PİRHA-2020 yılında köyüne geri dönerek hayvancılık yapmaya başlayan Hatice Aytemur, “Büyükşehirde yaşamaya daha fazla dayanamadım ve 2020 yılında kardeşimle birlikte köye yerleştim. İnsanların maddi durumu olmadığı için köyüne geri dönemiyor ama devlet insanlara yardımcı olsa herkes köyüne geri döner” dedi.
Hatice Aytemur, 1992 yılındaki Erzincan depremin ardından evleri yıkıldığı için Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Deri (Dere) köyünden ayrılıp Bursa’ya göç etti.
Hatice Aytemur, uzun yıllar büyükşehirlerde çalışıp emekli olduktan sonra 2020 yılında kardeşiyle birlikte köyüne yerleşip hayvancılık yapmaya başladı.
Aytemur, köye geri dönüş hikayesini, köy ile büyüükşehirde yaşamanın farklılıklarını ve devletten taleplerini PİRHA’ya anlattı.
“BÜYÜKŞEHİRDE YAŞAMAYA DAHA FAZLA DAYANAMADIM KÖYÜME YERLEŞTİM”
1992 yılında depremden dolayı evleri yıkıldığı için mecburiyetten köylerinden ayrıldıklarını belirten Hatice Aytemur, “Uzun yıllar çalıştıktan sonra emekli oldum. Büyükşehirde yaşamaya daha fazla dayanamadım ve 2020 yılında kardeşimle birlikte köye yerleştim. Biriktirdiğimiz parayı harcayıp 2-3 tane inek aldık birike birike şimdi hayvanlarımız bu seviyeye geldi. Köy bana daha iyi geliyor burada kafam rahat, büyükşehrin gürültüsü, stresi burada yok. Orada dışarı çıkıp bir yerde oturma imkânın yok ama burada istediğin yerde oturabilirsin, doğayla baş başasın” dedi.
“DEVLETTEN HİÇBİR DESTEK ALAMIYORUZ”
İmkânı olan insanların köylerine geri dönmesi çağrısı yapan Aytemur, konuşmasının devamında şunları ifade etti:
“Kimi insanlar çocuklarını bırakıp gelemiyor kimisi de maddi durumu olmadığı için gelemiyor. Ama devlet insanlara yardımcı olsa herkes köyüne geri döner ama bir destek olmadığı için insanlar nasıl köyüne geri gelsin de ev yapsın. Devletten hiçbir destek alamıyoruz dana başına 1000 TL veriyor o da hiçbir şeye yaramıyor, iki çuval yem parası. Devlet bize destek versin. Biz şu anda kendi gücümüzle çalışıyoruz. Destek verilirse daha fazla üretiriz. Yeterki destek versinler.”
PİRHA-Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği Yürütme Üyesi Mehmet Kaş, AKP hükümetinin, Ovacık ve Pülümür vadilerinin turizm amaçlı kullanılması yönündeki politikaların Dersim halkı için faydalı projeler olmadığını söyledi. Kaş, “Ovacık ve Pülümür’e giderken her karışında Dersim’in tarihi var ve bu tarih zulme karşı başkaldırının tarihidir. Rant ve bir kültürü asimile etme, bir toplumun tarihiyle oynama amaçlı projelerin karşısındayız” dedi.
Dersim, devleti yönetenler tarafından geçmişten bugüne kadar Alevi inancı, Kürt kimliği ve sosyalist düşüncesinden dolayı ötekileştirildi, asimilasyon politikaları uygulandı ve katliam yaşatıldı.
Son zamanlarda Tunceli Valiliği üzerinden geliştirilen ‘Turizm kenti Tunceli” politikasıyla üretimin olmadığı ve sadece tüketimin olduğu bir kent hedeflenmekte. Dersim turizm kenti haline getirilerek tarihi, inancı, etnik kimliği ve doğası tahrip edilmek isteniyor.
Ovacık ve Pülümür vadilerine hem Tunceli Valiliği tarafından hem de devlet destekli insanlar tarafından yapılan kamp alanları, rafting, zipline, bungalov evler gibi tesislerle Dersim halkı için tarihsel, inançsal ve kültürel öneme sahip alanlar tüketim kültürü ve turizm kenti adı altında başkalaştırılarak yok edilmek isteniyor.
Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği Yürütme Üyesi Mehmet Kaş ile Ovacık ve Pülümür vadilerinde tesislerin artmasına ilişkin konuştuk.
“RANT AMAÇLI PROJELERİN KARŞISINDAYIZ”
Dersim’de iktidarın Ovacık ve Pülümür vadilerine yönelik izlemiş olduğu politikanın Dersim halkı için faydalı projeler olmadığını belirten Mehmet Kaş, “Çünkü biz yüzyıllardan beri mevcut sistemin doğadan ve emekten yana olan halkın kültürlerini yok etme politikalarıyla karşı karşıyayız. Dersim merkezden Ovacık ve Pülümür’e giderken bu toprakların her karışında Dersim’in tarihi var ve bu tarih zulme karşı başkaldırının tarihidir. O nedenle Dersim’deki tarihi izlerin silinmesi gerekiyor ki mevcut güçler rahat etsin. Biz bölge halkına yönelik bir işletmenin açılması, insanların dinlenmesi ve birçok insanın oradan faydalanmasına karşı değiliz. Ama rant ve bir kültürü asimile etme, bir toplumun tarihiyle oynama amaçlı projelerin karşısındayız” dedi.
“KENDİ TARİHİMİZE SAHİP ÇIKMALIYIZ”
Mehmet Kaş, konuşmasının devamında şunları ifade etti:
“Dersim halkı geçmişten bugüne kadar inancını, doğayı esas alarak yürütmüştür. Bu doğada Dersim halkının tarihi ve kültürü var. İnsan ve doğa iç içe geçmiş ve kendisini doğaya adamış coğrafyadaki bir kültürle yaşıyoruz. Sistem tarafından yok edilmek istenen politika budur. Biz Munzur Çevre Derneği olarak bu politikaları kabul etmiyoruz. Halkımıza çağrımız kendi tarihimize sahip çıkmalıyız. Biz bir işletmenin açılıp orada bir insanın rant devşirmesini kabul etmiyoruz bundan sonra da etmeyeceğiz.”
PİRHA-Alevilerin yeni yılın başlangıcı olarak kabul ettiği Gaxan, Dersim’in Pülümür ilçesinin Asgirek (Kocatepe) köyünde kutlandı.
Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Her yıl aralık ayının son haftasında başlayan Gaxan zamanı, kış günlerinde her evin kapısı çalınır, ev halkının yeni yılı kutlanarak, dut, ceviz, yağ, un gibi ürünler ortak pişirilmek için toplanır. Bu, aynı zamanda yeni yıla katılma daveti de içerir.
Ev sahipleri de bu temennilere karşılık, misafirleri ya eve davet edip ikramlarda bulunur ya da gıda olarak gönlünden ne koparsa kapıda bekleyen ziyaretçi topluluğuna vererek gönderir. Gaxan zamanı, evler temizlenir, evin bacasından su dökülerek gelecek yılın, bereket getirmesi temenni edilir.
Pülümür’ün Asgirek (Kocatepe) köyünde Gaxan kutlamaları davul zurna eşliğinde kapı kapı dolaşılarak coşkuyla kutlandı. Hem köylülerin Gaxan’ı kutlandı, hem de lokmalar toplandı.
PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı 6 köyün sınırları içerisinde yapılması planlanan ve 10 adet tribünden oluşan Rüzgar Enerji Santrali’ne tepki gösteren köylüler, “Bu bölgede insanlar geçimini hayvancılık ve arıcılık üzerine sağlıyorlar. RES projesi bizim geçim kaynaklarımızı olumsuz etkileyecek. O yüzden RES projesini istemiyoruz” dedi.
Mina Marble Mermer Maden Ticaret A.Ş. tarafından planlanan “Paşa Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali (DRES) Projesi”nin, Dersim’in Pülümür ilçesindeki Seteriye (Dağyolu), Mezra Sılêmanu (Süleymanuşağı), Hacılı, Gocanage (Göcenek), Zımag (Közlüce), Hasangazi köylerini ve bu bölgelerdeki canlı yaşamını olumsuz etkilemesi bekleniyor.
1921 yılında milli park ilan edilen Munzur havzasında 2250’in üzerinde bitki türü bulunuyor ve bunların beşte biri endemik. Bern sözleşmesine göre de Munzur havzası kesin koruma altında bulunan yüksek miktarda canlı türünü barındırıyor. Pülümür havzası da Munzur havzası içerisinde yer alan çok zengin bir florastik yapı ve yaban hayatı ekolojisine sahip. Pülümür ilçesi ayrıca bölgede arıcılığın en yoğun yapıldığı alanlarda biri.
Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı 6 köyün sınırları içerisinde yapılması planlanan ve 10 adet tribünden oluşan Rüzgar Enerji Santrali’ne köylüler tepki gösterdi.
“HALK, RES PROJESİYLE MAĞDUR EDİLECEK”
Taleplerinin RES projesinin sonlandırılması olduğunu ifade eden Kazım Aksakal, “Bu bölgede insanlar geçimini hayvancılık ve arıcılık üzerine sağlıyorlar, başka bir gelirleri yok. Eğer RES projesi yapılırsa gelecekte bu bölgede maden projelerinin yapılmayacağının garantisi yok. Bizim meralarımızı yok edecekler. Zaten halk geçmişten bugüne kadar hep mağduriyet içerisinde bu projeyle birlikte halk yeniden mağdur edilecek” diye belirtti.
“PROJENİN, DAHA UYGUN YERE YAPILMASINI İSTİYORUZ”
Kemal Öztürk ise,”Eğer bu proje gerçekleşirse burada yaşayan halk zarar görecek. Yetkililerden ricamız projenin buradan alınıp boş arazinin olduğu başka yere yapılmasıdır. Burada yapılırsa 10 köy zarar görecek, hayvancılık ve arıcılık etkilenecek” diyerek RES’e karşı olduklarını ifade etti.
“RES PROJESİNİ İSTEMİYORUZ”
Hayvancılık ve arıcılık yaparak geçimini sürdürdüklerini belirten İlyas Doğan, “Bu proje bizim geçim kaynaklarımızı olumsuz etkileyecek. Biz RES projesini istemiyoruz. Gerekirse halk olarak bu konuda tepkimizi ortaya koyarız” diye konuştu.
PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Salördek köyü, Türkiye’de sonbahar manzaralarının en iyi yaşandığı yerlerden biri. Meşe, kavak, çınar ağaçlarının yaprakları, sonbaharın etkileyici renklerine bürünmesiyle güzel görüntüler ortaya çıkıyor.
Dersim’de her mevsim ayrı bir güzellik ortaya çıkarıyor. Sonbahar mevsiminin gelmesiyle birlikte Munzur ve Pülümür vadilerinin ormanlık alanlarındaki ağaç ve yeşil bitki örtüsü, kartpostallık doğal görüntüler ortaya çıkardı.
Sonbaharla birlikte sarı, yeşil ve kızıl rengin harmanlandığı Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Salördek köyünün ormanları, il dışından gelen doğaseverlerin de ilgisini çekiyor. Meşe, kavak, çınar ağaçlarının yaprakları, sonbaharın etkileyici renklerine bürünmesiyle Türkiye’de sonbahar manzaralarının en iyi yaşandığı yerlerden biri olarak biliniyor. Renk cümbüşüne bürünen Salördek ormanları ve şelalesiyle kent merkezi ve ilçelerin yanı sıra il dışından gelen ziyaretçilere ev sahipliği yapıyor.
“SALÖRDEK DOĞA HARİKASI BİR YER”
Çok güzel bir doğa yürüyüşü yaptıklarını ifade eden Gönül Sonbahar, “İlk defa Salördek’te şelaleye geldim ve hayran kaldım. Dersim’in doğası bir bütün olarak gerçekten çok güzel ama çevremizi temiz tutalım” dedi.
Songül Yazar ise, “Salördek sürekli doğanın güzelliğiyle gündemdeydi ben de burayı görmek istiyordum. Geldiğim için çok mutluyum” diye belirtti.
Salördek’in doğa harikası bir yer olduğunu söyleyen Naciye Turan ise, şunları dile getirdi:
“Buranın huzurunu, güzelliğini içimize çektik. İnsanlar fırsat buldukça doğaya çıkmalılar kendilerini daha iyi hissedecekler.”
PİRHA-Sonbaharın gelmesiyle birlikte Dersim’in Pülümür ilçesinin Serselike (Aydınlar) köyünde kış hazırlıkları başladı. İlkbaharda köylerine gelip sonbaharda giden yurttaşlar, kışlık ihtiyaçlarını karşılamak için elma, armut, fasulye, kuşburnu, patlıcan, domates kurutuyorlar.
Anadolu ve Mezopotamya’nın bereketli toprakları tüm dünyayı etkisine alan ve kapitalist üretim biçiminin yol açtığı kirlilik ve sömürüden etkilense de ‘başka bir dünya mümkün’ diyen ve ekonomik zorluklara rağmen kendi çabalarıyla yaşam mücadelesi verenler de var.
Dersim’in Pülümür ilçesinin Serselike (Aydınlar) köyünde yaşayanlar kış hazırlıklarına başladı. Köylüler yetiştirdikleri sebze ve meyveleri kurutarak kışlık ihtiyaçlarını gideriyor.
“EKTİĞİMİZ MEYVE VE SEBZELERİ KURUTUYORUZ”
1986 yılında köylerinden göç ettiklerini söyleyen Nevin Aydın, “2015 yılında köyümüzde ev yaptık. İlkbaharda köye geliyoruz, sonbaharda gidiyoruz. Köye geldiğimizde bahçemizde fasulye, domates, biber ekiyoruz daha sonra da ektiğimiz meyve ve sebzeleri kurutuyoruz. Ben köyümün doğasını, ormanını, yeşilliğini, vadilerini seviyorum. Köyü şehire göre daha çok seviyorum. Çünkü köyde daha sakiniz, stres, trafik yok daha çok kendinle ilgileniyorsun metropolün karmaşası burada yok” dedi.
Köyde kışlık ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirten Naciye Yetkin de, “5 aydır köydeyim, bu sene biraz uzun köyde kaldım. Köye gelince kışlık ihtiyaçlarımız için elma, armut, fasulye, kuşburnu, patlıcan, domates kurutuyoruz ve İstanbul’a götürüp kışın yiyoruz. Tabi ki insanın doğduğu yer farklı oluyor ve köyümüzde yaşadığımız için çok mutluyuz. Herkes köyüne, toprağına geri dönsün” diye konuştu.
PİRHA- 95 yaşındaki Hatun Yıldız’ın raporuna verilen düşük puandan dolayı ailesi bakım parası alamıyor. Hatun Yıldız’ın kızı Selvi Han, mağdur olduklarını belirterek, “Anneme hazır bez kullanıyorum, kalp ve damar hastası, kulakları duymuyor. 95 yaşındaki anneme rapor vermediler” dedi.
95 yaşındaki Hatun Yıldız, yazın Dersim’in Pülümür ilçesinin Qınko (Çobanyıldızı) köyünde, kışın ise Bursa’da ailesinin yanında yaşıyor. Kulakları duymayan ve aynı zamanda kalp ve damar hastası olan Hatun Yıldız’ın raporuna verilen düşük puandan dolayı ailesi bakım parası alamadığı için mağdur durumda.
Hatun Yıldız’ın kızı Selvi Han, yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.
“ANNEMİN EVDE BAKIM PARASI KESİLDİ”
Annesine evde baktığı için bakım parası aldığını söyleyen Selvi Han, “Annemin rapor süresi doldu, biz de Pülümür’den taksi tutup Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki göğüs doktoruna gittik ama bize çok kötü davrandı. Biz hastaneden ayrıldıktan sonra rapor sonucu bize geldi, göğüs doktoru hiç puan vermemiş, ben de doktoru şikâyet ettim. Daha sonra bize dilekçe geldi ve Elazığ Fethi Sekin Devlet Hastanesi’ne götürdük. Yeniden Pülümür’den taksi tutup Elazığ’a gittik ve yeniden doktorları gezmeye başladık. Annemin kulakları duymuyor, Tunceli’de hastanede %34 rapor vermişti. Elazığ’daki doktor annemi kulak testine koydu ama yeniden gelmemiz istendi, kalamayacağımızı söyledim. ‘Annem rahatsız, Pülümür’den Elazığ’a gelemeyiz’ dedim, doktorla tartıştık. Doktor bize o zaman puan alamazsınız dedi. Ben de sizin vicdanınıza kalmış bir şey dedim. Heyete girdik, bize kararı vermek için yeniden toplanacağız ve size kararı bildiririz dediler. Rapor sonucu geldi, anneme Tunceli’de %69, Elazığ’da ise %64 puan verildi ve annemin evde bakım parası kesildi” dedi.
Annesine hazır bez kullandığını ifade eden Selvi Han, “Annem iki günde bir ishal oluyor, kalp ve damar hastası, kulakları duymuyor ama anneme rapor vermediler. Bir daha hastaneye gitmedik ve köye geri döndük. Zaten aldığımız bakım parası sadece annemin bez parasına gidiyor. Destek bekliyorum, annem hasta, kışın Bursa’ya götürüyorum. Benim ekonomik durumum yok. Bize çok haksızlık yapıldı hastanede. Hastanede rapor verdiler ama torpili olanlara verdiler ve herkes kendisine araba aldı. 95 yaşındaki anneme rapor vermediler, demek ki annem gençleşmiş ve iyileşmiş ki rapor vermediler” diyerek sitem etti.
PİRHA-Dersimli müzisyen Yılmaz Çelik’in 36. Sanat Yılı Dersim’de kutlandı. 7 yaşında bağlama çalmayı öğrendiğini belirten Çelik, “Müzisyen bir aileden geliyorum. En çok etkilendiğim sanatçılar Hüseyin Doğanay ve Hıdır Akgül’dür” dedi.
Dersimli müzisyen Yılmaz Çelik’in 36. Sanat Yılı, Dersim’in Pülümür ilçesinde bulunan Cemal Süreyya Kültür ve Bellek Evi’nde yapılan etkinlikle kutlandı. Erdal Erzincan’ın Yılmaz Çelik ile birlikte sahneye çıktığı etkinlikte çok sayıda yurttaş katılırken, türküler ve şiirler okundu.
“7 YAŞIMDA BAĞLAMA ÇALMAYI ÖĞRENDİM”
Dedesinin hem keman hem de bağlama çaldığını belirten Yılmaz Çelik, “Ben 7 yaşımda bağlama öğrenmeye başladım. Müzisyen bir aileden geliyorum. Babam, dedem ve dayım müzikle uğraşıyordu. Benim en çok etkilendiğim isimlerin başında Hüseyin Doğanay geliyor. Kendisi Kırmancki’yi çok iyi konuşuyordu. Hıdır Akgül çok önemli bir isimdi benim için. Çünkü Hıdır Akgül olmasaydı bir sürü türkü yok olup gitmişti” dedi.
ERDAL ERZİNCAN: YILMAZ ÇELİK İNANÇ VE DİL ARASINDAKİ DENGEYİ ÇOK GÜZEL KURDU
Yılmaz Çelik ile arasındaki bağı uzun uzun düşündüğünü ifade eden Sanatçı Erdal Erzincan, “Çıkardığım sonuç şu: Yılmaz Çelik’in birçok sanatçıdan küçük bir farkı var, o da müziğinin sesine dağlardaki kokuyu sızdırıyor. Yılmaz Çelik Dersim’deki inanç ve dil arasındaki dengeyi çok güzel kurdu.
PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinin Qınko (Çobanyıldızı) köyünün yolunun yapılmadığı ve ağır hasarlı binaların yıkılmadığı için köylüler mağdur. Köy muhtarı Hıdır Koç, “İnsanlar köylerine geri dönüp ev yapmak istiyor ancak yolumuz yok. O yüzden malzemeleri köye getiremiyoruz ve ev yapamıyoruz. Köydeki enkazların kaldırılmaması hem insanlar hem de hayvanlar açısından tehlike arz ediyor. Birisinin kafasına bir şey düştükten sonra mı devlet enkazları kaldıracak” dedi.
Dersim’de birçok köyün sorunları yıllardır yetkililere yapılan başvurulara rağmen çözülmedi. Bazı köylerin yasakları kalksa da köylerin yol, su ve elektrik sorunları nedeniyle yurttaşlar köylerine geri dönüş yapamıyor.
Dersim’in Pülümür ilçesinin Qınko (Çobanyıldızı) köyünün yolunun yapılmadığı ve ağır hasarlı binaların yıkılmadığı için köylüler mağdur. Qınko (Çobanyıldızı) köyü muhtarı Hıdır Koç, köylerinin sorunlarına dair PİRHA’ya konuştu.
“KÖYÜMÜZÜN YOLU OLMADIĞI İÇİN ÇOK MAĞDURUZ”
Köy yolunun bir an önce yapılması gerektiğini belirten Hıdır Koç, “İnsanlar köylerine geri dönüp ev yapmak istiyor ancak yolumuz yok. O yüzden malzemeleri köye getiremiyoruz ve ev yapamıyoruz. Eğer köyümüzün yolu yapılırsa köyümüze birkaç kişi daha yerleşir. Köyümüzde yaşlılarımızda fazla, ama ambulans evin oraya gelemediği için sedyeyle ambulansa biz taşımak zorunda kalıyoruz” dedi.
Köylerinin diğer bir sorun ise köydeki enkazların kaldırılmaması olduğunu vurgulayan Koç, “Bu durum hem insanlar hem de hayvanlar açısından tehlike arz ediyor. Birisinin kafasına bir şey düştükten sonra mı devlet enkazları kaldıracak. Yaşadığımız bölge 6 Şubat depremi nedeniyle afet kapsamına alındı. Köyümüzde de 4 tane hasarlı ev var, 3 tane konteyner verildi. Onların altyapısı düzenlendikten sonra ağır hasarlı binalar yıkılacak biz de konteynerlere taşınacağız” diye konuştu.
PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinin Altunhüseyin köyünde köylülerin yapacağı etkinlik, yağmurun yağmasıyla birlikte yıllardır yapılmayan yollarının durumu nedeniyle iptal edildi. Köylüler yetkililere seslenerek, “Devletin köyümüzün sorunlarını çözmesini talep ediyoruz” dedi.
Dersim’de 90’lı yıllarda çok sayıda köy boşaltıldı. OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.
1986 yılında boşaltılan Dersim’in Pülümür ilçesinin Altunhüseyin köyünün yolları halen yapılmadı. Altunhüseyin Köyü Derneği öncülüğünde bugün Pülümür Altunhüseyin Köyü 1. Sevdin doğa, endemik bitkiler, ceviz, doğal bal, palamut ürünleri farkındalık etkinliği yapılacaktı ancak yağmurun yağmasıyla birlikte yıllardır yapılmayan yollarının durumu nedeniyle iptal edildi.
Altunhüseyin köylüleri, etkinliklerinin iptali ve köylerinin yollarının yapılmamasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
“KÖYÜMÜZE GERİ DÖNMEK İSTİYORUZ ANCAK KÖYÜMÜZE HİZMET YAPILMIYOR”
Yapılacak etkinlik için İstanbul’dan geldiklerini söyleyen Altunhüseyin Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Hayri Akın, “Tüm hazırlıklarımızı yaptık dün köyümüze gitmek istedik ancak şiddetli yağış nedeniyle 7 saat orada mahsur kaldık. Yollarımızın bozuk olmasından dolayı etkinliğimizi yapamadık. Köylülerimizle beraber güzel bir hazırlık yapmıştık, köyümüzü, doğamızı ve bitkilerimizi tanıtacaktık. Fakat köylülerimizle beraber mağduriyet yaşadık. Köyümüz 1986 yılında boşaltıldı şu anda köyümüzde 2 tane ev var. Bizler de köyümüze geri dönmek istiyoruz, ancak köyümüze hizmet yapılmıyor. Devlet yolumuzu yaparsa biz de köyümüze yerleşip, evlerimizi yapmaya başlayacağız. Bugün köye ev yapmaya kalksak malzeme taşıyamıyoruz. Araçlar köyün yolu yapılmadığı için gidemiyor, biz ev taşısak malzemeleri nasıl taşıyacağız. Devletin bizim köyümüzün sorunlarını çözmesini talep ediyoruz” dedi.
“DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORUZ”
Altunhüseyin köylülerinden Mehmet Aslantaş ise şunları ifade etti:
“Festival için geldik ancak yolda kaldık ve mecburen geri döndük. Devletten hizmet bekliyoruz ama maalesef bizim yüzümüze bakan kimse yok.”
“KÖYÜMÜZE DÖNMEK İSTİYORUZ ANCAK HİZMET YOK”
Kötü hava şartları ve köy yollarının yapılmamasından dolayı köylerine gidemediklerini dile getiren Altunhüseyin Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İlyas Bahadır, “Köyümüze dönmek istiyoruz ancak yapılan bir hizmet yok. Köyümüzde su, elektrik ve yol yok mağduruz” diye konuştu.
PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinin Meydanlar Mahallesi’nde ağır hasarlı evler yıkılarak konteyner kent kuruldu. Konteyner kentte kalan yurttaşlar, “Kışın konteynerde kalmak çok zor. Mağduruz, yetkililerden bir an önce evlerimizin yapılmasını istiyoruz” dedi.
Dersim’in Pülümür ilçesinin Meydanlar Mahallesi’nde ağır hasarlı evler yıkılarak konteyner kent kuruldu. Yetkililer, 5 yıl içerisinde evlerin yapılacağının sözünü verirken 151 konteynerin bulunduğu alanda yurttaşlar mağdur olduklarını ve bir an önce evlerinin yapılmasını istiyor.
“KONTEYNER AKŞAMLARI ÇOK SOĞUK OLUYOR”
Evinin ağır hasarlı olduğu için yıkıldığını söyleyen Fecire Ateş, “Konteyner sabahları çok sıcak, akşamları da çok soğuk oluyor. Yaşlıyız, yalnızız, kimse yok ki kapımızı çalsın. Düzgün Baba çocuklarımı korusun, hepsi kendi evlerinde ben yalnızım. En azından dışarıda değiliz, başımızı koyacak bir yerimiz var” dedi.
“KIŞIN BURADA KALMAK ÇOK ZOR”
Çok sıkıntıları olduğunu belirten Musa Pekin, “Yapılan konteynerden hiç memnun değilim. Kışın burada kalmak çok zor olur çünkü havalar çok soğuk oluyor ve konteynerde ısınamayız” diye ifade etti.
“MAĞDURUZ”
Konteynerlerin dar olmasından şikayet eden İbrahim Toğan, “20 metrekarelik bir yerin neresinde oturacaksın, neresinde yemek yiyeceksin, neresinde dolaşacaksın. Kışın konteynerde kalmak çok zor. 5 sene içerisinde evlerimizi bize teslim edeceklerini söylediler. Mağduruz, yetkililerden bir an önce evlerimizin yapılmasını istiyoruz” diye belirtti.
“KONTEYNER KENTTE ŞU ANDA BİR SIKINTI YOK”
Meydanlar Mahallesi Muhtarı Ali Hıdır Meşe, ise şunları dile getirdi:
“Konutlarımız sıkıntılıydı ve bize konteyner kent kurdular. 151 tane konteyner geldi, 130 ailemizi yerleştirdik. Merkez Mahallesi’ndeki ağır hasarlı evde kalan 15 ailemizi de buraya alacağız. Konteyner kentte şu anda bir sıkıntı yok.”
PİRHA-Dersim’de dağdan kopan kaya parçalarının 2 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmasının ardından yetkililer tarafından Pülümür Vadisi’nde bir bölgeye tel örgü çekilmeye başlandı.
Dersim’de dağdan kopan kaya parçaları nedeniyle son zamanlarda ölümler gerçekleştiği için insanlar büyük bir endişe içerisinde yolculuk ediyor.
Dersim’de Ovacık Vadisi’nde Ekber Soylu, Pülümür Vadisi’nde ise Deniz Doğan isimli yurttaşlar araçlarına taş düşmesi sonucu hayatlarını kaybetmişti.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, taş düşmesi sonucu gerçekleşen ölümlere tepki göstermek için 9 Temmuz’da Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yapmıştı. Açıklamada vadilerde önlemlerin alınmasını ve önlenebilir ölümler ve yaralanmaların son bulması çağrısında bulunmuştu.
Kaya parçalanmalarının ölüme yol açmasının ardından yetkililer tarafından Pülümür Vadisi’nde bir bölgeye tel örgü çekmeye başlandı.
PİRHA-Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, belediyenin giderlerinin çok yükseldiğini belirterek, “Çalışan maaşları, akaryakıt giderleri ve araç bakımlarında çok ciddi artışlar var. Şu anda toplamda borcumuz 835 bin TL” dedi. Amaçlarının nüfusu arttırmak, hayvancılık ile arıcılığı geliştirmek ve kırsal turizmi geliştirmek olduğunu söyleyen Tosun, Pülümürlülere ilçelerine yönelmeleri ve yatırım yapmaları çağrısında bulundu.
Müslüm Tosun, 31 Mart yerel seçimlerinde Pülümür’de CHP’den aday olup % 57 oyla belediye başkanı seçildi. Tosun, 2019 yılındaki yerel seçimlerde de Pülümür Belediye başkanı seçilmişti.
Yerel seçimlerin ardından 5 ay geçti. Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun ile Pülümür’ün sorunları, şimdiye kadar yaptıkları projeler ve bundan sonra yapacaklarıyla ilgili konuştuk.
“64 DAİREDEN OLUŞAN TOKİ PROJESİNİ HAYATA GEÇİRDİK”
Uzun vadeli projeler gerçekleştirerek Pülümür’ü geliştireceklerini söyleyen Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, “Amacımız nüfusu arttırmak, hayvancılık ile arıcılığı geliştirmek ve kırsal turizm üzerine yoğunlaşabilmekti. Sivil toplum örgütleri, akademisyenler ve iş insanlarını bir araya getirerek Pülümür’de neler yapılabilir diye 3 günlük bir çalıştay yapmıştık. Bozağakaraderbendi köyünde özel idare tarafından işletilen bir kaplıca vardı. Pülümür’de öncelik arz eden bir proje olarak öngörüldü. Biz de orada ayrı bir şirket kurduk. Tabi bu yapılırken sosyal bir proje olarak görüldü. Köye geri dönüşleri sağlamak için Kayırlar köyünde, Kayırlar Köy Derneği ile birlikte 60 dönümlük bir yeri imara açtık şu anda batıdan gelenler tarafından 21 tane ev yapıldı. Geri kalanlar, ekonomik krizden dolayı ev yapamadılar ama geri dönüşün önünü açmak amacıyla yeni bir mahalle oluşturduk. Bölgemizde konut sıkıntısı vardı, 64 daireden oluşan bir TOKİ projesini hayata geçirdik” dedi.
“835 BİN TL BORCUMUZ VAR”
Pülümür’de arıcılığın çok önemli olduğunu vurgulayan Müslüm Tosun, “Pülümür’de arıcılık çok yaygın olduğu için biz buradaki üreticilerin bir araya gelip hem daha kaliteli bir bal üretimi, hem de bal üretimini artırmaya yönelik bir çalışma başlattık. 24 üreticinin olduğu üretim kooperatifi kurduk ve kendi markalarını oluşturdular. 1200’lerde olan nüfusumuz son dönemlerde 1500’ün üzerine çıktı. Vatandaşların da son dönemlerde geri dönüşe dair talepleri var. Belediyenin geliri nüfusa bağlı İller Bankası’ndan gelen pay ile buradaki emlak vergisi ve su parası. Giderlerimiz çok yükseldi. Çalışan maaşları, akaryakıt giderleri ve araç bakımlarında çok ciddi artışlar var. Şu anda toplamda 835 bin TL borcumuz var” diye belirtti.
“ARITMA, PÜLÜMÜR’ÜN EN TEMEL SORUNLARINDAN BİRİSİ”
Pülümür’ün en büyük sorunlarından birisinin imar sorunu olduğunu belirten Tosun, şunları ifade etti:
“1992 yılında yapılan afet konutlarının imar sorunları halen çözülmedi ve tapuları verilmedi. Pülümür’de en çok sıkıntılı olan yer Meydanlar Mahallesi’ydi. Biz de Tunceli Valiliği, Tunceli Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ve Afet Müdürlüğü ile koordineli bir şekilde çalışarak ağır hasarlı olan Meydanlar Mahallesi’ndeki 177 tane konut yıkıldı ve konteyner kent kuruldu. Arıtma Pülümür’ün en temel sorunların birisi. 2017 yılında yer tahsisiyle ilgili Milli Emlak’tan tahsis talebinde bulunmuşuz ancak halen talebimiz gerçekleşmedi. Paket arıtma yapmayı düşünüyoruz ama halen başvurumuza cevap gelmedi. Atıklar ilk etapta direkt çaya veriliyordu ancak biz 5 bölgemizde fosseptik yaptık ve atıkları dinlendikten sonra çaya veriyoruz. Bu sorunu çözmüyor ama %50 – %60 oranında azaltıyor. Yer tahsisi yapılmadığı için projeyi başlatamıyoruz.”
Pülümür’ün kırsal turizmle öne çıkabilecek ve avantajları olan bir ilçe olduğunu dile getiren Tosun, “Meralar ve madencilik bölgemizde en ciddi sorunlardan. Maden projelerinde ÇED süreçlerine uygun hareket edilirse bence önümüzdeki süreç Pülümür için çok avantajlı bir dönem. Çünkü gezilebilir, görülebilir avantajları var hem turizm açısından çok büyük bir önem arz ediyor ve arıcılık içinde çok önemli bir coğrafya. Diğer ilçelerde olmayan sadece Pülümür’de olan tuz madenlerini ön plana çıkartarak Pülümür’ü daha yaşanabilir ve daha güzel bir ilçe haline getirme çabamız var. Pülümürlülerin ilçelerine yönelmelerini, buraya yatırım yapmalarını ve yaz tatillerini burada geçirmelerini istiyoruz. Genç ve okula giden öğrenci sayımız çok az, o yüzden gençlerimizin de yaşamlarını burada geçirmelerini ve buraya yerleşmelerini diliyorum” dedi.
PİRHA-AFAD, Dersim’in Pülümür ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.
AFAD verilerine göre Dersim’in Pülümür ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem oldu.
Yerin 7 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem, kısa süreli paniğe neden oldu. Kent merkezinde de hissedilen depremde, ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı belirtildi.
PİRHA – Pülümür’ün 3000 rakımlı Hel Dağı’nda yaylacılara konuk olduk. PİRHA’ya konuşan yaylacılardan Zeki Çelebi, “Pertek’te 20’ye yakın aile hayvancılığı bıraktı. Bu iş gittikçe bitecek. Böyle giderse, emin olun ki 10 yıl sonra siz bu dağlarda hiç kimseyi göremeyeceksiniz. Kimse hayvancılık yapmayacak artık” dedi.
Mevsim ilkbaharı gösterdiğinde, ekserisi Çemişkezek’ten, az bir kısmı da Hozat’tan olmak üzere Dersim’deki yaylacılar, koyun sürüleriyle birlikte yollara düşerler. Uzun yolculuklardan sonra yüksek rakımlı yayla yerlerine ulaşırlar. Geçici evleri olan çadırlarını ve düzenlerini kurarak buralarda 4-5 ay konaklayıp sürülerine otlak ararlar. Ancak giderek zorlaşan hayat koşulları, verilen desteklerin azalması ve ürünlerini tüccarlara piyasa fiyatının çok altında bir değere satmak zorunda kalmaları Dersim dağlarında yaylacığın geleceğini tehdit ediyor.
Dersim’in yüksek rakımlı yaylalarından Hel Dağı’nda yaylacılara konuk olduk. Pülümür sınırları içinde bulunan ve Ovacık sınırına yakın bulunan 3000 rakımlı Hel Dağı’ndaki yaylacılardan 37 yaşındaki Zeki Çelebi, öğretmen ancak yaz aylarında ailesine yardım etmek için yaylaya geliyor.
ŞAVAKLI İSMİNİN HİKAYESİ
Dersim bölgesindeki tüm yaylalarda hayvancılık işiyle uğraşanların tamamına Şavaklı dendiğini ve bu sıfatın eskiden beri geldiğini belirten Zeki Çelebi, “Bu isim ilk zamanlarda belli bir gurubu temsil ediyordu. Sadece Sunni kesime verilen bir isimdi Şavaklı. Alevilerin tarihten gelen hem yoksulluk hem ezilmişlik hem de kimlik inanç meselesi var. Bu nedenlerle zaten Alevilerin ellerinde hiçbir zaman onlar kadar hayvan sayısı da olmamış geçmişten bugüne. Alevi kısma daha çok Koçer diyorlarmış. Siirt’teki Koçerlerle de bir ortaklık var. Onların da aynı yaşam kültürü var fakat siyasi nedenlerden dolayı devlet Koçer ismini çok kullanmayı tercih etmemiş ve bu işle uğraşan herkese Şavaklı demiş” değerlendirmesini yaptı.
“MEŞHUR TULUM PEYNİRİ BURALARDAN ÇIKIYOR”
Şavaklı’nın bir aşiret ismi olmadığını ekleyen Çelebi, “Bu işle yani hayvancılıkla uğraşan, yaylaya çıkan, yazın yaylada kalan kışın da kışla kendi köyüne geri dönen insanlara verilen bir sıfat. Bu insanların hayvancılıkla uğraşıyor olmaları, peynir üretiyor olmaları, et için de kuzu üretip ilkbahar ve sonbaharda satıyor olmaları ortak özellikleridir. Bunun dışında Türkiye’de herkesin bildiği o meşhur tulum peyniri buralardan çıkıyor. Tulum peynirin belki de ham maddesinin üretildiği yer Munzur sıra dağlarının tamamıdır. Yalnız yine siyasi nedenlerle tulum peynirinin patenti Erzincan’a geçmiş durumda. Son yıllarda biraz da Elazığ’a dönmüş durumda peynir üretimi. İmalat kısmı, son tüketiciye ulaşan kısmı Elazığ üzerinden yürüyor. Maalesef Dersim çok bunun ekmeğini yiyememiş” şeklinde konuştu.
“DEVLETTEN ALDIĞIMIZ DESTEK 200-300 KİLO PEYNİRE DENK GELİYOR”
Fakat Dersim’de hayvan sayısının da üretici sayısının da çok ciddi boyutlarda olduğunun altını çizen yaylacı Zeki Çelebi, yaşadıkları zorlukları ve yönetim erkinden beklentilerini şu şekilde dile getirdi:
“Dersim coğrafyasında çok tarım arazisi yok. Daha çok bozkır sarp bir arazi. Şu anda bulunduğumuz arazi de sarp. 3200 metredeyiz. Yaklaşık Buyer Gölü seviyesindeyiz. Hava çok soğuk. İnsanların şartları da ağır ama başka geçim kaynakları yok. Eskiden beri bu böyle gelmiş. Şartlarda çok bir iyileşme yok. Tek iyileşme şöyle. Eskiden hayvanlarla at katır sırtında eşyalarını taşıyorlarmış. Şimdi daha çok traktörle ve arabayla. Fakat geldiğimiz yollar gene bozuk. Hayvancılığa destek anlamında da pek bir şey yok. Devletten hayvancılık adına aldığımız tek bir çoban parası alıyoruz, bir de hayvanların kulaklarında bulunan sarı küpelerden dolayı bir sarı küpe parası alıyoruz. Yalnız o aldığımız miktarlar da bizim hayvanlara totalde alacağımız 3-5 ton yemin maliyetini ancak karşılıyor. Onun dışında çok bir katkısı yok bize. Hani olmasa da olur. Bize çobanlık ve küpe parasını ödemeseler biz çok bir şey kaybetmeyiz yani. 200-300 kilo peynir satmamış gibi hissederiz en fazla.
“BİRLİĞİMİZ VAR AMA TEMEL PROBLEMLERİMİZLE İLGİLENMİYOR”
Bu anlamda daha fazla destek bekliyoruz hem şehrin yerel yöneticilerinden hem de Tarım Bakanlığı’ndan. Tulum peynirinin üretimi zorlu, çok muazzam bir emek veriliyor ama ortada bir de muazzam bir emek sömürüsü var. Türkiye’nin tüm üreticileri gibi peynir üreticisi de bu şartlardan nasibini alıyor. Bu yıl mesela peynirin kilogram fiyatı daha belli değil. Peynir alan, ticaretiyle uğraşan insanlar var. Yalnız peynirin kilogram fiyatı belli değil. Fakat marketlerde gözlemlediğimiz kadarıyla peynir pazarlarında peynirin kilosu 300-600 lira arasında değişiyor mesela. Bu anlamda devletin fındık ve diğer ürünlerde belirlemeye çalıştığı taban fiyatı bura için de geçerli olabilir.
Buradaki üreticilerin üye olduğu bir Damızlık Koyun Keçi Birliği var ama bu birlik isim olarak var. İnsanların belki belli problemleriyle ilgileniyor ama temel problemleriyle ilgilenmiyor. Bizim maliyetimiz, girdilerimiz belli. Bizim yem maliyetimiz var, ilaç maliyetimiz var, çoban maliyetimiz var. Köyümüzden yükleyip buraya gelirken kamyon maliyetimiz var. Ev eşyasını yüklerken kullandığımız küçük araçlar var. Onların maliyeti var.
“MALİYETLERİMİZ YÜZDE 100-200 ARTIYOR AMA AYNI ARTIŞ ÜRÜN FİYATINDA YOK”
Bizim her yıl, maliyetlerimiz bir önceki yıla göre yüzde 100-200 artıyor ama ürettiğimiz ürün aynı oranda artmıyor. Geçen yıl çobana 30 bin lira ödüyorduk. Yemesi içmesi artı bu da buna dahil ama sigortaları yok. Bu yıl minimum çoban maaşı 60 bin lira. Tunceli bölgesindeki tüm yaylalarda benzer problemler var. Geçen yıl 85 liraya sattığımız yaş peyniri bu yıl 100 liraya satmada zorlanıyoruz.
Bu şehri yönetenler, özellikle belediye başkanından tutun da diğer STK’lara kadar insanların bu şehrin geçim kaynağı neyse onun üzerinden bir şeyler planlaması lazım. Bu şehirde sanayi yok. Fabrika yok. Belki Ovacık bölgesinde bir yaz turizmi, bir de kayak merkezi var. Ama Pülümür bölgesinde hiçbir şey yok. Kışın burada 6-7 ay kış yaşanıyor ve insanların hiçbir geçim kaynağı yok. Sadece hizmet sektörü, memur, asker, polis var. Market bir şey satabildiyse satar, onun dışında insanlar işsiz. Biz buraya gelince bu ilçenin ekonomisine katkı sunuyoruz.
“PANDEMİDE DURMAYAN TEK İŞ KOLU HAYVANCILIKTI”
Şunu görmüyorlar, biz yakın dönemde pandemi sürecinden geçtik. Fark ettiyseniz tüm meslek grupları neredeyse eve kapandı. Sokağa çıkma yasağı oldu. Ne için söylüyorum? Durmayan bir iş kolu vardı; hayvancılık. Hayvancılık dinamo demek ki ve şunu gördük. Siz muazzam teknolojiye sahip olabilirsiniz ama gıdı olmadığı zaman, gıda, su temel besin kaynaklarında kriz olduğu zaman o ülkenin teknolojisi çok da bir işe yaramıyor.”
“ÜRETİCİ ÜRETTİĞİ ÜRÜNÜN FİYATI KONUSUNDA SÖZ SAHİBİ DEĞİL”
Yaylacı Zeki Çelebi, şunları kaydetti:
“Bizim bir problemimiz var. Damızlık Koyun Keçi Birliği’ne üye insanların temel beklentisi, birlik yönetiminin peynirin fiyatına dair bir tavır ortaya koyması fakat o tavrı görmüyorlar. Herkes birbirini suçluyor. Çözüm odaklı değil. Herkes birbirinin penceresinden bakıyor.
Birlik yönetiminden temel beklentimiz şudur: Biz daha peynir sezonuna girmeden önce Türkiye’deki enflasyona, matematiksel verilere paralel bir ürün fiyat talep ediyoruz.
Burada peynir fiyat toplantısı oldu. Birlik yönetimi toplantıya, üreticiyi de çağırdı, tüccarı da çağırdı. Önceden üreticiye ‘sizin fiyat beklentiniz nedir’ diye sorulmadı. Üstelik birlik yönetimi de zaten temelde hayvanları olan, hayvancılıkla uğraşan insanlar. Fiyat toplantısına tüccarı çağırıyorlar. Ürünün sahibinin ürününün fiyatını tüccar belirlemeye çalışıyor. Üretici kendi ürettiği ürünün fiyatı konusunda fikir hakkına sahip değil. Bir şey söyleyemiyor. Söylediği zaman da toplantı dağılıp gidiyor. Bu hem ironidir hem de şapkayı önüne koyup ağlayacaksak buradan ağlamaya başlayacağız.
“GENÇLER ARTIK YAYLACILIK YAPMAK İSTEMİYOR”
Bakın bu ilkbahar Pertek ilçesinde 20’ye yakın aile hayvanlarını elinden çıkarmış. Bu iş gittikçe bitecek. Yaşlılardan geçtik artık gençler bu işi yapmamaya başladı.
Adam işsiz ama bu işi yapmak istemiyor. Onun için bu özellikle peynir fiyatına, yayla problemlerine dair hem devletin hem de şehir yönetiminin ciddi bir çalışma yapması gerekiyor. Şehrin belediye başkanı da, ki bizzat akrabaları bildiğim kadarıyla hayvancılıkla uğraşıyor. Şehrin belediye başkanının da buna dair çok ciddi katkı sunması gerekiyor. Buna değinmesi lazım. Çünkü bu şehirdeki temel geçim kaynağı hayvancılık. Bunun için ciddi bir şey yapmaları gerekiyor. Yapmazlarsa emin olun ki 10 yıl sonra siz bu dağlarda hiç kimseyi görmeyeceksiniz. Kimse hayvancılık yapmayacak artık.”
PİRHA – Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’de yol güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle yaşanan ölümlü kazalara dikkat çekti. Milletvekili Kordu, yola düşen kaya parçaları için önlem alınmadığını belirtirken, virajlı yollara da bariyer koyulmamasının nedenlerini Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu’na sordu.
Dersim’de dağ ve tepelerden otoyollara düşen kaya parçaları, insan yaşamını büyük tehlikeye sokuyor. 7 Temmuz’da Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresinde dağdan kopan kaya parçasının seyir halindeki otomobile isabet etmesi sonucu Deniz Doğan hayatını kaybederken iki kişi de ağır yaralanmıştı.
Kent genelinde otoyollardaki güvenlik eksikliği nedeniyle Dersim Milletvekili Ayten Kordu, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına taşıdı.
“SÖZ KONUSU KAZALAR ÖLÜMCÜL OLMAYABİLİRDİ”
DEM Parti Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’deki virajlı yollarda bariyer olmaması ve risk barındıran kayalık bölgelerin çelikle örülmemesi nedeniyle ölümlerin yaşandığına dikkat çekti. Kordu, konuya ilişkin hazırladığı soru önergesinde şu hususlara dikkat çekti:
“Bu risklere rağmen mevcut yolların yeterli bakımı yapılmadığı gibi bu zor coğrafyadan geçen yolların daha kullanışlı ve güvenlikli hale getirilmesi, yüksek maliyetler gerektirdiği gerekçesiyle sürekli ötelenmektedir.
Özellikle dar viraj olan yerlerde koruyucu bariyerlerin olmayışı, kayalık alanların çelikle örülmemesi nedeniyle sıklıkla kazalar yaşanmakta, uçurum ve engebeli olan noktalarda taşların yuvarlanması nedeniyle ölümcül kazalar yaşanmaktadır.
Son olarak 07.07.2024 tarihinde Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkisinde dağdan kopan kaya parçasının seyir halindeki otomobile isabet etmesi sonucu Deniz Doğan (24) hayatını kaybederken O.T. ile A.K. (20) ise yaralanmıştır. Oysa burası çelikle örülmüş olsaydı böyle bir ölümlü kaza yaşanmayacaktı.
Yine Munzur Vadisi boyunca su yatağını takip ederek Ovacık’a bağlanan 59 kilometrelik Dersim-Ovacık yolu zaten normal koşullarda bile yetersizken, özellikle yaz aylarında aşırı artan trafiği ciddi endişelere ve kaza riskinin artmasına sebep olmaktadır. Oldukça dar olan Ovacık yolunun büyük bölümü sert virajlardan oluşuyor, tepelerden yola sürekli kayalar düşme riskiyle karşı karşıyadır. Örneğin 21.04.2023 tarihinde Dersim-Ovacık (Pulur) karayolunun 40. kilometresi Tornava bölgesinde özel bir araç, bariyer olmadığı için Munzur Çayı’na uçması sonucu Azat Demiral (21), Mehmet Can Demiral (22) ve Baran Aslan Taş’ın (22) yaşamını yitirmiştir. Bununla birlikte, 20.03.2023 tarihinde Tunceli-Pülümür Karayolu’nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu otomobilin Pülümür Çayı’na uçması sonucu araçta bulunan iki kişi hayatını kaybetti. Oysa her iki kazanın olduğu yolun güvenlik bariyerleri yapılmış olsaydı, söz konusu kaza ölümcül olmayabilirdi.
“KAMU GÖREVLİLERİN İHMALİ SÖZ KONUSU MUDUR?”
Milletvekili Ayten Kordu, konuya ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:
“Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkiinde gözle görülür bir şekilde söz konusu riske rağmen uçurumlu alanın çelikle örülmemesinin gerekçesi nedir? Söz konusu kazada kamu görevlilerin ihmali söz konusu mudur?
07.07.2024 tarihinde Dersim- Erzincan karayolunun 40’ıncı kilometresi, Zagge mevkisinde dağdan kopan kaya parçasının araca çarpması sonucunda, 1 yurttaşımızın ölümüne ve 2 yurttaşımızın da yaralanmasına neden olan kaza ile ilgili gerekli önlemleri almayan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmış mıdır?
Dersim’de yollara kaya düşmelerinin önlenmesine yönelik uçurumları alanların çelikle örülmemesi, uçurumlu bölgelerde bariyerlerin yapılmamasının gerekçesi nedir? Bu alanlarda yol güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir çalışmanın yapılmamasının gerekçesi nedir?”
PİRHA-Havaların ısınması ve bayram tatiliyle birlikte çok sayıda insan Dersim’e akın etti.
Dersim, bayram dolayısıyla ziyaretçi akınına uğruyor. Munzur ve Pülümür Vadisi’nde yaşanan insan yoğunluğu dikkat çekiyor. Kent nüfusunun hızla artması sonucu Munzur Vadisi Milli Parkı’nın fauna ve florası da olumsuz etkilenmeye başladı.
PİRHA- Dersim-Pülümür karayolunda, Pülümür’e 2 kilometre kala heyelan meydana geldi. Toprak kayması sonucu oluşan taş ve toprak molozları Karayolları ekiplerince temizlendi.
Dersim’i Pülümür’e bağlayan 66 kilometrelik karayolunda, Pülümür’e 2 kilometre kala bir heyelan meydana geldi. Toprak kayması sonucu yolun bazı kısımlarında taş ve toprak yığınları meydana geldi. Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin çalışmalarıyla yol temizlendi.
Her yıl ilkbahar ve sonbaharda meydana gelen heyelanlar, karayolundan geçen sürücüler ve yurttaşlar için tehlike arz ediyor. Özellikle Dersim-Ovacık ve Dersim-Pülümür karayolları, dik yamaçlara sahip olması sebebiyle bu tehliklerin en çok yaşandığı yolların başında geliyor.
PİRHA- Dersim’de üç gündür etkili olan sağanak yağış, yüksek kesimlerde kara dönüştü. Kimi yerlerde 35 santimetreyi bulan kar yağışı, rakım yükseldikçe hayatı da olumsuz etkiledi. Ovacık, Pülümür, Hozat ve Nazimiye beyaza büründü. 96 köy yolu ulaşıma kapandı.
Dersim’de üç gündür etkili olan sağanak yağış, ilin yüksek kesimlerinde kara dönüştü. Kimi yerlerde 35 santimetreyi bulan kar yağışı, rakım yükseldikçe hayatı da olumsuz etkiledi. Ovacık, Pülümür, Hozat ve Nazimiye’de toplam 96 köy yolu ulaşıma kapandı.
KARAYOLLARI VE BELEDYE EKİPLERİ ÇALIŞIYOR
Meteoroloji’nin ‘sağanak’ uyarısında bulunduğu Dersim’de, üç gün önce gece saatlerinde başlayan yağış, yüksek kesimlerde yerini kara bıraktı. Yağışla birlikte Pülümür, Nazimiye, Hozat ve Ovacık ilçeleri beyaza büründü. Munzur Dağları eteğinde kurulan Ovacık ilçesinde ve yüksek kesimde bulunan Pülümür, Hozat, Nazimiye ilçesinde kar kalınlığı 35 santimetreyi bulurken toplamda 96 köy yolu ulaşıma kapandı. İlçe belediyeleri ilçe merkezinde yolları ve kaldırımları temizlerken Valilik koordinesinde İl Özel İdaresi, 58 iş makinesi ve 110 kişilik personel ile çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Dağ yamaçlarında biriken karı, kepçe, dozer, kar küreme, tuzlama ve püskürtme araçlarıyla temizleyen Karayolları ekipleri, Dağyolu mevkiindeki bakım evinde de olası olumsuzluklara karşı hazır bekliyor.