PİRHA- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Çınar ve Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin bölgede başlattığı incelemeler sonucunda olay yeri raporunu tamamladı. Rapora göre, yangının elektrik tellerinden çıktığı kanaatine varıldı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Çınar ve Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin bölgede başlattığı incelemeler sonucunda olay yeri raporunu tamamladı.
Rapora göre yangının elektrik tellerinden çıktığı kanaatine varıldı.
Hasar Tespit Komisyonu Köksalan Mahallesi’nde yürüttüğü kapsamlı incelemeler sonucunda yangının elektrik direğinden çıkan kıvılcımların ekinlerin üzerine düşmesi ile başladığı kanısına vardı. İtfaiye Daire Başkanlığı’nın hazırladığı olay yeri inceleme raporu Cumhuriyet Başsavcılığı ile de paylaşılacak.
PİRHA – Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Mardin ve Diyarbakır’daki yangınlarda DEDAŞ’ın baş sorumlu olduğunu söyledi. Bakırhan, yangın sürecinde bölge halkına yönelik ırkçılık yapıldığını belirterek, “Bölgede İHA’lar, SİHA’lar, F16’lar, helikopterler var. Yani zulüm etmek için havada bütün araçları kullanıyorlar, yok etmek için envai çeşit araç gökyüzündedir ama yangın çıktığında yangını söndürecek helikopter yok” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, haftalık Meclis Grup Toplantısında konuştu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan’ın öncelikli başlığı Mardin ve Diyarbakır’da yaşanan yangın oldu.
“FELAKETİN BAŞ SORUMLUSU DEDAŞ’TIR”
Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçesindeki yangın nedeniyle yaşamını yitiren 15 kişinin yakınlarına başsağlığı dileyerek konuşmasına başladı. Yaşanan felakete ilişkin Bakırhan şunları söyledi:
“Bir DEDAŞ belası var, aslında bu defalarca dile getirildi. DEDAŞ bölgede Dehaq olarak anılıyor. Kimse ona DEDAŞ demiyor, ‘Dehaq’ diyor. Bölge halkının aşına, işine, ekmeğine el koyuyor. Bu felaketin baş sorumlusu DEDAŞ’tır. Elektrik faturasını ödeyemeyen çiftçiye ve köylüye anında icra gönderen, malına tarlada el koyan DEDAŞ, elli yıllık odun direklerle hizmet üretiyor. 50 yıldır özellikle Kürt illerinde alt yapı için tek bir yatırım, harcama yapmamış. DEDAŞ da bölgeyi sömürge olarak gördüğü için sürekli artı değerini alarak daha fazla karına kar katmaya çalışmış.
DEDAŞ, Kürt halkının başına bela olmuş bir şirkettir. DEDAŞ ile bölgeye atanan kayyımların zihniyeti aynıdır. Bölgeyi ekonomik ve siyasi olarak sömürge olarak gördükleri için aynı anlayışla yaklaşıyorlar: Rantını elde et ama hizmet üretme! Rantını elde et ama orada felakete sebebiyet verecek altyapıyı düzeltme.
Köylere gittiğimizde insanlar feryat figan ediyordu. Bölgede oksijen tüpüne bağlı yüzlerce insan var. Bir anda oksijen tüpüne bağlı olduğu yerde elektrikler kesiliyor. Bazen saatlerce, günlerce elektrik gelmiyor. Bu zulüm değil de nedir? DEDAŞ zulmü dediğimiz zaman birileri DEDAŞ’a arka çıkıyor. Neden arka çıktıklarını da çok anlamadım. Onların uyguladıkları yöntemleri kendileri de uyguladıkları içindir. DEDAŞ, başta Urfa ve Mardin’deki halkımız olmak üzere bölgedeki tüm insanların yaşamına kastediyor. Çiftçiye verilen hibelere bile el koyuyor. Hizmet etmiyor, insanlara eziyet ediyor. En son olarak da bu katliamda DEDAŞ’ın ihmalinden dolayı insanlarımızı yitirdik, mal kaybı yaşadık.
“ANIZ YANGINI OLMADIĞI TESPİT EDİLDİ”
Bu büyük felaketin tek sorumlusu var, o da DEDAŞ’tır. Yangının hemen ikinci günü Amed Mühendisler Odası’ndan bir heyet olay yerine incelemeye gitti. O incelemede, yangının iktidara yakın medya organlarının dediği gibi bir anız yangını olmadığını raporlarında tespit ettiler. Yine Diyarbakır Başsavcılığı, evet bu da şaşırtıcı, Diyarbakır Başsavcılığı yaptığı ön incelemede yangının elektrik tellerinden çıktığının, DEDAŞ’ın aslında buna sebebiyet verdiğinin raporlarını açık bir şekilde ortaya koydu. Umarım savcılık bu can ve mal kayıpları konusunda raporlarına uygun davranır ve DEDAŞ hakkında gerekli soruşturma ve araştırmaları tamamlayarak katliama sebebiyet verenlerin doğru bir şekilde yargılanmasını sağlar.
Mardin Tabip Odası yangından sonra bölgede incelemelerde bulundu. Mardin’de yanık tedavi ünitesi yok. Yani bir büyükşehirde, 21’inci yüzyılda yanık tedavi edilemiyor. Yangınların sık sık çıktığı bir il. Bölge her anlamda, ihtiyaçları konusunda büyük bir yaptırım altındadır.
İşte bunun hesabını vermeyenler, bu yangına sebebiyet verenlerden hesap sormayanlar, yangının anız yakılmasından çıktığını söylüyorlar. Bugün bir siyasi partinin lideri de ısrarla anız yangını diyor. Yerine gitmeden, incelemeden, yangının ilk çıktığı noktayı görmeden anız olduğunu nereden biliyorlar?
DEDAŞ özel bir şirket. Ayıptır, milliyetçilik yapıyorsunuz ama bari şirketin hatalarını görün. Bunları dile getirin. Bilmiyorsanız da sessiz kalın. Anız yangını diyenlere şunu söylemek istiyorum. Tarlanın biri biçilmiş, diğerinde ekinler yerinde duruyor. Nasıl ekinler yerde dururken komşusu anızını yakacak? Böyle bir şeye şahit oldunuz mu? Bizim bildiğimiz bütün ürünler biçilir, ürün ortadan kaldırılır, daha sonra köylüler anızını yakar. Böyle bir durum yok. Mesele Kürt olunca DEDAŞ’ı korumak ve kollamak için anız yangını diyorlar. Köylüleri suçlu göstermeye çalışıyorlar. Nasıl bugüne kadar işlemiş oldukları günah ve suçların faturasını mağdur olanlara kestilerse, şimdi bu katliamda da yine DEDAŞ’ı aklamaya çalışıyorlar.
“YANGINI SÖNDÜRECEK HELİKOPTER YOK!”
Ağıtlar Kürtçe olunca birileri maalesef bu sesi duymuyor. Hatta zil takıp oynayanları gördük, insanlıktan nasibini almayanları gördük. Yanan Kürt’ün evi olunca, helikopterle müdahale etmemek için bu ülkeyi yönetenlerin gözlerini ve kulaklarını kapattıklarına bu yangında şahit olduk. 2022 yılında yine Türkiye’nin birçok yerinde yangınlar çıktığında hükümet 10 tane gece görüşlü helikopter aldıklarının müjdesini vermişti. Ama bu 10 tane gece görüşlü helikopter Kürt illerinde yok, bölgede yok. Bölgedeki orman yangınlarında yok, bölgedeki tarla yangınlarında yok. Onlar başka yerlerde hizmet veriyorlar. Yanan Kürt’ündür çünkü. Ama bölgede başka bir şey var; başınızı kaldırdığınızda, üç beş kişi bir araya geldiğinde İHA’lar, SİHA’lar, F16’lar, helikopterler var. Yani zulüm etmek için havada bütün araçları kullanıyorlar, yok etmek için envai çeşit araç gökyüzündedir ama yangın çıktığında yangını söndürecek helikopter yok.
Alın size düşmanlık, alın size ikili hukuk. Böyle deyince de kardeşiz, ümmetiz, düşmanlık yapmıyoruz diyorlar. Sizin huzurlarınızda Meclis çatısı altında bir kez daha yinelemek istiyoruz: Bir an önce yangının olduğu yerler afet bölgesi olarak ilan edilmelidir. Bu bir rica değildir, bu bir talep değildir; bu, ülkenin halkı için yapacağı bir zorunluluktur, bir sorumluluktur. Bir an önce Meclis’te hükümet dahil olmak üzere tüm siyasi partiler afet bölgesi ilan etmelidir. Yangından zarar gören yurttaşlarımızın mağduriyetleri acilen giderilmelidir.
“CUMHURBAŞKANI TEK BİR LAF SÖYLEMEDİ”
Böylesine bir felaket yaşanırken, partili cumhurbaşkanı bu felakete ilişkin tek bir laf söylemedi. Bu ülkenin 15 yurttaşı canını yitirdi, onlarcası hastanelerde yoğun bakımda, dünya kadar insanların malı ve ürünü yanmış, yok olmuş, ortada ciddi bir felaket var. Oradan çıkan dumanlar neredeyse Urfa’dan, Antep’ten görülüyor ama bu ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı bu meselede sessiz kalmıştır, izlemiştir. Birçok siyasi partinin de liderleri ve merkezleri sessiz kalmışlardır. Evet, bilerek ve isteyerek. Yanan Kürt olduğu için, yanan bölgedeki tahıl olduğu için. Arpanın milliyeti yok, buğdayın milliyeti yok, ay çiçeğinin milliyeti yok. Hepsi aynı fabrikada işleniyor. Mardin’deki buğdayı Trabzonlu da Samsunlu da tüketiyor. İnsana düşmanlık yapıyorsunuz ama bari ürüne düşmanlık yapmayın. Biraz vicdan.
Yangından sonra sosyal medyadan kimi paylaşımlar yapıldı. Yapılan bu paylaşımları hep beraber gördük. Alçaklar sürüsü, evet alçaklar sürüsü, böyle bir felakette bile oh diyebiliyor. Ülkeyi ne hale getirdiler görüyorsunuz. Ülkenin bir bölgesinde bir halkın yaşadığı acılara oh çeken bir toplumla karşı karşıyayız. Bu ülkeyi yönetenler bunu görmüyor mu, utanmıyor mu? Kürt’ün, muhalifin attığı tweete anında müdahale edenler, sabah 4:30’da kapısına polis gönderenler, anında gözaltına aldıranlar “oh iyi oldu, daha fazla olsun” diyen bu alçak sürüsüne tek bir soruşturma dahi açmadılar.
“BUNLARA BOŞUNA ‘PUSU İKTİDARI’ DEMİYORUZ”
Kasayı doldurmak için trafikte radarları öyle yerlere bırakıyorlar ki şaşırırsınız. Üzerine örtü örtüyorlar, ağaç dallarıyla kapatıyorlar ki o geçinemeyen yoksula, bayramda anne babasının elini öpmek isteyen insanlara ceza kessinler. Biz bunlara boşuna “pusu iktidarı” demiyoruz. Vatandaşına pusu kuran dünyada başka bir devlet var mı? Trafikte bile pusu kuruyorlar. Bakın 2024 Mayıs’ında kesilen trafik cezaları ile 2023 Mayıs’ında kesilen trafik cezaları arasında 5 misli fark var. Pusu kuruyor ama sürekli aynı yerde yapılan kazalarda yolları onarmıyor, kaza olmasın diye bir çaba içerisine girmiyor. İşte böyle bir iktidarla karşı karşıyayız. Ekonomi düzeliyor diyorlar. Soruyoruz; kimin ekonomisi düzeldi?
Hakkari’de sadece bir ayda yüz esnaf kepenk kapattı. Ankara değil Hakkari. Küçük bir ilimiz. 100 tane esnaf orada çok önemlidir. Ekonomi iyidir diyorlar ama Edirne’deki esnaf feryat figan ediyor. Türkiye’deki esnaf siftah yapamıyor, asgari ücretli geçinemiyor, emekli geçinemiyor. İnsanlar intihar ediyor. Yoksulluk almış başını gidiyor. Ama onlar ekonomi iyidir diyor. Hangi ülkede yaşıyorlar, nerede yaşıyorlar, ne yiyorlar, ne içiyorlar bilmiyorum.
“VERGİDE REFORM DEĞİL, KAZIK PAKETİ”
Şimdi yeni paket hazırlıyorlar. AKP iktidarı döneminde o kadar çok yeni reform paketi var ki… Ne reformun bir anlamı kaldı ne yeni dediklerinde ne de paket dediklerinde insanlar heyecanlanıyor. Tam tersine korkuyor. Her yeni bize bir maliyet, bir külfet. Her yeni bize kelepçe, her yeni bize verilen cezaları artırıyor. Reklamını yaptıkları şey vergide reform paketi değil. Buna emin olabilirsiniz. Bir kazık paketi hazırlıyorlar. Bu kazık paketinde her şeyden vergi alacaklar. Şimdi gözlerini neye diktiler biliyor musunuz? Restoranlarda çalışanların aldıkları bahşişe. Nasıl vergilendirecekler onu da bilmiyorum. Moto kuryelerden vergi alınmıyormuş. Ne kadar yaratıcılar? Saray medyası moto kuryelerden nasıl vergi alınacağını tartışıyor. Vergi de vergi! Nasıl alacaklarını çok iyi tartışıyorlar. Vallahi helal olsun! İnşallah halkımız bunları görüyor ve gereğini de yapacak. Ben de onlara bir şey hatırlatayım, yazıktır. Türkiye ekonomisi bence biraz daha vergi toplasın da rayına girsin. Bugüne kadar sadece oksijenden vergi almadılar, şimdi akıllarına düşürdük yarın öbür gün aldığımız nefesten de vergi alırlarsa hiç şaşırmayın? Kusura bakmayın, özür diliyorum, bunun sebebi de biz olacağız.
“HÜKÜMETİ KAYYIM ATAMA UTANCINDAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUM”
Ne dedi oradaki amcalar, ağıt yakan gençler, kadınlar? Dediler ki bu felakette bizim yanımızda bir tek belediyemiz vardı. Bakın “belediyemiz” diyorlardı. Ya artık utanın! En zor günlerde halkının yanında olan, halkının yarasına merhem olmaya çalışan belediyeleri gasp ederek halkı yalnızlaştırmak ve çaresiz bırakmak istiyorlar, cezalandırmak istiyorlar. 21’inci yüzyılda böyle bir şey var mı? Oy atacağız, o beş yılda da irademiz gasp edilmesin diye gece gündüz nöbet tutacağız. Bu büyük bir utançtır. Sandık kurmuşsun sonuçları ortaya çıkmış. Niye biz 24 saat belediyelerin önünde belediyelerimizi koruyalım? Böyle bir ülkede demokrasi var diyebilir misiniz? 21’inci yüzyılda hükümeti bu utançtan vazgeçmeye çağırıyorum. Sandık sonuçlarına saygı göstermesini istiyorum. Öyle kayyıma mayyıma geçmişte olduğu gibi kimsenin izin vereceği yok. Bak bunu iyi yazın. Neye mal olursa olsun o belediyeleri koruyacağız. Hem de Türkiye’deki ezilenler ve yoksullar ve emekçilerle birlikte. Bu zam zulüm düzenine, bu karanlık düzene itiraz edenlerle koruyacağız.
29 HAİRAN’DA İSTANBUL’DA MİTİNG
Bunun için de 29 Haziran’da İstanbul’da Emek ve Demokrasi Güçleri öncülüğünde “Emeğimiz ve Özgürlüğümüz İçin Kayyıma Geçit Vermeyeceğiz” sloganıyla bir miting düzenlenecek. Biz de buna katılacağız. Bu vesileyle İstanbul ve bölgede bulunan ve bu karanlık sisteme itiraz eden bütün halklarımızı, en başta kadınları ve gençleri bu mitinge katılmaya, güç ve destek vermeye çağırıyoruz. Hepinizi bu mücadeleye sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Son olarak bir yanımız yangınla, milliyetçilikle, ırkçılıkla mücadele ediyor; diğer yanımız açlık ve sefalet içerisinde ayakta kalmaya çalışıyor. Bu karanlık sömürü düzeninden, bu ırkçı ve ayrımcı zihniyetten kurtulmak için birbirimize sarılmaktan, omuz vermekten başka bir şansımız yoktur. Bunu yapacağımıza eminiz. Güçlerimiz birleştirirsek bu uğursuz ampule, bu ölüm hilaline son vermek mümkündür.”
PİRHA-27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, DEDAŞ’ın gerekli bakım ve onarımı yapmamasından kaynaklı elektrik kayıplarını 2020 yılında yayınladığı raporla tespit etmişti. Diyarbakır’daki ve Mardin’deki yangınların sorumlusunun gerekli bakım ve onarım yatırımlarını yapmayan DEDAŞ olduğunu ifade eden Kenanoğlu, “2020 den bu tarafa DEDAŞ gerekli tedbir ve yatırımları yapmadığı için bugün Diyarbakır ve Mardin’de katliamlar yaşanmaktadır” dedi.
Mardin’in (Mazıdağı) ilçesine bağlı Kelekê (Yücebağ) ile Diyarbakır Çınar ilçesine bağlı Tobînî (Köksalan) ve Herberê (Yazçiçeği) mahallelerinde çıkan yangında 15 kişi yaşamını yitirdi.
27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili/ dönemin Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi Ali Kenanoğlu, DEDAŞ’ın gerekli bakım ve onarımı yapmamasından kaynaklı elektrik kayıplarını 2020 yılında yayınladığı raporla tespit etmişti.
“YANGINLARIN SORUMLUSU, GEREKLİ BAKIM VE ONARIMI YAPMAYAN DEDAŞ’TIR”
Diyarbakır ve Mardin’deki yangınların sorumlusunun gerekli bakım ve onarım yatırımlarını yapmayan DEDAŞ olduğunu ifade eden Ali Kenanoğlu, “DEDAŞ’ın gerekli bakım ve onarımı yapmamasından kaynaklı elektrik kayıplarını Aralık 2020 tarihinde yayınladığımız raporla tespit etmiş ve bu raporu kamuoyu ve ilgili kurumlarla paylaşmıştık. 2020 yılından bu tarafa DEDAŞ gerekli tedbir ve yatırımları yapmadığı için bugün Diyarbakır ve Mardin’de katliamlar yaşanmaktadır” dedi.
“ELEKTRİK ŞİRKETLERİ, BAKIM, ONARIM VE YENİLEME ÇALIŞMALARINA DAHA FAZLA KAYNAK AYIRMALI”
Ali Kenanoğlu’nun 2020 yılında hazırladığı raporda şu önerilerde bulunmuştu:
–Hiç kimse evindeki elektrik faturasının hangi kalemlerden oluştuğunu, nelere itiraz edilip nelere itiraz edilmeyeceğini bilmemektedir.
–Tüm alanlarda denetimsizlik politikası uygulandığı gibi, elektrik faturalarının üzerinde de bu denetimsizlik uygulanmakta, dolayısıyla da zaman zaman bu kayıp kaçak meselesi halk arasında ciddi tartışmalara yol açmaktadır.
–Dağıtım şirketlerinin kayıp kaçağı önlemek için yeterince yatırım yapmadığı bir yana Türkiye elektriğinin % 45’ini kullanan sanayi kuruluşlarının kayıp kaçak oranı ise hiç konuşulmamaktadır.
–Sosyal devlet anlayışı gereği; faturaları ödeyemeyen ailelerin elektrik enerjisine ulaşımını, temel insani bir hak olduğu hakikati ile belli bir miktarda (230-250 kwh) enerjinin bedelsiz olarak verilmesi gerekmektedir.
–Bölgede yenilenmesi gereken trafo, hat ve elektrik direklerinden kaynaklı ciddi oranda kayıp kaçak miktarı söz konusudur. Bu da faturalara yansımaktadır. DEDAŞ ve VEDAŞ bunun en aza indirgenmesi için özelleştirme protokolünde sözünü verdiği bakım, onarım ve yenileme çalışmalarına daha fazla kaynak ayırması gerekmektedir.
–Temel bir insan hakkı olan enerjinin, günümüz koşullarında vazgeçilmez bir ihtiyaç olmasından dolayı, kapitalist ve neo-liberal politikalara mahkum edilmemesi gerekir.
-Kamusal bir bakış açısıyla, enerjinin temel ihtiyaç maddesi olduğu gerçeğinden hareketle özelleştirmemesi, kamu eliyle vatandaşa sunulması gerekmektedir.
PİRHA-Tarım ve Orman Bakanlığı, Diyarbakır ve Mardin’de çıkan yangınlarda 924 hayvanın öldüğünü ve 14 bin 900 dekarlık alanın yandığını açıkladı.
Mardin’in (Mazıdağı) ilçesine bağlı Kelekê (Yücebağ) ile Diyarbakır Çınar ilçesine bağlı Tobînî (Köksalan) ve Herberê (Yazçiçeği) mahallelerinde çıkan yangında 15 kişi yaşamını yitirdi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, savcılık ön raporuna göre elektrik tellerinin neden olduğu Diyarbakır ve Mardin arasındaki yangında çiftçilerin kayıplarına yönelik hasar tespitinin tamamlandığını duyurdu. Yumaklı, sanal medya hesabından bölgedeki çiftçilerin kayıp ve hasarlarına yönelik açıklama yaptı.
“924 HAYVAN ÖLDÜ”
Çiftçilerin kayıp ve hasarlarına yönelik tespit çalışmalarının tamamlandığını belirten İbrahim Yumaklı, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:
“Diyarbakır’da; Çınar ilçesinde Köksalan Mahallesi, Bağacık Mahallesi, Yazçiçeği Mahallesi ve Ağaçsever Mahallelerinde 7 bin 900 dekar tarım alanının yandığı, bunun 6 bin 789 dekarın da anız, bin 111 dekarında ise hasadı yapılmamış buğday ekili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca 1 adet traktör ve 14 adet sulama tesisi yanmıştır. Köksalan Mahallesinde 924 küçükbaş hayvan telef olurken, tedavi edilemeyecek durumda ağır yaralı 83 küçükbaş hayvan Et ve Süt Kurumuna kesime gönderilmiştir. ESK bu hayvanları sahiplerinden nakliye primi vererek satın almıştır. 190 hayvan ise yerinde tedavi edilmiştir. Mardin’de; Mazıdağı İlçesinin Yetkinler ve Yücebağ Mahalleleri ile Kelek Mezrasında 7 bin dekarlık tarım alanının yandığı tespit edilmiştir. Bunun 4 bin dekarı hasadı yapılmamış buğday alanı, 3 bin dekarı anızdan oluşmaktadır. Ayrıca çiftçilerimizin bazı sulama ekipmanları zayi olmuştur. Mardin’de ekiplerimize bildirilen veya tespit edilen hayvan kaybı bulunmamaktadır. İl ve ilçe müdürlüklerimiz, bütün personeliyle bitkisel ve hayvansal üretim yapan çiftçilerimize destek olmayı sürdürecektir.”
PİRHA- CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır öncülüğündeki heyet, Diyarbakır ve Mardin arasında yangının meydana geldiği kırsal mahallelerde incelemelerde bulunacak.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır öncülüğünde milletvekilleri Veli Ağbaba, Sezgin Tanrıkulu ve Diyarbakır İl Başkanı İsmail Akyıl’dan oluşan heyet, Diyarbakır ve Mardin’de 15 kişinin hayatını kaybettiği yangın bölgesini ziyaret edecek.
CHP heyeti, ziyaretleri kapsamında, yangının çıktığı bölgede incelemelerde bulunup, hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyede bulunacak.
PİRHA- Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ve DEM Partili kadın milletvekilleri 15 kişinin yaşamını yitirdiği yangın bölgesini ziyaret etti.
Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında meydana gelerek 17 kırsal alanı etkileyen ve şuana kadar 15 kişinin ölümüne sebep olan yangında aralarında ağır yaralılarında bulunduğu 40’ı aşkın kişi de yaralandı.
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Mardin ve Diyarbakır’a bağlı köylerde çıkan yangın dolayısıyla köyleri ziyaret ediyor. Ziyarete TJA aktivistleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri, DEM Partili belediye eş başkanları, siyasetçiler Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel ile Ayla Akat Ata ve çok sayıda kadın katıldı.
Milletvekilleri ve birçok kadın belediye eş başkanının da bulunduğu kadın heyeti yangın bölgesindeki köyleri ziyaret ederek yakınlarını kaybedenlere başsağlığı diledi. Kadın heyeti daha sonra ilk olarak Köksalan Köyü’ne ardından da Yücebağ Köyü’ne geçti.
“BU İHMAL DEĞİL BİR TERCİH”
Yücebağ köyünden yapılan açıklamada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, şu ifadeleri kullandı:
“Bu yangın Türkiye’nin bir başka yerinde gerçekleşmiş olsaydı bu kadar ölümün yaşanmayacağını hepimiz biliyoruz. Yangının ilk olduğu andan itibaren belediye eş başkanlarımız, belediye çalışanlarımız bütün ekipmanları ile birlikte ellerindeki imkanları seferber ettiler. O süreçte Meclis Grubundan arkadaşlarımız da bölgedeki kaymakamlara, valilere ulaşmak için telefonda hiç durmadılar. O gün telefona çıkmayan vali biz gelmeden önce buradaydı. Gerçekleri konuşmak yerine bu devletin Kürdistan’daki ihmallerini kapatmak üzere görev alan vali bizden önce buradaydı. Vali bugün lazım değildi buraya yangının olduğu gün lazımdı. Bu yangını söndürebilecek tek şey helikopterdi. İktidarın verdiği cevap ise ‘gece görüşü olan helikopterimiz yok.’ O zaman diyeceğiz ki bu ülkede gece yangın çıkmasın. Bu bir ihmal değil, bu bir tedbirsizlik değil bu bir tercih. Burası çok acil bir şekilde afet bölgesi ilan edilmeli. Kürdistan insansızlaştırılmak isteniyor. İnsanlar göçe zorlanıyor. Terk etmeyeceğiz, yaralarımızı hep birlikte saracağız.
Buradan sözümüz olsun, bu tür şeyleri tekrar yaşamamak için tedbirimizi de alacağız, yaralarımız da saracağız. Afet bölgesiyle birlikte bu mağduriyeti yaşayan halkımızın her bir ferdi suç duyurusunda bulun sun. 37 yıldır değiştirilmeyen elektrik direkleri için, yangında gönderilmeyen ekipmanlar ve helikopterler için suç duyurusunda bulunalım.”
“AYLARDIR SÜREN DEDAŞ ZULMÜ VAR”
Daha sonra konuşan TJA aktivisti Harika Peker de yangında sorumluluğu olan DEDAŞ personelinin istifasını istedi ve şöyle konuştu:
“Doğa olayı olarak söyleniyor ama bu doğa olayı değil tedbirsizliktir. Tedbir alınmayınca felaket oluşuyor. Bu durum Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarına bağlıdır. Bu politikalarla halkımız mağdur ediliyor. Kürtlerin doğası katlediliyor, talan ediliyor. Yangına bilerek müdahale edilmedi. Çağrımızdır; Kürdistan’da bir şey olunca, Kürt ve Kürdistan söz konusu olunca herkes sessiz kalıyor. Bugün üç köyü ziyaret ettik. Aylardır süren bir DEDAŞ zulmü var. Bu durumdan sorumlu olan vali ve DEDAŞ sorumluları derhal istifa etmelidir. Giden canların nedeni onlardır. Bizler bu sürecin yakından takipçisi olacağız. Bunu herkes bilsin.”
PİRHA-6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden ve Adalet Nöbetini sürdüren Döne Kaya, “Bütün sorumlular ortada ancak değişen hiçbir şey yok. Bizleri korumakla yükümlü olan yetkililer, ne 6 Şubat’ta ne Mardin-Diyarbakır’da sahada yoktular” dedi.
Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde Antakya Fuat Koku Sitesi’nde annesini, kız kardeşini, ağabeyini ve dokuz aylık yeğenini kaybeden Döne Kaya, başlattığı ‘Adalet Nöbeti’ni Ankara Kuğulu Park’ta sürdürdü.
“SORUMLULAR ORTADA ANCAK DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK”
Kaya nöbetinin 8’inci haftasında, Diyarbakır ve Mardin’de yaşananlara dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bütün sorumlular ortada ancak değişen hiçbir şey yok. Yarın yine AFAD yoktu, itfaiye yoktu, Kızılay yoktu diyeceğiz. Bizleri korumakla yükümlü olan yetkililer, ne 6 Şubat’ta ne Mardin-Diyarbakır’da sahada yoktular. Biz sadece müteahhidin sorumlu olmasını istemiyoruz. O izinleri veren bütün kamu personellerinin yargılanmasını istiyoruz. Çünkü kamu personelleri, deprem bölgesinde hala aynı binaların tekrardan dikilmesi için imza atıyorlar ve Hatay, 8. depremini yaşadı. Yarın 9. depremini de yaşayacak. Aynı kamu görevlileri, o binaları diktiği için yine yıkılacak. Biz tekrardan ölmek istemiyoruz. 6 Şubat depremlerinde gördük ki 99 depremlerinden ders çıkarmamışız” dedi.
PİRHA – Elektrik Mühendisleri Odası Diyarbakır Şubesi, yangın bölgesinde anız olmadığını ve hatların geçtiği güzergahlarda yangına karşı bir önlem alınmadığını açıkladı.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Diyarbakır Şubesi, Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına dair yaptığı incelemenin sonuçlarını açıkladı. İncelemede dikkat çekici tespitlere yer verildi.
İncelemede yer alan tespitler şöyle sıralandı:
“* Yangının çıktığı yerin ekili olduğu, anızın olmadığı görülmüştür.
* İletim hatlarında birçok noktada eklerin ve liflenmelerin olduğu tespit edilmiştir.
* Direkteki OG (yüksek gerilim hatlarının, transformatörlerin kondansatörlerin ve anahtarlama cihazlarının aşırı akımlardan korunması için kullanılırlar) sigortalarının yerinde olmadığı, bunun yerine iletkenlerle bypass edildiği ve bu bağlantıların gevşeklikten dolayı arka sebebiyet verebileceği tespiti yapılmıştır.
* Birçok direkte kırık izolatörlerin olduğu bu durumun atlamalara sebebiyet verebileceği teknik açıdan bir veridir.
* OG (Orta Gerilim) hatlarda ekili tarım alanlarında ağaç direkleri mevcudiyeti görüldü. Bu ağaç direklerin kullanılması uygun görülmemektedir.
* Hatların geçtiği güzergahlarda direklerin etrafında yangına karşı bir önlem alınmadığı gözlemlenmiştir. (Direk diplerindeki otların mevcudiyeti vs.) Direk diplerinde süs betonu olmadığı, otların direk dibinde biçilmediği tespiti yapılmıştır.
* OG hatlarının dibindeki ağaçların atlamaya sebebiyet verebileceği gözlemlenmiştir.
* İzolatörlerdeki gevşek ve sıkı bağların tekniğine uygun yapılmadığı gözlemlenmiştir.
* Parafudr olmayışı aşırı gerilimlerin oluşmasına dolayısıyla ark oluşumuna sebebiyet vermektedir. (Hat başlarında hat sonlarında ve Trafo girişlerinde mutlaka parafudr kullanılmalıdır)”
PİRHA – Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yayınlayan Demokratik Alevi Federasyonu(FEDA), “Tıpkı 6 Şubat 2023 depreminde olduğu gibi iktidar, yangın bölgesinde yaşayanların Kürt olmasını önemsememiş, ağır tablonun yaşanmasına adeta göz yummuştur” dedi.
Demokratik Alevi Federasyonu(FEDA), Diyarbakır Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yayınladı.
“HALKIMIZIN BAŞI SAĞ OLSUN”
FEDA’nın yazılı yaptığı açıklamada, yangında hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı dilenirken şu ifadelere yer verildi:
“Diyarbakır ve Mardin illerinde çıkan yangında 15 canımız hayatını kaybetmiş, aralarında ağır yaralının olduğu 40 kişi yaralanmış, binlerce evcil hayvan ile bölgenin faunası ve florası çok büyük yıkıma uğramış bulunuyor. Yaşanan yangın sonucu önemli kısmı tarım alanı olan 60 bin dekar arazi ciddi tahribat görmüş, can kayıplarının yanısıra onca emek, üretim ve insan faaliyeti ile birlikte bölge halkının hayvancılık ve tarım alanları kül olmuştur. Öncelikle halkımızın başı sağ olsun diyor, acılı ailelere sabırlar diliyor, içten geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
“ALEVİ CANLARI ZORDA OLANIN HIZIR’I OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
İktidar ve resmi kaynaklar ‘anız yangını’ dese de, bölge halkı elektrik dağıtım hatlarından çıkan kıvılcımların neden olduğunu söyledikleri yangına, yangın söndürme helikopteri ve uçakların geç kalındığı, karadan müdahalenin de yetersiz olduğu bu koşullarda bir kez daha sıradan olan bir afet, ağır siyasal, sosyal ve ekonomik travmaların yaşanmasına yol açmıştır. Tıpkı 6 Şubat 2023 depreminde olduğu gibi iktidar, yangın bölgesinde yaşayanların Kürt olmasını önemsememiş, ağır tablonun yaşanmasına adeta göz yummuştur. FEDA olarak bu anlayışı kınıyor, iktidarı bu ırkçı yaklaşımından vazgeçmeye, yangının neden olduğu zararları karşılamaya, afetlerde alınması gereken önlemlerden sorumlu iktidarı ve kurumları görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye davet ediyoruz. Halkımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, maddi ve manevi yüksek dayanışma içinde olacağımızı ifade ediyoruz. Alevi canları zorda olanın Hızır’ı olmaya çağırıyoruz.”
PİRHA-DEM Parti ve DBP eş genel başkanları yangınların çıktığı bölgeyi ziyaret etti. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum” dedi.
Diyarbakır’ın Çınar ilçesi ile Mardin’in Mazıdağı ilçesi arasında yaşanan yangında 14 kişi yaşamını yitirdi.
Yangının yaşandığı Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kelekê mahallesinde kurulan taziyeyi Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Van, Diyarbakır, Mardin Büyükşehir ve ilçe belediye eş başkanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin aralarında olduğu heyet ziyaret etti.
“BU ACIYI AZALTACAĞIZ”
Büyük ve ağır bir olay yaşandığını belirten DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, “El ele vererek halkımız, ailemizin acısını birlikte paylaşacağız ve bu acıyı azaltacağız. Başta bütün parti ve kurumlarımızla yaşamını yitirenleri anıyor, yaralılara şifalar diliyoruz. Bu yangının sorumlusu DEDAŞ’tır. İlk andan beri biz halkımızın yanındaydık, helikopter istedik ama ateş söndürme helikopteri göndermediler. Gündüz 11’e kadar da kimse ailemize yardım etmedi. Acımız büyük tarif edilemez ama bu acıyı bütün kurumlarımızla azaltacağız” dedi.
“AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN”
Yangına dair ciddi iddialar olduğuna dikkat çeken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yangının DEDAŞ’ın eksiliğiyle çıktığına dair raporlandırma ve görgü tanıkları var. Sabotaj mı DEDAŞ ihmali mi bunun ivedilikle araştırılması gerekiyor. Halkımızın defalarca uyarmasına rağmen halen odun direkleri kullanan DEDAŞ bence buranın sorumlularındandır. Buranın bir an önce afet bölgesi ilan edilmesi lazım. Burada zarar gören halkımızın da zararlarının tanzim edilmesi gerekiyor” diye belirtti.
‘TOPLUMSAL DAYANIŞMA’ VURGUSU
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Şu an burada yaşadığımız acı Maraş’ta, Antakya’da yaşadığımız acı ve ihmal silsilesinin tıpatıp benzeri. Ailelerimize, Kürt halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. İki eş başkanımız da çok açık ifade etti. Bugün burada acil yapılması gereken buranın Afet Bölgesi ilan edilmesi ve bu şekilde halkımızın mağduriyetinin giderilmesi birinci hedef olarak belirlenmeli. DEDAŞ birinci sorumlusudur. Bugün yiten 14 canın hakkı verilecek cezayla ailelerin yüreği bir nebze olsa soğutulur. DEM Parti olarak bizler hem hukuki hem toplumsal dayanışma bakımından gücümüz yettiğince sizlerin yanında olacağız. Büyükşehri başta olmak üzere diğer belediyelerimizle çalışmalarını yürüttüler, halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Toplumsal dayanışmayla bu acımızı dindireceğiz.”
PİRHA- Mazıdağı ve Çınar ilçeleri mahallelerinde çıkan yangında yaşamını yitirenlerin sayısı toplam 14’e yükseldi.
Mardin’in (Mazıdağı) ilçesine bağlı Kelekê (Yücebağ) ile Diyarbakır Çınar ilçesine bağlı Tobînî (Köksalan) ve Herberê (Yazçiçeği) mahallelerinde çıkan yangında Kerime Erdenli’nin yaşamını yitirmesiyle hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e yükseldi.
Yaşamını yitiren 10 kişi Yücebağ (Kelekê( mahallesinde toprağa verilirken, 4 kişi ise Köksalan (Tobînî) ve Yazçiçeği (Herber) mahallesinde toprağa verildi.
Yaşamını yitirenlerin isimleri şu şekilde: Resul Yılmaz, Şeyhmus Demir, Mezher Demir, Remzi Yılmaz, İsmail Yardımcı, Abdurrahman Buğdaycı, Sinan Deviren, Rezan Yılmaz, Azad Yılmaz, Taliha Demir, Nuri Demir, Fadıl Demir, Kerime Erdenli, Ubeydellah Buğdaycı.
PİRHA- Sağlık Bakanı Koca, Diyarbakır ve Mardin arasındaki anız yangınında yaşamını yitirenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini bildirdi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Diyarbakır ve Mardin’de, iki ilin yakın köy ve mahallelerinde çıkan yangın nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 12’ye yükseldiğini, 78 kişinin yangından etkilendiğini kaydetti.
Koca, “Hastalarımızdan 5’inin tedavi ve takiplerine devam ediyoruz. 5’i de Diyarbakır’da tedavi gören hastalarımızdan 3’ü entübe durumda” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’ın Çınar ile Mardin’in Mazıdağı ilçeleri arasındaki bölgede çıkan yangınla ilgili çalışma yürüten Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası Başkanı Süleymanoğlu, felakette 500’e yakın koyunun can verdiğini 214 ağır yaralı olduğunu duyurdu.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Diyarbakır Veteriner Hekimler Odası ve Mardin Hekimler Odası’nın oda başkanları, gönüllü veteriner hekim ve veteriner sağlık teknikerleriyle yangın sahasında çalışma yürütüyor. Çalışmalar, Dicle Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi ve il tarım ve orman müdürlükleriyle birlikte sürdürülüyor.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nden yapılan açıklamada, “Hekim Odalarımız ile ilk saatlerden itibaren iletişim kurulmuştur. Yangından daha fazla etkilenen Diyarbakır’da Oda Başkanlığımız, Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile iletişime geçmiştir. Oda Başkanımız gönüllü veteriner hekim ve veteriner sağlık teknikeri arkadaşlarımız ile yangın sahasında yaralı hayvanlara müdahaleye devam etmektedir. Alandan gelen bilgilere göre koyunlar ağırlıkta olmak üzere 500 civarında hayvan ölmüş, çok sayıda hayvan da yaralıdır. Yaban hayvanlarının durumu konusunda ne yazık ki yeterli bilgi alınamamıştır” denildi.
Açıklamada, yangın bölgesinde yaralı bulunan hayvanlar için yapılması gerekenler şöyle anlatıldı:
“Duman ve yangın riskinden dolayı bulabilirseniz kıyafet/örtü ile sarıp bölgeden uzaklaştırılmalı Yangın bölgesinden uzaklaştırılan hayvanı sıcak bir bölgeye alınmalı. Vücut ısısı düşeceği için 25-26 derecede kalmalı. Yanık bölgesini ılık su ile yıkayın. 12-18 derece su ile yıkanması gerekmektedir. Hayvanın yanık bölgesinin üzeri imkanınız varsa steril bir bezi ıslatarak sarılabilir. Hayvanın hareketi kısıtlanmalı. Kutu yada kafes gibi bir alana koyabilirsiniz. Işık ve ses stresinden uzak tutarak en hızlı şekilde veteriner hekime ulaştırmalıdır.”
Yangın bölgesinde bulunan Diyarbakır Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Muhammed Ali Süleymanoğlu yangın bölgesindeki son durumu anlattı.
Bölgede ilk saatten itibaren veteriner odaları arasında iletişim kurulduğu bilgisini paylaşan Süleymanoğlu şunları kaydetti:
“Köksalan Köyü’ndeyiz. Sabah dokuzdan beri üniversite, il tarım ve orman müdürlüğü ve veteriner hekimleri odasından katılan ortalama 50 gönüllü veteriner hekimlerle yaralı hayvanlara müdahale ettik. Şu anda yaralı müdahaleleri sona ermiş durumda. Hafif yaralı hayvanların tedavisi devam edecek. Ortalama 504 can kaybı var. 214 hayvan ağır yaralı. Şu anda veteriner hekim müdahalesi olarak yapabileceğimiz müdahale sadece tekrar. Tedavi edilen hayvanlarının doz tekrarlarının yapılması. Ulaşılmadık hayvan kalmadı. Yangın çıktığı zaman insanlar yanan bir hayvanı gördükleri zaman yapabilecekleri şey, onu güvenli bir yere taşımalı ve tedavi için veteriner hekimi beklemeli. Bunun haricinde olası bir hekim olmaması durumunda ılık suyu ile bir duş aldırılabilir. Yapılabilecek herhangi bir müdahale hayvanın canına sebep olabilir. Yangında boğazı, dili şişen hayvanlara su içirmeye çalışanlar oluyor. Bu tür davranışlarda bulunmasınlar. Gelecek olan yardım ekiplerini beklesinler.”
Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, kriz masası oluşturduklarını belirterek, “Halkımızı asla yalnız bırakmayacağız. Yaralarımızı birlikte saracağız” dedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağı ilçesinin kırsal mahallerinde meydana gelen yangına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Yangına çevrede bulunan il ve ilçe belediyelerinin imkanlarıyla müdahale ettikleri belirtilen açıklamada, yangın sonrası ihtiyaçların karşılanması için kriz masasının oluşturulduğu kaydedildi.
Bu kapsamda mobil aşevleri, yaşam çadırları ve temel araç gereçlerin bölgeye ulaştırıldığı ifade edilen açıklamada, “Ayrıca yangından ciddi biçimde etkilenen canlılar için belediyelerimiz bünyesindeki veterinerler görevlendirilmiştir. DBP Eş Genel Başkanları, milletvekillerimiz, belediye eş başkanlarımız, il ve ilçe örgütlerimiz ile kent dinamikleri anında bölgeye hareket etmiş, halkımızla birlikte yangına müdahale etmiş ve halkımızın acılarına ortak olmuştur. Bundan sonraki süreçte de yurttaşların ihtiyaçlarının tespiti ve karşılanması konusunda belediyelerimiz üzerine düşen sorumlulukları yerine getirecektir”ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Bu felaketi bizatihi yaşayanlar ve köylüler itiraz ederek yıllardır onarımı yapılmayan elektrik tellerinin yangına neden olduğunu ifade etmiştir. Yaşanan bu büyük felaketin sebebinin açığa çıkarılması için derhal gerekli incelemeler başlatılmalı, yangından etkilenen köylülerin zarar ve ziyan tespiti yapılarak karşılanmalıdır. Bunun dışında tüm halkımızı bu yangında zarar gören yurttaşlarımızla dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz. Yangından etkilenen halkımızı asla yalnız bırakmayacağız; acımızı beraber yaşayacak, yaralarımızı birlikte saracağız.”
PİRHA-Mardin’in Mazıdağı ile Diyarbakır’ın Çınar ilçesi arasında çıkan yangına ilişkin açıklama yapan DEM Parti, “Bu facia bir kez daha gösterdi ki yaşanan hiçbir felakette ve faciada devlet ve iktidar halkın yanında değil” dedi.
Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağ ilçeleri arasında elektrik tellerinden çıkan kıvılcımların sebep olduğu yangında 5 kişi hayatını kaybetti, 10’u ağır 44 kişi de yaralandı.
Mardin’in Mazıdağı ile Diyarbakır’ın Çınar ilçesi arasındaki bölgede çıkan yangına ilişkin Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) sanal medya platformu X hesabı üzerinden açıklama yaptı.
“HER TÜRLÜ FELAKETİN ÜSTESİNDEN GELECEK GÜCÜMÜZ VAR”
Dün gece saatlerinde başlayan ve yerleşim yerlerine kadar yayılan yangında 7 kişinin hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, “Yangın faciasının yaralarını halkımızla birlikte sarıyoruz. Acımız büyük, halkımızın başı sağ olsun. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. İktidarın müdahale etmekte geciktiği, yetersiz kaldığı faciaya karşı, başta Diyarbakır, Mardin, Van olmak üzere bütün bölge belediyelerimiz yangına müdahale ederek ve halka yardım ulaştırarak seferber oldu. Belediye eş başkanlarımız, milletvekillerimiz, bileşen partimiz DBP’nin Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, facianın yaşandığı köylerde halkla birlikte hem acıları paylaşıyor hem de yaraları sarmaya devam ediyor. Bu facia bir kez daha gösterdi ki yaşanan hiçbir felakette ve faciada devlet ve iktidar halkın yanında değil. Depremde yoklar, yangında yoklar, sel felaketinde yoklar. Ancak bizim halkımızla birlikte her türlü felaketin üstesinden gelecek gücümüz var” denildi.
PİRHA-Diyarbakır ve Mardin arasında çıkan yangına dair açıklama yapan Sağlık Bakanı Koca, 5 kişinin yaşamını yitirdiğini, 10’u ağır 44 kişinin de yaralandığını belirtti.
Diyarbakır’ın Çınar ve Mardin’in Mazıdağ ilçeleri arasında elektrik tellerinden çıkan kıvılcımların sebep olduğu yangına dair Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklama yaptı.
Yangında 5 kişinin hayatını kaybettiğini belirten Koca, “10’u ağır 44 kişi yangından etkilendi. Diyarbakır’da 3, Mardin’de 2 can kaybımız var. Olay sebebi ile 35 Ambulans ve 7 UMKE Timi görevlendirildi” ifadelerini kullandı.
Mardin’in Artuklu ilçesinde görevli H.Ş. isimli bir polis, evli olduğu M.Şyi ve oğlu K.H.Ş’yi silahla öldürdü.
Mardin’de bir kadın ve oğlu, evli olduğu H.Ş. isimli polis tarafından öldürüldü.
Merkez Artuklu ilçesi polis lojmanlarında İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis H.Ş. (31), hemşire M.Ş. ve oğlu K.H.Ş’yi (3) silahla vurarak öldürdü, daha sonra aynı silahla yaşamına son verdi.
Silah sesi üzerine lojmanda oturan meslektaşları, çilingir yardımıyla eve girdiklerinde 3 kişiyi silahla vurulmuş halde buldu.
İhbar üzerine bölgeye sevk edilen 112 Acil Sağlık ekipleri, 3 kişinin olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.
PİRHA- Artuklu ilçesinde 16 yaşındaki Suriyeli kız çocuğu kimliği henüz belirlenmeyen kişi ya da kişilerin cinsel saldırısına maruz kaldı.
Mardin’in Artuklu ilçesi Kayacan Mahallesi’nde 16 yaşındaki Suriyeli bir kız çocuğu tecavüze uğradı. Sabah saatlerinde çocuğu kanlar içinde bulan çevredekiler, polise haber verdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Çocuk, tecavüze uğradığını söylerken, tedavisi için ambulansla Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.
Tecavüz olayının Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında çocuk, Çocuk İzlem Merkezi’ne (ÇİM) götürüldü. Çocuğun ailesi de ifadelerine başvurulmak üzere emniyete götürüldü.
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Mardin’de Paskalya Bayramı kutlamasına katıldı. Kutlamada barış mesajı verildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Devrim Demir, ziyarette belediyenin durumuna dair bilgi verdi.
Eş Genel Başkanlar ve beraberlerindeki heyet, Kırklar Kilisesi’ndeki Paskalya Bayramı kutlamasına katıldı. Metropolit Mor Filoksinos Saliba Özmen ve Başpapaz Hori Gabriel Akyüz ile yurttaşlar tarafından karşılanan heyet, Süryanilerin Paskalya Bayramını kutladı.
“İNANCIMIZI VE İBADETİMİZİ ÖZGÜRCE YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR COĞRAFYA İNŞA EDEBİLİRİZ”
Metropolit Mor Filoksinos Saliba Özmen, “Bütün insanlar değerlidir ve bütün insanlar kardeştir. İnsanlığı korumak için birbirimize ihtiyacımız var. Birbirimizin elini tutmamız ve birbirimize yardımcı olmamız lazım. Dünya hepimizin. Cennet de cehennem de insanın kalbindedir. İnsan iyiyse, güzelse cenneti yaşıyordur. Tersi de söz konusu. İnsanın özünde iyilik ve güzellik var. İnsan güçlü bir varlıktır. İradesi ile özünde kalabilir” dedi.
Tülay Hatimoğulları, “Paskalya Bayramının bu kardeşliği pekiştirmesine katkı sunmasını diliyoruz. Bölgemizde savaş ve çatışma bitmiyor. Bu nedenle temel istediğimiz şey barıştır. İnancımızı ve ibadetimizi özgür yaşayabileceğimiz bir coğrafya inşa edebiliriz. Biz DEM Parti olarak bu coğrafyanın bu toprakların barışa kavuşması için çabalıyoruz” diye konuştu.
Tuncer Bakırhan ise, Paskalya Bayramını kutlayarak, “Her kimlik özgürce yaşamalıdır. Bir gün mutlaka bu topraklarda özgürce yaşayacağımız günlerin uzak olmadığını biliyorum” diye ekledi.
PİRHA-Mardin’in Midyat ilçesinde, ‘Beyaz Elmas’ olarak bilinen Midyat taşı yüzbinlerce yıl öncesinden günümüze kadar işlemeciliği devam ediyor. 10 yıl önce öğretmenliği bırakıp taş işlemeciliğine başlayan Adnan Yavuz, “Daha fazla iş çıkması için makinelere yönelme olmuş ama biz yine eski sistemde işimizi devam ettiriyoruz. Bu tarihi kaybetmemeye ve tekrar ayakta tutmaya çalışıyoruz” dedi.
Mardin’in Midyat ilçesinde, ‘Beyaz Elmas’ olarak bilenen Midyat taşının yüzbinlerce yıl öncesinden günümüze kadar işlemeciliği devam ediyor.
10 yıl önce öğretmenliği bırakıp taş işlemeciliğine başlayan Adnan Yavuz (45), Midyat taşı ve taş işlemeciliği sanatını anlattı.
“TEKNOLOJİYE AYAK UYDURMAK ZORUDA KALDIK”
Taş işlemeciliğinde eski ile yeniyi birbiriyle harmanlayarak işletmesini büyüttüğünü belirten Adnan Yavuz, “Bu gördüğümüz Midyat taşı şu anda özellik açısından belki çok spesifik bir özelliğe sahip. İlk çıktığı anda yumuşak peynir gibi ince bir demirle işlenebiliyor. Tabi son yıllarda yine bu el işlemeciliği ne kadar azalmış olsa da yine de biz bunu bırakmadık teknolojiye ayak uydurmak zorunda kaldık. İşleme makineleri mecbur olarak tabi teknolojik olması gerekiyor. Daha hızlı daha fazla iş çıkarabilmesi adına makinelere yönelme olmuş ama biz yine eski usul eski sistemde de işimizi devam ettiriyoruz. Bu tarihi kaybetmemeye tekrar ayakta tutmaya çalışıyoruz. Çünkü önemli bir meslek, güzel bir meslek ve tarihi bir meslek. Hem yapılar açısından hem görsel açısından özel bir meslek. O yüzden elimizden geldiği kadar eskiyi yeniyi beraber yürütmeye çalışıyoruz. Bizim ailede bu meslekle ilgilenene kimse yok. Herhangi bir taş ustası ya da başka birisinden öğrenmedik. Biz kendimiz buraya başladığımız zaman bizim yanımızda çalışan ustalarla bu mesleği öğrendik” diye belirtti.
“HER MOTİFİN KENDİNE GÖRE BİR ANLAMI VARDIR”
Mardin taşı ile Midyat taşı arasındaki farkı anlatan Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mardin taşı ile Midyat taşı farklıdır. Midyat taşı küçük küçük gözeneklere sahiptir, bu küçük gözeneklerin özeliği taşın kışın patlamasını duvardan bırakmasını önlüyor. Diğer taraftan da içine aldığı suyu buz tutuğu zaman o suyu dışarıya akma özeliği vardır. Midyat taşın belirgin özeliği budur. Bununla zaten yanıltım özelliğini sağlıyor ve görünüm dediğimiz o pembeleşme sarılaşma ve sarımtırak görüntü buradan geliyor. İçine aldığı sıvıyı güneş vasıtasıyla dışarıya attığı zaman oksitlenme gerçekleşiyor. Kimyasal olarak da bu şekildedir. Diğer taşlardan ayıran özelik ise Midyat taşı ilk çıktığın da yumuşaktır ama güneş rüzgar yedikçe sert kayalaşan bir özeliğe sahip bu da taşın ömrünün uzamasını sağlıyor.
Midyat taşından civar köylerde 200 yıllık yapılmış evler var. Hatta bir kaplama olarak değil 5-6 santim de değil. 20-25 santim kalınlığında taşlarla örülmüş birçok yapı bulabiliriz. Midyat merkezde 120 yıllık binalar var. Bu taş yıllandıkça eskidikçe güzelleşen sertleşen ve ayakta durmayı sapasağlam ayakta durmayı başaran bir taştır. Bu da yöreye has ve bu taşa has bir özeliktir.
Her motifin ve her desenin kendine göre bir anlamı vardır. Mesela üzüm deseni bolluk ve bereketi temsil ettiği için üzüm saklımı özelikle Süryani toplumunda ve köylerde çok kullanırdı. Midyat taşı spesifiktir ve coğrafi özeliğe sahip bir taştır ve bunun ne kadar iletilebilir düşüncesinde olması gerekirken maalesef bu şekilde davranmıyor, ne kadar para kazanırım bir işte ve ne kadar para kazanabilirim tek bir iş yapayım çok para kazanayım diyen birçok kişi var. Böyle olmaması lazım. Midyat taşı; Midyat dağlarından özel usullerle yani tel kesim dediğimiz elmas tellerle kesimi yaparak dilim dilim parçalanır kepçeler yardımıyla makinelere taşınır. Makine yardımı ile kesilir.”