Etiket: maraş katliamı

  • Maraş Katliamında yitirilenler Adıyaman’da anıldı

    Maraş Katliamında yitirilenler Adıyaman’da anıldı

    İHD Adıyaman Şubesi, yaptığı açıklamayla Maraş Katliamında yaşamını yitirenleri andı. 

    Maraş Katliamının 45’inci yıl dönümü dolayısıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şubesi tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. İHD Adıyaman Şubesi’nin bulunduğu konteynerin önünde yapılan açıklamaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) katıldı. Açıklamada basın metnini, İHD Yönetim Kurulu üyesi Avukat Gülsen Taner okudu.

    “KATLİAMIN SORUMLUSU DEVLETTİR”

    Katliamda yaşamını yitirenleri anarak sözlerine başlayan Taner, faillere dönük cezasızlık politikasının uygulandığına dikkat çekti. Taner, “Maraş Katliamının üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık 1978’e kadar devam eden devlet içinde örgütlü yapıların eliyle 7 günde gerçekleşen Maraş Katliamında 120 kişi vahşi yöntemler kullanılarak öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı. Katliamın bitmesi ile 26 Aralık 1978’de 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri, herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. Bu yönüyle bu katliamın sorumlusu devletin kendisidir. Katliam faillerinin yargı önüne çıkarılmasında da her zaman olduğu gibi cezasızlık yolu tercih edilmiştir” diye belirtti.

    “ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLENMELİ”

    Maraş Katliamının aydınlatılması gerektiğinin altını çizen Taner, Alevilerden özür dilenmesi gerektiğini vurgularken, şöyle konuştu: “İktidara hatırlatmak isteriz, gerçek bir toplumsal barışın yolu, hakikatın ortaya çıkarılması ve geçmişle yüzleşmekten geçmektedir. Geçmişte yaşanan soykırımlar, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları aydınlanmadan ve bu suçlar nedeni ile resmi özür dinemeden toplumsal barışın kurulması mümkün gözükmemektedir. Bu nedenledir ki, Maraş Katliamı aydınlatılmalı, Alevilerden özür dilenmeli, sorumlular yargı önünde hesap vermelidir. Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası hukuksal mevzuatta ve insan hakları belgelerinde ‘İnanç Özgürlüğü’ kapsamlı olarak tarif edilmektedir. Öte yandan Türkiye’nin yargı yetkisini tanıdığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2007 yılında vermiş olduğu Hasan- Eylem Zengin kararı iktidarın Alevi Yurttaşların talepleri konusunda ne yapması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.”

    “HESAP SORULMASINI İSTİYORUZ”

    Gerçeklerin halka açıklanması gerektiğini kaydeden Taner, katliamın bir suç olduğunu yineleyerek, “Maraş Katliamının 45. yıldönümü vesilesi ile bu katliamda hayatını kaybedenleri saygı ile anıyoruz. Siyasal iktidara bir kez daha sesleniyoruz. Hakikat ve adalet için mutlaka bir komisyon kurulmalı ve böylece dünyada onlarca ülkede yapıldığı gibi Türkiye’de de gerçekler halka açıklanmalıdır. İnsan hakları savunucuları olarak hakikat ve adaletin sağlanmasında ısrarcıyız. Maraş Katliamı insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Maraş Katliamı başta olmak üzere tüm suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Maraş Katliamı, Kızılbaşların mallarının yağmasıydı’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı, Kızılbaşların mallarının yağmasıydı’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Kadıköy Şubesi/İçerenköy Cemevi’nde Maraş Katliamının 45. yılında panel düzenlendi. 70’lerin ortasına kadar Alevilerin sosyalist hareketlere dahil olmasının Alevi eşittir Komünist özdeşliğini pekiştirtirdiğini belirten Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Sünni halkın huzursuzluğundan ve ekonomik sıkıntılarından faydalanan MHP ve Ülkü Ocakları bunu kullanarak Alevilere şiddeti haklı kılmaya çalıştı. Bu bir anlamda Kızılbaşların mallarının yağmasıydı” dedi.

    Maraş Katliamının üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 iş yeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamında da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı. O günün acılarıysa bugün hala devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadıköy Şubesi/İçerenköy Cemevi’nde Maraş Katliamının 45. yılında panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği GYK Üyesi Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Ağçal’ın yaptığı panele Prof. Dr. Çiğdem Boz, Doç. Dr. Hakan Güneş ve Maraş Katliamı tanığı Rahime Polat konuşmacı olarak katıldı.

    “KATLİAM, DEVLETİN GÖZETİMİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR”

    Açılış konuşmasını gerçekleştiren PSAKD Kadıköy Şubesi İçerenköy Cemevi Yöneticisi Şengül Şimşek Ayvadaş, “Maraş Katliamı da diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiştir. Şehirdeki kolluk kuvvetleri hiçbir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta, yüzlerce insan sadece Alevi olduğu için hunharca katledildi.”

    “MARAŞ KATLİAMI, ÖNCEDEN PLANLANDI”

    Maraş Katliamı tanığı Rahime Polat ise, “Maraş Katliamı önceden planlanmış, yağmaya dayalı, insanlık dışı bir olaydı” dedi.

    “MHP VE ÜLKÜ OCAKLARI ALEVİLERE ŞİDDETİ HAKLI KILMAYA ÇALIŞTI”

    1977-1979 yıllarının dünya ekonomisinde iktisadi bunalım yılları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çiğdem Boz, “Bu yüzden de önceki dönemlerde ülkeye giren dış kaynağın kesildiğini ve 1962-76 arasında yaşanan iktisadi büyüme durdu. Böyle bir ortamda kentlerde görünür olmaya başlayan Aleviler ufak ufak sermaye biriktirmeye, iş yeri açmaya başladılar. Sünni esnafın hakim olduğu piyasaya giren Alevilerin küçük burjuvazisi ekonomik olanakların bölüşümü konusunda Sünni esanafa rakip oldu bir anlamda. 70’lerin ortasına kadar Alevilerin sosyalist hareketlere dahil olması Alevi eşittir Komünist özdeşliğini pekiştirmişti. Sünni halkın huzursuzluğundan ve ekonomik sıkıntılarından faydalanan MHP ve Ülkü Ocakları bunu kullanarak Alevilere şiddeti haklı kılmaya çalıştı. Bu bir anlamda Kızılbaşların mallarının yağmasıydı” diye belirtti.

    “MARAŞ KATLİAMI, ÇOK FAİLLİ BİR CİNAYETTİR”

    Maraş Katliamının çok failli bir cinayet olduğunu belirten Doç. Dr. Hakan Güneş, “Tek faili olmayan bir cinayet, katliam. Bu cinayetin bir uluslararası boyutu var bir de yerel güçler var. Suçu sadece katliamı gerçekleştiren yerel insanlara atmayalım ama onları da maşa olarak aklamayalım. Onlar suçlular, soğuk bir şekilde cinayeti işlediler ve yaptıklarını itiraf edip özür dilemek zorundalar. Bu çok failli katliamın bütün aktörlerinin ulusal ve uluslarası düzeyde hukuken yargılanması gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ankara’da ‘19-28 Aralık Katliamları’ konulu panel düzenlendi-VİDEO

    Ankara’da ‘19-28 Aralık Katliamları’ konulu panel düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da, 19-28 Aralık Katliamlarına ilişkin panel düzenlendi. Panelde katliamların unutulmaması gerektiği vurgulanırken, bu katliamların insanlığa karşı işlenmiş birer suç olduğu belirtildi.

    Alınteri, Devrimci Parti, DEM Parti ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), 19-28 Aralık Katliamları’na ilişkin panel düzenledi.

    Hapishane Katliamı, Maraş, Çorum ve Roboski Katliamı’nın konuşulduğu panele; Avukat Kazım Bayraktar, Araştırmacı Yazar Özcan Öğüt, DEM Parti PM üyesi Kemal Bülbül ve Sosyolog Veli Saçılık konuşmacı olarak katıldı.

    Panelin yapıldığı TÜM BEL-SEN konferans salonunda, “katil devlet hesap verecek, Maraş Katliamını unutma unutturma, Roboski Katliamını unutma unutturma, içeride dışarıda hücreleri parçala” afişleri yer aldı.

    Kaybedilen devrimciler için saygı duruşu ile başlayan panel, Moderatör Zarife Çamalan’ın konuşmasının ardından katılımcıların konuşmaları ile devam etti.

    “ÖZEL MÜLKİYETİN ORTAYA ÇIKMASI İLE CEZALANDIRMA YÖNTEMİ DE DEĞİŞTİ”

    Avukat Kazım Bayraktar özel mülkiyetin doğuşu ile ceza sisteminin insanlık dışı bir hal aldığını belirterek, “Aralık ayı katliam ayı diyoruz ama katliamın denk gelmediği hiçbir ay bulamayız. Katliam, diğer adıyla toplu öldürüm, bir cezalandırma yöntemidir. Bu katliamı yapan dönemin liderleri muhalifleri, farklı inançlara sahip olanları asimile edemediği için imha yolunu seçer. Bu haksızlığın arkasında yatan sistemi hedef almamız gerekiyor, bu hedef kapitalizmdir. Özel mülkiyet ve bu cezalandırma sistemini anlatmaya çalışacağım. Bizi hayvanlardan ayıran bir çok özellik var ancak en önemlisi kendi geçim aletlerimizi üretmemizdir. Utanma duygusu, komünal toplumun cezası utandırma durumudur. Bu toplumda çok aşina olduğumuz suçların hiçbiri yoktur. Özel mülkiyetin yani devletin ortaya çıkması ile birlikte cezalandırma yöntemi de değişiyor. Özel mülkiyete geçtiğimiz zaman cezalandırma sisteminin insanlık dışına çıkmaya başladığını görüyoruz. Özel mülkiyet ile kölelik ortaya çıkmış, komünal toplumun hiç bilmediği bir şey bu. Cezalandırma sistemi, kapitalist sistem ile hapis ve tecrite dönüştü. Bugün geldiğimiz süreçte sadece Türkiye’de değil tecrit sistemi burjuva demokrasinin en geliştiği ülkelerde görüldü” dedi.

    “DEVRİMCİLER CESARET NESNESİ OLMAYI TERCİH ETMİŞTİR”

    Sözlerine katliamlarda hayatını kaybedilenleri saygı ile anarak başlayan Sosyolog Veli Saçılık, “19 Aralık operasyonunu bir cezaevi operasyonu olarak göremeyiz. Burada 12 Eylül’de yarım kalan işi tamamlamak istediler.Biz biliyoruz ki cezaevleri sonsuz zaferlerin veya sonsuz galibiyetlerin olduğu bir yer değildir. 19 Aralık Katliamı, Ulucanlar Katliamı ile başlamıştır. Ulucanlar Katliamının ardından mafyalar hızla harekete geçtiler. Sonra Burdur gündeme getirilmişti. Bir tanık olarak Burdur Cezaevinde ranzamın dibinde ses bombasının atıldığını hatırlıyorum. Benim sağ kolumu kopardıklarına tanığım. Sonra f tiplerinin bittiği, 5 yıldızlı otellerin geldiği söylemlerinin olduğu bir dönem geldi. Devrimciler ‘içeride dışarıda hücreleri parçala’ dediler. Devrimciler, Ekim ayında açlık grevlerine başladı. 20 cezaevinde katliamlar başladı. Bu bir katliam değil, bu bir katliamdan ziyade geçmişe bırakılmış bir direniştir. Kadınlarında öne çıktığı bir direniştir. Bu tarihsel bir direniştir. Devletin iddialarına karşı direniş hücre hücre sürdü. Devrimciler f tipinin sadece devrimcilerin sorunu olmadığını belirttiler. Bugün hala cezaevlerinde devrimciler direnişlerine devam ediyorlar. 19 Aralık’ta devrimcilerin tamamı korku nesnesi olmayı reddetmiş, cesaret nesnesi olmayı tercih etmiştir. Saray, mutlaka korku ile tanışacaktır.  Biz hayata dönüş operasyonu ismini kabul etmiyoruz, 19 Aralık bir direniştir” diye ekledi.

    “KATLİAMDAN SONRA MARAŞ, ALEVİSİZLEŞTİRİLDİ VE KÜRTSÜZLEŞTİRİLDİ”

    Maraş Katliamını ele alan Araştırmacı Yazar Özcan Öğüt, Maraş Katliamına ailesinin de tanıklık ettiğini belirtti. Öğüt, şunları ekledi:

    “Katliamın zeminini Alevilerin gettodan kente gelişi ile ekonomide söz sahibi olmaya başlaması neden oldu. Kaybedilen bu insanlar sayılardan ibaret değiller, bir hayat hikayeleri var. Maraş’ta yaşananlara olay denmesini doğru bulmuyorum. Bu saldırılar gerçekleşirken kadın, erkek, engelli demeden insanlara saldırılıyor. Devlet, sadece sınırda kendi varlığını gösterir ancak içeri de yoktur. Bizim burada olma nedenimiz bu katliamları hatırlayıp bir daha yaşamamasını sağlamaktır. Unutmanın ölümcül bir niteliği vardır. Bu iklim hala Alevilerin ve solcuların katledilmesi konusunda hala elverişli. Maraş, katliamdan sonra Alevisizleştirildi ve Kürtsüzleştirildi.”

    “ROBOSKİ KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”

    DEM Parti PM Üyesi Kemal Bülbül ise Roboski Katliamını değerlendirerek, “Roboski Katliamı’nda diğer katliamlara benzer özellikler vardır. Olayları gizleme, saklama, normalleştirmeler vardı. Bu katliamın içinde devletin eli var. Recep Tayip Erdoğan, Roboski Katliamını devlet terörü olarak nitelendirmiştir. Bu teröristler kimdir? Misak-ı Milli ile yapılmak istemenin bir sonucudur bu katliam. Bu katliam politikası aynı şekilde devam ediyor. Roboski ailelerine ve olaylarına karşı çalışmalar da yapılıyor bu süreçteki yargılamaya dair çeşitli eksiklikler oldu. Hakikatleri araştırma komisyonu kurulmasını yıllardır istiyoruz. Önlemler alınmazsa katliamların devamına karşı durum devam edecektir. Roboski Katliamı Kürtlere, Kürt gençlerine karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlık suçlarında da zaman aşımı olmaz. Roboski insanlığa karşı işlenmiş sistematik bir suçtur” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • Maraş’ta faşist saldırılarda katledilen Aleviler anıldı; yüzleşme çağrısı yapıldı- VİDEO

    Maraş’ta faşist saldırılarda katledilen Aleviler anıldı; yüzleşme çağrısı yapıldı- VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında katliamın yapıldığı Yörükselim Mahallesi’nde açıklama yaptı. Devletin Maraş Katliamıyla yüzleşmesi için çağrı yapan Aleviler, “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiştir. Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiştir” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında Alevi kurumları öncülüğünde Aleviler, katliamı lanetlemek için Maraş Yörükselim Mahallesi’nde toplandı.

    Maraş Valiliği’nin hemen her yıl ‘Kamu düzeni’ gerekçesiyle getirdiği yasağa rağmen toplanan yurttaşlar, katliamın gerçekleştiği Yörükselim Mahallesi’nden Erenler Cemevi’ne yürüyüş yaptı. Katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankartın taşındığı yürüyüşte sık sık “Maraş’ı unutma unutturma”, “Aleviler vardır, Alevilik haktır”, “Maraş’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından Erenler Cemevinde yapılan anmada ülkücüler tarafından katledilen Aleviler için saygı duruşunda bulunuldu. Anmanın açılış gülbengini, Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı/Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz okudu.

    “45 YIL ÖNCE ALEVİLERE KARŞI İNSANLIK SUÇU İŞLENDİ”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı okuyan Erenler Cemevi Başkanı Müslüm İbili, Alevilere karşı insanlık suçu işlendiğine vurgu yaparak, şu ifadelere yer verdi:

    “Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan sadece Alevi oldukları için hunharca katledildi. Evler yakılırken canını kurtarmaya çalışan insanlar baltalarla öldürüldü.

    Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiş, tam tersi bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir. Bugün ülkede bir tek bakan Alevi değilken, ordu komutanı yokken Alevi güzellemesi yapılması tam da AKP pişkinliği ve yüzsüzlüğüdür. Tarih boyunca Alevileri katledenler, bugün dedelere maaş, cemevlerine ise “kültür merkezi” gömleğini giydirerek Alevileri katletme ve asimile etme peşindeler. Bu vesileyle belirtelim ki, devletten maaş alan ya da alacak olan dedeler, Kerbela’da Ali Askeri, Maraş’ta Ali Traş’ı, Madımakta Koray Kaya’yı katledenlerle el sıkışmış sayılacaktır.

    “FAŞİZM İKTİDARINI KORUMAK İÇİN HER DÖNEM ALEVİLERİ HEDEF ALDI”

    Faşizm, iktidarını korumak için her dönemde Alevileri hedef almıştır. Çünkü tekçi, ırkçı ve siyasal İslamcıların korkulu rüyası 73 millete bir nazarla bakan Alevilerdir. Bu bağlamda Malatya, Maraş ve  Çorum’da Alevi katliamları yaparak 12 Eylül faşist darbesini gerçekleştirmiştir. Biz Aleviler, her türden tekçiliğe ve ırkçılığa karşı 73 millete bir nazarla bakmaya devam edeceğiz. Başta Alevi katliamları olmak üzere hiçbir katliamı unutmadık, unutturmayacağız.”

    “KATİLLERİ KORUYAN BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da, konuşmasına katliamda yaşamını yitirenleri anarak başladı. 45 yıl geçmesine rağmen Maraş Katliamı’nın faillerinin yargılanmadığına dikkat çeken Aslan, “45 yıl önce bu topraklarda katliamı yaşatanlar bugün bu ülkede hala iktidarlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Katilleri sürekli koruyan bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi. Dinselleşen eğitime de değinen Aslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in tarikat ve cemaatlerle eğitim alanında işbirliği yapma konusundaki açıklamalarına işaret ederek, “Bugün bu ülkenin Milli Eğitim Bakanı, tarikatlarla iş birliği yapacağını Meclis’te söyleyip meydan okuyor. Laik, bilimsel eğitime meydan okuyan o bakanın koltukta oturmaması için cevap vermemiz gerekiyor. Eğitimin tümü medreselere dönüştü. Bilin ki 45 yıl önce Maraş’ta katliam yapanlarla aynı zihniyeti taşıyorlar” diye konuştu. Aslan sözlerini, barış ve örgütlenme çağrısıyla sonlandırdı.

    ERCAN GEÇMEZ: DEVLET KATLİAMLARLA YÜZLEŞMELİ

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Türkiye’de çok sayıda katliamın yapıldığını ve devletin tüm bu katliamların üstünü örttüğünü belirtti.

    Alevi halkının en temel taleplerinden birinin katliamlarla yüzleşilmesi olduğunu söyleyen Geçmez, “Yaşanan tüm katliamlarla yüzleşmek gerekir. Anayasada böyle bir madde olsun. Bunları görmediğimiz sürece katliamlar, anmalar bitmeyecek. Birlikte yaşamak istiyorsak hepimizin çeşitliliğinin kıymetli olduğunu bilmeliyiz. Türkiye bir anmalar ülkesi noktasına geldi. Aleviler toplumsal yüzleşme talep ediyor” sözlerini kullandı.

    “BUNLARIN OYUNLARINA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, Maraş’ta yapılan katliam ve asimilasyonun uzantısının günümüzde devam ettiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Maraş’ta yapmak istediklerini yapamayanlar şimdi Alevilerin içine fesat koymaya çalışıyor. Alevi kurumlarını karşı karşıya getirmek için resmi devlet ideolojisi adım atmaya başladı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, devletin Aleviler üzerindeki operasyondur. Ancak biz devletin Alevisi olmayacağız. Bunların oyunlarına diz çökmeyeceğiz.”

    “TÜRKİYE’DE KATLİAMLAR SİLSİLESİ YAŞANIYOR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz ise Maraş Katliamı’nın Alevi ve Kürtlere yönelik bir soykırım olduğuna vurgu yaparak, “Maraş, Türkiye’deki katliamlar silsilesinin bir devamıdır. Koçgiri, Çorum, Maraş’tan sonraki katliamların hiçbiriyle yüzleşilmedi. Ancak burayı Alevisizleştirmek isteyenlere inat kendi topraklarımızda yaşamı yeniden inşa edelim. Bir araya gelerek, toplumsal örgütlülüğümüzü büyütelim” dedi.

    “GENELKURMAY ARŞİVLERİ AÇILMALI”

    CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç da, katliama ilişkin Genel Kurmay arşivlerinin açılmasını ve gerçek faillerin bulunmasını talep etti.

    “MARAŞ’TA İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENDİ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Maraş’ta insanlığa karşı suç işlendiğini kaydederek, “Devlet failleri ortaya çıkarmadı. Hatta faillerin bir kısmını alıp milletvekili yaptı. Bu zihniyet kendisine göre bir Alevi tarifi yapıp o çerçeve içerisine koymak istiyor. Buna karşı mücadele edip bütün sorunlarımızı demokrasi çerçevesinde çözmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından semah dönüldü, katliamda yaşamını yitiren Aleviler için karanfil bırakıldı.

    PİRHA/ MARAŞ

     

  • Maraş Katliamının 45. yılında katledilen Aleviler anılıyor-CANLI

    Maraş Katliamının 45. yılında katledilen Aleviler anılıyor-CANLI

    PİRHA- Alevi kurumları, 45 yıl önce faşistler tarafından Maraş’ta katledilen Alevileri anıyor.

  • Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren Aleviler Mersin’de anıldı- VİDEO

    Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren Aleviler Mersin’de anıldı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Katliamlar devlet politikası haline gelmiş durumda. Alevilerin haksız olduğuna dair bir algı yaratıp unutturmaya çalışıyorlar. Ancak her şeye rağmen unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    Video eklenecek…

    Mersin Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında anma gerçekleştirdi. Saygı duruşu, gülbeng ve çerağların uyandırılmasıyla başlayan anmada, katliama ilişkin görüntülerin yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Anmada Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz açılış konuşmasını, Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Kamalak ise ‘Demokrasi ve Alevilik’ konulu sunum yaptı.

    “MARAŞ KATLİAMI BİTMEYEN BİR ACI”

    Pir Hasan Kılavuz, yaşanan katliamları unutturmamanın önemine değinerek konuşmasına başladı. Devlet tarafından katliamların unutturulmaya çalışıldığını belirten Kılavuz, “Bitmeyen acının, unutulmayan ağıtın adıdır Maraş Katliamı. Unutturmamak adına duyarlı olmak lazım ancak bu konuda duyarsızlık had safhada. Devlet tarafından duyarsızlık yaratılarak acılar unutturulmaya çalışılıyor. Bu konuda özellikle Alevi kurumlarına, demokratik kitle örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor” dedi.

    “KATLİAMLAR DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELDİ”

    Hasan Kılavuz, Türkiye’deki iktidarların yaşanan hiçbir katliamla yüzleşmediğini, tam tersi üstünü örtmek ve failleri korumak için her şeyin yapıldığına dikkat çekerek, “Katliamlar devlet politikası haline geldi. Bizlerin haksız olduğuna dair bir algı yaratıp unutturmaya çalışıyorlar. Ancak her şeye rağmen unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu topraklarda bir daha bu acılar yaşanmasın istiyoruz” diye konuştu.

    Maraş’ta her yıl Valilik tarafından yürüyüş yapma yasağı konulduğunu hatırlatan Kılavuz, bu yıl da yasağa rağmen Maraş’ta olacaklarının altını çizdi.

    Prof. Dr. İhsan Kamalak ise, ‘Demokrasi ve Alevilik’ konulu sunumda Alevilik inancında hoşgörünün önemine değinerek, “İnsana ve hoşgörüye Aleviliğin verdiği değer ve bu değerleri pratiğe dökmesi konusunda Alevilik demokrasi için çok önemli” dedi.

    Anma, Ayhan Danyeli ve Zakir Rıza Aydın’ın deyişler seslendirmesinin ardından semah dönülmesiyle anma sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Pir Sultan Abdal Antalya Altınova Cemevi’nde, Maraş katliamı lanetlendi-VİDEO

    Pir Sultan Abdal Antalya Altınova Cemevi’nde, Maraş katliamı lanetlendi-VİDEO

    PİRHA-Maraş Katliamı’nda yaşamını yitiren Alevilerin anıldığı ve sorumluların açığa çıkarılmasının istendiği açıklamalar  devam ediyor. Pir Sultan Abdal Antalya Altınova Şubesi/Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler anıldı. 

    Faşistlerin gerçekleştirdiği Maraş Katliamı Alevi örgütleri tarafından lanetleniyor. Pir Sultan Abdal Antalya Altınova Şubesi/Cemevi’nde Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler anıldı.

    Onlarca yurttaşın katıldığı anmada Hasan Dede Ocağı’ndan dede Hüseyin Doğan yaptığı konuşmada, “19-26 Aralık 1978 tarihinde Maraş’ta hunharca mazlumlara, canlarımıza bir katliam yapıldı. Bizler de o günü yeniden yad etmek için o canlarımızın ruhlarına bir lokma paylaşan yönetimimize hak cümlesinden razı olsun, emeği geçen canlarımızdan Hakk razı olsun, Hakk Muhammed Ali yar ve yardımcıları olsun, Boz atlı Hızır kılavuzları olsun” dedi.

    “KERBELA’DA BAŞLAYAN KATLİAM MARAŞ’A KADAR GELDİ”

    Kerbela’da başlayan katliamların Maraş’a kadar geldiğini belirten Pir Sultan Abdal Antalya Altınova Şubesi/Cemevi Başkanı Adnan Arslan da, “1978 yılında 19-20 Aralık’ta bir hafta boyunca Maraş’ta resmen bir katliam yaşandı. Bu katliamı kim yaptı? Kimler tarafından yapıldı? Niye yapıldı? bunların sorusu defalarca soruldu ama cevabı alınmadı” dedi.

    “MARAŞ  KATLİAMI’NDA YŞANANLARA HİÇBİR YÜREK DAYANMAZ”

    Maraş Katliamı’nın ilk kıvılcımının sinemaya atılan bombayla başladığını belirten Arslan, “Maraş Katliamı’nın belgeselinde diyor ki sinema salonuna bombayı atan kendileri, komünistler sinemaya bomba attı diyen de kendileri. Amaç insanları galeyana getirip Alevileri katletmek” diye konuştu.

    Arslan, şöyle devam etti:

    “90 yaşında bir ninenin gözlerini tornavida ile oyularak çıkarmak, kadının eşine ‘beni sen öldür onlara bırakma’ demesine yürek dayanmaz. Bu resmen bir vahşet, bir katliamdır. 45 yıl geçse de 450 yıl geçse de biz bu vahşetleri, bu katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız. Her zaman anacak ve anılarını yad edeceğiz. Yitirdiğimiz canlarımızın da devirleri daim olsun. Prim Pir Sultan diyor ki ‘benim davam mahşere kalsın.’ Biz mahşere bırakmadan bunları burada sormamız lazım. İşte burası bir mahşer yeridir. Burada divan kurulmuş bunun hesabını hep beraber soracağız bunu mahşere bırakmayacağız.”

    “KARANLIK GÜÇLER İSTEMİYOR”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkez yöneticisi Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe ise konuşmasında, “Alevi Kızılbaşları toplumun çağdaş, aydın, devrimci ilerici aydınlık yüzleri olması nedeniyle bazı karanlık güçler tarafından istenmiyor. Kendi geleceklerini, kendi lükslerini, kendi makamlarını garantiye almak için bu ülkede aydınlık yüzleri istemiyorlar” dedi.

    Dede Hüseyin Doğan’ın okuduğu deyişlerle semahlar dönüldü. Ardından Maraş Katliamı’na ilişkin dönemin görüntülerinden ve tanıkların anlatımlarından oluşan sinevizyon gösterimi yapıldı. Uyandırılan çerağın sırlanması ile anma sonlandırıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Alevi örgütleri 23 Aralık’ta Maraş’ta katledilen Alevileri anacak

    Alevi örgütleri 23 Aralık’ta Maraş’ta katledilen Alevileri anacak

    PİRHA-Alevi kurumları, Maraş Katliamı’nın 45. yılında yaşamını yitiren Alevileri anmak için Maraş’a gidiyor. Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde gerçekleşecek anma 23 Aralık Pazar günü saat 11.00’de başlayacak. 

    Maraş’ta 19-26 Aralık 1978’de Alevilere yönelik katliamın 45’inci yılında katledilenler için 23 Aralık Cumartesi günü anma yapılacak. Yörük Selim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevi’nde saat 11.00 ile 14.00 arasında düzenlenecek anmaya Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri Federasyonu, ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu temsilcileri katılacak.

    VALİLİKTEN 10 GÜN EYLEM YASAĞI

    Alevi kurumları anmaya dair çağrı yaparken, Kahramanmaraş Valiliği’nden yapılan açıklamada ise kentteki eylem ve açık hava toplantıları 25 Aralık tarihine kadar yasaklandı.

    Yasaklama kararına ise, ‘kamu düzeninin bozulmaması’ ve ‘suç işlenmesinin önlenmesi’ gibi gerekçeler gösterildi.

    10 gün süreyle yasağın geçerli olacağının belirtildiği açıklamada, “Bu kapsamda 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi doğrultusunda, siyasi partilerin programları ile toplum yararına gerçekleştirilecek etkinlikler hariç il genelinde yapılacak açık hava toplantıları 16 Aralık saat 00.01’den 25 Aralık saat 23.59’a kadar 10 gün süreyle yasaklanmıştır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Kılavuz: Bulunduğumuz her yerde katledilenlerin ruhlarına bir mum yakalım-VİDEO

    Pir Kılavuz: Bulunduğumuz her yerde katledilenlerin ruhlarına bir mum yakalım-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 45’inci yılına dair konuşan Mersin Cemevi Başkanı, Seyid Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz katledilen Alevlerin aziz ruhlarına ziyaretgahlarda, cemevlerinde ve hanelerde bir mum yakma çağrısında bulundu.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 iş yeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamı’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı. O günün acılarıysa bugün hala devam ediyor.

    Mersin Cemevi Başkanı, Seyid Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılına dair PİRHA‘ya konuştu.

    45 yıl önce Maraş’ta yapılan katliamın unutulmadığına dikkat çekerek, “O günden bugüne o acılar bir türlü unutulmadı. İnsanlarımız devletin baskısı ve zoruyla, iktidarların yanlı tutumuyla, şehit edilen canlarımızın kabirlerine bir mum dahi yakamadık” diyerek iktidarın yasakçı tutumunu eleştirdi.

    “KATLİAMA SEBEP OLANLARI LANETLEYELİM”

    Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında bütün kurumlarının, bölgede yaşayan halkların yalnız Maraşlılar, Aleviler değil, bütün demokratlar, aydınlar,  Suniler, ilericiler cemevinin önünde hep birlikte ve beraber olma çağrısında bulunan Kılavuz, “Katliama müsebbip olanlara lanetleyelim, şehitlerimizin aziz ruhlarına bir dua edelim. Bu topraklarda bir daha Maraş Katliamı gibi katliamların yaşanmamasını istiyoruz. En büyük temennimiz de odur ki halkımızın birliği ve beraberliğidir. Nerede olursak olalım yan yana, omuz omuza olursak geçmiş acıların bir daha yaşanmaması için yüreklice haykırırsak, birlik ve beraberliğimiz sağlamalıyız” dedi.

    Pir Kılavuz, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında katliamda Hakk’a yürüyenlerin aziz ruhlarına ziyaretgahlarda, cemevlerinde ve hanelerde onların ruhlarına bir mum yakma çağrısında bulundu.

    Diren KESER/MERSİN

  • Maraş’ta 45 yıl önce katledilen Aleviler, Altınoluk’ta anıldı-VİDEO

    Maraş’ta 45 yıl önce katledilen Aleviler, Altınoluk’ta anıldı-VİDEO

    PİRHA-  Maraş’ta ülkücüler tarafından yapılan Alevi katliamının 45’inci yılında Balıkesir Altınoluk’da yapılan açıklamada, devletin Maraş’ta Alevilere karşı suç işlediği belirtilerek, MHP’nin katliamdaki rolü hatırlatıldı.

     Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Altınoluk Şubesi Maraş Katliamı’nın 45. Yılında yaşamını yitirenleri anarak katliamı lanetledi. Altınoluk Meydanı önünde gerçekleşen anmaya sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anmada, sık sık, ‘Maraş’ı unutma, unutturma’ , ‘Maraş’ın Hesabı Sorulacak’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ sloganları atıldı.

    “DEVLET GÖZETİMİNDE GERÇEKLEŞEN KATLİAM”

    Maraş Katliamı’nın devlet gözetiminde gerçekleştiği ifade edilen açıklama, “Tüm Alevi katliamlarında olduğu gibi, uzun süren hazırlıkların ardından, o gün de camilerden anonslar yapılarak Aleviler hedef alınmıştır. Önceden hazırlanmış silahlar, baltalar, benzin bidonları katil sürüsüne dağıtılmış ve kentte Alevi katliamı başlatılmıştır. Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan sadece Alevi oldukları için hunharca katledildi. Evler yakılırken canını kurtarmaya çalışan insanlar baltalarla öldürüldü” dedi.

    MHP’NİN KATLİAMDAKİ ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Açıklamada MHP’nin katliamdaki rolüne dikkat çekilerek, “Tüm bunlar ve daha fazlası o dönemde, ‘Allah için savaşa’ diye slogan atan ve bugün AKP ile birlikte ülkeyi yöneten MHP öncülüğünde, devlet gözetiminde yapılmıştır. Alevilere bu kadar düşman olmak, kin duymak hangi aklın ve inancın ürünüdür. Yıllarca komşuluk yaptıkları insanları, çocukları vahşice katletmek hangi vicdana sığar. 90 yaşındaki bir kadını işkenceyle katletmek hangi ahlakın ifadesidir. Alevilere kin ve nefret duyanlar nasıl bir psikoloji içindedir. Biz biliyoruz ve onun için örgütleniyor, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve laiklik mücadelesi veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AKP, ALEVİ DÜŞMANLIĞININ ODAĞI HALİNE GELDİ”

    AKP iktidarının Alevilere yönelik tutumuna dikkat çekilerek, “Aradan geçen bunca zamana karşın hiç bir şey değişmemiş, tam tersi bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir. Çünkü herkesin Türk ve Sünni olduğunu iddia eden ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı devletin merkezine alanlar, tüm itirazlarımıza rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi  Başkanlığı’nı kuranlar, huzurdan, adaletten, eşitlikten bahsedemezler. Bugün ülkede bir tek bakan Alevi değilken, ordu komutanı yokken Alevi güzellemesi yapılması tam da AKP pişkinliği ve yüzsüzlüğüdür. Tarih boyunca Alevileri katledenler, bugün dedelere maaş, cemevlerine ise “kültür merkezi” gömleğini giydirerek Alevileri katletme ve asimile etme peşindeler” şeklinde konuştu.

    “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

    Alevilerin, şeriata, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı laikliği savunmaya devam edeceğini vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Faşizm, iktidarını korumak için her dönemde Alevileri hedef almıştır. Çünkü tekçi, ırkçı ve siyasal İslamcıların korkulu rüyası 73 millete bir nazarla bakan Alevilerdir. Bu bağlamda Malatya, Maraş ve  Çorum’da Alevi katliamları yaparak 12 Eylül faşist darbesini gerçekleştirmiştir. Milliyetçi ve siyasal İslam’ın ülkeyi getirdiği yer ortadadır. Kan, gözyaşı, açlık, sürgün ve yok saymaktır.  Biz Aleviler, her türden tekçiliğe ve ırkçılığa karşı 73 millete bir nazarla bakmaya devam edeceğiz. Biz Aleviler, şeriata, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı laikliği savunmaya devam edeceğiz. Başta Alevi katliamları olmak üzere hiçbir katliamı unutmadık,  unutturmayacağız.”

    PİRHA/BALIKESİR

     

  • Fırat: Açıklamamızı yasaklıyorsunuz, Maraş’ta katliam yapılırken neredeydiniz?-VİDEO

    Fırat: Açıklamamızı yasaklıyorsunuz, Maraş’ta katliam yapılırken neredeydiniz?-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılı sebebiyle Meclis’te basın açıklaması yaptı. Yapılacak anmaya yönelik getirilen valilik yasaklamasını kınayan Fırat, “Yarın Alevi kurumları ve dostlarımızla Maraş’ta olacağız. Yasağınızı tanımıyoruz. Maraş’ı unutturamazsınız” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İstanbul milletvekili Celal Fırat Meclis’te Maraş Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Britanya ve İsviçre’den de Alevi kurumlarının temsilcileri katıldı.

    Celal Fırat, 1978 yılı 19-26 Aralık arasında ülkenin en büyük vahşetlerden birinin yaşandığını vurguladı. Milletvekili Fırat, sözlerine katliamda yaşamını yitirenleri anarak başlayıp şöyle devam etti:

    “Yakın tarihimizin simsiyah sayfalarında yerini alan barbarlığın adı Maraş Alevi Katliamı’dır. Öyle bir katliam ki, ne unutmak, ne de kelimelerle anlatmak mümkün. Eşine, “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diye yalvaran kadının çığlıklarını nasıl unutacak, nasıl anlatacağız? Vahşice katledilen, Alevi dedesi Gıjık dedeyi, kadın evliyamız Elif Ananın yaşlı ablasını nasıl unutur, nasıl anlatırız? Balta ve satırlarla doğranan bedenleri, karnı yarılan hamile kadınları, tecavüzleri, paramparça edilen küçük çocukları, bebekleri, kazanlarda kaynatılan mazlumları, evleriyle birlikte yakılanları, kurşunlanan canların hikayelerini hafızalarımızdan nasıl silebiliriz? Tıpkı Roboskili canlarımızın dediği gibi, unutursak kalbimiz kurur, insanlığımızdan çıkar, Yol’umuzu inkâr etmiş oluruz. Bu vahşeti anlatmaya kelimeler yetmez!

    “BİRİNCİ DERECE SORUMLU DEVLETİN KENDİSİDİR”

    Acıları dindirmenin bir tek yolu var, o da bunun hesabını sormak, devletin ve tüm ilgililerin sorumluluklarını açığa çıkarmaktır.
    Bu katliamın birinci derecede sorumlusu devletin kendisi ve kullandığı gerici faşistlerdir. Toplumsal muhalefetin çok güçlü olduğu bir dönemde amaçlanan, bir taşla birden fazla kuş vurmaktı. Öyle de oldu. Devlet ve derin güçler, gelişen toplumsal muhalefeti ve özgürlük taleplerini bastırmak, hem de kendilerini yeniden güçlendirme adına provokasyon ve katliamlara başvuruyorlardı. Askeri bir darbenin alt yapısını oluşturmak için, yine Aleviler kurban edilecek, katledileceklerdi.
    Çok önceden kararlar alınmış, haftalar öncesinden tüm hazırlıklar yapılmış, milli piyango satıcıları şehre gelmiş, Alevilerin evlerine kırmızı boyayla çarpı işareti konmuş, katliamda rol alacak gerici, dinci ve faşistler hazırlıklarını bitirmişlerdi.
    Bütün bu katliam hazırlıklarından devletin istihbaratının, asker polis ve kamu görevlilerinin haberinin olmaması mümkün değildir. Bu katliamın, bir devlet kararı olduğu açık seçik ortadadır.

    45 yıl önce, her karanlık olayda olduğu gibi, çiçek sinemasına bomba atılarak ilk fitil ateşlenmiş oldu.
    Hazırlıklarını önceden yapan güçler, vakit kaybetmeden sahaya çıkmış, camilerde halk kışkırtılmış, cenazelere saldırılar olmaya başlamıştı. Sloganlar belliydi, Allah için vurun, 3 K’ye ölüm, yani Kızılbaş, Kürt ve Komünistleri öldürün. Alevilerin oturduğu Yörük Selim Mahallesi’ne saldırılar başlamış, kahvehaneler bombalanmış, katliam başlamıştı. Saldırganlar, önceden kırmızı çarpı ile işaretlenmiş evleri tek tek basıyor, kadın, yaşlı çocuk demeden, silah, balta, satır, kılıç gibi her türlü aletle büyük bir vahşetle katlediyor, tecavüz, gasp ve insanlarla birlikte evleri ateşe veriyorlardı.
    ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’, ‘Müslüman Türkiye’ sloganları ile saldırılar düzenliyor, Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesinde ‘Esir Türkleri Kurtarma Ordusu’ adlı çeteci/katliamcı unsurlar tarafından kıraathaneleri bombalıyor ve Gıjik adlı Alevi dedesi öldürülmüştür.

    21 Aralık’ta, silahlı saldırılar sonucu yaşamını yitirmiş olan, sol görüşlü öğretmenler Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu’nun cenaze namazları bile engellenerek, saldırıya maruz kalmışlardı. Kızılbaş, Kürt ve Komünist avına çıkan, bu vahşi güruha karşı devlet hiçbir adım atmıyor, engellemiyor, asker polis gibi güvenlik güçleri resmen buhar olup uçmuştu.
    İktidardaki CHP, tüm yardım çığlıklarını karşılıksız bırakıyor, görmezden duymazdan geliyordu.

    “ASKERİ DARBENİN YOLU AÇILDI”

    19-26 Aralık tarihleri arasında, resmi rakamlara göre, 111 kişi katledilmiş, binlercesi yaralanmış, çok sayıda işyeri ve ev tahrip edilmiştir. Katliam tamamlandıktan sonra devlet, beklediğini almış olacak ki, hemen 13 ilde sıkıyönetim ilan etti. Arkasından bu ve benzeri katliamları gerekçe yapıp 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yolunu açmış oldu.
    Maraş Katliamı, sıradan bir Alevi – Sünni çatışması, iki tarafın birbirine girmesi gibi sunuldu. Bu külliyen yalandır. Bu karşılıklı bir çatışma değil, Aleviler hedef alınarak, derin devletin organizasyonuyla yapılan açık bir katliamdır.
    Sonrasında yapılan yargılamalarla cezalar verilmiş, ancak tıpkı Sivas Madımak Katliamı davasında olduğu gibi sanıkların çoğu ceza indirimlerinden yararlanmış, kalanlar da 1991 de çıkarılan yasalarla cezaları ertelenerek serbest bırakılmışlardır.

    Tıpkı Madımak Katliamı’nda olduğu gibi Maraş Katliamı’nda da açıkça rolü olanların çoğu ödüllendirildi, hatta bu mecliste milletvekilliği bile yapanlar oldu. Bu yargılamalarda, katliamda sorumluluğu bulunan güvenlik güçlerinin, istihbaratın, kamu görevlilerinin ve devletin rolü hiçbir şekilde açığa çıkarılmamış, üstü örtülmüştür. Katledilen onlarca Alevi yurttaşın cesedine ulaşılmamış, Şeyh Adil Mezarlığı’na toplu olarak gömüldüğü iddialarının araştırılması engellenmiş ve mezar yerleri halen bilinmemektedir.

    “MARAŞ KATLİAMININ YARASI GERÇEK BİR YÜZLEŞME OLMADAN KAPANMAYACAK”

    Maraş Katliamı’nın derin yarası, gerçek bir yüzleşme olmadan asla kapanmayacaktır.
    Siz her ne kadar katliamın üstünü örtmeye çalışsanız da bizler buna asla izin vermeyecek, gerçek bir yüzleşme ve hesap verilene kadar mücadeleye devam edeceğiz. Başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere, tüm demokratik kamuoyunun beklentisi bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin ve gerçek sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettikleri cezalara çarptırılmasıdır.

    “SORUMLULAR YARGI ÖNÜNE ÇIKARTILSIN”

    Maraş Katliamı’nın bütün ayrıntıları ile incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonu’nun kurulması için gerekli önergeleri meclise sundum. Meclis, daha önce verilen bu tür önergeleri görmezden geldi. Meclisi sorumluluğa davet ediyorum. Konuyu geçiştirme, genel geçer cevapları kabul etmeyeceğiz. Her yıl, Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde katliamı lanetliyor, yaşamını yitirenleri anıyor ve sorumluların açığa çıkarılmasını talep ediyoruz. Bu yıl da hem yurtdışından hem de yurtiçinden gelen Alevi kurumlarımız ve dostlarımızla yine her yerde anmalar gerçekleştiriyoruz. Her yıl, Aleviler olarak Maraş’a gidiyor açıklama yapıyoruz.

    “KATLİAM YAPILIRKEN NEREDEYDİNİZ?”

    Valilik, 15 gün eylem yasağı ilan etmiş. Katliam yapılırken hiçbir tedbir almayan sizler, açıklamamızı yasaklıyor, her gittiğimizde büyük bir polis orduyla karşılıyorsunuz. Sormazlar mı size, katliam yapılırken neredeydiniz? O vahşet yapılırken kimi korudunuz? Şimdi kimi kimden koruyorsunuz. İki kelimeyle, yazıktır, ayıptır. Türkiye artık katliamlarla anılmak istemiyorsa, demokratik bir hukuk devleti olma yolunda ilerlemek istiyorsa, tüm inançların ve etnik kimliklerin bir arada yaşayabileceği bir iç barışı tesis etmek istiyorsa, Maraş Katliamı’nı planlayanların ve uygulayanların açığa çıkarılması, vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi ve bu katliamdan kaynaklı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir.

    Meclisi ve tüm ilgilileri göreve çağırıyorum. Yarın Alevi kurumları ve dostlarımızla Maraş’ta olacağız. Yasağınızı tanımıyoruz.
    Maraş’ı unutturamazsınız.”

    Basın açıklamasının ardından Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yöneticileri DEM Parti grubunu ziyaret ederek, Sezai Temelli ile bir araya geldi.

    PİRHA/ANKARA

  • İstanbul’da Maraş ve Roboski Katliamlarına ilişkin açıklama: Hakikatlerle yüzleşmek elzemdir-VİDEO

    İstanbul’da Maraş ve Roboski Katliamlarına ilişkin açıklama: Hakikatlerle yüzleşmek elzemdir-VİDEO

    PİRHA-HDK Halklar ve İnançlar Meclisi ile DAD İstanbul Şubesi, Maraş ve Roboski Katliamlarına ilişkin Kadıköy’de basın açıklaması yaptı. Okunan metinde, “Türkiye topraklarında yaşayan farklı halklar ve inançlar, sürekli baskı ve katliam politikaları ile yüz yüze kalmıştır. Katliamların üstünü örtmekle, “unutun” demekle olmaz. Yüzleşme, yaşanan katliamları açığa çıkarıp sorumluları yargılamakla mümkündür” denildi.

    Halkların Demokratik Kongresi Halklar ve İnançlar Meclisi (HDK) ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Maraş ve Roboski Katliamlarına ilişkin Kadıköy’de basın açıklaması yaptı. Açıklamaya HDK, DAD, DEM Parti İstanbul İl Örgütü, ESP, HDP 27. dönem İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Yapılan açıklamada, ‘Maraş’tan Roboski’ye unutma, unutturma’ pankartı açıldı. Basın açıklamasını Halkların Demokratik Kongresi Halklar ve İnançlar Meclisi’nden Arife Çınar okudu.

    “MARAŞ’TA ÖLÜME TERK EDİLDİK”

    İçişleri Bakanı Soylu’nun ‘biz herkesin ayakkabı numarasına kadar biliyoruz’ sözlerini hatırlatan Ağuçan Ocağı pirlerinden ve Maraş Katliamı tanığı Aziz Güler, “O zaman Maraş’ta katliam yaşanmadan önce hiç istihbarat almadılar mı? Olaylar başladı, bütün yolları kapattılar. Biz azınlık olarak Maraş’ta mahsur kaldık ve orada bizi katlettiler. Bizi korumak için önlem almadılar ve biz maalesef ölüme terk edildik” diye ifade etti.

    “KATLİAMLARIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Yaşanan her katliamın devletin yeni sürecine köşe taşı olduğunu dile getiren HDP 27. dönem İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, “Maraş Katliamı 12 Eylül’e yol açtı, Gazi katliamı 93 sürecinin başlangıcıydı, 19 Aralık Katliamı bugün yaşadığımız cehennemim köşe taşlarını kurdu. Biz bu katliam çizgisini durdurmak zorundayız ve katliamların hesabını soracağız. Bu tür katliamlarda devletin parmak izleri var ve biz bu parmak izlerini ortaya çıkaramadığımız sürece yeni katliamlarla yüz yüze gelmeye devam edeceğiz” dedi.

    “MARAŞ, KATLİAMDAN ÖTE BİR SOYKIRIM GİRİŞİMİDİR”

    Türkiye topraklarında yaşayan farklı halkların ve inançların sürekli baskı ve katliam politikaları ile yüz yüze kaldığını belirten Arife Çınar, “Cumhuriyetin yüzyıldır dayattığı tek dil, tek din, tek millet politikası farklı halklar ve inançlar inkâr, asimilasyon ve katliam politikalarına maruz bırakılmıştır. 19-26 Aralık günlerinde Maraş’ta Kürt Alevilere yönelik önceden işaretlenmiş evlere saldıran katliamcılar kadın, çocuk, yaşlı ayırmaksızın, insanlar diri diri yakılmıştır. Bu saldırıda 112 insan hayatını kaybetmiş, yüzlerce insan yaralanmış, yüzlerce ev ve işyeri tahrip ve talan edilerek insanlar yerinden edilmiştir. Bu katliamı unutmamız mümkün değildir. Yaşanan bu vahşetin sonucunda göstermelik olarak yakalanan kişiler küçük cezalara çarptırılmış, ağır ceza verilenlerse çıkarılan afla serbest bırakılmıştır. Yaşanan bir katliamdan öte soykırım girişimidir” diye belirtti.

    “2011 YILINDA ROBOSKİ’DE 34 KİŞİ KATLEDİLDİ”

    Arife Çınar, Maraş’ta katliam yapanları “Emevi zihniyeti” olarak tarifledi. Çınar, aynı zihniyetin, 28 Aralık 2011’de Roboski’de 34 kişiyi katlettiğini belirterek “28-29 Aralık 2011’de, Türk Hava Kuvvetlerine bağlı iki savaş uçağı, Şırnak’ın Uludere ilçesi, Roboski köyünün 5 km ötesinde, ırak sınırında çoğu çocuk yaşta 34 insanı bombalayarak katletti. Roboski Katliamı üzerinden tam 12 yıl geçmesine rağmen hiçbir soruşturma ve cezai işlem yapılmamış, katliamı protesto edenler yargılanmıştır. Roboski Katliamı’nın failleri belli olmasına rağmen yargı önüne çıkarılmadılar, aksine failler devlet tarafından korundu ve ödüllendirildiler. Maraş, Roboski ve cezaevlerinde yaşamını yitiren tüm canları saygıyla anıyoruz. Yaşatılan bunca zulümden sonra bu topraklarda eğer gerçek eşitlikten bahsedilecekse hakikatlerle yüzleşmek elzemdir, kaldı ki hakikatle yüzleşmek; olayların, katliamların üstünü örtmekle, “unutun” demekle olmaz. Yüzleşme, yaşanan katliamları açığa çıkarıp sorumluları yargılamakla mümkündür” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Mutlu’dan Maraş Katliamı tepkisi: Aleviler hala risk altında yaşıyorlar-VİDEO

    Mutlu’dan Maraş Katliamı tepkisi: Aleviler hala risk altında yaşıyorlar-VİDEO

    PİRHA-Maraş Katliamı’na ilişkin konuşan DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Aleviler bu ülkede eşit yurttaş değil ve Aleviler hala risk altında yaşıyorlar. Alevilerin çok güçlü örgütlenmeleri gerekiyor” dedi. Mutlu, Maraş Katliamı’na ‘olay’ denmesine de tepki gösterdi. 

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık 1978’de başlayan saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı. Katliamın failleri hala ortaya çıkarılmadı.

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, CAN TV’de yayınlanan Ezgi Soysal’ın sunduğu Can Aktüel Bu Sabah programında konuya dair değerlendirmelerde bulundu.

    “KATİLLER SERBEST BIRAKILDI, ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Katliamlara karşı güçlü bir örgütlenmenin önemine vurgu yapan Yüksel Mutlu, Alevilerin hala eşit yurttaş olarak görülmediğini hatırlattı.

    Mutlu, “45 yıl geçti üzerinden ve biz bu katliamı unutmadık hala, unutmayacağız. Biz de bir tarih oluşturalım, kendi tarihimizi, kendi hafızamızı oluşturalım ki bizden sonra ki kuşaklar Maraş’ı, Çorum’u, Dersim’i, Gazi’yi, Suruç’u unutmasınlar. Bunları unutturmamak çok önemli” dedi.

    Maraş’ta da diğer katliamlarda olduğu gibi katillerin serbest bırakıldığını, hatta bazılarının milletvekili olduğunu, bazılarının ödüllendirildiğini hatırlatan Yüksel Mutlu şöyle devam etti:

    “Hala Aleviler bu ülkede eşit yurttaş değil ve hala Alevilerin evleri işaretleniyor ve Aleviler hala risk altında yaşıyorlar. Alevilerin çok güçlü örgütlenmeleri gerekiyor. İktidarın, Alevi ve Kürt karşıtlığına, muhaliflere karşı yürüttüğü zulüm politikalarına karşı bizim de çok güçlü örgütlenmemiz gerekiyor.

    Derin devletin dehlizlerinde 1980 askeri faşist cuntasının hazırlığı olarak görüldü fakat en nihayetinde o katliamı yapan oradaki insanlardı, elbette kurtaranlar da oldu ama bu kötülük yerel halk ile yapılan bir şeydi, ben bunun unutmamamız gereken bir şey olduğunu düşünüyorum. Bunu bir intikam meselesi yapalım diye değil ama derin devlet bunu organize ettiyse kimi kullandı, komşuyu kullandı, o yerel halkı kullandı ve bu katliamlara onlar da dahil oldular.

    Maraş’ta Aleviler çok güçlü bir nüfuza sahipti, demokrasileri güçlüydü ve ticarette söz sahibi olmaya başlamışlardı. Bunun bir ticari kısmı olduğunu da göz önüne alalım.

    “TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNİN EN AĞIR VAHŞETİDİR”

    Hala Türkiye’de bazı siyasetçiler utangaç davranıyorlar, Maraş olayları diyorlar. Buna katliam demek bu kadar zor bir şey mi? Buna katliam dememek bence aslında katliamı övmektir neredeyse, ben böyle görüyorum. İnsanlık tarihinin çok büyük bir ayıbı ve bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır vahşetidir.”

    Programın linkine buradan ulaşabilirsiniz.

    PİRHA/ANKARA

     

  • İzmir’de Maraş anması: Devlet Maraş’ta Alevilere karşı suç işlemiştir -VİDEO

    İzmir’de Maraş anması: Devlet Maraş’ta Alevilere karşı suç işlemiştir -VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamının 45. yıldönümünde İzmir’de yapılan açıklamada, devletin Maraş’ta Alevilere karşı suç işlediği belirtildi. 12 Eylül askeri darbesine giden yolda Maraş Katliamıyla Alevilerin hedef alındığına vurgu yapılarak, “Aradan geçen bunca zamana karşın hiç bir şey değişmemiş, tam tersi bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu İzmir Bileşenleri,  İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamının 45. Yılında yaşamını yitirenleri anarak katliamı lanetledi. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşen anmaya sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anmada, sık sık, ‘Maraş’ı unutma, unutturma’ , ‘Maraş’ın Hesabı Sorulacak’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ sloganları atıldı. Açıklamayı kurumlar adına Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Bölge Sorumlusu Bahar Kaplan okudu.

    “DEVLET GÖZETİMİNDE GERÇEKLEŞEN KATLİAM”

    Maraş Katliamının devlet gözetiminde gerçekleştiğini ifade eden Kaplan, “Tüm Alevi katliamlarında olduğu gibi, uzun süren hazırlıkların ardından, o gün de camilerden anonslar yapılarak Aleviler hedef alınmıştır. Önceden hazırlanmış silahlar, baltalar, benzin bidonları katil sürüsüne dağıtılmış ve kentte Alevi katliamı başlatılmıştır. Bu katliam da tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan sadece Alevi oldukları için hunharca katledildi. Evler yakılırken canını kurtarmaya çalışan insanlar baltalarla öldürüldü” dedi.

    MHP’NİN KATLİAMDAKİ ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Kaplan, MHP’nin katliamdaki rolüne dikkat çekerek, “Tüm bunlar ve daha fazlası o dönemde, ‘Allah için savaşa’ diye slogan atan ve bugün AKP ile birlikte ülkeyi yöneten MHP öncülüğünde, devlet gözetiminde yapılmıştır. Alevilere bu kadar düşman olmak, kin duymak hangi aklın ve inancın ürünüdür. Yıllarca komşuluk yaptıkları insanları, çocukları vahşice katletmek hangi vicdana sığar. 90 yaşındaki bir kadını işkenceyle katletmek hangi ahlakın ifadesidir. Alevilere kin ve nefret duyanlar nasıl bir psikoloji içindedir. Biz biliyoruz ve onun için örgütleniyor, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve laiklik mücadelesi veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “AKP, ALEVİ DÜŞMANLIĞININ ODAĞI HALİNE GELDİ”

    AKP iktidarının Alevilere yönelik tutumuna dikkat çeken Kaplan, “Aradan geçen bunca zamana karşın hiç bir şey değişmemiş, tam tersi bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir. Çünkü herkesin Türk ve Sünni olduğunu iddia eden ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı devletin merkezine alanlar, tüm itirazlarımıza rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi  Başkanlığı’nı kuranlar, huzurdan, adaletten, eşitlikten bahsedemezler. Bugün ülkede bir tek bakan Alevi değilken, ordu komutanı yokken Alevi güzellemesi yapılması tam da AKP pişkinliği ve yüzsüzlüğüdür. Tarih boyunca Alevileri katledenler, bugün dedelere maaş, cemevlerine ise “kültür merkezi” gömleğini giydirerek Alevileri katletme ve asimile etme peşindeler” şeklinde konuştu.

    “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

    Alevilerin, şeriata, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı laikliği savunmaya devam edeceğini vurgulayan Bahar Kaplan, şunları belirtti:

    “Faşizm, iktidarını korumak için her dönemde Alevileri hedef almıştır. Çünkü tekçi, ırkçı ve siyasal İslamcıların korkulu rüyası 73 millete bir nazarla bakan Alevilerdir. Bu bağlamda Malatya, Maraş ve  Çorum’da Alevi katliamları yaparak 12 Eylül faşist darbesini gerçekleştirmiştir. Milliyetçi ve siyasal İslam’ın ülkeyi getirdiği yer ortadadır. Kan, gözyaşı, açlık, sürgün ve yok saymaktır.  Biz Aleviler, her türden tekçiliğe ve ırkçılığa karşı 73 millete bir nazarla bakmaya devam edeceğiz. Biz Aleviler, şeriata, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı laikliği savunmaya devam edeceğiz. Başta Alevi katliamları olmak üzere hiçbir katliamı unutmadık,  unutturmayacağız.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • ABF: Devlet Maraş’ta Alevilere karşı suç işlemiştir, unutturmayacağız!

    ABF: Devlet Maraş’ta Alevilere karşı suç işlemiştir, unutturmayacağız!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Maraş Katliamı’nın 45. yılında, 23 Aralık’ta Maraş’ta yapılacak anma töreni için katılım çağrısı yaptı. Açıklamada, devletin Maraş’ta Alevilere karşı suç işlediği belirtilerek, “Bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir” denildi. 

     Maraş’ta 19-26 Aralık 1978’de Alevilere yönelik katliamın 45’inci yılında, katledilenler için 23 Aralık Cumartesi günü anma yapılacak. Yörük Selim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevi’nde yapılacak anmaya, Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri Federasyonu, ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu katılacak.

    “DEVLET, MARAŞ’TA ALEVİLERE KARŞI SUÇ İŞLEDİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu, 23 Aralık’taki anma için çağrı yaptı. Federasyondan yapılan yazılı açıklamada, “Bundan tam 45 yıl önce devlet, Maraş’ta Alevilere karşı suç işlemiştir. Tüm Alevi katliamlarında olduğu gibi, uzun süren hazırlıkların ardından, o gün de camilerden anonslar yapılarak Aleviler hedef alınmıştır. Önceden hazırlanmış silahlar, baltalar, benzin bidonları katil sürüsüne dağıtılmış ve kentte Alevi katliamı başlatılmıştır. Bu katliamda tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmayarak katliama ortak olmuştur. Maraş’ta yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan sadece Alevi oldukları için hunharca katledildi. Evler yakılırken, canını kurtarmaya çalışan insanlar baltalarla öldürüldü” denildi.

    KATLİAM MHP ÖNCÜLÜĞÜNDE YAPILDI”

    Maraş Katliamı’nda MHP’nin rolüne dikkat çekilen açıklamada, “Tüm bunlar ve daha fazlası o dönemde, ‘Allah için savaşa’ diye slogan atan ve bugün AKP ile birlikte ülkeyi yöneten MHP öncülüğünde, devlet gözetiminde yapılmıştır. Alevilere bu kadar düşman olmak, kin duymak hangi aklın ve inancın ürünüdür? Yıllarca komşuluk yaptıkları insanları, çocukları vahşice katletmek hangi vicdana sığar? 90 yaşındaki bir kadını işkenceyle katletmek hangi ahlakın ifadesidir? Alevilere kin ve nefret duyanlar nasıl bir psikoloji içindedir? Biz biliyoruz ve onun için örgütleniyor, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve laiklik mücadelesi veriyoruz” ifadelerine yer verildi.

    “AKP, ALEVİ DÜŞMANLIĞININ ODAĞI HALİNE GELDİ”

    AKP iktidarının Alevilere yönelik tutumuna dikkat çekilen açıklamada şöyle denildi:

    “Aradan geçen bunca zamana karşın hiçbir şey değişmemiş, tam tersi bu 45 yılın 21 yılında iktidar olan AKP de Alevi düşmanlığının odağı haline gelmiştir. Çünkü herkesin Türk ve Sünni olduğunu iddia eden ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı devletin merkezine alanlar, tüm itirazlarımıza rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kuranlar; huzurdan, adaletten, eşitlikten bahsedemezler. Bugün ülkede bir tek bakan Alevi değilken, ordu komutanı yokken, Alevi güzellemesi yapılması tam da AKP pişkinliği ve yüzsüzlüğüdür.

    Tarih boyunca Alevileri katledenler, bugün dedelere maaş, cemevlerine ise ‘kültür merkezi’ gömleğini giydirerek Alevileri katletme ve asimile etme peşindeler. Bu vesileyle belirtelim ki devletten maaş alan ya da alacak olan dedeler, Kerbela’da Ali Askeri, Maraş’ta Ali Traş’ı, Madımak’ta Koray Kaya’yı katledenlerle el sıkışmış sayılacaktır.”

    “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Alevilerin, şeriata, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı laikliği savunmaya devam edeceğinin vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Faşizm, iktidarını korumak için her dönemde Alevileri hedef almıştır. Çünkü tekçi, ırkçı ve siyasal İslamcıların korkulu rüyası 73 millete bir nazarla bakan Alevilerdir. Bu bağlamda Malatya, Maraş ve Çorum’da Alevi katliamları yapılarak 12 Eylül faşist darbesi gerçekleştirilmiştir. Milliyetçi ve siyasal İslam’ın ülkeyi getirdiği yer ortadadır. Kan, gözyaşı, açlık, sürgün ve yok saymaktır. Biz Aleviler, her türden tekçiliğe ve ırkçılığa karşı 73 millete bir nazarla bakmaya devam edeceğiz. Biz Aleviler, şeriata, ırkçılığa ve her türlü gericiliğe karşı laikliği savunmaya devam edeceğiz. Başta Alevi katliamları olmak üzere hiçbir katliamı unutmadık, unutturmayacağız. 23 Aralık Cumartesi günü Maraş’ta olacağız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • 17+ Alevi Kadınlar: Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli, özür dilemeli, hesap vermeli

    17+ Alevi Kadınlar: Devlet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli, özür dilemeli, hesap vermeli

    PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, Maraş Katliamı’nın 45. yılı dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, katliamla Alevi toplumunun ve Aleviliğin yok edilmek istendiği belirtilerek, devletin katliamlarla yüzmesi, Alevilerden özür deilemesi ve hesap vermesi için çağrı yapıldı. 

    Ülkücü faşistlerin Maraş’ta gerçekleştirdiği Alevi Katliamı 45. yılında lanetleniyor.

    Yazılı bir açıklama yapan 17+ Alevi Kadınlar, Maraş Katliamı’nın diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevi toplumunu ve Aleviliği yok etmeyi, yok edemezse kontrolü altına almak isteyen devlet geleneğinin izlerini taşıdığını vurguladı.

    Katliamın Türk İslamcı geleneğin yönettiği planlı organizasyon olduğunu belirten 17+ Alevi Kadınlar, devletin katliamlarla yüzleşmesi, Alevilerden özür dilemesi ve hesap vermesi gerektiğini kaydetti.

    17+ Alevi Kadınlar‘ın açıklamasının tamamı şöyle:

    “Maraş Katliamı’nın 45. Yılında sorumlular hâlâ üç maymunu oynamaya devam ediyor.
    Maraş Katliamı’nın diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevi toplumunu ve Aleviliği yok etmeyi, yok edemezse kontrolü altına almak isteyen devlet geleneğinin izlerini taşıdığını biliyoruz. Aleviler, tarihçiler, bilim insanları, siyasetçiler bunları açık açık her yerde dilendiriyor.
    Her katliam gibi Maraş Katliamı’nın etkileri de yaşandığı günlerle sınırlı değil. Katliamı yaşayanlar, katliamda yakınlarını yitirenler, manevi ve maddi olarak yaralananlar ve bir bütün olarak Alevi toplumu katliamın etkilerini 45 yıldır yaşamaya devam ediyor.

    “MARAŞ KATLİAMI, TÜRK İSLAMCI GELENEĞİN YÖNETTİĞİ PLANLI ORGANİZASYONDUR”

    Demografik yapının değiştirilmesini hedefleyen, Alevilerin ve Alevilik inancına sahip olan, seküler, devrimci bir topluma karşı organize edilmiş katliamın adıdır Maraş Katliamı. İslamcı ve Türkçü yapıların kullanılarak ülkeyi tekçileştirmek hedefiyle Türk İslamcı geleneğin yönettiği planlı organizasyondur.

    “ALEVİLERİN TOPRAKALRINA EL KONULARAK SERVET TRANSFERİ YAPILMIŞTIR”

    Maraş Katliamı’nda da diğer Alevi katliamlarında olduğu gibi Alevileri yaşadıkları yerlerden göç ettirip onların topraklarına, taşınır taşınmaz mülklerine el konarak servet transferi yapılmıştır. Aynı zamanda Aleviler yoksullaştırılmakla, yaşadıkları topraklardan uzaklaştırılmakla kalmamış ülkede Alevilerin çoğunlukta olduğu iller “Alevisizleştirilmeye” çalışılmıştır. Bu politika yıllarca sürdürülmüştür. Ortaca, Sivas, Malatya gibi diğer Alevi katliamları buna örnektir.

    “DEVLET YÜZLEŞMELİ, ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLEMELİ, HESAP VERMELİDİR”

    Topumun hafızası kolay kolay silinemiyor, silinmiyor. Sessiz kalınsa da, susulsa da muhakkak bir gün bir yerden bir dal kıpırdamaya başlıyor. Aleviler yaşadıklarını konuşuyor, dillendiriyor, failleri ve esas sorumluları tanıyor, affetmiyor.
    Bilinmelidir ki katliam ile yüzleşmeyen toplum ve iktidarlar (katliamdan bu yana değişenler) suç eylemini sahiplenmektedir. Katliam ile arasına mesafe koymayanlar onu bir miras gibi sahipleniyor. Alevilere yönelik katliamlar ile yüzleşme ve etkin muhakeme edilmeden, bu toplumda ne sulh olur ne de toplumsal eşitlik sağlanır
    Yeni katliamlar olmaması için devlet katliamlarla gerçekten yüzleşmeyi hedeflemeli, Alevilerden özür dilemeli, yargı önünde HESAP vermelidir. Tekçilikten vazgeçip, çoğulcu ve birlikte yaşam koşullarının oluşması için sorumluluktan kaçmamalı, gerekli düzenlemeleri, üzerine düşenleri daha da gecikmeden yerine getirmelidir.

    BİR ARADA DURMA ÇAĞRISI

    Maraş’ta günlerce süren organize katliamı yaşayan ve katledilen canları saygıyla anıyoruz. Katliamdan yaralı kurtulan, manevi olarak yaralanan herkesle birlikteyiz, yalnız değiliz diyoruz. Maraş Katliamı’nı etinde, kemiğinde, ruhunda hisseden tüm canları daha güçlü ve daha örgütlü olmak için daha da bir arada durmaya çağırıyoruz.
    Maraş Katliamı’nın üzerinden geçen seneler, tüm insanlık suçları gibi, hafızamızda ve kalplerimizde dün gibi.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘AKP-MHP iktidarı, Maraş Katliamı’nın gerçeklerinin açığa çıkarılmasını engellememeli’

    ‘AKP-MHP iktidarı, Maraş Katliamı’nın gerçeklerinin açığa çıkarılmasını engellememeli’

    PİRHA – DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu ve Mahfuz Güleryüz, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak “unutmadık unutmayacağız” dediler. Açıklamada, AKP-MHP iktidarının, katliamla ilgili gerçeklerin ortaya çıkarılmasını engellemekten vazgeçmesi yönünde çağrı da yapıldı.

     Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu ve Mahfuz Güleryüz, 45 yıl önce Maraş’ta Alevilere, Kürtlere ve solculara yönelik yapılan katliama ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “DEVLET, BİR ÖZÜR BORÇLUDUR”

    Maraş Katliamı sonrasında Alevi toplumunun huzur ve güvenden yoksun kaldıklarına değinen Yüksel Mutlu ve Mahfuz Güleryüz, şu açıklamayı paylaştı:

    “Resmi rakamlara göre 105, katliam tanıklarının aktarımlarına göre yüzlerce can yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı, evlatsız, anasız, babasız, kardeşsiz kaldılar. Yüzlerce ev ve iş yeri talan edildi. Maraş’ta yaşanan kıyımdan sağ kalanlar ise baskı altında göçe zorlandı. Bu kıyım sonucunda demografik yapısı değiştirilen Maraş önemli oranda Alevisizleştirildi. Bu topraklar, aradan geçen bunca zaman içinde Alevilerin güven ve huzur içinde yaşayabildikleri bir ülke haline gelmedi.

    “DERİN DEVLET ORGANİZASYONU”

    Derin devlet organizasyonu olan bu katliamın arkasındaki güçler açığa çıkarılmadı. Siyasi ve fiili sorumluluğu bulunan katliamın planlayıcıları tüm delillere rağmen yargılanmadılar. Maraş katliamı davası mağdurlarının 3 avukatı faili meçhul cinayetlerine kurban gitti. Bu katliamın faili olarak müebbet cezası alan caniler dahil yargılanan katillerin tamamı salıverildi.

    Bugün halen Alevilerin katledildikleri yerde Maraş’ta yakınlarını anmasına bile izin verilmemektedir. Maraş’ta olduğu gibi bugün halen memleketin birçok yerinde Alevi nefretinin bir sembolü olarak evleri işaretlenmeye, tehdit edilmeye devam edilmektedir.

    “YAŞANAN ACILARLA YÜZLEŞİLMEDİ”

    Katliamın üzerinden 45 yıl geçti, ancak uzantıları devletin derinliklerine inen güçler tam olarak açığa çıkarılmadı. Yaşanan acılarla yüzleşilmedi, katliamda yakınlarını kaybedenlerden özür dilenmedi.

    Adaletin yerini bulması için devlet başta Aleviler olmak üzere bu katliamın kurbanı olan tüm kesimlere karşı bir özür borçludur. Maraş’ta katledilen canların birçoğunun cesetleri yığınlar halinde toplu mezarlara gömüldüğünden, ailelerin bugün halen başlarında acılarını yaşayacakları mezar yerleri bile yoktur. TBMM bünyesinde kurulacak Hakikat ve Adalet Komisyonu, Maraş Katliamı ve tarihimizdeki tüm insan hakları ihlallerini ve insanlık suçlarını aydınlatmak için önemli bir adım olacaktır.

    AKP-MHP iktidarı ve Meclis çoğunluğu, bu katliamın gerçeklerinin ortaya çıkarılmasını engellemekten vazgeçmelidir. Türkiye, geçmişindeki utançlarla yüzleşmeden, Aleviler, Kürtler ve bu toprağın zenginlikleri olan tüm azınlıklara karşı işlenmiş katliam ve tertipler açığa çıkarılmadan, sorumluları tarih karşısında mahkûm edilmeden demokratikleşemez.

    Yeni katliamlar yaşamamak için, Maraş’ın unutturulması yönündeki girişim ve çabaları asla kabullenmeyeceğiz. Maraş’ta yakınları yitirilen canlarımızın her daim yanlarında olmaya devam edeceğiz. Maraş’ta, yitirilen canların acısını içimizde yaşıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Yazar Özcan Öğüt: Katliamdan sonraki Maraş’ta ‘kahramanlığından’ eser kalmaz

    Yazar Özcan Öğüt: Katliamdan sonraki Maraş’ta ‘kahramanlığından’ eser kalmaz

    PİRHA – Maraşlı Yazar Özcan Öğüt, 1978’te yapılan katliama dair bir yazı kaleme aldı. Alevi ve solculara yapılan saldırılarda devletin rolüne dikkat çeken Öğüt, “Şehirde insanlar hunharca katledilirken günlerce varlığını hissettiremeyen devlet, adeta cehennemin kapısında bekleyen bir zebani gibi sadece şehrin giriş çıkış noktalarında belirir” ifadelerini kullandı.

    Yazar Özcan Öğüt, 45 yıl önce Maraş Katliamı’nda yaşananlara dikkat çekti. “Kan revan Maraş. Onarılamayan Yara” başlığı ile yazı kaleme alan Öğüt, yapılan vahşeti bir kez daha hatırlattı.

    Maraş’taki Çiçek Sineması’nın 19 Aralık 1978’de bombalanmasının ardından ‘Alevi ve solcu komünistler yaptı’ söylentisi üzerine Maraş Katliamı’nın adeta fitili yakılmış oldu. Toplanan kalabalık, Cumhuriyet Halk Partisi, TÖB-DER ve PTT binalarına saldırdı.

    “PLANLI BİR CİNAYETLER SİLSİLESİ”

    Yazar Özcan Öğüt, katliama dair aktardığı bilgilerde milliyetçilerin, Çiçek Sineması’nın Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu isimli solcu öğretmenler tarafından bombalandığı yalanını tüm şehre yaydıklarına işaret etti. Biri Alevi, diğeri Sünni inancından olan sol görüşlü iki öğretmenin, evlerine giderken katledildiklerini hatırlatan Öğüt, katliamın nasıl devam ettiğini şu sözlerle anlattı:

    “Artık o andan itibaren Maraş Katliamı’nda olanlar, asla ‘Maraş olayları’ gibi hafif kaçan kelimelerle nitelendirilemez. Maraş’ta 19-26 Aralık tarihleri arasında bir hafta boyunca yaşananlar ‘katli vacip kılınmış’ planlı bir cinayetler silsilesidir. Hedef ailelerin oturduğu evler haftalar öncesinden işaretlenir. Bu evlere saldıran faşist gruplar, içerisindeki insanlara yaş, cinsiyet veya herhangi bir insani kavram tanımamaksızın işkenceler yaparak sadistçe katliamlar gerçekleştirir. IŞİD mezaliminin Orta Doğu’dan tüm dünyaya bir korku markası olarak pazarlanan cani eylemlerinin çoğunun yıllar önce Maraş Katliamı’nda provalarını görmek mümkündür.

    Bu resimde gördüğünüz Şah İsmail Kalaycı ve ailesi Maraş Katliamı’nda katledildi. Şah İsmail’i baltayla katledip, beynini parçaladılar. Kız kardeşinin ise önce göğüslerini kesip çeşitli işkencelerden geçirdikten sonra hunharca katlettiler. Yörük Selim Mahallesi’nde de kadınların bir kısmı göğüsleri kesilerek öldürülmüştür. Altı aylık çocuklar, hamile kadınlar kur­şunlanır. Gözlerine şişler sokulur. Bir kısım infazlar ise; çeşitli dini referanslar doğrultusunda “kol ve bacakların çapraz kesilmesiyle” gerçekleşmiştir.

    Maraş Katliamı dava tutanaklarında yürek parçalayan hunharca katliam örneklerinden birisi 80 yaşındaki Cennet Çimen’in başına gelendir: “Başlarında Cuma Y.’nin bulunduğu bir grup saldırgan 80 yaşında bir gözü sağlam diğer gözü çok hafif gören Cennet Çimen’in evine yönelmişlerdir. Saldırganlar yaşlı kadın Cennet Çimen’i evinin içinden “gel nene, gel nene” diye dışarı çıkarmışlar, bu yaşlı kadının ‘beni kurtarın’ diye feryatlarına aldırmayarak ayaklarından sürükleyerek yakındaki helâ çukurunun oraya getirmişlerdir. Orada Cuma Y. bu yaşlı kadının az gören gözünü tornavida ile oymuş diğer saldırganlar da silah sıkarak Cennet Çimen’i öldürmüşlerdir. Saldırganlar bununla da yetinmeyerek öldürdükleri Cennet Çimen’i baş aşağı helâ çukuruna atmışlar ve üzerine bir at arabasını devirmişlerdir.”

    Maraş Katliamı’ndaki en yaygın saldırı taktiği; içeride saklanan Alevilerin dışarıya çıkması için evleri ateşe vermektir. Faşist katillerin birçok yerde oralı kadınları da işbirliği yaparak şişelere gazları doldurup atmaları için erkeklere verir. Bu gaz şişeleri yanan paçavralarla beraber evlerin içine atılır. Katliamda bazı faşist gruplar kadın, bebek, yaşlı demeden katlederken bazılarıysa sadece erkekleri katleder. Bazıları kadınları öldürmeyip, işkenceler gerçekleştirip tecavüz eder. Bazı faşist gruplar ise her ikisini birden yaparlar.

    Bilmez ailesinin yaşadığı da Maraş Katliamı’ndaki en büyük dramlardan birisidir. Burada evi ateşe veren saldırganlar kadınlara dokunmayacaklarını söyler. Kadınlar ise evin erkeklerini bir odaya kitleyip vermek istemezler. Özellikle 20 yaşındaki Ali ve 18 yaşındaki Hasan’ın anneleri 38 yaşındaki Fatma Bilmez çocuklarını katillere teslim etmemek için çok direnir. Çember sakallı katillerden biri yıllar önce köylerinde sakalık (işçilik) yapan, ekmeklerini yiyen birisidir. Fatma Bilmez onu tanır ve çocuklarını almaya çalışırken, “Sakallı, ben seni tanıyorum. Beni öldürmeden çocuklarımı alamazsınız” der. İki eliyle çocuklarına yapışır bırakmaz. Ali kafasına sıkılan 3 kurşunla vurulup evin balkonunda kardeşlerinin ellerinde can çekişerek ölür. Hasan’ı da vermemek için çok direnirler. Zorla elinden tutup merdivene çekerek aşağıya doğru düşürürler. Çivili tahtalarla vurarak saldırırlar. Anne Fatma Bilmez çivili tahtaların önüne kendini siper edip evladının üzerine kapanır ve o ara silahları ikisinin birden üzerine sıkarak hunharca katlederler.

    7 gün boyunca aralıksız devam eden Maraş Katliamı’nda resmi rakamlara göre 111 kişi, katliamın canlı tanıklarının anlatılarına göre yüzlerce can katledilmiştir. Alevi-Sünni, solcu-sağcı ayrımının körüklenmesiyle çıkan ve 26 Aralık’a kadar aralıksız devam eden çatışmaların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edilir. Sanıkların yargılanması ve davaların sonuçlanması 1988’e kadar sürer fakat idam ve müebbet cezalı sanıkları da içeren kararlar kısa bir süre içerisinde Yargıtay tarafından bozulurken katliam mağdurlarının üç avukatı faili meçhul cinayetlere kurban gider. Bozma kararının ardından gerçekleşen yeni yargılama sürecinde çoğu kişi beraat eder, kalanlarsa hafif cezalarla kurtulur.

    Böyle bir katliamdan sonraki Maraş’ta, üstüne yiğitlik destanları yazılan ‘kahramanlığından’ eser kalmaz. Orası aynı zamanda savunmasız canları kalleşçe katlederek her bir köşesine mazlum kanı bulaşan ‘Kan Revan’ Maraş’tır. Üstüne çöken kara bulutlardan sonra, katilleri çeşitli makamlarla ödüllendirilen, devlet erkânının onur konukları olan bir ‘Kara’ Maraş’tır. Maraş, o kıyımı en acı tecrübelerle yaşayan şehirdeki Aleviler için artık isminin önündeki böyle birçok acı unvanla da beraber anılır. Gayrı canlı kalabilen tüm canların hafızalarındaki bu katliam, ızdırabı, vahşeti ve hüznü ile her an diri olan ve asla ama asla kapanamayacak derin bir yaradır!

    Katillerin katliamı meşru kılan dar zihniyetlerine göre katledilen Aleviler ve solcular tüm insani kimliklerinden önce kâfirlerdir(!) Çünkü onlar ne ramazan orucu tutmuşlardır, ne namaz kılmışlardır, ne de hacca gitmişlerdir. Bu durumları, hamile kadınların karınlarını deşmekten veya kundaktaki bebeği soluksuz bırakmaktan bile daha vahim bir günahtır! Uğruna cihat ilan ettikleri inançları, yaradılanları yaradılışlarından ötürü yok etmelerine engel değildir. Çünkü solcu ve Aleviler dinsiz, kendileri ise mümindir, inanandır, onlar sözde Müslümandır!

    Katliam öncesinde öldürülen iki sol görüşlü öğretmenin cenazelerinde, bu makûs kaderlerine isyanların ve yakılan ağıtların ardından, artık onların varlıklarının boşlukta yer kaplaması bile fazladır. Öyle ya; bir dinsizle bir müminin aynı toprakta bulunması, hatta aynı oksijeni paylaşması bile caiz olamaz(!) Sonunda şehirdeki ‘Alevilerin ve solcuların’ toptan ceza faturasının kesilmesinin zamanı gelmiştir ve bu cezanın kesilmesi hiç zaman kaybetmeden gerçekleşir.

    22 Aralık 1978’de, Bağlarbaşı İmamı Mustafa Yıldız’ın Cuma namazında katliamların startını verdiği şu meşhur vaazı o günkü toplumsal histerinin dehşet boyutlarını göstermeye yeterlidir; Sadece oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz hükumete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Aleviler ve Sünni imansızlar temizlenmelidir.’

    İnanç mabetlerinden çıkan bu kitleler, Alevilerin daha önceden işaretlenen evlerinde ‘Allah-u Ekber’ tekbiriyle yaradanın adını anarak Azrail’in rolünü çalarken, oradaki savunmasız masumları da yaratan yine aynı ‘Allah’ dememişlerdir! Katliamlar başladığı anda şehir merkezinin tüm giriş çıkışları kapatılır. Şehirde kıstırılmış solcu ve Aleviler adeta birer av, faşist katillerse amansız avcıları gibi ürkekçe köşelerine sinmiş canları, cennetten bir yer kapabilmek hevesiyle katleder. Ardından çevre il, ilçe ve köylerden haber alan binlerce insan araçlara dolup şehir merkezine girip katliamdan kalanları kurtarmak için Maraş’a akın ettiklerinde, şehrin girişlerinde bu araçların geçişleri engellenir. Şehirde insanlar hunharca katledilirken günlerce varlığını hissettiremeyen devlet, adeta cehennemin kapısında bekleyen bir zebani gibi sadece şehrin giriş çıkış noktalarında belirir.

    Çarpı ile işaretlenmiş Alevi ve solcu evleri faşist mezbahanelerine dönerken, memleketi vicdanları cırmalayan bir suskunluk sarar. Ankara bile ancak günler sonra bu sessiz çığlığı duyar. Ordu müdahale etmek için girdiğinde neredeyse çürümeye yüz tutmuş cesetleri toplamaya yetişebilmiştir. Sarıldığı yavrusuyla beraber ebediyete intikal eden anayla bebeğine, daha elindeki bez bebeği düşmeden katliamın kurbanı olmuş bir çocuğa ve gözleri oyulup helâ çukuruna atılan nineye katlin ayrımı yoktur.

    Gayrı gözünü karartan faşistler, kafayı koyduklarını eninde sonunda yaparlar. Hani bir kere layık gördüler mi size cehennemi, o iş asla ahirete kalmaz… Ki zaten o günler Maraş’ta yaşananlar bir cehennem provasından başka bir şey olamaz! Maraş’ta insanlık, merhamet ve vicdan gibi kavramlar üzerinde övgüye mazhar ne varsa çırılçıplak soyunup, âdemden bu yana sanki hiç yokmuşçasına susar! Yobazlar içlerindeki kin tohumlarını kusar! Artık solunacak bir nefesi kalmayan mazlumların bedeni zalimlerin gölgesine pusar! Geriye kalanlar ise; sadece tarumar olan hayatların, son bulan umutların ve yitirilen canların ardından kopan ağıtlar ve kulaklarda çınlayan zılgıtlardır. Şanı kahraman, bahtı kara Maraş’ta, yüreklerden hiç çıkamayan o sessiz çığlıkların tüyler ürperten esintisi canlarda her dem diri kalmaya mahkûmdur…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Celal Fırat’tan, Maraş Katliamı’nın araştırılması için önerge

    Milletvekili Celal Fırat’tan, Maraş Katliamı’nın araştırılması için önerge

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’nın sorumlularının ortaya çıkartılması için Meclis araştırma önergesi hazırladı. Fırat, “Maraş Katliamı’nı planlayanların ve uygulayanların hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi ve bu katliamdan kaynaklı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim” dedi. 

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Maraş Katliamı’na dair Meclis araştırma önergesi hazırladı. Milletvekili Fırat, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na ilettiği önergede, 19-26 Aralık 1978’de Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamın sebepleri, sonuçları ve failleri bakımından hala aydınlatılmayan konuların olduğuna işaret etti.

    Celal Fırat, katliamda resmi rakamlara göre 111 vatandaşın katledildiğini, 176 kişinin yaralandığı, 210 ev ile 70 işyerinin tahrip edildiğini belirterek, “Başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere, tüm demokratik kamuoyunun beklentisi bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin ve gerçek sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettikleri cezalara çarptırılmasıdır. Maraş Katliamı’nın bütün ayrıntıları ile incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim” diye belirtti.

    “KOLLUK KUVVETLERİ SEYİRCİ KALMAKLA YETİNMİŞTİR”

    Milletvekili Celal Fırat, Meclis’e sunduğu teklifinin gerekçe bölümünde ise şu ifadelere yer verdi:

    “19 Aralık 1978’de Maraş’ta bulunan Çiçek Sineması’na bomba atılmasıyla katliamın fitili ateşlenmiş olsa da katliam öncesinde Milli Piyango satıcısı kılığında şehre gelen kişilerin olayları başlatmak için hazırlık yaptıkları anlaşılmaktadır. Günler öncesinden şehirde yaşayan Alevilerin evlerinin kırmızı boya ile çarpı işareti konularak işaretlenmesi hedefin kim olduğunu göstermektedir. Bu durumlar dikkate alındığında; haftalar öncesinden planlanan bir katliamın uygulamaya konduğu anlaşılmaktadır.

    “ALEVİ DEDESİ ÖLDÜRÜLDÜ”

    ‘Kanımız aksa da zafer İslam’ın’, ‘Müslüman Türkiye’ sloganları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il merkezi, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binalarına saldırılar düzenlenmiş, Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi’nde ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu) adlı çeteci/katliamcı unsurlar tarafından bir kıraathane bombalanmış ve Gıjik adlı Alevi dedesi öldürülmüştür.

    “İKİ SOLCU ÖĞRETMENİN CENAZESİ ENGELLENDİ”

    21 Aralık’ta sol görüşlü öğretmenler Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu, silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmiş, öğretmenlerin cenaze namazı engellenmiştir.

    Ertesi gün komünistlerin camilere saldırdığı haberleri yayılmış ve sağ görüşlü faşist gruplar 23 Aralık tarihinde Alevilerin yoğun yaşadığı Yörükselim ve Mağaralı mahallerine yönelmiştir. Bu mahallelerde iki gün boyunca evlere girilmiş, kadınlara tecavüz edilmiş, küçük çocuklar, yaşlılar ve hamile kadınlar dahi vahşice katledilmiş, evler yağmalanmış mallara el konulmuş, evler içindeki insanlar ile birlikte ateşe verilmiştir. Bütün bunlar gerçekleşirken kolluk kuvvetleri seyirci kalmakla yetinmiştir.

    “ALEVİLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU KENTTEN GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALDI”

    26 Aralık’ta saldırılar konu edilerek 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiş ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ilk adımları atılmıştır. Katliam sonrası Alevilerin büyük çoğunluğu kentten göç etmek zorunda kalmıştır.

    Olaylardan sonra çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelendirilen 804 kişi hakkında dava açılmış ve Sıkıyönetim Mahkemelerinde açılan davalar 1991’e kadar sürmüştür. Sanıklardan 29’u idam, yedisi müebbet hapis, 321’i 1-24 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere altıda bir oranında cezai indirim uygulanmıştır. Cezalar 1991’de çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle ertelenmiş ve sanıklar serbest bırakılmıştır.

    Kolluk kuvvetlerinin, istihbarat örgütlerinin katliam sırasında sessiz kalması kadar katliama karışanların yargılanma süreci de toplum vicdanını yaralayan durumlardandır. Maraş Katliamı üzerinden 45 yıl geçmesine rağmen gerçek sorumluların, katliamı planlayanların kimler olduğu açığa çıkarılmamış, zaman içerisinde ortaya çıkan belgeler değerlendirilmemiştir.

    Katliama maruz kalan onlarca Alevi vatandaşımızın cesedine ulaşılmamış, Şeyh Adil Mezarlığı’na toplu olarak gömüldüğü iddialarının araştırılması engellenmiş ve mezar yerleri bilinmemektedir.

    Bütün bunlara göre DEM Parti İstanbul Milletvekili olarak, yukarıda açıkladığım nedenlerle, Türkiye artık katliamlarla anılmak istemiyorsa, demokratik bir hukuk devleti olma yolunda ilerlemek istiyorsa, tüm inançların ve etnik kimliklerin bir arada yaşayabileceği bir iç barışı tesis etmek istiyorsa, Maraş Katliamı’nı planlayanların ve uygulayanların açığa çıkarılması, vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi ve bu katliamdan kaynaklı yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mersin’de anma: Maraş Katliamı Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı-VİDEO

    Mersin’de anma: Maraş Katliamı Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamı-VİDEO

    PİRHA- DAD Mersin Şubesi Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. DAD Mersin Şube Eş Başkanı Hüsniye Çelik, devletin derin güçlerince katliamın yapıldığına dikkat çekti ve başta Maraş olmak üzere Alevilere yönelik yapılan hiçbir katliamın Alevileri yolundan döndürmeyeceğini ifade etti.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mersin Şubesi, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılı dolayısıyla anma ve basın açıklaması yaptı. Dernek binasında yapılan basın açıklamasını DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik okudu. Anmaya Maraş Katliamı tanıkları Birgül Sarıkaya, Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı.

    Açıklamadan önce Sinemilli Ocağı’ndan Hüseyin Bakır gülbeng okudu, çerağ uyandırıldı.

    “CUMHURİYET TARİHİNİN EN KANLI KATLİAMI”

    DAD Mersin Şubesi Eş Başkanı Hüsniye Çelik, Maraş Katliamı’nda 500’den fazla insanın öldürüldüğünü belirterek, Cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamlardan biri olduğunu söyledi.

    12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamak için devletin böyle bir katliam yaptığını kaydeden Çelik, “Devletin derin güçlerince Ülkücü Öğrenci Derneği’nde o dönemin dernek başkanı ve yardımcısı tarafından tezgahlanarak, yine ülkücü Ökkeş Kenger’e Çiçek Sineması’na ‘Güneş Ne Zaman Doğacak’ isimli milliyetçi film oynatılırken bomba attırılmasıyla başlatılmış ve tam bir hafta katliamlar devam etmiştir. Milliyetçi faşistler daha önce belirledikleri Kürt Kızılbaş Alevilerin yaşadığı bölgelere evlere saldırıp büyük bir katliam gerçekleştirmişlerdir” dedi.

    “KATLİAMLAR BİZİ YOLUMUZDAN DÖNDÜREMEZ”

    Türkiye tarihinde Alevilere yönelik yapılan katliamların, asimilasyon hamlelerinin Alevileri yolundan döndürmeyeceğini ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

    “Koçgiri, Çorum, Dersim, Gar, Suruç ve Sivas katliamları bizleri yolumuzdan, inancımızdan döndürmedi. Bizler Hakk yolundan yürümeye devam ediyoruz. Sabah yüzümüzü güneşe dönerek cümle canlılar için duamızı ediyor, ulularımıza, pirlerimize niyaz eyliyoruz. Bizler 72 millete aynı nazarla bakan bir inancın, kültürün evlatlarıyız. Asla hiçbir kimseyi, toplumu farklılıklarından dolayı ötekileştirmeyiz. Coğrafyamızda ve dünyanın her yerinde yapılan savaşlara karşı durduk ve de duracağız. Her zaman halkların kardeşliğini savunduk ve savunmaya devam edeceğiz.”

    Hüsniye Çelik, bugünün aynı zamanda “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında cezaevlerinde yapılan katliamın 23’üncü yıl dönümü olduğunu da hatırlatarak, katliamlarda yaşamını yitirenleri andı.

    Anmanın ardından katliamda yaşamını yitirenler için lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ MERSİN