Etiket: maraş katliamı

  • Faşistlerin Alevileri öldürdüğü Maraş Katliamı’nın 45. yılı: Hala failler yargılanmadı!

    Faşistlerin Alevileri öldürdüğü Maraş Katliamı’nın 45. yılı: Hala failler yargılanmadı!

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti, 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı. Katliamın failleri hala ortaya çıkarılmadı. 

    Maraş’taki gerici-faşist grupların 19 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’na yerleştirdiği bir bomba katliama giden sürecin başlamasına neden oldu.

    Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup faşist, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla kitleyi Cumhuriyet Halk Partisi ve TÖB-DER binalarına saldırttı.

    Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger Ankara’ya ÜGD’ye telefon ederek “yardım” talebinde bulundu.

    Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı.

    21 Aralık’ta iki Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) üyesi öğretmenler öldürüldü.

    22 Aralık’ta bu iki öğretmenin cenazesini taşıyanlara, faşistler “Komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek saldırdı.

    Bağlarbaşı Cami İmamı Mustafa Yıldız, cuma vaazında şu cümleleri sarf etti:

    “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer Hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz.”

    Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kalabalık, kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Saldırılarda 3 insan öldürüldü.

    22 Aralık gecesi faşistler, Sünni mahallelerinde Alevilerin silahlı saldırı yapacağı iddiasıyla propagandaya girişti.

    23 Aralık’ta Maraş’taki olaylar solculara ve Alevilere dönük bir kıyama dönüştü.

    BELEDİYE HOPARLÖRÜNDEN KATLİAM ÇAĞRISI

    23 Aralık sabahına Maraşlılar belediye hoparlöründen yapılan şu anonslarla uyandılar:

    “Alevi komünistler suya zehir kattılar, Aleviler Yörük Selim Mahallesi’nde din kardeşlerimizi katlediyor, yetişin ey Ümmet-i Muhammet, Allah’ını seven Müslümanlar Alevilere karşı din kardeşlerinin yardımına koşsun.”

    Bu anonslar katliamın da çağrısıydı. Aralıksız dört gün süren katliamda saldırganlar önceden işaretledikleri Alevi evlerine baltalar, satırlar, sopalar ve ateşli silahlarla saldırıya geçti. Yaşlı, genç, çocuk demeden toplu kıyıma başlandı. Hamile kadınların karınları deşildi. Kadınlar, eşleri ve çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğradı. Katliam olurken güvenlik güçleri ortada yoktu.

    24 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak kentte hiçbir güvenlik gücü yoktu. Bu koşullarda 24 Aralık günü, faşistlerin çevre köy ve ilçelerden getirdiği silahlı grupların takviyesiyle, kıyım insanlık dışı boyutlar kazandı.

    111 KİŞİ KATLEDİLDİ, SORUMLULAR HALA YARGILANMADI!

    25 Aralık akşamı tamamen yatışan saldırılarda, resmen saptanabilen resmi olarak katledilen insan sayısı 111’di. Katliamın ardından, binlerce Alevi Maraş’ı kaçarcasına terk etti. 210 ev ve 70 işyeri yakılıp yıkılmıştı.

    Hükümet aylarca direndiği sıkıyönetimi ilan etmek zorunda kaldı. Maraş Katliamı davası 1991 yılına kadar sürdü. Davanın 1 No’lu sanığı sonradan Şendiller soyadını alan ve milletvekili olan Ökkeş Kenger’di. Mahkum olanlar yıllar süren yargılamadan sonra indirimlerden yararlandı ve serbest kaldılar.

    ECEVİT’İN ARŞİVİNDE AYRINTILAR; KATLİAMDA MİT’İN PARMAĞI

    Olayların yaşandığı tarihte iktidarda bulunan CHP’nin Genel Başkanı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in arşivinde yer alan ve katliamdan sonra kendisine yakın kaynakların ulaştırdığı rapor, Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğunu gösteriyordu. Ecevit’in arşivindeki 3 Ocak 1979 tarihli raporda, MHP-MİT ilişkileri ve Maraş Katliamı ile ilgili şu ayrıntılar yer alıyor:

    “CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olaylar (Malatya, Sivas ve Maraş) çıkacağına dair 1-2 ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa, olayın yaratılmasında en etkin rolü oynamışlardır. Nitekim Maraş olayı MİT’ten…. müşterek planlamaları ile çıkartılmıştır. Türkeş, oraya ….’in tavassutuyla ….’u tayin ettirerek Güney bölgesini ele geçirmiş ve Maraş olaylarını tertip ettirmiştir, MİT olayın içinde olmasaydı Maraş’tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.”

    Katliamdan bir ay sonra yazılan MİT raporunda; ülkücülerin, solcularla onları destekleyen Alevilere ‘bir ders vermeye’ karar verdiği bildirildi.

    Raporda kararın, MHP il örgütü yöneticileriyle Ülkücü Gençlik Derneği üyeleri ve derneğin bir genel merkez yöneticisinin katıldığı toplantıda alındığı belirtildi. Başka bir MİT belgesinde ise bir sinemaya bomba atılması olayını ÜGD üyesi Ökkeş Kenger’in (Şendiller) düzenlediği, patlamanın ardından da solcular tarafından yapıldığı söylentisi yayıldığı raporda yer aldı. MİT, askeri de günlerce harekete geçmemekle suçladı.

    Maraş Katliamı’nı başlatan Çiçek Sineması’na bomba atılması olayının faili ve sonradan açılan davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller ise, devlet televizyonu TRT’nin 12 Eylül’ü konu alan “Şahların Labirenti” adlı belgeselinin Maraş Katliamı’ndan bahsedilen bölümüne, dönemin ülkü ocakları başkanı, BBP’nin helikopter kazasında ölen Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte katılmış ve ikisi de ‘tanık’ olarak adlandırılmıştı. İkili, Maraş Katliamı’nı, ‘aralarında Hrant Dink’in de bulunduğu komünist militanların gerçekleştirdiğini’ iddia etme cüreti sergileyebilmişlerdi.

    MARAŞ DOSYALARI KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI’NDA, AVUKATA VERİLMİYOR

    Maraş Katliamı dosyası sessizce kapatıldı. Maraş Katliamı dava dosyasının müdafi sıfatıyla inceleme talebi Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından ‘devlet sırrı’ gerekçesiyle reddedildi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > KKK vermiyor; Maraş Katliamı dosyaları için bugün Aleviler mahkemedeydi-VİDEO

    > Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gizlediği ‘Maraş Katliamı dosyaları’ Meclis gündeminde!

  • Sinemillioğlu: Maraş Katliamı 45 yıllık yara, içimizde giderek büyüyor – VİDEO

    Sinemillioğlu: Maraş Katliamı 45 yıllık yara, içimizde giderek büyüyor – VİDEO

    PİRHA – Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti ancak gerçek failler ve sorumlular hala ortaya çıkarılmadı. Dava avukatlarından Av. İbrahim Sinemillioğlu, “Maraş, kimsenin sahip çıkmayacağı, kimsenin uluslararası alana taşımayacağı yerdir ve oradaki Aleviler, Kürt’tür. Bence bu nedenle Maraş ön plana çıktı” dedi.

    19 Aralık 1978’de faşistler tarafından gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nın acısı dinmiyor. Katliamın üzerinden 45 yıl geçti ancak failler hala ortaya çıkarılmadı. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı.

    Maraş Katliamı Davası avukatlarından Av. İbrahim Sinemillioğlu, katliama ve davaya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BU YARAYI DİRİ TUTMAK ZORUNDAYIZ”

    İbrahim Sinemillioğlu,  “45 yıllık yara içimizde giderek büyüyor. Orada ölenlerin hepsini rahmetle anıyorum. Ama bu yarayı halkların eşitliğine vurduğu darbeyi öne çıkarmak açısından özellikle diri tutmak zorundayız. Çünkü bugün bize olan yarın başkasına olur. Eğer siz insanın eşitliği temeli üzerinde, yurttaşlığın eşitliği temeli üzerinde bir düzen kuramazsanız bu olaylarla her zaman karşılaşırsınız” dedi.

    Sinemillioğlu, Maraş Katliamı’nın başlamasının temel nedenlerinden birinin olayların başlamasından bir gün önce MİT’in, hükümet güçlerine verdiği bilgiden kaynaklandığını ve MİT’in verdiği bilginin de Türkiye’de üç ilde çok önemli toplumsal olaylar hazırlandığı, bu üç ilin biri Erzincan, biri Maraş, birinin de Hatay olduğunu söyledi.

    Sinemillioğlu, Hatay’ın bir bölümünün Arap yurttaşlardan oluştuğunu bu yüzden uluslararası güçlerin devreye girmesini istemediklerinden Hatay’da toplumsal olayların yaşanmadığını söyledi.

    “MARAŞ’TAKİ ALEVİLER KÜRT OLDUĞU İÇİN SEÇİLDİ”

    Erzincan’da da Türk-Alevilerin çoğunlukta olduğunu belirten Sinemillioğlu, “Maraş’ın özelliği ise Kürtlerin Alevi oluşu, nasılsa Sünni Kürtler sahip çıkmazlar, Aleviler de azınlıktadır düşüncesiyle bence Maraş seçildi. Maraş, kimsenin sahip çıkmayacağı, kimsenin uluslararası alana taşımayacağı yerdir ve oradaki Aleviler, Kürt’tür. Bence bu nedenle Maraş ön plana çıktı” diye konuştu.

    “DAVA DOSYASI YANLIŞ MADDEYE GÖRE AÇILDI”

    Dava dosyasının açılışta yanlış açıldığını söyleyen Sinemillioğlu, “Dosya, 149. maddeye göre açılması gerekirken 146. maddeye göre açıldı. Ve görece hukuka uygun gitti. İhmaller dışında söz verildi ama bazı şeyler yapılmadı” dedi.

    Sinemillioğlu, davanın şahitlerinin mahkeme esnasında söylediklerini ise şöyle anlattı:

    “Mesela bir adam şahit olarak dinlendi. Dinamit atarken parmakları kopan biriydi. Mahkeme sorduğundaysa ‘Ben atmadım’ diye cevap verdi. Ve bu adamı yalancı şahitlikten gözaltına bile almadılar. Normalde yapılması gereken gözaltına almalarıydı. Yine bir kadın ‘hakim bey, beş çocuğum vardı, beşiyle dul kaldım. Kocam yurt dışında çalışıyordu’ dedi. Kadın davanın 2 ve 3 numaralı sanıkları hakkında ‘bunların ikisi de benim komşularımdı. Çok iyilerdi ama kocamı onlar öldürdü’ dedi. Bu kadının ifadesi hiç aklımdan çıkmaz.”

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • ‘Yeni Maraş Katliamı tehlikeleri var, Aleviler olarak faşizme ve tekçiliğe karşı bir örgütlenmeliyiz’-VİDEO

    ‘Yeni Maraş Katliamı tehlikeleri var, Aleviler olarak faşizme ve tekçiliğe karşı bir örgütlenmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı ile demografik yapının değiştirilmesinin hedeflendiğini söyleyen HDP 27. dönem Milletvekili Kemal Bülbül, “ Maraş katliamı, 12 Eylül 1980 faşist darbesine giden sürecin zeminini atmıştır. Kürt Alevi coğrafyasını fiziksel ve kültürel soykırım politikaları akabinde demografik dönüşüme uğratmak isteyen devlet, sistematik politikalar kapsamında Maraş Katliamını gerçekleştirmiştir’ dedi.

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi, Maraş Katliamının 45’inci yıldönümünde, ‘ Unutmadık, Unutturmayacağız” başlığıyla panel gerçekleştirdi. Panele HDP 27. Dönem Milletvekili Kemal Bülbül panelist olarak katıldı.

    Çerağların uyandırıldığı ve katliamda yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunun yapıldığı panele Alevi kurum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Açılış konuşmasını yapan Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, “Maraş Katliamı anlaşılsaydı Çorum, Sivas, Roboski ve Ankara Katliamını yaşamazdık,  yaşanmazdı. Tekçilik ile halklar ve inançlar inkar ediliyor. Dünya tarihinde birçok katliamı olmuş. Katliam yaşanan ülkelerde demokrasi ve insan hakları mevcut olmuş. Ama bizler hala bu acıları yaşıyoruz. Maraş’ta yaşamın yitirenlerin önüne eğiliyor saygı ile anıyorum” diye konuştu.

    1968’DEKİ İLK KATLİAM GİRİŞİMİ

    HDP 27. Dönem Milletvekili Kemal Bülbül, Maraş Katliamının ilk adımının 1968’deki faşist saldırı ile atıldığını söyleyerek, “1968’de Elbistan’da Mahsuni Baba’ya karşı faşistler sinemayı çevirerek ilk katliamı gerçekleştiriyor. Bu katliamda 3 kişi yaşamını yitiriyor. Maraş Katliamı asıl Kerbala’da başladı. Kerbela Maraş’tır, Maraş Kerbala’dır. Aralık ayı katliamlar tarihidir” dedi.

    “KATLİAMLA 12 EYLÜL DARBESİNİN ZEMİNİNİ OLUŞTURDULAR”

    Bülbül, 12 Eylül 1980 askeri darbesine giden yolda en önemli olaylar zincirinden biri olan Maraş Katliamında Alevilerin hedef alındığına işaret ederek, “Osmanlı’dan bu yana Alevilerin katledilmesinin temel sebebi vergi, askerlik ve inancının farklı olmasıdır. Bunlar olmayınca hedef olmuştur. 1960’da Aleviler kentlere göç edince sistem onları istemiyor. Maraş Katliamı, 12 Eylül faşist darbesinden önce olmuştur. Bu katlim planı darbeye gerekçe ilan edilmiştir. 12 Eylül darbesinin zeminini oluşturmuştur. Maraş nüfusunun büyük bölümü Kürt’tür ve Kürtlerin şehirde yer alması, ekonomik olarak güçlenmesi istenmiyor” şeklinde konuştu.

    YENİ MARAŞ KATLİAMI TEHLİKERİ

    Maraş Katliamının güncel haliyle devam ettiğini ifade eden Bülbül, “Maraş Katliamı bugün hala devam ediyor. Anmaya dahi izin verilmeyerek tahammül edemiyor. Tek kimlik sorununa karşı yıllarca mücadele ediyoruz. İnkar edilmiş bir tarihi anlatıyoruz. AKP’nin kurduğu uyduruk kurum olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz. Maraş’ı anmak istiyorsak bugün Maraş gibi bir tehlike var olduğunu unutmamalıyız. Maraş Katliamı tehlikesi hala devam ediyor. Aleviler olarak örgütlenmeliyiz, buna karşı çıkmalıyız” ifadelerini kullandı.

    “MARAŞ IŞIĞIMIZDIR, BUNU BİLİNÇLİ ÖRGÜTLÜLÜĞE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”

    ‘Katliamlara karşı en önemli olan şey faşizme ve tekçiliğe karşı örgütlenmektir’ diyen Bülbül, şunları ifade etti:

    “Bizler bir inancı, direnci temsil ediyoruz. Sömürülen kadınların, mazlum halkların haklarını almak için bir araya gelip mücadele edin diyor Pir Sultan. Maraş, bizim ışığımız olacak ve bunu bilinçli bir örgütlülüğe dönüştüreceğiz. Bugün en önemli şey faşizme, tekçiliğe karşı birliktir.”

    Panel soru cevap ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Köln’de Maraş, cezaevleri ve Roboski katliamları lanetlendi-VİDEO

    Köln’de Maraş, cezaevleri ve Roboski katliamları lanetlendi-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Köln kentinde Merkezi Tren Garı önünde bir araya gelen Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu, Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu ve Tutsakların Sesi Platformu, Maraş, cezaevleri ve Roboski katliamlarını protesto etti. 

    Maraş Katliamı’nın 45. yıl dönümü dolayısıyla Almanya’nın Köln kentinde Merkezi Tren Garı önünde bir anma gerçekleşildi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu, Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu ve Tutsakların Sesi Platformu tarafından düzenlenen anma, Pir İbrahim Karabulut’un çerağları uyandırması ile başladı.

    Ardından kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Almanca basın metni okundu.

    Anmada, katliamları unutmama ve hesap sorma çağrısı yapıldı.

    PİRHA/KÖLN

     

     

  • Maraş Katliamı direnişçisi Derviş Koç, Hakk’a yürüdü!

    Maraş Katliamı direnişçisi Derviş Koç, Hakk’a yürüdü!

    PİRHA – Maraş Katliamı tanıklarından ve Kaşanlılar (HAK) Tv’de program ve yöneticilik yapan Derviş Koç, Hakk’a yürüdü.

    Maraş Katliamı sürecinde faşist güçlere karşı direnişiyle tanınan Derviş Koç (69), Hakk’a yürüdü. Maraş Katliamı’nın tanığı olan öğretmen Derviş Koç, yaşanan kanlı döneme dair birçok araştırma yazısını da kamuoyu ile paylaşmıştı. Koç, aynı zamanda Maraş’ta yitirilen yurttaşlar anısına köyünde bir anıt projesini de hayata geçirmişti.

    Uzun yıllardır Almanya’da yaşayan Derviş Koç, Kaşanlılar Derneği kurucuları arasında da yer alıyordu.

    CEZAEVİ YILLARI ARDINDAN AVRUPA YOLCULUĞU!

    Maraş’ın Andırın ilçesinde öğretmenlik yaparken 12 Eylül darbesinden sonra gözaltına alınan Koç, 5 yıl cezaevinde yattı. Hapis süreci sonrası Avrupa’ya giden Koç, siyasi mücadelesine Almanya’da devam etti.

    Hamburg Kaşanlılar TV’de program sunuculuğu da yapan Koç, yaklaşık 1 yıldır kanserle mücadele ediyordu. Koç, bugün (15 Aralık) yaşama gözlerini yumdu.

    Derviş Koç’un ailesinin, taziyeleri Hamburg Hak Evi’nde kabul edeceği duyuruldu.

    DEVRİMCİ MÜCADELEYLE GEÇEN BİR ÖMÜR

    Derviş Koç, Afşin ilçesine bağlı Haticepınar (Kanîxace) köyünde dünyaya geldi. 7 kardeşli Koç ailesinin en büyük evladıydı. Tarım ve hayvancılıkla geçinen dar gelirli aile, Derviş Koç’u okutmak için Maraş merkeze göç etmişti. Trafik kazasında babasını kaybeden Derviş Koç, kardeşlerin en büyüğü olarak ailenin sorumluluğunu üstlendi. Hem çalışıp hem de bir yandan eğitimini tamamlamaya çalıştı. Tarım işçiliği, seyyar satıcılık, inşaat işçiliği, televizyon tamirciliği, ayakkabı üreticiliği gibi birçok işte çalıştı.

    68 Devrimci kuşağından etkilenen Koç, 1977 Antep’teki 1 Mayıs kutlamalarında yer aldı. Bu arada Garbis Altınoğlu ve Ali Mercan ile tanıştı. Yurtsever Gençlik hareketine sempati duyan Koç, Maraş Eğitim Enstitüsü’ne girdi ve orada öğrenci temsilciliği de yaptı.

    Maraş Katliamı’nda 17 yakınını kaybeden Koç, Yörükselim Mahallesi’nde yaşıyordu. Gerek Gıjık Dede’nin cenazesinde gerekse katliam öncesi kaybedilen iki öğretmenin cenaze törenlerine öncülük yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş Katliamının yıldönümü öncesi kentte 10 günlük eylem yasağı!

    Maraş Katliamının yıldönümü öncesi kentte 10 günlük eylem yasağı!

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 45’inci yıldönümü dolayısıyla Alevi örgütlerinin kentte yapmak istediği anma, Kahramanmaraş Valiliği tarafından yasaklandı.

    Maraş Katliamının 45’inci yıldönümü öncesinde Kahramanmaraş Valiliği’nden yapılan açıklamada kentteki eylem ve açık hava toplantıları 25 Aralık tarihine kadar yasaklandı.

    Yasaklama kararına ise, ‘kamu düzeninin bozulmaması’ ve ‘suç işlenmesinin önlenmesi’ gibi gerekçeler gösterildi.

    10 GÜNLÜK YASAK

    10 gün süreyle yasağın geçerli olacağının belirtildiği açıklamada, “Bu kapsamda 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. maddesi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/C maddesi doğrultusunda, siyasi partilerin programları ile toplum yararına gerçekleştirilecek etkinlikler hariç il genelinde yapılacak açık hava toplantıları 16 Aralık saat 00.01’den 25 Aralık saat 23.59’a kadar 10 gün süreyle yasaklanmıştır” denildi.

    PİRHA/MARAŞ

     

  • Küçükbalaban: Aleviler, sorunlarını İHD üzerinden ulusal ve uluslararası alanlara taşıyabilir- VİDEO

    Küçükbalaban: Aleviler, sorunlarını İHD üzerinden ulusal ve uluslararası alanlara taşıyabilir- VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, yeni dönemde Alevi sorununa dair perspektiflerini anlattı. Küçükbalaban, Alevilerin bin yıldır direnen bir toplum olduğunu da belirterek, hak mücadelesi konusunda Alevi yurttaşların yanında olduklarını söyledi. Küçükbalaban, Alevi toplumunun ve kurumlarının da İHD ile daha yakın temas içinde olmasını istedi. 

    1986 yılında kurulan İnsan Hakları Derneği 21. Olağan Genel Kurulu’nu 4-5 Kasım’da yaptı. Yeni yönetimin oluşturulduğu genel kurulda Hüseyin Küçükbalaban ve Eren Keskin, derneğin yeni eş genel başkanları oldu.

    Aynı zamanda eğitimci kimliği de olan Hüseyin Küçükbalaban, birçok alanda hak ihlallerinin yoğun yaşandığı Türkiye koşullarında insan hakkı mücadelesinin zorluklarına değindi. İHD Eş Genel Başkanlığına seçildikten sonra ilk röportajını PİRHA’ya veren Küçükbalaban, yeni dönemde Alevilerin yaşadıkları sorunlara nasıl yaklaşacaklarını anlattı.

    “1986’DAN BU YANA BİR ADIM İLERİ ATILMADI”

    Hüseyin Küçükbalaban, “İHD 37 yıl boyunca ne yaptıysa aynı mücadeleye devam edecek” vurgusunu yaparak şunları söyledi:

    “Tabii ki biraz daha güçlü ve yeni kadrolarla bu süreci daha aktif ve sokakta yürütmeye devam edeceğiz. İHD 1986 yılında darbe döneminde kurulan bir dernek. O gün cezaevlerinde yaşanan işkence, Kürt ve Alevi sorununun inkarı ve bir dizi ifade özgürlüğü konularındaki haksızlıklara karşı kurulmuş bir dernek. Bugün baktığımız zaman bu temel meseleler konusunda Türkiye’nin bir adım ileri attığını söyleyemeyiz. Bugün halen Alevileri tarif etme, Alevi inancını, yaşadığı değerler dışında ‘Alevilik böyle olsun, Kültür Bakanlığı bünyesinde bulunsun’ biçiminde bir yaklaşım söz konusu. Yani bir inkar, asimilasyon ve Alevileri yok sayma durumunun yanı sıra eşit yurttaşlık talebini görmeme hali var. Tüm bunlar sebebiyle mücadeleye devam edeceğiz. Gönül isterdi ki dünya genelinde kabul görülen 153 hak alanında faaliyet yürütelim ancak öncelik insanın canının yandığı, ateşin düştüğü yerdir. Dolayısıyla haklar bakımından bir hiyerarşiden bahsetmiyoruz ancak ülkemizde yaşadığımız temel can sıkıcı konuların başında bunlar geliyor.”

    “TEMEL GÖREVİMİZ İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SAĞLANMASIDIR”

    Hüseyin Küçükbalaban, AKP-MHP hükümeti tarafından yürürlüğe konulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesini de eleştirdi. Küçükbalaban, Alevi toplumuna yönelik tarih boyunca çok sayıda ‘insanlığa karşı işlenmiş suçlar’ olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Seyit Rıza’nın idamından tutalım Dersim, Koçgiri katliamları; bunlarla birlikte Maraş, Çorum, Malatya, Gazi, Sivas Katliamı konusunda İnsan Hakları Derneği hep Alevi toplumunun yanında olmaya çalıştı. İHD’nin temel görevlerinden birisi inanç özgürlüğünün sağlanmasıdır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarla ilgili davaların takibini de yapmaya çalışıp, Alevi toplumunun yanında olduk. Yaptıklarımız yeterli görülmemiş olabilir. Derneğimizde Halklar ve İnançlar Komisyonu’muz var. Bu komisyon kapsamında biz Çerkes, Alevi, Kürt meselelerine ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Önümüzdeki dönemde bu komisyonumuzun daha aktif olması konusunda tabii ki hem biz kendimizi gözden geçirmek durumundayız hem de Alevi insan hakları savunucularının da bu komisyonların çalıştırılması konusunda gayret içerisinde olması lazım. Çünkü sizler başkaları adına bir şeyler söyleyebilirsiniz ama esas olan o öznenin bir çaba içerisinde olmasıdır. Uluslararası standartlarda Alevi toplumunun da temel ihtiyaç ve taleplerini göz önüne alarak bu konuda ki çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde de yürüteceğiz.

    “YOK SAYMA ÜZERİNE KURULU BİR LAİKLİK ANLAYIŞI”

    Anayasada Türkiye için ‘laik bir devlet’ tarifi yapılıyor ama Türkiye’deki laiklik anlayışı bir dinin korunması üzerine kurulu. Normalde devlet ile dinler arasındaki mesafe tarafsızlık yönünde olmalıdır. Devletin görevi kamusal hizmettir ve bütün inançlara eşit mesafede durmaktır. Birisine kamu kaynaklarıyla yüklü miktarda bütçeler ayırıp ama bir başka inancı da yok sayma üzerine kurulu bir laiklik anlayışı bizim açımızdan sakat bir anlayıştır. Zaten bunun da yarattığı sorunları yaşamaktayız. Diyanet bütçesi şu anda neredeyse bütün bakanlıklar içerisinde ilk dörde giriyor. Bu bütçe tümüyle eğitimi, sosyal yaşamı, kültürel hayatı dinselleştirmeye yönelik bir harcamaya yöneliktir.

    Alevilerin, eğitim alanında da yine Aleviliği asimile etme yönünde bir girişim olduğunu toplum da söylüyor. Bizler de bu konudaki özgürlük alanının sağlanmadığı konusunda görüş birliği içerisindeyiz.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN, İHD İLE DAHA YAKIN TEMAS İÇERİSİNDE OLMASINI İSTERİZ”

    Hüseyin Küçükbalaban, Alevilerin bin yıldır direnen bir toplum olduğunu da belirterek, hak mücadelesi konusunda Alevi yurttaşlara şu çağrıda bulundu:

    “Türkiye’de demokrasinin, laikliğin, insan haklarının savunulması konusunda hem Alevi toplumundan insanların hem de Alevi önderlerinin ciddi katkılarının olduğunu söyleyebiliriz. Pek çok Alevi örgütü, kurumları var ve yaşam bir bütündür. Dolayısıyla sistem, bütün alanlarda insanlara aynı baskıyı uyguluyor. Bizler, Alevi toplumundan insanların İHD’ye ilgi göstermesini, kendi sorunlarını İHD üzerinden hem ulusal hem de uluslararası alanlara taşımasını bekleriz. Ayrıca Alevi örgütleri ile dayanışma ve dostluk içerisindeyiz. Alevi toplumu ve kurumlarının, İnsan Hakları Derneği ile biraz daha yakın temas içerisinde olmasını isteriz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi Kürt bir öğrencinin yaşam serüveni “Sekvan’ın Ardından” romanı çıktı!

    Alevi Kürt bir öğrencinin yaşam serüveni “Sekvan’ın Ardından” romanı çıktı!

    PİRHA – Yazar Mehmet Bayram’ın “Sekvan’ın Ardından” isimli romanı okuyucuya ulaştı.

    Mehmet Bayram’ın ilk romanı olan “Sekvan’ın Ardından” adlı eseri 5 Ağustos itibariyle Vesta Yayınları tarafından raflardaki yerini aldı.

    Alevi Kürt bir tıp öğrencisi olan Rıza’nın, yaşam serüvenine odaklanan roman, Maraş Katliamı’ndan da kesitleri okuyucuya sunuyor.

    Romanın başkahramanı olan Rıza’nın üniversite yolculuğu ile başlayan kitap, Kürt kadınını temsil eden Sekvan ile kurulan arkadaşlık sonrasında sorgulama sürecini de beraberinde getiriyor. Rıza böylelikle, benliğini tanıyarak kendisi ve ailesinin de geçmişini zihninde canlandırıyor.

    Romanda ayrıca Maraş Katliamını hem bir doktor olan Xece’nin, hem de tanıkların gözüyle anlatılması esere tarihsel bir yön de kazandırıyor. Maraş Katliamının edebiyatta yer bulduğu ender yapıtlardan biri olan “Sekvan’ın Ardından” katliamın günümüzde süren etkilerine de ışık tutuyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ozan Cafer, kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Ozan Cafer, kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Onlarca esere imza atmış Ozan Cafer, geçirdiği kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü.

    10 yaşında Maraş Katliamı’na tanıklık etmiş, 11 yaşında eline sazı alıp Mahzuni Şerif’in “Dom Dom Kurşunu” eserini çalıp söylemiş ve yaşamı boyunca onlarca eser yazmış Ozan Cafer (Cafer Boyacı), kalp krizi geçirdi. Yapılan tüm müdahalelere rağmen hayata döndürülmeyen Ozan Cafer, Hakk’a yürüdü.

    Mersin Cemevi’nde yürütülecek Hakk’a uğurlama erkanı sonrası, doğup, büyüdüğü Maraş’ın Göksun ilçesine bağlı Çiftlik köyünde toprağa sırlanacak.

    İLGİLİ HABER

    >Ozan Cafer: Alevilik canlıya dair ne varsa altı kelimede birleştirmiştir

  • Alevilerin Sesi Dergisi, ‘Yine Kazandık’ başlığıyla çıktı

    Alevilerin Sesi Dergisi, ‘Yine Kazandık’ başlığıyla çıktı

    PİRHA- Alevilerin Sesi dergisinin 273. sayısı, ‘Yine Başardık’ başlığıyla çıktı. Derginin bu sayısında Maraş Katliamı işlenirken, Alevilerin Almanya’nın Berlin Eyaleti’nde de kazandığı kamu tüzel kişilik statüsü ise kapağa taşındı. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) yayın organı olan ve 1994 yılından bu yana aylık olarak yayınlanan Alevilerin Sesi dergisinin yeni sayısı, ‘Yine Başardık’ başlığıyla okuyucuyla buluştu.

    Nursel Sökmen Bayram’ın Maraş tablosunun iç kapak resmi olarak kullanıldığı sayıda Özcan Öğüt’ün “Onarılamayan Yara, Maraş Katliamı 44. Yılında”, Orhan Gazi Ertekin’in “Maraş’a Yenide Bakmak, Yeniden Görmek”, Seyit Sönmez’in “Failin Travması: Unutmak mı, Affetmek mi?”, Figen Kavak’ın Hamit Kapan ile yaptığı “Maraş Çok Ağır Travma” başlıklı röportajı okuyucuya ile buluştu.

    Bu önemli yazıların yanı sıra Şilan Sürmeli’in “Devletin Sopası Alevilere Neden Kalktı?”, Ayfer Karakaya-Stump’ın “Aleviliği Devletleştirmek”, İmran Gürtaş’ın “İktidarın Söyleminde Ötekiliğin Sürekliliği”, Mevlüt Oruç’un “Ekoloji Politik Perspektif”, Mazlum Çimen’in “Doğa Aşkına”, Hukukçu Ufuk Çakır’ın Berlin Alevi Toplumu Cemevi’nin kazandığı “Kamu Tüzel Kişilik Hakkı”na ilişkin yazıları Almanca, Fransızca, Kırmancki ve kurumsal haberleri de okuyucuya sunuluyor.

    “KATLİAMCILAR YAS TUTMAYI ENGELLER, UNUTMAYI ZULME ÇEVİRİR”

    Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya tarafından yeni sayı için kaleme alınan yazıda şunlar kaydedildi:

    “Irkçılık önce empatiyi katleder ve insanı insan dışılaştırır. Katliamların sıkça yaşandığı ülkelerde devlet her katliamdan sonra yeniden ve yeniden insanlığı katleder. Bizler de bu filmi yeniden ve yeniden izlemeye devam ederiz. Çeşitli bağlamlarla suça bulaşan toplumlar, bu suçu anımsatan her konuyu inkar eder ve daha da önemlisi yas tutabilme yeteneğini kaybeder. Hele sokağa çıkanların galeyana yatkınlığı, birikmiş öfkesi doruk noktada olunca, ülkede birlikte yas tutma imkanı da ortadan kalkmış olur. Hal böyleyken katliamı yapanlar, utançla başlarını önüne eğmez, üstelik yas tutmayı bile engellerler. Unutmayı zulme çevirirler. Türk İslam sentezci milliyetçiler, toptan unutturma politikası şehveti ve şevki ile çalışırlar. Taraf oldukları, bilerek ve bizzat gerçekleştirdikleri travmalar üzerinde durmaktan herkesi men ederler.

    Bu gerçeklikle, Maraş Katliamı/Pogromunun 44. yılında bir kez daha yitirdiğimiz canlarımızı anıyoruz. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen konunun hakettiği biçimde politik ve hukuki müdahale gündemi haline getirilemediğini görüyoruz. Bundan dolayı Maraş Katliamı’nı/Pogromunu kapsamlı bir dosya ile ele aldık.

    “OKUMAK, BAKMAK, UNUTMAMAK GEREKİR”

    Nursel Sökmen Bayram’ın mükemmel Maraş tablosunu kapak olarak kullandığımız bu sayımızın dosyası Özcan Öğüt’ün, “Onarılamayan Yara, Maraş Katliamı 44. Yılında” başlıklı harika bir analiz yazısıyla başlayacak. Onu Orhan Gazi Ertekin’in “Maraş’a Yenide Bakmak, Yeniden Görmek” yazısı takip edecek. Seyit Sönmez’in “Failin Travması: Unutmak mı, Affetmek mi?”, Figen Kavak’ın Hamit Kapan ile yaptığı “Maraş Çok Ağır Tramva” başlıklı röportajını okuyacaksınız.

    Bu önemli yazıların yanı sıra Şilan Sürmeli’in “Devletin Sopası Alevilere Neden Kalktı?”, Ayfer Karakaya-Stump’ın “Aleviliği Devletleştirmek”, İmran Gürtaş’ın “İktidarın Söyleminde Ötekiliğin Sürekliliği”, Mevlüt Oruç’un “Ekoloji Politik Perspektif”, Mazlum Çimen’in “Doğa Aşkına”, Hukukçu Ufuk Çakır’ın Berlin Alevi Toplumu Cemevi’nin kazandığı “Kamu Tüzel Kişilik Hakkı”na ilişkin yazılarını, Almanca, Fransızca, Kırmancki ve tabii kurumsal haberleri ilgiyle okuyacaksınız. Lütfen, bu sayımızın sayfalarını hızlıca çevirmeyin. Sayfaları çevirmeden önce okumak, bakmak, asla unutmamak gerekiyor. Yeni sayımızda buluşmak dileğiyle yayın ekibi adına hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da Maraş, cezaevi ve Roboski katliamları paneli: Katliamlarla yüzleşilsin -VİDEO

    Ankara’da Maraş, cezaevi ve Roboski katliamları paneli: Katliamlarla yüzleşilsin -VİDEO

    PİRHA- Ana Fatma Cemevi DAD Ankara Şube ile İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Aralık ayı içerisinde yapılan Msraş, cezaevi ve Roboski katliamlarına ilişkin panel düzenledi. Panelde yapılan konuşmalarda katliamlar bir kader olmadığı, halklara, inançlara diz çöktürülmek istendiği belirtildi. Siyasal iklimin değişmesi ile katliam dosyalarının da açılacağı vurgulandı.  

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube ile İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, “Bir Daha Asla” başlıklı panel düzenledi.

    Panel öncesinde, 19 Aralık 2000 Cezaevleri Katliamı, 19-26 Aralık 1978 Maraş Katliamı ve 28 Aralık 2011 Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.
    Program, Dede Müslüm Metin ile Sevgi Kişin’in birlikte Türkçe ve Kürtçe çerağ uyandırması ile başladı.
    Zakir Hıdır Çelebi’nin, katliamda yaşamını yitirenler için okuduğu ağıtların ardından konuşmalara geçildi.

    Panelin moderatörlüğünü ise Av. Nilay Nayman yaptı.

    “KATLETTİKLERİ KİŞİLERİN MALLARINA EL KOYDULAR”

    Panelin ilk konuşmacısı Av. Kazım Bayraktar oldu. Bayraktar, Kürt ve Alevilerin katliamlarla yokedilemediğini belirterek “Aleviler inançları, Kürtler ise farklı dilleri nedeniyle, yüzeysel olarak öyle katledildikleri görünüyor. Hep şunu gördük, katlettiler, sürgüne gönderdiler ve mallarına el koydular. Özellikle de Ermenileri…Bugün Koç, Sabancı, Çukurova Grubu gibi holdinglerin kökeninde bu katledilen insanların malları vardır. Katledilenlerin mallarının nasıl paylaşılacağı ise kanunlarla belirlenmiş, gizli saklı da tutulmamıştır. Kürtlerin katledilme sebepleri ise Kürt halkının yaşadığı bölgelerdeki kaynakların İstanbul’daki zenginlere verilmesidir. Alevi katliamlarında da sürgünlere rastlıyoruz.” dedi.

    Kazım Bayraktar, cezaevleri katliamında ise siyasal soykırım amaçlandığını vurgulayarak “Bu soykırım örneğinin en taze örneğini yaşıyoruz. Şu anda HDP’nin içini boşaltmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Kobane Davasında buna tanık oluyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BİR DARBE MEKANİĞİ MEVCUT”

    Panel konuşmacılarından Ana Fatma Cemevi DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak ise “Günümüzde Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası halklar ve inançlar bahçesiyken adeta çoraklaştırılmış, adeta halklar inançların mezarlığı haline getirilmiştir. Fiziki ve kültürel katliamlarla direniş coğrafyalarına karşı toplum kırımı yaşatılmak istenmiştir.
    Günümüzde de hala inanç, dil, kültür, etnisiteler bu zihniyetin katliamı ve yok etme tehdidi altındadır. Katliamlar halkların kaderi değildir. Halklara, inançlara soykırımcı politikalarla diz çöktürülmek istenmektedir. Ancak inanç, dil, kültürümüze yönelen bu katliamları nasıl durdurabileceğimiz ve demokratik, eşit, özgür bir arada bir yaşamı nasıl kurabileceğimiz sorununa yoğunlaşmamız gerekmektedir. Katliamlar sadece fiziki yoketme siyaseti değildir. Halkların inançların hafızasının yok edilmesidir. Yani katliamlar gerçekleştirilirken ulusal, kültürel, ekolojik, ekonomik ve inançsal olarak toplum yok edilmek istenmektedir.
    Maraş Katliamı ve diğer katliamlardan gördüğümüz sadece fiziki olarak toplum katledilmiyor. Ekonomisi coğrafyası, kültürü etnisitesi ve hafızası yok edilmiş oluyor.
    İkinci yüzyıla girerken Türkiye bir darbe mekaniği ile karşı karşıyadır. Adeta coğrafyada savaş yıkım yaşanmaktadır. Halklar inançlar bu darbe mekaniğinin yarattığı tehdit ve yok edilişin eşiğindedir.
    Yani tüm ezilen ve ötekiler; Kürt’ü, Türk’ü, Alevisi, Sünisi ile bu emevi yezit siyasetine karşı ortak bir mücadele yaratabildiğimiz oranda katliamlardan korunabilir ve katli vacip bir toplum olmaktan çıkabiliriz.” ifadelerini kullandı.

    “İRADEYİ KIRMAK KOLAY DEĞİLDİR”

    Konuşmacılardan insan hakları aktivisti Mehmet Acettin ise konuşmasına cezaevleri katliamına hapishanede tanık olduğunu belirterek başladı.
    Acettin, “insanı tekleştirmek, yanlızlaştırmak, ailesi ile ilişkilerini kesmek istediler. Politiksizleştirmek amaçları vardı. Biz de bu direnişte gönüllü olarak kendimizi ortaya koyduk. Bugün ise F tipleri yetmezmiş gibi S tipi gibi hapishaneler yarattılar. Ama iradeyi kırmak kolay değildir. Hapishane direnişi tanığı olarak, çok kayıplar vererek bugünlere geldik. Ancak enerjimizi tüketmedik. Kürt hareketi de bir halkın direnişidir. Bizler de hapishanede bu konuda kendimizi ortaya koyduk. Ama irademizi teslim alamadılar. F Tipi saldırı karşısında 1 yıl mücadele edildi ve 122 kişi yaşamını yitirdi. Tek tipleştirme politikaları devam ediyor” dedi.

    “TAKİPÇİSİ OLMAZSAK UYKULARIMIZ HARAMDIR”

    Konuşmacılardan HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç ise Türkiye’de her toplumsal hareket karşısında bir katliamın yapıldığını belirterek şunları söyledi:

    “Mevcut iktidarlar, katliamdan nemalanıp, bir süreci devam ettirmişse yeni bir katliamın da habercisi anlamındadır. Eğer Kürtler, Aleviler mücadele yürütüyorsa karşılarında hep olağanüstü mahkeme sistemini görmüşlerdir. Ulusal basınının hemen hemen hepsi ve siyasal iktidar bu katliamı kabul ediyor ancak ‘vahim olay’ deniliyor. Ama emri veren, istihbari bilgiyi veren kim? O kişilerin 34 kere ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılması lazım. “Vur” emri politiktir. Ne yazık ki devam eden bir dava yok. Çünkü karşılarında Kürtler var, o nedenle rafa kaldırıldı o dosyalar. Eğer bunun hesabı sorulmaz, hukuki karşılığı olmazsa bu katliamların devamı olacaktır. Bunun takipçisi olmazsak uykularımız haramdır. Çünkü bu insanlığa karşı bir suçtur, unutturmayacağız.”

    “SİYASAL İKLİM DEĞİŞMESİYLE BU DOSYA AÇILACAKTIR”

    CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de konuşmacılar arasında yer alan isimlerdendi. Milletvekili Gök, 15 yıldır Roboski Katliamı’nın takipçisi olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
    “Bu konuda konuştuklarımla ilgili kimse kalkıpta bana ‘doğru söylemiyorsun’ diyememiştir. Bazı komutanlar, kaçakçıların içinde PKK’lilerin olduğunu iddia etti. Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Yaşar Güler ile Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar o gün hava harekatı kararını aldı. O gün Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’di. Bu olaydan 3 yıl sonra İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, ‘devlet neyin ne demek olduğunu biliyordu’ demişti. Siyasal iklimin değişmesi ile bu dosya açılacaktır. Bu olayı unutturmayacağız. Bizlere düşen ahlaki, vicdani olan budur.”

    PİRHA/ANKARA

  • 44 yılın korkusu ve ürkekliği!

    44 yılın korkusu ve ürkekliği!

    PİRHA- 44 yılın bitmeyen acısı, korkusu, dinmeyen çığlığı Maraş’ın sokaklarında dolaşıyor. Yüzlerce yurttaşın vahşice katledildiği ve yaralandığı Maraş’ın Yörükselim Mahallesi’nde evler ve sokaklar sessizliğe bürünürken, “Maraş’ı unutma, unutturma’ çığlığını tedirginlik ve ürkeklikle penceresinin perdesini aralayarak izleyen kadın, kadrajımıza yansıdı.

    Diren KESER/PİRHA

     

  • PSAKD Diyarbakır Cemevi, Maraş Katliamında yitirilenleri andı

    PSAKD Diyarbakır Cemevi, Maraş Katliamında yitirilenleri andı

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Cemevinde Maraş Katliamında yitirenler anıldı. Yapılan açıklamada, Maraş Katliamının sorumlularının bilerek ve isteyerek ortaya çıkarılmadığı vurgulandı.

    Maraş Katliamı’nın 44’üncü yılında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Cemevinde anma düzenlendi. Anmaya HDP, Emek ve Demokrasi Bileşenleri, CHP Diyarbakır İl Başkanlığı, TİP Diyarbakır İl Başkanlığı, Yeşil Sol Parti Diyarbakır İl Örgütü, Birleşik Emekliler Sendikası, Amed Alimler Derneği yöneticilerin yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan PSAKD Diyarbakır ŞubesiCemevi Eş Başkanı Ayfer Artan, Maraş Katliamının 19 Aralık 1978 günü başlayıp tam bir hafta süren ve insanlık tarihinin en kara günlerinden biri olarak tarihe geçtiğini belirterek, “Katliamın her bir evresi ve olası sonuçları en ince ayrıntılarına kadar hesaplanmış ve özel harp dairesi ile devlet içinde yuvalanmış çetelerin bizzat rol oynadığı bir katliamdır. 7-8  gün süren katliam süresince devlet  hiçbir müdahalede bulunmamış ve adeta birçok legal ve illegal birimleri ile katliama katkı sunmuştur” dedi.

    “HER ALANDA VAR OLACAĞIZ

    Ayfer Artan, Alevilerin demokratik cumhuriyette eşit yurttaşlık talebiyle bir arada yaşama iradesinden belirtti. Artan, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Maraş Katliamının sorumlularını bilerek ve isteyerek ortaya çıkarmayan devlet ve siyasal iktidarlar, Çorum, Sivas, Madımak, Gazi, Gezi, Suruç, Roboski, Cezaevleri, Soma, Amasra ve adını sayamadığımız binlerce katliam ve cinayetin işlenmesine de cesaret vermiştir. Nihayetinde de bu saydığımız hiçbir katliamla, faili meçhul cinayetlerle, siyasi suikastlarla hesaplaşılmamıştır.

    Biz Aleviler olarak laik, demokratik, özgür bir ülkede herkesin eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama iradesinden ve inadından vazgeçmeyeceğiz.

    Bizler Maraş’ta kocasına “Beni sen öldür, onların eline bırakma” diyen Ümmühan Doğan’ı, parçalandıktan sonra kazana atılıp, yakılan 14 yaşındaki Ali Tıraş’ı, karnında 8 aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna’yı, kendi düğün gününde öldürülen Mehmet Ali’yi, Sivas’a türküleri ve semahlarından başka bir şey götürmedikleri halde yakılarak katledilen otuz üç canımızı, Ankara’da barış istedikleri için katledilen canları da, katledenleri de, bu katliamlara seyirci kalanları da unutmadık. Katliamlardan hesap sormak yerine katilleri aklayanları ve saklayanları da unutmadık.

    Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.”

    Anma deyişlerle sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Maraş Katliamı’nın sorumluları hesap vermeli-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Maraş Katliamı’nın sorumluları hesap vermeli-VİDEO

    PİRHA-Emek ve Demokrasi Platformu, Maraş Katliamı’nın 44. yıldönümünde Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Maraş, Roboski Suruç ve Ankara Gar katliamları unutulmayacak, sorumlular halklarımıza hesap verecek” denildi.

    Emek ve Demokrasi Platformu, 19 Aralık 1978 günü başlayıp tam bir hafta süren Maraş Katliamı’nın 44. yılı nedeniyle Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını platform adına DAD Gençlik Sekreterya Eş Sözcüsü Zozan Bozkurt okudu.

    “HAFIZAMIZI DİRİ TUTACAĞIZ”

    Maraş Katliamı’nın, farklılıklara karşı tahammülsüzlüğün ya da farklı siyasal görüşlerin karşıtlığının açığa çıkardığı vahşet ortamı olmadığını belirten Bozkurt, “Maraş Katliamı yakın dönem Türkiye tarihinde yönetenlerin, siyasal sürece yön vermek için nasıl gözünü kırpmaksızın katliamlar gerçekleştirdiğinin önemli bir örneğidir” dedi.

    Bozkurt şunları kaydetti:

    “Yakın tarihimizde Roboski, Ankara Gar ve Suruç katliamları aynı güçlerce ve aynı amaçla yapılmış katliamlardır. Maraş’ta canlarımızı en korkunç ölümlerle tanıştıranlar ve bunu belli periyotlarla başka kentlerde uygulayanlar, biz unuttukça ve nedenlerini sorgulamayıp alıştıkça üstümüze daha çok geleceklerdir. Hafızamızı diri tutacağız ve üzerimizde oynanan oyunları boşa çıkartacağız. Maraş, Roboski Suruç ve Ankara Gar katliamları unutulmayacak, sorumlular halklarımıza hesap verecekler.”

    PİRHA/DERSİM

  • Özen: Maraş Katliamı’nda direndi, ‘25 Aralık Mehmet Mengücek’i Anma Günü’ ilan edilsin!

    Özen: Maraş Katliamı’nda direndi, ‘25 Aralık Mehmet Mengücek’i Anma Günü’ ilan edilsin!

    PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, 25 Aralık’ın Mehmet Mengücek’i Anma Günü ilan edilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına kanun teklifi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, 25 Aralık’ın, Maraş Katliamı sürecinde mücadele yürüten Mehmet Mengücek’i Anma Günü ilan edilmesi hakkında TBMM’ye kanun teklifi verdi.

    “OLAĞANÜSTÜ BİR DİRENİŞ SERGİLEMİŞTİ”

    Milletvekili Özen, kanun teklifinin “Genel Gerekçe” bölümünde 1978 yılının 19-26 Aralık tarihleri arasında 7 gün süren Maraş Katliamı’nda resmi rakamlara göre 111 kişinin yaşamını yitirdiğini, Alevilere ait yüzlerce ev ve işyerinin ise yakılıp yağmalandığını belirtti.

    Zeynel Özen, Mehmet Mengücek’in Maraş Katliamı’nda gösterdiği direniş sonucu kadın ve çocuklar olmak üzere birçok kişinin hayatını kurtardığını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:

    “19 Aralık’ta başlayıp 26 Aralık’a kadar aralıksız devam eden saldırıların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir. Kahramanmaraş’ta toplu olarak gömülen birçok kurbanın bugün mezar yerleri bile belli değildir. Katliamlar her zaman savunmasız insanları, toplulukları hedef alır. Katliamlarda ayakta ve hayatta kalmanın yolu ise direnmektir. Maraş Katliamı’nın boyutlarının daha da büyümesinin önündeki en büyük engel bir kısım canların bu katliama karşı savunmasız insanları korumaları ve katillere karşı direnmeleridir.

    Maraş Katliamı’nda gösterdiği direnişte başta kadın ve çocuklar olmak üzere birçok kişinin hayatını kurtaran Mehmet Mengücek’tir. Mehmet Mengücek, katliamın olduğu günlerde Pazarcık’ın Yolboyu Köyü’nün muhtarıdır. Üstelik aynı tarihlerde (22 Aralık’ta) köyde kız kardeşinin düğünü varken, Maraş merkezde katliam haberini duyması üzerine insanları kurtarabilmek için Karamaraş Mahallesi’ne gitmiştir. Karamaraş Mahallesi’nde katliamcıların girişini 3 gün boyunca engelleyerek olağanüstü bir direniş sergilemiş ve bu uğurda can vermiştir. 25 Aralık 1978 tarihinde ebediyete intikal etmiştir.

    Bu kanun teklifi ile; Maraş Katliamı’nda hayatlarını kaybedenlere yönelik toplumsal farkındalık yaratmak ve yüzlerce canın hayatını kurtarırken can veren bu katliamdaki mazlumların simge isimlerinden Mehmet Mengücek’in hatırlanması amaçlanmıştır. Bu nedenle bu kanun teklifi ile; 25 Aralık’ın Mehmet Mengücek’i Anma Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de ‘Ölüm Uykudaydı’ isimli tiyatro oyunu sahnelendi-VİDEO

    Dersim’de ‘Ölüm Uykudaydı’ isimli tiyatro oyunu sahnelendi-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Dersim Şubesi tarafından Belediye Konferans Salonu’nda ‘Ölüm Uykudaydı’ isimli tiyatro oyunu sahnelendi. Yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, tiyatro oyunu öncesi yaptığı konuşmada “Aralık ayı Türkiye siyasi tarihi açısından çok önemli bir yer tutuyor. Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi Katliamı ve dün de Paris’te yeni bir katliam yaşandı. Bizlere reva görülen hep katliamlar olmuştur ama bize yaşatılan katliamların hesabını soracağız” dedi.

    Maraş, Roboski ve 19 Aralık katliamlarının yıl dönümleri dolayısıyla PSAKD Dersim Şubesi tarafından Belediye Konferans Salonu’nda ‘Ölüm Uykudaydı’ isimli tiyatro oyunu sahnelendi.

    Yerine kayyım atanan Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi, tiyatro oyunu öncesi kısa bir konuşma yaptı.

    “KATLİAMLARIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Aralık ayı Türkiye siyasi tarihi açısından çok önemli bir yer tuttuğunu belirten Çelebi, “Maraş, Roboski ve 19 Aralık Cezaevi Katliamı oldu dün de Paris’te yeni bir katliam yaşandı. Sakine Cansızların katledildiği şehirde üç Kürt yurttaşımız hayatını kaybetti. Bizlere reva görülen hep katliamlar olmuştur ama bize yaşatılan katliamların hesabını soracağız” dedi.

    Tiyatro oyununun ardından tutsak ailelere Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Çağdaş Aydın’ın ailesinin verdiği karanfillerin ardından program sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Maraş’ta katledilenler Bursa’da anıldı: Katliam Türkiye’nin kara kutusudur

    Maraş’ta katledilenler Bursa’da anıldı: Katliam Türkiye’nin kara kutusudur

    PİRHA – Bursa’da Alevi-Bektaşi Dernekleri Platformu, Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenleri andı. Yapılan basın açıklamasında Maraş Katliamı’nın Türkiye’nin “kara kutusu” olduğu vurgulandı.

    Maraş Katliamı’nın 44. yılı dolayısıyla Bursa Fomara Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) adına basın açıklamasını Evrensel Sevgi Derneği Başkanı Fedai Fidanoğlu okudu.

    “TARİHİN EN KORKUNÇ KATLİAMLARINDAN BİRİ” 

    Fedai Fidanoğlu, “Maraş Katliamı noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “19 Aralık 1978 günü başlayıp tam bir hafta süren ve insanlık tarihinin en kara günlerinden biri olarak tarihe geçen Maraş Katliamı’nın 44.yılında katledilen canlarımızı bir kez daha anıyor ve anıları önünde saygı ile eğiliyoruz. Resmi rakamlara göre 120, gerçekte ise çok daha fazla insanın korkunç yöntemlerle katledildiği yüzlerce insanın yaralandığı, binlerce insanın toprağını terk etmek zorunda kaldığı Maraş Katliamı bir Alevi Katliamı’dır ve hala “Türkiye’nin kara kutusu” olma özelliğini korumaktadır. Maraş Katliamı’nın üzerinden 44 yıl geçti. Yaşanan bu katliam, basit bir ‘Alevi-Sünni’ düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar ciddi nedenleri ve derin sonuçları olan bir katliamdır.

    Katliamın her bir evresi ve olası sonuçları en ince ayrıntılarına kadar hesaplanmış ve özel harp dairesi ile devlet içinde yuvalanmış çetelerin bizzat rol oynadığı bir katliamdır. 7-8 gün süren katliam süresince devlet hiçbir müdahalede bulunmamış ve adeta birçok legal ve illegal birimleri ile katliama katkı sunmuştur.

    Bütün bunlara rağmen 44 yıl boyunca katliamın arkasındaki güçler ve katliam sırasında bizzat rol oynayan kurum ve tetikçiler açığa çıkarılmamış ve katliam tüm yönleri ile aydınlatılmamıştır. Tersine birçok sorumlu ve tetikçiye devlet kademelerinde çeşitli görevler verilmiş veya siyasette yükselip, milletvekili yapılarak ödüllendirilmişlerdir. Maraş Katliamı, bugünkü Türkiye’nin yollarını döşeyen, yaşanılan her türlü sosyo-ekonomik, siyasal meselenin tam da sonuçlarından biri olan tarihin en korkunç katliamlarından birisidir. 12 Eylül 1980 askeri faşist cuntasının iş başına getirilmesi ve dolayısı ile 24 Ocak Ekonomik Kararlarının her hangi bir muhalefete takılmadan hayata geçirilmesi için planlanmış bir Alevi katliamıdır.

    Maraş Katliamının sorumlularını bilerek ve isteyerek ortaya çıkarmayan devlet ve siyasal iktidarlar, Çorum, Sivas, Madımak, Gazi, Gezi, Suruç, Roboski, Cezaevleri, Soma, Amasra ve adını sayamadığımız binlerce katliam ve cinayetin işlenmesine de cesaret vermiştir. Nihayetinde de bu saydığımız hiçbir katliamla, faili meçhul cinayetlerle, siyasi suikastlarla hesaplaşılmamıştır. Gelinen aşamada da siyasal iktidarın böyle bir niyeti de yoktur. Gelinen aşamada hakkını arayanlara ve adalet isteyenlere yönelik, yok etme ve öldürme arzusunun, insanlık dışı bir hırsla devam ettiği topraklarda yaşıyoruz.

    Biz Aleviler olarak, laik, demokratik, özgür bir ülkede herkesin eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama iradesinden ve inadından vazgeçmeyeceğiz. Bizler; demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün, adaletin yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşünüyoruz. Türkiye Halkları ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti geçmişiyle, tarihiyle, katliamlarla yüzleşmek zorundadır. Bu yüzleşme gerçekleşmeden bu ülkeye demokrasi asla gelmeyecektir. Demokrasinin olmadığı bir yerde, barıştan, özgürlüklerden ve en önemlisi yaşam hakkından ve hatta ekmek ve aştan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

    Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz.

    Laik ve Demokratik Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Maraş Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Maraş Katliamı Antalya’da lanetlendi: Devlet katliamla yüzleşmeli!

    Maraş Katliamı Antalya’da lanetlendi: Devlet katliamla yüzleşmeli!

    PİRHA- Antalya Alevi Bileşenleri ile Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı’nın 44. yılında yaşamını yitirenleri andı. Devletin, katliamlar, faili meçhul cinayetler ve siyasi suikastlarla hesaplaşmadığının belirtildiği açıklamada, yüzleşme gerçekleşmeden ülkeye demokrasinin gelemeyeceği vurgulandı.

    Antalya Alevi Bileşenleri ile Emek ve Demokrasi Güçleri, Maraş Katliamı’nın 44. yılında Attalos Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Kurumlar adına ortak açıklamayı Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan okudu.

    “HESAPLANMIŞ, ÖRGÜTLÜ BİR SALDIRI”

    Maraş Katliamı’nın 44. yılında yaşamını yitirenleri anan Erdoğan, “Maraş Katliamı’nın üzerinden 44 yıl geçti. Yaşanan bu katliam, basit bir “Alevi-Sünni” düşmanlığı ile açıklanamayacak kadar ciddi nedenleri ve derin sonuçları olan bir katliamdır. Maraş Katliamı noktasına, virgülüne kadar hesaplanmış, planlı ve örgütlü bir saldırıydı. Katliamın her bir evresi ve olası sonuçları en ince ayrıntılarına kadar hesaplanmış ve özel harp dairesi ile devlet içinde yuvalanmış çetelerin bizzat rol oynadığı bir katliamdır. 7-8 gün süren katliam süresince devlet hiçbir müdahalede bulunmamış ve adeta birçok legal ve illegal birimleri ile katliama katkı sunmuştur” dedi.

    TOPLUMSAL TRAVMA

    Erdoğan, Maraş Katliamı’nın ülkede yaşanılan her türlü sosyo-ekonomik, siyasal meselenin tam da sonuçlarından biri olduğuna vurguda bulunarak, “12 Eylül 1980 Askeri Faşist Cuntasının iş başına getirilmesi ve dolayısı ile 24 Ocak Ekonomik Kararlarının herhangi bir muhalefete takılmadan hayata geçirilmesi için planlanmış bir Alevi Katliamı’dır. Dolayısı ile 12 Eylül’ün en önemli sonuçlarından biri olan bugünkü AKP iktidarının da dolaylı sebeplerinden birisi olmuştur. Maraş Katliamı milyonlarca insanı mağdur eden, binlerce insanın katledilmesine yol açan darbenin öncesinde planlanan bu katliam, yaşadığımız her derin toplumsal meselenin varlığını borçlu olduğu toplumsal bir travmadır” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET GEÇMİŞİ VE KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEK ZORUNDADIR”

    Maraş Katliamı’nın sorumlularını bilerek ve isteyerek ortaya çıkarmayan devlet ve siyasal iktidarların Çorum, Sivas, Madımak, Gazi, Gezi, Suruç, Roboski, Cezaevleri, Soma, Amasra gibi katliamların yapılmasına cesaret sunduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Biz Aleviler olarak, laik, demokratik, özgür bir ülkede herkesin eşit haklarla, eşit koşullarda, barış içinde, birlikte, bir arada yaşama iradesinden ve inadından vazgeçmeyeceğiz. Bizler; demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün, adaletin yeşermesini istediğimiz bu coğrafyada katliamlarla yüzleşmenin şart olduğunu düşünüyoruz. Türkiye halkları ve Türkiye Cumhuriyeti devleti geçmişiyle, tarihiyle, katliamlarla yüzleşmek zorundadır. Bu yüzleşme gerçekleşmeden bu ülkeye demokrasi asla gelmeyecektir. Demokrasinin olmadığı bir yerde, barıştan, özgürlüklerden ve en önemlisi yaşam hakkından ve hatta ekmek ve aştan bahsetmek mümkün olmayacaktır.”

    “UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Erdoğan sözlerini, “Akıtılan bunca kanın hesabı sorulana kadar, her alanda var olacağız. Bu ülkedeki farklı inanç ve kültürlere mesafe koymadan, ötekileştirmeden, bu kan gölüne çevrilmiş topraklara barış, eşitlik ve adalet gelene kadar mücadelemize devam edeceğiz. Laik ve demokratik Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Maraş Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız” diyerek sonlandırdı.

    Açıklama sloganlar ile son buldu.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

     

  • Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 44. yılında katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’nde açıklama yaparak, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Acılar yok sayılırsa bitmez. Bir hafta boyunca Maraş’ta vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 44’üncü yıl dönümü. 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta gerçekleşen katliamda onlarca yurttaş yaşamını yitirdi, yaralandı ve binlercesi de Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı.
    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAVK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) üye ve yöneticileri, katliamın 44. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri anmak için Maraş’taydı.

    Anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Tuğrul, parti temsilcileri Songül Tunçdemir ile Turgut Öker, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Orhan Sarıbal ve parti temsilcileri de katıldı.

    Maraş Valiliği’nin “Kamu düzeni” gerekçesiyle getirdiği yasağı reddeden Alevi kurumlarının çağrısıyla toplanan onlarca kişi katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’ne yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık “Maraş’ı unutma unutturma. Maraş’ın hesabı sorulacak. Katil devlet hesap verecek. Alevilik vardır, Alevilik haktır.” sloganları atıldı.

    Anmanın yapıldığı Yörük Selim Mahallesi yüzlerce polis tarafından ablukaya alındı. Anmaya katılanlar 3 farklı polis kontrol noktasından geçtikten sonra Erenler Cemevi’ne ulaşabildi.

    Erenler Cemevi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, katliamda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulundu. Anmanın açılış gülbengini Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz okudu. Ardından hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    “YÜZLEŞME YAPILMADIĞI İÇİN KATLİAMLAR SÜRÜYOR”

    Anmada söz alan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul “44 yıldır bu acıyı yaşıyoruz. 44 yıl önce burada bir darbenin alt yapısını oluşturmak için katliam yapıldı. Bugün hala bu katliamın arkasındaki güçler açığa çıkarılmadı. Yüzleşme sağlanamadığı için bugün hala katliamlar devam ediyor. Burada halen Kürtler, Aleviler yerinden edilmeye çalışılıyor. Pazarcık’ta tarım alanları yok ediliyor, Maraş’ın çöpü oraya dökülüyor, çimento fabrikası kuruluyor. Bunlar tesadüf değil. Göç ettirilmesi için yapılıyor. Dün Fransa’da yaşamını yitirenleri de anmak istiyorum. Hepimiz, kendimiz olarak bu topraklarda yaşamak istiyoruz. Ancak birileri hala bunları kabul etmiyor. Utanmadan inancımızı tarif etmeye çalışıyor. Devletin Aleviliği öğretmesine ihtiyacımız yok. Alevilik kültür değil, inançtır. İnancımızı inkar edip torba yasa içerisine koydular. Biz Aleviler kimsenin inancına karışmadık. Kimse de bize karışmasın. Rızalığımızı almadan yasa yaptılar. Hala kapılarımız çarpıyla işaretleniyor. Eşit, adil, özgür bir toplum istiyoruz. Sahipsiz değiliz. Örgütlü bir yapıdayız. Yan yana gelip Hüseyni duruşu sergilemeliyiz” diye konuştu.

    “MARAŞ’IN BELGELERİNİ AÇIKLAYIN”

    CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ise, “Acı bir katliam yaşandı” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Burada kamu görevlileri acımızı büyütmeye çalışıyor. Yasak getiriyor. Unutalım istiyorlar. Ama acımızı derinleştiriyorlar. Bugün bu yasakları koyanların vicdanı yoktur. İnsanlık çökmüş demektir. Biz ısrarla barış, özgürlük olsun katliamlar yaşanmasın istiyoruz. İnsanlık katledildi burada. Bir çürümüşlük var. İktidar korkuyor. Yan yana gelmemizi istemiyor. Maraş’ın bütün belgelerini açıklayın. O günün siyasileri, MİT, CIA, kimler var o katliamın içinde, ortaya çıksın. Hala insanlar bugün cenazelerine ulaşabilmiş değil. Yan yana gelirsek her şeyi çözeriz. Eşit yurttaşlığı birlikte getireceğiz. Organize kötülüğe karşı dayanışmaya ihtiyacımız var.

    “ALEVİLER OLARAK ASLA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat ise yaptığı konuşmada “Bu acı, hesabı sorulana kadar dinmez” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “44 yıl önce burada katledilenlerin yakınları görmek zorunda kaldılar. Avrupa’da örgütlendiler ve kazandılar. Almanya’da Aleviler kamu tüzel kişiliğini kazandılar. Kiliseler hangi haklara sahipse biz de aynı haklara sahibiz. Alevileri katletmekle bitirebildiniz mi? Hayır. Başka bir coğrafyada zuhur etti. Taleplerimizi tekrarlıyoruz yine. Biz inatçıyız, vazgeçmeyeceğiz. Maraş’ın, Dersim’in, Çorum’un hesabını verselerdi bugün bu noktada olmazdık. Almanya’da yine bir cemevimizin kapısına çarpı attılar. Dün Fransa’da bir katliam yaşandı. Biz herkes için eşitlik ve özgürlük istiyoruz. Asla teslim alamayacaksınız. Aleviler asla geri adım atmaz. Yarın Yenikapı’da buluşacağız. Seyit Rıza’nın da dediği gibi önünüzde asla diz çökmeyeceğiz. Avrupa’da olduğu gibi bu topraklarda da haklarımızı alacağız.”

    “MARAŞ’IN MERKEZİ’NE BİR ANIT YAPILMALI”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı AKD Genel Başkanı İsmet Kurt yaptı. Kurt şunları dile getirdi:

    “44 yıl önce sinsi bir planla katliam yapıldı. Emperyalizm ve işbirlikçileri bunu yaptı. 1 hafta boyunca vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz. Maraş’ta yaşananlar olay değil katliamdır. Her inanç kendi bahçesinde güzeldir. Arif Özzeybek isimli kişinin çalışmasıyla bir torba yasa çıkarıldı. Rızalığımız alınmadı cemevleri bizim ibadethanemizdir. Zorunlu din dersleri kaldırılsın. Hala Aleviler ayrımcılığa uğruyor. Bir öğretmen nefret söylemlerinde bulundu. Görevden alınmadı başka okula gönderildi. Meclis önünde bariyerleri yıktık. Direnenlere selam olsun. Din ve dil üzerinden siyaset yapılmaz. 44 yıl önce hakka yürüyen canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    “BU ACILARI BİR DAHA YAŞAMAMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Maraş Erenler Kültür Derneği Müslüm İbili de, anma Komitesi adına ortak açıklamayı okudu. İbili, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Hesabı sorulmadı. Acılar yok satılırsa bitmez. Katliamda kaç kişi öldü bilmiyoruz bile. Devlet belgeleri açılmalı. Burada Aleviler katledildi, kalanlar sürgün edildi. Bu acıları bir daha yaşamamak için bugün buradayız. Zulümler karşısında yolumuzdan dönmedik dönmeyeceğiz de. Birlik beraberlik sevgi barış huzur getirelim. Dayanışmayı büyütelim.”

    Konuşmaların ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Anma, yaşamını yitirenler anısına lokma dağıtılması ve cerağ sırlamasıyla sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • Maraş’ta faşistler oğlu Ali’yi vahşice katletmişti: Oğlumu ancak dişinden tanıyabilmiştim-VİDEO

    Maraş’ta faşistler oğlu Ali’yi vahşice katletmişti: Oğlumu ancak dişinden tanıyabilmiştim-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nda diri diri yakılarak katledilen 14 yaşındaki Ali Tıraş’ın annesi Döne Tıraş yaşanan vahşeti anlattı. Tıraş, “Hamile bir kadını öldürmüşler ve karnını deşerek çıkarttıkları bebeğini annesinin göğsüne çivilemişlerdi. Bir kadına ise kestikleri çocuklarının etini yedirmek istemişlerdi” dedi. 

    Maraş Katliamı’nın acısı dinmiyor. Katliamın üzerinden 44 yıl geçti ancak failler hala ortaya çıkarılmadı. 19 Aralık 1978’de başlayıp, bir hafta süren faşist saldırılarda 111 kişi Alevi oldukları için öldürüldü. 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamda, 200’ün üzerinde ev, 70’e yakın iş yeri yakıldı, yağmalandı.

    Katledildikten sonra bedeni yakılarak, cenazesi bir kazan içinde ailesine teslim edilen 14 yaşındaki Ali Tıraş’ın annesi Döne Tıraş (92) o dönem yaşanan vahşeti CAN TV’de Rohat Emekçi’nin sunduğu  Jin û Jiyan programında anlattı.

    “EVİMİZ İŞARETLENDİ, ALİ’Yİ KATLETMİŞLERDİ”

    Döne Tıraş, 1978 yılının Ağustos ayında Maraş’a bağlı Bağlarbaşı Mahallesi’ne taşındıklarını ve 4 ay sonra katliamın gerçekleştiğini söyledi. Tıraş, ilk olarak evlerine çarpı işareti atıldığı bilgisini paylaşarak, “Katliamın olduğu sene Maraş’a göçtük. Ali orada okula başladı. Öğretmeni Ali’ye namaz kılmasını söylemiş, Ali de namaz kılmayacağını söylemiş. Elbistan’a dönerek orada okumak istediğini söylüyordu. Katliamın olduğu zaman evimize çarpı işareti attılar. Ali’yi aramaya çıktım ama bulamadım. Katliamı yapanları gördüğümde ‘Ali’yi verin evimin tapusunu size vereceğim’ dedim. Onlar ise ‘Sen ne zırlıyorsun biz Ali’yi Karaoğlan’a kurban ettik’ dediler. Ali’yi öldürdüklerini biliyordum ve geri dönerek Karamaraş’ta saklandık. Arabayla aşağı giderken muhtar olan bir adamla karşılaştık. 4 kişi yukarıdan bizi taramaya başladılar ve o adam yaralandı. Benden eşarbımı istedi. Eteğimden bir parça kopararak yarasına bağladı ve kanı durdurmaya çalıştı. Beni de öldüreceklerdi ama bir komşumuz beni kurtardı. Kara Maraş’a giderek bir devlet binasına sığındık, bir çocuk orada camları kırarak bizleri kaçırdı ve Pazarcık köylerine dağıttılar. Yine bizim Kürt ve Alevi toplumu Elbistan’ın Köyü olan Çiftlik köyüne gittiler” diye konuştu.

    “KIZININ BACAĞINI KESİP ANNESİNE YEDİRMEK İSTEMİŞLER”

    Tıraş, bir kadının kızının bacaklarının kesilerek annesine yedirilmek istendiğine olan şahitliğini, “Ali, Ali diye ağıt yakıp oğlumu arıyordum. Çokyaşar Mahallesi’ne de gittim. Orada bir asker vardı. Ali Doğan adında biri bana dedi ki, ‘Döne, bu rütbeli ve Tuncelili bir askerdir. Bununla beraber git.’ Askere, ‘oğlumu arıyorum’ dedim. Hastaneye gittik. O dönem yaralı olanları Adana’daki bir hastaneye gönderiyorlardı. Gidip Ali’nin ismi olup olmadığına baktım. Orada bir kadın gelip ‘Abla sen Kürt müsün?’ diye sordu. Çocuklarını öldürüp kızlarının bacaklarının koparıldığını söyledi. Kadının eli ayağı yüzü kanlar içerisindeydi. Meğerse çocuklarının etini yedirmek istemişler. Ellerinde kızının kesilen bacağından et parçaları vardı” diye konuştu.

    “KADININ KARNINI DEŞİP BEBEĞİ GÖĞSÜNE ÇİVİLEMİŞLERDİ”

    Hamile bir kadının karnının deşilerek bebeğinin çıkartıldığını ve göğsüne çivilendiğini belirten Tıraş, “Maraş doğum hastanesi var oraya da gittim. Bir kadını öldürmüşler tel ile direğe bağlamışlar ve bebeğini karnından çıkartıp göğsüne çivilemişlerdi. Kadının her yeri kanlar içerisindeydi. Orada bağırdım; ‘Yezitler, vicdansızlar bizler size ne yaptık’ dedim. Orada bir kişi çıkıp bu kadını Elazığ’a gönderin dediler. Beni değil faşistleri Elazığ’a gönderin dedim” şeklinde konuştu.

    “CENNET ŞİMAL’N GÖZÜNÜ TORNAVİDA İLE ÇIKARDILAR”

    Pazarcık’ta tanından Elif Ana’nın ablası olan Cennet Şimal’ın gözlerinin tornavida ile oyulduğuna şahit olan Tıraş, “Daha sonra beni buzhaneye yani Morga götürdüler. Ali Ali diyerek feryat ediyordum ve oğlumu arıyordum morgta bir sürü cenaze gördüm. Bir kadının göğsünü kesmişler, kestikleri göğsünü de çocuğunun ağzına koymuşlardı. Orada Cennet Şimal’ı da gördüm. Cennet Şimal Elif Ana’nın ablasıdır. O dönem bizim yaptığımız evin inşaatına kum getiren demirci Cuma, Cennet Şimal’ın sağ gözünü tornavida ile çıkarttı. ’90 yaşındaki kadının gözünü niye çıkartıyorsunuz Allah’tan korkmuyor musunuz?’ diye sordum. ‘Bir Alevi öldürürsek biz cennetlik oluruz, kitabımızda yazıyor’ dedi” ifadelerini kullandı.

    “ALİ’Yİ DİRİ DİRİ YAKMIŞLARDI, DİŞİNDEN TANIDIM”

    Döne Tıraş, oğlu Ali Tıraş’ın diri diri yakıldığını ve cenazesinin bir kazan içerisinde getirilip bir bodrumda bırakıldığını söyleyerek o günü şöyle anlattı:

    “O dönem Kayseri’den gelen askerlerle birlikte sıkı yönetim ilan edildi. Oğlu ve kızları öldürülen Ayşe ismindeki kadın ve ben artık ağıt yakıyorduk. O dönem gelen askerlerden oğlumun bulunmasını istedim. Yanıma birkaç asker ve polis vererek Karamaraş’a gittik başlarındaki komutan ‘Ali neredeyse ölü ve sağ gidip getirin’ dedi. Ali’yi bizim oradaki bir evin bodrumuna atmışlardı. Ali’nin dişlerini sökmüşlerdi, cenazesi tanınmayacak haldeydi. Ali’nin ölüsünü bir kazanın içine koyarak getiriyorlar, komşunun kilerine bırakıyorlar. Ali’nin cenazesi tanınmıyordu. ‘Oğlumu dişlerinden tanırım’ dedim, bir dişini çekip getirdiler, ondan tanıdım. Dişi hala bendedir. Ali’yi başka türlü o haliyle kimse tanıyamazdı.”

    PİRHA/İSTANBUL