Etiket: sivas katliamı

  • Fransa’da Sarcelles Belediyesi’nden Sivas Madımak Katliamı için resmi anma-VİDEO

    Fransa’da Sarcelles Belediyesi’nden Sivas Madımak Katliamı için resmi anma-VİDEO

    PİRHA- Fransa’nın Sarcelles kentinde bulunan Alevi Anıtı önünde, 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resmi anma töreninde yaşamını yitirenler anıldı. Sarcelles Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa çok sayıda Alevi kurumu, demokratik kitle örgütü ve siyasi temsilci katıldı.

     

    Fransa’nın Paris’e bağlı Sarcelles kentinde bulunan Alevi Anıtı önünde, 2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Madımak Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla geleneksel resmi anma töreni düzenlendi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Sarcelles Belediyesi tarafından gerçekleştirilen anmada, Madımak’ta yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı ve yurttaş anıldı.

    Anma törenine Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda dost kurum ve kuruluş da katıldı. Belediye temsilcileri, milletvekilleri, MARDEF, PAZEM, Keldani Süryani Derneği, Ermeni toplumunun temsilcileri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu anmada yer aldı. Anma programının hazırlığı Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF) tarafından gerçekleştirildi.

    MADIMAK’TA YAŞAMINI YİTİRENLERİN ANISINA ÇELENK 

    Tören kapsamında 20’den fazla kurum ve kuruluş, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anısına Alevi Anıtı’na çelenk bıraktı. Çelenk sunumunun ardından semah dönüldü ve katılımcılar yaşamını yitirenleri saygıyla andı.

    Programda ayrıca gençler tarafından günün anlam ve önemini anlatan anma metni Fransızca olarak okundu. Okunan metinde, Madımak Katliamı’nın unutulmaması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması gerektiği vurgulandı.

    Törende, Madımak Katliamı’nın hafızalarda canlı tutulmasının, adalet mücadelesinin sürdürülmesinin ve toplumsal barışın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekildi.

    PİRHA/FRANSA

  • Aliağa’da Sivas’ta katledilen 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı- VİDEO

    Aliağa’da Sivas’ta katledilen 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı- VİDEO

    PİRHA – İzmir’in Aliağa ilçesinde Sivas Madımak Katliamı’nın 33.yılı vesilesiyle 33 can için denize 33 karanfil bırakıldı.

    İzmir’in Aliağa ilçesinde, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi. Aliağa Alevi Kültür Derneği ile Aliağa Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinin öncülüğünde gerçekleştirilen anmada, katliamda yaşamını yitiren 33 kişi denize bırakılan 33 karanfille anıldı.

    Anma programı kapsamında ilk olarak Aliağa Cemevi önünde toplanan yurttaşlar, sloganlar eşliğinde Demokrasi Meydanı’na yürüdü. Yürüyüşe çok sayıda yurttaş ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

    “KATLİAMI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasını gruplar adına Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal okudu. Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü gibi taze olduğunu vurgulayan Çiçekdal, insanlığa karşı işlenen bu suçun cezasız bırakılmasının toplumsal vicdanda derin yaralar açtığını söyledi.

    Çiçekdal, “33 canımızı yitirdiğimiz 2 Temmuz 1993 Sivas/Madımak Katliamı’nın 33. yılında içimizdeki ateş yanmaya devam ediyor. İnsanlık suçunun yargı tarafından cezasız bırakılması acımızı büyütüyor. Katliamı unutmadık, unutturmayacağız. Gerek ülke olarak gerekse küresel ölçekte zorlu bir süreçten geçiyoruz. Haklı taleplerimizi kazanıma dönüştürebilmek için eskisinden çok daha fazla çabaya ihtiyaç var” dedi.

    “MADIMAK UTANÇ MÜZESİ OLSUN”

    Madımak Katliamı’nın 33. yılında taleplerini bir kez daha dile getiren Çiçekdal, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesini, adaletin sağlanmasını, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve laik, bilimsel eğitim modelinin esas alınmasını istedi.

    33 CAN İÇİN 33 KARANFİL DENİZE BIRAKILDI

    Basın açıklamasının ardından katılımcılar deniz kenarına geçti. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 kişinin isimleri tek tek okunurken, her bir can için denize bir karanfil bırakıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de hafıza, adalet ve yüzleşme çağrısı- VİDEO

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de hafıza, adalet ve yüzleşme çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği’nin Köln’de düzenlediği Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü anmasında, katliamda yaşamını yitirenler anıldı. Etkinlikte yapılan konuşmalarda cezasızlık politikaları eleştirilirken, adalet, yüzleşme ve Madımak’ın unutturulmaması çağrısı öne çıktı.

     

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü dolayısıyla Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği tarafından Köln’de anma etkinliği düzenlendi.

    Köln Katedrali (Dom) önündeki Roncalliplatz’ta gerçekleştirilen anmaya Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü, insan hakları kuruluşu ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

    Anma etkinliği katledilen canlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından Necla Arslan Ana’nın okuduğu gulbang ile devam etti.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başkanı Deniz Kutlu Madımak’ın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmadığını, insanlığın vicdanında  hala açık duran bir yara olduğunu söyledi.

    “MADIMAK BİR TESADÜF DEĞİL, İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR KATLİAMDIR”

    Madımak Katliamı’nı Kerbela’dan bugüne uzanan tarihsel bir çizginin parçası olarak değerlendiren Kutlu, yaşananların bir tesadüf ya da kader değil, örgütlü biçimde gerçekleştirilmiş bir katliam olduğunu ifade etti. Katliamda yalnızca insanların değil, düşüncenin, sanatın, şiirin, aydınların, ozanların ve insanlık değerlerinin hedef alındığını belirtti.

    “UNUTMAK İHANETTİR, SUSMAK ORTAKLIKTIR”

    İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kutlu, Madımak’ın unutturulmasına yönelik her girişime karşı duracaklarını söyledi. “Unutmak ihanettir, susmak ortaklıktır, hatırlamak ise direniştir” diyen Kutlu, Madımak’ta yaşamını yitiren 33 canı anmanın tarihsel ve insani bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

    “MADIMAK BİR OLAY DEĞİL, ALEVİLERİN ORTAK YARASIDIR”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Sekreteri Ufuk Çakır ise, anmanın yalnızca yas tutmak için değil, adalet talebini dile getirmek için gerçekleştirildiğini söyledi.

    Katliamın unutulmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Çakır, Madımak’ın ne münferit bir olay ne de bir tesadüf olduğunu belirterek, bunun Alevilere yönelik uzun yıllara yayılan saldırılar zincirinin bir parçası olduğunu ifade etti.

    Madımak Katliamı’nın sıradan bir olay gibi gösterilmesine karşı çıktıklarını dile getiren Çakır, katliamın faillerinin korunmasına ve cezasızlık politikalarına tepki gösterdi.

    “ALMANYA FAİLLER İÇİN SIĞINAK OLMAMALI”

    Konuşmasında Almanya’da yaşadığı belirtilen Madımak hükümlülerine de değinen Çakır, bu konunun artık Alman kamuoyunun ve siyasetinin gündeminde olduğunu ifade etti. Çakır, “Almanya suçun işlendiği yer değildi ancak bazı failler için bir geri çekilme alanına dönüştü. Bir pogroma katılanlar oturma izinleriyle korunmamalı, insanlığa karşı suçlara karışanlar devlet sınırlarının arkasına saklanmamalıdır. Haklarında kesinleşmiş hüküm bulunanlar hesap vermelidir.” diye konuştu.

    “MADIMAK’TA YALNIZCA İNSANLAR DEĞİL, ORTAK DEĞERLER HEDEF ALINDI”

    Anmada MARDEF Kadın Meclisi’nin açıklaması Melek Karaboyun tarafından okundu.

    MARDEF Kadın Meclisi açıklamasında, Madımak’ta yalnızca insanların değil, sevginin, kardeşliğin, sanatın, bilimin, düşünce özgürlüğünün, demokrasinin ve birlikte yaşama umudunun hedef alındığı vurgulandı. Katliamın yalnızca Alevi toplumunun değil, insan haklarına, eşitliğe ve özgürlüğe inanan herkesin ortak yarası olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen adalet arayışının devam ettiği belirtilerek, toplumsal barışın ancak geçmişle samimi bir yüzleşme, hukukun üstünlüğü, insan haklarına bağlılık ve nefret söylemine karşı ortak mücadeleyle sağlanabileceği kaydedildi.

    “BİR DAHA HİÇ KİMSE İNANCI YA DA KİMLİĞİ NEDENİYLE HEDEF ALINMASIN”

    Kadınların barışı, dayanışmayı ve eşitliği büyüten bir rol üstlendiğine dikkat çekilen açıklamada, kin, nefret ve ayrımcılığın hiçbir topluma huzur getirmediği ifade edildi. “Bir daha hiçbir insan inancı, kimliği, düşüncesi ya da sanatı nedeniyle hedef gösterilmesin. Bir daha hiçbir anne evladını nefretin ateşine kurban vermesin.” denilen açıklamada, hak, hukuk, adalet, laiklik, demokrasi, eşit yurttaşlık, ifade özgürlüğü ve insan hakları mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı.

    Anma etkinliğinde Alman politikacılar da söz aldı. Alman Federal Meclisi Üyesi Max Lucks, eski Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Milletvekili Arif Ünal, Bölge Meclisi Grup Başkanı ve Sol Parti (Die Linke) Parti Meclisi Üyesi Murat Yılmaz da birer konuşma yaparak katliamı kınadı.

    Anma etkinliğinde Onur Kocaman ve Ahmet Cankaya katledilen sanatçıların eserlerini seslendirdi.

    Anmada ayrıca yaşamını yitiren 33 canın isimleri okunarak, fotoğraflarının üzerine karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/KÖLN

  • Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılından kareler!

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılından kareler!

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümünde Sivas’ta düzenlenen kitlesel anmadan objektiflere yansıyan kareler, binlerce kişinin adalet, yüzleşme ve hafıza çağrısını yansıtıyor.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümünde Sivas’ta gerçekleştirilen kitlesel anmadan objektiflere yansıyan kareler, binlerce kişinin adalet ve yüzleşme talebini gözler önüne serdi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önündeki buluşmadan Madımak Oteli önündeki anmaya uzanan yürüyüşte çekilen fotoğraflar, 33 yıl sonra da hafızanın ve mücadelenin sürdüğünü belgeledi.

    İşte Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı önündeki buluşmadan Madımak Oteli önündeki anmaya yansıyan kareler.

  • PSAKD Samsun Şubesi: İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz – VİDEO

    PSAKD Samsun Şubesi: İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Samsun Şubesi Sivas Madımak Katliamının 33. yıldönümünde açıklama yaparak, “2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samsun Şubesi, 2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı PSAKD Samsun Şube Başkanı Cem Sultan Ermiş okudu.

    Ermiş, 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak, aradan geçen 33 yıla rağmen acıların dinmediği ve adalet arayışının devam edeceğini söyledi.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sivas Madımak’ta işlenen insanlık suçuna verilen zaman aşımı kararını kabul etmediklerini belirten Ermiş, katliamı gerçekleştirenlerin affedilmesi yada tahliye edilmesini asla kabul etmediklerini belirterek şunları söyledi;

    Bizler biliyoruz ki bu katliamlar sadece gelip geçici iktidarların değil, faşist sistemlerin bir sorunudur. Kendinden görmediği inançlara, işçiye, köylüye, kadına, doğaya ve hayata dair hiçbir saygısı olmayan mevcut AKP-MHP faşist bloku da bu uygulamaları en etkili silah olarak kullanmaktadır. Ses çıkaran herkesi abluka altına almaya çalışan, milyonların iradesini, tek adam rejiminin anti demokratik müdahaleleri ile, “Mutlak Butlan” kararlarıyla, kayyum darbeleriyle hiçe sayan bu düzene karşı mücadele etmek bizler için artık bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluktur.”

    “ASLA DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    Cemevlerinin imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlanmasına tepki gösteren Sultan, “İbadetimizi yok saymaya, cami, kilise, havra gibi diğer ibadethaneler ile eşit statüye getirmekten kaçarak anayasal haklarımızı ihlal etmeye yelteniyorlar. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Cemevleri yönetmeliklerle geçiştirilemez, doğrudan Anayasa’da ibadethane olarak tanımlanmalıdır. Bizler asla devletin Alevisi olmayacağız!” diye konuştu.

    “SURİYE’DE ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAMLAR SOYKIRIMA DÖNÜŞTÜ”

    NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasına karşı çıkan Ermiş, coğrafyamızı yeni savaş senaryolarının merkezi haline getirme çabası olduğunu, halkların boğazlanmasını hedefleyen bu savaş örgütünü ve zirvesini istemediklerini söyledi. Sultan, Suriye’deki Alevilerin katledilmesinin de bu emperyalist projelerin bir sonucu olduğunu belirterek şunları ifade etti;

    “Geçtiğimiz aylarda HTŞ denilen eli kanlı selefi çetenin yönetimi ele geçirmesiyle başlayan barbarlık; başta Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta olmak üzere Alevilere yönelik katliamlarını sistematik bir soykırıma dönüştürdü. Bu barbarların liderleri ülkemizde kırmızı halılarla karşılanırken, meclis kürsülerinden “Şimdi mi Aleviler için ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz” deme pervasızlığını gösterdiler. Bu sözler ve bu tavırlar, bizler için direnmekten, yan yana gelmekten ve örgütlenmekten başka bir seçenek olmadığının en açık kanıtıdır.”

    “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla başta Türkiye olmak üzere pek çok ülkede de adalet ve eşit yurttaşlık taleplerinin yıl boyunca devam edeceğini belirten Ermiş, Madımak Oteli ‘Utanç Müzesi’ olana kadar ve katliamın arkasındaki derin yapılar yargılanıncaya kadar mücadelelerinin süreceğinin altını çizdi.  Ermiş, “2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, İnsanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır” dedi.

    HABER MERKEZİ

     

  • DAD’tan Sivas Madımak Katliamı açıklaması: Adalet mücadelemiz sürecek

    DAD’tan Sivas Madımak Katliamı açıklaması: Adalet mücadelemiz sürecek

    PİRHA – Demokratik Alevi Denekleri (DAD) Genel Merkezi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılına dair yaptığı yazılı açıklamada, Sivas Katliamı’nın planlı olarak yapıldığına dikkat çekerek, adalet ve yüzleşme çağrısı mücadelesinin süreceği kaydedildi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi Sivas Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılında yazılı açıklama yaparak hayatını kaybedenleri andı.

    “SİVAS KATLİAMI PLANLI BİR ŞEKİLDE YAPILDI”

    Alevilerin tarihinin sayısız katliamlara dolu olduğu belirtilen açıklamada, soykırım politikalarının sonucu olarak gerçekleştirilen bu sistematik kırımlardan birinin Sivas Katliamı olduğu belirtildi.

    Aleviliğin cümle insan ve varlıkla rızalık üzerinden ilişkilenmeyi esas alıp mazlum ve masum çizgiden birini temsil ettiği kaydedilen açıklamada, Sivas Madımak Katliamı’nın planlı olarak yapıldığına dikkat çekildi.

    Alevilerin fiziki ve kültürel soykırım saldırılarıyla hedeflendiği belirtilen açıklamada, “12 Eylül askeri faşist darbesiyle bir kez daha topyekûn biçimde hedefe konmuş; devrimci-demokratik güçlerle beraber Çorum, Maraş, Malatya gibi Aleviler üzerinde yoğunlaşan bir dizi planlı katliamla 12 Eylül faşist darbesine zemin yaratmışlardı. Halkımızın üzerine çöken 12 Eylül karanlığıyla kıyım, asimilasyon ve tarihsel yaşam alanlarımızdan göçertme politikaları bir kez daha tavan yapmış, halkımız dünyanın dört bir yanına savrulmuş, toplumsal bütünlüğümüz parçalanmış, adeta mülteci bir yaşama mahkûm edilmişti. Kadim zamanlardan süzülerek gelen yolumuz, toplumsal kurumlaşma ve varoluş biçimimiz ciddi biçimde darbelenmiş ve toplumsal bir kriz durumu ortaya çıkmıştı” ifadelerine yer verildi.

    “ALEVİLERİ VE TÜM FARKLI TOPLUMSAL KESİMLERİ TASFİYE ETMEK İÇİN İNSANLIK SUÇUNA BAŞVURDU”

    Açıklamada, tüm bu baskıcı politikalar ve uygulamalar karşısında, toplumsal varlığı koruma, bağları güçlendirme ve tarihsel değerlerle buluşma arayışları giderek güçlendiği, bu arayışların bir sonucu olarak, kadim yurtlarımızdan Sivas’ta, Yol ulularından Pir Sultan Abdal anma etkinliği düzenlendiği, sanatçıların, aydınların ve halkın, bu etkinlikte bir araya geldiği belirtildi.  Açıklamada, İttihatçı faşizmin farklı versiyonlarını temsil eden iktidarların, azami tahakküm hedefiyle tek tip bir iktidar alanı yaratmaya çalıştığı, bunun için homojen bir toplum dayattığı ve Alevileri ile tüm farklı toplumsal kimlikleri tasfiye etmek için insanlık suçlarına başvurduğu belirtildi.

    “BÖLGEYİ KÜRT VE ALEVİLERDEN ARINDIRMAK HEDEFLENDİ”

    Sivas Madımak Katliamı’nın12 Eylül karanlığını sürdürmek için halkların, emekçi ve kadınların, farklı toplumsal kesimlerin ve Alevilerin yükselen hak mücadelesini bastırmak için devletin derin odaklarınca planlanarak bir insanlık suçu işlendiğine dikkat çekilen açıklamada,  “Aleviler ve Kürt halk gerçekliğini bastırma, özelde Kürt Alevilerinin, genelde Alevi halkların o dönem Koçgiriye kadar uzanan Kürt direnişiyle buluşmasını engellemek, Alevilere gözdağı vermek, bölgeyi Kürt ve Alevilerden arındırmak ise en temel gerekçeydi. Bu vahşeti laik-anti laik ikilemi üzerinden tartıştırmak ise algı yaratmaya, faili görünmez kılmaya yönelik bir politika olmuştur” denildi.

    “KATİLLER ETKİN BİÇİMDE SORUŞTURULMADI”

    Fail ve katillerin etkin biçimde soruşturulmadığına, özel aflarla serbest bırakılıp birçoğunun ise aranır durumdayken normal yaşamlarını sürdürdüğü belirtilen açıklamada, “Bu katilleri savunanların pek çoğu çeşitli makam ve mevkilerle ödüllendirilmiştir. Dahası, insanlık suçları zaman aşımına uğrayamazken Madımak davası zaman aşımı iddiasıyla kapatılabilmiştir. Bu süreç ve tutum ise gerçek failleri bir kez daha ifşa etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

    “ADALET MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Açıklamada adalet ve yüzleşme çağrısı mücadelesinin süreceği belirtilerek, “Tekçi, ittihatçı faşizmin beyaz ya da yeşil versiyonları halklarımıza sadece zulüm getirmiştir. İnanç ve etnik farklılıklarıyla, rıza hukukunun tecelli ettiği demokratik bir ülke gerek biz Alevi halklar gerekse tüm mazlumlar için bir zorunluluktur. Tam da bu gerçeklikten hareketle “Barış ve Demokratik Toplum Sürecine” sahip çıkmak Aleviler açısından da yaşamsal önem arz etmektedir” denildi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıldönümünde adalet talebi yenilenen açıklamada, katliamda hayatını kaybedenler anılarak, adalet mücadelesinin süreceği vurgulandı.

    HABER MERKEZİ

  • Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri’nden 2 Temmuz anmasına çağrı

    Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri’nden 2 Temmuz anmasına çağrı

    PİRHA- Madımak Katliamı’nın 33. yılında Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri, 2 Temmuz anma programına katılım çağrısı yaptı. Açıklamada, “Madımak utanç müzesi olsun, gerçek sorumlular yargılansın” talebi yinelenirken, katliamın siyasal arka planıyla yüzleşilmesi ve adalet mücadelesinin sürdürülmesi gerektiği vurgulandı.

    Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, sanatçı ile 2 otel emekçisini anmak için düzenlenecek 33. yıl programına katılım çağrısı yaptı.

    Evrensel’in haberine göre 30 Haziran’da Şarkışla Emlek Yöresi köylerindeki anıt mezar ziyaretlerine katılan Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Temmuz’da ise İmranlı Han Köyü’nde Hasret Gültekin’in anıt mezarında anma gerçekleştirdi. Ardından Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı.

    Basın açıklamasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan ile Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Koray ve Menekşe Kaya’nın babası İsmail Kaya katıldı. “Sivas’ın Işığı Sönmeyecek” pankartının açıldığı açıklamada, “Sivas’ı unutma unutturma” ve “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları atıldı.

    “MADIMAK KATLİAMI İNSANLIK SUÇUDUR”

    Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Şube Başkanı İbrahim Kılıç, Madımak Katliamı’nın yalnızca Türkiye’nin değil insanlık tarihinin de en karanlık sayfalarından biri olduğunu söyledi. Halepçe, Srebrenitsa ve Yahudi Soykırımı örneklerini hatırlatan Kılıç, “Madımak utanç müzesi olsun, gerçek sorumlular yargılansın” taleplerini yinelediklerini belirterek, 2 Temmuz’da adalet, barış ve kardeşlik talepleriyle yeniden Madımak’ta olacaklarını ifade etti.

    KATLİAMIN ARKASINDAKİ SİYASAL İKLİM

    Madımak Katliamı’nın yalnızca toplumsal değil, güçlü bir siyasal arka plana sahip olduğunu vurgulayan Kılıç, Cumhuriyet tarihinin bu karanlık sayfasının gerici politikalar ve bu anlayışı besleyen iktidarlardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Katliamın Türkiye’nin demokratik geleceğini etkileyen bir kırılma noktası olduğunu belirten Kılıç, “Fotoğrafın bütünü daha karanlık ve daha karmaşıktır” dedi.

    Türkiye’de yapılacak NATO toplantısına da değinen Kılıç, NATO’yu bölgedeki savaşların sorumlusu olarak nitelendirerek, Türkiye’nin NATO’dan çıkması ve ülkedeki tüm NATO üslerinin kapatılması çağrısında bulundu.

    Gazi, Suruç ve Ankara Gar katliamlarını da hatırlatan Kılıç, Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar ile Türkiye’deki antidemokratik uygulamaların aynı siyasal anlayışın ürünü olduğunu savundu. Kayyım uygulamalarından ekonomik kriz politikalarına kadar birçok başlıkta iktidarı eleştiren Kılıç, Madımak’ta yaşananların bugünkü baskı politikalarından ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

    YURTTAŞLARA 2 TEMMUZ ANMASINA KATILIM ÇAĞRISI

    Açıklamanın sonunda Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri adına konuşan Kılıç, Madımak Katliamı’nın sorumlularının yargılanması ve Madımak’ın utanç müzesine dönüştürülmesi taleplerini yineledi. Kılıç, 2 Temmuz’da saat 09.00’da Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı Sivas Şubesi önünde toplanılarak saat 10.00’da Madımak Utanç Müzesi’ne yürüneceğini belirterek, tüm yurttaşları “Bir daha asla” demek için anma programına katılmaya davet etti.

    HABER MERKEZİ

  • FEDA ve DAKB: Katliamlarla yüzleşmeden toplumsal barış mümkün değildir

    FEDA ve DAKB: Katliamlarla yüzleşmeden toplumsal barış mümkün değildir

    PİRHA-Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ile Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), yaptığı açıklamada, tarih boyunca Alevilere yönelik katliamların unutulmadığını vurgulayarak, gerçek toplumsal barışın ancak geçmişle yüzleşme, cezasızlık politikalarının sona erdirilmesi ve eşit yurttaşlığın güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını belirtti.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ile Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB),Sivas Katliamı’nın 33. yıldönümü vesilesiyle basın açıklaması yayınladı.

    Açıklamada, Kerbela’dan bugüne kadar Alevilere yönelik saldırıların sürdüğü ifade edilerek, tek millet, tek din ve tek kimlik anlayışıyla farklı halkların, inançların ve kimliklerin hedef alındığı kaydedildi. Yaşananların, acıyı unutmamayı, direnmeyi ve ortak mücadeleyi büyütmeyi öğrettiği vurgulandı.

    KOÇGİRİ DİRENİŞİ VE ALİŞER EFENDİ İLE ZARİFE HATUN ANILDI

    FEDA ve DAKB, Kerbela’nın ardından Alevilerin yaşadığı tarihsel kırımlardan birinin Koçgiri olduğunu belirterek, 1920’de gerçekleştirilen Koçgiri Kırımı’nı hatırlattı. Açıklamada, Koçgiri direnişinin öncülerinden Alişer Efendi ile eşi Zarife Hatun’un 9 Temmuz 1937’de Ovacık’taki Tujik Dağı mağaralarında pusuya düşürülerek katledildiği ifade edildi.

    Alişer Efendi’nin özgürlük mücadelesinin, Zarife Hatun’un emeği, cesareti ve fedakarlığıyla birleştiği belirtilen açıklamada, Besê’nin direnci, Zarife Hatun’un kararlılığı ve Alevi kadınlarının mücadelesinin bugüne miras kaldığı vurgulandı. FEDA ve DAKB, Alişer Efendi ile Zarife Hatun’u saygıyla andıklarını ve mücadelelerinin başarıya ulaşacağına olan inançlarını dile getirdi.

    ÇORUM VE MADIMAK KATLİAMLARI 

    Açıklamada, Alevilere yönelik bir diğer katliamın ise Çorum’da yaşandığı belirtilerek, Mayıs 1980’de başlayan ve 4 Temmuz’a kadar süren saldırılarda 57 kişinin katledildiği hatırlatıldı. Çorum’da yaşamını yitirenlerin saygıyla anıldığı açıklamada, katliamcı zihniyet ve sistemle er ya da geç yüzleşileceği ifade edildi.

    FEDA ve DAKB, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gerçekleştirilen katliamın da Alevi halkının hafızasında derin bir yara olduğunu vurguladı. Açıklamada, aralarında ozanların, yazarların, sanatçıların, aydınların ve gençlerin bulunduğu 33 kişinin göz göre göre yakılarak katledildiği belirtilerek, Madımak Katliamı’nın yalnızca yaşamını yitirenleri değil, eşitliği, özgürlüğü, birlikte yaşam umudunu, insanlık vicdanını, Alevi inancını, kimliğini, dilini ve kültürünü hedef aldığı ifade edildi.

    Açıklamada, Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da ve Madımak’ta yaşanan katliamların aynı inkar ve imha anlayışının sonucu olduğu belirtilerek, “Yezid ve beraberindeki zalimler düzenlerini korumak için hak ve hakikat yolcularını yok etmekten vazgeçmedi” değerlendirmesine yer verildi.

    “HAKİKAT MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR”

    Açıklamada, tarihin yalnızca acıları değil, direnişi de öğrettiği belirtilerek, hakikat yolunda yürüyenlerin hiçbir zaman zulme boyun eğmediği ifade edildi. Koçgiri’nin, Dersim’in, Maraş’ın, Çorum’un ve Madımak’ın unutulmadığı belirtilen açıklamada, “Madımak’ın ateşi hakikati küle çeviremedi” denildi.

    Direnişin anaların gözyaşları, pirlerin nefesi, hakikat yolunda yürüyenlerin anıları, semahlar ve hak talepleriyle bugün de sürdüğü belirtilen açıklamada, katliamlarda yaşamını yitirenlerin anıları önünde saygıyla eğilindiği ve hakikatin, adaletin ve özgürlüğün sesi olmaya devam edileceği vurgulandı.

    “DEMOKRATİK BARIŞ SÜRECİ’NİN YANINDAYIZ”

    FEDA ve DAKB, bütün bu katliamlarla yüzleşmek için Demokratik Barış Süreci’nin yanında olduklarını açıkladı. Açıklamada, “Katliamlarla yüzleşilmeden, sorumlular ortaya çıkarılmadan, cezasızlık politikalarına son verilmeden ve eşit yurttaşlık yasalarla güvence altına alınmadan gerçek bir toplumsal barışın mümkün olamayacağını söylüyoruz” ifadelerine yer verildi.

    Devletin işlediği katliamlarla er ya da geç yüzleşeceğinin ifade edildiği açıklama, “Unutmadık, affetmedik, vazgeçmedik. Hakikat kazanacak, adalet kazanacak, halklar kazanacak” sözleriyle sona erdi.

    HABER MERKEZİ

     

  • Sivas Katliamı’nın 33. yılında Diyarbakır’dan mücadele ve adalet mesajı- VİDEO

    Sivas Katliamı’nın 33. yılında Diyarbakır’dan mücadele ve adalet mesajı- VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Diyarbakır’da düzenlenen anmada,, katliamın faillerinin yargılanması ve Madımak Oteli’nin “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmesi çağrısı yinelendi. Anmada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, barış ve demokratikleşme mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini vurguladı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Cemevi Diyarbakır Şubesi, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Şube binasında düzenlenen anmaya DBP Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, İmralı Sekreteryası üyesi Çetin Arkaş ile demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de katıldı.

     Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, Sivas katliamının üzerinden 33 yıl geçtiğini hatırlatarak, acının hala ilk günkü gibi sürdüğünü söyledi.

    Artan, Madımak Oteli’nin hiçbir koşul öne sürülmeden “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmesini, katliamın arkasındaki yapıların ortaya çıkarılarak yargılanmasını istedi. Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan Artan, “İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olmaz. Sivas davası bir insanlık davasıdır. Biz bitti demeden bu dava bitmeyecek” dedi.

    “MADIMAK DEVLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE YAŞANDI”

    Daha sonra konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Sivas Madımak Katliamı’nın tüm toplumun gözleri önünde gerçekleştiğini belirterek, katliamın ve sonrasında verilen zamanaşımı kararının devletin sorumluluğundan bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

    Alevilerin yıllardır ayrımcılık ve baskıyla karşı karşıya bırakıldığını söyleyen Uçar, Pir Sultan Abdal’ın “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” sözünü hatırlatarak, bu yolun hak ve hakikat yolu olduğunu dile getirdi. Uçar, “72 millete aynı nazardan bakmak bu toprakların en büyük değerlerinden biridir. Ancak devlet bunu görmek yerine bu inancı hedef almaya devam etti” diye konuştu.

    “BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM ÇAĞRISINA SAHİP ÇIKALIM”

    Konuşmasında Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Uçar, bu sürecin tüm toplumu kapsadığını belirterek, herkesin sürece sahip çıkması gerektiğini söyledi.

    Uçar, “Biz 72 millete aynı nazarla bakacağız. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı etrafında kenetlenip bu ülkeyi bizi yakmaktan ve yok saymaktan vazgeçmeyenlere bırakmayacağız. Madımak’ta yaşamını yitiren 33 canı saygıyla anıyorum” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • 33. yılında Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Köln’de anılacak

    33. yılında Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Köln’de anılacak

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de anma etkinliği düzenleyecek. Federasyon, katliamda adaletin sağlanmadığını vurgulayarak kamuoyunu 2 Temmuz’da Roncalliplatz’da yapılacak anmaya davet etti.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği, 2 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla 2 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 17.00’de Köln Katedrali önündeki Roncalliplatz’da kamuoyuna açık bir anma etkinliği düzenleyeceğini açıkladı.

    Yapılan yazılı basın açıklamasında, aradan geçen 33 yıla rağmen katliamla ilgili hukuki ve siyasi anlamda gerçek adaletin sağlanamadığı vurgulanarak, yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı, yazar, çocuk ve gencin anılacağı belirtildi.

    “KATLİAMLAR ZAMANAŞIMINA UĞRATILAMAZ”

    Açıklamada, Madımak davasında firari sanıklar yönünden 30 yıllık zamanaşımı gerekçesiyle davanın 2 Temmuz 2023’te düşürüldüğü, bu kararın cezasızlık politikasını güçlendirdiği ifade edildi. Ayrıca Şubat 2025’te 17 hükümlünün tahliye edildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise hükümlülerden Hayrettin Gül ile Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezalarını sağlık gerekçesiyle kaldırdığı hatırlatıldı.

    “ALMANYA’DAKİ FAİLLER HAKKINDA İŞLEM YAPILMADI”

    Basın açıklamasında, haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan bazı Madımak faillerinin Almanya’da yaşadığına ilişkin bilgilerin yıllardır kamuoyunda yer aldığı belirtilerek, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 2008 ve 2019 yıllarında Almanya’da suç duyurusunda bulunduğu aktarıldı.

    Buna rağmen Alman Federal Başsavcılığı tarafından bugüne kadar herhangi bir cezai soruşturma başlatılmadığı belirtilen açıklamada, Alman ceza hukukundaki evrensel yargı ilkesine rağmen faillerin bir bölümünün Alman vatandaşlığına sahip olduğuna dikkat çekildi.

    GENİŞ KATILIMLA ANILACAK

    Anma etkinliğinde Alman Federal Meclisi Üyesi Max Lucks, eski Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Milletvekili Arif Ünal, Sol Parti (Die Linke) Parti Meclisi Üyesi ve Bölge Meclisi Grup Başkanı Murat Yılmaz, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği Başkanı Deniz Kutlu ile Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Çakır konuşma yapacak.

    Etkinliğe Kulturforum TürkeiEuropa e.V. (Türkiye-Avrupa Kültür Forumu), Stimmen der Solidarität – Mahnwache Köln e.V. (Dayanışmanın Sesleri Köln İnisiyatifi), TÜDAY – İnsan Hakları Derneği, Interkultur e.V., Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDİF), Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF), Dersim Gemeinde Köln e.V. (Köln Dersim Toplumu), Suriye İnsan Hakları Derneği ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) ile çok sayıda demokratik kitle örgütü ve sivil toplum kuruluşu destek verecek.

    Açıklamada, Madımak Katliamı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmadığı, bugün de adalet, laiklik, demokrasi, insan hakları ve birlikte yaşam mücadelesinin simgelerinden biri olduğu vurgulandı. Federasyon, Madımak Oteli’nin utanç müzesi haline getirilmesi, hafıza merkezlerinin kurulması, faillerin yargı önüne çıkarılması ve hakikatle yüzleşme taleplerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek tüm kamuoyunu anma etkinliğine katılmaya çağırdı.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • Sivas Katliamı’nın 33. yılında Berlin’den hakikat ve adalet çağrısı- VİDEO

    Sivas Katliamı’nın 33. yılında Berlin’den hakikat ve adalet çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Sivas katliamın 33. yılında katledilen canlar Berlin’de anıldı. Anmada konuşan Fatma Kurtulan ve Songül Morsümbül, Madımak başta olmak üzere Alevilere ve Kürtlere yönelik katliamlarla yüzleşilmesi, hakikat ve adalet mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel emekçisi, katliamın 33. yılında Berlin’de düzenlenen anma etkinliği ile anıldı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalar yürüten Ana Fatma Dergâhı öncülüğünde düzenlenen anmaya Berlin Dest-Dan Kadın Meclisi, Berlin Êzidî Kadın Meclisi ve NAV-DEM Berlin destek verdi.

    Anma etkinliği Pir Ali Koçak’ın verdiği gulbang ve delilin uyandırılması ile başladı. Ardından Madımak Katliamı’nı konu alan sinevizyon gösterimi yapıldı.

    HAKİKAT, ADALET VE YÜZLEŞME VURGUSU

    Etkinlik kapsamında düzenlenen panelde NAV-DEM Berlin Meclis Başkanı Zafer Karakaya, 23. ve 27. Dönem Milletvekili Fatma Kurtulan ile Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Sivas Katliamı’yla yüzleşme, adalet mücadelesi, toplumsal hafızanın korunması ve faşist şiddetin günümüze uzanan etkileri ele alındı.

     “HEDEF KÜRT ALEVİLERDİ”

    Katliamların tesadüfi olmadığını ve yaşandıkları dönemin siyasal koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Fatma Kurtulan, Maraş Katliamı’nın hedefinin yalnızca Aleviler değil, özellikle Kürt Aleviler olduğunu söyledi. Evlerine çarpı işareti konulanların Kürt Aleviler olduğunu ifade eden Kurtulan, bu saldırılarla hem Alevi inancının hem de Kürt kimliğinin hedef alındığını vurguladı. Katliamlardaki vahşetin toplumsal hafızada kalıcı bir korku yaratmayı amaçladığını belirten Kurtulan, geçmişle yüzleşmenin benzer acıların yaşanmaması açısından zorunlu olduğunu ifade etti.

    “BUNLAR SOYKIRIMDIR”

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül ise Kürtlerin, Alevilerin ve kadınların tarih boyunca sistematik saldırılarla karşı karşıya bırakıldığını belirtti. Morsümbül, Dersim’den Roboskî’ye ve Sivas’a uzanan saldırıların birer soykırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Mücadelenin toplumsal hafızayı koruyarak sürdürüldüğünü vurgulayan Morsümbül, kadın özgürlük mücadelesinin simge isimlerinden Zilan’ın mirasının da bu direnişin önemli parçalarından biri olduğunu söyledi.

    Konuşmasının sonunda katliamların sona ermediğine dikkat çeken Morsümbül, Sivas Katliamı’nın nedenlerinin unutulmaması ve hakikat mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

    Anma  etkinliğinin ardından aşure lokmaları pay edildi.

    PİRHA/BERLİN

  • Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda 2 kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar, Sivas davasına toplumun sahip çıktığını ancak devletin hiçbir zaman yüzleşmediğini söyledi. Çınar, “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepki gösterdi. Çınar, 2 Temmuz anmalarına “Unutmadık, unutturmayacağız” diyerek herkesi davet etti.

    Sivas Katliamı’nın bütün dünyayı derinden etkileyen bir süreç olduğunu belirten halk ozanı Hüsniye Çınar, katliamda yaşamını yitiren 33 kişiden üçünün yakın köylüsü, ikisinin ise kuzeni Handan Metin ve Gülsüm Karababa olduğunu belirterek, ailece zor günler yaşadıklarını anlattı.

    Dinmeyen bir acı yaşadıklarını ifade eden Çınar, Almanya’nın Solingen kentinde yaşanan ve 5 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının ardından Alman hükümetinin olayı kınadığını ve saldırının yaşandığı yeri müzeye dönüştürdüğünü hatırlattı. Çınar, “Bizim devletimiz bunu dahi kınamadı. Madımak ateşi hala dinmedi içimizde çünkü bir utanç müzesi istedik orada ama yapmadılar” diyerek tepki gösterdi.

    Sivas’ta katledilen aydınları, yazarları ve şairleri unutmanın mümkün olmadığını söyleyen Çınar, “Yani ben bir Behçet abiyi nasıl unutabilirim?” diyerek yaşananların büyük bir acı olduğunu dile getirdi.

    “DEVLET BAKA BAKA YAKTI, BAKA BAKA BULAMADI”

    Sivas davasına Alevi, Sünni, Kürt, Laz ve Çerkez olmak üzere tüm halkların sahip çıktığını vurgulayan Çınar, devletin ise hiçbir zaman Sivas Katliamı’yla yüzleşmediğini söyledi.

    Sanıkların avukatlığını yapan kişilerin daha sonra bakan ve milletvekili yapıldığını ifade eden Çınar, sanıklardan birinin ise karakola 100 metre uzaklıkta oturmasına rağmen 18 yıl boyunca bulunamadığını hatırlattı.

    “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepkisini dile getiren Çınar, toplumun davasına sahip çıktığını ve katliamın 33. yılında da sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

    Devletin Sivas dosyasının AİHM’e taşınmasına izin vermediğini kaydeden Çınar, dava sürecine sahip çıkan çok sayıda kişinin ve aile yakınının yaşamını yitirdiğini söyledi. O süreçte davadan yana tavır alan hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirildiğini ileri süren Çınar, davadaki başarısızlığın devlet eliyle yaratıldığını belirtti.

    “BİZ ÖLMEYE DEVAM ETSEK DE MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmemesine tepki gösteren Çınar, “Çünkü insanlığa düşmanlar bunlar, insana düşman, canlıya düşman, üreten, düşünen, aydın, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü, devrimci insana karşı bunlar” diyerek faşizan bir baskıyla egemenlik kurmaya çalıştıklarını söyledi.

    Sivas’ı unutturmayacaklarını ve mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Çınar, Gazi olayları sırasında Gülsüm Karababa’nın babası halk ozanı Mehmet Ali Karababa’nın, “Yine yavrularımızı mı yakacaklar, yine mi yakacaklar?” diyerek kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Çınar, “Yani biz ölmeye devam etsek de mücadelemiz sürecektir” dedi.

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKALIM, UNUTMUYORUZ DİYELİM”

    Her yıl 2 Temmuz Sivas anmalarına katıldığını belirten Çınar, şu çağrıyı yaptı:

    “Aydınlara, bütün devrimcilere seslenmek istiyorum. Dili, dini, rengi ne olursa olsun bir olursak, diri olursak bizi yıkmaya güçler yetmez. Sivas’ta yitirdiğimiz Muhlis Akarsu’nun bir sözüdür; ‘Bir olsaydık yer oynardı yerinden.’ O yüzden herkesi bir olmaya, birlik olmaya çağırıyorum. Davamıza sahip çıkmaya devam edelim dostlar. Biz bunu ülkemizin birçok yerinde yaşadık; Dersim’de yaşadık, Çorum’da yaşadık, Sivas’ta yaşadık, Ortaca’da yaşadık, Gazi’de yaşadık. Yaşadık, hem de çok yaşadık. Bugün sana, yarın bana. Hakikaten bir olmamız gerekiyor. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, dilimiz, dinimiz, ırkımız, cinsiyetimiz ne olursa olsun bir olmalıyız. Davamıza sahip çıkalım, bağıralım, diyelim ki susmuyoruz, unutmuyoruz.”

    Semra ACAR / İZMİR

  • Almanya Federal Meclisi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

    Almanya Federal Meclisi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

    PİRHA- Almanya Federal Meclisi’nde düzenlenen Sivas Katliamı anmasında, faillerin Almanya’da yıllarca serbest yaşamış olmasına dikkat çekildi. Etkinlikte Almanya’nın hukuki ve siyasi sorumluluğu vurgulanırken, parlamentoda araştırma sürecinin takip edileceği mesajı verildi.

    Almanya Federal Meclisi’nde Sivas Katliamı’nın 33. yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi. Federal Milletvekilleri Sanae Abdi ve Hakan Demir’in ev sahipliğinde, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) tarafından ortak organize edilen etkinlikte, katliamın cezasız bırakılması ve Almanya’nın sorumluluğu gündeme taşındı.

    “MADIMAK ALMANYA’NIN DA BİR MESELESİDİR”

    Etkinlikte konuşan AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır, Madımak Katliamı’nın yalnızca Türkiye’nin değil Almanya’nın da meselesi olduğunu belirtti. Çakır, katliam faillerinden bazılarının Almanya’ya kaçabildiğini, burada serbestçe yaşayabildiğini ve hatta vatandaşlık alabildiğini hatırlatarak Almanya’nın hukuki ve siyasi sorumluluğunu yerine getirmediğini vurguladı.

    Madımak’ta kardeşini kaybeden Serdar Doğan yaşadıklarını katılımcılarla paylaşırken, Avukat Şenal Sarıhan ise davadaki hukuki süreç, yargılamalarda yaşanan sorunlar ve cezasızlık politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmaların, etkinliğe katılan milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri açısından önemli olduğu belirtildi.

    “PARLAMENTER ARAŞTIRMA SÜRECİNİ ELE ALACAKLARINI TEYİT ETTİLER”

    Etkinliğe katılan Federal Milletvekilleri Sanae Abdi, Hakan Demir, Macit Karaahmetoğlu, Derya Türk-Nachbaur ve Serdar Yüksel, Almanya’nın sorumluluğu ve bugüne kadar yaşanan ihmaller konusunda parlamenter araştırma sürecini ele alacaklarını ve bu sürecin takipçisi olacaklarını ifade etti.

    Anma etkinliği, Madımak Katliamı’nın hafızasını yaşatma ve adalet mücadelesini sürdürme çağrısıyla sona erdi. AABF, katliamın unutulmaması ve cezasızlığın son bulması için mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.

    HABER MERKEZİ

     

  • Zeynep Altıok: Sivas’ta gerçek sorumlular hiçbir zaman yargılanmadı-VİDEO

    Zeynep Altıok: Sivas’ta gerçek sorumlular hiçbir zaman yargılanmadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, katliamın 33. yılında PİRHA’ya konuştu. Sivas davasının başından itibaren gerçek sorumluların yargılanmadığını belirten Altıok, cezasızlık politikalarının sistemli şekilde işletildiğini söyledi. İç hukukta yaşanan usulsüzlükleri anlatan Altıok, Anayasa Mahkemesi’nin ailelerin başvurusunu yıllarca gündeme almadığını, buna karşın sanıkların başvurularını hızla değerlendirdiğini belirtti.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin yakılması sonucu çoğunluğu Alevi 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Katliamda babası şair Metin Altıok’u kaybeden Zeynep Altıok, katliamın 33. yılında dava sürecini, yaşanan ihmalleri ve adalet mücadelesini PİRHA’ya anlattı.

    “SİVAS KATLİAMI’NDA SUÇU OLANLAR GERÇEKTEN SORGULANMADI”

    Sivas Katliamı’nın 33 yıllık dava sürecini değerlendiren Zeynep Altıok, gerçek sorumluların hiçbir zaman yargılanmadığını belirterek şöyle konuştu:

    “Davanın da otuz üç yıllık bir geçmişi var. Ana dava yıllar sürdükten sonra firari sanıklar üzerinden iki ayrı davanın sürecini otuz üç yıl boyunca bugünlere kadar taşıdık. Ancak o sürecin içerisinde zaten tüm yargılama sürecinin en başından itibaren gerçek suçluların, sorumluların, örgütleyenlerin, planlayanların, dahil olanların, katliam sırasında müdahale etmeyen polisin, kolluk kuvvetinin, itfaiyenin, sağlıkçının, yöneticilerinin, sorumlularının, emir verenlerinin dahil olduğu gerçekten bu suçta payı olan hiç kimsenin sorgulanmadığı, sadece eylemciler arasından rastgele yakalanmış bir avuç insanın yargılandığı o ana davanın firarileri üzerinden sürdürmeye gayret ettiğimiz bir dava sürecimiz vardı.”

    “ANAYASA MAHKEMESİ, SİVAS AİLELERİNİN İTİRAZ DİLEKÇESİNİN KAPAĞINI BİLE AÇMADI”

    Firari sanıklar hakkındaki ilk davanın 2012 yılında zaman aşımına uğratıldığını, ikinci davanın da benzer şekilde sonuçlandığını söyleyen Altıok, ailelerin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun yıllarca bekletildiğini ifade etti.

    “Bu sonuçtan bir iki yıl evvelde de yine hatırlayacaksınız yaşı dolayısıyla aslında elinde benzin bidonuyla insanları tutuşturduğu delillerle, belgelerle sabit olan bir katilin vahşi bir barbarın Cumhurbaşkanı tarafından kişiye özel affıyla karşı karşıya kalmıştık. Ardından ertesi yıl bir kişinin daha salınmasıyla karşı karşıya kalmıştık. Ancak bu yıl ne yazık ki artık tüm hükümlülerin, insanlık suçu işlemiş olan tüm katillerin göstermelik bir hukuk kararıyla serbest bırakılmasıyla karşı karşıya kaldık.

    Burada şöyle çarpıcı bir mesele var. 2012’deki zaman aşımı kararının arkasından biz aileler olarak avukatlarımız aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne itiraz dilekçemizi vermiştik ve bizim itiraz dilekçemiz bunca senedir hiçbir şekilde gündeme alınmamış, kapağı bile kaldırılmamışken geçtiğimiz yıl aynı Anayasa Mahkemesi’ne serbest bırakılan bu sanıklardan birinin dilekçesi ivedilikle derhal görüşmeye alınarak işte bu tümünün serbest kalmasını sağlayan kararla gündeme geldi. Bunlar iç hukukun son aşamadaki usulsüzlükleri ve hakikaten olmaz denilecek insanlık suçu, zaman aşımı, devlet sırrı gibi kavramların nasıl ideolojik erk lehine eğilip büküldüğünü bize gösteren somut veriler olarak karşımızda duruyor.”

    “AİHM BAŞVURUSUYLA TÜRKİYE’DEKİ ÇARPIKLIĞI DİLE GETİRDİK”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru sürecini anlatan Zeynep Altıok, Türkiye’de iç hukuk yollarının fiilen tüketilmediğini belirterek şunları söyledi:

    “Bu nedenle bir süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iç hukuk yolları tükenmeden Türkiye’den dosya almamaya başlamıştı. Bizim 2012 yılında verdiğimiz dilekçenin gündeme alınmamasının bir sebebi zaman aşımını ikinci dava lehine yineleyebilmek, o emsali değerlendirebilmek ama daha önemli bir sebebi de iç hukuk yolunu ila nihai tüketmemek ve dolayısıyla da AİHM yolunu bize kapalı tutmak. Ancak geldiğimiz son noktada yaptığımız değerlendirmeler ve çalışmalar, uluslararası emsaller, hatta Türkiye’deki benzer başvurular incelenerek biz de aslında buradaki yanlışlığı, çarpıklığı da dile getirebileceğimiz, iç hukuk yollarının da özellikle tüketilmediğinin, sonuçlandırılmadığının kanıtını gözler önüne sermek istediğimiz bir başvuru çalışması yürüttük ve dilekçemizi avukatımız Günal Kurşun aracılığıyla verdik.”

    “33 YILLIK YARGI SÜRECİNDE SANIKLAR KORUNDU”

    Sivas dosyasında yaşananları bilinçli bir cezasızlık politikası olarak değerlendiren Altıok, katliamın planlı ve örgütlü bir saldırı olduğunu belirterek, 33 yıllık yargı süreci boyunca sanıkların korunduğunu söyledi.

    “Otuz üç yıllık yargı sürecinde sanıkların, hüküm giymeden önce sanık olanların, hüküm giydikten sonra cezalarını çekmek için hapishaneye gönderilmiş olan hükümlülerin korunup kollandığı, onların mağdur olarak iktidar basın organları ya da iktidarın en üst mertebesindeki temsilcileri, milletvekilleri, bakan tarafından korundukları, kayırıldıkları, mağduriyetle bir arada anıldıkları bir söylemle o süreç yönetildi.”

    “BU KATLİAMIN FİKİR BABALARI ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Altıok, katliamın yalnızca sanıkların korunmasıyla sınırlı kalmadığını, sürecin sorumlularının da ödüllendirildiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Elbette bu süreç de tıpkı iç hukuk yolunun tüketilmemesini düşünen aklın mahareti gibi aynı maharetle sürüncemede bırakıldı. Buna mukabil sanıkların avukatlarının içinden bir değil; bakanlar, milletvekilleri, baro başkanları, HSK’ya atananlar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başkanlığına atananlar, birçok iktidar partisinin üst düzey yöneticiliğine getirilenler oldu.

    Hiçbir zaman soruşturulmayan, yargılanmayan ama bu işin müsebbibi olan, en başında örgütçüsü, fikir sahibi ve gizli temsilcisi olan insanlar da bu ödüllendirmelerden, bu mertebelerden, bu makamlardan faydalandırıldılar. Dolayısıyla elbette tamamına baktığımızda yıllar geçtikçe odalar dolusu dosyayla daha da açmaza sürüklenen, ilgilenilmesi ve yeniden ele alınması güçleştirilen büyük bir kalabalığa terk edilen ama o yıllar içerisinde de bütün o kalabalığın üzerine kalın tozlar yerleştirilen bir süreçle karşı karşıya bırakıldık.”

    “YÜZLEŞME GÖSTERMELİK MEKÂNLARLA GERÇEKLEŞMİYOR”

    Sivas Katliamı’yla yüzleşmenin her şeyden önce adalet mekanizmasının işletilmesi ve sorumluların cezalandırılmasıyla mümkün olacağını belirten Altıok, katliamın arkasındaki siyasal anlayışın iktidarda olmasının gerçek bir yüzleşmenin önünü kapattığını söyledi.

    Katliamın aydınlatılması için yıllardır mücadele eden aileler, Alevi kurumları ve sivil toplum örgütlerinin engellemelerle karşılaştığını ifade eden Altıok, 2 Temmuz anmalarında da tehdit, polis müdahalesi, gaz ve provokasyonlarla karşı karşıya kaldıklarını belirtti.

    Madımak Oteli’nde oluşturulan anı köşesinin gerçek bir yüzleşme örneği olmadığını söyleyen Altıok, şunları kaydetti:

    “Orada katliamı unutturmamak için kurdukları bir kültür merkezi olarak adlandırdıkları yerin anı köşesinde katillerin ismiyle mağdurların ismini yan yana koydular. Buna yaptığımız müdahaleyi, itirazı, hukuk yoluyla açtığımız davayı da hükümsüz bıraktılar. Otuz üç yılın sonunda bir iki yıl evvel sessiz sedasız bir şekilde kaldırdılar. Yüzleşme göstermelik mekânlarla gerçekleşmiyor. Bir ülkede en vahşi suçu işleyen insanlar Cumhurbaşkanı tarafından bizzat meşrulaştırılarak serbest bırakılıyor ve özellikle korunuyorsa o yüzleşme zaten mümkün değildir.”

    “AABF’NİN SANAL MÜZE PROJESİ ÖNEMLİ BİR YÜZLEŞME ÖRNEĞİ”

    Madımak Oteli’nin yerinde gerçek bir anı merkezinin bulunmasının önemli olduğunu vurgulayan Altıok, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 30. yıl kapsamında hazırladığı sanal müze çalışmasının önemli bir yüzleşme örneği olduğunu belirtti.

    “Otuzuncu yıl sürecinde Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yürütülen, Madımak Oteli’nin sanal müze olarak kurgulandığı proje çok iyi bir yüzleşme örneğidir. Sözlü tarihle tüm belgelerin kayıt altına alındığı, arşivle, yapılan röportajlarla ve sanal müzenin kendisiyle birlikte koca bir projenin ortaya çıktığı bu çalışma yüzleşme projelerinin en doğru örneğidir.”

    “SİVAS’A PİR SULTAN ABDAL HEYKELİ DİKİLMELİ”

    Altıok, katliamın başladığı noktaya yeniden Pir Sultan Abdal heykelinin dikilmesinin de yüzleşmenin önemli adımlarından biri olacağını söyledi.

    “Yoksa Alevilere tanınan kendi köyleri, kendi ilçeleri, kendi bölgesiyle kısıtlanan bir hayat… Pir Sultan Abdal heykelinin yeniden oraya dikilmek yerine Banaz’a gönderilmesi bile bu işin aslında ne kadar yapılmadığını, yapılmak istenmediğini ve yapılmayacağının göstergesi gibidir.”

    O ACIYI HAYATIMIZIN HER GÜNÜ YAŞIYORUZ”

    Katliamın acısının yalnızca 2 Temmuz’da hissedilen bir acı olmadığını dile getiren Altıok, şöyle konuştu:

    “Belki de benim açımdan kimliğim haline gelen, belki de Zeynep Altıok başka biri olacaktı ama bugün bundan ayrı bir hayatı olmayan bir insana dönüşmemi sağlayan belirleyici bir gün. Senede bir kez yaşamadığımız bir acı. Hiç tahmin edilmeyen en sıradan günlük bir anda bile sizi bırakmayan bir belirleyici ya da işte o adalet mücadelesini yürütürken onu hayatımızın içine yedi yirmi dört tüm yaşamınıza sirayet etmiş bir öncelikli gaye olarak her gün yaşadığımız bir süreç.”

    “YILLARA YAYILDIKÇA MÜCADELE HATTINDAN FİRE VERİLDİ”

    Bu mücadelenin yaşamlarının merkezine yerleştiğini söyleyen Altıok, kendisini en çok yaralayan şeyin katliamı gerçekleştirenler değil, yıllar içinde mücadele hattının zayıflaması olduğunu ifade etti.

    “Yıllara yayıldıkça bir bir eksilen, giderek zayıf mücadele hattının omuzdaşlarından verilen fire olduğunu söylemeliyim.”

    2012 yılında verilen zaman aşımı kararının ardından güçlü bir toplumsal tepki oluştuğunu, ancak son davada verilen zaman aşımı kararından sonra bu duyarlılığın ciddi biçimde azaldığını belirten Altıok, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Ana muhalefet partisi, kendi partimin de dahil olduğu tüm muhalif kesimlerin bu konuya duyarsızlığı, bir açıklama yapmaktan, bir tweet atmaktan dahi imtina eder oluşu, bugün AİHM başvurusunu yürüttüğümüz süreçte bunu kendi görünürlüğü için konu etmek isteyen kişilerle karşı karşıya kalmış olmak gibi alt alta koyduğumda, mücadele hattında beraber olduğumuzu düşündüğümüz birçok kişinin aslında hiç de orada olmadığını tekrar tekrar deneyimlemiş olmama rağmen en şiddetli tokadı yediğim yıl olarak duygusal anlamda bu yılın benim için bir milat, başka bir bilinç ayrımına varmak için benzersiz bir deneyim sunduğunu üzülerek belirtmek zorundayım.”

    Semra ACAR / İZMİR

     

     

     

  • Berlin’de Sivas Katliamı’nın 33. yılında adalet ve hakikat çağrısı

    Berlin’de Sivas Katliamı’nın 33. yılında adalet ve hakikat çağrısı

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can, katliamın 33. yılında Berlin’de düzenlenecek anma etkinliğiyle anılacak. Demokratik kurumların çağrısıyla gerçekleştirilecek buluşmada, hakikat, adalet ve yüzleşme talebi vurgulanırken, programın ardından aşure lokması paylaşılacak.

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can, katliamın 33. yılında Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenecek etkinlikle anılacak. Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve çeşitli demokratik kurumların çağrısıyla gerçekleştirilecek programda, hakikat, adalet ve yüzleşme talebi bir kez daha dile getirilecek.

    27 Haziran Cumartesi günü saat 17.00’de Berlin’in Reinickendorf ilçesinde bulunan Residenzstraße 53-54, 13409 Berlin adresinde yapılacak anma etkinliğinde, Madımak’ta katledilen 33 canın anısı yaşatılacak. Programda HDP eski milletvekili Fatma Kurtulan ile Demokratik Alevi Kadınlar Birliği Sözcüsü Songül Morsümbül konuşmacı olarak yer alacak.

    SİVAS’TA KATLEDİLENLERİN MÜCADELESİ YAŞATILACAK

    Etkinlik çağrısında, 33 yıl önce Madımak Oteli’nde yalnızca insanların değil, birlikte yaşam umudunun, eşitliğin, kardeşliğin ve insanlık değerlerinin hedef alındığı vurgulandı. Açıklamada, katledilen canların bıraktığı mücadele mirasına sahip çıkmanın ve toplumsal hafızayı diri tutmanın önemine dikkat çekildi.

    Anmanın yalnızca geçmişi hatırlamak amacı taşımadığı belirtilen çağrıda, hakikat, adalet ve toplumsal yüzleşme talebinin de ortak bir sesle ifade edileceği kaydedildi. Katliamda yaşamını yitirenlerin isimlerinin yaşatılmasının ve mücadelelerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının toplumsal bir sorumluluk olduğu ifade edildi.

    AŞURE LOKMASI PAYLAŞILACAK

    Anma programının ardından, paylaşmanın, dayanışmanın ve rızalığın simgesi olarak aşure lokması dağıtılacak.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, Berlin Kurdische Verein, Barış İçin Kürt Kadın Bürosu (CENI), Ezidi Kadınlar ve Berlin Ana Fatma Dergâhı tarafından organize edilen etkinlik için tüm canlara, dostlara ve demokrasi güçlerine katılım çağrısı yapıldı.

    PİRHA/ALMANYA

  • Sivas Katliamı’nın 33. yılında Melbourne’de anma gerçekleştirildi- VİDEO

    Sivas Katliamı’nın 33. yılında Melbourne’de anma gerçekleştirildi- VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can, katliamın 33. yılında Melbourne’de düzenlenen etkinlikle anıldı. Avustralya Alevi kurumlarının çağrısıyla gerçekleştirilen anmada, “Unutmadık, unutturmayacağız” mesajı verildi.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu çağrısıyla, Sivas Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Melbourne’de anma etkinliği düzenlendi.

    Melbourne kent merkezindeki State Library önünde gerçekleştirilen anmada, katliamda yaşamını yitiren 33 can saygıyla anıldı. Etkinliğe Alevi kurumlarının temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Anma programı, katliamda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı.

    Anmada yapılan konuşmalarda, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen canların unutulmadığı vurgulanırken, adalet mücadelesinin sürdüğü belirtildi. Katılımcılar, katliamın insanlık tarihine kara bir leke olarak geçtiğini ifade ederek, benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal hafızanın canlı tutulmasının önemine dikkat çekti.

    Konuşmaların ardından deyişler seslendirildi, semahlar dönüldü ve yaşamını yitirenler için karanfiller bırakıldı. “Unutmadık, unutturmayacağız” sloganlarının öne çıktığı anmada, katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı.

    HABER MERKEZİ

  • PSAKD Ataşehir Şubesi’nde “33 Can 33 Yıl” anması-VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şubesi’nde “33 Can 33 Yıl” anması-VİDEO

    PİRHA-  PSAKD’nin İstanbul’da düzenlediği “33 Can 33 Yıl; Analar Buluşması”  adlı anma etkinliğinde, Sivas’ta katledilen canlar anıldı. Anma etkinliğinde aileler adalet talebini bir kez daha dile getirdi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin gerici bir güruh tarafından ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Türkiye tarihinin en karanlık katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan Madımak Katliamı’nın 33. yılı yaklaşırken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul’da düzenlediği “33 Can 33 Yıl; Analar Buluşması” anma etkinliğiyle yaşamını yitirenleri andı.

    PSAKD Ataşehir Şubesi’nde gerçekleştirilen anma etkinliğine, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra, Gezi Parkı eylemleri sırasında yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da katıldı.

    Anma programı, katliamda yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Ardından sinevizyon gösterimi yapıldı.

    ADALET TALEBİ YİNELENDİ

    Anma etkinliği kapsamında katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri söz alarak yaşadıkları acıları ve adalet arayışlarını dile getirdi. Konuşmalarda, dava sürecinde yaşanan zorluklara, devletin sürece yönelik duyarsız tutumuna ve davanın zamanaşımı nedeniyle sonuçsuz bırakılmasına dikkat çekildi.

    Etkinliğin ilerleyen bölümünde söz alan katılımcılar, Madımak Katliamı’nın unutturulmaması gerektiğini vurguladı.

    KADIKÖY’DE GENİŞ KATILIMLI ANMA ÇAĞRISI

    Etkinlikte ayrıca, 21 Haziran günü saat 18.00’de Kadıköy Rıhtım’da 33 can anısına geniş katılımlı bir anma gerçekleştirileceği duyuruldu. Katılımcılar, tüm yurttaşları anma programına destek vermeye çağırdı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Sivas Katliamı dosyası AİHM gündeminde: Aileler adalet arayışını uluslararası alana taşıdı!

    Sivas Katliamı dosyası AİHM gündeminde: Aileler adalet arayışını uluslararası alana taşıdı!

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin yakınları, yıllardır sonuçlandırılmayan yargı süreci ve cezasızlık politikalarına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Başvuruda, iç hukuk yollarının etkisiz hale geldiği vurgulanırken, katliamın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesi talep edildi.

    2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde 33 aydın ve sanatçının yaşamını yitirdiği Sivas Katliamı’na ilişkin adalet mücadelesi uluslararası hukuk zeminine taşındı. Katliamda yakınlarını kaybeden aileler, Türkiye’de yürütülen yargı süreçlerinden sonuç alınamaması ve faillerin cezasız bırakılması nedeniyle dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürdü.

    Başvuru, katliamda yaşamını yitiren isimlerin yakınlarından Eren Aysan, Zeynep Altıok ve Mazlum Çimen adına yapıldı. Ailelerin vekilliğini üstlenen avukatlar Dr. Günal Kurşun, Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Deniz Özbilgin, yaptıkları ortak açıklamada, 33 yıldır süren adalet arayışının iç hukukta karşılık bulmadığını belirtti.

    “ANAYASA MAHKEMESİ DOSYAYI YILLARDIR SONUÇLANDIRMADI”

    Avukatlar tarafından yapılan açıklamada, Sivas Katliamı’na ilişkin bireysel başvurunun 2014 yılından bu yana Anayasa Mahkemesi’nin gündeminde bulunduğu ancak geçen süreye rağmen herhangi bir karar verilmediği hatırlatıldı.

    Açıklamada, yüksek mahkemenin yıllardır süren sessizliğinin başvurucular açısından etkili başvuru hakkını ortadan kaldırdığı belirtilerek, iç hukuk yollarının fiilen tüketildiği ve adalet arayışının uluslararası yargı mercilerine taşınmasının zorunlu hale geldiği ifade edildi.

    Başvuruda, Sivas Katliamı’nın yalnızca bireylere yönelik bir saldırı olmadığı, belirli bir toplumsal kesimi hedef alan örgütlü bir şiddet eylemi niteliği taşıdığı vurgulandı. Katliamın demokratik değerlere, laikliğe ve birlikte yaşam kültürüne yönelik bir saldırı olduğu belirtilirken, olayın insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

    Aileler ve avukatları, yıllardır süren cezasızlık politikalarının toplumsal vicdanda derin yaralar açtığını belirterek, adalet talebinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

    “MÜCADELE ULUSLARARASI ALANDA SÜRECEK”

    Yapılan açıklamada, Sivas Katliamı’nın unutturulmasına ve hukuki açıdan üzerinin örtülmesine izin verilmeyeceği vurgulandı. AİHM başvurusunun yalnızca geçmişte işlenen suçların yargılanması için değil aynı zamanda insan hakları, hukukun üstünlüğü ve adalet ilkelerinin yeniden tesis edilmesi açısından da önemli bir adım olduğu belirtildi.

    Katliamın 33. yılında yapılan başvuruyla birlikte, yakınlarını Madımak’ta yitiren aileler adalet mücadelesini uluslararası hukuk platformlarında sürdürme kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

    HABER MERKEZİ

  • Köln’de Sivas’ta katledilen 33 can anılacak

    Köln’de Sivas’ta katledilen 33 can anılacak

    PİRHA- Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te katledilen 33 can katliamın 33. yılında Köln’de düzenlenecek etkinlikle anılacak.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin radikal dinci bir güruh tarafından kuşatılarak ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Türkiye tarihinin en karanlık katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen adalet arayışı sürüyor. Katliama ilişkin davalarda verilen zaman aşımı kararları ve cezasızlık politikaları ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can, katliamın 33. yılında Almanya’nın Köln kentinde düzenlenecek anma etkinliğiyle anılacak. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Nordrhein-Westfalen Bölge Yönetim Kurulu (AABF-NRW) tarafından organize edilen anma, “Unutmadık, Unutturmayacağız” şiarıyla gerçekleştirilecek.

    2 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 17.00’de Köln Dom Meydanı’nda (Roncalliplatz) gerçekleştirilecek anmada, Madımak’ta yaşamını yitiren aydınlar, sanatçılar ve gençlerin anısı yaşatılacak.

    AABF-NRW Bölge Yönetim Kurulu tarafından yapılan çağrıda, katliamın üzerinden geçen yıllara rağmen acının ve adalet arayışının sürdüğüne dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde karanlığa karşı aydınlığı savunurken yitirdiğimiz 33 canımızı, katliamın yıl dönümünde Köln Dom önünde anıyoruz. Adalet, barış ve kardeşlik talebimizi haykırmak, canlarımızın anısını yaşatmak için tüm canları ve dostları sesimize ses katmaya davet ediyoruz.”

    HABER MERKEZİ

  • Ankara Divriği Kültür Derneği Sanat Günleri devam ediyor! – VİDEO

    Ankara Divriği Kültür Derneği Sanat Günleri devam ediyor! – VİDEO

    PİRHA – Ankara Divriği Kültür Derneği tarafından organize edilen 6. Kültür Sanat Günleri’nde Divriğili sanatçılar ile sanatseverler bir araya geldi.

    Zafer Çarşısı Güzel Sanatlar Galerisi’nde 31 Ocak – 7 Şubat arasında açık kalacak etkinliğe ilgi bir hayli yüksek oldu. Programa birçok demokratik kitle örgütünün yanı sıra Alevi kurumları da destek verdi.

    Birçok ressamın çalışmalarının sergilendiği sanat günlerinde kadınlar tarafından üretilen el emeği ürünler de sergilendi. Program dahilinde Divriğili yazarların kitap çalışmaları da stantlarda yerini aldı.

    Etkinlikte ayrıca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği de yer aldı. Sivas Katliamının 33. yılı sebebiyle ‘33 can 33 yıl’ pankartının açıldığı stantta, Sivas Katliamı’na dair kitap çalışmaları da sanatseverlerle paylaşıldı.

    PİRHA/ANKARA