Etiket: mustafa karabudak

  • Karabudak: Hollanda’nın Sivas davasına müdahil olması için çalışma başlatmalıyız -VİDEO

    Karabudak: Hollanda’nın Sivas davasına müdahil olması için çalışma başlatmalıyız -VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa’nın katliam davasında yol alınması için Hollanda’nın ölen vatandaşı Cuanna ile ilgili müdahil olması gerektiğini söyledi. Karababa’nın bu konuda Alevilerin imza kampanyası başlatması çağrısına Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Eş Başkanı Karabudak’tan yanıt geldi. Karabudak, Cuanna ile ilgili imza kampanyasını değerlendireceğiz” dedi. 

    27 yıl önce Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, katliamın aydınlatılması için mücadele yürütüyor. Katliamda ölen Carina Cuanna’nın Hollanda vatandaşı olduğu ve bu ülkenin davaya müdahil olması durumunda davanın uluslararası platforma taşınacağına dikkati çeken Karababa, Alevilere de, Cuanna ile ilgili bir imza kampanyası yapmaları için çağrı yaptı. Karababa, davanın neden hala AİHM’ye taşınmamasına ise tepki gösteriyor.

    Hüseyin Karababa‘nın PİRHA’daki bu açıklamalarına ve çağrısına Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak‘tan yanıt geldi.

    PİRHA‘ya konuşan Karabudak, “PİRHA’da yayınlanan Hüseyin Karababa’nın açıklamalarını okuduk. Demokratik Alevi Dernekleri olarak değerlendiriyoruz, Hüseyin Karababa’nın sesine ses veriyoruz. Bu dava bizim davamızdır. Davaya da müdahiliz. Kendisi o süreci detaylı olarak anlattı. Sürece ben de şahidim. 2007 yılında Sivas katillerinden olan İhsan Çakmak’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi metrosunda memur olarak yakalanmasıyla ilgili bir kampanya yapmıştık. İstanbul’a gittik Büyükşehir Belediyesi önünde basın açıklaması yaptık. Bir katili çalıştırdığı için Kadir Topbaş’ın istifa etmesini istedik. Sonrasında Ankara’ya geldik Hollanda Büyükelçiliği önünde bir açıklama yapmıştık. Daha sonra Ankara Hollanda büyükelçiliği ile görüşmeler yapıldı. Hollanda Hükümetine Carina Cuanna’ya, vatandaşına sahip çık demiştik” diye konuştu.

    “SÜREKLİLİK OLMAYINCA SONUÇ ALAMADIK”

    Yaptıkları girişimlerin anlamlı olduğunu ancak sürekliliği olmadığı için bir sonuç alamadıklarını belirten Karabudak, şöyle devam etti:

    “İnsan katletmenin, canlarımızı almanın zaman aşımı olmaz. Biz Sivas Katliamı’nın ve yaşanan tüm katliamların dosyalarının tek tek açılmasını istiyoruz.
    Devlet Alevilerle yüzleşmeli, Sivas Madımak’la, Çorum’la, Malatya’yla, Maraş’la Dersim’le tüm Alevi katliamları ile yüzleşmeli ki bizler de barışık olalım.
    Devletin diğer bir taraftan da Alevilere dönük yapılan bir asimilasyon politikasıdır. Sürekli katledilmeleri, katillerin ceza almaması, bu yaşanan katliamlardan dolayı Alevler sürekli kendilerini gizlemiştir. 1993 yılında Madımak’ta yaşanan katliamdan sonra insanlar Aleviyim demeye başladılar, süreci takip etmeye başladılar.”

    “CARİNNA CUANNA İÇİN İMZA KAMPANYASINI DEĞERLENDİRECEĞİZ”

    Hüseyin Karababa’nın katliamda hayatını kaybeden Carina Cuanna için davaya Hollanda’nın müdahil olması için Alevilere imza kampanyası yapmaları için yaptığı çağrıyı değerlendireceklerini belirten Mustafa Karabudak, “Bizler özelde de böyle bir çalışma yapabiliriz. Tüm musahip kurumlarımızla da ortak neler yapacağımızı konuşup imza kampanyası ya da farklı bir çalışma başlatabiliriz. Bu işin bir de Avrupa ayağı var. Hollanda ile ilgili bir diplomasi oluşturabiliriz” dedi.

    “DAVAYA SAHİP ÇIKARSAK DEVLET BELKİ ALEVİLERLE YÜZLEŞİR” 

    Sivas Katliamı davasına sahip çıkılmasının önemli olduğunu belirten Karabudak, “Biz davaya sahip çıkarsak, mahkemeleri ve duruşmaları güçlü tutarsak daha anlamlı olur. Belki devlet katillere sahip çıkmaz, gerçek katilleri ortaya çıkarır, onları adalete teslim eder ve Alevilerle de yüzleşir” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Ankara DAD Eş Başkanı Karabudak: Covid-19, ikrarsız toplumun yarattığı bir hastalıktır-VİDEO

    Ankara DAD Eş Başkanı Karabudak: Covid-19, ikrarsız toplumun yarattığı bir hastalıktır-VİDEO

    PİRHA- Koronavirüs salgın sürecini değerlendiren DAD)Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Kurumlarımız kapalı, tüm çalışmalarımızı erteledik. Canlarla cemal cemale görüşmüyoruz. Ancak internet ortamında sosyal medya üzerinden görüşmelerimizi yapıyoruz. Eğitim çalışmalarını ve kurumsal toplantılarımızı sosyal medya üzerinden yapmaya çalışıyoruz” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, koronavirüs salgın sürecini değerlendirdi.

    “İNTERNET VE SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN ÇALIŞMALARIMIZI YÜRÜTÜYORUZ”

    “Covid-19 Korona günlerindeyiz. Sağlığımız için, sosyal duyarlılık adına 12 Mart’tan beri kendimizi hanemize hapsetmiş durumdayız” diyen Karabudak, “Kurumlarımız kapalı, tüm çalışmalarımızı erteledik. Canlarla cemal cemale görüşmüyoruz. Ancak internet ortamında sosyal medya üzerinden görüşmelerimizi yapıyoruz. Eğitim çalışmalarını ve kurumsal toplantılarımızı sosyal medya üzerinden yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “COVİT -19 İKRARSIZ TOPLUMUN YARATTIĞI BİR HASTALIKTIR”

    “Covid-19, ikrar sız toplumun yarattığı bir hastalıktır” diye belirten Karabudak, “İnsanlığın doğayla ve cümle canlarla rızasız yaşamasından kaynaklı ortaya çıkmış bir virüs türüdür. Şu anda tarif edilemez, tespit edilemez bir şekilde sadece bizde değil, dünyayı teslim alan bir hastalıktır” hatırlatmasında bulundu.

    “ALEVİLER OLARAK SÜRECE CEVAP OLAMADIK”

    Karabudak şöyle devam etti:

    “Biz de bu süreçte ister, istemez tüm çalışmalarımızı askıya aldık, erteledik.  Hakk’a yürüyen canlarımızı uğurlamaya gidemiyoruz, dostlarımızla görüşemiyoruz. Yüz yüze, cemal cemale hoş sohbetlerimizi, muhabbetlerimizi yapamıyoruz.
    Bizlere Alevi örgütlülüğü olarak süreci iyi karşılayamadık, toplumsal dayanışmayı, birbirimize Hızır olmayı tam başaramadık. Lokmalarımızı bölüşemedik, inancımızda olan dayanışma ve lokma kültürü tam olarak yerine getiremedik.”

    “PANDEMİ SÜRECİ SONRASINDA ÇALIŞMALARIMIZ ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

    Muhakkak ki yapılan çalışmalar vardır, ama bunlarda sürece tam cevap olamamıştır. Bu Pandemi süreci sona ererse uzun bir süre yine çalışmalarımız tam verimli geçmez, insanlar sokağa tam çıkmaz, yan yana gelmez. Toplumsal dayanışmayı geliştiremeyeceğimizi pek zannetmiyorum. Süreç sıkıntılı maddi manevi çöküşler var ve bundan sonra daha fazla olacak ve daha fazla hissedeceğiz. Hepimizin Hızır yar ve yardımcısı olsun.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canlar için saat 19.38’de dara duralım’-VİDEO

    ‘Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canlar için saat 19.38’de dara duralım’-VİDEO

    PİRHA- DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak,  “4 Mayıs Dersim Tertelesi dolayısıyla saat 19.38 de katliamın 83. yıl dönümünde hakikat ve özgürlük uğruna, Hakk aşkına, Hakk’a yürüyen canlar için saygı ile dara duracağız” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’ne dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    DERSİM’DE ÇOCUK, YAŞLI, KADIN OLMAK ÜZERE 70 BİN CİVARINDA İNSAN KATLEDİLDİ”

    Karabudak, “Kerbeladan bugüne katedilenden başta Seyit Rıza ve yoldaşları şahsında kefensiz yatanlarımızın katliamının 83. yıldönümünde hakikat ve özgürlük uğruna, Hakk aşkına, Hakk’a yürüyen canlar için saygı ile dara duracaklarını ifade ederek şunları söyledi:

    “4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla, çıkarılan “Tunceli Tenkil Harekatı” adlı kararnamenin ardından hayata geçirilen katliamda yaşananların acısı 83 yıldır dinmemiştir. Dersim halkının “tertele” şeklinde dillendirdiği katliamda, resmi rakamlara göre yaklaşık 7 bin, araştırmacılara ve birçok kaynağa göre de katliamda aralarında binlerce çocuk, yaşlı, kadın olmak üzere 70 bin civarında insan katledildi. Yine, on binlerce kişi sürgün edildi, ailelerinden alınan kız çocukları ise askerlere verildi.

    Tekçi zihniyet kendi düşüncesi dışındaki diğer inançlara, halklara, mezheplere, özellikle inanç bakımından Reya Haq Alevilerine, etnik bakımdan ise Kürtlere yaşam hakkı tanımıyordu.

    “DEVLET YÜZLEŞMEK YERİNE İNKAR VE ASİMİLASYONU DAYATIYOR”

    Tarihe baktığımızda Dersim’de makro düzeyde bir soykırım süreci yaşanmıştır. Soykırım süreci 15 Kasım 1937’de Pir Seyit Rıza’nın darda hakka yürümesiyle bitmemiştir. Bugüne baktığımızda devlet soykırımla yüzleşmek yerine soykırım zihniyetinden halen kurtulmamıştır. Devlet yaptığı soykırımla yüzleşmelidir. O dönemde idam edilenler ve kaybedilenlerin kaydını vermelidir. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklamalı ve özür dilemelidir. Bugün bile devam eden kırım katliam ve asimilasyon politikalarından vazgeçmelidir. İnanç yerlerimizden kutsal mekanlarımızdan, mezarlarınızdan ormanlarımızdan elini çekmelidir.”

    “DERSİMDE KATLEDİLEN CANLARIMIZ İÇİN 4 MAYIS’TA SAAT 19.38 DARA DURUYORUZ”

    Dünyayı saran salgın sürecinden kaynaklı geniş katılımlı bir anma yapamadıklarını belirten Karabudak “Tüm canlarımızı Kerbeladan bugüne Seyit Rıza ve inanç yoldaşları şahsında kefensiz yatanlarımız için bulunduğumuz yerden saat 19.38 de katliamın 83. yıl dönümünde hakikat ve özgürlük uğruna, Hakk aşkına, Hakk’a yürüyen canlar için saygı ile dara durmaya davet ediyorum” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • DAD Ankara Şube yöneticileri, Zeynep Yıldırım’ın duruşmasına çağrı yaptı-VİDEO

    DAD Ankara Şube yöneticileri, Zeynep Yıldırım’ın duruşmasına çağrı yaptı-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanları Mustafa Karabudak ile Meral Gökokuş, Yönetim Kurulu üyesi Sevda Atbaşı, PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın 20 Nisan’da görülecek duruşması öncesinde adalet çağrısı yaparak, Yıldırım’ın serbest bırakılmasını istediler. 

    4 Temmuz 2018’de İstanbul’daki evinden gözaltına alınıp tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’ın duruşması 20 Nisan’da İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde 35’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.00’da görülecek.

    Zeynep Yıldırım ile dayanışma ve adalet çağrıları devam ediyor. 

    “YAPILANLAR, ZEYNEP YILDIRIM ŞAHSINDA ALEVİLERE YAPILAN SALDIRIDIR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, bir mesaj yayınlayarak, “Bilindiği gibi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şubesi ve Küçük Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım canımız yaklaşık iki yıldır tutsaktır. Zeynep canımızın suçu faaliyet yürüttüğü, hizmet ettiği cemevinin kolluk güçleri tarafından basılmasını teşhir etmesi ve kamuoyuyla paylaşmasıdır. Bu yapılanlar Zeynep Yıldırım şahsında biz Alevilere yapılan saldırıdır, kadınlara yapılan saldırıdır. 20 Nisan 2020 tarihinde Çağlayan Adliyesi’nde saat 10.00’da yapılacak olan duruşmasında Zeynep Yıldırım canımızı yalnız bırakmayalım. İnancımızla yüreğimizle Zeynep canımızın yanında olalım” diye konuştu.

    “ZEYNEP CANIMIZIN YANINDA OLUP İKRARLAŞALIM” 

     Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Eş Başkanı Meral Gökokuş da, “Biz Alevi kadınları olarak Zeynep Yıldırım canımızın yanında olup ikrarlaşalım. Bilmeliyiz ki onların mücadelesi önünde özümüz dardadır. Zeynep Yıldırım derhal serbest bırakılsın” çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Sevda Atbaşı ise “4 Temmuz 2018’de İstanbul’daki evi basılarak gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım canımız için özgürlük istiyoruz. 20 Nisan’da İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde saat 10.00’daki duruşmasına tüm canlarımızı canımızın yanında olmasını bekliyoruz. Xızır yar ve yardımcısı olsun” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • DAD Ankara Şubesi Ozan Feyzullah Çınar’ı andı- VİDEO

    DAD Ankara Şubesi Ozan Feyzullah Çınar’ı andı- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, ölümünün 36. yılında Ozan Feyzullah Çınar’ı andı.

    Haberin Videosu

    DAD Ankara Şubesi, Ozan Feyzullah Çınar anısına ölüm yıldönümünde andı. Anma programına çok DAD üyeleri, Alevi kurum temsilcileri,  sivil toplum örgütleri ve yöre derneklerinin yanı sıra Barış Anneleri de katıldı.

    Anmada konuşan DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Bugün yola hizmet eden bizim için bir değer olan Pir Sultan’ların türkülerini söyleyen çok değerli Ozanımız Feyzullah Çınar’ı anmak için bir araya geldik.” diyerek “Topraktan öğrenip kitapsız yaşayan canlarımız o günden, bugüne sohbetleriyle, deyişleriyle, türküleriyle yolu buraya kadar getirdiler. Onları anmak yaşatmak bizim boynumuzun borcudur. Kerbela’dan günümüze yola hizmet eden, zalimin zulmüne uğrayan, dünyanın neresinde olursa olsun emek için bedel ödeyen tüm canlar için özümüz dardadır” ifadelerini kullandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Batıkent Şubesi Dedesi Cemal Şahin, Aşık Feyzullah Çınar adına gülbeng okuyarak çerağ uyandırdı. Anmada Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi yönetim kurulu üyesi Hatun Şimşek de Çınar’ın hayatıyla ilgili kısa sunum yaptı.

    “SÖMÜRÜYE, HAKSIZLIĞA SESSİZ KALMAYAN BİR OZANDI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, Feyzullah Çınar’ı anlattığı konuşmasında 1960’lı yıllarda Feyzullah Çınar’ın Alevi-Kızılbaş kimliğini sahiplendiğine dikkat çekti. Metin, “Toplumsal olaylarda Kaypakkaya’yı, Ulaş’ı, Mahir’i, Deniz Gezmiş’i ve bütün devrimci dostları Feyzullah Çınar’ın eserleriyle bulduk. Biz dayımız Feyzullah Çınar’la birlikte toplumsal başkaldırıyı, toplumun nelerde susmaması gerektiğini öğrendik. Yani bizim rehberimizdi. Biz o dönemler Cürek’te kalırdık. Cürek’te dayım yazları bize gelirdi. Minnet eylemem parçasını  Feyzullah Çınar ilk Cürek’te okudu. Senden gayrı aşık mı yoktur eseri Feyzullah Çınar’ın Divriği Cürek’te yaptığı eserlerden biridir. Feyzullah Çınar yaşadığı dönemde en çok sömürüye, o günkü haksızlığa sessiz kalmayan ozanlarımızdan biriydi. Feyzullah Çınar Alevi ozanlar arasında 1960 larda ilk olarak Alevi Kızılbaşım diyen ozanlarımızdan aynı zamanda.Feyzullah Çınar Yezid yine geçtin elime diyen ozanlarımızdan biriydi” diye konuştu.

    “CANI GÖNÜLDEN YAPIYORLARDI”

    “O günün çarpıklıklarını,  bozuk düzeni ve ve buna benzer şeyleri biz onlardan dinledik” diyen  Hukukçu Kamil Ateşoğulları ise o günün sanatçılarının canı gönülden bu hizmeti yürüttüklerine vurgu yaptı. Ateşoğulları şunlara değindi:

    “Feyzullah Çınar Ve o dönemin kulu Ahmet’i Kul Hasan’ı Şah Turna Mahsuni Şerif ve buna benzer ozanlarımız her gittikleri yerden muhakkak olay çıkarır nezarete ve cezaevlerine girerlerdi. Ve hepsi de yaşadı. O zamanın sanatçılarında menajer yoktu. Otellerde kalmazlardı, çoğu zaman evlerde kalırlardı. Ama yani canı gönülden yaparlardı. Bir inanç vardı, sanatı başka şeylere tahvil etme gibi düşünceleri olmayan bir gruptu. O günün çarpıklıklarını, bozuk düzeni ve ve buna benzer şeyleri biz onlardan dinledik.”

    Konuşmalar ardında Halk müziği sanatçısı Zeynep Karababa ve Grup Pervaz, Feyzullah Çınar’ın eserlerini seslendirdi. Anma sonunda lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Antalya Valisi, türbede hangi vaktin namazını kıldı?’-VİDEO

    ‘Antalya Valisi, türbede hangi vaktin namazını kıldı?’-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurum temsilcileri, Abdal Musa Anma etkinliklerine katılıp türbede namaz kılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu eleştirdi. Kadıncık Ana Dernek Başkanı Akkuş ve DAD Ankara Şube Eş Başkanı Karabudak “Dergahlarımızda asla namaz kılınmaz. Biz Alevilerin gösteriş olsun diye hiçbir şekilde ibadeti olmaz. Namazın yeri camidir” dediler. 

    35. Abdal Musa Anma Etkinlikleri’ne katılan Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun ziyaret sonrasında türbe içerisinde namaz kılmasına tepkiler sürüyor.

    Kadıncık Ana Dernek Başkanı Gönül Akkuş, “Namaz nerede kılınır, ibadet nerede yapılır? Bunu bilmeyenimiz yok. Namazın yeri cami veya evdir” diyerek Vali Karaloğlu’nun davranışını “Asimilasyon amacı taşıyor?” sözleriyle eleştirdi.

    “VALİNİN DAVRANIŞINI SAĞLIKLI GÖRMEDİM”

    Akkuş, şöyle devam etti:

    “Bizler dergâh ve türbelerde sadece dualarımızı ederiz, Allah rızası için de kabulünü bekleriz. Sayın valimiz bizim dergâhımızda bugüne kadar hiç görülmemiş, yaşanmamış bir olayı başlatmakla acaba ne mesaj verdiğini ben bir insan olarak düşündüm. Böyle bir şey yapmasındaki amacı çokta sağlıklı görmedim. Babam ‘insanın ibadeti evinin en gizli köşesi’ derdi. Çünkü Anadolu’da ‘ibadet de, kabahat de gizli’. Evet, evimizde en gizli köşemizde ibadetimizi yaparız, hakla hal mahal oluruz. Ama bizim dergâhlarımızda asla namaz kılınmaz. Hatta merkapta (mezar) döner, divana duamızı ederiz. İşin doğrusu ben bunu bir tür asimilasyon amacı diye de yorumluyorum. Vali, ‘bunu ben yapıyorum, bundan sonra da böyle olsun’ demeye mi çalıştı? Zamanın, devrin makamları ne olursa olsun hepsi gelip geçicidir. Böylesi bir şey başlatmak hoş değil.

    İbadet bizim cemimizde. Evet ritüellerimiz vardır. En sade şekliyle Hakk için divana ve niyaza dururuz. Birbirimizle o divana gitmeden ‘kıl kuşaklının sorduğunu nur kuşaklı sormasın’ deriz. Nur kuşaklı melektir, Allah’ın melekleridir. Kıl kuşaklı ise dededir. Biz birbirimizden rıza olursak Hakk da bizden rıza olur. Hakk da ‘hiçbir kul hakkıyla gelmeyin’ der. Kul haklarını cemimizde, divanımızda kabul olması dileğiyle rızalaşırız. Bu nedenle bizim gösteriş olsun, diye hiçbir şekilde ibadetimiz olmaz. Son derece melül, mahzun, üzgün ibadetlerimiz olur. Hakkın kabul etmesi dileğiyle muradıyla da bu ibadetlerimizi yaparız.”

    “VALİ NAMAZINI CAMİDE KILABİLİRDİ”

    Abdal Musa Dergahı’nda namaz kılınmasına bir tepki de Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak’tan geldi.

    “Dergâhta, bizim inanç alanımıza girip namaz kılmak Alevilere hakarettir” diyen Karabudak Antalya Valisinin tutumunu şu sözlerle eleştirdi:

    “Tüm inançlara saygımız var. Vali gidip namazını camide kılabilirdi. Hangi namaz zamanına geldi? Çünkü namazın zamanları vardır. Neyin namazıydı onu da bilmiyoruz. Bu bizim için bir kırılmadır. Biz Aleviler olarak kabul etmiyoruz. Daha önce de benzerleri oldu. Kendini bilmez dedeler diyelim, valileri posta oturttular. Kaymakamları silahla içeri aldılar. Bizim inancımızda post, döşek sadece pirlerindir. Pirler de taliplerin rızasıyla oraya oturur. Bunlar kendini, yolu bilmeyen dedelerin, Alevileri asimile etmek için bir oyunudur. Biz Aleviler olarak bunu kabul etmiyoruz. Korumalarla dergaha gelmeleri de doğru değil. Çünkü içeride canlar vardır. Cemlerimizde can oluruz. Buralarda korumaya gerek yok. Silah bizim kabul ettiğimiz bir şey değil, bir savaş aracıdır, bu tür davranışları kabul etmeyiz.”

    Eren GÜVEN -Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • Yazar Hardal: Alevilerin Sosyalist harekete yönelimini kesmek istediler-VİDEO

    Yazar Hardal: Alevilerin Sosyalist harekete yönelimini kesmek istediler-VİDEO

    PİRHA DAD Ankara Şubesi’nin Çorum Katliamı ile ilgili düzenlediği panelde konuşan katliamın tanıklarından Yazar İsmail Hardal, “Aleviler ağırlıklı olarak sosyalist harekete doğru ciddi bir yönelim içerisindeydi. Bu yönelime de bir müdahale gerekiyordu.” dedi.

    Bu yıl Çorum Katliamı’nın 39. yıl dönümü. 28 Mayıs 1980 günü ırkçıların faşist saldırılarda “Kana Kan İntikam-Kanımız aksa da zafer İslamın” haykırışlarıyla başlayan Çorum Katliamı 10 Temmuz 1980’e (yaklaşık 1 buçuk ay) kadar devam etti. Saldırılarda 57 Alevi yurttaş öldürülürken; 300’e yakın yurttaş yaralandı. 300’e yakın ev ve işyeri ise tahrip edilerek yıkıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi tarafından organize edilen Çorum Katliamı ile ilgili panel düzenledi. Dedesti Ovası Bizim Köyler Kültür ve Dayanışma Derneği’nde yapılan panele Çorum Katliamı tanıkları yazar İsmail Hardal, yazar Gazi Eke panelist olarak katıldı. Moderatörlüğünü sosyolog Veli Saçılık’ın yaptığı panelde açılış konuşmasını DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak yaptı.

    “UNUTURSAK DEVLET BİZE YENİ KATLİAMLARLA HATIRLATIYOR”

    Amaçlarının inanç anlamında kaybolan Aleviliği yeniden ayağa kaldırmak, talipleri ocaklarla buluşturmak olduğunu dile getiren Karabudak, şunları belirtti:

    “Tarihimize baktığımızda ülkemiz katliamlar tarihi. Biz isterdik ki Çorum Dernekler Federasyonu veya herhangi bir Çorum derneği bu çalışmayı aylar öncesinden başlatsın biz de gelip katılalım. Ama bir bakıyoruz ki 39 yıl olmuş şu ana kadar Çorumlulardan doğru bir çalışma olmamış. Madımak 26.yılında. Madımak her gün ayakta. Kitlesel anmalar oluyor. Ankara’da diğer tüm illerde özellikle Sivas’ta keşke bunu Çorumlular da yapabilse biz de onlara destek ve yardımcı olsaydık. Çünkü biz unutursak devlet bize yeni katliamlarla hatırlatıyor. Belki Çorum’u anmış olsaydık, Madımak olmayacaktı, Gazi olmayacaktı, Ümraniye olmayacaktı.

    Karabudak’ın konuşmasının ardından tüm katliamlarda yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda duruldu.

    PSAKD Yenimahalle Şube Cemevi dedesi Cemal Şahin’in çerağ yakıp açılış gülbengi vermesiyle panel başladı.

    Panelin moderatörlüğünü üstlenen sosyolog Veli Saçılık, Gezi direnişi sırasında öldürülen Ethem Sarısülük’ün ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlattı. Bugün AKP’nin Alevi inancını açıkça asimile etmeye çalıştığını belirten Saçılık, geçmişte Alevilere yönelik yapılan saldırıları ve bu saldırıları yapan zihniyetleri teşhir etmenin önemine vurgu yaptı.

    “ALEVİLERİN SOSYALİST HAREKETE YÖNELİMİNE MÜDAHALE GEREKİYORDU”

    Panelistlerden ilk olarak Çorum Katlimaı’nın tanıklarından olan yazar İsmail Hardal oldu. Çorum Katliamı’nı anlamak için öncesini ve dönemin ekonomik, siyasal atmosferini bilmek gerektiğini belirten Hardal, 1970’li yılların Türkiye tekelci sermayesi ve kapitalizminin krizli yılları olduğunu ve bu krizi atlatabilmek için darbelere başvurduğunu hatırlattı. O dönemde toplumsal muhalefet direnişlerinin ayakta olduğunu ve bu direnişlere sol, sosyalist hareketlerin aktif katıldığını dile getiren Hardal, “Dolayısıyla toplumsal muhalefet dinamikleriyle sosyalist hareketin buluşma noktaları oluşmaya başladı. Bu buluşma noktalarını kesmeleri gerekiyordu. Aleviler ağırlıklı olarak sosyalist harekete doğru ciddi bir yönelim içerisindeydi. Bu yönelime de bir müdahale gerekiyordu.” dedi.

    “ALEVİLİK HİÇBİR SINIFLI TOPLUMUN İÇERİSİNE SIĞMIYOR”

    Alevilerin 7. yüzyıldan başlayarak geçirdiği tarihsel süreçlerde komünal bir yaşam örneği olarak rıza şehirleri kurma girişimleri olduğunu kaydeden Hardal, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “75 yıl, 50 yıl, 150 yıl yaşayan rızalık şehirleri var. Aleviler tarihsel olarak komün geleneğinde geçirdikleri sınıfsız toplum tasarımı, modern sınıfsız toplum tasarımıyla yan yana gelmeye başladı. İşte bu çok tehlikeli bir olaydı. Modern bir sınıfsız toplum tasarımı bu ikisi yan yana gelmeye başladı. Bu ikisinin yan yana gelmesini engellemek gerekiyordu. Alevilik hiçbir sınıflı toplumun içerisine sığamıyor, oradan taşıyor. Yani köleci sisteme de sığmıyor, feodal sisteme de sığmıyor, kapitalizme de sığmıyor. Ama cumhuriyet paradigması üzerinden inşa edildiği için dolayısıyla Alevilik cumhuriyetin içine de sığmıyor. Yani o sınıflı toplumun içerisine de sığmıyor. İşte bunun bir biçimi ile yok edilmesi, tasfiye edilmesi gerekiyor. O modern toplum düşüncesiyle o tarihsel komünün buluşmasının engellenmesi gerekiyordu. İşte bu durum Çorum’da da gündeme geldi. Tabii öncesi var öncesinin unutmaması  gerekiyor. Hatay, Muğla, Kırıkhan, Maraş yani bunları sıralayabiliriz. Yani çoğaltabiliriz, bu süreç işliyor, bu katliamlar süreci.”

    “DEVLET KARŞI DEVRİMCİ BİÇİMDE BU SALDIRIYI ÖRGÜTLEDİ”

    Hardal’ın ardından yine Çorum Katliamı’nın tanıklarından yazar Gazi Eke söz aldı. Toplumsal olaylar ver sosyalist hareketin buluşmasının Çorum Katliamı’nın olduğu tarihte doruk noktasına ulaşmış olduğunu kaydeden Eke, “Bu süreç burjuva devlet yapısının ideolojik olarak bir bağımsızlaşmayı da içeriyordu. Devlet kendisine gelen tehdidi burada gördü” dedi.

    MHP’li bakanlardan Gün Sazak’ın öldürülmesinin ardından sivil ve paramiliter güçlerin Kur’an kurus, okul, cami, hastane gibi kamuya ait yerleri ayaklanma biçimine dönüştürdüklerini aktaran Eke, “Devlet karşı devrimci ayaklanma biçiminde bu saldırıyı örgütledi. ‘Toplumsal olaylar ne yapalım, engelleyemedik’ diyeceklerdi. Plan buydu ilk saldırıda. 3 Temmuz’a kadar olan saldırıda çok ayrıntılı bir plan yok genel bir saldırı. 2 Haziran’da genelkurmay Başkanlığı Kenan evrenin imzasıyla ‘Aleviler bölücüdür’ diye bir tamim yayınladı. Bu şu anlama geliyordu. Paramiliter birlikler de dahil özellikle 1940’lı yıllarda 4854 sayılı memleket içi düşmana karşı silahlı mukavemet mükellefiyeti yasası var. Bu yasayı kullandılar Çorum’da.” diye konuştu.

    “HER KATLİAMDAN SONRA SERMAYE VE İKTİDAR EL DEĞİŞTİRİYOR”

    Yaşanan katliamda önce ateş edip bombalama, ardından bir grubun gelerek yağmalama yapması ve ardından bir grubun daha gelerek kundaklama ve bu yeri yakma şeklinde bir planlama olduğunu dile getiren Eke, demokratların ve Alevilerin yoğun yaşadıkları mahallelerin hepsinde bu planla saldırıların yürütüldüğünü ifade etti.

    Selçuklu ve Osmanlı dönemleri de dahil olmak üzere tarihte sürekli Alevilerin ve demokratların yoğun oldukları yerleri onlardan arındırmak için çeşitli saldırı ve katliamların olduğunu kaydeden Eke, “Bunu Maraş’ta başardılar. Maraş merkeze baktığımızda esnafların büyük bir bölümü Aleviydi şimdi gittiğimizde Alevi insanı az görürsün veya görmezsin bile.” dedi.

    Eke, her katliamın ardından sermayenin el değiştirdiğini ve böylece iktidarın da el değiştirdiği belirtti.

    PİRHA/ANKARA

  • Aralarında DAD üye ve yöneticilerinin de  bulunduğu 7 kişi serbest bırakıldı

    Aralarında DAD üye ve yöneticilerinin de bulunduğu 7 kişi serbest bırakıldı

    PİRHA – Ankara’da 19 Mart sabahı yapılan operasyon ile gözaltına alınan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak ile birlikte 6 kişi serbest bırakıldı.

    Ankara merkezli yapılan operasyonlarla 3 gün önce gözaltına alınan 7 yurttaş sabah saatlerinde mahkemeye çıkarıldı. Savcılıkta ifade veren Gülser Kılıç, Adnan Vural, Mustafa Karabudak, Mehmet Sıddık Akın, İsmet Meydan, Belgüzar Sazak ile Gazeteci Semra Turan, yurtdışı çıkış yasağı alarak serbest bırakıldı.

    Avukat Alişan Şahin, 19 Mart’ta yürütülen operasyonda önceki dönem DAD Ankara şube eş başkanlık görevi yapan Murat Işık’ın da evine baskın yapıldığını fakat Işık’ın yurt dışında olması sebebiyle gözaltına alınamadığı bilgisini paylaşmıştı.

    PİRHA / ANKARA

  • DAD: Tekçi zihniyete karşı kardeşliği haykıranlar gözaltına alınmakta-VİDEO

    DAD: Tekçi zihniyete karşı kardeşliği haykıranlar gözaltına alınmakta-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği genel merkez ve şubeler, gözaltına alınan Ankara Eş Başkanı Mustafa Karabudak ile DAD Genel Sekreteri Murat Işık ve sanatçı Gülseren Kılıç için basın toplantısı yaptı. Açıklamada “Hakikat aşkı ile gayret edenlerin zulme uğradığı günlerden geçiyoruz” denilerek gözaltında bulunanların derhal serbest bırakılması istendi. 

    Demokratik Alevi Derneği, gözaltına alınan Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak ile hakkında gözaltı kararı bulunan DAD Genel Sekreteri Murat Işık ve DAD üyesi olan sanatçı Gülseren Kılıç için basın açıklaması yaptı.

    Toplantıya HDP Ankara İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher, Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun ile Alınteri gazetesinden Zarife Çamalan katıldı.

    Açıklamayı okuyan DAD Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Fırat, “Hakikat aşkı ile gayret edenlerin zulme uğradığı günlerden geçiyoruz” diyerek insan hakları mücadelesi veren kurumların baskıya uğradığını söyledi.

    “ÜLKEMİZDE ADETA SAVAŞ KOŞULLARI YAŞANMAKTA”

    Fırat açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

    “Hak ve adalet isteyenlerin susturulmak istendiği zor ve zulmat dolu vakitlerdeyiz. Adalet arayışındaki canlarımızın hanelerine rızasız giriliyor yahut masum u Pak olan evlatlarımızın kanları toprağa düşüyor ve mürşidi kamilullah olan kadınlarımız canlarından oluyor ve her an bu zulümlere tanık olan bir anamızın havarları gök kubbeyi yırtıyor. Hakk yasası ile varlık sahasının asılları olan cümle canın açlığa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, tekçiliğe mahkum edilmek istenmesi asla kabul edeceğimiz bir durum değildir. Devletin dini adalettir diyen Aliyel Mürteza’nın musahipleri olarak bizler devleti sebep olduğu mağduriyetlere ve ihlallere son vermesi çağrısında bulunuyoruz. Zulme karşı direnmek farzdır ve ayetullahtır. Zulme karşı duranların soruşturmaya tabi tutulması, sürgüne yollanması yahut gözaltına alınması dahası cezaevlerine konulması yani hak ve adaleti dillendirenlerin susturulmaya çalışılması türünden uygulamalar son günlerde giderek artmaktadır.

    Ancak bilinmelidir ki hak ihlal ve gasplarının artması tarafı olduğumuz adalet ve hak arayışçılarına yapılanları normal görmemizi sağlamayacaktır. Biz Nemrud’a karşı nebi İbrahim’in ,biz Firavun’a karşı Hz Musa’nın biz Roma valisine karşı Hz.İsa’nın biz Muaviye’ye karşı Aliyyel Mürteza’nın ve biz Yezid’e karşı Hüseyini Deşti Kerbalanın tarafıyız. Zalimlere eğilmedik ve eğilmeyeceğiz. Hakk’tan ve Hakikatten yana saf tuttuk ve tutmaya da devam ediyoruz. Özellikle seçimlerin yaklaşması ile beraber mevcut hükümetin bu baskılarını arttırması, adalet isteyenlerin hedef göstermesi kaybedebilinirlik korkusudur. Bizler biliyoruz ki korkunun ecele faydası yoktur. Sultan Süleyman’a kalmayan dünyayı kimse son yolculuğunda cebine koyup götüremeyecektir. Aslolan razılı ve rızalık esaslı bir hayat yaşamak insan olarak aldığımız ilk nefes ile insan kalmak ve Kul hakkı yemeden son nefes ile Hakk’ka uğurlanmaktan başka gayesi olmayan biz canlara, bir oy daha fazla almak için yapılan tüm zulümler ayıptır günahtır. Bu zulumat cenderesinde 18.03.2019 tarihinde sabaha doğru hanesine baskın düzenlenerek DAD Ankara Şubesi Eş Başkanımız Mustafa Karabudak hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır. Yine hanesine baskın düzenlenen DAD Genel Sekreterimiz Murat Işık yurtdışında olduğundan dolayı gözaltına alınamamıştır. Adresi zaten güvenlik güçlerince bilinen sabit ikamete sahip kişilerin normal yollarla ifadesi alınması mümkünken yaşanılan ifade ettiğimiz korku salma sindirme susmaya zorlama çabalarının açık sonucudur. Oluşmuş sonucu kınıyoruz. Mustafa Karabudak derhal serbest bırakılmalıdır. Tüm musahip kurumları ve canları sesimize ses vermeye çağırıyoruz. Hak adalet ve özgürlük için dayanışmaya davet ediyoruz. Pir Sultan’ın dediği gibi GELİN CANLAR BİR OLALIM İRİ OLALIM DİRİ OLALIM…”

    Açıklama sonrasında söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Sekreteri Onur Şahin ise gözaltıları kınayarak DAD ile bir arada olduklarını ifade etti.

    Dersim’de bulunan DAD Genel Merkezi de bir açıklama yaparak, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istedi.

    Dad Adıyaman Şube de basın toplantısı yaptı. Basın metnini okuyan Şube Eş Başkanı Celal Demirci,gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • DAD Ankara Şubesi yeni yönetim kurulunu belirledi-VİDEO

    DAD Ankara Şubesi yeni yönetim kurulunu belirledi-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubeşi, 2. Olağan Kongresini yaptı. Yeni yönetim başkanlığına Mustafa Karabudak seçildi. 

    Ankara TÜM BEL – SEN Genel Merkezi’nde yapılan kongreye PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin, MYK Üyesi Bayram Özkan ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş başkanları ve YK üyeleri Divriği Kültür Derneği Başkanı Nurullah Esat Ünsal, Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz, Ankara 78 liler Derneği, Batı Kent Yeni yaşam Derneği, Karakoçan Derneği Başkanı Hüseyin Çaynak ve birçok yurttaş katıldı.

    Kongreye çerağların yakılması ile başlanırken ardından deyişler söylendi. Farklı şehir ve ülkelerden gönderilen mesajların da okunması ardından divan başkanlığına Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin seçildi.

    Kongrenin açılış konuşmasını ise Murat Işık yaptı. Işık, Mart ayının Koçgiri ve Gazi katliamlarının yıldönümü olduğunu da hatırlatarak “Alevilere yönelik Kerbela’dan günümüze yapılan tüm katliamları kınıyorum. Türkiye’de bugün tekçi politika yürütülmekte. Şovenizm kışkırtılıp, savaş politikaları üretilerek ekonomi kötüye götürülmekte. Dramatik bir yoksullaşma ile halk karşı karşıya kaldı” dedi.

    Işık’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevleri oldu. Her an ölümlerin yaşanabileceğini söyleyen Işık “Kritik evreye gelinmiştir. Tecrit insanlık suçudur. Yerel seçim sürecinde Aleviler, AKP’nin tehdit politikalarını da göz önüne alarak okullarda açılan mescitlerin, asimilasyonu derinleştirme çalışanların, Alevi çocuklarını bu politikalarla ötekileştirmeye uğraşanlardan hesap soracaktır” dedi.

    “FİZİKSEL VE KÜLTÜREL KATLİAMLA KARŞI KARŞIYAYIZ

    Kongrenin devamında söz alan bir diğer isim ise PSAKD Genel Sekreteri Onur Şahin oldu. “Süreç olarak Hitler faşizminin de ötesini yaşamaktayız” diyen Şahin “Aleviler de bu zulümden payını almakta. Fiziksel ve kültürel bir katliamın içerisindeyiz. Asimilasyon bizim için en büyük kültürel katliamdır. Kurum yöneticilerimizden Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım arkadaşlarımız da asimilasyona direndikleri için hedef alındı” ifadelerini kullandı.

    “SOLCULAR NE ZAMAN KÜRTLERİN YANINDA OLACAKLAR?”

    HDP İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher de kongrede söz alan isimler arasındaydı. Mart ayının önemine dikkat çeken Gevher, “Zalimin zulmüne karşı Mart ayı dirilişin adıdır” diyerek “Leyla Güven şahsında başlatılan açlık grevleri kritik evreye geldi. Kendisine sosyalist, devrimci diyenler ne zaman Kürtlerin yanında olacaklar” dedi.

    Kongrenin devamında derneğin 2 yıllık faaliyet raporu okundu. Tek liste halinde seçime gidilirken tüm katılanlardan rızalık istenip Mustafa Karabudak öncülüğünde yeni yönetim oluşturuldu.

    Kongre yakılan çerağların sırlanması ile son buldu.

    Cebrail ARSLAN-Eren GÜVEN/ANKARA

     

     

     

     

  • ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    ‘Dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız bombalanıyor’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi dernek binasında Yas-ı Muharrem bitimi ile birlikte aşure lokması pay edildi. DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır cayır yanmaktadır” dedi.

    Muharrem ayı vesilesiyle Kerbela’da katledilenler için 12 gün boyunca tutulan orucun ardından bir çok yerde pişirilen aşure lokması pay edilmeye devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi Yas-ı Muharrem orucunun bitmesi dolayısı ile dernek binasında aşure lokması pay etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Yenimahalle Şubesi, HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, ESP, Alınteri, Karakoçanlar Derneği, Dersimliler Derneği, 10 Ekim Derneği, ÖSP, Devrimci Parti, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü, DAD Mamak Şube, PSAKD Eski Mamak Şb. Başkanı, Kızılırmak Derneği, 78’liler Vakfı, Pir Sultan Abdal Sincan Şubesi, Barış Anneleri, HDP Ankara İl, Seyri Sokak, Emekli Sen, Madımak Şehit Aileleri, Divriği Kültür Derneği aşure lokmasına katılım gösterdi.

    “KERBELA UNUTULMAYACAK”

    Burada konuşan DAD Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak, “İnsanlığın tufandan sonra ayağa kalktığı günden bu yana pişirilip paylaşılan aşure, günümüze kadar geldi. Bundan sonrada devam edecek. İnsanlığın tarih boyunca yaşadığı felaketler hepimizin ortak acısı olarak kabul edilmiştir. Bundan 1380 yıl önce İslam coğrafyasında yaşanan Kerbela, insanlığın ve inancımızın ortak acısı olmuştur. İmam Hüseyin haq ve hakikatin yanında yer almış; umudun, direnişin ve zulme boyun eğmemenin sembolü olmuştur. İktidar için zalimler, masumu paklara ve kadınlara da kıymıştır. Bundan dolayı da Kerbela unutulmamış, unutulmayacaktır” dedi.

    Bugün dünyanın yaşadığı savaş yıkım, ölüm, dünyanın dengesini bozan teknoloji dünyanın sonunu getirdiğinde, insanlığın da sonunu getireceğini dile getiren Karabudak, “Bugün bütün farklılıkların yok sayıldığı bir gül bahçesi olan Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası geleceğinden, kimliğinden, inancından dolayı yok sayılmakta herkes tekleştirilip nehak Emevi anlayışı paydasında birleştirilmeye zorlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “KUTSALLARIMIZ CAYIR CAYIR YANMAKTA”

    “Bugün dünya halklarının ortak paylaştığı aşure gününde bile kutsallarımız olan ocaklarımız, ziyaretlerimiz, nişangâhlarımız bombalanmakta ve bizim haq olarak tanımladığımız ağacımız, suyumuz, toprağımız cayır, cayır yanmaktadır.” diyen Karabudak şöyle devam etti:

    “Bugün yassı matem olarak yad ettiğimiz Kerbela yüzyıllardır bu coğrafyada tekrar, tekrar yaşanıyor. Bugünde kurduyla, kuşuyla ağacıyla ateşe verilen ve yaşanılanlar Kerbela’dır. Kerbela’nın yad edildiği yassı matemde Muaviye sofrasında oturanlar bilmelidir ki; Hüseyin’in eli onların iki yakasındadır.”

    “GÜNÜMÜZ ÇAĞDAŞ YEZİTLERİ ZULME DEVAM EDİYOR”

    Daha sonra söz alan Antep Milletvekili Mahmut Toğrul  ise, “Alevi kadim inancı aslında 3 temel saç ayağı üzerine oturur. Bir tanesi 72 millete aynı nazarda bakmak,  diğeri her koşulda mazlumdan yana tavır almak, bir diğeri de eline, beline, diline sahip olmaktır. Günümüzün çağdaş yezitleri hala zulme, zalimliğe devam ediyor ve halen Aleviler büyük zorbalıklarla karşı karşıyadır. Bugün hala kamu kurumlara Alevilere kapalıdır. En fazla okuyan toplum Aleviler ama nedense hala bir Alevi vali, kaymakam, rektör yoktur” şeklinde konuştu.

    “COĞRAFYAMIZ SULAR ALTINDA BIRAKILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Her gün inanç merkezlerinin, türbelerinin, yatırlarının bombalandığını ve coğrafyalarının cayır cayır yakıldığını belirten Toğluk şöyle devam etti:

    “Coğrafyamız barajlarla sular altında bırakılmaya çalışılmaktadır. Hala Aleviler kendi inançlarını özgürce yaşayabilecekleri bir mekânlara sahip değiller. Her gün her yerde  Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı hatırlatırcasına Alevilerin kapılarına kırmızı çarpı işaretlerinin konulduğunu görüyoruz. Bunlara rağmen Alevi inancı Alevi inancının talipleri bu yolda bu fikri her gün çocuklarına daha da yaygınlaştırmak zorunda ve bu inancı geleceğe taşımak zorundadırlar.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARI HALEN ZORUNLU DİN DERSİ GÖRÜYOR”

    Bugün halen egemen siyaset tekçi egemen siyasettir” diyen Toğrul son olarak şunları kaydetti:

    “Cumhurbaşkanı olması gereken zat her çıktığından tek devlet, tek bayrak tek vatan utanmasa tek din tek mezhep demeye devam edecek. Bu gün hala Alevi çocukları eğitim öğretim kurumlarında zorunlu din derslerine Hanefi mezhebi eğitim görmeye zorlanıyorlar. AHİM’ in açık kararları olmasına rağmen maalesef uymamaya devam ediyorlar. Bize de bu zalimliklere bu zulümlere karşı Hüseyin’den aldığımız o mirasla zulüm nerede olursa olsun başkaldırmak ve mazlumdan yana tavrımızı ileriye taşırmak göreviyle karşı karşıyayız.”

    Ardından PSAKD Yenimahalle Şube Batı kent Cemevi dedelerinden Cemal Şahin lokma gülbengini söyledikten sonra gelen canlara aşure lokması pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

    .