Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın kayıplarını bulma arayışı 1104’üncü haftasında da devam etti. Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen kayıp yakınları, bu hafta Mardin’in Derik ilçesinde gözaltına alınıp kaybedilen Piro Ay’ın akıbetini sordu.
Gözaltına alındıktan kendisinden bir daha haber alınmayan Piro Ay’ın akıbetini sormak için kaybedildikten hemen sonra yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığı belirtilerek, “Askeri araçla evinden alınıp götürülen Piro Ay’a ne oldu?” diye soruldu.
“KAYIPLARIN BULUNMASI İÇİN BU BİRİMİN ETKİN BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMALI”
Eylemde konuşan DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan da, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan komisyona dikkat çekerek, “Kurulan bu birimin de, kayıplarımız içinde çalışma yapmasını istiyoruz. Hiçbir ayrım yapmadan bütün faili meçhullerin, yargısız infazların ve kayıpların bulunması için bu birimin etkin bir şekilde çalışması gerekiyor” dedi.
“BARIŞ, ADALETİ SAĞLAYARAK GERÇEKLEŞİR”
Onurlu bir barışın olması için kayıpların bulunması, kayıpların ortaya çıkarılmasıyla olacağını vurgulayan Buldan, “Yoksa barışın bir anlamı olmayacaktır. Geçmişle yüzleşmek ve hakikati ortaya çıkarma gibi bir durum söz konusu olmadığı sürece biz gerçek bir barıştan söz edemeyiz. Barış, adaleti sağlayarak gerçekleşir” diye belirtti.
PİRHA- Nusaybin’de Suriye sınırında Rojava’daki gelişmeleri takip eden 6 gazeteci darbedilerek gözaltına alındı.
PİRHA- Qamişlo sınırında bulunan Mardin’in Nusaybin ilçesinde başlatılan nöbet eylemi, ikinci gününde devam ediyor. Nusaybin’deki eylemleri takip eden Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Kesira Önel ile gazeteciler Ferhat Akıncı, Pelşin Çetinkaya, Muhammed Demircan, Muhammed Ali Yılmaz ve Heval Önkol gözaltına alındı.
Haber takibi yapması engellenen gazeteciler çekimlerine devam ederken, güvenlik güçleri gazetecileri darbederek gözaltına aldı.
PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik gerçekleştirdiği saldrılara karşı 10 kentte alana çıktı. Kadınlar, yaptığı açıklamayla tüm kadınları Alevilere yönelik soykırım suçlarına yönelik suçlara karşı birlikte mücadele etmeye çağırarak, ” Emperyalistlerin ve siyonistlerin siyasi, askeri ve ticari çıkarları için körüklediği bölgesel savaşın, derinleşen sömürünün ve soykırımın karşısında hayatları için direnen Gazzeli, Rojavalı, İranlı, Suriyeli, Alevi, Dürzi, Ermeni, Süryani, Kürt tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz” dedi.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarına dair birçok kentte açıklama yaptı.
İSTANBUL
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarına karşı İstanbul’un Teşvikiye semtinde bulunan Suriye Arap Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada, “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor, susmuyoruz” pankartı açıldı. Kadınlar ayrıca, “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Kadın dayanışması sınırları aşıyor” yazılı dövizler taşıdı. Açıklama boyunca sık sık “Jin şer naxazın, aşitî dixwazin”, “Jin, jiyan, azadî”, “Biji tekoşîna jinê”, “Alevi, Dürzi, Kürt, Êzidî kadınlar yalnız değildir” sloganları atıldı.
Bugün gerçekleşen eylemde basın açıklamasını kitle adına Gülyeter Aktepe okudu. “Suriye’de HTŞ ve yönlendirdiği cihatçı çetelerin sürdürdüğü Alevi soykırımına karşı kadınların yanındayız, bugün burada eylemdeyiz” denilen açıklamada “Tüm kadınları Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz.” denildi.
ANKARA
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi çağrısıyla bir araya gelen çok sayıda kadın Ankara Yüksel Caddesi’nde yapılan açıklamayla Suriye’de Alevi kadınlara yönelik sistematik saldırıları kınadı.
İnisiyatif adına açıklamayı okuyan Ece Yılmaz, Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleye çağırarak, “İçinde yaşadığımız, haklarımız, hayatlarımız için mücadele ettiğimiz bu ülkenin, kadınların bir mal gibi alınıp satılmasında, köleleştirilmesinde, Alevilere yönelik suçlardaki payına karşı çıkacağız. Çünkü bizim için barış, bu coğrafyada eşit ve özgür bir yaşam kurabilmek demek. Emperyalistlerin ve siyonistlerin siyasi, askeri ve ticari çıkarları için körüklediği bölgesel savaşın, derinleşen sömürünün ve soykırımın karşısında hayatları için direnen Gazzeli, Rojavalı, İranlı, Suriyeli, Alevi, Dürzi, Ermeni, Süryani, Kürt tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğiz. Tüm kadınları Alevilere yönelik soykırıma, bu kapsamda da kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz” diye belirtti.
Açıklama sloganlar ve alkışlar eşliğinde son buldu.
MERSİN
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi çağrısıyla Suriye’deki Alevi kadınlara yönelik sistematik şiddeti protesto eden Mersin Kadın Platformu üyeleri, Pozcu GMK Bulvarında bir araya geldi. “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor, susmuyoruz” yazılı pankartın açıldığı eylemde “Alevi kadınlar yalnız değildir”, “Katil HTŞ Suriye’den defol” ve “Yaşasın kadın dayanışması” sloganları attı.
Platform adına basın metnini okuyan Zübeyde Akpınar, 12 bini aşkın Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığını, toplu tecavüze ve cinsel işkenceye maruz bırakıldığını, köleleştirildiğini söyledi. Kadınları kaçıran çetelerin Türkiye’de şebekeleri olduğuna dikkat çeken Akpınar şunları dile getirdi:
“27 Haziran 2025 tarihinde Reuters Haber Ajansı’nda yayınlanan haberde, kadın ticareti yapan ve fidye isteyen bu cihatçıların Türkiye’de de şebekelerinin olduğu açıkça belgelendi. Buna seyirci kalınmasından güç bulan çeteler, bugün aynısını Dürzi kadınlara ve çocuklara yapmaya başlıyor. Kaçırılan Alevi kadınların yakınları, fidyelerin İzmir’de ve Mardin’de bulunan kişilere ve şirketlere ait banka hesaplarına gönderildiğini ve Türkiye’de kayıtlı telefon numaralarından kadınlar için bin 500 ila 100 bin dolar aralığında para istendiğini aktarıyor. Bu konuda bir suç duyurusu yapıldığını biliyoruz. Biz de buradan soruyoruz: Bu hesaplar, telefon numaraları kimlere ait? Bu ülkeyi yöneten AKP ve MHP, “devlet başkanı” statüsüyle, kırmızı halılarda karşıladıkları cihatçıların sürdürdükleri Alevi soykırımı hakkında bir şey yapacak mı? Yoksa bu suça ortak olmaya devam mı edecek? Kadınların ganimet gibi alınıp satılmasına onay mı verecek, fidye isteyenleri mi kollayacak?”
Yaşananları normalleştirmeyeceklerini belirten Zübeyde Akpınar, tüm kadınlara Alevilere yönelik soykırıma, kadınlara yönelik suçlara karşı mücadeleyi birlikte yükseltme çağrısı yaptı.
İZMİR
İzmir’de Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Alevi kadınlar üzerinde yapılan soykırıma karşı bir araya geldi.
Alsancak’ta bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde gerçekleşen eyleme çok sayıda kadın katıldı.
‘HTŞ’ye destek soykırımı besliyor’, Soykırımcı Colani hesap verecek’, ‘Alevi kadınlar yalnız değildir’, ‘Jin Jiyan azadi’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’, ‘Barış için ısrar ediyoruz’ sloganlarının atıldığı eylemde ortak basın metnini Aysel Önen okudu.
Açıklamada, kadınların bölgedeki soykırımlara ve özellikle kadınlara yönelik suçlara karşı sessiz kalmamaya ve dayanışmayı büyütme çağrısı yapıldı. Açıklamada, barışın, eşit ve özgür bir yaşam kurma mücadelesiyle mümkün olacağı vurgulandı.
VAN
Van merkez İpekyolu ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor” yazılı pankart açıldı. Açıklamaya yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Van İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ile çok sayıda sivil toplum örgütü üye ve temsilcisi kadın katıldı.
İnisiyatif adına açıklamayı okuyan Van Star Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Meryema Aslan, her savaşta kadınların bedeninin bir savaş alanına döndüğünü ifade edere, “Kadınların bedensel bütünlüğünü ihlal etmek, sistematik cinsel şiddet, bir tür ele geçirme, aşağılama, işgal ve tahakküm aracı, yer yer de soykırımın önemli bir boyutu haline geliyor. Bugün Suriye’de bir süredir Alevilere ve şimdi Dürzilere yapılanlara, tam da bu nedenle, dünyanın ve bu coğrafyanın her yanında kadınlar olarak sessiz kalmamak zorundayız” diye belirtti.
HATAY
Hatay’ın Defne ilçesinde Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, aynı kapsamda “Suriye’de Alevi kadınların yanındayız, soykırım ve patriyarkaya karşı isyandayız” sloganıyla Necmi Asfuroğlu Anadolu Lisesi önünde bir açıklama yaptı. Açıklamaya çok sayıda kadın katıldı; basın metnini ise Hülya Kavuk okudu.
Hülya Kavuk, Suriye’de HTŞ ve yönlendirdiği “cihatçı çetelerin” sürdürdüğü Alevi soykırımına karşı kadınların yanında oldukları için bugün burada eylemde olduklarını ifade etti. Kadınların yıllardır; “Kadınların bedeni savaş meydanı değildir” dediğini ancak her savaşta ve her iktidar kavgasında kadınların bedeni bir savaş alanına döndüğünü vurguladı.
DİYARBAKIR
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nin çağrısıyla bir araya gelen Dicle Amed Kadın Platformu (DAKP), Yenişehir ilçesinde bulunan AZC Plaza önünde açıklama yaparak HTŞ’nin Suriye’de Alevi kadınlara yönelik saldırılarını protesto etti. Açıklamada “Suriye’de HTŞ Alevi kadınlara soykırıma maruz bırakıyor susmuyoruz” pankartı açılarak “Jin jiyan azadî” sloganı atıldı.
Açıklamayı okuyan DAKP üyesi Çağla Sanay, kadınların savaşlardan gördüğü zararlara dikkat çekerek kadın bedeninin de savaş alanına döndürüldüğünü söyledi. Çağla Sanay, “Bu Gazze’de, İsrail’in hapishanelerinde, Filistinli kadınlara yönelik cinsel şiddet olarak tezahür ediyor örneğin. Türkiye’de bir Kürt kadın olan Garibe Gezer’in cinsel saldırı sonrası cezaevinde ölüme sürüklenmesi de böyle bir pratik. Bugün Suriye’de bir süredir Alevilere ve şimdi Dürzilere yapılanlara, tam da bu nedenle, dünyanın ve bu coğrafyanın her yanında kadınlar olarak sessiz kalmamak zorundayız” diye konuştu.
URFA
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve Urfa Kadın Platformu üyesi kadınlar, Suriye’de Alevi kadınların kaçırılmasına ilişkin Novada Park önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Suriye’de HTŞ Alevi kadınları soykırıma maruz bırakıyor susmuyoruz” yazılı pankartın açıldığı açıklamada inisiyatif adına konuşan Mizgin Kurtoğlu, kadınların bedenlerinin savaşlarda hedef olduğunu belirtti. Suriye’deki Alevi kadınlara dönük katliamların korkunç boyutlara ulaştığını ifade eden Mizgin Kurtoğlu, “Türkiye’nin de dahilliğiyle bu suç ilk kez işlenmiyor. Bundan 11 yıl önce Êzidî kadınlara yönelik soykırım başladığında 6 binden fazla kadın ve kız çocuğu kaçırılmış, köle pazarlarında satılmıştı. Yine Türkiye’deki şebekeler söz konusuydu. Satılan kadınlar çocuklar Ankara’ya Antep’e getirilmişti” diye hatırlattı.
“Bizim için barış bu coğrafyada eşit ve özgür bir yaşam demek” diyen Mizgin Kurtoğlu, tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceklerini söyledi.
Açıklama “Alevi kadınlar yalnız değildir” sloganlarıyla son buldu.
JINNEWS muhabiri Öznur Değer, evine yapılan baskında darp edilerek gözaltına alındı. Adliyeye sevk edlien Değer,tutuklanarak cezaevine gönderildi.
JINNEWS muhabiri Öznur Değer, Mardin’’in Kızıltepe ilçesine bağlı İpek Mahallesindeki aile evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Sabah saatlerinde özel harekat polisleri ile beraber yapılan baskında evin kapısı kırılarak eve girildi. Öznur Değer, darp edilerek evden çıkarılırken, ters kelepçe takılıp polis aracına bindirildi.
Evde yapılan aramanın ardından gazeteci Öznur Değer’in teknik malzemelerine de el konuldu. Öznur Değer, İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
Adliyeye sevk edlien Değer,tutuklanarak cezaevine gönderildi.
PİRHA-İktidarın kayyım politikalarını eleştiren Yazar Ali Balkız, “İktidar; Anayasa Mahkemesi’ni, Yargıtay’ı, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu, Yüksek Seçim Kurulu’nu kendisine tabi kılmış, emri altına almış” dedi.
İstanbul Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti, Hakkari Belediyelerinin ardından Dersim ve Ovacık ve Bahçesaray Belediyelerine de kayyım atanması büyük tepki çekiyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem Genel Başkanlarından yazar Ali Balkız, iktidarın belediyelere kayyım atamasını PİRHA’ya değerlendirdi.
“KAYYUM, AKP’NİN DİNİ ESASLARA DAYALI DEVLET KURMA PLANININ BİR AŞAMASIDIR”
Geçtiğimiz dönemlerde de belediye başkanlıklarına kayyum atandığını hatırlatan Ali Balkız, “Bu yeni seçimden sonra da oldu ve daha da olacağa benziyor. Bu her şeyden önce AKP’nin bu bahsettiğim dini esaslara dayalı devlet kurma, laiklikten olabildiğince uzak ve sağlam bir biçimde kurtulma programının, planının bir aşamasıdır. Bu kadar aksak olmasına karşın, bu kadar hilebaz içerikler taşıyor olmasına karşın sandığı bile etkisiz hale getirmenin adımlarıdır” dedi.
“’SEÇİMLERİN TÜMÜNE KAYYUM ATADIM’ DİYEBİLMENİN İLK AKLI”
Başkanların seçilmesi için bir neden görmeyen Yüksek Seçim Kurulu’nun başkanlar seçildikten akla sığmayan gerekçeler bulunduğunu belirten Balkız, “Arkadaşları görevden alması o seçmenin iradesini yok sayması sonucudur. Buradan hareketle şu çıkartmada bulunabiliriz; AKP son belediye seçimlerinde birçok belediyeyi kaybetti. Gelecek milletvekili seçimlerinde, parlamento seçimlerinde ya da mevcut sisteme göre cumhurbaşkanlığı seçimlerinde arzu ettiği sonuç çıkmazsa ‘ben tümüne kayyum atadım’ da diyebilmenin belki de ilk aklıdır” diye ekledi.
“HALKI, HALKIN VİCDANINI UNUTUYORLAR”
Bu tür projelerin her dönemde var olduğunun altını çizen Ali Balkız, halkın gazabının her şeyi halleden tek ilaç olduğunu belirtti.
Balkız şunları kaydetti:
“Protesto ediyoruz, nöbet tutuyoruz, miting yapıyoruz eyvallah. Girebileceğimiz belediyemize bizi almıyorlar hadi ona da eyvallah ama yarın benzer seçimlerde de, büyük seçimlerde de bu tür işler yapmaya kalkışırsa bunun karşısında kim ne yapacak? Var mı bir savcı? Var mı bir yargıç? Var mı bir yayın kurumu? Görünen yok. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Hakimler ve Savcılar Kurulu, Yüksek Seçim Kurulu, bütün bunların hepsini kendisine tabi kılmış, emri altına alınmış. Bir şeyi unutuyorlar ama halk, halkın vicdanı, halkın aklı, halkın sözü, halkın birleşme ve buluşma gücü… Bunu hep unutuyorlar. Bu topraklar benzerlerini çok gördü. Selçuklu’dan, Osmanlı’dan, Cumhuriyet’ten bu yana çok gördü. Sadece ülkemizde değil komşularımızda da, Avrupa’da da, kıtalarda da çok görüldü bu. Halkın gazabı çok keskindir ve her şeyi halleden tek ilaç.”
PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, iktidarın kayyım politikalarını protesto etmek için eylem yaptı. Yapılan açıklamada, ” Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti belediye başkanlarının uğradıkları hukuksuzluğa karşı yanlarındayız. Ataması yapılan belediyelerdeki kayyum atamasına derhal son verilsin” denildi.
Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri; Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti, Hakkari Belediyelerinin ardından Dersim ve Ovacık Belediyelerine de kayyım atanmasını protesto etmek için Çankaya Belediyesi önünde basın açıklaması yaptı.
Ortak açıklamayı kurumlar adına Dersimliler Derneği Eş Başkanı Hüseyin Arat okudu.
Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkâri ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasının ardından, on yıl önce açılan bir dava gerekçe gösterilerek Dersim Belediye Başkanı Cevdet Konak ve Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, yargılandıkları davanın ardından hukuksuz bir şekilde görevlerinden uzaklaştırıldığını belirten Arat, şunları söyledi:
“Halkın iradesiyle seçilen başkanlara verilen bu ceza evrensel hukuk ilkelerine tamamen aykırıdır. Dava avukatlarının yaptığı açıklamalardan anlaşılacağı üzere, evrensel hukuk kuralları bir yana, iç hukuk ve yasalar hiçe sayılarak, savunmaları dahi alınmadan alelacele belediye başkanlarına ceza verilmiş ve görevlerinden alınmıştır.
AKP’nin kurduğu iktidarının, gerici, faşist rejimini tesis etmek için iktidara geldiği günden bu yana önünde engel olarak gördüğü tüm muhalefet kesimlerine karşı yargı sopasını kullanmaktan çekinmediği bilinmektedir.”
“DEMOKRASİNİN VARLIĞININ TEMEL KOŞULU HALK İRADESİNE SAYGI DUYMAKTIR “
Demokrasinin varlığının temel koşulunun halk iradesine saygı duymak olduğunu belirten Hüseyin Arat, “Uzunca bir zamandır emekten demokrasiden ve barıştan yana sendika, kitle örgütü ve siyasi partiler üzerinde AKP yargısının hukuksuz uygulama ve kararları demoklesin kılıcı gibi sallanmaktadır. Dünde bu kılıç Dersim ve Ovacık Belediye başkanlarımızın görevden alarak kayyum atamıştır.
2024 yerel seçimlerinde halklarımızın tek Adam rejimini, Baskı politikalarını, İnançlarına ve etnik kökenlerine göre insanları ayırıp birbirine kırdıracak her türlü uygulamayı, tüm şoven yaklaşımları, Ekonomik krize yol açan neo liberal politikaları, Kayyum uygulamalarıyla sandığa yansıyan iradesinin gasp edilmesini, ret ettiğini, onaylamadığını hatırlatmak istiyoruz. Aksi her türlü karar veya müdahale halkın demokratik iradesinin gasp edilmesi anlamına gelmektedir” dedi.
“HUKUKSUZLUKLARA KARŞI TUTUMUMUZ NETTİR”
Kayyım uygulamalarını kabul etmediklerini belirten Arat, “Seçilmiş milletvekillerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen hala cezaevinde tutulduğu, belediye başkanlarının tutuklandığı yerlerine kayyum atandığı, uyduruk davalar ile belediye başkanlarına ceza verilen bir ülkede demokrasiden, adaletten, hukuktan bahsetmek mümkün değildir. Herkes bilmelidir ki yaşanan bu hukuksuzluklara karşı tutumumuz nettir.
Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti başkanlarının özgürlükleri kısıtlayacak ve onları halklarında mahrum edecek herhangi bir durumu, yargı yoluyla halkın iradesine vurulmuş bir darbe olarak göreceğiz. Bizim bu duruma karşı tavrımız nettir. Dersim halkının iradesine sahip çıkmaya ve belediye başkanlarımızın yanında yer almaya, onlarla birlikte bu adaletsizliğe karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
“BELEDİYE BAŞKANLARI GÖREVLERİNE İADE EDİLSİN “
“Anti demokratik yollarla dersimde ve diğer illerimizde belediyeler üzerinden hak gaspı yapılıyor” diyen Arat, “Açık bir şekilde halkın iradesini yansıtan belediye başkanları hukuka aykırı görevlerinden el çektiriliyor. İrademe ve doğama dokunma. Dersim, Ovacık, Esenyurt, Mardin, Batman, Hakkari ve Halfeti belediye başkanlarının uğradıkları hukuksuzluğa karşı yanlarındayız. Ataması yapılan belediyelerdeki kayyum atamasına derhal son verilsin. Halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanları görevlerine iade edilsin. Susmuyoruz, susmayacağız” diye ekledi.
Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi
PİRHA- DEM Parti bu hafta kadın grup toplantısı yaptı. Grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Biz çözümü içerde arıyoruz. Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da, Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit ve özgür bir ortamda Türkiye’de ortak bir yaşamda görüyoruz çözümü” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin kadın grup toplantısında gündemdeki konulara dair konuştu.
Kadınların zılgıtları eşliğinde ve “Kayyımlar gidecek, biz kalacağız” ve “Jin, jiyani azadî” sloganları sonrası konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne dikkat çekerek, “Dominik’ten Rojava’ya, İran’dan Hindistan’a, Şili’den Filisti’ne ve dünyanın dört bir yanında biz kadınlar erkek egemen kapitalist sisteme karşı özgürlük mücadelesi veriyoruz, vermeye devam ediyoruz” dedi.
“EKİM AYINDA 48 KADIN KATLEDİLDİ, 23 KADININ ÖLÜMÜ İSE ŞÜPHELİ!”
Türkiye’de artan kadın katliamlarına işaret eden Hatimoğulları, “Bizler her gün katlediliyoruz. Sadece 2024 yılında 395 kadın erkekler tarafından katledildi. Ekim ayında 48 kadın katledildi. 23 kadının ölümü ise şüpheli. Oysa bu ölümlerin failleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde erkek egemen düzenin ta kendisidir. Erkek düzeni çetelesi son 14 yılın en yüksek oranını gösteriyor. Rojin Kabaiş şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Dosyaya gizlilik kararı aldırdılar. Otopsi raporu avukatları ve ailesiyle paylaşılmadı. Yandaş medya tarafından servis edildi” diye konuştu.
“BİZ BİRKİŞİ DAHA EKSİLMEK İSTEMİYORUZ”
Rojin Kabaiş’in, şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini vurgulayan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Bizden Rojin’in ölümünün şüpheli olmadığına inanmamızı bekliyorlarsa yanılıyorlar. Rojin’in annesi ve ablası aramızda. Asla bu mücadeleyi yalnız vermeyeceksiniz, yanınızda olacağız. Dersim’de Gülistan Doku kaybedildi. Akıbeti bilinmiyor. Gülistan Doku nerede, demeye devam edeceğiz. Biz bir kişi daha eksilmek istemiyoruz. Örgütlenerek mücadele ederek bunlarla baş edebiliriz. bunun dışında bir seçeneğimiz yoktur” şeklinde konuştu.
“EVDE ÇOCUĞUNA BİR BARDAK SÜT VEREMEYEN ANNENİN ÖFKESİNDEN KURTULMAYACAKSINIZ”
Esenyurt, Mardin, Hakkari, Batman ve Halfeti’ye atanan kayyımlara dikkat çeken Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kayyım anayasaya ve Avrupa Özerlik Şartı’na aykırıdır, yurttaşın seçme ve seçilme hakkının gaspı demektir, bir siyasi darbedir kayyım. Kayyım, Kürt düşmanıdır, kadın düşmanıdır, muhalif olan her kesimin düşmanıdır. Eş başkanlık sistemimize de bir saldırıdır da aynı zamanda. Belediyelerimizde kadın kenti olmak için attığımız adımları ortadan kaldırmak istiyorlar. İlk icraatları kadın merkezlerimizi ve daire başkanlıklarımızı kapatmak oldu. En son atanan kayyımların bir kaç icraatından bahsedeceğim. Mardin’deki ücretsiz ulaşım için “Jin kart” uygulamasının tamamını durdurdu. 25 Kasım programlarını iptal etti. Biz kadınlar ne yaparlarsa yapsın, eşbaşkanlık, eşit temsiliyet mor çizgimizdir demeye devam edeceğiz. İktidar merkezi bütçede toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor. 2025 bütçesinde her kadın için düşen pay 139.3 TL. Bunun neyiyle kadına karşı şiddetle mücadele edeceğiz?
Yoksullukla yüzleşmekten özel olarak kaçıyorlar. Bunlar sanki kendi sorunları değilmiş gibi davranıyorlar. Bu ne rahatlık ya, bu ne rahatlık? Bu ülkeyi kim yönetiyor? Bu yoksulluktan siz sorumlu değil misiniz? Yoksul için bütçe yapmak sorumluluğunu üzerinizden savarak kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Yoksulun elinden kurtulamazsınız, açın elinden kurtulamazsınız. Evde çocuğuna bir bardak süt veremeyen annenin öfkesinden kurtulmayacaksınız.
İzmir’de 5 çocuk yanarak yaşamını kaybetti. Bu iktidar kendi sorumluluğu yokmuş gibi konuştu. Bunu magazin haberi gibi değerlendirdiler. Duygu kalmamış, vicdan kalmamış iktidarda. Kadının yaşam tarzı diyecek kadar ileriye gidebiliyor. Bu ekonomiyle açıklanamaz, neyle açıklanırmış, kadının yaşam tarzıyla. Yuh size, yuh size.
Bu ülkede ve bölgede Kürt sorunu vardır. Kürt sorunu yoktur diyenlere altını kalın kalın çizerek ifade ediyorum. Son günlerde devam eden tartışmalarda bizler bu konudaki sözümüzü her fırsatta ifade ettik. Biz DEM Parti olarak demokratik zeminde, onurlu bir barıştan yanayız. Bunun için de İmralı tecridi derhal kalkmalıdır, Sayın Öcalan özgürlüğüne kavuşmalıdır. Hem ülkemiz hem bölgemizin barışı için yapacak çok şeyi olduğunun altını ısrarla çizdik, bunu on yıllardır söylüyoruz. Son dört senedir devam eden ağırlaştırılmış tecride karşı mücadeleyi her yerde verdik, vermeye de devam edeceğiz.
Sarayda kulağına üfürüleni mürekkebiyle yazan, Sayın Öcalan’ın çözüm gücü ve iradesine dair fitne üretmeye çalışanlar var. DEM Parti’nin çözümden yana olmadığını söyleyenler var. Bu bize atılmış bir iftiradır. Bu fitne çabasıyla neyi amaçlıyorsunuz, kimin kelimelerini yazıyorsunuz? Bu dil nefret dilidir, bu dil Ezop’un lanetli dilidir. ‘Kan var büyük kelimelerinin altında’ der Cemal Süreya. Her kelimenin altından barışın fışkırmasını istiyoruz. Bu dil çözümsüzlüğün dilidir. Çözümsüzlüğün faturasını kimse DEM Parti’ye kesemez.
MHP Genel Başkanı bugün yine bu kürsüde bu konuyla ilgili değerlendirmeler yaptı. Herkesin bilmesi gerekir ki Kürtler de bizler de Washington’da, Moskova’da sınır ötesinde askeri operasyon için vize aramaya çıkmadık. Halkın iradesine kayyım atamadık, dilini kültürünü yasaklamadık. Çözümsüzlük peşinde koşmadık. Tam tersine bu kalemşörler ve kimi siyasetçiler yapıyor. Biz çözümü içeride Türkiye’de arıyoruz. Ankara’da Amed’te görüyoruz çözümü. Eşit adil ve demokratik bir ortamda ve ortak bir yaşamda görüyoruz. Onurlu barış mücadelemize hiç kimse çamur atmaya kalkmasın. O çamur döner size bulaşır.”
PİRHA-Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Ahmet Türk ve Devrim Demir’i ziyaret eden Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyelere atanan kayyımlara tepki göstererek, “Türkiye’nin ikinci yüzyılında seçme ve seçilme hakkının yok sayılması bir utançtır. Ülkemizde yerelden güçlenmeyi konuşurken ne yazık ki uzun süredir tam tersini yaşıyoruz. Bunu düzeltmek yerine ne yazık ki Cumhuriyeti’n ikinci yüzyılında kayyımı konuşuyoruz. Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesini konuşuyoruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 4 Kasım’da görevden alınarak yerlerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ahmet Türk ve Devrim Demir’e destek ziyaretinde bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen ve Gül Çiftci ile Urfa Milletvekili Mahmut Tanal, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere de İmamoğlu heyetinde yer aldı.
Ahmet Türk ve Devrim Demir’in yanı sıra Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun, havaalanında İmamoğlu ve beraberindekileri karşıladı. İmamoğlu, daha sonra Derik ilçesinde bulunan Ahmet Türk’ün evini ziyaret etti.
İmamoğlu’nun kendilerini ziyaret etmesinin önemli ve anlamlı olduğunu belirten Ahmet Türk, “Gelişleri, bizleri ziyaret etmeleri bizler için büyük bir onur. Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Kayyım siyasetiyle demokrasiye ulaşmamın imkanı yok. Adalet ve hukukun sağlanmasını istiyoruz. Halkların ötekileştirildiği politikalardan vazgeçilmesi gerekiyor” dedi.
“SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ YOK SAYILMASI BİR UTANÇ”
Türkiye’de yerel demokrasinin çok güçlü olması gerektiğini vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “Türkiye’nin ikinci yüzyılında seçme ve seçilme hakkının yok sayılması bir utanç. Ülkemizde yerelden güçlenmeyi konuşurken ne yazık ki uzun süredir tam tersini yaşıyoruz. Bunu düzeltmek yerine ne yazık ki Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kayyımı konuşuyoruz. Seçme ve seçilme hakkının gasp edilmesini konuşuyoruz. Daha güçlü birlikteliği anlatacağımız yerde, Türkiye Belediyeler Birliği başkanı olarak büyük bir mahcubiyetle kayyımı konuşuyoruz. Başımızı öne eğen bir durumdur. Bizi mahcup eden bir durumdur. Türkiye Cumhuriyeti’ni itibar noktasında kayba uğratan bir durumdur. Her birimiz bu ülkenin iyiliği, memleketin birliği için buradayız. Adalet, demokrasi çok önemli husustur. Bunun tesisi için sırt sırtayız ve dayanışma içindeyiz. 10 siyasi parti lideriyle bunu konuştuk. Bir siyasi partiden randevu alamadık. O partinin de bu konuda çekimser olduğunu düşünüyorum. İktidar partisindeki bir kısım insanların büyük mahcubiyet yaşadığını görüyoruz. Hukuksuzlukların artık yaşanmaması için Mardin’deyiz” diye konuştu.
PİRHA – DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, kayyım protestolarında yaşanan hak ihlallerinin araştırılması için Meclise araştırma önergesi verdi. Protestolar karşısında ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığını belirten Koçyiğit ve Temelli, “İşkence ve şiddeti denetimsiz bırakarak, normalleştirmek, yurttaşları temel insan hakları korumasından yoksun bırakmak demektir” ifadelerine yer verdi.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, belediyelere kayyım atanması ardından yapılan protestolarda kolluk kuvvetlerinin uygulamalarına dikkat çekti.
Kayyımlara karşı yapılan protestolar sırasında polislerin şiddet uyguladığını ifade eden Koçyiğit ve Temelli, yaşanan hak ihlallerinin araştırılması için TBMM Başkanlığına araştırma önergesi verdi.
“DEMOKRATİK TALEPLERE KARŞILIK ŞİDDET VE İŞKENCE”
Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, yapılan protestoların, kolluk şiddetiyle bastırılmak istendiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:
“Batman, Mardin ve Halfeti’de kayyım karşıtı protestolara katılanlar kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddetiyle karşı karşıya kalmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmış ve işkenceye tabi tutulmuştur. Özellikle Batman’da sivil polislerin hukuksuz şekilde gözaltı işlemleri gerçekleştirdiği, basın mensuplarının hedef alındığı, halka şiddet uygulandığı bilinmektedir. Halkın yerel yönetim iradesine sahip çıkarak gerçekleştirdiği gösteri ve protestolar karşısında ağır insan hakları ihlalleri içeren uygulamaların açığa çıkması, demokratik hak ve taleplerin karşısına şiddeti ve işkenceyi yerleştirmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle, kayyım atamaları sonrasında yaşanan hak ihlallerinin boyutlarının tespit edilmesi, sorumluların belirlenmesi ve mağdurlara adil bir çözüm sunulması amacıyla Anayasa’nın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.”
“İŞKENCE UYGULADIĞI BİLİNMEKTEDİR”
DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, araştırma önergesinin ‘Gerekçe’ bölümünde “halk iradesinin hiçe sayıldığı, demokrasiye karşı darbe anlayışının hakim olduğu” vurgusunu yaptı.
Kılıç Koçyiğit ve Temelli, AKP-MHP hükümetinin, seçme ve seçilme hakkını yok saymayı alışkanlık haline getirdiğini de kaleme alarak şu gerekçeyi sundu:
“Mevcut siyasi akıl, halkın irade beyanında bulunarak seçtiği kişileri farazi gerekçelerle görevlerinden almış, yerlerine memur atayarak demokratik teammülleri rafa kaldırılmıştır.
Belediyelere ulaşmak isteyen yurttaşlar, kolluğun şiddetiyle, biber gazıyla, plastik mermisiyle karşı karşıya kalmıştır. Özellikle Batman’da 12 Eylül darbe günlerini aratmayan şiddet ve işkence görüntüleri açığa çıkmış, avukat ve gazetecilerin de içinde olduğu yüzlerce yurttaş kolluk tarafından işkenceye maruz bırakılmıştır. Belediye duvarının dibinde, yüzleri duvara dönük bir şekilde, ters kelepçeyle bekletilen ve tek tek işkence ile o duvar dibine getirilen bir sürü yurttaşın görüntüsü basına yansımıştır. Basın çalışanı olduğu bilindiği halde özellikle kadın gazeteciler işkence ile yerlerle sürüklenerek gözaltına alınmıştır. Elinde bir torba ekmekle sokaktan geçen birinin ve 10 yaşlarında bir çocuğun da işkenceye maruz kalarak zırhlı araca bindirildiği kameralara yansımıştır.
Yine özellikle Batman’da, sivil polis olduğu bilinen kişilerce, keyfi bir şekilde, gece, kentin belli noktalarında, sivil araçlarla, kimlik ve gerekçe ibraz etmeksizin gözaltı işlemleri gerçekleştirmek istenmiş, halkın duyarlılığı sayesinde bu tür hukuksuzluğa geçit verilmemiştir. Söz konusu sivil polislerin, hukuki dayanağı olmadan gözaltına aldığı kişilere işkence uyguladığı bilinmektedir. Gri ve turuncu şapkalar giyen, siyah cerrahi maske takarak sokaklarda şiddet saçan ve halka işkence uygulayan bu sivil polislerin olduğu videolar basında yer almaktadır. Sivil vurgusunu yönetim anlayışının her alanına yaydığını iddia eden iktidarın sivilden anladığı, kayıt altına alınmaksızın, denetim mekanizmalarından ve hesap verilebilirlikten azade edilen sivil polis şiddeti ve uygulamaya konulan sivil darbedir.
İçişleri Bakanlığı’nın aktarımıyla, 47 şehirde 253 kişi gözaltına alınmıştır. Bu kişilerden 33’ü tutuklanmış, 37’si hakkında adli kontrol kararı ve 3’ü hakkında ev hapsi kararı verilmiştir. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 217 kişi tespit edilmiş, haklarında yasal işlem başlatılmıştır.
Halkın yerel yönetim iradesine sahip çıkarak gerçekleştirdiği gösteri ve protestolar karşısında ağır insan hakları ihlalleri içeren uygulamaların açığa çıkması, demokratik hak ve taleplerin karşısına şiddeti ve işkenceyi yerleştirmek anlamına gelmektedir. İşkence ve şiddeti denetimsiz bırakarak, normalleştirmek, yurttaşları temel insan hakları korumasından yoksun bırakmak demektir. Bu bağlamda, Batman, Mardin ve Halfeti başta olmak üzere, kayyım karşıtı barışçıl gösterilerin şiddet ve işkence ile bastırılmasının ve buna bağlı olarak yaşanan hak ihlallerinin boyutlarının ve sorumlulularının belirlenmesi elzemdir. Bu çerçevede gerekli yasal incelemelerin yapılması, mağdur edilen yurttaşlara karşı adil çözüm üretilmesi ve gerekli önlemlerin alınması için bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.”
PİRHA-Yerine kayyım atanan Mardin, Batman, Halfeti ve Esenyurt belediyelerinin bu durumunu protesto etmek amacıyla Kahta ve Pınarbaşı’nda basın açıklaması düzenlendi. Yapılan açıklamada, “Kayyım politikası 85 milyon için demokrasi ve özgürlük sorunudur ve önü alınmazsa ne sadece Kürt illeriyle ne de şimdiye kadar gasp edilen belediyelerle sınırlı kalacaktır” denildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) belediyelerine yönelik yapılan kayyım atanmasına karşı Adıyaman’ın Kahta ilçesi ve Pınarbaşı Beldelerinde basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı okuyan Adıyaman DEM Parti İl Başkanlığı Parti Meclis Üyesi Hacı Kavak, AKP-MHP iktidarı, seçimde kazanamadığı yerleri kayyım politikası uygulayarak gasp etmeye çalıştığını söyledi. Kavak, iktidarın yaptığı bu uygulamanın siyasi tükenmişliğin bir göstergesi olduğunu ifade etti.
“KAYYIM DARBESİNDE ISRAR ETMEK SİYASİ TÜKENMİŞLİĞİN GÖSTERGESİDİR”
Pınarbaşı Beldesi, DEM Parti binası önünde açıklamayı okuyan DEM Parti Pınarbaşı ilçe Başkanı Kenan Çalgan, daha önce de kayyım atanmasına rağmen halkın iradesinin yok sayıldığını belirterek, Kürt halkının seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı: “4 Kasım 2016’da Kürt halkının iradesine yönelik gerçekleştirilen operasyonun yıl dönümünde gerçekleşmiş olması manidardır. Kürt halkını demokratik siyasette tasfiye etme saldırılarının 1994’ten beri devam eden iflas etmiş 30 yıllık politikalarının tekrarıdır. Bir kez daha ifade edelim ki bu saldırı halk iradesine yönelik gerçekleştirilmiş açık bir gasptır. Daha önce gerçekleştirilen kayyım politikaları halk tarafından reddedilmiş, kayyım pratiği seçimlerde büyük bir yenilgiye uğramış ve halk kendi iradesini partimizden yana kullanmıştır. Her seçimde yenilgiye uğrayan kayyım gaspında ısrar etmek, siyasi tükenmişliğin göstergesidir. AKP-MHP iktidarı, seçimle kazanamadığını yargı ve kolluk marifetiyle ele geçirme alışkanlığını ve kayyım gaspını bir rejime dönüştürmüştür. Bu saldırı, aynı zamanda Kürt halkının seçme ve seçilme hakkına büyük bir saldırıdır. Halkın doğrudan katılımının olduğu yerel yönetimlerin, belediyelerin ablukaya alınması ve adeta karakola çevrilmesi, mevcut siyasi rejimin demokratik meşruiyetinin bittiğinin açık ilanıdır. Bu topraklarda zorbalık ve zulümle hiçbir iktidar abat olmamıştır, olmayacaktır da. Türkiye halkları bu zorbalığa asla boyun eğmeyecektir” dedi.
“KAYYIM POLİTİKASI 85 MİLYONUN DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK SORUNUDUR”
Kayyım politikalarının bütün ülkenin demokratik haklarına saldırı olduğunun altını çizen Hacı Kavak, halkın her şekilde belediyelerine sahip çıkacağını söyledi. Kavak, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Son yerel seçimlerde, iktidar bu pratikleri nedeniyle büyük kaybetmiştir ve bu yöntemde ısrar ettikçe de daha büyük kaybedecektir. Kayyım politikası 85 milyon için demokrasi ve özgürlük sorunudur ve önü alınmazsa ne sadece Kürt illeriyle ne de şimdiye kadar gasp edilen belediyelerle sınırlı kalacaktır. Hangi partiden ve düşünceden olursa olsun, bu kayyımlar artık bütün Türkiye halklarının seçme ve seçilme hakkına, siyasi iradesine yönelmiş açık bir tehdittir. Bu vesileyle bütün demokratik kamuoyuna çağrımızdır: Bu gayrimeşru darbeci anlayışa karşı herkes en yüksek düzeyde sesini ve itirazını yükseltmelidir. Her koşulda halkın iradesini savunmak ve halkın yerel yönetimlerine sahip çıkmak partimizin varlık gerekçesidir. Bu yöntem ve saldırılar, her türlü çözüm arayışını ve yaklaşımını zehirlediği gibi, iktidarın samimiyeti konusunda da daha büyük şüpheler doğurmuştur. Biz çözüm ve barış için el uzatılmasını beklerken, halkın iradesine el uzatılmıştır. Biz sorunların diyalog ve müzakereyle çözülmesini beklerken, halkın çözüm beklentilerine tuzak kurulmuştur. Asla boyun eğmeyeceğiz, asla mücadeleden geri durmayacağız. Eğer iktidar iflas etmiş bu yöntemlerle başarılı olacağını düşünüyorsa çok büyük yanılacaktır. Halkımız da her şart ve koşulda kendi iradesine sahip çıkacaktır” ifadesinde bulundu.
PİRHA- Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, “Kayyum değil, demokrasi” şiarıyla Sakarya Meydanı’nda açıklama yaptı. “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız” pankartının açıldığı açıklamaya çok sayıda siyasi parti ve kurum temsilcisi katıldı.
DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, 4 Kasım siyasi darbesinin olduğu tarihte kayyım atandığını hatırlatan Koçyiğit, “Bugün güncellenmiş bir Şark Islahat Planıyla karşı karşıyayız. Gün ezilenler olarak, halklar olarak, inançlar olarak zalime karşı direnme günüdür. Pusulamız nettir, bizi ancak ve ancak yan yana birlikte ördüğümüz toplumsal itirazımız kurtuluşa götürecektir” dedi.
SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, Kürt kentlerindeki kayyım eylemlerine katıldıklarını ve halkların Türkiye’ye bir çağırısı olduğunu söyleyerek, “Kürt halkı direnmekte kararlı, kendi iradesine sahip çıkmakta kararlı. muhalefetin tüm güçleri bir arada durursak kazanırız. Muhalefetin tüm güçlerini yan yana getirmek başlıca görevimizdir” diye belirtti.
10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık, “Bu haksızlığı, adaletsizliği, savaş çığırtkanlığını, zulmü ve kayyumu kural haline getirmeye çalışan bu zalim iktidara karşı diyoruz ki; Siz kayyum dedikçe biz halkın iradesi diyeceğiz, siz baskı dedikçe biz demokrasi diyeceğiz, siz savaş dedikçe barış isteyeceğiz. Sizin faşist uygulamalarınıza asla biat etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Devrimci Parti Ankara İl Başkanı Mustafa Uğur Akkaya ise şunları söyledi: “Bu topraklardaki hiçbir halk faşizme boyun eğmedi ve eğmeyecektir. Sermayenin başkenti Ankara’dan faşizme ve temsilcilerine sesleniyoruz; Eninde sonunda birleşik mücadelemizle gönüllülüğün ortak vatanını kuracağız.”
PİRHA- Kayyım atamalarına karşı açıklama yapan İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İktidarın kayyım atamalarını bir gelenek haline getirdiği ve iktidarın ülkeyi yönetemediği vurgulandı. Eylemde, yaratılan çoklu krizlerden kurtulmanın dayanışma ile sağlanacağının altı çizildi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki üç belediyeye kayyım atanmasını, gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla protesto etti.
Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında “İrademe dokunma kayyıma geçit yok” yazılı pankart ve “Kayyım halk iradesine darbedir”, “İrade gaspına karşı direnerek kazanacağız”, “Kayyım darbedir darbeye hayır” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Eyleme DEM Parti İzmir Milletvekilleri İbrahim Akın ve Burcugül Çubuk, CHP’li belediye başkanları, çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve yurttaş katıldı. Basın metnini İzmir Barosu Başkan Yardımcısı Zöhre Dalkıran okudu.
“KAYYIM ATAMALARI GELENEK HALİNE GELDİ”
İktidar kayyım atamalarını bir gelenek haline getirdiğini belirten Dalkıran, “Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in hiçbir temel hukuk kuralına uymaksızın gözaltına alınıp tutuklanarak cezaevine konulmasının ardından halkın oylarıyla seçilmiş olan belediye başkanının yerine kayyım atandı. Hemen akabinde Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyelerinin seçilmiş başkanlarının yerine de kayyım atandı. Kayyım atanan bazı belediye önlerinde bu demokrasi karşıtı uygulamayı protesto eden insanlar ters kelepçe ile işkenceye maruz bırakıldı. Belediye önlerinde toplanan halk ve belediye meclis üyeleri belediyeye sokulmadı, arbedenin ortasında kaldı. Bunlar açıkça ülkede seçme ve seçilme özgürlüğü fiilen ortadan kaldırılmış olduğunu bize gösterdi” diye konuştu.
“İKTİDAR ÜLKEYİ YÖNETEMİYOR”
Kayyım atamalarının demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine büyük hasar verdiğini ifade eden Dalkıran, Kürt illerindeki belediyelere karşı girişilen kayyım atamalarının, demokraside açtığı gedikler kapatılmadan bu eylemlere yenilerinin eklendiğini sözlerine ekledi. Dalkıran, “Sadece iç hukukta değil, uluslararası hukuk alanında da karşılığı olan kayyım atamalarına karşı Avrupa Konseyi bu atamaların Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na aykırı olduğu noktasında Türkiye’yi uyardığı gibi AİHM de kayyım atamalarının demokratik temsil hakkına zarar verdiği yönünde görüş bildirmiştir. İktidar ülkeyi yönetememektedir. Yoksulluğu, açlığı, geleceksizliği, eğitimsizliği, çaresizliği halka bir erdem olarak dayatmaya çalışsa da halkın kaynamayan tenceresi, okuyamayan çocuğu, tedavi olamayan annesi-babası bu yarı mistik propagandaları tersyüz etmekte, hayat kendi gerçekliğini yönetenlerin halka fısıldadığı masalların önüne çok sert bir şekilde koymaktadır” ifadelerini kullandı.
KAYYIM ATAMALARINA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI
Dalkıran, ülkedeki çoklu krizlerden çıkmanın dayanışma ile mümkün olacağını vurgulayarak “Her yerde demokrasi, insan hakları ve özgürlük diye haykıracağız. Ve inanın bunu elde edeceğiz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; kayyım atamalarına derhal son verin. Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’i derhal serbest bırakın ve görevine iade edin. Mardin, Batman, Halfeti Belediyelerine yapılan kayyım atamalarını iptal edin, seçilmiş başkanları demokrasiye uygun bir şekilde görevlerine iade edin. Demokrasiyi ayaklar altında çiğnemekten derhal vazgeçin” şeklinde konuştu.
PİRHA- Kayyım atamalarına tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu, “Kayyum hırsızlıktır, kayyum gasptır, kayyum halkın iradesine yapılmış bir darbedir; kabul etmiyoruz” dedi. BAF ayrıca Dervişoğlu’nun Seyit Rıza’yı hedef alan sözlerine karşı da direniş mirasının devam edeceğini vurguladı.
İçişleri Bakanlığı kararı ile Esenyurt Belediyesinin ardından DEM Parti yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Belediyesi’ne ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.
Kayyım atamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Britanya Alevi Federasyonu, OHAL yasaları ile belediyelere kayyım atanmasının halk iradesine darbe olduğunu belirterek, “Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz” dedi.
Britanya Alevi Federasyonu ayrıca İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun, “Cumhuriyet devleti, Şeyh Saidlere, Seyit Rızalara ne yaptıysa aynı muameleyi göreceksiniz. Herkes emin olsun yapılması gereken neyse o yapılacaktır” sözlerine de tepki göstererek Seyit Rıza’nın yarattığı direniş mirasının ayakta olduğuna vurgu yaptı.
“İKTİDARDA KALMA HAYALLERİ ALICI BULAMADI”
Britanya Alevi Federasyonu’nun açıklaması şöyle:
“OHAL’de kayyum çare olmayacak. Zoraki ayakta kalmaya çalışan Saray rejimi kayyum kartını çıkardı. Baskıları artıran Saray rejimi, CHP’li Esenyurt Belediyesi’nin ardından bu kez de DEM Partili Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atadı. İradesine sahip çıkan on binler, Esenyurt’tan Mardin’e, Batman’dan Dersim’e sokaklara döküldü. Saray’ın kayyum politikalarına direnen halk, “faşizme karşı omuz omuza” mesajı veriyor.
Her alanda köşeye sıkışmış ve emekçi halkları yedeklemek için hiçbir şeyi kalmamış olan saray rejimi, ‘devletin bekası ve bölücü terör’ demagojisine sarılarak, halkların ortak birleşik bir mücadele içinde olmasını engellemeyi hedeflemiştir. Devlet Bahçeli’nin günlerdir yaptığı çağrılar, Erdoğan-Bahçeli kliğinin sürekli iktidarda kalma hayalleri alıcı bulamamıştır.
DERVİŞOĞLU’NUN TEHDİTLERİNE TEPKİ
Ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda, “Cumhuriyet devleti Seyit Rızalara ne yaptıysa, aynı muameleyi göreceksiniz” diyerek gözdağı vermiştir. Ancak bu gözdağı, bizi yıldıramaz. Bu devleti ve ardıllarını Aleviler olarak çok iyi tanıyoruz. Katliamlardan, zulümlerden, baskılardan ve kronikleşmiş halk düşmanı hastalıklarından biliyoruz. Seyit Rıza nasıl boyun eğmediyse, bir direniş mirası ve geleneği yarattıysa, direniş ruhu dimdik ayakta! Zalimler yenilecek, direnenler ve mücadele edenler kazanacak!
“KAYYUM HIRSIZLIKTIR, DARBEDİR”
Demokrasi adına faşizmi uygulayarak, emekçi halkların belediyelerdeki iradesine bile tahammül edemeyen iktidar, önce İstanbul Esenyurt’ta, ardından Mardin, Batman ve Halfeti’de halkın yüzde 60-70 iradesiyle seçilenleri, yalanlarla ve OHAL yasalarıyla belediyelere kayyum atayarak halkın iradesini gasp ediyor. Sandıkta alamadıkları sonucu, uydurma yasalar ve kayyum uygulamalarıyla bugüne kadar onlarca belediye başkanını görevinden aldılar. Fakat baskı, saldırı ve yönetimi gasp etme çabası, gözaltına alıp zindana atıp ağır hapis cezalarına çarptırarak korku yaymak, halkların iradesini kıramamıştır.
Darbeci anlayışa karşı, halkını yok sayanlara, halkların iradesini hiçe sayan zalimlere karşı gün direnme günüdür, mücadele günüdür. Eşit yurttaş olarak görülebileceğimiz, demokratik, hukukun üstün tutulduğu, insanca ve barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke için mücadele edeceğiz. “Kayyum siyasetini kabul etmiyoruz.
Canlar, OHAL rejimini işlemez hale getirmenin tek yolu, kayyum atamalarına karşı eşitlik ve özgürlük temelinde birleşip örgütlenip, güçlerimizi birleştirmekten geçiyor. Britanya Alevi Federasyonu olarak bu darbeci uygulamalara karşı canlarımızı demokratik hakkını kullanmaya ve halkın iradesini savunmaya çağırıyoruz.
PİRHA – İçişleri Bakanlığı, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve DEM Parti Mardin İl Eşbaşkanı Mehmet Mihdi Tunç hakkında yasal işlem başlatıldığını duyurdu.
İçişleri Bakanlığı’nın X platformu üzerinden yaptığı açıklamada Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan hakkında yasal işlem başlatıldığını duyurdu.
İçişleri Bakanlığı, belediyelere atanan kayyım sonrası yapılan konuşmalar nedeniyle yasal işlem başlatıldığını belirtti.
İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Mardin, Batman ve Halfeti Belediye Başkanlıklarına Başkan vekilleri görevlendirilmesiyle ilgili olarak;
Siirt Milletvekili ve DEM Partisi Eş Genel Başkanı Tuncer BAKIRHAN’ın 04.11.2024 tarihinde yapmış olduğu konuşma ve DEM Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Mihdi TUNÇ’un 04.11.2024 tarihinde yapmış olduğu açıklama nedeniyle haklarında yasal işlem başlatılmıştır.”
PİRHA- Kayyım atamalarının halk iradesine bir darbe olduğunu söyleyen Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Dilek İncedal, “Sandıktan çıkan sonucu tanımayan, halkın iradesine tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Halklar kazanacak, bu iktidar devamlılığını sürdüremeyecek” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi yönetimindeki Esenyurt Belediyesi ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Batman, Halfeti belediyelerine, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı protesto eylemleri sürüyor. Kayyıma karşı Esenyurt ve Mardin Büyükşehir Belediye binaları önünde başlatılan ‘nöbet eylemi’ de devam ediyor.
Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşit Başkanı Dilek İncedal, kayyım atamalarına dair PİRHA‘ya konuştu.
“HALK İRADESİ TANINMIYOR”
İncedal, kayyım atamalarına karşı olduklarını ifade ederek, halkın iradesine tahammül edilmediğine vurgu yaptı.
“Yıllardır süren devlet politikalarını ve neler yapabilecekleri çok iyi biliyoruz. Terör gibi propagandaları sıkça yaptılar” diyen İncedal şunları kaydetti:
“Barış çok anlamlı bir cümle ama dillerine yakışmayan bir yerde aslında. Saray rejimini ayakta tutma, devamlılığını sürdürme üzerine kurulu bir hamle olarak okuyoruz bunu. Saray rejimi kendi iktidarını devam ettirmek için kayyımları atıyor. Kayyım darbesine karşıyız, halkın iradesi asla çiğnenemez. Zoraki ayakta kalmaya çalışan bu iktidar birçok kesime baskı uyguluyor, kayyıma karşı çıkanları ise saldırarak gözaltına alıyor. Çokça övünülen Cumhuriyetin 101. yılında seçme ve seçilme hakkından insanlar yoksun. Sandıktan çıkan sonucu tanımayan, halkın iradesine tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Halklar kazanacak, bu iktidar devamlılığını sürdüremeyecek. Elbet bu zulüm bitecek.”
PİRHA – Britanya Demokratik Güç Birliği, belediyelere atanan kayyım kararını Londra’da protesto etti. Yapılan basın açıklamasında “Halkların iradesinin gaspına izin vermeyeceğiz!” denildi.
Mardin, Batman, Esenyurt ve Halfeti belediyelerine atanan kayyımlar, dünya genelinde tepkiyle karşılandı. Yurt içinde yapılan eylemlerin yanı sıra İngiltere’den de protesto sesleri yükseldi.
“ASLA PES ETMEYECEĞİZ!”
Britanya Demokratik Güç Birliği, Londra’da basın açıklaması yaparak “Halkların iradesinin gaspına izin vermeyeceğiz!” mesajını paylaştı.
Britanya’daki tüm yerli ve göçmen demokratik güçleri, kayyım atamalarına karşı çıkmaya çağıran Britanya Demokratik Güç Birliği, şu ifadeleri kamuoyu ile paylaştı:
“Esenyurt ilçe belediyesi, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Urfa Halfeti Belediyesi kayyum darbesiyle gasp edildi. Mardin Büyükşehir Belediyesi’nde Vali Tuncay Akkoyun, Batman Belediyesi’nde Vali Ekrem Canalp, Halfeti Belediyesi’nde Kaymakam Hakan Başoğlu göreve getirildi. Belediye Eş Başkanlarının tıpkı Esenyurt’ta olduğu gibi uyduruk gerekçelerle görevden alınmasının hemen ardından hazır bekletilen kayyumların atanması gerçekleştirildi. Halk kuşatma altına alınan belediyelerin önünde tepki gösteriyor.
AKP-MHP faşist iktidarı, Hakkari ve Esenyurt’tan sonra 04 Kasım sabah saatlerinde de Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Urfa Halfeti Belediyesinin gaspını, 4 Kasım 2016’da Kürt halkının iradesine yönelik gerçekleştirilen Meclis darbesinin yıldönümünde gerçekleşmiş olması manidardır. Kürt halkını demokratik siyasetten tasfiye etme saldırılarının 1994’ten beri devam eden iflas etmiş 30 yıllık tekrarıdır.
Devletin çekirdeğinde yer alıp bekçiliğini yapan faşist Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim’de Meclis’te DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşıp “barıştan” bahsetmesinin üzerinden 1 ay geçmişken kayyumlar, gözaltı ve tutuklamalar, PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin bir kerelik gevşetmenin ardından yeniden devam ettirilerek sürüyor.
Gelişmeler, uzatılan o elin, Kürt halkına, siyasi hareketine “teslim olun” çağrısı şeklinde özetlenebilecek bir anlam taşıdığı kayyumlar mesajıyla biraz daha açığa çıkıyor. ‘Teslim olmazsanız daha kötüsünü yaparız’ nafile çırpınışlarının ilk pratik karşılığı kayyumlarla dile geliyor.
Bu siyasi darbeler karşısında belediye eş başkanlarının açıklamasında olduğu gibi asla pes etmeyeceğiz!
31 Mart seçimlerinde Türkiye geneli en yüksek oy oranıyla kadınların, gençlerin ve halkların emeği ile alınan belediyelerin, kayyum darbesiyle gaspı karşısında; bu talan ve gaspçı rejimi bugüne dek nasıl kabul etmediysek, bundan böyle de asla kabul etmeyecek, belediyelerin önüne koşan, direnenlerin yanında olmayı sürdüreceğiz!”
PİRHA – Damal Dernekleri Federasyonu, belediyelere atanan kayyum uygulamalarına karşı mücadele vurgusu yaptı. Kamuoyuna yapılan açıklamada, “Boyun eğmedik, eğmeyeceğiz!Çünkü bizler zalimin karşısında Pir Sultanlarız, Hallacı Mansurlarız, Yezidin karşında Hasanız, Hüseyiniz” ifadelerine yer verildi.
İçişleri Bakanlığı kararı ile Esenyurt Belediyesi ardından DEM Parti yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Belediyesi’ne ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atandı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, belediye başkanlarının “geçici bir tedbir olarak” görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.
“YEZİDİN KARŞINDA HASANIZ, HÜSEYİNİZ”
Kayyım kararı, toplumun birçok kesimi tarafından sert tepkiyle karşılandı.
Damal Dernekleri Federasyonu da kayyım uygulamalarına karşı “Sessiz kalmayacağız” açıklamasını yaptı.
30 Ekim gününden bugüne kadar yaşanan anti demokratik olayları Damal Dernekler Federasyonu olarak kaygıyla ve üzüntüyle takip ediyoruz. Demokrasi ile kazanılan seçimleri ve halkın iradesini, kayyum yolu ile gasp edenler, bize bu irade gasplarını dayatmaya ve normalleştirmeye çalışıyorlar. Damal Dernekler Federasyonu ve bileşenleri olarak her zaman halkın yanında, haksızın karşısında yer alacağız.
Bizler; geçmişe bakınca acılarla, ötekileştirilmelerle, yok sayılmalarla, kayyumlarla, tehditlerle büyümüş ama tavrından ve duruşundan zerre taviz vermemişiz. Bugün de boyun eğmedik ve boyun eğmeyeceğiz! Çünkü bizler zalimin karşısında Pir Sultanlarız, Hallacı Mansurlarız, Yezidin karşında Hasanız, Hüseyiniz.
Ülkemizde yaşanan ve her geçen gün daha fazla tedirgin olduğumuz olaylara sessiz kalmamak adına, kayyumlara karşı demokrasiyi savunmak adına, Esenyurt halkının iradesine sahip çıkmak adına, sivil toplum örgütü olarak ilk basın açıklamasını yaparak bu yaşananlara sadece kurum olarak değil toplum olarak tepki gösteren Damal Dernekler Federasyonu ve bileşenleri olmuştur.
“SESSİZ KALMAYACAĞIZ”
Demokratik kitle örgütlerinin, devrimci yapıların ve temsilcilerinin, haktan, hukuktan, demokrasiden yana olanların ve Damal Dernekler Federasyonunun bu yaşananlara karşı söyleyecek sözleri bitmedi ve bitmeyecek. Ayrıca yaşananlara sessiz kalan düzen partilerine, kayyuma karşı durmak adı altında birkaç poz verdikten sonra kenara çekilenlere, liyakatsızlara, düzen partilerin arka bahçesi olan rantçılara bu halkın güveni kalmamıştır.
Demokratik kitle örgütleri olarak, halkımız ile beraber bu hukuk dışı tutuma karşı durmaya, kayyum adı altında ötekileştirmelere ve halkın iradesini yok sayanlara dün olduğu gibi bugün de karşısında duracağız ve sessiz kalmayacağız.
Esenyurt’ta, Mardin’de, Batman’da yaşanan bu çağ dışı tutumlara karşı hep beraber halk ile omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü bizler; umutları yeşertmeye, tüyü bitmemiş yetimlerin haklarını savunmaya, bu güzel ülkemizde her şeye rağmen demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunmaya, bu çağ dışı ilkel yöntemlere karşı yan yana olmaya devam edeceğiz.
Türkiyemizden bu kötülükleri ve işbirlikçilerini hep beraber göndereceğiz. Size sözümüz olsun!”
PİRHA – Belediyelere atanan kayyımlara tepki gösteren ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.
Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine de kayyım atanması toplumun büyük tepkisine neden oldu. Alevi kurum temsilcileri de kayyımlara karşı olduğunu dile getirdi.
Batman ve Mardin’de süren eylemlere Alevi Bektaşi Federasyonu Mustafa Aslan, Alevi kurumları adına destek verdi.
“İNKÂRCI, YOK SAYICI BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
Batman’daki eylemde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi toplumunun kayyım zihniyetini Hacı Bektaş Veli Dergahı’na atanan kayyımlardan tanıdıklarını belirterek, “O zihniyet bugün bu ülkede halkın iradesine kayyım atıyor. İnkârcı, yok sayıcı bir zihniyetle karşı karşıyayız. Biz bu kayyım anlayışına karşı, bu inkarcı anlayışa karşı halkların ve inançların birlikte mücadelesiyle, demokrasi mücadelesi vermeye devam edeceğiz” dedi.
Yerine kayyım atanan Batman Belediye Eşbaşkanı Yeşil Işık da, Batman üzerinden yürütülen politikalara dikkat çekerek, “Bu halk 90’larda faili meçhullerde de ve bugün de kayyıma karşı direniyor, boyun eğmiyor. Bugün de 3’üncü defadır belediyemize kayyım atanıyor. Sizin de bildiğiniz gibi kayyım talandır, zulümdür, Kürt diline, kimliğine düşmandır. Kayyım hırsızlıktır. Hiçbir zaman bu politikalara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Sokaklarda, alanlarca direneceğiz” diye konuştu.
PİRHA – Belediyelere atanan kayyımlara tepki gösteren DAD Eş Başkanı Kadriye Doğan ve AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, yapılan uygulamanın “demokrasiye darbe, savaşta ısrar” olduğunu ifade ettiler. Kurum başkanları, kayyumlara karşı “ortak mücadele” çağrısı da yaptı.
Esenyurt Belediyesi’nin ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine de kayyım atanması toplumun büyük tepkisine neden oldu. Alevi kurum temsilcileri de kayyımlara karşı olduğunu dile getirdi.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, hükümet tarafından belediyelere kayyım atanmasını değerlendirdiler.
“KAYYUMDA ISRAR SAVAŞTA ISRARDIR”
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Başkanı Kadriye Doğan, kayyımda ısrarın “Kürt halkını ve toplumun belli bir kesimini tanımamak” olduğunu söyledi.
Kadriye Doğan, “Seçilmişleri reddetmek en ağır terördür” diyerek tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
“Yani diyor ki yaşayabilirsiniz ama biat ederek. Yaşama hakkınız var fakat seçme seçilme ve kimlik olarak varlığınızı kabul etmiyorum. Kayyumda ısrar tam da bunun teyidini yapıyor. Türkiye’de Türk olarak seçim yapabilirsin, seçilebilirsin ama başka kimseye yaşam hakkı tanınmıyor, kimliği, varlığı kabul edilmiyor. Kayyumda ısrar savaşta ısrarlıdır, faşizmde ısrardır, kaosta ısrardır, yoklukta ısrardır, her türlü yoksunlukta ısrardır.
Kayyumu atarken de insanlara ‘terörist’ ya da ‘teröriste yardım’ yaftasını kullanıyor. Bence en büyük terör, bir toplumun, bireyin kabul edilmemesidir. Bunu reddetmek en ağır terördür. Mağdur olan insanlara ‘terörist’ diyerek kendilerine haklılık gerekçesi gösteriyor. Tümden bu anlayışı reddediyoruz. Bizler varız, bizler var olduğumuz için hak sahibiyiz ve hakkımızı da sonuna kadar kullanmak durumundayız. Bundan vazgeçmeyeceğiz. Alevi halkı olarak da haklarımızı talep etmekten, yaşamaktan, Kürtlerin de haklarını sonuna kadar talep etmekten, seçmekten, seçilmekten, hak taleplerinden asla ve asla geri adım atmak durumunda değiliz. Bunun reddiyesi, toplumun, barışın, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, insani değerlerin hepsini reddetmek anlamındadır. Kayyumları reddediyoruz, kabul etmiyoruz. Kayyumda ısrar savaşta ısrardır diye tekrar söylemek isterim.”
“DAHA ÇOK BİRLİK İÇERİSİNDE OLMALIYIZ”
DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, antidemokratik uygulamalara karşı “Ortak mücadele” konusunda çağrı yaparak şöyle devam etti:
“Aleviler de kendileri açısından zaten ciddi bir mağduriyet yaşıyor. Kürt toplumu kadar Alevi toplumu da bu ülkenin asimilasyon baskısı altındadır. Ama Alevi kurumlarının şu konuda bir eksikliği var; mağduriyet yaşayan tüm toplumsal kesimlerle buluşmakta bir eksiklik yaşanıyor. Bunun için de önümüzdeki süreçte daha çok çaba sarf etmek gerekiyor. Demokrasiden yana olan tüm kesimlerin ortaklaşması konusunda Alevi örgütlerinin öncülük etmekte biraz eksik kaldığını ama mücadele etmek gayretinde olduklarının da farkındayız. Biz Alevi örgütleri, bu anlamıyla demokrasi mücadelesinde biraz daha öncü ve gayretli olmak zorundayız. Belki de yeteri kadar destek göremediğimizden diyelim. Örneğin Diyanet. Alevilerin asimilasyonu ile ilgili toplumsal kesimlerde yeteri destek görememenin vermiş olduğu bir tedirginlik de olabilir. Bu anlamıyla tüm toplumsal kesimler, Alevi mağduriyetine de hassasiyet göstermeli. Aleviler de tüm toplumsal kesimlerin, özellikle bu kayyum atamalara karşı genel anlamda bir ortak mücadelenin elzem olduğunu söylemek isterim. Mücadele diriliyor fakat mevcut sisteme henüz geriletme veyahut da demokrasiye evrilmede başarılı olmuş değiliz. Onun için çok daha fazla çaba sarf etmeli ve birlik içerisinde olmalıyız.”
“BU İKTİDARDAN KURTULMADIKÇA SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ”
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise “Kayyım, demokrasiye darbedir!” diyerek tepki gösterdi. Yılmaz, demokratik bir ülke için “iktidar değişimini” işaret ederek şunları kaydetti:
“ ‘Şahsım devleti’ rejiminin son icraatı Esenyurt, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine atanan kayyımlardır. Toplumsal barışı ayaklarının altında çiğneyenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapanlardır. Toplum, halkın iradesini gasp eden bu iktidardan kurtulmadıkça, bu rejim yeniden demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti yapısına geri çevrilmedikçe, ülkenin hiçbir sorununun çözülmesi olanaklı değildir!
Alevi örgütleri, öğretisi gereği haktan, hukuktan, barıştan ve hoşgörüden yanadır. Haksızlık karşısında mazlumdan ve doğrudan yanadır. Vicdan sahibi her bireyin göstermesi gereken refleks elbette hukuksuzluğa karşı dik durmaktır.
Bir Alevi bir Sünninin, bir Sünni bir Alevinin hakkını savunmadıkça bu topraklara gerçek bir demokrasinin gelmesi mümkün değildir. Bu bilinçle irade gaspını, kayyım darbesini şiddetle kınıyorum.”
PİRHA – DEM Parti, belediyelere atanan kayyım kararına karşı Meclis Grup Toplantısını Mardin’de yaptı. Mardin Büyükşehir Belediyesi önünde yapılan toplantıda konuşan Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “Kayyım darbesini hep birlikte püskürteceğiz. Asla boyun eğmeyeceğiz. Haklı mücadele için dün olduğu gibi bugün de kayyumlara karşı mücadele edeceğiz” dediler.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), bu haftaki Meclis grup toplantısını, kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi önünde yaptı.
Halkın yoğun ilgi gösterdiği toplantıya Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşçı, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, TÖP Sözcüsü Juliana Sözen, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ile Feray Mertoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan ve EMEP Milletvekili Sevda Karaca katıldı.
“ÇÖZÜM PARLAMENTODADIR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, grup toplantısında yaptığı konuşmada “Kayyım darbesini hep birlikte püskürteceğiz” dedi.
Hatimoğulları’nın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar oldu:
“Biz buradan, Mardin’den çağrımızı yineliyoruz. Çözüm parlamentodadır. Parlamentodaki çözüm için herkes elini taşın altına koymalıdır. Asıl samimiyet testi de bu olacaktır!
Bugün AKP MHP ittifakının ülkeyi uçuruma sürüklediğini hep birlikte görüyoruz. Bir ‘bölücülük, terörle iltisak’ uydurmacasıyla ortaya çıkıyorlar ve her şeyin üstüne çökmeye çalışıyorlar. Belediyeler bizim için 4 duvar demek değildir. Belediye bizim için kentin ta kendisidir, halktır, sokaktır, mahalledir, halkın kenti ile bağıdır. Halkımızla olan bu bağı asla koparamazsınız!
Türkiye 2015 yılından bu yana demokratik siyasette kesintisiz bir darbe süreci yaşıyor. 4 Kasım 2016 HDP Eş Genel Başkanları sevgili Figen Yüksekdağ, sevgili Selahattin Demirtaş ve milletvekillerimizi, milyonlarca insanın oyunu almış seçilmişlerimizi rehin aldılar. Kenan Evren yaşasaydı ‘bu iktidar bizden daha güzel darbe yaptı’ derdi.”
“BÖLÜCÜ ARIYORSANIZ KENDİ PRATİKLERİNİZE BAKIN”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bizler 8 yıl önce 4 Kasım’da kabul etmediğimiz ve hep birlikte cevabını verdiğimiz bu siyasi darbecilere tekrar diyoruz ki sizin 4 Kasım’daki siyasi darbeniz Mardin’de, Halfeti’de Batman’da Kürt halkının sandığına çarpmış ve paramparça olmuştur!
Bunlar bütün hukuksuzluklarını ‘terör’ kavramının arkasına saklayarak yıllardır bu ülkeyi sömürdüler, ülkeyi büyük bir cezaevine çevirdiler. Bütün hırsızlıklarını, yolsuzluklarını terör maskesinin arkasına saklıyorlar. Terör arıyorsanız önce çevrenize bakın. Bölücü arıyorsanız kendi pratiklerinize bakın!
Asıl tarihi fırsat sizin içindir. Derhal kayyımları geri çekin halkın iradesine saygı duyun. İç cepheyi güçlendirmek kayyım atamak mıdır? Kürt yöneticileri tutsak alıp cezaevlerine atmak mıdır? Kürtlerin özgürlüklerini mi kısıtlamaktır? Buna siz karar verin!”