Etiket: sivas katliamı

  • Sivas Katliamı Davası uluslararası mahkemelere taşınıyor!-VİDEO

    Sivas Katliamı Davası uluslararası mahkemelere taşınıyor!-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılması ardından Karababa ailesi, uluslararası mahkemelere başvurma kararı aldı. Hollanda devletinin de hukuk mücadelesinde sorumlulukları olduğunu vurgulayan Hüseyin Karababa, “Lahey ile AİHM, bir karar verecek ve ‘Bu insanlığa karşı suçtur. Ya da değildir’ diyecek. Bizler herhangi bir şekilde para beklentisi içerisinde değiliz. Bir tek cümle bekliyoruz; ‘Bu insanlık suçudur’ ya da ‘değildir’” diye konuştu.

    Suriye’deki Alevi soykırımı sürerken Türkiye’de ise Karababa ailesi, benzer bir katliamda yaşamını yitiren kardeşleri için hukuk mücadelesine devam ediyor.

    1993 Sivas Katliamı’nda katledilen isimlerden biri olan Gülsün Karababa için aile fertleri, adalet için uluslararası mahkemelere başvuracak.

    Sivas Katliamı’na ilişkin son dava, firari üç sanık üzerinden yürütülüyordu. 14 Eylül 2023’te görülen son duruşmayla birlikte dava zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmüştü. Hukuki sürecin tamamlanmadığını düşünen Gülsün Karababa’nın abi ve kardeşleri, Sivas Katliamı’nın ‘insanlığa karşı işlenen suçlar’ kapsamında olduğunu belirterek Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklarını duyurdu.

    BİRÇOK KAYIP YAKINI, DAVANIN SONUCUNU DAHİ GÖREMEDİ!

    Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Anayasa Mahkemesi’ne 2014 yılında başvuru yaptıklarının altını çizerek “Üzerinden 12 yıl geçti. Anayasa Mahkemesi’nin kendi içtihatları gereği bir davayı ele aldığı an 24 saat içerisinde de bitirebilir, 8 yıl 25 gün sonra kesin sonuca erdirmek zorundadır. Ancak bizim 4 yıllık bir kaybımız var” diye konuştu.

    Anayasa Mahkemesi’nin “4 yıllık hak gaspı” yaptığını söyleyen Karababa, aile olarak verdikleri hukuk mücadelesini şöyle özetledi:

    “Benim anam, davanın sonucunu görmeden Hakk’a yürüdü! Yeter Sivri, Sadık Metin, Mehmet Metin, Mehmet Türk, davanın sonucunu göremeden Hakk’a yürüdü. Anayasa Mahkemesi bugün dahi davayı bekletiyor, sonuçlandırmıyor. Bunun dışında, bizim bilgimiz dahilinde olmadan avukat Şenal Saruhan, bizim adımıza tazminat davası açmış. Bizim vekaletimiz olmadan 100 bin lira gibi bir para belirlemiş. Buna itirazlarda bulundum. Anayasa Mahkemesi’nin kendisini mahkemeye verdim.”

    “YAPMADIĞIM KALMADI!”

    Türkiye’deki tüm iç hukuk yollarına başvurduklarını söyleyen Hüseyin Karababa, Sivas davasını yakın zamanda Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne, yani Lahey’e götüreceğini de belirtti. Konuya ilişkin 20 avukatla birlikte 6 Aralık’ta Ankara’da bir de basın toplantısı yapacaklarını duyuran Karababa, şunları aktardı:

    “Dava dosyasını ben Lahey’e, kardeşlerim de AHİM’e götürecek. Lahey’e götürürken şuna dikkat etmek lazım; Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden Carina Cuanna Thuijs, Hollandalı bir vatandaş. Hollanda Devleti vatandaşının cenazesini buradan götürdü ama davasına hiçbir zaman sahip çıkmadı. Bir sürü girişimlerde bulundum; kitaplara yazdım, kendilerine gittim, protesto yaptım. Yani yapmadığım kalmadı.

    Lahey, Hollanda’nın önemli bir şehri. Uluslararası Ceza Mahkemesi de orada. Hollanda kralına çağrı yapıyorum; Senin vatandaşın yakılarak öldürülmüş, mahkemesi de kapınıza kadar gelmiş! Muhatabım sadece Hollanda’nın kralı Willem Alexander’dır. Onun için önümüzdeki günlerde Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Derneği, 10 Ekim Derneği, Divriği Derneği ve Ankara Barosu olarak Hollanda elçiliğiyle de bir görüşmemiz olacak. Krala diyoruz ki ‘vatandaşına sahip çık’”

    “TEK TALEBİMİZ ‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ’ MADDESİ”

    “Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemelerinin vereceği kararı en baştan biliyordum” diyen Karababa, tek amaçlarının “İnsanlığa karşı suç” kriterini kabul ettirmek olduğunu vurguladı. “Tazminat istemiyoruz” diyen Karababa, şöyle devam etti:

    “Ben sistem dışı yaşayan bir adamım, sistem içi değilim, sisteme karşıyım. Zaten biliyordum sonucun böyle olacağını. Ama ben ne kadar sonuçsuz kalmışsam onlar da o kadar sonuçsuz kalmış. Yani Anayasa Mahkemesi çakılmış, kıpırdayamaz durumda. O anlamda Lahey ile AİHM, bir karar verecek ve ‘Bu insanlığa karşı suçtur. Ya da değildir’ diyecek. Bizler herhangi bir şekilde para beklentisi içerisinde değiliz. Bir tek cümle bekliyoruz; ‘Bu insanlık suçudur’ ya da ‘değildir’. Beklentim bu.

    “SOYKIRIM KONUSUNDA İDDİALIYIM”

    Konuyla ilgili 6 Aralık saat 16:00’da yapılacak basın toplantısı için katılım çağrısı da yapan Hüseyin Karababa “Çok önemli bir hukuki çalışma yaptık. Hazırlamış olduğum ‘Alevi Soykırımı’ isimli kitabımın da özeti niteliğinde bir çalışma. Topluma ‘Burada bir Alevi soykırımı yapıldı’ diyoruz. Sivas Katliamı, zincirin halkalarından birisidir. Alevi soykırımına dair kronolojik sıra ta Hallac-ı Mansur’dan başlayarak cumhuriyet dönemini de kapsamakta. Dolayısıyla bu işte yetkin olan avukatlardan faydalandım. Alevi soykırımı çok açık ve net. Nürnberg mahkemeleri olsun Roma statüsü olsun, tümünü buraya koydum. Dünyada yaşanmış olan soykırımların birebiri Aleviler üzerinde zincirleme yapıldı. Amaç Anadolu’dan Alevilerin kökünü kaldırmaktı. İnsanlığa karşı bir suç konusunda hiç kimsenin diyebileceği bir şey yok. Ama soykırım konusunda ben iddialıyım. Yapacağımız basın açıklamasında gelenlere hukuksal gerekçelerimizi anlatacağız. 6 Aralık’ta Mithatpaşa Caddesi 36/C adresindeki kitapçı dükkanımızda basın açıklaması yapıp Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gittiğimizi kamuoyuna duyurmuş olacağız” diye konuştu.

    İNSANLIK SUÇUNA DAİR İMZA KAMPANYASI KARARI!

    Uluslararası mahkemelere yapılan başvuru ardından bir de imza kampanyası başlatacaklarını söyleyen Karababa, konunun detayına dair şu bilgileri paylaştı:

    “İmza kampanyasını en tepeden başlatacağız. ‘Sivas Katliamı insanlık suçudur. İmzalıyor musunuz?’ diye soracağız. Devlet Bahçeli’den Tayyip Erdoğan’dan başlayarak yürüyeceğiz. Bizim alnımız açık, başımız dik. Bizi öldürmüşler! Artık kimseden sakınacak, çekinecek bir tarafımız yok. Artık dava o kadar basitleşti ki ‘Bu bir insanlık suçu mudur, değil midir?’ noktasına geldi.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Madımak Katliamı’nda katledilen İnci Türk mezarı başında anıldı-VİDEO

    Madımak Katliamı’nda katledilen İnci Türk mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren İnci Türk, Balıkesir’in Balya İlçesi’ndeki mezarı başında söylenen deyişlerle anıldı.

    Sivas’ta 32 yıl önce yapılan Pir Sultan Abdal’ı Anma Şenlikleri’nde semah ekibinde yer alan ve 33 aydınla birlikte katledilen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu İnci Türk, memleketi Balıkesir’in Balya İlçesi’ndeki mezarı başında anıldı.

    Anma’da katledilen 33 can anısına deyişler okundu.

    PİRHA/BALIKESİR

  • Adıyaman’da Madımak Katliamında yitirilenler için çerağlar uyandırılarak semahlar dönüldü-VİDEO

    Adıyaman’da Madımak Katliamında yitirilenler için çerağlar uyandırılarak semahlar dönüldü-VİDEO

    PİRHA- AKD Rıza Tanrıverdi Cemevinde, Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 can için anma programı düzenlendi. Katledilen 33 insan için semah dönüldü.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Rıza Tanrıverdi Cemevi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Otel’inde, aydın, yazar ve sanatçının yer aldığı 33 insanın yakılarak katledilmesinin 32’inci yılında anma gerçekleştirdi.

    Katledilen 33 can için saygı duruşunun ardından sinevizyon gösterimi yapıldı.

    Ağuçan Ocağı Pirlerinden Erdal Bozkurt’un yürüttüğü ve 12 hizmetin görüldüğü cemde çerağlar uyandırıldı, katledenlere lanet okunurken, katledilen canlar anıldı.

    33 kişiden oluşan semahçılar Madımak’ta katledilenler insan için semah döndü.

    Anma çerağların sırlanması ile sona erdi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

  • Madımak Katliamı için araştırma önergesi: ‘Bu yüzleşme, toplumu kutuplaştırmak için değil!’

    Madımak Katliamı için araştırma önergesi: ‘Bu yüzleşme, toplumu kutuplaştırmak için değil!’

    PİRHA – DEM Parti, Sivas Katliamı’nın Meclis çatısı altında tüm yönleriyle araştırılmasını talep etti. Demokratik bir toplumun inşası için Sivas Katliamı ile yüzleşilmesi gerektiği vurgusunu yapan DEM Parti, “Bu yüzleşme, toplumu kutuplaştırmak için değil; ortak bir hafıza inşa ederek geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmak için gereklidir” diye belirtti.

    DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ile Sezai Temelli, Madımak Katliamı’nın tüm yönleriyle araştırılması, gerekli toplumsal yüzleşmenin sağlanması ve toplumsal barışa katkı sunulması amacıyla TBMM Başkanlığına Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için başvuruda bulundu.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan başvuruda, toplumsal barışa katkı sunulması için 2 Temmuz Katliamı’nın tüm yönleri ile araştırılması gerektiği ifade edildi.

    “BENZER ACILARIN TEKRARLANMAMASI İÇİN”

    Katliamın üzerinden 32 yıl geçmesine rağmen dosyanın aydınlatılamadığına dikkat çeken DEM Parti Grup Başkanvekilleri, şu ifadelere yer verdi:

    “Bu katliam, toplumun hafızasında silinmez bir iz bırakmış; özellikle farklı inanç grupları arasında karşılıklı güvenin yeniden inşası açısından hâlâ çözüm bekleyen bir yara olarak varlığını sürdürmektedir. Sivas Katliamı’nın hem bireysel hem de toplumsal düzeyde doğurduğu sonuçların kapsamlı şekilde değerlendirilmesi, benzer acıların tekrarlanmaması için hayati önemdedir. Bu çerçevede, olayın tüm yönleriyle araştırılması, gerekli toplumsal yüzleşmenin sağlanması ve toplumsal barışa katkı sunulması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.”

    “MADIMAK ‘UTANÇ MÜZESİ’ OLSUN!”

    DEM Parti’nin, Sivas Katliamı konusunda araştırma önergesinin gerekçe bölümünde ise şu açıklamaya yer verildi:

    “Canlı yayında saatlerce alevler içinde kalan otelin görüntüleriyle hafızalara kazınan bu katliam, Türkiye’nin toplumsal yapısında derin etkiler yaratmış; farklı inanç ve düşünce çevrelerinde silinmeyen bir kırılma noktası olmuştur. Olayın gerçekleştiği dönemde yaşanan gelişmeler, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış; uzun yıllara yayılan yargı süreçleri, bir insanlık suçu niteliğinde olan Sivas Katliamı’nın yalnızca bireysel bir suç değil, aynı zamanda toplumsal bir yüzleşme ihtiyacını da beraberinde getirdiğini ortaya koymuştur.

    Katliamın ardından açılan davalar, zaman içinde uzun ve karmaşık bir sürece evrilmiştir. Mahkeme süreçlerinin arkasındaki karanlık güçlerin ortaya çıkarılmaması, faillerinin birçoğuna ulaşılmaması ve bir insanlık suçu olmasına karşın davanın zaman aşımına uğraması gibi sebeplerle kamuoyunda tartışmalara neden olmuş, mağdur yakınlarının adalet beklentisi aradan geçen uzun yıllara rağmen karşılanamamıştır. Bu nedenle, katliamın tüm boyutlarıyla ele alınması, yaşanan acıların anlaşılması ve kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi büyük önem taşımaktadır.

    Madımak Oteli’nin geleceğine dair yapılan tartışmalar da bu bağlamda dikkate değerdir. Otelin bir utanç müzesine dönüştürülerek bir ‘anma mekânı’ olarak değerlendirilmesine dair öneriler, özellikle katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve Alevi kurumlarının taleplerini içermektedir. Bu taleplerin değerlendirilmesi ve kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi, toplumsal yaraların onarılmasına yönelik bir adım olacaktır. Sivas Katliamı’nın, Türkiye’deki toplumsal barış ve ortak yaşam kültürünün gelişimi açısından kapsamlı şekilde incelenmesi, benzer acıların bir daha yaşanmaması için önleyici politikalar oluşturulmasına katkı sağlayacaktır.

    Yine aynı şekilde, bu katliam yalnızca bireysel suçlarla sınırlı görülmemeli, aynı zamanda bu tür toplumsal olayların hangi koşullarda ortaya çıktığı, hangi toplumsal dinamiklerden beslendiği, hangi önlemlerin alınmasının benzeri acıların yaşanmasını engelleyebileceği yönünde kapsamlı değerlendirmeler yapılmalıdır. Meclis tarafından yürütülecek şeffaf ve çok yönlü bir araştırma, hem geçmişle yüzleşmeye katkı sunacak hem de geleceğe dönük iyileştirici önerilerin ortaya konmasını sağlayacaktır. Toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi, ancak geçmişte yaşanan travmalarla sağlıklı bir şekilde yüzleşilmesiyle mümkündür. Bu yüzleşme, toplumu kutuplaştırmak için değil; ortak bir hafıza inşa ederek geleceği daha sağlam temeller üzerine kurmak için gereklidir.

    Bu nedenle; Sivas Katliamı’nın oluşum süreci, olayın gerçekleştiği gün yaşananlar, sonrasında yürütülen adli-idari işlemler ve bu olayın toplumsal etkileri, siyasi ve hukuki sorumluluklar dahil olmak üzere çok yönlü biçimde değerlendirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hozat’ta 2 Temmuz anması yapıldı: Mücadele artarak devam ediyor-VİDEO

    Hozat’ta 2 Temmuz anması yapıldı: Mücadele artarak devam ediyor-VİDEO

    PİRHA- Hozat’ta 2 Temmuz Madımak Katliamı’nda katledilenler için anma yapıldı. Mustafa Bakır, konuşmasında geçmişten bugüne kadar mücadelenin artarak devam ettiğini belirtirken katledilenlerin yüreklerde sonsuza dek yaşayacağı vurguladı.

    Dersim’in Hozat İlçesi’nde 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde katledilen aydın ve sanatçıları anmak için yürüyüş ve basın açıklaması yapıldı.

    Hozat Emek ve Demokrasi Platformu tarafından yapılan yürüyüşe onlarca kişi katıldı. Kadınların en önde yer aldığı yürüyüşte sık sık ” Sivas’ı unutmadık unutmayacağız”, “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” , “Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” , “Sivas’ın hesabını soracağız” sloganları atıldı.

    “DEVRİMCİ YÜREKLER DE SONSUZA DEK YAŞAYACAK”

    Yürüyüş yazar Mustafa Bakır tarafından yapılan konuşma ve yine Mustafa Bakır tarafından Sivas’ta katledilenler için kaleme alınan şiirin okunmasıyla son buldu.

    Bakır, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Başkaldıran, bu yanlıştır diyen herkes büyük acılarla karşı karşıya kaldı. Kendilerine göre oluşturdukları inanç merkezleriyle iyice pekiştirdiler düzenlerini. Hepimiz biliyoruz Börklüce’den, Torlak Kemal’den, Baba İshak’tan, Pir Sultan’dan, Kalender’den günümüze devam eden mücadele artarak devam etti. Bunun bedeli de ne yazık ki çok acı oldu. Sivas bu katliamların son halkasıydı. İnsanlar direndikçe bu zulüm de devam edecektir. Ancak o diren insanların varlığı bize daima güç veriyor. O zulmü işleyenler ne yazık ki koruma altına alınıyorlar. Diri diri yakılan insanları koca bir ülkeye canlı canlı izlettiler. Karanlık yüzler, insanlar yaşadığı sürece lanetlenecek. Zulme karşı direnen, pes etmeyen devrimci yürekler de sonsuza dek yaşayacak.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Ayten Kordu’dan, Meclis’e Araştırma Önergesi: Bu insanlık suçunun tüm yönleri aydınlatılsın!

    Ayten Kordu’dan, Meclis’e Araştırma Önergesi: Bu insanlık suçunun tüm yönleri aydınlatılsın!

    PİRHA – Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın tüm yönleriyle araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına araştırma önergesi sundu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Sivas Madımak Katliamı’nın tüm yönleriyle araştırılması için TBMM Başkanlığına araştırma önergesi verdi.

    Milletvekili Kordu, barışın gereği olarak 2 Temmuz Katliamı’yla yüzleşilmesi gerektiği vurgusunu yaptı.

    “YETERLİ ÖNLEM ALINMADIĞI KAYITLARA GEÇMİŞTİR”

    DEM Partili Kordu, Meclis araştırma önergesinin gerekçe bölümünde şu ifadelere yer verdi:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri kapsamında Sivas’a gelen şair, yazar, sanatçı ve halk ozanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda aydın, Madımak Oteli’ne yerleşmişti. Ancak etkinlik öncesinde kentte karanlık odaklar harekete geçmiş, halkı kışkırtmaya yönelik bildiriler dağıtılmış ve yerel basında “Müslüman mahallesinde salyangoz satılıyor” gibi manşetlerle kitle psikolojisi manipüle edilmiştir. Özellikle Aziz Nesin’in hedef gösterilmesiyle birlikte, Alevilere yönelik sistemli bir nefret kampanyası başlatılmıştır.

    2 Temmuz günü Cuma namazı çıkışında camilerden çıkan kalabalık bir grup, nefret sloganları eşliğinde Hükümet Konağı’na yürümüş; Atatürk Bulvarı ile Meydan arasında oluşturulan zayıf polis barikatını aşarak, Kültür Merkezi ve çevresine yayılmıştır. Devlet güçlerinin müdahalesi göstermelik düzeyde kalmış, kalabalık saatler içinde 15 bin kişiye ulaşmıştır. Akşam saatlerinde ise Madımak Oteli taşlanarak, saldırganlar tarafından yakılmıştır. Yangını söndürmeye çalışan itfaiye ekiplerine saldırılar düzenlenmiş, devlet yetkilileri ve kolluk kuvvetleri olayları izlemekle yetinmiştir. Polis tarafından hazırlanan olay tutanağında dahi, talep edilmesine rağmen yalnızca 20 askeri personelin sevk edildiği, yeterli önlem alınmadığı kayıtlara geçmiştir.

    Katliam sonucu 33 aydın, sanatçı ve halk ozanı ile otel çalışanları ve iki saldırgan hayatını kaybetmiştir. Metin Altıok, Behçet Aysan, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci, Edibe Sulari ve Asaf Koçak gibi önemli isimler yaşamını yitirmiş; 12 yaşındaki Koray Kaya, 15 yaşındaki Menekşe Kaya ve semah ekibindeki birçok genç otelden sağ çıkamamıştır. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in, ‘Çok şükür, otel dışındaki halkımıza bir zarar gelmemiştir’ şeklindeki açıklaması ise devletin katliama yaklaşımını ve sorumluluğunu açıkça gözler önüne sermiştir.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇ”

    Katliam sonrası açılan davalar, mağdur aileler için adeta bir işkenceye dönüşmüş; mahkeme dosyaları şehir şehir dolaştırılmış, yargılama süreci yıllarca sürüncemede bırakılmıştır. Ellerinde yangını başlatan benzin bidonlarıyla kameralara yansıyan saldırganların büyük çoğunluğu hiçbir ceza almazken, ceza alan birkaç sanık da Cumhurbaşkanlığı affı ile serbest bırakılmıştır. Firari sanıkların ise uzun yıllar Sivas’ta rahatça yaşamlarını sürdürdüğü, resmi arama kararlarına rağmen yurtiçinde ve yurtdışında serbestçe hareket ettiği belgelerle ortaya çıkmıştır. Polonya’da yakalanan firari sanık Vahit Kaynar’ın Türkiye’den iade talebi süresi dolana dek bekletilip serbest bırakılması, hukuki süreçteki ihmalleri ve siyasi müdahaleleri gözler önüne sermektedir. Öte yandan, Madımak katliamının organizasyonunda yer alan yapıların ve olayın asıl faillerinin tespit edilip yargı önüne çıkarılmaması, ‘derin yapı’ şüphelerini halen canlı tutmaktadır.

    Katliamın insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamında ele alınması gerektiği, hem evrensel hukuk normları hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre açıktır. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemeyeceği uluslararası hukukta da açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, Sivas davası adeta zamana bırakılmış ve failler cezasızlık politikaları ile ödüllendirildiğine dair kamuoyunda derin yaralayıcı iz bırakmıştır.

    Katliamın yaşandığı Madımak Oteli’nin ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi yönündeki Alevi toplumunun ve kamuoyunun ortak talebi de 32 yıldır yerine getirilmemiştir. Alevi toplumunun yarası halen kapanmamış, adalet talepleri yanıtsız bırakılmıştır.

    Bu gerekçelerle; 2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleşen ve tarihe Madımak Katliamı olarak geçen bu insanlık suçunun tüm yönleriyle aydınlatılması, katliamın siyasi, bürokratik ve organizasyonel sorumlularının tespiti, zaman aşımıyla aklanan ve firari durumdaki sanıkların yeniden yargı sürecine dahi edilmesi, varsa devletin en üst kademelerine kadar olan sorumluların ortaya çıkarılması,

    Toplumsal barışın, eşit yaşamın ve adaletin tesis edilmesi ancak ve ancak yüzleşmeyi sağlayacak mekanizmaların inşası ve insan yakan zihniyetle hesaplaşılmasıyla mümkündür. Bu nedenle, 2 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nın faillerinin, katliamda payı olan örgütlerin, varsa devlet kurumlarının tespit edilip gerekli işlemlerin başlatılması ve toplumsal barışı ve adaleti sağlayacak süreçlerin işletilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu’nun zamana yaymadan bir an evvel ivedilikle kurulması gerekmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Yenimahalle Şubesi, 2 Temmuz anması düzenledi-VİDEO

    PSAKD Yenimahalle Şubesi, 2 Temmuz anması düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamının 32. Yıldönümünde yaşamını yitirenler PSAKD Yenimahalle Şubesi’nde dönülen semahlar ile anıldı. PSAKD Yenimahalle Şube Başkanı Kamil Ateşoğulları konuşmasında, Alevilere dönük katliamların her dönem yaşandığına vurgu yaptı.

    2 Temmuz Sivas Katliamının 32. Yılı dolayısıyla katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yenimahalle Şubesi çağrıcılığında anma programı düzenlendi.

    Batıkent Emek ve Demokrasi Güçleri’nin katılımı ile gerçekleştirilen yürüyüşte “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.

    “KERBELA’DAN BUGÜNE KADAR KIRIMLARA UĞRAMIŞ BİR TOPLUMUZ”

    Açılış konuşmasında Alevi katliamlarını hatırlatan PSAKD Yenimahalle Şubesi ve Cemevi Başkanı Kamil Ateşoğulları, şunları kaydetti:

    “Kerbela’dan bugüne kadar kırımlara uğramış bir toplumuz. Madımak Alevi tarihinde önemli bir olay. Çünkü Alevi örgütlenmesi o tarihte başladı. Önce Alevileri fiziki olarak yok etmeye çalıştılar. Sonra Aleviliği öldürmeye çalışıyorlar. Sahte Alevi kurumları kurdular. Orta Doğu kan gölü. Öldürülenler Suriye’de yine Aleviler oldu. Biz toplumsal barış istiyoruz. Demokratik bir Türkiye istiyoruz. Bizim anladığımız anayasa değişikliği ile onların anladığı anayasa değişikliği farklı. Demokratik bir Türkiye’yi kendi ellerimiz ile kurmak istiyoruz.”

    Hasan Şeneldik Dedenin verdiği gülbengin ardından semahlar dönüldü. Nimet Yıldız, Ali Ekber Eren, Kamber Nar katliamda yaşamını yitirenler anısına ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler İstanbul’da anıldı: Unutmadık, unutturmayacağız-VİDEO

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler İstanbul’da anıldı: Unutmadık, unutturmayacağız-VİDEO

    PİRHA-Kartal 2 Temmuz Anma Platformu, Sivas Madımak’ta katledilenler için anma yaptı. Anmada, 2 Temmuz’da Sivas’ta ve bulundukları her yerde alanlara çıkma çağrısı yapıldı. 

    Kartal 2 Temmuz Anma Platformu tarafından, Neyzen Tevfik Meydanı’nda Sivas Madımak’ta katledilenler için anma yapıldı. Açıklamayı Eğitim-Sen 5 No’lu Şube Başkanı Ertuğrul Eroğlu okudu. Açıklamada, ‘Unutmadık, unutturmayacağız’ pankartı açıldı.

    “YAŞANMIŞ HİÇBİR KATLİAMLA HESAPLAŞILMADI”

    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın insanlık tarihinin en kara ve utanç verici katliamlarında biri olduğu vurgulayan Ertuğrul Eroğlu, “Bu vahşi katliamın üzerinden 32 yıl geçti. Ama ne acımız azaldı, ne de öfkemiz dindi. Çünkü adalet yerini bulmadı. Katillerin büyük bir bölümü cezasız kalırken ceza alanlar affedildi, serbest bırakıldı. İnsanlığa karşı işlenmiş bir dava, zaman aşımına uğratıldı. Sivas’ın öncesinde yaşanan katliamlarla da, Sivas’la da, sonrası yaşanan katliamlarla da yüzleşilmedi. Yaşanmış hiçbir katliamla hesaplaşılmadı” dedi.

    “UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    2 Temmuz’un hesabının sorulana kadar, Sivas için adalet mücadelesini büyüterek devam ettireceklerini belirten Eroğlu, “32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor. Karanlığa karşı aydınlık için alanlardayız. Pir Sultan Abdal’ın yolu yolumuzdur, mücadele mirasını sahiplenmeye devam edeceğiz. Er ya da geç ama mutlaka katliamların hesabını soracağız. Er ya da geç ama mutlaka biz kazanacağız. İnsanlık kazanacak, karanlık yenilecek, aydınlık kazanacak. Tüm dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a ve bulundukları her yerde alanlara çağırıyoruz. Faşist ve Şeriatçı Kuşatmaya Karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Madımak Katliamı’nın 32. yılında Narlıdere Cemevi’nde anma ve tiyatro gösterimi-VİDEO

    Madımak Katliamı’nın 32. yılında Narlıdere Cemevi’nde anma ve tiyatro gösterimi-VİDEO

    PİRHA- Narlıdere Cemevi, Madımak Katliamının 32. yılında yaşamını yitirenleri anarak, katliamı anlatan ‘Yandık yanmayı öğrendik’ oyununu sahneledi.

    Narlıdere Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği Cemevi, Madımak Katliamının 32. yılında yaşamını yitirenleri andı, Sivas Katliamını konu alan tiyatro oyunu olan ‘Yandık yanmayı öğrendik’ oyununu sahneledi.

    Narlıdere Cemevi bahçesinde gerçekleşen anmaya çok sayıda kişi katıldı.

    Anmada “Sivas’ı unutma unutturma”, “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” sloganları atıldı.

    MADIMAK’I KONU ALAN TİYATRO OYUNU SAHNELENDİ

    Anma öncesinde Hakk’a yürüyenler için gülbenler eşliğinde çerağ uyandırıldı.

    Narlıdere Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği Cemevi üyelerinin sergilediği ve Orhan Demir yönetmenliğinde gerçekleşen, ‘Yandık yanmayı öğrendik’ oyunu izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü.

    Anmada ayrıca Narlıdere Cemevi yöneticisi Gülay Serin, Madımak’ta kaybedilenler anısına şiir okudu.

    Basın açıklamasını Narlıdere Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği Cemevi Başkanı Elvan Özdemir okudu.

    “HER TÜRLÜ HUKUKSUZLUK OLAĞANLAŞTIRILIYOR”

    Ülkedeki ekonomik ve politik krizler ile birlikte insan hakları ihlaline dikkat çeken Elvan Özdemir, “Bugün Sivas’ın katillerinin, Hizbullahçıların salıverildiği, gazetecilerin, öğrencilerin, aydınların cezaevlerinde tutulduğu, halkın iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyumların atandığı bir karanlık dönemden geçiyoruz. Ekonomik ve sosyal kriz, adalet krizi ile gerici ve tekçi bir ablukaya dönüşürken, emekçilerin, emeklilerin, gençlerin kadınların bedeller ödeyerek kazandıkları temel hakları bir bir gaspediliyor, en demokratik anayasal hakları kullandırılmıyor, bu düzenin devamına yönelik her türden hukuksuzluk olağanlaştırılıyor” diye konuştu.

    ALEVİLERİN YAŞAM ALANLARINA SALDIRI

    Alevilerin yaşam alanlarındaki madencilik faaliyetlerine tepki gösteren Elvan Özdemir, “Sivas, Tokat, Malatya Erzincan başta olmak üzere Alevi coğrafyası madencilik adı altında, maden ve enerji şirketlerine peşkeş çekilmekte; kutsal mekânlarımız, ziyaretgahlarımız, derelerimiz, dağlarımız, yaşam alanlarımız talan edilmektedir. Bu yapılmak istenen şey, sadece sıradan bir doğa katliamı değil, aynı zamanda bir inanç, kültür ve hafıza kıyımıdır. Bu düzenin adı açıkça faşizmdir. Bugün yapılan şeyin adı, açıkça şeriatçı ve faşist bir kuşatmadır” dedi.

    “YENİ ANAYASA’DA ALEVİLER VE EZİLENLER YOK”

    Elvan Özdemir, yeni anayasa tartışmalarında ezilenlerin ve Alevilerin hak taleplerinin olmayışını eleştirerek , “Ama o masalarda yine Aleviler yok, emekçiler yok, kadınlar yok, Kürtler yok! Biz olmadan yazılan bir toplumsal sözleşme; ne eşit olabilir, ne özgür, ne de kardeşçe. Aleviler yalnızca bu ülkenin vicdanı değil; aynı zamanda kurucu iradesidir. Bu nedenle yeni anayasada Aleviler söz sahibi olmalı, yalnızca “konu” değil, özne ve kurucu irade olarak kabul edilmelidir” diye belirtti.

    2 TEMMUZ’DAKİ KİTLESEL ANMAYA ÇAĞRI

    Elvan Özdemir son olarak 2 Temmuz’da Sivas’ta kitlesel olarak gerçekleşen anmaya katılım çağrısında bulunarak şunları söyledi:

    “32 yıl önce Sivas’ta yakılan ateş, bugün hâlâ kalbimizde yanıyor. Ama o küllerin içinden yeniden birlik, direniş ve umut yeşeriyor. Mücadelemiz yalnızca geçmişin hesabı değil, geleceğin de savunusudur. Emekten, laiklikten, Eşitlikten yana olan, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız aydınlık Türkiye diyen, halkına ses, karanlığa ışık olan tüm dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a ve bulundukları her yerde alanlara çağırıyoruz!”

    Açıklama alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • 33 Can, İstanbul’da anıldı: ‘Sivas, kapanmaz bir yara’-VİDEO

    33 Can, İstanbul’da anıldı: ‘Sivas, kapanmaz bir yara’-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, Sivas Katliamı’nın 32. yıldönümünde yaşamını yitirenleri andı. Anmada konuşan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, “Sivas Katliamı’nı unutturmayacağız. Unutturmaya çalışanlara karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    PSAKD İstanbul Şubeleri, 2 Temmuz 1993’te, Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 yurttaşı andı.
    “Yakanları da aklayanları da affetmeyeceğiz!” çağrısıyla yapılan anma, İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde yapıldı.

    Anma programının sunuculuğunu Bahar Tekin Gayretli yaptı. Tekin Gayretli, “Ateşte semaha duranları unutmayacağız, unutturmayacağız” diyerek Alevi hafızasının canlı tutulması gerektiğini belirtti.

    Yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşu ardından Ataşehir Şube’den gençler semah döndü. Zakir Yusuf Aslan ise Sanatçı Hasret Gültekin’e ait ezgiler seslendirdi.

    “DAHA ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETMELİYİZ”

    PSAKD Örgürlenme Sekreteri Gülsev Kaya, yaptığı konuşmada Ortadoğu’daki savaş ve katliamlara değindi. Kaya, toplumsal değerlerin yaşatılması için “mücadele” vurgusu yaparak şöyle devam etti:

    “Bizler bugün 2 Temmuz’un yakıcılığını en derinden hissederek buradayız. Toplumu, 2 Temmuz ile yüzleşmeye çağırıyoruz. Değerlerimize, inancımıza sahip çıkmadığımız her gün, bir önceki günden daha karanlık olmakta. Her birimiz, yakınlarımızı, çocuklarımızı bu programlardan uzak tutup toplumsal hafızalarımızı aktarmadığımız takdirde kendi değerlerimize yabancılaşmaktayız. Değerlerine sahip çıkamayan her toplum, tarihte kaybolmaya muhtaçtır. Bugün yoksullaşma bu kadar derinleşmişken, egemen olanların yönetememe krizi, baskı, tutuklama furyasıyla toplumu zapturap altına almaya çalışmışken bizler daha da örgütlü mücadele etmeliyiz.

    Eğer güzel yarınlar istiyorsak, birlikte çaba sarf etmeye ihtiyacımız var. Aleviler, her dönem mücadelenin bir tarafında emek veren, bedel ödeyeni olmuştur. Özgür yarınlara inanmak, birlikte mücadele etmek, bizim önceliğimiz olmalı. Bugün Suriye’de Aleviler katledilirken bence her birimize sorumluluk düşmekte. Özellikle kadınları bu konuda, geçmişimize geleceğimize sahip çıkmaya davet ediyorum.”

    “KAPANMAZ BİR YARA SİVAS”
    Anma programına Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel de katıldı. “Sivas’ı unutturmayacağız” vurgusunu yapan Adıgüzel, şu konuşmayı gerçekleştirdi:

    “Madımak, benim yaşlarımda insanların hafızasında büyük bir yıkım. Katliam gerçekleştirildiğinde 8 yaşındaydım. Malatya’da yaşıyorduk, evimizde nasıl büyük bir üzüntünün olduğunu unutamam, hafızama çok derin kazınmıştır. Hala da her hatırladığımda gözlerim dolu dolu olur. Madımak, Türkiye’de yaşayan milyonlarca insanın vicdanında kapanmaz bir yaradır. 32. yıla geldik ve bu anmalar çok önemli. 33 aydınlık yüzümüzü kaybettik. O gün Madımak’ta yakılan sadece bedenler değildi. Türkiye demokrasisi, insan onuru ve en önemlisi adalet de o otelde yakıldı. Bugün buradaki anma, geleceğe bir umut, miras bırakma çabasıdır. Sivas’ı unutmamak çok önemli. Sivas katliamını unutamayız ama unutturmayacağız da. Unutturmaya çalışanlara karşı bu etkinliklerle sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Bu haklı mücadelede, toplumsal hafızanın diri tutulması mücadelesinde vicdanı, adaleti her alanda en önde tutmaya devam edeceğiz.”

    Programın sonraki bölümlerinde PSAKD Pendik Şube müzik grubu, Ataşehir Şube çocuk korosu ve Kadıköy Şube kadın korosu sahne aldı.

    Şair Niyazi Yaşar ise “İnsanlığın bu utancının tekrar etmemesini umuyoruz ancak şu ortamda halen benzer katliamlar sürüyor. Bugün bu saatte alanlara sığmamamız gerekiyordu. Ancak o zaman Madımaklar olmaz.” diyerek ‘Canlar Ağıdı’ isimli şiirini okudu.

    Anma programının ilerleyen saatlerinde Deniz Türkan ile Nurettin Güleç, sahne aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Madımak Adalet Nöbeti, 3 Nisan’da Adalet Bakanlığı önünde sona erecek-VİDEO

    Madımak Adalet Nöbeti, 3 Nisan’da Adalet Bakanlığı önünde sona erecek-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak’ta 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla başlatıla ‘Adalet Nöbeti’ 3 Nisan’da Adalet Bakanlığı önünde yapılacak eylem ile sona erecek. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Sivas’ta katillerin eline çakmak tutuşturanla, bugün katilleri koruyan zihniyetin farklı olmadığını bir kez daha Adalet Bakanlı’ğı önünde ifade edeceğiz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesini protesto etmek amacıyla, ’33 gün, 33 can’ şiarıyla 33 gün boyunca  ‘Adalet Nöbeti’ tutma kararı almıştı.

    Karşıyaka Mezarlığı’ndaki anıtmezarda yapılan basın açıklaması ile başlatılan nöbet eylemi, nöbetin 33. gününde 3 Nisan Perşembe günü Adalet Bakanlığı önünde yapılacak açıklama ile sona erecek. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Sivas için adalet, herkes için adalet” şiarını Adalet Bakanlığı önünde yapılacak eylemde yineleyeceklerinin altını çizdi.

    “KATİLLER SERBEST BIRAKILARAK, ‘KATLİAMIN ARKASINDAYIZ’ MESAJI VERİLİYOR”

    32 yıldır adalet mücadelesinin devam ettiğini belirten Cuma Erçe, “2 Temmuz 1993’te Sivas’ta 8 saatlik canlı yayın eşliğinde katledilen canlarımız, 33 canımız için bugüne kadar vermiş olduğunuz bütün mücadelelere rağmen ne katliamın arka planındaki gerçek sorumlular yargı önüne çıkartıldı, ne de katliam her yönüyle aydınlatıldı. Dolayısıyla aslında o günden bugüne kadar ‘Sivas için adalet, herkes için adalet’ haliyle yürüttüğümüz mücadelede geldiğimiz aşamada önce dava zaman aşımına uğratıldı, şimdi de katiller serbest bırakıldı. Bu mesajın ana teması şu; ‘Evet biz bu katliamın arkasındayız, katliamcıları korumak zorundayız.” Suriye’de Aleviler katlediliyor iken, soykırıma uğramıyor iken, Türkiye’de seçilmiş iradelere ipotek konuluyorken, ağzını açan gazeteciler, aydınlar, demokratlar cezaevlerine dolduruluyorken Sivas katillerini serbest bırakılmasından bu mesajı okumak anlamlıdır” dedi.

    “BU DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Bugün yaşanılan bütün kötülüklerin ana sebebinin tarihle hesaplaşamamak olduğunun altını çizen Erçe, “Bu davanın asla zaman aşımına uğramayacağını, insanlığa karşı işlenmiş suç olduğunu, artık davanın bir insanlık davasına dönüştüğünü söylüyoruz. Bu davını peşini bırakmayacağımızı söylüyoruz. Sivas’la, bütün katliamlarla yüzleşemeyen, hesaplaşamayan bir Türkiye’nin yol alamayacağını, ileriye gidemeyeceğini ve bu ülkede asla demokrasiye, adalete, barışa ulaşamayacağını iddia ettik ve bu iddiasını arkasındayız” diye konuştu.

    ALEVİLER 3 NİSAN’DA ADALET BAKANLIĞI ÖNÜNDE EYLEM YAPACAK

    3 Nisan’da nöbeti Adalet Bakanlığı önünde sonlandıracaklarını belirten Cuma Erçe, şunları söyledi:

    “Karşıyaka Mezarlığı’nda başlattığımız ve ‘33 Can 33 gün’ adını verdiği nöbet eylemimiz devam ediyor. Hem şubelerimizde devam ediyor, hem de yurt dışında ki Alevi Kurumları nöbeti devam ettiriyorlar. Nöbetin 33. gününde yani 3 Nisan’da nöbeti Adalet Bakanlığı önünde sonlandıracağız. Sonlandıracağız. Adalet Bakanlığı önünde yapacağımız açıklamada da bir kez daha Sivas’la hesaplaşmaya ve yüzleşmeye davet edeceğiz. Sivas’ta katillerin eline çakmak tutuşturanla, bugün katilleri koruyan zihniyetin farklı olmadığını bir kez daha orada ifade edeceğiz.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • PSAKD Malatya Şubesi, 3 gün sürecek ‘Adalet Nöbeti’ eylem kararı aldı-VİDEO

    PSAKD Malatya Şubesi, 3 gün sürecek ‘Adalet Nöbeti’ eylem kararı aldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi, Sivas Madımak Katliamı’nda serbest bırakılan failleri protesto etmek amacıyla 3 gün boyunca sürecek eylem kararı aldı. Yapılan açıklamada, “Biz Aleviler haklının, hukukun, adaletin yanında hukuksuzluğun ve adaletsizliğin karşısında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz” denildi.

    32 yıl önce Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen sanatçı, aydın ve yazardan oluşan 33 kişi için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ 17’nci gününde sürüyor. 33 gün sürecek olan nöbetin 17’nci gününde birçok şubede 3 gün boyunca sürecek adalet nöbeti kararı alındı. Onlardan biri olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi karara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, kararı tanımadıklarını söyleyerek, gerçek adalet gelene kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

    “32 YILDIR ADALET ARIYORUZ”

    1993’ten bu yana sürdürdükleri adalet nöbetinin haklı olarak sonuçlanmadığını dile getiren Ulutaş, “32 yıldır adalet arıyoruz, 32 yıldır gerçek katillerin peşindeyiz. 32 yıldır aramızda serbestçe gezen katillerin yakalanması için mücadele ettik. 32 yıldır yürüttüğümüz hak, hukuk mücadelesiydi ve maalesef bu mücadele haklı ve doğru bir şekilde sonuçlanmadı. Katillerin örgütlü bir şekilde bu eylemi yapmadı şeklindeki yoruma açık bir karar veren Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında daha öncede farklı şekilde bırakılan katillere yenileri eklendi ve son olarak da 17 kişi serbest bırakıldı ve muhtemelen içerde hiçbir katil kalmayacak şekilde önümüzdeki günlerde diğer katiller de serbest bırakılacaktır” diye konuştu.

    “KATİLLERİN AVUKATLARI BU ÜLKEDE İKTİDAR PARTİSİNDE GÖREVE GELDİLER”

    Sivas’ta insanları yakanların bu iktidar döneminde yöneticilik ve milletvekilliği yaptığına değinen Ulutaş, “Sivas toplumsal bir yaradır ve maalesef yara alacaktır, güven kaybedecek ve adaletten uzaklaşacaktır. Devlet faili meçhullerle yüzleşmediği sürece, gerçek katilleri bulmadığı sürece maalesef yara alacaktır, güven kaybedecek ve adaletten uzaklaşacaktır. Geçmişten günümüze kadar katillerin avukatları bu ülkede iktidar partisinde önemli görevlere geldiler. Gücü eline geçirdiklerinde, tam olarak ikna olduklarında ise cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak, laiklere ölüm diyenlerin kendiliğinden bu eylemi yaptıklarına hükmederek, zamanaşımı gerekçesiyle serbest bırakılmayı bir başarı olarak gördüler. Ancak şunu iyi bilsinler ki bizler katillerin peşini asla bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

    “BİZ ALEVİLER DE PAYIMIZA KATİLLERİN SERBEST BIRAKILMASIYLA ALIYORUZ”

    Adalet arayışlarını sürdüreceklerinin altını çizen Ulutaş, Aleviler olarak bu hukuksuzluğun mücadelesini vereceklerini belirterek şunları söyledi:

    “Sivas’ta yapılan katliamını örgütlü suç kapsamından çıkararak bireysel bir suçmuş gibi gösteren, 32 yıl yattıktan serbest bırakmak hukuki bir katilliktir, gerçeklerin yok edilmesidir. Ne yazık ki tam boy bir anayasasızlığa ve hukuksuzluğa sürüklenmektedir. Biz Aleviler de payımıza katillerin serbest bırakılmasıyla alıyoruz. Bu süreçte cevabımızı anayasayı ayaklar altına alan, yasaları tanımayan bu süreci böyle sessiz bir şekilde geçiremeyeceklerdir. Biz Aleviler haklının, hukukun, adaletin yanında hukuksuzluğun ve adaletsizliğin karşısında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz. Adalet arayışımız tüm katiller ve tüm gerçek suçlular cezalara çarptırılana kadar sürecektir. Sivas insanlığa karşı işlemiş canice bir suçtur ve cezası ömür boyu müebbettir. Kimsenin bu cezayı hafifletmeye ve affetme hakkına sahip değildir.”

    PİRHA/MALATYA

  • ‘Adalet Nöbeti’ 13. gününde: Madımak’ın ateşi yanıyor, sönmedi-VİDEO

    ‘Adalet Nöbeti’ 13. gününde: Madımak’ın ateşi yanıyor, sönmedi-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ankara Şubesi, Madımak Adalet Nöbeti’nin 13’üncü gününde nöbet eylemini sürdürmeye devam ediyor. ‘Adalet Nöbeti’ne, CHP Çoban Ateşi Bileşenleri dayanışma ziyaretinde bulundu.

    32 yıl önce Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen sanatçı, aydın ve yazardan oluşan 33 kişi için başlatılan adalet nöbeti 13’üncü gününde sürüyor. 33 gün sürecek olan Adalet Nöbetinin 13’üncü gününe Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen Handan Metin’in adına yer verdi.

    Sivas Katlimanı’nda hayatını kaybeden Metin Altıok’un doğum günü olduğu için resmi Handan Metin’in yanına koyuldu.

    Yapılan nöbete CHP Çoban Ateşi Bileşenleri destek sunup, dayanışma mesajı verdi.

    Nöbet eyleminde konuşan CHP Çoban Ateşi Bileşenleri Sözcüsü Cemal Kaman, “Sürecin içinde olup umut vermek istiyoruz. Madımak’ın ateşi yanıyor, sönmedi. Yananlarla birlikte yandık, hala o içimizdeki sızı sönmedi tütmeye devam ediyor. O değerler ölmedi, onların hissiyatı, onların ruhu anılarıyla beraber bizimle yaşıyor” diye konuştu.

    26 yıldır avukatlık mesleğinde Madımak Davası gibi birçok davanın sonuçlanmadığına tanık olduğunu söyleyen Av. Şebnem Doğan ise şöyle konuştu:

    “Hukukun geldiği nokta çok kötü. Biz devlete güvenmek istiyoruz, can ve mal güvenliğimizin sağlanmasını istiyoruz, bu çok doğal bir beklenti. Bunun karşılanmaması bütün toplumda ister istemez bir tedirginlik oluşturuyor. Yapılan hukuksal mücadeleler, burada tutulan adalet nöbetleri farkındalığı arttırıyor, toplumun haklarına sahip çıkması ve haklarını almak için mücadele edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Haklarımıza sahip çıktığımız sürece ülkenin demokratikleşeceğine inanıyorum”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Sivas Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş suçtur; kimse, bu cezayı affetme hakkına sahip değildir!’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı, insanlığa karşı işlenmiş suçtur; kimse, bu cezayı affetme hakkına sahip değildir!’-VİDEO

    PİRHA – Madımak Katliamı faillerinin serbest bırakılmasına bir tepki de Antalya’dan geldi. Yapılan basın açıklamasında “Sivas, toplumsal bir yaradır ve devlet, faili meçhullerle hesaplaşmadığı sürece maalesef yara kalacaktır, güven kaybedecektir ve adaletten uzaklaşacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde 33 sanatçı, aydın ve yazarın katledildiği katliamda müebbet hapis cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepkiler dinmiyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi, yaptığı basın açıklaması ile tahliye kararını protesto etti.

    Altınova Şube Yöneticisi Abdurrahman Karadağ, okuduğu basın açıklamasında “32 yıldır adalet arıyoruz. 32 yıldır gerçek katillerin peşindeyiz. 32 yıldır aramızda serbestçe gezen katillerin yakalanması için mücadele ettik” diye vurguladı.

    “KATİLLERİN PEŞİNİ ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Altınova Şube binası önünde yapılan basın açıklamasında şu cümlelere yer verildi:

    “Evet, canlar 32 yıldır yürüttüğümüz hak, hukuk, adalet mücadelesiydi ve maalesef bu mücadele haklı ve doğru bir şekilde sonuçlanmadı.

    ‘Katillerin örgütlü bir şekilde bu eylemi yapmadıkları’ şeklinde yoruma açık bir karar veren Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında daha önce de farklı şekillerde serbest bırakılan katillere yenileri eklendi ve son olarak da 17 kişi serbest bırakıldı. Muhtemeldir ki içeride hiçbir katil kalmayacak ve önümüzdeki günlerde diğerleri de serbest bırakılacaklardır.

    Sivas, toplumsal bir yaradır ve devlet, faili meçhullerle hesaplaşmadığı sürece gerçek katilleri bulmak için çaba sarf etmediği sürece maalesef yara kalacaktır, güven kaybedecektir ve adaletten uzaklaşacaktır.

    Geçmişten günümüze kadar katillerin avukatları bu ülkede iktidar partisinde önemli görevlere geldiler, bazı siyasi partilerde yöneticilik yaptılar, devletin bazı yöneticiliklerine atandılar yani canlar, aslında katilleri savunmak meşru ve itibarlı bir şey haline getirildi ve katil olmak özendirildi. Bunları yaptıktan sonra gücü ellerine geçirdiklerine tam olarak ikna olduklarında ise ‘cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak, laiklere ölüm’ diyenlerin kendiliğinden bu eylemi yaptığına hükmederek zaman aşımı gerekçesiyle serbest bırakmayı bir başarı olarak görüyorlardır.

    Ancak şunu iyi bilmeliler ki bizler, katillerin peşini asla bırakmayacağız. Ankara’da yapılan danışma kurulumuzda alınan karar sonrasında katledilen 33 canımız için 33 günlük oturma eylemini genel merkezimizde yapacağız ve bütün şubelerimizde pankart asma ve açıklamalarla katillerin peşinde olduğumuzu bir kez daha tüm kamuoyuna göstereceğiz.

    Sivas’ta yapılan katliamı örgütlü suç kapsamından çıkartarak bireysel bir suçmuş gibi gösterip 32 yıl yattıktan sonra serbest bırakmak hukukun katlidir. Gerçeklerin yok edilmesidir.

    Ne yazık ki ülkemiz tam boy bir anayasasızlığa ve hukuksuzluğa sürüklenmektedir. Biz Aleviler de payımıza katillerimizin serbest bırakılmasıyla alıyoruz, bu süreçten cevabımızı. Anayasayı ayaklar altına alanlar, hukuku, yasaları tanımayanlar, bu süreci böyle sessiz bir şekilde geçiremeyeceklerdir.

    Biz Aleviler haklının, hukukun, adaletin yanında hukuksuzluğun ve adaletsizliğin karşısında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

    Adalet arayışımız tüm katiller yakalanana ve suçlular gerçek cezalara çarptırılana kadar sürecektir. Sivas, insanlığa karşı işlenmiş canice bir suçtur ve cezası ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Kimse bu cezayı hafifletme veya affetme hakkına sahip değildir.

    Sivas için adalet, herkes için adalet! Sivas’ın ışığı sönmeyecek!”

    PİRHA/ANTALYA

  • Meral Danış Beştaş, Sivas Katliamı’nın faillerinin tahliye edilmesini Meclis gündemine taşıdı

    Meral Danış Beştaş, Sivas Katliamı’nın faillerinin tahliye edilmesini Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, Sivas Katliamı’nın faillerinin tahliye edilmesini Meclis gündemine taşıyarak soru önergesi verdi. Beştaş, “Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 33 aydın ve otel görevlisinin yanarak yaşamlarını yitirdiği hadise organize bir saldırı değil midir?” diye sordu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek, 33 gün boyunca sürecek ‘Adalet Nöbeti’ kararı aldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, Sivas Katliamı’nın faillerinin tahliye edilmesini Meclis gündemine taşıyarak Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “KARANLIK ZİHNİYETİN, IŞIĞIMIZI KESMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Madımak’ta 33 insanın yanarak can vermesine sebep olmanın açıkça insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu belirten Meral Danış Beştaş, “Terör suçlusu sayılmayacağı kabulü ile 17 failin tahliye edilmesi hem hukuk dışıdır hem de kamu vicdanında yeri yoktur. Bu karanlık zihniyetin ışığımızı kesmesine asla izin vermeyeceğiz. Yaşamını yitirenlere ve ailelerine sözümüzdür; mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “SANIKLARIN TAHLİYE EDİLMESİ, TOPLUMDA ADALETE OLAN İNANCI KIRMAMIŞ MIDIR?”

    Meral Danış Beştaş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:

    -Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde gerçekleşen ve 33 aydın ve otel görevlisinin yanarak yaşamlarını yitirdiği hadise organize bir saldırı değil midir?
    -Önce idam ardından müebbete çevrilen suçların kapsamında değerlendirilmemesinin gerekçesi nedir?
    -Sanıkların tahliye edilmesi toplumda adalete olan inancı kırmamış mıdır?
    -Ceza yasalarında suça öngörülen cezaların aynı zamanda ‘caydırıcı olma’ etkisi bu tahliyelerle egale edilmiş olmuyor mu?
    -Cezanın caydırıcı etkisinin ortadan kaldırılması suça teşvik olmuyor mu?
    -AYM tarafından örneğin Can Atalay hakkında verilen kararın uygulanmadığı nazara alındığında, AYM’nin toplumun bir kesimine dönük kararlarının uygulanması karşısında muhalefete yönelik kararlarının uygulanmıyor oluşu ikili hukuk sisteminin varlığına işaret değil midir? –Toplumda oluşan ikili hukuk sistemi algısının giderilmesi adına bir çalışma yürütülmesi gündeminizde olacak mıdır?
    -Madımak Katliamı davası sanıklarının tahliyelerinin yarattığı kaygının giderilmesi ve adalete olan inancın yeniden tesisi adına çalışma yürütülmesi gündeminizde olacak mıdır?

    PİRHA/ANKARA

  • ABF’den PSAKD’nin ‘Adalet Nöbeti’ne destek çağrısı

    ABF’den PSAKD’nin ‘Adalet Nöbeti’ne destek çağrısı

    PİRHA-PSAKD Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen katliamının faillerinin tahliye edilmesine tepki göstererek, 33 gün boyunca ‘Adalet Nöbeti’ kararı aldı. Alevi Bektaşi Federasyonu, PSAKD’nin ‘Adalet Nöbeti’ne destek çağrısı yaptı. Yapılan çağrıda, “Adalet Nöbeti’ne destek vermemiz, eşit yurttaşlık ve demokrasi mücadelemizin gereği ve örgütsel sorumluluğumuzdur” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek, 33 gün boyunca sürecek ‘Adalet Nöbeti’ kararı aldı.

    PSAKD, Sivas Katliamı’na katılanların serbest bırakılanları protesto etmek amacıyla dernek binası duvarına ‘Haberin Var mı! Sivas’ın Katilleri Serbest Bırakıldı, Madımak Hala Yanıyor!’ pankartı astı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi’nin ‘Adalet Nöbeti’ kararına yazılı açıklamayla destek çağrısı yaptı.

    “ADALET NÖBETİ’NE DESTEK VERELİM”

    Yapılan açıklamada, “Madımak Katliamı’nın failleri geçtiğimiz günlerde serbest kaldı. Gerekçesi ne olursa olsun biz Alevi Bektaşi Federasyonu örgütlülüğü olarak yargının bu kararını şiddetle kınıyoruz. Bu adaletsizlik karşısında bileşenimiz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, şube ve cemevlerinde “Adalet Nöbeti” eylemliliği başlattı. ABF olarak bulunduğumuz bölgelerde PSAKD şubeleri ile irtibata geçerek, PSAKD örgütlülüğümüzün olmadığı bölgelerde ise ekteki görseli her bileşenimiz kendi logosunu koyarak cemevlerimize asıp Adalet Nöbeti’ne destek vermemiz, eşit yurttaşlık ve demokrasi mücadelemizin gereği ve örgütsel sorumluluğumuzdur. Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin; “Topluluk, haklı beraberlikle ayakta durur” sözleri bizlere rehber olsun” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı davasında tahliyeye tepki: AYM barbarları sokağa saldı!

    Sivas Katliamı davasında tahliyeye tepki: AYM barbarları sokağa saldı!

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Behçet Aysan, Metin Altıok ile Zeynep Altıok ve Nesimi Çimen’in çocukları, katliamın hükümlülerinin tahliye edilmesine tepki göstererek, “Zamanaşımı kararına itirazımızı 12 yıldır gündeme almayan AYM bir katilin başvurusunu hızla gündeme alıp barbarları sokağa salabiliyor” dedi.

    2 Temmuz 1993’te 33 aydın, sanatçı ve yazarı Madımak Otelinde yakara 17 hükümlünün, geçtiğimiz hafta Anayasa Mahkemesi (AYM) kararıyla tahliye edilmesine karşı tepkiler artarak devam ediyor. Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren şair Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok ile halk ozanı Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen, ortak bir açıklama yayımlayarak karara tepki gösterdi.

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Siyasi cinayetlerde ‘cezasızlık’ olgusunun yerine gerçek anlamıyla yargılama sağlanabilseydi ezber ettiğimiz hikâyenin içine gömülmezdik. Her duruşma başka bir skandal yaratmasıyla sınav oldu bize. Yıllardır aranan sanıkların evlerinde, karakola metrelik mesafelerde yaşadığını öğrendik. Ölümü dahi bizden saklanan azılı sanığın, bu katliamın arkasındaki gerçeklerin açığa çıkması için kilit isim olan en karanlık adamın kimlik tespiti için karısından DNA alındığına tanık olduk. İnsanlık suçlarında emsal niteliği de taşıyan Sivas katliamı davası, zamanaşımına uğratıldığından beri AYM’de dosyası bekletilirken, bu ülkenin aydınlarının, sivil toplumun, muhalefet partilerinin bile kanıksamışlığı yüzümüze bir tokat gibi indi. Bunu haykırıyoruz ama sesimiz ıssız kuyularda bile çınlamıyor. Zamanaşımı kararına itirazımızı 12 yıldır gündeme almayan AYM bir katilin başvurusunu hızla gündeme alıp barbarları sokağa salabiliyor.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hüseyin Karababa’dan, Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında suç duyurusu!

    Hüseyin Karababa’dan, Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında suç duyurusu!

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, talep ve bilgisi dışında Anayasa Mahkemesine tazminat başvurusu yapılması sebebiyle Av. Necati Yılmaz ve Şenal Sarıhan hakkında suç duyurusunda bulundu. Karababa, ifadesinde “Anayasa Mahkemesinin başvuruyu kabul ederek tazminat ödenmesine karar vermesi halinde AİHM başvuru hakkım da tamamen ortadan kalkacaktır” dedi.

    2 Temmuz 1993’te yapılan Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Avukat Necati Yılmaz ile Şenal Sarıhan hakkında Ankara Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

    “Görevi kötüye kullanma” iddiasıyla suç duyurusunda bulunan Hüseyin Karababa, kardeşinin katledilmesi üzerine açılan ceza soruşturması ve devamındaki davayı takip etmek üzere Necati Yılmaz’a vekalet verdiğini vurguladı. Ağabey Karababa, Av. Yılmaz’ın, bir süre sonrasında davayı Av. Sarıhan’a ilettiğini belirtti. Avukat Şenal Sarıhan’ın ise dava kapsamında tazminat başvurusunda bulunduğunu söyleyen Karababa, bu sebeple rahatsızlık duyduğunu ifade etti. Hüseyin Karababa, aile bireylerinden Deniz Karababa’nın da aynı gerekçelerle suç duyurusunda bulunacağının altını çizdi.

    “ONAYIM DIŞINDA VEKALETNAME VERİLDİ”

    Hüseyin Karababa, şikayet nedeni olarak şu ifadelere yer verdi:

    “Necati Yılmaz, davayı bizzat takip etmediği gibi Ankara 16. Noterliğinin 14 Şubat 1994 tarih 06859 sayılı vekaletname ile 2. Şüpheli Şenal Sarıhan ve bir dizi başka avukata bana vekalet etmesi için bilgi ve onayım dışında vekaletname vermiştir. 1. şüpheli Necati Yılmaz 2018 yılında avukatlık mesleğini bırakmış noter olarak çalışmaya başlamış Böylece aslında vekillik görevi ve tarafımızın vekili olma hasebiyle verdiği vekaletnamede sona ermiştir.

    Hal böyleyken basında Anayasa Mahkemesine tarafımın da adı geçer şekilde tazminat başvurusu yapıldığına ve dosyanın ele alınacağına dair haberler yer alınca şaşkınlık yaşadım. Haberlerin çıkmasının hemen devamında 16.07.2024 tarihinde Anayasa Mahkemesine dilekçe ile başvurarak varsa adıma açılmış dosya veya dosyaların bilgilerinin ve belgelerinin birer örneğinin verilmesini talep ettim.

    Anayasa Mahkemesi tarafından bana verilen belgelerden adıma yapılmış 2014 / 1374 sayılı 12.08.2014 tarihli ve 2019/14527 sayılı 08 05 2019 tarihli 2 tazminat başvurusunun 2. şüpheli Şenal Sarıhan tarafından vekil sıfatıyla yapıldığını büyük bir şok ve şaşkınlıkla öğrendim. 2. şüpheli Şenal Sarıhan’a hiçbir zaman vekaletname vermediğim; dava ve Anayasa Mahkemesine başvuru için talimat vermediğim; hatta bu konularda kendisiyle hiçbir bilgilendirme ve iletişim içinde olmadığım için konuyu araştırdığımda; şüpheli Sarıhan’ın bilgim dışında birinci şüpheli Necati Yılmaz’dan adıma verilen vekaletname ile bu işlemleri yürüttüğünü Anayasa Mahkemesine tazminat başvurusunda bulunduğunu öğrendim.

    Şüpheli Şenal Sarıhan’ın şüpheli Necati’nin verdiği vekaletnameye dayanarak yaptığı 2019 tarihli başvuru sırasında şüpheli Necati’nin artık avukatlık mesleğinin bırakmış olduğunu dolayısıyla bu vekaletnameye dayanarak işlem yapamayacağını belirtmeyi zorunlu görüyorum. Diğer yandan bu kadar önemli bir işlem olan Anayasa Mahkemesine tazminat başvurusunda talimatım olmaması tarafımın hiçbir bilgisinin olmaması Ayrıca suç teşkil etmektedir.

    Tarafımca Anayasa Mahkemesine başvuru yapılsaydı dahi tazminat talebi değil; zamanaşımı kararı ile sonuçlandırılan dosyaya suçun ‘insanlığa karşı işlenmiş suç olduğunun tespiti ve zamanaşımı kararının usul ve yasaya aykırı olduğunun tespiti’ dolayısıyla sanıklar hakkında ceza tayini talebiyle başvuru yapmayı düşüneceğimi de beyan ediyorum. Hal böyleyken talep ve bilgim dışında tazminat başvurusu yapılması hatta talep edilen tazminat miktarının dahi -ki talep edilen miktar ülkemiz ekonomik koşullarında çok komik bir miktardır- 2. şüpheli tarafından tek başına onay ve bilgimiz olmadan belirlenip talep edilmesi suç oluşturmaktadır.

    Anayasa Mahkemesinin başvuruyu kabul ederek tazminat ödenmesine karar vermesi halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi başvuru hakkım da tamamen ortadan kalkacak; büyük bir katliam davası böylelikle görevini kötüye kullanıp suç işleyen avukat şüpheliler eliyle kapatılmış olacaktır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı’na dair sorulara bakandan yanıt: Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır!

    Sivas Katliamı’na dair sorulara bakandan yanıt: Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır!

    PİRHA – Milletvekili Celal Fırat, Sivas Katliamı’nın aydınlatılmasına yönelik Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a yönelttiği soru önergesine cevap aldı. Bakan Tunç, katliam soruşturmasının detaylarına ilişkin yöneltilen sorulara, “Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır” cevabını verdi. Yılmaz Tunç, Almanya’da olan firari sanıkların iadesi konusunda ise uluslararası hukukun yerine getirildiğini ifade etti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın 22 Kasım 2023’te Sivas Katliamı’yla ilgili hazırladığı soru önergesine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan cevap geldi.

    Milletvekili Celal Fırat’ın, katliamın firari sorumluları hakkında yönelttiği hiçbir soruya cevap alamadığı görüldü. Fırat, katliamın aydınlatılmasına ilişkin mevcut çalışmaların neler olduğu hususunda da Bakan Tunç’tan bir yanıt alamadı.

    BAKAN TUNÇ’A YÖNELTİLEN SORULAR!

    Milletvekili Celal Fırat, Sivas Katliamı’na dair şu soruları gündeme getirmişti:

    “*2 Temmuz 1993 günü tarihe Sivas Katliamı olarak geçen, 33 aydın ve 2 otel çalışanının yakılarak katledildiği olayın ardından katliam ile ilgili davada kaç kişi yargılanmış, bu kişiler hangi cezalara çarptırılmıştır?

    *Sivas Katliamı sanığı olarak aranan ve yargı karşısına çıkmayan kaç kişi vardır? Bu kişilerin akıbeti nedir? Aradan geçen 30 yıla rağmen neden yakalanamamışlardır?

    *Hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar aradan geçen 30 yıla rağmen neden yakalanamamışlardır? Yakalanması için ne gibi çalışmalar yürütülmektedir? Sanıklardan bazılarının Almanya’da ikamet ettiği “SOL PARTİ Federal Almanya Milletvekili Gökay Akbulut”un 18.12.2020 tarihinde meclise sunduğu soru önergesinde açıkça beyan edilmesine rağmen, yurt dışında olan katliam sanıklarının Türkiye’ye iadesi için gerekli girişimler yapılmış mıdır?

    *Etkinliğin yapılacağı tarihten günler önce kentte bildiri dağıtan ve “Halk cihada” çağrısı yapanlar kimlerdir? Bu bildiriyi dağıtanlardan tutuklananlar var mıdır? Bu bildiriler kim tarafından organize edilmiştir?

    *Sivas Katliamı davası bir insanlık suçudur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı yoktur. Davanın firari olan 5 sanık ile ilgili kısmı 13 Mart 2012 tarihinde zaman aşımından düşürülmüştür. Bu konu ile ilgili çalışmanız var mıdır veya olacak mıdır?

    *Katliam sanıklarından Murat Sonkur ve Murat Karataş’ın terör suçlamasıyla arananlar listesine alınmamasının nedeni nedir?

    *Madde-6′ da belirttiğimiz kişilerden Murat Sonkur isimli katliamın baş sanıklardan olan kişi Almanya tarafından iadesinin ret edilmesine karşılık bir işlem yapılmış mıdır?

    *Sivas, Maraş, Çorum, Roboski, Suruç, Ankara gibi birçok katliamla ilgili, hakikatleri araştırma komisyonun kurulması için çalışma yapacak mısınız?”

    “BAKANLIĞIMIZDA BİLGİ BULUNMAMAKTADIR”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından yanıtlanan önergede, “Yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır” ifadesi yer aldı.

    Bakan Tunç, firarilerin iadesi konusunda ise, “Uluslararası teamül hukuku ile mütekabiliyet ilkesi uyarınca yerine getirilmektedir” diyerek şu cevapları verdi:

    “… hakimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,

    “Soruşturmanın gizliliği” kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu haller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,

    “Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,

    “Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri” kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adlı kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,

    “Kamu davasını açma görevi” kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği, hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

    Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dahil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine ait olup, gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır.

    Suçluların iadesine ilişkin iade süreçleri, Bakanlığımızca Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi, 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adlı İş Birliği Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti ile diğer ülkeler arasında imzalanan iadeye ilişkin ikili sözleşmeler ve uluslararası teamül hukuku ile mütekabiliyet ilkesi uyarınca yerine getirilmektedir.

    Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden; soru önergesinde bahsi geçen ve haklarında yakalama kararı bulunan sanıkların ülkemize iadelerinin sağlanmasına yönelik kırmızı bültenle aranmaları için gerekli işlemlerin yapıldığı, tespit edildikleri ülke makamlarına iade taleplerinin iletildiği ve sürecin devam ettiği, adı geçenlerden birisi hakkında düzenlenen kırmızı bültenle Almanya’dan iadesinin talep edildiği ancak Almanya resmi makamlarınca iade talebinin reddedildiği anlaşılmıştır.

    Ankara ve Sivas Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmaya verilen cevaplarda; soru önergesinde bahsi geçen olayla ilgili 109 sanık hakkında yargılama yapıldığı, yargılamalarda ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezaları ile ortadan kaldırma ve beraat kararları verildiği bildirilmiştir.”

    PİRHA/ANKARA 

  • Esenyurt’ta ‘Hasret Gültekin Türkü Müzikali’ gösterimi yapıldı – VİDEO

    Esenyurt’ta ‘Hasret Gültekin Türkü Müzikali’ gösterimi yapıldı – VİDEO

    PİRHA – Esenyurt Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için anma yapıldı. Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, yaptığı konuşmada “Pir Sultan’ı asabilirsiniz, Akarsu’yu yakabilirsiniz ama türkülerin söylenmesine engel olamayacaksınız. Önce 10 kişiydik sonra 20 olduk. Madımak’ın önünde 100 kişi olabilmemiz 10 yıl sürdü. Ve sonra vicdan sahibi on binler Madımak’ın önüne gelmeye başladı” ifadelerini kullandı.

    Esenyurt ilçesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde Sivas Katliamı’nın 31. yılı sebebiyle Madımak Anma Programı yapıldı. Belediye Başkanı Ahmet Özer’in açılış konuşmasıyla başlayan program, Yazar-Yönetmen Şirin Aktemur’un yazıp yönettiği, Sanatçı Deniz Türkan’ın sergilediği “Hasret Gültekin Türkü Müzikali” gösterimiyle devam etti. Müzikalde Hasret Gültekin’in seslendirdiği ‘Derman Sendedir’, ‘Telli Turnam’, ‘Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?’, ‘Çeke Çeke’ türkülerine yer verildi.

    Programa Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Yalıncak Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Sevim Yalıncakoğlu, Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, CAN TV Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Meral, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Damal Dernekler Federasyonu Başkanı Güner Kökat, EHP Sözcüsü Özge Akman, Cumartesi Anneleri/İnsanlarından kayıp yakını Hüseyin Ocak’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    “BU OLAYI UNUTTURMAMAK GİBİ TARİHİ BİR MİSYONUMUZ VAR”

    Açılış konuşmasını yapan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer şunları dile getirdi:

    “Birçok etkinlik, anma yapıyoruz ama bu onlardan farklı. Bu olayı unutturmamak gibi tarihi bir misyonumuz var. İnsan sadece sevinçleriyle değil aynı zamanda acılarıyla da insandır. Ve insan en çok acıları ve sevinçleriyle yaşadığı zaman insanlaşır. Biz de bugün burada Sivas’ta yakılan 33 canımızın acısıyla, bu acıyı paylaşarak gelecekte daha aydınlık bir Türkiye yaratmak için buradayız. Çünkü bazen acılardan büyük umutlar, büyük sevinçler çıkar. Biz de canlarımızı bugün bu hasretle anıyoruz.”

    “TÜRKÜLERİN SÖYLENMESİNE ENGEL OLAMAYACAKSINIZ”

    Müzikal sonrası konuşan Yeter Gültekin ise şunları ifade etti:

    “Kan ve göz yaşlarımızı içimize akıtıp o acılar bir daha yaşanmasın diye ilk günden itibaren Madımak’ın önüne gittik. Sivas, ozanlar diyarıdır dedik. Pir Sultan’ı asabilirsiniz, akarsuyu yakabilirsiniz ama türkülerin söylenmesine engel olamayacaksınız. Önce 10 kişiydik sonra 20 olduk. Madımak’ın önünde 100 kişi olabilmemiz 10 yıl sürdü. Ve sonra vicdan sahibi on binler Madımak’ın önüne gelmeye başladı. Çünkü ne yazıkki çocuklarımızı öldürmeye devam ettiler. Berkin Elvan da benim oğlumun kardeşidir. Berlin’den İstanbul’a geldiğimizde Berkin maalesef hayatta değildi. Gülsüm’ü ziyarete gittik. Ben Roni’yi ağlamasın diye tembihledim. O bizden yiğit çıktı. “Ağlamıyorum, oğlunuz geldi, Roni geldi” dedi. Biz inatla bu acılardan umut yeşertmeye çalışacağız ve bu memleketi bir gün çocukların öldürülmediği güzel bir yere çevirmeye çalışacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL