik cihadistler, Kürtlere karşı Türkçü-Sünni İslamcı iktidar el ele vermiş, Kürt ve Alevi soykırımını yaşatmak istiyorlar.

    Bu inkarcı, katliamcı ve soykırımcı zihniyet ve saldırılara karşı biz Alevilerin ve Kürtlerin birleşerek bu saldırıları püskürtmemiz hem gerekli ve zorunludur. Hem de ortak mücadele hattında buluşursak başarı mümkündür. Yapılması gereken Rojava’nın etrafında kenetlenmek ve orasını göz bebeğimiz gibi korumaktır. Çünkü Rojava biz Alevilerin nefes aldığı, inancını ve itikadını özgürce yaşadıkları ortak yaşam alanımızdır. Can pahası yaratılmış bu değerleri korumak ve yaşatmak, Aleviliği korumak ve yaşatmak anlamınadır. Yeni soykırımalar ve katliamlara izin vermemenin biricik tek yolu birlikte mücadeleden geçmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Cemevi’nde, Maraş’ta katledilenler anıldı: Devletin gözünün önünde Aleviler katledildi- VİDEO

    Mersin Cemevi’nde, Maraş’ta katledilenler anıldı: Devletin gözünün önünde Aleviler katledildi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Maraş Katliamı Alevilere karşı yapılan diğer katliamlar gibi devletin gözü önünde gerçekleşti. Eğer bu ülkede barış konuşulacaksa Maraş Katliamı aydınlatılmalıdır. Alevilerden özür dilenmeli, sorumlular yargı önünde hesap vermelidir” dedi.

    Mersin Cemevi, Maraş Katliamı’nın 46. yılında anma gerçekleştirdi. Anmaya Mersin Cemevi yönetimi, Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı Hoşyar Sarıyıldız, DEM Parti meclis üyeleri, Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Saygı duruşu, gülbeng ve çerağların uyandırılmasıyla başlayan anmada, katliama ilişkin görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

    “ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLENSİN”

    Anmada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Bu topraklar bin Kerbelalar yaşamıştır, Maraş Katliamı da onlardan biridir. Maraş Katliamı tıpkı diğer katliamlar gibi devletin gözü önünde yapıldı. AKP de dahil olmak üzere hiçbir iktidar bu katliamla yüzleşmeye yanaşmadı. Eğer bu ülkede barış konuşulacaksa Maraş Katliamı aydınlatılmalıdır. Alevilerden özür dilenmeli, sorumlular yargı önünde hesap vermelidir. Bütün bunlara rağmen bizim şiarımız; bu topraklarda kin ve öfke tohumları ekmeden, düşmanlığı körüklemeden karşılıklı ön yargılar son bulmalı, barış, birliktelik ve dostluklar çoğalmalı, bütün kimlikler ve inançlar huzur içinde yaşamalıdır” diye konuştu.

    “MEZAR YERLERİ SIR GİBİ SAKLANIYOR”

    Dr. Hüseyin Çamak ise Maraş Katliamı’na dair bir sunum yaptı. Çamak, şu ifadeleri kullandı:

    “Aradan geçen onca yılda faillerin cezalandırılması bir yana, katliamda yaşamını yitirenlerin anılmasına bile hala Maraş’ta izin verilmiyor. Hatta yaşamını yitirenlerden bazılarının mezarları sır gibi saklanıyor. Yaslarını tutmalarına dahi izin verilmeyen bu insanların sarıalamayacak yaraları kalpleri kanatmaya devam ediyor. Yaşamını yitiren canları saygıyla anıyor, unutursak kalbimiz kurusun diyorum.”

    Konuşmaların ardından deyişler seslendirildi, semah dönüldü.

    PİRHA/ MERSİN

  • Maraş Katliamı tanığı Mahmut Duman mezarı başında anıldı-VİDEO

    Maraş Katliamı tanığı Mahmut Duman mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- 7 Haziranda Elbistan’da Hakk’a yürüyen Maraş Alevi Katliamı tanığı Mahmut Duman Nurhak’taki mezarı başında anıldı.

    19 Aralık 1978’de başlayıp yaklaşık bir hafta süren Maraş Katliamı’nda saldırıya uğrayan ailelerden birisi de Mahmut Duman ve ailesi oldu. Geçitğimiz 7 Haziran’da Nurhak’ta toprağa sırlanan Mahmut Duman, mzarı başında anıldı.

    Çiftlik, Anbar ve Nergele Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ÇAN-DER) Başkanı Veysel Yıldız ve Duman’ın kayınbiraderi Mulla Köse, Mahmut Duman’ın yaşamı boyunca Maraş Katliamı’nın acısını içinde taşığıdını belirtti.

     

    PİRHA/NURHAK

    İLGİLİ HABERLER

    >Maraş Katliamı tanığı Mahmut Duman: Henüz ailemin mezarına gidemedim, yüreğim dayanmaz!-VİDEO

  • Alevi Kurumlarından ‘Maraş’ Çağrısı!-VİDEO

    Alevi Kurumlarından ‘Maraş’ Çağrısı!-VİDEO

    PİRHA-Maraş Katliamı’nın 46. yılında yapılacak anmaya katılım çağrısıda bulunan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Unutmamak ve unutturmamak için yarın saat 10.00’da Maraş’ta olalım” dedi.

    Alevi kurumları, Maraş Katliamı’nın 46. yılında yapılacak anmaya ilişkin Erenler Cemevinde yapılan toplantı sonrası açıklama yaptı. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Arslan, “Her yıl olduğu gibi bugün de Maraş katliamının 46’ncı yılında yapılan katliamı unutmamak ve unutturmamak için yarın saat 10.00’da Maraş’ta olacağız” dedi.

    Aslan, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Bu ülkeyi yönetenler bilmelidir ki kağıt üzerinde yazdıkları ve Türkiye’ da yaşayan Alevilere her yıl olduğu gibi Maraş anmasına yakın 15 günlük eylem ve etkinliklerin yasaklanması kararı çıkmıştır. Biz geçen sene de valiliğe söylemiştik; siz ne kadar yasaklarsanız da biz Maraş’ın her toprağı, her sokağı bizim olacaktır. Yarın ki yapılacak olan Maraş katliamı ,anmasına çevrede bulunan herkesi bekliyoruz.”
    Maraş Erenler Cemevi Başkanı Müslüm İbili
    de “Her yıl yapıldığı gibi yarın saat 11.00’de Yörükselim Mahallesi’ nde bulunan Erenler Cemevine bekliyoruz” çağrısında bulundu.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Adıyaman’da Aleviler, Maraş Alevi Pogromu’nun faillerinin yargılanmasını istedi-VİDEO

    Adıyaman’da Aleviler, Maraş Alevi Pogromu’nun faillerinin yargılanmasını istedi-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri ve üyeleri Maraş Alevi Pogromu’nun faillerinin yargılanmasını, katliamla yüzleşilmesini istedi. 

    Maraş Alevi Pogromu’nun üzerinden 46 yıl geçti. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde Alevinin yaralandığı kırımda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın işyeri faşistler tarafından yakıldı, yağmalandı. Katliamın gerçek failleri ortaya çıkarılmadı.

    46. yılında Maraş Alevi Pogromu ülkenin pek çok yerinde protesto ediliyor. Bugün Adıyaman’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticileri ve üyeleri de bir açıklama yaparak, “Toplumun hafızasında kapanmamış bir yara olarak duran bu insanlık suçunun failleri ve arkasındaki tüm odaklar açığa çıkarılmalı, adalet önünde hesap vermelidir” dedi.

    “MARAŞ KATLİAMIYLA HALA YÜZLEŞİLMEDİ”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Bugün, 1978 yılında Kahramanmaraş’ta yaşanan ve tarihe kara bir leke olarak geçen Maraş Katliamı’nın yıl dönümündeyiz. Bundan 46 yıl önce, planlı ve sistematik bir şekilde gerçekleşen bu katliamda yüzlerce masum insan katledildi, binlercesi evlerinden, yurtlarından koparıldı. O günlerde Maraş’ta yaşanan vahşet, yalnızca bir kentin değil, tüm toplumun vicdanını derinden yaraladı.

    Maraş Katliamı, inançları ve kimlikleri nedeniyle hedef alınan insanların katledildiği, Türkiye’nin toplumsal barışına yönelik en büyük saldırılardan biriydi. Bu katliamın failleri, yalnızca ellerine kan bulaştıranlardan ibaret değildir. İhmal, hoşgörü ve adaletsizlik bu suçun ortaklarıdır.
    Aradan geçen yıllara rağmen Maraş Katliamı ile yüzleşilmedi. Failler gerçek anlamda yargılanmadı, sorumlular hesap vermedi. Toplumun hafızasını diri tutacak hiçbir ciddi adım atılmadı. Tarihle yüzleşme, toplumsal barışın ve birlikte yaşamanın en temel koşuludur. Unutmak ya da unutturmak, yaraların kapanmasını değil, derinleşmesini sağlar.

    “YENİ MARAŞ KATLİAMLARI YARATILMAK İSTENİYOR”

    Son günlerde de görüyoruz ki Suriye savaş ile birlikte başta Aleviler olmak üzere ezilen halklar üzerinde yeni Maraş katliamları yaratılmak istenmektedir. Buradan belirtmek isteriz ki, tarih boyunca mazlumların yanında duran ve 72 millete bir nazarda bakmayı ilke edinmiş olan biz Aleviler, halkların özgürlüğünü ve eşitliğini savunmaya devam edeceğiz. Bölgedeki Aleviler, Sünniler, Şiiler, İsmailililer, Ezidiler, Dürziler, Yahudiler, Hristiyanlar ve tüm inanç grupları için, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Çerkesler, Ermeniler ve tüm etnik kimlikler için eşitlik, özgürlük ve barış istiyoruz. Bizler, bir daha benzer acıların yaşanmaması için Maraş Katliamı’nın unutturulmasına karşı çıkıyor, adalet ve hakikat taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz.

    “ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMELİLER”

    Bu katliamda hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz.
    Toplumun hafızasında kapanmamış bir yara olarak duran bu insanlık suçunun failleri ve arkasındaki tüm odaklar açığa çıkarılmalı, adalet önünde hesap vermelidir.
    Türkiye’nin dört bir yanında birlikte yaşam kültürünü güçlendirecek, barışı tesis edecek adımlar ivedilikle atılmalıdır.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • ‘Maraş Katliamı pogromdur, Türkiye’de vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı pogromdur, Türkiye’de vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur’-VİDEO

    PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı, Roboskî Katliamı ve Cezaevi Katliamı’na  dair açıklama yaptı. Açıklamada, “Maraş Katliamı 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında meydana gelen ve Alevi ve solculara yönelik gerçekleştirilen bir pogromdur. Türkiye’deki etnik kimlik ve inançlara vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur” denildi. 

    Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı, Roboskî Katliamı ile “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında gerçekleştirilen 19 Aralık Cezaevi katliamının yıl dönümüne dair Kızılay Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı kurumlar adına Alınteri Gazetesi Ankara Temsilcisi Zarife Çamalan okudu.

    “SİYASİ TUTSAKLARIN İRADELERİ TESLİM ALINAMADI”

    Çalaman, 19 Aralık 2000 tarihinde adına “Hayata dönüş operasyonu” denilen katliam ile devletin yaşadığı krizi aşmak istediğini belirterek, “19 Aralık 2000’de hapishanelere yapılan bu kanlı katliam saldırıları ile devlet, siyasi tutsakların ve iradelerini teslim alamadı. O plan şimdi tecridin derinleştirilmesiyle sonuçlandırılmak isteniyor. İçerde ve dışarda tecrit en katı biçimleriyle derinleştirilmek isteniyor. Bunun en somut simgesi İmralı’daki tecrit rejimidir” dedi.

    “TÜRKİYE BURJUVAZİSİ EN ÇOK KOMÜNİZMDEN, KÜRTLERDEN, YOKSULLARIN İSYANINDAN KORKUYORDU”

    Maraş Katliamı’nın yapılma nedenlerine değinen Çalaman, “Yıkılan bir imparatorluğun kalıntıları ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti Burjuvazisi; en çokta komünizmden, Kürtlerden ve yoksul köylü yığınlarının isyana kalkışmasından korkuyordu. Bütün bu korkuların beslediği burjuvazi Maraş’taki bu sosyal, politik, ekonomik değişimlere karşı Maraş’ın o gerici faşist güruhunu ayağa kaldırarak engellemeleri gerekiyordu. Çünkü, İdealleri olan Sünni İslam devlet yaratma politikalarını hayata geçirmenin bir yolunun da Alevileri, Kürtleri ve ilerici devrimcileri yok etmek ve teslim almaktı” diye belirtti.

    “MARAŞ KATLİAMI POGROMDUR”

    Çalaman, “19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında meydana gelen ve Alevi ve solculara yönelik gerçekleştirilen bir pogromdur. Maraş Katliamı’nda resmi rakamlara göre 111 kişi, 210 ev yakıldı, 70 işyeri talan edildi. Resmi olmayan rakamlara göre ise: katledilenlerin sayısı 500’ün üzerinde, yüzlerce kişi yaralanmış ve binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Maraş Katliamı, Türkiye’deki etnik kimlik ve inançlara vahşice işlenmiş devlet destekli insanlık suçudur.

    “KÜRT HALKI DİZ ÇÖKMEDİ BAŞ EĞMEDİ”

    Roboskî Katliamı’nda da sınır ticareti yapan Kürtlerin savaş uçakları ile bombalandığını dile getiren Çalaman, şöyle devam etti:

    “17’si çocuk 34 Kürt köylüsünün parçalanmış bedenleri sınırı iki yakasına yayıldı. Kürt halkının ezeli hikayesini hatırlatırcasına gerekçe hazırdı. ‘Aralarında teröristler olduğu istihbaratı almıştık.’ Bu gerekçe yağdırılan bombaları, dökülen kanı, parçalanan bedenleri aklar sanarak. Roboskî’yle siyasal Kürt bilinciyle şu ya da bu düzeyde buluşmuş tüm Kürtlerin devlet düşmanı olarak kodlandıkları gerçeğinin altı çizilmişti. Açılan mahkemelerde de aynı tutum sergilendi. Emri verenler adeta aklandı, ödüllendirildi. Tüm bu gerçeklere karşı Kürt halkı aldığı tutumla teslim olmayacağını bir kez daha gösterdi. Diz çökmedi, baş eğmedi” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Cenevre’de BM Temsilciliğinde Maraş Katliamı açıklaması: Suçluların yargılanmasını istiyoruz!-VİDEO

    Cenevre’de BM Temsilciliğinde Maraş Katliamı açıklaması: Suçluların yargılanmasını istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Faşist kalabalıkların Maraş’ta gerçekleştirdiği Alevi Pogromu’nun 46. yılında, Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) öncülüğünde Cenevre’de bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde açıklama yapıldı. Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, “Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e gönderilen belgede Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğu yazılı ve bu durumda devletin Maraş Katliamı’nı organize ettiğini ortaya çıkartıyor” dedi. Maraş Katliamı tanığı Fidan Yıldırım da “Maraş Katliamı tanığı ve mağduru olarak yaşadıklarımı unutmayacağım” diye ifade etti.

    Video

    https://cantv.tv/2024/12/maras-katliaminin-46-yili-mardef-cenevredeki-birlesmis-milletler-basin-salonunda-aciklama-yapiyor-2-bolum-can-aktuel-programi-cantvde/

    Maraş’ta 19-25 Aralık 1978’de faşistler tarafından Alevilere yönelik yapılan katliamın üzerinden 46 yıl geçti. 6 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 Alevi katledildi, 1000’den fazla Alevi de yaralandı. Alevilere ait 270 ev ve 270 işyeri yakıldı veya tahrip edildi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) öncülüğünde Aleviler, İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde Maraş Katliamı’na dair açıklama yaptı.

    “MARAŞ, HEPİMİZİN KABUK BAĞLAYAN YARASIDIR”

    Açıklamanın moderatörlüğünü yapan Selda Kavak Torunoğlu, “Maraş Katliamı’nın uluslararası platformlarda başka bir aşamaya taşımak için bugün bir araya geldik. Maraş hepimizin kabuk bağlamayan yarasıdır ve bizim en büyük isyanımızdır” diye belirtti.

    “DEVLET, MARAŞ KATLİAMI’NI ORGANİZE ETTİ”

    Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e 3 Ocak 1979 tarihinde ulaştırılan MİT belgesine değinerek sözlerine başlayan Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, “Bülent Ecevit’e gönderilen belgede Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğu yazılı ve bu durum da devletin Maraş Katliamı’nı organize ettiğini ortaya çıkartıyor. Yaşanan bir soykırımdır ve uluslararası platformlara götürülüp incelenmesi gerekiyor. 2 saatte Kıbrıs’a çıkarma yapmakla övünen Bülent Ecevit, Maraş’ın bitişiğinde Kayseri’deki hava indirme tugayını 4 günün sonunda ancak Maraş’a indirebildi. Oysa aylar öncesinden Maraş Katliamı’nın rapor edildiğini biliyoruz. Pol-Der şube başkanlığı yapan bir Alevi arkadaş geldi istihbarat bölümünde çalıştığı için kendisinin 4 ay öncesinden bu durumdan haberi olduğunu söyledi” diye konuştu.

    “YÜZDE 50’LERDE OLAN ALEVİ VE KÜRT NÜFUSU ŞU ANDA YÜZDE 20’LERDE”

    Maraş Katliamı’nda yaşananları anlatan Avukat İbrahim Sinemillioğlu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Maraş Katliamı Türkiye’yi ırkçı, dinci ve faşist bir darbenin kıskacına almaya yönelik olaylar zincirinin en önemli halkasıdır. Bölgede yaptığımız toplantılarda daha ilk günlerde Maraş’ı terk etme dile getiriliyordu. Dilimiz döndüğünce Maraş’a sahip çıkılmasını söyledik ama geldiğimiz noktada 1960’lı yıllarda %50’lerde olan Kürt ve Alevi nüfusu günümüzde ise %20’lerde” dedi.

    “KATLİAMDAN ÖNCE EVLERİMİZ İŞARETLENMİŞTİ”

    Maraş’ta katledilenleri saygıyla anarak sözlerine başlayan Maraş Katliamı tanığı Fidan Yıldırım, “Maraş Katliamı olduğunda öğrendim Alevi ve Sünni’nin ne olduğunu. Biz insanlığı, vicdanlı olmayı, barışı öğrenirken başkaları da kin, nefret ve ayrımcılığı yaşıyordu. Kürt ve Alevilerin olduğu mahallelere saldırılar başlamıştı ve biz yerde sürünerek olanları izliyorduk. Katliamda saldırganların ‘vurun 5 Aleviyi öldüren cennete gider’ sözü aklımdan çıkmıyordu. Sonradan öğrendik ki evlerimiz öncesinden işaretlenmiş ve ölümüz bir x işaretiyle belirlenmişti. Maraş Katliamı tanığı ve mağduru olarak yaşadıklarımı unutmayacağım” diye ifade etti.

    “EKOLOJİK KIRIMIN NEDENİ ÖZ SAVUNMANIN OLMAMASIDIR”

    Prof. Beyza Üstün, “Demografik Değişimin Tamamlanma Süreci: Ekolojik Kırım” başlıklı sunumunda, toplumda öz savunmanın eksik olmasından dolayı kapitalizmin kar hırsıyla her şeye el koyduğuna işaret etti. Beyza Üstün, şöyle konuştu: “Yaşamın yeniden örülmesi gerekir. Toplumun yok edilen öz savunmasının yeniden örgütlenmesi gerekir.  Kapitalizm günümüzde kendini “yeşil kapitalizm” olarak tanımlıyor. Ancak bunu yaparken kar hırsından vazgeçmiyor. Devlet doğayı tahrip ederek insansızlaştırıyor. Mezopotamya coğrafyasını barajlarla geri dönülemez hale getiriyorlar. Dünyayı yorumlamak yeterli değil, değişim yaratmak gerekir.”

    “DEVLETİN, İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARI SÜRÜYOR”

    Gazeteci Elif Sonzamancı ise, katliam sonrası Maraş’ta yaşanan göç üzerine konuşarak, “Maraş, katliamdan sonra çok yoğun göç verdi. Bu veriler resmi değil ama 50 bin ile 80 bin arasında olduğu varsayılıyor. Devlet bilerek göçü teşvik ediyor. Pasaport vererek bir  nevi coğrafyanın insansızlaşmasını sağladı. Yine Suriye’deki savaştan kaynaklı gelen göçmenlere Terolar köyünde kamp kurmak istediler. Alevi köylerin ortasına Selefi insanların yerleştirilmesi korkuyu ve göçü tetikledi. En son 6 Şubat depreminde binlerce insanımız yaşamını yitirdi. Yurtdışında binlerce Maraşlı var. Göç politikaları devam ediyor. Bu yeni bir politika değil. Ancak Maraş Katliamı ile başlayan insansızlaştırma politikaları devam ediyor. Depremde bile yardım götürülen köylerde Alevi-Kürt-Sünni diye ayrımcı politikalara tanık olduk” ifadelerini kullandı.

    “SUÇLULARIN YARGILANMASINI İSTİYORUZ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen acıların unutulmadığını ifade eden Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu Eş Başkanı Mehmet Üstek, “Eğer bir suçluya ceza verilmezse o kişi suç işlemeye devam eder. Basın toplantısını düzenlememizin amacı uluslararası kamuoyunda iç hukuku tıkanmış olan bir katliam sürecinin tekrar gündeme alınarak suçluların yargılanması. Maraş Katliamı’nın ardından halkımıza göç dayatıldı. Bizler Avrupa’daki Maraşlılar olarak uluslararası alanda kendi topraklarımıza sahip çıkabilmemiz için bize destek olunmasını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSVİÇRE

     

  • AABF: Maraş Katliamı’nın hesabı sorulana kadar mücadele edeceğiz

    AABF: Maraş Katliamı’nın hesabı sorulana kadar mücadele edeceğiz

    PİRHA- Maraş Alevi Pogromu’nun yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yapan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), “46. Yılında Maraş Katliamı. Devlet güçlerinin suç ortaklığı ve yasaklama politikalarına karşı adalet talebimiz sürüyor” dedi. Federasyon Maraş’ta anmasının yasaklanmasını, sadece cemevinde kapalı ortamda anmaya izin verilmesin adalete, hafızaya vurulan bir darbe olarak nitelendirdi. 

    Faşistler tarafından dönemin iktidarının kontrolünde yapılan Maraş Alevi Pogromu‘nun üzerinden 46 yıl geçti. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda resmi açıklamaya göre 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde Alevinin yaralandığı kırımda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın işyeri faşistler tarafından yakıldı, yağmalandı. Katliamın gerçek failleri ortaya çıkarılmadı.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), yazılı bir açıklama yaparak, “46. Yılında Maraş Katliamı. Devlet güçlerinin suç ortaklığı ve yasaklama politikalarına karşı adalet talebimiz sürüyor” dedi.

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu “Bugün, 19-26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta gerçekleşen katliamın 46. yıl dönümünde bir kez daha soruyoruz: Adalet nerede? Bu katliamda yalnızca yüzlerce Alevi yurttaşımız katledilmedi, aynı zamanda devlet, güçleri suç ortaklığı ile katliamı organize edenlerin yanında durdu. Bugün bile bu suç ortaklığı, gerçeğin gün yüzüne çıkmasını engelleyen yasaklama politikalarıyla devam etmektedir” diye belirtti.

    “ANMANIN CEMEVİNE HAPSEDİLMESİ HAFIZAMIZA VURULAN BİR DARBEDİR”

    Her yıl Maraş’ta düzenlenmek istenen kitlesel anma etkinliklerinin valilik kararıyla yasaklanmasının sıradan bir uygulama olmadığını belirten Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu şöyle devam etti:

    “Bu yasaklama, Maraş Katliamı’nın faillerini koruma ve gerçeği örtbas etme çabasının açık bir göstergesidir. Sivas ve Çorum gibi diğer katliamların anma etkinlikleri kitlesel bir şekilde gerçekleştirilirken, Maraş’ta anmaların yalnızca bir cemevi içerisine hapsedilmesi, adalet ve hafıza mücadelemize vurulan bir darbedir.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, hâlâ gerçekler açıklanmamış, failler yargılanmamış ve adalet sağlanmamıştır. Devletin bu tavrı, yalnızca geçmişin yaralarını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda gelecekte benzer olayların yaşanmasının önünü açıyor. Bu zihniyetle mücadele etmek, sadece Alevilerin değil, insan haklarına, demokrasiye ve toplumsal barışa inanan herkesin sorumluluğudur.

    “ANMANIN YASAKLANMASINI KINIYORUZ”

    Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu olarak, Maraş’ta düzenlenmek istenen kitlesel anma etkinliklerinin yasaklanmasını kınıyoruz. Bu yasaklar, adalet arayışımızı ve toplumsal hafıza mücadelemizi engelleyemez. Maraş Katliamı’nın hesabı sorulana kadar, failler yargılanana dek ve gerçekler gün yüzüne çıkana kadar mücadelemiz devam edecektir.

    Maraş’ta kaybettiğimiz canları saygıyla anıyor, yasaklara ve baskılara karşı bir kez daha haykırıyoruz: Unutmayacağız, unutturmayacağız! Adalet için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!

    PİRHA/AVUSTURYA

     

  • 19 Aralık Cezaevi ve Maraş Katliamı ile Taybet İnan’ın katledilişi Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    19 Aralık Cezaevi ve Maraş Katliamı ile Taybet İnan’ın katledilişi Dersim’de protesto edildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de 19 Aralık Katliamı, Maraş Katliamı ve Taybet İnan’ın katledilişine ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, “İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağız. Maraş Katliamı aydınlatılmalı, Alevilerden özür dilenmeli ve katliamın sorumluları yargı önünde hesap vermelidir” denildi. Taybet İnan’ın da unutulmadığı belirtilen açıklamada, “Taybet İnan’ın davasının peşini bırakmayacağız” ifadeleri kullanıldı. 

    19 Aralık Cezaevi Katliamı, Maraş Katliamı ve Taybet İnan’ın katledilişinin 9. yılında Dersim’de Sanat Sokağı’nda açıklama yapıldı. Açıklamada ’19 Aralık Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız’ pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    19 Aralık Cezaevi Katliamı’na ilişkin açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, Maraş Katliamı’na ilişkin açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, Taybet İnan’a ilişkin açıklamayı da DEM Parti Dersim İl Örgütü Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin okudu.

    19 ARALIK KATLİAMI’NI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    İnsan Hakları Derneği olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının ve faillerin yargılanmasını talep etmeye devam edeceklerini belirten İHD Dersim Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ateş, “İnsan yaşamını korumak zorunda olan devlet, bu yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bizzat sorumlusu olmuştur. Aradan geçen 24 yıllık süreçte tecrit sistemi daha da ağırlaştırıldığı gibi tüm hapishanelerde hak ihlalleri artarak devam etmektedir. Toplum üzerinde zor kullanma aygıtı haline dönüşen hapsetme sisteminde yeni tip hapishaneler ile bugün tecrit sistemi insanın hem fiziksel hem de zihinsel bütünlüğü üzerinde büyük bir tahribat meydana getirmektedir. F Tipi Hapishanelerin yanı sıra özellikle yeni açılan Yüksek Güvenlikli, S Tipi ve Y Tipi Hapishaneler ile yeni bir sistem uygulanmaya başlanmış olup buralarda tutulan mahpuslar çok ağır izolasyon yöntemlerine maruz bırakılmaktadır. İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamı’nın sorumlularının peşini bırakmayacağımızı ve süregelen tüm hak ihlallerine karşı duracağımızı, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz” dedi.

    “MARAŞ KATLİAMI AYDINLATILMALI, ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLENMELİ”

    Maraş Katliamı’na ilişkin açıklamayı okuyan PSAKD Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya da “Maraş Katliamının üzerinden 46 yıl geçti. Bu katliam da diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. Bu yönüyle bu katliamın sorumlusu devletin kendisidir. Katliam faillerinin yargı önüne çıkarılmamasında da her zaman olduğu gibi devletin cezasızlık politikası devreye konulmuştur. Oysa Maraş Katliamı insanlığa karşı işlenmiş suçlar kategorisindedir. Sonraki yıllarda da devlet katliamla yüzleşmek ve onarıcı adalet mekanizmalarını kurmak yerine Maraş’ta yapılmak istenen anmaları çeşitli gerekçelerle yasaklamıştır. İktidara hatırlatmak isteriz ki; gerçek bir toplumsal barışın yolu hakikatin ortaya çıkarılması ve geçmişle yüzleşmekten geçmektedir. Geçmişte yaşanan soykırımlar, insanlığa karşı işlenen suçlar, savaş suçları aydınlanmadan ve bu suçlar nedeni ile resmi özür dilenmeden toplumsal barışın kurulması mümkün gözükmemektedir. Bu nedenledir ki, Maraş Katliamı aydınlatılmalı, Alevilerden özür dilenmeli ve katliamın sorumluları yargı önünde hesap vermelidir” diye belirtti.

    “TAYBET İNAN’IN DAVASININ PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    9 yıl önce Taybet İnan’ın Şırnak Silopi’de, evinin önünde 10 kurşunla katledildiğini dile getiren DEM Parti Dersim İl Örgütü Yöneticisi Hümeyra Tusun Yeğin ise şunları kaydetti:

    “Cenazesi 7 gün sokakta kaldı. Yapılan otopside, vücuduna isabet eden 10 öldürücü kurşun saptandı. 2015 yılının Ekim ayında ilan edilip, 2016 yılının Nisan ayına kadar devam eden sokağa çıkma yasakları sırasında birçok acı yaşandı. Bunlardan en acı olanı da Taybet İnan’ın öldürülmesiydi. 11 çocuklu bir ev kadını, evinin önünde, keskin nişancıların attığı kurşunlarla katledildi. Bugüne kadar hiç kimse yargılanmadı, cezalandırılmadı. Biz insan hakları savunucuları olarak Taybet İnan’ın ölümünü hiç unutmadık, onun acısını hep taze tuttuk ve yaşadık. Onun ölüm yıl dönümünde bir kez daha barış taleplerimizi dile getirmek istiyoruz. Taybet İnan’ı unutmadık, Taybet İnan’ın davasının peşini bırakmayacağız. Bu cezasızlık politikası, bu çatışmalı ortam sona erene kadar insan hakları mücadelesinde kararlıyız.”

    PİRHA/DERSİM

  • 10 Ekim Barış Derneği, katliam yapan IŞİD’lilerin tahliye edilmesini kınadı

    10 Ekim Barış Derneği, katliam yapan IŞİD’lilerin tahliye edilmesini kınadı

    PİRHA – 10 Ekim Barış Derneği, Atatürk Havalimanı Katliamı sanıklarının tahliye edilmesine tepki gösterdi. IŞİD’liler hakkında verilen kararın tam da Atatürk Havalimanı Katliamı ile Maraş Katliamı’nın yıldönümüne denk getirildiğini belirten dernek “Bu karar, katliamcı zihniyetlerin devam etmesinin önünü açmaktadır” ifadesini kullandı.

    10 Ekim Barış Derneği, Atatürk Havalimanı Katliamı ile Maraş Katliamı’nın yıldönümü sebebiyle yazılı açıklama yaptı.

    “Adalet için kaç kişinin daha katledilmesi lazım?” sorusunu gündeme getiren 10 Ekim Barış Derneği, Atatürk Havalimanı katliamcılarının tahliye edilmesi kararını da kınadı.

    “YARGI, ADALETTEN UZAKTA”

    10 Ekim Barış Derneği tarafından yapılan açıklamada, IŞİD’lilerin insanlık suçu işlediklerine vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

    “Adalet için kaç kişinin daha katledilmesi lazım?
    Bugün 19 Aralık. Maraş Katliamı’nın başladığı gün. Diğer katliamlarda olduğu gibi, katliamı planlayanların, gerçekleştirenlerin adı, sanı, yeri, yurdu belli iken hiçbir kovuşturmaya tabii tutulmadılar, ceza almadılar. Türkiye yargısı tam da Maraş Katliamı’nın 46. Yıldönümünde Atatürk Havalimanını basıp 45 kişiyi katleden IŞİD’lileri ‘verilen cezaların hakkaniyete uygun ve adil olmadığı’ gerekçesiyle, hatta neredeyse masum ilan ederek tahliye etti. 10 Ekim 2015’de Ankara Gar önünde 104 canını kaybetmiş, fiziken ve ruhen yaralanmış bir aile olarak, 10 Ekim Barış Derneği olarak soruyoruz: IŞİD’lilerin katliamcı ve katil olduğunun, insanlık düşmanı olduğunun yargı tarafından anlaşılması için daha kaç katliam olması gerekiyor? Kaç kişinin daha ölmesi gerekiyor?

    Bu katliamların yargı sürecinde devletin bu katliamlardan önceden haberi olduğu, hiçbir önlem almadığı, katliam için IŞİD’lilerin adeta sırtının sıvazlandığı, yol verildiği ortaya çıkmışken hala neyin kanıtı bekleniyor? ‘Hakkaniyet ve adil olma’ niye IŞİD’lilere tanınan bir ayrıcalığa dönüşüyor? Bu sorular çoğaltılabilir ve aslında bu soruların cevabını hepimiz biliyoruz.

    CEZASIZLIK POLİTİKASI

    Bir yargı kuralı haline gelen cezasızlık politikasının göstergesi olması yanında katliamcı zihniyetin devam ettiğinin göstergesi olması yanı sıra, IŞİD’in içinden çıkan HTŞ’nin Suriye’de iktidarı ele geçirmesi ile de ilintili olup olmadığı sorusu biz ailelerin ve kamuoyunun aklına gelmektedir. Yargının adaletten ne kadar uzak olduğu bu kararla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu karar, katliamcı zihniyetlerin devam etmesinin önünü açmaktadır. Bu karar, katliamların hala devam ettiğine işaret etmektedir. Eğer bir nokta kadar dahi adalet duygusu, insanlık duygusu kaldıysa, bu karardan derhal vazgeçilmelidir. Yoksa tamir edilemez bir yaranın daha açılacağı kesindir. Biz derneğimiz ve 10 Ekim Ailesi olarak bu yaranın açılmaması için, adalet için, barış için, mücadeleye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Maraş Alevi Pogromu’nun 46. yılı; gerçek failler yargılanmadı, dosya KKK’de

    Maraş Alevi Pogromu’nun 46. yılı; gerçek failler yargılanmadı, dosya KKK’de

    PİRHA- Maraş Alevi Pogromu’nun üzerinden 46 yıl geçti. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde Alevinin yaralandığı kırımda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın işyeri faşistler tarafından yakıldı, yağmalandı. Katliamın gerçek failleri ortaya çıkarılmadı. 

    Maraş’taki gerici-faşist grupların 19 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’na yerleştirdiği bir bomba katliama/pogroma giden sürecin başlamasına neden oldu.

    Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup faşist, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla azgın kalabalığı Cumhuriyet Halk Partisi ve TÖB-DER binalarına saldırttı.

    Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger, Ankara’ya ÜGD’ye telefon ederek “yardım” talebinde bulundu.

    Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı.

    21 Aralık’ta iki Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) üyesi öğretmenler öldürüldü.

    22 Aralık’ta faşistler bu iki öğretmenin cenazesini taşıyanlara “Komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek saldırdı.

    Bağlarbaşı Cami İmamı Mustafa Yıldız, cuma vaazında şu cümleleri sarf etti:

    “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer Hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz.”

    Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kalabalık, kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Saldırılarda 3 kişi öldürüldü.

    22 Aralık gecesi faşistler, Sünni mahallelerinde Alevilerin silahlı saldırı yapacağı iddiasıyla yalan propagandaya girişti.

    23 Aralık’ta Maraş’taki olaylar solculara ve Alevilere dönük bir kıyama dönüştü.

    BELEDİYE HOPARLÖRÜNDEN KATLİAM ÇAĞRISI

    23 Aralık sabahına Maraşlılar belediye hoparlöründen yapılan şu anonslarla uyandılar:

    “Alevi komünistler suya zehir kattılar, Aleviler Yörük Selim Mahallesi’nde din kardeşlerimizi katlediyor, yetişin ey Ümmet-i Muhammet, Allah’ını seven Müslümanlar Alevilere karşı din kardeşlerinin yardımına koşsun.”

    Bu anonslar katliamın/pogromun çağrısıydı. Aralıksız dört gün süren katliamda saldırganlar önceden işaretledikleri Alevi evlerine baltalar, satırlar, sopalar ve ateşli silahlarla saldırıya geçti. Yaşlı, genç, çocuk demeden toplu kıyıma başlandı. Hamile kadınların karınları deşildi. Kadınlar, eşleri ve çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğradı. Katliam olurken güvenlik güçleri ortada yoktu.

    24 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak kentte hiçbir güvenlik gücü yoktu. Bu koşullarda 24 Aralık günü, faşistlerin çevre köy ve ilçelerden getirdiği silahlı grupların takviyesiyle, kıyım insanlık dışı boyutlar kazandı.

    RESMİ AÇIKLAMAYA GÖRE 111 KİŞİ KATLEDİLDİ; SORUMLULAR HALA YARGILANMADI!

    25 Aralık akşamı tamamen yatışan saldırılarda, resmen saptanabilen resmi olarak katledilen insan sayısı 111’di. Katliamın ardından, binlerce Alevi Maraş’ı kaçarcasına terk etti. 210 ev ve 70 işyeri yakılıp yıkılmıştı.

    Hükümet aylarca direndiği sıkıyönetimi ilan etmek zorunda kaldı. Maraş Katliamı davası 1991 yılına kadar sürdü. Davanın 1 No’lu sanığı sonradan Şendiller soyadını alan ve milletvekili olan Ökkeş Kenger’di. Mahkum olanlar yıllar süren yargılamadan sonra indirimlerden yararlandı ve serbest kaldılar.

    KATLİAMDA MİT’İN PARMAĞI

    Olayların yaşandığı tarihte iktidarda bulunan CHP’nin Genel Başkanı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in arşivinde yer alan ve katliamdan sonra kendisine yakın kaynakların ulaştırdığı rapor, Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğunu gösteriyordu. Ecevit’in arşivindeki 3 Ocak 1979 tarihli raporda, MHP-MİT ilişkileri ve Maraş Katliamı ile ilgili şu ayrıntılar yer alıyor:

    “CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olaylar (Malatya, Sivas ve Maraş) çıkacağına dair 1-2 ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa, olayın yaratılmasında en etkin rolü oynamışlardır. Nitekim Maraş olayı MİT’ten…. müşterek planlamaları ile çıkartılmıştır. Türkeş, oraya ….’in tavassutuyla ….’u tayin ettirerek Güney bölgesini ele geçirmiş ve Maraş olaylarını tertip ettirmiştir, MİT olayın içinde olmasaydı Maraş’tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.”

    Katliamdan bir ay sonra yazılan MİT raporunda; ülkücülerin, solcularla onları destekleyen Alevilere ‘bir ders vermeye’ karar verdiği bildirildi.

    Raporda kararın, MHP il örgütü yöneticileriyle Ülkücü Gençlik Derneği üyeleri ve derneğin bir genel merkez yöneticisinin katıldığı toplantıda alındığı belirtildi. Başka bir MİT belgesinde ise bir sinemaya bomba atılması olayını ÜGD üyesi Ökkeş Kenger’in (Şendiller) düzenlediği, patlamanın ardından da solcular tarafından yapıldığı söylentisi yayıldığı raporda yer aldı. MİT, askeri de günlerce harekete geçmemekle suçladı.

    Maraş Pogromu’nu başlatan Çiçek Sineması’na bomba atılması olayının faili ve sonradan açılan davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller ise devlet televizyonu TRT’nin 12 Eylül’ü konu alan “Şahların Labirenti” adlı belgeselinin Maraş Katliamı’ndan bahsedilen bölümüne, dönemin ülkü ocakları başkanı, BBP’nin helikopter kazasında ölen Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte katılmış ve ikisi de ‘tanık’ olarak adlandırılmıştı. İkili, Maraş Katliamı’nı, ‘aralarında Hrant Dink’in de bulunduğu “komünist militanların” gerçekleştirdiğini’ iddia etme cüreti sergileyebilmişlerdi.

    MARAŞ DOSYALARI KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI’NDA, AVUKATA VERİLMİYOR

    Maraş Alevi Katliamı/Pogromu dosyası sessizce kapatıldı. Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebi Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddediliyor.

    Maraş Pogromu sonrasında binlerce Alevi yurttaş yurt içine ve yurt dışına göç etmek zorunda kaldı.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > KKK vermiyor; Maraş Katliamı dosyaları için bugün Aleviler mahkemedeydi-VİDEO

    > Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gizlediği ‘Maraş Katliamı dosyaları’ Meclis gündeminde!

  • ‘Maraş Katliamı’nın 46. yılında yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyor, failleri lanetliyoruz’

    ‘Maraş Katliamı’nın 46. yılında yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyor, failleri lanetliyoruz’

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi ve Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi, Maraş Katliamı’nın 46. yılında yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Maraş Katliamı’nın yıldönümü vesilesiyle yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyor, failleri lanetliyoruz. Başta Aleviler olmak üzere tüm halklarımızı demokratik, yaşanabilir bir gelecek kurma mücadelesinde ortaklaşmaya davet ediyoruz” denildi.

    19 Aralık 1978’de faşistler tarafından gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nın acısı dinmiyor. Katliamın üzerinden 46 yıl geçti ancak failler hala ortaya çıkarılmadı. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi ve Yaşamı Yerinde ve Yeniden İnşa Hareketi, Maraş Katliamı’nın 46. yılında yazılı açıklama yaptı.

    “ALEVİLER, DÜNDEN BUGÜNE KATLİAM VE ASİMİLASYON POLİTİKALARIYLA YOK EDİLMEYE ÇALIŞILMIŞ”

    Alevilerin, tarihleri boyunca Ortadoğu ve Anadolu merkezli tüm hegemon güçlerin ve devletlerin hedefi olduğu belirtilen açıklamada, “Aleviler katliam, göçertme ve asimilasyon politikalarıyla yok edilmek istenmiştir. Maraş, Kürt Alevilerinin tarihsel yaşam alanlarından biri olmuştur. İmparatorluklar döneminde, Aleviler inanç kimliği gerekçe edilerek katledilirken, ulus devletler döneminde buna etnik kimlik gerekçesi de eklenmiş, İttihatçı zihniyetin ideolojik tahakküm aracı olarak kurgulanan ve halklara dayatılan Türk-İslam sentezi temelli politikalarla bu topraklar halklar mezarlığına çevrilmiştir. Aleviler, dünden bugüne bir bütün olarak hedefe konulup katliam, göçertme ve asimilasyon politikalarıyla yok edilmeye çalışılmış, bu politikalar katı merkeziyetçi ulus devlet döneminde ise daha inceltilmiş ve kapsamlı biçimde Alevi bütününe dayatılmıştır.

    Maraş kıyımının kayıpları sadece yitirilen canlarla sınırlı değildir. Bu vahşetin ardından, Maraş adeta Alevisiz ve Kürtsüz bir bölgeye çevrilmiştir ki en temel hedeflerden biri de böyle bir sonuca ulaşılmasıydı. Maraş Katliamı’yla canlarımız tarihsel yaşam alanlarından koparılarak yurt dışına ve metropollere göçertilmiş, toplumsal ve kültürel parçalanma yaratılmış, talip-ocak bağı koparılarak hem inanç, hem de etnik olarak asimilasyona daha açık bir toplum gerçeğine yol açılmıştır. Katliamın sahipleri açısından amaç ve hedefler nettir, vicdani-insani bir kaygı dün de, bugün içinde söz konusu değildir. Halkımızın hem inanç, hem de etnik kimliği hedeflenmiş, katliam, göçertme ve asimilasyonla toplumsal varlığı tarihin karanlık sayfalarına gömülmek istenmiştir” denildi.

    “CANLARIMIZI SAYGIYLA ANIYOR, FAİLLERİ LANETLİYORUZ”

    Anmaların sadece acıları anıp adalet talebini yinelemekten ibaret kalmaması gerektiği vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Alevi kıyımlarıyla varılmak istenen sonuçları da boşa çıkaran, yolumuzla, onun temel düsturlarıyla buluşma ve toplumsal diriliş gerekçesine, pratiklerine çevrilen süreçler biçiminde ele almalıyız. Böyle bir tutum yolumuza, yolumuz üzerinden vücuda gelen toplumsal varlığımıza ve dünden bugüne katledilen canlarımıza, yol ulularımızın emek ve bedellerine olan sorumluluğumuz gereğidir. Suriye’deki gelişmeler nedeniyle gerek sanal, gerekse görsel ve yazılı medya da tırmandırılan Alevi düşmanlığı dikkat çekici ve yeni Maraş katliamlarının zeminini teşkil etmektedir. Bu zihniyeti ve arkasındaki güçleri bir kez daha lanetliyoruz. BAAS rejimini bir Alevi rejimi ya da diktatörlüğü olarak yansıtmak kasıtlı ve art niyetli politikadır.

    Alevilik bir rıza yoludur ve bir iktidar ideolojisi değildir. Aynı vardan var olduğu bilinen cümle insan ve varlığın rızalı-ikrarlı birliğine ve yaşamın bu anlayış üzerine inşa edilmesi gerektiğine inanılır. Suriye, bölgesel diktatörler ve emperyalist efendileri tarafından yıkıma uğratılmıştır. Dünyanın dört bir yanından toplanan katil sürüleri Suriye halklarının üstüne salınmış ve Suriye halkları derin bir kaosa sürüklenmiştir. Suriye, Alevisi, Sünnisi ve tüm inanç ve etnik bileşenleriyle Suriye halklarının yurdudur. Suriye’nin geleceği ise halklarının tamamını kapsayan demokratik bir yönetim biçimiyle kurulabilecektir ve çağrımız bu yöndedir.

    Suriyeli dahi olmayan radikal çetelerin Alevileri ve Suriye’nin diğer azınlıklarını, demokratlarını katliama uğratmasına engel olmak, küresel ve bölgesel güçlerin sorumluluğundadır. Maraş Katliamı’nın yıldönümü vesilesiyle yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyor, failleri lanetliyoruz. Başta Aleviler olmak üzere tüm halklarımızı demokratik, yaşanabilir bir gelecek kurma mücadelesinde ortaklaşmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Maraş Alevi Katliamı’nın 46. yılında BM Cenevre temsilciliğinde açıklama yapılacak-VİDEO

    Maraş Alevi Katliamı’nın 46. yılında BM Cenevre temsilciliğinde açıklama yapılacak-VİDEO

    PİRHA- Maraş’ta Alevilere yönelik gerçekleştirilen pogromun 46. yılında, Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) öncülüğünde Cenevre’de bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde 19 Aralık’ta saat 11.00’de açıklama yapılacak. MARDEF Eş Başkanı Hatice Sonzamancı, eyleme katılım çağrısı yaparak, “Maraş Katliamı’nı uluslararası kamuoyuna taşımak için var gücümüzle çalışacağız” dedi.

    Maraş’ta 19-25 Aralık 1978’de faşistler tarafından Alevilere yönelik yapılan katliamın üzerinden 46 yıl geçti. 6 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 Alevi katledildi, 1000’den fazla Alevi de yaralandı. Alevilere ait 270 ev ve 270 işyeri yakıldı veya tahrip edildi.

    Maraş Pogromu’nun 46. yılında Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok şehrinde açıklamalar yapılacak.

    İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde Maraş Katliamı’na dair 19 Aralık Perşembe günü saat 11.00’de açıklama yapılacak.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu önlüğünde yapılacak açıklama sonrasında BM Basın Salonunda Yazar Mehmet Bayrak, Avukat İbrahim Sinemillioğlu, katliam tanıkları Maviş Toklu, Fidan Yıldırım, Gazeteci Elif Sonzamancı, Prof. Dr. Mahmut Toğrul ve Prof. Dr. Beyza Üstün’ün katılımıyla panel gerçekleştirilecek.

    MARDEF Eş Başkanı Hatice Sonzamancı, federasyon olarak Maraş Katliamı’nı uluslararası alana taşımak için yıllardır çalışma yürttüklerini belirterek, İsviçre’nin Cenevre kentinde 19 Aralık Perşembe günü saat 11.00’de Birleşmiş Milletler temsilciliğinde yapacakları eyleme katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/İSVİÇRE

     

  • Maraş’taki Alevi kurumlarından 21 Aralık’taki anmaya katılım çağrısı-VİDEO

    Maraş’taki Alevi kurumlarından 21 Aralık’taki anmaya katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamının 46. yılında Maraş’ta yapılacak anmaya katılım çağrısında bulunan Maraş’taki Alevi kurumları, tüm toplumsal kesimlerin Maraş’ta olmalarını beklediklerini kaydettiler. 

    1978 yılında gerçekleştirilen Maraş Katliamının 46. yılında katledilenler için 21 Aralık Cumartesi günü anma yapılacak.

    Yörük Selim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevi’nde saat 10.00 ile 13.00 arasında yapılacak anmaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) temsilcileri katılacak.

    Maraş’ta bulunan ve aynı zamanda tertip komitesinde de yer alan Alevi kurum başkanları, 21 Aralık’ta gerçekleşen anmaya tüm duyarlı kesimleri davet ederken, bu yıl ki anmanın daha yoğun katılımlı geçmesi çağrısında bulundular.

    “HERKESİ ERENLER CEMEVİNDE ANMAYA BEKLİYORUZ”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaş, anma programına dair Maraş Valiliği ile yaptıkları görüşmeden hala bir sonuç alamadıklarını kaydederek, “Maraş, failleri hala bulunmayan bir yara olarak içimizde. Bizler her yıl olduğu gibi bu yılda valilikle görüşme gerçekleştirdik. Anmanın daha kitlesel geçmesi için başvurularımızı yaptık ama hala netice alamadık. Katliamın yıl dönümüne çok az bir zaman kalmasına rağmen Maraş Valiliğinden hala bir açıklama gelmedi. Çevredeki tüm duyarlı dostlarımızı, Alevi kurumlarını, sivil toplum örgütlerini ve siyasi parti temsilcilerini 46.yılında Maraş’taki anmaya bekliyoruz. Bu yüzyılda da Aleviler ile ilgili katliamlar devam ediyor” dedi.

    AKD Pazarcık Şube Başkanı Hasan Hüseyin Değirmenci ise, anmanın Maraş yerelinde kalmaması gerektiğine vurgu yaparak, “Bu anmayı birlikte yaparak, katliamı lanetlememiz gerekiyor. Bir tek Maraş’taki Alevi kurumlarının katılmasıyla olmuyor. Lütfen herkes katılım sağlasın ve bizleri burada yalnız bırakmasınlar. Bir arada olalım, can olalım, güçlü olalım” diye belirtti.

    Tilkiler Köyü Eğitim, Kültür, Sağlık ve Dayanışma Derneği Başkanı Eren Ovayolu da, “Bizler her yıl olduğu gibi bu yılda katliamda yitirdiklerimizi anacağız. Bunu unutmamak, unutturmamak için tüm canlarımızı Erenler Cemevinde yapılacak anmaya davet ediyoruz. Maraş’ı unutmadık unutturmayacağız” şeklinde konuştu.

    PİRHA/MARAŞ

  • Alevi Katliamı’nın 46. yılında çağrı: Maraş’ta adalet ve insan hakları talebini haykıralım -VİDEO

    Alevi Katliamı’nın 46. yılında çağrı: Maraş’ta adalet ve insan hakları talebini haykıralım -VİDEO

    PİRHA-Maraş’ta Alevilerin faşistler tarafından katledilmesinin üzerinden 46 yıl geçti. DAD Adıyaman Şube Eş Başkanı Melek Ruşen, “Yörükselim Mahallesi’nde yapılacak olan anmaya tüm canlarımızı bekliyoruz” dedi. PSKAD Adıyaman Şube Eş Başkanları Ali Sekman ve Aslı Demirci ise, “Hafızayı diri tutmak ve bir daha böyle acıların yaşanmaması için bir arada olacağız. Maraş Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız” diye konuştu. 

    Maraş Katliamı’nın/Pogromu’nun üzerinden 46 yıl geçti. 19-26 Aralık 1978’de sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 işyeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamı’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı.

    Maraş Katliamı’nın 46. yılında katledilenler için 21 Aralık Cumartesi günü Yörük Selim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevi’nde anma yapılacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Adıyaman Şube Eş Başkanı Melek Ruşen ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD) Adıyaman Şube Eş Başkanları Ali Sekman ve Aslı Demirci, Maraş Katliamı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ANMAYA TÜM CANLARIMIZI BEKLİYORUZ”

    DAD Adıyaman Şube Eş Başkanı Melek Ruşen, “Maraş Katliamı’nın 46. yıl dönümünde Yörükselim Mahallesi’nde yapılacak olan anmaya tüm canlarımızı bekliyoruz. Katliamların bir daha yaşanmaması adına bütün inançların kendisini özgürce ifade edebildiği bir yaşamı istiyoruz” diye konuştu.

    “MARAŞ KATLİAMI’NIN YIL DÖNÜMÜNDE ADALET VE İNSAN HAKLARI TALEBİNİ HAYKIRALIM”

    1978 yılında Maraş’ta yaşanan katliamın toplumun hafızasında derin bir yara olarak yerini koruduğunu belirten PSKAD Adıyaman Şube Eş Başkanı Ali Sekman, “Yüzlerce insanın katledildiği ve binlerce insanın yerinden edildiği bu insanlık suçu halen adalet arayışımızın bir sembolü olarak halen hafızalarımızdadır. Bu karanlık tarihin unutulmaması ve adaletin sağlanması için bir kez daha sesimizi yükseltmek için bir araya geliyoruz. Maraş Katliamı’nın yıl dönümünde adalet ve insan hakları talebini haykıralım” dedi.

    “MARAŞ KATLİAMI’NI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    PSKAD Adıyaman Şube Eş Başkanı Aslı Demirci ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “21 Aralık Cumartesi günü Maraş’ta yapılacak anmaya PSAKD Adıyaman Şubesi olarak katılacağız. Hafızayı diri tutmak ve bir daha böyle acıların yaşanmaması için bir arada olacağız. Maraş Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Alevi örgütlerinin yöneticileri Maraş’a gidiyor: 46 yıl önce faşistlerin katlettiği Aleviler anılacak

    Alevi örgütlerinin yöneticileri Maraş’a gidiyor: 46 yıl önce faşistlerin katlettiği Aleviler anılacak

    PİRHA- Alevi örgütlerinin yöneticileri, Maraş Katliamı’nın/Pogromu’nun 46. yılında, katledilen Alevileri anmak için Maraş’a gidiyor. Türkiye ve Avrupa’daki Alevi örgütleri öncülüğünde gerçekleşecek anma 21 Aralık Cumartesi günü saat 10.00’da başlayacak. 

    Maraş’ta 19-26 Aralık 1978’de Alevilere yönelik katliamın/pogromun 46. yılında katledilenler için 21 Aralık Cumartesi günü anma yapılacak.

    Yörük Selim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevi’nde saat 10.00 ile 13.00 arasında yapılacak anmaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) temsilcileri katılacak.

    BÖLGE TOPLANTILARI YAPILIYOR

    Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak ve katliamı bir kez daha lanetlemek için 21 Aralık’ta Maraş’ta yapılacak olan anmaya kitlesel katılım çağrısı yapan kurumlar, bölge toplantıları da düzenliyor.

    Toplantıların ilki, 19 Aralık Perşembe Günü saat 12.00’de Adana’da bulunan, Salman-ı Pak Kültür Merkezi’nde yapılacak. Alevi kurumlarından alınan bilgiye göre, bu toplantıya Adana, Tarsus, Mersin ve Hatay gibi yakın kentlerdeki kurumlar davet edilecek.

    İkinci toplantı ise 20 Aralık Cuma Günü Saat 12.00’de Maraş Erenler Cemevi’nde yapılacak. Bu toplantıya da Maraş, Antep, Adıyaman, Malatya gibi yakın kentlerde bulunan Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri katılacak.

    ANMA ERENLER CEMEVİNDE OLACAK

    Kitlesel anma ise 21 Aralık Cumartesi günü saat 10.00’da Maraş/Yörükselim Erenler Cemevi’nde başlatılacak.

    Alevi kurumlarının temsilcilerinin anma programları öncesinde başta Maraş Valiliği olmak üzere bir çok kurum, siyasi parti ve demokratik kitle örgütüyle görüşmeler yapılacağı bildirildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Maraşlılar Dernek Başkanı Çakıroğlu: 21 Aralık’ta Maraş’ta anmada olacağız- VİDEO

    Mersin Maraşlılar Dernek Başkanı Çakıroğlu: 21 Aralık’ta Maraş’ta anmada olacağız- VİDEO

    PİRHA- Mersin Maraşlılar ve İlçeleri Derneği Başkanı Mehmet Ali Çakıroğlu, Maraş Katliamı’nın unutturulmaması için toplumun tüm kesimini duyarlı olmaya çağırarak, 21 Aralık’ta Maraş’ta yapılacak anmada olacaklarını belirtti.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçti. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 iş yeri tahrip edildi. Aradan geçen onca zamana rağmen katliamla/katliam yapanlarla hala yüzleşilmedi.

    Mersin Maraşlılar ve İlçeleri Derneği Başkanı Mehmet Ali Çakıroğlu, Maraş Katliamı’na dair PİRHA’ya konuştu.

    “EMEKTEN YANA BİR CUMHURİYET OLSAYDI MARAŞ KATLİAMI YAŞANMAZDI”

    Mehmet Ali Çakıroğlu, kapitalist sisteminin kontrolünde kurulan cumhuriyetlerin sonucunda başta Maraş olmak üzere birçok katliamın yaşandığını dile getiren Çakıroğlu, “Eğer emekten yana sosyalist bir cumhuriyet kurulmuş olsaydı ne Maraşları ne Çorumları ne Sivasları yaşardık. Bugün tarihe baktığımızda Seyit Rıza cumhuriyetçiydi ama emekten yana bir cumhuriyet savunuyordu. Emekten yana cumhuriyet savunduğu için Dersim’i kana buladılar. Emperyalist güçler dincilerin, yobazların, tarikatçıların, ırkçıların hakimiyetinde olan ve onlarla işbirliği yapan bir yapı. İran’a, Irak’a, Suriye’ye bakın bunlar geri cumhuriyetle yönetiliyordu. Bugün hepsi şeriata döndü, bize çok da uzak değil” dedi.

    “MARAŞ KATLİAMINI UNUTTURMAMAK GEREKİYOR”

    Çakıroğlu, Maraş Katliamı’nın Alevi toplumunu çok etkilediğini ve derin yaralar açtığını söyleyerek şu sözleri kullandı:

    “Her katliamın yapılışı, emperyalist güçlerin hakimiyetini daha çok sağlar. Bundan dolayı Maraş Katliamı bir darbe getirdi, o darbenin sonuçlarını hala yaşıyoruz. Hele hele bizim Alevi kesimine daha çok etkisi oldu. Biz de kınamaktan başka bir şey yapamıyoruz. Ülkedeki herkesin bunun üzerine düşünmesi gerekiyor, Maraş’ta katliam olursa her tarafta olur. Bundan dolayı herkesin duyarlı olması gerekiyor. Şeriatçı bir ülke olmamamız için herkes elinden geleni yapmalı.

    Oradaki kitle de bilinçli olmadığı için kendi gerçeğinden kaçıyor. Kendi gerçeğinden kaçtığı için de duyarsızlaşıyor. Zannediyor ki oradaki Aleviler onların ekmeğini yiyordu, hayır öyle bir şey yok. Eğer onun elindeki ekmek alıyorsa, kapitalist sistemin uyguladığı sistemin sonucu bu ekmekler gidiyordu. Yoksa Aleviler kalkıp da bu ülkede birilerine itiraz mı ediyordu? Birilerine kalkıp da zorbalık mı yapıyordu?”

    Maraş Katliamı ile ilgili 20 Aralık’ta cemevinde Maraşlılar Derneği ile Pazarcıklar Derneği olarak ortak anma yapacaklarını belirten Çakıroğlu, 21 Aralık’ta da  Maraş’ta olacaklarını vurguladı.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Dortmund’da Maraş, Roboski ve cezaevi katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Dortmund’da Maraş, Roboski ve cezaevi katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Dortmund Alevi Kültür Merkezi, Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi katliamlarının yıldönümü sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilenleri andı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalarını yürüten Dortmund Alevi Kültür Merkezi (DAKME), Maraş, 19 Aralık Cezaevi ve Roboski katliamlarının yıldönümleri sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilenleri andı.

    Dortmund Alevi Kültür Merkezi binasında gerçekleşen anmada, katliamlarda yaşamını yitirenler için ağıtlar yakılarak şiirler okundu.

    Veysel Bulut’un yönettiği panelde konuşan 19 Aralık Cezaevi Katliamı tanığı Bediha Ergün ve Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, bu tür katliamların unutulmaması gerektiğini belirterek, adalet mücadelesinin sürdürülmesinin önemini vurguladılar.

    Ağıtları Hasan Gezer ve Murat Akbaba seslendirirken; şiirler, Dilan Temürlenk ve Zeynep Ovayolu tarafından okundu.

    Anmada birlik ve dayanışma mesajları verildi.

    PİRHA/ALMANYA