Etiket: maraş katliamı

  • Fırat, Meclis’ten seslendi: Cemevi Başkanlığı kapatılmalıdır- VİDEO

    Fırat, Meclis’ten seslendi: Cemevi Başkanlığı kapatılmalıdır- VİDEO

    PİRHA-  Kültür ve Turizm Bakanlığı Bütçesi görüşmelerinde konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Alevi inancına mensup toplulukların insan hak ve özgürlükleri, eşit yurttaşlık talepleri yok sayılmıştır. Kısacası bu coğrafyada gerçek anlamda bir Alevi sorunu yaşanıyor. Ne yazık ki Alevi sorunun çözümü için çözüm değil, asimilasyoncu projeler üretildi. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığınızın Alevilerin gönlünde yeri yoktur. Bu ucube kurum derhal kapatılmalıdır” dedi.

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bütçesi görüşmelerinde konuştu. Fırat, Alevilerin sorunlarına değinirken Suriye’de yaşanan gelişmeleri de değerlendirdi.

    “İKTİDAR TEHLİKEYİ GÖRMELİ, DIŞ POLİTİKASINI BUNA GÖRE ÇİZMELİ”

    İktidarın Kürt sorununu, Alevi sorununu çözmeden başka ülkelerdeki sorunları çözme yanılgısı içinde olduğunu belirten Celal Fırat, şunları söyledi:

    “Coğrafyamız, ülkemiz Orta Doğu; dinler, diller, halklar, kültürler bahçesidir. Tek meyveli, tek çiçekli bahçe olmaz. Çok çiçekli bir bahçede, bir çiçeğin başka bir çiçeğe üstünlüğü yoktur. Her çiçeğin ayrı bir rengi, ayrı bir kokusu vardır, onun içindir ki güzeldir. Toplumlar da böyle güzeldir, böyle de olmalıdır. Tekçilik dayatmadır, güçlü olan çoğu kez tekçidir. Ama güçlü olan çoğu kez haklı olan değildir. Yıkılır bir gün mutlaka. Tarihse bu örneklerle doludur. Bunun son örneği Suriye’deki Baas rejimidir. Bölgede sınıf çelişkilerini geçen katliamlar yaşatıldı, yaşatılmaktadır hala. Emekçiler, gençler, özellikle kadınlar ezilen haklar uçurumdan önceki son çıkıştalar. Bu acımasızlığın karşısında hepimize düşen görev, bu coğrafyada bulunan halkların kendi kaderlerini tayin etme hakların elinden alınmasına engel olmaktır. Çünkü bu bölgede şimdi çok renkli bahçe oluşturma şansı doğmuştur. Bu bahçeye meyveleri, çiçekleri, o toprağın kokusunu halkların kendisi dikmelidir. Tüm renkleri rızalığı olmadan oluşacak her bahçe kurudur, umutsuzdur. Çok renklilik, farklılık, zenginliktir aslında. Ülkemizde de böyledir. Bin yıllık çok renkli bir çadır can olmuşuz. Düğün derlemişiz, hısım olmuşuz, kirve olmuşuz. Irkçılığın, dinciliğin, mezhepçiliğin her türlüsü toplumlar için zehirdir. Panzehiri ise barıştır, rızalık kültürüdür. Coğrafyamızda çeteler, akbabalar çoğalmıştır. Suriye bahçesine de rızasız dalan dalanadır. Bu durum bizim ülkemiz için de tehlikelidir. Bu tehlikeyi en başta iktidar görmelidir. Dış politikasını buna göre çizmelidir. İktidar Kürt sorununu, Alevi sorununu çözmeden başka ülkelerdeki sorunları çözme yanılgısı içindedir ne yazık ki. Bu maceradan, bu mecradan kurtulmalıdır.”

    “İNANCIMIZIN TÜM UYGULAMALARI KAMU DENETİMİYLE YÜRÜTÜLMEK İSTENMEKTE”

    Türkiye’de Alevi sorunu yaşandığını belirten Celal Fırat, çözüm yolları üretmek yerine asimilasyoncu projeler üretildiğinin altını çizerek şunları söyledi:

    “Bu coğrafyanın en önemli renklerinden, sorunlarından birisi de Aleviliktir. Devlet gönül bahçemize rızasız girmiştir. İnanç özgürlüğü, manevi hürriyettir. İnsanın içinde yer alır ve en itibarlı özel yaşamdır. İnancın yasaklanması, asimile edilmesi insanlık suçudur. Devlet yüzyıllardır Alevi inancını, inançtaki barışı, hoşgörüyü, karşılıklı adaleti görmemezlikten gelmiştir. Alevi inancına mensup toplulukların insan hak ve özgürlükleri, eşit yurttaşlık talepleri yok sayılmıştır. Halen de sayılıyor. Kısacası bu coğrafyada gerçek anlamda bir Alevi sorunu yaşanıyor. Ne yazık ki Alevi sorunun çözümü için çözüm değil, asimilasyoncu projeler üretildi. Onun içindir ki Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığınızın Alevilerin gönlünde yeri yoktur. Tam tersi Alevileri incitiyor. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, sonrasından Cumhuriyet’e geldiğimiz bu süreçte inancımız bir grubun alışkanlıkları olarak görülüyor.

    Kültür Turizm Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı koordinasyonu ile bir proje üretildi. Adına Milli birlik Beraberlik Projesi denilerek Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kuruldu. Bu kurumun aracıyla, inançsal hizmetlerimiz başta olmak üzere inancımızın tüm uygulamaları kamu denetimiyle yürütülmek istenmektedir. Oysa hepimizin bildiği gibi Diyanetin fetvası ile Aleviliğe hizmet olmamıştır tarihte, bundan sonra da olmayacaktır. Alevilikte her lokma kutsaldır. Alevilere asimile, eşe dosta para aktaran bu kurumun bütçesi haram bütçesidir. Bu ucube kurum derhal kapatılmalıdır”

    “MARAŞ BİZİM ACIMIZDIR, KİMİLERİNİN DE UTNACI OLMALIDIR”

    Bütün baskılara rağmen Alevilerin inançlarının yolunu yaşadığını belirten Fırat, “Aleviler eğitimi baş tacı etmiştir. Kadın erkek eşitliğini can diyerek özleştirmiştir. Alevilik doğadır, barıştır, ikrardır, itikattır, rızalıktır. Yetmiş iki millete bir nazara bakan bir öğreti olarak anti ırkçıdır. ‘Benim Kabe’m insandır’ diyerek bu öğreti anti kökten dincidir. Aslan ile ceylanın kucağında dost kılacak kadar barışçıldır. Hayvan katliamına, Dersim’de dağ keçisi avlanmasına karşıdır. Aynı zamanda doğaya hürmetlidir, çevrecidir. Alevilik gerçeği arama yoludur. Gerçeğin ulu bir mertebidir. Alevilik kendi içinde bir renkli bir bahçedir. Yol bir, sürekli bin birdir deyimini inanç eylemiştir. Aleviler farklı inanç mezhepleriyle aynı coğrafyada birlikte yaşama iradesini göstermiş, sosyal bütünleşmeyi din üzerine değil, emek ve özgürlük üzerine gerçekleştiren bir toplumdur. Alevi süreklilerinin, tarihin bir dönemecinde birçok yerde, birçok ülkede katliamlara, kıyılara maruz kaldığını sizler de benim kadar iyi biliyorsunuz. İşte bunlardan biri de bugünlerde kurbanlarını andığımız Maraş Katliamı’dır. Maraş bizim acımızdır. Maraş bizim ağıdımızdır. Kimilerinde utancı olmalıdır” dedi.

    “ARAP ALEVİLERİNE YÖNELİK ZULME KARŞI ÇIKMAK MİLYONLARCA ALEVİ’NİN YURTTAŞI OLDUĞU TÜRKİYE’YE DÜŞER”

    Suriye’deki Arap Alevilerinin cihatçı teröristlerin, IŞİD çetelerinin katliamına defalarca kez uğradığının altını çizen Celal Fırat, “Bugünlerde de aynı tehlikeyle karşı karşıyalar. Suriye’deki Arap Alevilerine yönelik baskı ve zulme karşı çıkmak en başta milyonlarca Alevi’nin yurttaşı olduğu Türkiye’ye düşer. Aynı şekilde Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler, Çerkezler, Dürziler, Hristiyanlar’da huzursuzdurlar. Yeni süreçte Türkiye’nin çabası birilerine mavi boncuk dağıtmak değil, huzuru sağlamaya yönelik olmalıdır. Ortak eşit yaşam hakkı etrafında toplanmamız gereklidir. Biz Aleviler onurlu, eşit bir toplum oluşturma, böyle bir toplumda ortak sorumluluk üstlenmek istiyoruz. Bu insanı duruşumuza karşı devletin asimilasyon göz, şüpheci yaklaşımını hissediyoruz, reddediyoruz. Devletin Alevilere yönelik saldırılara göz yumduğunu, toplumlar arasındaki gerginliği bilinçli olarak tırmandırdığını seziyoruz, yaşıyoruz, reddediyoruz. Bizler devletin kurumlar aracılığıyla inançları denetlemesini, inananların kültürüne, ibadet biçimine don biçmesine karşıyız, reddediyoruz. Bizler egemen din anlayışına entegre etme, eritme projelerine karşıyız” diye konuştu.

    “ALEVİLİK SİYASET ÜSTÜ, IRKLAR ÜSTÜDÜR”

    “Alevilere ibadethanesi cemevidir” diyen Fırat şunları ekledi:

    “Hak arama hürriyettir. Alevilerin eşit yurttaşlık haklarının tanınmasını istiyoruz.  Alevinin ibadetti adalettir, kadimdir. Hak meydanı kurulur, dardakine hak arama yolu verilir. Alevilik siyaset üstü, ırklar üstüdür. Zira Alevilik ırkların değil, kırkların inancıdır. Kırkların mitolojimizde kadın erkek yoktur, can vardır. Bir üzüm tanesini kırka bölüp, eşit paylaşmak vardır. Bu kadim inancı, bu derin felsefeyi bilmeden Alevilere yönelik her türlü hamle, beyhude çabadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Zülfikar Dergisi’nin yeni sayısı çıktı

    Zülfikar Dergisi’nin yeni sayısı çıktı

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri’nin yayın organı olan Zülfikar Dergisi’nin Kasım-Aralık-Ocak sayısında, 15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları ile Maraş Katliamı kapağa taşındı.

    Siyasi, kültürel, sanat ve Alevi inancına ilişkin içerik sunan ve Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) yayın organı olan Zülfikar Dergisi’nin Kasım-Aralık-Ocak 2024 sayısı okuyucu ile buluştu.

    Derginin yeni sayısında 15 Kasım 1937 tarihinde idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları ile Maraş Katliamı kapağa taşındı. Derginin arka kapağına ise Alevilerin yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettiği Gaxan taşındı.

    DERGİNİN İÇERİĞİ

    Zülfikar Dergisi’nin yeni sayısında yer alan yazılar ise şöyle:

    “-Alevilikte toplumsal barış / Gültan Kışanak

    -15 Kasım 1937 ve dara durmak / Hüseyin Ozan

    -Ateşe atılarak yakılan Ağuçan evlatları: Sekasur Katliamı 1/ İnanç Dolu-Zeynel Kete

    -Hayatta mı kalmak? / Özlem Salmış

    -Horasan ve Kürtler / Mehmet Bayrak

    -Reya Heq/Hak yol Alevilik inancında varoluş inancı/ Zeynel Kete

    -Alevilerin yaşadıkları sorunların nedenleri/ Demir Çelik

    -Maraş Katliamı ve direniş / Aziz Tunç

    -Ana tanrıça Zerban kutsallığında kendi hakikatimizi bulmak / Hayriye Korkmaz

    -Gaxan ve inanç ritüelleri / Pir Hamza Takmaz”

     PİRHA/İSTANBUL

  • Maraş Katliamı, kadınların tanıklığıyla belgesel oldu: Üçüncü Gurbet- VİDEO

    Maraş Katliamı, kadınların tanıklığıyla belgesel oldu: Üçüncü Gurbet- VİDEO

    PİRHA- “Üçüncü Gurbet” belgesel filminin yönetmeni Mediha Güzelgün, Maraş Katliamı tanığı kadınların anlatımlarına ve kuşaklar arasındaki etkilerine ışık tutuyor. Güzelgün, “Amacım katliamda yaşananları ve aradan geçen 45 yıla rağmen kapanmayan yaraları hatırlatmak ve bunları asla unutturmamak. Ağır ve zor bir işti. Ama yapılması ve aktarılması gerekiyordu” dedi.

    19 Aralık 1978’de Maraş’ta Alevilere yönelik günlerce süren katliamda yüzlerce kişi işkenceye uğradı, katledildi. 100’ün üzerinde kişi yaralandı, Alevilerin evleri ve işyerleri yakıldı. Bu katliam, geride kalanlarda büyük acı ve travmalara neden oldu. Tüm bu yaşananları, yarattığı psikolojik tahribatı unutturmamak adına, ailesi de Maraş Katliamı tanığı olan Mediha Güzelgün tarafından Üçüncü Gurbet isimli belgesel film çekildi.

    Güzelgün, Maraş katliamını yaşayan kadınların travmalarını kayıt altına almak amacıyla Maraş’ta yaşayan ve Maraş’tan göç etmiş kadınların izini süren Üçüncü Gurbet ile ilgili PİRHA‘ya konuştu.

    “YAŞANANLARIN UNUTULMAMASINI İSTEDİM”

    Yapımına 2021 yılında başlanan belgesel filmde 14 kadının tanıklığı yer alıyor. Yalnızca kadınlara yer vermesinin sebebini anlatan Mediha Güzelgün, “Kadınların şahitliği benim için daha kıymetli. Çünkü kadınlar daha detaycı, dobra bakabiliyorlar ve hafızaları daha diri” dedi.

    Çocukluğundan bu yana katliamda yaşananları dinleyerek büyüyen Güzelgün, “Annem ve akrabalarımın sohbetlerinde konu katliama geliyordu, ‘Bir kamera olsa da bizi çekse’ diyorlardı hep. Daha küçükken bunu dert edindim, kayda almayı çok istedim. Unutulup gitmemesi için bu belgeseli çekmeye karar verdim. Bir diğer amacım da travmanın çevre etkisini incelemekti. Belgesel sürecinde en çok acıyı çekenlerin, tahammül edemeyen ve affedemeyenlerin daha uzağa, yurtdışına gittiklerini gördüm” diye konuştu.

    “PSİKOLOJİK OLARAK ÇOK AĞIR AMA YAPILMASI GEREKEN BİR İŞTİ”

    Güzelgün, belgesel çekim sürecinin psikolojik olarak çok ağır olduğunu ifade ederek, hem anlatanların hem ekiptekilerin sık sık ağladığını ve yaşanan acıların tekrar gün yüzüne çıktığını dile getirdi.

    Güzelgün şunları anlattı:

    “Belgeseli çekerken çok ağladım. Aradan geçen 45 yıla rağmen onlar da anlatınca ağlıyorlardı. Ekipteki arkadaşlar da ağlayıp ‘bu kadarı nasıl olur’ diye inanamadılar duyduklarına. Dışarıya çıkıp hava almaya ihtiyaç duyuyorduk. Altyazıyı hazırlayan arkadaş arayıp konunun çok ağır geldiğini, altından kalkamayacağını söyleyip ağladı, karşılıklı ağladık. Unutulmaması, affedilmemesi, kabul edilmemesi ve 45 yıl sonra bile ilk günkü gibi ağlamak çok acı. Ağır ve zor bir işti. Ama yapılması ve aktarılması gerekiyordu.
    Amacım çok fazla festivale göndermek, çok fazla izleyici ile buluşturup bu katliamı unutturmamak. Belgeseldeki kadınlardan biri ‘Acılar yarıştırılmaz ama medyada Sivas Katliamı’nı çok fazla görüyoruz. Onlar sanatçılar diye mi bu kadar gösteriliyor, biz de halktık, orada yaşayan insanlardık. Bu çok zoruma gidiyor, bizden neden medya hiç bahsetmiyor’ demeleri beni çok etkiledi. Bu nedenle cemevlerinde, derneklerde, festivallerde gösterimini sağlamak adına elimden geleni yapacağım.”

    “KATLİAMLARIN DURMASI GEREK”

    Mediha Güzelgün, savaş ve katliam ortamında en çok kadınların ve çocukların etkinlendiğine vurgu yaparak, “Yaraların sarılmadığı, faillerin cezalandırılmadığı bir ülkedeyiz. Bu yüzden affetmenin de zor olduğunu söylediler. Bu tür olaylardan en çok kadınlar ve çocuklar etkileniyor. Kadınlar zaten bunu çocuklarına aktarıyorlar, kuşaklar boyu devam ediyor. Çocuklar da bundan etkilenerek büyüyorlar. Bu tür katliamların, zorbalıkların cezalandırılması ve durdurulması gerekiyor. Cezasızlık insanda daha çok kin, nefret ve öfke duygusunu oluşturuyor. Bunun bir şekilde çözülmesi lazım” dedi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampı başladı-VİDEO

    MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampı başladı-VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 6. Buluşma Kampı başladı.

    Programda Fatma Dapar’ın selamlama konuşması ile başladı.

    Ardından  MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek söz aldı. Üstek,  Ovama Dokunma hareketi, Maraş Girişimi ve MARDEF  örgütlenmelerini anlattı.

    Maraş’ta yaşanan katliamın tek boyutlu olmadığını ifade eden Üstek, “topraklarımıza sahip çıkmanın kültürümüze sahip çıkmanın önemli bir adımı olarak gördük“ dedi. Üstek , deprem sürecinde örgütlü olmanın faydalarını gördüklerini belirterek, yardım organizelerini daha hızlı gerçekleştirdiklerini ifade etti.

    „Bizim yapmaya çalıştığımız MARDEF’i köy derneklerinin ortaklığı olarak görmek. Bütün köy dernekleri aslında MARDEF’in kendisi. Ortak hareketi sağladığımız zaman halkımızın imdadına yetişebiliyoruz“diye belirtti.

    Üstek ayrıca yardımlar hakkında da bilgi verdi.

    Üstek’in ardından Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaç deprem sonrası maraş’ta yaşanan güncel sorunlara yönelik bir sunum yaptı.

    Depremin ardından toplumun büyük bir travma yaşadığına dikkat çeken Ortaç, „“insanların güvenli bir liman olarak sığındığı yer Narlı’ydı. Oradan çevre illere dağıldılar. Devletin yanımızda olmadığını depremin ilk gününden itibaren gördük. Narlı cemevinin inşaatı sürüyor. Böyle kapsamlı bir cemevi yapının gururunu yaşarken, diğer taraftan bizi engelleme çalışanlar oldu. Biz sonuna kadar sürdüreceğiz. Deprem gibi bir felaket bize gösterdiki insanların barınma sorununu karşılamadıkça, göçü engelleyemiyorsunuz. İnsanların temel barınma sorunlarını karşılama gibi bir hedefimiz var“ dedi.

    Ortaç , „Halkımıza çağrımız, cemevimizi bitirmek için yardıma ihtiyacımız var. Desteklerinizi bizden esirgemeyin“ diyerek yardım çağrısı yaptı.

    Sunumun ardından soru cevap şeklinde devam etti.

    Ortaç’ın ardından HDP 27. Dönem Milletvekili Mahmut Toğrul söz aldı.

    Toğrul, „Maraş’ta kötü birşey yapılacaksa ya Pazarcık ya da Elbistan akla geliyor“ diyerek, Maraş’ta yapılan çevre tahribatlarına işaret etti, “Pazarcık Ovası önemli bir ova. 1978’den bu yana o verimli arazileri Alevi-Kürtlerin elinden çıkarmak için önemli bir çalışma yapılıyor.

    Çimento fabrikaları yapıldı, Çiğili’de OSB yapılıyor, yine Çöçelli’de yapılanlar var“ dedi.

    Deprem sürecine de değinen Toğrul, “Örgütlü bir toplum yapmanın önemi orada ortaya çıktı. Devlet organize olamadı. Bunun karşısında sivil toplum harekete geçerek bölgenin yaralarına merhem oldu.Deprem sonrası emniyet birimleri kapalıyken, bir tek pasaport birimi açıktı. Bölge bilinçli olarak boşaltmak isteniyor“ diye belirtti.

    Toğrul son süreçte yaşanan siyasi gelişmelere de değindi.

    Bizde son dönemleri şaşkınlıkla izliyoruz“diyen Toğrul şöyle devam etti:

    “Devlet Bahçeli’nin bir plan dahilinde DEM Partililerle tokalaşması şaşkınlığını yaşarken, geçen hafta mecliste söylediklerini bir çok arkadaş ifade ettiği için şimdi cezaevinde. Biz de saldırılara rağmen Öcalan’ın sesi duyulsun diyorduk.

    Kürtler bir statü kazanma mücadelesi veriyorlar. Kürtlerin önünde yüz yılda bir gelen bir fırsat var. Bu fırsat egemenleri çok rahatsız ediyor. Örneğin,  İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan aslında ilk ziyaretini Kürdistan’a yaptı. Erbil’e ve Süleymaniye gitti. ‚’Şu an bizim İran’ın bütünlüğü kaygımız var’ dedi. Aynı kaygı Türkiye için de var.“

    Alevileri asimilasyon politikaları da dikkat çeken Toğrul cemevi başkanlığı faaliyetlerinin bunun en büyük yürütücüsü olduğunu ifade etti.

    Toğrul, „Sonuç olarak Kürtler ve Alevilerin bir araya gelerek güçlü bir dayanışma ve birlik sergilemeleri, hem kültürel kimliklerini korumak hem de siyasi anmada güçlübir pozisyon elde etmek hayati önem taşıyor“ dedi.

    PİRHA/Almanya-Siegburg

  • BAF Kurucu Başkanı Erbil’e 7080 TL para cezası verildi

    BAF Kurucu Başkanı Erbil’e 7080 TL para cezası verildi

    PİRHA – Britanya Alevi Federasyonu Kurucu Başkanı İsrafil Erbil’in, Maraş Katliamı ile ilgili sözleri nedeniyle yargılandığı davanın görülen karar duruşmasında mahkeme, Erbil’e 7080 TL adli para cezası verdi.

    Britanya Alevi Federasyonu Kurucu Başkanı İsrafil Erbil’in, Maraş Katliamı ile ilgili sözleri nedeniyle yargılandığı davanın karar duruşması Maraş’ta görüldü.

    “DEVLET KATLİAMLARLA YÜZLEŞMELİDİR”

    Duruşmada İsrafil Erbil, “Devletimiz Alevi ve Kızılbaş insanlara eşit davranmamaktadır. Geçmişte yaşanan Maraş, Çorum, Sivas ve Dersim katliamları ile devlet yüzleşmelidir. Kardeşlik sadece sözde kalmamalı, bununla ilgili somut adımlar atılmalıdır. Benim alacağım cezanın herhangi bir önemi yoktur, önemli olan söylediklerimdir” diyerek savunma yaptı.

    Mahkeme, İsrafil Erbil’e 7080 TL adli para cezası verdi.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Hakk’a yürüyen Maraş Alevi Katliamı tanığı Mahmut Duman için taziye yapıldı- VİDEO

    Hakk’a yürüyen Maraş Alevi Katliamı tanığı Mahmut Duman için taziye yapıldı- VİDEO

    PİRHA- 7 Haziran’da Hakk’a yürüyen Maraş Alevi Katliamı tanığı Mahmut Duman için Alevi kurum temsilcileri ve aile fertleri taziye düzenledi. Britanya Alevi Federasyonu Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, “Maraş Katliamı, dünyada eşi benzerine az rastlanan zulümler ve işkencelerle dolu bir katliamdı” dedi.

    7 Haziranda Elbistan’da Hakk’a yürüyen Maraş Alevi Katliamı tanığı Mahmut Duman Nurhak’ta sırlanmıştı.

    Duman için düzenlenen taziyeye İngiltere’de yaşayan çocukları, Londra’da faaliyetlerini yürüten köy ve yöre dernekleri, siyasi kurum temsilcileri, CAN TV Programcısı Elif Tabak, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, BAF eşit başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç, Londra Tilkililer (Rivan) Toplum Merkezi Başkanı Hasan Haney, Görsünlüler Sosyal, Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Servtap Atasoy, İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) ve Cemevi yöneticileri, Maraş Katliamı’nda annesi, babası ve abisi katledilen Ali Ergönül, katliamda katledilen Şah İsmail Kalaycı’nın kız kardeşi Bergüzar Kalaycı katıldı.

    Taziyede CAN TV Programcısı Elif Tabak, BAF Kurucu Başkanı İsrafil Erbil ve taziyeye ev sahipliği yapan İAKM ve Cemevi Başkanı İbrahim Has birer konuşma yaptılar. Mahmut Duman’ın kızı Newruz Duman babasına yazdığı mektubu okudu.

    “MARAŞ KATLİAMI ZULÜM VE İŞKENCELERLE DOLU BİR KATLİAMDI”

    Maraş Katliamı’nın dünyada eşi benzerine az rastlanan zulümler ve işkencelerle dolu bir katliam olduğunu ifade eden Britanya Alevi Federasyonu Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, “Maraş Katliamı’nın insanlarda bıraktığı travma halen bugün olmuş gibi yaşanıyor. Mahmut amca, çocuklarının yaşaması için kendisini siper etmiş cesaretli insanlardan birisiydi. Mahmut amca, gibi insanlar sıradan baba değillerdir onlar atalardır. Bizler Maraş Katliamı’nda direnen Mahmut amcaları, ancak 30 yıl sonra anıp katliamın olduğu yerlere karanfiller bırakabildik. Onların direnişi gerçekten çok önemliydi” dedi.

    “DEVLET BIRAKIN ÖZÜR DİLEMEYİ, ONLARI ANMAMIZA BİLE MÜSAADE ETMİYOR”

    Maraş Katliamı’nın 20. yüzyılın en zalim katliamlarından biri olduğunu belirten İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, “Devlet bilinçli ve programlı bir şekilde katlettiği insanların, kimliklerin, kültürlerin önünde diz çöküp özür dileseydi biz de bu dünyada huzur bulur ve gerçek barışı tesis edebilirdik. Ama devlet bırakın özür dilemeyi onları anmamıza bile müsaade etmiyor” diye belirtti.

    “ONU HEP ÖZLEMLE HATIRLAYACAĞIZ”

    Mahmut Duman’ın torunu Cem Duman ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Çok uzun süre onun yanında yaşadım. Kendisi mükemmel bir dedeydi. Benim bir sorunum olduğunda o sorunu çözmek için her şeyi yapardı. Onu hep özlemle hatırlayacağız.”

    ELİF TABAK/ LONDRA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Maraş Katliamı tanığı Mahmut Duman: Henüz ailemin mezarına gidemedim, yüreğim dayanmaz!-VİDEO
    -Newroz Duman, Maraş Katliamı sürecinde ailece yaşadıkları acıyı anlattı!
    -Aleviler, katledilen Duman ailesinin Maraş’taki evinin önüne karanfil bıraktı!-VİDEO

  • Birgül Sarıkaya, Maraş Alevi Katliamı’nda yaşadıklarını yazdı: Vicdanları kanatsın istiyorum- VİDEO

    Birgül Sarıkaya, Maraş Alevi Katliamı’nda yaşadıklarını yazdı: Vicdanları kanatsın istiyorum- VİDEO

    PİRHA- Maraş Alevi Katliamı’nda babası öldürülen, annesi yaralanan ve kendisi de saldırıya maruz kalan Birgül Sarıkaya, katliamda yaşananları kitaplaştırdı. Sarıkaya, ‘Maraş’taki Çocuk’ ismiyle yazdığı kitabın faillerin vicdanlarını kanatarak, af dilemelerine sebep olmasını istedi. 

    19 Aralık 1978’de Maraş’ta Alevilere yönelik günlerce süren büyük bir saldırı yapıldı ve katliama evrildi. Resmi kayıtlara göre katliamda 111 kişi öldürüldü, 100’ün üzerinde kişi yaralandı, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı. Katliamın failleri hala ortaya çıkarılmadı.

    Katliamı yaşayanlar yıllardır gerçek adaletin sağlanmasını talep ediyor. Onlardan biri olan Birgül Sarıkaya, saldırılar sırasında 14 yaşındaydı. Aslen Sivaslı olan Sarıkaya, katliamda babası ilköğretim müfettişi Süleyman Metin’i kaybetti. Annesinin üzerine ise benzin dökülerek yakılmak istendi, gözü yaralandı. Kız kardeşleriyle birlikte saldırganlardan kaçmaya çalışırken tacize uğradılar, darp edildiler.

    Tüm bu yaşananların travmalarını ve acılarını 45 yıldan fazladır içinde taşıyan Sarıkaya, yaşatılanların unutulmaması için yıllardır mücadele ediyor. Bu mücadelesini yazdığı kitapla sürdürüyor.

    Birgül Sarıkaya, katliamda yaşananları ve kitabı yazma sürecini PİRHA’ya anlattı:

    “KURTULUŞUMUZ MUCİZEYDİ”

    12 Eylül sürecinin yarattığı korku imparatorluğunun etkisiyle katliam konusunda herkesin sustuğunu söyleyen Birgül Sarıkaya, “Herkes içine konuştu ve sustu. Ben bunu hiçbir zaman için hazmedemedim” diyerek kitap yazma ihtiyacını anlattı.

    Saldırılar olduğu sırada ailesiyle birlikte evde olan Sarıkaya, yaşananları şöyle anlattı:

    “Beklenmedik bir şekilde etrafımız sarıldı, evimiz ateşe verildi, babamız gözümüzün önünde öldürüldü, bizler kaçırıldık, sokaklarda mağdur edilerek büyük bir can pazarı yaşadık. Bizi döverek, sürükleyerek türlü hakaretlerle bilmediğimiz bir mahallede bir eve götürüp kapattılar. O evden kaçtık. Peşimize düştüler, bizi kovaladılar. Ablamın bir arkadaşının evine sığındık. Maraş’ın yerlisi tutucu bir aileydi. Evin hanımı bizi korudu, vermek istemedi ama kocası evi yakarlar diye korkuyordu, bizi onlara vermek istiyordu. Sonunda kadın hükümet konağına haber göndermiş. Askerler geldiler. Bizi bir askeri araca bindirdiler. Etrafımızda asker varken bile bize vuruyor, hakaret ediyorlardı. Üç kız kardeş, hükümet konağına götürüldük. Annemiz geldi yanımıza, vücudunun çeşitli yerlerinden ve yüzünden yaralı halde, bir gözünü kaybetmiş olarak. Üzerine gaz döküp yakmaya çalışmışlar üstelik. 7 yaşındaki kız kardeşimizin kayıp olduğunu o an fark ettik. 15 gün sonra bulabildik onu.
    O gece kurtulmamız tam anlamıyla bir mucizeydi. Çünkü arkamızdan bizi kovalayan güruh, bizi bir şekilde köşeye sıkıştıracağını düşünüyordu, bizim bir yere sığınabileceğimizi beklemiyorlardı. Biz de sonumuzun bu şekilde olacağını düşünmüyorduk. Kaçıyorduk ama yakalanıp öldürüleceğimizi sanıyorduk.”

    “UMARIM BU KİTAP MAĞDURLARIN DİLİ OLUR”

    10 sene önce kitabı yazmaya başlayan Sarıkaya, yaşananların ağırlığını kaldıramadığı için ara verdiğini belirterek, “Yıllardır yazmaya çalışıyorum. İlk yazmaya çalıştığımda bıraktım çünkü yüreğim kaldırmadı. 5 yıl sonra yeniden başladım yazmaya ama hep bırakmak zorunda kaldım yaşananların ağırlığı sebebiyle. Ama bu kış ‘artık bitirmem gerekiyor’ diyerek 6 ay boyunca kendimi eve kapattım. Yazma süreci oldukça sancılı geçti. Yerlerde sürünerek, o acıları tekrar tekrar yaşayarak tamamlamış oldum” dedi.

    YÜREKTEN DÜNYAYA FIRLATILAN KELİMELER

    Maraş’taki Çocuk’un, katliam mağdurlarının dili olmasını uman Sarıkaya, kitabın vicdanlara dokunmasını dileyerek şu ifadeleri kullandı:

    “Bu kitap umarım gerçekten bir çok kişiye ulaşır ve benim gibi mağdur olan birçok kişinin dili olur. Özellikle katliamı yapanlar neler yaşattıklarını, neler hissettirdiklerini görmüş olurlar. Vicdanlarında bir kanama olsun istiyorum. Umarım onlardan birkaç kişi de olsa bu kitabı okur ve vicdanlarını kanatır. Böylelikle af diliyoruz diyebilirler belki. Bu benim için çok kıymetli olur. O af benim acımı dindirmeyecek fakat onun bir insan yüzünü görebilmek, insanlık adına bir umut olarak yansıyacak. Yayınevi kitabım için ‘Bu kitap ne edebiyat dünyasına ne de politikaya sığar. Yürekten dünyaya fırlatılan kelimeler bunlar’ şeklinde yorum yaptı. Umarım dedikleri şekilde hiçbir yere sığmayan bir kitap olur ve insanlarda iz bırakır. Barış anlamında iz bıraksın istiyorum. Yolculuğu barış ve sevgi olsun istiyorum.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • İsrafil Erbil’den duruşmada çağrı: Devlet, Alevilerden özür dilemeli!-VİDEO

    İsrafil Erbil’den duruşmada çağrı: Devlet, Alevilerden özür dilemeli!-VİDEO

    PİRHA- Maraş’ta görülen davada savunma yapan Britanya Alevi Federasyonu Kurucu Başkanı İsrafil Erbil, Maraş Katliamı’na dair konuşmasının suç olarak gösterilmesinin siyasi bir karar olduğu söyledi. Erbil, “Dünyada örnekleri olduğu gibi T.C. Devleti yetkililerinin resmi olarak Aleviler başta olmak üzere tüm katliam mağdurlarından özür dilemesi gerekiyor” dedi. Mahkeme duruşmayı 23 Ekim’e erteledi.

    2019 ve 2020 yıllarında Maraş Katliamı’nı ve katliamcıları lanetlediği konuşmalar nedeniyle gözaltına alınan Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Kurucu Başkanı İsrafil Erbil’in ilk duruşması bugün görüldü.

    Maraş Adliyesi 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, İsrafil Erbil’in yanı sıra Hollanda Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Zeynep Cimtay, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, Fransa Alevi Federasyonu Temsilcisi Cemal Avcı, Maraş ve Urfa Cemevi yöneticileri katıldılar.

    “MARAŞ KATLİAMI’NA DAİR KONUŞMAMIN SUÇ GÖSTERİLMESİ SİYASİ BİR KARAR”

    Mahkemede savunma yapan İsrafil Erbil, 2020 yılında Maraş Katliamı’na dair konuşmasının suç olarak gösterilmesinin siyasi bir karar olduğu ifade ederek, “21 Aralık 2020 tarihinde Kahramanmaraş Mağralı Mahallesi’nde düzenlenen Maraş Katliamı’nda katledilen canlarımızın 42. yıldönümü anma etkinliğinde yapmış olduğum konuşma nedeniyle iddianame hazırlanmış. İddianamedeki sözlerim bana aittir fakat bu sözlerin suç olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Bu suçlamanın siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Savcıya yönelik söylediğim sözler bir kişiyi kast etmekten ziyade yargı ve hukuk sisteminin bir bütün olarak istismar edildiğini ve savcılık makamı görevlerinin kötüye kullanılarak anmalara izin vermek yerine, anmaya gittiğim için bana yakalama kararı çıkaran anlayışa yöneliktir” dedi.

    “DEVLET, ALEVİLER VE TÜM KATLİAM MAĞDURLARINDAN ÖZÜR DİLEMELİDİR”

    Savunmasının devamında devlet yetkililerinin Aleviler başta olmak üzere tüm katliam mağdurlarından özür dilemesi ve katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini söyleyen Erbil, “Amacım Maraş ve çevresindeki tüm kamu yetkilileri, siyasi sorumlular ve Maraşlılar başta olmak üzere Türkiye’de herkesin 1978 Maraş katliamı ile yüzleşmesi ve yaraların iyileştirilmesidir. Her yıl yapılan anma etkinliklerinin Kahramanmaraş Valiliği tarafından yasaklanmasını kabul etmiyorum. Halen kayıp mezarlarımız var, mezarlarımızın bulunması ve sahiplerine teslim edilmesini talep ediyorum. Maraş Katliamı ve benzeri katliamların tekrar etmemesi ve gelecek nesillere doğru aktarılması için katledilen canlarımız adına bir anıt ve okullarda eğitim olarak anlatılmasını talep ediyorum. Dünyada örnekleri olduğu gibi T.C. devleti yetkililerinin resmi olarak Aleviler başta olmak üzere tüm katliam mağdurlarından özür dilemesi gerekiyor” diye konuştu.

    AVUKAT SEYİT SÖNMEZ: TAMAMEN POLİTİK YÖNLÜ BİR DAVA

    Duruşma sonrasına adliye çıkışında konuşan İsrafil Erbil’in avukatı Seyit Sönmez, davanın tümüyle politik ele alındığını ifade ederek, “Bu davalar tamamen politik yönü olan davalardır. Burada şahsi bir mesele için değil, 44 yıl önce yapılmış bir katliamın anmasına gelen insanlara izin verilmemesi, onlar hakkında soruşturma başlatmaları, dava açmaları şeklinde gelen bir sürecin içindeyiz. Bizlere düşen bu meselenin politik bir nedenden dolayı açıldığını bilmek ve dayanışma içeresinde olup sahip çıkmaktır” diye belirtti.

    “ANIT YAPILIP ÖZÜR DİLENMESİ GEREKİYOR”

    Duruşma sonrası konuşan İsrafil Erbil de mahkemede yaptığı savunmasını yineleyerek, katledilenler için bir anıt istediklerini belirtti. Erbil, “Maraş Katliamı’nda katledilenlerin anmasında söylediklerimi savunduğumu, suçlu gösterilmeye çalışıldığını ifade ettim. Devletin bu soykırımla yüzleşmesi gerektiğini söyledim. Katledilen insanlar adına burada bir anıt yapmak istediğimizi, talep ettiğimizi söyledik. Bu anıtın önünde devlet yetkililerin diz çöküp özür dilemeleri gerektiğini söyledik” ifadelerini kullandı.

    BAF EŞİT BAŞKANI DALKILIÇ: DAYANIŞMA BÜYÜTÜR

    Son olarak söz alan Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç, mahkemeye gelerek destek verenlere teşekkür ettiği konuşmasında, “İsrafil Başkanı yalnız bırakmayan dostlarımıza, arkadaşlarımıza ve kurum temsilcilerimize teşekkür ediyoruz. Dayanışma büyütür. Alevi Yolu için emek harcayan, bedelini ödemeye çalışan ve mahkemelerde davaları süren birçok kişiye de bir nebze olsun destek oluyorlar” dedi.

    Mahkeme heyeti duruşmayı 23 Ekim’e ertelendi.

    Kamber YILDIZ/MARAŞ

  • BAF Kurucu Başkanı İsrafil Erbil’in duruşması 17 Temmuz’da Maraş’ta görülecek

    BAF Kurucu Başkanı İsrafil Erbil’in duruşması 17 Temmuz’da Maraş’ta görülecek

    PİRHA – Britanya Alevi Federasyonu kurucu Başkanı İsrafil Erbil’e açılan davanın duruşması 17 Temmuz Çarşamba günü saat 10:00’da Maraş Adliyesi 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    Sivas/Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 insanı anma programına katılmak için Türkiye’ye gelen İsrafil Erbil, 1 Temmuz günü İstanbul havaalanında gözaltına alınmıştı.

    2019 ve 2020 yıllarında Maraş Katliamı’nı ve katliamcıları lanetlediği konuşmalar gerekçesiyle gözaltına alınan Erbil, İstanbul Havalimanındaki nöbetçi adliyede ifade verdikten sonra serbest bırakılmıştı.

    Britanya Alevi Federasyonu kurucu Başkanı İsrafil Erbil’e açılan davanın duruşması 17 Temmuz Çarşamba günü saat 10:00’da Kahramanmaraş Adliyesi 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    BAF: İSRAFİL ERBİL YALNIZ DEĞİLDİR!

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ise sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:

    “Kurucu başkanımız İsrafil Erbil yalnız değildir! Maraş katliamında kaybettiğimiz canlarımızı anmak için 2019 ve 2020 yıllarında Maraş’ta yaptığı konuşmalar bahane gösterilerek İsrafil Erbil’e karşı davalar açılmıştı. 17 Temmuz çarşamba günü saat 10:00’da Maraş Adliyesi 7. Asliye Ceza Mahkemesinde Davası görülecektir. Alevilere yönelik yapılan katliamları kınamaya ve devletin sorumluluğunu hatırlatmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/MARAŞ

  • Maraş Katliamı tanığı Şeyho Demir, Hakk’a uğurlandı – VİDEO

    Maraş Katliamı tanığı Şeyho Demir, Hakk’a uğurlandı – VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da Hakk’a yürüyen Maraş Katliamı tanığı Şeyho Demir, Yenibosna Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Şeyho Demir’in mücadele alanlarının her yerinde olduğunu belirten İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Bize mücadeleyi miras bıraktı. Bize bıraktığı mücadele mirasını hakkıyla taşıma sözü veriyoruz” dedi.

    Maraş Katliamı tanığı Şeyho Demir, Yenibosna Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı.

    Hakk’a uğurlama erkanını Bağcılar Cemevi ve Yenibosna Cemevi dedeleri yürüttü. Hakk’a uğurlama erkanına DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan, HDP eski milletvekili Musa Piroğlu, Avukat İbrahim Sinemillioğlu, CAN TV Yönetim Kurulu Üyeleri Veli Haydar Güleç ve Üryan Hızır Ocağı Pirlerinden Veli Büyükşahin, Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri’nin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    BÜYÜKŞAHİN: HEM ALEVİLİĞE HEM DEMOKRASİ MÜCADELESİNE HİZMET ETTİ

    CAN TV Yönetim Kurulu Üyesi ve Üryan Hızır Ocağı Evladı Veli Büyükşahin, ilk sözü alarak, “Şeyho amcayı ben uzun yıllardır tanıyorum. Hem mücadelesiyle, topluma hizmetiyle, yine Maraş Katliamı’ndaki tanıklığıyla bunu sürekli topluma anlatmasıyla bilinen bir insandı. Hem Aleviliğe, hem demokrasi mücadelesine hizmet etti. Emek mücadelesine büyük bir katkısı var. Hakk kendisinden razı olsun bende razıyım kendisinden” diye konuştu.

    BULDAN: ONU YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ

    DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan Hakk’a uğurlama erkanında yaptığı konuşmada şunları ifade etti:

    “Biz Şeyho abimizi hep güzel ve hep yüce anılarla anacağız. Onu hiçbir zaman unutmayacağımızı, onun mücadelesini sürdüreceğimizi bugün burada onun cenazesinde onun tabutunun başında ona söz vererek ifade ediyoruz. Şeyho abimiz, güzel değerli bir insandı. Onu yaşatmaya devam edeceğiz.”

    YOLERİ: BİZE MÜCADELEYİ MİRAS BIRAKTI

    İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Hakk’a uğurlama erkanında konuşarak “Mücadele alanlarının her yerinde olmaya çalışıyordu. Bize mücadeleyi miras bıraktı. Bize bıraktığı mücadele mirasını hakkıyla taşıma sözü veriyoruz” dedi.

    GÜLEÇ: KÜRT HALKININ MÜCADELESİ ONUN YAŞAMININ BİR PARÇASIYDI

    Gazeteci Veli Haydar Güleç ise söz alarak “Bu mücadele onun için çok değerliydi. An geldi kendi oğlunu dahi sorgulayacak noktayı yaşadı. Halka karşı sorumluluğu gereği bunu yaptı. Bu mücadele, Şeyho abi ve onun gibileri hiçbir zaman unutmayacaktır. Onlar her zaman bizim anılarımızda yaşayacaktır. O bu halkın özgürlüğü için mücadele etti. İnanıyorum ki bir gün o özgürlük de bağımsızlık da mutlaka kazanılacaktır. Çünkü Kürt halkının mücadelesi onun yaşamının bir parçasıydı. Bizim de ona sözümüz olsun, bu mücadelede mutlaka kazanacağız” diye konuştu.

    Demir, Maraş Elbistan’a bağlı Yazıtopallı Köyü’nde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Maraş’ta katledilenler, Garip Dede Cemevi’nde anıldı-VİDEO

    Maraş’ta katledilenler, Garip Dede Cemevi’nde anıldı-VİDEO

    PİRHA-Maraş’ta katledilenler, Garip Dede Cemevi’nde anıldı. Maraş Katliamı’nın herkesin yüreğinde büyük acılar uyandırdığını belirten DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “45 sene geçmesine rağmen katledilenlerin mezar yerleri belli değil, bu devletin bir ayıbıdır. Katliamı yapanlar bu topluma hesap vermek zorundalar. Kerbela’dan bu yana mücadele eden bir halkız biz bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. 19-26 Aralık 1978’de sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 işyeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamı’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı.

    Maraş Katliamı’nın 45’inci yıl dönümünde katledilenler Garip Dede Cemevi’nde anıldı. Anma programına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Milletvekili Celal Fırat ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “İKTİDAR OLMADIĞIMIZ SÜRECE ZULÜM DEVAM EDECEK”

    Yapılan anmalarda herkesin yaşanan katliamı içinde hissetmesi gerektiğini belirten ADFE Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Yapılan katliamlar son değil, biz kendimize yapılanları unutmadık ama kindar da olmadık. Bin defa mazlum olsak da bir defa zalim olmadık, bundan sonra da bu şiarımızla devam edeceğiz. Biz iktidar olmadığımız sürece bize yaşatılan zulüm devam edecek. Alevi örgütlülüğü olarak bundan sonraki hedefimiz iktidar olup ülkedeki zalimliğin sonunu getirmek” dedi.

    “KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEMİZ LAZIM”

    Maraş Katliamı’nın herkesin yüreğinde büyük acılar uyandırdığını belirten DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Bu katliamlarla yüzleşmemiz lazım. Bu coğrafyanın sevgiyle donanması lazım ama bu topraklardaki acılar hiçbir zaman yerini sevgiye bırakmadı. 45 sene geçmesine rağmen katledilenlerin mezar yerleri belli değil, bu devletin bir ayıbıdır. Katliamı yapanlar bu topluma hesap vermek zorundalar. Kerbela’dan bu yana mücadele eden bir halkız biz bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Anma programı konuşmaların ardından sanatçı Metin Karataş’ın okuduğu deyişlerle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de, Maraş ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    Mersin’de, Maraş ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler anıldı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri anarak, “Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş ve Roboski katliamlarının yıl dönümü dolayısıyla Özgür Çocuk Parkı’nda anma düzenledi. “Maraş Katliamını unutmadık, unutturmayacağız” ve “İnsanlığın devam eden utancı Roboski’yi unutma, unutturma” yazılı pankartların açıldığı anmada yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Anmada yapılan basın açıklamasını Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci okudu.

    “KATLİAM, DARBEYE ZEMİN HAZIRLADI”

    Bekir Sıtkı Keçeci, 19 Aralık 1978’de başlayıp 26 Aralık 1978’e kadar süren Maraş Katliamı’na değindi. Katliamda 111 kişinin öldürüldüğünü, binin üzerinde insanın yaralandığını ve 552 ile 289 işyerinin yakılıp yağmalandığını hatırlatan Keçeci, yaşanan katliamdan sonra 26 Aralık 1978’de 13 ilde sıkıyönetim ilan edildiğini hatırlattı. Bugünden sonra can güvenliği olmayan ve baskıya uğrayan Alevilerin, Maraş’tan göç etmeye başladığını ve bölgede demografik yapıyla oynandığının altını çizdi.

    Keçeci, “Maraş Katliamı, 12 Eylül 1980 askeri darbesine giden süreçte gerçekleştirilen katliamlardan birisidir ve o dönemin kontra yapılarının kullanıldığı bir katliamdır. Nitekim, 12 Eylül askeri darbe davasının iddianamesinde, Kahramanmaraş olayları etraflıca anlatılmış ve bunun darbeye zemin oluşturmak için çıkarıldığı ve müdahale edilmediği açıkça belirtilmiştir. Katliamın perde arkası bu kadar barizken, ne yazık ki olaylar birkaç kişinin üzerine atılarak bu katliamın üzeri örtülmüş ve asıl failler ortaya çıkarılmamıştır” ifadelerini kullandı.

    “ROBOSKİ VİCDANSIZLIĞIN SEMBOLÜDÜR”

    Ülkede yakın tarihte gerçekleşen katliamlardan birinin de 12 yıl önce Roboski’de yaşandığını ifade eden Keçeci, bu katliamda ise çoğu çocuk Kürtlerin olduğunun altını çizdi. Keçeci, “Evet, 19’u henüz çocuk, tam 34 can, ekmek kavgasının 34 yüreği, 12 yıl önce sınır yerleşkesi Roboski’de, TSK uçaklarından atılan bombalarla katledildi. Kendilerince çizilmeyen sınırlardan, çeşitli ürünler getirerek satıp, evlerine ekmek götürmeye çalışan 34 candır katledilen. Tıpkı, yıllar öncesinin ‘33 Kurşunu, 33 Kürt köylüsü gibi… Roboski, ekmeğini katır sırtında kazanmaya mahkûm edilmiş insanlara, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür. Bu katliamın da sorumluları ortaya çıkarılmadı. Aksine, ölen köylülerin ailelerinden özür de dilenmediği gibi, bir de aileler yargılanarak para cezalarına çarptırıldı” dedi.

    ROBOSKİ SONRASI YAŞANAN KATLİAMLAR

    Roboski Katliamı sonrasında yapılan yüz kızartıcı siyasi açıklamaların, sadece Kürtlere değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak Türkiye tarihinde hak ettiği yere yazılacağını vurgulayan Keçeci, şunları ifade etti:

    “Otoritesini katliamlar, baskı, işkence ve yasaklamalarla korumaya çalışan egemenlerin Roboski Katliamı, yeni katliamların da habercisiydi. 6-7 Ekim 2014 olayları ve sonrasındaki katliam, 2015 Suruç Katliamı, 2015 Ankara Gar Katliamı ve benzerleri gibi… Maraş ve Roboski katliamları aydınlatılmadıkça, yaşanan katliamın sorumlusu tüm askeri ve siyasi karar vericiler cezalandırılmadıkça, geçmişle yüzleşme iddiası inandırıcı olmayacaktır. Bunun yapılmadığı koşulda ise; Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme gerçekleşemeyecektir. Adalet olmadan barışın mümkün olamayacağı herkesin malumudur.”

    KOMİSYON ÇAĞRISI

    Ülkede yakın tarihte yaşanan Maraş ve Roboski gibi bütün katliamların “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”nun kurularak aydınlatılması gerektiğinin altını çizen Keçeci, “İnsan hakları savunucuları olarak ceza adaleti istiyoruz. İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işletilmeden işlenen suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz. Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • Maraş’ta katledilen Aleviler, Garip Dede Dergahı’nda anılacak

    Maraş’ta katledilen Aleviler, Garip Dede Dergahı’nda anılacak

    PİRHA-Maraş’ta faşistler tarafından 19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de resmi verilere göre 111 insan katledildi, yüzlerce insan yaralandı. Katledilen Aleviler, Garip Dede Dergahı’nda anılacak. 

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. 19-26 Aralık 1978’de sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 işyeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamı’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı.

    Maraş Katliamı’nın 45’inci yıl dönümünde katledilenler Garip Dede Dergahı’nda anılacak.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Milletvekili Celal Fırat ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç’un konuşmacı olarak katılacağı anma programı 30 Aralık’ta saat 15.00’te Garip Dede Cemevi’nde gerçekleştirilecek. Konuşmaların ardından sanatçı Metin Karataş, deyiş ve ağıt okuyacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Deprem: Maraş Katliamı Alevileri yok etme projesidir-VİDEO

    Deprem: Maraş Katliamı Alevileri yok etme projesidir-VİDEO

    PİRHA- Maraş’ta 45 yıl önce faşistlerin Alevi katliamına dair konuşan Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, “Maraş Katliamı tamamen Türk İslam sentezi ve İttihat Terakki politikasının sistemli olarak Alevilere dayatılan bir yok etme projesidir” dedi.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 iş yeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamı’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı.

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, Maraş Katliamı’na dair PİRHA’ya konuştu.

    “MARAŞ KATLİAMI BİR JENOSİT PROJESİDİR”

    Maraş Katliamı’nın sıradan 2 ayrı inançtan ya da dinden toplumun çatışması ya da sağcıların solcuların çatışması gibi basit bir olay olmadığını belirten Süleyman Deprem, “Maraş tamamen Türk İslam sentezi ve İttihat Terakki politikasının Selçukludan Osmanlı’dan bu yana sistemli olarak dayatılan bir yok etme jenosit(soykırım) projesidir” dedi.

    Maraş’ı tek başına değerlendirmenin sistemi tahlil etmekte yetersiz kalacağını vurgulayan Deprem, “Maraş 1978 döneminde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşundan bugüne devlet olarak kendini zorda görmeye başladığı süreçte bir darbe hazırlığı ile tekrar kendi gücünü darbelerle güçlü kılmaya çalışarak günümüze kadar böyle gelmektedir” dedi.

    “ALEVİ KÜRTLERİN EKONOMİDE SÖZ SAHİBİ OLMALARINDAN SİSTEM RAHATSIZ OLMUŞTU”

    Deprem, “Özellikle Maraş Pazarcık ovasındaki pamuk tarlaları ve oradaki iktisadi gelişmede Alevi Kürtlerin tümden neredeyse Maraş’ta söz sahibi olma konumuna gelmelerinden, Maraş gibi bir bölgede Alevi Kürtlerin ekonomik olarak söz sahibi olmasından sistem rahatsız oldu” ifadelerini kullandı.

    Kürtleri ve Alevileri yok sayan zihniyet üzerine bir cumhuriyetin kurulduğunu vurgulayan Deprem, şunları kaydetti:

    “Kürtlerin ve Alevilerin bu süreçte bu derece gelişkin bir görünüm sergilemeleri derin devlet yapısını rahatsız etmişti. Bu rahatsızlık bir darbe hazırlığı gerektiriyordu ve bu gereklilik üzerine bu iş önceden örgütlendi. MHP’nin o zaman ki senatörü Hilmi Soydan Elbistan’da devrimci bir militan tarafından öldürülmüştü. Cenazesini kaldıracak sadece 40-50 tane adam vardı çevresinde. Oysa sıradan bir MHP’li kavgada ölecek, MHP orada 40 kişiyle cenazesini kaldıracak, bu mümkün değil.”

    “ORDU DEVREYE SOKULMADI”

    Maraş’ta saldırılar başladığında halka destek olmak için Maraş’a gitmek istediğini ancak gidemediğini belirten Süleyman Deprem, Maraş’a gitmek istedik. Orada bir katliam uygulanıyor, bir saldırı var. İlk iş devlet tarafından Elbistan’ın, Afşin’in, Pazarcık’ın, Andırın, Göksu’nun çıkışları Maraş’ın ise giriş ve çıkışları kapatıldı. Maraş’ta silahlı MHP’li faşistlerle Alevi Kürtleri baş başa bırakıldı. Ordu devreye sokulmadı” dedi.

    “BÜTÜN KATLİAMLARDA CHP’NİN İKTİDARDA OLMASI OLDUKÇA İLGİNÇ”

    Bütün Alevi katliamlarının CHP iktidarına denk gelmesinin ilginç olduğuna dikkat çeken Deprem, “Her ne hikmetse Türk İslam sentezinin İttihat ve Terakki temel bir projesi olduğu için CHP masum değildir, kendini aklamak zorundadır. Sosyal demokrat geçiniyorsa Dersim’le yüzleşmek kendi deyimleriyle helalleşmek zorundadırlar” diye konuştu.

    “TÜRK VATANDAŞI BİLE BU ÜLKEDE MÜLTECİ KONUMUNDA”

    Ülkede farklı toplumsal kesimlerin söz sahibi olmadığını vurgulayan Deprem, şöyle devam etti:

    “Bunları sorgulamak bir insan olmanın demokrat olmanın gereğidir. Zulümden soykırımdan geçmiş bir Alevi bir Kürt olarak ben bunları soruyorum. Bu ülkede niye askerlik yapıyorum, ben bu ülkede niye vergi veriyorum, ben bu ülkenin nesiyim? Kendi ülkemde bırak Kürtlüğü bırak Aleviliği Türk vatandaşı bile şu anda kendi ülkelerinde mülteci konumunda.

    “MAZLUM DİRENMESİNİ BECEREMİYOR”

    Seni öldürenler milletvekili oldu, seni yakanlar bakan oldu ve bu devleti yönetiyorlar. Ama sen hala bunun için direnme, örgütlenme, birleşme, birlikte hareketten yoksunsun. Sen dönüp özünü yoklayacaksın. Sorun şu anda katil katilliğini yapıyor, zalim zulmünü uyguluyor ama mazlum direnmesini beceremiyor. Sorun mazlumun direnme birleşme, dayanışma sorunudur”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Didim Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Maraş anması: Katliam Alevi kırımı!

    Didim Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Maraş anması: Katliam Alevi kırımı!

    PİRHA- Didim Emek ve Demokrasi Platformu temsilcileri, Maraş’ta gerçekleşen katliamı unutmadıklarını ifade ederek, “O kadar çok can yitirmişiz ki, adeta katliam olmayan gün yoktur, ama Aralık ayındakiler en belirgin olanlardır. Hiç bir katliamı unutmadık, unutturmayacağız!” dedi.

    Didim Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş Katliamı’nın 45. Yılında öldürülen Alevileri anarak, katilleri lanetledi. Kent Meydanı’ndaki anmaya sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anmada, sık sık, ‘Maraş’ı unutma, unutturma’ , ‘Maraş’ın Hesabı Sorulacak’, ‘Faşizme karşı omuz omuza’ sloganları atıldı. Açıklamayı kurumlar adına Yusuf Canpolat okudu.

    ALEVİ KIRIMI

    Canpolat, ülkede demokrasi ve insan haklarının yeşermesinin ancak katliamlarla yüzleşilmesi ile olacağını belirterek, “Bizler 1978 Aralığında devletin gözü önünde Maraş’ta faşist katillerce gerçekleştirilen ve hunharca katledilen bebek çağındaki çocukları parçalayıp kaynayan kazanlara atan, hamile kadınların karnında bebeleri süngüleyen, yüzü aşkın insanın ölümü ile sonuçlanan barbarlık açıklamasının hafif kaldığı bu Alevi kırımını nasıl unutabiliriz. Unutmadık” dedi.

    “KATLİAMLARI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Malatya, Çorum, Fatsa, Madımak, Gazi, Roboski, Suruç ve Ankara Gar katliamlarını hatırlatan Canpolat şöyle devam etti:

    “Maraş Katliamı ne ilk ne de sondu. Ülkemizde yaşanılan bu faşist katliamlar egemen güçlerin çıkarları doğrultusunda halkı sindirme politikaları zaman zaman kullanılmış yöntemlerdir. Yine 19 Aralık 2000’de hapishanelerde olan hayatları devletin güvencesinde olması gereken tutsaklar sözüm ona hayata dönüş operasyonu ile onlarcası katledilmiştir. Unutmadık, çünkü devletin hapishanelerde boyun eğmeyenleri katletmesi bir insanlık suçudur.

    Unutulmaz! 12 Eylülde 13 Aralık’ta yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’i, Ankara’da işkencede katledilen Behçet Dinlerer’i nasıl unuturuz. Unutmadık ve yine 28 Aralık 2011 de her zaman yaptıkları işi yapan Roboski köylüleri kendi devletinin uçakları ile param parça edildiler, çoğu çocuk 34 köylü katledildi.

    Unutmadık 20 Aralık 2015 de Silopi de vurulan Taybet ananın cenazesinin bir hafta yerde bırakılmasını nasıl unutabiliriz ki! Unutmadık daha nice katliamları Malatya, Çorum Fatsa, Madımak, Gazi, Suruç ve Ankara Gar katliamı nasıl unutulur ki! Ve daha niceleri. Hiçbirini unutmadık, unutmayalım ki artık gözyaşı değil barış, adalet hakim olsun.”

    PİRHA/AYDIN

  • Berlin Cemevi’nde katledilen Aleviler anıldı: Maraş Katliamı bir devlet planı

    Berlin Cemevi’nde katledilen Aleviler anıldı: Maraş Katliamı bir devlet planı

    PİRHA- Berlin Cemevi’nde gerçekleşen panelde 45 yıl önce Maraş faşistler tarafından katledilen Aleviler anıldı. Katliamın bir devlet planı olduğunun belirtildiği panelde, bölgenin ‘Alevisizleştirme’ siyaseti ile karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

    Maraş Katliamı’nın 45. yılında, Berlin Cemevi’nde katledilen Aleviler anılırken, düzenlenen panelde ise devletinin Alevilere yönelik katliamcı asimilasyoncu ve inkarcı siyasetinin devam ettiğine dikkat çekildi.

    Berlin Cemevi tarafından düzenlenen etkinlik, cemevi ana salonunda gerçekleşti. Cemevi yönetim, inanç, gençlik ve kadın kurulu temsilcilerinin hazır bulunduğu ve çok sayıda Alevinin katıldığı etkinlik, Maraş’ta, “hayata dönüş” adı altında yapılan operasyonla cezaevlerinde ve Roboski’de katledilenler için saygı duruşu ve delil uyandırmayla başladı.

    Delil uyandırmayı Hasan Doğan Dede yaparken gülbengi ise İsmail Canbaz Dede verdi.

    Gülbenkin ardından açılış konuşmasını moderatör Halit Büyükgöl yaptı. Büyükgöl’ün ardından panele konuşmacı olarak katılan Britanya Alevi Federasyonu’nun eski Başkanı İsrafil Erbil ve eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Maraş Şube Başkanı Salman Akdeniz söz aldı. Erbil ve Akdeniz, konuşmalarında Maraş Katliamı öncesi siyasi ve toplumsal atmosfer, katliam süreci ve sonrasında Maraş bölgesinde devam eden ‘Alevisizleştirme’ siyasetine dikkat çekerek bu katliamın devlet planlaması olduğunu ifade ettiler.

    Anmada ayrıca geleneksel Alevi deyişlerinin önemli icracısı Alişan Bulut deyişler seslendirdi. Yapılan konuşmaların ardından anma ve panel, soru-cevap bölümünün ardından Hasan Doğan Dede’nin verdiği gülbenk ve delili sırlaması ile son buldu.

    PİRHA/ALMANYA

  • HBVAKV Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45. Yıldönümünde anma düzenledi

    HBVAKV Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45. Yıldönümünde anma düzenledi

    PİRHA -Maraş Katliamı nedeniyle HBVAKV Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamı’nın 45. Yıldönümünde Datça Demokrasi Evinde anma gerçekleştirildi. Yapılan anmada katliamı yapan sanıkların bilerek ve isteyerek ortaya çıkarılmadığı belirtilerek, katliamı planlayanların Özel Harp Dairesi ile devlet içinde yuvalanmış çetelerin olduğu belirtildi.

    19 Aralık 1978 tarihinde gerçekleşen Maraş katliamı nedeniyle Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi Cemevi, Maraş Katliamının 45. yıldönümünde Datça Demokrasi Evi’nde anma gerçekleştirildi. HBVAKV Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat Yıldırım’ın açılış konuşmasının ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklaması metnini HBVAKV Yönetim Kurulu adına Üyesi Aygül Yıldırım okudu.

    19 Aralık 1978 tarihinde gerçekleşen ve 1 hafta süren katliamın insanlık tarihinin en kara günlerinden biri olduğunu belirtilen açıklamada,” Maraş Katliamının 45.yılında katledilen canlarımızı bir kez daha anıyor ve anıları önünde saygı ile eğiliyoruz” denildi.

    “MARAŞ KATLİAMINI PLANLAYANLAR ÖZEL HARP DAİRESİ VE DERİN GÜÇLERDİR”

    Açıklamada, resmi rakamlara göre 120 kişinin katledildiği katliamda, gerçek sayının çok daha fazla olduğu vurgulanarak” Yaşanan bu katliam, basit bir “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar ciddi nedenleri ve derin sonuçları olan bir katliamdır. Maraş Katliamı noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı. Katliamın her bir evresi ve olası sonuçları en ince ayrıntılarına kadar hesaplanmış ve özel harp dairesi ile devlet içinde yuvalanmış çetelerin bizzat rol oynadığı bir katliamdı.

    45 yıl boyunca katliamın arkasındaki güçlerin açığa çıkartılmadığı katliamda bizzat rol oynayan kurum ve tetikçiler açığa çıkarılmamış ve katliam tüm yönleri ile aydınlatılmamıştır. Tersine birçok sorumlu ve tetikçiye devlet kademelerinde çeşitli görevler verilmiş veya siyasette yükselip, milletvekili yapılarak ödüllendirilmişlerdir” ifadelerine yer verildi.

    “MARAŞ KATLİAMININ SANIKLARI ORTAYA ÇIKARILMADI”

    Yıldırım’ın okuduğu metinde, Maraş Katliamının sorumlularının bilerek ve isteyerek ortaya çıkartılmadığı belirtilirken, “Çorum, Sivas, Madımak, Gazi, Gezi, Suruç, Roboski, Cezaevleri, Soma, Amasra ve adını sayamadığımız binlerce katliam ve cinayetin işlenmesine de cesaret vermiştir. Nihayetinde de bu saydığımız hiçbir katliamla, faili meçhul cinayetlerle, siyasi suikastlarla hesaplaşılmamıştır. Gelinen aşamada da siyasal iktidarın böyle bir niyeti de yoktur.  Gelinen aşamada hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz.

    “ALEVİLER; LAİK, DEMOKRATİK, ÖZGÜR BİR ÜLKEDE EŞİT BİR ŞEKİLDE YAŞAMAK İSTİYOR”

    Biz Aleviler olarak, Laik, demokratik, özgür bir ülkede herkesin eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama iradesinden ve inadından vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyeti Devleti geçmişiyle, tarihiyle, katliamlarla yüzleşmek zorundadır. Bu yüzleşme gerçekleşmeden bu ülkeye demokrasi asla gelmeyecektir. Demokrasinin olmadığı bir yerde, barıştan, özgürlüklerden ve en önemlisi yaşam hakkından ve hatta ekmek ve aştan bahsetmek te mümkün olmayacaktır” diye eklendi.

    Cemevinde, Zakir İnci Kement tarafından okunan lokma duasının ardından gelen misafirlerle lokmalar paylaşıldı. Siyasi partilerin başkanları, temsilcileri, kadın kolları, STK temsilcileri ve vatandaşların katıldığı etkinlik barış dilekleriyle sona erdi.

    PİRHA/DATÇA

  • PSAKD Mamak Şubesi’nde Ozanlar Buluşması-VİDEO

    PSAKD Mamak Şubesi’nde Ozanlar Buluşması-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi’nde Ozanlar Buluşması yapıldı. PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz, “Türkü yürekleriniz ile insanlara umut olmaya devam edin. Torunlarım sizlerin deyişleri ile öğrenecek Aleviliği” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şubesi öncülüğünde düzenlenen ‘Ozanlar Buluşması’ yapıldı. Her pazartesi düzenlenen buluşmanın bu haftaki konusu Maraş Katliamı’ydı. Ozanlar, eserlerini Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler için okudu.

    Ozanlar Buluşması’na katılan Eski DİSK Ankara Bölge Yöneticisi Muharrem Aslan, “Eksik kaldığımız, üretemediğimiz şey ekonomik olarak, siyasal olarak, toplumsal olarak bir duruşu örgütleyememek. Kurumlarımız var, Alevi Bektaşi kurumlarımız var, derneklerimiz var, aydınlarımız var, yazarlarımız var, toplantılar yapıyoruz, deyişler söylüyoruz, Duaz İmamlar söylüyoruz, yakılmışlığımızı dile getiriyoruz ama sadece dile getiriyoruz. Artık buradan kendimizi toplumsal olarak çıkarmamız lazım” dedi.

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Fadime Türkyılmaz ise, “O türkü yürekleriniz ile insanlara umut olmaya devam edin. Torunlarım sizlerin deyişi ile öğrenecek Aleviliği. 80 sonrası Alevi köylerine camiiler yapılmaya başlandı. Bizim varlığımıza, birliğimize, felsefemize, kültürümüze dinamitler konuldu. Bizim görevimiz bu dinamitleri silmektir. Geleceğe yine aydınlık yüzümüzle bakacağız” diye ekledi.

    Buluşmaya katılan ozanlar, şiirler okudu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Narlıdere’de Maraş anması: Katliamı yapan zihniyet bugün iktidardan cesaret alıyor

    Narlıdere’de Maraş anması: Katliamı yapan zihniyet bugün iktidardan cesaret alıyor

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 45. yılında katledilenleri anan Narlıdere Demokrasi Platformu üyeleri, katliamı gerçekleştiren zihniyetin bugün de benzer siyasal-ideolojik yaklaşımlar üzerinden kışkırtıcı, ayrımcı ve kutuplaştırıcı politikalarına devam ettiğini söyledi. 

    Narlıdere Demokrasi Platformu, Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Demokrasi Meydanı’nda gerçekleşen anmada, ‘Maraş’ı unutma unutturma’ , ‘Katiller halka hesap verecek’ sloganları atıldı.

    Açıklamayı okuyan Narlıdere Demokrasi Platformu Sözcüsü Bülent Karakaş, Maraş Katliamı’nın hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırı olduğuna dikkat çekerek, ülkede demokrasi ve insan haklarının yeşermesinin ancak katliamlarla yüzleşilmesi ile olacağını belirtti.

    “İKTİDARDAN CESARET ALANLAR HALKLARI VE İNANÇLARI HEDEF ALIYOR”

    Katliamın sonuçları olarak Kürt, Alevi ve solcuların Maraş’ı boşaltmak zorunda kaldığını söyleyen Karakaş, “Maraş’ta insanlar; kadın, çocuk, genç, yaşlı, hamile, hasta, yaralı ayrımı yapılmaksızın herkesin gözü önünde göz göre göre katledilmiştir. Bu  katliam ancak 26 Aralık’ta durdurulmuştur. Resmi kayıtlara göre bu katliamda 111 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştır. Fakat katliamda hayatını kaybedenlerin sayısının açıklanan rakamlardan çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Katliam sonrası binlerce Alevi, solcu ve Kürt vatandaşımız Maraş’ı terk etmek zorunda kalmış, katliamının sorumluları göstermelik olarak yargılanmış ve katliamın üzeri örtülmüştür. Türkiye’de geçmişte halkları birbirine karşı kışkırtarak, kitlesel katliamlara ve cinayetlere zemin hazırlayanlar, bugün benzer siyasal-ideolojik yaklaşımlar üzerinden kışkırtıcı, ayrımcı ve kutuplaştırıcı politikalarına devam etmektedir. Geçmişte olduğu gibi bugün de farklı kimlik, farklı inanç ve farklı siyasi düşünceden olanların iktidar güçlerinden cesaret alarak hedef haline getirildiği bilinmektedir” dedi.

    “MARAŞ İNSANLIĞA KARŞI SUÇTUR, HAFIZAMIZDAN SİLİNEMEZ”

    Karakaş, insanlığa karşı suç olarak belirttiği Maraş Katliamı’nın faillerinin açığa çıkarılması çağrısında bulunarak, şöyle devam etti:

    “Geçmişte Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta acımasızca katliam yapan ırkçı-faşist zihniyet ile kendilerinden farklı düşünenleri ve yaşayanları ‘hain’, ‘düşman’, hatta ‘terörist’ ilan edenler arasında hiçbir fark yoktur. Bu topraklarda insanlığın hedef alındığı onlarca katliamı ve bu katliamların arkasındaki kirli ilişkileri unutturmamak, hafızalarımızdan sildirmemek için bugün buradayız ve bu anmayı yapıyoruz. Kuşkusuz bu hepimizin görevidir. Üzerinden ne kadar süre geçmiş olursa olsun, insanlığa karşı işlenmiş suç olarak tarihe geçmiş olan Maraş, Çorum, Sivas ve 10 Ekim Ankara katliamlarını ve arkasındaki güçleri unutmamız mümkün değildir. Narlıdere Demokrasi Platformu olarak, Maraş katliamı nezdinde dünyada yaşanan bütün katliamlarda kaybettiğimiz bütün canları bir kez daha saygıyla anıyoruz ve dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın ‘insanlığa karşı suç’ niteliğinde olan bütün katliamları, ayrım yapmaksızın lanetliyoruz.

    Açıklama slogan ve alkışlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Sev-Der kurulunda ‘katliama karşı örgütlenmeliyiz’ vurgusu!-VİDEO

    Sev-Der kurulunda ‘katliama karşı örgütlenmeliyiz’ vurgusu!-VİDEO

    PİRHA- Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği’nin (Sev-Der), genel kurulunda örgütlenerek yaşam alanlarında buluşmanın Maraş Katliamına cevap olacağını kaydedildi. 

    Maraş merkezli olan ve İstanbul’da çalışmalarını yürüten Sevdilli ve Çevre Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Sev-Der), genel kurulunu gerçekleştirdi. Dernek binasında gerçekleşen kurula AK-EL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin ve üyeler katıldı.

    Genel kurulda konuşan Sev-Der Başkanı Salman Gümüş, “Maraş’ta yitirdiğimiz canları saygı ile anıyorum. Tarihin her döneminde kimileri mücadeleyi büyütürken kimileri de onlara karşı bir soykırım içerisinde olmuştur. Ama buna dur diyen, hakikat mücadelesi yürüten olmuştur. Biz Sev-Der olarak sürekli haklıdan, adaletten yana koyduk. İnancımızda bizim burada durmamızı istiyor. Derneğimize sahip çıkıldığı ölçüde, örgütlendiğimiz ölçüde Maraş Katliamına cevap olacağız. Tarihin her döneminde bizlere bu katliamları dayatanlara da cevap olacağız” dedi.

    Faaliyet, denetleme ve mali raporun oylamaya sunulması sonrasında tek liste ile gidilen kurulda yönetime seçilen isimler şöyle:

    1 – Salman Gümüş
    2 – Bekir Gür
    3 – Bülent Bakır
    4 – Kemal Demir
    5 – Sevil Karakuş
    6 – Hacı Kaya
    7 – Bayram Karpuz
    8 – Mehmet Kaya
    9 – Hüseyin Çul
    Yedek üyeler
    1 – Mustafa Kemal Bakır
    2 – Ali Gilgil
    3 – Ali Durak
    4 – Umut Karagöz
    5 – İbrahim Yıldırım
    6 – İsmet Polat
    7 – Ayfer Taş
    8 – Erol Ateş
    9 – Hüseyin Öz
    Denetim kurulu Asil üyeler
    1 – Mehmet Kıraç
    2 – Ulaş Karakuş
    3 – Kaya Durmaz
    Yedek üyeler
    1 – Hüseyin Alhas
    2 – Sevim Demir
    3 – Sinan Özdemir

    PİRHA/İSTANBUL