Etiket: pülümür

  • ‘Dersim ortak yaşamın adıdır! Doğamızı, suyumuzu ve inancımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Dersim ortak yaşamın adıdır! Doğamızı, suyumuzu ve inancımızı sermayeye teslim etmeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu, Pülümür’de yaptığı açıklamada, altın, bakır, krom ve diğer madenler adına yürütülen faaliyetler, “kalkınma”, “yatırım” ve “istihdam” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, “Bağır Dağı da, Hel Dağı da, Munzur da satılık değildir” dedi.

    Dersim, yüzyıllardır doğayla uyum içinde kurulmuş bir yaşamın adıdır. Munzur’un berrak suları, Pülümür Vadisi, Bağır Dağı, Hel Dağı, kutsal ziyaret yerleri, ormanları ve meraları yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların ortak mirasıdır. Bugün bu miras, uluslararası madencilik tekelleri ile onların yerli ortaklarının yağma politikalarıyla kuşatma altında.

    Dersim Doğa Yaşam ve Çevre Platformu, Pülümür’de maden projelerine karşı açıklama yaptı. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun destek verdiği açıklamayı Engin Tekin okudu.

    Altın, bakır, krom ve diğer madenler adına yürütülen faaliyetler, “kalkınma”, “yatırım” ve “istihdam” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığının altını çizen Tekin, “Oysa yaşanan deneyimler bunun tam tersini göstermektedir. Maden şirketleri geldikleri her yerde geriye kuruyan dereler, kesilmiş ormanlar, kirlenmiş topraklar, göç etmek zorunda kalan köylüler ve yoksullaşan halk bırakmaktadır” dedi.

    “DERSİM YAŞAMDIR, TARİHTİR, KÜLTÜRDÜR, İNANÇTIR”

    Dersim’in önemli bir bölümünün maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirten Tekin, “Yaklaşık 150’yi aşkın ruhsat ve ruhsat başvurusu, bu kadim coğrafyayı uluslararası sermayenin kâr alanına dönüştürme planının bir parçasıdır. Sermaye için Dersim yalnızca çıkarılacak maden rezervidir; bizim için ise yaşamdır, tarihtir, kültürdür, inançtır” diye konuştu.

    “DERSİM’İ SAVUNMAK; HERKESİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”

    “Bağır Dağı’nı dinamitlemek yalnızca bir dağı parçalamak değildir; Alevi inancına, Dersim’in ortak hafızasına ve halkın kutsallarına yönelmiş bir saldırıdır” diyen Tekin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hel Dağı’na, Karagöz’e, Karagöl’e, Pülümür Vadisi’ne uzanan her kepçe, yalnızca toprağı değil; geleceğimizi de hedef almaktadır. Dersim, Türkiye’nin en zengin biyolojik çeşitlilik alanlarından biridir. Yüzlerce endemik bitki türü, dağ keçileri, boz ayılar, vaşaklar ve sayısız canlı bu coğrafyada yaşamaktadır. Munzur ve Pülümür yalnızca Dersim’in değil, bütün Anadolu’nun en önemli su havzalarındandır. Bir kez kirletilen suyu, yok edilen ormanı ve bozulan ekolojik dengeyi geri getirmek mümkün değildir. Doğa bir meta değildir. Dağlar, dereler ve ormanlar alınıp satılacak ticari mallar değildir. Bunlar bütün canlıların ortak yaşam alanlarıdır. Su yaşamdır; yaşam alınıp satılan bir meta değildir. Bugün doğayı savunmak, aynı zamanda yaşamı, emeği, kültürü ve halkın geleceğini savunmaktır. Dersim’i savunmak; yalnızca Dersimlilerin değil, temiz suya, sağlıklı gıdaya ve yaşanabilir bir geleceğe sahip çıkmak isteyen herkesin ortak sorumluluğudur.

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTELİM”

    Dersim’i maden şirketlerine teslim etmeyeceklerini vurgulayan Tekin, Bağır Dağı da, Hel Dağı da, Munzur da satılık değildir. Kutsallarımızı, derelerimizi, ormanlarımızı ve yaşam alanlarımızı sermayenin kâr hırsına kurban etmeyeceğiz. Bütün Dersim halkını, köylüleri, gençleri, kadınları, emek ve demokrasi güçlerini, çevre örgütlerini, meslek odalarını ve yaşam savunucularını ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, ekolojik kıyımla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, “Sermayeye açılan bir doğa var. Önümüzdeki süreçte geleceğimizle ilgili tehlike var. Aynı zamanda Dersim coğrafyası Reya Haq coğrafyasıdır. Coğrafyamıza, inancımıza, ziyaretgahlarımıza dokunulmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM 

     

     

  • Pülümür Karagöl-Bağır Dağı’nda maden tepkisi: Festival mücadele alanına taşınmalı-VİDEO

    Pülümür Karagöl-Bağır Dağı’nda maden tepkisi: Festival mücadele alanına taşınmalı-VİDEO

    PİRHA- Pülümür Karagöl-Bağır Dağı bölgesinde maden şirketlerinin çalışmalarına tepki gösteren yöre sakinleri ve yaşam savunucuları, bölgenin ekolojik, ekonomik ve inançsal açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, festivallerin panel salonları yerine maden sahalarında yapılacak yürüyüş ve eylemlerle desteklenmesini önerdi.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöl-Bağır Dağı bölgesinde maden şirketlerinin yürüttüğü çalışmaların doğaya zarar verdiğini belirten yaşam savunucuları, bölgenin ekolojik ve kültürel değerlerinin korunması için kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı.

    Yapılan açıklamada, Erzincan merkezli bir maden şirketinin bölgede çalışmalarını sürdürdüğü belirtilerek, Karagöl-Bağır Dağı’nın uzun yıllardır madencilik faaliyetlerinin hedefinde olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, bölgenin geçmişte yaşanan deprem, yoksulluk ve 12 Eylül askeri darbesi sonrasında zorunlu göç nedeniyle büyük ölçüde boşaldığı hatırlatıldı. Bu durumun, bölgenin büyük maden şirketlerinin faaliyet alanı haline gelmesini kolaylaştırdığı savunuldu.

    “BÖLGE ÜRETİM VE YAŞAM ALANIDIR”

    Karagöl-Bağır Dağı’nın Pülümür’ün hayvancılık ve arıcılık açısından en önemli üretim alanlarından biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Elazığ, Karakoçan ve Çemişgezek’ten gelen göçerlerin de uzun yıllardır bölgede hayvancılık yaptığı ifade edildi.

    Munzur Dağları ile Hel Dağı silsilesinin devamı niteliğinde olan bölgenin, geniş meraları ve doğal yapısıyla yöre ekonomisine önemli katkı sunduğu belirtildi.

    Açıklamada, Karagöl-Bağır Dağı’nın zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olduğu vurgulanarak, bölgede dağ keçisi, ayı, tilki, vaşak ve çok sayıda göçmen kuş türünün yaşamını sürdürdüğü kaydedildi.

    Ayrıca ters lale, salep, Arap sümbülü (üzüm salkımı) gibi çok sayıda endemik ve soğanlı bitki türünün de bölgede bulunduğuna işaret edildi.

    “KUTSAL BİR ZİYARET ALANI”

    Bölgenin yalnızca doğal yaşam açısından değil, Dersim Aleviliği inancı bakımından da önemli bir ziyaret alanı olduğu belirtilen açıklamada, Bağır Dağı’nın (Bağıra Sipiyî) yöre halkı tarafından kutsal kabul edildiği ifade edildi.

    Açıklamada, geçmişten bu yana bölgenin ziyaret edildiği, adakların adandığı, kurbanların kesildiği ve ibadetlerin gerçekleştirildiği belirtilerek, yüksek rakımı nedeniyle güneşin doğuşunun izlendiği kutsal mekânlardan biri olarak görüldüğü dile getirildi.

    “FESTİVAL MADEN SAHALARINA YAPILMALI”

    Yaşam savunucuları, bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerine karşı daha güçlü bir toplumsal mücadele çağrısı yaparak, festivallerin yalnızca panel ve söyleşilerden ibaret kalmaması gerektiğini belirtti.

    Açıklamada, “Festival kapsamında düzenlenecek yürüyüş ve etkinliklerin doğrudan maden şirketlerinin çalışma yürüttüğü alanlarda gerçekleştirilmesi gerekir. Mücadelenin sahada görünür olması, hem festivalin içeriğini güçlendirecek hem de kamuoyunda farkındalık yaratacaktır. Konserler ve diğer etkinlikler de bu mücadeleyi destekleyecek şekilde planlanmalıdır” denildi.

    Yaşam savunucuları, Karagöl-Bağır Dağı’nın doğal, kültürel ve inançsal mirasının korunması için tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’in Gurik Köyü’nde yüzlerce yurttaş haykırdı: Maden projesi istemiyoruz!-VİDEO

    Dersim’in Gurik Köyü’nde yüzlerce yurttaş haykırdı: Maden projesi istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü başta olmak üzere 7 köyü kapsayan krom madeni projesine karşı eylem yapan yurttaşlar, maden projelerini istemediklerini belirterek, toprağın üstünün altından daha değerli olduğunu vurguladılar.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü başta olmak üzere 7 köyü kapsayan krom madeni projesi yeniden gündeme geldi. Şirketin 2024 yılında Bakanlığa yaptığı başvuru sonrası başlatılan ÇED süreci, halkın tepkisi üzerine geri çekilmişti. Ancak şirket aynı projeyi tekrar hayata geçirmek istiyor.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik (Karagöz) Köyü ve çevre köyleri içine alan maden projesine karşı Karagöz ve Çevre Köyleri İnsiyatifi’nin çağrısıyla yüzlerce yurttaş Gurik Köyü’nde bir araya geldi.

    Maden projesinin yapılmak istendiği alana yürüyüş düzenleyen yurttaşlar, maden projelerinin durdurulmasını istedi.

    “ÜRETEREK YAŞADIK”

    Yürüyüşün ardından Karagöz ve Çevre Köyleri İnsiyatifi adına açıklama yapan Uğur Tepe, maden projesi olarak belirlenen coğrafyada yüz yıllardır cümle canlı ile beraber suyu, toprağı, yaşam alanlarını paylaşarak, her daim üreterek yaşadıklarını belirtti.

    “ÜRETEN VE DOĞAYI KORUYARAK VARLIĞINI SÜRDÜREN CANLILARDIR”

    Yaylasına, çeşmesine, dağ başına ziyaretgahlar kuran; dağdaki keçisini kutsal sayan, yolu üzerindeki yılana, ayıya “Sen ona bir şey yapmadı mı o sana yapmaz” diye yaklaşan, bu yaşamsallığı binlerce yıllık bir döngünün, paydaşlığın ve sürekliliğin ürünü olduğunu vurgulayan Tepe, “Bugün de asıl gözetilmesi gereken bu yaşamsallık ve onun devamlılığıdır. Asıl hak sahibi ve belirleyici olması gereken; bu kültür ve paydaşlık ile bu topraklarda binlerce yıldır birlikte yaşayan, üreten ve doğayı koruyarak varlığını sürdüren canlılardır, insanlardır” dedi.

    YOK ETME PROJESİ!

    Proje sahasının Türkiye’nin tarafı bulunduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne (BERN SÖZLEŞMESİ) göre kesin koruma altında bulunan Yaban Keçisi, Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi, Ayı, Vaşak, dünyada neslinin tükendiği sanılan Anadolu Parsı da habitat bulduğunu belirten Tepe, şunları ifade etti:

    “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre koruma altında bulunan flora ve fauna türlerinin habitatlarında kesin proje yasağı ve habitat tahribatı yasağı bulunmaktadır. Bölgemiz; sabit ve konar göçer yaylacılık ile zehir görmemiş meralarında ve dağlarında hayvanlarımızın otlayıp toprağına gübresini bıraktığı; peynirin, tereyağının yapıldığı yüzlerce yıllık bir sürekli üretim döngüsüne; temiz, nitelikli ve zengin gıda üretimi gücüne sahiptir.

    Dimin Madenciliğin Karagöz köyümüzdeki Maden projesinin proje bedeli 7 milyon 827 bin 500 tl dir. Ancak bu tutarın ilgili projenin yaratacağı tahribatı önlemek için gerekli önlemleri sağlama yükümlülüklerini dahi karşılamayacağı açıktır. Bu yönüyle bu proje daha başından yüksek rant, yüksek talan ve yüksek tahribat projesidir. Yine her sene bölgemiz yaylalarında üretilen tulum peynirinin, tereyağının katma değeri dahi bu bedellerin çok üstündedir. Bu yönüyle de bu proje daha en başından bir kalkınma projesi değil bölge üretim gücünü ve üretim alanlarını yok etme projesi anlamı taşımaktadır.”

    “BİRÇOK ÜLKENİN TOPLAM BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİNİN ÜZERİNDE…”

    Bölge yaylalarının ‘iyi mera’ vasfı ile tescilli olduğunu dile getiren Tepe, bu vasfından ötürü Dağbek köyündeki Krom Çinko Ocağı projesi sonlandırıldığı bilgisini paylaştı.

    Tarım Bakanlığı tarafında yürütülen Hel Dağı bölgesini de içeren Munzur Havzası’nda, UBENİS PROJESİ kapsamında yapılan çalışmalarda 2.250’nin üzerinde bitki türü saptandığını, anılan bitki türlerinin de beşte birinin endemik durumda olduğunu vurgulayan Tepe, açıklanan rakamların, tarımsal üretim gücü ile de öne çıkan birçok ülkenin toplam bitki çeşitliliğinin üzerinde olduğunu belirtti.

    “PROJE BİR AN ÖNCE SONLANDIRMALIDIR”

    Toprakların üstünün altından daha değerli olduğunu ifade eden Tepe, “Bugün maden yağması ile karşı karşıya bırakılan yaylalarımız, mera ve dağlarımız bölgemizde üretimin, yaşamımızı sürdürmenin asli unsurlarıdır.  Aksi bu bölgenin insansızlaştırılması yahut kendi üretip kendi kazanması değil de kara toprağın altında köleleştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle bizler Pülümür Karagöz/Gurik, Kocatepe/Askireg, Boğalı/Zımage, Kovuklu/Harşi, Çakırkaya/Pancıras, Dağbek/Dağbeg, Kaymaztepe/Meçi, Mezra ve diğer civar köyleri halkı olarak, kamu yararıyla alakası olmayan; doğanın, bölgenin ekonomik kaynaklarını ve zenginlikliklerini yok edecek Pülümür Karagöz köyünde yürütülmesi planlanan bu projeyi istemediğimizi bir kez daha yineliyoruz. Son olarak Projeyi yürüten Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tüm bu hususlar ve İl Tarım Müdürlüğünün raporuna istinaden projeyi bir an önce sonlandırmalıdır” şeklinde konuştu.

    “YAŞAM ALANLARIMIZ İÇİN HEP BERABER MÜCADELE EDECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, iktidarın maden yasalarını 22 kez değiştirerek nasıl sermayeye şirketlere peşkeş çektiğinin altını çizerek, “Özel kamulaştırma yasaları çıkardılar. Bununla zeytinliklere, meralara, topraklara el koydular. Elbette parlamentoda bir boyutuyla mücadele yürütüyoruz. Ama aslı olan herkesin beraber kenetlenerek mücadeleyi büyütmesidir. Bizler yaşam alanlarımızı korumak için hep beraber örgütleneceğiz, bir arada olacağız ve mücadele edeceğiz” dedi.

    “İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Munzur Çevre Derneği adına Hatun Esen ise, yaptığı konuşmada şunlara yer verdi:

    “Biz bugün buraya sadece insanlar için değil, bu coğrafyada yaşayan bütün canlılar için buradayız. Duyduk ki emparyalist şirketleri, taşeronu Dimin Madencilik buralara maden açmak istiyor. Doğamızı delik deşik etmek istiyor. 81 ilde olduğu gibi  talan projesiyle dağlarımızı yok etmek istiyor. Buna izin vermeyeceğiz.”

    Madenciliğin yapıldığı zaman sularımız kirleneceğini, toprakların zehirleneceğini ve tekrardan göç yollarına düşüleceğini ifade eden Esen, “Geri gelecek topraklarımız kalmayacak. Bu göç yollarında giderken büyük travmalar yaşayacağız. Çünkü bu dağlarda atalarımızın ayak izleri var. Bu sularda, jar u diyarlarda büyük annelerimizin duaları var. Burada direnenlerin emeği var. Çocuklarımızın geleceği var. Bu topraklar kutsaldır. Bu topraklarda bizim geçmişimiz var. Biz gidip geri döndüğümüz zaman bu yere öpe öpe burada yaşamları inşa etmiş insanlarız. Biz o kâmil insanlardan çok şey almışız. Onlara vefa borcumuz var. Biz mücadele edersek doğa kazanacak, yaşam kazanacak, çocuklar kazanacak, gençlik kazanacak” diye belirtti.

    Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, DEDEF adına Ali Rıza Bilir, Dersim Koyun ve Keçi Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ve eylemde söz alan köylüler, maden projesinin istemediklerinin altını çizdiler.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • Dersim’de yurttaşları bayramı doğa direnişiyle karşıladı!-VİDEO

    Dersim’de yurttaşları bayramı doğa direnişiyle karşıladı!-VİDEO

    PİRHA- Havaçor Vadisi’nde başlatılan doğa ve yaşam nöbeti bayramda da devam ediyor. 

    Dersim’in Pulur (Ovacık) ilçesi Havaçor Köyü’nde, doğanın korunması amacıyla Havaçor Köyü Derneği öncülüğünde başlayan “Doğa ve yaşam” nöbeti 4’üncü gününde de devam etti.

    Havaçor Vadisi’nde “Doğa için nöbetteyiz, gelecek için ayaktayız” ve “Doğa gelecektir, para uğruna geleceğini satma” pankartları açıldığı bölgede nöbeti devralan Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) yöneticisi Sabri Aslan, doğa koruma nöbetinin kendilerinde olduğunu söyledi.

    Nöbet noktasında desteklerin artığının altını çizen Aslan, nöbet eylemine katılımın büyüyeceğini söyledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Pülümür’de açılmak istenen krom madeni ocağı için Hastag çalışması yapılacak

    Pülümür’de açılmak istenen krom madeni ocağı için Hastag çalışması yapılacak

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Gurik(Karagöz) köyünde Dimin Madencilik tarafından yapılması planlanan Krom Madeni Projesi, bölge halkının tepkisini çekmeye devam ediyor. Dersimliler ve çevre savunucuları, projeye karşı sosyal medyada eş zamanlı bir Hastag çalışması yapacak.

    12 Nisan Pazar günü saat 20.00’de Instagram ve Twitter sosyal medya platformları üzerinden, “#pülümürdemadenistemiyoruzetiketiyle” yapılacak eylemle, hem kamuoyuna seslenilecek hem de yetkililere tepki gösterilerek, maden projesinin durdurulması için çağrıda bulunulacak.

    Doğa savunucuları, Pülümür’ün doğal yapısının ve yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu belirterek yaptıkları bu Hastag çalışmasında, açılmak istenen krom madeni ocağı projesinin iptal edilerek Karagöz yaylalarının korunmasını hedefliyor.

    13 Nisan Pazartesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde bu projeye dair yapılacak olacak İDK toplantısı akabinde ise Bakanlığı da etiketleyerek ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep edilecek.

    HABER MERKEZİ

  • Gurik (Karagöz) Çevre Köyleri Platformu: Yaşam alanlarımızı talan ettirmeyeceğiz!- VİDEO

    Gurik (Karagöz) Çevre Köyleri Platformu: Yaşam alanlarımızı talan ettirmeyeceğiz!- VİDEO

    PİRHA- Gurik(Karagöz) Çevre Köyleri Platformu, “Hel Dağı’nda Madene Geçit Vermeyeceğiz” diyerek, Tunceli İl Çevre İklim Değişikliği Müdürlüğü önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında planlanan krom madeni ocağına sert tepki gösterdi.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz, Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra, Kocatepe köyleri, krom madeni tehdidi altında. Geçtiğimiz yıllarda da gündeme getirilen krom madeni ocağı açılma girişimi köylülerin ve doğa aktivistlerinin mücadelesi sonucu durdurulmuştu. Fakat Dimin Madencilik şirketinin girişimleri sonucu tekrardan maden ocağı açılması gündeme geldi.

    Karagöz yaylaları için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tekrardan başlatıldı. 13 Nisan Pazartesi günü, İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplanarak maden projesi için verilecek özel formatın kapsamını, kriterlerini ve bu doğrultuda hazırlanan ÇED Raporunu inceleyip değerlendirecek.

    Geçtiğimiz günlerde Gurik (Karagöz) Çevre Köyleri Platformu adına köy muhtarları, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan ve Arı Yetiştiricileri Başkanı Kazım Doğan , Vali Şefik Aygöl ile görüşmüştü. Görüşmeden istedikleri sonucu alamayan heyet ve köylüler,Tunceli Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yüzlerce dilekçe teslim etti.

    Aynı zamanda Tunceli İl Çevre İklim Değişikliği Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Gurik (Karagöz) Çevre Köyleri Platformu adına açıklamayı Kasım Fırat okudu.

    “HALKIN ÜRETİM ALANLARI VE DOĞASI YOK SAYILIYOR”

    Fırat, 24 Mart 2026 tarihinde Dimin Madencilik’in Karagöz/Gurik’te yürütmek istediği maden projesinin halkın görüşlerine açıldığını hatırlatarak, projenin bölgedeki yaşam alanlarını ve doğayı yok edeceğine dikkat çekti.

    Açıklamada, maden projelerinin ekonomik rant uğruna ülkenin birçok noktasını tehdit ettiği ifade edilerek şunlar belirtildi: 

    “Memleketin her köşesi sermayenin yüksek rant ve kar ihtiyaçları çerçevesinde maden sahası ilan edilmiş durumda. Pülümür Karagöz ve civar köyler de bu sürecin önemli hedeflerinden biri haline gelmiştir. 20 bin dönümlük bir alanın değerli madenler için ruhsatlandırıldığını öğrendik. Bu, halkın üretim alanlarının, doğasının ve canlıların yok sayılması demektir.”

    Açıklama,  Dimin Madencilik’in 7 milyon 827 bin 500 TL’lik proje bedelinin gerekli çevresel önlemleri karşılamaya dahi yetmeyeceği, projenin en başından yüksek rant ve tahribat anlamı taşıdığı vurgulandı.

    BİYOÇEŞİTLİLİK VE ÜRETİM ALANLARI TEHLİKEDE

    Açıklamada, Pülümür bölgesinin endemik bitkiler açısından Anadolu’nun en zengin bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekildi, Munzur Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Yavuz Paksoy’un, Karagöz köyü girişinde 10-15 metrelik bir alanda dahi 6 endemik türün tespit edildiğine dair sözlerine yer verildi.

    Bölgede üretilen tulum peynirinin katma değerinin maden projesinden çok daha yüksek olduğuna işaret edilen açıklamada, mera alanlarının korunmasının tarımsal üretim ve hayvancılık için kritik olduğunu belirtti. Ayrıca, bölge balının polen çeşitliliğinin ülke ortalamasının çok üstünde olduğu ve coğrafi işaret alma sürecinde bu verilerin kullanıldığı hatırlatıldı.

    “KÜLTÜRÜMÜZ VE YAŞAMIMIZ TEHDİT ALTINDA”

    Köylerin yalnızca ekonomik değil, kültürel ve manevi açıdan da vazgeçilmez olduğu ifade edilen açıklamada, “Bu köylerde atalarımızın mezarları, ziyaretlerimiz ve kültürümüz var. Bu yaylalar ve meralar yalnızca civar köylüler için değil, diğer ilçelerden yüzlerce üretici aile için de yaşamsal öneme sahiptir. Bugün maden yağmasıyla karşı karşıya bırakılan alanlar, yaşamımızın asli unsurlarıdır” denildi.

    Açıklamada son olarak dayanışma çağrısı yapılarak, “Pülümür Karagöz köyünde yürütülmesi planlanan, kamu yararıyla ilgisi olmayan ve doğayı yok edecek bu projeyi istemiyoruz. Memleketin dört bir yanında maden kuşatması altındaki tüm kesimleri birlikte mücadele etmeye, tüm duyarlı dostlarımızı sesimize ses olmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Yapılan basın açıklamasının ardından toplanan imzalar İl Müdürlüğüne teslim edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kordu’dan krom madeni tepkisi: ÇED süreci formaliteye dönüştü

    Kordu’dan krom madeni tepkisi: ÇED süreci formaliteye dönüştü

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü merkezli olarak planlanan krom madeni projesinin bölge halkı, ekosistem ve inanç değerleri üzerinde yaratacağı yıkıcı etkileri gündeme taşıdı. Kordu, projeye dair sorularını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e yazılı soru önergesi sundu.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyü ve çevresinde, Dimin Madencilik tarafından planlanan krom madeni projesi için ÇED sürecinin yeniden başlatılması, bölge halkı ve yaşam savunucuları tepki göstermeye devam ediyor.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Karagöz köyü merkezli 7 köyde yapılacak krom madeni ocağı için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yazılı soru önergesi verdi. Projenin geri dönülemez bir ekolojik kıyıma yol açacağını savunan Kordu, maden projesi yapılırsa hayvancılık, arıcılık faaliyetlerini yürütenlerin ve bölge halkının büyük zararlar göreceğini kaydetti.

    ”MADEN PROJESİ HAYATA GEÇİRİLİRSE BÜYÜK RİSK VE ZARARLAR YARATACAKTIR”

    Kordu, Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından hazırlanan projenin, Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra ve Kocatepe köylerini kapsayan geniş bir havzada planlandığını, toplam 686 hektarlık ruhsat alanının doğrudan Pülümür Çayı ve dolayısıyla Fırat Havzası üzerinde kritik riskler oluşturduğunu belirtti.

    Milletvekili Kordu, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecinin, yerel halkın 2024’teki güçlü tepkisine rağmen 13 Nisan 2026’da yeniden başlatıldığını hatırlatarak, projenin hem çevresel hem de sosyo-kültürel boyutlarını şu ifadelerle öne çıkardı:

    Eğimli arazide yapılacak kazıların jeoteknik dengeyi bozacağını, erozyonu tetikleyeceğini ve fay hatları üzerinde risk oluşturacağını,

    Ağır metallerin Pülümür Çayı’na karışarak tüm havzanın su kalitesini geri dönülemez şekilde kirleteceğini,

    Bölgede arıcılık ve hayvancılığın büyük tehdit altında olduğunu, meraların kapatılmasıyla yaylaların hayvancılığa kapanacağını,

    Alevi inancı açısından kutsal sayılan Buyer Ana ve Büyük Çeşme gibi ziyaretgâhların maden sahasının etki alanında kalmasının, toplumun inanç özgürlüğüne açık bir saldırı anlamına geleceğini.

    Kordu, önergesinde şu sorulara yanıt istedi:

    1. Halkın açıkça karşı çıktığı Karagöz krom madeni projesi neden yeniden ÇED sürecine alınmıştır?
    2. Projenin Pülümür Çayı ve Fırat Havzası üzerindeki etkisine dair bağımsız bir hidrolojik analiz yapılmış mıdır?
    3. Bölgenin flora ve fauna zenginliğini korumak için hangi somut önlemler alınacaktır?
    4. Mera alanlarının madenciliğe açılmasının arıcılık ve hayvancılık üzerindeki etkisi ÇED raporunda nasıl değerlendirilmiştir?
    5. Eğimli arazide yapılacak kazıların yaratacağı jeoteknik risklerle ilgili kapsamlı bir zemin etüdü var mıdır?
    6. Proje sahasının kutsal ziyaretgâhlarla mesafesi nedir ve bu alanların korunması için bir plan var mıdır?
    7. 686 hektarlık ruhsat alanının yalnızca 66 hektarı için ÇED sürecinin işletilmesi “dilimleme stratejisi” midir?
    8. Dimin Madencilik’in diğer illerdeki projelerinde yaşanan çevresel tahribatlar Bakanlık kayıtlarında mevcut mudur?
    9. Şirketin son 5 yılda Dersim’de başvuruda bulunduğu maden proje sayısı kaçtır?

    Kordu, projenin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” ile Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu vurguladı. Ayrıca, halkın iradesinin yok sayıldığı karar alma sürecinin ÇED sürecinin yalnızca bir formaliteye dönüştüğünü gösterdiğini ifade etti.

    PİRHA/ANKARA

  • Munzur Çevre Derneği: Hel Dağı satılık değil, halkındır!

    Munzur Çevre Derneği: Hel Dağı satılık değil, halkındır!

    PİRHA- Dersim Pülümür’e bağlı Karagöz köyünde krom madeni projesi için yeniden başlatılan ÇED süreci, bölge halkının tepkisini büyüttü. Munzur Çevre Derneği yaptığı açıklamada, Hel Dağı’nın şirketlere değil halka ait olduğu vurgulanarak doğa ve yaşam alanlarının savunulacağı belirtildi.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz (Gurik) köyünde, Dimin Madencilik tarafından planlanan krom madeni projesi için ÇED sürecinin yeniden başlatılması, bölge halkı ve yaşam savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Munzur Çevre Derneği tafafından yapılan açıklamada, söz konusu sürecin doğa talanını hukuki kılıfla meşrulaştırma girişimi olduğu ifade edildi.

    “BU BİR YATIRIM DEĞİL, AÇIK BİR TALANDIR”

    Açıklamada, Mercan Dağları’nın devamı olan Hel Dağı’nın yalnızca bir coğrafi alan olmadığına dikkat çekilerek, “Bu dağlar, patronların kâr hırsına kurban edilecek ‘kaynak’ değil; halkın ve diğer canlıların yaşam alanıdır” denildi.

    Bölgenin su kaynakları, tarım alanları ve ekolojik dengesi açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulanan açıklamada, maden projesinin doğrudan doğruya yaşam alanlarını tehdit ettiği belirtildi.

    HALKIN YAŞAM ALANLARI HEDEFTE

    Hel Dağı’nın yaylacılık ve göçebe hayvancılık açısından kritik bir alan olduğuna işaret edilen açıklamada, “Her yaz kurulan çadırlar, bu düzenin yok etmek istediği kolektif üretimin ve dayanışmanın ifadesidir” ifadelerine yer verildi.

    Planlanan maden sahasının yalnızca Karagöz köyünü değil; Kocatepe, Dağbek, Çakırkaya, Boğalı, Dereboyu ve Kovuklu köylerinin de geçim kaynaklarını tehdit ettiği belirtildi. Aynı zamanda bölgenin önemli bir arıcılık merkezi olduğuna dikkat çekilerek, projenin çok yönlü bir ekonomik ve ekolojik yıkım anlamına geldiği kaydedildi.

    Açıklamanın devamında, “Bu bir ‘kalkınma’ değil, halkın yoksullaştırılması ve yerinden edilmesidir” denilerek maden faaliyetlerinin bölge halkını göçe zorlayacağı vurgulandı.

    Son olarak yapılan çağrıda, Hel Dağı’nın korunmasının yaşamın, emeğin ve doğanın savunulması anlamına geldiği belirtilerek, tüm Dersim halkı doğasına, suyuna ve toprağına sahip çıkmaya davet edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu’ndan Pülümür’deki krom madenciliği projesine tepki

    Dersim Barosu’ndan Pülümür’deki krom madenciliği projesine tepki

    PİRHA- Dersim Barosu, Pülümür İlçesi Karagöz Köyü sınırlarında Dimin Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülmesi planlanan krom madenciliği projesine karşı çıkarak, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin sonlandırılması için resmi başvuruda bulunduklarını açıkladı.

    Baro tarafından yapılan yazılı açıklamada, Dersim coğrafyasının yalnızca doğal bir alan değil, tarih boyunca şekillenmiş yaşam biçimlerinin, inançların, kültürel değerlerin ve ekolojik dengenin bütünlüklü bir yapısı olduğuna dikkat çekildi.

    “PROJE HUKUĞA AYKIRIDIR VE ÇED SÜRECİ DURDURULMALIDIR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Söz konusu proje, yalnızca teknik bir yatırım faaliyeti değil, Anayasa’nın 56. maddesiyle güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkına doğrudan müdahale niteliğindedir. Proje alanı; iyi mera vasfına sahip, hayvancılığın ve yoğun arıcılık faaliyetlerinin sürdürüldüğü, bölge halkının geçim kaynaklarının merkezinde yer alan bir yaşam alanıdır. İlgili idari kurum görüşlerinde dahi, alanın mera niteliği nedeniyle uygun bulunmadığı ortaya konulmuştur” dendi.

    Baro, proje sahasının uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış yaban hayatı, yüksek endemizm oranına sahip floristik zenginliği, kuş göç yolları ve “Hel Dağı Ziyaretgahı” gibi kültürel değerleri barındıran kutsal bir coğrafya olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ÇED raporunun bölgenin bu çok katmanlı yapısını bilimsel ve gerçekçi şekilde ele almadığı vurgulandı.

    “Hazırlanan ÇED raporu, çevresel etkileri gerçekçi şekilde ortaya koymamaktadır. Mevzuata uygunluk açısından ciddi eksiklikler içermekte ve aynı havzadaki benzer bir projenin ÇED sürecinin sonlandırılmış olması dikkate alındığında, hukuki ve idari tutarlılığın sağlanması zorunludur” denildi.

    Dersim Barosu, projenin doğayı, geçim kaynaklarını, kültürel değerleri ve inanç alanlarını tehdit ettiğini belirterek, ÇED sürecinin derhal sonlandırılması gerektiğini ifade etti.

    Dersim Barosu, açıklamanın sonunda ise şunları belirtti:

    Çevre hakkı, yalnızca bugünün değil, geleceğin de hakkıdır. Bu proje hukuka aykırıdır. Dersim Barosu olarak hukukun, doğanın ve yaşamın yanında durmaya devam edeceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’deki Karagöz yaylaları, Dimin Madenciliğin krom madeni projesiyle yok edilmek isteniyor

    Dersim’deki Karagöz yaylaları, Dimin Madenciliğin krom madeni projesiyle yok edilmek isteniyor

    PİRHA- Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz, Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra, Kocatepe köyleri, krom madeni tehdidi altında. Daha önce halkın tepkisi ve mücadelesi sonucu geri çekilen krom madeni projesi, Dimin Madencilik girişimleri sonucu tekrardan gündeme geldi. Karagöz yaylaları için ÇED süreci tekrardan başlatıldı.

    Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz köyü başta olmak üzere 7 köyü kapsayan krom madeni projesi yeniden gündeme geldi. Şirketin 2024 yılında Bakanlığa yaptığı başvuru sonrası başlatılan ÇED süreci, halkın tepkisi üzerine geri çekilmişti. Ancak şirket aynı projeyi tekrar hayata geçirmek istiyor.

    Edinilen bilgilere göre 13 Nisan 2026 tarihinde, İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplanarak maden projesi için verilecek özel formatın kapsamını, kriterlerini ve bu doğrultuda hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporunu inceleyip değerlendirecek.

    Burada yaşayan köylüler ve doğa savunucuları, madenin doğaya ve yaşam alanlarına vereceği zarara dikkat çekiyor. Endemik bitki türlerinin de bulunduğu bu coğrafyada, hem Alevi toplumunun ziyaretgahları bulunmakta hem de hayvancılık ve arıcılık faaliyetleri yoğun olarak yapılmaktadır. Karagöz köyü ve çevresinde üretim alanlarının, meraların ve kültürel alanların yok edilmesine karşı çıkan yurttaşlar, projeyi bir “talan girişimi” olarak nitelendiriyor.

    “DOĞAMIZDA, TOPRAĞIMIZDA KROM MADENİ İSTEMİYORUZ”

    Kocatepe köyü muhtarı Baki Fırat, Dimin Madencilik Şirketi’nin uzun zamandır yaşam alanlarına yönelik ‘krom madeni ocağı’ projesi olduğunu belirtti ve devamında şunlara değindi: “Dimin Madencilik Şirketi, en son 2024 yılında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurmuştu. Bu başvuru üzerine Tunceli Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 27 Haziran 2024 tarihinde ÇED toplantısı yapılmak istendi. Ama biz bölge köylüleri ve doğa savunucuları toplanarak bu durumu protesto ettik. Gerçekleştirdiğimiz basın açıklaması ve protesto sonrası geri adım atıldı” dedi.

    Maden projesinin tekrardan hayata geçirilmek istendiğini söyleyen Fırat, “Şirket, tekrardan maden ocağı açmak için girişimlerde bulunuyor. En son Tunceli Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden gelen bilgilendirmeye göre, maden projesiyle ilgili inceleme değerlendirme süreci yeniden başlatıldığı bilgisi tarafımıza verildi” diyerek, konuşmasına şöyle devam etti: “Yeniden bir değerlendirme yaparak, maden projesini açmak istiyorlar. Biz bugüne kadar elimizden geleni yaptık. Halen rızamız yoktur. Bugünden sonrada elimizden geleni yaparak, doğamızın, inanç alanlarımız olan ziyaretgahlarımızın ve yaşam alanlarımızın yok edilmesine müsaade etmeyeceğiz” diyerek mücadele mesajı verdi.

    “MADEN PROJESİ GERÇEKLEŞİRSE MERALARIMIZ VE YAYLALARIMIZ YOK EDİLECEK”

    Maden projesinin kapsam alanında bulunan Dağbek Köyü muhtarı Ahmet Doğan ise maden projesinin doğaya vereceği zararın getirisinden daha büyük olacağını belirterek, “Burada Zil, Karagöz, Şirin, Kefir, Sarıgül, Bezolar, Hel yaylaları gibi yaklaşık 20 yaylanın bulunduğu bir bölgeden söz ediyoruz. Bu bölgede geçen sene kayıtlı 12 bin küçükbaş hayvan yaylaya çıkarıldı. Aslında potansiyel olarak 20 bin hayvan burada kalabileceğini” söyledi.

    Devamında maden ocağının açılması halinde yaşanacakları belirten Doğan, “Eğer krom madeni açılırsa, başta hayvancılık ve arıcılık olmak üzere tüm doğa olumsuz etkilenecek. Burada birçok ender görülen bitki ve hayvan çeşitliliği var. Maden faaliyetleri dolayısıyla bu türler yok olacak. Bu bölge aynı zamanda Alevi inancına göre kutsal olan Buyer Ana ve Büyük Çeşme gibi ziyaretlerimizin yeridir. Dolayısıyla inanç alanlarımız da tehlike altına girecek” dedi ve son olarak krom madenini istemediklerini belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Barosu’ndan Hel Dağı’ndaki madencilik faaliyetlerine karşı hukuki mücadele

    Dersim Barosu’ndan Hel Dağı’ndaki madencilik faaliyetlerine karşı hukuki mücadele

    DERSİM – Dersim Barosu, Pülümür’e bağlı Çakırkaya ve Dereboyu köyleri sınırlarında bulunan Hel Dağı’nda yürütülen krom madenciliği faaliyetlerine karşı yargı yoluna başvurdu. Baro, söz konusu faaliyetlerin hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak Erzincan İdare Mahkemesi’nde iptal davası açtı.

    Pülümür İlçesindeki Hel Yaylası, konumu itibariyle bölgenin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olarak bölge halkınca kullanılıyor. Sürü sahiplerinin hayvanları için kullandığı yayla, verimliliği ve zenginliğiyle biliniyor. Çok sayıda hayvan, bitki ve doğal güzelliğe ev sahipliği yapan Hel Yaylası, bu özellikleri nedeniyle önemli yaylalardan biri olma özelliğini taşıyor.

    Hel Yaylası’nın tüm bu özelliklerine rağmen, krom madenciliği faaliyeti altında doğa tahrip edilmek isteniyor. Dimin Madencilik şirketince, maden kanunu çerçevesinde 4. grup madencilik krom madencilik projesine yönelik tepki ve mücadele ise devam ediyor.

    Dersim Barosu, Dersim Pülümür’de bulunan Hel Yaylası’nda yapılması planlanan “Krom Çinko Ocağı Projesi”ne dair Erzincan İdare Mahkemesi’ne iptal davası açtı.

    “HEL YAYLASINDAKİ HUKUKA AYKIRI MADEN FAALİYETLERİ ENGELLENMİYOR”

    Dava sürecine dikkat çekilen açıklamada, “Çakırkaya köyü ile Dereboyu köyü sınırları dahilinde Hel Dağı mevkiinde yürütülen Krom Madenciliği projesi faaliyetlerine karşı, Dersim Barosu tarafından hukuki süreç başlatılmıştır. Bu kapsamda öncelikle ilgili idareye başvuruda bulunularak söz konusu faaliyetlerin durdurulması talep edilmiş ancak bu talep Tunceli Valiliği / Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 15/01/2026 tarihli işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, hukuka açıkça aykırı olan bu idari işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle yargı yoluna başvurulmuş olup, Erzincan İdare Mahkemesi nezdinde iptal davası açılmıştır” denildi ve devamında ise ÇED raporuna dikkat çekildi:

    “Açılan dava kapsamında; söz konusu madencilik faaliyetinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine tabi olmasına rağmen gerekli ÇED raporu ve ÇED olumlu kararı alınmaksızın başlatıldığı, bölgenin hem doğal sit alanı hem de koruma altındaki canlı türlerinin yaşam alanı olduğu ve tüm bunlara rağmen idare tarafından hukuka aykırı şekilde faaliyetlerin engellenmediği açıkça ortaya konulduğu” belirtilidi.

    “HEL DAĞI VE YAYLASI ALEVİLİK İNANCINDA ÖNEMLİ BİR ZİYARETTİR”

    Dersim Barosu, Hel Dağı’nın yalnızca çevresel değil, inançsal açıdan da büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Proje sahasının Alevi inancı açısından kutsal kabul edilen Hel Dağı Ziyaretgâhı’nı da kapsadığına vurgu yapıldı. Açıklamada, “Hel Dağı ve çevresi Alevi toplumu için doğa ile hakikat arasındaki kutsal bağın bir parçasıdır. Bu nedenle madencilik faaliyetleri yalnızca çevreye zarar vermemekte aynı zamanda inanç özgürlüğüne müdahale niteliği taşımaktadır” denildi.

    Baro, Anayasa’nın 56. maddesi ile herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu hatırlatarak devletin hem çevreyi hem de kültürel ve inançsal mirası korumakla yükümlü olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bu faaliyetler, Alevi inancına, kutsal mekânlarına ve toplumsal hafızaya yönelik açık bir müdahale niteliğindedir” ifadeleri yer aldı.

    Dersim Barosu, davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını, Hel Dağı Ziyaretgâhı’nın korunması ve bölgenin mutlak koruma altına alınması için tüm hukuki yolların kullanılacağını kamuoyuna duyurdu.

    PİRHA/DERSİM

  • Ağlayan Kayalar, Dersim’in yarasını da direncini de taşımaya devam ediyor!-VİDEO

    Ağlayan Kayalar, Dersim’in yarasını da direncini de taşımaya devam ediyor!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pülümür Vadisi’nde yer alan ve sürekli su damladığı için halk arasında “Ağlayan Kayalar” olarak bilinen 20 metre uzunluğundaki kayalar buz tuttu. Ağlayan Kayalar, Dersim’in hem yarasını hem de direncini taşır. Doğanın inceliğiyle yüklendiği bu ağır hafıza bu coğrafyanın en yalın ve en güçlü anlatımıdır.

    Dersim kışa girdiğinde doğa susmaz içine çekilir, kar bu coğrafyada yalnızca bir örtü değil bir duraklama halidir. Taş su ve zaman bu mevsimde daha yavaş daha derin bir nefes alır.

    Ağlayan Kayalar da bu duraklamanın içinde durur. Ne tamamen sessizdir ne de tamamen görünmez, sadece bekleyerek varlığını sürdürür. Kış geldiğinde ağlamak sona ermez biçim değiştirir, kayaların içinden süzülen su buz tutar, akış geçici olarak durur ama hafıza yerinde kalır. Kar her şeyi örterken ağlayan kayaları daha belirgin kılar, beyazın içinde duran bu koyu sessizlik doğanın ağırbaşlı bir ifadesi gibidir.

    Dersim’in kayaları bu yüzden güzeldir. Yaralanmış olmalarına rağmen bu toprakları terk etmemiştir, her mevsimde yeniden var olmayı başarmışlardır. Bahar geldiğinde buz çözülecek, su yeniden yolunu bulacak, kayalar bir kez daha konuşacaktır. Ağlayan Kayalar da Dersim’in hem yarasını hem de direncini taşır. Doğanın inceliğiyle yüklendiği bu ağır hafıza bu coğrafyanın en yalın ve en güçlü anlatımıdır.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Dersim Barosu, Bağır Dağı’ndaki krom madenciliği için yargı yoluna gitti!

    Dersim Barosu, Bağır Dağı’ndaki krom madenciliği için yargı yoluna gitti!

    PİRHA – Dersim Barosu, Pülümür ilçesi Qeredevran (Şampaşakaraderbent) ve Pergini (Kırklar) Köyü ile Kırklar Köyü sınırları içerisinde, Bağır Dağı mevkiinde yürütülen krom madenciliği faaliyetlerine karşı yargı yoluna başvurdu. Baro, madencilik faaliyetlerinin durdurulması talebinin reddedilmesine ilişkin idari işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açtığını açıkladı.

    Dersim Barosu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu madencilik faaliyetlerinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu hazırlanması ve “ÇED Olumlu” kararı alınması zorunlu olmasına rağmen, bu süreçler tamamlanmadan başlatıldığı belirtildi. Proje alanının 25 hektardan büyük olduğuna dikkat çekilen açıklamada, yürütülen faaliyetlerin çevre mevzuatına açıkça aykırı olduğu vurgulandı.

    PÜLÜMÜR VADİSİ HAVZASI TEHDİT ALTINDA

    Madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü alanın, Pülümür Vadisi havzası içerisinde yer aldığı belirtilerek, bölgenin flora ve fauna açısından eşsiz nitelikler taşıdığı ifade edildi. Açıklamada, bölgenin Bern Sözleşmesi kapsamında kesin koruma altında bulunan yaban keçisi, ayı, kurt, vaşak, kaya kartalı ve Anadolu parsı gibi birçok türün doğal yaşam alanı olduğuna dikkat çekildi.

    Ayrıca proje sahasının, Nitelikli Doğal Koruma Alanı (Doğal Sit Alanı) olarak tescil edilen Pülümür Çayı su kaynaklarını da kapsadığı belirtilerek, ekosistem açısından ciddi riskler barındırdığı kaydedildi.

    İNANÇ ALANLARI VE KÜLTÜREL DEĞERLER DE TEHLİKEDE

    Baro açıklamasında, yöre halkı açısından kutsal kabul edilen Bağire Sipi Ziyaretgâhı gibi inanç alanlarının da proje sahası içerisinde kalmasının, toplumsal ve kültürel değerler yönünden ağır bir ihlal oluşturduğu ifade edildi. Madencilik faaliyetlerinin aynı zamanda yürürlükte bulunan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’na aykırı olduğu vurgulandı.

    Anayasa’nın 56. maddesi hatırlatılarak, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı bulunduğu belirtilen açıklamada, çevrenin korunmasının devletin ve yurttaşların ortak sorumluluğu olduğu ifade edildi. Baroların, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve doğal–kültürel mirası koruma görevleri gereği kamu yararını ilgilendiren bu konuda sessiz kalamayacağı vurgulandı.

    Dersim Barosu, dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız çevresel zararlar doğacağının açık olduğunu belirterek, yürütmenin durdurulması ve işlemin iptali talebiyle açılan davanın takipçisi olacaklarını kamuoyuna duyurdu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Ayten Kordu: Pülümür’ün doğası enerji rantına kurban ediliyor

    Ayten Kordu: Pülümür’ün doğası enerji rantına kurban ediliyor

    PİRHA – DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür ilçesi sınırlarında Mina Marble Mermer Maden Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan Paşa Depolamalı Rüzgâr Enerji Santrali (DRES) projesine verilen “ÇED olumlu” kararını Meclis gündemine taşıdı. Kordu, projenin tarım, hayvancılık ve ekosistem dengesi üzerinde yaratacağı tahribatı hatırlatarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Kordu’nun Meclis Başkanlığı’na sunduğu önergede, Dersim’in Pülümür ilçesinde yer alan Seteriye (Dağyolu), Mezra Sılêmanu (Süleymanuşağı), Hacılı, Gocanage (Göcenek), Zımag (Közlüce) ve Hasangazi köyleri sınırlarında yapılması planlanan Paşa DRES projesine dikkat çekildi.

    Proje kapsamında 10 türbin kurulması, 40 MWm/40 MWe kapasiteyle enerji üretimi ve aynı kapasitede depolama sistemi öngörülüyor. Kordu, bu türbinlerin kurulacağı alanların yoğun arıcılık faaliyetlerinin yürütüldüğü, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan köyleri kapsadığını vurguladı.

    Kordu, “Arı popülasyonlarının azalması, tozlaşma dengesinin bozulması, mera alanlarının tahribi ve su kaynaklarının kirlenmesi gibi riskler bölge halkının yaşamını doğrudan tehdit ediyor. Proje, yalnızca enerji üretimi açısından değil, ekolojik sürdürülebilirlik ve halk sağlığı açısından da yeniden değerlendirilmelidir” dedi.

    “BİLİMSEL ÇALIŞMALAR DİKKATE ALINMADI”

    DEM Parti Milletvekili Kordu, Hacettepe Üniversitesi ve Pülümür Belediyesi’nin ortak araştırmasına atıfta bulunarak, Pülümür’ün Türkiye’de en fazla bitki türünü barındıran ilçe olduğunu, bu çalışmada literatürde daha önce yer almayan 4 yeni endemik bitki türü tespit edildiğini hatırlattı.

    Ayrıca Türkiye’nin en yaşlı ceviz ağacının da Pülümür sınırlarında bulunduğunu belirten Kordu, bu ağacın Anıtlar Kurulu tarafından tescil sürecinde olduğuna dikkat çekti.
    Kordu, “Bu veriler Pülümür’ün yalnızca yerel değil, ulusal ve uluslararası ölçekte korunması gereken bir doğal miras alanı olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    Kordu, rüzgâr türbinlerinin oluşturduğu elektromanyetik alanların, düşük frekanslı gürültülerin ve titreşimlerin arıların yön bulma davranışlarını bozduğunu ve koloni kayıplarına neden olduğunu belirtti.

    Ayrıca yüksek rakımlı meralarda inşa edilecek türbinlerin büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda doğurganlık oranının düşmesi, süt veriminin azalması ve davranış bozuklukları yarattığını, bu durumun bilimsel literatürde “rüzgâr türbini sendromu” olarak tanımlandığını ifade etti.
    Kordu, “Bu sendrom yalnızca hayvanları değil, insanları da etkiliyor; türbinlere yakın yaşayan yurttaşlarda uyku bozuklukları, baş dönmesi, kalp ritim bozuklukları gibi sağlık sorunları artıyor” dedi.

    “GÖÇMEN KUŞLARIN ROTASI ÜZERİNDE ÖLÜM HATTI OLUŞTURULUYOR”

    Paşa DRES projesinin göçmen kuşların rotası üzerinde bulunduğunu belirten Kordu, her yıl yüzbinlerce kuşun bölgeden geçtiğini vurguladı. Türbinlerin döner kanatlarının kuşlar için ciddi bir çarpışma riski yarattığını, gölgeleme ve gürültü etkisinin göç yollarını ve üreme alanlarını bozduğunu ifade etti.
    Kordu, “Uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış türlerin yaşam alanlarını yok sayan bu proje, doğrudan biyolojik çeşitliliğe saldırıdır” dedi.

    Kordu, soru önergesinde Bakan Murat Kurum’a şu soruları yöneltti:

    • “ÇED olumlu” kararı hangi bilimsel değerlendirmelere dayanıyor?

    • Yerel halkın, muhtarların ve çevre örgütlerinin görüşleri alınmış mıdır?

    • Flora-fauna, su, gürültü ve arıcılık etkileri hangi tarihlerde kimlerce incelenmiştir?

    • 40 MWe/40 MWh enerji depolama sisteminin yeraltı su kaynaklarına etkisi analiz edilmiş midir?

    • Mera kayıpları ve köylülerin geçim kaynaklarını korumak için ne tür önlemler alınmıştır?

    Kordu, Bakanlığa yönelttiği soruların yalnızca Pülümür’le sınırlı olmadığını, tüm Dersim coğrafyasındaki ekolojik tahribatın durdurulması gerektiğini vurguladı.

    “Rüzgâr, güneş, baraj… Adı ne olursa olsun, her yatırım doğaya rağmen değil, doğayla birlikte yapılmalıdır. Dersim’in dağları enerji rantına değil, korunmaya muhtaçtır.”

    HABER MERKEZİ

     

  • Bir keçi yavrusunun gözyaşından doğan ressam: Aşık Daimi’nin hikayesi-VİDEO

    Bir keçi yavrusunun gözyaşından doğan ressam: Aşık Daimi’nin hikayesi-VİDEO

    PİRHA –Dersim’in dağ kokulu köylerinden biri olan Pülümür’ün Kırkmeşe köyünde, bir çocuk eline kalemi alıyor…
    O gün, köyün eteklerinde bir trajedi yaşanmıştı. Kurtlar bir keçiyi öldürmüş, yavrusu annesini beklerken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Küçük çocuk bu sahneye dayanamadı. Kağıdı önüne koydu, kalemi eline aldı ve hayatının ilk resmini çizdi: İki kurt, bir keçi ve ağlayan yavrusu.
    O çocuk bugün 60’lı yaşlarında bir sanatçı: Daimi Arslan, nam-ı diğer Aşık Daimi.

    “RESİM İÇİMDEKİ SESSİZ TÜRKÜ”

    Küçük yaşlardan itibaren içindeki duyguları resimle ifade eden Daimi Arslan, bugün hem ressam hem de cemevlerinde zakirlik yapan bir halk sanatçısı.
    “Resim yapmak benim için dua etmek gibi” diyor.
    “Bazıları saz çalar, bazıları şiir yazar, ben de fırçamla konuşurum. Her resmimde bir türkü vardır.”

    Kışları İstanbul’un kalabalık semtlerinden Alibeyköy’de, yazları ise çocukluğunun geçtiği Kırkmeşe köyünde geçiriyor hayatını.
    Tıpkı göçmen kuşlar gibi…
    “Bahar gelince köye dönerim, sonbaharda İstanbul’a. Orada resim, burada doğa; ikisi de beni besliyor,” diyor gülümseyerek.

    BİR RESSAM, BİR ZAKİR, BİR HALK HİKAYESİ

    Yıllar içinde Arslan’ın resimleri sadece tuvallerde değil, insanların yaşam alanlarında da yer bulmuş.
    “Evlere, restoranlara, düğün salonlarına, cemevlerine resim yapıyorum,” diyor gururla.
    Her mekâna kendi ruhundan bir parça bırakıyor; kimi zaman dağ siluetleri, kimi zaman Dersim’in köylerinden esinlenmiş manzaralarla duvarları hikâyelere dönüştürüyor.

    Bir dönem portre resimleri de yapan Arslan, bir süre sonra bundan vazgeçmiş:
    “Portre yapıyorsun, ama bazen o kişi kendine benzemiyor. Yaptıran beğenmiyor, ben de üzülüyorum. Sonra dedim ki: Herkesin yüzünü değil, duygusunu çizeyim. Manzara resimleri bana huzur veriyor. Gökyüzü kimseye benzemez ama herkese iyi gelir.”

    Aşık Daimi için sanat sadece bir meslek değil, yaşam biçimi. Cemevlerinde zakirlik yaptığı zamanlarda sazı, evinde ya da köyde eline fırçayı alıyor.
    Renkler, notalarla birleşiyor onun dünyasında.
    “Bir resim yaptığımda, içine hep bir türkü koyarım,” diyor. “Çünkü ben hem görsel hem işitsel bir hikâyeciyim.”

    Küçük yaşta bir keçinin gözyaşında başlayan bu hikâye, bugün binlerce insanın evine, kalbine ve duvarına renk katıyor.
    Dersim’in dağlarından İstanbul’un sokaklarına uzanan bu yolculukta Aşık Daimi, hem sazıyla hem fırçasıyla yaşamı anlatmaya devam ediyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Pülümür’de öğretmen krizi: Veliler tepkili, Milli Eğitim torpil yok diyor!

    Pülümür’de öğretmen krizi: Veliler tepkili, Milli Eğitim torpil yok diyor!

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesindeki Dedekorkut İlkokulu 2. sınıf öğretmeni E.Ö., Dersim merkeze görevlendirmesi velilerin tepkisime yol açtı. Dersim merkezde 50 norm fazlası öğretmen olmasına rağmen mevcut olan sınıf öğretmeni, birilerinin hatırı kırılmasın diye görevlendirildiği iddiasında bulunan öğrenci velileri, öğretmen atamasının bir an önce yapılmasını istedi. Tunceli İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse ise, torpil iddialarını reddetti.

    Dersim’in Pülümür ilçesindeki Dedekorkut İlkokulu 2. sınıf öğretmeni E. Ö., ‘görevlendirme’yle Dersim merkeze gitti. E.Ö., görevlendirme ile gitmesi, Pülümür’deki kadronun dolu gözükmesine yol açıyor. Bundan dolayı da yerine bir atamanın yapılamadığı, öğrencilerin mağdur olduğu belirtiliyor.

    Öğrenci velileri, norm fazlalığı olduğu için tayin ile gidemediği Dersim merkeze görevlendirme ile giden E. Ö.’nün eşinin Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun makam şoförü olduğu için Dersim merkeze gidebildiği iddiasında bulundu.

    “ÖĞRETMEN, BİRİLERİNİN HATIRI KIRILMASIN DİYE GÖREVLENDİRMEYLE DERSİM MERKEZE GİTTİ”

    Dersim merkezde 50 norm fazlası öğretmenin olmasına rağmen mevcut olan sınıf öğretmeninin birilerinin hatırı kırılmasın diye görevlendirmeyle Dersim merkeze alındığını söyleyen öğrenci velisi M.A, “Tabi ki öğretmenin tayin isteme hakkı var ama bir öğretmenin kadrosu Pülümür’de gözüküp görevlendirmeyle başka bir yere alınıyorsa işin kötü tarafı burada. Bu öğretmen 3 yıl bir yerde görev yapmak zorunda. 3 yıl boyunca bu öğretmenin kadrosu Pülümür’de gözükecek ama görevlendirmeyle Dersim’de olacak. Pülümür’deki çocuklarda öğretmenle buluşamayacaklar. Veli olarak talebimiz öğretmen görevlendirme değil de tayin ile istediği yere gitsin ve onun yerine de öğretmen atansın” dedi.

    “KADROSU PÜLÜMÜR’DE GÖZÜKTÜĞÜ İÇİN YERİNE BİR ATAMA YAPILAMAYACAK”

    İsmini vermek istemeyen bir öğrenci velisi de, çocuklarının öğretmensiz kaldığını söyleyerek, “Ortada bir hukuksuzluk var. Tayinini alamıyorsa niye gidiyor?” diye sorarak, yetkililerden bir an önce öğretmen atamasının yapılmasını istedi.

    “YENİ ÖĞRETMENLER GÖREVLENDİRDİK”

    Ajans olarak ulaştığımız Tunceli İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse,  torpil iddialarını reddederek, “Pülümür’de şu anda boş geçen hiçbir dersimiz yok ve yeni öğretmenlerde görevlendirdik, normda olmadığı halde. Önümüzdeki haftalarda yerinde bir daha çalışma yapacağız. Branş dersimizde Pülümür ilçesinin normu yok ama buna rağmen oraya branş öğretmenlerimizi de görevlendirdik” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de üç bin rakımlı yaylaya çıkan üreticiler: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz-VİDEO

    Dersim’de üç bin rakımlı yaylaya çıkan üreticiler: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Kültür ve Kala ailesi, Dersim’in Pertek ilçesinin Avşeker köyünden Pülümür’ün üç bin rakımlı Gurîk yaylasına çıktı. Hayvancılık sektöründe şu anda çok ciddi sıkıntılar olduğunu belirten yaylacılar, “Bizler üretenler olarak kendi emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Hayvancılık yapanlara sahip çıkan kimse yok. Kendi başımızın çaresine bakıyoruz o yüzden kimseden bir talebimiz yok” dedi.

    Hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Kültür ve Kala ailesi, Dersim’in Pertek ilçesinin Avşeker köyünden Pülümür’ün üç bin rakımlı Gurîk yaylasına çıktı.

    Hayvancılık yapanlar yaylaya giderken evlerini, hayvanlarını, yiyeceklerini, giyeceklerini kısaca yaşamında ihtiyacı olan her şeyini kamyonlara koyarak yola çıkıyorlar ancak talepleri hiçbir şekilde karşılanmıyor.

    Ajans olarak, Kala ve Kültür ailesinin bulunduğu yaylaya çıktık ve Bülent Kültür ve Murat Kala‘dan, yaşadıkları sorunları ve taleplerini dinledik.

    “HAYVANCILIK YAPANLARA SAHİP ÇIKAN KİMSE YOK”

    Baba mesleğini devam ettirdiğini belirten Bülent Kültür, “5-6 ay köyümüzde kaldıktan sonra yaz sezonunda yaylaya geliyoruz. Ulaşım konusunda zorluklarımız var, yayla yolları iyi değil. Zaten şap hastalığı nedeniyle verimli bir yıl olmadı bizim için. Yaylalarda sürülerin fazla olması ve mera alanlarında ot azlığından dolayı eskiden aldığımız verimi alamıyoruz. Çoban konusunda sıkıntılarımız var çünkü çoban aylıkları çok yüksek. Hayvancılık yapanlara sahip çıkan kimse yok. Kendi başımızın çaresine bakıyoruz o yüzden kimseden bir talebimiz yok” dedi.

    “EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ”

    2016 yılından itibaren hayvancılık yaptığını ifade eden Murat Kala, “Hayvancılık sektöründe şu anda çok ciddi sıkıntılar var. Meralarımız bize yeterli gelmiyor, hayvan sayısı fazla. Ulaşım konusunda sıkıntılarımız var, yaylaya çıkartılan bir araç 3 ay sonunda kullanılamaz hale geliyor. Üreticiler olarak peynir ve kuzu satımı yaparak geçiniyoruz. Ama şap ve çiçek hastalığından dolayı bu sene verim alamadık. Hastalıklardan dolayı ilaç fiyatları da üreticileri mağdur ediyor. 1-2 yıl öncesinde 100 TL’ye aldığımız ilaç şimdi 3000-4000 TL olmuş durumda. Aynı zamanda et fiyatları da tüketici de çok yüksek ama üreticiden çok düşük fiyata alınıyor. Bizden 370-380 TL’ye alınırken kasaplarda 800-900 TL’ye satılıyor. Et fiyatlarında olduğu gibi peynir fiyatlarında da sıkıntılar yaşıyoruz. Bizler üretenler olarak kendi emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Bu durumu biraz da ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik koşullar da etkiliyor. Diğer ülkelere baktığımız zaman hayvancılık yapanlara ciddi destekler veriliyor ancak bizim ülkemizde üreticiye destek verilmiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Pülümür’de yapılan 26. Bal Festivali, konserle sona erdi-VİDEO

    Pülümür’de yapılan 26. Bal Festivali, konserle sona erdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür İlçesi’nde 2 gün süren olan 26. Bal Festivali yapılan konserle sona erdi. Pülümür balının  doğallığı ve lezzetiyle bu topraklarda ün salmış bir değeri olduğunu belirten Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, “Arıcılarımızın alın teriyle, doğanın bize sunduğu eşsiz bitki örtüsüyle ortaya çıkan bu mucizevi ürün sofralarımızın vazgeçilmezi olmuştur. Festivalimiz sayesinde Pülümür balının hak ettiği değeri bulacağına ve daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyorum” dedi.

    Dersim’in Pülümür İlçesi’nde 2 gün süren 26. Bal Festivali sona erdi. Festivalin 2. gününde ilçe merkezinde davul-zurna eşliğinde halaylar çekilerek başlandı.

    “PÜLÜMÜR BALI HAK ETTİĞİ DEĞERİ BULACAĞINA İNANIYORUM”

    Pülümür balının doğallığı ve lezzetiyle bu topraklarda ün salmış bir değeri olduğunu belirten Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, “Arıcılarımızın alın teriyle, doğanın bize sunduğu eşsiz bitki örtüsüyle ortaya çıkan bu mucizevi ürün sofralarımızın vazgeçilmezi olmuştur. Festivalimiz sayesinde Pülümür balının hak ettiği değeri bulacağına ve daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyorum. Pülümür’ü daha yaşanabilir ve daha gelişmiş bir ilçe haline getirebilmek için çabamızı sürdürmekteyiz. Çevreyle, doğayla ilgili olan hassasiyetlerimiz önceliklerimizdir. Doğanın bize miras olduğunu ve sonraki kuşaklara daha yaşanabilir bir şekilde sunmak gibi bir sorumluluğumuz var” diye konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından Kardeş Türküler, Işık Berfin ve Dersimli yerel sanatçıların konser vermesiyle birlikte festival sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Pülümür’de 2 gün sürecek olan 26. Bal Festivali başladı-VİDEO

  • Pülümür’de Dersim Soykırımı Anıtı açıldı: Yaşanan acılar unutulmasın- VİDEO

    Pülümür’de Dersim Soykırımı Anıtı açıldı: Yaşanan acılar unutulmasın- VİDEO

    PİRHA- Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin gömülü olduğu Pülümür’de anıt mezarlar yapıldı. Çerağlar ve gülbenglerle açılan Dersim Soykırımı Anıtı’nda, yaşanan acıların unutulmaması gerektiği vurgulandı.

    1937-1938 yıllarında on binlerce yurttaşın katledildiği ve sürgün edildiği Dersim Katliamı’nın unutulmaması için Dersim’in Pülümür ilçesinde anıt mezarlar yapıldı. Katliamda yaşamını yitirenlerin gömülü olduğu alanda inşa edilen Dersim Soykırımı Anıtı, yakılan çerağlar ve okunan gülbenglerle açıldı. Açılışa Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eş Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Dalkılıç, Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Genel Başkan Yardımcısı Özgül Ateş ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “GEÇMİŞİMİZİ UNUTMAMALIYIZ”

    Burada ilk olarak konuşma yapan AABK Eşit Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Dalkılıç, anıtın toplumsal hafıza açısından önemine değinerek, “Beş canımızın toplu mezarı burada. Bu anıtın hayata geçmesinde emek veren, öncülük eden canlara teşekkür ediyoruz. Yaşadığımız bu acıların gizlenmeden toplum önünde görünür hale gelmesi gerekiyor. Katliamlarda toprağa düşen her canımızın mezarları nerede ise, buraların toplumun ziyaretine açılması bizim kurumsal borcumuzdur. Geçmişimizi unutmamalıyız, çünkü unutursak benzer acılar tekrar yaşanır” dedi.

    “SOYKIRIM ANITLARI BARIŞA HİZMET EDECEK”

    Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise, anıtın halkı kin ve nefrete sürüklemek için değil, toplumsal barış için yapıldığını ifade etti:

    “Devletin bu katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini defalarca söyledik. Amacımız geleceğe daha barışçıl bir toplum bırakmak. Bu anıt, Alevilerin talepleriyle birlikte demokratikleşme masasında yer bulursa Türkiye’de gerçek bir barış inşasının önü açılır. 37-38 asla unutulmamalı.”

    “BU ACILAR UNUTULMAZ”

    Katliamda yakınlarını kaybeden yurttaşlar da ailelerinden dinledikleri tanıklıkları paylaştı. Katliamlarda hamile kadınların süngülendiğini, annelerin kendi çocuklarını boğmak zorunda kaldığını, toplu ölümler yaşandığını anlattılar.

    Bir yurttaş, “Benim babaannem 6 aylık kızını kucağında boğmak zorunda kalmış. Anneannem göle atmış çocuğunu. Bunlar unutulacak şeyler değil. Dar ağacına da götürseler bu acı unutulmaz, unutturulmaz” sözleriyle yaşananları aktardı.

    PİRHA/ DERSİM

  • Pülümür’de 2 gün sürecek olan 26. Bal Festivali başladı-VİDEO

    Pülümür’de 2 gün sürecek olan 26. Bal Festivali başladı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinde 2 gün sürecek olan 26. Bal Festivali başladı. Festivalin ilk gününde 2 gün sürecek Kardeş Türküler Müzik Atölyesi’nin de startı verildi.

    Dersim’in Pülümür ilçesinde 2 gün sürecek olan 26. Bal Festivali başladı. Festivalin ilk gününde Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun’un yaptığı açılış konuşmasının ardından Pülümürlü arıcılar ve kadınlar konuştu.

    Festivalin ilk gününde ayrıca 2 gün sürecek Kardeş Türküler Müzik Atölyesi’nde yapılan panelin ardından da ritim ve solo atölyesi başladı.

    Festivalin ikinci gününde ise Pülümürlü esnaflar konuşacak, davul-zurna eşliğinde halaylar çekilecek ve Kardeş Türküler ile yerel sanatçıların yapacağı müzik dinletisiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM